All language subtitles for 4.B+Âl++m

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish Download
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

(Jenerik müziği)

(Jenerik müziği devam ediyor)

(Jenerik müziği devam ediyor)

(Jenerik müziği devam ediyor)

(Jenerik müziği devam ediyor)

İrfan...

...neye benziyordu, kime benziyordu?

-Kim lan, kim? -Doğan...

(Konuşmaya çalışıyor)

-Ne oluyor lan? -Ne oluyor?

(Ekrem) Orada, orada, orada.

Yukarıda, kaçıyor.

(Ekrem) Koş, koş, koş! Çık, yukarı çık!

Dur, kaçma!

Sür, sür, sür.

Allah kahretsin!

(Müzik)

(Telefon çalıyor) Allah kahretsin!

Efendim?

Evet.

Öğrendim, adını söyledi. Adının Doğan olduğunu söyledi.

Başka bir şey yok.

Şunu doğru dürüst anlatsana! Ne demiş Savcı Leyla'nın babası?

-O adamda fazlası var. -Ne gibi?

Bir saniye, bir saniye. Düşüneceğim bir dakika.

(Geçiş sesi)

(Müzik)

Oradaydı...

(Geçiş sesi) (Kenan dış ses) Oradaydı.

Orada başka biri daha vardı.

(Geçiş sesi)

-Oraydı. -Nerede?

-Yangındaydı. O adamdı! -Emin misin?

Eminim tabii ki. Bizim onu yakalamamız lazım.

Savcının babasını alırsak bizim başımıza...

Bana ne savcının babasından? Onu almamız lazım, yangını o çıkardı.

Lanet olsun. Yakarlar bizi Doğan, yakarlar!

Buldum o adamı.

-Lanet olsun. -Onu almamız lazım.

Onu almamız lazım.

Allah Allah!

Bugün burada olanları kimse bilmeyecek. Tamam mı?

Bugün burada olanları kimse bilmeyecek anladınız mı lan?

Temizleyin lan burayı, temizleyin!

Hiçbir iz kalmasın.

Hiçbir şey kalmasın. Sizin yapacağınız işi (Bip) lan ben!

Yürü lan, yürü!

(Müzik)

(Nevin) Ben sana...

Ben sana söyledim. Uzun zamandır...

...Kenan iyi değil dedim. Hissettim.

Sen dinlemedin beni hep savuşturdun, kızdın.

Ben gördüm. Doğan'ı gördüm, bu evdeydi, geldi.

Geldi.

Ben, Kenan'la konuşacağım.

Ne konuşacaksın Allah aşkına, ne diyeceksin?

Bilmiyorum, bir şey yapmamız lazım böyle duramayız.

-Doktora falan gitmesi lazım. -Nevin dur, önce bir sakin ol.

(Telefon çalıyor)

Efendim?

Sayın Başsavcı'm rahatsız ediyorum ama...

-(Turan ses) Söyle. -Size kötü bir haberim var.

Tamam, dinliyorum hadi.

Koruduğumuz adam, İrfan...

...hastaneden kaçırıldı.

-Ne diyorsun sen? -(Leyla ses) Maalesef.

Ben hastaneden şimdi çıktım, ekipler orada.

Hemen adliyeye geç, ben de geliyorum.

-Ne oldu, kötü bir şey mi var? -Acil bir şey var. Adliyeye gitmem lazım.

Nasıl gideceksin? Yorgunsun, bu saatte uykusuz...

Yaşamadığım şey mi Allah aşkına?

İyi de Turan seninle bir şey konuşuyoruz. Bundan daha önemli ne var?

Tamam, dur. Ne olur sakin ol.

Acil çıkmam lazım ama söz veriyorum konuşacağız.

Senden tek bir ricam var. Benimle konuşmadan yalvarıyorum hiçbir şey yapma.

Söz, konuşacağız. Yalvarıyorum.

(Müzik)

Ah!

İyi misin?

Dayanabilecek misin?

İnsanın kendisi olması ne kadar zor.

Ne?

-İyiyim, bir şeyim yok. -İyi.

Kenan saatlerdir ortalıkta yok.

Bu adam ne yapacak, bana ne oluyor demeyecek mi?

Biraz abartmadın mı?

Bir de o (Bip) düşüneceğim bu kadar işin arasında?

Peki. Ya doktora falan giderse? Her şeyi anlatırsa?

-O zaman (Bip) yemez miyiz? -Bir şey olmaz, merak etme.

Kontrol bende.

Hem zaten düşünmemiz gereken başka bir şey var.

Şu Leyla'nın babası onu ne yapacağız?

İşler iyice Arap saçına döndü. Savcının babasının ne işi var burada?

Ben hiçbir şey anlamadım bu işten.

İşte kader diyorlar buna.

Ben kader falan anlamam. Zaten cinayet şüphelisiyiz.

Her yerde bizi arıyorlar. Bir de savcının babası mı?

Öldüreceğiz.

-Doğan kendine gel. -Ben gayet kendimdeyim zaten.

Onu demiyorum evladım. Sen ne dediğinin farkında mısın?

Evet, farkındayım.

Leyla'nın babası o gün yangındaydı, tamam mı?

-İrfan'ı niye kaçırdılar sence? -Niye kaçırdılar?

Saksıyı çalıştır. Savcılığa ifade vermesin diye.

O da var ama tam öyle değil.

İrfan'ı kimin yaktığını öğrenmeye çalıştılar.

(Gülüyor)

Peşimize düşecekler.

Niye gülüyorsun öyle pis pis? Bana söyle ben de güleyim.

Panik oldular.

Peşlerine düştüğümüzü biliyorlar.

İyi, bir o eksikti.

(Turan) Nasıl kaçırılır adam? Yok muydu başka biri?

Vardı efendim, olmaz mı!

Baktınız mı kameralara falan?

Bakıldı, her kameraya bakıldı. Hâlâ daha bakıyoruz.

Çıkmadı mı bir şey?

Kimliği henüz meçhul bir şüpheli var, efendim.

Araştırıyoruz tabii daha iyi bir açı bulursak kimliğini tespit edebiliriz.

(Gerilim müziği)

Elimizdeki tek tanığı da kaçırdık. Nasıl hesap vereceğiz şimdi?

Bütün ülke bu davayla yatıp kalkarken yapılacak hata mı bu?

Herkes teyakkuz hâlinde efendim.

O hastanede tuttuğumuzu nereden biliyorlarmış?

Belli ki bir yerden bilgi sızıyor.

-Onu da bulacağım. -Bul onu.

Siz merak etmeyin başsavcım.

İzninizle.

(Gerilim müziği)

Hadi sen şimdi doğru eve.

-Bu hâlde dolaşma ortalıkta. -Orası benim evim değil.

Hem bir şey söyleyeceğim.

Şu Leyla'nın babası konusunda ne öğrenebiliyorsan öğren, olur mu?

-Atlama. -Onu ben hallederim de...

...sen ortalıkta dolaşma ve bir şey yapmayacağına söz ver bugün.

-En azından şimdilik! -Tamam.

-Dolaşma ortalıkta, gözükme kimseye. -Adam haber sunuyor, İdris.

Bu hâlde gözükme diyorum.

(Müzik)

Ne yaptınız, var mı bir gelişme?

Sayın Savcı'm bu maskeli şahsın diğer açıdan da görüntüsünü bulduk.

Ama maalesef orada da yüzü görünmüyor.

Uff!

Diğer iki şahıs? Hasta bakıcı gibi olan.

Henüz tespit edemedik, araştırıyoruz Sayın Savcı'm.

Hâlâ belli değil mi kimlikleri?

Eli kulağında Sayın Savcı'm, az kaldı.

Şu Oyuncakçı diye şüphelendiğimiz var ya şapkalı olan.

Birlikte değiller.

-Birlikte çalışmıyorlar bence. -Öyle görünüyor efendim.

Neyse, şu adamları bulalım da.

Savcım sabahtan beri basın bizi sıkıştırıyor, ne yapalım?

Siz bir şey demeyin. Şimdi Turan Başsavcı yazılı basın açıklaması hazırlatıyor.

-Öyle söyleyin siz. -Tamam, başsavcım.

Ayşe Hanım, Turan Başsavcı müsait mi?

Tamamdır, ben birazdan geliyorum.

Refik Komiser, farklı açıdan olan videoyu bana atsana.

(Refik) Emredersiniz Sayın Savcı'm, hemen atarım.

Hadi bakalım.

Basın açıklamasını bu şekilde hazırladım Sayın Başsavcı'm sizin için de uygunsa.

Tamam, bunu ver gitsin. Sabahtan beri bütün basın arıyor.

-En azından bir şey söylemiş oluruz. -Peki efendim.

Gel Leyla. Ne oldu, bir gelişme mi var?

Var efendim.

Şöyle size bahsettiğim şapkalı şüpheli şahıs vardı ya.

Evet, katil olduğunu düşünüyordun.

Evet ama İrfan'ı kaçıranlarla bir bağlantısı yok efendim.

Beni şüphelendiren...

...burada İrfan'ı asansöre bindiren iki hasta bakıcı görüyoruz.

Şüpheli onları görüp geri aşağıya iniyor.

Yani birileri katilden önce İrfan'ı kaçırmak istemiş.

-Katilden kaçırıyorlar? -Belki de. Tabii bunlar hep tahmin.

Belki de peşine düştüğü adamlardır.

Ötmesin diye...

Demek başkaları?

Öyle görünüyor başsavcım. Şimdi biz sadece Oyuncakçı'nın değil...

...diğerlerinin de peşine düşeceğiz. Bütün bunları anlamanın tek bir yolu var.

-Neymiş o? -'95 tarihinde ne olduğunu bulmak.

Sonuçta katil de kendi manifestosunda...

...bu tarihle bağlantısı olduğunu zaten söylemişti.

Oradan bir şey çıkmadı mı?

Ben bütün ulusal gazetelere baktım. Hiçbir şey yok.

Şimdi yerel gazetelere bakacağım.

Of, yüzlerce vardır.

Evet ama cinayetler İstanbul'da işlendi. İstanbul yakınlarına baksam...

Yok, yok. Bırak, öyle olmaz. Gerek yok.

Bu işler öyle yürümüyor. Önce o adamları bulun.

Belki diğer cinayeti de o adamlar işledi.

Emniyete söyle. Bu adamlar kimdir, nedir tespit etsinler, hemen bulsunlar.

Leyla, bu iş iyice saçma sapan bir hâl almaya başladı.

Yukarıdan baskı var, basın tepemizde.

-Millet konuşuyor. -Farkındayım.

Bu adamları hemen bulun. İzin yok, dinlenmek yok, uyku yok.

-Adamları bulun. -Tamamdır başsavcım.

Babam da geldi.

Hoş geldin Ekrem Bey.

Baba neredesin? Merak ettik. Arıyorum açmıyorsun da.

İşim vardı biraz. Kızım bana soğuk su getir.

Ne oldu, iyi misin sen?

-Bu ne böyle kan lekesi gibi burada? -Yok bir şey, mürekkep damlamış.

Sen onu boş ver de senin arkadaşın ne ayak?

-Gökhan mı? -Evet.

-Arkadaş işte. -Bana bak...

...bu adam sağlam pabuç değil. Görüşmeyeceksin.

-Pardon. Nasıl yani? -Ne, nasıl lan?

Ne, nasıl? Mafya kılıklı herifler, görmüyor musun?

Uyuşturucu mu satıyorlar, silah mı satıyorlar...

...ne halt oldukları belli değil.

Sen o adamın ne iş yaptığını biliyor musun?

Gökhan, delikanlı adamdır.

Bana hapisteyken o baktı. Hep arkamı kolladı.

Şu hayatta beni tek satmayan adamdır. Adam gibi adamdır!

Ne diyorsun lan sen?

Kim satmış lan seni? Kim satmış?

Sen. Sen sırtını dönmedin mi bana?

Gökhan yapmadı işte. Sen ne yaptın baba?

Leyla'yla bir olup beni kodese göndermekten başka ne yaptın sen?

Ekrem, Tahir!

Ne oluyor burada?

Ben mi dedim lan sana sarhoş sarhoş araba kullan diye.

Ben mi dedim sana el âlemin kızına çarp, öldür diye!

-Sen ne diyorsun? -Tamam baba, yaptık bir hata!

Yaptık bir hata! Çektim cezasını ama.

Ben çocuk değilim, tamam mı?

-Mafyaysa da mafya. İstediğimle görüşürüm. -Ne diyorsun lan sen!

-Ne oluyor? Dur. Ekrem! -Ne o baba? Vuracak mısın?

Vuracak mısın baba? O günler geride kaldı ama.

Ben feleğin sillesini yedim, sıramı savdım.

Daha da tokat yemeye niyetim yok. Haberin olsun!

-Tahir... -Babaya da karşı geliniyor artık.

-Delirdin herhâlde! -Sus ya!

(Şahinde) Ne yapıyorsun sen? Ne biçim hareketler onlar!

Hayırdır Ekrem? Koskoca çocuğa el kaldırmak neymiş?

Çocuk daha yeni çıktı içeriden, alışamadı bile.

Konuşma Şahinde, vallahi sinirimi senden çıkarırım.

Ne oluyor? Neye sinirlendin?

Neye sinirlendin?

Birileri biliyor Şahinde. Birileri bizim peşimizde.

Anlıyor musun? Birileri bizim peşimizde.

(Sessizlik)

(Müzik)

(Kapı açıldı)

(Kapı kapandı)

Kenan...

...oğlum.

Kenan.

Anne.

Ah!

-Günaydın. -Günaydın.

Off!

-Sen burada mıydın? -Şimdi geldim.

Aradılar seni, duymadın. Ben de anahtarla girdim.

Kusura bakma.

İyi yaptın.

Kaç saattir uyuyorum ben?

-Öğleni geçti çoktan. -Herkes aramış.

Ee?

Sen niye geldin? Ne yapıyorsun, iyi misin?

İyiyim. Seni merak ettim.

Görmek istedim. Özledim biraz.

-Neyi merak ettin? -Seni işte.

Yani son birkaç haftadır iyi görünmüyorsun.

Böyle...

...kafan biraz dağınık gibi, yorgun gibisin.

Belli ki konuşmak istediğin, anlatmak istediğin bir şey var.

Geçen gün de evden öyle apar topar çıktın gittin.

İyi değilim, anne.

Yani yorgunluktandır falan diyorum da...

...bir de çok çalışıyorum diye...

Yani normalde o öyle...

...küçük boşluklar oluyor da...

Nasıl boşluklar, anlat bana oğlum nasıl boşluklar?

O boşluklar sanki büyümüş gibi.

Bilmiyorum.

Bilmiyorum.

Uff!

(Duygusal müzik)

-Doktora gittim tabii. -Ne oldu? Ne dedi?

Şöyle oldu.

Kötü olduğumu söyledi, hasta olduğumu.

Şöyle devam etti.

Senin dedi...

...özellikle bu kadar senedir...

...mesleğinde olduğumdan, bildiğimden...

...öğle vakitleri de daha çok gelir annen, dedi.

O gelince onun yanaklarını böyle tut, böyle sık dedi.

-Öp dedi, hiçbir şey kalmaz. -Delisin sen, deli!

Sen delisin asıl.

Sen delisin asıl. Manyak ettiniz beni.

Benim bir şeyim yok. Tamam?

-Bana bak bakayım. -Tamam.

Her şey yolunda. Tamam mı? Ben de gayet iyiyim. Hiçbir sıkıntı yok.

Dediğim gibi bu ara birazcık yoğun.

Ben de kendimi bir toparlayamıyorum. Olur öyle, kafa gidiyor.

Tamam.

Ben bir yüzümü yıkayayım, kendime geleyim.

Tamam? Sen de bize bir kahve yap, baş başa içelim.

(İç çekti)

(Sessizlik)

Alo, merhabalar?

Kenan Öztürk ben. Ben daha önce Deniz Hanım'la görüşmüştüm de...

Evet, onu tekrar görme şansım var mıdır?

Acil olursa sevinirim, evet. Lütfen.

Tamam. Ben gün içinde o zaman... Tamamdır, saat bekliyorum.

Tamamdır, teşekkür ediyorum. Bekliyorum, sağ olun.

(Sessizlik)

(İç çekti)

(İç çekti)

Neredeydim abi?

(İç çekti)

(Müzik)

Kafayı mı yiyorum lan ben?

(Şahinde) Ekrem ne oluyor Allah aşkına?

Bana bir doğru düzgün anlatır mısın neler olduğunu?

Ekrem!

Tahir... Beni, Tahir'le tehdit ettiler. Tahir'le mi?

Tahir'in başını belaya sokacaklar Şahinde.

Ne istediler senden?

Hastaneden birini kaçırdım.

-Tamam, yap ne istiyorlarsa. -Ne diyorsun sen?

Sen ne diyorsun?

Ben bugün polisin elinden bir adamı kaçırdım.

O adamlar güçlü, sen değilsin.

(Gerilim müziği)

Bu pisliğe bulaştın artık.

Kapıyı kapat.

Ben mi bulaştım sadece?

-Ben mi bulaştım? -Beraber bulaştık.

Tamam, biz bulaştık de, fark etmez.

Birlikteyiz ya zaten.

Buradan geri dönüşümüz yok ama onun farkındasın değil mi?

Ekrem ister kalp krizi geçir, ister beyin kanaması geçir...

...biz birlikte olup oğlumuzu korumak zorundayız.

Esas o adamlarla iş birliği yapmazsan biteriz.

Sen ne diyorsun?

Sen ne diyorsun?

Daha bugün gözümün önünde birini öldürdü.

-Kim? -Bilmiyorum. Bilmiyorum işte.

Belki de o katil. Belki de Oyuncakçı.

Bilmiyorum!

-Peki o seni gördü mü? -Ne bileyim!

Görmüş de olabilir, görmemiş de olabilir. Eğer gördüyse...

...kesin benim peşime de düşecek. Kimsin lan sen, kimsin!

Tamam, sakin ol. Bak, panikliyorsun.

Ekrem... Ekrem bana bak. (Ekrem derin nefes alıyor)

Bana bak Ekrem.

Daha önce de korktuk. Korkaklık ettik mi?

Vicdan nedir biliyor musun sen?

Sadece korkakların sığındığı küçük, karanlık bir mağara.

Toparla kendini.

Allah kahretsin!

(Müzik)

(Telefon çalıyor)

Ne haber oğlum?

Bir şey söyleyeceğim, İrfan kaçırılmış. Yani bir görgü tanığı var mı?

Bir haberiniz var mı? Nedir, ne değildir? Kameralar falan... Durum ne?

-Basına konuşmuyorum. -Allah Allah! Bakar mısın!

Tamam, bırak şimdi onları. Sen nasılsın? Bir yaramazlık yok, değil mi? İyi misin?

İyiyim babacığım. Hayatımın en güzel günün yaşıyorum, tamam?

Ne soru sordunuz arkadaş! İyi olduğumu ne merak ettiniz be!

Başka kim sordu?

(Kenan ses) Annem sordu. Annem burada da.

Öyle mi?

-Anneni ver bakayım bana. -(Kenan ses) Aşağıda, bekle.

Anne, al. Babam.

Ben yayına geç kalacağım, giyinmeye çıkıyorum, hadi.

Ne yayını oğlum? Bugün cumartesi.

Nasıl cumartesi? Cuma bugün.

Kafa mı kaldı bende işten güçten! Tamam, giyiniyorum. Hemen geliyorum.

Geliyorum hemen.

Efendim, Turan?

-Nevin ne yapıyorsun orada? -(Nevin ses) Oğlumu görmeye geldim.

Onu anlıyorum. O saçma sapan düşüncelerinle...

...çocuğun da mı aklını bulandırmaya çalışıyorsun?

Turan...

...Kenan hiç iyi değil.

Günleri bile karıştırmaya başlamış. Şakaya vuruyor, saklamaya çalışıyor...

...ama iyi değil. Ne oluyor bu çocuğa? -Nevin oradan hemen uzaklaş.

Neden? Neyi öğrenmemi istemiyorsun?

Allah aşkına yine başlama.

Doğan geri geldi, değil mi? Saklama benden.

Akşam konuşuruz.

Ben onun annesiyim. Öğrenmek en doğal hakkım.

-Kenan'a ne oluyor? -(Kenan) Anne!

-Bana mı seslendin? -Yok, hayır.

Turan...

...ben bunu öğrenmek zorundayım. Ben bu şüpheyle yaşayamam.

Tamam. Sana her şeyi anlatacağım. Neyi merak ediyorsan...

...hepsini anlatacağım. Şimdi oradan çık...

...Kenan'a da sakın bir şey söyleme.

(Telefonu kapattı)

(Müzik)

(Kenan) 'Yes'!

Evet, hadi çıkalım.

(Duygusal müzik)

Ne oluyor be?

-Bir şey yok. -Nasıl yok bir şey?

-Yok bir şey. -Sen iyi misin?

Bana bak bakayım.

-Babam mı bir şey dedi? -Hayır.

Senin kafan bir şeye mi takık? Ne oluyor anneciğim?

Biz seninle bir yere gidelim mi? Beraber kahve içmeye gidelim.

-İşi gücü boş ver, hadi. -Canımın içi bak...

...kahve içmeye gideriz ama bugün değil.

Dışarıda bir katil var, tamam mı?

Ve bunun da bir haber yapılması gerekiyor.

Biraz yoğunum yani. Önemli bir dönem. Tamam?

'Okay'? Ver telefonumu.

Ben ne diyorum, sen ne diyorsun!

Hadi.

Çıkalım.

(Mesaj geldi)

Çıkalım hadi.

(Duygusal müzik)

(Deniz dış ses) Daha önce bir psikiyatristle görüştünüz sanırım?

(Kenan dış ses) Evet, görüştüm. O söyledi zaten burayı...

...ilk önce sizi görmem gerektiğini.

Gerçekten her şeyi söyleyebilirsiniz.

Lütfen, ne görüyorsanız benimle paylaşın. Her şeyi bilmek istiyorum.

(Deniz dış ses) Hiç felç geçirdiniz mi?

(Kenan dış ses) Hayır.

-(Deniz dış ses) Kafa travması? -(Kenan dış ses) Hayır, geçirmedim.

(Deniz dış ses) Peki çocukken bir kaza? Bisiklet olur, kaykay olur.

Hayır, geçirmedim.

-Herhangi bir psikiyatrik tedavi? -Hayır.

Yani evet.

Psikiyatriye gidiyorum ama gündelik dertler için.

Tedavi gerektiren bir sorun yaşamadım.

Anladım. O zaman düzenli kullandığınız bir ilaç da yok.

Bir şey mi gördünüz?

Hayır, hayır. Tomografi gayet temiz.

Güzel. Yani ben altı ay ömrünüz kaldı...

...portakal büyüklüğünde bir ur var falan diyeceksiniz zannettim.

(Deniz) Yok, hayır.

Bu...

...hafıza kaybı dışında başka ne gibi bir şikâyetiniz var?

Baş ağrısı. Bağ ağrısı oluyor. Ani baş ağrısı. Bıçak saplanması gibi.

Onun dışında o an başka hiçbir şey yapamıyorum gibi.

Peki bu ağrılar geldiğinde ne oluyor?

-Hissiyat olarak yani, değil mi? -Evet.

Korkuyorum.

Telaş da oluyor.

O an çok anlamlandıramıyorum tabii.

Bir şey yapmışım gibi sanki, evet.

Sanki bir şey yapmışım ve haberim yokmuşum gibi.

Peki bu hiç hatırlamadığınız ve yaptığınız şeyler neler?

Hocam...

...bir kızı öpmüşüm.

Hatırlamıyorum.

Bir haber sundum, o da yok.

Uyandığımda nasıl uyuduğumu hatırlamıyorum.

Bazen eve gelişlerim...

...yok. Onları hatırlamıyorum. Kopuk kopuk yani.

Sizin böyle hastalarınız oluyordur değil mi?

-Elbette. -Peki sizce neden oluyor?

Benim anladığım kadarıyla siz çok yoğun bir stres altında yaşıyormuşsunuz.

Stres mi yani bunun sebebi? Gerçekten mi?

Maalesef. Bu tür şikâyetlerle gelen bütün hastalarımız...

...çok yoğun baskı ve stres altında yaşayan insanlar.

Beynim temiz yani, sorun yok?

-Gayet. -Ah, güzel.

Bu anlattığım şeyler için ne yapabilirim?

Bunlar bence problem. Yani tedavisi vesaire nedir?

Bana kalırsa tekrar psikiyatristinize gidin.

Yani gelip geçici bir şey de olabilir ama bir danışmanlık almanız iyi olabilir.

Sonuçta ben hiçbir şey görmedim. Tomografi gayet temiz.

Korkulacak hiçbir şey yok.

Anladım.

Ben sanki başkasının hayatını yaşıyor gibiyim, anlatabildim mi?

(Deniz) Uykusunda markete gidip gelen çok insan biliyorum.

Gerçekten mi?

-İyiyim yani? -(Deniz) Öyle demedim.

-Ne dediniz? -Ben bir şey görmedim dedim.

Neticede sizin şikâyetleriniz devam ediyor.

Ama ben kendi uzmanlık alanımda korkulacak hiçbir şey görmedim.

Doktorlar niye hiç net konuşmazlar?

Neden insanlar hep doktorlardan net bir cevap beklerler?

-Doğru cevap. -Nedenini ben söyleyeyim.

Biz milyonda bir ihtimali bile bir ihtimal olarak görmek zorundayız.

Tamam.

Hiç değilse altı ay sonra ölmeyeceğimi öğrendim, değil mi?

Beyin tümöründen, evet.

Çok teşekkür ederim öyleyse.

(İç çekti)

-Sağ olun. Tekrar görüşmek üzere. -Psikiyatriste gitmeyi ihmal etmeyin.

-Merak etmeyin. Hoşça kalın. -(Deniz) İyi günler.

Alo? Merhabalar, benim hocam.

Tomografi temiz çıktı. Sizin...

Aynen, sizinle görüşmemi söyledi tekrar.

Tamamdır. Geliyorum, kesin çözüyoruz bu işi. Tamamdır, merak etmeyin.

(Refik) Ambulansı başka bir hastaneden çalmışlar savcım.

Nereye gitmişler?

Ömerli taraflarında kaybettik.

Köy yollarından gitmişler. Kamera falan yok.

-Kimlik? -Tespit edildi Sayın Savcı'm.

(Refik) Buyurun.

Şu anda arkadaşlar eve bakıyorlar. Kamera kayıtlarına falan...

...hepsine bakıyoruz.

Parmak izlerini tespit ettik, bulduk.

Örtüşüyor.

-Bunların olduğuna eminiz yani? -Öyle gibi?

Ne yaptınız arkadaşlar?

-Leyla elimizde yeni bir şey var mı? -Var efendim.

Şu iki şahsın İrfan'ı kaçıranlar olduğunu tespit ettik.

Öyle mi?

-Ama Oyuncakçı'dan bir haber yok hâlâ. -Ne Oyuncakçı'sı Leyla!

-Aradığımız adamlar bunlar işte. -Emin değiliz, başsavcım.

Onun da hastanede olduğunu düşünüyoruz. Sonuçta İrfan'ı öldürmek isteyen oydu.

Leyla emin değiliz falan, bunlarla uğraşacak vaktimiz yok.

Hastane skandalını bir an önce çözmemiz lazım.

-Bu adamları bulup hemen alın. Hemen! -Tabii ki başsavcım.

(İç çekti)

Yerel gazetelerin dijital kayıtları hazır mı?

(Savcı kalemi) Yükleniyor savcım. Hazır olunca getireceğim.

-Odama getir. -Tamam, savcım.

-Bir de bana yemek söylesene. -Söylüyorum, efendim.

-Sayın Savcı'm. -Evet?

Bu katilin Kenan Bey'le ilgili bir şeyi olduğunu söylüyordunuz.

Evet.

Hangi hastanede olduğunu Kenan Bey bilmiyordu, değil mi?

Nereden bilsin?

Öyleyse Kenan Bey'le bir alakası yokmuş.

Dur bakalım, Refik Komiser. O belli olmaz.

(Müzik)

(Kapı kapandı)

(Müzik)

(Aram tonu)

(Meşgule düştü)

(Telefon çalıyor)

(İrfan ses) Sana bir konum atacağım, direkt oraya gel.

-Yalnız. -(Turan ses) Herhâlde.

(Telefonu kapattı)

(Gerilim müziği)

(Tuşa bastı) (Arama tonu)

-Ben çıkıyorum. -(Savcı kalemi ses) Tamam, savcım.

(Gerilim müziği)

İyi akşamlar, Sayın Başsavcı'm.

(Gerilim müziği)

(İç çekti)

-Pelin, emniyetten haber var mı? -Ulaşmaya çalışıyorum, Kenan Bey.

Tamam, bana bir bitki çayı getirir misin?

(Kapı vuruldu) Evet?

Sayın Savcı'm yerel gazetelerin bütün dijital kayıtları burada.

Sağ ol.

Öf... (Kapı kapandı)

(Telefon çalıyor)

Senden kaçmazdı zaten!

Ben de ne zaman arayacaksın diye bekliyordum.

-Öncelikle geçmiş olsun Sayın Savcı'm. -Geçecek.

Geçecek de nasıl geçecek? Ben de onu merak ediyorum.

İyi misin?

Berbat hâldeyim. Koruduğumuz adamı kaçırdılar.

Fotoğrafımın altına beceriksiz savcı diye manşet atacaklar.

Olur mu öyle şey yahu!

Kurban lazım, Kenan. Bugünün kurbanı benim.

Yani iyi yönünden bak. Tanışmış olduk. Komşu olduk.

Yeterince dalga geçtiysen kapatmak istiyorum.

Dur yahu, dur! Şaka yapıyorum.

Gerçekten merak ettim. İyi misin? İyi ol. Üzülme, olur mu?

Üzülmek yetmiyor. Aşırı sinirliyim.

Sinirli olmak sana çok yakışıyor ama. Seni yıllarca sinirlendirebilirim.

Şansını zorlamak istemezsin.

(Boğazını temizledi) Oyuncakçı mıymış kaçıran?

Şu huyundan vazgeç.

Sırf şu soruyu sormak için lafı bir saattir dolandırıyorsun.

Leyla o muymuş?

Ben devlet memuruyum. Basına izinsiz konuşmam yasak.

Bir şey soracağım, komşun olarak soruyorum. Meraklı bir vatandaş olarak.

Yorum yok.

Of... İyi, zaten bizimkiler her türlü bulur.

-(Kenan ses) Bana bak. -Evet, buyur?

İyi ol, tamam mı? Seni gerçekten merak ediyorum.

Neye ihtiyacın olursa da beni arayabilirsin.

Fotoğrafımı kullanma yeter.

Merak etme, bizimkiler öyle şey yapmazlar.

Hem sizin fotoğraflarınız billboardları ya da dergi kapaklarını süslemeli...

...Sayın Savcı'm.

Şansını zorlama. Moralimi hiçbir şey düzeltemez.

Evet, şansımı zorladığımı biliyorum. Dediklerimi unutmayınız efendim.

Hoşça kalınız. (Kapı vuruldu)

-Afiyet olsun. -Teşekkür ederim.

-Baksana. -Efendim?

-Odasında mı? -Evet.

İkisinin arasında seçim yapmamız gerek. Sen ikisine de metin yaz.

-Tamam, Emrah Bey. -Biz seçeceğiz.

-Selam millet. -Selam.

-Neler oluyor? Biz özet geçin bakalım. -Oyuncakçı'nın yaktığı adamı kaçırmışlar.

Hem de savcılığın elinden.

Biz savcılığı karıştırmıyoruz.

Turan abiyi unutuyoruz, evet.

Turan Bey'le ne ilgisi var?

Bir tane kız vardı ya, neydi adı?

Leyla. O bakıyor bu davaya.

Bir şey söyleyeceğim. Elimizde bir delil yokken kimseyi suçlayamayız, değil mi?

Sen o savcı kızı mı koruyorsun şu an? Anlayamadım.

Hayır, acele etmeyelim diyorum. (Pelin kapıyı vurdu)

-Kenan Bey. -Söyle.

Ben emniyetten birileriyle görüştüm de İrfan'ı kaçıranın Oyuncakçı değil...

...başka biri olduğunu düşünüyorlar. -Kimmiş?

Kimliklerini bulmuşlar. Adamları yakalamaları an meselesi ama...

...ben henüz isimleri bulamadım. Haber vermeye geldim.

-Bul o zaman. Pelin, hadi. -(Pelin) Tamam.

İlk günün mü yavrum? Hadi!

Of... İşler karışıyor abi.

Arkadaşlar beş dakikamız var. Bir karar vermemiz gerekiyor.

'Okay', tamam.

Bildiğiniz gibi haberi giriyoruz ama emniyeti, savcılığı karıştırmıyoruz

Kaçırılan kişinin polis kontrolünde olduğunu...

...insanların gözüne sokmamıza gerek yok.

Haberin olayı bu, farkında mısın? Sen hâlâ o savcıyı korumaya çalışıyorsun.

Evet, o savcıyı koruyorum. Var mı itirazın?

Bunların arasında ne var Muratcığım?

Komşusu.

Öyle mi? Başka sorum yok.

Komşusu olmam ne fark edecek? Yani seni niye bu kadar etkiliyor?

Haberin içine ediyorsun, daha ne olsun!

Bir de beni duygusuz olmakla suçlarsın.

Ben seni duygusuz olmakla suçlamıyorum. Senin zaten duyguların yok.

Bu ayan beyan gerçek. Bu bir iddia değil yani.

Yalnız şu an sen de duygusal davranıyorsun.

Haberi giriyorsunuz. Benim dediğim gibi Murat.

Kenan bence bu sefer Nükhet haklı abi.

Nükhet hep haklı zaten. Çünkü onun parası var!

Ama benim dediğim olacak.

(Kenan) Hadi.

O zaman Kenan 'wins'.

Ye kuzum, ye.

-Kızım bırak onları da odalara git. -Aşkım bana bir bak.

Diyorum ki gel biz seninle başka bir eve çıkalım.

Baban sana burada huzur vermeyecek.

Huzur arayacak kadar yaşlanmadım daha Nuray.

Bugün olanları görmedin mi Tahir? Baban sana haksızlık ediyor.

Dünyada adalet arayacak yaşı da çoktan geçtim ben.

(Televizyon açık)

-Afiyet olsun çocuklar. -Sağ ol, anne.

-Beyim çorba içer misin? -Yok, yemeyeceğim sağ olasın.

Hacer sağ olasın.

(Televizyon açık)

Oğlum...

...kusura bakma, bugün biraz seni...

(Televizyon açık)

-Sağ ol, Hacerciğim. -Afiyet olsun.

Baba...

...ben...

Ben bekledim baba.

Ben hapiste seni çok bekledim.

Oğlum sen bir hata yaptın. Bu...

Bu yanlıştı.

Ama yani...

...geçecek...

...hep beraber atlatacağız, üzülme demeni bekledim.

Ama sen bir kere geldin, iki dakika zor durdun.

Ben seni çok mu utandırdım baba?

(İç çekti)

Dünyada hata yapmış tek insan benmişim gibi davranıyorsun.

(İç çekti)

Sen sanki çıktığıma üzülmüş gibisin baba.

-Tahir olur mu oğlum öyle şey! -Olur, anneciğim. Olur.

Beni görünce içinden ne diyorsun Allah aşkına?

Geldi yine tipini (Bip) diyorsun?

Ne biçim konuşuyorsun lan? Sofradayız.

Ağzını bozma.

(Sessizlik)

(İç çekti)

-Baba bir kalksana. Kalk. -Tahir?

-Kalk. -Tahir...

Bir dakika, karışmayın. Kalk. Kalk baba.

Oğlum senin derdin ne?

Sen bir kalk. Allah aşkına bir kalk, baba.

Hasbinallah ve nimel vekil.

Hasbinallah ve nimel vekil.

-Buyur oğlum. -At o tokadı baba.

Tövbe estağfurullah.

(Tahir) At, patlat bir tane.

Belli, içinden kalmış senin. At o tokadı baba.

Patlat. Patlat.

İnsan oğluna ağız tadıyla bir tane vuramayacaksa baba olmanın anlamı yok.

Baba patlat, vur bir tane.

Oğlum saçmalama.

-O sadece bir anlık bir şeydi. -Bir anlık bir şey, değil mi?

Bir anlık bir şey!

Bak bu sihirli kelime. Bir anlık bir şey.

İnsanın içinden hiç tanımadığı, bambaşka biri çıkıyor.

Ona böyle şeyler söylüyor işte. Patlat o tokadı diyor.

Ya da ne diyor, biliyor musun baba?

Sarhoşsun ama bir şey olmaz. Sen sürersin bu arabayı diyor.

Alt tarafı eve gideceksin sonuçta.

Bir anlık bir şey işte.

Hadi afiyet olsun.

(TV muhabir ses) Türkiye'nin gündemine bomba gibi düşen haberle başlıyoruz.

Oyuncakçı adıyla bilinen katilin diri diri yaktığı İrfan Özsoy'un...

...bugün hastaneden kaçırılması tüm Türkiye'nin gündemine oturdu.

İrfan Özsoy'un kim ya da kimler tarafından kaçırıldığı...

...henüz bilinmezken savcılığın yaptığı yazılı basın açıklamasında...

...olayda ihmal olup olmadığı soruşturulunca...

...ihmali olanların da cezalandırılacağı belirtildi.

İrfan Özsoy'a ne olduğuysa hâlâ bilinmiyor.

Gülgün Karapınar'ın haberini izliyoruz.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği)

Bu kadar büyük silah taşıma. Daha küçük bir şey bul.

Beni Doğan'la buluşturabilir misin?

Doğan'ın senden pek hoşlandığını söyleyemem.

-Benim oğlum o. -Doğan öyle düşünmüyor ama.

Adamı yok ettiniz be! Kenan diye birini çıkardınız.

Robot gibi programladınız çocuğu. Bir ailesi, bir geçmişi var zannediyor.

Hepsi onun iyiliği içindi.

Tedavisi böyleydi, ne yapayım!

Bütün hayatını öyle mi geçirseydi? Çocuk hasta!

-Farkındayım. -O zaman niye bütün...

Niye olduğunu söyleyeyim mi? Çünkü siz işinizi yapmadınız.

Siz işinizi doğru dürüst yapsaydınız, onca masum insanın hesabını sorsaydınız...

...bugün Doğan geri gelmemiş olurdu.

Doğan'ı neden seviyorum, biliyor musun?

Çünkü o kimsenin cesaret edemediği şeylere cesaret etti.

Öyle senin, benim gibi korkak değil.

Kenan da öyle.

Kenan diye biri yok. Hiçbir zaman da olmadı.

Sadece bütün hayatını gasbettiğin Doğan var.

Saçma sapan konuşma İdris. Doğan, Kenan ne fark eder!

Hapse girecek. Polis her tarafta sizi arıyor.

(İçinden gülüyor) Arasın.

Ama Doğan'ı kimse yakalayamaz.

Nereden biliyorsun?

Çünkü saklanmıyor.

Doğan'la konuşmam lazım.

Bana bak! Doğan'ın peşine düşecekler. Bunlar polis falan değil.

Gerçekten kötü adamlar, Turan.

-Adamı onlar mı kaçırdı? -(İrfan) Evet.

Şimdi sana bir şey söyleyeyim.

Ya bizimle berabersin ya değilsin.

Çok geç olmadan tarafını seç.

Bir daha da beni arama. Gerekirse ben seni bulurum.

(Gerilim müziği)

(Sessizlik)

Dur, dur. Gerçekten bu klişe sahneyi yaşayacağız galiba, değil mi?

-Selam. -Selam. Yardım edeyim.

Sağ ol.

-(Leyla) Şu kutuyu da alır mısın? -Tabii ki.

-Zahmet olacak ama. -Rica ederim.

'Yes'!

-Zorlu gündü demek. -Sorma! Maalesef.

Boş ver, geçer.

Haberleri izledim. (Boğazını temizledi)

-İrfan'ın kaçırılışını haber yapmışsınız. -Evet.

Ama en can alıcı yeri eksik.

Neymiş o?

Ne olacak, savcılık ihmali.

Sonuçta korumamız altındaki birinin kaçırılması daha büyük bir haber değil mi?

Derdini anlıyorum ama...

Medya tanrıları bir kurban istiyor diye...

...kesinleşmemiş bir şey konusunda ben kimseyi suçlayamam.

Doğru değil. Etik değil.

Etik?

Evet, etik.

Kesin olan tek bir şey var.

İrfan'ın hangi hastanede kaldığı bilgisi sızmamalıydı.

Ne bu dosyalar?

7 Eylül 1995 tarihli yerel gazeteler, dava dosyaları.

-Hepsine bakmam lazım. -Güzel.

Çok yorgun görünüyorsun bu arada.

Yorgunluktan ölüyorum. Kahve yapıp başına oturacağım.

Başka seçeneğim yok.

Kalmamı ister misin? Birlikte bakabiliriz.

Olmaz.

Neden olmaz?

Ne neden olmaz Kenan? Sen de gayet iyi biliyorsun neden olmadığını.

Leylacığım saçmalama, lütfen. Üç günlük iş var burada.

Ayakta bile duramıyorsun şu an. Tamam mı?

Bak, kahve makinen orada. Malzemeler de oradadır.

Ben kahveyi hallediyorum, sen de dosyalara nedir, ne değildir bir bak.

İyi, tamam.

Sen iyi misin? Ya da haberin var mı şu an...

-Ben sabahtan beri kaşınıyorum. -Bakabilir miyim?

Üf, üf! Bu bana da oluyordu. Stres bazlı oluyor. Ki büyük ihtimalle.

Olabilir.

Bir dakika, ben geliyorum.

(Kapı kapandı)

(Nevin) Turan.

Nevin ne olur önce sakin ol. Ne olur.

Geldi, değil mi?

Doğan geldi.

Evet, geldi. Gelmiş.

Ne yapacağız?

Bilmiyorum.

Bilsem yapardım zaten.

Allah'ım ne yapacağız? Turan ne yapacağız?

Gel, bir sakin ol. Oturup konuşalım. Hadi kalk.

Ne yapacağız Allah'ım?

Ne yapacağız Allah'ım?

-Selam. -Hoş geldin.

Hoş bulduk.

-Ben kahveleri koyayım, sen geç istersen. -Tamam.

Evet...

...nereden başlıyoruz?

Tüm mesele de bu. Başı, sonu yok.

Samanlıkta iğne arar gibi.

Çok fazla dosya var. Başlamak için karar vermemiz lazım.

Bu arada yarın benim tatil. Malum hafta sonu çalışmıyorum.

O yüzden istediğimiz gibi rahatça sabahlayabiliriz.

Güzel.

-O zaman yerel gazetelerden başlayalım. -Tamam.

-7 Eylül 1995 -Teşekkür ederim.

Senin okuduğun manifestoda katil bu tarihten bahsediyordu.

8-9-10 Eylül, tüm gazetelere bakalım.

-Yaklaşık 150 tane var. -Tüm Türkiye'de mi?

Yani önce İstanbul ve yakınları, sonra tüm Türkiye.

-Önce bir işimiz var ama. -Ne?

Senin için.

Sürebilirim?

Tabii, sağ ol.

(Kenan iç çekti)

Of! Biraz saçını alır mısın rica etsem?

Tamam.

-Soğuk biraz. Bu ilk defa mı oluyor? -İlk defa oluyor.

Stres, baskı, yorgunluk.

Bünye kaldıramıyor tabii.

Of! Ohoo! Bütün sırtını kaplamış.

-Ne diyorsun! -Evet, bayağı.

-Bir fotoğrafını çeksene. -Olur.

Biraz daha şöyle.

'Okay'.

Bak.

-Bayağı. -Aynen.

Bir doktora göstermende fayda var. Kendi geçmesini bekleme.

-Olur. -Ama istiyorsan sürebilirim.

Devam edebiliriz yani.

-Tamam... Olur. -'Okay'.

Dön biraz bakayım. Tamam.

(Müzik)

Daha rahat sürmek için.

Biraz saçını çeker misin?

-Tabii. -Şuradan.

Tamam.

("Mert Demir – Ateşe Düştüm" çalıyor) "Kaç bedende"

"Beni aradın"

"Bu kalp sadece"

"Seni aradı"

(Leyla dış ses) Sence İrfan'ı Oyuncakçı mı kaçırdı?

(Kenan dış ses) Sen hep böyle misin gerçekten?

(Leyla dış ses) Nasılım?

(Kenan dış ses) Kendini o ana bırakamıyormuş gibi.

(Leyla dış ses) Bir anlık hataların insanlara nelere mal olduğunu bilsen...

(Kenan dış ses) Pişmanlık diye bir şey bunun için icat edildi biliyorsun ki.

(Leyla dış ses) Evet, pişmanlık denen şey bunun için var...

Ama pişman olacağını bildiğin bir şey yapmak hata yapmak değil...

...tercih. Yanlış bir tercih.

O zaman ben sorumu biraz daha büyütüyorum.

Hangisinden daha çok pişman oldun ya da olunur senin için?

Keşke yapsaydım mı...

...keşke yapmasa mıydım mı?

-Zor soru. -Biliyorum.

(Leyla dış ses) Bazı pişmanlıklar bazı keşkelerden daha güzel. Orası aşikâr.

-Ama bana göre değil. -Onu görüyorum, evet.

-Bitmedi mi? -Bitti, bitti.

Pardon. Şey...

Bitti maalesef.

-Takar mısın? -Çok özür dilerim.

-Oldu bile. -Oldu mu?

Evet.

"Koca bir ömrü"

"Eline nasıl bırakırım"

Teşekkür ederim.

Ben teşekkür ederim.

Hâlâ biraz kaşınıyor ama.

Eğer ihtiyaç olursa zevkle sürmeye hazırım. Merhemimiz orada.

"Kimse beni düşünmesin"

"Düştüğüm gibi kalkarım"

"Ah"

"Ateşe düştüm bak"

"Evlerden uzak"

"Aşk değil bu bana tuzak"

-Neye bakıyorsun sen? -Sana.

Neden?

Dosyalara dalmış şekilde çalışırken seni izlemek keyifliymiş.

Flört etmek için değil, yardım etmek için buradasın.

Ve daha bakman gereken bir sürü dosya var.

Seninle flört etmek için yardım teklifinde bulundum.

Sende dikkat dağınıklığı mı vardı çocukken?

Bilmiyorum ama etrafımda...

...senin kadar dikkat dağıtıcı güzellikte biri yoktu galiba.

Bu kadar hazırcevap olmandan nefret ediyorum.

Senin de sapyoseksüel olmaman talihsiz.

(Sessizlik)

Nasıl bir çocuktun sen?

(Sessizlik)

İçine kapanık.

'Yes', tabii ki.

Ama sen kesin çok yaramazdın.

Ve inanılmaz mutlu bir çocukluk geçirdin.

Çünkü bu kadar dışa dönük olmanın başka açıklaması olamaz.

Kabul ediyorum.

Yani neredeyse doğru bir analiz diyebilirim.

Yani merak ediyorsan diye dedim.

Evet, güzel bir çocukluk geçirdim diyebilirim.

Sevildim...

...görece şımarık...

-Tek çocuktun? -Evet.

-Şanslıymışsın. -Çok.

Turan Başsavcı seni seviyor.

Bilerek bunu sona koydun, değil mi?

Evet, tamam. Ben de onu seviyorum.

Güzel, devam.

Sen de bunu emmeyi bitireceksin, değil mi bir gün?

(Kenan) Bir bitmedi çünkü.

(Duygusal müzik)

Sen nasıl anladın peki?

Bazı şüphelerim oldu.

Hatırlamadığı anlar varmış.

Doktora gitmedi mi?

Gerçi gitmesi mi iyi gitmemesi mi iyi bilmiyorum.

Ne demek o?

Ya öğrenirse?

Hasta olduğunu, başkasına dönüştüğünü...

...ve hatırlamadığını ya öğrenirse?

En kötüsü...

...ya her şeyi öğrenirse?

Annesi, babası olmadığımızı öğrenirse...

...ne yaparız Turan, ne yaparız? Ne yaparız?

Bilmiyorum.

-Belki de en doğrusu bu. -Ne?

Bizi asla affetmez, affetmez bizi.

Bak...

...biz ona sevgimizi verdik, şefkatimizi verdik.

O ağladı onunla ağladık...

...o sevindi hep beraber sevindik.

Turan, olmaz olmaz. O bizi affetmez. Affetmez bizi.

Mesele sadece Kenan'ın öğrenmesi olsa iyi.

Daha büyük daha başka bir şey var.

Başkalarının öğrenmesi.

Koca bir ülkenin öğrenmesi.

Yani ben İstanbul'daki bütün ev...

Leyla.

(Duygusal müzik)

(Kenan) Leyla.

-Ne? -Hadi git uyu, dinlen biraz.

-Ne oldu? Ne buldun? -(Kenan) Bir şey bulmadım.

Hadi git uyu, biraz dinlen. Sonra yine gelirsin.

Yok, gözlerimi dinlendirdim sadece.

-Horlayarak mı? -Ne?

Şaka yapıyorum, şaka. Hadi uzan, dinlen. Öyle gel.

-İyi, orada çalışırım. -Tamam.

(Sessizlik)

Turan, Turan ne olur böyle durmayalım.

Böyle durmayalım, bir şeyler yapalım. Bir çözüm bulalım.

Bir çözüm bulalım.

Galiba en doğrusu gidip Kenan'la konuşmak.

Olmaz, olmaz, olmaz.

Kenan, hasta olduğunu öğrenirse...

...her şeyi öğrenmek ister, olmaz.

Şimdiye kadar söylemeyerek büyük kötülük yaptık zaten.

Kenan, Kenan ailesini bulmak isteyebilir. Onların peşine düşebilir.

Onlar da ünlü diye Kenan'ın peşini bırakmazlar.

(Nevin) Ya Kenan bize küserse?

Ya bizden vazgeçerse?

-Nevin, saçmalıyorsun şu anda. -Saçmalamıyorum, saçmalamıyorum.

Olabilir, bunlar olabilir. Kenan bize küsebilir.

Bunlar endişelenecek şeyler değil.

(Nevin) Turan, o benim hayattaki her şeyim.

Ne olur, ne olur sana yalvarıyorum.

Ne olur yalvarıyorum sana Turan.

(Nevin) Ne olur bir şeyler yap, bir şeyler yap.

Onu kaybetmek istemiyorum ne olur bana söz ver.

Bana söz ver, bir şeyler yap Turan. Ne olur bir şeyler yap.

(Nevin) Ben Kenan'ı kaybetmek istemiyorum.

Ben onu kaybetmek istemiyorum Turan, ne olursun.

-Tamam. -Bana söz ver, tamam mı?

-Bak, söz ver bana. -(Turan) Sakin ol, sakin ol.

-Bana söz ver. -(Turan) Tamam, sakin ol.

Ben Kenan'ı kaybetmek istemiyorum. Söz ver bana, söz ver.

-Tamam, söz ama önce sen sakin ol. -Söz ver, söz ver.

-Sakin ol. -Söz ver.

Tamam, söz veriyorum. Sakin. Söz, bir çözüm bulacağım.

Tamam, tamam.

Biz el ele, böyle aile gibi...

...sen, ben Kenan birlikte üstesinden geleceğiz bu işin..

-Tamam mı? -Tamam.

Mutlaka bir çaresini bulacağım ama sen de bana söz ver.

Ben bir çözüm bulana kadar...

...Kenan'a hiçbir şey söylemeyeceksin, hiçbir şey belli etmeyeceksin.

Her şey normalmiş gibi davranacaksın, tamam mı?

Ben bir çözüm bulacağım mutlaka.

(Duygusal müzik)

(Sessizlik)

(Sessizlik)

(Gerilim müziği)

Leyla, Leyla.

(Kenan) Leyla, Leyla.

Kalk hadi, uyan.

-Ne? -Bir şey buldum.

Ne?

Uyudum mu ben bütün gece?

Uyan hadi artık, bir şey buldum diyorum bak.

Tamam ya, dur.

-Ne buldun, ne buldun? -Bak, Altıntepe Postası. Tamam mı?

Bak, altısı var. 7 Eylül'de var.

-9 Eylül var ama 8 Eylül yok. -Ne demek yok?

Bayağı yok, yani her şeyine baktım ama yok.

Arşivde falan da yok hiç. Bilmiyorum, çıkmamış gibi.

Bir haber vardı. Ondan mı yok diyorsun yani?

Bilemiyorum, bilemiyorum yani..

...uzak bir atış olduğunu kabul ediyorum ama...

...değerlendirmekte fayda var bence.

-Altıntepe mi demiştin? -(Kenan) Evet.

İyi de orası İstanbul sınırı dışında.

Ben gidemem.

Soruşturma kapsamında şehir dışına çıkamam yasak.

-Ne yapacağız peki? -Oraya resmi talimat yazmam gerekiyor.

(Leyla) Ne çıkacağını da bilmiyoruz.

Resmi prosedürleri uygulatma falan uzun iş.

Bir şey söyleyeceğim. Senin bugün izin günün.

İstediğin yere gidebilirsin.

Belki şahsi bir meselen vardır. Kime ne?

Yani bir şey çıkacak mı onu bile bilmiyoruz.

Bak, ben baktım. İki sene olmuş gazete kapanalı. Tamam mı?

Gideriz, orada sorumlu bir yazı işleri müdürü...

...ya da bir muhabir falan buluruz.

Kesin bir şey çıkacak buradan.

-Bilmiyorum. -(Kenan) Bekle.

Telefon, telefon, telefon nerede?

Ne, ne arıyorsun, kimi arıyorsun? Burada telefonun.

Bir saniye, Pelin'i.

(Kenan) Alo, Pelin? Uyan hadi. Saat kaç oldu?

Biliyorum saatin altı buçuk olduğunu Pelinciğim.

Uyan hadi artık, işimiz var. Şimdi sana bir şey yollayacağım.

(Kenan) Bir adres bulmanı istiyorum, tamam mı?

Çok önemli ama benim için. Bulmadan geri arama.

(Kenan) Tamam mı? Tamam, hadi yolluyorum.

(Fotoğraf çekti)

Of, 'okay'. Kesin bulur.

Tamam, bana göndersinler. Ben giderim.

-Tek başına? -Tek başıma Kenan.

-Ben buldum yalnız adresi? -(Leyla) Ama seninle gidemem.

Biri görür, bir şey olur, baban duyar.

Bir şey söyleyeceğim, sakin.

Tek başına gitmiyorsun, birlikte gidiyoruz. Nokta.

Hayır.

(Duygusal müzik)

(Turan) Nevin, hiç uyumadın mı sen?

Hiç uyumadım.

Ne olur sana söylediğime pişman etme beni, olur mu?

Kenan'ı düşündüm sabaha kadar.

Ama konuştuk bunu.

Elimde değil. Mesele Kenan olunca...

...o kadar da güçlü olamıyorum.

(Derin nefes verdi) Olmalısın.

Tam tersi...

...Kenan için güçlü olmalısın.

(Sessizlik)

Bunca yıl sonra...

...başladığımız yere döndük, öyle mi Turan?

Evet.

Aslında her an...

...gelmesinden korktuğumuz o gün geldi.

(Duygusal müzik)

Çok zorlu bir mücadele bizi bekliyor.

Her ne olursa olsun onun yanında olacağız, değil mi?

(Duygusal müzik)

Kesinlikle, her ne olursa olsun.

(Duygusal müzik)

(Mesaj geldi)

-İşte geldi. -(Leyla) Dur, bekle.

-Güzel. -Bakayım.

-Hayır. -Ne demek hayır?

Ben de gelmezsem göremezsin.

Kenan, beraber gidemeyiz. Olmaz.

Sen bilirsin, ben tek başıma giderim.

Kenan, yapma şunu. Oyun oynamıyoruz.

Keyfin bilir Leylacığım.

Hiçbir şeyi haber yapmayacaksın.

Tabii ki böyle bir şeyin sözünü veremem.

İstiyorsan benimle gelebilirsin ama bensiz 'no'.

Beraber yola çıkıyorsak, sana güvenmem lazım.

O kanalda boy boy fotoğraflarını çıkarırdım...

...sabaha kadarda linç manyağı yaptırırdım seni.

Ama yapmadım. Değerini bil, şansını zorlama.

İyi, tamam. On dakika sonra kapıda buluşalım.

Güzel. Benim arabayla gidiyoruz.

(Leyla) Hayır, benim arabayla gidiyoruz.

Seninki çok dikkat çeker. O kadar da değil.

Evet.

-(Leyla) Sağ ol ya. -Doğru.

(Gerilim müziği)

Baban nasıl oldu?

Adamın telefonu yok muymuş?

Yok, sadece adres var.

Babam iyi. İnşallah daha iyi olacak.

Abini sen mi hapse attırmıştın?

Tamam, konuşmak istemiyorsun. Pardon, pardon.

Konuşmayı sevdiğim mevzular değil.

Şimdi daha çok merak ettim.

Sizinkiler nasıl bu kadar çabuk buldu adamın adresini?

Meslek sırrı.

Böyle giderse Oyuncakçı'yı senden önce bulacağım gibi görünüyor.

Allah Allah, nasıl olacak o...

...ben devletin imkânlarını kullanırken?

Telefon kayıtları, güvenlik kameraları...

...ne bileyim havalimanları giriş çıkışları...

...polisler, jandarmalar.

Ben bulamıyorken, sen nasıl bulmayı düşünüyorsun?

Leyla, her gece milyonlarca insan izliyor beni.

Süper bir medya gücüm var yani.

İnsanları tehdit edebilirim.

Rüşvet verebilirim. Bunları yapabilirim.

İnsanlar ifşa olmaktan korkarlar.

Bunlar sende olmayan lüksler.

Kenan bunlar lüks değil, bunlar suç.

Ayrıca bizim meslekte usul esastan önce gelir.

Allah Allah, bizim meslekte de...

...gerçeğe giden her yol mübahtır. Ne olmuş?

İnşallah bana denk gelmezsin.

-(Kenan) Niye? -Başın ağrır.

Sen bende ağrı yapmazsın.

Olsa olsa küçük kalp krizi. Böyle gitti geldi.

Ne kadar kaldı?

Bir buçuk saat, az kaldı.

Altıntepe'ye hiç gitmedim bu arada.

-Tabii. -Nasıl? Ankara'ya giderken de mi?

Yani hep uçakla gittim.

Garip.

(Sessizlik)

Ateşim mi var benim?

Ne oldu? İyi misin?

İyiyim, iyiyim yani.

Uykusuzsun ya ondandır.

Hadi böyle...

...midem falan bulanıyor, öf!

Dikkat et, hasta olma.

Şeye, ekrana baktım ya herhâlde o yüzden.

İçmeyeyim şunu.

(Burnunu çekti)

Rahat mısın? Ben kullanayım ister misin?

Rahatım.

(Leyla) 22

-Burası galiba, evet. -(Kenan) Burası.

Sen bence arabada bekle. Ben tek gideyim.

Tamamdır.

İlacım torpidoda. Senin de aklında bulunsun.

Tamam, tamamdır.

(Leyla) Kolay gelsin.

Teşekkür ederim, buyurun.

Ben Ahmet Yıldırım'a bakmıştım. Burada mı kendisi?

Siz kimsiniz?

Savcı Leyla Gediz ben.

Ona birkaç soru sormam gerekiyordu.

Hiç merak etmeyin kötü bir şey yok. Sadece birkaç soru.

Tamam. Savcı Hanım, siz içeri girin...

...az bekleyin, ben çağırıp geliyorum hemen.

(Kadın) Ahmet.

(Sessizlik)

-'Okay'. -Merhabalar Ahmet Bey.

Hoş geldiniz Sayın Savcı'm.

Müsaitseniz sizinle sohbet etmek isterim.

Tabii, buyurun.

(Kenan) Merhabalar.

-Aa, siz? -(Kenan) Merhabalar.

Evet, Kenan Bey'le geldik.

-(Ahmet) Hoş geldiniz Kenan Bey. -Hoş bulduk, merhaba.

-Buyurun lütfen, buyurun. -Eksik olmayın.

-(Ahmet) Nasılsınız? -(Kenan) Sağ olun. Sizi sormalı?

Biz de iyiyiz, teşekkür ederim. Ama merak ettim.

Katili yakaladılar mı?

Biz de tam olarak bunun için geldik aslında.

Ben size içecek bir şey getireyim.

Sağ olun.

Buyurun, mesele neydi?

Mesele şu Ahmet Bey. Ben çok uzatmayayım.

Siz zaten haberlerde görmüşsünüz.

Biz 7 Eylül 1995 tarihli bir olayı araştırıyoruz.

Henüz elimizde pek bir şey yok. Aslında hiçbir şey yok.

Sizin Altıntepe Postası'nda o tarihte...

...bir yazı işleri müdürlüğünüz var, değil mi?

Daha çok hobi gibi bir şeydi.

Zaten çok da satmamıştı.

Sonunda kapattık zaten.

Anladım. Biz gazeteleri tararken...

...sizin gazetenin 8 Eylül 1995 tarihli nüshasını bulamadık.

Merak ettik. Özellikle mi yok...

...yoksa gözden mi kaçmış?

(Kenan) Yani hanımefendinin demek istediği şu.

Tam o tarih yok. Sanki hiç basılmamış gibi.

(Ahmet) Anladım.

(Leyla) Sizin o tarihten aklınızda kalan bir şey var mı?

Hatırlayabileceğiniz büyük bir olay olabilir...

...ya da herhangi biri öldürülmüş olabilir.

Şimdi tabii çok uzun zaman oldu.

Elimdeki arşivlerde olabilir mi bilemiyorum.

Zaten hepsini depoya kaldırdık.

Kıyamıyor atmaya. Bir sürü gazete, dergi, kitap.

Baktık çöp eve benzedi.

Biz de bir depo yaptık, hepsini oraya taşıdık.

Tamam. Yani hazır buradayken birlikte bakabiliriz, değil mi?

(Ahmet) Ama bugün çok önemli bir işim var.

Çünkü doktora gitmem gerekiyor. Orası zaten karmakarışık.

O yüzden ben bakarım bir ara.

Yalnız biz İstanbul'dan geldik. Rica etsek?

Ama dediğim gibi biliyorsunuz...

...hastanelerden randevu almak çok zor.

Zaten orası da karmakarışık. Yani akşamı bulur tabii.

(Leyla) Doğru, anladım. O zaman şöyle yapalım.

Ben size kartımı bırakayım.

Siz baktıktan sonra bizi mutlaka arayın.

-(Ahmet) Tamam. -(Leyla) Çok mutlu oluruz.

-Biz buralarda olacağız. -Tabii ki.

Ben bakarım, muhakkak haber veririm size.

-Teşekkür ederim. -(Kenan) Çok teşekkürler öyleyse.

-(Ahmet) Güle güle. -(Leyla) Sağ olun.

(Kenan) Kusura bakmayın, zaman olmadı. Hoşça kalın.

-(Ahmet) Güle güle. -Estağfurullah.

(Gerilim müziği)

(Leyla) Ne diyorsun?

-Bir şey saklıyorlar. -Evet, kadın huzursuz oldu.

Var bir şey.

Ne yapacağız?

Bilemedim. Git gel saçma olur.

Yani evet, doğru. Şimdi gidersek, adam ararsa falan.

-Kalalım burada bence. -Nerede?

-Otelde. Nerede olacak? -Otel olmaz.

Tanınıyorsun Kenan.

(Derin nefes verdi) Dur.

Bir saniye.

Alo, Pelin. Bir şey söyleyeceğim şimdi iyi dinle bak.

(Kenan) Sana bir konum atacağım.

Bu yakında bir yerde bir ev bulur musun bana bir gecelik?

Hayır, senin adına olsun.

(Kenan) Tamam. Haber bekliyorum senden, hadi baybay.

-Tamam, bulur o. -Tamamdır.

İşin buralara geleceği belliydi.

Ne yapacaksın şimdi?

-Bilmiyorum. -Ne biliyorsan anlat bence.

Yeter onca zaman bize yaptıkları şeyler.

Yani Allah'ın cezaları.

Bir dur hele Allah aşkına ya.

Sen bunları tanımıyorsun zaten.

Nasıl tanımıyorum?

Hayatımızı karartıyorlardı az kalsın.

İftiralarla seni hapislerde süründüreceklerdi.

Bak, ne biliyorsun lütfen anlat artık.

Yeter artık sustuğun.

(Gerilim müziği)

(Sessizlik)

Merhabalar Meral Hanım. Nasılsınız?

-Merhaba Kenan Bey, hoş geldiniz. -Sağ olun.

-Pelin Hanım konuştu galiba sizinle? -Evet, buyurun anahtarınızı.

-İsterseniz evi gezdirebilirim. -(Kenan) Hiç gerek yok, hallederiz biz.

(Meral) Peki, bir sorun olursa beni ararsınız.

(Kenan) Mutlaka, sağ olun. -Hoşça kalın, iyi günler.

Hoşça kalın.

(Kuşlar ötüyor)

(Kuşlar ötüyor)

Vay, güzel bence.

Sen gerçekten iyi görünmüyorsun.

Yani evet, böyle içim üşüyor gibi garip.

Ne oldu, klima mı çarptı sana böyle?

Bilmiyorum. Dinlenirsem geçer belki.

Bak, iki tane yatak odası var. Biri aşağıda biri de yukarıda.

-Fark eder mi senin için? -Fark etmez de...

...bence sen yukarı çık. Ben sana ses yapmayayım.

Biraz dolaşırım, akşam için bir şeyler alırım.

'Okay', tamam. Ben çıktım öyleyse.

(Kenan derin nefes verdi)

Oh!

(Derin nefes verdi)

(Derin nefes verdi)

(Duygusal müzik)

(Derin nefes verdi)

(Su sesi)

(Derin nefes verdi)

(Derin nefes verdi)

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Daha yeni başlıyoruz.

Daha yeni başlıyoruz Kenan Efendi.

(Öksürüyor)

(Gerilim müziği)

(Kuşlar ötüyor)

(Yasemin ses) Neyse, ne zaman dönüyorsun sen?

(Leyla) Bilmem. Bu gece dönerim herhâlde.

(Yasemin ses) Anladım canım.

Ne diyeceğim, bu Murat vardı ya hani...

...Kenan'ın arkadaşı. -(Leyla ses) Evet.

O gün salak salak konuşmuştu.

-Bu beni bir şeyler içmeye davet etti. -Ne zaman?

(Yasemin ses) Beni sosyal medyadan bulmuş bu.

Eklemiş, ben de ayıp olmasın diye ekledim.

Öyle bir süredir mesajlaşıyorduk yani.

Yasemin, bence uzak dur o adamdan.

-(Yasemin ses) Değil mi ya? -(Leyla) Yani tam...

...senin için ölüyorum bitiyorum deyip...

...yattıktan sonra aramayacak adamlardan, belli.

Bir de gecenin bir vakti yazar. Uyudun mu diye?

Üstünde ne var?

Hepsi aynı bunların.

O yüzden bence uzak dur. Engelle falan.

Tamam canım, ben gelişmeleri haber veririm zaten sana.

(Leyla ses) Tamam, konuşuruz. Hadi baybay.

Öptüm.

(Mesaj geldi)

(Sessizlik)

(Duygusal müzik)

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Arama tonu)

(Telefon çalıyor)

(Kenan ses) Geldik biz.

-Keşke hiç gitmeseydin. -Ne yapayım?

Dönmem lazımdı.

Bana bak, yetimhaneye gidersen sakın bir şey yapma.

-Sakin ol, tamam mı? -Olur.

Zaten ben gitmeyeceğim.

-Kenan gidecek. -(İdris ses) Sen iyi misin?

Değilim.

Sanki daha dün yaşanmış her şey.

(Duygusal müzik)

Cehenneme dönmüş gibi hissediyorum.

Kalbim acıyor.

Ateşim yükseliyor.

Midem kötü falan bir de...

...bir de şu koku.

Her şey gidecekmiş, bu koku kalacakmış gibi.

Niye yaptılar bunu?

Nasıl bu kadar acımasız olabildiler?

Ben niye durduramadım?

Bir şey yapamadım zaten.

Sen biliyor muydun?

(İdris ses) Hiçbir şey bilmiyorum, hiçbir şey.

Biliyorum.

Sen hep benim yanımda olacaksın ama değil mi?

Bana hep yardım edeceksin, değil mi?

Gelmemi istiyor musun? Hemen çıkar gelirim şimdi.

Gelme, ben...

...hep orada olacağım.

Onun gözünden izleyeceğim her şeyi.

Kaybolacağım yani. Hayalet olacağım.

Bunu Kenan'a niye yapıyorsun?

Çünkü bence hak ediyor.

Benim çektiklerimi...

...bütün acılarımı görmesi lazım.

Görmezse anlamayacak. Anlaşılmaya ihtiyacım var.

Beni yok ettiler.

Beni yalnız bıraktılar. Karanlıkta kaldım.

Peki o ne yaptı?

Doğum günü partileri, özel okullar, kolejler.

Kızlarla tanıştı.

Oğlum Kenan'ın ne suçu var?

Peki benim ne suçum var?

Senin de suçun yok.

Hayır İdris.

Hayır.

Hepsi suçlu.

Kenan da Leyla da Turan da.

Leyla'nın babası falan, hepsi.

Hepsi aslında bir ufak göz yumdu.

O yüzden senden rica ediyorum.

Onları bana savunma, olur mu?

-Ben şimdi atlayıp geliyorum. -(Kenan ses) Gelme.

Ben de birazdan gideceğim zaten.

Bastı burası.

Bana bak, dikkatli ol, tamam mı?

Teşekkür ederim İdris.

Sen de dikkatli ol.

(Duygusal müzik)

(Sessizlik)

(Kargalar ötüyor)

Kenan.

Kenan.

Hadi gel, bir şeyler hazırladım.

(Duygusal müzik)

(Telefon çalıyor)

(Leyla) Kenan.

Kenan.

(Telefon çalıyor) (Kapı vuruldu)

(Leyla) Kenan.

(Kenan inliyor)

-Ne oldu? -Bilmiyorum.

Ne oldu sana? İyi misin? Geç, otur.

Yok.

-Otur. Ne oldu böyle sana? -Tamam.

Bilmiyorum.

(Kenan ağlıyor)

Of. Kenan, sen bayağı yanıyorsun.

Evet.

Ne yapıyorsun?

-Ambulans çağırıyorum. -Adliyede başın belaya girecek.

Yanıyorsun diyorum.

Ne yapsak? İstanbul'a falan mı dönsek?

Hayır. Beni küvete götür.

Gel.

(Duygusal müzik)

(Kenan inliyor)

Merak etme, sana iyi gelecek.

(Leyla) Ateşini düşürecek, merak etme.

Sanki içim yanıyor.

Hastalık gibi değil.

Tamam, yeter. Yeter.

İyi geldi mi?

(Sessizlik)

Benim yanıma gelir misin?

-Yok Kenan, seni kurutalım. -(Kenan) Hayır.

Yanıma gelmeni istiyorum. Lütfen.

(Duygusal müzik)

Tamam.

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Duygusal müzik devam ediyor)

Daha iyi misin?

Daha iyiyim.

(Sessizlik)

Bu kokuyu alıyor musun?

Ne kokusu?

Bu koku.

Ormandan gelen koku dışında bir şey almıyorum.

Çok ilginç.

(Sessizlik)

Telefonun burada.

Sesini açıyorum. Benim telefonumun da sesi açık olacak.

Bir şeye ihtiyacın olursa ararsın.

Burada kalsan?

(Duygusal müzik)

Tamam. Buradayım.

(Duygusal müzik)

(Sessizlik)

(Gerilim müziği)

(Sessizlik)

(Sessizlik)

Çok sıcak.

Çok sıcak burası.

Yardım edin.

(Kenan) Çıkarın.

Çıkarın beni.

(Duygusal müzik)

(Kenan) Çıkarın.

Yardım.

Yardım.

-Kenan. -Ne?

Kenan.

Ne?

Kenan. Hişt, hişt!

(Leyla) Sakin, sakin, sakin.

Kâbus gördün, bir şey yok.

Çığlıklar vardı.

Tamam, geçti. Hişt.

İyisin, bir şeyin yok.

Kâbus sadece.

Çığlık. Çok fazla çığlık vardı.

İyisin.

Kâbustu.

(Sessizlik)

Bir insan bir kâbustan ancak bu kadar güzel uyanabilir.

Hadi uyumaya devam et.

-Yarın her şey çok güzel olacak. -(Kenan) Tamam.

(Sessizlik)

(Duygusal müzik)

Uyandım mı ben?

Yoksa hâlâ rüya mı görüyorum?

Uyandın.

Keşke uyanmasaydım.

O zaman belki seni öpebilirdim.

Tavsiye etmem.

Rüyaların tersi çıkar.

(Duygusal müzik)

Farkında mısın?

Ben sana âşık oluyorum.

(Duygusal müzik)

Farkındayım.

Bu hiç hoşuma gitmiyor.

Neden?

Aşk mutsuzluktan başka bir şey getirmez.

Zaten...

...mutsuz olmak için âşık oluyoruz.

Doğru.

Doğru.

(Duygusal müzik)

(Telefon çalıyor)

(Telefon çalıyor)

(Telefon ısrarla çalıyor)

(Telefon ısrarla çalıyor)

(Telefon ısrarla çalıyor)

Gazeteci arıyor.

(Leyla) Efendim?

Evet.

Tamam o zaman, biz yarın sabah alırız.

Sağ olun, iyi akşamlar.

(Sessizlik)

Bulmuş.

(Sessizlik)

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Sessizlik)

-Sana bir şey soracağım. -Sor tabii.

Dün gece gördüğün kâbusu hatırlıyor musun?

Çok acı çekiyor gibiydin de.

Yo.

Sonrasını?

Bir ara seninle konuştuk.

Evet.

Sonra senin telefonun çaldı.

İyi bari, hatırlıyorsun.

Ben bilmeden sana bir şey mi söyledim?

Yok, sayıkladın.

-(Leyla) Neyse, hadi. Adam bekliyor. -'Okay'.

(Duygusal müzik)

(Sessizlik)

Hadi bakalım.

(Sessizlik)

(Leyla) Ahmet Bey, merhaba tekrar.

-Hoş geldiniz, merhaba. -Selamlar.

-Kilitli galiba. -(Ahmet) Evet.

Gazeteyi buldum demiştiniz.

Kusura bakmayın, yanlış görmüşüm.

O tarihli gazete yok elimde.

Ahmet Bey, buldum demiştiniz.

Bizi bu yüzden mi bu kadar beklettiniz?

Kusura bakmayın, yanlışlık oldu.

(Leyla) Bir saniye.

Kenan.

Tehdit mi edildiniz?

Yo.

Eğer öyleyse göz kırpın.

Şu an bizi izliyorlar mı?

Anladım.

-Kenan, etrafına bakma. -(Ahmet) Gülten.

Hani misafirlerimize sarma yapmıştın? Getirsene.

(Gülten) Getiriyorum, geliyorum.

-Bu sizin için, yaprak sarması. -(Leyla) Çok sağ olun, zahmet etmişsiniz.

-(Gülten) Yiyin, kalmasın. -(Kenan) Çok teşekkür ederim.

-(Leyla) Çok sağ olun. -(Ahmet) Güle güle.

Hemen açma sakın.

(Gerilim müziği)

İleride müsait bir yerde dur da...

...şunu açalım. -Tamam.

(Gerilim müziği)

Sıkıntı yok abi. Adam sepetledi bunları.

Adamlarla güzel konuşsaydın.

Konuştum. Bir oğlu var, İstanbul'da okuyormuş.

Hadi kimse görmeden gidelim.

(Gerilim müziği)

"Yetimhanede facia."

Feci yanmış.

-Birine bir şey olmuş mu? -Bilmiyorum.

Yazmıyor galiba.

Navigasyona yazsana. Altıtepe Yetiştirme Yurdu.

-Tamam, bir... -Peçete var orada.

(Leyla) Şu amcaya soralım bence. Ne diyorsun?

(Kenan) Olur.

Amcacığım selam.

-Selamünaleyküm amca. -Aleykümselam evladım.

Buralarda yanmış bir yetimhane varmış, duydun mu hiç?

(Erkek) Biliyorum tabii. Bak evladım, buradan doğru gideceksin.

Yol ikiye ayrılacak, sağdan devam et. Yukarıda tam karşına çıkar.

Ama evladım, orası harabe bir yer. Yıkık. Ne yapacaksınız orada?

Var bir işimiz, merak ettim. Hadi eyvallah.

-(Erkek) Peki. -Sağ ol amcacığım.

-Ben de sorabilirdim. -Biliyorum sorabileceğini.

(Sessizlik)

(Gerilim müziği)

Acaba yandığında içinde birileri var mıydı?

(Gerilim müziği)

Yoktur, olsa yazarlar...

(Gerilim müziği)

Sen iyi misin?

Kokuyu alıyor musun?

Ne kokusu?

Et kokusu gibi ama değil gibi de.

Emin misin? Ben koku almıyorum.

(Gerilim müziği)

-Kimsiniz siz? -Sakin, sakin.

(Erkek 2) Kimsiniz?

Sakin ol. Burası eskiden yetimhaneydi.

Sen eski hâlini biliyor musun?

Çocuklar öldü burada.

(Leyla) Ne?

Yaktılar burayı.

-Kim yaktı? -Onlar yaktı.

Paran var mı?

Var.

(Leyla) Al.

(Erkek 2) Çocukları yaktılar.

(Leyla) Tamam, tamamdır.

Çocukları yaktılar! Çığlıklarını duymalıydınız!

-(Erkek 2) Zalimler onlar! -Tamam.

-(Erkek 2) Hepsi cehennemde yanacaklar! -Sakin, tamam.

Yanacaklar.

(Leyla) Kenan.

(Erkek 2) Zalimler!

(İdris dış ses) Bana bak, yetimhaneye gidersen sakın bir şey yapma.

-Sakin ol, tamam mı? -(Kenan dış ses) Ben gitmeyeceğim.

Kenan gidecek.

Hep orada olacağım.

Onun gözünden izleyeceğim her şeyi.

Benim çektiklerimi, bütün acılarımı görmesi lazım.

Kenan.

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Duygusal müzik devam ediyor)

Kenan.

(Leyla) İyi misin?

Zeynep?

(Duygusal müzik)

Bilmiyorum.

Bilmiyorum.

Burada...

Burada...

Pardon, pardon.

Pardon.

Kenan iyi misin?

(Kenan ağlıyor)

-Kenan. -Burada çok kötü şeyler olmuş.

Çok özür dilerim.

(Kenan öksürüyor)

(Leyla) Kenan.

(Kenan) Su.

(Kenan öksürüyor)

Al, al.

Kenan iyi misin? Ne oluyor?

Ağlarsın işte böyle! Çığlıkları duydun, değil mi?

Yaktılar, çocukları yaktılar! Zalim onlar!

-(Leyla) Hadi abiciğim. -(Erkek 2) Kendileri de yanacaklar!

-Hadi abi uzaklaş şuradan, hadi. -Ben doğruları söylüyorum!

-Hadi. -Zalim bunlar!

(Erkek 2) Yanacaklar! Zalimler bunlar!

Sen iyi misin?

Adam doğru söylüyor.

Kenan saçmalama.

Bir meczubun lafıyla hareket edemeyiz.

Doğru söylüyor.

Beni korkutuyorsun.

(Duygusal müzik)

(Telefon çalıyor)

(Telefon çalıyor)

(Telefon ısrarla çalıyor)

(Telefon ısrarla çalıyor)

(Telefon ısrarla çalıyor)

(Telefon ısrarla çalıyor)

(Telefon ısrarla çalıyor)

Refik Komiser.

(Refik ses) Sayın Savcı'm, size bir haberim var.

Evet.

(Refik ses) Hastane kayıtlarına bakıyorduk.

Bir şahıs tespit ettik. Eski sabıkalı çıktı.

Yani?

(Refik ses) Kardeşiniz yanındaydı.

-Ne? -(Refik ses) Tahir Gediz, savcım.

Size haber vermeden ne yapalım bilemedim.

-Emin misiniz? -(Refik ses) Evet efendim.

Görüntüleri var elimizde. Talimatlarınızı bekliyorum.

Onun orada ne işi varmış?

(Leyla) Tamam, yapacak bir şey yok. Gözaltına alın.

-Benim gelmem bir, iki saati bulur. -(Refik ses) Anlaşıldı Sayın Savcı'm.

(Sessizlik)

Hadi. Hadi artık.

Daha iyi misin?

Teşekkür ederim.

-Kendine gel artık hadi. -Geldim.

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

Geldin geleli baş başa yemeğe bile çıkamadık Tahir.

Ne kıymetli arkadaşların var.

Tamam. Akşam geleceğim, çıkalım o zaman.

-Tamam mı? -Tamam.

-(Reşat) Tahir aslanım. -Buyur abi.

Polisler seni soruyor.

Beni mi?

-Tahir Gediz. -Benim, buyurun.

Bizimle emniyete kadar gelmeniz gerek.

-Niye? Anne! -Sebep?

-Savcılık talimatı. Gidince öğrenirsiniz. -(Nuray) Polisler geldi!

-Tahir'i götürecek! -Lütfen gidelim.

Bir dakika. Nereye götürüyorsunuz?

-Tamam. -Tahir hayır. Anne!

Bir saniye Memur Beyler! Ne oluyor? Mesele nedir?

-Beyefendi bizimle gelecek. -(Şahinde) Neden? Ne yaptı ki?

-(Polis) Hanımefendi sakin. -(Polis 2) Savcılık talimatı.

Bize gidin alın dediler, biz de geldik.

Olmaz. Biz bir avukatımızı arayalım, avukatımızla konuşalım öyle gitsin.

-Ne yaptı bu çocuk? -Sakin ol. Gidince öğreniriz, tamam mı?

Bir dakika Şahinde. Memur Bey, bir yanlışlık olmasın?

-Yok beyefendi, buyurun. -Tamam.

-Tahir. -Tamam. Gidelim, öğreniriz. Sakin olun.

-Tamam, sakin olun. -Hemen geliyoruz.

-Tamam. -Anne inşallah sebebi Leyla değildir.

Bunu inşallah Leyla yapmamıştır!

-Şahinde. -Sen arabaya git. Telefonum nerede?

-(Şahinde) Ceketimle çantamı al yukarıdan. -Reşat arabayı hazırla.

Tamam beyim.

(Sessizlik)

Sen iyi misin?

İçimde çok kötü bir his var.

(Sessizlik)

Ağlamak istiyorum.

Böyle haykırarak.

O adamın söyledikleri yüzünden mi böyle oldun?

Yok, hayır.

Başka bir şey var.

Çok kötü bir şey olmuş.

Çok acı bir şey.

Bir yetimhane yansa, içinde çocuklar olsa...

...tüm Türkiye ayağa kalkmaz mı?

Gazeteler, haberler.

Böyle bir şeyi saklamaları mümkün değil.

O zaman niye oraya gittik?

O adam o gazeteyi niye verdi bize?

Bir sürü şey olabilir.

Bir çıkarı olabilir, kendi arsası olabilir.

Bak.

Sana ne oldu anlamıyorum. Şekerin falan mı düştü?

Peki.

(Duygusal müzik)

Ayrıca ağlayabildiğini bilmiyordum.

Ne biçim laf bu? Mutfak robotu muyum ben?

Kafamdaki imajınla bayağı ters.

Of! Kafamdaki imajın. Gerçekten...

Kafandaki imajım ne?

Neyim? Böyle şöyle, havalı, pahalı saatler falan mı? Aman.

-Tamam, dramatize etme artık. -Sen dramatize ediyorsun, ben değil.

Kenan'ım ben.

Sadece Kenan.

Leyla ben de.

Leyla Gediz.

(Telefon çalıyor)

(Telefon çalıyor)

(Duygusal müzik)

Efendim anne?

Leyla, polisler geldi. Abini aldılar, götürdüler.

Savcılığın emri falan dediler. İnşallah bu sefer parmağın yoktur kızım.

Biliyorum. Yok, merak etme.

Sadece hastanedeymiş, o hastanede de bir şeyler oldu.

O yüzden.

Nasıl ya? Her hastaneye gideni gözaltına mı alıyorsunuz?

Bir, iki soru soracaklar anne. Ne yapayım? Prosedür böyle.

Yazıklar olsun sana!

-Ne olmuş? Ne dedi Şahinde? -Prosedür dedi.

O yaptı, değil mi? Leyla yaptı! Anne, bu kız artık çok olmaya başladı!

-Hadi, hadi! -(Nuray) Yeter ya, sabıkalı diye...

(Ekrem) Sakin ya, bir sus! Car car car!

(Duygusal müzik)

(Adliye ortam sesi)

Tahir iyi misin?

-İyiyim Nuray. -Hanımefendi lütfen.

İyiyim, tamam. Allah Allah.

Siz niye geldiniz ki buraya?

Bekliyoruz işte oğlum.

Ne bekliyorsunuz baba? Tamam Nuray, iyiyim.

-Tamam, iyiyim. Bir şey yok. -Sizi odaya alalım.

Geç hadi anneciğim, bir şey yok. Buradayım zaten.

-(Ekrem) Geç. -Tamam, hadi.

-(Nuray) Tamam. -Konuşacağız, çıkacağız.

(Polis) Şöyle oturabilirsin.

Geç, geç içeri.

Hasbinallah.

(Gökhan) Aga görüyorsun, değil mi?

İnsanın adının çıkacağına canı çıksın daha iyi.

Midemizi gösterelim dedik, geldiğimiz hâle bak.

(Duygusal müzik)

Senin baba da benden pek hoşlanmadı.

Sen onu boş ver, aldırış etme.

(Polis 2) Sıradan alalım.

Tahir Gediz. Buyurun.

(Adliye ortam sesi)

Bana bak lan, oğlumdan uzak dur.

Daha yeni çıktı. Tekrar mı başını belaya sokacaksın?

Kim olduğun, ne halt olduğun belli değil.

(Polis) Beyefendi lütfen uzak durun.

Ekrem Bey bakın, ben sadece doktora görünmek istedim.

Ben ne yaptım, anlamadım.

Ben senin ne yaptığını gayet iyi biliyorum, merak etme.

(Savcı) Hastanede ne işin vardı?

Savcım, ben aslında emniyette anlattım bunu.

Girerken kapıda emniyet mi yazıyor? Adliye burası oğlum!

Bir daha anlat. Ne işin vardı?

Arkadaşıma refakat ettim.

-Hapiste tanışmışsınız. -Doğrudur.

Hemen işe koyulduk diyorsun.

Sayın Savcı'm, bizim hastanede olan şeyle uzaktan yakından ilgimiz yok.

Allah Allah. Orada adam kaçırıldı.

Öyleymiş, ben de sonra duydum.

Nerede?

Kardeşiniz Savcı Bey'in yanında, ailenizi de odaya aldık.

Savcı Hanım.

Leyla niye yaptın bunu kızım?

Anne bak, bir daha söylüyorum. Ben bir şey yapmadım.

Hastaneden biri kaçırıldı, abim de oradaymış.

O kılıksız arkadaşı da yanındaymış.

Sakin, sakin olun. Ben gideceğim, soracağım.

Ne olmuş yani? Oradalar diye onlar mı yapmış oldu hemen?

Kimse öyle bir şey demiyor. Emniyetten aradılar. Ne deseydim?

Abim o benim, almayın mı deseydim?

Hiç der misin? Ağzının suyu akmıştır hemen alın diye, değil mi?

-Kapa çeneni, adliyedeyiz. -Kapamazsam ne olur be?

-Nuray. -Nuray!

Nuray, Nuray! Bir kere de kızına bir şey de!

Sustur şunu anne.

Leyla, abin hapisten çıkalı kaç gün oldu kızım?

-Allah'tan reva mı bu elinde kelepçe? -Anne, beni sinirlendirme!

Sadece bir iki soru soracaklar.

Bir ilgisi olmadığını ben de biliyorum. Soracağım, geleceğim.

(Leyla) Abi.

Sayın Savcı'm, gene düştük buralara.

Ben hemen geliyorum.

Leyla Savcı'm, gel.

-Savcım kolay gelsin. -Sağ ol.

Az önce gelen abinmiş.

Evet, abim.

Tedbiren bir iki soru sorduk. Tesadüf gibi görünüyor.

Arkadaşım var dedi, soruşturduk. Doğruymuş.

(Savcı) Doktorla da görüşmüşler. Rutin kontrol.

Randevuları varmış. Öyle.

Sağ olun savcım.

-(Savcı) Eve gidebilir. -Söylerim, sağ olun.

(Sessizlik)

Tamam, bu kadar. Tesadüf. Evine gidebilirsin.

Yok ya, yatsın birkaç yıl daha.

Tabii canım. Ayağım alıştı sonuçta.

Faili meçhul cinayet varsa, üzerine yıkacak adam arıyorsanız buradayım.

Onun dışında çek senet işleri olur, haraç kesme, adam yaralama.

Bir iki sene daha yatar çıkarım. Sıkıntı yok.

-Abi ne diyorsun? -Samimi söylüyorum Leyla.

Bak, istersen ben Oyuncakçı olurum.

Ya da kundakçı olurum.

Marangoz da olurum.

Geceleri seri katillik yapıyorum, haberin var mı?

-Bitti mi? -Bitti.

Hadi evine o zaman, hadi götürün. İmzasını alın.

-Hocam açmıyor muyuz bunları? -İmzanızı alacağız, sonra.

(Sessizlik)

Kızım, sen ona aldırma.

Vallahi çıktığından beri hiç iyi değil. Ne dediğini bilmiyor.

Sen işini yapıyorsun kızım.

Vallahi şehir dışındaydım, nasıl geldiğimi bilmiyorum.

Şehir dışı mı? Neredeydin?

Yakında ya. Altıntepe'ye gittim şu dosya için.

Bir şey buldun mu bari?

Çok kötü şeyler olmuş olabilir baba.

Buldum diyorsun yani.

Önemli bir eşikteyiz, araştırıyoruz.

Anladım.

Allah yardımcın olsun kızım.

Hadi siz de eve gidin artık.

Tamam kızım.

(Gerilim müziği)

-Tahir. -Yasemin.

Hayırdır?

Tahliye için mi geldiniz?

Yok, ben tahliye olalı on gün oluyor.

Öyle mi?

Leyla hiç bahsetmedi vallahi.

Gözünüz aydın.

Onun hoşuna gitmemiştir de ondan şey yapmamıştır.

Hadi biz arabayı çıkartalım kapının önüne, tamam mı?

Ekrem amcacığım, sana da hiç gelemedim. Kusura bakma ne olursun.

Sağ ol kızım. Burada görüşüyoruz zaten.

-(Şahinde) Görüşürüz. -Görüşürüz Şahinde teyzeciğim.

Nuray hadi sen de hayatım.

-Hadi git arabaya. Gökhan'ı bekleyeceğim. -Tamam.

-Gözün aydın tekrardan. -Sağ ol.

(Sessizlik)

(Yasemin) Zayıflamışsın.

Yani iyi anlamda. İyi görünüyorsun.

Sen de değişmişsin.

Ama güzel olmuş, iyi görünüyorsun.

Yakışmış.

Sağ ol.

Görüşürüz o zaman.

Görüşürüz.

(Duygusal müzik)

Tahir çıkmış.

On gün oldu diyor. Bana söylemeyi düşünmedin mi Leyla?

Ne bileyim Yasemin? Ne önemi var? Gerek duymadım.

Ne demek gerek duymadım?

Buraya hesap sormaya mı geldin?

Çok teşekkür ederim, tamam.

Tek tek gelin! Gerçekten tek tek gelin!

(Duygusal müzik)

Anladım. Yani şey, bunu sana meczup, evsiz barksız bir adam söyledi.

Evet.

Ama biliyor, doğru söylüyor yani.

-Nereden biliyorsun Kenan? -Bilmiyorum ama bir şekilde biliyorum.

O adam doğru söylüyor, bana güvenin.

Kenan böyle bir haberi kimse atlayamaz.

Kimse de saklayamaz.

Bir defa şöyle bir şey var abi, ortalık yıkılırdı.

Tamam, cep telefonu falan yok. Görgü tanığı da mı yok Kenan?

Oradaki herkes mi ölmüş?

Bilmiyorum arkadaşlar, bilmiyorum.

Adam bana ne söylediyse size onu aktardım, tamam mı?

Tamam, bir toparlayalım.

Adamın biri sana bir gazete veriyor, delinin biri bir şeyler saçmalıyor...

...ve biz de şimdi bunu haber yapacağız, öyle mi?

(Murat) Öyle mi Kenan?

Bilmiyorum. Gerçekten bilmiyorum.

A...

Sen doktora gidecektin, gittin mi?

Gittim.

Bir şey mi görüyorsun?

Hani Titanik batarken herkes canın peşinde, ortalık hezeyan.

Orkestra çalışıyor. Oradaki kemancı abi gibisin.

Ne demek istiyorsun, ne biçim örnek bu? Hiçbir şey anlamadım ben.

(Murat) Yorgun, çok yorgun. Görmüyor musun?

Sen iyi misin abi? Kenan.

Bir şey söyleyeceğim, ben bu haberi gireceğim abi.

Hayır. Bir dakika, bir saniye.

Bana güven, aklımda bir şey var. Merak etmeyin.

(Duygusal müzik)

(Mesaj geldi)

(Murat dış ses) Buluşuyoruz, değil mi?

(Sessizlik)

(Yasemin dış ses) Kusura bakma, çok acil bir işim çıktı.

(Kapı zili çaldı)

(Sessizlik)

Bana hâlâ kırgın mısın?

Suşi aldım. Edamame de var.

Ekstra edamame var.

Hâlâ mı?

Geçti, gel.

Özür dilerim.

(Leyla taklidiyle) Sen bana hesap sormaya mı geldin?

Tek tek gelin!

(Müzik)

Efendim iyi akşamlar. Bugün 2 Ekim 2023 Pazartesi.

Ben Kenan Öztürk. Haftanın ilk ana haber bülteniyle karşınızdayız.

Efendim bugün öncelikle...

...size bir haber sunmaktan ziyade bir haber sormak için buradayım.

(TV Kenan ses) Bugün sizden bir yardım isteyeceğim.

Evet, doğru duydunuz. Bugün sizlerden bir yardım isteyeceğim.

Biliyorsunuz, Hamdi Atılbay cinayetiyle başlayan Oyuncakçı katil hikâyesi...

...ilginç olmaya devam ediyor.

(TV Kenan ses) Kurbanlardan biri diri diri yakıldı. Sonra aynı kurban...

...bir hastaneden kimliği belirsiz kişilerce kaçırıldı.

Hatırlıyorsanız katilin bize ulaştırdığı mektupta bir tarih vardı.

7 Eylül 1995

Efendim, bu tarihte... Bu sadece bir ihtimal.

Bakın, tekrar ediyorum. Bu şimdilik sadece bir ihtimal...

...ama 7 Eylül 1995 tarihinde Altıntepe mevkisi...

-Allah kahretsin! -(TV Kenan ses) Yetimhanede çıkan...

...bir yangınla ilgili... -Peşimi bırak lan!

(TV Kenan ses) Bu bulgular teyitli değiller.

Allah kahretsin! Yetimhaneyi bulmuş.

Allah kahretsin!

(TV Kenan ses) Bu tarihte bu yangından haberi olan var mı?

Bilen var mı? Duyan var mı?

Misal, orada zarar gören biri olmuş mu? Ölen biri olmuş mu?

-Vay çakal. -(TV Kenan ses) Bu konuda...

...herhangi bir bilgisi olan varsa... -Ne oldu?

-Şu bitsin, anlatırım. -(TV Kenan ses) Kanalımızla...

...irtibata geçebilir ya da olayla ilgilenen savcılığa başvurabilir...

...ya da emniyetle görüşebilir.

Lütfen atlamayınız. Bizim için çok önemlidir.

Dinlediğiniz için çok teşekkür ediyorum.

Şimdi sıradaki haberimize geçiyoruz.

Ne yapıyor bu?

Sizin dosyayı mı patlatacak yine?

Yok, bu kez yardım etmeye çalışıyor.

Ama iyi mi yapıyor kötü mü, bilemiyorum.

İnşallah başımıza bir iş açılmaz.

(Sessizlik)

Hiç göründüğü gibi biri değil, biliyor musun?

Kenan mı?

Evet.

Sen göründüğün gibi misin peki?

-Evet. -Aa.

Ne? Göründüğüm gibiyim.

İyi, tamam.

Kimse göründüğü gibi değildir.

Yani.

Sen şu Murat meselesini ne yaptın?

Dediğin gibi yaptım.

Ben göründüğüm gibiyim hayatım.

Neyse ne yani, gerekeni yaptım.

İyi bari, bravo.

Böyle iyiyim.

Yalnızlığa devam yani.

Abart.

(Duygusal müzik)

(Sessizlik)

-Sana bitki çayı yaptım. -(Turan) Sağ ol canım.

Turan.

Bak, ben seni sıkmak istemiyorum.

Gerçekten yani.

Ama hâlimizi görüyorsun Turan.

Doğru dürüst ne yemek yiyebiliyoruz ne uyuyabiliyoruz.

Benim aklıma çok kötü şeyler geliyor.

(Nevin) Sen söz vermiştin.

Bana bırak, ben halledeceğim demiştin.

Yani seni sıkmak istemiyorum...

...ama bu oğlanın durumuna bir çare bulmamız lazım.

Ne yapalım biliyor musun?

Gidelim, Kenan'a her şeyi açık açık anlatalım.

Böyle korkaklar gibi yaşamaktansa çok daha iyi. Olmaz mı?

Delirdin mi sen? Ben ne diyorum, sen ne diyorsun?

O zaman Allah aşkına sus Nevin! Allah aşkına sus, ağlamayı da bırak!

Sus artık, sus be! Sus!

(Duygusal müzik)

(Kenan) Orada ortaya çıkmak istesem çıkardım da çıkmadım işte.

Niye?

(Kenan) Acı çeksin istedim. Benim çektiklerimi hissetsin.

İnim inim inlesin istedim.

Ne yaptı?

Ne yapacak?

Geçti bir köşeye, ağladı.

Resmen bir köşeye geçip onun o hâlde oluşunu izledim, biliyor musun?

Bundan zevk aldım.

(Kenan gülüyor)

Görmen lazımdı.

Hasta olduğunu biliyorsun, değil mi?

Ben hasta değilim, hastalığın kendisiyim.

Ekrem'i ne yapacağız?

-O işi unut. -Nasıl?

Ortalık karışık. Savcı da polis de alarmda.

Allah'tan o iki tipi almışlar da bizi rahat bıraktılar.

Bir müddet erteleyelim.

Öyle olsun.

Haklısın.

Nihayet. Bir şeyde haklısın dedin.

Alacağız, alacağız diye ille de tutturmadın.

Sen ne diyorsan o.

İyi, neyse. Ben gidiyorum.

Gideyim, kaybolayım.

(İdris) Fazla dolanma. Dikkatli ol.

Görünmez adam ol.

(Gerilim müziği)

Seni bırakır mıyım sandın?

(Gerilim müziği)

(Sessizlik)

Hadi Doğan, dayan.

Dayan. Bu geri zekâlı Kenan arabada uyanmasın.

Dayan.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Çok iyi zamanlama be.

(Gerilim müziği)

(Erkek ses) Vakit kaybetmeden hallet şu işi.

Tamam, ben ilgileneceğim.

(Erkek ses) Altıntepe'den yola çıkmış.

Altıntepe'den mi çıkmış?

-Nereye gidiyor? -(Erkek ses) Anlaşılan İstanbul'a.

İstanbul'a mı geliyor?

(Erkek ses) Evet, İstanbul yoluna girmiş.

-Anladım. -(Erkek ses) Gerekeni yap Ekrem.

Şahsen ilgileneceğim.

(Gerilim müziği)

(Çarpma sesi)

Bu nereden çıktı şimdi bomboş yolda?

Kardeşim gündüz gözüyle olacak iş mi bu? Biraz gözünün önüne bak!

Allah Allah. Bu ne ya?

Şuna bak. Biraz dikkat edin.

(Ekrem bağırıyor)

(Ekrem bağırıyor)

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Telefon çalıyor)

(Telefon çalıyor)

(Telefon ısrarla çalıyor)

(Telefon ısrarla çalıyor)

(Telefon ısrarla çalıyor)

-Alo? -(Ahmet ses) Alo, Leyla Hanım?

Ben İstanbul'a geliyorum.

Ne olursa olsun size her şeyi anlatacağım.

Karıma da söyledim.

Artık başıma bir şey gelirse de gelsin. Hiç önemli değil.

Size her şeyi anlatacağım.

En ince ayrıntısına kadar.

Bu işin işinde kim var, hepsini anlatacağım.

Tamam, tamam. Siz hiç merak etmeyin.

Başınıza hiçbir şey gelmeyecek, bana güvenin.

Adliyeye gelin lütfen.

Yalnız adliye olmaz Leyla Hanım. Başka bir yerde buluşalım.

Lütfen Kenan Bey de gelsin, olur mu?

Tamam, tabii. Öyle istiyorsanız öyle yapalım.

Siz şu an neredesiniz? Ne kadarınız var?

(Ahmet ses) Yaklaşmak üzereyim. Yarım saat, en fazla 45 dakika.

Tamam, bana haber verin.

(Gerilim müziği)

(Sessizlik)

(Sessizlik)

(Telefon çalıyor)

(Boğazını temizledi)

Alo?

Kenan, evde misin?

Hayır, dışarıdayım.

Adam aradı, Altıntepe'deki adam.

İstanbul'a geliyormuş. Size her şeyi anlatacağım dedi.

Ne?

(Leyla ses) Evet, isimleri falan da verecekmiş.

Neredeymiş peki?

Yolda ama yeni çıkmış. Dışarıda buluşacağız.

Tamam. Ben sen gelip alayım o zaman, olur mu?

İyi, tamam. Çabuk ol.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Neredesin sen sabah sabah?

Kahvaltı için çıktım da.

-(Leyla) Hadi gidelim. -Nereye?

Beykoz. O tarafı biliyormuş.

-Bir yer söyledi, oraya gideceğiz. -Anlaşıldı.

Adam dediği gibi her şeyi söylerse bütün düğüm çözülecek.

İnşallah.

Dediğin gibi olursa haklısın.

Çocuklar var yani orada, öyle mi?

Bakalım, anlatacak adam.

Bu işin arkasında kimler varmış göreceğiz.

(Gerilim müziği)

Bu dizinin ayrıntılı altyazısı FOX TV tarafından...

...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.

www.sebeder.org

Ayrıntılı Altyazı Çevirmenleri: Ece Naz Batmaz - Eylül Yılmaz...

...Gülay Yılmaz

Editör: Ela Korgan

(Jenerik müziği)

(Jenerik müziği devam ediyor)

(Jenerik müziği devam ediyor)

(Jenerik müziği devam ediyor)

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.