Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
English
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Sizi geri ararım.
-Leslie? -Evet.
Ben Gabriel Sarda, Cécile de France'ın menajeriyim.
Telefondaki kişi.
Öğlen burada olur demiştiniz,
daha makyajı var.
Saat bir olmuş. Gelmedi mi?
-Hayır. -Birazdan gelir.
Hadi!
Kımıldasana ya!
Biscotte'a kızılmaz!
-Cécile? -Gabriel!
-Neredesin? -Quincampoix-Fleuzy'de.
-Niye? -Biz Westin'deyiz.
Herkes seni bekliyor. Gazeteci, fotoğrafçı...
Hassiktir!
Lanet olsun!
Binicilik dersindeyim.
Kaç ders alıyorsun sen?
Çok iyi öğrendin sanıyordum.
Yok zaten çok iyi biliyorum.
Biscotte'un üzerindeyken telefon yok!
Hatırlatma dersine ihtiyacım var,
o kadar.
Beni endişelendiriyorsun.
Amerikalılar ısrarlı, biniciliği öğrenmelisin.
Anlaştık mı?
Evet, neredeyse mükemmel seviyedeyim.
Yani...
Ben seni birazdan ararım.
Şimdi ormana giriyoruz. -Ne zaman burada olursun?
Bir saate.
Onları oyaladın mı?
Onlara yalan söyledim yine.
Dedim ki çocukların...
-At kokusu! -Doğruca buraya geldim.
Halletmemiz lazım.
Amerikalılar ne oldu? İmzalandı mı?
Aramadılar daha ama bugün haber verecekler.
-Cécile! -Cécile geldi.
-Affedersiniz. -Olsun.
Endişelendik. Çok geciktik ama sorun olmaz.
Affedersiniz.
İşte oldu! Cécile geldi.
Affedersiniz.
Kusura bakmayın.
Yüzünü şöyle çevir.
Bu tarafa bak.
-Her şey yolunda mı? -Evet, sadece şu...
Hayır, gerek yok. Teşekkürler.
Şurayı biraz gamzeli yap.
Cécile, duydum ki
Amerika'da bir film için teklif gelmiş.
Biraz ayrıntı verebilir misiniz?
Bu kayda geçmesin olur mu?
Sadece aramızda.
Henüz bir şey imzalanmadı.
Los Angeles'tan onay telefonu bekliyoruz.
-Ve? -Tamam, söylüyorum.
-Evet? -Tarantino'nun yeni filmi için.
Harika!
Adı Ölümsüzün İntikamı.
Konusu, ölümsüz olan
bir kadın kovboy...
Üzgünüm Gabriel, plan değişti.
Quentin Tarantino, Cécile de France'ı filme almayacak.
Yaş sorunu. Üzgünüm.
Hayda!
Evet, harika.
Yani büyük bir Hollywood prodüksiyonu.
Evet, yani Tarantino'yla çalışmak
en büyük hayalimdi.
Kapılar açılıyor.
Merhaba, ASK ajansı.
Lütfen hatta kalın.
-İyi günler. -Evet... ben de.
-Merhaba, Mathias. -Evet 300.000.
Merhaba, ASK.
20 günlük çekimden bahsediyorsunuz.
Bense 20 yıllık yıldız kariyerinden bahsediyorum.
Koltès piyesini bu hafta görmeliyim.
Salı günü için iki bilet.
Salı günü Kechiche'in filmi var zaten.
Perşembe, o zaman.
Ve yarın için Audiard ve Arestrup ile öğle yemeği.
Ben alayım, sağ ol.
Ama yarın Dany Boon ile öğle yemeğin var.
Amma baş belasısın Magali.
Samuel, sonra uğrar mısın?
Audiard ve Dany Boon ile beraber yemek yiyemem.
Biri birde diğeri, ikide olsun. İki kez yemek yerim.
Clémentine'i ara, özür dileyip bu akşam gelemeyeceğimi söyle.
-Clémentine? Geçen haftaki sevgilin mi? -Başka Clémentine'le yattım mı ki?
-İyi misin Arlette? -Evet, canım.
Bilmiyorum.
Ne söyleyeyim?
Harika olduğunu ama beni sıktığını.
Hayır, bunu söyleme! Aklını kullansana!
Ne bileyim, söyle bir şey işte.
Toplantım olduğunu falan söyle. Doğaçlama yap!
-Gabriel. -Evet?
Cécile'e cevap vermiyor musun?
Ha, evet, arayacağım.
-İyi misin? -Evet.
-Peki sen? -İyiyim.
ASK - SAMUEL KERR AJANSI
Marion Touitout'yu geri arayan oldu mu?
Ya perşembe saat ikide...
ya da cuma 11'de. Peki.
-Merhaba. -Merhaba.
Mathias Barneville için geldim.
Randevunuz var mı?
Yok ama önemli bir şey.
Fotoğrafınızı ve özgeçmişinizi bırakabilirsiniz.
Bakın, bu ajansta sadece yıldızlara yer vardır.
Yani çok hayal kurmayın.
Oyuncu değilim. Sadece Mathias'ı görecektim.
Adınız?
Camille Valentini.
Beni tanıyor.
Randevusuz Mathias'ı görmek...
Deneyeceğim, ama söz veremem. Siz oturun.
Mathias, Camille Valentini geldi.
Seni de rahatsız ettim.
Merhaba, Camille.
Buyurun.
Bir kahve lütfen.
-Peki. Ya siz? -Çay.
-Peki. -Sağ olun.
Niçin aramadın?
Bilmem, sürpriz yapmak istedim.
Resepsiyona ne söyledin?
Görüşmek istediğimi.
Aptal değilim.
Mekân güzelmiş.
Bedava lolipop da var.
Lolipop değil kahve şekeri.
Peki.
Paris'te ne yapıyorsun? Tatilde misin?
-Sayılır. -Ne demek sayılır?
Üç haftadır buradayım.
Burada yaşayıp şansımı denemek için.
Niçin? Mandelieu'yü sevmedin mi?
Çok güzel bir yer.
İnsanlar Côte d’Azur'da yaşama hayali kuruyorlar.
Ama sen hiç istemedin.
-İyi bir işin vardı. -Ya, öyle mi?
İşim neydi?
Kapı kapı dolaşıp iç çamaşırı satıyordum.
Teşekkürler.
Kalacak bir yer, bir iş bulabildin mi?
Evet, küçük bir oda buldum.
Ve bir iş arıyorum.
Düşündüm ki, film sektöründe çok tanıdığın olduğu için,
belki yardımın olur.
Yeni hevesin mi?
Bu bir heves değil, ben ciddiyim.
Filmleri hep sevmişimdir.
Her şeyi yaparım.
Oyuncuların duracakları yeri bantla işaretlerim,
şemsiye tutarım, kahve,
suşi, kokain getiririm...
-Bu benim işim. -Bak,
bu dans, judo gibi öylesine yapılacak bir şey değil.
-Biliyorum. -Bu bir endüstri,
köpek balığı kaynıyor.
Ya herkesi yersin ya da yem olursun.
Çok zor!
Harika!
Eğer sinemayı çok seviyorsan
git bir sinema abone kartı al.
Kusura bakma, elimden gelen bu.
Evet ama bilmiyordum!
Tamam o zaman, iki kere...
Affedersin Samuel.
Hadi yağcı!
Şapka çıkarıyoruz!
Bu bir tatil, emeklilik değil.
Sekiz yılda ilk tatilin.
İyice indirirsen, müşterileri arayamazsın.
Bunların iki hafta sana yakınmasını istemiyoruz.
Caipirinha ve mojito iç...
kızları dikizle ve Pelé'ye selam söyle.
-Sadece dikizleyim mi? -Sen bilirsin.
Hepinize teşekkürler.
Gitmeden son toplantımız.
Önemli haberler?
Benim favorim Pierre Niney, Guillaume Canet'nin kardeşi olarak
Canavarın Gözyaşları'nda rol aldı.
Harika! Gayet iyi!
İki oyuncumuz oldu.
Guillaume Canet'nin kontratı ne oldu?
İlerleme kaydediyor.
Başka? Gabriel?
Cécile de France ve Tarantino?
İyi gitmiyor mu?
Öyle demezdim.
-Hiç gitmiyor. -Hayda!
-Olamaz! -Gabriel?
Evet.
Paris, Los Angeles arası mekik dokuyup onca binicilik,
İngilizce dersinden sonra...
rol için yaşlı olduğundan
onu istemiyorlar.
Cécile mi?
-Bu felaket! -Rol için yaşlı mı? Rol ne, çocuk mu?
Mesele şu ki,
bu bir üçleme, yani üç film
2022'ye kadar çalışma fırsatı,
milyonlar tutarında bir kontrat
ve Gabriel bunu elinden kaçırdı.
Mathias, yeter!
-Bir mülakatta okumuştum… -Hey!
Magali!
Henüz ona söylemedim.
-Olamaz. -Affedersiniz.
-Ciddi misin? -Yok bir şey.
Sonra arayın, teşekkürler.
Yeter bu kadar, ayrılıyorum!
Bir zarfınız var mı?
Magali!
Nereye gidiyorsun?
Bunu yapamazsın Magali.
Böyle ayrılmak felaket olur!
Artık kaldıramıyorum, Andréa.
Burama kadar geldi!
Biliyorum, söylemiştin.
Biraz yorgunluk normal.
Hepimiz öyleyiz, kışa giriyoruz.
Arı sütü iç.
Bisiklete bin! Seni güçlendirir.
Kesin olarak ayrılmazsam
hırsımı senden çıkartabilirim... fiziksel olarak!
Bekle! Böyle mi teşekkür ediyorsun?
Seni yıllarca eğittim!
-Bütün Paris'e tanıttım seni! -Umurumda değil!
Tek isteğim ayrılmak.
Ayrılmıyorsun, ben kovuyorum!
Kovuldun!
Asistansız kaldım.
Terfi ister misiniz?
Hayır, yani çok kibarsınız.
Fakat bu işi istemiyorum.
Yani burada yarı zamanlı çalışıyorum.
Çünkü oyuncuyum.
Söylemiştim, unutmuşsunuz.
Zaten bu aralar bir gösterideyim...
Ben isterim.
Porte des Lilas'da.
Teşekkürler, kalsın.
Siz...
Geliyor musunuz?
Nerelisiniz?
Ben... Côte d’Azurluyum.
Cannes'a yakın.
Festivalde çalıştınız mı?
Evet. Cannes Film Festivali'nde.
Ne yaptınız?
Yani, ilk başta...
İç çamaşırı.
Yıldızlar için.
Acil durumlardan sorumluydum.
Pantolondan çıkan iç çamaşırı, sütyen kopçası kopması...
Malzemelerimle gidip...
"Ağlamayın. Hallederiz."
-Sistemin kalbindeydiniz yani. -Evet.
Efendim?
Tamam, öyle yaparız.
Tamam, sana gönderirim.
Kapatmam lazım.
-Erkek arkadaşınız var mı? -Hayır.
-Çocuk düşünüyor musunuz? -Hayır.
Çevreniz var mı?
Yok, Paris'e yeni geldim.
Babam var ama biraz karışık.
Ona mı bakıyorsunuz?
Hayır.
Doğrudan cevapla.
Seni sabahın dördünde arayabilir miyim?
Pazarları çalışıp her işi yapar mısın?
Akşamları boş olmamak sorun olur mu?
Evet, evet ve hayır.
Hepsine evet.
Pekâlâ...
Hemen başlasan?
Cécile'e yalan söyleyemem.
Cécile yani, onu seviyorum ben.
Kim yalan söyle diyor ki?
Gerçeği söyleme, o kadar.
Yaş konusunda hiçbir şey yapamazsın.
40'ını geçmiş bir kadın oyuncu çok kırılgandır.
Başka kadınların 60 yaşı gibidir
ya da erkeğin 80 yaşı.
Oyuncunun gücü kırılganlığıdır.
Özellikle kadın oyuncuysa. Kristal bardak gibidir.
Hepimiz ondan içmek isteriz
ama çok kırılgan olduğunu biliriz.
Senin işin onu korumak.
Biliyorum, ama...
Halledeyim mi?
Gerek yok. Ben yaparım...
Hadi, uçağını kaçıracaksın.
Her şeyi unut, koy ver gitsin.
Ama hemen geri dön.
-Nerede? -Orada.
-Güneşe dikkat et! -Hoşça kal, Samuel!
Şapkanı iyi indir!
Onu özleyeceğim. Gerçekten.
Biraz daha düşün.
Düşündükçe düşünecek bir şey olmadığını görüyorum.
Peki ne yapıyorsun?
Biraz daha düşünüyorum. Belli mi olur...
-Açma. -Açmayacağım.
Bu zil sesi beni strese sokuyor.
Reddettin.
Cécile de France'ın aramasını reddettin!
Kahretsin!
Siktir! Yüzüne kapatmış gibi oldu ya!
Cécile de France'ın yüzüne kapattın!
Sen yaptın! Kahretsin!
Defol!
Yıkıl karşımdan!
Cécile de France'ın yüzüne kapattı! Baksana!
Bir yıldız!
Menajer başına 80 oyuncu düşüyor.
Rol bulup kontratlarını görüşüyoruz, kariyerlerini yönetiyoruz...
Karşılık olarak yüzde on alıyoruz.
Bu Hervé, Gabriel Sarda'nın asistanı.
Mathias Barneville'in asistanı Noémie.
Pardon, adın neydi?
-Camille. -Camille, evet.
Buraya otur.
Bütün telefonları aç, her şeyi not al
ve hep "Dışarıda randevuda." de. Tamam mı?
Sakın "Sizi geri arar." deme.
Görüşürüz.
Mathias'ın asistanı mısın?
Evet.
-Nasıl biri? -Çok iyi biri.
Başkaları için berbat ama Noémie için ideal erkek.
"Karınız aradı.
Onunla yaşamak istediğinize emin misiniz?"
Saçmalık!
Böyle yapıyorsun.
Efendim, Sophia?
Evet.
Burası muhasebe.
Ortak yanımız yok ama harikalar.
-Selam, ziyarete geldim. -Selam.
Ben Camille.
Biri adamla yatıyor. Ama hangisi söyleyemem.
Evet. Sarışın olan.
Dediğim gibi, şurada bütün...
Klasör işte, değil mi?
-Şimdi Hukuk Birimi'ni göstereceğim. -Evet.
Savaş alanı...
Telif hakları, vesaire.
İran'da nükleer santral açmak
yıldız kontratı yapmaktan kolaydır.
Burada oyuncularımız için gönderilen senaryolar var.
Bunlar her şeyin temeli.
Senaryo yoksa, film yok, para yok, oyuncu yok,
menajer yok, asistan yok. Tamam mı?
Burada daha az var. Arlette kim?
Arlette Azémar, Paris'in en eski menajeri.
O, "menajer" değil, "emprezaryo" der.
Jurassic Park'taki dinozorları o temsil etti.
Peki... Andréa okumaz mı?
Şaka mı yapıyorsun? Andréa her şeyi okur.
Uzun, saçma filmlerden kısa, bağımsız Kürt filmlerine hepsini.
Büyük bir şeyi kaçırmaktan korkar.
Bunun burada ne işi var?
Bu Gabriel'in.
Ve başkalarının senaryolarını çalmayı sever.
-Selam, Antoine. -Selam.
-Bu Camille. -Merhaba.
-Burası basın odası. -Tamam.
Biz buraya "butik" deriz.
-Selam, Nathalie. -Selam.
Bu Camille, Andréa'nın yeni asistanı.
Selam.
Bugün butikte ne var hanımefendi?
Butikte neyimiz var?
JoeyStarr için bir Saint Laurent takımı...
Léa Seydoux için Prada elbisesi...
birkaç parfüm, krem...
Sothys deri temizleme serumu var mı?
Hayır, yok. Hâlâ gelmedi. Kalanları biz alıyoruz.
-Cécile yaştan dolayı mı reddedilmiş? -Evet.
Kırkına girecek.
Bak. En güzel manzara Nathalie'de.
Cécile!
Cécile burada!
Cécile burada!
Gabriel!
Cécile burada!
-Nerede? -Alt katta.
Yukarı geliyor mu?
Yukarı çıkıyor.
Nerede? Asansörde mi?
Yarın, evet.
...görebilir miyim?
Evet, harika.
-Hervé... -Şimdi olmaz!
Hervé!
Hervé!
-Selam. -Selam, Cécile.
-Burada hâlâ menajerim var mı? -Evet, niye ki?
Belki paranoyaklık ama sanki Gabriel beni ekiyor.
Evet?
Saat bir olmuş, öğle yemeğine çıkıyorum.
-Siz benimle... -Evet.
-Beraber çıkalım? -Harika.
-Görüşürüz o zaman. -Tamam.
Burada ne oluyor?
Affedersin.
Bunu açmalıyım, çok acil.
Alo, efendim.
Harika görünüyorsun.
Evet.
Aramanı aylardır bekliyorum.
Hayır, dinle...
Hassiktir!
Sağ olun, çok naziksiniz.
Sıkıntılı bir gün mü?
Sıkıntılı değil ama çok özel.
Benim de öyle. Tarantino meselesi beni...
Anlıyorum.
Sizin için zor olmalı.
Bu ne demek?
Bir şey kaçırdığınız yok. Bunu neden umursayacaksınız ki?
-Bunu? -Yaşınız…
Yaşınızı kabul edin. Doğal haliniz güzel.
Teşekkürler.
Devam edin, ilgimi çekti.
Bütün Amerikalı oyuncular yüzlerini yaptırıyor.
Barbie bebekleri gibiler.
Yani dediler ki...
rol için biraz yaşlıymışsınız.
Ne kadar saçma.
Keşke ben de bu yaşta böyle olabilsem.
Teşekkürler.
-Güle güle. -Güle güle.
-Selam. -Selam.
-Burada ne işin var? -Bir iş buldum.
Harika, değil mi?
İş mi?
Andréa Martel'in yeni asistanıyım.
Ama bu...
Bak...
Bak, ben...
Sabah aşırı tepki gösterdim, seni görmeyi beklemiyordum.
Fakat sinema sektöründe
iş bulman için yardım edebilirim.
Sağ ol ama burası çok iyi.
Bıktırıyorsun, Camille!
-Mümkün değil. -Niçin?
Çünkü yapamazsın. İmkânsız, bu benim hayatım!
Bir şey yaptığın yok, ben de her zamanki gibi kendim yaptım!
Merhaba.
Yani, sen...
Yani... Sen ve o...
Çünkü Mathias, anlayacağın,
o evli.
Tam manasıyla evli.
Merhaba. Siz Cécile de France mısınız?
Hayır, annesiyim. Yani, aslında...
Ben gerçekten resepsiyonist değilim.
Yani bu benim tutkum değil.
Ailem için yaptığım bir ek iş.
Bir de banka müdürüm için tabii...
Aslında ben bir oyuncuyum.
İşte böyle.
Şarap çok güzelmiş.
-İçtiniz mi? -Hayır.
Harika.
Porte des Lilas'da bir gösterim var...
Porte des Lilas demek.
Gelebilirseniz harika olur.
Bu tanıtım broşürü.
Adı Absence...
Teşekkürler.
Bunlar ilginizi çekmiyor mu?
Öyle değil de, sadece...
İş yerinde bir sıkıntı var ve...
İş sıkıntısı mı, Gabriel?
Cécile, ne güzel!
-N'aber? -İyilik, senden?
Seni çok aradım.
Bugün çok yoğundum...
Hâlâ haber yok mu?
Var, aslında!
Daha yeni Miranda Jones ile telefondaydım.
Dedi ki... Gerçeği söyle.
Zaten sana hiç yalan söylemem, Cécile.
Ben hiç...
Bu konuda biraz karışık duygularım...
Söylesene.
Bak, mevzu basit...
Filmde tarih konusunda bir uyumsuzluk var.
Fark etmişler ki Vahşi Batı'da
18'inci yüzyılda,
kadınlar 15 yaşında evlenip
16, 17 yaşında çocuk sahibi oluyor,
30, 35 yaşlarında da ölüyor,
doğum, kolera, frengi hastalığı gibi sebeplerden.
Ben bilmiyordum.
O yüzden düşünmüşler ki...
Yani şey daha iyi olur diye düşünmüşler... Bir erkek oynatmak.
Bir erkek?
Biliyorum, çılgınca! Ben de öyle söyledim.
-Benimle alakası yok yani? -Asla!
Alakası yok!
Tam tersi! Harika olduğunu söyledi.
"Harikaydı, en iyisiydi." dedi fakat...
Bak...
Cécile, hayal kırıklığına uğradığını biliyorum...
fakat başka bir şey bulacağız, söz.
-Başka bir... -Bunu çok istediğimi biliyor musun?
Biliyorum.
Biliyorum ama bu senin için uygun muydu emin değilim.
Senaryo da Tarantino'nun en iyisi değildi sanki…
-Ne oldu? -Seninle çalışmayacağım.
Ne?
Yalancı ve korkaksın. Yaşımdan dolayı olduğunu biliyorum.
Beni savunmayacaksan niye sana yüzde on vereyim ki?
Gerçekten, onları aradım,
her şeyi denedim.
Beni dinlemediler, Cécile.
Cécile!
Hassiktir!
-Beni mi çağırdınız? -Evet, kapıyı kapat.
Mathias'ın Canavarın Gözyaşları için Canet'ye teklifini öğren.
-Ona sordunuz mu? -Evet.
Bana söylemiyor.
Neden bana söylesin ki?
Sana da söylemeyecek.
Nasıl yapacağım o zaman?
Doğaçlama yap.
Hervé burada mı?
-Noémie. -Efendim?
-Bir sorunum var. -Öyle mi?
-Bana yardım edebilirsin. -Sanmam.
Lütfen.
Mathias ile aramda bir şey yok, tamam mı?
Affedersin?
Sorun yok zaten.
Hayır, ben düşünmüştüm ki...
Koridorda ne tartışıyordunuz?
Yani, işe daha yeni başladın sonuçta.
Bir şey yok, yani, ben...
Dışarı çıkıyordum, ona çarptım...
o da kızdı.
Peki. Sorunun ne?
Kontratları hiç bilmiyorum.
Andréa maddelerden, son tarihlerden bahsediyor...
Mathias'ın bir kontratına baksam?
Yenilerden, Canet'ninkine mesela?
Olmaz!
Mümkün değil.
O kimseye kontratlarını göstermez.
Böyle şeyler isteme benden.
Duysa beni fena yapar.
Haberi olmaz.
Kim beni Cécile'e ispiyonladı?
Nerede bu hain?
Köstebek nerede?
Rekabet için, değil mi?
Ne oluyor?
Birisi Cécile'e rol için çok yaşlı olduğunu söylemiş.
StarMédia Ajansı mı acaba?
Para mı verdiler?
-Paranoyaklık yapma. -Ama o ayrıldı!
Beni bıraktı.
Yükselip bir yıldız olmasını izledim onun.
Aslında o daha genç.
Bunu yapanı bir bulursam...
-Bıraksana! -Ne oluyor?
Zımbasını mı kaybetti?
Cécile onu bırakmış.
O bize çok kazandırdı.
Evet, Mathias?
Tabii ki.
Bana yapımcı Miranda Jones'un numarasını bul.
Onu görmeliyim.
Hemen hallediyorum.
Miranda, harika görünüyorsun.
Paris sana yaramış.
Teşekkürler, Mathias. Paris'e bayılıyorum!
Öğrenciyken burada yaşadım.
Ne kadar zaman geçtiğini söyleyemem!
Öncelikle seni rahatlatayım.
Oyuncu kadrosu konusunda Tarantino'nun tereddüdünü anlıyoruz.
Tereddüt büyük sanatçıların bir parçasıdır.
Evet, Quentin çok yetenekli.
Cécile'e çok yazık oldu,
ama karakteri yeniden düşündü
ve 30 yaş altı birini istiyor. Cécile ise...
Evet, biraz yaşlı.
Biraz? 41 yaşında. 40. 40'ına yeni girdi.
Filmi yaptığımızda 41 olacak. Tamam ama 30 gösteriyor.
Üzgünüm, Mathias, karar verildi.
Makaronu gerçekten denemelisin.
-Buranın spesiyalitesi. -Sağ ol.
Ne yapacağımı bilmiyorum.
Hiç mi hiç.
Onunla konuşur musun?
Ben mi? Ne diyeceğim ki?
Ne bileyim.
Sen de kadınsın, aynı yaştasınız...
-Yaşlı kadınlar anlaşır, öyle mi? -Hayır.
Hem ben 34 yaşındayım. Sağ ol yani!
Affedersin, öyle demek istemedim.
Böyle işlerde çok iyisin...
Kadına biraz nefes aldır...
Onu daha da kızdıracaksın.
O yüzden...
Bekle biraz. En azından yarına kadar.
-Bar güzelmiş. -Evet, fena değil.
Etrafına baksana!
Ne var?
Kızlar, Gabriel!
Hayır, hiç havamda değilim.
Öyle mi?
-Kız arkadaşın var mı? -Hayır.
Arıyorsun ama değil mi?
Hem de nasıl!
Şuradaki. Nasıl?
Hangimiz için?
Paris çekimleri için izinleri alabilecek misiniz?
Onu hiç sorma...
Fransa bürokrasisi!
Fransa bürokrasisini eleştirebiliriz tabii.
Fakat tanıdıkların olunca işler bayağı kolaylaşıyor.
-Öyle mi? -Yardım gerekirse, istemeniz yeter.
Kültür bakanını tanıyorum. Kaymakam da arkadaşım olur.
Bilmem ki.
Sizi tanıştırabilirim. Çok zeki ve genç bir kadın.
İşe bakın ki...
Cécile de France hayranı!
En sevdiği oyuncunun bu proje dışında bırakıldığını duymak
onu düş kırıklığına uğratabilir.
Paris'te çekim yapmak mümkün olmayabilir.
Bunu bilmesine gerek yok ki.
Araları çok iyi.
Arkadaşlar arasında bir şey gizlemek zordur.
Paris sahnelerini stüdyoda hazırlamak
çok emek gerektirir.
-Blöf yapıyorsunuz. -Hiç de değil.
Cécile yoksa, Paris de yok.
-Kurtarma operasyonu mu? -Evet!
Biz hep aynı çizgide olduk. İyi şanslar.
-Merhaba, Mathias. -Cécile.
Buyurun.
Buraya koyabilirsiniz.
Güzel buket.
StarMédia zevk sahibi.
Bahçede işim var. Gelir misiniz?
Ajans adına Gabriel olayı için özür dilemek istiyorum. Çok yazık.
Evet.
Beni geri almak için geldiğinizi
biliyorum ama boşuna.
-StarMédia ile mi çalışacaksınız? -Bilmem.
Sanırım onlar da aynı.
Bu sektörde herkes yalancı.
Henüz karar vermedim.
-Yardım eder misiniz? -Evet.
Şurası.
-Kovayı uzatır mısınız? -Kova?
Tabii.
Bir şey değil, kompost.
Toprağı besliyor.
En azında toprak harbi, yalan nedir bilmiyor.
Bak, Cécile...
Hayal kırıklığını anlıyorum.
Gabriel ile güvene dayalı iyi bir ilişkiniz vardı...
Miranda ile konuştuğumu söylemeye geldim.
Tekrar değerlendirecekler.
Biraz geç kaldım ama...
Öyle mi?
Ne söyledi?
Ona evet dedi. İnanabiliyor musun?
-Cécile'i çaldı! -Bazı sınırlar geçilmemeli.
Mahvedeceğim onu!
Gel.
Sağ ol, Mathias!
"Ajansın iyiliği için." deme bana.
Tabii ki öyle, Gabriel.
Korkaklığının maliyetini azaltmak için.
Sen batırdın diye biz de mi batırmalıyız?
Başka iki ajans peşine düşmüştü bile.
Bana 24 saat verseydin geri gelecekti zaten.
-Bu dosya için 24 saatimiz yoktu. -Bu bir "dosya" değil.
-Bu, Cécile. -Evet, Cécile.
Tebrikler.
Gabriel'in yıldızını çok şık çaldın.
Kendini dürüst hissediyor musun?
Utanmışa benzemiyorsun.
Bu insancıl tavırlarını bırakır mısın?
Sadece ajansın bir müşterisini geri getirdim.
Şimdi sana şunu söyleyeyim.
Ona rol için çok yaşlı olduğunu asistanın söylemiş.
Nereden buldun bilmiyorum ama kız bir sorun.
Bunu niye yaptı?
Arkadaş olmak mı istedi?
Böyle davranışlar ajansı tehlikeye atıyor.
Gabriel'e söylemedim.
Ama hallet bunu, olur mu?
İyi günler.
Talihsizlik.
Bir sefer de sevdiğim, hoş,
cüretkâr, akıllı bir asistan buluyorum...
Sonra yanılıyorum. Meğer bir aptalmış.
Tam Provence'tan çıkma.
Cécile ile konuşup nereye varmaya çalışıyordun?
Kuzenin için bir selfie mi? İmzalı bir fotoğraf mı?
Ne yaptığının farkında mısın?
En büyük yıldızlarımızdan birini kaybedecektik!
Mathias geri getirdi ama.
Dikkat çekme lütfen!
Ama öyle olmamıştı.
İspiyoncu değilim ben.
Neyse ki Gabriel'e söylememiş.
Bunu o mu söyledi?
Evet.
Eşyalarını topla.
Kısa ama yoğun bir tecrübeydi.
Her şeyin iyi bir yanı vardır.
Bu boktan işten kurtuluyorsun. Gerçekten.
Noémie, en azından Camille'e hoşça kal diyebilirsin.
Evet, kusura bakma ama şu an
çok acelem var.
Satır aralığını ayarlayıp, düzeltmeler...
Hoşça kal!
-Güle güle. -Peki.
Tekrar karşılaşacağız.
Quentin tekrar düşündü. Seni gerçekten istiyor.
Teşekkürler, harika.
Fakat, ölümsüzün daha genç bir kadın olmasını istiyor.
Yani rolü istiyorsanız değişmeniz gerekiyor.
Anlamadım.
Şanslısınız, sadece yanaklarınızı yaptırmanız gerekiyor.
Estetik ameliyat yaptırmamı mı istiyorsunuz?
Hayır.
Lipofilling.
Tamamen farklı bir şey.
Yağ aldırmanın yüze yapılanı gibi mi?
Üzgünüm ama yüzüme dokundurtmam.
Bekle, Cécile, bu kadar katı olma.
Miranda'yı bir dinle hele.
Bu kadar basit.
Yapacakları şey...
Bitti, bu kadar.
Bebek yüzlü!
"Bitti." demek kolay da...
Botoksla başlıyorlar ama sonra duramıyorlar.
Yanaklarınızı yaptıracak mısınız, onu bilmek istiyorum.
-Ölümsüz olmak istiyor musunuz? -Tabii ki, ama...
Ne diyeyim bilmem ki...
Hassiktir, işte!
Olamaz!
Kontratı bırak!
Ne yapıyorsunuz?
Bak işte sahibin orada.
Buradan geçiyordum...
bir kontratla oynuyordu.
Sanmam. Jean Gabin kontratları sevmez.
Üstlerine işer ama hiç oynamaz.
-Andréa casusluk için mi gönderdi? -Hayır.
Arlette Azémar?
-Evet. -Paris'teki en büyük emprezaryo.
Yağcılığa gerek yok.
-"Emprezaryo" mu dedin? -"Menajer"den şık, değil mi?
En kısa zamanda cevap vereceğim.
-Güle güle. -Güle güle.
Cécile!
İyi misin? Konuşalım mı?
Ofisimde daha rahat oluruz.
Abartmaya gerek yok Cécile.
Ağaran saçları boyamak kadar basit bir şey.
Biliyorum. Bir kadın oyuncuyum sonuçta. Arkadaşlarla...
...hayal edemeyeceğin kadar konuşuyoruz bu konuyu her gün.
Basit bir şey.
Kimisi manikür ya da pilates yapar gibi yapıyor.
Sadece bunu yapmak zorunda kalacağımı hiç düşünmemiştim. Yanılmışım.
Zamanı gelmiş.
Harika bir 40. yaş günü hediyesi!
Bu karım.
Sence kaç yaşındadır?
-Kırk? Kırk iki? -Elli bir yaşında.
Kırışıklar için her yıl biraz botoks...
Nazolabial çizgiler için hiyalüronik asit.
İki yıl önce de yanaklarla
göz kapaklarını yaptırdı.
Etkileyici.
İyi yapılmış.
Rahatsız etmiyor mu?
Hayır, tam tersi. Cerrahı iyi mi?
En iyisi.
Miranda? Ben Mathias Barneville.
Evet. Cécile kabul etti.
Sizde sıkıntı var mı?
Çok iyi.
Binicilik derslerine devam edebilir.
Evet, irtibatta olacağız. Yakında görüşürüz.
Hayır.
İstediğiniz rakamlar elimde. Camille
Sonra ararım, olur mu? Peki.
Camille, bekle!
Camille!
Richard, merhaba.
Çehov harikaydı.
Camille.
Hadi söyle rakamları.
Sonra?
Seni geri alırım.
-Emin misiniz? -Evet.
İşte bu! Teşekkürler!
Bu işi çok istiyorum! Kendimi tamamen vereceğim!
Harika!
Bürona mı gidiyorsun?
Evet.
Hem de nasıl!
-Sıcak mı? -Evet. -Ne yapıyorsun? -Çalışıyorum.
Alice Tiscalini. Tanıyor musun?
Gerçekten çok iyi.
Hak ediyor musun bilmiyorum.
Evet. İyi ışık alıyor.
Özellikle de kıçı.
Tam da şey yaparken geldin...
Biraz tiyatroda oynamış...
birkaç da kısa film.
Tam da bize göre.
Bakir tarla.
Cécile menajerini değiştirince yerine birisini mi arıyorsun?
Ayrıldıktan hemen sonra arkadaşlık sitesine girmek gibi!
-Terk edilince öyle mi yaptın? -Yapma ama Arlette!
Sanırım Samuel sana kararlı olmayı öğretmemiş.
Ne yapmamı bekliyorsun?
Mathias'a geçeli benimle konuşmuyor bile.
Ona geçtiğine göre...
memnun demek ki.
Öyle mi sence?
-Ne? -Öyle mi sence?
-Mathias daha mı iyi? -Ne diyorsun sen?
Cécile'i tanırım. Mathias gibilerden nefret eder.
-Peki... -Kesin kandırmıştır onu.
Evet haklısın, orada öylece yat, bir şey yapma!
Merhaba, Cécile de France'ı arıyorum.
Şurada.
Cécile! Konuşmalıyız.
-Burada ne işin var? -Dursana!
Tamam da duramıyorum.
Cécile, biniciliğin berbat.
Çok iyi biliyorum demiştin.
-Yalan söylemişsin. -Söylemedim, Gabriel.
Yakında öğrenirim sanmıştım.
O zaman yalan olmayacaktı.
-Şuna bak, hiç beceremiyorsun. -Sen de bana yalan söyledin!
Yalan var, yalan var.
Seni incitmek istemedim o kadar.
-Bekle! -Uzaklaşın beyefendi!
Cécile, bekle! Dizginleri tut!
Cécile, düz dur!
Dikkatli ol, yola çıkıyorsun.
-Kliniğe ne zaman gidiyorsun? -Yarın.
Yorum yok mu?
Hayır, niçin yaptığını anlayabiliyorum.
Bunun için değer.
Bu...
-Bu filmi çok istedik. -Evet.
Klinik harika. Mathias buldu.
Mathias bulduysa...
Sen bir aptalsın.
Benimle gelir misin? Tek başına korkuyorum.
Mathias'ın zamanı yok.
-Lütfen! -Bir bakayım.
"Bir bakayım."
Geldiğin için sağ ol. Mecbur değildin.
Hayır, gelmeliydim.
Öyle yapma ama.
Kararımı verdim, büyütülecek bir şey yok.
Evet, öyle, haklısın.
İnsanlar sürekli yapıyor bunu.
Biraz araştırdım, sorun yok. Peki, sonra görüşürüz.
Sonra seni ararım, olur mu?
Peki.
Merhabam Dr. Lubek ile randevum vardı.
-Ben Cécile de France. -Selam.
Siz oturun, ben de doktora söyleyeyim.
Geldi.
-Bayan Cécile? -Evet.
-Doktor bir dakikaya sizinle görüşecek. -Teşekkürler.
-Hâlâ burada mısın? -Yapmayacağını biliyordum.
Asla!
-Çok iyi bir oyuncusun. -Oyuncu olan sensin.
Harika bir oyuncu olan sensin.
Asla ölümsüz olmayacağım.
Hadi gidelim.
Koruyucu meleğim Gabriel,
menajerim olmak ister misin?
Hem de çok!
Bazı ilgi çekici
profillerin bir listesini yaptım.
Canet'nin kontratı lütfen.
Oyunculuk ödülü...
-Erkek mi kadın mı? -Yani...
Kontrol et.
Affedersiniz, sevgili arkadaşlar.
Mutlu görünüyorsun.
Büyük bir kontrat kaybettik.
Ama harika bir oyuncuyu kaybetmedik.
Ama kontratı kaybettik.
Rio'dan aramanız var.
Bağla. Bu, Samuel.
Samuel, toplantıdayız. Hoparlörü açtım.
-Brezilya'da Portekizce konuşulur! -Ben Samuel değilim.
Jean-Louis d'Entremont.
Rio'daki Fransız konsolosluğundan arıyorum.
Size kötü haberlerim var.
Bay Samuel Kerr vefat etti.
Efendim?
Hastanede vefat etti, ölüm sebebi...
Ne?
Verilen bilgiye göre...
bir eşek arısı yutmuş.
Şaka mı bu? Üzgünüm ama hayır.
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.