Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Interlingua
Irish
Italian
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Punjabi
Quechua
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Nihayet geldim.
Ōoku.
Doğum Kutlama Merasimi hediyelerinizi bana teslim edin.
Sıraya girin.
Ōoku erkeklere yasak.
Sadece geçiş izni olan kadınlar girebilir.
Ōoku burası mı?
Çok heyecan verici bu!
Sağ olun!
Çok şükür!
Dağılmamışlar.
- Ne olduklarını biliyor musunuz? - Bilmiyorum ama eminim çok lezzetlidirler.
- Manolya yaprağında misolu pirinç topu. - Güzel kokuyorlar.
- İster miydiniz? - Efendim?
Ōoku'da beni gözetecek herkese yetecek kadar yaptı büyükannem.
Ben buraya Ōoku'da çalışmaya geldim.
Adım Kame.
Ben de bugün Ōoku'da çalışmaya başlayacağım.
Benim adım da Asa.
Karşı koymak resmen imkânsız
miso ve manolya yapraklarının yanık kokusuna.
Şey, isterseniz tadına bakabilirsiniz.
Çok makbule geçer.
Hey!
Siz ikiniz Asa ile Kame hanımlarsınız, değil mi?
Vay canına, ikiniz de söyledikleri kadar güzelmişsiniz.
Teveccüh ediyorsunuz.
Çok memnun oldum.
Uzun yoldan geldiniz, yorulmuşsunuzdur.
Sakashita ben, saray muhafızıyım.
Ōoku'nun kapı kulu olarak Nanatsu Kapısı'nı korurum.
İzninizle eşyalarınızı alayım.
Çok teşekkür ederim.
Ancak benim tek eşyam bu, kendim taşırım.
Anladım! Fakat Kame Hanım, sizin ne çok eşyanız varmış.
Sakashita-sama, lütfen anneannemin pirinç toplarından tadın.
Çok güzel kokuyorlar!
Ne olur ne olmaz, size aşk iksiri hazırlayayım mı?
Sen de kimin nesisin?
Ben naçizane bir ilaç satıcısıyım.
Herhangi bir kadını kolayca efsunlayacak İngiliz aşk iksirleri gibi şeyler satarım.
İstemez!
Sen bayağı kuşkulu bir tipsin.
Hem bu üstündekiler ne böyle?
Asa Hanım, Kame Hanım.
Böyle tiplerden uzak durmalısınız.
Bunlardan hayır gelmez.
Tamam, bu konuşmayı daha sonra sürdürelim.
Ne âlem adamsınız!
Hoşça kalın!
Hiramoto, artık Ōoku'dayız.
Kendine gel.
Biraz dur Saburomaru. Yaklaşan güzel kadınlar seziyorum.
Şu ikisi muhteşem değil mi?
Kendine hâkim ol!
Böyle yapmaya devam edersen iznini iptal ederim!
Biraz rahat olsana. Keyfimize bakalım.
- Emin olmak için izinlerinizi göreyim. - Nasıl? Nerede bu?
Kıdemli hizmetçiler Awashima-dono ve Mugitani-dono sizi bekliyor.
İlk izlenim her şeydir. Bol şans.
Kendimi derhâl takdim edeceğim.
Pirinç topunuzu yemeyi unutmayın!
Teşekkür ederim!
Hey, sen!
Şu aşk iksirini hazırlayayım mı?
Ōoku senin gibilere göre bir yer değil.
Yüce Efendimize hizmet etmek üzere bir araya gelmiş kadınların yeri.
Nanatsu Kapısı'ndan ileri gidemezsin.
İzinsiz girmeye kalkarsan görüldüğün yerde kellen alınır.
Sonra görüşürüz ilaç satıcısı!
Bana aşk iksiri gerekmez!
Bir, iki...
MONONOKE THE MOVIE: THE PHANTOM IN THE RAIN
Selam olsun.
Selam olsun.
Bu, Baş Hizmetçi Awashima-sama.
Ben de günlük işlerden sorumlu Hizmetçi Mugitani'yim.
- Benim adım Asa. - Benim adım Kame.
Hizmetinizdeyiz.
Lütfen için.
Bu su, bizi gözeten Su Tanrıçası'nın suyudur.
Ōoku'da yaşayan tüm kadınlar her sabah bu sudan içer.
Su Tanrıçası'nın koruması altında
her daim bir halef vermeye hazır oluruz.
Şimdi de evden getirdiğiniz en kıymetli eşyanızı alıp
bu kuyuya sunun.
Bugüne kadar olduğunuz kişiyi geride bırakın.
- Bugüne kadar olduğum kişi... - Geride mi?
Hepimiz Yüce Efendimizin malı hâline geliriz.
- Ruhumuzu ve bedenimizi sunarız. - Eşya işte.
Tabii ya!
Yapabilirim.
Bu pirinç toplarını bana büyükannem verdi.
Düşündüm de hep beraber
onların tadına bakabiliriz ama...
Ne?
Eminim ki bu, kararlılığını arttırmana yardım etmiştir.
Selam olsun Utayama-sama.
Selam olsun Utayama-sama.
Selam olsun Utayama-sama.
Kıymet verdiğiniz tüm eşyalara sıkı sıkıya tutunursanız
görevlerinizi yerine getiremezsiniz.
Affedersiniz.
Kıymet verdiğimiz şeyleri atmak görevlerimizden biri mi?
Amanın.
Sözünü hiç sakınmıyorsun, öyle mi?
Küçük yaşımdan beri yazı yazmakla haşır neşirim.
Elde ettiğim başarılar sayesinde bana buraya gelme imkânı tanındı.
Bu nedenle babam bana çalışmalarıma devam etmemi buyurdu.
Öte yandan benim atacağım o kadar kıymetli bir şeyim yok.
Atacağın hiçbir şey yok mu yani?
- Bu tarağı bana büyükannem verdi. - Kame!
Şans getirmesi için saklamamı söyledi.
Dur! Bunu yapmana hiç gerek yok.
Evet, var.
Ōoku'da başarılı olmam gerekiyor.
Bir şey
şekil aldı.
Islanacaksınız.
Utayama-sama!
Buna şahit olduğunuz için özür dilerim!
Hey, sen! Ne yaptığını sanıyorsun? Biraz saygı göster.
Bu, Ōoku'nun başındaki Utayama-sama'dır
ve bu da Cariye Botan-sama'dır!
Awashima-san, bakıyorum da yeni gelen bu kız çok terbiyeli.
Kusura bakmayın! Görevlerini yapacak kafa yapısından yoksun olduğu anlaşılıyor.
Hayatımı görevlerime adamaya hazırım ben.
Ōoku kendinizle ilgili tatmin yaşayacağın bir yer değildir.
Ne demek istiyorsunuz?
Ne cüretle Utayama-sama'ya karşılık verirsin?
Kendi yolunuzu çizmektense Ōoku'ya katkıda bulunmanız gerekir.
Ben de bu amaçla buradayım, siz de öylesiniz.
Görevlerinizi yerine getirdikçe
daha üst düzey bir bakış açısı edineceksiniz.
Üst düzey bakış açısı...
Zamanla farkına varacaksınız ki
yüreğinizde yer alan kuşkunun hiçbir ehemmiyeti yokmuş.
Bunu ben de aklımın bir köşesine yazacağım!
Utayama-sama, gidelim.
Beyefendileri bekletmesek iyi olur.
Mugitani-san, siz de haddinizi aşmamaya özen gösterin.
Nasıl isterseniz!
- Sakashita-dono. - Ne var?
Bütün bu vesvesenin sebebi nedir?
Merasimden haberin yok mu senin?
Para kazanma fırsatının kokusunu aldım.
Olacak şey değil.
Yüce Efendimizin eşi Yukiko-san, Yüce Efendimizin çocuğunu dünyaya getirdi.
Bu büyük festival onun kutlaması.
Bu tür bir merasim genelde doğumdan önce yapılmaz mı?
Şeyden öyle oldu...
O durum biraz karışık.
Utayama-sama az sonra burada olacak!
Affedersiniz! Lütfen durun! Burası Utayama-sama'nın...
Sorun değil.
Sizi beklettiğim için kusura bakmayın.
Benim adım Saburomaru Tokita. Bu da Hiramoto Saga.
Biz de daha şimdi geldik.
Doğum Kutlama Merasimi'ni iki ay önce neden erteleme...
Siz bu işleri bana bırakın.
Bu işler size bırakılamayacağı için buraya gönderildik.
Raporda belirtildiği gibi oldu.
Sırf hazırlıkların yetişmemesi durumu açıklamaz.
Durumu çoktan Konsey Üyesi Otomo-sama'ya anlattım.
Bize bu durumu kendi içimizde çözmemiz söylendi.
Otomo-sama mı?
Ben Otomo soyundanım ve Ōoku'ya hizmet ediyorum.
Adım Botan.
Duyduğumuza göre Yukiko-sama çok zor bir doğum yapmış
ve çok bitap düşmüş.
Bazıları bu durumu
doğum merasiminin iki ay önce yapılmamasına yoruyor.
Başka bir deyişle sorumlusu sizsiniz Utayama-dono.
Bunu anlıyorum.
Bu nedenle ender görülen bir kararla merasimi doğum sonrasına bıraktık.
Bizim görevimiz Ōoku'yu denetleyerek...
Ōoku, Yüce Efendimize aittir.
Haddinizi biliniz.
Kusuruma bakmayın.
Ancak hükûmet bizi buraya merasimi denetleyip sorunsuz geçtiğinden
emin olmak için yolladı.
Otomo-sama size bunu söylemiş olmalı.
Elbette. Ancak her yere burun sokmaktan ve Ōoku'daki kızlarla
aşırı haşır neşir olmaktan uzak durmanızı isteyeceğim.
Burası Ōoku. Normalde erkeklerin girmesi yasaktır.
Görevinizi yapıyor olabilirsiniz ama kuralları çiğneyenler cezalandırılır.
Kim olurlarsa olsunlar.
Pekâlâ. Yarın çalışmaya başlamamız için gerekli ayarlamaları yapın.
Anlaşıldı.
Suma susadı.
Hayır.
Kiyo da susadı.
Hayır.
Fuki susamadı.
- Hanım. - Emredin!
Ben susadım.
Yine mi Fuki-sama?
Yüce Efendimiz oldukça hevesli, değil mi?
Ōoku'da kabaca 2.000 kız görev alır.
Gün doğmadan önce herkese kahvaltı hazırlayacaksınız.
Ne?
Kusuruma bakmayın!
Öncelikle dördüncü binadaki 50 kişiye yemek hazırlayacaksınız.
Hazır olduğunuzda 100'e çıkacak.
100 mü?
Başlamadan önce kendiniz kahvaltı etmeyi unutmayın.
Anlaşıldı.
El yazın çok güzel Asa-chan!
Gün doğmadan yetişmek için bizim kaçta kalkmamız gerekecek?
Ben her gün komşularımıza kahvaltı hazırlardım.
Sorun olmayacaktır.
Ben daha önce hiç kahvaltı hazırlamadım ki.
Saburomaru-dono Cariye Fuki-sama'nın kardeşiymiş.
Tokito ailesinin üçüncü oğluymuş.
Bu bir şeyi değiştirmez.
Doğum Kutlama Merasimi'ne aynı şekilde devam edeceğiz.
Tokita ailesi son zamanlarda ivme kazanmaya başladı.
Onlarla çatışmaktan kaçınıp nüfuzlarını arttırmak isterim.
Bir Otomo olarak benim düşüncem budur.
Utayama-sama, siz de Otomo ailesinin koruması altındasınız.
Acaba onlara bir işe yaradıklarını mı hissettirsek ki?
İkinizin de mevkisi uşak olacak ve ikinci kattaki bir odada yatacaksınız.
Awashima-sama'ya hizmet...
2.000 kız mı?
Ve bunlardan sadece sekizi Yüce Efendimize cariye olarak hizmet eder.
- Temizlik için... - En uzun yolculuk tek bir adımla başlar.
...inisiyatif alın.
Nasıl isterseniz!
Tabii ya...
Cariyeler geliyor. Onlara mutlaka yol vermelisiniz.
Fuki-sama'yı süsleyen çiçekler gibi olduk.
Cariyeler geliyor!
Anlaşılan artık Yüce Efendimizin gözü Fuki-sama'dan başkasını görmüyor.
Beni duymadın mı?
Çok özür dilerim!
Umarım Yüce Efendimiz arada sırada süs çiçeklerini de koklar.
Yüce Efendimiz benimle ilk olarak henüz bir tomurcukken konuşmuştu.
Eminim sizin zamanınız da gelecektir.
Fuki-sama!
Selam olsun.
Amanın, ne kadar güzelsiniz.
Sen yeni olmalısın.
Evet! Benim adım Kame.
Selam olsun.
Sen burada daha ne kadar vakit öldüreceksin?
Hadi, kapatıyoruz!
İlaç satıcısı olsam da öldüreceğim şey sırf vakit olmayacaktır.
Sen içmiyor musun?
Yok, buradaki işimiz bitene kadar içmemeye karar verdim.
Amma sıkıcı adamsın yahu.
Bu görev sandığımdan da zor olacak galiba.
Tek yapmamız gereken güzel kızlara bakmak.
Daha ne olsun?
Ōoku, Yüce Efendimizin halefini dünyaya getirmekten fazlasını yapar.
Orasını anladık.
Şogunluk ile Ōoku aynı madalyonun iki yüzüdür.
Dışarıda kurulan güç ilişkileri burada ayakta tutulur.
Siyaseti boş ver.
Hiç halef dünyaya gelmezse Ōoku'nun ne anlamı kalır ki?
Kusura bakma, niyetim ablana laf etmek değildi.
Görevimiz, Doğum Merasimi'ni gözetmek.
Ōoku dışındakiler Utayama-dono'yu hedef alıyorlar.
Şu yaşlı kadını.
Onu sevmedim.
Dışarıdakilerin Ōoku'nun içindeki emellerine ulaşması niye zor, anladım.
Utayama-dono'nun etkisini o yüzden azaltmak istiyor olmalılar.
Yüzündeki ifadeye katlanamıyorum. Sanki küçük dünyaları o yaratmış.
Tokita ailesinin üçüncü oğlu olmak zor olmalı.
Bu işi Fuki-dono sayesinde aldığından
sonuç elde etmen gerekecek.
İki ay önceki Doğum Kutlama Merasimi niye ertelendi?
Bir sebebi olmalı.
Belki de Utayama-dono
gereğinden fazla süredir gücü elinde tutuyordur.
Baksana, o su çok kötü kokmuyor muydu?
Evet.
Küflü bir kokusu vardı.
Awashima-sama ile diğerleri nasıl oluyor da öyle kolayca içiyor?
Yangın çıkarmamaya dikkat edin!
Yüce Efendimiz için içtiklerinden mi ki?
Keşke ben de bir an önce Fuki-sama gibi cariye olabilsem.
Çok güzel bir kadındı.
Fuki-sama bugün önünden geçerken Mugitani-sama'nın da gözleri parladı.
Fuki-sama bu!
Ne kadar güzel.
Cariyelerin hepsi güzel.
Seninkiler de parladı ya Asa.
Şahsen ben
göz alıcı bir cariye olmaktansa
bir beceri edinmeyi tercih ederim.
Şu an için amacım resmî kâtip rolünü üstlenmek.
Son zamanlarda Yüce Efendimizin Fuki-sama'ya yönelik alakasının boyutu da...
Sorun şu ki Yukiko-sama'nın çocuğu yine kız oldu.
Fuki-sama çok becerikli biri olmalı.
Bu gidişle Yüce Efendimizin halefini doğuran...
Asa-chan, elinden her iş gelirmiş gibi bir hâlin var.
Ōoku'da kalabileceğimden emin değilim ben.
Bir şey olmaz. Beraber çok çalışırız.
Yukiko-sama bir süredir seçilmiyor.
Fuki-sama'nın nüfuzuysa artmaya devam ediyor.
Botan Otomo-sama'ya gelince...
Gece faaliyetleriyle pek ilgilenmiyor gibi.
Asa-chan!
Seninle tanıştığım için çok mutluyum Asa-chan.
Ben de.
Yarın sabah erken kalkacağız, uyuyalım hadi.
Tamam. İyi geceler.
İyi geceler.
İKİNCİ GÜN
Talihsizliğin her türlüsü
Günah ve iffetsizlik
Arınsın
Temizlensin
Göklerin iradesiyle
- Su Tanrıçası ateşten hazzetmez. - Bizi koru
Bize talih bahşet
Utayama-sama.
Selam olsun.
Selam olsun.
Bir süre önce ertelenen Doğum Kutlama Merasimi'ne
artık üç günümüz kaldı.
O gün buraya pek çok misafir gelecek.
Geriye kalan birkaç gün içerisinde,
hazırlıklar sürerken hepinizin odaklanmanızı istiyorum.
İzni olan kadınlar girebilir!
Merasim için getirdiğiniz hediyeleri bana teslim edin!
Ōoku'ya erkekler giremez!
Merasime daha var mı?
Doğum Kutlama Merasimi'nde görev alacakları açıklıyorum.
Doğum Kutlama Merasimi'nin koordinasyonu Awashima'ya emanettir.
Baş hizmetçilik görevinin yerini ileri gelenleri karşılama görevi alacak.
Dekorasyondan yiyecek ve içeceğe kadar her şey seri şekilde organize edilmeli.
Awashima'nın talimatlarına herkes uyacak.
Doğum Kutlama Merasimi'ne 100'ü aşkın kişi katılabilir.
Oturma düzeninden gidenleri geçirmeye kadar
hiçbir hataya yer yoktur.
Mugitani, hizmetçilikten baş hizmetçiliğe geçecek
ve o makamın görevlerini ifa edecektir.
Şogunluk ile güçlü beylerin ilişkisine hâkim olan biri
Mugitani'ye destek verecektir.
Bu görevi Cariye Otomo'ya vereceğim.
Mugitani, işin inceliklerini Otomo'dan mutlaka öğren.
Nasıl isterseniz.
Ve daha dün gelmiş olmasına rağmen
Asa'dan da bir isteğim olacak.
Şogunluktan gelen müfettişler olan
Saburomaru Tokita ile Hiramoto Saga'ya Asa rehberlik edecek.
Sıra dışı olsa da
Asa'ya hizmetçi ünvanını atayacağım.
Siz ikiniz de bir şeyler söyler misiniz?
Aferin Asa-chan!
Benim adım Saburomaru Tokita.
Asa-dono, rehberliğinize minnettarım.
- Tokita! Fuki'yle akraba mı? - Niye böyle rahat?
...ve bize yardım edeceğinize eminim Mugitani-dono.
Hazırlıklarla ilgili hiçbir şeyin ters gitmediğinden emin olmak için,
normalde buraya erkekler giremese de bu iki bey özel olarak görevlendirildi.
Asa, onlara münasip şekilde rehberlik et ve hiç kimsenin bizi denetlemesine
ihtiyacımızın olmadığını anlamalarını sağla.
Burası Ōoku!
Herkes kendini Ōoku'ya adasın!
Derhâl görev yerlerinize.
Nasıl isterseniz.
Asa Hanım ile Kame Hanım ne yaptı acaba?
Sakashita-dono,
o ikisinden ne gibi bir beklentiniz var?
Asa Hanım'a bir şey olmaz ama Kame Hanım için endişeliyim.
Fazla iyi kızlar genelde zorluk çeker.
Ancak başarılı kızlar da
o kadar çok değişir ki
onları bir dahaki görüşünde âdeta farklı biri olurlar.
Asa-chan!
- Ōoku'nun yol yordamına çalıştım. - Kame-chan...
Rehberlik yapmana yardım edeceğim.
Sonrasında da mutlaka asıl işlerimi hallederim.
Olur mu?
Sözünü tutmanı bekleyeceğim.
Kısa bir süre önce
bahsettiğim şekilde tamamen değişen bir kız oldu.
O kız şimdi nerede?
Duyduğuma göre Ōoku'dan ayrılıp memleketine dönmüş.
Duyduğuna göre mi?
Peki bu kızın adı neydi acaba?
Neden sordun?
Senin gibi birine neden söyleyecekmişim?
İleride de yatak odası var.
Düşünsenize, Fuki-sama dün buradan geçip
gece görevlerini yerine getirmeye gitti.
Ay! Ne kadar da heyecan verici!
Pek çok şey öğrendim. Bunun için size minnettarım.
Buradaki her şey çok etkileyici.
Asa-dono, siz Ōoku'ya katılalı ne kadar oldu?
Beni etkiledin Kame-chan.
Bildiklerin beni şaşırttı.
Merasim için hazırlanan pirinç kekleri Ōoku'da gezdirilip
son olarak buraya getirilecek ve resmî kâtip tarafından...
Saburomaru, bu iki kızdan hangisini tercih edersin?
Çalışıyoruz, kabalaşmasana.
Utanmana gerek yok.
Arındırma tuzu şimdiye dek gelmiş olmalıydı.
Kötü hava koşulları nedeniyle gecikmiş.
Ne olur ne olmaz yerel bir toptancıdan almayı düşündüm.
Asa'ya aldırırsın.
Asa Hanım'a mı?
Kame-chan!
Awashima, sen Ōoku'ya geleli kaç yıl oldu?
- İyiden acıktım. - Altı yıl oldu.
Bir karar aldım.
Yeteneği ve motivasyonu olanlara biraz daha fazla iş vereceğim.
Buna sen de dâhilsin.
Fakat ilk günden hizmetçi rolünü üstlenmesi...
Kitagawa bile...
Awashima-san, şuna bir bakın.
Sizce bu, yeni başlayan birinin yazısı gibi mi?
Bunu Asa-san yazdı.
Herkes kendini sever.
Hepimiz tanınmak, sevilmek
ve kıymet görmek isteriz.
Bu isteklerimizi kendi başımıza tatmin edemeyiz.
Komşularımız tarafından tatmin edilmek isterken
onlarla karşılaştırılırız.
Bu kişiler sınırlı sayıdaki pozisyon için bizimle rekabet hâlindedir.
Çok çalışacağıma yemin ederim.
Sizinle sadece konuşmak istiyorum.
Bugün hayatımda geçirdiğim en uzun gün oldu galiba.
Demek özel odalar böyle oluyormuş!
Umarım yakında bana da verirler!
Sen bir harikasın Asa-chan.
Senden başka kimse resmî bir makama
bir günde atanmamıştır bence.
Beni bu göreve Utayama-sama atadı. Çok çalışmalıyım.
Tamam, bırakayım da çalış.
- Ne? Hemen mi gidiyorsun? - Özel odalara bir göz atmak istemiştim.
Ben basit bir uşağım, yatak yapmam gerek.
Anlıyorum.
Yarın görüşürüz.
Evet! Yarın görüşürüz.
Şemsiyesi...
Kusura bakma.
Onu orada ben unutmuşum.
Oda değiştirdiğimde
orada bırakmışım.
Bu oda benden önce sizin miydi?
Doğru.
Benim adım Kitagawa.
Kitagawa-sama, benim adım Asa.
Yapma ama. Resmiyete hiç gerek yok.
Kimononuza bakılacak olursa
resmî kâtip olmalısınız Kitagawa-sama.
Böyle ünvanların
sadece Ōoku'da ehemmiyeti vardır.
Küçük bir çocukken babamla Ōoku'yu ziyaret etmiştim.
O zamanki Doğum Kutlama Merasimi bana ilham kaynağı olmuştu.
O zamandan beri Ōoku'da çalışmayı hayal etmişimdir.
Kâtip, güzelim dansçıların arkasında fırçasını öyle ihtişamlı savuruyordu ki
o manzara karşısında büyülendiğimi hatırlıyorum.
Son Doğum Kutlama Merasimi'nde benim o rolü üstlenmem gerekiyordu.
Bir sorun çıkınca iptal edildiğini duydum.
Doğru.
Bu fırça çok güzelmiş.
Resmî kâtip rolüne başvursana.
Mümkün değil.
Oralara gelmeme daha çok var.
Seninle yine konuşmak isterim.
Biz baş başayken mevkilerin önemi yok.
Çok teşekkür ederim.
Benim için o bebeğe göz kulak olur musun?
Onu görmeye de tekrar geleceğim.
Kendine iyi bak, iyi dinlen.
Peki.
İyi geceler!
Kitagawa-san...
ÜÇÜNCÜ GÜN
Talihsizliğin her türlüsü
Yapma, ayıl artık.
Üzgünüm...
Hep sana ayak bağı oluyorum.
Yapacak bir şey yok.
Temizlensin
Göklerin iradesiyle
- Hadi! - Evet!
- Baba! - Baba!
Aferin size kızlar.
Buranın hâli ne böyle?
Bu işi dün yapmanı söylemedim mi ben sana?
Unuttun mu yoksa?
Yok, ondan değil de...
Özür dilerim! Şimdi hemencecik yaparım!
Şimdi mi yapacaksın? Asla kurumazlar!
O yüzden dün yapılması gerekiyordu ya!
Bugüne erteleyebileceğin bir şey değildi.
Hem zaten bugün yapman gereken başka işler yok mu senin?
Olacak iş değil.
Yarım yamalak iş yapmaya utanmıyor musun?
Bir sorun mu var?
Asa-san! Görevleri!
İşlerini bitirmemiş!
İçtenlikle özür dilerim.
Ben kontrol etmemişim.
Kabul edilemez.
Dün istediğim arındırma tuzunu ne yaptın?
O konuda ne halt ettin acaba?
Evet.
Sizden talimat alır almaz birini almaya yolladım.
Bu sabah erkenden geldi.
Hiç değilse Asa-san iyi iş çıkarmış.
Ama bir de sen varsın.
Awashima-sama!
Kame bu sabah kahvaltı hazırlamaya da kalkmamış.
Buna ne diyorsunuz?
Öyle olmadı.
Kame-san'dan yardım istemediğim için hata bende.
İki kişinin yapacağı bir iş olsa da
tek başıma hallederim sandım.
Böyle düşünmekle hata etmişim.
Şunu mu diyorsun?
Elinden gelen tek iş erkeklerle fingirdemek mi yani?
- Demeyin! - Mugitani-san!
Dünkü işlerinden seni erkekler alıkoydu, bugün de vakitli kalkmadın!
Tembel misin, aşüfte misin, anlamak mümkün değil.
- Erkeklerle... - Bak sen! Duygularını mı incittim yoksa?
- Öyle demek... - Ne demek istedin?
Bu kadar yeter!
Kame-san, eşyalarını toplayıp Mugitani-san'ın odasına geç.
Görevlerinin ne gerektirdiğini en baştan öğreneceksin.
Ve Mugitani-san,
bir Ōoku hanımına yakışır şekilde davranın lütfen.
- Evet. - Hatalı olan ben olduğumdan...
Bak sen.
Daha yeni terfi ettin.
Kame Hanım'a da mı sen eğitim vereceksin?
Evet. Görevim bunu gerektiriyorsa
- kabul ediyorum. - Ne?
Ben...
Ben bundan böyle dikkatli olurum! Çok çalışırım!
- Hayır! - Özür dilerim!
Bu kızı yola getirme sorumluluğunu ben üstleniyorum!
- Özür dilerim! - Kame...
Ellerin ne güzel.
Görünen o ki hizmetçilerden biri iki ay önce hastalanmış,
sonra da Ōoku'dan ayrılmış.
Doğum Kutlama Merasimi'nin
niye ertelendiği de kimseye tam olarak anlatılmamış.
Şogunluğa söylesek de müdahil mi olsalar?
Ne kadar da güzel bir zımbırtıymış!
Bu bir ölçüm aletidir.
Ölçüm mü?
Nasıl çalışıyor peki? Ve neyi ölçüyor?
İnsanların...
İnsanların?
...göremediği şeyleri ve o şeylerin ne kadar uzakta olduğunu.
Sen var ya...
Görevlerini hiç ciddiye almıyorsun, değil mi sen?
Çok belli.
Ben elimden geleni yapıyorum.
Ama sabahları erken kalkamıyorum.
Bana söylenenleri hatırlamaya çalışıyorum ama sonra hep unutuyorum.
Başkaları kadar iyi çalışamıyorum
ve işlerimden sürekli geri kalıyorum.
Sen zaten en başından Ōoku'ya niye geldin ki?
Neden buradasın?
Senin gibileri çok gördüm ben.
Sırf göze hoş görünüyorsun diye aylaklık yapabileceğini sanıyorsun!
Tek derdin Yüce Efendimizin koynuna girmek!
Bu doğru değil.
Geldi!
Hayır! Dur! Bırak!
Niyetin bu işi ciddiye almaksa
hiçbirine ihtiyacın olmayacak!
Hayır!
Ne dedim ben sana?
Bu çizgiyi aşarsan kellenden olursun.
Bir mononoke
ortaya çıktı.
Dur!
Ne?
Acil durum var!
Arkada mı?
Hey, sen! Buraya izinsiz...
Bunlar da ne?
Ne oldu?
Kaleydoskop...
Sakashita-sama!
Adam nerede?
Awashima-dono!
Yukarıda mı?
- Gitme! - Dur!
Awashima-sama.
Evet. Mugitani-dono'nunkine benzettiği bir çığlık duymuş sanırım.
Gitti mi?
Dur!
Ne oluyor burada?
Kame-chan!
Hayatta.
Buradaki tek kişi Kame-san mıydı?
Mugitani-sama da buradaymış.
Sakin kalman faydalı oluyor.
Yoksa Kame-chan?
Uyanacaktır.
Anlaşılan
vaktinde yetişememişim.
- Bu gümbürtü de ne? - Nedir o?
Mugitani.
Bu
bir insanın işi değil.
- Sen kimsin? - İnsan değil mi?
Ben naçizane bir ilaç satıcısıyım.
Ōoku'ya izinsiz girip kargaşa çıkarmaktan suçlusun!
O kılıçla öldürülemeyecek bir şeyle karşı karşıyasınız şu an.
Bu, bir mononokenin işi.
- Mono... - ...noke mi?
Tayflara neden olan şey...
- Tayf mı? - Ōoku'da öyle bir şey yok!
İzin verin,
mononokeyi öldüreyim!
Islak zemin kurudukça ortaya bir daire çıkıyor.
Bu mononoke...
...bir zamanlar bir ayakashiydi ve adı
Karakasa.
Mugitani-sama.
Bu gürültü de ne?
Formunu belirlemiş bulunuyorum.
Formunu mu?
Gördüğünüz tayflar anca mononokeyi öldürürsem ortadan kalkar.
Kaleydoskop...
Fakat bir insanın gücü bir mononokeyi öldürmeye kadir değildir.
O yüzden bu kılıç var.
Kon, Yin ile Yang'in altı kılıcından biridir.
Shuga diyarının bu kadim kılıcının üstünde 64 Heksagram bulunmaktadır.
Bir başka adı da...
...Kutsal Kılıç'tır!
O kılıçla mononokeyi niye hemen öldürmedin?
Bu kılıcı çekmenin şartları vardır.
Şartları mı?
Form.
Gerçek.
Sebep.
Bu üç unsur bir araya gelmeden
bu kılıcı çekmem mümkün değil.
Gerçek, nasıl göründüğüdür.
Sebep, Ōoku'nun içinde yanıp tutuşan emellerin
asıl doğasına işaret eder.
Yani kılıca bu üç unsuru verebilirsen
mononoke denen bu şeyi öldürebilir misin?
Kesinlikle.
Ve bu üç unsuru sunabilmek için...
- Sakashita. - Evet!
- Bu adama bir izin ayarlayın. - Utayama-sama!
Karakasa dediğin bu şeyi yok etmeni istiyorum.
Bu gece olanlardan kimseye tek kelime edilmeyecek.
Doğum Kutlama Merasimi bitene kadar da Mugitani hâlâ hayattadır.
Ne?
Anladın mı Awashima?
Ben
anladım.
Hanımlar ve beyler.
Hepinizden bir isteğim olacak. Benimle...
...kendi gerçeklerinizi ve sebeplerinizi paylaşın.
DÖRDÜNCÜ GÜN
Talihsizliğin her türlüsü
Günah ve iffetsizlik
Arın...
Suyun tadı güzel mi
Yüce... Yok.
Su Tanrıçası olacaktı.
Bize talih bahşet
Sizden Kame Hanım'ı hemen yollamamanızı isteyebilir miyim?
Zayıf olanlara
ve katkı sağlayamayacaklara aramızda yer yok.
Genelde ilk üç gün içerisinde kendilerini belli ederler.
Kame meselesini sana bırakıyorum.
Şu adam kim?
Nanatsu Kapısı'ndan bir seyyar satıcı.
Herkes dinlesin lütfen.
Mugitani'nin aniden ailesinin evine dönmesi gerekti.
- Ne oluyor? - Vay vay.
Bu sabah erkenden çıkıp gittiğinden kimseye veda edemedi.
Bak.
Ağır yük taşıyanlar sıradaki basamağı tırmanacak gücü edinir.
Asa'yı baş hizmetçi olarak atayıp
Mugitani'nin görevlerini ona devretmek niyetindeyim.
- Baş hizmetçi mi? - Daha önce hiç böyle bir şey oldu mu?
Asa-dono...
Yapabilecek misin?
Lütfen...
...bana bırakın.
Bahsettiğimiz şu kız eve hiç ulaşmamış.
Ne dedin sen?
O kızın adı da...
Ōoku'da niye bir seyyar satıcı var?
Kellenin alınması gerekir!
Utayama-sama'ya mı bir sorsanız?
Utayama-dono güçlü bir siyasi figür.
Onun izinden gitme niyetindeyim.
Ne? Kılıç mı?
Sana sormak istediğim bir kız var.
Suyun tadı güzel mi?
Kitagawa-sama.
Bazen aşama kaydetmek için bir şeyleri gözden çıkarmak gerekir.
Asa-san, sen neyi gözden çıkaracaksın acaba?
Ben her şeyimi gözden çıkarmışım zaten.
Ama bazı şeyler vardır ki gözden çıkarılmamalıdır.
Bunlardan bazıları...
Elle tutulamaz.
Onları gözden çıkarırsan için kurur.
İçinin kurumasını istemediğim bir şey var.
İşte bu yüzden onu atmam gerek.
Asa-dono.
İstemiyorum...
Mugitani-san'ı görmek istemiyorum.
Endişe etme.
Bugün benimle çalışabilirsin.
Gerçekten mi?
Merasim sırasında ziyaretçilerle ilgilenme işini
sen üstlenebilir misin?
Utayama-sama, ben sizin astınız değilim.
Otomo ailesinin üyesi olarak,
Ōoku ile dış dünya arasındaki dinamiklerle ilgilenirim.
Sözünü de hiç sakınmıyorsun.
Hizmetçiler olarak
yatak odasına yaklaşmamamız gerekir.
Ōoku kuralları bunu gerektirir.
Sihirbaz mı bu?
Ne oluyor?
Karakasa yakınlarda.
Karakasa mı?
Yakaladım seni.
Acaba senin asıl niyetin
sorun çıkarmak ve üstün olarak
beni zor durumda bırakmak olabilir mi?
Ne güzel yazmış.
Yanılıyorsunuz!
Ōoku'da Asa-chan ile tanıştığımda başımın belada olduğunu anladım.
Ben hiçbir şeyi onun yaptığı gibi yapamam.
Bu gidişle buradan gönderilecektim.
Ben de düşündüm ki Yüce Efendimizin gözüne girebilirsem...
Sana tarağını zorla attırdık diye başımıza bela mı kesileceksin sen?
Ne?
Mononoke falan yok, değil mi?
Mononoke mi?
Mugitani'yi sakladın, değil mi?
Asa'yla bir olup sakladınız!
Neden bahsettiğinizi anlayamadım.
Bütün bunları sana Asa mı yaptırıyor?
Her istediğini yapacaksın, işine gelmeyen işlerden kaytaracaksın!
- Bundan daha korkakça bir şey yoktur! - Durun!
Hayal mi görüyorum?
Peşinden git işte!
O sinsi bakışlar!
Yaramaz kız seni!
Neden?
Utayama-sama!
Onu atmanı hiç istememiştim!
Affet beni!
Açılmıyor!
Açılmıyor!
Özür dilerim!
Özür...
Bu kızı
yola getirme sorumluluğunu
ben üstleniyorum!
İlaç satıcısıyla iki müfettiş kargaşaya sebep oluyorlar.
Ne?
Mononoke varmış!
- Ne oluyor? - Uzak durun!
Kızı alın!
Dur...
Bunun artık dönüşü yok.
İnsanları yağmur suyuna dönüştürüyormuş.
Kame-san toprak zeminin orada.
Kame-chan!
İki ay önce Ōoku'dan bir hizmetçi kaybolmuş.
İddiaya göre buradan gönderilince memleketine doğru yola çıkmış.
Ama ardında iz bırakmadan kaybolmuş, kimse nerede olduğunu bilmiyor.
Mugitani-dono bu sabah gerçekten de evine mi döndü?
Ayrıca iki ay önce Doğum Kutlama Merasimi ertelendi.
Bunlar gerçekten de tesadüf mü?
Olmuyor mu?
Yakında.
Bu ses de ne?
Sizi hiç ilgilendirmez.
Konsey Üyesi Otomo'ya bildirildiğini söylemiştim.
Söyleyin bana,
şu kaybolan hatunun adı neydi?
- Kitagawa-sama'nın... - Ōoku'nun eski resmî kâtibi...
...Kitagawa-dono!
Gerçeğini tespit ettim.
Gerçeği, Kitagawa-sama mı?
Mononoke
geliyor!
O da ne?
Bu görmüş olduğunuz şey
Mononoke Karakasa'dır!
İzninle!
Karakasa henüz son şeklini almış değil.
Bu dünyada bir şekle bürününce durdurulamaz hâle gelecek.
Awashima!
Ōoku'da neler oluyor böyle?
Doğum Kutlama Merasimi'ne
planlandığı şekilde devam etme niyetindeyim!
Korkuyorum!
Asa-chan, sabaha kadar sakın elimi bırakma!
Peki.
Söz ver! Bırakırsan seninle bir daha asla konuşmam.
- Söz, bırakmam. - Ne olursa olsun mu?
Kitagawa-sama'yla tanıştım ben.
Tanıştın mı? Ama Kitagawa-sama...
İçim kurumamalı.
Ne?
Onu öğrendim.
Kitagawa-sama sayesinde bunun kıymetli olduğunu öğrendim.
Neyi atmamam gerektiğinin.
İyi olmuş!
Evet.
- Neymiş peki? - Ne?
Kıymetli olan o şey.
Söyleyemem.
Söyle!
Sana söylemek istediğim bir şey var.
Neymiş?
Önemli bir şey.
DOĞUM KUTLAMA MERASİMİ GÜNÜ
Lütfen ayak altında dolaşmayın.
Ne demek istiyorsunuz?
Awashima-sama, Doğum Kutlama Merasimi'nden sonra öldü.
Ama niye...
Merasimi yapmak herhangi bir görevimizdir.
Fakat pek çok insan bu göreve yüreğini ve ruhunu adamıştır.
Bir iş bu kadar önemli olabilir mi?
Sizin işiniz de Utayama-sama hakkında kirli çamaşır bulup
onu yerinden etmek değil mi?
Asa-dono...
Size daha sonra haber yollarım. İşiniz yarına kadar bekleyebilir.
Merasim sona erene dek
Ōoku'ya rahatsızlık verilmesini kabul etmeyeceğim.
Bize talih bahşet
Kitagawa-dono'yla konuştunuz demek.
İlaç satıcısının seni koruyabileceğini düşündüm Asa-chan.
Belki de bu şekilde mononokenin sebebine yaklaşabiliriz.
Kitagawa-sama'nın başına ne geldiğini bilmiyorum.
Ancak...
Ancak?
Kitagawa-sama'nın
ne hissettiğini artık biraz daha iyi anlıyor gibiyim.
Ne hissettiğini mi?
Size işe yarar bir şey söyleyemedim, kusura bakmayın.
Yok, biraz faydası oldu.
Ama asıl gizem Utayama-dono'da saklı.
- Bu tayfları niye görmezden geliyor? - Doğru.
Merasimi yapmakta niye ısrarcı?
Burası Ōoku.
Bazen görevini yerine getirebilmek için duygularını bastırman gerekir.
Bunu yapabilme kabiliyetine göre
o kişinin önemli rollere uygun olup olmadığına karar veririm.
- Kitagawa-sama peki? - Onu da değerlendirdim.
Bu durumda mononokenin sıradaki hedefi...
İki ay önceki gibi merasimi iptal etseniz
tayflar bastırılmış olmaz mı?
Sence öyle mi yapmalıyım?
Utayama-sama...
Bize merasimi yapmak düşer.
Haklısın.
Mononoke mi? Ürkünç!
Merasim ne olacak?
İnsanlar öldü, herhâlde iptal...
Doğum Kutlama Merasimi planlandığı şekilde devam edecektir.
İnzivadaki keşişler gibi bir deri bir kemikti.
- Merhum Awashima-sama'nın yerine geçerek... - Mumyaya dönmüştü.
Awashima-dono çok acı çekmiş olmalı.
Doğum Kutlama Merasimi günü geldi çattı.
Hepinizden tam bir iş birliği görürsem müteşekkir olurum.
- Yüce Efendimiz, eşi ve bebeği için... - Hiç çekinmeden bağırıyor.
- ...merasim sorunsuz ilerlemeli. - Normal mi bu?
Şimdi hep beraber Doğum Kutlama Merasimi'ne başlayalım.
Herkes görev yerlerini alsın.
Nasıl isterseniz.
Bir, iki...
Ha gayret!
Ha gayret!
Ha gayret!
Ha gayret!
Vakti gelince heyecan çabucak geçer.
Zaman hiç kimseyi beklemez.
Merasime katılamamak üzücü olsa gerek.
Olsun.
Perde arkasında işler böyledir.
En azından mononoke olmasına rağmen...
İlk tanıştığımızda söylediğiniz şeyi hatırlıyorum.
Daha üst düzey bir bakış açısı edineceksiniz, demiştiniz.
Haklıydınız Utayama-sama.
Bu mertebeye erişince
o ana kadar çektiğim acının önemsiz olduğunu anladım.
Başkalarına yukarıdan bakınca
her şeyi farklı görürsün.
Tesir altında kalmayan bir versiyonumu gördüm.
Ha gayret!
Ama öte yandan da bir şey duygularıma tutunmamı sağladı.
O da...
...Kame oldu.
Kame mi? Ona ne yapacağına karar verdin mi?
- Ōoku'dan ayrılmasını istedim ondan. - Cariye olmak istiyordum ben.
Yüce Efendimiz için güzelim bir kimono giymek istiyordum.
Kararlı davranıp duygularına yenik düşmedin.
Ben de
Kame-chan gibi onunla yemek yemek istiyordum.
Onunla konuşarak geç saatlere kadar oturmak istiyordum.
Kitagawa-sama'ya borçluyum.
Kitagawa mı?
Hem de hiç kimseye karşı!
Utayama-sama!
Mononoke mi geldi?
Onu attım gitti.
İlaç satıcısı!
Hemen öldüremezsek başımız belada!
Bana sebep lazım.
Kılıcımı çekmezsem işimiz biter!
Utayama-sama!
- Neyini attın? - Efendim?
Bu tarafa geçmeye çalışıyor!
Karakasa niye senin peşinde?
Bilmiyorum!
Tavan!
Hadi!
Saburomaru?
İçi kurumuş.
Kitagawa-sama.
Kitagawa-sama.
Kitagawa...
Ben...
...kurumuşum.
Kitagawa-dono buymuş demek.
Karakasa...
...bu dünyada tezahür etmek üzere!
Kıymet verdiğim bir eşyamı atmamı ilk istediklerinde
tereddütsüz gözden çıkardım.
Gözden çıkararak
farklı biri olmaya niyetlendim.
Utayama-sama'nın teveccühü sayesinde mevkim sürekli yükseldi.
Benimle aynı anda Ōoku'ya katılan bir kız daha vardı.
Uyum sağlamakta zorlanıyordu ve çok unutkandı.
Gittikçe beni irite etmeye başladı.
Doğum Kutlama Merasimi'nde önemli bir görev aldım.
Aynı gün ona
Ōoku'dan ayrılmasını söyledim.
Daha az endişe edip görevlerime odaklanabileceğimi düşündüm.
Öyle sanmışım.
Ama yanılmışım.
İçimde neyin değiştiğini merak etmeye başladım.
İçimin tamamen kuruduğunu fark ettim.
Eder etmez de ne olduğunu anlamadan çalışma azmimi kaybettim.
Görevimden alındım.
Odamdan dahi çıkamaz oldum.
İçimin kuruması için
bir şeyi atmış olmam gerekirdi.
Önemli bir şeyi.
Onu atmıştım. Aşağıya.
Hayır!
Kame-chan...
Asa-chan!
Sana bir şey olmayacak!
Kitagawa mı?
Kitagawa-sama bana anlattı.
İçim kurumamalıymış.
Bana karşı kin mi besliyor?
Kitagawa-sama'nın kin beslediğine inanmam.
Hem de hiç kimseye karşı!
Benim görevim...
Bu
benim
görevim!
İğrenç koktu.
Sebep
belli oldu.
Form.
Gerçek.
Sebep.
Bu üç unsurla birlikte
kılıcımı
çekeceğim!
Çekeceksin!
Karakasa.
Seni indireceğim,
arındıracağım ve uyutacağım.
Mononoke.
Geri git!
Vur!
Affet beni.
İndir!
- Mononoke mi o? - Sessiz ol!
Beraber gidelim.
Kıymetli şeyin neydi Asa-chan?
Söyleyemem!
Amanın...
Görevimi yerine getireceğim.
Hazır!
Hazır!
Hazır!
Hazır!
Tevazuyla...
...kalıcı olarak gidiyorum.
İlaç satıcısı!
Hâlâ
formunu görebilmiş değilim.
Gülümsüyormuş.
İKİNCİ BÖLÜM
"THE ASHES OF RAGE" İLE DEVAM EDECEK
THE PHANTOM IN THE RAIN
SON
Alt yazı çevirmeni: Yurdakul Gündoğdu
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.