Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Bu dizinin sesli betimleme, ayrıntılı altyazı ve...
...işaret dilini kapsayan eşerişimi A23 Medya tarafından...
...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.
www.sebeder.org
(Jenerik müziği...)
(...)
(...)
(...)
(...)
Baba!
(Duygusal müzik)
-(Erkek) Hadi çabuk, çabuk. -Baba! Baba! Baba...
(Salih dış ses) Ateşe âşıksan...
...onun hakikatini öğrenmek için...
...ateşe düşecek, onunla yanacaksın.
(Salih dış ses) Ama yandıktan sonra onu anlatacak...
...aşkı söyleyecek bir sen kalmayacak.
(Salih dış ses) Döne döne yanacak, yana yana bitecek...
...bittiğin an, olacaksın.
(Gerilim müziği...)
(...)
Aziz Korkmazer'i, buralara kadar peşinden sürükleyen bu mahalle kızı, kim acaba?
(Ambulans sireni çalıyor)
(Telefon çalıyor)
Tamam.
Şu anda bir aksiyon gerilim filmi izliyorum.
Hazırlıklar tamamlanınca bana haber verin.
(Müzik)
Can...
-Can nerede? -Sevim teyze aldı, anne.
Kızım, hemen git kardeşinin yanında dur.
(Ceylan) Anne, babam çıkana kadar kalsam, olmaz mı?
-Git. -(Süleyman) Annen doğru söyler kızım.
-Tamam, gideyim ben. -Yalçın, sen götür.
Babam çıkınca haber verin bana ama olur mu?
Tamam kızım, hadi.
Sen, Can'la ilgilen.
(Duygusal müzik)
(Ahmet) Abi, Salih Baba gelmedi mi?
-Yok. -(Ahmet) Allah Allah.
Baba, hiç bizi yalnız bırakmazdı.
Gelmeyi çok ister ama gelemez. Hastaneye yani.
Tekin abi...
...şu kim, tanıyor musun?
Yok.
(Mesaj geldi)
(Müzik)
Sağ olasın.
Getirdin bizi buraya kadar da...
...ablamın senin gibi arkadaşları olmaz, sen kimsin?
Sen?
Ben.
Hasibe teyze... Hasibe teyze!
-Hasibe teyze! -Hemşire Hanım!
-Hemşire Hanım! -İyi misin?
-(Süleyman) Hasibe bacı... -Müsaade edin, sakin olun.
(Hemşire) Gelin içeri alalım. Sakin.
(Hasibe) Dur, tamam. Tamam.
(Hasibe) Dur, tamam.
(Müzik...)
(...)
Kerem Bey hoş geldiniz.
Şu abim...
...yanındaki hanımefendi kimdi? -Kendisine sorsanız Kerem Bey.
Doğru.
(Gerilim müziği)
(Kerem) Seninle, aileni vururum.
(Gerilim müziği)
(Müzik)
(Anlaşılmayan konuşma)
Biraz daha hızlı gidebilir miyiz?
Baba!
(Duygusal müzik)
Emredersiniz.
-Yalçın... -Buyurun amirim.
-Burası senin mahallendi, değil mi? -Evet.
-Tanır mısın dükkân sahibini? -Elinde büyüdüm sayılır.
Peki. Anlaşamadığı, kavgalı ya da husumetli olduğu birisi var mıydı?
Hiç sanmıyorum amirim.
-Faik amca, kendi halinde bir adamdır. -Bilemezsin.
Kesin bir şey söylemek için erken ama...
...çocuklar kundaklama olduğunu düşündürecek kanıtlar bulmuşlar.
(Yalçın) Kundaklama?
(Yalçın) Kim, niye böyle bir şey yapmak istesin ki?
(Gerilim müziği)
-Daha iyi misin? -İyiyim, iyiyim.
-Kaç saat oldu ya! -Bekle.
-Hah! -Geçmiş olsun.
Tehlikeli bir durum yok. Hastamızı yoğun bakıma alıyoruz.
(Doktor) Burada beklemenize gerek yok.
-Görebilir miyiz peki? -Bir kişi.
-Ben girerim. -Hemşire Hanım size yardımcı olur.
-Hepinize geçmiş olsun. -(Fırat) Sağ olun.
Allah'ıma çok şükür.
(Duygusal müzik...)
(...)
-Nasıl babam? -(Hasibe) Nasıl olsun?
(Hasibe) Aynı.
Baygın yatıyor işte.
Burada beklemenizin bir anlamı yok.
Herhangi bir gelişme olursa biz size haber veririz.
Ayrıca bu kadar kalabalık olmanız, hastanemiz için de sıkıntılı.
Geçmiş olsun.
Ben kalırım, siz gidin.
-Kızım burada beklemek... -Süleyman abi, gidemem.
Ben de kalırım Feride'yle. Ha, baba?
Tamam yavrum, tamam.
Anne hadi sen de git, çok harap oldun.
Hem Can'ın sana ihtiyacı var. Ben buradayım, hadi git.
İyi madem. Ben Can'a bakayım o zaman.
-Bir şey olursa ara beni ama. -Tamam.
-Ben de kalacağım. -(Süleyman) Fırat evlat...
...sen annenle, kız kardeşinle ilgilen.
(Süleyman) Zaten yeterince hepiniz, perişan oldunuz.
Bugünün yarını var, sonrası var.
Hepinize yeterince iş düşecek zaten.
Ben kalırım.
Belki bir şeye ihtiyaç olur. Siz rahat olun Hasibe teyze.
Tamam. Sağ ol çocuğum.
Hadi.
Ben dışarıdayım, bir şey olursa ararsınız.
Sağ ol Tekin.
-(Kerem) Her zamanki gibi. -Merak etmeyin Kerem Bey.
(Gerilim müziği)
Çık.
(Gerilim müziği)
İş bitince bana haber verin.
(Gerilim müziği)
Alo.
Baba işlem tamam.
(Müzik)
Dört.
(Salih) Mihnet.
Mihnet, zahmettir.
Eziyettir.
(Salih) Tecrübeyle sınanmaktır.
(Salih) Gamdır, kederdir.
Mihnet basamağını geçmenin bizzat kendisidir, mihnet.
Zordur. Zorluktur.
Yola bir kere girdiysen...
...zaten mihnete talipsindir.
(Salih dış ses) Sen yolu seçtiğini sanırsın...
...ama yol seni seçer.
(Salih dış ses) Sen aşkı seçtiğini sanırsın ama...
...aşk seni seçer.
(Salih dış ses) Aşk dile gelmez.
(Salih dış ses) Söze hiç gelmez.
(Salih dış ses) Aşk bir hâl işidir.
(Salih dış ses) Aşka vuslat için...
...vücudun her zerresi, ayrı bir yol olur.
(Salih dış ses) Her yol, ayrı bir gam olur.
(Salih dış ses) Keder olur.
(Salih dış ses) Maşukunun acısı sana, intihal olur.
(Salih dış ses) Kalbinin ağrısı sana hemhâl olur.
(Salih dış ses) Kederi, kederin olur.
Aşk senin mihnetin olur.
(Salih) Aşk senin mihnetin olur.
(Salih) Aşk senin...
...mihnetin olur.
(Müzik)
(Duygusal müzik)
(Feride) Babam.
Çok korktum, sana bir şey olacak diye.
Feride.
-Babacığım. -Kolum uyuştu biraz.
Allah'ıma şükürler olsun.
Seni bana, bize bağışladı.
Nasıl hissediyorsun kendini, iyi misin?
Yokladı geçti. İyiyim tabii, iyiyim.
Dükkân ne durumda?
Her şey yandı mı?
Bırak baba dükkânı şimdi. Sen...
Sen iyisin ya, önemli olan o.
Birlikte yaparız artık hepsini.
Bazı şeylerin yenisini yapamayız ki Feride.
Ne yapalım baba?
Olacağı varmış.
(Duygusal müzik)
Ben, uyandığını haber vereyim bizimkilere.
(Duygusal müzik)
(Kapı açıldı)
(Kapı kapandı)
(Duygusal müzik)
Uyandı mı? İyi mi?
Uyandı, çok şükür, çok iyi.
Feride kızım, nasıl oldu?
Sabah çok erken saatte odaya aldılar da bin şükür, iyi.
Yeni geliyor kendine.
Güçlü adamdır Faik amca.
(Süleyman) Hadi sen de git, biraz dinlen.
Bak, betin benzin atmış. Hadi yavrum.
-Bir kez daha göreyim babamı öyle. -Tamam yavrum.
(Müzik)
(Tahsin) Günaydın.
-(Aziz) Günaydın. -Günaydın.
Yakışıklı oğlum benim.
(Perihan) Sen ne zaman geldin?
Sabah erken geldim anne. Birkaç parça eşya aldım.
Zaten ihtiyacın olmasa, artık hiç eve uğradığın yok.
-Anneciğim yapma böyle. -Abiciğim...
...bu aslında, bir naz yapma cümlesiydi ama sen yine anlamadın tabii ki.
Sultan, sen haddini çok fazla aşmaya başladın, farkındasın değil mi kızım?
Evet, kaybolma zamanı.
Öpüldünüz hepiniz, görüşürüz.
Ben de gidiyorum, görüşürüz.
Aa! Azizciğim, doğum günün için hazırlıklara başladık, haberin olsun.
Anneciğim istemediğimi bildiğin halde, neden bu kadar çok ısrar ediyorsun?
Çünkü bulunduğun yeri koruyabilmen için...
...bazı önemli dostlarımıza, ihtiyacımız var. Değil mi oğlum?
Programıma bakarım.
Programın ayarlandı. Biz Nehir'le hallettik.
Anne neden böyle yapıyorsun?
Nehir şimdi, benim otoritemi sorgulamayacak mı?
Teşekkür ederim ya!
Oğlum, o otoriteyi biz verdik sana değil mi?
Hem benim karşımda, otoritenin sorgulanması...
...seni neden bu kadar rahatsız ediyor?
Ayrıca Nehir'le aranda da bir otorite sorunu yok.
Nehir hem aile dostlarımızın kızı, hem de--
Anneciğim!
Hayır.
Görüşürüz baba.
Ben de çıkıyorum Perihan. İşlerim var.
Tahsinciğim...
...senin de işlerin çok fazlalaştı bu aralar.
Sana kolay gelsin karıcığım.
-Kahveniz Tahsin Bey. -Hayır, istemez. İşim var.
Ne dikiliyorsun orada? Alsana şunları! İçmeyeceğim!
Uff!
İçerisi müsait mi kızım? Ben de Faik'i bir göreyim.
Müsait Süleyman abi. Buyur.
-(Yalçın) Feride biraz konuşalım. -Tabii.
Bir şey mi oldu?
Faik amcanın bir düşmanı veya bilmediğimiz başka bir durumu var mı?
Yalçın, babamı tanımıyormuş gibi konuşma Allah'ını seversen.
(Feride) Ne düşmanı olacak? Kendi halinde bir adam, benim babam.
Dün gece, olay yeri inceleme ekibindeki arkadaşlar...
...kundaklama olabileceğine dair, bir şey bulmuşlar.
(Yalçın) Sabah buraya gelmeden, merkeze uğradım yeniden.
Kundaklama, kesinleşti. Soruşturma başlatılacak.
Kim yapar? Nasıl olur?
Faik amcayla konuşulması lazım.
Bunu ondan başka, kimse bilemez.
Yalçın bak, zaten babam stresten bu durumda.
(Feride) Şimdi ifade falan deyip, canını sıkmayalım.
Sonra biraz kendini toparlayınca yaparız, olur mu?
Ben de aynı şeyi söyledim. Merak etme.
Biraz kendini toplayana kadar bekleyecekler.
Ama soruşturma başladı. Ailedeki herkesle konuşacaklar.
(Yalçın) Bugün gelecekler, haberin olsun.
Tabii. Elimizden ne gelirse yaparız.
-Ben hâlâ inanmıyorum. -Ben de.
Hadi.
Siz gidin. Ben merkeze giderken eniştemi bırakırım.
Tekin sana emanettir.
Hayırlı işler dayıcığım.
-Hadi eyvallah Yalçın abi. -Eyvallah.
Çantam nerede benim?
-Sen gördün mü benim çantamı? -Yok.
Dün gece, elinde çantan yoktu.
Yukarıda mı bıraktım acaba?
Çantan yoktu Feride. Eminim.
Belki mahallede düşürmüşsündür o hengâmede.
Arar buluruz. Merak etme.
Haklısın.
(Telefon çalıyor)
Efendim?
-(Aziz ses) Feride Hanım. -Buyurun.
Aziz ben. Aziz Korkmazer.
Kim?
Aziz. Dün gece yangına, birlikte gittik.
(Feride) Neden aradınız?
Eğer tehdit etmek için aradıysanız, hiç havamda değilim Aziz Bey.
Önce, babanızı sormak istedim.
Sonra da arabamda çantanızı düşürmüşsünüz ama…
…beni azarladığınıza göre, babanızın sağlık durumu iyi sanırım. Sevindim.
Bir katil için, fazla nezaket göstermiyor musunuz sizce de?
Nereden alayım çantamı?
Ben size gönderirim.
Tamam. Adresi mesaj atacağım.
-Rica ederim. -Niçin?
Hiç. Öyle söyledim.
Ne tarz bir oyun oynuyorsunuz Feride Hanım, Fırat Bey?
Altan.
Arabamda bir çanta var. Şirkete döndüğüm zaman alırsın.
Sana bir adres yollayacağım. Oraya götür lütfen.
Bakalım bu oyunun sonu nereye varacak.
Anlaşıldı amirim.
Hasibe bacım, bir şeye ihtiyacın olursa söyle bana.
Bir şey lazım değil.
Faik iyileşsin, başka da bir şey istemiyorum.
-Hadi. -Hasibe teyze.
Biraz konuşalım mı?
(Gerilim müziği)
Hayırdır Yalçın?
Şimdi sırası değil biliyorum ama yangınla ilgili.
Faik amcanın bir düşmanı…
…veya anlaşmazlığının olduğu birileri, var mıydı?
Yok canım.
Faik amcanı bilirsin sen. Etliye sütlüye bulaşmaz o.
Ne alakası var canım?
Biliyorum tabii, biliyorum da…
…yangının, kundaklama olduğu ortaya çıktı.
Birisi, bile bile yakmış dükkânı.
Tüh!
Tüh!
Allah belasını versin, kim yaptıysa.
Ah görüyor musun? Ne istediler, bizim avuç içi kadar dükkânımızdan?
Vah, vah!
Eğer kimin yaptığını bulamazsak, büyük ihtimalle Faik amca suçlanacak.
(Yalçın) Dükkân sigortalıymış kazalara karşı.
(Yalçın) Yani sigorta şirketi, dava edebilir. Durum kötü.
Konuşabilecek duruma geldiği zaman, ifadesi alınacak.
Sizin de bir ara, karakola uğramanız gerekiyor.
Sizden de yazılı ifade alınacak.
Vah, vah, vah.
Hay Allah! Bu kadar da sıkıntımızın arasında.
Şimdilik sıkıntı etmeyin. Ben ilgileneceğim.
-Eğer kimin yaptığını da bulursak… -Hadi inşallah.
-Bir ihtiyacınız var mı? -Yok.
-Sen yangını kim çıkardı bul, yeter. -İnşallah.
Hadi kal sağlıcakla bacım. Biz gidelim.
Hadi.
-Tekrar geçmiş olsun. -Sağ ol.
(Gerilim müziği)
(Geçiş sesi)
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği)
(Geçiş sesi)
(Geçiş sesi)
(Gerilim müziği)
Bu dükkâna, ilk ve son defa giriyorum Süheyla.
Bunu biliyorsun değil mi?
Sen öldüğün zaman, senden kurtulacağımı düşünmüştüm.
Ama kurtulamıyorum.
Başıma ne geldiyse, senin yüzünden geldi.
Ama nihayet, bitecek bugün.
Senin hatıralarınla dolu bu mezardan, kurtulacağım.
Faik’im de borçtan.
Evet, doğru duydun.
Benim Faik’im. Senin değil.
Değil.
(Gerilim müziği…)
(...)
(...)
(Telefon çalıyor)
Ay!
Ne var Ceylan?
Yakıver sen yemeğin altını. Geliyorum ben. Tamam.
Hadi.
(Gerilim müziği)
(Kıvılcım sesi)
(Gerilim müziği…)
(...)
(Geçiş sesi)
-Hanımefendi. Hanımefendi. -Ha!
Eşiniz sizi çağırıyor.
(Kapı vuruluyor)
Ben bakarım.
Hadi kızım.
Abla.
-Nasıl oldu babam, daha iyi mi? -İyi, iyi. Çok şükür.
Ne zaman çıkacakmış?
Birkaç güne çıkartırız dediler.
-Can nerede? -Benim uşakla yukarıda.
Oh. İyi değil mi Can?
İkide bir, babamı görmeye gidelim diye tutturmasının dışında iyi.
Sevim abla, çok teşekkür ederim.
Sana da bu kadar zahmet verdik.
Olur mu kızım? Aileyiz biz hepimizi burada.
-Nasıl oldu babacığın kızım? -İyi, iyi. Çok şükür.
Birkaç güne çıkartırız dediler.
Oh.
Ben sizin hakkınızı nasıl ödeyeceğim?
Çok teşekkür ederim. Çok sağ olun.
Hadi Fırat oğlum, uşakları çağır da iki lokma yemek yiyin.
Kimse dünden beri ağzına bir lokma sokmadı.
-Ben de elimi yüzümü yıkayayım. -Tamam.
(Kapı vuruluyor)
Otur sen. Hadi gel.
Kızım, gel sen de.
Buyurun.
Aziz Bey gönderdi.
Teşekkür ederim.
(Gerilim müziği)
-Hişt. -Ha?
Ne ayak bu Aziz?
Hastaneye bizi götürüyor, bekliyor orada falan.
Hayırdır?
Ne hayrı Fırat, ne hayrı? Ne bileyim ben.
-Bekledi yani? -Bekledi.
Ben hastaneye gelirken, onun arabasına düşürdüm herhâlde çantamı.
-Ondan getirdi mahalleye. -Hmm…
Yangındı, hastaneydi falan derken kafa mı kaldı bende, Allah’ını seversen.
Ha yani, dün çuvala girdi.
Bu adam burada kapının önünde şekil yapıyor cipler, çanta bırakmalar falan.
Ne bileyim ben. Ara sor istiyorsan.
-Numarası? -Fırat!
İyi be. Bana ne?
Bekledi demek.
(Gerilim müziği)
(Arama tonu)
Aziz. Çok acil konuşmamız lazım.
İstediklerimi bana getirdiğinde…
…kalan yarısını da alacaksın tamam mı?
Ağzını sıkı tut.
Merak etmeyin Kerem Bey.
(Gerilim müziği)
Kahretsin. Çok eğleniyorum.
(Araba çalıştı)
Annemle konuşmuşsunuz.
Evet.
Annemle mi, benimle mi çalışıyorsunuz?
-Anlamadım. -Anlaşılmayacak bir şey yok.
Bana sormadan, programımı değiştirmişsiniz.
Karar verin. Annemin asistanlığı, size daha iyi geliyorsa...
...bunu ben de bilmek isterim.
Ben sadece, doğum gününüz olduğu için…
Ne olursa olsun Nehir Hanım.
Bana annemle konuştuğunuzu, neden söylemediniz?
Perihan Hanım söyleme dedi çünkü.
İşte, tam da bu yüzden soruyorum Nehir Hanım.
Kiminle çalışacağınıza karar verince, bana da bildirin.
Çıkabilirsiniz.
(Burnundan soluma)
(Gerilim müziği)
Ben senin asistanım değilim Aziz.
Kimsenin asistanı olmak gibi, bir niyetim de yok.
Bir an evvel, kendinize yeni bir asistan bulup…
…beni bu ayak işlerinden ve angaryalarınızdan...
...kurtarırsanız çok sevinirim…
…Aziz Bey.
Bunu ben istemedim. Kendin teklif ettin.
İşleri yürütecek birini bulana kadar, ben ilgilenirim dedin.
Şimdi bu öfkenin sebebi neden, Nehir?
İstediğin gibi olmadı mı ha? Yönetilemiyor muyum?
Şuna bir açıklık getirelim Aziz.
Ben ailelerimiz istediği için bu şirketteyim.
Saygımı ve sınırımı koruyorum. Sen de zorlama istersen.
Koruma, Nehir. Ben böyle bir şey istemedim.
Annemle babamla konuşup, işgüzarlık yapıyorsun.
Yarından itibaren, kendi departmanının başına dön lütfen.
Ha yok, bu çatının altında çalışmaktan memnun değilim diyorsan…
…muhasebeyi arayıp görüşelim.
Sen bilirsin.
Tahsin Bey, bu konuşmadan hiç memnun kalmayacak.
O zaman sıkıntını babamla çözersin.
Babamla ilişkim, seni ilgilendirmez. Duracağın yeri iyi bil Nehir.
(Aziz) Sınırlar konusundaki hassasiyetimi, öğrenmiş olman gerekiyor.
Şimdi bu tatsız ve yersiz konuşmayı daha fazla uzatmayalım.
Çık odamdan lütfen.
(Gerilim müziği…)
(...)
Gel Altan.
Nedir bu kadar acil olan?
Bu oğlan, çantayı bırakmaya gittiğim evdeydi.
Biliyorum.
Nasıl yani?
Madem biliyordunuz, bana niye söylemediniz?
Şimdi bu çanta, bu oğlanın ablasının çantası, doğru mu?
Peki, sizin arabanızda ne işi vardı?
Yani o mahalle, o ev falan…
Sizin tarzınız da değil ama.
-Öyle oldu Altan. -Öyle oldu?
O zaman, ben şu oğlanı alıp geleyim.
Hayır.
Şimdilik almayalım.
Babaları daha yeni kalp krizi geçirdi.
Takipte kal.
Takipte mi kalalım?
Ama bir dakika, ben şimdi anlamadım. Yani bu çocuğu almazsam, ben…
Altan. Şimdilik bir şey sorma.
Peki.
Bu elimizdeki adamı ne yapalım Aziz Bey?
Bırakın gitsin.
Bakalım nereye gidecek?
-Bırakalım? -Evet.
(Burnunu çekti)
(Boğazını temizledi)
Tamam. Bırakalım.
(Gerilim müziği)
Çok sinirlendi, Perihan Hanım.
Kendi departmanının başına geç diyerek, kovdu beni yani.
Perihan Hanım mı? Aaa! Çok ayıp. Perihan teyze diyeceksin.
Sen üzülme Nehirciğim, tamam mı?
Hem Aziz’i sen de biliyorsun, değil mi?
Yani orası öyle tabii ama bu sefer, gerçekten haddini çok aştı.
Üzme o tatlı canını, güzel kızım benim. Sen sonuca bak.
Bazen büyük savaşları kazanmak için…
…küçük muharebeleri kaybetmek gerekir, değil mi?
Önce sen bana söyle bakayım, sen Aziz’le evlenmek istiyor musun, istemiyor musun?
Tabii ki istiyorum.
Bak Nehirciğim, Aziz her zaman zor bir çocuktu bunu bil.
Küçükken de böyleydi. Hep ketum bir yanı vardı. Yabaniydi.
Büyüdükten sonra da öyle hiç kimseyi yanına yaklaştırmadı.
Ama sen onun, bu afrasına tafrasına hiç bakma.
(Perihan ses) Onun ipleri, hâlâ bizim elimizde.
Sen sabırlı ol, gerisini bana bırak. Tamam mı güzel kızım?
Peki, Perihan teyzeciğim.
İpleri elindeymiş ha?
(Gülüyor)
Sen öyle san bakalım Perihan Hanım.
(Duygusal müzik)
Bizimkilerden ses çıkmadı.
Kaç gün oldu oğlum. Ben huylanmaya başladım ha.
Hayır, Şükrü'den laf çıkmaz da…
…polis falan varsa, Talat kesin öter.
-Öter mi diyorsun? -Öter.
Talat o günden beri eve gitmemiş. Şükrü de kayıp.
Ne diyorsun.
Bir haltlar dönüyor oğlum. İkisi de birden ortadan kayboldu.
Ben yokum oğlum, bundan sonra.
-Ne? -Midem bulandı oğlum bu işten.
-Ne diyorsun abi? -Oğlum diyorum ki…
…bundan sonra beni arama. Tanımıyoruz birbirimizi.
-Beni ne diye çağırdın o zaman? -Bunu söylemek için işte.
Hadi bana eyvallah.
-Hadi. -Süt çocuğu.
Süt çocuğu.
Süt çocuğu.
Kaldırın.
-Gidebilirsin. -Nasıl yani?
Gidebilir miyim?
Burayı çok sevdiysen kal.
(Gerilim müziği)
Serkan.
Takipte kalın.
12/8
Faik Bey, durumunuz beklediğimden çok daha iyi.
Çok sağ olun doktor. Peki, artık çıkabilir miyim?
Yani evimde olursam, sanki daha iyi olacak gibi.
Peki. İlaçlarınızı ihmal etmeyin. Stresten de uzak durun.
Aksi bir durum olmadığı takdirde, bir hafta içinde yine göreyim sizi.
Şey, biraz erken değil mi çıkması?
Hastamız oldukça iyi.
Korktuğumuz gibi bir durumla karşılaşmadık.
Yani çıkabilir. Korkulacak bir şey yok.
-Tekrar geçmiş olsun. -Çok sağ olun doktor.
Sağ olun.
(Kapı kapandı)
Ne oldu Hasibe?
Çıkmak istemiyormuş gibi bir hâlin var.
Yok, yok.
Ben hani doktorlar yakında olursa diye, şey ettim.
Yani evde çoluk çocukla, seninle olsam…
…doktorlara, hemşirelere tercih ederim. Daha iyi olurum yani.
Hastane kokusu, sağlam insanı hasta ediyor.
Allah kimseyi düşürmesin. Eksikliğini de göstermesin tabii.
Âmin. Âmin.
Ee…
Çocukları arayayım ben o zaman.
Ee…
Adam düpedüz katil.
Ama hastaneye geliyor…
…çantamı gönderiyor…
(İç çekiyor)
Yoksa Fırat’la adamların bağlantısını öğrendi de bana o yüzden…
Yok canım.
Yani.
Adamın gırtlağına yapışan benim.
(Ceylan) Can, delirtme beni. Ver şu telefonumu.
(Can) Ben babamla konuşacağım.
(Telefon çalıyor)
Efendim, Saniye.
(Saniye ses) Çok geçmiş olsun. Neredesin? Gelsen iyi olur.
Kovuldum değil mi?
Bir gün için.
Zaten bahane arıyordu.
(Saniye ses) Yok, yok. Çok kızdı da ben o yüzden aradım seni.
Tamam. O zaman ben birazdan geleyim.
(Telefon çalıyor)
Efendim, anne. Bir şey mi oldu babama?
(Hasibe ses) Saatlerdir kiminle konuşuyorsun sen?
İşyerinden aradılar. Ne oldu? Sen niye aradın?
Adamı bıraktılar ama takip ediyoruz.
Bu da Talat’ın telefonu.
Attığı her adımı takip edip, bana haber vereceksin.
Emredersiniz.
Ah be Aziz.
İçindeki iyiyle kötüye sıkıştın kaldın.
Ne olacak senin bu hâlin? Çok üzülüyorum canım kardeşim benim.
Ah be Abdullah amca.
Ne yapacağımı, nereye gideceğimi hiç bilmiyorum.
Olanda hayır vardır.
Olanda hayır vardır.
Senin gibi olmak isteyeceğimi, hiç tahmin etmezdim.
Ne güzel, tek derdin dertsizlik.
(Duygusal müzik)
-Merhaba. -Merhaba.
-Babamın müşterisiyseniz… -Yok, müşteri değiliz.
Dükkân sahibiyle görüşmek için gelmiştik. Sanırım kızısınız.
Evet. Babam…
Bizim dükkânımız yandı da. Babam da hastanede.
Çok geçmiş olsun.
Sağ olun.
Konu neydi?
Babanızın yüklü borcu yüzünden, kendisine ihbarname gelmişti.
Aylardır hiçbir cevap alamadık.
Ah baba.
İcra için geldik. Ama işler karışmış gibi görünüyor.
Gördüğünüz gibi.
O hâlde icrayı, eve yönlendireceğiz.
Bir dakika. Bir dakika. Siz bunu böyle, ayaküstü söyleyemezsiniz.
Dükkânımız yandı diyorum.
Babam hastanede. Kalp krizi geçirdi.
Bakın sizi anlıyorum.
Ama babanız, bankanın göndermiş olduğu ihtarname ve mektupları...
...hiç dikkate almadı.
(Avukat) Yani bankaya, başka bir yol bırakmadı.
(Avukat) Bakın, bunlar burada konuşulacak konular değil.
Biz babanıza, gerekli bilgilendirmeleri yaptık.
Biz kendisiyle görüşsek?
Babam hastaneden çıkmadı daha.
Ben halletmeye çalışacağım her şeyi. Ne yapmam gerekiyor?
Tövbe tövbe.
Kim yakmak ister ki dükkânı? Faik abinin, ağzı var dili yok.
Yalçın, Hasibe bacıya sormuş. O da bir şey bilmiyormuş.
Feride.
(Sevim) Hah. İşte ben de Feride’ye üzülüyorum.
Anne. Feride geldi.
-Aa! -Kolay gelsin.
Hayırdır kızım, yüzün bembeyaz oldu? Bir şey mi oldu?
Ay anne, daha ne olsun Allah aşkına?
Kızım biliyorum. Ben onun dışında, bir şey mi oldu diye soruyorum. Tövbe.
Yok, yok. Sevim abla yorgundum ondandır.
Babamı, hastaneden çıkaracağım da bugün.
Tövbe estağfurullah. Ne çabuk.
Babam eve gideceğim diye tutturmuş. Doktor da taburcu işlemlerini başlatmış.
Süleyman abi rica etsem, sen gelir misin benimle bugün?
Tabii. Tabii gelirim yavrum.
Tiftik.
Ceketimi getiriver yavrum.
Hadi.
Aziz Bey, aracınızı yıkarken koltuğun arasında, bu telefonu bulmuş arkadaşlar.
(Geçiş sesi)
(Gerilim müziği)
(Geçiş sesi)
Asistanlardan bir tanesine söyle…
…bu modele en yakın telefonu satın alıp, odama bıraksınlar.
Emredersiniz.
(Araba çalıştı)
-Madam hoş geldiniz. -Hoş buldum.
Ben şey için gelmiştim…
Tamam. Anladım.
Müsaadenizle.
(Dram müziği)
Çok teşekkür ederim.
Borcum nedir?
Borcunuz yok madam.
Ah, olmaz Salih Beyciğim. Katiyen olmaz.
Olur, olur.
Siz, iki tepsi börek yapıverin…
...dostlarla hasbıhal ederken, sohbete lezzet katsın.
Tamamdır. Anladım ben.
Hadi kalın sağlıcakla. Teşekkür ederim.
Siz de.
(Kapı vuruluyor)
(Gerilim müziği)
Ne var?
Şamil, Murat, Şükrü’yle ilgili haber aldık abi.
Anlatsana oğlum. Dilini mi yuttun?
Şamil ile Murat, Şükrü’yü aramışlar abi.
O da onları, Kadırga’da yeni açılan bir mekânın önüne çağırmış.
Ee?
Ee’si abi, o günden beri üçü de kayıp.
Ne diyorsun ulan sen?
Hemen o mahalleye gideceksiniz.
Hangi köpek, hangi taşın altına işemiş öğreneceksiniz.
Gerekirse yakın mahalleyi. Kardeşimi getirin ulan bana.
(Gerilim müziği)
Babacığım iyisin değil mi? Rahatsın.
İyiyim kızım, iyiyim.
Siz varsanız, bir sıkıntım yok benim.
(Kapı zili çalıyor) (Kapı vuruluyor)
(Can) Ben bakarım.
Annem aşağıdaydı, bakar o.
Delirdi, sana bir şey olacak diye.
Çok korktu.
Allah yokluğunu göstermesin bize babacığım.
Korkmayın kızım, iyiyim ben.
Fırat nerede?
Çok aramak istedi o seni de ben izin vermedim.
Gelir birazdan. Hatta belki o gelmiştir.
-(Faik) Kim geldi? -(Hasibe) Komşu.
(Can) Polis abimi sordu.
(Faik) Polis, Fırat’ı niye arıyor?
(Faik) Hasibe.
Polis, Fırat'ı neden arıyor?
Hasibe!
Ortalıkta olmamasından, anlamam lazım tabii.
-(Fırat) Baba. -Gel buraya gel, serseri.
(Fırat) Ne oluyor baba, iyi misin?
Babası ölüm döşeğindeyken, oğlum serserilik peşinde.
(Faik) Polis niye arıyor seni?
Ne polisi baba? Ağır gel. Anne ne polisi?
-Gel, biz seninle biraz konuşalım. -Feride bırak.
-(Faik) Konuşacağız. -Ne olduğunu biri anlatacak mı, artık.
-Faik daha yeni geldi çocuk, şimdi-- -Hasibe sus!
Bağırma baba, anneme!
Vay be.
Beyimiz adam olmuş da annesini, babasına karşı koruyor.
-Madem adam oldun... -Ya yeter Faik, yeter!
Hasibe sus.
Dükkân yanalı iki gün oldu. Ne aradı ne sordu?
Evet? Yani benim bunu beklemeye, hakkım yok mu Hasibe?
(Faik) Ben aslan gibi oğlum var, diyemeyecek miyim?
Diyemeyeceğim.
Feride de bana yalan söylüyor. Ben aratmadım diye.
Neredesin sen ha?
(Faik) Polis, seni neden arıyor?
Polis, benim evimin kapısına neden dayanıyor senin yüzünden?
-Baba ağır konuşuyorsun. -Ağır mı konuşuyorum?
Daha başlamadım bile.
Sen ne zaman, benim yüzümü yerden kaldıracaksın ha?
(Faik) Ne zaman vazgeçeceksin, bu serserilikten?
Varsa yoksa ablasının, babasının parasını yesin.
(Faik) Utanmıyorsun da.
-Baba. -Yıkıl karşımdan.
Gözüm görmesin seni, yıkıl!
-Yıkıl! -Fırat, gitme Fırat.
Defol!
-Baba. -Serseri!
(Feride) Baba tamam, sakin ol. Otur, gel gözünü seveyim.
Ya, yeter be artık! Yeter ya, yeter!
Hepsi senin yüzünden, anladın mı? Senin yüzünden.
Senin pısırıklığın, senin iş bilmezliğin...
...senin kafanı kuma gömüp, hiçbir şey yapmaman...
...geçmişe gömülüp, kalman yüzünden. Anladın mı?
Bir sor bakalım, neden böyle oldu?
Hakkını arayan, bir baba mı gördü karşısında?
(Hasibe) Tıkıldın, kaldın o lanet dükkâna.
Ancak, iğne ile kuyu kaz sen Faik Efendi!
Varsa yoksa kızın Feride!
(Hasibe) Feride aşağı, Feride yukarı! Yeter be!
Feride’den başka çocuğun, yok mu senin?
Feride’nin getirdiği para olmasa, neyle yaşayacaksın Hasibe Hanım, ha?
Saçına, üstüne başına o parayı harcarken, hiç sesin çıkmıyor.
(Faik) İyi alıştınız vallahi.
Erkek olsun, adam olsun da biraz para tutsun eli.
Baba, anne ne olur gözünüzü seveyim. Yapmayın artık.
Anlayışlı Feride seni.
İkiyüzlü şey! Anne deyip durma bana!
Annen falan değilim ben senin. Anladın mı?
Bıktım artık Faik, bıktım. Anlıyor musun?
Bu Süheyla’nın hayaleti ile bu Feride’nin parasının...
...Feride'nin iyiliğinin arasına, sıkıştım kaldım.
Yıllardır! Çocuklarım da! Yeter artık ya!
Şu Feride'nin, anasının gözüne baktığın gibi...
...benim gözüme baktın mı sen bir kere, ha?
Bir kerecik baktın mı? Bunun başını okşadığın gibi...
...benim Fırat'ımın, Ceylan'ımın, Can'ımın başını, okşadın mı hiç?
-Söyle bakalım. -Hasibe sus.
Çocukları karıştırma.
Baba, kız benim hayatımı siz ikiniz, zehir ettiniz be!
-Anne sus! Lütfen, sus artık! -Susmayacağım!
-Sen biliyor musun polis niye geldi, ha? -Anne, lütfen sus.
Karışma sen dedim.
Çünkü dükkânın kundaklanmış.
(Hasibe) Hepimizin teker teker ifadesini alıyorlar, anladın mı?
Fırat'ı da o yüzden arıyorlar. Ne var bunda?
(Hasibe) Ama yok!
Sen sorma, sorup soruşturma, buldun ya bir yer. Dal oradan içeri.
Oğlunun üstüne yüklen. Hem suçlusun hem güçlüsün.
Sen adamlıktan bahsediyorsan, aldığın krediyi öde önce.
Dükkâna haciz gelmiş. Haberimiz bile yok.
Baba sen sakin ol. Biz her şeyi çözeriz, tamam mı?
Tabii, tabii.
Sen mutlaka çözersin zaten. Çözersin sen!
Anne sus artık. Gözünü seveyim, sus!
Aç gözünü Faik Efendi, aç da etrafına bir bak!
Yeter anne, yeter! Sus artık, bak Allah aşkına sus.
Bak, bana istediğin her şeyi yap. Tamam, umurunda değil bunlar.
Ya benim babam, ölüyor ya! Benim babam ölüyor!
Eve haciz gelmiş evet.
Neden geldi, bir düşünsene sen?
(Feride) Koltuğum eskidi, perdem eskidi. Sıvamız çıktı. Tekrar yapalım.
(Feride) Neden? Çünkü konuyu komşuyu eve çağıramıyorsun, değil mi?
Ya anne bizim gırtlağımıza kadar borç geldiyse, senin yüzünden geldi.
Haspa! Çeneye bak!
Yıllarca analık ettim ben sana!
(Hasibe) Bu mu karşılığı?
Eğer sen de şu kadar analık hakkım varsa, hepsi haram olsun sana inşallah.
Ya yeter artık, susun ikiniz de ya!
Tamam!
-Baba. -(Feride) Baba.
-(Ceylan) Babacığım iyi misin? -(Feride) Ceylan, çabuk haplarını getir.
(Feride) Baba gel. Baba, çok özür dilerim.
Baba, çok özür dilerim.
Çok özür dilerim.
(Gerilim müziği)
(Dalga sesi)
(Vapur sireni çalıyor)
(Dalga sesi)
(Erkek) Afiyet olsun abi.
Bu ne lan?
-(Erkek) Ne olmuş abi? -(Altan) Biz demli çay istedik oğlum.
Sen bize sallama çay getirmişsin.
Hadi sen şimdi, al bunları da bize şöyle, iki tane adam gibi çay getir.
-(Erkek) Tamamdır abim. -(Altan) Hadi bakalım.
Anlat.
Aziz.
Anlat işte.
Neyi?
Bunu, ciddi sormuyorsun herhâlde değil mi?
(Müzik)
Aç şunu, aç.
Neredesin Fırat?
Neredesin?
(Altan) Neyse belki vakti gelince.
Biliyorsun ben buradayım.
Anlatmayacağımdan değil Altan.
Anlatamayacağımdan.
Çünkü henüz, ben de ne olduğunu anlamadım.
-Aslında anladım sana ne olduğunu da. -Altan.
O cümleyi bitirme, olur mu?
Bitirsem ne olur, bitirmesem ne olur?
Sana olan olmuş.
(Aziz) Bana bir şey falan olduğu yok.
Aziz, ben seni bir kere daha böyle gördüm.
Çatışmadan indiğimiz akşam.
Ben bu bakışı biliyorum Aziz.
Sen yine hayatı, bir şeyleri sorguluyorsun.
Ama ne?
Kalkalım mı?
Kaçıyor muyuz yine?
(Altan) Eren.
(Duygusal müzik)
(Gerilim müziği...)
(...)
(Erkek) Delikanlı! Maymuncuk.
-Ne var lan? -(Erkek) Düzgün konuş, Şükrü nerede?
-Bilmiyorum. -(Erkek) Ne demek bilmiyorum.
İki gün önce, iş kaldıracaktınız.
Size ne abiciğim. Size hesap mı vereceğiz ya?
Adam gibi soru sorduk. Adam gibi cevap ver.
Adam gibi bilmiyorum o zaman, oldu mu?
Siz, ne saklıyorsunuz oğlum?
Ne saklıyorsak saklıyoruz. Size, hesap mı vereceğiz abiciğim? Basın gidin.
Bak oğlum, Şükrü'nün yerini söyle, rahat bırakalım seni.
Basmıyor mu kafanız, ha?
Bilmiyorum diyorum. Beni de ortada bıraktı gitti.
Lan, biz de yedik.
(Gerilim müziği)
Aç şunu, aç! Şunu aç.
Aç Fırat, şunu aç. (Arama tonu)
(Arama tonu)
Neredesin ya?
(Duygusal müzik...)
(...)
(...)
Neden gelsin ki buraya?
(Duygusal müzik...)
(...)
Ah!
(Duygusal müzik)
Zeki, acil buluşmamız lazım lan.
(Zeki ses) Oğlum, beni yok say demedim mi sana? Arama bir daha beni.
Adi herif.
(Gerilim müziği)
Gel.
Otur şöyle.
Cık cık cık!
Cık cık cık!
Böyle otur, gel.
(Gerilim müziği)
Hoş geldin.
Neredesin sen?
Seni bekliyoruz burada.
Babaannenle.
Bak, yapma böyle şeyler.
Kadıncağızın gözü yollarda kaldı.
Yaşlı başlı kadın.
Cık cık cık!
-Eğer ona, bir şey yaptıysanız var ya. -Hişt.
Ağır ol.
(Kerem) Biz kendimizden büyüklere, saygılıyızdır.
Bazen.
-Nerede ninem? -İçeride.
Börek çıkartıyor bana.
(Kerem) Sen biraz sakin olsana.
Nefeslen biraz.
-Oğlum, geldin mi? -Geldim işte ninem, buradayım.
(Nine) Kaç gündür neredesin sen?
Ufak bir kaza geçirdim ninem. Bir şey yok.
Ne oldu sana böyle? (Talat) Bir şey yok ninem, iyiyim. Bir şey yok.
Hadi geç sen içeri.
Arkadaşın da seni merak etmiş, gelmiş.
Biliyorum ninem, biliyorum. Hadi, geç sen içeri.
İyi madem.
(Gerilim müziği)
Peynirli mi bu?
Babaanne! Peynirli mi bu? Hangi peyniri koydun?
Duymadı.
(Müzik)
(Telefon çalıyor)
-Efendim Sultan. -Abi neredesin?
Ya da bu akşam eve gelecek misin?
-Niye, ne oldu güzelim? -(Sultan ses) Annem.
Yine delirdi de.
Yarınki doğum günü partisi için, iyiden iyiye gerildi.
(Sultan ses) Ya bildiğin gibi değil abi, dehşet saçıyor.
Of!
Of ki ne of.
Tamam güzelim, siz sabredin. Ben birazdan gelirim.
Tamam.
Ah Aziz, ah!
Ne yapıyorsun, bilmiyorum ama bu işin sonu hiç iyi bitmeyecek.
(Müzik)
Oğlum kes tantanayı. Dediğim adrese gel sen.
(Talat) O saatte, orada olun.
Bak Şükrü abinin biraz işi var. Büyük iş kovalıyor.
Bak şimdi, beni iyi dinle.
Bu son iş. Ondan sonra herkes yoluna.
Olmaz! Yokum ben bu işte artık.
Oğlum, peşimizde polisler var. Şükrü abiyi arayan, adamlar var.
Öldürecekler lan beni, sizin yüzünüzden.
Oğlum, son iş diyorum. Büyük para diyorum. Anlasana
Zeki'nin haberi var, buluş onunla.
Ben aramam o salağı, sattı beni.
Tamam. Tamam, boş ver Zeki'yi.
Adresi anladın.
Bak içerde adamımız var. Davetli gibi alacak seni içeri. Güzel giyin.
Oğlum anlamıyor musun? Peşimde polis var diyorum. Neyini anlamadın?
(Talat ses) Ya sen beni dinle, gel.
Bak hepimiz kurtulacağız ciddi söylüyorum, hepimiz kurtulacağız.
Senin yapacağın işe ya!
Senin yapacağın işe ya!
İyi yedik ama ha!
Babaanneciğim, ellerine sağlık.
Bir şey diyeceğim. Islak mendil falan, var mı ya?
Abi.
Bak, her istediğinizi, yaptım. Bırakın artık, salın beni ya!
-Bu ne? -El bezi abi.
Nine, biraz daha sabun dökmüş üstüne yağlı diye.
(Kerem burnunu çekiyor)
Ver.
Abi, abi, abi. (Silah sesi)
Şuna, örtü falan bul içeriden.
(Nine) Talat, gitti mi arkadaşın oğlum?
Yok, buradayım daha nine...
...gideceğim birazdan.
Ört.
(Kerem) Güzel ört.
Hava çok soğuk üşümesin.
Malum, uyuyanın üzerine kar yağar.
(Duygusal müzik)
(...)
(...)
(Aziz) Tam da sırası.
(Geçiş sesi) "İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn"
-Nerede bulurum, bu Abdullah amcayı? -Evi yok onun ama…
...mezarlığın başındaki yokuş var ya abi.
O yokuştan aşağı kendini salınca, bir dükkân çıkacak karşına...
...böyle eski, pahalı bir şeyler falan satıyor.
(Gerilim müziği)
(...)
(Köpek havlıyor)
(Gerilim müziği)
(...)
(Köpek havlıyor)
Hoş geldin.
Teşekkür ederim.
Hoş buldum.
(Duygusal müzik)
(...)
(Alamet) Abi, Aneta teyze geliyor. Elinde tencereyle bak...
...kesin dolma o, ben sana söyleyeyim.
(Tekin) Oğlum ayıp lan, ayıp.
Kadını dolma ve börek olarak görüyorsun.
Abi ne yapayım?
Kıraathaneye gidiyorsunuz, değil mi evladım?
Evet, Aneta teyze.
-Şunu da bir zahmet. -Onu ben alayım.
Hadi, hepinize afiyet olsun.
Sağ olun.
İyi akşamlar.
(Duygusal müzik)
O ne öyle, kımıl kımıl?
Fırat, çocuğum ne oldu sana böyle?
Aneta teyze, saklanmam lazım.
Kendi mahallende, neden saklanıyorsun evladım?
-Hadi gel, seni evine götürelim. -Yok, gidemem.
(Aneta) Neden?
Babamla kavga ettik.
Faik Beyciğim mi, seni bu hale getirdi?
Aman eli de pek ağırmış.
Maazallah, bir de iyi olaymış.
-Yok, babam değil. -(Aneta) Kim o zaman?
-Aneta teyze, sen gitsene hadi ya. -Aa!
Hadi bakalım yürü, bana gidiyoruz.
Yok, ben gelmeyeyim yok.
Olmaz bak, beni çok üzersin ama hadi yürü, bize gidelim.
Kimseye bir şey söyleme, tamam mı?
Olmaz ablandır, anadır söylemek lazım. Yazık!
Tamam, sen git. Git sen, git.
Tamam, tamam, aramam, gel.
Aman.
(Müzik)
Burası, çok güzel kokuyor.
Eyvallah.
Yasemin çiçeği özü.
-Var mı sizde? -Yok.
-Sahaflar Beyazıt’ı bilir misin? -Evet.
Kapalı çarşı tarafından girince, ilerde solda bir dükkân var.
Çağırır seni bir gün.
Anlamadım, kim çağırır?
-Sen birini mi arıyordun? -(Aziz) Hayır.
Aslında evet.
Durum biraz karışık gibi?
-Birisi girdi buraya. -Abdullah Efendi.
Efendi.
-Ben daha çok-- -Deli zannettin.
-Yani. -Deli zaten.
Meczup.
Yani görünürde deli.
Görünmeyende ne, Allah bilir.
(Aziz) Ne demek o?
(Salih) Yani şu demek...
...delilik ayrı, meczupluk ayrı şeylerdir.
Meczuplar, Allah’ın özel hizmetindeki kullarıdır.
Bu yüzden onların yaptıklarına akıl, sır ermez.
Eğer yaptıklarını anlamaya çalışırsan da...
...akıl sermayenden olursun, maazallah.
Akıl, her voltajı kaldırmaz evlat.
Bu yüzden biz, Abdullah Efendi'yi üzmemeye gayret ederiz.
Ben burayı, sıradan bir antikacı sanmıştım.
-Pek değil. -(Salih) Antikadan anlıyorsun.
Evet.
Bizimkiler, yani annemle babam biraz düşkündür.
Anladım.
Teşekkür ederim.
Abdullah Efendi, dinleniyor şimdi.
Evet, Abdullah Efendi.
Neden aramıştın?
Öyle.
Aslında yürürken dikkatimi çekti, sonra kendimi dükkânın önünde buldum.
Çok rüya görür müsün evlat?
(Gerilim müziği)
Ben artık gideyim.
Çayını içseydin.
Başka zaman.
Yolu öğrendin.
Teşekkür ederim, gelirim. İyi akşamlar.
(Salih) Hayırlı akşamlar.
(Gerilim müziği...)
(...)
(Duygusal müzik)
(Aneta nefes alıyor)
Ne oldu çocuğum, sana böyle?
Eli kırılsın, kim yaptıysa sana bunu.
Sokak kavgası Aneta teyze.
Sen ne karışıyorsun, sokak serserilerine be çocuğum?
Şu hale bak.
Şu hale bak.
Suratın, çarşamba pazarına dönmüş!
Anacığına, haber verelim diyeceğim ama.
Yazıktır kadıncağıza da.
Aklı uçup, gitmesin.
Babacığın da hâlâ yatar.
Babamla birbirimizi görmesek daha iyi olur.
Anladım.
Sen bu gece kal.
Ama atandır, babandır.
Öyle kavga ettim, eve gitmem olmaz.
(Duygusal müzik)
Hadi.
Bak, sana oraya yatak bıraktım.
Hadi, hayırlı gecelerin olsun.
Sana da hayırlı geceler Aneta teyze.
(Duygusal müzik)
(Tekin) Selamünaleyküm Necmi abi.
(Havuz fıskiyesi sesi)
Uyuyor mu?
Abi.
Dolma gönderdi Madam sana.
Bize sinirlenmediğine göre.
-Abi, bir şey mi oldu Necmi abi? -(Tekin) Ağzını hayra aç.
(Havuz fıskiyesi sesi)
(Salih) Sessiz olun, ey faniler.
(Alamet) Bismillah, Salih baba, iyi saatte olsunlar geldi zannettim.
Dokunmayın bugün çakal abinize.
Niye ki?
Bugün, o gün mü baba?
-Bugün o gün. -Bugün ne gün? Bana da söylesenize.
Acele etme. Zamanı gelince öğrenirsin.
Baba, sen dur. Bir kahve yapalım sana.
Biz ortalığı temizleyip, bulaşıkları yıkarız.
(Salih) Eyvallah.
(Tekin) Eyvallah.
Kaç yıl oldu baba?
On.
(Salih) On yıldan fazla oldu.
Yapanları bulamadı mı?
Buldu.
Ama emri vereni bulamadı.
Arıyor mu hâlâ?
Allahüâlem.
Bulursa.
Allah korusun.
(Alamet) Buyur baba.
Eyvallah.
(Gerilim müziği)
("Neşet Ertaş - Gönül Dağı" çalıyor) "Gönül dağı yağmur yağmur boran olunca"
"Akar can özümden sel gizli gizli"
"Gönül dağı yağmur yağmur boran olunca"
"Akar can özümden sel gizli gizli"
"Bir tenhada can cananı bulunca"
"Sinemi yaralar yar oy, yar oy, yar oy, yar oy"
"Dil gizli gizli"
"Dil gizli gizli"
"Sinemi yaralar yar oy, yar oy, yar oy, yar oy"
"Dil gizli gizli"
"Dil gizli gizli"
"Dost elinden gel olmazsa varılmaz"
"Rızasız bahçanın gülü derilmez"
"Kalpten kalbe bir yol vardır görülmez"
"Gönülden gönüle gider"
"Yar oy, yar oy, yar oy"
"Yol gizli gizli"
"Yol gizli gizli"
"Gönülden gönüle"
"Yar oy, yar oy, yar oy"
"Yar oy, yar oy, yar oy"
"Yol gizli gizli"
"Yol gizli gizli"
"Seher vakti garip garip bülbül öterken"
"Kirpiklerin oku yar yar cana batarken"
"Cümle âlem uykusunda yatarken"
"Kimseler görmeden"
"Yar oy, yar oy, yar oy"
"Yar oy, yar oy, yar oy"
"Gel gizli gizli"
"Gel gizli gizli"
"Hoyratlar görmeden"
"Yar oy, yar oy, yar oy"
"Yar oy, yar oy, yar oy"
"Gel gizli gizli"
"Gel gizli gizli"
(Müzik...)
(...)
(...)
(...)
(...)
(Duygusal müzik...)
(...)
Al, hadi ye bakayım.
Buyur baba.
Gelmedi mi eve?
Kovdun ya çocuğu.
Ara hemen. Neredeyse gelsin çabuk.
Sabaha kadar aradım. Yok, açmıyor.
Baba, delikanlı çocuk.
Sakinleşince gelir elbet. Ben, bulur getiririm. Sen merak etme.
Ha, tabii, tabii. Sen halledersin.
Hasibe, yeter.
(Gerilim müziği)
Hadi ablacığım, biraz hızlı ye. Okula geç kalacaksın.
Gel, öbür tarafa da. Oh...
Kendine iyi bak baba.
Hadi, sen de.
Sen iyi ol, sakin ol. Ben her şeyi halledeceğim bugün.
Ceylan nerede? Yukarıda uyuyor.
Bırak, toplasınlar. Bırak.
Ben o zaman işe gideyim.
Bak, sen de anneme iyi davran, olur mu? O da çok üzüldü.
Kızım, sen de bırak artık herkesi düşünmeyi. Tamam.
Hadi, hayırlı işler.
Bir şeye ihtiyacın olursa ara, olur mu?
(Müzik)
(Telefon çalıyor)
Ah Fırat...
Üf...
(Anlaşılmayan konuşma)
Alo?
(Erkek ses) Hasibe teyze, bugün karakola uğrayabilir misin?
Tamam.
Tamam, gelirim.
Hadi.
Üf...
Nerede düşürdüm bu bilekliği ben?
Hatırlamıyorum da.
Kafa mı kaldı bende zaten?
Üf...
(Kapı çalıyor)
Hoş geldin.
Hoş bulduk.
(Perihan) Aziz.
Efendim anne?
(Perihan) Buraya gelir misin?
Alttan al bence.
Gülten ablacığım, biraz oyalasan? Bak, ter içindeyim zaten.
Vallahi oğlum, annene bir haller oldu bugün.
Herkes hazır asker işte yani.
Sen de payına düşeni alacaksın. Hadi yürü.
Gülten ablacığım. Rica ediyorum. Bak, kaldığıma pişman edecek.
İyi hadi, sen git. Ben söylerim.
Teşekkür ederim.
(Perihan) Aziz diyorum.
Kaçış yok.
(Müzik)
-Günaydın. -Günaydın güzelim.
Aziz, senin niye telefonun hep kapalı?
Anneciğim, akşam şarjım bitti. Sabah da koşuya gidiyorum diye açmadım.
Ne var bunda?
Bak anne, çok terliyim. Ben gideyim.
Hayır, hayır. Önce otur, bir konuşacağız.
Anneciğim, ben gittim.
-Günaydın. -Günaydın.
Sultan, sen ne yapıyorsun?
-Kahvaltı. -Ne yiyorsun?
Tereyağlı kızarmış ekmek yiyorum.
Tereyağlı kızarmış ekmek?
Kızım, kilo alıyorsun.
(Perihan) Hem akşama abinin partisi var.
Giydiklerinin içinde fit görünmek zorundasın, değil mi?
Hoş, sen şimdi bana inat, bu üstündekilerle gelirsin partiye.
Anneciğim, ne oluyorsun sabah sabah ya?
Aziz abim olmadı, bana mı sarıyorsun?
-Bana da saracağı bir şey yok zaten. -(Sultan) Yani.
Bir dakika, bir dakika. Sen nasıl konuşuyorsun böyle benimle?
Size afiyet olsun.
Sultan, yerine otur.
Sultan, yerine otur.
Sultan, yerine otur diyorum sana!
Sultan!
(Gerilim müziği)
Bir daha da sakın beni ezmeye kalkışma.
Tamam mı?
Bir daha bu sofraya, yenmemesi gereken şeyleri koydurma o zaman anne.
(Gerilim müziği)
Kerem abiciğim. Beni okula bırakır mısın?
(Gerilim müziği)
Afiyet olsun.
(Gerilim müziği)
Ne bakıyorsunuz? Toplasanıza!
(Gerilim müziği)
Fırat. Uyandın mı oğlum?
(Duygusal müzik...)
(...)
Ah be oğlum.
Desen ya param yok diye.
Neden çalarsın en kıymetlimi?
(Mesaj geldi)
Bu kim şimdi?
(Müzik)
Ne oldu burada? Annem mi?
Yok. Bu sefer Sultan.
(Anlaşılmayan konuşma)
Sultan'ın nesi var?
Sorma oğlum.
Annem Sultan'ı delirtti. Sultan da kendi usulünce cevap verdi, öyle mi?
Aynen öyle oldu.
Herkes nerede peki?
Kerem'le Sultan çıktılar.
Annen yukarıda.
-Babam? -O sabah erkenden çıktı, gitti.
Kim bilir nereye gitti.
Tamam. Size kolay gelsin.
-Anneni görmeyecek misin? -Hiç sanmıyorum.
Görüşürüz.
Sen gel buraya.
(Anlaşılmayan konuşma)
Abla etimi kopardın resmen ya!
Beter ol! Densiz!
Topla çabuk.
Nerede telefonum?
Evde mi bıraktım ki?
Hoş geldin.
Ne oldu kuzum ya? Sen öyle telaşla arayınca korktum.
İnan ben de çok korkuyorum.
Ne oldu, anlatsana.
Bak, senin bugün mahkemen falan yok değil mi, müsaitsin?
Yok, olsa söylerdim.
Bugün boş günüm. İyi denk geldi yani.
Kübra, ne yapacağımı bilemedim.
Kime danışsam...
...kime gitsem bilemedim.
Dinliyorum hayatım.
Şimdi...
İki kişiydiler. Cüzdanımı alıp kaçtılar.
Ama koştum peşlerinden, yetişemedim.
Yalçın yok muydu?
O görevde teyzeciğim. Ben yardımcı olacağım size.
Buyurun. Dinliyorum.
Bizim mahallenin delisi var.
Abdullah.
Dükkânın yakınlarında görmüştüm onu ben.
Elinde bidon vardı.
Artık benzin mi vardı içinde, neydi...
Ah, bilseydim...
Ekmek teknemizi yakmaya gidiyormuş meğer.
Bu Abdullah denen adamın, kocanızla bir alıp veremediği var mıydı?
Yok canım.
Ne alıp veremediği olacak Allah'ın delisinin?
Peki, başka gören biri var mı, onu ya da sizi?
Yok, geç saatti zaten.
El ayak çekilmişti.
Peki. sizin ne işiniz vardı orada, o saatte?
-Benim mi? -Evet.
Ekmek almaya gitmiştim.
Sizin dört tane çocuğunuz vardı. Değil mi?
-Evet. -Onlar neden gitmedi ekmek almaya?
Sana hesap mı vereceğim Memur Bey? Sen ne demek istiyorsun?
Ben mi yaktım yani, kendi dükkânımızı?
Sakin olun hanımefendi. Öyle bir şey demedim.
Rutin sorular bunlar.
(Üst üste konuşmalar)
Kolay gelsin.
Aziz Bey.
Nehir Hanım nerede?
Nehir Hanım beni görevlendirdi.
Kendisi kendi bölümünün başına geçti.
Ne oluyor böyle? Bu huzursuzluğun sebebi nedir?
Hazır giyim bölümündeki tasarımcınız, tüm ekibiyle birlikte işi bıraktı.
Şu an, ciddi bir kriz var.
Bundan benim neden haberim yok?
Bizim de henüz haberimiz oldu Aziz Bey. Sabah öğrendik yani.
Neden olduğunu biliyor muyuz?
Evet, biliyoruz.
Kerem Bey, gidip tasarımcıya hakaretler yağdırmış.
Kadın da doğal olarak, deliye dönmüş tabii.
Biliyorsunuz, katalog çekimleri için ürünler hazırdı.
Mankenlerle sözleşmeler imzalandı.
Sezon da yaklaşıyor. Meltem Hanım, bütün koleksiyonunu geri çekmiş.
Ayrıca mahkeme yoluna gidecekmiş. Zararının karşılanmasını talep edecekmiş.
Bir de hakaret davası açacakmış.
Nehir Hanım, sizi gidip orayı toparlar mısınız lütfen?
Üzgünüm, benim kendi birimimde yapacak işlerim var.
Size kolay gelsin.
(Müzik)
Kerem'i derhâl odama istiyorum.
Çok yakıştı Kerem Bey.
Dergilerden fırlamış gibi duruyorsunuz.
Fırlamış.
(Müzik)
Yakıştı mı gerçekten?
Gel bakayım yanıma.
(Kerem) Ah, bak.
Sen de benim yanıma ne kadar yakıştın, gördün mü?
(Telefon çalıyor)
Telefon çaldı.
Cık cık...
Ben alırım.
(Telefon çalıyor)
Efendim?
Neymiş bu kadar acil olan?
Sana sanman için para ödenmiyor.
Kendinden emin olduğunda, bir daha ararsın.
İşlerim var. Bitince gelirim.
Abimize biraz sorun çıkaralım ki...
...gizli işlerimizi kolayca halledelim, öyle değil mi?
Ben bunu alıyorum.
Tamam efendim.
Akşam abimizin doğum günü partisi var da.
Gelmek ister misin?
-Nereye? -Doğum günü partisine.
(Kerem) He?
He?
Sen git, müdürünü çağır. Ben hallederim.
(Müzik...)
(...)
Merhaba Kerem Bey. Bir şey mi istediniz?
Hanımefendi gibileri, burada nasıl çalıştırıyorsunuz?
Hâlâ aklım almıyor.
Bir yanlışı mı oldu Kerem Bey?
Yanlış?
Yanlış yapacak kadar, zeki biri olduğunu düşünmüyorum.
Zeki ve gururlu insanlarla çalışırsanız...
...hizmetinizden belki memnun olabilirim.
Ha, bu arada...
Bunları eve yollayın.
Aldım.
(Müzik)
(Selim ses) Aziz Bey, buraya gelmeniz lazım.
Anladım Selim Bey.
(Selim ses) Aziz Bey, burası tam bir kaos ortamı.
(Selim ses) Mankenler, fotoğrafçılar beklemiyorlar.
(Selim ses) Çalışanlar huzursuzlandı. Artık ben kontrol edemiyorum.
(Selim ses) Gelmeniz lazım.
Tamam, hemen çıkıp geliyorum. Söylersiniz herkese.
(Kapı vuruldu)
Gel.
Aziz Bey, Kerem Bey'i aradım ama tersleyip kapattı.
Çıkıyoruz. Siz de benimle geliyorsunuz.
(Telefon çalıyor)
Alo.
(Nehir ses) Tahsin Bey.
Ortalık fena karışacak. Gelseniz iyi olur.
Ne oldu?
Aziz ve Kerem Bey.
Büyük kavga çıkacak.
Tamam, anladım.
Geliyorum.
(Müzik)
Buyurun, hoş geldiniz.
Kolay gelsin.
Ben bir şey almayacağım da satacağım. İlgileniyor musunuz?
Bir bakalım.
(Müzik)
Nereden buldunuz bunu?
Babaannemin.
Nerelisiniz ki siz?
Biz Ermeni kökenli Türk'üz.
Babaannem, uzun yıllar Fransa'da yaşamış. Bu da ondan kalmış.
Bu da oradan kalmış bir mal.
Neden satıyorsunuz bunu?
Dayı sana ne ya? Neden satıyorsak satıyoruz.
Alıyor musun, almıyor musun? Onunla ilgilen.
Bak, bunu bir yerden çaldıysan, benim başımı belaya sokarsın.
Anlaşıldı, senin bunu almaya niyetin yok. Ben bunu alıp götürüyorum.
Tamam, tamam. Alıyorum, alıyorum.
Bu evde, neden hiç kimse beni duymuyor?
Neden hiç kimse, beni görmüyor?
Gene ne oldu Perihan?
Akşama, son yılların en büyük partisini yapıyoruz ama...
...hiç kimse bu durumla ilgilenmiyor.
Sen ilgileniyorsun ya işte.
Peki...
Tahsin Bey, siz nereden geliyorsunuz böyle, sabah sabah?
Hayırdır? Konu ne zaman buraya geldi?
Yoksa konu hep buydu da ben mi bir şey kaçırdım?
Peri...
Şimdi sen parti mi organize ediyorsun, ne yapıyorsan yap.
Oyuncağın var, paran var.
Şirkette işler karışmış.
Eğer burada durup, senin ağlamalarını dinleyecek olursam...
...yarın o sosyetik arkadaşlarına gösterecek, bir tek elmasın bile kalmaz.
Anladın mı?
Ah!
Al bakalım.
Eyvallah. Hayırlı işler.
(Müzik)
-Hoş geldiniz, buyurun. -Az önce çıkan çocuk, sana ne verdi?
Bir şey vermedi. Şöyle bir gezdi, dolaştı, gitti.
(Müzik)
-Bakın, ben dünya kadar para saydım ona. -O parayı canının bağışlanmasına say.
Gördüğünüz gibi; Fırat'ın kimseye ihtiyacı yok.
Ha? Zeki Bey? Şükrü Bey?
Ulan...
İki gündür aksiyon, aksiyon. Karnımızı düşünen yok.
Gideyim, bir yemek yiyeyim ya.
(Müzik...)
(...)
(...)
Herkes beni dinlesin lütfen.
Bakın, bu sabah burada tatsız bir olay yaşadığınızı biliyorum.
Ama merak etmeyin. Meltem Hanım'la görüşmelerimiz devam ediyor.
Edin, edin. O kadar hakaretten sonra...
Bugün, bu sıkıntı en kısa sürede çözülecek.
Yani düşündüğünüz gibi, bir kriz durumu yok ortada.
O yüzden, herkes işinin başına geri dönsün.
Ve hazırlıklara devam edin.
Aziz Bey.
İşinizin başına geri dönün diyorsunuz da işimiz yok.
Koleksiyonlar gitti.
Yapacak bir şeyimiz yok yani, şu anda.
Adınız nedir?
Didem Sezin.
Serpil Hanım.
Didem Hanım'ın, bugün itibariyle şirketle ilişkisini keselim.
-(Aziz) Muhasebeyi arayabilirsiniz. -(Serpil) Tamam efendim.
Nasıl ya? Beni bu şekilde kovamazsınız.
Neden?
Biraz önce, yapacak işiniz olmadığını söylemediniz mi?
(Aziz) Hı?
(Aziz) Söyler misiniz...
...size, neden maaş ödemeye devam edelim?
(Aziz) Eğer yapacak bir işiniz yoksa...
...iş yapacak bir yere gitmeniz için, yolunuzu açtım diyelim.
(Müzik)
Başka bir şey söylemek isteyen var mı?
İyi, ben de öyle düşünmüştüm.
Kolay gelsin arkadaşlar.
Aziz Bey, Meltem Hanım'la tekrar görüştük.
Ama hiçbir şekilde, geri adım atmayacağını söylüyor.
Selim Bey.
-Serpil Hanım. -Buyurun?
Şirket avukatlarının hepsine haber verin. Ofisime gelsinler.
Tamam.
Meltem Hanım'a, holding olarak karşı dava açmaya hazırlandığımızı söyleyin.
Eğer geri adım atmazsa, bir daha bu sektörde iş bulamayacağını nazikçe iletin.
Fevri davranmadan önce, şirketimizle imzaladığı sözleşmeyi bir okusun.
Bize karşı doğabilecek borç miktarını, kendisine tekrar hatırlatın.
Ve bu teklifi sadece, bir kez yaptığımı söylersiniz.
Tamam, ileteceğim kendisine.
Haa...
...hakaret davasına kesinlikle karışmıyorum.
Kerem Bey'le sorununu, istediği gibi çözebilir.
-Serpil Hanım. -Buyurun efendim?
İçerideki hanımefendiye söyleyin; bu bir uyarıydı.
İşine son verilmedi. Bu korku ona yetecektir.
Demek bizden habersiz iş çeviriyorlarmış, ha?
Bunun ne olduğunu bile bilmez.
Bulun onu. Canlı.
Nereden çaldığını bulursak...
...büyük iş kaldırırız.
Evi biliyoruz. Takip etti bizim çocuklar abi.
İyi.
Şükrü'den haber var mı?
Yok abi.
Ama dört koldan araştırıyoruz.
(Müzik)
(Müzik)
(Kapı açıldı)
(Kapı kapandı)
Beni emretmişsin.
(Müzik)
Ne yapmaya çalışıyorsun?
Hiç.
Kerem.
Seninle adam gibi konuşmaya çalışıyorum.
-Adam... -Hı?
...yerine koyuyorsun yani.
Bırak hadi bunları.
Tasarımcıyla derdin neydi?
Açıkçası bir derdim yok.
O hâlde, neden olay çıkarıyorsun Kerem?
-Amacın ne? -Bir amacım yok.
Canım istedi diyelim.
(Gerilim müziği)
Canın istedi.
(Gerilim müziği)
Niye yaptın bunu?
Canım istedi diyelim.
Bir de bana tehlikeli diyorlar.
Sen daha tehlikeliymişsin.
Senin anladığın dilden konuşuyorum, kardeşim.
Öyle canın istedi diye, kafana göre davranamazsın.
Bunun gibi.
Bunu da uzun süre hatırlarsın umarım.
(Gerilim müziği)
(Sokak ortam sesi)
Yalçın Komiser'im, amirim sizi çağırıyor.
Buyurun amirim.
Yeni bir olay geldi. Senin ilgilenmeni istiyorum.
Tabii.
Ayrancı Mahallesi'nde bir cinayet ihbarı aldık.
Yazık ki yaşlı bir kadıncağızın torununu öldürülmüş.
Psikopatlar, bir de üzerine battaniye örtmüşler.
Kadıncağız da torunu uyuyor sanmış.
Uyandıramadım diye, gelen komşusuna haber vermiş.
Çocuk, kalbine sıkılan tek kurşunla öldürülmüş.
Ceset şimdi Adli Tıp'ta.
Araştır bakalım. Nasıl bir manyakla uğraşıyoruz, anlayalım.
Anlaşıldı amirim.
Sen olmasan, bu banka işlerini halledemezdim.
(Duygusal müzik)
Çok teşekkür ederim.
Büyük bir borcun altına girdin. Biliyorsun değil mi?
Umarım bu işin altından kalkarsın Feride.
-Yoksa daha büyük bir belaya giriyorsun. -İnşallah halledeceğim.
(Feride) Tekrar çok sağ ol Kübra.
Sana borcumu nasıl ödeyeceğimi bilmiyorum.
Ne borcu? Delirme!
Bak bir şeye ihtiyacın olursa, biliyorsun.
(Feride) Tamam. Arayacağım, söz.
(Fotoğraf çekiyor)
Allah Allah! Fırat...
...Fırat oğlum, busun lan sen.
Vallahi billahi, jilet gibi oldun ha.
(Hareketli müzik)
Nakit ödeyeceğim.
(Kadın) Kıyafetleriniz.
Onları atın. Onlar çöp.
(Hareketli müzik)
Ne yaptığını zannediyorsun Aziz?
Şirkette olacak iş mi?
Karışma baba. Bu sefer haddini aştı.
Karışırım!
Olanlar duyulacak olursa...
...başımıza gelecekleri, bilmiyormuş gibi konuşma.
Siz, ikiniz de benim oğlumsunuz.
Senin bir tane oğlun var. O da benim.
Aklını başına topla Aziz.
-Ben mi? -Evet sen!
Baba...
...Kerem, sadece canı istediği için...
...kadına hakaretler yağdırmış.
Sen de çözmüşsün.
Olay kapandı.
Bu yüzden, bu holdingin başında sen varsın.
Neyse, bu konuyu daha sonra konuşuruz.
Annen, akşam geç kalmasın dedi.
Bir doğum günü partimiz eksikti baba.
Akşam pastanın üzerine, yaşım kadar mum istiyorum.
Üflerken bir dileğim olacak.
Güzel kızmış.
Senin için yiyoruz bu dayakları Feride Hanım.
Aziz Bey'e diz çöktüren kızın, benim yanımda olması...
...kulağa çok hoş geliyor.
(Telefon arama yapıyor)
Hakkında her şeyi öğrendiniz mi?
(Erkek ses) Evet efendim.
İşten çıkarılma mevzusu?
(Erkek ses) Hallettik.
Tamam. Bir saate buluşuruz.
Serpil, yanıma gel.
Meltem Hanım'ın istifasını biliyorsunuz, değil mi?
Evet Kerem Bey, herkes gibi.
Şimdi sana bir şey söyleyeceğim ve bu bizim aramızda kalacak.
Sana bir isim ve bir adres göndereceğim.
O hanımefendiyi giyim bölümünde, tasarımcı olacak işe aldıracaksın.
Ve bundan...
...Aziz Bey'in haberi olmayacak.
Asla.
Emredersiniz.
Elin de ne ağırmış be Aziz.
(Telefon çalıyor)
(Telefon çalıyor)
Efendim?
-Fırat, ablam. -(Fırat ses) Ne var abla?
Neredesin? İyi misin? Çok merak ettim seni.
Merak etmeyin beni artık. İyiyim.
-(Feride ses) Ne demek merak etmeyin? -Öyle işte.
Fırat bak, annemin gözü yolda.
-Babam da seni sorup duruyor zaten. -Sormasın.
Geleceğim zaten eve geleceğim de, bir hazır olayım.
Ondan sonra, geleceğim ben o eve.
Ne demek hazır olunca Fırat? Eşek gibi geliyorsun.
Kızım bana bak. Beni şamar oğlanına çevirdiniz artık evde.
Anneme söyle merak etmesin. Hadi kapatıyorum, işim var.
Dur, dur, dur. Kapatma.
Bak sana çok önemli bir şey söylemem lazım, hatta birkaç şey söylemem lazım.
Tamam, sonra söylersin.
Fırat, ablam bak konuşalım hadi, ne olur.
-Konuşacak bir şey yok. -Var! Ne demek konuşacak bir şey yok?
Ölüm kalım meselesi diyorum sana. Hiç mi hatırım yok üzerinde, ya?
Abla sonra konuşuruz, bak benim şu anda işim gücüm var. Tamam mı?
Bak beni bekliyorlar şu anda. Kapatmam lazım.
(Feride ses) Bak 15 dakika.
Sadece, 15 dakika görsem seni yeter. Olur mu?
Fırat, hadi ablam hadi.
İyi tamam. Ben sana şimdi konum atacağım, oraya gelirsin.
Kapıda beni bekle, içeri girme. Zaten almazlar seni içeri.
(Gerilim müziği...)
(...)
(Aneta) Ah! Ne oluyor be? Siz kimsiniz?
(Klasik müzik...)
(...)
(...)
(...)
Mutlu yıllar. İyi ki doğdun.
Evet, iyi ki doğdum...
...ve iyi ki senin gibi, güzeller güzeli bir kız kardeşin abisi oldum.
Ne zaman biter sence?
Daha başlamadı.
Abi bana kızmıyorsun değil mi? Ben çok daralıyorum böyle ortamlarda.
Sen mi, ben mi?
Bakın biz çok zenginiz demeye, neden bu kadar ihtiyaç duyuyor ki annem?
Kerem abi...
...çok şık olmuşsun.
Ha?
Bugüne özel aldım.
Çok yakışmış.
Annem kaşıyla, gözüyle bana emir verdi.
-Ben gidiyorum. -Tamam güzelim.
Neden bana bu kadar öfkelisin?
Seni anlamaya çalışıyorum sadece.
Hiç denedin mi abi? Ha?
Beni biraz olsun anlamayı.
Çok.
Şimdi bunları konuşmanın ne zamanı, ne de yeri Kerem.
Ama konuşacağız.
Peki.
O zaman...
(Klasik müzik)
Bu ne?
Sevgili abime, küçük bir doğum günü hediyesi.
-Dalga mı geçiyorsun Kerem? -Hayır.
(Gerilim müziği)
Nedir bu?
Herkesin anladığı bir şekilde...
...sana senden daha kıymetli, bir hediye veremem demek.
Ama bu bizim için geçerli değil.
Biz abi kardeşiz.
(Kerem) Benim ona yüklediğim anlamsa...
...sürekli arkana bakmak zorunda kalma.
Kendine bakmayı çok seviyorsun.
Yüzüne baktığında, ben hep oradayım.
Ensendeyim.
(Gerilim müziği)
(Sessizlik)
Bugün de karnımız doydu.
Yarına Allah Kerim, Abdullah Efendi.
Sen kendin götür be. Bana bırakma bu işi.
Nereye?
Olanda hayır vardır.
Olanda hayır vardır.
Muhakkak.
(Siren çalıyor)
Hayırdır inşallah.
(Siren çalıyor)
(Gerilim müziği)
Selamünaleyküm Salih Baba.
Ve aleykümselam Memur Bey oğlum.
-Hayırdır? -Ben de bilmiyorum.
Daha doğrusu tam anlamadım.
Faik Usta’nın dükkânını, meczup Abdullah yakmış.
(Polis) Şahitler falan da var.
(Polis) Onun için Abdullah amcayı almaya geldik.
Sen mi yaktın dükkânı Abdullah amca?
Olanda hayır vardır.
Neyse bir gidelim bakalım, anlayalım neymiş.
-Hayırlı akşamlar Salih Baba. -Hayırlı akşamlar oğlum.
(Gerilim müziği)
Olanda hayır vardır elbet.
Ah! Ah, ne yapıyorsunuz evladım?
Ne istiyorsunuz benden? Lütfen söyleyin.
(Aneta) Lütfen yapmayın!
Ah her şeyimi alın, her şeyimi alın onu almayın lütfen.
Ya, bir sus be kadın ya.
(Gerilim müziği...)
(...)
Hadi be abla.
Lan, senin ne işin var burada?
Doğru konuş lan.
Oğlum senin yüzünden, beni öldürüyorlardı. Bak şu yüzümün haline.
Ya, tamam kardeşim. Özür dilerim.
Talat aradı. Büyük iş var dedi.
Oğlum bir daha aramasın. Beni de bir daha kardeşin olarak görme.
Korktum oğlum, korktum.
Çoluk çocuğum var lan benim. Ben senin gibi değilim ki.
Niye dikiliyorsun oğlum burada?
Tamam, geliyorum.
Salak Fırat! Ablana artistlik yapacağım diye, girdiğin şekle bak!
(Duygusal müzik)
Tahsin, senin oğlanların hakkında, çok güzel şeyler duyuyoruz.
Sence de emekliliğin tadını çıkarmanın zamanı gelmedi mi artık?
Vallahi, pek düşünmüyorum şimdilik.
Ama Perihan'la şöyle bir tekneyle dünya turu yapmayı, düşünmüyor değiliz.
Geç bile kaldın.
Evet, aslında ben hazırlıklara şimdiden başlasam iyi olacak herhâlde.
Aziz'in ünü aldı, gitti zaten.
En başarılı genç iş adamı olarak, kapak olmuş. Röportajını okudum.
Herkes Aziz'i konuşuyor.
-Ah İnciciğim, hoş geldin. -Hoş bulduk canım.
Yine yapmışsın yapacağını Perihancığım.
-Bu ne güzel konsept böyle? -Teşekkür ederim.
(Mikrofon açıldı)
(Fotoğraf çekiyor) (Mikrofon açıldı)
(Sultan) Hepinize iyi akşamlar.
(Sultan) Hepiniz hoş geldiniz.
Bugün...
...benim canım abimin doğum günü...
...ve ben ona, biraz değişik bir hediye vermek istedim.
(Gerilim müziği)
Oğlum ne yapıyorsun ya? Yürü!
-Oğlum yürü. -Zeki, beni kasma oğlum!
-Hadi bas git! -İyi, kal burada.
Abiciğim, iyi ki doğdun.
İyi ki varsın.
(Bağlama akort ediliyor)
Delirdi mi bu, ne yapıyor böyle?
Derhâl olaya el koy!
(Bağlama çalıyor)
Ve bazılarımız da değişikliklerden, pek hoşlanmayız.
(Fotoğraf çekiyor)
(Sultan) Hadi kalk.
(Klasik müzik)
(Fotoğraf çekiyor)
Anne niye yaptın bunu?
Yani izin vermeyeceğimi, tahmin etmeliydin.
O yüzden, izin almıyorum zaten.
Bana bak, bu partiyi mahvetmene, asla izin vermem!
Anne!
Ah anne, ah!
Ailemizi rezil olmaktan kurtardım Aziz.
Şimdi lütfen, sen de partiye dön ve rolünü oyna. Hadi bakalım.
-İyi eğlenceler. -Teşekkürler.
-Azizciğim, doğum günün kutlu olsun. -Teşekkür ederim.
-Uzak Doğu'ya açılmışsınız. -Öyle oldu.
Ee, artık evlilik vakti geldi. Değil mi Perihancığım?
Tabii ya.
Ah işte, müstakbel gelinim de geliyor.
Öyle mi?
-Tebrik ederim Nehir Hanım. -Konu neydi?
Annem de biraz önce Mine Hanım'a...
...yakında, Kerem'le evleneceğinizi söyledi de.
Öyle mi Perihan teyzeciğim? Benim neden haberim yok?
Siz bu konuyu açıklığa kavuştururken, ben de bir Sultan'a bakayım.
-Müsaadenizle. -Ah bu gençler. Değil mi şekerim?
Müsaadenizle.
Of, çok kirlendim bugün.
(Klasik müzik)
Nehir, hayırdır?
-Gözünden ateş çıkıyor. -Ne diyor Perihan Hanım öyle?
Ne diyor Perihan Hanım öyle? Bilmem.
O kadar çok şey söylüyor ki. Sen, hangi birini soruyorsun acaba?
Dalga geçme Kerem!
Bizim evleneceğimize dair, bir şeyler söylemiş.
Oo...
...Perihan Sultan'a bak sen!
Gözdesi Nehir Sultan'ı, bana mı yakıştırmış?
Benimle mi evlendirecekmiş?
(Kerem) Ee, cümleyi kurarken bile, cümlenin yapısı boşa düşüyor Nehir.
Aa!
Senin yüzün düştü.
Niye gerildin sen? Bakayım bir sana şöyle.
Bak Nehir tamam sen okeysen, ben de gözümü yumarım artık.
Yapacak bir şey yok.
Seninle konuşmaya çalışanda kabahat zaten.
Peki.
Herkes, niye bu kadar gergin böyle?
Fırat!
Fırat! Fırat!
Oğlum bu felaket güzel bir kızmış ya, felaket!
Lan oğlum aklını başına topla, alo! Yürü!
(Telefon arama yapıyor)
(Telefon arama yapıyor)
(Gerilim müziği)
(Parti ortam sesi)
Aziz, nereye?
-Sultan'ı gördün mü? -Görmedim.
Annem yine yaptı yapacağını. Gencecik kız o ya.
Yapılır mı bu? Bu kadar insanın önünde.
Benim kardeşimi bulmam lazım.
(Parti ortam sesi)
(Sokak ortam sesi)
Açmayacaksın değil mi Fırat?
(Sokak ortam sesi)
(Feride) Of Fırat ya, of Fırat ya!
Ne o, partiye mi geldiniz?
Siz, beni mi takip ediyorsunuz?
Bence, siz beni takip ediyorsunuz.
Ne işin var senin burada?
Asıl senin ne işin var burada? Bugün benim doğum günüm.
Burada kutluyoruz.
Partiliyoruz.
(Duygusal müzik)
(Erkek) Aziz Bey, anneniz sizi konuşma yapmanız için çağırıyor.
-Gelirim birazdan. -(Erkek) Tamam.
Madem buraya kadar geldiniz, bari içeri girin.
Ne münasebet, ben senin için mi geldim sanki buraya?
Ne için geldin peki?
Hadi.
İçeri gelip, bir katilin sosyal hayatına şahit olmak istemez misin?
(Duygusal müzik)
(Perihan) Biricik oğlum Aziz Korkmazer'in, doğum günü için bir aradayız.
(Perihan) Tüm sevdiklerimizi ve siz değerli dostlarımızı...
...bir arada görmek, bizleri mutlu etti. -Şöyle geçin.
(Perihan) Hepinize geldiğiniz için ayrı ayrı teşekkür ediyorum.
Evet! Aziz, oğlum seni buraya alalım.
Affedersin.
(Misafirler alkışlıyorlar)
Hepiniz hoş geldiniz.
Bence belli bir yaştan sonra, doğum günü kutlamaları yapılmamalı ama...
...neyse. Hepinize, geldiğiniz için tek tek teşekkür ederim.
İyi eğlenceler.
Siz bunu, görevlilere verin isterseniz.
(Gülüyor)
Hadi bu akşam, biraz daha samimi olalım.
Ne de olsa, bu akşam buraya gelen herkes, ya çok yakın arkadaşımız...
...ya aile dostumuz ya da iş dünyasından ortaklarımız.
(Aziz) Yani bu gece, daha samimi olmayı hak ediyor bence. Öyle değil mi?
Şimdi samimi olun...
...ve kendinize, bugün buraya neden geldiğinizi tekrar bir sorun.
(Aziz) Şimdi şu!
Ben size yardımcı olayım. Sizin sesiniz olmaya çalışayım.
(Aziz) İlişkilerinizi ve yerinizi güçlendirmek.
Yaptığınız yatırım için güçlü bir ortak bulmak.
Bağlantı ağınızı genişletmek.
Nasıl, iyi gidiyor değil mi?
(Aziz) Öyle korku dolu gözlerle bakmayın. Aklınızı okumuyorum.
(Aziz) Değişen ifadelerinizden, doğru tahmin ettiğimi düşünüyorum.
(Aziz) Belki zorunlu belki de isteyerek buradasınız, bilmiyorum...
...ama bildiğim bir şey var.
Hayat bazen bizi bir yerlere sürüklüyor ve sonunda, bir yol ayrımına getiriyor.
İşte o yol ayrımında...
...ya isteyerek ya da zorunda olduğumuz için...
...bir karar veriyoruz.
(Aziz) Ama hayat öyle, kaçamak cevaplar kabul etmiyor...
...sizden net cevap istiyor.
O net cevabı alana kadar da sormaya devam ediyor.
Ne yapacaksın, ne yapacaksın, ne yapacaksın?
İşte bunu keşfettiğim an...
...bir karar verdim.
Hayat gibi ol dedim Aziz, hayat gibi ol.
Net cevaplar iste, net cevaplar ver.
İşte bu yüzden, bu net cevabı vermeye...
...hayat beni bir kere daha zorladı.
Bu doğum günü organizasyonu, benim için yapılan...
...son doğum günü organizasyonudur.
(Aziz) Bizzat benim de içinde bulunduğum, iktidar savaşlarımızı...
...daha profesyonel alanlara taşıyalım.
Bunun için daha güzel, başka organizasyonlar yapalım.
Böyle özel günleri...
...gerçekten özel kılan insanlarla...
...sevdiğimiz insanlarla geçirelim...
...seviyormuş gibi yaptığımız insanlarla değil.
Tekrar hoş geldiniz.
Geldiğiniz için, yeniden hepinize tek tek teşekkür ederim.
Şimdi yapabilirseniz, hepinize iyi eğlenceler.
(Mikrofonu fırlattı)
("Sezen Aksu - Tenna" çalıyor)
"Tenenenna tenna tenna"
"Tenennene nennen tenenen"
"Tenenenna tenna tenna"
"Tenennene nennen tenenen"
"Tenenenna tenna tenna"
"Tenennene nennen tenenen"
Fırat!
Kimsiniz acaba?
Ben...
("Sezen Aksu - Tenna" çalıyor)
Aziz Korkmazer...
...cinayet zanlısı olarak tutuklusunuz!
("Sezen Aksu - Tenna" çalıyor)
"Bu yasemen...
...kokusu"
"Bu mehtaplı...
...gece"
"Parıldamakta...
...devam...
...edecek"
("Sezen Aksu - Tenna" çalıyor)
Bu dizinin sesli betimleme, ayrıntılı altyazı ve...
...işaret dilini kapsayan eşerişimi A23 Medya tarafından...
...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.
www.sebeder.org
Sesli Betimleme Metin Yazarı: Reyhan Üzülmez
Seslendiren: Emine Kolivar
Ayrıntılı Altyazı Çevirmenleri: Ece Naz Batmaz - Fatih Kolivar...
...Feride Tezcan - Gökberk Yılmaz - Gülay Yılmaz
İşaret Dili Çevirmeni: Hayrettin Baydın
Son Kontroller: Fulya Akbaba - Dolunay Ünal - Samet Demirtaş
Teknik Yapım: Dağ Prodüksiyon ve Yeni Gökdelen Tercüme
("Sezen Aksu - Tenna" çalıyor...)
(...)
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.