All language subtitles for uc kiz kardes Episode 13

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

(Jenerik müziği)

(Müzik)

(Dönüş dış ses) Kalbinin sesini dinleme derdi, fısıltı.

Ne zaman onu dinlesen, hep yanıldın diye devam eder.

Oysa belki de kalp doğruyu...

...dudak olması gerekeni söyler.

Türkan Hanım, eşinizden boşanmayı düşünüyor musunuz?

(Duygusal müzik)

Evet, boşanmak istiyorum.

(Duygusal müzik)

Ben boşanmak istemiyorum.

-(Avukat) Hâkim Bey, müvekkilim... -Eşimden boşanmak istemiyorum.

Ne diyorsun Somer, davayı açan sensin?

(Mübaşir) Aranızda konuşmayın.

Hâkim Bey davayı ben açtım, evet.

Ancak, bir anlık kızgınlıkla yaptım bunu. Ve şu anda da pişmanım.

Eşim de bu yüzden öfkeli bana.

Ben öfkeli değilim. Kararımı verdim Hâkim Bey.

Sırf inadına yapıyorsun Türkan.

-Somer Bey sakin olalım. -Sakinim ben.

Ben boşanmak istiyorum. Kararım kesin.

Ben boşanmak istemiyorum. Benim de kararım kesin.

Siz tekrar, aranızda konuşun.

İkiniz için de şu an, sağlıklı bir karar olmayacak.

(Hâkim) Duruşmayı ileri bir tarihe erteliyorum. Yaz kızım...

...gereği düşünüldü. (Daktilo tuş sesi)

(Hâkim) Duruşmayı, 19 Haziran 1998 saat 10:30'a erteliyorum.

(Duygusal müzik)

Sen ne yapıyorsun ya? Bu evlilik bitti, dedim sana.

Ben de bitmeyeceğini söyledim sana.

Senin amacın ne? Biz konuştuk bunları.

-Derdin ne senin? -Benim derdim, sensin.

Ayrılmayacağız, bitmeyecek bu evlilik.

Ayrılacağız! Benim adıma karar veremezsin artık.

Sen de benim adıma karar veremezsin.

Bu inadın, mahkeme sürecini uzatmaktan başka bir işe yaramayacak.

İsterse bin yıl sürsün bu dava, ben, o hâkimin karşısına her çıktığımda...

...boşanmak istemiyorum, bizi boşamayın, diyeceğim.

Yavrum böyle tartışarak bir yere varamazsınız. Yapmayın böyle.

Senin derdin, ben değilim.

Sen kaybetmekten, yenilmekten korkuyorsun.

Senin kavgan, kendinle. Beni alet etme.

Ne seninle savaşmaya ne de seni iyileştirmeye gücüm var.

Yeter artık yeter, çık hayatımdan!

(Türkan) Yeter!

İstemiyorum seni!

(Duygusal müzik)

-Öyle mi? -Öyle.

Peki, öyle olsun.

(Duygusal müzik)

Türkan sen ne yaptığını sanıyorsun kızım?

Ne yaptığını sanıyorsun?

Boşanıp da rezil mi edecektin bizi el âleme?

El âleme rezil olmak, tek derdin bu değil mi anne?

Bir kere ya bir kerecik beni düşünseydin...

...biz şu anda bu hâlde değildik.

Somer bana, boşanma davası açtığında ben sana geldim...

...senden medet umdum. Anne olarak, dağ gibi...

...arkamda dursaydın, şu anda bunları yaşamıyorduk.

Türkan! Türkan!

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

-Türkan, Türkan dur diyorum sana? -Anne bırak!

-Dinleyeceksin beni. Yeter bu yaptığın. -Ne yaptım anne ben?

Beni istemeyen, sevmeyen bir adamdan boşanmak istemek, suç mu oldu şimdi?

Seni sevmediğini, istemediğini nereden çıkartıyorsun?

Seni sevmese peşinden koşar mı?

Daha düne kadar mutluydunuz. Gezip tozuyordunuz, ne oldu?

Ben sana sahip çıkmasam, bu evlilik düzelmezdi.

Şimdi karşıma dikilmiş, anne sen arkamda durmadın, diyorsun.

-Anne hiçbir şey bilmiyorsun. -Neyi bilmiyorum Türkan...

...neyi bilmiyorum? Ne yaptı bu çocuk, kızım sana?

Dövdü mü, sövdü mü, neyi bilmiyorum ben?

Kendi hatanın acısını, Somer'den çıkartıyorsun Türkan.

Evet, hata yaptım ben.

Sizin huzurunuz bozulmasın diye altınları verdim.

Ama anladım ki senin huzurunu bozan benmişim.

Babamın evinde bile yerim yokmuş artık.

Türkan ne biçim konuşuyorsun benimle?

Yalan mı, yalan mı anne? Evinin düzeni bozulacak...

...yük olacağım sana. Konu komşu boşandı da geldi diye...

...konuşacaklar arkamdan. Rezil olmak istemiyorsun...

...konu komşuya değil mi? Söylesene anne söylesene...

...yüzüme açıkça söylesene. -Bunlar nasıl sözler Türkan?

Ne münasebet kızım! Sana yüz kere söyledim...

...bir yuvayı yıkmak kolay, korumak zordur, dedim.

Sen şimdi, zor olandan kaçıyorsun. Zor olandan kaçıyorsun.

Ne değiştirdi seni böyle? Somer'in ilgisi mi?

Sahip oldukların mı?

Bu zenginlik mi seni böyle şımarttı Türkan?

(Duygusal müzik)

Allah'ım, hay Allah'ım hay Allah'ım!

Hay Allah'ım!

(Duygusal müzik)

Mahkeme kâğıdı hem de Türkan'ın.

Hayır olsun inşallah.

-Günaydın çocuklar. -Günaydın müdürüm.

-(Memur) Hoş geldiniz. -Günaydın çocuklar günaydın.

(Mesut) Günaydın.

(Kapı gıcırdıyor)

(İrfan) Müdürüm siz niye geldiniz, daha raporunuz da bitmedi?

Ne oldu İrfan, sana mı soracaktım?

Yok müdürüm, ondan değil de...

...tam iyileşmediniz diye demiştim. -İyiyim ben iyiyim.

Mesut hoş geldin. Bakıyorum da müdürümle mesaiyi kaçırmamışsın.

Mesut, Sadık babayla çalışıyor.

-Öyle mi? Hayırlı olsun. -Sağ ol.

Müdürüm iş güç, yormasın sizi.

Oğlum ne yorulacağım? Gayet iyiyim, sen merak etme.

Çok haklısınız müdürüm. Ben de evi hiç sevmiyorum.

Tamam oğlum tamam, bırak onu. Sonra yağlarız o kapıyı, hadi.

(İrfan) Taktı şimdi ona müdürüm.

Ne o elindeki oğlum, evirip çeviriyorsun?

-Bu mu? -(Sadık) Evet.

Muhtar geri yollamış, iade.

-Kimeymiş? -Türkan'a.

(Türkan dış ses) Benim adıma bir evrak gelirse...

...sakın babama verme, olur mu?

Türkan'a mı? Resmî evrak! Neymiş o, ver bakayım?

Ee, sizin Türkan değil müdürüm.

-Behçet abi yok mu? -Yok. Kim Behçet?

Nasıl yok? Tanımıyor musunuz?

-Onun kızı Behçet. -Kızının adı mı Behçet?

Ee, babası Behçet. Babası Behçet, kızının adı Türkan.

Ne diyorsun oğlum sen? Versene şunu sen...

(Mesut bağırıyor) (Sadık) Ne oldu oğlum?

Koptu, koptu Mesut'un parmağı koptu.

-Koptu? Anladım. -(Mesut) Koptu.

Tamam oğlum, bir şey yok. Yok bir şey, gel.

-Gel, gel otur şuraya. -Gel, gel hadi.

(Sadık) Ben sana, oynama demedim mi oğlum ama?

Mesut'un parmağı koptu.

İrfan hadi sen bir tane kolonya, bir de yara bandı al.

Hemen müdürüm.

-Bakayım ne kadar kopmuş. -(Mesut) Çok koptu.

Oo! Acıyor mu böyle?

Gel, öpeyim geçsin.

Nasıl, daha iyi değil mi?

(Müzik)

(Geçiş sesi)

Anne olarak dağ gibi arkamda dursaydın, şu anda bunları yaşamıyorduk.

(Türkan dış ses) Evet, hata yaptım ben.

Sizin huzurunuz bozulmasın diye altınları verdim.

Ama anladım ki senin huzurunu bozan benmişim.

Babamın evinde bile yerim yokmuş artık.

Yalan mı, yalan mı anne? Evinin düzeni bozulacak...

...yük olacağım sana. Konu komşu boşandı da geldi diye...

...konuşacaklar arkamdan. Rezil olmak istemiyorsun...

...konu komşuya değil mi?

(Duygusal müzik)

(Kapı zili çaldı)

(Duygusal müzik)

Ah güzelim, sabahtan beri seni bekliyorum. Aklım sende. Ne yaptınız?

Tamam! Tamam, tamam, geç meleğim!

(Müzik)

Somer boşanmak istemeyince...

...bir ay sonraya ertelendi dava.

Annem çok ağır konuştu, beni suçladı.

Sanki, bütün bunların sorumlusu benmişim gibi.

Ah benim güzelim ah kuzum benim.

Hala böyle bir günde sarıp sarmalanmayı beklerken...

...annem beni ateşin içine attı resmen.

Kendimi hiç bu kadar yalnız, çaresiz hissetmemiştim.

Olur mu hiç öyle şey hayatım.

Annen sana hiç kıyabilir mi?

O, olanlara üzüldüğü için öyle yapmıştır.

Annem hiç benim derdime üzülmüyor.

Onun tek düşündüğü, el âlemin ne diyeceği, ne düşüneceği.

Bir kerecik ya bir kerecik olsun beni düşünseydi, bunlar olmazdı zaten.

Türkan'ım öyle deme, öyle deme. Onun da kafası iyice karıştı.

İki arada bir derede kaldı. Bir sakinleşsin...

...sonra oturur, konuşursunuz halacığım.

Kıyamam ben senin gözyaşlarına.

Yok hala yok.

Ben gidip babamlarda kalamam, biliyorsun.

Somer'le de teknede yalnız kalmak istemiyorum.

Eğer, siz de müsaitseniz, ben ne yapacağıma karar verene kadar...

...burada kalabilir miyim? Ama yük olmayacaksam size.

Nasıl bir söz öyle?

Tabii ki kalabilirsin, istediğin kadar kalırsın bir tanem.

-Ah, halasının güzeli, canım, canım. -Halam.

Bak şimdi, sen soyun dökün...

...ben de sana güzel bir çay yapayım, olur mu?

-Tamam. -Hadi bakalım.

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Telefon çalıyor)

-Efendim oğlum? -Neredesin sen, evde misin?

(Rüçhan ses) Hayır, iş yerine geldim.

Sesin kötü geliyor, sen iyi misin?

Ayrılma bir yere, konuşacağız.

Alo? Somer?

(Meşgul tonu)

(Müzik)

Ne oldu?

Konuştunuz mu Somer'in avukatıyla? Ne olmuş mahkeme?

Ne içiyorsun?

-Kimyon çayı, bebeğe iyi geliyormuş. -Anladım.

Mahkeme ertelendi.

Neden? Somer çok kararlıydı, o açtı zaten davayı.

Türkan zorluk çıkartıyor, değil mi?

İkinci mahkemede hallolur o da...

...bizim daha ciddi bir sorunumuz var.

Nihat Bey, eve geldi.

Evet...

...şaşırmadığına göre haberin vardı yani?

Yoktu ama şaşırmadım.

Bekliyordum böyle bir şeyi.

En son bayağı tartıştık çünkü.

Bu yüzden mi beni, Somer'e zarar vermekle tehdit etti?

Aklı sıra, boş laflarla gözümü korkutacak.

Nihat çok tehlikeli biridir Rüçhan Hanım.

Boş konuşmaz, dediğini yapar.

-(Mine) Somer'e zarar... -Tamam, uzatma.

Ben, Nihat'ı yatıştırırım.

-Ama siz de bir şey yapsanız fe... -Uzatma, dedim.

Git şimdi.

(Müzik)

(Rüçhan) İşine bak sen de.

(Müzik)

Alo?

Evet, benim. Bugün benim evde buluşalım.

Çok önemli.

(Fren yapıyor) Somer!

(Müzik)

-(Somer) Annem içeride mi? -Ben yeni geldim Somer Bey.

İsterseniz Mine Hanım'a sorun.

(Müzik)

Nasıl geçti oğlum mahkeme?

Avukattan öğrenmişsindir sen, niye soruyorsun ki?

Evet, avukatla konuştum.

Türkan bayağı havalara girmiş, anladığım kadarıyla.

Tabii, sen peşinden koşmaya başlayınca...

...kendini bir şey sandı.

Kendini bir şey sandığı yok. Gayet ciddi.

Üstelik, onu bu noktaya biz getirdik. Özellikle de sen.

Ben onu insan yerine koydum, sana eş yapmaya çalıştım.

O beceremedi. Bu yüzden de çıkacak hayatımızdan.

Çıkmayacak!

Bitmeyecek bu evlilik. Sen de hem Türkan'dan...

...hem ailesinden, gidip özür dileyeceksin.

Asla!

Asla, onların karşısında küçülmem!

Sen beni ne zannediyorsun?

Türkan bana olan inadından değil, senin yaptıkların yüzünden...

...ayrılmak istiyor. -Tamam. Tamam, o zaman bırak, gitsin.

Seni bu evliliğe ben zorladım, ben bitirmiş olacağım.

-Sen de düşünme. -Kimse senin oyuncağın değil.

Sen öyle insanları kafana göre yıkıp yıkamazsın.

Düzelteceksin bu işi. Hatanı telafi edeceksin...

...gidip ne olursa olsun, o insanlardan özür dileyeceksin.

Sen böyle bir şeyi benden nasıl istersin?

Koskoca Rüçhan Korman, onların ayağına gidip...

...onlardan özür dileyecek, öyle mi?

Öyle! Tam da bunu yapacaksın!

Senin için her şeyi yaparım.

Dünyayı, herkesi, her şeyi yıkarım...

...ama gidip onların önünde eğilmem.

(Rüçhan) Kim onlar ya, kim?

Senin karın yüzünden, benim 30 senelik evliliğim bitti.

Baban evi terk etti. Sen gidip...

...Türkan'a da söylüyor musun, annemden özür dile diye?

Türkan'la ailesi sana hiçbir şey yapmadı.

-Sen neyin özrünü istiyorsun? -Oğlum...

...görmüyor musun, Türkan seni, bana karşı dolduruyor.

-(Rüçhan) İnanma ona. -Geç bunları, çocuk yok senin karşında.

Hayır, seni çok güzel kullanıyor.

(Rüçhan) Aklı sıra, intikam alıyor benden.

Ama ben onu, bir daha gelinim olarak kabul etmem.

Etmeyeceğim! O eşikten çıktı, bir daha da geri dönmeyecek!

Son sözün bu mu?

Evet, son sözüm bu!

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

Hay Allah!

Nerede bu ya?

Nereye gitti?

Mesut oğlum sen gördün mü?

-Mesut'un parmağı çok acıyor. -Ay!

Şunun altına mı düştü acaba?

Ay!

Sadık ne yapıyorsun orada?

Nesrin! Hoş geldin.

Resmî evrak geldi de...

...İrfan onu aldı eline sonra da düşürdü.

Buralarda bir yerde olması lazım ama.

Raporun bitmeden işe başladın zaten.

Baksana nefes nefese kalmışsın, kalk.

İşte buldum onu. Ta nereye gitmiş.

-Şimdi alırım ben onu. -(Nesrin) Bak şimdi, Sadıkcığım...

...böyle eğilip kalkıyorsun. Tansiyonun falan çıkacak, bırak şunu.

Mesut'un parmağı çok acıyor.

Niye dikkat etmiyorsun oğlum?

Sadıkcığım çağır İrfan'ı, o baksın. Kalk Allah aşkına.

(Hızlı hızlı nefes alıyor)

(Nesrin) Kalk, Allah aşkına.

Nesrin ama resmî evrak.

Mutlaka bulmam gerek. Üstelik, Türkan'a gelmiş.

-Türkan'a mı? -Evet.

Türkan'ın ne işi olur ki resmî evrakla?

İrfan da dedi. O, sizin Türkan değil, dedi ama ben inanmadım.

Bak, öyle olmasa niye vermesin ki?

Bırak Allah aşkına, otur şöyle. Önemli bir şey konuşacağım ben seninle.

Dinliyorum?

Söylesene, ne oldu Nesrin?

(Müzik)

(Telefon çalıyor)

Sadık baba!

-Somer oğlum, Türkan yanında mı? -Yok.

-Teknede o. -İyi.

Sen de geç Türkan'ın yanına tekneye...

...ben gelip sizinle konuşacağım. -Hiç gerek yok.

Tabii tabii, buyurun. Gelin de ne konuşacaktınız, bir şey mi oldu?

Sen ne olduğunu biliyorsun.

(Meşgul tonu)

(Müzik)

Sana soğuk bir ayran yaptım. Al bakalım.

Sağ ol halacığım.

(Telefon çalıyor)

-Kim arıyor? -Somer.

Bir baksaydın Türkan.

Yok halacığım, hiç konuşasım yok şimdi.

(Mesaj geldi)

(Somer dış ses) Türkan, baban aradı.

Tekneye geliyormuş, konuşacakmış bizimle.

Ne yazmış?

(Telefon çalıyor)

Somer ne olmuş? Babam niye geliyor ki tekneye?

Bilmiyorum ama sesi hiç iyi gelmiyordu. Yani, öğrendi bence durumları.

Nasıl ya, nasıl olur? Annem falan mı anlattı acaba?

(Somer ses) Bilmiyorum Türkan. Sordum, ne konuşacağız diye...

...bana, sen biliyorsun, dedi üstelik.

-Tamam, gelip beni alabilir misin? -Yoldayım, geliyorum.

Tüh, görüyor musun, nasıl olur böyle bir şey?

(Müzik)

Hiç yakışıyor mu sana Derya? En başarılı öğrencilerimizdensin.

Şurada mezun olmana iki ay kaldı. Nasıl böyle bir hata yaparsın?

(Müdür) Annen en değerli eğitimcilerimizden.

(Müdür) Peki, ona nasıl açıklayacaksın bu durumu?

Hiç düşünmüyor musun aileni, geleceğini?

Ne yapayım hocam? O da üstüme gelmeseydi. Hak etti.

Derya normalde asla böyle bir şey yapmaz, çok pişman.

Ben de öyle düşündüm ama Derya'nın da hiç pişman hâli yok...

...gördüğüm kadarıyla.

Özür dilesene hocadan.

Sizden özür dilerim hocam ama ondan dilemem.

Canan nüfuslu bir ailenin kızı. Haldun Şentürk'ün kızı.

Adam bizzat beni aradı. Bu meseleyi halletmemi istedi.

(Müdür) Ama ben sana kefil oldum.

(Müdür) Annen kıymetli, hatırlı biri nazarımızda.

O yüzden bu sefere mahsus, sana disiplin cezası vermeyeceğim.

(Müdür) Ancak, tekrarı olursa gerekeni yaparım.

O bana bulaşmazsa ben de dikkat ederim.

Ee, merak etmeyin hocam.

Derya bir daha, asla böyle bir şey yapmayacak.

-Derya bir çıksana. -Niye?

Çık!

-Ne oldu Dönüş? -Ee, hocam...

...sizden bir şey rica edebilir miyim? -Evet.

Biliyorsunuz, babam çok yakın zamanda kalp krizi geçirdi.

Annem de bu durumdan çok etkilendi.

Eğer, bu Derya'nın durumu...

...onların kulağına giderse hem annem hem babam çok üzülür.

Bu tür hadiselerin, velilerden saklanmasını doğru bulmuyorum.

Ama özel bir durumunuz var. O yüzden aramızda kalacak.

(Müdür) Fakat sen de kardeşine göz kulak olacaksın.

Bir daha hatası olursa seni de sorumlu tutarım.

Tamam hocam. Bir daha asla böyle bir şey olmayacak.

-Çok teşekkür ederiz. -Peki kızım, çıkabilirsin.

-Niye çıkarttın beni? Ne konuştunuz? -Sus, yürü!

Konuştum işte hocayla ne yapayım? Anneme söylemeyin, dedim.

Ee?

E'si söylemeyecek.

-Gerçekten mi? -Evet.

Sen dünyanın en güzel kardeşisin.

Derya bana bak, en ufak şeyde seninle birlikte ben de yanarım...

...disipline yollarlar beni. Öyle olursa da beni kaybedersin.

Ben seni kaybeder miyim canım kardeşim?

Sen dua et, okuldan biri ispiyonlamasın anneme.

Vallahi, annem duyarsa ikimiz de yanarız.

Dönüş nereden duyacak, yürü.

Ee, Sadık...

...ne gerek var? Gitmesen mi?

Nesrin sen karışma.

Bu çocuk oyuncağı değil.

Ben gidip onlara gerekeni yapacağım.

Ben de geleyim.

Ben hallederim.

(Müzik)

Annen açmıyor telefonu.

Bilmiyoruz ki babana ne anlattı.

Annem söyledi bence her şeyi. Ben aratıyorumdur diye açmıyordur...

...telefonu şu an. (Derin bir nefes alıyor)

Hadi, hazırsan çıkalım.

Babamın sesi nasıl geliyordu? Kızarak mı konuştu seninle?

-Nasıldı, öfkeli miydi? -Bilmiyorum Türkan, gergindi işte.

Hadi, çıkalım bir an önce de tekneye gelmeden orada olalım.

-Tamam. Hadi hala. -Hadi, güle güle.

Allah'ım inşallah kötü bir şey olmaz.

(Müzik)

Allah'ım inşallah babam öğrenmemiştir, inşallah.

Benim yüzümden ona bir şey olursa kendimi affetmem.

-Dayanamam. -Türkan tamam, korkunu anlıyorum.

Ama eninde sonunda öğrenecek.

(Somer) Sen ne yapmayı düşünüyorsun ki?

Bu oyunu ne kadar sürdürmeyi planlıyorsun?

Bilmiyorum, bilmiyorum.

Senin yüzünden geldiğimiz hâle bak. Şu yaşadıklarımız bak.

Babam öğrenirse bu sefer her şey daha fena olacak.

Allah'ın ne olur babam öğrenmesin, ne olur ne olur.

Babama bir şey olursa kendimi affetmem.

(Kapı zili çaldı)

-Geldi mi? -Bahçede sizi bekliyor.

Güzel.

-Bana bir kahve yap. -Derhâl.

(Müzik)

Elleriniz kremli.

Şimdi böyle, acil çağırdığınıza göre...

...kapora falan vereceksiniz herhâlde Rüçhan Hanım?

Yok, dava açılıp mahkeme sonuçlanmadan kuruş alamazsın.

Ben senin, o cahil akrabalarına benzemem.

-Sonuçta ticaret yapıyorum. -İyi ya...

...ben de ticaret yapıyorum. Yani, yapacağım. Şartlar...

...koşullar olgunlaştıkça.

-Nakde ihtiyacın var, değil mi? -Evet.

Nakit akışında bir sıkıntı yaşadığımız doğrudur.

Güzel. Tam sana göre bir iş var elimde.

Öyle mi? Nasıl bir iş?

Senin kolaylıkla üstesinden geleceğini düşündüğüm bir iş.

Senin çevrende, senin gibi tipler vardır.

-Benim gibi derken? -Yani, işini bilen...

...kendini yetiştirmiş, tutuğunu kopartan tiplerden söz ediyorum.

Teveccühünüz Rüçhan Hanım.

Bizim de kendimize göre bir duruşumuz var tabii.

Nihat Ergüner. Tanıyor musun?

Armatör, iş adamı, zeytin zengini.

Evet. O adam benim biraz canımı sıktı.

Ne bakımdan yani?

Bu seni ilgilendirmez.

Ama madem beraber iş yapıyoruz...

...ona dersini senin vermeni istiyorum.

Tabii.

-Nasıl bir ders bu? -Uyarı niteliğinde küçük bir ders.

Onun gözünü korkutmanı istiyorum. Münferit olsun...

...ama bana bulaşmaması gerektiğini de anlasın.

Ama şöyle Rüçhan Hanım, siz zaten...

...oldukça güçlü bir ailesiniz.

Neden ben?

Şimdi, Özer Bey'e bu konudan söz edersem...

...mesele büyür.

İşin rengi değişir, araya büyük başlar girer.

Bunun olmasını istemiyorum.

O yüzden bu işi sana teklif ediyorum.

-Ne diyorsun? -Bu işler kredi kartıyla olmaz.

Öyle, hatır gönülle de yürümez. O yüzden...

...kendi çevremi de işin içine sokacağım sonuçta.

Kahveniz efendim.

-Çek defterimi getir. -(Ayla) Hemen efendim. Afiyet olsun.

Şimdi oldu.

Ayla.

Efendim?

Kahvem sade olsun.

Peki.

(Müzik)

Tamamdır. Raporları tekrar düzenleyip masama koyarsınız.

Peki Mine Hanım.

Ne işin var burada?

Birlikte bir öğlen yemeği yeriz diye düşünmüştüm.

Güzel olmaz mı?

Buraya böyle kafana göre çıkıp gelemezsin Nihat.

Ayrıca bugün çok işim var. Seninle hiçbir yere gelmiyorum.

Geleceksin.

Buradan birlikte çıkacağız ve bir daha buraya dönmeyeceksin.

Ne diyorsun sen?

Burada çalışmanı istemiyorum.

Buna karışamazsın Nihat.

İstediğim yerde çalışırım.

Hayır Mine.

Çok çalışmak istiyorsan benim şirketimde eski pozisyonuna geri dönersin.

Ama burası olmaz.

Nihat...

Tamam.

Tamam, çıkalım bir şuradan, konuşacağız bunu seninle.

Bekle burada.

(Gerilim müziği)

Yürü.

Baba.

Babacığım, hoş geldin.

Hoş geldiniz.

Buyurun nasıl isterseniz geçin.

Çay ister misin babacığım?

Yok, gel bakayım, istemiyorum. Geç sen de otur.

Ne oluyor çocuklar?

Siz ne yapmaya çalışıyorsunuz?

(Müzik)

Öyle işte.

Gittim yanına, kan ter içinde perişan olmuş.

Yerlerde zarf arıyor.

Ee?

(Geçiş sesi)

Ne oldu Nesrin, söylesene?

Sadıkcığım, şöyle.

Türkan bir süre daha bizimle kalacak.

Hay Allah! Ne oldu ki?

Aa! Tabii bizim yüzümüzden araları açıldı çocukların, değil mi?

Yuvasına sebep olduk kızın, gördün mü?

(Nesrin) Yok. Türkan teknede rahat edemiyormuş.

O yüzden ev bulana kadar Somer.

Biliyorsun onu deniz tutar hep çocukluğundan beri.

Hah, nihayet benim söylediğime geldiler, değil mi?

Ben kaç kere söylüyorum. Teknede olacak iş mi?

Haklısın. Laf söz dinlemiyorlar ki işte.

Dediğim gibi Somer'le konuştum o da bana hak verdi.

İşte yeni bir ev bulana kadar çocuklar Türkan bizde kalacak.

(Müzik)

Oğlum Mesut, fazla uzaklaşma, tamam mı?

Tamam.

Türkan sana böyle mi söyledi?

-Evet. -Sen de buna inandın, öyle mi?

İnanmayacak ne var hayatım?

Çocuklar Rüçhan Hanım'ın yanında oturmak istemiyorlar.

(Nesrin) Doğrusunu istersen ben de kızımın o kadının evinde kalmasını istemiyorum.

İşte Somer yeni bir ev bulana kadar böyle idare edeceğiz.

Türkan bizimle olacak.

Nesrin, sen böyle bir şeye nasıl inanabiliyorsun?

Koskoca Kormanların çocuğu istediği zaman kızıma ev açar.

(Sadık) Yok.

Başka bir şey var bunun altında.

Yok canım, ne işi olacak?

Ben öğrenmesini bilirim.

Ee... Arama yani...

(Geçiş sesi) Kızım...

...annene bir sürü bahaneler sıralamışsın.

Tabii ben hiçbirine inanmadım.

Zaten anlattıkları bana hiç akıl kârı da gelmemişti.

(Sadık) Siz kimi kandırıyorsunuz?

Somer oğlum, ev açacak adam şimdiye kadar çoktan açardı.

(Sadık) Sizin derdiniz ne?

Yok babacığım, bizim ne derdiniz olacak?

Sadık baba, bizim bir derdimiz yok. Siz yanlış anladı...

Neyi yanlış anlayacağım oğlum? Ben kaç yaşında adamım...

...neyin ne olacağını görüyorum.

İnsanın aklıyla dalga geçmeyin. Yeter artık ama.

(Sadık) Artık bazı şeyleri ciddiye alın.

Bir derdiniz mi var diyorum. Yok baba.

Bir sıkıntınız mı var diyorum. Yok baba.

Eh tekne köşelerinde sürünüp...

...yok efendim Türkan sizde kalsın, yok daha ev bulamadık.

(Sadık) Ne oluyor size ya?

Oğlum, sen benim kızıma bir ev açamıyor musun?

Açarım, niye açamayayım?

Ee, o zaman bugüne kadar nereye gittin, kaç tane ev baktın?

Niye hâlâ teknede yaşıyorsunuz?

-Başlarda keyifli gelmişti de Sadık baba. -Öyle mi?

Türkan'a keyifli gelmemiş ama.

Evet, biz de onu halletmeye çalışıyoruz zaten.

Onu çözmeye çalışıyoruz.

Hâlâ lafta.

Bak oğlum, mademki bir derdiniz yok...

...eğer sen bir ev bulamayacaksan, bir sıkıntınız varsa...

...ben üzerime düşeni yaparım.

(Sadık) Gücümüz yettiğince açarız size bir ev.

Yoluna girene kadar da...

...alın size ev.

Yoluna girene kadar bizde kalırsınız.

Ben sizi anladım, sağ olun.

Ama bakın, gerçekten gerek yok.

(Somer) Ben bu meseleyi yarın halledeceğim.

Sizin içiniz rahat olsun.

İyi. Sizden haber bekliyorum.

Ama sizden haber gelene kadar içim rahat etmeyecek ona göre.

Yok, ben size gerçekten söz veriyorum. Yarın bu mesele çözülecek.

İyi.

O zaman bu akşam bize misafirliğe gelin.

Yok baba, gelmeyelim hiç.

Kızım, deniz tutuyor, rahat değilim demişsin annene.

Öyleydi.

Ama artık alıştım.

(Somer) Ben bu akşam için bize güzel bir otelde yer ayırtmıştım.

Hem yemek falan yeriz diye düşünmüştüm.

Şimdi Türkan herhâlde çekindi sizden, söyleyemedi.

Beni yine de teklifiniz için size çok teşekkür ederim.

İyi öyleyse.

Ben gideyim.

(Hüzünlü müzik)

(Hüzünlü müzik devam ediyor)

Sakin ol, lütfen, ne olursun. Biraz sakin olmaya çalış.

Her anım diken üstünde.

Sadık bir şey anlamasın diye on tane yalan söyledim.

Kız eve rahat girsin çıksın diye yerini yapmaya çalıştım.

Karşıma çıkmış sen dağ gibi arkamda durmadın diyor.

Ben kötü anne miyim Nezahat?

Hayatım olur mu hiç öyle şey?

Türkan'ın sinirleri bozuk.

Öyle ağzından birdenbire çıkıvermiştir.

Canım benim.

-Ama ben çok kırıldım. -Evet, haklısın.

Gelmişken toparlanayım dedim.

(Müzik)

Biraz konuşalım mı? İstersen otur.

Gerek yok.

Bak, seni de bunun içine alet ettiğim için üzgünüm.

Bu oyunu daha ne kadar sürdürebilirim, bilmiyorum.

Ama inan elimden geldiğince seni dışında tutmaya çalışacağım.

Konuşmak istediğim bu değil.

Bu inadın nelere mal olacağının artık farkına var.

Yanlış yapıyorsun Türkan.

Bak, daha iki saat önce eğer babama bir şey olursa...

...kendimi affetmem diye ağlıyordun.

İnat değil bu Somer.

Ben bu evliliğin içinde çok zor günler geçirdim.

Her şeyi sineye çektim.

Ama ucu aileme dokununca...

Annen neredeyse ailemin adını hırsıza çıkarıyordu.

Babamı kaybediyordum.

Bugün hiçbir şey olmamış gibi seninle devam edersem...

...korkarım daha kötüleri gelecek başıma.

Bu mu?

Annemden mi korkuyorsun?

Verdiğim mücadelenin değmediğini anladığım için.

Ben bizimle ilgili hayal kuramıyorum Somer.

Bir gelecek göremiyorum.

Yaşlandığımızı göremiyorum mesela.

Seninle ilgili düşündüğüm her şey puslu bende.

Bizim bir yarınımız yok Somer.

Üzgünüm.

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

Sen balık severdin.

Ne o, bulantın mı var?

Kokusuna bile dayanamıyorum artık.

Bakar mısınız?

Servisi alın. Bana hanımefendinin salatasından getirin.

Suratını asma artık.

(Nihat) Tamam, kabul. Orada çalışabilirsin.

Rüçhan Hanım'ın getir götür işlerini yapmaya devam et bakalım.

Ancak bir şartım var.

Yine neyin peşindesin acaba?

Benim için çalışacaksın orada.

Ne demek bu?

Kormanların ticari sırlarını öğreneceksin.

Casusluğunu yapayım yani?

Piyasayı domine eden güçlü bir şirketten söz ediyoruz.

(Nihat) En büyük rakibim. Sen de içlerindesin.

Büyük avantaj.

Hırsından ne yapacağını şaşırdın sen artık.

Hırsına yenik düşen sensin.

Ateşle oynuyorsun.

Bir yandan Somer'e yakın olmaya çalışırken...

...bir yandan beni idare edeceksin, öyle mi?

(Nihat) Ben aptal değilim Mine.

Rüçhan Hanım'ın seni harcaması benim bir sözüme bakar.

(Nihat) Hâlâ nikâhlı karım olduğunu öğrendiğinde...

...seni böyle kucaklayacak mı zannediyorsun?

İşte bunu yapamazsın Nihat.

(Mine) Söyleyemezsin.

Neden biliyor musun?

Çünkü bu bebeğe ve sana baba demesine benden çok senin ihtiyacın var.

Beni bununla mı sınayacaksın?

Hiç durma.

Dene ve gör.

(Müzik)

(Müzik)

Hım.

Beni çok sık ziyaret etmeye başladın.

Nihat Ergüner bugün şirkete geldi.

-Ne istiyormuş? -(Özer) Mine'yi.

Beraber de çıkıp gittiler.

Rüçhan, o kadını burnumuzun dibine kadar sokarak hiç iyi bir şey yapmadın.

(Özer) Bugün Somer şirkette olabilirdi.

O adamla karşılaşabilirdi. Çok tehlike bir oyun oynuyorsun.

Bu kadını neden yanında tutuyorsun bir türlü anlamıyorum?

Ne yapmak istiyorsun, söyler misin?

Çünkü karnında bizim torunumuzu taşıyor.

Nasıl bu kadar emin olabiliyorsun?

-O fotoğrafları sen... -Mine söyledi.

Yemin etti.

Yapma Rüçhan.

(Özer) Yapma lütfen.

Onun yalanlarına inanacak kadar saf olmadığını hepimiz biliyoruz.

Nihat...

...kısır.

(Özer) Nasıl yani?

Bir dakika. Nereden çıkarıyorsun bunu?

Doğruluğundan zerre kadar şüphem yok.

Bu yüzden çocuğu kullanarak Somer'den intikam almaya çalışacak aklı sıra.

Buna asla izin vermem.

Peki ne yapacaksın?

Mine'yi gerçekten ailemize sokacak mısın?

Tabii ki hayır.

Ama meydanı da Nihat'a bırakmayacağım.

Bu çocuk doğacaksa Somer'e baba diyecek.

Somer'e baba demeyecekse de doğmayacak.

(Gerilim müziği)

Alo Memduh?

İyiyim, sağ ol.

Geçen bir evden bahsetmiştin sen, duruyor mu hâlâ orası?

Tamam. Ben talibim abi, ne zaman görebilirim?

"Frankenstein" için...

...Mehtap...

(Hareketli müzik)

Mevlüt eşleşti.

(Öğretmen) "Aşk ve Gurur" için...

"Aşk ve Gurur" için kimler gönüllü?

(Öğretmen) Okuyan var mı aranızda?

Dönüş, sen okumadın mı? Sınavda örnek vermiştin romandan.

Okudum tabii ki öğretmenim.

Neden sesin çıkmıyor? Seni yazıyorum.

(Hareketli müzik)

Evet, Dönüş'le kim eşleşecek?

(Öğretmen) Boşta kalan kimler, bir göreyim onları?

Hocam, Serdar "Aşk ve Gurur'u" üç kere okudu.

-Hocam ama... -Güzel. Üç kere okuduysan...

...Dönüş'le hakkını verirsiniz artık. Seni yazıyorum.

Hocam.

Ben aynı zamanda basketbol takımındayım.

Yani sınavlar da çok yaklaştı. Vaktim olacağını sanmıyorum.

Birinden feragat edeceksin oğlum.

Sınavda basket sormayacaklarına göre seni yazıyorum.

(Hareketli müzik)

(Okul zili çaldı)

Teneffüsten sonra devam ederiz. İyi günler arkadaşlar.

Dilek.

Bir bakar mısın?

Sen geç ben geliyorum.

Ne oldu Serdar?

Seninle grupları değişsek. Ben sizin gruba geçsem...

...sen de Dönüş'le eşleşsen. Hadi ya, yap şu iyiliği bana.

Yapamam vallahi Serdar, hiç kusura bakma. "Emma"yı çalışacağım ben.

Hadi baybay.

Serdar, ne oluyor? Birlikte çalışmak zorunda değiliz.

Ben öğretmenle konuşurum.

İyi olur aslında.

Serdar, ne oluyor?

Sen daha dün penceremin önünde şarkı söylemiyor muydun?

Senin için söylemiyordum.

Somer abiye vokal lazımdı.

-Vokal lazımdı, öyle mi? -Öyle.

-İyi, peki. -Peki.

Dönüş, gel şu köşeden çekirdek alalım.

Derya, ne çekirdeği ya? Hem okulda çekirdek çitlemek yasak.

Okulda çitlemeyeceğiz Dönüş, hadi.

En önemli şey bu, anladın mı? Müdafaa.

Hakan.

Motorun yeni mi? Çok güzelmiş.

-Abi. -Hoş geldiniz. Buyurun.

Benimle iddiaya girilmeyeceğini herkes öğrenecek.

Aa! İddiada mı kazandın gerçekten?

Nasıl, güzel mi?

(Dilek) Çok güzel, bayıldım.

-Süpermiş. -Hadi siz antrenmana, ben geleceğim.

(Dilek) Biz de kaçalım artık Hakan, derse gidelim.

-Hadi baybay. -İyi dersler.

(Duygusal müzik)

-Canım ne haber? -(Hakan) Hop!

-Ne olur canım falan? -Nasıl ne oluyor ya?

Ben de onu diyorum işte, ne oluyor sarılma falan?

Siz neye bakıyorsunuz, film mi dönüyor burada?

Evet ama dekoderimiz olmadığı için görüntü kalitesi bayağı kötü.

Derya, sataşma şuna!

(Duygusal müzik)

Özlemişim laf sokmalarını.

Ne demezsin?

(Hakan) Yalnız akşam ne ıslattınız bizi.

Bir çorba ısmarla da hasta olmayayım, olur mu?

Sen olsan da dert etme, çorba yapacak biri var nasıl olsa.

Sen meseleyi yanlış anladın. Ben sana anlatayım meseleyi bak, gel.

Asıl mesele şu.

Yani dün akşam o ıslanmadan sonra şunu dedim ben.

(Duygusal müzik)

(Müzik)

Anneciğim, biz yemekten sonra hem sofrayı hem mutfağı toparlarız.

(Dönüş) Sen yorulma olur mu?

Ben de ütü yapacağım.

Dersiniz yok mu sizin?

Bugün yok, değil mi? Rahatız.

(Mesut) Mesut da yardım edecek.

Tabak yıkayacak.

Nesrin, Somer'le Türkan evlerine çıkacaklar.

(Sadık) İyi de olacak.

İkisinden de sözünü aldım.

İnşallah canım.

Nesrin, hani sen geçenlerde Türkan'ın teknede midesi bulanıyor dedin ya.

Ee?

İster misin Türkan gebe olsun?

Hem düşünsene, şöyle yumuş yumuş elleriyle...

...bir tane torunu getirip bize veriyorlar.

Ayy!

(Sadık) Ne güzel olur, değil mi?

Ne bileyim Sadık, olur inşallah.

(Sadık) İnşallah.

Nesrin'im...

...hazır çocuklar bugün görevi devralmışlar ya...

...biz de acaba diyorum gidip çaylarımızı Nezahat'te mi içsek?

Ne işimiz var bizim bu saatte?

Boş ver, evimizde içeriz çayı.

Ne var ki saatte? Daha çok erken, gider geliriz.

Ben çok yorgunum. Yatıp dinleneceğim.

İyi, tamam. Sen yat dinlen.

Ben de o zaman Mesut'la Nezahatlere giderim.

Hikmet'i karşıma alırım, bir tavla oynarız.

İki ters bir düz.

Hem Mesut da artık yavaş yavaş öğrensin tavla oynamayı.

İyi olur Mesut'a da.

-Ama Nezahatler bugün evde yok ki. -Hı hı.

Şimdi aklıma geldi. Şeye gitti onlar...

...Meliha ablaya.

O kim?

Üst sitedeki. Aman neyse canım kimse kim, ne yapacaksın?

(Nesrin) Evde yoklar yani, bugün söyledi o.

İyi o zaman yarın akşam gideriz.

-Şuradan şu köfteden versene. -Hayır.

-Tamam o zaman biber. -Hayır.

-Hâlâ mı yasak? -Hayır, al sen şunu.

-Ne o? -Al ıspanak ye. Hayır. Al hayatım.

Yok, doydum ben. Bu ne ya?

Üf!

(Müzik)

Kızım, yani benim üstüme vazife değil ama hiç mi oluru yok bu işin?

Keşke olsaydı enişte.

Ne yaptı bu çocuk sana, nedir affedemediğin?

Hikmetciğim, çocuğun üstüne gitmesene.

Canım üstüne gitmek için de değil de hani belki bir orta yol bulunur diye.

Baban duyunca kahrolacak.

Pek de sevmişti Somer'i sonradan sonraya.

Ben babamla konuşurum.

Müsaadenizle.

Aşk olsun Hikmet, ağlattın çocuğu.

(Hüzünlü müzik) (Sadık horluyor)

(Hüzünlü müzik devam ediyor)

(Telefon çalıyor)

(Telefon çalıyor)

Ablacığım nasılsın?

İyiyim ablacığım, siz nasılsınız?

(Derya ses) Biz de iyiyiz.

Sesini duyalım dedik. Kartta kontör kalmayınca arayamadık.

Sesin kötü geliyor.

Ağlıyor musun?

Yok ablacağım iyiyim, yani iyi olmaya çalışıyorum.

Bizimkiler nasıl?

Abla sorma ya, babam az daha oraya geliyordu.

(Türkan ses) Hih!

-Ne oldu yine? -(Derya ses) Hemen korkma.

Çay içmeye geleceklerdi.

Ama annem iyi idare etti, vazgeçti babam.

Çok şükür.

Ablacığım üzülme.

Geçecek bu günler.

Biliyorum senin için zor ama.

Geçecek ablacığım.

Keşke kimseye zarar vermeden geçse sadece.

Ablacığım.

(Dönüş ses) Seni çok seviyoruz. Ne olur üzülme.

Hem en kötü ne olabilir ki?

Babam her türlü anlayışla karşılar.

Ben babamın sağlığından korkuyorum Dönüş.

Yoksa benden geçmeyeceğini biliyorum.

İnşallah atlatacağız abla.

Ne olur sen güçlü olmaya çalış, tamam mı?

Tamam. Ben hadi kapatıyorum.

Görüşürüz ablacığım, olur mu? Dikkat edin kendinize.

Seni çok seviyoruz abla.

Görüşürüz.

(Hüzünlü müzik)

(Müzik)

(Hikmet) Günaydın canım.

-Günaydın. -Oo! Hazır mı kahvaltı?

Hazır. Sen radyodan güzel bir şarkı açsana.

Elbette.

(Cızırtı sesleri)

("Nilüfer - Her Sevda Yeni Bir Veda" çalıyor)

"Sensiz bu aşka elveda"

"Ağlasam da, yansam da"

"Dayanırım inan yokluğuna"

"Hatalara elveda"

"Hasret vurunca bin parça"

"Yalnızlığım boşlukta"

"Alev alev yansın dudaklarım"

"Öp beni son defa"

"Her sevda bir veda, bin ceza"

"O son bakıştaki dumanlı gözler"

"Mahkûm olan o son birkaç damla"

"Hesap sorar sana, sana"

"Her sevda bir veda, bin ceza"

"O son bakıştaki dumanlı gözler"

"Mahkûm olan o son birkaç damla"

"Hesap sorar sana, sana"

"Yalvarırım sana"

"Ben ağlarken sen ne olur bakma"

"Dayanamam inan"

(Türkan dış ses) Bitti dediğim yerde bitseydi keşke.

Bitmek, bitirmek söylemek kadar kolay olsaydı.

Ama olmuyor.

Radyodaki şarkı, seninle yürüdüğüm bu yol...

...bu sahil, bu güneş...

...hepsi sensin.

Hepsi senden söz ediyor.

Kim çağırdı beni bilmiyorum.

Sen mi çağırdın? Yoksa kalbim mi beni sana gönderdi?

Bilmiyorum.

("Nilüfer - Her Sevda Yeni Bir Veda" çalıyor)

(Somer dış ses) Alışırdım. Keşke bitti dediğim yerde bitseydi.

Bitmek, söylemek kadar kolay değil. Keşke olsaydı.

Direnişimi kıran, yürümem gereken yolu anımsatan sesini...

...o güzel yüzünü unutamıyorum.

Unutamıyorum çünkü radyodaki şarkı da sensin.

Şu günbatımı da bu deniz de.

Bana unutma diyorlar.

Beni buraya kim gönderdi, bilmiyorum.

Radyodaki şarkı mı yoksa senin hayalin mi?

("Nilüfer - Her Sevda Yeni Bir Veda" çalıyor)

"Alev alev yansın dudaklarım"

"Öp beni son defa"

"Her sevda bir veda"

"Bin ceza"

"O son bakıştaki dumanlı gözler"

"Mahkûm olan o son birkaç damla"

"Hesap sorar sana"

"Sana"

"Her sevda bir veda"

"Bin ceza"

Radyoda bir şarkı çalıyordu.

"O son bakıştaki dumanlı gözler"

-Her Sevda Yeni Bir Veda. -Veda.

Sen de mi onu dinliyorsun?

"Hesap sorar sana"

"Sana"

Türkan.

Seni öğleden sonra bir yere götürebilir miyim?

-Nereye? -Görmeni istediğim bir şey var.

-Somer, ben... -Lütfen.

Saat 14.00 gibi gelir seni alırım.

"Bin ceza"

("Nilüfer - Her Sevda Yeni Bir Veda" çalıyor)

Aylık kapanışı yapmadan önce genel bir döküm istiyorum.

Tamam efendim.

Hanımefendi, kahvaltınızı buraya mı istersiniz?

Olur, burası olur.

Bu para neyin ödemesi Mahir Bey?

Somer Bey'in baktığı evin kapora bedeli.

Neredeymiş bu ev?

Bilmiyorum efendim ama banka dekontundan bulabilirim.

-Neyin nesiymiş bul bakalım. -(Mahir) Tamam.

Bırakmadınız ki alnımın teriyle ekmek paramı kazanayım.

Alnının teriymiş.

Sen ekmeğini emek hırsızlığıyla mı kazanacaksın?

Korsan yayınla ancak hırsızlar, dolandırıcılar para kazanır.

Haram para bu!

Ben korsanı denizde severim bir kere. Ben bunun korsan olduğunu nereden bileyim?

Yoksa bu işe girer miydim?

Tabii canım, nereden bileceksin? Her zaman çok dürüst işler yaptığın için.

(Nesrin) Tabii, nereden bileceksin?

Ben de bunu unutmayacağım yenge.

Beni karakola düşürdün, sicilime işlendi. Ama sen de şunu unutma...

...bu dünyada kimse yaşattığını yaşamadan göçüp gitmezmiş.

-Sen de yaşarsın. -Sen beni tehdit mi ediyorsun be?

-Sen beni tehdit mi ediyorsun? -Bağır, bağır!

Çıngar çıkar, herkesi başımıza topla.

Ondan sonra Fatih suçlu oluyor.

Beni çıldırtma Fatih, al şunları git. Vallahi polis çağıracağım!

Çağırsana yenge.

O polisi çağırsana. Sonra kendi yaptığını da anlatırsın.

-Ben ne yapmışım? -"Ben ne yapmışım?"

Hoca Hanım'a bak, ne yaptığını da hatırlamıyor, öyle mi?

Nüfusta kendi kendine üzerine geçirmeler.

-(Derya) Biz hazırız. -(Dönüş) Hadi, biz gidiyoruz.

Derya, dünyalar güzeli yeğenim benim.

Ne oluyor ya?

Bak, bu da tersinden kalkmış. Sabah sabah ben de hep böyle olurum.

Saçmalama Fatih. Hadi kızım, hazırsanız gidelim. Hadi Fatih.

(Fatih) "Hadi Fatih."

(Gerilim müziği)

Türkan.

Sen sabah sabah nereden geliyorsun hayatım? Seni merak ettim.

-Hala anlatsam inanmayacaksın. -Hayırdır inşallah, ne oldu?

Sahile gittim, Somer'le karşılaştık.

Yollarınızın kesişeceği varmış, niye inanmayayım?

Ama çok tuhaf bir şey oldu.

Sabah Somer radyoda bir şarkı dinlemiş.

Sonra kendini sahilde bulmuş.

Aynı şarkıyı ben de dinledim, ayaklarım beni oraya götürdü.

Aynı sahile.

Çok enteresan.

Güzelim benim, canım benim. Kalp kalbe karşıdır derler.

Ama sizinkini bilemeyeceğim tabii.

Ama bakıyorum da sana çok iyi gelmiş.

Yüzünde gülücükler açıyor. O zaman o şarkıyı hep çalsınlar.

Hadi bakalım, sen otur, ben de çayları koyup geliyorum.

(Duygusal müzik)

İrfan daha ileride, böyle duvara yakın bir yerde, onu gördüm.

Burada zarf falan yok müdürüm, demek ki yanlış gördünüz.

Oğlum ne yanlış göreceğim? Ben daha bunamadım.

O sırada Nesrin girdi, ne olduğunu anlamadım.

(Sadık) Oralarda bir yerde olması lazım. Oraya iyice bak bakayım.

O zaman uçtu gitti herhâlde müdürüm, vallahi bilemedim ki.

İrfan ne uçup gidecek?

Mesut.

-Zarfı sen mi aldın oğlum? -Sandıkta.

Ne? Sandıkta mı?

-Oğlum şimdi sen onu bana ver, tamam mı? -Mesut'un! Mesut vermez.

Tamam Mesut, yine senin olsun ama o resmî bir evrak.

Ben bir bakayım, sonra sana geri veririm, tamam mı?

-(Sadık) Hadi bana ver. -Mesut'un!

Mesut!

Of!

Yani müdürüm aşk olsun.

Bizim Türkan değil diyorum size, bana niye inanmıyorsunuz?

Hayır, öyle bir şey olsa ben sıkı sıkı saklar, size zaten verirdim.

Tarihi geçmiş, başkasına ait bir şey. Boşuna telaş ediyorsunuz.

(Sadık) Başkasının?

İyi, öyle olsun.

-Bana yardım et de şunu yerine koyalım. -Siz hiç ellemeyin, ben hallederim.

-Ameliyatlısınız, lütfen. -Sağ ol.

(Müzik)

Ayla Hanım. (Boğazını temizledi)

Sen neyin peşindesin? O gece evimin önünde ne işin vardı?

Sizi göresim gelmişti de.

Aa, ne münasebet. Arsıza bak.

Rica ederim bir daha sakın gelmeyin.

Ama ben sizin oraya niye geldim? Misal bunu açıklamam lazım.

O yüzden dilerseniz buyurun bir çay içelim.

Asla olmaz, hem benim işim var.

Bir çay, bir bardakcık.

-Olmaz, kusura bakmayın. -Ayla...

Ayla Hanım.

Kabul etmezseniz her gece mum gibi, evinizin önünde dikilirim.

Deli mi ne?

Gerekirse zırdeli.

İyi, tamam. Ama çok vaktim yok, ona göre.

Olur canım.

Hişt.

Çocuklar benim yarım saat işim var, burası size emanet.

Buyurun, isterseniz biz gidelim.

Of...

Hadi, şimdi tam zamanı. Hadi git.

Serdar.

Bunu al.

Ben karakterleri çıkardım, olay örgüsünü de birkaç güne çıkarırım.

Sonra...

...öğretmene birlikte çalışmışız gibi veririz.

Tamam, sağ ol.

Ben geçen gün söylediklerim için çok üzgünüm.

Üzülme, sen haklıydın.

Ben de seni kırdım.

En yakın arkadaşımı kaybetmektense...

...haksız olmayı tercih ederim.

Senin üzülmeni istemiyorum Dönüş.

Üzme o zaman.

(Duygusal müzik)

Bu arada...

...broşürünü verdiğin öykü yarışmasına ben katıldım.

Hikâyemi yazdım, gönderdim.

İyi yapmışsın. Senin adına sevindim.

(Duygusal müzik)

(Gerilim müziği)

Hiç boşuna sevinme. Eninde sonunda seni bu okuldan attıracağım.

Boş yapma, hadi.

Sen şimdi boşu doluyu görürsün!

Ah!

-Ah! -Kızım sen ne yapıyorsun, manyak mısın?

Ne yapıyorsun Derya? Ah!

Ne yapıyorsun, sakin olsana!

Bırak, canımı yakıyorsun Derya!

-Ah! -Kızım deli misin, ne yapıyorsun?

Canımı yakıyorsun Derya!

(Çığlık atıyor)

(Çığlık atıyor)

-Başka içmeyecek misin? -Yok, kâfi.

Başka nelerden hoşlanırsın? Mesela film izlemeyi sever misin?

Ben aksiyon filmlerine bayılırım ama öyle vurdulu kırdılı değil tabii.

Hem soruyorsun hem sen anlatıyorsun hep.

Haklısın. Bende bazen heyecan problemi oluyor da...

...çeneme vuruyor.

Ben romantik filmleri seviyorum.

Mesela Batı 'Yakalı' Hikâyesi.

Bir de şey vardı, Rüzgâr Gibi 'Gençti'.

Ama biliyorsun, bunların hepsi böyle şey, imkânsız aşk hikâyeleri.

Ah ah... Bilmem mi?

Rabb'im hiç kimseyi imkânsızlıkla sınamasın.

Acısı çok zor.

Vay, Kadir abim! Abi senin büyük hayranınım!

Yok kardeşim, sen beni benzettin. Ben Kadir İnanır değilim.

Bıktın tabii hayranlarından abim. Bir imza.

Şuraya bir imza.

Ayıp oğlum, oraya imza olur mu?

Vallahi almadan gitmem Kadir abi.

İyi madem, gel.

-Sağ ol abim benim. -Eyvallah, hadi.

Görüyorsun işte, hep böyle.

Neyse, ben artık kalkayım.

Müsaadenizle ben hesabı ödeyim, geleyim, birlikte kalkalım.

Peki.

Aferin lan, iyi numara yaptın.

Eyvallah abi, her zaman emrindeyiz.

Sen oradan bizim iki çayı da hallet, tamam?

Tamam abi, sağ ol.

Efendim hazırsanız kalkabiliriz.

-'Merci'. -Ben 'merci'.

(Müzik)

Aslında andırıyorsun gibi.

Nasıl?

Şey, Kadir İnanır diyorum.

Böyle yandan bakınca bayağı andırıyorsun.

Aslında Kadir Bey beni andırıyor.

Hayatta şans olacak bir insanda.

(Müzik)

Geldiğini duymadım.

-Günaydın. Kafan artık neyle doluysa. -Sen niye geldin?

-Hem bu zahmet niye bu kadar? -Oğlumu özledim.

Sadede gel istersen.

Sabah şirketin finans raporlarını inceliyordum.

Ev alıyorum.

Çok güzel, iyi yapıyorsun.

Gayrimenkul alımı en kârlı yatırım. Garanti ama...

...sadece ne zaman toplamak, ne zaman elden çıkarmak gerektiğini de...

...bilmek gerekiyor. Şimdi ev almak için uygun bir zaman değil.

Keşke kasım aralık aylarını bekleseydin oğlum, fiyatlar düşmüş olurdu.

Yatırım amaçlı almıyorum.

Türkan'la beraber yaşamak için alıyorum.

Aa!

Bravo Türkan'a.

Seni bayağı avcunun içine almış.

Önce ikimizin arasını açtı, şimdi de seni peşinden koşturuyor.

Güzel taktik.

-Böl, parçala, yönet. -Ne alakası var?

Kızı sen istemiyorsun.

Ben de kendi yolumu çiziyorum, tamam mı? Bana karışma.

Hata ediyorsun.

Benim gitmem gerekiyor. Hadi sana afiyet olsun.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Dün teknenin evraklarını faks çekeceklerdi, geldi mi?

-Geldi Nihat Bey, kamaranıza bıraktım. -Sağ ol.

(Gerilim müziği)

Ne oluyor? Derdiniz ne?

Rüçhan Korman'ın selamı var.

Benim de selamlarımı iletin kendisine.

Bu aralar biraz...

...canı sıkkınmış da sayenizde.

Ee?

Ziyaretinize gelelim dedik.

-Ne teklif etti? -Nasıl yani?

(Gerilim müziği)

Size kaç para verdi?

Ne yapacaksın?

Ne verdiyse iki katı.

Üç.

İki.

(Gerilim müziği)

Bu ikinci defa oluyor Nesrin Hanım. İlkini size söylemek istemedim.

Derya söz vermişti, bir daha olmayacak demişti. Ama maalesef yine karşımda.

Aferin sana Derya.

Bir gence yakışıyor mu?

Başarınla örnek olacağına şu hâle bak.

Anne vallahi ben bir şey yapmadım.

İlkinde ceza almadım diye kız beni suçlayarak intikam aldı.

Ben kıza dokunmadım bile.

Hâlâ inkâr ediyorsun.

Doğruyu söyle kızım.

Anne niye inanmıyorsun, kız kafayı yemiş!

Nasıl konuşuyorsun Derya?

Anne ben yapmadım diyorum, kız aynaya kafa attı...

...sonra da kendini tırmaladı. Seni bu okuldan attıracağım, dedi.

Derya sen çıkabilirsin. Biz konuşalım.

Nesrin Hanım üzgünüm ama bu defa disiplin kuruluna sevk etmek zorundayım.

Anlıyorum hocam, haklısınız.

Ama şimdi bu çocuk üniversite sınavına da girecek.

Disiplin cezası alırsa...

Ailesi şikâyetçi. İsterseniz ailesiyle bir de siz görüşün.

Görüşeyim.

Ailesi kimmiş?

Babası Haldun Bey, Korman Zeytincilik'te üst düzey müdürlerden biri.

(Müdür) Kormanlarla olan bağınız da malum Nesrin Hanım.

Of, Derya!

-Sana şu kıza bulaşma dedim! -Ben bulaşmadım, niye inanmıyorsunuz?

Sabahtan beri yalancı muamelesi görüyorum. Şu hâle bak.

Derya sana kim inansın?

Kız ne yaptı, kendini mi dövdü? Çok saçma değil mi?

Beni okuldan attırmak için yapmış olabilir mi?

Aklı sıra Hakan'ın intikamını alacak.

Allah'ım ne Hakan'mış bu!

Anne ne oldu? Müdür ne dedi?

-Evde konuşacağız, hadi. -Anne bir söylesen.

Derya! Hadi sınıfa, hadi önüme düşün.

Hadi yürü.

-Halacığım haberleşelim, kapıda kalma. -Tamam hala.

(Müzik)

Hala ben ev buldum. Türkan'a sürpriz yapacağım.

Ne diyorsun oğlum? İnşallah kabul eder.

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

(Telefon çalıyor)

-Alo. -Alo Nesrin, ben Nezahat.

Efendim Nezahat?

(Nezahat ses) Canım sen okuldan kaçta çıkıyorsun?

Birazdan çıkıyorum, bugün yarım gündü. Ne oldu?

Tamam, hemen çık, bana gel. Ben çayı koyuyorum.

Benim bugün hiç keyfim yok, gelmeyeyim.

Gel, ben senin keyfini yerine getireceğim. Nazlanma, gel.

Bu mevzuları konuştukça benim daha çok moralim bozuluyor ama.

Canın falan sıkılmayacak. Bak sana çok önemli bir şey söyleyeceğim.

-Tamam mı? Bak çayı koyuyorum. -İyi, peki, tamam.

Hadi uğrayayım.

-Tamam, hadi. Hadi seni bekliyorum. -Görüşürüz.

Somer beni nereye götürüyorsun? Biz nereye gidiyoruz?

Söylersem bir sürprizi kalmayacak.

Bak gezmeye falan götürüyorsan gerçekten hiç keyfim yok.

Yo, hayır, öyle bir şey değil.

Nesrinciğim rengin sapsarı olmuş, nedir bu hâlin?

Lütfen kendini bırakma, otur bakayım şöyle.

Aa!

Tahtını yaparsın, bahtını yapamazsın, demiş büyükler.

Ne günahım var ben bu kızlarla böyle uğraşıyorum, bilmiyorum ki.

Ne oldu hayatım?

Derya'nın haylazlıklarıyla uğraşıyorum.

Okulda bir öğrenci kızla kavga etmiş.

-(Nesrin) Disiplinlik oldu. -Ne olacak peki?

Ne olacak? Benim kızım diye bir ayrıcalık tanınmayacak.

-Cezası neyse çekecek. -Var ya...

...ben de bunların kulaklarını çekeceğim.

Bu kadar işin arasında bir de bunlarla mı uğraşacağız canım?

Kendi çocuğumu yetiştirememişim.

İnsanlar demez mi şimdi...

...kendi çocuğunu yetiştiremeyen öğretmen benim çocuğumu nasıl eğitsin, diye?

Ben çok yoruldum Nezahat. Şu iş bir sonlansın, ben istifa edeceğim.

Öyle istifa falan yok.

Hem ben seni buraya moralini düzeltmek için çağırdım bir kere.

Keyfimi düzeltecek şey neymiş?

Somer'le Türkan ev bakmaya gitti.

-Gerçekten mi? -(Nezahat) Evet!

Bak ağlarım sevinçten.

Ağlama. Dur, bir kahve yapayım, iyice kaynatalım.

(Nezahat gülüyor)

(Müzik)

(Türkan) Biz buraya niye geldik, ne yapacağız?

Yapma Somer.

Ben babana, ev tutacağım, dediğimde oyun oynamıyordum, gayet ciddiydim.

İçtenlikle söyledim.

(Erkek) Hoş geldiniz, buyurun.

Hoş bulduk, sağ olun.

Hadi gel.

(Müzik)

Gel içeriyi gezelim.

(Dönüş dış ses) Mavi panjurlu bir ev.

İçinde huzurlu bir hayatın ışığı ve kokusu.

(Müzik)

(Dönüş dış ses) Olabilir miydi sahi?

Her şey yeniden başlayabilir miydi?

(Müzik)

(Dönüş dış ses) Hayal kurmaktan bile ürken Türkan ablam için...

...o ev, kötü günlerin bittiğine inandığı...

...mutlulukla temizleyip döşediği bir yuvaya dönüşebilir miydi?

Mutfağında pişen yemeklerin...

...kurabiyelerin kokusuna sevinçli kahkahaların karışacağı...

...günler mi bekliyordu ablamı?

Denize bakarak...

...önce Somer eniştemin işten...

...sonra çocukların okuldan dönüşünü beklemek...

...mevsimlerimin değişimini...

...doğum günlerini...

...bayramları...

...yeni yılların gelişini huzurla kutlamak...

...birlikte şarkılar söylemek...

...belki de o kadar uzak bir hayal değildi artık.

Evet, belki de olabilirdi.

(Somer) Bana, seninle bir hayal kuramıyorum, demiştin ya...

...ben benimle bir hayal kurmanı çok istiyorum Türkan.

Yeniden başlayabiliriz.

Burada bir aile olabiliriz.

Sen, ben...

...çocuklarımız.

Birlikte mutlu olabiliriz.

Sadece ikimizin olduğu bir hayat.

(Somer) Biz bunu başarabiliriz Türkan.

Senden tek isteğim bana inanman, bana güvenmen.

(Somer) Ben senden küçücük bir şans istiyorum.

Günlerdir yaşadığın kâbus, korkuların...

...hepsi silinip gidecek.

Ne dersin?

Somer.

Ben ne diyeceğimi bilemiyorum.

Tamam, şu anda bir şey söyleme, düşün. Kararını ver.

Ama eğer evet dersen...

...burası bizim yuvamız olur.

(Duygusal müzik)

(Telefon çalıyor)

-(Somer) Teşekkür ederiz. -(Erkek) Rica ederim, güle güle.

(Somer) Ben size en kısa sürede geri dönüş yapacağım.

(Türkan) Alo?

-(Rüçhan ses) Türkan. -Efendim?

Sanırım Somer'in yanındasın.

(Rüçhan ses) Lütfen benimle konuştuğunu anlamasın.

Ne istiyorsunuz?

Seninle yüz yüze konuşmam gerekiyor.

(Rüçhan ses) Çok önemli.

Tamam. Nereye geleyim?

Tamam.

(Duygusal müzik)

Hadi seni halanlara bırakayım.

Yok, ben çarşıda ineyim.

Çarşıda ne yapacaksın?

-İşim var. -Ne işin var?

Affedersin, sadece sordum. Merak ettim.

(Duygusal müzik)

Hoş geldin.

(Gerilim müziği)

-Aç mısın? -Hayır.

-Ne içersin? -Hiçbir şey.

Küstahlığın lüzumu yok.

Ben senin anne babana benzemem, saygılı ol.

Saygısızlık ettiğimi düşünmüyorum.

Bak sen!

Korkaklığın, acizliğin yerini hadsizlik, terbiyesizlik almış.

Beni buraya bana hakaret etmek için mi çağırdınız?

Evet.

Sen de bunları duymak için koşa koşa geldin.

Otur!

Anlaşılan gelmekle hata ettim.

Otur dedim sana!

Beni burada bağırtma!

Bana meydan okumaya kalkma sakın!

Oğlumla aramı açmaya çalıştığını anlamadığımı mı zannediyorsun?

Ben öyle bir şey yapmıyorum.

Öyle mi?

Mahkemeden sonra oğlumu peşinden koşturmalar...

...ayrı ev tutmaya çalışmalar...

Ne yapıyorsun? Ne oluyor?

Bütün bunları ben yapmadım. Somer yaptı.

Hadi canım! O köylü kurnazı annenle kafa kafaya verip...

...oğlumu tuzağa düşürdüğünüzü zannediyorsunuz. Öyle mi?

Annem hakkında düzgün konuşun lütfen Rüçhan Hanım.

Düzgün insanlar hakkında düzgün konuşulur.

(Rüçhan) Annen aklınca zengin bir kapı buldu...

...kızını oradan içeri sokmaya çalışıyor...

...ama ben onu uyardım.

Türkan'ı istemiyorum dedim.

İki cihan bir araya gelse Somer'le Türkan yan yana gelmeyecek dedim.

Bir dakika.

Siz ne diyorsunuz?

Siz annemle mi konuştunuz?

Haberin yokmuş gibi yapma lütfen.

(Rüçhan) Sizi iyi bilirim.

Para için ciğerinizi satarsınız.

Nasıl bir ailesiniz?

Yakamıza bir yapıştınız sümük gibi düşmüyorsunuz bir türlü!

Ne münasebet? Siz kimsiniz?

Beni de ailemi de aşağılama cüretini nereden buluyorsunuz kendinizde?

Ben Rüçhan Korman'ım.

Seni de aileni de bir parmak şaklatarak...

...böcek gibi ezecek kudrete sahibim.

Siz, kötü kalbinizin içine hapsolmuş...

...zavallı, yalnız bir kadınsınız!

(Müzik)

(Somer) Oturun oturun, oturun arkadaşlar, kalkmayın, oturun.

Hoş geldin Somer.

Somer Bey.

Pardon?

Somer Bey diyeceksin.

Ne vardı?

Onaylamanız gereken bazı evraklar var...

...Somer Bey!

Tamam, koy masama. Toplantı bitince ilgilenirim ben sekreterimle.

Acil.

(Gerilim müziği)

Sen niye hâlâ burada çalışıyorsun?

İstenmediğin yerde niye duruyorsun hâlâ?

Bunun kararını siz değil Rüçhan Hanım verebilir.

Rüçhan Korman'la Mine Zorlu ikilisi.

Yılın güven ilişkisi.

Çıkabilirsin.

(Gerilim müziği)

Bu sayfayı atladınız Somer Bey.

(Gerilim müziği)

Senden nefret ediyorum.

(Gerilim müziği)

Evet arkadaşlar, istediğim raporlar hazır mı?

Bir gelse de hayırlı haberlerini verse.

Siz de sarılırsınız. Güzelce koklarsın çocuğunu.

Barışırsınız da hayatım. Biliyorsun...

...bizim ailede öyle uzun süre küs kalınamıyor. Huyumuz değil.

İnşallah.

(Nezahat) Geliyor.

Ah, canım benim!

Annen de burada.

Gel bakalım, anlat. Evi çok merak ediyoruz.

Ne oldu?

Ne yapıyorsun sen anne?

(Türkan) Ne yapıyorsun?

Beni bile bile ateşin içine mi sürüklüyorsun?

El âlem ne der kokusuyla benim hayatımı karartmaya ne hakkın var?

-Annelik böyle bir şey mi? -(Nezahat) Hişt, Türkan!

Ne biçim konuşuyorsun annenle? Çok ayıp oluyor, yapma!

Rüçhan Hanım gelmiş, seninle konuşmuş.

Kızını istemiyorum demiş.

Hâlâ benim bu evliliğe devam etmemi nasıl istersin?

Daha neyin ısrarı anne bu? Neden?

Ama siz birbirinizi seviyorsunuz diye.

Yuvanız yıkılmasın diye yavrum.

Yıkılsın yuvamız yıkılsın!

Yıkılsın, yansın, kül olsun artık!

Yeter, yeter! Lanet olsun!

(Nezahat) Aa, Türkan, aa!

Tamam, tamam.

Ben ne yapsam olmuyor.

-Dur. -Ben ne yapsam olmuyor.

(Duygusal müzik)

Tamam üzülme. Nesrin lütfen.

(Nezahat) Ne olur yapma.

(Duygusal müzik)

Annen hayatta müsaade etmez ayrı evde yaşamanıza.

Size huzur vermeyecek.

Yani ben insanlardan git, özür ile dedim, dilemedi.

Türkan'ı da o eve sokamam ki.

Haklı. Haklı kız. Tabii gitmez.

Hoş gerçi...

...ayrı eve çıkmayı da kabul etmedi ama...

...düşün, kararını ver dedim.

Hiç değilse reddetmemiş değil mi? Bu da bir şey.

Sen bir sevinmedin gibi.

Sevindim, sevindim de...

...yani Türkan'ı severim, bilirsin...

...ama...

...beni asıl düşündüren Mine.

Neyini düşünüyorsun baba? Bitti gitti işte.

Çocuk Somer.

Senden olmadığına eminsin değil mi?

Buna ancak çocuk doğduktan sonra emin olabilirim.

Şu anda şüpheliyim.

Mine'yle ilgili her şey belirsiz.

Her an bir yalanı çıkıyor. Nasıl inanayım ki?

Peki ya çocuk seninse Somer?

O zaman ne yapacaksın?

Gereken neyse onu yapacağım tabii ki de. Sahip çıkacağım.

Niye soruyorsun ki?

Hiç.

İlerisi için...

...merak ettim sadece.

(Müzik)

Sağ ol güzel kızım.

(Derya) Teşekkürler.

Ben içmeyeceğim kızım.

Nesrin'im...

...niye içmiyorsun? Sen çay severdin.

Canım istemiyor. Başım ağrıyor.

Bak...

...bu akşam da gidemedik Nezahatlere.

Sadıkcığım sen de taktın mı takıyorsun vallahi.

Şey...

...ee, ben biliyorum babamın neden Nezahat halamlara gitmek istediğini.

Nedenmiş?

Nezahat halamın yaptığı kekleri, börekleri yemek istiyorsun çünkü.

Bak, düşünemedim ben.

(Müzik)

Ben gideyim yatayım biraz.

Kafamı kaldıramıyorum.

Hayatım istersen bir tane ağrı kesici al.

Alırım geçmezse.

Kızlar, siz annenizi üzecek bir şey mi yaptınız?

-Yok baba, biz bir şey yapmadık. -Ne yapabiliriz ki?

Kızım siz de benim sormamı bekliyormuşsunuz.

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

-Ben gideyim artık. -Otursaydın. Erkendi daha.

Yok oğlum gideyim. Gideyim de biraz dinleneyim.

(Telefon çalıyor) Peki, sen bilirsin.

Aa, Türkan arıyor.

-(Somer) Türkan. -Alo Somer, biraz konuşalım mı?

Tabii, tabii, nasıl istersen. Ben geleyim alayım seni.

Gel ama dışarı çıkmayalım.

Burada konuşalım.

Peki, nasıl istersen.

Tamam, bekliyorum.

(Duygusal müzik)

Nesrin'im, istersen bir banyo yap, iyi gelir.

Hayır.

Çok üşüyorum ben zaten.

(Duygusal müzik)

Donuyorum.

Nesrin gel gel. Gel sen böyle.

Gel canım gel.

Geç canım geç geç.

(Duygusal müzik)

Nasıl oldu annem?

Ağrı kesici verdim şimdi.

(Dönüş) Derya...

...ben annem için korkmaya başladım.

Neden korkuyorsun ki?

Annem ne yaptığını bilmiyor.

(Dönüş) O kadar dalgın ki.

Ablamın boşanması...

...senin okuldaki disiplin olayın.

Her şey üst üste geldi.

Mahvoldu kadın.

Ne yani?

Ben mi hasta ettim annemi?

Ben öyle bir şey demedim...

...de etkisi var işte.

(Duygusal müzik)

Derya!

(Dönüş dış ses) Babamdan sonra annemi de...

...hasta ve bitkin görmek korkutuyordu ikimizi de.

Ona bir şey olmazdı hiçbir zaman.

Herkes hastalanırdı...

...hepimiz her şeyi unutabilirdik...

...ama o asla.

Annem yıkılırsa hepimiz dağılabilirdik.

Ona zaman zaman kızsak...

...bazen neyi neden yaptığını anlamasak bile...

...onun gücüne...

...düzenine teslim olmak huzurluydu.

Annem evimiz demekti.

Evimiz.

(Duygusal müzik)

(Müzik)

Ne kadar güzel bir yermiş.

Halam çok sever toprakla uğraşmayı, çiçekleri.

Emek verdiğin her şey güzelleşiyor zamanla.

(Duygusal müzik)

Otursana.

(Duygusal müzik)

Belki halan bizim bahçeye de bir el atar.

O bahçenin fidanlarına dolu vurdu Somer.

Kırıldı dalları.

(Duygusal müzik)

Ne demek bu?

Bizim bahçemiz yeşermeyecek.

Çok düşündüm Somer.

Olmayacak.

Annenin bana da aileme de yaptıklarını içimden atamıyorum.

Ölsem de unutamam.

Ailelerimiz arasında yaşananlar, kırgınlıklar...

...seni de beni de mutsuz eder.

Ben bu hâlimle seni mutsuz ederim.

Birbirimizden nefret ederiz.

O yüzden...

...hiç gerek yok bunlara.

(Duygusal müzik)

Peki.

Haklısın.

(Duygusal müzik)

Bazı şeyler zorla olmuyor.

Ne denir buna bilmiyorum Türkan?

Kader diyebilir miyiz?

Belki de.

Kader.

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

(" Nilüfer - Her Sevda Yeni Bir Veda" çalıyor)

"Sensiz bu aşka elveda"

"Ağlasam da yansam da"

"Dayanırım inan yokluğuna"

"Hatalara elveda"

Hoşça kal.

"Hasret vurunca bin parça"

"Yalnızlığım boşlukta"

"Alev alev yansın dudaklarım"

"Öp beni son defa"

"Her sevda bir veda"

Yolu biliyorum.

"O son bakıştaki dumanlı gözler"

"Mahkûm olan o son birkaç damla"

"Hesap sorar sana"

"Sana"

"Her sevda bir veda"

"Bin ceza"

"O son bakıştaki dumanlı gözler"

"Mahkûm olan o son birkaç damla"

"Hesap sorar sana"

"Sana"

"Yalvarırım sana"

"Ben ağlarken sen ne olur bakma"

"Dayanamam inan"

"Ellerinde bu siyah güller"

"Hasret acı verse"

"Yine de elveda, veda"

"Her sevda bir veda"

"Bin ceza"

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Somer iç ses) Ne istiyordum ben?

Neyi arıyordum?

Neyi kaybediyorum şimdi?

(Duygusal müzik)

(Somer iç ses) Neden acıdan çok...

...korku var içimde?

Gerçekten yitirmeli mi her şeyi?

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik)

Rüçhan Hanım ne olur durdurun onu.

Yalvarırım durdurun Somer'i.

Gitmesine izin vermeyin ne olur!

Ne oluyor? Sen ne diyorsun? Ne gitmesi?

Ne oluyor?

Somer Londra'ya gidiyor.

Blöf yapıyor. Tanımıyor muyum oğlumu?

Blöf falan değil Rüçhan.

Oğlumuz bu sefer gerçekten gidiyor.

Aklı sıra bana ders veriyor.

Onlardan özür dilememi istiyor.

Gider, İzmir'deki büroda biraz hava alır, geri döner.

(Duygusal müzik)

Size emanet buralar.

-(Kadın) Allah'a emanet ol sen de. -(Somer) Dikkat edin kendinize.

(Duygusal müzik)

İnadı tuttu yine.

İnanamıyor gittiğine.

Hoş, ben de inanamıyorum. Çok ani oldu be Somer.

Neyse.

Baba...

...şu annemle aranızdaki meseleyi çözün artık.

(Somer) Annem yalnız kalıyor. Ben endişeleniyorum onun için.

Sen...

...eve dön bence.

Böylesi daha iyi değil mi? Biraz yalnız kalsın. Belki değerimi anlar.

Allah Allah!

Sen merak etme.

Benim gözüm hep onun üstünde.

Eve de dönerim.

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Tayfun) Somer Bey!

Rüçhan Hanım sizi bekliyor.

(Somer) Anne! Görüyor musun?

Vedalaşmak için bile ayağına çağırıyor.

İşte böyle.

Huylu huyundan vazgeçmiyor oğlum.

(Özer) Hadi git.

(Duygusal müzik)

Oğlum...

...bu planından bana hiç bahsetmedin.

Ani oldu.

Bu yaşıma geldim, ani verdiğim kararların hiçbirinin hayrını görmedim oğlum.

Umarım ben görürüm anne.

Sen benden hayır duanı eksik etme yeter.

Sen hep benim duamdasın oğlum.

İyi. Gel bakalım.

Bir şeye ihtiyacın olursa hiç çekinmeden ara.

Git, kafanı bir güzel boşalt.

-Sonra dönersin. -Dönmeyeceğim.

Senin de böylelikle daha sakin...

...huzurlu bir hayatın olur.

Kendine iyi bak.

Hoşça kal.

(Duygusal müzik)

Güle güle.

(Duygusal müzik)

Somer.

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

Anne gitmem lazım. Uçağı kaçıracağım.

Gitme oğlum.

O koca evde beni yapayalnız bırakma.

Gitmek zorundayım.

Bana başka çare bırakmadın.

Gidersen...

...hayatla aramdaki tek bağı koparıp atacaksın.

(Duygusal müzik)

Tamam.

Tamam, tamam.

Türkan'dan özür dileyeceğim.

(Rüçhan) Annesinden özür dileyeceğim.

Babasından özür dileyeceğim. Herkesten özür dileyeceğim, tamam.

Yeter ki gitme.

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

Günaydın hocam. Günaydın hocam.

(Hareketli müzik)

Önünüze bakın.

Saçlarını topla kızım, hemen.

Gömleğini pantolonunun içine sok, kaç kere uyaracağım sizi.

Annem formunda bugün.

Hişt, duyacak ya.

Hadi kızım sınıfa, hadi.

-Anne, kurul kaçta toplanacak? -Ne yapacaksın?

Hiç. Merak ettim.

Sen dersine bak, hadi.

Anne daha zilin çalmasına on dakika var.

Biraz bahçede durmak istiyoruz.

Dersinize hazırlanırsınız. Hadi içeri.

-Ya anne ama... -Bahçeye çıkmak yok, hadi.

(Müzik)

İyi dersler.

(Müzik)

(İç çekiyor)

(Gerilim müziği)

Kusura bakmayın geç kaldım.

Evet arkadaşlar, Derya Kalender adlı öğrencimizin uyarılarımıza rağmen...

...arkadaşına uygulamış olduğu şiddet üzerine...

...disiplin kurulu kararı almak için toplanmış bulunmaktayız.

Müdür Bey izniniz olursa başlamadan önce...

...ben bir söz almak istiyorum. -Buyurun Hoca Hanım.

Derya'nın annesi olduğum için...

...kurulumuzdan herhangi bir ayrımcılık beklediğimi düşünmeyin lütfen.

Canan Şentürk isimli öğrencimiz bizim için neyse...

...Derya Kalender de odur.

Cezası neyse kesilmesi lazım.

Her şeyden önce bir eğitimci olarak şuna inanırım ki...

...cezasız kalan bir suçtan daha cesaret verici başka bir şey yoktur.

O yüzden buyurun hocam başlayalım.

(Nezahat) Sula hayatım sen de şunları.

Kuruyanları alalım.

Gel bakalım.

Güzellerim benim!

Şunların güzelliğine bak. Ay, güzellerim benim, tatlılarım benim.

Siz güneşi gördünüz de böyle açtınız mı, coştunuz mu?

Şunların hâline bak. Ay, güzellerim benim.

Türkancığım bak bu aşkın gözyaşları tohumu. Pek severim bunu.

Bakımı da pek kolay bir şey.

Ne güzelmiş ismi.

Yaşanmış bir hikâyesi var belli ki.

Vardır elbet.

Biraz hüzünlü bir adı var ama o kadar güzel çiçek açıyor ki.

Gözyaşından sonra gelen mutluluk gibi.

(Müzik)

Dün bir umut yeşermişti içimde hala.

Somer ilk defa babamı ikna etmek için değil...

...biz olalım diye bir yuvamız olsun diye beni o eve götürdüğünde...

...beni sevdiğine inandım.

Çok samimiydi duygusu, içtendi, gerçekti.

Ama sonra Rüçhan Hanım...

...her zamanki gibi bu büyüyü bozmayı başardı.

Güzelim benim, keşke böyle olmasaydı.

Siz anlaşmazlıktan ayrılmadınız ki...

...sevdiniz birbirinizi.

Hadi bakalım, şunu da biraz sulayıver.

Gerekli araştırmayı yapıp bana bir rapor hâlinde sunun.

Rüçhan Hanım.

Bir daha sakın benden izin almadan yanıma oturma.

Somer'i kaybetmemek için Türkan'ı tekrar kabul mü edeceksiniz?

Gerçekten ailesine gidip özür mü dileyeceksiniz?

Ben sana hesap mı vereceğim?

Hani Kormanların gelini saymalıydım kendimi?

Hişt!

Kes sesini.

Anlık fikir değiştirmelerinize göre oynayamam ben.

Kuklanız değilim.

Kukla gibi davranma o zaman.

Kalk yanımdan.

Çık.

(Gerilim müziği)

(Telefon çalıyor)

(Mine ses) Alo Türkancığım.

-Merhaba. -(Türkan ses) Merhaba Mine.

Nasılsın canım? Görüşemiyoruz.

İyiyim, sağ ol. Evet, öyle oldu maalesef görüşemedik.

Mahkemeniz olmuş, haberinizi aldım.

Geçmiş olsun.

(Mine ses) Sana şimdi moral nakli yapmak lazım.

Görüşelim mi, ne dersin?

Teşekkür ederim ama inan hiç dışarı çıkacak hâlde değilim.

Canım illa dışarıda olmak zorunda değiliz.

Bana gel. Rahat rahat konuşuruz hem kafan dağılır biraz.

Başka zaman ama teşekkür ederim kendimi iyi hissetmiyorum.

Tamam canım. Ne zaman istersen.

(Mine ses) Ara ama mutlaka, tamam mı?

Tamam canım, görüşürüz.

Kim o canım?

Mine. Somer'in nikâh şahidi vardı ya düğünde.

Görüşelim dedi, yok dedim.

İyi yapmışsın.

Annen onu hiç sevmiyor vallahi.

Niye ki? Düğünde bir kere gördü, tanımaz etmez.

Bilmiyorum, sevmiyor onu.

(Gerilim müziği)

(Kapı vuruluyor)

Öğretmenim, iyi dersler. Müdür Bey, Derya Kalender'i bekliyor.

Derya hadi git kızım.

(Gerilim müziği)

(İç çekiyor)

(Duygusal müzik)

(Kapı vuruluyor)

Gel kızım.

(Müdür) Derya Kalender, 11-A sınıfı, 1576

Evet hocam.

Kızım yaptığını doğru bulmuyoruz.

(Müdür) İlgili yönetmeliğe göre ceza alan öğrenci...

...aynı cezayı gerektiren bir olumsuz davranışta bulunduğu takdirde...

...bir üst yaptırım uygulanır.

Karara göre adı geçen öğrenciye kınama cezası uygulanacak...

...ve davranış puanı düşürülecektir.

Buyur kızım. Çıkabilirsin.

(Kapı açıldı)

Ne dediler?

Şiddeti şiddetle kınadılar. Bakın.

(Müzik)

(Duygusal müzik)

(Kapı açıldı)

Derya nerede?

(Duygusal müzik)

Hakan!

Niye böyle davranıyorsun bana?

Benden ne bekliyorsun anlamadım ki.

İstersen bir kâğıda yaz ver, ona göre davranayım.

Hayret bir şey ya!

İstediğimi yaparsan yakandan düşerim.

Ne diyorsun sen ya?

Ben niye senin istediğini yapacakmışım?

Ben bu zamana kadar kimsenin istediğini yapmadım, yapmam da.

Ben sana ilişki adamı değilim, dedim.

Sadece takılırız, bana güvenme dedim.

Dedim mi? Dedim.

Takıldık, bitti.

Sen hâlâ neyin ısrarındasın?

Benimle böyle konuşamazsın. Seni bir şikâyet ederim...

Pardon? Nereye şikâyet edecekmişsin acaba?

Polise, okuluna, her yere.

Tabii, tamam.

Sana yalan söyledim, ben 18 yaşında değilim.

(Gerilim müziği)

Sen ne yapmaya çalışıyorsun?

Bana yaşattıklarını ona da yaşatacaksın.

Onu da tıpkı benim gibi kullanıp atacaksın.

Yoksa gerçekten şikâyet edeceğim.

(Gerilim müziği)

-Hikmet. -(Hikmet) Merhaba, ben geldim.

(Nezahat) Hoş geldin canım.

-Hoş bulduk. -Hoş geldin enişteciğim.

Hoş bulduk yavrum. Ben ellerimi yıkayayım.

Ay, çorba taşacak!

(Kapı kapandı)

(Kapı zili çalıyor)

(Kapı zili çalıyor)

Hala, babam kapıda.

Ne?

-Saklan. Çabuk yukarı çık. -Yukarı.

Çabuk saklan.

-Abi gel, hoş geldin. -Neredesiniz ya?

Ocakta çorba vardı da taşmasın diye.

(Sadık) Kaç gündür geleyim diyordum ama...

...işte Nesrin bir türlü hareket edemedi ben de çat kapı geldim.

(Nezahat) İyi yaptın abiciğim, gel.

(Sadık) Sen Nesrin'i ara.

Tamam, hadi geç içeri.

Oo, Sadık hoş geldin. Ellerim ıslak.

Gel.

Senin zulada vardır. Hadi biraz aç da parlatalım.

Bu yaştan sonra Nezahat'e boşatacak mısın beni?

Yok be. Onun burnu koku almaz.

-Hadi sen, hadi. -Geç sen.

(Gerilim müziği)

(Telefon çalıyor)

Efendim Türkan?

Alo, Mine. Kahve teklifin hâlâ geçerli mi?

Evet, tabii ki.

(Mine ses) Çok sevindim aradığına.

-Nerede buluşalım? -Şimdi mi?

Evet sen de uygunsan. Benim kendimi dışarı atasım geldi de.

-Bana gelsene. -Sana mı?

Yani bilemedim ki.

Gel hadi, gel. Hem daha rahat ederiz.

(Müzik)

Nezahat hadi masaya gel, yemeğe başlayalım.

(Nezahat) Tamam canım geliyorum. Şu çayı demleyeyim.

Nesrin'in de başı çok ağrıyor, yüzünü görsen, kireç gibi.

Biraz dışarı çıkartmak istedim ama ay sonu, ne yapacaksın?

(Duygusal müzik)

(Kapı zili çalıyor)

(Konuştuğu duyulmuyor)

Bu gece Mine'ye gideceğim. Orada kalacağım. Mine.

Gel canım, gel.

Bu saatte emrivaki yapmış.

Aman ne olacak, olur mu öyle şey? Gel tatlım.

(Kapı kapandı)

(Duygusal müzik)

Nesrin'im hoş geldin.

Hoş geldin Nesrin.

Anason mu kokuyor burası?

(Müzik)

Aşk olsun Sadık. Anlaşıldı senin derdin.

Tutturdu Nezahat diye!

(Sadık) Nesrin sadece bir tek ya.

(Kapı kapandı)

-Kapı mı çarptı? -Rüzgârdan herhâlde.

Gel, gel Nesrin, gel.

Kadının tabağı buradaymış.

Bir şey olmaz.

Hay Allah.

Ben sana verme dedim.

(Neşeli müzik)

(Müzik)

Alo Ferit, ne haber?

İyiyim.

Türkan'ı hatırlar mısın?

Bendeki de soru. Çok hoşlanmıştın, evet.

O zaman sıkı dur çünkü sana bir sürprizim var.

(Gerilim müziği)

Nasıl?

Güzel, gerçekten çok güzel.

Dilerim her şey gönlünüzdeki gibi olur.

Vay be, şu hâle bak.

Sabah neye uyandık, akşam neye uyuyacağız.

Hayat bu, sürprizlerle dolu.

Ama sürprizin en büyüğünü annem yaptı, özür dilemeyi kabul etti.

Bu senin için sürpriz Somer, benim için değil.

Ne öfkesi ne gururu ne itibarı...

...hiçbiri sana olan sevgisinin üstüne hiçbir zaman çıkmadı.

Neyse ne zaman gidiyorsunuz Sadık Beylere?

Yarın.

Bu tarihî anı kaçırmam.

Yani bir video kamera falan kirala diyorum, kaydedersin.

Sonra Türkan'la çocuğunuz olunca...

...hep birlikte oturur, seyreder, gülersiniz.

İnşallah.

Yalnız annen bunun bedelini ağır ödetir.

Hazırlıklı ol.

(Somer dış ses) Kimse senin oyuncağın değil!

Sen insanları öyle kafana göre yakıp yıkamazsın.

Düzelteceksin bu işi. Hatanı telafi edeceksin.

Gidip ne olursa olsun o insanlardan özür dileyeceksin.

(Müzik)

Hoş geldin canım.

Hoş buldum.

Yalnızsın değil mi?

Kaç kere söyleyeceğim Türkan? Rahat ol lütfen, gel.

(Gerilim müziği)

Üzgün görünüyorsun. Gel.

Canım çok yanıyor Mine.

Çok zormuş.

Sen geç şöyle otur, geç.

Ben şimdi bize birer bitki çayı yapıp geleceğim.

Rahat rahat konuşacağız, tamam mı?

(Müzik)

-Nereye gitti bu saatte bu? -Mine'ye.

Keşke o kadına gitmeseydi ya.

Sabah da aradı, kahve içelim diye.

Şimdi Demet'e gitse abimin haberi olur.

Boş ver gitsin, bir kahvesini içsin, havası değişsin bir şey olmaz.

Ben o kadını hiç sevmiyorum. Somer de sevmiyor.

Gerçekten ne yapacağımı bilemiyorum. Önümü ardımı göremiyorum.

Annemle konuşamıyorum. Babam desen zaten öylesine.

Şeytan diyor ki kıy canına kurtul.

Yok artık daha neler!

Duymamış olayım Türkan.

Bana bak, tamam artık sil şu gözünün yaşını.

Somer için değer mi ya?

Sen bu canını çarşıdan, pazardan almadın Türkan.

Hadi hazırlan, çıkıyoruz.

-Nereye? -Dışarıya.

Ne dışarısı Mine? Benim dışarı adım atacak gücüm mü var?

Kendinde o gücü bulacaksın Türkan. Hadi, kalk.

Mine gerçekten ben şuraya uzanayım, uyuyayım...

...hiç uyanmayayım istiyorum. Şu an gerçekten tek isteğim bu.

Ama bak bebişimi de çok üzüyorsun.

Hadi teyzoşu.

Bu minnağı hiç üzmek istemiyorum.

Hadi kalk, kalk.

Sen şimdi git, yüzünü yıka. Ben sana makyaj yapacağım.

Benim kıyafetlerden de ayarlayız sana.

-Yok, kıyafete falan hiç gerek yok. -Mızıkçılık yapma, hadi.

Hadi Türkan.

(Müzik)

(Mine iç ses) "Biz çıkıyoruz."

(Müzik)

(Hareketli müzik)

(Hareketli müzik devam ediyor)

Ne oldu yine?

Buraya ilk defa Somer'le beraber gelmiştik.

Tam burada oturmuştuk.

Aklıma gelince bir an kötü oldum.

Anılara dalacaksan çıkalım, başka bir yere gidelim o zaman.

Yok, iyiyim şu an.

Ne içiyorsun?

Kola.

Süt söyleyeyim bari.

Ben içmeye pek alışkın değilim.

Seni duyamıyorum.

(Mine) Ne yapalım, içki işi bana kaldı.

Mine gerçekten ben bir şey içmeyeyim. Kola yeterli.

-Mineciğim. -Aa, Ferit.

(Mine) Ne yapıyorsun?

Çok özlemişim. Ne iyi oldu seni gördüğüm.

Gel seni Türkan'la tanıştırayım.

Biz tanışıyoruz aslında.

Peki güzelliğinizi de burada üretilen sabunlara mı borçlusunuz?

-Yoksa doğuştan mı? -İzninizle.

Keşke daha önce karşılaşsaydık sizinle.

Aa, evet. Hatırlayamadım bir an. Kusura bakmayın.

Ne kusuru canım? Hatırlamaman normal.

Kim bilir benim gibi kaç kişi...

...güzelliğinden büyülenip konuşmaya çalışıyordur seninle.

(Hareketli müzik)

-Mine ne işi var bunun burada? -Hişt! Duyacak şimdi.

Çok tatlı biridir, ayıp olur.

(Hareketli müzik)

(Zar attı)

Pencüse. Severler güzeli gencüse.

(Kapı zili çalıyor)

(Nezahat) Hikmetciğim şu kapıya bir bakar mısın?

Baktım.

Dübeş geldi.

-İyi akşamlar enişte. -İyi akşamlar.

Hay Allah, ben rahatsızlık verdim size.

Estağfurullah evladım.

Türkan müsait mi?

Dur, ben en iyisi Nezahat'i çağırayım. Sadıklar evde de.

Nezahat, komşuya bakıver.

Allah Allah bu saatte ne komşusu ayol?

Ya ne bileyim adını? Bilmiyorum kim olduğunu.

Sen bir komşuya bakıver.

Tamam.

(Müzik)

İyi akşamlar.

Ben Türkan'a bir şey söylemek istiyordum da.

Uyuyor Türkan.

(Somer) Geç oldu tabii, haklısınız.

Nesrin anne, annem yarın sizi görmeye gelmek istiyor.

Ay, uzak dursun bizden.

Kusura bakma evladım, geçen sefer geldiğinde biraz şey oldu da...

Tabii, buyursun gelsin.

Gelsin, gelsin. Misafirimiz, bir kahvemizi içsin.

Kaçta gelelim?

(Müzik)

(Hareketli müzik)

Ben bir lavaboya gidip geliyorum hemen.

Keyifsiz görünüyorsun.

Yok, iyiyim.

Çok iyi bir dinleyiciyimdir, bana her şeyi anlatabilirsin.

Sabaha kadar dinleyebilirim seni.

Sizinle paylaşacak bir şeyim yok maalesef.

Buradan çıkıp daha sakin bir yere götürebilirim seni.

Gerek yok.

(Hareketli müzik)

(Gerilim müziği)

Tayfun, gözlüğümü unutmuşum. Çalışma odasından alıp getir.

Gitmeden bir çiçekçiye uğrayalım.

Ne çiçeği oğlum? Kız istemeye mi gidiyoruz?

(Müzik)

(Rüçhan iç ses) "Kormanlara büyük şok!

Kormanların gelini Türkan Korman çapkın playboy Ferit Adelye'yle...

...baş başa barda eğlenirken görüntülendi."

Şerefimizi beş kuruş eden bu kız için mi gidiyoruz özür dilemeye?

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

Bu dizinin sesli betimleme, ayrıntılı altyazı ve...

...işaret dilini kapsayan eşerişimi Kanal D tarafından...

...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.

www.sebeder.org

Sesli Betimleme Metin Yazarı: Nezahat Şalkamcı

Seslendiren: Emine Kolivar

Ayrıntılı Altyazı Çevirmenleri: Ayhan Özgören - Belgin Yılmaz...

...Bülent Temür - Çağıl Doğan - Çağrı Doğan

İşaret Dili Çevirmeni: Berrak Fırat

Editörler: Dolunay Ünal - Fulya Akbaba - Samet Demirtaş

Teknik Yapım: Dağ Prodüksiyon ve Yeni Gökdelen Tercüme

(Jenerik müziği)

(Jenerik müziği devam ediyor)

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.