All language subtitles for 11.B+Âl++m

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish Download
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

(Müzik)

(Anons kadın ses) Lütfen dikkat.

34-29 sefer sayılı Madrid uçağı 37 nolu çıkış kapısından yolcu alımına hazırdır.

Yolcuların çıkış kapısından uçağı binmeleri rica olunur.

(Yabancı dilde anonsu tekrar ediyor)

-Nevin, sen geç. -Tamam.

(Müzik)

Hadi oğlum.

Leyla nefret edecek benden.

(Müzik)

(Duygusal müzik)

(Operatör ses) Aradığınız kişiye şu an ulaşılamıyor.

Lütfen daha sonra tekrar deneyiniz.

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Jenerik müziği)

(Jenerik müziği devam ediyor)

(Jenerik müziği devam ediyor)

(Jenerik müziği devam ediyor)

Oğlum, üşüdün mü yavrum?

-Biraz. -Ah tamam.

Şu montun önünü güzelce kapatalım.

Burada birazcık işimiz var.

Anne, balon, balon.

Bana da balon alır mısın?

Alalım tabii, buradan çıkalım hemen alırız.

-Hangi renk istiyorsun bakalım? -Mavi.

Gel.

Azıcık işimiz var. Halledelim, alacağım sana söz.

(Kadın) Müşerref Karacabey.

Beni burada bekle, tamam mı? Hiçbir yere kıpırdama, hemen geleceğim.

-Tamam mı oğlum? -Tamam.

Hah.

Bekle, hemen geliyorum.

(Müzik)

Yusuf.

Yusuf.

Yusuf.

Oğlum.

Yusuf.

Oğlum.

Yusuf!

Şurada küçük bir çocuk oturuyordu, gördünüz mü?

(Kadın) Görmedim.

Yusuf!

Ya kimse görmedi mi?

Yusuf!

(Müşerref) Yusuf!

Yusuf oğlum!

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

(Müzik)

Turan Bey'e mi bakmıştınız kızım?

Evet, Turan Bey'e baktım.

Kendisi benim başsavcım olur da.

Ben birkaç gündür haber alamıyorum.

Telefonlara da cevap vermiyorlar.

Onlar birkaç gündür evde yoklar.

Siz biliyor musunuz, yani giderken size bir şey dediler mi?

(Komşu kadın) Bir şey söylemediler. Hiç bilmiyorum.

(Leyla) Anladım.

Ben size kartımı versem...

...eğer görürseniz ya da haber alırsanız beni arar mısınız?

-Tabii ki. -Sağ olun.

(Komşu kadın) İyi günler.

(Müzik)

Ne diyor?

Bilmiyor. O da birkaç gündür burada değiller diyor.

Allah Allah! Yani yer yarıldı yerin içine girdi sanki bu adam.

Hiç bilmiyorum, gerçekten. Başına bir şey mi geldi, öldü mü, kaldı mı, ne oldu?

(Yasemin) Kuzum öyle söyleme, Allah korusun.

Yani başına bir şey gelmiş olsa haberimiz olurdu herhâlde.

(Leyla) O zaman bu ne Yasemin?

Bu ne böyle, hiçbir şey demeden, bir not bile bırakmadan? Ya bir şey ya, bir şey.

Uf!

Murat da mı hâlâ bir şey bilmiyor? Onu aramamış mı?

Yok, aramış da ulaşamıyor o da hâlâ, yani çok kızgın Kenan'a.

-Bir konuşsak mı yine? -Tamam.

Ben Murat'ı arayayım, gidelim orada konuşalım, olur mu?

Tamam.

Eşyalarını topladın gidiyorum diye, sonra birdenbire hamileyim dedin Nuray.

Ya sen bana niye inanmıyorsun? Sen beni buraya niye getirdin?

Yaptım işte evde test. İki çizgi çıktı, hamileyim.

Tamam, görelim işte, tamam.

Ya sen bana niye inanmıyorsun? Ben yalan mı söylüyorum?

İnanıyorum tabii ama o testler yanılabiliyor bazen. Emin olalım istedim.

Ya ben senin çocuğunu doğuracağım, şu gördüğüm muameleye bakar mısın?

Ne muamelesi ya? Bir şey yaptığım yok. Gel.

Al, burasıymış.

Tamam, sen beni burada bekle, tamam mı?

-Ben hemen gidip geliyorum. -Tamam hadi, hadi.

Şey, bir şey diyecektim sana.

Çocuğun cinsiyeti erkek olursa adını Ekrem koyalım mı?

(Nuray) Babamın adını yaşatmış oluruz. Ne dersin?

Tamam, konuşuruz bunları Nuray. Sen şu testi ol da hadi.

-Gir hadi. -Tamam.

-Nuray Gediz, değil mi? -Evet.

Buyurun oturun lütfen, kolunuzu uzatın.

Kardeş bana bir baksana.

Ben bittim. Ben öldüm.

Ne olur bana yardım et.

Ben kocama yalan söyledim, hamileyim dedim.

Yani beni bir şekilde bu işten kurtar ne olursun.

Nasıl, anlamadım?

Şimdi kan vereceğim ya, hamile olmadığım ortaya çıkacak.

Öldürür bu adam beni.

Niye öldürsün hanımefendi?

Bu adam var ya bu adam, hapisten yeni çıktı.

Tabii 12 yıl yattı. İki adam vurdu.

(Nuray) Delinin, psikopatın teki bu adam.

Tutturdu erkek evlat istiyorum diye.

Her gece beni dövüyor. Sopayla dövüyor, kemerle dövüyor.

-Bakın o zaman polise gidin. -(Nuray) Tabii.

Gideyim polise sen de benim cenazeme gel.

Tövbe ya Rabbi.

Bak, sen şimdi bana bir hamilelik raporu hazırla.

Ben de seni paraya boğarım.

Al.

-Bununla mı boğacaksınız? -Avans olarak kabul et.

Sonra da ne kadar istersen veririm, merak etme.

Bakın, bu duyulursa ben mesleğimi kaybederim.

Lütfen uzatın kolunuzu işimi yapayım.

Öldürsün yani adam beni.

Polise gidin, ben bir şey yapamam. Lütfen.

(Müzik)

(Murat) Bak, bin kere aramışımdır ya. Bak bin kere aradım.

Sesli mesaj attım, mesaj attım.

(Murat) Annesini, babasını aradım. Yani yok, yok, yok.

Bari iyi mi, değil mi onu öğrenseydik.

Başına bir şey geldi diye korkuyorum.

Bir gün önce evlenelim diyen adam.

-Evlenme mi teklif etti sana? -Evet.

Aa! Yasemin.

Evet, haberin yok senin.

Leylacığım.

Bak, iki üç sene önce falan Kenan yine böyle bir ortadan kayboldu.

Biz ara ara yok, ara ara yok.

Sonra birdenbire böyle iki üç gün sonra falan ortaya çıktı.

-Çıkıp gelir mi diyorsun yani? -Çıkıp gelir.

Dalga mı geçiyorsun?

-Sen benimle dalga geçiyorsun. -Leylacığım.

Ben yıllar sonra ilk defa birine inandım.

Hayatıma aldım, kalbimi açtım. Ne kadar zordu sen biliyor musun?

-Bir tanem lütfen, tamam. -Yasemin, bir dakika ya, bir dakika!

Lütfen deyip durma!

Biz bu adamla yemekteydik ya, yemek yiyorduk.

Bana seni seviyorum dedi, ben de seni dedim.

Sonra lavaboya diye kalktı bir saat bekledim gelmedi.

(Leyla) Restoranı ayağa kaldırdım. Hastanelere baktım yok.

Şimdi öylece çıkar gelir mi diyorsun sen bana?

Yani Leylacığım ben de işten ayrıldım, Kenan'la iş yapabilmek için ama...

...bak benim de bin yıllık arkadaşım ortada yok.

(Yasemin) Tamam şey...

Murat, bilmediğimiz başka bir şey mi var?

-Ne gibi? -(Yasemin) Ne bileyim...

...başka biri falan mı var yani şimdi?

(Murat) Ya yok biri falan canım, niye biri falan olsun? Yok.

Ya ne o zaman? Hasta falan mı, nesi var?

Hastalığı... Yani kaybolmadan önce bana...

Turan Başsavcı bana bir kazadan bahsetti.

Ne kazası?

Çocukken arkadaşlarıyla oynarken bunu bir yere kilitlemişler, bir kulübeye.

-Orada yangın çıkmış. -(Murat) Ee?

Bu travmayla da arada bir hafıza kayıpları yaşıyormuş.

Hafıza kaybı, evet hafıza kaybıyla ilgili bir şeyler anlattı bana.

Demek ki sebep bu muymuş? Zaten o da bunu arıyordu.

Kenan bilmiyor ki söylememişler Kenan'a.

-Niye söylememişler? -Ne bileyim ben?

Boş ver şimdi yani o zaman konu...

...bu durumla ilgili olabilir yani belki de.

Bilmiyorum Yasemin.

Bence biz bir sakin olalım.

Bekleyelim. Yani Turan Başsavcı'nın gelmesini bir bekleyelim.

Belli ki ortada ciddi bir durum var. Yani bu konuyla ilgili olabilir.

Şimdi boşu boşuna da hani günahını almayalım.

Of! İnşallah öyledir.

Of!

-Nuray Gediz. -(Tahir) Hah.

-Sonuçlarınız çıktı. -(Tahir) Ben bir bakabilir miyim?

Bakalım kaç haftalık hamilesin.

Tahir...

Pozitif diyor.

(Hemşire) Evet.

Gözünüz aydın, hanımefendi dört haftalık hamile.

Kim hamile, ben mi?

(Hemşire) Kan vermediniz mi, bir yanlışlık mı var?

Aa! Verdim, kan verdim ben.

Tamam işte, hamilesiniz.

Hamileyim.

Hamileyim.

Tahir, hamileyim ben.

Tahir.

Allah'ım! Allah'ım inanamıyorum.

(Nuray) Hamileyim ben.

Yukarıdaki odayı çocuk odası yaparız.

Güzelce böyle bir düzenleriz falan boyarız.

Acaba cinsiyeti ne olacak ya ne zaman belli olacak kız mı, erkek mi?

Tabii ben erkek olmasını istiyorum. Sağlıklı olsun da en önemlisi o.

(Nuray) Şahinde annem duyunca çıldıracak sevinçten ya.

Tahir, Leyla'ya da haber verelim mi?

(Nuray) Morali düzelir, bu haber ona da iyi gelir.

Allah Allah!

İnanamıyorum.

Anne! Anne müjdemi isterim, neredesin?

-Ay anne! -Ne oluyor ya?

Anne, babaanne oluyorsun, gözün aydın.

-Ne diyorsun kız? -Evet bak, bu da kapı gibi rapor.

Bakayım.

Aa! Ay nihayet güzel bir haber. Tebrik ederim.

-Sağ ol anneciğim. -Sevindim.

Oğlum, baba oluyorsun, öyle mi?

Sağ ol anneciğim, sağ ol.

-Ah canım benim. -Ben bir yukarı çıkayım. Yorgunum biraz.

Anne, ya sen baksana şu Allah'ın işine.

Adama yalan söyledim. Gerçekten hamile çıktım.

Dört ayak üstüne düşmek diye buna denir.

Oh!

Ee, artık bana da bir yardımcı alırsın değil mi Şaho nenesi?

Nuraycığım, ben sana bir şey soracağım. Sen salak mısın kızım?

Ne alaka şimdi?

Ben seni o hastaneye neden gönderdim?

Ne bileyim neden gönderdin?

Çünkü senelerdir tanıyorum ben o doktoru.

Para verdim ben adama sana bu rapor versin diye.

Nasıl yani?

Hamile değil miyim ben?

Hayır, değilsin.

Sahte bu rapor, ben ayarladım.

Şimdi, benim sende bir sırrım var.

Ama artık senin de bende bir sırrın var.

Yani ben yanarsam sen de yanarsın.

Hamile olmadığın ortaya çıktığında Tahir'in senin edeceğin...

...bir tek kelimeye bile artık inanmayacağını hesaba katarsak...

...ben avantajlı bile sayılırım. Anladın mı?

-Anladım. -Güzel.

Hadi bakalım, şimdi bir iki ay vaktin var, karnın hemen şişmez.

Sen de bu arada ne yap ne et gerçekten hamile kalmaya çalış.

Yoksa fena patlarız.

Ya adam bana dokunmuyor ki ben nasıl hamile kalacağım?

Aklı hâlâ o kadında.

Boşanacağım diye tutturdu. Bak, vallahi ben o kadını boğarım.

Bir sakin ol, sen önce bir sakin ol.

Tahir'in yüzü tutmaz artık Yasemin'in karşısına çıkmaya.

Yasemin de karısı hamile bir adamla herhâlde beraber olmaz.

Bitti artık o iş ya, unut onu yani.

Ne yapacağım peki ben? Ne yapacağız yani?

Hadi öğrenirse Tahir yalan söylediğimizi?

Vallahi o zaman ikimizi de keser. Haksız da sayılmaz yani.

İnanmıştım ya.

Vallahi inanmıştım.

Gerçekten hamileyim sanmıştım.

Nuraycığım, senin güttüğün koyun kadar benim çoban dövmüşlüğüm var.

Hadi bakalım.

Bu raporu da al, albümüne falan koyarsın, hatıra olarak.

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Duygusal müzik devam ediyor)

Doktorla konuştum.

Çok iyi profesör.

Süreci uzun uzun anlattı.

Yarın tedavi başlıyor.

Bir şey söyledi mi peki, ne kadar sürermiş?

Sen iyileşene kadar.

Bak, bu süre zarfında telefon yok, arkadaş yok, ziyaretçi yok.

Sadece annenle baban olabilir. Onlar da arkada seni bekliyor.

Hadi, git vedalaş ailenle.

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

Her şey yolunda mı?

Yarın başlıyormuşuz.

-Biz ara sıra geliriz, tamam mı? -Gelmeyin.

Kimseyi istemiyorum burada.

Kızgınsın, biliyorum.

Koca bir yalan üzerine bir hayat kurmama izin vermişsiniz.

Kızgınım biraz, evet.

Kenan, ne olur böyle konuşma.

Nasıl konuşmamı istersin be annem?

Biz seni çok sevdik.

Sevmedik mi? Canımızdan çok sevdik.

Konunun sevgiyle bir ilgisi yok.

O gün babam eve...

O gün eve başka biri de gelseydi onu da sevecektin.

Sevmeyecek miydin?

Ama sen geldin.

Konunun sevgiyle ilgisi yok. Bu bencilce bir şey.

Yalvarırım böyle konuşma.

Daha fazlası var içimde, gidin buradan.

(Turan) Tamam, tamam.

Nasıl istiyorsan öyle hisset.

İster öfkelen, kız, kırıl, nasıl istiyorsan.

Ama şunu bil.

Senin ailen biziz.

Benim bir ailem yok.

Senin de bir oğlun yok.

Kapat artık bu konuyu.

Ama gerçekten teşekkür ederim.

Öyle ya da böyle bana bir hayat sağladınız. Minnettarım.

Tamam.

Tekrar söylüyorum.

İstediğini hissedebilirsin.

Ama biz ne yaptıysak iyi niyetle her şeyi senin iyiliğin için yaptık.

Buna şüphe yok. Anlıyorum.

Ama sen de çok iyi biliyorsun ki...

...cehenneme giden bütün yollar iyi niyet taşlarıyla döşeli.

Oğlum.

Ben seni çok seviyorum, hem de çok.

Hiçbir şeye inanmıyorsan buna inan.

(Kenan) Lütfen.

Gerçekten.

Bu arada...

...Leyla...

...kesin size beni soracaktır.

Kesin soracak.

Söyleyin ona...

...boşuna beklemesin beni.

Hoşça kalın.

(Gerilim müziği)

(Mesaj geldi)

(Duygusal müzik)

Biliyorum zor ama...

...o telefonu almaları gerekiyor.

Kimseyi aramam.

Yani sadece Leyla'nın fotoğrafları var. Onlara bakarım.

Bak Kenancığım, zor bir süreç seni bekliyor.

Belki ağır ilaçlar kullanacaksın.

Ama en büyük düşmanın bu süreçte...

Geçmişim.

İyi olmak istiyorsan...

...en azından bir süre her şeyi aklından çıkartman lazım.

(Süheyl) Özellikle Leyla'yı.

Onu düşünmek sana hiç iyi gelmeyecek Kenan, inan bana.

O benim aklımda değil ki.

Kalbimde.

Buna tıbbın yapabileceği bir şey yok.

Sen halledeceksin.

Ben yanlış anladım. Büyük ihtimalle ben...

...gittiğimde Leyla'yla konuşacağım bunu, değil mi?

Anlatabileceğim yani?

Şunu net anlaman lazım Kenan.

Bu rahatsızlığı baskılayabiliriz.

Ama hiçbir zaman Doğan'ın geri gelmeyeceğinden emin olamayız.

Leyla'yı düşündüğünde...

...onu da düşün, olur mu?

(Müzik)

Telefonu görevlilere vermem lazım.

Tabii ki buyurun.

Hocam.

Efendim.

Ben sormak zorundayım.

Doğan.

Kötü bir şey yapmadı, değil mi?

Hayır.

En azından ben bilmiyorum.

(Müzik)

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

Tamam, sen de artık üzme kendini.

Oğlumuz iyi olacak, merak etme.

Sonra?

Sonra ne?

Sonra ne olacak?

Gerçek ailesi olmadığımızı öğrendi.

Ya onların peşine düşerse?

Ben artık Kenan'ı kaybetmek istemiyorum.

İşte o zaman onu kaybederiz Turan.

Ben artık dayanamıyorum, onu kaybetmek istemiyorum.

Tamam, ağlama.

Önce bir iyileşsin, sonra düşünürüz bunları.

Bakarız bir çaresine ama önce bir iyileşsin.

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

Müşerref ben.

Mustafa, emekli başkomiser.

Buyurun.

Mustafa Bey.

Ben size bu konuyu daha önce biraz arz etmiştim.

Oğlumu arıyorum.

Ne zaman kayboldu demiştiniz?

30 yıl olacak önümüzdeki hafta.

(Mustafa) 30 yıl?

Peki daha önce başka biri araştırdı mı? Ben ilk miyim?

Eşim, ölene kadar bu işin peşini bırakmadı.

Ha bugün ha yarın derken, koskoca 30 yıl geçti.

Ben de bekledim.

(Mustafa) Başınız sağ olsun.

Allah razı olsun.

Eşiniz peki hiçbir şey bulamamış mı?

Bulmuş ama ben umutlanmayayım diye bana bir şey dememiş.

Evladımı yetimhaneye bırakmışlar.

(Müşerref) Eşim her yere adamlarını gönderdi ama...

...maalesef bulamadık. Sanki yer yarılmış yerin içine girmiş oğlum.

Eşim ölmeden önce bana...

...evladımı ben bulamadım, sen bul, dedi.

Bir hafta oldu daha kaybedeli, toprağı ıslak.

Oğlumu bul.

Eşim huzurla yatsın.

Anladım.

Elimizde ne var?

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

Bu.

Başka?

Başka bir şey yok. Hepi topu bu.

Adı neydi?

Yusuf.

Bakın Müşerref Hanım, bu aylar sürebilir.

Sürsün.

Çok da maliyetli olabilir.

Olsun.

Sen bana ufacık bir iz bul.

Böyle küçücük, hardal tanesi kadar.

Sonra dile benden ne dilersen.

Ev mi istiyorsun? Alayım. Araba, han, hamam?

Ne istersen alayım.

Ama yeter ki bana oğlumu bul.

Yeter ki ölmeden oğlumu bir kere göreyim.

Onun sağ olduğunu görebileyim.

Sonra dile benden ne dilersen.

Yine de bazı bilgilere ihtiyacım olacak.

Tabii.

Ne lazımsa.

Bulabilir misin?

Elimden geleni yaparım.

Yap.

Elinden ne geliyorsa yap.

Onun kokusu burnumun ucunda.

Anlatabildim mi?

Anladım, Müşerref Hanım.

Gayet iyi anladım.

(Müzik)

(Telefon çalıyor)

(Telefon çalıyor)

(Telefon ısrarla çalıyor)

-Refik Komiser. -(Refik ses) Savcım.

Kenan Bey'le ilgili bir bilgiye ulaştım.

Ne oldu? Bir şey mi oldu?

(Refik ses) Yurt dışına çıkmış.

Yanında Turan Başsavcı'mla, Nevin Hanım da varmış.

(Refik ses) Havaalanı polisinden bir devrem var, o baktı.

-Nereye gitmiş? -(Refik ses) İsviçre.

Ne?

Anladım, sağ ol.

Ne olmuş, ne diyor?

Kenan İsviçre'ye gitmiş.

Niye?

Bilmiyorum.

(Yasemin) Çok şükür ya.

Başına bir şey gelmedi yani, iyi.

Of!

(Yasemin) Nihayet haber aldık. En azından hayatta yani.

İyi de...

...bu adam...

...bile bile gitmiş.

Bile bile bırakmış beni.

Planlamış, biletini almış...

...benimle yemek yemiş, defolup gitmiş.

Leylacığım, sakin. Yani şey...

Kenan bunu yapacak birisi değil ki.

Yaptı işte Yasemin, neyini anlamıyorsun? Yapmış!

Hayır ya, aklım almıyor.

Murat desen ya o böyle bir ayılığı çok profesyonel bir şekilde yapar da...

...Kenan'dan bahset... -Tamam, duymak istemiyorum.

-(Yasemin) Kenan'ın... -Kenan falan deme bana! Bitti!

Bitti, duymak istemiyorum! Allah kahretsin!

Leyla.

(Müzik)

(Telefon çalıyor)

(Telefon çalıyor)

-Leyla Hanım. -(Komşu kadın ses) Leyla Hanım.

Ben Turan Bey'in komşusu, gündüz konuşmuştuk.

Söylemem doğru mu bilemiyorum ama biraz önce geldiler.

Çok teşekkür ederim, çok sağ olun.

Seninki yine gelmedi, bak bu saat oldu.

Sevincinden ne yapacağını şaşırmıştır.

Anne, dalga geçme Allah aşkına ya.

Anne, diyorum ki bir karşına al da konuş doğru düzgün.

Konuşurum konuşmasına da...

...kendi öz oğluma yalan söylettirdin bana.

Anne, yanlış anlama da bu evde senden âlâ yalancı yok.

Nuray, saçma sapan konuşup benim canımı sıkma!

Bak, dolarım yine o saçlarını ellerime, uğraştırtma kendinle.

Anne bak...

...bir şeyleri düzeltebilmemiz için bir fırsat var önümüzde.

Diyorum ki bir ara Tahir'i, neredesin de, olur mu?

(Müzik)

(Telefon çalıyor)

(Telefon çalıyor)

(Telefon ısrarla çalıyor)

Efendim anne?

Tahir, neredesin sen oğlum?

Cehennemin dibindeyim demeyi o kadar isterdim ki.

Öyle şeyler söyleme oğlum.

Hadi çık gel evine.

Bak Nuray'ın sana her zamankinden fazla ihtiyacı var.

(Şahinde) Benim de sana ihtiyacım var.

Baban gitti. Bir de sen üzme beni.

Evlat yolu gözlettirme bana.

Tamam anne, tamam.

Bir işim var onu halledeyim geleceğim.

Tamam güzel oğlum, bekliyorum.

Ne diyor?

Geleceğim, dedi.

Ben odama çıkıyorum. Tahir gelince haber verirsin.

Gelirse tabii.

Vallahi şansımı deneyeceğim.

(Kapı zili çaldı)

-(Murat ses) Kim o? -Hah, Murat.

-Benim Yasemin. -(Murat ses) Yasemin mi?

Evet.

Hani 1.50 boylarında, herkesi çatır çatır boşayan avukat kız.

Aynı zamanda Leyla'nın arkadaşı.

Kenan'ın evinde tanışmıştık. Sen geçici hafıza kaybı mı yaşıyorsun?

Çok soğuk açar mısın kapıyı lütfen?

-Gel gel, aşağı kat, gel. -(Yasemin) Hah.

Ya kusura bakma Murat, yani bu saatte geliyorum ama aradım ulaşamadım sana.

Hiç duymadım. Telefon sessizde galiba, gel.

Belli ki olaylardan da haberin yok senin.

Yok yok, ne oldu?

-Geçiyorum içeri. -Geç hadi, geç.

Ee, ne oldu?

Senin haberin var mıydı? Kenan İsviçre'ye gitmiş.

İsviçre'ye gitmiş Kenan? Yok, hayır.

Leyla çok kötü durumda Murat, ben artık arkadaşımın bu kadar...

...üzülmesini istemiyorum. Yani belki sen bir şey biliyorsun diye geldim.

Yok güzelim, ben hiçbir şey bilmiyorum.

Senden duydum şu an Kenan'ın İsviçre'ye gittiğini.

Evet yani bir...

Çok pardon, ben yanlış bir zamanda mı geldim?

Yok, yanlış bir zamanda gelmedin, misafirim var.

(Kadın) Murat, telefonda mısın?

Yok canım, arkadaşım geldi.

El kremin var mı?

(Murat) Krem çekmecede.

Merhaba.

Kuzenim ya.

Buse.

Kuzenim diyorsun bir de.

-Ben bu midesizliğe yokum ya. Gerçekten. -Ne diyorsun sen ya?

Benim aptallığım ama yani haber vermeden geldim falan.

Sen ne diyorsun ya? Ne yapıyorsun sen?

Kuzenime ne diyeyim, eniştem mi diyeyim? Nereye gidiyorsun?

(Yasemin) Üf! Bir de dalga geçiyorsun Murat ya!

Gerçekten inanılmazsın ya.

Salaklık bende ya. Malım ben ya. Bir de bozuluyorum.

Of!

Yasemin, sen ne yapıyorsun, şaka mı yapıyorsun şu an gerçekten?

Kusura bakma ama defol git, gerçekten!

Yani bana ne oluyorsa, zaten o da ayrı bir konu.

Sen şu an ne diyorsun? Kuzenim diyorum, anlamıyor musun?

Ya ne kuzeni ya, sen ne diyorsun? Biz seninle sevgili değiliz Murat.

(Yasemin) Git takıl abi.

Kiminle takılmak istiyorsan takıl, bana ne?

Ya ne takılması, ne anlatıyorsun?

Kuzenim diyorum sana dinlemiyor musun beni?

Murat, sen zaten böyle bir adamsın.

Aynı anda böyle birden fazla kadınla flört eden falan...

...böyle özgürlük bilmem ne, bağlanamıyorum triplerine giren...

...bir adamsın.

Ben ne bekliyordum ki, ne bekliyordum yani ben?

-(Murat) Dinlemeyecek misin? -Ya dinlemeyeceğim.

Zaten gözümle gördüm. Neyi dinleyeceğim ben?

-Tamam, dinleme. -(Yasemin) Aynen.

-Beni asla arama tamam mı? -(Murat) Tamam.

Mesaj da atma. Seni görmek bile istemiyorum.

-(Murat) Tamam. -Gerçekten.

Beni görmeyeceksin. Ben de inandım buna gerçekten inandım.

-Hiç seninle uğraşamayacağım. -Senin şovuna inandım. Bravo.

Çekilir misin? Seninle hiç uğraşamayacağım.

İnanılmazsın ya!

-Sensin! -İnandım sana evet.

(Yasemin) Muhatap olma benimle (Bip) zekâlı!

Seni aramayacağım.

-Al canım. -Hah.

-Teşekkür ederim. -Rica ederim.

-Ya Nevin. -Oh!

Düşünüyorum da ben bir iki güne bu kızla adliyede karşılaşacağım.

Ben ne anlatacağım, ne diyeceğim Leyla'ya?

Ya ben bilmiyorum ki yani Turan, ne denir, ne söylenir?

Gerçekten bilmiyorum.

Hayır ben bu kızı karşıma aldım.

Senin adın geçince benim oğlumun...

(Kapı zili çaldı)

Hiçbir şey bilmiyorum.

Hayırdır bu saatte?

Leyla.

Başsavcım.

Biliyorum bu saatte rahatsız ediyorum ama...

Yok kızım, gel gel, gelsene içeri. Gel gel.

Gel, hoş geldin kızım.

Kenan'ı merak ettin tabii.

Başsavcım, başına bir şey mi geldi?

İsviçre'ye gitmiş, biliyorum. Siz de onunla gitmişsiniz.

Doğru ama önce gel içeri, gel kızım.

(Turan) Gel.

Gel kızım.

-Bir şey içer misin güzel kızım? -Yok bir şey almayacağım, sağ olun.

Ya işte...

...bizim oğlumuz Kenan böyle bir adam kızım.

(Turan) Aklına eseni yapıyor.

Nasıl?

Şimdi bu işi bıraktı ya, mesleğini.

Bunalıma girmiş, pişman olmuş.

(Turan) Ben de dedim ki bu böyle olmaz, bir karar vermelisin.

İşin, mesleğin mi yoksa Leyla mı? Değil mi, bir karar vermek lazım.

Bu bir iki yıl önce İsviçre'de bir dağ evi almıştı, küçük bir ev.

Dedi ki ben oraya gidiyorum. Yani yalnız kalmak istiyorum, düşüneceğim.

Biz de annesiyle peşinden gittik.

Orada uzun uzun konuştuk.

Sonra kararını verdi.

İşini seçti.

(Turan) Ama ben bunu Leyla'yı anlatamam, dedi.

Güzel kızım, belli ki cesaret edemedi.

(Nevin) Yani sana söyleyemedi, senin üzülmeni istemedi.

Üzülmemi istemedi mi?

Nevin Hanım, kalbimi söküp çıkarsa, üstünde tepinse daha iyi.

Leyla, kızım, aslında fazla uzatmaya gerek yok. Her şey çok açık.

Bir bunalıma girdi, düşünmek istedi.

Ben anlatamam, ben söyleyemem, siz söyleyin Leyla'ya, dedi.

Kusura bakmasın, dedi.

Aslında bizim oğlandan sevgili falan olmaz, ben sana söyleyeyim.

Sen de kendini kurtardın, boş ver.

Sana söylemedik. Senden önce ne haltlar etti. Oo!

Turan Başsavcı'm.

Siz beni hiç mi tanımadınız?

Ne anlamda kızım?

Sizce ben bu yalana inanacak biri miyim?

O nasıl söz öyle yalan?

İşte sana Kenan'ın söylediğini anlattık, söyledik.

-Öyle mi? -(Turan) Evet.

Başsavcım, siz beni yanınıza çağırdınız.

(Leyla) Siz beni odanıza çağırmadınız mı?

Kenan'ın gözünde seni ne kadar sevdiğini görebiliyorum demediniz mi?

Şimdi nasıl Kenan böyle bir adam diyebiliyorsunuz?

Bak kızım, bu karar aynen Kenan'ın kararı.

Biz ne yapabiliriz ki?

Tam olarak ne zaman verildi bu karar Nevin Hanım?

Bana evlenme teklifi etmeden önce mi verildi bu karar?

Yoksa sonra mı?

Tam olarak ne zaman verildi? Bilmek hakkım çünkü benim.

Yemek yerken mi aldı bu adam biletini?

Ya da sabah yanımda uyandığında mı aniden gitmeye karar verdi?

(Leyla) Söyleyin!

Söyleyin!

Seni seviyorum deyip aniden canı mı sıkıldı bu adamın?

Başsavcım, bana gerçeği söyleyin. Nereye gitti bu adam, neden gitti?

-Leyla, kendine gel. -Ben kendimdeyim.

Hiç olmadığım kadar.

Sadece bir cevap arıyorum. Gerçek bir cevap.

Kızım sana cevabı veriyoruz ama sen anlamak istemiyorsun.

Söyledik işte, anlattık sana.

Bir bunalıma girdi, düşünmek istedi. Sonra kararını verdi.

(Turan) Ben söyleyemem, gidin Leyla'ya siz anlatın, siz söyleyin, dedi.

Ne yapalım yani kızım?

Şimdi bu yaştan sonra oturup sizin gönül işlerinizle mi uğraşalım?

(Turan) Yeter, bitti, kapandı bu konu, bitti!

(Hüzünlü müzik)

İyi geceler Leyla Savcı'm.

(Hüzünlü müzik)

(Hüzünlü müzik devam ediyor)

(Hüzünlü müzik devam ediyor)

Ah!

(Hüzünlü müzik devam ediyor)

Bir bıçak alıp...

...gerçekten kalbini canlı canlı yerinden söküp çıkarsaydın daha az acı çekerdi.

Ben bundan keyif alıyorum, değil mi?

Bu benim hoşuma gidiyor. Bu kızın kalbini kırmak benim hoşuma gidiyor, öyle mi?

Söylediklerine asla inanmadı.

İster inansın ister inanmasın Kenan'ı unutmak mecburiyetinde.

Ne yapacağız Turan?

İsviçre'ye gittiğini de öğrenmiş. Ya peşine düşerse?

Ne yapayım Nevin, söyle ne yapayım?

Çocuğu orada öyle bıraktık. Bu kız perişan.

Bir de bizim hâlimize bak.

Ya bir Allah'ın kulu bana soruyor mu, bir Allah'ın kulu?

Senin oğlun...

...hayatını, canını, kalbini verdiğin oğlun...

...sen artık benim babam değilsin diyor.

Sen ne hissediyorsun bu durumda diye bir Allah'ın kulu da bana soruyor mu Nevin?

Turan bak, Kenan şu anda şokta, ne yaptığını bilmiyor.

Biz onun gerçek ailesiyiz, biz onu çok seviyoruz, biz onun ailesiyiz.

Biz gerçekten ona her şeyimizi verdik.

O bizi daha çok sevecek, eskisinden daha çok sevecek Turan.

Hiç sanmıyorum Nevin.

(Turan) Hiç sanmıyorum.

Dur.

Ne yapıyorsun Tahir kapının önünde?

Seni bekliyordum.

Niye?

-Konuşmak için Yasemin. -Ne konuşacağız?

Ne konuşacağız ya biz?

Sen evli barklı...

Sen evli barklı adamsın. Biz ne konuşacağız Tahir?

-Tamam. -Sen gerçekten her şeyi unutup...

...baştan başlayabileceğimize inanıyor musun?

Böyle bir şey mümkün mü?

(Yasemin) Buraya gelip benim kafamı karıştıramazsın.

Senin boşanıp boşanmamanla ilgilenmiyorum ben.

Ben çok yoruldum artık, gerçekten çok yoruldum.

Yeter!

Gerçekten yeter! Hepiniz aynısınız!

(Müzik)

Tahir, git artık!

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

(Müzik devam ediyor)

Var mı bir haber?

Kenan gitti.

Nereye gitmiş?

Ne önemi var ki?

Turan Başsavcı sağ olsun çok sağlam bir açıklama yaptı.

Ne dedi?

Duymak istemeyeceğim şeyler işte.

Belki bana kızacaksın ama...

...ben Yasemin'i şimdi anladım.

Sen onu terk edip gittiğinde döktüğü her gözyaşını şimdi anlıyorum.

Çok mu ağlamıştı?

Biz seninle bunu hiç konuşmadık, değil mi?

Boş ver.

Konuşmayalım zaten.

Çok da konuşacak bir şey kalmadı zaten.

Sana iyi bir haberim var.

Kocaman bir göktaşı dünyaya çarpacak ve insanlığın sonu gelecek.

O kadar iyi bir haber değil maalesef.

Ne o zaman?

Hala oluyorsun.

Gerçekten mi?

Çok mutlu oldum diyeceğim ama...

...nasıl bir şey olduğunu pek hatırlamıyorum.

Benimle durumun farklı değil maalesef.

Nuray sevinmiştir.

Sevinmez mi ya?

Anneme de iyi gelir.

Sen?

Sen ne hissediyorsun?

Garip bir his ya.

Sanki mutlu olmak zorundayım gibi ama...

Bir yandan da mutluyum tabii.

Böyle kızımı kucağıma aldığımı düşündükçe bir heyecanlanıyorum.

Kız mı?

İnşallah.

Dua et de Nuray'a benzesin o zaman.

Oo!

Benzerse hepimiz ayvayı yedik.

Keşke babam da görseydi.

Çok sevinirdi.

Seninle gurur duyardı.

Yok, onu demedim.

Ya böyle...

...oturduk, sohbet ediyoruz ya işte seninle.

(Müzik)

Neyse, ben kalkayım, sen yorulmuşsundur.

(Leyla) Abi.

Bu kadar şeyle nasıl başa çıkıyorsun?

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

(Müzik)

(Leyla ses) Alo?

Alo?

Kenan.

Kenan sen misin?

(Leyla ses) Lütfen bir şey söyle.

Kenan bak, ben buradayım.

Ben buradayım, seni dinliyorum, lütfen bir şey söyle.

(Leyla ses) Lütfen konuş.

Bak, ben bugün babana gittim.

Baban çok değişik şeyler söyledi.

(Leyla ses) Kenan, ben anlamıyorum, ben çözemiyorum.

Lütfen sen anlat. Sen bir şey söyle, lütfen.

Kenan neredesin?

Neredesin söyle gerçekten. Bak gerçekten kızmayacağım, neredesin?

Neredesin, niye gittin? Gerçekten kızmayacağım, bir şey söyle lütfen.

Lütfen, bak ben yapamıyorum, lütfen Kenan.

(Leyla ağlıyor)

(Meşgul tonu)

(Müzik)

(Kenan bağırıyor)

Allah'ım ne yapacağım ben?

Kenan.

Allah'ım ne yapacağım ben?

Allah'ım ne yaptım ben?

Hocam, ben bir defa konuşmak istiyorum Leyla'yla.

Bir defa sadece.

-(Kenan) Anlatırım ben her türlü derdimi. -Anlatamazsın Kenan.

Bir defa konuşursam beni anlar hemen.

(Kenan) Bir konuşmada biter.

Buna izin veremem, konuşmuştuk.

Leyla'nın varlığı hastalığını tetikliyor olabilir.

Eğer gerçekten seviyorsan bu bedeli ödemek zorundasın, ondan uzak duracaksın.

Hem onun hem de kendi iyiliğin için Kenan.

Yalnız kalabilir miyim?

Lütfen.

("Çağan Şengül - Çok Yazık" çalıyor)

"Koşarak kaçtığım hep"

"Kendimmişim meğer"

"İncinmez sandığım"

"Her yanımda kocaman keder"

"Belki durup dururken"

"Belki hiç beklemezken"

"Bir sarılsan geçer"

"Yollarım dikenli, taşlı, ellerimde"

"Fotoğrafın, yüzünde aynı gülümseme"

Ama en başta çok ciddiye almamıştım sizi.

Neden?

Ciddiye alınmak için fazla güzelsiniz.

Sırada ne var, yemek daveti mi?

Çağırsam gelmezseniz.

Kolay gelsin Kenan Bey.

"Yıldızım ağlarsan düşer ellerine"

"Korkmadım karanlığınla yüzleşmeye"

"Parladım"

"Yollarım dikenli, taşlı, ellerimde"

"Fotoğrafın, yüzünde aynı gülümseme"

"Sormadım neden sonumuz geldi böyle"

"Çok yazık"

"Kollarım yuvan, sarardı gökyüzünde"

"Yıldızım ağlarsan düşer ellerine"

"Korkmadım karanlığınla yüzleşmeye"

"Parladım"

Benim sana ihtiyacım var.

Beni sevmene ihtiyacım var.

Seni sevmeye ihtiyacım var.

"Her şey yolundaymış, peki"

"Bu yalnızlık neden?"

"Belki gitmek zorundaydın fakat"

"Bu dünyaya bedel"

"Belki gelip geçerken"

"Belki yol üstündeyken"

"Bir kez uğrasan yeter"

"Yollarım dikenli, taşlı, ellerimde"

"Fotoğrafın, yüzünde aynı gülümseme"

Benimle evlenir misin?

Ciddisin?

"Sormadım neden sonumuz geldi böyle"

"Çok yazık"

"Kollarım yuvan, sarardı gökyüzünde"

"Yıldızım ağlarsan düşer ellerime"

"Korkmadım karanlığınla yüzleşmeye"

"Parladım"

-(Taksici) Aa, Kenan Bey. -Selamlar.

-Yoktunuz uzun zamandır ekranlarda. -Yurt dışındaydım.

-Ha ondan, özledik sizi. -Eksik olmayın.

(Taksici) Sormadım ama ne tarafa gidiyoruz?

-Yolda söyleyeceğim ben size. -(Taksici) Peki efendim.

Ama sahili kullanalım mı? İstanbul'u özledim.

(Taksici) Tabii efendim. İstanbul'u kim özlemez zaten?

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

(Kurye) Efendim bu size.

Bana mı?

Evet.

Kim göndermiş?

(Kurye) Bilmiyorum, adını yazmamış.

Teşekkür ederim ama ben bunu kabul edemem.

Geri götürebilir misiniz kim gönderdiyse?

-Peki efendim. -(Kurye) Sağ olun.

(Telefon çalıyor)

(Telefon çalıyor)

(Telefon ısrarla çalıyor)

-Efendim anne? -(Şahinde ses) Hah, Leyla.

Biz bugün bebek alışverişine gidiyoruz. Haber ver demiştin kızım.

Gelebilecek misin sen de?

Ben bugün uygun değilim.

Başka zaman gelsem olur mu? Nuray nasıl?

Aman her zamanki Nuray işte.

Bir şey soracağım. Sen bu akşam yemeğe gelecek misin?

Ona göre hazırlık yaptırayım.

Bakmam gereken dosyalar var. Ben sana haber veririm, olur mu?

Tamam güzel kızım, kolay gelsin.

Gelmiyor mu halamız?

Gelmiyor, davası varmış yavrum.

Evet.

Kesin kaçak Kenan'ın peşindedir o, ben sana söyleyeyim.

Kenan mı kaldı artık kızım? Allah Allah! Ya kız işinde gücünde.

Bak, buraya yazıyorum.

Kenan bir dönsün ne filmler dönecek, ne fırtınalar kopacak.

Bu aşk yeniden ile evlenecek Şahinde Hanım.

-Nuray demişti dersin. -Açtın gene şom ağzını.

Bir kere Leyla kabul etmez artık bu saatten sonra.

Köprünün altından ne sular geçti. Tükürüyorsun pis pis oraya buraya.

Üf!

Hadi yürü, geç kaldık.

Görürüz.

Hadi gözünüz aydın.

Oğlunuza kavuştunuz.

(İdris ses) Kenan uçaktan indi, gözlerimle gördüm.

-Hazırlık yapalım gelir şimdi. -Aylardır bir kere bile aramadı.

Zaten biz aradığımızda da telefonu suratımıza kapattı.

Geldiğinde hiç haberimiz olmadı. Süheyl Hoca olmasa bilmeyecektik.

Tamam ama iyileşti.

(İdris ses) İyi görünüyordu iyi, aynı eski Kenan.

Yalnız fazla darlamayın çocuğu.

İdris tamam, yardımın için sağ ol. Hadi sen de ortalıkta görünme fazla.

(İdris ses) Tamam.

Gerektiği zaman sen de beni nerede bulacağını biliyorsun.

Tamam.

Turan, ben oğlumu çok özledim.

Ya ne zamandır ne sesini duyabiliyorum, ne kokusunu alabiliyorum.

-Yok yok, ben bir onu arayacağım. -Nevin, dur. Dur acele etme.

Dur yapma.

Yani kendini hazır hissettiğinde arayacaktır, ulaşacaktır o.

Ya aramazsa?

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

Evet, bugünkü programımız da bu kadar.

Yarın yaklaşan yerel seçimleri değerlendireceğiz.

'Like'lamayı unutmayın. Kanalımıza abone olmayı da unutmayın lütfen.

Yorumlar önemli, görüşmek üzere. Sevgiler, saygılar.

Kes Mete, kes.

-Mete, kes! Hemen kes ama. -Tamam abi, yetişemedim.

-Nasıldı? -Abi muazzamsın.

Bir ara 42'yi gördük.

-Ne diyorsun ya, 42 bin mi? -Yok abi, düz.

-Düz ne? -Düz 42.

-Düz 42 kişi mi? -Evet.

Yapma ya?

Oğlum çok az ya 42 kişi de.

Abi bak, beni bir dinle dizi işine girelim.

Bir diziyi izlersin beraber gömeriz burada.

-Millet bayılıyor böyle şeylere. -Ya ne diyorsun Mete ya?

Dizi mi gömeceğiz yani bu yaştan sonra şimdi?

Haberciyiz oğlum biz, düzelecek bir şekilde.

Sen bilirsin abi.

Yani 42 de azmış. Sen kapıya baksana. (Kapı zili çaldı)

42 mi, 47 mi dedin?

(Nükhet) Muratcığım.

Seni tebrik etmek için geldim.

Harika bir yayındı hayatım, tebrik ederim.

Çok güldüm. Bunları unutmuşsun ofiste.

-Sağ ol. Mete bunları odaya bıraksana. -(Mete) Tamam abi.

Niye güldün ya o kadar? Çok da komik değildi.

Kulislerden bahsettik falan.

(Nükhet) Hâline güldüm Muratcığım, hâline.

Başta böyle bir bozulmuştum yani beni yüzüstü bıraktınız falan diye ama...

...Murat ben sizinle boşuna uğraşmışım, biliyor musunuz?

Harika bir ekip kurdum.

Her şey çok yolunda Murat, iyi ki gitmişsiniz.

Biliyorum, duydum. Piyasadaki bütün zirzopları toplamışsın.

Bütün deliller sende, kanalda, süper.

-Çünkü orası bir ticarethane hayatım. -Evet.

İşler tıkır tıkır yolunda.

-O zaman herkes mutlu Nükhet. -(Nükhet) Evet.

-Ne kadar güzel. -(Nükhet) Harika.

Evet, evet. O zaman sana ilkesiz yayın hayatında...

...ve taraflı televizyonculuğunda başarılar dileyeyim.

Teşekkür ederim. Ben de sana...

...yayın ve habercilik hayatında başarılar dileyeyim.

-Ama bir şey daha söyleyeceğim hayatım. -Söyle canım.

(Nükhet) Kenan'ın başından beri bunu yapacağı belliydi Murat.

Ve sıra kime geliyor, biliyor musun?

Sana.

(Nükhet) Bence seni de bırakacak.

Aklında bulunsun diye söylüyorum. Görüşürüz.

(Nükhet) Seni izlemeye devam edeceğim.

Et canım, et.

Çek kapıyı, tamam. (Kapı kapandı)

Ulan Kenan.

Mete, toparla şuraları.

Hadi abi.

Ne hâle düşürdün bizi Kenan.

-Teşekkür ederim. -(Erkek) Rica ederim.

(Restoran ortam sesi)

Kenan Bey, uzun zamandır yoktunuz. Hasret kaldık size.

-(Kenan) Eksik olmayın, sağ olun. -(Görevli) Paltonuzu alayım isterseniz.

-Sağ ol. -Rica ederim, sağ olun.

Şöyle buyurun.

(Restoran ortam sesi)

(Garson) Tekrar hoş geldiniz. Ne alırdınız?

Bilmem. Sizin şu zeytinyağlılardan alırım mesela.

Azar azar hepsinden alayım.

(Garson) Lüferin tam mevsimi, tavsiye ederim.

Olur, lüfer de alayım.

-Hemen hazırlatıyorum. -Teşekkür ederim.

(Restoran ortam sesi)

-(Mustafa) Merhaba. -Merhaba, hoş geldiniz.

Bir iz buldum.

Ne diyorsun Mustafa Efendi?

Bak, eğer şaka yapıyorsan kalbini kırarım, ona göre.

Vallahi çok zor oldu ama bir iz buldum.

Nasıl buldun?

-Siz bu yetimhaneye gitti demiştiniz ya. -Evet.

O yetimhanenin hangisi olduğunu buldum.

Hangisiymiş?

Bu daha bir şey değil. Daha büyük haberim de var.

Söyle kurban olduğum, söyle.

Eşinizin hiçbir şey bulamamasının sebebi raporların yok edilmesi.

Sanki daha önce böyle bir yetimhane hiç olmamış gibi.

Yani...

...raporlar niye yok edilmiş?

Bu yetimhane, şu haberlere çıkan yetimhane.

Hani yakılan.

Yok.

-Yoksa... -İnanın ben de bilmiyorum.

Durum orada tıkanıyor zaten.

Yok. Oğlum ölmemiştir.

Bulun oğlumu. Oğlumu bulun.

Soruşturmanın kapsamı çok büyük. Olay çok büyük çünkü.

Daha yeni yeni gün yüzüne çıkıyor denilebilir.

Ben de o vesileyle çözdüm zaten.

Soruşturmayı yürüten savcıya gideceğim.

Leyla Gediz.

Belki o bir şeyler biliyordur.

İstersen ben de geleyim ya da...

...tek başıma gitmem doğru olursa ben yalnız gideyim.

Vallahi siz giderseniz çok daha iyi olur çünkü bana her şeyi anlatmayabilir.

Ama siz annesiniz. Size yardımcı olacaktır.

Cipin anahtarını ver.

(Gerilim müziği)

Araba senin.

Bu arabanın devir teslim işlerini hallediverin bugün, tamam mı?

Gün içinde paran bankada.

Vallahi Müşerref Hanım, böyle bir şeyi kabul edemem.

Söz ağızdan bir kere çıkar.

Ben sana bir iz bul dedim, sen de buldun.

Dünyayı sererim dedim.

Sözümüz yerde mi kalsın?

Söz, namustur.

Biz de...

...namussuz değiliz şükür.

Hele bir oğlumu bul.

Bak, o zaman gör.

(Gerilim müziği)

Şu beşik de çok güzelmiş.

Tahir, baksana. Çok güzel değil mi? Acaba renkleri var mıdır?

-Soralım mı? -Soralım.

-Pardon. -(Kadın) Buyurun efendim.

(Nuray) Şey...

Beyaz olsa daha iyi olur. Hani cinsiyet belirtmeden.

(Mağaza ortam sesi)

-Anne. -Efendim oğlum?

Sana bir şey soracağım.

Kaç ay oldu, karnı hâlâ hiç büyümedi.

Kaç ay oldu? Beş ay oldu, değil mi?

Kız zayıf zaten, cımbız gibi.

Tamam işte. Hiç kilo da almıyor.

Aşermiyor da anne. Bir şey olmasın?

-Unutmuştur onu. -Neyi?

Sizin aranız düzeldi ya, hamile kaldım diye...

...şımarıklık yapmayayım diye düşünüyordur.

Ayrıca hamilelikte herkes kilo alacak diye bir şey yok oğlum.

Ben seni doğurmaya 40 beden pantolonla gittim.

-Öyle mi? -Öyle.

Ama cinsiyeti de merak etmiyor.

Sürpriz olsunmuş. Böyle şey mi olur?

Kaç kez söyledim doktora gidelim diye. İstemiyor.

Nazar değmesin diyedir.

Şimdiki gençler öyle yapıyor ya, nazar boncuğu falan koyuyor. Ondan.

Aa. Benim zamanımda ne yapardık biliyor musun?

İpe yüzük bağlarlardı, karnının üstünde döndürürlerdi.

Şey, yastık.

Yastık koyarlardı. Eğer hamile kadın sola doğru yatarsa kız...

...sağa doğru yatarsa erkek derlerdi.

-Tutuyor muydu ya? -Yok ya, kocakarı saçmalığı.

Bu kim ya? Dur.

(Tahir) Alo?

-Kayınvalideme sorayım. -(Şahinde) Nuray.

Kızım iki dakika konuşalım mı?

Konuşalım anne. Çok güzel değil mi?

Çok güzel. Yavrum bize müsaade eder misin? Sağ olasın.

-Nuraycığım. -Efendim?

Kendini iyice kaptırdın kızım da sana bir şey hatırlatmak istiyorum.

Sen hamile değilsin.

-Biliyorum. -Ne bu hâller o zaman?

-Amma uzadı. -Anneciğim ama heyecanlanıyorum ben de.

Tamam, anlıyorum ama Tahir de beni sıkıştırıyor...

...bu kız niye kilo almıyor, niye karnı şişmiyor diye.

-Bak, fena patlayacağız Nuray. -Hallederiz anne, kafana takma.

Hallederim ben.

Beş ayda halledemediğini nasıl halledeceğiz?

Bak Nuray, benden buraya kadar, tamam mı? Ben elimden geleni yaptım kızım.

Artık düşürüyor musun ne yapıyorsan yap, bitsin bu iş, tamam mı?

Nasıl düşüreceğim?

Nuray, olmayan bebeği de düşüremiyorsan ben artık ne yapayım sana?

Anne bak, Tahir çok heyecanlı, çok mutlu.

Tamam, başta şey yapmadı ama şu an gerçekten çok mutlu.

Aramız da iyiye gidiyor, maşallah.

Anne düşmesin ne olur.

La havle vela kuvvete.

(Tahir) Ne avukatı?

Banka avukatı. Allah Allah.

İcra avukatı.

Tamam, görüşelim. Evet, bence de yüz yüze görüşelim.

İyi, tamam.

-Ne oluyor oğlum? Kime kızdın? -Banka avukatı.

İcra davası mı ne varmış. Allah Allah ya.

Anne, babam kredi falan çekmedi, değil mi?

Yo, benim bildiğim yok öyle bir şey. Şirketten bir şey çıkmadı mı?

Yok. Zaten muhasebeciyi arıyorum onunla ilgili, açmıyor.

Hayrolsun inşallah.

Oğlum, Leyla'yı mı arasak acaba?

Dur anne, ne Leyla'yı arıyoruz hemen? İşin aslı neymiş bir öğreneyim önce.

(Sessizlik)

(Gerilim müziği)

Başka bir şey?

Şimdilik bu kadar savcım.

-Sağ ol. -Müsaadenizle.

(Kapı kapandı)

(Kapı vuruldu) Evet.

Efendim, bir kadın geldi. Sizinle görüşmek istiyor. Önemliymiş.

Kimmiş?

Müşerref Karacabey. Başka bir şey söylemedi.

Sadece çok önemli olduğunu söylüyor.

Allah Allah. Al içeri.

(Mert) Buyurun.

-(Leyla) Merhaba, hoş geldiniz. -Merhabalar Savcı Hanım.

-Buyurun lütfen. -Teşekkür ederim.

-Bir şey içer misiniz? -Yok, sağ olun.

-Beyefendi sizinle herhâlde. -Evet.

Dışarıda bekler misiniz lütfen?

Ben kapıdayım hala.

(Kapı açıldı)

(Kapı kapandı)

Halası değilim.

Bana herkes hala der.

Anladım.

Evet, mesele nedir?

Savcı Hanım, ben bu meseleyi size nasıl anlatayım bilemiyorum.

Biraz uzun da.

Ben yıllar önce evladımı kaybettim.

Başınız sağ olsun.

Yok, öyle değil. Yani gerçekten kaybettim.

Hani kaçtı mı kaçırdılar mı hiçbir şey bilmiyorum.

Bugün ilk defa...

...izini buldum.

Yolum size çıktı.

Nasıl bana çıktı?

Bir yetimhane hikâyesi varmış.

(Müşerref) Bundan 20, 25 sene önce yanan yer.

Benim evladımı o yetimhaneye bırakmışlar.

Siz bu bilgiye nasıl ulaştınız?

Oğlanlar araştırdı. Avukat falan her yere baktırdık ama...

...hiçbir iz bulamadık.

Sonra yurt müdürlüğünden emekli olan bir adamcağız...

...oğlumun, Yusuf'umun izini buldu.

-Adı Yusuf? -(Müşerref) Evet.

Yusuf Karacabey.

Karacabey ailesini bizim orada bilirler.

Sizin orası neresi?

Antep.

Anladım.

Bir de kimliği, fotoğrafı, doğum belgesi falan var mı?

Buyurun.

(Duygusal müzik)

(Müşerref) Savcı Hanım.

Yani ben nasıl desem bilemiyorum ama...

Müşerref Hanım rahat olun, söyleyin.

O yangında...

...oğlum öldü mü kaldı mı bilemiyorum.

Bu sabilerin defnedildiği yerleri bulabilir misiniz?

Bir ismini falan bulabiliriz belki.

Mezarı açtırmamız gerekirse.

Siz merak etmeyin. Biz her türlü bilgiye ulaştığımızda sizi bilgilendiririz.

Biz bütün her şeyi topladık.

Zaten siz epeydir bu mevzuyla ilgileniyormuşsunuz.

Benim sizden bir ricam olacak.

Bana evladımı bulun Savcı Hanım.

O gün bugündür...

...yediğim ekmeğin tadını bilmem.

Aldığım her nefes ciğerime bıçak gibi saplanır.

Kusura bakmayın.

Siz bütün gün buralarda bunları duyup işitiyorsunuz...

...ama ben yine de anlatayım dedim.

Biz bir araştıralım, bakalım.

Gerçi ben dosyaya bakalı epey zaman oldu ama tekrar bakılır.

Açarız.

Yani Yusuf bir yerlerdeyse mutlaka bir haber buluruz.

Peki bu ne kadar sürer?

Elimden geleni yaparım.

Ben size telefonumu yazayım.

Tabii.

-Buyurun. -Sağ olun.

Buyurun.

Ben de size kartımı vereyim.

Teşekkür ederim Savcı Hanım.

-Ben müsaadenizi isteyeyim. -Tabii.

(Leyla) Buyurun.

-Allah kolaylıklar versin Savcı Hanım. -Çok sağ olun Müşerref Hanım.

Nasılsın Leyla Savcı'm?

Sayın Başsavcı'm.

-İyiyim, siz nasılsınız? -İyiyim.

Kim bu kadın?

Müşerref Hanım.

Yıllar önce oğlunu kaybetmiş, onu arıyor.

Sana niye gelmiş?

İzini yetimhanede bulmuş. Yanan yetimhane vardı ya.

Allah Allah.

Adı neymiş?

Yusuf dedi.

Sizin bir talimatınız mı vardı?

Yok, seni merak ettim.

Ne zamandır uğramadın, konuşamadık.

Denk gelmemişizdir.

Hâlâ bana kızgınsın, değil mi?

Kırgındım diyelim efendim.

Ben... Doğrusunu istersen...

Yani ben de...

...ne diyeceğimi bilemedim. Biz de şoke olduk.

Kenan bir anda gitti.

Yani ne olduğunu anlayamadık.

Artık bir önemi yok başsavcım. Başka bir şey var mı?

Artık hiç merak etmiyor musun?

Kimi?

Kenan'ı.

Bana merak etmemem gerektiği söylenmişti.

Beni bilirsin. Ben hem senin hem Kenan'ın iyiliği için.

Kızım lafı uzatmayacağım. İşin aslı şu.

Hiç konuşma şansınız oldu mu? Seni aradı mı?

Yok.

Aramadı.

Anlaşılan sizi de aramamış.

Yo, biz son ana kadar konuşuyorduk da...

...son birkaç gündür sesi soluğu çıkmadı, ulaşamadık.

Annesi de merak etti, istersen Leyla'ya sor dedi.

Kendine dert etti.

İsterseniz ben Nevin Hanım'ı arayabilirim içi rahat edecekse.

Gitsen çok iyi olur tabii de.

Çünkü çok üzgün.

Malum en son bize geldiğinde çok da güzel şeyler konuşmadık.

Üzüldü tabii o da.

Yine de se bilirsin. Sana iyi gelmeyebilir.

Neyse, söylerim ben zaten.

Bak güzel kızım, seninle karşılaştığımız ilk andan itibaren...

...bütün kararlarına saygı duydum. Karakterine de saygı duydum.

Bu kadarını bil yeter.

Tamam mı?

(Turan) Hadi.

-Kolay gelsin. -Sağ olun başsavcım.

(Duygusal müzik)

(Arama tonu)

Alo, İdris?

Oo.

Bu kadar erken arayacağını beklemiyordum Turan Efendi.

-(Turan ses) Sana bir şey soracağım. -Sor bakalım.

Sen bir zamanlar Kenan'ın getirildiği yetimhanede çalışıyordun ya.

(İdris ses) Evet.

Orada Yusuf isminde bir çocuk hatırlıyor musun?

Vallahi ne bileyim? Belki 100 tane çocuk vardı.

Annesi Müşerref olan bir Yusuf hatırlıyor musun?

Nereden icap etti bu şimdi?

Nereden çıktıysa çıktı. Biliyor musun bilmiyor musun?

Hatırlayamadım.

Bir şey mi vardı?

Yok bir şey.

-Aklına bir şey gelirse beni ara. -(İdris ses) Tamam.

Sonunda bir iz buldun Müşerref Hanım, öyle mi?

Ee.

Zamanı da gelmişti.

Beyefendi tamam da ben 12 senedir bu işi yapıyorum.

Bu pozisyonu kabul etmem... (Kapı zili çaldı)

...takdir edersiniz ki biraz saçma olmaz mı?

Gel abi.

Tabii ama yani...

(Bip).

Yok, size demedim beyefendi. Olur mu öyle şey? Size demedim.

Neyse kardeşim, tamam. Kapat.

Burada ne işin var lan?

Gidecek daha iyi bir yerim yoktu.

-Çeneye mi mideye mi? -Ne?

Yumruğu diyorum çeneye mi vurayım mideye mi?

-Ciddi misin sen? -Oğlum seni var ya!

(Kenan bağırdı)

-(Murat) Neredesin lan sen? -Ne yapıyorsun lan?

-Neredesin oğlum sen? -Yalnız kalmak istedim.

-Yalnız kalmak istedin. -Yalnız olmak istedim.

Yalnız olmak istedin, öyle mi?

Niye? Niye yalnız olmak istedin?

Bak, bu dediğimi söylerim ama sonra seni öldürmem gerekir.

Sen benimle dalga mı geçiyorsun birader? Benimle dalga mı geçiyorsun?

Oğlum kaç zamandır yoksun ya!

Çocuk musun sen? İnsan giderken vedalaşır, mesaj atar, bir şey yapar!

Lan biz seninle abi kardeş değil miyiz?

-Neredeydin oğlum sen? -Arındım.

Neye... Sana kafayı bir çakacağım, sağlam arınacaksın!

Bana bak.

Ben seninle iş yapmak için işimden ayrıldım oğlum.

-İstifa ettim, aylardır işsizim! -Ne diyorsun?

Şurada yayın falan açıyorum! 42 kişi geliyor sadece!

Düz 42, öyle 42 bin falan değil.

Beni (Bip) lan Kenan! Oğlum beni (Bip), Leyla'yı nasıl böyle bıraktın?

(Murat) Bu kızı nasıl böyle yüzüstü bırakıp gittin?

(Kapı kapandı)

Özgür Bey.

(Özgür) Leyla Hanım.

Nasılsınız?

Sağ olun.

Bunlar senin için.

Kuryeyle gönderince almıyorsun, kabul etmiyorsun.

İsim yok, bir şey yok. Niye kabul edeyim?

O yüzden kendim getirdim.

Zahmet olmuş ama burası adliye.

Bu tür sürprizler burada hoş karşılanmaz.

Olsun canım, öğrenmiş oldum.

(Duygusal müzik)

-Mert Bey. -(Mert) Buyurun savcım.

Şunları vazoya koyabilir misin?

Benim adliyede bir işim vardı da sana uğrayayım dedim.

Belki yemek yeriz diye düşündüm ama.

Hadi, gidelim artık.

Benim arkadaşıma bir yemek sözüm var. Beni bekliyor.

Başka zaman neden olmasın?

-Merhaba. -Selam.

Leyla... Hanım. Leyla Hanım.

Alt tarafı yemek.

Bugün olmak zorunda değil, başka zaman olabilir.

Bu aralar çok yoğunum ama konuşuruz tabii.

Tamam.

O zaman sizden haber bekliyorum.

İyi günler.

İyi günler.

-İyi günler. -İyi günler.

Bu şey değil mi?

-Özgür Vali değil mi? -Evet, o.

Ne alaka böyle?

Bir ay önce bir ortamda tanıştık, o günden beri bana çiçek gönderiyor.

-(Yasemin) Aa. -Değişik bir tip.

Kafayı sana taktı mı acaba?

Sus, boş ver.

(Yasemin) Allah Allah.

O nasıl?

Çok iyi ya, harika yani.

Nasıl olacak oğlum? Nasıl olacak?

Kızın seni İstanbul'da aramadığı yer kalmadı.

Metrekare metrekare aradı. Öldün mü kaldın mı belli değil.

Hastaneler, metro istasyonları, havaalanları, her yere baktı kız.

Baban da kıza ağır konuşmuş zaten.

Ne demiş?

Sağı solu belli olmaz, çeker gider kafasına göre falan demiş.

Ben anlamadım abi. Sen bir yarışmaya falan mı katıldın?

Bir insan ne kadar üzülebilir yarışmasına falan m katıldın?

Nereye gittin oğlum?

(Boğazını temizledi)

Tek diyebileceğim şey şu.

Gerçekten de bu ama.

-Gitmem gerekiyordu. -Evet.

Gittim, şimdi de geri geldim.

Konsantre olmamız gereken şey bu. Önemli olan şey bu bence.

Önemli olan şey senin geri gelmiş olman mı?

Bence değil. Önemli olan nasıl gittiğin.

Abi ben gidiyorum, bir sorunum var dersin.

Sen çocuk musun? Bir vedalaşırsın, bir şey yaparsın.

Oğlum biz senin tebaan mıyız? Sen padişah mısın?

Ben neyim senin için?

Hayattaki en yakın dostumsun.

-(Bip) lan oradan. -Sen (Bip).

-Özledim lan (Bip). -Kafanı kolunu kırarım.

-Bana bak... -(Murat) İyi misin lan?

İyiyim. Geri döndüm, her şeye baştan başlayacağız.

Var mısın? Gerçekten söylüyorum.

Bütün işleri geri almaktan bahsediyorum. Var mısın?

Yokum.

Yokum.

Yine bırakabilirsin.

Bırakmayacağım, buradayım.

Bırakmayacağım. Artık burada 'okay'leşelim mi?

Saçımı çek istersen. Bayıl şurada.

Söz mü lan?

Söz oğlum. Geldim, buradayım.

En iyi haber bülteni bizde olacak. Söz.

Yani inşallah.

7/24

-Yayınımız olacak. -Buradayım.

Abi zaten Nükhet'ten gerçekten nefret etmeye başladım.

Sabahları beni arıyor sırf sinir etmek için.

Bugün de 51'i bulmuşsun falan diyor bana.

Şeyi konuşmakta fayda var, o 42 biraz fenaymış.

-Zavallı bir durum. -Geçen hafta 57'yi gördük bir.

Aa! Kutlayalım bunu. Bana kahve yapsana.

-Afiyet olsun. -Teşekkürler.

(Sessizlik)

Neye takıldın sen?

Bugün bir kadın geldi.

Oğlunu kaybetmiş, 30 yıldır arıyormuş.

Kadının gözünde çok garip bir hüzün vardı.

Aklım takıldı biraz.

Ah ya. Canım benim.

Takıldım bayağı.

Sonra Turan Başsavcı geldi.

Öyle mi? Ne diyor?

Ne desin?

O günkü konuşmalardan sonra kendince gönül alıyor.

Tabii bir de Kenan'ı merak etmiş.

Nevin Hanım da iyi değilmiş. Bir uğrasan mı dedi.

Bir dakika. Kenan onları da mı hiç aramamış?

Aramamış galiba. Ben öyle anladım.

Çok acayip.

Neyse, beni ilgilendirmiyor. Boş ver.

İyi, o zaman...

...konuyu Özgür'e getiriyorum.

-(Yasemin) Ne iş bu gerçekten? -Ne işi?

Seninle bayağı ilgileniyor yani.

Yok bir şey, herhangi biri.

Şans verebileceğin herhangi biri mi?

Oldu canım, oldu.

Kızım ne bileyim? Oturup da hayatının sonuna kadar...

...Kenan'ı mı bekleyeceksin?

(Yasemin) Niye olmasın?

Tavsiye verene bak. Ben böyle konuşuyorum da...

...Tahir'le yaşadıklarımı biliyorsun.

Murat'a şans verdik de ne oldu? Sağ olsun, hiç şaşırtmadı.

İyi ki şans vermişim.

O yüzden kapat bu konuyu, boş ver. Geldi geçti.

Hadi.

(Duygusal müzik)

Anlat bakalım, sen ne yaptın Yasemin'le? Evlilik ne zaman?

Yasemin'le senden sonra koptuk. Pek görüşemedik.

Benden sonrası hakikaten tufan olmuş.

Ne gidişmiş, değil mi? Beni bekliyormuşsunuz gibi.

Ama ben evleneceğinizi düşünüyordum.

Tabii canım, senin için evlenirdik. Sen amca ol diye iki çocuk yapardık.

-(Murat) Evlenirdik yani. -Ne güzel olurdu.

Neredeydin?

Gerçekten neredeydin?

Ben de sana gerçekten söylüyorum.

Hakikaten sıkışmıştım, vallahi bunalmıştım.

Böyle bir nefes almam gerekiyordu. Kafamı dinleyip geldim.

Olan bu.

Abi hadi ya, söyle.

Hafıza kayıplarıyla ilgili mevzun vardı, tedaviye falan mı gittin?

Hayır, vallahi yok. Öyle bir şey yok. Kafamı dinleyip geldim oğlum, sıkıntı yok.

Gerçekten yok.

-Seni affetmeyeceğim. -Edeceksin.

Affetmeyeceğim.

(Kenan) Nasıl edeceğine sen de şaşıracaksın.

Vallahi affetmeyeceğim. Seni annen, baban affetsin kardeşim.

Böyle durumlarda anneler, babalar rahat rahat affeder.

(Murat) Nevin teyze affetsin seni. Aradın mı onları?

Murat şu konulardan çıkalım mı artık? Zaten kasvetliyim.

Enerjik geldim, alma benim enerjimi.

Hem ben sana niye bu kadar açıklama yapıyorum ki?

Sabahtan beri sana burada kendimi affettirmeye çalışıyorum!

Gidiyorum ben! Bak, gittiğimi söylüyorum bu sefer.

Öyle mi? Gidiyorsun.

Tamam, arada sırada ara bari.

-(Murat) Olur mu? -Ben çıktım.

Bütün işlerin arasında bir de seninle uğraşmak istemiyorum Murat, tamam mı?

-Gidiyorum ben. -Git sen, git.

(Kenan) Ara beni.

Sana zeytinyağı reklamı ayarlayacağım.

-(Kenan) Ayarla. -(Murat) Tamam.

Ah oğlum.

Ah canımın içi.

Bir anlasan beni.

(Kapı zili çaldı)

Kenan.

Kesin Kenan geldi.

(Sessizlik)

(Duygusal müzik)

Nevin teyze.

(Duygusal müzik)

Gel.

(Duygusal müzik)

Bir örneğini mutlaka nöbetçi savcıya da verin.

-Tabii başsavcım. -Tamam.

(Telefon çalıyor)

-Alo, Murat? -Alo, Turan amcacığım.

(Turan ses) Hayırdır, ne oldu?

Turan amca şimdi sana bir şey diyeceğim de nasıl diyeceğim bilemedim.

Söyle oğlum.

Kenan döndü. Bana geldi.

Döndüğünden haberim var.

Haberin var mı? Sizi aradı mı?

-Aramadı, uğramadı da. -(Murat ses) Anladım.

Yani böyle şey gibiydi.

Ne bileyim? Sordum, ser verdi sır vermedi.

Nasıl peki? İyi mi?

İyi, yani iyi gibiydi.

Sanki hiç gitmemiş gibiydi, hiç o kadar şey yaşanmamış gibiydi.

Tamam, anladım.

(Murat ses) Ben size haber vereyim dedim, zaten haberiniz varmış.

Bir de Turan amca istiyorsanız siz bir arayın.

Çünkü ben mevzuyu çözemedim.

Ne bileyim oğlum?

Biraz daha kendi başına bırakalım.

Ne yapacağımı ben de bilmiyorum. Sabretmekten başka çare yok.

Tamam, siz bilirsiniz. İyi günler.

Tamam oğlum, sağ ol.

(Sessizlik)

Kızım ayakta kalmasaydın. Otursana.

Tabii.

Gören de beni deli zannedecek, değil mi?

Ama çok özlüyorum onu.

(Leyla nefes verdi)

Nevin teyze.

Ben gerçekten niye burada olduğumu bilmiyorum.

Aslında ben eve gidecektim.

Merak ettin.

(Duygusal müzik)

Çok özür dilerim kızım. Gerçekten çok özür dilerim.

Sizin bir suçunuz yok.

-Var. -Gerçekten yok.

Biz seni çok yalnız bıraktık.

Sen Kenan'ı sevdin, ona güvendin.

(Nevin) Ama işte o zaman biz gerçekten şaşkındık.

Ne yaptığımızı bilemedik.

Nevin teyze, ben gerçekten bunları konuşmaya gelmedim.

Kenan'ı merak ediyor muyum?

Evet, ediyorum.

Ama niye gittiğini değil.

(Duygusal müzik)

Ben ondan kaçtım, biliyor musunuz?

Ben olmaz dedim. Bizden olmaz.

Ama o beni inandırdı.

Beni ikna etti. Olur dedi, inandım.

Ben yeni yeni fark ediyorum.

Kenan...

Kenan giderken benden inancımı, güvenimi, her şeyimi götürmüş.

Ben bunun için sizi suçlayamam ki.

(Duygusal müzik)

Bak.

Yedinci yaş günü.

(Nevin) O zaman Maçka'da oturuyorduk.

Turan Bey de daha başsavcı değildi tabii.

O gün arkadaşıyla kavga etmişti, biliyor musun?

Nedeni de vay efendim, arkadaşı doğum günü pastasının mumunu nasıl üflermiş?

(Nevin) Çocuk işte. Sonra pişman oldu ama ne fayda?

Geli bana anlatmıştı. Arkadaşı onunla konuşmamış.

Sen benim kalbimi kırdın, demiş.

(Nevin) Benim gözlerimin içine bakarak ne demişti, biliyor musun?

"Yeni bir kalp almamız lazım. Onun kalbi kırılmış."

(Nevin) Çocuk işte.

Tabii çok sonra öğrendi...

...kalbin satın alınamadığını.

Kırmak da alışkanlık oldu galiba.

Sizi de aramamış galiba.

Öyle duydum.

Merak etmişsinizdir.

Ettim tabii, ettim. Etmez miyim?

Nevin teyze.

Benim bilmem gereken bir şey mi var?

Yok kızım. Olsa sana niye söylemeyeyim?

Da o seni hiç aradı mı? Ben de onu merak ettim.

Bir şey soracağım. Burada hiç bebeklik fotoğrafı yok.

Biz bir bebeklik albümü yapmıştık ama... (Telefon çalıyor)

Taşınırken bir kutunun içine koymuştuk, ondan sonra bulamadık.

Kayboldu ama galiba arkada bir iki bir şey olacaktı.

(Nevin) Bakayım.

Evet.

Çok özür dilerim, benim çıkmam lazım.

Bu saat oldu, telefon susmadı. Acil bir durum var demek ki.

-(Nevin) Kalkıyorsun yani. -Evet.

Tamam, ben seni kapıya kadar geçireyim.

(Gerilim müziği)

(Sessizlik)

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Sessizlik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Telefonu açtı) (Arama tonu)

(Telefon çalıyor)

-Alo? -Dönmüş.

Kim dönmüş? Kenan mı?

Evet, sahildeydi. Yani birden çıktı karşıma.

(Yasemin ses) İnanmıyorum. Ne oldu, ne yaptınız?

Yani bir şey konuştunuz mu? Bir şey söyledi mi sana?

Sen, Leylacığım sen iyi misin?

-Sen neredesin şu anda? -Arabadayım ben.

-Tamam. Nereye gidiyorsun? -Bilmiyorum.

Tamam, hemen bana geliyorsun Leyla, hemen.

(Telefonu kapattı)

(Telefon çalıyor)

(Telefon çalıyor)

Aa, Yasemin!

(Telefon ısrarla çalıyor)

-Yasemin. -(Yasemin ses) Murat, selam.

Selam.

Bir şey sormak için aramıştım da yani önemli.

Kenan dönmüş. Sen bunu biliyor muydun?

Evet, Kenan döndü.

Bugün geldi bana, ben de şaşırdım.

(Yasemin ses) Anladım.

Bir şey dedi mi yani? Ya da nerede?

Yani bir şey demedi.

Öyle laf almaya çalıştım ben de ama bir şey demedi yani.

Kenan, bu saatten sonra Leyla'nın karşısına çıkmasın bence Murat.

Ne alaka ya şu an anlamadan, dinlemeden?

Neyi dinlemeden? Tam iyileşmişti ya kız.

Tam kendine gelmişken sırası mıydı bunun?

Bir anda ortaya çıkmanın.

-Tamam da yani... -Ayrıca...

...Leyla'nın hayatında başka birisi var.

Başka biri var?

Sen ciddi misin Yasemin?

Evet, söylersin bunu Kenan'a.

Aa, tamam.

Tamam, söylerim.

Kusura bakma rahatsız ettim seni de.

Yok canım yok, estağfurullah.

Şey, sen nasılsın?

İyi.

Yani sen?

Ya da kuzenin nasıl, onu sorayım?

Of, tamam Yasemin. Kapat, Allah aşkına kapat.

Kapat. (Telefonu kapattı)

Kapat abi, kapat.

Ulan Kenan, nerelerdesin acaba şu an sen?

(Gerilim müziği)

-Kolay gelsin. -(Taksici) Buyur abi.

-Teşekkürler. -(Taksici) İyi akşamlar.

(Telefon çalıyor)

(Telefon çalıyor)

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Duygusal müzik)

-Hoş geldiniz. -Asıl sen hoş geldin.

Niye haber vermedin geldiğini oğlum?

Murat mı söyledi?

Kim söylediyse söyledi. Geldik işte.

Neden geldiniz?

Merak ettik, duramadık evde.

(Yasemin) Tamam, sakin ol.

Ben sakinim, ben sakinim.

-Sakin. -Sakinim ben!

Sakindim ben Yasemin. Ben iyiydim ben bir süredir.

İyiydim ben, normaldim ya.

Değilsin güzelim değilsin yani...

...biliyorum çünkü yaşadım aynısını.

Dönmüş.

Döndü Yasemin, dönmüş.

Evet, dönecekti. Biliyordum ama...

Ya niye karşıma çıkıyorsun?

Bir şey dedi mi? Ne dedi sana?

Hayır.

Hayır, konuşmadık.

Bir şey söylemek ister gibiydi.

Ben izin vermedim.

Niye?

İnanmaktan korktun.

Güzelim benim, gel buraya.

(Duygusal müzik)

(Turan) Oğlum, konuşmadığımız bazı şeyler var.

Ben her şeyi geride bıraktım.

Bunu söyleyebilirim sadece.

Kenan oğlum, yapma böyle.

-Hâlâ mı kızgınsın? -Yok, kızgın değilim.

Gerçekten söylüyorum, kızgınlık değil.

O zaman niye böyle davranıyorsun oğlum?

Nasıl davranıyorum?

-Yabancı gibisin. -Zaten öyle değil miyiz?

Ben mi bir şey kaçırdım?

Seni doğurmadım diye mi?

Ama ben büyüttüm seni. Biz büyüttük.

(Nevin) Biz kalbimizdeki bütün sevgiyi verdik sana.

Sen ateşlendin, biz senin yanındaydık.

Genç oldun, yanındaydık.

Âşık oldun yine biz yanındaydık.

Neyin eksikti? Ne yanlışımız oldu sana?

Ne yanlışımız oldu da...

...bizden böyle birden nefret eder oldun sen?

Tamam, haklısın. Biz söylemeliydik her şeyi.

(Nevin) Evet, söyleyemedik.

Çünkü senin korkmanı, üzülmeni istemedik.

Bunu anlamak bu kadar mı zor?

Peki, siz hiç kendinizi benim yerime koydunuz mu?

Nasıl bir boşlukla savaştığıma dair bir fikriniz var mı?

Hadi buna inandım. Evet, gerçekten her şeyi...

...benim iyiliğim için yaptınız.

Benim başka yerde başka bir annem babam var. Var mı?

Bilmiyorum. Bunların hepsi tamam, kabul ediyorum.

Benim korkunç bir hastalığım varmış.

Değil mi?

Ya gidip birine zarar verseydim? Zarar verseydi?

Ya birini öldürseydi?

(Kenan) Ya bir şey, bir şey yapsaydı?

Ne gelecekti o zaman benim başıma?

Hiç düşündünüz mü bunu?

Hadi bu kadın duygusal, sen?

Kaç zaman kafamda bir tümör var diye gezdim ben ortalıkta.

Biliyor musun? Kapı kapı, doktor doktor.

Öleceğim zannettim, geberdim korkudan.

Gerçekten hiç düşünmediniz mi bunu?

Hiç akıl edemediniz mi?

Hiç mi acımadınız bana yahu?

Lan, bizim için kolay mıydı sanıyorsun?

Bizim için kolay mıydı?

Kaç defa denedik, sana anlatmaya çalıştık ama başaramadık.

Şu kadın perişan oldu bir gün öğreneceksin diye...

...bir gün gelecek işte bu konuşmaları yapacağız diye.

Sen bunu biliyor muydun? Hayır, yok.

Hiçbir (Bip) haberin yok!

Bir anne, evladına ne verebiliyorsa ben sana hepsini verdim.

Bizim çocuğumuz olmuyordu, evet olmuyordu.

Benden dolayı olmuyordu.

(Nevin) Neden?

Seni doğurmadım diye mi?

Seni emziremedim diye mi?

(Duygusal müzik)

Bana zaman verin.

Anlamam için.

Affetmek için.

Sindirmek için, düşünmem için.

İster affet, ister affetme.

Sen bizim oğlumuzsun.

Hiçbir şey ama hiçbir şey bu gerçeği değiştiremeyecek.

(Duygusal müzik)

Benim başka bir yerde bir annem, babam var ama değil mi?

Ne demek o?

-Ben onları bulmak istiyorum. -(Turan) Niçin?

Kendimi bulmak için. Belki ismim Kenan bile değil benim.

Ki kuvvetle muhtemel.

Öğrenmek istiyorum, merak ediyorum.

-Ne geçecek eline? -Bilmek istiyorum.

Sen istemez miydin?

Ben karımı seviyorum, oğlumu seviyorum, ailemi seviyorum.

İyi kötü sizlerle çok güzel bir hayatım oldu.

Çok mutlu oldum, ömrümün en güzel günleriydi.

Daha ötesini bilmeme gerek yok, istemiyorum.

Oğlum...

...bizden nefret etme.

Ne olur.

Ne karar verirsen ver, biz hep senin yanındayız.

Tamam mı? Biz ihtiyacın olduğu zaman hep buradayız.

Tamam, biz gitsek iyi olacak Nevin hadi.

(Duygusal müzik)

Hadi Nevin.

(Kapı kapandı)

(Yasemin) Nevin Hanım ne dedi peki?

Hiçbir şey bilmiyor ki kadın.

O da bilmiyor döndüğünü, öyle mi?

Bilmiyor herhâlde, bilse de bana anlatmaz.

Leyla, gitmese miydin acaba?

Çünkü ben deliyim, gittim. Çünkü ben deliyim.

Kendime acı çektirmeyi seviyorum ben.

Beni terk edip gitmiş bir adamın hayatına dâhil oluyorum.

Hayır hayatım, bunun delilikle falan bir ilgisi yok.

Neyle ilgisi var Yasemin?

Delilikle değilse neyle ilgisi var? Baksana bana ya.

Ben bu muydum? Ben böyle biri miydim?

Artık çıldırıyorum. Yapmamam gereken şeyleri yapıyorum.

Normal mi bu?

Çok normal güzelim, çok normal.

Hatırlasana beni.

Tahir'den ayrıldıktan sonra neler yaşadım.

Doğru söylüyorsun.

(Yasemin) Neyse, şimdi o konuyu açmayalım.

Ben niye kaçtım ya bu adamdan?

(Leyla) Ben niye kaçıyorum bu adamdan?

Hata yapan o, beni bırakıp giden o.

Ben gördüm, buraya geliyorum.

Ben neden kaçıyorum ki bu adamdan?

-Doğru, evet. -Anlatacak ya.

Konuşacağım ben bunu onunla.

Anlatacak her şeyi. Niye gittiğini bana söyleyecek.

Konu kapanacaksa bu şekilde kapanacak.

(Duygusal müzik)

Tamam yavrum, sakin.

(Duygusal müzik devam ediyor)

Tahir, ne yapıyorsun oğlum burada sabah sabah?

Bu babamdan kalan hesaplara bakıyorum da anne.

Faturalarda bir tuhaflık var.

Her taraftan da vergi borcu çıkıyor.

Muhasebeciye de ulaşamadım.

Muhasebeye ulaşamadım ne demek?

Bilmiyorum, açmıyor bir iki gündür.

Tahir, bizim bu kredi kartlarımıza ne oldu?

-Ne olmuş. -İnternetten bir alışveriş yapayım dedim.

-İşlem gerçekleştirilemedi. -Var onlarda limit, dün baktım.

Öbürlerini de denedim ben, olmadı.

Tahir, bir telefon etsene evladım şunu telefondan.

Ne?

-Hesabınız bloke edildi diyor. -(Nuray) Ne?

-Bloke mi? O ne demek? -Allah Allah.

Şu muhasebeciye ulaşamıyorum ki.

Tahir kalk git, bul şu muhasebeciyi neredeyse.

Başımıza saçma sapan bir iş gelmesin, hadi. Hadi kalk oğlum.

Doğru diyorsun. Bir ofisine gideyim bakayım, ne oluyor?

-Hadi. -(Tahir) Böyle olmayacak.

Ben de bir Leyla'yı arıyorum hemen.

(Boğazını temizledi)

Hoş geldin. Gelsene.

(Sessizlik)

Nevin, ne oluyor? Hayırdır, nereye?

-Kenan'a. -Dur, dur, dur.

Çocuğu rahat bırak. Akşam hâlini görmedin mi?

Gördüm. Gördüm ama korktuğum başıma geliyor.

Ben sana söylemiştim. Gerçek ailesini bulacak.

Ben buna dayanamam. Ben onu kaybetmek istemiyorum.

-Konuşmaya gidiyorum. -Yapma, Allah aşkına yapma dur.

Ne diyeceksin, oğlum gerçek aileni bulma mı diyeceksin?

-Delirme ya. -Gerekirse söylerim.

Kenan'ın dayandığı tek bir dal vardı Turan.

Biz de onu kırdık.

Gerçek ailesini bulunca ne olacak, biliyor musun?

Bizi unutacak ve vazgeçecek bizden.

Çünkü biz ona sadece kötü günleri ve kötü şeyleri hatırlatıyoruz.

Ben buna dayanamam.

Gidip konuşacağım onunla.

(Gerilim müziği)

(Arama tonu) (İdris ses) Buyur Turan Efendi?

İdris, Kenan gerçek ailesini bulmak istiyor.

İster tabii, en doğal hakkı.

Gel de bunu Nevin'e anlat.

-Anlatamazsın. -İdris, sen...

...gerçek ailesini bana bulabilir misin?

Bulunca ne yapacaksın?

Gerekirse her şeyi açıkça ben söyleyeceğim Kenan'a.

(Gerilim müziği)

Gel, durma orada. Çok soğuk hava, gir içeri.

Bir şey demeyecek misin?

Hoş geldin.

(Sessizlik)

Gerçekten söyleyecek bir şeyin yok mu?

Ne dememi istersin?

Sence ne demeni isterim?

Tamam.

Sen tabii ki hesap sormaya geldin. Hakkındır.

Yok, hesap sormak değil.

Açıklamayı hak ettiğimi düşünüyorum ben.

Bence de.

Gittim.

Sonra geri geldim.

Bütün olan bu.

Ne yapmaya çalışıyorsun?

Beni çıldırtmaya çalışıyorsun bence sen.

Leyla.

(Leyla) Gittin ve geri mi geldin?

Bu kadar basit mi?

Kenan, sen aylardır yoksun ya...

...sen neredesin?

Şimdi gittim ve geldim mi?

(Leyla) Sen neredesin? Sen nereye gittin, niye gittin?

Bak, sonrası umurumda değil. Bana cevap ver, söyle lütfen.

Niye gittin, neredesin sen?

Bir şeyler benim için çok ciddileşti.

-Ciddileşti? -Evet, ciddileşti.

Benden çok büyük beklentilerin olduğunu hissetmeye başladım.

Bir önlem almam gerekiyordu kendi adıma. Bir...

(Sessizlik)

(Duygusal müzik)

Ya ben üzüldüm sana.

(Duygusal müzik devam ediyor)

Gerçekten çok üzüldüm sana.

(Duygusal müzik devam ediyor)

Hafıza kaybıyla ilgili falandır dedim ben.

Biliyor muydun sen onu?

Biliyordum.

Yardım etmeye de hazırdım ben sana.

(Boğazını temizledi) Çok önemli bir konu değildi.

Gerçekten, ciddi bir şey değildi yani.

Bizimkilerin abartması biraz.

Geçti, gitti.

(Duygusal müzik devam ediyor)

Ondan değildi yani gidişin?

Bunu duymak istediğini biliyorum.

Ama değildi.

Senden nefret etmem için uğraştığının farkındayım.

-Leyla. -Kenan bak...

...Leyla ben, ben tanıyorum seni.

Görüyorum.

Bak bana.

Hişt, yüzüme bak.

Bir daha söyle.

Niye gittin?

(Duygusal müzik)

Şunu net anlaman lazım Kenan.

Bu rahatsızlığı baskılayabiliriz.

Ama hiçbir zaman Doğan'ın geri gelmeyeceğinden emin olamayız.

Leyla'yı düşündüğünde...

...bunu da düşün, olur mu? (Geçiş sesi)

Öyle olması gerekiyordu Leyla.

(Sessizlik)

-Bu mu son sözün? -Bu.

(Sessizlik)

(Duygusal müzik)

Bana bak, defolup gideceksin bu evden!

Ben hiçbir yere gitmiyorum, sen bu evden defolup gideceksin!

Duydun mu beni?

(Duygusal müzik)

(Bardak kırıldı)

Ne demek lan muhasebeci kayıp? Ne demek muhasebeci kayıp?

Ben de bilmiyorum. Kemal Bey bir haftadır ortalıkta yok.

-Kaç kişi var sizin gibi? -Ne yaptı lan bu adam?

-Ne yaptı bak söyle? -Kimsenin vergi borcunu ödememiş.

Paranın tamamını toplayıp, kayıplara karışmış.

Ne diyorsun kardeşim sen, ne diyorsun sen?

Bir size değil ki herkese yapmış.

Ne kadar paradan bahsediyoruz?

60-70 milyon civarında bir para.

Senelerdir ödemedikleri varmış.

Geç lan şöyle, geç otur. Aç şunu.

Borcumuz ne kadar öğren, çabuk bak şuraya.

(Gerilim müziği)

(Kapı açıldı)

Aa! Ne olmuş burada?

Kenan.

(Nevin) Kenan.

Kenan, oğlum, iyi misin?

Korkutma beni, anlat bana.

(Sessizlik)

Oğlum.

Başardım.

Leyla, nefret ediyor benden.

Tamam, tamam.

Canımın içi.

Bak bakayım bana.

İğrenç şeyler söyledim ona. Yaptım bunu.

Oğlum benim.

Bak...

...biz hatalıydık.

Sen haklıydın.

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Arama tonu)

(Arama tonu)

-Alo, Özgür Bey? -(Özgür) Leyla Hanım, buyurun?

Ben de sizden haber bekliyordum yemek için.

Sevindim aramanıza.

Bu akşam müsait misiniz diye soracaktım ben.

Tabii müsaitim, ne zaman isterseniz.

Tamam, o zaman bu akşam için haberleşiriz.

Tamam, görüşürüz.

(Duygusal müzik)

-Bu rakam doğru mu? -Maalesef.

(Gerilim müziği)

Hep sana ne yapman gerektiğini söyledik.

Gerçekleri sakladık senden.

Senin iyiliğin için diye düşündük ama...

...yanıldık.

Hiç sana sormadık sen ne istiyorsun diye.

Evet, sormadık.

Şimdi soruyorum. Sen...

...ne istiyorsun?

(Sessizlik)

Leyla'yı.

O zaman söyle bunu ona.

Nasıl söyleyeyim ben bunu ona?

Gider.

-Ya giderse? -Ya gitmezse?

Bir restorandayız.

Pat, gözümü bir açıyorum başka yerdeyim.

Eve gelmişim Leyla yok.

Ben mi bir şey yaptım? Ona bir şey mi oldu?

Çocuk isteyeceğiz mesela. Nasıl olacak o iş?

-Bilemeyiz. -Yani.

Hayat bu, bilemeyiz.

Bak, bu sefer sana ne yapman gerektiğini söylemeyeceğim.

Burayı dinle.

Her ne yaparsan yap.

Annen hep yanında.

Unutma.

(Duygusal müzik)

(Fotoğraf çekti)

(Gerilim müziği)

İşte geldi Tahir, geldi geldi.

Ne yaptın oğlum, konuşabildin mi?

Muhasebeci kaçmış anne.

Kaçmış mı? Nasıl kaçmış?

Bütün müşterilerini dolandırmış kaçmış.

Biz de onlardan biriyiz.

Bir sürü vergi borcu çıktı.

-Ne kadarmış? -Çok, çok anneciğim.

22 milyon.

-Sen ne kadar dedin? -22 milyon.

Faizi, cezası, bilmem nesi. Katlana katlana büyümüş.

Üç senedir hiçbir şey ödemiyormuş adam.

Ne diyorsun Tahir, biz battık o zaman?

Battık.

Galiba battık.

(Telefon çalıyor)

Evet?

Tamam, gönder gelsin.

(Kapı vuruldu) Evet, buyurun.

Müşerref Hanım.

Savcı Hanım, sizi böyle rahatsız ediyorum ama...

...yok mu bir haber?

Buyurun lütfen oturun, ne demek.

Böyle daha fazla bekleyemedim.

Sağ ya da ölü, her ne olursa olsun bir haber çıkmadı mı?

Müşerref Hanım, bu tarz dosyalara bakmak için...

...biraz zaman gerekir.

Benim de biraz zamana ihtiyacım var bulmak için.

Hiç gücüm kalmadı.

Bul oğlumu kızım.

(Arama tonu)

Geldim, ben adliyedeyim.

Kenancığım, bir dakika dinler misin?

Ne yapacaksın abi adliyede?

Adliye de mi kıza ilanıaşk edeceksin?

Yapacağım abi, gerekirse onu da yapacağım.

(Murat ses) Bir dakika dur, bir saniye dur.

Bir şey söyleyeceğim sana bak. Yasemin bana bir şey söyledi, bir dur.

Söylesene oğlum ne olduysa?

Abi, Leyla'nın sevgilisi varmış. Yasemin öyle söyledi.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Tamam, ayrılmayın oradan. Sakın ayrılmayın.

Ben yazıyı çıkartıyorum. Geleceğim, ben de geleceğim.

Bekleyin beni.

-Refik! -(Refik) Buyurun başsavcım?

Biraz gelir misin?

Şu geçen Leyla Savcı, bir kadından bahsetmişti.

Müşerref Hanım, oğlunu arıyormuş.

-Ondan bir haber çıktı mı? -Yok.

Henüz bir şey yok. Hâlâ araştırıyoruz.

İyi, tamam. (Telefon çalıyor)

(İdris ses) Sayın Başsavcı'm.

Evet, ne var? Ağzında lafı gevelemeden söyle.

Ne oldu?

-Buldum. -Neyi buldun?

Neyi bulmamı istiyordun, onu buldum.

Kenan'ın gerçek ailesini.

Ne diyorsun ya?

Kenan'ın gerçek annesi bu.

Fotoğrafını atıyorum şimdi.

(Mesaj geldi)

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Leyla) Buyurun.

Siz hiç merak etmeyin.

Herhangi bir şey bulursak, size haber vereceğiz.

Sağ ol kızım.

İlk defa oğluma bu kadar yaklaştığımı hissediyorum.

Elimde bu var ama hani.

Belki işinize yarayabilir.

(Duygusal müzik)

Vereyim ben sana.

Leyla.

(Duygusal müzik devam ediyor)

Kenan.

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Duygusal müzik devam ediyor)

Bu dizinin ayrıntılı altyazısı FOX TV tarafından...

...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.

www.sebeder.org

Ayrıntılı Altyazı Çevirmenleri: Sunay Temür - Eylül Yılmaz...

...Gülay Yılmaz

Editör: Ela Korgan

(Jenerik müziği)

(Jenerik müziği devam ediyor)

(Jenerik müziği devam ediyor)

(Jenerik müziği devam ediyor)

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.