All language subtitles for uc kiz kardes Episode 20

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

(Jenerik müziği)

(Dönüş dış ses) "Hepimiz hayatı ve insanları kendi kalbimize göre okuyoruz.

Mayasında kötülük olmayanın...

...bu gerçeği öğrenmesi uzun bir uykudan uyanması gibi.

Sonrası ise korumaya ve savunmaya geçmek elbette."

Bir daha...

...benim kızıma el kaldırmayacaksın.

Bir daha benim kızımın canını yakamayacaksın.

Benim kızım kimsesiz değil. Benim kızımın annesi var.

Ben varım artık!

Sana vurdu mu?

Söyle, sana vurdu mu? Yıkayım burayı, söyle!

Yok. Hayır.

Türkan doğruyu söyle. Sana vurdu mu?

Anne indir. Ne olur.

Senin bu evde işin kalmadı artık Türkan. Gidiyoruz.

Hadi Türkan gidiyoruz!

(Müzik)

Sadık baba.

Somer.

-İyi akşamlar. -İyi akşamlar.

(İç çekti)

Nesrin, Türkan'ı görmek istedi. Onu getirdim.

-Türkan'ı görmek istedi? -Evet.

-Hatırlıyor mu yani? -Evet.

Çok sevindim.

Siz de gelsenize. Türkan çok mutlu olmuştur.

Yok.

Peki, nasıl isterseniz.

Anne dur. Ne oluyor?

Bu evde bir dakika daha kalmayacaksın.

Sil o gözünün yaşını. Baban görüp bir şey anlamasın. Hadi.

(Nesrin) Ben evlatlarımı sokakta bulmadım.

Bir damla gözyaşı için dünyayı yakarım. (Kapı zili çaldı)

Hadi kızım hemen gidiyoruz bu evden!

Nesrin anne.

-Çekil. -Türkan? Türkan?

Türkan ne oluyor? Bir şey söylemeyecek misin Türkan?

Somer şimdi değil, sonra konuşuruz tamam mı? Şimdi gitmem gerek.

Hadi yürü! Hadi!

(Gerilim müziği)

Ayla ne oluyor burada? Türkan niye Nesrin anneyle gidiyor?

Hepsi benim hatam Somer Bey.

Ne demek bu?

Türkan Hanım, Nihat Bey'le buluşacak diye size haber verince...

...anneniz de duydu.

Sonra Türkan Hanım'ı dövmeye kalkıştı.

Ne dedin sen!

Ondan sonra da Nesrin Hanım gelip olanları görünce...

Anne!

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Sen nasıl böyle bir şey yaparsın ya!

Bir insan hiç mi akıllanmaz! Hiç mi değişmez!

Sen ne hakla Türkan'ı...

Karına da bana sorduğun gibi hesap soruyor musun?

Bak şu hâlime.

-Türkan asla böyle bir şey yapmaz. -Tabii!

İnsanın adı çıkacağına canı çıksın. Sen şimdi bana inanmazsın.

Niye? Çünkü senin karın bir melek, ben bir şeytanım değil mi?

Bana bunları Türkan'ı hastanelik eden kadın mı söylüyor?

Utanmadan kıza yine aynı şeyi yapmışsın.

Ben senin karına hiçbir şey yapmadım.

Sadece hanımefendi sorduğum sorulardan rahatsız oldu.

Öfkelendi. Bir baktım parmakları boynumda.

Ben de elini tuttum. O anda annesi geldi.

Artık ona da ne olduysa bir anda bir kızı olduğunu hatırladı.

Bana hikâye anlatma ya!

Git, bunu bir de Türkan'a sor.

Bu arada...

...o Nihat'la buluşma saçmalığını da umarım sana izah eder.

Zira bana izah edemedi.

Bunun hesabını sormak senin işin değil zaten.

Ben karımla otururum konuşurum, tartışırım.

O bizim meselemiz. Seni ilgilendirmez.

Ayrıca sebebi her ne olursa olsun...

...Türkan'a el kaldırmayacaksın.

Duydun mu?

Anladın mı?

Uzak duracaksın.

Benim karıma bir daha asla dokunmayacaksın Rüçhan Korman!

Asla!

Beni bu eve döndüğüme pişman etme.

(Somer kapıyı çarptı)

(Gerilim müziği)

Türkan'ım Somer'e ayıp olmadı değil mi? Seni böyle evden kaçırır gibi çıkarttık.

Yok babacığım, ben Somer'le konuştum. Ayıp olacak bir durum yok.

Ne oldu? O mendebur kadın annenle konuştu mu?

Hastalığı boyunca sürekli evimize geliyordu.

Yok baba, karşılaşmadılar.

(Müzik)

(Duygusal müzik)

Çocuklar...

...anneniz bugün bütün çocuklarını başına toplamaya karar verdi.

Türkan...

...seninle biraz konuşalım mı kızım?

Bizi hatırlamıyor mu?

(Duygusal müzik)

Hatırlamaz olur muyum!

Derya.

Benim deli kızım.

(Duygusal müzik)

Ben senin deli kızınım değil mi?

Sen benim deli kızımsın.

Beni peki?

Dönüş ben.

Ortanca kızın.

Başımdan hiç ayrılmayan...

...beni hiç bırakmayan...

...vefalı kızım benim.

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

Çok şükür.

Ben sizi çok üzdüm değil mi?

Ne üzmesi anneciğim!

Bak ne güzel, eski günlerdeki gibi bir aradayız.

Sen gülüyorsun ya...

...bu hepimiz için o kadar değerli ki! Başka hiçbir şeyin önemi yok.

Nesrin'im...

...sen iyileştin ya Allah'tan daha ne isterim.

Daha iyi olacaksın.

Ben kayboldum.

Her şey, bütün yaşananlar, bütün hatıralar birbirine karıştı.

Sonra bir şey hatırladım.

Bir şeyler hatırladım.

Sizi hatırladım. Sizi buldum.

Şimdi bana biraz zaman verin. Biraz sabredin ben hepsini toparlayacağım.

-Hepsini toparlayacağım. -Sen merak etme.

Daha iyi olacak.

Ama...

...bana şimdi izin verin...

...ben bir Türkan'la helalleşeyim.

Gel.

Gel.

Baba ne oluyor? Ne helalleşmesi?

Kızım annen hastalandığı zaman size yük olduğunu düşündü.

Onu dert edindi. Onu konuşacak.

(Duygusal müzik)

Annem.

İlk göz ağrım. Türkan'ım.

Otur.

Ben o cehennemde ne çektiğini bilmiyordum kızım.

Meğer o kadın sana neler ediyormuş.

Öyle göründüğü gibi değil anne.

Biz Rüçhan Hanım'la bugün ilk defa tartıştık.

Ama bana bir şey yapamadı. Sen de gördün.

Sorun yok yani, merak etme.

Ben her şeyi öğrendim.

Sana neler ettiğini.

Düğün gecende...

...seni dövüp...

...nasıl hastanelik ettiğini.

Ben her şeyi öğrendim kızım.

Nasıl yani?

Bunları nereden çıkarıyorsun?

Sen nasıl bir çocuksun?

Senin nasıl bir kalbin var?

Hâlâ beni üzmemek için acını neden saklıyorsun yavrum?

Saklama artık.

Ben her şeyi biliyorum.

Sana bunları kim söyledi?

Seni kendi elleriyle cehenneme atan annenin gözündeki perde kalktı artık.

Ben kendimi hiç affetmiyorum Türkan.

Ben senin...

...yardım çığlıklarını duyamadım kızım.

Sen çok imdat dilendin.

Çok yalvardın.

Mahkeme kapılarında...

...anne sen benim neler çektiğimi bilmiyorsun dediğimde...

...ben senin şımarıklık ettiğini zannettim.

Ben senin arkanda duramadım.

Ben senin yanında duramadım. Ben seni koruyup kollayamadım.

Ben kendimi hiç affetmeyeceğim Türkan.

Annem...

Annem sen nereden bilebilirdin.

Sen sordun. Defalarca sordun ama ben anlatmadım.

Yuttum, hepsini içime attım.

Kendini suçlama lütfen. Hepsi geçmişte kaldı.

Birbirimize yük olmayalım diye sustuklarımız canımızı yakmasın artık.

Yakmasın.

Hepsi geçti.

Biz Somer'le çok mutluyuz artık.

Ah kızım...

Somer...

Somer...

Somer?

Allah'ım!

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

Nesrin Hanım'ın aklı başına geldiğine göre Somer'le beni de hatırlıyordur değil mi?

Türkan'ı evden alıp gittiğine göre.

Neyi hatırlayıp neyi hatırlamadığını yakında öğreniriz.

Ama umarım seni hatırlamıyordur.

Beni o eve gerçekleri anlatmam için siz gönderdiniz.

Ne değişti?

Şimdi neden çekiniyorsunuz?

Benim çekindiğim falan yok.

Oğlum için kabullendim.

Neyi?

Bugün size sinir krizi geçirten Türkan'ı mı kabullendiniz?

(İç çekti)

Somer'in Türkan'a zaafı büyük.

Somer, Türkan'a âşık. Somer, Türkan'a çok âşık.

Türkan Hanım da bunun farkında. Somer'i parmağında oynatıyordu.

Eğer müdahale etmeseydim oğlumu kaybetmiştim.

Somer ona âşık filan değil.

Sırf bana olan öfkesinden, bana acı çektirmek için Türkan'a yaklaştı.

Beni hâlâ çok seviyor.

Yoksa neden çocuğunu sahiplensin ki?

Kiraz bu aşkın çocuğu.

Kendini bunlarla kandırma.

Sen Somer için artık hiçbir şey ifade etmiyorsun.

Somer'in sana olan duyguları bitti.

Hayat bu...

...belli mi olur.

Belki Somer'in gönlünü yeniden kazanırım.

Somer'in aşkını yeniden canlandırabilirsem...

...tıpkı eski günlerdeki gibi gözü benden başkasını görmezse...

...beni tekrar kabul edecek misiniz?

(Müzik)

Afiyet olsun.

Geç kaldın, ben de dışarıda yersin zannettim.

Türkan'la Somer nerede?

(Müzik)

Canım, annem adına çok özür dilerim. Ben şimdi yukarı çıkacağım...

...onlara da izah edeceğim. -Somer dur.

Annem bilmemesi gereken şeyleri biliyor.

Anlayamadım. Öyle şeyler söyledi ki.

-Ne gibi? -Annenin bana yaptıklarını biliyor.

Düğün gecesi olanların hepsini biliyor.

Türkan bunu nasıl bilebilir? Kim söylemiş olabilir?

Seninle ben olmadığımıza göre!

Annem mi söyledi diyorsun? Yok artık!

Başka kimse bilmiyor ki. O anlattı.

Belki de annem bu yüzden aniden hastalandı.

Yapmaz Türkan. Yapmaz.

Kendini bu şekilde ele vermez.

Somer nereden öğrenecek o zaman? Başka kim biliyor ki?

Bilmiyorum.

Neyse.

Annemi daha fazla yormayalım olur mu? Yeni yeni kendine geliyor zaten.

Konuşuruz bunları.

Mesut kalk, yerine yat oğlum.

Mesut uyusun. Rüyasında Nesrin teyzeyi görsün.

Rüyasında hep seni gördü.

Her rüyası farklı bir macera. Bize sürekli anlattı.

Rüyanda ne gördün oğlum?

Salçalı ekmek yapıyordu bir.

Bir de sütlaç yapıyordu.

Bir kere de Mesut'un annesinden haber getirdi.

Mesut'u alacakmış.

Alacak, alacak. Sen merak etme.

-Sağ ol kızım. -Afiyet olsun.

Derya...

...buraya gel.

Sen üniversiteli mi oldun kızım!

Onun için mi saçlar böyle?

(Nesrin) Tanıyamadım.

Benim psikolojim biraz bozuk ya!

Bir Hint kınası alalım. Saçlarına yakalım. Psikolojin falan düzelir.

Ay, yok! Kına olmaz. O çıkmıyor.

Kınalı kuzu gibi gezerim. Asla olmaz.

Tamam. Kınalı kuzu gibi gezme, böyle hippi gibi gez öyle mi?

Annem bu laflarını özlemişim.

Ben de özlemişim.

Ama kına yapmam.

Anne...

...gerçek mi bu?

-Ne? -Sen.

-Ben sana bir şey soracağım. -Derya!

Bir şey söyleyeceğim, tabii ki gerçek. Rüya falan değil.

Artık annem burada, hepimiz birlikteyiz. Ne güzel işte. Gel.

Kızlar annenizi rahat bırakın da ağız tadıyla çayını içsin, hadi.

Uzun yoldan gelmiş gibiyim Sadık.

Öyle yorgunum ki.

İyi akşamlar.

Aa! Hoş geldin oğlum.

Nesrin anne...

...nasılsınız?

Çık git evimden!

(Gerilim müziği)

Ne duyuyorsun hâlâ? Çık git evimden! Kızımdan da uzak dur!

Nesrin! Nesrin sakin ol, ne yapıyorsun? Aa!

Türkan söyle şuna defolup gitsin buradan!

(Gerilim müziği)

Somer... Somer aşkım, annemin kusuruna bakma ne olursun.

Annen haklı.

Annen bana öfkesinde çok haklı.

Annemin zulmünden seni koruyamadığımı, sana sahip çıkamadığımı düşünüyor.

Kadının yerinde ben olsam benim gibisine iki tane de yumruk patlatırdım.

Somer kendine haksızlık etme. Lütfen.

Sen bizim için çok büyük bir mücadele verdin.

Bak, kötü günler geride kaldı. Şu an biz bizeyiz.

Acılardan beraber güçlenerek çıktık.

Hem annem de seni zamanla anlayacaktır.

Lütfen, biraz sabredelim.

Bu arada eve gidince Ayla'ya söyler misin eşyalarımızı toparlasın.

Artık eve dönelim istiyorum.

Annenle karşılaşmak istemiyorum. Yarın kendi evimize geçelim artık.

(Müzik)

(Duygusal müzik)

(Nesrin dış ses) Ah, Türkan'a aldatıldığını nasıl söylerim!

Ah nasıl söylerim yuvasının yalan dolan üstüne kurulduğunu!

Bir anne nasıl kızının gözünün önünde yanmasına katlanır, susar. Nasıl!

Analar kızının tahtını yapar da...

...bahtını yapamazmış derler.

Allah'ım sen yardım et. Bana güç ver.

Sen bana bir yol göster.

Üf... Hay Allah! Bu kadın şimdi niye böyle yaptı ki?

Çocuğa çok ayıp oldu.

Bahçede mi?

-Ben bir bakayım. -Dur kızım, sen otur.

Ben gidip bir konuşurum.

Of...

Acaba birine mi benzetti?

Yoo, bence gayet tanıdı.

Bence eniştem bir şey yaptı, annem de ona sinir oldu.

Ne yapmış olabilir ki?

Bilmiyorum kızım. Annem kara kutu gibi. İçinden kim bilir neler dökülecek.

Ben hatırlıyorum. O gün de Somer enişteye kötü kötü bakmıştı.

Hangi gün?

Şey günü işte canım... Piknik günü!

Ya da belki de bana öyle geldi, bilmiyorum ki.

Yoo. O gün mangal yaktık, oyun oynadık.

Benim kafam karıştı herhâlde.

Ben bir bakayım.

Derya niye lafı ağzıma tıkıyorsun?

Hastanedeyken Somer enişte o Mine denen kadınla geldiği için...

...annem kötü kötü bakmıştı ya, belki ona kızmıştır.

Dönüş annem niye onlara kızsın? Ne saçmalıyorsun?

-Mine onların aile dostu değil mi? -Ee?

Ablama ne diyeceksin? Metin amcayı görmeye gittik.

Annemi de yanımızda götürdük. Derya'nın ailesinin peşine mi düştük diyeceksin?

Derya senin tek ailen var, o da biziz!

Dönüş ben ne anlatıyorum, sen ne söylüyorsun!

Ben gerçeği öğrenene kadar ablam dahil kimsenin...

...önüme çıkmasına izin vermeyeceğim. Sen de çeneni kapalı tut.

Of, tamam Derya!

(Müzik)

Nesrin'im al.

Nesrin'im?

Nesrin'im ne oldu? Somer'e niye öyle davrandın?

(Geçiş sesi)

İlgilendiriyor çünkü karnımda Somer'in çocuğunu taşıyorum.

(Duygusal müzik)

(Geçiş sesi)

Nesrin'im sen neden bu kadar öfkelendin?

Bir hatası, bir yanlışı olduysa bana da söyle...

...gerekirse kızımızı çeker alırız.

(Duygusal müzik)

Sadık, ben hastayken neler oldu?

Ne oldu, ne bitti bana hepsini anlat. Bana hepsini tek tek anlat.

Tamam Nesrin'im.

Gel otur şöyle canım.

(Duygusal müzik)

Nesrin'im...

...tam Mesut'un konsolosluktan mektubu geldi.

(Nesrin güldü)

-Demek seni hırsız zannettim! -Evet, Nesrin'im. İlk zamanlar.

Ön camı açtın, bas bas bağırdın "Yetişin, hırsız var" diye.

Ama sonra yavaş yavaş alıştın.

Kâh doktorun oldum, kâh hasta bakıcın.

Biliyor musun hatta bir ara flört bile ettik.

Seni yeniden kendime âşık etmeye çalıştım.

-Oldum mu bari? -Yok, hiç yüz vermedin.

Ama ben her zamanki gibi seni senin beni sevdiğinden daha çok sevdim.

Sonra bir gün ne oldu biliyor musun Nesrin?

Sadık dedin bana.

Adımla seslendin.

(İç çekti) İşte o anda dünyalar benim oldu.

Sizi çok üzmüşüm.

Nesrin'im olur mu öyle şey! Senin gülen yüzünü gördükten sonra...

...o yorgunluğum, kederim uçup gitti.

Kızlara da çok zor günler geçirtmiş olmalıyım.

Olur mu öyle şey! Biz bir aileyiz Nesrin'im.

İyi günümüzde mutluluğumuzu...

...kötü günümüzde kederimizi katık edeceğiz.

Birimiz düştüğü zaman öteki elini uzatacak.

(İç çekti)

Ama bu zamanda ne öğrendim biliyor musun Nesrin?

Dönüş.

O bizim hassas, şair ruhlu...

...kelebek yürekli kızımız meğer ne güçlü...

...ne cesur bir kızmış.

(Sadık dış ses) Gurur duydum ama bir taraftan da üzüldüm. Çünkü...

...bu kadar küçük bir kızın omuzlarına bu kadar acı yüklenmemeli.

Hakkın var.

Genç yaşta çocuklara bu kadar büyük hayat ağırlığı, sorumluluğu yüklenmemeli.

O yükün altında yaşama sevinçlerini, neşelerini kaybediyorlar.

Ama bizim sert kaya Derya...

...gerçi sen onu benim deli kızım Derya diye seversin ama...

...o duvarlarının, sert kabuğunun altında meğer...

...ne kırılgan bir ruhu varmış.

(Sadık dış ses) O asi, isyankâr tavrının bir maske gibi...

...kuşanmış, geceleri yastığını gözyaşlarıyla ıslatıyormuş.

Ya Türkan'a ne demeli!

Seninle beraber hasta oldu. Bu yaşta tansiyon hastası oldu.

Doktor ilaç verdi ama neyse ki son zamanlarda daha iyi.

(Kapı açıldı)

(Kapı kapandı)

(Duygusal müzik)

Senin iyileşeceğine en çok o inandı Nesrin'im.

Nesrin annem bir iyileşsin, ondan sonra Sadık babam...

...beni köye götürecek dedi.

Hadi o zaman gidip uyandıralım, müjdeyi verelim.

(Duygusal müzik)

Kıyamam.

Kıyamam. Mektubuna da sarılıp uyumuş.

-Niye ihmal ettin, götürmedin Sadık? -İhmal etmedim Nesrin'im.

Bilerek götürmedim.

Nasıl yani? Neden?

Nesrin'im eğer onu köye götürürsem...

...ailesinden biri çıkarsa onu kaybederiz diye korktum.

Aşk olsun sana!

Görmüyor musun, çocuk aile hasretiyle yanıyor.

Hayır, ondan ben de ayrılmak istemiyorum.

Ama bizim ona olan sevgimiz, bağlılığımız...

...onun bu hasretinden daha büyük değil ki.

(Nesrin) O özleme haksızlık etmeyelim.

Kıyamam.

(Nesrin) Mesut.

(Duygusal müzik)

Somer?

Bunlar ne?

Dün akşam Somer Bey aradı. Eşyalarını toplamamı istedi.

Sebep?

Şey... Evlerine döneceklermiş herhâlde.

Kendi evlerine dönecekmiş demek.

Somer gelmedi mi?

Geldim anne, buradayım. Ne oldu, çok mu merak ettin?

Oo... Hâline bakılacak olursa Türkan'la beraber değildin demek ki.

Değildim. Sayende. Bravo sana!

Şu hâle bak! Hiç konuşulacak zaman değil.

Hop. Kaçmak yok. Tam da konuşulacak zaman. Hiçbir yere gitmiyorsun.

Madem karımın yanında olmadığımı öğrendin, nedenini de öğren.

Nesrin anne beni kovmasaydı ben şu anda o evde, karımın yanında olacaktım çünkü.

Utanmaza bak. Hangi hakla kovuyormuş seni?

Bence bayağı hakkı var çünkü birileri...

...senin Türkan'a yaptığın bütün eziyetleri ona anlatmış.

Evet, olabilir.

Demek ki o da kendine gelince hatırladı.

Sen söyledin, değil mi?

Sen anlattın ona her şeyi.

Evet.

Sen nasıl böyle bir şey yapabiliyorsun?

Bu nasıl bir kötülük anne?

Ne istiyorsun bu insanlardan?

O kadın senin yüzünden ölebilirdi. Sen bunu biliyorsun, değil mi?

Hop! Orada dur!

Nesrin Hanım'ı hasta eden ben değilim.

Nesrin Hanım'ı hasta eden...

...o her gün ne halt yediği belli olmayan kızları!

Buna senin karın da dâhil.

Bir tanesinin annesi babası belli değil.

(Rüçhan) Gece yarılarına kadar sokakta sürter.

Öbürü evli olmasına rağmen bar köşelerinde...

...adamlarla buluşup gazetelere manşet olur.

Hah! Diğeri Allah bilir hangi maceranın peşinde?

Bunlar hasta etmiştir o çok bilmiş Nesrin Hanım'ı.

Yoksa benim iki çift lafımla insan aklını kaybetmez!

Bunu asla kabul etmiyorum.

Benim karşıma geçip başkalarını suçlama. Ben tanıyorum seni.

Sadık baba da senin yüzünden kalp krizi geçiriyordu anne.

Unutmadım ben bunları. Kim bilir o kadına neler anlattın?

Benim evime destursuzca gelip kafa tutan Nesrin Hanım'dı.

Yoksa ben peşinden koşup ona bunları anlatmadım.

Geçti karşıma, bana hakaretler yağdırdı.

Beni anneliğimden vurmaya çalıştı!

Ben de cevabını verdim, olan bu.

Peki bu durumda beni ne hâle soktuğunun farkında mısın anne?

Ben neyim şu an Nesrin annenin gözünde?

Karısına sahip çıkamayan, senin şiddetinden koruyamayan aciz bir Somer!

Kadın beni karşıma geçse, bütün bunlar olurken sen neredeydin Somer...

...diye sorsa benim bu kadına verecek cevabım yok.

Ne diyeceğim ben bu kadına?

Allah'tan beni kapı dışarı etti de sormadı bunları.

O zaman ben sorayım sana Somer.

Ben karına onları yaparken sen neredeydin?

Aa. Hatırladım.

O kızıl çıyanla gerdek gecesinde fingirdiyordun.

Değil mi?

Hatırladın mı?

Güzel.

Beni parmağınla işaret etmeden önce kendi ellerin temiz mi önce ona bak...

...Somer Korman.

(Gerilim müziği)

(Martı ötüyor)

Aç aç yattın tabii, böyle olacağı belliydi. İç bunu, iyi gelir.

Dönüş, çok kötü kokuyor.

Çek şunu burnumdan.

Bildiğin nane limon. Şifa niyetine iç işte.

Hayır, içmem. Sen iç.

İyi, ben içeyim.

Abla, sen niye geldiğinden beri mideni tutuyorsun?

Bilmiyorum.

Hamile olabilir misin?

Nereden çıktı şimdi bu?

Ne bileyim? Filmlerde böyle kusma, bulantı hemen teşhis hazır.

-(Derya) Doktora gitmeye gerek yok. -Saçmalama.

Ama bir şey söyleyeceğim. Şimdi her midesi bulanan hamile olsaydı, oho.

Abla, sen evli değil misin?

Ateşle barut, Âdem'le Havva. Daha sayayım mı?

Şuna bak. Ablasıyla konuştuğu şeye bak.

Abla kardeş ne konuşacak başka?

Dönüş, sen de mi?

Ben şahsen bizi leyleklerin getirdiğini düşünmüyorum.

Öyle mi hanımefendi?

Sen bana teşhis koyacağına şu telefonu yerine koy babam görmeden.

Koyamam. İşim bitmedi.

Konuşmadın mı hâlâ?

Konumuz Hakan sanırım.

(Derya) Kapalı.

Şeytan diyor ki bas git İzmir'e.

Derya bak, hiçbir yere gidemezsin.

Ah.

Abla. İyi misin? Gel otur.

İyiyim, iyiyim.

Başım döndü galiba.

Biz bir sağlık ocağına gidelim.

Öyle mi diyorsun?

Yani sen daha iyi bilirsin ama...

...ne bileyim?

Ya da anneme soralım. Annemi çağırayım.

Dur, dur. Sakın, sakın anneme bir şey söylemeyin şimdi.

Abla, annem üç tane çocuk doğurmuş. Anlar hâlinden.

Ben şimdi bana ne olduğunu anlamadan anneme bir şey söylemek istemiyorum.

Önce bir anlayalım, olur mu?

Peki.

-Abla. -Efendim?

Şimdi sen eğer hamileysen...

...biz de onun teyzeleri olacağız, değil mi?

Dönüş.

(Nezahat) Ay, bugün bizim bayramımız olsun! Oh!

(Mesut) Hala böreği.

Oy, canım benim. Tamam, vereceğim.

Çay olsun, onunla beraber yersin. Oldu mu kuzum benim?

Nesrin, ah güzelim benim.

Dönüş akşam aradığından beri gözüme uyku girmedi.

Çok şükür, çok şükür.

Allah'ım çok şükür.

Bildin değil mi beni?

(Nezahat) Hatırladın mı?

Bildim tabii Nezahat. Bilmez miyim?

Allah'ım.

(Nesrin) Sakin ol, sakin ol. Gel.

-Gel şöyle, gel. -Yok. Dur, dur, dur.

Ben Göbekçi Baba'ya 40 göbek adadım...

...Nesrin iyileşirse atacağım ben o göbeği diye.

(Nezahat) İşte şimdi atıyorum. Kimse beni tutamaz.

Oh!

Oh oh! Bir! İki!

Hala ne oluyor sabah sabah?

Üç! Dört! Beş!

9998, 9999...

Bir! İki! Üç!

(Dönüş) Dört! Beş!

Altı! Yedi!

(Nezahat) Sekiz! Dokuz! On!

Oh! Oh oh oh!

11! 12!

Türkan, kızım konuştun mu Somer'le?

Yok.

O sabaha kadar uyuyamamıştır. Anca uyumuştur, arar beni.

Bu kadar hadiseden, olandan sonra uyuyabiliyorsa bravo zaten ona.

Anne bak...

Türkan, evlilikte sevgi saygı çok önemli kızım.

Ama Somer seni sevip sayarken seni kollarken...

...senden bazı şeyleri saklamamalı.

Sana karşı çok açık, çok dürüst olmalı. Anlıyor musun beni?

Somer her zaman bana karşı dürüst.

Annesi konusunda da son derece mahcup.

(Türkan) Onun da önceleri hiçbir şeyden haberi yoktu.

O üzülmesin diye anlatmadım.

Geçmişe dönük yaşamanın ne anlamı var?

Birbirimizi üzmenin? Bitti gitti o günler.

Somer beni çok seviyor, çok üstüme titriyor.

Anne, ben de onu çok seviyorum.

Türkan'ım...

...bazı şeyler var, beni çok rahatsız ediyor kızım.

Ben bilmiyorum ki bu işin sonu nereye varacak.

İyi olacak anne.

Bizim Somer'le bir evimiz var.

Ben hata ettim Rüçhan Hanım'ın yanına taşınmakla.

(Türkan) Ama buradan çıkıp kendi evimize gideceğiz.

Bir daha da bana yaklaşamayacak, merak etme.

Aklın kalmasın bu konuda.

Ama lütfen sen de artık Somer'in üzerine gitme, olur mu?

Kapansın bu konu.

(Nezahat) Türkan!

Hadi kızım, böreği kes. Acıktık ayol.

Ben tabakları hazırlayayım.

(Duygusal müzik)

(Sessizlik)

Babamız ne yapıyormuş bakalım?

Ama babası, sen son iki gündür bizi çok ihmal ediyorsun.

Bizi?

Ama babası...

Çık dışarı.

Sana bir daha odama girme demiştim.

Terslemene gerek yok Somer.

(Mine) Yalnız olduğun için geldik.

(Gerilim müziği)

Gidiyor musunuz?

Evet.

Peki biz ne olacağız Somer?

Selçuk'la konuşmuştum, birkaç tane ev buldu.

(Somer) Gider onunla beraber bakarsınız.

Bizim güvende olduğumuz tek yer senin yanın Somer.

Nihat tehlikesi henüz geçmiş değil, biliyorsun.

Uzaklaştırma kararı alındı. Hiçbir şey yapamaz.

Hem kapıya da iki tane adam koyacağım ev tutulduğunda.

Daha ne yapayım?

Somer.

Somer, biz de gelelim seninle.

(Mine) Bizi yalnız bırakma ne olur.

Mine!

Saçmalamaya başladın.

Somer lütfen.

(Telefon çalıyor)

(Telefon çalıyor)

(Telefon ısrarla çalıyor)

Canım.

Niye ev telefonundan arıyorsun? Şarjın mı bitti?

Benim. Nesrin.

(Gerilim müziği)

Somer, seninle konuşmamız gerek.

Tamam, peki. Birazdan oradayım.

Mümkünse hemen.

(Gerilim müziği)

Sen hâlâ burada mısın?

Somer.

Somer yapma ne olursun.

Bizi bir başımıza bırakma.

Bak, bizim ikimizin de sana çok ihtiyacı var.

Sana söz veriyorum, seni üzecek bir şey bir daha asla yapmayacağım.

Yanında olalım, izin ver Somer.

(Mine) Hem sen kızını seversin bol bol.

O da senin ilginden, sevginden mahrum kalmamış olur.

Mine yeter!

Bunu zorlamanın bir manası yok.

En başında buraya geçici geldiğini söylemiştim sana.

Zaten seni buraya getirmek benim hayatımın hatasıydı.

Ben bu saçmalığa en kısa zamanda son vereceğim, tamam mı?

Bu ev meselesi çözülsün, derhâl buradan gidiyorsun.

Çünkü Türkan'ı kaybetmek istemiyorum.

Somer. Somer, beni başından atma ne olur.

Ne olur. Bizim sana çok ihtiyacımız var.

-Benim sana çok ihtiyacım... -Çekil!

(Gerilim müziği)

(Mine) Bak, gördün mü?

Sevmiyor.

Baban seni sevmiyor.

(Mine) İstemiyor.

Bir işe yaramadın.

(Duygusal müzik)

(Kapı kapandı)

Anlamıyorum Dönüş.

Çocuk emniyetin önünde buharlaştı resmen.

Ya uzaylılar kaçırdı ya da başına bir şey geldi.

Hiç normal değil bu durum. Benim bu durumu çözmem lazım.

Çok saçma gerçekten.

Ama Hakan bu. Elbet çıkar bir yerden.

(Dönüş) Sen de hesabını sorarsın, dert etme.

Kızlar, çamaşırlarınızı yataklarınızın üzerine koydum.

-Katlayıp dolaba yerleştirin. -Tamam.

(Duygusal müzik)

Halacığım, sen ne yapıyorsun? Bırak, ben düzeltirim.

(Nezahat) Sen buraya iş yapmaya mı geldin canım?

Halacığım, sen zaten aylardır çok yoruldun.

Bırak birazcık da ben yapayım, sen otur.

Canım benim.

Aa!

Hala bu ne?

Sorma çocuğum. Vallahi hepimiz ipten döndük.

Feride'nin kızı, Feride'nin kızı diye tutturdu.

Meğer bütün bunları ona yapıyormuş.

Ne diyorsun hala?

Allah'tan kızlar görmedi. Ya görselerdi?

Nasıl anlatacaktık onlara? Bilmiyorum vallahi.

Sus, sus.

Ben bunları eve götüreyim. Başka var mı?

Yok, yok.

Kızlar görmeden götüreyim.

Sen ne yapacaksın bunları ayol?

Ay.

Yoksa sen yüklü müsün?

Yok halacığım, kendim için değil.

Kiraz'a götüreceğim bunları.

Kiraz kim ayol?

(Gerilim müziği)

Ay, benim kızlarım evi mis gibi yapmış.

Her taraf temiz çamaşır kokmuş. Elinize sağlık.

Anneciğim, ev mis gibi oldu da...

...sanki bizim daha romantik bir şey yapmamız gerek.

Ne gibi romantik?

Ee, sen iyileştin. Ailecek bunu kutlamasak mı?

Mesela doyana kadar şapır şupur öpsek seni.

Güzel kızım benim. Her zaman seversin, her zaman okşarsın.

Ama evde her şeyin yeri değişmiş çocuklar.

Bir an önce bu düzeni yapmam lazım benim.

Ablan nerede?

Sizin odada. Çamaşırları yerleştiriyordu.

Tamam.

Hala, ben bunu buraya koyuyorum.

-Tamam. -Çıkarken unutmayayım.

Türkan.

Somer geliyor kızım.

(Türkan) Tamam anneciğim.

Anne.

Ne olur Somer'e karşı kırıcı konuşma, olur mu?

Somer üzülsün istemiyorum.

(Türkan) Onun bir suçu günahı yok.

Benim en zor günlerinde gerçekten çok yanımda oldu.

Hatta Somer yanımda olmasaydı...

...sen hastayken benim için bir yatak daha açacaklardı senin yanına.

Evet, ben şahidim. Çocuk yüreği avucunda, her şeye koşturdu vallahi.

Tamam. Merak etmeyin siz.

Sen şimdi kardeşlerini al, dışarı çıkar. Dolaşın biraz.

Nezahat, sen de onları bırak. Ben sonra yerleştiririm.

Ben Somer'le yalnız kalıp yalnız konuşmak istiyorum, tamam mı?

Nasıl istersen anneciğim.

(Nezahat) Eyvah Türkan.

Aa! Annen, kocanı dövecek herhâlde.

Şaka yaptım ayol.

Şey... Biz çıkalım, siz konuşun hadi.

Anne.

Ne olursun.

Ben Somer'le aranızda bir kırgınlık, küslük olsun istemiyorum.

Ne diyor şarkıda?

Benim iki büyük nimetim var, diyor.

(Türkan) Onun hiçbir hatası yok anne.

Hatta Rüçhan Hanım'a karşı benim çok yanımda oldu Somer.

Başımı dik tutmamı hep o söyledi bana.

Rüçhan Hanım gibi bir kadının yanında başın dik kaldıysa...

...başın belada demektir.

Neyse, hadi. Tamam.

Siz merak etmeyin. Ben ne konuşacağımı biliyorum.

Hadi gidin artık.

-Tamam. -(Nezahat) Hadi canım, biz çıkalım.

(Duygusal müzik)

Abla.

Hadi, direkt sağlık ocağına gidiyoruz.

Yok kızlar. Sabah kahvaltı falan yapmadım ya.

Bir anda öyle kötü oldum herhâlde.

Yok abla, gidiyoruz. Doktor sorarsa açım dersin. Hadi.

-Kızlar. -Hadi sağlık ocağına.

Hayır, gerek yok. İyiyim.

Gidiyoruz sağlık ocağına, hadi.

Kaç gibi gelecekti Somer eniştem?

Bir saate gelirim size dedi.

Ne konuşacaklar?

Rüçhan Hanım'la tartıştık, annem üzerine gitti.

Onu konuşurlar muhtemelen.

Eniştem de ne çekti annesinden.

Annemle Somer enişte barışsın da ailecek yine mangallar yapalım inşallah.

İnşallah.

(Kuşlar ötüyor)

Somer'in hayatını gerçekten Mustafa mı kurtardı?

Evet.

Mustafa Bey, Hızır gibi yetişmese...

Bey deyip durma şuna.

Yeni yetme çocuk ne ara bey oldu?

Kime gösteri yapıyor bu çocuk?

Somer'e mi babasına mı?

Sonuçta bir göz boyama var bu işin içinde.

Pek kötü niyetli birine benzemiyor Rüçhan Hanım.

Delikanlı, gözü pek birisi.

Ne yapacak? Niyetini açık açık mı belli edecek?

Elbette gizlice planını işletecek işte.

Yok mu annesinden bir haber? Kimmiş, neyin nesiymiş bu kadın?

Yok maalesef. Takibe aldık çocuğu.

Ucuz bir otele gelip gidiyor.

(Avukat) Annesi buralarda olsa tespit ederdik mutlaka.

Rüçhan Hanım, sözleşmeyi bekleteceğiz, değil mi?

(Avukat) Özer Bey'in hisse devri için.

Evet, evet.

Özer Bey'i uyandırmanın bir anlamı yok şimdiden.

(Gerilim müziği)

(Makine sesleri)

Herkese kolay gelsin.

(Özer) Devam edin.

(Makine sesleri)

Sana da kolay gelsin.

Eyvallah patron.

Bir gelsene sen şöyle.

Usta baksana bir.

(Makine sesleri)

Mustafa, sana birkaç gün izin veriyorum.

Kovuyorsun yani beni.

İzin veriyorum dedim. İşine son vermedim.

Yani kovmadan önceki aperatif diyorsun.

Soğuk bir başlangıç.

Kovacak olsam direkt söylerim, tamam mı?

Birkaç gün izin yapar, sonra tekrar işinin başına dönersin oğlum.

Oğlum?

Tamam.

Lafın gelişi.

Ben zaten lafın gelişi söylediğini anlamıştım.

Mustafa...

...bak, işin aslı şu.

Dün yaptıkların için teşekkür ediyorum sana.

Oğlumun hayatını kurtarmışsın.

Evet, oğlunun hayatını bana borçlusun biraz.

Şaka yaptım.

Ben bunları borç hanesine yazmadım, merak etmeyin.

O şerefsiz, silahla gelmiş buluşmaya.

Gözünü karartmış. Olacak şey değil.

Yo, olabilir yani.

İnsanın gözü kararabilir bazen.

Ama işte her bünyeye gözü karalık yakışmıyor.

Mesela o çakal, dün hiç delikanlılık örneği sergilemedi yani.

Mustafa...

...bak, bu adam bunu bir kez göze aldıysa bir daha yapacaktır.

Ne yapıp edip Türkan'a ulaşacak. Vazgeçmeyecek.

Ne yapayım?

Sen katil mi ol diyorsun bana? Ne diyorsun?

Hayır tabii ki. Öyle bir şey söylemiyorum.

Sadece senden Nihat'ı...

...Nihat'ı izlemeni istiyorum.

Senin iznin maksadı belli oldu.

Ben de mangala falan çağıracaksın sandım beni.

Mustafa tamam, onu da yapacağız.

(Özer) Biraz zamana ihtiyacımız var. Sadece birkaç gün.

Nihat'ı gözetlemeni istiyorum. Sana bir araba da tahsis edeceğim.

-Ehliyetin var, değil mi? -Var, var.

Ben bu işler için almıştım zaten. İyi oldu, denk geldi.

O çakalın enin gelininle ne işi var? Ne derdi var?

Özel bir mesele. Yani aile içi bir...

Aile içiyse ben karışmayayım o zaman.

Bak, sana bir şey daha söyleyeceğim. Benim...

...farklı meziyetlerim de var.

Beni öyle insanlara pitbull gibi saldırtmaktansa...

...farklı şeylerde de kullanabilirsin beni. Yetenekli çocuğumdur.

Tamam.

Sana böyle hissettirdiğim için özür dilerim.

Unut bütün söylediklerimi.

(Özer) Hadi işinin başına.

Patron.

Ben kabul ediyorum.

Emin misin?

İş bende dedim sana, bu kadar. Tamam, kabul ettim. Bitti.

Otur.

(Gerilim müziği)

Nesrin anne, siz benim büyüğümsünüz.

(Somer) Size asla saygısızlık etmek istemedim.

Her şeyden önce sevdiğim kadının annesisiniz.

Annem konusunda ne deseniz haklısınız. Boynum kıldan ince.

Ben o süreçte elimden geldiğince Türkan'ın yanında olmaya çalıştım.

(Nesrin) Türkan'la konuştum.

Olanların çocuğundan senin haberin yokmuş zaten.

Ama ben seni bunun için çağırmadım Somer.

Mine kim?

Ee...

...şey, biliyorsunuz az çok.

Aile dostumuz, nikâh şahitliğimizi yaptı, uzun süre asistanımdı.

(Nesrin) Kılıfını sormuyorum.

Gerçekte kim?

Onu soruyorum.

Doğum yaptı mı?

(Gerilim müziği)

Yani bir çocuğun oldu mu senin Somer?

(Gerilim müziği)

Bir asistandan fazlasıymış demek, öyle mi?

(Gerilim müziği)

Çok heyecanlı değil mi? Nasıl bekleyeceğiz 24 saat?

Vallahi ablam çok heyecanlı gözükmüyor.

Kızlar, sonuçlar çıkıncaya kadar kimseye bir şey söylemek yok, tamam mı?

Tamam.

Söz.

Ee, acaba diyorum dondurma yemeye mi gitsek?

Ne dondurması Dönüş? Tost falan yiyelim. Ablam açım diyor.

Ne diyorsun abla?

Açıkçası şu an aklım annemle Somer'de kaldı. İçim pek rahat değil.

Tamam işte, dondurma yemeye gidelim. Hem havan değişir.

Ben eminim. Dondurmanın mutlulukla bir ilgisi var.

Ben hiç sanmıyorum. En son Hakan'la dondurma yedik.

Deryacığım, her şeyi kötüye çekmesen?

Ben kötüye çekmiyorum Dönüş. Kötü beni buluyor.

Dertler derya olmuş.

Tamam kızlar, moral bozmak yok.

Tamam, dondurma yemeye gidelim işte. Benim dondurma krizim tuttu.

Dondurma krizi mi? Serdar krizi olmasın?

Çağırdın değil mi oraya Serdar'ı?

Hadi dondurma yemeye gidiyoruz.

Abla kafana takma. Eminim annemle Somer enişte barışacaktır.

Nesrin anne, ben Türkan'a ihanet etmedim.

(Somer) Ben onu gerçekten tüm kalbimle seviyorum.

Mine evlenmeden önce hayatımdaydı.

Tamam, başta böyle değildik Türkan'la. Birbirimizi tanımıyorduk.

Fakat sizin kızınız zamanla benim her şeyim oldu.

(Somer) Hayatımın tek anlamı oldu.

Onu kaybedeceğimi düşünmek bile benim nefessiz kalmama yetiyor.

Ölüm gibi bir şey.

Anlatabiliyor muyum?

Ben Türkan'ı her şeyden çok seviyorum.

Mine benim için hiçbir şey ifade etmiyor.

(Somer) Hayatımın hatasıydı.

Bitti.

Sadece çocuğumun annesi.

(Nesrin) Somer, sana inanıyorum.

Sevgine inanıyorum. Türkan'la birbirinize duyduğunuz aşka inanıyorum.

Ama ortada bir çocuk var.

Ve sen hayatının sonuna kadar bu kadınla görüşmek zorundasın, değil mi?

(Nesrin) Bu çocuk için bunu yapmak zorundasın.

Peki ama benim kızıma yazık değil mi?

Kocasının başka bir kadından çocuğu olduğunu öğrendiğinde...

...Türkan neler hissedecek, hiç düşündün mü?

(Nesrin) Düşünmüşsündür.

Ne olursa olsun Türkan'ın bunu bilmeye hakkı var.

(Nesrin) Bunu Türkan'a söylemek zorundasın.

Ben Türkan'la konuşacaktım aslında.

Ne zaman konuşacaktın? Ne zaman?

Olaylar bu raddeye gelene kadar niye bekledin?

Haklısınız Nesrin anne ama o kadar çok şey oldu ki...

Ben dün bunu Türkan'a söylememek için kendimi zor tuttum.

Ben ne zaman Somer desem seni ne kadar sevdiğini söyledi.

Ben ne zaman ağzımı açsam ne kadar mutlu olduğunu söyledi.

Bir anne, evladının yuvasına zarar gelsin ister mi?

(Nesrin) Yavrumun yuvasının yıkılmasını ister miyim?

Buna neden olmak ister miyim?

Ama ben kızımın aptal yerine konmasına göz yumamam Somer.

(Nesrin) Bir an önce Türkan'la konuşacaksın.

Türkan'ın kararı ne olur bilemem.

Ama kararı ne olursa olsun...

...ben annesi olarak arkasındayım.

Sen de bunu bil, tamam mı?

(Duygusal müzik)

Niye aramıyor ki Somer? Çok merak ettim.

Boks maçı devam ediyordur hâlâ.

Derya korkutmasana kızı.

Aa, kızlar. Siz de mi buradaydınız? Ne güzel tesadüf.

Serdar sanki bilmiyoruz geleceğini. Geç otur.

(Türkan) Hadi otur Serdarcığım.

Dönüş bizi zorla buraya getirince mecburen söylemek zorunda kaldı.

Kızma ona.

Maşallah, bayağı dakiksin. Tam zamanında damladın.

Yani bekletmeyeyim diye canım.

Evet, tabii tabii.

Neyse, buluştuk oturduk sonuçta.

Biz dondurmalarımızı sipariş ettik, birazdan sana da söyleriz.

Ben yemeyeceğim. Hakan'a gideceğim İzmir'e.

Saçmalama Derya, ne İzmir'i? Otur oturduğun yerde.

Abla bak anlamıyorsun. Daha dün beraberdik.

İki dakika emniyete girdi çıktım, yok oldu, buharlaştı.

(Derya) Telefonları da kapalı.

Serdar, sen hiç Hakan'la konuştun mu? Aradı mı seni?

Yok. Sabah ben aradım hatta okulla ilgili bir şey sormak için...

...ama telefonu kapalıydı.

Abla bak, izin ver gideyim. İdare etmezsen zaten kaçacağım.

Sonra Derya sorunlu, Derya olay çıkarıyor diyorsunuz.

Derya, annem yeni yeni iyileşmeye başlamışken niye böyle yapıyorsun?

Annemle ne alakası var? İdare et, gideyim işte.

(Serdar) Türkan abla.

Hakan'ın yaptığı da normal değil. Kız haklı.

İzin verirsen eğer ben götüreyim onu İzmir'e.

Ben de gelirim hem.

Hah, bak gardiyanların da yanımda.

Dönüş, sen de mi?

Yalnız mı gönderelim Derya'yı?

İçim hiç rahat değil, kusura bakmayın.

O kadar yol gideceksiniz. Allah korusun.

Geçen sefer de böyle huzursuz oldum.

İzin veremem.

(Duygusal müzik)

Buyurun Rüçhan Hanım.

Sen bugün Türkan'la hiç konuştun mu?

Yok, en son dün akşam konuştuk.

Şöyle yapıyorsun, git üstünü değiştir.

Şöyle şık, güzel bir şeyler giy. Süslen biraz.

Nesrin Hanım'a geçmiş olsuna gidiyorsun.

Giderken de kendime göre bir tane çiçek alır gidersin.

Ayıp olmaz mı Rüçhan Hanım? Ben hangi sıfatla giderim oraya?

Senin sıfata ihtiyacın mı var?

Türkan'la denksiniz zaten.

Eh, sohbetiniz de var çok şükür.

O Türkan Hanım'ın iyiliğinden.

Tamam işte. Sen şimdi onun annesini ziyarete gidiyorsun.

Ne hatırlıyor, ne biliyor...

...her şeyi öğrenip geliyorsun.

Ben ne deyip öğreneceğim?

Yok Rüçhan Hanım. Ben böyle bir şey yapamam.

Öyle mi?

O zaman git, çalıştığın günlerin parasını sana versinler.

Köyüne geri dön.

(Düşme sesi)

(Kiraz ağlıyor)

-Bebek! -Koş, koş!

(Kiraz ağlıyor)

Yukarıdan geliyor ses.

Koş, koş, koş!

(Kiraz ağlıyor)

(Kiraz ağlıyor)

(Rüçhan bağırdı)

Oy kuzum!

(Kiraz ağlıyor)

-Oy. -Ah!

(Kiraz ağlıyor)

Nesrin anne, benim sizden bir ricam var.

(Somer) Bana lütfen biraz zaman verin.

Halletmem gereken meseleler var.

Yeterince zaman kaybettin Somer.

Biliyorum, farkındayım. Çok haklısınız.

Ama çok değil. Bir Türkan'ı alayım, eve yerleşeyim.

Ondan sonra anlatacağım her şeyi. Söz.

İyi edersin.

Sen konuşmazsan ben konuşup her şeyi anlatacağım Türkan'a.

İyi günler.

(Gerilim müziği)

Çok güzelmiş, bayıldım.

İyi, al. Buradan ye rahat rahat.

Acaba diyorum sen tıp okumayı, doktorluğu bıraksan da...

...buralarda sana bir dondurmacı dükkânı mı açsak?

Ay.

Dişlerim kamaştı. Su isteyeyim en iyisi.

(İkisi birden) Pardon.

(Duygusal müzik)

Ee, ben dolaptan alayım en iyisi.

Ben de geleyim, soğuk vermesinler.

Hakan yüzünden nefret ettim dondurmadan.

Tamam.

Gidin yarın Serdar'la ama dikkat edin, tamam mı?

İdare edecek misin?

Edeceğim.

Somer?

Neredesin?

Aradım, açmayınca mesaj attım. Ne konuştunuz annemle bu kadar?

Merak ettim.

Bildiğin şeyler.

Barıştınız mı?

Tartışmadınız değil mi annemle?

Hayır, hayatım. Dediğim gibi hep aynı konuları konuştuk, bir şey yok.

Somer enişte, hoş geldin.

Somer abi, hoş geldin. Bir şey ister misin? Dondurma alayım mı?

Yok, istemem. Sağ ol.

Biz biraz gezelim, dolaşalım madem.

-Aynen. -Tamam.

Eve gitmeye yakın haberleşiriz o zaman.

Tamam.

Canın sıkılmış sanki.

Tartışmadığınıza emin misin?

Annem çok mu kırıcı konuştu Somer?

Canım, yok bir şey. İyiyim ben. Merak etme.

Fakat seninle konuşmamız gereken bir mesele var.

Konu Nihat'sa Nihat'la görüşme...

Hayatım, niye yapıyorsun böyle bir şey?

Ne konuşacaksın o adamla?

Bizim can düşmanımız. Bilmiyor musun?

Bizim değil, Mine'nin düşmanı.

Canım benim, ben Mine yüzünden kavga ettim ya adamla.

Kapımıza polis yığdı.

Tamam işte. Ben de Mine yüzünden görüştüm.

Kiraz'ın babası kimse ortaya çıksın, Mine'ye de bebeğe de sahip çıksın.

Artık hayatımızdan gitsinler istedim.

Nihat da artık daha fazla başına bela olsun istemedim.

Ama gelmedi tabii görüşmeye.

Canım bak, o adamla kesinlikle muhatap olmanı istemiyorum.

Tamam mı? Tehlikeli bir adam o.

Ayrıca bir daha böyle konulara karışmanı kesinlikle istemiyorum.

Ben de senin Mine'nin karmaşık ve tuhaf hayatıyla...

...gereğinden fazla ilgilenmeni istemiyorum.

Ne diyorsun Nesrin?

Vallahi hiç ummazdım Somer'den böyle bir şey.

İşte öyle diyor.

Geçmişte yaşandı diyor, hataydı diyor.

Şimdi bu çocuklar da birbirlerini severek evlenmediler.

Bir şey de diyemiyorum ama...

Şimdi de çok âşıklar birbirlerine. Görüyorum.

Ortada da benim çocuğum var.

Ne olacak? Ne yapacakmış peki?

Ne yapacak? Alacak karşısına, oturup konuşacak.

Biliyorum, çok zor.

Türkan, sineye çekerse kendi bilir.

Ama "Yok anne, ben istemem." derse ben de çocuğumu çeker alırım.

Biter bu evlilik.

Ay, Nesrin... Türkan, çok üzülecek vallahi.

Biliyorum, katlanmak kolay değil böyle bir şeye ama...

Hiçbir şey bilmeden yaşamasından daha iyidir ama.

(Gerilim müziği)

(Müzik)

Dünya sadece şu kadarcık olsa...

...yaşamak sadece şu andan ibaret olsa...

...sen, ben, senin soluğun, senin kokun...

Türkan'dan başka hiçbir şey istemem.

Başka hiçbir şeye hiç kimseye tahammülüm yok.

Çok yoruldum.

Çok yorgunum Türkan.

Huzursa, dinlenmekse...

...senin yanında olmak bana yetiyor.

Ne seni bu kadar yoran?

Hayat.

Hayat, sevgilim.

Keşkeler, hatalar.

Olmasaydı diye hayıflandığımız şeyler.

İzin ver, yükünü beraber sırtlanalım.

Benim sensiz bir geceye daha tahammülüm yok.

Eğer bir gece daha senden ayrı uyursam...

...bak, sana yemin ediyorum...

...geçen sefer yaptığım gibi sırtlarım seni götürür, kaçırırım.

Ne yaptı Ayla? Topladı mı eşyalarımızı?

Söyledim, hazırladı. Şoförle yollatırım.

Yollat o zaman.

Ben de senden ayrı bir gece geçirmek istemiyorum.

(Telefon çalıyor)

Önemlidir belki. Bak istersen.

(Telefon çalıyor)

Efendim.

Somer, oğlum. Biz hastanedeyiz.

Ne hastanesi ya? Ne oldu?

Oğlum, Kiraz yataktan düşmüş.

(Rüçhan ses) Acile getirdik.

Bu geceyi burada geçirecekmişiz. Doktor öyle söyledi.

-Somer, ne oldu? Ne hastanesi? -Canım, benim gitmem gerekiyor.

Somer, kime ne olmuş? Kim hastalanmış?

Türkan, arayacağım. Gitmem gerekiyor.

Somer!

Derya'nın okulu pazartesi başlıyormuş. Seninki ne zaman?

Az kaldı.

Hafta sonu gideceğiz işte.

Dondurmacı olma fikri çok da kötü değil o zaman.

Her hafta sonu geleceğim.

İzmir şurası zaten, yakın.

Yine görüşeceğiz.

Hafta sonları geleceğim.

Her birimiz bir yere dağıldık diye birbirimizi unutacak mıyız?

Hayır.

"Aşk, dağıldıkça azalan bir şey değildir."

Diyorsun.

Ben demiyorum.

Kürk Mantolu Madonna öyle diyor.

Okumuşsun.

Ben gidince okursun sanıyordum.

(Dönüş) O zaman bir daha okurum.

Senin hiç aynı cümleye tekrar tekrar döndüğün oluyor mu?

Yok.

Ama artık sık sık döneceğim sanırım.

Çünkü "Aşk, dağıldıkça azalan bir şey değildir."

Bana İzmir'de iyi gelecek.

Sana bir şey diyeyim mi?

Ben, Hakan'ın telefonu kapatmasına içten içe seviniyorum.

Neden?

Böylece Derya, Kanada sevdasından vazgeçecek.

Ben de sevdiğim herkesten ayrılmamış olacağım.

(Müzik)

Biz ayrılmayacağız.

Serdar, burada böyle yürüyemeyiz. İnsanlar görüyor.

Serdar, beni çok seviyor. O yüzden ellerimi hiç bırakmıyor, dersin.

(Müzik)

Kızım nerede? Nasıl durumu?

Müşahede altına aldılar.

"Kafa travması geçirebilir." dedi doktor.

-İçeri girebilir miyim? -İçeri giremezsiniz beyefendi.

-Kızım içeride. -Burada bekleyin.

Doktor Bey, size bilgi verir.

Gel.

Rüçhan Hanım.

Ben müsaadenizi isteyeyim. Hakkınızı helal edin.

Eşyalarımı sonra aldırırım.

Ayla, Allah aşkına eve git, işinin başına dön.

Bir de seninle uğraşmayayım.

Tamam.

Kötü bir şey olmamıştır inşallah.

Allah'tan yüzüstü düşmemiş çocuk.

Annesi içeride mi?

Yok.

Nasıl yok?

Gitmiş.

Bebeği sizin odaya bırakmış.

Biz, Ayla'yla onun ağlama sesine koştuk.

Nerede, bilmiyorum.

Çocuğu bir başına bırakıp öyle gitmiş mi?

Delirdi mi bu kadın?

Böyle saçma şey mi olur?

Somer.

Baba, Mine bir başına bırakıp gitmiş çocuğu!

Nihat mı aradı, bir şey yaptı? Anlamıyorum ki!

-Somer. -Ya ne oldu ki? Niye bırakıp...

Somer, bir sakin ol.

Biz de bilmiyoruz ne olduğunu. Ama o dediğin gibi bir şey olsa...

...öğrenirdik mutlaka. Ne olur sakin ol.

Bir başına bırakıp gitti bebeği yani. Öyle mi?

-Somer. -Arayacağım şimdi onu.

İnşallah cehennemin dibine gitmiştir.

Böylece sen de kurtulursun.

Çocuğumuz da bizde kalır.

Rüçhan.

Al şunu.

(Hareketli müzik)

(Türkan) Of...

Ne oluyor kızım? Açmıyorlar mı?

Yok, açmıyor kimse.

(Telefon çalıyor)

-Alo. -Alo, Ayla!

Ayla, neredesiniz? Arıyorum, açmıyorsunuz.

(Ayla ses) Eve şimdi geldim Türkan Hanım. Anca yetiştim telefona.

Somer de hastaneye diye apar topar çıktı gitti.

Arıyorum arıyorum, açmıyor o da. Ne oldu? Kim hastalandı?

Ee...

Şey...

Rüçhan Hanım rahatsızlandı da biraz.

Neyi varmış ki Rüçhan Hanım'ın?

Bilmiyorum, korkulacak bir şey yok dediler.

Ama bu gece hastanede kalması gerekiyormuş.

(Ayla ses) Somer Bey de yanında.

Tamam. Haberleşiriz.

Ne oldu? Rüçhan Hanım mı yatmış hastaneye?

Ne oldu kızım? Nesi varmış?

Ayla, "Korkulacak bir şeyi yok." dedi. Ama bir gece hastanede kalacakmış.

İyi o zaman. Hadi, bir uğrayalım.

Ne oluyor kızım?

Biz vicdansız insanlar değiliz ki.

Rüçhan Hanım, annenin hastalığında sık sık geldi.

Doktor bulmak için çok uğraştı.

Biz, bize yakışanı yapalım. Gidip uğrayalım.

Hadi, ben arabada bekliyorum.

Gidince bana da haber verin kızım.

Tamam, anneciğim. Ararız.

Aldığı ahlarla devrilmediyse yine bir şey olmaz da o kadına.

Bu saç tellerinin her birinin ahı var o kadında.

Yine de Allah şifa versin. Ne diyeyim?

Annem.

Sen bunları düşünüp de hasta olma. Üzme kendini, olur mu?

Merak etme sen kızım. Hadi, git.

(Müzik)

Hemşire Hanım.

Hemşire Hanım, bir müsaade etseniz, ben iki dakika çocuğumu görsem.

(Hemşire) Üzgünüm, steril ortam olduğu için kimseyi alamıyoruz.

Bebeklerin sağlığı için.

Somer, bak genel durumu iyi zaten.

Biraz rahatla, ne olur.

Baba, ben iki dakika çocuğumu göremeyecek miyim?

Görürsün oğlum. Görürsün.

Doktorla konuşuruz ama gel biraz otur, bütün gün ayaktaydın. Hadi.

Hadi.

(Duygusal müzik)

Somer.

Sadık Bey'i aradım bugün.

Görüşmek istediğimi söyledim.

Niye?

Ne demek niye?

Sizin meseleyi konuşmak için oğlum.

Ama Nesrin Hanım daha iyiymiş.

Biraz ailecek vakit geçirmek istemişler.

"Daha sonra görüşürüz." dedi.

Baba, isabet olmuş.

Çünkü benim anladığım kadarıyla Sadık babanın hiçbir şeyden haberi yok.

Öyle mi?

Ah... İyi bari.

Büyük pot kıracakmışım, desene.

Neyse. Baba.

Hadi, al annemi de git.

Ben buradayım zaten. Bir şey olursa haber veririm.

Gidin siz. Durmayın burada.

Tamam.

(Müzik)

(Telefon çalıyor)

Bir saniye.

Alo, Özer.

Ben Sevilay.

Sesini tanıdım.

Seni Mustafa için aradım.

Oğluma ulaşamıyorum.

Bir arkadaşı, bugün Ayvalık'a gideceğini söyledi.

Sana gelebilir.

Yanımda.

Yani...

(Özer ses) Mustafa burada.

Yanımda çalışıyor.

Öyle mi?

Demek doğruymuş.

(Sevilay ses) Seni buldu.

Sen nasılsın?

Benim Mustafa'yla görüşmem lazım.

Tamam. Söyleyeyim, arasın seni. Olur mu?

Aramaz.

Niye?

Sağ ol, Özer.

Alo.

Alo.

Kimdi?

İş... Yani iş yerinden.

Bu saatte?

Rüçhan, manasız sorgulamaların zamanı değil şimdi.

Pekâlâ.

Peki...

...bu Mustafa...

...kim ki sen onu aile meselelerimize karıştırıyorsun?

Somer'in arkasından göndermeler falan.

Nihat, ne zamandır ailemizden oldu?

Nihat'ın ailemizden olmadığını biliyorum.

Ama bu meselenin bir ucu Somer'e bağlanıyor.

Oğlumuzun bu kadar önemli bir sırrını, ne idiği belirsiz bir serseriye...

...emanet edilmesinden hiç hazzetmiyorum.

Mustafa...

...Somer'in hayatını kurtardı Rüçhan.

Öyle bilip bilmeden...

...insanları yargılama.

Tamam mı?

Gidelim.

(Duygusal müzik)

(Müzik)

-Somer. -Türkan.

-Geçmiş olsun oğlum. -Sağ olun.

-Nasıl durumu? -Düşmüş.

Kafa travması dedi doktor.

Beyin kanaması ihtimali varmış. O yüzden uyutuyorlar şimdi.

Ayla, "Sadece rahatsızlandı." dedi.

Sen de şimdi kafa travması diyorsun.

Panikleme diye öyle demiştir.

Düşmüş yataktan.

Nasıl düşmüş olabilir?

Ben bir göreyim anneni.

Annemi mi?

Somer, gerildik diye annene karşı umursamaz olacak değilim.

Hastalık bu.

Canım, doktorlar almıyor şu an. Müşahede altında.

Göremiyoruz yani.

Hadi, gel. Çıkalım biz. Ben bunaldım biraz. Hava alayım.

Oğlum, yapabileceğimiz bir şey var mı?

Yok, Sadık baba. İlgileniyorlar, çok teşekkürler.

Hadi, dışarı çıkalım. Başım çatlıyor benim.

Hadi, gel.

Nasıl düşmüş peki?

(Müzik)

Neredeydin sen?

Kiraz nerede? Somer'in yanında mı?

Sana bir soru sordum.

Neredeydin?

Gezdim.

-Ah! -Rüçhan!

-Ne yapıyorsunuz ya? -Gezdin, öyle mi?

Git, gezmeye devam et! Kimlerle gezdiysen onlarla...

-Yürü, git! Defol! -Ne yapıyorsun?

Bundan sonra sana Kiraz falan yok!

Sen çocuğunu bundan sonra görmeyeceksin!

Ne diyorsunuz siz ya?

Ne diyorsunuz? Benim çocuğum o!

-Somer! -Bağır!

Bağır! Belki duyar!

Nerede Somer?

Kiraz nerede?

Sana ne? Sana ne?

-Defol! Defol git buradan! -(Özer) Rüçhan.

Nerede? Rüçhan Hanım... Bırak!

Gitmiyorum hiçbir yere! Gitmiyorum!

Nerede olduklarını söyleyeceksiniz bana!

Yoksa yakarım ben bu evi!

Yak! Buyur, yak bu evi! Hadi!

Rüçhan, sana yeter dedim!

Karışma sen Özer!

Defol git buradan! Defol!

Mine.

Mine, sen o el kadar çocuğu tek başına bırakıp nasıl gidersin?

Kimseye de haber vermemişsin kızım. Nasıl yaparsın bunu?

Bilmiyorum.

Bilmiyorum.

Yaptım işte.

İyi değilim. Görmüyor musunuz? Ben hiç iyi değilim.

Tamam.

Kiraz, hastanede.

-Ne? -Somer yanında.

Ne olur, git şu elini yüzünü yıka.

Bir kendine gel. Hadi.

Ah...

Merak etme canım.

Doktorlar, öyle tedbir amaçlı tutuyorlardır hastanede. Emin ol.

Kötü düşünme, olur mu?

Annen iyi olacak.

Rüçhan Hanım, çok güçlü bir kadın.

Üzülme, ne olursun.

Türkan, sus lütfen.

Lütfen bir şey söyleme.

Tamam, ben böyle sessizce beklerim yanında.

Eve git. Lütfen.

Somer, lütfen yanında kalmak istiyorum.

Türkan, yapma.

Lütfen yapma.

Yanında olmak istemem suç mu? Neden böyle söylüyorsun?

Aşkım.

Ben, bana bu kadar iyi davranmanı hak etmiyorum.

Somer, lütfen.

Bak, annenle aramızda birtakım şeyler yaşandı, evet.

Ama o bizim aramızda. Seninle bir ilgisi yok. Konuştuk bunları.

Hem şu an her şeyden önemlisi...

...onun bir an önce sağlığına kavuşması...

...iyileşmesi. Olur mu?

Haklısın.

Önemli olan bir an önce onun sağlığına kavuşması.

(Müzik)

Hiçbir yere gidemezsin!

Bırakın, ne olur. Somer'e gitmem lazım, hastaneye.

Senin, benim oğlumun yanında işin yok!

Çocuğumu görmem lazım, Kiraz'ın yanında olmam lazım.

Lütfen Rüçhan Hanım.

Şimdi mi geldi çocuğun aklına?

Bunu, onu yalnız bırakmadan önce düşünecektin!

Yürü!

(Ağlıyor) (Duygusal müzik)

(Rüçhan) Oh! Çok şükür.

Çok şükür, iyi yavrucak.

Ah, oğlum.

Kiraz!

Anneciğim... Kiraz...

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

Mesut.

Sadık baban, seni köye götürmedi diye artık üzülme oğlum.

Oraya giderseniz seni yine kaybeder diye korkmuş.

Kaybolmam ki bir daha.

Bir kere kayboldu, Mesut çok korktu. Buldu Sadık baba.

Mesut, oğlum.

Sen merak etme, ben seni oraya götüreceğim.

Korkmasın Sadık baba.

Mesut, kaybolmaz, bırakmaz elini.

Mesut, bak köye gideceğiz.

Giderken mektup da götüreceğiz.

Herkese de tek tek soracağız.

Mesut'un annesiyle babasını bulacağız. Değil mi Sadık babası?

Evet.

Mesut, bırakmaz Sadık babanın elini. Üzülmesin.

Güzel oğlum.

Hadi, geç, kahvaltını yap.

Sen de git, kardeşlerini uyandır kızım.

Tamam anneciğim.

(Telefon çalıyor)

Efendim Serdar.

(Kapı açıldı)

Hadi bakalım kızlar çetesi. Uyanın.

Ay... Günaydın.

Günaydın ablacığım.

Senin sesinle uyanmak çok güzel.

Hadi bakalım, kalk, hazırlan. Serdar bir saate alacak sizi.

(Ağlıyor)

Derya?

Derya, ablacığım yapma ama böyle. Bak, ben sana verdiğim sözümü tuttum.

Gideceksiniz, konuşacaksın. Neler olduğunu soracaksın ablacığım.

Abla ya.

Ne olur başına bir şey gelmiş olsun.

Ama kötü bir şey olmasın.

Hastalanmış olsun. Ya da telefonunu kaybetmiş olsun.

Lütfen telefonlarımı o yüzden açmıyor olsun.

Abla, başka şeyler aklıma geldikçe ben çok kötü oluyorum.

Bir tanem, tamam.

Tamam ablacığım, tamam.

Tamam bir tanem. Zaten öyle olacak.

Seni mutlaka bir sebep yüzünden arayamamıştır.

Abla, ya öyle olmadıysa?

Derya, siz en son ayrıldığınızda tartıştınız mı?

Ya da aranızda bir problem yoktu, değil mi?

Yok, biz çok mutluyduk.

Hayaller kurduk beraber.

Abla, beni yüzüstü bırakmamıştır, değil mi?

Gel, gel bir tanem.

Rüçhan, fazla abartıyorsun.

Her ne olursa olsun, bu yavrucağın annesine ihtiyacı var.

Ölüyordu çocuk neredeyse.

Biraz mahrum kalsın da anneliğini hatırlasın.

Nasıl bir vicdanın var, anlamıyorum.

Mine'ye kızıyorsun.

Bebeği cezalandırıyorsun.

Yapma bunu işte. Yapma.

Gel bakalım.

Sakın yanından ayrılma. Gözünü bile kırpma.

Asla yalnız kalmasın.

Tamam, Rüçhan Hanım. (Kiraz ağlıyor)

Oy...

Çağır, gelsin çocuğunu emzirsin.

Tamam, Rüçhan Hanım.

Ben beklerim senin yanında.

Somer, çocuk aç. Emzirmem lazım. Lütfen yapma.

Konuş benimle, bir şey söyle. Yalvarırım.

Niyetiniz ne?

Beni çocuğumdan koparmayacaksınız, değil mi?

Bana bunu yapmayacaksınız, değil mi?

Yemin ederim canıma kıyarım.

Somer, yüzüme bak. Bir şey söyle, yalvarırım.

Özür dilerim.

Özür dilerim. Ben iyice bunalıma girmiştim.

Sonunun böyle olacağını tahmin edemezdim.

Ben sadece iyi hissetmek istedim. Anlıyor musun?

Kadın gibi hissetmek istedim kendimi.

Sen önce anne olduğunu hatırla.

(Yaklaşan ayak sesi)

Somer.

Rüçhan Hanım, "Gelsin, bebeği doyursun." dedi, Mine Hanım.

Kiraz'ım.

Aşkım.

Annem.

Aşkım.

Gel, canım kızım.

Annem.

Meleğim benim.

Çok özür dilerim anneciğim.

Çok özür dilerim senden.

(Müzik)

(Telefon çalıyor)

Alo, Somer.

Efendim.

(Türkan ses) Annen nasıl oldu? Biraz daha iyi mi? Merak ettim.

Çıktı hastaneden, taburcu oldu, iyi.

Çok şükür.

Merak ettim. Geçmiş olsun tekrar.

Sağ ol.

Sen ne zaman alacaksın beni? Ne zaman geçeceğiz eve?

Ne zaman istersen.

Tamam, ben bir iki saate hazır olurum.

Daha fazla beklemek istemiyorum. Kocamı özledim.

Tamam, bir tanem. Ben de çok özledim seni.

Bir duş alayım, gelirim yanına.

Tamam canım, bekliyorum seni.

Görüşürüz.

Oğlum.

Gel. Gel, bir tanem.

Niye her şey bu kadar zor olmak zorunda?

Niye her şey üst üste geliyor?

Ben böyle pisliğin içine battıkça batıyormuş gibi hissediyorum.

Yani kendimi...

Hayır, çırpınıyorum, çırpındıkça daha çok batıyorum.

(Rüçhan) Oğlum.

Kendini bu kadar çaresiz hissetme.

Ne olursa olsun...

...ben hep senin yanında olacağım.

Elini asla bırakmayacağım. Sen düştün mü ben seni çekip alacağım.

Ben seni kaldıracağım ayağa.

Of... Somer.

Bu Mine...

...iyice çığırından çıktı.

Başında beklemezsem daha da sorumsuz şeyler yapacak.

Eminim buna.

Oğlum, bak en azından çocuğun için...

...sütten kesilene kadar sabretsen...

...ben sonra ne yapacağımı biliyorum.

Ama sen bu arada Türkan'ı getirsen, burada beraber kalsanız.

Ne diyeceğim anne ben Türkan'a?

Nasıl getireceğim?

Ha?

Hayatta gelmez.

Ayla, benim hasta olduğumu söyledi.

Al, bahanen hazır.

Annem hasta, o yüzden burada kalmamız lazım de.

Hayır.

Ben, Türkan'a yalan söylemeyeceğim.

Yeter.

Yeter benim pisliğin içine battığım. Yeter.

Sen bana bir söz vermiştin.

Sen bana bir söz vermiştin.

Ben Türkan'ı bu eve getirirken bana dedin ki...

..."Ben Türkan'ı üzmeyeceğim." dedin anne.

-Bana bir söz vermiştin. -Tamam.

-Doğru. -Değişmiyorsun anne.

Bir gram değişmiyorsun!

Oğlum, bak gerçekten çok pişmanım.

Çok üzgünüm. Ama...

...öfkeme hâkim olamadım.

Hep aynı bahane.

Hayır oğlum, bahane falan değil.

Türkan, boyundan büyük işlere kalkıştı.

Ben, o adam seni öldürecek diye çok korktum.

Bunun gerilimi yüzünden yaptım ne yaptıysam.

Al, o adam silahla gelmedi mi?

Eğer o çocuk olmasaydı...

Her neyse...

Kendim için istemiyorum ki buraya gelmenizi.

Kiraz için, kızın için istiyorum.

Sen de Türkan'ı al, gel.

Kızlar, söylediğim gibi çok oyalanmak yok.

Bir an önce vakitlice gidip gelin, tamam?

Abla, test sonucun çıkınca bize haber ver, tamam mı?

Serdar'dan ararsın.

Tamam. Pozitifse ararım.

Unutma ama.

(Yaklaşan ayak sesi)

Şey yapıyorsunuz... Lavabonun altında deterjanlar...

...yerini zaten biliyorsunuz. Oradan alırsınız.

Kovalar da banyoda. Anladık.

Görüşürüz o zaman.

Hadi, güle güle.

Bunlar, senin evini mi temizleyecek şimdi?

Evet, anne. Daha önce geldiler ya.

Yavrum, sen başında durmazsan baştan savarlar.

Bunlar ne bilecek ev temizliğini Allah aşkına?

Yok, pırıl pırıl yaptılar daha önce.

Türkan, kızım bak...

...mis gibi evin varken...

...gidip, o kadının evine yerleşmeniz büyük bir hataydı.

Sizin orada yeriniz yok.

Senin kendi ocağın, kendi düzenin, kendi yuvan. Tamam mı?

Eğer bu konuda Somer sana baskı yapıyorsa...

Yok, Somer de senin gibi düşünüyor anne.

O zaman aynı hatayı bir kez daha tekrar etme. Tamam mı?

Senin, Rüçhan'ın evinde yerin yok. Tamam mı?

Hadi.

(Duygusal müzik)

(Köpek havladı)

Kolay gelsin. Bisiklet sana emanet.

Allah'ım lütfen Ayla açsın, lütfen! Gözünü seveyim, kurban olduğum ya!

Ne vardı?

Ne mi vardı?

O noktaya mı geldik? Böyle mi olacaktı?

Üf! Hadi, kapatıyorum!

Zeytin gözlüm, kurbanın olayım yapma böyle şeyler.

Bak, ne hâllere düştüm. Yemeden içmeden kesildim.

(İrfan) Lütfen, perişanım!

Neyin var? Maşallah domuz gibisin!

Evet domuzum, eşeğim hatta!

Bak, ne dersen de haklısın. Çok özür dilerim.

Geçmiş olsun. Beni rahatsız etme artık!

Ya bir dakika, bir dakika Ayla! Posta vardı, posta var ya.

Bir dakika.

Mine Hanım'a mahkeme celbi.

-İyi. Bekle, çağırıyorum! -Ayla...

...lütfen bak, beni bir dinle.

Sonra bir daha yüzümü görmek istemiyor musun?

Tamam, görmezsin. Ama beni bir dinle.

Ne dinleyeceğim seni be? Oylayıp duruyorsun beni!

Bugün konuşacağım annemle, yarın konuşacağım annemle!

Ne zor bir şeymiş bu? Bana bak İrfan...

...ben öyle gezip tozup, gönül eğlendireceğin bir insan değilim!

-Dalga geçiyorsun benimle! -Sultanım aşk olsun. Olur mu öyle şey?

Ben seninle gayet ciddi düşünüyorum.

Düşünmekle olmaz!

Ya ne zormuş bir anneyle konuşmak be!

Zor ama vallahi zor.

Niye? Bir sıkıntı mı var?

Ya sıkıntısı yok da...

...biraz anaç bir kadın.

İşte o anaç tavrı bazen benim üzerimde böyle...

...psikolojik baskı unsurları oluşturabiliyor. O yüzden.

Anladım. Bak, isabet olmuş.

Sen hiç annenle konuşma.

Ben canımı sokakta bulmadım.

Bir kaynana zulmü de ben çekemem! Güle güle!

Ya Ayla, beni bir dinle ama!

Ama bir dinleseydin gözünü sevdiğim ya!

Bak, kırıyorsun ama beni. Açar mısın şunu lütfen?

Ayla, Ayla!

Ayla Hanım!

Mine Hanım, mahkeme celbiniz vardı.

Aile Mahkemesi'nden, şöyle.

Buyurun.

Şuraya bir imza.

(Hareketli müzik)

Oldu o zaman iyi günler.

(Duygusal müzik)

Yani bilmiyorum ki. İki gündür bir yerlere gidip geliyor.

(Mustafa ses) Bir çanta veriyor, bir şeyler veriyor.

Şimdi de elinde bir tane belge var, onu yakıyor burada.

Bence karışık işler peşinde yani haberin olsun.

Nasıl karışık işler?

Anlayacağız onu dur bakalım.

Daha yeni başladım.

(Kapı vuruldu) (Kapı açıldı)

Gel.

Sevilay Yalçın, randevusu yok ama ısrarla sizi görmek istiyor.

-Tamam oğlum, ben seni arayacağım. -(Mustafa ses) Tamam.

Gelsin.

(Gerilim müziği)

Sevilay?

Hoş geldin.

(Gerilim müziği)

Merhaba.

Kusura bakma.

Şaşırdım seni görünce.

Otursana.

(Duygusal müzik)

(İkisi birden) Nasılsın?

(Duygusal müzik)

Ben, Mustafa için geldim.

Yanımda çalışıyor. Söylemiştim.

-Konuştunuz belli ki? -Evet.

Çok kırgın bana.

Ama...

...zamanla telafi edeceğiz.

Yani elimden geleni yapıyorum.

Nerede kalıyor?

Bir otelde kalıyormuş.

Siz görüşmüyor musunuz onunla?

Hayır.

Beni aramıyor.

Bir sorun mu var aranızda?

Benden nefret ediyor.

Olur mu öyle şey?

Bence Mustafa sana tapıyor Sevilay.

(Özer) Yani benim gördüğüm ve anladığım bu.

Hatta kimselerle paylaşamıyor seni.

Bu yüzden affedemiyor ya beni.

Ona...

...biri baba olsun, destek olsun istedim.

Yılların yorgunluğunu dindirmek için...

...evlendim.

(Duygusal müzik)

Haklısın.

Bunca yıl yalnız geçmez tabii.

(Özer) Hakkın.

(Duygusal müzik)

Umarım mutlusundur.

Hataydı.

Büyük hataydı.

(Duygusal müzik)

Beni dövmeye kalkışınca...

...Mustafa onu bıçakladı.

Ne diyorsun sen?

Sekiz ay cezaevinde kaldı.

(Sevilay) Ziyaretlerimi hiç kabul etmedi.

Belli ki onu çok kırmışım.

Çok üzmüşüm.

(Duygusal müzik)

Oğlumu çok özledim Özer.

Benim varım yoğum o.

Ondan başka kimsem yok.

Onun da benden başka.

Tamam. Tamam, sen bir sakin ol önce.

Ben bu işi halledeceğim.

Sizi buluşturup, barıştıracağım.

Güven bana.

(Duygusal müzik)

Sen nerede kalıyorsun Ayvalık'ta?

Direkt buraya geldim, daha bir yer ayarlamadım.

Tamam.

O zaman önce sana bir yer...

Hayır Özer, ben hallederim.

Sevilay...

...lütfen izin ver. Hiç değilse kalacak yerini...

Teşekkürler Özer, ben çözerim.

Peki, öğleden sonra bir yemek yesek?

Yani Mustafa'yla seni buluşturmak için.

(Duygusal müzik)

Peki.

Sağ ol.

O zaman ben rezervasyon yapar yapmaz sana haber vereceğim.

De...

...numaranı verirsen tabii.

(Duygusal müzik)

(Topuk sesi)

(Gerilim müziği)

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Kuşlar ötüyor)

-Oh! -Ver çocuğu!

Rüçhan Hanım ne olur bu kadar zalim olmayın!

-Ver şu çocuğu! -(Mine) Rüçhan Hanım, lütfen!

Sen daha zalimliğimi görmedin. (Mine ağlıyor)

Ayla al, götür. Yukarıda benim odamda uyusun.

(Duygusal müzik)

Anneciğim.

Hadi anneciğim, haberleşiriz. Kendine dikkat et, olur mu?

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Duygusal müzik devam ediyor)

Eve gideriz diye düşünüyordum. Niye buraya geldik?

Bir sorun mu var?

Türkan, ben...

...ben eşyalarımızı eve taşıttırmadım.

Neden?

Bir süre daha annemim yanında kalmamız gerekiyor çünkü.

Aşkım, konuştuk ya bunları.

Biliyorum aşkım, konuştuk ama...

...senden bir süre daha sabretmeni isteyeceğim.

Somer, annen hasta diye bunu istiyorsan...

...her gün ziyaretine gidersin. Hatta gerektiğinde ben de ilgilenirim.

Ama olanlardan sonra o eve tekrar dönemem.

Aşkım, zorlaştırmasan.

Zorlaştırmıyorum Somer!

Benim de bir onurum gururum var!

Tamam, ben istedim. Ben söyledim.

(Türkan) Gidelim annenin yanına tekrar, orada yaşayalım dedim.

Ama gördün. Annenin bana karşı olan nefreti, kini asla dinmiyor!

(Türkan) Olmuyor Somer, biz bir arada yapamıyoruz!

Ben yaşadığım acıları tekrar yaşamak istemiyorum!

Türkan, böyle olmak zorunda dedim.

Somer, neden anlamak istemiyorsun? Ben her dakika her saniye...

...acaba annen bana ne zaman saldıracak korkusuyla...

...yaşamak istemiyorum! Hem annem de şahit olanlara!

(Türkan) Kadını zor sakinleştirdim, zor yatıştırdım!

Somer, ben kolay şeyler yaşamadım.

Ve o acıların aynısını tekrar yaşamak istemiyorum!

Türkan, ben annemle konuştum. Tekrarlamayacak bir daha.

Benim istediğim gibi olacak, tamam mı?

(Somer) O eve yerleşiyoruz, bitti!

Olay; senin istediğin ya da benim istediğimin olup olmaması değil!

Biz bir arada yaşayamıyoruz!

Ya öğreneceksiniz!

Benim için birlikte yaşamayı öğreneceksiniz!

(Kuşlar ötüyor)

Bakma bana öyle!

Ben bunun için defalarca çabaladım!

Elimden ne geliyorsa yapmaya çalıştım her şeye rağmen!

Bir arada yaşayabilmeyi denedim. Olmuyor Somer!

-Canım bak... -Lütfen!

Beni çarşıya bırakır mısın?

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

Derya!

(Duygusal müzik)

-Emel teyze? -Dönüş, Derya?

Aa, Serdar da gelmiş.

(Emel) Ne işiniz var burada çocuklar?

Emel teyze, Hakan yok mu?

Yok, gitti o. Ben de evi boşaltıyorum.

Nasıl yok?

(Serdar) Arıyoruz kaç gündür, ulaşamıyoruz. Telefonu kapalı.

Bu sabah Kanada'ya uçtu Hakan.

Bu sabah mı uçtu?

Ama cuma günüydü uçağı?

Öyle icap etti. Uçağını erkene aldırdı ve gitti.

Dönmeyecek.

(Gerilim müziği)

(Dönüş) Derya!

Derya, dur!

Derya!

Derya!

Kabul etmedi, dönmeyecek bu eve.

Böyle olacağını ikimiz de biliyorduk.

Tamam da ne yapacaksın?

Bilmiyorum anne, bilmiyorum.

Her şey hızla kontrolümden çıktı!

Ben göz göre göre Türkan'ı kaybediyorum!

Hiçbir şey de yapamıyorum!

Somer...

...ben konuşurum Türkan'la.

Sen bir sakinleş.

Uğraşma baba. Bir şeyi değiştirmez.

(Duygusal müzik)

Çıkıyor musun?

Evet. Bir duş alıp çıkacağım.

Mühim bir toplantım var.

(Özer) Belediye başkanını makamında ziyaret edeceğim.

(Gerilim müziği)

Ben Türkan'a her şeyi anlatacağım.

Bilsin, ona göre versin kararını.

İkimiz de bu belirsizlik çukurundan çıkalım.

Ben artık daha fazla yalan söylemek istemiyorum. Annesi haklıydı.

Türkan’a haksızlık edemem.

Bu meseleyi uzatmanın bir anlamı yok.

Annesiyle ne ilgisi var ki?

-Mine’yle bebeği biliyor. -Ne?

Kim söylemiş? Nasıl olur böyle bir şey?

Bir dakika, bir dakika! Sen...

...sen Türkan'a yaptıklarını anlatırken...

...bunu da söylemişsindir diye düşündüm.

Asla! Ben seni küçük düşürecek bir şey yapar mıyım oğlum?

Böyle bir şey söylediğimi nasıl düşünebildin?

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Duygusal müzik devam ediyor)

Serdar, çek arabayı yürüyeceğim biraz!

-Saçmalama Derya! -Serdar çek arabayı!

Yoksa atarım kendimi!

-Serdar tamam, dur! -Derya!

Dur!

Derya, dur! Neredeye gidiyorsun? Durur musun lütfen?

Nereye gidiyorsun?

-Derya, durur musun? -(Serdar) Ne yapıyorsun sen?

O kadar önemli değil Derya ya!

Onun böyle bir şey yapacağı belliydi zaten!

Susun artık, rahat bırakın beni!

Ölmek istiyorum ben! Ölmek istiyorum!

-Derya! -(Serdar) Derya!

Derya!

(Gerilim müziği)

Derya!

(Gerilim müziği)

Ya ne yapıyorsun sen? Kendine gel! Çıldırdın mı?

Ya Serdar, bırak beni!

Ne anlamı var benim yaşamamın Serdar?

O da gitti, terk etti beni!

Ben yapayalnız kaldım bu dünyada!

Giderse gitsin! Demek ki seni hak etmiyormuş!

Adam olsaydı, eğer seni gerçekten sevseydi burada olurdu!

Sen hâlâ değmeyecek biri için gözyaşı döküyorsun Derya!

O da yalan söyledi, herkes gibi beni hayal kırıklığına uğrattı!

Ya unut gitsin artık!

Seni seven çok güzel bir ailen var, kardeşlerin var.

Serdar, sen hangi aileden bahsediyorsun?

Derya!

Evlatlık Derya’yım ben!

Annem ölmüş, babam manyağın teki!

Sen hangi aileden bahsediyorsun Serdar?

O sen değilsin!

(Duygusal müzik)

Ne?

Duydun, o sen değilsin!

Dönüş!

Fatih amcanızın kızı Dönüş!

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Almanca konuştu)

Ne diyorsun, halledebilecek misin bu işi?

Hallederiz.

Seni yeğenim Türkan’la görüştürürüm.

(Fatih) Ama sana biraz pahalıya patlar.

50 milyon kadar.

Sen nasıl bir adamsın ya?

(Nihat) Belki yeğeninin hayatını karartacağım.

Hiç sorgulamadan para pazarlığı yapıyorsun.

Hele bir dene istersen, olur mu?

(Fatih) Kolaydı öyle hayat karartmak!

Ayrıca ben senin...

...yeğenime zarar vermeyeceğini biliyorum.

Para önemli evet.

Almanya'da bir kızım var benim.

Neden başında değilsin?

(Nihat) Ne işin var burada?

Öncelikle sınır dışı edildim.

Ve kızım böbrek hastası.

Yeğenlerimden birininki uyarsa...

(Gerilim müziği)

Bunu da al.

Mark alırsın.

Eyvallah.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Telefon çalıyor)

-Efendim? -Alo, Somer?

Ben annemlerin evine geçiyorum. Beni oradan alabilir misin?

Tamam, geliyorum aşkım.

Görüşürüz.

Ne oldu?

Beni al dedi.

Çok güzel.

Tamam, Git, karını al gel oğlum.

Hiç merak etme, ben her şeyi halledeceğim. Söz veriyorum sana.

Yeter ki sen mutlu ol.

-Görüşürüz. -Hadi.

(Gerilim müziği)

(Somer) Mustafa, ne işin var burada?

Büyük patronu görecektim de.

Şirketten erken çıkmış bugün.

-Bir sorun mu var? -Yani benlik bir şey yok da...

Gel konuşalım.

(Gerilim müziği)

(Telefon çalıyor)

(Telefon çalıyor)

Özer Bey'in telefonu, buyurun.

(Erkek ses) Efendim ben Çiftlik Restoran'dan arıyorum.

-Rezervasyon teyidi için. -Evet.

(Erkek ses) Saat 13.00'te üç kişi olacaktı. Geleceksiniz, değil mi?

Evet, tabii geleceğiz.

(Erkek ses) Peki efendim, iyi günler.

(Somer) Anlat bakalım neymiş?

Sizin bu peşinizdeki adam biraz sorunlu galiba.

Kimden bahsediyorsun?

Sana silah çeken o çakaldan bahsediyorum.

Babam peşine taktı beni.

Yani olası bir durumda Süpermen gibi olay yerine ineyim diye herhâlde.

Çok saçmaymış.

Nerede büyük patron? Ona bir rapor vermem lazım şu an.

Ya ne raporu ne patronu? Boş versene!

Onun acil bir işi var. Belediye başkanıyla görüşmesi gerekti.

Ben konuşurum babamla. Bak Mustafa...

...benim için kendini tehlikeye atmanı istemiyorum.

Hem benim korunmaya da ihtiyacım yok.

Ben kendimi korurum. Tamam mı?

Merak etme, zaten benim peşime de adam takmış.

Sizin korumalardan birini. Tanıdım adamı görünce.

Senin baban çok enteresan bir adam yani hakikaten.

Yani kimi, kimden koruyor ben onu anlamadım.

Nihat'tan korumak istemiş seni.

Neyse, anlat.

Bu Nihat denen çakal bir şeyler karıştırıyor.

-Bilseniz iyi olur. -Ne gibi?

(Mustafa) Ben bütün gün bu adamı izledim.

Böyle abuk sabuk yerlere çıktı sürekli.

Depo gibi yerler, hâl gibi yerler. Saçma sapan yerlerdeydi.

Tekneyle adalara bir şey mi kaçıracakmış...

...bir şey mi olacakmış tam anlamadım ama kaçakçı mı ne herhâlde.

Sonra böyle zayıflama suları satan bir dükkâna girip çıktı.

Oradan arabasına geçti. Tak, o sırada bir tane araba geldi.

Bizim çakal bagajından bir tane çanta çıkardı...

...o elemana verdi. Eleman da buna bir tane evrak falan verdi.

Sonra dağıldılar.

Enteresan yani.

Ben pis işler çevirdiğini düşünüyordum ama bu kadarını bek...

Ben de...

...her anını çektim.

Al.

(Gerilim müziği)

Babam o kadar da saçma bir şey yapmamış demek ki.

Mustafa...

...sen şu anda benim hayatımı ikinci kez kurtardın.

-Borçlar kabarıyor Korman ailesi. -(Somer) Eyvallah.

Ama sana borçlu kalmayacağım.

En güzel şekilde telafi edeceğim, söz veriyorum.

(Somer) Ama şimdi gitmem gerekiyor. Eşimi almam lazım.

Yarın akşam...

...çok güzel çilingir sofrasına götürüyorum seni.

Çilingir sofrası?

-Patronun oğluyla. -Patronun oğlu değil...

...Somer benim adım, Mustafa. Somer diyebilirsin.

Somer'le Mustafa...

...çilingir sofrasında görüldüler.

-Nasıl manşet? -Ne manşeti oğlum?

Yani havalı bir fotoğraf. Olmaz mı?

Yürü hadi.

(Duygusal müzik)

Anneciğim, yapma böyle ne olur.

(Türkan) Kadın hasta. Somer bir şey demedi.

Ama annesi sonuçta.

Gözü arkada kalacak biliyorum.

O şekilde yalnız bırakmamız doğru olmazdı.

Nesi varmış kadının kızım? Nesi varmış?

Hizmetçileri yanında, bütün özel doktorlar emrinde!

Somer de gidip geliversin annesine!

Ne işin var senin bir daha o evde?

Sen mi bakacaksın Rüçhan’a?

Tabii ki hayır ama Somer'in gidip gelmesinden...

...arada kalmasından anlıyorum, çok yoruldu.

Görebiliyorum anne.

Annem bak...

...hem sana söz veriyorum. Bir daha o sorunlar yaşanmayacak.

Rüçhan Hanım da bana yaklaşamaz zaten.

Dersini aldı senden.

Huylu huyundan vazgeçmez ama hadi artık neyse.

Ne olur! Ne olur izin ver anne, ne olur!

Türkan, sen kendini ateşe atmaya kararlıysam...

...benim iznimin, benim rızamın ne önemi var ki kızım?

(Korna çalındı)

Somer geldi.

Anneciğim senin gönlünün, rızanın olması benim için çok önemli.

Ne olur.

Peki kızım.

Allah kararından pişman etmesin seni.

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

Hala, az daha unutuyordum ya.

Çantayı verebilir misin? Yatak odasına koymuştuk.

-(Nezahat) Ah, dur getireyim. -Ne çantası?

Hayatım, hastayken...

...Feride'nin bebeğine hazırladığın çantayı diyor. Getiriyorum.

(Duygusal müzik)

Kim için o çanta?

Anneciğim, evde bebek var da Kiraz.

(Türkan) Mine'nin bebeği. Ona götüreceğim öteberileri.

Mine’nin bebeğinin o evde ne işi var?

Mine, bebeğiyle birlikte...

...bir süredir Rüçhan Hanım'ın evinde yaşıyor, misafir.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Hiçbir yere gitmiyorsun Türkan!

Saçmalama anne! Ne oldu?

Bu evden dışarı bir adım bile atamazsın!

Anne, ne diyorsun sen?

(Gerilim müziği)

Seni, yalanlarla dolu o dünyaya asla göndermeyeceğim asla!

(Gerilim müziği)

Bu dizinin sesli betimleme, ayrıntılı altyazı ve...

...işaret dilini kapsayan eşerişimi Kanal D tarafından...

...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.

www.sebeder.org

Sesli Betimleme Metin Yazarı: Reyhan Üzülmez

Seslendiren: Emine Kolivar

Ayrıntılı Altyazı Çevirmenleri: Ece Naz Batmaz - Eylül Yılmaz...

...Gökberk Yılmaz - Gülay Yılmaz

İşaret Dili Çevirmeni: Berrak Fırat

Editörler: Dolunay Ünal - Fulya Akbaba - Samet Demirtaş

Teknik Yapım: Dağ Prodüksiyon ve Yeni Gökdelen Tercüme

(Jenerik müziği)

(Jenerik müziği devam ediyor)

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.