Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
(Jenerik müziği)
(Dönüş dış ses) Annemin iyileşmesi ve kayıp hatıralarına kavuşması...
...aslında başka bir gerçek uyanışa neden olmuştu.
Annem uyanmıştı ama kâbusu bitmiyordu.
Ve o kâbusta ablam kurtlara yem oluyordu.
(Kapı vuruluyor)
(Somer) Nesrin anne, Nesrin anne! Türkan, lütfen açın kapıyı!
-Anne lütfen. -Açmayacağım.
Yalanların içinde senin işin yok. Gitmeyeceksin.
Türkan!
(Kapı vuruluyor)
-Ne yalanı, ne diyorsun anne? -Türkan, bitti o ev anladın mı?
Göndermiyorum!
Anne, lütfen bak Somer kapıda kaldı.
O cehenneme seni gönderemem. Buna izin veremem Türkan.
Anne konuştuk ya seninle.
Somer'i zor durumda bırakamam, annesi hasta.
Çocuğun suratına kapıyı çarptın. Çok rezil olduk, ayıp oldu anne.
Ayıp mı? Somer'e mi ayıp oldu?
(Nezahat) Ne oluyor ya? Ne oluyor Nesrin?
Sen dur Nezahat, karışma şimdi.
(Kapı vuruluyor)
Demek Somer'e ayıp oldu ha? Ya sana yapılanın adı ne, ha?
Sana yaşatılanın adı ne? O ayıp değil mi?
Hangisi daha rezilce acaba?
(Kapı vuruluyor)
Nesrin anne lütfen, aç kapıyı konuşalım. Bak böyle olmaz, yapma lütfen.
Git buradan Somer!
Türkan artık seninle gelmeyecek. Ona bunları yaşatamayacaksın.
Anneciğim ne yaptı Somer? Ben her şeyi anlattım sana...
...Somer'in bir suçu olmadığını söyledim.
Yapma böyle, lütfen! Niye böyle davranıyorsun?
Dünyadan haberin yok senin.
Hiçbir şey bilmiyorsun. Hiçbir şey bilmiyorsun!
Nesrin, istersen sen bir sakin...
Bir dakika hala, bir dakika!
Söyle anne, neyi bilmiyormuşum?
(Kapı vuruluyor) Nesrin anne, lütfen bunu yapma bize.
Aç şu kapıyı konuşalım.
Anne söylesene!
O eve gidemezsin Türkan!
Hayda!
Döndük yine başa. Neden ama anne, neden?
Neden gidemiyormuş o eve anne, söyler misin?
Nesrin, bak canım Türkan'la konuştunuz ya bu meseleleri, hallettiniz.
O bir daha böle şeyler olmayacak dedi, çözüldü dedi sana.
Hayatım, annenin hastalığı daha geçmedi. Kafası böyle ikide bir bulanıyor.
Hep aklı o günde kalmış. Rüçhan'ın elinden seni aldığı günde.
Hep oraya gidiyor aklı hayatım.
Bak, içmiyorsun ilaçlarını zamanında ondan oluyor.
Anneciğim lütfen, bak ben anlattım sana. O günler geride kaldı.
Biz Somer'le mutluyuz artık. Lütfen üzülme benim için.
-Hadi gel ben sana ilacını vereyim canım. -Ya bırak!
Deli değilim ben, niye susturuyorsun beni?
Her şey yalan dolan, her şey bir oyun.
Türkan, ben seni kurtlar sofrasına kuzu olasın diye göndermedim.
Ben kızımı kimseye yedirtmem.
Türkan senin bu kocan var ya, Somer var ya...
Nesrin anne lütfen, lütfen! (Kapı vuruluyor)
...şimdi bu kapıları yumrukluyor ya...
...hepsi boşuna artık. İstediği kadar yumruklasın, ne fayda.
Ben ona inandım, ben ona kızımı emanet ettim...
...ben onun sevgisine inandım. Her şey yalanmış!
Bu adamdan ayrılacaksın!
Ne?
Nasıl böyle bir şey istersin anne?
Nasıl yuvamı bozmamı beklersin?
Bu adamdan boşanacaksın Türkan.
Hayır, asla.
Ben hamileyim.
(Duygusal müzik)
-Ne dedin sen? -Ben hamileyim.
Ve kocamı çok seviyorum.
(Duygusal müzik)
Türkan...
...yukarı çık.
Anne...
Yukarı çık dedim sana.
Anne Somer.
Gel halacığım, gel canım.
Hala Somer, Somer kapıda kaldı.
Tamam bırak şimdi sen onu bunu. Hadi çabuk, çıkar ayakkabılarını.
Hadi canım gel, gel, koş koş.
Halacığım bir izin ver, onun kafası bulandı, sakinleşsin.
Gitme üstüne kadının.
Hala, Somer'le konuşmam lazım, kapıda.
Sonra, sonra canım.
Hadi sen git bir elini yüzünü yıka, hadi sonra.
Hadi bakalım, hadi.
(Türkan dış ses) Ben hamileyim.
(Duygusal müzik)
Sana yazıklar olsun.
Nesrin anne...
Bu nasıl ahlaksızlık ha?
Sen o kadınla kızımı aynı çatı altına nasıl koyarsın Somer?
Ha, nasıl yaparsın bunu? Hiç mi onurun yok senin?
-Nesrin anne ben... -Bana anne deme!
Ben sana güvendim. Geçmişte yaşandı dedin...
...bir hataydı dedin...
...bu ne terbiyesizlik.
O kadının, benim kızımla aynı evin içerisinde ne işi var?
Çaresiz kaldım, neler yaşadığımı bilmiyorsunuz.
Ben her şeyi çok iyi biliyorum, her şeyi çok iyi görüyorum.
Sizler nasıl insanlarsınız? Nasıl bir ailesiniz siz?
Ana oğul, kızımı ağlatmaya ant mı içtiniz?
Bakın yemin ederim her şey size anlattığım gibiydi, tamam mı?
Ben Türkan'ı hiçbir zaman üzmek istemem, incitmek istemem, istemiyorum da.
Ben bu durumu en kısa sürede çözeceğim. Sadece mecbur kaldım.
Sen yaptıklarını savunuyor musun bir de bana?
Sana söyleyecek kelime bulamıyorum ben Somer.
Allah bilir senin annenin hastalığı da yalandı.
Hastanelik olan kızımdı.
Annesinin...
Annesinin doğru düzgün ilgilenmediği kızım.
Düştü, kafa travması geçirdi, ölümden döndü.
Türkan bunları bilmiyor.
Ve sen utanmadan...
...Türkan'ı yine o kadınla aynı çatı altında yaşamaya, o eve mi götürüyorsun?
Ben bundan mutlu muyum zannediyorsunuz?
Ben boğazıma kadar çamura battım Nesrin anne.
Benim hayatımdaki tek iyi şey, tek güzel şey Türkan.
(Somer) Bir de kızım.
Ben kızımı annesiyle yalnız bırakamam, bunu ona yapamam.
Ne âlâ.
Hepiniz aynı evde yaşayacaksınız, öyle mi?
Hayır, tabii ki. Sadece bir süreliğine buna mecburum.
Bakın Nesrin anne, anlamıyorsunuz.
Anlamıyorsunuz, Mine çok zor bir lohusalık geçiriyor tamam mı?
Bebeğe zarar verebilir, buna lohusalık depresyonu mu ne deniyormuş.
Ben bunu bildiğim hâlde Mine'yle, o bebeği yalnız bırakmam.
Kızımın hayatını göz göre göre tehlikeye atmam demek.
Yeni bahanen de bu mu senin, lohusalık?
(Nesrin) Beni iyi dinle Somer.
Ben bu kapının arkasında sustuysam...
...az önce kızıma bildiklerimi söylemediysem...
...çocuğuma kıyamadığım için söylemedim.
Dünyası yıkılmasın diye.
Senin saçma sapan çaresizliğin yüzünden değil.
Benim kızım...
...o kadınla, aynı çatı altında yaşamayacak, anladın mı?
Buna izin vermeyeceğim!
-Nesrin anne lütfen. -Mine o evden gidene kadar...
...Türkan burada benimle yaşayacak. Bu kadar!
Nesrin anne!
Bizim de bebeğimiz olacak.
(Somer) Yapmayın bunu bize.
Yalvarırım.
(Duygusal müzik)
-Yok, ben dayanamayacağım konuş... -Dur, dur Türkan!
Sen karışma, inme aşağı. Kendileri halletsinler yavrum.
Hala bekleyemem, duymadın mı annemi? Boşanacaksınız diyor.
Türkan, annen daha iyileşemedi, sinirini atamadı kadın.
Hem Somer'e duyurduğu iyi oldu. Bir gözdağı verdi.
O da ne yapıyor, anasıyla mı konuşuyor, ne yapıyorsa yapsın.
O kadın sana bulaşmasın artık, yeter!
-Hala! -Hadi hadi, gel gel.
Tamam otur, hadi canım hadi.
Türkan bütün bu gerçekleri öğrenince...
...o çocuğu doğuracak mı sanıyorsun?
Gerçekten bunu yapacak mısınız?
Durmayın o zaman gidin anlatın Türkan'a her şeyi.
Gidin anlatın, bilsin. Yıkın dünyasını başına.
Doğmamış bir çocuğa da sebep olun. Tabii buna vicdanınız elveriyorsa.
Durmayın hadi!
Nesrin anne, lütfen anlayın beni. Türkan benim canım, kalbim, her şeyim.
Ben ondan da karnındaki bebeğimizden de asla vazgeçmem.
Ayrıca kimsenin benim yuvamı yıkmasına da izin vermem.
Ben seni dinlemeyeceğim artık. Hadi defol git!
Karımı almadan hiçbir yere gitmiyorum.
-Hala ben iniyorum. -Kızım dur karışma, Türkan!
Somer?
(Duygusal müzik)
Hadi çıkalım.
-Annem? -Konuştum ben annenle, hadi.
(Duygusal müzik)
(Duygusal müzik devam ediyor)
(Dönüş dış ses) Annem, ablamın o kapıdan çıkışına kahrolmuştu.
Halam dışında kimseyle paylaşamadığı o acı...
...annemin kalbini keskinleştiriyordu aslında.
Acısı öfkeyle büyüyor, kalbi kesin bir kılıca dönüyordu.
Hayatımızı sarıp sarmalayan...
...sanki evimize, kalbimize giren ışığı kesen...
...zehirli, arsız bir sarmaşıktı Korman ailesinin yalanları.
Söküp atmaya anemin gücü o gün yetmiyordu.
Ve o hayatın, ablamı zehirleyeceğini çok iyi biliyordu.
Ablam sevmek ve sevilmekle yaşadığına inanan...
...her kadının yaptığını yaptı.
Ve yalanla kaplı olsa da...
...aşkının peşinden gitmeyi seçti.
Annem, bu kez ablamın bir ateşe yürüdüğünü görüyor...
...ve engel olamıyordu.
Allah'ım, beni neyle sınıyorsun bilmiyorum ki?
Derya delirdin mi sen, ne yaptığını zannediyorsun?
Sana bir şey olacak sandım, ölüyordum korkudan, elim ayağım titriyor hâlâ.
Ne yaptığını zannediyorsun, sen kim için yaptın bunu?
Kim için yaptın ya, değer mi?
(Duygusal müzik)
Dönüş özür dilerim. Özür dilerim ne olur affet beni Dönüş.
Ölmeyeceksin, anladın mı? Böyle bir şeye hakkın yok senin.
Hakan için beni kardeşsiz bırakmazsın Derya.
Bir daha böyle bir şey yaparsan...
...seni hayatta affetmem. Gel buraya aptal.
(Duygusal müzik)
Hazmedemedim yaptığını. Bir de Kanada bileti almıştık.
Beraber gidecektik. Meğer hepsi oyunmuş.
Bak, böyle bir adam işte bu.
İyi ki şimdi terk etmiş seni. İyi ki!
Ya oraya gittiğinde yüzüstü bıraksaydı, Ne yapacaktın sen Kanada'da tek başına?
-Cenazem gelirdi artık. -Saçma sapan konuşma!
Bak, sen kabul etsen de etmesen de biz senin aileniz.
Ne olmuş annemiz babamız farklıysa?
Bu yüzden çekip gitmen mi gerekiyor, terk etmen mi gerekiyor illa bizi?
Bak...
...sana bir şey olursa ne olur biliyor musun?
Ben, ablam, annem, babam...
...hepimiz üzüntüden ölürüz.
Biz seni çok seviyoruz. Bak 18 yıl geçirdik.
Seninle birlikte 18 yıl geçirdik biz. Acısıyla tatlısıyla her gün beraberdik.
Hakan için değer mi bundan vazgeçmeye?
Seni seven aileni bırakmaya değer mi?
Ben de sizleri çok seviyorum.
Nihayet anladın.
Çok sevgiden mi yaptın bunları?
(Hakan dış ses) O sen değilsin! Buydun, o sen değilsin Dönüş.
Hadi gidelim artık, Türkan ablayı daha fazla zor durumda bırakmayalım.
Annemi anlayamıyorum.
O kadar konuştuk, sen de konuştun, neden değişti ki birden?
Düşünme artık bunları.
Halam hastalığı yüzünden diyor. İlaçlarını düzgün almıyormuş.
Belki de gerçekten unuttu konuştuklarımızı.
Büyük ihtimalle.
Ama hayatım...
...senin artık hiçbir şekilde üzülmeni istemiyorum.
Hiçbir şeye kafanı takmanı istemiyorum, tamam mı?
Çünkü sen artık iki can taşıyorsun.
Bebeğimizi böyle öğrenmeni istemezdim.
Hiçbir önemi yok.
Türkan sen şu an bana cenneti verdin biliyor musun, ben o kadar mutluyum ki.
Bizim bir çocuğumuz olacak Türkan, düşünebiliyor musun?
O kadar mutluyum, o kadar huzurluyum ki bunu hiçbir şey bozamaz.
Benim de mutluluğum kursağımda kaldı. Böyle hayal etmemiştim.
Bütün aileyi bir araya toplayıp, bebek haberimiz öyle vermek isterdim.
-Tamam, yine öyle yaparız. -Annem bu hâldeyken mi?
Somer, annemle aranda benim bilmediğim bir şey mi var?
Tam her şey düzeldi, iyiye gidiyor derken...
...aklım almıyor annemin bu davranışlarını.
Halan haklı. Annen çok ağır bir hastalık geçirdi.
Hemen iyileşmesini bekleyemeyiz.
Zamanla iyileşecektir o.
Umarım.
Umarım öyle olur.
(Duygusal müzik)
Hadi eve gidelim.
Yok diyemedim, ben diyemedim, kıyamadım kızma Nezahat.
Somer seni aldatıyormuş diyemedim.
Bir anne, evladına nasıl söyler böyle bir şeyi?
Anne seviyorum dediğinde, nasıl çıktı yüreğinden o ses, o çocuğun Nezahat.
Hayatım, Somer de Türkan'ı seviyor. Belli ki çocuk zorda kalmış.
O Mine, ah o Mine çok dişli. İpe sapa gelmez, deli, bozuk bir kadın.
Belli ki Somer de evladını kurtarabilmek için böyle bir çare buldu.
Kadının ben lohusalık hastalığına tutulduğuna, kesinlikle inanıyorum.
Bence Somer yalan söylemiyor.
-Hem Nesrin yazık değil mi o bebeğe? -İyi de ben ne yapayım Nezahat?
Kızımın Mine'yle aynı evde kalmasına nasıl göz yumarım?
Sen birazcık Somer'e müsaade et. Çocuğun kapıdaki hâlini görmedin mi?
(Nezahat) Bak bence o bu işi halledecek, hem de Türkan'ı hiç ezmeyecek...
...ona haksızlık da etmeyecek.
Ayrıca Türkan'ın bebeği göreceksin bak, herkese çok uğur getirecek hayatım.
Bu şartlar altında nasıl doğacak ki?
-Doğmasa daha mı iyi Nezahat? -Ay Nesrin!
Ay Allah aşkına, o nasıl söz? Olur mu öyle şey?
Her bebek kendi kısmetiyle gelir.
Ayrıca Somer'in gençlik hatasını, sen torununa mı keseceksin Allah aşkına?
Bak gözünü seveyim, bu çocuklar birbirlerini çok seviyor.
Sevmeseler tamam bak, sen haklısın diyeceğim ama seviyorlar.
Birisi, ben kocama gideceğim diye ağlıyor...
...öbürü, ben karımı bırakmam diye feryat ediyor.
Değil mi, gördün.
Ben de o yüzden engel olamadım çocuğuma işte, kıyamadım.
Canım benim. Olacak olacak, olacak, çözülecek.
(Gerilim müziği)
Geçmiş olsun.
Ben odamdayım.
Çıkıyor musun?
Evet, bir iki ufak işim var. Onları halledeceğim.
Türkan'la ben, akşam sizinle bir şey konuşmak istiyoruz.
-Hayırdır? -Akşam dedim ya anne.
Rica ediyorum yeni yeni icatlar çıkarmayın başıma.
(Kapı kapandı)
Gitti çok şükür.
Mine ne oluyor?
Mine Hanım?
Annem, canım benim, gel.
Uyumak üzereydi, almasaydınız.
Oh, kokusunu özledim kuzumun.
(Mine) Minik meleğim.
Bahçeye çıkaracağım, güneş görsün kuzum.
Olmaz Mine Hanım, bu odadan dışarıya çıkaramazsınız, Rüçhan Hanım kızar.
-Ne oluyor, problem ne? -Şey, Somer Bey...
...çok üzgünüm ama bebeğin de annesine ihtiyacı var.
Ben de ne yapacağımı şaşırdım artık.
Tamam, çıkın siz dışarı.
(Kiraz ağlıyor) Hişt, tamam tamam.
Ama Somer Bey, güvenlik falan annenize söyler...
...sonra yine bana kızacak.
Benim izin verdiğimi söylersin. Hadi sen işine dön.
-Fabrikaya mı hanımefendi? -Yok, Çiftlik Restoran'a gidelim.
Özer Bey'in makamında ziyaret edeceği belediye başkanı kimmiş...
...bir görelim bakalım.
(Özer) Yıllar sonra ilk defa geldim. Çok değişmiş.
Tekrar hoş geldin.
Hatırladın değil mi? Eski Kutup Yıldızı.
Çok sık gelirdik seninle.
El değiştirince adı da deklarasyonu da değişmiş tabii.
Ama hatıralar hep aynı kalıyor değil mi?
Ben buraya hatıralarımız konuşmaya gelmedim.
Biliyorum.
Biliyorum.
Sen burayı çok severdin, onun için burayı seçtim.
Hatıralara tutunarak değil...
...gerçeklerle yüzleşerek ben bugüne geldim.
Beni mutlu etmek için manasız bir telaşa düşme, rica ederim.
Mustafa'nın da burada olacağını söylemiştin.
Evet.
Evet yoldadır, gelir birazdan.
Özer Bey, misafirinizi mi beklersiniz...
...yoksa önden aperatif bir şeyler yaptırayım mı?
-Ben sadece bir su alacağım. -Tabii.
Biz bir menüye bakalım, karar veririz.
-Ama hanımefendinin suyu hemen gelsin. -Tabii efendim.
Mustafa gelince hep beraber bir şeyler seçeriz.
Özer lütfen.
Bir aile yemeği gibi sıradanlaştırmayalım bir şeyleri.
Tekrar tekrar söylemek istemiyorum.
Ben Mustafa'yı merak ettiğim için buradayım.
Adı değişmiş, restore edilmiş...
...hatıraları duvarlarından silinmiş bir geçmişi...
...telafi emek için çabalama.
İncitici oluyor.
(Duygusal müzik)
-Ben tuvalete gideceğim, gelecek misin? -Yok, gitsen.
(Serdar) Doldurabilir miyiz abi?
-Ben de bir şeyler alayım. -Serdar...
...söylediklerin doğru mu?
Dönüş gerçekten Fatih amcanın kızı mı?
Beni engellemek için yalan söylemiyorsun değil mi?
Derya niye inanmıyorsun bana? Seni engellemek için bile olsa...
...Dönüş'ün hayatını alt üst edecek bir yalan söyler miyim hiç?
İstediğinle konuşabilirsin, istediğine sor. Dönüş hariç!
Babam bana her şeyi anlattı. Sen değilsin kesinlikle.
Dönüş'ün de bunu bilmemesi gerekiyor.
Baban o yüzden, o gün bizi geçiştirdi, değil mi?
Ne yapsın adam?
Dönüş'le ikiniz tutturdunuz yok Feride ölmüş, yok çocuk nerede?
Açık açık anlatamazdı ki adam.
Fatih amcanız, Dönüş'ün annesini hamile bırakıp terk etmiş onu.
Gitmiş Almanya 'ya.
Maalesef gerçek bu.
Ah benim Dönüş'üm.
Bunları bilseydi, benden daha çok üzülürdü.
Sakın!
Bu konuyu bir daha açmayacaksın Derya.
Dönüş'e de bir şekilde unuttur. Unutun, kapatın gitsin bu konuyu.
Hah, sen aç mısın? Yemek falan ister misin?
Yok, karnım aç değil. Ama siz açsanız yiyin bir şeyler.
Bak asma suratını, öldürmeyeceğim kendimi.
Derya, tesellin bile ölümle ilgili.
-Özür dilerim. -İyi tamam.
Benim kardeşim kardeşini düşünürmüş. Yazıkmış ona.
Kıyamazmış Derya'sına.
Bak ya, dalga geçiyor bir de.
Bana da bir teşekkür edersiniz artık.
Vallahi haklısın Serdar.
Sen olmasan ben bu deliyle nasıl başa çıkardım bilmiyorum.
Teşekkür ederim.
Hey!
Burada terk edilmiş bir kalp var. Öyle benim yanımda sarmaş dolaş olmayın.
Gel buraya gel.
(Telefon çalıyor)
-Alo, efendim Türkan abla. -Alo Serdar, ne yaptınız?
-Çıktınız mı yola? -Çıktık çıktık, geliyoruz.
-Kızlar da yanımda bir sorun yok. -İyi bari.
Öğrenebildiniz mi, neymiş Hakan'ın derdi? Niye arayıp sormamış Derya'yı?
(Serdar) Hakan yok, gitmiş Türkan abla. Annesi evini boşaltıyordu.
Ne diyorsun sen ya?
Hiçbir şey söylemeden ortadan kaybolmak ne demek?
Derya çok üzülmüştür, versene bir telefona.
Al.
-Ablacığım. -(Türkan ses) Canım.
Üzülme ne olursun, sen gelince konuşuruz uzun uzun olur mu?
Of abla ya, üzülme demek kolay tabii.
Anlıyorum ama şu an yapabilecek hiçbir şeyimiz yok.
Siz bir an önce çıkıp eve gelin. Annem daha iyileşemedi, pek tadı yok.
-Gelince uzun uzun dertleşiriz, olur mu? -(Derya ses) Tamam, görüşürüz.
Tamam canım, öptüm ikinizi de.
-Bunlar ne Ayla? -Sizin içinmiş, az önce getirdiler.
(Fermuar açılıyor)
İyi de ben böyle bir sipariş vermedim ki.
(Somer boğazını temizliyor)
Demek ki sevgilin senin yerine düşünmüş.
-Somer. -Ne Somer, beğendin mi?
Bak çok uğraştım seçmek için.
Teşekkür ederim ama ne gerek vardı böyle...
Akşam aile yemeğimiz için.
Aile yemeği derken, yemeğe mi çıkıyoruz?
Mutlu haberi bizimkilere akşam yemeğinde söylemek istedim.
İyi düşünmüşsün.
Senin için iyi olan neyse yapacağım.
Asla mutsuz olmana izin vermeyeceğim.
Hem artık...
...üç kişiyiz.
Sen huzurlu ol ki çocuğumuz da huzurlu olsun.
Sen dünyanın en iyi annesi olacaksın.
Sen de dünyanın en tatlı babası olacaksın.
İnşallah bu mutluluğumuza gölge düşmez.
Halam hiçbir zaman çocuk sahibi olamadı.
Anne olmanın özlemiyle yanıp tutuştu yıllarca.
(Türkan) Hep derdi ki...
...bir çocuk bir ailenin baharda havalanan toprağı gibi.
Aileyi yeniden filizlendirir, yeşertir, neşelendirir...
...bereketi, uğurudur derdi.
Ne güzel söylemiş.
Bize de uğur getirsin.
Seni çok seviyorum.
Ben de seni çok seviyorum.
(Duygusal müzik)
Kirazcığım...
...annenin de hakkı değil mi, şöyle serin sulara kendini bırakıp...
...biraz keyif yapmak, ne dersin?
Hadi, gel bakalım.
Sen şimdi burada uslu uslu dur...
...anne mayosunu giyip gelecek hemen, tamam mı?
(Kiraz ağlıyor)
Dön bakalım.
-Nasıl olmuş? -Kutluyorum kendimi.
-Elbise için mi diyorsun? -İkisi de.
Kalbim de hayatının aşkını seçti.
(Kiraz ağlıyor)
Şimdiden bizim için prova oluyor desene.
Ay Somer...
...sence annem gibi bir anne olabilecek miyim?
Boşuna dünyanın en zor mesleği anne olmak dememişler.
(Kiraz ağlıyor)
Ona yetememekten...
...ona gereken sevgiyi ve ilgiyi verememekten o kadar korkuyorum ki.
(İç çekiyor)
Çok tuhaf bir duygu.
Somer.
Dinliyorum ben seni hayatım, kulağım sende.
Diyordum ki...
...acaba annem gibi bir anne olabilecek miyim?
Böyle onun gibi, çocuklarını sevgiyle ören...
...yaralarını şefkatle saran...
...neşelerini çoğaltan.
Biliyorum, annem çok kafasına taktı.
Durup durup kurdu bir şeyleri.
(Kiraz ağlıyor)
Acaba sakinleşmiş midir? Arasam mı annemi?
-Ara hayatım, ara iyi olur. -Bir arayayım.
(Kiraz ağlıyor)
Canım!
-Ben aşağı iniyorum, sen rahat konuş. -Tamam.
Alo, halacığım.
Nasıl oldu annem?
(Duygusal müzik)
Ne yapıyorsun sen, ha?
Ne yaptığını zannediyorsun, aklını mı kaçırdın?
Çocuk bir başına bırakılır mı böyle?
Somer evdeyiz ne olacak?
Güneş gitmeden suya girip çıkayım dedim, ne var bunda?
Daha yeni sen bu çocuğu yalnız bıraktın diye çocuk yataktan düştü.
Ölüyordu az daha.
Ne bu rahatlık ya.
Şu hâline bak, ne yapmaya çalışıyorsun sen?
Eğer hastaysan söyle, hastaneye kapatayım seni.
Ama benim kızıma bu şekilde davranamazsın.
Somer tamam, abartma ya!
Ne yapacaksın, annen gibi mi yapacaksın?
Kızımı odaya, beni hastaneye kapatacaksın öyle mi?
Sen gerçekten ne yaptığının farkında değilsin, değil mi?
Tamam, tamam özür dilerim.
Ben sadece bir an nefes almak istedim.
Ver Kiraz'ı.
-Somer, veriri misin kızımı? -Bırak!
Ayla!
(Mine) Somer lütfen.
(Somer) Ayla!
Somer, bırak biraz daha zaman geçireyim kızımla.
Buyurun Somer Bey.
Somer ne olur.
(Duygusal müzik)
Buradan ayrılma.
Birazdan içeri girecekler.
(Duygusal müzik)
Öyle diyorsun da hala, aklım hep onda. iyi değil mi gerçekten annem?
İyi halacığım bir şey yok. O hastalıktan öyle konuşuyor.
(Nezahat) Akşama kadar bana neler söylüyor bir bilsen.
Verdin mi ilaçlarını?
Verdim verdim, dinleniyor şimdi. Bir şeyi kalmaz.
-Kızgın mı hâlâ? -(Nezahat ses) Yok.
Türkan niye sana kızgın olsun? Sakinleşti o.
Bak, o sana kıyabilir mi? Sen içini rahat tut, oldu mu canım.
Ay Türkan, vallahi ocakta yemeğim vardı dibi tuttu.
Arayacağım seni oldu mu canım? Hadi, hadi öptüm.
Hay Allah'ım ya Rabb'im! Vallahi yandı.
Ay ay ay!
-Türkan mıydı? -Evet, oydu.
Seni öyle bırakıp gitti ya, içine dert olmuş.
Yani.
Benim de içime dert oldu.
Hamileyim dedi gitti. Kaç haftalık, neyin nesi?
Hiçbir şey de öğrenemedim.
Canım benim, sen kafana böyle şeyleri takma.
Biraz topla kendini, konuşursun yine Türkan'la.
Doktora da beraber gidersiniz sonra.
Nezahat...
...ben acaba Özer Bey'i mi arasam?
Nasıl göz yumdunuz böyle bir şeye diye sorsam, ne dersin?
Yok, Allah aşkına ona bir şey söyleme.
Abime falan söyler, ortalık iyice birbirine girer, yapma.
Yok işte, Sadık öğrenmeden bu işi halledelim diyeceğim.
Madem o kadar seviyorsunuz Türkan'ı, hadi bir şey yapın diyeceğim, olmaz mı?
Nesrin, Özer Bey ne yapabilir ki?
Baksana Rüçhan Hanım bile hiçbir şey yapamamış cadı Mine'ye.
Yoksa müsaade eder miydi evde kalmasına?
Bak, sen şimdi onu bunu boş ver de bir şey diyeceğim.
Nesrin ne olur, Türkan'ın gönlünü yap...
...bak bu onun ilk gebeliği, çok dikkati olmamız lazım.
Böyle bu olaylara üzülür, kafasını takarsa...
...bebek tutunamaz diye korkuyorum. Sonra hepimiz çok üzülürüz bak.
(Tahtaya vuruyor)
(Nezahat) Biliyorsun işte...
...ben de bu Fatih'in olaylarına üzülmekten...
...ilk bebeğimi öyle kaybettim.
Sonra da bir daha tutmadı işte, biliyorsun.
Sen şimdi tamam, bak bunları düşünüp bir daha üzülme.
Üzülme, tamam mı?
Bak senden bir ricam var.
Şu Türkan'ın gebeliğini Sadık'a hemen söylemeyelim olur mu?
Mine meselesi bir hallolsun, ondan sonra.
Tamam.
(İç çekiyor)
Mustafa gelmeyecek değil mi?
Beni yemeğe ikna etmek için oğlumu kullandın?
Ama kabahat bendeki...
...sana güvendim, inandım, kandım geldim.
Sevilay!
Sevilay, ben seni kandırmadım.
İnan bana Mustafa gelecek, lütfen oturur musun?
Lütfen!
Tamam.
-Tamam biliyorum, bana güvenmiyorsun. -Neden güveneyim ki sana?
Hayatımı, gençliğimi, umutlarımı, hayallerimi...
...sırf sana güvendiğim için her sözüne inandığım için kaybettim.
Yıllar önce tek bir sözüne ömrünü verecek...
...o genç kız yok artık senin karşında.
Biliyorum, bana hâlâ kızgınsın.
Haklısın da. Ama bak Sevilay çok çabaladım.
Bir şeyleri yoluna koyduktan sonra sizi çok aradım.
Lütfen Özer.
Daha fazla devam etme, duymak istemiyorum.
Oğlumu yanına aldın, ona iş verdin diye...
...benimle ve onunla olan ilişkini temize çekemezsin.
(Sevilay) Yersiz bir çaba olur, inan bana.
Benim Mustafa'yla aram düzelecek elbet.
Bir baba olarak bize bunu telafi etmek için yardımcı olursan gerçekten...
...bu da senin kefaretin olur.
Mustafa'yı arar mısın?
Eğer gelmeyecekse ben kalkacağım.
Tabii.
-Arıyorum. -Lütfen.
Sevilay arıyorum işte, nereye gidiyorsun?
Lavaboya.
(Gerilim müziği)
(Duygusal müzik)
Allah'ım dayanma gücü ver bana.
(Kapı zili çaldı)
(Nezahat) Hoş geldin yavrucuğum.
Dönüş nerede?
Tamam, Özer Bey. Yarın bekliyorum o hâlde sizi.
İyi günler.
-Dönüş nerede kızım? -Kütüphaneye bıraktım.
Biraz oyalansın, eve gelmesin diye.
-O niye? -Seninle yalnız konuşmak istiyorum.
(Garson) Hoş geldiniz efendim. Birini mi bekliyorsunuz?
Yok. Bir davet vereceğim de...
...hem yer bakıyorum, hem de menünüzü inceleyim dedim.
Tabii getireyim.
Dilerseniz şöyle buyurun, size bir çay ikram edeyim.
-Evet, lütfen. -Buyurun.
(Gerilim müziği)
-Hoş geldin oğlum. -Vallahi klas mekânmış.
(Gerilim müziği)
Ya biz seninle o zaman bayağı yemek yiyeceğiz beraber değil mi?
Yani baba oğul gibi?
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
Güzel.
Siparişi verelim o zaman?
Şefim!
(Gerilim müziği)
Oğlum...
...seni çok özlüyorum. -Yapma.
Şimdi ben sana niye geldin diye soracağım...
...sen de bana senin için diyeceksin değil mi?
Ama boşuna geldin.
Evine dön. İzmir'e dön.
-Birlikte dönelim oğlum. -Ya bırak bu işleri.
Onu elin adamını bana cici baba diye getirmeden önce düşünecektin.
Mustafa yeter.
Şimdi lütfen oturun ve şu meseleyi sakin sakin konuşun.
Lütfen.
Mustafa lütfen.
Mustafa...
...otur lütfen.
Bak Mustafa...
...annen buraya senin için geldi.
(Özer) Bence daha fazla üzmesen iyi olur.
Eğer aranızdaki sorunlar...
Ya bizim sorunlarımızdan sana ne?
Sana ne?
Sen niye bu adamın kapısına geldin ki zaten?
Evli barklı adamla burada oturmaya utanmıyor musun?
Çok ileri gidiyorsun.
Özer Korman...
...Rüçhan Hanım'ın burada olduğundan haberi var mı?
Seni Belediye Başkanı'yla yemekte sanıyor değil mi?
Mustafa gerçekten çok ileri gidiyorsun. Yeter!
Tamam, bana saygı duymayabilirsin.
Ama annene...
...saygı göstermek zorundasın. Lütfen.
Ben anneme nasıl davranacağımı senden mi öğreneceğim be?
Oğlum seni kırdım...
...çok üzdüm biliyorum.
Nasıl acı çektiğini, neler hissettiğini görmüyor muyum sanıyorsun?
Ama senden vazgeçmemi bekleme benden.
Canımız çok yandığında birbirimizden başka kimsemiz yok diye...
...gözyaşımı sen silerdin.
Şimdi bana sırtını dönüyorsun. Yapma, ne olur.
Biliyorum bana kızgınsın.
Biraz kafanı dağıt, gez, dolaş.
Ama sonra eve geri dön.
Tekrar anne oğul olalım.
Yaralarımızı beraber saralım.
Bitti mi?
Ben de sana iki çift laf edeyim o zaman.
Bundan sonra ben yokum.
Sen git, evine dön.
Bak benim bu kadar kısa sürdü, kafa ütülemedim senin gibi.
Mustafa!
(Gerilim müziği)
Benim bu Mustafa'dan kurtulmanın bir yolunu bulmam lazım.
(Derin nefes verdi)
Gidelim.
Sevilay tamam.
Tamam, senden rica ediyorum...
...bana izin ver, ben bu meseleyi çözeceğim, tamam mı?
Sadece biraz zaman.
Sevilay!
(Gerilim müziği)
Derya ne yapıyorsun kızım? Ne arıyorsun?
Sırlarla dolu küçük sandığını.
Ne sırrıymış bu? Dağıttın her tarafı, bırak.
Buldum işte. Ta dibe koymuşsunuz.
Açar mısın?
Ne yapacaksın sen bunu? Bırak!
Anne açar mısın lütfen?
İçinde fotoğraflar ve belgeler olduğunu biliyorum.
Küçükken Dönüş'le oynadığımızda çok kızmıştın, sonra da bu kilidi takmıştın.
-Demek ki... -(Nezahat) Derya...
...saçma sapan konuşma. Kadın hastalıktan daha yeni kalktı.
Kafasını bulandırma. Nedir meraklı kediler gibi etrafı deştin?
Gerçeği merak ediyorum evet. Anlat bana.
Fatih Kalander'in kızını anlat.
Babasından kopardığınız bebeği.
Tüh rezil! Sana böyle mi dedi?
Evet, ben onun kızıymışım.
Ne? Ya bu oğlanın işi gücü yalan.
Ortalık biraz duruldu ya...
...kendini göstermeye yer arıyor. İnsan buna kardeşim demeye...
...utanıyor yemin ederim. Yeter artık ya, yeter!
Nezahat tamam.
Seni bu sırlar hasta etti biliyorum.
Sadece seni değil, beni de.
Öğrendiğim günden beri ne uyku uyuyabildim ne yemek yiyebildim.
Senin her şeyi unuttuğun o günlerde...
...ben o kadar çaresizdim ki.
Geçtim karşına yalvardım.
Gerçeği duymak için yalvardım.
Kimseye bir şey diyemedim.
Derdimi anlatamadım.
Hadi söyle, anlat bana gerçeği?
Nezahat...
...sen bizi yalnız bırak.
Tamam canım.
(Kapı açıldı)
(Kapı kapandı) Ohh!
Gel, gel otur şöyle.
Otur, otur.
(Duygusal müzik)
Ne anlattı sana?
Söyledim ya, babammış benim.
Annemin adı da Feride'ymiş.
Beni doğururken ölmüş...
...sen de evlat edinmişsin, çalmışsın ondan.
(Burnunu çekti)
(Duygusal müzik)
(Nesrin) İşte Feride bu.
Öğretmen okulunda...
...benden küçük sınıfta bir arkadaşım, kardeşimdi.
Ailesi okumasına izin vermiyordu.
Kaçarak gelmişti okula.
Çok kol kanat gerdim ona.
Çok yardımcı olmaya çalıştım.
Ablalık yaptım.
Fatih'e âşık oldu engel olamadım o sevdaya.
Ama biliyordum olacakları.
Fatih hep aynı. O zaman da sorumsuzun tekiydi.
Feride hamile kaldı, Fatih Almanya'ya kaçtı.
Kansermiş meğer.
Doğumda kötü oldu.
Bebeği bana emanet etti.
Sonra da...
Ve öldü?
Sen de kızına sahip çıktın?
Öldü.
O bebeğin adını...
...Dönüş koyduk.
Ben de sana hamileymişim.
(Duygusal müzik)
Güzel kitapları seçmişiz ama.
"Sevda Yemini"
Al bakalım.
Gitmeden önce bir buluşsak?
Akşama kadar birlikte bir şeyler yapsak keşke.
Olmaz.
Akşama kadar. Ben babamlara ne derim?
Bir bahane buluruz ya!
Ben Derya gibi değilim Serdar.
Yalan söylemeyi beceremem. Yüzüm falan kızarır.
-Olmaz. -İyi, peki o zaman.
Görüşmeyiz biz de.
Hatta şu an son görüşmemiz bile olabilir.
Ya hayır!
Yani ben bir şekilde ayarlarım.
Yok, yok. Sen kendini hiç zora sokma.
Serdar sen görüşmek istiyor musun, istemiyor musun?
Ya tabii ki istiyorum.
(Sevilay ağlıyor)
Kadın ağlıyor.
(Özer) Sevilay.
Sevilay lütfen bin arabaya.
Git başımdan, yalnız bırak beni.
Adam takip ediyor baksana.
-Kesin o ağlatmıştır kadıncağızı. -Rahatsız mı ediyor acaba?
Dur karışma hemen.
Serdar.
(Serdar) Dikkatli ol.
Ben seni hayatta bir kez yalnız bıraktım Sevilay.
Bunu bir daha yapmayacağım. Lütfen.
-Sevilay lütfen dedim. -Rahat bırak beni.
Seninle konuşacak bir şeyim yok.
(Duygusal müzik)
Sevilay!
Aa, Özer amca o.
-Somer eniştenin babası. -Gerçekten mi?
Sevilay tamam, konuşma ama yanında yürümeme izin ver, ne olur.
(Duygusal müzik)
(Duygusal müzik devam ediyor)
Silme gözyaşımı silme.
(Duygusal müzik)
Böyle işte.
(Burnunu çekti)
Neler yaşatmış sana.
Nasıl canını yakmış bu adam senin böyle?
Biz de onun canını yakalım.
-Gidelim yüzleşelim olmaz mı? -Olmaz.
Bak, bütün belgeleri her şeyi gösterdim.
Artık niye yüzleşesin? Ne gerek var?
Eğer böyle bir şey yaparsak...
...bu sefer Dönüş'ün peşine düşer.
Kardeşine yapacak mısın böyle bir şeyi?
Haklısın.
Ohh!
Derya...
...bu artık ikimizin arasında, tamam mı?
Bundan kimseye bahsetmeyeceksin.
O adamla asla görüşmeyeceksin.
Asla yüzleşmeyeceksin, tamam mı?
Çünkü ne olursa olsun...
...Dönüş benim çocuğum.
Senin kardeşin.
Hiçbir şey bunu değiştiremez. Hiçbir şey.
Bak bugüne kadar nasıl yaşadıysak...
...bundan sonra da böyle yaşayacağız, tamam mı?
Tamam.
Dönüş'üm benim.
Ablam biliyor mu peki?
Anne...
...seni çok seviyorum.
Ben de seni çok seviyorum çok.
Çok seviyorum.
(Duygusal müzik)
Kirazcığım senin bu olur olmaz ağlamaların yüzünden...
...annenin hevesi yarım kaldı kızım.
Neden yapıyorsun annene bu kötülüğü?
Rüçhan Hanım biraz daha iyi görünüyor. Alıyor mu ilaçlarını?
İyi, iyi şükür. Turp gibi.
(Kiraz ağlıyor) İyi bari.
(Kiraz ağlıyor)
(Kiraz ağlıyor)
Mine havuza mı gireceksin?
Niyetlendim ama heves bırakmadı ki. Sürekli ağladı.
Ver ben bakayım, sen gir.
Yok, keyfim kaçtı zaten. Sağ ol.
Mine bak sana söylüyorum ama beni dinlemiyorsun. İnat ediyorsun.
Bebeğin babasını çağır, senin de hayatın birazcık kolaylaşır.
Türkan yine mi aynı konu?
Böyle yaparak sen daha çok yoruyorsun beni.
Canım senin iyiliğin için.
Bu çocuk niye senin kucağında?
Ayla!
Ben izin verdim anne.
Bebeği al, benim yatak odama götür. (Kiraz ses çıkarıyor)
(Kiraz ses çıkarıyor) (Mine) Tamam annem tamam.
Mine.
(Kiraz ses çıkarıyor)
Dur, dur, dur.
(Kiraz ses çıkarıyor)
(Kiraz ses çıkarıyor)
(Somer) İyi misin?
İyiyim, iyiyim.
(Gerilim müziği)
Anlamıyorum ki. Niye burada yatıyor bu çocuk?
-Rüçhan Hanım öyle istedi. -Böyle saçma iş mi olur Ayla?
Bebeği annesinden koparıp kendi odasına mı aldırdı bu kadın?
Mine Hanım bebeğe biraz ilgisiz olunca.
Ne demek ilgisiz olunca? Annesi sonuçta, ilgilenmeyip ne yapacak?
Yok, öyle değil de...
...şey olduğu için...
Ne olduğu için? Ayla gevelemesene, söyle?
Sevgilim...
...sen dinlenseydin biraz, hâlsizsin.
Somer böyle bir şeye nasıl izin verebiliyorsun?
Kızı resmen bebeğinden mahrum bırakıyor.
Koparıp aldırdı kucağından.
Canım...
...bilmediğin şeyler var.
Neyi bileceğim? Haksızlık bu Somer.
Mine'ye de bebeğe de haksızlık.
Annen gerçekten abartmaya başladı ama.
Ben korkmaya başladım. Bugün bunları yapan yarın bana kim bilir neler yapar.
Canım, annem abartmayı sever.
Ama bu sefer durum farklı. Annem biraz haklı.
Ne farklı?
Yani Ayla da sen de bilmece gibi konuşuyorsunuz. Ne oluyor?
Şimdi ben bu durumlardan pek anlamam, tamam mı?
Ama Mine zor bir lohusalık geçiriyormuş.
Bebeğe zarar vermesinden korktuğu için de annem böyle tedbirler alıyor.
-Yok, artık daha neler. -Durum ciddi Türkan.
Ne oldu ki?
Sen annenlerdeyken...
Ne? Bir şey mi yaptı yoksa?
-(Türkan) Bebeğe zarar mı verdi yoksa? -Öyle bir şey değil. Öyle bir şey değil.
Tatsız konular bunlar boş ver konuşmayalım.
Ayla sen çocuğun yanından ayrılma, tamam mı?
Merak etmeyin Somer Bey.
Hadi bir tanem çıkalım biz.
(Gerilim müziği)
Ya Somer lohusa hastalığı falan diyorsun. Bu gerçekten ciddi bir durum.
Annenin uydurması falan olmasın?
Yok, hayatım uydurma falan değil. Evdeki herkes şahit.
Mine'nin hâl ve tavırlarını sen de görüyorsun.
Bir anı bir anını tutmuyor.
Kaç kere dedim Mine'ye, Kiraz'ın babasını ara gelsin diye.
Ama bana kızıyor.
Bu Mine'nin tek başına mücadele edebileceği bir durum değil.
En azından sen bulsan, konuşsan adamla.
Kiraz'a baksa biraz, ilgilense. Mine de biraz rahatlamış olur.
Somer bak...
...canım sen Mine'ye sahip çıkıyorsun, ona iyilik yapmaya çalışıyorsun.
Ama bu böyle olmaz.
Kiraz'ın babasını bulup onunla konuşursan, anlatırsan durumu...
...bebek için de Mine için de daha iyi olur.
Hem boşanma davası da açıldı.
Canım gereken neyse yapılır.
Sen artık bunları düşünüp kendini üzme, tamam mı?
Benim önceliğim sizsiniz.
Sen ve bebeğimiz.
Sen kendine de bebeğimize de iyi bak, gerisini boş ver.
Ama ne bileyim Somer...
...Mine'nin hâlini görünce kendimden korktum.
Yakında bebeğimizi kucağımıza alacağız.
Ya Rüçhan Hanım da bana aynı şeyleri yaşatırsa?
Sen asla Mine gibi bir anne olmayacaksın. Kendini onunla bir tutma.
Ayrıca annem de sana bir daha elini kaldırmayacak.
Tamam, tamam canım sinirlenme.
Ama sen de böyle şeyler söyleyip beni sinirlendirme.
Tamam mı?
Mine'nin durumu farklı.
Giy şunları üstüne. Doğru düzgün de otur.
Bana böyle davranamazsınız Rüçhan Hanım.
Sen önce kendi hareketlerini sorgula.
Seni uyardıkça, dikkatli ol dedikçe sen daha çok abartıyorsun.
Eğe bunu inadına yapıyorsan...
...eline bir şey geçmeyecek bunu bil.
Çocuğundan uzak kalmayı istiyorsan da böyle devam et.
Daha ne kadar sürecek bu ya?
Bir hata yaptım evet, kabul de ediyorum.
Ama siz böyle her saniye suratıma vuracaksanız benim...
-Bir ders almışa benzemiyorsun. -Ne dersi ya?
Kendimde değildim ben.
Bir hata yaptım.
Bir daha da tekrarlanmayacak dedim. Kaç defa söyleyeceğim?
Siz daha ne kadar beni çocuğumdan kopararak tehdit edeceksiniz?
Cezalandıracaksınız?
Sen, Türkan ve Somer'le uğraşmayı bırakıp...
...anne olmayı öğrenene kadar.
Ne yani, anneliği sizden mi öğreneceğim?
Sizi örnek alırsam vay kızımın hâline.
Haddini bil.
Sen benim anneliğimi sorgulayamazsın.
Eğer çocuğunla zaman geçirmek istiyorsan...
...o zehirli dilini çekip...
...susacaksın.
Anne...
...akşam hep birlikte yemeğe çıkalım diyorum.
Hazırlığını ona göre yaparsan sevinirim.
Ah, ne güzel olur.
Hem sonunda dışarı çıkıp bir hava alırız.
Ailecek.
Sen, ben, babam ve Türkan.
Elbette.
(Gerilim müziği)
Ohh! Anneciğim vallahi özlemişiz senin yemeklerini.
Ya, mutfaktan kurtulduk diyorsun yani?
(Dönüş) Olur mu öyle şey?
Zaten Derya da bayılır mutfağa girmeye.
Babanlar nerede kızım?
Ellerini yıkıyorlardı, gelirler şimdi.
-Geldik Nesrin'im geldik. -Canım.
Gel oğlum, otur.
Ee, Türkan eve dönmüş ha?
Babamı beklersem geç olacak dedi, gitti.
Tabii ki canım herkesin bir düzeni var.
Sen tabii alıştın Türkan'ın burada olmasına, gidince üzüldün değil mi?
Yok, canım üzülmedim.
Dediğin gibi çocuğun düzeni var.
Benim çok başım ağrıyor bu akşam.
Ay canım yemekten sonra bir ağrı kesici içersin, geçer.
Hah, Deryacığım...
...unutmadan, al bakalım bu senin.
Gerçi sen istemiyordun ama...
...ben yurda kaydını yaptırdım.
Yarın sabah annenle alışverişe çıkarsın, eksiklerini tamamlarsın.
Hafta sonu da Allah'ın izniyle yola koyuluruz.
Sağ ol baba.
Çok düşündüm, en mantıklısı bu.
Sen bir şeye mi üzgünsün kızım? Bir sıkıntın mı var?
Yok, iyiyim.
Sizden ayrı kalacağım ya, ona üzülüyorum.
Kızım düşündüğün şeye bak. İzmir yakın.
Hafta sonu annenle beraber kalkar geliriz.
Seni alırız, çıkartırız, gezdiririz. Buraya da geliriz.
İyi olur. Ben de yalnız kalmam.
Emel Hanım'ın oğlu Hakan da İzmir'de okuyordu.
Arada sırada onunla görüşürsün, yalnız kalmazsın kızım.
Anneciğim, Hakan Kanada'ya okumaya gitti.
-Ya? -Hakan uçtu.
Uçtu Hakan. Derya burada.
(Sadık boğazını temizledi)
Hayırlısı olsun. Herkes kendi istikbalinin peşinde oğlum.
Benim kızım da İzmir'e gidecek, okulunu bitirecek.
Hayırlısıyla mimar olacak, sonra da evine gelecek inşallah.
İnşallah baba.
Sizden ayrılacağım ya, ben ona üzülüyorum.
Ama alışırım.
Burada beni bekleyen kocaman, güzel bir ailem olduğunu bileceğim.
Her zaman. Dönüş, Türkan ablan...
...ben, baban...
...seni hep sevgiyle bekleyeceğiz burada.
(Nesrin) Nereye giderseniz gidin...
...hep dönebileceğiniz bir eviniz var burada.
Ayy, Nesrin'im ne güzel söyledi.
Mesut?
Mesut oğlum sen de hep bizim kanatlarımızın altında kalacaksın.
Hadi bakalım yemeğimizi yiyelim.
Teşekkür ederim.
Sağ olun.
Hadi bakalım.
Evet, Somer, Türkan...
...söyleyin bakalım. Nedir bu davetin sebebi?
Bizim size mutlu bir haberimiz var.
Ama bence Türkan söylesin.
Ya Somer sen söylesene işte.
Tamam, beraber söyleyelim o zaman.
Hayda!
Ama yani hanginiz söyleyecekse söylesin. İyice meraklandırdınız.
Hadi söyleyin.
Müjdemizi isteriz.
(Duygusal müzik)
Yoksa...
Eğer tahmin ettiğin oysa evet baba. Türkan hamile.
(Rüçhan gülüyor)
Tebrik ederim. Gerçekten tebrik ederim. Çok sevindim.
Hadi bakalım.
Demek hamilesin ha?
Evet.
(Türkan) Hatta...
Ne bu?
Yarın hemen bizim doktordan randevu alıp oraya gidiyoruz beraber.
Olur.
Somer.
Aşkım, canım.
Beni öyle mutlu ettin ki.
Bana, bu aileye...
...verdiğin mutluluğun yanında bir hiç.
Ama sana çok yakışacağına adım gibi eminim.
Teşekkür ederim.
Aç bakalım.
Türkan mücevherden çok hoşlanmaz ama...
...bunu da kabul eder artık herhâlde?
Peki, izninle.
Ahh!
Yakışır gelinime.
Ah, çok zevkli benim oğlum.
İzninle.
(Müzik)
Teşekkür ederim.
"Canım sevgilim annelik sana çok yakışacak."
Teşekkür ederim Somer.
Yaklaş bakayım.
Ovv!
Oğlum hatırlatırım.
Anneler günü yakın.
(Somer) Peki anne.
Ayy, inşallah erkek olur.
Erkek, kız fark etmez. Bir önemi yok.
Tabii canım. Yani sağlıklı olsun, gerisi hiç önemli değil.
Tabii canım ben de öyle düşünüyorum.
Ama elbette en büyük sevinci olacak.
Babaannesinin yanında büyümek benim torunum.
Ayla bunlar neyi kutluyorlar?
-Kimler? -Rüçhan Hanımlar.
Bayram değil, seyran değil.
-Neden gittiler yemeğe? -Bilmiyorum.
Somer bir de yeni elbise getirtti Türkan'a değil mi?
Bana böyle şeyler sormayın.
Git bana içecek bir şeyler getir hadi.
Ne istersiniz? Meyve suyu, gazoz?
Ne gazozu ya? Özer Bey'in içkisinden istiyorum. Hadi.
Ama nasıl? Alkollü o. Siz çocuk emziriyorsunuz.
Sana fikrini soran oldu mu Ayla?
Getir şişeyi. Hadi.
Kusura bakmayın, ben böyle bir şey yapamam.
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
Ben balık istemiyorum. Sadece salata lütfen. Teşekkürler.
Ah, hayır. Artık yemek seçmek yok kızım.
Bundan sonra her şeyden biraz yiyeceksin, bebek için.
Koy tabağına.
Teşekkür ederim.
İlk aylar biraz böyle geçiyormuş sanırım.
Son zamanlarda çok fazla midem bulanmaya başladı.
Ha Türkan hamile olduğunu hiç kimseye söylemeyelim.
Yani şimdilik.
Önce bir bebek tutunsun, üç dört ay sonra söyleriz.
Hep öyle yapılır, değil mi?
Peki.
Yalnız Mine'nin de haberi olmasın.
Mine'den niye böyle bir şey gizleyeyim ki?
Aksine ben ona gebelik süreciyle ilgili sorular sormayı düşünüyordum.
Ne merak ediyorsan bana sor.
Mine lohusa, kocası da yanında değil.
Şimdi size imrenir, sütü kesilir kızın.
Canım gelmemi ister misin?
Bu ne kadar sürecek oğlum böyle?
Anneciğim sen de bundan sonra Türkan'a davranışlarında...
...biraz daha özenli olursun artık değil mi?
-Tamam, sustum. -Teşekkür ederim.
Hiç konuşmadık.
O inatçı annesini nasıl ikna ettin göndermesi için?
Yani aslında...
...çok da ikna olmadı, ben biraz ısrar ettim.
Tuttum elinden çıkardım Türkan'ı.
Aferin. Olması gerekeni yapmışsın.
Aferinlik bir şey yok anne.
Bak senin Türkan'ın ailesiyle arandaki meseleyi artık çözmen gerekiyor.
Benim Türkan'ın ailesiyle aramda bir mesele yok.
Senin var.
Mine yüzünden sana takık Nesrin Hanım.
O meseleyi de bir şekilde halledeceğim.
Nasıl çözeceksin? Ne yapacaksın?
Ee, Mine'nin annesini arayacağım, çağıracağım.
Hah, bir o eksikti.
Ayrı evde kalacaklar anne.
(Özer) Bence isabet olur, gerçekten.
Mine'yi ikna etmeye bak.
Ha, bu arada...
...Nesrin Hanım beni aradı, görüşmek istediğini söyledi.
Niye?
Aranızdaki gerginlikleri konuşmak istiyor bence.
Ama ben de bu vesileyle...
...iki aile arasındaki...
...kırgınlıkları gidermesini rica edeceğim.
Hatta Sadık Bey'le de konuşacağım.
Torunumuz olacak artık.
Aile olmayı öğreneceğiz.
Ne aile ama.
-Annem hep böyle miydi? -Hep.
(Rüçhan) İyi misin?
Teşekkürler.
Geçen gün ikimiz de dersimizi aldık sanırım?
Sen boyundan büyük işlere kalkışmaman gerektiğini öğrenmişsindir.
Siz de bana bir daha el kaldırmamanız gerektiğini öğrenmişsinizdir.
Gözümü senden ayırmamam gerektiğini öğrendim.
Bakın Rüçhan Hanım, ben bugün o eve geldiysem...
...Somer daha fazla arada kalmasın, yıpranmasın, üzülmesin diye geldim.
Ve artık biliyorsunuz ki hamileyim.
Hamileliğin süresince de en mantıklı olanı benim yanımda kalmanız.
Bunu akıl etmiş olman iyi.
Anlamak istemiyorsunuz, peki şöyle söyleyeyim.
Biz o eve geçici bir süreliğine geldik.
Bir an önce iyileşseniz iyi edersiniz diyeceğim ama...
...gayet iyi görünüyorsunuz.
Somer'i daha fazla hastalık bahanesiyle o evde tutamazsınız.
Benimle doğru konuş.
Ben bu yemeğe gelerek bir adım attım.
Sen de haddini bilip kenarda duracaksın.
Susacaksın, saygılı olmayı öğreneceksin.
Arzu ettiğiniz saygıyı görmek istiyorsanız...
...önce saygı göstermeyi öğrenmelisiniz.
(Gerilim müziği)
(Duygusal müzik)
Nesrin'im ne oldu, niye ağlıyorsun?
Bir şey yok.
Nesrin ne olur artık ağlama, gözünü seveyim.
Bak sen iyileştin, evimiz de iyileşti.
Nesrin sen hastaydın, bilmiyorsun.
Derya var ya...
...bir asileşti, ne söz dinledi ne laf dinledi.
Ama sen iyileşince ne oldu biliyor musun? O da iyileşti.
Bak artık eski Derya, bizim kızımız Derya oldu.
Ondan değil o.
Ne ondan değil?
Derya'nın derdi başka.
Derdi ne?
Yavrum benim, içine atmış.
Kimseyle de konuşamamış.
Bu Fatih çıkmış Derya'nın karşısına.
Ben senin babanım demiş.
Fatih?
Feride'yi anlatmış.
(Bağırdı)
Ulan şerefsiz!
Ulan bu adamın en son gideceğim gırtlağını sıkacağım.
Beni katil edecek bu adam.
(Nesrin) Sakin ol Sadık.
Katil ol diye anlatmıyorum.
Ne olacak yani? Gidip kapısına dayansan ne olacak?
Ondan sonra Allah korusun Dönüş'e saracak.
Hiçbir şey yapmayacaksın.
Yine içine atacaksın öfkeni, acını.
Şerefsiz.
Şerefsiz tabii Derya'yı gözüne kestirdi kızım diye.
Derya bugün sandıkları falan karıştırdı...
...beni bayağı bir köşeye sıkıştırdı.
Ben Derya'ya her şeyi anlattım.
Neyi?
-Dönüş'ü söyledim. -Dönüş'ü?
Mecbur kaldım.
Benim zavallı kızım, benim güzel kızım.
(İç çekiyor)
Ne dedi ki?
Ne desin?
Boynuma sarıldı, ağladı.
Dönüş'e ağladı, kendine ağladı.
Kardeşi sonuçta. Bir şey değişir mi?
Onlar öyle büyüdü.
İşin acısı ne biliyor musun?
Kimseye anlatamamış.
Ben hastayım, derdine derman olamadım.
Yine iyi göğüslemiş, Sadık.
(Duygusal müzik)
(Duygusal müzik devam ediyor)
Deryacığım daha iyi misin?
İyiyim.
Sofrada rahatlamış gözüküyordun, yüzün gülüyordu.
Hangi konuda?
Fatih Kalender ve yalanları konusunda.
Takmıyorum artık.
Gerçekten. Bitti, kapandı o konu benim için.
Benim ailem sizsiniz.
Bunu duyduğuma o kadar sevindim ki.
Ne olursa olsun biz üç kız kardeşiz.
Bunu hiç kimse değiştiremez.
Evet.
Aa bak, babam yurdunu ayarlamış. Rahat edersin orada.
Seneye de belki eve çıkarsın ben de seni sık sık ziyarete gelirim.
Ne güzel olur.
Geri zekâlı Hakan. Boşuna hayaller kurmuşum.
Artık onun için üzülmeyeceğim. Bir damla bile gözyaşı dökmeyeceğim.
Değmezmiş gerçekten.
Hakan uçtu, Derya burada.
Mesut nereden biliyor Hakan'ın uçtuğunu?
Kavga etikten sonra pamuk, kolonya geldi ya odaya...
...anne elçisi olarak. Herhâlde o sırada duydu.
Doğru, unutmuşum ben onu.
İyi ki bütün konuştuklarımızı dökmedi masada.
Evet, ben korktum bir an babama, Derya uçacaktı diyecek diye.
Mesut'a bak sen. Babamın yanında gide gele güvercin postası olmuş.
Olmadık yerde ötüyor.
Bir de düşünsene masada babamla Kanada muhabbeti yapıyormuşuz.
Ayy, Almanya olsa bir şekilde kurtarırdık ama...
...Kanada'yı hayatta kurtaramazdık.
(Müzik)
Bebek niye burada, niye yatağında değil?
Çok kustu Rüçhan Hanım.
(Ayla) Ben de kucağımda biraz dolandırayım dedim, midesi otursun.
Anca sakinleşti yavrucak.
Niye kustu, hasta mı ki?
Annesi nerede bunun?
(Gerilim müziği)
(Kiraz bağırıyor)
(Kiraz bağırıyor)
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Gerilim müziği devam ediyor)
Doktora falan mı gitsek? Yazık ya.
Bilmiyorum ki.
Yine kusacak galiba.
Annesi nerede?
Kussun da midesi temizlensin çocuğun.
Annesi içip içip bebeği emzirmiş. Şimdi de sızmış.
-(Rüçhan) Evde pirinç unu var mı? -(Ayla) Var.
Ben bir mama yapayım da çocuğun midesini bastırsın bari.
Sen kal, ben hallederim.
Ah canım ya, rengi solmuş. Kıyamam.
Şöyle mi yatırsam acaba? Daha mı rahat eder?
Yok, yatırma. Şimdi yine kusarsa boğazına kaçmasın.
Hatta biraz daha dik tut.
Sen dünyanın en muhteşem annesi olacaksın.
Bebeğimiz çok şanslı.
(Duygusal müzik)
(Öksürdü)
Mustafa.
Hayırdır, senin ne işin var burada?
Annemden uzak dur demeye geldim.
Biz annenle yakın değiliz ki uzak olalım.
Hem nereden çıkartıyorsun bunu, ne oluyor?
Biz senin için bir araya geldik oğlum.
Olur ya yıllar sonra bir araya geldiniz duygular falan kabarır...
Bak aman diyeyim sana.
Merak etme.
Öyle bir şey olmayacak.
Ben dün hiç öyle hissetmedim ama.
Mustafa.
Ben anneni çok sevdim.
Bana ne?
İzin verirsen konuşayım.
Ben uzun hikâyeleri sevmiyorum Özer Bey.
Hikâye anlatmıyorum Mustafa.
Bir zamanlar anneni çok sevdiğimi söylüyorum.
Ayrıca sen de benim oğlumsun, bunu bil...
Bana ne? Bana ne!
Bak Özer Bey, çok güzel bir hayatın var.
Mis gibi hayatın var, evli barklı adamsın.
Gelinin yanında, karın yanında, oğlun yanında...
...hepsi yanında mis gibi yaşayıp gidiyorsun.
Benim annemden uzak dur.
Benim annemin aklını karıştırma tamam mı?
Benim de canımı sıkma tamam mı?
Mustafa.
Madem Mustafa, oğlum için kendini feda etti...
...bizim de ona bir iyiliğimiz dokunsun.
Kısım şefiyle görüşüp onu alım satıma aldır.
Hem takım elbise giyer, böylece adam yerine de konur.
Fakat o işlerden anladığını sanmıyorum.
Delikanlı tekniker biliyorsunuz.
Evrak işini de öğrenir herhâlde.
Makine kadar zor değil ki.
Yalnız Özer Bey'e de bu ödüllendirmeyi benim yaptığım söylensin.
(Ninni mırıldanıyor)
(Müzik)
(Gerilim müziği)
Kiraz.
Kiraz! Kiraz!
(Mine) Bebeğim nerede?
Kiraz!
Ver çocuğumu bana!
-Çek o ellerini üstünden! -Dur Mine düşecek.
-Dur, uyandıracaksın. -Ver dedim sana!
-Yavaş, yavaş. -Ver!
Mine ne yapıyorsun?
Koparamayacaksınız çocuğumu benden.
Sen delirdin mi ne diyorsun?
Bu evde kimse bana sormadan Kiraz'a dokunmayacak!
-Benim bebeğim o! -Mine bağırma.
(Mine bağırarak) Bana sormadan kimse almayacak bebeğimi.
Uyandığımda hep yanımda olacak benim bebeğim. Duydunuz mu?
(Somer) Mine bağırma artık yeter.
Ne oluyor ya?
Uzak duracaksın ondan.
Yanına yaklaşmayacaksın anladın mı?
Mine yeter! Haddini aşıyorsun çık git şuradan!
Ne oluyor burada?
Sen yine niye bağırıp duruyorsun böyle? Bu ne terbiyesizlik!
Anlamadım mı sanıyorsunuz?
Aklınızca beni bebeğimden koparıp Türkan'a annelik ettireceksiniz.
Ne diyorsun sen be?
Kim ne yapsın senin bebeğini?
Toparla kendini Mine.
Sen de dünden razısın tabii kendin doğuramadın ya!
(Somer) Mine!
Çık, çık odana git. Yürü!
Sen iyice zıvanadan çıktın.
(Kapı kapandı)
(Gerilim müziği)
(Kapı zili çalıyor)
Buyurun Özer Bey.
Buyurun, hoş geldiniz.
-Hoş geldiniz. -Hoş bulduk.
Size de zahmet verdik, kusura bakmayın.
Olur mu öyle şey?
Zaten iyileştiğinizi duyunca ben de ziyaret etmek istiyordum.
Bunlar sizin için.
Teşekkür ederim. Gerçekten zahmet olmuş.
Geçmiş olsun.
Çıkarmayın, bahçeye geçeceğiz zaten.
Derya bunu vazoya koyun kızım.
(Nesrin) Dönüş, sen de bir kahve yap. Buyurun lütfen.
(Müzik)
Somer enişteyle ilgili bir şey var bence.
Ablamla Somer enişte mutlu gözüküyor.
Rüçhan göndermiştir kesin bunu.
Yapıp edip gönlünü almaya çalışıyor yüzsüz.
Olabilir.
-Ama ben sana başka bir şey diyeceğim. -Ne?
Ben dün sahilde Serdar'layken Özer amcayı gördüm.
Yani?
-Biraz tuhaf bir durumdu. -Nasıl yani?
Özer Bey, hastalığım sırasında çok ilgilenmişsiniz...
...çok yardımcı olmuşsunuz, Sadık anlattı. Çok teşekkür ederim.
Fakat Özer Bey ben bugün sizi buraya Somer'le ilgili konuşmak için çağırdım.
Ben Somer'in Mine'yle neler yaşadığını...
...hatta bir çocuğu olduğunu biliyorum.
Somer'le bu konuyu konuştuk.
Geçmişte yaşandığını, büyük bir hata olduğunu söyledi.
Nesrin Hanım inanın bu durum beni de çok huzursuz ediyor.
Ama Somer doğru söylemiş.
Gerçekten o ilişki büyük bir hataydı.
Somer, Türkan'ı çok seviyor.
Türkan da Somer'i çok seviyor.
Ama ne olursa olsun bu çocuk meselesini kızıma açıklamak zorunda.
Bunu söyledim Somer'e. Bilmek hakkı çünkü.
Elbette.
Fakat Özer Bey asıl mesele...
...Mine'nin sizinle aynı çatı altında yaşayabiliyor olması.
Siz böyle bir şeye nasıl göz yumarsınız?
Benim kızımın hiçbir şeyden haberi yok.
O kadının yüzüne bakıyor.
Bebeğini seviyor.
Sizin bir kız evladınız olsa, siz benim yerimde olsanız...
...siz ne yaparsınız? Böyle bir şeye müsaade eder misiniz?
Sağ ol kızım.
-Teşekkür ederim. -Afiyet olsun.
Nesrin Hanım...
...inanın bunlar benim de göz yumabileceğim şeyler değil.
Ama Somer o kadar çaresizdi ki.
Yani bu durumu Türkan'a daha önce söylemek istedi ama...
...onu kaybetmekten, incitmekten çok korktu, inanın.
İşlerin bu noktaya geleceğini hesap edemedi tabii.
Mine bizi fena hâlde köşeye sıkıştırdı.
Çocuğuna çok acımasız davranıyor.
Somer de buna çare bulmaya çalışıyor sadece.
Ve bence şu noktada Türkan'a...
...bir şey açıklamak hiç doğru değil.
Ne olacak peki?
Benim kızım böyle bir yalanın ortasında mı yaşayacak?
Ben de buna göz mü yumacağım?
Hayır.
Sizden rica ediyorum bana biraz zaman tanıyın.
İnanın bu mesele çözülecek.
Somer'in çabasına da güvenmenizi istiyorum.
Ben oğluma kefilim.
Hem biliyorsunuz, yakında torunumuz olacak.
Çocukların mutluluğu için iki taraf da biraz sabredeceğiz.
Güvenin bana, ne olur.
Delireceğim artık ya.
İyice zıvanadan çıktı bu kız, Türkan'a saldırıyordu az daha.
Ne yapacağım ben?
Bunları o deliyi buraya getirmeden önce düşünecektin.
Neyse! Yoruldum vallahi bunları konuşmaktan. Olan oldu.
Ama gerçekten Mine'nin Türkan'ın hamile olduğundan...
...kesinlikle haberinin olmaması lazım.
Ben o kadından her şeyi beklerim.
Merdivenden de itebilir, yemeğine suyuna zehir de katabilir.
Yani o akıl hastası her şeyi yapabilir.
O yüzden gözünü Mine'den ayırma.
Rica ediyorum Türkan'ı da koruyup kolla oğlum.
(Gerilim müziği)
Somer, niye böyle bir şey söyledi bana?
Böyle düşünmesine sebep olan ne?
Hayatım, Mine iyi değil derken bunu kastediyordum işte.
İyi de bir insan durduk yere böyle bir şey düşünmez ki.
Acaba Rüçhan Hanım mı kızgınlıkla ona bir şeyler söyledi?
Yok canım, daha neler.
O zaman niye böyle bir şey düşündü?
Türkan...
...Mine gerçekten ne yaptığını bilmiyor.
O yüzden galiba annem haklı.
Senin hamileliğini Mine'ye söylemememiz gerekiyor.
Of! Şu düştüğümüz duruma bak.
Mine gerçekten iyi değil ve ne yaptığını bilmiyor.
Haklı tabii kız, kolay şeyler yaşamadı ki psikolojisi bozuldu onun da.
Ama siz de üzerine çok gidiyorsunuz Somer.
Bu böyle olmaz.
Senin bir şekilde ya Mine'nin bebeğinin babasına...
...ya da ailesine ulaşman lazım.
Yoksa başımıza çok büyük felaketler gelecek.
Yazık, çocuğa da yazık Mine'ye de yazık.
Sizi temin ederim her şey yoluna girecek.
Türkan da çok mutlu olacak.
İçiniz rahat olsun.
İnşallah bu söyledikleriniz çok uzun sürmez Özer Bey.
Size güveniyorum.
(Telefon çalıyor)
Affedersiniz.
-Kusura bakmayın, bunu yanıtlamalıyım. -Tabii.
Ayrıca izniniz olursa ben gideyim.
Ben sizi geçireyim.
Hiç rahatsız olmayın, ben bahçeden çıkarım.
-Peki. Çok teşekkür ederim. -(Özer) Teşekkür ederim.
...geldiğiniz için. -İyi günler.
(Telefon çalıyor) (Gerilim müziği)
Efendim?
(Sevilay ses) Gitmeden seninle konuşmak istiyorum.
Yeri haber vereceğim.
Tamam Sevilay, gitmeden görüşelim.
(Gerilim müziği)
Rüçhan Hanım buzdağını eritmeye çalışıyor herhâlde.
Geçmiş olsuna gelmiş, bir şey yok.
Ben Özer amcayı seviyorum.
Rüçhan Hanım teyze gibi korkunç değil.
Tamam, büyüklerin dedikodusunu yapmayı bırakın.
Hadi, hazırlanın, alışverişe çıkalım.
Benim gelmeme gerek var mı?
Geleceksin tabii, hadi.
Anne, asıl dedikodunun hası bunda.
Neymiş?
Küçük çete neyin peşinde yine?
Yok bir şey anne, yok dedikodu falan.
Dönüş, ne gördüğünü söylesene.
Şey, Serdar'ı gördüm de Derya ondan bahsediyor herhâlde.
Serdar mı?
Metin amcanın oğlu anne, öğrencin.
Bizim Serdar işte.
Ne olmuş Serdar'a?
Tıbbı kazanmış.
Aa! Çok güzel.
Bir öğrencim daha tıp fakültesine girmiş yani. Aferin ona.
-Bu muydu dedikodu? -Değil.
Biz dün Özer amcayı gördük. Yanında da bir kadın vardı.
Ne var canım? Belki bir yakındır.
Biraz farklı gözüküyorlardı.
Nasıl farklı?
İşte kadın biraz ağlıyordu.
Özer amca da mendiliyle onun gözyaşlarını siliyordu.
Canım belki bir akrabasıdır, teselli ediyordur falan.
Hayır anne, akraba değil. Bayağı sevgili gibilermiş.
Derya, öyle boşboğazlık yapmayın.
Bir daha duymayayım, çok ayıp.
Çantanızı alın. Sizi bekliyorum. Hadi çıkalım.
(Hareketli müzik)
(Makineler çalışıyor)
Sen bu makineden anlamıyorsun bence.
O da beni anlamıyor. Duygularımız karşılıklı biraz.
Nihat Bey konusunda son noktayı koymaya hazır mısın?
Vallahi sen bayağı bir yol katettin herhâlde.
Ama beraber olacaksak olur.
Senin bana verdiğin fotoğrafları maliyeye teslim ettim.
Defterini dürüyorlar ama...
...duyduğuma göre teknesini hazırlatıyor. Kaçacak.
Normalde kaçan balık da büyük olur ama...
...Allah'ın zarganasına da büyük balık muamelesi yapmak...
...hiç hazzetmediğim hareketler.
Neyse avlayalım o zaman.
Hadi gidelim.
(Gerilim müziği)
Derya, önce çamaşır işini halledelim...
...sonra diğer alışverişini yaparız.
Olur anne, fark etmez.
Hoca hanım sahalara geri dönmüş.
(Müzik)
(Boğazını temizledi)
Yenge geçmiş olsun, iyi gördüm seni.
Çekil, bulaşma bize!
Sana da merhaba abla. Geçmiş olsun da mı demeyelim?
Sen yüzsüzsün!
(Fısıldayarak) Derya.
Derya. Derya.
Bak hazır annen de iyileşmiş...
...şu yüzleşmeyi yapalım da ben de babalık davasını açayım.
Yüzleşmek falan istemiyorum. Seni de bir daha görmek istemiyorum.
Sen istesen de istemesen de olacak olan bu, Derya.
(Gerilim müziği)
Türkan'ı soracaksan henüz bir gelişme yok.
Benim Almanya'daki kız biraz fenalaştı da ilgilenemedim.
Şu an ona ayıracak vaktim yok zaten.
Hayırdır?
Ne bu?
Türkan'a ver. Bilmesi gereken her şey onun içinde yazıyor.
(Gerilim müziği)
Annem.
(Kapı açıldı)
(Kapı kapandı)
Mine, bebeğini kimse elinden alamaz. Korkma.
Eğer almaya kalkarlarsa karşılarında ben dururum.
Yeni doğum yapmış bir annenin başına gelebilecek...
...en kötü şeyler geldi başına, farkındayım.
Çok yoruldun, yıprandın.
Bana karşı söylediklerine kızmadım.
(Türkan) Kırıldım, üzüldüm sadece.
Ama sinirlerin yıprandı, bir anda sinirle ağzından çıktı, farkındayım.
Ben senin düşmanın değilim, Mine.
Gerçekten senin iyiliğini istiyorum.
Belki de ailenden yardım istemelisin.
Burada Rüçhan Hanım'ın tavırlarına katlanmaktansa...
...bebeğin de sen de daha güvende olursunuz.
Ama tabii karar senin.
Benim yapabileceğim ne varsa...
...elimden geleni yapmaya hazırım. Yanındayım, bil.
Sağ ol.
(Duygusal müzik)
Dün akşam kutlama mı vardı?
Yemek yedik sadece.
Ne bileyim, öyle giyinip süslenip çıkınca...
Yeni mi?
Evet, Somer'in hediyesi.
(Müzik)
(Müzik devam ediyor)
Somer'in hediyesi.
Güzelmiş.
Özel günler dışında hediye alan eşleri de hep takdir etmişimdir.
(Boğazını temizledi)
Ben bir annemi arayacaktım.
Tabii.
(Kapı açıldı)
(Gerilim müziği)
Ben dağıtıma çıkıyorum. Dükkân sana emanet.
Görüşürüz.
(Neşeli müzik)
Zeytin gözlüm.
İlişme. İşimi halledip gideceğim.
Ne işin vardı? Sizinkilere mektup mu yollayacaksın?
Ver bana, ben kuş uçuşuyla gönderirim onu hemen.
Peki.
Bizimkiler haber göndermişti, taliplin var diye...
...ben de mektup yazdım, olur diye.
Al, kuş uçuşu gönder bakayım.
Talip mi?
Talip ya.
Sana söylemiştim, şaka mı yaptım sandın?
Sen bunu al, bekle. Gözünü seveyim, sakın gönderme.
Yapma bunu bize, kıyma bize, lütfen.
Ne münasebet canım? Göndereceğim tabii ki. Çekil!
Zeytin gözlüm gönderme şunu ya.
Bir de talip çıktı başımıza. Ah anne, ah! Of!
Sadık Bey zaten bizim aramızda bir problem yok ki.
Nesrin Hanım da hanımefendi bir insan.
Rüçhan'ın düşüncesiz davranışları yüzünden koptuk gittik.
Maalesef.
Ailemiz daha büyüyor derken...
...böyle tatsız şeyler yaşarken bulduk kendimizi.
Ben de böyle olsun istemiyorum.
Eminim Türkan'la Somer de çok üzülüyordur.
O zaman biz el ele verelim, aileyi yine toplayalım.
Ne dersiniz?
Çok isterim ama nasıl olacak?
Hâlâ çok kırgın Rüçhan Hanım'ın yaptıklarından dolayı...
...ben de öyle.
(İç çekiyor)
Yaşananlar kolay unutulmuyor.
Ama Sadık Bey, yeniden bir aile olacaksak...
...siz bir adım atacaksınız biz bir adım atacağız. Öyle değil mi?
Biz yarın ailecek ufak bir kutlama yapalım diye düşündük Rüçhan Hanım'la.
Geçmişte olanları bir kenara bırakıp sevinçlerimizi paylaşalım.
Ailemiz büyüyor, öyle değil mi?
Yakında torunumuzu birlikte seveceğiz.
Anlayamadım.
Aa!
Sizin haberiniz yok mu?
Neden haberim yok?
Türkan'la Somer bebek bekliyor.
(Özer) Nesrin Hanım size söylemedi mi?
(Gerilim müziği)
(Yaklaşan ayak sesi)
-Beni çağırmışsınız. -Gel, otur, gel.
Bak çok şık bebek yatak odası takımları.
Kataloğu Ankara'dan getirdim.
Birlikte seçeriz torunumun odasını.
Boşuna bakıyorsunuz.
O gün geldiğinde biz burada olmayacağız Rüçhan Hanım.
Aa! Bak bunu çok beğendim.
Anne için yatağın başucuna koltuk koymuşlar.
Siparişi bir an önce vermeliyiz çünkü el işçiliği özel imalata giriyor.
Teslimatı uzamasın.
Sen de seç bir şeyler.
Beraber değerlendirelim hepsini. Al.
(Telefon çalıyor) (Müzik)
Efendim babacığım?
Kızım nasılsın?
İyiyim baba ama sen nasılsın?
Sesin ağlamaklı geliyor biraz.
Hayır kızım, ben biraz duygulandım.
Türkan, ben dede mi oluyorum?
Evet babacığım, doğru.
Kızım niye bana haber vermiyorsunuz? Olur mu böyle şey?
Annen de haber vermedi.
Unutmuştur. Gönül koyma ona olur mu?
Kızım sen ne diyorsun? Böyle şey unutulur mu?
Bu benim ilk torunum.
(Sadık ses) İlk muradımız.
Fırsatı olmamıştır babacığım. Sen nereden öğrendin?
Az önce Özer Bey uğradı, o söyledi.
(Sadık ses) Neyse.
Türkan sana bir şey soracağım.
Dün eve gittiğimde annen kötüydü.
(Sadık ses) Sen de erkenden çıkmışsın. Aranızda bir şey olmadı değil mi?
Hayır babacığım, ne olacak?
Daha fazla kalamadım ya annemin yanında, ona üzülmüştür.
Anladım. Tamam kızım, neyse.
Hayırlı olsun, Allah tamamına erdirsin.
(Sadık ses) Kucağına almayı da nasip etsin güzel kızım.
İnşallah babacığım. Görüşürüz.
Baban yeni mi öğrendi?
Evet. Özer babayla görüşmüşler, ondan öğrenmiş.
Aman, aile içinde kalsın da.
(Müzik)
Yorulduk ama değdi, her şeyi hallettik.
Aman, evet çok şükür.
-Bir eksiğin kalmadı kızım, değil mi? -Kalmadı.
İyi. Evimize gidelim.
(Nesrin) Çay falan demleriz.
Aa Serdar!
-Ne haber? -İyidir.
-Alışverişten mi? -Evet, benim için.
Hafta sonu yolcuyum ya.
Hocam nasılsınız?
Serdar, tıp fakültesini kazanan.
Tebrik ederim oğlum. İyiyim, sağ ol.
Hadi.
Serdar sen bu evrakları nasıl doldurdun?
Ne evrakı kızım? Sen kaydını yaptırmadın mı?
Yaptırdım da anne başka evraklar da var.
Bir eksik olmasın, Serdar da bana yardım eder.
Tabii ki.
Tamam. Hadi Dönüş, gidelim.
Dönüş bizimle kalsın anne.
Artık az zamanımız kaldı. Belki dondurma falan yeriz.
Nesrin gitsin çocuklar ya, dondurma yesinler, hava alsınlar.
Biz de eve gidelim, hadi canım.
İyi. Çok geç kalmayın ama.
-Hadi bakalım. -Hala, şunu da verelim mi?
-Verin, verin. Canlarım benim. -Sağ ol hala.
-Şuraya uğrayalım mı? -Hadi canım.
Nasıl bağladım ama?
Annem beni bırakmayacak sandım.
Hatırlat sana Oscar hediye edeceğim.
Hadi, annem fikrini değiştirmeden uzayalım.
(Müzik)
(Rüçhan) Çok iyi düşünmüşsün.
O zaman ben yarın bir organizasyon yapıyorum.
Tamam. Görüşürüz.
Hadi gözün aydın, yarın ailecek bir yemek yiyoruz...
...annenlerle biz.
Sahi mi?
Evet. Torunumu kutlayacağız.
Annem de gelecek mi?
Tabii ki gelecek, başka ne yapacaktı ki?
(Duygusal müzik)
(Gerilim müziği)
Hişt! Nereye böyle selam vermeden?
Ne haber Nihat?
İyiyim Somer. Senden ne haber?
Bana gelen haber çok.
Sen bayağı hayali ihracatla uğraşıyormuşsun.
Sen ne diyorsun ya? Çekilin önümden.
Biz senin önünden çekiliriz de...
...senin yolun yol değil be Nihat.
-Gerçekten sizinle uğraşamayacağım. -Öyle mi?
Gidiyorum. Kurtuluyorsunuz benden.
Düşüyorum yakanızdan.
Mine de bebeği de sizin olsun.
Ama yok öyle küstüm, oynamıyorum.
Buradan elini kolunu sallayarak gitmek yok.
Yalnız hakikaten adam haklı.
Bu adam gidiyor, biz niye uğraşıyoruz ki?
Memleketi dolandırıp başkalarının canını yakmasın diye.
Ya!
(Polis sireni çalıyor)
Dur, dur!
Buyurun Memur Bey, paket size.
Al hemen, al.
Kolay gelsin.
(Gerilim müziği)
(Polis sireni çalıyor)
Sana borcum kabardı.
Tek tek tahsil ederiz, sorun değil.
Sevilay.
Sağ ol geldiğin için.
Rica ederim.
-Kaçta otobüsün? -Akşam 20.00'de.
Bırakayım seni terminale.
Lüzum yok.
Sen bilirsin.
Mustafa yüzüme bile bakmadı.
Bileti verdi gitti.
Mustafa sana tapıyor.
Sadece şu aralar biraz kızgın.
Ama kızgınlığı geçince gelecektir yanına, arayacaktır seni.
Umarım.
Oğlum sana emanet.
Yıllardır yapmadığın babalığı yaparsın belki.
Geçmişi telafi etmese de...
...belki yeni bir yol açarsın oğluna.
Sahip çık ona lütfen.
Seni bunları söylemek için çağırdım.
Hiç merak etme, elimden gelenin...
...fazlasını yapacağım.
Ben gideyim.
Sevilay.
Gitmek zorunda değilsin. Yani Mustafa'ya yakın olmak...
Yok, kalamam.
Mustafa buna daha çok öfkelenir.
Mustafa seni çok seviyor.
Ve çok duygusal çok hassas bir çocuk.
Öfkeyle dışa vuruyor kendini.
İnan bana geçecek bu kırgınlığınız.
Oğlunu hiç tanımıyorsun.
Her şey için teşekkürler.
(Müzik)
Sevilay.
Gitme.
(Müzik)
Türkan Hanım.
Bunlar ne?
Bunlardan her gün onar tane yiyeceksin.
Ben kuruyemiş pek sevmem.
Seveceksin.
Ayrıca çay da zararlı.
Bitki çayları var. Böyle abur cubur tatlıyla beslenme.
Sağlıklı besleneceksin bundan sonra.
Götür şunları.
Merdivenlerden de öyle keçi gibi atlayıp zıplayıp inip çıkma.
Bir şeye ihtiyacın olursa evdekilere söyle onlar getirsin, tamam mı?
(Müzik)
Nesi var bunun?
Ne bileyim ben?
Hamile falan olmasın?
Yok canım, nerede.
Bu zamana kadar tutunmadı bundan sonra da tutunmaz.
Yok, ben görmem onun hamileliğini.
Çok umutsuz olmayın bence.
(Müzik)
Çocuk odası mı alıyoruz?
Evet, sen beşik diye tutturmamış mıydın?
İşte al sana beşik.
Gerçekten mi?
Yani biz bayağı bayağı Kiraz'a çocuk odası alıyoruz.
Tabii. Torunumun koltuklarda yatmasına gönlüm razı olmadı.
Yok ama bunlar fazla klasik. Yani hiç benim tarzım değil.
İşte bu bak, çok güzelmiş.
Tabii, sen seç bakarız.
Tamam.
Ne oluyor ya?
Ne yaptığını zannediyorsun sen?
Bir de ilan et Mine'nin yanında ben hamileyim diye.
Ne öyle mide bulantılarıyla falan fırlamak?
Ne diyorsunuz siz Rüçhan Hanım, bilerek mi yaptım?
O delinin yanında dikkatli ol diyorum sana.
Siz niye bu kadar kızıyorsunuz?
Mine'nin benimle bir alıp veremediği yok ki.
Tabii, sen öyle san.
Görmüyor musun, seninki gibi bir hamilelik geçirmedi.
Kimsesi, ailesi yoktu yanında. Lohusalığı da ortada.
Bilerim böyle tipleri, huzurunu, mutluluğunu kıskanır bunlar.
(Müzik)
(Müzik devam ediyor)
Kâğıt helva yiyelim mi?
Dondurma da koydursana içine.
Tamam. Siz ilerleyin ben alıp geliyorum.
Haklıymışsın, söylediklerin doğru çıktı.
Sağ ol.
İnandığın için.
Annemle konuştum, o da doğruladı.
Beni de söyledin yani.
Nesrin teyze ensemde boza pişirecek vallahi.
Bu iş babama kadar gider.
Bir posta da şimdi babamdan azar işitirim ben.
Saçmalama, sakin ol.
Merak etme, seni söylemedim.
Ee, nasıl anlattın o zaman?
Fatih amcanın söylediği kadarını söyledim.
Serdar...
...sen hiç konuştun mu Hakan'la?
Hayır.
Konuşursan ondan nefret ettiğimi söyler misin?
Unut artık şu serseriyi.
Dondurmalı kâğıt helvalar geldi.
Al bakalım, bu seninki.
Bu da senin.
Ee, ne yapıyoruz Dönüş?
Akşama kadar mı?
Bu akşam Ayvalık'ta son günüm. Yarın sabah erkenden yola çıkacağız.
Şöyle yapalım, ben gideyim saçıma yeni bir renk keçe alayım. Siz de takılın.
Yani olabilir aslında.
Evi de idare ederim.
İyi fikir.
Vakit geldi diyorsun.
Evet.
Zaman nasıl geçecek bilmiyorum.
Sen gidiyorsun, Derya gidiyor. Ben nasıl alışacağım?
Belki yazmaya başlarsın.
Ver.
(Duygusal müzik)
İlk kitabının satırları bununla olur belki.
Belki de...
...sadece güneşin doğuşunu tarif ettiğin bir günlük olur.
Ama başla bir yerden.
Tamam.
Sen yokken eminim yazacak çok şeyim olacak.
Ben de yazacağım.
Seninle biriktirdiklerimi...
...sensizliği...
...özlemini...
...ellerini ilk tuttuğumdaki heyecanımı...
...her şeyimizi.
O zaman şöyle yapalım.
Defterlerimize yazacağımız ilk cümle özel olsun.
Sen buraya geleceğin ilk hafta sonu...
...açıp birlikte okuruz.
Olur mu?
Belki birbirini tamamlayan bir hikâyeye doğru sürüklenir.
İçinde biz olan.
Belki de herkes kendi hikâyesine akıp gider.
Denemeye değer.
Al hadi, eritmeden yiyelim.
(Duygusal müzik)
Güneş batmak üzere.
Babam eve gelmiş olabilir.
Gitmem lazım benim.
(Müzik)
O zaman...
...yarın sana iyi yolculuklar.
Kendine iyi bak.
Sen de.
(Müzik)
(Müzik devam ediyor)
(Müzik devam ediyor)
(Müzik devam ediyor)
(Müzik devam ediyor)
(Müzik devam ediyor)
-Canım. -Aşkım.
Nasıl geçti günün?
Bulantın oldu mu? Zorladı mı bebeğimiz anneyi?
Yani bugün ara ara oldu bulantım.
Ama hamileliğin üç dört ayı böyle geçermiş.
Yani önümüzdeki üç ay nasıl geçecek bilmiyorum.
Su gibi geçecek, hiçbir şey olmayacak, merak etme.
Bak, bebeğimiz doğsun sen onu kucağına al...
...bunların hiçbirini hatırlamayacaksın bile.
Somer...
...annen kafasına göre bebek odası takımları bakmaya başladı.
Hoş gör onu hayatım, yani o şimdi...
...bebek doğacak falan ya, heyecan yaptı.
Somer...
...ben Mine'nin hâlini gördükçe korkmaya başladım ama.
Dün sana söyledim beni ciddiye almadın.
Ben annesiyle konuştum.
Konumuz Mine değil. Annenden bahsediyorum.
-Bir şey mi dedi, bir şey mi yaptı sana? -Hayır. Dur, sakin ol.
Yok.
Ama ben bebeğimizi bu evde dünyaya getirmek istemiyorum.
Sevgisiz bir yerde hiçbir çiçek yeşermez ki.
Hem anne de bence artık sağlığına kavuştu. Sen de görüyorsun.
Hadi bir an önce eşyalarımızı toparlayıp evimize gidelim, lütfen.
Annem de ben de böyle daha rahat edeceğiz.
Tamam canım.
Babam sizinkileri yarın sabah kahvaltıya davet etmiş.
Çok sevindim. Ama...
...umarım annem de gelir.
Bugün hiç aramadı beni.
Sen arasaydın sevgilim.
Çok korktum Somer.
Beni tekrar eve çağırmasından korktum.
En son nasıl ayrıldık biliyorsun.
O bakışlarını unutamıyorum.
Somer...
...ben annemle senin aranda kalmak istemiyorum.
Çok üzülüyorum.
Hayatım...
...annenle aramızda kalacağın bir durum yok.
Yani...
...annenle aramızda bir problem yok.
Bazı konular var, bana öfkeli o konularda ve haklı.
Ben de onları düzelteceğim.
Ne oldu?
Yoksa bebeğimiz mi duygusallaştırdı seni?
Bilmem. Öyle mi dersin?
Tabii ki. Şimdi sen bu süreçte fazlasıyla duygusal olacaksın...
...alıngan olacaksın, hassas olacaksın.
Durduk yere zırıl zırıl ağlayacaksın.
Çok işimiz var seninle, ben sana söyleyeyim.
Çok biliyorsun galiba bu işleri.
Kaç defa baba oldun?
Şaka yaptım.
Somer.
Sen bana niye şaka yapıyorsun?
Şaka mı yapıyorsun sen?
(Müzik)
Hoş geldin canım.
Hoş bulduk.
Nasıl geçti günün?
İyi. Nasıl geçsin?
Özer Bey uğradı bugün.
Hep birlikte yemek yiyelim dedi.
Ailecek.
Ben katiyen gitmem o eve.
Lütfen böyle söyleme. Ben Özer Bey'e söz verdim.
Niye bana sormadan söz verdin?
Sormadım. Çünkü bu ailenin babası olarak böyle olmasına karar verdim.
Neyin tavrı bu şimdi Sadık?
Hiç.
Dede oluyormuşum Nesrin.
Nesrin, böyle bir sevinci benden nasıl saklarsın?
Sadık, daha Türkan'la doğru düzgün konuşamadım.
Doktora gidecektik, ondan sonra söyleyecektim sana.
Tabii tabii. Özer Bey'e kadar herkes duymuş ama bir ben.
Bir sakin ol. Çocuk bir tutunsun.
Türkan hata etmiş erkenden söylemiş, bir bekleyelim, bir dur.
İyi, buna da peki.
Nesrin.
Sen niye gerginsin?
Yok, değilim.
Nesrin bak, sen anneanne olacaksın...
...ben de dede olacağım.
İlk torunumuzu kucağımıza alacağız, düşünsene torun.
İnsan buna hiç sevinmez mi?
Seviniyorum tabii canım.
Sevinmez olur muyum?
(Müzik)
(Müzik devam ediyor)
(Müzik devam ediyor)
Bak Mine...
...sen benim çocuğumun annesisin.
Ben senin kötülüğünü istemiyorum.
Fakat son birkaç gündür deliye dönmüş gibisin.
Senin karşında benim elim kolum bağlanıyor.
Bambaşka birine dönüştün.
Annem...
...sana karşı biraz sert tedbirler almış olabilir belki ama...
Sen de sesini çıkarmıyorsun.
Evet, çıkarmıyorum çünkü geçen gün Kiraz'ı kaybedebilirdik.
Annemin bütün tedbirlerine karşı kim itiraz ediyor biliyor musun?
Türkan.
Bu sabah üstüne yürüdüğün, suçladığın Türkan.
Senin için üzülüyor.
Endişeleniyor.
Benim onun acımasına ihtiyacım yok.
Neyse.
Annenle konuştum bugün.
Niye ki? Ne dedin?
Anlattım durumu biraz, gelecek.
Selçuk'la da konuştum.
Bir tane ev buldu iki sokak ileride, oraya taşıyacağız sizi.
Ben bebeğimin seninle büyümesini istiyorum Somer.
Mine, iki sokak ileride olacağım.
Balkondan bağırsan sesini duyarım, o kadar yakınınızdayım.
Bak...
...böyle olmak zorunda.
Lütfen.
Benim kızıma sağlıklı babalık yapabilmemin tek yolu bu.
Görev gibi gidip geleceksin yanımıza yani öyle mi?
Kızımı daha rahat seveceğim.
Hem böyle aynı evin içerisinde patlamaya hazır bomba gibi yaşayamıyoruz Mine.
Olmuyor.
Bu kadar öfkenin...
...kırgınlığın içerisinde...
...hiçbir sorunu çözemeyiz.
Tamam mı?
Tamam.
(Müzik)
Sen nasıl istersen öyle olsun.
İyi geceler.
(Müzik)
(Geçiş sesi)
Sen beşik diye tutturmamış mıydın?
İşte al sana beşik.
Bayağı bayağı Kiraz'a çocuk odası alıyoruz.
Torunumun öyle koltuklarda yatmasına gönlüm razı olmadı.
(Geçiş sesi)
(Gerilim müziği)
Senden bir beşiği esirgeyenler çocuk odası mı yaptıracaklar?
Ne aptalım.
(Müzik)
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Mine iç ses) "Canım sevgilim, annelik sana çok yakışacak."
(Gerilim müziği)
(Müzik)
Gelecek annen, merak etme.
Annem gelmemiş.
(Müzik)
(Müzik devam ediyor)
Türkan kızım.
-Nasılsın? -İyiyim. Sağ olun.
-Hoş geldiniz. -Hoş bulduk.
(Özer) Hoş geldiniz. Nasılsınız?
(Duygusal müzik)
-Hoş geldiniz Nesrin Hanım. -Hoş bulduk.
Buyurun, geçelim.
Merhaba Nesrin anne.
(Müzik)
(Sadık) Gel bakalım güzel kızım.
(Müzik)
Ne iyi oldu değil mi Sadık Bey?
Uzun zaman sonra bu torun haberi hepimizi bir araya getirdi.
Umarım sağlıkla kucaklarına alırlar çocuklarını.
Umarım. Bizim de tek isteğimiz bu Özer Bey.
Nesrin Hanım, şükür sağlığınıza kavuştunuz.
Torunumuz size geçmiş olsun hediyesi olacak.
Artık geçmiş kırgınlıklara bir sünger çekmenin zamanı.
Torunumuzla yeni bir sayfa açacağız.
Ve birbirimize karşı daha hoş görülü, daha sevgi dolu...
...sıcak günler gelecektir, inanıyorum.
Öyle değil mi Rüçhan Hanım.
Tabii ki.
Elbette benim de arzu ettiğim şey bu zaten.
Ne kadar güzel süslemişsiniz burayı.
Bebeğimiz doğduktan sonra kim bilir neler yapacaksınız.
Tabii ki.
Bütün zeytinliklerimi Ayvalık'a açacağım.
Kolay mı, Kormanların torunu oluyor ayol.
Kırk gün kırk gece eğlence düzenleyeceğim.
Tabii önce torunumuzu sağlıkla kucağımıza alalım, değil mi?
Türkancığım.
Senin mükemmel bir anne olacağından eminim.
Ver bakayım elini.
(Müzik)
Çok şık.
Teşekkürler.
(Müzik)
(Mine) Sahil Restoran'a.
Akşam üzerine doğru annesiyle beraber Derya'yı alacağız, İzmir'e gideceğiz.
Yarın da inşallah okuluna başlayacak kızım.
Hayırlı olsun.
Deryacığım, bak İzmir'de bir şeye sıkışırsın, bir şeye ihtiyacın olur...
...bizim orada şubemiz var. Hemen ofise uğra, Alsancak'ta.
Ben gereken talimatı veririm. Anlaştık mı?
Teşekkürler Özer amca.
Sadık baba, yurdu ne yaptınız?
Hallettik.
Özer amca, teklifiniz hâlâ geçerli mi?
Cunda'da eviniz vardı ya, sen restore edersin demiştiniz.
Elbette geçerli. Sen diplomayı getir, iş senindir. Sözüm söz.
Dönüş, bu sene kazanamamışsın, artık evdesin sanırım.
Evet, ben bu sene dershaneye gideceğim.
Dönüş sınavda rahatsızlandı. Yoksa Dönüş de kazanırdı.
Elbette Nesrin Hanım.
Hiçbir şüphem yok.
Gencecik, tabii ki çalışıp kazanacaktır.
(Müzik)
Hikmet enişte nerede?
Hikmet Ankara'da. Geçen kış metro inşaatı için gitmişti.
Metroyu uzatacaklarmış tekrar gitti.
İyi.
(Müzik)
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Konuşma duyulmuyor)
(Gerilim müziği)
Somer, bırak kolumu.
Somer.
Ne işin var burada? Niye geldin?
Türkan'ın bebeğini kutluyorsunuz, değil mi?
Mezun olur olmaz geri geleceğim.
Anne, Somer nerede?
Şöyle gitti.
Ben bir bakayım Somer'e.
(Gerilim müziği)
Benden özellikle sakladınız. Korktunuz benden.
Korktuğumuz için değil, seni ilgilendirmediği için.
Ne yapmaya geldin sen buraya, Türkan'ın ailesiyle başköşeye mi oturacaksın?
Tabii, Kiraz'ımın bir kardeşi olacak.
Orada olup kutlamaya hakkım var.
Mine, aklını mı kaçırdın sen? Deliliği bırak artık, git buradan, lütfen.
Gitmiyorum.
Siz beni insan yerine koymadınız ya.
İnsan kapısındaki köpeğe bile böyle davranmaz.
Siz bana bunu bile çok gördünüz.
Bıktım artık itilip kakılmaktan. Zora geldiğinde beni başından atamazsın.
Ben seni başımdan atmıyorum.
Sen ne yapmaya geldin buraya Mine, rezalet çıkarmaya mı?
Ben aylardır nasıl bir rezilliğin içindeyim kimsenin umurunda değil.
Sen dün gece beni evinden taşınmaya ikna ederken demek ki senin planın buymuş.
Beni, kızını evden atmakmış senin niyetin.
Neden? Türkan'ın bebeği için.
-Kes sesini, sus! -Susmayacağım.
Sen daha doğmamış çocuğun için benim kızımdan vazgeçemezsin.
Türkan'ın doğmamış bebeğine nasıl sahip çıkıyorsan...
...benim kızıma da sahip çıkacaksın. O da senin çocuğun.
Onun da babası sensin, anladın mı?
(Gerilim müziği)
Bu dizinin sesli betimleme, ayrıntılı altyazı ve...
...işaret dilini kapsayan eşerişimi Kanal D tarafından...
...Sesli Betimle Derneğine yaptırılmıştır.
www.sebeder.org
Sesli Betimleme Metin Yazarı: Nezahat Şalkamcı
Seslendiren: Emine Kolivar
Ayrıntılı Altyazı Çevirmenleri: Büşra Taşcıoğlu - Hatice Başpınar...
...Nuray Ünal - Özgür Türk
İşaret Dili Çevirmeni: Berrak Fırat
Editörler: Dolunay Ünal - Fulya Akbaba - Samet Demirtaş
Teknik Yapım: Dağ Prodüksiyon ve Yeni Gökdelen Tercüme
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.