Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Sokakta yaşıyordum.
Eski otogarın yakınında.
Beni bulduğunda oradaydım.
Beni gördüğünde yüzünde beliren ifadeyi hiç unutmam.
Çok rahatlamış, sevinmişti.
Düşündüğü kişi olmadığımı anlayınca hayal kırıklığı yaşadı.
Öğretmen olduğunu söyledi. "Kızlarım var" dedi.
"Bir gece evimde kalabilirsin, sabah olunca da
sana yardım edecek birini bulurum" dedi.
Normal gibiydi.
İyi biri gibi.
Anlıyor musun?
Yatıp uyudum. Gece uyandım, su almak için aşağı indim.
Kanepedeydi, içiyordu.
Ona teşekkür ettim.
İyi birisiniz, dedim.
Beyefendi…
Öyle deyince sanırım kızdı.
İyi bir insansınız.
Bilmiyorsun ki.
Ya "Cinayet işledim" desem?
O zaman beni yargılar mısın?
Keşke o zaman kaçsaydım ama kaçmadım.
Sonra ne oldu?
Adı Salil Singh'di.
Önce ilaç verdim, sonra da boğdum.
Can verirken
onunla üniversite hakkında konuştum.
Gelecek hakkında.
Uykuya dalarken aklında güzel bir düşünce olsun diye.
Ama korktuğu gözlerinden belliydi.
Sence ben canavar mıyım?
Bence…
…sen iyi bir insansın
ama kendini kötü bir durumda bulmuşsun.
Teşekkür ederim.
Ben de alabilir miyim?
Bardak getireyim.
Hayır!
Gitmeme izin vermedi.
Her şey yoluna girecek. Merak etme.
Sal! Nasıl yaparsın?
Hey. Geçti.
Artık güvendesin tavuk.
İYİ BİR KIZIN CİNAYET REHBERİ
Annenler nasıl?
Hassas.
Bir sevinip bir üzülüyorlar.
Sal'in masum olduğu ve intihar etmediği ortaya çıktı.
Ama tanıdığı, güvendiği biri onu öldürmüş.
Sen nasılsın?
Farklı hissediyorum.
Senin sayende.
Tek başıma yapmadım.
Evet. İyi bir takımdık.
- İyi misin? - Evet, sadece…
Bir şey söylemeye çalışıyorum.
Ama şey geliyor…
Bak…
- Diyeceğim şu ki… - Pip.
Ben gidiyorum.
Burada kapana kısılmış, donmuş gibi hissediyorum.
Hayatım durmuş gibi.
Gitmeyi çok istiyordum, artık gidebilirim.
İş bulup üniversiteye başvuracağım. Hayatımı yaşayacağım yani.
Onu burada da yapabilirsin.
Gitmem gerek.
Eve adli tıp ekibi gelmiş, DNA falan aramış.
Bir türlü aklım almıyor. Her gün gördüğümüz adam.
Normal bir insan gibiydi.
Ders anlatırdı, araba sürerdi, yemek yapardı
ama kapkaranlık bir sır saklıyormuş.
Tek bir sır da değil.
Gizli bir evin çatı katında bir kadını alıkoyuyormuş.
Çocuğu yaşında genç bir sevgilisi varmış, kızı öldürmüş,
cesedini saklamış, kızın erkek arkadaşını da öldürmüş.
Kardeşimin doğum gününde bizim eve girdi ve köpeğimi öldürdü.
Geldim.
Ne yapabilirim?
Nasıl yani?
Durumu düzeltmek için.
Ne yapabilirsin ki?
BAY WARD İNGİLİZCE ZÜMRE BAŞKANI
Bunu yapamam.
Fırın hazır. Koyabiliriz. Güzel çırpman lazım canım.
- Ne oldu? - Cara'nın hayatını mahvettim.
Bir babası vardı, şimdi o da yok.
Hayır! Bu Elliot'ın suçu, senin değil.
Yaptığın şeyi yapmasaydın herkes hâlâ Sal'in Andie'yi öldürdüğünü sanacaktı,
Singh ailesi de o utançla yaşayacaktı.
Andie'nin ailesi de kızlarının katilinin tutuklandığını göremeyecekti.
Tavan arasındaki kız kurtulamayacaktı.
Karşına bir sürü engel çıksa da hiç pes etmedin, biliyorum.
Evet, her şey tuhaf ve üzücü görünüyor
ama sen herkesin göz bebeğisin, tamam mı? Bunu unutma.
Seninle çok gurur duyuyorum.
Benim çılgın
ve azimli kızım.
Teşekkür ederim.
Kime çekmişim acaba?
Ama düşündükçe tepem atıyor.
Elliot, Andie'yi öldürdüğünü kabullenmeye yanaşmıyor.
KURCALAMAYI BIRAK
NEDEN SÖZ DİNLEMEDİN?
1 EYLÜL
7 EYLÜL
13 EYLÜL
BARNEY'NİN ÖLDÜRÜLMESİ 14 EYLÜL
14 EYLÜL 2024
Josh'ın doğum günü.
PEKİ BARNEY'Yİ KİM ÖLDÜRDÜ?
Beş dakikan var. Bana ihtiyacın olursa burada olacağım.
- Özür dilerim. - Hayır.
Neden geldin?
Barney'nin kaybolduğu gün burada değildin.
Onu sen öldürmemişsin.
- Ne demek istiyorsun? - Biri Barney'yi kaçırıp öldürdü.
Aynı kişi bana telefondan tehdit mesajları attı.
- Demek ki… - Bir şeyler saklayan başka biri var.
Andie Bell'i başkası öldürmüş.
Kim inanır ki sana?
Ben canavarım.
- Çok şey yaptım, suçlu sayılırım. - Suçlusun zaten.
Sal'i öldürdün
ve Andie'yi istismar ettin.
On yedi yaşındaydı.
Sen onun öğretmeniydin.
Isla'yı kaçırdın ve onu hapsettin.
Andie'yi senin öldürmediğini Cara ve Naomi bilsin istemez misin?
Andie'nin para istediğini söylemiştin. Neden olabilir?
Para vermeyeceğimi söylediğimde…
…kendinden geçmişti.
O gece şehirden ayrılmazsa
adamın yapacaklarından korkuyordu.
Kimin?
Andie'yle çıktığımız sırada
bana söylediğine göre
Jason
çok baskıcıymış.
Hepsine baskı yaparmış. Andie'ye, Becca'ya…
Evde korku hâkimmiş.
Sevgilisinin olmasına izin vermezmiş.
Andie'nin kaybolduğu gece güya geç vakte kadar
arkadaşlarıyla yemekteymiş ama öyle olmadığını biliyorum.
Nasıl?
Ormanda Andie'yi arıyordum.
Minibüsüyle yanımdan geçti.
- Yalan ifade mi vermiş? - Ya da eksik.
Her hâlükârda şimdi kabul etmeyecektir.
Jason'ın sözüne karşı benim sözüm.
Andie kaybolduğunda çaresizdim.
Bir yerlerde ölmüştür diye düşünüyordum, cesedi bulduklarında
tüm ipuçları beni gösterecekti.
Sonra aklıma bir şey geldi. Birkaç ay önce
Naomi çok zorlanıyordu.
İçine kapanmıştı. Benimle de konuşmuyordu.
Nedenini öğrenmek zorundaydım, o yüzden günlüğünü okudum.
Vurkaç olayı.
Bunu hatırladığımda
aklıma karanlık bir tohum ekilmiş gibi oldu.
Kurtulmaya çalıştım.
Ama kök saldı, büyüdü,
kısa süre sonra başka bir şey düşünemez oldum.
Sal'i öldürüp
suçu ona atmak kızlarımı korumanın tek yoluydu.
Annelerini zaten kaybetmişlerdi. Bir de beni kaybetmesinler dedim.
Sen kötüsün.
Olabilir.
Ya da belki asıl kötü olan o karanlık tohumdur.
Hepimizin içinde bir yerlerde o tohum olabilir diye düşünüyorum.
Sende bile Pip, sende bile!
Koşullar uygun olursa o zaman büyümeye başlıyor.
İngilizce öğretmenisin.
Senden daha iyi bir metafor beklerdim.
Seçme şansın vardı.
Ve sen Sal'i öldürmeyi seçtin.
Süre doldu.
Kızları gördün mü?
Evet.
Jason'ın kullandığı minibüs.
Rengini hatırlıyor musun?
Evet, maviydi.
Selam.
Gitme. Az önce karakolda Elliot'la görüştüm.
Andie Bell'i o öldürmemiş.
Kimle görüştün?
Elliot Ward.
Lütfen dinle. Ormandaymış. Mavi bir minibüsün içinde Jason'ı görmüş.
Polis de mavi minibüs arıyordu ya. Belki Andie onun içindeydi.
O adamın ne dediği önemsiz, boş ver.
Korkunç bir şey yaptı diye söylediği her şey yalan olmuyor.
Mesele o değil. Benden bu kadar.
Hani biz takımdık?
İkimiz.
Sherlock ve Watson.
Tek başıma yapamam.
Pip, bitti artık.
Bir dakika.
- Baksana, buralarda birini gördün mü? - Hayır.
Gizli gizli dolaşan biri var sanki.
Ne yaptığını sanıyorsun?
- Sen neden buradasın? - Burası iş yerim.
Asıl soru, sen neden buradasın?
Onu yapanı hapse atmamışlar mıydı?
Andie'yi o öldürmemiş. Jason öldürmüş.
Geç vakte kadar yemekte olduğu yalanmış.
Tam da Andie kaybolduğu sırada mavi minibüsüyle şehirden ayrılmış.
Nereye gittiğini bilen yok.
Evet. Ben, babam ve polis hariç.
Ofiste güvenlik alarmı çaldı.
Jason gelip alarmı kapattı, sonra yemeğine geri döndü. Üzgünüm.
Nereden biliyorsun?
Babam eskiden burada çalışırdı. Jason ona alarmdan bahsetmiş.
Babam güvenlik kayıtlarına baktı, izinsiz giren olmamış.
Sadece alarmı kapatmak için Jason gelmiş.
Dediği doğruymuş.
Ama polis mavi minibüsü arıyordu.
Jason'ınmış, kendisi söyledi.
Haberlerde geçmedi çünkü artık Sal yaptı sanılıyordu.
Evet, Jason baskıcıydı ama boşuna yapmıyordu.
Becca benim en iyi arkadaşımdı ama o kızlar çok fenaydı.
Andie partilere gitmeyi çok severdi, Becca da ona özenirdi.
Jason o partilerde dönenleri biliyordu.
Ama nafile.
Andie'nin başına ne geleceğini bilemezdi.
Andie'yi kastetmedim.
2019'da Becca bir Calamity partisine gitti.
Uyandığında nerede olduğunu bilmiyordu.
Tecavüze uğramıştı.
Beni aradı. Gidip ertesi gün hapı aldık.
İlaç verildiği kesindi. İçkisine tecavüz hapı koymuşlar.
- Kimin yaptığını biliyor muydu? - Hayır. Hiçbir şey hatırlamıyordu.
Ben işe döneyim.
Teşekkür ederim.
Beni ikinci kez kurtardın.
Evet.
İlaç verildiği kesindi.
TT'nin Rohypnol'e zaafı varmış.
İçkisine tecavüz hapı koymuşlar.
Andie uyuşturucu satıyordu. Müşterilerinden biriydim.
Tango Tits.
MAX HASTINGS
Merhaba güzelim. Özür dilemek için mi arıyorsun?
Nasıl yani?
Suçu bana atmaya çalışıyordun
ama kötülüğü en sevdiğin öğretmenin yapmış.
Ama sen de kötü bir şey yaptın.
O gece yolda ne yaptığını polise anlatmadım ama…
Hâlâ anlatabilirim. Bu sefer delil olarak Naomi'nin günlüğü de var.
Senin derdin ne be?
Mart 2019'da bir Calamity partisinde Becca Bell'e tecavüz ettin, derdim o.
Hem de Andie'den aldığın uyuşturucuyla.
Evet, Becca'yla yattık ama karşılıklı rıza vardı.
- Hiç hayır demedi. - Konuşamıyor, nasıl desin?
22.20 BECCA BELL'İN ANDIE'Yİ SON KEZ CANLI GÖRMESİ
Little Kilton Meydanı'ndan güvenlik kamerası görüntüleri
Andie'nin 22.38'de geçtiğini gösteriyor.
Ne yaptığını biliyorum.
Bir şey soracağım.
Neden?
- Ne istiyorsun? - Konuşabilir miyiz?
- Çıkıyorum. - Max'ten haberim var.
O gece Andie'nin arabasını kullanan sendin.
Andie çoktan ölmüştü.
Değil mi?
Gelsene.
Pardon, durabilir misiniz?
Partide yaşadıklarını Jesse anlattı.
Seni taciz eden birine engel olmuş.
Evet. Sorun değil.
Neden sorun değilmiş?
İğrenç, ahlaksız herifin tekinin sen izin vermediğin hâlde
sana el sürmesi neden sorun değilmiş?
Neden sorun değil?
Haklısın.
- Sorun aslında. - Evet.
Tabii ki sorun.
Diyelim ki bunu ablana anlattın ve seninle polise gelmesini istedin,
ne demesi lazım?
"Tamam."
Evet.
Ama "Gelemem" diyor.
Çünkü sana tecavüz etmekte kullanılan ilacı
Max Hastings'e o satmış.
Neden satmış?
Paraya ihtiyacı varmış.
Ertesi gün gideceğini söylemişti.
Nereye?
Bilmiyorum.
Gitmesi gerekiyormuş.
Babama artık katlanamıyormuş.
Öfkesine.
Babama karşı
onca yıl birlikte mücadele ettiğimiz hâlde…
…beni terk edecekti.
Ben de…
Kendimi kaybettim sanırım.
Gözüm döndü.
Yere yığıldı kaldı.
Öylece yatıyordu.
Kusmaya başladı.
Nefes alamıyordu.
Orada öylece durdum.
Bir şey yapmadan ölmesini izledim.
Korkunç bir şeydi.
Zaten yaralıymış.
Elliott'la kavga etmişler.
Senin suçun değil.
Artık bir önemi yok zaten.
Mezarını göstereyim mi?
Olur.
Çayını bitir.
Gidelim.
Pip!
Gelsene.
Ne diyebilirim ki?
Bilmiyorum.
Burada ne işin var?
Pip'i arıyorum. Endişelendim.
Görmedim.
Bana söylediğine göre Andie'yi baban öldürmemiş, Jason Bell öldürmüş.
Gelmemi istemişti ama otobüse bindim. Sonra inip Bell'lerin evine gittim.
Pip'in arabası oradaydı ama kendisi yoktu.
Pip aileni korumak için polise yalan söyleyecekti. Biliyor musun?
Onun için kolay olmadı.
Babanı severdi. Seni de seviyor, biliyorsun.
Ama yapabileceği bir şey yoktu.
Yerini biliyorum.
Takip ediyorum.
Takip edilmeye izin vermezdi.
Belki düşündüğü kadar zeki değildir.
Nereye gidiyoruz?
Az kaldı.
Geldik.
Onu buraya koydum.
Ablamı buraya koydum.
İlginçtir, burayı bana gösteren de Andie'ydi.
Yalnız şu var Pip…
Şimdi sana yerini gösterdim ya,
seni de onun yanına koymam şart oldu.
Hayır.
Şart değil.
Etkilemeye başladı, değil mi?
Çayına Rohypnol koymuştum.
Andie'nin tavşanını senden önce buldum.
Bunu niye yapıyorsun?
Kızdığın kişi ben değilim.
Max Hastings.
Tüm bunlara o sebep oldu.
Hemen şimdi eve gidip durumu düzeltebiliriz.
Hayır. Ne zaman anlayacaksın Pip?
Max Hastings gibilere hiçbir şey olmaz.
Çok üzgünüm.
İsteyerek yapmıyorum. Anlıyorsun, değil mi?
Pip!
Pip!
- Kaçmasın. - Sorun değil. Polis dışarıda.
Onlar yakalar.
Neden döndün?
Marşmelov yüzünden.
Bir şeyin yok. Geçti.
Hadi! İyisin.
Andie'yi gördün mü?
Sorun yok. Sadece onunla bir şey konuşmam gerek.
Şuraya girdi.
Sağ ol.
Babam öğrenmiş.
Beni takip eden oymuş sanırım.
Biriktirdiğim tüm parayı aldı.
- Tamam, yine para buluruz. - Nasıl?
Bende oda tutacak kadar var. Hafta sonları gelirim.
Bir iş bulursun. Bir şey olmaz.
Binlerce sterlin lazım.
Bir yolunu buluruz. Tamam mı?
- Tamam. - Peki.
Yarın Oxford'dan 10.00'da kalkan bir tren var.
Erken gidip biletleri alırım. İstasyonda buluşalım mı?
Olur. Kahve getiririm.
Ailene söyleyecek misin?
- Hayır. - Tanrım.
Panik yapacaklar.
Okula yetiştiğim sürece sorun olmaz.
Aptalca bir şey yapmıyoruz, değil mi?
Hayır, kesinlikle.
İşe bak.
Benim gitmem gerek.
Seni seviyorum.
Ben de seni seviyorum.
Yarın 09.30'da. Sakın fikrini değiştireyim deme.
MOONSTONE ÇAYEVİ KEK, SANDVİÇ, ÇAY, KAHVE
Nasıl olmuş?
Bir öğrencinin cinayet vakası çözdüğü, benim gördüğüm en iyi EPQ olduğu kesin.
- "A" alır mıyım sence? - Evet.
Mülakat sonucun da yakında gelir.
Cambridge'e gitmeyi istiyor muyum acaba?
Yoksa babamın okulu olduğu için sen mi gitmemi istiyorsun?
Senin istediğinle benim istediğim farklı mı acaba?
Öyle mi?
Olabilir.
Bazen babamdan çok Victor'a benzediğimi düşünüyorum.
Sen de üzülüyorsun.
Biraz öyle ama aynı zamanda çok da seviniyorum.
Ne yapayım?
İstediğin neyse onu yap.
Kararın ne olursa olsun sonuna kadar gideceğini biliyorum.
Merhaba güzelim.
Aramana şaşırdım.
Seninle sevgili olamayız. Biliyorsun, değil mi?
İstesen de olmaz.
Siktir git.
Becca Bell'le yaşadıklarına üzüldüm.
Nasıl bir psikopat olduğunu kendin gördün.
Söylediği hiçbir şeye inanılmaz.
Ama ona inanıyorum.
Tabii ki. Çünkü sen de psikopatsın.
Kızlarla yatabilmek için içkilerine ilaç katmak zorunda olan ben değilim.
Dediğim gibi, karşılıklı rıza vardı.
Tabii.
Ne istiyorsun geri zekâlı sürtük?
Bir hiç olduğunu bilmeni istiyorum.
Canını yaktığın herkes senden hakkını alana kadar durmayacağım.
- Selam. - Merhaba.
Yeni pizzacıya gidebiliriz.
Çikolata ve enginar gibi tuhaf malzemeler kullanıyor.
Sonra da ağzından düşürmediğin feminist bilmem ne belgeselini izleriz.
Lütfen konuşma.
Alt yazı çevirmeni: Salih Bayram
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.