Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
(Müzik)
(Jenerik müziği)
(Dönüş dış ses) "Yalanı söyleyenden çok...
...gerçekle yüzleşenin güçlü olması gerekliliği ne hazin aslında.
Zira gerçekler bazen insanın üzerine yağan cam kırıkları gibidir.
Kan içinde bırakabilir savunmasız bir kalbi."
-(Somer) Bağırma burada, sus, yeter! -Bırak! Hiçbir yere gitmiyorum!
Buraya ne yapmaya geldin, rezillik çıkarmaya mı?
Mutluluğunuzu bozmaya geldim!
O yalanla, sahtelikle yarattığınız dünyanızı başınıza yıkmaya geldim!
(Somer) Sen aklını mı kaçırdın?
Ne istiyorsun bu insanlardan? Ben zaten senin yüzünden yeterince...
Haykıracağım gerçekleri yüzlerine!
Ne olursa olsun artık, yansın, yıkılsın ortalık!
Benim hiçbir şey umurumda değil artık!
Eğer böyle bir şey yaparsan beni tamamen kaybedersin.
Ben zaten seni kaybettim Somer.
Sen, daha doğmamış çocuğun için beni, kızını evden atmaya kalktın.
Seni asla affetmeyeceğim.
Ben kimseyi evden atmaya çalışmadım.
Sadece sizin için en doğrusunu yapmaya çalışıyorum.
(Mine) En doğrusu?
En doğrusu ne biliyor musun?
Bir çocuğun annesiyle babasıyla birlikte büyümesi.
(Mine) Kiraz için en doğru olan bu.
Sen, daha o dünyaya gelmeden, kızımın hep yanında olacağım...
...onu asla yalnız bırakmayacağım diye atıp tutuyordun ya.
Benim kızım o şansını senin yalanların yüzünden kaybetti.
(Mine) Hayır Somer!
Ben Kiraz'ı karnımda taşırken...
...sen Türkan’a âşık olunca kaybettik biz.
(Mine) Ama unutma ki Kiraz da senin çocuğun.
Sen Türkan’ınla mutlu bir hayat süreceksin diye...
...benim kızıma sırtını dönemezsin.
(Mine) Ondan vazgeçemezsin.
Benim kızımdan vazgeçtiğim yok. Ona huzurlu bir yuva vermek için...
(Mine) O yüzden uzaklaştırıyorsun, değil mi?
Gözün görmesin de nerede yaşarsa yaşasın.
(Mine) Sana günahını hatırlatıyor çünkü değil mi Somer?
O yüzden tahammül edemiyorsun sen benim kızıma.
Ben asla böyle düşünmedim.
Eğer sana böyle hissettirdiysem...
Benim ne hissettiğim senin umurunda mı sanki?
Ama bu işten öyle kolay kolay sıyrılamayacaksın.
Senin de uykuların kaçacak, annenin de anladın mı?
Türkan’ınki evlatsa benimki de evlat!
(Mine) Onunki torunsa benimki de torun!
Sen daha doğmamış çocuğuna nasıl sahip çıkıyorsan...
...benim kızıma da sahip çıkacaksın!
(Mine) Türkan’a, bebeğine verdiğiniz değeri bize de vereceksiniz, anladın mı?
Benim kızım koltuk köşelerinde yatıyor.
Sen daha kızına bir beşik bile alıp getiremedin.
Mine, tamam. Bak, bütün bunları konuşacağız, tamam mı?
(Somer) Ama şimdi lütfen git buradan.
(Mine) Konuşacak bir şey yok.
Eğer rezillik çıkarmamı istemiyorsan...
...bizi evden atmak yerine...
...söylediklerimi düşünüp, gereğini yapacaksın.
("Tan Taşçı - Yalan" çalıyor) "Bak, neler oldu?"
"Zor zamanlar bizi buldu"
"Hiç sormadı aşk"
"Yaralarımızdan vurdu"
"Sence ilk adımı hangimiz attı?"
"Her yer toz dumandı, zaman göz ardı"
"Kandırdık kendimizi, zaten olmazdı"
"Belki bir oyundu ama canımız yandı"
"Bir an dayanamam"
"Bu dünyaya yaranamam"
"Gitme, sonum olur, diyen dilin"
"Kalbin yalan, vedan yalan"
"Bana aşktan söz etme ne olur"
"Senin sevdan, dünyan yalan"
(Geçiş sesi)
Evli olabiliriz...
...ama ben senin kocan değilim.
Olmayacağım da.
Sen de benim soyadımı taşıyabilirsin...
...ama karım değilsin.
Olmayacaksın da.
(Geçiş sesi)
(Geçiş sesi)
Çünkü benim aşkım karşılıksız değildi.
(Mine) Sonunda da benim oldu.
Yanımda, yakınımda diz dize olacağımız günleri bekliyorum.
Burada değil mi, uzakta mı?
Yok, burada. Ayvalık'ta.
Ufak tefek meseleleri çözdükten sonra buradan gideceğiz.
(Geçiş sesi)
("Tan Taşçı - Yalan" çalıyor)
"Bir an dayanamam"
(Geçiş sesi)
Ben bu hâlde nasıl baba olacağım?
Ne?
"Gitme, sonum olur, diyen dilin" (Geçiş sesi)
"Kalbin yalan, vedan yalan"
(Geçiş sesi)
"Bana aşktan söz etme ne olur"
(Geçiş sesi)
"Senin sevdan, dünyan yalan"
"İnan dayanamam"
"Bu dünyaya yaranamam"
"Gitme, sonum olur, diyen dilin"
"Kalbin yalan, vedan yalan, yalan"
"Bana aşktan söz etme ne olur"
"Senin sevdan, dünyan yalan"
(Müzik)
Türkan nerede?
Tuvalete gitti herhâlde.
Senin peşinden gitmişti.
(Müzik)
Ben bir Türkan'a bakayım.
(Gerilim müziği)
Sevgilim.
(Gerilim müziği)
Sevgilim ne demek Somer?
Anlayamadım?
Anlayamazsın tabii.
Anlamını bilmediğin kelimeler neden kullanıyorsun o zaman?
(Gerilim müziği)
-Türkan... -Evet, Türkan!
Türkan ben! Hepinizin saf, salak yerine koyduğu Türkan!
Kibarlığını zayıflık, iyi niyetini acizlik...
...saygısını, nezaketini korkaklık olarak değerlendirdiğiniz Türkan!
-Aşkım neler duyuyorum? -Aşkım deme bana!
Sen de aşkın da yalanmış!
Bu masa...
Bu masa...
Bu masa...
Bu masadaki herkes...
Herkes yalanmış!
(Gerilim müziği)
Seni unutacağım Somer Korman!
Seni ve seninle yaşadığımız her şeyi unutacağım!
Unutmazsam yazıklar olsun bana!
Yazıklar olsun yüreğime!
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Gerilim müziği devam ediyor)
Yazıklar olsun!
(Somer) Sevgilim.
(Gerilim müziği)
Anlayamadım?
Halacığım neyin var, yüzün bembeyaz olmuş?
İyiyim.
Midem bulandı sadece.
Türkan.
İyiyim dedim ya anne.
Canım bir nane limon yaptıralım istersen sana.
Gerek yok.
(Gerilim müziği)
(Müzik)
Sadık Bey, ne iyi oldu, gördünüz mü?
Geldiğiniz için çok teşekkür ederim.
Rica ederim. Ben teşekkür ederim.
(Özer) Bundan sonra sık sık yapalım bunu.
Tabii, yine bulaşalım. Hatta bize de bekleriz.
-İnşallah. -İnşallah.
Bugün için çok teşekkürler Rüçhan Hanım.
Sizi memnun ettiysek ne mutlu bize.
Nesrin Hanım, size de geldiğiniz için teşekkür ederim.
Görüşmek üzere.
Görüşmek üzere.
Türkan, biz öğleden sonra Derya’yı götüreceğiz.
Sen de gelmek ister misin kızım?
Evet abla ya, sen de bizimle gelsene.
(Derya) Benim son saatlerim.
Beraber üç kız kardeş kahvesi içeriz.
Kızım görmüyor musun ablanı?
Yüzü bembeyaz, kireç gibi. Evde biraz dinlensin.
(Sadık) Evet, Rüçhan Hanım haklı.
Kızım, sen evinde kal. Yol uzun, ne olur ne olmaz.
Peki baba.
Burada vedalaşacağız o zaman.
Gel bakayım.
Bir tanem çok çalış, canını sıkma, olur mu? Haberleşiriz.
Merak etme abla, sık sık gelirim zaten.
-Yolun açık olsun. -Hadi bakalım mimar adayı.
Çok çalış, okulunu bitir, işin hazır bak, tamam mı?
Bu ne?
Küçük bir öğrenci kredisi.
Sağ ol enişte.
Başarılar küçükhanım.
Teşekkürler Özer amca.
Biz müsaade isteyelim.
-Hadi arabaya. -Geçelim.
Türkan.
İyi misin?
İyiyim anne, merak etme.
Doğruyu söyle.
Derya'ya üzüldüm sadece.
Hadi gidelim sevgilim.
Git kızım.
(Müzik)
(Müzik devam ediyor)
(Gerilim müziği)
Gel canım.
Türkancığım, gel şöyle güzel bir duş al.
Ayla da sana nane limon kaynatsın.
(Rüçhan) İçer bir güzel uyursun, hadi.
Ben biraz yürüyeceğim.
Ne yürümesi, şu hâline bak, bu kılıkla mı yürüyeceksin?
Aşkım, eğer hava almak istiyorsan, beraber yürüyebiliriz.
Yalnız yürümek istiyorum biraz.
Tamam, peki.
Türkan.
Rüçhan.
(Müzik)
Derya, valizini kontrol et, eksik bir şeyin kalmasın kızım.
-(Derya) Tamam anne. -Ben de gideyim.
Akşam Derya'ya bir şeyler hazırlamıştım, onları alıp geleyim.
-Gel. -Birer kahve içmeyelim mi?
Tabii, içelim.
Ben yaparım size birazdan.
Yok, ben kahveyi yaparım.
-(Nesrin) Nezahat? -Efendim?
Sence Türkan, Mine'yi görmüş müdür?
Yok canım, görse öyle davranabilir mi?
Ama masaya geldiğinde çok kötüydü, beti benzi atmıştı.
Hayatım kız gebe, yediğinden, içtiğinden hiçbir şey anlamadı.
(Nezahat) Dedi ya işte masada da bize midem kötü diye.
Hem onca olaydan sonra bütün aile ilk defa bir araya geldik.
Sadece o mu? Hepimiz diken üstünde oturduk yani.
Sen de bayağı güzel sallandırdın yüzünü Nesrinciğim.
Ben Mine'yi gördüğünü zannetmiyorum.
Yani arzu ettiğin şey olmadı.
Ben kahveyi yapayım. Sonra giderim.
Ne oluyor yani böyle kendi başına gezmeler falan?
(Rüçhan) Neyin havası bu?
Rüçhan, bir karışma. Kız hamile, bırak yürüsün.
Ben anlamadım mı sanki onun derdini? Bana bozuldu.
Kız kardeşini uğurlamaya yollamadım ya, ondan.
Senden izin istemedi anne.
Ama ben gitme dedim. Hâlini gördün.
Ya bıraksana artık, karışma ya!
Daralttın kızı iyice, her şeye müdahale etmek zorunda değilsin!
Onu yeme, bunu ye, duş al, yat, eve gel, gitme!
Ne bu ya, kölen gibi davranıyorsun?
Somer, lütfen uzatmayın.
Öyle mi oldu şimdi?
İlgilensen kabahat, ilgilenmesen kabahat!
Ben karnındaki torunumun iyiliğini düşünüyorum.
Düşünme anne ya, düşünme! Böyle düşüneceksen düşünme!
-(Somer) Ben düşünürüm ikisini de! -Hişt! Mine duyacak!
Ya duyarsa duysun!
Biliyor zaten.
-Ne? -(Somer) Öğrenmiş işte.
Gördün mü? Bak, sırf bana inat söyleme dediğim hadi gidip söylemiş karın.
Ya yeter artık anne!
Bak, sana yemin ediyorum...
...bu Türkan, Mine'den daha beter olacak.
Bütün hamileliği boyunca bizi böyle parmağında oynatacak.
(Telefon çalıyor)
(Telefon çalıyor)
(Telefon ısrarla çalıyor)
Bir dakika.
(Sevilay ses) Özer.
İndin mi?
(Sevilay) Gidemedim.
Binemedim o otobüse.
Peki, seni ne zaman görebilirim?
Yarın aynı yerde.
(Özer ses) Tamam.
(Müzik)
(Hüzünlü müzik)
(Hüzünlü müzik devam ediyor)
(Korna çaldı) (Ani fren sesi)
(Hüzünlü müzik devam ediyor)
(Hüzünlü müzik devam ediyor)
(Hüzünlü müzik devam ediyor)
(Mine dış ses) Sen Türkan’ınla mutlu bir hayat süreceksin diye...
...benim kızıma sırtını dönemezsin.
Ondan vazgeçemezsin.
Mutluluğunuzu bozmaya geldim!
O yalanla sahtelikle yarattığınız dünyanızı başınıza yıkmaya geldim!
Haykıracağım gerçekleri yüzlerine!
Ne olursa olsun artık, yansın, yıkılsın ortalık!
Benim kızım koltuk köşelerinde yatıyor.
Sen, daha doğmamış çocuğun için beni, kızını evden atmaya kalktın.
Bir çocuğun annesiyle babasıyla birlikte büyümesi.
Kiraz için en doğru olan bu.
Sen, daha o dünyaya gelmeden, kızımın hep yanında olacağım...
...onu asla yalnız bırakmayacağım diye atıp tutuyordun ya.
Türkan’ın doğmamış bebeğine nasıl sahip çıkıyorsan...
...benim kızıma da sahip çıkacaksın!
O da senin çocuğun!
Onun da babası sensin, anladın mı?
Yeter!
(Hüzünlü müzik)
(Dönüş dış ses) Yara sıcakken acımazmış.
Kanın damarlardan çekilip, soğumaya başlayınca hissedermişsin...
...ölüme ne kadar yakın durduğunu.
Ablam o gün anlamıştı...
...ihanetin ölüm gibi bir şey olduğunu.
Ne yapacağını, nereye gideceğini bilmeden...
...içinde çırpınan minik bir kalple kalakalmıştı.
Onu buraya savuran fırtınayı gözyaşlarıyla dindirip...
...denize dökmüştü derdini, kederini uzun uzun.
Acısını alsın götürsün diye...
...yarasına tuz bassın diye denize ağlamıştı.
O günden sonra deniz...
...aydınlık, ferah, insanın içini rahatlatan bir mavilik değildi artık.
O günden sonra deniz, yalnızlık demekti onun için.
Ufuk çizgisi olmayan bir çaresizlik.
(Arama tonu)
(Müzik)
Geldiğini duydum.
Neden yanıma uğramadın?
Konuşacak bir şey kaldı mı Mine?
Sen son sözünü söyledin ya.
Yani?
Bizi göndermekten vazgeçtin. Doğru mu anlıyorum?
Şimdilik.
Fakat bu sonsuza dek sürmeyecek.
Şunu unutma, benim derdim Kiraz'dan kurtulmak değil.
(Müzik)
Bak Mine, Kiraz benim ilk çocuğum, ilk sevincim.
(Somer) Ve bu hiç değişmeyecek.
Sana aksini hissettirdiğim için gerçekten özür dilerim.
Annemle de konuşacağım sana daha dikkatli davransın diye.
Ne olursa olsun biz senin aileniz.
Biz diye bir şey yok artık. Ben sana bunu defalarca söyledim.
Sen benim en büyük günahımsın, hatamsın.
(Somer) Fakat Kiraz benim kızım.
Canımın bir parçası.
Bu günahın bedelini ona ödetmem.
(Müzik)
(Arama tonu)
(Telefon çalıyor)
(Telefon çalıyor)
Ver bakayım sen de şunu canım.
(Nezahat) Al abiciğim bunu da.
Hah, dur bakayım.
Ne çok uğraşmışsın halacığım.
Canım benim yersin işte orada.
Bak, burada kavanozlar var bu çantada.
(Nezahat) Öbür çantada da sarmayla börek var.
Orada buzdolabı var mı ki?
Vardır herhâlde, değil mi Derya?
Yoksa da şey yap çocuğum, poşetin içine koy bunları...
...pencereden aşağı iple şöyle sarkıt.
Çantanın içine ip de koydum ben, tamam mı?
Ver canım bakalım.
Evimizin direği her şeyi de düşünmüş bak. Sağ olasın.
Ben ona kıyabilir miyim? Güzelim benim rahat etsin, sıkıntı çekmesin benim canım.
Sıkıntı çekmesin.
Başka bir şey var mıydı?
Tamam abi.
(Nesrin) Nezahat, Mesut sana emanet.
Biz güzel yerleştirelim hemen döneriz.
Sen hiç merak etme. Biz zaten akşam bize gideriz.
Tamam o zaman.
Mesutcuğum.
Kendine iyi bak, tamam mı?
Derya gidecek, Mesut çok üzüldü.
Kim kâğıt helva alacak Mesut'a?
Üzülme. Dönüş benim yerime sana kâğıt helva alır.
(Sadık) Mesut, oğlum ağlama.
Biz her hafta sonu gider alır geliriz Derya'yı, değil mi?
Derya mektup yazsın Mesut'a.
Tabii yazarım Mesut.
Üzülme sen.
(Nezahat) Aa!
Allah'ım ya Rabb'im, az kalsın unutuyordum.
(Nezahat) Yavrucuğum, güzel çocuğum benim...
...eniştenle ben sana şöyle bir katkı yapalım dedik, al bakalım.
-Hala ya. -Ne demek ya?
Küçük bir şey, harçlık yaparsın. Bir şey değil zaten canım benim.
Güzel yeğenim benim. Güzel kızım kıyamam ben sana.
Enişten iyice tembihledi beni dedi ki...
...canı falan sıkılırsa hemen telefon açsın dedi, tamam mı canım benim?
-Tamam halacığım, sen merak etme. -Tamam.
(Fatih) Lan, lan, lan! Mesut, kaç çekil oğlum! Az daha eziyordum ha!
Oğlum senin ne işin var lan hâlâ burada?
Geç kalacağım diye çok korktum ama yetiştim galiba.
Derya bak, sana ne aldım?
Telefon bu, böyle istediğin zaman arayabilirsin diye.
(Nesrin) Sadık! Sadık, dur, yapma!
Sen hâlâ hangi yüzle burada, bu kapıdasın?
Bu yüzle.
Sizden izin alacak değilim ben hiçbir şey için.
Anne, baba.
Çok iyi düşünmüşsün. Ben de ailemle sık sık konuşurum.
Ama bizim acelemiz var görüşürüz.
Tamam. Hadi bakalım siz artık yola çıkın.
-Hadi ancak gidersiniz. -Sakin ol.
-Hadi bin kızım. -Tamam.
Gel kızım, gel.
Derya, onun içinde bak hat da var. Sekiz saat şarj et ondan sonra çalışır o.
-Hadi güle güle. -Hadi.
Resmen üniversiteli oldu bizim kız.
Allah seni ıslah etsin.
(Nezahat) Çekil kapının önünden!
-Tabii. -Kalk oğlum.
-Çekilsene! -Hah, çekil sen.
Geç oğlum.
Az kaldı, az.
Nasılsa ödeşeceğiz.
(Müzik)
Sen kim oluyorsun da benim kızımı yolcu etmeye geliyorsun ya?
Sadık, tamam, uzatma.
Yüzsüz ama yüzsüz!
Tamam, lütfen. Uzatma dedim.
Tamam babacığım, sinirlenme.
(Türkan ağlıyor)
Ne yapacağız biz?
Nasıl çıkacağız bu çemberin içinden?
(Hüzünlü müzik)
(Türkan kusuyor)
(Sevilay) İyi misiniz?
(Müzik)
(Müzik devam ediyor)
İki canlı mısın?
Canını yakmışlar, belli.
Terk mi edildin, ihanete mi uğradın?
Ne fark eder?
(Sevilay) Doğru.
İkisi de insanı ağır yaralar.
Önce olanlara inanamazsın.
İnanmak istemezsin.
Kaçmak istersin, gidemezsin.
Ölmek istersin, beceremezsin.
Şimdi ki aklım olsaydı aynı şeyi mi yapardım bilmiyorum?
Doğuracak mısın peki bebeğini?
Ben...
Henüz bunu düşünemedin, değil mi?
(Sevilay) Gidenin peşinden gitmektense...
...bıraktıklarına tutunmaya karar verirsen eğer hayatta...
...bunun cevabını daha kolay verirsin.
(Sevilay) Ben güçlüyüm, yapabilirim, çocuğumu tek başıma büyütürüm...
...tek başıma ayaklarımın üstünde durabilirim dersen eğer...
...anne olmak dünyadaki en güzel şey.
Ama çok güçlü olmalısın.
Yoksa ezilip, yok olur gidersin.
Güçlüysen, ayakta kalırsan...
...hayat da seninle bir bütün olup, akıp gider.
Ama mücadeleden vazgeçersen...
...kendini acımasız bir savaş meydanın ortasında bulursun.
Yanında da sana masum gözlerle bakan bir çocukla kalırsın.
Ne güzel söylediniz.
Ama bundan da korkma.
Onurunla dimdik o çocuğun gözlerine bakabilirsen...
...o zaman meydan senin, devam et.
Savaşçı bir anne olursun o zaman.
Elinden tutup gittiğin çocuk, senin zayıflığın, güçsüzlüğün değil.
(Sevilay) Hayattaki en büyük gücün olsun.
O zaman hiç kimse umurunda olmaz.
O bunu söylemiş, bu bunu söylemiş, o senin gururunu incitmiş...
...umursamazsın kimseyi.
Büyür o çocuk.
Doğan büyür.
Ama her şey eksik...
...yarım kalarak...
...babasız.
(Sevilay) Yetim çocuklara dikkat et.
O geniş, mutlu aile fotoğraflarında, okul fotoğraflarında...
...düğün, bayram fotoğraflarında...
...fotoğrafın hep en sonunda kalırlar.
Sonradan hatırlanıp çağrılmışlardır çünkü.
O mutlu tabloya nazar boncuğu misali iliştirilirler.
Sadaka gibi.
Ağız dolusu güldüklerini göremezsin onların.
Yaralı bir serçe kanat çırpar gözlerinde.
(Sevilay) El âlem güldüklerini sanır.
Ama sen bilirsin işin aslını.
Hayatın boyunca o göremeyeceğin gülüşün...
...peşinde koşup kendini helak edersin.
(Sevilay) Sonra bir gün...
...evladının içindeki o baba boşluğundan...
...o uçurumdan aşağı düşersin.
Karşında iki yol vardır.
Ama hangisini seçersen seç kolay olmayacak.
Aklın hep bir diğerinde kalacak.
(Hüzünlü müzik)
(Operatör ses) Aradığınız kişiye şu anda ulaşılamıyor.
(Hüzünlü müzik)
(Hüzünlü müzik devam ediyor)
Somer.
İyi akşamlar hala, Türkan evde mi?
Aa, yok. Buraya mı gelecekti?
Ben yürüyüş yapacağım, dedi...
...ama bu saat oldu dönmedi, ben de merak ettim.
Aa!
Niye böyle bir şey yaptı acaba? Bak merak ettim şimdi.
Neyse, ben size haber veririm.
Somer, bak aklıma ne geldi...
...Türkan seninle evlenmeden önce de canı sıkıldığında alır başını gider...
...hava almak için, birkaç saat sonra dönerdi.
Acaba yine öyle bir yere mi gitti?
Bazen sonbaharda tek başıma gelirdim buraya.
(Türkan) Denizi seyrederdim, dalgalarla konuşurdum.
Ben nerede olduğunu biliyorum hala. Teşekkür ederim.
-Bana haber ver ama. -Tamam.
Allah Allah!
Allah Allah, niye böyle yaptı ki bu çocuk?
Derya gitti.
-Türkan üzüldü. -Öyle mi diyorsun?
Hadi gel canım, içeri gir.
Nevresimini tertemiz yerleştirdim. Mis gibi ev kokuyor.
Rahat rahat yatarsın.
Oh, iyi yaptın. Eline sağlık Nesrin.
Ben burayı çok beğendim.
-Öyle mi diyorsun? -Evet. Yani şimdi boş tabii...
...ama sen yeni arkadaşlarınla renklendirirsin.
Tabii. Hepsi yavaşça gelir. Koca odada tek başına kalacak değilsin ya.
Derya bak, şu büzgülü torba var ya, o senin kirli çamaşır torban.
Bütün kirlilerini onun içinde topla, tamam mı kızım?
Eve gelirken mutlaka getir. Yıkarız, temizleriz, ütüleriz...
...gelirken geri getirirsin.
Tamam anneciğim. O kadar heyecanlıyım ki sen ne desen bir kulağımdan giriyor...
...öbüründen çıkıyor.
Sanki evde öyle değilsin, şimdi heyecanını bahane yapma.
Ee, ne yapalım? Gidelim mi?
Canım Derya'm, güzel kızım benim.
Yapma anneciğim, beni de ağlatacaksın.
Bunlar şimdi ayrılığın gözyaşları.
Ama sen okulunu bitirdiğinde, diplomanı aldığında...
...başarından dolayı dökeceğimiz mutluluk gözyaşlarını düşünelim, tamam?
(Nesrin) Derya'm, dediklerimi unutma, olur mu kızım?
Yemene, içmene, uyumana dikkat et.
Herkese her şeyini anlatma.
Tamam, merak etme.
Derya, güzel kızım.
Biz senin yanında olamayacağız ama...
...kalbimiz de sevgimiz de her zaman seninle olacak.
(İç çekti)
Derya'm derslerine iyi çalış.
Haylazlıklarını da mimar olarak...
...Ayvalık'a döndüğün günlere sakla, tamam?
Tamam, söz.
(Duygusal müzik)
Seni çok özleyeceğim.
Ben seni hiç özlemeyeceğim.
Ben senin yokluğuna nasıl alışacağım?
Ben alıştım bile.
Seni çok seviyorum.
Ben senden nefret ediyorum.
Başarılar canım kardeşim, en yakın arkadaşım.
Hadi gidin.
-Hadi gidin artık. -Hadi bakalım.
Dediklerimi unutma, olur mu kızım?
Seni çok seviyorum.
Ben de sizi çok seviyorum.
(Duygusal müzik)
(Duygusal müzik devam ediyor)
Türkan!
Türkan!
Türkan ne yapıyorsun burada?
Üşümüşsün, donmuşsun, hadi kalk.
(Duygusal müzik)
Türkan.
Sen iyi değilsin.
Değilim.
-Ama iyi olacağım. -Ne oldu bir tanem?
Ne sıktı senin canını bu kadar?
Doğruları, yanlışları düşünüyorum.
Bir eşikteyim Somer.
(Telefon çalıyor)
Canım neden bilmece gibi konuşuyorsun?
Anneme mi kafayı taktın?
Bak haklısın. Kız kardeşini uğurlamak istemiş...
Annen umurumda değil.
Yalnız kalmak istiyorum.
Canım kalamazsın. Ben bu hâlde seni burada yalnız bırakamam.
Somer gerçekten yalnız kalmak istiyorum.
İyi de neden?
-Düşünmek istiyorum. -Neyi düşünmen gerek Türkan?
Bizi. Bebeği.
Benim bir karar vermem gerekiyor.
Türkan sen neler söylüyorsun?
Ne kararı?
Sen...
...sen bebeğimiz konusunda mı kararsızsın?
İstemiyor musun?
Senin için önemi var mı?
Türkan böyle soru mu olur, tabii ki önemi var.
O bizim aşkımızın, canımızın bir parçası.
(Somer) Bizim bebeğimiz.
Hem sen böyle bir kararı tek başına veremezsin ki.
Öyle mi?
Bak canım, bir tanem...
...böyle düşünmekte, hissetmekte o kadar haklısın ki.
Seni çok iyi anlıyorum.
Annemin sürekli her şeye müdahale etmesi, Mine'nin hâlleri.
Korkmakta o kadar haklısın ki.
Ama sen öyle olmayacaksın.
Annem sana o şekilde davranmayacak. Çünkü ben senin yanında olacağım.
Yanınızda olacağım.
Bizim bebeğimiz.
Bu bebek bizim yuvamızı tamamlayan canımız.
Sen böyle bir şeyi nasıl düşünebilirsin?
Türkan.
Seni çok seviyorum.
Bebeğimizi çok seviyorum.
Siz benim her şeyimsiniz.
Yapma Somer.
(Duygusal müzik)
Nerede kaldı bunlar?
Arama artık Rüçhan, Somer açmıyor. Türkan'ı bulmuştur.
(Arama tonu)
Herkes gelsin, ondan sonra başla.
Bu evin kuralları var.
Rüçhan bırak kız yesin.
Onlar sizin kurallarınız.
Doğru, onlar bizim kurallarımız. Sen misafirsin.
-(Rüçhan) Bu aileden değilsin. -Rüçhan uzatma.
Benim ailem belli, Somer ve kızım. Gayet mütevazı.
Bu evdeki en şanslı kişi Somer. Üç tane ailesi var.
Türkan ve çocuğu, annesi babası, oh!
Mis vallahi.
Mine terbiyesizleşme.
Bir kadın olarak şu lafları ağzına nasıl yakıştırıyorsun, anlamıyorum.
Neden, gerçekler bunlar değil mi?
Yaşarken yakışıyor ama ben söyleyince terbiyesizlik oluyor.
Sen gururlu bir kadın olsaydın...
...homurdanmak yerine bu evi terk eder giderdin.
Evet Mine. Bak, Somer sana güzel bir ev buldu.
Anladığım kadarıyla annen de yanına taşınmaya hazır.
Daha neyin peşindesin, anlamıyorum.
O kadar basit değil Özer Bey.
Benim hayatımla ilgili kararları siz veremezsiniz.
Ben başınızdan atacak kadar sıradan biri değilim.
Torunumuzun annesisin.
Ve sanırım yeterince arkanda olduğumuzun da farkındasın.
Artık inadını, Somer'e olan öfkeni bir kenara bırakıp...
...kızınla ilgilenmen lazım.
(Özer) O benim ilk torunum.
Kiraz benim ilk göz ağrım.
Ve yakında bir kardeşi olacak.
O çocukların geleceği için ne gerekiyorsa onu yapacağız.
O ikisi için en doğrusu, en iyisi neyse...
...onu yapacağız.
Siz iyi bir insansınız Özer Bey. Samimiyetinizden de zerre şüphem yok.
Ama beni günah keçisi ilan ettiler.
Sanki Türkan'ın elinden Somer'i ben almışım...
...üstüne bir de çocuk peydahlamışım gibi.
(Mine) Ama işin aslının bu olmadığını siz de çok iyi biliyorsunuz.
Türkan benim elimden Somer'i aldı. Somer ben hamileyken beni aldattı.
-Senin yalanların yüzünden... -Benim Somer'e olan aşkım gerçekti.
Bunu siz de çok iyi biliyorsunuz.
Ben Somer'i çok sevdim. Hem de çok.
Siz Türkan'ı getirmeseydiniz...
...belki de Somer'le aramızdaki problemler çoktan çözülmüştü.
Her neyse.
Şimdi Somer bana, benim en büyük hatamdın, günahtın, diyor.
Tamam. O zaman biz de bu cehennemde beraber yanarız.
İzninizle.
Ne yapacağız Özer?
Bu kız beni deli ediyor.
(Gerilim müziği)
Annem.
Gel, gel bana.
Biz kardeş istemiyoruz, değil mi anneciğim?
(Mine) Biz kardeş istemiyoruz.
(Gerilim müziği)
Nasıl kıyacaksın?
Kalbini söküp atacak mısın gerçekten?
(Somer) Bak, tam şu ilerideki sahilde...
...bana bir taş vermiştin. Kalp şeklindeydi.
Demiştin ki...
...bak bu benim kalbim, al bunu denize at.
Atamamıştım.
Sonra sen benim elimden o taşı aldın, suya fırlattın.
Fakat artık sen bu kalbi her istediğinde fırlatıp atamazsın.
(Somer) Çünkü orası artık benim evim, yuvam.
Bebeğimizin de.
-Demek hatırlıyorsun. -Evimi mi...
...evime giden yolu mu?
Senin o yolda nasıl yalnız yürüdüğünü, sonra aniden ellerimizin kesiştiğini.
Türkan ben seninle ilgili hiçbir anı, hiçbir saniyeyi unutmadım ki hatırlayayım.
İleride çocuklarımıza anlatabilmek için hepsini buraya yazıyorum.
Çünkü bence bir annenin, bir babanın...
...çocuğuna bırakabileceği en güzel miras...
...aralarındaki aşktır.
Türkan.
Bu öyle bir anda verilecek bir karar değil.
Hadi evimize gidelim.
Canım.
Bak ben önemli bir karar alacağım zaman ne yaparım, biliyor musun?
Kendime zaman veririm, bir gece.
Tek bir gece. Uyurum, uyanırım.
Eğer sabah kalktığımda hâlâ aynı şeyi düşünüyorsam...
...o zaman onun yolunda ilerlerim.
Senden bunu rica ediyorum.
Senden bizim için bunu yapmanı istiyorum.
Lütfen.
(Duygusal müzik)
Hadi.
(Duygusal müzik)
(Kapı zili çalıyor)
Neredesiniz oğlum bu saate kadar? Şu hâlinize bakın.
(Hapşırdı)
Al işte, hasta olmuş kız.
Tamam anne.
Ne oluyor? Bu tavırlar ne?
Sen bir ıhlamur kaynat.
Anneciğim.
Kulakların da soğumuş, buz gibi olmuş.
Ayla, bir hırka getirsene.
Derdi neymiş, anlat bakalım.
Türkan anne olmaktan korkuyor.
Laf!
Anne olmaktan korkulur mu oğlum?
Şimdi gençler arasında bu moda oldu, anne olmaktan korkuyorlar.
Ama evleniyorlar da.
Anne bu öyle basit bir şey değil, lütfen.
Ne peki? İlgisiz, sevgisiz mi kalmış?
Bir şey istemiş de yerine mi getirilmemiş, neyi eksik kalmış?
Sen sevgilim, aşkım diye peşinden dolanıyorsun.
El üstünde tutuluyor, korkacak ne var?
Sen anne.
Sen böyle davrandığın için.
Yemin ederim oğlum, sen böyle söyledikçe benim için bayılıyor.
Ben ne yapmışım, ne demişim?
Yemeğini ye, yat, uyu, dinlen demişim, bunlar suç mu oğlum?
Bunu annesi bile yapmaz.
Anne çok karışıyorsun, zaten problem burada.
Gözün sürekli kızın üstünde. Bundan rahatsız oluyor, anlamıyor musun?
Hayır, bir de en son Mine'ye yaptıkların da iyice doldurmuş.
Mine'yle kendisini eş tutuyor yani?
Ne olacak, gece soğukta dışarıda dolaşınca korkusu mu geçecek?
Bebeği...
...doğurmak istemiyor sanırım.
Anlamadım.
Somer...
...bebeği aldırmayı mı düşünüyor?
Sakın. Ben buna asla izin vermem. Kendini ne zannediyor?
Bizim torunumuza mı kıyacak?
Bir de bana söylesin. Dur, ben çıkıyorum, bir de bana söylesin!
Anne dur, tamam, lütfen sakin ol. Bir yere gitme, ne yapıyorsun?
Sen ne yapıyorsun, kapı mı dinliyorsun?
Dur, tamam, sakin ol.
Ben biliyorum.
Bütün bunları onun kafasına o Nesrin Öğretmen soktu.
Bak kahvaltıda bana bakıp gözlerini deviriyordu.
-Demek ki aklındaki buymuş. -Annesiyle bir alakası yok!
Kız senin davranışların yüzünden böyle yapıyor.
Bir de şimdi Kiraz'ı senin odanda gördü, iyice tedirgin oldu.
Mine'yi çocuğundan alıkoyan bana neler yapmaz, diyor.
Haklı, kız iyice korktu.
Mine Hanım'ın manyaklıkları yüzünden olduğunu söyleseydin.
Anne ne olur kızı rahat bırak, tamam mı?
Rica ediyorum ilişme, karışma, tamam mı?
Şu zor günleri bir atlatalım. Rica ediyorum.
(Gerilim müziği)
("Dedublüman - Belki" çalıyor)
"Omzumda"
"İşlemediğim günahlar"
"Sözlerimde riya var"
"Kederimde bir aşk"
"Görüyor mu?"
Aşkım.
"Belki de yanlıştı doğrularım"
"Aşkını, sevgini sorguladım"
"Yolların kapalıydı, zorlamadım"
"Öldürdüm çiçeğimi"
Canım sevgilim.
"Yaşatamadım"
("Dedublüman - Belki" çalıyor)
"Duyamadım"
"Gidişin sessizdi"
"Bilemem ki ben yarın"
"Sessizce döner misin?"
"Sanmam ki"
"Belki de yanlıştı doğrularım"
"Aşkını, sevgini sorguladım"
"Yolların kapalıydı, zorlamadım"
Seni çok seviyorum.
"Öldürdüm çiçeğimi"
"Yaşatamadım"
("Dedublüman - Belki" çalıyor)
"Sanmam ki"
"Belki de yanlıştı doğrularım"
"Aşkını, sevgini sorguladım"
"Yolların kapalıydı, zorlamadım"
"Öldürdüm çiçeğimi"
"Yaşatamadım"
Daha iyisin, değil mi?
İyiyim.
Ben de bir duşa gireyim.
Sen de üşütmeden giyin, tamam mı?
(Duygusal müzik)
(Kapı kapandı)
Sana sıcak ıhlamur getirdim. İç de için ısınsın, olur mu?
İçmeyeceğim.
(Duygusal müzik)
Türkancığım.
Bak lütfen kendini Mine'yle kıyaslayıp...
...kedere, endişeye kapılma.
Onun yarattığı huzursuzluk seni endişelendirmesin, korkutmasın.
Kendimi niye Mine'yle kıyaslayayım?
Ben Somer'in karısıyım, Mine de mi karısı?
-Niçin kendimi onunla kıyaslayayım? -O nasıl söz öyle Türkan?
Mine kim ki? Dış kapının mandalı.
Somer'in vicdanı yüzünden sırtımızda bir kambur.
Doğru düzgün kimi kimsesi de yok. Atsan atılmaz.
İyileşinceye, kendine gelinceye kadar burada.
Ama sonunda, eninde sonunda bu evden defolup gidecek.
İnsanların hayatları iki dudağınızın arasında sanıyorsunuz, değil mi?
Hayır.
Ama herkes hak ettiği biçimde yaşar.
(Rüçhan) Türkancığım bak, sen çok güçlü bir kızsın.
Somer de sana tapıyor.
Çocuğunuzla birlikte çok mutlu olacağınızı biliyorum.
Öyle mi?
Her şeyi biliyorsunuz demek.
Evet. Hissediyorum.
Türkancığım.
Sen benim torunuma çok güzel bir anne olacaksın.
Çocuğunla birlikte yeni bir Türkan doğuracaksın.
İşte o zaman gerçek Türkan kim, göreceksin.
(Rüçhan) Gücünü, güçsüzlüğünü...
...kudretinin sınırsızlığını göreceksin Türkan.
Sen bana bakma, arada zorluyorum, üzerine titriyorum...
...ama inan ki bunları art niyetle yapmıyorum.
Türkan sonuçta sen bana ilk torunumu vereceksin.
Bu yüzden bu kadar müdahil oluyorum...
...bu yüzden seni bu kadar korumaya çalışıyorum.
Sen de beni anla.
İlk mi?
Anlamadım.
Hiç.
Ben biraz uyumak istiyorum.
Tamam.
(Duygusal müzik)
(Duygusal müzik devam ediyor)
(Müzik)
(Sadık) Nesrin Hanım.
Kaldık mı sessiz sedasız?
Kaldık.
Derya'nın okulu başlasın da hayırlısıyla.
İlk defa dışarıda kalıyor.
-Alışır değil mi? -Alışır.
Ama zaten böyle olacağını biliyorduk.
Dönüş de yakında istikbalinin peşinde koşacak.
Türkan da çoluk çocuğa karışacak.
(Sadık) Ondan sonra da seninle ben...
...baş başa kalacağız.
Kalacağız.
(Müzik)
(Kapı açıldı)
(Müzik)
(Müzik devam ediyor)
(Duygusal müzik)
(Dönüş dış ses) Herkesin kendi öyküsüne...
...kendine ağladığı bir gece vardır.
Gidenin, kaybedilenin...
...eksilenin üzüntüsü bir yandan, o kayıpla...
...eksikle nasıl yaşayacağını bilemediği için korkup...
...korkusuna yenilmek öte yandan.
İnsan her üzüntüsünü son üzüntüsü saymak istiyor.
Ama hayat izin vermiyor.
(Duygusal müzik)
(Dönüş dış ses) Bir başına çocuk gibi ağlayan eniştemin...
...çaresizliğini izleyen ablam, daha büyük bir çıkmazın içine düşmüştü.
Bir uçurumun kenarında izler gibi izliyordu kendi düşüşünü ve sevdiğini.
Acısını tarif ederken şöyle demişti...
...sevilmek, sevmek kalıp yaraları sarmaya yetiyor muydu?
Hercai bir aşk mıydı doğruyla eğrinin terazisi, endazesi?
İnanmak için, yeniden başlamak için kalbi daha ne kadar acıyacaktı?
İnanmak kelimesi, ihanetin karşısında öyle aciz kalıyordu ki.
Acı bir itirafa tutunmak bile daha onurlu bir teselliydi.
(Duygusal müzik)
(Dönüş dış ses) Ona düştüğünde elini uzatan, yerden kaldıran...
...kimseler inanmazken inanan bu adam mıydı gerçekten?
Bu adam mıydı ablamı hayata döndürüp, ansızın yüreğine hançer saplayan.
(Duygusal müzik)
Dönüş, kızım, zeytini uzatır mısın?
Buyur baba.
Sen uyumadın mı kızım?
(Nesrin) Yorgun görünüyorsun.
Dün gece uykumu pek alamadım, ondandır.
Tabii kızım. İlk gün...
...odanda ilk defa yalnız kaldın.
Boşluğa düştün.
Derya'ya çok alışkınım.
(Dönüş) Şimdi onun yokluğuna nasıl alışacağım bilmiyorum.
En iyi arkadaşım gitti.
Sesini, soluğunu, varlığını aldı gitti odadan.
Anneciğim, benim güzel yavrum.
Biz varız, yalnız değilsin ki. Hem yakında yeni arkadaşların da olacak.
Bugün öğleden sonra çarşıdaki yeni dershaneye gidip bakalım mı?
Tabii.
Gidelim, şartlarını öğrenelim. Olur mu, ne dersin Dönüş?
Hem biraz oyalanmış olursun hem de sınava hazırlanmış olursun.
Aslında çok iyi olur.
Ama pahalıdır.
Zorlanmayalım şimdi.
Yo, dert değil. Gidelim şartlarını öğrenelim.
Hadi kahvaltını yap.
(Duygusal müzik)
(Telesekreter ses) Aradığınız kişiye şu anda ulaşılamıyor.
Of...
(Duygusal müzik)
(Müzik)
(Müzik devam ediyor)
Hişt Serdar!
-Önüne bak da yürü. -Ne yapıyorsun ya?
Gebertirim seni! Kızlara bakmayacaksın.
Vallahi Dönüş'e ispiyonlarım. Bir telefonuma bakar.
Allah aşkına benim Dönüş'ten başkasını gördüğüm mü var!
Ben de onu diyorum. Oyarım o gözlerini.
Sen yanlış bölüm seçmişsin. Tıbba gelsene.
Neşterler filan sen pek seversin.
Ee...
...mimarlığın buraya taşındığını bilmiyordum.
-Karşıdaki bina. -Aynı kampüs. Güzel.
Birbirimize göz kulak da oluruz. Kendini yalnız hissetmezsin.
-Toprağım diyorsun yani! -Toprağım mı?
Evet. Ankaralı çocuklar öyle diyor. Biz de şey diyelim...
Ayvalık kardeşliği. Zeytin kardeşliği falan da olur.
Üf, Derya!
Ee, abiciğim ne yaptın? Sen o öğrenci işlerindeki işini hallettin mi?
Abiciğim ne ya?
Bana bak, abiyle düzgün konuş! Gel bakayım sen şu tarafa.
Ne diyorsun sen ya abiciğim falan!
Ya çaktırma. Sana göz kulak oluyorum. Abisi varmış desinler.
Abi sen bırak bu işleri.
Abiye öyle denmez, ağzına biber sürerim senin.
Hadi abiciğim derse.
(Müzik)
(Müzik devam ediyor)
(Somer dış ses) Uyurum, uyanırım.
Sabah kalktığımda eğer hâlâ aynı şeyi düşünüyorsam...
...o zaman onun yolunda ilerlerim.
(Kapı zili çaldı)
(Nesrin) Ben bakıyorum.
(Kapı açıldı)
(Kapı kapandı)
-Ya Nesrin... -Ne?
Ne oldu?
Nesrin..
...söyleyeyim mi, söylemeyeyim mi kafamın içinde aldım verdim vallahi.
Ne oldu Nezahat?
Somer siz yokken buraya geldi.
Ne istiyormuş?
Türkan yürüyüşe diye çıkmış, eve bir daha geri dönmemiş.
Telefonunu da kapatmış. Acaba burada mı diye sormaya gelmiş.
Neredeymiş Türkan?
İyiymiş, bir şeyi yokmuş. Sahildeymiş. Bulmuş sonuçta.
Gece aradı, bana haber verdi. Türkan o sırada uyuyordu.
Türkan iyi miymiş gerçekten?
-Ben bir arayayım. -Dur, iyiymiş. Bir şeyi yokmuş.
Sana ne diyeceğim. Acaba diyorum Türkan bu...
...Mine'yi mi gördü ya da bir şeyi mi duydu?
Yanımıza geldiğinde hatırlasana, midem iyi değil filan dedi.
Böyle bir tatsızdı.
-Keşke duymuş olsa da yani... -Aşk olsun Nesrin!
Hamile çocuk üzülsün diye neredeyse dua edeceksin ya!
Olur mu öyle şey! Benim söylediğim öyle bir şey değil.
Sen benim içimi biliyorsun.
Seninle bunu daha dün konuştuk.
Görmemiştir. Görseydi o masada nasıl oturur!
Yani ne bileyim... O zaman niye telefonunu kapatıp...
...ortalardan kayboluyor bu çocuk?
Bilemedim ki.
Bak sen şimdi benim içime kurt düşürdün.
Ben şu kızı bir arayayım.
İyi, hadi.
(Müzik)
Burada mı, aşağıda mı, bahçede mi içerisiniz bilemedim.
Somer Beyler de aşağıda bahçede kahve içiyorlar.
Sağ ol, Ayla.
Senin nane limonlarını özleyeceğim.
Afiyet olsun dünyalar güzeli.
Ay, nasıl iyi geldi mideme!
Sağ ol.
Nereye gidiyorsunuz?
Huzur bulacağım yere. Babamın evine.
Yine üzdüler sizi değil mi?
Rüçhan Hanım'ın söylenmeleri yetmezmiş gibi...
...bir de Mine Hanım'ın delilikleri!
Bu evde yalancıların, ikiyüzlülerin içinde daha fazla yaşamak istemiyorum.
Bana düşmez ama bu evden gitmesi gereken biri varsa...
...o da Mine Hanım, siz değilsiniz.
Eğer giderseniz...
(Telefon çalıyor)
-Ne demek bu? -O kadın...
...çok kötü biri. Kıskanç, kötü kalpli bir insan.
Sizin mutluluğunuzu kıskanıyor.
Eğer giderseniz o çok sevinecek.
Sen...
Sen biliyordun değil mi?
Benden başka herkes biliyordu.
Bir ben anlayamadım.
Bir ben göremedim öyle mi?
Çok üzgünüm. Ama bana düşmezdi ki.
-Hem ben size nas... -Ne sana düşmezdi Ayla?
Sen ben en korktuğum zamanlarda yanımdaydın.
Bütün yaz evime gelip gittin.
Seninle derdimi, sırlarımı paylaştım.
Şimdi bana düşmezdi diyorsun öyle mi?
Ben sizin üzülmenizi istemedim.
Ama üzdün.
Hepiniz beni aptal yerine koydunuz.
Gözünün önünde olup biteni nasıl anlamaz, nasıl göremez dedin değil mi?
Hayır. Öyle demedim, öyle düşünmedim.
Ben sizin için üzüldüm. Bir de Somer Bey için.
Öyle çaresizdi ki...
...iki arada kaldı.
İki kadın arasında.
Evet ya!
Ne üzücü.
Hayır, öyle değil Türkan Hanım.
Somer Bey sizi çok seviyor.
Size olan aşkını, sevdasını gördüm.
Size yalan söylemek zorunda kaldığında nasıl çaresiz kaldığını gördüm.
O yılan kadın hepimizin başına bela oldu.
Tamam, ben daha fazla dinlemek istemiyorum. Boş ver.
Yapmayın lütfen Türkan Hanım.
Somer Bey sizi çok seviyor. Giderseniz perişan olur, mahvolur.
Ayla lütfen.
Nesrin bir dur. İnsanı söylediğine pişman ediyorsun.
Ortalığı hemen velveleye vermeyelim ya!
Yok, yok. Kesin bir şey var Nezahat. Türkan o telefonu açardı.
Hayatım belki uyuyordur. Ne bileyim banyodadır, işi vardır, olamaz mı yani?
Yoo. Sen dün akşam olanları kendin anlattın.
Somer de ulaşamamış, şimdi ben de ulaşamıyorum. Benim gitmem lazım.
İyi, tamam Nesrin git ama ortada bir şey yoksa...
...boşu boşuna hadise çıkacak. Sonra Türkan üzülmez mi...
...halam yetiştirdi, annem telaşlandı diye?
Sen birazcık daha bekle. O seni arar. Aramazsa tekrar ararsın.
Bu kızı, hamile çocuğu böyle üzmeye bizim ne hakkımız var!
Vallahi halam haklı anneciğim. Abartıyorsun.
Ablam dün Derya'yı yolcu etmeye gelemedi ya ona üzülmüştür.
Ne zaman bunalsa o yürüyüşe çıkar.
Sen şimdi gideceksin, Rüçhan Hanım karışacak.
Olay boşu boşuna büyüyecek. Gerek yok.
Evet, evet. Dönüş doğru söylüyor. Boşu boşuna o tarafla tekrar gerilmeyin.
Of...
Tamam kardeşim, peki bir günde kaç tane fidan dikebiliyorlar?
Tamam, sen ayarlarsın kardeşim. Haberleşiriz, tamam.
Şu tepedeki araziye dikiyorlar değil mi? Manzarası olan.
Selçuk ayarlıyor.
Baba o nasıl bir kravat ya!
Nesi varmış kravatın?
Aklına gençliği geldi herhâlde.
Rüçhan ne var canım! Kravat işte. Elime bu geldi, bunu taktım.
Yani ne bileyim...
...biraz değişik gibi. Alışılmışın dışında.
Parfümü de boca etmişsin. Maşallah kokudan durulmuyor.
Rüçhan saçmalıyorsun. Gerçekten.
İnşallah.
Hah! Yüz verdik ya artık buradan çıkmazlar.
Sadık Beyler.
Bir bakalım.
Türkan Hanım, Somer Bey'e haber verseydim.
(Kapı zili çaldı) Hayır, sakın.
Baba?
-Baba? -Güzel kızım.
-Mesut. -Türkan.
-Hadi içeri geçin. -Dur kızım, girmeyelim.
Bu torunum için.
-Ne ki bu? -Bunu her gün beslemen gerekiyor.
Az su vereceksin, iki günde bir de un vereceksin.
Ama çok fazla değil. Şöyle bir kaşık kâfi.
Zaten nasıl yapıldığını evdeyken ben size öğretmiştim hatırlarsan.
İnce ruhlu babam benim.
Ne yapayım kızım. Torunumun ilk hediyesi bu olsun istedim.
-Sadık Bey. -Merhaba.
-Hoş geldiniz. -Hoş bulduk.
-(Somer) Hoş geldin Sadık baba. -(Sadık) Merhaba oğlum, nasılsın?
-Hoş geldin Mesut. -Hoş buldu Mesut.
Kızıma bir hediye getirmiştim de.
İçeri girseydiniz.
Türkan niye almıyorsun kızım babanı içeri?
Yok, yok. Türkan söyledi zaten ama mesai var bizim Mesut'la.
O ne Ayla?
Şey...
Memleketten kıyafet istemiştim de sağ olsunlar onu yollamışlar.
Bu eski bir aile geleneği.
Kendi ellerimle besleyip büyüttüğüm özel mayalarım.
Üç kızımın da birer tane kavanozu var.
Bu da torunum için olsun istedim.
Kadim bir gelenektir.
Köklenip sevgiyle büyümenin, çoğalmanın mirasıdır.
Ne güzel bir gelenektir bu.
Ve sanırım...
...torunumun aldığı en güzel hediye bu olacak.
-(Sadık) Estağfurullah. -(Özer) Öyle değil mi Türkan?
Öyle, Özer baba.
(Duygusal müzik)
Aramadı.
İyi, tamam hadi sen ara.
-Arıyorum. -Ara.
(Duygusal müzik)
-(Nesrin ses) Türkan. -Efendim anneciğim?
Kızım sesin niye öyle geliyor? Ağladın mı sen?
İyiyim... İyiyim anne, bir şey yok. Dün sadece birazcık rüzgâr yedim.
Üşüttüm sanırım.
Yavrum sen niye rüzgârda, bu soğukta sokaklarda dolaşıyorsun?
Halan anlattı. Dün Somer de sana ulaşamamış.
Biraz yürümek istedim sadece.
Türkan iyi misin?
Bir şey olmadı değil mi kızım?
Yok anne. Derya'yla doğru dürüst vedalaşamadım ya...
...aklım kaldı. Üniversiteyi kazandı. Öyle bir duygulandım.
Senin canın bir şeye mi sıkıldı kızım? Doğru söyle, var sende bir şey.
Yok, yok merak etme.
Olursa söylerim, tamam?
Hadi kapatıyorum şimdi.
(Kapı kapandı)
Ben de uyanmanı bekliyordum. Günaydın.
Kahvaltıya dışarı çıkalım mı?
Canım istemiyor, sağ ol.
Daha iyisin ama değil mi?
Olmuyor Somer.
Uyuyup uyanınca bir şeyler değişmiyor.
Geçmiyor.
Fikrin hâlâ değişmedi yani?
Bebeğimize kıyacak mısın?
Hayır.
Hayır, ben buna müsaade etmiyorum.
Tartışmayalım lütfen.
Türkan bak...
...ben de tartışmak istemiyorum.
Seni ağlatmayı, incitmeyi, üzmeyi hiç istemiyorum.
Ama eğer bunu yaparsan sadece ben değil, sen de üzüleceksin.
Pişman olacaksın.
Türkan bu bebek bizim hayalimiz.
Her şeyimiz.
Biz birbirimize söz verdik.
Sevgimizi büyüterek geldik bu günlere.
Bak.
Bak baban torununa ne güzel bir hediye getirmiş.
Ailemizi çoğaltan, büyüten, sevgi dolu bir hediye.
Bu bebek de bizim hediyemiz.
Aşkımızın hediyesi.
Sana başka söyleyecek bir şeyim yok Türkan.
(Kapı açıldı)
(Kapı kapandı)
(Gerilim müziği)
(Çığlık attı)
(Gerilim müziği)
Buraya duvar kâğıdı gelecek. Eşyalar boşaltıldıktan sonra...
...güzelce temizliğini yapın.
Derhâl Rüçhan Hanım.
Torunuma oda yaptırıyorum.
Hayırlı olsun.
Benim kızım koltuk köşelerinde uyuyor ama.
Sen önce laf dinlemeyi öğren, ben ona da gerekeni yaparım.
Rüçhan Hanım...
...Kiraz da sizin torununuz.
İkisi de bebek ya!
Siz nasıl bir insansınız!
İki masum yavruyu nasıl birbirinden ayırırsınız!
Benim yavrumun Türkan'ınkinden ne farkı var?
Yavruların bir günahı yok.
Anaları farklı.
(Gerilim müziği)
(Arama tonu)
Alo, Ayla. Türkan evden çıkacak olursa haberim olsun.
Tamam, Somer Bey.
Anneme de bir şey belli etme. Kızı iyice bunaltmasın.
Yok, yok. Siz hiç merak etmeyin.
(Gerilim müziği)
Türkan.
Bir şey mi oldu?
Hiç. Küpemi kaybettim, onu arıyordum.
Hamileymişsin.
Evet, ne olmuş?
Tebrik etmeye geldim hayatım.
İyi, sağ ol.
Tabii sen geçen gün yaptıklarım için bana bozuksun.
Haklısın da.
Ne istiyorsun Mine?
Canım...
...yani yapabileceğim bir şey varsa yardımcı olmak isterim.
Benim gibi senin de bulantıların çok oluyor anladığım kadarıyla.
Bir faydam olursa...
Ne de olsa aynı evde yaşıyoruz değil mi?
Orası belli olmaz.
Anlamadım.
Aynı ev diyorum...
...belli olmaz.
Türkan ne demek bu?
Hiç.
Tamam. Görüşürüz o zaman.
(Kapı açıldı)
(Kapı kapandı)
(Müzik)
Bir şey mi istiyorsunuz?
Bunlar onay bekleyen dosyalar. Kontrol edilmeden imzaya sunulmayacak.
Çok yüksek meblağlardır. Aman diyeyim! Excel kullanmasını biliyor musun?
Şef ne yaptın bizi, biliyoruz herhâlde!
Burası imalathaneye benzemez. Kılığına kıyafetine dikkat edeceksin.
-Kolay gelsin. -Sağ olun Özer Bey.
Hayırlı olsun Mustafa.
Eyvallah.
Özer Bey bana terfi vermişsiniz. Ben hiç beklemiyordum.
Teşekkür ederim.
Ben vermedim. Terfini Rüçhan Hanım vermiş.
Rüçhan Hanım mı vermiş?
Vallahi kendisi çok esaslı kadınmış.
Neyse ben öyle bir hayırlı olsun diye geldim.
Hadi, siz devam edin.
Kravat...
...biraz enteresanmış.
(Müzik)
Ben yerime geçiyorum o zaman şef.
Sen biraz çalış, ben telefonla bir görüşeyim.
Eyvallah.
(Boğazını temizledi)
(Kapı kapandı)
(Burnunu çekti)
Mustafa.
...satış...
...sorumlusu.
(Şef ses) Rüçhan Hanım emrettiğiniz gibi Mustafa yanımda çalışmaya başladı efendim.
Güzel. Benden haber bekleyin.
Siz ayakaltında çok dolaşıyorsunuz.
Niye? Yoksa Türkan kocasını mı kıskanıyor?
Senin bu deli deli hareketlerin yüzünden kızın psikolojisi bozuldu.
Öyle mi? Vah vah! Çok üzüldüm!
Ayla...
...nedir o?
Şey... Türkan Hanım nezle olacak galiba. Başı ağrıyor da.
Ver bakayım.
-Bunu mu götüreceksin? -Evet, başı ağrıyor ya.
Başı ağrıyorsa ılık bir duş alsın, dinlensin.
Hamilelikte öyle kafasına göre ilaç mı alınır!
Üstelik bu kan sulandırıcı.
Bunu içerse Allah korusun düşük yapma riski var.
-İyi bari su götüreyim -Götür su içsin.
(Gerilim müziği)
İlaç almanız doğru değilmiş. Rüçhan Hanım söyledi.
Bebeğe zarar verebilirmiş.
Bir ılık duş alsanız?
(Müzik)
Ayla halının altında da fotoğraf olacaktı. Onu da alır mısın?
Kalmakla en doğrusunu yaptınız Türkan Hanım.
Vazgeçmiş değilim.
Babamı öyle sevinçli hâlde görünce ses etmedim, hepsi bu.
-Ne yapacaksınız peki? -Bu evde daha fazla duramam.
Durmak istemiyorum.
Türkan Hanım haddim değil ama ailenizi de düşünseniz?
Anneniz zor bir hastalıktan yeni kurtuldu.
Babanız birkaç ay önce kalp krizi geçirdi, ameliyat oldu.
Ya sonra ne olacak? Peki ya karnınızdaki bebek?
O ne olacak? Sevdanızın meyvesi.
Annem de babam da böyle bir rezalete boyun eğmemdense...
...yanlarında kalmamı tercih ederler.
Korkuyorum Ayla.
Somer'i çok mu seviyorum yoksa ondan nefret mi ediyorum bilmiyorum.
(Ayla) O sizi çok seviyor.
Ama sevgi yetmez dedikleri şey bu galiba. Filmlerdeki gibi.
Beni ölümün kıyısından çekip alan Somer...
...o uçurumun kıyısına yeniden bıraktı.
Sıkışıp kaldım orada.
Kalbimle mantığım arasında çok güçlü bir bağ var.
Eğer o bağı kesip atarsam...
...kalbimin sesini duymayacağım.
Her şey olup bitecek.
Olması gerektiği gibi.
(Müzik)
Hayır kardeşim ben anlamıyorum. Her gebelikte böyle mi oluyor ya?
Annem de Türkan'la konuştu. Benden korkma diye açık açık söyledi.
Ben daha ne yapılır bilmiyorum yani. Türkan beni korkutuyor.
Bana kızacaksın belki ama Mine gerçeğini çok önce söyleseydin...
...farklı olabilirdi. Affeder miydi bilmiyorum tabii.
Neyse, umarım hepsi yoluna girer.
-Ben şuraya geçiyorum. Afiyet olsun. -Afiyet olsun.
Vay vay vay!
Patronun oğlu bizimle yemek yiyor demek! Vallahi çok duygusal bir an...
...gözlerim yaşardı. -Ee...
...Ayvalık’ın en iyi yemekhanesi bizde oğlum. Kaçırır mıyım hiç!
-Vallahi ben de beğendim. -Yaa!
Vallahi benim annemin yaptıklarına çok benziyor.
Yani neredeyse birebir.
Annen uzakta mı? Burada mı, nerede?
Annem dün buradaydı.
Akşamına yolladım ama İzmir'de yaşıyor.
Seninki nerede? Buraya her gün gelmiyor mu?
Yok. Ne yapacaksın annemi?
-Benim ona bir teşekkür etmem lazım. -Ee, hak ettin tabii.
Gerçi senden makineleri kurtardın. İyi olanı yaptı.
Kafasına vura vura makineyi kırdın oğlum.
-Senin annen hangi çiçeği sever? -Annem?
Annem çiçekleri sevmez.
Bütün güzelliklerin düşmanıdır.
Ya sen annen hakkında ne biçim konuşuyorsun!
Bütün kadınlar çiçekleri severler.
Ama anneler daha böyle saksı çiçeklerini severler.
Şaka yapıyorum, sever tabii ki masraf etme diye dedim.
-Bir teşekkür yeter. -Yok, yok olmaz öyle.
Analar başımızın tacıdır. Ben oraya elim boş gidemem.
Yeni işinden memnun musun?
Şu anlık rahat gözüküyor. Masabaşı iş.
Ama bu takım elbise olayı biraz sıkıcı. Benlik değil peki.
Alışırsın.
Bana yakışır ama değil mi?
Yani takım elbise, kravat falan.
Ya da kravat takmam belki. Üstten iki düğme salarım.
Şimdi durup dururken de vaziyetimize zeval gelmesin.
Yakışır tabii. Ne yapsan yakışır.
Ya Mustafa...
...senin yaşın genç filan ama...
...50 yıllık hayat tecrüben varmış gibi konuşuyorsun bazen.
Senin tuhaf bir ağırlığın var.
Ben çok küçükken...
...benim üstüme dağ gibi bir adam devrilmiş.
Beni onun altından annem kurtarmış.
Ben hiç ağlamamışım ama.
Ondan sonra çabucak büyümeye başlamışım herhâlde.
(Müzik)
Sevilay.
Merhaba.
Merhaba.
-Nasılsın? -İyiyim.
Neden görüşmek istedin?
Mustafa fabrikada daha iyi bir bölümde işe başladı.
Masabaşı işi. Daha rahat eder.
Yani gözün arkada kalmasın. Elim üstünde.
Bunu bilmeni istedim.
(Duygusal müzik)
Atmamışsın.
Her bir ilmeğinde ellerinin kokusu var Sevilay.
Nasıl atayım!
Özer...
...ben burada oğlum için kaldım.
Ona kendimi bağışlatmak için.
Böyle şeyler yapma, senden rica ediyorum.
Benimle ilgili bir beklentiye girme.
Bir kez daha aklımı, kalbimi çelmeye çalışma.
Çünkü...
...aldanırım.
Sevilay...
...ben belki bir yemek yeriz diye rezervasyon yaptırmıştım.
Ne dersin?
Hayır.
Zaten belki bir başkasıyla görüşeceğim.
Yapma Sevilay.
Dün iskelede genç bir kadınla tanıştım.
Uzun uzun konuştuk.
Belki onunla görüşürüm.
Hoşça kal.
-Sadık baba baklava yesin. -Çocuklar bana niye tutuyorsunuz?
Esnafa dağıtalım diye aldık bu baklavayı.
Tadına bakın istedim müdürüm. Kalite kontrol için.
Tamam.
-(İrfan) Oh, yarasın! -Dağıtın, hadi.
Sadık baba dede oluyor. Dede oluyor Sadık baba.
Sadık baba dede oluyor pamuk şeker.
-Teşekkür ederim. -Afiyet, bal, şeker olsun.
Teşekkür ederim. Sadık baba dede oluyor.
Portakal amca, Sadık baba dede oluyor.
-Darısı sana İrfan. -Hay ağzın bak, börek yesin!
-Bir tane daha al. -(Mesut) Sadık baba dede oluyor.
-Nesrin teyze, Dönüş. -Mesut.
Bu ne Mesut?
Şey... Darısı İrfan'ın başına.
Ne oldu ki İrfan'a?
Sadık baba şimdi dede oluyor. İrfan, Mesut baklava dağıtıyor. Dönüş ye.
Anne çıtır çıtır. Sen de yesene bir tane.
Yok kızım.
Var ya babanın bazen bu işlerine böyle kızıyorum ki!
Neden anneciğim? Bak, babam dede oluyor diye mutlu olmuş.
Hem sen anneanne olacaksın, ben teyze olacağım.
-Mesut da dayı olacak. -Dayı olacak Mesut.
(Dönüş) Ne güzel işte.
Sadık baba dede oluyor.
Aa! Hoş geldin, hoş geldiniz. Geç, oturun.
Babacığım baklava çok lezzetliydi. Kesene bereket.
Afiyet olsun güzel kızım.
Yani sana ne diyeceğimi bilemiyorum Sadık.
Hayda! Yine ne yaptım Nesrin'im?
Daha ne yapacaksın! Yani bir davul çaldırmadığın kalmış!
Nesrin'im...
...torunum oluyor. -Ya bir bekle, bir sakin ol.
Allah tamamına erdirsin. Ondan sonra yaptırırsın.
Ne bu böyle tepsi tepsi baklavalar filan!
Yok, bizim Ali Usta'ya yaptırdım. Ay başında ödeyeceğim.
Ama ay başında falan ne gerek var o kadar masrafa.
Bir sürü faturalar var. Yarın öbür gün Derya'nın masrafları başlayacak.
Dönüş dershaneye yazılacak. Adam aylık taksitine beş milyon lira diyor.
Be...
Aman be Nesrin'im, dert ettiğin şeye bak! Hallederiz.
Nasıl halledeceğiz Sadık? Ben ücretsiz izindeyim.
Senin tek maaşınla nasıl olacak bu işler?
Kızım...
...hadi sen Suat abine git de bize iki çay söyle.
Hatta kendine de söyle.
Anneciğim sen içecek misin? Yok, içmeyeceğim kızım.
Suat abin de yeni yeni icatlar çıkarttı.
Ben de içmeyeceğim zaten. Sonra sen içersin.
Nesrin'im sen niye beni rencide ediyorsun çocuğun önünde?
Ay niye rencide edeyim Sadık? Aa!
Bunlar yaşadığımız gerçekler. O da kocaman kız. Öğrenecek.
Bunda alınacak, gücenecek bir şey yok.
Ayağımızı yorganımıza göre uzatmak zorundayız, o kadar.
Sen benim sevincimde niye kursağımda bırakıyorsun?
Benim torunum oluyor. Hiç mi sevinmeyeceğim?
Asıl sen niye hiç sevinmiyorsun, ben onu anlamıyorum ki.
Neyse...
...Nesrin'im beş milyon çokmuş.
Başka bir dershane var, oraya gidelim. Bir sorarız. Siz oradan eve geçersiniz.
Tamam, olur.
Sizi oyuna getirip...
...Ferit Bey'le dışarıda bir araya getiren...
...basına haber verip fotoğraflarınızı çektiren...
...adınızı, namusunuzu manşete taşıyan kadına sahip çıkıyorsunuz.
Mine size yılan derken inanın eksik söylemiş.
O kadına güvenmeyin. O kadın Somer'i istiyor.
Çocuk ondan. Kiraz'ın babası Somer.
Geç de olsa bunları bilmeye hakkınız var.
Vallahi helal olsun ya!
Bende zehir gibi hafıza varmış ya!
Bu dershane yeni olduğu için belki o kadar pahalıdır.
Bir de lisenin arkasında bir dershane var. Bir de oraya bakalım.
Hüsnü oğlunu oraya gönderiyormuş.
Neyse ya sorar, soruşturur, bir çaresini buluruz.
Ama onlar çoktan başlamış. Dönüş zorlanmasın?
Anne olursa olur, olmazsa olmaz.
-Sorun değil. -Neyse, buluruz bir yol.
-Hadi bakalım siz dolmuşu kaçırmayın. -Tamam canım.
Aktör olacak adammışım ya!
"Olmak ya da olmamak. İşte bütün mesele bu."
Al sana mesele!
Bura mı lan senin dükkân?
Gel içeri, gel!
Oğlum bundan sonra sana benim kızlarımdan uzak dur falan demeyeceğim.
Bundan sonra ya sana bir şey olacak ya bana bir şey olacak.
Abi...
...kalp hastası adamsın, hiç bana bulaşma. Kimseye de bir şey olmasın abi.
Sen nasıl Derya'ya gidip ben senin babanım dersin!
Sen bir genç kızın dünyasını karartmaya utanmıyor musun lan!
-Haa! Siz biliyorsunuz demek. -Elbette biliyoruz.
-Kızım bizden bir şey saklayacak değil. -Tüh ya, nasıl kaçırdım!
Neyi kaçırdın?
Seninle yenge hanımı.
Bilhassa o yenge hanımın o allak bullak olmuş suratını görmeyi kaçırdım.
Bir de suratımızı görecekmiş!
Bana bak! Sakın bir daha kızıma hediye telefon falan...
...getirmeye kalkma.
Kızımı bir daha görmeyeceksin. O da seni görmek istemiyor, anladın mı?
Öyle mi? İyi.
O zaman mahkemede görüşeceğiz.
-Ne mahkemesi? -(Fatih) Ne demek ne mahkemesi?
Nesep davası açacağım.
Kızımı kendi nüfusuma alacağım. İnat değil mi?
(Müzik)
Bu arada...
...baklava çok güzel olmuş.
İrfan'a söyle de bir tabak daha göndersin.
(Sinirli bir şekilde nefes alıyor)
(Müzik)
Ah be Sadık Efendi...
...sen kızın Türkan için baklava dağıt...
...ama o evde ne felaketler yaşadığından haberin olmasın.
(Kapı zili çaldı)
-İrfan? -Zeytin gözlüm.
Nasıl yani? Şimdi mi? Böyle habersiz olur mu hiç?
-Annen nerede? -Bilmem, evdedir herhâlde.
Nasıl yani, beni istemeye tek başına mı geldin?
Yok, ben seni istemiyorum.
Oğlum İrfan bu defa fena sıvadın.
Dur, dur, dur!
Sultanım bunu Sadık Müdür'üm yolladı.
Çarşıda esnafa, eşe dosta dağıttı torunu için.
Bir tepsi de size yollamamı rica etti.
-Tamam, Allah kabul etsin. -(İrfan) Etsin.
-Nedir bu? -Sadık Bey yollamış.
Vay, Ali Usta'dan almış! Parası yetti demek ki.
Götür çocuğum bunu evine, orada yersiniz.
Olur mu Rüçhan Hanım, müdürüm özellikle rica etti...
...size yollamamı istedi.
Şu aşağıda bebeğin odasını yapan ustalar var ya, onlar yesin.
Sen yine ufak bir dilim Türkan'a ayır.
O cevizli seviyor. Sadık Müdür'üm özellikle cevizli yaptırdı.
-Tabii ki vereceğim. -Seni seviyorum.
Konuşuruz yine.
Teşekkür ederim.
Özellikle sizin için yaptırmış babanız, cevizli.
Canım babam.
(Müzik)
(Telefon çalıyor)
-Alo? -Daha iyi misin genç anne?
Siz? Sevilay Hanım!
-(Türkan ses) Sesinizden tanıdım. -Merhaba Türkan. Nasılsın?
Teşekkür ederim ama...
...pek iyi olduğumu söyleyemeyeceğim.
Anlaşılan, henüz karar veremedin.
Ee...
...aslında verdim.
Ama çok zor olacağını biliyorum.
Önce bir adım atmam gerek sadece.
Buluşalım mı? Bir kahve içelim istersen?
-Çok isterdim ama bugün değil. -(Sevilay ses) Sen bilirsin.
Bana güvenip de telefon numaranı verdiğin için teşekkür ederim.
(Sevilay ses) Sen de benim telefonumu kaydedebilirsin.
İstediğin zaman arayabilirsin.
-Tanıştığımıza çok sevindim. -Ben de öyle.
-Çok teşekkür ederim. İyi günler. -(Sevilay ses) İyi günler.
Kimdi o, öyle fısır fısır gülerek konuştuğun?
Sevdiğin biri galiba, yüzün gülüyor.
-Bir arkadaşım. -Kimmiş o arkadaşın?
Eline ne oldu?
-Küçük bir kaza. -Nasıl bir kazaymış bu?
Siz niçin gelmiştiniz Rüçhan Hanım? Bir şey mi diyecektiniz?
Seni merak ettim. Bütün gün kapattın kendini odaya, çıkmadın.
İyiyim, iyiyim ben, merak etmeyin.
Türkan...
...bir sorun yok, değil mi?
(Müzik)
Yok, yok bir sorun.
Rüçhan Hanım misafiriniz geldi.
Kimmiş?
(Müzik)
Altın mı bu ya?
(Müzik)
Buyurun?
Ee, Rüçhan Hanım bu size.
Pişmaniye.
Ben, Somer'e sordum, hangi çiçeği sever diye ama...
...sevmez, dedi. Ben de kendi en sevdiğim şeyi getirdim size.
Çok kibarsın, teşekkür ederim.
Estağfurullah, sizin kibarlığınızın yanında benimkinin lafı bile olmaz.
Beni masabaşı işe getirmişsiniz.
Çok teşekkür etmeye geldim buraya.
Kormanlar kendilerine yapılan hiçbir iyiliği karşılıksız bırakmaz.
Benim teşekkür etmem lazım sana.
Oğluma çok yardımın dokunmuş.
Evet.
Bu karşılıklı minnet duygularımızı...
...birbirimize ifade ettiğimize göre ben...
...yavaştan müsaadenizi isteyeyim.
Tabii, buyur. Zaten, mesai saatin de dolmamış daha.
Rüçhan Hanım ben izin alarak geldim buraya.
Anladım, ilk günden izin öyle mi?
Neyse, nezaketli bir sebep için bahanen varmış.
(Rüçhan) Kabul edilebilir.
Buyur, gidebilirsin.
Teşekkür ederim.
(Müzik)
(Müzik devam ediyor)
Yaprak dökümü erken başladı, değil mi?
Hele bir de yalancı güneşle açan çiçekler var ki...
...vay o çiçeklerin hâline vay.
Senin ne işin var burada?
Ben sizin fabrikanızda çalışıyorum.
Rüçhan Hanım'a teşekkür etmeye geldim.
Sen de Somer abinin eşisin sanırım?
Evet.
Ben şey diyeceğim sana.
Ben o pazar yerinde karşına çıktım ya senin...
...ben bilmiyordum.
Yani, normalde benim...
...kitabımda evli bir kadına yazmak olmaz.
Hele bir de...
...abi karısına.
Yanlış anlama, benden büyük olduğu için abi, dedim.
Sen affettin mi beni?
Başta kızdım ama bilmiyordun tabii, sen de haklısın.
Ayrıca o gün beni zor durumdan kurtardın. İyiliğini unutmadım.
Sizin gibi büyük ailelerin düşmanı çok olur.
Yalnız, ben büyük bir aileden gelmiyorum.
Mütevazı bir anne babanın kızıyım.
Sen bizdensin o zaman.
Bak, ben de çok mütevazı bir insanım.
Yani, hayretle izliyorum bu zenginlerin hayatını.
(Müzik)
Sen de pek mutlu gözükmüyorsun bu hayatın içinde.
(Müzik)
Dedikodu yapalım mı biraz?
İçeride antikacı dükkânının vitrininden kaçmış bir kadın var.
Ön dişleri varakla kaplı.
Bak, aman diyeyim dikkat et.
Bayağı korkunç bir kadın çünkü.
Bak, güldürdüm seni.
Dışarı çıkıp da seni görünce bence sen de korkmalısın.
Doğru diyorsun.
Ben yavaştan kaçayım o zaman.
(Müzik)
Türkan senin derdin her neyse...
...çözülür bir şekilde, yoluna girer her şey.
Sen üzülme.
Görüşürüz.
(Müzik)
Bana geleceğini söyleseydin ya, beraber gelirdik.
Annene teşekkür etmek için seninle gelecek hâlim yok.
Hadi yürü, bir kahve ısmarlayayım o zaman sana. Olur mu?
Sen o çilingir sözünden kahveyle kaçacağını düşünüyorsan...
...yanılıyorsun. -Onu yapacağız, sözüm söz.
Fakat şu sıralar işler biraz limoni evde.
Onları halledeyim, söz, çıkacağız.
Belli.
Az önce gördüm eşin hanımefendiyi.
Niye o kadar üzgün?
(İç çekiyor)
O da senin gibi öyle içini çekerek konuşuyor.
Ah Mustafa ah, ne sen sor ne ben söyleyeyim.
Bak...
...bizim bir tane komşu vardı, Necdet abi.
O da nasıl bir lanet adam biliyor musun?
Neyse işte, bu adamda her şey vardı.
Gece kulübü, kadınlar kızlar vesaire.
Neyse, ne zaman yakalansa...
...bu Şefika teyzeye, alıyordu bunu götürüyordu balayına.
-Balayı mı? -Aynen.
Kadınlar böyle şeyleri severler.
Sonra bir dönüyorlardı...
...Şefika teyze olmuş pamuk. Bütün sinirleri alınmış yani.
Hakikatten, ben...
...ben Türkan'ı hiç balayına götürmedim.
O da senin ayıbın olsun Somer Korman.
(Müzik)
Ben şimdi size bir şey söyleyeceğim.
Ama önce dinleyin, hemen itiraz etmeyin. Olur mu?
-Tamam. -Söyle.
Ben çalışmaya karar verdim.
Nereden çıkartıyorsun Dönüş böyle bir şeyi? Ne gerek var?
Çalışırım, hafta sonları da dershaneye giderim.
Hem Derya'ya destek olur...
...hem de dershane masrafını çıkartmış olurum.
Kızım anladım, bizi düşünerek böyle bir şey yapıyorsun.
-Ama olmaz. -Neden baba? Herkes çalışıyor.
Dönüş bu sene senin bir amacın var kızım.
Dershaneye gidip sınava gireceksin.
(Sadık) Annen haklı kızım.
Dershanede zaten yeterince yorulacaksın.
Oradan çıkıp yorgun argın çalışacaksın. Hayır, yok.
Öyle bir paraya ihtiyacımız yok, çok şükür.
Babacığım masraflarımız çoğaldı.
Zorlanıyoruz. Ben her şeyin farkındayım.
Biraz düşünün, cevap vermeyin hemen.
Kızım ben seni her yere gönderemem.
Her yere çalışmaya gidemezsin, olmaz.
Tamam, her yere gitmeyeceğim zaten.
Somer enişteye danışacağım.
Eminim, onların koskoca fabrikasında bana göre bir iş vardır.
Orası katiyen olmaz Dönüş, asla.
Neden anne? Somer eniştenin yanı işte.
Uzatma Dönüş, olmaz dedim, o kadar. Yemeğini ye, hadi.
(Müzik)
(Kapı kapandı)
(Müzik)
Ben bir şey aldım.
(Müzik)
Kız mı, erkek mı bilmediğimiz için ikisinden de aldım.
(Geçiş sesi) Bebeğiniz için.
(Müzik)
-Çok incesin Somer. -Açsana.
Çok güzel görünüyorlar.
-(Türkan) Güle güle giysin bebeğin. -Teşekkürler canım.
(Geçiş sesi)
Sen benim canımı mı yakmaya çalışıyorsun?
Ben senin canını yakmaya çalışmıyorum Türkan.
Ben bu bebeği istiyorum.
(Somer) Ayrıca, can yakmaksa iki gündür sen yakıyorsun benim canımı.
Neden böyle davrandığını ben anlamıyorum.
(Somer) Türkan delirecek gibi oluyorum.
Tamam mı?
Sen bana böyle davrandıkça benden uzaklaştıkça...
...ben delirecek gibi oluyorum. Ne yapacağımı bilemiyorum.
Ne oldu bize? Biz çok mutluyduk.
Bırak, bir gün küs kalmayı bir saat bile küs kalamıyorduk biz.
Ne ara bu hâle geldik?
Türkan, sevgilim...
...ben seni çok seviyorum.
Seni kaybetmek istemiyorum.
Lütfen, yapma bize bunu.
Yapma bana bunu.
(Müzik)
Elini yaralamışsın, annem söyledi.
Artık, canın yandığını bile paylaşmıyorsun benimle.
Önemli bir şey değil.
Çaresizlik nedir, bilir misin Türkan?
Neyi, nasıl yapacağını bilemediğin o korkunç an.
Yolunu yönünü kaybedersin.
Terazin şaşar.
Aklınla kalbin arasında sıkışıp kalırsın.
En sevdiğine haksızlık etmektir, çaresizlik.
Bana haksızlık ettiğini mi düşünüyorsun?
Tabii, en sevdiğin bensem.
Gerçekten soruyor musun bunu?
Türkan...
...sen benim hayatımın tek anlamısın.
Varım yoğum, gündüzüm gecem...
...nefesim...
...her şeyimsin.
(Müzik)
Kiraz'ın babasına ulaşabildin mi?
(Müzik)
Ne dedi peki?
(Müzik)
-Adam nefret ediyor Mine'den. -(Türkan) Hayret.
(Türkan) Mine aksini iddia etmişti.
İşlerini halledip sahip çıkacak bize...
...aile olacağız, demişti. -Hayır.
Mine mahvetmiş adamın hayatını.
(Somer) Adam gerçekten nefret ediyor.
Evliymiş, mutlu bir yuvası varmış.
Bir bebekleri olacakmış hatta.
(Somer) Kiraz sütten kesildiğinde...
...onu da yanına alacakmış.
(Müzik)
Ne tuhaf...
...Mine'nin yalanları...
...başka insanların gerçeğine dönüşüyor.
(Müzik)
Ne demek bu?
(Müzik)
(Müzik devam ediyor)
(Müzik devam ediyor)
(Müzik)
(Müzik devam ediyor)
(Müzik devam ediyor)
Ayla bana acil nane limon kaynatır mısın?
Tabii Türkan Hanım.
(Müzik)
(Özer) Ayla ceketim kuru temizlemeden geldi mi?
Geliyorum Özer Bey, bir saniye.
(Müzik)
(Müzik devam ediyor)
(Müzik devam ediyor)
(Müzik)
Kahveni içmedin Nesrin?
Canım istemiyor. Gece hiç uyumadım.
Aklım hep Türkan'da.
Bu çocuğun bir derdi var, hissediyorum. Şuram yanıyor Nezahat.
Ben bugün gidip bir Türkan'ı göreyim.
-Tamam, beraber gideriz. -Yok, ben tek gideyim.
Tamam, sen bilirsin.
(Müzik)
Sağ ol Ayla.
(Müzik)
Somer Bey çıktı mı?
Ben duşa girmiştim, döndüğümde çıkmıştı.
(Müzik)
Afiyet olsun.
Sağ ol.
(Müzik)
(Kapı zili çalıyor)
Nesrin Hanım hoş geldiniz. Buyurun lütfen.
Yok, girmeyeceğim Ayla. Türkan'a söyler misin...
...onu aşağıda sahilde bekliyorum.
Peki.
(Müzik)
Türkan...
...daha ne kadar saklayacaksın?
Neyi anne?
Sen iyi değilsin çocuğum.
O gün, Somer'in peşinden gittikten sonra...
...iyi dönmedin, ben görüyorum bunu.
Bir şey oldu, değil mi?
Annem sen bize hayatta ne olursa olsun güçlü durmayı...
...doğru bildiğimiz yoldan şaşmamamız gerektiğini öğrettin.
İyi ki benim annemsin.
İyi ki böyle bir ailede büyümüşüm.
Belki de bizim eksiğimiz...
...insanları kendimiz gibi görmemiz.
Bazı şeyleri insan, aileden kopunca öğrenmeye başlıyor.
Daha doğrusu, kendiyle yüzleşmeye başladıkça...
...yaralandıkça tecrübe ediyor.
En zoru da buymuş.
Hani, sen bize evde...
...kendi çoraplarınızı kendiniz katlayın artık, büyüdünüz demiştin ya...
...hâlâ çocukmuşuz anne.
İnsan büyüdüğünü...
...bir başına yaralarını sarmaya başladıkça anlıyor.
Türkan’ım benim güzel kızım.
Hayat en zor okul, derdin. Zormuş.
Çok zormuş.
Türkan...
(Müzik)
Ben senin neler yaşadığını biliyorum kızım.
-Rüçhan Hanım'ın... -Yok yok.
Rüçhan değil.
(Müzik)
(Geçiş sesi) Nesrin anne, Türkan...
...lütfen açın kapıyı. -Anne lütfen.
Açmayacağım! Yalanların içinde senin işin yok, gitmeyeceksin.
(Geçiş sesi)
Ben, Mine'yi biliyorum, bebeği biliyorum...
...her şeyi biliyorum kızım.
(Nesrin) O evde yaşananları.
Türkan...
...bu bebeği biz büyütürüz kızım.
(Nesrin) Kimseye ihtiyacımız yok bizim.
Dönüş'ü nasıl büyüttük...
...bunu da büyütürüz.
Kalma bu ahlaksızlığın içinde.
Üzme kendini daha fazla.
(Müzik)
Güzel kızım benim, biliyor musun...
...sen evlenirken çok büyük hayaller kurdum.
Allah biliyor ya...
...benden daha iyi bir hayatın olsun istemiştim.
(Nesrin) Hangi anne istemez.
Kızım benden daha iyi yaşasın istedim.
Belki bencilce gelecek sana ama...
...sonra...
...sonra bu başımıza gelenler...
...zannederdim ki bunlar hep uzakta...
...başka insanların hikâyeleridir.
(Nesrin) Döndü, benim yavrumu buldu.
Çok suçladım ben kendimi.
Çok pişman oldum.
Çok acı çektim.
Sonra, sonra dedim ki...
...hayat böyle işte. Hepimiz payımıza düşeni yaşıyoruz.
Toplan Nesrin, dik dur, koru yavrunu.
(Nesrin) Türkan...
...bütün bunlar olup biterken...
...biz durup başımıza geleni alkışlayacak mıyız kızım?
Hayır.
Kaldır başını.
Hadi, kalk...
...alalım valizini, dönelim evimize.
Tamam.
Hadi.
(Müzik)
(Müzik devam ediyor)
(Kapı zili çaldı)
Bavulumu verir misin Ayla?
Türkan Hanım bir kez daha düşünseniz.
Ayla lütfen, düşünecek bir şey yok.
Hadi, bavulumu ver lütfen.
(Müzik)
(Telefon çalıyor)
-Efendim? -Türkan küçük bir bavul yap.
Kaçırıyorum seni.
Ben istemiyorum.
(Müzik)
(Müzik devam ediyor)
(Müzik devam ediyor)
(Dönüş dış ses) Ablam...
...annem ve Somer eniştemin arasında ezberini unutan bir çocuk gibi...
...o zalim uçurumun eşiğindeydi.
Kalbinin üzerinde dönen ihanetin bıçağı...
...içinden alev gibi yükselen öfkesiyle...
...çok sevdiği aşk hikâyesinin dağılıp gitmesine izin mi verecekti?
Bir yanda Somer eniştemin aşkla uzanan eli...
...bir yanda annemin güvenli kucağı.
Bir de içindeki duvarlara dalga dalga çarpmaya başlayan...
...küçücük kalbin, minik sesleri.
Sonsuz gibi süren o anın içinde...
...sonsuz kere savrularak bir karar verecekti.
(Müzik)
Bu dizinin sesli betimleme, ayrıntılı altyazı ve...
...işaret dilini kapsayan eşerişimi Kanal D tarafından...
...Sesli Betimle Derneğine yaptırılmıştır.
www.sebeder.org
Sesli Betimleme Metin Yazarı: Nezahat Şalkamcı
Seslendiren: Çiğdem Banu Yeşilırmak
Ayrıntılı Altyazı Çevirmenleri: Ayhan Özgören - Belgin Yılmaz...
...Bülent Temür - Çağıl Doğan
İşaret Dili Çevirmeni: Müjde Gürbüz
Editörler: Dolunay Ünal - Fulya Akbaba - Samet Demirtaş
Teknik Yapım: Dağ Prodüksiyon ve Yeni Gökdelen Tercüme
(Jenerik müziği)
(Jenerik müziği devam ediyor)
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.