All language subtitles for Sahane Hayatim 1

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic Download
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French Download
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian Download
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian Download
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish Download
ckb Kurdish (Soranî) Download
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil) Download
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian Download
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American) Download
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

(Hareketli müzik)

(Hareketli müzik devam ediyor)

Roho!

Efendim Şebnem Hanım?

-Hadi çık sen. -Nasıl?

-Çık. -Nereye?

Nereye?

Dolap, hayatım. Dolaba da bakmıyoruz.

Dünya eksik var. Git ellerinle güzel güzel seç getir, hadi.

Hadi.

Tamam.

(Müzik)

(Kapı açıldı)

(Müzik devam ediyor)

("André Rieu - The Second Waltz" çalıyor)

(Müzik devam ediyor)

(Müzik devam ediyor)

(Müzik devam ediyor)

(Kadın) Bizim dernekte Nisa var ya onun genç bir erkek arkadaşı var.

-(Kadın 2) Kim? Kim? Kim? -(Kadın 3) Yalan söylüyorsun.

Geldi bizimki!

-(Görevli) Hoş geldiniz Şebnem Hanım. -Hoş buldum.

-Merhabalar. Hoş geldiniz Şebnem Hanım. -Merhaba.

Buyurun.

(Kadın 2) Daha da mı zayıflamış o sanki?

Hayır yani neyle besleniyorsun, nasıl hayatta kalıyorsun?

(Köpek inledi) Michelle, 'no'.

Ayy, iştahım kapandı.

Size bir şey söyleyeyim mi? Kesin bunun içi içini kemiriyordur.

Kesin.

(Sessizce) Geliyorum.

-Buyurun Şebnem Hanım, hoş geldiniz. -Hoş bulduk.

(Müzik) (Ortam gürültüsü)

(Müzik devam ediyor)

Buyurun.

Evet.

Allah'ım!

Bal bu bal, bal. Nasıl geçti okul?

-Sıkıcı. -Bak ya!

-Tamam mıyız? -Evet.

Hadi. Tak kemerini.

-Aa! Ah, ah, ah! -Ne oluyor?

Dur anneciğim, dur kayma.

Dur, kayma.

Anne evi su basmış.

Anneciğim niye böyle geziyorsun? Sen erken mi geldin?

Dur, kayma. Kayma!

Şebnem Hanım eve geldim, boru patlamış. Suyu kestim ama...

...her yer suya battı. -Ah Rohocuğum be!

Iyy, dur.

Nasıl oldu bu böyle?

(Müzik)

Hay Allah! Sen de hiç dikkat etmedin mi?

Aa!

Ne oldu?

-Ne oluyor burada? -Sevgilim temiz su, dur.

Merak etme, yavaş.

Nasıl oldu bu?

Uff! Bilmiyorum.

Yaa! Ama...

Tamam, temiz su da... Hay aksi!

Ah ah ah!

Gitti.

Off ya!

Uff!

Ama sevgilim bu evin tesisatının bize sorun çıkaracağı belliydi.

Tamam, tamam da yani...

Tamam, tamam, sen sıkılma.

Hadi sen çık bahçeye çocukların yanına, hadi.

Hatta annene gidin siz. Al Roho'yu, çocukları git annene.

Ben burayı hallederim. Didem'den iki eleman alırım, hallederim ben.

(Hareketli müzik)

Şebnem Hanım, geldiler.

Şebnem Hanım, bizi Didem Hanım gönderdi.

İşte buralar toparlanacak.

Aşağıda malzemeler var. Roho göstersin size.

Biz hemen hallederiz. Geçmiş olsun. Yazık olmuş.

Çok da şey etmeyin... Olduğu kadar yani.

-Yok canım, tertemiz ederiz. -Etmeyin tertemiz, olduğu kadar.

(Müzik)

(Sessizlik)

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

-Kızım... -Anneciğim...

Onur yok.

Ne oldu buraya böyle?

Önemli bir şey değil, hallediyorum ben.

Onur'la çocuklar sende bu arada.

Bakarım.

Ee, Emre başladı mı klasik müzik dinlemeye?

Yoo.

Ne demek yoo?

Viyana'ya gidiyoruz şubatta klasik müzik konserine.

Konser sırasında uyusun mu çocuk?

Biraz kulağının alışması lazım.

Söylerim, isterse.

İsterse...

Şey bu...

...Rukiye Hanım vefat etmiş. Büyük evin sahibi.

Evet, biliyorum. Ee?

(Boğazını temizledi)

Değil mi? 280 yaşındaydı zaten. Ölmeyecek de ne?

Şey... Siz...

...liseden şeydiniz değil mi, sınıf arkadaşıydınız?

(Müzik)

Pazar günü çocukları kahvaltıya getirin.

Tamam.

Yemeden gelsinler.

-Tamam. -Yemeden! Şebnemciğim.

"Onlar zaten tok." diye bir cümle duymak istemiyorum.

Tamam, söz.

Hep söz veriliyor da gerisi yok değil mi?

Neyse, hiç sinirimi bozmayacağım.

Bir şey ikram etseydim, soğuk bir şeyler.

(Müzik)

Bırak şimdi.

Ne oldu?

Bu Rukiye Hanım'ın evi var ya, rahmetli Rukiye Hanım'ın.

Evi satılığa çıkmış.

Biliyorum, duydum.

Kaanlar dönmüyormuş Londra’dan.

Hmm.

Diyorum ki aşkım, biz alalım.

Ev çok büyük yani ev buranın en büyük evi. Bir de bir marka.

Bize çok yakışacak. Özellikle sana çok yakışacak.

Bak şimdi...

Fazla gösterişli değil mi?

Biz öyle şeylerden biliyorsun bilhassa uzak duruyoruz.

Kaç kuşaktır bizde sevilmez öyle abartılı şeyler.

-Sen de biliyorsun. -Biliyorum da o da şimdiye kadarmış.

Nasıl söyleyeyim, aşkım...

...ben çocuklara aslında bir güç, bir ego altyapısı vermek istiyorum.

Dünya değişti, her şey değişti. Sen de biliyorsun.

Ayrıca bu ailenin reisi de sensin.

Yani böyle şeyleri değiştirmek senin işin.

Aşkım üç kuşaklık öğretilerle mi devam edeceğiz Allah aşkına?

-Sen ne diyorsun? -Ben değil, sen ne diyorsun?

Senin fikrin önemli.

Bir kale kurmalıyız diyen sen değil misin sonuçta?

-Öyle de... -Öyle.

Öyle. O da benim kulağıma küpe oldu işte bu zamana kadar.

Bak...

...aşkım, bu diyeceğimi ciddiye al.

Aşkımdan söylemiyorum yani.

Çok zeki bir adamsın.

Çok akıllısın, yani...

...böyle değişiklikleri, böyle hamleleri bir tek sen yapabilirsin.

O yüzden aslında akıl danışıyorum sadece.

(Hareketli müzik)

(Çocuk sesleri)

(Hareketli müzik devam ediyor)

(Şebnem) Yok hayatım, zaten bu avam peyzajla yürümeyeceğim.

Sen işte yarın bir şeyler çiz, getir bana. Ercan'a da söyleyelim.

O da bir evin içini gezsin, bir düşünsün bakalım neler yapılabilinir.

Tamam. Öptüm.

(Onur) Ah! Ne?

-Faul, baba. -Dokunmadım bile.

-Faul, baba. -Kendini yere attın, gördüm.

Nerede bu evin kameraları?

Gel bakalım, gel, gel.

Bu kamera o tarafı görmüyor ki!

Attın kendini yere.

Anne, VAR yapamadık. Kamera şurayı görmüyor.

Aa!

(Onur) Gel buraya, gel.

Aa!

(Onur) Faul!

(Müzik)

(Şebnem iç çekti)

Sızdırıyor mu sence bu ev be?

Nasıl yani?

Ne bileyim, üst katta bir ıslaklık var gibi sanki ama...

Nasıl geçti okul, ne yaptın?

Hiç, saçmaladım. Çok kötü geçti.

Niye be?

Ne bileyim, dikkatim dağıldı. Patates ettim her şeyi.

Düzeltirsin, salla.

Öyle deyince olmuyor işte.

Çok seviyorum seni.

Dünyanın en harika kızısın sen.

Öff tabii, yalnız bir tek sen öyle düşünüyorsun.

(Taklidini yapıyor)

En doğrusunu annen bilir de ondan.

Oh!

(Müzik)

(Konuştuğu duyulmuyor)

-Okudun mu Aydın'ı? -Yoo.

Nasıl?

-Ne? -Dur, bekle.

Oh la la!

-Rukiye Hanım'ın evini? -Ne, ne olmuş Rukiye Hanım'ın evine?

Seninki büyük evi aldırmış ve çoktan taşınmış bile.

Aa! Şu anda bana göre saat 11.00 yönünde mekânın girişi.

-Yaman, Şebnem Hanım'ın kahvesinden. -Hemen.

(Müzik)

Ee, nasıl oldu?

Aslında tam bir şey değişmedi. Sen, Ercan yapınca gör.

Sana nefis fikirler ayırdım, yollarım bir ara.

-Tamam. -Aysel Hatun çıldırmıştır.

Daha taşınma telaşımız var dedik, gelmedi çok şükür.

Kızım herkes bunu konuşuyor. Aydın bile yazmış.

Böcek! Aradı o beni, açmadım.

Ama herhâlde bundan sonra biraz daha fazla arayacak.

Allah Allah! Niye?

Dernek başkanlığına aday olmaya karar verdim.

Ciddi misin?

Ay ay ay! Kankiler bir arada.

Şebnemciğim nasılsın? Aldık güzel haberlerini, güle güle otur.

Çok teşekkür ederim canım benim. İşte şimdi bir dolu iş, uğraş dur.

Olsun, en güzelini yaparsın sen.

Bu arada mimar lazım olursa söyle lütfen.

Söylerim, tabii söylerim. Niye söylemeyeyim?

Peki madem.

Sohbetinizi bölmeyeyim ben. Sonra görüşürüz.

'Okay'. Aşkım, ben yanına uğrayacağım zaten senin. Hadi 'love you'.

Baybay.

Bu da tam bir (Bip) zekâlı.

Boş ver. Ne diyeceğim. Şu benim dekorasyonum bitsin...

...İstanbul'un Kalbi'ne röportaj veriyorum.

Ne bileyim... Yapmasan mı acaba?

-Niye be? -Biri bir şey görür, bir şey olur.

Kim görecek? Her gün sosyal medyadayım zaten.

Doğru da ben bir kötü hissettim, yapma bence.

-Bu arada... -Didem, karabulut gibisin bugün.

Kızım biraz salsana kendini. Bırak, keyfini çıkarıyoruz şurada.

Bize bir şey olmaz.

(Müzik)

Harika bir çocukluk geçirdim. Annem beni çok severdi.

(Geçiş sesi)

Getirdin mi? Ver.

Değiştireyim şu ruju da...

Kırmızı süreceğim bu akşam.

Dudaklarım çıksın ortaya.

(Müzik)

-Çok güzel oldun anne. -Çok güzelim zaten.

Çok güzel kadınım ben.

Her şeyin de en iyisini hak ediyorum ya.

Kuyruğuma kabak bağlı olmasa.

-Anne... -Ne? Ne?

Bana da ruj sürelim mi?

Ruh kurtarır mı dersin?

İyi, gel bakalım sürelim.

Iyy!

Bıyıkların var be senin! Bir de ruj istiyor benden!

Çekil! Bak sakın dokunmuyorsun bunlara tamam mı?

Pahalı makyaj malzemesi bunlar.

Öyle misafirler gelince de ortalıklarda dolaşmak yok.

Çıtın çıkmasın sakın, doğru odana!

Rahat rahat bir akşam geçirelim be!

Ne dikiliyorsun? Gitsene!

(Şebnem dış ses) Annem önemli günlerde üzerime titrerdi.

Evin prensesi gibiydim diyebilirim.

(Geçiş sesi)

-Başladın mı? -Yok, bunlar prova.

Nerede kaldım?

Ben İzmir'deki Özel Amerika Kolejinde okudum.

Bence bu da hayatta bir insan için önemli bir şans.

En güzel yıllarımı geçirdim diyebilirim. Buyurun.

(Geçiş sesi)

(Müzik)

-Bitti. -Ne?

Bitti, bu sondu.

İyi, tamam.

-Bugün perşembe yalnız. -Ne?

Bugün perşembe baba.

Tamam.

Al.

(Müzik)

Şebo!

-Okula geç kalıyorum. -Gel, gel. Gel bir soluklan, gel.

-Ne haber, nasılsın? -İyiyim, sen?

Sağ ol.

Sen saçına bir şey mi yaptın?

Yok be ne yapacağım? Terledim.

Yapıştı işte bütün saçım.

Kızım ne (Bip) sen taşıyorsun yine bu lastikleri ki?

Ne yapayım, babamın fıtığı var ya işte.

Öyle de...

Neyse, ben okula geç kalacağım. Gidiyorum.

-Niyazi yok değil mi? -Yok, yok. Daha gelmemiştir.

Lan!

Sıçan Şebo!

Siz gidin geliyorum ben.

Ne yapıyorsunuz lan?

Öff! Kızım bu ne! (Bip) gibi terlemişsin. Leş gibi kokuyorsun ya!

Öff! Ver.

Bırak gideyim Niyazi, vallahi param yok. Yok.

-Harbi mi lan? -Vallahi yok.

Vardır üç beş bir şey. Bak çantana.

-Bak cebine falan vardır bir şey. -Vallahi yok. Al, gazozum mu vereyim.

İyi lan, ver. Hadi git şimdi. Git.

Git!

Ne oluyor oğlum? Ne oluyor?

Vay (Bip) zekâlı, sıçan Şebo!

Bu ne lan? Bir de yok diyor!

Bu para değil mi? Bu para değil mi oğlum? Para! Niye yok diyorsun?

Ne bu? Para!

Biz de para diyoruz oğlum! Yok diyor bir de (Bip) zekâlı.

Şebnem, iyi misin?

(Gerilim müziği)

Hadi görüşürüz.

-Şebnem, neredesin ya? -Buradayım.

Sana da günaydın.

Fatih Hoca kazananları panoya asmış. Bil bakalım kim?

Anlamadım?

Fatih Hoca lafını duyunca aklın gitti tabii.

Ne alakası var be?

Sen ona âşıksın.

-Hiç bile, değilim. Ne asmış? -Evet.

Matematik şampiyonu olmuşsun kızım, İsviçre'ye seni yolluyorlar.

-Oha! -Ya süper ya!

-Oha! -Keşke ben de gelebilseydim.

Şebnem, İsviçre var ya harika bir yer.

Gerçi sen şimdi Berlin'e gidiyorsun. Ben orayı tam bilmiyorum da.

Biz bizimkilerle geçen yaz Cenevre'ye gitmiştik.

Neyse, boş ver. Çıkışta bize gelsene.

Yok, ben gelmeyeyim.

Niye? Bir milyonuncu çağırışım.

Bak, bir gün ders çalışmazsan ölmezsin ya, bir gün.

-Vallahi bozulacağım artık. -Bozulma tamam, gelirim.

(Müzik)

Eviniz çok güzelmiş, gerçekten.

Sağ ol canım, biz de çok seviyoruz.

Hoş geldin bu arada.

Hoş buldum.

Hayatım elinizi yüzünüzü yıkamayacak mısınız?

Tamam, pardon. Gel Şebnem.

(Müzik)

Elif üzerini değiştiriyor.

-Eğer sen de istersen bir şeyler. -Yok, ben rahatım.

Teşekkür ederim.

(Şebnem) Ben de büyüyünce böyle kocaman bir mutfak yaptıracağım.

Nasıl, anlamadım?

(Şebnem) Hani çok çalışıp, para biriktirince...

...böyle kocaman bir ev alıp, içine de kocaman bir mutfak yaptıracağım.

Hatta ben kendim çizeceğim nereye ne koyacağımı.

Planın ne tam olarak, yani ben anlamadım?

Nasıl alacaksın böyle bir evi?

Çok çalışıp para biriktirerek.

Diyorsun?

Bak...

...benim dedem eski dışişleri bakanı.

Amcalarının hepsi de hariciyeci zaten.

Büyükelçiler falan.

Eşimin ailesi ülkenin ilk denizcilerinden.

Kuru yük gemileri var.

Sen hiç kuru yük gemisi gördün mü?

Tabii, biliyorum.

Şimdi sen çok çalıştın diyelim.

Tabii yani tam olarak ne yapacaksın, ben anlamadım ama...

...ailem neci demiştin?

Babam lastikçi benim.

Annem çalışmıyor.

Anladım canım.

(Elif) Vay! Bakıyorum da muhabbeti koyulaştırmışsınız, değil mi?

Anne, Şebnem çok akıllı bir kız biliyor musun?

Hatta kendisi matematik şampiyonu.

Zaten bizim okul ona burs veriyor. Direkt para vermeden okuyor yani.

Burs?

Tabii.

Aa! 'Muffin'.

'No'! Bak, fırında et var.

Ayrıca ne yapıyoruz? Kilomuza dikkat ediyoruz, değil mi Elifciğim?

Ama belki yemekten sonra ikinize de birer parça veririm.

(Elif) Süper.

Şebnem, gel.

Sana çok güzel bir şey göstereceğim.

Şebnem, bak bu New York 'steak'.

Biz ilk bunu New York'ta yemiştik. Şaka gibi bir lezzeti var.

Sen de sever misin Şebnemciğim?

Ben bilmiyorum.

Değil mi?

Şebnem, sen benim canım köpeğimle tanışmadın değil mi Bacio'yla?

Ben hemen bahçeden çağırıp geliyorum.

Nerede kalmıştık?

Ha.

Sen şimdi çok çalışıp bizim evleri alacaktın, değil mi?

-Ben öyle demek istemedim. -Bak şimdi...

...sen çok çalışıp, üniversite de kazanırsın.

Sen çok çalışıp bir işe de girersin.

Bir de böyle çok çalışkan falan deyip yükseltirler seni.

Sonra çok donanımlı bir beyaz yaka olursun.

Bir de böyle senede bayağı 30 bin dolar falan kazanırsın.

Bu ev ne kadardır sence?

Bu, buranın en büyük evi.

'The ev' yani, anladın mı canım?

Buralar böyle her yürüyüp gelen için değil.

Siz beni yanlış anladınız.

(Elif'in annesi) Yok, gayet doğru anladım.

Bizler alışığız bu alttan gelen hınçlara.

Elif'i hep korumak istiyoruz böyle şeylerden.

Ama işte...

...bazen de olmuyor.

Sizler bir şekilde bizim içimize sızıyorsunuz.

Arkadaş gibi görünüp, içten içe nefret ediyorsunuz.

(Elif'in annesi) Bizler derneklerde çalışıyoruz, size burs veriyoruz.

Siz ne yapıyorsunuz peki?

Bizim soframıza, mutfağımıza çökmeye çalışıyorsunuz.

(Şebnem dış ses) Onur hep her çocuğun büyüdüğü...

(Geçiş sesi) ...yani çocuk olmayı bıraktığı...

...bir an vardır der.

Ama benim öyle bir anım yok. Yani hiç hatırlamıyorum.

(Geçiş sesi)

(Şebnem dış ses) Belki de hep çocuk kalmışımdır.

Şimdi ben sana bir şey diyeyim mi?

Bu benim böyle pembe, tatlı hâlime bakma.

Elif'e bir şey yaparsan eğer...

...gebertirim seni!

(Elif'in annesinin sesi yankılı) Gebertirim seni! Gebertirim seni!

(Elif'in annesi dış ses) Ne kadar biliyor musun?

Bu, buranın en büyük evi. Nasıl alacaksın böyle bir evi?

Buralar böyle her yürüyüp gelen için değil.

Sizler bir şekilde bizim içimize sızıyorsunuz.

(Bip)!

Burada Onur'a ve çocuklarıma en sevdiği yemekleri yapıyorum.

Her gün de yeni yeni şeyler deniyorum aslında.

Neyse, devam edelim.

(Geçiş sesi)

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

(Şebnem dış ses) Hayatta pek çok akıl hocanız oluyor.

Hepsinin de insana bir katkısı var tabii.

Onların sevgisi ve aklı büyüttü beni bir yandan da.

Gel Şebnem, gel.

Tebrik ederim.

Teşekkür ederim hocam.

Kamp nisanda değil mi?

Nasıl bir hazırlık yapmam lazım?

Gidecek misin?

Kazandım diye biliyordum.

Kazandın.

Ben de kazanmıştım zamanında.

Matematik şampiyonu çok havalı, değil mi?

Demek gideceksin.

Giderim diye düşünüyorum.

Senin baban lastikçiydi, değil mi?

Burslusun da. Nedir hayalin?

Bir gün bu okulun öğrencileri, onların velileri kadar zengin olmak mı?

-Yani bilmiyorum. -Bak, ben sana söyleyeyim.

Herkes kendi sermaye sınıfını atlamaya çalışır.

Alt sınıfta dünyaya gelmiş herkes.

Anasından, babasından daha üst bir sınıfa geçeceğinin hayaliyle yaşar.

Ama öyle bir şey yok.

(Fatih) O hayaller en geç 30'unda falan patlayıp söner.

Sen hiç matematiği çok iyi diye birinin zengin olduğunu duydun mu?

En fazla olacağın benim gibi öğretmen olmak işte.

Az önce çıkan kadın Arzu Hanım.

Kızının başarılı olmasına lüzum bile yok.

Bir lafıyla dünyayı değiştirebileceğine inanıyor.

Al.

Evrakların burada.

Biletini karşılıyorlar. Biraz bir harcırah veriyorlar.

(Fatih) Pasaport ve vize çıkarman lazım.

Pasaport çıkarmak için para da verecekler mi?

Yok işte.

Onu da öğrenci kendi halleder herhâlde diye düşünüyorlar.

Ta oralara gitmek istediğine göre.

Anladın mı şimdi beni?

(Hüzünlü müzik)

(Elif) Şebnem!

Şebnem! Şebnem! Ben de geliyorum.

Nereye?

Ee, İsviçre'ye işte.

(Elif) Annemin liseden bir tanıdığı varmış...

...arayıp rica etmiş, bana da yer açmışlar.

Birlikte olacağız kızım.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Hüzünlü müzik)

(Hüzünlü müzik devam ediyor)

(Hüzünlü müzik devam ediyor)

Okuldan mı?

Okulu bıraktım, bir daha gitmeyeceğim.

Tamam.

Genciz ya biz, gençken insana hiçbir şey koymuyor.

Senden daha avantajlı insanlar, çok zenginler, çok avantajlılar...

...hiçbirini içerlemiyorsun. Neden?

Çünkü diyorsun ki kendi kendine ben de onların yerinde olabilirim.

Daha vaktim var. Hayat uzun.

Geri zekâlıyız biz.

Üzerime düşen her şeyi yaparsam ben de onların yerinde olabilirim.

Onlar kadar zengin olacaksın. Nereye oluyorsun?

Sen mesela, sen ne yapacaksın? Tamirhaneler kralı mı olacaksın?

Söyle.

-Düşünmedim. -Düşünme! Düşünme yoksa delirirsin.

Hayal kurmak insanı delirtir.

Yok, çünkü bir şey olmayacak!

30'muzda, 40'ımızda da bir bakacağız hâlâ buralardayız, sürünüyoruz.

-Yani? -Yani canım...

...dünya, çıkış yok.

O zaman biz de burada mutlu olmanın yolunu buluruz.

Hem belki senin dediğin gibi öyle zengin ya da bir şey olmaya gerek yoktur.

O ne öyle çaresiz çaresiz laflar?

Bir de tabii güzel olmak gerekiyor. Çok güzel.

Ben anladım ama.

Bazen bir kızın bir şeyler yapması gerekiyor.

Herkes sana haydut diyorsa...

...belki de haydut olman gerekiyordur.

Bir planım var.

Ama önce elime bir tomar para geçmesi lazım.

(Niyazi) Ya bırak Allah aşkına, bir tane pilav ısmarlayacaksın be.

Ya ne uzattın be?

Hep aynı şey ya.

Ayran ısmarla.

(Gerilim müziği)

Vay benim Selo abim be.

Vallahi ya kral ya kral. İzmir'in kralı be.

Vallahi var ya... Abi hoş geldin Selo abi.

Eyvallah abi. Kralsın kral Selo abi.

(Gerilim müziği)

(Şebnem'in babası) Hoş geldiniz.

(Gerilim müziği devam ediyor)

Selahattin Bey, vallahi sizi görmek büyük şeref ya.

Lastikleriniz hazır.

Değiştirelim hepsini.

Hayhay, hayhay. Her zamankinden.

Sizin için en kalitelisi, en iyisi, size en çok yakışanı, değil mi?

Çocuklara söyledim hatta dedim Selahattin Bey gelebilir...

...lastikleri bugüne hazır edin dedim. -Acelem var.

Hemen. Oğlum.

Bak buraya, bak.

Günaydın. Kahve söylüyorum size.

Yok, almayayım, sağ ol.

Ee şey vardı. Sizin oğlunuz benim sınıf arkadaşım.

Dedi ki yengesi gündelikçiden pek memnun değilmiş.

Bir şans verirseniz, ben yapabilirim öyle temizlik falan her türlü.

Okulun yok mu senin?

Hallederim. Öyle gündelik falan.

Öbür gün uğra o zaman, yönlendirsinler.

(Gerilim müziği)

Kendi kendine mi taşınacak bunlar dükkâna?

-(Şebnem'in babası) Niye bu saate kalıyor? -Hallediyorum.

(Şebnem'in babası) Hallet tabii.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Ne yapıyorsun sen burada?

Anlamadım?

Diyorum ki lastikleri niye sen taşıyorsun? Bırak.

(Şebnem'in babası) Vay başkomiserim, saygılar, selamlar.

-Hoş geldiniz. -Merhaba.

Tanıştırayım, kızım. Malum bugün tatil babasına yardımcı oluyor.

Madem tatil niye şu an gezmiyor, sanayide lastik taşıyor? Gitsin, gezsin.

Doğru.

-Bir sorun mu var başkomiserim? -Yok. Sana birini soracağım.

Tabii, buyurun.

Bak bakalım.

Adı Selahattin.

-Yok, çıkaramadım. -Bir daha bak.

Yok başkomiserim, tanımıyorum.

Neden yalan söylüyorsun lan?

Az önce lastiklerini aldığın adam, değil mi?

Lastiklerin hepsini teker teker emniyete bekliyorum, anlaştık mı?

Anlaştık başkomiserim.

Çık, gez. Hayatın tadını çıkar. Daha gençsin. Film izle, sinemaya git.

(Başkomiser) Tamam mı?

Tamam mı babası?

Eğer ki kızını bir kere daha burada çalıştırdığını görürsem çok fena olur.

(Şebnem'in babası) Yok başkomiserim, dedim ya, bir seferlikti bir daha olmaz.

(Müzik)

Var mı paran?

Biletin benden olsun.

(Müzik)

-Lastikler. -Anlaşıldı.

(Müzik)

Hişt Şebo, baksana bir.

Ne konuştu seninle Mesut Başkomiser?

-Mesut muymuş adı? -Evet, Mesut adı.

Kızım bak, dağıtır burayı ha. Selo abi bile korkar ondan.

Herif başkomiser lan, organizenin kaplanı.

Kızım ne bakıyorsun aval aval, sana soruyorum ne dedi diyorum ya?

Hiç.

Hiçbir şey demedi.

Hâllere bak, hâllere!

Sıçan!

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Konuşma duyulmuyor)

Onu al.

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Konuşmalar duyulmuyor)

Geç.

(Şebnem boğazını temizledi)

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Temizlikçi istedik, şu başımıza gelene bak.

Of!

Bir yanlış anlaşılma oldu galiba.

(Gerilim müziği)

Yapar mısın sen bu işi?

Ha?

Hişt!

(Gerilim müziği)

Yaparım.

İyi.

Temizlik malzemeleri yukarıda.

Geç.

(Gerilim müziği)

Yalnız benim ücretim.

Tamam lan, ödeyeceğiz. Hadi.

On katını isterim.

Bak ya!

İyi.

Olur.

Hadi.

Hadi dedim!

Beni öldürecek misin?

Marifetine bağlı.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Çırak) Dolduruyorum çayını.

Yemeyeceğim, aç gel dediler. Ben çıkıyorum.

Kaç saat sürecekmiş bu ameliyat?

Altı falan galiba.

Manyak mısın kızım sen?

İyi olacak, iyi. Bak gör.

(Gerilim müziği)

Lan sıçan Şebo.

Ne yapacaksın lan, lastikleri mi indireceksin?

Hey maşallah be.

Hişt! Gülle takımına alalım mı lan seni (Bip)?

Çekil! Çekil!

Ulan çirkin bu tiple ancak kamyon şoförü olursun lan.

Allah'ın çirkini! Sıçan Şebo!

Bu ne? Hişt! Ver bakayım onu bana!

-Git Niyazi ya! -(Bip)! Kızım ver!

Bakacağım ulan, bakacağım. Hişt kızım!

Ulan! Ulan bırak!

Bakayım ne varmış içinde?

(Gerilim müziği)

Banka mı soydun lan?

(Niyazi) Kedi olalı bir fare tuttun lan.

Ulan sabah sabah şansa bak be.

Aferin lan sıçan, aferin lan sana.

Ah, ah!

Ah, ah!

(Niyazi inliyor)

(Niyazi) Lan Şebo!

(Niyazi inliyor)

Manyak karı!

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

(Müzik devam ediyor)

Refakatçin yok mu?

Niye, hemşire hizmetiniz yok mu? Dünya para veriyorum ben buraya.

Var tabii, tabii. Bir şey isterseniz düğmeye basabilirsiniz.

(Müzik)

Peki Onur Bey'le nasıl tanıştınız?

Onur hiç beklemediğim bir an karşıma çıktı.

Yani hayat müthiş tesadüflerle dolu gerçekten.

(Geçiş sesi)

(Müzik)

(Hostes) Hoş geldiniz.

Hoş geldiniz.

(Müzik)

-Tekrar hoş geldiniz. -Hoş bulduk.

Her hafta böyle.

Öyle, işlerim biraz yoğun. İstanbul'a çok sık gidip geliyorum.

Aynı gün de dönüyorsunuz.

Evet, mecbur, işler beklemez.

İyi yolculuklar.

(Müzik)

(Müzik)

(Kadın yolcu) Kardeşim bize bir gelin getirdi düşman başına.

İş ciddiye binene kadar melek gibiydi.

-Tamam ablacığım... -(Hostes) Ne alırsınız?

-Neler vardı? -(Hostes) Portakal suyu, bir de limonata.

Portakal suyu mu alsam, limonata mı? Portakal suyu alayım ben.

İş ciddiye binecekken...

Yanlış yapıyorsun.

Anlamadım?

Ama ben ne yapmaya çalıştığını anladım.

Tek avcı sen değilsin burada. 'Business' madendir.

Şansını deneyen çok gördüm buralarda. Hatta bir ara ben de.

(Didem) Neyse.

Diyeceğim o ki böyle boşa atma batarsın.

(Didem) Sen bana numaranı ver.

Ben kayda değer bir şey çıkarsa sana haber vereyim.

(Müzik)

Anlaştık.

(Hareketli müzik)

-Çok pardon. -Kusura bakmayın.

-Rahatsız ettim. -Sorun değil, rica ederim.

(Hareketli müzik)

Oh!

Ben uçaktan biraz korkuyorum da.

Öyle mi?

Takımınız çok şıkmış.

Hım, teşekkür ederim.

Mesleki deformasyon. Ben tasarımcıyım da.

Öyle mi?

Şebnem ben bu arada.

Onur.

Onur Gümüşçü.

Memnun oldum.

Ben de.

İzmir'de mi yaşıyorsunuz?

Yok, hayır. İstanbul'da yaşıyorum.

(Onur) Bir iş toplantısı için İzmir'e gitmem gerekti.

Aslına bakarsanız çok heyecanlı bir projenin peşindeyim.

Enerji alanında faaliyet gösteren bir şirketim var.

Temiz ve depolanabilir enerji üretiyoruz.

(Müzik) (Konuşmalar fısıltı olarak geliyor)

Ee, oldu galiba?

Bakalım. Bilmiyorum daha.

(Didem) Hadi o zaman.

Kimsin sen?

Yani gerçekte?

Çünkü söylediğin kişi olmadığını biliyorum.

(Müzik)

Hiç.

Hiç kimseyim.

Bu kadar. Sorma gerisini.

'Okay'. Ben de hiç kimseyim.

Belki bu sayede...

...biri olursun, beni de görürsün.

(Müzik)

(Şebnem dış ses) Onur'u gördüğüm gün onun birlikte yaşlanmak istediğim...

...adam olduğunu hemen anlamıştım.

(Erkek muhabir dış ses) Aysel Hanım nasıl karşıladı sizi?

(Geçiş sesi)

Kızı gibi. Yani Aysel annemle birbirimizi gördüğümüz andan beri çok severiz zaten.

(Geçiş sesi) Kader bizi buluşturdu anne.

Demek ki ben bugüne kadar...

...hep Şebnem'le tanışabilmek için yaşamışım.

Yok artık!

Efendim?

Aa! Neyi olmuş da böyle olmuş diyorum.

Onurcuğum, biz Şebnem'le böyle içeride biraz da kız kıza konuşalım diyorum.

-Ne dersin? Sen de amcamla... -Aa!

Hemen düğün hazırlıkları, öyle mi? Amca bak, kadınlar işte.

Anneciğim, ben her şey Şebnem'in istediği gibi olsun istiyorum.

(Onur) Onu lütfen zorlama.

Hiç kuşkunuz olmasın.

Hadi canım.

Gel bakalım tatlım.

Otur şöyle.

Ciklet mi çiğniyorsun sen?

(Müzik)

Bak tatlım.

Seni araştırdım.

Onur'a söylediğin her şey yalan.

Evet, kolejde okumuşsun.

Ama burslu olarak.

(Aysel) Ayrıca bitirmemişsin de.

İnsanın mayası kötü olunca yapacak hiçbir şey yok.

Hey be!

Lise terk bir gelin adayı.

Ee...

Söyleyecek misiniz Onur'a?

Eyvah!

Senin aklın da kıt mı biraz?

(Aysel) Hayatı da bilmiyorsun.

Ah ama erkekler...

Bu erkekler hep böyledir ama hem de bu yaşlarda böyle kendilerine...

...dramatik bir rol çizmek isterler.

Ben şimdi Onur'a desem ki...

...bu kız bir çöp...

...bu kız bayır gülü...

...sana söylediği her şey yalan.

Ya Amerika'da tasarım okuması?

Edirne'den dışarı çıkmamış.

Ne olur biliyor musun?

Büyük aşk olur, dizi aşkı olur.

(Aysel) Onur hemen havaya girer.

Ben onu her şeye rağmen çok seviyorum anne diye.

Ben durduk yere oğlumla kötü olurum.

Bu senin telmaşa ilişkinin adı da sevda olur.

Sence ben böyle bir hatayı yapar mıyım?

Neyse ne.

Onur sana tutulmuş.

Hâlbuki onun için neler neler düşünmüştük.

Gitti seni buldu.

(Aysel) Kaldın yani başıma.

Kaldın.

Ama şimdilik.

(Gerilim müziği)

Ee?

Ne yapacaksınız?

Ne yapacağım?

Geçmişini temize çekeceğim mecbur.

Bütünü o anlattın yalanları gerçek gibi kayda geçip...

...sana düğün hazırlığına başlayacağız.

(Aysel) Zaman kazanmak için.

Onur'un da istediği olsun, biraz sevinsin.

Biraz hevesini alsın senden.

(Gerilim müziği)

Onur bana âşık canım.

Ayselciğim.

Ayso!

-Dut gibi âşık hem de. -Kör değilim, farkındayım.

Ya.

Ne marifetin varsa...

Ama artık yapmışsın bir şekil.

Ama bak, sana ne söyleyeceğim.

Bu aşk meşk işlerini fazla da ciddiye almamak lazım.

Onur bir ara tutturdu ben yelkenci olacağım diye.

(Aysel) Yelken nereden çıktı?

-Anlattı mı hiç sana? -Hayır.

Bak, unutmuş bile.

(Aysel) Almış hevesini geçmiş.

Senden de sıkılmasını bekleyeceğiz, mecbur.

Şimdilik bizi rezil etme yeter.

Onur'un hayatında bir ara gazı olarak kalacaksın.

Ara gaz?

Bakalım bakalım.

Kim gidecek, kim kalacak?

Bakalım.

(Hareketli müzik)

(Hareketli müzik devam ediyor) (Kapı zili çalıyor)

Ne oluyor? (Kapı zili çalıyor)

(Onur) Sürpriz! Buyurun!

Onur!

Aa!

Evlendik!

(Onur gülüyor)

Anneciğim, bütün hazırlıkları durdurabilirsiniz.

Şu Roma'da bir esti bize yaptık bunu aşkımla.

İçimdeki serseri huyu uyandırdı sevgilim.

(Gerilim müziği) (Onur gülüyor)

Roho.

Roho.

Aldın mı dergiyi?

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Geçiş sesi)

-Sen mi yaptın şimdi bunu? -Evet. Ne var?

-Yok da... -Ya al hadi, al.

Ne yapayım ki ben şimdi bunu?

Bilmem.

Ne yapmak istersen onu yap işte.

(Niyazi) Vay gençler!

Ne yapıyorsunuz lan, aşk mı yaşıyorsunuz?

Oğlum sen de kala kala buna mı kaldın lan?

-Ben dükkâna gidiyorum. -Dur, gitme bir yere, dur.

-Elindekini merak ettim. Şimdi bir anlat. -Niyazi, bir git ya!

Oğlum merak ediyorum. Neymiş şimdi, ne yaptın şimdi?

Parçalardan çiçek mi?

Eğdin, büktün, gülleri koydun, boyadın, çiçek yaptın.

Dedin ki bunu sana veriyorum. O da dedi ki...

...ben bunu ömrümün sonuna kadar saklayacağım mı dedin kız? Öyle mi dedin?

Vay sen bizim sıçana bak be!

-(Çırak) Niyazi! -Oğlum bir şey yok, yüzünü düzeltiyorum.

Kaportayı düzeltiyorum, çekiçliyorum ama yapamıyorum.

Ya Allah da buna hiç vermemiş be kardeşim.

-Ben dükkâna gidiyorum. -(Niyazi) Git bakayım dükkâna.

(Geçiş sesleri)

(Gerilim müziği)

(Geçiş sesleri)

Ah, ah!

(Geçiş sesleri)

Lan!

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Öğrenci sesleri)

Şimdi bakalım okul aile birliği toplantısında ne kararlar vereceğiz?

Hepsiyle ilgili tek tek detaylı konuşuruz. Şebnem, ne haber?

Aa! İyi hayatım, sen?

'Bien'. Dergiyi gördük.

Herkes gördü, inan ben kendimi görmekten sıkıldım.

Ya, bırak bunları şimdi.

-Anlamadım? -Yani hoşuna gitmiştir tabii.

Şimdi böyle umursamaza yatıyorsun ama 'voilà'.

Dünya forsun oldu, değil mi?

Hayatım böyle gezmek zorunda değilsin, biliyorsun değil mi?

Efendim, anlamadım?

Bir botoks kazası herhâlde.

Ben anlarım. Aramızda, merak etme.

Benim İbrahim beş dakikada çözer, çat diye.

Sen beni ara, olur mu?

-Bye. -Bye.

Ben size sonra anlatırım.

Densiz!

(Müzik)

(Konuşma anlaşılmıyor)

Hadi bakalım. Hadi gel, gel.

Nasıl geçti?

Sıkıcı.

Sıkıcı. Koş, koş, koş!

Buyurun.

Hop.

Atalım bunu buraya.

Böyle otur. Hah.

-Tamam mıyız? -Evet.

Oh.

(Niyazi) Ne yapıyorsun lan sıçan Şebo?

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Karıştırdınız herhâlde beni?

Öyle mi?

Ah!

(Gerilim müziği)

(Niyazi) Ödeştik mi lan?

Ha?

Ödeştik mi lan? Sus!

Dört gündür peşindeyim salak. Sıçan Şebo'sun sen. Buldum (Bip)!

İyi dinle. Nuruosmaniye'de eski han.

Onun bodrum katına gel cuma günü akşam 21.00'de.

Boş gelme, öttürürüm o prenses hayatını.

Sıçan Şebo!

(Gerilim müziği)

(Şebo inliyor)

Ya ben aslında gökkuşağı çizecektim. Ama Sude mavi boyayı vermedi.

(Gerilim müziği)

(Emre) Mavi var mıdır gökkuşağında?

Vardır değil mi anne?

Vardır annem, vardır.

(Boğazını temizledi)

-(Emre'nin sesi yankılı) Sarı? -Sarı da vardır.

(Şebnem kötüleşiyor Emre'yi yankılı bir sesle duyuyor)

(Emre'nin sesi yankılı) Babam ne zaman gelecek?

Gelir. Birkaç güne gelecek, merak etme.

Gelince ona bir şey göstereceğim.

Gösterirsin.

(Gerilim müziği)

(Bip)!

(İnliyor)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Roho.

Sen sağlık meslek mezunuydun, değil mi?

Bıçaklanmışsınız.

Hişt! Roho, ne bıçaklanması? Cam battı dedim ya sana ben.

Bir hastaneye gitseydik, olmadı bu böyle.

Oldu oldu.

Oldu.

Laf söz olur şimdi boş ver, ufak bir şey zaten.

Bak, öbür gün Onur gelecek sakın Roho, tamam mı? Sakın söyleme.

Şey olur, canı sıkılır.

Biliyorsun çok düşkün bana.

(Gerilim müziği)

(Müzik)

(İnliyor)

(Müzik devam ediyor)

(Niyazi dış ses) Nuruosmaniye'de eski han.

Onun bodrum katına gel cuma günü akşam 21.00'de.

Boş gelme, öttürürüm o prenses hayatını.

(Gerilim müziği)

(Şebnem) Ne kadara alırsın bunu?

(Gerilim müziği)

İyi günler.

(Müzik)

(Şebnem) Hoş geldin.

Hoş bulduk.

Seni çok özledim.

Ben de.

Akşama bütün hazırlıklar tamam aşkım.

Akşam?

Evlilik yıl dönümümüz ya aşkım. Parti yapacaktık. 17'si bugün cuma.

Sen günleri karıştırdın.

Hadi.

(Müzik)

Aşkım çok kötü bir şey oldu.

Ne oldu?

Ha?

Yeter hayatım, üzme kendini bu kadar.

Aşkım nasıl üzülmeyeyim ya? İçim yandı resmen.

Halledeceğim ben.

En güzel şekilde hem de.

-Gerçekten mi? -Aynen.

Aynı yüzükten alacağız.

Aynısının tıpkısından.

Tamam mı?

Kaybettiğini hatırlamayacaksın bile.

-Ama... -Gideriz bir hafta sonu.

Ben önden konuşur hazırlatırım da.

Hatta belki alışveriş de yaparsın, olur mu?

Bak ya.

Açık yeşil kutular söz konusu olduğunda nasıl da parlıyor gözleri birinin?

-Değil mi? -Ya!

Nasıl bu kadar iyi tanıyorsun beni?

Mutlu musun?

Mutluyum.

Sakinleştin mi?

-Sakinleştim. -İyi.

Tamam. Ben hazırlıklara devam.

'Catering' gelecekti, ona bakayım.

Oh!

Beş dakikada nasıl çözdün aşkım sen benim işimi ya?

(Gerilim müziği)

Of! Bu da çok havalandı.

Zaten saçı da çok komik olmuş.

(Müzik)

Anneciğim niye buradasın sen?

Şu Lara'ya gıcık oluyorum.

-Aa! Gel dövelim, kalk. Kalk, kalk, kalk! -Anne!

Saçıma laf etti bir ton.

O mu laf etti?

-Donuk zekâlı. Geç. -Saçma mı olmuş saçım?

Eco, saçmalama ya! O salağın lafıyla iş mi yapacağız Allah aşkına?

Ece, anneciğim.

Senin bu laf geçirme yeteneğini bizim geliştirmemiz lazım anneciğim.

Tamam mı?

Biri sana bir şey mi dedi, canını mı sıktı?

Cart diye lafı koyacaksın.

Anladın mı? Ağlaya ağlaya koşup gidecek.

İnsanlara senden korkmayı öğreteceksin.

Ya işte o anda aklıma bir şey gelmiyor.

Gelecek anneciğim, gelmesi lazım. Sosyal hayatta bu çok önemli.

Aduket çekeceksin.

-O ne be? -Anlatırım. Hadi, hadi, kalk hadi.

-Hadi. -Anne?

Efendim?

Senin bacağına bir şey mi oldu?

Senin annene bir şey olabilme ihtimali var mı acaba?

Senin annen var ya on kaplan gücünde.

(Kükrüyor)

Hih!

Şurada parende atayım mı?

-(Şebnem) Atayım mı? -Hayır. Ya.

Birden öyle geldi bana.

Hım.

(Niyazi dış ses) Nuruosmaniye'de eski han.

Onun bodrum katına gel cuma günü akşam 21.00'de.

Boş gelme, öttürürüm o prenses hayatını.

(Klasik müzik)

-Aa, Şebnemciğim, canım. -Aa, şekerim.

-Çok sevindim gelmene. -Canım benim ben de öyle.

Her şey harika görünüyor.

Ya evet, çok teşekkürler. Özel günümüz. Onur biraz mutlu olsun istedim.

Sizin aşkınız da...

-(Erkek) Sema, bir bakar mısın? -Sesleniyorlar bana.

-Tamam, görüşürüz. -Görüşürüz sonra.

(Klasik müzik)

(Aysel gülüyor)

Aa! Anneciğim!

Canım.

-Hoş geldin. -Hoş bulduk tatlım.

Bu mu şimdi?

Ne? Evet, bu işte.

Çok istedi Onur. Mecbur taşındık işte, ne yapalım?

Tabii tabii, eminim.

Mutlaka öyledir.

Ee, Onur yine New York'a mı gidiyormuş bu hafta sonu?

Evet, iş için gidiyor işte.

Çok çalışkan oldu bu çocuk.

Evet.

Ne yaptın klasik müzik işini?

Ha.

Söyledim.

-Evet. -İstemedi.

Bana da evladımın özgür iradesine saygı duymak kaldı.

Eninde sonunda kurtulacağım senden.

Eninde sonunda, inan bana.

Ne kadar tatlısınız anne kız böyle, mıkır mıkır muhabbet.

Lütfen maşallah de.

Hep böyleyiz ama annemle.

Onur da der buldunuz birbirinizi beni unuttunuz diye.

O zaman maşallah maşallah size.

-Sunacığım, bir saniye bakar mısın? -Görüşürüz.

Aa! Hediyeni unuttum.

Ev hediyesi.

(Müzik)

Nasıl?

-Anneciğim. -Aa!

Ne zevklisin ya.

(Müzik)

-Şebnem, nereye be? Şekerim. -Gel.

Bir tane bile (Bip) kalmamış. Ben Turan'ı yolladım.

Mecbur ben gidip alacağım.

Sakın çaktırma, bayağı organizasyon hatası, sakın.

-Yok canım, tamam o iş bende. -Tamam, hadi.

(Klasik müzik)

(Kedi miyavlıyor) (Gerilim müziği)

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Sıçan Şebo.

Geldin demek ha?

Geldim.

Değişmişsin tabii.

Parayla bir sürü bir şey ha?

Ama...

...hâlâ (Bip)! Alan nasıl aldı lan seni?

Allah bilir neler yaptın da kakaladın kendini?

Kes!

Al, bak, paran.

Al, yürü git!

Bir daha da beni rahatsız etme!

-Rahatsız mı oldun lan sen? -Ne yapıyorsun lan?

-Rahatsız mı oldun lan sen? -Bırak oğlum!

Kızım bitiririm seni! Bana bak, tersten gösteririm!

Her ay getireceksin lan bana bu parayı!

Benim için her ay eşek gibi çalışacaksın lan!

Ee, başka?

Oğlum manyak mısın sen? Ruh hastası!

Bir kereliğine getirdim ben sana onu, bir kereliğine!

Ben seni polise kıstırtmayı da bilirdim de...

Biz kimiz lan biliyor musun sen?

Biz?

Kimsiniz lan siz?

Belli, kim olduğunu bilmiyor bu fifiler.

Bitireceğim lan seni!

Kimsin lan sen? Salak!

-Vermiyorum lan! -Ver lan!

-Yürü manyak! -Kızım versene şunu!

Vermiyorum! Vermiyorum!

Öyle her ay getir falan filan! Yemezler oğlum!

Ya bunu al git ya da çağırırım polisi...

...beni bu handa kıstırdı derim.

Ne işin varmış lan bu saatte bu handa?

Kuyumcu var burada, bizler için.

Zenginler.

Ziynet alacaktım derim.

-Sonra? -Sonra ne?

Sonra seni tıkacaklar fare gibi içeri.

Lan!

(Gerilim müziği)

(Bip) senin!

Diyeceğim ki bu diyeceğim bir sanayinin çöpü, bunun anası da çöp, babası da çöp.

Tabii onlar bilmiyor. Öğrensinler bak nasıl musallat olacaklar sana.

Her yerden (Bip) kızım!

(Niyazi) Ulan her yerden patlar bu haber.

Salak! Kim inanır lan sana?

(Bip)! Sen kim çocuk yapmak kim lan?

Salak! Topal bıraktın lan beni!

(Niyazi) Adım Clark Niyazi'den topal Niyazi'ye çıktı. Eşek gibi ödeyeceksin.

Çocuk yapmış bir de (Bip)! Sen kim çocuk yapmak kim lan?

-Sen kim çocuk yapmak kim? -Sana ne lan, sana ne?

Evlat kim sen kim lan? Taş doğurmuştursun lan sen, taş!

Sıçan Şebo'nun sıçan (Bip)!

(Gerilim müziği)

Sensin lan sıçan!

Senin sıçan!

Ne oldu lan, koydu mu?

Al bak sana çocuk, gördün mü? O fifiler o çocukları da alırlar elinden.

Analarının ne (Bip) olduğunu öğrensin istemezler!

Köpek yemez lan hâlini! Salak!

(Gerilim müziği)

(Niyazi dış ses) Sen kim çocuk yapmak kim? Taş doğurmuştursun lan sen, taş!

Analarının ne (Bip) olduğunu öğrensin istemezler!

Sıçan Şebo'nun sıçan (Bip)!

Lan bu kadar mı getir...

(Gerilim müziği)

Kim alacak lan çocuklarımı?

(Gerilim müziği)

Kim alacak çocuklarımı?

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Derin nefes verdi)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Derin nefes verdi)

Sen kim çocuk yapmak kim? Taş doğurmuşsundur lan sen taş!

Sıçan Şebo'nun sıçan (Bip)!

O fifiler o çocukları da alırlar elinden!

(Geçiş sesi)

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Klasik müzik)

(Üst üste konuşmalar)

(Derin nefes verdi)

(Klasik müzik devam ediyor)

Ne oldu sana?

-Hiç! -Hiç mi? Yüzün bembeyaz.

Bilmiyorum, farkında değilim.

Allah bilir ne pis şeyler yapıyorsundur böyle zayıf kalabilmek için.

Kan mı kustun sonunda?

(Gerilim müziği)

Şebo niye üzerini değiştirdin sen?

Ay canım, beni bir sıktı elbise.

Herhâlde bu hafta biraz fazla kaçırmışım, dedim değiştireyim.

-Olsun bu da çok yakışmış. -Ay teşekkür ederim.

Hah, prenses de geldi.

-Sen nerelerdesin ya? -(Onur) Hayatım?

Aşkım. Buradayım canım nereye gideceğim.

Bir konuşma yapın artık ha?

(Bardağı çınlatıyor)

Canım sevgilim. Hiç sevmez böyle şeyleri.

Yani biz hep aramızda konuşuruz aşkımızı, sevgimizi.

Ama ben severim.

Bunca yıl sonra bile ona olan aşkımı...

...hayranlığımı haykırmak bana iyi geliyor.

Sen çok harika bir adamsın.

Ve ben seninle olduğum için ben ve çocuklarım...

...seninle olduğumuz için çok şanslıyız.

(Hep bir ağızdan) Bravo! Bravo! Bravo!

Asıl şanslı sensin.

(Gerilim müziği)

(Üst üste konuşmalar)

Roho iki şişe (Bip) almıştım, garajda onları alıp getirir misin?

Tamam.

(Üst üste konuşmalar)

(Gerilim müziği)

(Üst üste konuşmalar)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Hemen dönüyorum.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Şebnem gülüyor)

Yalnız bunlar gayet güzel eğlendiğimizin göstergesi.

Halıya (Bip) dökmeler falan.

Bak ya, bizim evdekiler olsa kıyameti koparmışlardı biliyor musun?

Yok canım yani...

...en sevdiklerimizle, en güzel günde eğleniyoruz.

Şey yaparız... Temizleriz geçer gider.

-Sana kolay gelsin. -İyi eğlenceler.

(Gerilim müziği)

-Eline sağlık. Her şey çok güzel olmuş. -Çok teşekkürler. Sağ olun.

(Üst üste konuşmalar)

-Bizleri yalnız bırakmadınız. -Teşekkür ederiz geldiğiniz için.

-Kendinize çok iyi bakın. -Her zaman.

-Kendinize çok iyi bakın. Hoşça kalın. -İyi akşamlar.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Geçiş sesi)

Ölü yoksa...

...suç da yok. Cinayet silahıyla, cesedi de sakladın mı...

...arasın dursun sığırlar. -Peki nerede?

Ölü yani?

O da meslek sırrı.

(Geçiş sesi)

(Gerilim müziği)

Anne, VAR yapamadık. Kamera şurayı görmüyor.

(Geçiş sesi)

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Anne?

(Gerilim müziği)

Anneciğim.

Annem niye yatmadın sen?

Ne yapıyorsun?

Çiçek dikiyorum annem. Çiçekler bazen gece dikilir.

-Onu yapıyorum. -O ne?

Ne, ne?

Toprak mı? Şey sihirli toprak.

Hemen büyüsün diye, daha güzel büyüsün diye annem.

-Sen niye yatmadın? Niye uyumadın? -Uyuyamadım, sen de gel.

Ben de mi geleyim?

(Derin nefes verdi)

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Ne bakıyorsun lan? Yürü git! Bir de bununla uğraşacağım.

-Ne haber Yılmaz? -Helal!

Bana da âlemin içini itelediler abi.

(Yılmaz) Bana ne abi (Bip) uğursuzun kayıp ilanından. Bunlarla mı uğraşacağım?

Bak 50 tane çalıya sürülmez herif.

Tut bakayım şunu. Bir dakika tut.

Ne oldu?

Niyazi.

Niyazi Adalı.

Ben (Bip) tanıyorum. İzmir organizedeyken.

Bu Selo'nun (Bip)! Suçu üstlenip içeriye girmişti.

Selo?

Burak vardı bizim.

Tertemiz bir çocuktu.

Çocuğu yok ettiler.

Lan oğlum çocuğu bildiğin yok ettiler.

Mezarına gömemedik.

-Anladın mı? -Anladım abi.

(Gerilim müziği)

-Agacığım iyi misin? -İyiyim.

İyiyim.

Neymiş şimdi bu herif?

İşte içeriden çıkmış geçen hafta, şimdi de bizde.

İpini koparan İstanbul'a geliyor abi zaten.

Cinayet.

-Bu adam ölmüş. -Ölmüş mü? Ne alaka abi şimdi?

Yahu İzmir'den bir hafta önce bırakılıyor, İstanbul'da görüyoruz daha sonra.

Kayıp ilanı, kim vermiş kayıp ilanını?

-İşte bir herif. -Ha, kim?

Aracı bulunmuş Nuruosmaniye'de kendi kayıp.

Kendi kayıp değil mi? Kendi kayıp.

İndirmişler.

Ölmüş.

Agacığım ölmüşse ölmüş. Bize ne ya!

Yalnız bir şey soracağım ben, bu Selo derken?

Selehattin Bey dedikleri mi?

Vay.

-O yüzden bu dosya bende kalacak. -Ha?

Bunun içinde bir ipucu var, ben de onu yakalayacağım.

Yalnız agacığım o öyle olmuyor. Prosedür fa...

Tamam, dosya sende zaten, senin olsun.

-Teşekkür ederim. -Ben kahve için teşekkür ettim.

(Derin nefes verdi)

(Polis telsizinden sesler geliyor)

(Yılmaz) MOBESE’lere de baktık, bir şey çıkmadı.

(Polis telsizinden sesler geliyor)

(Derin nefes verdi)

(Polis telsizinden sesler geliyor)

(Gerilim müziği)

-Yılmaz! -(Yılmaz) Ne?

Gel bir gel.

(Polis telsizinden sesler geliyor)

Bu kim?

Bakayım. Ha bu şey ya... Sosyeteden bu.

Şebnem Gümüşçü. Zengin koca, cemiyet hayatı, öyle şeyler.

-Ne? -Okuyorum lan bir dur anlayacağım.

Oğlum ne anlayacaksın? Erkek şeyi belli ki.

-Güzel kadın abi. -Ne?

-Güzel kadın. -Kadına mı bakıyorsun sen?

Ne işi gücü bıraktın kadına mı bakıyorsun?

Ee, güzel kadınmış.

(Bip)!

-Mesut? -Ne?

(Yılmaz) Abi işimize mi baksak acaba ya?

Selo dedin, cinayet dedin, bir şeyler falan.

(Polis telsizinden sesler geliyor)

-"Annem beni çok sever." -Nasıl?

Yılmaz, annenle aran nasıl?

Annemle...

Annem candır ya, ben çok severim annemi. Çok emeği var üstümde.

Ya senin kardeş?

Ben de severim amirim. Delikanlı kadındır annem.

Bir de bir Ayşe kadın fasulyesi yapar...

Güzel.

İkiniz de diyorsunuz ki ben annemi severim.

Ama bu kadın diyor ki... "Annem beni çok sever."

Bu kadın niye yalan atıyor Yılmaz?

Bunların hepsi yalancı abi.

Bunlar seme seme karılar bunlar. Bunlarda IQ sıfır.

Bana bak cinayet şüphesi bulursan dosyayı sana kakalarım haberin olsun.

-Bunların hepsini bize çekin hadi. -Tamam.

Hadi alın.

Annene söyle Ayşe kadın fasulye yapıp göndersin bize yeriz.

Serkan çocukları topla gidiyoruz.

(Kuşlar ötüyor)

Şebnem Hanım.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Karga ötüyor)

İyi günler.

İyi günler.

Buyurun. Onur Bey yok ama...

Onur Bey'e gerek yok. Ben sizin için geldim.

Cinayet büro Başkomiseri Mesut.

Diyorum ki lastikleri niye sen taşıyorsun, bırak.

Hayatın tadını çıkar, daha gençsin. Film izle, sinemaya git.

(Gerilim müziği)

(Jenerik müziği)

Bu dizinin ayrıntılı altyazısı FOX TV tarafından...

...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.

www.sebeder.org

Ayrıntılı Altyazı Çevirmenleri: Ayhan Özgören - Belgin Yılmaz...

...Bülent Temür - Sunay Temür - Hatice Başpınar

Editör: Dolunay Ünal

(Jenerik müziği)

(Jenerik müziği devam ediyor)

(Jenerik müziği devam ediyor)

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.