Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Yetişeceğim, yetişeceğim! Sizi bırakmayacağım!
Öldüreceğim.
Seni öldüreceğim.
Çek!
Ağam, çıkamıyorum! Çıkamıyorum!
Çekil!
Lan, çekil!
Ağam, yapamıyorum!
Nasıl yapamıyorsun lan? Çekil dedim!
Geliyorum! Geliyorum Reyyan, dayan!
Oğlumu bırak!
Umut, Umut!
Bırak!
Allah aşkına! Bir şey yap! Asiye bir şey yap!
Bir şey yap!
Hayır, bırak!
Bırak!
Bırakmam, bırakmam, bırakmam!
Al, evdeki her şeyi al!
Her şeyi al, oğlumu bırak!
Her şeyi al, oğlumu bırak!
Ne yapıyorsun, ne yapıyorsun?!
Bırakın!
Bırak, bırak!
Hiçbir şey olmayacak!
Kurtaracağım, kurtaracağım!
[Mırıldanır]
Duydun mu beni? Kurtaracağım seni, kurtaracağım!
Büyük ana!
Büyük ana, bak! Durum karışık, ne olduğunu bilmiyoruz!
Nerede Miran? Nereye gitti?
Ona ne söyledin? -Büyük ana...
Miran'a ne söylediğini söylemeden buradan kimseye sağ çıkmayacak!
Ayşe, sakin ol biraz!
İndir silahını!
Sakin!
Hiç düşünmem, sıkarım!
Sen ölürsün, düşmanların yaşar.
Ben zaten ölüme gidiyorum.
Ölüme gidenin katili mi olacaksın, Mahfuz?
Kimseye zarar vermeyeceksin!
Yoksa çok daha büyük bir felaket olacak!
Ne demek o? Ne olacak, söylesene!
Baba!
Baba, orada mısın?
Baba!
Açın lan kapıyı!
Baba!
Delirme boşuna.
Kapı açılacak birazdan.
Ya her tarafı benzin kokuttunuz ya!
Ee, ne oldu?
Bana hayır da, size şer bir haber mi var?
Torunumu nereye götürdün?
Dayanın!
Dayanın!
Telafi edeceğim, oğlum.
Canın sağ olsun Miran abi, yeter ki sen yetiş!
Oğlum, oğlum...
Oğlum!
Hayır! Bırak, bırak, bırak! -Dur, dur!
Yaklaşanı öldürürüm, geri bas!
Allah'ım...
Hayır, hayır!
Hayır!
Bırak!
Oğlum!
Baba! Yardım et, baba!
Baba!
Reyyan!
Miran...
Aldılar! Oğlumu aldılar!
Aldılar, oğlumu aldılar! -Tamam, getireceğim oğlumuzu.
Ben de geleceğim!
Ben de geleceğim!
Reyyan!
Reyyan, sen kal burada. -Kalamam!
Getireceğim ben sana... -Geleceğim dedim, bırak!
Lütfü!
Yük arabasının anahtarı... Çabuk!
Garajda... -Tamam, tamam.
Ben ne diyeceğim Zehra'ya?
Kocasının arkasından annesi ölmüş kadına ne diyeceğim ben ya...
senin kızın, evladın bu halde mi diyeceğim?
Allah'ım, gitti!
Gitti!
Cihan aç telefonu, aç!
Sen bir de, el kadar sabiyi mi kaçırdın?
Oğlum, sakin ol!
Ya, ne kaçırması?
Kendimi garantiye alana kadar, torununuz misafirimdir biraz yani.
Sen ne çeşit bir manyaksın ya?
Bizim başımıza bunca getirdiğin iş yetmedi, bir de bunu mu yaptın?
Şimdi değil, ha Cihan. Dur, şimdi değil!
Allah, Allah!
Ya diri diri yanmaktan kurtarıyoruz adamı...
yaptığı şekle bak!
Bak seni var ya...
Fırat...
Halasının gülü...
sen de, ha?
İyi, ne yapalım? Öyle olsun.
Umut nerede?
Yalan söylüyorsun!
Canını kurtarmak için yalan söylüyorsun ama ölümden kurtulamayacaksın!
Ayşe...
Sakin ol biraz, ha?
Umut elinde!
Yalan söylüyor Nasuh, anlamıyor musun?
Doğruyu söylüyor...
Asiye anlattı her şeyi.
Şimdi değil...
Şu anda yapamazsın, Azize Hanım.
Şimdi değil.
Eğer haber doğruysa...
o zaman buradan sağ çıkmayacak.
Umut'u vereceksin sağ salim bize, onsan sonra sağ çıkacaksın.
Söyle adamlarına!
Umut'u getirsinler.
Sonra bırakırım.
Hata ediyorsun, Azize.
Bak şimdi...
benim burada geçirdiğim her saniye
minik Şadoğlu'nun aleyhine işliyor.
Adamlarım benden haber bekliyorlar.
Ne zaman ki ben saldınız...
Umut da elinizdedir.
Ha, olur da başıma bir şey gelirse tabii...
Umut'u göremeyeceğinizi bilin hepiniz.
Durma, çek vur hadi!
Vursana!
Ama buradaki kurşun...
bana değil, Umut'a gidecek. Bunu bil.
Torununu kalbimin üstünde taşıyorum, Azize.
Torunum nerede?
Ne yaptın ona, söyle!
Amma telaş yaptınız, ya!
Umut iyidir, sağdır!
Bir sıkıntı yok!
Ne zaman ki ben giderim...
o gelir.
Ha, gidemem oldu da...
artık onu göremeyeceğinizi hepiniz biliyorsunuz. Söyledim yani bunu.
Torunumu bize vermen için ne istiyorsun?
Öf!
Benzin kokusu zaten başımı ağrıtmış...
Azize her zamanki gibi canımı sıkmış...
ben ne istiyorum?
Buradan böyle sallana sallana çıkıp gideyim istiyorum...
başka bir şey istemiyorum.
Sen bizle dalga mı geçiyorsun, ha?
Bana bak! Ne istiyorsan söyle, defol git ondan sonra da!
Ne istediğimi söyleyeceğim...
ama kendimi garantiye alayım, öyle söyleyeceğim.
Ayşe, dur!
Sakin ol diyorum sana! Yapma!
Dur!
Torunumuz elinde!
Sakin ol biraz, ha!
Sakinleş!
Bak, Umut'un geri gelmesi için bekleyeceksin.
Kızıma dokunursan seni yaşatmam, demiştim.
Torunuma bir zarar vermeyi sakın aklından geçirme.
Sakın!
Onu annesine vereceğim, Mahfuz.
Ama önce kendimi garantiye alacağım.
[Elimi kolumu bağladın, öyle mi Füsun?
Umut'u geri alana kadar bekleyeceğim.
Sonra oğlumun katilini bulup...
hepinize ölmek için diz çöktüreceğim.]
[Beni senin şerrinden Miran koruyacak, Azize.
Oğlu için karşıma dikilecek.
O vakit Miran'la ya anlaşacağız...
ya da savaşacağız.]
Kalkın lan!
Beyaz araba...
Üç kişiydiler, Miran.
Üç kişiydiler.
Şuradan gitseydin ya!
Buradan gidemeyiz, güzelim. Buradan gidemeyiz, dur!
Ya Miran, o zaman buradan git.
Uzaklaşacağız, kaçıracağız! -Tamam!
Ya tamam, gidiyorum! Bulacağım!
Tamam!
Şuraya baksaydık!
Çıkmaz sokak orası, çıkmaz!
Bak böyle zaman kaybediyoruz!
Sen bir sakin ol, tamam mı?
Ya nasıl sakin olayım?
Nasıl sakin olayım, eli silahlı adamlar benim yavrumu almış?
Neredeydin sen?
Yavrumuzu evinden alırken, neredeydin?
Tamam, tamam, tamam...
Bul onu bana, tamam falan değil!
Senin yüzünden gitti oğlum, senin yüzünden gitti!
Allah, Allah!
Kaybedeceğiz!
Odamdayım, kimse rahatsız etmesin!
Nereye götürmüşler bebeği?
Emrettiğiniz gibi, hanımağam.
Narlı'daki aileye götürüyorlar.
Varmak üzereler.
Bir sıkıntı çıkmazsa sonrası ayarladığımız gibi kolay.
Bir sıkıntı...
Bir sıkıntı çıkmayacak, Halit!
Bir sıkıntı çıkmayacak!
Bak, en küçük bir aksiliğin ucunda Şadoğlu'nun kurşunu vardır.
Ölüm vardır.
Söyledim ya...
acılı bir babadan daha tehlikelisi yoktur.
Önlemini al!
Miran Şadoğlu gelmek üzeredir.
Umut'a karşı...
canımız.
Reyyan'ın bebeğini...
Füsun...
Ya, Yaren...
yine dört ayak üstüne düştün, he!
Valla sana bu hayatta hiçbir şey olmaz!
Nazar değmesin, tabii.
Kıyamam ya!
Şimdi Reyyan ne durumdadır acaba? Kahrolmuştur.
En iyisi ben onun yanına gideyim.
Canlı bir şekilde göreyim nasıl olduğunu.
Öf anne ya!
Hep meşgulsün!
Kiminle konuşuyorsun, anlamadım ki!
Ah be Zehra'm ya!
Senin de çekilecek çilen varmış ha!
Önce kocan, sonra annen...
Şimdi evladın bu halde nasıl diyeceğ-
Aç şu telefonu Cihan ya, aç!
Ya sen ne ağlıyorsun, Lütfü?
Ne ağlıyorsun?
Sen Miran ağanı tanımıyor musun?
Bak, biraz sonra bebeleriyle girecekler şu kapıdan içeriye ya!
Baba, Cihan!
Neredesiniz siz ya?
Ortalık yangın yeri!
Reyyan'ın bebesini kaçırdılar!
Biliyoruz, Handan.
Nerede Reyyan?
Evlatlarının peşine düştüler.
Ya siz biliyordunuz da burada ne işiniz var?
Niye Midyat'ı ayağa kaldırmadınız?
Handan...
bilmediğin şeyler var.
Biraz sabret.
Ya neyi bilmiyorum artık, Cihan?
Bitmedi gitti şu gizli kapaklı işleriniz!
Bak senin de torunun olacak yarın öbür gün...
kızının koynundan kaçırsalar bebesini böyle duracak mısın?
Reyyan'ın annesi yok, babası yok yanında...
Tek başına yerlerde süründü o kız!
Bırak!
Ben Umut'u bulmadan eve gelmeyeceğim, dedim!
Ya Umut'u seninle arayamam Reyyan!
Anla beni!
Seni riske atamam!
Beni burada bekleyeceksin!
Ben sana getireceğim oğlumuzu!
Getireceğim.
Reyyan iyi misin?
İyi misin?
Merak etme bulacağız Umut'u.
Nasılım ben?
Nasılım ben, siz söyleyin!
Ben nasılım, sen söyle!
Söyle, ben nasılım!
Kimdi o adamlar?
O adamlar kimdi?
Neden aldılar benim oğlumu?
Ne yapacaklar?
Merak etme, onu bulacağız.
Hiçbir şey olmayacak Umut'a.
Bir şey olmayacak, öyle mi?
Eli silahlı adamlar sevmeye mi aldılar benim oğlumu?
Sevsinler diye mi aldılar?
Senin yüzünden aldılar, senin yüzünden!
Reyyan...
yapma kızım, ha?
İntikam, intikam...
intikam değil mi?
Yerin dibine batsın o intikamınız!
Oldu mu?
Reyyan...
Ben bittim!
Babam gitti, Umut gitti!
Bitmedi ama bitmedi!
Bitmedi!
Oldu mu, ha?
Aldın mı intikamını?
Döndü mü babam geri?
Oldu mu şimdi?
Tamam mı?
Rahat mı için senin, tamam mı şu an?
He?
Ya siz ne zaman...
ne zaman nefretle çıktığınız bir yolu huzurla bitirdiniz?
Ne zaman?
Ben aile olalım, dedim...
huzurlu olalım, dedim ben...
öldüm, öldüm!
Şimdi...
Şimdi bakın...
yine, yine yanan ben oldum.
Ben oldum!
Tamam.
Tamam.
Getireceğim sana o- -Bırak beni!
Tamam Miran.
Yine yanan ben oldum!
Ama bu ateş başka, beni duyuyor musunuz?
Bu ateş başka!
Beni yaktığı kadar, sizi de yakacak!
Eğer oğluma bir şey olsun...
ahım hepinizin üstünde!
Reyyan...
Onu bulacağız kızım.
Dur, dedim sana!
Durdur Miran'ı, dedim!
Durdur, dedim!
O çukura yine çekme, dedim!
İntikam peşinden gitmesin, dedim!
Beni dinlemedin!
Eğer Miran intikam için koşmasaydı...
milletin peşinde, evinde olacaktı.
Oğlumla yanımda olacaktı!
Ama yok!
Gitti benim el kadar bebeğim, gitti!
Gitti!
Sen de git!
Git, git!
Canıma açtığın yaraları da al, git!
Git!
Hepiniz gidin!
Hepiniz gidin!
Benim evladım dışarıda bir yerde...
Gidin!
Bulacağım!
Onu bulacağız!
O Füsun'un...
Füsun...
Füsun...
Füsun, tabii Füsun...
Düşmanın...
Füsun...
Reyyan'ı hiçbir yere bırakmayın!
Miran, Miran!
Miran böyle gidemezsin!
Ben çıkacağım o caniye karşı-
Ay, Reyyan!
Reyyan!
Reyyan kızım, iyi misin?
Reyyan, Reyyan!
Azra'yı ara.
Tamam mı? Gelsin.
Hastanedeydi, olanlardan haberi yok.
Reyyan'ın yanında kalsın.
Miran...
Annesinin yokluğunda ben dururum başında.
Evlat mevzusu başka mevzudur.
Miran şu anda Reyyan'ın tek ihtiyacı evladı.
Allah aşkına, gözünü açmadan git getir ona çocuğunu!
Yoksa hiçbirimiz Reyyan'ı tutamayız!
Bak, bir anne...
evladının iyi olduğunu, nerede olduğunu bilmeden...
için için öldürür kendini.
Öyle oturup bekleyemez, Miran.
Bu Füsun Aslanbey'in defterini dürene kadar kimse huzurlu olmayacak.
Füsun karısı...
ne istediğini haber etmeden...
kimse bir şey yapmayacak!
Umut'u tehlikeye atamayız!
Hem zaten senin adın daha yeni temize çıktı.
Baba benim adım temize çıkmasa ne olur?
Benim abimin emaneti onda.
Biri bu katili durduracak!
Miran, Miran!
Dur!
Miran, dur!
Füsun, kendi canına karşılık Umut'un canı demiş!
Gidemezsin, duydun mu beni?
Gidemezsin, böylece!
Miran! -Miran böyle olmaz!
Füsun'un aramasını beklemek zorundayız.
Ya bekleyemem ben hiçbir şey!
Görmüyor musunuz siz benim karımın halini?
O Füsun denen kadın...
Reyyan...
Reyyan uyandığında...
Umut yanında olacak!
Miran!
Tek başına gidemezsin!
Biz de geleceğiz!
Ya kadın!
Bir kere de yangına körükle gitme ya!
Füsun'un şartlarını hepimiz duyduk.
Onu hiçbiriniz benden iyi tanımıyorsunuz.
Durmalıyız...
ve beklemeliyiz.
Aksi çok tehlikeli olur.
Kimse karışmasın!
Bu benim meselem!
Ben de seninle geliyorum.
Tek başıma dedim!
Fırat, Miran'ı yalnız bırakma!
Siz hiçbir şey yapmayacaksınız!
Reyyan'ı hepten kahredecek davranışlara girmenize müsaade etmem!
O kadının karşısında Miran'ı tek başına bırakamayız!
Miran...
ne yaptığını bilir.
Oğlunu tehlikeye atacak bir şey yapmaz.
Ama sen...
sen var ya...
öfkenle hepimizi yakarsın!
Umut gelene kadar bekleyeceksiniz!
Anladınız mı beni?
Emanet yerine ulaştı, Halit?
Ulaştı, hanımağam.
Hakkıyla ilgilensinler...
hiçbir şeyi eksik kalmasın!
Tamam, hanımağam.
En ufak bir aksilik istemiyorum!
Peki, ailenin hediyesi verildi mi?
Vermişlerdir, hanımağam.
İyi.
İyi, güzel.
Sonrası için bizden haber bekleyecekler, hanımağam.
Beklesinler bakalım.
Füsun Aslanbey!
Beklediğimiz an geldi.
Sadece konuşmak istiyorum.
Baş başa.
Fırat, ne oluyor?
Merak etme, yok bir şey.
Hadi salona geçelim, konuşuruz.
Gergin ağam, olay çıkaracak belli ki!
Öyle bırakacak mısın?
Fırat...
Miran iyi görünmüyor.
Bir şey mi- -Tamam.
Tamam.
Güven bana.
Bir şey olmayacak.
Tamam?
Hadi.
Ya bu ne kadar uzun sürecek böyle?
Ben annemleri görmeye gidecektim...
yani,ne olacak?
Şu an meselen bu mu gerçekten?
Gerçekten çok ilginç birisin sen!
Hadi, herkes salona geçsin!
Hadi, kıpraşma! Hadi!
Sen beni terslemeye devam et!
Çıtkırıldım, ne olacak?
Sen sefanı sür...
Aslanbey gelini olarak.
Az kaldı, az.
Konuş.
Konuş, ben sana göstereceğim.
Buraya...
ne yakıp yıkmaya...
ne de evladım elinde diye...
önünde diz çökmeye gelmedim.
Ben buraya...
öfkeyle kalkıp...
zararla oturmanın ne demek olduğunu...
en acı yoldan öğrendiğim için geldim.
Sen...
bana iki can borçlusun.
Biri...
kucağıma alamadığım evladım.
Diğeri de...
doyamadığım babam.
Buna dayanması çok zor.
Çok zor.
Ama mecburum.
Mecburum...
çünkü hiçbir acı...
bir annenin evlat acısından daha zor değil.
Hiçbir intikam bundan daha büyük değil.
Sen içindeki merhameti ne kadar söküp atmış olsan da...
annesin.
Reyyan'ı en iyi sen anlarsın.
Bak...
silahsız karşındayım.
Bütün defterleri de kapatmaya hazırım.
Bana borcun olan iki cana...
karşılık...
tek bir can istiyorum.
Oğlumu.
[Beni yanılttın, Miran.
Şaşırttın.
Madem bütün defterleri kapamaya hazırsın...
o vakit istediğim her şeyi alırım.]
Oğlum...
nerede?
Oğlunu canıma yonga yaptım.
Mecburdum.
O kadar silah üzerime çevrilmişken,
çarem yoktu, Miran.
Kimse sana dokunmayacak.
Tamam mı?
Senin canının yongası benim beş günlük evladım değil!
Benim!
Bak, ben senin sözüne güveniyorum.
Sen sözüne güvenilir bir adamsın ama ben...
etrafındakilere güvenmiyorum.
O yüzden...
sözünün bir ehemmiyeti yoktur.
Sen sözünde durursun...
ama ardındakiler durmaz.
Ne istiyorsun?
Peki...
emin olmak için...
ne istiyorsun?
Sana oğlunu vereceğim, Miran Şadoğlu.
Ama tek bir şartla:
Allah hiç kimseyi evladı için gözyaşı dökecek kadar çaresiz bırakmasın.
Amin.
Amin.
Reyyan nasıl?
Gördüğün gibi işte.
Annenin başımıza açtığı işler ortada, kızım.
Ben çok mahcubum.
Tamam, sen kusura bakma kızım.
Yani senin öyle bir kadının evladı olmaktan başka bir günahın yok elbet.
Ama işte...
benim de senin annene öfkem çok büyük.
Çok büyük yani.
Reyyan...
Reyyan.
Kızım...
Ne oldu bana?
Kızım...
Umut...
Umut!
Reyyan, dur!
Umut!
Yok...
Reyyan...
Benim oğlum, yok...
Kaçırdılar benim oğlumu, yok...
Benim oğlum, yok! -Sakin ol Reyyan.
Sakin ol, bak Miran gitti almaya. Getirecek. -Ben gideceğim, oğlumu bulacağım...
Bırak bir yenge!
Oğlum yok benim, yok!
Reyyan ne olursun yapma, gözünü seveyim. -Reyyan Allah aşkına seni nasıl bırakalım bir yere? Ne olur Reyyan.
Olmaz!
Allah aşkına!
Gideceğim!
Siz nasıl izin verirsiniz benim uyumama?
Nasıl izin verirsiniz?
Benim oğlum gitmiş!
Reyyan...
Ne olur dur, gözünü seveyim dur, Allah aşkına dur! Reyyan!
Duramam, duramam! Ya bırak!
Bırak!
Ben bulacağım oğlumu, bulacağım!
Bütün Midyat'ı dolaşacağım!
Bulacağım!
Dizimin bağı çözülsün, kesip atacağım ama oğlumu bırakmayacağım!
Reyyan ne olur, bak yalvarırım!
Dur bak! Bak, dinle beni!
Miran gitti...
Füsun'dan oğlunu alıp geri getirecek.
Sen kendi başına bir iş yaparsan...
bebeğini daha çok- -Ya benim oğlum zaten tehlikede!
Tehlikede! Annesinin koynunda değil benim oğlum!
Tehlikede zaten!
Reyyan!
Bak, bak, bak!
Boş! Beşiği boş! Odası boş!
Her yeri boş!
Oyuncakları-
Reyyan, Reyyan dur!
Hemen sakinleştirici...
Reyyan!
Reyyan iyi misin?
Reyyan iyi misin kızım?
Ben bir su getireyim.
Çok küçük yenge!
Çok küçük...
Aç mı?
Korkuyor mu oğlum?
Özlemeyecek mi annesinin kokusunu?
Nasıl uyuyacak?
Nasıl uyuyacak?
Oğlum...
Oğlum...
Acıtmasınlar canını...
Ağlatmasınlar oğlumu.
Acıtmasınlar, acıtmasınlar...
Acıtmasınlar canını ne olur, ne olur! -Güzel kızım...
Ben bana düşeni yapacağım.
Artık üzülmeyeceksin.
Bunu Şadoğlu Konağı'na yerleştireceksin.
Nedir bu?
Babamı öldüren o...
kurşunun çıktığı silah.
Böyle olsun istemezdim...
ama işler öyle bir raddeye geldi ki...
başka çarem yoktu.
Oğlun için beni Azize'nin şerrinden kurtaracaksın.
Erkan'ı susturacaksın...
Hazar'ın katilinin Cihan olduğuna herkesi yeniden inandıracaksın.
En başta Azize'yi...
En çok Azize'yi.
Sayende bu işten elimi yıkayıp çıkacağım.
Evladımın gözünde de aklanacağım, mecburum.
Sonra...
Korkma!
Sonra basıp gideceğim buralardan.
Azize'ye meydanı bırakma pahasına da olsa...
basıp gideceğim buralardan.
Sen evladını aldığında...
ben de uzakların yolunda olacağım, kendi evladımla.
Azra'yla.
He.
Başka evladım yoktur.
Uğruna...
canımı bile vereceğim...
tek bir evladım vardır.
Aynı senin gibi.
Sen beni bu kıştan sıyır hele...
hepimiz için sonu bahardır.
Ebediyen düşeceğim yakanızdan.
Umut'un yanı sıra...
böyle bir teklifte bulunuyorum.
Ne dersin?
Anlaşacak mıyız...
yoksa savaşacak mıyız?
Oğlumu görmek istiyorum.
Oğlun emin ellerde.
İyi-
İyi mi, değil mi bilmek istiyorum.
[Kader ağlarını ördü, Halit.
Miran'ın beklenmedik tavrı...
planlarımı değiştirdi.
Azize oğlunun katili Cihan'ı...
hayatta bırakmayacak.
Umut başkalarının yanında büyüyecek.
Hiçbir vakit...
babası Miran...
annesi Reyyan...
bilmeyecek.
Ben Güneş'imi alıp gideceğim.
Azize kederinden ölecek.
Geriye bir tek torunum kalıyor...
doğacağı gün belli.
Nasıl ki Reyyan'ın koynundan bebesini aldım...
torunumu da çekip alacağım.]
Miran.
Bana yardım eder misin?
Oğlum için.
Ne çok söz verdik senin için...
Hiç ağlamayacak...
üzülmeyecek...
yalnız kalmayacak dedik.
Daha ilk günden yalnız bıraktık, annem!
Ne yapıyorsun şimdi?
Üşüyor musun?
Korkuyor musun, annem?
Korkuyor musun?
Ya Allah aşkına, şu vitamin alarmını kapat!
He alarm, Miran! Alarm.
Reyyan...
Vitamin alarmıymış.
Uyumuyor, uyumuyor!
Bu gece beşinci kalkışı bu.
Uyumuyor bir türlü.
Uyandırsaydın ya beni.
Ne yapacaksın uyanıp?
Uyumuyor işte.
Ver, ver!
Babasının kokusunu özlemiştir o.
Değil mi, oğlum?
Sen babanın kokusunu mu özledin?
Ağladı bütün gece.
Lan!
Bir karış boyundan nasıl çıktı o ses senin?
Ya, 'lan'lı konuşmasana çocukla!
Bak ağlamak sana hiç yakışmıyor haberin olsun.
İleride kız tavlayamazsın ha!
Bak...
Yok, yok, yok yakışmıyor diyorum.
Hem bir söz verdik.
Bizim oğlumuz hiç ağlamayacak dedik.
Ne oldu, ne oldu, ne oldu babasının bir tanesi?
Tabii sen de haklısın.
Yani...
annenin kucağında yatsam...
ben de uyuyamam.
Ama ağlamam da.
Ya ne anlatıyorsun çocuğa? Ver, ver çocuğu.
Ver. Gel oğlum sen.
Azra'yı mı çağırsak ya, o anlar. He?
Ne yapacak Azra?
Ateşi yok, bir şeyi yok. Çok şükür.
Öyle hep birini mi arayacağız?
Ne diyeceğim... Bu-
bizim Elif...
Elif ya...
küçükken o da çok ağlardı da...
bizimkiler böyle şey...
gezdirirlerdi.
Uyutmak için.
Biz de denesek mi? He?
Gezmek mi istiyorsun sen?
Soğuk şimdi hava, üşütmeyelim çocuğu.
Bir daha deneyeceğim ben.
Gel annem, gel annem.
Ne oldu oğlum?
Ne istiyor benim oğlum?
Ne istiyor oğlum? Ne istiyor?
Yok...
Böyle olmaz.
Ne yapacağımı biliyorum.
Ne yapıyorsun öyle
İstemiyorum ben yorganla sallamak falan. Alışmasın.
Hava alamaz, şey alamaz.
Aksine.
Yıldızlara hava almaya götüreceğiz.
Sen biliyorsun.
Bak şimdi.
Ne diyor baba, oğlum?
Ne diyormuş, baba?
Al bakalım.
Gel bakalım.
Dur, dur üşümesin. Dur, dur.
Gel.
Gel, gel, gel.
Dur, gel bakalım.
Bak şimdi, görüyor musun o yıldızları?
Ortalarında bir de Ay var.
Sen gerçi bir süre ona Ay Dede diyeceksin.
Sen ona bakarken...
ben de sana gök gözlü dedeni anlatacağım.
Hazar dedeni.
O da seni yıldızların arasından izliyor, diyeceğim.
Ne zaman ağlayacak olsan...
başını kaldır, bak!
O hep orada olacak.
Ve seni...
susturacak, diyeceğim.
Bin yıl geçse de acısı geçmeyecek.
Ama hep...
başımızın üstünde olacak, diyeceğim.
Hayat işte.
Öldüm, dediğin yerde
yeniden yaşatacak bir sebep veriyor.
O neydi öyle, o neydi?
Oğlum...
Hıçkırık mı tuttu seni, hıçkırık mı tuttu seni?
Yardım et, babam.
Yetiş imdadımıza.
Sen gittin, her şey kötü.
Sen yoksun...
Umut yok...
Sesiniz yok.
Kokunuz yok.
Yok.
Daha kaç kere utanacağım senin yüzünden?
Daha kaç kere mahcup olacağım, seninle aynı kanı taşıdığım için?
Güneş...
Beni uyardın!
Beni yokluğunla sınama; yoksa olacaklardan ben sorumlu değilim, dedin.
Ama ben seni dinlemedim.
Senin nasıl bir cani olduğunu unuttum.
Ya Hazar Bey'i bile-
O kadar uzun boylu değil, bak!
Hazar'ın katili ben değilim.
Meseleyi benim üzerime yıkmak istedikleri için...
Umut'u aldım.
Gerçekler ortaya çıksın...
O zamana kadar Umut benim garantimdir.
Ya Hazar Bey mevzusunda suçsuz olsan bile...
bu senin daha önce yaptıklarını aklar mı?
Ne istiyorsun Umut'u vermek için?
Canımı garantiye alayım...
seni.
Seninle gelirsem bitecek mi her şey?
Biter.
Çeker gideriz buralardan, kızım.
Tamam.
Geleceğim seninle.
Gerçek?
Reyyan'la Miran'ı rahat bırak...
Umut'u geri ver.
Savaşı bitir.
Ben de seninle geleyim.
Önce sen.
Ben işimi şansa bırakmam.
Tamam.
Ama bana bir gün ver.
En azından beni aile gören insanlara usulünce veda edeyim.
Tamam kızım.
O vakite kadar Umut bebeğe de iyi bakılacak.
Merak etme, tamam?
Eli silahlı adamlar sevmeye mi aldılar benim oğlumu, he?
Sevsinler diye mi aldılar?
Senin yüzünden aldılar, senin yüzünden!
Sen de mi bana aynı gözle bakıyorsun?
Karşımda eski Azize'yi gördükçe elimden başka türlüsü gelmiyor.
Yaptıklarım torunlarım içindi.
Daha önce de...
evlatlarım için, diyordun.
Öyle değil mi, Azize?
Nasıl?
Umut'tan bir haber mi var?
Yok!
Umut'tan haber yok!
Füsun yaptıklarının keyfini sürüyor.
Senin yüzünden başa döndük, Azize!
Sen düşmanlarına bedel ödeteyim derken...
bedelini ailen ödüyor.
Benim maksadım bedel ödetmek değildi.
Hesap kapatmaktı.
Oğlumun emanetinin hesabını.
Ne zaman öfkeni harlasan...
bizi yakıyorsun.
Görmüyor musun?
Senin yüzünden evladıma katil diyordum neredeyse.
Miran babasından, Reyyan evladından oldu.
Ya,
Bizi yaktığını görmüyor musun, ha?
Düşmanı yakacağım derken bizi yaktığını görmüyor musun?
Eğer Umut benim yüzümden kaçırıldıysa...
onu bulmak benim boynumun borcudur.
Seni buraya son kez uyarmaya geldim, Azize.
Son kez!
Umut bu eve dönünceye kadar hiçbir yere kımıldamayacaksın!
Hiçbir yere!
Yoksa
evladının emanetlerini sana göstermem, kapıları yüzüne kapatırım.
Bin yıllık hasretimi yüreğimden söker atarım!
Anladın mı beni?
Eğri ağaçtan düzgün baston olmazmış.
Duramam, Mahzun.
Duramam.
Madem Füsun bir masuma göz dikti...
duramam.
Ben de onu evladıyla sınarım.
Azize!
Umut kaçırılmasaydı seni diri diri yakacaktı, öyle mi?
Cihan, sen ne söylediğinin farkında mısın?
Yarın öbür gün Umut bulunduğunda ne olacak? Ne yapacak o Azize?
Hiçbir şey.
Azize istediği kadar gözünü karartsın...
benim arkamda babam varmış, Handan.
Benim için canını verirmiş.
Bana bir şey olmasına müsaade etmezmiş.
O çok sevdiği Ayşe'si var ya...
beni korumak için onun önüne atladı.
Biliyor musun?
Ya sen ne zannediyordun ki Cihan?
Kabul edemediğin neydi?
Yaren'i Azat'tan ayırabiliyor musun?
Yaren'i korumak için katil olmaya gitmedin mi sen?
Babam abimi sevdiği kadar beni de seviyormuş.
Haklısın sen.
Ben o kadar çok abimle babamı kıskandım ki...
artık gerçeği göremez oldum.
Keşke gerçeği görmek için de abimi kaybetmem gerekmeseydi.
Handan, ben abimi çok özlüyorum.
Aklımdan çıkmıyor, çok pişmanım ben her şey için.
Keşke başımızda olaydı, yanımda olaydı.
Böyle elini omzuma koyup
Cihan oğlum, deseydi bana.
Babam, abim, ben omuz omuza olsaydık.
Ama...
Miran'la Reyyan bundan sonra abimin emanetidir bana.
Elim hep üzerlerinde olacak.
İsteseler de istemeseler de.
Çünkü bana bir şey olsaydı, abim böyle yapardı.
Sana bir şey olmasaydı da yapardı.
Yaren'le seni korumak için girmedi mi toprağın altına?
Haydi, Reyyan'ın yanına gidelim.
Bizi kovsa da çıkmayalım yanından, he?
Gidelim.
Nerede oğlum?
Reyyan...
Miran getirecek, dediler.
Oğlunu getirecek, dediler. Sen gitme burada bekle...
tehlikeye atma oğlunu.
O getirecek, dediler Miran.
Nerede Umut?
Sadece bir gece.
Söz veriyorum.
Yarın...
oğlumuz bizimle olacak.
Ne bir gecesi?
Ne bir gecesi?
O bir gece benim için bin gece!
Sen nasıl izin verirsin başka yerde kalsın oğlum?
Nasıl izin verirsin annesinden babasından ayrı dursun?
Sen nasıl yakmazsın Midyat'ı?
Nasıl yakmazsın?
Benim tanıdığım adam...
yeri göğü birleştirir, bana oğlumu getirirdi!
Nerede oğlum?
Cevap ver bana, cevap ver!
Kimin aldığını biliyorsun!
Gittin dayandın kapısına!
Niye eli boş döndün?
Çünkü Umut'un iyiliği için böyle olması lazımdı.
O kadının canını sökerim ama evladımı bırakmam!
Bırak!
Bırak, gideceğim!
Reyyan!
Reyyan, babamın mezzarının üstüne yemin ederim...
yarın Umut bizimle olacak.
Ben alacağım Umut'u!
Ya yalvarırım, yalvarırım dur!
Söz veriyorum sana!
Yarın Umut kollarında uyuyacak.
Sadece bir gece.
Tamam?
Alacağım.
Alacağ- Baba!
Baba, bırakın ne olur alayım oğlumu!
Ne olursunuz!
Kızım...
Sabretmek zorundayız.
Ya siz...
ikiniz de delirdiniz mi?
İkiniz de mi delirdiniz siz?
Nasıl ben sabredeyim? Nasıl sabred...
Reyyan son bir kez...
son br kez güven bana, tamam mı?
Yarın Umut kollarında uyuyacak!
Son bir kez, son bir kez inan bana!
Nereden belli vereceği?
He?
Nereden belli vereceği? Verecek olsa niye kaçırsın benim oğlumu?
Niye kaçırsın benim oğlumu?
Miran'ın sözünü benim sözüm de say.
Ben... ben iyi mi bilmek istiyorum.
İyi!
İyi.
Reyyan oğlumuz çok iyi.
Al, al hatta bak!
Bak!
Sana çocuğunu getirdim.
Hadi bakalım.
Oğlum...
Süt kokulum, süt kokulum benim...
Oy annem, oy annem...
yanımıza gelene kadar uyu.
Korkma, görme kimseyi. Sadece uyu.
Vay be!
Bir zamanlar dolup taşardın Şadoğlu Konağı!
Getireceğim, sevdiğim!
Getireceğim!
Yarın...
Umut bizimle evimizde olacak.
Evimizde?
Uğramadığın evimiz mi?
He?
Uğramadığın evimiz mi?
Sen evimizde olsaydın...
Umut zaten burada olurdu.
Ev mi burası?
Ev mi burası?
Evse benim oğlum nerede?
Burası bizim evimizse benim oğlum nerede?
Nerede oğlum, nerede, nerede benim oğlum?
Nerede? -Reyyan!
Oğlumun olmadığı yer ev mi, ev mi?
Reyyan...
Ne olur yapma!
Bırak!
Umut olmadan bunların hiçbir anlamı yok! -Dur, dur, dur!
Dur Reyyan! -Bırak!
Oğlumuzu... oğlumuzu evinde tutmayı bile beceremedin!
Beceremedin!
Bana her şeyi sen öğrettin diyorsun ya!
Ben sana hiçbir şey öğretemedim!
Öğretemedim!
İntikamdan vazgeçmeyi öğretemedim!
Git, git!
Git, git, git bana oğlumu getir!
Bir daha da sakın, sakın bana bir şey deme!
Oğlumu getirmeden bana bir şey deme! Git!
Reyyan!
Vay be!
Üzüntün, kederin...
benim hayal ettiğimin bile ötesindeymiş meğer.
İstesem var ya son verebilirim bütün acılarına ama yapmayacağım.
Evladının yerini sana söylemeyeceğim, Reyyan.
Bana ettiklerine say.
Ben yandım, şimdi sıra sende.
Ay bu da kendi kendine konuşuyor. -Anne!
Kız, aşağıdan görmesem hiç bilmeyeceğim geldiğini. Ne zaman geldin sen?
Az önce geldim.
Dama niye çıktın?
Dam?
Ben... şey...
midem bulanıyordu.
Hava almak istedim.
Sonra sizi göreyim dedim.
İyi, hadi bakalım.
Biz şimdi babanla biraz Reyyan'ın yanına gideceğiz.
Sonra oturursan beklersen görüşürüz, oldu mu kızım?
Yok...
Seni gördüm...
kapıdan da bir babama uğrarım.
Sonra da dönerim.
Malum, biliyorsun...
evden çok uzak kaldığımda Füsun cadısı söyleniyor.
Cadı ki ne cadı he o!
Yaren... -He?
Bak kızım, bütün bu olan bitenden sonra...
ben senin orada kalmanı hiç istemiyorum.
Git şu pılını pırtını topla, dön evine. Hadi kızım ya!
Anne...
Bak...
Elbet anlayacaksın sen de.
Orası benim evim.
Ben ait olduğum evdeyim, anladın?
Neyse.
Ben beş dakika da babamı göreyim,sonra gideyim. Olur mu?
[Ninni söylüyor]
Reyyan, kızım müsait misin?
Yarın her şey bitecek Miran.
Sen doğru olanı yaptın.
Oğlun için.
Oğlum için.
Bir gün benim yanıma geldin.
Daha çok küçüktün o zaman.
Dedin ki,
amca demek baba yarısı demekmiş.
Ama ben hiç anlamadım.
Yani, benim babamın yarısı sende mi amca?
Ben o gün...
sana ne diyeceğimi hiç bilemedim.
Ama...
artık biliyorum, kızım.
Evet Reyyan...
senin babanın yarısı bende kızım.
Benim kalbimin yarısı da babanda.
Ben...
size yaptıklarım için...
bu kadar geç kaldığım için...
senden çok özür dilerim, Reyyan.
Özür dilerim kızım.
Bundan sonra...
Azat, Hüma, Yaren benim için neyse...
sen de Miran da osunuz.
Bundan sonra istemeseniz de yanınızdayım.
Bana ihtiyacın olduğunda...
bir 'amca' demen yeterli kızım.
Bana bebeğimi getirir misin, amca?
Getirir misin, bebeğimi?
Tamam kızım, kurban olurum ben sana.
Sen hiç merak etme.
Hiç merak etme, evladını sana getireceğim kızım.
Getireceğim.
Getireceğim, hiç merak etme. Üzme canını sen.
Sen üzme canını.
Yarın Güneş Hanım konağa geldiğinde siz de yola çıkacaksınız.
Miran Şadoğlu, çocuğun kendisine teslim edileceğini sanırken...
gideceksiniz.
Çocuğun izini kimse bulamayacak.
Anlaşıldı, tamam!
Aga...
Sen Zeynep'i de alıp konağa geçer misin?
Zeynep'in desteği Reyyan'a iyi gelir.
Hem eğer sen de yanlarında olursan, benim içim rahat eder.
Tamam, biz birazdan Mahfuz Baba'ya çıkacağız. Haberleşiriz!
O da geldi zaten.
Baba!
Hadi, eyvallah!
Reyyan...
Reyyan, kızım sakın korkma.
Tamam mı? Sakın korkma.
Babasıyla birlikte gidip Umut'umuzu alıp geleceğiz.
Sana söz veriyorum.
Ben de geleceğim.
İzin vermem, Reyyan.
Ben izin istemedim.
Geleceğim, dedim.
Ya Reyyan, sen nereye geliyorsun?
Biz neyin içine girdiğimizi bilmiyoruz.
Ya beni dinlemiyor, sen bir şey de Mahfuz Baba.
Miran haklı, ben de gelmene razı değilim.
Ya benim oğlum o kadının elinde. Ben nasıl oturup bekleyeyim burada?
Reyyan...
Oturacaksın.
Umut için ,bizim için. İşleri daha da zorlaştırmamak için.
Oturup bekleyeceksin.
Lütfen. -Nasıl güveniyorsunuz siz?
Nasıl güveniyorsunuz o kadına? Nereden biliyoruz oğlumuzu vereceğini?
Biz Füsun'a güvenmiyoruz.
Biz kendimize güveniyoruz.
Lütfen.
Sakin ol ve bizi bekle.
Bana bak!
Gözlerime bak!
Sana söz veriyorum.
Oğlumuzu alıp geleceğim.
Umut'umuzu evine getireceğim.
Eğer oğlumuzu getiremezsen sen de gelme.
Hazar ağam!
Bak, kim geldi?
Hayırsız kardeşin.
Kadir kıymet bilmezin.
Huzursuzun.
Deli bozuğun geldi.
Ya abi...
burada böyle yatmak sana hiç yakışıyor mu?
He?
Ben şimdi kime çatacağım?
Kiminle kavga edeceğim, kime isyan edeceğim abi?
Dağım bilip ben sırtımı kime yaslayacağım?
Bana katil dediler, biliyor musun abi?
Hazar'ı sen öldürdün, dediler.
Senin mezarına toprak atmaya bile müsaade etmediler bana.
Sen beni kurtarmak için öldün, ben bununla nasıl yaşayacağım abi?
De bana ya, ben bununla nasıl yaşayacağım?
Ama sana sözüm olsun.
Önce torununu annesiyle babasıyla kavuşturacağım.
Sonra da...
sonrası yok işte be abi.
Benim artık hayattan tek isteğim var:
Tez zamanda senin yanına gelmek.
Allah korusun, oğlum.
Allah korusun!
Evlat acısıyla yaşamak ateşten gömlek giymekmiş.
Ben o gömleği bir defa giydim, bir defa daha giymeyeceğim.
Emr-i Hakk vaki olduğunda...
bu mezara sen indireceksin beni.
Üstümü toprakla sen örteceksin.
Oğullar, babaları gömmeli.
Babalar, oğulları değil.
Bana burada demiştin ya baba,
Oğlum ben o sözleri acı içinde söyledim.
Biliyorum baba.
Biliyorum.
Yani artık ben her şeyi anladım.
Beni kurtarmak için nasıl mücadele ettiğini de biliyorum.
Etmem mi oğlum?
Etmem mi? Sen benim canımsın, ciğerimsin.
Sen bildin.
Benim abimin canına kıymadığımı bildin.
Bildim oğlum.
Buramdan bildim.
Beni affet, Cihan.
Affet beni.
Benim senden başka kolum kanadım yok artık.
Bu hasta, ihtiyar yürek bu acıya fazla dayanamaz zaten.
Ben ölmeden beni affet oğlum.
Estagfurullah, baba. Estagfurullah. Allah seni başımızdan eksik etmesin.
Evet...
Burada işimiz bitmiştir.
Ne gerekiyorsa fazlasıyla yapmışım.
Azize'yi evim dediği konaktan atmak yetmedi...
onu köksüz bıraktım.
Bir Nasuh'tur kalan.
Ama Cihan'ı öldürsün, onu da kaybedecek.
Gelişimiz bayağı şanlı olmuştu, he.
Gidişimiz de öyle olsun.
Ne yapıyor küçükŞadoğlu?
Güneş Hanım geldiğinde aile yola çıkacak.
Umut Şadoğlu bu şehirde kalmayacak.
Hadi bakalım.
Şadoğulları da bir ömür evlat hasretiyle yansın.
Benim kızıma yandığım gibi.
Çifte kumrular, nereye böyle ya?
Şeyda çayı yapmıştır, halanızla bir kahvaltı?
Ya çok merak ediyorum.
Bunca yaptığın şeyden sonra hala nasıl konuşuyorsun?
Nasıl bu kadar yüzsüz olabiliyorsun?
Kime diyorsun ya, bana mı diyorsun?
Yok, ben kimseye haksızlık etmem.
Herkese hak ettiğini vermişim.
Sana da öyle.
Yani bak sana dedim ki Aslanbey'dir. Soyumuzun devamıdır.
Ailenin reisidir.
Ha soy devamı deyince...
kız ne zaman bir haber vereceksin? Hani şöyle bir erkek torun haberi?
Aslanbey'in devamı. Müjdeli bir haber diyorum.
Tövbe yarabbim.
Neden? Onu da kaçırmak için mi?
Mıkmafih!
Ya bir Aslanbey adı yani hani böyle nasıl bir güç veriyor, görüyorsun değil mi?
Kocasına da buna da haddini bildirirdim de ben, bakma.
İşimiz çoktur.
Görüşeceğimiz yere gidelim, Halit hadi.
Gidelim işimize bakalım, öyle değil mi?
Reyyan Hanım, hava serin üstünüze de hiçbir şey almamışsınız.
Hiç de bir şey yemediniz. Hadi bir lokma çorba için.
İstemiyorum Asiye.
Bir-iki kaşık, ha?
İstemiyorum.
Evladım sağ salim şu kapıdan girene kadar bana uyku da yemek de haram.
Peki.
Reyyan Hanım, bir hanım geldi sizi görmek istiyor.
Söyleyeceklerim önemli, iki dakika dinleyin beni.
Babanızın çok iyiliğini gördüm, nur içinde yatsın.
Evlatlarım onun sayesinde okudu.
Evime aşım onun sayesinde girdi.
Baş sağlığı için mi? -Benim buraya gelme sebebim...
duydum ki evladınız kaçırılmış.
Bir şey mi biliyorsun?
Ha, söyle Allah aşkına bir şey mi biliyorsun? Söyle.
Onlar mıdır, bilmiyorum.
Ama dün bizim köye bir araba geldi.
Nasıl desem, karanlık karanlık adamlar...
kucaklarında bir bebek.
Tuhafıma geldi de pek de üstüne düşmedim.
Ama bugün çarşıya inip de senin bebek ile ilgili meseleni duyunca...
Bebeğim... Beni köyüne götür ne olursun!
Reyyan Hanım, ben yalnız bir kadınım.
Eşim iki sene önce sizlere ömür.
Üç küçük yetimim var.
Bu adamlar beni senin yanında görürlerse...
Tamam, tamam. Sen adresi ver bana, adresi ver. Gelme.
Gelme, adresi ver.
Arabayı getirin, çabuk! Çabuk!
Fırat!
Reyyan, ne oluyor?
Durma, vakit yok! Yolda anlatacağım, yolda anatacağım, haydi!
Kimse yok mu?
Hayırdır inşallah!
Amirim!
Ne oldu, bir durum mu var?
Yeni bir ihbar aldık Handan Hanım, arama yapacağız.
İhbar mı?
Ne ihbarı?
Hazar Şadoğlu'nu vuran silahın burada olduğuna dair.
Benim abime kıyan silahın burada ne işi varmış, ha?
Baba...
Hayırdır amirim?
Abimi öldüren silahı burada arayacaklarmış, baba.
Bu ne demek oluyor?
Daha önce yaptınız ya arama!
Katili dışarıda arayacağınıza!
Ben katili bulsam kendi ellerimle vereceğim cezasını!
Üstelik burası cenaze evi!
İkide birde buraya gelmeniz doğru mu amirim?
Yeni bir soruşturma başlattık Naso Ağa, buyurun.
Arama iznimiz.
Lütfen bize zorluk çıkarmayın.
Size zorluk çkardığım falan yok!
Söylüyorum, katili bulsam vereceğim cezasını!
Ama siz burada vakit geçirirken katil elini kolunu sallaya sallaya dışarıda geziyor.
Amirim, burada saklanmış bir silah buldum.
Oda kime ait?
Bizim odamız ama imkansız bu...
benim kocam aklandı, siz de biliyorsunuz, aklandı benim kocam.
Şu anda nerede kendisi?
Bilmiyorum ama gelir.
Anladım. Eve gelirse eğer karakola gelmesini söyler misiniz?
Biz de kendisini arıyor olacağız.
İyi günler.
İyi günler.
Baba mümkün değil bu.
Baba imkansız olmaz bu. -Bu işin içinde bir şey var.
Tamam mı? Halledeceğiz, bulacağız.
Baba nasıl olur böyle bir şey?
Tamam, tamam.
Baba!
Baba.
İstediğini yaptım.
İhbarda bulundum.
şimdi birazdan silahı aramak için Şadoğlu konağına gidecekler.
Valla, şaşırttın beni ya.
Hiç böyle bir şey beklemiyordum, biliyor musun Miran Şadoğlu?
Öz amcanı sattın, he?
Evlat neler yaptırıyormuş, değil mi?
Sıra sende.
Bana oğlumu vereceksin.
Böyle emrivaki konuşmasak.
Zira çocuğun hala elimdedir.
Hemen bana Umut'u vereceksin.
Yoksa...
Yoksa seni öldürürüm.
Miran, Miran dur sakin ol.
Tamam mı, sakin ol!
Kayınbabanı dinle, kayınbabanı!
İşleri daha fazla yokuşa sürme.
Sabrımızı da zorlama, sözünü tut!
Lan tamam tutacağım sözümü.
Tutacağım delikanlı gibi.
Jandarma bir gelsin.
Silahı bulsun, tamam!
Ne yaptınız?
Tamam.
Anladım.
Ne oldu lan?
Jandarma silahı bulmuş.
Ama Cihan ağa kaçmış. -Ne?
A bak bu olmadı ya. Cihan kaçmış.
Umut nerede?
Tamam, tamam. Çocuğu al. Götürsünler, hadi versinler çocuğu.
Sen de geleceksin.
Sana güvenmemem gerektiğini bilecek kadar iyi tanıyorum seni.
He, Azize he?
Ne?
Anlaşma bozuldu.
Ne demek anlaşma bozuldu?
Babaannene sor ne demek anlaşma bozuldu?
Dur bir dakika, dur!
Ne oluyor?
Bak, kızımı kaçırmış! Almış, götürmüş tamam mı?
Eğer kızıma bir şey olursa...
bırakın sizi...
alayınızı katlederim lan!
Füsun!
Babaanne, babaanne!
Babaanne!
Hiçbir farkın yok senin Füsun'dan!
İkiniz de aynısınız!
İkiniz de delirmişsiniz!
Bunu yapmak zorundaydım, kusura bakma.
Ha kusura bakmayayım öyle mi?
Ha tamam, tamam. Ben kusura bakmam.
Ama Füsun Umut'a zarar verdiğinde Reyyan'a da aynen böyle söylersin.
Umut'a bir şey olmayacak.
Seni bırakınca Füsun da Umut'u bırakacak.
Hani ben şöyle yandım böyle yandım diyorsun ya Azize Aslanbey...
Sen ateşin ta kendisisin.
Bütün Aslanbey'ler gibi dokunduğun her şeyi yakıyorsun.
Miran... -Ya babaanne sen ne yaptığını zannediyorsun, ha?
Ne yapmışım?
Ya bir de ne yapmışım diyor!
Her şeyi mahvettin, her şeyi!
Tam oğlumu almak üzereydim, Füsun'la anlaşmıştım.
Azra'yı kaçırmak ne demek?
Miran.
Neredesin söyle!
Bak beni dinle!
Söyle!
Söyle neredesin?
Miran buraya geliyor.
Çok şükür kurtulacağız bu saçmalıktan.
Senin saçmalık dediğin iki günlük sabinin hayatı!
Füsun Umut'u bırakır mı sanıyorsun?
Nasıl yani?
Reyyan'la Miran'a yardım etmek istiyorsan benime kalacaksın.
Füsun'u ancak senin canınla durdurabiliriz.
Füsun, dinle beni!
Şimdi babaannemin yanına Azra'yı almaya gidiyorum tamam mı?
Sakın bir delilik yapma.
Kızımı bana getir Miran.
Getir ki oğlunu götüresin.
Eğer getirmezsen ömrün boyunca saçının teline hasret kalırsın.
Azize oğlunu öldüren silahın Cihan'ın evinde yakalandığını biliyor?
Bilmiyorum, hanımağam.
Öğren.
Tamam?
Şadoğulları'nın bebesini götürdüler ya o aileyi de ara geri dönsünler.
Kızımı, o diri diri yakan Azize'nin eline bırakamam ben.
Emin misiniz hanımağam?
Hani çocuğu bir daha görmeyecekler, demişt- -Ben sana mı soracağım emin miyim, değil miyin?
Ne diyorsam onu yap!
Hala Umut elimde.
En büyük silahım hala Umut'tur.
Kızıma zarar veremeyeceksiniz Şadoğulları.
Veremeyeceksiniz.
Fırat, dur dur dur!
İlk girişteki ara sokakta mavi kapı.
Burası.
Açılmıyor Fırat.
Dur Reyyan, dur dur!
Allah'ım ne olur, Allah'ım ne olur!
Oğlum!
Oğlum!
Oğlum.
Oğlum... Annem...
Buradaymış.
Buradaymış yavrum, buradaymış.
Sakin ol Reyyan.
Sakin ol, ne olur sakin ol.
Fırat...
Biz gelirken bir araba gidiyordu.
Ne? Nasıl? Nasıl bir araba?
Ne renk?
Beyazdı galiba, aşağı doğru gidiyordu.
Beyaz araba, beyaz araba, beyaz araba!
Reyyan ben geleceğim, sakin ol tamam mı?
Zeynep yanından ayrılma.
Oğlumu bul.
Babaanne...
Sen nasıl böyle bir şey yaparsın?
Benim evladımın hayatını nasıl riske atıyorsun?
Tam tersine!
Umut'un hayatını garantiye almak için yaptım.
Füsun'a güven olmaz.
Onunla anlaşma yapılmaz, onun anladığı budur!
Ya ben valla delireceğim!
Sen niye kendi kafana göre iş yapıyorsun, niye?
Azize Hanım...
Azra nerede?
Buradayım.
Azra...
Hemen annenin yanına gidiyorsun. -Olmaz!
Ya Azize teyze haklı, Miran!
Füsun'a güvenemeyiz.
Ya sen ne diyorsun?
Güvenemeyiz.
Azra...
babaannem seni zorla tuttuğu için annen çok öfkeli ve- -Ben kendi isteğimle buradayım Miran.
Anlamadım, Azra.
Azize Hanım seni buraya zorla getirmedi mi?
Hayır.
Buna birlikte karar verdik.
Füsun, Umut'u elinde koz olarak kullanıyorsa...
siz de beni koz olarak kullanabilirsiniz.
Olmaz öyle şey!
Miran lütfen.
Bak Füsun'un tek zaafı benim.
Başka türlü Umut'u geri alamayız.
Şimdi git ona beni bulamadığını söyle.
Umut'u verdiğinde de Azize teyzenin benim yerimi söyleyeceğini anlat.
Ben bu dediğinizden pek emin değilim.
Miran...
Haklı olabilirler.
Füsun'u iyi tanıyorum.
Onu durdurmak için daima elinde bir koz olmak zorundadır, aksi takdirde...
yapabileceklerinin sınırı yoktur.
Peki.
Dediğiniz gibi olsun.
Bu sefer de görmezden geliyorum.
Ama bir daha, Allah aşkına benden habersiz bir iş yapma.
Hele ki mevzu bahis, evladımsa.
Doğru olanı yapıyorum Miran, göreceksin.
İnşallah öyledir, babaanne.
İnşallah.
Sana verdiğim emekler helal olsun kızım, sağ ol.
Bunu senin için yapmadım.
Senin de Füsun'dan farkın yok.
Bunu Reyyan'la Miran için yaptım.
Her şeyden önce...
Umut için yaptım.
Efendim kızım.
Baba.
Umut'u gördüğünü söyleyen bir kadın geldi konağa.
tarif ettiği köye geldik şimdi.
Ama yok oğlum burada, yok.
Ne olur gel yanıma, ne olur!
Tamam sakin ol kızım.
Neredesin şimdi? Kim var yanında?
Ne oluyor? Reyyan evde değil mi?
Hemen geliyorum.
Konağa gelen bir kadın Umut'u gördüğünü söylemiş.
Ama bence asılsız.
Çünkü Reyyan, Fıratlarla beraber söylenen yere gidip bakmış.
Ama Umut yokmuş.
Hemen yanına gidelim.
Sen git Mahfuz Baba. -Sesi iyi gelmiyordu.
Beni değil de seni aradığına göre demek ki sana ihtiyacı var.
Hem sen yanına gidersen benm içim rahat eder.
Fırat da zaten orada.
Seen ne yapacaksın?
Ben de karıma verdiğim sözü tutacağım.
Gidip oğlumu bulacağım.
Umut olmadan Reyyan'ın yüzüne bakamam.
Dikkatli ol.
Haberleşiriz.
Demek artık canın yandığında Miran demiyorsun, sevdiğim.
Karının güvenini yeniden kazanacaksın.
Git oğlunu bul!
Çünkü Umut yoksa Reyyan yok.
Reyyan yoksa, Miran yok.
Gelmek üzeredir.
Nerede kaldı, Fırat?
Nerede kaldı?
Ya be ş dakika... beş dakika önce gelseydik...
ytişecektik oğluma. -Reyyan bak sakin ol.
Ne olur, korkuyorum sana bir şey olacak diye.
Allah'ım ne olur bulsun...
Fırat!
Baba!
Umut!
Oğlum...
Oğlum benim.
Umut değil.
Umut değil bu.
Sizin evladınız...
Gitti yavrum, gitti.
Anne!
Neredesiniz?
Hatice!
Dur lan!
Yat.
Davranma.
Annem iyi, değil mi?
Tuzak kurdunuz.
Oğlum o tuzağı senin hanımım dediğin iyi bilir he.
Benden ne istiyorsunuz?
Annem nerede?
Kız kardeşim nerede?
İyiler iyiler!
Güvendeler.
Şimdi sen bizi oğluma götüreceksin.
Ondan sonra annenle kardeşine kavuşursun.
Tamam?
Tamam mı lan?
Tamam.
Tamam mı?
Tamam götüreceğim.
Ama ailemi bırakın.
Ailemi bırakın götüreceğim sizi.
Ya bu kadıncağızın kocasıyla arası bozukmuş.
Boşanmak istiyormuş.
Ama adam almış çocuğu kaçırmış götürmüş akrabalarının yanına.
Kardeşleri de işte öğrenmişler yerini almaya gelmişler.
Umut olmadığını gör diye gelmeyi kabul etti.
Reyyan.
Kızım, Asiye bir şey söyledi. Eve bir kadın gelmiş.
Torunumun yerini biliyormuş.
Hani nerede benim torunum?
Yok.
Bulamadık evladımı.
Bulamadık.
Tamam, gel gel.
Oğlum yok.
Reyyan!
Sana oğlumuzu getirdim.
Umut!
Çok şükür!
Miran, nasıl oldu oğum bu iş?
Aferin oğlum.
Babamı senin öldürmediğini biliyorum.
Ama o Füsun karısı seni suçlamamı istiyor.
Ve oğlumu kurtarmak için başka çarem yok.
Hemen yap.
Yap.
Sana tek bir şey soracağım.
Yanımda mısın?
Bak iyi düşün.
Eğer son anda vazgeçersen her şey daha da kötü olur.
Vazgeçmek?
Bak Miran,
Umut benim abimin dört gözle beklediği öz be öz torunu.
Benim de kanım, canımdır.
Tamam?
Füsun seni suçlayabilmem için bana bir delil verdi.
Abimin öldürüldüğü silah mı?
Ben keşke Reyyan'ın yanındayken sen onu benim odaya yerleştirseydin.
Öyle yaptım.
Tamam, tamam. Doğru olanı yapmışsın.
Doğru yapmışsın.
Bütün bu işler bittikten sonra o yılanla görülecek bir hesabım var.
Füsun anlaşma falan tanımaz.
Onun sözünden başka bir senede ihtiyacımız var.
O zaman biz de adamlarından birini tuzağa çekeriz.
Oğlumun... Umut'umun...
yerini bilecek kadar yakınında olan birini.
Halit.
Füsun'u satmaz.
Canı pahasına.
Bütün sevdiklerinin canı pahasına Füsun'u satmaz.
Başka birisi daha var. Bu...
Halit dediğinizin yanında bir tane daha dolaşıyor.
Devamlı yanında.
Kesin her şeyi biliyordur o.
Tamamdır o zaman.
Onu buluruz biz de.
Sözüm olsun.
Oğlumu o kadının elinden aldıktan sonra...
ilk işim seni temize çıkarmak olacak.
Önce torunumu bir kurtaralım.
Gerisi kolay.
Gel buraya.
Gel buraya.
Sabinin verildiği aile şu arabada.
Oğlum bak!
Eğer bir oyun edecek olursan...
seni ikiye bölerim. Beni anlıyor musun?
Oyun yok, ağam.
Hanımağam, bu karı-kocaya çocuğu da alıp Bursa'ya gitmelerini söylemişti.
Yola da çıkmışlardı ama.
Sonradan aradı.
Geri dönüp benden haber beklesinler, dedi.
İyi. Yürü şöyle bakayım sen. Yürü!
Hop! Hop! Ne oluyor lan?
Bizim bir günahımız yok! Hanımağa emretti!
Yavrumu ver, oğlumu ver!
Oğlum!
İyi misin sen? -Gel.
Miran, üşümesin.
Şöyle.
Seni anneye götüreceğim.
Götüreceğim.
Evimize götürüyorum seni, evimize gidiyoruz.
Evimize götürüyorum.
Tamam mı? Tamam mı oğlum?
Cihan'ım...
Sen öyle çıktın gittin ama...
jandarma her yerde seni arıyor, ha.
Halledeceğiz, merak etme.
Nasıl? Ya seni tutuklarlarsa?
O imkansız yenge.
Artık bütün gerçeği biliyoruz.
Babama...
babama kıyan...
Füsun.
O kadını bir elime geçireyim...
kendim vereceğim cezasını.
Hiç kimse cezasız kalmayacak dede.
Ama önce yapmamız gereken başka bir şey var.
O da...
jandarmaya gidip seni temize çıkarmak.
Hallederiz.
Amcam...
nasıl teşekkür edeceğimi bilemiyorum.
Hiçbir şey demene gerek yok kızım.
Ben yapmam gerekeni yaptım.
Eğer babam bizi izliyorsa...
gurur duyuyordur seninle.
Eğer bizi gerçekten izliyorsa Reyyan...
biliyordur ki emaneti güvende.
Bak güzel kızım...
Bundan sonra ne zaman ihtiyacın olursa bir 'amca' diyeceksin, ben geleceğim.
Tamam?
Yeni daldı daha şimdi, uyanmasın tekrar.
Ben yerine yatırayım.
Sağ olun tekrar hepiniz.
Miran...
biraz zaman ver, ha?
Büyük korku yaşadı, oğlum.
Şokta biraz.
Hadi biz de gidelim, herkes bir dinlensin.
Hadi.
Yenge...
bize biraz izin verir misin?
Bir dakika, bakar mısın?
Ben şimdi hemen dedemle konuşup Erkan'ı nereye gönderdiysel aldracağım.
Ondan sonra da polise götüreceğim.
Suçlunun Füsun olduğunu anlatacak.
Ben de ifademde silahı Füsun'dan alıp senin odana koyduğumu söyleyeceğim.
Bir saat içinde üzerinde tek bir kuşku dahi kalmayacak.
Acelesi yok.
Ya nasıl yok? Jandarma peşinde!
Miran...
ben suçsuz olduğumu biliyorum.
Sen de biliyorsun.
Abim de biliyor.
Varsın başkaları bir gün daha beni suçlu sansın.
Zararı yok.
Yok,yok olmaz öyle şey.
Olur, olur!
Yarın hallederiz.
Sen şimdi Reyyan'ın yanına git.
Tamam?
Oğlunun, karının yanında ol.
Hadi.
Yardımların için sağ olasın.
Yani lüzümu yok... Ben...
Umut benim kanımdır.
Abimin de hem kanı hem canı.
Ben... onun o güzel ruhu şad olsun diye...
Yine de sağ ol.
Miran...
sen de sağ ol.
O zaman...
Ben gideyim.
Bir şeye ihtiyaç olursa...
Her şey anlattığım gibi oldu hanımım.
Arabanın camında tıkırtı sesi duyunca indim.
Daha ne olduğunu anlamadan bayılttılar beni.
Sonradan çocuğu almışlar karım-
Kes lan, kes!
Al götür lan bunları, kaybet!
Öyle bir kaybet ki gözüm görmesin. Elimden bir kaza çıkacak.
Bak, kendine de emin bir yer bul.
Artık burada duramayız.
Kızım ellerinde.
Hazar'ı öldürdüğüm anlaşılmış...
ya tutunacak bir dalım yoktur, ya!
Lan!
Karnı doydu, banyo yaptı. Uyudu hemen.
Oh, maşallah!
Mis gibi oldu yavrum...
Ne yapacaksın sen onları?
Yıkayayım dedim.
Hepsini çöpe at.
O günden hiçbir şey kalmayacak. At, yak gitsin.
Reyyan nasıl?
Nasıl olsun? Evladının kokusunu aldı.
Yeniden doğmuş gibi.
İyi.
Artık sana daha çok iş düşüyor Asiye.
Zehra annesinin cenazesinde dönünceye kadar...
Reyyan'ın gözü kulağı olacaksın.
En ufak bir tehlike sezersen...
kimseyi dinlemeyip önce bana haber vereceksin.
Tamam, sen hiç merak etme.
Hadi, git kızının yanına. -Sağ ol.
Gel baba. -Kalkma kızım, kalkma!
Uyuyor mu?
Uyuyor.
Uyusun da büyüsün benim torunum.
Daha baba olmanın tadına varamadan dede olduk iyi mi?
Hem de nasıl genç bir dede!
Reyyan...
Baba...
eğer Miran'ı diyeceksen...
Kızma bana kızım!
Gördüklerimi, bildiklerimi söyleyeyim...
sonra yine kararını sen ver.
Miran...
ben tabii ki onu çok seviyorum.
Oğlum gibi...
Ama gerçek duygum ne biliyor musun?
Saygı.
Ben Miran'a, onun değişimine çok saygı duyuyorum.
Bu herkesin başarabileceği bir şey değil.
Eğer değişseydi, intikam-
Reyyan, kızım!
Müsaade et de bitireyim.
Ben ne onun gibi seven...
ne de onun gibi sevdiklerini korurken...
başkalarına haksızlık etmemek için çabalayan bir adam gördüm.
Ben onun yerinde olsaydım...
Füsun'un dediklerini harfiyen yapardım.
Evet.
Cihan'a ne olacaağını düşünmezdim.
Sırf seni ve torunumu koruyabilmek için.
Ama Miran bu tuzağa düşmedi.
Cihan'la düşman olmalarına rağmen...
ona bu haksızlığı yapmadı.
Babasının katilini ortaya çıkardı...
ve evladını kurtardı.
Ve bunu yaparken, Cihan dahil kimseye zarar vermedi.
O zararı anca bize veriyor.
Başkalarına değil.
Hayır kızım.
O sadece sizi koruyor.
Senden ve oğlundan başka düşündüğü bir şey yok.
Hazar Bey için senin kadar onun da içi yanıyor.
Elbette babasının katilinin peşine düşecekti.
Anlamaya çalış.
Hem Miran bir cana kıyarsa...
eğer o eski kinine, nefretine...
eskiden öğrendiği adalet anlayışına geri dönerse...
oğlum da ben de onun hayatında olmayacağız, baba.
Ben oğluma temiz bir dünya vereceğim.
Haklısın, kızım.
Ama ben eminim, Miran da bunu en az senin kadar istiyor.
Torunun annesinin koynunda güvende, abi.
Aklın kalmasın.
İnanmazsın...
oğlunla da barıştık.
Babam diyor ki,
ikimizin huyu çok benziyormuş.
Ondan anlaşamamışız zaten.
İkimizin de kanı deli akıyormuş.
Ya abi sen yaşadığın bunca şeye rağmen...
nasıl böyle güzel kalabildin?
Böyle kalender,
böyle derin,
böyle temiz.
Ben seni çok özlüyorum abi.
İçimdeki boşluk hiç dolmuyor.
Sana sözüm olsun,
ben durulacağım abi.
Bana kızdığın hangi huyum varsa hepsini bırakacağım.
Ama ondan önce yapacağım son bir iş var.
Senin kanını yerde bırakmamak.
Her şey ondan sonra.
Evet, babaanne.
Umut evde.
Annesinin yanında.
Sen de Azra'yı evine getir, tamam?
Hadi.
Elli yılın Ayşe'sini değiştirmek kolay mı?
Canı yandı mı, hep kafasının dikine gider.
Bu sefer ki yangın hiçbirine benzemez.
Baban ciğerimizi deldi, geçti torunum.
Babaannenin de benim de tek isteğim bir an evvel oğlumuzun yanına gitmek.
Zaten bu hasretle de uzun zaman kalamayız.
Tam,
tam evlat olmanın ne demek olduğunu öğreniyordum.
Benim de diyordum, arkamda dağ gibi bir babam var.
Babamla gururlanırken...
Neden, diyorum.
Neden ya, neden Allah'ım?
Biraz daha kalsaydı...
ben ona biraz daha sarılsaydım...
onu sevdiğimi söyleseydim, olmaz mıydı?
Ama olmuyor.
Dedem.
Bizim asıl konuşmamız gereken bir mesele var.
Bu Erkan'ı sabah erkenden jandarmaya götürmemiz lazım.
Amcam bu geceyi idare ederim dedi ama...
daha fazla zaman kaybedemeyiz.
Tamam oğlum.
Tamam.
Dünya gözümle Cihan'la amca-yeğen oldunuz ya...
artık ölsem de gam yemem.
Keşke baban da görseydi bu günleri.
Ama Hazar'ıma nasip değilmiş.
Belki de görüyordur, dede.
Kim bilir.
Allah'ıma bin şükür.
Benim için yaptıklarını unutmayacağım, sağ ol kızım.
Dedim ya ben, bunu senin için yapmadım.
Umut için yaptım.
Konuşacaklarımız var.
[Müzik]
Reyyan.
Affedebilecek misin beni?
Yanında olamadığım için...
seninle oğlumu koruyamadığım için...
affedebilecek misin?
Sana bilmediğin bir şey söyleyeyim mi?
Babam...
ölmeden önce...
beni babaannemin evinin önünde gördüğü için tartıştık.
Başıma bela açtım sandı.
Öyle çok korktu ki...
Reyyan...
öyle çok korktu ki!
Bana tokat attı.
Ben Azize'yle ortak hareket ediyorum...
çünkü ben onun torunuyum.
Ne de olsa beni o yetiştirdi.
Tamam mı, oldu mu?
Doğru konuş ulan benimle!
Ne saklıyorsan söyleyeceksin!
Ben...
o an...
Benim için o kadar içerlemişti ki...
Böyle ona sarılıp...
ağlamak istedim.
Ama yapamadım.
Yapamadım.
İçimde o kadar çok keşke var ki...
Ben babama doyamadım, Reyyan.
Onun sevgisine doyamadım.
Kendi evlatlığımın derdine düşüp...
kocalığımı...
babalığımı ihmal ettim.
Ama sen yine de anla beni.
Kocan olan Miran değil...
babasını kaybetmiş...
o küçük...
çocuk Miran'ı anla.
Affet beni.
Affet beni, sevdiğim.
Çünkü benim...
senden...
oğlumuzdan başka hiç kimsem yok.
Affet beni, meleğim.
Affet.
Her şey anlattığım gibi oldu.
Erkan da itiraf etti zaten.
Sana neden inanayım?
Benim kimseye kendimi inandırmak gibi bir derdim yok.
Zaten iki gün sonra otopsi raporları çıkacak, gerçekler görülecek.
Derdin ne o zaman?
Ben abimin mezarı başında ona bir söz verdim.
Torunumu kurtaracağım dedim, sözümü tuttum.
Şimdi sıra abimin kanını yerden kaldırmaya geldi.
Demek benim evladımın canını alan...
Sen hiçbir şey yapmayacaksın.
Onu ben kendi ellerimle halledeceğim.
Birlikte yapacağız, Azize Hanım.
Ya birlikte yapacağız...
ya da ben tek halledeceğim.
Bir tek senin canın yanmadı.
Ne yapıyoruz?
Bu Füsun karısını ininden çıkartmak için bir yol bulmamız lazım.
Kızı elimizde, çok uzaklaşmış olamaz.
O zaman yapacağımız belli.
Buradan bir çıkarsam...
Eğer buradan çıkarsam Halit...
bu bastonla kendini dövdüreceğim sana.
Lan sığırın içine salsam sığırla beraber güderim seni be!
Ama...
sana güvenip de yola çıkanın aklına s...
Bir emriniz var mı hanımağam?
Ne emri lan, ne emri?
El kadar bebeği sakladık, iki dakikada buldu Miran Şadoğlu.
Koskoca Erkan'ı bulamıyorsun! Ne emri, ne emri!
Siz gideceğiz deyince...
Kes lan kes!
Güneş'imi de alıp gideceğim buradan.
Ama dönüşümden korksunlar.
Güneş, kızım nasılsın? İyisin?
İyiyim.
Azize bıraktı seni?
Bıraktı...
da sen neredesin? Ben senin yanına gelmek istiyorum.
Haklıydın.
Yani benim yerim senin yanın.
Kızım sen gelme.
Ben seni aldıracağım, tamam?
Ama bu gece değil, yarın sabah.
Tamam.
Benden haber bekle.
Azize!
Aklı sıra oyun çeviriyor, ha?
Öyle mi?
Sabah toplayabildiğin kadar adam topla.
Midyat'ın Estel'in yarısı evindeyse...
kalan yarısı benim yanımda olacak! Tamam?
Güneş'imi alıp gideceğim buralardan.
Ama giderken de Şadoğullarını bitireceğim.
Bitireceğim.
Hata yapıyorsun, Azize teyze.
Ne yapayım?
Annenin canına bir şey olacak diye mi korkuyorsun?
Ne o ne de sen benim umrumda değilsiniz.
Yaptıklarınız, Miran'la Reyyan'a zarar verdiği yetmediği gibi bir de Umut'a uzandı.
Ya görmüyor musun?
Korkma senin başına bir şey gelmeyecek.
Sadece biraz daha misafirimiz olacaksın, o kadar.
Senin yaptığın kirli planların hiçbirini bilmek istemiyorum.
Zaten Miran konağa gitmediğimi anlayacak.
Sizin de yeni bir savaş çıkarmanıza asla izin vermeyecek.
Bu işi çarçabuk halletmemiz lazım.
Hazar çocuklarını bana emanet etti.
Miran'ı bu işe karıştıramayız.
Sen evladının ntikamını alacaksın...
bende abimin.
Miran ailenin başında duracak.
Bunu ne yapacağız?
Ne ceza kesecekseniz razıyım, ağam.
Boynum kıldan incedir.
Yeni daldı daha şimdi, uyanmasın tekrar.
Sessiz ol, tamam mı annem?
Bu saatte uyandırmayalım şimdi kimseyi.
Anne-oğul ilk yemeğimizi mi yapacağız biz seninle, he?
Umut Bey'e mis gibi anne sütü mü hazırlayacağız?
Hadi bakalım oğlum. Nereye koymuş Asiye teyze sütünü?
Nereye koymuş bakalım!
Dur serin değil mi?
Hemen üşütmeden seni bulacağım şimdi, bulacağım.
Burada mıymış? Tamam.
Oh benim güzelim!
Nereye koy- Ha, ah gözüm-
Korkuttum mu?
Biraz.
Ama sen de özlettin.
Niye yatmadın sen?
Git yat.
Hiç uyumadım ki.
Aklım, kalbim, kulağım sizdeydi.
Siz niye uyandınız ne oldu? Bir şey mi oldu?
Sütüm yok.
Bebeğin ilk altı ay emmesi gereken tek şey anne sütü ama yok.
Bil bakalım niye?
Niye?
Ben ne yapabilirim senin için?
Tutar mısın ocağı?
Bildiklerini yapıyorsun sanki de soruyorsun bir de.
Yapma böyle Reyyan.
Sinirlenme ne olur!
Sütün geleceği varsa da kaçıracaksın ha!
O öyle bir şey değil.
Nasıl bir şey peki?
Anlat ki bileyim, he?
Miran, yapma.
Ya ikinizin yanında durayım en azından, çok özlüyorum.
Hem belki sen değil ama Umut babasını özlemiştir.
He oğlum?
Hem sen demiyor muydun? Sesini duyarsa, kokunu alırsa rahatlar diye?
Özür dilerim babacığım.
Ben seni yemeksiz mi bıraktım babacığım?
Özür dilerim.
Hasret kaldım kokuna, hasret!
Serin burası, ben battaniyesini alayım.
Sen tut iki dakika.
Ne yapacağız, he? Büyü de biraz akıl ver babana.
Ben nasıl güldüreceğim annenin yüzünü, he?
Valla böyle olmasını istemezdim be oğlum.
Annen ne kadar kızsa haklı...
o kadar çok sabretti ki bu eşek babana!
Düzgün bir adam olabilmesi için.
Annene ne kadar söz verdiysem hepsinin sonunda özür dilemek zorunda kaldım.
Birazdan geliyor mama.
Sana ben o sırada annenden öğrendiğim çok önemli bir ders anlatayım.
Annen...
sevmek, özür dilemek zorunda kalmamak der.
Yani...
eğer gerçekten seviyorsan...
özür dileyecek bir şey yapmazsın, der.
Peki, ben ne yapacağım?
Anneni deli gibi seviyorum.
Ama sürekli özür dilemek zorunda kalıyorum.
Biliyor musun?
Annen, oğlum olursa sana benzesin demişti.
Ama sen bana benzeme.
Sakın.
Sen...
Sakın sevdiğin kadını üzme!
Tamam mı?
Duydun mu?
Ne oldu?
Valla bilmiyorum Reyyan.
Ben böyle koydum mikrodalgaya çabuk olsun diye ama. -Neyi?
Ya ne bu? Sen... Anne sütü...
Ya ne yaptın?
Tek yiyeceği çocuğun! Ne yiyecek şimdi?
Ne bileyim işte, sen yorulma diye...
öyle çabuk çözülsün diye falan yaptım ama...
Allah'ım! Ben bilmiyor muyum Miran orada yapmayı? Ben bilmiyor muyum?
Suda kendi keendine çözünecek o.
Ver, ver! Ne yiyecek şimdi?
Dur, dur!
Dur ben halledeceğim.
Ben oğlumu aç bırakmam.
Bir süt anne falan mı...
bulsak? Ne yapalım?
Ya da tamam, eczane.
Eczanede uygun birr şey vardır.
Eczane olur, eczane olur.
Olur tamam.
Uyuyor şimdi, esnemeden alıyorum oğluma çok güzel bir şey.
Hadi bir gül, ne olur!
Gerçekten çok ihtiyacım var.
Lütfen.
Miran yapma.
Ben bunun için gelmedim.
Canım yanıyor benim hala.
Biraz daha müsaade et bana.
Müsaade et.
Gül diyor bir de.
Gülecek halimiz kaldı da, sanki.
Çok üzgün baban, değil mi anneciğim?
Çok üzgün değil mi?
Ben de üzgünüm.
Ona söylediğim her şey için çok üzgünüm.
Hem çok seviyorum onu.
Ona kötü bir şey deyince onu kırınca benim de canımdan bir parça gidiyor sanki.
Değişmiyor ama ne yapayım?
Evet değişmiyor anneciğim.
Reyyan.
Ne çabuk geldin sen, ne buldun öyle?
Senin sütün.
Dolapta bir tane daha varmış.
Asiye Hanım'la hazırladık işte.
Boşuna çıkıştım sana, desene.
Kusura bakma artık.
Ziyanı yok.
Ben yedireyim ödeşelim, olur mu?
Yok şimdi oyunu sırası değil. Ben halledeyim onu.
Ciddi diyorum
Bir deneyeyim.
Hem sen beni bugünler için hazırlamadın mı?
Demiyor muydun sen?
Babasını hissetmesi lazım diye.
İşte tam zamanı.
Bak kafasını şöyle tut, alttan destekle.
Dur, bir dakika.
Tamam.
Dur, dur!
Sıcak mı diye ben bakayım.
Al bakalım.
Ben tutuyorum buradan tamam.
Elin... Kullansana şu elini.
Gel bakalım, gel.
Aferin, vallahi yiyor Reyyan şuna bak!
Allah Allah! -Güzel oğlum benim.
Ye anneciğim ye.
Acıktın mı sen?
Oğlum.
Ya bunun dişi falan da yok bu nasıl yapıyor bunları?
Bak şuna bak.
Aslan oğlum benim, aslan oğlum.
Ne oldu? Ne oldu?
Valla kaptık bu işi, he?
Değil mi?
Değil mi-
O kadar şey yapmasın, ben altını değiştireyim onun şimdi. Yeter o kadar ona.
Doydu mu benim oğlum?
Gel bakalım. -Aman, aman...
Sen altını değiştireceksin...
Ben gideyim mi?
Gideyim o zaman.
Öğrenmeyecek misin?
Valla mı?
Tamam şimdi tut böyle ayaklarından tut.
Ayaklarından tut, kaldır ki değmesin.
Kapıyorum bu işi, çok şükür.
Seni o kadar çok seviyorum ki...
üzdüğümde böyle yüreğim bin bir parça oluyor.
Umut'a mı diyorsun öyle şeyler, Miran?
Sana.
Sana diyorum.
Kapat altını kapat, üşüyecek çocuk!
Değişeceğim Reyya.
Söz veriyorum.
Çok söz verdin, Miran.
Çok yemin ettin, hep.
Bu sefer son.
Biz yemin ettik.
Ay, ay! -Lan!
Oğlum ne yapıyorsun?
Dur, dur!
Üzerimize işedi herif, ha.
Allah Allah!
Dur dur dur!
Annesini üzmenin hesabını sordu herhalde, ha?
Sorar tabii. Anlıyor her şeyi benim oğlum, anlıyor her şeyi.
Anlar, anlar.
Git sen, Miran.
Böyle her şey kolay olunca başa dönüyoruz tekrar.
Git sen.
Bu vakte kadar orduyu topladın herhalde, he Halit?
Topladım hanımağam.
Bir kısmı konaklara baskın verecek...
bir kısmı da bizimle beraber gelecek.
Dediğiniz gibi ayarladım.
İyi.
Güneş.
Kavuşma vaktidir kızım.
Nereye geleyim?
Yalnız geleceksin değil mi, Güneş?
Nereye geleyim, söyle evet!
İyi.
Şimdi beni dinle.
Boşuna beklemez, hazırlık yapıyordur.
Bu saatten sonra benim için fark etmez.
Ne yaşanacaksa yaşanacak.
Benim için hiç fark etmez.
Benim tek derdim Füsun'un öldüğünü görmeden ölmek.
Ya siz, yanlış yapıyorsunuz!
Sonunu düşünmeden hareket ediyorsunuz, yapmayın!
Lütfen.
Nereye gel dedi, sen onu söyle.
Ne oldu, o hareketler ne öyle?
O hareketler ne?
Bakmayalım mı?
Gel bakalım, gel.
Gel.
Uzun uzun bakmayalım mı baba-oğul birbirimize?
Biz sana çok hasret kaldık.
Acıktın mı sen?
Acıktın mı?
Oğlum benim.
Umut'um...
Bak gel ben sana evi göstereceğim.
Burası bizim evimiz.
Senin de adını verdik.
Ne oldu, adını verdik deyince sustun?
Hoşuna gitti mi?
Hoşuna gitti mi?
Hoşuna gitti mi?
Sen bizim en değerlimizsin.
Sen bizim umudumuzsun.
Ne oldu, sakalları mı çekiyorsun sen benim?
Senin de olacak büyüyünce sakalın.
Burada oynayacak çok yer va, ha bu arada.
Hele sen bir büyü...
biz seninle neler yapacağız!
Oğlum benim!
Umut Hazar'ım.
Ne var?
Bak...
Melek annen de uyanmış.
Günaydın.
Günaydın, meleğim.
Söyleyeyim mi?
Bizim küçük bir sürprizimiz var sana.
Umarım bizi kırmazsın.
Dışarı gelir misin?
Hadi kırma bizi.
Her şeyi bu kadar kolay tamir edemeyeceğimi biliyorum.
Ama...
işte bilmem kaçıncı kez...
son bir şans istiyorum senden.
Kalbinin güzelliğinden başka da sığınacak bir şeyim yok.
Çok söz verdin.
Biliyorum.
Keşke imkanım olsa da vicdanımı söküp versem eline.
Kendi gözlerinle görsen.
Ne kadar pişman olduğumu.
Nasıl bir azapla kavrulduğumu.
Ben kendime bir söz verdim.
Umut'u silahların gölgesinde büyütmeyeceğim.
Sen de öyle istiyorsun sandım.
Öyle istiyorum zaten.
Biliyorum ama yapamıyorsun Miran.
Yapamıyorsun.
Ben...
canımdan can çıkardım.
Rabb'imin emanetidir.
Ama senden emin olamıyorum.
Karnını doyurayım ben, uyanacak şimdi.
Erkan'ı jandarmaya götüreceğim.
İfade verecek.
Bu iş bugün bitecek.
Sonra da biz sakin kafayla konuşuruz, değil mi?
Melek kalpli karım.
Benden emin olacaksın.
Hayatımın kalanını bunun için harcamam gerekirse...
harcayacağım.
Söz.
Dede.
Bir sıkıntı mı var?
Ya, Erkan yok Miran.
Nasıl yok ya?
Nereye gitmiş?
Adam yok muydu başında?
Adam vardı başında.
Ama biz onu zorla tutmuyoruz ki.
Adam uyumuş.
Cihan da yok ortada.
Korkuyorum bir şeyler olacak ha!
Yok yok dedem!
Yok, dur!
Kötü bir şey olmaz, konuştuk dün amcamla.
Umut'u aldıktan sonra aklayacağız dedik.
Ya bak Miran...
ben oğlumu tanıyorum, ha?
Tamam.
Cihan son zamanlarda yaptığı birçok şeyden pişman oldu.
Ama o kafasına koyduğu şeyi yapmaktan vazgeçmez.
Bir şeyler olacak.
Miran!
Füsun... Füsun adam topluyor.
Halit her yere haber yollamış.
Azra'yı almak için hazırlanıyor.
Azra.
Azra'ya bakmam lazım.
Asiye!
Azra odasında mı?
Yok, hiç gelmedi.
Aç babaanne, aç.
Aç babaanne.
Ah babaanne, ah!
Dün gece öyle konuşunca böyle yapacağını bilemedim ki.
Azra tamamıyla aklımdan çıkmış
Kendini suçlama.
Başında bin tane dert var.
Bu Azize'yi zaten başıboş bırakmamak lazımdı.
Babaannemle Cihan...
Füsun'un peşine düşmüş olabilirler mi?
Olmaz!
Öyle şey olmaz!
Daha dün birbirlerini öldürmek için yemin ettiler.
Ya böyle bir şey yapamazlar, olmaz!
Valla dede, olmaz dediğimiz o kadar şey oldu ki!
Onları bulmamız lazım!
Ben de Füsun'un yerini öğrenmeye çalışayım.
Neyin peşindeyse öğreneyim.
Erkan!
Neredeydin sen?
Cihan Bey git dedi.
Affetti beni.
Ama gidemedim.
Yarı yoldan geri döndüm.
Sana borçluyum, ağam.
Bilmen gereken şeyler var.
Şeyda!
Çay istiyorum, çay! Anladın?
Hem de demli istiyorsun yani, ha?
He, öyle istiyorum.
Hayır Füsun Bey Hanım yasak ettiydi ya...
ondan şey ettim.
Of Şeyda, vallahi çok uzatıyorsun ya!
Yalan söylemek yok ama ha!
Fırat!
Çay istersin?
Biz içtik çayımızı, kahvemizi. Sağ ol.
Nereye bu saatte o zaman?
Hayırdır Yaren?
Neyi merak ediyorsun?
Hiç.
Yani yalnızım burada.
Dertleşirdik otursaydın.
Ben aşağıda bekliyorum, Fırat.
Yaren dön bir etrafına bak ya, bir bak hele ne yaşanıyor!
Ailenin başında neler var, ne belalar var!
Şu bencilliğinden artık vazgeç.
Allah Allah! Fırat ben ne dedim ki?
Ya yalnızım burada.
Canım sıkılıyor.
Hem eskiden seninle ben oturup dertleşirdik.
Yeter Yaren, Yeter!
Ne yapmaya çalıştığını anlamıyorum mu sanıyorsun?
Görmüyorum mu sanıyorsun, he?
Gebe kadınsın, ona göre hareket et!
Karnında kuzenimn çocuğunu taşıyorsun!
Konuşacağız!
Efendim aga!
Fırat, acil bize gelmen lazım.
Hemen geliyorum.
Sanki ben çok meraklıyım senin kuzeninin çocuğunu taşımaya!
Ama anladım ben seni.
Hem de çok iyi anladım.
Yani tek sorunumuz, çocuk.
Şeyda! Ya çay istiyorum diyorum, çay!
Yemin ver, söylemeyeceksin.
Ya yemin billah! Hadi.
Ellerin babana benzemiş.
Kokusu da kokuna karışmış.
Anneni deli gibi seviyorum.
Ama sürekli özür dilemek zorunda kalıyorum.
Ben de çok istiyorum babana inanmayı!
Ne yapacağız, oğlum?
Ne yapacağız?
Tamam, tamam...
Erkan.
Oğlum bize her şeyi anlattın mı?
Bak iyi düşün, ha?
Bak söylemediğin bir şey varsa...
şimdi söyle, ha?
Yok ağam, her şey anlattığım gibi.
Azize Hanım'la Cihan Bey intikam yemini ettiler.
Füsun Aslanbey'i saklandığı yerden çıkarmak için de kızını kullanacaklar.
Sonra da...
Füsun ikisini de tuzağa çekiyor Miran.
Öyle gözüküyor dede.
Ama halledeceğiz.
Sen merak etme.
Nasıl merak etmeyeyim, ha?
Birisi oğlum, birisi kadınım.
Bir şeyler olacak.
Korkuyorum.
Korkma.
Erkan.
babamın öldürüldüğü gecenin...
sonrasında... öncesinde...
ne biliyorsan, her şeyi anlatacaksın!
Tamam.
Hadi.
Füsun...
Batman tarafında dün gece bir yere saklanmış.
Yerini buldum ama oradan ayrılmış.
Bir adım önümüzde.
Bu hiç iyi değil.
Bizden kimse zarar görmeyecek.
Füsun her şeyi göze almış olabilir...
ama biz de aldık.
İşte onun bilmediği bu.
Miran.
Buyurun.
Buyurun anneniz sizi bekliyor.
Kızı aldılar.
Takipteyim hanımım.
Tamam Mahmut, adım adım haber ver.
Biz de geliyoruz.
Yanlış duydun, de bana.
Yalan söylemedim sana, kandırmadım de.
Kandırmadım.
Ne bu o zaman?
Duydum Füsun diyorsun, her şeyi göze aldık diyorsun.
Dedemle babamı da çekmişsin yanına.
Reyyan kızım.
Sandığın gibi değil.
Reyyan.
Bak Miran'ın bir suçu yok, ha?
Önce biraz dinle...
sonra anlayacaksın.
Dede...
Mahfuz Baba...
bize biraz müsaade eder misiniz?
Sana verdiğim sözü tutmak için çabalıyorum Reyyan.
Suçlu cezasını çeksin...
ailemiz huzur bulsun diye uğraşıyorum.
Başka bir savaş başlatarak mı yapacaksın, Miran?
Hani jandarmaya gidiyorum dedin.
Savaşı başlatan ben değilim Reyyan.
Babaannemle Cihan Azra'yı kullanarak Füsun'a ulaşmışlar.
Füsun da boş duracak biri değil.
Ne diyeyim sen söyle?
Ne haliniz varsa görün mü diyeyim?
Kendi hallerine mi bırakayım? Ne yapayım?
Artık ben de ne diyeceğimi ne düşüneceğimi şaşırdım.
Benim aklım bunları almıyor.
Almıyor.
Ya sen bana hiç mi inanmıyorsun?
Elin yüreğinde bekleyeceğin son gün olacak bu.
Her şeyi halledeceğim.
Tek bir damla kan akıtmadan.
Silahını bırak o zaman.
Reyyan.
Ne Reyyan?
Bir şey diyorsun, ardında dur!
Hoş geldin kardeşim.
Zeynep hoş geldin.
Hoş geldiniz.
İyi misin Reyyan?
Karım, oğlum, evim sana emanet.
Tamam?
Miran.
Hadi, bulduk.
Baba...
Reyyan, merak etme.
Reyyan çıkmam lazım.
Konuştuklarımızı unutma, tamam mı?
Fırat sizinle kalacak.
Ve bu, elin yüreğinde son gün olacak.
Konuştuğumuz gibi, tamam?
Miran.
Merak etme.
Nasıl merak etmeyeyim ya?
Halit!
Buyur hanımağam.
Son zamanlarda çok iş batırdın.
Ama bu varlık-yokluk meselesidir biliyorsun değil mi?
Biliyorum hanımağam.
Bu sefer bir aksilik çıkmayacak.
İyi.
Hoş geldin Güneş'im!
Kendi isteğimle gelmedim.
Ziyanı yoktur, geldin ya!
Ailem dediğin insanların ne mal olduğunu anlamışsındır herhalde, değil?
Ne yapacaksın onlara?
Bırak!
Ya ne yapıyorsunuz, bıraksana beni!
Ya bırak!
Bu saatten sonra ya sen ya ben Füsun.
Bana bakın!
Çok fazla adam yok, herkes dikkatli olsun! Tamam mı?
Haydi bakalım!
Bırak beni!
Bırak!
Füsun Aslanbey!
Kimse kıpırdamasın!
Atın silahları!
Ya sürekli silah doğrultuyorsunuz ama ben bir türlü ölmüyorum.
Bu sefer değil.
Bu sefer bedel ödeyeceksin.
Şer ittifakı kurmuşsunuz.
Sayemde birbirinizin değerini anladınız, ha!
Bak Cihan!
Bir bu kadar adamı da Yaren'in yanına yolladım.
Sen anladın onu!
Sen yaptığının arkasında duramıyor musun, ha?
Böyle adamların arkasında mı konuşacaksın?
Ya Azize, sen düşmanın da delikanlısını arıyorsun ya!
Ben hiç oralarda değilim.
Boştur.
Bu kadar sohbet yeter, sen gel buraya!
Bırak!
İçim içime sığmıyor Zeynep.
Bak sen bir şey biliyorsan de bana.
Yemin ederim bilmiyorum Reyyan.
Miran aradı geldik işte, Fırat da bir şey demiyor.
İnan ki seninle aynı durumdayım.
İnanıyorum, inanıyorum da işte.
Böyle eli kolu bağlı bağlı olunca insan...
Ben bir Fırat'a bakayım.
Annesinin bir tanesi o.
Endişelenmeyin siz. Mahfuz kötü bir şey olmasına asla izin vermeyecektir.
İnşallah.
Anladım kardeşim.
Aman aman bak çok dikkatli olun!
Füsun Aslanbey'den bahsediyoruz, o her şeyi düşünmüştür ha gözünü seveyim!
Anladım kardeşim, haberleşiriz.
Reyyan çok tedirgin Fırat.
Aslında ben de öyleyim, neler oluyor? Anlatmayacak mısın?
Anlatacağım Zeynep, anlatacağım.
Şu günü bir atlatalım.
Her şeyi anlatacağım. Kötü bir şey olmayacağını bil yeter.
Kötü bir şey olmayacağına emin misin gerçekten?
Hiç sanmıyorum.
Miran Füsun Hanım'ı bulmaya mı gitti?
Diyarbakır yolunda karşısına çıkacak.
Gelin bakalım, gelin.
Füsun Hanım'ın selamı var Miran Bey!
Aleyküm selam!
Bırak!
Bırak, çek elini!
Görüyorsunuz ya, öyle ya da böyle ölmüyorum ya!
Füsun...
seni öldüreceğim, beni duyuyor musun?
Seni öldüreceğim!
Yav he!
Hele bir sen öl...
onra bakarız kime ne oluyor.
Ya Azize ben senin öyle kolay ölmeni istemedim aslında, biliyor musun?
Bütün sevdiklerinin acısını tek tek yaşa, öyle öl istedim ama işte...
vaden yetmiyor.
Ölüm benim için tozlu yoldur Füsun.
Mirasım intikamımdır.
Ben değilse bir başkası...
benim kanımdan olan biri.
Ya da senin kanından biri...
elbet canını alacak.
Çok uzak bir zamanda değil!
Çok uzak bir yolda değil!
Çok yakında!
Buralarda...
Kendi ininde kendi kanında boğulacaksın!
Ölüm tozlu yoldur, he?
Türküdür o, türkü!
Nasıl bağırıyordun oğlun kollarında can verirken?
Ha? Nasıl bağırıyordun?
Al Allah'ım al! Benim canım al, diye.
Allah duanı kabul etti.
İkiniz de öleceksiniz.
İntikamınızı alamadan...
Hazar'ın- -Abimin adını ağzına alma! Duyuyor musun beni? Öldürürüm seni!
...katili kadının elinde, öleceksiniz ikiniz de.
Halit! -Buyur hanımağam!
İkisinin de kafasına sıkın!
Emredersiniz hanımağam.
Ya yok yok ya!
İkisinin de kafasına sıkmayın.
Cihan'ın kafasına sıkın.
Azize'ye... Azize'ye ne yapalım?
Azize'ye böyle daha değişik bir ölüm düşünelim, ne yapalım Azize'ye?
Yakalım!
Azize'nin en sevdiği şey: ateşle oynamak.
Öyle değil mi Azize?
Layıkıyla öl hiç değilse!
Öyle bir yakın ki! Külü dahi kalmasın!
Emredersiniz hanımağam.
Benim Midyat'tan çıkmamı beklesinler.
Öldüreceğim seni Füsun! Duyuyor musun beni?
Canisin sen!
Ben caniyim onlar melek ha?
Ya tamam, tamam geliyorum işte seninle!
Kimseye bir şey yapmak zorunda değilsin!
Bırak onları!
Karışma sen!
Sen annenin yanında güvendesin, keyfini sür!
Senden nefret ediyorum!
O kadar uzun bir hayat yaşayacağız ki Güneş'im...
inşallah!
Gün gelecek bana anne bile diyeceksin.
Efendim Fırat!
Reyyan neredesin sen?
Miran'ı bulmaya gidiyorum! Her ne yapacaksa benim önümde yapacak!
Ya Reyyan ne yaptın sen?
Reyyan bu çok tehlikeli, hemen geri dönmen lazım. Yoksa söyle ben geleceğim.
Senden tek bir isteğim var.
Umut'u gözünün önünden sakın ayırma, tamam mı?
İzin vermeyeceğim Miran, durduracağım seni. Bizi bırakmana izin vermeyeceğim.
Daha hızlı gidelim.
İlk fırsatta kaçıp gideceğim yanından.
Sana annelik duygusu yaşatmamak için kendimi bile öldürebilirim.
Beni kendinle sınama Güneş.
Yeni bir hayata başlıyoruz diyorum.
Alışsan iyi olur.
Hanımağam!
Peşindeki adamları atlatmış!
İlla bir son dakika golü atıyorsun yani Halit!
Biz sağlamda mıyız?
Arkamızdalar!
Miran, gidelim! Gidelim, adamlar birazdan burada- -Azra arabaya bin.
Güneş!
Güneş yanıma gel dedim, Güneş!
Azra konuşacağız sadece. Dediğimi yap, arabaya bin. Çabuk.
Beni öldürsen de buradan sağ çıkamazsın Miran Şadoğlu!
Çekil önümden!
Kızımı alıp gideceğim!
Sana tek bir soru soracağım!
En masum olan babamdı.
Neden öldürdün?
Açık konuşalım diyorsun, ha?
Öyle olsun.
Yüreğin dayanabiliyorsa konuşalım tabii!
Ben senin babanı öldürmedim!
Ben senin babaanneni öldürdüm.
Azize'yle hesabımı kapattım.
Sen benim karımı zehirledin!
Doğmamış evladıma sebep oldun!
İki günlük bebeğimi kaçırdın!
Hepsi hesap kapatmak için miydi?
Suçluyu yanlış yerde arıyorsun, Miran Şadoğlu!
Hepsinin sebebi Azize'dir!
Hepsinin sebebi sensin!
Öyle elini kolunu sallaya sallaya gideceğini mi sandın?
İzin verir miyim, Füsun Aslanbey?
Miran!
Reyyan!
Reyyan!
Dur, hayır hayır! -Reyyan!
Söz verdin bana!
Söz verdin!
Ölsem de bırakmam!
Bırakmam, hadi bırak evimize gidelim.
Sözümü tutuyorum Reyyan.
Yanıma gel.
Hayır!
Eğer sıkacaksan o kurşun önce beni delip geçecek!
Göze alıyorsan yap!
Miran Şadoğlu.
Senin yumuşak karnın karındır.
Sonu iyi biten masallara Reyyan sayesinde inanmışsın sen.
Ama ben hep kazandım.
Siz burada birbirinize ağlarken yine kazanacağım!
Tamam!
Allah kahretsin, sen kazandın!
Tamam sen kazandın, al!
Füsun Aslanbey, indirin silahınızı!
Hazar Şadoğlu cinayetinden tutuklusunuz!
Konağınıza ordu yığdım, ordu!
Taş taş üstünde kalmayacak, duydun mu?
Azize de Cihan da ölecek.
Hiçbirinize rahat yüzü göstermeyeceğim.
Sonu müebbet bile olsa lan!
Umut, Umut!
Sakin ol. Umut evimizde, güvende.
Nasıl?
Ama...
Hepsi oyundu.
Kendi ağzıyla itiraf etmesi için.
Tek bir damla kan akmadı Reyyan.
Sana sözümü verdim, sözümü de tuttum.
[İntikam...
trenin raylarını döşer.
Şeytan kömürünü atar.
Harlar ateşi.
Daha hızlı gitsin diye.
O trenin nerede, kime zarar vereceğinin önemi yoktur.
Bazen en masumları yok olur.
Bazen en günahsızların canı tehlikeye düşer.
Bu savaş bitmek zorundaydı.
Ve ben, bu savaşı bitirmek için savaş açtım.
Her şeyi göze alarak.
Ama kansız bir savaş.
Ve kazandım.
Aşk...
birlikte bir yola çıkmak...
o yolda aynı dertleri aynı mutlulukları paylaşabilmektir.
İşte hayat; o uzun, ince yolda akıp gider.
Biz...
şimdi yeni bir yolculuğa çıkıyoruz.
Sonu kabusla biten çok rüyalar gördük.
Güneşi her gördüğümüzde...
kara bulutlar ne zaman çökecek sorusu...
bir bıçak gibi saplandı ruhumuza.
Ama...
artık kara bulutlar yok.
Kabuslar yok.
Savaş yok.
Aksine,
kedersiz, mutlu ve umut dolu bir hayat...
bir aşk ve bir aile var önümüzde.]
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.