Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Silahını bırak, teslim ol.
Yaren!
Yaren!
Teslim olmayacağım.
Beni kimse alamayacak. Ben suçsuzum anladınız mı?
Memur Bey, bir yanlış anlaşılma olabilir mi?
Yaren Bakırcıoğlu hakkında ihbar var.
Bizimle geliyorsun, bırak silahını.
Ben hiçbir yere gelmiyorum.
Ben kimseyi öldürmedim. Anne baba bir şey söylesenize.
Ben yapmadım.
Yaren sen de ben de biliyoruz ki Harun'u sen öldürdün kızım.
Ne!
Cihan haklıydı.
Yaren sen hiçbir suçunun bedelini ödemedin.
Ben seni başka türlü kurtaramayacağım.
155 polis imdat.
Alo.
Ben bir ihbarda bulunacaktım.
Anne.
Beni sen mi ihbar ettin?
O derece mi vazgeçtin benden?
Beni buna sen mecbur ettin kızım.
Haklısın.
Yaren dur artık kurban olayım dur.
Yaren Allah aşkına yapma!
Baba!
Nasuh Ağa!
Mahfus Baba, Reyyan'ı içeri götür.
Hayır bırakmam seni burada.
Reyyan bir şey olmayacak.
Yalnız bırakma.
Zeynep sen de.
Şu silahı Allah aşkına indir kızım.
İndir şunu kızım.
Amca!
Amca!
Çekilin!
Yaren, ver şu silahı.
Yaren, ver şu silahı.
Çekilin kendimi öldürürüm.
Her şeyimi elimden aldınız.
Beni bir odaya tıkacaksınız değil mi?
Şadoğulları'nın biricik kızıyım ben.
Yaren kızım!
Kızım mı?
Bana sakın kızım deme anne.
Sen beni ölüme ittin.
Benden vazgeçtin.
Şimdi ben de senin gözlerinin içine bakıp can vereceğim.
Sakin ol.
Yaren.
Fırat çekil diyorum.
Yaren ne olur dur, çekilemem.
Çekilemem belki ben de hatalıyım.
Belki ben yanlış yaptım. Yanlış anlaşıldım.
Ama ne olursa olsun.
Kes sesini Fırat.
Bunun dönüşü yok artık. Bitti başka şansım yok.
Var.
Bak bu hayatta herkesin ikinci şansı var.
Ne olur elindeki silahı indir.
Adalete teslim ol.
Sonra her şey düzelecek.
Sonra ne düzelecek, sonra ne?
Ben suçlu değilim. Ben bir şey yapmadım. Yanlışlıkla oldu.
Ama siz cezasını çekeceksiniz.
Bu anı hiç unutmayacaksınız.
Gözlerinizin içine baka baka kendimi öldüreceğim.
Yaren.
Tamam!
Bırak şu silahı kızım, bırak hadi.
Yaren!
Miran!
Tamam sakin.
Yaren bırak şu silahı, bırak.
Bırak şunu.
Tamam sakin.
Sakin tamam.
Sakin olun.
Bırakın, bırakın!
Anne seni hiç affetmeyeceğim. Senin yüzünden oldu.
Abimi de mahvettin beni de.
Baba ne olur yardım et.
Tamam canım geliyorum bak kızım geliyorum.
Kızımı alacağım bırak beni.
Bırak ben iyiyim vallahi.
Amca iyi değilsin. Çok kanaman var.
Ben iyiyim kızımı alacağım. Bırakın, beni bırakın.
Kendini zorlama artık.
Tamam Yaren'i de düşünme.
Hastaneye gitmen lazım.
Cihan gel.
Kızım.
Gel Cihan gel.
İyi misin?
Baba lütfen.
Lütfen yardım et baba lütfen.
Lütfen baba lütfen.
Yenge sen amcamı hastaneye götür.
Tamam.
Biz de Fırat ile adliyeye gideceğiz.
Yaren'i merak etme tamam mı?
Tamam.
Haydi.
Bırakma, bırakma onu.
Yok bırakmayacak, bırakmayacak gel.
Sen gitme oraya.
Meleğim korkma sen.
Yaren kimseye zarar veremeyecek. Tamam.
Dedemle yengemin içi rahat etsin.
Sen de burada beni bekle.
Korkma, bebeğimizi düşün.
Habersiz bırakma.
Kavgalardan, silahlardan uzak tutacağız dedik ama
başaramadık yavrum.
Ama söz.
Babanla el ele verip sana çok güzel bir hayat vereceğiz.
Hoş geldin.
Uyanmış benim canlarım.
Uyumamışsın zaten.
Merak ettim.
Reyhan kokulum benim.
Reyhan kokulum.
Sen de mi bekledin babayı? Uyumadın mı bütün gece?
Aslan oğlum benim.
Ne oldu?
Duruşmaya kadar tutuklu yargılanacak.
Düşmesin o güzel yüzün.
Olması gereken buydu.
Sen şikayetçi olmadın değil mi?
Yok olmadım.
İstediğin gibi.
Ama, aklım almıyor.
Kalbim soğumuyor.
Ya kocasına evladına kıydı.
Hele hele sana yaptıkları.
Onun, o son dediği Umut'un yerini bile bile...
Miran tamam.
Bak biz bir şey yapmasak da buluyor cezasını.
Düşünme artık bunları unutalım olur mu?
Öyle.
Öyle meleğim de işte ne bileyim.
Tek tesellim artık sana zarar veremeyecek.
Amcamdan haber var mı?
Adliyeye geçti o da Yaren'i görmek istiyor.
Ben de sizin yanınıza geldim.
Ama gideceğim yanlarına.
İşte.
Sizi biraz daha yalnız bırakacağım.
Ama birinin de ortalığı toparlaması gerekiyor.
O da benim.
Cihan.
Bak bu kızı ne zaman savcının karşısına çıkaracaklar,
ne zaman buradan götürecekler belli değil.
Sen kendini daha fazla zorlamasan mı acaba?
Sonra gelir izin alırsın sen.
Ben iyiyim Handan. Ben iyiyim.
Ben kızımla görüşeceğim tamam.
Avukat halledecek biliyorum. İyiyim ben.
Merak etme.
Tamam
Elveda ait olmadığım güzel ailem.
Elveda.
Siz de beni buna mecbur ettiniz.
Babam.
Ne?
Bak sen de iyi değilsin. Tansiyonun mu oynadı senin?
Yok yok, iyiyim ben.
Biraz yürüyüş yapayım, hava alayım.
Eve götürsünler mi seni babam?
Yok, iyiyim.
Peki baba.
Hepimizi tarumar etti Yaren.
En çok da kendisini.
Hırsından hiçbir şeyi gözü görmez oldu. Babasını vuracak hale geldi.
Ama Cihan o silahı kendine doğrulttu ya, ne yaşadığımı ben biliyorum.
Ama yine de ben doğrusunu yaptık diyorum.
Biz yanlıştık be Handan.
Yanlış olan bizdik.
Kızımıza gösterdiğimiz yanlış yolda doğru yürüyemeyecekti elbet.
Ya Cihan biz bunun işlediği cinayeti bile örtbas etmeye çalıştık.
Ana baba olarak daha ne yapalım?
En büyük yanlış da oydu zaten gülüm.
Biz kızımıza suçun ne olduğunu öğretmedik ki.
Ama o şimdi cezanın ne olduğunu öğreniyor.
Biz onu korumaya çalışırken
yapılabilecek en büyük kötülüğü yaptık evladımıza.
Cihan Bey.
Buyur Avukat Bey buyur.
Ne oldu, halledebildin mi? Görebilecek miyim kızımı?
Hiç mi umut yok Avukat Bey?
Avukat odasında bir görüşme ayarladım.
Savcı karşısına çıkmadan bir beş dakika kadar.
Tamam haydi haydi.
Sen git hadi.
Annem hoş geldin.
Direkt buraya gel tamam mı, çok özledim seni.
Tamam bekliyoruz bak.
Umut da çok özledi anneannesi.
Tamam.
Ne oldu oğlum?
Ne oldu?
Aman aman.
Bir tanem ben çıkıyorum.
Tamam.
Annemler de geliyormuş.
Yoldalar.
Oh hoş gelmiş Zehra annem.
Hem şimdi sen yalnız kalmazsın benim içim rahat eder.
Ben de zaten fazla geç kalmayacağım.
Tamam.
Kokusuna kurban olduğum.
Ya şimdi aslında yanınızdan ayrılmak istemiyorum.
Keşke hayatımız bu kadar olsa.
Kapının dışına çıkmak zorunda kalmasak değil mi?
Yine de bizim derdimiz bitmez.
Değil mi oğlum?
Ama işte tek derdimiz böyle mesela Umut'un uyuyamaması olsa.
Öyle sürekli gazını çıkarmakla uğraşsak falan.
Herkes her şey dışarıda kalsa.
Olmuyor ama ha oğlum.
Yok bırakamayız biz.
Çünkü biz Reyyan ile Miran'ız.
Öyle sadece biz değil.
Tanıdığımız tanımadığımız herkes iyi olacak ki biz öyle rahat edeceğiz.
Öyle mi?
Öyle, ne yapalım?
O zaman biz de böyle seveceğiz, değil mi oğlum?
Miran, Yaren konusunda ortalık karıştı. Ben soramadım.
Babaannem çok durgun görünüyordu dün.
Konuştun mu sen?
Yok, Yaren akıl mı bıraktı? Arayamadım ben de.
Ama mahcup durumundan dolayı uzak duruyordur.
Ben konuşurum onunla.
Tamam.
O zaman Umut dostluğuna.
Hoşuna mı gitti, hoşuna mı gitti, hoşuna mı gitti?
Haydi ben gidiyorum. Geç kalacağım.
Tamam görüşürüz.
Reyyan zaten söylemez üzülmeyeyim diye.
Hiçbir şey demez.
Kendini suçlama.
Keyfinden gitmedin ya.
Yalnız bırakmayacaktım kızımı.
Zehra endişelenmene gerek yok.
Umut da Reyyan da çok iyiler.
Gerçekten.
Az kaldı göreceksin zaten.
Sağ ol Mahfuz.
Çok sağ ol.
Geç oldu ama sonunda iyi bir baba oldun kızına.
Haklısın.
Çok geç oldu.
Bu saatten sonra...
Reyyan'a rahmetli Hazar Bey kadar iyi bir baba olamadım.
Ama söz veriyorum.
Elimden geleni yapacağım.
Ama yanında olmama izin verdiğin için sen sağ ol.
Baba!
Baba hadi gidelim.
Her şeyi hallettin değil mi? Beni kurtarmaya geldin.
Hadi gidelim hemen.
Annem nerede?
Annemi göremedim.
Neyse biz onun yanına gideriz.
Çok sevinecektir. Hadi baba, hemen çıkalım bak lütfen.
Gerçekten benim tahammülüm kalmadı hadi.
Yaren.
Otur güzel kızım.
Konuşalım.
Baba evde konuşuruz hadi.
Otur.
Otur.
Ben buraya seni çıkarmaya gelmedim.
Ne?
Niye geldin o zaman baba?
Savcının karşısına çıkacaksın.
Yok.
Büyük bir ihtimalle de
cezaevine gideceksin.
Sabret demeye geldim güzel kızım.
Adaletin kestiği parmak acımaz.
Sabret.
Sabır, sabret derken.
Sen ne diyorsun baba?
Hem ben kimseye hiçbir şey yapmadım ki.
Yaren sen öyle çok şey yaptın ki kızım.
Bunları sen de iyi biliyorsun.
Baba.
Bak eğer Harun'u öldürmekten bahsediyorsan, ben onu yanlışlıkla öldürdüm.
Yemin ederim bak. Ben sana söyledim zaten doğruyu.
Gerçekten ben bilerek öldürmedim.
Yalvarırım çıkar beni baba buradan lütfen.
Elimden hiçbir şey gelmez kızım.
Elinden hiçbir şey gelmez değil mi baba?
Gelse de yapmazsın.
Siz beni buraya tıkıyorsunuz. Benden kurtulmaya çalışıyorsunuz.
Ama asıl kötülüğü siz bana yapıyorsunuz.
Haklısın, çok haklısın.
Sana en büyük kötülüğü biz yaptık kızım.
Ben de annen de yaptığın her hatanın üstünü örterek,
görmezden gelerek en büyük kötülüğü biz yaptık sana.
Ama bundan sonra böyle olmayacak Yaren.
Bundan sonra
Bundan sonra ne baba?
Bundan sonra ne?
Baba ben burada kalamam.
Ben bu dört duvarda kalamam baba.
Ben deliriyorum lütfen.
Bak ne diyorsan yapacağım.
Bir dediğini iki etmeyeceğim söz veriyorum lütfen.
Güzel kızım.
Bu dünya öyle bir yer ki
yaptığın iyilik de kötülük de dönüyor seni buluyor.
Sen buradan sonra iyilerden ol.
İyilerden ol diyorsun ha.
Benden kurtuluyorsunuz.
Beni bitirdiniz.
Benim hayatım burada bitti.
Yok güzel kızım yok yok.
Yok yok bitmedi bitmedi.
Cezanı çekeceksin.
Yepyeni bir hayata başlayacaksın Yaren.
Cezaevinden çıktığın gün ben seni kapıda bekliyor olacağım babam.
Eğer ölmez de sağ kalırsam seni bekliyor olacağım.
Alacağım seni, evimize götüreceğim.
Sana söz veriyorum.
Baba, Cihan.
Bırak yalnız kalsın.
Miran.
Miran kusura kalma.
Baba yüreği işte kızımı gördüm de.
Ne babalık yaptım ya.
Bir de yüreğinden bahsediyorum.
Ne evladıma ne kızıma, ya el kadar sabiye babalık yapamadım ben sabiye.
Kendine haksızlık etme.
Haksızlık.
Bak Miran, ben sana bir şey söyleyeyim mi?
Ben baba olmayı becerebilseydim
ne benim evladım çekip giderdi,
ne de kızım bu halde olurdu.
Benim bu hayatta becerebildiğim tek bir şey var.
O da hırslarımın kurbanı olmak.
Ben ne baba olabildim, ne evlat olabildim, ne kardeş olabildim, ne koca olabildim, ne de...
Ne de amca olabildim.
O zaman bundan sonra ol.
Anlamadım.
Bak biz çok şey yaşadık.
Yeri geldi birbirimizden nefret ettik.
Ama bu son olanlar
babamı,
babamı kaybettikten sonra bana verdiğin destek,
oğlumu Füsun'un yanından almak için suçlanmak pahasına bana yardım etmen,
Yaren silah doğrulttuğunda Reyyan'a, bize sahip çıkman...
Ben çok değiştim.
Ama sen de çok değiştin.
İnan bana, öyle.
Bak amca.
Ben babama çok zor kavuşmuştum.
Ama ben babama doyamadım.
Şimdi ondan geriye bir dedem bir de sen kaldın.
Hani Reyyan'a demiştin ya babanın yarısı bende diye.
Benim de babamın yarısı sende.
Öyle değil mi amca?
Öyle oğlum.
Öyle koçum.
Biz şimdi ipi kopmuş tespih taneleri gibiyiz.
Dağıldık.
Kimimiz isteyerek gitti, kimimiz de istemeden.
Hayatın en gerçek olduğu an, bir annenin evladına sarıldığı andır.
Artık evlatlar annelerine sarılacak.
Gözyaşları hüzünden değil, mutluluktan akacak.
Şimdi kopan tespih tanelerini birleştirme zamanı.
Yaren.
Herkes ama herkes payına düşeni yaşayacak.
Kimi evlatlar sonradan gelecek ama babası sonradan sevinecek.
Ama giden evlat illa ki geri gelecek.
Şimdi acıları paylaşıp azaltma zamanı.
Birlik olup toparlanma, kopup dağılan tespihi tamamlama zamanı.
Tek tek iyileşeceğiz.
Hepimiz anladık ki eğer birimiz tam olmazsak hepimiz eksik kalıyoruz.
Şimdi büyük, kocaman bir aile olma zamanı.
O gözlerdeki bulutları dağıtıp akan yaşları silmek için.
Ömrünün son demini yaşayanlara mutlu bir son yazmak için.
Artık tam bir aile olma zamanı.
Biz onca uçurumun kenarından döndük.
Aşkımızla nice tehlikeyi durdurduk.
Biz sevgimizle bir olduk, birlikte kaldık.
Ama şimdi bizi biz yapanlarla birlikte bir olma zamanı.
Ya Umut'a bak.
Aslan oğlum benim.
Aslan kaplan yok dedim.
Herkes gider de Ayşe babaanne kalır diyordum.
Sen geri gelmesini ister misin?
İsterim tabii.
Yani geçmişin izleri kolay silinmiyor ama neleri unuttuk.
Neleri sildirdik.
Aslanbey Konağı'nın kapılarını kapatması bile büyük bir adımdı bizim için.
Savaş bitti demekti.
O zaman dinle beni.
Konuştum dedemle. Eski defterleri kapatacağız.
Artık yeni sayfalara yeni anılar yazacağız.
Babaannemi bulacağım.
Onu getireceğim Reyyan.
Bu sefer zor Miran. Baksana bıraktığı mektup...
En güzel sofrayı kuracağız.
O sofrada sadece sevdiklerimiz.
Ve sevdiklerimizin sevdiklerinin olduğu bir masada.
Aynı senin dilediğin gibi.
O sofrada babaannem de olacak.
Herkesin bir arada olduğu kocaman bir sofra.
Kimse kavga etmiyor. Herkes birbirini koruyor, kolluyor, seviyor.
O kadar güzel bir masa olacak ki
gidenler bile hissedecekler.
Gidenler bile yanımızda olacak.
Vay vay vay...
Kim bu delikanlı ya?
Bunu reklam ajansına falan yollasam kesin oynatırlar beni değil mi?
Oynatırlar tabii, daha iyisini mi bulacaklar?
Yani ama sen kıskanmayacak mısın?
Yok canım, ne kıskanacağım?
En fazla gözünü falan oyarım.
Sonra böyle saçını başını dağıtırım, beğenmesinler diye.
Ama sen böyle de çok yakışıklı oldun. Ne yapacağım ben seninle?
Bilmiyorum valla Reyyan Hanım, ne yapacaksınız?
Teslimim.
O zaman hep böyle yanı başımda ol.
Elin hep üstümde olsun.
Nefesin nefesimde olsun.
Olur mu?
Olmaz mı? Hem de nasıl olur.
Olmaz mı?
Bir ters... İki ters...
Anladın mı?
Yok valla anlamadım Esma anne.
Bak çok kolay güzel kızım benim.
Şimdi buradan böyle ipi öne alıyoruz.
Bu sefer de bir düz...
Sonra tekrar buradan atıyorsun. İpi de böyle önden doluyorsun. İki düz...
Ya siz ne yapıyorsunuz öyle gelin kaynana kafa kafaya vermiş.
Güzel gelinimle torunuma yelek örüyoruz.
İnşallah.
Anne, niye beyaz?
Niye olmasın ki?
Beğenmedin mi?
Olsun, beğendim de şey...
Ya diyorum ya işte kız olunca mavi, erkek olunca pembe.
Yok, tersi miydi? Öyle bir şey yapıyorlardı.
Peki, oğlum biz torunumun cinsiyetini biliyor muyuz?
Hala bilmiyoruz değil mi?
Bilmiyoruz.
Şimdi anladın mı, neden beyaz?
Hem ben öyle ayrımları sevmiyorum zaten.
Renkler hepimiz için.
Bak güzel gelinim ne güzel söyledi.
Ya bal damlıyor bal bal.
Anne sen iyisin değil mi?
Nasıl iyi olmayayım oğlum? Babaanne oluyorum.
Böyle bir derdin, sıkıntın, tasan yoktur inşallah.
Fırat ne oluyor?
Anne bak Azize ana gitti. Sen böyle rahat rahat oturuyorsun, gülüyorsun.
Yerini biliyorsun değil mi?
Yok oğlum, nereden bileceğim ben yerini.
Kesin biliyorsun.
Kapı.
Bu konu burada kapanmadı. Konuşacağız.
Misafirimiz var.
Hoş geldiniz.
Hoş bulduk.
Hoş geldin.
Hoş bulduk Esma abla.
Ya Fırat sakıncası yoksa Esma ablayla ben yalnız konuşabilir miyim?
Tabi tabi...
Dedem ya ben tek başıma bakarım dedim.
Bak sen yoruluyorsun böyle hadi.
Ya torunum boşuna arıyoruz, bulamayacağız.
Bakmadığımız yer kalmadı.
Hem ben değil sen yoruluyorsun.
Talat amca.
Talat amca.
Haber bırakmışsın Miran.
Biraz soruşturduk. Valla Azize Hanım'ı gören bilen yok.
Kars'a niye gelmişti ki?
İşte valla ben de onun peşindeyim.
Ya ben senden rica etsem de şöyle sağa sola haber salsan.
Benim babaanneme ulaşmam lazım.
Nerede olduğunu öğrenebilirsen bana haber verirsin.
Yalnız babaannemin bir şey bilmesine gerek yok, tamam mı?
Tamam Miran tamam, anladım.
Eyvallah. Ellerinden öperim Talat amcam. Haydi.
Kars'a gitmez o.
Orada bulacağımızı bilir.
Ayşe'm gitti torunum, gitti.
Ölüm yakın, Ayşe'm uzakta.
Allah Allah.
Dede konuşmayacağız böyle şeyler.
Bak kızacağım.
Hem sen şimdi bırak onu bunu.
Ayşe'n ilk geldiğinde ne diyeceksin, onu söyle.
Mesela, nasılsın aşkım?
Ya dedem bırak bırak. Senin bu torunun var ya hiç romantik değil.
Daha güzel bir şeyler söylemen lazım senin.
İyi ki sizin gibi torunlarım var.
Eyvallah dedem eyvallah.
Ben romantik değilim hı?
Peki, sen ne söylerdin?
Hı, romantik kadın?
Mesela, hoş geldin ey dilberi rana.
O nasıl laf öyle?
Çalışıyoruz herhalde biz. Çalışıyoruz, okuyoruz, biliyoruz bunları.
Sen de okusan sen de bilirsin, nasıl laf.
Siz çok yaşayın.
Sizin bu enerjinize hayranım.
Dedem sen şimdi git odana, güzelce dinlen. Kafana da bunları hiç takma.
Çünkü Miran'ın sana Ayşe'ni getirecek.
Sağ olun çocuklar. Hadi size hayırlı akşamlar.
Yaşlanmayan tek şey aşkmış.
Ey dilberi rana hı?
Bak şimdi.
Gel buraya gel.
Ya Miran. Dur şimdi bak bir laf söyledik pişman etme beni.
Gel buraya dilberi ranam benim gel.
Cihan, bak gerçekten ben Azize'nin nerede olduğunu bilmiyorum.
Ya Esma abla etme eyleme. Kurban olayım ya.
Sen bilmezsen kim bilecek?
Bak yemin olsun kötülüğüne sormuyorum.
Biliyorum kötülüğünden sormadığını da.
Ben Azize'nin nerede olduğunu bilmiyorum.
Esma abla, Azize Aslanbey arkasında bir çift göz bırakmadan Midyat'ı terk etmez.
Bu gözler de senden başkasına ait olamaz.
Bak abla.
Sen abimi çok severdin, öyle değil mi?
Bu dişi hanım aslan beyden kaçacağı zaman mektupları hep sen götürüp getirirdin.
Başka iyiliklerin de dokundu abime.
Hazar'ı çok severdim.
Keşke sonu böyle olmasaydı.
Keşke.
Keşke.
İnan benim artık Azize'ye bir düşmanlığım kalmadı.
Abimin anasıdır.
Eğer sen abim mezarında huzur bulsun istiyorsan bana Azize'nin yerini söyleyeceksin.
Onun yalnız ölmesine izin vermeyeceksin.
Ailesi bekliyor onu.
Şimdi de bana hadi. Azize Aslanbey nerede?
Ay Miran yapma, yapma.
Ne oldu? Ne oldu?
Ya işte böyle.
Sen nereye bakarsan bak. Bir şekilde seni kendime döndürüp
o gözlerini görmenin bir yolunu bulurum.
İsteseydin...
Yapma, yapma.
Seslenseydin bakardım zaten.
Seslenmem. Umut efendi uyuduğuna göre artık anne baba vakti.
Bak söz vermiştin ihmal etmeyeceğimize.
Tamam söz verdim ama bak anne çalışıyor.
Valla baba da çalıştı geldi.
Nasıl?
Okuttuğun kitap, sayfa yirmi beş.
Bebekten sonra anneyle baba arasındaki tutkuyu dinç tutmanın yolları.
Gerçi benim sana olan tutkumun tükenmesi için
herhalde ruhumun bedenimden ayrılması falan gerek.
Ama biz yine de uzmanlara kulak verelim, değil mi?
İyi, verelim madem.
Madde bir. Onda her gün sevecek yeni bir sebep bul.
Buldun mu?
O kadar çok var ki.
Saysak ömrümüz yetmez.
Ama bugünlük ipek tenini ve kokunu seveceğim.
Gerçi bunlar yeni değil ama ne yapayım? Doyamıyorum.
Sıra sende.
Sıra sende derken.
Hoş oldu.
Söyle.
Gözlerin... Bugün gözlerini seveceğim.
Gerçi yeni değil. Salıncakta gördüğüm zamandan beridir.
Ama söylemediğimi fark ettim.
Söylemedin.
O kadar güzeller ki.
Öyle bahar dalları üzerine sarkmış gök gibi.
Yeşil insanı en dinlendiren renkmiş biliyor musun?
Demek o yüzden her baktığımda böyle huzur buluyorum.
Bir dakika bir dakika. Sen hayırdır kimden bahsediyorsun?
Benim gözlerim ela. Ne yeşili?
He Miran he. Ela. Ela gözlerin. Bal gibi yeşil işte.
Ya Reyyan. Küçücük Gül Hanım bile senden daha dikkatli bakıyor bana.
Miran'cığımın gözleri kahvaltıda yediğim bal gibi diyor.
Benim gözlerim ela.
Tamam tamam. Ela.
Tamam tamam. Yeşil. Peki yeşil.
Yok canım ela.
Ya yeşil.
Ya neyse ne. Seviyoruz işte. Yaranamadık sana.
Sen sev. İstersen gözlerin mor de. Tamam mı?
İyi bak hadi yeter bu kadar. İşim var.
Tatlıya geçelim diyorsun, peki.
Miran işim var bir sürü. Bak çocuklar için bir şey hazırlıyorum.
Sen de gör diye heyecanlıyım ama.
Neymiş?
Şimdi söyleyemem. Vakıfta söyleyeceğim.
Son halini görmek için de çok heyecanlıyım valla. Duramıyorum.
Dur o zaman.
Ya Miran delisin. Gerçekten bu saatte vakıfa gelinir mi?
Gördüklerine asla inanamayacaksın.
Miran çok güzel olmuş.
Valla bu sefer en çok Mahfuz baba uğraştı.
Kızımın hayalleri yarım kalmayacak dedi.
Biz de çocukların hayallerini yarım bırakmayacağız.
Projen ne peki?
Aradığımı bulursam...
Düşünmüşler.
Pano.
Nasıl pano?
Evet.
Bak şimdi.
Böyle renkli kağıtları çocuklara dağıtacağız. Hayallerini buraya asacağız.
Burası rengarenk hayaller panosu olacak.
Ondan sonra da isteklerini gerçekleştirmek için kollarımızı sıvayacağız.
Hayal kurmayı bilmeyenlere hayal kurmayı öğreteceğiz.
İmkansız diye bir şey olmadığını.
İstedikleri şey için mücadele etmeleri gerektiğini söyleyeceğiz onlara.
Hayallerinin peşinden gitsinler diye hep uğraşacağız.
Umut'un ailesi olarak çocukların umudu olacağız.
O zaman ilk dilek benden gelsin.
Sana benzeyen bir kızımız olsun.
Miran.
Karışma benim hayallerime.
Hem çocuklara ne diyeceksin. Nerede anlattıkların?
Tamam ama...
Biz mucizeleri severiz.
İmkansız olanın bir gün bizi bulacağını biliriz.
Ben dilemekten asla vazgeçmeyeceğim.
Hem belki de hiç ummadığımız bir zamanda... Belli mi olur?
Belki sana benzeyen bir kızımız olur.
Esma.
Geldim.
Müsaade var mı?
Ne halde olduğumu görmeye mi geldin?
Bastığı yeri titreten Azize'nin ne halde olduğunu.
Belki de "oh" demeye geldin.
Ben de kendimi böyle görmek istemiyorum.
Ben artık hiçbir şey istemiyorum.
Ölmek istiyorum.
Evlatlarıma, torunlarıma, canlarıma kavuşmak istiyorum.
En çok da Hazar'ıma.
En büyük hasretime kavuşmak istiyorum.
Ama Mevla'm izin vermiyor.
O kadar çok günah işledim ki ölmeme izin vermiyor.
Burada son günümü bekleyeceğim.
Ya da işlediğin günahları affettirmen, hatalarını telafi etmen için
ikinci bir şans tanıyor sana.
Anlamadım.
Ben buraya seni almaya geldim.
Abimin annesini ailesine götürmeye geldim.
Gelemem.
Onlara o kadar çok zarar verdim ki. Ben ömrümü burada tüketeceğim.
Peki, babam ne olacak?
Sana öyle büyük bir sevdayla bağlı ki.
Azize olarak yaptığın onca şeyi bir kalemde sildi.
Varsın canımı alsın. Ayşe'ye benim boynum kıldan incedir dedi.
Ya Miran, Reyyan, abimin emanetleri...
Bahar, Gül Hanım, Umut.
Ben de oradaydım. Kulaklarımla duydum.
Abim sana son nefesinde "Anne evlatlarım sana emanet." dedi.
Sen bütün bunları bilerek nasıl gidersin?
Cihan sus.
Ben susarım. Sırtımı dönüp giderim de.
Bak emin ol. Yerini de kimseye söylemem.
Ama sen vicdanını nasıl susturacaksın?
Yarın mahşer günü geldiğinde abim sana sormayacak mı?
Benim emanetlerimin hali nicedir? Onlara iyi baktın mı diye sormayacak mı?
Ne cevap vereceksin?
Bak hepimiz yaptıklarımızın bedelini ödüyoruz.
Ödedik de.
Ya sen?
Ben yaptığımın bedelini çok ağır ödedim.
Canımın parçasını kaybettim.
Emanetlerimden uzak duruyorsam onların iyiliği için.
İyilik bu değil. Bu kolaya kaçmak.
İyilik, babasını kaybeden sabiye babaanne olmak.
İyilik, evladını yitiren babama can yoldaşı olmak.
Yapamam ben.
Hepimizin günahları var.
Bazılarının bedelini ödedik.
Bazılarının pişmanlığını ölene dek içimizde yaşıyoruz.
Benim pişmanlıklarım bir ömre sığmaz Cihan.
Kaçmak yine de çözüm değil ki.
Bir arada olacağız.
Affedeceğiz. Affedilmek için çabalayacağız.
Bak bize. Onca yaşanana rağmen yan yanayız, değil mi?
Dostça kavga etmeden sana diyorum ki gel aile olalım.
Hem abim de böyle istemez miydi?
Eminim bunun cevabını biliyorsun.
Hadi.
Evine hoş geldin Azi... Ayşe Hanım.
Hoş geldin.
Sen gelmiyor musun?
Handan beni çarşıda bekliyor. Yaren'e temiz üst baş götüreceğiz.
Sonra gelirim ben.
Hadi sen gir içeri.
Ayşe'm.
Ayşe'm.
Hoş geldin. Hoş geldin Ayşe'm.
Beni almaya Cihan geldi biliyor musun? Cihan geldi.
Hepimiz gelmeni istiyorduk Ayşe'm. Hepimiz.
Hoş geldin.
Allah aşkına bir daha beni bırakıp gitme.
Eğer beni bir daha bırakırsan mezarımın başında ağlarsın.
Ben buna dayanamam.
Bir daha buna direnecek gücüm yok.
Umut Şadoğlu.
Ben Umut Şadoğlu'na bakmıştım. Kendisi burada mı?
Burada burada kendisi. Ama içeride şimdi uyuyor.
Annesini versek, olmaz mı?
Valla künefe üstü ballı kaymak olur.
Haline bakılırsa babaannemi geri getirmişsin.
Amcam getirdi diyelim.
Cihan amcam.
Başka amcamız mı var Reyyan?
Ya nasıl gerçek mi diyorsun?
Valla gerçek. Konakta bizi bekliyorlar.
İşte bak olmaz dediğimiz ne varsa oluyor.
Bunlar hep senin o kalbinin insanlara sirayet etmesinden.
O iyiliğin kaynağı sensin.
Hepimizi iyileştiren senin o güzel kalbin.
Gel, işimizi bitirelim de konağa gideriz bir an önce. Bak ne hazırladık içeride.
Bundan sonra buradayım Nasuh.
Emanetlerimin arkasında, senin yanındayım.
Benim sınavım ömürlük olacak.
Ama hepiniz benim Ayşe olduğumu göreceksiniz.
Ben sana inanıyorum Ayşe'm.
Cihan'ın peşine düşmesi, Miran'ın seni araması boşuna değil.
Hepimiz buna inanıyoruz.
Ayşe.
Söyle Nasuh.
Artık genç değiliz.
Ne kadar ömrümüz kaldı bilmiyorum.
Ben artık dolabımda senin kıyafetlerini görmek istiyorum.
Nüfusunda benim soyadımı görmek istiyorum.
Nasuh sen, sen bana
Gel bu işin adını koyalım Ayşe'm.
Yorgun yüreklerimize son deminde hak ettiğini verelim.
Yapma Nasuh.
Bu yaştan sonra herkes güler bize.
Varsın gülsünler.
Bu konak senin sayende yeniden yuva olsun.
Benimle evlenir misin Ayşe'm?
Annemle birlikte çevredeki çocuklara kağıt kalem dağıttık.
Hayallerini yazsınlar diye.
Öyle kimi yazdı verdi.
Kimi de geldi astı.
Ancak bu kadar oldu şimdilik.
Bir an önce hepsini gerçekleştirelim istiyorum.
Önceliği benim dileğime versek.
Bir an önce çalışmalara başlasak mı?
Miran.
Bak bir dolap dolusu dondurma istiyorum yazmış.
Deniz kızı olmak istiyormuş.
Bak bu da astronot.
Ya biz bunların hepsini nasıl gerçekleştireceğiz?
Ya yapabildiğimizi yapacağız işte.
Olmayana da artık hayal güçlerine yönlendireceğiz belki bilmiyorum.
Babası annesini dövmesin istiyormuş.
İşte bununla ilgili kesin bir şey yapmamız lazım.
Biz uzmandan falan yardım alırız birinden.
Reyyan.
Baba.
Müsait misiniz?
Misafirlerin var.
Buyurun efendim buyurun.
Buyurun.
Hoş geldiniz.
Gelin çocuklar.
Hadi.
Mucizeler duvarına dileklerini yazmak istiyorlar.
Gel gel gel.
Gelin bakalım.
Vallahi ben bir şey yapmadım.
Her şeyi Miran organize etti.
Sağ olsun müdire hanım da bizi kırmadı.
Civardaki bütün sevgi evlerinin çocukları dileklerini yazmaya geldi.
Ya sen onca işin gücün arasında ne ara yaptın Miran bunu?
Vallahi bu duvarın önünde yapmak istediklerini anlatırken gözlerin öyle bir parladı ki.
Ben de duramadım.
Hayallerimizi yazalım mı buraya o zaman?
Evet.
Duyamadım ben.
Evet.
Duyamadım.
Evet.
Haydi o zaman.
Yazanlar yazsın. Yazamayanlara da yardım edeceğiz biz.
Merhaba.
Sen de yazmak ister misin hayalini?
Oyun oynayalım beraber, bir şeyler yapalım.
İstediğin gibi oldu ha.
Artık gerçekleştireceğimiz bir sürü hayalin var ha.
Öyle.
Baksana nasıl çabalıyorlar.
Nasıl mutlular.
Biri hariç tabi.
Konuşmaya çalıştım da hiç yüzüme bile bakmıyor.
Bir de ben deneyeyim.
Merhaba küçük hanım.
Tanışalım mı?
Peki, ben kendimden başlayayım.
Benim adım Miran.
Bak bu güzel abla da benim eşim Reyyan.
Bak bu da kardeş.
Onun adı Umut Hazar.
Senin adın ne peki?
Hayalini yazmak ister misin sen de o panoya?
Asalım beraber ister misin?
Bak çok eğlenceli.
Sen istediğin hayali yazacaksın.
Biz de gerçekleştirmek için elimizden geleni yapacağız.
Ne dersin?
Çok güzel olacak. Ben yaptım bile.
Şu panonun ortasındaki, o kalp şeklindeki pembe kağıtta benim hayalim yazıyor.
Sen de denemek ister misin?
Merak etmiyor musun ne yazdığını?
Ne yapalım o zaman.
Senin pek konuşmaya niyetin yok.
O zaman gidelim biz de ne yapalım.
Ama konuşmak istersen biz seni bekleriz.
Ne oldu?
Orada ne yazıyor?
Sana benzeyen kızımız olsun yazıyor.
Çok teşekkürler. Çocuklar çok mutlu oldu.
Biz teşekkür ederiz.
Kayacak mıyız?
Hoppa.
Haydi bakalım sen kay şimdi.
Şuradaki kızımızın adını soracaktım.
Ha Melek. O bizim özel çocuğumuzdur.
Biraz içine kapanık galiba.
Maalesef.
Maalesef dediğim için yadırgamayın.
Melek bize geldiğinde çok ufaktı.
Ama her şeyi hatırlıyor.
Annesinin vefatını, babasının cezaevine girişini.
Canım benim.
Babası neden cezaevine girmiş?
Aile içi şiddet.
Ah canım.
Bu yaşadıkları yetmezmiş gibi birkaç kez koruyucu aileye götürdük.
Ama her seferinde geri getirdiler.
Geri mi getirdiler niye?
Yaramazmış, laf dinlemiyormuş, anlaşamıyorlarmış.
Türlü bahanelerle geri geldi.
Birkaç kere de kıymetli eşyalara zarar vermiş.
Çocuk bu canım, olur öyle şeyler.
Öyle vazgeçilir mi hemen?
Bakın Reyyan Hanım.
İster evlat edinilsin, ister koruyucu ailenin yanına gitsin.
Bizim çocuklar önce bir ailelerini sınarlar.
Yani bir şekilde anne ve babasından ayrı kalmış çocuklar
tekrar terk edilme korkusu yaşarlar.
İnsanlara güvenip terk edilmemek için bu konuda emin olmak isterler.
Müdire anne benim dileğim ne zaman gerçekleşecek?
Hadi gel bakalım Oğuz.
Neymiş dileğin?
Eğer hemen yapabileceğimiz bir şeyse hallederiz.
Araban olsun istiyorsun ha.
Sizi üzdüysem kusura bakmayın.
Yok, güzelim gözler öyle hüzünlü bakıyor ki.
Keşke bir şey yapabilseydik.
Elimizden bir şey gelse.
İnanın ihtiyaçları olan çocuklarımızın sadece sevgi ve ilgi.
Aslında mesele bu kadar basit.
Vallahi herkes toplanmış.
Acaba ne diyecekler?
Hayırdır tedirgin mi oldun sen? Ne o bakışlar öyle?
Yok ya.
Ne bileyim işte biliyorsun bizim ailede mutlak diye bir şey yok ya.
Her an her şey değişebiliyor.
Senin de bakışların böyle bir değişik.
Ama evdekilerle alakalı değil değil mi?
Benim aklım Melek'te kaldı.
Benim de aklım orada. Onu konuşacağız hadi gel hadi.
Oğlum bak babaanne gelmiş, hoş geldin de.
Bir de söyle, bir daha gitmesin.
Ben bundan sonra size bu son diye bir söz vermeyeceğim.
Ben artık Azize olmayacağım demeyeceğim.
Artık ben hep Ayşe olacağım demeyeceğim.
Ben bundan sonra sadece babaanne olacağım.
Su akar yatağını bulur.
Zaman.
Çocuklar.
Biz bir karar aldık.
Yani ben Ayşe'ye evlenme teklif ettim.
O da kabul etti.
Helal olsun sana dedem.
Hayırlı olsun.
Sağ ol oğlum.
Hayırlı olsun babam hayırlı olsun.
Sağ ol.
Hakkınızda hayırlısı baba.
Sağ ol kızım.
Babaannem.
Hayırlı olsun Nasuh Ağa.
Yani fazla uzatmayalım dedik.
Hani gidip bir nikah günü alalım.
Kendi aramızda ailecek halledelim istedik.
Bir dakika.
Öyle oldubittiye getireceğim diyorsun yani.
Bence o kadar kolay olmaz.
Peki aklında ne var Miran?
Valla bence her şey usulüne uygun yapılmalı.
Yani bizden kız almak o kadar kolay değil.
Nasuh Şadoğlu.
Sen ne dersin Reyyan?
Yani bence Miran haklı.
Şimdi madem bir yola girildi.
O zaman usulünce olması gerekir.
Yok çocuklar bu yaştan sonra olur mu öyle?
Ne yeri ne zamanı.
Ne varmış yaşınızda?
Bence tam zamanı.
Şimdi ben şunu söylemek zorundayım.
Biz erkek tarafı olarak her şeyi yapmaya hazırız.
Cihan oğlum sen bari yapma be.
Yok vallahi baba ben Şadoğulları işi aceleye getirtti dedirtmem.
O zaman amcamın desteğiyle karar alınmıştır.
Organizasyonlar kız tarafının ve erkek tarafının kadınları tarafından yapılacaktır.
Yalnız bir şey soracağım.
Bir şey soracağım.
Şimdi kim kız tarafı, kim erkek tarafı?
O belli mi?
Güzel soru.
Amcam, sen yenge, Zehra anne erkek tarafı.
Benle Reyyan kız tarafı bu kadar.
O vakit gelinlik işi bizde değil mi eltim?
Bizde bizde.
Gelinlik mi, yok canım.
Ya artık gelinliğe damatlığa sonra bakarız.
Önce ilk adım.
Ya Miran oğlum yapmayın ha.
Yani biz bu yaştan sonra gelinlik damatlık mı giyeceğiz?
Vallahi mahalleli güler bize.
Yakışır.
Yakışır değil mi?
Yok ya.
Cihan o kadar güzel şeyler söyledi ki.
Ben de yerini söylemek zorunda kaldım.
Bana kızmadın değil mi Azize?
Biz nasıl anlaştık Esma?
Haklısın daha ağzım alışmadı.
Ayşe.
Hoş geldin Esma.
Hoş gördük Nasuh Ağa.
Bu arada tebrik ederim.
Hayırlı uğurlu olsun.
Ya bizim torunun işleri.
Miran'ın.
Biz kendimiz gidip kıyacaktık nikahı.
Neymiş efendim, her şey usulünce olacakmış.
Başımıza açtığı işlere bak.
Kahveler geldi.
Kahveleriniz de burada.
Sağ ol.
Afiyet olsun.
Bal şeker olsun.
Afiyet olsun damadım.
Ne yapıyorsun lan?
Korkma ağam ben Sivaslıyım. Benim anne tarafı Sivaslıdır da.
Yani bizim orada da damat nişanlanınca kulağı böyle usulca çekilir yani.
De git ulan hadi hadi.
Birazcık çekecektim adet yerini bulsun diye yani.
Çok fazla şey etmeyecektim.
Hadi de git.
Tamam ağam kovuyor musun beni?
Git lan mutfağa kovmuyorum.
Mutfağa.
Hadi git.
Ne oldu, nereye gittin?
Gözleri, aynı babamınki gibi.
Melek'i diyorsun.
Valla benim de içime dokundu Reyyan.
Yani insan istiyor ki onlar hep gülsün.
Böyle sorunsuz yaşasınlar.
Anasız babasız kaldığı yetmiyormuş gibi bir de gittiği her yerden göndermişler kızı.
Ondan bu hırçınlığı.
Öyle güvenemiyor kimseye.
Sevilmeyi öğrenmemiş ki.
Bakma iyi şimdi her şey ama.
Ben bilirim öyle dışlanmayı.
Kocaman kalabalık bir aile içinde
öyle kendine yer bulamamayı yapayalnız kalmayı bilirim Miran.
O da onca çocuk arasında öyle.
Yalnız kalmış yavrum.
Biz yalnız bırakmayız onu.
Sık sık görmeye gideriz babam gözlüyü.
Babam gözlü.
Vakfın güvenliğinden arıyorlar.
Hayırdır Rüstem, ne oldu?
Rahatsız ettim Miran Ağa'm. Mecbur kaldım.
Burada ısrarla sizi ve Reyyan Hanım'ı görmek isteyen biri var.
Kimmiş?
Melek.
Kusura bakmayın efendim.
Kendi başına çıkmış gelmiş bu vakitte.
İlle de sizi görmek için tutturdu.
Sen tek başına mı geldin buraya?
Peki sen müdire hanıma haber verdin mi Rüstem?
Verdim efendim, onlar da her yerde bu yavrucağı arıyorlarmış.
Aklı gitmiş kadının.
Bak korkutmuşsun herkesi.
Böyle yalnız başına dışarı çıkmanın yanlış olduğunu biliyorsun değil mi?
Buraya kadar gelmişsin.
Bizi görmek istediğini söylemişsin.
Bir şey mi oldu?
Ben hayalimi buldum ve buraya yapıştırdım.
Uyansaydın planlarım vardı ama, neyse artık.
Neymiş o planların anlat bakayım.
Hiç işte.
Ben vakıfa gideceğim, sen fabrikaya gideceksin.
Akşam da kız isteyeceğiz.
Bu mu yani?
Ne oldu beğenemedin mi?
Ben böyle daha romantik şeyler bekliyordum.
Allah Allah.
Hadi kalk.
Hadi.
Beş dakika daha.
Bütün gece rüyamda gördüm onu.
Umut ile birlikte avluda koşturuyorlardı.
Büyümüşlerdi yani öyle mi?
Miran.
Ben aklımdan çıkaramıyorum.
Valla ben de aklımdan çıkaramıyorum Reyyan.
Ne yapacağız?
Hadi kalk hazırlan gidelim.
Neyi bekliyoruz.
Haydi.
Ha baba seni arıyorum ben de ya neredesin?
Ya başıma açtığınız işle uğraşıyorum, nerede olacağım?
Valla ben bir iş açmadım.
Senin başına ne iş açıldıysa Miran açtı.
İyi ki de açtı.
Ya bu yaştan sonra olacak iş değil Cihan.
Miran ile Reyyan aileyi tekrar bir araya toparlamak için çırpınıyorlar.
Böyle bir şeye ihtiyaç var.
Ya tamam tamam.
Bu saatten sonra dönmek olmaz zaten de.
Sen beni niye arıyordun?
Bunun için.
Ya olmaz o iş olmaz.
Niye olmaz, olur olur gel hadi.
Gel deneyelim bir.
Gel.
Vallahi yakışıyor ha.
Her şey adetinle olacak.
Sonuçta babama kız istemeye gidiyoruz.
Ya Cihan olmaz bu iş ya.
Ya baba olur niye olmasın ya?
Niye olmasın?
Sen bir de hatırlıyor musun baba?
Handan'a istemeye gittiğimizde zorla takmıştın bana bu kravatı sen.
Ha yani sen onun intikamını alıyorsun öyle mi?
Ya baba şu kelimeyi kullanma ne olur ya.
Valla bak bizim başımız ne geldiyse ailecek bu intikam kelimesi yüzünden geldi.
Haklısın.
Rövanş alıyorum diyelim.
Ya bu olmaz Cihan ya.
Bunu çıkaralım.
Zaten ben bunu sana söylemsem Miran söyleyecek tak diye.
İyi tamam olsun bakalım.
Olacak tabi baba.
Ben şimdi gideyim bir aşağıya bakayım.
Bir ihtiyaç var mı?
Cihan.
He baba?
Oğlum.
Ailenin büyüğü olarak evimizin ocağımızın başında duracağını biliyordum.
Bundan sonra ölsem de gam yemem artık.
Allah seni başımızdan eksik etmesin baba.
Allah bana ömür verdikçe
Kim olduğumu, ne yapmam gerektiğini asla unutmayacağım.
Merak etme.
Çok yakışıklı oldun baba.
Melek'in durumundan size daha önce de bahsettim.
Ardı ardına yaşadığı travmalar onu asosyal içine kapanık bir çocuk haline getirdi maalesef.
Çok sabır isteyen bir çocuk.
Valla biz kararımızı verdik.
Melek kızımız olsun istiyoruz.
Siz bizi yönlendirir misiniz biraz?
Hani evraktır, odur budur diye.
Tabi ki. Öncelikle verdiğiniz bu karardan dolayı ikinizi de canı gönülden kutlarım.
Şimdi sizlerden bir takım evraklar isteyeceğiz.
Ben Melek'in özel bir çocuk olduğunu
ve sizinle nasıl rahat bir iletişim kurduğuna dair bir rapor sunacağım.
Sonra anne baba adaylarından sağlık raporları isteyeceğiz.
Sağlık raporu?
Çocuk bakacak engeliniz olmadığına dair.
Sağlık probleminiz olmadığına dair.
Bulaşıcı bir hastalığınız olmadığına dair.
Bir takım prosedürler.
Sonra psikoloğumuzla bazı görüşmeleriniz olacak.
Uzun bir süreçten mi bahsediyorsunuz siz?
Evet, ama bakın iki alternatifiniz var.
Evlat edinme ve koruyucu aile olma.
İsterseniz ben ikisini de anlatayım.
Birlikte karar verelim.
Bakın Reyyan Hanım.
Sizi vakıfta gördüm, tanıdım.
Zaten Miran Bey'i yıllardır iş adamı olarak biliyoruz.
Ama maalesef bunlar prosedürler.
Çabuk olsun diye ben.
Haklısınız.
Yani her şey en ince detayına kadar araştırılmalı ki
insan çocuğunu nereye, kimlere emanet ediyor bilsin.
Anlayışınız için çok teşekkür ediyorum.
Şimdi benim gitmem lazım.
Çocukların yemek vakti geldi.
Görüşmek üzere.
Dünyanın en iyi kalpli, en merhametli kocasısın sen.
Teşekkür ederim.
Asıl ben sana teşekkür ederim.
Bütün bunları benim içime koyduğun için.
Kız annesi.
Hadi inşallah.
Şimdiden yakıştı.
Hadi çıkalım.
İşte fincanları getirdim.
Onları şöyle Ayşe'nin önüne doğru koy.
Ben, ben mi vereceğim kahveyi?
Tabi sen vereceksin.
Görmedin mi Nasuh Ağa'yı?
Kravat bile takmış.
Esma bu kadar abartacağınızı bilseydim ben baştan hayır derdim ya.
Bu yaştan sonra.
Haydi benim içeride az işim var.
Bak, bak.
Niye öyle dediniz Ayşe Hanım?
Bakın biz de kaç yaşındayız ama icabında patates çarptım evlenme teklif ettim Asiye'ciğime.
Ne varmış yaşımızda?
Ben daha on dokuz, otuz dokuz yeni oldum.
Sen benim gözümde hep otuz beş kalacaksın Asiye'ciğim.
Yanlış anlama lütfen.
Allah sizi nasıl biliyorsa öyle yapsın.
Mutluluklar dilerim.
Ya ben de böyle bir şey yapamadım size ama
artık eve gelince bir şeyler getiririm.
Allah bana da nasip eder inşallah.
İnşallah, inşallah.
Ayşe sen fincanları şöyle getir.
Ben şöyle geçeyim.
Bak şimdi.
Bak bu fincanı Nasuh Ağa'ya vereceksin tamam mı?
Sakın karıştırma.
Bu fincan köşedeki.
Tamam anladım Esma anladım ya.
Çocukların hatırı için. Sen de ortak oluyorsun.
Bu yaştan sonra olacak şey değil. Vallahi rezil olacağım.
Millete rezil olacağız.
Sanki bunu takmasaydık olmazdı yani.
Yani baba elleşe elleşe onu hiç takmamış gibi yaptın.
Zehra anne gelin nerede, gelmiyor mu?
İçeride bir fincan kavgası yaşanıyor.
Esma Hanım servisi illa gelin yapsın diyor.
Peki gelin ne diyor?
Utangaç biraz bizim kız.
Esma Hanım ikna eder onu.
İnşallah ama çok beklettiler yani böyle hayırlı işler beklemeye gelmez.
Yani.
Bir dakika bir dakika Miran.
Ne acelesi var ya dur. Kız evi naz evi.
Hele ne vaat ediyor? Mesela balayına nereye götürecek?
Fırat.
Miran.
Durun durun şimdi kalkıp kaçacak dedem en sonunda.
Yok yok yani yüzdük yüzdük kuyruğuna geldik değil mi?
Vallahi bırakmam.
Geç.
Olmaz ki böyle ya Şeyda'yı mı isteyecekler babaanne?
Rezil ediyorsun ya.
Pişman etme.
Dur sen o çıktığın vitesle geri in.
Çünkü bu yolun sonu kötü görünüyor Miran.
Şoför oldu da araba şakası yapıyor ha.
Olduk onu da olduk.
Bir dakika, bir dakika.
Şeyda kim isteyecek, kimden isteyecek?
Önce onlardan başlanır.
He ağam doğru söylüyorsun.
Burada gelin babasıyız.
Buyurun.
Sağ ol.
Afiyet olsun.
Kız kahvesi.
Ne güzel.
Teşekkürler.
Buyurunuz.
Sağ ol.
Bir tane kahve kaldı.
İç onu sen iç.
Melike de olsaydı iyiydi.
Aboo
Ama Ayşe ben seni tembihlemedim mi?
Fincanı da işaretledim.
Ya tama ben ezber ettim ama kapıdan girerken herhalde döndüyse tepsi.
Olacak iş mi ya olacak iş mi?
Ya vallahi yay gibi gerildim ha.
Hadi artık bitirin şu işi.
Ya şimdi sebebi ziyaretimiz malumdur.
Cihan'ım haydi artık.
Üzme daha fazla babamı.
Ya Handan durum zaten yeterince garip ben lafa nasıl gireceğimi bilemiyorum.
Aklına ilk geleni söyle amca.
Aklıma ilk gelen.
Yani kaç tane evlada babasına kız istemek nasip olmuştur bilmiyorum ama.
Evet neyse tamam.
Şimdi Miran Bey'ciğim.
Gençler birbirini görmüş, beğenmiş, sevmiş.
Bize de Allah'ın emri Peygamber'imizin kavliyle
Nasuh oğlumuza Ayşe kızımızı istemek düşer.
Evet.
Hadi Miran cevap versene.
Umut'u mu getireyim içeriden he evin erkeğidir.
Bir dakika, bir dakika.
Öyle bu işler kolay değil.
Önce bir soralım değil mi?
Oğlumuz ne iş yapar?
Miran Bey'ciğim oğlumuz ağadır.
Maşallah, maşallah.
Maşallah.
Ya hadi bitirin şu işi be.
Sıktınız ama hadi.
Ya tamam.
Dediğiniz gibi Cihan Bey
gençler birbirlerini görmüşler, beğenmişler.
Bize de tamam demek düşer. Verdik gitti.
Hayırlı olsun.
Hayırlı uğurlu olsun.
Valla heyecandan öleceğim şimdi.
Valla ben de.
Reyyan Hanım bizde bir söz vardır: evlat edinme de bir doğurma biçimidir deriz.
Yani Melek'le tanışmanız, birbirinize alışmanız, yasal süreçler...
Bunların hepsini hamilelik diye düşünün.
Şimdi de doğum sancısı çekiyorsunuz.
Valla çok iyi dediniz. Tam da öyle hissediyorum valla.
Ya valla inanır mısınız?
Duygusallığına kadar hamilelikle birebir bir süreç yaşıyoruz.
Dün gece kızımızın odasının son hazırlıklarını yaparken annemizin çeşmeler açıldı yine.
Sanki sen ağlamadın Miran.
Melek.
Ne güzel olmuşsun sen.
Beni görmeye mi geldiniz?
Evet. Hani biz konuşmuştuk ya daha önce.
Sormuştuk.
Hani konuşmuştuk biz.
Ben sana sormuştum. Bizimle yaşamak ister misin?
Kızımız olmak ister misin diye.
Hatırlıyor musun?
Sen de evet demiştin.
Hala aynı fikirde misin?
O zaman evimize gidelim mi prensesim?
Anne de bizimle gelecek mi?
Gelecek tabi.
Geleceğim tabi.
Bundan sonra hiç ayrılmayacağız.
Torunum geldi.
Yok yok baba, daha değil.
Nerede kaldılar ki?
Kız anneannesi oluyorsun, heyecanlı mısın?
Ben aslında kızlara aşinayım biliyorsunuz ama torun başka. Bir parça heyecan var tabii.
Ben de hep koruyucu aile olmak istemiştim ama... Hayat, şartlar, koşuşturmaca hiç izin vermedi.
İnşallah bundan sonra.
Asiye bu koruyucu aile neyin nesi?
Onu ben anlatayım mı baba?
Bak şimdi ailesi mağdur olup da devlet tarafından bakılan çocuklar için deniyor buna.
Yani evlat edinemiyorsun ama yine de sana veriyorlar sen büyütüyorsun.
Devlet zaten her ihtiyacını karşılıyor da onların tek istediği ailesi olman.
İyiymiş iyiymiş bu ya. Hayırlı hem toplum hem devlet için.
Ayşe'm biz de koruyucu aile olalım mı? Bize de verirler mi?
Herhalde vermezler Nasuh.
Hem biz bundan sonra torun sevelim artık.
Öyle mi? İyi.
Geldiler.
Torunum geldi.
Maşallah maşallah.
Hoş geldiniz benim güzel ailem.
Siz de hoş geldiniz.
Size kızımızı getirdik.
Geç bakalım tanış ailenle.
Hani bana öpücük? Gel bakayım.
Ay bu pek güzelmiş. Çitlembikmiş bu ya.
Hoş geldin.
Melek ben Zehra anneannen.
Neredeymiş benim...
Yerine niye götürmedin?
Kucağım dolu olduğu için olabilir mi Miran?
Puseti de odada kalmış. Seslenemedim size uyanmasın diye.
Çok oldu mu?
Yok on dakika önce bebeğine kabarık etek alacaktı. Sonra böyle kaldı işte.
Gitmeyeceğim, burada kalacağım.
Ama üşürsün bir tanem.
Söz verdiniz, yurda gitmeyeceğim.
Yok annem sen yanlış anladın.
Baban seni odana götürecek.
Odamda mı uyuyacağım?
Tabi, hepimiz odalarımızda uyuyacağız.
Kimse kalmayacak ki salonda.
Bu gece Umut'la yatabilir miyim?
Uyursun tabi.
Bak Umut efendi duydun mu abla ne dedi?
Bu gece seninle yatacakmış bak çok şanslısın.
Bebeğim de gelebilir mi?
Gelsin tabi gelsin. O da gelsin bizimle.
Baba bana masal okur musun?
Okurum ben sana masal okurum.
Anne de gelsin.
Geleceğim tabi. Annen de gelecek. Ah canım benim.
O zaman annesi hadi Umut efendiyi de al. Hep birlikte masal dinlemeye.
Çok güzel olmadı mı?
Hem de nasıl.
Hadi gel bakalım.
Umut'un yanına nasıl da güzel kıvrıldı.
Öyle. Bu akşam şimdi güzel güzel uyusunlar. Hem eve de alışsın.
Ama Umut bundan sonra vakti gelene kadar bizimle kalsın.
Melek'e de çok güzel oda hazırladık. Orada uyur, alışır.
Bir tanem zaten dibimizde uyurlar.
Tık deseler duyarız. Sen merak etme.
Melek'in uyumadan önce dediği şeyi duydun mu?
Duydum.
Canım benim uyurken yurda götürmemizden korkuyor.
O kadar bıkmış ki aynı şeyleri yaşamaktan.
O kadar kırılmış.
Ama burası onun son yuvası olacak.
Onu da inandıracağız. Sevilmeyi öğreteceğiz ona.
Öyle kendine güvenen pırıl pırıl bir genç kız olacak.
Öyle.
Şuna bak ya. Şükürler olsun.
Allah ne istediysek tek tek veriyor.
Başka çocuğumuz olmayacaktı, oldu.
Ben sana benzeyen bir kızım olsun istemiştim.
Babama benzeyen bir kızım oldu.
Ya sen ne güzel kızım diyorsun öyle. Sen var ya dünyanın en iyi kız babası olacaksın.
Sen demiştin ya sevmeyi bilen bir erkek evlat yetiştirmek istiyorum diye.
İşte ben de senin desteğinle sevgiyi tanıyabilen bir kız evlat yetiştirmek istiyorum.
Gerçeğini bilecek ki sahtelerinden korunabilsin.
Öyle babasından görmesi gereken sevgiyi, ilgiyi öyle başkalarında aramayacak.
Yanlış yerde telafi etmeyecek.
Babasından asla kaçmayacak.
Korkmayacak.
Aksine benim varlığımdan bulacak gücünü.
Büyüyüp çok cesur bir kadın olacak.
Her şeyi paylaşacak benimle.
Yanlış bir şey yapmaya kalkarsa babam bana kızar mı diye değil,
babam üzülür mü diye düşün.
İşte o soruya vereceğin cevap seni doğru yola götürür diyeceğim.
Bir de her şeyin en doğrusunu, en güzelini annen bilir.
Benden çok ona bak diyeceğim.
Senin gibi kalbi güzelliklerle dolu bir kız evlat yetiştireceğim.
Öyle bir anda geldi. Biz buna Reyyan etkisi diyoruz.
Ya biz ne ara bugünlere geldik?
Sen ne ara böyle bir adam oldun?
Yani hep böyle biriymişsin ama.
Ne güzel değiştin Miran.
O kadar güzel bir nereden nereye hikayesi ki bu.
Şükürler olsun.
Şükürler olsun.
Nereden nereye demişken...
Nereden nereye gelmişiz
Hep beraber hatırlayalım.
Hep gözümüzün önünde duruyorlar ama bakmıyoruz ne zamandır.
Pahada küçük ama manası büyük anılarımız.
Reyyan'la Miran'ın geçmişi.
Heyecanlarımız dahil hepsi bunların içinde.
Bu yüzüğü parmağına taktığım ilk günü hatırlıyor musun?
Unutur muyum?
Elimi ilk kez tutmuştun.
Öleceğim sandım heyecandan.
Valla daha çok öldürecekmiş gibi bakıyordun.
Hercai sanıyordum seni, ondan.
Ama sonra?
Sonra aşka cesaretin var mı dedin.
O salıncağa oturdum. Her şey de orada başladı zaten.
Göğe salıncak kurdum. Ben istediğini yaptım. Peki sende o salıncağa binecek yürek var mı?
Ne kadar uzağa gidersen git hep bulacağım seni.
Ne zaman düşecek olsan hep tutacağım seni.
İşte böyle sımsıkı.
Ya tutamazsan?
Ya düşersem?
O zaman ben de atlarım arkandan.
Ben de düşerim seninle.
Her şeyin ilk orada başladığı ne belli?
Ne demek ne belli?
İlk orada görmedik mi birbirimizi öyle?
Toka.
Tabi toka.
Seni ilk gördüğüm gün. Bana bir sözün vardı ya nefesimi kesecektin.
Sen zaten beni tanımadan nefesimi kesmiştin.
Ben de sana baktım yani öyle mi?
Hayatımda daha önce kimse öyle güzel bakmamıştı.
Hı Miran abart abart.
Bir de ayna var.
Dokunmaya kıyamıyorum hiç.
Dokunma sen de.
Sevdiğine verilecek en güzel hediye ama.
Benim gördüğümü sen de gör demek.
Yapmasana şöyle.
Nasıl?
Böyle işte.
Böyle nasıl?
Elini çekebilirsin artık.
Bu senin için.
Bunu bana mı veriyorsun?
Bunun içindeki çok değerli.
Ona iyi bak tamam mı?
Ne var ki içinde?
İyi alışmıştın öyle duvar köşelerinde sıkıştırmaya.
Boşuna kertenkele demediler sana.
Peki ya taş?
Hatırlıyor mudur sence o günü?
Taşlar unutmaz.
Peki sen?
İlk görüştüğümdün sen benim.
İlk defa biriyle buluşmuştum.
Ne oldu?
Bir şey yok taşa takıldım.
Miran dur, ne yapıyorsun?
Atacağım.
Ya delirdin mi? Her yer taş. Her ayağıma takılan taşı kaldırıp atacak mısın?
Gerekirse hepsini atacağım.
Geçtiğin bütün yolları temizleyeceğim.
İnsan sevdiğinin ayağına taş değmesin ister ya. Senin de ayağına hiç taş değmesin Reyyan.
Sözünü tuttun ama hiç yalnız bırakmadın beni.
Bazen kalbime taş koydun ama yolumdaki bütün taşları çektin.
Niye güldün öyle gülüşü güzelim?
Hani diyorsun ya bana bildiğim her şeyi sen öğrettin diye.
Ben de senden bir sürü şey öğrendim.
Mesela bisiklete binmeyi.
Artık eskisi kadar çok binmiyoruz bisikletlere.
Bak bu da yarım kalan şeylerden.
Ama çocuklarımızla bineriz.
Bineriz.
İşte bu da benim en sevdiğim.
Romeo'nun gülü.
Miran'ın gülü.
İnsan gelir de böyle damdan mı gelir?
Juliet de Romeo'yu böyle damlarda balkonlarda bekletmiş.
Ben Juliet değilim ama Reyyan'ım.
Hem Romeo bizim burada damlarda bacalarda gezseydi başına illa ki bir şey gelirdi.
Olsun ben senin için Romeo olurum.
Tövbe de. Ölmüyor muydu o?
İkisi birden ölüyordu değil mi?
Biz de Romeo ve Juliet gibi kavuşmadan ölürüz diye mi korkuyorsun?
Ben sevenlerin kavuştuğu hikayeleri seviyorum.
Az sürünmedin dam tepelerinde.
Siz de pek yabancı değilsiniz Reyyan Hanım.
Yani Aslanbey'in damına tırmanıp benim odama gül bırakmışlığın var.
Çok özlemiştim, ne yapayım?
Neyse, madem her şeyden konuşuyoruz. O zaman...
Ah o köprü ah.
Gittin sandım.
Benim senden başka gidecek yerim yok ki Reyyan.
Ne yapsam olmuyor. Beceremiyorum.
Araftayım sanki.
Senden gidemiyorum.
Çünkü sana arkamı dönünce bütün renkler seni tanımadan önceki gibi siyaha dönüyor.
Gitsem şu gözlerinin buğulanması gider mi?
Söyle bana Reyyan. Ben ne yapayım?
O günden sonra hiç öyle öpmedin beni valla.
Nasıl öpmedim Miran? Öpmedim mi?
Hiç. Yakınından bile geçmedi.
Yok tamam. Yetti hatıra matıra.
Nereden nereye geldik?
Karanlıktan aydınlığa.
Ne olursa olsun. İyi ki mucizemi beklemiş miyim?
Peki iyi ki gelmiş miyim?
Kendi ellerinle yaz deseler tarif edemezdim ben böyle bir aşk.
Böyle bir sevmek varmış.
İnandım.
Böyle sevmek varmış. Çoktan inandım.
Reyyan sen nereye kaçıyorsun öyle?
Seni köprüdeki gibi öpmek istiyorum.
Anne, baba.
Umut dur dedim sana.
Güneş açtı. Uyanın uykucular.
Annem bugün okula başlıyor.
Kaç kere dedim annemle babamın odasına kapıyı çalmadan girme diye.
Ben hırsız mıyım, çalmayacağım işte.
Anlamıyorsun bile. Gel buraya.
Gülme.
Yastık savaşı.
Bal mı sürmüşler bu yanaklara kaymak mı sürmüşler?
Anne Umut gibi bebek miyim ben?
Bebeksin tabi.
Ben bebek değilim Melek abla beni kıskanma.
Bebeksin işte yoksa yanaklarında bal olduğuna inanmazdın. Bebeksin.
Hepiniz benim bebeğimsiniz tamam mı?
Babam da mı?
Evet en bebek baban hatta.
Laflara bak laflara.
Ne oldu gıdıklandın mı?
Gıdık ne demek?
Çok soru sorma demek.
Soru sorma demek yok Miran.
Tamam peki. Merakınızı destekleyeceğiz.
Soru sordukça cevaplayacağız.
Unutma baba. Cevaplamadığın her soru için kumbarama para atmak zorundasın.
Küçük tüccara bak sen küçük tüccara.
Tüccar ne demek?
Of!
Hadi yeter. Annenizin bugün okulda ilk günü. Hazırlanmamız lazım.
Dişler fırçalansın, kıyafetler giyilsin. Sonra herkes sofraya.
Şamata çetesi sizi.
Sen kahvaltıyı hazırladın mı bakayım?
Bugün ablam hazırlasın.
Yalancıya bak hani anneme sürpriz yapacaktın.
Heyecanlı mıyız?
Evet.
Heyecanlı mıyız?
Çok.
Haydi o zaman gidelim, hazırlanalım.
Hadi koş, koş.
Haydi bakalım biz hazırlanmaya gidiyoruz.
Bugün yeni hayatımın ilk günü.
Lütfi hayatım bak bakayım şu zeytine. Beğenecek misin?
Ellerimle kurdum.
Sen kurarsın da olmaz mı sultanım?
Afiyet olsun. Gedik'ten. Reyyan Hanım'ın en sevdiği.
Sen de benim en sevdiğim.
Dur oğlum dur dur. Yavaş.
Günaydın.
Yakalanırsın işte öyle.
Az önce öpüşüyordunuz gördüm.
Ya baba şuna bir şey söyle.
Hadi oradan cimcime.
O benim goncam.
Aldın mı cevabını?
Cimcime ne demek baba?
Başım şişti demek, başım.
Hani bakayım baba niye şişti başın?
Annem öpsün geçer.
Annem öpünce hep geçiyor.
Nasıl geçiyor baba?
Annemin ağzında ilaç mı var?
Biz Asiye teyzemle anneme bir şey yapacağız.
Ya siz bu anasının karnındayken annesine bülbül suyu mu içirdiniz?
Bülbül suyu mu? Iy.
Bak sen.
Sen babaannenden ballı dürümünü aldın mı? Bahar hepsini bitirecek. Haydi koş, çabuk.
Bu çiçekler çok güzel. Azat amcam mı gönderdi?
Lan Azat.
Mahfuz babadan haber var mı Asiye?
Eli kulağındadır, gelmek üzeredir.
Amcamın oğlu.
Ne oldu? Baba olunca öyle kolay açtırmıyorlar değil mi?
Beyazsu'ya adam gönderdin mi? Önden hazırlık yapsınlar.
Gönderdim gönderdim.
Çok iyi.
Bak onlar değil. Handan'ın en sevdiği takımları koy. Yoldan gelecekler. Sevinsin, beğensin.
Zehra'nın sevdiği peynirlerden de getir.
Allah aşkına teker teker söyle hanımım. Yetişemiyorum.
Tamam tamam.
Vallahi yeter artık ya. Bu kadar yeter.
Ya Ayşe başına bir şey gelecek. Her şey iyi işte. Yeter bu.
Şeyda ballı dürümü unutma. Umut'un ballı dürümü.
Ömrümü yedin ömrümü.
Babaanne.
Hoş gelmişsin küçük ağa.
Miran kılıklım gelmiş.
Aslan torunum benim.
Bana niye Miran kılıklı diyorsun?
Neden diyorum biliyor musun?
Çünkü aynı senin baban da konağa girdiği zaman
kapıyı böyle açar babaanne diye bağırırdı.
Aynı senin gibiydi. Yani sen de Miran kılıklısın.
Babaanne biliyor musun? Babam annemi uzunca öptü.
Ya torunum evin içinde olan şeyler böyle dışarıda söylenmez.
Evimizin içinde değil ki dede. Dışarda salıncakta sallanırken.
Hem babaannem soruyor.
Neyse canım neyse artık, hadi.
Umut gelmiş. Umut gelmiş.
Ev sevdiğim arkadaşım geldi.
Ya oğlum o senin halan olur.
Çocukların da kafası karıştı.
Bahar biliyor musun? Benim annem bugün okula başlayacak.
Biliyorum. Annem Reyyan ablaya hediye almaya gitti.
Babaannemle anneme kocaman bir sürpriz hazırladık.
Hazırladın değil mi babaanne?
Tabi hazırladım yavrum.
Geldi ballı dürümler geldi, hadi.
Ah Umut ah.
Olmuş mu böyle? Ceket de giyeceğim.
Olmuş mu derken.
Sanat eseri gibisin.
Çok güzelsin.
Heyecan var mı heyecan?
Olmaz mı? Valla kalbim yerinden çıkacak Miran.
Eğer sınıfa girerken düşüp bayılmazsam iyi.
Güneş gibi doğacaksın o sınıfa, şüphen olmasın.
Bunlar...
Bunlar hediyelerin.
Bu ilk hediyen.
Adımı yazdırmış.
Bu da baktıkça heyecanın azalsın diye.
Yerim ben sizi.
Güzel ailem benim.
Düşünceli kocam benim. En lazım olan şey biliyor musun?
Bu da bugünlerin mimarı.
Allah bir dileğimizi daha kabul etti.
Nicelerine.
Miran.
Bunu vermek için hep bugünü bekledim.
Bu ne?
Hediyen.
Kalem almışsın.
Bu sadece kalem değil. Aynı zamanda senin hayalin.
Bir kalem bir kağıt.
Eli kalem tutan bir kadın kendiyle beraber bütün dünyanın kaderini değiştirebilir Reyyan.
Senin en büyük hayalinin yarım kalan eğitimini tamamlamak olduğunu biliyorum.
Ama yarım bırakmayacaksın.
Bırakmayacağız.
Sen hayallerini gerçekleştirirken ben de seni bütün kalbimle destekleyeceğim.
Asla vazgeçmediğin, hayallerini bir bir gerçekleştirdiğin için seninle gurur duyuyorum.
Canım karım benim.
Beni hep desteklediğin, ben daha çok parlayayım diye uğraştığın için
ben de sana teşekkür ediyorum.
Bu hayat bir tane. Parlayabildiğin kadar parlayacaksın.
Hayattan istediklerini alana kadar durmak yok bilesin.
Sen de hep yanımda olacaksın ama tamam mı?
Hem benim de sana bir sürprizim var.
Neymiş?
Valla bekleyeceksin. Sen az uğraştırmadın beni. Çatla biraz.
Bak sen.
Anne.
Tam zamanında bağırıyor bunlar da.
Bunlar deme çocuklara Miran.
Hadi, biz senden daha heyecanlıyız valla.
Hazırlan da inelim kahvaltıya.
Bu arada şu sürprizi de fazla geciktirme. Artık yaşlıyım, kalbim dayanmıyor eskisi kadar.
Allah Allah.
Geliyorum şimdi.
Hadi giy üstünü.
Cihan dedemler geldi.
Geldiler geldiler.
Vay vay vay. Kocaman adam olmuş.
Vay aslanım benim. Cihan dedesinin aslanı bu.
İstanbul'dan ne getirdin bana?
Sana İstanbul'dan bir bavul dolusu hediye getirdim biliyor musun?
Azat amcan sana neler yolladı neler?
Açalım bir bavulu, hepsini vereceğim ben sana tamam mı?
Bebeği gördün mü?
Gördüm, çok güzel bebek biliyor musun?
Hep fotoğraflarını çektik. Handan anneannenin telefonunda. Bakacak mısın?
Hadi bakalım.
Paşam gösterir miyim ben sana? Sen git Cihan dedenin kucağına atla.
Handan anneanneni öptün mü?
Oh sen de bakayım.
Çok mutlu oldum. Haydi şimdi gidelim bakalım fotoğraflara.
Gelin bakalım gelin.
Geçin hoş geldiniz.
Hoş geldin oğlum benim.
Hoş bulduk.
Cihan iyiler değil mi?
İyiler iyiler.
Ayşe ana iyiler ya.
Onlar da çok selam söyledi size.
Dün de dedim ben de geleyim doğuma dedim. Yok ben geleceğim babaanne dedi.
Gelecekler değil mi?
Gönül'e kalsa gelecek ama o Azat karısının kırkı çıkmadan kıpırdatmak istemiyor.
Bir pimpirikli ki sorma gitsin.
Haklıdır.
Ya Cihan, oğlum sen de dede oldun.
Ya baba sorma, vallahi olduk.
Çok güzel bir duyguymuş. Valla inanamıyorum hala.
Zaten benim dedem değil misin?
Dede, Cihan dedem benim dedem değil mi?
Dedendir.
Sen gel bakayım böyle.
Ben sana küsüm.
Ama bak ne konuşmuştuk? Küsmek yok değil mi?
Küsmek yok. Hadi gel bakayım sen benim yanıma.
Ben hem senin Cihan dedenim. Hem de Naz bebeğin dedesiyim tamam mı?
Sen de abi oldun biliyor musun?
Ben abi mi oldum?
Evet, Naz bebek büyüyecek. Sana abi abi diye bağıracak.
Yaşasın.
Çak o zaman. Bravo be.
Hadi bakalım kahvaltıya. Hadi gel bakalım.
Şeyda dikkatli inin merdivenlerden.
Haydi koş. Sofra çok güzel olmuş.
Hadi başlayın yavrum yoldan geldiniz. Açsınız.
Gönül'le Azatlar iyiler mi?
Babam çok iyiler ama kafaları çok karışık.
Akılları fikirleri o el kadar kızda biliyor musun?
Vay acıktı mı? Vay üşüdü mü? Vay iki kere kustu. Vay dört kere geğirdi.
Ama baba kız aynı sen valla aynı sen. Lokum gibi bir görsen bayılırsın.
Deme yahu.
Senin takımları istedim, daha getirmedi ama.
Olsun, bunlar da güzel.
Zehra nerede?
Gelecek şimdi, gelecek.
Annem hadi sen de bitir tabağını.
Ben yerim.
Sen bir dur. O kadar ballı dürümden sonra nefes al Umut efendi.
Şişko ya.
Sensin şişko.
Hadi konuşmayın öyle birbirinizle.
Valla yeter ben doydum.
Umut'a hamileliğimden beri ilk defa bu kadar yedim. Heyecandan herhalde.
Duydunuz değil mi? Hamileliğinden beri bu kadar yememiş.
Hamileliğinde sen zaten memleketteki bütün çilek, çikolata, ciğer stoklarını tükettin bir tanem.
İyi valla saymışsın Miran hepsini.
Stok ne demek baba?
Yok dur. O konuya hiç girmeyelim şimdi. Yoksa okula geç kalacağız.
Anneler geç kalmaz ki çocuklar kalır.
Çok bilmiş oğlum benim.
Pastanı üflemeden gidemezsin anne.
Pasta değil ki peynir.
Komik olsun diye akıllım. Kahvaltı pastası.
Hadi bakalım gel mum üfleyelim beraber.
Bir, iki, üç deyince tamam mı?
Gelin bakalım. Baba da gelsin.
Bir, iki, üç deyince. Herkes dileğini bir tutsun.
Bir, iki, üç.
Bana çıkmadan bir dakikanı verir misin?
Ben sana ömrümü ayırdım.
Öpüşecekler.
Taktın sen de öpüşmeye.
Seni çok seviyorum.
Ben de seni çok seviyorum.
Ne belli?
Ne demek ne belli?
İşte sevdik birbirimizi, sonra siz geldiniz.
Tamam tamam anladım.
Laflara bak.
Reyyan kızım.
Hoş geldiniz.
Allah zihin açıklığı versin yavrum.
Kızım seninle gurur duyuyoruz.
Sağ olun.
Annen okul çıkışına gelecek.
Konuştuk konuştuk.
Güzel kızım başaracaksın.
Allah utandırmasın dedem.
Ay hadi siz durmayın burada. Valla ağlayacağım şimdi.
Tamam yeter artık şımartmayın karımı, ben şımartayım.
Ben babamla gideceğim.
Tamam.
Ben annemle gideceğim.
İyi hadi sen de atla bakalım o zaman.
Gel bakalım.
Açayım prensesime ben kapısını.
Geç bakalım prensesim, geç.
Gel bakalım, kemerini takalım.
Takmadığım zaman ne oluyor ki?
Çok kötü şeyler olabilir anneciğim.
Ne olur?
Taktık işte bak. Anlatacağım sonra tamam mı?
Reyyan, amcam sen bu haylazı sınıfa sokmuşken okula da başlat artık.
Haylaz demek ne demek Cihan dede?
Senin baban gibilere haylaz deniyor işte.
Ya bak nasıl sataşıyor hemen?
Baba sen nasılsın?
İyiyim babacığım, şükürler olsun.
Şükürler olsun ne demek?
Babam yorgunsun sen de. Dinlen ben çıkana kadar. Sonra görüşürüz.
Ayaküstü bile beni düşünüyor. Sen merak etme. Akşama görüşürüz.
Reyyan çıkınca hemen Beyazsu'ya gelin. Biz orada bekliyoruz. Gecikmeyin.
Tamam, oldu.
Kolay gelsin. Haydi kızım.
O zaman Beyazsu'da görüşürüz.
Geldim babam.
Çok konuşuyor değil mi bu çocuk?
Susmuyor kızım susmuyor.
Ben sana bir şey soracağım. Bu annenin bana bir sürprizi varmış galiba.
Sen biliyor musun?
Ağzımdan laf almaya çalışıyorsun.
Allah Allah. Demek biliyorsun bana söylemiyorsun hı?
Hani sırdaştık biz. Ne oldu?
Senin çok istediğin bir şey.
Seninle buna dair bir anımız var. Hala vakıfta duruyor.
Valla ben pek bir şey anlamadım.
O zaman sabretmek zorundasın baba.
Çok konuşan kardeşin olsaydı söylerdi ama.
Hadi gidelim.
Ya Hazar Bey.
Nasıl da çabuk geçti zaman değil mi?
Beş yıl evvel diktiğin fidanlar meyveye durdu.
Beş yıl önce doğan bebeler dillendi artık.
Aklımızdan geçmediğin tek bir gün bile yok bilesin.
Gözün gibi baktığın, kendi kanın sayıp büyüttüğün kızımız
Reyyan'ımız bugün okula başlıyor.
Ya sana bunu demeye geldim işte.
Hani diyorlar ya zaman siliyor acıları.
Yok öyle değil.
Zaman hiçbir şeyi unutturmuyor.
Yaraları iyi etmiyor zaman.
Sade üstünü örtüyor.
Biliyorum söz verdim sana. Söz verdim. Hiç keşke demeyeceğim diye.
Ama keşke yanımızda olsaydın Hazar Bey.
En çok böyle vakitlerde hissediyorum yokluğunu.
Anneciğim.
Bak ne güzel çiçekler getirdim.
Geldi işte bak çok bilmiş kızın.
Laf aramızda bu kız hala çok konuşuyor Hazar bey.
Bir de bilgisayar gibi sürekli sayıp döküyor.
Demek beni babama şikayet ediyorsun anne. Aşk olsun ya.
Sanki baban senin huyunu bilmiyor mu kızım?
Neymiş bu aldığın?
Acem halısı çiçekleri. İlkbaharda açıyor. Mor renkliler.
Ve babamın mezarına çok yakışacaklar.
Bu yüzden mi dükkanda oyalandın o kadar?
Kadını bu yüzden lafa tuttun yani?
Aslında laf aramızda çiçekçi kadın hiçbir şey bilmiyor.
Ama artık biliyor. Çünkü ben öğrettim.
Senin sayende öğrendi yani.
Yani sayılabilir. Ama konumuz bu değil anne.
İnsanlar yaptıkları işi sadece para için yapıyorlar. Keşke sevseler.
Sevseler daha güzel olmaz mıydı dünya?
Gel.
Geldiler.
Umut.
Fırat amca siz de mi geldiniz?
Geldik.
Bir cevap verseydin yeğenim.
Sakin sakin.
Yok. Bunun her şeyi tamam. İsmini yanlış koymuşsunuz.
Bunun adı Rüzgar müzgar olmalıydı. Böyle olmadı.
Rüzgar mı? Rüzgar masum olur. Bunun adının fırtına, kasırga falan olması lazımdı.
Ömer Demir. Amcasının bir tanesi. Gel bakalım.
Aslan yeğenim benim.
Ömer Demir de Hz. Ömer gibi adaletli, Ömer Halis Demir gibi yürekli.
İnşallah kardeşim, inşallah.
Vatana millete hayırlı bir çocuk olsun.
Meleğim, benim sessiz prensesim.
Nasılsın?
İyiyim, teşekkür ederim.
Oy kurban olurum.
Heyecanlı mısın?
Hem de nasıl. Valla elim ayağım titriyor.
Anne.
Gel.
Gel oğlum.
Gel hele gel.
Anne sen hep burada mı kalacaksın?
Sınıfta kaç kişi var?
Her şeyi sen mi konuşacaksın?
Annesi merakını desteklememiz lazım diyor. Bence bizimkini köreltememiz lazım ama neyse.
Yok o sorsun, biz cevaplarız. Yeter ki sorsun oğlum değil mi?
Haydi artık akşama cevaplarsın. Saat kaç oldu?
Sınıfın seni bekliyor.
İyi tamam. Hadi o zaman.
Hayırlı uğurlu olsun.
Kolay gelsin canım.
Sağ ol.
Gel bakalım.
İyi dersler anneciğim.
Sağ ol güzel kızım benim.
Nasıl herkesin, her şeyin üstesinden gelmişsen işini başaracağından da hiçbir şüphem yok.
Hadi bakalım.
Allah zihin açık versin.
Laflara bak. Sen nereden öğreniyorsun bunları?
Nasuh Dedem öğretti.
Nasuf
Çok bilmiş bu.
Hadi bakalım. Görüşürüz.
Reyyan öğretmenim.
Çok heyecanlanırsan bizi hatırla.
Dua et bana güzel kızım, olur mu?
Tamam anne.
Haydi bakalım, anneye el sallıyoruz.
Günaydın çocuklar.
Günaydın öğretmenim.
Oturun.
Benim adım Reyyan Şadoğlu.
İlköğretimi birlikte bitireceğiz.
Bugün ilk dersimiz olduğu için önce birbirimizi tanıyalım diye düşündüm.
Ben kendimi anlatacağım sonra tek tek sizden öğreneceğim.
Öğretmenim ders yapmayacak mıyız?
Yapacağız tabi yapacağız.
Hatta ilk dersimizin konusu sevgi.
Hayat boyu yapacağınız her şeyde karşınıza çıkacak olan sevgi.
Karanlıkları sadece severek aydınlığa çıkarabilirsiniz çocuklar.
Hiç bitmeyecek ihtiyacınız, aynı zamanda en güçlü yanınız olacak sevmek.
Sizi cesur kılacak olan da yine aynı duygu.
Burası Umut Konağı. Bakmayın kocaman duvarları olduğuna.
Gelişi güzel yükselmiş sıradan bir bina değil.
Burası bizim yuvamız.
İnsan bir kere doğar diyenler mucizelere inanmayanlardır.
Ben iki kere doğdum.
İkincisi ve gerçek olanı burada.
Bu konaktaydı.
Sadece bir mucize bekliyordum.
Geleceğine kimsenin inanmadığı, sadece benim istediğim bir mucize.
Her gün dua ettim.
Kuşu, karıncayı bile unutmayanAllah'ım beni de unutmadı.
Bir yerlerde doğan gün gibi benim için de mucize doğdu.
Gelip beni buldu.
Hayat elimden almaya çalıştığı her şeyi fazlasıyla geri verdi bana.
İçinde cıvıl cıvıl güvercinlerin uçuştuğu bir cennet bahçem var artık.
Umut'umuz Melek'imiz, sevgimiz, sevdiklerimiz...
Hep birlikteyiz.
Mucizelere olan inancımız hiç bitmedi ve hep mükafatını aldık.
Hayalim, hayalimiz gerçek oldu.
Biz geldik.
Hoş geldiniz.
Cihan amcası hadi gel.
Ellerinize sağlık, çok güzel olmuş.
Afiyet olsun.
Hep hayal ettiğimiz o büyük, mutlu aile sofrasını kurduk.
Hem de kaçıncı kez.
İlk anlattığını hatırlıyorum da ne kadar da uzak bir ihtimaldi.
Hatta ihtimal bile değildi.
Oldu.
Sayende. Mucizelere inandın beni de inandırdın.
Sayemizde.
Sen olmasan yapamazdım.
Anne
Anne
Ne bekliyorsun orada? Hadi gel.
Takımlar hazır mı? Fena formdayım.
Haydi o zaman başlasın.
Kızım okuldaki ilk günün nasıl geçti?
Valla çok güzeldi. Çocuklar o kadar tatlıydı ki. Çok güzel şeyler yaptık.
Senin gibi öğretmeni bulmuşlar, severler tabii.
Seninle gurur duyuyorum.
Neler yapmışsınız.
Kıskanma Gül Hanım.
Hadi, Reyyan'la Miran geldiğine göre hepiniz sofraya bakalım hadi. Yemek yiyelim.
Hadi.
Vur bakalım hadi. Bitiriyoruz sofraya.
Hadi gelin sofraya.
Hadi bakalım.
Pişmiş yumurta.
Pişmiş yumurta istiyormuş annesi.
Yaparız oğlum yaparız.
Güzel kızım benim.
Müsaade verirseniz anneme bir hediyem var.
Git bakalım anneanneye.
Çok güzel olmuş Melek'im.
Ben hatırladım bunu. Dördümüzün çekildiği fotoğraftan değil mi?
Bana kimse inanmazken bana inanan anne ve babama en güzel hediye bu olurdu.
Güzel mucizem.
Melek'im benim.
Beni de alın. Beni de alın.
Gel bakalım, gel bakalım.
Bakın kızımız bize ne hediye yapmış.
Melek'im benim.
Ellerine sağlık.
O zaman,
Herkes bir aradayken benim de size bir sürprizim var.
Söyleyin artık. Ana kız saklıyorsunuz bir şeyler. Hadi çatladık meraktan.
Bir daha hayalini bile kuramayacağım, gerçek olamayacak kadar güzel bir şey oldu.
Gerçek bir mucize.
Kocam
Dünyanın en iyi, en güçlü babası.
Bir kez daha baba olacaksın.
Nasıl?
Nasıl? Sen hamilesin.
Hem de bir tane değil iki tane bebeğimiz olacak.
Duydunuz mu?
Duydunuz mu? Duydunuz mu? Babaanne, dede, amca.
Herkes duydu mu? Ben bir kez daha baba oluyorum.
Hem de ikiz babası.
Olmaz dediler. Oldu hem de ikiz oldu ya.
Sen, sen mucizemsin.
Gel gel gel. Bak kardeşlerin oluyor, gel.
Haberin var mı?
Kardeş geliyor güzel kızım.
Hem de iki tane.
Derler ki, yıllar yıllar önce birbirlerine aşık iki menekşe
aşklarını gözlerden ırak, baş başa yaşamak için kışın açmaya karar vermişler.
Bahar bitmiş, sonbahar olmuş, sonra da kış gelmiş.
Menekşelerden biri kışın soğuğuna aldırmadan karları delip kaldırmış başını.
Açmış çiçeğini.
Sevdiğini beklemeye başlamış.
Günlerce, gecelerce beklemiş. Ama sevdiği menekşe çıkmamış karın altından.
Vardır bir sebebi demiş. Umutla beklemeye devam etmiş.
Her gün biraz daha kar, her gün biraz daha tipi, zemheri...
Sonra umudunu kaybetmeye başlamış.
Yüzünü kara çevirip bükmüş boynunu.
İşte bu hazin duruşlu menekşeye kardelen;
sevdiğini yarı yolda bırakana da hercai demişler.
Ben hercai bir menekşeydim.
Reyyan karların içinde beni bekleyen bir kardelen.
Biz el ele verip yüzyıllardır bilinen bu hikayeyi değiştirdik.
Yeni bir son yazdık.
Yüzyıllarca hatırlanacak sonsuz bir aşk hikayesi bırakıyoruz.
Yüreğinde aşk olan herkese.
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.