Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
(Dönüş dış ses) Dünyanın en zor yanıtı...
...bir hayal kırıklığına neden olacağını bilerek vermek zorunda olduğundur.
O kırıkların altında kalan kendi canın olsa bile.
Gelmiyorum.
Gelmiyor musun?
Kızım sen kendi ağzınla okudun, adam bütün olup biteni satır satır yazmış.
-(Sadık) Sen hâlâ... -Gelmeyeceğim baba.
Sen ne dediğini bilmiyorsun, şoktasın.
Kızım, hadi benimle gel.
Bu insanların yanında kalma.
Baba bırak, ısrar etme.
Sen bu insanlardan korkuyorsun, o yüzden gelmiyorsun, değil mi?
Ama bak, ben senin yanındayım, korkmana gerek yok.
Hadi, gel evimize gidelim kızım.
Benim evim burası.
Kocam da Somer.
(Duygusal müzik)
Benim kimseden korkum yok.
Başlarım senin evine de kocana da, yürü!
-Sadık baba... -Sakın! Sen çekil önümden!
Bakın size saygısızlık yapmak istemiyorum, lütfe...
Sus! Sen daha ne kadar saygısızlık yapacaksın?
Yapacağın saygısızlığı yapmışsın zaten, çekil!
-Sadık Bey biraz sakin olur musunuz? -Siz sakın ağzınızı açmayın!
Kızım bak bu insanların yanında kalmana gerek yok. Hadi gidelim kızım.
Hayır.
Hayır baba.
Zorla götüremezsiniz. Türkan benim nikâhlı karım.
Eğer gelmek istemiyorsa gelmez.
(Gerilim müziği)
Öyle mi kızım?
Sana yazıklar olsun.
(Kapıyı çarptı)
Canım.
Dur, dur, dur. Bırak.
Bırak biraz ağlasın, içindeki zehri döksün, sonra.
(Duygusal müzik)
(Duygusal müzik devam ediyor)
(Duygusal müzik devam ediyor)
(Duygusal müzik devam ediyor)
Vallahi Türkan'a helal olsun.
Nasıl durdu senin arkanda, gitmedi de.
Ben gider zannediyordum.
Her şey çok daha kötü oldu. İşler bu raddeye gelmemeliydi.
Bilakis, her şey çok daha iyi oldu.
Türkan bu davranışıyla Kormanların gelini olduğunu herkese kanıtladı.
Somer benim kocam, burası da benim evim, dedi.
Vallahi ben artık ölsem de gam yemem.
Senin derdin Türkan'ın benim arkamda durması falan değil.
Senin derdin, onun ailesinden uzak durması.
Evet.
Oğlum, bir gelin, babasının evinden uzaklaşmazsa kocasının evine ısınmaz.
Ben başından beri bunun için uğraşıyordum.
Bak, haklı da çıktım.
Sadık Bey, nasıl arkasına baka baka gitti?
Sen buna nasıl sevinebiliyorsun?
Türkan'ın babasıyla bu hâle gelmesi doğru bir şey mi?
Adam bana düşman da kesildi.
Her şey daha kötü oldu anne, biz böyle mi mutlu olacağız?
Oğlum sen gerçekten Sadık Bey'in...
...sana nasıl büyük bir iyilik yaptığının farkında değilsin.
Anla şunu.
Eğer Sadık Bey o mektubu getirmeseydi Türkan seni terk ediyordu.
Mine kendine gelir gelmez bebeği teslim edecek, annesinin evine gidecekti.
Nihat da Nihat olalı iyi bir şey yapmış, o mektubu yazmış.
Yani böylece sen de temize çıktın.
Ve Türkan da temize çıktı, değil mi?
Evet.
Barda adamla çekilen fotoğrafları falan.
Hayır.
Biz hep birlikte nasıl bir tuzağın içine düştük.
Orası öyle.
Sen...
Sen biliyordun.
Sen Türkan'ın Ferit olayında masum olduğunu biliyordun.
Yeminler etti.
Kıza hesap sormaların bıçak gibi kesildi...
...konuyu kapattın çünkü...
-Neyse ne. -Sen biliyordun...
...ve bana söylemedin.
Oğlum niye aynı konuyu ısıtıp ısıtıp senin önüne koyayım?
Sen karına güvendin, inandın, ben de sustum.
-Bu kadar basit. -Ne bu kadar basit?
O kız, o iğrenç iftira yüzünden intihara teşebbüs etti, ölümden döndü.
Sen Mine'nin oyununa ortak oldun, sustun!
Senin için sustum.
Seni karakollardan topluyorduk, başın sürekli dertteydi.
Bir de üstüne Mine'nin katili olacaktın.
Biriniz baba evinde öbürü de hapiste. Bunu mu istiyordun?
(Gerilim müziği)
(Kapı zili çalıyor)
-Sen bu saate kadar neredeydin? -Gel, seninle konuşacağız.
(Müzik)
Türkan'a gittim.
Ne gerek vardı Sadık?
Niye durup dururken ortalığı karıştırıyorsun şimdi?
Durup dururken mi?
Kızımız ihanete uğramış, kocasının metresiyle aynı evde yaşıyor...
...üstelik kadının çocuğuna bakıyor, sen de karşıma dikilip...
...durup dururken niye kızının evine gittin diyorsun, öyle mi?
Neden gittim biliyor musun? Kızımın gözlerini açmak için.
Kızım gerçekleri görsün, ondan sonra babasının peşine takılsın...
...evine dönsün diye. Çünkü annesi her şeyi bildiği hâlde sustu.
Kızını o cehennemden kurtarmadı diye.
Türkan nerede?
Tutup kolundan getiremedin mi, gelmedi mi?
Korktu.
Kız neye uğradığını şaşırdı.
Onların yanında bir şey söylemek istemedi.
Ama iyi oldu, gerçeği öğrendi.
Yarın, öbür gün gideceğim, yalnız konuşacağız.
O da babasının peşine düşüp evimize gelecek.
Keşke bu kadar kolay olsaydı Sadık.
Keşke benim yapamadığımı sen yapabilseydin.
Tabii.
Bu evde hayati şeyleri hep sen yaparsın, değil mi?
Ben hiçbir şey yapamam, değil mi Nesrin?
Türkan her şeyi biliyordu Sadık.
-Biliyor mu? -Biliyor.
Mine'yi, bebeği, her şeyi biliyor.
Nesrin sen ne dediğini biliyor musun?
Türkan nasıl her şeyi bilerek o evde kalmaya devam e...
Peki sen bir anne olarak...
...bu ahlaksızlığı nasıl kabul ediyorsun?
Ben hiçbir şeyi kabullenmedim Sadık.
Sen bu gece eline o mektubu alıp...
...o kapıya gidip bu rezilliği çıkarmasaydın eğer...
...o kadın iyileştiğinde, Türkan evimize geri gelecekti.
Ama şimdi sen Somer'i akladın ve Türkan bir daha buraya asla gelmeyecek.
Ana kız planlarınızı bozdum, öyle mi?
Sen Türkan'ın gözünü açamadıysan...
...Türkan bu pisliği bildiği hâlde orada kalmayı kabul ettiyse...
...rezil olan ben değilim Nesrin Hanım.
Bu arada onlar dünür olarak geldiklerinde de beni yok saymıştın.
Zengin kapısı buldum diye yangından mal kaçırır gibi kızı evlendirmiştin.
Ama ben baba olarak peşlerine düşüp...
...kapı kapı dolaştığımda da rezil babaydım, değil mi?
(Sadık) "Aman Sadık yapma, aman yuvalarını yıkma, yalvarırım Sadık."
Al hayrını gör mürüvvetinin!
Yazıklar olsun. Sana da Türkan'a da yazıklar olsun!
Sen, bir anne olarak benim ne çektiğimi bilmiyorsun.
Nasıl mücadele ettiğimi bilmiyorsun.
Her çıkmazda olduğu gibi yine suçlu Nesrin, değil mi?
Asıl sana yazıklar olsun Sadık!
Ben gittim Nesrin.
(Gerilim müziği)
Sadık, eğer bu kapıdan çıkarsan bir daha asla geri gelme!
(Gerilim müziği)
(Duygusal müzik)
Baba! Baba dur!
-Baba nereye? -Sadık baba!
Baba!
-Sadık baba! Sadık baba, Sadık baba! -Mesut!
-Sadık baba! -Mesut tamam, yapma.
(Üst üste konuşmalar)
Mesut yapma, tamam.
(Üst üste konuşmalar)
Tamam, gel.
-Sa-Sadık baba. -Anne ne oluyor?
-Sadık baba... -Mesutcuğum.
Mesut bana bak. Ağlama oğlum, otur şöyle.
Gel, otur bakayım. Ağlama yavrum.
Bir su getir. Mesut, bana bak. Bana bak oğlum.
Ağlama oğlum, ne olur ağlama.
-Al. -Ver. Al, iç bakayım.
Olur böyle şeyler Mesut, ağlama.
Bizim evimizde olmazdı anne. Babam hiçbir zaman böyle gitmedi...
...böyle terk etmedi bu evi.
Yavrum siz de dinlediniz, duydunuz, biliyorsunuz...
...siz de mi beni suçluyorsunuz?
Anne bu suçlamak değil ki ama babam haklı değil mi?
Sen ablamın o evde kalmasına nasıl izin verirsin?
Adam resmen ablamı aldatmış. Hem de asistanı diye tanıştırdığı kadınla anne.
Derya, benim ne yaşadığımı, neyle mücadele ettiğimi bilmiyorsunuz.
Baban da bilmiyor siz de bilmiyorsunuz.
Sen hep el âlem ne der, konu komşu konuşur diye düşündüğün için anne.
Tamam kızım, işte şimdi herkes öğrendi. Konu komşu da baban da öğrendi.
(Nesrin) Yavrum ne yapsaydım? Ablan hamile.
Zaten kafası kesik tavuk gibi ortada dolaşıp duruyor.
Kızımı anlamak dışında elimden ne gelirdi?
Karnında o adamın çocuğunu taşıyor. Ne yapsaydım?
Elinden tutup zorla buraya mı getirseydim? Koca kadın.
Babalık, öyle kapıya dayanıp düş peşime demekle olmuyor.
Ablanın duygu dünyasından bihaber, onu alıp buraya getirecekmiş.
Hani?
Getirebildi mi?
Oldu mu, ablan gelebildi mi?
(Nesrin) Sonra da beni suçluyor.
Ben evlendirmişim. Zengin bir kapı bulmuşum.
Hangi anne ister yavrum? Hangi anne, evladı bu duruma düşsün ister?
Ben o evi onların başından aşağı yıkmayı bilmez miydim?
Ben onu bile denedim Derya.
Ama karşımda hep ablanın, anne ne olur sabret...
...anne ne olur biraz bekle, diyen yüzü, gözleri.
Allah'ım ya Rabb'im.
Ne yapsaydım?
Ne yapsaydım?
(Kapı kapandı)
(Duygusal müzik)
(Duygusal müzik)
Babamla gitmemem seni affettiğim anlamına gelmiyor.
Farkındayım.
Ama...
...en azından her şey açığa çıktı.
Ben zaten kendi üstüme düşen hatamı kabullendim.
Fakat seninle ilgili de bilmediğim bir şey öğrendim.
Ve yanılmamışım.
İyi ki sana inanmayı seçmişim Türkan.
Bak, bugün bana iftira atan Mine, aylar önce seni tuzağına düşürmüş.
Neden bununla ilgili tek kelime etmedin?
İyi ki tek kelime etmemişim ki.
Çocuğun şu an hayatta.
(Duygusal müzik)
Yarın doktor randevum var.
Ondan sonra her şey bitecek.
Bitecek olan ne?
(Duygusal müzik)
Somer lütfen.
Midem çok kötü.
(Kapı kapandı)
Bak Türkan ben senin öfkeni anlıyorum.
(Somer) Sana hak da veriyorum, beni hemen affetmeni de beklemiyorum.
(Somer) Ama bize biraz zaman ver.
(Somer) Bak Nihat'ın yazdıkları da benim sana söylediklerimi destekliyor.
Bak benim sana karşı tek hatam...
...Mine'nin oyununa gelip seni onunla aynı eve sokmak oldu.
Ama ben sana ihanet etmedim.
(Somer) Bu hâlâ neyin inadı? Neyi anlamıyorsun?
Bu inat değil, yorgunluk.
Ben tükendim Somer, hepiniz beni tükettiniz.
Ben artık nefes alamıyorum.
(Türkan) Lütfen benden uzak dur.
Keşke anlatsaydın.
Korkup kaçmak yerine keşke anlatsaydın.
Evet, korktum.
Evet, korktum. Seni kaybetmekten ölesiye korktum.
(Somer) Benim için kolay mıydı Türkan?
Ben sana anlatmak istemedim mi zannediyorsun? Tabii ki istedim.
Ama anlatamadım, benim için çok zordu.
Duvarlara çarpa çarpa bu hâle geldim. Çünkü Somer korktu, evet!
Sen beni onca yalanın içine tıktın, hapsettin.
Ailemle bağlarımı kestin.
Babam, gurursuz kızına, yazıklar olsun, diyerek çekip gitti bu evden.
Senin korktuklarını ben kaybettim.
Ama hâlâ korkmuyorum.
Çünkü kaybedecek hiçbir şeyim kalmadı.
(Somer) Ben de kaybettim Türkan.
Senin ailenin, babanın karşısında ne hâle düştüm, görmedin mi?
Bak, sen bu kapıdan çıkıp gidebilirdin, tamam mı ama gitmedin.
(Somer) Ben de zannettim ki bizim için kalıp mücadele veriyorsun.
Buna inandım.
Ben her şeye rağmen senden vazgeçmedim ama sen her şeyi kafanda bitirmişsin.
Bak Türkan ben sana söyleyeyim, sevgi öyle hemen tükenecek bir şey değil.
Sen beni hiç sevmemişsin.
Sevgimi ihanetinle tartma sakın.
Nefretime razı olursun.
Öyle mi?
(Somer) Benden nefret mi ediyorsun?
Tamam o zaman Türkan, Mine'ye kızmamak lazım.
Çünkü bütün nefretine rağmen sevgisinden vazgeçmedi.
Yalanları, iftiraları yetmedi, kız ölümü bile göze aldı.
Defol! Defol git o zaman Mine'ne!
Ben ne aptalmışım ki sen bana inanmadığın için ben ölümü seçtim.
Bir de sen utanmadan bizi mi kıyaslıyorsun?
Ne hakla?
Kimsin sen?
Ben senin sevdiğin adamım, karnındaki çocuğun babasıyım.
Sen benim hiçbir şeyim değilsin.
-Öyle mi? -Öyle!
Yarın o doktora seni kendi ellerimle götüreceğim.
Götürmeyen Somer'in de Allah belasını versin!
(Duygusal müzik)
(Kapı zili çalıyor)
Hikmet geldi.
Hik...
Abi.
Kusura bakma, rahatsız ettim.
Bu akşam yatılı misafir kabul ediyor musun?
Tabii abi, ne demek.
Sağ olasın.
Hayda, ben galiba yanlış bir zamanda geldim.
Öyle şey olur mu abi?
Hikmet'in şantiyedeki işi bitti de çok şükür, ben de onu bekliyordum.
Aç mısın?
Yok. Bende iştah falan kalmadı.
Allah Allah!
Sende bir hâller var. Ne oldu?
Kapıyı çarptım çıktım buraya geldim.
Neden, ne oldu ki?
Nesrin'le fena atıştık.
(Telefon çalıyor)
-Efendim anne? -Türkan nasılsın kızım, ne yaptın?
İyi değilim anne.
Hiç iyi değilim. Bugün babam geldi.
Biliyorum anneciğim.
Elinde o adamın mektubuyla kapıya dikildi.
Beni götürmek istedi.
(Türkan ses) Gelmem, dedim.
Keşke gelseydin Türkan.
Bak ben sana daha önce de söyledim, o çocuğu bırak, evimize gel, dedim.
Mesele çocuk değil ki.
Ben daha önce o eve geldim anne.
Göreceğimi gördüm, yaşayacağımı yaşadım.
O nasıl söz Türkan? Ne gördün, ne yaşadın kızım?
Boş ver anne.
Babamın evine sığamadım işte.
(Türkan ses) Geçmişi konuşmanın bir anlamı yok.
Babamın evine sığamadım mı?
Kızım sen babanın evine sığamadın da o cehenneme mi sığıyorsun şimdi?
Orası ya da burası, hiçbir önemi yok ki.
Beni bir tercih yapmaya zorlamayın artık. Ben arada kalmaktan çok yoruldum.
Birinizi seçsem diğerinizi kaybediyorum.
O yüzden kendi yoluma bakacağım artık.
Ne kocamın evine ne de babamın evine gideceğim.
(Türkan ses) Bunaldım artık.
Kendi yoluma gideceğim ne demek Türkan?
Sen benim yüreğime mi indireceksin kızım?
İnmesin anne, yüreğine inmesin.
(Türkan ses) Türkan yok olsun, herkes rahat bir nefes alsın.
Ben babam üzülür, annem perişan olur demekten kendi dengemi şaştım.
Kocaman ateşin ortasında yalnız yürüdüm.
(Türkan ses) İşler çığırından çıktığında beni duydunuz.
O zaman, gel Türkan, dediniz.
Nereye geleyim? Geldim de ne oldu?
Sen konu komşuya utanmaktan başını kaldıramadın.
(Türkan ses) Sanki dünyanın en büyük felaketi bize uğramış...
...bütün lanetler ocağımıza çökmüş gibi babam kalp krizi geçirdi.
Nereye geleyim?
(Türkan ağlıyor)
O yüzden artık bana, gel demeyin.
Ben yolumu kendim yürürüm.
Yanımda ne Somer olsun ne siz olun.
Ben hepinizden geçtim.
Çoktan geçtim.
Türkan, yavrum, sen şimdi acıdan böyle söylüyorsun kızım.
Biz seni hiç yalnız bırakır mıyız?
Anne ben de bundan bahsediyorum.
Bundan bahsediyorum. Beni bırakın, bırakın artık.
Dalgalar bir durulsun.
Yüzümü göreyim, kendi yoluma bakayım.
Lütfen.
(Türkan ses) Lütfen anne.
Hadi kapatıyorum.
Peki kızım.
(Duygusal müzik)
(Derya) Annem istese ablamı evde kalmaya ikna ederdi.
(Derya) Yuvası yıkılmasın, el âleme rezil olacak diye üstüne düşmedi.
(Dönüş) Konuştum dedi ya sana, ben duydum.
Ablam gelmek istemiyor, belli ki eniştemi çok seviyor.
Nesini sevecek kızım? Adam ablama ihanet etti.
(Derya) Ablam boşanmak için daha önce de eve geldi...
...annem yalvar yakar, evine dön, dedi.
Bence şimdi de aynısı oldu Dönüş.
(Derya) Yoksa ablam bu ihaneti hayatta kabul etmezdi.
(Duygusal müzik)
Derya benim kafam çok karıştı.
Mesela o mektubun Fatih amcada ne işi var?
Niye her taşın altından bu adam çıkıyor? Belki bu da onun oyunlarından biri.
Adam resmen ailemizi, çatımızı başımıza yıkmak için...
...ant içmiş gibi.
Mesela o mektubu niye babama verdi? Annemi de açıkça tehdit etti.
Annemi tehdit mi etti?
(Fatih) Araştırdım, öğrendim. Türkan azmettirmekle suçlanıyor, değil mi?
Vallahi sana öfkemden gider bu haberi basına veririm...
...arada Türkan'ın da başı yanar.
Basın falan dedi, Türkan da yanar dedi. Bu düpedüz tehdit.
Ne belaymış ya.
(Dönüş) Bu adam hâlâ ne yapmaya çalışıyor, ben anlamıyorum.
Baksana, iki kelimesiyle senin dünyanı başına yıktı.
Sıradaki ablam mı? Sonra da ben herhâlde.
(Dönüş) Ailemizin hâline bak.
Bizi çil yavrusu gibi dağıttı.
Babam evi terk etti.
Annem sürekli ağlıyor. Biz anneme inanmıyoruz.
Biz böyle bir aile değiliz Derya.
Böyle bir aile olmayacağız da.
Ben anneme bakacağım.
(Duygusal müzik)
Anneciğim.
(Duygusal müzik)
Anneciğim ağlama lütfen.
Bak babamla sizi böyle gördükçe ben çok üzülüyorum.
Sen üzülme yavrum.
Anne.
(Duygusal müzik)
Bana kızmadın değil mi? Seni üzdüysem beni affet ne olursun.
Hayır.
Kızmadım.
(Nesrin) Siz de haklısınız.
Neyin ne olduğunu anlamadan, kavganın gürültünün içinde kaldınız.
Şimdi ben okula nasıl gideceğim?
(Derya) Babam da evden gitti.
Senin de üzüntüden gözyaşların kurumuyor.
Geçti.
Geçecek.
Geçecek.
Sen sadece derslerine odaklanacaksın, tamam mı?
Bunları sakın kafana takma.
Dönüş sen de, tamam mı kızım?
Canım kızlarım benim.
(Kalp ritim ölçme cihazı çalışıyor)
Tansiyonunuz yavaşça düzene girecek, sabahkinden daha iyisiniz.
(Hemşire) Boyunluğunuzu da öğleden sonra çıkarmış oluruz.
(Kapı açıldı) Teşekkürler.
Geçmiş olsun.
Biraz daha iyi misiniz Mine Hanım? İfade verebilecek durumda mısınız?
(Hemşire) Hastamızı çok yormayalım, olur mu?
Olayla ilgili ifadenize başvurmamız gerekiyor.
Somer Bey'in ve Türkan Hanım'ın savcılık dosyası hâlâ açık.
Ne söylememi bekliyorsunuz ki?
İntiharınız.
Daha doğrusu intihar mı yoksa başka bir durum mu var, onu anlamaya çalışıyoruz.
Somer Bey'le tartışırken Türkan Hanım orada mıydı?
Sizi o balkondan Somer Bey mi itti?
Şu an bunları konuşmak o kadar ağır geliyor ki.
Hiç iyi hissetmiyorum.
Galiba tansiyonum düştü, hemşireyi çağırabilir misiniz?
-İsterseniz daha sonra devam edelim. -Çok iyi olur.
Mine Hanım?
Hiç iyi hissetmiyorum.
Hastayı şu an zorlamayalım. Daha sonra rica etsek?
Peki. Tekrar geçmiş olsun.
İyi misiniz?
(Kapı kapandı)
Hemşire Hanım.
Türkan Hanım'a ulaşabilir misiniz? Benim onunla konuşmam lazım, lütfen.
(Hemşire) Peki. Arayalım o zaman.
(Telefon çalıyor)
(Ayla) Kormanların malikânesi, buyurun?
Türkan Hanım mı?
Anladım. Peki.
Şey, Türkan Hanım, hastaneden aradılar.
(Ayla) Mine Hanım sizinle görüşmek istiyormuş.
-Seni kim aradı? -Hemşire.
Türkan bekle.
İzin ver, seni Mine'ye ben götüreyim.
Lütfen.
Peki.
Bekle.
(Ayla) Uyanmış ve Türkan Hanım'ı görmek istemiş. O yüzden alelacele çıktılar.
Şeytana bak, uyanır uyanmaz Türkan'ı çağırmış.
Kim bilir yine neyin peşinde.
Şimdi bunların sırası değil Rüçhan.
Yaşadığına şükretmemiz lazım.
Somer ve Türkan büyük bir suçlamayla karşı karşıyaydı, biliyorsun.
Daha hiçbir şey bitmiş değil ki.
Polise nasıl bir ifade verdiğini bilmiyoruz.
Avukatı arayacağım. Şu ifadesine ulaşsın bakalım.
Bu arada o çocuğun karakolda ne işi vardı?
Hemen koştura koştura oraya gelmiş.
-Avukat söyledi de. -Hangi çoc...
Ha, Mustafa?
Bir şey yok, olanları öğrenince...
...bir şeye ihtiyacımız olup olmadığını sormaya gelmiş.
Ona neymiş ki?
Ne demek ona neymiş canım?
Yani o kadar Somer'in işine koşturdu.
Şimdi gelip bunu sormasında ne sakınca var?
O çocuk üstüne vazife olmayan işlere burnunu fazla sokmaya başladı.
Kafasına göre, kimseye danışmadan çıkıp buraya da geliyor.
Kendini ne zannediyor, Somer'in en yakın arkadaşı mı?
Araya biraz mesafe koyun canım.
Aa Rüçhan, şimdi bütün sorunlarımız bitti...
...Mustafa'yı mı konuşacağız biz?
-O da her meselede kendini hatırlatmasın. -Gerçekten yeter.
Bak adamda kafa bırakmadın.
Ben ne yapacaktım?
Avukatı arayacaktın Özerciğim.
(Gerilim müziği)
Halanız aradı.
Babanız dün gece orada kalmış, merak etmeyin.
Babam eve dönecek ama, değil mi anne?
(Dönüş) Hep böyle olmayacağız?
Belki bir süre böylesi daha iyidir.
İkimizin de biraz nefes almaya ihtiyacı var.
Ne zamanı anne? Çocuk değilsiniz.
Bir kavga ettiniz diye ayrılacak değilsiniz, değil mi anne?
Anne evet. Siz babamla birlikte nelerin üstesinden geldiniz.
Siz birbirinizi çok seviyorsunuz, babam seni çok seviyor...
...sen babamı çok seviyorsun.
Yani bir tartışma yüzünden ayrılmak çok saçma olmaz mı?
Biz sizinle dün gece ne konuştuk?
(Nesrin) Bunları kafanıza takmayacaksınız, düşünmeyeceksiniz.
Bu ikimizin meselesi.
Biraz o nefes alsın, biraz ben nefes alayım, tamam?
Ama babama, bir daha dönme, dedin.
(Duygusal müzik)
Sadık baba gitti, gelmeyecek.
Fırında börek vardı, olmuştur. Ben bir bakayım.
Mesut, babam eve dönecek tabii ki.
Sadık baba giderse Mesut da gider.
Hayda!
Sen anneme çok yükleniyorsun.
Ne dedim ki Dönüş ben? Ayrılmayın dedim sadece.
Tamam, deme hiçbir şey.
Allah korusun, tekrardan hastalanırsa annem ne yaparız?
-Üzme annemi. -Tamam, peki.
-Bir şey diyeceğim. -Evet.
Şimdi bunlar ayrılırsa...
...sen babamda mı kalırsın, annemde mi?
Derya, bu nasıl bir soru? Aşk olsun!
Sakın düşünme böyle şeyler.
Ne bileyim, düşündüm işte.
Ben bölünemedim içimde seni merak ettim.
Böyle şeyler düşünmeyeceksin. Sakın deme bir daha.
(Hüzünlü müzik)
-Merhaba. -Merhaba.
-Mine Zorlu beni istemiş. -Kimliğinizi görebilir miyim?
Tabii.
-Buyurun. -Buyurun Türkan Hanım.
Teşekkürler.
Talimat var, siz giremezsiniz.
Ben sağlığıyla ilgili bilgi almak istiyordum da.
Hem beni tanıyorsunuz Memur Bey.
Kusura bakmayın Somer Bey, prosedür böyle.
(Müzik) (Yaşam destek cihazı çalışıyor)
Otursana.
(Müzik)
Nasılsın?
Bir de soruyor musun?
Kıpırdayamıyorum.
(Mine) Taş gibi, eşya gibi bir şeye dönüştüm.
Canım çok yanıyor.
-İyi olacaksın zamanla. -Hım!
Aylarca fizik tedaviden sonra.
Kızını sormayacak mısın?
İyidir herhâlde.
Babasıyla babaannesi başında ne de olsa.
Bana emanet etmiştin en son.
Hatırlamıyorum.
Niye böyle bir şey yapayım?
Şoktandır belki de. Neyse, boş ver.
Hayatta kaldığına şükretmelisin.
Asıl siz şükredin bence.
Sonuçta hâlâ özgürce dolaşabiliyorsunuz.
Ne demek istiyorsun, anlamadım?
Somer'le hâlâ birlikte misin?
Niye soruyorsun?
Anlaşılan hâlâ berabersin.
Yazık.
Ben senin bu kadar gurursuz olabileceğini düşünemedim.
Sana o gün de söyledim.
Somer’le beraberiz dedim.
Çık, git artık hayatımızdan!
Gurursuzluk demişken...
...Nihat bir mektup bırakmış.
Ne mektubu?
Çevirdiğin dolapları tek tek anlatan bir mektup.
Benimle nasıl sinsice dostluk kurduğunu...
...ne kadar yalancı olduğunu…
...Somer'e beni rezil etmek için gazete manşetlerine nasıl taşıdığını...
...çocuğunla o eve yerleşmek için ne oyunlar planladığını...
...hepsini...
...hepsini anlatmış.
Somer biliyor mu peki mektubu?
Çok korktun, değil mi?
(Türkan) Kork.
Çünkü sadece Somer değil, herkes biliyor.
Somer senden nefret ediyor.
İlişkinizin devam ettiğine de inanmıyorum artık Mine.
Rüçhan Hanım da senden nefret ediyor.
Kimse seni o eve istemiyor artık.
Rüçhan Hanım benden nefret edemez.
(Mine) Ben onun için iyi bir ortağım.
Ayrıca Türkan...
...senin bu anlattıklarının hepsini zaten Rüçhan Hanım biliyordu.
Özellikle seni basına verenin ben olduğumu.
(Mine) Somer'e gidip söylememesini rica ettim kendisinden.
O da benden...
...sana gelip Somer'le ilişkimi...
...bebeğimizi anlatmamı istedi.
Minik bir anlaşma yani.
Ama o sırada evinizin bahçesinde Somer'le nikâh tazeliyordunuz.
Bana da annene anlatmak kısmet oldu.
Ona anlattım Somer'le olan aşkımızı.
Ne dedin sen?
Annen gerçeği ilk benden öğrendi yani.
Sonra da o talihsiz hastalıkla beraber susup kaldı kadıncağız.
(Gerilim müziği)
Sen nasıl vicdansız bir kadınsın?
Anneme bu kötülüğü nasıl yaparsın?
Ben sadece gerçeği anlattım.
(Gerilim müziği)
(Nesrin) Kızlar başımın etini yedi.
İşte babam niye gitti, ayrılacak mısınız, babam geri dönecek mi?
Demediklerini bırakmadılar.
Allah Allah! Onlara ne oluyormuş canım?
Beni suçluyorlar.
Babalarına haksızlık ettiğimi düşünüyorlar.
Üzülme hayatım.
Onlar neyin ne olduğunu bilmeden öyle boş boş konuşmuşlar.
Bir de abim daha önce hiç böyle bir şey yapmadı ya.
Babaları eve gelmeyecek diye korkmuşlardır.
Ben bir daha gelme dedim ya, onu da duydular tabii.
Ne var bunda canım? Olabilir. Sinirle söylenmiş bir laf.
Ne yani, bunun için yuvanızı mı yıkacaksınız?
Oturursunuz, konuşursunuz, orta yolu bulursunuz.
Yani bunu hiç abartmaya gerek yok.
Ayrıca sanki abimi bilmiyoruz.
Sinirlendiği zaman ağzına geleni söyleyen bir adam.
Yok Nezahat, bu öyle pek sinirle söylenen bir laf değildi.
İçinde biriken ne varsa kustu.
(Nesrin) Her şeyi.
Türkan'ı ben zorla evlendirmişim.
Kızımı göz göre göre ateşe atmışım.
(Nesrin) Yakmışım çocuğu.
Sonra da kurtaramamışım.
Allah Allah! Abime de bak sen!
Ne kadar abartmış.
Üzülme hayatım, ben onunla konuştum.
Türkan'la Nesrin'e kızmaya hakkın yok dedim.
Asıl kendi yaptığına baksa ya.
Aldı eline mektubu koştura koştura düştü yollara.
Gitti kızın kapısına.
Somer'i akladı, haberi yok.
(Nesrin) Kız artık geri döner mi?
Kaldı orada.
Ben çok yoruldum artık Nezahat.
Her şeyin sorumlusu, sebebi Nesrin.
Ben artık Sadık'ın kuru inadıyla, benimle yarışıyla uğraşamayacağım.
İnceldiği yerden kopsun.
Tamam. Nesrin, tamam canım üzülme, ne olur üzülme artık, hadi.
(Yaşam destek cihazı çalışıyor)
Benim annem senin yüzünden neredeyse ölüyordu.
Ya hiç mi sevgi görmedin?
Hiç mi insanlık öğretmediler?
Bu nasıl bir acımasızlıktır?
Nasıl bir intikam, nasıl bir hırstır bu?
Yok, bir insan bu kadar kötü olamaz!
Ben senin çocuğun var, sen annesin diye...
...sana karşı içimde bir vicdan kırıntısı vardı ya.
Hepsi gitti.
Kalbime yükmüş meğer.
Ama sen biran önce iyileş de ettiklerinin cezasını yaşayarak gör.
Sana başka diyecek hiçbir şey bulamıyorum.
Nereye?
Ben daha sözümü bitirmedim.
Ben bitirdim!
(Mine) O kapıdan çıkarsan Türkan...
...bir daha bunun geri dönüşü olmayacak.
O yüzden bence otur.
Ve beni dinle.
(Mine) Sabah polisler beni sorgulamaya geldiler.
Somer cinayete teşebbüsten yargılanıyor, biliyorsun.
Sen de azmettirmek suçundan yargılanacaksın.
Azmettirmek mi?
Yaptığın bu değil mi?
Bana Somer’in telefonundan mesaj atarak, beni oraya sen çağırmadın mı?
Somer'le aramızdaki tartışmayı ateşleyen sendin.
Ben sizi yüzleştirmek için çağırdım!
Yalanlar son bulsun diye!
Ama senin şuursuzca kendini balkondan atacağını hesaba katmadım!
Ben kendimi atmadım Türkan.
Somer beni itti.
Somer asla böyle bir şey yapmaz!
Türkan, orada sadece üçümüz vardık.
Ben küçücük bebeği olan bir anneyim.
(Mine) Neden intihar edeyim?
Eğer sen Somer’e kurtul şundan diye bağırmasaydın...
...Somer de beni balkondan itmezdi.
Ne diyorsun sen ya? Ben böyle bir şey söylemedim!
Ben de polislere henüz bir şey söylemedim.
Ama aklımdan geçeni bil istedim.
Ha, eğer tabii seninle anlaşırsak...
...depresyondaydım, atladım diyeceğim polislere.
Doğrusu da bu zaten, böyle söyleyeceksin.
Seninle hayatta iş birliği yapmam.
Ne sanıyorsun, tehditlerinle beni korkutacağını mı sanıyorsun?
Dediğimi yaparım Türkan.
Sen de Somer de hapislerde çürürsünüz!
Polisler bana inanır, emin ol.
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
Ne istiyorsun?
Ne istiyorsun?
O evden gideceksin.
Somer'i de terk edeceksin tabii.
Somer yalnızca benim kızıma babalık yapacak.
(Mine) Zamanla da beni affeder.
Ben sabırlı bir kadınım.
Bizim onunla çok uzun bir geçmişimiz var.
Eski aşk unutulmaz ne de olsa, değil mi?
Ben ona kendimi nasıl affettireceğimi bilirim.
Sen yeter ki aradan çekil.
(Mine) O karnındakinden de kurtulacaksın.
Somer’le aranızda ufacık bir bağ bile kalsın istemiyorum.
-Sonra... -(Türkan) Sonra?
Senin yaptığın gibi çocuğu size karşı kullanıp...
...hayatınızı kâbusa çevirmeyeyim, değil mi?
Yani.
Teklifimi kabul ediyor musun?
Sağlık durumu hakkında genel bir bilgi almak istiyorum ben.
Şu anda Mine Hanım iyi.
Türkan!
Türkan!
Ne konuştuğumuzu çok mu merak ediyorsun?
Bağırma burada, sakin ol. Evet, tabii ki de çok merak ediyorum.
Ne dedi, seni buraya niçin çağırmış?
Senden vazgeçmeyeceğini söylemek için!
Aranızdan çekilmem için!
Allah'ın belası!
Gitti mi merakın, dahasını da söyleyeyim mi?
Annemi hastanelik eden Mine'ymiş!
Aranızdakileri söylemiş!
Annem beyin kanaması geçirdi ya!
Mine'nin anlattıkları yüzündenmiş!
Daha duymak ister misin?
-Türkan, ben... -Bırak!
Doktora götür beni!
Diyordun ya kendi ellerimle götüreceğim diye, hadi!
Hadi gidelim!
Bu bedeli ikimiz de ödeyeceğiz!
(Gerilim müziği)
Dönüş.
Serdar.
Ne oldu size?
(Serdar) Ne bu suratınızın hâli?
Evde biraz durumlar karışık Serdar.
Ben de bugün işten ayrılacağım, o yüzden gidiyorum.
Allah Allah! Ne oldu, anlatsanıza?
-Babam evi terk etti. -Niye?
Annemle kavga ettiler. Somer enişteyle ablam yüzünden.
(Dönüş) Ben artık orada çalışamam.
O yüzden bugün ayrılmam şart.
(Serdar) Hayda!
Doğru düzgün anlatsanıza şunu, söylediklerinizden hiçbir şey anlamadım.
Somer enişte asistanıyla ablamı aldatmış.
Yok artık!
Yani Somer abi öyle biri değil. Hem Türkan ablaya çok âşık.
(Serdar) Bence bir yanlışlık vardır.
Bilmiyoruz ne doğru, ne yanlış. Herkes farklı bir şey söylüyor.
Benim tek bildiğim babam evi terk etti.
Ablam da Somer enişteyle kalmayı tercih etti.
Yani bizimkileri silmiş kafasından.
-Ailemiz dağılıyor. -Ya...
Bir durun, bir sakin olun, tamam.
Hem Sadık amca, Nesrin teyze yapmazlar öyle bir şey. Niye ayrılsınlar?
Herkesin annesi babası ayrılınca garip gelirdi.
İnsanın kendi başına gelince daha kötü oluyormuş.
Ben de geleceğim. Seni böyle gönderemem.
Yok, biz Derya'yla gideriz.
İyi, peki. Çıkınca arayın. Konuşalım, tamam mı?
Çalı Kuşu.
Ağlama.
Lütfen.
(Müzik)
-Merhaba. -(Sekreter) Merhaba, buyurun.
Doktor randevum vardı. Türkan Korman.
Türkan Korman. Evet, kaydınız açılmış Türkan Hanım. Hasta çıksın sizi alalım.
Buyurun dinlenin biraz.
Sağ olun.
(Duygusal müzik)
(Duygusal müzik devam ediyor)
(Duygusal müzik devam ediyor)
(Sekreter) Türkan Hanım.
Buyurun, geçebilirsiniz.
Türkan.
(Duygusal müzik)
(Duygusal müzik devam ediyor)
(Duygusal müzik devam ediyor)
-Merhaba. -Merhaba. Buyurun oturabilirsiniz.
(Deniz) Gebeliğinizi sonlandırma kararı almışsınız.
-Evet. -İyi düşündünüz mü Türkan Hanım?
Bu çok ciddi bir durum ve ilk gebeliğiniz.
(Deniz) Ben hekim olarak çok fazla onaylamıyorum aslında.
Düşündüm, çok düşündüm.
Peki.
-Bunu arkada giyebilirsiniz. -Sağ olun.
(Duygusal müzik)
Önce bir tansiyonu alalım, narkozu hazırlayalım.
(Deniz) Daha önce herhangi bir ilaç aldınız mı?
Yok.
(Deniz) Herhangi bir ameliyat geçmişiniz var mı?
Herhangi bir rahatsızlığınız var mı Türkan Hanım?
-Yok. -(Deniz) Tamam.
Buyurun hazırlanın, geçelim.
(Müzik)
(Müzik devam ediyor)
(Müzik devam ediyor)
(Müzik devam ediyor)
Türkan.
Ne oldu?
Ha?
Yapmadım de.
Yapamadım.
Kıyamadım bebeğimize.
(Duygusal müzik)
Allah'ıma şükürler olsun.
Aşkım.
Aşkım, şükürler olsun.
Kıyamadın bebeğimize.
Yapmadın.
(Somer) Çok teşekkür ederim.
Seni çok seviyorum.
Seni çok, çok, çok seviyorum.
(Duygusal müzik)
Mine Hanım, şükür ki hayattasınız.
(Avukat) Rüçhan Hanım geçmiş olsun dileklerini iletti tekrar.
Kızınız Kiraz da afiyette.
Rüçhan Hanım çok iyi bakıyor.
Sizden ricamız birbirimize açık olalım.
Yasal prosedür neyse çok vakit kaybetmeden...
Henüz polise ifademi vermedim.
Türkan’ın kararını bekliyorum.
Aynen böyle iletin Rüçhan Hanım'a.
Ne kararı?
Türkan o evden gidecek.
Ancak o zaman vereceğim ifademi.
Böylece Somer Bey'in davası da düşecek. Yeterince açık mı?
(Müzik)
-Hapislerde çürüyeceğiz. -Nereden çıktı bu?
Söyledim ya.
Mine o evden gitmemi istiyor.
(Türkan) Kalmaya devam edersem...
...ben, senden onu öldürmeni istiyormuşum gibi yalan ifade verecekmiş.
Bu kadın gerçekten benim sabrımı zorluyor ama ya!
Öf!
Yapar Somer.
O kadının gözüne perde inmiş, hırsından her şeyi yapar.
Hiçbir şey yapamaz.
Masum olan biziz Türkan. Adalet er geç yerini bulur.
Sen yeter ki benim elimi bırakma.
Bu savaşının kaybedeni o olacak.
Kazananı biz olacağız.
Türkan, eğer sen benim yanımda olursan her şey vız gelir bana.
Seni inan çok seviyorum.
Vicdan sahibi, mert bir insan olarak...
...kadınım olarak, yol arkadaşım olarak...
...çocuğumun annesi olarak...
...sen benim en değerli varlığımsın.
Ben bu yolu seninle birlikte yürümeyi seçtim.
Ve senin de beni seçtiğini biliyorum.
(Somer) Biz bunu da atlatacağız Türkan.
Sen yeter ki güven bana.
(Telefon çalıyor)
Annen arıyor.
Aç sen. (Telefon çalıyor)
(Telefon ısrarla çalıyor)
(Telefon ısrarla çalıyor)
(Telefon ısrarla çalıyor)
-Efendim? -Alo?
Mine'yle konuştun mu, ne istiyormuş gene?
Hiç.
Kızını sordu. İlgilendiğim için teşekkür etti.
O kadar diyorsun yani.
Evet, sizi ilgilendiren kısmı bu kadar Rüçhan Hanım.
Aa! Kapattı telefonu.
Ne yapıyor bu ya?
Günaydın. Özer Bey odasında mı?
Burada da geciktin canım. Ben de sana güvenip dışarı çıkacaktım.
-İşi bırakacak zaten. -Niye?
Öyle gerekti.
Derya, sen burada beni bekle, ben Özer amcayla konuşup geleceğim, tamam mı?
Ben de gelseydim.
Enişte beyin yaptıklarının hesabını sorardım Özer amcaya bir güzel.
-Yok, daha neler! Bekle burada. -İyi, tamam be!
Sandalye çok güzel dönüyor. Ben bayağı eğlendim.
Anlayamadım?
Dünya diyorum dönüyor bayağı, sen he hey!
(Müzik)
(Özer) Kızım ders saatlerine göre işini ayarlarız.
Hatta istersen hafta sonları da birer saat erken çıkabilirsin.
Sıkıntı olmaz.
Yok. Zaten ben henüz dershaneye başlamadım.
Sorun o değil.
Konu ne o zaman?
Ablam.
-(Dönüş) Somer enişte. -Dönüş.
(Müzik)
(Özer) Bak Dönüş...
...bazı meseleler büyüklerin işi, tamam mı?
Sen onu bize bırak.
(Özer) Sen derslerine çalış, sınavına odaklan.
Bu konuda hiç kimse bir şey diyemez sana.
Derlerse de karşılarında beni bulurlar.
Dönüş, ben Özer Bey değilim.
Özer amcanım senin.
Ve şunu unutma.
Her ne olursa olsun biz bir aileyiz kızım.
Ve aile arasında da böyle anlaşmazlıklar olur.
Ama önemli olan onun altında ezilmemek.
Ve birbirimizi fazla kırmadan çözümleyebilmek.
Ve onun da muhatabı, sorumlusu sen de değilsin, kardeşin de.
(Özer) Bu yüzden işi bırakmayacaksın.
Her ne olursa olsun yoluna devam edeceksin Dönüş.
Keşke söylediğiniz kadar kolay olsa.
Eğer büyükler sorunların üstesinden gelebilseydi…
...biz altında kalmazdık.
(Dönüş) Evimizde...
...ailemizde kavgalar başladı.
Babam evi terk etti.
Annem her dakika ağlıyor.
Ablam bizden iyice koptu.
Siz her şeye rağmen benden yoluma bakmamı istiyorsunuz.
Nasıl olacak bu?
Hop, hop! Nereye?
Gene mi sen?
Özer Bey meşgul, bekle biraz.
Allah Allah!
Niye, kız kardeşin yine bahçeye kahve içmeye mi çıktı?
Sekreter dışarı çıktı.
Kardeşim içeride, Özer amcayla konuşuyor.
Konuşması bitsin girersin. İstifa ediyor kız.
-İstifa mı dedin? -Evet, ne olmuş?
Bu kız daha yeni girmedi mi işe, niye istifa ediyor?
Ne yapacaksın sen?
Hiç.
Bana ne?
Kızım senin okulun yok mu, sen niye her gün buradasın, ben onu anlamadım?
Sen buranın muhtarı mısın?
Peki, Rüçhan Hanım geldi mi hanımefendi?
Görmedim, görmek de istemiyorum.
Başka sorun kalmadıysa hayatıma devam edeceğim.
Âlim olarak mı devam edeceksin hayatına?
Üf! Allah'ım ya! Yürüyen soru bankası gibisin.
(Derya) Evet, âlim olacağım ben.
Keşke sen de okusaydın da her önüne gelene bu kadar soru sormasaydın.
Ben okudum, okumaz olur muyum? Okudum.
En son "İçimizdeki Çocuk" diye bir kitabı bitirdim.
Hatta çok beğendim, beş tane aldım o kitaptan.
Ondan sonra soru sormaya başladım böyle her şeye ota, böceğe, sandalyeye.
Ama işte çiçek mesela deliriyor o sorulardan, sen delirmiyorsun.
Sağlıklı kalıyorsun.
Falan filan işte.
Hadi sağlıcakla kal o zaman, görüşürüz.
(Müzik)
Hatırlıyor musun burayı?
Buluştuğumuz ilk yerdi.
Zorla bir araya getirilmiş iki yabancıydık.
Bana nasıl acıyarak baktığını hatırlıyorum.
O zamanlar farklıydı, sana âşık değildim. Seni tanımıyordum.
Ama şimdi her şey değişti.
(Somer) Şimdi senin karşında...
...balkonun aşağısında şarkı söyleyen...
...kafasından aşağı bir kova su yiyen bir Somer var.
Bir kova su yerine taş dökseydim keşke.
(Duygusal müzik)
Haklısın, keşke öyle yapsaymışsın. Hak etmiştim.
Sen bana ilk âşık olduğun anı hatırlıyor musun?
Neden sordun?
Ne bileyim, soruyorum işte.
Tuhaf.
Sana ne kadar kızgın olursam olayım...
...içimden atamadığım bir his bu.
Sana âşık olmaya başladığım zamanın ucu bucağı yok gibi.
Ruhlarımız sanki çok önceden tanışmış.
Yüzyıllar öncesinden âşık olmaya başlamışız gibi.
(Duygusal müzik)
Belirgin bir eşiği yok bunun.
Benim için var.
Tostçuda.
Göz göze kaldığımız bir an vardı seninle.
Gözlerin benim içime akmıştı.
Sonra sen...
...o gün çok üzgündün. Ben seni neşelendirmeye çalışıyordum.
Hiç unutmuyorum. Dedim ki içimden kendi kendime ben ne yapıyorum?
(Somer) Keşke bu kızla...
...başka bir yerde...
...başka bir zamanda karşılaşsaydık.
(Somer) Çok zor zamanlardı.
Mine o zaman hamileydi. Ben...
...yalanlarını, oyunlarını görememiştim.
Ne sana...
...ne de kızıma...
...böyle bir kötülüğü yapmak istemedim.
(Somer) Fakat korktuğum şey başıma geldi.
Hem kızıma hem de sana haksızlık ettim.
Böyle olmasını hiç istemezdim.
(Somer) Sen bana diyorsun ya anlatsaydın diye.
Anlatamazdım Türkan.
Yeterince incitmiştim seni.
Evliliğimizin ilk gecesinde hem de.
Sonrasında olanları biliyorsun işte.
(Somer) Ama Türkan...
...sen bana bir şans verdin ya...
Şans?
Ya da zaman diyelim.
Bilmiyorum...
...doğru mu yapıyorum, yanlış mı yapıyorum.
(Müzik)
Ben sana bir daha nasıl güveneceğim Somer?
Belki de bu soru her zaman aklının bir ucunda olacak.
Ama ben bunu silmeyi başaracağım. Ve bir gün...
...çocuğumuzun mezuniyetinde...
...ya da düğününde...
...senin ellerini böyle tuttuğumda...
...doğru kararı verdiğini anlayacaksın.
O gün benim gözlerimin içine bakacaksın...
...ve bugünü, şu anı hatırlayacaksın.
Ben seninle yaşlanmak istiyorum.
Ve bunu tüm kalbimle istiyorum.
Beni çok kırdın.
Çok yaraladın.
Biliyorum.
Biliyorum, izin ver, yaralarını sarayım, iyileştireyim.
(Somer) Sonra eğer istersen...
...gitmek istersen...
...ben sana gitme diyemem.
Ama gitme.
(Müzik)
(Müzik devam ediyor)
(Müzik devam ediyor)
Kalıyorum Somer.
Neden kaldığımı biliyorsun değil mi?
Biliyorum.
Ne kadar sevdiğimi?
Biliyorum.
-Neden senden vazgeçmediğimi? -Biliyorum.
(Müzik)
(Müzik devam ediyor)
Onu da böyle öptün, değil mi?
-Öptün, değil mi? -Türkan lütfen yapma.
Ona da böyle dokundun.
Bana dokunduğun gibi.
Beni öptüğün gibi de öptün mü?
Türkan, ben onu öperken bir kadını değil...
...zehirli bir dikeni öptüm.
Kötülüğün ölüm çiçeğine dönüşmüş hâlini sardım.
Ölüyordum Türkan.
Ben seninle nefes almasaydım ölüyordum.
(Müzik)
(Müzik devam ediyor)
(Müzik devam ediyor)
(Müzik)
Böyle sakin duran tekinsiz deliler vardır, bilir misin?
Senin gibi.
Felaketin olurlar, anlamazsın.
(Müzik)
(Telefon çalıyor) (İrfan) Müdürüm telefon çalıyor.
-Kimmiş? -Dünürünüz, Özer Bey.
Yerine koy. (Telefon ısrarla çalıyor)
-Ama hâlâ çalıyor müdürüm. -İrfan, yerine koy.
(Telefon ısrarla çalıyor)
Mesut! Oğlum gelsene.
-Sadık baba evden gitti, gelmedi. -Öyle şey olur mu oğlum?
Hadi gel, içeri gel, gel.
İrfan, oğlum, hadi sen Mesut'a bir gazoz söyle.
Tost da istersin, değil mi oğlum?
Olur müdürüm, ben söylerim. Sonrasında postaları dağıtacağım zaten.
İyi hadi. Gel.
(Müzik)
Sadık baba bizi bıraktı.
Evimizi bıraktı.
Evimiz, ne güzel bir laf, değil mi?
İnsana huzur ve güven çağrıştırıyor.
(Sadık) Yalansız, sırsız...
...huzurlu bir yuva.
Mesut yalan söylemeyeceğine söz verdi Sadık babaya.
Tabii ki oğlum.
Sen yalan söylemezsin ki. Sen zaten yalanın ne olduğunu bilmiyorsun.
O zaman evimize gel.
Mesut, oğlum...
...ben o eve gelemesem de...
...başka bir evde sen yine Sadık babanın yanına gelirsin.
Ona yarenlik edersin, olmaz mı?
Nesrin teyze ağlar.
Dönüş...
...Derya ağlar.
Mesut ağlayınca gökyüzü kararırdı.
(Mesut) Yağmur yağardı.
Çok üşürdü.
Çiçekler kururdu.
(Duygusal müzik)
(Mesut dış ses) Şimdi sen gittin, evimiz karanlık oldu.
Hep ağladık.
Türkan hiç gelmedi.
(Mesut ağlıyor)
(Mesut dış ses) Derya hep Nesrin teyzeye kızdı.
Dönüş konuşmadı, Mesut konuşmadı.
Nesrin teyze, Mesut'a, ağlama, dedi.
Kızmasın diye Mesut kulübesinde ağladı.
(Kapı kapandı)
Dönüş'le Derya dışarıda bekliyor.
Evet.
Hanımefendileri içeri çağırdım ama...
...ablalarını kapıda bekleyeceklermiş.
Onlar da bir türlü gelmek nedir bilmedi.
Ben de Sadık Bey'i aradım konuşayım diye ama...
...maalesef açmadı. -Kapris ailesi, ne olacak.
Rüçhan akşam birlikte gitsek, olur mu?
Ailecek konuşsak.
-Sebep? -Ne demek sebep?
Adam evi terk etmiş.
Ne yapacağız Özer, arabuluculuk mu yapacağız?
Doğrusu da bu değil mi sence?
Anlatalım, her şeyi, ne oldu, ne bitti anlatalım, bitsin gitsin, kapansın bu iş.
Olup bitenler yüzünden karı kocanın huzuru kaçmış, bugün Dönüş'le konuştum.
Çocuklar da çok üzülüyor.
Ben ne o kadının yüzünü görmek ne de o adamın sesini duymak istiyorum.
Baksana, Türkan bile babasına posta koydu.
Yapma Rüçhan.
Türkan babasıyla düştüğü bu durumdan çok mu mutlu zannediyorsun?
Üstelik işlerin bu noktaya gelmesinde bizim hiç mi payımız yok Rüçhan?
(Özer) Hem de çok büyük payımız var.
Ne yani, köşemizde oturup dağılışlarını mı seyredeceğiz?
Her şeyin faturasını bize kesmekten vazgeç Özer.
İster dağılsınlar, ister toplansınlar, umurumda bile değil.
Nesrin Hanım, ailem ailem diye böbürlenip duruyordu.
Dağılanları toplasın.
Benim daha önemli dertlerim var zaten.
Somer'in mahkemesi yeterince canımı sıkıyor.
Avukatla konuştun demek.
Mine gerçekten yapabilir mi?
Beni Somer itti derse benim oğlum hapse mi girecek?
Maalesef büyük ihtimalle ceza alacak.
Çünkü elimizde aksini ispat edebilecek hiçbir şey yok.
(Özel) Bu durumda doğal olarak Mine mağdur, onun beyanı esas.
Türkan da Somer de zan altında.
Şeytan.
O kız tam bir şeytan.
Bak, beni pazarlığa çağırmış.
Avukatla konuşayım da doğru düzgün her şeyi öğreneyim, ondan sonra gideyim.
Sakın. Sakın tuzağına düşme, hiçbir şeyi kabul etme.
Önce derdini anlayalım, sonrasına bakarız.
Kendini aşağıya benim yanımda atsaydı ya.
Atsaydı da bak ben neler yapardım, görürdü.
(Kapı kapandı)
Uyuz kadın. Bakışlarıyla ok atıyor resmen.
Boş ver, bırak.
Bıraktım zaten.
Heyhula gibi kabarıp üstümüze falan düşer, maazallah altından kalkamayız.
Ablam da bir gelemedi.
Geldiler.
-(Türkan) Kızlar? -(Derya) Abla.
-(Türkan) Hoş geldiniz. -Pek hoş bulmadık.
Canım ben içerideyim.
Sen bu adamla takılmaya devam mı edeceksin?
Takılmak?
O ne biçim laf Derya?
Sana ihanet eden, sevgilisinin çocuğuna baktıran bu adam için mi...
...babamızı kapıdan kovdun?
Deryacığım biraz daha sakin konuşsak?
Anladığım kadarıyla konunun geneline hâkimsiniz.
(Türkan) Ama ben babamı kovmadım kızlar.
Geldi ve bazı gerçekleri öğrendim.
Sadece onunla eve dönmeyeceğimi söyledim.
Neymiş o gerçekler?
-Somer'in masum olduğunu öğrendim. -Masum mu?
Somer geçmişte hatalar yapmış olabilir, evet.
Ama bu sadece Somer'le beni ilgilendirir.
Şimdi Mine'yle ilişkisi yok. Benim için önemli olan da bu zaten.
Siz konuyu anlamadan niye bu kadar dolup geldiniz karşıma?
Annem haklıymış.
Ne Dönüş? Annem neyde haklıymış?
Enişte Bey aklanmış ya hesapta...
...sen de eve dönmekten vazgeçip annemle babamı sildin.
Derya ileri gidiyorsun. Ben kimseyi silmedim.
Evliyim ve yuvama sahip çıkıyorum, hepsi bu.
Sen hangi yuvadan bahsediyorsun?
Asistanıyla kırıştıran koca, onların çocuklarına bakan saf, gurursuz karısı.
Bir de sen doğuracaksın şimdi, süper aile olursunuz.
-Ağzını topla. -Abla ne yapıyorsun?
Bu kadarı fazla ama.
Benim neler yaşadığımı bilip bilmeden...
...gelip nasıl benimle bu şekilde konuşabilirsiniz?
Gidelim Dönüş.
Ablam sahte dünyasında çok mutlu.
Annemler boşuna üzülmüş.
De-Derya...
(Türkan) Dönüş.
Bu tokadı ömrümce unutmayacağım.
(Derya) Sen de unutma.
Babam senin yüzünden evimizi terk etti.
Ne?
(Duygusal müzik)
(Duygusal müzik devam ediyor)
(Kalp ritim ölçme cihazı çalışıyor)
Gayet iyi görünüyorsun.
Maşallah.
İyiyim. Sayenizde.
Bana kan vermişsiniz.
Hayat vermişsiniz, ne mutlu bana.
İyi mi yaptım, kötü mü yaptım, bilmiyorum.
Aslında ben zehirlenmeni bekliyordum.
Biz ona asalet nakli diyelim.
O öyle her bünyede olmaz.
Her neyse.
Hasta ziyaretinin makbulü kısa olandır. Sadede gelelim.
Neyin pazarlığını yapıyoruz?
Şirketin yüzde 25 hissesi.
Ben direkt sana anahtarı vereyim, ne dersin?
Vallahi bana uyar.
Banka hesabımda beş milyar para.
-Son model bir araba. -Vay.
Şoför istemiyorum.
Çünkü kendim kullanmayı daha çok seviyorum.
(Mine) Bu arada...
...Kiraz için de sahildeki zeytinliği ve Özdere'deki yazlığı istiyorum.
(Gerilim müziği) (Kalp ritim ölçme cihazı çalışıyor)
Yüzde on hisse ve sadece zeytinliği veririm.
(Rüçhan) Hisseler de Kiraz'ın geleceği için.
O yüzden de satılamaz, devredilemez şerhini koyarım.
-Olur. Tamam, makul. -Tamam.
(Mine) Son olarak...
...bir de tektaş istiyorum.
Ne tektaşı?
Çünkü Türkan'ı göndereceksiniz...
...ve beni gelin olarak kabul edeceksiniz.
Doğru ya, sen epey yüksekten düşmüştün, değil mi?
Kafa üstü çakıldın. Yani mantığının böyle kayması çok normal.
Neyse, zamanla düzelir.
Rüçhan Hanım...
...ben olsam ciddiye alırdım.
Çünkü aklım da mantığım da gayet yerinde.
Saçmalama Mine. Ne tektaşı, ne gelini?
-Aklını başına topla, kendine gel. -Kendimdeyim zaten.
Aklım başıma geldi.
Beni artık öyle istediğiniz gibi itip kakamayacaksınız.
Şartlarım belli.
Bak Mine, maddi isteklerine tamam dedim.
Ama sen de işin suyunu çıkarma.
Rüçhan Hanım...
...benim bu saatten sonra kaybedecek hiçbir şeyim kalmadı farkındaysanız.
Ben ölümden döndüm.
Bu benim ikinci hayatım.
Ve ben bu hayatımda istediğim her şeyi alacağım.
Her şeyi.
Zamanında aşkımdan ölen Somer'in bugünlerde beni gözü görmüyor.
Ama görecek. Mecbur.
Ben onun için çok şey feda ettim. Ben mutlu değilsem...
...o da mutlu olmayacak.
Eskiden Somer'i kaybetmekten ölesiye korkardım.
Ama şimdi çok rahatım.
Kaybeden değil...
...kazanan tarafa geçtim çünkü.
Böyle giderse hiçbir halt kazanamazsın.
(Rüçhan) Somer sana geri dönmeyecek Mine.
(Rüçhan) Bunun için çabalama. Çabalayıp da kendini üzme.
Ama hayat garantisi, torunumun ihtiyaçları, hepsi kabulüm.
Bence bu senin için gerçek bir kazanç. Öyle bak.
Belki Somer'i de kazanırım.
(Mine) Bunu siz bilemezsiniz.
Kaybedersem de Somer'le beraber kaybederim.
Bu hikâyenin tek bedel ödeyeni ben olmayacağım Rüçhan Hanım.
Herkes yanacak.
Herkes payına düşeni alacak.
(Gerilim müziği)
-Babam sizde mi kaldı peki? -Evet, bende kaldı.
Hala annemi size çağırsan, ben gelip konuşsam.
Yok hayatım, hiç öyle bir şey yapmayalım.
Yani olaylar çok sıcak daha, ikisi de aşırı öfkeli.
İyi de onların zaten birbirleriyle problemleri yok ki.
Ben derdimi anlatsam, ikisiyle de konuşsam.
Yok canım, sakın gelme bak.
Yani biliyorsun, banan deli, annen de sinirli, şimdi bir laf ederler...
...sana ya da birbirlerine, vallahi ortalık duman olur.
Hiç böyle kırıp dökmeye gerek yok.
Şey yapalım, bekleyelim, zaman geçsin, ben halledeceğim.
Sen merak etme canım benim.
Peki, tamam.
Tamam halacığım, nasıl diyorsan öyle olsun. Görüşürüz.
Tamam canım, hadi güle güle.
(Kapı kapandı)
(Somer) Türkan, canım?
Derya'ya vurduğum için çok pişmanım.
Tamam bir tanem, seni anlıyorum.
Ama kardeşler arasında böyle şeyler olur, Derya'yla barışırsınız.
-Bana çok kırılmışlar. -Canım tamam, bunları düşünme.
Bak birkaç gün geçsin, herkes sakinleşecek...
...neyin ne olduğu anlaşılacak.
(Somer) Biz sonra yeniden ailenle bir araya geleceğiz.
Ama şu anda herkesin biraz zamana ihtiyacı var.
Tamam?
Bugün ne yapalım, ne istersin?
Yok, halam uygun zaman değil dedi ama benim içim rahat etmeyecek.
Gidip annemle babamla konuşmak istiyorum.
Tamam, nasıl istersen.
Onlar bizim canlarımız. Kızsalar da köpürseler de yapacak bir şey yok.
Gidelim konuşalım, en azından denemiş oluruz.
Hadi.
Tamam.
Anne sen beni duymuyor musun?
Ablam bana tokat attı diyorum anne, tokat.
(Derya) Siz babamla boşu boşuna birbirinizi yemişsiniz.
Ablam gayet mutlu vallahi. Olan size, bize oldu.
(Derya) Ablamın umuru değil anne.
Kızım bilmiyorum ki siz niye gidip onunla bu konuları konuşuyorsunuz?
Anne gidip konuşmayacak mıyız? Ne oldu diye sormayacak mıyız?
Biz artık çocuk değiliz, her şeyin farkındayız.
Anneciğim sen konuyu yanlış anlamış olabilir misin?
Çünkü ablam çok rahat görünüyordu.
Neyi yanlış anlayacağım Dönüş? Telefonda söyledi işte.
Sizi de istemiyorum Somer'i de istemiyorum, dedi.
Ama aslında kararını vermiş. Beni oyalamak için öyle söylemiş demek ki.
Anne, ablam Somer enişteyle çok mutlu.
(Dönüş) Onun masum olduğunu düşünüyor.
Geçmişi de onları ilgilendirirmiş anne, bizi değil.
Ne diyeyim kızım?
Mutluysa kocasını affetmiş demek ki.
(Nesrin) Bize laf düşmez.
Ama ne içime dert oluyor, biliyor musunuz?
Ben onun için o kadar mücadele ederken...
Neyse, bu konuyu kapatın, tamam?
Anne, babamla siz ne olacaksınız peki?
İnsanların yaptıkları yanına mı kalacak?
Tamam Derya, aynı soruyu sorup durma kızım.
Bu konuyu kapatın dedim. Hadi çıkın salonu silin.
Benim daha bir sürü işim var. Çarşafları ütüleyeceğim, hadi.
Hadi.
(Duygusal müzik)
Somer sen burada bekle, ben babamla yalnız konuşayım.
Emin misin?
Evet böylesi daha iyi olacak.
Duruma göre siz sonra konuşursunuz.
Peki, nasıl istersen.
(Duygusal müzik)
(Cama vuruldu)
Babacığım?
Geldiğin iyi oldu, geç otur.
(Duygusal müzik)
-Baba ben dün... -Ben dün oraya gelirken...
...senin hiçbir şeyi bilmediğini düşünüyordum.
Onlardan korktuğun ya da çekindiğin için öyle davrandığını düşünüyordum.
Ama elim kolum kırık bir şekilde eve döndüğüm zaman...
...annen bana, senin her şeyi bildiğini söyledi.
Belki durumu kurtarmak için öyle söyledi...
...belki de hakikat öyleydi, bilmiyorum.
Ama ben inanmıyorum.
İnanmak istemiyorum. Benim Türkan'ım bu değil.
Biliyordum baba.
Annem doğru söylemiş.
Ben...
...senin peşinden geldim.
Kızım daha fazla acı çekmesin diye...
Baba ben Somer'i seviyorum.
Senin kızın, Türkan'ın bu.
(Duygusal müzik)
İyi, aferin. Böyle devam et.
Bu adam senin gözünü kör etmiş.
Bu adam senin ruhunu, kalbini kör etmiş.
Benim kızım düştüğü çamura bulanmış...
...gözünün önünü göremiyor.
Ben senin peşinden geldim, hadi kızım, artık acı çekme diye...
...seni götürmek için ama sen beni kapı dışarı ettin.
Bravo sana.
Sen tam bir Türkan Korman olmuşsun.
Benim Kalender kızım benden gitmiş.
Ben seni çoktan kaybetmişim zaten.
Kaybetmedin baba. Karşında duruyor.
Ben senin yetiştirdiğin kızım.
Sevdiğine kusurlarıyla, hatalarıyla sahip çıkan...
...aşkının, sevgisinin arkasında duran, Sadık Kalender'in kızı Türkan'ım.
Biz seni böyle yetiştirmedik.
Düştüğü pisliği sinesine çeken gurursuz, benim kızım olamaz.
Senin o pislik dediğin benim ailem, yuvam.
Evet, Somer geçmişte hatalar yapmış olabilir.
Evet, çok kırıldım, çok üzüldüm.
(Türkan) Ama onlar geçmişte kaldı.
Ama bu hataların bedelini ne benim yuvam ne de karnımdaki çocuğum ödemeyecek.
Somer de ben de yuvamıza sahip çıkacağız.
(Türkan) Tıpkı annemle senin, zamanında yaptığınız gibi.
Sizin de yollarınız ayrılmıştı baba.
Birbirinize kapıları kapatmak o kadar kolay mıydı?
Kolay vazgeçebildiniz mi?
Hayır.
Bizim aramızda ihanet yoktu.
Bizim de yok. Somer'in hataları benden önceydi ve orada kaldı.
Baba bak biz birbirimizi tanımadan, sevmeden evlendik.
(Türkan) Şimdi aramızda çok büyük bir sevgi var.
Ben çok zor günler geçirdim.
Hepiniz bana sırtınızı döndüğünüzde bir tek Somer inandı.
Gazetelere afiş olduğumda bir tek Somer elimden tuttu.
Şimdi de sıra bende.
Ben de onun yanında olacağım, onun elinden tutacağım.
Bir anne baba, evladını böyle bir seçime zorlar mı?
Beni iki ateş arasında bıraktınız.
Ama benim kalbim seçimini yaptı.
Sevdiğim adamı seçtim.
Çık.
Yıkıl karşımdan.
Benim artık Türkan adında bir kızım yok.
Cenazeme bile gelme.
(Duygusal müzik)
(Duygusal müzik devam ediyor)
(Duygusal müzik devam ediyor)
Oo Damat Bey, ne haber?
(Fatih) Kayınpedere mi geldiniz?
Hayırdır, sen niye içeride değilsin? Sıkıntı mı var?
Yok bir şey.
Anladım.
-Yeğenimin hâline bakılırsa sıkıntı var. -Sen artık her şeye burnunu sokma.
Canım ne oldu?
-Somer gidelim lütfen. -Tamam. Gel.
(Duygusal müzik)
(Gerilim müziği)
Abi?
Ne haber?
Bunlar hâlâ beraber mi? Ayrılmamışlar.
Bana mı soruyorsun oğlum? Hadi git şuradan.
Allah Allah!
Brezilya dizisine döndü bu. Neydi o bir tane, ismi vardı...
...neydi? İhanet rüzgârlı şeyi.
Neyse, ismini hatırlayamadım.
Bir çay mı söylesen, böyle karşılıklı içsek.
Bak sen de sinirlenmişsin, rahatlarsın.
Fatih...
...sana çay falan yok. -Abi bir sakin ol.
Fatih!
Yeter.
Abi şimdi ben dün kendimi tam ifade edemedim sanki.
Yani yengem de şey yapınca.
Bu Türkan var ya...
...davada, şey davası var ya, intihar mı, cinayet mi...
...davasında azmettirici olarak anılıyormuş.
-Ne azmettiricisi lan, sen ne diyorsun? -Abi...
...ben sana bir tane mektup verdim ya, iyi ki sana vermişim.
(Fatih) Kazara polise falan gitse...
...bütün suçlamaları destekleyecekmiş, güçlendirecekmiş.
Ben avukatla konuştum, sordum soruşturdum yani.
Sen yine neyin peşindesin lan?
Sana ne onlardan? Sen yine neyi sorup soruşturuyorsun?
Oğlum en sonunda sen beni deliye çıkaracaksın.
Yok abi, yok. Sakin, delirecek bir şey yok.
Yani benim biraz kafam karıştı da.
Böyle arada kaldım. Şimdi...
...ilk başta Derya, dedim ama taşlar yerine oturmuyor.
Yengemden de cevap alamayınca. Abi gözünü seveyim...
...sen buna noktayı koy, olur mu?
Gerçekten sen bu işi hallet, sen de rahatla, ben de rahatlayayım.
Hangisi benim kızım abi? Derya mı, Dönüş mü?
Tamam lan.
Tamam.
Ben sana söyleyeceğim.
Sen gel, benim karşıma gel şöyle.
-Ulan! -Ah!
Durun, ne yapıyorsunuz? Sakin olun.
Yeter lan! Bırakın lan beni! Bırak!
Öldüreceğim lan seni!
Ah... (Öksürüyor)
Adam iyice delirdi ya!
Canım...
...belki de halan haklıdır.
Annenle konuşmanın sırası değildir belki?
Bitsin artık bu sancı Somer.
Babanla da iyi geçmedi. Annenle de gerilme şimdi boşuna.
Hadi gidelim, daha sonra geliriz.
(Gerilim müziği)
(Türkan) Anne.
(Duygusal müzik)
(Duygusal müzik devam ediyor)
(Dönüş dış ses) Cana batan parça canındansa kanasın içine içine.
Gece insin, kimse görmesin.
Kapı kapansın.
İnciten de bilmesin.
İncitenin canından can gitmiş.
Şimdi ne fayda?
İkiye bölünmüş kalp.
Bir yarısı annenin...
...diğer yarısı kızın avucunda.
(Duygusal müzik)
Hişt! Buradayım, gel.
Serdar dar vakitte neden çağırdın ki beni?
Babam gelecek birazdan. Derya'yı terminale götürmesi lazım.
Biliyorum. Sadık amca beni de alacak. Birlikte gideceğiz.
-Nereden alacak seni? -Kapının önünde buluşuruz dedik.
Ben beş dakika erken geleyim dedim tabii. Seni göreyim, bir vedalaşalım istedim.
Tam da şu günlerde!
Ben yine yapayalnız kalacağım.
Hep ayrılık.
Hep kavga.
Hep bir veda.
Çalıkuşum...
...üzülmek yok. Beş dakikamızı böyle tatsız geçirmeyelim.
Dakikaların bir önemi var mı ki?
Var tabii ki.
Seninle geçirdiğim her anın, her saniyenin önemi var.
Türkan ablam ve Somer eniştem için de öyleydi. Bak şimdi hâllerine.
Onlarla ne alakası var şimdi?
Ben nereden bileceğim senin de Somer enişte gibi yapmayacağını?
Çünkü beni tanıyorsun.
Çocukluğumuzdan beri.
Tanımanın bir önemi yok ki.
Bak, biz artık farklı şehirlerde yaşıyoruz.
Aynı şehirde, aynı evde...
...aynı yatakta yattığın adamın bile ne yapacağını bilemiyorsun.
Durduk yere kalbimi kırıyorsun Dönüş.
Hem kendini hem beni üzüyorsun.
Serdar özür dilerim.
Ama...
...ben böyle bir şeyle karşılaşmak istemiyorum.
Tamam mı? Çünkü ben Türkan ablam gibi değilim.
Gerekirse...
...aşkımdan ölürüm...
...ama yine gururumdan vazgeçmem. -Olmayacak öyle bir şey.
Hiç merak etme.
(Kapı açıldı)
Annem çıktı.
Anneciğim.
-Ne arıyorsun sen dışarıda? -Çöpü atmıştım da...
Çağır Derya'yı, aşağı insin hadi.
(Müzik)
-Babacığım. -Kızım. Güzel kızım.
İyi misin?
Hadi git, kardeşini çağır.
Hadi.
(Duygusal müzik)
İyi akşamlar hocam. İyi akşamlar Sadık amca.
Hoş geldin oğlum. Gel.
Gel senin bagajı yerleştirelim. Senin valizini de alalım.
(Duygusal müzik)
-Kızım geldin mi? -Babacığım.
Güzel kızım.
Oğlum. Oh, yavaş oğlum!
Mesut.
Ben gelirim haftaya.
-Hemen gelsin Derya. -Tamam.
Dediklerimi unutma. Derslerini iyi çalış. Hiçbir şeyi kafana takma.
Burayı düşünme sakın, tamam?
Anneciğim sen de üzme kendini.
-Barışın babamla ne olursun. -Hadi hadi!
Ben yokken barıştır bunları tamam mı? Beni de haberdar et.
Ara beni sık sık. Ben sana taktik veririm.
Tamam.
Serdar...
...iyi yolculuklar.
Görüşürüz.
-Hadi, kızım sen arkaya geç. -Tamam baba.
Serdar gel.
(Motor çalıştı)
(Müzik)
Hadi. Gel.
(Kapı açtı)
-Uyudu mu? -Uyumak üzere.
Çok huzursuzlandı bugün.
(Gerilim müziği)
Gel.
Otur, biraz konuşalım.
(Gerilim müziği)
Mine'yle görüştüm bugün.
Sana istediklerini yaptıramadığını anlayınca beni çağırdı.
İyi ya...
...az çok tanımış beni demek ki.
Durum ciddi Türkan.
İddialaşmanın hiçbir anlamı yok. İpin ucunda oğlun var...
...sen varsın.
Durum ciddiyse ne yapayım?
Mine istiyor diye Somer'i mi terk edeyim?
Asla. Kastettiğim şey de böyle bir şey değildi zaten.
Ama bir çözüm bulmak zorundayız.
Yangına körükle gitmenin bir anlamı yok ki.
Biz ikimiz seninle kafa kafaya verir, el birliği yaparsak...
...bu problemi çözeriz.
Ben sizinle hayatta iş birliği yapmam.
Mine'nin arkamdan oyunlar oynadığını bile bile...
...o gazete haberini bile bile benim arkamda durmadınız.
Suçlamalarınız yetmezmiş gibi bir de bunu Mine'ye karşı koz olarak kullandınız.
O kadın sizden aldığı cesaretle gidip annemle konuştu.
Ve siz buna engel olmadınız.
Annemi kaybedebilirdim.
Annem sizin yüzünüzden aylarca neler çekti!
Bunun sebebi sizsiniz.
Beni o noktaya getiren de Mine'nin kendisiydi.
Ben onu tutamıyordum. Zaten seni bulup konuşacaktı.
Bırakın Allah aşkına Rüçhan Hanım! Bana boşuna açıklama yapmayın.
Siz başından beri benim de ailemin de düşmanısınız.
Can düşmanı hem de.
Ben size güvenip asla yola çıkmam.
Mine'ye karşı olsa bile.
Türkan şu anda manasızca inatlaşıyorsun benimle.
Sen durumun farkında değilsin galiba. Somer hapis yatacak.
Belki de sizin sınavınız budur Rüçhan Hanım.
İnsanların hayatlarıyla...
...hayalleriyle...
...umutlarıyla belki bundan sonra oynamazsınız.
Ne yapayım?
Ne yapayım, çocuğumu ateşe mi atayım?
Ben size öyle bir şey söylemedim.
Zaten bu zamana kadar Mine'ye taviz vererek...
...siz oğlunuzu çoktan ateşe atmışsınız.
Sen anlamıyorsun galiba. O kadın delirmiş. Seni de yakacak.
Ben insanların neler yapabileceğini görebiliyorum.
Anlayabiliyorum, merak etmeyin.
Ne istiyorsun peki? Ne istiyorsun Türkan?
(Bebek ağladı)
Bağırmayın.
Bağırmayın yeter.
Tamam.
Bana acımıyorsan...
...karnındaki bebeğe acı.
Yıllarca hapis yatacak olan onun babası.
Senin durumun da belli değil.
Belki hapishanede doğum yapacaksın.
Şimdi bu sana yakışır mı? Bu bizim ailemize yakışır mı Türkan?
Tamam, bu sabaha kadar...
...sizin kaderiniz Mine'nin iki dudağının arasındaydı.
Uyansın diye dua edip duruyordum. Uyansın...
...düzgünce ifadesini versin, bu mesele kapansın diyordum.
Ama şimdi kadın ant içmiş. Size bu hayatı zehredecek.
Sizi birbirinizden ayıracak. Somer'in kaderi artık senin ellerinde.
Benden hiçbir şey beklemeyin artık.
Yalvarırım Türkan.
Yalvarırım. Yalvarırım sana.
Rüçhan Hanım ne yapıyorsunuz? Lütfen kalkar mısınız?
Sana yalvarıyorum Türkan.
Ne olur, lütfen.
Tamam. Fikrimi sana söyleyeyim. Eğer onaylamazsan başka bir şey buluruz.
Ama ne olur beni dinle.
Kızım lütfen.
(Rüçhan) Lütfen.
Mine'ye...
...tamam deriz. Türkan, Somer'i terk etti deriz.
Sen de üç dört günlüğüne annenin yanına gidersin.
Orada da durumlar iyi değilmiş. Duyduk.
Bir köprü olursun. Aileni toparlarsın, bir araya getirirsin.
Bu arada da Mine düzgünce ifadesini verir...
...bu dava da düşer. Ha kızım?
Sana söz veriyorum, yemin ederim...
...ben onu bu evden öyle bir kapı dışarı edeceğim ki...
...saçlarından sürüye sürüye senin ayaklarının etrafından...
...geçire geçire dışarı atacağım.
Ha kızım?
Bu dediğiniz asla olmayacak.
Mine bundan sonra benim olduğum yere...
...benim olduğum eve...
...adımını atmayacak.
Son kararım budur.
(Müzik)
Peki siz gördünüz. Nasıldı durumu?
Gayet iyi. Çabuk topluyor.
Bugün yarın taburcu verebilirmiş doktoru.
Tamam, versin o zaman ifadesini. Hâlâ neyi bekliyor, anlamıyorum ki?
Okan Bey...
...Mine Hanım'ın taleplerinden Somer'e bahsettiniz mi?
Bahsetti baba, biliyorum. Bu kadın kafayı yemiş iyice.
Artık ne dediğini, ne istediğini bilmiyor.
Ben işlemediğim bir suçtan dolayı hapse girmem herhâlde değil mi?
Ne yazık ki masumiyetinizi kanıtlayabilecek hiçbir delil yok.
-(Okan) Mağdur olan taraf... -Ne mağduru ya!
Bir dakika, bir dakika! Ne mağduru? Kim mağdur?
Hayır yani benim ifademin hiçbir hükmü yok...
...ama o ruh hastasının beyanı benim hapse girmeme yetiyor öyle mi?
Somer... Somer lütfen sakin ol.
Okan Bey siz devam edin.
Somer Bey detaylar sizi zor durumda bırakıyor.
Öncelikle ihanet hikâyeniz.
Otel odasından yükselen sesler.
Sizin "Seni öldüreceğim" diye bağırmanız.
(Okan) Tanık beyanları bu yönde. Bütün bunlar göz önünde bulunduruluyor.
Maalesef bunlardan sıyrılmak çok zor.
Peki...
...bu çocukları cendereden kurtarmak için hiç mi yolumuz yok?
Somer Bey siz kızınızı nüfusunuza aldınız mı?
Hayır.
Onun da mahkemesi sürüyor. Ben hangi biriyle uğraşacağımı şaşırdım artık.
Yarın derhâl bu işle ilgilenirseniz iyi olur.
DNA sonuçları çıktı çünkü. Babalığınızı doğruluyor.
Somer...
...bu işi halledelim artık.
Biz konumuza dönelim. Nasıl ilerleyeceğiz şimdi?
Mine Hanım'ın aksi yöndeki ifadesinden sonra...
...kuvvetle muhtemel mahkemeye kadar tutuklu yargılanmanıza karar verilecek.
Biz de bu süreçte Mine Hanım'ın psikolojik durumunun...
...iyi olmadığıyla ilgili bir başvuruda bulunacağız.
Bu, hem çocuğun velayetini alabilmemiz için...
...hem de ifadesinin doğruluk payını tartışmaya açık hâle getirebilmek için.
Peki Türkan?
O da mı yargılanacak bu durumda?
Sanırım onunla da ilgili yargılanması için bir mahkeme kararı çıkacak.
-Sonra tutuklama. -Tamam, tamam!
Anlaşıldı, en kötü senaryo bu. Tamam.
Mine bildiğini okusun.
Biz de bildiğimiz yoldan gidelim. Tamam mı baba?
Pes etmiyorum. Etmeyeceğiz.
(Müzik)
(Duygusal müzik)
Yarın Kiraz'ı nüfusuma alacağım.
Ondan sonra da...
...sen, ben...
...Kiraz...
...gidelim mi buradan?
Nereye?
Başka bir şehre olabilir. Ya da...
...başka bir ülkeye.
İkimizin de mahkemeye kadar adreste bulunma zorunluluğu var.
Hatırlatırım.
O yüzden kaçalım Türkan.
Gidelim.
Suçlu olan kaçar Somer.
(Türkan) Biz suçlu değiliz.
Evet ama hapse girebiliriz.
(Müzik)
Ben çocuğumu hapishane köşelerinde doğurmayacağım.
Korkup kaçarak, fare gibi saklanarak da doğurmayacağım.
Düşüncesi bile korkutuyor insanı, delireceğim!
Hiçbir yere gitmeyeceğiz Somer.
Mine elinden geleni ardına koymasın.
Yanacaksak beraber yanacağız.
Kaybedecek neyimiz kaldı ki zaten.
(Müzik)
Hem ona da ileride anlatacağımız bir hikâyemiz olur.
(Müzik devam ediyor)
(Telefon çalıyor)
Efendim.
-Müsait misin? -Şu an mı?
Evet, şu an.
Müsaitim, dinliyorum.
Dinle o zaman.
(Kapı zili çaldı)
Kapıda mısın sen?
(Müzik)
Rahatsız etmedim umarım.
Yok, gel.
(Müzik)
Ne güzel sahip çıktı Türkan sevgisine.
Somer'in arkasında dağ gibi durdu.
Ama...
...şimdi ailesiyle ipler koptu.
Seven bir kadının gücü böyle bir şey işte.
Sevdiği için yanardağ olurken...
...alevi, kudreti geldiği köyü yakıp yıkar.
Sen mücadeleden kaçtın ama.
Beni mi suçluyorsun şimdi de?
Sabrımı taşa çevirdiğin günleri konuşmayalım istersen.
(Telefon çalıyor)
Mustafa arıyor.
Efendim oğlum?
Alo.
Özer Bey çok meşguldünüz galiba, konuşamadık.
Mustafa yarın konuşsak olur mu?
-Evdeyim de şu an. -Evdesin?
Sevgili eşin, Rüçhan Hanım'ın yanındasın demek.
Evet.
Eyvallah.
Kapattı.
Anlamadım.
Bana mücadele etmedin diyemezsin Özer.
Evli olduğunu sakladın benden.
Öğrendiğimdeyse artık çok geçti.
Boşanacağım dedin.
Avukatınla konuşturdun beni.
Ben de sana inandım. Boşanamadın.
Sonra bir gün Mustafa anne demeden önce baba demeye başladığında...
...çocuğuma kıyamadım.
Onu babasız büyütmekten korktum.
Öyle beş yıl geçti.
Sonra bir gün Mustafa kızamık çıkartmıştı.
Hastaneye götürmem lazımdı.
Seni aradım.
Bisiklet alıp geleceğim dedin.
Gelmedin.
Somer'in doğum günüydü.
Evet işte, Somer'in doğum günüydü, ben de onu diyorum.
Benim çocuğuma babalık yapamayacağını o gün anladım.
Artık hayal kurmaktan vazgeçtim.
Ve...
...ne bir not ne bir mesaj...
...hiçbir şey bırakmadan çıkıp gittin.
Benim o gün Mustafa'yı nasıl hastaneye götürdüğümü...
...yolda neler çektiğimi bilsen...
...kendini asla affetmezdin.
Haklısın, özür dilerim.
Ben bir şeyleri beceremedim.
Oğluma da sana da çok mahcubum.
Özür dilerim.
Mustafa gelmek üzeredir.
Evet.
Ben gideyim o zaman.
(Müzik)
(Müzik devam ediyor)
(Gerilim müziği)
Ben gelmeyeceğim demen yeterliydi kızım.
Anneciğim yerime birini bulana kadar idare edeyim, Özer Beylere söz verdim.
İyi, peki. Dikkatli git anneciğim.
Hadi baybay.
(Duygusal müzik)
(Kapı zili çaldı)
-Birini mi bekliyordunuz? -Avukattır.
-Mustafa? -(Somer) Aa!
(Mustafa) Yetiştim kahvaltınıza.
Yetiştin tabii Mustafa. Buyur, gel otur.
Ben hallettim o işi.
-O nedir? -Börek.
Annem kendi elleriyle açtı, size de çok geçmiş olsun dileklerini iletti.
Ben annenin burada olduğunu bilmiyordum.
Artık burada yaşıyor.
Öyle mi?
Tanışmak isterim annenle.
Ben tanıştırırım sizi.
O da çok yalnız zaten ahbaplık edersiniz birbirinize.
Güzel olur.
İyi, hadi afiyet olsun size. Görüşürüz.
(Müzik)
(Telefon çalıyor)
Pardon.
(Telefon çalıyor)
-Efendim Mine? -(Mine ses) İkna ettiniz mi Türkan'ı?
-Henüz değil. -Beni oyalamayın Rüçhan Hanım.
Bugün taburcuyum, ifade vermek zorundayım.
Sakın!
Sakın ben gelmeden kimseyle konuşma. Hemen geliyorum.
(Müzik)
(Müzik)
Uçarak geldiniz, ne güzel.
Konuşmadın değil mi kimseyle?
Sizi bekledim.
Güzel.
Sen şimdi ifadeni ver. Somer'in masum olduğunu söyle...
...gerisini bana bırak.
Hisselerin devir işlemlerine başladım bile, bana güvenebilirsin.
Ne yapacaksınız?
Hiç.
Hiçbir şey yapmayacağım.
Şimdi buradan seninle kalkıp eve gideceğiz.
Türkan zaten seni görünce evi terk eder.
Somer'le araları da bozuk bu ara nasılsa.
(Müzik)
Rüçhan Hanım...
...bana oyun oynamıyorsunuz herhâlde değil mi?
Asla.
Çocuğumun hayatıyla kumar oynamam.
Peki.
Dediğiniz gibi olsun.
Ama baskı altında öyle söylemek zorunda kalmıştım deyip...
...sonradan ifademi değiştirebilirim, biliyorsunuz değil mi?
Bunu yapmak zorunda kalmayacaksın.
(Müzik)
Aa!
Sevgilim.
Daha yeni kalktık kahvaltıdan.
Midem kazındı.
Bana bak...
...sen biraz tombik bir anne olacaksın galiba.
-Tombik falan olmayacağım. -Tabii tabii.
Kalp atışlarını ne zaman dinleyebileceğiz?
İstediğimiz zaman.
Hatta yakın zamanda cinsiyetini bile öğrenebiliriz.
(Müzik)
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Gerilim müziği devam ediyor)
Sen...
...hangi cüretle...
Bir geçmiş olsun demek yok mu?
Yok.
Ne oldu Türkan?
Bir daha asla giremeyeceksin bu eve diyordun.
Bak şimdi buradayım.
Gül sen, gül. Tadını çıkar.
Ben sana öyle bir güleceğim ki...
Ne o?
Yoksa bana meydan mı okuyorsun?
Okudum bile.
(Gerilim müziği)
Hiçbir yere gitmiyorum.
Somer'i de bırakmıyorum.
Çocuğumu da doğuracağım.
Senin o zavallı şartların benim silahım oldu artık.
Hodri meydan...
...Mine Zorlu.
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Gerilim müziği devam ediyor)
Bu dizinin sesli betimleme, ayrıntılı altyazı ve...
...işaret dilini kapsayan eşerişimi Kanal D tarafından...
...Sesli Betimle Derneğine yaptırılmıştır.
www.sebeder.org
Sesli Betimleme Metin Yazarı: Reyhan Üzülmez
Seslendiren: Çiğdem Banu Yeşilırmak
Ayrıntılı Altyazı Çevirmenleri: Ayhan Özgören - Belgin Yılmaz...
...Bülent Temür - Çağıl Doğan
İşaret Dili Çevirmeni: Hayrettin Baydın
Editörler: Dolunay Ünal - Fulya Akbaba - Samet Demirtaş
Teknik Yapım: Dağ Prodüksiyon ve Yeni Gökdelen Tercüme
(Jenerik müziği)
(Jenerik müziği devam ediyor)
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.