All language subtitles for uc kiz kardes Episode 24

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

(Dönüş dış ses) Doğruymuş.

Her seçim sonuçlarını ve savaşını da getiriyormuş beraberinde.

Sonuçlara göğüs germeye hazırdı. Ama savaşmaya hazır mıydı ablam?

Bir dakika, bir dakika, sen benim telefonumdan...

Evet.

Telefonuna gelen mesajı cevapladım.

Bravo.

Vallahi güzel hareket.

Herkes her şeyi biliyor demek.

Bugün yarın derken sonunda anlatmışsın gerçekleri Türkan'a aşkım.

Aşkım deme bana.

-Neyi anlatacaktın Somer bana? -Kiraz'ı.

Kiraz'ı mı sadece? Tutkulu aşkımızı, fırtınalı ilişkimizi de anlat...

Ne saçmalıyorsun ya sen?

Bırak, buraya kadar yormuşken kendini anlatsın. İzin ver.

(Gerilim müziği)

Türkancığım, anladığın üzere...

...Kiraz, Somer ve benim çocuğumuz.

Hani sen hep soruyordun ya, bu çocuğun babası nerede diye.

Bak, sonunda azmedip bulmuşsun işte, ne güzel.

Somer seninle ilk fırsatta konuşup terk edecekti.

Bana ve çocuğuna dönecekti.

Ama hep erteledi bu konuşmayı.

Yalan söylemeyi bırak, yok öyle bir şey.

Somer.

Aşkım, yalan söylüyor. Anlattığı gibi değil.

Peki, sen niye anlatmadın?

Belli ki Somer cesaret edemedi.

Sana o kadar sordum, bu çocuğun babası kim diye.

Anlatabilirdin. Anlatsan rahatlayacaktın.

Bu kadar mağdur olmazdın. Yazık etmişsin kendine.

Haklısın.

Ama Somer hep engel oldu bana.

Daha zamanı değil dedi.

Malum, sen bir de hamilesin ya...

...çocuk dünyaya geldikten sonra kapı dışarı edecekti seni.

Mine yeter! Yeter, kes!

Sus!

Aşkım, bak yalan söylüyor. Her şey benim sana anlattığım gibi.

Ben sana olan biteni anlattım. Bu manyağa mı inanacaksın?

-İyi misin? -Sakın.

-Sakın dokunma bana. -Tamam.

Sevgilim bak, lütfen iyi dinle beni.

Ondan nefret ettiğimi biliyor, tamam mı?

Buna deliriyor, bu yüzden bunları söylüyor.

Benim sana böyle bir şey yapabileceğime inanıyor musun gerçekten?

İnanmak mı?

Nasıl inanayım ben sana?

Ben sana nasıl inanayım? Söyle.

Ben sana inandığım içim bu hâlde değil miyiz zaten?

Bana her dakika, her saniye seni seviyorum dediğin için.

Her dakika, her saniye sana inandığım için...

...bu kirli dünyanın, kirli oyunun içinde değil miyim zaten?

Oyun mu?

Sevgilim, benim sana olan aşkım, sevgim oyun olabilir mi? Yapma.

Oyun, hem de kirli bir oyun.

Ben senin en zor zamanlarında senin yanında oldum.

Senin arkanı kollamaya çalıştım hep.

Ama sen ne yaptın?

Arkanı döner dönmez dalga geçtin değil mi?

Ne kadar aptal olduğuma güldün, değil mi?

Size yazıklar olsun.

Size yazıklar olsun.

Ben nasıl iğrenç...

...nasıl kirli bir dünyanın içine düşmüşüm.

Yazıklar olsun.

Türkan.

-Türkan. Türkan bir... -Bırak, bırak!

Bırak gitsin.

(Somer) Sen ne korkunç bir insanmışsın.

Mine, seni var ya...

Ne yaparsın?

Öldürürüm.

Öldürürüm seni Mine, katil edeceksin beni!

Somer, gitmiyorsun hiçbir yere. Gidemezsin!

-Bırak! -Somer!

Gitmiyorsun hiçbir yere, gidersen asıl ben öldürürüm kendimi!

Yeter artık zırvaladığın!

Bak, gerçekler de çıktı ortaya.

Artık hiçbir engelimiz kalmadı.

Biz yeniden bir arada oluruz. Kiraz'ı da beraber büyütürüz.

Hayalini kurduğumuz aile oluruz tekrar, olur mu?

Lütfen gitme onun peşinden.

Çekil şuradan ya.

Somer, sana yemin ederim...

Bak, eğer gidersen yemin ederim atarım kendimi aşağı!

Somer.

Somer, bak şakam yok, yemin ederim atlarım aşağı.

Somer!

Somer!

(Müzik)

(Gerilim müziği)

Aranıza cesedim girecek.

Asla mutlu olamayacaksınız.

(Gerilim müziği)

Aa!

(Türkan bağırıyor)

(Duygusal müzik)

Hayır.

(Duygusal müzik)

Çabuk ambulans çağırın.

(Duygusal müzik)

Gel bakalım. Gel, gel. Canım benim.

Güzelim benim, canım benim.

Tamam, tamam.

Nesrin, ağlayacak gibi oldu. Ben de biraz dedim alıp sallayayım.

Al tabii sev, koklaya koklaya sev.

Yazık, acıkmıştır o.

Ben de çantada mama buldum yaptım. Yedirelim şunu.

Tamam. Hadi, ben yediririm.

İyi, yedir hadi.

Dur şimdi, bakalım ne yapacağız sana.

Ben de Türkan'ı bir daha arayayım.

Hop, hop! Ne var burada. Mama var burada.

Bak şimdi, aç bakalım ağzını. Dur, hop.

Hop, hop, hop.

Açmıyor.

Bir şey mi oldu acaba?

İçimde bir sıkıntı var.

Yok canım.

-Somer'i ara. -Yok, yok.

Aramam onu. Ne onu ne annesini. İkisiyle de muhatap olmam.

Türkan zaten görür benim aradığımı, sonra döner.

Haber veririz bebek burada diye, gelip alırlar.

Yani nasıl bir kadın bu ya?

Bu kadarcık bebeği böyle bırakıp gidebiliyor.

Akıl fikir versin Allah, vicdan versin buna.

Bilemedim ki.

Hikmet de olsaydı nasıl severdi.

Severdi seni Hikmet amca, çok severdi hem de.

En son sahilin sonundaki barda görmüşler.

Yanındaymış çocuk.

Ne yapacağız Özer? Bebek yok ortada.

(Telefon çalıyor)

Efendim?

(Sekreter ses) Özer Bey, emniyetten arıyorlar.

Emniyetten mi?

Bağla hemen.

Vay be!

Bu araba benim şimdi, öyle mi?

(Müzik)

-Selçuk, avukatı ara emniyete gelsin. -Arıyorum.

Bir şey dediler mi? Mine yaşıyor mu?

Bilmiyorum Rüçhan, gidince öğreneceğiz.

İyi misin sen?

Bak, biz seni eve bırakalım, tamam mı? Bu hâlde gelme oraya.

Yok, yok. Gidelim. İyiyim, toparladım, hadi.

(Müzik)

-Yaşıyor mu? -Bunun cevabını şu an veremem.

Mine Hanım'ı nereden tanıyorsunuz?

Eşimin eski asistanı.

Aynı zamanda nikâh şahidimizdir.

Peki, aranızda bir anlaşmazlık, husumet var mı?

Yok.

Otel çalışanları ve diğer müşteriler...

...odanızdan çok ciddi bağırış sesleri geldiğini söylüyorlar.

Hatta otel eşyalarına zarar verilmiş. Kırılıp dökülmüş.

Eşimle tartıştık.

(Polis) Neden tartıştınız?

Eşim gebeliğini sonlandırmak istediğini söyledi. Ben de karşı çıktım buna.

Eşimin bana ihanet ettiğini öğrendim.

-O yüzden tartıştık. -Kiminle?

Eşiniz sizi kiminle aldatıyordu?

Bakın, eğer Mine'yi Somer'in ittiğini zannediyorsanız...

...yapmaz, öyle biri değildir.

Sadece soruma cevap verin.

Somer Bey'in sizi kiminle aldattığını biliyor musunuz?

Mine'yle.

(Polis) Mine Hanım'la bir ilişkiniz var mıydı?

Hayır.

Hayır. Asla.

Kayıtlarımıza göre daha önce de...

...Mine Hanım'ın eşinin şikâyeti üzerine gözaltına alınmışsınız.

Hâlihazırda devam eden bir babalığın tayini davanız var.

Raporunuz henüz çıkmış.

Bebeğin babası siz olduğunuz adli tıp tarafından doğrulanmış.

Niye daha önce söylemiyorsunuz ki bunları?

Yanlış anlayacaktınız o zaman.

Benim ittiğimi düşünecektiniz.

İttiniz mi?

Eşinizle baş başa tatil yaptığınız otel odasına Mine Hanım neden geldi?

Ben çağırdım.

İkisini yüzleştirmek için.

Eşimin yanında ilişkimizin devam ettiğini söyledi.

Fakat çok önce bitmişti. İftira attı.

Siz de çok öfkelendiniz.

Odadan ayrıldınız. Sonra?

Bilmiyorum. İkisi kaldı.

Eşiniz arkanızdan gelmedi mi?

Eşiniz...

...Mine Hanım'a seni öldüreceğim diye bağırmış.

Otel çalışanları ve diğer müşterilerin iddiası bu. Siz böyle bir şey duydunuz mu?

Türkan Hanım, eşiniz Mine'ye seni öldüreceğim dedi mi?

Duydunuz mu?

O anlık sinirle...

Mine benim çocuğumun annesi.

Ben öyle bir şey yapmadım.

Yapmam.

(Telefon çalıyor)

(Müzik)

Somer de yanıt vermiyor.

Kesin bir şey oldu.

Bir şey var bunların başında, ikisi birden yanıt vermediğine göre.

Deme öyle, gözünü seveyim yapma.

Ben arayacağım bu Rüçhan'ı, mecbur.

Hiç de istemiyorum ama.

(Telefon çalıyor)

Peki, bebek nerede?

Torunumdan bir haber yok mu?

Bilmiyorlar Rüçhan Hanım. Mine Hanım otele tek başına giriş yapmış.

Çocuk yokmuş yanında.

Allah'ım sen aklıma mukayyet ol.

Somer'le konuşamaz mıyız?

(Telefon çalıyor)

Efendim? Buyurun Sayın Savcı'm.

Evet, olay yeri inceleme hâlâ orada çalışıyor.

Anladım. Peki Sayın Savcı'm.

Affedersiniz, bizimkilerle ilgili galiba.

Mesele biraz sıkıntılı Özer Bey.

Nasıl sıkıntılı?

Oğlunuz ve gelininizin verdiği ifadeye göre...

...olayın intihar olduğunu kanıtlayacak şimdilik bir delil yok elimizde.

Ne demek şimdi bu?

Siz benim oğlumu cinayetle mi suçluyorsunuz?

Hanımefendi, kesin kanıt olmamakla birlikte...

Hayır. Asla Somer böyle bir şey yapmaz.

Benim oğlum kimseye zarar vermez.

Rüçhan, lütfen bir saniye.

Affedersiniz ama bana şu meseleyi tam bir anlatır mısınız?

Yani Somer'e yönelik kesin bir suçlama mı var?

Kesin değil, her iki durum da şaibeli.

Kuvvet de muhtemel savcılık mahkemeye sevkini isteyecek.

Ancak gelininiz belirli koşullar dâhilinde şimdilik serbest.

Merak etmeyin Türkan Hanım, elimizden geleni yapacağız.

(Duygusal müzik)

Türkan.

(Duygusal müzik)

Şuraya bir imza alayım.

Türkan Hanım, savcılık tekrar sorgu için çağırabilir.

Bu süre boyunca ikametinizde kalmak mecburiyetindesiniz.

Ayrılmayın evinizden.

Nasıl ya?

Ben o evde kalmaya devam mı edeceğim?

(Telefon çalıyor)

Efendim anne?

Türkan, neredesin kızım, öldüm meraktan. Niye açmıyorsun?

Şu an müsait değilim. Kapatmam lazım.

Sonra arayacağım seni.

Yavrum, seni arıyorum, Somer'i arıyorum. İkiniz de açmıyor.

Rüçhan'ın evini bile aradım. Ayla da hiçbir şey bilmiyor.

İnsan bir haber verir kızım, bir döner.

Türkan.

(Meşgul tonu)

Kapatmış.

Aa!

Kesin var bunların başında bir iş.

(Kapı vuruldu)

Gir!

(Müzik)

Türkan.

İyi misin kızım?

Hadi gel, geç.

Gel. Otur.

Ne oldu kızım, bir anlatsana.

Mine nasıl? Yaşıyor mu?

(Duygusal müzik)

Pardon. Görüntüleme merkezi ne tarafta acaba?

-İleride, hemen solda. -Teşekkürler.

Bakar mısınız? Mine Zorlu, tomografiye almışlar.

İçeride evet çekim yapılıyor.

Durumu nasıl peki?

Şu an kritik. Acil ameliyata alınacak.

Kritik derken çok mu ciddi.

Maalesef, yüksekten düşme.

O an hayatta kalması bile mucize.

Siz yakını mısınız?

Kan gerekebilir.

Yok, değiliz ama yakınlarına ulaşabiliriz.

İyi olur. Çağırın gelsinler.

Tamam.

-Ailesinin telefonu var mı sizde? -Var, var.

Olmaz olasıcaların telefonu var bende.

Alo? Merhaba.

Rüçhan Korman ben.

Bir dakika dinler misiniz?

Alo? Mine'nin size çok ihtiyacı var.

Durum çok ciddi.

Kızcağız kaza geçirdi.

Siz nasıl anne babasınız?

Bizim öyle bir kızımız yok diyorlar.

Mine mi o?

Mine.

Acil ameliyata girecek, izin verin.

(Müzik)

Durun. Beni işaret ediyor.

Bir şey mi diyeceksin ona?

Kızım...

...sana emanet.

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Duygusal müzik devam ediyor)

Kızım sana emanet dedi, değil mi?

(Duygusal müzik)

Geçmiş olsun Somer Bey.

Türkan nasıl?

-İfadesini verdi. Gönderdiler onu. -Tamam.

Somer Bey...

...ifadeniz inceleniyor hâlâ.

Ama otel odasında en son Mine Hanım ve siz kalmışsınız.

Dolayısıyla ifadenizi doğrulayacak ondan başka kimse yok.

O yüzden şu an...

Durumu nasıl?

Yaşıyor değil mi?

Şu an ameliyatta.

Umarım kurtulur. Bunu dilemekten başka çaremiz yok.

Kendine gelip ifadesinde...

...gerçekten intihara teşebbüs ettiğini söylerse aklanırsınız.

Peki ya...

...aksi olursa?

Hayatını kaybederse...

...korkarım o zaman sizi kurtarmak çok zor olacak.

(Müzik)

(Kapı zili çaldı)

Ben bakarım.

Anne, bu bebek çok tatlı.

Ablamınki de böyle olacak, değil mi?

İnşallah. Hayırlısı.

Kucağıma alabilir miyim?

Al ama kafasına falan dikkat et.

Ay, yanakları da kırmızı, adı gibi Kiraz.

Maşallah.

-Hoş geldin Sadık. -Hoş bulduk. Aa!

(Müzik)

Kardeş.

Mesut'un kardeşi.

Dur oğlum, dur. O değil.

Mesutcuğum, bu senin kardeşin değil oğlum.

Kimin kardeşi?

Halacığım, bu bebeğin kardeşi yokmuş. Büyüyünce sen ona abi olursun, olur mu?

-Tamam. -Gel oturalım şimdi.

Maşallah. Ne kadar güzel bu.

Kimmiş bu bal kovanı Nesrin?

Kiraz abi.

Kira-Kiraz mı? Kiraz kimin kızı Nesrin?

Somer'in.

Somer'in asistanı Mine Hanım vardı ya hani, nikâh şahidi olmuştu.

Onun bebeği.

İyi, annesi nerede?

-Bilsem. -Ne demek bilsem?

Bu çocuk nasıl geldi buraya?

Şöyle oldu.

Ben bugün hastanede karşılaştım bunlarla.

Kadının durumu çok kötüydü. Bebeği düşürüyordu az daha.

Neyse, yetiştim. Taksiye bindirip göndereyim dedim, gidecek gibi değil.

İşte bir şekilde aldım eve getirdim.

Bebeğin altını temizleyeyim diye su almaya banyoya gittim...

...bir geldim kadın bebeği bırakıp gitmiş.

İnsan evladını bırakıp nasıl gider?

Abiciğim, kurcalama işte sen de.

Sarhoşmuş kadın.

Hay Allah! Ne olacak şimdi, Somer'e mi haber versek acaba?

Ben Türkan'ı aradım, gelip alacak.

Nesrin, Türkan'a niye haber verdin? O hâliyle niye gelsin kız buraya?

Somer, Mine Hanım'a ulaşırdı belki.

Sadık, ne çok sordun. Öyle gerekti işte, öyle oldu.

(Konuşma duyulmuyor)

Öyle oldu.

Oy, oy, oy! Sen Dönüş ablanı çok mu sevdin?

Babacığım, baksana şuna.

(Dönüş) Aşkım.

Az önce ameliyata aldılar.

Kan lazım olabilirmiş Özer. Ailesini aradım ama sahip çıkmayacaklar.

(Rüçhan ses) Sen bana Selçuk'u göndersene.

Tamam.

Tamam, sen de eve geç artık, dinlen biraz.

(Rüçhan ses) Yok, gitmeyeceğim.

Ne de olsa torunumuzun annesi.

Kızı burada yalnız bırakmak olmaz.

Peki, nasıl istersen.

Kiraz'dan bir haber yok değil mi?

Yok. Yok ama onu da bulacağız.

Yemin ederim aklımı kaybetmek üzereyim.

Bebek yok ortada.

(Rüçhan ses) Annesi burada ölümle pençeleşiyor. Somer orada perişan.

Hayatımda kendimi hiç bu kadar çaresiz hissetmemiştim.

Çok korkuyorum Özer.

Rüçhan, bilmiyorum, biz de sakin olacağız.

Ne bileyim, Mine'nin sağlığı için dua edeceğiz.

Benim de aklıma başla bir şey gelmiyor.

Ne olacak?

Nereye gidecek bu işin sonu?

Sen Somer'i gördün mü?

Hayır.

Ama avukatımız yanında.

Rüçhan, benim içeri geçmem lazım, ben seni sonra arayayım, olur mu?

Tamam. Hadi sonra görüşürüz.

Selamünaleyküm. Geçmiş olsun.

Hoş geldin.

Ne oldu? Yine çarşı karışmış.

Abin.

Allah Allah! Bu çocuk niye başıboş bırakmaya gelmiyor ki?

Çocukken de böyle yaramaz mıydı?

Mustafa.

Şakanın sırası değil.

Yani daha ciddi ne yapmış olabilir ki?

Adam falan öldürmedi değil mi bu?

Gözaltında.

Ama ortada büyük bir yanlış anlaşılma var.

Yanlış anlaşılma varsa doğrusu da yoldadır.

Sen niye bu kadar gerdin kendini, ben onu anlamadım.

Çünkü bu sefer..

...bütün deliller aleyhinde.

Hayda! Sen...

Sen bayağı ağlıyorsun.

Özer Bey.

Patron.

Somer bunları hak etmedi Mustafa.

Somer bunların hiçbirini hak etmedi. Benim oğlum bunları hak etmedi.

Ben onu kurtaramazsam kendimi hiç affetmeyeceğim.

Oğlumun bu acıyı yaşamasına dayanamam ben, anlıyor musun?

Kolum kanadım kırılır benim.

O benim her şeyim Mustafa.

Onun arkasında dağ gibi babası var.

Bir şey olmaz. Halledersin sen.

Bütün gün emniyetteydik.

Somer hâlâ gözaltında.

Kızım, neden gözaltında? Hadi anlatsana.

Abi, bir üstüne gitme çocuğun, baksana şokta.

Al yavrucuğum.

Al bakayım bir yudum şundan iç, kendine gel.

Al anneciğim, al kızım.

Kızım, siz Somer'le kavga ettiniz, o yüzden mi emniyetteydiniz?

Türkan, bana bak.

Siz ne yaşadınız kızım, bir anlat bakayım.

Mine...

Mine otele geldi.

Kendini balkondan attı.

Öldü mü?

Ameliyatta.

Bilmiyorum öldü mü.

(Sadık) Kızım, ne diyorsun sen? Neymiş derdi, niye atlamış?

Tabii.

Somer'i içeri aldılar. Çünkü kız onun asistanı o yüzden orada tutuyorlar onu.

Ama anlamadığım şey şu...

...onun ne işi vardı otelde, odanızda?

Ben...

Ben çağırdım.

(Müzik)

(Konuşma duyulmuyor)

(Müzik)

Türkan, o eve gitmek zorunda değilsin kızım.

Anne...

...Mine ameliyata girerken tutunduğu tek nefeste kızım sana emanet dedi.

Nedir bu başımıza gelen bilmiyorum ki. Ne oluyor bize?

Ben bu bebeğe babasının evinde bakacağım.

Emanet bana.

Zaten Somer'in de ne olacağı belli değil ki.

Anne.

Ah kızım, ah benim talihsiz yavrum, ağlama annem.

Anne, Mine'ye bir şey olmaz değil mi? Mine iyileşir değil mi?

İyileşecek inşallah kızım, inşallah.

Benim yüzümden.

Kendimi çok suçluyorum, benim yüzümden.

Anne, Mine'ye bir şey olursa ben o vicdan azabıyla nasıl yaşarım?

Bana bak Türkan, ağlama.

Ben çağırdım. Ben çağırdım otele, ben çağırdım.

Yüzleştirecektim ikisini.

Benim yüzümden. Allah beni kahretsin!

Hişt Türkan, böyle şeyler söyleme.

O kadın sağlıklı bir kadın değil. Kendini onun için suçlama sakın.

Kızım.

-Hazırsan hadi gidelim. -Tamam baba.

Hadi.

Hah şöyle, koy.

Nesrin, bana anlatmadığınız bir şey mi var?

Bu olanları aklım mantığım almıyor benim.

Kız ne anlatıysa ben de onu biliyorum, o kadar.

Ne saklayacağım senden bir şey.

Bak eğer benden bir şey saklıyorsanız, bu er geç ortaya çıkar...

...işte o zaman affetmem seni.

Tamam, kızı bekletme hadi.

(Araba çalışıyor)

(Duygusal müzik)

Aklıma kötü kötü şeyler geliyor Nesrin. Acaba diyorum Somer...

...kızı tutup balkondan...

Yok artık canım, olur mu öyle şey? Yapar mı Somer, yok artık!

Öyle deme, öyle deme.

"İnsan beşer, kuldur şaşar!"

Cinnet anında neler yapar, neler gelir aklına.

Ne olur sen de kötü kötü konuşma şimdi.

Hayatım Türkan niye gitti? O ateşin ortasına niye gitti?

Dursaydı burada işte. Babaannesi aldırırdı bebeği.

-Ne var, niye gidiyor yani? -Ben de hiç istemedim.

Kızım, kocasının başkasından olan çocuğuna sahip çıkmak zorunda kalıyor.

Annenin kaderi kıza, dedikleri bu mu acaba?

O çocuğa da yazık, Mine'ye de yazık.

Ama benim çocuğumun günahı ne?

Nesrin biz dua edelim, Mine Hanım iyileşsin ayağa kalksın.

Dua edelim canım.

Şu kadın bir an önce iyileşsin, şu kapımızı bir kapatalım...

...birbirimize bir tutunalım, şunların da yüzünü bir daha görmeyelim.

Türkan da bir an önce kurtulsun şunlardan.

İnşallah, inşallah.

Dur şunu da alayım, tamam.

Gel canım gel gel.

Tamam yavaş, oldu.

Sağ ol baba.

Güzel kızım sakın kendini üzüp, harap etme tamam mı?

Bak sen de iki canlısın artık. Mine Hanım inşallah iyileşecek.

Bir de kızım sakın kendini suçlama.

Senin kalbini, yüreğinin tertemiz olduğunu herkes biliyor zaten.

Ne olursa olsun, ne yaşanırsa yaşansın, sen benim ilk göz ağrım...

...ilk duamsın.

Babanın kalbi her zaman senin evin olacak, bunu sakın unutma.

Hadi hadi.

Hadi kızım.

(Duygusal müzik)

İyi akşamlar canım.

Türkan Hanım?

Türkan Hanım çok şükür, çok şükür.

Şoför Bey anlattı sizi serbest bıraktıklarını.

O kadar sevindim ki anlatamam.

İnşallah en yakın zamanda Somer Bey de dönecek.

Siz Kiraz'ı nerede buldunuz?

Anneme bırakmış Mine.

Vallahi zırdeli bu kadın. Ne demeye bırakmış ki size?

Neyse, ben Rüçhan Hanım'ı arayayım. İki gündür dört dönüyor...

...torunum, torunum diye.

Buyurun, hadi geçin geçin içeri.

-(Selçuk) Ben de kan verdim Rüçhan Hanım. -İyi yapmışsın.

İnşallah ameliyattan sağ salim çıkar da...

İnşallah.

-Sen avukatla konuştun mu? -Konuştum.

Türkan her şeyi biliyormuş. Mine'yle Somer'i.

-Ne diyorsun? -(Selçuk) Evet.

Mine'yi otele Türkan çağırmış.

(Telefon çalıyor)

Telefon, versene şu çantamı.

(Telefon çalıyor)

Efendim Ayla.

Rüçhan Hanım, size güzel bir haberim var.

Somer'i mi saldılar yoksa?

Yok ama Kiraz bulundu.

Aa aa!

-Neredeymiş peki Kiraz? -Türkan Hanım getirdi.

Türkan nereden bulmuş? Ver bakalım sen bana Türkan'ı.

Rüçhan Hanım, banyoya kadar çıkmış. Yetişemedim.

Çıkınca söylerim, arar sizi.

-Ee, neredeymiş çocuk? -Nesrin Hanımlardaymış.

Kiraz'ın ne işi varmış ki Nesrin Hanım’ın yanında?

Sağ ol.

Afiyet olsun.

Yalnız araba da yanıyormuş ha.

Bugün müdür bey anahtarı verirken senin hediyen olduğunu söyledi bana.

Bu olaylar olunca da teşekkür edemedim.

Güle güle bin, kazasız belasız.

Eyvallah.

Ben böyle arada sırada senin aklına geliyorum ya...

...ben biraz tuhaf hissediyorum.

Bak bunun altından bir şey çıkmaz değil mi?

-Ne çıkabilir oğlum? -Bilmiyorum ki.

Yani...

...bir işin peşine falan yollamazsın beni herhâlde.

Önünden ardından hiçbir şey çıkmaz. Merak etme.

Hadi bakalım.

Bu Somer'in...

...balkondan attığı kız var ya... -Mustafa saçma saçma konuşma!

Benim oğlum katil falan değil.

Ben katil falan demedim ki zaten. Allah Allah!

Ne diyecektin?

Bu paketlediğimiz Nihat var ya, onun karısı mı diyecektim ben.

Evet.

-Sadık Bey. -Geçmiş olsun Özer Bey.

(Özer) Teşekkür ederim Sadık Bey, teşekkür ederim.

(Sadık) Türkan bir şeyler söyledi.

Somer nerede? Durumlar nasıl?

Gözaltında, savcıyı bekliyoruz.

Geçmiş olsun.

Mine Hanım'ın durumu nasıl?

Ameliyattan çıkmamış henüz.

Hayati tehlikesi de devam ediyormuş. Bekleyeceğiz.

-Delikanlı? -Evet, Mustafa.

Çok yakın bir aile dostumun oğlu.

İyi hadi ben gideyim artık. Benim işim kalmadı burada.

Tamam, sen hiç bekleme oğlum, git.

-Çok memnun oldum. -Ben de.

(Özer) Buyurun.

Özer Bey, bu durumun gerçek yüzü nedir?

Ya...

Sadık Bey, kız bunalımdaydı zaten. Çok zor günler geçiriyordu.

Biz de şok olduk, hiç beklemediğimiz bir şey.

Artık bekleyeceğiz, umarım atlatır.

Al bakalım bunu, serinledi hava bayağı.

Somer fırtınası sizi üşütmesin.

(Hareketli müzik)

(Duygusal müzik)

(Geçiş sesi)

(Çığlık atıyor)

(Geçiş sesi)

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Gerilim müziği)

Doktor Hanım, nasıl geçti ameliyatı, iyileşecek mi?

-Siz nesi oluyorsunuz? -Yakınıyım.

Ameliyat başarılıydı ancak hayati tehlikesi devam ediyor.

Uzun süre uyutarak, tedavisine yoğun bakımda devam edeceğiz.

İkinci bir ameliyat gerekebilir.

-Geçmiş olsun. -Sağ olun.

(Selçuk) Umutsuzluğa kapılmayın Rüçhan Hanım.

Hadi ben sizi eve bırakayım, perişan oldunuz buralarda.

Ben de Özer Bey'in yanına geçerim, ne dersiniz?

Sen git Özer Bey'in yanına.

Ben şoförümü ararım, o gelir götürür beni.

Peki.

Oğlum, yanındayız merak etme.

(Araba çalışıyor)

Selçuk, benim arabayı sen al, ben Okan Bey'le gideceğim.

-Adliyede buluşuruz. -Tamam Özer Bey.

Kızım otursana.

Anneciğim servisi yakalamam lazım.

Otur doğru düzgün kahvaltını yap.

Tamam tamam, ben seni bırakırım servise.

Ne yaptın, işe alışabildin mi?

Zaten daha iş yaptırmıyorlar baba.

Sekreter hanımın yanında oturuyorum, bana iş öğretiyor.

Saha iyi ya, biraz rahat edersin.

-Rüçhan Hanım'ı gördün mü hiç? -Dün gördüm ama konuşmadık.

Özer Bey'le bir geldiler...

...sonra alelacele çıktılar.

Meğer Türkan ablamın yanına karakola gidiyorlarmış.

Nesrin...

...bilmediğimiz bir şeyler dönüyor.

Dün akşam Özer Bey'le beraberdin, anlatmadı mı bir şey?

Ağzının içinde bir şeyler geveleyip durdu.

Yok Mine Hanım bunalımdaymış da.

Son günlerde kendini kötü hissediyormuş da.

Bunun Türkan'la ne alakası var?

O otel odasına o kadını niye davet ettiler, muamma.

Sorsaydın?

Bilmiyormuş.

Somer'i soruşturmaları normal, sonuçta kadının patronu.

Ama niye bu kadar tuttular suçlu gibi, onu anlamıyorum.

Burnuma hoş olmayan kokular geliyor.

Mine Hanım intihar etti diye Somer enişteyi suçlayacak değiller herhâlde?

Nesrin, dün biz Özer Bey'le konuşurken, genç bir çocuk yanımıza geldi...

...Somer'le ilgili hiç hoş olmayan şeyler söyledi.

Sadık neyse ne! İçim sıkıldı, bunaldım artık.

(Duygusal müzik)

(Kapı açıldı)

(Sevilay) Mustafa!

Kalk oğlum hadi, bir şeyler ye. Aç açına gitme.

-Bu ne? -Özer Bey'in hediyesi o.

Elindeki bütün anahtarları deniyor bana karşı.

İşte bugün araba, yarın başka bir şey.

Aramızdaki bu demir kapının anahtarını bulana kadar da devam edecek.

Ama bilmiyor ki o demir kapının...

...kilidi artık çürüdü, paslandı.

Oğlum, onun yanında çalışarak...

...onun oğluyla ve ailesiyle ilişkisine tanık olmak senin canını yakıyor.

(Sevilay) Görüyorum.

Daha fazla buna katlanmak zorunda değilsin.

Gidelim buradan. Bak ben yeniden çalışmaya başlarım.

Sen de bir iş bulursun.

Anne burası senin babanın evi değil mi?

Sen kaç senedir gelmiyorsun buraya?

Babana inanıp, onunla gittiğim günden beri.

Babamla annem, hayatlarından sildiler beni.

Sen benim sayemde kapı dışarı edildiğin evine geri döndün.

Sen burada geçmişinle yüzleşiyorsun, geçmişinle hesaplaşıyorsun çünkü.

Bütün fotoğraflar duruyor duvarlarda. Sildin, parlattın hepsini gördüm.

(Mustafa) Çünkü kaldırıp atamıyorsun.

Bakıp bakıp konuşuyorsun onlarla, değil mi?

İyi de bunun, senin yaşadıklarınla ne ilgisi var?

Anneciğim ilgisi olmaz olur mu? İlgisi var tabii ki.

Ben de kaldırıp atamadığım geçmişi parlatıyorum babamın yanında.

Bak...

...ben çok düşündüm cezaevinde tamam mı?

Ve benim omuzlarımda çok fazla yük vardı, sırtım çok ağrıyordu artık yükten.

Ve sanki yıllarca taş taşımışım ben sırtımda.

Sonradan anladım sırtımdaki kamburun nedenini.

O yüzden zaten tahliye olur olmaz o adamın yanına gittim.

Verdim bütün sırtımdaki yükü...

...omuzlarımdaki yükü bıraktım onun kucaklarına.

Şimdi ailecek o yükün altında kalacakları günü bekliyorum.

Ben bir çaya bakayım, hadi kalk sen de.

Bak...

Tamam ama gerçekten şu an müsait değilim, kapatmam lazım, arayacağım.

-Somer! -Baba?

-(Özer) Oğlum. -Baba Türkan iyi mi?

İyi oğlum merak etme, bizim evde.

Tamam beyefendi lütfen, sonra.

Geçecek oğlum, hepsi geçecek. Atlatacağız.

Atlatacağız.

(Kiraz ağlıyor)

Tamam, tamam.

Acıktın değil mi?

(Kiraz ağlıyor)

Gel.

(Duygusal müzik)

Bırakın ben yapayım Türkan Hanım.

-Rüçhan Hanım gelmedi mi hâlâ? -Yok.

O da hastanede perişan oldu.

Somer Bey bugün mahkemeye çıkarılacakmış, şoför söyledi.

Arabasını almaya gitti otele.

Sen bebeği alır mısın, ben yaparım.

Somer Bey'in durumu pek iç açıcı değilmiş.

Tutuklanabilirmiş.

Peki Mine, Mine'nin durumu nasılmış?

(Türkan) Sen bir Rüçhan Hanım'ı ara istersen...

...evden gelecek eksik bir şey var mı diye bir sor...

...o sırada Mine'nin durumunu da öğrenirsin.

Olur.

Sen ver bebeği bana.

Uf!

Of!

Uf!

(Telefon çalıyor)

-Söyle Ayla. -Rüçhan Hanım...

...ben şeyi soracaktım, bir şeye ihtiyacınız var mı, gelirken getireyim.

-Yok, ben eve geliyorum zaten. -Tamam.

Peki Mine Hanım'ın durumu nasıl?

(Telefon kapandı tonu)

Kapattı.

Tamam, şöyle yapalım.

Sen Kiraz'a bakar mısın biraz?

Ben hastaneye gideceğim.

Yok, zaten gelecekmiş. İsterseniz...

Yok.

Mine'yi görmem lazım, doktoruyla konuşacağım.

Dönüş, kızım eğer o kadın gelip sana herhangi bir şey söylerse...

...hiç cevap verme, tası tarağı topla hemen eve gel kızım, tamam mı?

Neden ters bir şey söylesin ki anne?

Ne diyecek kadın Nesrin?

Ben o kadını biliyorum, onun sağı solu belli olmaz.

Hadi canım.

(Sadık) Hadi kızım hadi geç.

Hayırlı işler yavrum.

(Gerilim müziği)

Biraz konuşalım mı?

(Müzik hareketleniyor)

Çay bayat, sizin de vaktiniz yoktur muhtemelen.

Uzatmayacağım ben de.

Torunumun burada ne işi vardı?

(Dönüş) Babacığım ben böyle ineyim...

...zaten gelmiş arkadaşlar, bekliyorlar servisi.

Tamam kızım, hadi.

-Kolay gelsin. -Görüşürüz.

Hadi baybay!

-Günaydın. -Günaydın.

Siz yeni başladınız herhâlde?

Evet, Özer Bey'in sekreteri olarak başladım.

Hayırlı olsun ben de personeldeyim.

Sağ olun, memnun oldum.

Dönüş?

Hayırdır yeğenim, sen işe mi başladın?

Evet başladım.

Üniversite sınavına hazırlanmayacak mısın sen?

Okumayacak mısın sen?

-Seni ilgilendirmez. -Aa ayıp ama kızım, amcanım ben senin.

Senin Derya'ya yaptığın ayıp oldu. Kızın dünyasını başına yıktın.

Ne yüzle benim yanıma geliyorsun hâlâ?

Ben kimsenin dünyasını başına yıkmadım. Herkesin gerçekleri bilmeye hakkı var.

Derya benim için neyse, sen de osun.

Sizin parmağınıza çöp batsa benim içim kanar.

Beni yalnız bırak.

Bak ne diyeceğim.

Bir arkadaşımın çalıştığı özel bir kursta burs veriyorlarmış, yabancı dil için.

İkinizi de yazdıralım diyorum, ne dersin? Hem İzmir'de hem Ayvalık'ta şubeleri var.

Ama başvuru için doğum tarihleriniz lazım.

İstemez sağ ol.

Niye öyle diyorsun canım, benim de size bir katkım olmasın mı?

İstemez sağ ol dedim.

Tamam, hadi kolay gelsin.

(Hareketli müzik)

-Ne oluyor kardeşim ya! -Ben bir gazete alayım kendime.

İyi günler. Ben bir gazete alayım.

İnsanlığın gereğidir dedim, aldım getirdim eve.

Kaşla göz arasında çocuğu şurada bırakıp kaçmış.

Ondan sonra da zaten o kötü haber geldi.

Çünkü senin kızın onu otele çağırmış.

Vicdanın rahat mı?

Vicdanım neden rahat olmasın Rüçhan Hanım?

Mine'nin canına kastetmedik ya?

Senin yüzünden o kız belki de ölecek.

Uyarmama rağmen Türkan'a her şeyi anlattın.

O da kocasıyla Mine'yi yüzleştirmek istedi.

Eğer o kız ölürse...

...onun sorumlusu sensin.

(Hareketli müzik)

-Ee, Somer gelmiyor mu? -Avukatla konuşuyor, gelir şimdi.

O zaman ben bir Rüçhan'ı arayayım.

-Alo Rüçhan, haberler iyi. -Ne oldu?

(Özer ses) Karar çıktı, Somer serbest.

Çok şükür!

Mine kendine gelene kadar tutuksuz yargılanacakmış.

Ölmezse yani diyorsun?

Buna da şükretmemiz lazım Rüçhan.

Hiç değilse bu süreci cezaevinde geçirmeyecek.

Mine'nin sağlığına duacı olacağız başka çaremiz yok.

Somer çıkıyor, kapatıyorum.

Geçmiş olsun.

Bir şeyin geçtiği yok baba.

Bir sonraki duruşmaya Türkan'ı sanık olarak çağırabilirlermiş.

Maalesef öyle bir durum var.

Tamam, durun bakalım, hemen karamsarlığa kapılmayalım.

Mine, ifadesini verince bu dosya kapanacak.

Hadi biz eve gidelim bir an önce. Herkes bir rahatlasın, hadi.

(Gerilim müziği)

(Müzik duygusallaşıyor)

Doktor Hanım!

Herhangi bir gelişme var mı?

Bütün gece solunum sıkıntıları yaşadı. Ciğerleri yetersiz.

Sabah stabil olunca uyandırmaya çalıştık fakat yine aspire etmek durumunda kaldık.

Genel durumu kritik. Olası bir iç kanama her şeyi başa döndürebilir.

Olumlu bir şey söylemek için çok erken. Üzgünüm.

(Duygusal müzik)

Böyle olsun istemedim.

Çok üzgünüm.

(Duygusal müzik)

Bak ne var burada.

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

Hadi oğlum. Bak annen bekliyor, Türkan bekliyor.

Hadi.

Ben Türkan'ın yüzüne nasıl bakacağım?

Düşünme sen şimdi bunları.

(Özer) Evindesin oğlum, gerisi bir şekilde hallolur.

Hadi.

Oğlum!

Allah'ım çok şükür!

(Rüçhan) Çok şükür evindesin.

Geçecek, bunların hepsi geçecek.

Seni hapse atsalardı ne yapardım ben?

Tamam anne, geldim işte.

Rüçhan!

Sevinçten ya!

-Tekrar geçmiş olsun oğlum. -Sağ ol baba.

Hoş geldiniz Somer Bey.

Ben size şöyle güzel bir sofra hazırlayım.

-Beklerken bir şey içmek ister misiniz? -(Somer) İstemem Ayla, teşekkürler.

(Rüçhan) Ne demek istemem? Donat, sofrayı donat!

(Rüçhan) Somer ne seviyorsa her şeyi koy masaya.

Çok şükür.

Sen de git, güzelce bir banyonu yap gel anneciğim.

Türkan odasında mı?

(Gerilim müziği)

Türkan?

(Rüçhan) İnsan bir hoş geldin, geçmiş olsun der.

(Somer) Anne tamam.

Kocan o senin, bu mu senin insanlığın?

Vefasız!

(Gerilim müziği)

Bana vefayı siz mi öğreteceksiniz?

Haddini bil, doğru konuş.

Öyle mi? Tamam. Tamam, doğruları konuşayım o zaman?

İkiyüzlülükle, yalanlarla kurduğunuz bu düzen içinde...

...benden bir de vefa mı bekliyorsunuz?

Asıl hadsiz sizsiniz!

Beni aptal yerine koyarak...

...saçma sapan öfke nöbetleriyle sindirip...

...ayıbınızı örtmeye çalıştığınız için hadsizsiniz.

-Türkan, rica ediyorum. -Ben size baba dedim.

Bu evde herkesten çok size güvendim. Ama siz ne yaptınız?

Bana sahip çıkmadınız.

Oğlunuz sevgilisini bu eve getirdiğinde, bir kere bile ne yapıyorsun demediniz.

Türkan'a bunu yapamazsın demediniz!

Sustunuz.

Susarak beni riyakârlığa, bu iğrenç şiddete maruz bıraktınız.

Türkan, düşündüğün gibi değil inan.

Seni olan biten bazı şeylerden korumak için...

Bazı şeyler dediğiniz benim aileme ihanetti.

İkiyüzlülükle kurduğunuz o dört duvar yıkılmaz sandınız ama yıkıldı.

Yıkıldı, ben altında kaldım!

Koca bir vicdan azabıyla.

Büyük bir hayal kırıklığıyla.

Yukarıda her şeyden habersiz masum bir bebek var.

Annesinin kucağında sevgisini, şefkatini bekleyen.

Annesiyse hastanede ölümle pençeleşiyor.

Ve ben o bebeğin, annesiz kalmasına sebep olabilirim.

O kadın benim yüzümden ölebilir!

Ve şunu bilin!

Bu vebali boynuma siz doladınız, siz!

Büyük Korman ailesi!

Şimdi küçük hesaplarınızla vicdanınızı temize çekin.

Nasıl olsa bu hikâyenin kurbanları belli.

(Hareketli müzik)

(Duygusal müzik)

Somer!

Gitme üstüne.

(Özer) Sakinleşsin biraz.

(Duygusal müzik)

(Kiraz ağlıyor)

(Müzik)

Bir dakika hop! Dingo’nun ahırı mı burası?

Ne o öyle, elini kolunu sallayarak giriyorsun?

Kimsin lan sen? Yürü git!

Yürü git mi? Allah yarattı demem şimdi alırım ayağımın altına!

Tamam, tamam. Hadi geç lan sen de şuraya.

Müdürüm, kardeşiniz diye bir şey demiyorum...

Tamam oğlum, tamam. Cılkını çıkartma sen de!

(Fatih) Bu ne diyor ya?

Bana bak, bir daha benim çalışma arkadaşlarıma böyle davranırsan...

...seni dışarı çıkartırız, ibretlik yaparız.

-Aklını başına topla. -Tabii, tabii.

Boş ver şimdi beni de.

Esas siz ibretlik olacaksınız yakında, haberin var mı?

Ne demek lan o?

Okumadın mı?

Okudum, biliyorum.

Abi, tanımadın mı bu kadını? Bizim damadın nikâhtaki şahidi.

Sana ne lan bundan?

Ya hiç mi kafan bulanmadı? Bir kılçık yok mu sence bu işin içinde?

Oğlum sen yine ne işler çeviriyorsun?

Ha sen hiçbir şey bilmiyorsun.

Ne bileceğim lan ben?

Ne bileceğim lan? Söyle lan söyle! Ne bileceğim?

-Tamam ya, tamam. Bir şey yok. -O zaman sus lan, sus!

Ne bilecekmişim?

Ne konuşuyorsun o zaman?

Allah Allah, iyilik de yaramıyor ya!

Ya Özer Bey de hiçbir şey anlatmadı.

Somer tutuksuz yargılanacak dedi sadece.

Oğlana da bir şey soramıyorum, çok gergin.

(Rüçhan) Durum hâlâ ciddiyetini koruyor mu?

Evet hanımefendi, maalesef.

Ayrıca Türkan Hanım da azmettirici şüphesiyle...

...gelecek duruşmada hazır bulunacak.

Sanık olarak.

Eyvah eyvah.

Somer’in de Türkan’ın da kaderi Mine’nin iki dudağının arasında.

Maalesef.

Gel oğlum, gel. Otur şöyle.

Bir gelişme var mı?

Süreci anlattım annenize.

Türkan'a bir şey söylemeyelim şimdilik.

Anne, özellikle senden rica ediyorum. Ben onunla konuşurum.

(Kapı açıldı)

(Kapı kapandı)

Aç aç perişan oldunuz. O yüzden mideniz kötü.

Size şöyle iki lokma bir şeyler hazırlayayım, olmaz mı?

Yok Ayla, canım istemiyor. Sağ ol.

Ama iki canlısınız Türkan Hanım.

(Telefon çalıyor)

(Telefon çalıyor)

(Telefon ısrarla çalıyor)

(Telefon ısrarla çalıyor)

(Telefon ısrarla çalıyor)

Efendim anne?

Türkan, kızım...

...Somer eve gelmiş.

Evet, döndü.

Hah.

Ne yaptınız, siz otelde konuştunuz mu?

Söyledin mi içindekileri, döktün mü her şeyi?

(Nesrin ses) Hiç konuşamadık seninle.

Evet, bitti her şey.

(Türkan) Bitti bu evlilik.

Yolumuz ayrılacak Somer'le.

Peki.

Sen niye hâlâ o evdesin?

Anne, söyledim ya sana.

Mine bebeğini bana emanet etti.

Türkan, kızım...

...bak, bahane bulmayı bırak artık.

(Nesrin ses) Ben anlıyorum seni.

Dilin bitti diyor ama kalbin hâlâ orada.

Gel anneciğim. Hadi çık gel evimize.

Sonra yarın öbür gün çok pişman olursun.

Yaşadıkların yetmedi mi yavrum?

Anne, yapma lütfen, zorlama beni.

Zaten bütün olanlar için kendimi suçluyorum.

(Türkan) Her şeye ben sebep oldum. Benim yüzümden oldu.

Neden sen suçluymuşsun?

Ya sen kendini suçlamayı bir keser misin?

(Nesrin ses) Hadiselerin bu noktaya gelmesine neden olanların…

...hiç mi kabahati yok?

Ver o bebeği babasına...

...çık gel kızım evimize. Gelip alalım halanla seni.

Şimdi değil, Mine hastaneden çıksın.

(Türkan) Bu eve bir gelsin, iyileşsin.

Ben de kızını kucağına vereyim, ondan sonra.

Yavrum, Allah korusun o kadın hastaneden çıkamazsa...

...başına bir şey gelirse, o bebeğe bakmak için sen o evde mi yaşayacaksın?

Anne lütfen, böyle şeyler söyleme, Allah korusun.

İyileşsin, iyileşsin. Sen de dua et, olur mu?

(Kapı açıldı)

(Kapı kapandı) Tamam.

Beni merak etme, konuşuruz sonra.

Peki Türkan, peki kızım.

(Hüzünlü müzik)

Somer...

...artık bu odada beraber kalmayalım.

Anlamadım?

Sen Mine'nin odasında uyu, ben bebekle kalırım burada.

Peki Türkan, nasıl istersen.

(Kapı kapandı)

(Hüzünlü müzik)

(Hüzünlü müzik devam ediyor)

(Kapı kapandı)

(Rüçhan) Türkan.

Sessiz olun lütfen.

(Hüzünlü müzik)

Bak, ne olursa olsun...

...sen bu çocuğa sahip çıkarak çok büyük bir iyilik yapıyorsun.

O Mine'ye insanlık dersi veriyorsun.

Ne diyorsunuz Rüçhan Hanım?

Tamam, Mine şu anda bunun kıymetini bilemeyecek durumda.

Ama inşallah bir an önce sağlığına kavuşur, sana da teşekkür eder.

Ben torunuma sahip çıktığın için sana teşekkür ediyorum.

Ama rica ediyorum.

Lütfen Somer'e böyle davranma.

(Rüçhan) Neler yaşadı gördün. Karakolda başına gelenler.

Ya biz bu çocuğu mahkemede ipin ucundan aldık neredeyse.

Hiç kolay değil yaşadıkları.

Asıl benim için hiç kolay değil.

Anlıyorum.

Haklısın.

Ama Somer seni çok seviyor.

Bir önemi kalmadı.

Türkan, sen de onu çok seviyorsun, biliyorum.

Sizi hiç ilgilendirmez.

Tamam, peki. Bak, az önce...

...aşağıda ağzına geleni söyledin.

Çok ileri gitmene rağmen hiçbirimiz sesimizi çıkarmadık.

(Rüçhan) Öfkelenmekte haklıydın, tamam.

Ama şunu da bil ki...

...Mine'yi baştan beri burada istemeyen bendim.

Gitsin diye elimden gelen her şeyi yaptım.

Ama biz ondan kurtulamadık.

Özer Bey de vicdanlı bir adam.

(Rüçhan) Çocuklu bir kadını nasıl sokağa bırakırım dedi.

Sonuçta bizim torunumuz.

Bak, Mine, Somer için eski...

...kapanmış bir defter.

Daha fazla bu mevzuyu uzatma lütfen.

Anladım, siz Mine'yi günah keçisi yapmışsınız...

...Somer'i de masum sanıyorsunuz.

Ama ben onların ikisini yüzleştirdim.

İlişkileri hâlâ devam ediyor.

Ben geçmişte olanları daha sindirememişken hâlâ aldatıldığımı öğreniyorum.

Siz de bana diyorsunuz ki konuyu kapat.

-Ya yapmayın, lütfen. -Yok öyle bir şey Türkan.

Kadın sana yalan söylemiş.

Somer bana orada olanların hepsini anlattı.

O kadar hazmedememiş ki delirmiş, iftira atmış.

Ha, sen de...

...kocana inanmak yerine Mine'ye inanmayı tercih ediyorsan...

...gerçekten söyleyecek hiçbir şeyim yok sana.

Yazıklar olsun.

Öyle mi? Madem bu ilişki bitti...

...peki geçmişte kalan bu ilişki için Mine neden canına kıysın?

Bu çocuğu geride bırakarak, neden?

Of! Of!

(Gerilim müziği)

(Kapı kapandı)

(Nesrin) Kendini suçluyor.

Aklım mantığım almıyor artık olup bitene.

Mine iyileşmezse eve dönmem diyor.

Ne olacak yani? Allah korusun, Mine'nin başına bir şey gelirse...

...hayatının sonuna kadar bu cezayı mı çekecek benim kızım?

Nesrinciğim, sen bir sakin ol.

Çocuk şok üstüne şok yaşadı.

Hem hamile, kocası mahkemelerde sürünüyor.

Sen de fazla üstüne gitme, bir ortalık durulsun.

O böyle şapkasını koyacak önüne...

...iyi bir karar verecek. Sen hiç merak etme canım.

Tamam, ben geri durdum diyelim, tamam. Sadık, ne olacak?

Şüphelenmeye başladı her şeyden.

(Nesrin) Sabah ayrı soruyor, akşam ayrı soruyor.

Didikleyip duruyor beni.

Bir de Fatih almış gazeteyi getirmiş buna. Hiçbir şeyden haberin yok diye.

İyice işkillendirmiş.

Hayır o ne biliyormuş ki ya?

(Nezahat) Bir kuru haber gazetede sadece.

Mine'nin adı var, bizimkilerinin adı bile yok.

Ay bilmiyorum Nezahat.

Bir şey bilmese Sadık'ın üstüne bu kadar gider mi?

Yemin ederim bu çocuk beni yıldırdı.

Bunu var ya nüfustan falan sildireceğim ben.

Yetti artık, yeter. Tövbe tövbe.

(Nezahat) Tövbe tövbe!

Ben bir gitsem, bununla görüşsem...

...ne biliyor, ne bilmiyor öğrensem. Ne dersin?

-Git bir öğren. -Tamam, ben gideyim.

Mikrop.

Allah Allah!

Bizim damat bu kadını balkondan atmış olmasın ya?

Foyası ortaya çıkmasın diye...

...hop yallah aşağıya.

Ah, ablam gelmiş benim be!

Soğuk su mu dökelim, sıcak su mu?

Hayırlı olsuna mı geldin ablacığım? Buyur.

Ha, hayırlı olsuna geldim.

Sağ olasın. Sağ olasın.

-Ne söyleyeyim sana, çay söyleyeyim mi? -Yok, zahmet etme, içmem.

Pide yaptırayım mı sana? Sen çok seversin pide.

Yok istemiyorum. Öylesine geldim canım işte.

-Nasıl gidiyor? -İyiyiz, iyiyiz de...

...keyfimizi kaçırdılar. Baksana.

Sana ne canım? Kormanların asistanı.

Ne demek sana ne? İşin ucunda Türkan var, damadımız var.

Haberde isimleri bile geçmiyor, bir şey olmaz.

Tabii geçmiyor, tabii.

Öyle haber olmasın diye tedbirler alınmış önceden.

Bana bak, sen ne geveliyorsun?

Abla, çok acayip şeyler oluyor.

Bu mektup var ya bu mektup...

...bu olayın kara kutusu, ben sana söyleyeyim.

Ver bakayım şunu.

Bu balkondan atlayan Mine var ya...

...onu kocası Nihat.

O verdi bana.

Türkan'a iletmem için.

Ha, ne yazıyor içinde?

Bu Mine var ya Mine, bizim Somer'in...

...metresiymiş.

Ya tutmuş kadını bir de eve götürmüş, olacak iş mi?

(Fatih) Cık, cık, cık.

Ee, sen hiç şaşırmadın Nezo?

Bu devirde çamur atmak kolay insanlara.

Ya abla, bırak Allah'ını seversin.

Sen şimdiye çoktan dizlerini dövmüştün vah vah, tüh tüh diye diye.

Sen biliyorsun, değil mi?

Fatih, kurcalama.

Peki, Nesrin Hoca Hanım biliyor mu?

Sana ne diyorum, kurcalama, rahat bırak şu kadını.

Yapmadığın kalmadı. Bıraksana şunun yakasını ya!

İyi, tamam.

Bende, aile sırrı. Kapattım.

Ya abla, Derya ne yapıyor, Derya?

(Fatih) Arıyorum, arıyorum açmıyor.

Bu benim verdiğim hattı kullanmıyor herhâlde?

Ne olmasını bekliyordun ki zaten?

Çocuğu o kadar üzdün, kafasını karıştırdın.

Dokunma şu çocuğa.

Dokunma, rahat rahat okusun, sınıfını geçsin çocuk.

Allah Allah, ben de üzülüyorum.

Cık.

Acaba diyorum, ben biraz...

...acele mi ettim, ne dersin?

Ben kızımı Derya sanıyorum ama...

...belki de Dönüş?

Yeter! Yeter Fatih!

(Nezahat) Rahat bırak şu insanları!

Nedir uğraşıyorsun bunlarla ya? Rahat bırak şunları!

Aa! Yeter ya!

Terbiyesiz!

Sen şimdi niye kızdın ki Nezo?

Ay, buyurun.

İyi günler. Özer Bey'le görüşecektim.

Tabii randevunuz var mıydı?

Yok maalesef.

Tamam, ben bir haber vereyim kendisine. Buyurun, dinlenin siz.

Merhabalar Sevilay Hanım. Hoş geldiniz.

Siz buyurun, geçin isterseniz. Arkadaş yeni de.

(Müzik)

(Kapı kapandı) Randevusu yoktu?

Sevilay Hanım'ı Rüçhan Hanım olmadığı sürece içeri alabilirsin.

-Nasıl yani? -Özer Bey'in talimatı böyle.

Kusura bakma Özer. Seni de rahatsız ettim ama...

...Mustafa için endişeleniyorum.

Neden ki? Ne oldu?

Ona bir araba hediye etmişsin.

Evet.

Yani genç adam. Heves eder, sevinir diye düşündüm.

Üstelik kendini sürekli Somer'le kıyaslıyor.

Ben de buna çok üzülüyorum.

Ya onun heves edeceği, ihtiyacı olan şeyler bunlar değil Özer.

Onu böyle mutlu edemezsin.

Elbette biliyorum.

Ben sadece ona da yakın olduğumu hissetsin diye...

(Sevilay) Lütfen ona umut verme.

Arkasını getiremeyeceğin vaatlerde bulunma.

(Sevilay) Çünkü ne olursa olsun...

...hiçbir zaman bir baba gibi onun yanında olamayacaksın.

Aranızdaki uçurum asla kapanmayacak.

Umutsuz olan sensin Sevilay.

(Özer) Evet, Mustafa bu ara bocalıyor, doğru.

Ama bu onun sevgisini yeniden kazanamayacağım anlamına gelmez.

Bundan sonra onunla daha çok zaman geçireceğim. Daha çok emek vereceğim.

Yeniden bir baba oğul olana dek.

Onun yaralarını sarana dek, elimden gelen her şeyi yapacağım.

(Özer) Hatta arabanın anahtarını da kendim vermek istedim.

Belki bir baba oğul gibi...

...birkaç da tur atarız diye düşünüyordum ama...

Öyle şeyler oldu ki...

Ne oldu, bir sorun mu var?

Somer’in eski sevgilisi intihara teşebbüs etti.

Oğlum da gelinim de bu olay nedeniyle zan altında.

Somer'i mahkemede zor kurtardık.

Ama dava devam ediyor. Kadın da hastanede, komada.

Çok geçmiş olsun.

Somer'in bu işten sıyrılması için o kadının uyanıp...

...kendine gelip, Somer'in lehine ifade vermesi gerekiyor.

Yoksa cezaevine girecek.

Gelinim Türkan da zor durumda.

Yani mahkeme onu da yargılayacak korkarım.

Onun için de çok üzülüyorum Sevilay.

Üstelik kız hamile.

-Türkan mı dedin? -Evet.

İnan bu yaşadıklarının hiçbirini hak etmiyor.

(Özer) Görsen o kadar iyi yürekli, o kadar cesur bir kız ki.

Yani kendi kızım olsa, ancak bu kadar severim.

(Kiraz ağlıyor)

Ah kuzum. Huzursuzlandı yavrucak.

Anne sütü ememedi ya. (Kiraz ağlıyor)

Ayla, biraz daha kalın bir battaniye vardı, onu getirir misin?

-(Türkan) Birazcık esiyor, üşütmesin. -(Ayla) Hemen.

Hastalandı mı yavrucak, böyle huysuzluk yapıyor?

Annesini arıyor.

Onun kucağını, kokusunu, sıcaklığını.

Çok annelik yaptı ya ona.

Gazı vardır çocuğun. Ver sen bana, ver.

(Rüçhan) Ver, ben çıkarayım gazını.

(Kiraz ağlıyor) Gel babaannem.

(Kiraz ağlıyor)

Hadi çıkar gazını da rahatla.

Her şey ayyuka çıktı zaten.

(Telefon çalıyor)

(Telefon çalıyor)

-Alo? -(Sevilay ses) Türkan, Sevilay ben.

Al kızını, biraz da sen gazını çıkar şunun.

Verme anne bana.

(Müzik)

Kahve teklifiniz hâlâ geçerli mi?

(Serdar) Çok teşekkürler.

Oh, al bakalım, süper karışık.

(Müzik)

Ben gece Ayvalık'a gidiyorum. Ortalık karışmış bayağı.

Evet ya. Dönüş'le konuştuk, bahsetti biraz.

Birlikte gidelim. Hem Dönüş'e de sürpriz olur.

İyi olur vallahi.

O saate kadar ne yapacağım diyordun. Serdar'a geç işte.

Garajlara yakın oturuyor, taksi parası vermezsin.

Ha, şey...

Garajda buluşsak.

Benim otobüsüm gece 02.00'de.

Yurttan garaja kadar üç vesait değiştirmem gerekiyor.

24.00'ten sonra da otobüs, dolmuş yok. Nasıl gideyim Serdar?

Ev çok müsait değil de o yüzden dedim.

İyi, tamam ya.

Ya da şöyle yapalım. Biz o saate kadar Kordon'da falan birlikte takılalım.

(Serdar) Oradan da garaja geçeriz.

Tamam.

Neyse, ben derse gidiyorum. Çıkınca alırım seni, olur mu?

Olur, tamam.

Görüşürüz.

(Canan) Evi niye müsait değilmiş anlamadım?

Ev arkadaşından mı kıskanıyor seni?

Bilmem.

-Canan? -Efendim?

Çaktırmadan şuraya baksana.

(Derya) Bana bakıyor mu?

Evet. Şu an sana bakıyor.

Üf! Adam hangi dersin hocasıysa şimdiden kaldım dersten.

Fena ayıp ettim.

Buraya geliyor.

(Derya) Gelme.

Gelme.

Hocam.

Benden o kadar korkma, ben senin dersine girmiyorum.

Öyle mi? Çok rahatladım.

Benim dersim başlıyor.

Görüşürüz.

Ben çok özür dilerim, bilmiyordum.

Adın ne?

Derya.

Memnun oldum.

Anlat bakalım, ilk senen belli ki nereden geldin, neler yapıyorsun?

Ayvalık'tan geldim.

Okula başladım.

O kadar.

Ailede öğretmen var mı?

Annem de...

Nereden anladınız?

İşleyiş nasıl?

Ne işleyişi?

Aile içi mevzuat.

Annenle mi yakınsın, babanla mı?

-Babamla. -Doğru, sen babacı kızlardansın.

Onu da mı anladınız?

Annenle de sürekli çatışıyorsunuz, değil mi?

Ben sizi anlamıyorum hocam.

Ben sana az önce söyledim, ben senin hocam değilim.

Peki bayım, bey ya da Özgür Bey, ben sizi anlamıyorum.

Müneccim falan mısınız, falcılık var mı?

Hiç sevmem ben o işleri, inanmam da. Psikolojiyle ilgileniyorum.

Anladım. Böyle tuhaf sorular sorarak da...

...insanı delirtmenin seviyelerini inceliyorsunuz sanırım.

Dayanma seviyen hiç fena değil yalnız. Tebrik ederim, iyi başlangıç.

Ben hiç almayayım, yeni delirip geldim zaten.

(Müzik)

(Hüzünlü müzik)

Teşekkür ederim.

Afiyet olsun.

Özer Bey bahsedince, o tatlı anne adayının sen olduğunu anladım.

(Sevilay) O yüzden hemen aramak istedim.

Nasılsın?

İyiyim demek isterdim ama çok zor günlerden geçiyorum.

Sevilay Hanım, sakıncası yoksa...

...Özer babayla nereden tanışıyorsunuz?

Çok eskiden tanışıyoruz.

Oğlum onların yanında çalışıyor.

Biraz dertleştik, sana çok değer veriyor.

Benim için o evde Özer babanın da yeri ayrıdır.

Hâlâ o evde kaldığına göre eşinden ayrılmaktan vazgeçtin herhâlde?

Fikrim değişmedi aslında.

Yalanlarla dolu o evde yaşamak istemiyorum.

Masum bir emanet için oradayım.

Belki de vicdanımı temizlemeye çalışıyorum.

Çünkü kendimi çok suçlu hissediyorum.

Suçlu mu?

Kendini neden suçlu hissediyorsun?

Bir süre daha o evde kalmaya devam edeceğim.

Ama Somer’i hiçbir zaman affetmeyeceğim.

Peki, bebeğiniz?

(Sevilay) Dünyaya getirecek misin?

(Hüzünlü müzik)

Bak canım, birbirimizi yeni tanıyoruz.

Böyle bir konuda bana söz düşmez biliyorum ama…

...bir abla olarak sana tavsiyem, bir kez daha düşün derim.

Sonra çok üzülürsün, inan bana.

Bu yaşadıkların geçip gidecek.

Yaralarını bir şekilde saracaksın.

Ama bu bebek, senin hayatla en güçlü, en büyük bağın olacak.

Babasından vazgeçebilirsin belki.

Ama bebeğinden vazgeçmeden önce bir kez daha düşün derim.

(Hüzünlü müzik)

Anneni özledin, değil mi?

Onun kucağını, onun kokusunu.

Bildiğin, güvendiğin tek yer orası.

(Türkan) Çok az kaldı.

İnşallah yakında kavuşacaksınız.

Onun kucağında, kokusunda, huzurlu, tatlı uykularına dalacaksın.

Geçecek bu günler.

Geçecek, değil mi?

(Hüzünlü müzik)

Biz de eski, mutlu günlerimize döneceğiz.

Bizim de yüzümüz gülecek, değil mi?

Biz diye bir şey yok artık.

Türkan.

Bak sana yalvarırım, bana inan ne olursun.

Yalvarırım sana. Mine yalan söyledi, yemin ederim.

Aynı şeyleri konuşmak istemiyorum artık, çok sıkıldım.

Kaçma lütfen.

Kaçan ben değildim. Ben hep gözünüzün önündeydim.

Asıl kaçak sizdiniz.

Türkan, konuşmamız lazım.

Böyle devam edemeyiz.

Etmeyeceğiz. Devam etmeyeceğiz zaten.

Türkan, sen bence bana inanmak istemiyorsun.

İnsan sevdiğinden bu kadar kolay vazgeçmez.

(Somer) Tamam ben senin öfkeni anlıyorum.

Ama bir sakinleşip düşünürsen...

...Mine’nin yalanlarıyla beni bir kalemde silip atmazsın.

Türkan.

Ben en zor zamanında senin yanında olmayı seçtim.

Herkes sana sırtını döndü, ben dedim ki benim karım yapmaz, elinden tuttum.

Üstelik bunu yüreğimden inandığım için yaptım.

Bunun benim basına yansıyan o saçma sapan haberle hiçbir ilgisi yok.

Aynı şey değil.

Ben seni aldatmadım.

Aldatmadığına da ben inandım.

Ben senin sözüne inandım.

Öyle başkalarının laflarına değil.

Ve hâlâ da inanıyorum.

Sana bunu söylemeye çalışıyorum.

Ben de gerçeklerle yüzleşene kadar sana inandım, güvendim.

Ama sen ne yaptın?

Geçmişte benimle evliyken yaşadığın ilişkiyi...

...hiçbir açıklama gereği duymadan benim yaşadığım eve getirdin.

O Mine’yi, bebeği benimle yaşadığım eve getirdin, utanmadan.

(Türkan) Üstelik Mine de bunu çok rahatlıkla yaptı.

Eğer ilişkiniz bitmiş olsaydı, Mine bu kadar cesur davranamazdı.

Türkan, sana tek bir şey soracağım.

Madem benim ilişkim Mine'yle devam ediyordu...

...senden neden boşanmadım?

Biz seninle bu aşamaya gelmiştik.

(Somer) Hatta sonra sen benden boşanmak istedin.

Benim için çok iyi bir fırsat, değil mi?

Ben senden boşanırım, Mine'yle de yoluma devam ederim.

Neden bunu yapmadım, neden senden boşanmadım?

(Müzik)

Bence cevabını biliyorsun.

Kabullenemiyorsun.

Kendine bile itiraf etmeye korktuğun şeyi bence bir düşün sen.

Belki sonra bana da söylersin.

Çıkar mısın?

Bebeği uyutmam gerek.

(Hüzünlü müzik)

(Hüzünlü müzik devam ediyor)

Dönüş, sen servisi çıkar masaya, sonra yemekleri alırsın kızım.

Tamam. Hop.

Yardım edilecek bir şey var mı?

Yok canım.

Nesrin, sen peki iyi görünmüyorsun.

Nesrin teyze çok ağladı.

Nesrin, ne oldu, yine niye ağladın?

Yok bir şey, biraz bunaldım o kadar.

İyi. Oğlum sen hadi peçeteleri götür bakayım hadi.

Nesrin, sen ilaçlarını kullanıyorsun, bırakmadın, değil mi?

Kullanıyorum da bir işe yaramıyor ki Sadık.

Çünkü sürekli içine atıyorsun. Kim bilir hangi derdin içine düştün yine?

Yok bir şey Sadık, abartma.

Ben karımı tanımaz mıyım?

(Sadık) Sen durduk yere böyle olmazsın.

Kim bilir hangi derdin içine düştün de kendi kendini yiyip bitiriyorsun?

Ne oluyorsa söyle, ben de bileyim.

Yok bir şey. Bu ara bunaldım biraz, o kadar.

Hadi.

Şu ücretsiz iznin bitince okula başlarsın.

Sana iyi gelir.

Hem son zamanlarda fazla evde kaldın.

O gün gelince düşünürüz.

İyi, ben bunları çıkartayım.

Tamam canım.

(Hüzünlü müzik)

(Telefon çalıyor)

Bir.

(Telefon çalıyor)

İki.

(Telefon ısrarla çalıyor) Ben açarım telefonu.

Alo?

(Derya ses) Serdar'ı bekliyordun, değil mi?

(Dönüş ses) Derya, ne haber, nasılsın?

(Derya ses) İyiyim, sen?

Ben de iyiyim işte.

Hafta sonu gelebilecek misin?

Yok Dönüş, gelemem.

Şu an üniversitelilerin takıldığı bir yerdeyim, süper bir ortam var.

Gelip orada ne yapacağım?

Yani, aşk olsun.

İnsan kardeşine moral vermek için gelir aslında ama...

Takma kardeşim her şeyi kafana. Al sana moral cümlesi.

(Dönüş ses) İyi, peki. Annemleri telefona vereyim mi?

Yok, verme. Kartla aramış de, kısa konuştuk de, onlarla daha sonra konuşurum.

İyi, tamam o zaman Dönüşcüğüm, görüşürüz. Hadi baybay.

Niye üzdün kızı ya?

Hadi yürü Serdar.

(Hareketli müzik)

Ne haber?

Niye böyle bir şey yaptın ki?

(Serdar) Keşke aramasaydın.

Sürpriz yapacağız dedik ya.

İyi de üzmeseydin yani kızı, gerek yoktu.

Tamam Serdar ya. Senin sevgilinse benim de kardeşim yani.

(Canan) Sonunda sevgili oldunuz demek?

Yani. Sadece açılamamıştık.

Şimdi kabak çiçeği oldunuz yani.

(Hareketli müzik)

Freud’a göre sizin de babanızla ilgili problemleriniz var.

Arada Victor Frankl okumalısın.

Dili akıcıdır.

Ona da bakarım bir ara.

Hakkınızda daha çok veri toplayabilmek için.

Hakkımda?

Ne kadarına ulaştın peki?

Muhtemelen ortanca çocuksunuz.

(Derya) Ailenin en görülmeyeni.

Travmatik çocukluk.

Acayip bir değersizlik hissi.

Bununla baş edemediğiniz için de çok çalışıyorsunuz, işinizde çok iyisiniz.

Göz önünde olmak istiyorsunuz.

Bunun için de yapamayacağınız hiçbir şey yok.

Çok parlak bir tipsiniz yani jantisiniz.

(Hareketli müzik)

Ailemin tek çocuğuyum.

El bebek gül bebek yetiştirildim. Öyle travmalarım falan da yok.

Bu arada aklında olsun.

Öyle sakızdan fal çıkmış gibi kişilik analizi yapılmaz.

(Hareketli müzik)

(Kiraz ses çıkarıyor)

Ne zaman uyuyacaksın Kirazcığım?

(Duygusal müzik)

(Kiraz ses çıkarıyor)

Somer.

Eve geldiğinden beri bir kere bile bebeğin yüzüne bakmadın...

...bir kere bile kucağına almadın.

Sana o kadar çok ihtiyacı var ki ama sen yüzüne bakmıyorsun.

Bakamıyorum.

Çok huzursuz.

(Kiraz ses çıkarıyor)

Annesine ihtiyacı var ama annesi yok.

Bari sen baba şefkati göster biraz.

Sevgisiz, şefkatsiz bir adammışım gibi davranma bana.

Ben kendimi ona karşı...

...suçlu hissediyorum.

(Kiraz bağırıyor)

Kendi hatalarının cezasını ona kesemezsin ama buna hakkın yok.

(Duygusal müzik)

Kendini gerçekten suçlu hissediyorsan...

...ona biraz sevgi, şefkat göster.

En azından kendini bağışlamanda yardımcı olabilir.

(Kiraz ağlıyor)

Hişt...

(Duygusal müzik)

(Kiraz ağlıyor)

Hişt...

Kızım.

Kızım.

(Kiraz ağlıyor)

Hişt, tamam.

(Kiraz ağlıyor)

(Duygusal müzik)

(Dönüş dış ses) Annemin sessizliği gece gibiydi.

Denizi, sokakları, evleri örten gece gibi.

Örttüğü hiçbir gerçeği yok saymayan...

...ama bir süre daha görünmemesi için elinden geleni yapan gece.

(Dönüş dış ses) Peki bir gerçeğin üstünü örtmek, yalandan sayılır mıydı?

Saklamak veya susmak mıydı yalan?

Yoksa zamanı biraz daha uzatmak mı?

Annem, ablamın hayatını bir gece gibi kaplayan o yalanı...

...babamdan saklayarak Korman ailesinin ortağı mı oluyordu?

Hiçbir yalan bir gerçeğin üstünü örtebilecek kadar...

...güçlü değildir aslında.

Er ya da geç gece biter.

Gün doğar. Aydınlık geri gelir.

Gün doğumu yakında.

(Duygusal müzik)

Somer eniştemin yanlışı, bir kadını sevmek değildi...

...sevme biçimiydi belki.

Tuttuğu yol, içinden çıkamadığı bir labirente dönüşmüştü.

Orada kaybolmaktan çok...

...ablamı kaybetmek daha çok korkutuyordu onu.

Şükürler olsun.

Günler sonra bir şeyler yediniz Türkan Hanım.

Bir yumurta daha kırayım mı? Yer misiniz?

Yok, sağ ol.

(Müzik)

Kızım sofraya gelseydin, beraber etseydik kahvaltımızı.

(Müzik)

Hâlâ kızgınsın bize.

Sofra benim için aile demek Özer baba.

Güvendiğin, huzur bulduğun bir aile ocağı demek.

Ne acı ki ben bu evin içinde bunları yaşayamadım.

Ailenin içinde ihanet olmaz.

Ne güzel anlattın aileyi.

Ama eksik anlattın.

Bütün sıkıntılara, dertlere rağmen orada kalmayı başarırsan...

...aile olursun Türkan.

Aile dediğin sevinçlerde değil, acılarda birbirine bağlanır.

Bunun adına da...

...işte o zaman...

...şaşıracaksın ama mutlu aile denir.

Üzgünüm ama sizinle aynı fikirde değiliz.

Ben ailenin içinde dertler, sıkıntılar olmaz demiyorum. İllaki olur.

Ama ihanet çok başka bir şey.

Ve güvenin olmadığı yerde bu olmaz.

Kızım aileyi sen kuracaksın.

Oğlumla beraber, geçmişe bir sünger çekip.

Özer baba, saygısızlık etmek istemiyorum.

Ama lütfen bana Somer'le ilgili hiçbir şey söylemeyin.

Tamam.

Kararın ne olursa olsun...

...arkandayım.

Teşekkür ederim.

(Duygusal müzik)

Aa, bu çiçek ne ya?

"Hayırlı olsun canımız, evimize Dönüş'ümüz."

-Sürpriz! -Sürpriz!

Sizin ne işiniz var burada?

Seninle telefonda konuşurken bileti alıyorduk bile.

Biraz üzelim bu kızı dedik.

Bayağı üzdünüz, sağ olun gerçekten.

Ben de özlemiş olabilir miyim Dönüş Hanım?

Yani olabilir.

(Müzik)

Hişt, arkadaşlar burası bir iş yeri yalnız.

Biraz dikkat edelim yani.

Hadi kaçıralım seni.

Hayatta olmaz, bugün sekreter hanım yok.

Zaten yarım gün. Ben mesai bitimine kadar buradayım.

Bir kahve içelim.

Burada ısmarlayayım, bahçede içeriz birlikte. Olmaz mı?

Hadi siz gidin için. Ben bakarım buralara.

Derya orası olmaz, oraya oturma sakın!

Dönüş, bak işte sen.

Ama olmaz böyle.

Olur, çok güzel olur. Gel.

Derya.

Baybay.

(Duygusal müzik)

Nasıl gidiyor?

Aynı, bildiğin gibi.

Sen anlat esas.

Dün akşam Derya bir şeyler dedi, kızlar falan.

Yok öyle bir şey.

Serdar.

Böyle bir şey varsa ben çok üzülürüm biliyorsun değil mi?

Dönüş saçmalama. Ne olabilir?

Ne bileyim? Üniversite ortamı sonuçta.

Yeni arkadaşlıklar...

...güzel güzel kızlar.

Dönüş, hiçbiri senin kadar güzel değil.

(Duygusal müzik)

Serdar ne yapıyorsun? Burası benim iş yerim.

İş yerin olabilir, ben de...

Sen de ne?

Sevgilin.

-Deme öyle. -Ama öyle.

Tamam da canım...

Hiç telefon çalmıyor.

Hafta sonu çiftlik gibiymiş burası, güzelmiş.

Burada her hafta sekreter mi değişiyor?

Hayır.

Sekreter kahve içmeye gitti, ben idare ediyorum.

İyi. Özer Bey geldi mi?

Hop hop.

Bir saniye, nereye gidiyorsun?

Sen kimsin ya?

Bana, sen diye hitap ediyorsun. Peki.

Sen kimsin?

Ben satış sorumlusuyum. Personel.

Ben de yeni sekreter Dönüş'ün kardeşiyim.

Peki.

-Özer Bey nerede? -Ben nereden bileyim?

-Ben montumu alacaktım içeriden. -Ne montu?

Özer Bey'e vermiştim.

Vermeseydin.

Allah Allah!

Vallahi çattık ya.

Sen de bana ters yapıyorsun ama.

Özer Bey gelmeyecek mi hanımefendi?

İsterseniz bir randevu defterini kontrol edin.

Bir bakın randevusu falan var mı, bana söyleyin.

(Müzik)

Karınca duası gibi yazıyor, ben okuyamıyorum ki.

Yok galiba.

Sen kaçtan terksin?

Terk değilim ben.

Daha yeni başladım üniversiteye.

-Ne okuyorsun? -Mimarlık.

O bina çöker, geçmiş olsun.

Hadi sana kolay gelsin.

(Müzik)

Derya, siz Serdar'la bahçede oyalanın benim mesaim bitene kadar.

Sonra ablamlara gideriz birlikte.

Dönüş dün telefonda da geçiştirdin. Ne oldu ablamlara anlatsana.

Deryacığım ben de çok bir şey bilmiyorum ki.

Annem çok üzgündü.

Somer enişteyi de polisler alıp götürmüş.

Bildiğim bu kadar.

Asistanı da kendini bir yerden atmış, babam öyle söyledi.

Yuh! Neler olmuş ben yokken.

Hadi gidelim öğrenelim, ben merak ettim.

Tamam işte siz oyalanın, mesai bitince çıkarız.

(Kiraz ağlıyor)

Çok sesi geldi. Durmuyor muydu?

Ver bakayım bir.

Gel.

Hişt...

Kucağımdayken biraz susuyor ama yatırınca ağlamaya başlıyor.

Bu bebeğe bir beşik lazım.

Sen de başlama Mine gibi.

Doğmamış çocuğa beşik bakacağınıza...

...bu biçare bebeğe beşik alın. Yazık günah.

Almayacağız.

Biz bu çocuğa beşik alırsak...

...o kadın bu evden gitmez. Anlamıyor musun?

Vicdansızlığımızdan değil, seni düşündüğümüz için almıyoruz.

Beni düşüneceğinize, bebeği düşünün.

Annem haklı.

Kiraz'a beşik alınmayacak.

Mine uyansın, annesiyle birlikte ayrı eve yerleşecekler.

(Müzik)

(Kapı zili çalıyor)

-Gel canım. -Nesrinciğim.

Akşamüstü uğrayamadım.

İçimde büyüdü, birikti anlatacaklarım.

Ne oldu?

-Geç, anlatacağım. -Hayır olsun.

(Zımparalama sesi) Aa!

Abim evde mi?

Evet, bugün cumartesi ya. Gel.

(Nezahat) Doğru. Bugün cumartesi.

Fatih'e uğradım.

Bir şey öğrenebildin mi bari?

Vallahi önünde gazetesi, elinde mektubu.

Ne mektubu?

Mine'nin kocasının yazdığı mektup, Türkan'a verilsin diye yazmış.

Her şeyi yazmış, Somer'i, Türkan'ı, bebeği.

İyi yapmış da geç kalmış biraz yani.

Olur mu Nesrin, ya abim öğrenseydi?

Aman canım o da eninde sonunda öğrenecek.

Demek onun için çıkmış karşısına...

..."Senin hiçbir şeyden haberin yok." demiş.

Yani evet.

Ama tek derdimiz bu değil.

Bunun kafasında kızlar dönüyor.

Hangisi benim çocuğum, Derya mı Dönüş mü? Bunları düşünüyor.

Kafası bununla meşgul.

Rüçhan sokuyor onun kafasına bunları.

Ben de öyle düşünüyorum.

Sen ne dedin?

Ne diyeceğim? Tersledim.

Ama bu ortalığı karıştıracak, bu işin peşini bırakmayacak.

İnsan gidecek yeri yok diye niye patronunun evinde kalır?

Ne saçma bir kafa bu?

Koca bela olunca...

Hayır otele kadar niye gelmiş ki o?

Geldi işte, olan oldu.

Boş verin artık, geçti gitti.

Abla sen de tam ortasında kesiyorsun.

Kadın niye attı kendini? Onu soruyoruz sabahtan beri.

Bunalımdaydı, attı kendini, Derya.

Daha neyini soruyorsun, merak ediyorsun?

Derya, bak ablam üzülüyor, sorma hakikaten.

Hem bebeği de üzeceksin.

Somer eniştenin masum olduğu er ya da geç çıkacak ortaya.

Abla sen de takma bu kadar kafana, ne olur.

(Duygusal müzik)

Ne oldu? Niye öyle bakıyorsun?

Abla sende bir şey var, iyi değilsin.

İyiyim ya bir şeyim yok.

Hamilelikten işte öyle hâlsizlik var biraz.

Diyorsun.

Diyorum.

Tamam, öyle olsun.

Abla, bak sen bizi hâlâ küçük kız kardeşlerin sanıyorsun.

Biz büyüdük, hatırlatırım.

Seni üzeni de çok pis üzeriz.

Aman şirrete bağlamayalım da, değil mi Dönüş?

Tabii, doğru söylüyor.

Gerçi Dönüş şirrete bağlamaz.

O yazdığı şiirlerle düşmanın kafasını karıştırır.

Ben de hazır düşman romantizmden keşküle dönmüşken saldırıya geçerim.

Kardeş dayanışması böyle bir şey. Stratejik yaklaşım.

(Duygusal müzik)

(Serdar boğazını temizledi)

Kızlar, ben gidiyorum. Anneme uğrayacağım.

Abla biz de gidelim, özledim bizimkileri.

Durun ben de sizinle geleyim, çarşıda işim vardı.

İyi, ben bırakırım sizi.

Gerek yok, biz taksiyle gideriz.

Ben bir çantamı alıp geleyim.

(Duygusal müzik)

Bunların kesin arası bozuk, ben size diyeyim.

Bana da biraz öyle geldi.

Somer abi, Türkan ablayı yalnız bırakmazdı ama bir şey demedi.

Var, kesin bir şey var.

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

Vallahi ne diyeyim, geçmiş olsun.

Mahpushane zordur, Allah düşürmesin.

Senin de bilmediğin yok Mustafa.

Hayat böyle işte.

Kimine güneş etrafından dönüyor...

...kimine küçük bir mahallede yörüngeden çıkıyor namussuz.

Doğru dedin vallahi.

Dava da devam ediyor.

Kendim neyse de...

Suç ortağın mı var senin?

Şaka.

Bir taraftan yargı süreci sıkıntı...

...bir taraftan Türkan'la evliliğimiz.

Ha...

Hanımefendi de terk ediyor seni galiba.

Ne desem ikna edemedim onu. Ona ihanet ettiğimi düşünüyor.

Ben kadınları çok tanımam ama annemden iyi bilirim.

Affetmiyorlar oğlum. Yani kesin ve net.

Acından ölecek olsalar da arkalarına dönüp bakmıyorlar.

Böyle bir inat onlardaki.

Baştan kaybettin diyorsun yani.

Ben kaybetmeye ilkokulda silgiyle başladım.

Ne diyorsun oğlum sen?

Ben çok severim kamyon arkası yazılarını da...

(Mustafa) Dur bekle, sana da bir tane vereyim bari.

Vedalar soğuk olur, sıkı giyin reis.

Beğenmedin.

Tamam.

O zaman, geldi.

Ahlarla kaybettiğini keşkelerle arayacaksın.

(Mustafa) Seninki bu bence.

(Kapı zili çalıyor)

Ben geldim!

Derya!

Annem, annem!

Ayy, kızım nereden çıktın sen?

Boş vaktim vardı geldim anneciğim. Sizi çok özledim.

Çok iyi yaptın.

-Zayıfladın mı sen? -Hayır aynıyım.

Derya geldi, Mesut çok mutlu.

Derya da Mesut'u çok özledi.

-Anne, babam nerede? -Bahçede yavrum.

Mesut çağırsın Sadık babayı.

-Sadık baba! -(Sadık) Aa!

Ayy, kızım benim!

Ayy, güzel kızım benim.

Niye haber vermedin? Biz gelir alırdık seni.

Boş vaktim vardı, otobüse atladım geldim.

Ben boşuna deli demiyorum ki. Deli kızım benim.

Pamuk babam benim, hiç kıyamazmış bana.

Hadi ayakkabılarını çıkar, kapının önünde kaldık.

-Tamam. -Yukarı çıkın.

Ben bir çay koyayım, bir şeyler hazırlayayım.

Ah benim güzel kızım gelmiş ya!

Gel, gel.

Hadi bakalım. Ayy maşallah.

(Kapı zili çalıyor) (Kapı vuruluyor)

(Gerilim müziği)

Yine ne istiyorsun ya? Defol git.

Hoca Hanım senin benim yeğenimin...

...nasıl bir pisliğin içinde olduğundan haberin var değil mi?

Kormanların evinde...

...kocasının metresiyle beraber yaşıyor çocuk.

Ayıp günah ya.

Fatih, abin evde sus. Sonra konuşuruz hadi git.

Abimin de başını yiyeceksin bu gidişle.

Adam her şeyi sonradan duya duya kalbine iniyor zaten.

Şimdi bilecek her şeyi.

Gereken neyse ben yaparım. Sana düşmedi.

Kime ne düşüyor bakacağız. Bakacağız da...

...sen önce benim soruma cevap ver.

Bak burama kadar geldi.

Hangisi benim kızım? Dönüş mü Derya mı?

Fatih sonra dedim lütfen hadi.

Bana doğruyu söyleyeceksin Hoca Hanım.

Araştırdım, öğrendim. Azmettirmekle suçlanıyor Türkan.

Vallahi sana öfkemden gider bu haberi basına veririm...

...arada yeğenim de yanar.

Senin hiç mi vicdanın yok? Hiç mi vicdanın yok?

Ben her şeyi vicdanımdan yapıyorum, elimde çok sağlam delil var.

Şimdi sen bana doğruyu söyleyeceksin. Hangisi benim kızım...

...Derya mı Dönüş mü?

Nesrin neredesin?

(Kapı açıldı)

Yine mi sen!

-Sen niye geldin lan buraya? -Sadık dur, Allah aşkına ne olursun.

Ne işin var lan senin burada?

Al bak burada ne var.

Neymiş lan bu?

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

Rahat uyusun çocuk.

Kalıcı olan o, ben değilim.

(Müzik)

(Gerilim müziği)

Merhaba, randevu almak istiyorum.

Gebeliği sonlandırmak için.

Yarın saat 14.00, uygun, teşekkürler.

Kiminle konuşuyordun?

Doktorla.

Kontrole gideceksin herhâlde.

Hayır, bu işe bir son vereceğim.

Anlamadım.

Bu bebek doğmayacak Somer.

Buna sen karar veremezsin.

Verdim bile, bırak kolumu.

-Konuşacağız. -Konuşacak bir şey kalmadı.

O bizim çocuğumuz.

Ben de senin çocuğunu doğurmak istemiyorum.

Yeterince açık mı?

(Gerilim müziği)

(Ayna kırıldı)

Bu ne? Sana kaç kere sordum.

Benden bir şey saklama dedim.

Kızım neler yaşıyormuş, haberim bile yok.

Yazıklar olsun sana!

Sadık! Sadık sakin ol! O kızı oradan çekip almak...

...kolay mı sanıyorsun sen Sadık?

Ben haftalardır o kız o kapıyı kapatsın...

...o evden çıksın diye neler yaşıyorum biliyor musun?

Tabii, sen tek başına yaptın, ben kimim ki?

Çünkü sen her şeyin en iyisini bilirsin!

Ben senin neyin oluyorum ki?

Ne yapsaydım Sadık?

Sen hastasın, sana anlatıp bir de sen kızınla yüz göz olsaydın...

...onu mu seyretseydim? -Kızımla niye yüz göz olacağım?

Giderdim o damadım olacak adamın yakasına yapışıp...

...suratına tükürürdüm!

Sen suratına tükürdün diye de Türkan çıkıp gelecekti değil mi?

O işler öyle kolay değil işte!

Öyle kestirip atamıyorsun!

Bu kız hamile, zor günler geçiriyor.

Bu yüzden sana hiçbir şey söylenmiyor.

Sen annesi olarak ne yaptın? Kurtarabildin mi kızı?

Kız hâlâ o evde yaşıyor!

Çünkü Türkan'ın babası yok! Değil mi?

Kimim ki ben?

(Müzik)

(Rüçhan) Ay, sen otur ben hemen pansuman için...

Ah! Ya anne bırak! Bırak!

Yeter ya! Git tamam!

Ya git!

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Al, temizle, sar yaralarını.

Annen daha fazla endişelenmesin.

Senin sarmanı istiyorum.

(Müzik)

Biz birbirimize bir söz verdik.

Yaralarımızı sarmaya ant içtik, severken yemin ettik.

Onların hepsi gerçekti, yalan, oyun değildi!

Ben senin gözlerinin içine bakıp sana aşkım dediğimde...

...ben gerçektim Türkan, sevgim gerçekti.

Hiç kimse, en sahtekârı bile bu kadar oynayamaz!

Ben zaten seni o kadar sevmesem, gerçekten sevmesem...

...sen de beni sevemezdin.

Seni kandırsam, yüreğini kandıramazdım.

İnsan sevilip sevilmediğini hisseder Türkan.

Ben seni kandırmadım. Tamam mı?

Ama sen şu anda öyle bir inada tutundun ki...

...sırf ihanete uğradığına inanmak için çabalıyorsun!

Sırf o sevgiyi görmemek için.

Sar şimdi.

Sarmıyorum.

(Gerilim müziği)

(Kapı zili çalıyor)

(Yaklaşan ayak sesleri)

Sadık Bey.

Türkan!

Baba.

Sadık baba.

Sakın bana baba falan deme bir daha!

(Gerilim müziği)

Ne oluyor?

Türkan, hazırlan kızım evimize gidiyoruz.

Sadık baba yapmayın, böyle olmaz.

Sen hâlâ hangi yüzle benim karşıma çıkıyorsun?

Kızıma yaptıklarından sonra utanmıyor musun?

Terbiyesiz ahlaksız!

Kızım, sen tabii olanları bilmiyorsun değil mi?

Al, bak burada yazıyor.

Adam yazmış işte, al oku.

(Gerilim müziği)

Hatta yüksek sesle oku da duysunlar ahlaksızlıklarını!

(Gerilim müziği)

"Gerçekleri görmeniz gerekiyor Türkan Hanım.

Size Mine yılan derken inanın eksik söylemişim.

O kadına güvenmeyin.

O kadın kocanızı...

...Somer'i istiyor."

(Gerilim müziği)

Kiraz'ın babası da Somer.

(Türkan dış ses) "Geç de olsa bunu bilmeye hakkınız var.

Bu kadın sizi ayırmak için her şeyi yapacak."

(Gerilim müziği)

"Sizi oyuna getirip, dışarıda Ferit Bey'le bir araya getiren...

...basına haber verip fotoğraflarını çektiren...

...adınızı namusunuzu manşete taşıyan bu kadına...

...sahip çıkmayın.

Size yapılan haksızlıklara...

...artık izin vermeyin.

Nihat Ergüner."

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Hadi kızım, gidelim, senin işin yok bu insanlarla.

(Gerilim müziği)

Türkan.

Türkan eğer şimdi benimle beraber şu kapıdan gelmezsen...

...babalık hakkımı helal etmem.

Türkan adında bir kızım yok der arkamı döner, çeker giderim.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Gelmeyeceğim.

(Gerilim müziği)

Bu dizinin sesli betimleme, ayrıntılı altyazı ve...

...işaret dilini kapsayan eşerişimi Kanal D tarafından...

...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.

www.sebeder.org

Sesli Betimleme Metin Yazarı: Nezahat Şalkamcı

Seslendiren: Emine Kolivar

Ayrıntılı Altyazı Çevirmenleri: Hatice Başpınar - Özgür Türk...

...Nuray Ünal - Büşra Taşcıoğlu

İşaret Dili Çevirmeni: Hayrettin Baydın

Editörler: Dolunay Ünal - Fulya Akbaba - Samet Demirtaş

Teknik Yapım: Dağ Prodüksiyon ve Yeni Gökdelen Tercüme

(Jenerik müziği)

(Jenerik müziği devam ediyor)

(Müzik)

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.