Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
English
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Yürü.
Yürü.
Yürü.
Lordum.
Tanrım, bizi kurtar
Yalvarırım bizi koru.
Konseyiniz toplandı.
Burası sizin krallığınız.
Babanızın yanına gideceğim.
Yolunuzu bulmanız için onunla dua edin.
Kralımız rahatsız.
Yine....
Ne yazık ki krallığın ihtiyaçları beklemez.
İşimize devam etmeliyiz.
Elbette kendisinin çıkarı için.
Lordlarım, daha fazla paraya ihtiyacımız var.
Daha fazla para bulamazsak krallığımız kesinlikle yıkılır.
Bu yükü Londralı tüccarlar üstlenmeli.
Tüccarlardan vergi alırsak masamızda yer beklerler.
Bunu mu istiyorsunuz?
Siz ne dersiniz, Hazretleri?
Piskoposlarınız ve din adamlarınız kıyıdan kıyıya topraklara,
ve sayılamayacak kadar servete sahip.
Kilise, Tanrı'nın krallığının yalnızca bir yansımasıdır, lordum.
Onu lekeleyen bedelini öder.
Başka çaremiz yok.
Halktan vergi almak zorundayız.
Kalk!
- Çabuk! - Yalvarırım...
Yalvarırım, sadece hakkınız olanı alın, fazlasını değil.
Bu tahılı aldığınızda, bu çocuğun yemeğini alıyorsunuz.
Kralın emri. Verginizi ödemek zorundasınız.
Başka hiçbir şeyimiz kalmadı.
Köyün 600 groat borcu var, tahılınız ödeme yerine geçecek.
Bu tahılın elimizdeki tek şey olduğunu görmüyor musunuz?
Kral, Brentwood'u 200 nüfus olarak saydı.
-Kişi başı 3'er groat mı?
Topumuzdan 3 groat çıkmaz.
Vergiler yüzünden sürünüyoruz.
Sadece kadınlar ve çocuklar var.
Hanenizde yaşı tutan 4 kişi var.
-12 groat. -Kızım daha 16'sına bile girmedi.
Bana daha büyük göründü. Yoklayın şunu.
Hayır. Hayır, hayır! O daha çocuk.
Hayır! Ne olur efendim, yapmayın! O daha çocuk.
Efendim, yalvarırım size, yalvarırım.
Bak! Ona bir bak!
Günah bu! Daha çocuk!
O..o sadece bir çocuk. Durun artık!
Bakın ne yaptılar. Çocuğu rahat bırakın!
Günahtır! Bu günah.
Kız reşit.
O zaman ödemek zorunda.
Genç kadınlar reşit olmadıklarını kanıtlasın yoksa vergilerini ödeyecekler.
Hepsini kontrol edin.
Sen, buraya gel!
Haneniz kaç kişi?
Yalnızım. Tek başıma.
Ailen yok mu?
Hayır, salgında öldüler.
Kıza yardım edin!
Kanıtlayabilir misin?
-Merhamet edin! -Kanıt mı? Öldüklerine dair mi?
Lord Beauchamp'a ölüm vergilerini ödedin mi?
Hiç utanmanız yok mu?
Tahıl verdim ve hizmet ettim.
Çocukları eve götür.
Kaydınız var mı?
Kaydınız var mı?
Yazılı.Yazılı belgen var mı?
- Yedi yıl önceydi. - O halde kanıtın yok.
Seçim senin..
Ya ölüm vergisi ya da kralın vergisini ödersin.
Sana kalmış. Sıradaki!
Bırakın. Dikkatli olun.
Kenara çekilin, efendim.
Durun! Kesin şunu!
- Durun! Durun! - Kenara çekilin, efendim.
Şuna bir dur diyecek misiniz?
Kenara çekilin, efendim.
- Sıradaki!!
Durdurun şunu! Durdurun şunu!
Ne kadar götürüyorsun?
- Ne dedin? - Dedim ki, avantanız ne kadar?
Senin ve lordunun?
Dinle, vergini ödersin ya da elinden olursun.
Bir vergi kaçağı daha var. Çavuş!
Bu kadar yeter!
Yeter!
Yeterince verdik lan!
Bunu yapmamalıydın, çiftçi.
- Hadi, defol! - Hadi! Hadi!
Öldürün ibneyi!
Çabuk, ormana kaçın!
Ne yapacağız?
Geri dönüp hepimizi tutuklayacaklar.
Geri dönecekler.
Bizi öldürecekler.
Kaçacak hiçbir yer yok.
Kaçamayız.
Savaşamayız.
Bu yüzden öleceğiz.
Durmayın... yürümeye devam edin.
Ne yapacağız?
Tanrım.
Bizi kurtar. Bizi kurtar.
Hepimizi tutuklayacaklar.
Bizi öldürecekler.
Merhamet.
Lütfen, Peder, merhamet.
Rahip burada ne oluyor?
Vergiler, lordum.
Çok fazla istiyorsunuz.
İstenen bu, fazlası değil.
Kim olduğunuzu biliyoruz.
Lord Beauchamp'un malikanesinde herkesin kaydı var.
- Öyle değil mi, lordum?
- Her isim ve her borç, mürekkeple yazılıp mühürlenmiş.
Eh, işte böyle.
O sizin lordunuz.
Sizin de ürettiğiniz her şeyin de sahibi.
Vergi ödeyin diyorsa, ödersiniz.
Daha çok çalışın derse, çalışırsınız.
Yasa budur.
Öyleyse bunu bir düşünün.
İçinizden biri silahlı bir çavuşu öldürmüş.
Onun adını verin, yoksa hepiniz aynı suçla yargılanırsınız.
- Adın ne? - Çiftçi.
"Çiftçi."
Ne iş yapıyorsam oyum.
Ne diyorsun bakalım, Çiftçi?
Bir adama vurdum, lordum.
Bir çocuğu korumak için bir adama vurdum...
Bedelini nasıl isterseniz öyle öderim.
Ama talebimizi dinlemeden olmaz.
Alın şunu.
Bize merhamet edin.
Yalvarırım, kardeşlerime merhamet edin.
- Kardeşlerime merhamet edin. - Bu adalet değil, lordum.
- Adalet benim, rahip. - Bu adalet değil.
Kardeşlerime merhamet edin, lordum.
Kralın en yüksek mahkemesinin baş yargıcıyım ne dersem o!
- Lordum.
Kardeşlerime merhamet lordum!
Hiçbir suç işlemediler.
- Bu çiftçi ipte sallanacak, sözümdür. - Adalet bu değil.
Tanrı'nın isteğine aykırı.
Kardeşlerim bir şey yapmadı.
Kardeşlerime merhamet edin.
Hiçbir suç işlemediler, lordum!
Hiçbir şey yapmadılar!
İndirin şu ibneyi! İndirin!
İndirin piçi!
Attan indirin!
Yakacağım sizi
Tutun! Mücevherleri alın!
Vahşiler sizi!
Hayır, hayır, hayır!
Canavar seni!
Yüce İsa!
Hayır, hayır! Durun, öyle değil! Geri çekilin!
Yukarı getirin. Getirin!
Onu bağlayın. Bağlayın!
Çocuğu değil. Oğlana dokunmayın.
Sakin, sakin.
Hayır. Hayır.
Yasayı kral yazar.
Karşı çıkılamaz.
Yazdığı yasalar namuslu adamları zincire vuruyor. Öyle söyle ona...
Merhametimizi de unutma.
Lord Beauchamp'ın kayıtları için geldik!
Bütün kayıtları yakın, kim olduğumuzu bilmesinler!
Bütün parşömenleri!
Mühürlü ne varsa yakın!
Ne kayıt varsa hepsini yakın!
Arkada daha fazlası var! Onları alın!
Elinize ne geçerse alıp yakın!
Hadi! Her şeyi alın! Her şeyi alın!
Kağıtları yakın!
Yerle bir edene kadar yakın!
Türkçe'ye çeviren ; ufukbaba nCeviri v2.1 kullanılmıştır.
Her gece... kapüşonlu şeytanların... bize geldiğini görüyorum.
Konuşuyorlar mı?
Öfkenin... diliyle.
Lordum, siz bizim mesihimizsiniz.
Tanrı, iradesini yerine getirmeniz için sizi seçti.
Sizi terk etmeyecek.
Konseyiniz olan bizlere güvenin.
Size yol göstereceğiz.
Bana yardım et. Sana yalvarıyorum.
Bana yardım et, kocacığım.
Oğlumuzu işkenceden kurtar.
Ona nasıl kral olunacağını göster.
Nehrin ötesinden haber var.
Kent halkı ayaklanmış.
Bizimle dayanışma için şimdi Maidstone'da toplanıyorlar.
Nasıl?
Bu nasıl... nasıl mümkün olur?
Asi Papaz John Ball'ı bilir misin?
Kent'teki kardeşlerimiz onu başpiskoposun hapishanesinden kurtarmış.
Hepimize emrediyor... her değirmenciye, her çiftçiye...
diyor ki, "Şimdi Büyük İsyan zamanıdır."
Onları bırakamam.
Hayır, ben... bunu yapamam.
Peşini bırakmadıklarını biliyorum.
Ama onları terk etmiş sayılmayacaksın.
Kendilerinin yapamadığı şeyi, bu adaletsizliğe karşı savaşmanı isterlerdi.
Ancak o zaman huzura ererler.
Kent'in iyi insanları, beni dinleyin!
Başpiskoposun zindanında geçirdiğim bu uzun aylar bana,
söyleyecek çok şey verdi.
Bir zamanlar bu topraklar verimli,
ve özgürdü, şimdi ise zincire vurulmuş ve yoksul düşmüş.
Sizi kölesi yapan hain lordlar yüzünden bu hale geldi.
Onlar büyük saraylarda yiyip içip fahişelerle düşüp kalkarlarken,
siz sırtınızda yağmurla, rüzgarla sabanın başında didiniyorsunuz.
Adem çift sürüp Havva iplik eğirirken, Lord kimdi?
Hepimiz aynı anadan babadan gelmiyor muyuz?
Evet!
Korkmayın, iyi insanlar, çünkü harman vakti geldi çattı.
Haydi Londra'nın büyük şehrine yürüyelim. ve kralımızdan adalet dileyelim.
Mucizelerin büyük bayram günü Corpus Christi'de ona gidelim,
çünkü öyle yaparsak yemin ederim Tanrı bize kendi mucizemizi verecektir.
Evet!
- Bizimle misiniz? - Evet!
Amin. Tanrı bizimledir.
Tanrı bizimle.
Tanrı hepimizle.
John Ball.
- Bulmak zorunda. - Tamam.
- Evet. - Ben "Çiftçi", nehrin karşısından.
Rahibim gönderdi beni.
Gel.
Rahip size katılmak için adam topladığını iletmemi istedi.
Kaç kişi?
Güney bataklığının tamamı, doğu bataklığı da.
En az 1.000 kişi.
Şu an yolda geliyorlar.
Yarına kadar 2.000 kişi olur diyor, belki daha fazla.
Yaktığınız ateş büyüyor.
İyi iş çıkardın, "Çiftçi".
Bu adamlar seninle mi?
Benimle.
- Bu adamlara su lazım. - Başüstüne, Peder.
Tanrı seni kutsasın.
Tyler.
- Bataklıklardan çiftçi. - Evet.
Bütün bunları başlatan.
- Ta kendisi. - Ben Tyler.
Kent adamlarına önderlik ediyorum. Peşimden gel.
- Hepsi asker mi? - Vatansever.
Fransa'da ülkemiz için kan döktük.
Son 15 kış boyunca.
Şimdi İngiltere'yi zayıf, kilisemizi çürümüş, sınırlarımızı zayıf bulduk, genç kralımız
zevki için ülkeyi iliğine kadar sömüren yaşlı adamların elindeydi.
Yüce Domesday Defteri'nden beri hep böyle.
300 yıl önce Fransız kralı bizi fethetti, tacı aldı,
ve bu toprakların tüm zenginliğini Domesday'e yazdırdı.
Her tarlayı, her atı, çalışan her adamı.
Sonra hepsini çaldı.
Lordlarına ve piskoposlarına paylaştırdı, Tanrı toprağının böylesine kirletildiğini görüp,
öfkeyle yüz çevirirken sizi köle gibi bağladı.
Bir vergi memurunu kovmak yetmez.
Bir malikaneyi yağmalamak yetmez.
Hepsini geri almalıyız, Domesday'de yazan her şeyi.
Ellerindekini korumak için savaşacaklar, öyle değil mi?
Bayram gününü koz olarak kullanacağız.
Onlar eğlenirken saldıracağız.
Bir ordu Kent'ten, diğeri senin papazınla Essex'ten gelecek.
Bir diğeri Hertfordshire, Bedfordshire, ve Suffolk'tan, birleşip ilerleyecek.
Londra'da surların dışında pislik içinde yaşamaya mahkum bir sürü insan var.
Bizim gibi düşünüyorlar.
Bize katılmaya hazırlar.
Sizin için toplananlara bir göz at.
Görüyor musun? Kralımızın sancağı altında yürümek için geliyorlar.
Bize katıl, "Çiftçi".
Birlikte sesimiz, düşük kralları diriltecek güce erişecek.
Kilise bütün serveti kendine saklıyor!
Majesteleri.
Bütün ihtişamı yok edin! Hepsini yerle bir edin!
Hadi gidelim, Majesteleri.
Londra'daki başpiskoposa söyle, peşindeyiz.
Muhafızlar, acele edin!
Atlara!
- Hadi! - Deh, deh, deh!
Gel!
Bizimle konuşmak için kalkmalısınız, lordum.
Lordum, Kent ve Essex'te vergileri protesto eden bir kalabalık toplanıyor.
Kent'teki katedral düştü.
- Canterbury savunmasız. - Ordularınız çok uzakta ve asiler Londra'yı hedefliyor.
İki gün içinde burada olurlar.
Bunun geleceğini görmüştüm.
Bunun geleceğini görmüştüm.
Görmedim mi?
Kalkıp krallığınızı bu sefillerden korumalısınız, lordum.
"Çiftçi"?
Bu senin ateşin olmalı bence.
-İşte orada. -İşte O..
Yanındayız!
"Çiftçi" burada.
"Çiftçi", senin için buradayız.
"Çiftçi", senin için buradayız.
Yanındayız, "Çiftçi".
Kardeşlerimizin işaretini görüyor musun?
Bizi bekliyorlar.
Tek bir ses olmak için yemin ediyoruz!
Yalnızca davamıza ve kralımıza sadık kalacağız!
Kimin tarafındasınız?
Kral Richard ve gerçek halkın!
Haydi, ileri!
Londra'ya yürüyelim!
Azrail dokundu sana.
Yedi yıl önce.
Ama yine de yaşadın.
Bu bir işaret değil mi?
Öyleyse bile zalimce bir işaret.
Ailem öldü.
Hepsini toprağa verdim.
Tanrı senden çok şey aldı.
Tanrı tarlalarımı çoktan terk etti.
Hayır, seni terk etmedi.
Onun planı bu.
Planı mı?
Tanrı neden bize böyle acı çektirecek bir plan yapsın?
Hastalık, zenginlerin suçlarına karşılık onun cezasıydı.
Biz neden acı çekiyoruz?
Gerçeği bize göstermek için. İçimizi öfkeyle doldurmak için.
Ona teslim ol, seni özgür kılacaktır.
Tanrı seni korusun, evlat.
Şehir dışındaki kenar mahallelerden haber var.
Londra halkı bize katılmaya hazır.
Davamızı paylaşıyorlar mı, John?
Sonu iyi biterse her şey iyi olur.
Bataklıklardaki dostumuz henüz görmese bile.
Doğu bataklığından mısın?
Bahsettiğin şeyi duydum.
Evet.
Ben kuzey bataklığından Alyce.
Buradaki tek bataklık gezgini sen değilsin.
Sen de kiliseden misin?
Öyleydim.
Ayrıldın mı?
John Ball beni karanlıktan çekip bu kutlu yola,
Londra yoluna koyduğunda bıraktım.
Yüz kilisenin kulesinde parlayan güneş.
Mucize için iyi bir yer, değil mi?
Ben ancak gördüğüme ya da elimde tuttuğuma inanırım.
Mucizeyi bilemeyiz, ama gelecek.
Göreceksin.
Servetin zehri sökülüp atılınca her şey düzelecek.
Kilisenin tüm servetini yok edin!
Hepsini yok edin!
Yıllardır süren haksızlığı düzeltmek için!
Değerli ne varsa, altın, eşya, duvar halısı, ateşe verin!
Ateşe atın!
Günahların için tövbe et!
Tövbe et! Tövbe et!
Asla yere yıkılmayacağım!
Tövbe et!
Yaptıkların için tövbe et!
Çiftçi!
Tarlalara çık.
Yolu kapat.
Biz kalıp burayı didik didik edeceğiz.
- Tamam. - Londra'ya gidenleri ara.
Yaptıkların için bunu hak etmedin mi?
Tanrı'ya büyük utanç getirdin.
Günahların için tövbe et! Günahların için tövbe et!
Tövbe et!
- Deh! Deh!
Arabalar yaklaşıyor.
Uyanın millet.
- Arabalar. - Arabalar.
Arabalar geliyor. Uyanın.
Hadi. Bu tarafa.
Uyanın. Hazırlanın.
Uyanın.
Yerlerinize geçin.
Emirlerimizi unutmayın.
Londra'ya giden herkesi arıyoruz.
Sakin.
Sakin.
-Dur. -Çüşşş!
Sen, kenara çekil!
Sizle bir derdimiz yok.
Yol verin!
Boşuna kılıç çekmeyin.
Sadece kimin geçtiğini öğrenmek istiyoruz.
Bırakın geçsin.
Geri kalanları arayın.
Başüstüne.
Aç şunu. Tamam.
Kralın annesine yüzünü göstermemeye nasıl cüret edersin?
Affedin beni, leydim.
Sen kimsin?
Ben East Fen'den "Çiftçi".
Niye bu yoldasın?
Krala dileğimizi sunmaya geldik, leydim.
Canterbury'den geliyorum.
Katedrali kirlettiniz.
Topraklarını yakıp sevgili annesini rehin tutarken,
kralın dilekçenizi dinleyeceğini mi sanıyorsunuz?
Asıl rehin tutulan kral. Konseyi tarafından.
Öyle değil mi?
Onu tutsak eden hainlerden kurtarmak için yürüyoruz.
Korkarım çetin bir yoldasınız.
Kral genç ama meclisi güçlüdür.
Yasaları onlar yazar.
Adalet Tanrı'dan gelmez mi, onu kuluna, krala veren O değil mi?
Öyle.
Bunu sana gösterecek gücü bulması için dua edeceğim.
Yolculuğun bitiminde aradığın huzura kavuşman için.
Fransa ve İskoçya'daki ordularınızı geri çağırmak, lordum.
Bu kargaşayı bastırmak için.
Kralın görevidir, lordum.
Düşmanlarınızı dışarıda yenip içeride düzeni koruyun.
Tıpkı atalarınızın hep yaptığı gibi.
Onları yolda bulduk!
Tyler'ı getirin.
Hepsini toplayın!
Hayır! Hayır!
Adalet istiyoruz!
Oğlumu döve döve öldürdü!
Sakin, sakin, sakin.
Tamam, tamam, tamam.
Baba, hayır!
Hayır!
Sen kimsin? Kimsin?
Ben Sir John Newton, bu toprakların lorduyum.
-Nereye gidiyorsun? - Kral, konseyini çağırdı.
Onları geride tutun. Geride tutun.
Geri çekilin! Geri çekilin hepiniz!
Tyler. Tyler nerede? Tyler.
Bu adam kral hakkında bir şeyler biliyor.
Buraya gel.
Hayır!
Onu kalabalıktan uzaklaştırın!
Onları uzak tut! Uzak tut!
Hepiniz çenenizi kapatın! Onları uzak tutun!
Geri çekilin! Kesin sesinizi hepiniz!
Onu tanıyor musun?
Kralın konseyindeyim.
Peki şimdi nerede?
Windsor Kalesi.
Londra'da değil mi?
Hayır güvenliği için şehrin dışında tutuyoruz.
-Yönetebilesiniz diye mi! - Hayır!
-Hayır, hayır! - Kellesini alın!
Hepsini öldürün!
Öldürün onu! Kellesini alın!
Hayır! John!
Kate!
- Tut onları. Zaptet... - Kate!
- Geri çekilin! Yolu açın! - Kes sesini!
-Göster. -Neyi?
Neyi göstereyim? - Göster bana. Burada.
Burada, tam burada.
Tamam. Tamam.
Biz buradaysak Londra burada. Windsor da 40 Km batıda.
İki gün daha.
Corpus Christi'yi kaçıracağız.
Londra'yı göster bana. Savunması nasıl?
Londra... Nehir, şöyle.
Şehir surları.
Bir köprü var, güneyden tek giriş.
Korunuyor mu?
Belki 100 adamla.
Başka kimse yok mu? Kralın orduları nerede?
- İskoçya'da, Fransa'da.
Ama dönmek için acele ediyorlar.
Adliyeler, saraylar, neredeler?
Evet, adliyeler burada.
Başpiskoposun sarayı şurada, nehir kıyısında.
Sayman Hales'in sarayı da.
Vakit varken şehri almalıyız.
Domesday'i al. Mucizeyi gerçekleştir.
Varoşlardaki kardeşlerimiz bize katılmaya hazır.
Londra için değil Krala dilekçe vermeye geldik.
Oradaki halkımız ayaklanmaya hazır.
Her şey hazır.
Şehri alırsak kral gelir.
İnancını koru. Tanrı öyle isteyecek.
Kellesini alın, ateşte yakın!
- Onu öldürün! - Yardım edebilirim! Yardım edebilirim.
Yardım edebileceğini söylüyor.
Nasıl yardım edeceksin?
Hemen Windsor'daki krala gidip sizin için anlaşma yaparım.
Bir buluşma ayarlarım.
- Evet, yaparım! - Rahipten mesaj var.
Bizi aptal mı sanıyorsun?
Kim olduğunu biliyoruz.
- Tutun onu. - Boğazımıza ayağını basan lord sensin.
-Essex ordusu haber gönderdi.
Hızla Londra'ya yaklaşıyorlar.
Hayır, bu doğru değil.
Sizi hasta edecek.
Bırakın halk adaletini alsın, bu gece yürüyoruz!
Hasat için acele ediyorsun, John Ball.
Bu adamı kullanalım diyorum.
Krala mesajımızı iletsin.
Onları duymuyor musun?
- Adalet istiyorlar! - Adalet!
Adalet!
Onu öldürmek bize hiçbir şey kazandırmaz!
Kral ile buluşalım, bizi Londra'ya bizzat kendisi soksun.
Yani oraya dayak yemiş köpekler gibi mi gireceğiz?
Hayır, hayır. Onun gerçek halkı gibi.
Yeminimiz buydu. Öyle değil mi?
Tyler.
Bence "Çiftçi" haklı.
Gerçekten sadıksak bunu göstermeliyiz.
Krala de ki onunla burada, surların hemen dışında buluşacağız,
- Blackheath'te nehir kıyısında. - Peki..
Şafak söker sökmez harekete hazır olun.
Peki.
Essex ordusuna orada bize katılmasını söyle.
Ya ailem?
Dönene kadar güvendeler.
- Hugh! - Efendim!
- Arthur! - Evet, efendim.
Aileyi ormanın daha içlerine götürün.
Koruyun. Kadınlar ilgilensin.
Suzanne!
- Hayır! Hayır! Hayır! - Hayır! Baba!
Atına kadar geçireyim.
Hadi, kımıldayın! Yürüyün!
Döneceğine inanıyor musun?
Onlar için döneceğine inanıyorum, evet.
Bu insanlara güvenemezsin. Güvenemezsin.
Göreceğiz.
Dikkat! Kralınız....
Efendim, iletmek zorunda olduğum mesajla umarım sizi kızdırmaz.
Efendim, durum bildiğimizden de kötü.
İki isyancı ordusu Londra üzerine yürüyor.
Belki 10.000 kişi, hatta daha fazla.
Efendim, Blackheath'te huzurunuza çıkıp bizzat dilekçe vermek için,
sizi oraya çağırıyorlar.
Bir güruh krala emir veremez.
Onlara kim liderlik ediyor?
Bir asker, Wat Tyler.
Babanızın seferlerinde savaşmış bir gazi.
Kaydını bulun.
Bir de vaiz var, John Ball, Lord başpiskoposun hapse attırdığı o sapkın.
Kalabalık onu serbest bıraktı, intikam yemini ediyor.
Ne istediklerini söylüyorlar mı?
Corpus Christi Günü'nde kralın onlara bir mucize vereceğine inanıyorlar.
Mucize mi?
Özgürlüklerini.
Lordum, bu John Ball'un dolduruşu.
Mucizeler vaat ediyor.
Getirdiği tek şey, şeytan işi, yıkım.
Lordum, ailem onların elinde.
Lordum, bu insanları tanıyorum.
Onları tanıyorum. Aralarında doğdum.
Bedenlerinin ıslak toprakta çile çektiğini biliyorum,
ama ruhları göklere ulaşmak istiyor.
Sizden bir mucize mi istiyorlar?
Öyleyse onlara bir mucize verelim.
Yarın Corpus Christi Yortusu,
mucizeler günü.
Kralı Blackheath'e götürelim.
İhtişâmını görsünler, önünde diz çöksünler.
Yalvarışlarını dinlesin.
Sonra da onlardan dağılmalarını isteyeyin.
Dağılacaklardır, çünkü varlığının mucizesine tanık olmuş olacaklar.
Sonra, ordularının dönmesi için zaman kazandığımızda...
Onları ezeceğiz.
Kral yem değil, Başpiskopos.
Hayır, hanımefendi, Tanrı'nın buyurduğu gibi o bizim kurtuluşumuz.
Ne dersiniz, lordum?
Biz, konseyiniz olarak tavsiye verebiliriz
ama elbette kararı verecek olan yalnız sizsiniz.
Konseyim nasıl isterse.
Merhamet...
Tanrı'ya hamdolsun.
İsa bizimle.
Ruhlarımızı kurtar.
Tanrım ruhuma merhamet et.
Bize cesaret ver.
Bize güç ver.
- Bizi lütfundan esirgeme. - Bizimle ol.
Corpus Christi mucizesi.
Mucize.
Rabbim, halkın sana ihtiyacı var.
Bize yardım et. Yardım et.
Rab Tanrı, göklerin Kralı, Peder'in kutsal Oğlu, dünyanın günahını kaldıran Tanrı Kuzusu, duamızı işit,
çünkü tek Rab sensin. Tek Yüce sensin. Tanrı'nın yüceliği. Amin.
Kral!
Geldi!
Kral! Kral!
Kral burada!
Yaşa! Yaşa!
Uzun asılın!
Asılın!
İşte teknesi! Gelmiş!
Corpus Christi mucizesi!
Selam olsun krala!
- Kral! - İşte mucize!
Mucize!
Yaşasın kral!
Selam olsun krala!
Burada durun.
Söyle daha fazla ilerlemesinler.
- Tekneyi durdurun. - Tutun!
- Onu görüyor musun? - Anlamıyorum.
Tekne kımıldamıyor. Durdular.
Durdu.
Neden bekliyoruz?
Kıyıya gideceğiz sanmıştım.
Yeterince yaklaştınız, lordum.
Görünmeniz yeterli.
Varlığınız onlarca hissediliyor.
Kıyıya gitmenizin güvenli olduğunu düşünmüyoruz, lordum.
Adınıza görüşmek için bir elçi göndereceğiz.
Kralın konuşmasına izin vermeyecek misiniz?
Halkını dinlemek istiyor.
Kralı, oğlunuzun kraliyet şahsını gözetiyoruz, hanımefendi.
Dediğiniz gibi, leydim, kendisi yem değil.
Kıyıya git. Ne istediklerini öğren.
Evlerine dönmelerini söyle.
Başüstüne, lordum.
Tıpkı vahşi hayvanların uluması gibi, vahşiler.
Neden orada durdu?
Neden durdu?
Geliyor.
Bir tekne gönderiyorlar.
Bu kral olamaz.
Ben mi gideyim?
Git kim olduğunu öğren.
Gidip haber vereceğim.
Dur! Dur.
Hainlerin listesi dilekçemiz burada.
Halkın iradesini ilettiğinden emin ol.
Bu doğru değil, Tyler.
Bu doğru değil, sen de biliyorsun.
Bize söz verildi!
Bu çocuk kim?
Asıl!
Asıl! Asıl!
Bu usule uygun değil.
-Sadece bir ulak. -Asıl!
Kim bu ya?
Yanaşın.
Kralınızdan haber getirdim.
Neden toplandığınızı soruyor.
Şikayetlerimizi iletmek için dilekçe vereceğiz, başka bir şey değil.
Anlatın. Sözlerinizi ona ileteceğim.
Bize kralımızla görüşme sözü verildi.
Bizimle buluşacağına söz verildi.
Önce dilekçenizi eksiksiz dinlemesi gerek.
Hayır, biz bunu onaylamamıştık!
Şuna bak. Bu hiç doğru değil.
Efendimiz, asiler dilekçelerini katibe verdiler.
Teslim almayayım mı?
Biz halledelim, efendim.
Sizin meclisiniz bizleriz.
Elleriniz temiz kalsın, biz ellerimizi kirletiriz.
Nasıl isterseniz.
Teşekkürler, efendimiz.
Bilgece.
Doğru karar, efendim.
Bu da ne?
Kral dilekçenizi değerlendirecek... ...ama evlerinize dönmenizi emrediyor.
Hayır!
Evlerinize dönmek zorundasınız.
Öfkelerini duyuyor musun, katip? "Eve dönün" ha?
- Üzgünüm. - Krallarını görmeye geldiler.
Bir mucize için geldiler.
- Onları zapt edemem. - Ben sadece bir habercıyım.
Bu kimin iradesi, onların mı Kral'ın mı?
Kimin iradesi? Onun mu, onların mı?
Tamam, çocuklar.
Dilekçeleri, lordum.
Görebiliyorum, çocuk.
Bir liste.
İsimlerimiz hain diye yazılmış.
Derhal Kule'ye dönün.
Muhafızlar, geri çekilin.
Kralı koruyun.
- Toplanın. - Yerlerinize.
Asıl!
Asıl!
Kıyıya gelmiyor.
Ne?
Halkla konuş, John.
Dilekçemizi değerlendireceklermiş ama o zamana kadar eve dönmemizi istiyorlar.
Dinleyin! Dinleyin!
Hainler kralınızı çaldı ve dilekçemizi çöpe attılar!
Demiştim size, bu heriflere güvenilmez.
Kral bize gelmiyorsa, biz ona gideriz diyorum!
- Ona gitmeliyiz! - Yürüyün!
Yürüyün! Yürüyün!
Toplanın. Köyler bir arada.
"Çiftçi", sen ve adamların hemen öne geçin.
- Yürüyün! - Tek şansımız acele etmek.
Nehrin karşısındaki kardeşlerimize haber salın!
Londra'ya yürüyoruz!
Şimdi!
Alyce.
Kürekçilere daha hızlı çekmelerini emret.
Emredersiniz, lordum. Daha hızlı!
- Kürekçiler, Tower'a dönün. - Tower'a!
Tower'a varınca kralı odasına götürün.
Sürekli sıkı koruma altında tutun.
- Emredersiniz, efendim. - Kürek çekin!
Kürek çekin.
Mahkemeleri hedef alıyoruz, kayıtları hedef alıyoruz,
sarayı hedef alıyoruz, başka bir şeyi değil.
Yağmalama yok!
Kralı dostça kurtarıp onu esir tutan hainleri tutuklayacağız.
Şimdi ne olacak?
Yeni bir planın mı var?
Kralın orduları dönene dek ne kadar sürerse sürsün burada kalıp bekleyeceğiz.
Londra Belediye Başkanı, lordum.
Şehrin güvenliği için endişeleniyor.
Kule aşılamaz. Kral burada güvende olur.
Bu arada sokağa çıkma yasağı ilan et.
Bayram gününü iptal et. Sokakları temizle.
Bayram gününü iptal mi edeyim? Delirdin mi?
- Sokakları boşalt. - Kalabalığı görüyorsun.
Bu konuda tartışmayın, Başkan. Sadece yapın.
Esnaf milislerinizi hemen toplayıp kralın emrine verin.
Milisleri istiyorsanız ödemek zorundasınız.
Korumanın bir bedeli var.
Bu düpedüz gasp.
Muhafızlar, krala odasına kadar eşlik edin.
Tüm Londra kardeşlerine köprüye gittiğimizi söyle.
Asma köprüyü indirmelerini söyle.
Hemen harekete geçmeliler.
Her cemaat üyesine, her mahkuma, her dilenciye haber salın.
Kim varsa yanımıza çekin. Hadi gidin.
Asma köprüyü hemen indirmemiz lazım.
Habercileri hemen buraya getirin.
Haritalar lazım. Şehir fermanını getirin.
Lordlarım, asiler şehre iki koldan yaklaşıyor.
Güneyden Londra Köprüsü'ne doğru ilerleyen büyük bir kalabalık var.
Size vurulmadıkça vurmayın!
Şehri almaya hazırlanın!
Doğu kapısına yaklaşan bir başka büyük kalabalık daha var.
Habercileri kulelere çıkarın.
Güzergahlarını gözetlememiz lazım.
Her an nerede olduklarını bilmeliyiz.
Kralı kurtarmalıyız!
Hadi, acele edin!
Hemen şimdi!
Bize katılın!
Bizden korkmayın!
- Bize katılın! Bize katılın! - Kralı kurtarmaya geldik!
Kralı kurtarmaya geldik.
Zamanı geldi. Kralı kurtarma zamanı.
Bize katılın. Bize katılın.
Bize katılın. Adalet için savaşın.
Rehin tutuluyor. Bizimle gelin. Bizimle gelin.
Mahkemeler bizde.
Nehir kenarındaki saraylar sizde.
Hales'in sarayı.
Hales'in sarayı, Belknap'in mahkemesi.
- Başpiskopos'a gidin. - Başpiskopos'a gidin.
Hainleri bulup tutuklayın.
- Bize katılın. - Bizimle gelin.
Kralı kurtarmaya geldik. Bu taraftan. Batı. Batı.
Ball! Ball!
Başpiskopos'a gidiyoruz. Bu taraftan.
Gidin. Başpiskopos!
Gelin, gelin. Bu taraftan.
Köprü kalkıktı.
Nehri nasıl geçtiler?
Şehir içindeki isyan yanlıları asma köprüyü indirmiş.
Varoşlardan çıkıp onlara katıldılar.
Üç kola ayrılıyorlar.
İsyancılar her yerde.
Burayı arayacağız.
Başyargıcı bulup tutuklayın.
Her sandığı kırın!
Hepsini alın!
Hadi!
İçeri, içeri!
Hain başpiskopos için geldik!
Başpiskoposu bulun!
Şuna bakın!
Saygıdeğer başpiskoposunuzun nasıl yaşadığını görüyor musunuz?
Bunu görüyor musunuz?
Görüyor musunuz? Nasıl yaşadığını görüyor musunuz?
Hain için geldik.
Hazinedar Hales için geldik.
Hepsini yakın!
Her kayıt, her isim, her sahte adalet ateşe!
Şunlara bakın.
Neredeler?
- Bütün saraylar yanıyor, bütün kayıtları ateşe veriyorlar. - Adliyeler ne durumda?
Sokaklarda tomar tomar parşömen yanıyor.
Kanunun ta kendisini yok etmeye gelmişler.
Bu insan işi değil.
Bu şeytan işi.
İster şeytan ister insan olsun, şehri ele geçirdiler. Her yerini!
O halde milislerinizi toplayıp ordular dönene kadar bize zaman kazandırın.
O zaman parasını ödeyin. Bize masada bir yer verin!
Gözetleme kulelerinden haber geldi.
Kalabalık yön değiştiriyor.
Kule'ye doğru geliyorlar.
Bize geliyorlar!
- Hugh! - Evet, efendim.
Bütün kapıları tutun.
Suyu izleyin.
William, bir ye bul.
Karargah yapabileceğimiz sağlam bir avlu, bir baraka, bir yer olsun.
Hainler kralı Kule'nin içinde esir tutuyor olmalı.
- Kule'nin mühürlenmesini istiyorum. - Başüstüne.
Tyler!
Neredeydin?
Tyler, içeri girebilir miyiz?
İmkansız. Surlara bak.
Öylece bekleyecek miyiz?
Bölgeyi elimizden geldiğince güvene alabiliriz.
Beklersek onları açlıktan teslim alamadan orduları geri döner.
Şehri yerle bir edelim diyorum.
Onlara hizmet edenleri,
her kanun adamını bulup adaleti gösterelim.
Bu davamıza hizmet etmez, John Ball.
Kayıtları tutuyorlar. Yasaları yazıyorlar.
- Düzenlerini yıkmamız dikkatlerini çeker. - Kral için geldik.
Evet, Tanrı çağırdığı için geldik. Bir mucizeye tanık olmaya, işte burada.
Halk yazıldığı gibi konuşuyor.
Yazılmadı, John Ball. Kaderimizi biz yazmalıyız.
- Yazıldı! - Kralı kurtarmalıyız.
Sesimizi ona duyurmalıyız. Tek yol bu.
Kral! Kral!
Kral!
Çağırın onu! Çağırın! Hadi!
- Çağırın! Hep birlikte! - Kral! Kral!
- Tek yürek! - Kral!
Kral! Kral! Kral! Kral! Kral! Kral!
- Hadi, hadi! - Kral! Kral!
Kral! Kral! Kral!
Kral! Kral! Kral!
Kral! Kral!
- Kral! Kral! Kral! - Çağırın! Çağırın!
- Kral! Kral! Kral! Kral! - Çağırın! Çağırın!
Kral! Kral! Kral!
Kral! Kral! Kral! Kral!
Kral! Kral! Kral! Kral! Kral! Kral!
Efendimiz, asiler şehre girdi.
Nasıl...
Korkmayın, efendimiz.
Kule ele geçirilemez.
Kraliyet zatınız...
Ordularımın dönmesine ne kadar var?
10 gün, efendimiz.
10 gün mü? Krallığım yanarken!
Sizi aptal bunaklar.
Bana krallığı öğretmeye cüret ediyorsunuz.
Önerin nedir, Belediye Başkanı?
Efendimiz, Londra tüccarları milislerini toplayabilir.
24 semtin tamamı hazır, ama bunu bedavaya yapmazlar.
Efendimiz, bu düpedüz şantaj.
40 bin sterlin istiyorlar.
Tüccarlar en zor anınızda sizi sömürmeye çalışıyor.
Şantaj falan yok, efendimiz.
- Korunmak para ister. - Bu küstahlığın...
Meclisiniz, bahşettiğiniz topraklar ve ayrıcalıklar için önünüzde diz çöküyor.
Krallığınızı güvende tutmak için ödeme yapmayacaklar.
-...kralı sömürüyor! - Sen...
Dinleyin.
Kral! Kral! Kral! Kral! Kral!
Dinleyin.
Öfkelerini duymuyor musunuz?
Hepimizin alçakgönüllülüğü tatma vakti geldi.
Elbette, efendimiz. Öyle.
Şikayetlerini dinleyeceğim.
Git söyle, yarın liderleriyle görüşeceğim. Yalnızca liderleriyle, surların dışında.
Başkan. Bana yol göstereceksin.
Meclisim halkımı daha fazla kışkırtmasınlar diye burada kalacak.
Onlarla buluşacağım, mucizemizi birlikte kutlayacağız.
-Kralımız! - Efendim.
- Efendim. - Feryadımızı duyun.
- Duyun bizi. - Lütfen.
Dileğimizi duyun.
- Bize yardım edin. - Bizi kurtarın.
Halkınızın size ihtiyacı var.
- Bize yardım edin. - Lütfen!
- Hizaya geçin! - Hizaya geçin!
Kılıç!
Sen Tyler'sın.
Sadık askerinizim, efendim.
Babam için savaştın.
Akitanya ve İspanya'da onun için kan döktün.
Dileğin nedir?
Yeni bir anlaşma, lordum.
Domesday servetinin halka geri verilmesi.
Adil vergiler, adil ücretler.
Sabit kiralar.
Seçtiğimiz yerde çalışmak.
Sahibi olmadığımız toprağa doğuştan bağlı kalmamak,
ve alın terimizle ürettiklerimizi satmak.
İsyandan ötürü ceza verilmemesi.
Dileğiniz bu kadar mı?
Bu kadar, lordum.
Hayır. Biz... Hainleri almamız şart.
Zenginleşenleri, halkın çektiği acının sebebi olanları.
John Ball, lordum. Sapkın.
Hainleri mi?
İsimleri burada, lordum.
Meclisinizin isimleri, lordum.
Kralınızdan çok şey istiyorsunuz.
Adalet istiyoruz, lordum.
Eğri yolların doğrultulmasını istiyoruz.
Hepsi bu.
Peki ya sen?
Nehir kıyısında konuşan sen değil miydin?
Bendim, lordum.
Onlar söyleyecek çok şey bulurken sen hiçbir şey söylemiyorsun.
Ben... ben asker değilim.
Rahip de değilim.
Ben... ben... ben sadece bir çiftçiyim.
Topraktan geliyorum, lordum.
Onunla yaşıyorum.
Sonunda ona döneceğim.
Ama o bozuk, lordum.
Onu verebileceğinden fazlası için işlemeye zorlanıyoruz, biz de öyle...
bedenimizin, ruhumuzun kaldırabileceğinden fazlasıyla çalıştırılıyoruz.
Sevdiğimiz kişiler, lordum, hastalıkta kaybettiklerimiz... huzur bulamıyorlar.
Bize musallat oluyorlar. Düşlerimizde bize işkence ediyorlar.
Onları görüyor musun?
Onları duyuyorum, lordum.
Peki ne diyorlar?
Biz iyileşmedikçe huzur olmayacağını söylüyorlar.
Tanrı sizi duyuyor.
Kralınız sizi duyuyor.
Talepleriniz yerine getirilecek.
Bugün yeni bir anlaşma yapacağız. Domesday Kitabı'ndan alınacak.
Hepimizi kavuran bu azap sona erecek.
Yürüyen herkesi özgürlük fermanları yazmak için kraliyet yazı odasına gideceğiz.
Bizi oraya kadar takip edin.
Ona söyleyeceksiniz, o da yazacak.
Siz ne diyorsunuz, leydim?
Gerçek bir kral olduğunuzu gösterdiniz, lordum.
Öyle değil mi, "Çiftçi"?
En adil kral, leydim. En merhametli kral.
Hainlere ne olacak?
Onlar da buna dahil olmalı.
Sancak.
Aradığınız adamlar Tower'da.
Benim adıma, hakkı olduğunu söylediğiniz adaleti alın.
Lordum.
Adaletin bir bedeli vardır, değil mi?
Bedel ödendiğinde hepimiz huzura kavuşacağız.
Krallığımı elinde tutuyorsun.
Onu akıllıca kullan.
Kral Richard ve gerçek halk.
Kral Richard ve gerçek halk!
Kılıç!
Hızlı çalış, "Çiftçi".
Kan döktüğümüz an cehennemin kapılarını açarız.
"Çiftçi".
Gel.
Kral çok yaşa!
Kuleye!
Şimdi tam zamanı!
- Toplayın onları! - Hainler!
Yakalayın hepsini!
Hainler!
- Kuleye! - Hainleri öldürün!
Yürüyün!
- Kellelerini uçurun! - Adalet!
- Kral böyle buyuruyor. - Girin içeri!
Hainleri bulun!
Bu tarafa!
Sadece kralın konseyi için geldik!
İşte orada!
Yakalayın onu!
- Düzenbaz orada. - Burada, içeride.
Bu taraftan.
- Dur orada. - Bağırsaklarını deşeceğiz.
Burada!
Günahlarımızı affet ve...
Hain!
- O domuzu gebertin! - Hadi!
Bana bak!
Senin için geleceğiz demiştik! Demedik mi?
Adalet! Adalet istiyoruz!
Kellesini uçurun!
Onu kütüğe götürün!
Kafasını kesin!
Bize ait olanı alıyoruz!
Onu tutun!
Hadi!
Öleceksin!
Öldürün!
Bu Corpus Christi'de!
Aradığın şey bu mu?
Bütün bunlar bizden alındı.
Ateşli düşlerden bahsetmiştin.
Evet, lordum.
Neden bahsettiğini biliyorum.
Ben de bu yokluğun sona ermesini diliyorum.
Yoldaşlarına söyle, ilk ışıkta Smithfield'da onlarla buluşacağım.
Yürüyen herkese beratını vermek için... ...bu büyük Domesday Kitabı'nın önünde.
Lordum.
Bittiğinde bana bildir.
Lordum.
Krallığım yanmadan önce elini çabuk tut.
Benimle gel.
Kelimeleri bilmiyorum, geç mi kaldım onu da bilmiyorum.
Sen sadece söyle... ben yazarım.
Özgür olmak istiyorum.
Bunu yazabilir misin?
Alayı ilerletmeye devam edin.
Yanları tutun. Öne geçin.
Londralı dostlar azmasın, gözün üstlerinde olsun.
Beratlar yazılana dek kontrolü elden bırakmamalıyız.
Şu sefili bulun!
Paralarımızı aldılar!
Bedelini ödetin!
Kellelerini alın!
Ön tarafa daha fazla adam lazım!
Sen, buraya gel! Yağma yok!
Yağmacılar tutuklanacak!
Fleet Street'i kordona alın.
Artık ilerlemelerine izin vermeyin.
Anlaşıldı.
Bunun peşinde değiliz!
Sabaha fermanlar elimizde olur.
Katiplere ihtiyaçları olan zamanı kazandırmalıyız.
Tamamdır.
İyi. Yürüyüşe katılan her köye bir tane.
Bedfordshire. Bedfordshire lazım.
Herkes için ferman çıkarmalıyız.
Yağmayı durduramıyoruz.
Şimdi de sokaklarda esnafları öldürüyorlar.
Bizim davamız bu değil!
Bu Hertfordshire, değil mi?
Aralıkları eşit tutun.
- Onları öldürün! - Tacın hainleri!
Zorba!
Yayılıyor.
Londra güruhu kendi hesaplaşmasının peşinde.
Nehir kıyısında Flaman tüccarları kıstırıp sokak ortasında öldürüyorlar.
Daha hızlı. Daha hızlı.
Yazı da düzgün olsun.
Bu, Kent'e. Kent.
Bu da Essex'e.
Daha hızlı yazmalıyız.
Bu delilik!
Kontrolü kaybediyoruz!
Kontesine yaz.
Leydim.
Zorlu yolun sizi yormuş, ve davanıza dair şüpheye düşürmüş olduğunu görüyorum.
Utanç duyuyorum.
Gerçek adamların yoldan çıktığını görmek için yürümedim.
Özgürlüğü veren, yeni dünyalar kuran yazılı sözdür, güruhun uluması değil.
Sadece bu sözlerin, uğruna geldiğimiz mucizeyi,
getirmeye yetip yetmeyeceğinden şüphe ediyorum.
Söz olmadan geriye yalnız kaos ve korku kalır.
Toplantının haberini ulaştırmam gerek, leydim.
Hadi, toplayın şunları!
Pelerinlerini arayın!
Çabuk, oraya gidin.
Çiftçi falan değil o.
Adalet!
Zengin bu. Kütüğe götürün.
Geri gel.
Çocuklarımı aç bıraktın!
Tanrım, merhamet et!
- Ölmüş! - Kellesini alın!
Öldürün onu!
Fermanlar yazıldı.
Kral şafak sökerken Smithfield'da sizinle buluşacak.
Londra güruhuydu. Bir de içki.
Flaman tüccarların işlerini çaldığına inanıyorlar.
Onları Cheapside'a doğru geri püskürttük.
Bir saate kontrolü yeniden sağlarız.
Kan döküleceğini biliyordun.
Bunu başlatmak için kanı kendin döktün.
Bunun için gelmedim. Dünyayı ateşe vermeye gelmedim.
Yangına mucize demeye gelmedim.
Bu mucize değil. Hiç değil.
Tanrı nasıl buyurduysa öyle.
Emin misin, John Ball?
Emin misin?
Sonu iyi biterse her şey iyi demektir.
Tanrı bunun neresinde?
Çiftçi.
Kalmanı isterdi.
Onu tanımıyordun.
Geldiğin yerde hiçbir şeyin olmadığını biliyorum.
Burada da bana ait hiçbir şey yok.
Gidersen huzur bulamayacaksın.
Asla.
Nereden biliyorsun?
Çünkü ben de birini kaybettim.
Bir gece... Manastırda bir gece...
Gençtim, geleli çok olmamıştı.
Bir keşiş sarhoşken yanıma geldi.
O...
Beni gizlice çocuğunu doğurmaya zorladılar.
Doğum vakti geldiğinde, kordonu bile kesilmeden onu benden koparıp aldılar.
Nereye götürdüklerini, ne yaptıklarını hiç öğrenemedim.
Tek bildiğim, onu bir daha asla göremediğim.
Beni geceye tek başıma saldılar... ...keşişse ibadetinde güven içinde kaldı.
Her gece beni çağıran çığlıklarını duyuyorum.
Her gece.
Buraya intikam için geldim.
Peki şimdi?
Şimdi tek istediğim huzurla uyuduğunu bilmek. Bir de yatıp uzanacak bir yer bulmak.
Şimdi gidersek onu asla bulamayız.
Özür dilerim.
Buradan geçirin.
Çık buradan.
Şüphende de kaybında da yalnız değilsin.
Hepimiz... ...musallatlıyız.
Ama birlikte yürürsek, yolumuzu bulacağımıza inanmak zorundayım.
Tanrı'nın lütfuna yeniden kavuşacağız.
Onları gururlandırıyorsun.
Çok yol katettik.
Hem de nasıl.
Zaferin ne olduğunu ancak dinlendiğimizde bileceğiz.
Gerçek halk!
Gerçek halk!
Beni çağırtmışsınız, lordum?
St. John Manastırı'nı biliyor musun?
Biliyorum, kralım.
Yakında, Smithfield'in hemen yanında.
Fermanlarla Domesday'i oraya götür. Kalıcı barışımız için.
Buluşma yerine değil mi?
Kralını sorgulama, çocuk.
Dediğimi yap.
Peki, lordum.
- Hattı koruyun! -Hattı koruyun!
Durun!
Kralın gelişini burada bekleyeceğiz.
Çalışmaya devam edin.
Bakın, bakın, bakın.
Kral!
- Kral! -Kral geldi!
Yaşasın kral!
Deh!
Lordum.
Öfke salgını artık dindi mi?
Öyle olduğuna inanıyorum, lordum.
Sonunda düzeni sağladık.
Bu adama bir bira getirin.
Fermanlar nerede?
Fermanları görebiliyor musunuz?
Çok şey başardınız.
Yapılacak daha çok iş var.
Büyük toplumu kuracaksak her kiliseyi arındırmalıyız.
Çalılıklarda saklanan dürüst rahipler bu işi yapabilir.
Bu adamlar, bu adamlar köylerini kendileri yönetmeye hazır,
yasalara uygun şekilde ve krallarına bağlı kalarak.
Kendilerini mi yönetecekler?
Elbette sizin adınıza.
Bir şeyler ters.
Hayır, bir şeyler ters.
Benimle gel.
Seni fermanlara götüreyim.
Burada değiller mi?
Şurada St. John's Manastırı'nda.
Birlikte gideceğiz.
Orada önümde diz çöküp Sir Wat Tyler olarak yükseleceksin.
Diyarın soylusu, kralın muhafızı.
Adamlarımı bırakamam.
- Kralına karşı mı geleceksin? - Hayır, lordum.
Birlikte yürüdük, sonuna kadar da birlikte durmalıyız.
Elbette, sizinle.
Kralına dokunmaya cüret etme.
Saygısızlık etmek istemedim, lordum. Asker usulü sadece.
Sanırım sadık değilsin.
Bu adam da kim, lordum? Hayatım boyunca sadık kaldım.
Şimdi bir yabancı aksini söylüyor.
Bu adam Londra Belediye Başkanı.
Hadi lordum, bunu başarabiliriz.
Bakın, halkınız sizi bekliyor.
Lordum, yalvarıyorum, yeni bir başlangıç yapabiliriz.
Sanırım seni tanıyorum, Tyler.
Sen hırsız değil misin?
Hırsız değilim. Askerim.
Halkınız sizi bekliyor.
Yalvarıyorum.
Bir terslik var.
Kendinizi gösterin, lordum.
Tyler'ı alacağız.
Muhafızlar, kralın yanına!
Ben kralınız ve kumandanınızım.
Silahlarınızı bırakıp özgürlüğe giden yolda beni izleyin!
Deh! Deh!
Hayır.
Deh! Deh! Deh! Deh!
Büyük azap sona erdi!
Silahlarınızı bırakın.
Silahlarınızı yere bırakın.
Beni St. John's Priory'ye kadar izleyin,
özgürlük fermanlarınız sizi orada bekliyor.
Sadık hizmetkarım Sir Wat Tyler sizi orada karşılayacak.
Beni izleyin. Kralınızı izleyin.
Acele edin!
Bana yardım et.
Tyler nerede?
- Ne? - Tyler nerede?
Kral, bizimle manastırda buluşacağını söylemedi mi?
Burada dinlen.
Lütfen, adamlar... adamlar peşimizde.
Davamıza yardım mı ediyorsun?
- Evet. - O halde gidip diğerlerini uyar.
Bize ihanet etti.
Git!
Orada.
Efendim, lütfen.
Hayır. Burası Tanrı'nın evi!
-Çekil! -Merhamet.
Katip!
Tuzak bu! Tuzak!
Tyler ölüyor. Tuzak kurmuşlar.
Halkı uyar...
Gel buraya!
Gel buraya.
Su. Su lazım.
Baba, Oğul ve Kutsal Ruh adına.
Bakın. İşte oradalar.
Özgürlük beratları.
Beratlarımız bizi bekliyor.
Beratlarımız orada.
Bütün dünya gelebilir.
Bizi bekliyorlar.
Kralımız gerçektir!
Diğerlerini uyarmadan onu durdurun!
Benimle gelin!
Geleceğimiz bizi bekliyor!
Kralımız, gerçek kralımız bizi buraya, özgürlük beratlarımıza getirdi!
-İşte orada! - Doğru!
Halkım... gerçek halkım... bakın.
Beratlarınız!
Bu bir tuzak!!
Onu öldürdüler!
Tyler'ı öldürdüler!
Bu bir tuzak!
Tyler'ı öldürdüler!
Silahlarınız nerede?
Bizi kandırdı!
Bu bir tuzak!!
Silahlarınız nerede?
Tuzak bu! Tuzak bu!
Silahlarınız nerede? Bizi kandırdı!
Bu bir tuzak!!
Bırakın geçeyim! Bırakın geçeyim!
Bakın, işte... ...lideriniz!
-Hayır! -Hain!
Bu bir tuzak!!
-Tyler! -Tyler!
Hayır! Tyler!
Hain seni!
Muhafızlar, hemen!
Muhafızlar!
Siper alın!
Alyce! Alyce!
Koş!
Alyce, buraya gel! Sırt sırta!
Seni, aziz kardeşim, Yüce Tanrı'ya emanet edip yaratıcına teslim ediyorum.
Bir çıkış yolu bulmalıyız.
-Çıkış bulmalıyız. -Nerede?
Şu ağaçlık, şu ağaçlık.
Herkes ağaçlığa!
Herkes ağaçlığa, bu tarafa!
Herkes, şu ağaçlığa!
- Peşimizden gelin. - Ball!
- Bizimle gel! - Benim yerim burası.
Yolun açık olsun!
Bu tarafa! Buraya, ormana!
Dikkat! Dikkat!
Hadi! Bu tarafa!
- Hadi, koş, koş, koş! - Ağaçların arkasına geç!
- Hadi, hadi, kıpırda! - Ormana!
- Kıpırda, kıpırda! Hadi! - Koş! Yoldan çekil!
Buradan!
- Siper al. - Gel, gel.
Kıpırda, kıpırda. Bunu al.
- Şuraya! - Koşmaya devam edin!
Şu araba! Arabayı getirin! Arabayı tam buraya getirin!
Şu arabaları bir araya getirin.
Bir hat oluşturun.
Bu tarafa!
İtin! Barikat kurun.
Siper alın!
Çabuk! Yol açın!
Tam oraya getirin! Hadi!
Kalk! Kıpırda!
Çek! Çek, çek, çek!
Atlar gelmeden! Çabuk!
Siper alın!
Git buradan. Git.
Kıpırda! Hadi!
Hadi.
Buraya. Sakin, sakin.
Oraya geçin! Hadi! Hadi!
Dua ettiğin şey bu değil miydi?
Dua edip beklediğin kral ben değil miyim?!
Düşmanlarımın yok edicisi! Barışı getiren. Mesih.
Değil miyim?! Değil miyim?
Çüşşş!
Neden duruyoruz?
İçeride kalın, Majesteleri.
Kenara çekilin!
Kral için!
Yakalayın onu! İndirin!
Yardım edin.
Ödeme vakti.
Bende sana ait bir şey var.
- Bilmiyorum. - Daha yakından bak.
Üzerinde mührün var.
Kelime sadece.
Başka bir şey değil.
Hayır, hayır, hayır.
Uğruna yürüdüğümüz mucize bu.
Mucize falan değildi.
Bir hayalin peşinden yürüdünüz.
Yap işte.
Yap.
Al.
Merhamet, lütfen!
Türkçe'ye çeviren ; ufukbaba nCeviri v2.1 kullanılmıştır.
Hayır.
Bir kralı öldür... Yerine hep bir başkası gelir.
Artık kendimizi yönetiyoruz.
Dışarıda, ormanda, bizi göremediğiniz her yerde.
Krallar yok.
Yalnızca kendimiz.
Her gece rüyalarında sana geleceğiz, asla huzur bulamayacaksın.
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.