Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
English
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
GAZETECİ
Efendim?
Biraz vaktin var mı, yoksa...
Evet, var. Tabii, var.
Cezaevindeki hukuk kütüphanesinin
telefonundan konuşuyorum.
Tamam, sana biraz durumdan bahsedeyim.
Yıllardır gazetecilik yapıyorum
ve ilk kez Eileen benimle iletişime geçti.
Bana muhtemelen 3.000'den fazla e-posta yazmıştır.
Suçlamalar bozulunca "Oha" dedim.
"Topeka'ya gidip ne olduğunu çözmem lazım."
Joe, şu noktada bildiğim tek şey...
Yani, elimden geldiğince
adaletin sağlanacağına dair inançlı kalmaya çalışıyorum.
Ama senin amacını bilmiyorum.
Bizzat beni mi
araştırıyorsun?
Bakış açın nedir?
Bizim projemiz,
Dana Chandler davasıyla ilgili
bir belgesel yapmak.
Tamam.
Gerçek ne, bilmiyorum.
Dana Chandler suçlu mu,
masum mu, bilmiyorum.
Şu noktada
bariz olan bir konu var.
O da burada bir şeylerin ters gittiği.
Normalde sakin olan Topeka mahallesi
pazar öğleden sonra olay yerine döndü.
Mike Sisco ve Karen Harkness,
Topeka'nın güneybatısındaki evinde ölü bulundu.
Soruşturma devam ederken emniyet ipucu arıyor.
Pekâlâ. Biri o eve başka nasıl girebilir?
BÖLÜM 2 ŞÜPHELİ ŞAHIS
Sanırım sürgülü cam kapı... Kapı arka tarafta.
Biri o kapıyı kırabilir.
EMNİYET SORGUSU
Orada değildim, o yüzden ne olduğunu...
- Hasar yoktu. - Hasar yoktu.
KAREN HARKNESS'IN KIZI
Uzun süre savcılık yaptım.
Düşünüyorum da o eve girecek olsaydım...
KAREN HARKNESS'IN DAMADI
Geldiklerinde orada olsaydım, garaja girselerdi
yapacakları son şey garajın kapasını kapatmaktır,
eve geçiş koridorundan önce yapacağınız son şeydir
ve ben de içeri girene kadar garajın dışında beklerdim.
Garaj kapısını kapattıklarında sensörden atlayıp içeri girerdim.
İçeri bu şekilde mi girdiler, yoksa...
Genel olarak çoğu cinayet tanıdıklar tarafından işlenir.
Ölüm ilanı yayınlandığında
Karen'ın kızının, Jeff Sutton adında bir adamla evli olduğunu gördük.
Jeff Sutton eskiden burada bölge savcısıydı.
Hep söylerim, Jeff Sutton'la yolumuz hiç kesişmeseydi
bu trajik cinayeti gazetede okur,
bir şey olmamış gibi devam ederdik.
İşte olay bu kadar trajik.
Bir ağaç, meyvesinden belli olur ve onun meyvesi çürüktü.
Bizi rahatsız eden bir şey vardı
ve bunu bir türlü bırakamadık.
Yapabileceğimiz tek şey daha çok bilgi toplamaktı.
Eileen yapbozun parçalarını bir araya getirmeye başladı.
Adamın şiddet geçmişi vardı.
Eve erişimi vardı.
Silah uzmanlığı vardı.
Dana yerine ona odaklanmak için daha çok sebep vardı.
SUTTON'IN SİLAH İLGİSİ
Yeterince üstünde durulmamış bir şüpheli olduğuna inanıyorduk.
En azından böyle.
Kimsenin onu, olması gerektiği gibi araştırmadığına
ikna olmuştuk.
Biz hariç herkes doğru kişiyi bulduklarına inanıyordu.
Keen ve Eileen'in Jeff Sutton'a karşı raporu
200 sayfalık bir dosyada toplandı
ve Eileen bu rapora muazzam bir isim verdi,
"Şüpheli Şahıs."
Ben dedektif falan değilim
ama parçaları birleştirmek çok zor değil.
Delil A, Delil B, Delil C1.
Delil D, Delil...
Sayfalar boyunca titizlikle hazırlanmıştı.
"Silahlar konusunda endişe yaratıyor."
Jeff Sutton'ın bar kavgasında
bir adamı camdan fırlatmasıyla tutuklandığında oldu bu.
Nihayetinde bu suçlamalar düşmüş ama bir keresinde
bir inşaat işçisini arabasıyla ezmiş.
Kadın elinde dur tabelası tutuyormuş ve Jeff beklemek istememiş.
Bir de kadını azarlamış.
Kadına içi dolu Pepsi şişesi fırlatmış. Kadın 61 yaşındaymış.
Bence tehlikeli biri. Bunu yapmamın önemli bir sebebi bu.
Karen'ın nüfuzlu bir aileden gelmesini cinayet sebebi olarak öne sürüyorlar.
Açgözlülük, kitaptaki en eski sebep.
Herkes bilir ki
o ölümün kime fayda sağlayacağına bakmak gerek.
Karen'ın babası nüfuzlu bir iş insanıydı. Karen'ın da bir güven fonu vardı.
Jeff ve Erin Sutton'ın o zamanki evi bu ve hâlâ oraya sahipler.
Cinayetlerden sonra satın aldıkları ev de bu.
Mike ve Karen'ın o gece kumarhaneye gittiklerini
ve geç döneceklerini, sarhoş olacaklarını biliyordu.
Cinayetlerin işlendiği eve erişimi vardı.
Eşinde anahtar vardı.
Jeff Sutton'la ilgili
gazete veya mahkemelerce desteklenmeyen bir şey söylemedim.
Yıllar içinde, Mektup Arkadaşı ve Çöpçü, büyüttükleri Sutton dosyasını
Kansas eyaletindeki bütün kolluk kuvvetlerine ulaştırdı.
Yeni sesli mesajınız yok.
Cevap alamadı.
Mike Sisco ve Karen Harkness
bize göre bu tip bir silahla öldürüldü.
Dokuz milimetrelik Norinco Uzi.
Bir katil için bunun ne kadar alışılmadık bir silah
olduğunu yeterince anlatamayız.
Vay be.
Böyle bir şeyi bulmak için silah manyağı olmanız lazım.
Jeff Sutton da öyle biriydi.
Sutton'da silah ruhsatı vardı.
Güçlü silah ve mühimmatları alıp satabilirdi.
Savcı olduğu zamanlarda bölge şerifiyle ilginç bir anlaşma yapmış,
baktığı davalarda ücret olarak
emniyetin el koyduğu silahları alıyormuş.
Gazetelere de çıkmış. Asıl vurucu kısım geliyor.
Çöpçü'ye göre bölge şerifinin envanterinden alınan bir silah da
Uzi makineli tüfeğiydi.
Hatta bir şerif yardımcısı Çöpçü'ye,
Sutton'ı öyle bir silahla gördüğünü söylemiş.
Polis raporlarına göre önce Karen vurulmuş.
Bum, bum, bum, bum, bum. Beş kez.
Sola bir iki adım atmış, iki kez daha vurmuş.
Sonra birkaç adım daha atmış
ve yatak ile duvar arasındaki Mike'ı vurmuş.
Hiç ıskalamadan.
Bu sıra dışı.
Bu bana şunu anlatıyor.
Mike'ı ve Karen'ı vuran kişinin bu silahla tecrübesi varmış.
Nitekim olay yerinde elde edilen
tek DNA kanıtı,
bir kovanın üzerindeki yanık bir kılmış.
Savcılar DNA testi için duruşmanın öncesini beklemişler.
Belki de haklı bir sebepten.
Kıl, Mike, Karen veya Dana'yla uyuşmamış.
Ama Jeff Sutton'la uyuşsaydı
Keen'in elinde o teli bağdaştıracak bir teori vardı.
Otomatik tüfekle ateş ettiğinizde
mermi kovanı sağa doğru fırlar ve yere düşer.
Ama silahı sol elinizle tutuyorsanız farklı bir durum yaşanır.
Sol elle ateş ederek teoriyi test etmek istedim.
Sıcak mermi kovanının sağ kola çarpıp bir kılı koparması mümkün mü?
Koluna bakayım.
- Acıyor mu? - Evet, yanıyor.
Yani teoride, solak bir tetikçi ateş edince
kovan sağ koldan bir kılı koparıp o şekilde yere düşebilir.
Ama Jeff Sutton teorilerinin haklı çıkabilmesi için
Jeff Sutton'ın solak olması gerek.
Elbette mektup arkadaşım bunu araştırdı.
Sutton'ın savcı olarak yeminini imzaladığı fotonun olduğu
eski bir gazete makalesi buldu.
Sol eliyle imzalamıştı.
Delilik mi? Belki.
İkna edici mi? Bir hâkime göre öyle.
SHAWNEE BÖLGE MAHKEMESİ
Meğer Kansas eyaletinde bir vatandaş, yargıç karşısına çıkıp
makul bir şüphe uyandıran dilekçe sunarsa
başka bir vatandaşın soruşturulmasına sebep olabiliyormuş.
Başvuranın polis olmasına, savcı olmasına gerek yok.
Herhangi bir vatandaş.
O vatandaşa Keen veya Eileen Umbehr diyelim.
Jeff Sutton'ın DNA'sına ulaşmak amacıyla
"Şüpheli Şahıs" dosyasını
makul şüphe uyandıracak dilekçe olarak verdiler,
böylece Mike ve Karen'ın öldürüldüğü yatak odasındaki
kovanla karşılaştırabileceklerdi.
Yeni belgelere göre bir hâkim, Dana Chandler'ın avukatlarının
alternatif bir şüpheli ihtimaliyle bir adamdan DNA toplamasına izin verdi.
Hâkim Robert Fairchild, Chandler'ın avukatlarından gelen,
Harkness'ın bir aile üyesinden sürüntü alma talebini onayladı.
Bu DNA'nın, mermi kovanında bulunan ve Chandler'la veya maktullerle uyuşmayan
bir kılla uyuşup uyuşmayacağını...
- Tamam mı? - Jeff, klaketi yavaş kapat.
Geldiğiniz için teşekkür ederek başlamak istiyorum.
Son derece üzücü ama hâlâ çözülememiş...
KAREN HARKNESS'IN DAMADI
...bir cinayet dosyasında yer alıyorsunuz.
Keen Umbehr'ın haberi var mı?
Eminim vardır.
- O burada mı? - Değil.
Aranızda bir sıkıntı var gibi duruyor.
Onun benimle var. Benim onunla hiç sıkıntım olmadı.
Savcılık koltuğundan
alınmanızda muhtemelen onun da payı var.
Bunu sıkıntı etmediniz mi?
Meğer Sutton, Çöpçü'nün ifşa çabalarında hedefine aldığı bir isimmiş.
Sutton'ın, savcı olduğu dönemde çifte fatura ve diğer ihlallerde
bulunduğunu iddia ederek onunla uğraşmış.
Kansas Yüksek Mahkemesi, bu ihlallerden ikisi nedeniyle kınama cezası vermiş.
Keen ve Eileen, Jeff Sutton'dan
fiziksel zarar göreceklerine inanmaya başlamışlar.
Keen Umbehr'ın
yaklaşık 20 yıldır...
...benimle husumeti var.
Bu sağlıklı ve normal değil.
Keen ve eşi Eileen'in yıllardır kamuyla da paylaştığı bilgiler
âdeta size karşı hazırlanmış bir dosya niteliğinde.
Bu dosyada bazı doğrular yer alıyor mu?
Alıyor tabii, değil mi?
Her anımda doğru şeyi mi yaptım?
Yapmadım. Bundan gurur duymuyorum.
Böyle yani.
Ama bunlar...
Eğer Karen'ı benim öldürdüğümü sanıyorlarsa
boşa kürek çekiyorlar.
Ama Keen Umbehr'ın sunduğu
makul şüphe iddianamesine hâkimden olumlu yanıt geldi.
Buna tepkilerinizden bahsedin.
Dürüst olayım, komik olduğunu düşündüm
çünkü benden aldıkları DNA'nın
olay yerindeki bir şeyle eşleşmeyeceği konusunda
içim son derece rahat.
Yaptığı ucuz şovun bir parçası bu.
Mike ve Karen hakkında konuşmak istiyorum.
Onlarla sürekli beraberdik.
Erin'in dünyada en çok sevdiği kişi annesiydi.
Bu olay onu mahvetti
ve her gündeme geldiğinde
yarayı yeniden kanatıyor ve bunu istemiyor.
Bu onu mahvediyor.
6 Temmuz Pazar gecesini tarif edin.
Erin'le geçirdiğiniz geceyi.
Karen'ın kızıyla yataktaydım.
Benim fikrime göre bundan daha büyük bir mazeret olamaz.
Kızının "Jeff Sutton benimle yatıyordu.
Onunla uyudum. Onunla uyandım.
O zaman beraberdik" demesinden.
Dana Chandler'ın bulunduğu duruma ne diyorsunuz?
Art niyetli bir savcı tarafından
mahkûm edildiği ortaya çıktı.
Ne hissediyorsunuz?
O lanet bir katil. Bunu hissediyoruz.
Savcılık, diğer davadan bağımsız olarak
bu iddiayı takip etmeye karar verdi.
Değil mi? Yaptıklarının karşılığını görecek.
Şunu sormama izin verin çünkü sormak zorundayım.
Jeff Sutton, Mike ve Karen'ı siz mi öldürdünüz?
Hayır.
Bu 200 sayfanın tamamının
dolaylı kanıtlardan oluştuğu söylenemez mi?
Savcıların, emniyetin, 48 Hours'ın
Dana'ya yaptığı şeyi ona yapıyorsanız diye bir endişeniz yok mu?
Aslında var. Böyle bir şey yaptığımın farkındayım.
Ama sessiz kalacak kadar da büyük bir endişe değil.
Elimde Jeff Sutton'a işaret eden çok daha fazla kanıt var
ama kimse dinlemiyor.
Kimse onu araştırmıyor.
Bunu söylemek beni ağlattı. Pardon.
Çünkü başka kimse dinlemiyor. Dinleyen yok.
Kimse umursamıyor.
Dana Chandler'ı zamanla sevdiğimi söylemiştim.
Mesele sadece olanların yanlışlığı değil.
Dana Chandler'ın şansının dönmesi,
Yüksek Mahkeme'nin kararı bozması...
Bu bile davayı düşürmeye yetmedi.
Bütün kurumlar kenetlenip bir araya geldi,
suçu Dana Chandler'ın işlediği teorisine sıkı sıkıya tutundu.
İnanılmaz.
Nasıl bu kadar insanlıktan çıkabiliyorlar?
Bu kadar zalim oluyorlar?
Kendi kariyer ve itibarlarını bu kadar önemsiyorlar da
nasıl bir kadının özgürlüğünü önemsemiyorlar?
Nasıl oluyor? Annelerini, kız kardeşlerini,
teyzelerini, büyükannelerini düşünmüyorlar mı?
Onlar suçsuz yere içeri atılsa iyi olur muydu?
Hiçbir şey yapmadıkları hâlde.
Onlar da biliyor Joe.
Gerçeği biliyorlar. Onun masum olduğunu biliyorlar.
Ellerinde bir şey yok.
O an eyalette ve evde olduğunu kanıtlayacak bir şey yok.
Ama yeniden yargılamak istiyorlar. Yazıklar olsun.
Neyse...
Jeff Sutton'ın DNA sürüntüsünden sonuçlar geldi.
Dana'nın yeniden yargılanmasına ilişkin dosya arasında yer alan bir cümle vardı
ama etkisi son derece büyüktü.
Kıl örneğinin Bay Sutton'a ait olmadığı kesinleşmiştir.
DNA eşleşmedi.
AİT OLMADIĞI
Neredeyse 20 yıldır en büyük amacınız,
bir şekilde Jeff Sutton'dan bir DNA örneği alabilmekti.
Davayı sonuçlandıracak şeyin
- o kıl olacağına inandınız. - Hâlâ inanıyoruz.
- Hâlâ inanıyoruz. - Anlıyor musunuz?
Kılın bu dosyayı çözebileceğine hâlâ inanıyoruz.
Arkadaşlar, dosyanın başındaki dedektifin en baştan beri bir teorisi vardı
ve onu başka yerlere yönlendirebilecek bütün kanıtlara gözlerini kapadı.
Siz de aynı hatayı yapmaktan endişe duymuyor musunuz?
Dana Chandler'a takılıp kaldılar.
Onu silahla bağdaştıramamaya,
Dana'nın herhangi bir şiddet geçmişi
veya silah uzmanlığı olmamasına,
870 kilometre uzakta yaşamasına rağmen.
Herhangi bir kanıt olmadan at gözlüğüne bağlı kaldılar.
Bizim Jeff Sutton dosyamız gerçeklere dayanıyor.
Gerçeklerin birleşimi delil değildir.
Gerçeklerin birleşimidir.
Sonuçta her şey mümkün, bu yüzden diyelim ki
tatmin edici deliller,
yeni tanıklar veya olası bir itiraf
Mike Sisco ve Karen Harkness'ı Chandler'ın öldürdüğünü kanıtladı,
birçok sebepten ötürü imkânsız gördüğünüz şey
aslında geçek çıktı.
Buna dayanabilir misiniz?
SHAWNEE BÖLGESİ CEZAEVLERİ BAŞKANLIĞI
- Orada mısın Dana? - Evet, hâlâ buradayım.
Nasılsın?
İyiyim.
Şu an içinde umut var mı?
Ben... Yani şu an farklı duygular yaşıyorum Joe.
Göreceğiz.
Ama gerçek ortaya çıkacak.
Buna güveniyor ve inanıyorum.
Topeka, Kansas'taki
bir otel odasında heyecan yaşayacağımı söyleseydiniz...
4 AĞUSTOS 2022 YENİDEN YARGILAMADAN ÖNCEKİ GECE
...buna ihtimal vermezdim.
Ama...
Sanırım gerçekten böyle bir şey hissettim.
Rabbimiz, bu duruşmada Dana Chandler için
takdirin tecelli etsin.
Jüri üyelerinin her biri gerçeği görsün.
Kansas saatiyle yarın öğleden hemen sonra
Dana Chandler'ın yeniden yargılaması başlayacak.
Yargılamadan sonra
gerçeğin ortaya çıkmasını diliyoruz.
Bu karar birçok açıdan hangi tarafın en iyi hikâyeyi
anlattığına bakıyor.
Yüce İsa adına dua ediyoruz.
Artık her şey Tanrı'ya kaldı.
Neredeyse 20 yıldır herkes kendi hikâyesini anlatıyor.
Oraya gidip felaketlerini izleyeceğiz.
Mike Sisco ve Karen Harkness'ın öldürüldüğü andan beri
aileleri Dana Chandler'ın yaptığını anlatıyor.
Umbehr ailesi ise
"Hayır, bu işi damat yaptı" diyor.
CBS geldi ve kendi hikâyesini anlattı.
Bölge dedektifleri kendi hikâyelerini anlattı.
Ben de bizim hikâyemizi anlatmaya çalışıyorum.
Bizim bir avantajımız var.
Henüz hikâyenin sonunu yazmadık.
YENİDEN YARGILAMA - BİRİNCİ GÜN 5 AĞUSTOS 2022
İyi günler.
Bu davada emniyetin çaba gösterdiğine dair delilleri dinleyeceksiniz.
DNA toplamaya çalıştılar, parmak izi toplamaya çalıştılar,
saç teli toplamaya çalıştılar.
Eyalet bu davaya çok vakit ayırmayacak.
SAVCI
Bu davayı bilim çözmeyecek.
Bu davada mesele DNA değil.
Bu davada mesele saç teli değil.
Bu davada mesele parmak izi değil.
Bu davada mesele kıskançlık, öfke ve takıntıdır.
7 Temmuz 2002'de...
SAVUNMA AVUKATI
...Chandler, Kansas'ı bırakın, Topeka'dan da çok uzaktaydı.
Harkness'ın evinin 1.100 kilometre uzağındaki Colorado'daydı.
Harkness'ın evinde olduğuna dair bir kanıt yok,
Topeka ve Kansas'ta
bulunduğuna dair de bir kanıt yok.
Sanığın hareketleri normal olmadığı için devlet sizden
onun katil olduğuna inanmanızı
ve buna dayanarak onu suçlu bulmanızı istiyor.
Bence bu, masumiyet karinesinin önemini kanıtlayan bir dava.
İspat yükü iddia makamındadır ve şüpheye yer bırakmaması şarttır.
Sağ olun Avukat Bey.
İlk şahitle başlamaya hazır mısınız?
YARGIÇ CHERYL RIOS
Hazırız Sayın Yargıç.
İkinci yargılama için sunulan tanık listesine bakınca
ilk yargılamadaki kişilerle aynı olduğunu görüyordunuz.
Dana hakkında hâlâ kötü konuşan aile üyeleri.
Mike'la ben, Hailey'yi maça götürmüştük ve Dana gelmişti.
Mike için "Bana tecavüz etti" diyordu.
MIKE SISCO'NUN KARDEŞİ
Mike bana tacizlerin arttığını...
MIKE SISCO'NUN KAYINBİRADERİ
...ve canları için endişelendiğini söylemişti.
Anneniz size ne dedi?
Sürekli olarak taciz edildiğini, tehdit mesajları aldığını...
KAREN HARKNESS'IN KIZI
...söyledi.
"Mike hâlâ bana âşık" gibi şeyler söylüyormuş.
Ona sürtük diyormuş.
Karen'ın iş arkadaşları, Dana'dan gelen telefon yağmuru altında
onun ne kadar korkup bunaldığını anlattı.
KAREN HARKNESS'IN İŞ ARKADAŞI
Köşeyi döndüğünde titriyor, ayakta duramıyordu.
Masasına oturmasına yardım edip "Tanrım, neyin var?" dedim.
Dana'nın telefonları yüzünden tüm gece uyuyamadığını
ve çok korktuğunu söyledi.
- Korktuğunu mu söyledi? - Çok korktuğunu.
Bir telefon uzmanı vardı.
Bay Sisco ya da Bayan Harkness'ın telefonlarının kısa süre içerisinde
birçok kez çaldırıldığı...
HÜCRESEL VERİ ANALİSTİ, FBI
...farklı anlar görüyorum.
27 Şubat'ta kaç kere arama yapılmış?
Sabah 05.18 ile 05.49 arasında 22 arama vardı.
Yeni bir şey yoktu.
Kesin bir kanıt yoktu.
Suçluluğunu net bir şekilde kanıtlayan bir delil yoktu.
YARGILAMANIN DÖRDÜNCÜ GÜNÜ
Şimdi savunma avukatlarının karşısında,
yalancı şahit olduğunu düşündükleri bir dedektif vardı.
2012 YARGILAMASI
Sadece doğruları söyleyeceğinize yemin eder misiniz?
- Ederim. - Teşekkürler. Oturun lütfen.
İyi günler efendim. Adınızı söyler misiniz?
Richard Volle.
DEDEKTİF RICHARD VOLLE TOPEKA EMNİYETİ
- 2012'deki yargılamada bulundunuz mu? - Evet.
2012 YARGILAMASI
Şiddetten koruma kararı nedir, uzaklaştırma kararı nedir, söyler misiniz?
Soruları Bölge Savcısı Spradling mi sormuştu?
Evet.
Size şiddetten koruma kararıyla ilgili sorular sormuştu, değil mi?
Evet.
Aslında karşı tarafla iletişim kurulmayacağını söyleyen,
mahkeme tarafından imzalı bir belgeydi.
2012 YARGILAMASI
Soru, şiddetten koruma kararı içindi.
Mike şiddetten koruma kararı çıkarttı mı?
- Evet. - Kime karşı?
Sanığa karşı.
- İfadeniz böyle miydi? - Evet.
Bu doğru değildi, değil mi?
Teknik olarak değildi.
Teknik olarak değil. Doğru değildi.
Mahkemece imzalı ŞKK yoktu, değil mi?
ŞKK yoktu.
- Mahkeme tarafından imzalı. - Evet.
Yani doğru değildi, değil mi?
Evet, doğru değildi. Yanlıştı.
Dedektife, Dana Chandler'ın
cinayetlerden günler sonra mazeret sunduğu sorgu da soruldu.
Sebebimizi biliyorsunuz.
Eski eşiniz ve Bayan Harkness'ın ölümünü araştırıyoruz.
DANA CHANDLER SORGUSU 11 TEMMUZ 2002
Çavuş Volle, o hafta sonu Bayan Chandler neredeymiş diye
sordunuz mu?
Evet, sordum.
6 Temmuz'la ilgili bir şey söyledi mi?
Evet.
Tamam, ayın altısında ne olduğunu anlatın.
Uyandım ve sabah kahvemi içtim.
Sonra dışarı çıkıp bazı işlerimi yaptım.
6 TEMMUZ 2002 CİNAYETLERDEN ÖNCEKİ GÜN
DENVER DANA'NIN EVİ
Bir King Soopers şubesinde durmuş,
sonra bir Target şubesinde durmuş, sonra da bir AutoZone şubesinde durmuş.
AutoZone'dan ne aldığını söyledi mi?
Çakmak aldığını söyledi.
AutoZone'dan başka bir şey almış mı
- diye sordunuz mu? - Evet.
18 litrelik benzin bidonlarından bahsetmedi mi?
Bahsetmedi.
Ondan sonra bir benzinlikte depoyu doldurmaya gittiğini söyledi.
Sonra eve doğru yola çıkmış ve gün ortasında eve varmış.
Tam olarak saati bilmiyordum.
Sonra evinde kalmış, misafir gelmemiş, telefonla konuşmamış
ve 21.00 gibi de yatmış.
- Televizyon falan izlediniz mi? - Evet.
- Ne izlediniz? - Hatırlamıyorum.
7 Temmuz Pazar.
7 Temmuz'da nerede olduğunu söyledi mi?
Evet. "Sabah 06.00 gibi uyandım" dedi.
7 TEMMUZ 2002 CİNAYETLERİN GÜNÜ
Sonra saat 10.00 gibi arabasına binmiş
ve I-70 otoyolundan batıya, Dillon, Colorado'ya doğru ilerlemiş.
Granby'nin güneyindeki bir patikaya gitmiş,
orada durup yürüyüş yapmış.
Bir iki saat yürüyüş yaptığını
ve yola döndüğünde saatin 14.00 ya da 15.00
olduğunu söyledi.
Otuz dört numaralı karayolundan Estes Park'a sürdüğünü söyledi.
Orada durmamış, Loveland'e kadar yola devam etmiş.
Sonra dönmüş ve 18.00, 19.00 gibi eve varmış.
Sorguyu kasete kaydettiniz, değil mi?
Doğru.
Sorgu yaklaşık iki buçuk saat uzunluğunda.
- Bu doğru mu? - Notlarıma göre evet.
Pekâlâ ama kasetin uzunluğu bir saatten de kısa.
- Doğru mu? - Doğru.
İfadenizden anladığım kadarıyla
kasetin bittiği sonradan mı fark edildi?
- Evet. - Tamam.
Silverthorne'dan geçiyorsunuz,
orada iniyorsunuz ve...
...Dillon'a...
(Kaset kesiliyor)
Notlarınıza veya raporunuza güvenmek zorundayız.
Gerçeği söylediğime güvenmek zorundasınız.
Evet.
Önemli bir an, değil mi?
İki kişiyi öldürdüğüne inandıkları kadınla
belki de davanın en önemli sorgusunu yapıyorlar
ve kasetin ilk yüzünden sonra kayıt bitiyor.
Sorgunun kalanında kaseti çevirmeyi unutuyorlar.
Soruşturma için büyük bir kayıp bu.
CİNAYET GÜNÜ 7 TEMMUZ 2002
MAZERET YOLU
Ama Dedektif Richard Volle'ye ilk mazeretini sunduğu sorgudan
birkaç hafta sonra Dana Chandler
farklı bir hikâye anlatır.
Polise değil ama bir arkadaşına.
Daha sonra Jeff Bailey adında biriyle
- konuştunuz mu? - Evet.
Jeff Bailey ile konuşurken Dana Chandler'ın ona
o hafta sonu nerede olduğu bilgisini söylediğini duydunuz mu?
Evet.
50.000 dolara ihtiyacı olduğunu söyledi ve bu biraz şaşırtıcıydı.
Ve tabii ki sebebini sordum.
Mike'ı ve "kadın bir arkadaşını" öldürmekle
suçlandığını söyledi.
DANA CHANDLER'IN ARKADAŞI
"Ne oldu? Neden sen şüphelisin?" diye sordum.
Mazeretini kabul etmediklerini düşündüğünü söyledi.
"Neredeydin?" diye sordum,
Colorado dağlarında kamp yaptığını söyledi.
Ben de "Peki...
Sorun yok. Kiminle kamp yapıyordun?" dedim.
Yalnız olduğunu söyledi.
Nereye gittiğini sordum, eyaleti dolaştığını söyledi.
I-70'ten batıya gidip Glenwood Springs'ten geçmiş
ve o yol sizi Vail ve Rifle'dan geçirir,
orası Glenwood Springs'in batısı olur.
Eyaletin kuzeybatısındaki Craig'den
ve Craig'in doğusundaki Steamboat Springs ve Fort Collins''ten bahsetti.
6-7 TEMMUZ 2002
İKİNCİ ROTA - BİRİNCİ ROTA
Nerede kamp yaptığını sordum ve arabada uyuduğunu söyledi.
O hafta sonu nerede olduğunu polise söylemiş mi, biliyor musunuz?
Bana anlattığı hikâyenin doğru olduğunu söyledi
ama polisin inanmayacağını düşündüğü için
onlara farklı bir hikâye anlatmış.
Teşekkür ederim. Başka sorum yok.
Sonra bu bilginin doğru olmadığını
- polise söylediniz, değil mi? - Evet.
Sizden yazılı bir ifade vermenizi istediler mi?
- Hatırlamıyorum. - Peki.
Hatırladıklarınıza dair yazdığınız notları
- gördünüz mü? - Yazdıklarımı değil.
2002'de hatırladıklarınıza dair
sizin yazdığınız bir e-posta gördünüz mü?
- Hayır. - Pekâlâ.
2002'de polise söylediklerinize dair bir kayıt size dinletildi mi hiç?
- Kayıt mı? - Evet.
- Hayır. - Peki.
Şimdi sizden
20 yıl önceki bir şeyi hatırlamanızı istiyorlar.
- Bu adil mi? - İstiyorlar, doğru.
Evet. Tamam.
Sanırım odaklandıkları nokta
bunun ne kadar saçma, özensiz, tembel işi bir soruşturma olduğunu göstermekti.
İlk başlarda tek şüpheliyi Dana gibi
gösteren bir algı yaptılar.
Bu, dolaylı kanıtlara dayanan bir dava ve bazı kısımları resmen kevgire dönmüş.
YEDİNCİ GÜN 15 AĞUSTOS 2022
Dana Chandler'ın yeniden yargılandığı cinayet davasında duruşma başladı.
Phil Anderson, Shawnee Bölge Mahkemesi'nde
bu sabah ele alınan konuları anlatacak.
Bu sabahki en büyük haber Chandler'ın kızının ifadesinden geldi.
İyi günler. Adınızı söyler misiniz?
Hailey Seel.
DANA VE MIKE'IN KIZI
- Mike Sisco neyiniz olur? - Babam.
Dana Chandler neyiniz olur?
Annem.
Hailey, babanın öldürüldüğünü ne zaman öğrendin?
7 Temmuz'da.
O gece annenle konuştun mu?
O gece değil.
Tamam. Annenle ilk ne zaman konuştun?
Sonraki gündü, yani 8 Temmuz.
Onu aradım ve dedim ki
"Babam ve Karen vurularak öldürülmüş."
O da dedi ki "Ben...
Biri arayıp bana anlattı ama eşek şakası sandım."
"Hayır anne, geçekten öldürülmüşler. Bu gerçekten olmuş" dedim.
Bu sırada polisler orada mıydı?
Evet.
Polisler, annenize belli soruları sormanızı istediler mi?
İstemiş olabilirler.
Yerini öğrenmek için onu aratabilirim.
EMNİYET SORGUSU
Benim de aklımdaydı. Bunu yapmayı ben de düşündüm.
Dinleme imkânımız olsun diye bizi de beklesen daha iyi olur. Tamam mı?
- Sorun değil. - Tamam.
Bayan Seel, 8 Temmuz 2002'de Emniyet Müdürlüğü'nde
Dedektif Volle'ye ifade verdiğinizi hatırlıyor musunuz?
Evet.
Video sırasında annenizi aramanız söyleniyor.
- Hatırlıyor musunuz? - Evet.
Dedektif Volle, "O sırada orada olmak istiyorum" demiş.
- Doğru mu? - Evet.
O günün devamında bahsi geçen telefon konuşmasını
- yaptınız mı? - Evet.
Dedektif Volle yanınızda mıydı?
Evet.
- Buradaki telefonu kullanacağız. - Tamam.
8 Temmuz'da Hailey üzerinden Dana'yla konuştunuz, değil mi?
Evet.
Hailey'ye annesini arayıp
onunla konuşmasını söylediniz.
Evet.
25, 30 dakika süren bir telefon görüşmesiydi, değil mi?
- Evet. - Siz de dinlediniz, değil mi?
- Evet. - Ve...
Buradaki amaç Dana'dan daha fazla bilgi almaktı.
Evet.
O zamanlar Hailey kaç yaşındaydı?
- On yedi. - Tamam.
Bilgi alması için Hailey'ye yardım ettiniz mi?
Mesela ne soracağı, ne söyleyeceği konusunda.
Hatırlamıyorum.
Ölüm haberinin verildiği konuşma yapıldı
- ve kaydedemedik, değil mi? - Evet.
11 Temmuz'da onu sorguladık.
Sorgunun da yarısını kaydedemedik.
Evet.
Bu telefon konuşması
30 dakika uzunluğunda ve kaydedilmiş, değil mi?
- Hatırlamıyorum. - Buraya bakın.
"7802, Hailey ve Dana görüşmesi. Kaydedildi."
Gördünüz mü?
Evet.
O kaset nerede Dedektif?
Bilmiyorum.
Kaseti hiç gördünüz mü?
Bilmiyorum.
Bir rapor hazırladınız mı?
Hayır.
Dana'nın söylediklerini not bile almadınız.
- Doğru. - Peki.
Hailey'ye verdiğiniz sorular dışında
bu telefon görüşmesini yaptığınıza dair bir kayıt yok, değil mi?
- Olduğunu sanmıyorum. - Bu kaybolan veya imha edilen kanıtın
ne kadar önemli olduğunu anlatabilir misiniz?
Önemli olduğunu bilmiyordum.
Sizin için olmasa da Dana için önemliydi.
Ondan 30 dakika istediniz.
Araya başkasını sokarak soru sordurdunuz, değil mi?
- Hailey konuşuyordu, evet. - Peki.
Ona sorması için Hailey'ye bazı sorular vermiştim.
Tek amaç, Dana'dan bilgi almaktı.
- Evet. - Peki.
İşinize yaramadığı için kaybolmuş
veya imha edilmiş olabilir, bize nasıl...
Topeka'daki çok konuşulan çifte cinayeti soruşturan bir polis için
kayıt tutma konusunda çok zayıf biri.
Ortada sadece karşılıklı laflar var
ve karşıdan gelen laflar Dana'yı mahkûm ettirmeye yönelik.
Dana'nın savunma avukatları da
savcılığın iddiasının zayıf noktalarını
bence başarılı bir şekilde ortaya çıkarıyordu.
Bence bu, birçok kişinin zihninde onları öne geçirmişti.
Ama sonra aniden bir duyuru yapıldı
ve herkes "Ne oluyor lan?" dedi.
Yeniden yargılamadaki ifadelerden sonra...
10'UNCU GÜN
...sürpriz bir gelişme oldu.
Jüri heyetinin duruşmaya katılmasına birkaç günlüğüne ara verildi.
Üst üste iki gün ara verilmesiyle ilgili...
İKİNCİ ARA GÜNÜ
...hiçbir sebep verilmedi.
Adliyedeki bir tabelada...
ÜÇÜNCÜ ARA GÜNÜ
...salı 09.00'a kadar ara verildiği yazıldı.
11'İNCİ YARGILAMA GÜNÜ
Beş gün süren beklenmedik bir aranın ardından
Dana Chandler'ın yeniden yargılama süreci tekrar başladı.
Ortaya çıkan bu durum, davadaki son akılalmaz gelişmeydi.
Savcılık tarafından gelen bir duyuruya göre...
Sadece doğruları...
...yeni bir tanık vardı.
İyi günler. Bize adınızı söyler misiniz?
Terri Anderson.
HARKNESS'IN KOMŞUSU
Bu davada daha önce duruşmalar olmuştu
ve siz ifade için çağrılmadınız, değil mi?
Evet.
Size 6 Temmuz 2002'yi sormak istiyorum.
O gece evinize gittiniz mi?
Evet, saat 22.00'de eve gittim ve sonra verandaya çıktım.
Uzakta patlatılan havai fişekler vardı.
4 Temmuz'un hafta sonuydu, o yüzden garipsemedim.
Ama sonra birkaç dakika geçti ve bam, bam, bam, bam, bam sesi duydum.
Silah sesleriydi.
Solumda bir hareketlilik gördüm,
sonra baktım ve bir kafa gördüm.
O kişinin yüzünü görebildiniz mi?
Kısa bir süreliğine.
O kişiyi tanıyor muydunuz?
Hayır, kim olduğunu bilmiyordum.
O kişiyi bugün salonda görüyor musunuz?
Evet.
O kişiye işaret edin
ve ne giydiğini söyleyin.
- Tamam. - Peki.
Siyah ceket.
Alt yazı çevirmeni: Samet Konuksal
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.