Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
(Jenerik müziği)
(Dönüş dış ses) Korkunun bittiği bir yer var.
İnsanın başına gelene teslim olduğu yer orası.
O teslimiyet aslında bir yenilgi değil...
...toparlanmak için soluk aldığı ve cesaretiyle kucaklaştığı yer.
Bazen en güzel hikâyeler bir yaranın en çok kanadığı yerden başlar.
Çünkü artık iyileşme vakti gelmiştir.
Ablam yarasını saklamıyordu artık.
Annemin dünyasında ise bir yarayı ele güne göstermek zayıflıktı.
Büyük bir utançtı.
Komşuların kapanmayan pencereleri...
...üzerimize dikilen gözleri sanki bütün dünyasıydı.
Bizim annemizle Öğretmen Nesrin Hanım arasındaki fark buydu işte.
Kızları onun yaralarının kabuklarıydı.
Ve ablam eve dönerek el âleme annemin yarasını açık ediyor...
...hatta o kabuğu kanatıyordu.
Herkesin saygı duyduğu o başarılı öğretmen...
...en büyük eserinde hiç beklemediği bir gerçekle yüzleşmek zorundaydı.
Ablamın açılmamış çeyizleri annemin en büyük başarısızlığıydı.
(Duygusal müzik)
(Nesrin) Gel kızım içeri.
(Duygusal müzik devam ediyor)
(Duygusal müzik devam ediyor)
(Nesrin) Bunlara hiç dokunmayalım, merdiven altına koyalım.
Sadık duymasın. Sonra dikiş odasına çıkarırız.
Tamam, ben sana yardım ederim.
Enişte gözünü seveyim Sadık'a hiçbir şey söyleme.
-Doktor üzülmesin, dedi. Olur mu? -Tamam.
Haberi yok mu? Demediniz mi bir şey?
Yok, sözde ayaklanana kadar babasına bakacak diye geldi.
Böyle bilecek yani ondan sonra da yavaş yavaş söyleyeceğiz.
Hadi hayırlısı.
Ver.
Anne, babamın çorbası pişti herhâlde altını kapatayım mı?
(Nesrin) Kapat kızım. Tabağa koy, soğusun.
Yoğurt da çıkar. Ben ilaçlarını tepsiye koymuştum, onları da götür.
Babanızın yemeğini verdikten sonra bayram alışverişine çıkarız.
-Tamam. -Ben çocuklara yardım edeyim.
(Nesrin) Tamam canım.
(Duygusal müzik)
Anne...
Kızım.
Lütfen babana bir şey belli etme.
Ne olur.
(Duygusal müzik)
Burada... Şu da, şu da, şu da...
(Hikmet) Sadık.
-Geciktiniz Hikmet, neredesiniz? -Anca gelebildik.
-Neredeler? -Aşağıdalar.
Mutfakta sohbet ediyorlar herhâlde.
İyi. Ben de ödenecekleri ayırıyorum.
Nesrin sağ olsun maaşımı çekti getirdi.
Sadık baba maaş nedir?
Oğlum çalışıyoruz ya...
...emeğimizin karşılığı aldığımız para.
Para nedir?
Mesut, biz emeğimizi veriyoruz, onlar da bize para veriyor.
Biz de o parayla ihtiyaçlarımızı görüyoruz.
-Nerede görüyoruz? -İşte alışveriş yapıyoruz.
Çok para olursa her şeyi alabilirsin evladım.
Her şeyi mi?
Yani hemen hemen her şeyi.
Yok canım, her şeyi alamazsın.
Bazı şeyler parayla alınamaz. Mesela aile olmak gibi...
...sevmek, sevilmek gibi. Onlara paranın gücü yetmez oğlum.
-Mesut'un parası yok. -Olmasın zaten.
İhtiyaç da yok.
Bir defa Mesut'un seveni çok.
-Bir kere onun Sadık babası var. -Mesut'un seveni çok.
Mesut paralarla uçak yapsın. Dönüş kardeşim öğretti.
Yok, yapmasın. Şimdi onlar bize lazım.
Bize lazım.
Şeker alacağız, bayramlık alacağız. Yarın bayram ya.
Şeker alacağız, bayramlık alacağız.
-Babacığım. -Güzel kızım gel.
-Yemeğini getirdim. -Teşekkür ederim.
Babacığım, bize bayramlık kıyafet alacağız değil mi?
Bir de evde ayakkabı boyası bitmiş, ondan da alsak iyi olur.
Olur kızım, alırız.
Canım babam.
Hadi sana afiyet olsun. İlaçlarını içmeyi unutma, tamam mı?
Sağ ol kızım.
Kardeşim, Mesut'un da ayakkabısını boyasın.
(Sadık) Boyar, boyar.
Hikmet...
...şu parayı al...
...kredinin ilk taksitini sen ödersin, ben yarın çıkamam.
Çocuklar bayramlık bekliyor Sadık. Krediyi bu aylık ben hallederim.
Olmaz öyle şey, al şunu.
Bu ay böyle olsun. İnat etme.
Hikmet hadi al şunu gözünü seveyim.
Baba bugün alışverişe çıkıyormuşuz.
(Duygusal müzik)
Tabii kızım, tabii.
Annenle konuşursunuz istediklerinizi alırsınız.
Aslan babam.
(Duygusal müzik devam ediyor)
Ablacığım hadi yüzün gülsün biraz.
Babam görürse çok üzülür.
Hem kesin soracak bize niye yukarı gelmiyorsunuz diye.
Biraz toparlanayım...
...çıkacağım yanına.
Babamın keyfi yerinde annenle konuşun alışverişe çıkın, dedi.
Ablacığım sen de çıkarsın bizimle. Moral olur, ne dersin?
Ablamın morali pek düzelecek gibi değil ama...
...bilmiyorum kızlar.
İçimde kocaman bir boşluk var.
Sanki garip bir sessizlik gibi.
Rüçhan Hanım teyzenin sesini duymadığın içindir o.
Abla...
...Somer enişte hiçbir şey demedi mi sana giderken?
Eniştemiz değil artık.
Ne diyecek?
Başından beri bunu istiyordu zaten. Oldu işte. Boşanacağız.
İki yüzlü gıcık!
Bize şirinlik yaparken sinsi sinsi ayrılık planları yapıyormuş meğer.
Abla peki Rüçhan Hanım, hani sen onun biricik geliniydin?
O da mı bir şey demedi?
Her şey konuşuldu işte.
Siz de benim için üzülmeyin artık kızlar.
Babama hiçbir şey belli etmeyin yeter, tamam?
Ablacığım, esas sen üzülme.
İnşallah o enişte bozuntusu pişman olur da aşkından geberir.
Kızlar iyi tarafından bakalım.
Ablam eve geri döndü, üç kız kardeş yine aynı çatı altındayız.
Bundan daha güzel ne olabilir ki?
Çak be Dönüş. Güzel dedin vallahi.
Ablacığım.
Sen sevinmedin mi?
Gene aynı odadayız. Sabahlara kadar muhabbet edeceğiz.
Biz kuduracağız annem delirecek, ne güzel değil mi?
Hiçbir şey eskisi gibi olmuyor işte.
İnsan bir kere evlenip boşandıktan sonra...
...babaevine gelince biraz mahcup hissediyor.
Anneme, babama yük olacakmışım gibi hissediyorum.
Ablacığım...
...sen yük olur musun? -İnsan kendi evinde yük olur mu?
Sen bizim bir tanecik ablamızsın.
İyi ki geldin.
İyi ki varsınız kızlar.
(Somer) Kolay gelsin.
-Hoş geldiniz Somer Bey. -Merhaba.
-Hoş bulduk. -Epeydir yoktunuz.
-Havalar düzelince tabii. -Bir süre buradayım artık.
Hemen açılacak mıyız? Bir şeyler almam gerek, erzağımız yok.
Tamam, ne gerekiyorsa sen toparla abi ondan sonra.
Çıkarız şöyle eski günlerdeki gibi.
Eski günlerdeki gibi.
Dönüp dolaşıp yine bekâr evine geliyorsun işte.
Ben kamaradayım Somer Bey. Siz keyfinize bakın.
(Duygusal müzik)
(Duygusal müzik devam ediyor)
(Telefon çalıyor)
-Alo. -(Somer ses) Alo. Dönüş sen misin?
Somer eniş... Somer abi buyur, benim Dönüş.
-Ablanı alabilir miyim? -Tabii, bir saniye.
(Kısık sesle) Abla.
Hayır de, yok de.
Somer abi ben ablamı evde sanıyordum da markete kadar çıkmış.
Öyle olsun bakalım. Peki. İyi günler.
-Abla konuşsaydın keşke. -Evet, konuşsaydın keşke abla.
Ne kadar mutlu olduğunu söyleseydin. İyice gıcık olurdu.
Boş verin kızlar. Konuşacak bir şey kalmadı artık.
(Türkan dış ses) Neden bu kadar zorluyorsun kendini?
Neye direniyorsun?
Korktuğun şeye teslim olmalısın belki de.
Bak ben küçükken karanlıktan çok korkardım.
Sonra fark ettim ki...
...bilinmezliğe teslim olduğunda her şey görünmeye başlıyor.
Korktuğun şey kayboluyor.
(Türkan dış ses) Sen kalıyorsun geriye.
(Duygusal müzik)
Şuna bak, katı bile açılmamış. Aynı ütülediğim gibi duruyor.
Bunları depodan çıkarttılar, biliyor musun?
Kullandırtmamıştır çocuğuma.
Sana söyledim, bu kadının başına buyruk hâlleri hiç hoş değil diye.
Biz bunları hiç açmayacağız, böyle kaldıracağız.
Nesrinciğim bunları bir havalandırıp öyle sandığa koymak lazım.
Türkan nasılsa evine dönecek.
Türkan eve mi dönecek?
Rüçhan'la benim yüzümden...
...kızımın evliliğinin bozulmasına göz yumamam.
Şu anda çok üzgün, babası için. Rüçhan'a kızgın.
Bir ayaklansın, bir iyileşsin Sadık ben biliyorum, geçecek kızgınlığı.
Nesrinciğim, Türkan o evde mutlu değil.
Ayrıca bitmişse bitmiştir. Çocuk oyuncağı mı bu!
Madem öyle niye bütün bunları toplayıp geldik.
Yok Nezahat, yok.
Ben, çocuğumun boşanmasına göz yumamam.
Şu anda ben kocama ayrı üzülüyorum ama...
...çocuğum için ciğerim yanıyor, sen anlamıyorsun beni.
Doğru tabii. Ben doğurmadığım için seni pek anlayamıyorum.
Niye her şeyi böyle yanlış tarafından görüyorsun?
Niye her şeyi yanlış anlıyorsun?
Nesrin belki de ben anası olmadığım için...
...senden daha iyi görüyorumdur bazı şeyleri.
Kaldır artık şu gözündeki perdeyi.
Nezahat, Türkan'ın bir düzeni olmalı.
Benim çocuğumun mutsuzluğunun nedeni o kadın.
Rahmetli annenle beni düşün. Evlenip onun yanına gitseydim...
...rahat edebilir miyim, mutlu olabilir miydim?
Ki rahmetliyi ne kadar çok severdim, biliyorsun.
Yoo, olmazdı. O inat, sen inat.
(Nesrin) İşte inadından falan değil ama ev ev üstüne olmaz Nezahat.
Herkesin kendine ait bir düzeni olmalı...
...herkesin kendine ait yuvası olmalı, ocağı tütmeli.
(Nezahat) İyi de Nesrinciğim balık baştan koktu bir kere.
(Nesrin) Bunun başı sonu yok Nezahat.
Herkesin çatısı ayrı olacak, herkesin ocağı ayrı kaynayacak.
Benim kızım da kendi düzenini kuracak.
(Nezahat) Doğru, doğru söylüyorsun. Haklısın.
Bu kadın çocuğu kendi yanına alırken bize söz vermedi mi ayrı ev açacağım diye.
Dedi.
Açsaydı bunların hiçbir tanesi olmayacaktı. Bu hâle gelmeyecektik.
Yoksa ben biliyorum...
...benim kızım mutlu Somer'le.
Somer daha düne kadar çocuk istiyordu.
Doğru, öyle diyordu.
Ben huysuz kayınvalide sorunları yüzünden...
...çocuğumun evliliğinin yıkılmasına izin vermeyeceğim.
Borç benim borcum, altın benim borcum.
Ben öderim, ben her şeyi yoluna koyarım.
Yeter ki Türkan Somer'le mutlu olsun.
Bu çocuk yarın öbür gün annemle babam dünürleriyle geçinemedi...
...onlar yüzünden yuvam yıkıldı derse ben ne yaparım?
Kızıma ayrı ev açacaklar.
Bu eşyaların hepsini de götüreceğiz...
...oraya yerleştireceğiz.
Tamam canım, tamam.
Ah Nesrin ah.
(Duygusal müzik)
(Ayak sesleri yaklaşıyor)
Orası değil kızım, orası değil anneciğim.
Ben kaldırırım.
Eskiden yeri burasıydı, değiştirdin mi anne?
Ben yaparım yemekten sonra, bırak. Otur sen.
Tamam anneciğim, ben halledeyim. Dağınık kalmasın.
Gel, gel şöyle.
Buraya iş yapmaya gelmedin sen güzel kızım. Azıcık kafanı dinle.
Yüzünü de çok düşürme.
Baban anlamasın bir şey.
Böyle böyle idare edeceğiz, geçecek zaman.
Tamam anneciğim.
Ben üstümü değişeyim hemen.
Eşyalarımı da daha yerleştirmedim, valizde kaldı. Onları da yerleştireyim.
Kirlin varsa bırak ben kızların gömlekleriyle yıkarım.
Sen niye yıkıyorsun ki benim kıyafetlerimi anne? Ben hallederim.
Ne var canım bunda. Çık sen.
Tamam.
(Duygusal müzik)
Bir gün yapayalnız kalacaksın demiştim sana.
Bundan böyle duvarlarla kavga edersin artık.
-Ne yaptığını sanıyorsun sen? -Gidiyorum.
Senin sesinden, stresinden uzağa gidiyorum.
Güldürme beni. 30 senedir yapamadığını şimdi mi yapacaksın?
Haklısın. Geç bile kaldım.
Türkan'ın cüretinden sonra mı buna karar verdin?
Evet.
Evet, Türkan gerçekten çok cesur kız. Bana da cesaret verdi.
Gözümü açtı.
Cesaretle ahmaklığı karıştırmayalım birbirine. Aynı şey değil.
Öyle mi?
Sana boyun eğmemek mi ahmaklık?
Türkan bu sevgisiz, bu ruhsuz ev için gerçekten bir şanstı.
Gerçek bir aile olabilirdik ama senin yüzünden gitti kız.
Biz de özümüze döndük ve kim olduğumuzu hatırladık.
Kimmişiz biz?
Söylesene. Kimsin sen?
Kim miyim ben?
Yıllarca boş yere ömrümü çürütüp seni sen yapan adam.
Sana rağmen bunca yıl bu evi terk etmeyerek...
....kendime ne büyük haksızlık yaptığımı anlıyorum.
Tamam, tamam sana da haksızlık ettim, biliyorum.
Evet sen de yıllar önce Türkan gibiydin, saf ve temizdin.
Seni bu hâle getiren...
...vicdansız bir kadına dönüştüren de benim, kabul ediyorum.
Ama o kız bugün ailesini seçip gittiyse...
...20 yıl sonra senin gibi olmamak için gitti.
Peki sen ne yaptın?
Sen buna asla cesaret edemedin Rüçhan.
Çünkü korkaktın Rüçhan, çünkü acizdin.
Şimdi seçtiğin hayatı yaşamaya devam edebilirsin.
Defol! Korkak değilim ben!
(Rüçhan) Hiçbirinize de ihtiyacım yok.
(Müzik)
Babacığım.
Babacığım annem nerede?
Aa! Siz hazırlanmışsınız.
Bayram alışverişi için çarşıya gideceğiz de.
-Hadi, iyi bakalım. -Sana da bir şey alalım mı?
Yok çocuklar, bana bir şey almanıza gerek yok.
Siz kendinizi donatın benimkiler kafi.
Ah babacığım. Fedakâr babam benim.
Çarşıya gitmişken sana yeni bir bulmaca kitabı alalım mı?
O olur.
Şunu çözemedim.
Canım, sen babamla tanıştın mı?
Aa! O ne güzel bir şeymiş öyle.
Gel, gel. Ay ay.
-Ablamın kuşu. -İsmi de canım.
Öyle mi? Canım? Ay canım!
Bu da benim kızlarım gibi tatlıymış.
Eve girmişti ben de küçücük görünce sahiplenmek istedim.
Aferin sana.
Demek ki onun da kısmeti senmişsin.
Ee?
Kızlara mı getirdin bunu?
Çünkü bayramdan sonra evine döneceksin yoksa burada mı bırakacaksın?
Yok.
Buraya gelmeden önce dayanamadım ayrılmaya buraya da getireyim dedim.
Mesut da sever bunu.
Annem nerede kaldı?
Türkan, Somer'in işleri yoğun galiba yoksa uğrardı.
Öyle, öyle babacığım.
Yoğun biraz, çok çalışıyor.
Annem... Anneme bakayım ben. Hâlâ hazırlanamadılar, bir bakayım.
(Müzik)
Kayınvaliden sorun çıkarmasın bayramda buradasın diye?
Keşke yalnız bırakmasaydın.
Yok babacığım zaten senin rahatsız olduğunu biliyorlar.
-Merak etme. -Olsun kızım.
Nesrin, kardeşlerin bakardı bana.
Sen keşke onunla kalsaydın.
Olur mu babacığım! Benim içim hiç rahat etmez.
Sen önce bir iyileş de.
Abla ben bunu güzel öremedim, sen bir daha örer misin?
Tamam canım.
(Müzik)
Bu var.
Sadık'ın yüz görümlüğüydü.
Türkan'ın bebeği olunca takarım diyordum.
Ay Nesrin.
Bu annemin sana taktığı yüzük değil mi?
O.
Bir de bunlar var.
Yılbaşı ikramiyesiydi, bayram ikramiyesiydi...
...hepsinden arttırıp bunları aldım.
Çocuklar üniversiteye giderken kullanırız diyordum ama...
...ne yapalım kara günümüz de buymuş.
Nesrin ağlama canım. Cana geleceğine mala gelsin.
Doğru.
(Dönüş) Anne hadi. Sizi bekliyoruz.
Tamam kızım, geliyoruz.
Ört şöyle üstünü.
Geç bakalım Canım şöyle.
Annemler geliyor şimdi.
Hazır mısınız?
Hadi. Biz alışverişe çıkıyoruz canım.
Tamam, güzel güzel alışverişinizi yapıp gelin.
(Nesrin) Hadi bakalım.
Kızım sen de gel.
Yok anneciğim, ben evi falan toparlarım, gelmeyeyim.
Ev temiz hayatım, hadi kalk.
Yok hala, hiç gelmeyeyim. Hem benim bir şeye ihtiyacım yok.
Hadi bir hava alırsın, hadi kızım.
Hem Mesut'u da götürelim. Mesut nerede?
Onlar Hikmet'le birlikte bahçedeler, geçerken alırız.
Tamam. Hadi kızım, kalk. Gel bakalım.
Hadi canım.
Saçını falan tara güzelce, hadi kızım.
Nesrin gel, gel.
Hoppa!
Efendim canım?
Nesrin al şunları, alışveriş için.
İrfan bayramlaşmaya gelir, faturaları veririm.
Postaneden halleder.
Ben de hallederdim aslında ama.
Nesrin...
...Rüçhan Hanım'ın altınları. -Tamam, ben hallettim o işi.
Nasıl hallettin?
Eli sıkısın dersin ya bana. Üç beş biriktirmiştim.
Bir işe yaradı.
Nesrinciğim sen onları çocukların eğitimi için biriktiriyordun.
Olsun.
Türkan'ın huzuru bozulmasın yeter ki.
Neyse.
Hadi biz gidiyoruz, sen de güzelce dinlen.
Sakın fazla hareket etme.
Dinlen, dinlen.
-Her şeyin var değil mi? -Var, var.
Ah!
Canım.
Canım.
Ne oluyor böyle Canım ya?
(Dönüş dış ses) Hayat bir neden sonuç ilişkisi derdi annem.
Herkes ektiğini biçer.
Herkes ödediği bedel kadar alacaklıdır.
Sevgi eken sevgi biçer.
Er ya da geç ama mutlaka biçer.
İyi şeyler zaman alır. Bir tohumdur onlar.
Rüçhan Hanım da hayattan alacaklıydı.
Oğlunu çok sevmiş...
...vaktiyle kocasına duyduğu aşkı kalbine gömmüş.
Gelini Türkan'ın ayakları altına...
...kendi inançları doğrultusunda dünyaları sermişti.
Sabırla ektiklerini gururla biçmeye hazırlanırken...
...bir kez daha payına düşen o büyük yalnızlık...
...Rüçhan Hanım'ın beklediği son değildi.
Hiçbir zaman, hiçbir savaşı kaybetmemiş bir kadın...
...sevgi denen, o zannediş karşısında yenilmeyecekti elbette.
(Gerilim müziği)
(Rüçhan dış ses) Sen... Sen Türkan!
Düşmanlarımın, ailemin, kayınvalidemin yapamadığını...
...sen yaptın bana!
30 senelik yuvamı başıma yıktın!
Ben de senin dünyanı başına yıkacağım.
Kork benden Türkan.
Bundan sonra en büyük düşmanın benim.
(Gerilim müziği)
(Rüçhan dış ses) Sana ve ailene hayatı zehretmeden can vermeyeceğim.
Her an bunun için nefes alacağım.
Yemin olsun.
(Müzik)
Kafanı kullan Fatih.
(Telefon çalıyor) Lan sus be!
Zır zır... Yakalanacağım şimdi!
(Kilit açıldı)
(Telefon çalıyor)
Aklımı seveyim.
(Telefon çalıyor)
Efendim.
Teklifin hâlâ geçerli mi?
(Fatih ses) Rüçhan Hanım?
Nasılsınız efendim? Afiyettesiniz inşallah.
Bir soru sordum.
(Fatih ses) Tabii.
Gayet tabii, geçerli.
Tamam, buraya gel. Detayları konuşalım.
Siz nasıl isterseniz Rüçhan Hanım.
Başına talih kuşu kondu Fatih.
'Yes'!
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
Anne, büyük çarşıya gitseydik. Ben buz mavisi kot istiyorum boru paça.
Boru paça kotlar bu sene modaymış. Ben de istiyorum.
Hem belki yeni bir gömlek de alırım.
Kızım, Gülşen Tuhafiyede ne varsa onu giyeceksiniz. O kadar.
Anne, Gülşen ablada ne arar boru paça kot?
Marka satmıyor ki o.
Bu sene de markasız olsun.
Ama kıyafetleri çocuk kıyafeti gibi anne.
Anne, ben giyinmem oradan. Hem babam bir sürü para verdi, gördüm.
İstediğinizi alın, dedi. Ayırmıştı kenara.
-Derya. -Kızlar.
Anneniz, o parayı ablanızın altın borcu için kullanacak yahu.
Rüçhan Hanım'la mı uğraşsın canım?
Neyse tamam anne ya.
Orada ne varsa ona göre bakarız.
Evet, evet. Çok da önemli değil. Boş verelim.
Çok para her şeyi satın alamaz.
Sadık baba dedi.
Hah, aslan evladım benim. Bak, nasıl biliyor.
Aferin sana Mesut.
Bari kendinize bluz falan bir şey alırsınız. Âdet yerini bulur kızım.
Hadi.
-Merhaba Gülşen Hanım. -Hoş geldiniz hocam, buyurun.
Ay, ay...
Kızlara bir şeyler alacağız, bayramlık.
Tabii, tabii.
Bakın çocuklar, ne güzel şeyler var.
Türkan, sen bir şey almak ister misin kızım?
Var benim her şeyim anneciğim, sağ ol.
Aslında Mesut'a bir şeyler alsak. Şöyle gömlek, ceket.
Sonra İsmet'e de gideriz. Ayakkabı alırız.
Çok iyi olur. Çok sevinir Mesut, değil mi?
Gelin kızlar, yeni geldi bunlar. Size de güzel olur.
Güzel.
Oğlumuz için de bir gömlek, ceket baksak. Var mı?
Var tabii. Hemen çıkarayım.
Türkan, sen Mesut'a bir şeyler seç. Kardeşlerine de yardımcı ol.
Bizim halanla bir işimiz var. Beş dakika, onu halledip gelelim.
Tamam anneciğim.
Çocuklar istediklerini seçsin.
Ben önümüzdeki ay maaşımı...
Tamam, tamam hoca hanım. Hiç sıkıntı değil.
Komşuyuz şurada.
Şu gömlekler nasıl olur mesela?
Bak.
Bak, bu.
Bence düz renk daha güzel.
Kızlar, siz kendinize bir şey bakmayacak mısınız?
Yok abla, bizim elbisemiz çok.
Mesut'a seçelim bir şeyler.
Gömleğin altına bir de pantolon alırız. Tam olur.
Hepsi Mesut'un mu olacak?
Yarın bayram ya.
Hep bayram olsun o zaman. Mesut, çok mutlu olur.
Ah be, nerede?
Aa, bu deri bileklik çok güzelmiş.
Mesut, bunu ister misin? Benden sana hatıra olur.
Ben de şans bilekliği alayım. Bu da benden hatıra olsun.
Bundan ister misin Mesut?
Çok ister Mesut.
Hatıra ne?
Hatıra: Bazen bazı şeyleri saklarsın ya...
...sonra dönüp baktığında seni tekrardan mutlu eder.
Hatıra da öyle bir şey. Hediye gibi değil mi?
Nesrin teyze keklerini yemeseydi keşke Mesut.
Hatıra olurdu.
Bak şimdi ya.
Şöyle buyurun, oturun lütfen. Rüçhan Hanım, şimdi gelir.
Yok ya ben hiç oturmayayım.
Geçen sefer geldiğimde biraz tatsızdı da.
Ya evi hiç fark etmemişim ben.
Allah Allah! Müze gibi ya.
(Yaklaşan ayak sesi)
Rüçhan Hanım.
Yeni krem sürdüm.
Tabii.
Buyur, otur.
İçecek bir şey alır mıydınız beyefendi?
Yok, bir şey içmeyecek.
(Boğazını temizledi)
Açıkçası ben, siz arayınca bir şaşırmadım değil.
Uzatmayalım.
Tabii, uzatmayalım.
Şimdi sizin bu ev...
Yalı.
Deniz kenarında tarihî yapı.
Yalı.
Mirastı, değil mi?
Evet, evet. Baba ocağı.
Üç kardeşsiniz.
Evet. Ben, abim, ablam.
Bu durumda miras üçe bölünecek.
Pek tabii.
Yani...
Ablam hissesini abime devretmiş ama...
...yasal, resmî bir şey değil.
Yalan o, yalan.
Neticede senin üçte bir hakkın var.
-Yani. -Şimdi...
...beni dikkatli dinle.
Şöyle yapıyoruz.
Bayramdan hemen sonra gidip, miras paylaşım davası açacaksın.
Avukatım sana yardım edecek.
Böylece ev satışa çıkacak.
Ben de talip olacağım.
Ama...
...şey yapsak...
...Rüçhan Hanım.
Sadece benim hissemi satın alsanız?
Yok.
Evin tamamını istiyorum.
Sana da payının iki katını ödeyeceğim.
Yeter ki davayı kendi adına aç.
Ha...
Tabii Rüçhan Hanım.
(Fatih boğazını temizledi)
Şey...
...yapabilir miyiz acaba? Ben şimdi bir iş kuruyorum da.
Biraz böyle kapora falan önden...
O kolay.
Sen şu davayı bir aç da.
Anlaştık, değil mi?
Anlaştık, Rüçhan Hanım.
(Gerilim müziği)
-(Kadın) Kormanların gelini değil mi bu? -(Kadın 2) Evet, Türkan.
Postane müdürünün kızı.
Sağlam yere tezgâh açtı.
(Kadın) Buradan mı alışveriş yapıyor?
Hayret bir şey! Paraları mezara götürecekler herhâlde.
Ne bakıyorsunuz?
Ben biraz hava almaya çıkacağım.
(Müzik)
-Ne tuttu? -Topluyorum hemen.
Listedekilerin hepsini alamayacağız biz galiba.
Dur bakalım.
Ne yapıyorsun Nesrin? Allah aşkına, yapma.
-Nezahat, olmaz. -Kurban olayım.
Bir şey deme.
Kardeşim, şunu da hesaplayın.
Bir bakın bakalım, bu listeden neler alabiliyoruz?
Bilezikleri de tartar, ona göre ayarlarsınız.
(Kuyumcu) Tamam, bakalım.
Ağlama, toparlanıyor ablacığım.
(Duygusal müzik)
Allah'a şükür, senin yüzüğüne kadar ölmedik daha.
Bitti burada işimiz. Sağ ol kardeşim.
Hadi gidelim.
Türkancığım.
Aa, Mine. Merhaba, nasılsın?
İyiyim, sen nasılsın?
Hayırdır, alışveriş mi?
Evet, kardeşlerimle alışverişe çıktık.
Rüçhan Hanım, görmesin. Beğenmez o buraları.
Olay çıkarır sonra.
Çıkaramaz artık.
Aa... Neden?
Öldü mü yoksa?
Tövbe tövbe.
Yok.
Somer'le ayrıldık biz.
Nasıl?
Öyle. Bitti işte.
Ama canım nasıl olur?
Sen bayağı bayağı kararlıydın Somer'i kaybetmemeye.
Öyleydim.
Ama bazı şeyleri zorlamamak gerekiyormuş. Onu gördüm.
Canım ya.
Üzüldüm.
Ama ben sana başta da söylemiştim.
Sen boşuna çabaladın o kadar.
Neyse hayırlı olsun.
Öyle, sağ ol.
Zaten o dünyanın yabancısıydın.
Özüne dönmüşsün işte, ne güzel.
İnsanın alışık olduğu hayat gibisi var mı?
Değil mi?
Neyse hadi görüşürüz. Öpüyorum seni.
Görüşürüz.
Sizin nikâh şahidiniz değil miydi bu?
Evet, öyleydi. Ayaküstü sohbet ettik biraz.
Değişik bir kadın.
Neyse... Aldınız mı kızım? Hadi, gidelim.
Mesut'a çok güzel pantolon, ceket, gömlek aldık.
Anne, nasıl yakıştı, bir görsen.
Yakışmıştır oğluma.
Ayakkabı da alırız şimdi.
Kardeş hatıra bilekliği.
Ay... Pek güzelmiş. Güle güle kullan.
Hadi, gidelim.
Hadi, Mesut.
(Müzik)
Neredesin sen ya?
Bir arkadaşımı gördüm.
Çok sevdiğin bir arkadaşın galiba.
Yüzün güldüğüne göre.
Hiç sevmem kendisini.
Ama karşılaştığımız iyi oldu.
Güzel bir haber aldım.
Ne haberi bu?
Hiç, boş ver. Senin çok ilgileneceğin bir şey değil.
Daha bir şey alacak mısın, yoksa dönelim mi eve?
Bir iki parça hediye daha bakacağım.
İyi, bin arabaya, artık gidelim. Bitsin bu iş.
(Müzik)
Tahminimde yanılmadım.
Benim son durağım burası, biliyorsun.
(Müzik)
Burada bayağı kalacaksın galiba.
İyi böyle baba.
Huzurlu.
-Yukarı çıkalım mı? -Olur.
(Somer) Otur.
Erken ayrılmışsınız.
Önce eve uğradım, sonra da otele geçtim.
Otelde rahat edebilecek misin?
İstersen burada beraber kalabiliriz.
Yok, yok.
Sen keyfine bak.
Ben bayramdan sonra Cunda'daki eve geçerim.
Kararlısın yani.
Geç bile kaldım.
Çoktan yapmalıydım bunu.
Annem seni rahat bırakmayacak, biliyorsun değil mi?
Seni rahat bırakacak mı sanki?
Denemeye değer be baba.
Ee...
Ne olacak şimdi?
Yani ne yapmayı düşünüyorsun?
Mine defteri artık tamamen kapandı.
Ben...
...onsuz nefes alamayacağımı düşünüyordum.
Birbirimize aitiz, başka kimse olmayacak diye düşünüyordum.
Koca bir yalanın içine sarıp sarmalanmışım.
Benim dediğim...
...ait olduğumu hissettiğim şey...
...büsbütün bir hayal kırıklığıymış.
İnsan zamanla anlıyor bazı şeyleri.
Annen.
Bugün bana, "30 yıldır gidemedin, şimdi mi gidiyorsun?" dedi.
Aslında haksız da sayılmaz.
Hayal ettiklerimle ait olduğum yer arasında hep bir uçurum vardı.
Ve ben ne zaman gitmek istesem...
...o uçuruma düştüm Somer.
Belki sen de asla olamam dediğin yere aitsindir.
Mine, sadece bir hayaldi senin için.
O boşluğa düşmeden de bunu anlamak çok zor.
Kıyısındayım.
Böyle...
...bir şey olacak...
...bir şey gelip, beni o boşluğa çekecek gibi hissediyorum.
Somer, belki de...
...seni çeken o uçurum değil.
Arkanda bıraktığına dönüp baktın mı hiç?
Belki de sen oraya aitsin. O boşluğa iten değil...
...tutup çeken bir el belki.
(Duygusal müzik)
(Nesrin dış ses) Ev, ev üstüne olmaz Nezahat.
Herkesin kendine ait bir düzeni olmalı.
Herkesin kendine ait bir yuvası olmalı, ocağı tütmeli.
Of... Nesrin, bunların tadı tuzu yok.
Kurban olayım, etme.
Başlama yine Sadık. Şikâyet etme.
Doktor ne dediyse o. Bu perhizi uygulayacağız.
Ne yani? Aç mı kalkayım?
Aç açına olur mu? O kadar ilaç alıyorsun. Tabii ki yiyeceksin.
Birazcık dişini sık, bir ay sabret.
Ben ondan sonra senin istediğin yemekleri hafif hafif yapmaya başlayacağım.
Nasıl yani? Bu hep böyle mi sürecek?
Hafif olanlar diyorsun hâlâ.
Ama bak, çocuk gibi sızlanıyorsun.
Kalp krizi bu. Şakaya gelmez Sadık. Lütfen.
Sen niye yemiyorsun kızım?
Yiyorum ya anne.
Bak.
Türkan, tamam annen bana yasakladı ama...
...bunların hepsi senin sevdiğin yiyecekler. Hadi, yesene.
Yaklaş şöyle, iyice masaya yaklaş. Çek sandalyeyi.
Uzak mı kalmışım?
Farında değilim.
Sadık baba.
Türkan yalnız.
(Duygusal müzik)
Ne diyorsun oğlum sen?
Mesut biliyor.
Türkan üzüldü.
Şey... Babacığım...
Somer enişte bu aralar uğrayamadı ya eve.
Herhâlde Mesut o yüzden öyle diyor.
Anladım.
Mesut, oğlum.
Somer abinin işleri varmış. Gelecek, merak etme.
Alışkın değil ya Türkan'ı burada tek başına görmeye...
...ondan herhâlde.
Ay, canım. Neler düşündü kim bilir.
Mesut biliyor.
Türkan ağladı çok.
(Duygusal müzik)
Türkan.
Senin huzurunu bozacak bir şey mi oldu kızım?
Yok babacığım.
Ben seni öyle hasta yatarken görünce sadece...
...içim gitti baba, çok üzüldüm.
Ondan.
(Sadık) Yok kızım, ben iyiyim.
Daha da iyi olacağım, sen merak etme.
Hadi, yemeğini ye sen.
(Telefon çalıyor)
Ben bakarım.
Alo.
Derya, iyi akşamlar. Ablanla görüşebilir miyim?
Hayır, görüşemezsin. Seninle konuşmak istemiyor.
Derya, lütfen. Çok önemli. Ablanla konuşmak istiyorum.
Ablam da benim için önemli. Kusura bakma Somer abi.
Güle güle.
(Sadık) Derya, kim arıyor kızım?
Yanlış numara baba.
(Müzik)
Somer Bey.
-Buyurun? -Bu sizin.
-Bu sizin. -Kim gönderdi? Ne bu?
Bana sadece size vermemi söylediler.
(Müzik)
(Mine dış ses) Bizim en masum gerçeğimiz bebeğimizdi.
Bunlara bakınca için sızlamayacak mı?
(Duygusal müzik)
(Duygusal müzik devam ediyor)
Bırak, istemiyorum.
(Telefon çalıyor)
Efendim.
İyi akşamlar Rüçhan Hanım.
Nezahat ben.
Buyurun Nezahat Hanım.
Bende altın emanetleriniz vardı da. Uygun bir zamanda size getirmek isterim.
Benim altınla falan işim yok.
(Nezahat ses) Öyle mi?
Neden o zaman bir sürü laf saydınız Nesrin'e?
İtibarımızı zedelediler.
(Rüçhan ses) Ben kimseye öyle boş laf etmem.
Tamam, Allah aşkına. Neyse ne.
Bizim size borcumuz var.
Ben de bayramdan sonra müsait bir zamanda onları size vermek isterim.
-(Nezahat ses) Uygun mudur? -Peki.
(Arama meşgul tonu)
Terbiyesiz.
Terbiyesiz bu kadın.
(Müzik)
(Duygusal müzik)
(Duygusal müzik devam ediyor)
(Türkan iç ses) Neden geldin Somer?
Gözlerine her baktığımda benden kaçıp giden yüreğin mi seni buraya getirdi?
Beni asla sevmeyeceğini haykıran gururun...
...vicdanına yenik mi düştü?
Neden buradasın?
Neden hâlâ canımı yakıyorsun?
(Somer iç ses) Buradayım Türkan.
Artık bana uzattığın elinden, sabrından, şefkatinden kaçmak için değil...
...yönümü, yolumu aydınlatmak için buradayım.
Bu kadar yanlışın, yalanın içinde tek doğru kalan sendin.
Gücün, cesaretin beni yıkıp geçse de...
...yenildim, kaybettim demek için buradayım.
(Duygusal müzik)
Ablacığım, iyi misin?
İyiyim, iyiyim.
(Türkan dış ses) Hayat, boşlukları sevmez.
Kendiliğinden doldurur derlerdi.
Doğruymuş.
Bavulun bir kez açılırsa bir daha kapanmaz diyenler de haklıymış.
Babaevinde yer kalmamış bana.
Bir kez ayrılmaya gör.
O kırıktan içeri sızan yersizliğin soğuğu...
...hiçbir şeye benzemiyormuş.
(Duygusal müzik)
(Duygusal müzik devam ediyor)
Ablam.
Senin yastığın burada, tamam mı?
Ben kitap okurken sırtıma koyuyordum.
Sonra baktım yumuşacıkmış, onunla yattım hep.
Olsun ablacığım, sen buna alışmışsındır.
Yat güzelce. Ben bununla idare ederim, hadi.
Abla, ben de yatağında yattım.
Öyle mi? Tamam ablacığım, gel istiyorsan şimdi de yat.
Yok abla, ben yatağımda mutluyum.
(Duygusal müzik)
Sizi iyice huzursuz ettim, değil mi kızlar?
Yok öyle bir şey abla. Tam aksine biz, sen geldin diye mutlu olduk.
Niye öyle düşünüyorsun?
Ne bileyim? Öyle eşyaların yeri falan da değişince.
Kendimi biraz yabancı gibi hissettim.
(Dönüş) Ablacığım, olur mu öyle şey?
Biz sadece senin bazı eşyalarını ödünç aldık.
Ama hepsini geri verebiliriz.
Olur mu öyle şey Dönüş?
Benim bütün eşyalarım sizin olsun.
Benim hiçbirinde gözüm yok ki.
Ben öyle bir şey söylemek istemedim.
(Duygusal müzik)
Ablacığım?
Özür dilerim kızlar.
Abla, neden özür diliyorsun?
Sizin de huzurunuzu bozdum.
Olur mu öyle şey abla?
Sen üzülünce biz de üzülüyoruz.
Annemle babama karşı da çok mahcup oldum.
Babam hiçbir şey bilmiyor ama...
...onu kandırmak da benim canımı çok yakıyor.
Sanki bütün hayatım elimden çekilip alınıyormuş gibi hissediyorum.
Evlenmeden önce ne hayaller kurmuştum.
Evlendim, yaşadıklarıma bakın.
Ablam bak, üzülmekte haklısın.
Ama sen hep ne dersin?
Dünyanın sonu değil.
Umudumuzu kaybetmemeyi biz senden öğrendik.
Ben de bilmiyordum ki bir gün...
...umudun da tükenebileceğini.
Yeni öğrendim.
Sanki bir enkazın altındayım.
Ne bağırabiliyorum ne nefes alabiliyorum.
Kalabalık sesler duyuyorum.
Beni kurtarmaya mı geldiler?
Yoksa cenazemi almaya mı geldiler?
Bilmiyorum.
Ablacığım...
...o sesler, yarın kapımızdan şeker almaya gelecek olan...
...çocukların sesleri. Yarın bayram.
Abla, özlediğimiz, görüşemediğimiz günlerin acısını çıkaracağız.
Ne olur üzülme canım ablam benim.
(Dönüş dış ses) Bir çocuk masumiyetiyle verilen teselliler olmasa...
...insan yeni bir güne inancını nasıl koruyabilir ki?
Kardeşlik.
Çocukluk masumiyetini saklayan son kale.
(Duygusal müzik)
("Gesi Bağları" çalıyor)
Mesut'un ayakkabıları.
("Gesi Bağları" çalıyor)
("Gesi Bağları" çalmaya devam ediyor)
Mesut'un bayramlıkları.
("Gesi Bağları" çalıyor)
("Aysuda Ülkü Zeren - Ne Güzeldik Oysa Biz" çalıyor)
"Layla layla layla lay lay"
"Layla layla layla lay lay"
"Layla layla layla lay lay"
"Lalalala layla lay"
"Lari liri liri lay lay"
"Lari liri liri lay lay"
"Lalala liri liri lay lay"
"Lalalala layla lay"
"Başka yüzler asılmasın diye"
"İlmiği geçirdim aşkın boynuna"
"Başka yüzler asılmasın diye"
"İlmiği geçirdim aşkın boynuna"
"Koynuna veda ettim"
"Huzuru feda ettim"
"Tüm vebali kabul ettim"
"Ne güzeldik oysa biz"
"Sen çok seven, ben şizofren"
"Ee, böyle bil bir şey demem"
"Yeter, yaşadığını bilmem"
"Ne güzeldik oysa biz"
"Ağlasın tüm filmler"
"Mutlu bitseler bile"
"Susup kalsın şiirler"
"Şeydası küsmüş güle"
"Ağlasın tüm filmler"
"Mutlu bitseler bile"
"Susup kalsın şiirler"
"Şeydası küsmüş güle"
"Ama bunları göze aldım"
"Bile bile yalnız kaldım"
"Ardından bakakaldım"
"Ne güzeldik oysa biz"
"Bu cenkin galibi kim?"
"Kim mayıs kim kızıl ekim?
"Çok kan aktı nitekim"
"Ne güzeldik oysa biz"
"Koynuna veda ettim"
"Huzuru feda ettim"
"Tüm vebali kabul ettim"
"Ne güzeldik oysa biz"
Halacığım, sağ ol çocuğum.
-Enişte. -Sağ ol kızım.
Mesut, pek yakışıklı olmuşsun sen.
Sadık baba para verdi, Nesrin teyze aldı.
-Güle güle giy evladım. -Teşekkürler.
Boncuğun ne kadar yakışmış Mesut.
Nesrin teyze hatırası.
(Nesrin gülüyor)
Dün öğrendi bu kelimeyi.
Kızlar bileklik almış, hatıra.
Kardeşim hatırası, Dönüş kardeş dedi.
-Çok yakışmış canım. -Teşekkürler.
Maşallah oğluma. Ay, güzel oğlum.
Sağ ol kızım.
Nesrin Hanım, döktürmüşsünüz.
-(Nesrin) Yaptık işte. -(Nezahat) Sağ ol halacığım.
Sağ ol çocuğum.
Bana niye baklava vermedin?
Annen söyledi, değil mi?
Lütfen yine başlamayalım, çok rica ediyorum.
(Nesrin) Sana bir süre hamur işi, tatlı yasak. Lütfen!
Çok abartmadın mı sen de Nesrin? Bugün bayram ya.
Ne abartması? Doktor ne dediyse o.
Huysuzlanma abi lütfen. Bu kadın senin için uğraşıyor bak.
Hah! İkiniz kafa kafaya verdiyseniz...
...ben yandım! Hayat boyu bir şey yiyemem ben!
(Hikmet) Sen dert etme Sadık.
Bir çatal göz hakkı, hallederiz.
-Sakın ha! -Hikmet, olur mu öyle şey?
Bütün tedavi boşa gidecek, yapma Allah aşkına.
(Duygusal müzik)
Türkan...
...Somer bayramlaşmaya gelmeyecek mi?
(Duygusal müzik)
Somer, İzmir'de babacığım.
Gümrükte bayağı bir işleri uzamış.
Gümrükte? Bayram günü? Bayram günü ne gümrüğü kızım?
Başka bir şey mi var?
Yok baba, ne olacak?
-Şöyle ki hayatım... -Nesrin, bana bir müsaade et.
(Duygusal müzik)
Türkan...
...Somer...
...sen bayramda bizdesin diye darıldı sana, değil mi?
-Olur mu öyle şey babacığım? -Ama haklı kızım.
Bu sizin ilk bayramınız. Yanında olman lazımdı.
Güzel kızım, sen o yüzden ağladın demek.
Mesut, onu diyordu.
-Baba... -Tamam kızım, tamam. Hadi kalk...
...ara gelsin, güzelce bayramlaşalım.
Bayram günü küslük mü olurmuş?
(Duygusal müzik)
Babacığım, gerçekten küslük falan yok ortada.
Biz konuştuk Somer'le. İzmir'de Somer gerçekten.
(Duygusal müzik)
İyi.
Madem sen öyle diyorsun öyledir.
Hadi kızım, siz çayın suyunu tazeleyin.
Ben de bir yardım edeyim. İşlerim vardı.
(Duygusal müzik)
Tamam. Tamam, anladım.
Kapatmam lazım hadi.
(Sessizlik)
(Duygusal müzik)
(Duygusal müzik devam ediyor)
(Kapı zili çalıyor) (Derya) Ben bakarım.
Derya, dur! Sen bakma. Ablam baksın kapıya.
-Niye ki? -Gel biz bahçeye çıkalım seninle.
-Ne oluyor yine? -Gel.
-Ablacığım, kapıya bakar mısın? -(Türkan) Tamam, bakıyorum.
(Duygusal müzik)
Somer?
(Hep bir ağızdan) İyi bayramlar!
(Duygusal müzik)
İyi bayramlar.
(Duygusal müzik)
(Duygusal müzik devam ediyor)
(Duygusal müzik devam ediyor)
İyi bayramlar Türkan.
Teşekkürler.
İyi bayramlar.
(Duygusal müzik)
Kimdi kızım?
Çocuklar anne. Bayramı kutlamaya gelmişler.
-Tamam. -Ben biraz bahçeye çıkayım.
Çık yavrum.
(Duygusal müzik)
(Nezahat) Ay, deli oldum ya!
Abim; Somer de Somer, Somer de Somer!
Kalkıp kendisi sormadı Allah'tan, korktum.
Evet.
Dün akşam Rüçhan'ı aradım.
Ee?
"Bayramdan sonra emanetler için geleceğim.
Merak etmeyin, paranız bizde kalmaz." dedim.
İyi demişsin.
Eksik vereceğiz ama ya.
Olsun canım, ne olacak? Peyderpey ödersin.
Hepimiz buradayız, kaçıyor muyuz?
Bir de şey de konuşurken.
Ayrı ev meselesini bir çıtlat.
Bakalım ne tepki verecek, ne diyecek?
Ben de ona göre konuşurum onunla.
-Tamam, sen merak etme. Söylerim. -Tamam.
(Gerilim müziği)
Samet Efendi!
Ayla!
(Gerilim müziği)
Buyurun Rüçhan Hanım.
Ne arıyorsun bayram bayram dışarıda?
Ev telefonu buradan çekmiyor, bilmiyor musun? Ya arayan olursa!
Şey, Samet Efendi'ye su getirdim de.
Samet kendisi alamıyor suyu!
(Rüçhan) Yürü!
(Kuşlar ötüyor)
Çatacak yer arıyor. Allah korusun deliye çıkacak vallahi.
(Kuşlar ötüyor)
Nerede kaldınız ya?
Babamlarlaydım, bayramlaşma falan anca gelebildim.
-İyi bayramlar. -Size de.
-İyi bayramlar abi. -Sana da kardeşim.
Ben de malum bizimkilerle.
Abi, tekne güzelmiş. Bayağı havalı.
Abi, hayırdır? Sen niye aradın bizi?
Bir şey isteyeceğim sizden.
Geçin oturun şöyle.
(Martı sesleri)
Şimdi Türkan ablanızla bizim durumu biliyorsunuz.
Evet abi, duyduk. Kötü olmuş, üzüldük yani.
Çok aradım ama...
...telefona çıkmıyor. Konuşmak istemiyor benimle.
Abi, zorlama bence. Kızlar böyle.
Üstlerine gidince kaçıyorlar. Uzak dur biraz.
Hem kızgınlığı geçince zaten arar o seni.
Biliyorum diyorsun bu işleri yani?
Dönüş de ablası gibi inatçı biraz. Yani oradan biliyorum.
Evet abi, Derya da böyle.
Üç kız kardeşin, üçü de demek ki böyle.
Allah Allah! Yapmayın ya!
Yani siz bütün familyayı çözdünüz.
Biz ben kendi karımı tanıyamadım, öyle mi?
Yok, öyle değil tabii de...
Dinleyin beni dinleyin.
Aklımda bir şeyler var.
(Duygusal müzik)
(Martı sesleri)
Vallahi iyi gördük sizi müdürüm.
Nesrin Hoca'm, çok iyi bakmış size.
Sağ ol İrfan, eksik olma.
Bundan sonra müdürünle öğle yemeklerinde...
...öyle lüp lüp börekleri götürmek...
...dilim dilim beyaz ekmek yemek yok!
Tamam mı? Doktor ne diyorsa o.
Siz hiç merak etmeyin Nesrin Hoca'm.
Ben ilgilenirim müdürümün sağlığıyla falan.
Sana güveniyorum.
Nesrinciğim sen istersen diyet listesini ver İrfan'a, olur mu?
İyi fikir.
Türkan, sen nasılsın?
İyiyim İrfan abi, sağ ol.
İyi, Allah iyilik versin.
Afiyet olsun.
Eline sağlık, sağ ol.
Senin ilaç saatin geldi canım. Ben ilaçlarını getireyim.
Nesrinciğim, tansiyon ilacımı yatağın baş ucunda unutmuşum arama.
Tamam canım.
Al oğlum, al.
(Hareketli müzik)
İrfan, şu rapor bitsin.
Hemen başlayacağım işe. Çok bunaldım evde.
Siz hele bir iyileşin de müdürüm. Aceleye gerek yok.
Nesrinciğime kızıyorum falan ama...
...onun sevgisi sayesinde ben iyileştim.
(Sadık) Aile çok önemli İrfan.
Bak, mesela benim damat var ya Somer.
Ben hastanede yatarken yanımdan hiç ayrılmadı.
Ya sahi bayram bayram ne işi vardı sizin damadın teknede bir başına?
-(İrfan) Gelse ya yanınıza. -Ne teknesi?
Tekne işte, hani lüks falan oluyor ya. Gerçi yat da olabilir.
Ben onları hep karıştırıyorum da.
Yok oğlum. Somer İzmir’de. Sen karıştırmışsındır.
Yok. Ya Somer Bey'di, ben doğru gördüm.
(Duygusal müzik)
Annem izin vermez Hakan.
Bir de bugün bayramın ilk günü ya, mümkün değil.
(Derya ses) Babam da hasta, herkes gelip gidiyor.
Türkan ablayla çıkarsanız bir şey demez belki.
-Ablam mı? -Evet, bayram bayram kıyak yapsın size.
Bak, aslında bu olabilir.
Ablamın da keyfi yerine gelir. Tamam, ben konuşayım haber veririm.
'Okay', haber bekliyorum ben.
Kapatıyorum, şimdi annem tepeme dikilecek!
-(Hakan ses) Hadi bye bye. -Bye.
-Ne oldu, çıkacaklar mı? -Türkan ablayla konuşacak.
Benim tanıdığım Nesrin teyze hayatta izin vermez.
(Duygusal müzik)
(Derya) Anne lütfen, bugün bayram. Biraz gezsek ne olacak?
Kızım, bir sürü gelen giden var. Hangi biriyle uğraşayım tek başıma?
Anne, halam gelecek. O yardım eder sana.
Olmaz.
Anneciğim bırak, bayramın tadını çıkarsın kızlar.
Ne olursun sen de yüz verme şimdi şunlara.
Ben sana yardım ederim. Bırak, gezsinler eğlensinler.
Ya abla, sen gelmeyeceksen ne anlamı var?
Biz birlikte eğlenmek istiyoruz.
Hem sen gelirsen, annem de izin verir. Değil mi anne?
Yok kızlar, ben gelmeyeyim. Siz eğlenin.
Abla sen de bunalımdan, bunalım bir şahin uçur yani!
Ne? Öyle ama!
Anne, ablam biraz üzgün.
(Dönüş) Ona da moral olur.
(Nesrin) Tamam.
Kızlar doğru söylüyor aslında.
Moral olsun sana da azıcık. Ama geç kalmak yok!
(Derya) Çak!
Sen de geliyorsun abla kraliçe, mecbur!
(Duygusal müzik)
(Telefon çalıyor)
Efendim?
(Somer ses) Alo?
Alo, kimsiniz? Sesiniz gelmiyor.
(Duygusal müzik)
(Meşgul tonu)
(Duygusal müzik)
(Telefon çalıyor)
Efendim?
(Özer ses) Alo?
Rüçhan, sen misin?
(Duygusal müzik)
(Rüçhan iç ses) Bravo.
Herkes kaçtığı sahte hayatlar içinde.
Bensiz aldıkları nefesi huzur sanıyorlar.
Yazık.
(Sokak ortam sesi)
Somurtmayın, neşelenin biraz.
Hiç eğlenceli değilsiniz.
Ne yapalım? Deli gibi bağıralım mı sokakta? Hayda!
Siz hâlâ barışmadınız mı?
Ya ne barışacağım onunla?
Yeteneksiz muslukçu.
Hah, sen çok iyiydin sanki!
Kızlar, Sadık amcaya söyleyelim.
En iyi muslukçu Oskarını versin buna.
Aman diyeyim babama söylemeyin tamir için geldiğinizi.
-Tabii burada buluştuğumuzu da. -Herhâlde.
Gidip, söyleyecek hâlimiz yok ya.
Zaten Nesrin teyze konusunda sabıkalıyım.
Vallahi ben de.
Eğer babam hasta olmasaydı, çoktan yemiştik fırçayı.
Türkan abla...
...Nesrin teyze, Dönüş'le görüşmemizi niye istemiyor?
Hayır, babama söylüyorum o da vakti gelince öğreneceksiniz diyor.
Çok saçma değil mi?
Sınavlarınız falan var ya...
...öyle derslerinizi falan aksatmayın diye diyordur annem.
Ne alakası var abla? Biz Serdar'la senelerdir sınıf arkadaşıyız.
Bir kere takdir, teşekkür almadığımız karnemiz yok.
Herkes bir şeyler saklıyor ama beraber çözeceğiz.
-Arkadaşlar geldik. -Buraya mı gireceğiz?
Evet, güzel mekân.
Hem canlı müzik de var.
Burası bize biraz pahalı gelmez mi?
Olsun ablacığım, biz gireriz. Beğenmezsek çıkarız.
-Gençler, kimlikleri görebilir miyim? -Kimlikler.
Abla, benim kimliğim yok.
Nasıl yok? Getirmedin mi yanında Derya?
Buyurun.
Abla, getirdim de 17 buçuğum ya.
Ben ablasıyım, yanında olacağım.
Olmaz hanımefendi, yaş sınırı var. Kimlik görmeden alamıyoruz.
Bize sorun oluyor sonra.
Ama arkadaşım, ben sürekli buraya geliyorum.
-Yani şu an yaptığın ayıp. -Siz girebilirsiniz.
-Kimliksiz arkadaşı alamam. -Hayda!
Ama bugün bayram, ne olacak? Lütfen!
Olmaz, alamam! Kusura bakmayın.
Tamam, o zaman. İlla burası olmak zorunda değil.
Ben sahilde güzel bir yer biliyorum, oraya gidelim.
Hem babamın da tanıdığı oluyor.
Gençler benimle beraber.
(Güvenlik) Aa! Somer Bey, hoş geldiniz.
Merhabalar.
Ailecek eğleneceğiz.
Tabii ki Somer Bey, buyurun.
Buyurun.
Hadi.
(Hareketli müzik)
(Hareketli müzik devam ediyor)
Bayağı sürprizli gece oldu. Ne dersiniz?
Nasıl mekân? Güzel, değil mi?
Evet, ilk defa sana katılıyorum.
(Hareketli müzik)
-Sen yaptın, değil mi? -Neyi?
Bunu sen organize ettin, değil mi?
Evet.
Bana başka bir yol bırakmadın.
Niçin? Neden?
Sana ulaşmaya çalışıyorum ama telefonlarımı açmıyorsun.
Ne yapayım?
Konuşacak bir şeyimiz olmadığı için olabilir mi?
Bence var ama önce sipariş verelim.
Evet gençler, karar verdiniz mi? Ne içiyorsunuz?
Önce kızlar söylesin.
Ben kararsız kaldım.
Şokun etkisini atlatamadık, o yüzden.
(Hareketli müzik)
Türkan, sen?
Su.
(Hareketli müzik)
(Köpek havlıyor)
Al hayatım.
-Sağ ol. -Ay, yoruldum ya.
-Kızlar aradı mı? -Eğleniyordur onlar.
Türkan da yanlarında ya, içim rahat o yüzden.
Nesrin...
...Türkan'ın bir sıkıntısı mı var?
Nereden çıkardın? Yok öyle bir şey.
Somer yok ortada.
İzmir'deymiş ya.
Tamam, Somer İzmir'de de...
...Türkan bayramda kayınvalidesinin elini öpmeye gitmez mi?
Aramıştır. İhmal etmez öyle şeyleri.
Nesrin...
...siz benden bir şey saklamıyorsunuz, değil mi?
Yo. Nereden çıkardın?
İrfan, Somer'i görmüş.
Nerede?
Ne bileyim? Tekne mi dedi, yat mı dedi. İşte orada görmüş.
Somer buradaymış.
Benzetmiştir.
Ben de öyle düşünmüştüm.
Yani İrfan bu hayatım.
Gördüğünü benzetiyor, yaşadığını abartıyor.
(Nesrin) Sen niye onu ciddiye alıyorsun ki?
Hem öyle bir şey olsa Türkan bize söyler, değil mi?
Orası öyle de işte insanın içine yine de bir kurt düşüyor.
Yapma Allah aşkına.
Şimdi boşu boşuna kuruntu yapıp üzme kendini, gözünü seveyim.
(Hareketli müzik)
Derya da bir rahat bırakmadı ki ablamları, konuşsunlar.
Çağırsana oynayalım diye.
Hakan da oturdu, kızı alıp gelmiyor ki.
Derya.
Ya istemiyorum.
"Yıldızların altında"
"Benim gönlüm sarhoştur"
"Yıldızların altında"
"Sevişmek, ah, ne hoştur"
"Yıldızların altında"
Senin ablamı üzmeye ne hakkın var?
Derya, izin verirsen biz ablanla bir konuşabilir miyiz?
Ablam istemiyor seninle konuşmak.
Tamam Derya. Tartışmayın.
Derya, hadi kalk. Dans edelim.
Eğlenmeye geldik ya.
Cık. Siz oynayın Dönüş, ben istemiyorum.
Hakan, oturmaya mı geldin? Kaldırsana kızı.
Derya, hadi kırma beni.
Bak, böyle yaparsan bir daha beraber çıkmayız dışarıya.
Hadi.
Hadi ablacığım, eğlenmene bak sen.
"Mavi nurdan bir ırmak"
"Gölgede bir salıncak"
"Bir de ikimiz kalsak"
"Yıldızların altında"
Asma suratını lütfen.
Somer, ayrıldık biz. Yakında mahkememiz olacak.
Aramızdaki her şey tamamen bitecek.
Mahkemede bitecek. Evet.
Parmağındaki yüzükten çok belli oluyor. Hâlâ çıkarmamışsın.
"Ecel beni alsa da"
Keyfimden takmıyorum.
Babam iyileşene kadar mecbur takacağım.
Yoksa bayıldığımdan değil.
Şu anda bir şey söyleyemem ona.
Söyleme zaten, adam ölümden döndü.
"Ecel beni alsa da"
Ne konuşacaktın, ne anlatacaktın bana? Geveleyip durma artık.
Türkan bak, ben...
Evet. Dinliyorum.
Nereden başlayacağımı bilmiyorum.
Bana çok üzüldüğünü, bütün bunları hak etmediğimi falan söyleyeceksen...
...artık çok sıkıldım Somer.
Öyle bir şey değil.
Ne peki?
"Ecel beni alsa da"
"Gözlerim kapansa da"
"Yıldızların altında
("Yıldızların Altında" çalıyor)
(Gerilim müziği)
(Rüçhan dış ses) Bir kişi bile ziyaretime gelmedi.
(Gerilim müziği)
(Rüçhan bağırıyor)
(Rüçhan ağlıyor)
(Rüçhan dış ses) Bir tanesi bile beni ziyarete gelmedi!
Bir tanesi bile beni aramadı!
Aramadılar! (Rüçhan bağırıyor)
(Rüçhan ağlıyor)
(Rüçhan ağlıyor)
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
("Yalnızca Sitem" çalıyor)
Bu şarkı senin olsun.
"Vurgun yemiş misali gönlüm"
"Tutuldu aşka"
"Ciğerimden yanıyorum ben"
"Bu defa başka"
Nereye?
Tuvalete.
"Yaşasın varsın"
"Dünyanın o son günü"
"Sen beni arayacaksın"
"Doymadım doyamadım sevmelere seni ben"
"Kimseyi koyamadım yerine yeniden"
Benim biraz midem bulandı.
Gel, dışarı çıkalım.
"Saymadım, sayamadım sensiz geçen yılları"
"Ne inkâr ne itiraf bu yalnızca sitem"
"Doymadım doyamadım sevmelere seni ben"
Gel.
İyi misin?
Midem bulandı biraz.
Bir sürü şey içtin. Söyledim sana o kadar.
Haklıymışsın. Hava almak iyi geldi.
İçer misin?
'Orti', ne haber?
Oo, İbo. Sen gelir miydin buraya?
Bayram bugün oğlum, ne yapalım? Biraz takılalım dedik de...
...damsız almıyorlarmış.
Sen biraz takılsana.
Biz Derya Hanım'la girelim. Ne dersin Derya Hanım?
Ne diyorsun sen ya?
Oğlum, manyak mısın sen? Benim manitaya mı göz diktin?
Ne manitası oğlum? Skor değil miydi bu kız?
-Kes sesini. -Oho!
Sen bayağı da korkuyorsun duymasın diye.
Şey mi yaptın lan yoksa?
"Biz evleneceğiz seninle" deyip kandırdın mı kızcağızı?
Hop, birader!
(Derya) Hakan, ne yapıyorsun?
-Ne oldu? Zoruna mı gitti? -Lan bana bak!
Tamam Hakan, yapma! Hadi içeri girelim. Hadi.
Tamam, geç. Geç içeri.
Geç. Tamam, bir şey yok.
"Zannetme bir gün geri dönmek"
"Değil niyetim ah"
Birader, bak işine.
"Hasrete teslim oldum"
"Asla dönmeyeceğim"
"Bu yangın benimle ölünceye dek"
"Yaşasın varsın"
"Dünyanın o son günü"
"Sen beni arayacaksın"
"Doymadım doyamadım sevmelere seni ben"
"Kimseyi koyamadım yerine yeniden"
"Saymadım sayamadım sensiz geçen yılları"
"Ne inkâr ne itiraf bu yalnızca sitem"
"Doymadım doyamadım sevmelere seni ben"
"Kimseyi koyamadım yerine yeniden"
"Saymadım sayamadım sensiz geçen yılları"
"Ne inkâr ne itiraf bu"
"Yalnızca sitem"
(Alkışlıyorlar)
(Köpek havladı)
(Sessizlik)
(Köpek havladı)
(Somer) Türkan.
Ne yapmaya çalışıyorsun bilmiyorum ama buna bir son ver.
Kimseyi de alet etme bir daha.
Ben sadece merak ettim seni iyi misin diye.
(Türkan) Merak edilecek bir şey yok gördüğün gibi.
Biz ayrıldık Somer. Ben senin oyuncağın değilim.
Vicdanını temize çekmek için gelme bana.
Senin acımana da dostluğuna da ihtiyacım yok.
Bitti mi?
Bitmedi!
Eğer gerçekten bana gelmek istiyorsan...
...bahanelerinle, vicdanınla değil...
...yüreğinle...
...burada bir yerim varsa gel.
(Duygusal müzik)
Asla sevmeyeceğim dediğin kadına değil...
...âşık olduğun Türkan'a gel.
(Duygusal müzik)
(Duygusal müzik devam ediyor)
Annemler uyumuş herhâlde. Sessiz olalım.
(Duygusal müzik)
Aa. Canım'ı buraya koymuşlar.
(Duygusal müzik)
Abla.
Bir şey sormayın kızlar.
(Duygusal müzik)
(Duygusal müzik devam ediyor)
(Dönüş dış ses) Türkan ablamın iyi bir hayat yaşamasını istediği için...
...bu evliliğe herkesten çok istekli olan annem...
...o kararının altında kalmıştı.
Annemle babamın arasında...
...kızlarının hiç dile dökmedikleri mutsuzluğu büyüyordu artık.
(Duygusal müzik)
(Dönüş dış ses) Babam konuşmuyordu.
"Ama farkındayım, mutlu değilsin" diyordu aslında ablama.
Mutsuz olan bir tek ablam değildi.
Somer eniştem, kabul etmekte zorlandığı o gerçekle uyanıyordu artık.
Gözünü açar açmaz karısını düşünüyorsa...
...bu aşktı düpedüz.
Kabullenmek istemediği bu gerçek...
...onun içinde bir savaşa neden oluyordu.
Ama o savaş, çevresindeki herkesi kan revan içinde bırakıyordu.
(Duygusal müzik)
(Duygusal müzik devam ediyor)
Günaydın Rüçhan Hanım. Bugün daha iyisiniz, değil mi?
Soru mu bu? Oturup sohbet mi edeceğiz?
(Gerilim müziği)
(Kapı sertçe kapandı)
(Gerilim müziği)
(Telefon çalıyor)
(Telefon çalıyor)
-(Somer) Efendim? -(Ayla ses) Günaydın Somer Bey.
Günaydın Ayla. Ne oldu?
Şey ee, anneniz dünden beri pek iyi değil de.
Niye? Hasta mı?
Yok, yok. Öyle değil ama...
...dün bayramda kimse ziyaretine gelmedi diye çok üzüldü.
(Ayla ses) Biraz ortalığı da kırdı döktü sinirle.
Zor yatıştırdım.
Tamam, ben ilgileneceğim.
-Gelirim bugün. -(Ayla ses) Peki, iyi günler.
(Duygusal müzik)
Derya'yla Dönüş kalkmadı mı daha?
Gece geç geldiler ya, uyuyorlar daha.
Baba...
...kuşu bizim odaya koymuşsun.
Çok ötüyor bazen, eğer rahatsız olduysan...
Hayır güzel kızım, ne rahatsızlığı?
Sen ona çok düşkünsün...
...alışkınsın.
Yanında, yakınında olsun istedim.
Sağ ol babacığım.
Kahvaltıdan sonra biz de komşuya iadeiziyarete gidelim.
Onlar geldiler, ayıp olmasın. Sen de dinlenirsin biraz.
Olur anne.
Türkan...
...Somer'le konuşabildiniz mi?
Konuştuk babacığım. İşleri uzamış biraz.
Ama bayram bu.
Özer Bey de gelirdi, gelmedi.
Neyse, sağlık olsun.
Hadi, bir şeyler ye sen canım.
(Gerilim müziği)
(Rüçhan) Kimseler uğramamış toprağına Münire Hanım.
Bak...
...yine ben geldim.
Sevmediğin gelinin.
(Rüçhan) Bana...
..."Bir gün yalnız kalacaksın" demiştin.
"Özer seni hiç sevmeyecek.
Hatta günü gelecek...
...oğlun bile senden nefret edecek" demiştin.
Haklı çıktın.
Beni terk ettiler.
(Rüçhan) Bu duruma nasıl geldik?
Dönüp arkama baktığımda...
...gencecik, çaresiz bir Rüçhan görüyorum hep.
Ben o kızın kalbini korumak için ömrümü verdim ama olmadı.
(Rüçhan dış ses) Yapamadım.
Bir parça sevgi için...
...kalbimi paramparça ettiniz.
Yağmaladınız, ayaklar altına aldınız.
(Rüçhan dış ses) Sonunda ben bile onun üstüne basıp geçtim.
Beni en iyi anlayan, en iyi bilen sendin, değil mi Münire Hanım?
O yüzden...
...son bakışında elimi tutup...
...bana teşekkür ettin.
(Duygusal müzik)
(Sessizlik)
Her bayram ziyaret ettin annemin kabrini.
Hiç ihmal etmedin.
Ne oldu? Annenin mezarının başında günah çıkarmaya mı geldin?
Yaşarken pek yapmazdın böyle şeyler.
İyi bayramlar.
Sana da iyi bayramlar Özer Bey.
İyi misin peki?
Gayet iyiyim.
(Gerilim müziği)
(Duygusal müzik)
Sadık baba.
Sanırım bilmem gereken bir şeyler var damat.
Sadık baba gelsenize, oturalım.
Tamam. Buyurun.
Buyurun.
Kusura bakmayın, ben gelemedim elinizi öpmeye.
(Sadık) Tamam.
Sen hele geç, şöyle bir karşıma otur.
Ne oluyor damat?
Türkan, Somer İzmir'de diye bana yalan söylüyor.
Sen bayramlaşmaya gelmiyorsun.
(Sadık) Biriniz babaevinde, biriniz burada.
Ne oluyor oğlum? Bir derdiniz mi var?
Bir sorununuz mu var? Darıldınız mı?
Yok, bir sorunumuz yok Türkan'la.
Ee? O zaman niye bayramlaşmaya gelmedin elimizi öpmeye?
(Sadık) Bak, ben şunu açıkça öğrenmek istiyorum.
Seni ailenden uzaklaştıracak...
...geleneklerimizi unutturacak kadar nasıl bir bahanen oluyor, merak ediyorum.
Ne söyleseniz haklısınız.
Benim size söyleyebilecek hiçbir şeyim yok Sadık baba.
Çok özür dilerim sizden.
Ama gerçekten İzmir'deydim.
Orada işler ters gitti, ailemle tartıştım.
Canım sıkıldı, tekneye geldim ben de.
Yani...
...bu hâlde de sizin karşınıza çıkmak istemedim açıkçası.
(Somer) Türkan hassas, etkileniyor. Biliyorsunuz.
Ee, siz de hastaneden yeni çıktınız. Hani o yüzden...
Oğlum, ben sana demedim mi "Artık biz bir aileyiz.
Sen benim oğlumsun. Beni de bir baban olarak kabul et" diye?
Dediniz.
Ne varmış hâlinde yanımıza gelemeyecek?
Madem bir sorununuz var gel, dertleşelim.
Ben seni sabaha kadar dinlerim.
Umarım her şey anlattığın gibidir.
Ama altından başka bir şey çıkarsa...
...Türkan'la bir mesele...
...onun gözyaşlarını dökecek bir şey yaparsan...
...bu kadar sakin olmam.
Çekip alırım kızımı.
Dediğim gibi.
Türkan'la bir sorunumuz yok.
Onu üzecek bir şey yapmam.
İçiniz rahat olsun.
Hadi bana müsaade.
Umarım bir daha bu meselelerle ilgili karşı karşıya kalmayız.
(Gerilim müziği)
(Kapı zili çaldı)
(Yaklaşan ayak sesleri)
Bayramınız mübarek olsun.
Teşekkürler. Sizin de.
Ee? Ne bekliyorsunuz?
Çocuk gibi bayram şekeri mi vereyim size?
Benim için şeker, size baktığımda gördüğüm o bir çift göz.
Bir gün ne oldu, biliyor musun? Sahildeyim, yürüyorum.
Sarışın bir hanımefendi. İnce, uzun boylu.
Durdurdu, benden imza istedi.
Bak sen.
"Kadir Bey, ben sizin hayranınızım.
Sizi çok seviyorum" demez mi bir de?
Allah şaşırtmasın.
"Hanımefendi, ben Kadir İnanır değilim" diyorum.
Yine de inandıramadım. İlla imza istiyor benden.
Verdim imzayı da öyle kurtuldum.
Bence siz önce gidin, Kadir İnanır'ın fotoğrafına bakın.
(Ayla) Sonra da kendinize bakın.
Neyse. İşim var benim.
İyi günler. Lütfen gider misiniz artık?
Bir lokum alsaydım.
Somer Bey geliyor. Gidin lütfen.
İyi bayramlar.
Hoş geldiniz Somer Bey. Anneniz evde yok.
-İyi günler. -Bir lokum alsaydım.
Hâlâ lokum diyor ya!
(Hareketli müzik)
(Sessizlik)
"Ben seni arayan"
"Sesini duyan"
"Masala inanan"
"Sen geceyi silen"
"Güneşe dönen"
"Gizemi çözen"
"Uyan bu derin uykudan"
"Kaçma içindeki duygudan"
"Elimde tüm anahtarların"
"Fazla vakit kaybetmeden"
"Bir olsak her gece sen ve ben"
"Elimde camdan ayakkabın"
"Yalnızım karanlığımda"
"Yıkılmış duvarlarımla"
"Gelirsen burada şiirleri yazılacak"
Evde yoktun.
Bayramlaşmaya mı geldin, eşyalarını toplaya mı?
İkisi de.
(Müzik)
Rüçhan Hanım bir misafiriniz var.
-Kim? -Türkan Hanım'ın halası Nezahat Hanım.
-Bahçeye al. Çardakta beklesin. -Peki.
Anne.
(Gerilim müziği)
Bayramın kutlu olsun, anne.
Nice bayramlar gör oğlum.
(Müzik)
Kal. Akşam beraber yemek yiyelim.
Kalamam. Gitmem gerekiyor.
Peki.
-Somer Bey bir şey içmek ister misiniz? -Yok, Ayla. Ben çıkacağım.
-Peki. -Ayla.
Gözün annemin üstünde olsun. Bir ihtiyacı olursa beni ararsın, tamam mı?
Siz merak etmeyin Somer Bey.
(Müzik)
(Nesrin) Aa! Vallahi bu ne ayol!
Misafirliğe komşuya gidiyorsun, sorguya çekiliyorsun.
Bunlar da ne meraklıymış hayatım.
Yok bayramlaşmaya gittiniz mi? Yok dünür size geldi mi? Sana ne!
Onlar şimdi çantalarla buraya girdiğimi gördüler ya...
...bu soruların hepsi ona.
Neyse, sen üzülme. Onlara da konuşacak konu lazım.
Allah Allah! Hayret bir şey.
Sadık?
Sen nereye gittin?
Dolaşıyordum.
Ay, ne dolaşması gözünü seveyim! Sen yataktan daha yeni kalktın.
Sen merak etme. Ben iyiyim.
İyiyimi var mı Sadıkçığım! Yollarda yığılıp kalsan ne olacak?
Damat gelip beni kaldırırdı.
Damat mı?
Ne demek o şimdi?
Somer'leydim.
(Sadık) Teknede.
Ne teknesi?
İrfan doğru görmüş.
Somer İzmir'de değilmiş.
Aa!
Kızım...
...sen bir an evvel evine dön.
Somer de oralarda perişan olmasın.
Teknede falan kalmak nedir ya!
İzmir'den dönmüş demek ki.
(Sadık) Dönmüş.
Ailesiyle tartıştığı için eve gitmemiş.
Buraya da o hâlde gelmek istememiş.
Ben buna bir anlam veremedim.
Babacığım erken dönmüş demek ki.
Kızım senin artık burada kalmana gerek yok.
Allah'a şükür ben iyiyim.
Yuvanda, kocanın yanında ol.
Sen buradasın diye Somer de evine barkına gitmiyor.
Tamam, ailesiyle aralarında bir tartışma yaşamışlar.
Bunlar olabilir.
Gelip bize de bir şey anlatmıyor. Ama sen onun eşisin.
Sen burada, o orada... Yok, böyle evlilik olmaz.
Baba...
...biz...
Baban doğru söylüyor kızım.
(Müzik)
Biz Somer'le konuşuruz diyecektim.
İyi.
Konuşun.
(Müzik)
(Müzik devam ediyor)
Bu kadın vallahi inadına bekletiyor. Çok ayıp bir şey ama!
Deli mi ayol! Tövbe tövbe!
Teşrif ettiler nihayet! Hadi bakalım.
Kusura bakmayın, beklettim.
Bir telefon konuşması yaptım da epey uzun sürdü.
Estağfurullah.
Buyurun.
Rüçhan Hanım ben emanetleri getirdim.
Listede yazanların çoğu tamam. Yalnız beş tane cumhuriyet altını eksik.
Onu da Nesrin Hanım size bilahare ödeyecek.
Peki.
Listeyi altınlarla karşılaştırmayacak mısınız?
Yoo, hiç gerek yok.
(Müzik)
Ayla...
...bunu çalışanlarla paylaşırsınız.
Nasıl yani? Anlamadım.
İçinde altın, ıvır zıvır var. Bayram hediyesi.
Diğer çalışanlarla bölüşün.
(Gerilim müziği)
Rüçhan Hanım biliyorsunuz...
...Somer'le Türkan'ın evliliğine ben aracılık ettim.
İşler bu hâle nasıl geldi, inanın anlamadım.
Çok üzülüyorum.
İnanın ben de çok üzüldüm.
Hatırladıkça kahroluyorum ama Türkan da çok hata yaptı.
Ben de Somer'i düşünüyorum. Çocuğun ne hayalleri vardı.
Ben de bir anneyim. İnanın kolay değil.
Peki ne yapacağız?
Siz bize Nesrin Hanım'la yeniden aracı olsanız?
Belki böylece bir şeyleri de çözmüş olabiliriz.
Ama Nesrin Hanım da bana bir adım atmadı ki.
Tabii Rüçhan Hanım. Ne demek.
Ben aracı olurum.
Çocuklarımız için hepimiz elbette bir adım atarız.
O zaman bu akşam iki dünür benim evde bir araya gelirsiniz.
Sizin için de uygunsa.
Çok uygun.
Gerçekten içime su serpildi.
-O zaman bana müsaade. -Tabii, müsaade sizin. Buyurun.
(Müzik)
Yok, bu insanlardan saklayarak devam ettiremezsiniz.
Sadık Bey çok düzgün biri. Bunların hiçbirini hak etmiyor.
Üstelik senin yüzünden adama ben de mahcup oldum.
Bayramlaşmaya bile gidemedim. Kesin beklemiştir.
Baba gerçekleri anlatmayı ben de istiyorum ama...
...adamın sağlık durumu ortada. Daha yeni kalp krizi geçirdi.
Ben şimdi nasıl anlatayım?
Benim yüzümden bir kalp krizi daha geçirecek. Yapamam.
Yani ne planlıyorsun?
Bu evliliği bir şekilde yürüteceğim. Ben bunu Sadık babaya yapamam.
Somer...
Somer kendimi buna ikna ettim diyorsun yani?
Neye?
Sadık baban yüzünden bu evliliği sürdürmeye. Bravo.
Gerçekten bravo.
Çok güzel bahane.
Baba bu bahane değil ki. Adamın sağlık durumu ortada. Ne yapayım yani?
Oğlum sen kendinden mi korkuyorsun?
Niye korkacağım?
Sen...
...Türkan'a kıyamıyorsun.
Üf! Baba bu vicdan değil.
Ben de onu söylüyorum işte.
Sen düpedüz Türkan'a âşık olmuşsun ama bunu kendine itiraf etmekten korkuyorsun.
(Duygusal müzik)
Şu kadın bir an önce gelse de şu iş tatlıya bağlansa.
Vallahi artık kalbim dayanmıyor.
Tamam canım. Artık endişe etme. Niyeti kötü olsaydı...
...ara bulucu ol, beni Nesrin'le buluştur filan demezdi.
O bir kere gurur yaptı, ondan sonra da geri duramadı.
-Bence kafasında öyle bir şey yaşadı. -Hadi inşallah öyledir.
Zaten öyle olmasa benim evime gelmeye tenezzül etmezdi.
Aa! Senin evinin nesi varmış?
Canım o havalı falan bir kadın ya; bizi, evimizi beğenmiyor.
Neyse, boş ver. Sen ayrı ev meselesini mutlaka teklif et.
Ne dersen kabul edecek. Bu iş belli oldu.
Tamam canım. Zaten esas mesele bu. Tabii ki.
(Kapı zili çaldı) Geldi.
Ay, vallahi heyecanlandım! Nesrin dur bakalım.
(Derin nefes verdi)
Rüçhan Hanım buyurun. Hoş geldiniz.
(Kapı kapandı)
İyi akşamlar.
Buyurun, Rüçhan Hanım. İstediğiniz yere oturun.
-Ben de size bir kahve yapayım. -Yok, içmeyeceğim. Hiç gerek yok.
Aşk olsun, olur mu öyle şey! Buraya kadar gelmişsiniz...
...ben sizi boş gönderir miyim hiç!
Isrardan hiç hazzetmem Nezahat Hanım. Rica edeceğim.
Peki.
Fazla uzatmayacağım. Tatsız şeyler yaşadık.
Ee... Ama geçti gitti işte. Bayram günü geldiniz. Ne güzel oldu.
Hayırlara vesile oldu. Almaz mısınız?
Rüçhan Hanım buraya zaten bayramlaşmak için gelmedik.
Çocuklarımızın mutluluğu, huzuru için bir aradayız.
Ama bir mesele var ki size söylemezsem içime dert.
Siz bu altın meselesinde beni çok incittiniz.
Neye incindiniz Nesrin Hanım?
Rüçhan Hanım olmadık ithamlarda bulundunuz ya.
Hayatım onları hallederiz.
Yok, bırakın. Kesmeyin, Nesrin Hanım konuşsun. Evet, dinliyorum.
Ben size o gün meseleyi izah etmeye çalıştıkça...
...siz olmadık yerlere çektiniz. Hadi her şey yaşandı bitti...
...ondan sonra bir telefon açıp özür dilemediniz bile.
Ne özrü Nesrin Hanım? Güç durumda kalan benim.
Siz söylediklerimi ziyadesiyle hak ettiniz.
Siz ne yapmaya çalışıyorsunuz?
Ben buraya uzlaşmaya gelmedim Nesrin Hanım.
Zira uzlaşacağımız bir mevzumuz yok.
Rüçhan Hanım, Allah aşkına! Ne diyorsunuz? Hani çocukları bir araya getirecektik?
Somer dedik, Türkan dedik. Ne yaptınız şimdi!
Somer benim evladım, evet.
Ama Türkan... Yok.
Bundan sonra da asla olmayacak.
Olur da oğlum yanılır, şaşırır, Türkan'a meylederse...
...sakın ümitlenmeyin.
Bu iş bitti.
(Gerilim müziği)
Haa!
Kızınıza da mukayyet olun. Oğlumun etrafında dolanmasın.
(Gerilim müziği)
(Kapı açıldı)
(Kapı kapandı)
(Gerilim müziği)
Alo, Mine.
Beni artık rahatsız etmeyin Rüçhan Hanım.
Kapat çeneni de dinle! Yarım saat sonra bana geliyorsun.
Oldu! Başka bir emriniz? Siz benimle dalga mı geçiyorsunuz ya?
Ben hiçbir yere gelmiyorum.
Somer'i seviyorsun. Onunla tekrar birlikte olmak istiyorsun...
...ve karnındaki çocuk da onun.
-(Rüçhan ses) Doğru mu? -Evet.
Bu durumda derhâl bana geliyorsun.
Peki, tamam. Geliyorum.
Kimdi o?
Annemler. Ayvalık'a gelmişler. Buradalarmış.
-Ee? -Ee'si annem beni görmek istiyor.
Yanlarına uğramam lazım. Bayram sonuçta.
-Peki neredeler? Otelde mi? -Yok, otel değil.
Bizim bir aile dostumuz vardı ya hani. Babamın da çok yakın arkadaşı.
Bir dakika...
...düğünümüzdeki o rezil heriften mi söz ediyorsun?
Evet ama babamın çok yakın arkadaşı.
-Bir de hazırlık yapmışlar. -Peki.
Seni ben bırakayım diyeceğim de...
Sizinkilerle karşılaşmak istemiyorum açıkçası.
Bence de. Hiç gerilmek istemiyorum.
Şimdi babam seni görüp iyice kurulmasın.
Ben gider gelirim hemen.
Gitmişken onlarla bir konuş.
Bebeğimiz olacak, de.
Belki arayı düzeltiriz.
Olur, konuşurum.
Bu çocuk...
...bizim kurtuluşumuz olacak.
Ben çantamı alıp çıkayım.
Nesrin yapma. Kendini bırakma hayatım. Canım yapma.
Allah'ım ya Rabb'im! Bu kadın niye böyle yaptı ya?
O kadın bize neler söyledi öyle?
Ben hiç anlamadım ya. Kendi istedi, çocukları barıştıralım dedi.
Nereden çıktı bütün bu laflar? Yok Türkan olmazmış, Somer bilmem ne.
Bu kadın şimdi niye böyle şeyler söyledi?
Onun derdi çocuklar falan değil.
Bu kadın bilenmiş bilenmiş; bize lafını, sözünü dökmeye geldi.
Ne yapacağız?
Sadık bunu duyarsa kesin ben onu kaybederim.
Ay...
-Ben eve gideyim. -Yok, hayatım sakın!
Toparlanmadan hiçbir yere gitme. Abim anlarsa vallahi mahvoluruz.
Ne yapacağız?
Bilmiyorum. Vallahi bilmiyorum hayatım.
Bu kadın niye böyle yaptı? Bayramımızı cenazeye çevirdi gitti.
Annem beni görücü usulüyle biriyle evlendirdi ya.
Annem bana bunu yaptı.
Şimdi sen de karşıma geçmişsin, Türkan'a âşık oldun diyorsun.
Bu kadar basit bir şey değil ki.
Evet, biliyorum. Basit değil. Biliyorum, sen bu noktaya kolay gelmedin.
Somer sen şu an annenin zoruyla evlendiğin kıza karşı...
...duygularından korkuyorsun.
Ne var? Bu bir yenilgi değil ki.
Bunu kendine itiraf etsen annen zafer kazanmış olmayacak.
Neyse baba ya!
Ben artık olan biteni sorgulamaktan çok yoruldum.
Gerçekten. Bu evliliği bir şekilde sürdüreceğim.
-Tabii Türkan isterse. -(Özer) Neden istemesin canım?
Neden istemesin? Biliyorsun, bu evlilik için mücadele eden...
...tek kişi Türkan'dı, bunu unutma.
Evet ama artık istemediğini söyledi. Yüzüme karşı.
Belki de...
...bu sefer de senin mücadele ettiğini görmek istiyordur.
Bitti dedikten sonra ne yapacağım ki?
O senin hâlâ karın.
Evet.
Bence...
...bu iş henüz bitmedi demenin...
...bir yolu var.
Nasıl?
(Kapı açıldı)
(Kapı kapandı)
(Gerilim müziği)
Aklınızdan yine ne geçiyor bilmiyorum ama sizin de dediğiniz gibi...
...ben buraya Somer ve karnımda taşıdığım çocuğum için geldim.
Hoş geldin.
Siz bana hoş geldin demezsiniz.
Hiç heveslenmeyin.
Yeni bir tuzağın içine düşmeyeceğim.
Sakin.
Sana daha önce de sormuştum.
Belki son kez soruyorum.
Kaybedecek hiçbir şeyin yok. O yüzden rica ediyorum dürüst ol.
Karnındaki çocuk...
...gerçekten Somer'in mi?
Tabii ki evet.
O zaman eski kocanla otel köşelerinde ne halt yiyordun?
Çok zor ve baskıcı bir adam.
Ondan kurtulmak çok güç.
Anlayacağınız uzun hikâye.
Uzun olsun.
Anlat.
Gerçekten mi?
Evet.
Dinleyecek misiniz?
Tabii ki dinleyeceğim.
Gel.
Otur bakalım.
(Gerilim müziği)
(Duygusal müzik)
(Cama taş atıldı)
(Cama taş atıldı)
(Müzik)
Ya bir gel, konuşacağım.
(Müzik)
Ne var? Ne istiyorsun? Aşağı in lütfen. Konuşacağız.
Hayır, inemem.
Bağırırım, ikimiz de rezil oluruz. İn, konuşalım.
Bekle, tamam.
(Müzik)
(Müzik devam ediyor)
Ne var?
-Ne istiyorsun yine? -Beni bir terslemesene.
Somer söyle, dinliyorum.
Ben seninle konuşmak istedim.
Tabii! Dün de benimle konuşmak istemiştin. Hep aynı şeyler.
Türkan bana hep bir engel koyuyorsun. Ben senin karşındayken konuşamıyorum ki.
Benim engel falan koyduğum yok.
Sen ne istediğini, ne konuşacağını bilmiyorsun.
İyi geceler.
Beni bir dinle. Bugün tekneye baban geldi.
Biliyorum. Konuştuk. Ben de idare etmek durumunda kaldım.
Babam bir iyileşsin, ona her şeyi söyleyeceğim zaten.
Zaten daha fazlasına gücüm kalmadı Somer. Çok yoruldum.
Her şeyi söyleyeceğim.
Babam öğrenecek.
Aramızda devam ettirmek zorunda olduğumuz şeyler için de bahane kalmayacak.
Eğer derdin buysa korkma.
Derdim bu, evet.
İyi. Çözdük, bitti işte.
Hoşça kal.
Son sözü hep sen mi söylersin? Bir beni dinlesene.
Bu zamana kadar hep sen söyledin, ben de dinledim.
İyi. Şimdi de dinle o zaman çünkü söyleyeceklerim bitmedi.
Dinlemek istemiyorum.
Somer! Somer ne yapıyorsun?
-Sus, insanları uyandıracaksın. -Ne yapıyorsun? Beni indirsene.
-Bağırma. İnsanları uyandıracaksın. -Somer beni indirsene. Somer!
-Oha! Ablamı kaçırıyor! -Nasıl ya? Abla!
Somer ne yapıyorsun? Somer nereye gidiyoruz?
Somer sana bir soru sordum. Nereye gidiyoruz?
Bana cevap verir misin? Somer!
Resmen denize doğru kaçırıyor.
-Somer beni geri götür. -Götürmeyeceğim.
Götür diyorum sana! Gitmek istemiyorum.
Artık böyle!
Hepsini öğrendiniz işte.
Umarım anlattıklarının hepsi doğrudur.
-Eğer içinde bir tane bile yalan varsa... -Yok.
Emin olabilirsiniz.
Nihat'ın bu hayatta en çok istediği şey çocuk sahibi olmaktı.
Bunun asla olamayacağını öğrendi.
Sonra da beni kaybetti.
Bu kadar öfkelenmesi doğal değil mi sizce?
Somer'in çocuğuna babalık yaparak aklınca hepimizden intikam alacak.
Artık yanında ben varım.
Bundan sonra benim kanatlarımın altındasın.
Bunu neden yapasınız ki?
Benden nefret ediyorsunuz.
Çünkü karnındaki çocuk benim torunum.
-Ama Nihat'ın öfkesi... -Nihat'ı ayaklarımın altında ezerim.
Ona torunumu vermem.
O çocuk Korman soy ismini kullanacak.
Benim oğluma, Somer'e, gerçek babasına baba diyecek.
Şimdi...
...beni iyi dinle Mine.
Bundan sonra müstakbel gelinim sensin.
Birlikte yürüyeceğiz.
(Gerilim müziği)
-(Somer) Buraya gel. -Ne yapıyorsun?
-(Somer) Gel bak düşersin. Dediğimi dinle. -(Türkan) Somer! Somer beni bırak.
Bırak!
-Somer delirdin mi? Ne yapıyorsun? -Delirmedim. Aklım gayet yerinde.
Somer nereye gidiyorsun?
Sana bir soru sordum. Beni neden buraya getirdin Somer?
Sana diyorum. Beni çabuk evime götür.
Senin evin artık burası.
Evim mi?
Somer ben bir karar verdim.
Ben de bir karar verdim.
(Müzik)
(Müzik devam ediyor)
Bu dizinin sesli betimleme, ayrıntılı altyazı ve...
...işaret dilini kapsayan eşerişimi Kanal D tarafından...
...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.
www.sebeder.org
Sesli Betimleme Metin Yazarı: Reyhan Üzülmez
Seslendiren: Emine Kolivar
Ayrıntılı Altyazı Çevirmenleri: Feride Tezcan - Gökberk Yılmaz...
...Gülay Yılmaz - Eylül Yılmaz - Ayhan Özgören
İşaret Dili Çevirmeni: Müjde Gürbüz
Editörler: Dolunay Ünal - Fulya Akbaba - Samet Demirtaş
Teknik Yapım: Dağ Prodüksiyon ve Yeni Gökdelen Tercüme
(Jenerik müziği)
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.