All language subtitles for Illegal.Hayatlar.2023.720p.WEBRip.x264.AAC-[YTS.MX]Turkish [CC].tur

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic Download
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian Download
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal) Download
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian Download
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish Download
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish Download
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

[Mahsun] Tabii, tabii.

Downloaded from YTS.MX

Çocuklara söyle, dikkatli olsunlar.

Bak, burası Türkiye değil. Yakalanırsak affetmezler, biliyorsun.

Official YIFY movies site: YTS.MX

Tamam.

Yok ya, çok sürmez. Gelirim.

[sesçi] Ses akıyor.

Tamam. Ben sana haber vereceğim. Kapat hadi, görüşürüz.

-[İhsan] Evet. Tekrardan hoş geldiniz. -Evet. Hoş bulduk.

-Hazır mısınız? -Hazırım.

Arkadaşlar, kayıtta mıyız?

[sesçi] Kayıt akıyor.

Evet.

Mahsun bey, kumarbazlığa nasıl başladınız?

Kumarbaz mı? Ben kumarbaz değilim. Hayatımda kumar oynamadım ben.

Allah Allah? Mesleğinizi nasıl tanımlıyorsunuz peki?

-İşletmeci olarak. -İşletmeci? Kumarhane işletmecisi?

Olur.

Peki bu kumarhane işletmeciliği nasıl başladı efendim?

Önce bir hızlıca onu dinleyebilir miyiz sizden?

Babam Adana'nın en hızlı kumarhanecisiydi bir zamanlar.

[dramatik müzik]

Rivayete göre 120'den fazla baskın yemiş ama yılmamış.

Amcamla birlikte bu işi yapıyorlardı.

İkisi de hayatlarının son demlerindeydiler.

Her an bir kriz geçirip ölebilirlerdi.

-[İhsan] Çok mu yaşlıydılar? -Yani… 50'li yaşlarındaydılar işte.

Bizde aile geleneği gibi bir şeydir.

-50-55 arası herkes kalpten gider. -Enteresan.

Babamın dayısı 60 yaşını gördü diye parti düzenlemişlerdi mesela.

Bizim Şahin konfeti patlatınca adam kalpten gitti

Bu arada Şahin de, benim amcamın oğlu.

Birlikte büyüdük. Kardeş gibiyiz.

Kahvehane köşelerinde ders çalışırdık.

Sabaha karşı da herkes gittikten sonra

babalarımızla vakit geçirme şansımız olurdu.

Aranız iyiydi yani?

Tabii, çok iyi insanlardı. Sarhoşken.

-Değilken? -Orospu çocuğu.

[müzik kesilir, sessizlik]

Her gece kafaları güzel olduktan sonra bize öğütler verirlerdi.

[Mahsun'un ağzından] "Oğlum, sen çok zeki bir çocuksun." "Büyük adam olacaksın."

"Büyük işler yapacaksın."

"Sakın ben öldükten sonra bu işlere bulaşma."

Gibilerinden.

Benim bu yüzden alkolle pek aram yoktur mesela.

Nasıl yani?

Kokusu bana eski günleri hatırlatıyor.

Ne gereği var? Hem alkol iyi bir şey değil ya. Hamallığı çok.

Neyse, çok geçmeden babamla amcam öldü.

-İkisi birden mi? -Evet.

Nasıl yani? Aynı anda kalp krizi falan mı geçirdiler?

Yok ya. Kafaları güzel olunca tribe giriyorlar.

Baskın olacak diye ocağın altındaki dolaba saklanıyorlar.

Orada da kaçak mı ne varmış. Öyle zehirlendiler işte.

[hüzünlü müzik]

[sessiz konuşmalar]

Ağalar, hadi. Doydunuzsa kaldıralım mevtaları, hadi.

Ailenin bütün yükü Şahin'le bana kaldı tabii.

Okulu bırakıp çalışmak zorunda kaldık.

Şahin'le beraber kaportacıya girdik.

Tam bir arabesk hayat.

Ama öyle light arabesk değil ha.

3. sınıf konfeksiyon atölyesi arabeski. Leş arabesk.

Bir gün Şahin'le otururken dedik ki,

"Artık kendi işimizi kurmamız lazım.

Yoksa yakında nişanlımın abisini bıçaklayıp hapse girebilirim."

-[İhsan] Nişanlınız kimdi? -Lafın gelişi diyorum, İhsan Bey.

Nişanlı falan yoktu. Arabesk bir hayat sonuçta.

Onu bıçaklamasam başka birini bıçaklayabilirim.

Ya da beni bıçaklayabilirler. Kendi kendimi bile bıçaklayabilirim.

-Riksli. -Anlıyorum.

Neyse işte, dedik ki biz en iyisi bu kumar işini yapalım.

En iyi bildiğimiz iş o. Ama birbirimize söz verdik.

Yeterince para kazandıktan sonra o işi bırakıp

kendi normal işimizi kuracaktık.

Ama kurmadınız tabii.

Tabii.

Peki ne kadar süre yaptınız bu işi?

4-5 yıl yaptık, 6-7 sene.

O kadar yıl kumarhane işlettiniz

ama adamakıllı bir iş kuracak kadar parayı biriktiremediniz, öyle mi?

Ya şimdi,

giderlerimiz de ona göre…

Ya tam toparlandık diyoruz, ekonomik kriz çıkıyor.

Onu atlattık diyoruz, başka bir siyasi kriz.

Hop, bir anda dolar yükseliyor. Bir bakıyorsun pandemiye girmişiz.

Darbe girişimi bile atlattık ya.

Evren bizim iş kurmamızı istemedi İhsan Bey.

Anladım, anladım.

Peki siyasete girme sebebiniz neydi? O nasıl gelişti?

Valla siyasete girmemin tek sorumlusu Şeyma'ydı diyebilirim.

Şeyma? Kimdir Şeyma Hanım?

Şeyma benim ilk ve tek aşkım. Mahalleden.

İlkokul 3'ekadar beraber okuduk.

Ondan sonra ben okuldan atılınca ayrıldık.

İlkokul 3'te okuldan atılma gerekçeniz nedir?

Bahis oynatıyordum.

-Gerçekten mi? -Şaka ya, şaka.

Sıgara yakalattım. Ama benim değildi.

Yani birisi için sigara aldınız, cebinizdeydi.

-Ve doğru mu anlıyorum… -Sigara değil ya, sıgara.

Neyse, ne diyorduk?

İşte öyle olunca, biz Şeyma'yla ayrıldık.

Sonra taşındılar. Üniversite okumaya gitti falan derken

bir gün geri döndü. Döndüğünde ben kumarhane işletmeciliğinin zirvesindeydim.

"Ustalık eserim" dediğim bir mekânım vardı.

Üç aydır da baskın yememişti.

[hareketli jenerik müziği]

[müzik kesilir]

Selamünaleyküm.

[düşük sesle] İnsan selamı alır amına koyayım.

-Dayı! -Başkanım! Başkanım!

-Dayı, uyuyorsun yine. -Yo, ne uyuması ya?

Ya gözlerin kapalıydı.

Demek kapalı unutmuşum.

[gerilim müziği]

[anons] Birazdan kapı açılacak. Ayık olun.

Birazdan kapı açılacak. Ayık olun.

[tuş sesi]

Selamünaleyküm.

Hoş geldin.

Ne haber kız?

Ne yapıyorsun abi?

İyi ki geldin.

Ne olsun? Uğraşıyoruz biz de.

Ne anlıyorlar bu oyundan, anlamıyorum ki.

Oo Mahsun. Hoş geldin.

Sen de hoş geldin Hayri abi. Gelmiyorsun ne zamandır?

Yenge evde fena dövüyormuş bunu.

Bol şans. Bol şans.

Eyvallah.

Bol şans beyler.

Sağ ol, hoş geldin.

[Rus aksanı ve fısıltıyla] Yavaş. Biri girecek şimdi. Mehmet, lütfen.

Sakin ol, tadını çıkar.

-İşime dönmeliyim. -Sus kız!

Ya da konuş, konuş. Öyle daha zevkli oluyor.

-Ne yapıyorsun Memo? -İyidir abi, sen ne yapıyorsun?

-Şahin aşağıda çıldırmış yine. -Niye ki?

-Oyuna oturmuş. -Oyuna mı oturmuş?

Hiç haber de vermedi ki.

Sağında as döper var abi.

Soldaki tırt.

Abi ama haber vermiyorsun ki. Ben nereden bileyim.

Bak ya.

Oha! Zorla işe almış kızı.

Zorla mı?

-Emin misin abi? -Görmüyor musun Şeyma'nın bakışlarını?

-Şerefsiz herif. -Gülüyor sanki.

Hasan abinin mekân baskın yemiş yine.

-Duydum. -Adam her hafta baskın yiyor.

Ona bir şey olmaz abi. Ankara'da tanıdıkları var.

Bize olur ama. Oğlum, gözünü ayırmasana şu kameralardan!

Haklısın abi.

-Fıko burada mı? -İçeride.

Online mı?

Ben bir vurayım, geleyim.

[fokurtular]

[nefes verir]

[fokurtu sesleri, nefes vermeler]

[kapıyı sertçe çarpar]

[dramatik müzik]

Lan şerefsiz Koray! Sana demedim mi bu kızdan uzak duracaksın diye?

Mahsun oğlum, önce bir terbiyeni takın, düzgün konuş.

Tamam mı?

Ne düzgün konuşacağım lan?

Daha kız geleli bir ay olmadı, hemen yavşadın yine.

Bağırıp durma lan bana!

Müptezel! Allah Allah! Çekip çekip geliyorsun buraya!

Koray?

Balım?

A, Mahsun?

Gel balım, gel.

Siz niye bağırıyorsunuz ya burada?

Yok canım, hiç bağırır mıyım ben ya? Nerede gördün yani?

Bu kafası güzel, sığır arkadaş bağırıyor.

Şeyma.

Bu sahtekârın yanında olmanı istemiyorum.

Mahsun, ayıp oluyor ama.

Ne ayıbı ya? Hatırlamıyor musun bunu?

Küçükken mahallenin hırsızıydı bu piç! Altın çocuktu!

Ziya Paşa'da soymadığı dükkan yok bunların.

-Hemen eşyanı topla, gidiyoruz. -Yok artık, saçmalama.

Ben burada işe başladım.

Çalışıyorum.

Ya sana iş mi yok? Gel, benim orada çalış.

Sen ne iş yapıyorsun babam?

Dernek işleri.

Dernek işleri?

Ne yapacaksın şimdi?

Sosyoloji mezunu kıza dernek işi mi vereceksin?

Hı? Ne yapacak? Saymanlık mı yapacak kız?

[Şeyma hafifçe öksürür]

De bakayım bana. Hı? Müptezel!

Vereyim mi buradan bitter çikolata? Bitti mi gofretin?

Bak bak hele, bak. Len!

Oğlum, morarık!

Kese olmuş, kese!

[telefon zil sesi]

-Ne var lan, ne var? -Abi, baskın yedik.

[iç geçirir]

Bir bu eksikti.

[kadın haberci] Adana'da Anadolu Parsı Sevenler Derneği adıyla

açılmış olan lokalin,

aslında bir kumarhane olduğu anlaşıldı.

Polisin gizli takiple tespit ettiği

ve baskın düzenlediği mekânda iki kişi gözaltına alındı.

-Komiserim, aşağıda kumarhane yok. -Al bunu.

Evet, sayın seyirciler, şu anda bodrum katına indik.

Koçbaşıyla ilerliyoruz.

Kapının kilitli olma ihtimaline karşı.

Polis! Aç kapıyı!

[haberci] Kapı kilitli. Şu anda kapıyı kırıp içeri gireceğiz efendim.

-Nerede lan bunlar? -Amirim, oradalar! Kaçıyorlar!

Al onları! Hadi! Koş, koş, koş!

Gir içeri, gir!

Yaklaşık iki aydır takipteyiz.

Yani artık bu işi o kadar geliştirmişler ki

her yerde kameralar, uyarıcı sistemler, şifreli kilitler.

Nereden kaçmışlar efendim?

E tabii böyle durumlar için ayrı bir çıkış yapmışlar.

Yaklaşık 200 metrelik bir tünel var.

Ucu, boş bir tarlaya çıkıyor.

[Veysel] Külliyen yalan. Kesinlikle kumar oynanmıyor burada ya.

Bir zamanlar oynanıyormuş. Biz de duyduk.

Bu nedir? On milyon yazıyor üzerinde.

Bu neymiş ya? On milyon? Bu pul ismidir ya, pul ismidir.

Bu para değil. Kesinlikle plastik.

[Veysel] Sizin boyunuz kaç? Ne kadar uzun ya.

[dramatik müzik]

-Abi, yapma. -Sakin ol lan.

[müzik yükselir]

Oturun!

[müzik devam eder]

[müzik biter]

Evet. Yarın yeni mekânımıza bakmaya gidiyoruz beyler.

[cam şangırtısı]

Buyurun beyler. Salon bu.

-Dışarıda geniş bir bahçesi var. -Güzel.

-Her taraftan güneş alan. -[ıslık çalar]

Üstü de kapalı.

İyi güzel de, buranın ısınması, soğuması falan zor olmuyor mu?

Evet, biraz öyle oluyor.

Olsun ya, ben çok beğendim.

Ben de beğendim. Geniş, ferah.

-İşimizi görür. -Peki siz ne iş yapacaksınız?

-[Şahin] Dernek. -[Mahsun] E-ticaret.

Anladım. Hayırlısı olsun.

Buranın bodrum katı var, değil mi? Depoya ihtiyacımız olacak da.

Tabii ki var. Buyurun, göstereyim.

Lütfen.

Oo güzel.

Bayağı genişmiş.

-Tavan yüksekliği de iyi. -Aynen.

Buranın fazla işi yok.

Biraz şuralardan genişlettik mi tamam.

Genişletmek mi?

-Genişletmek mi? -Ne genişletmesi lan?

Bilmem.

Biz genel olarak beğendik. Kirada da anlaşırsak…

Beyefendi, ben mal sahibi değilim. Kiracısıyım buranın.

Tabii artık eski kiracısı.

Ben mal sahibiyle konuştum. Pazarlığımı yaptım.

-Kaça anlaştınız? -8.500.

-Oha! Aylık? -İyi anlaşmışsınız.

-Ben de altı buçuktan çıkıyorum zaten. -Çok güzel.

-Peki ne zaman taşınacaksınız? -Hemen.

İyi ama biz mal sahibine perşembe dedik.

-Daha üç günümüz var. -Şöyle yapalım. Biz eşyaları getiririz.

Siz o arada toplanır çıkarsınız. Olmaz mı?

[Şahin] Ya bu ne acele, anlamadım ki.

Abi? Şeyma yengenin iş yeri de buradaymış.

Tam karşıda hem de.

Hah, şimdi anlaşıldı bu acelenin sebebi.

-Bu pencereler çift camlıydı değil mi? -Evet beyefendi.

[uzaktan konuşmalar]

[Şahin] Onu şuraya kardeş, dur.

Hah, oraya.

[mesaj bildirim sesi]

-Onları da buraya. -Buraya bıraktım usta.

Tamam, değil mi ustam?

Elinize sağlık kardeş.

-Teşekkür ederim. -Eyvallah.

Bu ne çirkin bir şey ya?

Bunu ne zaman alacaklar acaba?

Mahsun. Hadi, toplantı yapacağız diyorduk.

[mesaj bildirim sesi]

Evet!

-Nuri gelmedi mi? -Nuri mi?

-Nuri mi gelecekti? -Evet! Nuri geldi. Selam millet.

-Hoş geldin, selam. -Hoş geldin Nuri.

Hoş bulduk.

Memo, Fıko burada mı?

-Arka odaya koydum abi. -Online mı?

Offline.

Tamam! Siz ortamı hazırlayın, ben hemen geliyorum.

Hayırdır?

[çakmak sesi, fokurtular, nefes]

Evet. Ben diyorum ki beyin fırtınası yapalım.

Ofisin güvenliği için iyi bir fikir bulalım.

Tabelamızı yaptırıp asalım.

Aynen.

Ben bazı notlar aldım.

Adana'ya Göçmüş Adıyamanlılar Derneği. Nasıl?

Onu yaptık ya abi.

O zaman, Uzay Bilimleri Yayma Platformu.

Gençleri Uzay Bilimleri'ne Özendirme olarak yaptık onu da.

Allah Allah.

Bir Yaşına Girmiş Erkek Koyun Etinden Yapılan Kebabı Sevenler Derneği.

Çok benzerini yaptık.

Berberde Saçından Önce Sakalını Kestirenler Topluluğu.

Yaptık! Yaptık!

Lan nasıl yaptık hepsini?

Abi, her seferinde aynı şeyleri okuyorsun zaten.

Hepsini yaptık.

O zaman…

Kapanmış Dernekleri Yaşatma Platformu.

Ha… Cık. Bunu yapmadık. Bu olur.

Arkadaşlar.

Artık dernek işi yok.

-Nasıl yok? Niye? -Olur mu ya?

Ne yapacağız peki?

E-ticaret.

Evet, işte bu! Harika fikir!

O ne?

Yani e-ticaret sitesi ismi bulup tabela yaptıracağız.

Sadece tabela yaptırmakla kalmayacağız.

Gerçekten satış da yapacağız.

Saçmalama oğlum. Biz ne anlarız lan e-ticaretten falan?

[Memo] Nuri'yi bu yüzden çağırdı. Şimdi anladım.

Mantıklı aslında.

-Peki ne satacağız? -Uyuşturucu!

Şaka yaptım ya.

-Ben pek ısınamadım bu fikre ama… -Ya, satacak şey bulunur.

Hem bizim amacımız bir noktadan sonra kumar işini bırakıp

adamakıllı bir iş yapmak değil miydi?

-Yani… -İşte fırsat.

Bir yandan e-ticaret yürüsün.

Bakarsın çok tutar, kumar işini bırakıp komple buna yöneliliriz.

Evet, mantıklı.

-Bayağı kafama yattı bu benim. -Harika.

Yani mantıklı sanki ama yani…

Enucuzenkaliteli.com.

Bak bakayım, var mı?

-Boşta. -Güzel.

-İtirazı olan? -Yok. Güzel. Gayet iyi.

Tamam, şimdi al onu. Yarın da web sayfasını yaparsın.

Güzelce de bir logo yapıp tabelacıya verelim.

Ondan sonra reklam çalışmalarına başlarsın.

Tamamdır Başkan.

Aslında düşününce mantıklı geldi ha.

Zaten bu dernek işinin de boku çıkmıştı.

Vallahi süper fikir.

Kimin aklına gelir e-ticaret ofisinde kumarhane işletmek?

Mahsun Başkan'ın aklına geliyor işte abi ya.

Adam ya, adam!

Neyse, bu iş tamamsa artık kumarhaneye dönebiliriz.

Ben diyorum ki merdivenin sağından kazıp genişletmeye başlayalım.

Arka taraf da bahçe zaten. Gidebildiğimiz kadar gideriz.

Ben de sol taraftan düşündüm. "Niye?" diyeceksin.

Sağ taraftan gidince arka tarafta hayvan gibi bir ağaç var.

Ona denk gelir.

Lan, ağacın oraya kadar kaç metre mesafe var.

Bak.

Şöyle.

Bu, ağaç. Bak, sağ taraf daha uygun.

Sol tarafın cephesi dar.

O zaman iki taraftan da genişleyelim. Ya da kat çıkalım.

Kat inelim demek istedin herhâlde Memo.

Bak şimdi.

Sen bok gibi çizdin.

Aşağı doğru, tamam mı?

Ters dubleks gibi düşün işte.

Yok, o zaman ters tripleks mi oluyor?

Sağ taraftan gidersek

en azından yan komşunun bahçesini de kullanabiliriz.

Orayı da sigara içme alanı yaparız.

[horlamalar]

[kapıya vurulur]

[kapıya yine vurulur]

Bu kim ya bu saatte?

-Kim o? -Açın kapıyı! Polis!

-Açın yoksa kırmak zorunda kalacağız. -Nasıl ya?

-Kırın! -Ne oluyor lan?

Hakkınızda ihbar var. Arama yapacağız.

-Ne ihbarı Memur Bey? -Yasadışı bahis ve kumar.

-Oha, ne çabuk? -Daha eşyaları bile getirmedik.

-Bir yanlışlık olmasın Memur Bey? -Ne gibi bir yanlışlık?

[polis] Adam haklı abi, biz yanlış geldik. Karşıdaki villaya gidecektik.

-Emin misin? -Evet abi, burası DMP.

O ne?

Devletçi Millet Partisi İl Başkanlığı.

Çok özür dileriz beyler. Bir yanlışlık oldu.

Ben dedim. Baştan dedim.

-Lütfen kusura bakmayın. -Yüreğimiz ağzımıza geldi ya.

Hayır, biz öyle şafak baskını yiyecek çok uç bir parti de değiliz, değil mi?

-Tabii. -Tabii canım.

-Ortanın ortasıyız biz. -Evet.

Tekrar özür diliyorum. İyi çalışmalar size.

Estağfurullah. Hiç önemli değil.

Arkadaşlar hemen karşıdaki villaya. Çabuk!

Tekrar özür dilerim.

Estağfurullah. Polisimiz her zaman başımızın tacı.

Allah ayağınıza taş değdirmesin.

Bir şey ikram edeyim?

O zaman Şeyma yenge boşta şu an.

-Lan… -Aynen.

Kime kaldı?

Günaydın millet. Adana'da cehennem gibi bir güne daha uyandık.

Kahvemi aldım. Soru cevap yapmaya karar verdim.

Yollayın gelsin!

Vallaha şok içindeyim.

"Maşallah" dediğin üç gün yaşamıyor.

Takma ya, boş ver.

Vallaha, sen haklıymışsın Mahsun.

-Adam sahtekârın tekiymiş. -Evet.

Boşuna dememişler "Yedisinde neyse yetmişinde de odur" diye.

Ya abla, bırak bu işleri. Gel, sana da bir kanal açalım, diyorum.

-Ya Mahsun abi, haksız mıyım? -Berkay, başlama yine.

-Kaç takipçin var senin? -Birkaç güne geçerim 500 K'yı.

500 bin yani?

Helal lan sana. Ne anlatıyorsun?

Ya ne anlatacak? Goygoy yapıyor bütün gün.

Zaten bu kadar insan niye takip ediyor, anlamıyorum.

Çekemiyor, çekemiyor.

Adam gözümüzün önünde kumar oynatıyormuş.

Ar-Ge ekibi diyor bir de.

Toplamış bütün insanları bir odaya. Siteyle uğraşıyorlarmış meğer.

Ha siktir! Online mı oynatıyormuş?

Ulan, ben de düşünüyorum düşünüyorum, işin içinden çıkamıyorum.

Hayır, oranın bodrumu da yok çünkü.

İki karış temel kazmışlar, betonu döküp villayı dikmişler.

-Tavla bile sığmaz oraya. -Ne diyorsun Mahsun ya?

Ne tavlası, ne betonu?

Şey ya, çalışanları bodruma gizlemiş diye düşündüm de.

Yok, hepsi normal, bizimle çalışıyorlardı.

E-ticaret sitesi kurup kumar oynatmak…

Şeytanın aklına gelmez. Vallaha pes.

Çok yaygınmış. Karakolda konuşuyorlardı.

Eskiden dernek adı altında normal kumar oynatılıyormuş.

Şimdi yeni nesil, e-ticaret adı altında online kumar oynatıyormuş.

Sahtekârlık 2.0 resmen.

Ben kalkayım artık. İşler var.

Sen bir sürprizden bahsetmiştin. O neydi?

-Ne sürprizi? -Dün yazdın ya. Ofis kiralamışsın.

Ha, sizin bu karşıdaki villayı tuttum. Bu olaylar olunca unuttum söylemeyi.

E, ne güzel. Ne iş yapacaksın?

Ee… Onu şimdi söylemeyeyim. Gizli kalsın.

İyi, peki madem öyle olsun.

[fokurtular]

Evet.

Ben diyorum ki, beyin fırtınası yapalım.

Ofisin güvenliği için iyi bir fikir bulalım.

Tabelamızı yaptırıp asalım.

Ben de diyorum ki, artık Fıko'yla daha seviyeli bir ilişki kursan.

Beynin eriyor gitgide. Kendini yedin, haberin yok.

[dramatik müzik]

Nasıl?

-Bu ne şimdi? -Her Yol Partisi.

-Parti derken? -Bildiğin siyasi parti.

Abi, işte bu ya! Evet! Çok iyi fikir!

Valla süper fikir. Kimin aklına gelir parti kurup kumarhane işletmek?

İşte, Mahsun Başkan'ın aklına geliyor.

Adam ya, adam.

Lan oğlum, siz deli mi oldunuz?

Biz ne anlarız lan siyasi partiden martiden?

Ya anlasak ne olur anlamasak ne olur? Tabelamızı asalım yeter.

Görmedin mi, polisler nasıl değişti iki dakikada?

Hadi tabelayı astık diyelim.

Yarın öbür gün gelmeyecekler mi,

demeyecekler mi, "Siz burada ne bok yiyorsunuz?" diye?

Ortaya çıkmayacak mı parti olmadığımız?

Ya abi, biz de gerçekten kurarız o zaman.

Hayır yani, bunu yapan nasıl yapıyor?

Bin tane parti var. Ben hemen bakıyorum.

-Bak bakayım. -Ben pek ısınamadım bu fikre ama…

Siyasi Partiler Kanunu. Hah, ne diyor?

Abi, kurucu olarak 30 tane üye gerekiyormuş.

Buluruz.

Genel merkezin Ankara'da olması lazımmış.

-Çözeriz. -41 ilde teşkilatlanma gerekiyormuş.

-Halledilir. -Gerisi zaten evrak kürek işleri.

Seçimi kazanırsak ben dışişleri bakanı olurum, söyleyeyim.

-Niye lan? -Abi, yabancı bir hatun bulup evlenirsem

hayatım kurtulur.

Ülkeden umudu kalmamış bir dışişleri bakanı.

-Kulağa ilginç geliyor. -Çok.

Yalnız abi, bu partinin ismini de biraz düşünelim bence.

Her Yol Partisi işte. Hiçbir ideolojisi yok.

Herkese hitap ediyor, aynı zamanda kimseye hitap etmiyor.

İyi de abi, böyle parti ismi mi olur?

Ben sahteyim diye bağırıyor resmen ya.

Şunun içine şöyle sağ-sol bir şey koyalım. Biraz daha gerçekçi dursun.

Oğlum, ne gerek var? Tehlikeli işler onlar.

Bizim derdimiz sağ-sol değil ki. Bizim derdimiz para.

Siyasetçilerin derdi başka bir şey mi sanki?

[polis telsizi sesi]

[derin sessizlik]

Ne?

Polis gelecek mi diye bekledim de. Tamam, sorun yok.

Çocuk haklı Mahsun.

Madem böyle bir işe girişiyoruz, bari adamakıllı bir isim bulalım.

Gerçekçi olsun.

-Fıko online mıdır acaba? -Ya bırak şimdi Fıko'yu!

Tamam o zaman, herkes siyasi parti ismi olmaya uygun bir tane kelime söylesin.

Söyle.

Özgürlükçü Parti.

Ö.

Yani ülkenin geneli gelenekçi, tutucu.

Ona uygun bir şey olsa?

Tutucu.

İşçinin, emekçinin yanında olsun kardeş.

Güzel. Emekçi.

Özgürlükçü Tutucu Emekçi Partisi.

ÖTEP. ÖTE Parti.

Bok gibi oldu değil mi?

-E, yani. -Yani.

Şöyle yapalım, tutucu yerine

muhafazakâr diyelim.

Emekçi yerine de,

sosyalist olsun.

Özgürlükçü yerine ne diyebiliriz?

-Liberal. -Hah, liberal.

P zaten var.

Sosyalist yerine de "komünist" yaz kardeş.

-Daha dikkat çekici olur. -Doğru.

Liberal Muhafazakâr Komünist Parti.

LMKP.

Ulan ülkenin yüzde 90'ından fazlasına hitap edecek bir parti bulduk vallaha.

-Nasıl? -Süper.

-Çok iyi. -Ben beğendim.

O zaman hemen internet sitesini, sosyal medya falan hallet.

Biz de fotoğraf çekilelim. Hatta bir de video çekelim.

İnternete atalım, gerçekçi olsun.

Tamamdır Başkan.

O zaman ben, Liberal Muhafazakâr Komünist Parti nokta org olarak alıyorum.

-Al. -Yalnız, org fazla.

Zaten çok uzun.

LMKP org boşta mı?

Bakıyorum.

-Boşta. -Tamam o zaman, onu al.

Eh, hadi. Gazamız mübarek olsun.

İnşallah.

[hareketli müzik]

"Taklacı Güvercin. Memleket için her türlü taklayı atacağız."

Süper.

Geç, geç.

"Çukurova Atı. Ne İngiliz, ne Arap.

Biz Anadolu'yuz."

-Süper. -Çok yöresel.

Yok ya, Çukurova Atı. Bence güzel ya.

Bence iyi. Süper fikir.

Geç, geç.

"Kazma Kürek. Milletin efendisi olmaya geliyoruz."

-Bu da iyi. -Yani bu da olabilir ama…

Kötü ya.

Daha önce yapıldı.

12 Ok. İmanın altı şartı, Cumhuriyet'in altı şartı.

Bu güzel.

-Çok iyi düşünülmüş. -Ok sayısı biraz artırılsa?

15 de yaparım, 20 de yaparım yani.

Yok, yok.

"Tasarruflu Ampul. Hem adaletli, hem tasarruflu kalkınacağız."

[ses efekti, polis telsizi sesi]

[derin sessizlik]

Ne oldu?

Tamam, gelen yok. Geç, diğerine geç.

"Fırıldak. Duruma göre değişen ideolojik yapısıyla her devrin partisi."

-Olmaz, olmaz. -Tam bizlik.

-Vallaha tam bizlik. -Olmaz.

"Rulet. LMKP'ye oynayın, ülkeyi 2x yapalım."

-Budur. On numara. -Çok iyi.

Çok güzel.

-Budur. -"2x yapalım" ne yani?

Ben onu anlamıyorum yani.

2x yapalım… Ülkeyi mi çoğaltalım yani?

Kazanmak anlamında 2x.

Tamam lan, uzatmayın. Güzel işte. Tamam, bu.

Okey, bastır.

[hareketli müzik]

Her şey tamam mı Nuri?

Dijitalde yapılması gerekenleri yaptık.

Mehmet videoyu yüklüyor şimdi.

Ondan sonra bütün hesaplardan paylaşacağım.

Güzel. Başka bir şey kaldı mı Memo?

-Genel merkez işi ne oldu? -Hallettim ben onu.

Ya bro, bunda anlaşılmayacak ne var?

Senin mekânı genel merkez yapacağız işte. Ankara'da olması gerekiyormuş.

Mahsun, sen benimle dalga mı geçiyorsun?

Daha geçen ay baskın yedim, götü zor kurtardım ya lan.

Gelmiş bir de diyorsun ki parti açacağız. Manyak mısın oğlum sen?

Kardeşim, zaten ben de bunun için söylüyorum.

Sen dediğimi yap, bak kafan nasıl rahat edecek.

He kardeş he, he kardeş. Tamam.

Tamam, hadi görüşürüz.

Beyninin damarına sokayım.

O zaman asıl işimize dönebiliriz.

-Aşağı bakalım mı? -Hadi, gidelim.

Kolay gelsin Serhat usta.

Oo. Sağ ol Başkan. Hoş geldin yeğen.

Nasıl gidiyor dayı?

Güzel, güzel. Baksana, bayağı da genişlettik yani.

Geçen seferki gibi çökmeler olmayacak değil mi?

Yo, yo, yo, yo.

Bak, bu sefer her yeri çelik konfeksiyon yapacağız.

-Sıkıntı yok. -Çok rahatladım şu an.

Kaçış tüneline başlamamışsınız dayı daha.

[uzaktan, boğuk bağırtılar]

Şşş, yav arkadaşlar.

Bir iki güne biter bütün iş ya. Sıkıntı yok.

Daha da bir rahatlama geldi şu an. Çok güven vermiyor mu bu adam?

Çok, çok.

-Sağ olasın. -İyi günler abim.

-Kolay gelsin. -Sağ ol.

-İyi günler başkanım, selam. -İyi günler.

-İyi günler olsun başkanım. -İyi günler.

-A, başkanım. -Genel başkanım, nasılsın?

Merhaba. Sağ ol, sen nasılsın?

Oo, başkanım. Bir fotoğraf çekilebilir miyiz?

-Tabii, çekilin. -Sizinle çekileceğiz başkanım.

Tamam.

-Genel itibariyle bütün gençler mağdur. -Eyvallah başkanım.

Yani güzel Adana'mız işsizliğin başkenti oldu, ha?

Maalesef öyle.

Oo, Mahsun Başkan, bak hele.

Biz Adanalıyık sayfasından canlı yayındayız.

Gençlerimiz eriyor, bitiyor. Ne düşünüyorsunuz?

Kardeş, sadece gençler erimiyor ki. Biz de eriyoruz.

Gölgede bile kaç derece. 40 mı, 50 mi?

Ama kurban olduğum Allah, yapacak bir şey yok.

-Herkese selamlar. -Kimseye karışmayın başkanım.

-Ne haber? -Hoş geldin, iyidir. Senden ne haber?

Ne olsun, uğraşıyoruz. Ben bir çay alayım.

Hemen geliyor başkanım.

-Tanıyor musun? -Yo.

Ben de anlamadım. Sokakta millet fotoğraf falan çektiriyor.

-Birine benzetiyorlar herhâlde. -Allah Allah.

Neyse. Mahsun, sana bir şey söyleyeceğim.

Koray dün bana mesaj attı.

Senin yeni ofisten haberdarmış. Onu senin ihbar ettiğini düşünüyor.

-Var mı öyle bir şey? -Ne alaka ya? Saçmalamasın.

Hem o içeride değil mi? Nasıl mesaj atıyor sana?

Bilmem.

Dün attı ama cevap verdim, iletilmedi.

İçerideyken bile çakallık peşinde. Ne biçim adammış bu ya.

-Ama seninle bir alakası yok, değil mi? -Ya , yok.

Ben de senden öğrendim mevzuyu.

[seri şekilde mesaj bildirim sesleri]

-Buyurun başkanım. Afiyet olsun. -Eyvallah.

-Pardon, bakar mısın? -Tabii, buyurun.

Hayırdır?

Bizim kızlar gruba Berkay'ın videosunu atmış. Onunla dalga geçiyorlar.

-Açsana, izleyelim. -Aman, boş ver şimdi.

-Kim bilir ne saçmaladı yine. -Aç ya, merak ettim.

İyi, tamam.

Kim bu piç ya? Bir bu eksikti.

Abi, çok abartıyorsun.

Ne abartması lan? Yüzbinlerce kişi izlemiş!

-İnternette viran olmuş video. -Viral.

Biz kendimizi gizleyelim diye uğraşırken şu başımıza gelenlere bak!

Nuri, kaldırtamaz mıyız bu videoyu?

Abi, birkaç gün sonra unutulur gider ya. Bu kadar büyütme!

Allah'ım, ya Rabb'im ya.

Bunların da gevşekliği beni deli edecek ya.

[Şeyma güler]

Ya Mahsun, inanamıyorum böyle bir şey yaptığına.

Niye bana sormadan yayınlamış ki? Ayıp değil mi?

Söyleyeyim, kaldırsın istiyorsan.

Artık bir defa internete düştükten sonra ne anlamı var?

E, doğru.

İyi de sen niye böyle bir video çektin?

Partimizin tanıtımı olsun diye.

E, tamam, o zaman sevinmen lazım. Yüzbinlerce kişiye ulaştın işte.

-Doğru. -Ayrıca takdir ettim vallaha.

Yani bu zamanda böyle bir şeye cesaret etmek

-her babayiğidin harcı değil. -Harbiden mi?

Evet.

Evet.

Beyler.

Hah! Geldi işte!

Oğlum, niye bakmıyorsun telefonuna sen?

Beyler, size güzel bir haberim var.

Verdiğim vaatler halkta karşılık bulmuş.

Herkes selam veriyor yolda. Bir anda ünlü oldum.

-Ne diyorsun oğlum sen? -Vallaha bak.

YouTube, Instagram, herkes beni paylaşıyor. Bak.

Cayır cayır.

Lan, daha bunun dünyadan haberi yok.

Millet beğendi diye yayıldı zannediyor.

O ne demek ya? Niye yayılıyor?

Fenomen midir nedir, bir tane piç paylaşmış.

-Sonra da viran olmuş video. -Viral.

Biliyorum. Şeyma'nın kardeşi Berkay. Youtuber.

-A, sen mi söyledin abi paylaş diye? -Yo, kendi kendine paylaşmış.

Sonuçta viral olmasının sebebi benim cesur vaatlerimden kaynaklanmıyor mu?

Oğlum. Beni delirtme lan!

-Bizim asıl işimiz ne? -Kumar.

-Parti işine niye girdik? -Kumarı gizlemek için.

Peki bu kadar göz önünde olman doğru mu?

-Evet. Memo, Fıko burada mı? -Burada.

Hâlâ gelmiş bana "Millet sevdi diye viran oldu" diyor ya!

Viral.

[korku müziği]

Efendim Nuri?

Viral.

Ne dedin Nuri?

Viral.

-Bir daha söyle Nuri. -Viran.

Hah. Aferin.

Böyle.

[çakmak sesi, fokurtular, nefes]

Evet, nedir?

Videoyu yükleyenlere telif attım, çoğu kaldırıldı.

Ama sürekli yeni birileri yüklüyor. Hepsini takip edeceğiz bir süre.

-Asıl video kalkmadı ama. -Berkay'ın videosu mu?

-Evet. -Tamam, onu ben hallederim.

Bu sürekli yükleyenleri ne yapacağız?

Bence boşuna uğraşıyoruz. Böyle yaptıkça insanlar daha çok tahrik oluyor.

En fazla üç güne unutulur gider zaten.

Ülkede her gün on kere gündem değişiyor. Takmayalım bu kadar ya.

-Öyle mi diyorsun? -Doğru söylüyor abi.

Sosyal medya böyle bir şey. Bence de üç güne unutulur gider.

Yani…

İyi bari.

Adana'da kurulan LMKP adlı partinin Genel Başkanı Mahsun Karaca

öyle bir video paylaştı ki ülkenin gündemine oturdu.

Biz, olağanüstü bir ülkede…

[spiker] LMKP adında parti kurdu. Video çekip internete yükledi.

Saatler içinde ülke gündemine oturdu.

Olağanüstü politikalar üretmek gerek. Mülteci sorunu var diyorlar.

Hepsine vatandaşlık vereceğiz.

Sonra hepsini siyasi suçlu ilan edip yakalama kararı çıkartacağız.

Böylelikle isteyen, istediği ülkeye iltica edebilecek.

Hem onlar mutlu olacak, hem de Avrupa'ya iteleyip biz mutlu olacağız.

Emeklilerimize düzgün bir hayat yaşatamıyor muyuz?

O zaman onları da vatandaşlıktan çıkartacağız.

Yıllardır rüşvet var mı? Var.

Çözülebildi mi? Yok.

Rüşveti resmiyete döküp vergisini alacağız.

Komşu ülkelerden kaçak elektrik çekmek suretiyle

beleş elektriğe kavuşacağız.

Kısa sürede milyonlarca kez tıklanan videoya gelen yorumlar da dikkat çekti.

Mülteciler için mükemmel bir çözüm bence.

E, hepsi de Avrupa'ya gitmek istiyor zaten.

Gerçi biz de gitmek istiyoruz Avrupa'ya ya, neyse…

[kadın] Biz emeklilerin yurt dışında yaşamaya gücü yok.

Ama mülteci olarak gidebilirsek çok güzel imkânları var.

Destekliyorum.

Bize böyle somut çözümler gerekir.

Rüşvetten vergi almak çok mantıklı.

Devrim niteliğinde.

-[erkek] Elektrik çekme fikri çok iyiymiş. -Şimdi sıçtık işte.

Evet.

Güzel.

-Mesleği de yazıyoruz değil mi? -Meslek…

Yok ya, gerek yok. TC'yi yazmışsınız, tamam.

-Bir de ad, soyad yazın. -Tamam.

Siz de yazmışsınız.

-Tamam. -Bir de imza atarsanız…

Ben alayım. Kalemi de alayım.

Biz sizi ararız.

-Niçin? -Öyle lafın gelişi söyledim.

Büyük ihtimalle aramayız. Aramayız değil mi Şahin abi?

Siktir lan.

Peki bize bir belge falan vermeyecek misiniz?

Belge?

Efendim, zaten birkaç güne E-devlet'te çıkar LMKP üyesi olarak.

Daha sistemlerimiz tam kurulmadı, yeni bir parti olduğumuz için.

Aynen. Ondan dolayı vermiyoruz, yoksa…

Peki, çok teşekkür ederiz.

Sağ olun.

Anladım. Allah yardımcınız olsun. Ama unutmayın.

-Her zaman yanınızdayız. -Sağ olun, eksik olmayın. Yine bekleriz.

Çok kötü oldu bu, çok kötü.

Mal gibi kendimizi ortaya koyduk.

Bir haftaya kalmaz cezaevindeyiz böyle giderse. Ben söyleyeyim.

-Evet. -Abi, biraz sakin olun lan.

"Sakin olun ya" dedim.

Lan demedim.

"La" diye çıktı ağzımdan, "ya" dedim.

Ya abi, biz de o zaman tam tersini yapalım.

Nasıl?

İnsanları kendimizden soğutacak bir şeyler yapalım.

Hassas oldukları bir yere temas edelim.

-Mantıklı. -Harika fikir.

Ne yapabiliriz?

Biraz düşünelim tabii.

Millet bizi önce linç edecek.

Sonra unutulup gideceğiz.

Hah, bir bu eksikti! Linç mi edecekler?

Yani sosyal medya linçi işte abi. Herkes küfür edecek.

"Böyle iş olur mu?" "Ülke nereye gidiyor?" falan filan.

İki gün sonra, yokuz gibi düşün.

O kadar erken unuturlar mı diyorsun?

Oho, bu millete neler unutturmadılar ki Allah aşkına?

[polis telsizi sesi]

[derin sessizlik]

Yok yok, kimse gelmiyor.

Oğlum, sen niye ana akım medyadan kovulunca

iyice ateşlenmiş muhalif gazeteciler gibi konuşuyorsun ikide bir?

Derdin ne senin?

Buldum.

[havlamalar]

Ah! Anam anam!

Görüyorsunuz değil mi?

Sokak hayvanları adeta bir çete gibi vatandaşı kovalıyor.

Şu anda arkadaşımızı parçalıyorlar. Yetti be, yetti!

Sokak hayvanlarını istemiyoruz. Bu kadar da net söylüyorum.

-[Şahin] Sen ısırmıyorsun, parçalıyorsun! -Oldu mu?

Abi, oldu ama biraz daha sert mi olsa sanki?

Ne gibi?

İktidara gelirsek sokak hayvanlarını itlaf edeceğiz diyelim.

Oha! Çok sert olmaz mı lan?

Abi, sert olsun ki tepki çeksin. Zaten onun için yapıyoruz.

Tamam, gir kayda.

LMKP iktidarında sokakta hayvan göremeyeceksiniz.

Çünkü hepsini toplatıp uyutacağız.

Lan, hayvanın sokakta ne işi var?

Kahrolsun sokakta başıboş gezip insanların üzerine saldıran

hayvan oğlu hayvanlar. Bunlar anarşist.

Bunlar ateist. Bunlar terörist.

Oldu mu?

Kahrolsun sokakta başıboş gezip insanların üzerine saldıran

hayvan oğlu hayvanlar. Bunlar anarşist.

Bunlar ateist. Bunlar terörist. Oldu mu?

Sonu biraz saçma olmuş. Orayı kesersin.

Evet, ben de tam onu diyecektim.

Bak, bu ara güzel olmuş. Değil mi?

Hadi gidelim de şunu bir an önce atalım.

-Benim işim bitti mi? -He, bitti kardeş.

-Sağ ol, eline sağlık. -Eyvallah.

Sokaklarda harbiden köpek yok. Gerçekten itiraf mı ettiler acaba?

[Memo] İtlaf.

[spiker] Daha önce yayımladığı videoyla sosyal medyanın gündemine oturan

LMKP Genel Başkanı Mahsun Karaca

bu kez de sokak hayvanlarıyla ilgili sözleriyle gündeme bomba gibi düştü.

Kahrolsun sokakta başıboş gezip insanlara saldıran hayvan oğlu hayvanlar.

Bu sözlere karşı çıkanlar olsa da büyük çoğunluğun destek verdiği görüldü.

Çok doğru söylemiş. Çoluğumuz çocuğumuz güvende değil.

Ben hiç doğru bulmuyorum. Bu hayvanların size ne zararı var?

Bu dünya hepimize yeter.

Geçen hafta bacağımı ısırdı. Bakın.

Mahsun Başkan'ın arkasındayız. Sokak hayvanı diye bir şey olmaz.

Sokak hayvanlarına dokundurtmayız. Bunu böyle bilin.

Ne oldu şimdi? Linç edildik mi?

Nefret ediyorlar mı bizden?

Tam olarak değil.

Karşı çıkan kadar destek veren de var maalesef.

Bir boka yaramadı yani. Üstüne bir de gündem olduk.

İyice ortalık malı olduk.

Sizin yapacağınız işe sokayım ben.

Evet.

Oğlum, emin misiniz lan? Bu bana hiç mantıklı gelmedi.

Lafı ağzımdan aldın vallaha.

Abi, insanların en hassas noktası kimlerdir?

Kimlerdir?

-Çocuklar ve yaşlılar. -Doğru söylüyor.

İyi. Hadi bakalım.

[erkek] Ben burada dururken bunları konuşmanın ne âlemi var?

Kafanda var mı? Ya bunlardan ne beklenir?

Bunların yediği önünde, yemediği arkada.

Kim bunlar ya? Sen beni dinleyeceksin.

Öyle bana bön bön bakma. Kim bunlar ya?

Çekil kız. Merhabalar. Ben LMKP Genel Başkanı Mahsun Karaca.

-Dayı, sen ne anlatıyorsun lan? -Ne vuruyorsun lan?

Ne anlatıyorsun oğlum sen?

Bizim iktidarımızda bunların hepsini hapse atacağız.

Ayrıca 60 yaş üzeri vatandaşların da oy kullanmasını yasaklayacağız.

Göster lan telefonunu! Telefonunu göreyim lan!

Bak ya, insana illa bunu yaptırıyorlar lan.

Bunu mu istiyorsun lan?

-Dövüyor mu lan? -Ne oluyor lan?

-Nereye sokayım lan bunu? -Lan, ne vuruyorsun?

-Nereye sokayım bunu? -Ne vuruyorsun lan?

[Memo] Dayı, kamera şakası ya. Kamerayı göster.

-Dayı, kamera şakası yaptık. -Böyle şaka mı olur lan?

-Sikerim şakanızı lan! -Kusura bakma dayı. Elini öpeyim.

Lan, sen de dur lan! Bırak lan elimi!

Al dayı, kendine uyuşturucu alırsın.

Seversin.

İyi günler.

[Memo] Sen adamın götüne niye telefon soktun ki? Anlamadım.

Vallaha ben de bıktım. Hani diyorlar ya "Çıkart şu telefonu diye". Nedir bu ya?

Gençleri rahat bırakın artık ya. Bu nedir böyle?

Nedir alıp veremediğiniz?

[yaşlı kadın] Biz gerekirse oy kullanmayız çocuğum.

Yeter ki gençlerimizin geleceği iyi olsun.

Her zaman ve her yerde Mahsun Başkan'ın arkasındayız.

[kadın spiker] Halkın desteğinin gitgide büyüdüğünü söyleyen

kamuoyu araştırmacısı Ahmet Yılmaz

bunun bir dip dalga olabileceğini ifade etti.

LMKP diye bir parti var. Şu anda sahadalar.

Ve bunun araştırılması gerekiyor.

Bir sonraki seçim anketimizde mutlaka LMKP'yi dâhil edeceğiz.

İçişleri Bakanı Mehmet Demir de tartışmalara katılanlar arasında.

[kadın haberci] Sayın Bakan, görüntülerle ilgili düşünceniz nedir?

Bu tarz görüntüler hiç hoş değil.

Sözde devleti yönetmeye talip olan kişilerin

önce halka saygılı olması gerekir.

Pardon. Biz LMKP'ye üye olmak için gelmiştik ama…

Mahsun Başkan! İnanmıyorum!

Evet.

Ya nasıl böyle oldu, anlayamıyorum.

Ne yapacağız şimdi?

Vallaha bilmiyorum ki. Düşünelim.

Düşünelim biraz.

Düşünmeyin efendim.

Siz hiçbir şey düşünmeyin!

Düşüne düşüne ağzımıza sıçtınız zaten!

Şakşakçı pezevenkler!

[fokurtular]

[dramatik müzik]

Evet.

Ben diyorum ki, beyin fırtınası yapalım.

Ofisin güvenliği için iyi bir fikir bulalım.

Tabelamızı yaptırıp asalım.

Mesela, Mahsun Bakliyat.

Hırdavat da olabilir.

Arada kaldım.

Yani ne yaparsak yapalım bize artı yazıyordu.

Ya biz bir yerde yanlış yapıyorduk ya da daha kötüsü.

[İhsan] Nedir daha kötüsü?

Halk, bilincini kaybetmişti belki de. Bilemiyorum.

Anladığım kadarıyla yıllar boyunca bu kumar işinden

epey para kazanmışsınız. Doğru mu?

E, kazandık tabii. Doğru.

Peki neden bırakıp başka bir iş yapmadınız Mahsun Bey?

Neden yıllar boyunca bütün çabanızı

bu kurduğunuz yasadışı düzenin sağlıklı işleyebilmesi için harcadınız?

Dürüstlüğün para etmediği, yalan dolan ve sahtekârlığın

prim yaptığı bir dünyada insan ne yapar?

Bununla savaşır. Değiştirmeye çalışır.

En azından, ben doğru bir insan olayım diye uğraşır.

Eğer, erdemli ve onurlu biriyse tabii.

Hah, işte biz öyle insanlar değildik.

Bu yüzden de siyasette başarılı olmamamız gerekiyordu.

En azından bunun farkında olmanız bir erdem sayılabilir.

Ya sikeyim öyle erdemi, affedersiniz.

Biz bayağı leş gibi insanlardık ya.

Peki daha sonra ne yaptınız insanlar sizden soğusun diye?

Valla anladık ki, en iyisi sessiz kalmak.

Hiçbir şey yapmamak. Ölü taklidi yaptık.

-İşe yaradı mı? -Yaradı tabii.

Bir süre sonra gerçekten insanlar bizi unutmaya başladı.

Biz de nihayet gerçek işimize odaklanabildik.

Hah, hadi görüşürüz.

Oo, Veysel dayı.

-Vay, vay, vay. -Başkanım.

-Şahin. -Şükür kavuşturana.

-Kopil! -Adam ya, adam.

Hadi gidelim.

Oo, yeğenim. Ben yokken şekliniz bayağı düzelmiş ha.

Çok şükür dayı, kazanıyoruz. Ekmeğimizin peşindeyiz.

İyi, iyi. Helalde para yok. Haram iyidir. Dur.

Hadi, bismillah.

-[Mahsun] Nasıl geçti dayı? -Çok güzel geçti.

Keşke çıkmasaydım. Hayırlı olsun.

-Eyvallah dayı. -Kazasız belasız.

-Limon sürün buralara. -[Şahin] İyi bedel ödedin ha.

Ödedim, yattık, çıktık.

-[Mahsun] Ödedi, ödedi. -Çok şükür.

Gene gelirim.

[gerilim müziği]

Abim, çok bekletmedim inşallah.

Yo, öyle güneşin altında iki saat yumurta gibi haşlandık yani Özkan.

Çok beklemedik yani.

Ya sen geldin işte, ben de çıktım.

El ettin, el ettim. Doğru mu?

Özkan, hatırla bunları. Yola bak, yola.

Hadi bakalım, şimdi bülten geç abine.

Son durum ne?

Kesinleşti abi.

Emin olduk. Villanın bodrumunda kumarhane işletiyormuş.

Çakal.

Ama ihbarı onun yaptığından emin değiliz hâlâ.

Oğlum, şu hayatta neden emin oldun Özkan?

Neden emin oldun?

Ortada işte her şey. Kim yapacak başka?

Abi.

Şöyle sağa doğru kaydırıp bakabilirsin.

Evlenme mi teklif etti yavşak?

Yok ya, edemedi.

Yüzüğü verdi.

Önce bir durdu, kem küm etti.

Sonra da, "Geçmiş doğum günün kutlu olsun" dedi. Salak ya!

Pardon abi.

Bir sağa çek bakalım Özkan.

Peki abi.

Oh! Vallaha mis gibi. Özlemişim kebabı ya.

-Afiyet olsun dayı. -Sağ olasın.

Yarasın.

Şimdi, parti binası olunca daha mı güvende oluyor çocuklar?

Vallaha, aylardır baskın yemedik.

Partiye üye olan polisler bile var.

Hatta o geçen gelen sakallı abi vardı ya, adam komisermiş.

İşiniz düşerse arayın, dedi.

Sen yine arama da…

Vallaha mekân on numara beş yıldız olmuş ya.

Kesin Şarapçı Serhat'ın işi bu. Helal olsun ya.

De, ben ne yapacağım Mahsun?

-Büyük projelerimiz var dayı. -Ne gibi?

-Franchising sisteme geçeceğiz. -Güzel.

-Franchising ne? -Bayilik vereceğiz yani.

Bayilik de lan o zaman! Sen kimsin?

Ben Nuri, reklamcıyım.

Dayı, ilçeleri gezip hatta başka şehirlere gidip

hizmet standartlarımızı anlatacağız. Şartlarımıza uyan kumarhaneleri

şubemiz yapacağız, sonra da komisyonumuza bakacağız.

Oğlum, yasadışı işin şubesi mi olur lan? Dellendiniz mi?

Kumarhanenin değil dayı. Partinin şubesi olacaklar.

Dayı, mesela Antalya'da kumarhanesi olan kim var?

Valla bu işlerin piçi Cenk var bildiğim. Necdet var.

Zafergiller var ama devam ediyor mu bilmiyorum.

Misal, Necdet'e gidip sistemimizi anlatacağız.

Kabul ederse LMKP'nin Antalya İl Başkanlığı onda olacak.

Aynı zamanda da kumarhane işine devam edecek. Ayıktın mı?

Oğlum, çok süper bir fikir lan bu! Harika.

-Peki şartlarımız ne olacak? -Burada hepsi yazıyor.

Yazmışlar bir de.

"Mekân müstakil bir yapıda olmalıdır.

Bodrum kat için iyi bir ses yalıtımı yapılmalıdır.

Parti girişiyle kumarhane girişi farklı yerlerden olmalıdır.

Kaçış tünelinin özellikleri araçları…" Oğlum, siz ne yapmışsınız lan?

Boş durmadık dayı. Çalıştık.

Yalnız bu iş ortaya çıkarsa hepimizin götünden kan alırlar çocuklar.

Organize'ye giriyor, örgütlü suç bu oğlum.

Evet, o yüzden bize senin gibi güvenilir adamlar lazım dayı.

Başkası olsa bizi elli defa ötmüştü polise.

Sen bir defa bile vermedin adımızı.

Yok. Sen bana babadan yadigârsın Mahsun'um.

Onun hakkı ödenmez. Az ekmeğini yemedim.

Yoksa öterdim yani.

Eyvallah dayı.

-Hadi kalkın, gidelim. -Nereye?

Ceyhan'a, Necati'nin mekândan başlayalım.

Dayı, yeni çıktın içeriden. Biraz istirahat edeydin.

-Acelemiz yok. -Ben içeride yeterince dinlendim zaten.

Hem biraz hava almış oluruz, hem hasret gideririz hep birlikte.

-İyi. Hep beraber mi gidelim? -He, hep beraber. Sen gelme lan!

Dayı, sen niye gıcık oldun bana durduk yere ya?

Yeni tanıştığı insanlardan nefret eder o.

Takma kafaya. Bir iki defa döver, ondan sonra sevmeye başlar.

-"Döver" derken? -Bayağı bir anda gelip girişiyor.

O da öyle bir insan, ne yapalım?

-Ben kalayım o zaman. -E, hadi görüşürüz.

İstanbul, İzmir, Ankara, Urfa, Malatya, Diyarbakır, Erzurum.

Daha sayayım mı lan?

Dayı. Sen bunların hepsiyle samimi misin yoksa…

Tabii lan. Oğlum, siz bilmezsiniz.

Bu babanların zamanında bütün Türkiye'ye bizim elimiz, kolumuz uzanırdı.

Hatta bu dernek dümenini de ilk biz başlattık.

Şimdi de parti dümenine döneceğiz inşallah.

Ya boşuna dememişler, "Armut dibine düşer" diye.

Çok iyi şebeke olacağız, çok.

Şebeke hoş bir kelime olmadı ama tabii sen bilirsin.

[klasik müzik]

[duyulmayan konuşmalar]

[duyulmayan konuşmalar]

[klasik müzik devam eder]

-Bunlar kim lan? -[şarjör sesleri]

-Lan! -Silah mı lan o?

-Bize mi sıkıyorlar? -Eğ kafayı eğ!

[silah sesleri devam eder]

Kafanızı eğin!

[klasik müzik devam eder]

[duyulmayan bağırışmalar]

Vallaha ucuz atlatmışsınız.

Ya böyle bir kazadan sağ çıkmanız bile mucize.

Ne mucizesi ya? Asıl o arabada ölmek mucize.

Bir anda götümün içine kadar hava yastığı doldu.

Şşş.

-Pardon. -Neyse, ben bir doktorla konuşayım.

-Adı neydi? -Kutsi miydi neydi.

Yan odada dövüyorlar. Git, yurt dışına kaçmadan yakala.

Tamam.

Bir şeye ihtiyacınız olursa ben buradayım. Arayın, tamam mı?

-Sağ ol. -Sağ ol abla.

Ya kadının yanında küfürlü konuşmaya utanmıyor musun?

Ne var lan? Altı üstü "göt" dedik.

Abartma sen de. "Göt" küfür mü?

-Değil mi? -Bir organ adı. Her canlıda var.

[Veysel] Şahin doğru söylüyor.

"Göt" demek için "göt" demek lazım.

Abi, o zaman "sik" de diyelim.

Her ortamda yeri geldiğinde "sik" de diyelim. Olur mu öyle?

Ama abi, "sik" dediğin zaman başka anlama da geliyor.

Tabii, bir talep olarak da algılanabilir.

İlla organ anlamında kullanacaksan "pipi" olabilir.

-Ya da "çük." -"Büllük."

Ağzımdan aldın.

E, o zaman "göt" yerine de "popo" diyebiliriz.

Doğru.

Vallaha bu da doğru. Sen de haklısın.

Lan, "göt"le "popo" aynı şey mi?

Kaç yaşında adamım ben. "Popo" mu diyeceğim bu saatten sonra?

Vallaha Şahin de doğru söylüyor. Vallaha, sen de haklısın.

Şimdi adam dese ki, "Popom hava yastığı doldu",

ben derim ki, "Bu herif kesin vurduruyor yani." Şorolo.

A, şunun sesini aç hele.

Mahsun Başkan!

Şu an hastanenin önündeyiz sevgili seyirciler.

Burada toplanmış insanlar var.

Mahsun Başkan'a destek için geldiklerini ifade ediyorlar.

Hemen mikrofon uzatıyoruz. Niye geldiniz?

Bu yapılan şey demokrasiye saldırıdır.

Burası muz cumhuriyeti değil kardeşim!

Biz Mahsun Başkan'ın arkasındayız. Bütün halk onun arkasındadır.

Bu da böyle bilinsin.

Sizce bu saldırıyı kim düzenlemiş olabilir?

Amerika'yla, İsrail tabii ki. Kim olacak başka?

Adamı istemiyorlar. Niye acaba?

-Niye? -İşlerine gelmiyor.

Mahsun Başkan, adam gibi adam.

Öl de, ölelim başkanım!

Öl de, ölelim Başkan!

Bu ne ya?

Bu sefer harbi sıçtık.

Evet.

Hemşire hanım, bir küllük alabilir miyim? Yere dökülmesin, ne olur.

[Almanca konuşur]

Mahsun bey geri gelmeyecek mi diye soruyor.

Birazdan gelir.

[Almanca konuşur]

[çakmak sesi, fokurtular, nefes]

Siz kimsiniz?

-Abi, anlattılar ya. -Evet.

Ne istiyorsunuz bizden?

Mahsun Bey, sizden bir şey istemiyoruz.

Siyasi faaliyetlerinize hız kesmeden devam etmenizi temenni ediyoruz.

Tamam.

[Almanca konuşur]

Bu konuda elimizden gelen desteği sunmak için buradayız.

Ne diyor?

Bayan Laura daha cesur bir muhalefet yapmanızı öneriyor.

Laura ne demek?

Hay ben senin…

Almanya size gerekli destek sunacak Herr Karaca.

Sadece devam et. Başka bir şey yok.

-Bizim kârımız ne olacak bu işten? -Masaya bak.

-Ne? -[Nuri] Abi?

Masaya koydular ya.

Ha sik...

Başarılar Herr Karaca.

[Fransızca konuşur]

Tabii.

Aynen.

Ne yazıyor?

150 bin euro.

-Oha. -Vay annesini.

Ne istiyorlar bizden?

[Rusça konuşur]

Putin güzel, seviyoruz.

[hareketli müzik]

[Arapça konuşur]

Âmin.

Ecmain.

Âmin.

Allah razı olsun.

Bunlar Mardin arabı mı, Antakya arabı mı?

[müzik kesilir]

Arap oldukları belli de.

Ne yapacağız bunlarla?

Başkanım, bence dolara yatıralım.

Dolar olmayanları yani.

Hisse senedi derim ben.

Yabancı şirketlerden de alacağız tabii. Böyle bir sepet yaparız.

-Bitcoin? -İşte bu. Adam vizyoner abi.

Metaverse'ten de arsa mı kapatsak biraz?

O iş boka saracak.

Daha büyük firmalar girmeden Metaverse yatırımı mantıklı değil.

-Doğru. -Araç fiyatları da yükselecek aslında.

Şahin filosu kurabiliriz.

150-160 tane Şahin alıp yükselince satarız.

O kadar arabayı elden çıkarmak zor olur abi.

Onun yerine 40-50 tane orta sınıf Renault tarzı daha mantıklı.

Hah, 50 tane olunca hemen satabiliyorsun yani.

15-16 tane cip alsak?

Abi, almışken adamakıllı bir tane alalım.

Hem kendimiz binelim, hem de yatırım olmuş olsun.

Ne gibi?

Ferrari.

Oğlum, Ferrari'yi nerede süreceksin? Adana lan burası.

-Ne alaka lan? -Mehmet haklı Nuri.

Ferrari'yle en fazla Ziya Paşa'da, Özal'da falan gezersin.

Misal, canın şırdan çekti diyelim.

Kocavezir'e Ferrari'yle girebilir misin?

Girersin abi, ne olacak? Siz de Adana'yı iyice şey yaptınız ha.

Ne?

-Yabani. -Lan ben ondan mı bahsediyorum?

Her yer çukur. Arabanın altını vura vura karteri delecek,

ondan sonra motor yatak saracak. Al başına belayı.

Abi, şanzımanı vurduğunu düşün bir de. Kim bilir kaç paradır.

Çıkma Ferrari şanzımanı da bulamayız.

Mümkünatı yok. Şanzımanı vurman zor gerçi de.

-Marşpiyeli bile bulunmaz bunun. -Yav tamam ya, almayalım.

Kırk yılın başı bir laf ettim, hemen oto sanayi esnafı oldunuz ha.

[Şahin] Beyler.

Galiba şuurunuzu kaybetiniz. Ayıktırayım.

Şu an kimin parası üzerinden hayal kuruyoruz?

Rus, Fransız, Alman…

Arap. Ne güzelmiş lan.

Bunlar bize niye verdiler bu paraları sizce?

Salak oldukları için.

Siz hepiniz beni çıldırtmaya yemin ettiniz herhâlde.

Ulan görmüyor musunuz? Bütün bu ülkeler bizi fonluyor!

Neden? Biz siyasi parti olduğumuz için.

Muhalefet ettiğimiz için fonluyorlar!

Bu ne demek oluyor? Her adımımızı takip ediyorlar demek.

Eğer bizden istedikleri şeyleri yerine getirmezsek

verdikleri bu paraların acısını bizden kanırta kanırta çıkaracaklar demek.

Evet.

Abi, adam doğru söylüyor.

Biz bu paralara dokunamayız.

-Harbiden mi lan? -Tabii oğlum.

Bu devirde kim kime böyle çanta dolusu para verir ya?

Üstelik bu adamlar öyle sıradan adamlar değil ha.

Bak, yemin ediyorum kim vurduya gideriz.

Cesedimizi bile bulamazlar. Sıçtık biz ya!

Bir gece evde mışıl mışıl uyurken…

Bum! Bitti gitti işte.

Biz kimiz ki lan bunlar için? Hey yavrum hey.

Yok abi yok. Öyle bomba falan serseri, çakal işi.

Bunlar var ya, bizi yemin ediyorum, böyle asit dolu kazana koyarlar

kemiklerimizi bile eritirler. Yok ederler yani.

-Ne yapacağız oğlum? Geri götürelim. -Bence en mantıklısı bu.

[Nuri] Doğru, abi. Ben bu yaşta pisi pisine gitmek istemiyorum.

Yeter ya, susun!

Yaptığımız şeye devam etmemizi istemiyor mu bunlar?

Tamam o zaman. Biz de aynen devam ederiz.

-Siyasete mi? -Evet.

Görmüyor musun, daha işin içine girmeden, paralar yağmaya başladı oğlum.

Zaten ne yapsak millet destek veriyor.

Bir de bu işi daha ciddiye aldığımızı düşünsenize.

Ne yalan söyleyeyim,

ben hiçbir işte böyle havadan para geldiğini görmedim.

Ama bu iş tehlikeli. Siyaset.

Yani sen şimdi bayağı bayağı siyasetçi olalım diyorsun, öyle mi?

Lan olmuşuz zaten amına koyayım. Daha ne kadar olacağız?

Ciddiye alıp üstüne düşelim diyorum.

Abi iyi de, biz ne anlarız siyasetten?

Şimdiye kadar anlıyor muyduk?

[oryantal müzik, zılgıtlar]

[müzik kesilir]

[dramatik müzik]

[duyulmayan konuşmalar]

[Mahsun] İlk mitingimiz, Adana mitingi.

Bir milyon kişi bekliyorduk.

80 kişi geldi. Olsun.

[tezahüratlar] Mahsun Başkan! Mahsun Başkan!

[dramatik müzik devam eder]

[tezahüratlar] Mahsun Başkan! Mahsun Başkan!

-Hazır mısın Adana? -Evet!

LMKP iktidarına hazır mısın?

Hazırız!

Bu fakiri başkan yapmaya hazır mısın?

-Hazırız! -Oylar kime?

LMKP!

-Oylar kime? -LMKP!

-Sadece kadınlar. -LMKP!

-Şimdi erkekler! -LMKP!

Siz diyorsunuz LM. Mehmet, sen de K.

Şahin, sen de P de.

L M.

-K. -LMKP.

Bir daha.

-Ben K diyorum, sen P diyorsun. -K, P.

LMKP!

-LMKP! -[Mahsun] Oldu, oldu.

Siyasette zarlar yeniden atılacak.

Bırak gelsin, bırak gelsin.

Ne olur başkanım. Başkan!

Tamam, tamam hadi git.

Eyvallah.

[tekno müzik]

Sevgili Ankaralılar!

Bu güzel şehrimize bir Transformers Park yakışmaz mı?

Anketçiler habire bir şeyler açıklıyorlar.

En iyi anket seçimdir, seçim.

Erkekseniz seçimden önce bir seçim yapalım.

Görelim bakalım oranları.

Koskoca Diyarbakır'a kaç bin yıllık eski püskü bir köprü yakışıyor mu?

Malabadi Köprüsü'nü yıkıp onun yerine çağımıza uygun

modern, metal bir köprü yaptıracağız.

Hasankeyf sualtı şehri yapıldı. Haa…

Peki bir tane yeter mi? Bir tane daha sualtı şehri yapacağız.

Onu da anketlerle siz belirleyeceksiniz.

Fındığın kilosunu sizden 300 liraya alıp tekrar size 30 liradan satacağız.

Bu saçma sapan bitki çaylarını falan da hepsini yasaklayacağız.

Herkes siyah çay içecek. Öyle değil mi uşağım?

[kalabalıktan coşkulu sesler]

Mersin'e iki tane daha nükleer santral yapacağız.

Üstelik Çernobil'de çalışan dünyanın en verimli ekibini getireceğiz.

Bu sizin hakkınız.

LMKP iktidarında, tüm Türkiye çekirdeğe çiğdem,

simite gevrek diyecek.

Ayrıca Saat Kulesi'ne de akıllı saat takacağız.

Tüm şehrin nabzını takip edeceğiz.

Atkı falan bir şey yok muydu ya?

Ya bir sürü takım varmış. Hangisini alsam diğeri kızacak.

Hepsi de birbiriyle kavgalıymış zaten.

"Lan, hayırdır oğlum. Siz niye böyle yapıyorsunuz lan?" dedim.

Tamam, iyi yaptın.

[çakmak sesi, fokurtular, nefes]

Sevgili Bursalılar.

Başkanım, Erzurum'dayız.

Akdeniz'in İncisi Erzurumlular.

Hayır! Hayır.

Lan bir git ya.

Türkiye'de petrol vardı da biz mi içtik?

-Abi, sakin ol ya. -Lan, bir git ya.

Bir şey yapmadım ki.

Sen ne bakıyorsun lan orada, ha? Laf mı dinliyorsun?

Bir şey demedi, demedi.

-Bizi takip ediyor bak. -Vallaha yok ya.

Gel, gel. Allah aşkına gel.

[tekno müzik]

Bakın, son anketimizde halka

"Bu pazar seçim olsa hangi partiye oy verirsiniz?" diye sorduğumuzda

şu an yüzde üç civarında LMKP çıkıyor.

İktidar ve muhalefet partilerinin şapkalarını önlerine koyup

-bir düşünmesi lazım. -Herkes kendine göre anket yaptırıyor.

-Bunları görüyoruz yani. -Çok kısa bir reklama gideceğiz.

Çok az bir vaktimiz kaldı.

Ömür Bey'den de düşüncelerini alalım.

Büyük bir sürpriz beklemiyorum.

Ama LMKP'den de bir cacık olacağını hiç zannetmem.

-Ben de katılıyorum. -Bakın, hiç sokağa inmiyorsunuz.

A? Bu ne şimdi?

Durduk yere ne gerek vardı?

Ya hani insanlar ilk iş kurduğunda ilk kazançlarla

sevdiklerine hediye alır ya, öyle düşün.

Ne kazancı Mahsun?

Sen parti falan diye başka işler mi karıştırıyorsun?

Yok ya, ne alakası var?

[kısık sesle] Sen yabancı değilsin. Bizi fonluyorlar.

Ne? Kim?

Yabancı ülkelerden bazı kuruluşlar.

Demokrasi falan filan diyorlar ama…

Muhalefet olduğumuz için yapıyorlar. Ayıktım ben.

Ha sen bayağı dış güçlerin maşası oldun yani?

Tabii, tabii.

O nasıl cümle ya? Ne alakası var?

Adamlar bize şunu yapın, bunu yapın demiyor ki.

Kafamıza göre takılıyoruz biz.

Bilemem artık.

Daha sonra iktidara gelince sizden farklı şeyler istemesinler?

İktidara gelince mi?

-Yok anasının ahı yani. O kadar da değil. -[Şeyma güler]

Vay.

-Zevkli adammışsın. -Öyleyimdir. Bakma barzo göründüğüme.

[seri şekilde mesaj bildirim sesi]

-Bu ne ya? -Ne oldu?

Herkes gruba bu videoyu atmış.

Len Mahsun! Gel buraya, gel, gel.

Düdük Mahsun!

Demek LMKP Genel Başkanı olmuşsun.

Genel herif!

Peki oğlum, sana soruyorum.

İnsanlar senin gerçek yüzünü gördüğünde sokağa nasıl çıkacaksın?

Seni bitireceğim oğlum. Yavaş yavaş bitireceğim.

Böyle hızlı bitirmeyeceğim. Gıdik gıdik bitireceğim.

Dirhem dirhem bitireceğim seni.

Bitireceğim!

Arkadaşlar, bunun gibi gerçek ifşa videolarını izlemek için

kanalıma abone olmayı ve like atmayı unutmayın.

Biz bir aileyiz. Çığ gibi büyüyeceğiz.

Kes oğlum.

-Bu neydi şimdi? -Ben de anlamadım.

Biz buna ne yaptık ki böyle tribe girmiş.

Acaba Şahin mi bir şey söyledi?

Sen bir işler mi karıştırıyorsun Mahsun? Bak, bana doğru söyle.

Yok ya, ne işi karıştıracağım Şeyma?

Peki, bu arabanın kurşunlanma olayı ne oldu?

Çıkmadı bir şey, bulamadılar.

-Aynı adamların işi olmasın? -Vallaha ben de şaşkınım.

En güvenilir adamımdı.

Yani yol arkadaşımdı, partiden.

[kadın haberci] Yayımlanan videoyla ilgili ne düşünüyorsunuz?

Yani siz bu videolara gerçekten inanıyor musunuz kızım?

Bunların hepsi yalan dolan kızım. Komple kuruyorlar. Tuzak.

Yani açıkçası kumpas bunlar. Biz bunları bilmiyor muyuz sanki?

Salak mıyız biz? Şurada 100 kişiye sorun.

90 kişi bu videoların kumpas olduğunu anlar.

Ben inanmıyorum böyle şeylere.

Benim oyum Mahsun Başkan'a, LMKP'yedir.

Kim ne derse desin, ne yaparsa yapsın, umurumda bile değil.

Benim diyecek iki lafım var.

Bir, gençlerin geleceğiyle artık oynamayın.

İki, Mahsun Başkan'ın yakasından düşün.

[erkek] Bravo Başkan!

Eyvallah.

Ne yaptın Başkan? Allah belanı versin!

Nasılsın teyze? Sağlığın sıhhatin nasıl?

-Çok şükür… -İyi, güzel, güzel.

-İşler nasıl? -Hiç iyi değil Başkan ya.

-Gelmiyorsun iki haftadır. -İki hafta?

-Sizin isim neydi? -Aşk olsun ya.

-Dalga mı geçiyorsun? Unuttun herhâlde. -Kolay gelsin.

Hadi bakalım.

Mahsun! Düdük Mahsun!

Şahin! Asabi Şirin!

Memoş!

Seni gidi azgın teke seni.

Demek parti kurdunuz ha?

Lan oğlum, insanlar sizin kim olduğunuzu öğrenirlerse diye

hiç mi korkmuyorsunuz? Anlatacağım.

Konuşacağım. Bak ko… Ko… Konuşacağım.

Lime lime edeceğim sizi. Küçülteceğim.

Böyle Şahin, Memoş, Mahsun yapacağım.

Çocuk pusetlerinde gezdireceğim sizi.

Az kaldı, bekleyin.

Arkadaşlar, bir sonraki ifşa gerçekleri videolarımı izlemek için

abone olmayı ve like atmayı unutmayın.

Allah Allah?

Biz bilmeden bir şey mi yaptık bu adama?

-Ne kadar içten bir nefreti var değil mi? -Beyler.

Gerçekleri açıklarsa biteriz. Biliyorsunuz değil mi?

Buna ulaşalım bir şekilde. Sen bulamaz mısın?

Denerim, olabilir.

Fıko burada mı?

-Burada başkanım. -Online mı?

Evet.

Şunun sesini açın hele.

[erkek] Bakın, yüzde beş diyoruz.

Ama ben size daha ilginç bir şey söyleyeceğim şimdi.

Son yaptığımız ankete bir soru daha ekledik.

Ve dedik ki "İkinci olarak hangi partiye oy verirsiniz?"

Yani bir sebepten kendi partinize oy veremediniz.

İkinci alternatifiniz kim olur?

Burada sonuç ne çıktı biliyor musunuz? Yüzde 14 LMKP.

[kadın spiker] Yok artık, gerçekten mi?

Aynen öyle efendim.

Bakın, buradan söylüyorum. LMKP bu seçimlerin sürpriz partisidir.

Lan Mahsun! Telefonun çalıyor!

[Mahsun] Müsait olduğum zaman tekrar arasınlar.

[kadın spiker] Böyle bir şey mümkün mü Ahmet Bey?

Mahsun Bey'in telefonu.

Nereden?

Kanal 8 mi? Evet.

Şu an açık zaten. Mahsun bey… Ben kendisine haber vereceğim.

İki dakika sonra arasanız olur mu? Tamam.

Kanala almak istiyorlar.

Hah, Mahsun! Kanal 8'den aradılar.

Seni yayına almak istiyorlar. Birazdan tekrar arayacaklar.

Evet. Ben diyorum ki beyin fırtınası yapalım.

Ofisin güvenliği için iyi bir fikir bulalım.

Tabelamızı yaptırıp asalım. Mesela "Mahsun Sex Shop."

Boku yedik.

Ya da kırtasiye. Arada kaldım.

Şşş, Mahsun!

Mahsun, iyi misin?

-Abi, kendine geldin mi biraz? -Hayır, burada asla kumar oynanmıyor.

Tamam, önceden oynanıyordu.

Bu neymiş?

Para değil ya, plastik bu.

Herkesin hayatına kimse karışamaz.

Yok abi, kafa yerinde değil.

Aha! Arıyorlar.

Müsait değil diyelim.

Bir sonraki programa çıkabiliriz diyelim.

-Öyle mi? -Kes ulan!

Aha! Ayıldı.

Evet. Buyurun, benim. Tamam, bağlayın.

Sevgili seyirciler.

Arkadaşlarım LMKP Genel Başkanı Mahsun Karaca'yı yayına bağladılar.

-Kendisine bazı sorular yönelteceğiz. -Kıs şunun sesini.

-Mahsun Bey, iyi akşamlar. -İyi akşamlar.

İlk kez bir canlı yayına katılıyorsunuz. Yanlış bilmiyorum değil mi?

Evet, ilk kez.

Ahmet Bey'in yaptığı anket sonuçları oylarınızın epey arttığını gösteriyor.

Yüzde beşe dayandığını ifade etti az önce kendisi.

Ne düşünüyorsunuz bu konuda? Neye bağlıyorsunuz bunu?

Beşle çarpsın.

Efendim?

Bakın, eğer bundan sonra anketlerde bizi

yüzde 25'ten aşağı kim gösterirse namussuz, şerefsizdir.

Eğer namussuz, şerefsiz değilse demek ki biz namussuz, şerefsiziz.

Ben böyle düşünüyorum.

Yani yüzde 25 mi alacağım diyorsunuz?

-En az. -Nasıl bu kadar eminsiniz?

Biz, halkların kardeşliği için, demokrasi için, barış için,

ya sev ya terk et! Bu vatan bizim! Bu bayrak bizim!

Ey işçi ve emekçi kardeşlerim, yoldaşlar, ülküdaşlarım.

Osmanlı'nın mirasını birlikte yücelteceğiz!

Allah'ın izniyle geliyor gelmekte olan!

Yaşasın Atatürk. Comandante Che Guevara.

Ben böyle olduğunu düşünüyorum.

Efendim, hatta mısınız?

Evet, ilginç bir siyasetçi Mahsun Bey.

Ne yaptın oğlum sen?

Delirdin mi lan?

Bunlar siyasi söylemler. Sen ne anlarsın?

Lan, ortaya karışık meyve tabağı gibi söylem mi olur, gevşek?

Karışma işime ya.

Demedi demeyin, hepimizi harcatacak bu piç.

Mahsun, sadece tek bir cevap istiyorum. Doğru mu, değil mi?

-Nereden çıktı şimdi bu Şeyma? -Mahsun, doğru mu, değil mi?

Ya kim söyledi sana bunu? Bana onu bir söylesene.

[Koray dış ses] Dernek adı altında işlettiği kumarhanelerden

bahsetti mi sana?

Parti binasının bodrum katını gösterdi mi mesela?

Safsın kızım sen, saf.

Doğru mu bunlar Mahsun?

Evet.

Nasıl bir şey yapalım başkanım?

Vallaha bu işin uzmanı sensin.

Halkı heyecanlandıracak, gaza getirecek bir şeyler olsun işte.

Tarz olarak ne düşünüyorsunuz?

Arabeks pop, arabeks rock, arabeks rap.

Tekno arabeks, deep house arabeks, leş arabeks, acıklı arabeks, düz arabeks.

-Arabesk cepte? -He, nasıl edelim?

Pop olsun bence.

Hard rock da olabilir.

-Sen ne diyorsun Şahin? -Ben anlamam o işlerden.

Tamam o zaman, arabesk olsun. Halkımız arabeski seviyor.

Ama öyle acılı, leş arabesk,

üçüncü sınıf konfeksiyon atölyesi tarzı.

Araya rap de koyabilirsiniz. Gençler de onu seviyor.

Tamamdır başkanım. Mesaj alındı.

Oo, peşin para. En sevdiğim!

[tuhaf şekilde kahkaha atar]

-Kes lan! -Ayh.

-Ne zaman biter? -Taş çatlasın üç güne hazır başkanım.

-Klip? -Hepsi, hepsi. Anahtar teslim.

Dört, bilemedin üç güne paket ederim ben.

-Hadi bakalım. -O zaman ben gideyim.

Hazırlıklara falan başlayayım.

He, kapının yerini biliyorum zaten.

Hadi eyvallah.

[tuhaf şekilde kahkaha atar]

Nuri, Mehmet. Birkaç sanatçı daha ayarlayalım.

Farklı tarzlarda olsa daha iyi olur.

-Tamamdır başkanım. -Başkanım yalnız,

artık maddi olarak biraz sıkışabiliriz.

Oha, bitti mi lan o kadar para?

Yani bitmedi de, o kadar miting yaptık.

E, bayağıdır fon da gelmiyor.

Tamam, tamam. Akşamki kabine toplantısında güzel bir meblağ toplarız.

Şimdi beni Şahin'le yalnız bırakın.

-Sen bana trip mi atıyorsun? -Ne tribi lan?

O gün biraz sert konuştum, ondan mı?

Ya Mahsun, Allah için git işine. Benimle uğraşma ya.

Çıkar mısın dışarı?

-Ne? -Beni kendimle yalnız bırak.

Biraz düşünmeye ihtiyacım var.

Allah'ım, sen sabır ver ya Rabbi. Deli ediyor bu çocuk beni ya.

[görüntülü arama sesi]

[Şeyma] Ne var?

Niye arayıp duruyorsun beni Mahsun?

Şey diyecektim Şeyma… Seni çok seviyorum.

Benimle evlenir misin?

-Senin kafan mı güzel? -Yo…

Ben seni sevmiyorum Mahsun. Seni istemiyorum, anlıyor musun?

Ben artık hayatımda bana yalan söyleyen birileri olsun istemiyorum.

Enayi yerine konmak istemiyorum.

Kime güvensem,

kime "Bu iyi adam, dürüst adam" desem sahtekâr çıksın istemiyorum.

Bir daha karşıma çıkma Mahsun.

[telefon kapanma sinyali]

Bugün burada LMKP'mizin kabine seçimleri için toplandık.

[kalabalık] Bravo Başkan!

Biliyorsunuz, oylarımız her geçen gün fişek gibi fırlıyor.

Bravo!

Böyle giderse tek başına iktidar olmamız hiç de uzak bir ihtimal değil.

[erkek] Büyüksün Başkan!

-Herkes giriş ücretini yatırdı mı? -Evet.

Sadece Berke dayı 50 dolar eksik verdi.

Borcum olsun diyor.

Keşke kabul etmeseydiniz. Şerefsiz hep böyle yapıyor.

Adamın her tarafı faul. Berke diye dayı mı olur amına koyayım?

Ne görev verilirse ülkemiz için canla başla çalışırız başkanım!

Bu çocuk çok dürüst birine benziyor.

İlk fırsatta partiden ihraç edelim.

Başımıza iş açmasın.

Doğru. Gözden kaçmış.

İyi konuşuyor ama boş konuşuyor.

Liderlik vasfı da yok zaten. Anladın mı?

O zaman oyunlar başlasın.

[hareketli pop-jazz müzik]

[duyulmayan konuşmalar]

[Mahsun] Kabinemizi belirlemek için en adil yöntemi kullandık.

İyi olan kazandı.

[seçim müziği] ♪ Mahsun Başkan geliyor ♪

♪ LMKP geliyor ♪

[Ankara havası] ♪ Gene LMKP geliyor ♪

♪ Herkes ona veriyor ♪

[horon] ♪ Mahsun Başkan geliyor LMKP geliyor ♪

♪ Güzel yarınlar için Oylar ona gidiyor ♪

♪ Hep beraber gidelim Sandıklara gidelim ♪

[Diyarbakır havası] ♪ Oy verelim, oy verelim ♪

[rap] ♪ Başkanım çok büyüktür Herkesleri düşünür ♪

♪ Yaşlısı da genci de Onu görünce gülür ♪

Ay o çanta çok güzeldi ama çok pahalıydı. Boş ver ya.

Ay Tuğçe, şundaki yakışıklılığa, şundaki karizmaya baksana bir.

Bu mu yakışıklı?

Kız, bekârmış bir de, biliyor musun?

E, çok normal. Kim evlenir bu salakla?

Hadi oradan be. Sen ne anlarsın adam gibi adamdan.

Üf. Yürü kız, yürü.

Ve nihayet o gün gelip çatmıştı.

LMKP'nin en görkemli, en büyük mitingi.

Büyük İstanbul Mitingi.

[martı, vapur sesleri]

Anketler?

Yedi ile 16 arası. En düşük açıklayan yedi diyor.

-Kalabalık? -Valilik 20 bin açıkladı.

Ama biz 500 bin diye tahmin ediyoruz. 314.600'ü kadın.

Hangi valilik?

-İstanbul. -Hmm.

Başkanım, her şey hazır, sizi bekliyoruz.

[dramatik müzik]

[coşkulu sesler, dramatik müzik devam eder]

[Mahsun] İstanbul demek, Türkiye demek.

Hazır mısın Türkiye?

[kalabalık] Evet!

LMKP iktidarına hazır mısın?

Evet!

Mahsun Başkan'la güzel yarınlara hazır mısın?

Evet!

Acaba televizyon kanalları şu anda canlı yayına geçtiler mi?

Tabii ki hayır ama bu düzen değişecek!

[kalabalık] Bravo!

Bizim iktidarımızda tüm basın özgür olacak!

Bravo!

Tüm medya organlarını direkt olarak kendimize bağlayacağız!

Böylelikle özgür basının garantörü biz olacağız.

Bazı siyasetçiler çaldılar, çaldılar, çaldılar.

Ölümüne çaldılar, ülkeyi batırdılar.

Biz çalmayacağız demiyoruz, biz de çalacağız.

Ama ihtiyacımız kadar çalacağız.

Bu ülkede herkes ihtiyacı kadar çalarsa

o ülke batar mı?

[kalabalık] Hayır!

Zaten herkes çalarsa kimse çalmamış sayılır.

Bunlar hep felsefe ha. Boş laflar değil bunlar.

[tezahüratlar] Mahsun Başkan! Mahsun Başkan!

"Yerli ve milli torrent sitemizi kurup

gençlere aylık bir terabayt, ratio'dan düşmeyen

download hakkı tanımlayacağız."

Bu çok iyi oldu ya. Z kuşağını yanımıza almamız lazım.

Oğlum, yetmez mi lan? Zaten 10 dakika değil mi bu konuşma?

Abi, biz her şeyi yazalım da en son içinden eleme yaparız.

Başkanım, keşke ilk konuşmaya da katılsaydınız ya.

Bir tane yeter. O da seçimden bir gün önce.

Zaten kaç kişi TV'de izliyor ki?

Öyle demeyin başkanım. Seçim konuşmaları çok izleniyor.

İlk defa doğru söylüyor Mahsun.

Başkanım, benim bazı önerilerim var.

Siz de uygun görürseniz söylemek isterim.

Tabii, tabii. Herkes fikrini söylesin.

Ben diyorum ki şimdi partimizin adına, adının önüne

isim sponsoru alabilir miyiz acaba?

Hani futbol takımları yapıyor ya, "bilmem ne spor" gibi.

Ne gibi?

Mesela "Etimesgut Tombik Döner LMKP."

Et'ten sonra tire var, öyle düşünün.

-Çok saçma. -Saçma sapan bir şey bu ya.

Götümüze reklam panosu da takalım.

Saçma canım, olur mu öyle şey?

Bir önerim daha var.

Her aileye aylık 50 adet kazı-kazan kartı yardımı yapacağımızı söyleyelim.

-Süper fikir. -Değil mi?

-Mükemmel. -Bu iyi.

-Mükemmel, yaz bunu da. -Yaz, yaz.

-50 değil, 100 yapalım. -Hah!

-Bak işte. -Başkanımın aklına geliyor.

-Yaz, yaz. 100 yaz. -O yüzden herkes başkan olamıyor.

Bu niye başkan değil? Sen niye başkan değilsin?

-[uzaktan sesler] -Bu sesler aşağıdan mı geliyor?

Başkanım, kudurdular gene.

Ama böyle olmaz ki.

Doğru düzgün izolasyon yap dedim sana.

Bak, bayiliğini iptal ederim ha.

Yok, başkanım. Ben hemen ilgileniyorum onunla, hemen halledeceğim.

Allah Allah, çocuk oyuncağı mı bu işler ya?

-Yani, işte… -Şu birlikte yola çıktığımız tipe bak.

Başında durmayınca insanlar tabii… Herkes işini severek yapmıyor.

Yani aramızda şöyle bir konuşma geçti.

Sizin bu TV konuşmanızda ürün yerleştirme olarak

bir ismini geçirebilme imkânımız… Tabii, siz bilirsiniz başkanım.

Mahsun Bey, sizin sıranız geldi. Buyurun.

Tamam. Bir dakika, bir dakika. Siz kalın.

Niye? Bu nereden çıktı şimdi?

Kalabalık olmasın. Sizi görünce şaşırabilirim.

Kaş-göz yapıyorsunuz, dikkatim dağılıyor.

-Dönerciye de olmaz de. -Tamam, başkanım.

Her gün yeni huyları çıkıyor arkadaş. Anlamadım ki…

Mahsun Başkan en iyisini bilir tabii.

Öyle düşünmemiz lazım.

Düdük Mahsun. Asabi Şirin. Azgın Teke!

Nasılsınız bugün?

İyi olun, iyi olun. Birazdan kötü olacaksınız çünkü.

Sizi gidi sahtekârlar.

Sizi gibi kumarbazlar. Sizi gibi sesi büzüşesiceler.

Sonunuzun yaklaştığını anladınız değil mi?

Sizi parça parça edeceğim oğlum. Demiştim ben size.

Efendim, bütün Türkiye’ye açıklıyorum.

Bu Mahsun denilen adam

yıllarca Adana’da kaçak kumarhane işletti.

Nereden mi biliyorum? Çünkü işin başında bizzat ben duruyordum.

Ne oldu? Bir gerildiniz. Değil mi?

Bunun küçüklüğü de düdüktü zaten.

Hep düdüktün, düdük kalacaksın.

Yarın seçim var. Bakalım ne olacak?

Göreceğiz. Göreceğiz ne olacağını.

Arkadaşlar, bunun gibi gen…

Bu sefer kaçarı yok. Harbiden sıçtık.

[iç çeker]

Durumlar nasıl?

Abi, inanılır gibi değil. Destek mesajları yağıyor.

Vallaha mı?

Kimse inanmamış. Komplo diyorlar.

Of!

Bu niye açmıyor ya?

Gene nereye kayboldu?

Al işte. Bu sefer de "ulaşılmıyor" diyor.

Abi, adam kafa dinliyor belli ki.

-Belki de hatun var yanında. -Tam da bugün mü?

Ne olmuş ki?

Lan, birazdan konuşma yayımlanacak.

E?

Oğlum, bak seni boğarım ha.

Abi, sakin ol, gözünü seveyim ya.

Memo haklı. Yani Başkan son günlerde çok bunaldı.

Bırak biraz kafasını dağıtsın.

Hem zaten artık yapacak bir şey kalmadı ki.

Sıra bizde. Aç, aç, aç.

Çok değerli halkım. Bugün…

Bugün size daha önce hiç yapılmamış bir konuşma yapacağım.

Ne diyor bu ya?

Bugün sizlere, bana ve partime neden

oy vermemeniz gerektiğini açıklayacağım.

-Sakın yapma. -Yapmış bile.

Bana oy vermemelisiniz çünkü ben sandığınız gibi iyi bir insan değilim.

Sizlerin duygularıyla oynadım.

Yalan söylemekten hiç çekinmedim.

Kutsal değerlerinizi âdeta sömürdüm.

Bir yerde söylediğim şeyi başka bir yerde tam tersini söyledim.

Ama bir şekilde kendimi size sevdirdim.

İçinizden biri gibi gördünüz beni.

Ve bana koşulsuz inandınız.

Ama yanıldınız.

Peki bu durumda suçlu kim?

Ben söyleyeyim, sizsiniz.

Evet, evet, sizsiniz.

Doğru olanı arayıp bulmak ve ona inanmak yerine

inandığı şeyi doğrulamaya çalışan sizsiniz.

Ne zaman ki sorgulayacak zahmet ve cesareti göstereceksiniz,

işte bu ülke o zaman güzelleşecek.

Hoşça kalın.

Buraya kadarmış.

Bu sefer harbi hoplatacaklar bizi.

[dramatik müzik]

[müzik kesilir]

[anahtar sesi]

Sadece özel eşyalarımızı alalım.

Fazla zaman harcamayalım. Her an gelebilirler çünkü.

[hareketli müzik]

Lan, neredesin sen iki gündür?

Yüreğimiz ağzımıza geldi ya.

Beyler. Ben diyorum ki beyin fırtınası yapalım.

Sağlam bir kaçakçı botu bulup yurt dışına kaçalım.

Mesela, Yunanistan.

Ya da Libya. İkisi arasında kaldım. Gelmeyin üstüme.

Lan müptezel! Adam gibi konuşsaydın şimdi bu duruma sokmazdın bizi!

-Piç! -Bir saniye sakin ol.

Olan oldu artık. Ben burada problemi çözmeye çalışıyorum.

Siktir lan!

Abi, nasıl bulacağız? Tanıdık insan kaçakçısı var mı?

Var tabii. Kendisi çok deneyimli.

Zamanında mülteci olarak buraya geliyor. Sonra Avrupa'ya kaçıyor.

"Lan, madem bu kadar kolay kaçılıyor, ben de bu işi yapıp para kazanayım" deyip

bu işe başlıyor. Kendisiyle görüştüm.

Bize VIP bot ayarlayacak.

Mülteci botunun VIP'si nasıl oluyormuş Mahsun Efendi?

Hemen açıklıyorum. Bu botlar 40 kişilik oluyor ya.

Bunlar 90 kişi bindiriyor.

Bizi bindirecekleri bota da 80 kişi alacaklar.

Rahat rahat kaçarız.

Neyse. Siz şimdi toparlanın.

Benim ufak bir işim var. Onu halledip geliyorum.

Hadi, görüşürüz.

Bir mülteci olmadığımız kalmıştı, gördün mü?

[müzik kesilir]

Sağ ol.

Seni alırlar diye düşünmüştüm.

Alacaklar zaten.

Seçimin bitmesini bekliyorlar sadece.

Konuşman güzeldi.

Kolye yakışmış.

Niye yaptın bunu?

Bilmem. İçimden geldi.

Son dakikada?

Benim öyle büyük hayallerim yok Şeyma.

Bazı şeyler vardır sadece…

Onlar olmadıktan sonra gerisinin hiçbir anlamı kalmıyor.

Ne gibi şeyler?

Boş ver. Ben asıl buraya veda etmeye geldim.

Hapse gireceksin diye mi?

Yok, kaçacağım. Kaçacağız yani.

Belki seni bir daha hiç göremeyeceğim.

Son defa göreyim dedim. Neyse…

-Bot bekliyor, ben gideyim. -Sen…

[hafif, duygusal müzik]

Sen iyi bir insansın bence.

Yok ya, benimkisi delilik.

O an öyle geldi, öyle konuştum.

Tam tersi de olabilirdi.

-Neyse, bot bekler. Ben gideyim. -Yok, yok.

-Öyle değil, biliyorum. -Nereden bileceksin Şeyma?

Gözlerime bak.

Gördün mü?

Sende, kötü bir insanda olması mümkün olmayan

saf bir utanma duygusu var.

[duygusal müzik devam eder]

Bot bekliyor ama neyse…

-[kapıya vurulur, müzik bozulur] -[Memo] Şeyma yenge!

-[Şahin] Kapıyı aç! -Sıçayım yapacağınız işin.

-Ne yapıyorsunuz siz burada? -Hiç!

-Hiçbir şey yapamıyoruz! -Oho, bunların haberi yok.

-Ne oluyor ya? -Yenge, sandıkların yüzde 70'i açılmış.

Bizim oyumuz yüzde 12 görünüyormuş.

Oha!

-Harbi mi lan? -Televizyonu aç!

Ve şu anda açılan sandık yüzde 80'lere ulaştı neredeyse.

EDP'nin oyları yüzde 28.

SÇP yüzde 26.

GSP yüzde 14 ve LMKP yüzde 12.5 sevgili seyirciler.

İzmir gelsin.

İşte bu be! Ama ben zaten biliyordum ki.

İnanamıyorum!

Bizi alıp içeri atacaklar diye beklerken dokunulmaz olduk ya.

Ben diyorum ki beyin fırtınası yapalım.

Ofisin güvenliği için iyi bir fikir bulalım.

Tabelamızı yaptırıp asalım. Mesela, Mahsun Lojistik.

-Şaka yaptım lan! -Allah seni…

Yapacağın şakanın…

Bundan sonra tabelamız belli.

Liberal Muhafazakar Komünist Parti.

-İşte bu. -Gidiyoruz, gidiyoruz.

-Koparma sırası bizde. -En çok biz çalacağız.

İşte böyle, İhsan Bey.

Yani son hamlelerinizi bilerek yaptınız, doğru mu?

-Nasıl yani? -Her şeyden vazgeçmiş,

doğru yolu bulmuş adamı oynadınız.

Hem Şeyma'nın gözünde kahraman oldunuz

hem de halktan daha fazla destek buldunuz.

Bunları bilerek yaptınız. Doğru mu?

İhsan Bey, sizden korkulur vallaha.

Öyle mi, değil mi Mahsun Bey?

Buna halk karar versin. Ben bir şey demiyorum.

Peki.

Daha sonra neler yaşandı?

Oo, neredeyse iki saat olmuş.

Devamını da başka bir gün anlatırım artık.

Ama biz bugün Türkiye'ye dönüyoruz.

Hmm. O zaman şöyle yapalım. Siz bunları yayımlayın.

Çok beğenilirse devamını da anlatırım.

["İstisnalar Kaideyi Bozmaz" çalar]

♪ İstisnalar kaideyi bozmaz Bu civan bu civarda fazla tozmaz (aha) ♪

♪ Elimi verdim (ya) kolumu kaptın (what) Gözümü çektim, aklımı aldın (aha) ♪

♪ Yaşam mı ben mi bedbahtım? (what) ♪

♪ Sallanırsa da yıkılmaz tahtım (what) ♪

♪ Canım yanar ödün kopar canım (what) Tabularımı kendim yazdım (asla) ♪

♪ İstisnalar kaideyi bozmaz Kuru yanında yaş telaş yapmaz (ha) ♪

♪ Eli uzun âlemin, cebi de tenha Sivri dillerin alayı kesilir anla ♪

♪ İstisnalar kaideyi bozmaz Kuru yanında yaş telaş yapmaz ♪

♪ Eli uzun âlemin, cebi de tenha Sivri dillerin alayı kesilir anla ♪

♪ Anla ♪

♪ Ya, anla ♪

♪ Paranın değeri arttı millet İnsan değeri battı ♪

♪ Kimlere kaldı artık? ♪

♪ Sendeniz bir boş vakit arakladın Poponsa yan gelip de yattı (yat) ♪

♪ Yine mi komada martı? (ya) İşlevsizlerin hepsi karttı (karttı) ♪

♪ Hanginiz bu piste havlu attı? (ha) Vaktim geldi çattı ♪

♪ Kiminde temmuzun yakıydı Kimisi marttı (ya) ♪

♪ Cebinde biriken az buçuksa şanstı İşler organize edildi ve amiral battı ♪

♪ İstisnalar kaideyi bozmaz Kuru yanında yaş telaş yapmaz ♪

♪ Eli uzun âlemin, cebi de tenha Sivri dillerin alayı kesilir anla ♪

♪ İstisnalar kaideyi bozmaz Kuru yanında yaş telaş yapmaz ♪

♪ Eli uzun âlemin, cebi de tenha Sivri dillerin alayı kesilir anla ♪

[şarkı biter]

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.