All language subtitles for uc kiz kardes Episode 26

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

(Dönüş dış ses) Cesaret, korkmamak değil, korkuna rağmen meydan okumaktır.

Sessiz, sakin, uysal Türkan...

...hayatının en cesur adımlarını atıyor.

Korkusuna rağmen artık meydan okuyordu.

Meydan okuyana da bak sen.

Ah, çok korktum.

Bence de kork.

Yalanların, iftiraların artık sökmez bana.

Oyunlarının sonuna geldin Mine.

Ama bence şükret hayatta olduğun için.

Şükret, çünkü ileride çocuğuna utanarak anlatacağın o kirli hayatını...

...hâlâ silme şansın var.

Sensin benim hayatımı kirleten de mahveden de.

Mine...

Evliyken, evli bir adamla ilişki sürdüren...

...bana ahlaksızca tuzaklar kuran...

...kocanı, o çok sevdiğin Somer'e karşı kışkırtan...

...sensin.

Ben değilim. Bütün bunları sen yaptın.

O yüzden ahlaksızsın.

O yüzden boğazına kadar çamura battın.

O yüzden onursuzca karşıma geçip bir de...

...benden evimi, yuvamı terk etmemi söylüyorsun.

İşte sen busun.

Türkan, yeter artık.

(Mine) Bana bak Türkan.

Ben daha ifademi vermedim, unutma.

Git ver, ne duruyorsun?

Adalet, senin ucuz iftiralarınla işlemiyor.

Türkan, Mine. Sakin olun.

Bunları sonra konuşuruz.

Ağzımı açtığım an bana inanacaklar, bana.

Beni o otel odasına sen çağırdın, unutma.

Ben senin yerinde olsam bir dakika durmam bu evde.

Yoksa o karnındakini hapishanede doğurmak zorunda kalırsın.

Tamam, yeter! Çık artık!

Tamam, Somer. Sen çık.

Biz konuşuruz. Hadi, çık.

-Anne, bak... -Çık, dedim!

Somer.

Elinden geleni ardına koyma.

Türkan, uzatma.

Hadi Mine. Sen de çocuğunun yanına git. Uyanır şimdi.

Hadi, git çocuğuna bak biraz.

Babaannesi ona çok güzel bakmıştır.

Benim gözüm hiç arkada kalmadı.

Ve kalmayacak da.

Çünkü benim kızım bu evde büyüyecek.

Babası, babaannesi, dedesi hepsi yanında olacak.

Evet, Somer çocuğundan ayrılmayacak.

Ama sen bu evden defolup gideceksin!

Seni...

-Seni var ya... -Mine!

Sakin.

Al şunu, al.

Yürü.

Yürü.

Kaybedeceksin Türkan.

Somer'i de sevdiğin her şeyi de kaybedeceksin.

Kork benden.

Zavallı.

Yürü hadi.

(Gerilim müziği)

Sakin ol. Söylediklerimi unutma sakın.

Tamam. Ayla'ya söyleyeyim, sana bir şeyler hazırlasın.

-Ayla. -Bırak!

Hiçbir şey istemiyorum sizden.

Anlaşmayı falan da unutun.

Buyurun.

Somer, çıktı mı?

Çalışma odasında.

Sen... Sen ne yaptığını zannediyorsun?

Sen o kadını bu eve nasıl getirirsin?

Türkan'la aynı eve nasıl getirirsin? Delirdin mi sen?

-Ne yapmaya çalışıyorsun? -Mecburdum!

Görmedin mi? Bizi hâlâ ifade vermekle tehdit ediyor.

Benim bir korkum yok. Türkan'a da hiçbir şey yapamaz.

Sürünür mahkemelerde.

Oğlum, biraz mantıklı ol.

Eğer Mine, o öfkesiyle seni ve Türkan'ı şikâyet ederse...

...mahkeme aylarca sürer.

Türkan hamile. Bu strese hayatta dayanamaz.

Bebeği zarar görür.

Ayrıca sen Kiraz'ı bile kaybedebilirsin.

Hiçbir şey yapamaz.

Ben sana olacakları söyleyeyim.

Ben Kiraz'ı nüfusuma alacağım. Ondan sonra da velayetini alacağım.

Çünkü hiçbir mahkeme böyle bir ruh hastası kadına çocuğunu vermez!

Annesini öldürmeye çalışan babaya da vermez!

-Ben öyle bir şey yapmadım ki. -Biliyorum!

Ama o öyle söyleyecek!

Oğlum.

Rica ediyorum, sabırlı ol. Lütfen.

Hayatın ilk tuğlası sabırdır.

Mine, şu an çok sinirli.

Sakinleşsin, onunla da konuşacağım.

Kiraz'ı kucağına verince zaten sesi kesilir, beni dinler.

Senden rica ediyorum. Lütfen.

Türkan'la konuş.

Bir süreliğine, çok kısa süreliğine bu duruma katlanmamız gerekiyor.

O kadar! Lütfen oğlum!

Ne konuşacağım ya?

Ne konuşacağım anne?

Ben, Türkan'la o kadını bu evde tutmam!

Tutamam!

Anlıyorum seni. Haklısın da.

Ama oğlum, bu evden giderseniz Mine'nin neler yapabileceğini söyledim sana.

Bir sakinleş.

Bak, gururuna yenilecek zaman değil.

Hata yapacak zaman değil oğlum.

Mine'nin eli çok güçlü.

Benden maddi olarak çok şey istedi. Her şeye tamam dedim.

Bu tabii ki Kiraz'ın geleceği için.

Hele şu Kiraz'ı bir nüfusumuza alalım.

Hele sen Kiraz'ın velayet davasını bir kazan...

...bak ben o zaman Mine'yi nasıl kapının önüne bırakıyorum.

Zaman, Somer.

Sadece bir süreliğine idare edelim oğlum.

Bak, senin de canın yanar, benim de.

Olan sana, karına...

...onun karnındaki çocuğa olur.

Elin, gerçekten güçlü değilse...

...reste restle karşılık vermek sadece aptalların işi.

Akıllı olacağız.

Akıllı, sakin, sabırlı.

Bana güvenin.

(Gerilim müziği)

(Kapı vuruldu)

Türkan Hanım.

Kiraz'ı istiyor.

(Duygusal müzik)

Aşağıdan birilerini yolla da beşiğini ve Kiraz'ın eşyalarını alsınlar.

Peki.

(Kiraz ağlıyor)

(Duygusal müzik)

(Kapı açıldı)

Canım, annem...

Anneni kandırmayı başarmış.

Hayır, annem, ikimize de zarar gelmesin diye uğraşıyor.

Tamam işte. İfade vermekten kastı da buydu ya.

Anneni bir şekilde korkutarak yeniden bu eve geldi.

Hapse falan girmek umurumda değil.

Fakat sana ya da bebeğimize zarar verecek olursa ben onun gerçekten katili olurum.

Hem Kiraz'ı da koparıp alabilir benden.

Yapmaya çalıştığı şey de bu işte.

Kiraz'ı kullanarak seni yeniden kazanmaya çalışıyor.

Baştan çıkarmaya çalışıyor.

Buna asla izin vermem.

Bak, Somer. Amacın sadece Kiraz'ın velayetini almaksa...

...ben senin yanındayım.

O kadından da hiçbir korkum yok.

Benim korkum sensin.

Ben yeniden sırtımdan vurulmak istemiyorum.

Senin sınavın da bu.

Güven...

...yıkıldıktan sonra kolay inşa edilmiyor.

(Duygusal müzik)

(Müzik)

Sıcak sıcak içersiniz, iyi gelir.

Sağ ol, Ayla.

Türkan Hanım.

Siz çok güçlü bir insansınız.

O kadar ağır şeyler yaşadım ki...

...kendimi tanıyamıyorum artık.

Hiç iyi değilim.

Böyle zamanlarda birbirine kenetlenen...

...sarılan üç kız kardeştik biz.

Ama ben...

...geçen Derya'ya tokat attım.

Nasıl yapabildim bunu?

Kardeşime nasıl tokat atar hâle geldim?

Kendimi affedemiyorum.

Bu mu güçlü Türkan?

Güçlüymüş.

Evet, kırılıp döküldünüz.

Çok canınızı yaktılar.

Ben de şahidim.

Ama vazgeçmediniz.

Sırtınızı dönüp gitmediniz.

Somer Bey'e, bebeğinize sahip çıktınız.

İşte gücünüz bu.

Bazen hiç beklemediğim anda öyle laflar ediyorsun ki...

...kalbinin güzelliği, mantık yürütmelerin...

...şaşırtıyorsun beni Ayla.

Ben ortaokula kadar okuyabildim.

Ondan sonra göndermediler.

Ama köyümüzde öğretmenler, okula gitmeyen kızlar için kitap dağıtırdı.

Ben en önden koşardım.

Hemen alırdım kitabımı.

Öyle çok okurdum ki geceleri göğsüme basıp uyurdum.

Sanki birinin kapağını açtığımda...

...içinden sihirli bir değnek çıkacak...

...ve beni hayal ettiğim hayata kavuşturacak derdim.

Hayal ettiğim şey...

...kimsenin görmediği bir hizmetçi olmak değildi elbette.

Ama işte buradayım.

Evlenmeden önceki Türkan'ı anımsattın bana.

Saf, temiz...

...bembeyaz Türkan.

Değişmediniz ki.

Yaşadıklarınız sizi daha da yüreklendirdi.

Artık görünür oldunuz.

Acılarınızı, kırgınlıklarınızı içinizde tutmayın.

Türkan Hanım, bence siz çok onurlu bir savaşçısınız.

Burada bebeğiniz...

...burada da Somer Bey.

(Duygusal müzik)

Oh.

Beşik burada dursun da bebek güzelce güneş görsün.

(Ağlıyor)

Hadi, ver. Koyalım da uyusun.

Gel babaanneye.

Gel bakalım.

Gel hadi.

(Müzik)

Bak, Mine. Türkan konusunda bana güven.

O, bu evden gidecek.

Sen öyle sinirlenip kırıp dökerek hiçbir şey elde edemezsin.

Bundan sonra yapman gereken tek şey var.

Çocuğunla ilgilen, sağlığına dikkat et.

Ben, ihtiyacın olan her şeyi karşılayacağım.

Sen yeter ki... (Kapı açıldı)

(Gerilim müziği)

Seni tanıdığım güne...

...seninle yaşadığım her ana lanet olsun.

Sen benim hayatımın en büyük hatası en büyük pişmanlığımsın.

Şu son yaptıklarınla iyice nefret ettirdin kendinden.

Hırsınla, kibrinle kendini ne hâle getirdin, bir dön, bak aynaya.

Sonra da kızına.

Eğer birazcık...

...hâlâ birazcık utanman kaldıysa...

...hiç değilse kızın için...

...Kiraz için biraz insan olmayı dene.

(Gerilim müziği)

(Kapı kapandı)

Sen bakma Somer'e. Şu an çok sinirli.

Ben sonra konuşurum onunla.

Türkan konusunda da söz verdim.

Biliyorsun.

O bu evden gidecek.

Asla gitmeyecek.

Duymadınız mı bana neler söyledi?

Söylesin.

Türkan, senin kadar cesur...

...senin kadar gözü kara bir kız değil.

Eninde sonunda eşyalarını toplayıp babasının evine dönecek.

İnan bana.

Anlaştığımız gibi olacak her şey.

Mal, mülk, ne istersen ben sana her şeyi vereceğim.

Sen yeter ki dürüstçe ifadeni ver.

Kızının babasını, her şeye rağmen çok sevdiğini söylediğin oğlumu...

...ipten kurtaracaksın.

Eh...

Türkan gittikten sonra da...

...Somer'e kendini affettirmek artık sana kalmış.

(Gerilim müziği)

Bak, çok ağır ilaçlar kullanıyorsun.

Kiraz da biberona alıştı nasılsa.

Çocuğu emzirme artık lütfen.

(Gerilim müziği)

(İç çekti)

İyi misin?

İyiyim.

Türkan, ben çok üzgünüm.

Bütün bu olanları düşününce...

Düşünmemeye çalış.

Soluklanalım burada.

İçerideki zehri soludukça...

...ölmemeye çalışacağız. Yapacak bir şey yok.

Gücümüzün, nefesimizin tükendiğini hissettiğimiz noktada...

...birbirimize nefes olacağız.

Sana çok teşekkür ederim, gerçekten.

Yanımda olduğun için.

Anlayışın, desteğin için.

Senden tek ricam, bana karşı güvensiz olma.

Benim sevgimden, benden şüphe etme.

Lütfen.

Ben seni bırakmadım Somer.

Sana inanıp...

...tüm kalbimle senin yanında seçtiğim için buradayım.

Ama konuştuğumuzda da söylemiştim.

Bizim zamana ihtiyacımız var.

Kırılan kalbimi, açılan yaraları beraber saracağız, evet.

Ama güven konusunda elimden hiçbir şey gelmez.

Yaşayıp göreceğiz.

Gidişata biraz da sen karar vereceksin.

Sen ve nefsin.

Ben, elimden gelen her şeyi yaptım.

Ailemi karşıma aldım.

Annemi, babamı...

...kardeşlerimle aram bozuldu.

Ben sana, yuvamıza...

...ailemize sahip çıkmak için...

...annemi, babamı, kardeşlerimi kaybettim.

Canım, hayır, hayır. Hiçbir şeyi kaybetmedin.

Onlar da bizi anlayacaktır. Sevgimizi, aşkımızı görüp bizi bağışlayacaklar.

Bak, en yakın zamanda yeniden bir araya geleceğiz.

Siz...

...birbirine çok bağlı bir ailesiniz.

Eminim onlar da en az senin kadar üzülüyordur şu an.

Ve sana söz veriyorum.

Yeniden mutlulukla bir araya geleceksiniz. Derya'yla da barışacaksınız.

Hatta...

...bebeğimiz doğduğunda...

...ilk onlar alacak torunlarını kucaklarına.

(Duygusal müzik)

Bebeğimizin kalp atışlarını dinlemeye gidelim mi?

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

Hayırdır Nesrin?

Faturalar vardı da.

İyi, ver sen. Ben yatırırım.

Sıra geldi zaten.

Teşekkür ederim.

(Duygusal müzik)

Müdürüm, siz ne güzeldiniz. Ne oldu, nazar mı oldu?

Ne oldu, ben bilemedim ki.

Ne oldu? Nazar mı oldu size? Ne oldu?

Nazar ne?

Nazar, şey... Mesutcuğum...

Kötü gözün, kötü sözün gücü derler.

Bütün iyilikleri bir anda bozuverir.

Kötü insanlar kötü kötü bakarlar.

Tamam? Bütün güzellikleri alt üst ederler.

Mesut, güzel bakıyor hep.

Güzel bakıyor. İyi olsun her şey.

Bak.

Sadık babaya güzel bakıyor Mesut.

Mesut'um.

Güzel bakan, güzel görür.

Sen aldırma İrfan'a.

(Sadık) Her şey olacağına varır.

Zaman... Tek ihtiyacımız olan şey zaman.

Zaman...

...kötü gözü de kötü sözü de yıkar geçer.

Zaman.

(Müzik)

Araya başka hasta almasanız olur mu?

Tamam, çok sağ olun.

Ne kadar sürede orada oluruz?

En fazla yarım saat.

Tamam, yarım saate oradayız.

Teşekkürler. Sağ olun.

-Somer, bizi bekliyorlar. Duydun. -Tamam, duydum.

Hadi. Geç kalacağız.

(Müzik)

Nereye böyle?

Bebeğimizin kalp atışını dinlemeye gideceğiz.

Oldu mu o kadar?

Gelmek ister misin sen de?

Yok, siz gidin. Belki başka sefere.

(Müzik)

Sen de öyle merdivenlerden in çık yapma. Yorma kendini boşuna.

Ayla'ya söyle, neye ihtiyacın varsa getirsin sana.

Hapishane gibi bütün gün odamda yaşamak zorunda değilim herhâlde.

Evimde özgürce dolaşacağım.

Tabii ki. Tabii dolaşabilirsin ama...

...önce şu değnekten bir kurtul. Sonra.

Çok yakın zamanda kurtulacağım. Merak etmeyin.

Ama atmayacağım, saklayacağım.

Belki bu evde başka birinin ihtiyacı olur.

(Gerilim müziği)

Rüçhan Hanım'ın talimatıyla tapu ve hisse devir işlemlerini başlattım.

Sadece ikinizin imzası kaldı Özer Bey.

Tamam, hallederiz.

18 yaşında Kiraz'a devrolacağını ve kati suretle...

...satılmayacağı şerhini koydunuz, değil mi?

Koydum efendim.

Tamam.

Rüçhan Hanım, imzalasın bana getirirsiniz.

-Peki, iyi günler. -İyi günler.

Dönüş.

Buyurun.

Bana satın almadan Mustafa Bey'i yollar mısın?

Tabii, yollayayım hemen.

Ee... Özer amca.

Efendim.

Ablam nasıl?

Ben ablamı merak ediyorum da biraz.

İyi.

Ama bence sen bir ara istersen.

Dönüş, aranızda geçenlerden haberim var.

Bence bu kırgınlığı uzatmayın.

Siz kardeşsiniz.

Arada olur böyle şeyler.

En zor zamanınızda birbirinize destek olacaksınız, anlayış göstereceksiniz.

Sekreterlik için yerime birini bakıyorsunuz hâlâ, değil mi?

Bakıyorum.

Ama...

...fikrini değiştirmemene üzüldüm.

(Müzik)

(Sevilay ses) Efendim.

Sevilay, nasılsın?

İyiyim, sağ ol Özer. Sen nasılsın?

Ben pek iyi değilim maalesef.

Mustafa uğradı sabah eve. Elinde koca bir tepsi börekle.

(Özer ses) Senin yaptığını ve özellikle yolladığını söyledi.

Yok, ben neden böyle bir şey yapayım ki?

Börek falan yapıp yollamadım.

Tahmin ettim zaten senin olmadığını.

Aklı sıra beni uyarmaya çalışıyor.

Hangi konuda seni uyarmaya çalışıyor?

Senden uzak durmam için.

(Özer ses) Benimle konuştu.

Görüşmemizi istemiyor Sevilay.

Üstelik bir de söz aldı benden.

Tamam, o gün konuştuklarınızı duydum da...

...ben o gece duygusallığına verdim.

Ciddiye almadım.

Tamam, her neyse. Ben halledeceğim.

Sen konuştuğumuzu söyleme, olur mu?

-Görüşürüz. -(Sevilay ses) Tamam, görüşürüz.

Şey... Özer...

(Arama meşgul tonu)

Buyurun.

Odasında mı?

Evet, buyurun. Sizi bekliyor.

Sen şu meşhur Dönüş'sün galiba.

Neden meşhurmuşum?

Ara sıra seni işinin başında görmek ne kadar güzel.

Anlamadım. Neden böyle bir şey söylediniz ki şimdi?

Kaytarmalarından bahsediyorum.

Yok kahve içmeler, çay içmeler.

Hava almak için dışarı çıkmalar falan.

Ben hiç kaytarmadım ki.

Sadece bir kere misafirim gelmişti, o yüzden bahçeye...

Tamam, tamam. Ben senin patronun değilim.

Ama sen de hiç o artist kardeşin gibi değilsin.

Hiç atar yapmıyorsun. Atarlı değilsin yani.

Siz Derya'yı nereden tanıyorsunuz?

O kaytardığın günlerde bırakıyorsun ya onu buraya.

Oradan biliyorum.

Anladım.

İyi, selam söyle.

Söylerim de İzmir'de, okuyor o.

Biliyorum.

Kolay gelsin sana.

Sağ olun.

Derya.

Sen ne ara geldin, bu adamla tanıştın, okuluna kadar anlattın?

Gerçekten deli bu kız.

Serdar, bir babanla konuşsan sen?

-(Serdar) Babamla? -Evet.

Ne diyeceğim ki ona?

Metin amca hep ailemizin kriz yöneticisi oldu.

Mesela bir aile yemeği yapsa, bizimkileri çağırsa, konuşsalar.

Belki annemlerin arası yumuşar.

Yani olabilirdi ama...

...babam burada değil ki.

Kongre için Fransa'ya gitti.

-Ne zaman dönecek? -Hiç bilmiyorum Derya.

Bizimkilerin arası da pek parlak değil.

Babam, dün telefondayken orada kalabileceğini söyledi.

Teklif varmış zaten.

Nasıl yani?

Annenle seni terk mi ediyor?

"İstersen seni yanıma alırım, burada okursun." dedi.

Oha ya!

Sizinkiler de ayrılıyor yani.

Ben kendimi bildim bileli ayrılar zaten.

Aynı evin içinde iki yabancı.

Bıktım artık sevgisizlikten.

Asık suratlar görmekten.

Belki de onlar için daha iyisi olur.

Çok üzüldüm.

Bu ara moda oldu herhâlde boşanmak.

Hangi arkadaşımla konuşsam bir aile travmasından hallice.

Dün hoca dersteyken çok doğru bir şey söyledi aslında.

Bir çocuğun üç tane ebeveyni varmış.

Annesi, babası bir de...

...anne babası arasındaki ilişki.

Eksik demiş bence.

Bir de delibozuk amca var o üçgende.

Sen ne olacaksın şimdi?

Babanın yanına mı gideceksin? Fransa'ya?

Yok ya.

Ben Dönüş'ü bırakıp hiçbir yere gitmem.

Ondan uzak kalacağım en uzun mesafe burası.

Vay be!

Enişteme bak be! Helal olsun enişteme benim!

-Vefalı çıktın ha! -Ne yapıyorsun? Yapma, deli.

Millet bize bakıyor.

Baksınlar ya! Müstakbel eniştem değil misin?

-İstediğimi yaparım. -Ya Derya...

Gene mi ya?

Gerçekten mi Derya?

Adam hoca, biliyorsun değil mi?

Yani yaşça senden büyük.

Daha yeni araştırma görevlisi olmuş.

Derslere girmiyor.

Ne olacak, yolum açık diyorsun yani.

Ne alakası var Serdar?

Hoca dedin, ben de açıklama yapıyorum.

Açıklama yapmana gerek yok Derya.

Adamdan uzak dur, yeter.

Hakan'ın acısını unutmak için böyle saçma sapan şeylerin içine girme lütfen.

Yok öyle bir şey. Hayret bir şey ya. Nereye çekiyorsun mevzuyu?

İyi, öyle olsun.

Ben uyarımı yapayım da.

Neyse hadi kaçtım ben.

-Görüşürüz. -Görüşürüz.

(Müzik)

Bir kaşarlı, bir de çay alayım.

Ben de aynısından alabilir miyim?

Buradan al hepsini.

Gerek yoktu, ben öderdim.

Ona şüphemiz yok canım. Afiyet olsun.

Bana bir soru sormuştunuz, "Ailede en çok kimle yakınsın?" diye.

Ben "Babam." demiştim.

Değişti mi?

Hafta sonu eve gittim, sağlamasını yapmış oldum.

Yanılmış mısın?

Evet.

Ben en çok kardeşimle yakınım.

Dönüş'le.

Aranızda hiç rekabet falan yok yani, öyle mi?

Yani lisedeyken vardı.

Ergenlikten.

-Ama aştık onları. -Büyüdük diyorsun.

Yani.

Ben eskiden kıskanırdım onu.

Annem, onu daha çok seviyor diye.

Annemin, ona karşı ayrı bir hassasiyeti vardı.

Tamam ama o zaman bir kırılma yaşamış olmalısın.

Evet, yaşadım.

Bazı gerçekleri öğrendim.

Gerçekler mi?

Hiç öyle sırlarla dolu bir ailen varmış gibi gözükmüyorsun.

Enteresan.

Hem de ne sır.

Benimle paylaşmak ister misin?

Hem bizim de bir sırrımız olmuş olur.

Yok, paylaşmayacağım.

-Kapatalım bu konuyu. -Sen bilirsin.

Dönüş, benim için çok özel.

Bunu daha iyi anladım.

(Derya) Onunla acısıyla tatlısıyla bir sürü günümüz oldu.

Keşke gücümüz yetse de bir şeyleri değiştirebilsek.

Ben buradayım, o orada.

Anne babamızın hatalarını izlemekten başka hiçbir şey gelmiyor elimizden.

Ben bunalttım sizi, değil mi?

Yok, yok. Devam et, ben dinliyorum seni. Devam et.

Teşekkür ederim, kolay gelsin.

Ya pardon.

(Duygusal müzik)

Ebru.

Ne var, ne istiyorsun?

Neredesin sen? Telefonlarımı da açmıyorsun.

Sana ne?

Sen git, yeni minik civcivlerinle takıl.

Sen niye rahatsız oluyorsun ki?

Ben senin için gelmedim o eve, Somer için geldim.

Börek getirdim, ne var bunda?

Ben, Somer'le görüşmene bir şey demiyorum.

Ama böyle her aklına estiğinde çat kapı o eve gelemezsin.

Sebep?

(İç çekti)

Ben, o böreği niye getirdiğini biliyorum.

Niye getirmişim ben o böreği?

Annenden uzak durmamı istiyorsun.

Sen zaten benim annemden uzak duruyorsun.

Biz konuştuk bunları zaten.

Sen sözünün eri bir adamsın diye biliyorum ben, öyle düşünüyorum.

Sen öyle bir adam değil misin yoksa?

Mustafa...

...Mustafa bak, Rüçhan Hanım bu dünyada görüp görebileceğin...

...en kuşkucu, en pimpirikli insandır.

Böyle yaparsan dikkatini çekeceksin oğlum.

Öğrenmesin bir şeyleri. Şimdi ne yeri ne zamanı.

Sonra tatsız şeyler yaşamayalım.

Yaşamayalım tabii, yaşamayalım. Haklısın, doğru söylüyorsun.

Biz seninle dışarıda buluşuruz...

...vakit geçiririz, her şeyi yaparız.

Hatta Somer'le dostluğun gerçekten çok hoşuma gidiyor.

Ama lütfen bu konuda biraz temkinli olalım, lütfen.

Olalım, olalım haklısın. Doğru söylüyorsun.

Ama Rüçhan Hanım biraz ürkütücü bir kadın.

Bence sen ondan korkuyorsun. O yüzden.

Mustafa yapma, yapma. Bu korku falan değil. Bu...

Ya tamam.

Ben anlıyorum seni. Gerçekten söylüyorum bak.

Aile düzeni önemli, sakin ol. Ben anladım.

Bir sıkıntı yok.

Hadi görüşürüz.

(Kapı açıldı)

(Derin nefes verdi) (Kapı kapandı)

(Doktor) Evet, yakaladık haylazı. İşte burada.

Görüyor musunuz?

Evet.

Ama sen daha küçücüksün.

Kalp atışlarını dinlemeye hazır mıyız?

(Doktor) Evet.

(Bebek kalp ritmi)

(Bebek kalp ritmi)

Bebeğim.

Annesinin bir tanesi.

(Bebek kalp ritmi)

Pıt pıt atan kalbine ömrümü veririm ben.

(Bebek kalp ritmi)

Keşke annem de burada olsaydı.

Bu ana şahit olsaydı.

(Bebek kalp ritmi)

Sağlığı nasıl, iyi değil mi Doktor Hanım?

Turp gibi maşallah.

Yalnız rutin kontrollerimizi aksatmayalım lütfen, tamam mı?

Tabii, tabii.

-Buyurun. -Çok sağ olun.

-Çok müthiş bir duygu bu. -(Doktor) Geçmiş olsun.

(Duygusal müzik)

Çok mutluyum.

Çok.

(Duygusal müzik)

("Candan Erçetin - Annem" çalıyor)

"Hani eski zaman masalları anlatır"

"Hüznümü huzura dolarsın"

"Kaşım gözümden çok içim bir parçan"

"Annem sen benim yanıma kalansın"

"Hani bir biblon vardı kırdığım"

"Üstüne ne kırgınlıklar yaşadın"

"Ama bil ki ben de parçalandım"

"Annem ben senin yanına kalanım"

"Annem annem"

"Sen üzülme"

"Sözlerin hep"

"Yüreğimde"

Anne.

Anne, bugün doktora gittik.

"Ben hâlâ senin"

"Dizlerinde"

Anne, torununun fotoğrafını görmek ister misin?

"Uzayan sohbet gecelerinde"

"Rolleri unutur dost oluruz"

Allah sağlıcakla kucağına almayı nasip etsin.

"Annem biz birbirimize kalanız"

"Ben kararlı uçarken yolumda"

Anne!

Anne!

Anneciğim, aç ne olursun.

"Annem annem"

"Sen üzülme"

"Sözlerin hep"

"Yüreğimde"

"Annem annem"

"Gel üzülme"

"Ben hâlâ senin"

"Dizlerinde"

("Candan Erçetin - Annem" çalmaya devam ediyor)

(Gerilim müziği)

Bu çocuk hani otelde kalıyordu?

En son öyleydi.

(Rüçhan) Annesi gelmiş, buradaymış.

Bir bak bakayım nerede yaşıyorlar bunlar?

Peki hanımefendi.

Rüçhan Hanım...

...beni sormuşsunuz?

Evet, şu avukatı ara da bir an önce buraya gelsin.

Tabii.

Rüçhan Hanım, atmanız gereken bir imza var.

-Hoş geldiniz. -Merhaba, Özer Bey'le görüşecektim.

Tabii, sorayım hemen.

Özer Bey, misafiriniz geldi.

(Dönüş) Tamam, yönlendiriyorum.

Buyurun.

Teşekkürler.

Rüçhan Hanım...

...yeni zeytinlik için fidanlar geldi. Ahmet Bey dışarıda sizi bekliyor.

(Gerilim müziği)

(Kapı kapandı)

Peki, bir bakalım hemen.

Hoş geldin. Ama Rüçhan uğrayacak bugün şirkete. İstersen...

Ben fazla uzatmayacağım zaten.

Telefonda söyleyecektim ama kapattın.

Daha sonra aradım, sana ulaşamadım.

O yüzden geldim.

Mustafa'yla o akşamdan sonra hiç bizi konuştunuz mu?

Hayır, yani en son o akşam.

Sevilay bak, bence...

...Mustafa'nın bu davranışının nedeni belli.

Seninle yakın olmamı istemiyor.

Biz yakın değiliz ki zaten.

Bunu ona da söyledim.

Ama bu demek değil ki...

Oğlum ne istiyorsa öyle olsun Özer.

Görüşmeyelim o zaman.

Sevilay...

...evet, Mustafa bana çok öfkeli. Bunu biliyorum, anlıyorum.

Ama biz de kocaman insanlarız, değil mi?

O böyle dedi diye böyle davranmak zorunda değiliz.

Evet, o akşam...

...o akşam çok duygulandı.

Bizi yıllar sonra bir arada görünce çok etkilendi.

Ve...

...sizi yeniden terk etmemden korktu.

Şimdi de aklı sıra beni seninle cezalandırmaya çalışıyor.

Öyle olmayacak mı zaten?

Ailen söz konusu olduğunda bize yine sırtını döneceksin.

Ayrıca...

...biz diye bir şey yok ki. Neyi tartışıyoruz?

Haklısın.

Bak, Mustafa konusunda seni uyarmalıyım.

Yani kendisi bir anda kontrolden çıkabiliyor.

Onun öyle sakin olduğuna bakma.

-Öfke problemleri yaşıyor. -Yapma şimdi.

Ne yani durup dururken bana saldıracak değil herhâlde?

Özer, üvey babasını bıçakladı bu çocuk.

Evet, biliyorum.

Tamam, yaptığını onaylamıyorum ama...

...sonuçta seni döven bir adamı bıçakladı.

(Özer) Yani bu onu kötü biri yapmaz ki.

Mustafa durduk yere hiç kimseye zarar vermez.

Hem burada çok mutlu. İşi var, çalışıyor.

Somer'le arkadaşlıkları da çok iyi gidiyor.

Anlamıyorsun.

Ya ben işini gücünü bıraksın demiyorum.

(Sevilay) Mustafa, sana çok öfkeli.

Kötülüğünden değil, sırf bu yüzden hata yapabilir.

Bak ona bir söz verdin, sözünü tut o zaman.

Ne çocuğum yeniden cezaevlerinde sürünsün...

...ne de biz bu konu yüzünden seninle karşı karşıya gelelim.

Ben, oğlumla huzurlu bir hayat istiyorum.

Bak Özer, ben oğlumu tekrar kaybetmeyi göze alamam.

Yani yıllar sonra bize bir iyilik yapacaksan eğer...

...lütfen benden uzak dur.

(Gerilim müziği)

(Duygusal müzik)

Her sabah onun resmine bakıp, günaydın diyeceğiz.

O da bize diyecek doğduğunda.

Ağlayarak.

Annem, yüzüme bile bakmadı.

Kapıyı kapattı suratıma.

Sevgisini, şefkatini...

...bütün güzel duygularını kapının ardında bıraktı.

Annen o kapıyı sana değil bana kapattı.

Bütün öfkesi bana kadının.

Hırsını da bu şekilde çıkartıyor. Yani sen onun en yakınısın.

Evladısın. Öfkesini bu şekilde yaşıyor.

Bak...

...onu da anlamak lazım.

Şu an yanına gitmek için en doğru zaman değil.

Sağlıkla al kucağına dedi.

Yedi kat elmişim gibi.

Somer, annem torun sahibi olmayı o kadar çok istiyordu ki.

Benim de anne olmamı.

-Ama şimdi... -Tamam.

Bir tanem, atlatacağız bu günleri.

Sana düşünme de diyemem, haklısın. Ama geçecek.

Bak, senin dediğini yapacağız.

Biraz nefes alalım, rahatlayalım diyordun ya.

Onu yapacağız.

Türkan... (Boğazını temizledi)

...bak, bir fırtına çıktı.

Savrulduk.

Şimdi dindi ve önümüzdeki enkazı gördük.

(Somer) Bundan sonra yapacağımız şey...

...seninle birlikte el ele verip...

...her şeyi yeniden inşa etmek.

Kırdığımız, incittiğimiz ne kadar kalp varsa...

...hepsini birlikte onarmak.

Her gecenin bir sabahı vardır bir tanem.

Bu böyle sürmeyecek.

Sen ailenle yeniden mutlulukla bir araya geleceksin.

Tamam mı?

Sil bakayım gözyaşlarını.

(Tıkırtı oldu)

(Duygusal müzik)

Mine, değil mi?

Kapıyı dinliyor.

(Duygusal müzik)

Kiraz'ın bezleri burada kalmış.

Orada dur!

İçeri giremezsin!

Kiraz'a ait bir eşya varsa...

...Ayla'ya veririm, sana getirir.

(Gerilim müziği)

Senin keyfini bekleyemem!

Somer, Kiraz'a bez alır mısın?

Ayrıca...

...yarın kızımızın kırkı çıkıyor.

-Kırkı yarın mı? -Evet.

(Mine) Aynı zamanda sizin de evlilik yıldönümünüzdü değil mi?

Somer, kızımız için yarın bir şeyler yaparız herhâlde değil mi?

Annemle konuş, o anlar bu işlerden.

Ayla!

(Mine) Ayla!

Nesrin Hanım'ı ara hemen.

Ben konuşacağım.

-Kimi? Nesrin Hanım'ı mı?

(Mine) Evet, hani Türkan'ın annesi olan.

Çok tatlı bir kadın.

Annemden ne istiyorsun?

Tavsiye. Kızımın kırkı için.

Yani sonuçta görmüş geçirmiş bilgili bir kadın, değil mi?

Ama Mine Hanım, şimdi ben nasıl arayacağım onu?

Öf, Ayla! Telsiz telefonla arayıp, odama getireceksin.

Nesini anlamadın?

(Gerilim müziği)

-Utanmaza bak, hâlâ... -Tamam, bir tanem.

Seni delirtmek için yapıyor. Düşme tuzağına.

Kiraz'ın kırkı yarın demek?

-Aşkım... -Lütfen.

Beni biraz yalnız bırakır mısın?

Dışarı çıkar mısın lütfen?

(Duygusal müzik)

Hiç mi merak etmedin? İnsan bir dönüp bakmaz mı?

Merak etmez olur muyum?

İçim sızladı ama bakamadım.

Bakarsam, bağışlarım diye korktum.

Bağışla Nesrin, bağışla. Evladın o senin.

Hem her zamankinden daha fazla ihtiyacı var sana.

Çocuk hamile.

Yazık değil mi bizim evladımıza?

Benim de içim gidiyor.

Yüreğim yanıyor ama onu bağışlarsam...

...Somer'in bütün ahlaksızlıklarını sineye çekmiş olacağım.

O gücüme gidiyor.

Ah Nesrin, ne ilgisi var?

Ne ilgisi var? Sen evladına kucak açıyorsun.

Damadına affettim seni deyip, kapıyı açmıyorsun ki.

Kızımın yüreğine o kapıyı kapattım ya...

...yüreğim yerinden koptu sanki.

Gözüme bir bakışı vardı.

Bir anne dedi.

Ah, ağladığımı görmesin diye yutkundum...

...kapattım kapıyı.

(Nesrin) Günlerdir alıp veriyorum.

Haksızlık mı yapıyorum ben Türkan'a diye.

Nesrin, annesin.

Tamam, tavır koydun ettin ama...

...fazlası da haksızlık değil mi?

Bu işi artık uzatmasan mı hayatım?

Öyle özledim ki.

Nasıl burnumda tütüyor bir bilsen.

(Telefon çalıyor)

Belki de Türkan'dır.

Hadi, tatlı tatlı konuş şimdi onunla.

(Telefon çalıyor)

(Telefon ısrarla çalıyor)

Türkan?

Nesrin teyze benim Mine.

Efendim?

Nesrin teyzeciğim, kusura bakma rahatsız ediyorum da...

...senin bu geçen gün Kiraz için kullandığın pişik kreminin ismi neydi?

Ona çok iyi gelmişti de.

(Duygusal müzik)

Tamamdır, not alıyorum hemen.

Çok teşekkür ederim.

Mine, sen çıktın mı hastaneden?

İyi misin?

İyiyim, daha iyiyim.

Atlattım.

Ama sizin bana verdiğiniz öğütler hâlâ kulağımda, unutmadım.

(Mine ses) Kızıma daha çok sahip çıkacağım bundan sonra.

Daha çok sarılacağım ona.

Mine, sen neredesin şimdi?

Evde.

Kızımın yanındayım.

Anladım. Rüçhan Hanımlardasın yani?

Hayırlısı olsun.

Çok teşekkür ederim tekrar, iyi günler size.

İyi günler.

(Duygusal müzik)

Ağlıyor musun?

Daha çok ağlayacak...

...çok gözyaşı dökeceksin Türkan.

Yapayalnız kalacaksın.

En ihtiyaç duyduğun anda Somer olmayacak yanında.

O çok güvendiğin annen var ya...

...seni bir kalemde silip atacak.

Baban sahip çıkmayacak.

Ölümün kucağına düştüğünde bir yudum su verenin bile olmayacak.

Ruhun acılar içinde kıvranacak ama feryadını kimse duymayacak.

Yalnızlığın dibini göreceksin Türkan.

Ölmek isteyeceksin...

...ama buna bile gücün olmayacak.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Nesrin) Bak, gördün mü?

Ben burada Türkan'a haksızlık mı ediyorum diye ağlarken…

...kız çıkmış hastaneden.

Aynı evdeler gene.

İçimde hâlâ şu kadarcık bir umut vardı, biliyor musun?

Kız hastaneden çıkınca, Türkan çıkıp evimize gelir diyordum.

Ama yok, hayır.

Benim kızım her şeyi kabullenmiş.

(Nesrin) Somer'in bütün ahlaksızlıklarını.

O yüzden sakın bana bir daha...

...Türkan'ı affet deme!

Türkan benim için bitmiştir!

Geçmiş olsun!

(Duygusal müzik)

Yemek hazır diye haber vermek yok mu?

Rahatsız etmeyin, dinleneceğim dediniz ya?

Afiyet olsun.

(Gerilim müziği)

Afiyet olsun.

(Gerilim müziği)

-Kiraz uyudu mu? -Evet.

Mışıl mışıl hem de.

Beşik iyi oldu.

Aslında daha önce alınacaktı ya...

...neyse.

Ama babaannesi, güzel bakmışsınız kızıma.

(Mine) Kilo almış, serpilmiş.

Benden ziyade Türkan ilgilendi Kiraz'la.

Yarın kızımızın kırkı olduğunu söyledin değil mi Somerciğim?

(Rüçhan) Söylemedi ama söylemesine gerek yok, zaten aklımda.

Yarın camide mevlidini okutturacağım.

Evde de banyosunu yaptıracağım.

Aa! Sadece bu kadarcık mı?

Daha ne olsun Mine?

Yani bir parti, eğlence falan.

Bebeğin kırkında balo mu yapalım istiyorsun?

-(Rüçhan) Âdet, gelenek neyse o. -Tamam da yani...

...neyse.

Ben yine de renkli bir şeyler düşüneceğim.

Rüçhan Hanım, gereği neyse onu yapar Mine.

Hastaneden yeni çıktın...

...öyle harici eğlenilecek bir durum yok ortada.

Peki, siz hisseleri halledebildiniz mi Rüçhan Hanım?

Evet. Avukat, imzalaman için sana kâğıtları getirecektir.

Ne hissesi Somer?

Kızımızın geleceği için yatırım yapıyoruz da.

Türkancığım, senin bebeğin için de yaptıracağız.

Hiç endişelenme. Sonuçta o da Korman torunu.

(Gerilim müziği)

-Al içelim, al. -Sağ ol.

(Duygusal müzik)

Ne olacak sizin bu hâliniz abi?

Ne varmış hâlimizde Nezahat?

Nesrin orada evde bir başına karalar bağladı.

Sen burada böyle.

Ne bakıyorsun Hikmet?

Yanlış bir şey mi söylüyorum? Yani haksız mıyım?

Düzenleri bozuldu. Yazık, günah değil mi? Üzülüyorum.

Anladım.

Ben sizin düzeninizi bozdum, değil mi?

Yok, öyle demek istemedi Sadık. Sen yanlış anladın.

Başımızın üstünde yerin var.

Abi, ne kadar yanlış anladın. yani lafı ters anladın.

Yani şimdi sen burada üzülüyorsun...

...çocuklar evde ayrı üzülüyor.

Yani kolay değil yaşadıklarınız.

Yo, ben hiçbir şeye üzülmüyorum. İçim rahat.

Olur mu öyle şey abi?

Bak Derya, İzmir'e gitti okumaya. Çocuğun aklı hep burada.

Dönüş desen evde, hep kavgalarınızın ortasında.

Yazık, günah değil mi bu çocuklara?

Türkan da öğrenecek yakında...

Nezahat, sakın bana Türkan deme sakın!

Abi, yani onu deme bunu deme.

Bu nasıl bir inatlaşma? Yapmayın.

Koca koca insanlar küser mi? Ayrılır mı? Ne yapıyorsunuz?

-Yapmayın şunu. -Anlaşıldı Nezahat, anlaşıldı.

Ama merak etmeyin, ben bugüne kadar...

...hiç kimseye yük olmadım, bundan sonra da yük olmam.

Sadık, bir dur Allah'ını seversen. Konuşuyoruz şurada.

Hikmet, tamam.

Konuşmanın seyri de seferi de belli oldu.

-Hadi ben gidiyorum. -Aşk olsun abi, aşk olsun sana!

Bak, Nesrin'e de böyle yapıyorsun.

Anlamadan dinlemeden kadına.

Tamam Nezahat ya, tamam! Yeter!

-Sadık! -Abi!

Sadık!

(Köpek havlıyor)

Al, bunları dolaba koy Mesut. Dikkat et.

Nesrin teyze, Sadık baba...

...bugün çok ağladı.

Sadık baban bir daha ağlarsa...

...söyle ona boşuna ağlamasın.

Olur.

Anne, neden öyle dedin şimdi Mesut'a?

Ne diyeyim kızım? Neyi, nasıl anlatayım Mesut'a?

Babama kızgınsın değil mi hâlâ?

Kızgınlık geçer kızım.

Babanın söylediği lafları hâlâ unutamıyorum...

...hazmedemiyorum.

O da akşamdan sabaha geçecek bir şey değil.

Anlaşamıyoruz biz babanla.

Bugün o kadın geldi şirkete.

-Hangi kadın? -Sevilay Hanım.

Hani bahsetmiştim ya sana Özer amcayla birlikte gördüm diye, o.

Bana bak, bunlardan orada kimseye bahsetmiyorsun değil mi?

-Sakın ha! -Yok anne, kime bahsedeceğim?

Zaten sana söylüyorum sadece. Kızma hemen.

Senin yerine birini buldular mı?

Söyledim, bulamamışlar hâlâ.

Ben bir hafta daha çalışacağım.

Ondan sonra gelmeyeceğim de. Tamam mı?

Sen çok sinirli olmaya başladın.

Artık bir şey söylemeye çekiniyorum sana.

Ya Dönüş, yaşananlar ortada kızım!

İnsanda ne sinir kalıyor ne tahammül!

Tamam da siz, böyle durumlar olduğunda...

...babamla baş başa verip, çözmeye çalışırdınız birlikte.

Şimdi nasıl olacak peki?

Nasıl çözeceksiniz?

Bilmiyorum.

Biriniz aslında özür dilese barışırsınız.

Baban haksızken ben mi özür dileyeceğim? Daha neler!

Herkes kendini haklı görürse bir yere varamazsınız ki.

Kızım, biz babanla bir yere varamıyoruz.

Sorun bu zaten. Sizinle ilgili bir şey değil.

Anne, nasıl bizimle ilgili değil?

Ailemizle ilgili, tabii ki bizimle ilgili bir şey bu!

Dönüş, sinirlerim tepemde!

Uzatma kızım bu konuyu artık lütfen!

(Duygusal müzik)

Bak unutma, tamam mı?

Sabah akşam içecek. Selam söyle Huriye teyzeye.

(Erkek) Abi, ne oluyor?

(Kadın) Adama bir şey oluyor, yardım edin!

-(Erkek) İyi misin abi? -(Kadın) İyi misiniz beyefendi?

-Abi, geç otur. -Gel otur abi buraya.

Abi, ne oldu abi?

Abi gel, gel, gel! Ne oldu, iyi misin?

(Kadın) Ambulans mı çağırsak?

Yok, tamam.

Ben ilkyardım biliyorum zaten. Gerekirse ben çağırırım.

Abi gel, gel abi.

İyi misin? Ne oldu ya?

Gel, şurası dükkân. Bak, gel.

Nefes al. Al, nefes al.

Tamam, gel abi gel.

Tamam, tamam.

Yavaş, yavaş.

Tamam, sakin. Yavaş, yavaş.

Gel abi, uzat şunu da.

Hop, şunu da uzat.

Tamam, tamam, tamam.

Nefes al. İyi misin?

(Fatih) Bak, ambulans çağırayım. Hastaneye götüreyim seni.

Hayır, istemiyorum! Bırak beni!

Abi, bir dur! Nereye gidiyorsun Allah aşkına ya?

Tam keçi inadı ama seninki ya!

(Fatih) Neredeydi bu kolonya?

Gel şöyle bir, tamam.

Şuradan da. Kokla şöyle.

Bir hastaneye götüreyim seni ben.

İstemiyorum hiçbir şey!

Sen niye beni buraya getirdin?

Al, şunu bir iç.

Ne yapacaktım, sokakta mı bırakacaktım Allah aşkına?

Kalp krizi geçirip, kalacaksın sokaklarda!

Sana ne lan?

Ne demek sana ne abi?

Abimsin sen benim, abim!

Ben sol tarafımda taş taşımıyorum!

(Duygusal müzik)

Ne oldu? Bu saatte sokağa attığına göre kendini...

...canını sıkmışlar senin.

Serdar, sesin gelmiyor. Orada mısın?

Evet, buradayım.

-Burada bir yıldız kaydı. -Hemen bir dilek tut.

Olur, birlikte tutalım.

Ben gözlerimi kapattım, sen de kapat bakalım.

(Serdar ses) Şimdi bir kitapçıdayız.

Ne yapıyoruz ki kitapçıda?

Sen söyle bakalım.

(Duygusal müzik)

(Dönüş) Merhaba, hoş geldiniz.

(Kadın) Merhaba. Sizin hayatınız bu, değil mi?

Öğrendim ki Türkan karakteri sizin ablanızmış.

Devamı gelecek mi? Çok merak ediyorum.

Evet, ben de merak ediyorum. Türkan'a ne oluyor sonra?

-Devam kitabımda göreceksiniz. -Teşekkür ederim.

İsmim Eda, Ayvalık'taki evinizi ziyarete gittik arkadaşlarla.

-Öyle mi? -(Eda) Hâlâ çok güzel.

Çocukluğunuzun geçtiği sokaklarda dolaştık.

Tabii sokaklar biraz değişti.

Ama bazı şeyler hiç bozulmuyor, değil mi?

-(Eda) Evet, teşekkür ederim. -Ben teşekkür ederim, sağ olun.

Peki...

...o sokaklarda büyümüş...

...o kızın peşinden çok koşmuş bu çocuğa da bir imza atar mısınız?

(Duygusal müzik)

Ayvalıklı mısınız siz de?

(Dönüş) Hangi lisede okumuştunuz?

Ayvalık Anadolu Lisesi.

Bir kız vardı, kâküllü.

(Serdar) Aynı sınıftaydık.

Okul çıkışı birlikte bisikletle dolaşırdık.

Çok severdim onu.

Adını bile söylerken gülümserdim.

Sonra yollarımız ayrıldı.

Sonra ne oldu peki?

Ben onu sevmekten hiç vazgeçmedim.

Çok ama çok uzun sürdü kavuşmamız.

Ben onu, bir ömür özledim.

Adınız ne demiştiniz?

Eşime yazmanız yeterli.

(Duygusal müzik)

Peki...

...kavuştunuz mu sonra?

Çok uzun sürdü kavuşmamız.

Ben bir ömür özledim onu.

Sonra tıp fakültesini bitirdim.

Ona söz vermiştim çünkü.

O da bana verdiği sözü tuttu, bir yazar oldu.

Sonra hayat işte.

Ben bir doktor oldum...

...şimdi onun önünde sıradayım.

Buyurun.

"Pek Sevgili Doktor Bey'e. Dönüş Kalender."

Peki rica etsem bir sonraki kitabınızda...

...eşinizin soy ismini kullanır mısınız?

Olur.

(Deklanşör sesi)

-Merhaba, kolay gelsin. -Merhaba, hoş geldiniz.

(Serdar ses) Pek Sevgili Doktor Bey mi?

(Geçiş ses) O ne öyle ya...

...1800'ler Londra'sında mektuplaşan âşıklar gibi.

Kocanım ben senin Dönüş.

Utandırmasana beni. Ne bileyim, romantik geldi işte.

Evet, bayağı romantik oldu aslında.

(Serdar ses) Hastane nöbetinden çıkıp gelmiş genç bir doktor.

Güzeller güzeli eşi de kitabını imzalıyor.

Ben çok sevindim bunu.

Ben de.

Hem de çok.

Al.

Papatya iyi gelir.

Bu ne?

Doğru düzgün bardak yok mu?

Almanya'dan alışkanlık.

(Fatih) Vay be!

Hoca Hanım seni de kapı dışarı etti demek. Baba ocağından.

Yok.

Ben kendim ceketimi aldım, çıktım.

İyi etmişsin.

Benim evim, sofram sana her zaman açık.

Burada istediğin kadar kalabilirsin abi.

Sen mi diyorsun bunları?

Evimizi başımıza yıkıyordun. Türlü şantajlar, tehditler.

Şimdi böyle iyi şeyler söyledin diye adam mı olduğunu sanıyorsun?

Vallahi yaptım.

Yaptım da...

...vicdanım da sızlamadı değil.

En çok sana yandım.

Az babalık etmedin sen bana.

Unutmadım o günleri.

Onun için mi geldiğin günden beri...

...sürekli yüreğime hançer saplayıp durdun?

Abi ben kötülük olsun diye gelmedim.

Ama öyle bir nefretle karşıladınız ki beni.

Yahu biriniz de oğlum sen yıllar sonra çıktın, geldin. Bir derdin mi var...

...bir sıkıntın mı var, demedi.

Hep bir horlama, hep bir kavga gürültü, hep bir aşağılama ya!

Adam gibi soracak hâl mi bıraktın!

Gelir gelmez kızının peşine düştün. Sanki ona babalık yapacakmışsın gibi!

Ben o kadar korkarak geldim ki abi...

...doğru düzgün konuşacak cesaret mi verdiniz siz bana!

Oğlum sen hep böyleydin.

İçine içine yaşayıp, hıncını bizden çıkartan Fatih.

Başını beladan eksik tutmayan Fatih. Sen hep böyleydin.

Doğru.

Bulurum ben hep belayı.

Benim hikâyem zaten baştan yanlış yazılmış.

Anam, babam yazıp yazıp silmişler.

Sonra da Fatih kaderini yaşasın demişler.

Göçüp gitmişler bu dünyadan.

Vay vay vay!

Şimdi sen kader falana girdin ya...

...bakalım bunun altından ne çıkacak. Hadi.

Abi ben bittim.

Bittim ben.

Bana bak!

Yine parayla pulla, tehditle, şan...

Kızım hasta.

Kızın mı?

Annabelle ismi.

Almanya'da.

Hani şu...

...Feride'yi yüzüstü bırakıp gittiğin kadından mı?

(Derin nefes verdi)

Yeğenin, Dönüş'le aynı yaşta abi.

Böbrek hastası.

Artık ilaç fayda etmiyormuş.

Doktor acil ameliyat olması lazım diyor.

Benimki uymuyor. Anasınınki uymuyor.

Elim kolum bağlandı abi.

Çaresizliğin dibindeyim ben.

(Müzik)

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

Sende mi uyuyamadın?

Gel.

Türkan nasıl?

Aşabildiniz mi bazı şeyleri?

Bana karşı hâlâ kızgın.

Üzgün, hırçın.

-Ama güçlü duruyor. -Peki sen?

Ben?

Ben bazen kendimi bir kâbusun içindeymişim gibi hissediyorum baba.

Koştukça sonu gelmeyen bir karanlık.

Ama bazen de umutlanıyorum.

Türkan'ın her şeye rağmen yanımda olması bana güç veriyor.

Cesaret veriyor.

Onun güvenini kazanmam çok zor olacak, biliyorum...

...ama asla vazgeçmeyeceğim.

Demir...

...dövdükçe sertleşir biçimlenir oğlum.

Türkan'la zor bir eşikten geçiyorsunuz.

Ama bence bu sizi güçlendirecek.

Karamsar olmayın. İnancınızı, direncinizi kaybetmeyin.

Şimdi ihtiyacınız olan bu.

Haklısın baba, teşekkür ederim.

Ben biraz yatıp dinleneyim.

İyi geceler.

(Klasik müzik)

(Klasik müzik devam ediyor)

Ne yapıyorsun ya?

Bach.

En sevdiğimiz.

(İç çekti)

Bizim en sevdiğimiz diye bir şey yok Mine.

Londra'da ilk karşılaştığımızda...

...birbirimizi görür görmez âşık olduğumuz o meydanda çalıyordu.

Ben öyle bir şey hatırlamıyorum.

(Geçiş sesi)

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Somer...

...sanki aramızda hiçbir şey yaşanmamış gibi...

...böyle yabancı mı olacaksın bana?

Bizim çok güzel günlerimiz oldu.

Çok mutlu olduğumuz günlerimiz de oldu. Hepsini inkâr mı edeceksin?

Bu hâle gelmemizin sebebi sensin. Neyi sorguluyorsun hâlâ?

Çok zor şeyler yaşadık, evet.

Ama bizim aramızda ortak bir bağ var.

En azından eski iki dost gibi oturup konuşabilmemiz lazım artık.

(Mine) Çok şey paylaştık.

Hayatı paylaştık biz seninle.

Londra'daki ilk sevişmemizi hatırlıyor musun?

Kiraz'ın hayalini kurardık hep.

Keşke bir bebeğimiz olsa derdik.

İnsan hayatın ne getireceğini bilse hayal kurmazmış.

Gerçekler bu yüzden acımasız.

(Gerilim müziği)

Hayaller hayatlar demek.

Türkan?

(Gerilim müziği)

Türkan düşündüğün gibi değil. Ben aşağı indim, benimle konuşmaya ça...

Ya ne düşünüyormuşum? Ne düşündüğümü düşünüyorsun?

Canım gecenin bir saatinde ben aşağıya onunla sohbet etmeye inmedim herhâlde.

Gayet sohbet ediyordun. Beni uyuttuktan sonra!

Yine mi buraya döndük! Delireceğim ama ya!

Sen mesajlarını silmiş olabilirsin...

Sonuçta aranızda o konuşma geçti. Ya da... Ya da yazışma mı demeliyim?

Silmedim, duruyor hepsi Türkan.

Neden duruyor?

Canım, aşkım, bir tanem!

Ben yemin ederim bir niyetle inmedim aşağıya, tamam mı?

Uyku tutmadı, indim aşağıya. Babam oradaydı.

Oturduk biraz lafladık, sohbet ettik. Sonra o gitti, yattı.

İstiyorsan babama da sorabilirsin.

Sonra bir müzik açtım, biraz kafam dağılsın diye.

Belki uykum gelir diye. Bu sırada bu geldi, benimle konuşmaya çalıştı.

Niye konuşuyorsun Somer? Konuşacak neyin var ki onunla?

Bir kızım var.

Hayallerinizi, geleceğinizi değerlendirirken...

...konu kızınıza döndü bir anda, öyle mi?

Türkan şu anda saçmalıyorsun ama. Ben sana izah ettim durumu ya!

-Çık dışarı. -Çıkmıyorum.

-Sana çık dedim! -Çıkmıyorum.

Somer...

(Müzik)

Ne yapıyorsun?

Bırak.

Bir daha bana git deme...

...beni kapı dışarı etme.

Çünkü sen benden uzak durduğunda...

...kapıları yüzüme çarptığında...

...yüzüme bakmadığında, nefesini hissetmediğimde...

...ben uyuyamıyorum.

Eğer canımı yakmak istiyorsan hiçbir şey yapmana gerek yok Türkan.

Çünkü benim canım zaten yeterince yanıyor. Emin ol.

(Müzik)

Günaydın anneciğim.

Günaydın canım.

(Telefon çalıyor)

Kim bu sabah sabah?

Alo?

(Duygusal müzik)

Dönüş'ü alabilir miyim telefona?

Dönüş.

-Kim? -Baban.

Alo, babacığım?

Kızım günaydın. Nasılsın?

İyiyim baba. İyi olmaya çalışıyorum. Sen?

İyi. Yani öylesine.

Kızım sana zahmet birkaç tane gömlekle biraz çamaşır getirebilir misin bana?

Tabii babacığım. Getiririm.

(Dönüş) Nezahat halamlara getireceğim değil mi?

Yok kızım, yok. Şey...

...Fatih amcanın dükkânına getireceksin. Oradayım.

(Dönüş) Peki.

-Peki babacığım, hazırlayıp getiririm. -Tamam kızım.

Ne diyor?

Birkaç parça kıyafet istedi de.

Nereye götürecekmişsin?

Şey...

Postaneye.

Kapının arkasındaki bavulu çıkar, büyük bavulu. Ona hazırlayalım.

Ama o...

(İç çekti)

(Müzik)

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

Aman da maşallah! Misler gibi oldu.

Duaları okundu.

Maşallah! Maşallah!

(Mine) Evet!

Bunlar ne?

Kızım bunlardan hangisini seçerse ileride o meslekte çok başarılı olacak demektir.

Saçmalama! Diş buğdayı o. Biraz büyüdüğünde.

Benim kızım gayet akıllı. Şimdi de yapar. Hadi anneciğim.

Hay Allah'ım ya Rabb'im! Hadi koy. Koy bakalım, seçsin.

Hadi bakalım.

Benim zeki, akıllı, dâhi torunum.

Seç bakalım.

Hadi anneciğim. Seç bakalım, hangisini daha çok beğendin?

Seç bakalım.

Aa!

(Mine güldü)

Tarak seçti.

Aa! Kuaför mü olacakmış tatlım benim?

Yok, benim torunum berber olmaz.

Al bakalım kalem. Al bakalım.

Doktor olacak, mühendis olacak. Okuyacak benim torunum.

(Rüçhan) Al, tut bakayım. Al.

Anne, kızımın geleceğiyle oynamasana. Bak, çok bozuluyor.

Ben geleceğini, mesleğini falan bilmem ama haylaz olacağı kesin bunun.

Kime çekti acaba!

(Kapı zili çaldı)

(İç çekti)

Bu kim ya?

Boncuk.

Fotoğrafçı Bey geldi.

Merhaba.

Ne gerek vardı şimdi?

Kızımın 40'ı için. Anısı kalsın istedim, ne var!

İlla şov olacak yani.

Kızımızın şovu. Hadi ama kırmayın beni. Herkes gelsin.

Hadi. Kalkın, geçelim şöyle.

-Ay, şunlar görülmesin. -Yoo, sorun değil. Kadrajda değil şu an.

Yalnız buranın ışığı kötü. Şöyle geçsek daha iyi olur.

Sen gel böyle.

Ah!

(Gerilim müziği)

Sağ ol.

Annem.

-(Fotoğrafçı) Hazırsanız çekiyorum. -(Mine) Hazırız.

Siz gelmiyor musunuz hanımefendi?

Hayır.

Yok. Önce biz bir ailecek çekinelim de!

(Gerilim müziği)

(Deklanşör sesi)

(Deklanşör sesi)

-Somer sen de aramıza gelsene şöyle. -Geçerim ben.

(Gerilim müziği)

(Deklanşör sesi)

(Deklanşör sesi)

(Deklanşör sesi)

(Deklanşör sesleri)

(Gerilim müziği)

-Kızım. -Anneciğim...

...birkaç parça demişti babam. Bu... Bu çok fazla olmuş.

Yıkadım, ütüledim, koydum her şeyi. Giysin işte. Dönüş...

...ilaçlarını unutmuş. Onları da koydum bavula. Söylersin.

Bir de...

...Mesut kulübede sıkılmıştır. Onu da götür, hava alsın biraz.

Peki.

(Duygusal müzik)

Mesut sen böyle otur, ben sana bir gazoz ısmarlayayım, ne dersin?

Tamam.

Ver onu. Pardon, bir gazoz rica edebilir miyiz?

Bir gazoz rica edebilir miyiz?

(Müzik)

Günaydın.

Oo!

O valiz ne ya!

Abi yengem seni evden iyice paketlemiş.

Ver, Dönüş ver. Ay!

Maşallah, bayağı da ağır! Sen bu kış bendesin. Kesin.

-Kızım hadi gel. Geç, otur hadi. -Yok babacığım, sağ ol.

Biz kahvaltımızı evde yaptık.

Ya Dönüş geç, otur. Bir çay iç bari.

İstemem.

İyi madem. Abi bak, valizi şöyle bırakıyorum.

Babacığım halamda kalıyorum demiştin. Buraya neden geldin?

Öyle icap etti kızım.

Ben anneme nerede kaldığını söylemedim. Bilgin olsun.

Aa! Niye söylemedin?

(Fatih) Ne var ki bunda?

Abim o benim. Kardeşiyim ben sonuçta, değil mi?

Ben servise geç kalmayayım. Çıkayım artık.

Gel, gel otur. Bir çay iç. Ben seni bırakırım, hadi.

Peki.

-Ben bunu... -Ver, ver, ver.

-Zaten çay koyacağım ben. Geç, geç otur. -Gel, kızım gel.

(Müzik)

-Ben bir çay koyup geliyorum. -Tamam.

(Kuşlar ötüyor)

(Müzik)

Bütün gün ayaktaydım ya, ağrım başladı yine.

(Kapı vuruldu) Gir.

(Kapı kapandı)

Kiraz'ın battaniyesi odamda kalmış.

İyi. Bırak şuraya.

(Gerilim müziği)

Çok acıktın değil mi anneciğim? Gel, ben seni emzireyim. Gel annem.

Ne yapıyorsun Mine? Delirdin mi sen?

Bir ton ilaç içiyorsun, bir de bebeğini mi emzireceksin?

Daha kana karışmadı bile canım.

Ayrıca çok biliyorsan kendin doğurunca benim yaptıklarımı yapmazsın.

Yapma Mine. Bebeği zehirleyeceksin.

Çık git odamdan Türkan!

Çık!

(Kapı kapandı)

Gel bakalım.

Gel buraya, gel.

Somer delirmiş bu kadın. Çıldırmış.

-Ne oldu? -Mine. Bebeğini neredeyse öldürecek.

İlaç içip emziriyor.

(Gerilim müziği)

Ne yapıyorsun ya sen?

Kendin beceremedin, çocuğa mı deniyorsun bir de?

-Bakıyorum hemen yetiştirmiş sana! -Söyleyecek tabii!

Zehirleyeceksin çocuğu. Delirdin mi sen?

-İlaç içip emzirmek nedir? -Sen ne diyorsun ya?

Kendi çocuğumu zehirleyecek değilim herhâlde ben.

O zaman neden ilaç içip emziriyorsun çocuğu Mine?

-Ne oluyor? Ne bağrışıp duruyorsunuz? -Ayla...

...Kiraz'ı al, götür. Bizim odaya yerleştir tekrar.

-Hayır. Hayır, asla ayrılmam çocuğumdan. -Emzirmeyeceksin bu çocuğu.

-Sen ne karışıyorsun ya! -Tamam oğlum, sakin olun.

Emzirmeyecek anne!

Mamayla beslensin. Annesinin zehrinden iyidir. Avuç avuç ilaç içiyor.

Bana o ilaçların hepsini doktor verdi canım!

-Ver şu çocuğu bana! Bırak. -Somer!

Bırak.

Gel, gel babacığım.

Türkan. Türkan, Kiraz'ı bizim odaya götür.

Ne yapıyorsun ya?

Karışma.

Göz göre göre öldürecek çocuğu vicdansız.

Hepsini almadım.

Ayrıca Kiraz bu odadan giderse, benim yanımdan ayrılırsa...

...yemin ediyorum bakın size... -Yeter! Tehdit tehdit, yeter!

Emzirmeyeceksin. Bitti!

(Kapı kapandı)

Almıyor bir türlü.

Annesini istiyor tabii.

Gelir gelmez emzirdi bebeğini.

-Ama Somer Bey de haklı Türkan Hanım. -Haklı da...

...böyle de kötü oldu. Sanki çocuğunu elinden alıyormuşum gibi.

Beşiğini Rüçhan Hanım'ın odasına falan mı koysak?

Olur. Siz nasıl isterseniz.

Bu arada ben sizin için ocağa ıhlamur koymuştum.

Ona da bakarım, olur mu?

(Kapı açıldı)

(Kapı kapandı)

(Müzik)

(Gerilim müziği)

Mine?

Kızım...

...doktor söylemedi mi sana? Ne kadar ağır ilaçlar kullanıyorsun.

Tehlikeli, çocuğa zararlı demedi mi?

Ayrıca sen niye bunun için Somer'e kızıyorsun ki?

Ben Somer'e kızmıyorum, Rüçhan Hanım.

Benim sorunum o gelininiz olacak hadsizle.

Aklınca intikam aldı benden.

Ailecek fotoğraf çektirdik ya, ona bozuldu.

Onun ne işi varmış ki o fotoğrafta?

Yüzsüz işte.

Baksanıza, hâlâ burada.

Hâlâ gitmedi.

Gidecek.

Elbette gidecek.

Eninde sonunda onun inadı kırılacak. Tamam mı?

(Gerilim müziği)

Şunları da koyalım.

Benden de bu kadar çıktı.

Çırak bahşişi gibi bir şey bu. Yetmez ki.

Hayret bir şey ya! Sinemaya bile gidemiyoruz.

Hadi gidelim.

Oha ya! Ne yapıyorsun?

Ne bakıyorsun?

Freni patlamış araba gibi yürüyen sensin.

Yolun ortasında duruyorsun da kör müsün, anlamaya çalışıyorum.

Geçemiyoruz senin yüzünden.

Sığamadın yani koca yola!

-Bilerek gelip çarptın. Anlamadık sanki! -Ne diyorsun sen ya?

Bak bu kaşınıyor, ben duramayacağım.

Tamam Canan, sakin ol.

Bak nasıl kaçtı!

Var bence bunun bir derdi.

Aa! Bayağı Özgür Hoca'ya söyledi seni.

Çocuk gibi şikâyet etti.

Yok yok, şikâyet değil bu.

Bence daha fazlası.

(Müzik)

Senin imzalaman gereken yerler varmış.

Ne bu?

Şöyle vereyim.

-Baba. -Somer.

Aldım.

-Aldım sonunda, bitti bu iş. -Çok şükür.

Çok şükür be Somer, hayırlı olsun.

-Bu iş de bitti be, aldım. -Evet, tek tek çözülüyor her şey.

Somer, avukatı da çağırdım, velayet davası için işlemleri başlatırız.

-Velayeti de alacağım. -Alacağız oğlum, hepsini alacağız.

Ne haber Mustafa?

İyi, senden ne haber? Hayırdır, ben bilmiyordum.

Kiraz senin kızın mıydı?

-Kafam karıştı benim. -Evet, benim kızım. Bak.

Kiraz Korman!

Bizim Nihat meselesi de aslında biraz buydu.

Bizim Mine'yle çok eskiden bir ilişkimiz vardı ondan sonra bitti.

Nihat'la da bu işte bir olup bizim Türkan'la aramızı bozmaya çalıştılar...

...oralar biraz uzun hikâye, zaten gerisini biliyorsun.

Ama sonuç olarak ben kızıma soyadımı verdim.

Ben tebrik ederim seni.

Sen çok dürüst namuslu bir adammışsın.

Kızına soyadını vermen...

...onu nüfusuna alman çok gurur verici bir şey.

(Müzik)

Ne oldu buna?

Somer, avukat...

Mustafa!

Mustafa bir dur!

Ne oldu? İyi misin?

Otursana şöyle.

Ne oldu bir canın sıkıldı senin.

Kiraz'a soyadımı vermem seni bu kadar duygulandırdığına göre...

-Benim de bir babam var, Somer. -Şüphesiz ama...

...anladığım kadarıyla birtakım sorunlar var herhâlde.

Ya da yaşıyor mu, hayatta mı?

Hayatta.

Annenle ayrı ama tahmin ettiğim kadarıyla.

Nerede peki? Uzakta mı? Görüşmüyor musunuz?

Biz babamla hem yakınız hem çok uzağız.

Benim annemle babam hiç evlenmemişler.

Aynı seninle Mine gibi işte.

Ama bir fark var.

Babam annemi ben bekârım diye kandırmış.

Ben olmuşum sonra.

Bir süre öyle idare etmişler.

Annem gerçeği öğrenince dertler başlamış tabii.

O babam olacak şerefsiz de işin içinden çıkamayacağını...

...anlayınca ailesine geri dönmüş.

Biz de annemle mıh gibi ortada kalmışız öyle.

Ondan sonrası tufan.

Sonrası hayat mücadelesi, yaşam mücadelesi...

...yaşam savaşı artık ne dersen işte.

Öyle böyle gelmişim bu yaşıma.

Peki o zamandan beri hiç görüşmediniz mi?

Yok.

Ben daha yenilerde çıktım karşısına.

Bana soyadımı vereceksin dedim.

Ben senin oğlun olarak dünyaya gelmişim tamam mı?

İnsan nüfus cüzdanı alıp gelmez mi senin yaptığın gibi?

Gelmedi.

Gelmedi.

Neyse.

Bu yıllarca benim içime dert oldu, tamam mı?

Sakın yanlış anlama. Söylediğim istediğimden değil.

Evlat yerine konmadığım için bana dert oldu bu.

O bana soyadını verse, ben babalıktan reddetsem...

...anca öyle rahatlayacağım, anlatabiliyor muyum?

Peki, veriyor mu? Konuştunuz mu?

Korkuyor.

Oyalıyor beni.

Neyden korkuyor? Anlamadım. Ailesinden mi?

O da var.

Ama malına mülküne ortak olurum diye çekiniyor herhâlde.

Zengin bayağı, biliyor musun?

Of! Çok can sıkıcı, çok üzücü.

Keşke senin için yapabileceğim bir şey olsa.

Eyvallah. Olursa söylerim.

Söyleyeceksin tabii ki de.

Sen bu zamana kadar benim her derdime koştun.

Sen benim hayatımı kurtardın Mustafa.

İyi arkadaşız biz seninle.

İyiyiz biz, değil mi?

(Duygusal müzik)

Hadi bakalım. İzinlisin bugün.

Git, kafayı topla. Sonra gel, tamam mı?

Eyvallah.

Şu elimdeki dosyayı da bırakayım da öyle gideyim.

-Görüşürüz. -Sağ ol.

(Duygusal müzik)

Hadi görüşürüz babacığım.

Hadi kolay gelsin kızım.

-(Dönüş) Hoşçakal Mesut. -Görüşürüz Dönüş.

Allah'a ısmarladık.

Sadık baba eve dönsün.

Yok canım. Sadık baban, Fatih amcanda kalacak.

Ama Fatih amcanda kaldığımı kimseye söyleme, tamam mı?

Tamam. Mesut kimseye söylemez Fatih amcamda kaldığını.

Dönüş!

Kusura bakmayın, geciktim.

Kusura bakmayın ne demek Dönüş? Eniştenim ben senin.

Bir sıkıntın varsa söyle, izin yap istersen bugün.

Yerime birini buldunuz mu yani?

Hayır Dönüş. Bulmadık, aramıyoruz da.

Yabancıymışım gibi konuşma benimle.

-Peki. -Ablanı hiç mi merak etmiyorsun?

O sizi çok seviyor, siz de onu çok seviyorsunuz.

Siz birbirine çok bağlı bir ailesiniz, biliyorum.

Böyle dargınlık, küskünlük yakışmıyor size. Yapmayın.

(Duygusal müzik)

İçseydiniz şunu. Midenize iyi gelir.

Sağ ol Ayla, midem bir insin de.

(Telefon çalıyor)

(Telefon çalıyor)

Efendim Somer?

Aşkım hazırlan, birazdan gelip alıyorum seni.

Midem kötü biraz. Çıkmayalım dışarı ne olursun.

Bir tanem tamam, açık hava iyi gelir.

Hadi hazırlan on dakikaya, geliyorum ben de. Öpüyorum.

(Duygusal müzik)

Somer almaya gelecekmiş.

Peki. Bir şeye ihtiyacınız olursa seslenin, olur mu?

Tamam, sağ ol.

(Gerilim müziği)

Canım.

Canım, çok uzun yol gitmeyeceğiz, değil mi?

Midem çok kötü gerçekten.

Köşke götüreceğim seni, akşam yemek yiyeceğiz baş başa.

Akşam yemeği için erken değil mi?

Evet ama ben sizi başka bir yere götüreceğim şimdi. Cennet Vadisi'ne.

Siz derken? Başka biri de mi bizimle olacak?

Dönüş.

Ben hiçbir yere gelmeyeceğim.

İçime sinmiyor.

Dönüş yapma ama konuştuk biz bunu seninle.

Canım.

Babamın eşyalarını çıkardım bugün evden.

(Dönüş) Kocaman bir bavulla hem de.

Babamın sevgisi, annemin şefkati...

...hepsi uçup gitti o bavulla birlikte.

Ailemiz dağıldı bizim.

Hepsi senin yüzünden abla.

Derya'ya attığın o tokadı hayatım boyunca unutamam.

Ve senin ablama yaptıkların, yaşattıkların yüzünden...

...ailemiz paramparça oldu.

Siz hâlâ gelmiş, bugün ne yapsak, nerede yemek yesek diye soruyorsunuz.

Üzgünüm ama ben bunun parçası olmayacağım.

Siz kendi hayatınızı yaşayın.

Yeter ki bizimkinden uzak durun.

(Duygusal müzik)

Dönüş.

(Duygusal müzik)

Abla gelme.

(Dönüş dış ses) Asla unutmam, unutamam dediğimiz...

...ne çok şeyi unuttuk, değil mi abla?

Bir kalanla bir giden arasına ne çok şey sığdı.

Ne çok acı.

Ne kadar çocuktum.

Ve seni ne kadar çok seviyordum bilsen.

Dönüp arkama bakmadım o gün.

Biliyorum, bakarsam ağlardım.

Senden daha çok ağlardım.

(Duygusal müzik)

Öyle işte.

Doldurdum eşyalarını bavula, Dönüş'le gönderdim.

Ee? Ne yapmış? Pansiyona falan mı çıkmış?

Ne pansiyonu?

Geldiğinden beri bize eziyet eden Fatih'in yanında kalıyormuş.

Aa!

Ya. Mesut söyledi de öyle öğrendim.

Sadık babanın Fatih amcada kaldığını söylemeyeceğim dedi.

Bir de tembihlemişler çocuğu. Vallahi kan beynime sıçradı.

Ne yapıyor bu adam bilmiyorum ki.

Aa!

Yani. Tamam, et tırnaktan ayrılmaz demişler.

(Nesrin) İşte kardeşlik ağır bastı falan herhâlde.

Olacak şey mi Nezahat?

Ya da denize düşen yılana sarılır falan mı desek? Ne desek?

Bana kızdı, kapıyı çarptı, çıktı gitti.

Bula bula Fatih'i mi bulmuş?

Niye kızıyormuş ki sana?

Sen haksızsın falan dediysen.

Bu işi artık bitirin, barışın, siz bir ailesiniz dedim.

Bak, kızlar üzülüyor dedim.

Aa! Aldı yürüdü. Ben kimseye yük olmam da falan da.

Çarptı kapıyı, gitti. Biz böyle Hikmet'le bakakaldık.

Abim falan da aksiliği tutunca da tutuyor yemin ederim.

Sen öyle söyleyince istemiyorsun diye düşündü.

-Yani. -Bak, ben sana söyleyeyim.

Bundan sonrasını kendi düşünsün.

Gelip benden özür dilemediği sürece...

...ben bir daha onu bu eve almam. Sana söyleyeyim. Bitti.

Bitti.

(Duygusal müzik)

Of.

Şu Mine denen kadın bir an önce iyileşsin de hayırlıysa ayağa kalksın.

Şu dava da kapansın.

(Sadık) İşin ucu Türkan'a dokunmasın.

O hamile hâliyle bir de mahkeme köşelerinde sürünmesin.

Vicdanım el vermiyor.

İyiymiş kız. Bir şey olmaz, merak etme.

Hem sabah Nezahat söyledi, ayaklanmış bile. Çoktan eve geçmiş.

Hangi eve?

Oraya işte canım. Rüçhan Hanımlara yani.

Ne?

Türkan hâlâ o kadınla aynı çatı altında mı yaşıyor?

Pes!

Ben annesi göz yumdu diye söylenirken bana söylemediğinizi bırakmıyordunuz!

Al işte. Yeğeninin de bir farkı yok.

Ama bunların tek bir sebebi var, o da Nesrin.

Kızı kendine uydurdu.

Önce ne yaptı? Kızın kafasına girdi, evlendirdi.

Şimdi de...

İyi. Yaşasınlar bakalım ayıplarını.

(Gerilim müziği)

(Duygusal müzik)

(Telefon çalıyor)

Derya.

Ablacığım.

(Duygusal müzik)

Al bakalım. Şurayı imzala.

(Gerilim müziği)

Ben sözümü tuttum. Hayırlı olsun.

Çok teşekkür ederim. Çok naziksiniz.

Geri kalanını birlikte halledin.

Peki efendim.

(Gerilim müziği)

Rüçhan Hanım, Mustafa Bey'in annesinin evini buldum.

Adı Sevilay Yalçın. Terziymiş.

Pekâlâ.

Bir de biz gidip görelim bakalım.

-(Rüçhan) Sen arabayı hazırla. -Peki efendim.

Ayla!

Buyurun Rüçhan Hanım.

-Ceketimle çantamı getir. -(Ayla) Derhâl.

(Kapı zili çaldı)

-Özer. -(Özer) Sevilay lütfen.

Girebilir miyim?

(Duygusal müzik)

(Gerilim müziği)

Somer elinde nüfus kâğıdıyla geldiği zaman...

...kötü oldu.

(Özer) Gördüm. Yüzündeki, gözlerindeki acıyı gördüm.

Hani sen diyorsun ya her zaman çok öfkeli diye.

Değil Sevilay. Ondaki öfke değil, acı.

Acı çekiyor sadece.

Her ikisi de aynı. O acıyla sana...

(Özer) Ben bir karar verdim.

Oğlumuzu nüfusuma alacağım.

Ve yüreğindeki o acıyı dindireceğim.

İyi de bu nasıl olacak Özer?

Yani ailen, eşin, çocuğun.

Henüz ben de bilmiyorum ama bulacağım bir yolunu.

Bunu yapmak zorundayım Sevilay. Mustafa'ya borçluyum.

Somer kızının nüfus kâğıdıyla geldiğinde onunla gurur duydum.

Ama evladına sahip çıkan bir oğlun karşısında...

...öyle aciz duruma düştüm ki...

...bunu bile yapamadın Özer dedim, oğlun kadar olamadın.

İşte bu yüzden gecikmiş de olsam...

...Mustafa'ya soyadımı vereceğim.

(Kapı vuruldu)

-Birini mi bekliyordun? -Yo.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Mustafa, sen işte değil miydin oğlum?

-Sen ne biçim bir adamsın? -Mustafa.

Ben senin sözüne niye güveniyorum ki zaten?

Benim aptallığım. Vallahi benim aptallığım.

Mustafa bak, yanlış anladın.

Benim burada olma sebebim senin hakkında bir şeyler konuş...

-Bırak! -Mustafa.

(Mustafa) Bırak!

Sakın peşimden gelme benim, duydun mu?

(Sevilay) Mustafa.

Mustafa!

Mustafa, oğlum bir dur ama. Mustafa!

Bak, senin evli barklı bir adamla işin gücün yok.

Benim babam olsa da yok.

Anlıyor musun? Görüşmeyeceksin o adamla!

Oğlum görüşmüyoruz ki zaten. Düşündüğün gibi değil.

Bu saatte ben işteyken onun kaçıp buraya gelmesi görüşmek değil mi anne?

Seninle ilgili konuşmaya gelmiş. Bir dinle ama.

Ne dinleyeceğim seni? Dinlemeyeceğim!

Bak, o adamla bağını koparacaksın anne.

Koparacaksın!

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Cürete bak.

Demek şirkete burnumun dibine kadar gelebiliyor.

Şirkete sür.

(Gerilim müziği)

Sabahki ıhlamuru tekrar mı ısıttın?

Olur mu öyle şey? Yeni kaynattım.

Allah Allah!

Acılaşmış sanki, tadı bir tuhaf.

Kaynatırken limonu kabuğuyla atmıştım daha faydalı olur diye.

Acaba o mu acıttı?

Bilmem. Olabilir.

(Gerilim müziği)

Çık dışarı.

(Gerilim müziği)

Sana gelmedim canım.

Ayla, sesleniyorum niye duymuyorsun?

(Mine) Çocuğun altı değişecek.

Üzerine bulaşmasın diye bir örtü vardı, onu da bulamıyorum. Nerede?

Hemen hazırlarım. Yıkamıştım.

(Gerilim müziği)

Somer'le yıl dönümümüzü kutlayacağız.

Öyle mi?

Kutlayın, kutlayın tabii.

Sanki çok değermiş gibi.

Her anına değer.

Çok emek verdik birbirimize.

Tabii ki kutlayacağız.

Eminim bunu da Somer asmıştır oraya.

Evet. Bebeğimize sabahları günaydın demek için astı.

Kiraz'ınkini de buzdolabına asmıştı.

(Mine) Her sabah günaydın demek için.

Başını da karnına dayıyor mu bari?

Çünkü Somer çok sever kalp atışı dinlemeyi.

Seni ilgilendirmez.

Balığını ayıklar. Beslenmene, sağlığına dikkat eder.

Yani Somer iyi bir eş midir bilemeyeceğim.

Ama merak etme, iyi bir baba adayıdır.

Anlayacağın Türkancığım...

...bu yaptıklarının hiçbiri sana özel değil.

Senden önce de bana yapıyordu aynılarını.

(Mine) Ah.

Ama açıkçası ben çok sinirlendim Somer'e.

Yani bana özel olan şeyleri böyle...

...ikinci elmiş gibi sana da yapması.

Ne bileyim? Hoş olmamış.

Senin ne kadar sahtekâr olduğunu bilmiyordu ya o zamanlar.

En azından şimdi kendisini de sevgisini de hak eden biriyle beraber.

Hiç merak etme.

İyi ki daha sonra gebe kaldın, biliyor musun?

Ne demek bu?

İlk sevişmenizi diyorum.

İyi ki de o zaman hamile kalmadın Türkan.

Düzgün konuş.

Mahremimi diline dolayamazsın.

Vallahi ben bildiğime göre çok da mahrem sayılmazmış, baksana.

(Mine) Çünkü biz Somer'le o gün çok kavga etmiştik.

Bana kızdığı için seninle yattı.

(Mine) Sonradan çok pişman oldu tabii.

Özür diledi, yalvardı falan.

Hatta...

...seninleyken beni hayal etmiş.

Çık dışarı!

Dışarı çık!

Tabii.

Çıkayım.

(Gerilim müziği)

(Mine dış ses) Seninleyken beni hayal etmiş.

(Gerilim müziği)

(Telefon çalıyor)

Efendim Mustafa?

Somer, ben senden bir şey isteyeceğim.

Tabii, ne istersen. Dinliyorum.

Bu adam...

Babam, benim annemi rahatsız ediyor Somer.

Uzak dur diyorum, durmuyor.

Bak, hakikaten elimden bir kaza çıkacak. Baba katili olacağım.

Yok daha neler. Sakin ol oğlum, dur.

Ben sakinim şu anda, hakikaten yarın konuşmam lazım.

Buluşacağım onunla.

Tamam, konuş tabii de şu an çok öfkelisin.

Bak, istersen yarın ben de gelebilirim seninle.

Yani olabilir aslında.

(Somer) Tamam, gelirim.

Sıkma canını. Çözeriz, konuşuruz.

Tamam mı kardeşim benim?

Tamam kardeşim benim, tamam.

Var ol. Hadi eyvallah.

(Gerilim müziği)

-Dönüş. -Rüçhan Hanım.

Bir bak bakayım, Sevilay Yalçın.

Buraya hangi günlerde saat kaçta gelmiş?

Ben odamda bekliyorum. Rapor edip getir.

Ama mesaim bitti benim, servisi kaçırmasam. Yarın bakayım.

Bu çok acil Dönüş. Bekliyorum.

Peki.

(Gerilim müziği)

(Telefon çalıyor)

Buyurun. Korman Zeytincilik.

Çalı kuşum nasılsın?

Serdar.

İyiyim.

Çalışıyorum, çıkacaktım ben de tam.

Oh, iyi. Çıkmadan yakaladım yani seni.

Bir sesini duyayım istedim.

Aradığına sevindim.

Tatlım, makarnaya sos yapayım mı?

Serdar.

Kim o?

Ee, canım şey, arkadaşlar var da burada.

Evden arayayım ben seni, olur mu?

Kapatıyorum şimdi. Hadi öptüm.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Telefon çalıyor)

(Telefon çalıyor)

(Telefon ısrarla çalıyor)

(Telefon ısrarla çalıyor)

Efendim Somer?

Canım bekliyorum, aşağıdayım.

İnmiyorum.

Ne oldu gene ya?

Mine'yle böyle mutlu günlerinizde...

...ben evde oturup ağlarken de giyinip, yemeklere gidip eğleniyor muydunuz?

Ne alakası var Türkan? Nereden...

(Türkan ses) Kiraz'ın fotoğrafını da astın mı dolaba?

Her gün günaydın demek için.

Türkan bak, ya inersin aşağıya ya da ben gelip alacağım seni.

Sakın!

(Türkan ses) Sakın Somer.

Bu gece gözüme görünme. Uzak dur benden.

Ama yeter artık ya.

(Gerilim müziği)

Ah!

Ah!

Ah!

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Gerilim müziği devam ediyor)

("Compagnia d'Opera Italiana - Pescatori Di Perle" çalıyor)

("Compagnia d'Opera Italiana - Pescatori Di Perle" çalmaya devam ediyor)

("Compagnia d'Opera Italiana - Pescatori Di Perle" çalmaya devam ediyor)

Ayla!

(Türkan) Ayla!

Ayla yardım et.

("Compagnia d'Opera Italiana - Pescatori Di Perle" çalıyor)

("Compagnia d'Opera Italiana - Pescatori Di Perle" çalmaya devam ediyor)

(Mine dış ses) Daha çok ağlayacak...

Ayla!

(Mine dış ses) Çok gözyaşı dökeceksin Türkan.

Yapayalnız kalacaksın.

("Compagnia d'Opera Italiana - Pescatori Di Perle" çalıyor)

("Compagnia d'Opera Italiana - Pescatori Di Perle" çalmaya devam ediyor)

(Telefon çalıyor)

(Telefon çalıyor)

(Arama tonu)

(Arama tonu)

(Telefon çalıyor)

(Telefon çalıyor)

(Telefon ısrarla çalıyor)

(Arama tonu)

(Mine dış ses) En ihtiyaç duyduğun anda Somer olmayacak yanında.

(Arama tonu)

(Türkan ağlıyor)

("Compagnia d'Opera Italiana - Pescatori Di Perle" çalıyor)

(Telefon çalıyor)

(Telefon çalıyor)

("Compagnia d'Opera Italiana - Pescatori Di Perle" çalıyor)

(Mine dış ses) Baban sahip çıkmayacak.

("Compagnia d'Opera Italiana - Pescatori Di Perle" çalıyor)

(Arama tonu)

(Telefon çalıyor)

(Telefon çalıyor)

Alo?

Anne.

(Duygusal müzik)

(Mine dış ses) O çok güvendiğin annen var ya...

...seni bir kalemde silip atacak.

Ölümün kucağına düştüğünde bir yudum su verenin bile olmayacak.

Ruhun acılar içinde kıvranacak ama feryadını kimse duymayacak.

Yalnızlığın dibini göreceksin Türkan.

Ölmek isteyeceksin...

...ama buna bile gücün olmayacak.

(Duygusal müzik)

Bu dizinin sesli betimleme, ayrıntılı altyazı ve...

...işaret dilini kapsayan eşerişimi Kanal D tarafından...

...Sesli Betimle Derneğine yaptırılmıştır.

www.sebeder.org

Sesli Betimleme Metin Yazarı: Nezahat Şalkamcı

Seslendiren: Emine Kolivar

Ayrıntılı Altyazı Çevirmenleri: Gökberk Yılmaz - Gülay Yılmaz...

...Ece Naz Batmaz - Eylül Yılmaz

İşaret Dili Çevirmeni: Hayrettin Baydın

Editörler: Dolunay Ünal - Fulya Akbaba - Samet Demirtaş

Teknik Yapım: Dağ Prodüksiyon ve Yeni Gökdelen Tercüme

(Jenerik müziği)

(Jenerik müziği devam ediyor)

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.