All language subtitles for Mavio.S01.E16 (16. Bolum)

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian Download
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

(Jenerik müziği)

(Jenerik müziği devam ediyor)

(Jenerik müziği devam ediyor)

(Jenerik müziği)

(Erkek) Geçmiş olsun Hâce.

(Hâce Ahmed) Eyvallah, eyvallah.

Vay yiğidim!

Nasılsın?

(Üst üste konuşmalar)

Âmin, sağ olun.

-(Erkek 1) Hoş gelmişsin. -(Kadın) Geçmiş olsun.

(Erkek 2) Geçmiş olsun Hâce.

Eyvallah.

Allah kurtardı.

Allah razı olsun hepinizden, eyvallah.

-Hoş gelmişsiniz. -Allah razı olsun hepinizden.

-Geçmiş olsun. -Allah razı olsun.

-Hoş gelmişsin, sefalar getirmişsin. -Sağ olun. Allah razı olsun.

Geçmiş olsun, hoş geldin Hâce.

Hey yiğidim benim.

(Kadın) Hoş gelmişsin.

Hoppa.

Tekrar geçmiş olsun Hâce.

-Eyvallah Tarık Usta. -Hoş gelmişsin Hâce.

-Eyvallah, eyvallah. -Geçmiş olsun.

-Eksik olmayın. -Hadi Allah'a emanet.

Eyvallah Şahsuvar.

Yürü bakalım Necip.

Hadi buyur.

Hadi bismillah.

(Müzik)

Almas Ana, Almas Ana!

Gözümüz aydın! Gözümüz aydın! Muştumu isterim!

Hâce zindandan çıktı!

Allah!

Allah!

Allah'ım şükürler olsun, dualarım kabul oldu.

Mahbup ile habibi kavuşturan Rabb'im, sen ne büyüksün.

Sevinin, sevinin de fazla oyalanmayın!

Akşama toyumuz var! De hadi herkes işinin başına!

Hadi, hadi!

Oğul, sen de haber sal, Asıfe Hanım da gelsin toyumuza!

-Onun da emeği çoktur bu meselede. -Tamam ana.

Ne oldu Aytolu?

Yok bir şey abla.

(Müzik)

Obadakiler ne kadar iyi insanlar, görüyor musun dadı?

Toya bizi de davet etmeleri beni çok mutlu etti.

Öyle kızım.

Almas Hanım güngörmüş biri, belli.

Koskoca obayı kadın başına idare ediyor.

Hem de Bağdat'ın kıyısında.

Almas Ana'ya çok imreniyorum dadı.

Biliyorsun, babam bana hep bir mücevher gibi davrandı.

Sandığı da kendisi kadar değerli bir mücevher.

Ama o sandığa akrepler, çıyanlar dadandığında ne yapacağımı şaşırdım.

Onlardan, Hâce'den güç almasaydım hakikati bulamazdım.

Hakiki dünya da neymiş bilmeden yaşar giderdim.

Almas Ana, bana gerektiğinde irade kullanma cesareti verdi.

Ah, ah, o irade beni ölüp ölüp diriltti.

Ama hayırlara çıktı çok şükür.

Bundan sonra da Allah'a emanet peşinden gideceğiz Asıfe Hanım.

Allah seni başımdan eksik etmesin dadı.

Sen olmasan hiçbiri olmazdı.

(Dadı) Ver, ver ben takayım. Geç kalmayalım.

Koskoca Vezir Atıf'a kafa tutarken kılın kıpırdamadı...

...ama Hâce'yi göreceğim diye elin ayağına karıştı.

Gitmeden babama da uğrayalım dadı.

Hekimbaşı ilgileniyor ama aklımız onda kalmasın.

Uğrayalım kızım.

(Atıf) Efendimiz, Hâce'yi serbest bırakmak zorunda kaldık.

(Necat) Zaten haberim var.

Asıfe seni oyuna getirdi ha.

Halife'nin kendi hâlinde, çıtkırıldım kızı...

...sandığından daha dişli çıkmış Atıf.

(Necat) Hesapların tutmadı, değil mi?

Efendimiz...

...meseleyi böyle tafsilatıyla nereden öğrendiniz acaba?

Alamut'un o saraydaki tek adamı sen misin?

Gerçekten böyle mi düşünüyordun?

Sen küçük bir adamsın Atıf.

Hesapların küçük, ufkun küçük.

Hayallerin küçük.

Para hırsın yüzünden düştüğün hâle bak.

Bütün Bağdat'ın sahibi olabilecekken...

...üç beş dinar için boğazına kadar rezalete battın.

Efendimiz, bu sadece benim kabahatim değil ki.

İhanete uğradık.

-Anlamadım. -Efendimiz, Leyla...

...Kara Leyla bize ihanet etti.

Hâce'nin adamları tarafından sıkıştırıldım.

Bundan sebep.

Bak sen.

Efendimiz, eğer müsaadeniz olursa...

...Kara Leyla'nın yok edilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Böylece bize ihanet etme cüretini gösterecekler...

...onun akıbetinden ibret alacaklardır.

(Hâce Ahmed dış ses) Yüzünü peçeyle kapatmıştı.

Geçti karşıma yılan.

Ah, ah, o yüzünü bir açaydı da çehresini görseydik.

Kim bilir, in midir cin midir?

O da olacakmış bir gün.

Hesap kitap bittiğinde, her şey nihayete erdiğinde...

...yüzünü açıp öyle alacakmış canımızı.

Ya...

O, o kadar kolay, öyle mi?

Ah ki ne ah, vah ki ne vah.

Ben orada olacaktım, onun kafasını tutardım...

...parmaklıklara vura vura...

Mansurcuk can...

...sen ne yapardın bu arada?

Adamlar Hâce'yi tehdit etti de sen öyle susup oturdun mu?

Yok, oturmadım Mahmud akay.

Ben de senin dediğin gibi varacaktım üstüne ama...

...Hâce'm geri dur dedi bana.

Yalan konuşma! Elin ayağın titredi, değil mi?

(Mahmud) Elin ayağın buz kesti.

Ölüm melaikeleri karşına...

...kapalı, böyle yüzü kapalı bir adam şeklinde zuhur etti...

...sen de korktun, değil mi?

Korkmadım Mahmud akay, korkmadım. Aksine ferahladım.

Artık düşmanımızın suretini bilmesek dahi...

...kim olduğunu biliriz evelallah.

(Hâce Ahmed) Mansur can haklıdır.

Karşımızdakilerin hepsinin bir efendiye çalıştığını bilirdik.

Kölelerin efendisi boy gösterdi.

Alamut'un yılanlarıyla uğraştığımızı öğrendik artık.

Neyse, hadi geçin bunları.

Esas dışarıda ne oldu da bizi böyle serbest bıraktılar?

Sen bizi boş geç Hâce.

Bu Asıfe kız var ya, onda bir yürek var ki...

...benim ben diyen bahadır, yanında ürkek kedi sayılır.

Asıfe Sultan sayesinde mi oldu bu işler?

O kızın içinden bir Zaloğlu Rüstem Pehlivan çıktı ki Hâce, sorma.

(Pehlivan) Seni içeriye koyanların tek tek sırtını yere vurdu. Of, of!

Mahmud can, hayırdır?

-Efendim? -Hayırdır, neyin var?

Yok bir şeyim, ne oldu?

Dün bir temiz sopa yemiş gibi davranıyorsun.

Yok, bir şeyim yok.

Ne olacak?

Pehlivan Usta, Zaloğlu Rüstem Pehlivan falan dedi ya...

...benim aklıma öyle fena şeyler geldi, bir şeyim yok.

Allah razı olsun Asıfe Sultan'dan, ne diyelim.

Fakat yine de keşke müsaade etmeseydiniz böyle şeyler yapmasına.

Zavallı bir kızcağızın bizim için kendini tehlikeye...

...atması ona yaraşır belki ama bize yaraşmaz.

Şifa olsun babacığım.

Çok mutluyum baba.

(Asıfe) İlk kez bir işte muvaffak olduğumu hissediyorum.

Yanlış anlamayın, kibirlenmiyorum.

Ama birine yardım etmek hem de Hâce gibi...

...Allah'ın rızası için çalışan birine yardım edebilmek...

...beni çok mutlu etti.

Atıf'ın karşısında sizin kızınız olarak durdum.

O an sizi yanı başımda hissettim.

Kudretiniz yüreğimdeydi sanki.

Bir görseydiniz, gurur duyardınız benimle.

(Asıfe) Evvelden de böyle dirayetli durabilseydim...

...Atıf'a ipleri hiç kaptırmazdım aslında.

Çok yakında siz de iyileşince mutluluğum tamamlanacak babacığım.

Yeter ki kem gözler ilişmesin bize.

Biz şimdi Hâce şerefine verilen bir eğlenceye gidiyoruz dadımla.

Obadakiler toy diyorlarmış. Sağ olsunlar bizi de davet ettiler.

Sen şimdi güzelce dinlen.

Yine gelirim. Allah'a emanetsin.

Asıfe Sultan, senin düşündüğün kadar zayıf değildir Hâce.

Çok değişmiş.

Sen içeri alındıktan sonra âdeta birdenbire büyüdü.

(Pehlivan) Hani bizim oralarda Almas Ana gibi...

...her şeyi çekip çeviren kadınlara devlet ana denir ya.

Birdenbire devlet ana oldu kız.

Benim Asıfe'den bakıp ibret alacağım çok şey var Hâce.

Söyle hele de biz de ibretlenelim madem öyle.

Asıfe...

...bir sevdanın peşinden koşarken yorulmamanın timsali.

Sevdası ona güç verir, kuvvet verir.

Üstelik beşerî bir sevdadır onunki.

Biz de sözümüzün eriysek...

...içimizde ilahi aşk ateşi yanıyorsa...

...yalazları da yüreğimizi kavuruyorsa...

...biz de cesur olmak ve dahi pervasız olmak zorundayız.

(Mahmud) Allah Allah.

Yahu bu...

...Asıfe kızcağız kime sevdalıdır ya?

(Mahmud) Ben anlamadım.

Mansurcuk can, sen anladın mı?

Yok Mahmud akay, ben nereden anlarım?

(Mansur) Nereden bilirim yani kime sevdalıdır, ben bilmem.

Allah Allah, tövbe ya Rabb'i tövbe estağfurullah.

Yahu deli oğlan, ne uzattın lafı. Hadi kalkın, obaya gidelim, hadi.

İşimiz var gücümüz var, Allah Allah.

Ne acelemiz var usta? Akşama varırız.

İnsancıklar bizi bekler.

Hadi bir an evvel yola koyulalım, hadi.

(Müzik)

Sen Asıfe'nin toya davet edilmesine pek sevinmedin galiba.

Yok. Herkese yetecek kadar aşımız var şükür.

Ben koskoca Halife kızıyım demez gelirse, hoş gelir, buyur gelir.

Demez. Niçin desin?

Şimdiye kadar onun kibirlendiğini görmedik.

Nereden çıkardın bunu?

Şimdi hem Halife kızı...

...hem de Hâce'nin kurtarıcısı olarak gelecek obaya.

Siz yapamadınız, ben yaptım diyecek.

Bana bak güzel bacım.

Sen bozkırın kızısın, benden iyi bilirsin Şimal Yıldızı'nı.

Herkes ona bakıp da bilir ne yöne gideceğini.

Çok zelzeleler oldu diye, çok rüzgâr esti diye...

...onun yer değiştirdiğini gördün mü hiç?

Çakılı duruyor işte.

Gökte Şimal Yıldızı neyse gönülde de yâr odur.

Onun gönlünde sen parlıyorsan eğer...

...hiç gam çekme.

Ne olursa olsun gönlü sana dönecektir.

Almas Ana mı çağırıyor beni ya?

Dur, daha saçın bitmedi.

(Leyla gülüyor)

(Leyla) Hem sonra sen benim saçımı tarayıp düzelteceksin.

Ama böyle oba usulü olsun, olur mu?

Olmaz olur mu? Hem sana ne yakışır.

Gel bakalım, şimdi burada sıra.

Deli kız.

Güzel.

Güzel.

Aferin Leyla'ya.

Elini taşın altına sokacak...

...cesareti gösterdi nihayet.

Efendimiz, siz bu meseleden memnuniyet mi duydunuz...

...yoksa ben mi yanlış anladım?

Memnunum çünkü Leyla...

...Hâce'nin ve yanındakilerin güvenini kazanmalı.

Biz Hâce'nin yanına bir fedai sızdırabilir miyiz?

Fedai zor.

İmkânsız.

İmkânsız.

Çünkü ikimiz aynı düşünüyoruz Hâce'yle.

Dünyaya inançla bakıyoruz.

Ve inancında sahtekârlık olan birini...

...hemen sezebiliyoruz.

Ben de bu yüzden Leyla'nın, Hâce'nin yanına...

...yanaşmasını istiyorum.

Leyla'nın yanına adam sızdırmak...

...benim için çok kolay çünkü.

Böylece Hâce'nin attığı her adımdan...

...aldığı her nefesten haberdar olacağım.

Neyse, demem o ki Leyla'ya dokunma.

O benim kendi meselem. Sen kendi işlerini hallet.

Efendimiz, eğer Sazlık Mahallesi'ni kastediyorsanız...

...o meseleyle teferruatıyla alakadar olacağım.

Alaka göstermek yetmez.

Bana netice göster Atıf.

Hâce çıktıktan sonra...

...Şahsuvar ve Sazlık çetesinin büyükleri...

...göçer obasına gittiler.

Ona geçmiş olsun diyecekler.

Yani Sazlık her türlü taarruza açık.

Efendimiz, bu fırsatı kaçırmayacağımızdan...

...emin olabilirsiniz.

Göreceğiz Atıf.

Göreceğiz.

(Gerilim müziği)

-Almas Ana. -(Almas) Koy oğlum, koy hadi.

Hoş gelmişsin oğul.

Bağdat'ın Şahsuvar'ı...

...sen gelir miydin buralara kadar böyle erkence?

Aman ana, estağfurullah, ben Sazlık'ın Şahsuvar'ıyım.

Bura da bizim Sazlık gibidir.

Bunlar benim için neyse siz de öylesiniz. Beni de bir oğlun bil.

(Kutluk) Hoş geldiniz. Toyumuza şeref kattınız.

Biz böyle şenlikte eğlenirken...

...Sazlık'taki bebelere de bir şeyler götürmek gerek.

Hiç lüzumu yok Kutluk baba, mahallede her şey var çok şükür.

(Kutluk) Olsun.

Toy için hazırladığımız erzaktan da götürmek gerek.

(Kutluk) Siz keyfinize bakın...

...ben giderim. -Eyvallah.

Hâce kurtuldu ya, artık gerisinin hiç önemi yok.

Şimdi göremesem de akşama görürüm nasıl olsa.

Doğru dersin Kutluk.

Ama mutlaka yanına birini al, yalnız gitme.

Tamam anam. Aytolu, hadi kızım.

Hayır, Aytolu olmaz. O benim elim ayağım.

Urungu da kaç zamandır Mansur akay türküsü çığırır durur.

(Almas) Sen en iyisi başkasını al yanına.

İyi.

Yalgız, Sazlık Mahallesi'ne benimle gelirsin değil mi?

İyi o zaman.

Çadırdan Pehlivan Hamza'nın dediği merhemi alayım, çıkarız.

Sizin orada bir âdem varmış Akbörü mü Karakurt mu ne, yaralıymış.

Merhem hazırla dediydi Pehlivan Hamza.

Onu da alayım yanıma. O işi de aradan çıkarırız, değil mi Yalgız?

(Kutluk) Yalgız!

Oğlum hadi.

Çocuklar, siz de tutun bir işin ucundan, hadi.

-Hadi bir şey ikram edeyim. -Sağ olasın ana.

Günlerimiz böyle geçer bizim Saltuk. Senden ne haberler vardır?

Bizde işler iyi değildir Sıddık.

Sebebi ziyaretim budur aslında.

Diyeceklerim var.

Hayrolsun inşallah.

Arslan'ın yatağına sırtlanlar dadandı.

Dübeys...

...karargâhımızı basıp...

...karguylarımızı şehit etti.

(Hüzünlü müzik)

Bu Dübeys...

...senden adam istedi mi son zamanlarda...

...ordusunu güçlendirmek için?

Bilirsin Saltuk.

Bizim Âl-i Selçuk'a sadakatimiz katidir.

Bizi kendilerinden görür Dübeys.

Bedeviler de bizdendir deyip sürekli gelip benden adam ister.

Bense her seferinde onlardan zarar göreceğimi bilsem bile...

...bir tek adam vermem.

Bu defa vereceksin.

Adam toplamaya geldiklerinde onlardan gibi görünüp...

...Dübeys'e adam vereceksin.

Hayırdır Saltuk? Bizim sadakatimizi mi sınarsın?

Bu ne biçim lakırtıdır!

Dübeys'in askerleri geldiğinde dokuz kişi hazır olsun.

Gerisini bana bırakın.

(Gerilim müziği)

Mansur akay!

(Üst üste konuşmalar)

-Hoş geldin akay. -(Hâce) Bu nedir Pehlivan Usta?

(Almas) Hoş geldin oğul, geçmiş olsun.

Anam, sağ olasın anam.

Pehlivan Usta söylemişti merak içinde olduğunuzu ama...

...telaş içinde olduğunuzu söylememişti.

Ne gerek vardı anam? Yine yük olduk size.

(Almas) Olur mu Hâce?

Sensiz geçen günler bu obaya yük oldu.

Bugün bizim bayramımız.

Bırak da Yörük töresince bayramı bayram edelim.

(Hâce Ahmed) Sağ olasın ana.

-(Erkek) Geçmiş olsun Hâce. -(Hâce Ahmed) Eyvallah.

Hoş geldiniz.

Leyla, sen...

...böyle bizim buranın kadınlarına benzemişsin.

-Beğendin mi yani? -Maşallah.

(Müzik)

Yani baksanıza sofralara, çeşit çeşit yemek var da...

...sultan sofralarına layık.

(Pehlivan) Ben bir gidip bakayım neler varmış. Açılın hele ya, açıl.

-(Almas) De hadi bir soluklanın. -Sağ olasın.

Mahmud gel, ben de seni diğer Mahmud'la tanıştırayım.

Hoş geldin Hâce.

Hoş bulduk Aytolu.

Asıfe Sultan söyledi, zindanda selamını aldım.

Siz yokken ben çok üzüldüm.

Yani bütün oba olarak çok üzüldük.

(Duygusal müzik)

Sen evvelden bizi pek sevmezdin.

Demek artık akıllandın ihtiyar.

Akıllandım, akıllandım Üzeyir.

Dübeys bin Sadaka kimdir, bildim.

Onun yoluna kabilemin gençlerinin, evlatlarımın canını feda eyledim.

Sizin davanız Hakk'tır.

Selçuklu'dan bir şey görmedik.

Aynı soydan gelenlerle yola revan olmak lazımmış.

Geç de olsa anladım.

Hazırlandık biz ya Sıddık.

Güzel.

Hadi ben gidiyorum.

Sen de bir sonraki sefere daha fazla adam hazırlamaya bak.

Bundan böyle Dübeys bin Sadaka'nın kullarısınız.

Onun için mızrak atıp, kılıç çalacaksınız.

(Üzeyir) Hadi gidiyoruz!

(Müzik)

Hazırlıklar tamam mı?

Ben her şeyimle hazırım efendim. Sizden emir bekliyorum.

Güzel.

Mervan...

...sen bugün Sazlık'a saldıracaksın.

Sazlık'ta...

...senin karşına dikilebilecek kim varsa...

...hepsi zafer sarhoşluğu içinde...

...göçer obasında.

Bugün Sazlık'a saldırmanın tam zamanı.

Çök bakayım şöyle.

Mervan...

...sen bu işi hallet...

...muvaffak ol...

...seni altınlara boğacağım.

Sadece altın da değil...

...mevki sahibi de olacaksın.

Sayenizde efendim.

(Atıf) Ama...

...velev ki sen bu işi beceremezsen...

...kırk katır sana...

...kırk satır bana.

(Gerilim müziği)

(Necat) Sizin evde Atıf'a dolap çevirmiş Leyla.

Ne dersin bu işe Adnan?

Evvelden haberim olsaydı, engel olurdum.

Fakat Leyla bu işe karıştırmadı beni.

O sebeple.

(Necat) Leyla senden şüpheleniyor mu yoksa?

Zannetmiyorum. Ama öyle olsa bile...

...tez vakitte doğru adımları atıp...

...üzerimdeki şüpheyi bertaraf ederim.

Güzel.

Unutma Adnan...

...sen zaten bir şeyleri engellemek için değil...

...her şeyi haber vermek için o evdesin. Bak...

...üstlendiğin vazife, benim için çok mühim.

Ama aynı derecede zor bir iş.

-Eğer korkuyorsan... -Neden korkayım?

(Necat) Hani Pehlivan gibi eli silahlı adamlarla uğraşmak...

...belki de sana göre değildir.

Eğer böyle bir şeyden korkuyorsan...

...şimdi söyle.

(Necat) Sonra çok geç olabilir.

İnan bana, seni suçlamam. Yollarımızı ayırırız.

-Vedalaşırız, biter. -Asla!

-Asla korkmuyorum onlardan. -(Necat) Pekâlâ...

...o hâlde cesaretini ve sadakatini...

...ispat etmen için bir fırsat sunacağım sana.

Biliyorsun, aslında Leyla'nın bu yaptıklarından...

...memnunum. Fakat Leyla'nın...

...bu memnuniyetin ardındaki oyundan haberi yok.

O sebeple de Leyla'yı...

...işkillendirmemek gerek.

-Anlayamadım? -Demek istediğim şu ki...

(Mervan) Kardeşlerim, utanıyorum!

Hırsızların yuvası Sazlık denen bataklığa baktıkça...

...inanın kendimden utanıyorum.

Bir İslam şehrine öyle bir günah yuvası nasıl yakışır?

(Mervan) Kalkıp hesap soracak kimse yok mu?

Öfkemizin aleviyle orayı yakacak...

...tarihten silecek, Bağdat'ı bu utançtan kurtaracak...

...babayiğitler yok mudur?

Bağdat ahalisi bu kadar mı hamiyetsiz?

Bu kadar mı gayretsizdir, ey güzel kardeşlerim?

(Gerilim müziği)

Sazlık bugün ilk darbeyi alacak.

Daha ahali onu idrak edemeden...

...ikinci darbeyi de indirmek gerek.

Bağdat'ın kapısıdır Sazlık.

Orayı kırdık mı istediğimizi sokarız içeri.

Efendim, ikinci darbe için söylediğiniz şey...

...Bağdat'ta, saray zindanlarında...

...Hüsrev adlı mahkûmda tecrübe ettik.

Hüsrev üçüncü kez maruz kaldığında sizin verdiğiniz illete...

...kan kusmaya başladı. Hâce olmasa ölüp gidecekti.

Güzel. Çocuk ve yaşlılarda...

...daha çabuk gösterir tesirini.

Belki ilk seferde kan kusmaya başlar...

...ve ölür.

Şimdi hamleyi yapmaya geldi sıra.

Atımı hazırlayın, Dübeys'e gidiyoruz.

(Müzik)

Merak etmeyin, kimsenin parayla derdi olmayacak.

Lakin şimdilik bu kadar.

(Faris) Gerisini de Sazlık'taki işi hallettikten sonra.

(Faris) Açın şunları.

Dağıtın herkese.

(Gerilim müziği)

Allah'ım...

...biz her şeye senin adınla başlar...

...her şeyi senin adınla bitiririz.

Hamdımızı sana sunar...

...ellerimizi sana açarız. -(Hep bir ağızdan) Âmin.

Ey Rabb'imiz, sen ki bereketli ekinlerin...

...ve boynu bükük başakların sahibisin.

-Yediğimiz lokmalar helal olsun. -(Hep bir ağızdan) Âmin.

(Hâce Ahmed) Ey Rabb'imiz...

...sen ki şiddetli rüzgârların...

...ve sakin toprağın sahibisin.

Celallinden kaçıp yine sana sığındığımızda...

...bize muamele edeceğin ismin, Cemal olsun.

(Hep bir ağızdan) Âmin.

Ey Rabb'imiz, sen ki...

...karanlık gecelerin ve aydınlık şafağın sahibisin.

Yola çıktığımızda bize kılavuz olan...

...âlemi cihanın göğünde parıldayan...

...mübarek hilal olsun. -(Hep bir ağızdan) Âmin.

(Dua okuyorlar)

Duamızı ettik, son lokmamızı da yedik.

Gayrı sofraları kaldıralım.

Urungu, Urungu neredesin?

Hâce.

-Bu da nereden çıktı şimdi? -(Almas) Bana sordu evvelden.

Hâce bize deyiş söylesin diye.

Ben de hay aklınla bin yaşayasın dedim.

Almas Ana doğru söyler Hâce.

Bak, yemek yedik, ağzımız tatlandı. Hadi, şimdi yüreğimiz tatlansın.

Bir hikmet buyur da gönlümüz kanatlansın.

Eyvallah ustam, eyvallah. Gönlünüz olsun.

("Divan-ı Hikmet - 97. Hikmet" söylüyor)

"18 bin âlemde hayran olan âşıklar"

"Bulmayıp sevgiliyi sersem olan âşıklar"

"Tutuşup da kül olan, aşkında bülbül olan"

"Kimi görse kul olan, merd olan âşıklar"

"Hikmet kuşak bağlayan, yürek bağır dağlayan"

"Feryat edip ağlayan, giryân olan âşıklar"

"Bazen yüzü sararır bazen garip yolunda"

"Tespihleri ya habip, dolaşan âşıklar"

"Ahmed sen hem âşık ol, sıdkın ile sadık ol"

"Ahmed sen hem âşık ol, sıdkın ile sadık ol"

"Dergâhına layık ol, canan olan âşıklar"

"Dergâhına layık ol, canan olan âşıklar"

"Dergâhına layık ol, canan olan âşıklar"

Yüreğine sağlık Hâce'm.

(Müzik)

Söylesene artık, ne diye geldik buraya be adam?

Koskoca Kara Leyla durmamış burada, biz ne diye buraya geliyoruz?

Sakin ol. Gel otur, anlatacağım.

Anlat.

Aşk sadece masallarda güzel Mahbube.

Esasında kirli bir şeydir.

Bir nevi hastalık denebilir.

Hele...

...asla sahip olamayacağın birine âşıksan...

...kanlı, irinli, ağrılı bir çıban gibidir.

Yine de sevdiğini uzaktan seyretmek...

...acılarını bir nebze dindirir.

Bir başkasının...

...ona sahip olma ihtimali doğduğunda...

...şeytanla bile iş birliği yapmaktır aşk.

Gerektiğinde ona rağmen onu sevmektir.

Onu bir an bile fazla görebilmek için...

...arkasından dolap çevirmektir aşk.

Veyahut...

...bana böylesi denk geldi Mahbube.

Benim sırtımdaki kambur bu aşktır.

Ki sırtımda dünyayı taşırım ben.

Belimi büken ağırlık, aşktandır.

Ses etmem.

Lütuf sayarım.

Taşırım kamburumu.

Adnan...

...bütün bunların buraya gelmemizle ne alakası var?

-Hem bak, Leyla ablam... -Hişt!

Aşkın yaptıramayacağı şey yok Mahbube.

Bunu hep böyle bildim.

Ancak bu kadarını ben bile beklemezdim.

Bugün aşk...

...sevdiğin nefes alabilsin diye...

...başka bir masumun hayatını elinden almak demek.

(Necat dış ses) Demek istediğim şu ki...

...Leyla'nın benden beklediğini vermeliyim.

Çevresindekilerden biri...

...onun yüzünden zarar görmeli Adnan.

(Kutluk) Vah vah, vücudun ne hâle gelmiş!

Kılıç mahzenine tepeden mi düştün de çıkamadın?

Her yanın yara izi.

Say ki öyle.

Senin bu yaralar...

...on bahadırın ömrü boyunca alacağından daha fazla.

Belli ki düşmanın kuvvetliymiş.

Bu savaş yaralarını bir âdem oğlu kırk yılda alamaz.

Tamam, sen merak edersin belli ki.

Ben anlatana kadar da bu suallerin bitmeyecek.

Eski bir hikâye.

Düşman pek kuvvetliydi, doğrudur.

Ah!

Eskiden çift kılıç taşırdım ben.

Şimdiyse bir elim çolak...

...diğer elimdeyse sadece...

...şarap testisini kaldıracak kadar takat var.

Gerçi ona da Hâce müsaade etmez diye...

...o çocuk gelip gelip alır elimden.

-Necip mi? -Evet, o çocuk.

(Gerilim müziği)

Vazifemiz, bu Dübeys'in burada...

...kendi askerinin önünde boğazını kesmektir.

Lakin bu tehlikeli vazifeyi icra etmek için...

...insanların nazarını başka tarafa çekmek gerekmekte.

Siz dördünüz, benden işaret aldığınızda...

...Üzeyir ve Sedat'ı halledeceksiniz.

Asla Dübeys'in yanına yaklaşamayacaklar.

Oyalayın, eğlendirin. Yahut kavga edin onlarla.

Hatta çok direttiler mi çalın kılıcı.

Lakin Dübeys'ten uzakta olsunlar.

Siz ortalığı öyle bir karıştıracaksınız ki...

...buradaki tüm kabileler...

...Dübeys'i unutup kendi dertlerine düşecek.

Atlarını çözüp üstlerine süreceğiz. Atları öyle hızlı sürün ki...

...hem canlarını korumak için kaçsınlar...

...hem sonrasında koşan atlarının peşlerinden gitsinler.

Sen benimle geleceksin.

Ben Dübeys'i hallettiğimde...

...önünüze geleni biçin.

Acımayın kimseye.

Çünkü bunlar fırsat bulursa...

...size acımazlar.

Şimdi işaretimi bekleyin.

Herkes hiçbir şey yokmuş gibi sükûnet içinde kalsın.

Aman...

...aman, kendinizi açık etmeyin.

Dübeys, şimdi bir şey daha yapman gerekiyor.

Bağdat'a bir adım daha yaklaşabilesin diye.

Bağdat'a adım adım ya da koşa koşa...

...mutlaka gireceğim.

Sayenizde.

Sen hep fevri davranırdın, bu kez sakinsin.

(Necat) Bu sakinliğin bana lazım.

Bunu idrak etmiş olman hoşuma gitti.

Ben hep sizin istediğiniz gibi biri...

...olmak istedim efendim. Emriniz nedir?

Başaklar neden eğilir, bilir misin Dübeys?

İçi dolu olduğu için.

İyi çıkmıştır ekin, bu yüzden.

Evet, bir sebebi de o.

Bir de şu vardır. Başakları...

...içeriden kemiren bir hayvanat.

(Necat) Yedikçe şişer.

Başağın yarısını kapladığında...

...sen sanırsın, ekinin iyi çıktı bu sene.

(Necat) Hâlbuki o ekinden un yaptığında...

...hayvanatı da içine katarsın.

Ekin hasta olur, un hastalıklıdır.

(Necat) Ve o undan yapılan ekmeği...

...yiyen herkese illet bulaşır.

Anlamadım efendim.

Bağdat'a marazı bulaştırdık.

(Necat) Bağdat hasta.

Lakin Bağdat eğilmiş başak gibi...

...dolu durur, boş durur. Vakti geldiğinde...

...o başağın ekmeğini yiyenin...

...hasta olacağını bilmez kimse.

(Necat) Sazlık'ta ateş yandı. Şimdi sıra...

...ekmek pişirmekte. Bu işi sen yapacaksın.

Atları salın.

(Müzik)

Beyim, ne zaman harekete geçeceğiz?

İçimiz darlandı burada.

Bunca yıldır çölde yaşarsınız.

Ömrünüzün hangi deminde bir şey yaptınız da...

...buraya gelir gelmez canınız darlandı?

(Üzeyir) Çadırlarda oturup keçi kemirirsiniz.

Bize demişlerdi, bu Üzeyir sizdendir ama...

...geldiği yeri beğenmez, kendini kumandan sanır diye.

Sedat iyi dediler ama. Sedat size sahip çıkar...

...o geldiği yeri unutmaz derler.

Ee, hadi, sizinle mi uğraşacağım be?

Sedat da geldi işte. İnsanlık göresin.

(Erkek) Beyim, bu Üzeyir var ya...

(Müzik)

Bu kim ola ki?

-Yoksa sen... -Ne oldu Saltuk? Kim bu adam?

Alamut’un Bağdat’taki en mühim adamı.

Çabucak diğerlerine haber et. Kimse kendini açığa çıkarmasın.

Bugünlük bir hamle yapmadan, toplanıp beklesinler. Hadi.

Onları çıkarma yarına kadar.

Allah'ın izniyle yaraların daha iyi olacak.

Ellerin dert görmesin. Sağ olasın.

Sen de sağ ol. Amma unutmuş değilim...

...anlatacağım deyip de anlatmadıklarını.

Bir ara hikâyeyi dinlerim artık senden, tamam mı?

Eyvallah, eyvallah.

(Gerilim müziği)

(Akbörü) Yarım kalmış bir hesap vardı...

...onu kapatmaya geldiysen eğer, hoş geldin, sefa geldin.

Yok, başka bir iş için geldiysen darılırım.

(Gerilim müziği)

Ne muhabbet edersiniz! Meydana gelin, yemek yenilecek.

Biri hiç konuşmaz, biri az konuşur. Konuştuğunda şarap ister.

Bunlar neyin muhabbetini yaparlar ki böyle?

(Gerilim müziği)

Akbörü, Yalgız'dan şarap istiyor olmasın?

Yalgız, sakın buna şarap verme. Hâce kızıyor.

(Sessizlik)

Anladım.

(Akbörü) Sen daha bu çocuk kadarken...

...hatta daha da küçükken ananı babanı kaybettin, değil mi?

Bana bu kadar öfke duyduğuna göre...

...atalarını benim gibi Hitaylar öldürdü.

(Akbörü) Belki de dilin o gün tutuldu.

Peki, nereden anladın ilk gördüğünde?

Kıyafetlerimden mi?

Tabii ya, başka nereden olacak.

(Akbörü) O kıyafetler çocukluğundan beri...

...gözlerinin önünden gitmedi.

Ben atalarını öldürenlerden biri değildim.

Ama bu senin için fark etmez, değil mi?

(Akbörü) Ben de öyle düşünürüm. Haklısın.

Neticede hepimiz canavarız.

Benim kavmim hep öyledir.

Ne kadar korkunç olduğumuzu tahmin edemezsin.

Bunu en iyi ben bilirim.

Tereddüt etme yiğit.

Yoksa korkar mısın?

(Gerilim müziği)

Hadi.

(Akbörü) Hadi!

Korkudan dilini yutmuş küçük bir oğlan çocuğu olmayı bırak!

Ananın babanın intikamını al!

Hadi!

(Gerilim müziği)

(Islık çaldı)

Hayırdır?

Hangi yel getirdi sizi buraya?

Bağdat'ın her yeri bizimdir.

İstediğimiz yere, istediğimiz şekilde girer, istediğimiz şekilde çıkarız.

(Mervan) Sen buraların horozu musun?

Yoksa horoz Şahsuvar kaçtı da buraları sana mı bıraktı?

Bunların niyeti kötü.

Koş göçer obasına, millete haber et.

Tekkede haraç almak kesmedi...

...şimdi de çete kurup mahallelere mi dadandın?

Çok konuşursun efendi.

Ben senin yerinde olsam, kaçıp giderdim.

(Mervan) Bak, efendiniz Şahsuvar kaçtı.

Sen de onun gibi korksan iyi edersin.

(Necip) Sensin korkak.

Şahsuvar kaçmadı. Eğer gelirse, elinden çekeceğiniz var!

Tövbe tövbe.

Bu velet büyümüş de küçülmüş.

Bu benim, gerisi sizin.

(Kutluk) Bırakın! Vicdanınız yok mu lan sizin?

(Müzik)

(Hâce Ahmed dış ses) Boynuna o tahta kılıcı asarken...

...bana bir söz vermiştin.

(Geçiş sesi)

Kendimizden daha büyük davalar için elimizi pusatımıza götürecektik.

(Geçiş sesi)

(Hâce Ahmed dış ses) Bugün senin elini...

...pusatına götüren dava nedir can?

Kan davası, öyle mi?

Biliyorum, o bir Hitay.

Atalarını benim gibi Hitaylar öldürdü.

(Hâce Ahmed dış ses) Ama ananı babanı öldüren o mu Yalgız?

Ben atalarını öldürenlerden biri değildim.

(Hâce Ahmed dış ses) Ben senin yalnızlığını paylaşmaya çalıştım.

(Geçiş sesi) Sesine ses olayım istedim.

Göğsüne nefes olayım istedim.

(Geçiş sesi)

(Hâce Ahmed dış ses) Sen de tamam dedin.

Sırrımızın nişanesini göğsüne taktın.

Şimdi bundan vazgeçip kan kokusuna mı koşacaksın...

...canavarlar gibi?

Benim kavmim hep öyledir.

(Kutluk) İnsan değil misiniz siz, vicdanınız yok mu?

Ananın babanın intikamını al!

(Kutluk) El kadar bebelere vurulur mu lan?

Hadi!

-Hadi! -(Necip) Kutluk baba!

(Necip) Kutluk baba!

Musa!

Musa, kafandan kan akıyor!

Kalleşler! Görürsünüz siz!

(Hüzünlü müzik)

-(Almas) Obamıza hoş geldiniz. -Hoş bulduk.

Toyumuza şenlik getirdiniz.

Hoş bulduk Almas Ana.

-Biz şeref duyduk buraya gelmekten. -Sağ olun.

(Hâce Ahmed) Asıfe Sultan...

...size teşekkür etmek isterim.

(Hâce Ahmed) Her ne kadar kardeşlerimin size...

...engel olmamasını tasvip etmesem de...

...benim için zorluklara katlanmışsınız.

Allah razı olsun.

Ben üzerime düşen vazifeyi yaptım sadece.

Aslında herkes üstüne düşen ne varsa, onu yaptı.

Aytolu, Leyla Hanım.

Ama şüphesiz en büyük teşekkürü...

...Mahmud, Pehlivan Usta ve Şahsuvar hak ediyor.

(Asıfe) Kendilerine şükran borçluyum.

Sizin hürriyetinize kavuşmanızda bir nebze de olsa dahlim varsa...

...hep onların sayesinde.

Onların cesareti olmasaydı...

...Bağdat’a kan kusturan Hişam gibi bir tefeci...

...yerle yeksan olmazdı.

(Asıfe) Atıf’la beraber tertip ettiği evraklar ellerine geçmeseydi...

...boş bir hayalden ibaret olurdu her şey.

Hişam’ın harap hâlini görmeden...

...Atıf da boynunu büküp teslim olmazdı.

Ben...

Ben anlamadım Asıfe Sultan.

(Müzik)

Beni böyle mi çıkardınız?

Tefeci Hişam’dan...

...esnafın borç vesikalarını çalarak...

...onun üzerinden Atıf’la anlaşarak mı?

Öyle mi?

Ben hürriyetimi bu işlere mi borçluyum şimdi?

(Müzik)

(Gök gürlüyor)

(Gerilim müziği)

Akbörü, elin kılıç tutmaz mı senin?

Biz dayak yerken kaçacak mısın?

(Gerilim müziği)

İnsafsızlar!

(Gerilim müziği)

(Pehlivan) Hâce.

-Hâce, dur hele, dur. -Sakin ol kızım, sakin.

(Pehlivan) Hâce dur, izah edebilirim.

Neyi izah edeceksin usta?

Milletin kanını emen o evrakları pazarlık malzemesi yaptınız.

(Hâce Ahmed) Tefecilerle ve zalimlerle ticaret kurdunuz.

Onlarla birlik olmaktan ne farkı var?

Ben o esnafın önünde zulme teslim olmayacağım diye yemin ettim.

Siz beni zulme teslim ettiniz.

Onlar nasıl kelamlardır Hâce'm?

Onlar nasıl kelamlardır?

Zulmün elinden seni almak için kelleyi koltuğa koyduk!

Hâce, hem biz o Atıf denen herif-i naşerife...

...bütün esnafın borçlarını sildirdik.

Bu neyi değiştirir usta?

Biz zalimle pazarlık yapar mıyız?

(Hâce Ahmed) Onlar bize bir şey versin...

...biz de onlara bir şey verelim der miyiz?

Biz onlar gibi miyiz?

Haşa! Haşa Hâce!

Haşa!

Şimdi ne farkımız var peki onlardan?

Siz benimle Bağdat’ı temizlemek için geldiniz.

Ama Bağdat sizi kirletti.

Atına bin Mansur.

-Hâce'm... -(Hâce Ahmed) Mansur!

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

(Müzik devam ediyor)

Her yeri yakın!

Ateşle temizleyin bu pis mahalleyi!

Her şey benim yüzümden oldu.

Ben herkesi hataya sürükledim.

Hâce de çekip gitti.

Gittiyse Fizan’a gitmedi ya, döner elbet.

Haklısın Asıfe, haklısın.

Hâce herkese küsüp gitti.

Yüreğimiz Bağdat gibi yanmaya başladı.

Aytolu!

(Aytolu) Belli ki acele ettiniz.

Belli ki daha fazla düşünüp öyle hareket etmeniz gerekirdi.

Esasen Asıfe’mi yoldan çıkaran sensin Aytolu.

(Dadı) Benden bile gizledin oyunlarını.

Hanım hanım! Ayın oyun yok ortada!

Bizler kilim dokurken bir kız hata yapsa...

...bir yanlış, bir nakış deriz.

(Almas) O da kilimin süsü olsun deriz.

Hepimiz Hâce’yi kurtarmanın bir yolunu arayıp durduk.

Hepimizin niyeti de halisti.

Ancak bizler Hâce kadar ince düşünemedik.

(Almas) O incelik ki...

...içinde Yaradan’ın rızasını saklar.

Hâce anlattı hikmetini, bizler dinledik.

Ancak anladık ki hakkıyla anlayamamışız.

Yanımızdan ayrılır ayrılmaz inceliğimizi kaybettik.

Eh! Ne diyelim?

Allah affetsin.

Hâce bundan sonra ne yaparsa, doğru bildiği için yapar.

Kendimizi ya da başkasını suçlamamız boşadır.

Olmuşla ölmüşün çaresi yoktur.

Ama olmamışın çaresi, olmuş olandan ders çıkarmaktır.

Eğer bunu yapmazsak, bir Asıfe kız ağlamaz...

...hepimiz ağlarız.

(Hüzünlü müzik)

Kızım.

Kızım, neredesin?

Atıf nerede?

Ah!

(Gerilim müziği)

Halife Hazretleri, uyanmışsınız! Ne mutlu bize!

Kızım.

Asıfe'm nerede?

Bana Atıf'ı bulun.

Hemen çağırın onu.

Elhamdülillah. Halife’miz uyandı.

Vezir Atıf Hazretleri'ne hemen haber verin.

Ben sana dedim usta.

Benden derviş falan olmaz dedim.

Hem kendi yolumu mahvettim...

...hem de durduk yere sizi mağdur ettim.

Hâce de giderken nasıl baktı yüzüme!

Bunca zaman verdiğim emek berhava olmuş der gibi.

Bu boş lakırdıları bırak Şahsuvar!

Senin kusurun yoktur!

Bizim de kusurumuz yoktur!

Hâce haklı Mahmud.

-Hâce haklı. -Nasıl haklıdır?

Nasıl haklıdır?

Nasıl haklıdır?

Bıraksaydık da Alamut’un fedaileri mi öldürseydi?

Ya da hırsızlarla kalpazanlarla mı düşüp kalksaydı?

Şahsuvar kardeş bak, sen üstüne alınma da...

...benim sözüm meclisten dışarı.

(Mahmud) Atalar sözüdür!

Koyuna koyunla, oyuna oyunla karşılık verilir!

Biz de oyun kurduk! Kötülerin oyununu bozduk!

-(Mahmud) Suçlu mu olduk? -Mahmud!

Bu işlere karışmak size yakışmaz der Hâce!

(Pehlivan) Bunu kalın kafan almaz mı?

Almaz be, almaz!

(Erkek) Şahsuvar!

Şahsuvar!

-Sazlık’a saldırdılar. -Ne dersin sen?

Kutluk baba yolladı. Haber et, gelsin dediler.

-Mahalleyi yakıyorlar. Yetişin. -Yürü, yürü!

(Müzik)

(Hâce Ahmed dış ses) "Karanlık gece içinde yol yitirdim"

"Aydınlık tanı ansızın atar mı ki?"

"Kılavuzsuz yola girip türlü şaştım"

"Cila vursam gönül paslarım gider mi ki?"

"Ey dostlar, bu yollarda hayran oldum"

"Başım dondu, aklım yitti, şaşkın oldum"

"İki âlem berbat vurup üryan oldum"

"Atan tanı gaflet ile batar mı ki?"

"Erenler işbu yolda candan geçti"

"Zikrini söyleyip seherlerde bağrını deşti"

"Cefa çekip bu dünyanın zehrini içti"

"Öyle âşık rahat ile yeter mi ki?"

(Müzik)

Bu adam Leyla Hatun’u görmek ister.

(Leyla) Adnan! Ne işin var burada?

Göz kulak olmak için Mahbube’nin saklandığı eve gittim.

(Adnan) Orada yoktu.

Endişelendim ben de.

Olmaz ya, son bir de bizim eve bakayım dedim.

Ne oldu?

Ağlama da konuş. Anlatsana be adam!

Mahbube’ye kıymışlar.

(Adnan) Katletmişler masumu.

Size ulaşamayınca öçlerini ondan almışlar.

Çok korkuyorum.

Nedir bu başımızdaki bela?

(Almas) Leyla!

Leyla!

Abla, nefes al! Gel bir elini yüzünü...

(Hüzünlü müzik)

(Hüzünlü müzik devam ediyor)

Ho, dur kızım.

Dur kızım.

Gel bakalım.

Gel kızım.

Hâce'm...

...niye öyle hasımdan kaçar gibi atlanıp çekip gittik birden?

Çünkü çok kuvvetli bir hasımdan kaçtık.

O hasım ki...

...Pehlivan Usta'nı ve Mahmud akayı esir almış.

(Hâce Ahmed) Esir almakla kalmamış, onların zihinlerini kirletmiş...

...ve kendi saflarına çekmiş.

Kendilerinden biri yapmış.

O hasım Bağdat'tır.

Eğer biz de orada dursaydık, biz de kirlenecektik.

Çok ağır konuşursun be Hâce’m?

Ben kendim için söylemem.

Onlar yolumuzun töresini çiğnedi.

Harama uzanan ellere uzandılar.

Hem de kırmak için değil.

Mal pazarında hayvan satan celepler gibi el sıkışıp...

...fiyatta kesişmek için yaptılar bunu.

Buna benim gönlüm razı değildir.

Ama elbet onlar da hatalarını anlayacaktır Hâce’m.

Gel biz öfken geçtiyse geri dönelim, olmaz mı?

Dönüyoruz zaten Mansur can, dönüyoruz.

Hâce’m, iyi de bu yol Bağdat’a gitmez ki.

Ters istikamette gitmekteyiz.

Kırbanı doldur Mansur can.

Bir daha nerede tatlı su bulunuruz meçhul.

(Hâce Ahmed) Yolumuz uzun.

Hâce’m, Allah aşkına söyle, nereye gidiyoruz biz?

(Müzik)

En başa dönüyoruz Mansur can.

Pir Yusuf Hemedânî Hazretleri'nin huzuruna diz vurup...

..."Bu yük bana ağır geldi...

...beceremedim.

Bu yolda arkadaşlarımı dahi telef ettim.

Boynum bükük." diyeceğim.

Geri mi dönüyoruz yani Hâce’m?

Evet Mansur can.

Biz Bağdat’ı yenemedik.

(Hâce Ahmed) Bağdat bizi yendi.

Türkistan’a dönüyoruz.

Ama Hâce’m, bunca vakittir buradayız.

Pehlivan Usta'm, Mahmud akay Bağdat'tadır.

Ya Bağdat’a dön ya benimle birlikte Türkistan’a gel.

(Müzik)

Bu dizinin sesli betimleme, ayrıntılı altyazı ve...

...işaret dilini kapsayan eşerişimi Es Film tarafından...

...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.

www.sebeder.org

Sesli Betimleme Metin Yazarı: Nezahat Şalkamcı

Seslendiren: Ünsal Coşar

Ayrıntılı Altyazı Çevirmenleri: Ayhan Özgören - Belgin Yılmaz...

...Bülent Temür

İşaret Dili Çevirmeni: Volkan Kurt

Editörler: Beliz Coşar - Fulya Akbaba - Samet Demirtaş

Teknik Yapım: Dağ Prodüksiyon ve Yeni Gökdelen Tercüme

(Jenerik müziği)

(Jenerik müziği devam ediyor)

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.