All language subtitles for vuslat 1

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

Bu dizinin sesli betimleme, ayrıntılı altyazı...

...ve işaret dilini kapsayan eşerişimi A23 Medya tarafından...

...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.

www.sebeder.org

Bu dizide Sevim karakteri *Karadeniz şivesiyle konuşmaktadır.

(Erkek) Kerem!

(Müzik)

Biz kimmişiz, ha? Kimmişiz biz?

(Müzik)

(Gerilim müziği)

(Silah sesi)

(Müzik)

(Sinirle bağırıyor)

(Sinirle bağırıyor)

(Gerilim müziği...)

(...)

Bekle.

(Erkek) Kahretsin!

(Müzik)

(Gerilim müziği...)

(...)

(Jenerik müziği...)

(...)

(...)

(Jenerik müziği...)

(...)

(...)

(Nefes alıp verme)

(Hoca) İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi raciûn.

(Nefes alıp veriyor)

(Hoca) İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi raciûn.

(Hoca) İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi raciûn.

(Hızlı nefes alıp veriyor)

(Saat sesi)

(Saat sesi)

(Müzik...)

(...)

(Gerilim müziği)

(Duygusal müzik...)

(...)

(...)

(Gerilim müziği)

(Duygusal müzik)

(Müzik...)

(...)

Hayırdır inşallah.

(Müzik...)

(...)

(...)

(Müzik... )

(...)

(Saat sesi)

(Müzik)

Vakittir ha Abdullah Efendi?

(Müzik)

(Erkek dış ses) Mehmet Şefik Korkmazer.

(Müzik...)

(...)

(...)

(Kadın) Allah cezanı kaldırsın senin çocuk, e mi! Gel buraya!

-Abi koru beni. -Gel buraya! Gel dedim sana!

-Bak, ben nasıl gebertiyorum! -Bana geldi.

-Ne yapayım yani? Gel! -Ne oluyor yahu?

Vallahi parçalayacağım! Gel buraya diyorum!

Anne dur. Can ne yaptın?

(Kadın) Geç şuraya! Gel buraya dedim sana!

(Genç kız) Ne oldu?

-Ne oluyor gene sabah sabah? -Anne dur. Anne!

-Ay... Başım... -İyi misin?

(Kadın) Ay... Ay...

-Gel buraya dedim sana! -Bırak şu çocuğu Hasibe.

Bunu küçük diye tepemize çıkardık. Bak şu halime! Bak!

-Günaydın babacığım. -Günaydın kızım.

Ne yapmış yine?

Daha ne olsun! Senin bu kardeşin var ya...

...gece ben uyurken bu bigudilerin süngerine, çamaşır suyu sıkmış.

Bak şu halime.

-Deney yapıyordum. -Hay sana da, deneyine de!

Sen hâlâ burada mısın! Şimdi geberteceğim seni!

-Sana gel dedim buraya! -Hak etmişsin, gel.

(Ağlama sesi)

(Hasibe) Ne olacak şimdi bu?

Ben bu evde, üstümü başımı yırtacağım en son!

Kızım hadi, orada mı uyudun yahu?

Ceylan!

Tımarhane gibi ya, sabah sabah!

Ne güzeldi rengi bunun.

(Müzik...)

(...)

Günaydın.

-Kalkmadılar mı daha? -Aziz Bey...

Anladım, gelmedi.

(Hizmetli) Kerem Bey de gece geç gelmiş sanırım, uyandıramadım.

Erken gelseydi şaşardım zaten. Hem hâlâ niye geliyorsa.

(Müzik)

Günaydın herkese.

-Günaydın, gözümün nuru. -Tahsin Bey.

(Tahsin) Canım.

-Perihan Hanım. -Sultan, bu hâlin ne senin böyle kızım?

Ne varmış anneciğim hâlimde?

Ne bileyim, yüzünü şöyle biraz renklendirseydin.

Şu üstündekilere de benim bir el atmam gerekiyor artık.

Sakın. Anneciğim sakın!

O hâlde, sen de bize yakışır şekilde giyin kızım.

Biz derken?

-Bence, bana yakışması yeterli. -Sultan!

(Sultan) Anneciğim...

...içinde rahat edemediğim hiçbir şeyden, keyif alamıyorum.

(Sultan) Boğuluyorum.

Ayrıca ben sadece okula gidiyorum, davete değil.

Tahsin, kime çekti bu kız böyle?

Sen niye, hâlâ dikiliyorsun burada? İçeride işin yok mu?

Kendim olamaz mıyım anneciğim?

Yani illaki bir tercih için genetik kod mu gerekiyor?

Uğraşma şu kızla Perihan.

Her gün aynı şeyleri söylemekten, bıkmadın.

İyi, hadi kahvaltınızı edin.

Bu kadar şeyi de kime hazırlıyorsak!

Herkese günaydın.

Günaydın. -Günaydın Kerem abi.

Ohoo! Hangi dağda kurt öldüyse...

Efendim teyzeciğim?

Anlamadım da.

Diyor ki...

...hangi dağda kurt öldü? Hani sen, kahvaltıya inmiyorsun ya.

O yüzden şey yapıyor.

(Tahsin) Evet, hadi buyurun. Afiyet olsun.

Evet, hadi size afiyet olsun.

(Kız) Günaydın.

Günaydın kuzum.

-(Kız) Babacığım. -Günaydın canım.

Ayy! Perihan Hanım, sabah sabah bir surat bir surat!

Bir insan her zaman, solundan mı kalkar canım!

Hayırdır? Ne olmuş yine?

(Hizmetli) Bir şey yok. Önce Sultan'a söylendi.

Sonra Kerem Bey kahvaltıya inmedi diye...

...bir de ona saydırdı döktü.

-Ee, Perihan Hanım bu. -(Kadın) Faruk!

Sen her lafa karışma. Çayını iç.

(Kadın) Hadi sen de çok konuşma da çayları getir bakalım.

Kızım kimsenin içini, dışını bilemezsin.

Abla sana da bir şey söylenmiyor yani.

İnsan gibi konuş Berrin. İnsan gibi konuş, dinleyeyim.

İşine.

Kızım, sen kiminle yazışıyorsun sabahtan beri yahu?

Sultan'la.

Sultan senin arkadaşın değil.

Bunu kafana iyice sok, olur mu?

(Kadın) Aa!

Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhi'l-aliyyi'l-azîm.

(Müzik...)

(...)

Hoş geldiniz Aziz Bey.

(Müzik)

(Kadın) Günaydın Aziz Bey.

(Müzik)

(Gülüyorlar)

(Müzik...)

(...)

(...)

Evet?

Saat 11'de, Uzak Doğu'yla ortak yatırımların için kurul toplanacak.

Akşamüzeri de konuklarımız için küçük bir tur ayarladık.

-Sonrasında da akşam yemeği. -Tamam, teşekkür ederim.

Nasılsın diye, sormayacak mısın?

Nasılsınız Nehir Hanım?

Müsaadenizle Aziz Bey.

(Müzik)

(Hasibe) Faik dur!

Ne oldu Hasibe?

Para bırakmamışsın yine.

Anneciğim, ikramiyemi almıştım ben zaten...

...sana verecektim. Kafa kalmadı ki. Buyur.

Sağ ol.

(Kız) Güle güle harca.

-Gel buraya! -Koşma.

Hadi babacığım, gidelim biz.

(Müzik)

(Geçiş sesi)

(Geçiş sesi)

(Erkek) Aziz Bey.

Aziz devre!

Gel, Altan. Dalmışım.

Beni çağırmışsınız.

Yalnızken, şu "sizi, bizi" yapmasan Altan?

Anladım. Otur bari öyle konuşalım.

Şu, ihaleye çomak sokmaya çalışan arkadaşlarla konuşuldu mu?

Konuştuk.

Yani anlayacakları dilde konuştuk.

Siz merak etmeyin.

Ayağıma dolanmayacaklarına eminiz yani?

Evet, eminiz.

İyi.

Siz iyi misiniz?

Patronun Aziz Bey'i soruyorsan, gayet iyiyim.

Dostun Aziz'e soruyorsan...

...bir rüya gördüm Altan.

Kafamı çok karıştırdı.

Hayır olsun.

Öyle olsun. (Telefon çalıyor)

(Altan) Başka bir emrin yoksa...

Şimdilik yok Altan. (Telefon çalıyor)

Efendim?

Baba...

...al bunu.

Gerek yok kızım.

Bugün maaş günü.

-Anneni biliyorsun, unutuyor hep. -Biliyorum, biliyorum da...

...baba hadi kırma beni. Al ne olur.

Allah senden bir değil, bin kere razı olsun.

Aman... Ben geç kalıyorum. Gel öpeyim hadi.

(Kız) Hadi hayırlı işler.

Sana da hayırlı işler.

(Duygusal müzik)

(Erkek) Selamünaleyküm güzel adam.

Aleykümselam.

-Hayırlı işlerin olsun. -Hayırlı işler Salih.

-Çayı koyuyorum, gel. -Tamam.

(Duygusal müzik)

(Gerilim müziği)

(Duygusal müzik)

Annem...

(Duygusal müzik...)

(...)

Bırak artık, şu çocukla uğraşmayı Perihan.

Çocuk?

Yapma Tahsin. Ne çocuğu?

Tamam çocuktu baktık, büyüttük koskoca adam oldu, değil mi?

(Perihan) Hâlâ bu evde ne işi var, anlamıyorum.

Aziz bile çoktan ayrıldı, gitti bu evden...

...o hâlâ dibimizde.

Ama ben biliyorum. Niyeti, beni huzursuz etmek.

-Sadece beni rahatsız etmek için burada. -Niye böyle konuşuyorsun Perihan?

Aziz evden gitmesin diye, neredeyse oğlanı tehdit ettin.

Kerem de bizim çocuğumuz.

Kerem, bizim çocuğumuz değil Tahsin. Kan bağımız bile yok.

Tamam aldık, baktık, büyüttük. Ben o zamanlar da söyledim sana...

...istemiyorum diye ama senin hatırına kabul ettim.

Ama artık kocaman adam oldu, değil mi?

Tamam, sen söyleyemiyorsun ama ben her hâlimle, her sözümle...

...o kadar belli ediyorum, yine de hiç üstüne alınmıyor.

Bir sevemedin şu çocuğu.

Evet, sevmedim. Sevmiyorum. Sevmeyeceğim!

(Perihan) Anlamıyor musunuz? İstemiyorum.

(Perihan) Kerem'i bu evde İS-TE-Mi-YO-RUM!

(Perihan) Anladık annesi, babası öldü ama artık koskocaman adam oldu.

(Perihan) Gitsin, kendi evinde yaşasın.

Yani kendi oğlumu, evde tutamıyorum. Onu, bu evden gönderemiyorum.

(Perihan) Yani daha ne yapabilirim?

(Perihan) Her hâlimle onu istemediğimi, belli ediyorum.

(Perihan) Daha ne yapabilirim, anlamıyorum.

(Perihan) Gitsin, bu evden gitsin ve ben onu göremeyeyim istiyorum.

(Faruk) Günaydın Kerem Bey.

(Gerilim müziği)

(Kız) Sinem günaydın. Çok geç kaldım ya.

(Kız) Günaydın.

-Kızlar günaydın. -Günaydın.

(Kadın) Hoş geldiniz!

Kahvenizi nasıl alırsınız, Feride Hanım?

Ben çok özür dilerim, çok geç kaldım.

-Bir daha olmasın. -Tamam, olmaz.

Ne oldu? Niye böyle geç kaldın?

Benim param kalmadı da buraya gelen minibüslere de binemedim.

-Beş durak falan yürüdüm. -Daha dün ikramiye almadın mı sen?

Annen mi yine?

Bana birazcık borç para verebilir misin?

Yoksa eve dönemeyeceğim ben.

-Ne demek. Tabii ki. -Çok sağ ol. İyi ki varsın.

(Sokak ortam sesi)

(Müzik)

(Gerilim müziği)

-Günaydın. -Günaydın Kerem.

-Hayırdır? Ne oluyor? -İnşaat alanıyla ilgili...

...yapılacak ihale dosyalarını istedim sekreterden.

Sende olduğunu söylediler.

Kerem, o ihale yapıldı yalnız.

Nasıl olur?

Şirket adına ben yönetiyorum.

Benden haberiz, o dosya...

(Gerilim müziği)

Tabii ya...

...Aziz Bey!

El attı değil mi olaya?

Birkaç gün boyunca, sana ulaşılamayınca.

-Nerede abim? -Çıktı.

Dosyayla ilgili bütün müdürleri, odama gönderin.

Beni ezmek ne demekmiş, şimdi görelim.

Kerem, bence böyle bir şey yapma.

Nehir...

...yapacağım!

Nehir, bak daha neler yapacağım!

Bence sen de izle.

Kaçırma!

(Kerem ayak sesi)

(Gerilim müziği)

Bana niye tavır yapıyorsa bu şimdi?

(Gerilim müziği)

(Telefon arama tonu)

(Telefon çalıyor)

-Efendim? -(Kerem ses) Neredesin?

Sana da günaydın Kerem.

Bırak şimdi seremoniyi. Neredesin?

Önce dedemin mezarına gideceğim.

Sonra da inşaat alanına.

Hangi inşaat alanına?

Dönüşüm sırasında aldığımız, büyük site.

Yıkımlar bitti. Tabii, senin pek umurunda değil ama.

Sabah sabah hepiniz, ağız birliği mi yaptınız bana laf sokma konusunda?

Fırsat verme sen de.

Bütün imajımı alt üst ettin.

-Sağ ol. -Hangi imajını?

Arandığında ulaşılamayan, toplantılara gelmeyen...

...yönetici imajını mı Kerem?

Bu imajını alt üst ederek, iyi yapmışım o zaman.

Bekle beni Kerem. Dönünce konuşuruz.

Emredersin!

Emredersin!

Emredersin!

Emredersin!

(Martı sesleri)

-Selamünaleyküm. -Selamünaleyküm.

Ve aleykümselam.

Hayırdır? Bu ne sessizlik böyle?

Herkes sus pus.

Faik baba, hayırdır? Karadeniz'de gemilerin mi battı?

Bir şey yok oğlum.

Sabah sabah ne yapacağız? Türkü mü çağıracağız? Göbek mi atacağız?

Faik amca, türkü benim işim. Türkü her vakit çağırılır.

Gençlik işte.

Hop Alamet, kalk. Madam Aneta geliyor kalk.

Necmi abi, sayende midemiz bayram ediyor vallahi.

-Uğraşma benimle. -Kızma be abi.

-Günaydın hepinize. -Günaydın madam.

(Faik) Günaydın.

Allah'ım sana geliyorum.

Bu nasıl bir koku! Neyli bu Aneta abla?

Birazı peynirli, birazı patateslidir evladım.

Ellerinize sağlık madam. Geçin buyurun, siz de oturun.

Yok, ben oturmayayım. Daha dükkânı açacağım.

Size afiyet olsun.

Faik Beyciğim...

...sipariş ettiğiniz telalar, düğmeler geldi.

-Sağ olun. Ben geçerken uğrarım. -(Aneta) Tamamdır.

Hadi ben gideyim. Size afiyet olsun.

Size de Necmi Bey.

Sağ olun.

(Sessizlik)

-Al baba. -Ahmet'im güzel çocuk...

...şuradan bir plak seç bakalım. Hadi. -(Alamet) Tamam.

-Alayım baba. -(Salih) Dur, dur.

Şöyle Necmi faninin önüne doğru koyayım da.

Sen bari yapma Salih.

(Alamet) Baba.

(Alamet) Bu eline yeni mi düştü? Kaç para biçeceksin buna?

-Ne ulan? Alacak mısın? -Abi belli mi olur. Belki alırım.

Saati satmayacağız ama nasip.

Allah'ın işi, belli mi olur.

Gel hadi, gel. Oyalanma orada, gel.

(Salih) Hadi afiyet olsun.

Al baba.

Hah.

Bu bal çok güzel kokuyor. Nereden geldi bu?

Kars'tan. Güzel değil mi?

(Genç erkek) Bakacağız. Güzel görünüyor.

Al bakalım Alamet.

(Müzik)

(Kuşlar ötüyor) (Müzik)

(Duygusal müzik...)

(...)

Allah razı olsun abim. Allah ne muradın varsa versin.

(Duygusal müzik)

(Aziz) Sultan neden gelmedi?

(Tahsin) Sınavı varmış bugün.

Sen buradan, şirkete mi gideceksin?

İnşaat alanlarından bir tanesine geçeceğim.

Akşam anlaşma yapacağımız Koreli ortaklarla...

...bizim yeni mekânda yemekte olacağım.

Beni yemeğe beklemeyin. Kerem de benimle.

Anne, Kerem'le sabah bir sorun mu oldu?

Sorun mu lazım?

Onun varlığı, başlı başına bir sorun zaten.

Kapıştılar yine sabah sabah. Her zamanki gibi.

Anladım. (Kapı kapandı)

-Ha oğlum. -Efendim?

-İhale işini ne yapınız? -Hallettim baba. Merak etme.

İyi.

Aferin.

(Kapı kapandı) (Araba çalıştı)

(Kuşlar ötüyor) (Araba sesi)

"İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn"

(Geçiş sesi)

(Abdullah dış ses) "İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn"

(Geçiş sesi)

Heyy!

(Abdullah) "İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn"

Hey, baksana buraya!

"İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn"

"İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn"

"İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn"

"Ondan geldik yine ona döneceğiz."

Altı.

Yedi.

Sekiz.

Dokuz.

Neden birden başlamadın?

Oyun altıdan başlar.

(Abdullah) Altı.

(Abdullah) Yedi.

(Geçiş sesi)

(Gerilim müziği)

(Geçiş sesi)

Ne oyunu bu?

(Gerilim müziği)

Hey, baksana buraya!

(Kuşlar ötüyor)

(Genç erkek) Buyur abi.

Burada böyle bir...

...bir adam vardı, gördün mü? -Görmedim abi.

Abdullah amca var. Sürekli dolanıyor buralarda.

Nasıl görmedin? Şimdi buradaydı.

O öyle abi. Tek sen değilsin ki.

-Nerede bulurum, bu Abdullah amcayı? -Evi yok.

Şu mezarlığın başındaki yokuş var ya abi...

...o yokuştan aşağıya kendini salınca, bir dükkân çıkacak karşına.

Böyle eski, pahalı bir şeyler satıyor.

-Antikacı. -Evet. Eskici işte.

Anladım. Tamam, sağ ol.

(Müzik)

Deliriyorsun Aziz.

(Gerilim müziği)

(Kuşlar ötüyor)

(Araba çalıştı)

(Araba sesi)

(Kuşlar ötüyor)

(Gerilim müziği...)

(...)

(...)

(Telefon çalıyor)

Efendim?

Tamam. Geliyorum.

(Araba çalıştı)

Sen nereye gideceksin?

Aziz’in doğum günü için hazırlıklara başladım.

(Perihan) Sence nerede yapalım?

Bu sene, çok görkemli bir şey olsun istiyorum.

Büyük kavga çıkartacak oğlun. Hiç istemiyor biliyorsun.

Koskoca holdingin başına geçti.

Cemiyetin bu işlerde, ne kadar önemli olduğunu...

...artık anlamak zorunda. -Haklısın da istemiyor.

İster istesin, ister istemesin.

Bu parti yapılacak. O da paşa paşa gelecek, o kadar.

(Telefon çalıyor)

Söyle.

Tamam. Geliyorum.

Nerede bırakacağız seni?

Şu her zamanki, önemli ve gizli işlerinden biri mi?

(Gerilim müziği)

Servet'e bırakın beni.

-(Ceylan) Anne. -Efendim?

-Anneciğim. -Ne var? Söyle.

Bugün bizim okuldan Kaya diye bir arkadaşın, doğum günü partisi var.

-Beni de davet etti. -Ee?

(Ceylan) Şu yeni açılan lüks mekân var ya, orada.

Çok zenginler anne, bildiğin gibi değil.

-Kız, emin misin? -Eminim tabii.

(Müzik)

Saçlarını da yaptır Şermin ablana.

-Kirli çıkı seni. -Bana bak...

...tek umudum sensin. Çıkart kızım bizi bu çukurdan .

Tamam mı? Hadi.

-Anne. -Efendim?

Babamdan izin meselesi, ne olacak?

İzin meselesine falan karışamam. Feride Hanım'ı ikna et sen.

O gelmezse, baban izin vermez sana.

Annem benim. Ben ablamı ikna ederim, o da babamı.

Hadi görüşürüz.

Çekil be!

Hıh ablaymış.

Abla da abla olsa bari. Sevimsiz şey.

(Kapı açıldı)

(Kapı kapandı) Ne dikiliyorsun tepemde?

Sana bir şey diyeyim mi? Sen bu dünyaya, söylenerek gelmişsin.

Şu anneannem yaşasaydı da şunu bir açık etseydik artık.

Ne biçim konuşuyorsun sen zevzek?

-Annenim ben senin. -(Erkek) Tamam. Kızma hemen.

-Para var mı? -Oh maşallah!

Anneden sonra ikinci lafınız, paran var mı?

Yok! Param falan yok!

Babanın verdiği üç kuruş. Onu da ancak boğaza, temizliğe harcıyorum.

Hem sen utanmıyorsun değil mi, paran var mı diye sorarken bana?

Eşek kadar oldun. Git bir işin ucundan tut da eve ekmek parası getir.

Tamam. Ne dedik? Hemen saydın döktün.

Hem ben, büyük iş yapacağım.

(Erkek) Öyle ekmek parasıyla falan uğraşmayacağım.

-Direkt fırın olayı. -(Hasibe) Ha fırın?

Sen önce ekmeği getir de fırın şöyle dursun.

(Hasibe) Bana bak, para falan yok diyorum sana.

Anlıyorsun değil mi? Git çalış, kazan. O kadar.

(Hasibe) Durma tepemde.

İyi, tamam.

Akşama arkadaşlarla bir işim var. Beni aramayın o zaman.

Allah Allah! Ne arkadaşıymış bunlar böyle?

Ne işmiş acaba her akşam, her akşam?

Aa, iyice azdı bu!

(Kapı açıldı)

(Kapı kapandı)

Ah Faik ah!

Şu yaşadığım hayata bak.

Gençliğimi heba ettim sana.

(Sokak ortam sesi) (Kadın satıcı) Bohçacı geldi bohçacı.

(Faik) "Ödenmemiş borcundan olayı

...biriken faiziyle beraber...”

-Kolay gelsin Faik Bey. -Buyurun.

-Buyurun. Hoş geldiniz. -Hoş bulduk.

(Kadın) Şunun paçasını, kısaltabilir misiniz?

-Tabii, tabii. -Ne zaman biter?

-Bir saat sonra uğrayın. -Tamam. Kolay gelsin.

(Faik) Teşekkür ederim.

(Duygusal müzik)

Pantolon paçası kısaltarak...

...nasıl kurtulacaksın bu borçtan Faik?

Nasıl kurtulacaksın?

(Telefon çalıyor)

(Kadın) Feride. Patron, şunu ya kıssın ya açsın sinirimi zıplatıyor, diyor.

Tamam, hallediyorum şimdi.

-Ne var Ceylan? -Ne bağırıyorsun abla?

Üç çaldırdın, beş çaldırdın. Açmıyorsam...

...meşgulüm demektir, değil mi? Niye bağırtıyorsun şunu?

-Ne yaptım ki ben şimdi? -Söyle, ne istiyorsun?

(Ceylan ses) Abla...

...senden bir şey isteyeceğim. Çok önemli.

-(Feride ses) Ne? -Bu akşam...

...arkadaşımın doğum günü partisi var. -Ee?

Allah kutlu, mübarek etsin. Benimle ne alakası var bunun?

-Niye bağırtıyorsun şunu ya? -Abla, dalga geçme de bir dinle.

Çok önemli. Ben çok gitmek istiyorum ama babam...

...sen olmadan, hayatta izin vermez.

Ceylan, akşamı bekleyemedin mi? İşim var diyorum.

-Kapatıyorum. Konuşuruz sonra. -Üff! İyi, tamam.

Ay, ne kadar güzel bir elbise bu.

(Gerilim müziği) (Martı sesleri)

(Kapı açıldı)

(Gerilim müziği) (Martı sesleri)

Senin pis işlerinle ilgileneceğim diye, şirkete gidemediğim için...

...Aziz ihaleyi devralmış.

Şimdi yönetimle bir olmuş, beni sorguluyor.

Baba!

Beni niye çağırdın?

Bu işi temizle diye.

Nerede olduğumu söylersem...

...eminim Aziz beni dikkatlice dinleyecektir.

(Gerilim müziği) (Martı sesleri)

Tamam.

Bildiğin gibi yap o zaman.

Ama...

...sana bir baba tavsiyesi.

Oğlum!

Sonuçlarını da iyi hesapla.

(Gerilim müziği) (Martı sesleri)

(Kapı kapandı)

(Gerilim müziği)

Yönetim kurulundaki gerginlik neydi öyle?

Bilmediğim bir şey mi var?

Sanırım, hisse senetlerindeki düşüşler yüzünden.

Bir de...

Evet. Bir de?

Kerem bu sabah, biraz sinirliydi.

Şu ihale mevzusu yüzünden, müdürlerle sıkıntılı bir süreç yaşandı.

Akşam için konuklarımızla ilgili, bütün hazırlıklar tamam mı?

Bir aksama istemiyorum.

-Merak etme. -Tercüman?

-O da ayarlandı. -Tamam. Teşekkür ederim.

Siz çıkabilirsiniz. Kerem'e söyleyin, odama gelsin.

Teşekkür ederim.

(Nehir topuk sesi)

Otur Kerem.

-Beni site işinden almışsın? -Ben almadım. Kendin çıktın.

Ben böyle bir şey hatırlamıyorum ama.

Hatırlamadığın ortada. Kaç defa kriz çıktı ama sen yoktun.

İdare etseydin beni.

Ben zaten, binlerce insanı idare ediyorum Kerem.

Ayrıca, seni burada idare edilmen için değil, idare et diye tutuyorum.

Tutuyorsun?

Yani ben, bunca zaman hiçbir iş yapmadım.

Bunu mu söylemeye çalışıyorsun?

Ben söylemeye çalışmam Kerem. Direkt söylerim.

Anlaşıldı.

(Gerilim müziği)

(Aziz) Akşama misafirlerimiz var.

-Biliyorum. Nehir söyledi. -(Aziz) Nehir Hanım!

Neyse ne!

(Gerilim müziği)

Bir şey mi var Kerem?

Bir şey söyleyeceğim sana.

Dinliyorum.

(Kerem) Çok iyi tanıdığını düşündüğün bir insanın...

...aslında hiç öyle olmadığını öğrensen, ne yapardın?

Ne demek istiyorsun Kerem? Çıkart ağzındaki baklayı.

Babamız!

Ya senin tanıdığın...

...o insan değilse.

(Gerilim müziği)

Ben babamı, çok iyi tanıyorum Kerem.

Sen hiç merak etme.

O zaman, benim üç gündür niye şirkete gelmediğimi de biliyorsundur.

Öyle değil mi?

Kerem...

...söyle ve rahatla.

Söylemeyeceğim.

Araştır bul.

Bu sana, daha çok keyif verir.

Babamın, pis işleriyle ilgileniyorsun.

(Aziz) Onun arkasını temizliyorsun. Öyle değil mi Kerem?

(Gerilim müziği)

Biliyorsun.

Evet.

(Gerilim müziği)

Baba oğul, iyi eğleniyor musunuz benimle?

Hayır Kerem. Babam bunları bildiğimi bilmiyor.

-Sana inanmıyorum. -Sen bilirsin.

Bile bile, beni ihaleden aldın.

Ne yapsaydım Kerem?

Yönetim kuruluna, kusura bakmayın kardeşim babamın...

...pis işleriyle ilgileniyor. O yüzden gelemedi mi deseydim?

Ha? Ayrıca, bu senin tercihin Kerem.

Şimdi karşıma geçip, seni anlamamı bekleme.

Sen...

...sen babamdan-- -Hişt!

Sakın Kerem!

Sakın!

Laflarına dikkat et!

Rahatla. Sakin ol.

Sen kendi işlerine bak. Ben de kendi işlerime.

Anlaştık mı?

(Gerilim müziği)

Ben, babamın bir canavar olduğunu düşünürdüm.

Ama sen...

(Gerilim müziği...)

(...)

Babamı, benden daha iyi kimse tanıyamaz.

(Müzik)

Buyur abi.

(Müzik)

-Buyur baba. -Ver bakalım.

(Sessizlik)

(Salih) Yahu, aç mısın diye sormadım.

Dükkândan geliyorum. Ablam, malum.

Allah ondan razı olsun.

-Bütün mahalleyi doyuruyor. -Eyvallah baba.

-Baba ne bu? Oltu taşı mı? -Bu mu?

Bu Siyah Kehribar.

-Siyah Kehribar? -(Salih) Tabii.

Bilir misin, bilmem.

Kehribarların çoğu reçinedir.

(Salih) Ama bu taş...

...bu taş, bir zamanlar canlıydı.

Öyle görünürde, bilinirde elmas kadar değeri yoktur.

(Salih) Lakin...

...bir o kadar değerlidir. Paha biçilmezdir.

(Geçiş sesi)

(Aneta) Sizden, bu taşlardan...

...başka bir şey yapmanızı rica edecektim.

Yalnız...

...bu paha biçilemez bir kolye.

Muhtemelen çok eski.

Biz de eskidik Salih Beyciğim.

Bu ömür, ne kadar vefa eder bilmem.

(Anita) Ee...

...sizin de bildiğiniz, bir...

...şahsı muhterem için...

...bir hatıra bırakmak isterim.

Siyah kehribar değil mi bu?

Evet, babaannemden kalmadır.

O taşlarla ilgili, bir sürü hikâye anlatırdı hep.

Ölüm ateşlerini, bu taşlarla söndürürlermiş.

Her yer yansa da bu kehribar yanmazmış.

Ehh!

O kadar sağlamış ki...

...ne kesilir, ne de kırılırmış.

-(Aneta) Tıpkı-- -Anladım.

Çok teşekkür ederim. (Geçiş sesi)

-Daldın baba. -Ha?

Yok bir şey, yok bir şey.

Nasıl, eniştenle arayı düzelttin mi bari?

Emniyette olmama bir şey demiyor da, iki lafından biri, bana sitem tabii.

Biliyorsun işte, eniştem benim babam gibi.

Kendi evladını büyüttüğü gibi, büyüttü beni.

O ne derse, boynum kıldan ince.

İnce de...

Baba, yemek, mutfak bana göre değil.

Kendimi bildim bileli dedim ama yok.

Herkes kendince, doğruların peşinden gider hayatta.

Süleyman fani, seni oğlu gibi gördüğünden böyle davranıyor.

Kızma, gönül koyma.

Anlıyorum da artık kabullense diyorum.

Şimdi bir de ablam çıktı.

O da mı dükkân diyor?

-O, yeğen diyor. -Ha.

O, güzel diyor.

Çayı iç çayı, soğutma.

(Müzik)

Kolay gelsin.

Hoş geldin yavrum.

Oy, güzel gelinim gelmiş.

Anne sus, kız duyacak şimdi.

Kendi kendine, gelin güvey olup durmasana.

Asıl sen sus! Alacağım ben onu dayına.

-Hayır ben de çok isterim tabii-- -Haydi düş önüme, haydi.

Gel kızım, gel.

Kolay gelsin Sevim ablacığım.

Sağ ol canım benim. Gel güzel kızım.

-(Feride) Ne haber. -Hoş geldin. İyilik, senden ne haber?

İyiyim ben de.

(Feride) Böyle alelacele geldim ama yoğunsunuz da biraz.

Emine'ye, bir şey verip çıkacağım.

Olur mu canım, iyi ettin. Hoş geldin.

-Sevim. -Hah. Geldim, geldim.

Hadi.

-(Sevim) Söyle. -Bu ne?

İyi ki doğdun, canım arkadaşım.

Bizim Ceylan'ın arkadaşının, doğum günü mü ne varmış işte...

...akşam ona gideceğiz, babamdan izin alırsak.

Gün içinde uğrayamam diye.

Ayy! Sen var ya.

Kızım, ağlayacağım ya.

-Çok yakıştı. -(Erkek) Abla, mutfağa bakacak mısın?

Zamanında vermek, benim için çok önemliydi.

İyi ki doğdun, canım arkadaşım.

Sen var ya, cansın can. Çok teşekkür ederim.

Hadi git, sonra konuşuruz.

Ağlayacağım ya!

Hadi deli kız git, hadi.

Kolay gelsin.

Alacağım.

(Müzik)

(Duygusal müzik)

Ne yaptınız Nehir Hanım?

(Nehir ses) Otelden alıyorum şimdi konuklarımızı, restorana geçeceğiz.

(Nehir ses) Lobideyim.

Tamam, çok trafik var. Navigasyon beni, ara sokaklara soktu.

Ben de birazdan yanınızda olurum herhâlde.

(Gerilim müziği)

(Araba ani fren yaptı)

(Feride inliyor)

Hanımefendi, iyi misiniz?

İyiyim.

Göremedim sizi.

Neredeyse çarpıyordum. Kusura bakmayın.

Benim hatam.

Bakın topallıyorsunuz. İsterseniz hastaneye gidelim.

Hayır dedim.

Teşekkürler.

(Müzik)

(Telefon çalıyor)

(Telefon çalıyor)

Altan.

(Altan ses) Aziz, ben akşam yarım saat gecikeceğim. Sonra kapıda olurum.

(Altan ses) Çocukları gönderiyorum ama haberin olsun.

Tamam.

(Korna çalıyor)

(Müzik)

Nerede bu?

Arkadaşlarıyla beraber.

Ben kaç kere söyledim, bu masada tastamam olacağız diye?

Ne bu şimdi Faik?

-Koskoca adam oldu. -Ben de bunu söylüyorum zaten.

Koskoca adam; oturup kalkmasını bilecek yaşta.

Okuyor mu? Yok.

(Faik) Çalışıyor mu? Yok.

Nerede? Arkadaşlarıyla.

Tamam. Arkadaşları kim biliyor muyuz?

(Faik) Yok.

(Faik) Ara şunu hemen, gelsin.

Gelmeyecekse, bir daha hiç gelmesin.

Tamam. Ararım yemekten sonra.

Baba, sen iyi misin? Bir şey mi oldu bugün?

İyiyim kızım, iyiyim.

Oğlum, her yerde kamera var lan.

Ben kontrol ettim, hiçbiri çalışmıyor.

Şunlar da zaten, burayı görmüyor.

Hazırsın değil mi?

Oğlum, bu akşam vuracağız lan parayı.

Oğlum, sen benim ne zaman hazır olmadığımı gördün?

Bak hazırım.

Hah! Çocuklar da geliyor.

Oturup, şu planın üzerinden bir daha geçelim.

Geçeriz.

Abla, ayağına ne oldu senin?

Bir şey yok ya, yolda yürürken burktum.

(Can) Abla, cep telefonunla biraz oynayabilir miyim?

Hayır tabii ki de.

Al ablacığım, benimkini al. Şarja tak ama.

Anne, ne yapıyorsun?

Bunlar kedilerin, köpeklerin, bunlar da kuşların hakkı.

Ya abla ne kedi köpeği ya, hani babamdan izin alacaktın? Saat kaç oldu.

(Feride) Olmaz Ceylan.

Adam zaten, burnundan soluyor.

Hem biz üzerine, böyle bir şey söylersek.

Abla lütfen, ne olur.

Sen ne diyorsun anne?

Aman, hep burnundan soluyor zaten babanız.

Ne var, komşuya gidiyoruz deyin, gidiverin işte.

Olmaz. Ben yalan söyleyemem babama.

Ver hadi, çöpleri de atayım.

Bana bak, kapının önüne koyma onları, dibine üşüşüyorlar sonra.

(Feride) Tamam.

Yalan söyleyemezmiş. Doğrucu Davut.

Anne, bari sen bir şey yap ne olur.

Ya sabır! Koyun can derdinde, kasap et derdinde.

Siz ikiniz, burada bekleyeceksiniz.

Biz Fırat'la içeri gireceğiz. Kasayı patlatacağız.

Zeki, oğlum sen burada bekleyeceksin. Etrafı kolaçan edeceksin.

Sen de arabayla evin arka bahçesinin çıkışına geleceksin, tamam mı?

Her zamanki sistem yani.

Maymuncuk, oğlum her ev aynı değildir ha.

Küçümseme vallahi yanarsın. Tamam?

Dur, bir foto alayım abi.

Büyük vurgun öncesi kahramanlar.

Lan oğlum keyfim yerinde olmasa, sana bir tane tokadı vururdum.

Ya, deme abi öyle ya.

Çek bakalım.

(Telefon çalıyor)

Oğlum, bu ne lan ergenler gibi?

(Telefon çalıyor)

Uff!

(Telefon çalıyor)

Ne var anne?

Hah, neredesin sen?

Dedim ya, çocuklarla iş şey işimiz var.

(Hasibe ses) Çabuk eve gel!

Sen orada gez, azarı biz işitelim burada.

Anne, gelemem diyorum. Dedim ya, çocuklarla toplantı hâlindeyiz şu an.

(Hasibe ses) Oğlum, baban ya eve gelsin...

...bu akşam dedi, ya da bir daha gelmesin, dedi.

-Ne diyorsun ya? -(Hasibe ses) Bilmiyorum oğlum.

Babanın bakışları, bir tuhaf bugün.

Hadi annem, hadi gel çocuğum eve.

Tamam anne, bir idare et be.

Oğlum, bakışları bir tuhaf diyorum babanın. Hadi, gel eve artık!

İyi tamam, gelmeye çalışacağım.

(Hasibe ses) Hadi.

Maymuncuk hayırdır, suratın düştü?

Bu gece bu iş yatar. Ben eve geçiyorum.

(Hep bir ağızdan) Hayda!

Olur mu oğlum, aylardır bunun planını yapıyoruz lan?

Abi, babam arıza yapmış evde.

Oğlum, bu gece yaptık bu işi yaptık.

Abi ne yapayım, babam evde büyük arıza çıkarmış.

Annem gel diyor. Ne yapayım?

-Korktun mu lan? -Ne?

Korktun mu? Korktuysan, korktum de oğlum.

Abi, ne diyorsun Allah aşkına, git ya!

Oğlum, annene diyeceksin ki gelemiyorum ben.

Sonra kapatacaksın telefonu.

Annem çağırdı gitmem lazım, diyen adamla vurgun mu yapılır lan?

Süt çocuğu musun oğlum sen?

-Süt çocuğu mu? -Ha.

Sen abi oldun, biz süt çocuğu mu olduk?

Ha.

Gel lan, ben sana gösteririm süt çocuğunu, gel!

Bırakın! Bırak beni!

Hadi bakalım, gel süt çocuğunu al!

-Arkadaşız, kardeşiz lan biz! -Gel buraya!

-Gel! -Bırak hele bir, bırak beni!

Tamam abi, git sen konuşuruz.

Fırat!

Yürü lan gidiyoruz.

Yürü oğlum.

Oğlum, sizinle iş mi yapılır lan?

-Gel buraya, gel. -Bir bıraksana kardeş beni.

(Zeki) Yürü oğlum, abin lan o senin.

Ne hâliniz varsa görün oğlum!

Buyur babacığım.

-Teşekkür ederim. -Afiyet olsun.

Can, hazır elindeyken benim rehberimi yedekler misin ablacığım?

Tamam abla.

Bulut uygulamasını açalım da ablam mutlu olsun.

Anlamaz ama olsun.

Niye yatıyorsun sen hâlâ?

-Hadi kalk. -Niye kalkacakmışım ki?

Geç kalmıyor muyuz, arkadaşının doğum günü partisine?

Yoksa... Canım ablam benim, biliyordum.

Tamam kızım, boğulacağım, bırak.

Hadi yürü giyin, ben böyle gideceğim.

(Müzik)

Doğru düzgün bir çantam yok. Ne yapacağım ben?

Ceylan, dolapta 1000 tane çanta var.

Marka değil onlar.

-Çok önemli marka olması değil mi? -Öyle değil işte.

Üzerinde yazan yazılar, bu kadar önemli yani?

Gerçi çantam, marka olsa ne olacak ki?

Üstüme giyindiklerim, annemin pazardan üç tanesini on liraya aldıklarından.

Ceylan, dayak istiyorsun sen.

Onu bulamayanlar da var.

Aman abla bağladın yine, hâlimize bin şüküre.

Neyse, bunu giyineceğim. Nasıl?

-Yeni mi bu? -Evet, çok güzel değil mi?

Parayı nereden buldun sen?

Abla, hemen hevesimi kursağımda bırak ya.

Yani fena değil de.

Tut bakayım üzerine.

Biraz, boyu kısa gibi geldi bana.

Off! Abla nelere takıyorsun ya!

İyi, sen bilirsin.

İçime, boğazlı badi de giyineyim mi?

Olur, bir de beyaz.

Özellikle beyaz olsun, soket çorap.

Annemin ayakkabılarından bir tanesini giyersen, on numara olur.

Abla ya!

Kızım dalga geçiyorum.

Nerede, bu gideceğimiz yer?

Şu yeni açılan, lüks mekân var ya.

Çok reklamı yapıldı. Biliyorum evet.

İşte orası. On bilemedin, on beş dakika yürürüz.

Bak, biz orada para falan ödemeye kalkarız.

Benim bütün maaşımı bırakıp, çıkmam lazım.

Bizim öyle yerlere, paramız yetmez.

Kaldı ki hiç param yok zaten şu an.

Vallahi bulaşığa falan dalarız, söyleyeyim.

Ben iyice emin oldum. Bütün masrafları, kendisi karşılayacakmış Kaya.

Bak ayrıca bana, bize, ailemize ters bir durum olursa diye söylüyorum.

Ben tüm ültimatomlarımı aldım. Biliyorum.

Hıh! Sonra ablacığım duymadım bir daha söyle, baştan anlaşalım.

Tamam söz.

İyi. Beyaz çantayı al bu arada.

-Değil mi, bence de. -Güzel olur o.

Oğlum, bu akşam elimiz boş dönmeyelim.

Bak, benim önümüzdeki hafta ödemelerim var. Cepler tamtakır.

Ayrıca ben bu patrona, ne diyeceğim şimdi?

Ah Fırat! Ah Fırat!

Ne yapacağız abi, bu saatten sonra?

Oğlum bak, buraya gelenler çok zengin ha.

İçeride bir şekilde, arızaya bağlayacağız.

Sonra eski usul devam.

Tamam abi.

Şamil, size atacağım adrese gelin.

Biz balıkları dışarı çekeceğiz. Siz de av için kapıda olun.

Abi, işi büyütmeseydin ya.

(Müzik...)

(...)

Hoş geldiniz efendim.

Yemekler, istediğim gibi hazırlandı mı?

Evet efendim, geleneksel yemeklerimizin hepsi sunulacak.

Kolay gelsin.

Abla, yolun karşısına geçelim mi? Ben bu adamdan çok korkuyorum.

Gel, ıslanma da.

Nesi var Abdullah amcanın? Çok iyidir o.

Abdullah amca mı? Deli be o.

Ceylan, sakın ağzından bir daha öyle laflar duymayacağım.

Nesini gördün adamcağızın da yaftayı yapıştırıyorsun hemen?

Yani, bir şeyini görmedim de.

-Yafta ne abla? -Etiket demek.

Hem bir zararı yok ki adamcağızın, bütün gün oturuyor orada öyle.

Yanına bile yaklaşamıyorum ki bir zararını göreyim.

Neyse.

İyi akşamlar Salih amca, nasılsınız?

İyi akşamlar güzel kızım, sen nasılsın?

İyiyim ben de, teşekkür ederim.

-İyi akşamlar. -İyi akşamlar.

-Bir dakika bekler misin beni? -Tabii, tabii.

Abdullah amca, sen nasılsın, iyi misin?

İyi, iyi.

Eğer bir şeye ihtiyacın olursa, haber ver. Sakın çekinme, olur mu?

Sakın ola, zanna kapılıp hüküm verme.

Ne?

Sakın ola, zanna kapılıp hüküm verme.

Olur, tamam vermem.

Al bunu kızım.

-Babamın mı bu? -Yok değil.

Sende kalsın.

Sahibi, senden alacak.

Kimmiş ki sahibi?

Abla hadi, çay kahve de söyleyeyim mi? Saat kaç oldu? Hadi!

Kusura bakmayın, biz gidelim artık.

İyi akşamlar.

Yürü!

İyi akşamlar Abdullah amca.

Hayırla git kızım.

(Müzik)

Bu tarhana çorbası.

Bizim coğrafyamıza aittir, bize ait bir çorbadır.

(Korece konuşuyor)

6. yüzyılda, Türk kavimleri tarafından keşfedildi.

(Korece konuşuyor)

(Korece konuşuyor)

Türk ve Kore kültürleri, birçok açıdan birbirine benziyor.

Mutfaklarımızda da aynı tadı bulmak mümkün.

Evet. Özellikle turşu ve kimchi.

(Korece konuşuyor)

Ben lavaboya gidiyorum.

Müsaade var mı?

Zaten ne konuşuyorsunuz, ben anlamıyorum.

(Müzik)

Teşekkürler.

(Korece konuşuyor)

(Gerilim müziği)

(Kapı vuruluyor)

(Gerilim müziği)

-(Erkek) Hoş geldiniz. -(Kadın) Hoş bulduk.

İyi ki geldiniz. İyi eğlenceler.

Sağ olun.

Siz, Ceylan'ın ablasıydınız değil mi?

Evet. Yeni yaşınız kutlu olsun.

Teşekkür ederim.

Bu arada, Ceylan iyi ki sizi getirmiş buraya.

Aslında ben onu getirdim de siz neden böyle söylediniz?

Yani, öyle. Nezaket olsun diye.

Anladım.

Neyse, siz ne iş yapıyorsunuz?

(Ceylan) Moda tasarımcısı.

Nişantaşı'nda, kendi yeri var ablamın.

Tasarımcı olduğum doğru ama o yer benim değil.

(Feride) Sadece orada çalışıyorum ben.

Çalışıyorsun ama sonuçta, kendi iş yerin gibi.

Patronu ablama bayılıyor da.

Tabii, tabii çok sever beni.

Abla lütfen.

Neyse, ben biraz hava alayım.

Seninle de evde görüşeceğiz bunları.

(Müzik)

Oğlum ne vuruyorsun kapıya; dan, dan, dan?

Yavaş olsana!

Hayırdır birader?

Bir sorun mu var?

Sizi içeri kim alıyor acaba?

Ne diyorsun sen ya?

Biz kimmişiz oğlum?

Sen akşam akşam, bela istemiyorum diyorsun ha?

Galiba.

Bir gelsene sen şöyle.

Gel.

(Korece konuşuyorlar)

Gel bakayım.

Dışarı park et, geliyorum.

(Telefon çalıyor)

Efendim baba.

Aziz, var mı oğlum bir sorun, bir sıkıntı?

(Aziz ses) Hayır baba, sorun yok.

Her şey yolunda giderse, yarın atacağız imzayı.

(Tahsin ses) İyi, güzel.

Hadi oğlum, bitirin şu işi.

Sen ilgilenirsin.

Tamam, ben hallederim.

(Korece konuşuyorlar)

Duyuyor musun şimdi?

Sıkıldım diyorum iyice ya.

Gelmiyor mu sesim?

Alo.

Emine!

Yavaş!

-Meriç. -Buyurun Aziz Bey.

Kerem'i gördün mü?

Az önce bir arkadaşıyla birlikte, dışarı çıktılar.

Bu tarafa doğru gittiler.

Sağ ol.

Ay, öküzün biri çarptı ya.

(Araba kornaları çalıyor) Özür bile dile... Alo!

Dur, bir dakika. Çok gürültülü burası, bir dakika.

Dur biraz uzaklaşayım, dur.

(Aziz) Kerem!

(Gerilim müziği)

Bak, biz kimmişiz ha? Kimmişiz biz?

Tamam duyuyorum şimdi, binanın arkasına geçtim.

Neyini merak ediyorsun?

Zenginlerin ortamı işte, kalabalık.

Video çekeyim?

Ne yapacaksın, sosyal medyaya mı koyacaksın?

Tamam, tamam çekiyorum şimdi.

Neyini merak ediyorsan artık.

Al, sana buraları çekeyim de bunları koyarsın.

(İnleme sesleri geliyor)

(Sinirle bağırıyor)

(Gerilim müziği...)

(...)

(Silah sesi)

(Sinirle bağırıyor)

(Gerilim müziği)

Bekle.

Kahretsin!

(Müzik)

(Gerilim müziği...)

(...)

(...)

Sen...

Öldürdün!

Anlamadım.

Adamları öldürdün.

Hangi adamları?

Kimsin sen?

(Gerilim müziği)

Kim olduğumu, öğrenmek istemeyeceğiniz biriyim diyelim.

(Erkek) Aziz Bey!

(Duygusal müzik...)

(...)

-Altan, burayı çok çabuk toparlayın. -Eyvallah.

(Gerilim müziği)

(Duygusal müzik...)

(...)

Selamünaleyküm güzel adam, biz geldik.

(Yağmur yağıyor)

Aleykümselam, içerideydim baba.

(Yağmur yağıyor)

(Müzik)

Eline sağlık.

Çakal!

Oo, selamünaleyküm.

Aleykümselam Süleyman fani, gel bakalım.

Yengen yemek gönderdi.

Oo maşallah, esaslı olmuş.

-Otursana. -Yok baba, ben kalmayayım.

Bugün yorulduk biraz.

Eyvallah. Sevim bacıya selam et bizden.

Ve aleykümselam.

-(Süleyman) İyi akşamlar gençler. -İyi akşamlar.

Salih baba, Necmi abi.

Abdullah abi.

Vay, vay, vay...

Abi çok güzel olmuş bu. Yine göstermişsin maharetini.

(Müzik)

Vakit geldi. Yolcu yola çıktı.

Artık bize, beklemek düşer.

Baba, senin böyle ortaya söylediğin laflar, beni çok korkutuyor.

Sanki burada, bizden başkaları da varmış da onlarla konuşuyormuşsun gibi.

Böyle bir içim ürperiyor.

Şu âlemde hiçbir kelime, boşa düşmez evlat.

-Al bir daha. -Hadi başlayalım o zaman.

Buyur baba.

Anlatacaksın değil mi baba?

Bu, yolcudur.

(Müzik)

(Salih) Bu da yolun tamamı.

Yani bu, bir yolculuk oyunu.

(Salih) Oklar yolcunun yükselmesine, yılanlar...

...yolcunun düşmesine işaret eder.

Bu da çarkıfelek.

(Salih) Çarkıfelek altıyı göstermeden...

...oyuncu, yani yolcu oyuna giremez.

Oyuna girdikten sonra...

...gelen her sayıca, basamak ilerler.

Her basamaktaki kavramı, anlatmak zorundadır.

(Salih) Öğrenip, anlatması gerekir.

(Salih) Anlamazsan, anlatamazsın.

Anlatamazsan, geçemezsin.

Anladın mı lan?

Anlamadım.

Salih baba.

Valla ben de anlamadım.

Anlaman için yolcu olman lazım.

(Salih) Yolcu olman için de yola çıkman lazım.

Yola çıkmak da cesaret ister.

Değil mi çakal fani?

Baba, kitap gibi konuşuyorsun.

Ben hiçbir şey anlamadım hâlâ, oynarken öğrenirim herhâlde.

Bu, bizim çocukken oynadığımız...

...böyle zar atıp ev, araba, bina falan aldığımız oyun vardı baba.

Ona benziyor.

Öğrenirsiniz, sabırla.

E, oyunun amacı ne Salih baba?

101. basamağa ulaşmak.

(Tekin) Orada ne var?

(Müzik)

Vuslat.

-Yani? -Yani kavuşmak.

(Tasavvuf müziği)

Hadi başlayalım.

Bakalım, çarkıfelek ne gösterecek.

(Ceylan) Nereye gidiyoruz? Pastayı bile kesmedik daha.

Ceylan, yürü taksi falan buluyoruz, hemen gidiyoruz buradan.

Niye? Ya abla.

(Gerilim müziği...)

(...)

(...)

(Salih) Toprak altı.

Ceylan, yürü gidiyoruz.

(Feride) Yürü!

(Nehir) Aziz!

Misafirler sizi soruyor, neredesiniz?

(Nehir) Aziz? Aziz?

(Salih dış ses) Toprak altı.

(Salih dış ses) Arzularına, isteklerine ulaşmak için her şeyi yaptıktan sonra...

...işte tam o noktada, her şeyin anlamını kaybetmesidir.

Aziz?

(Gerilim müziği)

(Salih dış ses) Kâmil insan olmak kolay değil.

(Salih dış ses) Vuslat makamına ulaşmak, hiç kolay değil.

(Müzik)

(Salih dış ses) Alçalmadan, acınacak hale gelmeden...

...yalvarmadan, kavga etmeden, pişman olmadan...

...düşman olmadan başlanamayan bu yolun, daha tırmanılacak...

...onlarca basamağı var.

(Gerilim müziği)

(Salih dış ses) Halden hale girmeden, döne döne yanmadan...

...yana yana bitmeden, kolay mı kavuşmak?

(Gerilim müziği)

Abla, ne işimiz var burada yani? Niye dışarıdayız, hadi içeri girelim.

(Ceylan) Daha eğlence bile başlamadı.

Bu ceket kimin?

(Gerilim müziği)

(Zeki ses) Fırat, ara oğlum Şükrü abiyi, özür dile.

(Zeki ses) Bak adam, senelerdir koruyup kolluyor bizi.

Tamam abi, tamam. Ben arıyorum.

(Gerilim müziği)

Abla, tir tir titriyorsun sen, dudakların bile bembeyaz olmuş.

Hastaneye gidelim mi?

Zehirlendin mi yoksa? Hep benim yüzümden.

(Telefon çalıyor) (Gerilim müziği)

(Telefon çalıyor)

Abla? (Telefon çalıyor)

Fırat?

Abime mi bir şey oldu yoksa?

Abla bir şey söylesene, abime mi bir şey oldu?

(Telefon çalıyor)

Ceylan bak, Fırat'a falan bir şey olmadı.

Sen sakın annemle babama çaktırmıyorsun, tamam mı? Bak sakın!

Hâlâ, babam diyor ya.

Abla, ne oldu? Tamam, taksi bulalım gidelim o zaman.

Tamam, hadi çabuk.

(Müzik...)

(...)

(...)

(...)

(...)

(...)

(Hareketli müzik)

Teşekkür ederim dostum.

(Gerilim müziği)

-Ne yaptınız? -O kaçan herifi bulduk. Adamı aldık.

-Kameralar? -Temizlendi.

Bu böyle, normal bir soygun girişimi değil.

Adamlar dolu gelmiş. Bunun altında kim var, kim yok çıkart.

Anlaşıldı.

(Gerilim müziği)

Abla.

Bir şey soracağım sana ben.

Abla, ne soracaksın sabah sabah? Daha kargalar şey etmedi ha.

Telefonum kırıldı benim, kızlara da hemen yazmam lazım.

-Telefonunu verir misin? -Tamam, ben yaptırayım telefonunu.

Sende para mı var Allah aşkına? Ver işte, iki dakika.

Tamam, komodinin üstünde benim telefon.

Çekmecede de yedeği var, istiyorsan onu al kullan.

-Tamam, sağ ol. -Alırım parasını.

(Gerilim müziği)

Ne bulacaksam artık.

(Feride iç ses) "Lan Maymuncuk, hazırsın değil mi?

(Feride iç ses) Ayıpsın abim, sen ne zaman benim hazır olmadığımı gördün?

(Feride iç ses) Bu akşam, bu işi bitireceğiz."

(Gerilim müziği)

Buldum.

Abla.

Hadi hayırlı işler, hadi.

(Gerilim müziği)

Bırakın beni! Kimsiniz?

Abi! Abi!

Abi?

Nereden, abin oluyorum senin?

Abi valla, ben hiçbir şey bilmiyorum.

Bırakın beni abi, ne olur.

Hâlâ abi diyor.

(Gerilim müziği)

Siz benim ve kardeşimin canına kastedeceksiniz...

...ben de senin buradan böyle, elini kolunu sallayarak gitmene...

...müsaade edeceğim, öyle mi?

Abi bak, kimseye bir şey söylemem. Yemin ederim söylemem.

Ben zaten, kimseye bir şey demeni istemiyorum.

Bana söylemeni istiyorum. Söyle şimdi.

Sizi kim gönderdi?

Abi valla, biz kendi halinde takılan hırsızlarız.

Kendi halinde takılan hırsızlar?

Kendi halinde takılan hırsızlara göre, fazla cesursunuz.

Abi valla, bizim öyle mafyayla falan işimiz olmaz yani.

Öyle diyorsan. Yani biz ev, araba falan soyarız.

Yani, küçük işler anlayacağın.

Hım. Küçük işler?

Küçük işler için belinize silah takıp geliyorsanız...

...büyük işlerinizi, tahmin bile edemiyorum.

-Ben dedim, işi büyütmeyelim dedim! -(Altan) Hişt!

-Kim lan onlar? -Abi, ben bilmiyorum.

-Konuşsana lan, kim onlar? -Gerçekten bilmiyorum abi.

(Gerilim müziği)

Bayılttın.

(Gerilim müziği)

Konuşturun.

Bağlantılı kim varsa, bulun çıkartın.

(Gerilim müziği)

(Korna sesi)

Sağır mısın kardeşim, duymuyor musun? Alo!

Özür dilerim.

(Erkek) Çattık ya, sabah sabah!

(Müzik)

Ne olacak peki Kerem?

Bu olanlar, ortaya çıkmayacak mı sanıyorsun?

Ben bir şey yapmadım.

Ne demek bir şey yapmadım?

Gelmeseydin iki yumruk bir tekme, giderlerdi.

-Bu mu? -Bu.

(Gerilim müziği)

Peki.

(Gerilim müziği)

Nehir Hanım, bir sonraki toplantımız kaçtaydı?

(Aziz) İyi, dosyalar hazırsa bekliyorum.

Tamam.

Bitti mi?

Bitti, çık.

Ben buradayken, yokmuşum gibi davranma.

Beni iyi dinle Kerem.

Bitmek tükenmek bitmeyen öfkeni, sağa sola sıçratmaktan vazgeç.

Dün geceki meseleye gelince...

...senin çıkardığın sorunu, birlikte çözeriz diye düşünüyordum.

(Aziz) Ama sen, ne sorun çıkardığını ne de suçu kabul ediyorsun.

Benim oyun oynayacak vaktim yok.

Onlar geride kaldı Kerem. Şimdi çık.

Hep böyle olacak, değil mi?

Sen buna inanıyorsan...

...benim sana söyleyeceğim ya da yapabileceğim hiçbir şey yok.

Çık Kerem.

(Gerilim müziği)

-Ne yaptın? -Neyi?

Adamları.

Hangi adamları?

(Kapı vuruluyor)

Gel!

(Gerilim müziği)

Böyle gelin Serpil Hanım.

(Gerilim müziği)

(Kadın) Feride. Feride.

Feride.

(Kadın) İyi misin?

Hiç iyi gözükmüyorsun?

Bak, patron bugün işe gelmeyecek. Sen git istersen, ha?

(Kadın) Hem rengin de atmış.

Sağ ol.

(TV Kadın ses) Havaların soğumasıyla birlikte, bitki çaylarına da ilgi arttı.

Anne niye uyandırmadın beni? Okula geç kaldım.

Beşik mi salladın sen sabaha kadar, bilmem ki. Kaç kere geldim tepene.

Kız, bana bak, içki mi içtin yoksa sızdın?

Bana bak, baban duyarsa bacaklarını kırar valla senin.

Ne alakası var anne? Hem pasta bile kesilemeden, döndük biz zaten.

Hı.

-Ablam nasıldı çıkarken? -Ne bileyim görmedim, erkenden çıkmış.

Ne bu abla merakı, sabah sabah? Öf!

Dün gece bir şey olmuş belli ki ama bana söylemedi.

Zangır zangır titredi sabaha kadar, hiç uyumadı.

Yediği bir şey dokundu belki de.

Ben de onun başındayken, uyuyamadım tabii.

Kız, anlatsana. Ne haltlar karıştırdı bu acaba?

Pes valla anne, tamam öz kızın değil de bu kadar da yapma artık!

Aman! Besle kargayı, oysun gözünü. Tamam, konuşma.

Şiştim anne, şiştim. Seninle konuşmanın, hiçbir yolu yok!

-Kolay gelsin sana. -İyi, hadi.

Kim bilir, ne haltlar karıştırdı bu kız.

Kokusu çıkar yakında ama. Öğrenirim ben.

(Martı sesleri)

Oğlum, çok tırsıyorum lan ben senin bu Necmi amcandan.

Ne tırsıyorsun oğlum, kendi halinde adam. Sesi soluğu da çıkmıyor.

Bilmiyorum da bir tırsıyorum.

Dünden beri ne Şükrü, ne Talat, ikisi de telefonlarını açmıyorlar.

Bana tavırlı ya Şükrü abi, o yüzden sana da tavır yapıyor kesin.

(Fırat) Çıkar ama bir iki güne ortalığa.

Ben de dün geceden beri arıyorum, açmıyor.

Dün sen de iyi atarlandın ama.

Abin sayılır oğlum o senin.

Az koruyup kollamadı seni, az destek çıkmadı.

Doğru diyorsun, haklısın da...

...oğlum orada bana süt çocuğu falan deyince, benim tepem attı.

-Ne yapayım, arayayım mı bir daha? -Ara, ara.

(Gerilim müziği)

(Telefon çalıyor...)

(...)

Allah'ım ne yapacağım ben?

(Telefon çalıyor) Ne yapacağım Allah'ım, ne yapacağım?

-Feride. -Emine.

Neyin var? Sesin kötü geliyordu ama.

Ne oldu, bak bir şey olmuş. Çabuk söyle, ne oldu?

Yok bir şey canım, işten çıktım. Öyle, çay içelim diye.

İşten falan mı kovuldun yoksa, ha?

-Yok, yok öyle değil. -(Emine) Ha iyi o zaman, tamam.

Ben de bir şey oldu zannettim de.

(Emine) Ee, anlat. Dün akşam nasıldı?

En son, böyle çok sıkıldım, Ceylan sürükledi falan, diyordun.

(Emine) Nasıl bir yer? Ay kızım, babam izin vermiyor ya.

Neymiş efendim? Süleyman'ın kızı orada, burada geziyor derlermiş.

Sanki benim alnımda yazıyor, bu kız Süleyman'ın kızıdır diye.

(Emine) Sinirlendim bak yine şimdi.

Kız azıcık anlat ya. Çok merak ediyorum.

Bir şey soracağım sana ben.

Dün geceki çocuklar, aralarında bir oyun oynadılar da.

Sen birinin...

...birini öldürdüğünü görsen--

Ay tövbe bismillah! Allah korusun kızım! Ne diyorsun ya?

Mesela yani.

Misali falan olmaz. İçim ürperdi vallahi.

Ne yapardın?

Ne yapardım? Dosdoğru giderdim polise herhâlde.

Ama bu adamlar, karanlık tipler. Soğukkanlı insanlar.

Tehdit falan ediyorlar.

Yaşamış gibi anlatıyorsun Feride.

Yok canım. Yani, dün geceki çocuklar işte.

Yani oyunu, şakası olmaz bu işin.

Dosdoğru gideceksin polise. Polise güveneceksin yani.

Öyle karanlık falan. Kızım, neleri deşip delip çıkartıyorlar, biliyor musun?

Ben dayımdan biliyorum yani.

(Emine) Selamlaştıkları kişilere kadar buluyorlar.

Yani varsa bir durum, dayıma söyleyelim. O bulur.

Var mı kız delil falan? Ay, çok heyecanlı ya!

Bağırma.

Delil falan yok canım. Ne delili olacak?

(Müzik)

Delil.

Emine kalkalım mı?

Zaten bir yere uğrayacağım ben.

Çay söyleseydim.

Tamam, sen evinde içersin çayını.

Kızım sen de bir hoşsun madem, niye geldik?

Emine hadi, hadi!

Hay Allah'ım! Hadi çabuk!

Dur bir dakika, dur. Hayret bir şey.

(Gerilim müziği)

(Duygusal müzik)

Faik abi...

...hayırdır? İyi misin?

İyiyim, iyiyim. Dalmışım öyle.

Ben size uğradım. Hasibe'yle iki sohbet edeyim dedim ama evde yoktu.

Öyle mi?

Bilmiyorum. Bana bir şey söylemedi.

Gel otur istersen.

Yok, sağ olasın. Ben gideyim. Sen selam söylersin.

Tamam. Sen de selam söyle Süleyman'a.

Tamam, söylerim. Hadi kolay gelsin.

(Duygusal müzik)

Abla, ne yapıyorsun sen dışarıda bu havada? Üşüyeceksin.

Üşümem. Daraldım Sevim.

-Az bakınayım dedim. -İyi ettin.

Gel otur, sana bir çay vereyim taze.

Alırım, ben alırım. Tamam. Sen rahat ol.

Sen nereden geliyorsun?

Bizim dükkân biraz boştu.

Ben de biraz nefes alayım dedim. Hasibe'nin evine gittim.

Orada, iki laf ederim dedim ama Hasibe de evde yoktu.

Ben de Faik abinin dükkânına bakayım dedim.

Faik abi, dükkânın önünde öyle duruyordu.

Galiba adamın aklı gidiyor.

O kadının yanında, çok bile kaldı zavallı adamcağız.

Deme öyle be abla.

(Aneta) Ne demeyeyim?

Kadının üç lafından ikisi; ben buna layık mıyım?

(Aneta) Zavallı adamcağız.

Ya, neye layıkmış bu kadın da adama bu kadar eziyet ediyor?

Sen biliyorsun abla. Benden daha eskisin bu mahallede.

Anladık da...

...Faik Bey'in dükkânına, bir kere bile adım atmamıştır kadın.

Yirmi yıldır neyin kinini güdüyor bu, anlamadım ki!

Hep o tablo yüzünden abla.

Hasibe'nin o tabloyu çöpe attığı gün, dün gibi aklımda.

(Sevim) Ben Faik abiyi, hiç böyle görmedim.

Ama olan Feride'ye oluyor.

Yavrucak, arada ikisini de idare ediyor bir o yana, bir bu yana.

Vallahi içim sızlıyor kıza.

Sen açtın mı konuyu hiç Hasibe'ye?

Yok. Vallahi korkumdan daha açamıyorum.

Yalçın ne der, bu isteme işine peki?

Yalçın'a da daha söylemiyorum...

...ama öyle inceden, yolunu yapıyorum.

Sen de kendi kendine, gelin güvey olup durursun. Neden?

Bak sana diyeyim ben; bu iş olmaz.

Olmaz. Bunlar birlikte büyüdüler.

Hadi abla, bak benim içim almadı şimdi.

Süleyman dükkânda tek, biliyor musun?

Hadi kalkayım ben.

-Tamam, kalk. -(Sevim) Hadi.

Müdür beye bilgisini verdik. Kendisi geliyor.

(Gerilim müziği)

Buyurun.

Merhabalar. Dün gece sanırım, çantamı düşürdüm de burada.

Eğer izin verirseniz, kamera kayıtlarınıza bakabilir miyim?

Anladım ama size kameraları gösteremeyiz.

Ancak ben izleme yapıp bir şey bulursam, sizi ararım.

Siz arkadaşa iletişim bilgilerini bırakın.

-Ben bakamaz mıyım? -Hanımefendi mümkün değil.

Peki.

Alayım bilgilerinizi.

Kadırga Mahallesi, Levent Caddesi...

Aziz Bey müsait misiniz?

(Aziz ses) Söyle Kemal.

Şu an burada, bir hanım var.

(Kemal) Dün geceki, kamera kayıtlarına bakmak istiyor.

(Kemal ses) Mekân önü kameralara.

Neden?

Çantasını mı ne düşürmüş ama bana pek inandırıcı gelmedi.

(Kemal ses) Sesi falan titriyordu.

(Korna çalıyorlar)

Nasıl biri?

1.70 boylarında, kumral, hanım hanımcık biriydi.

-Hâlâ orada mı Kemal? -Yeni ayrıldı.

Ama iletişim bilgilerini aldık.

Kemal, sana söylediğimde hanımefendiyi arayıp, tekrar çağırırsın.

Patrondan izin aldığını, birlikte izleyebileceğinizi söylersin.

Hanımefendiyle bizzat görüşeceğim.

İletişim bilgilerini bana ve Altan'a yolla lütfen.

Tamam Aziz Bey.

Bak sen küçük hanıma.

(Gerilim müziği)

Altan, Kemal sana bir numara yollayacak.

Kimmiş, neymiş? Bul.

Önce rüyalarıma, şimdi hayatıma girdin.

Kimsin sen?

(Feride) Merhaba.

-Hoş geldiniz. -Hoş buldum. Kolay gelsin.

Sağ olun.

Ben telefonumun şifresini, birkaç kez yanlış girdim.

Kilitlendi.

Siz yapabilir misiniz acaba?

Tabii hanımefendi. Yalnız biraz beklemeniz lazım.

-İsterseniz siz-- -Bekleyebilirim.

-Tabii. Buyurun, oturabilirsiniz. -Teşekkürler.

-(Erkek) Osman, oğlum. -(Osman) Efendim usta?

Hanımefendinin telefonu kilitlenmiş. Bunu yaparsın.

(Osman) Tamam.

(Korece konuşuyor)

Uzun süreli bir ortaklık olacağına inanıyoruz.

(Erkek) İlginize teşekkür ediyoruz.

Yakın bir zamanda sizi, Kore'de ağırlamak istiyoruz.

(Korece konuşuyor)

(Gerilim müziği)

(Geçiş sesi)

(Erkek) Bu tamam hanımefendi.

(Erkek) Hanımefendi.

Hanımefendi.

(Erkek) Hanımefendi.

Tamam mı? Oldu mu?

Tamam hanımefendi.

-Ne kadar? -(Erkek) 20 lira.

-Teşekkür ederim. Kolay gelsin. -Sağ olun. İyi günler.

(Gerilim müziği...)

(...)

(Feride iç ses) Kuş uçmaya hazır. Nakliyeciler gelsin alsınlar.

(Feride iç ses) Kokusu yakında çıkar bunun.

(Feride iç ses) Başıma dolaştırmasınlar benim.

(Feride iç ses) Eyvallah koçum.

(Feride iç ses) Lan Maymuncuk, sen var ya, bu âlemin kralı olacaksın.

(Feride iç ses) Eyvallah abim. Sayende yapıyoruz bir şeyler işte.

(Gerilim müziği)

(Duygusal müzik)

Ne yapacağım ben Abdullah amca?

Sakın ola ki zanna kapılıp, hüküm verme.

Dün de aynısını söyledin.

(Feride) Ne demek istiyorsun?

(Duygusal müzik)

Büyük yutamazlar.

Küçük parçalara böl.

Haklısın.

Bu dünyada delirmeyip de ne yapalım.

Büyük yutamazlar.

Küçük parçalara böl.

Bölerim.

Büyük yutamazlar.

Küçük parçalara böl.

(Duygusal müzik)

Baba.

Senin ne işin var burada, bu saatte?

Bak iyi misin? Bir şey mi oldu?

Bir dur be kızım. Sorgu memuru gibisin.

(Faik) Biraz hava almaya çıkmıştım.

Asıl benim sormam lazım. Senin ne işin var bu saatte?

-(Faik) İş yerinde bir sıkıntı mı var? -Yok, yok.

Öyle, bugün çok işim yoktu. Patron da biraz izin verdi bana.

Seninle bugün baba kız, felekten bir gün çalalım mı?

Ben dükkâna döneyim be.

Ya baba bak, bir daha bir fırsat gelmez ayağımıza. Hadi.

İyi, hadi, peki.

(Duygusal müzik)

Birkaç parça börek için dünya kadar para vereceksin kızım.

O paraya annen, iki tepsi börek yapardı. Doya doya yerdik.

Allah aşkına baba, dert ettiğin şeye bak ya.

Fena mı oldu? Beraber çıktık işte ne güzel.

Bir lavaboya gideyim, sonra da kalkarız.

Tamam babacığım.

(Gerilim müziği)

Bu ne ya?

(Gerilim müziği)

Buyur babacığım.

(Faik) Hadi bakalım. Dükkânı boş bırakmamak lazım.

Evet. 150 bin metrekarelik bir alana inşa edilecek olan, bu dev proje için...

...Uzak Doğu'dan da alacağımız yatırımlarla birlikte...

...dört ay sonra, çalışmalara başlamayı hedefliyoruz.

(Erkek) Teşekkür ederim.

Nehir Hanım, toplantıyı siz devralın.

Altan...

(Nehir) Evet arkadaşlar, biz devam edelim.

Hakan Bey, siz bir şey söyleyecektiniz.

Kemal, hanımefendiyi çağırın. Yoldayım, geliyorum.

(Gerilim müziği...)

(...)

(Telefon zili çalıyor)

(Telefon çalıyor)

Efendim?

(Kemal ses) Feride Hanım.

Buyurun, benim.

(Kemal ses) Kamera kayıtlarını izlemek istemiştiniz.

Evet.

(Kemal ses) Gelebilir misiniz, izin aldım?

Tamam, geliyorum.

(Gerilim müziği...)

(...)

(Kapı vuruluyor)

Buyurun.

Merhabalar.

Birazcık geç kaldım ben, kusura bakmayın. Akşam trafiği.

Önemli değil. Buyurun, oturun.

(Kemal) Ben de sizi bekleteceğim, birkaç dakika.

Patron, sizinle görüşmek istiyor.

Tabii.

Efendim, hanımefendi geldi.

(Gerilim müziği)

(Kapı açıldı)

(Kapı kapandı)

(Gerilim müziği)

(Telefon çalıyor)

Altan.

(Altan ses) Elimizdeki adamlardan birinin adı Şükrü.

(Altan ses) Hani şu duvarda olanın yani.

Diğerlerinin adı Şamil ve Murat.

Bir de Maymuncuk diye biri, sürekli bu elimizdekini arıyor.

Ama bunun bir şey bildiği yok Aziz.

Ayak işçisi bu.

Bize asıl Maymuncuk lazım.

Bütün işi o yapıyormuş zaten.

Altan, bu işin içerisinde kim var, kim yok bulun, çıkartın.

(Altan ses) Eyvallah.

(Gerilim müziği)

Ceylan, annen nerede kızım?

Ben birazdan geleceğim dedi, çıktı babacığım.

Nereye gitmiş akşam akşam?

(Kapı vuruluyor)

Komşuya gitmiştir herhâlde.

Bana yemeklerin altını yak, sofrayı hazırla dedi.

Ara bakayım şunu. Neredeymiş tam yemek saatinde?

Tamam.

Kızım, adam aç burada. Sen git, hazırla yemeği.

Ne yapıyorsun? 'Selfie' mi çekiyorsun?

Allah'ım ya! Kalkıyorum, tamam.

Ablam yok mu?

Geç geleceğim, beni beklemeyin yemeğe, dedi.

Ablama her şey mübah, bize gelince--

Ceylan, getirtme beni oraya abim. Hadi abim.

(Gerilim müziği)

(Kapı açıldı)

(Gerilim müziği...)

(...)

Sen...

Yani...

Buyurun, oturun şöyle.

Sen, benimle dalga mı geçiyorsun?

Neden?

Gözümün önünde, bir sürü insanı öldürdün. Neden olabilir?

Kim? Ben mi?

Güç.

Güç, böyle bir şey değil mi Aziz Bey?

Size adımı söylememiştim.

O gece, biri bağırdı arkanızdan. Oradan duydum.

Anladım.

Cesaretinize hayran kalmamak, mümkün değil.

Korkmam mı gerekiyordu?

Neden korkacakmışım?

Ben sadece, hesap günü vereceğim hesabın sahibinden korkarım o kadar.

(Gerilim müziği)

Buyurun, şu inatla peşine düştüğünüz şeyi izleyelim isterseniz.

-İstemem. -Neden?

Çalışanlarıma, bu yüzden yalan söylemediniz mi?

Benim alnımda, bu kız salaktır mı yazıyor?

Yok, yazmıyor.

-Ukala. -Pardon, duyamadım sizi.

Çok zavallı görünüyorum değil mi size oradan?

Ne münasebet?

Ben öyle bir şey söylemedim. Siz sordunuz, ben de söyledim.

-Çekilin. -Bir dakika.

Elim yandı!

Can, şuna bakıver. Bir şey oldu galiba.

(Kapı vuruluyor)

-Hayırdır inşallah. -O ne be, alacaklı gibi?

Yüreğim ağzıma geldi.

Faik amca koş, senin dükkân yanıyor.

-(Faik) Ne? -(Çocuk) Koş koş, yanıyor.

Ne? Ne diyorsun be?

Ne diyorsun?

Baba bekle, baba!

Anneciğim, sırası değil şimdi. Hadi, hadi, hadi.

Tamam, dur. Fena oldum.

Hadi, gitmemiz lazım.

Aslında tebrik etmek istiyorum sizi.

Neden?

(Telefon çalıyor)

Efendim Emine?

(Emine ses) Feride koş! Dükkân yanıyor, sizin dükkân.

Ne?

Babam içinde mi Emine?

Babam içinde mi, söyle!

Emine söylesene!

(Emine ses) Neredeysen, koş çabuk gel.

İyi misiniz? Ne oldu?

Bizim dükkân yanıyormuş.

Taksi bulmam lazım. Dükkân yanıyor.

Ben sizi götürürüm. Buyurun.

(Gerilim müziği)

Vay, vay, vay.

Demek, kız meselesiymiş ha?

Heyecan yapma hemen.

Ver, ver, ver!

(Üst üste konuşmalar)

Çabuk, çabuk!

(Gerilim müziği)

Baba!

(Duygusal müzik)

(Süleyman) Hadi çabuk, çabuk!

Baba! Baba!

(Duygusal müzik)

Faik abi.

Baba!

(Salih dış ses) Ateşe âşıksan...

...onun hakikatini öğrenmek için...

...ateşe düşecek, onunla yanacaksın.

(Salih dış ses) Ama yandıktan sonra...

...onu anlatacak, aşkı söyleyecek bir sen kalmayacak.

Döne döne yanacak, yana yana bitecek...

...bittiğin an, olacaksın.

Bu dizinin sesli betimleme, ayrıntılı altyazı ve...

...işaret dilini kapsayan eşerişimi A23 Medya tarafından...

...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.

www.sebeder.org

Sesli Betimleme Metin Yazarı: Aynur Kolivar Çelebi

Seslendiren: Emine Kolivar

Ayrıntılı Altyazı Çevirmenleri: Ayhan Özgören - Belgin Yılmaz...

...Bülent Temür - Çağıl Doğan - Çağrı Doğan

İşaret Dili Çevirmeni: Hayrettin Baydın

Son Kontroller: Fulya Akbaba - Dolunay Ünal - Samet Demirtaş

Teknik Yapım: Dağ Prodüksiyon ve Yeni Gökdelen Tercüme

(Jenerik müziği...)

(...)

(...)

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.