Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
English
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
(Jenerik müziği)
(Jenerik müziği devam ediyor)
(Jenerik müziği devam ediyor)
(Jenerik müziği devam ediyor)
Ya Saltuk kardeş...
...kavgaya götürdün, tamam.
Alamut fedailerini tepeledik, tamam.
Üstümüzdeki çulu, çaputu çıkartıp adamlara giydirdin, tamam.
Dâî midir nedir onu peşine düştük, herifi alamadık, ona da tamam da...
Bütün gece adamları arattırdın...
Bir sürü yol teptirdin, en çok da o koyar ya!
Vallahi dokunur içime!
Sen böyle bir zulmü bize niye reva gördün kardeş?
Girdiler bir kovuğa, saklanırlar.
Bulacağız er geç saklandıkları ini.
Yahu girip bakmadığımız kovuk mu kaldı Bağdat yakınlarında?
Ben yoruldum.
Ben mahalleme döneyim, biraz istirahat edeyim.
Bir haber çıkarsa, beni nerede bulacağınızı bilirsiniz.
Ha? Hadi eyvallah.
Saltuk kardeş...
...kardeş sen bana bakma ya.
Öyle gevezelik ederim.
Uzun zamandır böyle hayırlı bir iş yapmamışım ya.
Nasıl gittik de tepeledik o fedaileri?
Oh ki oh kardeş, senin sayende. Sağ ol, var ol.
Ben giderim Mahmud, hadi bana eyvallah.
Nereye gidersin? Senin gidecek yerin mi var?
Karargâhın basılmış, Bağdat'ta bir tane bile adamın kalmadı.
Hani Hâce'ye derdin ya sen...
..."Burada birbirimizden başka güvenecek kimsemiz yoktur." diye.
Ha? İşte tam da o hâldesin.
Hadi gel, dükkâna gidelim.
Hem istirahat ederiz hem karnımızı doyururuz.
Senin karnının gurultusu ta göçer obasından duyulur. Ha?
Yüreğinin temiz olduğunu bilmesem...
...lafların mıh gibi batar bağrıma da...
Neyse, senin dediğin gibi olsun.
Saltuk kardeş, yüreğim temiz olduğu kadar akıllıyımdır da.
(Mahmud) Akıllı olduğum kadar becerikliyimdir de.
-(Efgan) Selamünaleyküm. -Aleykümselam.
Hadi Mahmud, sen gelmez misin?
Nereye gelmez misin?
Ha, senin haberin yok tabii. Hâce geldi.
Hem bu sefer yalnız da değil.
Bilirim, Mansur can yanındadır.
Yok, başka biri daha var.
Delirtme adamı da söyle, kimdir?
Pir Yusuf Hemedânî Hazretleri de geldi.
Ne işi var Yusuf Hemedânî'nin Bağdat'ta acep?
Hazrete ne işin var diye sorulur mu?
Vardır elbet bir bildiği, hadi!
Saltuk kardeş, sen gelmez misin?
Gelelim bakalım.
(Duygusal müzik)
(Hâce Ahmed) Selamünaleyküm.
Aleykümselam. Gel Ahmed can.
Gel.
Pirim...
...dikkatinizi mi dağıttım?
Estağfurullah Ahmed can.
Bir vakitler bana sual etmişlerdi.
"Eskinin büyük âlimleri bir bir öte dünyaya göçüyor.
Buna mukabil ne yapmak lazım?" diye.
Ben de onlara cevap vermiştim.
"Âlim gitse de, ilmi gitmez.
Âlim göçse de, ilmi baki kalır."
İşte ben de...
...âlimlerin bize en önemli yadigârı olan...
...kitapla, ilimle meşgul oluyordum.
Tabii ilimle meşgul olurken...
...aynı zamanda kendi ruhumu teskin ediyordum.
Her gün onların eserlerinden...
...bir iki sahife dahi okumak lazımdır.
İlimle meşgul olmak lazımdır.
Ben de onların bize bırakmış olduğu bu yadigârlardan...
...bu ilim eserlerinden...
...kendi gönlümü teskin edecek maddelere bakıyordum.
Bismillah.
Bir yandan da...
...onların büyüklüğü karşısında...
...kendi küçüklüğümü tefekkür ediyordum.
Sonra sana baktım.
Senin kalbindeki muhabbetin sıcaklığı...
...benim yüreğime tesir etti.
Sonra anladım ki âşığın özü...
...âlimin sözü kadar faidelidir.
Ve ben de sana baktım.
Pirim...
...sabah aşını ocakta hazır etmiş kardeşler.
Ama isterseniz sofranızı buraya kurdurtalım.
Sağ olsunlar.
Sen de sağ ol Ahmed can.
Yediğiniz şekere, içtiğiniz Kevser'e dönsün inşallah.
Lakin ben bu gece oruca niyet ettim.
Dost sofrasına davet edilince...
...nafile oruç bozulurmuş derler. Lakin sen beni affedersin, değil mi?
Estağfurullah pirim.
Keşke haber etseydiniz, sahur sofrasına birlikte otursaydık.
Sen benim aç kalmamı, eziyet çekmemi istemezsin bilirim.
Lakin arada zaman zaman...
...açlık dahi nasip olmalı insana.
Nasip olsun ki aç kalanların hâlinden anlasın.
Nasip olsun ki...
...Peygamber sallallahu teala aleyhi ve sellem efendimizin...
...aç kaldığında, açlığını bastırmak için...
...karnına taş bağlamasının sırrını anlasın.
Hem ne demişler?
"Dervişin nasibi birdir.
Helvaysa helva, elmaysa elma."
Hepsine eyvallah der, öyle değil mi Ahmed can?
Bizim de Bağdat'tan gitmeden evvel...
...bir nazarlık nasibimiz vardır.
Kime nazar kılacaksınız pirim?
Yüreği yanan biri.
Bakacağız kalbine.
Kimin gönlünde, yüreğinde yangın var...
...onu bulabilirsek eğer...
...Cenabı Allah'a dua edeceğiz, niyaz edeceğiz.
Onun gönlündeki yangını bölüşebilmek için.
Sonra bizim yüreğimiz de...
...o kardeşle birlikte yanacak.
(Duygusal müzik)
Necip, ne oluyor? Ne bunlar böyle, mahallenin ortasında?
Gece vakti bir hayırsever bıraktırdı bunları.
Sonra da hiçbir şey demeden çekip gittiler.
Ya Hüseyin, bu Bağdat'a bir şey oluyor.
Hem hayır yapmayı öğrendiler hem de hayrı gizli yapmayı.
Ama keşke sorsalardı önce neye ihtiyacınız var diye.
Unumuz vardı zaten.
Ne oldu küçük Hâce?
Başımızda bekçilik yapmayı bırakıp...
...aşhanenin hazinedarlığına mı talip oldun?
(Şahsuvar) Dert etme. Undur nihayetinde. Ekşimez, kokmaz.
Önce elimizdekileri harcarız...
...sonra da yeni gelenleri harcarız. Ha?
Hadi düş önüme, hadi.
(Duygusal müzik)
Ne yaptınız? Halledebildiniz mi?
Bağdat'a bir adım daha yaklaştırdınız mı beni?
Önünüzdeki bir engele daha çengel atıp...
...devirmek üzereyiz Efendi Dübeys.
Sizi gören oldu mu?
Un çuvallarını merak eden birileri?
Hayır efendim. Çuvalları Sazlık'a bıraktık...
...sonra kimseye gözükmeden çıktık hemen şehirden.
Güzel.
Bağdat...
...artık Halife Dübeys bin Sadaka'ya hazır olacak.
(Necat) Ne bu hâlin, aslan mı kovaladı?
Nefes nefese kalmışsın.
Efendim, mühim bir malumat aldım.
-Hâce Bağdat'a dönmüş. -Bekliyordum zaten.
Bunun nesi mühim haber?
Yusuf, Yusuf Hemedânî'yle birlikte dönmüşler.
Belli ki Bağdat'ı devirmek...
...bir Halife'yi alaşağı etmekle kalmayacak.
Çok daha fazla düşmanın başına bela açacak.
(Necat) Beni anbean haberdar edin.
(Gerilim müziği)
(Tasavvuf müziği)
Bismillah.
Buyurun.
(Tasavvuf müziği)
Esselamü aleyküm mağara ahalisi.
(Hep bir ağızdan) Aleykümselam.
Hâce Ahmed...
...dün kardeşlerimizin yüzünde kavuşmanın sevinci vardı.
Bugünse ayrılığın hüznü var.
(Yusuf) Baksana...
...kederin yüzlerine çizdiği hatlardan belli.
Hepimizin gönlünde o vardır pirim.
Ama bu âlemdeki hayatımız...
...gitmelerden ve dahi gelmelerden ibarettir.
Gelene haddinden fazla sevinmek...
...gidene yana yakıla dövünmek yanlıştır.
Aslolan vaktin kıymetini bilmektir kardeşlerim.
Eğer bir insan, dünyada yaşamış olduğu ömrün...
...aldığı ve verdiği her nefesin kıymetini bilmezse...
...ziyana düşer.
Ve koskoca bir ömrü...
...uykuya heba etmiş olur.
(Yusuf) İşte size bu sebeple mağara ahalisi dedim.
Lafımı boşa almayın.
Sizler batıl ile cedelleşirken...
...geri çekilmek zorunda kalan...
...ve bir mağaraya sığınan gençlere benzersiniz.
Yani Ashâb-ı Kehf'e.
Cenabı Allah'ın Kur'an-ı Kerim'de Kehf suresinde bahsettiği gençlere.
Gençler...
...birbirinden dirayetli, azimli gençler.
Putperestlere karşı Hakk'ı ve hakikati savunan gençler.
Siz de onlar gibi mukavemet gösterdiniz.
Hakikate gözlerini kapayanlara karşı mücadele verdiniz.
Şimdi putperest mi var diye şaşırmayın.
Put bitti mi ki putperest bitsin?
Yeri gelir istikbal kaygısı...
...yeri gelir mal mülk sevdası...
...yeri gelir gelip geçici hevesler...
...insanın kendi putu oluverir.
(Yusuf) Sizler bu tekkeye sığındınız...
...güç ve kuvvet toplamak için.
İnşallah olacak da.
Lakin kardeşlerim...
...vakti geldiğinde uyanmasını da bilmeniz gerekmektedir.
Eğer Ashâb-ı Kehf gibi olduysanız...
...İbrahim aleyhisselam gibi de olmanız gerekir.
Baltalarla bir bir devirmeniz gerekir putları.
Lakin en önemlisi...
...kendi içinizdeki...
...kendi kalbinizdeki putları devirmenizdir.
Çünkü bizim kalbimiz putlardan kurtulmadığı müddetçe...
...o kalpte ilahi aşk barınmaz.
Kardeşlerim, bir yer hem puthane...
...hem de Allah'ın evi olamaz.
(Tasavvuf müziği)
(Kapı vuruluyor)
Gel!
(Kapı açıldı)
Efendim, tekkeden Mervan sizinle görüşmek ister.
Kim bilir yine ne beceriksizlikle geldi.
Al içeri.
(Kapı kapandı)
Efendim, beni mazur görün. Kötü haberlerle geldim.
Ne oldu?
Pir Yusuf Hemedânî geldi.
Ee?
Bizim, tekkeye layık olmadığımızı söyledi. Kovdu.
Hâce tekrar tekkeye kondu.
Sen...
...bizim sağladığımız onca imkânla...
...adamlarla, parayla...
...bir tekkeye sahip çıkamadın, ha Mervan?
(Atıf) Susarsın tabii şimdi.
Dilini yuttun çünkü.
Pir Yusuf Hemedânî Hazretlerini görünce.
Maazallah çarpar!
(Atıf) Neyse...
...kaç kişi kaldınız bari?
İnşallah yek başına kalmadın?
Herkesler gitmedi Yusuf Hemedânî'yi görünce ha?
Efendim, en fazla sekiz ya da on kişi kaldık.
Güzel!
(Atıf) Hâlâ itimat ediyorlar demek ki sana?
Ha?
Mervan...
...mühim olan...
...senin dik durabilmen.
Sen böyle dik duracaksın ki...
...Bağdat'ta huzursuzluklar arttıkça...
...Hâce'nin ayağı takıldıkça...
...ondan uzaklaşanlar...
...senin yanına gelsinler.
Biraz da sen kendin arttırırsın tabii canım.
(Gülüyor)
Efendim, ne yapacağım ki?
-Neden adam topluyorum? -Mervan!
Efendim.
Senin artık...
...kendi tekkende...
...kendi müritlerinle...
...kendi postuna oturma vaktin geldi.
Sen kendi tekkeni kuracaksın ki...
...Hâce'den uzaklaşanlar...
...sana gelecek...
...ve inan bana bu...
...tez zamanda olacak.
Efendim, Allah razı olsun.
Sizin sayenizde muvaffak olacağım.
Sen şimdi var git.
Benim bir sürü yapacaklarım var.
(Tasavvuf müziği)
Hadi kardeş, ne oturuyorsun? Gel.
Hâce Ahmed...
...bu gelen bizim Deli Mahmud değil midir?
Pirim.
Pirim, sen bizim dedin ya...
...ben artık delilikten gayrı rütbe kabul etmem.
Pirimi gördüm, Hâce'yi gördüm.
Istıraplarımın yarısı dindi.
Mahmud can, ıstırabının diğer yarısı nedir?
Bizim derdimizin dermanı bellidir pirim.
Hâce'm beni kardeşi olarak yeniden kabul etsin.
Sen benim ezel ebed kardeşimsin Mahmud can.
(Duygusal müzik)
Bizim kardeşlerimizdendir pirim.
(Duygusal müzik)
Peki, senin yüreğindeki yara nasıl kapanır Saltuk?
(Duygusal müzik)
Bilmiyorum.
Kapanır mı?
Yaram kanamayı bırakır mı?
Onu da bilmiyorum.
(Yusuf) Kapanacaktır.
Allah'tan ümidini kesme.
O senden ümidini kesmedi.
Sen de ondan yüz çevirme.
Saltuk, ne demektir?
Zincirinden kurtulmuş, hür kimse demektir.
O hâlde seni saran bütün zincirlerden kurtul.
Kartala zincir vurulmaz.
(Duygusal müzik)
(Sessizlik)
-(Leyla) Adnan. -Leyla.
Necat'ı bulup, akşam için davet edeceksin.
Ondan af dileyeceğimi söyleyeceksin.
Hakikaten mi Leyla, gerçekten af mı dileyeceksin?
Elbette ki hayır.
Ona hak ettiği cezayı vereceğim.
Mahbube'nin kanı yerde kalmayacak.
Alamut'un Dâî'sini sen, ben nasıl öldürürüz?
Sen yalnız bir kadınsın, ben kamburu çıkmış bir zavallı.
Nasıl olacak bu iş?
Yılana yakışır bir şekilde.
Onu zehirleyeceğim.
(Gerilim müziği)
(Tasavvuf müziği)
Kardeşlerim...
...Bağdat’ı Hâce Ahmed’e...
...Hâce’yi de size emanet ettim.
Cümlenizi de Cenab-ı Allah’a emanet ettim.
Hâce, sen iyi bilirsin, lakin âdettir.
Emaneti teslim ederken söylenir.
Bizim kapımız da soframız da herkese açıktır.
Nazarımızda dilenci de sultan da birdir.
Unutmayasın.
Unutmam pirim.
Siz de bu fakir kul Ahmed’i dualarınızdan eksik etmeyin.
Bu ateş çemberinde bizi yalnız koymayın.
(Duygusal müzik)
(Duygusal müzik devam ediyor)
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
Dört, beş, altı.
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
Pek yakında iyileşeceğe benzer.
Ama siz yine de suya temas ettirmeyin.
Bu merhemi de sabah akşam sürersiniz.
Bu nedir?
Yaranın çabuk kapanması için bir terkip.
-Hint ellerinden geldi. -Tamam al.
(Gerilim müziği)
Destur.
Yüce Dâi görmek istermişsin?
-Evet efendim, acildir. -Beni takip et.
Dadı, hekimbaşı ne yapmış? Halledebilmiş mi?
Bilmiyorum kızım. Muhafızlar zebella gibi dikildi başımızda.
Konuşamadık ama bu şişeyi verdi.
Verirken de bir manalı baktı ama anlayamadım.
(Gerilim müziği)
Bak sen hekimbaşına.
(Gerilim müziği)
Almış ilacı.
Babamın başındaki muhafızları da bize sadık olanlardan tertip etmiş.
Öğleden sonra ilacı verecekmiş.
Çok şükür.
Alnımızın akıyla bu işi de hallettik.
Henüz değil.
Benim yapmam gereken bir iş daha var.
Pusudaki adamları hallettik.
Hepsini tepeledik. Sonra o...
...hançerli melun var ya onun peşine düştük.
Adamın karargâhına baskın verdik.
Neyleyelim ki oyuna geldik.
Herif çekip gitmiş, biz gelmeden.
Öyle mi değil mi Saltuk?
Sen niye konuşmuyorsun ya? Anlatsana.
Evet.
Maalesef bunu da beceremedik.
Peki, niye böyle bir tezgâh düzenlemiş?
Kaçmak isteseydi size taarruz etmezdi.
Yok, sizi öldürmek isteseydi...
...o zaman mağaraları adamla doldurur...
...taarruz ederdi. -Ha.
Galiba benim kim olduğumu bilmek istedi.
Amacına da ulaştığını tahmin ediyorum.
Eğer senin kim olduğunu biliyorsa...
...bizimle irtibatında aşikâr demektir.
Ee, Saltuk artık istesen de istemesen de...
...bu tekkedeki dervişlerin yoldaşı oldun.
(Mahmud gülüyor)
(Mahmud) Yahu neyi istemeyecekmiş Pehlivan Usta?
Yatıp, kalkıp dua etsin.
Bizle yola düşmek her yiğidin harcı değildir.
Biz lütfedip, bu sarı karabatağı...
...kendimizden bellemişizdir.
Maşallah pek neşelisin.
Çok şükür. Çok neşeliyim Saltuk kardeş.
Pirimiz bana bizim dedi bizim.
Deli Mahmud da dedi. O kısmını niye söylemiyorsun?
Onu söylemeye kalbim dayanmaz!
Bu kadarı bile beni sarhoş etti ya!
Ya Saltuk bak şimdi...
...bizim denilenlerden olmak zordur.
Deli denilenlerden olmak...
...çok daha zordur. Anladın mı?
(Pehlivan) Doğru diyorsun Mahmud'um doğru.
Bizim, Arslan Bab’ın dervişanından...
...bir Deli Karapürçek Baba vardı.
Saçlarına hiç ustura değdirmezdi, her daim uzun tutardı.
Ee, lakabı da ortada. Herkes Deli derdi ona.
Ona Deli diyen herkese hiç üşenmeden döner...
...estağfurullah. Ne haddimize derdi.
Ha, ne haddimize Saltuk?
(Mahmud gülüyor)
Hâce, bana müsaade.
Ben daha ne sizdenim...
...ne delilerdenim.
Mahmud gibi gönlümü aklımla takas edemedim.
Sizler gibi...
...yüreğimi yaralarından kurtarıp ak pak edemedim.
Ben şimdilik yoluma varayım.
Bir ihtiyaç olursa, beni haberdar edersiniz.
Eyvallah Saltuk.
Can kardeşim.
Pirimizin dediği gibi.
Zincirlerinden kurtulduğun gün...
...uçup geleceğin yuva burası olur inşallah.
(Duygusal müzik)
(Mahmud) Ya az, çok Saltuk'un derdini anladık.
Senin derdin nedir ha?
Yüzün gülmüyor. Ne oldu?
Kavuştuk, hâlâ gülmüyorsun.
Sen bizi hiç mi özlemedin Mansurcuk can?
Estağfurullah Mahmud akay. Özledim tabii. Özlemem mi hiç?
Lakin Hâce’mle yol gitmek...
...pirimizle geri dönmek...
...bu muhabbetin tadı hâlâ daha damağımdadır benim.
(Hâce Ahmed) De hadi kalkın bakalım.
(Hâce Ahmed) Bismillah.
Mansur can sen hasrete üzülürsün.
Lakin vuslatla da sevinmek gerekir.
Şimdi dostlarla kucaklaşma vaktidir.
Şahsuvar'a gidelim. Oradan da göçer obasına.
Hem Şahsuvar'a geçmiş olsun demek icap eder.
Açın gözlerini.
(Gerilim müziği)
Lüzum yok. Henüz tam olarak...
...bizden biri değil.
Ee Adnan nedir bu kadar acil ve mühim olan?
Anlat bakalım.
Muhterem Dâi'm Leyla...
...sizi eve davet etti.
Af dileyeceğim de dedi.
Ama esas mevzu başka değil mi?
Evet efendim. Leyla tamamen delirdi.
Sizi öldürmeyi düşünüyor.
-Nasıl öldürecekmiş beni? -Zehirleyecek sizi.
Ne olur, Leyla’nın oyununa gelmeyin.
Tamam Adnan. Ben gelmem.
Ben ne yapacağımı bilirim. Sen rahat ol.
Efendim, Leyla masum.
Onun kanına Hâce giriyor.
Siz bilirsiniz. Leyla böyle biri değil.
Ne olur, ona bir zarar vermeyin.
Eh!
(Gerilim müziği)
-Selamünaleyküm kardeşlikler. -(Hep bir ağızdan) Aleykümselam.
(Hep bir ağızdan) Hoş geldin Hâce.
(Hep bir ağızdan) Hoş geldin Hâce.
Kısmetli adamsın vesselam Hâce.
İnşallah öyleyizdir Şahsuvar.
Hayırdır ya, neymiş bizim kısmetimiz? Söyle de bilelim.
Biz de tam mahallece bir sofra kuralım dedik.
Şimdi sen geldin, soframız bereketlenecek, gönlümüz şenlenecek.
Eyvallah. Ama biz yemeğe kalmayalım Şahsuvar.
(Hâce Ahmed) Hem size de zahmet vermeyelim.
Olur mu öyle şey? Ne zahmeti?
Ya Şahsuvar hayırdır?
Böyle mahallece yemek yemeler falan senin işin değildir.
Ne oldu?
Bizim küçük Hâce yok mu?
-O kimdir Şahsuvar akay? -Bizim Necip.
(Şahsuvar) Hep onun fikirleri.
Neymiş, mahalle bir arada durmalıymış.
İtiraz da edemem. Edince basar yaygarayı.
Ee, sana da öyle bir Hâce lazım.
Basacak ki yaygarayı. Yoksa senin hiçbir şey yapacağın yok.
Yahu usta sen de dersin ki...
...şu garip Şahsuvar'a biri eziyet etsinde eli kolu dert görmesin.
Çağır bakalım Necip'i.
Kimin şerefine sofraya oturduğumuzu bilsin.
-Hadi o zaman. -Eyvallah.
Asıfe Hanım Sultan buyurmuşlar.
Buyursunlar!
Sultanım!
Hoş geldiniz.
Hoş bulduk.
Bir emriniz mi var?
Ben çok yoruldum artık.
Aramızdaki bu muaraza ruhumu zehirliyor sanki.
Estağfurullah sultanım.
Ben kimim ki...
...sizinle bir alıp veremediğim olsun.
Eh, tabii...
...aramızda birtakım fikir ayrılıklarının olması üzücü.
Ama Halife hazretlerinin...
...sağlığında bana ne kadar itimat ettiğini...
...siz elbette bilirsiniz ha?
Elbette öyle.
Babamın hastalığı beni çok üzüyor.
O yüzden ne yapacağımı şaşırdım.
Bazı hatalar yapmış olabilirim.
Ancak bundan sonra...
...sizinle daha ahenkli bir şekilde...
...hareket edeceğimize inanmak istiyorum.
İnşallah sultanım.
(Gerilim müziği)
Ne oldu? Bizi görünce, pek şaşırdın?
Halife hazretleri de inşallah tez zamanda sağlığına kavuşur.
Duacıyız!
Sağ olun.
Bundan sonra ben de...
...babam gibi size itimat edeceğim.
İnşallah sultanım.
Babanızın vezirine itimat ediniz.
(Kapı vuruldu)
(Kapı açıldı)
(Atıf) Lakin...
...ben, size nasıl güveneceğim...
...onu bulamıyorum.
Hayır, mümkün olmuyor!
Ne demek bu şimdi?
Hekimbaşı...
...Halife hazretlerine...
...ne idiği belirsiz bir şeyler içirirken yakalandı ki...
...siz zaten onun ne içirdiğini elbette biliyorsunuz.
Hekimbaşı sarayda...
...ya da başka bir yerde artık...
...istediği gibi gezip dolaşamayacak.
Eh, siz de bu saraydan çıkamazsınız.
Yeter artık! Buna hakkın yok senin!
Ben, neye hakkım olduğunu iyi bilirim!
Şimdi lütfen odanıza çekilin.
Benim gazabıma uğramadan.
-Akbörü. -Hâce...
...demek döndün ha?
-Özlemiştik. -Akbörü!
İyice eşek çekmez işler yapmaya başladın.
Bu şekilde Hâce’nin yanına varmak neymiş?
(Hâce Ahmed) Bırak Şahsuvar gelsin.
Geç.
Gel Akbörü.
Bizim yanımıza varmak isteyene...
...sarhoş mu ayık mı olduğuna bakmamamız gerekir.
(Hâce Ahmed) İhtimaldir ki bizden alacağı bir nasip vardır.
Ye Akbörü ye.
Demeyeyim, demeyeyim diyorum da bunun değişeceği yok.
O son nefesini verecek olsa bu elindeki testiyi yere çalmaz.
Ben söyleyeyim.
Ya son nefesine vardıysa?
Onun kısmetine mâni olmak, bizim yapacağımız iş midir?
(Duygusal müzik)
(Hâce Ahmed) Ye Akbörü.
Biz çok istedik götürmediler.
Bizi hâlen acemi sayarlar.
Siz ne yaptınız ki orada?
Bağdat’ta zor bir vazife mi ifa ettiniz?
Sizin yapıp da bizim yapamayacağımız ne olabilir ki orada?
Bizi dışarıda bırakmanın ne lüzumu vardı?
Üstelik canımızı Kumandan Dübeys’e adamışken.
Emir verdiler. Bağdat’a gideceksin dediler, gittik.
Gel dediler geldik. Dahasını karıştırma sen de.
Ya gardaşım merak da mı etmeyelim?
Burada ne yapsak kabahat.
Hâceler geliyor! Hâceler geliyor!
(Hep bir ağızdan) Hâce hoş gedin.
(Hep bir ağızdan) Hâce hoş gedin.
(Hep bir ağızdan) Hâce hoş gedin. Sefalar getirdin.
Ben hep, gelir dedim Hâce.
Bizi buralarda öksüz ve yetim bırakmaz dedim.
Hoş gelmişsin.
Hoş bulduk.
Sağ ol anam.
Kimseyi yarı yolda bırakmaya hakkım olmadığını bildim.
(Hâce Ahmed) Bildim.
Beni çağırtmışsınız beyim.
(Üzeyir) Gel gel.
Seni birilerine soru sararken görüyorum.
Çok mu meraklısın?
Beni ve kabilemden diğerlerini vazifeye seçmediğiniz için...
...merak ettim.
Bu nasıl bir vazifedir, biz yapamaz mıydık diye?
Buralarda boş boş oturacağımıza, bir işe yaramak isterim.
Gel, merakını giderelim.
Bu çuvalları Bağdat’a götürüyorduk.
Sen şimdi meraklısın ya...
...bu çuvalların içinde ne var diye de merak edersin ha?
Al, bak neymiş.
Şimdi giderildi mi merakın?
Ben çıkayım isterseniz.
Bekle, çıkarsın.
(Gerilim müziği)
Bizim de merakımız giderildi, hain köpek.
İşte öyle. Yalgız elinde bıçakla Akbörü’ye saldırdı.
Yahu Hâce'm. Güzel Hâce'm.
Niye demedin? Akbörü’nün de hakkına girdik.
Söylemeye çalıştım.
Dinlemedin ki çift kılıçlı Mahmud.
Şu hayatta bir beni dinlersin, sinirlenince beni hadi dinlemezsin.
Peki, bu Yalgızcıkın derdi ne ola ki?
Elin garibanına kinlenmiş.
Onun ailesi, anası, babası Hitaylılar tarafından katledilmiş.
Onun intikamını almak ister.
Öfkesi içini yakar.
Öfkesini dindiremedikçe, hırsı da dışını yakar.
Ee, şimdi ne olacak?
Aslanla ceylan aynı kafeste gibi.
Bir koltuğumuzun altına aslanı...
...bir koltuğumuzun altına ceylanı, almak marifet.
İkisini de ehlileştireceğiz inşallah.
(Duygusal müzik)
Yine ne yazarsın Mansur?
Ruzname yazarım ana.
O ne ola ki öyle? Derdin gücün hep bir acayip işler.
Ne yaşadıysam, günü gününe kayıt altına almaktayım.
Sebep?
Unutulmasın diye Kutluk akay.
İyi yaparsın oğulcuğum da...
...her gün her gün yazmaya kalem mi dayanır...
...kağıt mı dayanır?
-Allah yardım eder be Almas Ana. -Âmin. İnşallah.
Şimdi ne yazıyorsun? Bugünkü meseleleri mi?
Yok akay. Üç gündür yazamamıştım zaten.
Hâce’mle yolda başımıza gelenleri kaydettim şimdi.
Sonuna da meselelerden aldığım hisseyi...
...bir derkenar eyleyip kendimce yazdım.
Bize okur musun?
Estağfurullah Kutluk akay. Aklımda zaten, hemen okurum.
"Sanırlar ki başka başka hikâyedir olanlar.
Lakin ezelden beri hakikat aynı kelâmdır.
Demirden dağların çevirdiği şehre sıkışanlar...
...dağları eritip çıktılar ya oradan.
O destan ne anlatır sanırsın?
Bizim Bağdat’taki sergüzeştimizi ayrı mı belledin ondan?
Burada da bir destan yazılmakta.
Hiçbir ozanın kalemine değmese de...
...bir kişi bile hatırlamasa da destandır bu."
İyilerin kötülere galebe çaldığı bir destan.
Hay maşallah!
Yalgız.
Sen şimdi Akbörü'yü boğazlamak istersin.
Sen de "Biri beni boğazlasın da şu hayattan kurtulayım." istersin.
Öyle mi?
Ben, bu konuşmayan kardeşimiz adına da konuşayım.
Evet Hâce, evet.
Alan razı, satan razı.
İyi bir ticaret yapacağız Yalgız'la.
Ama bir türlü pazarlığı neticeye erdiremeyiz.
-Alan razı, satan razı. Öyle mi? -Evet.
Pehlivan Usta.
Sen bu ikisini al.
Bizi çocukken nasıl talim ettirdiysen ağlayana kadar...
...bu ikisini de öyle talim ettir.
Yalgız, Akbörü'nün eli olana kadar...
...Akbörü de Yalgız'ın dili olana kadar...
...kılıç, ok, güreş...
Yüklen usta!
Eyvallah. Eyvallah.
Yahu benim talimlik çağım çoktan geçmiştir Hâce.
Beni azat et, gideyim.
Hem elimin hâlini görmez misin?
Pehlivan Usta.
Akbörü, diğer eliyle kılıç tokuşturup dövüşebilir mi?
Biz hele bir talimlere başlayalım.
Güreşte Mahmud'u bile yener.
Allah Allah!
Ben burada susup oturuyorum.
Benim ne suçum var şimdi konu bana geldi?
Sen razısın.
Sen razı mısın Yalgız?
(Müzik)
İyi o vakit. Talimlere başlayalım.
Zamanla...
...vakit erişince sen de razı olursun.
(Müzik)
(Müzik devam ediyor)
Mansur can!
Gel hele gel.
Geldim akay, geldim.
Hadi, tekkeye.
Tekkeye geç kalan mürit olur mu?
-Pehlivan Usta. -Efendim.
Hazır talimlere başlamışken...
...Mansur can da katılsın mı talebe olarak?
(Gülüyor)
Hay yaşa Hâce.
-Hep aklımdaydı. -Ne talimidir bu Hâce'm?
Öğrenirsin Mansurcuk can. Öğrenirsin.
Bir yanında Akbörü, öbür yanında Yalgız.
Başında Pehlivan Usta.
Seni pare pare edecekler.
Öğrenirsin, öğrenirsin.
Hâce'm.
Mahmud akay ne der böyle?
Göreceksin Mansur can.
Hâce.
Siz varın.
Benim ufak bir işim var. Ben size yetişirim.
Tamam usta.
Hadi, gidelim.
İyi talimler.
Güllerin gülü, nasılsın?
İyi değilim.
Aa?
Hayrolsun? Biri bir şey mi dedi?
Hayır, kimse bir şey demedi.
Herkes beni çok seviyor.
Ama ben de teyzemi çok seviyorum.
Ne zamandır gelmedi.
Özlüyorum görmeyince.
Sen özlemiyor musun?
Kimi?
Teyzemi.
Şimdi zaten... Teyzen inşallah gelir canım.
Niye gelmesin ki?
Gelmezse beni ona götürür müsün?
-Söz mü? -Söz.
Hay maşallah!
Dediğim dedik, başı dik...
Aynı teyzesinin huyları.
(Kapı kapandı)
Haber verdim sultanım.
Ancak gelir mi gelmez mi bilemiyorum.
Gelecek Adnan.
Adım kadar eminim.
Gelecek ne olacak sultanım?
Bağdat'a onun kadar acımasızı gelmedi daha.
Ne olur bir daha düşünün. Senin için endişe ediyorum.
Bu mevzu kapandı Adnan.
Beni daha yolumdan döndüremezsin.
Ancak söyleyecek başka bir şeyin varsa konuş.
Yok, ne olsun?
Canını sıhhatini diliyorum sadece.
Peki, o zaman.
(Müzik)
(Gerilim müziği)
Babamdan sonra babam olan...
...pirimden önce pirim olan...
Aslan Bab'ın bize çocukken anlattığı bir hikâye vardır.
Şimdi size onu anlatacağım.
Dili masala, dışı mesele...
...özü de hikmete benzer.
O yüzden...
...çocuk olmasak dahi bu hikâyeden çıkartacağımız hakikateler vardır.
Hem nübüvvet, hem de saltanatla taltif edilmiş...
...Hazreti Süleyman'ın bir hususiyeti de...
...cümle hayvanların dilinden anlamasıdır.
Bu yüzden onların dâhi hükümdarlığını yapıp...
...aralarında adaleti tesis edermiş.
Rivayet odur ki bir gün Hazreti Süleyman'a...
...yaralı bir kuş gelir.
"Senden adalet istiyorum ey nebi." der.
Ne olduğunu sorar Hazreti Süleyman.
Bir dervişin, kanadını kırdığını söyler yaralı kuş.
Hazreti Süleyman şaşırır.
Dervişi de dinlemek ister. Bulup getirirler.
Dervişe bakar Hazreti Süleyman.
Der ki: "Bu kuşu sen mi yaraladın?"
Derviş de kabul eder iddiayı.
Sebebini sorar Hazreti Süleyman.
Derviş izah eder.
"Ben, bu kuşu avlama niyetine kapıldım." der.
"Ben yaklaştım, o kaçmadı.
Ben yaklaştım, o kaçmadı.
Dedim ki bu kuş bana teslim olacak.
Tam yakalamak için yaklaştım ki...
...o sırada kuş, kaçmaya niyet etti.
İşte tam o esnada kanadı kırıldı."
Hazreti Süleyman...
...yaralı kuşa dönüyor bu kez.
"Dervişin dediklerini duydun.
Adam sana pusu kurmamış.
Arkandan saldırmamış.
Sen niye kaçmadın peki?"
Kuş, dervişe bakar.
Ama ters ters bakar.
Kuşça bir candır. Ne olacak ters baksa, deme.
Gün gelir, mazlum bir kuşun bakışı, dağları yerinden oynatır.
Öyle bakmış işte bizim kuş da.
Demiş: "Ey peygamber.
Bu adamı, derviş kıyafetiyle görünce güvendim.
Esvabı avcılara benzeseydi kaçardım.
Ben onun dervişliğine güvendim."
Derviş, Allah'tan korkar, dedim. Kaçmadım."
Hazreti Süleyman, kuşun sözleri üzerine celallenmiş.
"Kuş haklı. Kırın bu dervişin kolunu.
Ödeşsinler." diye emir buyurmuş.
Yaralı kuş, hemen itiraz eder.
"Zinhar böyle bir şey yapmayın muhterem nebi." demiş.
Hazreti Süleyman, sebebini sormuş.
Kuş anlatır, "Siz bu adamın kolunu kırarsanız...
...o iyileşince yine aynı şeyleri yapar.
En iyisi onun sırtındaki hırkayı çıkarın ki...
...benim gibi başka kuşlar da...
...onun sırtındaki hırkaya kanıp...
...onu derviş sanmasın." der.
Biz de zavallı kuşları yaralayan...
...sahte dervişlerin üzerinden hırkalarını çıkarttık.
Tekkemizi onlardan temizledik çok şükür.
Bu vakitten sonra yapacağımız şey dua etmektir.
Dualarımız, yoldan sapmamak...
...ve onlar gibi zulme bulaşmamak içindir.
Meselenin özü bu.
Yoksa hırka da boş, tekke de boş.
Doğru yerde ol da nerede olursan ol.
Putperest Rum kayserleriyle sarayda olacağına...
...pirimizin dediği gibi Ashab-ı Kehf ile mağarada olun.
Hatta onlardan biri dahi olma.
Gerekirse onlara can yoldaşlığı eden köpek Kıtmir ol.
Yine de kurtulursun.
"Her kim giyer olursa hırka-i melameti.
Özünü düzeltip de viran etse sureti.
Hiçbir zaman çekmese mahlûkattan minneti.
Burada Mecnun derler, orada sultan olur.
Akıl sahibiysen doğru yolda akmalı.
Erlerin sohbetinden hisse seçip çıkmalı.
Ashab-ı Kehf yoldaşı, şu Kıtmir'e bakmalı.
İbret alan has kullar...
...can olur, canan olur."
(Müzik)
(Kapıya vuruldu)
Hayırdır inşallah.
(Kapıya vuruldu)
Ne oldu? Bu saatte niye rahatsız edersin?
Beni hekimbaşı yolladı.
(Gerilim müziği)
Olanlardan haberdarmışsınız. Her şey yolundaymış.
Sizden sakin olmanızı rica ediyorlar.
Herhangi bir şey yapmamanız şimdilik münasipmiş.
Hekimbaşı, bana bu saatte neden böyle bir haber göndersin?
Hiçbir şey anlamadım. Çıkın dışarı.
Bana itimat etmemekte haklısınız sultanım.
Hekimbaşı, size bunu göstermemi istedi.
"Her şey bununla başladı." dersem anlarmışsınız.
Obadan aldığımız şifalı otlardan.
Peki.
Seni hekimbaşının gönderdiğine inandım.
Ama ne yapabilirsiniz ki Atıf'ın adamları sarayda cirit atarken?
Efendim, hekimbaşından emir aldım.
Sizi koruyacağız, kollayacağız.
Ayrıca hekimbaşı, Hâce'nin
Hamedânî Tekkesi'nde olduğunu da iletmemizi istedi.
Doğru mu söylersin?
Doğrudur efendim.
(Müzik)
Babama sadakatini ispatlamak için...
...canından vazgeçer misin?
Halife hazretleri için canımız fedadır.
(Gerilim müziği)
Sen...
...bana ihanet ettin.
Sadece bana da değil...
...tüm kandaşlarına ihanet ettin.
(Gerilim müziği)
Hain köpekler!
Ne istediniz yavrumdan?
Selçuklu kartalının kanatları arasına sığınabileceğini zannettin.
Oysa bu çöl diyarında benden başka sığınacağın birisi yok.
İhanetinin bedelini...
...kabilenin erkekleri, canlarıyla ödediler.
Ancak...
...seni bugün, burada öldürmeyeceğim.
Neden, bilir misin?
Çünkü ihanetin bedelini...
...çöldeki kum taneleri anlatamaz.
Lakin sen anlatabilirsin.
Canını bağışladım.
İyice bak şunların sonuna.
İyice düşün...
...kime sığınacağını.
Kime ihanet edeceğini.
(Gerilim müziği)
Necip, tamam sen büyüdün koca adam oldun da...
...biz sevdiğimizden merak ederiz seni.
Sen büyüsen de bizim gözümüzde büyümeyeceksin.
Doğru. Büyüdüğümü bir türlü anlamazsın sen.
Şahsuvar.
Ben de seni arıyordum Şahsuvar.
Bugün aşhane pek kalabalıktı. Ekmekler bitti.
Yeni un çuvallarını açalım mı?
Yahu Necip, daha dün fırın yarıp ekmek çalan adam...
...bugün fırında ekmek pişirir.
Ey güzel Allah'ım!
Eğlenme benimle Şahsuvar. Hadi, bir şey de.
Çok işim var. Tedarikli gidelim dersin, bilirim ama...
...bitti, ne yapalım?
Tamam, tamam. Açın yeni çuvalları.
Ahali ekmeksiz kalmasın.
Ne de olsa hayırseverler çoğaldı.
-Tamam, ben gideyim şimdi. -Hadi.
Yürü.
(Duygusal müzik)
Sen bir kısrak gibisin Leyla.
Vahşi bir kısrak gibisin Leyla.
Tam yola geldi, ehlileşti diyorum...
...huysuzlanıp çifte atıyorsun.
Senden vazgeçtiğimde de...
...tekrar yumuşak huyunu gösteriyorsun.
Ne yapacağız seninle?
Meryem'i nasıl sevdiğimi, sakındığımı bilirsiniz.
Böyle büyük bir sevgi, insana hata yaptırıyor maalesef.
Pişman oldun yani?
Hem de nasıl.
Bundan sonra her konuda size yardım etmek isterim.
Sonsuz sadakatimle...
...affınıza nail olacağıma inanıyorum.
Göreceğiz bakalım Leyla Hanım.
(Gerilim müziği)
Çekilebilirsin.
Hayır!
Adnan, otursun bu sefer bizimle.
(Gerilim müziği)
Bize müsaade var mı Hâce?
İzzetle, şerefle...
...hayırla gidin inşallah.
(Müzik)
Şimdi tekke bizim mi?
Tekkesi de ahalisi de camisi de gerçek sahibinindir.
Bizler sadece emanetçiyiz Mahmud can.
Onu bilirim. Onu anladım.
Pirimiz ta oralardan kalktı, Bağdat'a geldi, bize el verdi.
O çirkef, o mamur herif...
...çekip gitti. Artık benim aklımı başıma saymayın.
Mervan gitti.
Madem cismiyle gitti...
...ismiyle de onu anmamak gerekir.
Anmayalım ki onun gıybetinden dahi uzak duralım.
Bir şey daha var Mahmud can.
Senin, bize aklın başında gerek.
Tekkenin emanetçisinin gözü açık olacak ki...
...tekkenin kapısı hayra açık...
...şerre kapalı olsun.
(Müzik)
Anahtar.
Bana mı emanet?
Bundan gayrı tekkenin meydancı başısı Mahmud candır.
Bütün idari işler onun salahiyeti altındadır.
Hadi, ne beklersin? İşinin başına.
Eyvallah Hâce'm.
Sen ne izlersin?
İyi izle Mansurcuk can.
Öyle kolay öğrenilecek meslek değil bu.
İyi tatbik ettir.
Yahu Mahmud akay...
...daha az evveline kadar...
...meydancı başı olduğundan dahi haberin yoktu senin.
Ne vakit sen çırak yetiştirecek mevkiye geldin?
Yahu Mansurcuk can.
Şimdi öğrendik meydancı başı olduğumuzu lakin...
...Hâce'm, bana bir vazife versin diye ben...
...bir ömür boyu bekledim.
Hay yaşayasın.
Sen nereden anlayacaksın? Acemi mürit.
Hay maşallah sana.
Efendim, buyurun. İçin, ferahlayın.
Aman Leyla Hanım, lütfen.
Önce siz için.
Rica ederim.
Sen benden daha çok susamışsın hatun.
Al, bunu da iç.
(Gerilim müziği)
Ne oldu? İçmeyecek misin?
Ama...
Ama o sizin.
İç, dedim.
(Gerilim müziği)
Bismillah.
(Kapıya vuruluyor)
Gecenin hayrındansa gündüzün şerri demişler!
Boşuna da dememişler.
Kim ola ki bu saatte?
Tamam, ben hallederim.
Dur hele Mahmud, dur.
Kapımıza böyle vardığına göre belli ki derdi olan biri.
Sakince aç.
(Gerilim müziği)
(Hareketli müzik)
Affet Hâce.
İnan, kapısını çalacak başka kimsemiz...
...sığınacak başka bir yerimiz yoktu.
(Hareketli müzik)
(Jenerik müziği)
Bu dizinin sesli betimleme, ayrıntılı altyazı ve...
...işaret dilini kapsayan eşerişimi Es Film tarafından...
...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.
www.sebeder.org
Sesli Betimleme Metin Yazarı: Nezahat Şalkamcı
Seslendiren: Ünsal Coşar
Ayrıntılı Altyazı Çevirmenleri: Hatice Başpınar - Gülay Yılmaz...
...Gökberk Yılmaz
İşaret Dili Çevirmeni: Hayrettin Baydın
Editörler: Ela Korgan - Zerrin Çınar - Samet Demirtaş
Teknik Yapım: Dağ Prodüksiyon ve Yeni Gökdelen Tercüme
(Jenerik müziği)
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.