Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Baba, şeker ister misin?
Sağ ol canım. Yoruldunuz mu?
- Hayır. - Neredeyse geldik.
Mei, saklan!
Polis değilmiş.
Merhaba!
Merhaba, anne baban buralarda mı?
Teşekkürler.
Adım Kusabeke, buraya yeni taşındık.
Tanıştığımıza memnun oldum.
Hoş geldiniz!
Teşekkürler.
İşte geldik.
Bekle!
- Mey, bak, köprü! - Köprü mü?
Şunu gördün mü? Balık da var.
Sevdiniz mi burayı?
Baba, bayıldık!
Ağaçlardan bir tünel.
Evimiz burası mı?
Hadi baba!
Burası harabe!
Harabe!
- Perili eve benziyor. - Perili mi?
Her yeri çürümüş.
- Yıkılacak! - Yıkılacak!
Mei, bak.
Görüyor musun?
Kocaman.
Baba, burada kocaman bir ağaç var.
Kafur ağacı.
- Kafur ağacı. - Kafur ağacı.
Aman!
Meşe palamudu.
Bakayım.
Bir tane daha.
Benim!
Çekil bakalım, pencereleri açmam gerek.
Meşe palamudu.
Evde bir sürü meşe palamudu var.
Yukarıdan düşüyorlar!
Belki evde sincap vardır.
Sincap mı?
Veya fare. Onlar da palamut sever.
Ben sincap istiyorum!
Bunu nereye koyayım?
Kapıyı açayım.
Satsuki, mutfak kapısını aç.
Tamam.
Arka tarafta.
Mei, hadi!
Beni bekle!
Acele et!
Hazır mısın?
Küvetler.
Burası boş.
Orası banyo.
Baba, burada bir şey var.
Sincap mı?
Hayır, siyah siyah bir şeyler var ama böcek ya da fare değil.
Gerçekten mi?
Gördün mü?
Toz tavşancığı görmüşsünüz.
Toz tavşancığı mı? Boyama kitabımdakiler gibi mi?
Hayalet de olabilir tabii ama artık pek hayalet kalmadı.
Toz tavşancıkları normalde görünmez.
Aydınlıktan karanlığa girince görünürler.
Demek öyle.
Toz tavşancıkları, dışarı çıkın.
Neredeyseniz çıkın ortaya hadi.
Hadi iş başına.
Üst kata çıkan merdiveni bulabilecek misiniz bakalım?
Çıkıp bütün pencereleri açar mısınız?
Tamam.
Ben de geliyorum!
Tuvalet.
Buradan değil.
- Buradan değil. - Buradan değil.
- Buradan değil. - Buradan değil.
Buradan değil.
Burada da değil.
Değil işte!
Mei, buradan.
Kapkaranlık!
Toz tavşancıkları.
Bir palamut daha.
Dışarı çıkın toz tavşancıkları.
Bay Toz Tavşanı, burada mısınız?
Baba, burada kesin bir şey var.
Ne güzel.
Hep perili bir evde yaşamak istemişimdir.
Olamaz!
Geliyorum!
Yakaladım Satsuki!
Mei.
Bu ne enerji?
Bu dadınız, sizinle o ilgilenecek. Kendisine nine de diyebilirmişsiniz.
Ben Satsuki, bu da kardeşim Mei. Memnun olduk.
İkinizle de tanıştığıma çok memnun oldum.
Bu kadar erken geleceğinizi bilsem ortalığı temizlerdim.
Yeterince temizlemişsiniz zaten.
Pirinç tarlasıyla uğraşmaktan anca toz almaya vakit kaldı.
Ellerine ne oldu?
Toz tavşanı kaçmış.
Ayakların da batmış!
Benimkiler de kapkara olmuş.
Bakın hele.
İs perileri iş başında demek.
O uçan, siyah, küçük, tüylü şeyler mi?
Evet, eski boş evlerde kümelenirler.
Evi kurum ve tozla kaplarlar.
Küçükken ben de görürdüm onları.
Şimdi de siz görüyorsunuz demek.
Cin filan mı bunlar?
Hayır, korkulacak bir şey değiller.
Gülümsemeye devam ederseniz hemen evi terk ederler.
Şimdi yukarıda toplanmış nereye gideceklerine karar veriyorlardır.
Mei, gidiyorlarmış.
Ama gitmesinler.
Kocaman bir tanesi gelirse ne yapacaksın?
Korkmam ki.
O zaman gece tuvalete de kendin git.
Temizlik vakti. Dereden su getirir misiniz?
- Dereden mi? - Ben de geleceğim.
Mei, burada bekle.
Balık tutabildin mi?
Dadı, su akıyor!
Su soğuyuncaya kadar akıtın.
Tamam.
Tekrar merhaba.
Annem büyükanneye gönderdi.
Öyle mi?
Dur, ne bu?
Kanta, sen misin?
Perili bir evde oturuyorsunuz!
Kanta!
Onun yaşındayken ben de benzer şeyler yapardım.
Oğlanlardan nefret ediyorum. Ama ninemin pirinç keklerine bayılıyorum.
İstediğin kadar yiyebilirsin.
Teşekkürler!
Yardımların için teşekkürler.
Görüşmek üzere!
Baba, ev başımıza yıkılacak.
Umarım yıkılmaz, daha yeni taşındık.
Hadi öcüyü kovmak için hep birlikte gülelim.
Ben korkmuyorum.
Çok ciddiyim, korkmuyorum!
Bir iki, bir iki…
Aferin size, devam.
Tamamdır, çamaşırları yıkadık, bitti.
İtiyorum.
Nineciğim!
Merhaba!
Kolay gelsin.
Nereye böyle hep beraber?
Hastaneye annemi ziyarete gidiyoruz!
Ne güzel. Selam söyleyin.
Tamam.
Bu taraftan.
- Merhaba. - Hoş geldiniz.
Anneciğim.
Geldiğinize çok sevindim canlarım.
Babam yolu karıştırdı.
Gerçekten mi? Okula gitmedin mi Satsuki?
Bugün okul tatil.
Ne güzel.
Babam doktorla konuşuyor.
Sizi görmek o kadar güzel ki.
Yeni eve yerleşebildiniz mi?
Perili ev mi?
Anne, hayaletleri sever misin?
Tabii ki severim! Onları görmek için sabırsızlanıyorum.
Bak, sana demiştim Mei.
Mei hayaletler yüzünden eve gelmezsin diye endişeleniyordu.
Siz seviyor musunuz?
- Bayılırım! - Ben hayaletlerden korkmam!
Mei'in saçını sen mi yaptın Satsuki?
Çok güzel olmuş, çok şanslısın Mei.
Ama bana hep kızıyor.
Kıpırdayıp duruyorsun da ondan.
Gel buraya Satsuki.
Saçların çok kısa değil mi?
Ben böyle seviyorum.
- Anneciğim benimkini de tara. - Sıranı bekle!
Senin yaşındayken benim de saçlarım dalgalıydı.
Aynı seninki gibi olsun istiyorum. Büyünce benzer mi?
Benzer herhalde. Seninle ben çok benziyoruz.
Annem çok iyi görünüyordu.
Haklısın, doktor yakında eve gelebileceğini söyledi.
Yarın gelir mi mesela?
Hep aynı şeyi söylüyorsun.
Yarın biraz fazla erken.
Annem gelince benim yatağımda yatacakmış.
Hani kendi başına uyuyacak kadar büyümüştün?
Ama annem başka!
Baba, hadi kalkma vakti!
Hey!
Uyan!
Yine uyuyakalmışım.
Öğlen yemeği götürmem lazım.
Aklımdan çıkmış.
Sorun değil, ben hepimiz için bir şey hazırladım.
- Yanıyor. - Geldim.
Al bakalım Mei, bu da senin.
Benim!
Mei, otur da yemeğini ye!
Tamam.
Ye bakalım.
Satsuki!
Geldim, geldim!
Hemen arkadaş mı edindin?
Seni çağırıyor!
Evet, adı Michiko.
Gitmem gerek!
Görüşürüz!
Görüşürüz!
Günaydın!
Merhaba, hadi gidelim!
- Merhaba. - Günaydın.
Baba!
Bu şapkayla büyük görünüyor muyum?
Evet canım. Nereye?
Gezeceğim biraz.
Baba, öğle yemeği vakti gelmedi mi?
Daha değil.
Baba, bak, çiçek topladım.
Kurbağa yavruları.
Dibi yok. Ne biçim kova.
Yakaladım!
Sen de kimsin? Büyük bir toz tavşanı mısın?
Totoro? Sen bir totorosun!
Kesin totorosun.
Totoro.
- Görüşürüz! - Tamam, sonra görüşürüz.
Ben geldim.
Merhaba, saat o kadar oldu mu?
Mei nerede? Ben Michiko’lara gidiyorum.
Daha yemek yemedik. Mei bahçede değil mi?
Mei!
Mei!
Mei?
Mei!
Baba, şapkasını buldum!
Mei.
Mei, kalk!
Burada uyunur mu?
- Totoro nerede? - Totoro mu?
Nerede o?
Rüya mı gördün?
Totoro buradaydı.
Şu boyama kitabındaki yaratıktan mı bahsediyorsun?
Evet, kocaman ağzı olan şu tüylü şey işte.
Bir tanesi minnacık, biri ondan biraz daha büyük.
Bir de kocaman var.
İşte, demek buradasın.
Tam saklanmalıkmış.
Baba, Mei burada bir totoro görmüş.
Totoro mu?
Bu taraftan.
Beni bekleyin!
- Burada mı? - Hayır.
Büyük bir ağacın kovuğundaydı.
Ama başka yol yoktu ki.
Mei, geri gel!
Mei!
Ama doğru söylüyorum, totoro buradaydı.
Yalan söylemiyorum.
Mei.
Yalan söylemiyorum.
İkimiz de yalan söylediğini düşünmüyoruz zaten.
Herhalde ormanın ruhu ile karşılaştın.
Çok şanslısın.
Pek sık kendini göstermez.
Tapınağa gidip saygımızı gösterelim.
- Saygımızı mı? - Ormana saygımızı.
Mei, giderek ağırlaşıyorsun.
Baba, kafur ağacı.
Ne büyük bir ağaç.
İşte burası.
Totoro ağacı bu mu?
Baba, acele et.
Kovuk yok olmuş.
Burası mı, emin misin?
Baba, kovuk yok olmuş.
Pek ortaya çıkmaz demiştim.
Yine gelir mi? Ben de görmek istiyorum.
Şanslıysan olabilir tabii.
Ne kadar güzel bir ağaç.
Bu ağaç çok uzun süredir burada duruyor olmalı.
Ağaçlar ve insanlar eskiden çok iyi arkadaştılar.
Bu ağacı görür görmez evi almaya karar verdim.
Umarım anneniz de sever.
Hadi saygımızı gösterip yemeğe dönelim.
Bunu anneme yazıp anlatacağım.
Ben de yazacağım.
Dikkat!
Mei’e göz kulak olduğun için şükranlarımızı sunuyoruz.
Çok teşekkürler.
Sona kalan dona kalır!
Ama bu haksızlık. Baba!
Bekleyin!
Acele et!
Bekleyin!
Canım annem, bugün inanılmaz bir şey oldu.
Mei kocaman bir totoro görmüş.
Ben de yakında görmeyi umuyorum.
Kanta, acele et. Geç kalacaksın!
Geldim.
BEKLEYİŞ, SU, ÇAM AĞACI
Baksana.
Mei?
- Öğretmenim! - Ne oldu Satsuki?
Kardeşim gelmiş.
- Kardeşi mi? - Nerede, hani?
Ne oldu nineciğim?
Kusura bakma kızım, ablamın yanına gideceğim diye tutturdu.
Babam bugün üniversitede, biliyorsun.
Söz vermiştin, dadının yanında uslu duracaktın?
İki ders daha var. Ninemle kalamaz mısın?
Çok usluydu aslında, değil mi Mei?
Öğretmenime bir sorayım.
Satsuki’nin annesi hastanede olduğu için bugün kardeşi bize katılacak.
Ona iyi davranın.
Tamam.
Ne çiziyorsun?
Totoro.
- Mei, sessiz ol lütfen. - Tamam.
- Görüşürüz. - Hoşça kalın.
Hoşça kal Mei!
- Bugün dersten sonra kalamam. - Biz öğretmene söyleriz.
Görüşürüz.
- Acele et, yağmur yağacak. - Tamam.
Başladı bile.
Gel.
Ağlamadım bile. Ne usluyum, değil mi?
Yağmur da iyice bastırdı.
Koruyucu ruh, yağmur dinene kadar burada kalmamıza izin ver.
Ama sen…
Çok şanslıyız.
Şemsiyede delikler var.
Babam şemsiyesini unutmuş.
Ben de geleceğim.
Unuttum dedim ya.
İnsan yağmurlu bir günde şemsiyesini nasıl unutur?
Acıdı!
Oynarken kırmışsındır kesin.
Kırmadım!
Affedersiniz?
Merhaba Satsuki ve Mei.
Büyükanne.
Mei adına özür dilerim.
Aman canım, lafı mı olur?
Kanta bize şemsiyesini verdi.
Öyle mi? Bu kırık, eski şemsiyeyi mi?
Mei de yanımdaydı, çok makbule geçti.
Ama Kanta ıslandı diye çok üzüldüm.
Üzülme, yağmurda yıkanıp temizlenmiştir.
- Babanı almaya mı gidiyorsunuz? - Evet.
Ne iyi kızlarsınız siz.
- Görüşürüz Mei. - Görüşürüz.
- Kimdi o gelen? - Bilmiyorum.
Tam vaktinde!
İSTİKAMET MAEZAWA, INARIMAE DURAĞI
Biniyor musunuz?
Pekala, devam edelim.
TOKYO OTOBÜSÜ
Babam inmedi.
Bir sonrakine binmiştir. Ninenin evinde beklemek ister misin?
Ne oldu?
Mei, uykun mu geldi?
Dedim sana. Ninenin evine gitmek ister misin?
Birazdan gelir, sabret.
Otobüs de amma geç kaldı.
Gel bakalım.
Totoro?
Dur bir dakika.
Bunu kullanabilirsin.
Al, Mei kayıyor.
Böyle tut.
İşte otobüs geldi!
TSUKAMORI
HASTANE
Babamın şemsiyesi onda kaldı.
Çok üzgünüm, geciktim.
Devam edin.
Tren rötar yaptı, sonra da otobüsü kaçırdım.
Merak mı ettiniz?
Gördük baba! Buradaydı!
Bir de kedi otobüs vardı.
Ne?
Çok büyüktü!
Kocaman gözleri vardı.
Gördük, Totoro’yu gördük.
Ne güzel!
Hadi baba.
Canım anneciğim, bugün ne kadar heyecanlandığımı anlatamam.
Hayatımdaki en korkutucu ve en eğlenceli günü geçirdim.
Totoro bize, bambu yapraklarına sarılı
ve ejder bıyığıyla bağlanmış harika bir armağan verdi.
Paketin içinden sihirli meşe palamutları ve tohum çıktı.
Güzel bir orman yapmak için tohumları bahçeye ektik.
- Ama... - ...henüz filizlenmediler.
Mei bütün gün filizlenmelerini bekledi.
Pek huysuz, sana o halinin bir resmini çizdim.
HUYSUZ MEI
Yaz tatili neredeyse başlamak üzere.
Benim canım anneciğim, çabuk iyileş. Sevgiler, Satsuki.
Hadi artık, yatma vakti.
- Işıklar. - Baba, bekle.
Baba, sence yarın sabaha büyürler mi?
Eminim Totoro biliyordur.
İyi geceler.
Mei.
Tohumları oraya ekmiştik.
Vay canına, başardık.
Biz rüzgarız!
Ağaçlar nereye gitmiş?
Yaşasın!
- Rüya sanmıştım. - Ama rüya değilmiş.
- Rüya değilmiş! - Rüya değilmiş!
Başardık!
Telgrafınız var Bay Kusakabe.
Telgrafınız var.
Telgraf!
Evde kimse yok mu?
Nineciğim!
Buradayım.
Bu olmuş.
Peki ya bu?
O da olmuş.
Bahçen manav dükkanı gibi.
Biraz dinlenelim.
Soğumuşlardır herhalde.
Leziz görünüyor.
Çok lezzetli.
Güneş bunları iyice beslemiş, sizin için çok yararlı.
- Annemi de iyileştirir mi? - Tabii ki.
Sebzelerimden yerse hemencecik iyileşir.
Gelecek cumartesi eve dönecek.
Dönünce benim yatağımda yatacak.
Demek taburcu oluyor, ne güzel!
Sadece birkaç günlüğüne dönecek.
Evi görüp pazartesi hastaneye dönecek.
Anladım, ona bir sürü sebze vermemiz gerekecek o halde.
Kendi elimle topladığım bu mısırı vereceğim.
Eminim çok sevinecektir.
Evet.
Postacı size bir telgraf getirdi.
Bize mi?
Babam geç gelecek, ne yapsam?
Aç, belki de önemlidir.
Lütfen hastaneye ulaşın.
Annemin hastanesinden geliyor.
Kötü bir şey oldu herhalde!
Nine, ne yapacağım?
Sakin ol. Babanın nerede olduğunu biliyor musun?
İş numarasını biliyorum ama evde telefonumuz yok.
Kanta, eve götür de telefonu kullansın.
Mei, sen burada benimle kal.
Dadıyla kal Mei!
Şehirlerarası bir görüşme yapacaktım.
Tokyo, 31-1382.
Ne cici kız, değil mi Kanta?
Alo? Efendim?
Alo, babamla... Bay Kusabaki ile görüşebilir miyim?
Ben kızı Satsuki.
Baba? Benim, Satsuki!
Merhaba, ne oldu?
Hastaneden mi?
Tamam, ben hemen ararım.
Anneme bir şey mi oldu?
Sen sakın merak etme. Ben hemen öğrenir, seni ararım.
Birazdan arayacağım, bekle.
Babam arayana kadar burada kalabilir miyim?
Tabii, istediğin kadar kalabilirsin.
Satsuki!
Olmaz, bu mısır annem için!
Olmaz, bu mısırı anneme vereceğim.
Dinle Mei, annem pek iyi değilmiş,
bu hafta sonu eve gelemeyecek.
Olmaz!
Elden bir şey gelmez. Daha kötüye gitmesini istemezsin.
Olmaz!
Bir iki gün daha, hepsi o!
Olmaz!
Ölsün istiyorsun, öyle mi?
Hayır!
Ne aptal bir çocuksun Mei. Büyü artık!
Hadi gidelim Mei.
Senden nefret ediyorum Satsuki!
Çamaşırları içeri götürmeliyiz.
O kadar endişelenme Satsuki.
Ninen yardım etmek için burada, neşelen biraz.
Babanız annenizi ziyaret etmek için hastaneye gideceği söyledi.
Ayrıca bir şeyi yokmuş, üşütmüş. Gelecek hafta sonu gelir eve.
Hastaneye ilk gittiğinde de sadece grip demişlerdi ama.
Ya ölürse?
Saçmalama Satsuki.
Belki de ölmüştür bile...
Yapma ama.
Kim sizin gibi iki tatlı kızı bırakıp bir yere gider.
Ağlama, geçti.
Babanız dönene kadar burada kalacağım, tamam mı?
Mei!
Mei!
Mei!
Buraya geldi mi?
Otobüs durağında değil miydi?
Çok garip, nereye gitmiş olabilir?
Şımarıklık yaptığı için onu terslemiştim.
Eminim hastaneye gidiyordur.
Hastane mi gidiyordur?
Büyükler için bile üç saatlik yol.
Gidip bakayım.
Kanta, acele et.
Babana Mei’in kaybolduğunu söyle, herkese haber versin.
Aptal Mei. Zaten hep kaybolur.
Mei!
Affedersiniz.
Küçük bir kız gördünüz mü? Kız kardeşimi arıyorum.
Hayır, sanmıyorum.
Görsek mutlaka hatırlardık.
Diğer taraftan mı gitti?
- Bu tarafa geldiğine emin misin? - Bilmiyorum.
Mei!
Lütfen durun!
Delirdin mi? Ne yapıyorsun?
Kardeşimi arıyorum, ufak bir kız çocuğu gördünüz mü?
Kardeşini mi?
Dört yaşında, sanırım hastaneye gitmeye çalışıyor.
Sen gördün mü?
Biz de oradan geliyoruz ama kimseyi görmedik.
Yine de teşekkürler.
Nereden geliyorum demiştin?
Matsugo'dan.
Matsugo mu?
Ta oradan mı geldin?
İyi şanslar.
Satsuki!
Kanta!
- Buldun mu? - Hayır, sen?
Babam ve diğerleri de arıyorlar. Hastaneye gidip bakacağım.
Sen de eve dön.
Hastaneye gitmeye çalışırken yolda kaybolmuş olmalı.
Göl kenarında bir sandalet bulmuşlar.
Ona ait olup olmadığını bilmiyorlar!
Buldun mu?
Lütfen ona bir şey olmasına izin verme Tanrım.
Burası çok derin, en iyisi diğer tarafı deneyin.
Başka çubuk kaldı mı?
Büyükanne, Satsuki burada!
Nine!
Bu onun sandaleti mi?
Hayır, değil.
Şükürler olsun. Onun olduğuna yemin edebilirdim.
Nine hemen kötüye yordu.
Onun değilmiş.
Madem öyle, nerede o zaman?
Baştan başlayalım.
Acele edelim, hava kararacak.
Yardımlarınız için herkese çok teşekkürler.
- Hepimizin başına gelebilirdi. - Böyle anlarda birlik olmak şart.
Lütfen yardım et Totoro.
Mei kayboldu. Hava da kararmak üzere.
Şu an bir yerlerde korkuyordur.
Totoro!
Totoro, Mei kayboldu ve onu hiçbir yerde bulamıyoruz.
Çok korkuyor olmalı, lütfen onu bulmam için bana yardım et.
Ne yapacağımı bilmiyorum.
Otobüsü göremiyorlar.
ORMAN
BATAKLIĞI
MEZARLIK TAPINAĞI
TAPINAK GÖL
MEI
Mei!
Ağaçlar yol açıyor.
MEI
Mei!
Satsuki!
- Satsuki! - Mei!
Mei!
Satsuki!
Seni aptal kız!
Çok özür dilerim.
Anneme mısır mı götürmek istedin?
HASTANE
Hastaneye mi?
Çok teşekkürler.
Üzgünüm, basit bir soğuk algınlığı için telgraf yollamamaları gerekirdi.
Kızlar çok merak etmiş olmalı. Benim yüzümden yeterince üzüldüler.
Merak etme, sen iyisin ya, onlara yeter.
Hepimiz hastalıkla başa çıkmayı öğrendik. Bu sadece sevincimizi erteleyecek.
Kızlar için çok zor.
En çok da Satsuki için üzülüyorum, o kadar duygusal ki.
Haklısın.
Eve gelince ikisini de bir süre şımartacağım.
Olamaz!
Anneme bak, gülüyor!
Keyfi yerinde gibi.
İyileşip eve dönmek için sabırsızlanıyorum.
Biz de.
Bak.
Bu da nereden çıktı?
Ne?
Kızları ağaçta gülerken gördüğüme yemin edebilirim.
Belki de görmüşsündür, bak.
ANNEMİZE
SON
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.