Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
(Jenerik müziği)
(Niyazi dış ses) O adamdan hiçbir şey kaçmaz. 500 IQ.
İki güne enseleyecek seni.
Yakalayacak seni, tıkacak içeri. Çocuklarınla vedalaş.
Şahane hayatınla, kocişinle. Bittin sen kızım bittin.
(Sert fren yaptı)
(Korna çalıyorlar)
(Korna çalmaya devam ediyorlar)
(Gerilim müziği)
(Mesut dış ses) Gözlükler dünyada insanı saklıyor gibiler değil mi?
Ne zaman anlaşılmamak istesem gözlük takarım.
(Gerilim müziği devam ediyor)
Şebnem?
(Erkek) Şebnem Hanım.
Niyazi abim nerede?
(Gerilim müziği)
Şebnem?
Gebertirim lan seni! Konuş!
(Gerilim müziği devam ediyor)
Şebnem?
(Gerilim müziği)
(Şebnem) Yaklaştım.
Geliyorum ben sen çık.
'Okay' yukarıdayım.
Niyazi abim nerede lan? Dağıtırım burayı, konuş!
Kes lan kes, bırak şu bıçağı da! Kes sesini.
Bıçak çektin ha!
Kimsin lan? Kimsin lan sen?
Bu ev kimin biliyor musun? Nasıl girdin, nasıl girdin lan güvenliği aşıp, ha?
Ee!
Kimsin oğlum sen, kimsin?
Refik ben.
Niyazi abim nerede, ne yaptınız adama?
Kim oğlum senin Niyazi abin, kim?
Bizim İzmir'den delikanlı bir abimiz. Hapisten çıktı İstanbul'a geldi.
-Ee? -Ee’si ben de onu bulamadım, seni buldum.
-Beni buldun? -(Refik) Evet.
Nereden buldun beni?
-Polislerle konuşuyordun. -Salak mısın lan sen?
Polis benimle konuşuyormuş!
Polisin tek işi, senin salak Niyazi abinin peşine düşmek mi?
-Ben başka şey konuşamaz mıyım polisle? -Ne konuşuyordun o zaman?
Sana ne oğlum, sana ne lan!
Senin ne işin var burada? Sen buranın kimin evi olduğunu biliyor musun?
Yukarıda kim var biliyor musun?
Bak bir tuşla bütün güvenliği yığarım buraya, hayatını kaydırırım lan senin!
Git lan! Git nasıl aştıysan burayı!
Git lan, git!
Dur, bir dakika dur!
Sen polisleri niye takip ediyorsun?
Şey, Niyazi abimi bulurum diye.
Bu polis benim dışımda nerelere gitti?
Bize geldi, Kemeraltı'na sordu. Sonra okula gitti.
-(Bip) Kolejine? -Evet.
-Sonra? -Sonra çıktı, geldi bu eve baktı işte.
Tamam, anladım. Boş boş işler yani.
Sen neyi oluyorsun, Niyazi'nin?
-Kardeşim olur. -Ya git doğru konuş, neyi oluyorsun?
-Ne ya kardeş gibiyiz. -Niyazi abinin kardeşi misin?
-Evet, canımı kurtardı benim. -Nasıl canını kurtardı Niyazi abin?
Mahallede beni dövüyorlardı. Niyazi abim koştu geldi, dağıttı hepsini.
Tek tek yere serdi. O gün bu gündür can dostuyuz.
Koştu geldi Niyazi abin?
Ne zaman oluyor bu tam olarak?
Aşağı yukarı bir beş yıl olmuştur.
Ondan sonra da işte hapse girdi. Ben de gittim geldim hep.
Ben sana bir şey diyeyim mi?
Sen Niyazi abinle hiç tanışmamış olabilir misin acaba?
Nereden anladın?
-Nasıl bildin sen onu ya? -Yürü git, yürü git uğraştırma beni.
Niyaz abim nerede?
Ben tanıyorum onu, canım o benim. Kurtardı beni o.
Oğlum Niyazi topal be topal! Gelmişmiş kurtarmışmış (Bip) zekâlı!
Bir dakika...
...o zaman sen tanıyorsun Niyazi'yi.
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Geçiş sesi) Nerelerde geziyorsun Şebnem Hanım?
Eski Han?
Buldum seni!
(Geçiş sesi)
(Üst üste konuşmalar)
(Erkek) Yeni yaptırmıştım. Birkaç hafta önce gelip baktım, kırılmış.
Akşam burası boş tabii. Biz e yokuz.
Peki kim yapmış, yok mu kayıt falan?
(Erkek) 100 yıllık han. Ne arasın kamera amirim?
Arka girişi açık bırakıyorlar bazen...
...sarhoşu, iti, uğursuzu oradan giriyor. Bunun demir destek ayağını da kırmışlar.
Çok pis kavga etmişler burada.
-Nerede demir? -Yok!
-Olay ne zaman olmuş? -Üç dört hafta oldu herhâlde.
Eyvallah.
(Üst üste konuşmalar)
Alo Nazım...
...bana hemen bir ekip gönder, atıyorum konumu şimdi.
Ne yapıyorsun ya? Versene telefonumu, ya!
(Deklanşör sesi) Tamam.
(Telefon çalıyor)
Al, al bulacağım ben seni hadi.
-Ya Niyazi abim nerede, sen kimsin? -Kes! Bulacağım ben seni!
Niye arıyorsun sen Niyazi'yi, söyle bakayım bana!
Öyle işte.
Selo mu yolladı lan seni?
Anam... Sen Selo'yu nereden biliyorsun?
(Telefon çalıyor)
Hadi git, git, git görünmeden git! Nasıl geldiysen git hadi!
Sen Selo'yu nereden biliyorsun? Niyazi nerede?
Yürü git oğlum yürü git! Arayacağım ben seni. Hadi!
Oğlum hadi git, git! Oğlum git be!
(Gerilim müziği)
(Erkek) Haftalar olmuş diyorsun. Günde 2000 kişi geçiyordur buradan.
Parmak izi, tükürük! Oho...
Ne arıyoruz tam olarak. Yani samanlıkta iğne gibi duruyor da!
Kan!
Kan arıyoruz Nazım bak...
...tabela kırılmış, biri üstüne düşmüş koca mekânda arbede çıkmış...
...burada bir yerde kan var!
-Bana onu bulun. -Tamam, peki.
(Müzik)
(Onur) Anladım.
(Onur) Anladım.
(Onur) O zaman siz departmanlar arası didişmeyin, bırakın öyle kalsın...
...ben daha sonra konuyla ilgilenirim, tamam mı?
Hayır daha kötüye sarmasın. Tamam, tamam sağ ol. Hadi görüşürüz.
(Şebnem) Aşkım!
-Hayatım. -Sana harika haberlerim var...
...ama önce dur öpeceğim. Oh... Çok özledim.
Ece'nin ödevi sınıf birincisi seçilmiş.
-Öyle mi? -Evet.
E harika.
-Göstereyim mi? -Göster.
Harika bir edit yapmış, getiriyorum.
(Gerilim müziği)
(Mesut) Evet?
-Hiçbir şey yok. -Nasıl yok?
-Tabelada kan yok? -(Nazım) Yok.
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Zil sesi)
Ne yaptın? Hişt!
Versene bana da ince.
İnce be!
(Konuşması duyulmuyor)
O polis buldu kızım seni. Çoktan buldu.
Okuluma gitmiş, mezuniyetimi falan araştırmış.
Vay... Akıllı adam! Armut gibi toplayacak şimdi seni.
Hayır bir şey olmayacak.
Aysel her şeyi tertemiz yaptı zaten. Hiçbir şey bulamaz.
-Bulamaz. -(Niyazi) Navigasyonu buldu.
Aha da buyur, hadi bakayım. Navigasyonu buldu.
Onu düşüneceğim.
(Şebnem) Düşüneceğim onu, şey yapacağım.
-Bana bak. -(Şebnem) Ne?
O ne lan?
Ne takıyorsun onu, akşam akşam?
Arabaya bırakmış.
-Kafa tutar gibi. -Ee, sen niye takıyorsun?
Kafasının içine girmeye çalışıyorum.
Ne biliyor, niye benimle uğraşıyor?
Hiç iz bırakmadım, hiçbir şey yok.
İz yok, bir şey yok. Sen yoksun, ceset yok.
Yok! Ceset aleti yok, cinayet aleti yok!
Vah vah!
Bana bak! Sen bir cozudun ha...
...bak ayarlar kaydı senin. Hiç iyi görmüyorum ben seni.
(İç çekti)
-Korkuyorum ben. -Yani korku değil de...
...sanki başka bir şey gibi diyelim ona.
Hani... Mesut...
...Mesut Başkomiser! Yandın lan adama, vuruldun adama.
Ya komiserim ne kadar yakışıklısınız ya...
...ben ki Sıçan Şebo. Ömrümde böyle de bir insan evladı görmüş değilim!
-Kes oğlum sesini, yok öyle bir şey! -Bittin lan sen!
Yandın lan adama.
Korkuyorum ondan. Korkmamam lazım.
Öyle bir gözüme bakıyor ki böyle beynimi okuyor sanki.
Evet, çok acayip bir adam, çok acayip bir adam, çok! Başka?
(Niyazi) Bittin kızım sen, bittin yandın!
Yani adama yandın.
Dur bakalım.
Gelince neler olacak göreceğiz. Ben de çok merak ediyorum. Ben de merak içindeyim.
Yok... Benim onu anlamam lazım.
O beni anlamadan benim onu anlamam lazım.
(Mesut) Büyük bir kavga çıkıyor...
...demirler kopuyor, tabelayı parçalıyorlar, ortalıkta kan yok?
-Ceset de yok. -Yok.
Niyazi'nin orada olduğunu da ispat edemedik zaten.
-Ne? Kaçırdım. -Neyi kaçırdın?
Temizlemişler diyorum. Ortalık tertemiz.
Bayağı profesyonel işi bu.
İz yok, kan yok, Niyazi yok.
Niyazi'yi öldürüp kaldırmışlar, ortalığı da! Profesyonel işi infaz.
(Bip) kim taşır?
Hadi taşıdın, saklamaya lüzum olmayan biri.
-Arbede de geç git. -Orası öyle.
(Gerilim müziği)
-Ne? -Ne?
-Agacığım yüzün değişti de. -Yoo...
İlginç bir teklif aldım da.
Hayırlısı.
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Gerilim müziği devam ediyor)
Kesecekler bu bacağımı da ha!
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Sessizlik)
Aşkım.
Uyudun mu?
Evet.
İyi geceler.
(Duygusal müzik)
(Martılar ötüyor)
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
-Hoş geldiniz. -Hoş bulduk.
Gideceğimizi yeri bildirdiler değil mi?
(Şoför) Tabii, biliyorum.
Yalnız yolda iyi bir kahveci var mı acil kafeine ihtiyacım var.
-Var merak etmeyin. -Süper.
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Kapı zili çaldı)
Ben açarım. Gidebilirsiniz.
-Ya... -Canım, tatlım...
Hoş geldin.
Ee, ne durumdasınız şimdi, en son nasıl ayrıldınız?
Telefonda öyle parça parça anlatınca resim sende tam oluşmadı değil mi?
Her bir detay o kadar önemli ki hiçbir şeyi kaçırmamamız lazım.
Çok haklısın. O yüzden hemen yanına geldim.
En baştan başlıyorum o zaman.
Bildiğin gibi ilk karşılaşmamız şirkette oldu.
(Kadın dış ses) Daha doğrusu Onur, bizim tesadüfen karşılaştığımızı zannetti.
(Kadın dış ses gülüyor)
(Kadın güldü) Yok artık!
-Şaka herhâlde! -Melisa?
-Tanıdın yani? -Tanıdım tabii, tanıdım.
O nasıl söz öyle, tanıdım tabii, tanımaz olur muyum?
Ya öyle bir baktın ki dedim beni...
...hafızasının en derin köşesinden çekip çıkarmaya çalışıyor herhâlde.
Yok hayır, yani...
Seni burada böyle birdenbire görünce şaşırdım.
Ben de... Ben de çok şaşırdım.
Kim derdi ki yıllar sonra New York'ta...
...bir 'start up' değerleme şirketinde böyle karşılaşacağız.
İnanamıyorum bir de 'investor-match' çıkarmışız.
Birlikte çalışıyormuşuz. İnanamıyorum!
Doğrusu şu an burada olup bitene ben de inanamıyorum.
Bir partneriniz var demişlerdi ama senin olabileceğin...
...aklımın ucuna bile gelmezdi.
Yalnız...
...yıllar hiç fena geçmemiş senin için.
Sen de iyi görünüyorsun.
Teşekkür ederim.
(Aysel) Bu durumu ben hiç anlamadım.
İnsan hayat boyu sevgilisi olmuş birini böyle tutuk mu karşılar?
Aysel anneciğim...
...yani haklısınız tabii.
Biz Onur'la bütün hayatımızı birlikte geçirdik.
(Melisa) Siz ona nasıl bir eğitim planı yaptıysanız...
...benim annemler de aynısı bana yaptılar bizi birlikte tutabilmek için.
Birlikte olmanız için ne kadar uğraştık.
-Ama işte. -Ama işte.
O Şebnem geldi, aldı götürdü Onur'u.
Aysel anne, bana bir bakar mısın ne olur?
Bak sana hiç yakışmıyor bu hüzünlü hâller, yapma ne olur.
Yani... Onur gizlice evlendiği zaman sen...
...kendi hâlini hatırla.
Yıkılmıştım.
Hayallerimdeki hayat, Onur'la ilişkimiz...
...her şey birden puf diye uçup gitti.
Ama işte...
...senin sayende yeniden görüşmeye başladık.
New York'a gide gele de bir şeyler yakaladık gibi sanki.
Ee, son durumu anlatacaktın?
Onur şimdilik kendini biraz geri çekiyor.
Ama endişeye mahal yok. Son görüşmemizde gerçekten bir şeyler yakaladık.
(Geçiş sesi)
(Melisa) Robert'la daha sonra görüştük tabii. Birlikte değiliz dedim.
İnanamadı.
-Yani evlenmemiş olduğumuza. -Evet.
Arkadaş kaldık deseydin.
Arkadaş da kalmadık ya!
(Gerilim müziği)
Sen hep böyleydin biliyor musun Onur.
Sessizliği arkasındaki cümleleri saklamak için hep ustaca kullanırdın.
-İtham ediliyorum galiba. -Yok canım. Hayır.
Keşke ben de senin gibi olabilseydim diyorum.
Öyle mi?
Sessizliği senin gibi ustaca kullanabilseydim.
O zaman her şey bambaşka olurdu.
Mesela?
Dürüstçe söylememi ister misin?
Sen de hep böyleydin zaten.
Eyvah!
Arkasından ne gelecek, çok merak ettim.
-(Melisa) Nasılmışım? -Ya biliyorsun işte.
Cesur!
Duygularını ifade etmekten hiç çekinmezdin.
Ya?
(Restoran ortam sesi) (Üst üste konuşmalar)
Burası çok gürültülü değil mi? Dur yanına geleyim, tam duyamıyorum.
(Melisa) Ee?
(Melisa) Anlat bakalım.
-Cesurmuşum. -Öyle.
Sonra?
Sonra...
...sonrası yok.
Aşk olsun ya!
Bana yapabileceğin en kötü şeyi yapıyorsun, biliyor musun?
Hakkımda bir şey söyleyip yarıda kesiyorsun. Meraktan öleceğimi bile bile.
Tamam, tamam gerçekten istemeden oldu.
Bir daha yok söz.
Artık çok geç.
-Bir tane daha? -Evet.
(Melisa) 'Cheers'.
(Müzik)
(Onur) Evet.
Ee...
Boston'daki iş yoğunluğunun kaç gün süreceği yarın belli olur.
Ben sana haber veririm hayatım.
Yok, iyiyim. İyiyim, çok iyiyim. Çok yorucu bir gündü.
(Müzik)
Ben seni yarın ararım, tamam mı? Hadi hoşça kal.
(Müzik)
Melisa.
Onur.
Of!
Neden karşıma çıktın ki sen yine?
Hayat, yarım kalan hikâyelerden nefret eder.
İnsanı...
...bütün olmaya zorlar.
Sen tekrar karşıma çıkınca dedim ki...
...işte benim eksik parçam.
Öyle mi?
O günkü gibi bakıyorsun, biliyor musun?
İlk öpüştüğümüz günkü gibi.
(Duygusal müzik)
Seni hiç unutmadım Onur.
Seni hâlâ çok seviyorum.
(Duygusal müzik)
-Melisa? -Efendim?
Bak, benim için çok yorucu bir gündü, dinlenmeliyim.
Sen de evine gidip yatarsan iyi edersin.
Resepsiyondan senin için bir taksi isteyelim, olur mu?
Aa!
Öyle mi diyorsun?
İsteyelim.
(Melisa dış ses) Yani bence aklı karıştı.
(Geçiş sis) Gözlerinde gördüm.
Emin misin? Onur kararlı durmuş gibi görünüyor.
Aysel anne, bak, bu dünyada kimse Onur'u senden daha iyi tanıyor olamaz.
Onun ne zaman duygularını filtresiz ifade eden bir çocuk oldu ki?
(Aysel) Orası öyle de...
...durum tespitini doğru yapıp ona göre hareket almamız lazım.
Biz duvarda bir gedik açtığımızı zannediyoruz ama...
Zannetmiyoruz, kesin öyle.
Ve sen o yüzden de yakın markaj için buraya geldin, öyle mi?
Yanında olmam gerekiyordu. Yüzdüm yüzdüm kuyruğuna geldim.
Bundan sonra New York'a gelmesini beklemek saflık olacaktı.
Diyorsun?
İyi. En güzelini yapmışsın.
(Aysel) Aferin sana.
(Gerilim müziği)
Hayatım.
-Ha? -Dalgınsın bu ara.
Kaçalım mı bir yerlere?
Kıpırdayacak durumda değilim. İnan çok yoğunum Şebnem.
Ne yapabilirim senin için o zaman söyle bakayım bana, ha?
Onur.
Onur?
-Ha? -Aa!
Gerçekten hiç gerek yok sevgilim.
Yakında her şey rayına oturur.
Ben de rahatlarım. O zaman bir yerlere kaçarız baş başa, olur mu?
Olur.
(Gerilim müziği)
Bazen ne istiyorum biliyor musun?
Ne?
O kafanın içine girmek.
Aa!
Neden?
Böyle seni yoran, üzen, kafanı karıştıran ne varsa hepsini silip süpürmek.
(Şebnem) Seni rahatlatmak için.
(Gerilim müziği)
(Erkek) Lokasyonu belirlediğini duyduk Onur.
Evet. On farklı şehir için uygunluk haritalara çıkarmıştık.
(Onur) Sonunda Adana'da karar kıldık.
(Erkek) Onur sadece bugün için değil... (Mesaj geldi)
...gelecek için de yatırım yapıyor.
Geleneksel sermaye tesislerine... (Konuşma kısık sesle devam ediyor)
(Mesut dış ses) 14.00?
(Gerilim müziği) (Konuşmalar anlaşılmıyor)
Senin eski kocan... Neydi adı? Ahmet.
Evet, Ahmet eski kocam.
Tamam.
Arıyor mu seni?
Yani hâlâ peşimde.
Hiç inanmadı, bir türlü kabullenemedi boşanmış olmamızı.
Teşekkürler.
Biliyorsun en başta yapılmaması gereken bir evlilikti.
Kalp kırıklığıyla verilmiş bir karardı.
Hem insan ne kadar uğraşırsa uğraşsın bazı şeyleri unutamıyor.
Hâlâ seviyorsun değil mi Onur'u?
Sevmekten asla vazgeçmedim ki.
Ama şimdi gerçekten bir şansımız varmış gibi hissediyorum.
Ya düşünsene, bunca yıl sonra tekrar bir iletişimimiz var senin sayende.
(Melisa) Harika bir şey bu.
Ben hayata geri döndüm sanki.
Gerçek yaşamıma. Ait olduğum yerden kovulmuş gibiydim.
Şimdiyse hakkım olanı almaya geldim.
Peki.
Kazanma ihtimalinin olduğunu düşünüyor musun?
Zamanında ben eskiydim, Şebnem yeni.
Şimdiyse Şebnem eskidi, ben yeniyim.
(Melisa) Hem onların çocukları var.
Şebnem'in başka merkezleri, başka öncelikleri var.
Benimse tek bir önceliğim var, Onur.
Ve bundan asla vazgeçmeyeceğim diyorsun, öyle mi?
Sen arkamda olduğun sürece.
Ama arkamdasın, değil mi?
Yani ne bileyim, on yıllık bir evlilik.
Sen ne demek istiyorsun?
Neden diyorum.
(Kadın dış ses) Bak, ben sana bir şey söyleyeyim mi?
(Geçiş sesi) Artık benim aklıma gümüşçü deyince...
...Aysel Hanım gelmiyor, direkt Şebnem.
(Kadın 1) Ee herhâlde artık, bütün bu gece bunu göstermek içindi zaten.
Davetler orada burada görünmeler. Kadın yerini çaktı resmen.
Bence de 'okay' zaten.
(Kadın 1) Sıkılmıştık zaten Aysel Hanım, Aysel Hanım, ay yani.
Yaşasın yeni kraliçe!
(Gülüyorlar)
(Geçiş sesi)
Ben Onur'u düşünüyorum. Sadece oğlumu.
Bu kız Onur'a yaramıyor.
Hiç. Ay, boş ver.
Şimdi geçmişin sağlamasını yapmayı bırakalım bugüne dönelim.
Onur, burada olduğunu biliyor mu?
Evet.
Haber verdim, görüşmeye ikna oldu.
Ve sen bana bunu şimdi söylüyorsun, öyle mi?
Bu nefis bir haber.
Ee, peki ne zaman buluşuyorsunuz?
'Today'.
Bravo.
Hiç vakit kaybetmiyorsun. Bravo.
-'Cheers'. -Hadi bakalım.
Şebnem düşünsün.
(Müzik)
(Şebnem dış ses) Bu polis benim dışımda nerelere gitti?
(Geçiş ses) Bize geldi.
-Kemeraltı'nı sordu. Sonra okula gitti. -(Bip) Kolejine mi?
-Evet. -Vay! Akıllı adam.
Aysel her şeyi tertemiz yaptı zaten, hiçbir şey bulamaz.
Navigasyonu buldu.
(Geçiş sesi) (Niyazi dış ses) Aha da buyur.
Hadi bakayım. Navigasyonu buldu.
Hah. Tufan, geldin mi?
Bu Eski Han'a gittin değil mi sen?
-Anlamadım Şebnem Hanım, nereye? -Nasıl nereye?
Tufan, gitmedin mi?
Yalnız bende öyle bir bilgi yok.
Nasıl öyle bir bilgi yok?
Onur delirir Tufan. Ece'nin künyesine al gel dedik ya sana.
Çok özür dilerim Şebnem Hanım. Ben nasıl unuttum onu bilmiyorum inanın.
Ah Tufan ya.
Nasıl telafi edebilirim ben bu durumu?
Düşünüyorum, dur.
Nasıl yapacağız?
Arkanı toplayacağız, mecbur.
Öyle mi? Gerçekten çok teşekkür ederim Şebnem Hanım.
O zaman ne diyeceksin?
Soran olursa gittin o akşam künyeyi aldın geldin.
(Şebnem) Hangi akşam? Onu da söyleyeyim.
Burada davet verdik ya biz, o akşam.
Gittin künyeyi aldın geldin. Soran olursa böyle dersin.
-Tamam. -(Şebnem) Hah.
Milim oynama, Onur anlar, ben de kurtaramam seni.
-Siz hiç merak etmeyin. -(Şebnem) Tamam.
Bana borçlusun.
(Tufan) Çok sağ olun Şebnem Hanım.
(Müzik)
İyi günler.
-Aa! Hoş geldiniz Memur Bey. -Hoş bulduk.
-Bölmüyorum, değil mi? -Yok, yok.
Tufan bizim elimiz ayağımızdır.
Ece'nin bir künyesi vardı da onu aldı geldi.
Çok güzel yapmışlar, onu konuşuyorduk.
Tufancığım, o zaman orası sende. Çok iyi yerdi.
Benim de birkaç tamir edecek eşyam var, beraber gideriz oraya.
-Neydi adı? -Eski Han'ı diyorsunuz.
(Şebnem) Evet, Eski Han sende.
Eski Han'a ne zaman gittiniz?
Birkaç hafta oldu.
Peki hangi araçla?
Tabii ki de benim aracımla.
Çünkü koltuğun yerini değiştirmişsin gene.
Bozuşacağız seninle Tufan, gerçekten bozuşacağız.
(Şebnem) Neyse.
Onun bugün çok işi var.
O zaman konuştuğumuz gibi Tufancığım, sana kolay gelsin.
Görüşeceğiz Tufan.
(Gerilim müziği)
Buyurun.
-Buyurun. -Teşekkür ederim, zahmet etmişsiniz.
(Bip)!
Evet Mesut Bey.
Okuluma gitmişsiniz, ta İzmirlere beni araştırmaya.
Siz nereden öğrendiniz bunu?
Aradılar, haber verdiler.
Yani okuduğum lisede benimle ilgili nasıl bir bilgi edinmeyi amaçladınız?
Pek akıl erdiremedim ama.
İşin ilginç yanı da o ya.
Hakkınızda hiçbir bilgi yok.
Yani, anlamadım?
Yani siz şu yıllıkta fotoğrafınız bile yok.
Hım.
Gençlik. Herhâlde yıllık çekimine gitmemişimdir.
Çekime gitmeseniz bile listede olmanız gerekmiyor mu Şebnem Hanım?
Yok muyum?
Yoksunuz.
Allah Allah!
Bir yanlışınız olabilir mi acaba?
Şey olabilir. Ben o dönemde böyle...
...okulu kırmıştım herhâlde tatil için.
Herhâlde o zamana denk gelmiş olabilir.
Hangi yıl?
Yani tam olarak ne zaman, nereye?
Ay!
Sorgu, sorgu, sorgu! Sizde meslek hastalığı olmuş olabilir mi?
Geçmişinizi araştırıyorum diyorum Şebnem Hanım.
Okulunuza gittim diyorum ve bu durum sizi tedirgin etmiyor mu?
(Mesut) Hâlâ sohbettesiniz de.
Mesut Bey, ben alışkınım.
-Neye? -Merak edilmeye.
Bir polis tarafından değil herhâlde, değil mi?
Herkes tarafından.
(Şebnem) İnsansınız neticede siz de.
Şimdi şöyle.
Ben Onur Gümüşçü'nün eşiyim.
İtiraf edin, siz de bizlerin hayatını merak ediyorsunuz.
Eğer hayatınızı merak edecek olsaydım giderdim cemiyet dergileri okurdum...
...hanımefendi.
Ama o satırların arkasında başka bir şey var.
Tam olarak onu arıyorum.
Neden?
Ne demek neden?
Bu hakikat arayışınızın sebebi ne acaba, merak ediyorum?
Yani size şöyle bir sorum olabilir mi?
Olayların arkasında başka bir hakikat aramak gibi...
...takıntı diyebilir miyiz?
Yani takıntılar neden gelişir biliyoruz.
Neden?
-Travma. -Öyle mi travmalar?
Çok ilginç.
-Kırgınlıklar. -(Mesut) Evet.
İşte ona varım.
Çünkü kırgınlıklar insanın gözünün arkasından asla gitmiyor.
(Genç Şebnem dış ses) Anne.
(Geçiş sesi) (Şebnem'in annesi) Gel.
Al şunları, al. Belim koptu zaten.
Ver. Sofrayı hazırladım.
Yemekler de hazır. Babam işten gelince ısıtacağım hemen.
İyi.
Bugün müdür yardımcısı beni yanına çağırdı.
(Şebnem'in annesi) Niye kız?
Korkma, bir şey olmadı.
Başta ben de öyle sandım korktum ama öyle değilmiş.
Benim matematiğim çok iyi ya hani.
Hoca da beni ulusal şampiyonaya yollayacakmış.
Allah Allah!
Bak sen. Ee?
İşte ulusal matematik şampiyonası var. Kazanınca direkt ödül.
Bir de zaten biliyorsun benim matematiğim iyi.
Benim için kolay yani bunlar.
Matematik şeysi diyorsun, öyle mi?
Evet.
Okul dışı hem.
Kazanınca ne oluyor kız, ödül falan?
Var, ödül var.
-Ne kadarmış kız? -Yok, para değil.
Yani kazanan matematik kampına İsviçre'ye gidiyor.
Çok güzel, değil mi?
-İsviçre mi? -Evet.
İsviçre mi?
Niye kızıyorsun ki?
Elinin körüne!
Kız sen cin olmadan adam mı çarpmaya çalışıyorsun?
-(Şebnem'in babası) Seda, ne oluyor ya? -Gel gel.
Gel de kızının ne haltlar karıştırdığını gör.
(Seda) Yok matematik şampiyonasına gidecekmiş de...
...yok kazanırsa İsviçrelere gidecekmiş de.
Kız sen bizi banka kasası mı zannettin?
(Seda) Yemeyeceğiz, içmeyeceğiz hanımefendiyi...
...yurt dışlarına göndereceğiz, öyle mi?
-Harcırah verirler ama. -Kes sesini be, kes sesini!
(Seda) Sana tek kuruş yok, anladın mı? Tek kuruş yok!
Çekil şimdi! Çekil gözüm görmesin! Sofrada ekmek yok!
(Seda) Git ekmek al gel hemen!
Hadi.
-At gibi gidiyor vallahi. -Evet.
Lan!
Şebo.
Çirkin kuş, gel bakayım buraya.
Sofradan bekliyorlar Niyazi. Ekmek almaya gideceğim.
Bana bak, ağlıyor musun lan sen?
-Yok. -Ha?
Ne oldu, anan baban mı üzdü seni?
Sevmiyorlar kızım işte seni, anla lan işte, sevmiyorlar.
(Niyazi heceliyor) Sevmiyorlar.
Yani içleri almıyor seni.
Anana babana da yazık lan.
Hâlin çok beter Şebo.
(Niyazi) Of, of!
Bak, sokaktaki kedi köpeği seviyorlar, seni sevmiyorlar Şebo.
Köpek yemez lan seni.
(Niyazi) Ya bırak sevmezlerse sevmesinler, nedir ya? Aman! Ağlama lan!
Hişt! Şebo!
(Geçiş sesi)
İşin ilginç tarafı ne biliyor musunuz? Anlıyorum.
İnsan ne kadar güçlü durmaya çalışırsa çalışsın...
...kaç yaşında olursa olsun, durumu ne olursa olsun...
...içindeki o kırgın çocuğa baktığımı anlıyorum.
Karşımdaki ne kadar göz kamaştırıcı olsa da.
(Gerilim müziği)
Tamam. O zaman ben size bir soru sorabilir miyim?
-Buyurun, tabii ki. -Sorabilir miyim?
(Mesut) Tabii ki deneyin.
Ee, nasıl bir aile ve hangi okul?
İlgi çekici hiçbir şey yok.
-Neden polislik? -Merak diyelim.
-Merak kediyi öldürür ama. -Ben kedi değilim demek ki.
Bir hayvan olsanız hangisi olurdunuz?
Bence siz kedi olurdunuz.
Bazen uysal, bazen vahşi ama asla evcilleştirilemez.
Yok canım, ilgisi yok bence.
Ama siz söylemediniz.
Neyse.
Ben kendime başka bir (Bip) alacağım. Siz?
Hâlâ var, teşekkür ederim.
Vallahi polisler su bile içmez diye biliyorum ama siz eşlik ediyorsunuz.
Herkes gibi değilim diyelim.
Onu anladım.
Çeşme limonu.
Onu kestikten sonra koklamak gerekiyor.
Hiç unutulmuyor kokusu.
Hatta...
Buyurun.
(Müzik)
Nasıl?
(Mesut) Teşekkür ederim.
Evet, gözlük.
Hıh, gözlük.
Ben de sizi bu yüzden çağırdım zaten.
Şebnem Hanım, arabanıza gizli bir şekilde girdim.
(Mesut) Gözlüğümü bıraktım.
Konuşmayacak mıyız bunu?
Konuştuk Mesut Bey, az önce de söyledim size.
Merak ediyorsunuz, sarıyorsunuz.
Size sarıyorum, öyle mi?
Hem de cinayet soruşturması kapsamında?
Yalnız Onur söyledi. Bu bahsettiğiniz kişiyle bizim hiçbir ilgimiz yok.
Onur Bey'le değil.
Sizinle bir alakası olabilir.
Benim? Nasıl bir alakam mesela?
Bilmiyorum.
Şimdilik ikiniz de İzmirlisiniz o kadar.
Pardon.
Evet ikimiz de İzmirliyiz, enteresan.
Koskoca İzmir, değil mi?
Hemşerimmiş bir de, öyle mi?
Şimdi daha çok üzüldüm aslında.
Tek bir şey söylesene.
Tek bir şey.
Ama gerçek olsun.
Konuşmayacağız yani, öyle mi?
Konuşmayacağım.
Konuşmayız biz.
Çocukların çoraplarını konuşurum, kurslarını konuşurum.
Kafedeki tortillanın bozduğunu konuşuruz arada.
Ama ben gerçek bir şey konuşmam.
-Konuşmayacağız yani. -Neden?
Burjuvazinin gizli çekiciliği diyelim.
Konuşmuyoruz.
(Gerilim müziği)
İyi misin?
İyiyim.
İyi misin?
(Müzik)
Şebnem iyi misin?
İyiyim iyiyim, sadece açım biraz.
Tamam, bir şeyler yemen lazım.
Ayağa kaldıracağım seni. Anlaştık mı?
Güzel, hadi.
Kalk, kalk, kalk.
Tamam mı?
Gel.
Şöyle uzan. Yavaş, tamam, tamam.
Uzan böyle.
Tamam.
İyi misin?
-İyiyim. İyiyim iyiyim. -Tansiyonun düştü.
Yardımcını çağırayım mı?
-Çok iyi olur, lütfen. -Tamam, bekle.
(Müzik)
Ee, hiç konuşmayacak mıyız?
Bizi? Yani nasılsın?
New York’tan sonra kendini nasıl hissediyorsun?
Aslına bakarsan ben bu konuyu bir daha açmayız diye umuyordum.
Neden?
Çünkü bunun ikimize de faydası yok.
Mutluydun. Mutluyduk ikimiz de.
Eskisi gibi.
Melisa bak...
...bu cümleyi sarf etmemek için şu dakikaya kadar elimden geleni yaptım.
Evet, biz çok güzel bir ilişki yaşadık.
Gençliğimizde.
Ama ben artık evliyim, bir ailem var. Sen de biliyorsun.
Ben bunlardan bahsetmiyorum ki.
Bana hissettirdiğin inanılmaz duygulardan bahsediyorum.
Sana olan aşkımı yeniden haykırdığıma inanamıyorum.
Bir seferlik bir şeydi.
Hataydı diyerek, seni üzüp kırmak istemiyorum ama...
...ne olur bu konuyu kapatalım. Tamam mı?
Nasıl kapatabiliriz ya?
Yıllar sonra beni yeniden öptün.
Biliyor musun, gözlerimi her kapattığımda...
...sıcaklığını hissediyorum.
-(Fısıldayarak) Melisa. -Efendim?
Lütfen.
-Çok teşekkür ederiz. -(Garson) Afiyet olsun.
(Onur) Teşekkürler.
(Melisa) Ya...
...kurt gibi acıkmışım. -Öyle mi?
Buna ne diyorsun peki? Yeniden karşılaştığımızdan beri...
...deli gibi yemek yiyorum, her şeyden inanılmaz tat alıyorum.
Resmen iştahımı açtın.
(Onur dış ses) Hayatım iyi misin? (Geçiş sesi)
Yiyorum, yiyorum.
(Geçiş sesi)
Bütün bunları tek başıma hissediyor olamam, değil mi?
Tamam, biliyorum. Sen hiçbir zaman böyle içine dönüp...
...ne hissediyorum diye düşünmeyi seven bir adam olmadın.
Ama artık zamanı geldi bence.
Değil mi?
-Ne içersin? -Soda.
(Erkek) Affedersiniz.
(Restoran ortam sesi) (Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
-Ne? -Asıl sana ne? Neyin var?
-Yok bir şeyim be, rutin. Ben işte. -Ben de yedim.
Kızım böyle bir yanakların kızarmış, bir tuhafsın.
Aa, bilmem!
Bana bak, Onur'la aşk falan mı tazelediniz?
Belki. Bilemezsin.
(Gerilim müziği)
İşte, geldi yine böcek. Masaları dinleyecek.
Sallarım şimdi en dip masaya.
(Bip) olsun Şebnem Hanım. Dido ne haber canım?
Teşekkür ederim Aydıncığım.
(Didem) Şebo'm ya, bu çocuğu o kadar çok seviyorum ki.
Hâl hatır sormadan geçip gitmez. Öyle samimi öyle candan.
Ah ah, dışı bizi içi cemiyeti yakar.
Magazinci olmak, nasıl desem...
...süper kahramanlık gibi bir şey. Biz yüzün şeker şerbet...
…öbür yüzün dosta düşmana korku.
Ama ne yaparsınız, her mesleğin kendine özgü birtakım cilveleri var işte.
Şu arka masayı hemen açtırayım mı sana?
-'No no, thanks'. Zaten bakayım. -(Hep birlikte) Aydın.
(Aydın) Merhaba canım, kızlar beni bekliyor zaten.
O zaman sonra görüşürüz.
-(Aydın) 'Hello' hanımlar. -Gel, gel.
-(Pembeli kadın) 'Hello' -Neden ilk bizim yanımıza gelmedin?
Sizi sevdiğimden, sizin tadınız ağzımda kalsın istiyorum.
Bak bak, nasıl sallanıyor kuyruğu. Kesin bir şey buldu bu.
-Salla. Aydıncığım senin bu saate kadar...
...İstanbul'daki tam turun bitmiştir, heyben dolmuştur.
Hadi birazcık bize de bir şeyler bahşet. Çok özledik Aydıncığım seni.
-Bomba geliyor bomba. -(Kadınlar birlikte heyecanla) Ay!
-(Aydın) Okursunuz yakında. -(Kadın) Dökül çabuk hadi.
Aa, daha neler. Şimdi yani...
...haberin havasını şimdi alırsam hesabımın etkileşimi düşer tatlım. Olmaz.
-(Aydın) Yapamam. -Ama haklı bir sebebi var baksana.
Çatlayacağız şimdi, hadi söyle. Hadi, hadi söyle.
Bence çatlayın biraz, değer.
-Hadi ben kalktım. -Aa, ne oldu ya şimdi?
Gideyim, işim var.
(Müzik)
(Yağmur yağıyor) (Sokak ortam sesi)
(Erkek) Oha Burak, kim lan bu kadın?
(Burak) Dur dur, bir yerden çıkartacağım.
-(Çaycı) Çay alır mısın abla? -Yok, sağ ol.
Evet, anlat bakalım, niye arıyorsun sen bu Niyazi'yi?
Demem bir şey. Sen, de önce.
-Oğlum konuşsana lan. -Konuşmuyorum, niye konuşayım?
Sen nereden tanıyorsun Niyazi'yi?
(Sokak ortam sesi)
-Kalk bakayım, kalk kalk kalk. -Ne?
-Kalk. -Ne var?
Tamam, otur.
Bak şimdi canım, sen bana soru soramazsın, tamam mı?
Çünkü bizim baktığımız yerde siz görünmüyorsunuz bile.
Uçurum yani, anladın mı?
Şimdi ben giderim, bunu emniyete gösteririm böyle...
...derim ki; bu ayı bana musallat oldu.
Senin dalağını düşürtürler, anladın mı?
Daha da gün yüzü göremezsin. Anlat?
Oğlum konuşsana lan.
Tamam ya tamam, anlatacağım.
Bu Niyazi, Selo'nun ıvır zıvır işlerini yapıyormuş. Ben aslında hiç görmedim.
-Karşılaşmadım bile. -Ee?
E'si bu suçu üzerine almış. "Ben Selo abim için yatar çıkarım", demiş, girmiş.
Sonra içeride ne olduysa olmuş. (Geçiş sesi)
(Gerilim müziği)
(İnliyor)
Sözler tutulmadı Selo, sözler tutulmadı lan.
Öyle bıraktınız lan beni.
Öylece bıraktınız lan.
(Mahkûmlar kahkahayla gülüyorlar) (Üst üste konuşuyorlar)
Ama bu böyle bitmeyecek.
Hepinizle tek tek görüşeceğiz.
Hepinizle tek tek hesaplaşacağız Selo.
Selo Bey...
...elbet bir gün buradan çıkacağım.
Çıkıp her şeyi öteceğim. Anlatacağım, herkes görsün.
Selo tek tek hesaplaşacağız Selo.
(Bip)!
(Geçiş sesi) Anlayacağın yamultmuşlar bunu.
-Atmıyorsun, değil mi lan? -Yok ya, ne atacağım.
Bana ne dendiyse onu anlatıyorum.
Şuursuz (Bip) zekâlı!
-Ee sen? -Borcum vardı, Selo abimize bir miktar.
Nereden? Hem ne iş yapıyorsun lan sen?
Baklavacıyım ben, el açması.
Öyle mi?
Az biraz kumar alışkanlığım vardı.
Böyle ay ay katlandı, birikti borcum.
(Geçiş sesi)
(Müzik)
(Müzik devam ediyor)
(Korkarak) Abi, yapma abi!
Köyde anamın evi var, satalım, dedim. Tamam, dedi.
-Vallahi ödeyeceğim abi. -Kes lan!
İyi dinle, sana bir iş vereceğiz.
-Bu işi yap, borcunu silelim. -Ne abi?
(Geçiş sesi) (Şebnem) Yani sana, Niyazi'yi indir...
dediler öyle mi?
-Evet, indir dediler. -Anladım.
Ben de gittim, salmışlar cezaevinden.
Yakalayamadım. İstanbul’a geldi, dediler.
Koca İstanbul, nasıl bulayım?
Sen de ne yaptın, gittin, tüm polis güçlerini görevlendirdin...
...bunu bulun diye, öyle mi? Gidip kayıp ilanı verdin?
Hay Allah'ım ya.
Yalnız söyleyeyim, Selo seni fena indirecek.
Abla, Allah'ını seversen Allah'ın adını verdim...
...nereden tanıyorsun sen bu Selo'yu? Sen kimsin abla ya?
Neyse, dur. Çözeceğim ben senin işini.
Bu da benim sana kıyağım. Dinle; gideceksin polislere...
..."ben Niyazi abimi buldum, mahallede gördüm", diyeceksin. Tamam mı?
-Sonra? -Tamam mı? Sus bir, düşünüyorum.
Sonra...
...Selo'ya gidip şöyle anlatıyorsun.
İyi dinle.
Nuruosmaniye'de bu Niyazi'yi buldum.
Tamam mı? Bir tane demir çubukla öldürdüm.
Cesedi attım boğaza.
Akıntıyla da bitti gitti.
Ya bana inanmazsa?
(Gerilim müziği)
Al.
Bu Niyazi'nin.
Tamam mı?
Bir dakika, dur. Ya Niyazi ölmediyse ya çıkıp gelirse...
...yeminle Selo keser beni. -Sen oraları karıştırma. O iş bende.
Sen Selo'nun ne kadar psikopat biri olduğunu bilmiyorsun herhâlde.
-Keser beni, diyorum. -Oğlum, bu Niyazi öldü.
Öldü, tamam mı?
Anladın mı?
Hadi.
(Gerilim müziği)
(Ayna açılma sesi)
(Sessizlik)
Bakalım, Şebnem Hanım nerelerde takılıyormuş?
Vay...
..."formumuzu koruyoruz.
'Gymlife'".
BT hocalar...
...fitness 'clup'lar.
Peki.
Göreceğiz bakalım formunuzu.
(Spor salonunda hareketli müzik çalıyor)
-Şebnem Hanım hoş geldiniz. -Hoş bulduk.
Bayağıdır yoksunuz, hastalandınız mı yoksa?
Yok, iyiyim, bir şeyim yok. Ama benim yükselmem lazım.
Yükselt biraz beni. Çok işim var, hadi.
O iş öyle hemen olmaz Şebnem Hanım.
Olur, olacak, olması lazım. Hayatım elimin ayağımın, zihnimin...
...biraz enerji dolması lazım. Şu yüzüme renk ver, hadi.
-Anladım ben sizi yalnız... -Ne?
Size şöyle beslenme programı mı ayarlasak? Beslenemiyorsunuz...
...kas tutmuyor. Hâlbuki şöyle 38 beden, sağlıklı bir beden oluştursak.
Allah aşkına, ne olursun yine başlama, 38 falan. Dana gibi mi olayım? Yürü.
(Spor salonu ortam sesi)
'Yes'.
Burası.
-(Melisa) Burayı imzalıyorum, değil mi? -(Erkek) Evet.
(Melisa) Tamam.
-O zaman hayırlı olsun. -Çok teşekkür ederim.
Bu arada ben on derslik bir BT paketi almak istiyorum, Samet Hoca’nızdan.
-Yıldız hocanız, değil mi? -Tabii de...
...Samet Hoca sonsuz kapalı.
-O ne demek? -(Erkek) Bir hanımefendi...
...Samet Hoca'nın bütün saatlerini kapattı.
(Erkek) Ne zaman uygun olup olmayacağı belli olmadığından...
...her hangi bir saat veremiyoruz yalnız.
Bir hanımefendi dediğiniz, Şebnem Hanım herhâlde?
Evet, bildiniz.
Tamam, ee...
...ben içeri gireyim artık. Ne taraftan girişi?
-Bu taraftan hanımefendi. -Çok teşekkürler. Görüşürüz.
Rica ederim.
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Sessizlik)
Efendim ısmarlamıştınız, geldi.
Buydu değil mi?
(Sessizlik)
(Gerilim müziği)
(Geçiş sesi) (Necmi) Size efendim.
-Ne ki bu? -Şebnem Hanım'dan.
Niye ki?
(Telefon çalıyor)
-Alo? -(Onur ses) Anneciğim nasılsın?
Canım çok iyiyim, sen nasılsın? Her şey yolunda mı?
(Onur ses) Hem de nasıl. Şebnem hamile. Çocuğumuz oluyor.
Ne? Ne? Şebnem... Ay...
(Onur ses) Alo? Anlamadım?
Çok tebrik ederim, diyorum. Çok.
Çok kutluyorum.
Gözümüz aydın.
(Geçiş sesi)
(Bebek ağlıyor) Hişt.
Ne oldu, torun da verdik sana? Babaanne de oldun.
Değil mi anneciğim?
Değil mi?
(Müzik)
Eyvah! (Telefon çalıyor)
Telefonum? Telefonum?
Alo? Onur.
(Onur ses) Anneciğim duydun demek ki. Dün kontrole gittik.
-İkincimiz erkek olacak. -Ya, ne güzel.
Şebnem bu sefer de bir erkek evlat verdi bize.
(Şampanya patlıyor) (Onur sevinçle bağırıyor)
Sağ olun, sağ olun.
Erkek evlat. Erkek evlat.
Cinsiyet önemli değil, diyoruz tabii de...
...kiminle top oynayacağım ben? (Bebek ağlıyor)
Değil mi?
(Müzik) (Emre bebek ağlıyor)
-(Necmi) Gönderelim mi efendim? -Evet.
Gönderelim ama şimdi değil.
Daha vakti var.
Şöyle bir güzel süsleyip...
...öyle gönderelim. -Hayhay efendim.
(Emre) ) Sen önce kendi arkadaşlarına bak, benimkiler süper.
(Ece) Tabii, ilkokul karizmanıza ekliyorsunuz orada da.
(Onur gülüyor)
(Emre) Ya baba gülmesene, ablama bir şey de.
(Onur) Bir şey. (Ece - Emre - Onur gülüyorlar)
(Onur) Şaka yapıyorum oğlum. Aa, şaka.
-Sevgilim iyi misin? -Yiyorum. Yiyorum yiyorum.
(Melisa dış ses) Yeniden karşılaştığımızdan beri...
...deli gibi yemek yiyorum, her şeyden inanılmaz tat alıyorum.
Resmen iştahımı açtın.
(Müzik)
(Şebnem dış ses) Mesut Bey. (Geçiş sesi)
-Ben alışkınım. -Neye?
Merak edilmeye.
(Geçiş sesi)
(Şebnem dış ses) Ben gerçek bir şey konuşmam, konuşmayacağız yani.
(Geçiş sesi) Tamam. Tamam, tamam, tamam.
İyi misin?
(Geçiş sesi)
(Müzik)
(Sessizlik)
Hiç öpmüyorsun sen beni.
-Öpeyim. -Öp.
Oh. (Ece gülüyor)
Ben bunun için yaşıyorum ya.
(Müzik)
-Bir şey mi oldu? -Yok, ne olabilir ki?
Hadi sen çiz, bir şeyler çiziyordun, böldüm ben seni.
Oturuyorum burada. Dinleniyorum senin yanında, iyi geliyor.
'Okay'.
(Müzik)
-Bir şeyler oluyor. -Ne? Ne oluyor?
Bilmiyorum.
Yani bildiklerim var da bilmediklerim de var.
Benim dışımda bir şeyler oluyor.
Yani, anlamadım.
Bilmiyorsan yoktur.
Balım benim.
Asıl bilmediklerin vardır.
Hayatın cehennemi de bu.
Bilmemek.
Bilmiyor olmak.
Başka şeyler var.
Bilmediğim başka şeyler var.
(Gerilim müziği)
(Didem) Beylere selam.
Bir dahaki sefere hep beraber bekliyorum sizi ona göre.
Bakmadın bugün falıma ama aşk olsun.
Daha geçen hafta baktım ya. Geldi mi o söylediğim haber?
-Söylemem. -Aa!
Nazlara bak.
Gel haftaya bakayım senin hesabına.
Eh, peki madem.
-'Love you' canım. -'Love you to'.
-İyi akşamlar, kendinize iyi bakın. -İyi akşamlar.
(Kadın müşteri) Of! Diyeti fena bozdum ben yalnız ha.
(Kadın müşteri 1) Bir seferden bir şey olmaz.
-Bak kaç gündür diyeti bozuyoruz? -(Kadın müşteri) Sen çok (Bip)!
Hadi kızlar kalkalım. Daha valeye haber vereceğiz.
-Evet. (Bip) kalkalım ya. -Hadi gel.
Bir kereden bir şey olmaz.
Tamam.
Versene bir tane.
(Üst üste konuşmalar)
Aydıncığım, ben seni bırakabilirim istiyorsan.
Olabilir tatlım.
Ama ben biraz daha buradayım.
-Tamam. -Siz devam edin.
Bye bye Didem.
-Görüşürüz o zaman iyi akşamlar. -(Aydın) Görüşürüz güzelim.
Gel bakalım.
Geleyim bakayım.
Neymiş şu herkese bahsettiğin bomba?
Sen nasıl duydun Didocuğum? Biz aramızda konuşuyorduk.
Ne yaptın sen, bu masalara böcek falan mı yerleştirdin?
Herkes duysun diye on kere volüme yapıp anlatmadın mı?
Amacına ulaştın işte.
Günahımı alıyorsun, yok öyle bir şey.
Bu benim 'exclusive' haberim olacak tatlım.
Yani aksine gizli kalması çok önemli.
Laf kalabalığı yapıp yoracağım diyorsun yani.
Karşılığında ne istiyorsun?
Hım.
Bir yıl hesap ödeyesim yok.
Öyleli, o kadar yani?
Az bile söyledim. O kadar yani.
Tamam, yediğin içtiğin bir şey değil zaten. Dökül bakalım.
Ne dökül? Daha bitmedi Dido.
Gemi azıya mı aldın sen acaba?
Bilmem, öyle mi yaptım acaba?
Kişiye özel haber yapıyorum tatlım, burada ucuza gidemem.
Aydın!
-Kafa göz dalarım sana. -Dalarsın.
Tamam.
-Başka ne istiyorsun? -Sizin salona 'golden' üyelik istiyorum.
Hiç bana öyle bakma, bütün haberler orada.
Millet birbiriyle GYM'de karıştırıyor.
Ben kapısından içeri adımımı atamıyorum Dido.
Tamam, ona da tamam.
Dökül artık.
Döküleyim artık.
Hah, işte burada.
Hazır mıyız?
(Gerilim müziği)
Bu ne?
Yalnız...
...ben bu haberi çıkacağım canım. Onu söyleyeyim yani.
Sen de takdir edersin ki büyük haber. Acayip şukul yapacağım.
Seni parçalarım!
İstersen parça pinçik edebilirsin hayatım ama ben bu haberi çıkacağım.
Çıkacağım, çıkacağım, oh çıkacağım.
(Mesaj geldi)
(Mesaj geldi)
(Mesaj geldi)
(Gerilim müziği)
Aysel Hanım, iyi geceler.
Işığınızı açık gördüm, bir sorun mu var?
Ay, yok. Yok.
-Kafam karışık biraz. -Niye?
Bir savaşa başlıyoruz.
Resmen ateş.
O yüzden hazır olmam, her şeyi düşünmem lazım.
(Geçiş sesi)
Demek...
...Onur'la hırsızlama evlendiniz, öyle mi?
(Aysel) Bütün o uydurduğun yalanları yutturdun bir güzel.
Bravo sana! Sonra da böyle baskın basanındır diye hop...
...kıydınız nikâhı.
Öyle oldu.
Yani yolumu kimse kesmesin...
...önde basayım dedim.
Sonra böyle evlilik sözleşmeleri falan filan...
...öyle çirkin şeylerle uğraşmayayım diye yani.
Evlilik sözleşmesi imzalamamak için öyle mi?
Peki, ben ne yaptım?
Ne yaptın?
Cemiyete karşı rezil olmamak için bu senin yalanlarını...
...temize çekerken çekerken...
...ne buldum?
Ne buldun?
Dünürlerimi buldum.
(Aysel) Ya!
(Aysel gülüyor)
Harika, değil mi?
Sevin.
(Aysel) Sana bir müjdem var.
Sevgili anneciğin ve babacığını...
...elim bir trafik kazasında kaybetmemişsin.
(Aysel) Ya. Ben gittim gözlerimle gördüm.
Çok hak verdim sana.
Aa, rezil.
Büyük sınıfsızlık, büyük.
Haklısın.
Ama olsun.
Gelsinler seni de görsünler şöyle.
Saadetini bilsinler.
Mutlu olurlar, değil mi? Ne dersin?
(Aysel) Ha?
Bilmiyorlar beni onlar.
Tahmin etmiştim. Tabii ki.
Şimdi gelip...
...Gümüşçülerin gelini olduğunu görürlerse ne yaparlar acaba?
Bana hiç bakma.
Ben alışığım böyle camıma yapışan sineklere.
Peki, sen ne yaparsın?
Onur'a ne dersin mesela?
(Aysel) Birlikte kurduğunuz evinizde...
...sofranızda ağırlayabilir misin anneciğinle babacığını?
(Gerilim müziği)
Anladım ben seni.
Evlilik sözleşmesini diyorsun, anladım.
Leb demeden leblebi.
İşte benim gelinim.
Getir. Nerede? İmzalayayım ver.
(Gerilim müziği)
(Aysel cenaze marşı mırıldanıyor)
Her sayfaya iki imza.
Zahmet olacak.
(Gerilim müziği)
Hayırlı olsun.
(Gerilim müziği)
Evet, sıkı durun, itiraflar geliyor.
Açık söyleyeyim, kız olacak olmasına çok sevindim ben.
Düşünebiliyor musunuz? İkinci bir Aysel Gümüşçü geliyor.
Oo!
Onu o kadar güzel yetiştireceğim ki.
Herkes böyle Aysel Gümüşçü neymiş bir görsün.
Ee?
-Ne oluyor çocuklar? -Anneciğim, inanın...
...yani biz de çok heyecanlıyız. Çok heyecanlıyız.
Yalnız isim konusunda küçük bir değişiklik yapmaya karar verdik.
Kızımızın ismini Aysel koymaktan vazgeçtik.
(Müzik)
Öyle mi?
-Neden? -Ya... Ee...
Geçen de çok acayip bir şey oldu. Geçen gece...
...Şebnem uykusundan uyanmış.
(Onur) Bir bakmış ben sayıklıyorum.
Ee... Ve uykumda...
...insanın inanası gelmiyor ama uykumda ne diyormuşum, biliyor musun?
Ece, güzel kızım.
Ece, güzel kızım diyormuşum.
(Onur) Sabah uyandığımda bana bunu söylediğinde...
...çok tuhaf geldi bana ve...
...dedim belki de dedim ben bilinçaltımda küçük prensesimin adının...
...Ece olmasını istiyorum.
Ona bunu söyleyince de sağ olsun sen nasıl istersen öyle olsun dedi.
Yani anlayacağın...
...kızımın adını Ece koymaya karar verdik.
Üzülmedin, değil mi anneciğim?
Yok canım, ne münasebet?
Tabii sen hani böyle şeyleri dert edinecek bir kadın değilsin zaten.
Tabii ki. (Telefon çalıyor)
Aa! Çok özür dilerim, buna cevap vermem lazım.
Hemen geliyorum.
(Telefon çalıyor)
(Onur) Alo?
Demek öyle diyorsun?
Ben demiyorum, Onur dedi, duydun.
Seni hiç sevmedim.
Hiç.
Bundan sonra da sevmeyeceğim.
Sen Onur'un isteklerini yerine getiren...
...manipülatör bir hizmetçiden başka bir şey değilsin.
(Aysel) Evet. Onur da sevmiyor zaten seni.
Biliyor musun?
Hiç kimsenin beni sevmesine ihtiyacım yok.
Tamam mı?
Kalbim kırılmaz yani, kıramazsın kalbimi, tamam mı?
Değil mi annesinin güzel kızı?
Değil mi benim Ecoş'um?
(Gerilim müziği)
(Aysel dış ses) Düşmanımızı...
(Geçiş sesi) ...asla unutmamamız lazım.
Haklısınız.
Asla.
(Gerilim müziği)
(Müzik)
Bulundu diyorsun yani Niyazi abin?
Evet amirim, mahallede görmüşler. Bana telefon ettiler.
-Çok iyi ya. Rahatlamışsındır. -Evet.
Ee, neredeymiş bu adam, niye kayıpmış?
Kız meselesi herhâlde. Niyazi abim böyledir işte.
-Nasıl? -Ha?
Ha mı, ha ne oğlum?
Oğlum doğru düzgün cevap versene lan, salak salak konuşuyorsun burada bana.
Ya bulunmuş amirim.
Yani var Niyazi abim, ben buldum onu.
Dosyamı geri çekeyim diyorum.
İlanını geri çekecektin niye ilan verdin o zaman?
Oğlum bu emniyet güçlerini niye oyalıyorsunuz?
Biz arkadaşların arası yapılsın diye mi buradayız?
Ee, iş güç nasıl?
Şükür amirim. Baklavacıyım ben, el açması.
Baklava ustası, öyle mi? Güzel. Çoluk çocuk?
Aa, oğlan. Ellerinden öper.
-Maşallah, Allah bağışlasın. -Âmin. (Bip).
-Sen fındık yemedin, fındık yer misin? -Yok, sağ amirim, almayayım ben.
Bu sohbet de böyle hiç kuru kuru olmadı.
Ben bir Türk kahvesi söyleyeyim, böyle sade, içeriz, değil mi?
Ben orta şekerli alabilirsem amirim.
Alabilirsin tabii canım, orta şeker ne demek? Lan yürü, çık git!
Benim canımı sıkma! Bir de orta Türk kahvesi diyor.
Hadi! Çıkışta evrak imzalatacaklar, haberin olsun tamam mı?
-Tamam amirim. -Durma, git hadi.
-İmzalamadan gitme, biliyorsun imza. -Tamam.
(Müzik)
Nasıl ya şimdi?
Öyle mahallede bulunmuş, öyle mi?
Evet, öyle.
Yoklamaya gelsin.
Ağacığım dosya kapandı. Biz daha ne...
...kovalayacağız daha? -Canım arkadaşım karakolu meşgul ettiler.
Emniyeti meşgul ettiler.
Yoklamaya gelsin.
Yalnız o iş senin dediğin öyle olmuyor. Prosedür diye bir şey var ağacığım yani.
Yılmaz!
-Tamam, isteyelim getirsinler abi. -İsteyelim Yılmaz, isteyelim.
Niye şunu aklıma hiç getirmiyorsun ya?
O (Bip) Selo gidip de Refik'i çoktan bulduysa...
...şikâyetini geri al, biz zaten Niyazi'yi indirdik dediyse?
Böyle mi kalsın olay?
Selo? Tabii ya, Selo takıntısı.
Ağacığım, o dosya kapandı yalnız, haberin olsun.
O kadınla da...
...bir daha görüşmezsin artık.
Yoklamaya gelsin.
Eyvallah agacığım, gelsin.
(Aysel) Sana sürpriz yapayım dedim ama oho!
Of! Her yer her yerde.
-Aa! Kolay gelsin. -Nasıl?
(Aysel) Kolay gelsin.
Keşke tam yerleşince ağırlasaydım seni Aysel anneciğim, hiç olmadı bu böyle.
Ne âlemdesin diye bakmaya geldim tatlım.
Tek başına ne kadar zordur bu taşınmak.
Aşk olsun ya, beni tanımıyormuş gibi konuşuyorsun.
Ben daha uçağa binmeden ayarlamıştım her şeyi.
(Aysel) Diyorsun? Tamam.
Birer espresso içer miyiz?
'Merci'.
(Melisa) Aysel anneciğim, kusura bakma, espresso bardakları daha çıkmadı ortaya.
Önemli değil.
Ne yalan söyleyeyim başlarda senden emin değildim.
Yani Onur meselesine...
...ne kadar sahip çıkacaksın, ne kadarını göze alacaksın?
Ama şimdi bakıyorum da Amerika'daki işini bıraktın, buraya yerleştin.
Motivesin, hırslısın, kuvvetlisin.
Bu hâlin çok hoşuma gidiyor benim.
Aferin.
Haklısın tabii.
Sonuçta bunca yıl sonra karşına çıkıyorum.
Değişmiş miyim, değişmemiş miyim, nasıl bir Melisa'yım?
Onur'u hâlâ seviyor musun, sevmiyor musun?
Aysel anneciğim, bu hayatta her şey değişebilir.
Ben değişebilirim, dünya değişir.
Ama değişmeyecek tek bir şey var. Benim oğluna olan aşkım.
Sen de bunu çok iyi biliyorsun.
Canım.
Canım kızım.
Seninle ilgili duygularım da asla değişmedi.
Gönlümden geçen yegâne gelin sendin.
Hep de öyle kalacaksın.
Ee, anlat bakalım, nasıl geçti buluşmanız?
Harika.
(Geçiş sesi)
(Melisa) Hemen şu bina, şurası.
Öyle mi?
Güzel mi, beğendin mi?
(Onur) Güzelmiş.
Teşekkür ederim bıraktığın için.
Rica ederim.
Yukarı gelmek ister misin? Kahve içeriz.
Başka sefere.
Yeni yerleşiyorum. Hem bir iki tavsiye verirsin, ne dersin?
Senin tavsiyeye ihtiyacın yok bence. Sen zevkini konuşturmuşsundur yine.
Peki. İltifatlarının hatırına seni şimdilik rahat bırakıyorum.
Ama en kısa zamanda bekliyorum, tamam mı?
Tamam.
Görüşürüz.
Görüşürüz.
(Müzik)
Bak tatlım.
Sen her fırsatta Onur'u ne kadar çok sevdiğini söylüyorsun.
Ama işte bu sevgiyle bu aşkla bu anılarla...
...sen bu savaşı kazanamazsın.
(Aysel) Kazanamazsın.
Onur'a odaklanman gerekiyor.
Onun ihtiyaçlarına, onun alışkanlıklarına...
...onun lüksüne. Rakibin çok kuvvetli.
Hem de çok.
O kadın Onur'u avcunun içi gibi biliyor, tanıyor.
Senin bu arayı hemen alman lazım.
Anlatabiliyor muyum?
Haklısınız Aysel anneciğim.
-O kadar haklısınız ki. -Maalesef haklıyım.
Ama yani sen böyle en ufak bir şeyde sendeleyeceksen eğer...
...biz nasıl birlikte yol alacağız, bilemiyorum.
Aysel anneciğim, çok haklısın.
Yani Onur için yapmam gereken daha bir sürü şey var, ben çok farkındayım.
Ama beni sen yönlendirsen. Sence başka ne yapabilirim, ne yapmalıyım?
Kafanda sadece benim sesim olacak.
Gözlerinde benim filtrelerim olacak.
Bir adım atarken Aysel annem ne düşünür diyeceksin.
O büyük hareketleri bir kenara bırak.
Yani sırf Amerika'dan buraya geldin diye Onur senin kucağına düşmeyecek.
Kafanı böyle küçük ayrıntılara çalıştıracaksın, anladın mı?
Peki.
Başka?
Başka?
En önemlisi...
...benden habersiz şuradan şuraya adımını atmayacaksın.
Fazladan en küçük bir hareketinde...
...o kadın senin kokunu alır...
...ve daha sen neye uğradığını anlamadan...
...seni ezer, bitirir.
Sonra da sen Onur'un arkasından ağlamaya devam edersin yine.
Anladın mı?
Anladım.
-Umarım. -Anladım.
Banyo ne tarafta? Oraya da bakayım gideyim ben.
(Gerilim müziği)
Çok az kaldı, hareket etmezsiniz Didem Hanım.
Hadi ama Raşel'im. Sen de biraz hızlı. Kaç saat oldu bir parçayı bitiremedin.
Hadi Şebo'm, hadi.
Aa, Şebnem Hanım'ın ölçüsünü yeniden almam lazım.
-Efendim? -Telefondaki Şebnem Hanım'sa...
...yeniden gelmesi lazım, kalıbı bol gelmiş.
Kalıbı niye bol gelsin Raşel'im? Belki sen dikemiyorsundur?
Şebnem Hanım sürekli zayıfladığı için ölçüsünü tutturamıyoruz.
Hatta geçen gün Aysel Hanım geldi. O da gelinin hâline üzülüyor.
-(Raşel) Besinsiz diyor. -Oo!
Ne oluyoruz?
Şebnem hakkında konuşmalar falan?
Sana mı kaldı Gümüşçülerin aile meseleleri?
Raşel.
Bak, Şebnem yoksa ben varım, ben yoksam Şebnem var, tamam mı?
Ne benim yanımda, ne bir başkasının, hatta akrabası dahi olsa...
...bir daha seni Şebnem hakkında konuşurken duyarsam...
...ki duyarım, biliyorsun, buradan ayağımızı keseriz.
Hatta buraya gelmek isteyen herkesin ayağını keserim...
...ki yapabilirim, biliyorsun.
Yok, yanlış anladınız Didem Hanım, ben kalıp bol gelince...
Anlaşıldı mı?
Hadi devam et.
(Gerilim müziği)
Melisa Hanım bu perdeleri ne yapacağım?
-Hepsini atın gitsin. -Tamam.
-Atın gitsin. -Tamam.
"Benden haber bekle." Yok ya!
Karışsın bakalım ortalık.
Karışsın.
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
'Hello world. I'm back.'
(Gerilim müziği)
Dido geldim hayatım, gerdin ama.
İki ayağımı bir pabuca soktun.
Tamam.
Tamam.
Mesut Bey.
Sizi evde görmeye alışkınız ama Manje?
Biraz konuşalım mı?
Konuşalım.
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
-Evet, sizi dinliyorum. -Önce emniyet kemeri lütfen.
Peki.
(Gerilim müziği)
Biraz uzaklaşalım konuşacağız.
(Gerilim müziği)
-Bizim burada ne işimiz var? -Niyazi bulundu.
Kayıp ilanını geri çekmişler.
Kendisi henüz gelip bize gözükmedi ama.
Kim dediniz, Niyazi kim?
Şebnem Hanım...
...siz çok zeki bir kadınsınız.
Hayır, düşünüyorum.
Şimdi hatırladım, şey bu... Niyazi, tamam, gariban.
Çok mutlu oldum, harika bir haber. İnanın çok mutlu oldum.
Süper bir haber. Süper.
(Derin nefes verdi) Evet.
Buraya kadar yani?
Buraya kadar, anlamadım?
Şebnem Hanım sizi tanıdığıma çok memnun oldum.
Gerçekten. Ama malum, polisim.
Yani bir daha karşılaşmak üzere diyemiyorum.
Evet, tabii. Sizinle karşılaşmak demek kötü bir şey yaşıyor olmak demek.
Tamam, bence de...
...umarım karşılaşmayız.
Tabii.
O zaman görüşmemek üzere.
Görüşmemek üzere.
(Müzik)
Ben gideyim o zaman.
İsterseniz bırakabilirim.
Yok, yok, zaten çok yakın, yürürüm.
Bu açılmadı ama.
Yardım edeyim mi?
Sıkışmış.
(Müzik)
Buyurun.
Tamam.
İyi günler o zaman.
İyi günler.
(Müzik)
(Araba çalıştı)
(Müzik)
Merhabalar Memur Bey, ben Şebnem Gümüşçü.
Bir şikâyette bulunmak istiyordum, beni yetkili birine bağlar mısınız?
Her zaman sekiz ricacı olurdu, şimdi niye yedi?
Efendim içlerinden birisi için acil ekstra bir zaman açmak durumunda kaldık.
Nedenmiş o?
Efendim Ümran Hanım'ın referansıyla özel olarak arandık.
-O hâlde ona yarım saat bir süre tanırız. -Hayhay.
Görüşürüz kendisiyle. Kim, adı ne?
Efendim listenin en sonundaki isim.
Ka-Kadıoğlu.
(Aysel) Kimdir bu, neredendir?
(Necmi dış ses) Köklü bir İzmir ailesi efendim. Hariciye geleneğinden.
Ayrıca gemi taşımacılığıyla da uğraşıyorlar.
(Aysel dış ses) O zaman bekletmeyelim, ilk olarak Arzu Hanım'ı alalım.
Kendisini derhâl görmek istiyorum.
(Gerilim müziği)
Evet, kızınız (Bip) Koleji'nde okumuş, öyle mi?
-Evet. -Adı nedir?
Elif, şimdi İsveç'te yaşıyor, doktorasını tamamladı.
-Ama orada yaşamayı tercih etti. -Hoş.
Gelininiz Şebnem Hanım'la okuldaşlar aslında.
Ama aynı dönemden değiller sanırım.
Buyurun, sizi dinliyorum, meramınız nedir?
Bizim bu zamana kadar yürüttüğümüz projeler...
...aslında daha çok eğitim desteği kapsamlı oldu ama sizin bu...
...sizin bu son kampanyanızdan aldığımız ilhamla...
...açıkçası cesur bir hamle yapmak istiyoruz.
Bu konuyu düşüneceğim. Size olumlu ya da olumsuz dönüş yapacağız.
Değerli vaktinizi ayırdığınız için gerçekten çok teşekkür ederim.
Bu arada sizinle yüz yüze tanışma fırsatı bulduğum için de çok mutluyum.
'Merci'.
Necmi, Arzu Hanım'ı kapıya kadar geçirir misin lütfen?
-'Merci', iyi günler. -İyi günler.
'Merci'.
Şebnem'in kendine seçtiği soyadına bak.
Bu kız ne yapıp edip bizim başımızı belaya sokacak.
Demek Gümüşçüler beni şikâyet etti, öyle mi?
Onları rahatsız ediyormuşum.
Peki.
(Müzik)
(Korna sesi)
Aracı alır mısınız lütfen?
Çok özür dilerim hanımefendi ama maalesef bugün çok doluyuz.
Ne olacak canım, şuraya bir yere sıkıştırıverirsiniz.
İmkânı yok.
-Bana yer yok yani. -(Vale) Maalesef.
Tamam.
Ben de kendime başka bir yer bulurum.
(Telefon çalıyor)
Geldim Didoş'um, geldim.
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
Dido ne oluyor?
Fena.
Peşreve hiç vakit yok, direkt konuya giriyorum.
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
-Ne o? -Hayır, hayır, hayır Şebnem.
-O ne? -Gördüklerinin hepsi gerçek.
Gördüğün gerçek. Ama merak etme.
(Didem, sesi boğuklaşarak) Şimdilik ortaya saçılmayacak.
Ben Aydın'la pazarlık ettim.
Ama onu biliyorsun, bu haberi eninde sonunda patlatacaktır.
O yüzden bize acil hareket planı lazım.
Yani kâr, zarar hesabı. Bu iş nereye gider bir görelim.
Yani göz mü yumalım, yoksa iş büyür mü?
Bak, arkanı dönmek, görmezden gelmek de bir çözüm.
Ama iş ya ciddiye binerse? O yüzden bizim önden basmamız lazım.
(Didem) Bak, ben araştırmalarımı yaptım, tamam? Öncelik, duyulmaması için.
Aydın'a hızla bir kurban veriyorum o da bu haberi yapmıyor, bizi bekliyor.
Ama bu arada bu ikisi ortalıkta görünürse biteriz.
(Didem) Önlem alırsak en az zararla halledebiliriz.
Adımlarımızı çaktırmadan atacağız, merak etme.
Bu operasyondan kimsenin haberi olmayacak. Sezmeyecekler bile.
(Gerilim müziği)
Şebo?
(Gerilim müziği)
İyi misin?
Bak, kendini topla. Şebo burada mısın, iyi misin? Şebo?
O fotoğrafı bana at Didem.
Ne?
Fotoğrafı bana at.
Ne yapacaksın?
Didem fotoğrafı bana at.
Hayır, sakın.
Onur'la yüzleşeceksen sakın.
Didem o fotoğrafı bana at!
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Gerilim müziği devam ediyor)
-Hoş geldiniz hanımefendi. -Hoş bulduk.
Dilerseniz sizi şu masaya alalım.
-Yo, ben burada oturacağım. -Maalesef mümkün değil, rezerve.
Hiç merak etmeyin, misafirleriniz gelene kadar ben kalkmış olurum zaten.
Yalnız 'full-time' rezerve.
'Full-time' mı, o ne demek?
Yani masa sahibi yokken başka birinin oturmasına izin veremiyoruz.
Mekân sahibinden bağımsız bir de masanın sahibi var, öyle mi?
-Evet efendim. -Hayret.
Bugün ben elimi neye atsam tutulmuş. Bir bana yer yok yani.
Gösterdiğim masayı beğenmediyseniz size başka bir masa ayarlayabilirim.
Yok, siz yanlış anladınız. Ben bu masada oturacağım.
Sizin üstünüz her kimse bana onu çağırın.
Aa, bakmayın yüzüme, hadi.
-Şebnem hayır! Hayır, sakın! -Didem!
-Şebnem yapma! -Dur Didem!
Bağırma, yapma. Çok büyük hata yapıyorsun.
Yapma Şebnem.
Şebnem sakın. Şebnem yapma, of! (Mesaj geldi)
Yolladın mı?
Onur'a yollama. Onur'a yollama! Sakın, bak Onur'la konuşmayacaksın.
Kudur ama Onur'a yollama. Onur'a yollama lütfen.
Şebnem beni dinle. Beni dinle, beni bir kere dinle lütfen.
Didem dinlemek istemiyorum.
Şebo'm, Şebo'm bak, sakin ol, tamam?
Beni dinle. Canım...
...biz buralara kolay mı geldik? Yaşadıklarımızı düşün.
Bak, üzerine yat, sonra yarın ne yapacağımızı konuşalım.
Bak lütfen. Bana gel, yatıp zıbaralım, olur mu?
Sana söz veriyorum, yarın bir strateji belirleriz, olur mu?
Şebnem bana bir şey söyle.
(Didem) Tamam Dido'm, ikna oldum, de.
(Didem) Tamam, bir gün bekleyeceğim, de ama bana bir şey söyle.
Kalbim kırıldı.
(Duygusal müzik)
Şebo.
Şebo'm.
Çok haklısın.
Ama bir gün bekle, olur mu? Bir gün.
(Duygusal müzik)
(Garson boğazını temizledi) Didem Hanım.
-Evet? -Bir sorun var, bakabilir misiniz?
-Tamam, ne sorunu? Siz çözün. -Yalnız biraz büyük bir sorun var.
(Üst üste konuşmalar)
(Üst üste konuşmalar)
(Fransızca konuşma), kimdi bu?
(Kadın) Aydın, bu kim Allah aşkına? Tam çıkaracağım, çıkaramadım.
Tanıyor gibiyim de.
(Bip).
Ne?
Öylesine canım, gülesim geldi.
(Aydın) Has kadın, değil mi? Güzel kadın.
Yalnız bu sima gerçekten bir yerden çok tanıdık değil mi?
O biraz gergin mi? Bir şey söyleyeceğim...
...o Şebnem'in masasına mı oturmaya çalışıyor?
Elini bile sürse şu an burada kıyamet kopar.
-Hadi inşallah canım benim. -Aa, Aydın...
Olay çıksın istiyor.
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Gerilim müziği devam ediyor)
-Hoş geldiniz. -Hoş bulduk.
-Nasıl yardımcı olabilirim? -Şöyle yardımcı olabilirsiniz...
...ben bu masada oturmak istiyorum ama personeliniz bana engel oluyor.
Çünkü bu masanın sahibi var, onun dışında kimseyi oturtmuyoruz.
Öyle mi?
Çok affedersiniz, sinirlerim bozuldu.
Şaka değil yani, gerçekten masanın sahibi var?
Her işletmenin kendine özgü uygulamaları olabiliyor.
Evet.
Bu Kaf Dağı sahibi kimmiş, çok merak ettim.
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
Bakın, burada mesele müşterimizin kim olduğu değil.
Öyle mi, nedir peki mesele?
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Gerilim müziği devam ediyor)
Bu dizinin ayrıntılı altyazısı FOX TV tarafından...
...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.
www.sebeder.org
Ayrıntılı Altyazı Çevirmenleri: Belgin Yılmaz - Bülent Temür...
...Çağıl Doğan - Hatice Başpınar Sunay Temür
Editör: Dolunay Ünal
(Jenerik müziği)
(Jenerik müziği devam ediyor)
(Jenerik müziği devam ediyor)
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.