All language subtitles for 14.B+Âl++m

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish Download
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

(Jenerik müziği)

(Jenerik müziği devam ediyor)

(Jenerik müziği devam ediyor)

(Jenerik müziği devam ediyor)

-Şöyle bir anlaşma yapalım mı sizinle? -Ne anlaşması?

Siz beni öldürmeyin ben de sizi öldürmeyeyim, gayet makul.

(Bip) saçmalıyorsun lan sen!

Gerçekten espri anlayışınız kalmadı mı, şaka yapıyorum şu anda.

Geç lan şöyle! (Kenan iç çekti)

Tamam o hâlde şöyle yapalım ki zaten bu yüzden buradayız galiba.

İhtiyarı gebertin ben de sizi gördüğümü kimseye söylemeyeyim, nasıl fikir?

İhtiyarı zaten geberteceğiz.

Ama seni de öldüreceğiz.

Çok sıkıcı bu.

Ah! Ah...

(İnleme sesleri)

(Dövüş sesleri)

(Gerilim müziği)

Doğan yeter öldüreceksin adamı!

Onun için yapıyorum zaten!

Doğan yapma, yapma. Ceset varsa polis de vardır.

Gidelim buradan.

-Doğru. -Ah!

Doğan yeter! Yeter! Gidelim hadi!

Çöz beni.

(Gerilim müziği)

(Doğan ses) Kenancığım sen bensin ben de senim.

(Gerilim müziği devam ediyor)

Of...

Hayır ya hayır.

Çoklu kişilik bu. Hayır!

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

Bu adamlar seni niye öldürmek istedi?

-Eski bir hikâye. -Bana bak...

...benden bir şey saklama tamam mı? Ne olduğunu biliyorum bu arada.

O kadının evinde fotoğrafın çıktı, haberim var. Şu çocuğunu arayan kadın.

Sen ne zaman geri döndün, tedavi görmedin mi?

İdrisçiğim dört ayda bu kadar oluyor. Hem postu deldirmenin de manası yoktu.

Yetişemesem seni öldüreceklerdi farkında mısın hayatını kurtardım. Yine!

-Biliyorum. -Neyse konumuza dönelim.

-Ne konusu? -Bana bak...

...bana oyun oynama, tamam mı?

Kenan'ı öldürmek istedi abu adamlar. Bir şey sakladığının...

...hem de benden bir şey sakladığının farkındayım. O yüzden söyle!

İdris, aramız zaten limoni uzatma! Delirtme beni!

Gidelim, yolda anlatırım sana her şeyi.

Bana bak, sakın benimle oyun oynama! Tamam mı?

Ki oyun oynama konusunda çok iyi olduğunu biliyorum.

-Tamam dersen çözeceğim. -Tamam, tamam.

(Gerilim müziği)

(İdris) Kördüğüm yapmışlar.

Şunu açtık mı.

-Bir şey değil. -Gidelim mi?

-Ben bu silahları alayım mı, bırakayım mı? -Alma, alma.

-Hadi. -Hadi.

(İdris) Aptallar.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

Kenan.

Kenan?

(Adam inliyor)

Arkadaşlar, Kenan Öztürk'ü...

...burada gördünüz mü acaba? Haberci.

Daha yeni bıraktı televizyonu ya hani...

...Kenan.

Neyse.

Kenan Öztürk'ün bütün sağlık geçmişini istiyorum.

-Çocukluğundan beri ne varsa... -Tamam savcım.

(Telefon çalıyor)

-Murat? -Leyla, şimdi Kenan beni aradı...

...İdris'i bulmuş. -Ne?

(Murat ses) Evet İdris'i bulmuş. Bana bir konum attı, ben o konuma geldim...

...konumda iki adam fena pert olmuş.

Hatta bir tanesi vurulmuş sana öyle söyleyeyim ama Kenan burada yok.

Yani ben anlamadım bu işi ne yapmam gerekiyor şu an?

Tamam sen sakin ol. Önce bir sakin ol.

Sen bana adresi gönder ben ekip yönlendireyim.

Tamam, tamam. Ben Kenan'ı aradım ama ulaşamıyorum Kenan'a.

Tamam gerisi bende. Sen bana adresi gönder.

Tamam, ben sana konum atıyorum.

Savcım bir şey mi olmuş?

Ekibi topla, sana gönderdiğim adrese gidin.

-İdris'e ait bir iz bulmuş olabiliriz. -Tamam savcım.

Hadi beyler çıkıyoruz!

(Duygusal müzik)

(Arama tonu)

(Arama tonu)

(Arama tonu)

(Kenan) Evet, anlat. Dinliyorum.

Anlatacak bir şey yok. İşte yani bu...

...eski bir hikâye izimi bulmuşlar. -Ya!

Yalan söylemeyi keser misin! Zaten beceremiyorsun da.

Ben o adamları bulamaz mıyım, kim olduklarını öğrenemez miyim?

Hadi. Hızlı olalım biraz. Kimdi o adamlar söyle, dinliyorum.

Sadık'ın adamları.

(İç çekti) Bak İdris ben...

...bölünmüş bir karakterim anlıyor musun, boşluklar yok bende. Sadık kim?

-Her şeyi başlatan adam. -Bu ne demek?

-Uzun hikâye. -Zamanım var dinliyorum, anlat.

Bu Sadık, seni çocukken öldürüp yok etmek isteyen adam.

-Ne? -Öyle işte, seni ailenden koparan o.

Na-nasıl yani? Ne demek o?

Kim, kim bu adam? Ne iş yapıyor, neci bu adam?

İnanmayacaksın ama...

...senin öz amcan. Babanın kardeşi.

Babam...

...gerçek babam hayattı mı benim?

Yok. Baban rahmetli oldu ama...

...annen hayatta, yaşıyor.

-İdris ne diyorsun sen? -Hepsi doğru.

Ben de artık bıktım usandım böyle yaşamaktan, sürekli yalan söylemekten.

(Duygusal müzik)

Senin anlayacağın annen yaşıyor.

Bütün ömrü de seni aramakla geçti kadının.

Bir dakika...

...eğer öyleyse...

...niye beni öldürmek istesinler ki?

Niye olacak? Malına mülküne konmak için.

Baban ölünce her şey sana kaldı çünkü.

Anlat, anlat her şeyi.

Anlat bütün detayları. Hiçbir detay atlamadan, hepsini anlat.

Anlat.

(Sadık) Ah yengem ah!

Sen ne yapıyorsun böyle kendine?

-Yapma, etme dedim sana dinletemedim ki. -Ay!

Dur bakalım. Mezarı açtırıp bir...

...DNA testi isteyeceğim.

Bak yenge, sen ne yapıyorsan kendine yapıyorsun.

-Tamam, onu da yaptıralım ama... -Aması falan yok Sadık.

Ben oğlumun öldüğüne inanmıyorum.

Ya ben de yeğenimi bulmak istemez miyim?

-Ee? -Ee'si...

...ya adam, evrakları getirdi senin önüne koydu.

-Ne bileyim, diyecek bir şey bulamıyorum. -Deme zaten Sadık.

Sen diyecek bir şey bulama zaten.

Hadi, işinin başına. Ben ne yapacağımı biliyorum.

Bizi de üzüyorsun. (Telefon çalıyor)

(Derin nefes verdi)

Şu telefonu bir açayım ben.

(Telefon çalmaya devam ediyor)

(İç çekiyor)

(Telefon ısrarla çalmaya devam ediyor)

(Erkek ses) Abi...

-Ne yaptınız hallettiniz mi? -(Erkek ses) Yok abi.

-Kenan mahvetti bizi. -Nasıl mahvettiler lan?

Kaçtılar abi. İdris'i de aldı kaçtı herif.

Kaçtı mı?

(Bip) zekâlılar. Allah sizin belanızı versin!

Ulan biri 80 yaşında diğeri desen... Puh!

-Neredesiniz siz? -Abi depodayız.

Ben...

...ben (Bip) yüzünden mi bu hâle düştüm?

Ben yetimhanelere düştüm...

Gözümüm önünde... Küçücük çocuklar yandı benim gözümün önünde.

Ben... Neler yaşadım ben onun yüzünden.

Ben bir adamın mal mülk sevdasına mı kurban gittim yani?

Bir tek o adam değil.

Kim vardı başka?

-Başka kim vardı? Söyle! -Ben!

Ben vardım. Seni evden kaçıran bendim.

Ne, ne?

Evet...

...seni öldürmemi istediler ama...

...yapamadım sakladım seni.

Nasıl? Se-sen miydin?

Onlara da seni öldürdüğümü söyledim.

Ne diyorsun lan sen?

Ne diyorsun? Ne diyorsun lan sen?

Dalga geçiyorum de, yalan söylüyorum de!

Ben sana inandım lan! Baba dedim ben sana, abi dedim!

Onca zaman...

...nasıl yapabildin lan bunu? Nasıl!

Yapamadım, çok pişman oldum zaten.

Çok acı çektim. Kıyamadım el kadar çocuğa.

-Yapamadım. -(Kenan) Kes lan!

Benim başıma neler geldi lan?

Neler yaşadığımı sen biliyorsun.

(Kenan) Nasıl zorluklar yaşadığımı sen biliyordun.

Şu hâlime bak! Delirdim lan ben delirdim!

(Derin nefesler alıyor)

Bunun hesabını vereceksin! Duydun mu lan beni...

...bunun hesabını vereceksin bana! Anladın mı?

Bana o Sadık'ın adresini vereceksin.

Annemin de adresini vereceksin duydun mu, hemen yapacaksın bunu!

-Bulup da ne yapacaksın? -Öldüreceğim onu!

Gözünün içine bakarak öldüreceğim onu!

Doğan. Zaten herkes, her şeyi öğrenmek üzere.

(İdris) Kaç git kendini kurtar oğlum.

Bak Hamdi'yi öldürdüğün ortaya çıkacak yakında.

Polis bunu öğrenirse bir daha peşini bırakmaz, yakanı kurtaramazsın.

Kimse dinlemez. Kenan'dı, Doğan'dı hastalıktı. Anladın mı?

Kaç buradan git! Leyla'yı, Turan'ı en önemlisi kendini kurtar!

(Gerilim müziği)

(İdris) Kaç git buradan.

Allah, gerçekten belanızı versin hepinizin.

Hiç kimse umurumda değil, duyuyor musun beni?

(Kenan) Hiçbiriniz umurumda değilsiniz!

Burada en çok üzülmesi gereken kişi benim.

Ama bunların hepsinin hesabını soracağım size. Yemin ediyorum!

Bunun intikamını lime lime alacağım hepinizden.

Sıra sana da gelecek. Sakın unutma bu lafımı.

Şimdi adresi ver bana. Sadık'la...

...annemin adresini ver bana.

Hemen!

Salak herifler.

(Bip) Zekâlılar! Şunların hâline bak. Ne oldu oğlum burada!

Kenan manyağın teki çıktı abi.

Birden atladı üzerimize, ne olduğunu bile anlamadık.

Hallederiz abi, ikisini de hallederiz. Sen hiç merak etme.

Ulan oğlum, adamlar polise gidip her şeyi anlattıysa!

Araştırırım ben, kapatırız konuyu.

Ne araştırıyorsun lan sen! Bu hâlinle neyi araştırıyorsun!

Kaybolun gidin lan buradan! Gidin.

Adımı verdiniz mi lan siz benim?

-Yok abi vermedik. -Aferin. Bunu becerebilmişsiniz.

Bu Kenan'ın eşi dostu kim varsa gözünüz üzerinde olsun.

(Sadık) Bir yamuğunu yakalarsak elimizde koz olur.

-Hadi (Bip) gidin! Şunu da al götür. -Tamam abi.

(Erkek) Kalk abi hadi.

Hadi kalk.

-Adresin bu olduğundan eminsin değil mi? -Evet.

Bana bak, kadının karşısına geçip de ben senin oğlunum falan deme tamam mı?

-Ne diyeceğimi sana sormayacağım. -Doğan...

...Sadık da orada olacak sakın bir delilik yapma!

Yapacağım İdris, öyle bir delilik yapacağım ki...

...yaptığım bütün delilikler sıfırlanacak.

-Nereye gidiyorsun? -Cehenneme!

Senin için bütün ömrümü harcadım biliyorsun değil mi?

Çok teşekkür ederim fedakâr İdris!

Bir şey değil.

Sessizlik)

Niye ayaklandın? Daha hastaneden yeni çıktın.

Yata yata sıkıldım.

Hem biraz dolaşayım da ayaklarım açılsın dedim Turan.

Gel şöyle gel, gel. Ya senin yanında söyledi doktor...

...günlük işlere hemen başlamayın, biraz dinlenin diye.

Esas sen Leyla'yla konuştun mu, onu söyle.

Konuştum, konuştum.

Her şeye adım adım yaklaşıyor. Kenan'ın aslında...

...kim olduğunun peşine düşecek. İdris'in de peşine düştü.

Bizimle bağı olduğuna da emin.

Tek tek bütün cevaplara ulaşacak belli ki.

Leyla gerçekleri öğrenirse Kenan da her şeyi öğrenir.

Yani Leyla'yı, bu durumdan uzak tutmalı ama nasıl?

Aslında bunun bir yolu var ama...

Ama ne?

Bir şey olursa Leyla'ya yazık ederiz. (Telefon çalıyor)

Ne geçiyor aklından Turan? (Telefon çalmaya devam ediyor)

Bir bu eksikti, Müşerref Hanım.

Müşerref Hanım?

Turan Bey merhabalar. Ben Müşerref.

Müşerref Karacabey.

O gün öyle apar topar gittiniz, konuşamadık.

Nasıl eşinizin durumu, iyi mi?

Daha iyi gibi işte. Mide rahatsızlığı geçirdi de dinlenmesi lazım.

Siz neden aramıştınız?

(Müşerref ses) Telefonda konuşulacak şeyler değil.

Ben ziyaretinize gelmek istiyorum hem eşinize de geçmiş olsun derim...

-Müsait miydiniz? -Aslında şu sıra pek müsait değiliz.

Ama bu önemli bir konu yani çok zamanınızı almam.

Olmadı adliyeye geleyim, adliyede konuşuruz olur mu?

Yok adliye olmaz da...

Aslında bir süre daha evdeyim, isterseniz.

Tamam, peki.

Tekrar geçmiş olsun, görüşmek üzere.

Eve mi gelecek bir de o kadın, ne ya!

Turan, o kadın bir de bizim evimize mi gelecek ha, evimize mi gelecek!

Sen beni delirtmek mi istiyorsun?

Dur hemen celallenme, kadın önemli dedi.

Israr etti. Ayrıca bir gelsin tanışın ne olacak? Kötü biri değil ki.

-(Turan) Sen de kadını biraz anla canım. -Umurumda değil Turan!

Ya kalk, kalk dinlen biraz kalk. Hadi, gel hadi, yavaş.

Yavaş, yavaş gel.

-Gel hadi yavaş. -Umurumda değil ya.

Of! Tahir nerede kaldı anne?

Leyla inşallah benim durumumu söylememiştir.

Leyle yapmaz öyle bir düşüncesizlik.

Ama gerçekten, artık bu hamilelik meselesini sonlandırmamız lazım.

Nasıl yapacağız, ha?

Tahir'in bu aralar başı çok kalabalık. Çocuk düştü deriz, olur biter.

Yok artık teyze ya!

Olmaz öyle şey Tahir soruşturur.

Tahir geldi. Oğlum...

...hoş geldin yavrum. -Hoş bulduk.

Gel paşam, gel çıkart ceketini, gel.

(Şahinde) Gel al şu yastığı sırtına, gel.

Ne yaptın oğlum para pul işlerini halledebildin mi?

Yok anneciğim.

En son bu Özgür Bey para teklif etmişti, onu mu değerlendirsek acaba?

Yok anne olur mu öyle şey? Elin adamı ne yapacağız onun parasını?

-Ne parası bu? -Ya...

...Leyla'nın arkadaşı var ya Özgür Bey sağ olsun ilgilendi avukat işiyle falan.

Bir de işte borç teklif etti, onu söylüyor.

Sen de kabul etmedin değil mi?

Ne yapacağız peki Tahir, ne yapacağız, nasıl ödeyeceğiz bu kadar parayı?

-Adam teklif etmiş işte, hazır para. -Boş boş konuşma Nuray ya!

-Borç bizim, halledeceğiz bir şekilde. -Nasıl halledeceğiz ya!

Ya pardon anlatsanıza bana, nasıl halledeceğiz?

Gerekirse bu evi satacağım, tamam mı?

(Tahir) Arabaları da satacağım, şirketi de satacağım, tamam mı?

Gelen parayla borcumuzu ödeyeceğiz...

...kalan parayla da kendimize yeni bir hayat kuracağız Nuray.

-Daha küçük bir hayat... -Ah yeter, vallahi yeter ya!

Vallahi yeter, her gün aynı terane ya, her gün aynı terane!

Ben kiralık evde yaşamam. Kiralık evde yaşamam ben, ne yapacağız!

-Gecekondularda mı sürüneceğiz? -Nuray paramız yok...

...olduğu kadar harcayacağız, ne yapayım başka!

Anneciğim, sen bir şey söyler misin ha?

Biz gitgide fakir hayatına geçiş yapıyoruz bak.

-Fakiriz zaten alış artık şuna ya! -Alışamıyorum!

Alışmayacağım da!

Ne yapıyoruz biz böyle, oturduk kös kös ne yapıyoruz!

-Elimizden kayıp gidenleri mi izleyeceğiz! -Nuraycığım...

...benim elimden gelen bu! Beğenmiyorsan kapı orada!

Gidersin ananın evine ben çocuğuma uzaktan da bakarım!

-Öyle mi? -Öyle!

Kahretsin!

Hasbinallah, Allah'ım sabır ver sen bana ya!

-Bir şey diyemiyorum ya... -(Nurgül) Damat, damat...

...hamile kadına söylenecek söz mü bu yahu!

Vallahi billahi bir huzur yok ya!

Nurgül Hanım, siz Nuray'a bir melisa çayı mı yapsanız acaba?

-Niye? -Niye mi...

...sinirleri bozuk, belli ki ihtiyacı var!

Kendisi ayrı teyzesi ayrı ya!

-Tamam oğlum sakin ol, sakin. -Anne vallahi kusura bakma yani...

...sana sormadım ama bu kararı almak zorundaydım. Tek çıkış yolu bu.

Evet, çok mantıklı düşünmüşsün.

Hem sen ne yaparsan bu ailenin iyiliği için yaparsın, benim sana güvenim tam.

Sağ ol.

Sıfırdan başlayacağız, halledeceğiz işte her şeyi.

Sonuna kadar arkandayım oğlum.

Kuzum.

Allah kahretsin!

Özellikle baktığınız bir şey var mı savcım?

Psikiyatrist görüşmesi var mı ona bakıyorum.

Ben gördüm efendim.

Burada, Süheyl adında bir profesör. Çocukluğundan beri zaman zaman gitmiş.

-Tanı koymuş mu? -Göremedim.

Anladım.

-Bana adresini bulabilir misin? -Tabii efendim.

(Leyla) Sağ ol.

Süheyl?

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Duygusal müzik)

Tedavin artık bir dahaki yaza kaldı ha Kenan?

(Telefon çalıyor)

(Telefon çalıyor)

-Efendim baba? -Oğlum neredesin?

(Kenan ses) Evdeyim ben.

Anneni çıkardık hastaneden, biliyorsun değil mi?

Aa! Çok güzel. Hayırlı olsun.

Ben de çok acil bir işim vardı onu hallediyorum şu an.

Ne işiymiş bu?

Bir haberle ilgili ya, Murat'la birlikte yapıyoruz.

Oğlum artık haber mi kaldı?

Babacığım, ben bir şekilde geleceğim, tamam mı? Merak etme.

-Evdeyiz, artık eve gelirsin. -(Kenan ses) Tamam, eve uğrarım o zaman.

Bir de konuşmamız gereken bir konu var. Önemli.

Ne konuda babacığım?

Leyla.

Ne olmuş Leyla'ya?

Yüz yüze konuşuruz.

-Tamam peki, tamam. -(Turan ses) Tamam oğlum.

Bye bye.

(Kapı zili çaldı)

Hepiniz bir tek tek gelin be.

Bir şey yok. (Kapı vuruluyor)

Bunun ne işi var burada?

Neredesin biraderim sen, neredesin sen?

-Ne yapıyorsun oğlum ya? -Senin ne işin var burada?

Ne demek ne işin var burada? Çağırıyorsun İdris'i buldum diye.

Gittim depoda ne sen varsın ne İdris. Yerde iki tane böyle pert olmuş...

...mafya tipli adam falan. Ne oluyor oğlum?

Yerde mahvolmuş mafya tipli adam ne demek, o ne demek?

Ya böyle iki tane herif vardı yerde, pert olmuşlar. Sen de yoksun ortada.

Doğru, doğru, doğru. Ee...

Ben gittiğimde İdris orada yoktu.

Yani kaçmış olmalı ya da başka biri de kaçırmış olabilir.

-Tam olarak bilmiyorum. -Allah Allah! Yani Kenan, sen iyi misin?

İyiyim, gayet iyiyim, her şey yolunda. Şimdi ben çıkıyorum.

Hayır, nereye çıkıyorsun ya? Ben de geleyim o zaman.

Ama ben Leyla'ya söyledim.

-(Murat) Söyledim. -İyi bir (Bip) yemişsin Murat, tamam mı?

Ama ben korktum yani, sana bir şey oldu zannettim.

Bir de adamları falan görünce öyle.

Murat, bu işe karışma, tamam mı? Ben halledeyim bunu tek başıma.

Hayır abi, hayır karışacağım.

Bundan sonra sen nereye ben oraya kardeşim, tamam mı?

Ayrılmayalım pek.

Tamam, yani tamam derken tamam değil.

Ama ben sana güvenirdim.

Herhâlde güveneceksin yani, bana güveneceksin zaten, kime güveneceksin abi?

Bir insana güvenmek bir timsahın ağzını kafanı sokmanla aynı şey.

-Aşk olsun sana, ne diyorsun oğlum? -Aşk var zaten, hadi kaçıyorum ben.

Ya geleyim ben de.

Bir şey soracağım. Sen bana güveniyor musun?

-Ben sana güveniyorum. -Tamam işte, gelmemen lazım. Burada kal.

Ne olur burada kal.

Ne timsahı (Bip)?

Anladım, peki Süheyl Hoca ne zaman döner?

Peki.

Kenan Öztürk dosyasıyla ilgili benim öğrenmem gereken birkaç şey var.

Ben dosyaya bakarken kadın bir doktorun adını gördüm. İpek Hanım.

Kendisi yıllarca asistanlığını yapmış. Sanırım.

Evet, benim ona ulaşmam mümkün müdür?

Harika olur, gönderirseniz çok mutlu olurum.

Teşekkür ederim.

Sağ olun.

(Mesaj geldi)

(Gerilim müziği)

(Arama tonu)

(Telefon çalıyor)

(Telefon çalıyor)

Ne var lan, ne var yine?

(İdris ses) Doğan.

Bedeli neyse ödemeye razıyım.

Yeter ki sen başını belaya sokma.

Neredesin? Ben hemen geleyim yanına, hemen geleyim.

Kendi işimi kendim görürüm ben.

Bana bak, Sadık şimdi başına gelecekleri anlamıştır.

Seni tuzağa çekmek isteyecektir.

Dikkatli ol.

(İdris sis) Anladın mı? Gitme istersen.

(Gerilim müziği)

Hoş geldin.

Hayırdır, bir sıkıntın var galiba.

Bana adam lazım.

-Kaç tane? -Dört, beş.

Ama hepsi sağlam ve dolu olmalı.

-Başın belada mı? -Gibi.

Bizimkilere pek güvenmiyorum.

İşi sıkı tutmam lazım.

Tamamdır, o iş bende. Merak etme sen, hallederiz.

Güzel.

Parayı sakın düşünme. Sen yeter ki sağlam adam gönder bana.

Ayarlarız. Yalnız biliyorsun bizde para peşin.

Kamil, ne zaman paran kaldı bende?

Adamları gönder.

Eyvallah, göndeririz. Halledeceğim, merak etme.

Nevin, hadi çorbandan biraz iç.

Hiç değilse bir lokma bir şeyler yemiş olursun, hadi.

İştahım yok, hiç istemiyorum.

Ama yapma, niye böyle yapıyorsun ya?

Yani benim hislerimin hiçbir önemi yok değil mi senin için?

Ya olur mu öyle şey? Sen benim bir tanemsin.

Ben bu hayatta en çok seni seviyorum ama ne olur artık böyle şeyler konuşmayalım.

Yok konuşalım Turan, konuşalım.

Ya sen nasıl bu kadar vurdumduymaz olabiliyorsun?

Bak Nevin, aslında bütün yaşadıklarımızın içinde...

...tek bir gerçek var, anlıyor musun? Tek bir gerçek.

O da oğlunu özleyen, onun akıbetini merak eden acılı bir anne.

Peki ben ne olacağım?

Benim acılarım, benim düşüncelerim? Onu benden alıp götüreceksin.

Ben bütün bir gün camların önünde, pencerelerin önünde...

...onu mu bekleyeceğim? Ona hasret mi öleceğim ben?

O kadın da 30 yıldır bekliyor. Hem de çocuğuna ne olduğunu bilmeden.

Keşke İdris beni hiç kurtarmasaydı.

Ne olacaksa olsaydı da ölüp gitseydim.

Ne bu şimdi? Ne yapıyorsun, ne bu laflar?

Beni kendinle mi tehdit ediyorsun?

Yapma ne olursun, işleri daha da zorlaştırma. Benim için de kolay değil.

(Kapı zili çalıyor)

Bak, kadın geldi herhâlde. Ne olur bana bırak, olur mu?

Konuşma bana bırak. Lütfen.

(Müzik)

Allah kahretsin!

Annem demişti, aptal kafam! Annem demişti bana!

Tahir'den adam olmaz demişti. Ben dinlemedim.

(Nuray çığlık atıyor)

Nuray, kapıyı niye kilitledin kızım? Açsana şu kapıyı.

Ben bu evden çıkmayacağım anne!

Bu ailenin beceriksizliklerinin bedeli ben değilim, duydun mu?

Yavrum olan oldu işte, ne yapalım? Bizim elimizden ne gelir? Aç şu kapıyı.

(Nuray çığlık atıyor)

Kız delirdin herhâlde, ne yapıyorsun?

Aa! Ne oluyor burada yahu?

Yeğenin herhâlde aklını kaçırdı. Baksana, kapıya bir şeyler fırlatıp duruyor.

Nuray, güzel kızım, bak böyle olmaz.

Aç kapıyı güzel güzel konuşalım. Hadi yavrum.

Bana bak, şu kızı sakinleştir. Eğer ben sakinleştirmek...

...zorunda kalırsam çok kötü şeyler olacak, ona göre Nurgül.

Aa!

Nuray, nar tanem, bir tanem. Aç bakayım kapıyı.

(Nurgül) Bak, sadece ben varım burada, aç yavrum.

Hıh.

Aa!

Ayol ne olmuş burada böyle? Savaş mı çıktı burada?

Çıkmadı ama çıkacak.

Ben bu evde delireceğim, ben delireceğim. Ya ben bu evi komple yakacağım, o olacak.

Allah aşkına, şu düştüğün hâllere bak. Her şeyin bir çözümü vardır.

Ya ne çözümü teyze ya duymadın mı?

Her şeyi satacağız, her şeye baştan başlayacağız diyorlar.

Sen teyzene güven.

Bir yolu mutlaka vardır.

Ne yolu ya, ne diyorsun teyze, sen ne diyorsun ya?

Şimdi ortada bir para var, tamam.

Senin kocan gurur yapmış bunu almamış ama...

...senin o parayı almayacağın anlamına gelmez, değil mi?

Sen hiç merak etme, tamam mı?

O borç kapanır.

Bu ev de sizde kalır. Üzülme.

Oy.

Şöyle buyurun.

Geçmiş olsun.

Sağ olun. Ben onu alayım sizden, buyurun lütfen siz de, buyurun.

Nasıl oldunuz?

Teşekkür ederim, iyiyim.

Aslında biraz daha iyice. Yani kolay değil, sonuçta midesini yıkadılar.

Kusura bakmayın. Ben de böyle çat kapı geldim ama...

...gerçekten zor durumdayım.

Hayırdır, ne oldu, sıkıntı nedir?

Oğlum.

Benim tek derdim, sıkıntım 30 senedir oğlum.

Turan Bey, siz hani o gün...

...bana geldiğinizde bir şey söyleyeceksiniz ya, o yarım kaldı. Neydi?

İsterseniz biz baş başa daha sakin bir yerde konuşalım.

Nevin de biraz dinlensin.

Oğlunuzla ilgili çok önemli bilgiye sahibim.

(Hüzünlü müzik)

Ben sizin ne söyleyeceğini biliyorum.

Öyle mi? Nedir?

Bugün bunun için buraya geldim.

Oğlumun öldüğünü öğrendim.

Nasıl?

Mustafa Bey adında...

...danıştığım biri vardı. Bana bu belgeleri getirdi.

(Hüzünlü müzik)

Turan Bey, yani bunlar gerçek mi?

Bakın, lütfen eğer bir şey biliyorsanız bana söyleyin, yalvarırım söyleyin.

Benim artık sizden başka kimsem kalmadı.

Oğlum.

(Müşerref sesli ağlıyor) Oy! Yusuf!

Annem ben senin tenini koklamadan...

...dünya gözüyle görmeden yaşayacaksam...

...Allah benim canımı alsın artık yeter.

(Müşerref sesli ağlıyor) Sakin olun, ben bir su getireyim size.

Sakin olun.

Artık dayanamıyorum, ne olur kusuruma bakmayın.

Kendimi durduramıyorum.

Kabul edemedim ben yıllarca, kabul edemedim.

Ama bugün bana biri onun öldüğünü söy...

Yok, dayanamıyorum. İçim yanıyor benim, içim.

(Müşerref) İçim yanıyor.

(Hüzünlü müzik)

Ben onun kokusunu daha içime çekemedim.

Benim ciğerim yanıyor. Ciğerim yanıyor, içim yanıyor.

Çok iyi anlıyorum ben sizi.

-Of! Çok zor. -Çok iyi anlıyorum. Ben de anneyim.

Nasıl dayanacağım ben buna? Ben buna nasıl dayanabilirim bilmiyorum.

Çok iyi anlıyorum.

Bir kere koklasaydım annem seni ben.

Annem.

Benim oğlum.

O benim oğlum, canım oğlum.

(Turan) Müşerref Hanım...

Biraz su için isterseniz.

Dayanamıyorum.

-İpek Hanım. -Buyurun.

Merhaba ben Leyla Gediz, cumhuriyet savcısıyım.

-Bir şey mi oldu? -Hiçbir şey olmadı.

Korkulacak bir şey yok. Merak etmeyin.

Süheyl Hoca'ya bakmıştım ben. Kendisi yurt dışında sanırım.

Siz de yıllarca ona asistanlık yapmışsınız.

-(İpek) Evet. -Bir hastası hakkında soru soracaktım.

-Hangi hastası acaba? -Kenan Öztürk.

Haberci Kenan Öztürk.

Aa! Evet, hatırladım.

Zamanınız varsa bir sohbet etsek.

Dışarıda bir yerde bir şey de içebiliriz.

-İçeri buyurun. -Teşekkürler.

Buyurun.

-Bir şey içmek ister misiniz? -Yok, teşekkür ederim.

Hatta direkt konuya girersek ben çok mutlu olurum.

-Buyurun. -(Leyla) Ee...

Hiç uzatmadan en kısa şekilde soracağım.

Kenan Bey'le zaten özel bir tanışıklığımız var bizim.

Biliyorum, televizyonda görmüştüm.

Evet, doğru.

Neyse.

Benim elime bir video geçti.

Bu videoda Kenan konuşuyor, ama Kenan değil.

Yani başka biri gibi konuşuyor. Doğan diye birinden bahsediyor.

-Evet. -Sonra ben Süheyl Hoca'ya ulaştım.

Sanırım kendisi çoklu kişilik bozukluğu konusunda uzman.

Kenan küçükken ona gitmiş.

Açıkçası...

...bu işin aslını astarını öğrenmem lazım benim.

Beni yanlış anlamayın ama...

...hasta geçmişine dair detayları üçüncü şahıslarla paylaşamam.

Doğru.

Ben...

...henüz soruşturma açılmadı ama delil topluyorum.

Görüşmemizin sonunda imzalı bir talep dilekçesi verirseniz, paylaşabilirim.

Tabii.

Ee, olayı hatırlıyorum, Kenan Bey'i.

Çocuktu tabii o zamanlar, beş, altı yaşlarında olmalı.

Yani gerçek mi bu?

Bu hastalık Kenan'da var mı?

Maalesef ama hastalık demiyoruz. Ruhsal bozukluk.

Evet.

Nasıl bir şey peki bu?

Bu ruhsal bozukluk nasıl bir şey?

Benim az çok bilgim var ama...

...tam oturtamıyorum, yani algılayamıyorum.

Bir bedende birden çok kişilik, hepsi birbirinden farklı.

(İpek) Genellikle bir travma bunu tetikler.

Çocukken yaşanmış kötü bir olay mesela.

Yangın mesela? Çocukların ölmesi, böyle bir şey olabilir mi?

(İpek) Kenan Bey'in başına gelen tam olarak bu.

Bu olaydan sonra kişilik bozukluğu başlamıştı.

-Sonra. -Sonrasında uzun bir tedavi süreci.

Çocukken tedaviye daha hızlı cevap veriyorlar.

Ama ilerleyen yaşlarda tekrarlarsa da şaşırmam.

-Ben size görüntüleri izletsem. -Tabii.

-Bilgisayar var mıdır? -(İpek) Getireyim.

-Bir de ben bir su rica edebilir miyim? -(İpek) Tabii tabii.

(Müzik)

Nasıl oldunuz?

Eh işte yani.

Ne kadar iyi olabilirsem o kadar.

(Müşerref derin bir iç çekiyor) (Müşerref) Neyse.

Ben artık daha fazla sizi rahatsız etmeyeyim, kalkayım.

Rica ederim, olur mu şey?

(Müşerref) Şoför de bekliyor.

Tanıştığımıza çok memnun oldum Nevin Hanım.

-Ben de. -Tekrar geçmiş olsun.

-Sağ olun. -Buyurun, ben sizi yolcu edeyim.

Yalnız bu belgeleri alın, burada kalmasın.

Yok, sizde kalsın. Ben sizin için getirdim.

Niçin?

Bu belgeleri tekrar teyit etmenizi istiyorum Turan Bey.

Ben ne yapabilirim ki?

En azından mezarı kazdırıp, DNA testiyle emin olmak istiyorum.

Bakın siz başsavcısınız, eğer isterseniz bu mümkün.

Bana yardım edecek misiniz?

Bir annenin evladıyla son vedası olarak düşünün.

Peki tamam, ilgilenmeye çalışırım.

-Teşekkür ederim. Görüşmek üzere. -(Turan) Rica ederim. Buyurun.

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

Biz ne yaptık Turan, ben ne yaptım böyle?

(Nevin) Ben ne düşünüyordum acaba?

Sen bana demiştin ya sen bencilsin diye, haklısın.

(Nevin) Ben çok bencillik yaptım.

Ya kadın perişan oldu gözümüzün önünde.

Ben o kadar iyi hissettim ki onun acısını.

Sızısını ta içimde böyle, ta yüreğimde hissettim.

Ya haklısın, hepimiz için zor bir durum bu.

Hay Allah'ım ne olur affet beni, ne olur affet beni.

Ben nasıl bu kadar kör olabildim?

Biz oğlumuzla yıllarca ona sarılarak, onu severek yaşadık.

Bu kadın...

...hayatta olduğunu bilmeden, bir ihtimal uğruna...

...yıllarca onu bekleyerek geçmiş, yıllarca onu özleyerek geçmiş.

Sen de kendini bu kadar suçlama.

Sen de bir annesin.

Böyle bir durumda ne yapacağını bilememen normal.

Tabii ki duyguların ağır basacak.

Ne yapacağız peki?

Kadın Kenan'ın öldüğünü düşünüyor.

Bilmiyorum, bu işin içinde bir iş var.

Birisi gidip kadına oğlun öldü demiş.

Demek ki oğluna kavuşmasını istemiyor.

Kim yani?

Bizden başka biri demek ki bu olayı örtbas etmek istiyor.

Söyleyecek misin peki?

Yok, şimdi ben ne olduğunu tam anlayayım. Ondan sonra birlikte Müşerref Hanım'a...

...tüm gerçekleri söyleriz.

Tamam.

Seni böyle görmek dünyalara bedel.

Canım benim.

Kenan gelir yanımıza, değil mi?

-Gelir tabii. -Ha?

Bizi bırakmaz hiç, değil mi?

Bırakmaz. O bizim de oğlumuz, merak etme.

Her şeyi el birliğiyle halledeceğiz, her şeyi.

Daha önce de yaptığımız gibi.

Ha?

Canım benim.

(Kulağında çınlama var)

Aa!

Ne oluyor be?

(Gerilim müziği)

(Korna sesi)

Ah!

Ah!

Ah!

Ne oluyor lan?

Kenan aslanım bir sakin ol, sakin.

Kontrol bende.

Sakin. Ah!

(Korna çalıyor) (İnliyor)

Ne oluyor lan?

(Müzik)

Ne oluyor lan?

Doğan geri geldi! Doğan geri geldi! Doğan!

Doğan geri geldi!

(Öksürüyor)

Ee, eğer beni duyuyorsan sakin ol, tamam mı?

Sakin ol, her şey yolunda. Kontrol bende, tamam mı?

Kenancığım sen bensin, ben de senim.

(Kenan ses) Neyse, şimdi şu hayattaki boşluklarını dolduralım birlikte.

Mesela şu hafıza...

Bu o, Doğan.

(Derin nefes verdi)

Ben, ben gerçekten anlamıyorum.

Bu başka biri mi yani?

Bu başka biri, tamamen.

Kenan biliyor mu peki bunu?

O zamanlar bilmiyordu, şimdi bilmiyorum.

Ne yaptınız, hafızasını mı sildiniz?

O travmayı yok etmek için evet, kısmen.

-Evlatlık mı şimdi? -O bilmiyordu.

Çocukluğuna dair çok fazla fikri yoktu.

Ona her şeyi Süheyl Hoca yükledi.

Nasıl yani?

Kenan bir yalanı mı yaşadı?

Eğer bu görüntüleri gördüyse...

...artık her şeyi biliyor.

Çoktan bir şeylerin peşine düşmüştür.

Allah'ım.

Sakin. Sakin.

Tamam.

(Müzik)

(Arama tonu)

Alo? Murat neredesin? Yanıma gelmen lazım hemen.

Yanına mı gelmem lazım? Kenan yanına geliyorum sonra yoksun ama abi.

Muratcığım yanıma gelmen lazım. Ben iyi değilim, tamam mı?

-Ben hiç iyi değilim abi. -Ne oldu oğlum, hasta falan mısın?

-Neyin var? -Evet, hastayım.

-O geri dönmüş olabilir. -(Murat ses) Kim dönmüş olabilir?

-Doğan geri dönmüş olabilir. -(Murat ses) Doğan, Doğan?

-Doğan kimdi? Doğan? -Bak, ben...

(Çınlama sesi)

(Zorla nefes veriyor) Bak, telefonu kapat...

(Çınlama sesi) (İnliyor)

(Derin nefes verdi)

Alo?

Bir sıkıntı yok.

Bir sıkıntı yok bir sıkıntı yok, her şey yolunda. Tamam mı?

İçim geçmiş. Arayacağım, ben sana haber edeceğim Muratcığım. Bye bye.

Bye bye Murat bye bye.

Bana bak, gebertirim lan seni.

Salak salak her şeye karışma.

Bana bak, dışarı mı çıkmak istiyorsun lan?

Hele bir çık, ağzını burnunu kıracağım senin.

Zaten karşı karşıya gelebilsek kıracağım ağzını burnunu. Salak.

(Müzik)

Hiçbir şey hiçbir şey bildiği yok.

Bir çuval inciri berbat edecektin.

(Müzik)

(Derin nefes verdi)

(Çınlama sesi) (İnliyor)

Bana bak, öldürürüm lan kendimi. Öldürürüm kendimi.

Duydun mu beni? (Hızlı hızlı nefes veriyor)

Kendimi öldürürüm.

Duydun mu beni?

(Çınlama sesi) (Bip)!

(Hırladı)

Allah'ın salağı seni.

Hiç kusura bakma Kenancığım, senin ilacın bende.

(Müzik)

Şimdi...

...size bir şey sormak istiyorum. -Lütfen.

Bu Doğan yetimhanede büyüdü ve o yetimhane yandı.

Evet.

Tamam.

Geçen aylarda bir iş adamı öldürüldü, Hamdi Atılbay. Duymuşsunuzdur.

-Elbette. -Ben o soruşturmanın savcısıydım.

Ve Oyuncakçı olarak bilinmek isteyen bir katil...

...o yangının faillerini öldürüyordu. -Evet, onu da duydum.

Peki bu...

...Ken...

(Derin nefes verdi)

Doğan...

...bunu yapmış olabilir mi?

Cinayet işlemiş olabilir mi?

Bakın, böyle alter egoların şiddete başvurması bizi şaşırtmaz.

Ama bu çok büyük bir iddia. Kesin olur, diyemem.

Ama söylediğiniz çok mu mantıksız? Maalesef, hayır.

(İpek) Ama delilim yok.

Nasıl bir şey bu?

(İpek) Siz sevgili miydiniz Kenan Bey'le?

Hiçbir şey fark etmediniz mi?

Fark ettim, fark ettim tabii.

Bazı şeyleri hatırlamıyordu, garip davranışları vardı.

Ama...

...böyle bir şeyi nasıl bilebilirim ki?

Bilemezsiniz.

Ben kalksam iyi olacak.

-Çok teşekkür ederim. -Sizin için de çok zor, anlıyorum.

Ben...

...İpek Hanım sizi tekrar rahatsız edersem kusura bakmayın...

...olur mu? -Asla. Elimden ne gelirse seve seve.

-Buyurun. -Çok teşekkürler.

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

(Müzik devam ediyor)

Kenan lütfen, sen yapmış olma.

(Müzik)

(Gerilim müziği)

-Buyurun, kime bakmıştınız? -Ben Müşerref Hanım'la görüşmeye geldim.

-(Güvenlik) Kim soruyor? -Kenan'ım ben.

-Tanımadın mı? -Gözüm bir yerden ısırıyor ama.

Mağarada falan mı yaşıyorsun? Kenan Öztürk'üm ben. Hadi git...

...kime haber vermen gerekiyorsa haber ver.

(Güvenlik) Tamam Kenan Bey.

Kenan Bey geldi.

(Güvenlik) Tamam.

(Sessizlik)

Yenge...

...hâlini görmüyor musun? İlaçlar içiyorsun, sen niye bu kadar...

...üzüyorsun kendini yenge?

Karışma bana Sadık.

Seni böyle gördükçe kahroluyoruz. Biz de kahroluyoruz, yapma.

Kurban olayım yapma.

Kendine gel biraz.

Müşerref Hanım kapıdan biri sizi sormuş. Kenan Bey, Kenan Öztürk.

Çağır, bekletme. Hadi.

Yine mi geldi bu adam ya?

-Yenge görüşme şu adamla... -Sadık işime karışma.

(Müzik)

Tamam.

Buyurun, Müşerref Hanım sizi bekliyor.

(Gerilim müziği)

Büyükmüş ev.

(Müzik)

Hoş geldiniz Kenan Bey.

Hoş bulduk.

(Müzik)

Sadık Bey.

Hoş geldiniz.

(Gerilim müziği)

Merhaba Sadık Bey.

(Gerilim müziği)

Oğlumla ilgili...

...kötü haberi mi aldınız?

Kötü haber derken?

Oğlum...

...rahmetli olmuş Kenan Bey.

(Müzik)

Biz biraz yalnız konuşabilir miyiz sizinle?

Tabii. Bize müsaade et Sadık.

Tabii.

Buyurun.

Evet, evet.

Asistanınıza mı gitmiş?

Anladım, o zamanki asistanınıza.

Ne sormuş?

Doğan'ı mı? Anladım.

Yok, Leyla'nın bir şey bildiği yok Süheyl Hoca'm da...

...kuşkulanmış olmalı.

Ne biliyor siz...

Nasıl izlemiş? Nasıl?

Ee...

...yok, benim hiçbir bilgim yok hocam.

Ne izledi ne biliyor, bilmiyorum.

Ama siz merak etmeyin. Mutlaka bir yanlış anlaşılma olmuştur. Evet.

Tamam, ben hallederim. Hiç merak etmeyin Süheyl Hoca'm.

İyi günler iyi günler iyi günler.

Leyla! Leyla yine neler karıştırıyorsun Leyla?

Oğlunuzun öldüğünü kim söyledi?

Ben bir adam tutmuştum.

Eski polis memuru, o söyledi.

-Öldü mü dediler? -Evet.

Belgelerini gördüm.

Mezarını bile.

Kenan Bey siz...

...Yusuf hakkında bir şeyler buldunuz mu?

Yusuf.

Oğlumun adı.

Pardon, evet.

-Bir şey buldunuz mu? -Yok.

(Öksürüyor) Hayır hayır, bulamadım.

Hâlâ araştırmaya devam ediyorum.

Kaybınız için çok üzgünüm.

Böyle içimde sanki bir şey bir his...

...oğlumun yaşadığını söylüyor.

(Müzik)

Yaşıyor olsaydı ne yapardınız?

Neler yapmam ki?

Dünyalar benim olur, ona böyle...

...sarılırım, uzun uzun sarılırım.

Koklarım onu.

Öperim.

Kocaman adam olmuştur şimdi.

Olsun.

O benim oğlum.

Koca adam olsa kaç yazar.

Seviyordunuz değil mi onu?

Bendeki de laf.

Tabii ki severdiniz.

Doymadım ki.

(Müşerref) Oğlumu sevmelere doyamadım.

Koparttılar onu benden.

Bu süre içinde...

...ne yaptı ne yaşadı...

...başına neler geldi, hiçbir şey bilmiyorum.

Çok zor bir hayatı olmuştur kesin.

Yarama tuz basmayın Kenan Bey.

(Müzik)

Oğlunuz belki de ölmemiştir.

Ne dediniz?

Kenan Bey...

...siz bir şey biliyorsunuz herhâlde? -Yok yok, hayır.

Ee, benim bildiğim bir şey yok. Sadece...

...içinizden öyle bir ses geliyorsa onu dinlemeniz gerekiyor bence.

Evet, dinlemem gerekiyor. Bakın eğer sizin...

...bildiğiniz bir şey varsa ne olur benimle paylaşın.

Gerçekten bilmiyorum. Gerçekten.

Bilmiyorum.

İçinizden gelen sese kulak verin diyorum.

Tamamen demeye çalıştığım şey bu.

-Değil mi? -Evet.

(Müzik)

Ben sizi çok sevdim.

Ben de sizi çok sevdim.

Sağ olun.

-Bir şey sorabilir miyim size? -Tabii.

Oğlunuz...

...kaçırılmıştı, değil mi?

Evet.

Peki, bir şey soracağım size.

Hiç şüphelendiğiniz biri oldu mu?

Belki bu evin içinden biri olabilir. Sormak zorundayım.

(Kenan) Şüphe ettiğiniz herhangi biri, yok mu hiç?

Yani...

...yok, şüphelendiğim hiç kimse yok. Yani bizim düşmanımız olmazdı ki.

Hiç fikriniz yok, değil mi?

Yok.

(Derin nefes verdi)

Anladım.

Tamam öyleyse. Ben izninizi isteyeyim.

(Kenan) Araştırmalarıma devam etmem gerekiyor.

(Müşerref) Tamam.

Ben ne gerekiyorsa yapacağım.

Tekrar da buraya gelirim, tamam mı?

Her zaman bekliyorum sizi.

Tamam.

-İzninizle. -Tabii.

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

Ne güzel çocukmuş.

(Müzik)

-Hoşça kalın. -Görüşürüz.

(Müzik)

(Gerilim müziği)

Kenan Bey, kadına ne desek inandıramıyoruz.

Tutturmuş, oğlum yaşıyor da yaşıyor.

Küçükken kaçırılmış çocuk galiba, öyle mi?

-Öyle diyorlar. -Ne ilginç değil mi?

İnsan böyle durumlarda hiç yakınlarından şüphe etmiyor.

Ailesinden falan.

Ki; çoğu zaman da o hain kişilik aileden çıkar, en yakından.

O ne demekmiş?

Bence kaçıran kişi bu evden biri.

Ve nerede olduğunu da biliyor.

Niye yapalım öyle bir şey?

Ben siz yaptınız, demedim ki yapmışlardır, dedim.

Bu evde ben yaşıyorum. Hanımım, bir de çocuklar.

Başka hiç kimse yok.

Yanlış anlaman çok tuhaf, benim hatam. Özür dilerim senden.

Ama neyse, zaten yakında ortaya çıkacaktır.

Nasıl çıkacakmış?

Çok az kaldı.

Günü geldiğinde de sizinle yüz yüze konuşuruz zaten.

Hoşça kalın.

(Gerilim müziği)

Bir şey sorabilir miyim? Ben böyle şeyleri hep merak ederim de.

Çok fazla koruma var, niye?

Tehdit falan mı alıyorsunuz, düşmanınız mı var?

Sevenimiz olduğu kadar sevmeyenlerimiz de var.

-Anladım. -Tedbir, diyelim.

Doğru. İnsan her gün yeni bir şey öğreniyor.

Kolay gelsin.

(Gerilim müziği)

-(Yasemin) Kızım sen ne diyorsun? -Doğruymuş.

İnanmıyorum ya!

Hastaymış.

Bu hastalık...

...çok ağır bir şey. Yani...

...dediğin gerçekse eğer ve o öldürdüyse... Of!

Çok korkunç.

Düşünmek bile istemiyorum.

Gerçekten bilmiyorum Yasemin.

Of! Sakın kimseye söyleme.

Murat'a falan, kimseye, lütfen. Eğer sana anlatmasaydım...

...gerçekten içimde patlayacaktı. -Hayır yavrum...

...konuştuğumuz her şey aramızda, her zamanki gibi.

Sen dert etme. Of, dert etme diyorum da...

...sakin kafayla akşam konuşuruz, demek istedim.

(Telefon çalıyor)

Evet?

Tamam, ben adliyedeyim zaten. Geliyorum.

Turan Başsavcı beni görmek istiyormuş.

-Ee? -Kesin, doktorun asistanına...

...gittiğimi öğrendi.

Eyvah!

Ne diyeceksin? Sakın renk verme.

Bence Turan Başsavcı sandığımızdan çok daha fazla şey biliyor.

Gidip konuşayım bakalım.

Başsavcım son alınan tanık ifadeleri burada.

Tamam, teşekkür ederim. (Kapı vuruldu)

Gir. Tamam, çıkabilirsiniz. Bende kalsın bunlar.

(Asistan) Tamam.

Leyla Savcı'm.

(Sessizlik)

Şimdi de dedektiflik yapmaya mı karar verdin?

O ne demek başsavcım?

Kenan'ın doktoruna gitmişsin. Haberim olmayacağını mı sandın?

İşin kötüsü şu ki...

...bence sizin çok daha fazla şeyden haberiniz var.

Ne demek istiyorsun sen?

Kenan'la ilgili hiçbir şeyi söylemediniz bana, sakladınız.

Hastaymış, ciddi bir hastalıkmış.

Evet.

Bu yüzden mi ortadan kayboldu?

Evet.

Başsavcım her gün yeni bir sırrınız ortaya çıkıyor.

Bari bunu söyleseydiniz.

Sana kaç defa söyledim.

Kenan'dan uzak dur, dedim. Anlatmaya çalıştım.

Ya Doğan?

Ondan da mı uzak durmalıyım?

(Müzik)

Leyla...

...anlamadığın şeyler var. Anlayamayacağın hassas şeyler.

Kenan'ı araştırman da hiç hoş değil.

-Ben Kenan'ı araştırmadım. -Öyle mi?

-O zaman neyi araştırıyordun orada? -Katili.

Oyuncakçı'yı araştırıyorum başsavcım.

Ne demekmiş o? Kenan'la ne ilgisi var bunun?

Bütün bu tesadüfleri üst üste koyuyorum...

...karşıma garip şeyler çıkıyor başsavcım.

Leyla kariyerinin başındasın.

Fark ettiysen o ima ettiğin katil, benim oğlum. Yakma kendini.

Ben bir şey ima etmedim.

Katili araştırdığımı söyledim.

Seni son kez uyarıyorum ve tekrar söylüyorum...

...kariyerinin başındasın, haddini aşma.

Ben zaten görevimi yapıyorum başsavcım.

Senin görevinin ne olduğuna ben karar veririm. Anladın mı?

Sana bu işe bulaşma, diyorsam bulaşmayacaksın. Anladın mı?

Bulaşmayacaksın.

Oğlumun sağlığı söz konusu.

Oğlunuzun sağlığını ben de çok önemsiyorum.

Bu yüzden hapishanede olmasındansa hastanede olmasını tercih ederim...

...başsavcım.

Niye yapıyorsun bunu?

Kenan seni terk etti diye mi? Yaralı âşık intikam mı almaya çalışıyor?

Sizin aksinize, ben işime duygularımı karıştırmam başsavcım.

Müsaadenizle.

Leyla.

O görüntüleri bana vereceksin.

(Gerilim müziği)

Özel hayatın gizliliğini ihlal etmen hiç hoş olmadı Leyla Savcı'm.

Bunu bir delil niteliği taşımadığını biliyorum Turan Başsavcı'm.

Çıkabilirsin.

(Gerilim müziği)

(Leyla kapıyı sertçe kapattı)

Tam her şey bitti derken, nereden çıktı şimdi bu iş?

Peki, Leyla nereden bulmuş kliniği?

Hayatım, kız savcı, bulacak tabii, niye bulmasın?

Ayrıca böyle durumlarda ipi bir ucundan çekti mi, gerisi çorap söküğü gibi gelir.

Ne sormuş peki?

Doğan'ı.

Ya işte sonra da Doğan'ın yaptıklarını öğrenecek belli ki.

Of! Allah korusun.

(Turan) Öyle olacak.

Tabii biz engel olmazsak.

İyi de Turan, nasıl engel olacaksın, nasıl engel olacağız?

Başsavcıyla konuşacağım. Leyla'nın görev yerini değiştirteceğim.

-Leyla'yı sürdüreceksin yani? -Evet.

Buna mecburuz. Bu işten uzak durması lazım, bizden de Kenan'dan da.

Kızın hayatı iyice altüst olacak Turan.

Canım burada kalırsa daha da kötü olacak.

Düşünsene Nevin, yani sevgilisi bir katil.

Ve bütün bu olanların içinde savcı olarak o da var.

(Turan) Kim inanır suç ortağı olmadığına, bir ilgisi olmadığına...

...görevini suiistimal etmediğine?

Gerçekler ortaya çıkarsa Leyla'nın da başı fena yanacak.

Haklısın Turan, doğru söylüyorsun.

Doğru söylüyorum tabii, bu işi kazımaya devam ederse Leyla da mahvolacak.

Farkında değil, kendi kendini bitirecek.

Leyla giderse Kenan da onun peşinden gitmek isteyecek ama.

Canım Kenan'la konuşuruz, anlatırız. Herhâlde böyle bir delilik yapmaz.

Ne zaman arayacaksın başsavcıyı?

İşte bekliyorum başsavcı adliyeye gelince haber verecekler.

Ben de atlayıp hemen gideceğim.

Ah be Leyla, ah be kızım be.

Niye kurcalıyorsun, niye karıştırıyorsun her şeyi?

Tam böyle huzura erdik derken her şey berbat olacak yine.

Evet, yayındayız galiba.

Arkadaşlar tekrardan merhaba.

Konuştuğumuz gibi bugün yine gündemi değerlendireceğiz.

Kaç kişiyiz? 18 kişiyiz.

Bugün...

Veya biz hiç gündemi değerlendirmeyelim. Hiç öyle bir hâlimiz yok.

Şey yapalım, 16'ya düştük zaten.

Bize 16 sıkı dost da yeter.

Ne yazmış bir tanesi? Abi neden içiyorsun?

Sana ne kardeşim, sana ne?

Ben sana karışıyor muyum kardeşim?

İçip de seni rahatsız, ediyor muyum? Etmiyorum.

Sana bir rahatsızlık vermiyorsam o zaman sen de bana karışma.

Değil mi? Ben öyle düşünüyorum.

O zaman son durumlardan bahsedelim biraz. Hayatımızdan bahsedelim arkadaşlar.

Ben mesela biraz şey oldum son dönem, hasta oldum.

Böyle bir aşk hastalığına yakalandım galiba.

Benim de aşka biraz alerjim var.

Doktorlar da çaresi falan bulamıyorlar yani.

Vücudumuz kabarıyor, sivilceler çıkıyor, tuhaf tuhaf tepkimeler veriyoruz.

Böyle bir dönemdeyiz.

Bakalım bu bir salgın da olabilir.

Siz de kendinize dikkat edin yani.

Öyle hastalıklardan korunmak lazım diye düşünüyorum.

Aa!

Teyze, burası olduğuna emin misin?

Bakayım dur, tamam işte fotoğrafla aynı. Burası demek ki.

Uf! Vallahi benim hiç içime sinmiyor teyze ya.

Adamın profilini bulduk, mesaj attık sapık gibi, yanlış anlayacak.

Bana bak kızım, davet etmek istemeseydi çağırmazdı, değil mi?

Hem ağlamayan bebeğe meme mi verilir? Sen bana bırak, ben hallederim. Hadi yürü.

-Merhaba, hoş geldiniz. -Merhaba.

Bizim bir misafirimiz vardı. Burada buluşacaktık.

-Tabii, kaç kişi olacaktı? -Aa! Teyze, gelmiş bile.

Ha tamam, bizim misafirimiz burada, sağ olun.

Hah.

-Özgür Bey. -Özgür Bey.

-Hoş geldiniz. -(Nurgül) Hoş bulduk.

-Merhaba, hoş bulduk Nuray ben. -Özgür ben, memnun oldum.

-Nurgül, teyzesiyim. -Memnun oldum. Buyurun lütfen.

Buyurun ayakta kalmayın.

Bir şey içer misiniz?

Bir Türk kahvenizi içeriz. Orta olsun lütfen.

-Hı hı. Evet. -Siz de.

-Pardon. -Buyurun.

-İki tane orta Türk kahvesi lütfen. -Tabii.

Biz de böyle birden geldik.

Yok, sorun yok. Güzel bir sürpriz oldu benim için, şaşırdım açıkçası.

Geçen gün evde doğru düzgün tanışamadık. Biraz aceleye geldi tabii.

(Nuray) Evet, öyle oldu.

Nasıl gidiyor, her şey yolunda inşallah?

Yolunda, her şey iyi. İşler güçler koşturuyoruz. Bildiğiniz gibi.

-Hı hı. -De ben şaşırdım mesajınıza.

Sıkıntılı bir durum yoktur umarım.

-Normal, yani şaşırmanız nor... -İsterseniz...

...ben hemen konuya gireyim. Kıymetli vaktinizi daha fazla almayalım.

Estağfurullah.

Zor zamanlarda Leyla'ya kol kanat gerdin. Ona destek oldun.

Biz ailece bu durumdan çok memnunuz. Teşekkür ederiz.

Ekstra bir şey yapmadım aslında.

Olur mu canım? Sizden sonra hep yüzü güldü Leyla'nın.

Aa!

Öyle mi?

Ee...

Öyle değil mi Nuraycığım, öyle değil mi?

Öyle evet, öyle, doğru.

Vallahi bana pek renk vermiyor açıkçası bu konuyla alakalı da şaşırdım.

Ee, kaçan kovalanırmış değil mi?

-Tahir'le konuşmuşsunuz, bize anlattı. -Evet, aslında o gün öyle bir şey oldu.

Kusura bakmasın yani beni yanlış anladı. Çünkü ben onu ezmek için...

Yok yok, hayır yanlış anlamadı.

Tahir utangaçtır biraz, konuşamaz böyle şeyleri.

Biz tabii aramızda konuştuk. Teklifinizi kabul etmeye karar verdik.

Borçlarımızı ödeyip gerekli zaman diliminde...

...gerekli vade üzerinden bir ödeme planı çıkaralım diyoruz.

Tabii teklifiniz hâlâ geçerliyse.

Tabii canım, geçerli.

-(Nuray) Oh! -Oh!

Çok çok güzel bir haber bu.

Çok mutlu olduk. Her şeyden önce Leyla çok mutlu olacak, çok sevinecek.

Evet.

Vallahi ailemize Superman gibi geldiniz.

O zaman ben ilgili departmanla bir konuşayım geleyim.

-Bir müsaadenizi isteyeceğim. -Tabii.

Tamam oğlum. Kolay gelsin.

Vallahi hallettik galiba, evi kurtardık.

Kurtardık tabii kurtardık. Ev bizde kaldı.

Bana bak, kalan parayla da şöyle üzerimize yeni üst başlar alalım, olur mu?

Alırız, alırız. Boş ver.

Hah geldi, kahveler de geldi. Oh! Şöyle bir keyif kahvesi içelim.

(Telefon çalıyor)

Efendim?

Efendim?

Murat canlı yayın mı açtı?

Aa! Ta...

Tamam tamam, dur, ben hemen bakıyorum.

Çünkü aşk nasıl bir şey biliyor musunuz?

Bence bak âşık olursun karşıyı inandıramazsın.

Âşık olduğuna inanmaz.

Aşk değil derler.

Ondan sonra mesela âşık olmazsınız bu sefer de derler ki kalbin yok mu?

Ya bu nedir arkadaş ya? Bunun bir ortası yok mu, bunun bir ortası yok mu?

Ben gerçekten bu aşkı bulan arkadaşı bir yerde bulacağım.

Ben bunu sıkıştıracağım, köşede bir yerde sıkıştıracağım.

(Murat ses) Diyeceğim ki...

...kardeşim sen bizi niye böyle büyük büyük duygularla test ettin?

Biz kendi kendimize takılırdık ya, oluyorsa olurdu, olmuyorsa olmazdı.

Sen bizi bir niye böyle yükselttin?

Yani kendimizi bulamıyoruz bir türlü arada diyeceğim.

Yani ne yapıyorsun ya sen Murat?

Of!

Gerçekten...

(Arama tonu)

Niye açılmıyor ya benim telefonlarım? (Arama tonu)

Yani ikimizi de rezil ediyorsun şu anda sen.

(Telefon çalıyor)

Üf! Kaç kere söylemem gerekiyor sana ya? (Telefon çalıyor)

(Telefon ısrarla çalıyor)

-Özgür, şu an hiç müsait değilim. -(Özgür ses) Leyla selam, nasılsın?

İyiyim, sağ ol, sen nasılsın?

Yani önemli mi değil mi bilmiyorum ama ben şimdi garip bir durumun...

...içine düştüm. Ne yapacağımı da bilemedim seni arayayım dedim.

-Ne oldu? -(Özgür ses) Şöyle, yemek yiyordum.

İki tane hanımefendi bana mesaj attı.

Biri abinin eşi sanırım Nuray Hanım.

(Özgür ses) Öteki de onun teyzesiymiş. Yanıma gelmek istediler.

Yanındalar, ne işi var onların orada?

İşte asıl garip durum da tam burada başlıyor.

Benim Tahir Bey'e teklif ettiğim ve onun reddettiği parayı istiyorlar benden.

-Ne diyorsun sen Özgür? -(Özgür ses) Tamam kızma, sakin ol.

Yani haberin var mı diye merak ettim.

Bir de bir anda çıktılar geldiler. Saçma bir şey oldu, şaşırdım yani.

Sakın para falan vereyim deme.

Sen bir yolunu bul, lütfen yanından gönder onları.

Leyla, vereceğim dedim ama. Bir de ihtiyaçları var gibi görünüyor.

Bak, ben bunu gerçekten yapabilirim, verebilirim, problem yok.

Özgür, teşekkür ederim yardım etmek isteğin için...

...düşüncelerin için de ama bu aile içinde bir mesele.

Anlıyorum.

Sen lütfen bir yolunu bul, oyala yanından gönder onları. Gerisini ben hallederim.

Tamam.

Görüşürüz.

Hay Allah'ım ya.

Hah.

Hanımlar şimdi ben arkadaşlarla görüştüm.

Onlar sizinle sonra iletişime geçecekler, tamam mı?

O zaman biz kalkalım, sizi daha fazla meşgul etmeyelim.

Müsaadenizle.

-Çok memnun oldum. -Memnun oldum.

-Çok teşekkür ederiz her şey için. -Ben de çok memnun oldum.

-(Nurgül) İyi çalışmalar. -(Özgür) Sağ olun.

(Nurgül) Hadi kızım.

Buyurun.

İyi günler.

(Müzik)

(Şahinde) Tahir'im.

-Anne, sağ ol ya. -Afiyet olsun canım.

-Oh! -Nuray'la teyzesi yok değil mi evde?

Yoklar, hava almaya çıktılar.

Olmayışları nasıl fark ediyor ya.

-Değil mi? -Ev nasıl huzurlu şu anda.

Vallahi hiç stres yok, gerilim yok.

(Telefon çalıyor)

(Telefon çalıyor) Leyla arıyor.

(Şahinde) Selam söyle. (Telefon ısrarla çalıyor)

-Alo? -(Leyla ses) Abi.

Biz bu meseleyi kapattık zannediyordum. Ne bu şimdi?

Ha? Ne meselesi, düzgün anlat bakayım.

Nuray'la teyzesi Özgür'den para istemeye gitmiş.

Ne? Ne diyorsun, ne diyorsun Leyla sen? Ne parası ya, ne diyorsun sen?

Tahir, oğlum ne oluyor?

Senin haberi yok mu?

Kızım ben kendim dedim o adama gerek yok diye.

Bir de karımı gönderip para mı dileneceğim? Öyle bir adam mıyım lan ben?

Tamam, neyse işte, durum bu. Nuray'la konuş...

...böyle saçma sapan işler yapmasın, beni de rezil etmesin.

Tamam, tamam neyse. Tamam halledeceğim ben, kapat sen kapat.

Ne olmuş Tahir?

Ulan Nuray! Ulan Nuray! Ben ne yapayım seni ya?

Ya gitmiş elin adamından para istemiş. Bana hiçbir şey söylemedi ya.

Ya bu kız niye böyle saçma sapan şeyler yapıyor ya?

Ama var ya hep o teyzesinin kabahati!

Teyzesi sokuyor kızın aklına bu fikirleri.

Yok yok, ben göstereceğim onlara.

Bu teyzesi de yeter artık, çıksın gitsin kendi evine!

Nuray'la uğraşamıyorum, ikinci Nuray'la hiç uğraşamam.

-Benim ceketim nerede? -İçeride, Tahir.

Tahir, gözünü seveyim başına iş açacak bir şey yapma.

Ya Nuray düş yakamızdan artık, düş! Sen ayrı teyzen ayrı ya!

Uf! Oğlum ne oluyor? Tahir, Tahir.

Dur anne, sen dur, dur bir.

Hah.

Nuraycığım neredesin sen?

Tamam. Yok yok sen bekle, ben gelirim seni almaya.

Tahir, arabayla mı gideceksin? Dikkatli git oğlum.

-Tahir, dikkatli git, tamam mı? -Ya tamam anneciğim, yok bir şey. Tamam.

Oğlum ne olur gözünü seveyim dikkatli git.

Bitmedi, bitmedi, dertleri bitmedi. Kendisi ayrı, teyzesi ayrı.

(Telefon çalıyor)

Alo? Bir planım var.

O Sadık'ı en yakın zamanda geberteceğim, en yakın zamanda.

Nasıl?

Beni takip ediyorlar.

Nereden biliyorsun?

İdrisciğim, nereden bilebilirim? Takip cihazı falan yerleştirmişlerdir.

Dışarıda bir araba var şu an, siyah bir araba.

Halletmemi ister misin?

Evet, hallet lütfen, yani umarım. Adamlar işimize yarayabilir.

(İdris ses) Tamam, o iş bende.

Haber bekliyorum senden.

(Müzik)

(Kapı vuruldu)

(Müzik devam ediyor)

Leyla, hoş geldin.

-Biraz konuşabilir miyiz? -Tabii ki. Lütfen gelsene içeri.

(Kenan) Gel.

Biraz acıkmıştım da.

-Sen de yer misin? Hazırlayayım mı? -Yok, devam et sen.

Peki.

Aa! Bakıyorum biz...

Hakkı Bey teşekkür ediyorum öncelikle. Galiba 100 TL göndermişsiniz.

Vallahi teşekkür ederiz. Bu arada...

...7 bin 300 kişi olmuşuz. Tuhaf bir şekilde.

Aa!

Şey gerçekten... Aa!

(Murat geğirdi) Pardon.

Müslüm arkadaşımız da istersen sal demiş. Yani sağ ol, teşekkür ediyorum.

Ne diyeyim artık yani artık madem bu kadar...

...kişi olduk, yayına da birini alalım diye düşündüm şu an.

Öyle devam edelim olmazsa. Nereden yapılıyordu bu iş?

Şu muydu?

Hah. Bir tanenizi aldım. Bakalım.

Efendim hoş geldiniz, nereden arıyorsunuz?

-Murat, sen ne yapıyorsun? -Yasemin!

Yasemin, buraya da mı geldin?

Kapatır mısın şu yayını?

Telefonlarımı açmıyorsun. Buradan bağlanmak zorunda kaldım.

Ne kapatacağım yayını ya şimdi?

Bak, şurada zaten 9000 kişi olmuşuz. Demek ki herkes memnun bir şekilde.

Murat, kendini rezil ediyorsun şu anda, farkında mısın?

Bırakın da onun kararını da ben vereyim isterseniz.

Geliyorum yanına.

Gelme bir yere, gelme. Ben iyiyim şu an diyorum sana ya.

Allah'ım ya Rabb'im! Çocuk çocuk hareketler ya!

İşte görüyorsunuz değil mi arkadaşlar? Bakın, görüyorsunuz.

Bakın, yaranamazsın, yaranamazsın.

Yanlış sana yapılır en son yine sen özür dilersin, konu buraya gelir.

Kendinize dikkat edin. Kapılmayın, sakın kapılmayın, kalbinizi açmayın.

Konular hep buraya gelir bakın.

Biz ne konuştuk seninle ya?

Biz konuştuk bunu değil mi Muratcığım?

Niye yani? Sen bir şey söylemek istiyorsan eğer bana...

...gelip benim yüzüme söylersin. Burada niye yani...

...tüm dünyaya ilan ediyorsun ki sen bizim özelimi şimdi?

Efendim ben kimseden çekinmiyorum, tüm Türkiye de duyabilir.

Orta Doğu ve Balkanlar'a da anlatırım gerekirse yani.

Çok belli oluyor biliyor musun? Canlı yayın açmadan çok belli.

Of! Murat, hadi kendini gerçekten yani rezil ettin, bir toparlan.

Yarın konuşacağız bunu yüz yüze.

Of!

Evet, Yasemin Hanım'ı hemen yayından aldık.

Çünkü çok artık çenesi düştü fark ettiyseniz.

O yüzden onu yayından aldık.

Evet. Allah Allah!

Neyse. Biraz da yorumlara bakalım.

Ne demiş bir tane arkadaşımız?

Saadet Hanım. Ama siz de biraz gaddar değil misiniz?

Hanımefendiye ayıp etmediniz mi demiş.

Şimdi Saadet Hanım yani 100 lira gönderdiniz diye hani böyle bir...

...şeyi de ben kabul etmiyorum. Kusura bakma yani.

Bu kadar şey yapmayın yani.

Neyse. Sinirlenmeyelim. İbrahim Bey de yine demiş ki...

...bence siz kötü bir insan...

Yayını kapatıyoruz arkadaşlar.

Yani kimse bu kadar benim hayatıma karışmasın. Ben şurada yayını açtım...

...konuşuyorum ama bu kadar da müdahil olmayın.

Yani 50 lira 100 lira verdiniz diye bu kadar da hayatıma müdahil olmayın...

...diye düşünüyorum. Yayınımız kapandı, sağ olun efendim.

Bir de yayından attın ha?

Yazıklar olsun sana! Terbiyesiz!

En son bıraktığımda bayağı öfkeliydin, değil mi?

Hâlâ öyleyim.

Sen de beni gördüğüne pek heyecanlanmış gibi değilsin.

Ha, yok yahu, ben kafam dağıldı.

Olur mu öyle şey? Estağfurullah. Tabii ki heyecanlandım.

Ama dediğim gibi yani son konuşmamız pek iç açıcı değildi.

O yüzden bilemiyorum çok ne yapacağımı. Hatta...

...ne yalan söyleyeyim şeyi bile düşündüm.

Yani bizim hakkımızda verdiğin ayrılık kararı, acaba doğru muydu hakikaten diye.

Ya biraz hak verdim sana.

Benim tanıdığım Kenan'a ne oldu?

-İnsanlar değişir. -Bu kadar hızlı mı?

Sen buraya başka bir şey için geldin, yanılıyor muyum?

-Sana bir soru sormam lazım. -Lütfen.

Oyuncakçı'yla ilgili.

Dönmüş olabilir.

Nereden anladın bunu, yani epeydir ortalıkta değil ya.

Evet.

Ama dönmüş olabilir, sonuçta yarım kalmış bir işi var, değil mi?

Evet, yarım kalan bir işi vardı, o yüzden dönmüş olabilir. Çok mantıklı.

Manifestosunu sen okudun hatırlarsan.

Evet, ben okudum.

Gayet kararlı gözüküyordu. Kendinden emindi, gözü karaydı.

Bence işini tamamen bitirmeden buradan gitmez gibi görünüyor.

Yani bana öyle gelmişti.

Ama yine de konumuz bu değil.

Sen benden bir şey saklıyorsun, daha doğrusu söylemiyorsun.

Görüyorum gözünde.

Bana güvenmiyor musun sen bir laf verecek kadar?

Güvenmiyorum.

Sen bu dünyada güven konusunda konuşabilecek son insansın.

Çok haklısın. Söyler misin Leyla, neden buradasın?

Bu Oyuncakçı hikâyesinin palavra olduğunu biliyorum.

Sen neden seni bıraktığımı...

...neden gittiğimi sormak için buradasın, yanıyor muyum?

Belki de.

Kenan, ben tam olarak niye buraya geldiğimi bilmiyorum.

Belki de o yüzden geldim.

Kenan.

Benim bir hayatım var.

Ve devam etmek istediğim bir hayatım var.

Haklısın.

Ben sürekli senden bir cevap gelmesini bekleyemem.

Haklısın.

-Gerçek, tatminkâr bir cevap. -Haklısın.

Gerçekten, vallahi çok haklısın. Yemin ediyorum sana.

Benim az önce dediğim gibi işte.

Verdiğin kararın doğru bile olduğunu düşünmeye başlamıştım yani...

...ayrılık kararı alman, yani bizim olamayacağımızı düşünmen çok anlaşılır.

-Anlatabiliyor muyum? -İlk öpüşmemizi hatırlıyor musun?

Evet.

-Unutmadım. -Unutmuştun.

Unutmadım, şu an bile aklımda.

Kenan, ne oldu sana?

Sana ne oldu? Ne oldu böyle, bana anlat artık şunu.

Aynı şeyi konuşacağız, farkında mısın?

Sıkıcı.

Hım...

Birileri özlemiş galiba.

Ne?

Ben de özlemişim, evet, kabul ediyorum.

Söylemeyeceksin.

Keşke söyleyebilecek bir şeyim olsaydı da söyleseydim sana.

Sana son bir şans vermek istedim, kullanmak istemedin.

Hey, hey, hey! Durumu böyle dramatikleştirme.

Her şeyi gelip söyleyip söyleyip gidemezsin böyle.

İstiyorsan kalabilirsin benimle, yani yemekten sonra.

İstersen bir şeyler yapabiliriz.

İyi geceler.

İyi geceler.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Bu sen değilsin.

Bu sen değilsin.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Teyze, ne iyi oldu ya böyle alışverişe çıktığımız.

Zaten evde hiç giyecek bir şeyim kalmamıştı.

Teyzoş, iyi ki geldin ya, vallahi bir nefes aldım ben.

Sen hiç merak etme, teyzen yanında.

Her şey yoluna girecek, sen sakın merak etme.

İnşallah.

Tahir nerede kaldı peki Allah aşkına? Donduk burada, ağaç olduk.

Trafiğe takılmıştır, ne var bunda? Gelir şimdi.

-(Nurgül) Geliyor. Orada! -(Nuray) Hah, tamam.

Gel, gel.

Hah.

(Kapı açıldı)

Damat.

(Nuray) Tahir nerede kaldın Allah aşkına, donduk soğukta!

Hadi bin arabaya Nuray.

-Dur bir şunları yerleştirelim. -(Tahir) Bunlar ne Nuray?

Durumumuzu bilmiyor musun? Sen nasıl aldın bunları?

Teyzemin kredi kartıyla aldık. Biz aramızda halledeceğiz.

-Nasıl halledeceğiz? -Halledeceğiz işte.

Neyse, bin. Gel, ben alırım.

-Hadi teyze sen de bin. -Sen otur.

Tamam siz taksiyle gelirsiniz.

-Damat ne oluyor, hayırdır? -Ne oluyor ya?

Bizim Nuray'la konuşacak özel bir şeyimiz var da.

-Siz arkadan gelin. -Ama damat...

-Nuray? -Teyze hiçbir şey bilmiyorum.

Sen sonra gelirsin.

(Kapı açıldı)

Nereye gidiyoruz Tahir, ne oluyor sana?

Sen haberim olmayacak mı sandın?

-Duymayacağımı mı sandın? -Neyi?

Nuray benimle oyun oynama. Sen benden habersiz ne yapıyordun?

Ben yapmam gerekeni yaptım.

Evimiz için ailemiz için.

Ben senin gururun yüzünden sokaklara düşemem.

Ben seni sokaklara mı düşüreceğim?

Ben sana anlatmadım mı? Kalan parayla kendimize...

...bir hayat kurarız demedim mi? -Ben öyle bir hayat istemiyorum efendim!

Ben çocuğumun sefalet içinde büyümesini istemiyorum.

Nuray bak doğmamış çocuk üzerinden saçma sapan konuşmayı kes artık.

Yeter ya! Vallahi yeter!

Ulan ne yaptın ettin beni tutsak ettin kendine.

Daha ne istiyorsun benden?

Ne oldu Tahir Bey, zor mu geldi?

Baba olacağım diye dolanıyordun etrafta.

Mesele adam olmakta adam.

Nuray benim sabrımı zorlama, ciddi söylüyorum zorlama.

Vallahi yeter ya! Ben canımdan bezdim artık.

Seninle tanıştığım günden beri benim hiçbir işim rast gitmiyor.

Ah aldık, ondandır.

Sen ne diyorsun ya?

Sen yine Yasemin'den mi bahsediyorsun?

Ben Yasemin falan demedim, ne Yasemin'i?

-Vallahi bak seni öldürürüm! -Nuray!

(Nuray) Yeter artık her şeyin sorumluluğunu bana yükleme!

Her şeyin suçunu bana atma!

Yeter artık! Evi de mi ben kaybettim?

Bunlar başımıza senin beceriksizlerin yüzünden geliyor.

Nuray yeter artık, bak ciddiyim yeter ya!

Rahmetli babanın da ne haltlar yediği belli değildi zaten.

-Ulan! Babamla ilgili düzgün konuş! -Konuşmuyorum!

Konuşmuyorum. Yalan mı?

-Sen babanı hiç düşündün mü? -Nuray bak!

Niye bütün bunlar başımıza geliyor?

Beni delirtme! (Korna sesi)

Nuray bak... (Çığlık atıyor)

(Korna sesi)

(Çarpışma sesi)

(Arabanın sinyal sesi) (Gerilim müziği)

Demek yola çıktın.

(Gerilim müziği)

Gel. Bu ikisi.

Şimdi şöyle olacak.

Sadık'ı arayacaksınız, İdris'i yakaladığınızı söyleyeceksiniz.

Sadık buraya gelecek, ben de onu delik deşik edeceğim.

Sonra sizi bırakacağız. Anlaştık mı?

Konuşmayacağınızı tahmin etmiştim zaten.

(Gerilim müziği)

Kulağını keseyim, madem ihtiyacın yok.

Aa tamam! Tamam, arayacağım.

Güzel.

Telefonun nerede?

Bende. Emanete bıraktı.

Alo Sadık abi. Kenan'ı takip ederken İdris'i bulduk.

Onu aldık. Anlatacağı bazı şeyler varmış.

Sadece ona anlatırım dedi.

Tamam abi.

Yarın ilk iş geleceğim, idare edin dedi.

Güzel, tamam.

Benim için hava hoş, kalırım, güzel yer burası, serin.

Evet, iyi ağırlamamız lazım.

-Doğan. -Efendim?

Sadık'ın işini bitirince...

...senin artık acilen yurt dışına gitmen lazım.

Beni bir germesen olur mu?

Bak ne kadar güzel zaman geçiriyoruz, hemen böyle kötü bir şey...

...seni gönderelim falan. Anın tadını çıkar...

...akışın tadını çıkar. Bak, ne güzel burada toplandık.

Oğlum, yolun sonuna geldik anlamıyor musun?

Nereden biliyorsun kâhin İdris?

Belki de her şey yeni baştan başlıyor.

Biraz izin ver.

İyi, başlasın bakayım.

(İç çekiyor)

(Telefon çalıyor)

Efendim abi?

Leyla neredesin?

Bir işim var, oraya gidiyorum.

Leyla biz kaza yaptık da Nuray'la ikimiz kaza yaptık.

Ne? İyi misiniz?

Neredesiniz, yaralandın mı? Ne oldu?

(Tahir ses) Hastanedeyiz.

Ben iyiyim de Nuray...

Leyla çok korkuyorum.

Tamam korkma. Sen bana adres at ben hemen yanına geleyim.

(Mesaj geldi)

Eyvah ya.

(Gerilim müziği)

Teşekkürler arkadaşlar.

(Kapı kapandı)

Sayın Başsavcı'm.

Hayırdır Turan? Apar topar aradın, ne vardı?

-Bir konu vardı da Sayın Başsavcı'm. -Buyur.

Şu bizim Leyla Savcı...

...siz kendisiyle ilgili endişelerinizi yakın zamanda iletmiştiniz zaten.

Bazı uygunsuz şeyler yapıyor.

-Zaten kulağıma da bazı şeyler geliyor. -Ne gibi?

Yetkisini aştığı zamanlar oluyor.

Yani yanlış işlerin içinde olduğunu düşünüyorum zaman zaman.

Tamam, genç biri ilerlemek istiyor, anlıyorum ama...

...birkaç savcı arkadaş da rahatsız. -Hiç gözünün yaşına bakma.

Ne var aklında?

Efendim aslında aklımda usulen yapılması gereken bir şey var.

-Bir şey düşünüyorum. -Ne istiyorsan yap.

Sağ olun.

O kız senin oğlanla magazinlere düştüğü gün...

...benim de gözümden düşmüştü zaten.

Evet. Haklısınız bir de o konu var.

Benim oğlanla... Haklısınız.

Ne yapman gerekirse yap Turan. Ben tamamım.

-İyi geceler. -Sağ olun iyi geceler.

(Müzik)

(Yaşam destek cihazı çalışıyor)

-Tansiyonu nasıl? -Gayet iyi şu anda.

(Şahinde) Nasılsın oğlum?

Nuray nerede?

Nuray içeride, yoğun bakımda.

Bebek?

Tahir, damat sen ne yaptın?

Bana bak o kızın başına bir şey gelirse bunun bedelini ödersin.

Şimdi zamanı mı Nurgül Hanım?

(Nurgül ses) Geldi, kızı kolundan tuttu, aldı götürdü.

Kız şimdi burada. Ne zaman zamanı olacak acaba?

Sen bir sussana ya.

Ne varsa senin başının altından çıkıyor zaten. Seninle sonra hesaplaşacağız.

Sen bavulunu toplayıp çekip gitsene.

Sen geldiğinden beri evde hiç huzurumuz kalmadı.

Benden önce her şey sütlimandı, harikuladeydi değil mi?

Susun, sonra konuşursunuz. Leyla geldi.

Abi.

-Abi iyi misin? Ciddi bir şey var mı? -İyiyim.

Nuray içeride daha çıkmadı, aklım onda.

Bebekten de haber yok.

Allah'ım inşallah bebeğe bir şey olmamıştır.

Sen sakin ol, sen dinlen şimdi burada. Ben konuşacağım.

Ne demek? Siz çocuğa hâlâ bir şey söylemediniz mi?

Kızım başımıza iş gelmeyen gün mü var? Ne ara söyleyelim?

Anne saçmalama. Çocuğun içi içini yiyor.

Ne demek söylememek ya?

Biliyorum, söyleyeceğiz de ne yapalım?

En kısa zamanda söyleyeceksiniz. Abi!

-Abi lütfen sakin ol. -Bir şey olmaz.

Lütfen otur şuraya.

Sakin ol, dinlen. Ben doktorla konuşacağım.

-Nuray'ın durumunu öğreneceğim. -Tamam.

-Ben sana haber vereceğim. -Tamam.

(Müzik)

İyisin oğlum maşallah, iyisin.

-Leyla. -Nuray iyiymiş.

Yoğun bakımdan çıkmış, doktoruyla konuştum şimdi.

Görebiliyor muyum? (Mesaj geldi)

Gösterirler herhâlde bugün. Birazdan çağırırlar.

Peki bebek?

Abi benim artık çıkmam lazım.

Bir şey olursa beni ararsınız, konuşuruz. Dikkat et tamam mı?

Sen işine gücüne bak kızım.

-Bir şey olursa beni arayın. -Tabii ki.

(Kapı açıldı)

(Kapı kapandı)

Oğlum yüzün gülsün, Nuray iyiymiş.

Anne niye kimse bebekten bahsetmiyor?

Bir şey mi oldu?

Bebeğe bir şey olduysa kendimi asla affetmem.

Oğlum, bebeğe bir şey olsa bize söylerlerdi.

Onlar ne biçim laflar? Ne biçim konuşuyorsun?

(İç çekiyor)

Tüm yaşananlar benim yüzümden.

Yine sinirlerime hâkim olamadım.

Yine aynı hataları yaptım.

Ben insanların hayatını mahvediyorum.

(Duygusal müzik)

Sen neyin peşindesin?

(Asansör kapısı açıldı)

(Sadık ses) Geliyoruz.

Tamam abi.

Geliyorlarmış, çıkmışlar.

Güzel.

Bizi bırakacaksınız değil mi?

Tabii ki bırakacağız, olur mu öyle şey?

Bizim ilk düşündüğümüz şey sizin ne yapacağınızdı.

Hiç merak etmeyin böyle şeyleri, tamam mı?

Doğan, hazırlık yapmamız lazım.

Bu pislikler çay içmeye gelmiyor, biliyorsun.

Tamam.

Hazır değil miyiz zaten?

(Gerilim müziği)

(Araba çalıştı)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Kenan) O neymiş be?

Sağlam.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Tamam, gelmek istiyorum dedin.

Geldin yine. Peki böyle devamlı önümü keseceksin...

...ne bileyim yayınlarıma çıkacaksın, hayatımız böyle mi geçecek?

İyi ki bir hata yaptım!

İyi ki seni dinlemeden hareket ettim yani Murat!

Sanki sen de sütten çıkmış ak kaşıksın.

Sen de bana yanlış anlamam için bütün malzemeleri verdin.

Tamam madem öyle o zaman sal beni.

Niye devamlı yanıma geliyorsun öyle düşünüyorsan?

Salmıyorum ya salmıyorum!

Biz birbirimizi doğru düzgün tanıyamadık bile.

Sürekli senin ayağına geliyorum...

...sürekli salak salak hareketler yapıyorum.

Ben ne ara senin peşinden koşar oldum?

-Ben niye senin peşinden koşuyorum? -Bilmiyorum, niye?

Ben sana bir şey söyleyeyim mi? Bence biz mutlu olamayız.

Yeter artık, senin bu Issız Adam triplerinden bıktım.

İyi ki travmaların var. Sanki bizim yok!

Tamam, gidiyorum. Sana son bir şey soracağım.

-Ondan sonra gideceğim. -Tamam, Allah aşkına sor.

Sen beni seviyor musun?

Sen niye bağırıyorsun? Niye bana bağırarak soru soruyorsun?

-Bunu bile bağırıyorsun. -Bağırmıyorum.

-Benim sesim böyle! -Evet, bağırarak sordun.

Bağırmıyorum. Bana cevabımı ver.

-Söyle, gideceğim diyorum sana. Ne? -(Murat) Biz ne yapıyoruz?

Biz ne yapıyoruz, niye birbirimize bağırıyoruz?

Biz iki medeni insanız. Hâlimiz vaktimiz yerinde.

Normal insanlar böyle davranmaz. Oturup konuşurlar.

Oluyorsa olur olmuyorsa olmaz.

Hakikaten niye öyle oldu?

Değil mi? Bir şans verirler, denerler. Biz niye bağırıyoruz?

Bir anda olaylar da öyle gelişti ya.

Olaylar öyle gelişti de devamlı bir kaosun içindeyiz.

Böyle olur mu Yasemin?

Bir kez daha haklısın Murat. Gerçekten.

Haklıyım tabii. Sabahın köründe geldin.

Biz niye bir türlü anlaşamıyoruz bir tuhaf tuhaf...

Ben belki açım, kahvaltı yapmadım. Belki şekerim düştü.

Ben de çok açım, hiçbir şey yemedim.

Gidelim insan gibi bir yere oturalım ama insan gibi konuşalım...

...bağırıp çağırmadan, Allah aşkına. -Tamam. Nereye gidelim?

Bakarız dışarıda.

Çok güzel bir yer var, seni oraya götüreyim.

-Hadi oraya götür, sürpriz olsun. -Hadi.

-İlk gündüz 'date'imiz olacak. -Hadi bakalım.

Of.

Şöyle bir normal olalım, değil mi?

Devamlı bir git gel devamlı bir atraksiyon.

(Murat) Sen bin ben geçiyorum.

Vallahi keyfim yerine geldi.

(Murat) Araban da tam benlik kocaman.

Takipteyim. Bir emriniz olursa hemen icabına bakacağım.

(Gerilim müziği)

(Kapı vuruluyor)

Gel.

(Kapı açıldı)

(Kapı kapandı)

Beklediğiniz dosya geldi.

Başka bir şey yoksa...

-Yok, çıkabilirsin. -Tamam.

(Kapı açıldı)

(Kapı kapandı)

(Müzik)

(Telefon çalıyor)

Efendim?

Alo Turan. Ne yaptın, durum nedir?

Leyla artık sorun çıkaramayacak.

Turan bir yandan da bu yaptığımız Leyla'ya haksızlık gibi geliyor.

Evet ama haksızlığa uğraması...

...hayatının mahvolmasından çok daha iyi.

Bu verdiğimiz karar, o bile fark etmeden...

...onun hayatını kurtaracak.

(Duygusal müzik)

(Kapı vuruluyor)

(Kapı açıldı)

Kızım.

Fazla kalmayın lütfen.

Nuray...

...nasılsın? Çok ağrın var mı?

Nefes aldıkça kemiklerim batıyor gibi her yerime.

Tamam, geçecek. Sen kendini yorma tamam mı?

Sen iyi ol, bebek iyi olsun yeter.

-Tahir. -Efendim?

Bebek yok.

Ne?

Bebeği kaybettik.

Nuraycığım, güzel kızım biz daha senin doktorunla konuşmadık.

Tabii kaza falan senin kafan karıştı, öyle bir bilgimiz yok güzelim.

Düşük yaptım. Bebeği kaybettik.

(Duygusal müzik)

Allah...

Allah'ım ben ne yaptım?

-Allah'ım ben ne yaptım? -Oğlum.

(Konuşma duyulmuyor)

(Tahir) Allah'ım ben ne yaptım?

Allah'ım ben ne yaptım?

Benim yüzümden oldu.

Anne, benim yüzümden oldu.

-(Şahinde) Hayır Tahirciğim. -(Tahir) Ben ne yaptım?

-Sakin ol oğlum. -(Tahir) Allah'ım ben ne yaptım?

Anne benim yüzümden oldu.

Ben ne yaptım? Anne benim yüzümden oldu.

Anne ben katilim. Benim yüzümden oldu.

Benim yüzümden oldu.

Oğlum değilsin, yok öyle bir şey. Yine denersiniz.

Yine çocuğunuz olur. Öyle bir şey yok oğlum.

Benim yüzümden oldu anne! Ben katilim.

Allah'ım ben ne yaptım?

(Tahir) Anne ben ne yaptım? Benim yüzümden oldu anne.

(Gerilim müziği)

(Silah sesi) (Acıyla bağırıyorlar)

Kıpırdama, sakın kıpırdama!

Hişt, sakın sakın. Onu bana ver.

Onu bana ver. Sakın kıpırdama.

Bana bak, siz bunun paralı, kiralık askeri falansınız değil mi?

Bu zaten ölecek, bedavadan canınızdan olmanın manası yok.

Gidin canınızı kurtarın hadi.

Bak bu zaten ölecek diyorum, iyi dinleyin. Ölmenize gerek yok, gidin.

Lan hadi! İndir silahını! Yürü!

-Lan nereye? Lan nereye! -Sus, sus!

Yürü hadi yürü.

(Kenan) Şu adamlara söyle, şunları alsın.

Geç sen, rahatına bak. Hadi oğlum.

(İdris) Hadi alın paketlerinizi.

-Bana ne yapacaksınız? -Hişt!

İdris ne oluyor?

(Gerilim müziği)

(İdris) Ne mi oluyor?

Gel buraya gel.

Ne demek ne oluyor lan pislik!

Yaptıklarının hesabını vereceksin şimdi.

Cehenneme hoş geldin pislik. Bu da Azrail'in işte.

Beni hatırladın mı?

Ben ne yaptım?

Sen ne yaptın öyle mi?

Gel buraya.

Bak, yüzüme iyice bak.

Sen benim geçmişimi çaldın, sen benden çocukluğumu çaldın.

Benden ailemi kopardın. Beni hatırladın mı şimdi?

Ah!

İyi düşün.

Gözlerime iyi bak.

Gençtim, çok cahildim, hatırlamıyorum.

Ama ben hatırlıyorum. O yetimhaneyi de hatırlıyorum.

O çocukları da hatırlıyorum. Yanan çocukları hatırlıyorum.

Çocukluğundan koparılmayı da hatırlıyorum.

Gebereceksin lan.

-Gebereceksin. -Yapma.

Kalk lan ayağa, kalk lan! Bu kadar kolay olacak mı (Bip)!

(Gerilim müziği)

Yapma!

(Sadık) Yapma.

Her şey senin olsun. Evler, arsalar, şirketler.

Ama ne olur öldürme beni.

Öldürme beni Yusuf.

Yusuf mu? Demek Yusuf.

Sen beni Doğan yaptın lan! Beni Doğan yapan sensin lan.

(Kenan) Senin yüzünden mi Doğan'ım ben.

-Geber lan! -Dur!

(Gerilim müziği)

(Silah sesi)

Doğan!

Bırak o adamı!

(Gerilim müziği)

Leyla.

(Gerilim müziği devam ediyor)

Bu dizinin ayrıntılı altyazısı FOX TV tarafından...

...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.

www.sebeder.org

Ayrıntılı Altyazı Çevirmenleri: Sunay Temür - Belgin Yılmaz...

...Bülent Temür - Çağıl Doğan - Hatice Başpınar

Editör: Ela Korgan

(Jenerik müziği)

(Jenerik müziği devam ediyor)

(Jenerik müziği devam ediyor)

(Jenerik müziği)

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.