All language subtitles for keane.2004.1080p.bluray.x264-T

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German Download
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

çeviri: @conveyn

Onunla konuşmam lazım.

Joe.

- Afedersiniz, beni hatırladınız mı? - Nasıl yardımcı olabilirim?

Geçtiğimiz Eylül sizden birkaç bilet almıştım.

12'sinde.

Clifton'a.

Kızımla beraberdim.

Aşağı bölümde kaçırıldı.

O zaman 6 yaşındaydı.

Kızıl saçlı ve boyu da yaklaşık şuraya kadar geliyor.

Kot pantolon, ve...

...mor bir ceket giyiyor, ve...

...koyu mavi bir sırt çantası var.

Ceketin kapüşonu var.

Hayır, görmedim.

Üzgünüm. Her gün yüzlerce bilet satıyoruz.

Düşündüm ki belki buraya dönmüştür.

Ya da belki birileri onu görmüştür.

Üzgünüm.

Afedersiniz, bayım.

- Bu kızı gördünüz mü? - Hayır.

Bu benim kızım. Yedi yaşında..

Afedersiniz. Kızımı arıyorum.

Bu onun fotoğrafı. Geçtiğimiz Eylül'de kaçırıldı.

Kot pantolonu ve mor bir paltosu vardı..

- Hayır, üzgünüm. - Şeyi...

- Üzgünüm, görmedim. - Kapüşonu..

Afedersiniz.

Bu kızı gördünüz mü?

Lütfen, bu benim kızım.

Bana yardım edebilir misiniz? Lütfen.

Lütfen, yardımınıza ihtiyacım var. Lütfen, biraz..

East Orange'a giden 172 nolu otobüsümüz...

...kalkışa hazırdır. Lütfen biletlerinizi hazırlayınız.

East Orange otobüsümüz kalkışa hazırdır.

Lütfen biletlerinizi hazırlayınız, teşekkürler.

Biraz şeker istemişti.

Midland Park'a giden 164 nolu otobüsümüz kalkışa hazırdır.

Lütfen biletlerinizi hazırlayınız. 164 nolu Midland Park otobüsü.

Birisi onu tam burada kaçırdı.

Biletlerinizi çıkartın lütfen.

Tanrım, tam gözümün önünde kaçırdılar onu.

Biletlerinizi çıkartın lütfen. 164 nolu Midland Park otobüsü.

Ne kadar sürdü?

O kadar uzun olamaz. Ne kadar sürdü?

Ne kadar konuştuk?

On dakika mı?

10 dakika. 2 dakika olamaz.

Düşün. Ne kadar? Ne kadar?

"Alo, istasyondayız. Otobüse bineceğiz."

40 saniye.

"Evet onu 6 gibi geri getireceğim."

"Biliyorum, biliyorum."

"Hayır, geç getirmeyeceğim."

Bir buçuk, bilemedin iki dakika.

"Tamam, ödevini yaptırırım."

Ödevi, ödevi hakkında konuştuk. Üç buçuk dakika.

Taş çatlasa dört dakika, dört dakika.

"Onunla konuşmak mı istiyorsun? Tamam, bir saniye."

Evet, dört dakika.

Hepi topu dört dakika.

Dört dakika, etrafına bak.

Bir şeyler olmalı.

Onu buradan nasıl çıkardılar?

4:30 Carlstadt seferi.

Kimseyle gitmez ki.

Biletlerinizi hazırlayın.

Nereye gittiler?

4:30 Carlstadt seferi, biletlerinizi hazırlayın.

Şu otobüse bindiler.

Başka bir otobüsle gittiler.

Hadi, hadi.

Hadi git.

Nakit kabul edilmez.

Nakit kabul edilmez.

Çok geç.

Çok geç.

Bin şu otobüse, haydi.

Etrafa bakınma.

Haydi.

Geçebilir miyim lütfen?

Afedersiniz.

İşte orada.

Mor muydu?

İn otobüsten in, şimdi in.

Otobüsü durdurur musunuz?

Otobüsü durdurur musunuz? İnmem lazım.

Otobüsü durdurur musunuz?

- Oturmak zorundasınız.. - Durdur siktiğimin otobüsünü.

Tanrım.

Sokayım.

Sophie!

Neredesin, Sophie?

Sophie!

Nere.. Neredesin?

Sophie, nerdesin?

Sen yaptın.

Senin suçun.

Kaçırılmasına izin verdin.

Sophie.

Kokuyorsun.

Tamam, herşey yolunda.

Herşey düzelecek.

Odama giremiyorum, kapı koluna kilit takılmış.

- Kaç numara - 301.

Odanın bir günlük borcu var, 40 dolar.

Bir haftalığına daha tutacağım.

320 $ artı vergi, 364.80 $.

Ne kadar?

364.80 $.

Param yetmiyor.

Çek bozabilir misiniz?

Federal çektir.

- Engelli yardımı mı alıyorsunuz? - Evet.

%5 işlem ücreti var.

Kimlik görebilir miyim?

Tanrım.

Tanrım. Biraz uyuyayım.

Biraz dinlen.

Uzan.

Geçecek, geçecek. Uzan, biraz uyu.

Biraz dinlen.

Afedersiniz.

Bunu kızıma almak istiyorum. Sizin kızınızla aynı boyda sayılır.

- Kaç yaşında? - Yedi.

- Angie. - Sizce olur mu?

Angela, buraya gel.

Sanırım olur, kızıma oluyor.

Ya bu?

Bu çok büyük, bu 12 numara.

Kızınız, kızımın bedeninde mi?

Evet.

Kızım 8 beden giyiyor.

Teşekkürler.

Onu geri alırken düzgün görünmelisin.

Sen onun babasısın.

Ona örnek olmalısın.

Merhaba. Ray'le mi görüşüyorum?

Ben William.

William Keane.

Ann orada mı?

Kapatma. Dur bir saniye.

Orada mı?

Sadece konuşmak istiyorum.

Ne zaman döner?

Tamam.

Aradığımı ve tekrar arayacağımı söyler misin?

Sağol.

Bir votka.

İyice doldur.

Tazele.

Bir tane daha verir misin?

Müzik nasıl dinleniyor? Müzik dinleyebilir miyim?

Açar mısınız? Sesini açar mısınız?

Zor duyuyorum.

Yeterince açtım.

Hadi dostum, para ödüyoruz. Aç sesini.

Müziğin sesini açar mısın?

Beğenmiyorsan siktir git.

Müziğin sesini açar mısın?

Müziğin sesini açar mısın?

Müziğin sesini açar mısın? Müziğin sesini açar mısın?

Müziğin sesini açar mısın? Müziğin sesini açar mısın?..

Sesini açar mısın? Sesini açar mısın?

Müziğin sesini açar mısın!

Sandalyeden in.

İn siktiğim sandalyeden.

Naber?

Kokain istiyorum.

Kaç tane?

İki.

İşte böyle.

Görüyorum.

Hepinizi görüyorum.

Görüyorum.

4:26.

Bu bir işaret, bu bir işaret.

4:30 Carlstadt seferi. Onu 4:30 seferine bindirdi.

O burada, tam burada.

4:28.

4:30.

4:30.

4:30 4:30.

Tamam, sadece bekle, sadece...

Yıldızlar niye parlar...

...söyle bana.

Söyle bana, sarmaşık niye sarar.

Söyle gökyüzü, neden mavi.

Ben de söyleyeyim seni niye sevdiğimi.

Çünkü Tanrı "yıldızlara parla" dedi.

Çünkü Tanrı "sarmaşığa sar" dedi.

Çünkü Tanrı gökyüzüne "mavi ol" dedi.

Çünkü Tanrı sana "ol" dedi...

...o yüzden sevdim seni.

Saat kaç?

Tamam, hala bir dakika var. Bir dakika daha.

O burada.

Onu hissedebiliyorum.

Geliyor.

Kapıya bak, kapıya bakmaya devam et.

Kapıya bak, kapıyı izle.

O değil, daha hala erken.

Daha hala erken, sadece bekle.

Gelecek, gelecek.

Geldi.

Biliyorum.

O burada.

Düşün! Düşün!

Carlstadt'a 4:30 seferi. Kapı 8.

4:30'a bindi, altı üstü bir kapı. Niye buradan geçmiyor?

Kapıdan niye geçmiyor?

Çünkü kapıyı gözlediğini biliyor.

Tanrım, senin kim olduğunu biliyor.

Git buradan, kim olduğunu biliyor.

Seni görüyor, seni görüyor.

Sana bakıyor, şu anda sana bakıyor.

Nerede? Nerede? Şu anda sana bakıy..

Kıpırda! Kıpırda! Kıpırda, kıpırda. Haydi kıpırda.

Bekle, onun peşinden gitmelisin. Kovalayan sen olmalısın.

Peşinden filan gelmiyor, kovalayan sen..

Onu yakalamalısın.

O burada, tam burada.

Nerede? Nerede?

Haydi be!

Bildiğini biliyor, Bildiğini biliyor.

Dur.

Kaçacak.

Dışarı çıkıyor.

Acele et, gitmelisin.

Şimdi! Haydi, haydi.

Bak, bak, bak, bak.

Bak.

İşte orada.

Bu o.

Bu o.

Gitmeye devam et. Git, git.

Hey, kızım nerede? Ona ne yaptın?

- Ne? - Ona ne yaptın?

Kızım nerede?

- Kalk ulan... - Nerede?

- Haydi. - Çekil be adam.

Siktir git.

Birisi polis çağırsın.

Hey sen! Hey.

Yürü, yürü.

Sakinleş, sakinleş.

Nefes al, kimse sana bakmıyor.

Kimse bakmıyor.

Patronun ne dedi?

Çarşamba sabahına kadar vaktin var.

Bu çarşamba mı?

Mümkün değil, o zamana kadar ayarlayamam.

Ne yapabilirim? Elimden gelen bir şey yok.

Elinden gelen bir şey yok demek?

Ne olacak o zaman?

Tabi senin derdin olmadığı sürece problem yok değil mi?

Ne diyeyim ona, daha yedi yaşında.

Ne dersen de annesi sensin.

Evet doğru annesiyim. Siktiğimin yavşağı.

Sikeyim seni.

Haydi.

Çarşamba günü ne olacak?

Bunu konuşmak istemiyorum.

- Çantanı ver. - Sorun değil, taşıyabilirim.

Kira, çantayı ver!

Bekle.

Lütfen hızlanır mısın? Sağol.

Kim o?

Merhaba, adım William Keane. Koridorun aşağısında oturuyorum.

- Yardımcı olabilir miyim? - Kim o?

Kira, hemen yatmaya hazırlan.

Hemen!

-Ne istiyorsun? -Girişteki konuşmanıza kulak misafiri oldum.

Yani, bir derdin mi var?

Yok, derdim yok.

Buyrun, size ve kızınıza yardım etmek için ufak bir şeyler vereyim dedim.

Hayır, gerek yok sağolun.

Burada 100 $ var. Birkaç geceyi ödersiniz.

Yok biz hallederiz, gerçekten.

Peki. Düşündüğünüz gibi değil, yani..

Beni tanımadığınızı biliyorum...

...ama lütfen, almanızı istiyorum.

Neden?

Sadece yardım etmek istiyorum.

Hepsi bu mu? Tüm istediğin bu mu?

Evet, hepsi bu.

Bak, ben de senin durumuna düşmüştüm...

...nasıl olduğunu bilirim ve..

Lütfen, lütfen al.

Tamam.

Sağol, çok makbule geçti.

- Adım William. - William, tamam.

- Senin adın ne? - Lynn.

Çok iyisin, sağol.

Tamam, belki bir ara görüşürüz.

Tamam görüşürüz. Geç oldu, kapatmam lazım.

- Tabi, sorun değil. - Sağol.

Tamam, görüşürüz.

Çok seksisin.

- Dolu. - Beklesin pislik.

Dur, dur.

Bir tane daha istiyorum.

- Hadi gel buraya. - Bekle bir saniye!

Bir tane de sana.

Al.

Çok güzelsin.

Gerçekten mi? Güzel miyim?

-İçine girmek istiyorum. -Tamam.

Dur, ayakkabım.

Çok güzel.

Dikkatli ol tamam mı?

Korunmuyorum.

- İyi mi? - Evet iyi.

Devam et, devam et.

Evet öyle.

Tamam.

Devam et.

Haydi.

Ne yapıyorsun?

İçime mi boşaldın? Derdin ne, söyledim ya!

Tanrım.

Sikeyim.

Siktir çık dışarı.

Siktiğimin pisliği.

İş arıyorum, müdür sen misin?

Orada.

- Nerede, tamirhanede mi? - Evet.

Sağol.

Müdür burada mı?

Ne istiyorsun?

İş arıyorum.

Omar!

- Yardımcı olabilir miyim? - İş verebilir misiniz?

Şu anda bir şey yok.

Yarı zamanlı bir şey, pompacılık olur. Ne olursa yaparım.

Kusura bakma, iş yok.

Peki, sağolun.

İş arıyorum. Yardım lazım mı?

-İş yok. -Sağol.

Merhaba.

Merhaba.

Kötü zamanda mı geldim?

Yok, hiç değil.

Yemek yedin mi? Evde bir sürü yemek var.

Kızımla bana katılmak ister misin?

Tabi, ne zaman?

Ne zaman uygunsan. Acelesi yok.

Tamam, bana bir dakika ver.

- Tamam, 314 numara. - Tamam, güzel.

- Merhaba, içeri gel. - Sağol.

- Gel, bira ister misin? - Olur.

Kira, William'a merhaba der misin?

-Selam. -Selam.

- Al bakalım. - Teşekkürler.

Otursana.

Küba yemeği sever misin?

- Tavuk, pilav ve fasulyeli. - Olur, çok iyi.

Ne yapıyorsun, ödev mi?

Saatleri mi öğreniyorsun?

Kira git ellerini yıka, yemek yiyeceğiz.

- Ben de bir şeyler yapabilir miyim? - Hayır, teşekkürler.

- Emin misin? - Evet.

- Kira! - Gidiyorum.

Ne kadardır buradasın?

Otelde mi?

8-9 gün oldu.

İki önceki Pazar gününden beri.

Clifton'dan geldim ve burada iş bulmaya çalışıyorum.

Ne iş yapıyorsun?

Boyacıyım.

Evleri, evleri boyuyorum.

Bazen inşaat işleri de yapıyorum.

İş bulabildin mi?

Daha değil, ama beklediğim bazı yerler var.

Zaman lazım, bir şeyler çıkacaktır.

Kira, al.

Bunu William'a ver.

Haydi.

Sağol.

Davetiniz için teşekkür ederim.

Bir şey değil.

- Uyuyor mu? - Evet.

- Bir bira daha ister misin? - Olur.

Teşekkürler.

- Şerefe. - Şerefe.

Bize yardım etmen çok güzel.

Elime para geçer geçmez geri ödeyeceğim.

Ödemek zorunda değilsin.

Hayır, ödemek istiyorum.

Kira'nın babası nerede?

Albany'de.

Yeni açılan bir su arıtma tesisinde iş buldu.

Bizim için kalacak bir yer bulmasını bekliyoruz.

Bulunca yanına gideceğiz.

Ne zaman gidebilirsiniz sence?

7 haftadır buradayız.

Oraya gidip şu ya da bu şekilde meseleyi halletmem gerek.

Ya sen? Ailen var mı?

Hayır, var diyemem.

San Diego'da bir kardeşim var.

Ama bilirsin, pek görüşmüyoruz.

Benden 15 yaş büyük ve ben çok küçükken evi terk etti.

Sigortacılık yapıyor.

Hiç evlendin mi?

Evet.. Bir kez.

Yürümedi.

Üzüldüm.

Dans etmek ister misin?

- Şimdi mi? - Evet.

Olur.

Hayır, gitsen iyi olur. İş için erken kalkmam gerekiyor.

Seni huzursuz etmek istemedim.

Hayır, huzursuz etmedin. Sadece, uzun bir gündü.

- Yorgunum, konuyu uzatmayalım. - Tamam.

- Yemek için teşekkürler. - Bir şey değil.

İyi geceler.

İyi geceler.

Kimsiniz?

Ron, Eric orada mı?

Nerede olduğunu biliyor musun?

Ben karısıyım. İşyerinde mi, biliyor musun?

Peki, ona söyle 6:00'da tekrar arayacağım.

Bu gece.

Ona mutlaka iletir misin söylediklerimi?

Onunla acilen konuşmam gerektiğini söyle.

Onunla konuşmam gerektiğini söyle.

Tamam 6:00'da, bu gece.

Kira'nın onu özlediğini söyle.

Kira.

Peki, teşekkürler.

NEW JERSEY'Lİ KAYIP KIZ AİLESİNE KAVUŞTU

Babası sokak tecrübesinin onu kurtardığını söyledi.

Yabancılarla konuşmamalı. Dikkati dağıldı.

Öyle çekip gidebilecek tarzda bir kız değildi.

Böyle yapmamalıydı. Ona kavuştular.

Onu buldular.

Kızlarına kavuştular.

Zaman geçti, kızlarına kavuştular.

Kızlarına kavuştular.

"Kızımı aramaya yardım eden tüm gönüllülere ve dostlara teşekkür ederim.".

Annesi "teşekkürler", dedi.

"Kızımı bulmama yardım eden herkese teşekkürler."

Geri döndü.

Kızlarına kavuştular.

- Kim o? - Lynn.

Uyandırdım, sonra gelirim.

- Saat kaç? -Neredeyse 11, başka zaman gelirim.

Hayır sorun değil, içeri gel.

- Emin misin? - Evet.

Gel, otur.

Hayır, dönmem lazım. Kira'yı uykusunda bıraktım.

Senden bir şey isteyecektim.

Acaba yarın Kira'yı okuldan alabilir misin?

Sonra 4'ten 7'ye kadar ilgilenebilir misin?

Yapmam gereken şeyler var. En geç 7'de geri döneceğim.

Tabi, olur.

Sıkıntı olacaksa, anlarım.

Yok, sıkıntı olmaz.

Memnun olurum.

Teşekkürler.

Okul Hudson'da, High Point Caddesi'nde.

Buradaki A Tüneli'nden 23'üncü sokağa giden 88 nolu otobüse binip...

...sonra 85 nolu otobüse biniyorsun.

Şoförden seni orada indirmesini iste.

Durak okuldan 3 sokak uzakta. Kira biliyor.

4'te mi?

Evet, anladın mı?

Evet, anladım.

Acil bir durum ya da başka bir şey olursa...

...buradaki lobiye haber bırak.

Ben burayı arayacağım.

Odamızın anahtarı.

Ne kadar teşekkür etsem azdır.

Eğleneceğiz, güzel vakit geçireceğiz.

Sağol. Geri dönmeliyim.

Biraz kalmak istemez misin?

Kalamam.

Gitmem gerek.

İyi geceler.

Sağol.

Üzgünüm geciktim.

-Nasılsın? -İyi.

-Hazır mısın? -Evet.

Annen söyledi değil mi? Seni benim alacağımı biliyorsun.

Ne var?

Bir şey yok.

Peki, haydi bakalım.

Buraya koy.

Okul nasıldı?

İyiydi.

Annen yalnızca birkaç haftadır buraya gittiğini söyledi.

Hoşuna gidiyor mu?

İdare eder.

Hiç arkadaşın var mı?

Alyssa adlı bir kızla arkadaş oldum.

İlk başta iyi davranıyordu.

Ancak şimdi kötüleşti.

O yüzden artık onu sevmiyorum.

Ne oldu?

Bana sürekli aptal deyip, sonra şaka yaptığını söylüyordu.

Ama yapmaya devam etti, gerçekte pişman olmadı.

Sana aptal deyince, ona inanıyor musun?

Bazen.

İnanma.

Bence çok zekisin.

İnsanlar sana kötü davranr ya da aşağılarsa onları dinleme.

Görmezden gelmeye çalış.

Öyle yapabilir misin?

Deneyeceğim.

İyi.

O tipler senin arkadaşın değiller.

Annemin yeni erkek arkadaşı mı olacaksın?

Bilmiyorum.

Olmamı istiyor musun?

Bilmem.

Babanı özlüyor musun?

Sanırım.

En son ne zaman babanla konuştun?

Bilmem, bir süre önce.

Dondurma alabilir miyim?

Yemeğini bitirince olur.

Bitirdim.

Yemeğini ye, al.

Yemeğin bitince dondurma alırız, anlaştık mı?

Ne diyorsun?

Anlaştık.

Tuvalete gitmem lazım.

Hemen dönerim. Tek başına kalabilecek misin?

- Evet. - Emin misin?

Bir iki dakika sürer, tamam mı?

Bir dakikada kaç saniye var?

60.

Bir saatte kaç dakika var?

60.

Peki bir saat onbeş dakika, kaç dakika eder?

Bir saatte 60 dakika var.

Bir saatte 60 dakika varsa..

Bilmiyorum.

60 artı 10 kaç eder?

60 artı 10..

70 mi?

5 ekle.

75 mi?

Güzel, işte böyle.

Yaz cevabı.

Düzgünce yıkan.

Yıkanıyorum.

Damarlarıma bak. Bak, görebiliyor musun?

Bunlar su damarları.

Şuna bak, bu gerçekten büyük bir tane.

Al, biraz saç kremi sürelim. Elini ver.

İşte, al bakalım.

Arkaları da yap.

Yetiyor mu?

Evet, sanırım.

- Mesajınız var. -Sağol.

- Baksana, ne zaman aradı? - Yarım saat önce.

- Numara bırakmadı mı? - Sadece orada yazan var.

Ne olmuş?

Annenden mesaj var.

Yarına kadar gelemiyormuş.

Neden?

Söylemiyor.

Biraz daha zamana ihtiyacı olduğunu söylemiş.

- Annem geri gelecek mi? - Elbette gelecek.

Nereden biliyorsun?

Çünkü seni seviyor.

Hani sen nasıl onu seviyor ve onunla olmak istiyorsun ya?

İşte o da sana karşı aynı şekilde hissediyor.

Meraklanma.

Uyku saati geldi.

Yatağa gir.

Hemen mi?

Evet.

Dişlerini fırçaladın mı?

İşte.

Rahat mısın?

Neyin var?

Babamı özledim. Niye gitti ki?

Bilmiyorum. Bazen işler yürümüyor.

Yakında her şey düzelecek. Biraz uyumaya çalış.

- Uyuyamam. - Evet uyuyabilirsin.

Haydi. İşte, kapat gözlerini.

Kapat gözlerini.

Uyumaya çalış.

Hemen yanında oturuyorum.

Uykuya dal, kapat gözlerini.

Hadi ama, kapat gözlerini. Yana dön.

Uyumaya çalış.

- İyi geceler. - İyi geceler.

Heyecanlı mısın?

Ben de.

Paten kaymayalı çok zaman oldu.

Korkuyor musun?

Birazcık.

Bana tutun tamam mı?

Eğleniyor musun?

Çok eğleniyorum.

Sen doğuştan yeteneklisin.

Yanlış.

- Daha önce kaydın değil mi? - Hayır.

Daha önce kaydığın belli.

Çok iyisin. Bu ilk seferin mi yani?

Kendi başına denemek ister misin?

İyisin, kendi başınasın.

Yapabiliyorum.

Yapabiliyorsun, gerçekten de yapabiliyorsun.

Yuvarla.

Biraz daha sert olmalı.

Güzel, 10'a girdi. 10 iyidir.

Unutma, bowling gibi.

Yuvarla gitsin.

- Tamam, oynamaya devam.. - Tamam.

Ne?

Neye bakıyorsun? Bakma bana.

Bakma bana!

Yeter artık.

Lütfen.

İyi misin?

İyi hissetmiyorum.

Meraklanma.

Üzgünüm.

İyi olacak mısın?

Sanırım.

İyi olacağım.

Haydi kolunu uzat tatlım.

Uzan.

- Selam. - Selam.

Dün gece dönemediğim için üzgünüm.

Neredeydin?

Ne zamandır uyuyor?

1 saat kadar oldu.

Her şey yolunda gitti mi?

Evet, her şey yolunda.

Anne, dönmüşsün.

Haydi uyu.

Neredeydin?

Kira'nın babasını görmeye gittim.

Su ister misin? Ben biraz alacağım.

Bulaşıkları yıkamana gerek yoktu.

Çok yorgunum.

Neler oluyor?

Taşınıyoruz, Eric bize kalacak yer buldu.

Ne zaman gidiyorsunuz?

Maaşımı alınca. Pazar, en geç Pazartesi.

Borcumun ödeyebildiğim kadarını ödeyip, kalanı da birkaç haftaya gönderirim.

Kira'ya baktığın için teşekkürler.

Bu kadar mı yani?

Evet.

Gitmeden sizi görmek isterim.

Yarın okuldan sonra uğra.

Adım William Keane.

Keane.

K- E-A-N-E.

6 Şubat 1970'de...

...Yonkers New York'taki, Yonkers General Hastanesi'nde doğdum.

Babamın adı Henry Keane.

Annemin kızlık adı Mary Conlan.

Kendisi öldü.

Bir kardeşim var...

...üvey kardeş, Robert Keane.

16 Ağustos 1996'da Ann Etkin'le evlendim.

2 yıl sonra 17 Ağustos 1998'de...

...boşandım.

Bir çocuğumuz oldu.

Kız çocuğu.

Buradan gitmelisin.

Burada iyi bir şey yok.

Hey Kira buraya gel.

William.

Ne arıyorsun burada?

Seni almaya geldim. Gidiyorsun, Albany'e gidiyorsun.

- Şimdi mi? - Evet, şimdi.

Gerçekten mi? Annem nerede?

Annen maaşını almak için işe gitti.

Bizimle istasyonda buluşacak.

Hadi gidip bir taksi bulmaya çalışalım, olur mu?

Seni ben götüreceğim, eşyaların nerede?

- Şurada, gidip alayım. - Tamam.

Ön kapıda buluşuruz.

- Duydun mu? - Duydum.

Üstü kalsın.

Al, bunu giy.

Elimi tut.

Yanımdan ayrılmamanı istiyorum. Anladın mı?

Anladım.

Bilet gişeleri..

- Heyecanlı mısın? - Evet.

Burada dur.

Önce Clifton'a gidiyoruz. Orada otobüs değiştirip, Albany'e gideceğiz.

Doğrudan oraya giden otobüs yok.

Tamam.

Clifton'a bir yetişkin, bir çocuk.

- Tek yön mü, gidiş dönüş mü? - Tek yön.

5.20$.

20$ verdiniz.

Anneme de aldın mı?

- O zaten bilet aldı. - Ne zaman aldı?

Kira, bırak bununla ben ilgileneyim. Meraklanma, annenin bileti var.

14.80$ para üstü.

- Teşekkürler. - Bir şey değil.

Otobüs 4:45'te mi kalkıyor?

Evet. 4:45, kapı 21.

Annenle ben, o buraya daha erken gelebilir diye...

...herkes kendi biletini almalı diye düşündük.

Böylece gereksiz bilet almamış olacağız.

Anneni unutmadım.

Daha vakit var. Etrafa bakmak ister misin?

- Evet, dükkanlara mı bakacağız? - Evet.

- Gerçekten mi? - Evet, haydi.

Şunu sevdim, görebiliyor musun?

Hangisi?

Kahverengi gözlü olanı, bir de Dalmaçyalıyı.

İkisi de tatlı.

Gitmeliyiz.

Gitmeliyiz, haydi. Gitmemiz gerek.

Hemen şurada, buradan gidelim.

Sen iyi bir kızsın, biliyor muydun bunu?

- Öyle miyim? - Evet.

Dur burada. Bekle, bekle.

Annem burada mı?

Anneni göremiyorum.

Yolculuk için şeker ister misin?

İşte, iki tane al.

İki mi?

Anneni arayıp çıktı mı diye bakacağım.

- İşin bitince buraya gel tamam mı? - Tamam.

Tam buraya kapı 21'e.

Biliyorum.

Üzgünüm Sophs.

Çok üzgünüm.

- Selam. - Selam.

- İyi misin? - İyiyim.

Hadi gel.

Annem geliyor mu?

Hayır, daha çıkmamış.

4:45 Clifton seferi.

Lütfen biletlerinizi çıkartın.

Hadi gidip oturalım.

Geri dönüp annenle lokantada buluşacağız.

- Öyle mi? - Evet.

Niye ağlıyorsun?

Ağlama.

Merak etme.

Seni seviyorum.

Ben de seni seviyorum.

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.