All language subtitles for 12.B+Âl++m

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish Download
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

(Jenerik müziği)

(Jenerik müziği devam ediyor)

(Jenerik müziği devam ediyor)

(Jenerik müziği devam ediyor)

(Arama tonu)

Geldim, ben adliyedeyim.

Kenancığım, bir dakika dinler misin? Ne yapacaksın abi adliyede?

Adliye de mi kıza ilanıaşk edeceksin?

Yapacağım abi, gerekirse onu da yapacağım.

(Murat ses) Bir dakika dur, bir saniye dur.

Bir şey söyleyeceğim sana bak. Yasemin bana bir şey söyledi, bir dur.

Söylesene oğlum ne olduysa!

Abi, Leyla'nın sevgilisi varmış. Yasemin öyle söyledi.

Tamam, ayrılmayın oradan. Sakın ayrılmayın.

Ben yazıyı çıkartıyorum. Geleceğim, ben de geleceğim.

Bekleyin beni.

-Refik! -(Refik) Buyurun başsavcım?

Biraz gelir misin?

Şu geçen Leyla Savcı, bir kadından bahsetmişti.

Müşerref Hanım, oğlunu arıyormuş.

-Ondan bir haber çıktı mı? -Yok.

Henüz bir şey yok. Hâlâ araştırıyoruz.

İyi, tamam. (Telefon çalıyor)

(İdris ses) Sayın Başsavcı'm.

Evet, ne var? Ağzında lafı gevelemeden söyle. Ne oldu?

-Buldum. -Neyi buldun?

Neyi bulmamı istiyordun, onu buldum.

Kenan'ın gerçek ailesini.

Ne diyorsun ya?

Kenan'ın gerçek annesi bu. Fotoğrafını atıyorum şimdi.

(Mesaj geldi)

(Gerilim müziği)

(Leyla) Buyurun.

Siz hiç merak etmeyin.

Herhangi bir şey bulursak, size haber vereceğiz.

Sağ ol kızım.

İlk defa oğluma bu kadar yaklaştığımı hissediyorum.

Elimde bu var ama hani.

Belki işinize yarayabilir.

(Duygusal müzik)

Vereyim ben sana.

Leyla.

Kenan.

(Gerilim müziği)

Kenan Bey.

-(Kenan) Merhaba. -(Müşerref) Merhabalar.

Buyurun.

İyi günler.

-Size de. -(Leyla) İyi günler.

Evet, buyurun Kenan Bey.

Seninle konuşmam gereken şeyler var.

-Bizim konuşacak bir şeyimiz yok. -Şimdi var.

Son konuşmamızda anladım ben, bizim konuşacak bir şeyimiz yok.

-Leyla! -Kenan Bey...

(Turan) Kenan.

Hoş geldin. Hayırdır, ne işin var burada?

Leyla'yla bir şey konuşmaya geldim baba.

Öyle mi?

Leyla Savcı'm, sizi işinize bakabilirsiniz.

Sağ olun başsavcım.

Utanması da yok ya, buraya kadar geliyor.

Biraz gel, konuşalım.

Of!

(Müzik)

Ee, bir haber var mı?

Yok, daha bir şey çıkmamış.

Normal.

İçeride Kenan Öztürk vardı, şu haberci olan.

-Aa, öyle mi? -Evet.

Keşke konuşsaydınız.

Bu yetimhaneyle ilgili bir sürü haber yapmıştı o.

Aa, doğru söylüyorsun. O yapmıştı, değil mi?

Hay Allah!

Ne bileyim hani konuştuğu, görüştüğü birileri vardır, işimize yarayabilir.

-Doğru. -Hemen olmaz.

Ben bu kadar yıl beklemişim, neyi bekleyeceğim Mustafa?

Önce bir irtibat kurmak lazım. Böyle ayaküstü çok doğru gelmiyor bana.

Doğru söylüyorsun. Şimdi koskoca Kenan Öztürk.

İyi, o zaman hadi eve geçelim de orada detaylıca konuşalım bakalım.

-Ne yapacağız, ne edeceğiz? -Tamam.

(Müzik)

(Turan) Kimdi o kadın?

Ha, bilmiyorum.

Ne istiyormuş?

Baba, ben nereden bilebilirim bu kadın ne istiyormuş? Yapma şunu, lütfen.

Git Leyla'ya sor ne soracaksan.

Kenan, ne yapıyorsun sen?

Bilmiyorum.

Olmayacak böyle, gerçekten olmayacak.

Benim Leyla'ya her şeyi anlatmam gerekiyor.

Hasta olduğum, tedavi olmak için gittiğimi söylemem gerekiyor.

Ne değişecek söyler misin bana, ne değişecek?

Benden nefret ediyor.

Tamam. Ne istiyorsan yap, ne söylersen söyle.

Yani şu anda seni affetse birlikte olabilecek misiniz?

Deneriz. Neden olmasın?

Ben bunu ona sormadan zaten bilemem ki bunu.

Ben zaten niye hâlâ sizden akıl alıyorum ki?

Kenan, hadi gel böyle bir yere gidelim, bir şeyler yiyelim, içelim.

Eski günlerdeki gibi baba oğul sohbet ederiz, konuşuruz, olur mu?

-Olur. -Tamam.

Bir iki imza atacağım, hemen geliyorum, bekle, tamam mı?

-(Kenan) Aşağıdayım ben. -Tamam.

(Müzik)

Pardon, Leyla Hanım'a bakmıştım ben ama.

(Mert) Kim geldi diyelim?

(Özgür) Özgür Bey deyin siz, o tanır.

(Mert) Tamam.

(Kapı vuruldu)

Savcım, Özgür Bey geldi.

Buyurun.

-Özgür. -Selam.

Ne işin var burada?

Adliye geçiyorum demiştin ya, yemek için sözleştik hani.

Ee...

Dışarıda buluşurduk, buraya kadar gelmene gerek yoktu.

Belki seni daha fazla görmek istiyorumdur.

Bu çiçekler sana.

Çok naziksin.

Ama her seferinde çiçek getirmene gerek yok.

İçimden geliyordur belki.

Çıkalım mı?

Biz konuştuk biliyorum ama ben bugün çok yoğunum.

Peki.

Yemek iptal. Bir kahve içelim, ne dersin?

-Gerçekten doğru zaman değil. -(Özgür) Bak Leyla...

...ben o ısrarcı, bunaltan tipler gibi görünmek istemiyorum.

Beni yanlış tanımanı da istemiyorum.

Ben hayatımda gerçekten ilk defa böyle bir şey yapıyorum.

Anlıyorum ama gerçekten bugün çok yoğun.

Daha kötü bir zamanda gelemezdin.

Peki.

Israr yok.

Ama teklifim hâlâ geçerli, sen ne zaman istersen.

Sağ ol.

Kolay gelsin.

-Görüşürüz. -Geçireyim ben seni.

Telefonum sende var. Ararsın, tamam mı?

Görüşürüz.

(Kenan boğazını temizledi)

Bu muydu?

Sevgilin diyorum bu muydu?

Ne diyorsun sen ya, ne saçmalıyorsun?

Aldığın çiçeklerden bahsediyorum. Nedenini merak ettim.

İnanmazsın ama böyle adamlar da var. Nazik, düşünceli, kibar.

İstediği kadar kibar ve düşünceli olabilir.

Ben sadece burası bir savcılık makamı, bir ağırlığı olmalı...

...herkes istediği gibi şıkır şıkır gelebilmemeli mesela...

...o yüzden söylüyorum.

Karbüratör mü getirsin?

Elektrikli testere?

Ne istersin?

Ben sadece bu durumun manasını merak ediyorum, anlatabiliyor muyum?

Ne gerek var böyle bir şeye?

Sen beni sorguluyor musun, hem de benim makamımda?

Tabii ki sorguya çekmiyorum. Böyle bir hakkım yok zaten.

Sadece basit bir soru soruyorum Leyla.

O senin sevgilin mi, değil mi?

Seni hiç ilgilendirmez.

Sana sarkıyor, değil mi?

Sarkmıyor.

Sadece yemeğe davet etti.

Sen ne söyledin peki?

Henüz cevap vermedim.

Gitmeyeceksin herhâlde yani.

Bilmiyorum. Bir şansı hak ettiğini düşünüyorum.

Güzel. Gayet anlaşılır.

Yani sevgili değil...

...ama peşinde dolaşıyor, çok anlaşılır, normal yani.

Kenan Bey.

Sen benim hayatımda ne olup bittiğini sorgulayamazsın.

Sadece o yemeğe gitmenin gereksiz olduğunu söylemeye çalışıyorum sana...

Hangi sıfatla?

Hangi sıfatla?

(Müzik)

(Arama tonu)

Alo, Özgür Bey merhaba.

(Leyla) Ben programıma baktım, bu akşam müsaitim.

Saat 20.00'de Nişantaşı'nda görüşelim mi?

Tamam, teşekkürler. Görüşürüz.

(Müzik)

(Telefon çalıyor)

(Telefon çalıyor)

Efendim baba?

Geliyorum.

Evladım madem seni aradı, ben Leyla'yla konuşacağım falan dedi...

...niye engel olmuyorsun, niye bana haber vermiyorsun?

Ne bileyim, atladım geldim ben de yani ama iş işten geçti herhâlde.

Kızın da ayarını bozacak şimdi.

Keşke sevgilisi olduğunu söylemeseydim.

Nasıl?

Leyla'nın sevgilisi mi varmış?

Evet. Beni Yasemin aradı, öyle dedi.

Sen de gidip bunu Kenan'a mı söyledin? Çok güzel, aferin hep böyle yapın.

Yani yangına hep körükle gidin, maşallah.

Konuşmasın diye söyledim ben.

Sen Kenan'ı bilmiyor musun? Daha fazla konuşur, daha fazla üstüne gider.

Ah be, en yakın arkadaşın. Ah be çocuklar.

-Hah, neredesin? Ağaç oldum. -Senin ne işin var burada?

-Hadi, hadi. -Telefonla konuşunca geldim ben de yani.

-İyi yaptın. -Leyla'nın sevgilisi var mıymış?

Konuşuruz moruk.

Biz bir babamla baba oğul takılacağız bugün, tamam mı?

-Tamam. Sen iyisin, değil mi? -İyiyim, bir sıkıntı yok, konuşacağız.

-Tamam. Hadi eyvallah. -Hadi.

-Görüşürüz. -Hadi oğlum.

(Müzik)

(Yasemin) Evet. Duruşma beş ay sonrasına ertelendi.

Ben size zaten haber vereceğim. Tamam, hiç merak etmeyin.

Hoşça kalın. Rica ederim

(Murat) Aa!

-Oo, Murat Bey! -Yasemin.

(Yasemin) Hangi rüzgâr attı sizi buraya?

Kuzen falan yaramazlık mı yaptı?

Ne kuzeni? Sende bozuk plak gibi gıygıy da gıygıy, gıygıy da gıygıy.

Yok, benim o gerçekten kuzenim ya. Yani üç aydır nedir bu ya?

Aa! Muratcığım, sen daha iyi yalanlar bulursun ya, hadi.

Aa! Ne yalanı?

Tamam. Akşam saat 22.00'de mekândayız.

Seninle de gitmiştik bir kere, gel gör o zaman.

Hiç gerek yok Murat.

Sen bilirsin. Ben oradayım saat 22.00'de belki gelirsin.

(Müzik)

Sağ ol Hacer.

Bu kadar borç nasıl çıkar ya?

Nasıl çıkar, biz ne yapacağız, biz nasıl ödeyeceğiz bu borçları?

Bilmiyorum.

Bir yolunu bulalım o zaman Tahir, bir şey yapalım, gidelim adamı bulalım.

Sıkalım gırtlağını, nerede lan bizim paramız (Bip) diyelim!

Adam yok, kaçmış.

Yani adam kaçmış da nereye kaçtı, yer yarılıp içine girmedi ya?

Bulalım.

-Oğlum polise gidemez miyiz? -Ne olacak anne polise gidince?

Ne olacak yani?

Biz bu borcu her türlü ödemek zorundayız.

Muhasebeci bizi dolandırdı, kaçtı dediğinde borçtan kurtulmuyoruz yani.

Paralar hâlâ bu adamda, değil mi?

Ya ne bileyim ben Nuray?

Sanki dün akşam adamla birlikteymişim gibi soru sorup durma bana.

Kaçmış adam diyorum ya, kafan basmıyor mu?

Ya sen bana niye yükseliyorsun ki şimdi?

Allah Allah ya! Ben de bir çare bulmaya çalışıyorum herhâlde, değil mi?

Evi satalım.

(Nuray) Ne?

Biz nerede oturacağız peki?

İşte daha küçük bir yere taşınırız, kiraya çıkarız.

(Şahinde) Zaten üç kişi değil miyiz?

Aa! Küçük bir ev?

Ya benim bebeğim olacak, farkındasınız değil mi?

Tahir bir şekilde halleder, değil mi Tahir?

-Borç alırız. -(Tahir) Borç?

Kimden mesela?

Kimden alayım bu kadar parayı, sen birini söyle bana?

Kredi çekeriz bankadan.

Fabrika açacak olsam o kadar kredi vermezler, sen ne anlatıyorsun Nuray?

O zaman bir yolunu bul!

Duydun mu beni? Ben kiraya falan çıkmam ya!

Yüzümüz gülecek dedik şu hâle bakar mısınız?

Nuray bak, hiç başım kaldırmıyor, lütfen biraz sakin ol kızım.

Ben sakin olunca gökten para yağmıyor anne!

(Nuray) Siz neyin içinde olduğumuzun farkında değil misiniz ya?

Allah Allah!

Bak sen, hep sen sardın bu kızı başımıza.

Biliyorsun, değil mi?

Üf!

(Bip) zekâlı, dangalak!

Hayırdır, kim?

(Bip) zekâlı dediğime göre bir erkekten bahsediyorum. Murat denyosu.

Sen nerede gördün Murat'ı kızım?

Uf! Çok gıcık oldum zaten ya. Ama hata bende.

Al benden de o kadar. Yani başıma çok büyük ihale aldım biraz önce.

Ne ihalesi ya?

Özgür'le yemeğe çıkmak zorundayım şimdi.

Evet, siz sözleşmiştiniz zaten.

İyi de ben onu ne güzel halledecektim, bir işim var diyecektim, gönderecektim.

-(Yasemin) Ee? -Kenan geldi.

(Leyla) Özgür de gelmiş akşam için.

Kenan bizi gördü, ikimizi.

Neyse, uyuz etti işte beni.

Uyuz etti derken bir şey mi söyledi sana?

Aklınca hesap soruyor.

İşte sana asılıyor mu bu çocuk, sevgilin mi?

Nereden çıkardı ki benim sevgilim olduğunu?

Allah Allah!

Yani Kenan bu, ne bileyim?

Ama bir şey söyleyeyim mi sana bak, sen biraz şey gibisin.

Ne gibiyim?

Kenan geldi diye mutlu gibisin.

Saçma saçma konuşma.

Saçmalıyorum, evet.

(Turan) Ne haber Adnan?

-Hoş geldiniz Sayın Başsavcı'm. -Hoş bulduk.

-İyiyim şükür, sizler nasılsınız? -İyidir. Oğlumla tanışmış mıydın?

Tanıştık tabii ya. Kenan, hoş geldin oğlum.

Hoş bulduk baba.

-Nasıl geçelim? -Sizi şöyle alalım.

(Turan) Al vallahi.

Nasıl, işler güçler iyi mi?

İyidir, bir yaramazlık yok.

Ne alırsınız, özel bir isteğiniz var mı? Yoksa ben hazırlayayım mı?

İşte uğraştırma bizi, sen bir şeyler ayarla.

Eyvallah, hallediyorum.

Senin o Adnan Adnan dediğin yer burası, değil mi?

İyidir, çok keyiflidir.

(Telefon çalıyor)

(Telefon çalıyor)

İdris.

Nevin Hanım, şey diyeceğim Turan Bey'e ulaşamadım da...

...onun için rahatsız ettim sizi. Ne yaptınız, bir karar verdiniz mi?

Hangi konuda?

Ya anası öğrenmek üzere, anası.

Kimin anası, anlamadım.

Leyla öğrendi mi, Leyla'nın anası?

Ne anası, ne Leyla'sı İdris, ne diyorsun anlamadım?

Yok yok, bir yanlışlık oldu.

Ben Turan'la konuşurum.

Kusura bakmayın, rahatsız ettim.

(Meşgul tonu)

Hıh!

Ulan az kalsın pot kırıyorduk.

Turan da hiçbir şey söylememiş evine ya, hayret bir şey.

Savcı ya, söylemez.

-Çok sağ ol Bekir abiciğim. -Afiyet olsun.

Sağ olun.

Sonra ben de Kenan'ı uyuz etmek için çocuk gibi Özgür'ü aradım.

Dedim geliyorum.

Hiç senden beklemediğim şeyler yapıyorsun ha.

Ben ne yaptığımı biliyor muyum?

Ama ben şimdi ne halt edeceğim?

Arasam, iptal etsem, işim var desem, olmaz.

Bu çocuğa ben bunu kaç kere yapacağım yani?

Bakma öyle yüzüme, akıl ver. Bir şey yaptık işte.

Aşkım akıl istediğin kişiye bak.

Benim aklım olsa önce ben kendim için kullanırım.

(Yasemin) Ama...

...bence sen yemeğe çık bu çocukla.

Anlat. Bizden olmaz de, tamam mı?

(Yasemin) Ben yıpratıcı bir ilişkiden çıktım, de.

İşte seninle ilgili değil falan filan. Sen bir şekilde söylersin zaten güzelce.

-O da şimdi kırılmasın yani. -Öyle mi diyorsun?

(Yasemin) Evet ilgisi var ya, yazık.

Çok mantıklı, sağ ol.

Bu işler ama her zaman.

Ben hiç böyle düşünmemiştim.

Of!

Hadi şerefine.

Hâlâ kızgın mısın?

Ben sana bir şey soracağım.

(Kenan) Ama bana gerçeği söyleyeceksin, söz ver.

Söz, sor.

(Kenan) Sen ne hissederdin…

…annenin ve babanın gerçek annen ve baban olmadığını öğrendiğinde?

Bunu sana onların söylemediğini öğrendiğinde ne hissederdin?

Bir kere kesin çok kızardım, öfkelenirdim.

O zaman sen de elini vicdanına koy beni öyle dinle, tamam mı?

(Turan) Biz çok gençtik oğlum, çok geçtik.

Ben daha hukuk fakültesinde öğrenciydim.

Sevdik, evlendik, çocuğumuz olsun istedik.

Denedik denedik olmadı. İşte doktorlar falan, tahliller, yok.

(Turan) Dediler ki sizin çocuğunuz olmuyor, olmayacak.

Annen çok üzüldü, yani perişan oldu. Ne dedi bana biliyor musun?

Ben sana bir evlat veremiyorum, veremeyeceğim beni boşa, boşanalım, dedi.

Sen ne dedin?

Hiç öyle saçma şey olur mu dedim. Ne diyecektim?

(Turan) Ben anneni çok sevdim oğlum. Hâlâ çok seviyorum.

Ne yani bir kadın sadece anne olduğu zaman mı sevilir?

Hayır tabii ki.

Ya da sadece çocuk doğuracak kadınlara mı âşık olunur?

Öyle saç bir şey olur mu? İğrençlik bu.

(Turan) Bir kadın sadece sevilir.

Basit, net. İncelikle sevilir.

Öyle sana çocuk doğurmuş, doğurmamış yani.

(Turan) Sevilir bir kadın sadece.

Ve adamsan alır o kadını baş tacı yaparsın.

(Turan) Anladın mı beni?

Annem ne yaptı?

Anneni bilmiyor musun? Perişan oldu, çıldırdı.

Böyle hastandı, psikoloğa götürdüm.

-O kadar? -O kadar tabii.

Sen benim neler çektiğimi, neler yaşadığımı bilmiyorsun ki ama...

...sonra sen ödül gibi geldin hayatımıza.

(Turan) Yani aldım götürdüm, bak dedim bu bizim evladımız, bizim oğlumuz.

Nasıl mutlu oldu, çok sevindi.

Ya inan bana dokuz ay karnında taşısa seni bu kadar sevemezdi.

Açsana Turan ya, bir cevap ver.

Oğlum bari sen aç ya.

Biliyor musun?

Aslında söylerdik sana, ne olacak yani çocuğumuzsun söyleriz ama...

...sen o hastalanınca...

Ne zaman oldu bu?

Çok küçüktün be oğlum. Dört mü, beş mi? Neyse.

Hatırlamak bile istemiyorum.

Ben hatırlamıyorum.

Sizi.

Size gelişimi.

Yetimhaneyi.

Benim demek istediğim bu işte, anladın mı? Bak, dönüyorum dolaşıyorum...

...benim çocukluğumun bir kısmı yok, anlatabiliyor muyum?

Bunun benim için ne kadar zor olduğunu bilmiyorsunuz.

Çok korktuk be oğlum çok korktuk.

Doktor doktor, hastane hastane dolaşıp durduk.

Tuhaf da bir hastalık. Kimse bir şey anlamıyor.

Bir de tedavisi yok. Sonra Allah'tan Süheyl Hoca'yla karşılaştık.

(Turan) Ben bunları niye anlatıyorum ki sana?

Gel hadi gel.

Vicdanını rahatlatıyorsun, olur öyle.

Belki de öyle evet, belki de.

Ama bana kızarsan kız.

Ne hissediyorsan hisset, fark etmez ama anla, olur mu?

Şimdi değilse bile bir gün anla.

Biz seni çok sevdik be oğlum. Ben seni çok sevdim.

Ben, sen kırk derece ateşle yatarken...

...günlerce, sabaha kadar başında bekledim ben.

Hani filmlerde olur ya, oğlunu balığa götürür. İlk ben balığa götürdüm seni.

İlk topu ben aldım ilk maça ben götürdüm. İlk ilk.

Ortaokulda bir kıza âşık oldun. Perişandın, şirazen kaymıştı.

Sonra kızlarla ilgili ilk tavsiyeleri kim verdi? Ben.

Sonra sevgili olmadınız mı? Olduk, oldunuz.

Bazen de dedim, o senin oğlun. Al karşına konuş.

-Ama işte. -Neden yapmadın o zaman bunu?

Atlatamayacağını düşündük, tıkanacağını düşündük.

Hadi neyse, ben her şeye göğüs gererim, fark etmez ama annen...

...sen olmasan yaşayamazdı.

İnan bana, o kadın...

...sen olmazsan yaşayamaz.

(Sessizlik)

Ben çok kızgınım size.

Öyle sanki içimde bir şey kalmış gibi. Anlatabiliyor muyum?

Bir şey rahatsız ediyor gibi.

Var mıdır benim gerçek annem babam?

Hırlı mıdır hırsız mıdır?

Konu bu da değil zaten. Ben...

...bu kadar tepki gösteriyorum ama haksızlık ettiğimin de farkın...

Ağlıyor musun sen?

Yok ya, yaşlılıktan gözler sulanıyor.

-Sen hep sulu gözlüydün. -Ne zaman ağladığımı gördün?

-Ağlamam ki ben. -Sus, ikimiz oturup film izleyemiyoruz...

...seninle sus. -Hadi oradan hadi.

Bittik biz bittik Nurgül teyze.

Durumlar hiç bildiğin gibi değil.

Zaten beni hayırlı bir iş için aramazsın. Yine ne oldu?

Bir sürü borç çıktı. Evi satalım, diyorlar.

Sokaklarda kalacağız vallahi.

Aa, ne demek bir sürü borç çıktı? Gedizlerde para mı bitermiş?

-Ödeyiversinler. -Bitmiş işte.

Tahir deli danalar gibi dolanıyor evin içinde.

Yalan. Tabii, buldular senin gibi saf birini sen de hemen inandın.

Şahinde'nin oyunudur o. Kocasından kalan mirası...

...bir başına yemenin derdinde. Kaknem!

Yok ya, öyle bir şey yapmaz. Annem kıyamaz Tahir'e, biliyorum ben.

Kızım sen aylar önce beni arayıp Tahir bana soğuk davranıyor...

...galiba beni boşayacak, koş, yetiş, yardım et demedin mi?

Ne malum Tahir'in de bu işin içinde olmadığı.

(Nurgül ses) Bana bak, bunlar senden mal kaçıracaklar mal.

O Şahinde, Tahir'i düşünür mü zannediyorsun?

O cadıdan her şey beklenir.

-Olur mu olur ha. -(Nurgül ses) Ben sana söyleyeyim...

...bunlar senin başının etini yiyecekler. Haberin olsun.

Gedizlerde para mı biter ayol?

Bitmez, doğru söylüyorsun.

Teyze ne yapıp edip hemen buraya geliyorsun.

Yok yok, çekemem şimdi onları. Kusura bakma, gelmeyeceğim.

Geliyorsun, dedim teyze. Lamı cimi yok. Hadi.

Siz beni sahipsiz mi sandınız?

Hepinize göstereceğim ben hepinize.

Biri var.

Leyla'nın etrafında dolanıyor.

Farkındayım, bir şeye hakkım olmadığının da.

(Derin nefes verdi)

Biri onun gözünün içine bakıp sevdiğini söylemesi...

...elini tutması falan şu an delirtiyor beni.

Belki de en doğrusu bu.

Ne yapacak oğlum kız ne yapacak?

Mutlaka kendine yeni bir hayat kurmalı.

Başkasını sevmeli.

Leyla'dan vazgeç, diyorsun yani?

Bu... Hadi, benden tarafı boş ver.

Leyla olmasa bir başkası da olsa böyle olmayacak mı peki?

-Ben ne yapacağım? -Ben onu söylemek istemedim.

O zaman ne söylemek istiyorsun, söylesene adam gibi?

Ben bir (Bip) içinden çıkıp yalnızlığa mı mahkûm oldum yani?

Böyle yaşayabilir miyim sence?

-Seni anlamadığımı mı sanıyorsun? -Anlayamıyorsun, anlayamazsın.

Anlarım. Ne demek anlayamazsın? Anlarım ben seni.

Babalar her şeyi anlar. Niye anlamayayım?

Kaç defa söyledim, çok basit.

Her şeye sıfırdan başlayacaksın.

Yeni bir hayatın olacak. Her şey de...

...eskisinden çok daha güzel olacak, inan bana.

Anladım, anladım. Sen yemek boyunca annemle ilgili anlattığım her şeyi...

...unut diyorsun, öyle mi? Sevgimin ve aşkımın...

...arkasında durmayayım, senin gibi yapmayayım yani?

Böyle bir şey mümkün değil. Böyle bir şey olmayacak.

Leyla'dan vazgeçme ihtimalim yok.

Afiyet olsun, hesap sende.

(Müzik)

Anne...

...bu kız hamile şimdi. Üzüntüden falan çocuğunu düşürmez, değil mi?

Vallahi çok korkuyorum.

Sırası mıydı ya şimdi bütün bunların?

Yok oğlum, olmaz öyle bir şey. Sen düşünme bunları.

Nasıl düşünme anne? Hadi evi sattık diyelim...

...ne yapacağız? Nereye gideceğiz?

Düşündükçe delirecek gibi oluyorum.

Gerçekten biz bu adamı bulamıyor muyuz?

Arıyorum, arıyorum da...

...arıyorum işte.

(Derin nefes verdi)

(Sessizlik)

Tahir bizim bu kredi kartları ne zaman açılacak?

Biliyorsun durumları Nuray. Sence tek problemimiz bu mu şimdi?

Hayır yani, kuaföre gidecek paramız da mı yok?

Var, var o kadar paramız. Senin altınların var ya mesela.

Bozdur küçük altınlardan bir tanesini git kuaföre karıcığım.

Sen de taktın benim altınlarıma.

Ban bak Nuray, otur oturduğun yerde. Kuaförlük hâlimiz mi kaldı bizim?

Doğru, yok.

-Hoş geldin. -Hoş buldum.

Bu saatte hayırdır?

-İşim erken bitti, geldim işte. -Aradım, açmadın.

Sen, sen içki mi içtin?

Kenan adliyeye gelmiş...

...sonra da oturup biraz muhabbet ettik.

Geldi mi?

Sen nereden biliyorsun? Seni mi aradı?

Yok, hani…

...ben gittim ya yanına, eve.

Nevin çatlatma insanı. Ee?

İçinden nasıl geliyorsa kalbinden nasıl geçiyorsa...

...öyle yap, dedim. -Anladım.

O da aklınca her şeyi Leyla'ya anlatacak, öyle mi?

Anlatmış mı? Konuştular mı?

Yok, yok. Nevin sen niye böyle yapıyorsun ki?

Ne olacak, Kenan her şeyi anlatınca?

-Leyla belki bir şey demez, affeder. -Tabii.

Bir şey demez, affeder...

...sonra da en başa döneriz. Kızı da hiç hak etmediği...

...bir karmaşanın içine sürükleriz.

Ben sana bir şey söyleyeyim mi? Sen çok önemli bir şeyi unutuyorsun.

Doğan'nın zamanında yaptıklarını.

Kenan kendine temiz bir sayfa açmış olabilir...

...ama onun geçmişini temizlemek, bize düşer Nevin bize düşer.

İdris aradı.

Bir kadından bahsetti, annesi falan.

-Ne oluyor Turan? -(Turan) Ne oluyor?

Dert bitmiyor, bu.

Ne demek istiyor İdris?

Anlatacağım. Ama söz ver...

...panik yapmak yok. Sakin ol, tamam mı?

Kötü bir şey var.

Kenan'ın annesi...

...gerçek annesi Kenan'ı arıyor.

Nereden bulmuş, nasıl bulmuş? Bunca yıl neredeymiş?

Dur ya dur. Daha şimdi söyledim, panik yapma diye. Bir şey olduğu yok.

Kenan'ı bulursa Kenan bizi unutur.

Bizi unutur Turan. Kenan bizi unutur.

Nevin, kadın annesi duydun mu annesi?

Annesi deyip durma Turan. Annesi deyip durma.

Onun bir tane annesi var, o da benim. Onun annesi benim.

(Nevin kapıyı çarparak kapattı)

Çok güzel ya. Hepiniz el birliğiyle beni delirtin, olur mu?

Nevin aklını kullan biraz aklını.

Ne yapsın kadın, çocuğunu aramasın mı, bulmasın mı?

Kendimizi düşünmenin zamanı değil, bencilliğin lüzumu yok.

Sen de biliyorsun ki her şey bizin suçumuz.

Kadının ne suçu var, Kenan'ın ne suçu var?

(Turan) Kenan her şeyi öğrendiğinde yüzümüze bakmayacak.

Asıl gerçek annesini sakladığımızı anlayınca yüzümüze bakmayacak.

İşte o zaman da yerden göğe kadar haklı olacak.

(Müzik)

Hadi Hanife hadi, biraz acele edin. Mahalleli yemek bekliyor, hadi.

Birazdan hazır olur hanımım, az kaldı.

Birazdan birazdan, kaç saat geçti. Acele et hadi, çabuk.

Hızlı hareket edin biraz.

-Koy şuraya. -Buyurun efendim.

-Sen de yardım et onlara. -Tamam.

-Hala, Sadık Bey geldi. -İyi, gelsin.

-Yenge iyi akşamlar. -İyi akşamlar.

Müsaade var mı?

Geç otur Sadık.

-Bir şey mi diyecektin? -Adliyeye gittiğini duydum yenge.

Merak ettim. Bilmediğimiz bir şey mi var?

Hayırdır, sen beni mi soruşturuyorsun?

Yok, estağfurullah yenge. Yapabileceğimiz bir şey var mı diye ben...

(Müşerref) Oğlum...

...oğlumla ilgili bir şeyler buldum.

-Yaşıyormuş. -Ne?

Yaşıyormuş Sadık. Oğlum yaşıyormuş.

Yenge bak, abimin daha kırkı çıkmadı.

İstersen hastaneye götürelim seni. İyi değilsin sen.

Ne demekmiş o?

Evet, kocam öldü belki ama...

...ben oğlumu bulacağım.

Allah bir yerden alır bir yerden verir Sadık.

Biz iz buldum, diyorum sana.

-İz derken? -Orası seni hiç alakadar etmez.

Ben oğlumu bulacağım.

İnşallah yenge.

İnşallah sağdır da buluruz Yusuf'u.

Oğlum yaşıyor Sadık.

Yaşıyor.

-O kadar eminsin yani? -Şuramda hissediyorum.

Az kaldı.

Bana bir emrin var mı yenge?

Yok, canının sağlığı.

Müsaadenle.

(Müzik)

(Gerilim müziği)

Bir şey biliyor.

İzini buldu.

Kesin izini buldu.

(Gerilim müziği)

-(Leyla) Teşekkür ederim. -(Şoför) Sağ olun. İyi akşamlar.

(Sokak ortam sesi)

-İyi akşamlar. -İyi akşamlar.

Buyurun.

(Restoran ortam sesi)

-Hoş geldin. -Hoş bulduk.

-Teşekkür ederim. -Rica ederim.

Açıkçası geleceğini tahmin etmiyordum.

-Geleceğim, demiştim. -Şaşırttın beni.

Aslında ben konuşursak iyi olur diye düşündüm.

Leyla, ben televizyon izliyorum.

Bir zamanlar Kenan Öztürk'le sevgili olduğunu da biliyorum.

(Özgür) Onun ortalardan kaybolduğunu...

...senin zor günler geçirdiğini de biliyorum.

Hele ki yeni bir ilişkiye hiç hazır olmadığını da biliyorum.

Sen bana şu an söyleyecek hiçbir şey bırakmadın ama.

Leyla sen beni yanlış anladın. Ya da...

...evet, ben kendimi ifade edemedim. Ben seni tanımak istiyorum.

Ve senin de beni tanımanı istiyorum. Hapsi bu, bu kadar.

Tanışıyoruz zaten.

Daha yakından.

Zamanla.

Zamanla.

(Derin nefes verdi)

(Müzik)

(Kenan öksürüyor)

Selam canım.

(Fısıldayarak) Merhabalar. Çok garip göründüğünün farkındayım ama...

...iki dakika arkadaşımmışsın gibi davranır mısın?

Her şeyi anlatacağım, söz. Ayak uydur bana.

Nasıl gidiyor?

Nerede kaldın ya?

(Kenan) Trafikte kaldım, kusura bakma. Ama artık buradayım.

(Özgür) Kalkalım istersen.

Leyla kalkalım istersen.

Ee...

...yok canım, ne münasebet?

Yemek yemeye gelmedik mi?

Sipariş verebiliriz bence.

Verelim.

Pardon, bakar mısınız?

(Derin nefes verdi)

Eski sevgilin mi burada?

Eski değil. Yani hâlâ onu seviyorum.

Komik mi geldi?

Hayır, rolümü oynuyorum, diyelim.

-Çok teşekkür ederim. Gerçekten. -Arttırayım biraz o zaman.

(Kadın) Daha daha ne yapıyorsun?

Çok abartma bence. Kafamıza kurşun yemek istemeyiz.

-Diyorsun? -Evet.

Tamam, pardon.

(Müzik)

Teşekkürler.

Bakar mısınız, bir (Bip) alabilir miyim? Duble.

Çok mu seviyorsun onu?

-Çok. -O seni seviyor mu?

-Muhtemelen. -(Kadın) Muhtemelen?

Neden o zaman başka bir adamla yemek yiyor?

Teşekkür ederim.

Çünkü yanına gidersem beni affeder.

-Tamam işte. -Tamam işte de orası birazcık karışık.

Affederse tekrar onunla birlikte olmak zorunda olurum.

Onunla olmam onun için biraz üzücü olur.

Dediğim gibi, karışık durumlar.

Tam sevdiğim cümleler.

Bu karışıklık beni rahatsız etti ve en sevmediğim erkek tipi...

...kafası karışık erkeklerdir. Rica etsem, masamdan kalkar mısın?

Çok özür dilerim. Lütfen, sakin olman lazım.

Garip göründüğünün farkındayım ama burada kalmam gerekiyor.

Peki.

(Kenan) Sakin ol.

Biraz kendinden bahsetsene.

Ne bilmek istiyorsun?

Ne iş yapıyorsun? Aylık kazancın ne kadar?

Ne?

Şaka yapıyorum. İş insanı olduğunu biliyorum.

Tersane işletiyorsun.

Ama bu senin mesleğin. Baban armatör.

Araştırılmışız. Güzel, hoşuma gitti.

Durum birazcık böyle.

Ama bunlar aramızda kalırsa sevinirim, olur mu?

Sen ne iş yapıyorsun bu arada?

-Bir moda dergisinde yöneticiyim. -Aa!

Ama sürpriz şu ki...

...çok güzel bir magazin sayfam var.

(Öksürüyor) Vay canına!

Bu durumla ilgili bir şey yazmayacağını umut ediyorum.

(Kadın) Hiç söz veremem.

Gerçekten ne kadar da şanslı bir günümdeyim.

Leyla gerçekten kalkabiliriz. Başka bir yere gideriz. Çünkü ben...

...şu an düştüğüm durumdan çok rahatsız olmaya başladım.

Özgür lütfen otur, sorun yok. Lütfen.

Peki, sen nasıl istersen.

-Ben bir lavaboya gideyim. -Tabii.

(Restoran ortam sesi)

(Kadın) Çok öfkeli.

Lavaboya gidiyor.

Ben izin isteyeyim, hemen geleceğim. Çok teşekkür ederim. Geleceğim.

(Müzik)

-Ne yaptığını zannediyorsun sen? -Ne oluyor ya?

-Ne işin var senin burada? -Bir sakin olur musun?

Cevap ver soruma.

Burası adliye değil. Öyle istediğin soruyu soramazsın herkese.

Bilerek geldin.

Arkadaşımla baş başa yemek yiyorum. Bu kimseyi ilgilendirmez bence.

-Kenan elimde kalırsın. -Bilerek geldim, evet.

Telefonla konuştun. O yüzden buraya geleceğini biliyordum.

-O yüzden buradayım. -Sınırlarını zorluyorsun.

-Beni yanlış şeyler yapmaya zorlama. -Yanlış ne yaparsın?

Bence sen gayet iyi anladın.

Neden bahsettiğini bilmiyorum ama şakası bile komik değil.

Şaka değil. Bir noktada unutulacaksın Kenan Öztürk.

Ayrıca pardon da istediğin bu değil miydi?

-Başka bir şeydi istediğim. -Neymiş?

Bensiz yapamaman işime gelirdi.

Sensiz yaparım sensiz yaptım da.

Şimdi müsaadenle Özgür'ü yalnız bırakmak istemiyorum.

Afiyet olsun.

(Derin nefes verdi)

(Restoran ortam sesi)

-Her şey yolunda mı? -Gayet yolunda.

-(Özgür) Güzel. -Yemekler de gelmiş.

-Afiyet olsun o zaman. -(Özgür) Afiyet olsun.

Dağılmışsın.

-(Kadın) Ağır konuştu, değil mi? -Sen benim tarafımda mısın...

...yoksa onun mu? -Tabii ki onun tarafındayım.

Ben kalbi kırık kadınların tarafındayım.

Unutmuşum, pardon. Doğru.

(Sokak ortam sesi)

Tanışalım bakalım şu kuzenle.

(Murat) Peki, halamın matematikten hiç anlamaması?

(Buse kahkaha atarak) Aynı ona çekmişim ben de.

-(Murat) Kadına diyorum ki... -Selam.

Aa, hiç beklemiyordum gelmeni!

Evet, bazen şaşırtırım böyle.

Hiç beklemiyordum. Hoş geldin. O zaman tanıştırayım canım.

-Kuzenim Buse, Yasemin. -Merhaba.

-Yasemin. -(Buse) Memnun oldum.

O gece sen gittikten sonra biraz bahsetti aslında.

-Benden bahsetti? -Evet.

Şimdi Murat, çok rahat çok profesyonel olduğu için...

...benim o gece gördüğüm manzara çok ‘date’ gecesi gibiydi ya...

...hâliyle benim kafamda birtakım sorular kaldı, kalmadı değil.

Yani benimle alakalı girişte, ilişkimizin başında...

...imajı tam oturtamadım onun gözünde. O yüzden...

...benimle alakalı yani bu konuştuğu.

Ben bir de artık erkeklere inanmayı da güvenmeyi de bıraktım.

Çok uzun zaman oluyor.

-Öyle mi canım? -Öyle.

Ee, ne alaka şu an? Benimle yani, geçmişe niye bana mal ediyorsun?

Muratcığım senden bahsediyoruz.

-Benden bahsedebilirsin. -(Yasemin) Evet.

Evet ama bak, kuzenim. Değil mi? Gördüğün gibi kuzenim.

Erkeklerin de kız kuzenleri olabiliyormuş demek ki.

Allah aşkına yapma Murat. Ne kuzenler gördük ya.

Ben daha önce aldatıldığım için çok iyi bilirim böyle şeyleri.

-Aşkım ne yapsak, kalksak mı? -(Buse) Birazdan kalkarız.

Aa, bak kim geldi? Kuzenimin sevgilisi geldi, Samet.

-Sametciğim, Yasemin. -Memnun oldum.

Ee, ben de çok memnun oldum. Ee...

...gerçekten kuzenin? -Evet.

Gerçekten sevgilim.

Kuzenim ve sevgilisi.

Ama gözler bir benziyor.

(Murat gülüyor) Değil mi Samet? Gözlerden aslında...

...anlaşılabilirdi belki de. Ben...

Evet, anlayabilirdin belki de. Ama anlayamadın.

Ve üç dört ayımızı da yedin.

Ee, o zaman...

(Kekeleyerek)...gitmeli miyim? Yani ben...

Bence bu bilgi artık sende. Bunu iyice bir hazmedebilirsin.

Gideyim.

Çok memnun oldum. Buseciğim canım, belki bir ara kahve de içebiliriz.

-Haberleşiriz. -(Yasemin) Çok iyi bak kendine.

Kuzenimle tanıştığın için sevindim.

Gerçek bir 'drama queen'im ben.

Ya kendimi rezil etmekte bir dünya markasıyım.

Adam doğru söylüyormuş.

Yeni başlangıçlara.

Keyfi bayağı yerinde gibi.

(Kadın) Kadeh falan tokuşturmalar.

Öpüşüyorlar.

(Kadın yüksek sesle gülüyor)

Ay, çok eğlendim.

Hım... Bana mı gidelim, sana mı gidelim diyor çocuk.

-Dudaklarını okudum sanıyorum, değil mi? -Tabii.

-Mesleğim gereği. -Anladım.

Kalkalım mı?

Tabii.

Kalkıyorlar.

(Özgür) Bir saniye.

Teşekkür ederim.

(Duygusal müzik)

(Kenan iç çekiyor)

Gerçekten çok teşekkür ederim. Çok naziksin.

Bu iyiliğini unutmayacağım.

Önemli değil.

Afiyet olsun. Senden oldu.

Tabii.

-Arabayla mı geldin? -Yok, taksiyle geldim.

Seni eve bırakmamı ister misin?

Olur tabii.

(Duygusal müzik)

-İyi akşamlar. -Teşekkürler, iyi akşamlar.

İyi akşamlar.

Pardon, bana bir taksi çağırır mısınız lütfen?

(Kenan) Acele olsun.

(Duygusal müzik)

Düz devam edelim lütfen.

(Müzik)

Özür dilerim hayatım.

Çok özür dilerim.

Hani...

...biz yıllar önce doktora gittiğimizde...

...bana anne olamazsın demişti, hatırlıyor musun?

İşte o zaman dünya başıma yıkılmıştı benim.

Biliyorum.

Benim...

Benim niyetim, biz aile olalım.

Yani aile olalım istedim. Bizden bir parça olsun istedim.

(Nevin) Bizim bir parçamız olsun istedim.

Sonra Kenan'ı getirdin.

Kenan.

O bizim mucizemizdi Turan.

Ben onu ilk kucağıma aldığımda biz sıcacık bir aile olmuştuk.

Evet ama Kenan olmadan da biz bir aileydik Nevin.

Benim ailem sendin.

Evet ama bir yanımız hep eksikti.

Kenan'la tamamlandık.

Eğer o giderse şimdi biz parçalanırız.

Yok.

-Ben kendimi kaybederim Turan. -Yok.

-Seni de kaybederim. -Lütfen, lütfen, lütfen.

Yok, böyle yapma, böyle konuşma.

Sen iyi değilsin. İstersen bir Süheyl Hoca'ya gidip danışalım.

(Nevin) Yok yok, istemiyorum.

Ben...

Ben iyiyim.

30 yıl oldu.

(Nevin) 30 yıl Turan.

Ben büyüttüm onu, 30 yıl.

Şimdi ellerimin arasından kayıp gidiyor.

Nereden biliyorsun Nevin, nereden biliyorsun?

Kenan gerçek ailesini bulunca bizi unutacak mı? Böyle bir şey yapar mı?

Sen de o kadının Kenan'ı bulmasını istiyorsun.

İnan bana mantıklı olan bu.

(Hüzünlü müzik)

Teşekkür ederim.

Tuhaf bir gece oldu ama yine de geldiğin için teşekkür ederim.

(Duygusal müzik)

Böyle olsun istemezdim.

Sorun yok. Senin canın sıkılmasın yeter.

-Tekrar teşekkür ederim. -Rica ederim.

-İyi geceler. -İyi geceler.

(Duygusal müzik)

(Kapı zili çalıyor)

(Tahir) Nurgül teyze.

Tahir, oğlum.

(Nuray) Aa!

Nurgül teyzeciğim, nereden çıktın ya?

-Minnoşum benim. -Hoş geldin.

Minnoşum.

(Nurgül gülüyor)

Nurgül, hoş geldin.

Şahinde, hoş bulduk.

(Nuray) Hadi içeri geçelim.

Damat, şu valizlerimi odama çıkar lütfen.

(Müzik)

Kusura bakmayın, Ekrem'in de cenazesine gelemedim.

Ama duyunca o kadar çok üzüldüm ki anlatamam.

Muhakkak.

Tabii Kıbrıs senin, Yunanistan benim tatil yapmaktan pek fırsat kalmamıştır.

Aşk olsun. Tekrar başınız sağ olsun.

(Şahinde) Dostlar sağ olsun.

Neyse, ben kalkayım bir çay demleyeyim.

Tahirciğim, gel yardım et bana yavrum.

(Gerilim müziği)

Tahir, nereden çıktı bu kadın şimdi?

Bunun geleceğinden senin haberin var mıydı?

Yok anne, nereden haberim olsun benim?

Sözde Nuray'ın da haberi yokmuş.

Bavulları gördün, değil mi? Bayağı yıkılmaya gelmiş bu kadın buraya.

Buzdolabıyla çamaşır makinesini getirmemiş bir.

Vallahi bunlar deli ederler insanı ya.

Tamam, sen şimdi deli falan olma da, bir ara Nuray'la konuş.

Öğren bakalım bu kadın niye gelmiş, ne kadar kalacakmış?

-Bu böyle olmaz Tahir. -Tamam, öğreneyim yani.

İnsanın sevmediği ot burnunun dibinde bitermiş. Bu ne ya?

Üf!

Hıh!

Şahinde'nin suratını gördün mü? Beni görünce taş kesildi.

-Sorma. -Ay!

Aa! Bir de bana laf sokuyor. Görgüsüz kadın.

Sen boş versene onu.

Ne yaptığının farkında bile değil. Ne takıyorsun kafana?

Ayol onu ne takacağım? Ben onu cebimde çeviririm.

Allah'ını seviyorsan. Bana bak, vukuat var mı?

Kös kös düşünüyorlar işte. Ne yapacağız, ne edeceğiz? Ay mahvolduk, ay bittik.

Sen onu bunu bırak da üstüne bir şey yaptırabildin mi?

-Köşeye bir şey attın mı? -Hayır, altınım var biraz.

Yapmadılar, değil mi?

Yapmayacaklar da.

Sen de böyle tok evin aç kedisi gibi ortalıklarda kalacaksın.

Yapacaklardı da işte böyle olaylar falan oldu.

-Bana bak. Tahir altınları biliyor mu? -Biliyor tabii teyze.

Hişt! Sakın ortalıklarda fazla dillendirme.

Sonuçta eloğlu.

Öyle mi diyorsun?

Bak, Yasemin geldi, tamam mı?

Kuzenim benim gerçekten hakikaten böyle kuzenim olduğunu görünce...

...şok oldu oğlum, çok komikti.

Güzel, eline ne geçti peki Muratcığım?

(Murat ses) Ne, ne geçti?

Abi ne geçecek elime? Yani o nasıl beni üzdü, ben de onu üzeceğim abi.

Oğlum niye öyle şeyler yapıyorsun, manyak mısın sen?

Kız ne kadar güzel suçunu kabul etmiş işte.

(Murat ses) Yok abi yok, bak biz...

...kaç aydır görüşmüyoruz, onun saçma sapan kıskançlıkları yüzünden.

Biraz burnunu sürteceğim ben bu kızın, öyle bir şey yok yani.

Ya bir şey söyleyeceğim. Bak, böyle yapma bence, git karşına al konuş...

...böyleyken böyle de.

Hem sonra benim gibi olursun, acı çekersin söyleyeyim.

Öyle mi diyorsun ya?

Tamam, düşüneceğim. Bak, ne oldu, sen ne yaptın abi evden çıktın hızlı hızlı...

...Leyla'yla buluşabildiniz mi?

(Kenan iç çekti)

Leyla biriyle görüşüyor.

Hadi ya, doğru muymuş, kesin var mı sevgilisi yani?

Hayır hayır, öyle değil.

Yani tam olarak öyle değil, bir ihtimal dahilinde diyelim.

Sen şu Yasemin'le bir konuşsana. Ne oluyor, ne bitiyor bir öğren.

Ne diyorsun oğlum ben anlatıyorum ya sana, dinlemiyor musun beni?

Tamam, o zaman ara Murat. Hem senin konuşman için de bahane olur, ha?

Oğlum ne bahanesi?

(Murat ses) Ben sana bir şeyler söylüyorum. Burnu sür...

(Duygusal müzik)

Hayda!

Bir bu eksikti.

Uf!

Alo, merhaba rahatsız ediyorum. Leyla Gediz ben.

Hatırlarsınız sizden bir ev kiralamıştım.

Evet, Kenan Öztürk'ün komşusuyum.

Ya boru patlamış da.

Bu siteyle ilgilenen bildiğiniz bir usta falan var mı?

Çok acil müdahale edilmesi gerekiyor.

Tamam, tabii siz numarayı atın ben ararım. Teşekkür ederim.

Uf!

(Mesaj geldi)

Alo? Ustam merhaba.

Ya boru patlamış.

Çok acil müdahale edilmesi gerekiyor. Sen acilen gelebilir misin?

Tamam, tabii. Ne kadar sürer gelmeniz?

Tamamdır. Ben kapatırım vanayı, tamam. Tamam, sağ ol.

(Kapı vuruldu)

Gir.

Oo!

Tahir Bey, siz bu odanın yolunu bilir miydiniz ya? Şaşırttınız beni.

Bırak şimdi laf sokmayı Nuray, niye gelmiş teyzen?

Ne bileyim niye gelmiş? Sormadım.

Hem teyzem, istediği zaman gelir. Aa!

-Anlattın mı Nuray durumları? -Aa!

Vallahi ben dün anlattım.

İyi, bravo. Çok iyi yapmışsın.

-Bütün Türkiye duyar şimdi. -Bir şey demedi kadın, Allah Allah!

İyi ki gelmişim, destek olurum, dedi.

Ulan senin teyzen iflas etti diye gitti koşa koşa kocasını boşadı.

-Kime desteğinden bahsediyorsun sen? -O iş öyle değil bir kere Tahir.

-Zaten boşanacaklardı, adam iflas etti. -Evet aynen, aynen öyle oldu.

Hepimiz salağız çünkü bilmiyoruz değil mi?

(Nuray) Tahir.

Diyorum ki artık odaya geri mi dönsen?

Teyzem şüphelenmesin.

Benim de adım Nuray'sa bu odaya tıpış tıpış döneceksin Tahir Efendi.

Boru patlamış abla, değiştireceğim.

Ne lazımsa yap usta.

Ben zamanında Kenan Bey'e aslında söylemiştim.

(Usta) Bunların hepsini değiştirmek lazım.

Ustam karıştırdın galiba, bu ev değil yan villa onun.

Biliyorum biliyorum. Bu ev de Kenan Bey'in ya, onu demek istedim.

Nasıl?

Nasıl Kenan Bey'in?

Ev sahibi Kenan Bey ablam, tanışmadınız mı?

Tanıştık da...

-Bu ev Kenan Bey'in mi? -(Usta) Evet.

Adamın dört tane evi var bu sitede. Bütün evlerine ben giderim.

(Usta) Geçen gün bir ustayı çağırmış. O zaman ben yoktum tabii, izindeydim.

(Geçiş sesi) Yok, siz bana ev falan göstermeyin.

Ben kendim hallederim, tamam mı?

Sağ olun, iyi akşamlar.

-Ev bakıyorsun galiba? -(Leyla) Evet.

İstanbul'a geleli birkaç gün oldu.

Ev bakıyorum ama evler berbat, kiralar uçmuş.

(Leyla) Ne yapacağım bilmiyorum.

(Geçiş sesi) (Usta) Adam her tarafı bertaraf etmiş.

Ya adam bana her işinde güvenir.

Ben de işimi layıkıyla yaparım.

Usta olmak kolay değil.

(Kapı şiddetle vuruluyor)

Leyla.

En azından bunu açıklayabilirsin, değil mi?

Çocuk gibi oyun oynamak mı? Neden Kenan, neden?

Bana yakın ol istedim.

Oyun oynayarak mı, gerçekleri saklayarak mı?

Leyla, bir sakin olsan olur mu? Konuşabilir miyiz?

Ya sen insanların güvenini bu şekilde mi kazanıyorsun?

Bencillik yaparak, yalan söyleyerek, böyle gerçekleri saklayarak.

-Gerçekten niyetim... -Bir de indirim yapmalar falan!

-Ya salaklık bende. -Yahu nereye çekiyorsun.

Ben anlamadım, ben anlamalıydım.

Onunla bunun ne alakası var sorabilir miyim?

Yazık sana, sen beni hiç tanıyamamışsın.

-Leyla beni yanlış anla... -Kes sesini!

(Müzik)

(Kapıyı çarptı)

Hanımım, çiçek de açmadı, bu sene limon vermeyecek galiba.

Hanife, sen Halil'e bir söyle de bu ağaçları bir ilaçlasın.

Böyle küçük küçük böcekler var.

-Olur. -Tamam mı?

-Hoş geldin Mustafa. -Hoş bulduk.

Çok da erken gelmedim inşallah.

Yok yok, uyumam ben.

Ne yaptın sen, Kenan Bey'in telefonunu bulabildin mi?

-Buldum. -(Müşerref) Hah, güzel.

Telefonu, adresi, her şeyi burada.

Tamamdır.

Hişt! Dur dur.

İçeride ne konuşuluyorsa hepsini bana söylüyorsun.

Tek tek, yoksa yakarım çıranı.

-Hadi. -Tamam Sadık Bey.

(Gerilim müziği)

(Telefon çalıyor)

Efendim?

(Müşerref ses) Kenan Bey'le mi görüşüyorum?

Ben kiminle görüşüyorum? Buyurun.

Merhabalar Kenan Bey, ben Müşerref. Müşerref Karacabey.

Sizinle adliyede karşılaşmıştık. Savcı Leyla Hanım'ın yanında.

Aa hatırladım, hatırladım. Evet, buyurun buyursunlar.

Bir konu hakkında görüşmek isterim.

Müsait miydiniz acaba?

Konu neydi?

Yüz yüze anlatsam daha iyi olacak.

Leyla Hanım'a gitme nedeninizle aynı galiba, değil mi?

Evet, şu yetimhane yangınıyla ilgili görüşecektim sizinle.

Tamam ben sizi arayacağım bu numaradan. Tamamdır.

-Tamam, teşekkür Ederim Kenan Bey. -Hoşça kalın.

Leyla.

Bir sani... Leyla ne yap...

Bir bakar mısın? Bir sakin olur...

(Kenan) Yahu ne yapıyorsun?

Ben, ben, ben gideyim. Ben gideyim.

(Kenan) Ben gideyim o zaman.

Sen gitmeyi beceremiyorsun ki.

Lafa bakar mısın?

Leyla, ne kadar saçma bir şey yaptığının farkında mısın?

Ya durur musun biraz konuşalım?

(Müzik)

Tahir, yesene oğlum bir şeyler.

Ben iyiyim, iyiyim.

(Nurgül iç çekti)

Vay başımıza gelenler.

Ne gelmiş başımıza?

Evi satacakmışsınız ya.

Yani, başka bir yol görünmüyor. Şimdilik.

(Nurgül) Ah!

Ekrem Bey'in mezarında şimdi kemikleri sızlıyordur.

Adamcağız kendi elleriyle tek tek taşıyıp yerleştirmiş bu evin taşlarını, değil mi?

Vallahi giden gittiğiyle kalıyor. Vay gidene.

Bakalım yani bir yol arıyoruz.

Yani satmadan da halledebiliriz belki yani.

İnşallah oğlum, inşallah bulursun. Bak kız hamile, görüyor musun?

(Nurgül) Kalacak bir yere ihtiyacı var, değil mi?

Olmadı gider bir müddet Leyla'da kalırız.

Leyla'da mı kalırız?

Sığıntı gibi.

Ne yapalım kızım, teyzen de geldi, Çırağan Sarayı'na mı gidelim?

Tahir halleder anneciğim.

Değil mi Tahir?

(Nurgül) Tabii, tabii halleder.

Tahir, babasının emaneti kimselere yedirtmez.

(Nurgül) Aslan gibidir benim damadım, aslan.

Ayrıca anneciğim, ben Leyla'da kalacağıma ölürüm daha iyi.

Bize böyle üstten üstten bakacak.

(Kapı zili çaldı)

Sen dur.

Bir lokma bir şey yemedi çocuk.

Aa!

(Tahir) Leyla.

Günaydın abi.

Gel.

Mutfakta bizimkiler, gel geçelim.

Leyla!

Kızım hoş geldin. Güzel kızım benim.

-Günaydın anne. -Günaydın aşkım.

Nasılsın, iyi misin? Hayırdır sabah sabah?

Ben bir süre burada kalacağım. Lütfen soru sorma.

Yok, kal tabii, kal ama her şey yolunda mı?

Her şey yolunda olsa gelir miyim sence?

Tamam kızım, tamam.

-Bir omlet falan? -Yok.

Leyla, bak, Nurgül teyzem geldi.

Hoş geldin Leylacığım.

Asıl siz hoş geldiniz.

-Bir omlet falan yapayım mı sana? -Yok yok, ben bir yukarı çıkayım.

Tamam.

Rahat bırak kızı, anlatır kendi. Geç.

Dakika bir gol bir, hemen başladı.

Bana bakın, Leyla'nın bu borç meselesinden haberi yok...

...kimse söylemeyecek. Ben uygun bir zamanda anlatırım, tamam mı?

Tamam, tamam anneciğim.

Aman incileri dökülür, üzülür değil mi? Neme lazım.

-(Tahir) Anne? -Ha?

Ben Leyla'nın bavulunu taşıyayım.

Bavul mu?

-(Kenan) Merhabalar. -Kenan Bey.

Yoksunuz bayağıdır ekranlarda, dönecek misiniz tekrardan?

Belli olmaz o işler bakacağız. Ben Müşerref Hanım'a bakmaya gelmiştim.

Özledik sizi gerçekten. Buyurun, arkadaşlarım yönlendirecekler sizi.

Teşekkürler.

(Telefon çalıyor)

Efendim?

Bir durum olursa haber ver demiştin.

Kenan Bey geldi şimdi. Şu haberci olan.

Ne işi varmış orada?

Vallahi bilmiyorum Müşerref Hanım'la görüşecekmiş.

Tamam, ben de geliyorum.

Anne, Hacer ablalar nerede bu sabah?

Bak ben topluyorum sofrayı.

Sabah ben kurdum, şimdi de bir zahmet sen toplayıver, ne olacak?

-Niye yoklar peki? -Ben izin verdim.

Gelmeyin dedim şu işler bir belli olana kadar.

(Nuray) Harbi harbi fakir hayatına geçiş yapıyoruz, öyle mi?

Ne alakası var Nuray ya? Allah Allah!

İki gün şu evin işini kendimiz yapsak ne olur, incelerimiz mi dökülür?

Başımıza gelenlere bak. Şu rezilliğe kimse şahit olmasın istiyorum.

Bizim bir namımız var, bir şanımız var.

Ne oldu, ne güldün sen?

-Leyla, inmedi mi hâlâ? -(Nuray) Hayır, inmedi.

Anne, biz Leyla'ya ne zaman anlatacağız bu durumu?

Senin teyzen bir gitsin o zaman anlatırız.

Ay!

Kız savcı, nasıl olsa öğrenecek.

Hani çok geç kalmadan söyleseniz iyi olacak, değil mi?

Aman canım söyleseniz ne olacak, söylemeseniz ne olacak?

Neyse.

Kız evini kaybetti nasıl olsa.

Bırakın da o kadarını biz düşünelim Nurgül Hanım.

İyi, tamam. Bir şey demedik.

Düşünsenize, "Savcının ailesi dolandırıldı", manşetlerde.

Gerçi o manşetlere çıkmaya alışıktı, öyle değil mi?

Neyse.

Sen sabah sabah ne yapıyorsun teyze Allah aşkına?

Yüksek doz girdin.

Aman, Kenan Öztürk'le fingirdeşmelerini herkes duydu, ne var bunda?

Adam onu bıraktı zaten. Senin haberin yok tabii.

Aa, deme kız, ne zaman?

Birkaç ay oldu. Birden ortadan kayboldu, bizimki de magazine çıktığıyla kaldı.

Havasından geçilmiyor ama bak.

Bir adamı elinde tutamadı canım, neyin havasındaysa o.

Bana bak, bu nursuz, nursuz.

Anne var ya, bu herif nereye kayboldu?

Telefonlara çıkmıyor, bir yakalarsam ümüğünü sıkacağım (Bip).

-Sen o muhasebeciye ulaşamıyor musun? -Yok, yok.

Adamı tanıyan herkese ulaştım, karısı bile nereye gittiğini bilmiyor.

Oho, adam senin paraları alıp çoktan sırra kadem bastı.

Sen o paraların üzerine bir bardak soğuk su iç damat, oldu mu?

(Nurgül) Bence hemen yeni bir iş aramaya başla.

Ne işi Nurgül teyze?

Ne işi mi? Karın hamile, eviniz yok, ne yapacaksın?

Ne yapacaksın? Git pazarda çalış, taksiye çık...

...ne bileyim, fabrikaya git çalış, ne var bunda?

Fabrikaya kim giriyor?

Kahvaltıyı topladık ama ben sana hemen bir sandviç hazırlayayım mı?

-Bak kuzukulağı var, sen seversin. -Yok, ben çıkacağım da...

...sizin neyiniz var?

Hepiniz bir tuhafsınız, bir sıkıntınız var gibi.

(Gerilim müziği)

Leyla senin bizim başımıza gelenlerden haberin yok tabii.

(Kapı zili çalıyor) (Şahinde) Şimdi zamanı mı kızım?

Ne oldu, başınıza ne geldi?

Anne bir şey söylesene, insanı merakta bırakma.

Anlatacağım kızım, çok önemli bir şey yok.

Zaten ben sana uygun bir zamanda anlatacağım.

(Kapı açıldı)

-Evet, Tahir Gediz benim. -Tahir Bey merhaba.

Biz icra dairesi tarafından meskende tespit için gönderildik.

-Ne icrası? -Alacaklılarınız size...

...icra mahkemesi üzerinden dava açtılar. Haberiniz yok mu?

Nasıl yani?

Beyefendi içeri girmemiz gerekiyor, envanter listesi çıkaracağız.

İcraya mı geldiniz, eşyaları mı alacaksınız?

Şimdilik sadece borcunuzun karşılığı olarak neleri icra edebiliriz...

...onları tespit edeceğiz.

Burası bayağı büyük bir yer. Kaç kişi yaşıyor?

Buraları zamanında büyük bey inşa ettirmiş.

Yedi soyum burada yaşasın diye hep dua etmiş.

Ama kısmet olmadı. Bir oğulları vardı o da kayboldu gitti.

Onca mal, mülk, arazi sahipsiz kaldı.

Bey de ölünce işte...

Akbabalara, çıyanlara yem olacak burası.

Allah, hanımımıza zeval vermesin.

O olmasa buralara çoktan çökmüşlerdi.

Tek başına direniyor.

Aile içi bir anlaşmazlık var galiba, değil mi?

Varlığın olduğu yerde yoksunluk olur, derler.

Başın da çok olduğu yerde başsızlık olur.

Buyurun evladım.

Teşekkürler.

Teşekkür ederim.

(Derin nefes verdi)

(Gerilim müziği)

Oğlum.

(Gerilim müziği)

Bu fotoğraftaki bebek, oğlum. Yusuf.

Oğlunuz Yusuf...

...ne zamandır kayıp? -30 sene oldu.

Uzun bir süreymiş.

Sizi bu konu için rahatsız etmiştim. Hoş geldiniz.

Eşim yıllarca aradı.

Her yere haber saldık.

Bir bilgi için servet harcadık ama maalesef somut bir delil bulamadık.

Bir hafta önce de oğluna bir kez daha sarılamadan göçüp gitti.

Aa.

Ben kaybınıza çok üzüldüm.

-Başınız sağ olsun. -Dostlar sağ olsun.

Evet Müşerref Hanım...

...ben neden buradayım? Size nasıl yardımcı olabilirim?

Sizin yardımınıza ihtiyacım var Kenan Bey.

Oğlumu son bir kez dünya gözüyle görmeden ölmek istemiyorum.

Buyurun şöyle geçelim, daha rahat konuşuruz.

-Tabii ki. -Buyurun.

Ben sizi beş dakika bekleteyim, hemen...

-Abi. -Leyla.

Beyefendiler kim?

İcra memurları.

Kızım babanın şirketi iflas etmiş, borçlar da cabası.

Alacaklılar kapıya dayanmış.

Senin anlayacağın, sizinkiler beş parasız kalmış.

Merhabalar, ben Cumhuriyet Savcısı Leyla Gediz.

(İcra memuru) Merhaba Sayın Savcı'm.

Ben tam olarak ne olduğunu öğrenebilir miyim?

Bu evde kaldığınızdan haberimiz yoktu, kusura bakmayın.

Bilseydik haber verirdik.

Ben bu evde yaşamıyorum, burası ailemin evi.

Ama haberim de yeni oldu.

Şöyle yapalım, ben net öğreneyim...

...sizinle bizzat irtibata geçerim.

Net öğrendikten sonra bizzat ben sizinle irtibata geçeceğim.

Öyle diyorsanız tamamdır Sayın Savcı'm, biz gidelim.

Ama çok fazla zamanınız olmayabilir, bilginiz olsun.

-Tamamdır, ben halledeceğim. İyi günler. -(İcra memuru) İyi günler.

(Gerilim müziği)

Bu ne demek?

Şirket iflas etmiş, icra memurları geliyor.

Dolandırıldık kızım.

Muhasebeci senelerdir ne vergi borcu ne borç, hiçbir şey ödememiş.

Nasıl?

Muhasebeci bütün paraları alıp kaçmış.

Abi bu nasıl oldu?

Bu kadar borç...

Babam iki senedir şirketle ilgilenmiyormuş zaten.

Ben de hesaplara bakarken gördüm bir sürü açığı. Sonra muhasebeciyi aradım.

O da açmıyor. Kaçmış.

Kaçmış.

(İç çekti)

Sen bana şu adamın adını soyadını yollasana. Ben baktırayım.

Sakin olun, halledeceğiz, baktıracağım.

Bu evi de alacaklar elimizden, gördün mü?

Bak, hamile hâlinle sokaklarda kalacaksın.

(Nurgül) Vallahi korktuğum başımıza geldi.

Sakin ol.

Yıllarca hiç haber alamadığım oğlumu...

...kalbimin içinde yaşattım ama ondan hiç vazgeçmedim.

Sonra bir iz bulduk.

Nasıl bir iz?

Mustafa Bey adında birine danıştım, bu eski polis memuru.

O araştırdı.

(Müşerref) Oğlumun bırakıldığı yetimhaneyi buldu.

Tabii defteler, kayıtlar falan hepsi telef olmuş ama...

...yine de sağ olsun bir şeyler buldu.

Bunu sormak zorundayım.

Oğlunuz...

...hayatta mı sizce?

Bilmiyorum.

Ama yaşadığına tüm gücümle inanmak istiyorum.

Çünkü benim bu hayatta ondan başka dayanağım kalmadı.

Çok iyi anladım.

(Boğazını temizledi)

Size nasıl yardımcı olabilirim? Sizin için ne yapabilirim?

Kenan Bey ben sizin videolarınızı gördüm.

Bu davanın bayağı içindeymişsiniz.

(Müşerref) Bana yardımcı olmanızı İstiyorum. Siz habercisiniz, yani...

...isteyip de bulamayacağınız hiçbir şey olamaz.

Neye ihtiyacınız varsa ben karşılarım, ne isterseniz.

Yok yahu, estağfurullah. Yani...

...çok incesiniz, teşekkür ederim.

Ama bence bir polis ya da savcılığı denemeniz...

Yo, gittim.

Savcı Leyla Hanım bu davaya bakıyor. Yani onunla konuştum, gerçi...

...nedense dosya kapatılmış.

Kendisi ilgileneceğini söyledi sağ olsun.

Anladım, Leyla'yla konuştum dediniz.

Evet. Yine de boş durmak istemiyorum.

Ben oğlumun...

...yüzünü unuttum, kokusunu unuttum.

Yani...

...yüzünün neye benzediğini unuttum.

-(Kenan) Müşerref Hanım... -Bakın...

-(Kenan) Sakin olun. -Benim artık...

...takatim, gücüm kalmadı.

Müşerref Hanım bir saniye, siz iyi misiniz?

-Yangın... -Bir bakar mısınız? Müşerref Hanım...

Müşerref Hanım iyi misiniz? Hanımefendi bakar mısınız?

Müşerref Hanım iyi misiniz? Nefes alın.

Nefes alın, buradayım, merak etmeyin.

(Turan) Nevin. Nevin ben çıkıyorum.

Nevin?

İyi misin?

(Turan) Aa ama kendine bunu yapma.

Seninle o kadar konuştuk.

Nevin.

Bak hayatım...

...Kenan bunca yıl bir yalanı yaşadı, şimdi gerçekle yüzleşme zamanı.

Ona destek olmamız lazım, onun yanında olmamız lazım.

Ben eski Kenan'ı özledim.

(Telefon çalıyor)

-Alo İdris, ne var? -(İdris ses) Turan Bey evde misin?

Evet, ne var söyle.

Kenan'ın nerede olduğunu bilmek istersin diye düşündüm.

Nerede Kenan?

Kenan mı?

(İdris ses) Müşerref'in evine geldi.

Bu kadın o kadın mı?

N-ne yapıyormuş orada?

Vallahi kesin değil ama herhâlde oğlunu araştırması için çağırmıştır.

(İdris ses) Neticede yanan yetimhane haberini Kenan yaptı.

Evet. Tamam da sen Kenan'ın orada olduğunu nereden biliyorsun?

Ne demek nereden biliyorsun? Takip ediyorum herhâlde.

Onu korumak için.

Anladım, tamam. Ben seni sonra arayacağım İdris.

Kenan kesin... Şimdi her şeyi öğrendi mi?

Öğrendiğini sanmıyorum da...

...yakında öğrenecek.

Ben iyiyim, sağ olun.

Kusura bakmayın, size de ayıp oldu ama.

Yok yahu, öyle şey olur mu, estağfurullah.

Ben acınızın farkındayım, nasıl zor günlerden geçtiğinizin de öyle.

Sizi anlıyorum, çok normal.

Yıllardır bu zamanlardan geçiyoruz ama işte...

...o zaman bir türlü geçmek bilmiyor.

Anladım.

Ben izninizi istesem olur mu acaba?

Lütfen söylediklerimi iyi düşünün Kenan Bey.

Hiç merak etmeyin.

Ama şunu da söylemeden edemeyeceğim, ben bu iş için doğru kişi miyim...

...hâlâ emin değilim.

Ben eminim. O yüzden sizden rica ettim.

(Müzik)

Benim biriktirdiğim bazı bilgiler var. Onları size vereyim, hani belki...

...bir şey bulabilirseniz. Kızım dosyaları getir.

Tamam, ben onları alayım ama benim bir ortağım var...

...birlikte çalıştığım, onunla da konuşmam gerekiyor.

Sonrasında size bir dönüş yapayım, olur mu?

Tamam, uygundur.

Bir bakın bakalım, belki bir sonuca ulaşabiliriz.

Muhakkak deneyeceğim.

Kenan Bey ben size inanıyorum.

Siz her zaman gerçeklerin peşinde oldunuz.

(Müşerref) Hem çok cesursunuz hem de korkusuz.

Her zaman haklının yanında oldunuz.

Sizi yetiştiren aile ne kadar gurur duysa azdır.

Böyle bir evlat herkese nasip olmaz.

Estağfurullah. Çok teşekkür ederim, çok incesiniz.

-Tamamdır, teşekkür ediyorum öyleyse. -Tamam, çok teşekkürler, buyurun.

Sağ olun.

-İyi günler. -İyi günler.

(Duygusal müzik)

Kenan Bey.

Buyurun.

-Nasılsınız? -Teşekkür ederim.

Tanışamadık.

-Ben Yusuf'un amcasıyım. -Memnun oldum.

Sizinle biraz konuşabilir miyiz?

-Tabii ki. -Buyurun.

Şöyle.

Vay canına, demek işler buralara kadar geldi.

Zavallı kadın.

Bir de kendi oğluna sorduğunu bilmiyor, öyle...

Hayatım yapacak bir şey yok.

Biz ne yaparsak yapalım onlar bir araya geldi, konuşacak falan...

...gerçek de bir gün ortaya çıkacak.

Ben gidiyorum, benimle gelmek ister misin?

-Nereye? -İşte o kadının...

...Müşerref Hanım'ın evine. Onunla konuşayım, anlatayım.

Önce o öğrensin, sonra da Kenan'a anlatırız.

(Duygusal müzik)

Nevinciğim.

Canım benim bak, biz hep, ne yaparsak Kenan'ın iyiliği...

...oğlumuzun mutluluğu için yapıyoruz diye söylemiyor muyduk?

Belki bizim de daha huzurlu bir hayatımız olur. Kenan da böyle mutlu olur.

Şimdiye kadar gerçeği sakladık da ne oldu, baksana.

Sanki... Sanki gerçek en iyisi.

En huzurlusu.

Böylesi çok daha iyi, inan.

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

Sen benim oğlumsun.

Sen beni bırakmazsın.

Beni bırakmazsın, biliyorum.

Kenan Bey, yengem neden sizinle görüşmek istedi?

Beni kendisi çağırdı. Ben bir haber yapmıştım...

...bir yetimhane yangınıyla ilgili.

Galiba kafasında oğlunun ölümünü o yetimhane yangınıyla birleştiriyor.

Ah yenge, ah... Kusura bakmayın. Sizi de buraya kadar boşuna yormuş olduk.

Yok yahu, olur mu öyle şey, estağfurullah.

Siz ne düşünüyorsunuz?

Yengem bu meseleyi fazla takıntı yaptı.

30 yıl önce yeğenim kayboldu.

Tabii yıllar içinde de abimin aklına iyice girdi.

Adam da kahrından kuruya kuruya öldü gitti.

-Başınız sağ olsun. -Teşekkür ederim.

İşte evladının acısı...

...üstüne bir de abim ölünce yengem bu noktaya kadar gelmiş oldu.

Siz yeğeninizin öldüğünü düşünüyorsunuz, değil mi?

Ölmemiş olsaydı bugüne kadar bulmuş olmaz mıydık?

-Sonuçta Yusuf Karacabey, değil mi? -Evet, doğrudur.

Siz gazetecisiniz, siz söyleyin...

...30 yıl önce kaybolmuş olan bir çocuk ölmemiş olsaydı...

...bir haber çıkmaz mıydı?

Çıkardı.

Yani diyeceğim o ki bizim için bu konu çoktan kapandı.

Yengem sizden her ne istediyse boşa uğraşmayın.

Anlıyorum, benim için hiç önemi yok, merak etmeyin.

Yani ben bir haberciyim, benim işim bu.

Sizin gibi namlı bir ailenin oğlu o yetimhaneyle ilgiliyse...

...bu benim için bir haber niteliği taşıyor.

Bu olayın haber olmasını istemiyoruz.

Biz saygın bir aileyiz.

Geçmişin deşilmesi kimsenin işine gelmez.

(Boğazını temizledi) Anlıyorum.

Ama dediğim gibi, ben bir haberciyim.

Bugüne kadar yaptığım hiçbir haberin talimatını almadım...

...bugünden sonra da alma niyetinde değilim.

-Siz bilirsiniz. -Evet, ben bilirim.

Tanıştığıma çok memnun oldum. Hoşça kalın.

Başıma bela olacak (Bip).

Alo, sen neredesin?

İşler karıştı.

(Gerilim müziği)

Siz kimi kandırıyorsunuz acaba?

Öyle melul melul bakmalar.

Yok eve icra gelmiş falan.

Oldu canım, gözlerim doldu.

Ah Şahinde, ah! Sen ne çakalsın.

Sen ne çakalsın.

Teyze! Sen burada ne yapıyorsun?

Kız sus, sus! Aa, sus, sessiz ol.

Senin burada ne işin var, ne yapıyorsun?

Senin yapmadığını yapıyorum, senin hakkını arıyorum.

Annemin odasında mı?

Bana bak, saf olma. Bunlar seni tezgâha getiriyorlar, tamam mı?

Ben sana söyleyeyim, icra falan yok.

Yuh artık. Bir kere Şahinde bana öyle bir şey yapamaz.

Aa, niye?

Torundan sebep işte.

Öyle diyorsun. Peki öyle olsun. Ama bak, ben bu işin peşini bırakmayacağım...

...her şeyi öğreneceğim.

-Hadi teyze, hadi odadan çıkalım. -İyi tamam, çıkalım.

Haciz gelecek kadar bu neyin borcu Leyla?

Of, ne bileyim?

Ben kendi hâlimden evdeki hâli takip etmeyi unutmuşum zaten.

Benim hatam.

Şimdi Kenan'ın evinden çıktın, bu haciz mevzusu falan...

...ne yapacaksın?

Her türlü gelip bende kalabilirsin. Sen bende kalsana, olmaz mı?

Ama hani sizinkiler için...

Yok, ben onları öylece bırakamam. Gerek yok.

Şimdi bizim çok acil mali işlerde uzman bir avukata ihtiyacımız var.

-Sen birini tanırsın. -Tamam, evet.

Dur, şey vardı...

Adamın adı neydi? Dur bir dakika, hemen internetten bakacağım.

Serkan Akal mıydı?

O kesin çözer çünkü bayağı iyi.

İşte, Serhan Akel.

Bu adam. Bu senin işini direkt çözer Leyla.

İyi.

-Ne? -Ne oldu?

(Leyla) Ne?

Bu Özgür'ün şirketine bağlı çalışıyor.

(Neslihan) Bak, bu adam.

Of, hayır.

Ama çok iyi avukat yavrum.

Böyle bir avukata ihtiyacın var.

Ne yapacağız?

Özgür'den rica etsek?

(Telefon çalıyor)

Alo İdris, ne oldu, Kenan evden çıktı mı?

Çıktı.

Belki de Kenan her şeyi öğrenmiştir.

Vallahi orasını bilemem ama sen müdahale etmezsen öğrenecek.

Belki öğrenmesi gerekiyordur.

Turan acele etmemek lazım.

Bence biraz daha bekleyelim.

İdris bu insanlar hakkında daha fazla şey öğrenmemiz lazım.

Tamam, merak etme, ben ne öğrenirsem senin de haberin olur.

Yalnız ben bu ailenin Kenan'a çok iyi geleceğini düşünmüyorum.

Sen hayırdır, ne oldu, Kenan'ı fazla düşünmeye başladın?

(İdris ses) Niye düşünmeyeyim ki?

Çocukluğunu bilirim, elimde büyüdü sayılır.

Üzerinde o kadar hakkım olsun.

Tamam. Bana bak, senden bir ricam olacak.

Nevin hiç iyi değil. Ben de yoğunum, halletmem gereken bir iş var.

Gün içinde bize uğrasan çok iyi olur.

-Niye? -(Turan ses) Bir delilik yapmasın diye.

Kadına falan gitmeye kalkar.

Tamam, uğrarım.

Hepiniz her şeyi çok iyi biliyorsunuz (Bip).

Ben artık yoruldum, ne olacaksa olsun.

(Gerilim müziği)

(Kapı kapandı)

(Gerilim müziği)

Müşerref sağı solu fazla kurcalamaya başladı.

Önünü alamıyoruz.

Savcısı falan derken gitti Kenan Öztürk'ü getirdi.

Adam koltuğunun altında kafam kadar klasörle çıktı.

30 yıl! 30 yıl geçmiş, kadın hâlâ vazgeçmiyor.

Yani senin anlayacağın...

...bu Yusuf olayı bizim elimize ayağımıza dolaşacak.

(Gerilim müziği)

Bir yerde çocuğun kemiklerini falan bulmazlar, değil mi?

Bulamazlar, rahat ol. Üzerinden çok zaman geçti.

(İdris) O iş kapandı.

(Gerilim müziği)

Müşerref Karacabey.

Beni burada bekle, tamam mı? Hiçbir yere kıpırdama, hemen geleceğim.

-Tamam mı oğlum? -Tamam.

Bekle hemen geliyorum.

(Kapı kapandı)

Yusuf'um.

Amcam gel sana balon alayım, gel Yusuf'um.

(Müzik)

Yusuf!

Yusuf!

Oğlum!

Yusuf!

Oğlum!

Yusuf!

Şurada küçük bir çocuk oturuyordu gördünüz mü?

(Kadın) Görmedim.

Yusuf!

Ya kimse görmedi mi?

Yusuf!

Yusuf!

Yusuf! Oğlum!

(Kenan) Annem merak eder.

Ben götüreceğim seni ona Yusuf'um korkma.

(Gerilim müziği)

Ya bana bak İdris. Sen bu çocuğun öldüğünden eminsin değil mi?

Kesin öldü değil mi?

Yarın öbür gün bir yerden çıkar, ikimiz de çok kötü yanarız.

Bana bak ben yıllarca bu topraklar bana kalsın diye bekledim.

Bak abim yeni öldü.

Ben şimdi onun varisiyle hiç uğraşamam.

Aynen senin söylediğin gibi.

Çocuğu aldık ve kurtulduk.

Rahat ol diyorum ya.

Buradan bir şey çıkmaz.

(Müzik)

Geçmişin kurcalanması bizim işimize gelmez.

Ya bu çocuğun kaçırılma olayından bizi bulmazlar değil mi?

Bulamazlar.

O iş kapandı artık rahat ol diyorum sana.

Kimse bizi bulamaz.

Ayrıca sen ağzını sıkı tutarsan...

...zaten beni kimse tanımaz.

Sen söylemedikten sonra kimse beni de bulmaz, seni de bulamaz.

İdris sen şimdi ne yapıyorsun biliyor musun?

O kulaklarını dört açıyorsun...

...sağı solu iyice kolaçan ediyorsun.

Bir şey duyup gördüğün zaman da hemen bana iletiyorsun.

Tamam, tamam.

Göreceğiz.

(Müzik)

(Derin nefes verdi)

İş döndü dolaştı sonunda...

...bizim tabağımıza geldi.

Yer misin yemez misin?

Ya Kenancığım bir şey söyleyeceğim.

Baba biz kayıp çocuk işinden falan anlamayız ki.

Sen bakıyorsun da şimdi.

Öyle, öyle. Ne bileyim oğlum işte.

Kadın tutuşturdu elime oğlumu bulalım diye.

Abi yani seni tanıyorlar, seviyorlar, sonuçta tabii bir şey istiyorlar ama...

...bu bizlik bir iş değil.

Ben de söyledim bir polise gitmesini, savcıya gitmesini.

Ki Leyla'ya gitmiş zaten.

-Leyla'ya mı gitmiş? -Evet.

Ha ben şimdi anladım mevzuyu, tamam!

Tamam. 'Okay', 'okay'.

Sen dosyayı niye kabul ettin? Leyla'yı görebilmek için falan mı?

Babacığım ne alakası var?

Ne demek ne alakası var? Taşındı kız buradan, göremiyorsun tabii.

-Bir depreştin. -Ya saçmalama Murat.

-Fena fikir değil ama değil mi düşününce? -Fena fikir değil abi evet.

Da bir şey diyeceğim. (Boğazını temizledi)

Ben niye bunu bu kadar içselleştirdim bilmiyorum ama...

Kadını görmen lazımdı.

Yani karşıma oturdu...

...böyle çaresizliği falan... Ki biz ilk defa yapmıyoruz bu haberi.

Acayipti ama kadından etkilendim abi.

Yani tek bir edeceğim lafa, tek bir bilgiye böyle bütün ömrünü verecek gibi.

Üzücüydü. Yani sen bilmek istemez misin?

Zor işler baba. Yani Allah düşmanımın başına vermesin.

Çok zor işler.

Ya...

Ben sana bir şey söyleyeceğim.

-Söyle. Kötü bir şey mi? -Bunu birine anlatmam lazım.

Tamam.

(Telefon çalıyor)

Nevin teyze arıyor, bak telefonuna.

Baksana oğlum Nevin teyzenin telefonuna. Annen arıyor.

Ararım ben sonra ya, sorun değil.

Ben sana bir şey söyleyeceğim.

-Söyle. -Bak şimdi sen...

Ben senin duygusal hallerini biliyorum, anneni boşlama abi.

Ortadan kayboldun gittin falan, zaten herkes meraklı.

Kadın aradığında bak.

Bak abi, anneler merak ederler yani.

Bak benim annem yok mesela, yıllar önce bastı gitti.

Ben nerede ne yapıyor, hiçbir bilmiyorum.

Yani sonuçta öyle...

...başım sıkıştığında, canım sıkıldığında...

...gidecek bir kapım yok.

Senin var, sen kıymetini bil abi.

Bana bak sen, üzülüyor musun şu an?

Yok biliyorsun zaten, bu konuları.

Hayır, saçmalama oğlum manyak ben buradayım. Deli misin sen?

Kardeşinim lan ben senin. İstediğin zaman gelebilirsin.

Eyvallah kardeşimsin.

Mert'i aratayım ben o zaman. Ne yapacağız?

Ya, şimdi de şey olmasın...

Yani Mert'i aratırsan ne bileyim, geçen sefer sen, Kenan...

...Özgür, böyle bir gerilim yaşadınız ya.

Ya ayıp olmasın diye adama şimdi.

İyi tamam, arayacağız, ne yapacağız?

(Arama tonu)

(Arama tonu)

(Telefon çalıyor)

Efendim?

Alo Özgür Bey merhaba. Leyla ben.

Numaran bende kayıtlı Leyla.

Ayrıca bu sesi nerede duysam tanırım.

Ee...

...geçen akşam yaşananlar için kusura bakmayın lütfen.

-(Leyla ses) Kenan adına... -Senin özür dilemene gerek yok.

Ayrıca sizli bizli konuşursan kusura bakarım.

Ben aslında seni şu yüzden aradım.

Sizin şirkete bağlı çalışan bir avukat varmış Serhan Akel.

(Leyla ses) Onun numarasına ihtiyacım var.

Hayırdır bir sıkıntı mı var?

Benimle ilgili değil, ailemin şirketiyle...

Şirketinde mali sıkıntılar var da.

Öyle mi? Çok geçmiş olsun.

(Leyla ses) Teşekkür ederim.

Eğer bu maddi bir sıkıntıysa...

...ben yardımcı olabilirim. Tabii yanlış anlamazsan.

(Sessizce) Ne alaka!

Yok öyle bir şey değil. Çok sağ ol.

(Özgür ses) Anladım.

Ben o zaman numarayı bekliyorum.

Tabii ben konuşurum, hemen seni ararlar.

Ben de elimden ne geliyorsa yardımcı olmak isterim.

Sağ ol. Bekliyorum.

Tamam yönlendireceğim. Leyla...

...geçenki yemeği saymıyorum ben bu arada.

(Özgür ses) Hiçbir şey olması gerektiği gibi değildi.

Biliyorum, çok sıcak bakmıyorsun. Anlıyorum da seni.

Ama bir şans.

Birbirimizi tanımamız için, sadece bir şans.

-Özgür... -(Özgür ses) Hemen cevap verme şimdi.

Teklifim sonsuza kadar geçerli.

Sen ne zaman hazır olursan o zaman, tamam mı?

(Sessizce) Boş ver, bir şey söyleme.

(Derin nefes verdi)

-Yani. -İyi mi yaptık?

İyi yaptık, boş ver.

Çok iyi bir avukat, göreceksin bak.

Uff! (Telefon çalıyor)

Ay Nuray bir de seninle uğraşamam şu an.

Açmadı mı?

Yok teyze açtı da ben konuşmuyorum.

-Açmadı işte gördün. -Kendini beğenmiş.

Çözsün bakalım şimdi Leyla Hanım da meseleleri görelim.

Yok, yok bu böyle olmayacak.

Benim bir yol bulmam lazım.

Günaydın! Günaydın.

Oha. Oha! Bu ne be?

Abi kaç kişi bu aile?

Kim amca, kim dayı belli değil. Her fotoğrafta yeni biri.

-Neymiş o ya? -(Murat) Kenan şuna bak, şu fotoğrafa.

Nasıl ya?

Ne oldu?

Benim bu fotoğrafı Leyla'ya göstermem lazım.

-Nasıl yani? -Geliyorum ben. Leyla'ya gitmem lazım.

Oğlum sen de dakika bir gol bir Leyla'yı görmek için.

(Arama tonu)

(Telefon çalıyor)

Anne dur bir sen de.

(Arama tonu)

(Arama tonu)

Telefonları da mı açmıyorsun artık?

(Derin nefes alıp verdi)

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Derin nefes verdi) (Arama tonu)

(Telefon çalıyor)

Leylacığım ne yaptın, buldun mu bir yol?

Bulmuştur, bulmuştur bulmaz mı? Ailenin prensesi o.

Siz bizi yalnız bırakabilir misiniz?

-Aa, niye? -Aile meselesi.

Teyzem de aileden leyla.

Yok, yok. Leyla kızımız haklı.

Kimiz ki biz? Eliz biz el.

Off!

Şiştim, şiştim.

Ay sen niye geliyorsun benim peşimden?

Ya sana o lafı ettikten sonra orada mı kalsaydım teyze?

Tabii kalacaksın, bütün lafları dinleyeceksin.

Git arkandan iş çevirmesinler. Hadi şimdi git, bütün lafları dinle...

...sonra gel bana haber ver, tamam mı? Hadi yürü.

Tamam.

Ayy!

Ay anası da saftı bunun, bu da saf. Aynı anasına çekmiş.

Allah Allah!

(Arama tonu)

Aç şu telefonu, hadi Leyla aç şu telefonu.

(Telefon çalıyor)

(Telefon çalıyor)

Şimdi bizim bir avukatla görüşmemiz lazım.

Ben bir arkadaşımdan rica ettim, işinin ehli birini yönlendirdi.

Adı Serhan Akel.

Ev elimizden gitmeyecek değil mi Leyla?

Yani ben kendim için demiyorum, doğacak bebeğim için diyorum.

(Leyla) Sen sakin ol Nuray halledeceğiz.

Yalnız bu avukat, itiraz dilekçesi için birkaç bilgiye ihtiyacım var dedi.

Tamam, sen bana adresi verirsen, ben giderim adamın ofisine direkt.

Tamam.

(Telefon çalıyor)

Leyla aç istersen, belki mühim bir şeydir.

Leyla kim arıyor seni böyle?

Önemsiz biri.

(Telefon çalıyor)

Geliyorum ben.

Ben de.

Nuray bana bak...

Allah aşkına bak yettin ha, sen bir yandan, teyzen bir yandan.

Dramatize etme artık şu işleri.

Anne dizilerden öğrendiğin kelimelerle gelme bana.

Ben gerçek hayattan bahsediyorum, açlıktan bahsediyorum...

...sefaletten bahsediyorum ben. -Açlık, sefalet mi?

Sen iyice delirdin ha! Uzatma artık insanların içinde, yeter!

(Arama tonu)

Aç şu telefonu, hadi Leyla aç şu telefonu.

(Telefon çalıyor) (Leyla) Senden kurtuluş yok mu ya?

(Telefon çalıyor)

Ne var, ne?

-Neredesin? -Sana ne?

Annenlere doğru gidiyorum, umarım oradasındır.

Gelme Kenan.

İkimizden de önemli bir şey var elimde, görmen lazım.

Ne diyorsun ya, neymiş?

Gelince görürsün.

Allah'ım ya.

(Müzik)

Anneciğim yoğunluğumdan dolayı açamadım telefonunu, dönemedim de sana.

Ee, iyi misin?

İyisindir umarım? İyi ol, tamam mı?

Beni istediğin zaman da arayabilirsin gün içinde.

Tamam mı?

Öpüyorum seni.

(Gerilim müziği)

(Mesaj geldi)

(Turan dış ses) Kendimizi düşünmenin zamanı değil. Bencilliğin lüzumu yok.

Her şey bizim suçumuz. Kadının ne suçu var, Kenan’ın ne suçu var?

Kenan her şeyi öğrendiğinde yüzümüze bakmayacak.

Asıl gerçek annesini sakladığımızı anlayınca yüzümüze bakmayacak.

İşte o zaman da yerden göğe kadar haklı olacak!

(Geçiş sesi)

(Müzik)

-Buyurun. -Cumhuriyet Başsavcı Vekili Turan Öztürk.

Buyurun Sayın Savcı'm nasıl yardımcı olabilirim?

Müşerref Hanım'la konuşacaktım.

Konu neydi? Yani nasıl bilgi vereyim içeriye?

Önemli bir konu özel. Kendisiyle görüşmem lazım.

(Görevli) Tamam, buyurun. Arkadaşlar yönlendirecekler sizi.

(Müşerref derin nefes verdi)

Yusuf'um.

Neredesin oğlum? Çık gel.

Etrafımız yılan dolu.

Sana olana sahip çık oğlum.

(Kapı vuruldu)

Evet? (Kapı açıldı)

Müşerref Hanım, efendim bir misafiriniz var.

Kimmiş? Ben misafir falan beklemiyorum.

Beyefendi başsavcı vekiliymiş efendim.

-Ne? -(Kadın) Başsavcı vekili efendim.

Başsavcı mı?

Benim, başsavcıyla ne işim olabilir ki?

Biliyorum efendim, sizi bekliyor.

Kızım sen başsavcıyı niye bekletiyorsun, alsana içeri? Allah Allah!

Sağ ol.

-Merhaba. -Hoş geldiniz.

Hoş bulduk. Ben Turan Öztürk, Cumhuriyet Başsavcı Vekili'yim.

Kenan Öztürk'ün bir yakını mısınız?

Babasıyım.

Ha öyle mi? Kenan Bey gün içinde buradaydı.

Biliyorum, biliyorum.

Buyurun lütfen.

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

(Müzik devam ediyor)

(Kapı zili çaldı)

(Müzik devam ediyor)

Allah Allah!

Niye açmaz bu kadın ya?

(Müzik)

Aa, Kenan Bey değil mi o?

Teyze!

(Nuray) Teyze koş koş! Kenan Öztürk geldi haberci olan var ya.

Nuray beni delirteceksin ha, vallahi bak.

Sen de delirmeye yer arama ya!

Ay hakikaten o! Kız keşke bir fotoğraf çektirseydik.

Çektiririz, çektiririz. Kırmaz beni.

Hadi bakalım.

Katranı kaynatsan olur mu şeker?

-Leyla... -Ne?

Niye gelmiş bu?

Öyle canı istediğinde gidip, kafasına estiğinde dönüyor muymuş?

Böyle mi olacakmış yani?

Önemli bir şey söyleyecekmiş.

Ne söyleyecekmiş ya? Gelsin benim yanımda söylesin.

Öyle kardeşimizi tek gördü diye kafasına göre iş yapamaz kimse.

Sen merak etme, ben baş edebilirim onunla.

Hadi geç sen.

Ya ben biliyorum da o da bilsin.

Neyse.

(Müzik)

Niye geldin?

Önemli olmasa gelmezdim.

Burada pek hoş karşılanmıyorsun.

Fark ettim.

-Kenan bak bizimle ilgiliyse ben... -(Kenan) Bizimle ilgili değil.

Şu bir kadın vardı hatırlıyor musun oğlunu arayan?

-Müşerref? -Evet Müşerref Hanım.

Ne ilgisi var ki seninle?

Benden bir yardım istedi. Konuştuk, bir fotoğraf verdi.

Fotoğrafta ikimizin de ilgisini çekecek biri olduğunu düşünüyorum. Bak.

-Bir şey de içmediniz. -Yok, gerek yok. Teşekkür ederim.

Siz şimdi merak ediyorsunuz. Bu adamın burada ne işi var diye.

Evet, yani merak etmedim desem yalan olur. Konu neydi?

Konu...

...konu...

...yıllar önce kaybettiğiniz oğlunuz.

(Müzik)

-Bu... -İdris.

Kesin bu olayla bağlantısı var.

Eğer İdris'i bulursak, o çocuğu da buluruz.

(Müzik)

Bu dizinin ayrıntılı altyazısı FOX TV tarafından...

...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.

www.sebeder.org

Ayrıntılı Altyazı Çevirmenleri: Sunay Temür - Belgin Yılmaz...

...Bülent Temür - Çağıl Doğan - Hatice Başpınar

Editör: Ela Korgan

(Jenerik müziği)

(Jenerik müziği devam ediyor)

(Jenerik müziği devam ediyor)

(Jenerik müziği devam ediyor)

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.