Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
English
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
(Jenerik müziği)
(Jenerik müziği devam ediyor)
(Jenerik müziği devam ediyor)
(Jenerik müziği devam ediyor)
(Tasavvuf müziği)
(Tasavvuf müziği devam ediyor)
(Gerilim müziği)
Mahmud...
...bu serçeden bile yüreksiz Mervan bunu nasıl yaptı?
Bu nasıl gaddarlıktır, hiç aklım almaz.
Pehlivan Usta'm, aklın almaz tabii. Neden?
(Mahmud) Böyle vakalar akıl alsın diye değil.
Kılıcımızı çekelim...
...düşmanlık edenlerin kafasına çalalım diye.
Biz çok sabrettik, çok bekledik.
Aha, bak!
Bunların hangisinin günahı var da o melun böyle bir işe kalkıştı?
Herif bize bas bas bağırır!
Benim kellem boynuma fazla gelir, der!
Bu kelleyi bu boyundan ayıracak bir civan mert yok mu diye bağırır!
Bak, biz o kelleyi alalım, sen ondan sonra gör.
Atıf, Mervan, diğer yılanlar...
...bakalım bize yanaşmaya cesaret edebiliyor mu?
Evelallah, bizim kılıcımız her şeyi keser de...
...Hâce'nin yüreğimize koyduklarını kesmez Mahmud.
Hâce elbet gelecek, oturup istişare edeceğiz.
Nasıl tedbir alalım diye bakacağız.
Bak, aman sen de sakın kendini gayrete getirme.
Tamam? Bak, bak insancıkların hâline.
(Gerilim müziği)
Necip.
-İyi misin? -Engel olamadım Şahsuvar.
Çok kalabalıktılar.
Necip, sen benden büyük iş başardın burada.
Ben yoktum, sen vardın Sazlık'ta.
Hadi böyle yapma, benim de yüreğimi heder etme.
(Şahsuvar) Hadi.
(Müzik)
Başın sağ olsun abla. Allah rahmet eylesin.
Mekânı uçmağ olsun.
Adnan.
Beni ona götür.
Aman kızım, etme. Onların esas istediği senin canın.
(Almas) O zavallı kızcağıza bunu yapanlar sana ne yapmazlar.
Aklanmak için yanınıza sığındım.
Ama olmadı ana. Bağdat, Kara Leyla'yı çağırıyor.
Çağırsın.
Bilmiyor ki Leyla kapkara dönecek.
Meryem önce Allah'a, sonra size emanet.
O artık sizin kızınız.
Başımla beraber yavrum ama iyi düşündün mü?
(Duygusal müzik)
(Duygusal müzik devam ediyor)
(Hâce Ahmed) Selamünaleyküm erenler.
(Erkek) Aleykümselam.
-Yiğitler, bakın hele. -Buyur erenler, bir şey mi istersin?
-Suyunuz var mıdır? -Vardır.
Ho!
Buyurasın.
-(Erkek) Sağ olasın. -(Hâce Ahmed) Şifa olsun.
Siz içmeyecek misiniz?
(Erkek) Yok, ben pek susamam.
Bu, kurdun kuşun, börtü böceğin nasibi.
-Helal edin. -Helal olsun.
Helal olsun.
(Hâce Ahmed) Senin adın nedir?
Cihana bir kez geldin mi sana ad koyan, lakap takan çok olur.
Ben de kendime bir sürü isimler takındım ama...
...hepsi hatırımda değil şimdi.
Bir vakittir Turap Baba derler bana.
Gönlünüze hoş geldiyse siz de öyle deyin.
-Turap Baba mı? -Turap.
Arabî lisanında toprak demektir.
Biz de toprakla uğraşıyoruz, ondan öyle dediler herhâlde.
Bir de aksakal çağına erişince...
...ismin sonuna bir baba koyarlar.
Biz de böylece Turap Baba olduk işte.
Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem de...
...Hazreti Ali'ye Ebu Turap dermiş.
Yani toprağın babası, ondan şaşırdım da.
Yürüdü mü arzı, Allah dedi mi arşı inleten bir yiğittir o.
(Turap Baba) Hakk'ın arslanı Ali'yi sever misiniz?
Hazreti Ali'ye muhabbetimiz derindir...
...Allah onun yüzünü ak etsin.
Yiğit yiğidi severmiş, muhabbetiniz baki olsun.
Turap Baba...
...bu ıssız yerde sen nereden gelir, nereye gidersin?
Ben ağaçlara aşı yaparım.
Topraktan bitene el uzatırım.
(Turap Baba) Benim işim gücüm budur. Verilmiş bir sözüm var.
Şu aşağıdaki köyde bir bahçede aşı yapmam gerek.
Ondan yollara revan oldum böyle. El mecbur.
Yoksa dağ taş dolaşacak takatim yok ama...
...söz verdik bir kere.
Siz nereye gidersiniz?
(Turap Baba) Eğer işiniz acele değilse benimle gelseniz?
Şu yaşlı ihtiyara yardımcı olursunuz.
Hem de benim gibi bir fukarayla sohbet edersiniz.
Estağfurullah.
Olur Turap Baba. Varalım gideceğin yere.
Varıp birlikte halledelim işini.
(Mansur) Heybeni ben alayım Turap Baba.
(Turap Baba) Sağ olasın.
(Hâce Ahmed) Gelesin böyle Turap Baba.
Ah Mahmud ah.
Zalimleri gördün mü?
Taun gibi girdiler mahalleye, her şeyi altüst ettiler.
Her şeyi.
Kaybolan her şey elbet yerini bulur.
Savrulan her nesne, merkezine geri döner de...
...bu Şahsuvar'ı ne yapacağız?
O kendi merkezini nasıl bulacak...
...nasıl durulacak, hiçbir fikrim yok.
Sen ne dersin usta? Adamın hâlini görmez misin?
İçi tufan, dışı volkan. Ya yakacak ya yıkacak.
-(Mahmud) Aha. -Şahsuvar.
Nereye böyle?
Sazlık'a bu muameleyi reva görenlere hak ettiğini vermeye usta.
Ne yapacaksın?
Gidip Mervan ve etrafındakileri mi tepeleyeceksin?
Hepsini geberteceğim!
Çok kafamı bozarlarsa...
...o sığındıkları tekkeyi ateşe vereceğim.
Şahsuvar!
Senin ağzın ne der?
-O tekke, orası... -(Şahsuvar) Ne diyeceksin usta?
O tekke, Hemedânî'nin Tekkesi mi diyeceksin?
Ya, orası söylediğiniz gibi bir yer olsa sizi oradan kovarlar mıydı?
O dergâh, bir avuç hainin çöreklendiği bir yılan yuvası.
Yılanlar yuvalarının etrafını dört duvarla çevirdi diye...
...kendileri iki ayak üzerinde yürümeyi öğrendi diye...
...onlara ilişmeyecek miyiz yani?
Bak Şahsuvar, Mervan o dergâhta melanetler yapar...
...El Hak doğrudur, biz emanete sahip çıkamadık...
...ona da eyvallah.
Buna mukabil bizim yapmamız icap eden...
...orayı koruyup, kollayıp geri almaktır.
-Yakıp yıkmak değil. -(Şahsuvar) Niye usta?
Orası sizin için mukaddes diye mi?
Benim mahallem de bana mukaddesti.
Benim mahremimdi.
Benim mahremime el attılar, bu yakışık aldı mı usta?
Mahmud ne bakarsın, iki kelam da sen et, hadi.
Ben ne derim?
Bak Pehlivan Usta...
...ben senin istediğini demem.
Şahsuvar'ın dediği ki ben onu teyit edip...
...seninle laf kavgasına girmem. Susar dururum, bana ilişme.
Şahsuvar, sen bu delinin dediklerine bakma, es geç. Boş ver. Bak şimdi...
...Hâce elbet gelecek.
O vakit hep beraber oturacağız...
...ne tedbirler alalım diye istişare edeceğiz.
Usta, Hâce gelip ne diyecek?
Hâce'nin bana bugüne kadar söyledikleri...
...başıma ne işler açtı, görmedin mi?
Tövbe et dediniz, benim...
...çelik pençelerimi kopardınız.
Ne oldu?
Hazırda bekleyen o canavar sürüsü üstümüze üşüştü.
-Hadi Şahsuvar, geç otur şöyle. -Usta...
(Pehlivan) Geç otur.
Bak kıl kadar hatırım varsa, hadi gel. Geç otur şöyle.
Kolunu oynatabilir misin?
İyi, çok şükür, fazla bir şeyin yok.
Akbörü mü?
Ne oldu evlat?
Kalbin mi yumuşadı?
(Akbörü) Bu hâlimi görüp yumuşadıysa, yumuşamasın.
O kavgaya senin için girmedim ben.
Yoksa seni öyle oradan oraya sürüklediler...
...hiç umurumda bile değildi.
-Ne dersin Akbörü? -(Akbörü) Ben doğruları söylerim.
Bilirim, sen doğruları söylersin.
Elimde kolumda takat yok derdin...
Şu çocuk...
...Necip.
Onun yaşlarında bir oğlum vardı.
Artık yok.
(Duygusal müzik)
Bir an aklıma geldi, gayrete kapıldım.
Eski günlerdeki gibi olur sandım ama...
...bizden geçmiş artık.
Herifler beni haşat etti.
(Duygusal müzik)
Şahsuvar bak, kartalları bilirsin.
Ömrü bereketli hayvanlardır.
Şimdi belli bir vakte geldiğinde...
...kartalların gagası da pençesi de güçsüz kalır.
Kanatları takatsiz kalır.
Bu zaman kartalın önünde iki yol belirir.
Birinci yol...
...sessiz sakin ölümü beklemektir.
İkincisiyse...
...kimsenin ona ulaşamayacağı sarp dağlara gitmektir.
İşte bu sarp dağlarda...
...kendine korunaklı bir kovuk bulur, ikinci yolu seçer kartal.
Bu kovukta gagasını taşlara vura vura un ufak eder kartal.
(Pehlivan) Allah'ın hikmeti...
...ona yeniden bir gaga bahşedilir.
Bu gagasıyla pençelerini pare pare eder.
Parçalar.
(Pehlivan) Sonra pençesi eskisinden daha kuvvetli olur.
Gagası ve pençesinin yardımıyla...
...tüylerini yolar. Bekler.
Bekler.
Sonra bembeyaz, zafer tuğu gibi uzun tüyleri yeniden çıkar.
İşte o vakitten sonra bir ömür daha yaşar.
(Pehlivan) Sen şimdi kendini ölümü bekleyen bir kartal sanırsın.
Ben de sana derim ki bekle.
Bekle. Pençelerin...
...gagan daha kuvvetli olana kadar bekle.
Sonra o yepyeni kanatlarınla...
...semaya tekrar uçabilmek için bekle.
(Müzik)
Usta...
...söylediklerine son bir kez kulak veririm.
(Şahsuvar) Lakin bir daha hezimete uğrarsam...
...bu kartalın başka ömrü yoktur, bilesin.
(Üst üste konuşmalar)
Mahbube!
(Duygusal müzik)
"Of"
"Of"
"Of"
"Of"
"Of"
"Of"
(Leyla) Güzel kızım.
Yavrum, sana kim kıydı böyle?
(Müzik)
(Müzik devam ediyor)
(Müzik devam ediyor)
(Muhafız) Çok şükür efendim...
...Halife Hazretleri kendine gelmeye başladı.
Ne? Nasıl olur?
Hani hekimler...
...Halife Hazretleri'nin...
...kapıldığı illetin çok fena bir şey olduğunu söylediler.
Kurban olduğum Rabb'im...
...Halife Hazretleri'ni bize bağışladı!
İslam Devleti başsız değildir!
Oh, şükür.
Anlat be adam, nasıl oldu bu iş?
Efendim, Halife Hazretleri kendi başına odasından çıktı.
-Konuştu mu? -Zor da olsa ayağa kalktı, yürüdü.
Sizin isminizi ve Asıfe Hanım Sultan'ı...
...sayıklarken gördük.
Olsun!
Olsun!
Halife Hazretleri sağlığına kavuştu... Dur, dur, dur.
(Atıf) Bekle.
Al, al.
Helalühoş olsun. Bana bu müjdeli haberi verdin yiğidim, aslanım.
Hadi git bak şimdi.
Ben gelip bizzat kendim müşahede edeceğim.
(Kapı kapandı)
-(Turap Baba) Selamünaleyküm. -(Erkek) Oo, aleykümselam.
(Erkek) Hoş geldiniz, buyurun. Niçin gelmiştiniz?
Biz ağaçlara aşı yapmak için geldik.
Sizi Allah mı gönderdi, ne vakittir birini aramıştım da bulamamıştım.
(Erkek) Hay Allah razı olsun.
(Turap Baba) Allah senden de razı olsun.
(Turap Baba) Biz artık işe koyulalım.
Alın teri dökme vaktidir.
Aba vakti aba, yaba vakti yaba gerekir.
Buyurun böyle, ağaçlarımızı göstereyim.
(Hâce Ahmed) Turap Baba.
Sen verilmiş sözüm var dememiş miydin?
Adamın geleceğinden bile haberi yokmuş.
Ben bahçe sahibiyle sözleşmedim ki.
Ağaçlarla sözleştim.
(Müzik)
(Kapı vuruldu)
(Atıf) Gel.
Bana bir emriniz mi var efendim?
Hekimbaşı...
...hekimbaşı.
Sana bakıyorum...
...bu adam hain mi, değil mi diye...
...sıfatından bir şey çözemiyorum.
Ben Halife Hazretleri'ne her zaman sadık oldum efendim.
Bende hainlik sadır olmaz.
Peki, Halife Hazretleri'nin sağlığı ne olacak be adam?
Her geçen gün daha kötüye gider!
-Efendim, bu mümkün değil. -Nasıl?
Yani Halife Hazretleri'nin durumu şimdikinden daha kötü olamaz.
Daha önce nasıl bir tedavi uyguladıysak aynen devam ediyoruz.
Her gün aynı şeyleri yedirip, aynı şeyleri içiririz.
İlaçlarını aynı vakitte vermeye ihtimam gösteririz.
Âlâ.
Yanlış anlama, benim suallerim...
...senin sadakatini sorguladığımdan değil.
Bir an önce Halife Hazretleri'nin ayağa kalkmasını istiyorum.
Bilmediğim bir vaka varsa diye sordum sana.
Öğrendim şimdi, teşekkür ederim.
Çıkabilirsin.
(Gerilim müziği)
Dediklerimi yaptın mı?
Efendim, Halife'nin uyanışını gören bütün muhafızları tembihledim.
Hiçbiri Halife Hazretleri'nin kendiliğinden...
...ayağa kalktığına dair ağzını açamaz artık!
Âlâ.
Bu Hekimbaşı'na göz kulak ol.
Bizden habersiz işler çeviriyor olabilir.
Ve bizim için ne gerekiyorsa sarayda...
...onun tedbirini al.
(Gerilim müziği)
Şu heybede ince dallar olacaktı, ver hele.
Sağ olasın.
Şimdi, aşı dediğin iki çeşittir.
Biri göz aşı, biri kalem aşı.
Göz dediğin bu yaprağın üstündeki ufacık noktadır...
...ama burada koca ağacın bütün sırrı gizlidir.
(Turap Baba) Dışarıdan bakan bizi ağaca zarar veriyor zanneder.
Zahiren bakınca, elinde bıçakla fidanı oyan bir adam.
Fakat batında, fidanın canına can katılır.
İşte bunun için...
...dışarıdan bakan gözlere...
...kem görünmeyi göze almak gerekir.
İnsanlara kıymetli bir şey verirken de aynı değil mi Turap Baba?
Ağaçlar bize uzak değil ki oğul.
Dili dilimize, hâli hâlimize benzer.
O yüzden ağacın dilinden anlamak gerek.
Anlat Turap Baba.
Sen nebattan bahis aç...
...biz âdemoğlu niyetine dinleyelim.
(Turap Baba) Göz aşı dediğim de iki çeşittir.
Biri sürgün aşı, biri durgun aşı.
Bizim bu yaptığımız sürgün aşı.
Bunu sıcak memleketlerde yaparsan...
...aşı hemen tutar, sürgün verir...
...ama soğuk diyarlarda aşı hemen tutmaz, filiz vermez.
Dışarıdan bakınca sen aşı tutmadı sanırsın.
Hâlbuki filiz hemen baş gösterse, ayazı atlatamaz...
...kuvvetlenmeyi bekler.
Sen de aşı yaparken...
...karşındaki fidanın hemen sürgün vermesini bekleme.
Sabret oğul.
Eyvallah Turap Baba.
İpi ver, sağ olasın.
(Müzik)
-Hadi babama gidelim dadı. -Emin misin kızım?
Vezir Atıf'tan çok ürkerim.
Sana bir zararı dokunacak diye endişe ederim.
Biliyorum dadı ama babamın iyileşmesi her şeyden önemli.
Başka bir şey düşünmek istemiyorum.
Peki kızım. Sana söz verdim.
Bundan sonra da bundan evvel olduğu gibi hep yanında olacağım.
Allah senden razı olsun dadım.
(Asıfe) Hadi, ilacı al da gidelim.
-Çekilin! -Çıkamazsınız Asıfe Hanım.
Ne demek çıkamazsınız?
Karşında kim var senin? Haddini bil!
Vezir Hazretleri'nin emri böyle. Lütfen içeri girin.
-Bu ne cüret! -Dur kızım, dur, sen şöyle dur!
Ne yaptığınızı sanırsınız siz?
(Gerilim müziği)
Ye.
-Yemem. -İyi.
Nereye?
Pehlivan Usta'yla Mahmud'a götüreceğim.
Sebep?
Bu mahalle için kim çalışıyorsa, meyveyi de o hak eder.
Ulan bir sorsaydın, belki üçüncüde yerdim.
(Pehlivan) Sen ne demeye getirirsin şimdi bıraktı gitti falan fişman?
Bu lakırdıların ucu nereye varmaktadır?
(Mahmud) Sen bal gibi bilirsin ustam.
Dediğim, gözü olana aşikârdır.
(Pehlivan) Ben sana daha tek söz söylemem!
Hâce dönünce onunla yüz yüze halledersin hesabını, kitabını!
(Mahmud) Hâlâ Hâce dönünce dersin!
Sen anlamaz mısın hakikaten?
Hâce gitti usta! Geri de dönmeyecek!
Bizi de burada bıraktı bir başımıza!
Hâce dönmeyecek mi?
(Duygusal müzik)
Necip...
...kaldı mı meyven?
Tamam, ver hadi. Verirsen çalışacağım, söz.
Al!
Biri bir şey mi dedi sana?
Bana değil.
Ne oğlum? Çatlatma, söyle!
Mahmud, Pehlivan Usta'ya dedi ki...
Ne dedi?
Hâce dönmeyecekmiş!
Hâce dönecek, yapma böyle. Sen Mahmud'a ne bakarsın?
Mahmud'un aklı git gel, delidir Mahmud, bilirsin.
Tamam, ağlama, gelecek Hâce.
Gelmezse ne yapacağız? Gelmezse, biz ona gidelim.
Diyelim ki Sazlık'taki çocuklar seni çok özler diyelim.
Geri dön diyelim, tamam mı?
Tamam tamam, Hâce gelecek.
Gelmezse de söz, senin dediğin gibi yaparız. Tamam mı?
Söz mü?
(Şahsuvar) Söz söz, sen ağlama, tamam mı?
Orada bir küçük nacak olacak, ver hele.
Benim gibi köhnemiş ağaçlara böyle bir tanecik göz yetmez.
İşte o vakit kalem aşı imdada yetişir.
Orada kalın bir dal olacak, onu ver hele.
(Müzik)
Hadi bismillah!
(Müzik)
(Turap Baba) Bir dal daha ver hele.
Dışarıdan bakınca...
...bu ağaca daha ne olur dersin.
Ocağa atarsın, köz olur...
...ama nasipli dalla nasipli ağaç buluşunca...
...olmaz denilenler olur.
Fakat hangi dal, hangi ağacın nasibi...
...onu bilmek gerek.
Yoksa fidan büyümez, filiz gelmez.
Hadi geldi diyelim, meyveye dursa...
...meyvesi acı olur, yenmez.
İşte...
...demem odur ki oğul...
(Müzik)
(Turap Baba) Aşı yapacaksan, nasibi bileceksin.
Kaderi zorlamayacaksın.
Ama zoru gördüğünde...
...kaçmayacaksın.
(Müzik)
(Gerilim müziği)
Demek buraya gizlenirsiniz.
Selçuklu'nun karguyu, burayı bulamaz zannederdiniz, değil mi?
(Gerilim müziği)
Ah!
Hişt!
Biri var buralarda.
Hemen harekete geçin!
(Hareketli müzik)
Şuradan bir çıkayım, hepinizin inine girip...
...kellenizden derya yapacağım!
(Erkek) Gölge gibi olun, ses çıkarmayın.
Ürkütmeyin tuzaktaki kuşu!
(Saltuk) Serde kendi canını yakmak da varmış Sarı Saltuk!
Şehit olan kardeşlerimden sonra...
...bu hiçbir şey!
(Hareketli müzik)
(Hareketli müzik devam ediyor)
Tuzaktan kurtulmuş bu kadar kısa sürede ama yaralı.
Her yeri arayıp, bulun. Koşacak vaziyette değil.
Hadi!
(Hareketli müzik)
(Erkek) Buraya kadar gelmiş.
Bundan sonra nereye gideceğini nasıl kestireceğiz?
(Erkek 2) Siz bu taraftan gidin, biz bu taraftan gideceğiz. Gel!
Ne kadar az dağ fedaisi olursa, o kadar iyi.
Evet.
Ben elimden geleni yaptım.
(Turap Baba) Bundan sonra size Allah yardım etsin.
Size meyve getirdim. Bitti mi işiniz? Allah razı olsun.
Sok onu cebine be adam!
-(Turap Baba) Bize meyve yeter. -Allah razı olsun.
Hadi.
Yiyin yiğitler, yiyin, helaldir.
Şu ikisi de sizin yol azığınız olsun.
-Sen istemez misin Turap Baba'm? -Yok, ben pek yemem...
...ama siz yiyin. Yiğit, helal lokma buldu mu yiyecek.
(Turap Baba) Ondan sonra Allah'a şükredecek.
Turap Baba...
...sen irfan ehli bir kişisin.
Ziraatla iştigal ederim dersin.
Mektep, medrese görmemişsindir.
Tekke ahalisine benzer bir hâlin de yok.
Sen bu deruna nasıl eriştin?
Ben kitap bilmem, yazı bilmem...
...ilim bilmem...
...ayna bilirim.
(Turap Baba) Onu da yüreklerine tutarım insanların.
Derin gören, kendi derinliğindendir.
Sığ gören kendi sığlığından.
Benim kendime dair anlatacak bir hikâyem yok evlatlar...
...ama güzel bir hikâye bilirim.
Dilerseniz onu anlatırım dilim döndüğünce.
Zamanın behrinde bir âdem varmış.
Benim gibi dağ bayır dolaşırmış.
Bir gün bir çiçeğe rastlamış.
Çiçek onun gözüne o kadar güzel görünmüş ki...
...âdeta âşık olmuş.
Hâlbuki alelade bir çiçekmiş...
...ama adamcağız ilk kez görürmüş.
Ona su vermiş, başında beklemiş, uğraşmış, didinmiş...
...lakin kader, doğan ölür.
İnsan da, hayvan da, çiçek de.
Çiçek bir gün kurumuş.
Adam sevdalandı ya bir kere...
...çiçeğin başından ayrılamamış.
Beklemiş, beklemiş, derken bir rüzgâr çıkmış.
Almış, dağıtmış çiçeği. Ee, kuru bir çiçek...
...ne etsin, ne eylesin o deli rüzgârın karşısında?
Adam ne yapmış peki Turap Baba'm?
Çok üzülmüş mü bu duruma?
Hakiki âşığın aşkı o kadar derin ola ki...
...üzülmeye fırsat bile bulamaya.
(Turap Baba) Bu adam dahi hakiki âşıkmış.
Çiçeğin peşinden seyirtmiş.
Dalları, yaprakları ne tarafa uçarsa, o da peşinden gidermiş.
Üçler'i bilir misin?
Üç büyük evliyadır.
Âlemin manevi nizamını ellerinde tutarlar.
Evet. İşte o üç büyük evliyadan biri vefat etmiş o sıra.
(Turap Baba) Diğer ikisi vefat edeni defneylemekteymiş.
Bizim garip çiçek de uçmuş, uçmuş...
...en son mübareğin mezarına düşmüş.
Bizim deli âşık da peşinden.
Üçler'e dahil olacak üçüncüyü beklerken...
...bizimkini bulmuşlar karşılarında.
O koca erenler, çok şaşırmışlar bizim delinin hâline ama...
...vardır bir hikmeti demişler.
Ona, layık görüldüğü büyük makamı anlatmışlar...
...fakat meraklarına da dizgin vuramamışlar.
Sormuşlar çiçeğin delisinden...
...Sen nasıl oldu da bu manevi rütbeye eriştin?
Neler yaptın, hangi merhalelerden geçtin?" diye.
Bizim deli kendi hâlinde cevap vermiş.
"Benim pirim bir ottu...
...o da bana yetti."
Yani demem odur ki evlatlar...
...seveceksen bir otu sev.
İstersen bir çiçeği sev.
Ona duyduğun muhabbetin vesilesiyle...
...hakiki muhabbete varırsan...
...işte o vakit sana irfanın kapıları ardına kadar açılır.
(Erkek) Bütün yolları taradık, yok!
Artık burada da değilse yer yarılıp içine girmedi ya!
(Erkek) Demek buradasın!
(Hareketli müzik)
Bir.
Ben de mevzudan çok sıkılmıştım!
Siz gelip beni bulmasaydınız, ben gelip sizi bulacaktım!
(Saltuk) Ee, hadi, ne durursunuz?
Akşama kadar birbirimizi mi tartacağız?
(Hareketli müzik)
Üç.
(Erkek) Ne sayarsın? Kelle başı para mı alırsın?
(Hareketli müzik)
Kelle başı değil...
...kabala hesap alırım!
Turap Baba, biz artık müsaadeni isteyelim. Yolumuz uzun.
Daha vakit var.
Nerede bu bahçenin sahibi olacak herif?
Ne ararsın burada?
Ulan adi herif! Senin yüzünden şerefim, namım iki paralık oldu!
Hele dur!
Hep senin yüzünden zarara uğradım! Kim verecek bunun hesabını? Söyle!
Dur! Çek elini adamın üzerinden, dur!
Ne o? Niye korursunuz onu? Siz onun ırgatları mısınız?
Yevmiyeniz katmerlensin diye mi korursunuz onu?
Kardeşlik, biz ne onun ırgatıyız...
...ne de yevmiyeyle çalışıyoruz burada.
Gönüllü olarak geldik, el uzattık işe.
Şimdi sen de gönüllü olarak doğru düzgün söyle söyleyeceğini.
Sizler siması temiz, kalbi pak, gönül ehli insanlara benzersiniz.
Dilerseniz meramımı anlatayım size, siz de hakem olun, olur mu?
Vaktidir, anlatın.
Geç hele kardeş, geç, çök.
(Gerilim müziği)
(Erkek) Konuş Necat.
Bana tahsis ettiğiniz...
...beni Bağdat'ı yönetmek için gönderdiğiniz...
...mekân ifşa oldu efendim.
Kim bunu başarabilir? Kim oradan yakalanmadan...
...yok olabilir, bilmiyorum.
Şaşkınlık içerisindeyim.
(Erkek) Bizim dibimize sızabilecek kadar zeki olanlar karguylardır.
Anlattığın adam karguya benzer.
Karguy Teşkilatı'nın karargâhını başlarına yıktım!
(Necat) Canlı hayvan bile bırakmadım orada.
(Erkek) Yanılıyorsun Necat! Belli ki biri sağ kurtulmuş oradan!
Her kimse onu bulmalısın!
Bunca zamandır biz gücümüzü...
...sır gibi gizli olmamıza borçluyuz Necat!
Açığa çıkamayız!
Efendim, aklımda bir şey vardır.
Yerimizin aşikâr olmasını fırsata çevireceğim.
Ava giderken av olacak o karguy!
(Erkek) Nedir düşündüğün?
Efendim...
(Erkek) Beyim, benim sürüm var, hayvancılık yaparım.
Bir gün benim hayvanlar, bu adamın ekinlerine girmişler.
Biraz da zarar vermişler.
Yahu biraz olur mu? Benim bu bahçe hariç bir de tarlam var.
Buğday ekmiştim, başaklarım da o kadar güzel olmuştu ki...
...tanelerden boyun bükmüşlerdi.
İlk defa bu kadar güzel olduklarını gördüm mübareklerin.
Bu hayvancının sürüsü tarlamı mahvetti. O günden sonra...
...ne ekinim belini doğrulttu, ne kendim belimi doğrultabildim.
Tarlama girip, başaklarımı yemişler. Yiyemediklerini ezip geçmişler.
Ee, hayvan bu! Aklı da yok, fikri de! Nereye gittiğini bilmiyor ki.
Hem lisanı da yok ki sorsun kimin bu bahçe diye.
O günden sonra bu adam beni herkese rezil etti.
(Erkek) Hem benden zararını tazmin için para da aldı.
(Hâce Ahmed) Peki, bugün ne oldu kardeşlik?
Niye hasmına dalar gibi daldın bahçeye?
Hasmımdır bu zamandan sonra!
Onun başaklarını yiyen hayvanlarım hep telef oldu!
Kan kusa kusa gitti hayvanlar!
Beddua mı etti, bela mı okudu, ne yapıysa artık!
Haşa! Ben nasıl böyle bir şey yaparım masum mahlukata?
Mesele aşikârdır.
Senin tarlana hastalık bulaşmış.
(Turap Baba) Buna ciğerdelen karası derler.
İllet gelir, buğdaya yapışır.
Ondan sonra başakların arasında yuva yapar.
Başak büyürken, o da büyür.
Sen mahsulüm çok sanırsın...
...ama illet içten içe sarar tarlanı...
...fark etmezsin.
Fena bir illettir bu.
Bu buğdayı hayvan yese, ona bulaşır...
...insan yese, ona bulaşır.
İşte âdemoğlu...
...sen tarlanda başaklar gürleşince mahsulüm çok sandın.
(Turap Baba) Ötesini düşünmedin, avuçlarını ovuşturdun.
Hiç işin tuhaflığına kafa yormadın.
Suçlusun.
Hayvancı, sen de sürüm var dedin...
...dönüp hayvanlarına sahip çıkmadın.
Onların karınlarını hakkıyla doyurmadın.
Aç olan hayvanat, başı boş olan hayvanat her yere dalar.
Hiç dert etmedin kimin bahçesi dağılmış...
...kimin tarlası mahvolmuş. Gam çekmedin.
Şimdi hayvanların hasta oldu.
Bahçe sahibi kadar sen de suçlusun.
Nereye gidersiniz beyim? Hüküm bu mudur?
Evet. Hüküm budur.
Şimdi ikiniz de suçunuzu bilin, af dileyin.
Ya insan olup insan gibi helalleşirsiniz...
...ya da hayvanat gibi boynuz tokuştura tokuştura hesaplaşırsınız.
(Turap Baba) Gerisi sizin al ver meseleniz.
Biz yola revan olalım.
(Tasavvuf müziği)
Of! Hâce bize darıldı gitti.
Mahmud laf dinlemez oldu. Sazlık Mahallesi yandı.
Bağdat'ın üstünde kara bulutlar dolaşır ana.
Hilalin önüne bulut geldi diye ışığı kesilmez elbet.
Bir yel eser, bütün kara bulutları dağıtır götürür.
Hilal yine gökyüzünde parlar.
Hâce'nin ışığı da bu şehrin karanlığının üstüne düşecektir.
İş ki o gelmeden Sazlık'ı eski hâline getirelim.
Doğru dersin ana, doğru dersin.
Anam, Leyla Hatun'u hiç gördün mü? Ben görmedim de.
Ah kader.
Leyla'nın bahtına gölge ilişti oğul.
Yanındaki halayığı uğrudan saklandığı yerden çıkıp eve gitmiş.
Öldürmüşler kızcağızı. Leyla da çıkıp gitti.
Ah Leyla ah!
Burnunun dibinde bela vardır...
...hâlâ laf dinlemezsin, burnunun dikine gidersin.
Kaç kere dedik sana bu obadan çıkma diye.
Laftan anlamaz ki. Laf da dinlemez ki. Ah!
(Duygusal müzik)
Sultanım.
Mahbube'nin cenazesinin nizami olmasını istiyorum.
Hemen alakadar ol.
Başüstüne sultanım.
Baba, Hâce...
...Hâce, Mansur akayı da götürdü yanında.
Üzülme oğul. Gelirler elbet.
Güneş, ayı da yanına alıp terk etti bizi.
(Gerilim müziği)
Ben bir dışarı çıkıp bakayım.
-Sen ablana sahip çık, tamam mı? -Tamam.
Belki bir haber alırım.
(Gerilim müziği)
Başın sağ olsun Leyla.
Allah rahmet eylesin.
Sağ ol Hamza. Dostlar sağ olsun.
Leyla...
...gel, obaya geri dön.
Seni orada daha rahat korurum.
Kimse kimseyi korumayacak Pehlivan!
Birlikte mücadele edelim dersen varım.
(Leyla) Yoksa yolumdan çekil.
Mahbube'nin öcünü almadan buradan ayrılmayacağım.
O nasıl söz öyle Leyla?
Elbette birlikte mücadele edeceğiz.
(Pehlivan) Seni burada tek başına bırakmak istemem.
Gel, obaya geri dön.
Hem hedeflerinde sen varsın, görmez misin?
Bu saatten sonra her şeyi göze aldım ben.
(Leyla) Hiçbirinden korkmuyorum.
Ne vezirinden ne de hançerlisinden.
Kaybedecek şeyi olanlar korksun.
Ya ben korkuyorsam?
Sana bir şey olursa hepimiz kaybederiz Leyla.
(Pehlivan) Hem Meryem var.
Obada da seni seven o kadar insan var.
Haklısın Hamza.
Bu dünyada korumak için kaygı duyduğum tek varlık Meryem'dir.
Fakat onu da...
...göçer obasına ve senin gibi güvenilir bir adama emanet ettim.
Korkularımdan azadeyim artık.
Ölmeye de hazırım, öldürmeye de!
(Tasavvuf müziği)
Destur! Kara Leyla'nın işret âlemi kapısı mıdır dalarsın böyle?
Bir haberim var Mervan Hoca'm.
Hem de dediğiniz gibi Kara Leyla'yla alakalı.
Neymiş o haber?
Kara Leyla'nın yanındaki kızlardan biri.
Hani şu yanında olan sürekli. Katledilmiş.
-Kim yapmış? -Bilmem.
Eve gelip gidenlerden biri göz koymuştur.
Onlardan biri yapmıştır herhâlde.
Şimdi Kara Leyla'nın adamı Adnan...
...kızın cenazesini kaldırmak için uğraşmakta.
Ne zamandan beri kötü kadınların cenazesi kaldırılır olmuş Faris?
Yeni âdet midir bu?
Biz din düşmanlarıyla, fâsıklarla mücadele ederken...
...bunun için her şeyi göze almışken...
...Bağdat'ın alnına bu kara lekeyi sürdürmeyeceğim Faris. Ant olsun!
Sen de git tekkedeki herkese malumat ver.
Herkes bilsin Bağdat'ta ne menem işler döndüğünü.
Öğrenince zaten böyle bir işi kabul etmezler.
Cami cami gezsinler. Bu işin karşısında dursunlar.
Sen de git Kara Leyla'nın evine...
...bu cenazenin kaldırılmasına rızamızın olmadığını söyle.
Sakın ha sakın onlar da bu işe kalkışmasınlar.
Kutluk nereye kayboldu?
Hâce'den bir iz bulmaya gitti.
İnşallah bir iz, bir işaret buluruz ondan.
İnşallah anam, inşallah.
Cenazeniz vardır.
Acınızı anlarım.
(Faris) Yıllardır sizinle yaşayan bir kız.
Her ne kadar günaha batmış olsa da...
...şimdi ölmüş gitmiş. Arkasından konuşmayayım.
Ne demeye getirirsin sen?
Ben diyeceğimi yekten deyip gideyim öyleyse.
Cenaze tertip edip, böyle kötü bir kadının...
...cenaze namazını kıldırmak istermişsiniz.
Bu namümkün bir hadisedir.
Böyle bir şeyi Bağdat'ta tecrübe etmek isterseniz...
...neticesine katlanırsınız.
Bu ne biçim laftır efendi?
Hayırdır?
Sen niye karışırsın bu işe?
Sen de burada mı düşüp kalkarsın yoksa?
Göreceksiniz! Göreceksiniz!
(Gerilim müziği)
(Kuşlar ötüyor)
(Kuşlar ötüyor)
Su ne kadar berrak.
İnsan niye böyle kalamaz Turap Baba?
Gözeden çıktığı gibi arı duru kalamaz insan?
Akan su, insana misaldir.
(Turap Baba) Suyun her damlası önünden akıp gider.
Her seferinde binlerce yenisi çıkar kaynaktan.
Sen gözünü açıp kapayıncaya kadar...
...bu dere değişmiştir aslında.
Sen hep aynı dereye bakıyorum sanırsın.
(Hâce Ahmed) Değişimin böylesi güzel değil mi?
Gözeden her seferinde tazesi ve temizi çıkıyor suyun.
Gökten düşen yağmur temiz...
...gözeden çıkan damla temiz.
Bu sular neden kirleniyor peki?
Çünkü biri geliyor, içine bir pislik atıyor.
Sen gümrah bir akarsuysan onu söküp atabilirsin.
Ama durgun bir gölsen pislik birikir içinde.
Şu kayaya bak.
Yalnız su değil, kaya da değişiyor.
(Turap Baba) Her su zerresi onu biraz biraz yontup geçiyor üstünden.
Sonunda bakacaksın taş dahi değişmiş.
Eskisi gibi kalmayıp değişene üzülmemek mi gerekir?
Bunu mu demek istersin?
Üzül istersen.
Senin yüreğine kim zincir vurabilir ki?
Ama üzülmek boşa diyorum.
Sevinmek de.
Senin gülmen ya da ağlaman ne yapıyor bu suya?
Hiç.
Hiç.
Çünkü Rabb'in yazdığı kaide var.
Mahşer gününe kadar her şey değişecek.
(Turap Baba) Bazısı birden olacak, herkes görecek...
...bazısı bu kayanın su tarafından yontulması gibi ağır ağır olacak.
İster dere ol, ister taş, sen de değişeceksin.
Ne olursan ol, durgun su olma.
Çünkü gelip içinde abdest bile alınmaz.
Turap Baba, anlattıklarının her biri...
...gönlüme bir tohum olur düşer.
Sana malum mu olur, yoksa aynı ıstırabı çektin de...
...gözlerime bakınca ondan mı bilirsin anlamadım.
Ama şu derenin soğuk suyundan...
...daha çok ferahlatır sözlerin.
Var olasın.
Eğer ferahlığı hissediyorsan inşirahın sahibi olan Hakk'a şükret.
Peki, o adamların ikisi de kabahatli midir hakikaten Turap Baba?
Evet.
Eğer sürü sahibi olacaksan sürüne sahip olacaksın, kollayacaksın.
Eğer ekin sahibi olacaksan...
...tarlana bir hastalık iliştiğinde müdahil olacaksın.
Yoksa suçlusun, kabahatlisin.
Sonra bağırıp çağırmaya, küsüp gitmeye hakkın yok.
(Tasavvuf müziği)
Zannedersem bu kadarız. Hadi bismillah.
(Hareketli müzik)
Biz de varız.
Bir işin ucundan da biz tutalım, değil mi?
Hay yaşayasın usta.
Hoş geldiniz.
(Erkek) Eyvallah.
(Pehlivan) Ver hele ver, ver.
(Tasavvuf müziği)
(Tasavvuf müziği devam ediyor)
(Sessizlik)
Efendim, çuval çuval un ve biçilmiş ekin getirdiler.
Bağdat Dâî'si bize neden bu çuvalları göndermiş ola ki?
İkinizin de daha önce görmediği bir saldırı tertip edeceğiz Bağdat'a.
Hatta daha önce tarih boyunca hiç kimsenin görmediği bir hamle.
Saldırıda bu çuvallar ne işe yarar ki efendim?
Bilmemizde fayda vardır Efendi Dübeys.
Neye yaradığını bilelim ki...
...bizim yarım akıllı askerler bir halt etmesinler.
Doğru dersin.
Dinleyin öyleyse.
Sazlık'a saldıracağız.
Lakin gürzle, mızrakla...
...kılıçla, hançerle değil.
Bu defa onların ekmeğiyle oynayacağız.
Sazlık'ta...
...ekmeğe muhtaç insanlar...
...bir lokma ekmek için koşarken...
...aslında kendi ölümlerine koşacaklar.
Kursaklarından geçen her lokma ekmek...
...onlara zehir olacak.
Hepinizin eli çabukmuş. Kolayladık.
Hadi gelin biraz soluklanın.
(Almas) Hâce gelmeden biter inşallah.
O gelmeden bitsin ki...
...yokluğunda bizi hepten düşmüş bellemesin.
Öğrettiklerinden hiçbir şey anlamadık zannetmesin.
Doğru dersin Almas Ana, doğru dersin.
Baba? Hayırlı haberlerle geldin inşallah babam.
Ne yaptın? Hâce'yi bulabildin mi?
Ondan bir iz bulabildin mi baba?
Bağdat'ın dışındaki bütün köyleri, obaları dolaştım, sordum.
Birinde buldum Hâce'yi gören.
Ee?
Hayırdır Kutluk? Suratın pek bir asıktır.
Bir hadise mi cereyan etti?
Yok Pehlivan Usta, bir hadise falan yok.
Tek bildiğimiz, adamın anlatmasına göre...
...Hâce ve Mansur Bağdat'tan çıkıp dörtnala at sürmüş...
...bir yere yetişir gibi.
(Pehlivan) Bir yere yetişmez.
Bizden kaçar dörtnala.
Haklıdır da.
Beni...
...Urungu'yu, babamı, Pehlivan Usta, sizi...
...hepimizi bırakıp gitti mi Hâce?
(Duygusal müzik)
Almas Ana, ne demektir bu şimdi?
Ee, Pehlivan Usta, söylesene.
Söylesene.
Olmaz dediğim oldu desene.
Hâce gitti, dönmez desene.
(Duygusal müzik)
(Duygusal müzik devam ediyor)
(Cırcır böceği ötüyor)
Benim bundan sonraki yolculuğum...
...zorlu ve çetin olacak.
Gayrısına beraber devam edelim demek zulümdür.
(Tasavvuf müziği)
Bu elmalar sizin kısmetinizdir.
(Tasavvuf müziği)
Bu nefes sizin nasibinizdir.
(Tasavvuf müziği)
(Kuşlar ötüyor)
Mansur. Mansur, kalk. Mansur.
Buyur Hâce'm?
Turap Baba gitmiş.
Turap Baba mı gitmiş? Nasıl gitmiş? Nereye gitmiş?
Bilmiyorum işte, heybesi yok, altına serdiği kilim yok.
Dün bize azık diye bıraktığı elmalar buradadır Hâce'm.
(Kuşlar ötüyor)
Hâce'm, bu hayal midir hakikat midir?
Kimdir bu Turap Baba?
Elmaları hakikattir.
Nasihatleri hakikattir.
Kim olduğuna gelince, bastığı kuru toprağı yeşerten...
...gittiği her yere güzellik saçan bir âdemoğlu işte.
Daha isim koymaya gerek var mı?
Peki, biz şimdi ne yapacağız Hâce'm?
İstikametimiz neresidir?
(Duygusal müzik)
Bağdat'a mı dönüyoruz Hâce'm?
Benim gücüm Bağdat'ı değiştirmeye yetmedi Mansur can.
Turap Baba'nın söylediği gibi...
...ne sürüye bakabildim ne ekinleri kurtarabildim.
Hakkını veremeyeceğim vazifeye talip olmak...
...edepsizliktir.
Türkistan'a mı dönüyoruz yani?
(Yusuf) Bağdat'a dönüyorsunuz Mansur can.
(Zikir müziği)
Pirim, nasıl buldunuz bizi bu dağda bayırda?
Toprak ile suyun...
...ateş ile nefesin buluştuğu yerde olduğunuzu söyledi erenler.
(Yusuf) Biz de çıktık geldik.
Pirim.
(Yusuf) Hay maşallah canlar. Canlarım.
Ahmed can, beni Bağdat'ta misafir etmeyecek misin?
Bu dizinin sesli betimleme, ayrıntılı altyazı ve...
...işaret dilini kapsayan eşerişimi Es Film tarafından...
...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.
www.sebeder.org
Sesli Betimleme Metin Yazarı: Reyhan Üzülmez
Seslendiren: Ünsal Coşar
Ayrıntılı Altyazı Çevirmenleri: Çağıl Doğan - Çağrı Doğan...
...Eylül Yılmaz
İşaret Dili Çevirmeni: Hayrettin Baydın
Editörler: Beliz Coşar - Fulya Akbaba - Samet Demirtaş
Teknik Yapım: Dağ Prodüksiyon ve Yeni Gökdelen Tercüme
(Jenerik müziği)
(Jenerik müziği devam ediyor)
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.