Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Minik Bo!
Haniymiş büyükanne?
Buraya bak, gülümse.
Minik Bo!
Neye bakıyorsun?
Anne, madem bu kadar boşsun neden gidip arkadaşlarını bulmuyorsun?
Minik Bo daha önemli ve konuşmayı öğreniyor...
“Büyükanne” dediğinde yanında olmak istiyorum.
Hâttâ şöyle bile diyebilir...
“Büyükannem gibi güzel ve akıllı olmak istiyorum!”
Olamaz! Ağlıyor! Ağlama!
Büyükanne yaramazlık yaptığı için mi ağlıyorsun?
Bak, üzümler ne kadar da güzel!
Mor!
Senin için. İster misin?
Babana mı vermek istiyorsun? Yoksa büyükannene mi?
Kucağına al ve döndür!
Büyükannesi gibi, dans etmeyi seviyor o da.
Büyükannene mi vereceksin?
Hadi, ver bana.
N'apıyorsun?
Memur Zheng, şüpheli biri var mı diye...
...eski videoları incelememizi söylememiş miydi?
Biliyorum.
Ama bu video geçen yıldan değil mi?
Sadece, hiçbir şeyi gözden kaçırmamak istiyorum.
Büyükannen, videolarını internette yayınlayacak.
Büyüdüğünde, videolarını herkese açık hale getirip getirmeyeceğine...
...Minik Bo'nun kendisinin karar vermesini istiyorum.
Dediğimi duydun mu?
Ne zamandan beri bu kadar dırdırcı oldun?
Bu videoyu üç gün önce izlememiş miydin?
Uyuduğunu sanıyordum.
Nasıl uyuyabilirim ki?
Sana kahvaltı hazırladım.
Nereye gidiyorsun?
Annem hâlâ parkta.
Karakola uğrayıp...
...herhangi bir gelişme olup olmadığını öğrenebilir misin?
Memur Zheng, bir gelişme olursa arayacaklarını söylememiş miydi?
Gerçi, hep böyle diyor.
STRANGER EYES
- Yaklaşık üç ay önce. - Üç ay önce mi?
Bu civarda kayboldu.
Gözümü dört açacağım.
Bize bu numaradan ulaşabilirsiniz.
Elinize bilgi ya da yardımcı olabilecek bir şey geçerse, lütfen iletişime geçin.
Tabii, geçerim.
Teşekkürler ve rahatsız ettiğim için özür dilerim.
Burada, herkes dikkatli olmalı.
- Burada mı kayboldu? - Evet.
- Çok teşekkürler. - Gözümüzü dört açacağız.
Baksana oğlum, bulana bir ödül verelim mi?
İnsanlar, başlangıçta yardım etmeye çok hevesliydi...
...ama artık ilgilerini kaybetmiş görünüyorlar.
İyiliğin bile bir son kullanma tarihi vardır demelerinin sebebi bu olmalı.
Az önce, kibar bir beyefendiyle tanıştım...
...o gün...
...parkta video çektiğini söyledi.
Bir şey var mı diye kontrol etmek için video kaydını tekrar izleyecek.
Son aylarda yeterince “kibar beyefendiyle” tanışmadık mı?
Ona, Minik Bo'nun kaydırakların etrafında kaybolduğunu söyledim...
...ama sen ne olduğunu görmediğini söylemiştin...
...bu yüzden ona ne söyleyeceğimden de emin olamadım.
Şu an senin oturduğun yerde oturuyordum.
Sonra, telefonum çaldı.
Arayan sendin.
Ayağa kalktım ve telefonu açtım.
Sanırım, iki dakika konuştuk...
...beş dakikadan fazla konuşmadık.
Kaydırağın oradaydı.
Her zaman olduğu gibi...
...diğer çocuklarla birlikte değildi.
Sonra da...
...birden ortadan kayboldu.
Parkın her tarafına baktım...
...diğer ebeveynlere de sordum...
...ama kimse bir şey görmemiş.
Bu çok doğal.
Ebeveynler sadece kendi çocuklarına göz kulak olur.
Neden bahsediyorduk?
Kızını nasıl kaybettiğini anlatıyordun.
Hayır, Minik Bo'nun kaybolduğu gün telefonda ne hakkında konuştuğumuzu kastetmiştim.
Böyle şeyleri kim hatırlar ki?
Hatırlamıyor musun?
- Bu, kayıp küçük kızımız. - Üzgünüm, teşekkürler.
Aramamıza yardım edin.
- Numaram burad... - Hayır, teşekkürler.
Ne hissettiğinizi anlayabiliyorum. Gerçekten.
Ben de bir anneyim.
Ama etrafta neler olduğuna bir bakın...
Herkes gitmiş.
Eskiden buraya çocuklarını getiren başka aileler de vardı.
Şimdiyse herkes serbestçe dolaşan bir sapık olduğunu düşünüyor.
Artık kimse buraya gelmeye cesaret edemiyor.
Sizin kızınız mı? Minik Bo'muza çok benziyor.
İzninizle.
Dikkatli olun...
Bay bay...
Bazı insanlar ebeveyn olmamalı.
Ariel, bu oyuncağı beğendin mi?
Beğenmedin mi?
Buna ne dersin peki?
Kitap alayım mı sana?
Bunu mu istiyorsun?
Tamam, ne istiyorsun peki?
Ne istiyorsun?
Pardon, müsaadenizle.
Buradakilere ne dersin?
İstemiyor musun? Peki.
Merhaba, o iyi mi?
- Yardıma ihtiyacınız var mı? - N'oldu bilmiyorum... Durmadan ağlıyor.
- Merhaba! Adın ne bakalım senin? - Normalde böyle değildir.
Sâkin ol.
İyi misin? Acıktın mı yoksa?
Aslında, az önce karnını doyurdum.
Neden bu kadar çok ağlıyor bilmiyorum.
Belki de dikkatini dağıtacak bir şeylere ihtiyacı vardır?
Merhaba! Ne kadar tatlısın sen böyle!
Merhaba! Bak buradayım!
Bizimle oynamak ister misin?
Aç mısın? Sandviç aldım.
Televizyona bağlayabildin mi?
İyi olmuş.
Şimdi daha fazla ayrıntı görebilirsin.
- Neyi kaydediyordun? - Bunu ben kaydetmedim.
Az önce biri bıraktı.
- Kim? - Tanımıyorum.
- Ne zaman bıraktı? - Bir saat kadar önce.
Kapının altında buldum.
Bir de dvd oynatıcı mı bıraktı?
Dvd oynatıcı annenin.
Eski dans kayıtlarıyla birlikte buldum.
Ne zamandır bunu izliyorsun?
Video, yaklaşık yirmi dakika uzunluğunda.
Birçok kez izledim bile.
Ne gördün peki?
Alışveriş yapıyorsun...
...ödeme yapıyorsun...
...sonra da ayrılıyorsun.
Yakın zamanda bile çekilmemiş.
Minik Bo'ya baksana.
Daha çok küçük.
Devamında ne oluyor?
Devamında kasaya ödeme yapmaya gidiyorsun...
...ve kasiyerle flört ediyorsun.
Bu kadar.
Sandviç aldığını mı söylemiştin?
Bugünlerde kim hâlâ dvd kullanıyor ki?
Bir çeşit satış numarası mı?
Dolandırıcılığa karşı dikkatli olsanız iyi olur.
N'oldu?
Başka bir tanesini daha yeni izledik.
Bu sabah parkta olan kadın değil mi bu?
Neden onu takip ediyordun?
O olabilir mi acaba?
Bu da neydi böyle?
Bu kadar mı?
Polisi arayalım.
Alo?
Ben, Chen Peiying.
Memur Zheng orada mı?
Işıkları kapatın.
Eski usûl yöntemler. Hâlâ en iyisi.
Takip edilemez.
Parmak izi bile yok.
Çünkü herkes kenarlarından tutması gerektiğini bilir.
Peki, şöyle yapsak...
Evinizin dışına bir kamera koyabiliriz.
İki kez geldiğini söylemiştiniz değil mi?
Belki üçüncü kez de gelir?
O zaman biz de gözetim altında olmaz mıyız?
- Teyze, bu sizin güvenliğiniz için. - Bana “teyze” deme.
Minik Bo'yu geri getirmek için ne gerekiyorsa yapın.
Amirim, kopya tamam.
Kopyasını mı aldınız?
Elbette.
Eski usûl yöntemler...
...onlara güvenemezsiniz.
Şimdi ne yapacağız?
Şimdi geri dönün ve benden haber bekleyin.
Sabaha, kamerayı kurmaya birini gönderirim.
Sonra da irtibatta kalırız.
Tamam mı?
Burayı imzalayın.
- Nedir bu? - Endişelenmeyin. Basit bir onay formu.
Affedersiniz, bayım.
Bir şey mi arıyordunuz?
Dün bu dükkândaydım ve telefonum kayboldu.
Anlıyorum. Ama bugün hiç telefon görmedim.
Dün de görmemiştim.
Modeli ya da rengi neydi?
Mağazanın kamerasına bakabilir miyim diye düşünüyordum...
...belki düşürmüşümdür ve biri almıştır.
Mağaza politikası gereği, insanlara görüntüleri göstermemiz yasak.
Ama güvenliğe durumu iletirseniz...
...incelenmesi için kayıtları onlara iletebilirim.
Gerek yok, başka bir yere bakacağım.
Hop, fotoğraf makinem!
Dur!
Dur! Buraya gel! Geri ver onu!
Şu adamı durdurun!
Kımıldama!
Bırak beni!
- N'apıyorsun?! - Kımıldama!
Kımıldama dedim sana!
Kızım nerede?!
Kızım nerede?!
Söyle!
...ben de bunu söylüyorum işte!
Ne düşündükleri umurumda değil!
Anlamadım? Alt tarafı bale!
Kraliyet Balesi'nde mi sanıyorlar kendilerini!
Hanımefendi.
Çok şımartılmışlar.
Neden para iadesi yapayım ki?
Şu an seninle tartışacak vaktim yok.
Merhaba.
Dediğimi hatırlıyor musun?
“Eve gidin ve aramamı bekleyin,” demiştim, değil mi?
Niye kahramanlık taslayıp, birini soyuyorsunuz?
Fotoğraf makinesi taşıması o kişiyi şüpheli mi yapar?
Memur bey, oğlum, fotoğrafının çekildiğini söylüyor.
- Adamı yakaladınız mı? - Yakaladık.
İngiliz vatandaşı.
Oxford Üniversitesi'nden bir hoca.
- Çektiği fotoğrafları incelediniz mi? - Fotoğrafınız kesinlikle vardı içlerinde.
Bunda ne var ki?
Siz dışarıda kahramancılık oynarken...
...evinizin dışındaki kameraya kimin yakalandığını biliyor musunuz?
Tahmin edin bakalım.
Onu tanıyor musunuz?
Birinizin amcası falan mı?
Öğretmeni?
Sevgilisi?
Eski sevgilisi?
Ya da sadece bir dağıtım elemanıdır.
Ne kaydettiğini...
...görmek istersiniz sanırım?
Acele etmeyin.
Kahve makinemiz oldukça iyidir.
Bana katılmak isteyen olursa dışarıda olacağım.
Burası, bebek odamız değil mi?
Bunu sokağın karşısından mı kaydetmiş?
Ben bir kahve içeceğim.
Kendi evinizi hiç dışarıdan gördünüz mü?
Bir bakın.
Yakın zamanda tadilattan mı geçti?
Minik Bo doğduğunda biraz tadilat yapmıştık.
Üç kuşak aynı çatı altında; çok eğlenceli olmalı.
Kimse yok mu?
Polis.
Gözlerim iyi görmüyor.
- Polis misiniz? - Aynen, teyze. Polisiz.
- Döndüler. - Teyze, yalnız mı yaşıyorsun?
- Evet. - Gözlerin böyleyse, dikkatli olmalısın.
Sorun değil.
Oğlum dönüp benimle kalacak.
Tamam. Teyze, oğlun döndüğünde buralarda dolaşan birini görürse...
...polisi aramasını söyle. Bizi arasın.
- Olur mu, teyze? - Olur. Oğlum döndüğünde ona söylerim.
- Sağ ol, teyze. - Tamam.
Başka bir dvd!
Buradaymış!
Yakınlarda olmalı.
Orada!
- Gözünüzü ondan ayırmayın. - Tamam!
- Görüş alanınızdan çıkmasın. - Tamam.
Yürüyün!
Jing! Gelsene buraya!
Bak, bozuluyor.
- Hâllet. - Tamam.
Bu da var.
- Üye misin? - Hayır. Olmalı mıyım?
Aramalarıma anında cevap vereceksen, tabii.
Al, benden sana küçük bir sürpriz!
Bebek bakıcılığın bittiyse, bir saat içinde mesaim bitecek.
Bay bay...
Geç geleceksen bana haber ver ki...
...erkenden yemek yapmayayım.
Bak, yemeklerin hepsi soğudu.
Gözlerin bozuksa yemek yapmamalısın.
Yemeği gözlerimle pişirmiyorum.
Burnumu kullanıyorum!
Yine mi kavga ediyorlar?
- Yine bebek yüzünden, değil mi? - Bilmiyorum.
Bence, bazı insanların çocuk sahibi olmaması daha iyi.
Anne.
Anne, kalk da kahvaltını yap.
Bana bir içki koy.
Sabahın köründe içme.
Doktor, sana daha az içmeni ve daha çok egzersiz yapmanı söyledi.
Dırdır edip durma.
Merak ediyorum...
...ben olmayınca...
...kime dırdır edeceksin acaba?
Ona, eve dönmesini söyle.
Böylece, sonunda dırdır edecek birini bulmuş olursun.
Dönmesini söylemeden önce...
...ölmemi mi bekliyorsun?
Yandaki odada...
...sakladığın şeyler...
Hepsini biliyorum.
Burası benim de evim.
Dikkat et.
Peiying: Sana anlatmam gereken bir şey var.
Peiying: Bugün seni sekiz kere aradım.
Peiying: Beni görmezden mi geliyorsun?
Peiying: Niye böyle davranıyorsun?
Peiying: Canın cehenneme!
Peiying: Senden nefret ediyorum.
Selam, işin bitti mi?
Eve mi gidiyorsun? Yoksa biraz vaktin var mı?
- Sanırım sadece ikimiz varız. - Sevgilin nerede?
Dönmüşsün.
Burada, üç yıldır çalışmadığın yazıyor.
- Daha önce satış işinde miydin? - Evet.
Karım, çocuk doğduktan sonra işe geri döndü, ben de çocuğa bakmak için evde kaldım.
Sonra n'oldu?
Yani, bir çocuğa bakmak nasıldı?
İyiydi...
Peiying: Sevgili takipçim! Bu ne biçim fotoğraf?
Peiying: Düzgün bir tane çek de gönder bari!
Bu bizim ilk çocuğumuz, dolayısıyla öğrenecek çok şey var.
Wu: Göndermesem daha iyi...
Peiying: Sen beni görüyorsun, ama ben seni göremiyorum. Haksızlık bu!
- Gerçekten de büyük bir sorumluluk. - Aynen öyle.
Peiying: Neyse, unut gitsin. Hayal kırıklığına uğramak istemiyorum.
İşimi şansa bırakmam, o yüzden internetten araştırıp hazırlandım.
Ama böyle bir şeye hazırlıklı olmak mümkün değil.
Wu: Çocuğundan utanmıyorsundur umarım?
Peiying: Kafayı mı yedin! Kızımla gurur duyuyorum!
- Okullar da bunu öğretmiyor. - Çok doğru!
Wu: Öyleyse neden hiç onunla ilgili paylaşım yapmıyorsun?
Bu, tüm toplumumuzun, medeniyetimizin temeli!
Bugünlerde her şey çok gelişti.
İnternet...
...uzay araştırmaları, yapay zekâ...
...ve tüm bunlara sahibiz; ama çocuk yetiştirmeyi henüz çözemedik!
Çok saçma, değil mi?
Aynen.
Çocuğunu iyi yetiştirdiğini mi düşünüyorsun?
En azından...
...çocuğum hayatta.
- Ne kadar bu? - Gerek yok, sana ücretsiz.
Bay bay...
Yavaş!
Oynamak mı istiyorsun?
Tamam, hadi bakalım!
Yavaş.
..küçük ellerimizi tutup yürüyelim.
Bu gece ekstra mesaiye kalacağım.
- Seni bu gece göremeyeceğim yani? - Kaça kadar süreceğini bilmiyorum.
Bekleme.
Minik Bo, baba işe gidiyor.
Junyang...
Hoşça kal.
Babaya bay bay yap.
Dene hadi.
Burada ne işin var?
Burada çalışmıyorsun.
Peiying: İzledin mi?
Wu: Takma kafana.
Peiying: Madem öyle, paylaşmasaydı!
Peiying: Beni hava gibi görünmez mi sanıyor?
Wu: Hava, görünmese de önemlidir.
Peiying: Hava olsaydım, beni yine de görür müydün?
Wu: Seni görüyorum.
Peiying: Görülmek istiyorum.
Personel harici girmek yasaktır
En büyük hayranınızın evini aradık...
...ve sahip olduğu birkaç arkadaşı araştırdık.
Bir şey çıkmadı.
Peki ya süpermarket? Süpermarketin anahtarı onda.
Oraya da gittik.
Oradan da bir şey çıkmadı.
Patronu, bizden iş çıkışı seni oraya götürdüğünü öğrendi.
Bu yüzden onu kovdular.
Onu bu şekilde bırakmayacaksınız değil mi?
Söylesene, evlat...
...onu neye dayanarak tutuklayacağız?
Hiçbir şey bulamadık.
Tek kanıtlayabildiğimiz, sizi izlemek gibi hastalıklı bir fetişi olduğu.
Şöyle bir öneride bulunabilirim...
Röntgencilik ve taciz suçlarından şikayette bulunabilirsiniz...
...bu onu bir süre hapiste tutabilir.
Belki iki ya da üç ay? İster misiniz?
Şayet istiyorsanız...
...kahvemi bitirdikten hemen sonra onu tutuklayabilirim.
Tabii ki isteriz! Bunda düşünecek ne var ki?
Teyze, kusura bakma da...
Bu, onların mahremiyetiyle ilgili.
Reşit misiniz?
O zaman bu, onlara kalmış.
Ne diyorsunuz?
Tek istediğim Minik Bo'ya kavuşmak.
- Peiying! N'oluyor? - Sâkin ol.
Junyang!
- Yalan mı söylüyorum?! - N'oluyorsun be?!
Bırak beni!
- Sâkin ol! - Bırak beni...
Artık sağlıklı düşünemiyorum.
Bırak beni.
Başından beri...
...onu doğurmak isteyip istemediğimden emin olamıyorum.
Kürtaj için randevu almamış mıydık?
Bizden alınmasının sebebi...
...onu yeterince sevmememiz miydi?
Pes etme.
Minik Bo'nun hâlâ bize ihtiyacı var...
Benim de sana ihtiyacım var.
Bunu tek başıma yapamam.
Nasıl biri?
Onunla şahsen tanışmadan...
...bunu söylemek zor.
Ama sanırım ondan hoşlandım.
Nesinden hoşlandın?
Bana bakış şeklinden hoşlandım.
Onun tarafından görülme hissinden.
Sana koşulsuz ilgi gösteren birini bulduğunda, ondan hoşlanırsın.
Beni, internette hayranlarıma sunduğum imaj gibi görmüyordu.
Sadece bir anne olarak da görmüyordu.
Beni, gerçekte olduğum gibi gördü.
Bu yüzden mi suç duyurusunda bulunmak istemiyorsun?
Hayır.
Sadece...
...onu hapse attırırsak...
...Minik Bo'yu bir daha göremeyiz diye düşündüm.
Gerçekten, Minik Bo'yu kaçıranın o olduğunu mu düşünüyorsun?
O olmalı.
Bayım, nereye gitmek istediğinizi söyler misiniz?
Otobüsü takip etmeye devam et sen.
Bunu uzun zamandır yapıyoruz zaten.
Neden otobüse binmiyorsunuz?
Hayal kırıklığına mı uğradın?
Hayır.
Hayır!
Peki ya sen?
Görmek istediğin şeyi görüyor musun?
Seninle geleceğim.
Seninle geleceğim.
Sadece...
...kızımın nerede olduğunu söyle.
Seninle geleceğim.
Nerede olduğunu gerçekten bilmiyorum.
Nasıl bilmezsin?
Her şeyi görmüyor musun?
Her şeyi görmüyor musun?!
Kızım nerede?
Onu bana geri ver.
Onu bana geri ver.
Kızım nerede?
Gerçekten bilmiyorum.
Onsuz yaşayamam.
Kızım nerede?
Neden görmedin?
Neden görmedin?
Görmedim.
Görmedim...
Neden karanlıkta bir şeylere bakıyorsun?
Gözlerin bozulur!
Küçükken çok uslu bir çocuktun.
Nasıl bu hâle geldiğini anlamıyorum.
Neyin var?
Anlat bana.
Neyin var?
Nerede bulmuşlar onu?
Memur Zheng...
...kendi çocuğunu bir trafik kazasında kaybeden bir kadının...
...onun yerine Minik Bo'yu aldığını söyledi.
Sokaktan rastgele bir çocuk seçmemiş.
Kızının fotoğrafını gördüyseniz...
...Minik Bo ve kızı tıpatıp aynı.
Minik Bo'muza kavuştuk.
- Artık her şey yolunda. - Geldi.
Canım! Geçti artık.
Güvendesin artık.
Canım, geçti artık.
♪ İşte Minik Bo geldi ♪
♪ Minik Bo kapında bekliyor ♪
Nasıl buldun onu?
Sabır sayesinde.
Şuraya bak.
Orada.
Ve orada.
Polis artık filmlerde...
...saklambaç oynamak zorunda değil.
Sadece dikkatle izlememiz...
...ve sabırla beklememiz gerekiyor.
Yılların deneyiminden şunu öğrendim ki...
...insan ne kadar dikkatli olursa olsun...
...mutlaka bir noktada hata yapacaktır.
Bu durumda bir suçluyu yakalamak kolay, değil mi?
Sadece birini yeterince yakından izlemeli...
...ve gözlerini ondan ayırmamalısın.
Suçlu olmasa bile...
...bir noktada...
...suçluya dönüşecektir.
Aranızda ne oldu?
Minik Bo'yu daha yeni geri aldık ve o şimdi gidiyor mu?
Ne yaptığın umurumda değil.
Git ondan özür dile.
Onu geri getir.
Minik Bo'nun hatırı için, aranızda çözemeyeceğiz hiçbir şey yok.
Anne, yeter.
Bayım, yardımcı olabilir miyim?
Hayır, teşekkürler. Birini bekliyorum sadece.
Buraya ilk kez yalnız gelmiyorsunuz da ondan dedim.
Dün de önceki gün de burada yalnızdınız.
Soğuğu seviyorum. Ne var bunda?
Şirket politikası gereği...
...kişisel bilgilerinizi kayıt için güvenliğe bırakmanız gerekiyor.
Niye bırakacakmışım?
Küçüklerin güvenliği için; lütfen beni takip edin.
Sapık olduğumu mu düşünüyorsun?
- Peki ya onlar? - Onlar derken?
Çocukları olan ebeveynleri mi kastediyorsun?
Yoksa, randevuya çıkan çiftleri mi?
Bu yüzden kışın tadını yalnız çıkarmayı seviyorum.
Yasak mı bu?
Değil.
Kanıtla o zaman.
- Akşam yemeğinde bize katılmayacak mısın? - Niye katılmayayım?
Görünüşe göre gerçekten birini bekliyorsun.
Burada.
Tamam o zaman.
Hani, nerede?
Ee, böyle sessizce beni izleyip duracak mısın?
Bunu seninle paylaşmayacağım.
Günlerdir iş yerimde beni takip ediyorsun.
Fark etmediğimi mi sanıyorsun?
Bana bir açıklama borçlu olduğunu düşünmüyor musun?
Hiçbir şey söylemeyecek misin?
Aklına ne gelirse.
Seni test etmiyorum.
Seni izlerken...
...kendi kendime...
...nasıl bir hayatın olduğunu sordum.
Ne düşündüğünü hayal etmeye çalıştım.
Bazen...
...seni izlemeye başlamadan önce...
...nasıl olduğunu hayal ediyorum.
Ve ben bıraktıktan sonra nasıl olduğunu.
Ee?
Beni bu kadar uzun süre izledikten sonra, gözlemlerin neler?
İşte sıkıldığını gözlemledim.
Bunca zaman beni izledikten sonra sadece bu çıkarımı mı yapabildin?
Sıkılan sensin!
Belki, farklı bir hayatın olabilir...
...ya da...
...anneni gururlandıracak biri olabilirsin.
Durum buysa, sence nasıl biri olmalıyım?
Yaratıcı biri...
...belki müzikle...
...veya resimle...
...ya da dansla ilgilenen biri.
Merak ediyorum...
Annemi gururlandıracak biri olmam gerektiğini söylüyorsun da...
...babamdan neden bahsetmiyorsun?
Bana, kendi kaygılarını bana yansıtıyormuşsun gibi geliyor.
Ne istersen düşün ama bana bir iyilik yap...
...ve sırf kendi hayatın trajediyle dolu diye...
...benim hayatımı da o kadar üzücü hale getirme.
Tamam mı? Ben gayet iyiyim!
Döndün demek.
Nerelerdeydin?
Anne, n'oldu?
Anne!
Anne, iyi misin?
Kalkmana yardım edeyim.
N'oldu?
Biraz otur benimle.
Anne, ayağına bir şey mi oldu?
Kocaman olmuşsun.
Ne kadar da hızlı büyümüşsün.
Bu süreç daha da hızlanacak.
Anne, neyden bahsediyorsun?
Anne...
Ben...
Sonunda anl...
Biliyorum.
Her şeyi biliyorum.
Annenim ben senin.
Oğlumun ne yaptığını anlamaz mıyım sanıyorsun?
Tıpkı geçen yıl ve ondan önceki yıl bugün olduğu gibi...
...her yıl, kendime aynı soruyu soruyorum.
Nasılsın?
Bunca zamandır nasılsın?
Her şeyi gördüğümü sanıyordum.
Seni ağlarken de...
...gülerken de gördüm...
...ama hep bu mesafedeydin.
Seni gerçekten tanıyıp tanımadığımı merak ediyorum.
Belki de sadece kendimi görüyordum.
Yıllar boyunca seni arkadaşlarınla çıkarken gördüm...
...ama bazen...
...gerçekten aşık olup olmadığını merak ediyorum.
Hiç kontrol edemediğin bir mutluluk hissettin mi?
Ya da sana, hayal bile edemeyeceğin şeyler yaptıran bir tutku?
Benim de bir zamanlar genç olduğumu hayal etmek çok zor.
Bir zamanlar ben de tüm bu duyguları hissettim.
O zamanlar daha iyisini bilmiyordum...
...ve sadece kendimi önemsiyordum.
Ve sonunda seni incittim.
Söyleyebileceğim tek şey...
...üzgün olduğum.
Senden af dilemiyorum.
Ama sık sık...
...keşke o zamanlar daha iyisini yapabilseydim diyorum.
Sana söylemek istediğim onca şeyi...
...söyleyecek cesareti bulamadığım için pişmanım.
Bir gün...
...senin karşına çıkacak cesareti kendimde bulabilseydim...
...dönüştüğün kişiyle ne kadar gurur duyduğumu sana söylemek isterdim.
Ama o zamana kadar...
...seni sadece...
...uzaktan izleyebilirim.
İyi ki doğdun...
...biriciğim.
Çeviri: dikistutmaz X: iapetos Letterboxd: moandor
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.