Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Portuguese (Brazil)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Çeviri: Doctor_Jivago İyi Seyirler...
Yakala onları.
Öldür onları.
Ne oldu Ronnie?
Seni seviyorum Jodie.
Suffolk Eyalet polisi. Yardımcı olabilir miyim?
Herkes öldü.
Nasıl yani, "herkes öldü"?
Bara bir adam geldi ve...
...annesiyle babasının vurulduğunu söyledi.
Bir sürü suç mahallinde bulundum, ama böylesini görmedim.
Ailenin altı ferdi, dün gece...
...yataklarında vurulmuş...
...ve ölü olarak bulundu.
Ronald DeFeo adındaki araba satıcısı, karısı ve çocuklarının dördü öldürüldü.
Aileden hayatta kalan tek kişi...
...23 yaşındaki Ronald "Butch" DeFeo Jr...
...cesetleri bulduğunu söyledi.
Polis, güvenliği için...
...onu koruma altına aldıklarını söyledi.
Kurbanların beşi vurulmuş halde, yataklarında yüzüstü bulundu.
Altıncısı dolaptaydı.
Hiçbiri uykuya dalmış gibi görünmüyordu. Çok garip.
Suffolk eyalet polisi, 23 yaşındaki Ronald DeFeo Jr.'ı suçluyor.
Sanık, polise evin içinde, ailesini öldürmesini söyleyen...
...sesler duyduğunu belirtti.
Tanrım!
Kahretsin.
Merhaba Michael.
Merhaba bebeğim, iyi misin?
George, anneme ne yapıyorsun?
Hiçbir şey.
Henüz. -Seni sapık.
Gel bakalım küçük adam.
Yapabilirsin.
Gittikçe ağırlaşıyorsun.
Babamla tanıştın mı?
Hayır...
...o zevke varamadım dostum.
Artık sana mı "baba" demem gerekiyor?
Biliyor musun? -Neyi?
Bana ne istersen diyebilirsin. -Her şey mi?
Evet. -Harika.
Her şey. -Harika.
Evet.
Pis kokulu. -Elbette.
Bok kafa. -Evet.
Boklu maymun osuruğu.
Pekala, bir yerde duralım dostum, bu kadar yeter.
Alın bakalım.
Bu berbat. -Ciddi misin?
Billy.
Bak, istersen seni okula kadar götürebiliriz.
Ne dersin? -Aç değilim. Okula kadar yürürüm.
Hayır edemezsin, ayrıca ayaklarını sandalyeden indir.
Bir iki sokak ileri bırakırım, kimse görmez.
Anne, ben 12 yaşındayım. -Emeklilik partini planlamadan önce...
...seni okula bırakacağız.
Bugün bizim büyük günümüz.
Neden? Nereye gidiyorsunuz?
Anne, yardım edebilir misin? -Oh, Michael.
Buradaki evlerin fiyatları bizim düşündüğümüzün dışında kalıyor Kath.
Bu eve göre değil.
O zaman doğru olması lazım. -Olumlu düşün.
Ben olumluyum, o evlerin fiyatları bizim düşündüğümüzün dışında.
İşler ne zaman iyi gitse...
...biz... -Şurası.
Ne? -Bu o.
Bak. -Tatlım.
Bak bebeğim, 412 Ocean Bulvarı.
Çok güzel. -Ne?
Ne kadar dost canlısı olduklarına bak, tatlım.
Satış yapacaklarını düşündükleri zaman böyle olurlar.
Soğukkanlı olalım Kath. Kathy. Katherine.
Ya da olmayalım.
Merhaba. -Ben Katherine Lutz.
Bana Edith deyin. Kocanız mı?
George. -Bu inanılmaz bir evdir.
Bayılacaksınız. Beni izleyin.
Şurayı dikkatli çıkın.
Has.ktir.
Afedersiniz.
Evin geri kalanını göstereyim.
Bir hata var.
Nasıl yani?
Hayır, yani gazetedeki ilanınız.
Bu...
Baskı hatası olmalı. Ben bir müteahhitim...
...ve böyle bir evin fiyatını iyi bilirim.
Bilirsiniz işte, eğer bu...
...bu fiyat doğruysa, o halde... ömür boyu kontrat yapalım.
Sorun nedir o zaman?
Gelin. -Eve bayıldım.
Bu evin parlak bir tarihi vardır. -Parlak tarih, George.
Bu ev 1692'de yapıldı, yani en azından bodrumu.
Evin geri kalanı o temel üzerine yapıldı.
Long Island'daki en eski Hollanda Kolonyal tarzı evdir.
Vay, çok etkileyici.
Eğer çocuğunuz varsa, bu oda onlar için mükemmel olur.
Ve manzarası da... Neyse, kendiniz bakın.
Bir kayıkhane var.
Tek ihtiyacınız bir tekne.
George'nin bir sürat teknesi var.
Burası sanki sizin için yapılmış.
Ve burası da bodrum.
Gördüğünüz gibi, çok geniş.
Bir oyun odası olabilir.
Bir bakalım.
Ben burada beklerim.
Evet, bir bodruma benziyor.
Ne diyorsunuz?
O etekle çok seksi görünüyorsun. -Keser misin? Gel haydi.
Evet, evet. Tamam mı?
Burası değerli. Parası olan insanlar için değerli.
Bak, burayı alırsak bir sene boyunca kuru ekmek yeriz.
Bunu hak ediyoruz George.
Bunu sen hak ediyorsun.
Bana kaç kere, çok az bir şey için ne kadar çok çalıştığını söyledin.
Kathy... -Belki de bugün acısını çıkarma günüdür.
Fedakarlık yaparız. -Büyük fedakarlıklar.
Evet, anlıyorum. Dinle tatlım...
...bu, bizim istediğimiz hayat.
Mutlu muyuz? -Evet, mutluyuz.
O mutlu. Ben bitiğim.
Dur, dur, dur.
Peki, sormam lazım, kusuru nedir?
Daima bir kusur olur.
Bir trajedi oldu, bir suç...
...bir cinayet. -Anlayamadım, ne?
Evde mi?
Birkaç kişi, bir aile.
Ama değiştik, bütün kasaba.
Bu artık geçmişte kalan bir anı.
Ve evin durumu da iyi.
Gerçekten.
Garip bir ev gibi durmuyor mu tatlım?
İnsanları evler öldürmez.
İnsanları, insanlar öldürü.
İzninizle.
Sence halledebilir miyiz?
Biliyor musun?
Bunu sen istedin, o halde halledeceğiz.
Gerçekten mi? -Ben bodrumu hallederim...
...sen de...
...çocuklardan birini satabilirsin.
Küçüklerden birini.
Zengin olduk! Zengin olduk!
Zenginiz ama parayla değil.
Bekle.
Dua ettin mi? -Evet, iki defa.
Ne için dua ettin? -Söylersem gerçekleşmez.
Neden ona gerçeği söylemiyorsun?
Neyi? -Dua etmenin işe yaramadığını.
William.
Babamın hayatta kalmasını istediğim zaman kimse bana cevap vermedi.
Böyle konuşma.
Hayatta bazen açıklanamayan şeyler olur Billy.
Billy, bana bak.
George'a bir şans vermelisin tamam mı?
George'u severek babana ihanet etmiş olmazsın.
Seninle sadece arkadaş olmak istiyor...
...ve belki bir gün daha fazlası.
Babanın yerini hiç kimse tutamaz tatlım.
Senin için de mi?
Benim için de.
Billy nasıl?
Düzelecek.
İlk arama. -İlk arama.
Lutz malikanesi, nasıl yardımcı olabilirim? -Kızımla konuşabilir miyim lütfen?
Tabii, elbette, burada. Tamam.
Annen bana bulaşmayı kessin, ciddiyim.
Artık can sıkıcı olmaya başladı.
Alo?
Merhaba anne. -Merhaba.
Hayır, hepimiz yerleştik.
Evet anne. -Sen de üşüdün mü?
Hayır anne.
Evet.
Ne oldu bebeğim? -Yok bir şey.
İyi misin? -Hayır.
Kendimi iyi hissetmiyorum.
Bir öpücük ver. -Ben yapabilirim, ben yapabilirim.
Hayır, yapamazsın.
Buraya gel, buraya gel.
Sana çay yapacağım tatlım.
Kaç tane kardeşin var?
Chelsea? -Merhaba anne.
Merhaba tatlım. Kiminle konuşuyorsun?
Dolabımda yaşayan kızla. - Öyle mi?
Peki adı ne? -Jodie.
Kasabada oyun oynayacak başka küçük kızların da olduğunu biliyor musun?
Biliyorum, ama Jodie onların hepsinin kötü olduğunu söylüyor.
Bu Jodie mi?
Hayır, o başka biri.
Kim?
Kim olduğunu söyleyemem.
Onun bir g.t olduğunu söylüyor.
O kelimeyi söylememelisin.
George, George.
Bak ne buldum. -Nedir o? Nereden buldun?
Harry ve ben bulduk.
Nerede? -Bodrumda.
Bodrumda değil.
Ofisimde.
Beni dinle. Oraya girme.
Anladın mı?
Çocuklar, şunları taşımama yardım eder misiniz?
Haydi, annene yardım et.
Özür dilerim.
Git haydi.
Nasılsın? -İyi, iyiyim.
Markette bir çocuk bakıcısı buldum.
Billy bunu çok sevecek.
Ona genç-yetişkin bakıcısı desek nasıl olur?
Chelsea nerede?
Chelsea nerede?
Chelsea?
Chelsea?
Chelsea!
Chelsea.
Elini ver bana.
Elini ver tatlım.
Chelsea, George'a yaklaş. -Haydi. Hey, elini ver.
Ne düşünüyordun? Suya düşebilirdin.
Jodie tekneyi görmek istedi
Birinin sana bakıyor olması gerekirdi.
Billy, kalk.
Billy, işemem lazım.
Chelsea.
Kahretsin, Harry.
Beni öldürmeye mi çalışıyordun?
Çekil, uzaklaş oradan.
Yeter.
George? Tatlım, ne yapıyorsun burada?
Bu lanet evdeki tek sıcak yer burası.
Birisi sürekli pencereleri açıyor.
Nedir bu?
Sen söyle.
Haydi yatağa geri dönelim. -Hayır, uyuyamam.
Üzgünüm bebeğim.
Hayır....
Benimle çocuğunmuşum gibi konuşma, olur mu?
Ne? -Lanet olası köpek uyandırdı beni.
Billy'nin köpeği.
Onu kayıkhanede buldum.
Ama onu sen kilitledin. -Evet.
Billy'nin odasında ne buldum bil bakalım.
Şu anahtarlar hakkında konuşmaya hazır mısın?
Dünyada özür dileyerek çözülemeyecek bir çok şey vardır, Billy.
Yapmadığım bir şey için özür dilemem...
...George.
İşe koyulalım dostum.
İşe koyulalım dostum.
"Yakala onları"
George?
George?
George, orada mısın?
George?
Ne var?
Sorun nedir?
O şeyi mıknatıslarla sen mi yaptın?
Yok bir şey. Sanırım bana öyle geldi.
Çok çirkin görünüyorsun.
Çirkin olan asıl sensin Bay Lutz.
Çocuk bakıcısı nerede? -Bakıcı mı?
Söyledim ya, benim bakıcıya ihtiyacım yok.
Yeterince büyüdüm. -Bebeğim, biliyorum...
Bize bakmasına izin vermeyeceğim. Girmeyecek, izin vermiyorum.
İçeri girmiyor. -Billy, beni dinle.
Sizi yalnız bırakmayacağım. -Bakıcı tuttuğuna inanamıyorum.
Yeterince büyüdüğümü söyledim ya. -Merhaba.
Ben Lisa, çocuk bakıcısı. -Harika.
Paltonu alabilir miyim?
Tamam.
Merhaba.
Ben Billy.
Bakıcı istemediğine emin misin?
Sana evi gezdirmemi ister misin?
Hayır, gerek yok.
Zaten evi biliyorum. DeFeolar için de çalışmıştım.
Tekrar geri dönmek biraz ürkütücü.
Ben Billy.
Evet, daha önce de söyledin.
İyi geceler Billy.
Bu, tam ihtiyacımız olan şey, öyle değil mi?
Evet. Kesinlikle.
Kendini iyi hissediyor musun?
Biliyor musun?
Daha iyiyim.
Galiba evden çıkmam gerekiyormuş.
Haydi, içelim.
Beni sarhoş etmeye mi çalışıyorsun Bay Lutz?
Bu evlilik çağrısına benziyor tatlım.
İnşallah mecbur kalmam.
Hemen çıkıyorum.
Aç mısın?
Aklımı okumuşsun çocuk.
Çocuklar...
...zor bir dönem geçiriyorlar.
Sanırım her şeye uyum sağlıyorlar.
Evet, hepimiz öyle.
Farklı mı hissediyorsun?
Ne demek istiyorsun?
Bizim hakkımızda.
Benim hakkımda.
Evet.
Evet, farklı hissediyorum.
Hayatımda ilk defa bazı şeylerden emin olduğumu hissediyorum.
Ve o da sensin.
Hayatımın geri kalanını seni mutlu etmek için geçireceğim.
Lutz cazibesini nasıl kullanacağını biliyorsun.
Bazıları, onun dilinin sahte olduğunu söylüyor.
Bence tamamı onun.
Bunu tilt oyununda kazandım.
Harika.
Fransız yapar mısın?
Ne yapar mıyım?
Öpüşmek, diller.
Hayır.
Ailen DeFeoları tanıyor mu?
Kimi? -Sizden önce burada oturan aileyi.
Hayır, biz daha yeni taşındık.
Onlara ne olduğunu biliyorsun, değil mi?
Hayır.
Sana bunu anlatmamam gerekir.
Ailen çok kızar.
Sorun değil.
Dur. Böyle oynanmaz.
Seni duyamıyorum. -Kes şunu. Bırak ben deneyeyim.
Onu öldürüyorsun.
Bu berbat bir şey, Ronnie, burada yaşamış olan adam.
Kasabadakiler, onun, bunu yapmasını söyleyen sesler duyduğunu söylüyorlar.
Adam bir kaçık. İlk önce köpeğinin kendisini kovaladığını sanıyor.
Ve onu öldürüyor.
Bir kaç gün sonra, ailesinin iblis olduğunu düşünüyor.
Ne yaptığını biliyor musun?
Onları harcadı.
Nasıl yaptı?
Neyi?
Bunu duymak için çok küçüksün.
Kulaklarını kapat.
Ve dinleme.
Bir tüfekle.
Oda oda gezdi, uyurlarken kafalarını parçaladı.
Kardeşlerini tam bu odada öldürdü.
Tam burada.
Bu yataklarda.
Sizin hala burada uyumanız ne kadar kötü.
Çok berbat bir olay.
Evet.
Seni korkutuyorum çocuk.
Çocuk bakıcılığında çok beceriksizim.
Bu küçük veledin odasıydı.
Jodie'nin odası.
Onu, orada buldular.
Jodie senin kötü bir bakıcı olduğunu söylüyor. -Öyle mi?
Ama, Jodie... neydi? Ölü.
Değil.
O küçük pislik beni kovdurdu.
Oraya girmeye cesaret edebilir misin?
Girersem bana Kiss posterini verir misin?
Tamam.
Tamam.
Onu kızdıracaksın.
Haydi çocuklar.
Bu hiç komik değil çocuklar.
Billy, Michael.
Açılmıyor. Açamıyorum.
Açın lanet olası kapıyı. -Kilidi yok.
Komik değil. Çıkar beni.
Billy, Michael.
Çıkarın beni. Çıkarın beni buradan.
Çıkarın beni buradan!
Ne oluyor?
Çıkarın beni.
Merhaba Lisa.
Bak, Ronnie ne yaptı.
Çıkarın beni!
Çıkarın beni buradan!
Çıkarın beni!
İmdat. Çıkarın beni!
Jodie'yi gördüm.
Jodie'yi gördüm.
Jodie kim?
Küçük kız.
O öldü.
Ölmüş olması gerekiyordu.
Bu bir eşek şakası. -Biz şaka yapmadık.
Bir kişi daha yaralandı -Biz yapmadık. Ev yaptı.
Kapa çeneni!
George. -Durumu kontrol altına aldım.
Kontrol altına almadın.
Ne yaptınız siz?
Kes şunu Kathy. Ne yaptıysan...
...ne söylediysen işe yaramadı.
Bundan sonra, burayı düzene sokuyorum. Masal bitti.
Bu ev kötü anne.
Michael, tatlım.
Kötü ev yoktur. Kötü insanlar vardır.
Neden bize, burada ölen insanlardan bahsetmediniz?
Bunu nereden duydun? -Bakıcı bana, odamızda...
...iki küçük çocuğun öldüğünü söyledi.
Allah'ın belası salak bakıcı.
Yatağınıza dönün. Bunu sabah tartışırız.
Hayır, ben o odada uyumam. Orası kötü.
Ben de. -Suratınızdan o aptal bakışı silin...
...ve yataklarınıza dönün.
Koşun.
Neden herkes bağırıyor anne?
Yok bir şey. Bitti artık bebeğim.
Bana, Lisa'ya ne olduğunu anlatman lazım tatlım.
Lisa, Jodie'ye kötü dayranıyordu.
Jodie de ona zarar verdi.
Jodie. -Korkma anne.
Jodie sana zarar vermez.
Senin iyi bir anne olduğunu düşünüyor.
Ama burada yaşayan adamın...
...kötü biri olduğunu söylüyor.
Onun gitmesini istiyor.
Ona kötü şeyler yaptırıyor.
Taşı bunları...
...buradan şuraya.
Haydi.
Billy, işini bitirmeden gelme.
Ne var?
Bu düzen mi, işkence mi?
Et yemeği olduğunu sanıyordum.
Beden acı çektiğinde, ruh çiçek açar.
Babamın bana öğrettiği bir şey.
Onun, bir şeyler öğretecek babası burada değil, değil mi?
Billy, George neden gerzeğin biri?
O gerzek değil. Bir kazma.
Ve bir kaçık.
Ve bir aptal, ve bir salak.
Yakala onları.
Öldür onları.
Yakala onları.
Öldür onları.
Yakala onları. Öldür onları.
Yakala onları.
Öldür onları.
Öldür onları.
Hayır! Hayır! -Bana bak.
Hayır! -Sorun nedir?
Tanrım! -Benim.
Benim. -Tanrım!
Geçti bebeğim.
Uyuşturucu kullanıyor musunuz Bay Lutz?
Hayır. Ama bu haftadan sonra...
...ciddi olarak düşündüm.
Baş ağrısı, mide bulantısı çekiyor musunuz?
Kendimi şu anda harika hissediyorum.
Bunu duymak garip.
Bir sarsıntı belirtisi yok.
Yaralanma belirtisi de yok.
Doktor Stone'u aramanızı istiyorum.
Durun biraz. Bu bir psikiyatrist.
Size deli gibi mi görünüyorum? -Sizi kırmaya çalışmıyorum.
Sorunu çözmenize yardım etmeye çalışıyorum.
Benim hatam olduğunu düşünüyorum George.
Kath. -Bu evi isteyen bendim.
Sana çok fazla baskı yaptım. -Bu benim de istediğim bir hayat.
Eski Amerikan rüyasını yaşıyoruz burada.
Tamam mı? Şu anda bundan kesinlikle vazgeçmem.
Seni seviyorum George.
Billy, ayımı alabilir miyim?
Çok acıktı.
Tamam, git. Ama acele et.
Annem seni gözümün önünden ayırdığımı duyarsa öldürür beni.
Merhaba anne.
Bana bak anne.
Merhaba anne.
Merhaba anne.
Aman Tanrım. Aman Tanrım!
Chelsea. -Chelsea, kımıldama. Otur.
Chelsea.
Chelsea.
Merdiveni tut.
Orada kal tatlım.
Chelsea.
Chelsea.
Chelsea. -Allah kahretsin, Chelsea.
Ne taraf? Ne tarafa gittiler?
Sola.
Chelsea.
Burada ne arıyorsun?
Jodie'yle gitmem gerek anne.
Bebeğim...
...annene gel.
Hayır!
George.
Dayanın. -Çabuk ol.
George!
George lütfen, Tanrım, kayıyorum.
George!
George!
Chelsea.
Bunu neden yaptın?
Özür dilerim. Üzgünüm.
Annene bunu yapamazsın.
Jodie bana bir şey göstermek istedi. -Jodie diye biri yok, tamam mı?
Evet, var. -Hayır yok!
Bunu yapmayı bırakmalısın! -Jodie gerçek.
Jodie gerçek. O... -O gerçek değil!
Yalancı! Yalancı!
Yalancı!
Onu gördüm.
Bana babamı gösterecekti.
Babamı görmek istedim.
Jodie, beni babama götüreceğine söz verdi.
Burada kalıp sonsuza kadar oyun oynayacağımızı söyledi.
Babanı mı özledin?
Evet.
Babanı çok mu özledin? -Evet.
Babanı özlediğini biliyorum bebeğim.
Ama onu kimse göremez, çünkü...
...o cennette.
Meleklerle birlikte.
Meleklerle birlikte.
Çok korktum.
Sizin neyiniz var?
Çılgın aile.
Peder Callaway?
Peder.
Kathy Lutz.
Merhaba.
Vaktiniz var mı?
Sorun ailem.
Çok değiştik.
Büyüdükçe birbirimizde ayrılmış gibiyiz.
Sanırım anlamadım.
Bir şey var...
Evimde kötü bir şey var.
Bunun çılgınca geldiğinin farkındayım...
...ama var olduğunu biliyorum.
Ben de aynı şeyi düşünürdüm.
Başka nereye gideceğimi bilmiyorum.
Bir süre önce...
...burada yaşayan bir aile vardı.
Onların da benzer bir sorunu vardı.
DeFeolar.
Onları tanıyor musunuz?
Ben onların evinde oturuyorum.
Kımıldatmadan tut.
Eğer sallarsan, ben de sallanırım.
Haydi!
Ağlıyor musun?
Neden ağlıyorsun? O kadar da kötü değildi.
Başka bir tane al.
Çabuk, bir tane daha al.
Acele et.
Ellerini koy. Ellerini koy.
Hayır.
Koy...
Biz arkadaşız. Eğleniyoruz, değl mi?
Koy ellerini.
Haydi!
Buraya gel küçük kız.
Sen benim en sevdiğim kızsın.
Yakala onları.
Öldür onları.
George.
Galiba burada son derece ciddi şeyler oluyor.
Kötü şeyler.
Nedir kötü olan şey?
Buradan gitmemiz lazım.
Gidelim. Toplanıp gidelim.
Hayır, hayır, hayır.
Sorunlarından kaçamazsın Kath.
Lütfen gidelim George.
Başka bir yere. Herhangi bir yere. -Şunu duydun mu?
Gıcırtıyı duyuyor musun? Bunu tamir etmem lazım.
Çünkü biliyorsun, bu evler büyük...
Büyük projeler Kath. Ve bunu bırakıp gidemezsin.
Nasıl bu kadar aptal olabiliyorsun?
Ne?
Sahip olduğumuz her şey bu evde. Her şey.
Paramız için endişelenmiyorum.
Paramız.
George, birbirimizi kaybediyoruz.
Bunu görmüyor musun?
Burada kalırsak, ailemiz için bir ev olacak...
...ama ortada bir aile kalmayacak.
Burası hep soğuk.
Ocağı bırakıp bana kulak verir misin?
Ben hiçbir yere gitmiyorum, sen de öyle!
Artık kapat bu konuyu!
Kapa çeneni!
Allah kahretsin.
Bu Tanrı'nın unuttuğu evi isteyen sendin.
Anladın mı şimdi.
Anne! Anne!
Evim güzel evim.
Ne oldu tatlım?
Harry'i hiçbir yerde bulamıyoruz. Gitmiş.
Hemen geliyorum hayatım.
Harry'i gördün mü, George?
Hayır, görmedim Billy.
Belki de kaçmıştır.
Harry asla kaçmaz George.
Senin neyin var William?
Gidin buradan.
Hemen! -Peki. Gidelim Michael.
Baba, Oğul ve Kutsal Ruh adına.
Merhaba? -Annen evde mi?
Bir saniye bekleyin.
Anne, kapıda biri var.
Kim o tatlım?
Girin Peder.
Size garip gelecek...
...ama kızınızın elindeki tek gözlü bebeği biliyor musunuz?
O, sizden önce burada yaşayan küçük kıza aitti.
Evet, burada bırakılmış.
Hayır Bayan Lutz, burada bırakılmadı.
Peder, tam olarak ne anlatmaya çalışıyorsunuz?
DeFeoları iyi tanırdım. Cenazelerini ben kaldırdım.
Jodie DeFeo, o bebekle birlikte gömüldü.
Yüce babamız.
Ulu Tanrımız...
...bu evi kutsamanı...
...takdis etmeni istiyoruz.
Burada yaşayan herkesi kutsamanı...
...ve onlara nimetlerinden zenginlik getirmeni istiyoruz.
Defol.
Peder!
Peder!
Bizi neden terkediyorsunuz?
Sorun nedir?
Sorun yok. Ben geldim.
Yakala onları.
Öldür onları.
Allah kahretsin, Harry!
Yakala onları.
Öldür onları.
Yakala onları.
Öldür onları.
Yakala onları.
Bir suç işlendi. Bir cinayet.
Kasaba değişti.
Bu artık eski bir anı, ama evin durumu iyi.
Bir kaç dakika sonra açıyoruz.
"Ona, yapmasını sesler söyledi."
"Bodruma taşındı."
"Yirmisekiz gün sonra hepsini öldürdü."
Aman Tanrım.
"Rahip Jeremiah Ketcham."
"Yerliler için misyonerliğe başladı."
"Hepsini katletti."
"Gölde, ikiyüzden fazla ceset bulundu."
Yakala onları.
Öldür onları.
Peder.
Neden evimden kaçtınız?
Bizi neden terk ettiniz?
Eviniz beni korkutuyor Bayan Lutz.
Bu adam hakkında bir şeyler okudum, Ketcham...
...benim evimde, benim bodrumumda yerlilere işkence yapan adam.
Varlığının sonsuza kadar yaşaması için...
...kendi gırtlağını nasıl kestiğini okudum.
Bunun doğru olabileceğine inanıyor musunuz?
Ronnie DeFeo, cinayetlerden haftalar önce bana geldi...
...ve evde sesler duyduğundan ve bir şeyler gördüğünden bahsetti.
Düne kadar ona inanmıyordum.
Bayan Lutz, o evden taşının...
...hemen.
Alo? -George.
George, Peder Callaway'le görüşmeye gittim.
Beni dinle, çocuklarla birlikte o evden çıkmalısın.
George?
Orada mısın? George?
Billy! Michael! George nerede?
Kayıkhanede.
George, buradan hemen gitmeliyiz.
George!
Delirdin mi George?
Aklını mı kaybettin?
Beni öldürmeye kalkıştın.
Chelsea! -Anne! Anne!
Aşağıdayım anne!
Chelsea tatlım, burada ne yapıyorsun?
Sanırım babasını özlemiş.
Değil mi?
Kızımı geri ver.
Seninle konuşmak istiyorum. Dur. Seninle konuşmak istiyorum!
Çocuklar, buraya gelin hemen!
Buraya gelin çocuklar!
Billy, şunu itmeme yardım et! -Anne, nereye gidiyorsun?
Billy!
Çabuk. Haydi. -Billy!
Anne, neden ıslaksın?
Anne! Anne!
Haydi anne!
Çabuk.
Billy, gel!
Koşun! Haydi!
Sıkıştın! Sıkıştın!
Burada kal!
Harika!
Bırak annemi, aşağılık herif! Bırak hemen! Bırak.
Sizin sorununuz nedir? -Gidelim.
Bu çocuklar kontrolden çıkmış.
Anne sıkışmış! -Açılmayacak!
Chelsea nerede? Chelsea!
Acele et Billy. Çabuk. -Haydi. Gidelim. Sessiz olun, sessiz olun.
Billy!
Sıkı tutunmanızı istiyorum.
Atla bebeğim.
Haydi tatlım. -Haydi.
Haydi Michael. -Hayır anne.
Hayır. -Çabuk bebeğim.
Haydi Michael. Haydi Michael.
Haydi çabuk. -Gidelim buradan.
Buraya gel. Buraya gel. -Hayır.
Onu rahat bırak.
Öldür onları.
Ona zarar verme!
Geri çekil!
Öldür onları.
Çabuk. Biraz ip bulalım.
Öldür onları.
Kathy, öldür beni!
Öldür beni, yoksa ben seni öldürürüm!
Bugün hiç kimse ölmeyecek.
Tamamdır, onu tekneye bindirelim.
Neden onu götürüyoruz? Burada bırakalım.
Bunu sana şimdi açıklayamam. Onu evden uzaklaştırmalıyız.
Bakma bile Kathy.
Gidelim buradan.
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.