All language subtitles for Mavio.S01.E18 (18. Bolum)

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian Download
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

(Jenerik müziği)

(Jenerik müziği devam ediyor)

(Jenerik müziği devam ediyor)

(Jenerik müziği devam ediyor)

(Müzik)

Pirim, keşke atınıza binseydiniz.

Böyle yayan yola revan olmanız beni üzmektedir.

Ahmed can, sen bana bakar, bir can için üzülürsün.

Ben atıma bakar, bir can için üzülürüm.

Ta Hemedan’dan bu yana benim kahrımı çekmektedir.

Bırak da biraz olsun ben de onun kahrını çekeyim.

(Hâce Ahmed) Keşke Bağdat’a gelmek için...

...bu kadar zahmet çekmeseydiniz.

Sizin yüce nazarınıza layık bir Bağdat bulamayacaksınız çünkü.

Bunda benim de suçum büyüktür.

Mansur can, hâlâ dinlediğin hikâyeleri, menkıbeleri...

...kara kaplı deftere geçirmeye devam mı?

Devam ederim pirim.

(Yusuf) Hay maşallah.

O hâlde hadi geçelim şurada bir ağaç gölgesine de...

...size yeni bir hikâye anlatayım.

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

Pazar ola Tarık Usta.

Hoş gelmişsin dostum. Geç otur.

Ben daha sonra uğrarım usta.

Dur hele, dur.

Behram, ben sana mücevheratı daha sonra göstereyim.

Tamam usta. Ben de işimin başına döneyim.

-Hayırlı işler, bol kazançlar. -Sağ olun.

Hâce’nin kaşıkçı dükkânı açılmamış. Aslında ben bir oraya uğrayacaktım.

Haberin yok mu dostum?

Hâce gitmiş.

Nereye gitmiş usta?

Bilen yok aslında ama...

...geldiği topraklara döndüğünü tahmin ederdi Mahmud.

Bu arada Mahmud ve Pehlivan Usta Sazlık’taydılar.

Bu sebepten açamadılar dükkânı herhâlde.

Sazlık’ta ne işleri varmış?

Bu Hemedânî Tekkesi'nden Mervan ve adamları Sazlık'ı yakıp, yıkmış.

Onlar da bir el verelim, onaralım demişler.

Her yeri onardılar.

Mizaçları sert görünse de melek gibi adamlar aslında.

Sağ ol usta. Ben gideyim artık.

Dostum, sen Hâce’yi niye sorarsın, bir mevzu mu var?

Yok yok, mühim bir mevzu yok.

Epeydir ben buralara gelemiyorum. Öyle bir görüneyim dedim.

Hadi hoşça kal.

(Müzik)

Başla bakalım Mansur can.

Bir gün tekkede otururken yüreğime bir sıkıntı erişti.

Hemen İnşirah Suresi’ne okumaya başladım.

(Yusuf) Defalarca okudum.

Lakin yüreğimdeki sıkıntı gitmedi.

Sonra tevbe-i istiğfar çektim.

Sonlarını uzatarak estağfurullah...

...estağfurullah...

...estağfurullah dedim.

Yine olmadı, geçmedi sıkıntı.

(Yusuf) Anladım ki...

...bana malum olan bu sıkıntının kaynağı kendi yüreğim değildir.

(Yusuf) Benim yanına gitmemi bekleyen...

...derdine derman olmamı bekleyen biri vardır.

Bindik bizim Küheylan'ın sırtına.

Bıraktık yuları.

Gitti de gitti.

Yani anlayacağınız bizim Küheylan'la epey yol katettik.

Sonra bizi yıkık dökük bir mescidin önüne iletti.

İndim atımdan, girdim mescide.

Baktım köşede boynu bükük oturan bir delikanlı var.

Yaklaştım, yaklaşınca anladım ki bizim kardeşlerden biri.

Beni gördü, yüzü aydınlandı.

Müsafadan sonra dedi ki "Pirim...

...böyle böyle, yüreğime bir sıkıntı erişti, bir şüphe erişti.

Medet eyle de himmet eyle de bu sıkıntıdan kurtulayım."

Estağfurullah dedim.

Kendi himmete muhtaç biri gayriye nasıl himmet etsin?

Lakin lisan-ı münasip ile derdine derman olmaya gayret ettik.

Oradan ayrılırken dedim ki "Delikanlı...

...bundan sonra eğer yüreğine bir dert erişirse, sen tekkeye geliver.

(Yusuf) Bizi böyle dağ bayır dolaştırma."

Ahmed can.

Senin de yüreğinde bir dert vardır.

(Yusuf) Ta Hemedan'dan buraya, Bağdat'a...

...senin derdine derman olmaya gelmesem...

...ben oralarda, Hemedan'da nefes alamazdım.

Dilim tutuk, yüreğim yanık.

Söylediklerim de...

...söylemediklerim de size malumdur Allahûalem.

Yani dersin ki...

...benimle birlikte yola çıkan kardeşlerim...

...yoldan çıktılar da onlara mâni olamadım.

Bak Ahmed can, bizim yolumuz hakikat yoludur.

Elan doğrudur.

(Yusuf) Lakin bizim yolumuz Cenab-ı Allah'ın yarattığı...

...Sırat Köprüsü değildir.

Bugün bizim yolumuzdan iki karış öteye gitti diye...

...bir kişiye cehennem çukuruna yuvarlandı diyemeyiz.

Belki bugün iki karış öteye giden, yarın üç adım sonra geri gelecektir.

(Yusuf) Belki bugün istikamet üzere olan bir kişi...

...yarın Allah muhafaza sapkınlığa düşecektir.

Ahmed can, akıbeti biz bilemeyiz.

(Yusuf) Bu bir.

Hakikati buldurmanın ruhsatı...

...Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz’e...

...dahi verilmemiştir.

Cenab-ı Allah Kur’an’ı Kerim'inde...

..."Hakikate, hidayete yalnızca ben eriştiririm." buyurmamış mıdır?

İşte kardeşlerim, bize düşen vazife...

...insanlara, etrafımızdakilere doğru yolu göstermektir.

Onların hakikate ulaşmaları için onlara güzel örnek olmaktır.

Bu da iki.

Hadi bakalım canlar, vakit epey yaklaşıyor.

Bu ağaç büyüklük yaptı, bize gölgesiyle serinlik iletti.

Biz de onun toprağına alınlarımızla secde izi bırakalım ki...

...kıldığımız namazın feyzinden, bereketinden, huzurundan...

...o da istifade etsin.

(Yusuf) Hadi, bismillah.

(Hüzünlü müzik)

Sen hep böyle kaçak göçek bir yere çekilip, ağlarsın.

Ama olmaz ki bu işler böyle.

Hangi işler ana?

Âşık kendi gibi kör, sağır sanırmış âlemi.

Sen sanırsın ki ben acı çekerken başkaları hissetmez bunu.

Ama senin için kanadıkça...

...bizimki de kanar kızım.

(Almas) Yeter artık.

Söyleyeceklerimi iyi dinle.

Sen ufak bir çayda değil, koca bir deryada boğuldun.

(Almas) Bunu bil.

Kendini üzeceğine özünle gururlan.

Kader böyleymiş de.

Şükür ki aşk denen nimetin tadına vardın.

Kavuşmak yoksa ne gam.

Nice kul, bu nimeti tatmadan göçüp gider bu dünyadan.

Gel.

(Hüzünlü müzik)

(Adnan) Elimden bir şey gelmiyor Leyla.

Kimse yanaşmıyor.

Kati suretle men etmişler.

(Adnan) Şaşırdım kaldım.

Bir garibin naaşını ortada bırakmayacak kadar cesur yiğitler...

...elbet ortaya çıkacaktır.

(İkisi birden) Selamünaleyküm.

Oo! Aleykümselam.

Geçin, buyurun.

Hâce’nin yokluğunda hiçbir şeyin tadı yok.

Anahtarı kilide götürüp dükkânı bile açasım gelmedi.

Doğru vallahi, Hâce çölün ortasındaki bir vaha gibiydi.

Sığındığımız tek gölgelikti.

Fakat şimdi bir serap misali, yanımızda değil, yok olup gitti.

(Pehlivan) Öyle demeyin.

Ümitsizlik de mümine yaraşan bir huy değildir.

Böyle şeyler söylemeyin.

Ya bak, bu göçer obasındaki Almas Ana bile...

...sizden daha aklı başında şeyler söyler.

Hâce döndüğünde ocakların hepsinin tüttüğünü görsün ki...

...çabalarım, emeklerim boşa çıkmasın, zayi olmasın der.

O uğraşır, siz burada ağlaşırsınız.

Pehlivan Usta, sen de kendi ciğerin yanar diye bize çatarsın.

(Ziya) Usta ne dese haklı Efgan.

Pehlivan Usta'nın ciğeri yanar.

Keza bizim de öyle.

Ama benim canımı en çok ne sıkar, bilir misiniz?

Bu Mervan denen adamın çalımlı çalımlı...

...dışarıda dolaşıyor olması.

Sorma. Kendine Hâce dedirtiyor etrafındakilere.

(Efgan) Güler misin, ağlar mısın?

(Ziya) Bir de şu Kara Leyla’nın yanındaki kızın cenazesine...

...engel olmakta ya.

Artık milleti rahat rahat etrafına toplamakta.

(Ziya) Ne de olsa Mervan Efendi kırk yılın başında...

...hakikatli bir işin davacısı olmuş.

Ben ne duymaktayım?

Benim kulaklarım mı yanlış işitir...

...yoksa sizin sözlerinizi tarttığınız...

...terazinin ayarı mı bozulmuştur?

(Efgan) Pehlivan Usta, yanlış anlama.

Sokaktaki it, bizim gözümüzde yine Mervan’dan değerlidir.

Fakat bu Kara Leyla’nın halayığı konusunda da pek haksız sayılmaz.

Haksızdır.

Bal gibi haksızdır.

Hem de haksızlığın katmerlisidir.

Biriniz bana gösterebilir mi...

...bir tane cenazenin ortada kalması gerektiğini?

Her gün bu Bağdat'ta kaç tane adam ölür.

Ölür de hemen cenazeleri kaldırılır.

Bir tanesi için dediniz mi bu adam günahkârdır...

...cenazesinin ortada kalması icap eder diye?

Hem nereden bilirsiniz o kızdan daha çok günahı olup olmadığını?

Kim bilir o kızcağızın etine uzanıp da...

...kendilerini haramla kirletenler bile vardır onların arasında.

Onlar için diyebildiniz mi bu adamların...

...cenaze namazı zinhar kılınmaz diye?

-Pehlivan Usta... -Sus!

Eğer kendini müdafaaya devam edersen...

...yemin ediyorum tepelerim seni!

Siz kime benzemişsiniz, bilir misiniz?

Kızıldeniz’i yararak kendi kavmini feraha ulaştırdı ya Musa Peygamber.

Kelimullah Musa Aleyhisselam, Hak ile hemhal olmak için...

...Tur Dağı’na çıktığı vakit, Samiri isminde bir adam peydah olmadı mı?

Bütün herkesi tek tek kandırıp bir tane altın buzağı heykeli getirip...

...bu sizin tanrınız, artık buna tapacaksınız demedi mi?

Herkesi yoldan çıkarmadı mı?

İşte siz, o insanlara benzersiniz.

Yahu bunca vakit Hâce size ne dedi, sizin ağzınız ne söyler!

(Pehlivan) Şu kapından gelse, sizin dediklerinizi duysa...

...yemin ediyorum ayakları gerisin geri döner.

Gider buradan.

Yeryüzünde de bir daha sizin gölgenizle...

...Hâce'nin gölgesi yan yana gelemez!

Kendinize gelin!

(Müzik)

(Gerilim müziği)

Ne oldu?

Bir tek laf etmeyecek misin?

Görmez misin mahallenin hâlini?

Bu insanlar bana itimat ederdi.

Sözüme güvenirlerdi.

Ben de onları maceradan maceraya sürüklerdim.

Ama her seferinde belanın tam göbeğinden...

...bir şekilde çekip çıkarırdım onları.

Sonra siz geldiniz.

Hâce geldi.

Benim başımda kavak yelleri esti.

Derviş olacağım dedim.

Ben derviş olamadım ama mahalle tarumar oldu.

Niye?

Çünkü onları koruyup kollaması gereken Şahsuvar...

...boş hayallerin peşinde yitip gitti.

Tamam, anladık.

Benden Hâce’ye kardeş, senden de yoldaş olmazmış.

Senelerdir kendi öz benliğimi kandırdım.

Ama bak, sen kârdasın, erken fark ettin.

Da...

İyi hoş da şimdi ne yapacağız?

Azmedip kendi öz benliğimizi mi değiştireceğiz?

Biz böyle adamlarız Mahmud.

Bunu kabul edeceğiz.

Döne döne peşimizde sürüklediğimiz belaları öpüp başımıza koyacağız.

Böyle bir köşede ömrümüz tükenene kadar da...

...böyle sürüp gidecek bu.

Efendim, emir buyurduğunuz üzere hekimbaşına itimat etmedik.

Başka hekimlere de tetkik ettirdik.

Asıfe Hanım Sultan’ın elinden aldığımız şey...

...zehir değil, nebati ilaçmış.

Bunu senden başka bilen var mı?

Efendim, tahkikatı gizli yürüt dediğiniz için...

...benden başka kimse bilmiyor.

O zaman sen de bilmiyorsun.

Puf!

-Anladın mı? -Anladım Vezir Hazretleri.

Emir başımın üstünedir.

(Müzik)

Selamünaleyküm kardeşler.

Geçmiş olsun.

-Sağ olasın Saltuk. -Aleykümselam.

Lakin etrafı fena görmedim, halletmişsiniz.

Çok şükür el birliğiyle hallettik.

O vakit neden yüzünüzden düşen bin parça?

Hadi toparlanın.

Keyfinizi yerine getirecek mühim bir haberim var.

Ne oldu?

-Mahmud? -Efendim?

Siz Dübeys’e yakalandığınızda celladı oklayan biri vardı.

-Peçeyle yüzünü saklamıştı. -Evet.

(Saltuk) Daha sonra Dübeys sizi salarken de başınızdaydı.

Yine Dübeys’in ordugâhında gördüm onu. Takip ettim.

Mekânını da tespit ettim. Lakin biraz da yara aldım.

O herif midir seni yaralayan?

Hayır.

Haşhaşîler.

Yani Alamut’un fedaileri.

Kanımca bu peçeli adam, Alamut’un Bağdat’taki Dâî’si.

Fehd’i öldüren de seni yaralayan da bu adam.

Hadi ya!

Mademki adamın mekânını tespit ettin...

...gidelim tepeleyelim, ne dersiniz?

Siz gidin.

Ben gelmem.

(Şahsuvar) Benim düşmanım değiller nasılsa.

Benim düşmanın belli.

Sazlık'ı yakıp yıkan o Mervan iti!

Derseniz ki gidelim Mervan’ın kellesini alalım.

(Şahsuvar) Alalım.

Lakin başka işte yokum ben.

Şahsuvar kardeş, hasmını iyi bellemişsin ama...

...dostlarını bilememişsin.

Halife Hazretleri'nin sağlığı hiç iyi değil.

Her geçen gün daha da fenalaşıyor.

Hekimler nedenini tahkik ediyor ama...

...şahsen birinin onun sağlığına, canına...

...kastettiğini düşünüyor.

Kim böyle bir şey yapmaya cüret edebilir?

Ona bakacağız.

Henüz kim olduğunu bulamadım.

Ama şüphelendiğim kişiler var.

Kimin Halife Hazretleri'nin sağlığının bu durumundan...

...daha çok fayda sağladığına bakacağım.

Mesela siz Asıfe Sultan.

Ne diyorsun sen Atıf?

O benim babam!

Kanım, canım!

Bu ne rezil bir iftiradır! Kendine gel!

İftira demek?

Peki.

Bu şişe ne?

Halife Hazretleri'nin sağlığına bir şey olursa...

...kardeşiniz Sultan Reşad Basra'dan gelip...

...hilafetin başına geçecek.

Siz de ona daha çabuk tesir edebileceğinizi düşündünüz, öyle mi?

Babam bu ilaç sayesinde iyileşecek ve tahtına yeniden oturacak!

Hatta iyileşmeye başladı bile!

(Atıf) Öyle mi?

Maşallah.

Çok şükür Rabb'ime.

Demek Halife Hazretleri iyileşmeye başladı.

Şükürler olsun.

Siz merak buyurmayın sultanım.

Ben bundan sonra onun sağlığıyla ilgilenirim.

(Atıf) Sonuçta...

...onu korumak benim görevim.

(Gerilim müziği)

Bak kardeş, bana kızıp durursun, lakin sözlerin bana tesir etmez.

Şahsuvar...

...o Alamut’un Bağdat’taki eli...

...ne kadar tehlikeli biridir, bilir misin sen?

Atıf’ı, Dübeys’i, Haçlı gâvurlarını, papazı, Mervan’ı...

...hepsini el altından bu adam idare eder.

Bir sürü masumun anasını, babasını, kardeşini katleder, katlettirir.

Buna karşı durmak gerektir.

Bu mahalle de benim anam, babam, kardeşim, her şeyim.

Ben de bu mahallenin anası, bacısı, kardeşi, her şeyiyim.

Yahu anlayın beni.

Ben bu mahalleyi koruyamamışım.

Gidip şimdi Alamut fedailerine nasıl karşı durayım?

Boşuna yormayın kendinizi.

Beni de kendinizi de üzmeyin.

Saltuk, iyi bak şuna, iyi bak. Asıl kalın kafalı budur işte.

Ne desen anlamaz. Dövüşmeye gideriz...

...öyle deriz, dinlemez. Nuh der peygamber demez yahu!

Şahsuvar, sen burada üç, beş baraka yandı diye onun derdine düşersin.

Benim tüm arkadaşlarım şehit oldu, şehit!

Ben keyfimden mi buraya dert anlatmaya gelirim?

Bana yardımcı olun derim, cenk yoldaşı olun derim.

Saltuk kardeş, sen ki Hâce’mi kurtaralım dediğimde...

...o Hişam’ın yerine benimle geldin dövüştün...

...ben seninle her yere dövüşmeye gelirim.

Sen ki Selçuklu civanının canına kastettiler dedin ya...

...ben seninle sadece dövüşmeye gelmem...

...ben seninle ölmeye gelirim.

Pehlivan Usta’nın anlattığı gibi...

...ben şimdi yeniden doğmayı bekleyen gagasız, pençesiz bir kartalım.

(Şahsuvar) Benim gözlerimi dört açmam lazım.

Senin iki misli açman lazım Saltuk kardeş.

Sen çift başlı kartalsın.

Beni de koruyup kollarsın artık.

Hoca Efendi, dur hele. Korkma.

Siz Rusafe Camii imamısınız, değil mi?

Evet.

Bizim bir cenaze işimiz var da siz de haberdarsınızdır.

Leyla Hanım’ın...

...Kara Leyla’nın halayığı...

...Mahbube adında genç bir kızcağız katledildi, onun cenazesiyle ilgili.

Zaten tekkeden diğer arkadaşlarınız da geldi, konuştular.

Biraz da üslupsuz konuştular ya neyse.

Tamam dedim, kıldırmayacağım.

Efendim, elhamdülillah biz onlardan değiliz.

Biz bir cenazenin kaldırılmasının...

...farz-ı kifaye olduğuna inananlardanız.

Eğer bir Müslüman beldede, günahkâr dahi olsa...

...bir Müslümanın cenazesi ortada kalırsa...

...bunun vebali herkesin boynuna kalır.

Bu farz-ı kifayenin hükmünü herkesin omzundan alabilmek için...

...sizin bir adım öne çıkmanız icap eder.

İmam olmak bu değil midir? Gerektiğinde...

...sağa sola bakmadan öne çıkan adama...

...hakiki imam denmez mi?

Allahu ekber.

Semi Allahu limen hamideh.

Allahu ekber.

Allahu ekber.

Allahu ekber.

Allahu ekber.

(Kapı açıldı)

Selamünaleyküm Hâce Mervan.

Bana Hâce deme.

O bozkırlı köleye de Hâce diyorlar.

Biz ona benzemeyiz, o da bize benzemez.

Ben bu tekkenin şeyhiyim.

Pir Yusuf Hemedânî de ortalıklarda olmadığına göre...

...buralara da biz göz kulak olduğumuza göre...

...bu post bizim hakkımızdır. Öyle değil mi Faris?

Efendim...

-Şeyhim... -Seni dinliyorum.

...dediğiniz gibi yaptık.

Bütün camilerdeki imamları hem tehdit ettik...

...hem de peşlerine adam saldık. Ama...

Aması ne Faris?

Şeyhim, Rusafe Camii’nin imamı.

Pehlivan Hamza denen zat, imamı yoldan çıkarmak istermiş.

(Faris) Öyle değil mi?

İmamı ikna ederdi...

...halayığın cenaze namazını kıldırmak için.

Demek öyle.

Ne yapalım şeyhim?

Her şeye hazırlıklı olun.

Elimizden ne lazım gelirse onu yapacağız.

Esselamu aleyküm ve rahmetullah.

Esselamu aleyküm ve rahmetullah.

(Rüzgâr esiyor)

Ya Rabb'i, yolcuyuz, seferiyiz.

Senin bize vermiş olduğun kolaylıkla, ruhsatla...

...farz namazlarını iki rekât kıldık.

Yapmış olduğumuz ibadetleri noksanıyla kabul eyle ya Rabb'i.

Ey, insanları yaradan Rabb’im...

...ey ahiret gününü ve kıyamet gününü yaradan Rabb’im...

...sana sığındık, sana inandık.

İşlerimizi, seferiliğimizi...

...yolculuğumuzu hayırlı eyle ya Rabb'i.

Ya Rabb'i, yaptıklarımızı ve yapamadıklarımızı seferiliğimize say...

...bizi affeyle ya Rabb'i. Âmin.

Cenaze ikindi vakti Rusafe Camii’nden kaldırılacak, Leyla.

Çok şükür.

Garibimin naaşı sokaklarda kalmadı.

Allah senden razı olsun Hamza.

Canımızı mı alacak dedik, ihanetle suçladı kansız.

Bu suçun cezasını biliyorsun kızım.

Kendi canımdan korkmam. Ama sen...

Bütün dertlerimizin tek bir dermanı var dadı.

Babam iyileşmeli.

Hemen hekimbaşına haber etmeliyim.

O nasıl olacak kızım?

Hekime kim gider?

Hasta gider, yaralı gider.

Hasta olduğumuza inanmazlar ama...

Sen ne yapıyorsun kızım?

Mecburuz dadı, anlamıyor musun?

Yalvarırım onu geri ver. Hekimbaşını görmem lazım.

(Gerilim müziği)

Dadı, ne yaptın?

Sen hekimbaşına diyeceklerini hemen yaz...

...ben giderken götürürüm. Hadi.

Dadım, senin hakkını nasıl öderim.

(Rüzgâr esiyor)

Ahmed can...

...bak, Mansur sahifeyi bitirdi...

...defteri kapattı. Senin defterin ise hâlâ açıktır.

Söyle bakalım Ahmed can...

...defterinin diğer sahifesinde hangi ıstırap yazmaktadır?

Tahta kılıç, pirim.

Bu zayıf omuzlarımla bu yükü nasıl taşıyacağımı bilmiyorum.

Kendim düşmekten korkmam da...

...bana emanet edileni düşünmekten korkarım.

Ahmed can, sen marangozluğu iyi bilirsin, öyle değil mi?

Evet pirim, bilirim.

Zanaatımızdır. Ama tahta kılıcın sırrını bilmem.

Yahut bildiklerim, yüreğime onu taşıyacak kadar kuvvet vermez.

Yani senin zanaatında nasıl olur bu işler?

Yani tahtadan bir kılıç da yontacak olsan...

...tahtadan bir kaşık da yontacak olsan...

...evvela işleyeceğin ağacı kesersin, öyle değil mi?

Sonra onu testereyle parçalara ayırırsın.

Ahmed can, o hâlde evvela testerenin sırrına ereceksin ki...

...sonra kılıcın sırrına erersin zaten.

Hadi bakalım. Yolu biraz uzatacağız lakin...

...uğramamız gereken bir durak daha vardır.

Hadi Mansur can, hadi bismillah.

Görünmez kaza efendim. Dikişle uğraşırken yanlışlıkla oldu.

Muhafızlara da rica ettim, sağ olsunlar getirdiler.

Bakalım hemen.

Yarayı alelacele sardım.

İnşallah yanlış bir şey yapmamışımdır.

(Gerilim müziği)

Haberler iyidir umarım.

Efendim, Dübeys’in harekete geçmesinin önünde...

...hiçbir engel yoktur.

Bağdat’a kolaylıkla girmeleri hususunda Atıf ikaz edilmiştir.

Güzel. Kaleden takviye olarak fedailer geldiler mi?

Geldiler efendim. Emrinize amade beklemekteler.

Herkes harekete geçsin.

Biliyor musun, hissediyorum...

...bugün çok ağır misafirler gelecek buraya.

Gelecekler.

Yahu Saltuk kardeş...

...seni ki tanıdığım günden bugüne kadar...

...benim yüzümü böyle güldürememişsindir.

Allah senden razı olsun.

Çifte kılıcımızın namının Alamut’tan duyulma vakti gelmiştir.

Aman ha kardeşler, azami dikkat etmek gerek.

Yahu Saltuk dur, hevesimizi kaçırma. Gidip baskın vereceğiz işte.

Daha ne olduğunu anlamadan kelleleri yere düşecek.

Hiç. Öyledir.

Siz yine de karşınızdakileri küçümsemeyin.

Suikast, pusu, tuzak mevzularında çok mahir adamlardır.

Onlardan daha tedbirli olmalıyız.

Yerimizi aldığımızı haber verelim.

(Gerilim müziği)

Güzel. Yerlerini almışlar.

Bizim de yerimizi aldığımıza dair işaret ver.

Üçüncü fedailerden bir işaret gelmedi.

Diğerlerinden bir haber yok. Bir tezgâh mı dönüyor acaba?

Pusu atarken pusuya mı düştüler?

Diğerlerinden ses seda yok. Yürüyün, bakalım şunlara.

Bizimkiler pusu yemiş, belli.

Tamam, tamam. Bekleyin. Bizimkiler konuşlanmış.

Beceriksiz herifler.

Yerlerine yerleşmeleri bir asır sürdü.

Esselamü aleyküm ya ehlel-kubur.

Benim talebeliğimden beri âdetimdir.

Büyükleri ziyaret etmeyi asla ihmal etmem.

Toprağın üstünde yahut altında olmaları fark etmez.

Bu kabre de Bağdat’ta medrese tedrisatım zamanında...

...Bağdat’ın etrafını dolaşırken rastlamıştım.

Hikâyesini anlatmışlardı. Mühim bir hikâyesi var.

Pirim, bu kimin mezarıdır?

Allah’ın garip kullarından Hâce Sabit’e aittir.

Sabit Ata da derler bu civardaki Türkmen kardeşlerimiz.

Hadi canlar, elimiz değsin kabir toprağına.

Bismillahirrahmanirrahim.

Hâce Sabit...

...Allahu Teâlâ’nın hikmet sahibi mürşidi kâmillerinden birisi.

Hac farizasını yerine getirmiş ama...

...gönlüne kutsal toprakların aşkı muhabbeti düşüvermiş.

Umre ziyaretine karar vermişler. Sadık talebelerinden biriyle...

...umre yolculuğuna çıkmışlar.

İşte buracıkta, bu ağacın gölgesinde istirahat etmeye başlamışlar...

...mola vermişler. Hâce Sabit susamış.

Talebesi hemen bir testi kapmış eline.

Ayağa kalkmış, "Pirim, siz buracıkta bekleyin...

...ben koşar gider, bir çeşme bulurum...

...bu testiyi de doldurur getiririm, siz beni bekleyin." demiş.

Hâce Sabit de tamam evladım demiş ve beklemeye başlamış.

Bizim talebe etrafta dolaşırken...

...bir çeşme bulmuş.

Mansur can, hadi su getir de...

...Sabit Ata’nın kabir toprağına biraz su verelim.

-Hemen pirim. -Hadi can.

Bizim talebe, çeşme bulmuş bulmuş olmasına ama...

...çeşmenin başında bir güzel görmüş.

Su gibi bir güzel. Görür görmez gönlünü kaptırmış.

Aklından da gidivermiş Hâce Sabit’in kendini beklediği.

Al Ahmed can, birazcık da sen su ver.

(Yusuf) Talebe düşmüş kızın peşine.

Sonra pirim? Hâce Sabit orada bekliyor.

Bekliyor, bekliyor ama...

...gönül bu, ferman da dinlemez sultan da.

(Yusuf) Bizim talebe gönlünü kaptırdı bir kere.

Takip eder kızı, bulur evini...

...ve kızı babasından ister.

Babası delikanlıya bakar. Temiz yüzlü birine benzer...

...kızını verir. Evlenirler, çoluk çocuğa karışırlar.

Bu mutlu mesut yıllardan sonra epey zaman geçmiş...

...ve bizimki evvela evlatlarını...

...sonra da o çeşmenin başında görüp gönlünü kaptırdığı eşini kaybetmiş.

Hakk’ın rahmetine kavuşmuşlar. Tek başına yalnız kalınca...

...yalnızlık başına dank eder.

Ağacın altında yalnız bıraktığı Hâce Sabit, piri aklına gelir.

Hemen bir testi alır, koşar çeşmenin başına.

Doldurur testiyi, doğruca Hâce Sabit’in beklediği yere gider.

Bakar ki Hâce Sabit ihtiyarlamış, piri fani olmuş.

Saçları sakalları bembeyaz olmuş.

Hemen bizim talebe gitmiş Hâce Sabit’in araklarına kapanmış...

...af dilemiş.

Hâce Sabit, ihtiyarlıktan gözleri görmüyor artık.

Talebesinin olduğu yere doğru yönelmiş ve demiş ki...

...”Evladım, nerede kaldın?

Az kalsın sana verdiğim sözü tutamadan...

...burayı terk edecektim”.

Talebe uzatmış testiyi, Hâce Sabit üç yudum aldıktan sonra...

...ruhunu teslim etmiş.

İşte buraya defnetmişler Hâce Sabit’i. Mekânı cennet olsun.

Hâce Sabit’in ziyaret edeni azdır, Mansur can.

Yeri sapa malum.

Ama hikâyesi dilden dile dolaşmaktadır.

Kıssadan hisse şudur Ahmed can...

...eğer bir yere gitmek ve orada durmaksa vazifen...

...gerekirse üç yudum su için bir ömür bekleyeceksin.

Ama sana muhtaç olanlar, senin el uzatmanı bekleyenler varsa...

...onlara da söz verdiğin üzere gideceksin.

(Yusuf) Ölü ya da diri olmaları fark etmez.

Ahmed can, eğer talebe olacaksan verdiğin sözü tutacaksın.

Hâce olacaksan kararında sabit olacaksın.

(Duygusal müzik)

Pirim, Hâce Sabit için Fatiha okuyalım.

Sonra da Bağdat yoluna revan olalım.

Orada bizi bekleyenler vardır.

Eyvallah.

(Gerilim müziği)

Bağdat’a gidecek adamlar belli mi?

Henüz seçmedik.

Lakin merakta kalma, birazdan hallederiz.

Aman ha Üzeyir, bu mevzu çok mühim. En iyi adamlarımızdan seçelim.

En sadık, en tecrübeli savaşçılarımızla girelim Bağdat’a.

Ne olur ne olmaz.

Haklısın Sedat, dikkat edelim.

(Gerilim müziği)

Bunlar bir iş peşinde ama tam olarak anlayamadım.

Üzeyir ile Sedat, Bağdat’a gideceklermiş.

Adam da seçeceklerini işittim.

Bir melanet peşinde olmasınlar?

Bir melanet peşindeler de ne melanet olduğunu daha çözemedim.

Adam seçerlerken biz gönüllü olalım da...

...hiç olmazsa Saltuk’a haber iletmiş oluruz.

Toplanın şöyle!

(Gerilim müziği)

Mühim bir vazife için bazılarınız bizimle gelecek.

Sen, sen, siz ikiniz.

Biz de gelmek isteriz.

Gücümüzü kuvvetimizi görmenizi isteriz.

Acemisiniz daha. Pişmenize vakit var.

Ne acemisi? Bizden daha iyi savaşçı bulamazsınız çöl diyarlarında.

Olmaz dedi.

Daha emre sorgusuz sualsiz itaat etmeyi öğrenememişsiniz...

...sizinle vazifeye gidilmez.

Siz ikiniz, ayrıl.

Hazır olun. Benim atışımla.

(Gerilim müziği)

Ama kendi adamlarınızı oklarsınız.

(Gerilim müziği)

Ama nasıl olur?

Konuşsana!

Bize oyun ettiniz, biliriz. Başka kim var, konuşsana!

(Ok saplandı)

Ne ulan o oklar?

Bu oklar nedir?

Konuşmaz. Ben anladım.

Ya Hak!

Bunlar işaretleşir vazife yerine vardık diye.

Hele şu üstünüzdekini çıkarın...

...ben onların feleklerini bir şaşırtayım.

Kardeş...

...benim bundan başka çaputum çulum yoktur.

Mundar olmasınlar?

Vallahi benim de en sevdiğim kıyafetimdir.

Ben size bir planım var derim, siz üzerinizdeki çaputtan vazgeçmezsiniz.

Hadi!

İtleri temizledik.

Sıra tasmalarını tutan ellerde.

Sileyim.

İnşallah çok delinmemiştir.

Benim bundan başka çulum yoktur ki.

(Mahmud) Ben bir gariban Türkmen'im.

Gidelim de alalım. Çok delinmemiştir, değil mi?

Yok, delinmemiştir.

Saltuk'unkileri de alalım. Belki o zaman kızmaz.

Çok mu delinmiştir?

-Mahmud, delinmemiştir. -Delinmemiştir.

-Hadi yürü. -Hadi.

Benim için katlanmadığın zorluk kalmadı.

Ne kadar teşekkür etsem az.

Bu cenazeyi yapamasaydık...

...vebali bütün Bağdat'ın boynuna olurdu.

Bizim için yaptığın her iyiliğin sonu bir kara belaya varıyor.

Biz Bağdat'ın Kara Leyla'sıyla uğraşmayı göze almışız.

Kara bela ne ki!

Bir bela gelecekse varsın senden gelsin.

Vakit geldi sultanım.

İnşallah Pehlivan bu işin altından kalkmıştır da...

...boşuna umutlanmamışızdır.

Sen kafanı böyle şeylerle meşgul etme Adnan.

Denileni yap yeter.

Pehlivan bir söz verdi mi...

...biz onu olmuş biliriz.

(Müzik)

(Hekimbaşı) Beni Asıfe Hanım Sultan gönderdi.

Halife Hazretleri için hazırlamış olduğu ilaçtan istiyor mümkünse.

Bu kâğıtta yazılı.

(Almas) Aytolu, hadi kızım.

-Kutluk, tedarikimiz var mı? -Var çok şükür.

Hâce obadan gitti...

...Asıfe Hanım Sultan'ın ayağı obadan kesildi!

Asıfe Hanım'ın kendisi eminim bizzat gelmek isterdi...

...ama Atıf onu ve dadısını odaya kapattı.

Hiçbir surette çıkmalarına izin vermiyor.

Öyle mi?

Hay Allah!

Üzüldüm.

Allah yardımcıları olsun.

Baba, ben hazırlayayım hemen.

(Müzik)

Her ne kadar dinimiz farklı olsa da hepimiz Hâce'den...

...aynı insanlık derslerini aldık.

Biz de kendi lisanımızca gidenin ardından...

...hayırlı şeyler söyleyelim istedik.

Teşekkür ederim. Sağ olun.

(Müzik)

Bu cenaze ben olduğum müddetçe kalkmayacak demedim mi?

Müslüman bir beldenin adına bu kara lekeyi sürdürmem demedim mi?

Yahu siz ne laftan anlamaz insanlarsınız!

Rusafe Camii'nin imamı bile sizin kadar laftan anlamaz değildi.

Sen kafasını karıştırmışsın da...

...konuşunca tekrar doğru yolu buldu.

Pehlivan, yolumuzdan çekil.

Siz de o tabutu bırakın.

Mervan...

...insanların acılı günüdür, sesimi çıkarmam...

...ama ayağımın altına alacağım, gününü göreceksin!

Sen nasıl konuşursun Şeyh Mervan Efendi'yle!

(Faris) Haddini bil.

Şeyh mi? Faris, hepten delirdiniz!

Hâce Ahmed'in yokluğunda kendine hâce dedirttiğini işitmiştim.

Şimdi gözünü şeyhliğe mi diktin? Tam senin cesaretine yakışır bir iş.

Ee, Allah'tan korkmayan...

...Pir Hemedânî'den mi korkacak?

Sizinle laf dalaşına girmeyeceğim.

Size son ikazımı yaptım.

Ya dinlersiniz...

...yahut... -Pehlivan...

...boş ver bu çukurdan da alçak herifi.

Hani yağmur yağar, sokağın tozu toprağı ona karışıp...

...çamurlu bir su birikintisi olur ya...

...bu da o çamurlu sudaki saman çöpüne konmuş sinekten farksız.

Çamurlu suyu umman...

...kendisini de deryaların sultanı sanır.

Senin gibi bir kadının iftirası, hakareti...

...bizim gibiler için şereftir.

Pehlivan...

...sizin kuru inadınız yüzünden bunca insanın canı yanacak.

Razı mısın?

Razıyız.

Ona sorma, bize sor. Biz razıyız.

(Herkes sırayla) Razıyız.

(Gerilim müziği)

Saltuk, bu nedir?

Okumayı bilen varsa diğerlerimize de okusun.

Bak, bak! Alay ediyor!

Dur hele, dur! Başka bir şey yazmamış mı?

"Alamut'a sefer olunur...

...zafer olunmaz." yazmış.

(Gerilim müziği)

Sırtınızda günahkâr bir kadın, arkanızda Kara Leyla.

Siz kendinize yaraşır yol arkadaşları bulurdunuz hep.

Hah! Yine bulmuşsunuz.

Hâce de burada olsaydı da...

...o da kötekten nasibini alsaydı. Belki o zaman akıllanırdı.

(Pehlivan bağırıyor)

(Erkek) Yapmayın! Ayrılın!

(Erkek) Bırak!

(Hâce) Durun!

(Erkek) Ayrılın! Ayrılın!

(Müzik)

Şeyhim! Efendim!

(Müzik)

(Pehlivan) Pirim.

(Müzik)

Pehlivan Hamza...

...adına da, namına da yaraşır iş yapmaktasın.

Cenab-ı Allah gücünü, kuvvetini arttırsın.

Şeyh Yusuf Hemedânî...

...sahip çıktığınız kadının ne menem bir insan olduğunu bilir misiniz?

Şeytanın dahi el çektiği...

...hesap defteri kapanan biriyle senin ne alıp veremediğin olabilir?

Günahkârsa ya affedilmesi için dua et...

...yahut da sus.

Biz artık susmayacağız.

(Müzik)

Tekkeden de gözümün önünden de çek git!

(Yusuf) Yoksa sana zararım dokunur.

(Müzik)

Hâce?

Bir garibin cenazesi kılınacakmış.

Bağdat'ın omuzundan farz-ı kifaye yükünü almaya geldik.

Hadi bismillah!

Bismillahirrahmanirrahim.

(Müzik)

(Gerilim müziği)

Efendim, mağlubiyete uğradık.

Bizim fedaileri ezip geçtiler. Siz de gördünüz.

Ben orada Selçuklu'nun Bağdat'ta...

...vazifelendirdiği karguyu gördüm bugün.

Amacım onu tespit etmekti, ettim.

Onların amacı beni ele geçirmekti...

...geçiremediler.

Sence hangimiz mağlubiyete uğradık?

Ama efendim, meydanda bir sürü adamımızı kaybettik.

Bu yine de bir zafer midir?

Hâce'nin adamı da oradaydı.

Hâce'nin bu işin içerisinde olduğunu da öğrendim.

Bu, zaferden de fazlası.

Efendim, Bağdat'tan sürekli malumat gelir.

Bir müddettir Hâce ortalarda yok. Belli ki adamları o göndermemiş.

Emir alıp almamaları mühim değil.

Bugün oraya gelenler Hâce'nin ne kadar kuvvetli olduğunu...

...gösterdiler.

Çünkü bir adamın kuvveti...

...yanındakilerin kuvveti kadardır.

Zaten o...

...üç baldırı çıplağın karşısında telef olanlar da...

...benimle birlikte olmayı hak etmedikleri için öldüler.

-Anladım efendim. -Şimdi git, Dübeys'in sevkiyatına...

...refakat et.

Bak bakalım o, bizimle yol yürümeyi hak edecek kadar kuvvetli mi?

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

Bu çuvallarda ne var?

Un var. Un getirdik.

Vezir Hazretleri'nin emriyle gelenler bunlar.

Un gelecek demişlerdi.

Tamam, geçin.

Bize malumat verilmişti.

(Müzik)

(Anlaşılmayan konuşmalar)

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

Bismillah.

(Müzik)

Kardeşlerim...

...şöyle yamacıma gelin. Yaklaşın hele.

(Yusuf) Yaklaşın.

Rahat oturun. Dizlerinizi acıtmayın.

Rahat oturun.

Esselamü aleyküm.

(Hep bir ağızdan) Allah razı olsun.

Zekeriya Aleyhisselam...

...marangozlukla uğraşan...

...kendi alın teriyle geçinen bir zat idi.

Aynı zamanda insanları yalandan uzaklaştıran...

...gerçeğe çağıran bir nebiydi.

Ona en çok karşı çıkanlar...

...kavminin içindeki zalimler...

...ve mal mülk düşkünü insanlardı.

Zekeriya Aleyhisselam konuştuklarıyla...

...kendi düzenlerini bozduklarını söylemekteydiler.

Bir gün zalimlerin gözleri öyle karardı ki...

...onu katletmeye karar verdiler.

Zekeriya Aleyhisselam'ın bundan haberi oldu.

Zalimlerin şerrinden kurtulmak için...

...bir ağacın kovuğuna saklandı.

Zalimler bunu fark ettiler.

Zekeriya Aleyhisselam'ı bu ağacın kovuğundan...

...çıkarmaya çalıştılar ama muktedir olamadılar.

Zekeriya Aleyhisselam'ı o ağacı keserek...

...öldürmeye niyetlendiler.

Son nefesini vermeden evvel Allah'a sığınmak...

...ve onu son defa anmak ister.

Ağzından çıkan son sözler...

...bu dünyaya ait sözler olsun istemedi.

Zalimler testereyle ağacı keserken...

...o da Allah...

...Allah diyerek zikretmeye başladı.

Fakat...

...testere iyice derinlere inmişti.

Zekeriya Aleyhisselam'ın yüreğine bir kor gibi düşmüştü Allah lafzı.

En son Zekeriya Aleyhisselam'ın yüreği...

...ismin ateşine dayanamadı...

...ve Zekeriya Aleyhisselam...

...sadece Rabb'ini işaret ederek...

"Hu...

...Hu" demeye başladı.

"Ben yokum. Zalimler yok.

Beni ortadan ikiye bölecek olan bu testere yok.

O var." der. "O".

En son buna da takat yetiremez.

Son anlarında derin derin...

...sesli sesli nefes alıp verirken...

...Hakk'ı anmaktadır.

Zekeriya Aleyhisselam'ın nefesinin sesleri de...

...ağacı kesmekte olan testerenin sesleriyle karışır...

...ve bize Zekeriya Aleyhisselam'dan miras olan...

...zikr-i erre, yani testere zikri ortaya çıkar.

Hâce...

...marangozların piri...

...Yüce Hakk'ın nebisi Zekeriya Aleyhisselam'ın...

...aziz hatırasına...

...hadi, besmele çek ve başla.

Eyvallah pirim.

Bismillahirrahmanirrahim.

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

Allah.

Allah.

Allah.

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

(Müzik devam ediyor)

(Müzik devam ediyor)

Hu.

(Sessizlik)

Hu.

Hu.

Hu.

Hu.

Hu.

Hu.

Hu.

Hu.

Hu.

Hu.

Hu.

Hu.

Hu.

Hu.

Hu.

Hu.

Hu.

Hu.

Hu.

Hu.

Hu.

Hu. Hu. Hu.

"Hu, Hak, Allah, Hak"

"Ey Hak, Allah, Hak"

"Hu, Hak, Allah, Hak"

"Hu, Hak, Allah, Hak"

(Zikir devam ediyor)

Otur Hâce.

(Sessizlik)

Şimdi anladın mı testere zikrinin sırrını?

Kılıcın yükü ağır geldiğinde...

...bundan böyle testere zikrine sığınacaksın.

Dua buyurun pirim...

...bu vazifeye layık olayım.

Bana böyle bir yol açtınız.

Size müteşekkirim.

Ben senin için sadece bir yol açtım Hâce.

Ama sen...

...talebelerinle beraber binlerce yol açacaksın.

O yollar beldelerin, diyarların ötesine geçecek.

(Yusuf) Senin ellerinde yükselecek hurma dalının sırrı.

O hurma dalının özünde saklı olan tahta kılıç...

...senin talebelerinle yükselecek.

Hilal yedi iklimin üzerinde...

...senin nefesinle yükselecek.

Sen toprağa bir tohum ekeceksin.

Bir fidan dikeceksin.

Söğüt de ahlat da...

...dalları yedi iklimi kuşatacak çınar ağaçları da...

...senin kurduğun hu halkasıyla yükselecek.

İnşallah pirim.

İnşallah.

(Müzik)

Bu dizinin sesli betimleme, ayrıntılı altyazı ve...

...işaret dilini kapsayan eşerişimi Es Film tarafından...

...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.

www.sebeder.org

Sesli Betimleme Metin Yazarı: Aynur Çelebi

Seslendiren: Ünsal Coşar

Ayrıntılı Altyazı Çevirmenleri: Bülent Temür - Fatih Kolivar...

...Feride Tezcan

İşaret Dili Çevirmeni: Hayrettin Baydın

Editörler: Beliz Coşar - Fulya Akbaba - Samet Demirtaş

Teknik Yapım: Dağ Prodüksiyon ve Yeni Gökdelen Tercüme

(Jenerik müziği)

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.