All language subtitles for Sahane Hayatim 4

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic Download
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian Download
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

(Jenerik müziği)

(Gerilim müziği)

Bu Kafdağı sahibi kimmiş, çok merak ettim.

Bakın, burada mesele müşterimizin kim olduğu değil.

Öyle mi, nedir peki mesele?

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Ben sizi biraz bekleteceğim, hemen geliyorum.

Tabii, 'take your time'. Ben buradayım...

...ve hiçbir yere gitmiyorum.

-Şebnem! Şebnem hayır. -Bırak!

Sana, beni bekle, demedim mi?

Yürü, bütün böcekler burada, ağızlarına laf verme.

(Gerilim müziği)

-Bu ne? -(Didem) Sessiz ol.

-Bunun burada ne işi var? -Saçmalama!

-Didem çekilir misin? -Kendine gel!

-Çekil! -Hayır, saçmalama. Bırakmıyorum.

-Didem bırakır mısın? -Hayır, bırakmıyorum. Saçmalama.

-Kızım çekil, konuşacağım! -Ne, konuşacak mısın?

Konuşacaksın? Tamam, gel bakalım.

Gel, bak bakayım burada kimler var.

(Didem) Melisa ve Aydın'ın dışında kimler var? Herkes.

(Didem) Hepsinin ağzının suyu akıyor.

Kızım seni pirana gibi yerler.

Eğer sen şimdi olay çıkarırsan herkes öğrenir.

Melisa'nın da istediği bu zaten.

Bunu ona vermeyeceğiz.

(Gerilim müziği)

Tamam?

Hadi sen şimdi arka taraftan çık.

Ben? Ne münasebet?

-Ben metres miyim Didem? -Tamam! Delirme hemen.

Didem o kadını buradan gönder. O kadını buradan hemen gönderiyorsun.

Ben kim var, kim yok demem bomba gibi patlarım burada.

-(Didem) Hişt, tamam. Tamam, bende. -Tamam.

Bana bir dakika ver, tamam?

Melisa'yı paketleyeyim, sonra ne yapmak istiyorsan yap.

(Gerilim müziği)

-Aydın. -Efendim?

-Sen neye bakıyorsun canım? -Neye bakıyorum hayatım?

Bir garip bakıyorsun, hayırdır?

Nasıl bakıyorum? Etkileyici mi bakıyorum?

Aydın!

(Gerilim müziği)

-Aydın. -Efendim?

Sen bu kadının kim olduğunu biliyorsun, kesinlikle biliyorsun.

Söyle çabuk, bu kadın kim?

-Belki biliyorumdur. -Ay!

-Belki de bilmiyorumdur. -Ay! aydın çatlattın!

Bu kadar gıcık olunmaz. Bak, Didem de gelip gidiyor...

...sen bir şeyler bilip bize söylemiyorsun, dökül.

Bizi meraklandırdın, şiştik iyice.

İstersen size soda söyleyeyim hayatım.

Azıcık meraklanın, ne var bunda? Öğrenirsiniz.

Az sonra.

Anlatacak.

Geliyor bir şeyler. Süpersin.

Nihayet. Gözlerim yollarda kaldı.

Meseleyi yönetim kuruluna falan taşıdınız herhâlde

Ne oldu? Masa için izin çıktı mı?

Bugün sizi ağırlayamayacağız.

Aa, neden?

İşletmemiz müsait değil.

Aa, ne enteresan değil mi?

İstanbul'da sıradan bir mekân...

...ve bana özel ambargo uygulanıyor.

Bence siz...

...Manje'nin sıradan bir mekân olmadığını çok iyi biliyorsunuz.

-Bilmem anlatabildim mi. -Tabii. Çok iyi anlattınız.

Gayet iyi anladım.

Hatta bu mekânların...

...kimlerin ve nelerin sayesinde ayakta kaldığını da çok iyi biliyorum.

Bu ne demek şimdi?

Şu demek, bu masayı çok beğendim.

Güzel güneş alıyor.

Bu masada ben oturacağım.

Bugün değilse bile çok yakında.

(Gerilim müziği)

Bu arada...

...ama tekrar geldiğimde servis ya da işletme değişmiş olabilir.

Ya da ben değiştiririm.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Gerilim müziği devam ediyor)

-Aydın! -Ne haber Dido?

Sana gergin, bana seyir zevki yüksek bir gün, değil mi?

(Didem) Sen benimle gelsene.

Kimseye bir şey anlatmıyorsun.

Sen var ya sen, sen muazzam bir kadınsın.

Durumu inanılmaz iyi idare ettin, tebrik ediyorum.

Kriz yönetiminde bir markasın resmen.

Şebnem bir yanda, müstakbel metresi öbür yanda.

Bana bak Deccal...

...bir kelime daha edersen seni mutfakta kuşbaşı doğrar, menüye eklerim.

Öyle mi? Kaderimizde menüye girmek de varmış demek.

Ama zaten tatlım, ben mesleği için her şeyi göze almış, onurlu bir gaze...

Aydın, beni sınama.

'Okay', sustum. Ama tabii şimdilik.

Ama ne eğlendik Dido, çok eğlenmedik mi?

Tam bir "stüdyoda gergin anlar" anı değil miydi? Heyecan tavan.

Aydın!

Öf, tamam, peki.

Bana reklam ver.

-Ne? -Reklam ver işte, sayfama reklam ver.

Sıkışığım Dido, arabanın lastiklerini değiştirdim...

...dünya kadar masraf yaptım.

Ya da...

...gider sağda solda biraz konuşurum.

Ya da belki konuşmam, bilmiyorum.

(Gerilim müziği)

Onur!

(Gerilim müziği)

Hayatım.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

İyi misin?

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Ece) Anne.

-Gel bak ne yaptım. -Geldim anneciğim.

(Şebnem dış ses) Ama çocuklar olunca her şey değişiyor, biliyor musun?

Zaten her şey onlar için.

Hayatım gerçekten iyi misin?

(Gerilim müziği)

Yok bir şey. Sonra konuşuruz.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Melisa ses) Aysel anne.

Manje'ye gitmişsin.

Aa, yememişler, içmemişler, hemen yetiştirmişler yani.

(Aysel ses) Orada ne işin vardı?

Yok canım, dışarı hava almaya çıkmıştım öyle denk geldi.

Öyle şeyler denk gelmesin tatlım.

Melisa bak, eğer benim sözümden çıkarsan...

...bu iş olmaz.

Kızım sana daha bugün, kendini belli etme, sessiz kal, dedim.

Şebnem'le denk geldiniz mi?

Yok canım, çok kalmadım zaten.

İyi o Didem seni almış oturtmuş orada.

Şükret olay çıkarmamış.

-Anneciğim... -(Aysel ses) Tamam, seni arayacağım.

"Anneciğim"... Salak!

Yüzüme mi kapattı bu?

(Gerilim müziği)

Kızlar, 'I'm back'.

Yarın kahvaltı diyorum, 'kavuştay' diyorum, gıybet 'time' diyorum.

Gelmeyenler çok büyük haberler kaçırır. Öptüm.

(Mesajlar geliyor)

Yüzüme kapatmanın ne demek olduğunu sana göstereceğim.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Gerilim müziği)

Bana yok mu?

Zıkkım iç.

O ne lan, tipin kaymış. Sıçan Şebo'ya dönmüşsün.

-Ben iyiyim. -(Niyazi) İyisin.

Çok iyisin, maşallah.

Yalnız kocan harbi adam çıktı.

Sen on yıl tak kolunda gezdir, iki çocuk yap, düğünüydü, cenazesiydi...

...örnek aile pozları falan, sonra...

...bam, bam, bam! İşte birbirlerini buluyorlar yavrum.

Bir şekilde bir yerlerde karşılaşıp kaynaşıyorlar.

Sen yine kaldın, ara gaz.

Ah be Şebo.

Seni kimse sevemedi be.

(Niyazi) Anan da sevemedi baban da sevemedi, Aysel...

Kocan sevmedi be.

Sen ne sevimsizmişsin be, öf!

İşte al, aynı bu ağaç gibi, o da güneşi bulmak için uzadıkça uzamış.

Ama meyvesi yok işte.

Kimse onunla ilgilenmemiş.

Sen de tıpkı onun gibi birileri seni sevsin diye...

...o boynunu uzattıkça uzattın, ne oldu?

Yakında seni budayacaklar, bak, ilk günden adam başka kadını koluna taktı.

Sus!

(Niyazi) Hişt, bana bak.

Karının kafaya vur.

Benim yanıma gömsene, güzel beraber yaşayalım onunla.

(İç çekti) Olur mu?

Saçmalama (Bip) zekâlı.

Ee, ne halt edeceksin şimdi?

Karşısına çıkacak (Bip) var mı sende? Yüzleşebilecek misin Şebocuğum?

Ben senden akıl mı alacağım?

Bir şeyi çok merak ediyorum, sorabilir miyim? Lütfen.

Rica ediyorum Şebo.

Sen gerçekten...

...sevdin mi bu adamı Şebo?

(Duygusal müzik)

Bilmiyorum, hiç düşünmedim.

Enayi.

(Duygusal müzik)

Oğluşum bu antrenman çantan arabada anneciğim, tamam mı?

İnerken unutma.

Aşkım sen de unutturma. Tamam mıyız?

Evet, o zaman uğur öpücüklerimi alayım.

(Şebnem) Oh! Hadi bakalım.

-Hadi sizi okula ben bırakayım. -Oley be!

-Baba. -(Onur) Efendim?

Bizi okula sen bırakınca herkes bize bakıyor.

Ya? Hadi.

İyi dersler aşklarım.

Hı.

Bugün evde misin?

(Gerilim müziği)

Didem'le konuşacağım da bakalım.

(Gerilim müziği)

(Melisa) İnanamıyorum, kendi adıyla mı üye olmuş?

(Kadın) Evet, evli adamsın, senin 'dating app'lerde ne işin var?

Iy, bir de kendi fotoğraflarını koymuş çarşaf çarşaf.

Gorilin eline telefonu versen ne yapacağını bilir...

...bir şeyleri hesap eder, değil mi? Ama erkolar, erkolarımız...

Yalnız bir dakika, şimdi haklarını yemeyelim.

Erkolar deyip genelleyemeyiz, tamam mı?

Çünkü içlerinde Prens Charles kumaşına sahip olanları da var.

-Ne? Nasıl yani? -Yok mu?

-Yok. -Sen bizi buraya boşuna çağırmadın zaten.

Bunun altından bir şey çıkacağını biliyordum.

Bak ya, hemen anlatıyorsun.

Söyleyemem ama yakında duyulur zaten.

Sen Amerika'daki bütün işini gücünü...

...bu adam yüzünden mi bıraktın, onu söyle.

İnsanın aşk için yapamayacağı hiçbir şey yok, biliyorsunuz.

O derece diyorsun yani.

Bak bizi buraya çağırdın, söylemeyeceğim falan olmaz.

-Hemen anlatıyorsun. -Kim bu?

Aşkım ben size anlatmak istemez miyim ama yani...

...benim elimde olmayan şeyler var.

-Çözülmesi gereken meseleler var. -Nasıl yani?

Pişmiş bu. Tamam, elimizdeki ipuçlarına bakalım.

Ne dedi, Charles kumaşı, dedi. Yani...

Bir dakika, yoksa bu adam evli...

...boşanması falan mı gerekiyor? -(Üçü birden) Ay!

Yalnız adam Charles'sa onun Diana'sı vardır.

Onu kolay kolay bırakmaz.

Yalnız unutmayalım ki zafer sonunda...

...Charles'ın hiç unutamadığı Camilla'nın oldu. Olmadı mı?

-Hatırlatırım. -Doğru. Bak.

Ay kim bu atanamamış 'royal', hemen anlatıyorsun artık.

-Hakikaten kim bu? -Söyleyemem dedim ya.

Zaten yakında atmosferde bomba gibi patlayacak.

(Üçü birden) Ay...

Senin bacağına ne oldu?

Yok bir şey be Didem, şey, ev kazası.

Geçen gün de aksıyordun.

Ne bileyim, bana nazar değiyor herhâlde o kem karılardan.

Aa bebitom lütfen, bizim yıldızımız yüksek, tamam mı?

Bize nazar değmez.

-Tabii. -Ama...

...geçen gün de tuhaftın, bir şey mi var?

Hayır, iyiyim.

Ama iki gün ortalığı boş bıraktın bak ne hâle düştük.

Hemen hasar tespiti yapmamız lazım.

Onur'la bir şey konuşmadın, değil mi? Sakın.

Dido buna ben mi sebep oldum, benim hatam mı?

-Kavga mı etmek istiyoruz? -Hayır.

Soru soruyorum çünkü beni suçluyorsun.

Bebitom ben suçlu aramıyorum ki.

Yani kafanı topla, sonuçta ortada sıradan bir 'bimbo' yok.

Yani Onur, Melisa'yla görüşmüş, durumun ciddiyetinin farkındasın, öyle değil mi?

Oradan baktığında umurumda değilmiş gibi mi duruyorum, ben anlamadım.

Tamam, güzel. Bana sarma o zaman, hayatımız söz konusu.

Tamam, yüzün de düşmesin böyle.

Bak ben şimdi bir de sana üzülmeye başlarsam...

...plan yapamam sonuçta, öyle değil mi?

Birimiz düşerse diğeri dimdik ayakta duracak.

Şimdi direkt konuya giriyorum, vücut dilinden de gördüğümüz kadarıyla...

...o iş o kadar da ileri gitmemiş.

Melisa seninkine yanaşmış, Aydın da bu anı yakalamış.

Ne yapacak, haberi yapacak mı?

Halledeceğim.

Yani sürekli kendini hatırlatıp duruyor da o iş bende.

Olmadı öldürüveririm, dünya da kurtulmuş olur.

Boğaz'a da atarım, akıntıyla bye bye.

O şişer, öyle olmaz.

Ne?

Boş ver. Evet, anlat, dinliyorum.

Tamam, şimdi şöyle yapıyoruz.

Sen Onur'u aile nümayişine boğuyorsun.

Böyle etkinlikler falan, çekirdek aile organizasyonları.

Yani tam bir canım ailem kafası ki vicdan azabı çeksin.

Hem de Onur'un zamanını işgal etmiş olacaksın.

Önden basacağız kızım, diğer tarafı kilitleyeceğiz.

Ama tabii onun da bir planı vardır, değil mi? Mutlaka.

(Gerilim müziği)

(Didem dış ses) Adama nefes aldırmayacaksın.

Aman da güzel ailemiz...

...organizasyonlarımız bitmiyordur çekeceksin.

(Üst üste bağırıyorlar)

-İyi ki doğdun! -İyi ki doğdun!

İyi ki doğdun aşkım.

Oğluşum.

İyi ki doğdun bir tanem.

-Dilek tuttun mu? -(Eme) Tuttum.

-Ne tuttun? -İşte koruma büyüsü!

Hepiniz korumam altındasınız!

(Üst üste bağırıyorlar)

Evet, o zaman hediye vakti.

Önce ben veriyorum.

Ne aldı acaba?

İşte!

-(Onur) Oo! -(Emre) Of!

En istediğim seri, çok teşekkür ederim anne!

Asıl ben teşekkür ederim. Oh!

Çok güzel bir çocuk olduğun için.

Gel bakalım şöyle, hoppa!

İlahi, altı buçuk, yedi, yedi buçuk...

Bundan sonraki 'event'i çok merak ediyorum doğrusu.

Herhâlde "pek yakında" olacak.

(Hepsi gülüyor)

Oğluşum altı buçuk yıldır bu hayatta.

Ve evlatlarımın nefes aldığı her an kutlamaya değer.

Diyorsun...

(Aysel) Ne mutlu.

Evet, o zaman bir şeyler söylemek istiyorum.

Biraz babadan rol çalacağım ama dayanamayacağım çünkü.

Benim canım oğluşum.

Seni ilk gördüğüm andan beri...

...hayatım boyunca seveceğimi anladım, biliyor musun?

Aynı babandın, aynı.

O keskin bakışları, o büyülü aurası.

Daha sen bebekken sende bile vardı, biliyor musun?

Benim canım oğluşum.

-İyi ki doğdun. -Sizi çok seviyorum.

Biz de seni.

Oh!

(Didem dış ses) Hatırlatacaksın kızım. Aile babası olduğunu hatırlatacaksın.

Sarmalamak yani.

(Ece) Benim uzaya olan ilgimi herkes bilir.

Bu ilk sergimde de bunu resmetmeye çalıştım.

Umarım beğenirsiniz. Bu sergi benim üç yıllık çalışmamın sonucuydu.

Geldiğiniz için hepinize çok teşekkür ederim.

Şebnem Hanım çok tebrik ederim. Ece'nin eserleri muazzam.

Fütüristik bir estetiği var.

Ama sanatçımızın kendisi burada, isterseniz onu tebrik edin.

(Kadın) Tebrik ederim Ececiğim.

Çok teşekkür ederim, çok sağ olun.

(Didem dış ses) Bir defa siz harika bir ailesiniz.

Bunu basman lazım. Çocuklarımız ve biz kafası.

Ben bu hayatı kaybedemem, dedirteceksin.

Gerçekten kızımızla gurur duyuyorum hayatım.

Baksana, harika şeyler yapmış.

(Onur gülüyor)

(Onur) O olaydan sonra bir daha da karşılaşmadık.

O zaman...

İşte!

Ama ne... Yani...

Tanışma yıldönümümüz kutlu olsun sevgilim.

Şebnem.

Hayatım...

-Açıyorum. -Aç.

Bakalım hatırlayacak mısın?

Aa!

(Onu gülüyor)

Ben bunu hatırlamaz olur muyum?

(Didem dış ses) Ayrıca kendini de bireysel olarak göstereceksin.

Nice'teydik.

-Ne güzel bir kaçamaktı, değil mi? -Çok.

İlk gece gittiğimiz restoranı hatırlıyor musun?

Ben bir (Bip) istemiştim, garson da böyle gayet kendinden emin...

...beyefendi hiç merak etmeyin, ben size şimdi çok güzel...

...çok özel bir (Bip) getireceğim, demişti. Hatırladın mı?

-Hatırladım. Ay, ne kötü (Bip)tı. -Evet.

Ama içtik mecburen.

Sonra uzunca bir süre (Bip) içememiştik.

Hayır.

Hayatım çok teşekkür ederim.

Çok naziksin.

-Çok düşüncelisin. -Canım benim.

O zaman...

...nice senelerimiz olsun sevgilim.

Kötü (Bip) ve hep böyle filtresiz olmaya.

Sağlığına.

(Didem dış ses) İdeal bir eş...

...mükemmel bir kadın tarafından çok seviliyorum demeli.

Sende bunlar, bildiğin işler bebitom.

(Müzik)

(Didem) Ee, nedir durum anlat bakalım.

-Ne olsun iyi gibi, bakalım. -Tamam, güzel. Demiştim sana.

Da işte...

Bilmiyorum Didem be!

Şebo'm...

Bak böyle konuşup kalp krizi geçirtme bana.

Kızım bunlar geçici çözümler. Yani...

...öyle sürekli dışarıdan etkiyle nereye kadar olacak?

Doğru diyorsun.

Ya asıl, benim aklım neyi almıyor biliyor musun?

Bu Melisa, yıllar sonra nasıl sızdı Onur'un hayatına?

Hayır, nasıl karşılaştı bunlar?

İş hangi ara oraya gitti?

Öyle bir konuşup buluşalım mı dediler yoksa öncesi mi vardı?

Bunu öğrenmemiz lazım.

Evet, karar verdin mi, geliyor musun benimle New York'a?

(Geçiş sesi)

-New York! -Ne?

New York'ta karşılaşmış olabilirler mi, ne dersin?

Yokluğumdan faydalandı çıktı karşısına.

Nasıl olacak ki o iş? Onur sosyal medya kullanmıyor.

Nereye gidiyor, seninle mi gidiyor, sensiz mi gidiyor?

Nasıl bulacak adamı?

Bir istihbarat almış olabilir.

Kızım kimden alacak? Ancak Onur'un...

...böyle çok yakınlarından biriyle iletişim hâlinde olması lazım.

(Geçiş sesi) Sen New York'a, Onur'la birlikte...

...gitmeyecek miydin?

Onur yine New York'a mı gidiyormuş bu hafta sonu?

(Geçiş sesi)

-Aysel! -Ne?

-O olabilir mi? -Yok artık bu bayağı komplo teorisi.

Niye komplo teorisi olsun Didem?

Kızım ne alaka?

Kadın durdu durdu, yıllar sonra evliliğinize çomak sokmaya mı karar verdi?

Bir sebebi yok.

-Aysel biliyor hatta o ayarladı. -Oo...

Dur! Dur hemen coşma. Daha neyin ne olduğunu bilmiyoruz...

...ama öğrenemezsek de harekete geçemeyiz.

Tamam...

...sen hemen bu işi öğreniyorsun. Acil!

Aynen! Halledeceğim ama.

Halledeceğim.

-Yerimdeyim. -Ne?

Ay çıldıracağım! Hadi diyelim dediğimiz gibi. Aysel biliyor.

Hayır amacı ne bu kadının?

Durdu, 10 yıl sonra oğlunun saadetini mi düşünmeye karar verdi?

Hayır boşansanız, tonlarca da para verecekler sana.

Hayır!

Vermeyecekler değil mi?

Evlilik sözleşmesi imzalattı ya hayatım.

Pis cadı.

Bayağı bayağı, beş kuruş bile vermeden...

...yağ gibi kurtulacaklar senden...

...sen de böyle elin böğründe üç kuruş nafakayla...

...ortada kalacaksın öyle mi? -Didem...

...felaket tellalı gibisin, şiştim.

Şiş Şebo'm, şiş. Yağına basıyorsun kadının.

(Didem) Ben seni kaç kere uyardım, öyle değil mi?

Yapma, suyuna git...

...biraz yumuşak başlı ol, diye değil mi?

-Ama nerede! -Kızım sevmeyecekti zaten beni.

Ben de içim soğusun diye, ne yaptıysam yaptım işte.

Niye sevmesin Şebo?

Tamam, yalandan da olsa şöyle biraz sokulsaydın...

...böyle dozunda bir yalakalık?

Yok!

O iş öyle değil Didocuğum be!

Ayseller, Şebnemleri sevmez.

Ne yaparsa yapsın, sevmez!

Biliyorum...

...hatta çok iyi biliyorum.

(Geçiş sesi) Sizler bir şekilde...

...içimize sızıyorsunuz. Arkadaş gibi görünüp içten içe nefret ediyorsunuz.

Bizler derneklerde çalışıyoruz, size burs veriyoruz...

...siz ne yapıyorsunuz peki?

Bizim soframıza... (Geçiş sesi)

(Arzu dış ses) ...mutfağımıza çökmeye çalışıyorsunuz.

(Müzik)

Tamam...

...neyse ne!

Sen... İlk iş...

...Aysel biliyor mu, bilmiyor mu onu öğren.

Çünkü işin düğümü orada.

(Duygusal müzik)

(Onur) Ellerine sağlık.

Lalezarlar boşanıyormuş, haberin var mı?

-Aa! -Evet.

Öyle birdenbire, durup dururken?

Mutlu değillerse boşansınlar Allah aşkına.

Ayrıca birdenbire mi, nereden bileceğiz ki biz?

Öyle tabii de ne bileyim.

Onca sene sonra böyle kararlar. Hiç kolay değil.

Hiç öyle deme Onurcuğum, yani...

...evlilikte öyle bir an gelir ki...

...bütün yaşanılan her şeyi bir tarafa çekersin ve...

...kendini seçmek zorunda kalırsın.

Ne ilgisi var şimdi?

-Konuşuyoruz. -Öyle mi?

Zaten mutsuzlardı onlar. En önemlisi uyumsuzlardı.

(Aysel) Düzenleri bozulmasın diye boşanmadılar.

Ve birbirlerinin hayatını zindan ettiler gözümüzün önünde.

Yazık. Eski kafa işte, toplumsal kodlar.

Ne olursan ol, kim olursan ol işte...

...hücrelerinden o kodları çıkaramıyorsun.

Ondan sonra da farkına vardığın zaman, çok geç değilse eğer...

...o zaman; ne düzen ne sistem...

...hiçbir şey duymayacaksın! Ben böyle mutlu muyum...

...tamam, öyleyse budur, diyeceksin.

Anneciğim seninle sohbet etmeye devam etmek çok isterdim ama zamanım çok az.

Şu çalışmaya hemen bakabilir misin lütfen. Senin fonlarına karar verelim.

Ondan sonra benim gitmem lazım.

-Tamam, özür dilerim. -Rica ederim.

(İç çekti) Evet...

Anlamadığın bir şey varsa sor anlatayım.

Hayır yok. Yok, yok.

Boşanmaktan bahsettik ya aklıma bir sürü şey geldi.

Şimdi diyorlar ki Onur; çok uzun evliliklerde böyle...

...çiftler evlenmeden evvelki hayatlarını, o hâllerini falan...

...özlerlermiş diyorlar.

Doğruluğu var mı bunun?

Benim özleyip özlemediğimi mi soruyorsun, anlamadım?

Hayır canım yani... Ama arkadaşlarınla falan...

...illaki konuşuyorsundur.

Anneciğim bu muhabbet, pek de hoş olmayan bir yere doğru gidiyor...

...sanki!

Ben toplantıma geç kalmayayım. Gitmem lazım.

-Onur? -Efendim?

-Kızmadın bana değil mi? -Aa! O nasıl söz öyle?

-Niye kızayım? -Ne bileyim baş başayken biraz...

...hoşbeş edelim istedim. Farkında olmadan vaktini aldım.

-Kusura bakma. -Aa! Olur mu canım öyle şey!

Hadi.

Görüşürüz.

(Müzik)

Ne olmuş buna böyle!

-(Melisa ses) Aysel anneciğim? -Alo Melisa aramışsın, duymamışım.

Aysel anneciğim, ben buraya niye geldim acaba? Kuş gibi oturuyorum.

-Onur'un bana ayıracak 5 dakikası yok. -(Aysel ses) Bir dakika...

...sakin sükûn bir anlat bana.

(Melisa ses) Sakin sükûn anlatamıyorum. Birdenbire yok oldu adam ortadan.

Ne zaman arasam meşgul, ne zaman arasam işi var...

...mesajlarıma tek kelimelik cevaplar veriyor.

-Aradığımda açmıyor bile. -(Aysel ses) Allah Allah!

Anlamıyorum ki enteresan, her şey...

...normal akışında. -Ne oldu peki?

Değişik hiçbir şey yok.

Yoksa...

Yoksa ne?

Şebnem biliyor mu acaba?

-Ne yapacağız peki? -Tamam, ben seni sonra arayacağım.

Tamam.

(Gerilim müziği)

(Boğazını temizledi)

-İle şikâyet etmişler beni. -Ne?

Kim şikâyet etmiş lan?

Nereye ya! Agacığım ne oluyor, kim şikâyet etmiş ya?

Mesut!

(Yılmaz) Agacığım, nereye ya!

Agacığım söylesene bize de ya!

Kim şikâyet etmiş? Hiçbir şey söylemiyorsun ki!

(Gerilim müziği)

Böyle olmaz ya!

(Erkek dış ses) Arka girişi açık bırakıyorlar bazen...

...sarhoşu, uğursuzu oradan giriyor.

(Mesut dış ses) Büyük bir kavga çıkıyor, demirler kopuyor...

(Geçiş sesi)

...tabelayı paramparça ediyorlar, ortalıkta kan yok!

(Yılmaz dış ses) Ceset de yok.

(Mesut dış ses) Yok. İz yok, kan yok! Niyazi yok.

(Yılmaz dış ses) Niyazi'yi öldürüp kaldırmışlar, ortalığı da!

Profesyonel işi, infaz.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Nazım dış ses) Ne arıyoruz tam olarak? Yani samanlıkta iğne gibi duruyor da!

(Mesut dış ses) Kan!

Kan arıyoruz Nazım!

Tabela kırılmış, biri üstüne düşmüş koca mekânda arbede çıkmış...

...burada bir yerde kan var!

(Erkek dış ses) Bunun demir destek ayağını da kırmışlar.

(Geçiş sesi)

(Geçiş sesi)

(Şebnem dış ses) Bu hakikat arayışınızın sebebi ne acaba, merak ediyorum?

Yani size şöyle bir sorum olabilir mi? Olayların arkasında...

...başka bir hakikat aramak gibi.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği)

Alo Nazım, ne iş yapıyorsan bırakıp buraya gel!

Aynı yerdeyim.

Nazım hadi!

-(Nazım) Tamam, bakayım bakayım da... -Bak Nazım, bir daha bak!

Anladık olay yeri temizlemiş ama...

...girişine, çıkışına bakın. Her yere bakın! Burada bir şeyler var!

Hoş buldum!

Kalp kalbe karşı.

Ben de bugün size gelmeyi düşünüyordum.

Aa! Niye?

-Nasıl, anlamadım? -Yani, Onur geldi bugün zaten sana!

Torunlarımı özledim.

Pazar günü geleceğiz. Krep günü, konuştuk.

-Oturacaksın galiba? -Yok! Oturmayacağım.

Biraz gezeceğim. Ayaklarım açılsın.

Aa! Aa!

-Bunları saklıyorsun hâlâ? -Evet.

Soğanları var içinde.

Çoğalsınlar.

Çoğalsınlar ki ben hiç unutmayayım.

Değil mi?

Evet. İnsan unutmamalı.

Kimden korkması gerektiğini, kimin neler yapabileceğini değil mi?

Canım benim.

-O öyle değil. -Nasıl?

Daha çok; kimsenin yaptığı yanına kalmasın meselesi.

Ah, ah, ah işte!

Ama ömür de geçiyor be!

Hele bir de bazılarımız için daha bir hızlı artık.

Böyle mıkır mıkır, hesap kitap! Zaman kalmıyor ya!

Ben vaktimi, daima çok iyi değerlendirdim.

Ne işin var burada, sadede gel! Ne istiyorsun?

Yeni bir evi mi gözüne kestirdin ya da bu sefer bir yazlık mı düşünüyorsun?

-Derdin ne? -Yok canım!

Zaten seninle konuşmuyorum böyle şeyleri, biliyorsun.

Biz Onur'la aramızda hallediyoruz.

Ne peki?

Hastaymışsın, öyle duydum.

Bir arkadaşım görmüş seni...

...Nişantaşı'nda. Merak ettim geldim, iyi misin diye.

Bakmaya geldim yani. (Aysel gülüyor)

Hangi aydayız, bir düşün?

Rutin kontrollerim.

Boşuna sevinme turp gibiyim.

Her şey şahane! (Gülüyor)

Buradayım. Senin deyiminle...

...yerimdeyim!

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Böyle alayım mı sizi?

-(Erkek) Rüveyda. -(Kadın) Ay tamam, tam ben soruyorum.

(Kadın) Tamam ben...

...Didemciğim, 'chery'!

Afiyet olsun size.

'Yes baby?'

Ah canım görüşemedik bir süredir. (Gülüyor)

Geçen gün, orada öyle bir kadın vardı...

...bir şeyler döndü gerildiniz falan gibi sanki...

...sonra fırs... (Telefon çalıyor)

(Telefon çalıyor) Pardon 'baby'ler buna cevap vermem lazım.

(Didem) Nedir?

-(Kadın) Atlattı bizi. -Sen gel buraya.

Tamam, geliyorum.

Aldım ben alacağımı. Bir iş çeviriyorlar.

Bir iş çeviriyorlar ama ne çeviriyorlar?

(Gerilim müziği)

Nedir?

Aysel biliyor.

Nasıl biliyor, nereden anladın?

Biliyor işte. Basbayağı biliyor. Aysel, Melisa'yı biliyor.

Sana bir müjdem var.

Şebnem'in hiçbir şeyden haberi yok.

-Oh be, işte budur! -(Aysel ses) Hemen gevşeme.

-Ne zaman, ne olacağı hiç belli olmaz. -(Melisa ses) Tabii Aysel anneciğim.

-(Melisa ses) Sen en iyisini bilirsin. -Evet.

Sen nasıl uygun görürsen.

Bu yüzden geçen seferki gibi fevri hareketler istemiyorum senden.

-(Aysel ses) Benden haber bekle. -Tamam, tabii.

Bundan sonra ortak akılla hareket edeceğiz.

(Melisa ses) Bu arada ben...

Aa!

İyice alışkanlık hâline getirdi bu da.

Neyse...

...devam! Bir şey olmaz 'go!'

(Şebnem) Muhtemelen planı da o kurdu. (İç çekti)

(Didem) Kesin.

Yuh artık ya! Hiç ihtimal vermek istemiyordum ama...

Durum sandığımızdan ciddi.

(Didem) Ben de sana başka bir fikirle gelecektim.

Yani bu erkekler belli bir yaştan sonra cozutuyorlar ya...

...alsın hevesini takılsın gitsin diyecektim!

Bu biter küpe takar, küpesi biter motora biner.

Ama işin içinde Aysel varsa...

Kadın cadı ya, cadı! Kadın cadı!

Ölmüyor da. Ben iki üç sene içinde gömeriz diyordum, kazık çaktı.

Bir de gittikçe güzelleşiyor, ne yapıyor bu ya!

Of!

Ne yapacağız Şebo?

Bilmiyorum Didem düşünüyorum, bilmiyorum.

Tamam. Sen...

...alıyorsun kocanı, tatile gidiyorsun. Havası değişsin.

Didemciğim, çocukların okulu var. Nasıl gideyim Allah aşkına?

Kuzum ne okulu, hayatın elden gidiyor.

(Didem) Ay ne olacak, matematikten mi geri kalacaklar?

Zehir gibi seninkiler, bir şey olmaz. Ciddi ol!

Dur ya! Ben Ece için bir okula başvurmuştum. Yaz okulu.

Prag’da, sanat okulu.

-Şebo'm hâlâ yaz diyorsun ya! -Dur, dur!

Okul öyle kolay alan bir okul da değil ama Ecoş'um kazandı.

Yani istersek şu anda da gidebiliriz, onu söylüyorum.

Canım ben, romantik bir tatilden bahsediyorum.

(Didem) Hani Maldivler gibi.

Ay yok Didem ya! Bırakamam çocukları zaten.

Ayrıca ailece gideceğiz, daha iyi olur.

Kızım toparla adamı diyorum.

Ateşli bir tatilden bahsediyorum, sen kuyruğuna çoluk çombalak takıyorsun.

(Seda dış ses) Çok güzel kadınım ben.

(Geçiş sesi) En iyisi hak ediyorum ya...

...kuyruğuma kabak bağlı olmasa.

(Geçiş sesi)

Didem...

...bir daha çocuklarımla ilgili sakın...

...sakın böyle konuşma olur mu?

(Duygusal müzik)

Peki. Şebnem.

Ne diyeyim? Böyle bir durumda ne dememi istiyorsun?

Didem, adam beni aldattı Didem! Anladın mı?

Adam beni aldattı. Ne yapayım ben tatile gidip onunla?

Yo... Sen kim olduğunu bayağı bayağı unuttun!

Hayır efendim, gayet iyi hatırlıyorum! Matematik şampiyonuydum ben!

Adam pışpışlamakla alakalı bir şey değil!

Başka bir yerde, başka bir şey!

Matematik! Öyle mi matematik!

Al şimdi kullan matematiğini, tamam mı!

Çarp, çıkar, böl, topla hayatını! Topla evliliğini, hadi bakalım!

(Gerilim müziği)

Peki.

(Kapı kapandı)

Of!

(Duygusal müzik)

Allah'ım...

-(Nazım) Bir dakika amirim. -Evet, nedir?

-Kandan aldığımız örnekler. -Evet?

İçinden biri Niyazi Adalı'ya ait idrar çıktı.

Harika bir haber bu.

O (Bip) Eski Han'da olduğunu ispatladık.

-Öyle vallahi. -Elimizde resmen bir soruşturma var.

Alayım. Teşekkür ederim.

Başlıyoruz Şebnem Hanım, başlıyoruz!

Amirim, şahsın orada olduğunu ispatladığımız için.

-Bir an önce prosedürü işletelim diyorsun. -Yani...

...cinayet olabilir ortada.

Tamamdır. Soruşturma dosyası açmaya lüzum görüyoruz.

Ben Savcı Hanım'ı arayıp gerekeni izah edeceğim.

-(Müdür) Tamamdır. -Teşekkür ederim.

Emredersiniz Sayın Savcı'm. İyi geceler.

Tabii, tabii.

Hadi bakalım.

Bir de tatil (Bip) çıkardın başına. Sanki kocanı da götürebilecekmişsin gibi.

Götüreceğim. Götüreceğim! Götüreceğim, bulacağım bir yolunu bak görürsün.

(Niyazi gülüyor)

Ay vallahi ağlayacağım şimdi. Çok mu üzdüler seni Şeboskas?

(Niyazi) Kimse istemiyor işte seni kızım!

Kimse seni istemiyor, herkes sana karşı!

Sen neyi anlamıyorsun yahu? Aysel bir türlü sindiremedi seni içine!

İşte bak. İşte bak tam da oradan var ya...

...ipin tam oradan kopması lazım biliyor musun?

Vay! İnceldiği yerden kopsun, diyorsun ha Şebo?

Pat!

Hişt bana bak! Nasıl bela oldum lan başına?

Dağıldıkça dağıldın, saçıldıkça saçıldın. Toplayamıyorsun Şebo!

Sırıtma lan, sırıtma! Zaten bu (Bip) senin yüzünden çıktı başıma.

Herhâlde benim yüzümden geldi kızım. Kimin yüzünden olacak?

Büyük adamım ben, büyük adam!

Klark Niyazi'yim lan ben!

Adım bile yeter çarşıyı karıştırmaya. Sen daha dur!

(Niyazi) Gittin bir de oturdun o polisin kucağına.

Neydi adı onun? Böyle cam gibi gözleri var.

Camgöz, ne onun adı?

Mesut.

Mesut mu onun adı ha Şebo?

Bak hâllere bak hâllere. Edalara bak bizim Sıçan Şebo'nun hâllerine bak sen!

Çok mu özledin Mesut'u ha?

-Seni seni... -Oğlum git lan!

Camgöz gözlerin. "Ah o güzel gözlerin...

...gözlerin o gözlerin."

Oturmaya mı geldik Şebo, hadi! "Ah o güzel gözlerin...

...gözlerin o gözlerin gözlerin kaldı aklımda..."

-Camgöz. -Salak salak konuşma...

...ne gözü lan, ne özlemesi? Paketledim ben adamı.

(Bip) gitti!

-Kurtuldum yani. -Lan (Bip) zekâlı nereye kurtuldun?

Ölüyüm lan ben, ölüyüm. Aha buraya gömdün, ölüyüm.

Eninde sonunda paketleyecek seni!

Oğlum kim ne yapsın lan seni?

Senin gibi (Bip) peşine kim düşsün lan?

Hişt, höst. Yavaş Şebo, ayıp oluyor.

İzmir sanayide Niyazi dedin mi akan sular durur, haberin var mı?

(Niyazi) Lan bütün manitalar hastaydı bana be.

O mahalledeki çocukların yarısı ben öldüğümde...

...toplaşıp pilav dağıtacaklardı.

Bütün manitalar toplaşıp ağlaşacaklardı. "Niyazi gitti, Niyazi.

Ay, çok erken gitti Niyazi. Nasıl bırakıp gitti bizi Niyazi?"

-(Niyazi) Hey yavrum hey. -Sus lan, sus!

"Mavilim mavişelim"

"Mavilim mavişelim tenha..."

Kalk Şebo, vallahi oynayacağım. Kalk, oturmaya mı geldik?

"Mavilim mavişelim"

Ben bildiğimden mi oynuyorum kızım? Kalk diyorum sana.

"Tenhada buluşalım mavişim"

"Tenhada buluş..." Nereye?

(Niyazi dış ses) Ben buradayım, sıkılırsan gel.

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

Kay bakalım.

(Duygusal müzik)

Seni dünyalardan daha çok seviyorum, biliyor musun?

(Duygusal müzik)

(Mesaj geldi)

(Sessizlik)

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Evet Mesut Bey, sabahın köründe burada ne işiniz var acaba?

Beni şikâyet etmişsiniz.

Yani rahatsızlığımı dile getirdim diyelim, evet.

Sizi rahatsız mı ediyorum?

Mesut Bey.

Günlerdir alakam bile olmayan bir konuyla ilgili...

...sürekli beni meşgul ediyorsunuz.

Bakın, saat kaç ve beni karşınıza diktiniz.

Muhtemelen yine soru yağmuruna tutacaksınız.

Ama benim hayatım, bir ailem, çocuklarım, eşim var.

Komik bir şey mi anlatıyorum?

Yo. Gerçekten harika bir hayatınız var.

Ben de geldim gördüm, değil mi?

(Mesut) Ama artık durumlar değişti.

Bu kovuşturmaya küçük bir şüpheyle başladım.

Artık elimde koskocaman bir cinayet soruşturması var.

Nasıl tam olarak?

O da bana kalsın.

Az önce ilginizi çekmeyen bir durum olduğunu söylediniz.

Detayları da ilginizi çekmeyecektir, değil mi?

Şu rahatsız etme meselesine gelince.

Şebnem Hanım, soruşturma kapsamında istediğim kişiyle...

...istediğim zaman istediğim yerde görüşebilirim.

Anladım. Zaten bu saati de herhâlde o yüzden seçtiniz, bunu belirtmek için.

Evet. Herkes uyuyorken.

Kimsenin haberi yokken.

Dünyanın dışında yani.

Mesut Bey, başka bir dünya yok.

Başka bir dünya yok, benim dünyam bu kadar. Böyle.

-Başka bir ihtimal yok yani. -Biliyorum.

Farkındayım.

Ne yapacağız o zaman? Ne yapacağız?

Ne yapacağız biliyor musunuz?

Tüm gücümle bu işin üstüne düşeceğim.

Tüm gücümle.

Sonra bakacağız.

Sonra bakacağız.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Roho!

Bir daha bu eve melisa çayı girmeyecek! Tamam mı?

Duydun mu?

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Tamam Şebnem. İyisin.

Bir şey olmayacak, tamam.

(Gerilim müziği)

Soğanları var içinde. Çoğalsınlar.

Çoğalsınlar ki ben hiç unutmayayım.

(Gerilim müziği)

Tüm gücümle bu işin üstüne düşeceğim. Tüm gücümle.

İyisin.

İyisin, bir şey olmayacak.

(Şebnem iç ses) Tamam, iyisin. İyisin, bir şey olmayacak.

Bir şey olmayacak.

Ee Refik, anlat.

(Refik) Ne anlatalım abi?

(Mesut) Niyazi abinden başla.

Nasıl biridir, neler yapar, kimdir?

Vallahi komiserim, Niyazi abim senin benim gibi bir insan.

Yani topaldır Niyazi abim.

Yürürken azıcık aksar.

Seninle bir özet geçelim mi?

Senin bu Niyaz abin...

...Topal Niyazi, içerideydi. Sonra kayboldu, dışarı çıktı falan.

Sen hasretine dayanamadın, özledin. Bize geldin, Niyazi abimi bulun dedin.

-Doğru mu? -Doğrudur başkomiserim.

Bana sonrası lazım Refik.

Sonra ne oldu?

Sonrası dediğim gibi.

Mahallede görmüşler haberi geldi diye...

...ben sizi işinizden etmemek için geldim abi.

Komiserim.

Abini mahallede gördün mü?

Haşat etmişler çünkü. Ağzını burnunu paramparça etmişler.

Evet, gördüm.

Acıdım da hem. Hacamat etmişler.

Bana bir şey söylemiştin, hatırlıyor musun?

Niyazi abim pırlanta gibi adamdır, demiştin.

İyi bir insana neden böyle bir şey yapsınlar Refik? Sana hiç anlatmadı mı?

Nasıl komiserim?

Demek istiyorum ki Refik, Niyazi abin şu an burada, içeride!

Ne diyorsun komiserim?

İşin ilginç tarafı o da senin gibi karşıma oturdu, dedi ki...

..."Komiserim, başım belada. Bana yardım et."

Ne oldu?

Senin bir betin benzin attı.

Su getirteyim mi?

Neyse, biz de dedik ki Refik, Niyazi abisini çok seviyor.

Onu da koruma altına alalım.

Niyazi abini çağırayım mı?

Bir görüşün.

Özleşmişsinizdir.

(Gerilim müziği)

Sana bir şey söyleyeceğim...

...ama aramızda kalacak, söz mü?

Nedir komiserim?

Niyazi abin ne dedi, biliyor musun?

Bütün başıma gelen ne varsa hepsini Refik yaptı, dedi.

Bıçağını çıkardı, salladı, beni yardı, dedi!

Ben yalan söyledim komiserim.

Tanımıyorum ben.

Ne yarması ne dövmesi? Ben herifi hayatımda hiç görmedim.

Seninle şu an çok güzel, tertemiz bir sayfa açacağız, tamam mı Refikciğim?

(Mesut) Şimdi başla.

Mesela Selo.

(Mesut) Selo'yu nereden tanıyorsun?

Yeminle Selo diye birini tanımıyorum komiserim.

Oğlum bırak bu işleri. Selo, İzmir'den Selo!

Niyazi abini öldüren adam.

Yok canım, yapmaz öyle şey.

O zaman sen yaptın Refik.

Ben değil, şey öldürdü.

Kim?

Niyazi...

(Refik dış ses) Sen Selo'nun ne kadar psikopat olduğunu bilmiyorsun herhâlde.

-Beni keser diyorum. -Oğlum, bu Niyazi öldü.

Öldü, tamam mı?

Anladın mı?

Selo beni keser.

Lan oğlum, Selo seni keser, ben parçalarım!

-Kim? -Ben öldürdüm amirim.

Ben öldürdüm, atın beni içeri. Vallahi billahi ben öldürdüm.

Diyorsun.

Nerede?

Bu bacımı (Bip), affedersin.

Buldum İstanbul'da, taktım şişi.

Nerede taktın şişi?

(Refik kekeliyor)

Taktım, Boğaz'dan attım. Bulmuşsunuz zaten.

Bulduk. Şişi neresinden taktın?

(Refik kekeliyor)

Böğründen herhâlde. Bilmiyorum ki.

(Gerilim müziği)

(Mesut) Bir koyacağım sana şimdi!

Bana bak, birazdan buraya memur gelecek, ifadeni alacak.

Yazılı olarak bizde kayda geçecek. Sonra seni olay yerine götüreceğiz.

(Bip) yediysen hepsini teker teker anlatacaksın, anlaştık mı Refik?

Pis herif.

Alın bunu.

Git lan buradan.

(Gerilim müziği)

(Onur) Hoş bulduk.

Teşekkürler.

Niye bu akşam buraya geldik?

Annenizin bize özel bir sürprizi varmış, öyle dedi.

-Vay. -Gerçekten mi anne?

Evet, gerçekten.

Ama önce Ecoşum, bana kızmayacaksın, değil mi? Söz ver.

Hani kazanamam, o yüzden başvurma dediğim...

...bir sanat okulu vardı ya, yaz okulu. Prag'daki.

Anne yapma ama. Sana istemiyorum dememiş miydim?

-Kazandın ama aşkım. -Aa!

Ciddi misin?

-İnanmıyorum! -Oh.

-Prensesim. -Çok heyecanlandım.

Tebrik ederim, seninle gurur duyuyorum.

Çok mutlu oldum.

Abla aferin, senden hiç beklemezdim.

Sen bir susar mısın?

Nasıl söz o öyle?

Peki ne kadar sürüyor bu program? Ne zaman başlıyormuş?

(Onur) Heyecanlandım vallahi.

Tamam, ben de tam o konuya geliyordum.

-Program iki hafta. -Evet.

(Şebnem) Ve birkaç gün içinde başlıyor.

Aa. Bu kadar kısa zamanda mı?

Nasıl?

Aşkım hiç korkma, her şeyi ayarladım.

Rezervasyon, okul izinleri, her şeyi hazır.

Hep birlikte gidiyoruz.

(Ece) Ay, anneciğim! Çok teşekkür ederim.

-(Emre) 'Yes'! Bir sürü yer gezeceğiz. -(Şebnem) Evet.

Şebnem, hayatım.

Ben gelemem, mümkün değil. İşler çok yoğun.

Keşke bana daha evvel haber verseydin.

En azından rezervasyonları yapmadan önce sorsaydın, değil mi hayatım?

Aşkım, sen de çok yoğunsun ya, böyle bir mola iyi gelir dedim.

Böyle ailecek, enerjimiz değişir.

Gündelik telaşlardan kurtuluruz biraz. Birbirimizi hatırlarız.

Güzel, güzel düşünmüşsün ama benim için çok yanlış bir zaman.

Tam işin başında olmam gereken dönemdeyim hayatım.

(Gerilim müziği)

Prenses. Prensesim.

(Onur) Üzülme ne olur. Bak bakayım bana. Üzülme.

Lütfen üzülme. Bak...

...seninle başka planlar yapacağız, söz.

Hem zaten...

...hayatım boyunca böyle o kadar çok başarıların olacak ki...

(Onur) Hadi bana bak bakayım.

Bana bak bakayım.

Tamam aşkım, ne yapalım? Yapacak bir şey yok.

Babanın elinde olsa her fırsatı değerlendirir zaten.

Mutlaka bir yolunu bulurdu ama olmadı, değil mi Onurcuğum?

Evet. Mümkün olsa gerçekten elimden geleni yaparım.

(Ece) Tamam, daha sıkmayın canınızı.

Takılmayın o kadar, sorun yok.

(Gerilim müziği)

Ecoşum, ben matematik şampiyonu olduğumda...

...ailem beni hemen İsviçre'ye yolladı.

(Şebnem) Hemen güzel bir ev tuttular.

Benim orada çok güzel günlerim geçti.

Senin de öyle olacak.

Ama ben ailemle gitmiştim.

Babam da gelmişti. Tek annem değil.

Çok ayrı bir deneyim.

Bir kız için böyle bir deneyim, böyle bir tecrübe...

...babayla başka oluyor tabii. Önemli.

Babacığım artık yok ama bu güzel anıları hep benimle.

O anlattıkları hâlâ rehberim oluyor, biliyor musun?

Hâlâ yoluma ışık tutar.

Canım babam.

Önemli.

Kız çocuğu için babalar çok önemli.

(Duygusal müzik)

(Garson) Karar verdiyseniz siparişleri alabilirim efendim.

Ee...

(Duygusal müzik)

Biraz daha müsaade eder misin lütfen? Teşekkürler.

(Duygusal müzik)

(Sessizlik)

(Ateş ölçer öttü)

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Ne oluyor?

(Gerilim müziği)

(Sessizlik)

Sevgilim.

Sen daha yorulmadın mı?

(Sessizlik)

Yoruluyorsun bir tanem. Üzülüyorum sana.

(Sessizlik)

Ne okuyordun?

-Canım. -Efendim?

Asıl sen söyle, iyi misin?

Yanakların kızarmış.

İyiyim aşkım, iyiyim.

Yüz yogası yaptım. Ondan olabilir mi?

Her gün sadece on dakika ve 'voila'.

Bu akşam sana üzüldüm aşkım.

Esoş da çok üzüldü.

Çaktırmadı ama anladım ben.

Ne güzel çocuk yetiştirmişiz, değil mi?

O da çok üzüldü, sen de üzüldün. Ay!

Ben de kime üzüleceğimi şaşırdım bu akşam.

Senin de işin tabii.

Ama hem hayatınla hem bizimle, Ecoş'la geçireceğin...

...böyle güzel bir deneyimden vazgeçiyorsun.

Ne diyeyim ki? Sen de haklısın hayatım.

Ya.

Bilemiyorum ki.

(Gerilim müziği)

Ne yapalım? Senin de işin.

(Gerilim müziği)

Ne yapışkan şeymişsin sen.

(Gerilim müziği)

Aşkım.

Ece'yi gördün, değil mi? Geleceğini görünce nasıl mutlu oldu.

(Şebnem) Gözleri parladı resmen.

Kıramadım prensesimi.

Babasının kızı.

Ben de çok teşekkür ederim bir tanem.

Yani bizi kırmadığın için.

Biliyor musun?

Asıl ben sana teşekkür ederim.

En değerli şeyin çocuklarımız olduğunu bana tekrar hatırlattığın için.

(Mesaj geldi)

(Gerilim müziği)

Bu sabah mesai biraz erken başladı.

Evet bir tanem, seni çok yoruyorlar. Biliyorum.

Kızıyorum vallahi seni böyle rahat bırakmayanlara.

Yalan yok.

(Telefon titriyor)

(Mesaj geldi)

(Gerilim müziği)

Ben koyarım.

Teşekkür ederim hayatım.

(Telefon titriyor)

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Sağ ol hayatım.

Kocamı benden, ailesinden alıkoyan her şeye...

...herkese sinir oluyorum.

(Gerilim müziği)

(Melisa) Of! Hadi artık.

Aç.

(Gerilim müziği)

Kaç bakalım.

Ben sana yapacağımı biliyorum.

(Gerilim müziği)

(Aydın saat sesi çıkarıyor)

-Haberi çıkıyorum artık. -Aşko dur, saçmalama.

Ne duru? Dura dura tokuma kaçtım burada.

Yemin ediyorum elinde baltayla daldın kariyerime Dido.

Senin yüzünden hesabımın 'vibe'ı kaçtı.

Dur, sen bir dur. Ben zaten sana başka bir şey vereceğim.

Ne vereceksin?

Sen geç şöyle, ben de geliyorum yanına.

(Restoran ortam sesi)

Aşko.

Ama 'personal space', değil mi canım? Hadi, ağzımın dibinde durma.

Hadi sen geç, 'passion' da arkandan gelecek.

Bayılırım 'passion'a.

Aydın Bey'e bir 'passion' hazırlar mısın canım?

(Telefon çalıyor)

(Telefon çalıyor)

(Telefon ısrarla çalıyor)

(Telefon ısrarla çalıyor)

(Telefon ısrarla çalıyor)

Efendim?

Ne oldu?

Aydın çamuru üstümüze sıçramak üzere.

Bir o eksik, iyi mi?

Ne yapacağız?

Ben ne yapacağımı biliyorum, merak etme ama bana bir isim ver.

Kurbanımız kim olsun?

Dernekte seçimde kim yan çizmişti?

(Gerilim müziği)

Aydın nereye gitti?

Anladım.

Bende.

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Evet, ne diyorduk?

Neyse, şey kızlar...

...benim acil lavaboya gitmem lazım.

Sakın ben yokken önemli bir şey konuşmayın.

Tamam mı? Kaçırmayayım.

Gülme gülme, ciddi dur.

-Aa, Bahar'ım. -Dido.

Anlat çabuk Dido, nabzım hep sende resmen.

Hişt!

-Çaktırma. -Tamam, çaktırmam evet.

Şimdi sana bir güzellik yapacağım.

Ama hatunların haberi olmayacak.

Güzellik mi? Ben gıybet var sanmıştım.

Tatlım, bu gıybetten daha güzel.

Hatta sana şöyle söyleyeyim, leziz.

-Neymiş? -Cengiz.

-Cengiz? -Cengiz işte.

Cengiz kim Dido?

Tatlım var ya şu PT, yıldız çocuk.

Herkes onun peşinde ve çocuğun hiç vakti yok.

-Peki, ben ne yaptım? -Ne yaptın?

Hemen Bahar'ıma zaman açıyorsun dedim.

Ay, hiç aklımda yoktu böyle bir şey.

Ben nasıl duymamışsam bu Cengiz'i?

Tatlım, aç biraz kulaklarını.

Cengiz bu ya Cengiz.

Göster bakayım şunun sayfasını. Biliyorumdur belki.

(Didem) Hemen.

-Ta ta. -Aa!

Ay, maşallah.

Yalnız ağzımızın suyunu...

Yok, şey açısından ben yani...

...belli ki formunda, işinde gücünde bir insan.

O açıdan ben maşallah dedim.

Kontaklıyorum o zaman sizi, tamam mı?

Kontakla be Dido. Ben de bu bahaneyle spora başlamış olurum.

Kızlara da oh olur. Madem bu kadar trend.

İşte hallettim bile.

Perşembe saat 09.00, bizim sahilde. Numarasını da attım sana.

Cansın Dido. Çok teşekkür ederim, çok şık bir şey oldu bu şimdi.

Canım, ne demek. Fotoğraf atmayı unutma sakın.

Tamam, tabii atarım. Söz, söz.

Tamam, görüşürüz o zaman. Şey yapayım, haberleşiriz.

(Gerilim müziği)

İşte komiserim, yeminle buradan attım.

Adamı taşıdın.

Ondan sonra geldin buradan attın, öyle mi?

Evet, öyle oldu vallahi taşıdım.

Başkomiserim, ayıboğan gibi adam ya. Atmıştır.

Tamam. Geldin adamı taşıdın buradan attın. Sonra?

Sonra akıntı aldı götürdü işte.

Akıntı da biliyorsun?

Komiserim, vallahi billahi getirdim...

...buradan attım. Bana inanmıyorsanız Boğaz'a bakın.

(Gerilim müziği)

Getirin bunu peşimden.

(Gerilim müziği devam ediyor)

Çıkar kelepçeleri.

Ne bakıyorsun oğlum, çıkar.

Çık hadi, özgürsün.

Dalga mı geçiyorsun komiserim benimle?

Gerçek mi diyorsun? Gideyim mi?

Refik, defol git hayatımızdan hadi.

(Gerilim müziği)

Çık, git.

(Gerilim müziği devam ediyor)

-Koray'a söyle, bunu takip etsin. -Başüstüne amirim.

(Gerilim müziği devam ediyor)

Ulan, neyin peşindesiniz? Bir anlasam.

Ne manyaklar var. Neler oluyor abi?

Adam yalandan yere cinayet itirafında bulundu.

Korkuyor.

Çünkü elinde cezaevine girmekten daha korkunç bir şey var.

Kim ağacığım, kim?

Göreceğiz.

(Gerilim müziği)

Burada bir yerdesin.

Ama göremiyorum.

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Mesut iç ses) Yalan söylüyorsun. Ama neden?

Bir tarafın çok tanıdık, çok gerçek.

Sanki o bakışı biliyorum gibi.

Bir yanınsa çok büyük oynuyor.

(Gerilim müziği)

(Emre) Of, ben bununla bineceğim uçağa anne.

Orada da hiç çıkarmayacağım.

O şapkayla yanıma 100 metre bile yaklaşamazsın.

-Rezil etme beni orada. -Ya anne, takacağım.

(Şebnem) Tamam aşkım. Ecoş, tamam. Taksın anneciğim.

Herkes istediğini taksın, giysin.

Tatile çıkıyoruz.

Herkes tadını çıkarsın. Çıkarmayanları uyaralım.

Bu arada, şu fotoğraf makinesini de iyi ki aldık.

Bir sürü foto çekeceğim. Her anımızı 'mood board' yapacağım.

(Ece) Anne, ne oldu?

Bir şey olmadı anneciğim. Şey, kırışmayayım diye...

...çok güldüm ya.

Sen kırışığı olsa da dünyanın en güzel annesisin.

Hadi, hadi şey yapalım.

(Emre) Bu aldıklarımızı hemen Roho'ya göstermem gerek.

-Roho! -(Ece) Of, bağırmasana.

(Gerilim müziği)

Oğlum, ne işin var senin burada? Niye geldin (Bip) zekâlı?

Polis geldi, götürdü beni.

Selo'ya haber gidecek diye (Bip) uçukladı.

Onun kulağına bir şey gitmesin diye...

...Niyazi'yi ben öldürdüm dedim komiserime.

Tamam. Ne yaptın, kaçtın mı sen? Ne yaptın?

Yok, tövbe. Komiserim beni salıverdi.

(Mesut dış ses) Tüm gücümle bu işin üstüne düşeceğim...

...tüm gücümle. Sonra bakacağız.

Defol, defol, defol!

Nasıl çıktın? Defol, (Bip) git! Kimsin sen?

Sen nereden çıktın? Sen nereden girdin buraya?

-Çık git, çık (Bip) zekâlı! -(Refik) Abla, ben sana ne yaptım?

-Bir şey demem lazım.

Defol, (Bip) zekâlı!

Bilerek salmış seni polis, takip ettirmek için.

Biliyor yani buraya geldiğini.

O yüzden defol, defol buradan!

Git lan git!

(Refik acıyla bağırıyor)

Allah kahretsin!

(Refik acıyla bağırıyor)

Ama ben sana ne yaptım? (Refik acıyla bağırıyor)

(Refik ağlıyor)

(Refik ağlıyor)

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Roho) Şebnem Hanım?

(Gerilim müziği devam ediyor)

-(Roho) Şebnem Hanım? -Düşürdüm oraya, toplarsın.

Dışarıda bir ses duydum da. Bir şey mi oldu?

Yok. Ne sesi?

Sizin ateşiniz mi var? Hasta mısınız?

Hayır Rohocuğum, bir şeyim yok.

Ben ne zaman hasta oldum ya?

Bir düşün bakalım, ben hasta oluyor muyum?

(Şebnem) Allah Allah.

(Gerilim müziği)

Bana neşeli bir haber ver Koray.

Amirim, ne kadar iyi bir haber bilmiyorum ama...

...şüpheli şahıs Refik...

...dün gece Şebnem Gümüşçü'nün evine gitti, kadınla konuştu.

(Telefon çalıyor)

(Telefon çalıyor)

(Telefon ısrarla çalıyor)

(Telefon ısrarla çalıyor)

(Telefon ısrarla çalıyor)

-Efendim? -(Mesut ses) Nasılsınız?

Geçelim mi bunları Mesut Bey, buyurun?

Geçelim. Geçen gördüğümde hastaydınız.

Yüksek ateşiniz vardı.

O sabahın körü rahatsızlığıdır. Sizi dinliyorum, buyurun.

Cinayet soruşturması kapsamında emniyete davet etmek isteriz.

(Gerilim müziği)

Nasıl, nasıl?

İfadenizi almak için Şebnem Hanım.

Ne zaman uygunsunuz?

Gelemem Mesut Bey.

Bak sen.

Bak sen.

(Gerilim müziği)

Danimarkalı ekip kendi dillerinde konuşmak istediklerini...

...özellikle belirtmişti. Danca anında tercüman geldi mi?

(Kadın) Geldi Onur Bey, toplantı odasına az önce aldık.

Saha ekipleriyle, uzman ekipler arasındaki...

...iletişim sorunundan bahsettik.

Özellikle teknik terimlerle ilgili...

...hassasiyetinizin altını çizdik, merak etmeyin.

(Gerilim müziği)

Melisa?

Merhaba.

-Nasılsın? -İyiyim, iyiyim.

Kusura bakma seni beklemiyordum. Bir şey mi oldu?

Biraz vaktin var mı? Konuşabilir miyiz?

Var tabii.

15 dakika sonra toplantıdayım. Siz geçin, ben geliyorum.

Tamam.

Odamda konuşalım.

(Gerilim müziği)

Oturmaz mısın?

-Dinliyorum. -Gerçekten mi?

Benim buraya neden geldiğimi bilmiyormuş gibi mi davranacaksın?

Hayır Melisa, tabii ki öyle davranmayacağım ama...

Peki, neden günlerdir sana ulaşamıyorum?

Her şey aklıma gelirdi ama senin beni 'ghost'layacağın hayatta gelmezdi.

Benim tanıdığım Onur, benimle konuşmak istemiyorsa...

...bunu bana açık açık söylerdi.

Yıllar seni bu kadar değiştirmiş olamaz.

(Gerilim müziği)

Oturur musun lütfen?

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Duygusal müzik)

Yıllar beni değiştirdi, evet.

Çünkü artık bir ailem var.

Ailesi olan her adam değişir.

Değişmek zorundadır.

Önceliği eşi, ocuğu, çocukları olmak zorundadır.

Çünkü başka türlü iyi bir eş...

...iyi bir baba olunamaz.

Sen bundan ibaret misin peki?

İyi bir eş, iyi bir baba?

Melisa'nın birlikte büyüdüğü arkadaşı Onur'a ne oldu?

Yok mu artık?

Melisa, biz sadece arkadaş değildik...

...hiçbir zaman da olmadık.

Ne kendimizi ne de başkalarını kandırmayalım.

Sen bunu gayet iyi biliyorsun.

O zaman sen yine bütün anılarımızı...

...ortaklıklarımızı, bütün geçmişimizi...

...acımasızca çöpe atmaya hazırsın. Doğru mu anlıyorum?

Hayat bizi yıllar sonra neden tekrar bir araya getirdi hiç düşünmeden...

...kaçırdıklarımızı merak etmeden?

Birbirimizi anlamaya çalışmadan?

Melisa, ne olur kendine bunu yapma.

Bana da yapma ne olursun, lütfen.

Hayat bana ne öğretti, biliyor musun?

Duygusal güvenliği garantide olan insanlar...

...arkalarına bile bakmadan çekip gidebiliyor.

Karşımdakine ben ne yaptım, nasıl bir hasar açtım...

...umurunda bile olmuyor.

Sen benim umurumdasın.

-Umurumdasın. -Öyle mi?

Lütfen öyle bencil adamın tekiymişim gibi konuşma benimle, lütfen.

Ben, ben herkesi düşünüyorum.

Herkesi.

-Düşünmek zorundayım. -Bense bir tek seni düşünüyorum.

(Duygusal müzik)

(Kapı vuruldu)

Onur Bey, misafirleriniz geldi. Herkes hazır, sizi bekliyor.

-Tamam, hemen geliyorum. -Tamam.

(Duygusal müzik devam ediyor)

Müsaadenle.

(Duygusal müzik devam ediyor)

Bu akşam bana gel.

Olmaz. Toplantıdan sonra bir iş yemeğine gidilecek.

Yarın öyleyse?

Seyahate gidiyorum, gidiyoruz.

Ailecek, hep birlikte.

Çocukların hazırlığı falan.

Bana yıllar öncesinden kalma bir veda borcun var.

En azından bu kadarını hak ediyorum.

Tamam Melisa, tamam.

Yarın gelirim, konuşuruz.

Bekleyeceğim.

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Baloncu) Baloncu!

(Martı sesleri)

(Hareketli müzik)

-(Cengiz) Nasıl gidiyor, iyi miyiz? -İyiyiz, gayet iyiyiz.

Süper.

-(Bahar) Şey, unuttum. -(Cengiz) Neyi?

Dido, 'workout' fotoğrafı gönderin demişti de.

Hadi hadi, hemen çekelim de vücudumuz soğumasın.

-(Bahar) Tamam, tamam. -Malum ilk günden zorlanmayın.

Tamam, iki dakikamızı almaz. Şöyle denizi arkamıza alalım.

Şey, kadraja sığmadınız. Biraz yaklaşalım şöyle.

(Fotoğraf çekiyor)

(Mesaj geldi)

(Gerilim müziği)

Yani anlayacağın işler biraz karışmış.

Özelde görüşmeler falan.

Yalnız bu fotoğrafta pek de o kadar bir şey yok tatlım.

Aydın, kesin bilgi bu.

Boş yapacak değilim herhâlde sana.

Orası hiç belli olmaz.

Beni başından savmak için asparagas pırtlatıyor olabilirsin.

Hay Allah'ım sana geliyorum.

Aydın bak, reklam dedin verdim.

Hesap dedin, ödemiyorsun.

'Gym'e golden' üyelik dedin, hallettim.

Haber dedin verdim.

Vallahi bundan sonrası cinnete bağlar, tamam mı?

(Gerilim müziği)

-Eminsin? -Evet.

Hatta bak...

...söylemeyecektim sana bunu ama...

...bunlar Tarabya taraflarında da ev tutmuş, böyle gözlerden uzak.

-Öyleli? -Öyleli.

Ama daha tam nokta atışı adresi bulamadım?

Ve sana söz, adresi bulayım onu da vereceğim.

-O zaman doğru, bomba bu. -Herhâlde.

Hadi bakayım, ben şimdi sana fotoğrafları atıyorum.

Hadi git haberini yap sen.

Bu ne ya? Bozulacağım sana Dido vallahi.

Aydın ne olur bir kere bozul bana, bir kere bozul.

Hadi, bak yolladım fotoğrafları. Git ötede haberini yap hadi.

-Fotoğrafını falan paylaş hadi. -Çürüttün, vura vura çürüttün omuzumu.

(Kafe ortam sesi)

(Gerilim müziği)

Neredesin?

Tamam Didem, geldim. Geldim, hatta park ediyorum.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Doktora gitmediniz mi henüz?

Ne için?

Ateşiniz var, enfeksiyon riski olabilir.

Siz ne diyecektiniz bana?

Siz gelmediniz ben geleyim dedim.

Yüz yüze konuşalım istedim.

İstediğim zaman size seyahat yasağı aldırabilirim.

Ekipler istediğim zaman sizi evinizden alabilir...

...emniyete getirmek için.

Bu işi çözeceğim size söyledim.

Anladım, anlıyorum.

Peki, ne zaman misafir edelim sizi emniyette ifade için?

Ben haber vereceğim size, olur mu?

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Anne, babaanneme mi gidiyoruz?

Yok Emreciğim, başka bir yere gidiyoruz.

Anne, gerçekten nereye gidiyoruz? Bak, korkutma bizi.

(Gerilim müziği devam ediyor)

Bir şey yok Emreciğim. Yol boş diye böyle gidiyoruz, merak etme.

Anne, bir şey söyle ne olur.

(Gerilim müziği devam ediyor)

İyisiniz değil mi?

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Duygusal müzik devam ediyor)

Anne, iyisin değil mi?

Anneciğim, biraz korktum ama sana sarılınca geçti.

Ee, bir şey diyeceksin diye bekliyoruz yani.

Tek sarılmayla yırtamazsın.

Çok seviyorum sizi.

Ben çok şanslıyım. Çünkü harika çocuklarsınız.

Ve büyüyünce de harika insanlar olacaksınız.

Her zaman mutlu, her zaman kazanan.

Hayatta endişe etmesi gereken hiçbir şey olmadan.

Güçlü, akıllı insanlar olacaksınız.

Hiç kimseye kendinizi beğendirmeye çalışmayın, sakın.

Her zaman seçen olacaksınız. Hiçbir zaman seçilen olmayacaksınız.

Söz mü?

Tamam anneciğim ama şu an ne alaka?

Söz mü dedim?

-Söz anneciğim. -Söz.

(Duygusal müzik)

Bu dünya sizin oyun alanınız.

Tamam mı? Burası sizin çöplüğünüz.

Hiç kimseyi merkezinize almayacaksınız, hiç kimseyi.

Başrol hep sizsiniz. Her zaman.

Anneciğim, iyi misin? Ben anlamıyorum.

Şu an bize bunları neden burada söylüyorsun?

Belki bir daha vaktimiz olmaz diye.

Niye, ne oldu, neden ki?

Şey işte canım, öyle şey diye...

Yoğunum ya işler güçler.

Tamam mı?

Aklınıza girdi mi?

("Sertab Erener - Tek Başıma" çalıyor)

"Hatalarım oldu, günahlarım da"

(Ece) Anne biz bir yere gidiyorduk ama sen vaz mı geçtin?

Ne oluyor? Söyle bana.

"Ne yaptıysam yaptım şu hayatta"

"Tek başıma"

Evet. Taş sektirme olimpiyatlarına hoş geldiniz.

Beni yenebileceğinizi düşünmüyorum bu arada.

Sen öyle san! Ben dört yaptım bile.

Aa, hadi bakalım.

"Vazgeçmedim doğru bildiklerimden"

"Azaldım bu yüzden"

"Hep bu yüzden"

"Çok kırılsam da eğilmedim"

"Söndü derlerken ben alevlendim"

"Düşsem gecenin en karanlığına"

"Yeni sabahlara doğmayı da bilirim"

"Tek başıma"

"Tek başıma"

"Tek başıma"

"Tek başıma"

"Tek başıma"

"Tek başıma"

"Tek"

"Tek başıma"

("Sertab Erener - Tek Başıma" çalıyor)

(Emre) Oh be ev.

(Şebnem) Ecoş'um sen Emre kuşa yardım edersin değil mi?

(Emre) Ben kendim yaparım ya!

-(Ece) Annemin sözünü dinlesene. -(Emre) Of!

(Şebnem) Hadi.

Sen gelmiyor musun?

Geleceğim anneciğim arkanızdan.

Roho'ya söyler misin bana bir ağrı kesici çıkarsın.

Senin başın mı ağrıyor?

Biraz. Takılma ama hadi.

(Telefon çalıyor)

Buyurun Şebnem Hanım.

Tamam. Sizin de istediğiniz gibi ben sorguya geleyim.

(Şebnem ses) Ama emniyete gelemem.

Malum biliyorsunuz, tanınmış bir aileyiz.

Şimdi orada görünmeyelim, yanlış anlaşılır falan.

Anlıyorum. O zaman avukatınıza danışın Şebnem Hanım.

Hukuken uygun olan bir yer belirlesin, orada yapalım.

Yok, ben hiç kimseyi dâhil etmek istemiyorum.

(Şebnem ses) Basit bir ifade. Şimdi onun için...

...ortalığı bulandırmayayım.

Gereksiz bir karmaşa çıkmasın yani.

Şebnem Hanım, devlet memuru olarak işimi yapmaya çalışıyorum.

Eğer gelmek için imkânınız yoksa...

...sizi emniyette ağırlamak zorundayım.

Hay Allah, nasıl yapsak ki?

Aklıma da bir yer gelmiyor.

Şöyle yapalım mı? Ben uygunsanız size geleyim?

Tabii.

O zaman sabah 09.00 gibi uygunsa sizin için...

...bana konum yollarsanız.

Birazdan açık adresle konumu atacağım, anlaştık.

Tamam. Bekliyorum, teşekkürler.

İyi akşamlar.

(Gerilim müziği)

Yarın bekliyorum.

Sabah nasıl?

Olur. İşe geçmeden uğrarım.

Tamam, bekliyorum.

(Gerilim müziği)

(Aydın ses) Cemiyet hayatının tanınan simalarından Bahar Tekdemir'in...

...şu ana kadar gayet sakin bilinen yaşamı...

...bugünlerde pek bir hareketli, pek bir çalkantılı doğrusu.

Ünlülerin gözde PT'si, Cengiz Koçaklı ile...

...Bebek Parkı'nda çok samimi görüntüler veren Bahar Hanım'ın...

...uzun yıllardır evli olduğu hepimizin malumu.

İnsan sormadan edemiyor tabii.

Acaba bu samimiyet yasak bir aşkın habercisi olmasın?

-Ne? Yasak aşk mı? -(Aydın ses) Kimsenin günahını...

...almak istemem. Ama kulağımıza öyle şeyler geldi ki...

...başka türlüsünü düşünemiyoruz. (Mesajlar geliyor)

(Mesajlar geliyor)

Seni mahvedeceğim Aydın. Yaktın beni Aydın.

Ne var, ne?

(Kapı zili çalıyor)

Nihat geldi.

Ben ne yapacağım şimdi? Nihat geldi.

Fatma açma.

(Kapı zili çalıyor)

Aç. Sonra da odana çık.

Tamam Bahar Hanım.

(Kapı açıldı)

(Kapı kapandı)

(Gerilim müziği)

Hoş geldin Nihatcığım.

Hoş bulduk karıcığım.

Sen bana karıcığım dedin.

Dedim.

Kaç yıllık karım değil misin?

Öyleyim tabii de ben...

Sen...

Ben?

Sana son günlerde bir güzellik geldi.

Daha bir hoş oldun.

Hoş derken...

...güzel anlamındaki hoştan bahsediyoruz burada değil mi?

Tabii benden güzel sözler duymayalı...

...uzun zaman oldu değil mi? Unuttun. O yüzden böyle şaşırdın.

Çok haklısın, biliyor musun?

Sen neyin peşindesin Nihat?

Aşkım.

Biz seninle uzun zamandır yemek yemedik.

Şöyle romantik bir akşam yemeği.

-Yani, evet. -Biliyorum seni çok ihmal ettim.

Ama kaç yıllık evlilik işte aşkım.

Yani ilişkiler yüzeyselleşiyor.

Ne bileyim? Eşler tembelleşiyor. En çok da erkekler.

Aşkım bugün bizim miladımız olsun mu?

İkinci baharımızın başlangıcı.

Gerçekten mi? Yani evliliğimizde yeni bir sayfa gibi mi?

-Tazelenmek gibi mi? -Evet aşkım.

Tazelenmek gibi.

Nihat. Nihat!

Hadi hazırlan, bir an önce çıkalım.

Tamam.

Yemeğe gideceğiz.

(Müzik)

(Şebnem) Onur, düşündüm de biz birlikte yelken yapalım ya.

Eğlenceli olur.

-Gerçekten mi? -Evet.

Harika olur.

Yalnız bu sefer inat etmeyeceksin, sana da öğreteceğim tamam mı?

-Tamam. -Çok seveceksin.

Bugüne kadar neden öğrenmedim, neden yapmadım diye pişman olacaksın.

Tamam.

(Gerilim müziği)

(Arabayı çalıştırdı)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Kapı zili çalıyor)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Hoş geldin.

Hoş bulduk.

Gelsene.

(Kapı vuruluyor)

(Gerilim müziği)

Evet. Neyse derdiniz söyleyin, hızlıca halledelim.

Buyurun.

Bu koku...

Viyana'da Interrail yaparken içtiğimiz kahve.

Biz bu kahvenin uğruna neredeyse treni kaçıracaktık.

Ta kendisi.

Değmişti ama harikaydı.

Hâlâ harika.

Sürprizlerle dolusun.

Çünkü sen sürprizlerle dolu bir hayatı hak ediyorsun.

Öyle durgun, düz çizgi...

...tekdüze bir hayat sana gelmez, biliyorum.

Gelmezdi.

Dün gece bu fotoğrafı bulabilmek için saatlerce uğraştım.

Neden özellikle bu kare?

Sana gerçek seni hatırlatmak için.

(Müzik)

(Hareketli müzik)

(Hareketli müzik devam ediyor)

Buyurun.

'Merci'.

Resimlere olan ilginizi biliyordum ama...

...öyle evinize pahalı tablolar alacak kadar tahmin etmedim aslında.

Zaten ev de...

Bir başkomiser için fazla, değil mi?

Hayır, fazla kelimesinden tiksinirim.

Kime göre neye göre fazla, değil mi?

'Logic' değil diyelim.

Değişik bir felsefe.

Başlayalım mı? Uzatmasak.

-Kayıt mı alacağız, ne yapacağız? -Olur. Başlayalım, buyurun.

Buyurun.

Hazırız.

Başlayalım.

Buyurun.

(Boğazını temizledi)

Evet şimdi Mesut Bey.

Bu iri yarı adamı başımıza siz sardınız.

Muhtemelen sizi takip etti, bizleri de öyle buldu.

Bende de Allah'tan biber spreyi vardı da müdahale ettim.

Yani şunu demek istiyorum.

Başımıza ne işler açtığınızın farkındasınız değil mi?

Ben... Bir ton işim var ve...

...hâlâ burada gelmiş...

...burada...

Şebnem Hanım siz iyi misiniz?

(Gerilim müziği)

İyiyim. İyiyim.

Şey, açar mısınız lütfen kapatmayın.

İyi gözükmüyorsunuz, hastaneye gidebiliriz.

Mesut Bey ben iyiyim.

Şebnem Hanım.

Ben gayet iyiyim. Ben hasta olmam.

Sadece yoğun işlerim dolayısıyla bazen şekerim düşüyor.

-O gün de gördünüz. -Bu başka bir şey.

Değil. Açar mısınız lütfen?

Şebnem Hanım.

Peki.

Sakin, sakin. Tamam, tamam. Şuraya uzanacaksınız.

Şuraya uzanacaksınız, tamam.

Sakin, tamam.

Tamam.

Ateşiniz var. Hastaneye gitmeliyiz.

Hayır. Hayır, hayır.

Ben sadece bir su alabilir miyim?

Suyu getireceğim, sonra hastaneye gideceğiz.

(Gerilim müziği)

Ne düşünüyorsun?

(İç çekiyor)

Neden beni bu noktaya sürüklemene izin verdiğimi.

Kısa bir veda için gelmiştim.

Şimdi senin koltuğuna oturmuş...

...gerçekte kim olduğumu anlamaya çalışıyorum.

Ne istiyorum ya da...

...sen benden ne istiyorsun?

Ben...

Ben senden hiçbir şey istemiyorum.

Çocukların için o kapanda kalmak zorundasın.

Farkındayım.

Karşıdan bakınca bir kapanın içinde miymiş gibi mi duruyorum?

Yani...

...gerçek arzularını, ihtiyaçlarını, tutkularını, isteklerini...

...kenara ittiğin bir hayat, kapan değil mi?

Aile olabilmek adına verdiğiniz tavizler...

...vazgeçişlerin, kendine koyduğun yasaklar.

(Gerilim müziği)

Ben sadece sana üzülüyorum. Gerçekten.

Bir şey yapabilirmişim gibi geliyor.

Sana elimi uzatıyorum.

Ama tutmuyorsun.

Kendini yeniden...

...o uçurumdan aşağı atmak istiyorsun.

(Gerilim müziği)

Öyle harikasın ki.

Melisa.

Yapamam.

(Müzik)

Yapmak istemiyorum değil de yapamam.

Canımı yakan bu işte, biliyor musun?

Hadi gel, bugünü kendimize verelim.

Bir günlüğüne dünyadan çıkıp...

...yeniden o çılgın çocuklar olalım ne dersin?

-Öyle mi? -Öyle.

Sonra?

Sonra sen nasıl istersen.

(Gerilim müziği)

Buzla olacak iş değil, ben ambulansı arayacağım.

Hayır lütfen.

Ne dersen de!

Mesut Bey aramayın lütfen.

Ne yapıyorsunuz?

-Mesut Bey aramayın. -Ne yapıyorsunuz Şebnem Hanım.

-Telefonu bırakır mısınız? -Şebnem Hanım.

Şebnem Hanım.

Şebnem Hanım.

Şebnem Hanım.

Şebnem Hanım ateşiniz var.

Halledeceğim, her şeyi halledeceğim. Yerimdeyim.

Tamam sakin olun. Buradayım.

Sen de benim kafamı karıştırıyorsun.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Benim çıkmam lazım, geç kalacağım.

Geç kalmamam gereken bir toplantım var.

Onur.

(Gerilim müziği)

Bu şansı kaybedersek...

...ikimiz de çok pişman olacağız.

(Gerilim müziği)

(Müzik)

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Mesaj geldi)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Mesaj geldi)

Onur bana âşık canım, Ayselciğim, Ayso.

(Şebnem) Bakalım bakalım, kim gidecek kim kalacak?

Önünde sonunda kurtulacağım senden.

(Kadın) Artık benim aklıma Gümüşçü deyince Aysel Hanım gelmiyor.

Direkt Şebnem. Yaşasın yeni kraliçe.

-(Erkek) Buyurun efendim. -Ne oldu? Torun da verdik sana.

Babaanne de oldun.

(Aysel dış ses) Ne güzel! Şebnem bu sefer de bir erkek evlat verdi bize.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Bıçak yarası.

(Gerilim müziği)

Bu dizinin ayrıntılı altyazısı FOX TV tarafından...

...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.

www.sebeder.org

Ayrıntılı Altyazı Çevirmenleri: Çağıl Doğan - Hatice Başpınar...

...Eylül Yılmaz - Gülay Yılmaz - Büşra Taşçıoğlu

Editör: Dolunay Ünal

(Jenerik müziği)

(Jenerik müziği devam ediyor)

(Jenerik müziği devam ediyor)

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.