Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Corsican
Czech
Danish
Dutch
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Andie uyuşturucu satıyordu.
Nereden biliyorsun?
Müşterilerinden biriydim.
Genelde Calamity partilerinde satardı. Sal uyuşturucu düşmanıydı.
Calamity sıcaktır, nemlidir, gürültülüdür,
birazcık da kafayı yemiştir ama iyi anlamda.
Sen uslu bir kızsın Pip.
Kaldırabilir misin?
İYİ BİR KIZIN CİNAYET REHBERİ
Calamity partisine gitmek istiyorum.
- Ne istiyorsun? - Bana biraz ters, biliyorum.
"Biraz" mı? "Çok" diyecektin.
Evet! Ben dokuzuncu sınıftan beri gitmek için can atıyordum.
Partileri sevmezsin.
- Her şeyi denemek lazım. - "YOLO" onun adı.
Aynen. Gerçek bir partiye gitmeden nasıl sinema okuyacağım?
Ayrıca Ant de orada olacak.
Ruby Foxcroft da öyle.
Kapa çeneni, yoğurdunu ye.
Calamity partisi her dönem başında oluyormuş.
Nasıl bulacağız?
Bizim gibiler davet edilmez ki. Gizli etkinlikler bunlar.
Ayrıca her türlü ahlaksızlık varmış.
Yukarıdan aşağı 12, kıskanmak.
Neyse ki sorun çözmeyi iyi biliyoruz.
Görevimiz Calamity'nin yerini, zamanını ve nasıl katılacağımızı öğrenmek.
#CALAMITYPARTİSİ
Pardon.
- Ne oldu? - Bir şey yok.
Becca Bell'in resmini beğendim.
Boşuna uğraşıyoruz. Kimse delil paylaşmamış.
Siyah kurdeleler kesinlikle ipucu. Ormanda görmüştüm.
Bir saniye. Bakın.
"Beş yat-kalk kaldı."
Bu cumartesi parti var.
- Çocuklar, Naomi cevap verdi. - Sonunda.
Eskiden Calamity partisi olduğunda
yeri partiden önceki pazartesi öğlen paylaşılırmış.
- Ama o zaman… - Şimdi yani!
Gönderdiğin dans videosuna bayıldım. Trend olmaması ilginç.
Bin üç yüz beğeni aldı.
Fena değilmiş.
Ama FYP'ye girmeyi gerçekten istiyorsan
algoritmadan faydalanman gerek.
- Öyle mi? Biraz karmaşık gibi. - Hayır.
Sadece görünürlük ayarlarını değiştireceksin.
İstersen ben yapıvereyim.
Peki.
Hadi Pip.
- İspanyolcam var. - Sí, por supuesto.
Bir saniye.
SİYAH MUZ AYI
Bitti!
Viralleşeceksin, hazır ol.
"Viralleşmek" mi dedin sen?
Bu kadar arkadaşlar. Haftaya ikinci üniteyi okuyun.
SİYAH MUZ AYI
Belki koordinattır diye şifre olarak denedim,
adresse diye anagram olarak denedim.
- İngilizceye benzemiyor. - Dersi dinledim.
Gotik romanda kişileştirme hakkındaki yorumunuz çok iyiydi.
Teşekkür ederim.
Şifre çözme oyunu.
"Siyah muz ayı" kelimelerinden konum bulmamız gerekiyor.
What3words gibi mi?
Tabii ya! Nasıl düşünemedim?
Dâhisiniz hocam.
Siyah muz ayı.
Kahretsin. Dağın başında.
Şimdi, Andie'nin torbacısı
Gizli Yaşlı Adam mı?
Olabilir. Gizli Yaşlı Adam'la bir ilgisinin olmaması da mümkün.
Belki de Andie satış yaparken sorun yaşamıştır.
Her hâlükârda bu torbacıyı bulmalıyız.
- Nasıl ama? - Çok basit, sevgili Watson.
Şimdi sırası değil ama ben Watson değilim.
Ama benim Sherlock olduğum kesin.
Hayır, bende Cumberbatch'in enerjisi var, sen de Martin Freeman'sın.
- Saçmalama. - Konuyu dağıtmayalım. Plan ne?
Max "Torbacı Calamity'de olur" dedi,
ben de cumartesi Calamity partisine katılacağım.
Uyuşturucuyu takip etmeliyim.
Pip, durup dururken torbacıya yaklaşıp "Şu cinayet olayı neydi?" diyemezsin.
Sen de gel.
Sal öldükten sonra sana kötü davrandılar, biliyorum.
Bu sefer tek başınasın. Düşüncesizce bir şey yapma.
Tam Watson gibi davrandın işte.
Partiye hangisi daha çok yakışır? Polar mı, örgü mü?
Hiçbiri.
Çıkar ağzından baklayı.
- Ne baklası? - Vaka yüzünden gitmek istiyorsun.
Belki YOLO yapıyorumdur.
Hiç mantıklı değil.
Ruby'yi göreceğin için heyecanlı mısın?
- O kız beni aşar. - Kim demiş?
Esprili bir insansın.
İyi kalplisin.
Dişlerin de çok iyi.
Beden eğitimi testini üç yıl üst üste kazandın.
Kraliçe Boudica'nıın kuir versiyonu gibi git ve fethet.
Tamam, sakin ol.
Geç kalmayalım.
Calamity kontrolden çıkabiliyormuş, Naomi demişti.
Çıkıyor musunuz?
Evet, partiye gidiyoruz.
Sen ne zamandır partiye gidiyorsun?
Parti, öyle mi?
Ne partisi?
O anlamda parti değil, buluşma anlamında.
- Cüzdanımdan para al, taksiyle dönersin. - Tamam.
Bir de unutma,
uyuşturucu veren olursa önce yarısını al, tamam mı?
Sen çık bakalım. Hadi.
- Ya da daha azını. - Hayır.
- Böyle tanıştık. - Hayır!
- Anılar. - Gidiyoruz. Şaka yapıyor. Öyle…
Öyle bir şey yok.
Güle güle. Hadi.
Annenle baban çok iyi ya.
Esprili, entelektüel açıdan denk, orta yaş için seksi insanlar.
- Seksi değiller. - Biraz öyleler aslında.
"Siyah muz ayı" burasıymış.
Erkeklere mesaj atalım, bakalım buradalar mı.
Bu taraftan.
- Yok artık. - Geri mi dönsek?
İçeri girince bir şeyimiz kalmaz. Birkaç piña colada dikeriz.
Pip, gerçek bir parti bu. Piña colada olmaz.
Babam "Piña colada olmadan parti olmaz" der.
Hazır mısınız?
Hadi kızlar.
Gelin.
Dante'nin Cehennem'i gibi.
- Ne zaman gideriz? - Henüz değil.
Sex on the Beach istedim
ama sadece portakallı votka varmış. Yani sadece Beach.
- Bizim erkekleri bulalım. - Evet.
Evet.
Hey.
- Bu ne be? - Bence seks oyunu.
Cara Ward.
- Böyle yerlere geldiğini bilmiyordum. - Normalde gelmem.
Gel, dans edelim.
Selam kızlar. Oynar mısınız?
İğrenç.
Bence değil.
Evet.
Bu kadar. İşi bitti.
Hadi. Sana eşlik edeyim.
Tam isabet.
İstemiyorsan gitmen şart değil.
Sadece beş dakika, değil mi?
Evet, kronometreyi aç.
Sorun değil, giderim.
Sadece konuşalım mı?
Oyunun amacı konuşmak değil.
Fazla ayığım. Beni harekete geçirecek bir şeye ihtiyacım var.
Öyle mi?
Özel K'yi Ant aldı. İstersen gidip getirebilirim.
O bana göre değil.
Fazla özel hissettiriyor.
Önceki Calamity'de torbacımdan fena bir mantar almıştım.
İnanılmaz kafa yapıyordu.
Kendisi burada mı?
- Torbacın. - Torbacımı ne yapacaksın?
Alınma ama öyle bir tipe benzemiyorsun.
Okulda tek yaptığım ders çalışıp üniversiteye hazırlanmaktı.
Şimdi biraz
dağıtmak istiyorum.
Çılgın olmak istiyorum.
Çılgınları severim.
Hallederiz.
- Nereye gidiyoruz? - Howie'yle görüşmeye.
İçeride.
- Gelmiyor musun? - Yok, ben beklerim.
- Dikkatli ol, tamam mı? - Neden?
Evet?
Selam.
- Dylan'ın arkadaşıyım. - O pisliğin bana 60 papel borcu var.
Ben ödeyebilirim.
Üç soru soracağım.
Soru başına 20 sterlin.
Peki.
Merhaba.
Selam. Pardon. Affedersiniz.
Andie Bell'in uyuşturucu sattığı doğru mu?
Evet
Ne tür uyuşturucu?
Ot, ket, rohypnol.
Biraz ekstazi.
Rohypnol mü?
Tecavüz ilacı değil mi o?
Ketamin de at sakinleştirici. Yeter ki kafa yapsın, her şeyin alıcısı var.
Andie'yi severdim.
Havalıydı.
Andie bu iş için biçilmiş kaftandı. Kaybolmadan önce yani.
Neden?
Bu nerede olmuştur dersin?
Kodeste.
Adamın teki bana kafayı taktı.
Çaydanlığa şeker koydu,
kaynatıp yüzüme attı.
Şaka, şaka.
Şu yüze bak. Hapse hiç girmedim ki.
Evet. Doğrudur, tabii.
Hayır, abim yaptı. Keş herif.
Bu yüzle çok şüphe çekiyorum.
Ama zulasını oyuncak tavşana saklayan Andie gibi uslu kızlar
hiç şüphe çekmiyor.
Kullan-at telefonunu bulamadılar, dolayısıyla beni de.
Tek soru hakkın kaldı. İyi düşün.
19 Nisan 2019'da neredeydin?
- Beni bir şeyle mi suçluyorsun? - Hayır.
Kulağa öyle geliyor.
Gerçekten hayır.
- Uyuşturucu satanlar katil mi yani? - Hayır! Öyle düşünmedim.
Peki ya öyleyse?
Howie, kızı rahat bırak.
Selam, ne oldu?
- Howie. - Artık güvendesin.
Biliyor musun?
Korkmak sana yakışıyor.
- Gel. - Dur.
Dylan, yapma!
- Dağıtmak istiyordun ya. - Kes şunu!
Her şey yolunda mı?
Aşağılık herif.
Defol git.
Limon sıkmasan olmaz.
İyi misin?
Gel, sana eşlik edeyim.
Arkadaşlarını bulabilir misin?
Dikkatli ol.
- Bu partilerde kötü şeyler olabilir. - Kötü şeyler mi?
Bilmediğin şeyi içme.
Merhaba.
- Pardon. Hâlâ partidesin sanıyordum. - Hayır, döndüm. Evdeyim.
Sen ne yapıyorsun?
Yer altı mezarlarından geçersem zombiler beni kesin yiyecek.
Yer altı mezarlarından geçme o zaman.
Ama şehir merkezinden geçersem
Direniş büyük ihtimalle beni vurur.
- Zor bir karar, değil mi? - Bir nevi ölüm kalım meselesi.
Anlatıldığı kadar kötü müymüş?
Çok sıkıcıydı aslında.
- Seninle gelmediğime pişman oldum. - Gerek yok.
Biz ortağız.
Sadece…
Andie kaybolduktan sonra insanlar bana, anneme ve babama
suçlu muamelesi yaptı.
Bazen odama kapanıp zombi öldürmek insan içine çıkmaktan daha kolay geliyor.
Yanında olamadığım için üzüldüm.
Gerek yok. Anlıyorum.
- Yarın buluşalım, her şeyi anlat. Olur mu? - Olur.
Sen oyununa devam et, yarın konuşuruz.
Tamamdır Çavuş. İyi geceler.
Görüşürüz.
BİLİNMEYEN NUMARA - GERİ ZEKÂLI SÜRTÜK. ÇOK GEÇ OLMADAN BU İŞİN PEŞİNİ BIRAK.
Pip?
Evet?
Ne yaptığını biliyorum.
Andie'nin vakasını araştırıyorsun.
Bir şey soracağım.
Neden?
- Anlıyorum, çok zor olmalı… - Hayır.
Anlamıyorsun.
Gülümsemesini yanlış yapmışlar.
Şurada bir gamzesi vardı.
Gerçeği bulmaya çalışıyorum.
Mesele gerçek değil.
Dertleri ölen kişiymiş numarası yapıyorlar ama değil.
Kendileri.
Merhaba Çavuş.
Sana meşhur alkolsüz kokteyllerimden yapmıştım.
Adı "Pipzmopolit". Kozmopolit gibi ama…
Neredesin bu arada?
Bugün gelemeyeceğim.
Aslında istiyordum ama…
Bir iş çıktı, gelemeyeceğim.
Hey, sorun değil.
Sen iyi misin?
Evet, iyiyim.
Merak etme. Fırsat bulunca ara, partiyi anlatırsın.
Hâlâ merak ediyorum.
Teşekkür ederim.
Mağarada Dylan'la birlikteymişsin, Lauren söyledi.
Sorun olmadı. Eve gittim.
Ruby ile sen neler yaptınız?
Biraz dans ettik, biraz öpüştük, sonra da…
Dans pistine döndüm, Lauren sen yoksun diye telaş yapmıştı.
Nerede olduğunu bilmiyorduk. Mesajlara cevap vermedin. Ben de…
Çok kötü hissettim.
- Seni yalnız bıraktım. - Hayır.
Benim hatamdı. Haber vermeden ayrılan bendim.
Ne oldu peki?
Andie'yi tanıyan biriyle konuşmak için gitmiştim.
- Şüpheli mi? - Evet.
Korkunçtu.
Bir şey söyledi mi?
Evet.
Ama…
Genelde kararsız kalmam.
Ama şu anda ne yapacağımı bilemiyorum.
BELL'LERİN EVİ ANDIE LÜTFEN EVE DÖN
Merhaba.
Merhaba Pip. Selam. Dün gece ne oldu?
Ne anlamda?
Josh'ın yanına yatmışsın, yorganını çaldığını söyledi.
Tek başıma yatmak istemedim de.
- Biraz konuşabilir miyiz? - Ne hakkında?
- Mülakata hazırlanmam gerek. - Elliot'la konuştum.
Ravi Singh'le takılıyormuşsun, öyle dedi.
- Hayır. - Bana yalan söyleme.
Sadece EPQ için.
Bana söz vermiştin.
O aileleri rahatsız etmeyecektin.
Victor'la konuştuk, bu konunun uygun olmadığına karar verdik.
Elliot yeni konun hakkında seninle konuşacak.
Gotik edebiyat olabilir ya da başka bir konu bulursun.
Tamam mı?
Tamam.
Vic naneli kuzu yapıyor. Doğramaya yardım etmek ister misin?
TORBACI
TORBACI HOWIE
Ne yaptığını biliyorum. Bir şey soracağım.
Neden?
OT - KET - ROHYPNOL - EKSTAZİ
Uyuşturucu satanlar katil mi yani?
Peki ya öyleyse?
OYUNCAK TAVŞAN
KULLAN-AT TELEFON???
YARIN BULUŞALIM
OKUL NE OLACAK?
OKUL BEKLEYEBİLİR
Sana bir şey getirdim.
Dünyanın en sessiz yemeği.
Evet, neden buradayız?
Andie zulasını oyuncak tavşanın içinde tutuyormuş. Kullan-at telefonu varmış.
İçinde bir sürü bilmediğimiz numara ve mesaj vardır.
Eminim ikisi de o evin içindedir.
Pardon, Bell'lerin evine zorla girelim mi diyorsun?
Zorla değil, gizlice.
Bir şeyler bulacağımıza eminim. Dawn ve Jason işe gitti.
Sadece Becca kaldı.
- Her şey yolunda mı? - Neden olmasın?
İstersen bana deli de, yine de yapacağım.
Deli olduğun kesin.
Ama her Sherlock'a bir Watson lazım.
Ben gözcülük yaparım.
Esmer biri olarak beyaz bir ailenin evine giremem.
Bak.
Tehlike görürsem şifremizi yazarım.
- Ne şifresi? - Marşmelov.
Maalesef ameliyat yapmamız gerekecek.
Ne?
RAVI - MARŞMELOV
- Ne yapıyorsun? - Marşmelov yazdım, görmedin. Becca döndü.
Monty?
Burada mısın?
Kahretsin.
Sanırım kalp krizi geçirdim.
Bekle.
Yapma!
Tanrım.
Telefon?
Yok.
O kim? Ne yapacağız?
Bir pencere bulup borudan aşağı kayarız.
- Deli misin sen? - Cara'nın doğum gününde tırmanışa gittik.
Birisi görebilir. Kaçmaya çalışalım.
Peki.
- Ne yapıyorsun? - Delil olabilir!
Uyuşturucu dolu. Yakalanırsak…
Karşı komşu gençlerin evi gözetlediğini söyledi.
Zorla girme izi yok. Arkaya bakayım mı?
- Pilates dersine geç kaldım. - Ne olur ne olmaz Bex.
- Güzel bir kız evde yalnız. - Pek de düşüncelisin.
Etrafa bakınırken kahve alabilirim.
Karşı komşu…
- Birazdan çıkmam gerek. - Fazla uzak değil ki.
Üç deyince.
- Hadi! - Tamam!
- Hadisene! - Tamam!
- İnanılmazdı. - Berbattı.
Harikaydık.
Kendi adına konuş. Ben altıma kaçırdım.
Alt yazı çevirmeni: Salih Bayram
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.