All language subtitles for Mavio.S01.E14 (14. Bolum)

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian Download
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

(Jenerik müziği)

(Jenerik müziği devam ediyor)

(Jenerik müziği devam ediyor)

(Jenerik müziği devam ediyor)

(Duygusal müzik)

Çok büyük geçmiş olsun.

(Erkek) Geçmiş olsun Hâce!

(Erkek 1) Hâce. Mansur.

Dert etmeyin kardeşlikler, dert etmeyin.

(Erkek 2) Geçmiş olsun. Allah'ım kurtarsın sizi.

(Erkek 3) Allah'a şükürler olsun.

(Hep bir ağızdan) Büyük geçmiş olsun!

Atıyorum. Hadi bakalım.

Senin şansına.

Vallahi kazandın.

Al bakalım onları.

Hah, ver bana bakayım bir tane.

Haydi bakalım!

Necip...

...bu bizim Mahmud'la Şahsuvar'ı gördün mü?

Bilmem.

Akbörü'yü gördün mü? Ben hiç görmedim.

Ha, orada.

(Pehlivan) Yine bulmuş içecek bir şey.

Allah hidayet versin.

Pehlivan Usta! Pehlivan Usta!

Hayırdır kardeşlik, nedir bu telaşın?

Hâce’yi tevkif ettiler.

Mahmud.

Şahsuvar.

Neredesiniz?

Hâce'den bir sürü laf işittik...

...Pehlivan Usta'dan da şamar yeriz artık.

Mahmud, ya kime diyorum?

Tutturdun bir sıkıntım var diye, taktın getirdin beni de peşine.

Gelmeseydin! Ben mi sana gel dedim?

Madem bu kadar korkuyorsun, gelmeseydin.

Dön git mahallene ya!

Ya işte akılsızlık Mahmud kardeş.

Öyle parayla satılmıyor ki gidip alasın.

Ha, öyledir, öyledir.

Ulan Şahsuvar, ben senin gençliğini de bilirim.

Sanki parayla satılsa gidip alacaktın da aklı.

Efendim, emrettiğiniz üzere...

...Türkistanlı Ahmed derdest edilmiştir.

Çarşıdan geçirilip, ahaliye teşhir ettikten sonra...

...zindana atılmak üzere saraya getirildi.

Güzel.

Şimdi Hâce’nin arkasında dolaşan o aptallar görsünler bakalım...

...Bağdat'ın sahibi kimdir.

Efendim...

...ahalide huzursuzluk baş gösterebilir.

Kulaktan kulağa fısıltılar dolaşmakta.

Vezir Hazretleri daha dün hilat giydirdiği adamı...

...bugün neden zincire vurur diye insanların kafaları bulandırılmakta.

Öyle bir devirdeyiz ki...

...kim hain, kim değil anlamak zordur.

Sizin kumandanınız yapmıştım Fehd'i.

Benim sağ kolumdu.

Ama hem Halife Hazretleri'ne...

...hem de bana ihanet etti.

Dün hilat giydirdiğimiz adam...

...bugün şımarıp eşkıyalık ediyorsa bu bizim suçumuz mu?

Siz de işte...

...böyle fısıldarsınız ahalinin kulağına.

Huzursuzluk hâlâ devam ediyorsa...

...fitneyi çıkaranı bulup tepeleyin.

Emredersiniz efendim.

Mahkûmları da tembihleseydiniz, Hâce orayı da karıştırmasın.

(Muhafız) Haberdar ettik efendim. Hepsi gelenin kim olduğunu biliyor.

Bilhassa katil Hüsrev'e haber saldık.

Hâce içeride gereğince muamele görecek.

(Gerilim müziği)

Selamünaleyküm.

(Kapı açıldı)

(Duygusal müzik)

Selamünaleyküm.

(Kapı kapandı)

Ve aleykümselam.

Çilekeş kardeşler...

...Allah tez vakitte feraha erdirsin inşallah.

Sağ olasın Hâce.

Ee!

Geçin oturun bir köşeye, kıvrılın. Çok ses etmeyin.

Kafam götürmüyor.

(Gerilim müziği)

Sırtını parmaklığa ver Mansur can.

(Gerilim müziği)

Tarık Usta, hayırdır?

Neyin var?

Hâlâ anlamış değilim dostlar.

Hâce gibi adamı niye milletin içinde tutarlar?

Bukağıyı ellerine bağlayıp, nasıl götürürler?

Bütün bunlar hepsi benim yüzümden oldu.

Eğer ben Hâce’ye...

...Hişam melunundan bahsetmeseydim Atıf’ın gadrine uğramayacaktı.

-Hişam mı? -(Mahmud) Ne oluyor ya?

Hâce'yi kim tuttu? Hişam kim? Ne oluyor?

Mahmud, Sazlık'a dönmemiz lazım. Benim sana anlatacaklarım var.

Ya bırak Sazlık falan. Hâce'yi tuttular diyor.

Konuşmanın sırası mı Allah aşkına?

Yahu Hâce'yi kurtarmakla ilgili anlatacaklarım. Yürü, hadi.

(Şahsuvar) Bu Hişam var ya...

(Gerilim müziği)

Pehlivan Usta, hakikaten mi attılar?

Maalesef hakikat budur küçük Necipcik.

Hep orada mı kalacak?

Hiç dışarıya çıkmayacak mı artık?

Oo, olur mu öyle? Elbet çıkacak.

Sen sakın kendine gam, keder etme, tamam mı?

Çıkması lazım. Beni döveceklerdi Pehlivan Usta.

O gün bir ekmek geçsin kursağımdan dedim. Çok acıkmıştım.

Sırf bir somun ekmek aldım diye döveceklerdi.

Hâce geldi, kurtardı beni.

Ben istemiyordum zaten çalmayı.

Ne ekmek, ne başka bir şey. Kim ister ki bunu?

Hâce geldi, yine kurtardı beni.

Bundan sonra çalmayacaksınız dedi.

Onun çıkması lazım Pehlivan Usta.

O çıkmazsa çocuklar aç kalır.

Ekmeksiz kalır. Bir somun ekmek için döverler çocukları.

Çıksın Hâce. Ne olur çıksın.

Ben gitsem, onu bırakın, ben girerim zindana desem.

Ben büyüdüm artık, ben kalırım. Onu bıraksınlar.

(Duygusal müzik)

Beni buraya kadar...

...ayağına kadar getirtmendeki...

...rezalet nedir Mervan?

Efendim, size zahmet verdiğim için çok mahcubum.

Yüzünüze bakacak yüzüm yoktur.

Ama neler olduğunu anlatmam gerek size.

Suratının hâli anlatıyor neler olduğunu?

Ne oldu?

Tek başına bir papaz bu kadar dövemez seni.

Hıristiyan cemaat de mi girdi işin içine ha?

Efendim...

...papazın cübbesini giyen biri kiliseden çıktı.

Takibe başladık.

Bir köşe başında kıstırıp saldırdık.

Ama cübbenin altında bambaşka biri vardı.

Kim?

Tanımıyorum. Görmüşlüğüm, bilmişliğim yoktur.

Ee, yanında kim vardı?

Kimse yoktu. Tek başınaydı.

Tek başına bir kişi...

...sizi böyle tarumar etti demek.

Belli ki...

...bu papazı koruyup, kollayan birileri var.

Ve o birileri...

...sizin gibi değil.

İşinin ehli insanlar Mervan.

Aldığı vazifenin...

...hakkını veren insanlar onlar.

Sen beni nasıl bir vaziyetin içine soktun...

...biliyor musun Mervan?

-Efendim, affedin. -Ee!

(Gerilim müziği)

(Saltuk) Papazı ortadan kaldırmak için...

...birilerinin harekete geçeceğini tahmin ediyordum.

Ama bunu tahmin etmiyordum.

Karşımda Bağdat’taki tekkenin...

...gediklisi Mervan’ı görünce şaşırdım.

Bu Mervan...

...senin Hâce'yle de kavgalı değil mi?

(Saltuk) Evet efendim.

Hatta Vezir Atıf’tan destek alıp...

...onu tekkeden attırmıştı.

Bu meseleye de Atıf yüzünden dâhil olduğu kanaatindeyim.

Bu da Atıf’ın barut mevzuuyla irtibatlı olduğu manasına geliyor.

Bu hususta zaten şüphelerimiz vardı.

Lakin ilk kez müşahhas bir delil yakalamış olduk.

Bunun ne demek olduğunu anlıyorsun, değil mi?

Âl-i Selçuk ile...

...Abbâsî Halifesi’nin arasını bozan...

...Vezir Atıf.

Alamut’un fedailerine çalışıyor demek.

Papaz da konuşup bize bir şeyler anlatırsa...

...tamamen emin olacağız.

İşte ondan sonra harekete geçmemiz iktiza eder.

Bağdat’a çöreklenen ihanetin başını ezecek miyiz efendim?

Şu zamana kadar...

...Halife’nin kendi iradesiyle Sultanımız Sencer’e...

...karşı böyle hareketlere giriştiğini düşünmekteydik.

Fakat mevcut vaziyet bize gösteriyor ki...

...Halife de birilerinin elinde oyuncak olmuş.

Ama farkında değil.

Halife'yi uyandırmak...

...ve ümmetin parçalanmasını engellemek...

...Karguy Teşkilatının asli vazifesidir.

Papazın konuşturulması hususunda vazife üstlenebilirim efendim.

Seve seve.

Hayır. O meseleyle alakadar olacak başka kardeşlerimiz var.

Benim derhâl payitahtımıza...

...Merv şehrine vasıl olmam gerek.

Buraya kadar eriştiğimiz malumatlar dahi hayati derecede mühim.

Sâhibü'l-haberle görüşüp istihbaratı ulaştırmam gerek.

Sen de Bağdat’a döneceksin.

O şehir bizim için...

...eskisinden çok daha kıymetli artık.

Tuğrul ve Çağrı Beylerin düşman elinden kurtardığı...

...yiğitlerimizin uğruna kan akıttığı Bağdat’ı...

...ihanete teslim etmeyeceğiz.

Emredersiniz efendim.

Saltuk...

...kendine mukayyet ol.

(Gerilim müziği)

(Mahmud) Ah Şahsuvar ah!

Tefeciyle falan bizim ne işimiz olur ya?

Gidelim Atıf'ı alalım, olsun bitsin.

Yahu Mahmud, senin kafan çalışmaz mı kardeş?

Elli defa anlattım. Hişam, Atıf'ın adamı.

Birlikte kurdular Bağdat’ta tezgâhlarını.

Şimdi biz bunu açığa çıkarırsak Atıf’ı köşeye sıkıştırırız.

Anladın mı?

(Pehlivan) Neredesiniz siz?

Nereye kayboldunuz kaşla göz arası?

Vallahi sizden adam olmaz.

Bak, ben sizi adam ederdim amma...

...dua edin vaktim yok. Dua edin.

(Pehlivan) Hâce'nin başına gelenlerden haberiniz var mı?

(Mahmud) Var usta, var.

Bak, benden habersiz sakın bir şey yap...

Mahmud, bak benden habersiz sakın bir şey yapmayın, tamam mı?

Ben şimdi obaya gidiyorum.

Obadakiler haber almıştır. Almadılarsa benden öğrensinler.

Hâce'nin boşluğunda obayı bırakmak olmaz.

Kardeşler...

...bakın, o Atıf, Hâce'yi alarak bizi başsız bıraktı.

Onun amacı ortalığı karıştırıp bizim hata yapmamız.

Onu istiyor. Ama sakın!

Sakın öyle kafası kesilmiş tavuk gibi...

...bir o tarafa, bir bu tarafa koşmak yok, tamam mı?

Hah. Kimse bizim başsız olduğumuzu bilmeyecek.

Ben derim ki siz buraya...

...ben de göçer obasına sahip çıkacağım, tamam mı?

Bak, ben gittikten sonra burada sakın vaziyet almayın, tamam mı?

Tamam, Pehlivan Usta'm, tamamdır.

Ben dersimi aldım. Tamam, tamam.

Usta, sen hiç merak etme, ben kendim de bir şey yapmam...

...aha bu deliye de bir şey yaptırmam.

Hadi inşallah.

(Şahsuvar) İnşallah.

Mervan, papazı susturamamış efendimiz.

En az kendin kadar beceriksiz adamlarla iş tuttuğunu unutmuşum.

Sana güvenerek hata ettim.

Muhterem Dâî’m...

...ben Mervan’ın...

...beceriksizliğini müdafaa edecek değilim.

Lakin adamların da yapacağı pek bir şey yok.

Elden ayaktan düşmüş bir papaz yerine...

...onun kılığına bürünmüş bir savaşçıyla karşılaşmışlar efendimiz.

Papaz nerede peki?

(Atıf) Efendimiz...

...bizimkileri kim derdest ettiyse...

...papazı da o götürmüş.

Anlaşıldı.

Hiçbir sualimin cevabı sende değil.

Cevapları bulabilecek birine gitmem gerek.

Efendimiz, ben sadece kötü haberlerle gelmedim Bağdat’tan.

Güzel şeyler de oluyor.

Bize Bağdat'ı...

...dar etmeye çalışan Hâce...

...daracık bir hücrede...

...perperişan efendimiz.

Getirdiğin kötü haberin zararını ortadan kaldıralım...

...sonra güzel haberlerin zaferini kutlarız.

Çık dışarı!

(Gerilim müziği)

Hâce’ye taktıkları paslı zincir, elbet eriyip gidecektir.

O vakte kadar kırılmamak için bir olmalıyız, diri olmalıyız.

Çok şükür ki...

...arkasında durmaktan gurur ve şeref duyduğumuz bir Hâce’miz var.

(Hep bir ağızdan) Çok şükür.

Hak yolda karşımıza çıkan kapıları, kilitleri Rabb'im bir bir açacak...

...zindanları yıkacaktır.

Bizlere düşen yeise bürünmek yerine...

...onun Hak yolunda yaptığı işleri devam ettirmektir.

Haklısın oğul.

Dillerimiz duada, ellerimiz hayırda olmalı.

Sazlık, Hâce zindandayken de aç kalmayacak Allah’ın izniyle.

Onun sözü, bizim sözümüzdür.

Sözümüzdür.

O insanları iyiliğe, güzelliğe inandırdı...

...şerden çekip aldı.

Onun başladığı işi devam ettirmek...

...boynumuzun borcudur.

Evveliyatla...

...sizin bu vergi meselesini halletmemiz icap eder.

Ee, Bağdat çarşısına taşınacak mal bitmez.

Ha?

Ana, ne kadar eksiğimiz kaldı?

Çok şükür, eksiğimiz yok, fazlamız var.

Leyla kızımız getirdi...

...bir kese altın koydu elimize.

Meryem’in adını verince...

...hayır diyemedim.

-Allah ondan da razı olsun. -Allah razı olsun.

Ohh! Çok şükür, çok.

Demek ki...

...Bağdat denen bataklığın da dibi varmış.

Artık her yer zindan bizim için. Herkes tutsak.

Şu sabiler bile dünya omuzlarına çökmüş sanki...

...baksana, hiç sesleri solukları çıkmıyor.

Allah’tan umudunu kesenler sadece tutsaktır Leyla abla.

Hâce’nin öğütleri bizi hürleştirmeli.

Hâce’nin yolu benim yolumdur diyen herkes...

...en az onun kadar imanlı, en az onun kadar güçlü olmalı.

Ben bunu anladım.

Pehlivan! Pehlivan!

(Pehlivan gülüyor)

Hop! Kim varmış burada!

Al bakalım, bu senin için.

Teşekkür ederim Pehlivan.

(Pehlivan) Asıl biz teşekkür ederiz Leyla Hanım.

Obanın derdine derman olmuşsunuz.

Sen yapma bari Pehlivan.

Onların sardıkları yaraların yanında lafı olur mu?

Ne zaman dara düştük, soluğu yanlarında aldık.

Olsun.

Bu yine de sizin yaptığınız iyiliğin kıymetini değiştirmez.

Boş verin bunları. Hâce’den haber var mı?

Bizden istediği bir şey var mı?

Henüz haber alamadık.

Daha doğrusu bir yol da bulamadık.

Benim aklımda bir fikir var aslında.

(Ezan okunuyor)

(Ezan okunuyor)

Vakit gelmiştir Hâce'm.

(Mansur) Namazımıza duracağız durmasına da...

...burada ne abdest alınacak temiz su vardır...

...ne de teyemmüm alınacak temiz toprak.

Hoş burada temiz hiçbir şey yoktur ya.

Öyle deme Mansur.

Kimse elini sürüp temizlemezse...

...saray da kirlenir, zindan da kirlenir...

...vicdan da kirlenir.

Bir yerde pislik varsa...

...suç temizlemeyene aittir.

Eyvallah Hâce.

Dur hele.

Kardeşlik! Muhafız!

-Muhafız! -(Muhafız) Söyle!

Kardeşlik, bir kova suyla bir parça bez getirir misin bize?

(Muhafız) Niye, namaza mı duracaksın?

O da var elbet de...

...biz burada biraz daha tertipli, temiz olsak...

...senin de şanına dokunmaz herhâlde.

Kimse size, mahkûma...

...zafiyet gösteriyorsunuz diye suçlamaz.

Aksine merhametinizin nişanesi olur.

Bir parça bez, bir kova su.

Koskoca vezirin sırtına geçirdiği hilatı...

...yere atarken düşünecektin Hâce!

(Muhafız) Kervansaray mı sandın burayı?

Namaz kılacaksan sırtındaki abayı ser, dur namaza.

Saltanat hilatını yere atan adam, abasına mı kıyamayacak?

(Erkek) Sen onun kusuruna bakma Muhafız Efendi.

Mahkûm buranın acemisi de. Ben hallederim.

(Muhafız) Tamam katil Hüsrev.

Sana güvenip, burada nizamı sağla dedik.

Ya vazifenin hakkını ver ya lakabının.

Bana bak Hâce misin, hoca mısın nesin!

Ya buranın kaidelerine uyarsın...

...sessiz sedasız müddetinin dolmasını beklersin...

...yahut da ben vaktini uzatmadan işimi hallederim, tamam mı?

(Mansur) Ne biçim konuşuyorsun sen adam!

Hâce’yle konuşurken sözlerine dikkate et!

(Hüsrev) Burada ne var bak. Gördün mü bunu ha?

Size bir kova suyu çok gören muhafızlar...

...bana bunu niye verdiler dersin delikanlı?

Yamuk bir adam gördüm mü bununla kazıya kazıya düzelteyim diye.

Tamam kardeşlik, tamam.

Bilemedik, tamam.

(Gerilim müziği)

Geç otur.

Bırak dadı, ne olursun bırak. Onu görmem lazım!

Allah aşkına dur kızım. Düşünmeden hareket ediyorsun.

Başımıza daha büyük dertler açacaksın.

Canım bile umurumda değil dadı.

Hâce’yi de zor durumda bırakıyorsun ama.

Atıf’ın gözü üzerimizde zaten.

Sakin olmalıyız.

Hâce’nin yoldaşları var. Etrafında aklı eren insanlar var.

Elbet onlar bir tedbir düşünmüşlerdir.

Biz bekleyelim.

Ne yapmamız gerektiğini bir şekilde bize haber verirler.

Hadi güzel kızım, hadi canım.

Yapma böyle Asıfe.

Bana bakın, biz şimdi Mahmud'la gideriz, tamam mı?

Mahalle size emanet, göz kulak olun.

Baktınız gelmedik, o Hişam denen herifin hanını yakın.

-Emrin başım üstüne Şahsuvar. -Hadi göreyim sizi.

Tövbe bismillah. Sen nereden çıktın?

Hayırdır Şahsuvar, nereye?

Yalan düşünüyorsun değil mi?

Ne yapalım? Biz senin gibi yalan söylemede mahir değiliz.

Düşünmeden söyleyemedik.

Cevap bekliyorum.

Bana benim mahallemde hesap sorarsın, öyle mi?

Aklına yalan gelmedi, değil mi?

Sen de Sazlık'ın beyi paşası kurumlarına girdiğine göre...

...vaziyet vahim demektir.

Bu telaşe işlerin iyiye gitmediğini işaret eder.

Hâce'yle alakalı bir şeyler yapacaksın, değil mi?

Ama yalnız değilsin. Pehlivan Usta, o yok.

Ona söylemedin çünkü kızardı. O yüzden söylemedin, değil mi?

Allah Allah! Sen müneccim misin birader? Git şuradan, git!

Anlat Şahsuvar, bekliyorum.

Ya nereye gideceğinizi söylersiniz, size yardım ederim...

...ya da Pehlivan Usta'ya bir dolap çevirdiğini söyleyip...

...ona yardım ederim. Gerisi sana kalmış.

Tamam ulan, anlatacağım. Zaten nasıl gizleyeceksek.

Hâce'yi zindandan kurtarmak için Mahmud'un bir planı var.

Bu Hişam denen herifin hanını basacağız.

Lakin ziyadesiyle vakit kaybettim. Allah rızası için bırak da gideyim!

Bensiz olur mu hiç? Anca beraber kanca beraber.

Tamam, laklak etme de gidelim o zaman.

Ondan önce almam gereken bir şey var.

Ne var? Bize gereken bir pusat, bir hançer, aha onlar da burada işte.

Biz bu adamın hanını basacağız, değil mi?

Öyle.

-Orası kalabalık olur, değil mi? -Öyle.

Tamam o zaman, kesin almam gerek.

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

Allah kabul etsin Hâce'm.

Allah cümlemizin ibadetini kabul etsin.

(Müzik)

Mansur can, içimizi temizledik de bizim...

...biraz da dışımızı temizlememiz gerek.

-(Hâce Ahmed) Hadi koyulalım şu işe. -(Mansur) Hadi bismillah!

(Hâce Ahmed) Yusuf, zindana düşmekle...

...Yusufluğundan bir şey kaybetmez Mansur can.

Mısır'a hâkim olmaktan önce...

...zindana hadim olmak varsa kaderde razı geleceksin.

Hadim olmak dert değildir Hâce'm. Rabb'im hadsizlerden eylemesin bizi.

Bağdat zindanları bereketli yerlerdir Mansur can.

Zamanında İmam-ı Azam Ebu Hanife Hazretleri'ne de...

...yuva olmuştur buralar.

(Mansur) O da mı bizimle aynı zulme uğramış?

Ne şeref, değil mi?

O devirde de halka hizmet makamı olan Bağdat valiliği...

...zalimlerin elinde oyuncağa dönüşmüştü.

Hakk'ın imtihanıydı. Bazen böyle vakitler erişir.

Sonra gelir geçer.

İnsana düşen, bu vakitler geldiğinde boyun eğmemektir.

İmam-ı Azam da öyle yaptı, boyun eğmedi.

İmam-ı Azam'ın da imtihan vakti gelip çatmıştır.

Onu yüksek bir makama terfi ettirerek...

...Bağdat'taki itibarını arttırmak istemişler.

Ama o reddetmiş. Değil teklif ettikleri makama gelmek...

...vâsıt mescidinin kapılarını sayma vazifesini bile verseler...

...kabul etmeyeceğini söylemiş.

Zindana atılmıştır, işkence görmüştür.

Hatta ona işkence etmekle vazifeli muhafız bile isyan eder...

...artık ölecek bu adam der ve kırbaçlamayı keser.

Sonra zalim pes edip zalimliğinden döner.

Ama İmam-ı Azam yolundan dönmemiştir.

Onu İmam-ı Azam yapan, yani imamların büyüğü yapan da işte budur.

Hakiki büyüklük boyun eğerek geldiğin makamla ölçülmez.

Allah'tan gayrısına boyun eğmemekle ölçülür.

Biz de zalimlere boyun eğmedik elhamdülillah.

Ama tek zalim vezirlik makamını işgal eden Atıf mıdır?

Esas zalim yanımızdadır...

...içimizdedir, damarlarımızda dolaşır.

Allah'tan bir lahza dahi uzaklaştığımız anda...

...kalbimizde oluşandır, nefsimizdir...

...benliğimizdir esas zalim.

(Mansur) Peki her an Hakk'ı unutmamak mümkün müdür Hâce'm?

İnsan nefsine karşı uyanık kalabilir mi her an?

Çok ağır.

(Mansur) Misal sen Hâce'm, hiç bu hâlden saparım...

...nefsim galip gelir diye korkmaz mısın?

Zaten o nefsim galip gelir korkusu...

...seni benliğine karşı uyanık tutan.

Teslim olmamanı sağlayan his hep işte budur.

Gönlüm katı, dilim acı, özüm zalim.

Kur'an okuyup amel kılmıyor sahte alim.

"Garip canımı harcayayım yoktur malım"

"Hak'tan korkup ateşe düşmeden piştim ben işte"

Hiç korkmasam, kaybedeceğimden endişe etmesem...

...içimdeki yangını söze döker miydim böyle?

Ama Allah'ın huzuruna vardığımda bana kefaret edecek şey...

...işte o içimdeki yangının ta kendisidir.

Hadi devam.

(Müzik)

O ellerinizdekiyle mi koruyacaksınız Dübeys'i benden?

Şimdi uslu birer emir eri olun, önümden çekilin.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Hadi gidelim.

Dur Mahmud, görmez misin kalabalığı?

Kiminde kılıç var kimisi müşteri.

Belli ki Hişam iyi korur burayı.

Görürüm de böyle burada durup duracak mıyız?

Sarı Saltuk, sende yok mudur bir hile, bir oyun?

Bir parmak şaklatsan, iki taş atsan da...

...zahmetsizce girsek şuraya.

Var, var, olmaz mı? Ben halledeceğim birazdan.

Yine kulaklarımız çınlayacak. Tıkayacak mıyız?

Beni dinleyip kulağını tıkasaydın çınlamazdı.

Haklısın kardeş.

Yani tıkayacak mıyız?

Bu defa sadece kulak olmaz.

Yüzünüzü de kapatacaksınız.

(Hareketli müzik)

Efendim, ben de size gelip af dilemek niyetindeydim.

Sizler büyüklük gösterip teşrif buyurdunuz.

Sen kibar bir adamsın Dübeys.

Ama adamların pek nezaket sahibi değil.

Çıkın dışarı.

Demek kendini affettireceksin bana?

Ben de sana bunun için bir fırsat vereceğim.

Dübeys, halletmen gereken bir iş var.

Tabii ki efendim. Siz ne emrederseniz.

Karguy Teşkilatını hiç duydun mu?

Selçuklu ordusunun haber elemanları değil mi efendim?

Kulağıma çalınmıştı bir şeyler daha evvel.

Doğru fakat sadece ondan ibaret değil.

Kendilerine nöbetçi kulesi manasına gelen bir isim takmışlar.

Karguy, çok eski bir kelime.

En az o kelime kadar da eski bir teşkilat.

Firdevsî'nin Şehnâme'sinde anlattığı...

...Turan Hükümdarı Efrasiyab'dan beri...

...varlıklarını sürdürüyorlar.

Bunlar işin rivayet kısmı. Hakikate gelince...

...Bağdat yakınlarında tam teşekküllü bir müfrezeleri var.

Mekânlarını bilmiyoruz ama Bağdat'taki papazı...

...ele geçirdiğini biliyoruz.

Papaz konuşursa her şey mahvolabilir.

Bunun farkında olman beni sevindirdi.

Papaz konuşursa biz zor durumda kalırız.

Ama papaz konuşursa senin yaşama ihtimalin hiç kalmaz.

Anlıyor musun? Papazı sustur.

Ben elimden geleni yaparım.

Lakin onları bulmak o kadar kolay olmayacak.

Seni hayatta tutmam için bana bir sebep ver Dübeys.

Dağ, tepe, her yeri dolaş, gerekirse her taşın altına bak.

Ama o Karguy karargâhını bul.

Aksi takdirde ölü bir adam olduğunu bil...

...ve kendi mezarını kaz.

(Gerilim müziği)

Çin tozu. Bir miktar ak kum ile birleştirdik mi...

...birazdan fırtınaya tutulmuş çöle dönecek burası.

Çölde fırtınada kalan deve gibi kalmak istemezseniz...

...burnunuzu, kulağınızı, gözünüzü bir güzel kapayın.

Sen bunca zamandır bunları saklar mıydın?

Zor zamanlar için Mahmud. Ben tedarikli adamımdır.

Saltuk, ne bu melanet bir şeye benzer ya.

Ortalık toz duman olunca dışarı çıkan müşteri...

...içeride kalan Hişam'ın adamıdır.

İçeride kalanlardan önünüze geleni tepeleyin.

O kolay ya.

(Aksiyon müziği)

(İnsanlar bağrışıyor)

(Aksiyon müziği)

(Aksiyon müziği devam ediyor)

Şahsuvar, duracak zamanı mı buldun, yürüsene!

Yakalayın, burada hainler!

Yakalayın, çabuk!

Neden bizi açık edersin?

(Aksiyon müziği)

-Misafirin var kızım. -Kimmiş dadı?

Benim Asıfe Hanım.

Hoş geldiniz Aytolu. Hayırdır inşallah?

Hayırlara çıkacak inşallah.

Buyurun.

Hâce'ye oba halkının selamını getirdim.

Herkes merak içinde. Bir şeye ihtiyacı olup olmadığını sorarlar.

İnanın ben de haber alamadım.

Tehlikeli olduğunu düşündük.

O hâlde tehlikeli de olsa ona ulaşmanın yolu mümkün, öyle mi?

(Gerilim müziği)

Asıfe Hanım sizinle konuşacaklarım var. Yalnız kalabilir miyiz?

Benim dadımdan gizlim saklım yoktur Aytolu. O benim her şeyim.

Lütfen.

(Gerilim müziği)

Bu bir itimat meselesi değil.

Buraya size tehlikeli olabilecek bir teklifle geldim.

Dadınızın da sizi ne kadar çok sevdiğini görüyorum, biliyorum.

Sizi yolunuzdan çevirmesin diye mahrem görüşmek istedim.

Hâce'nin hürriyeti içinse bu teklif, beni kimse yolumdan çeviremez artık.

Ama haklısınız, dadımı üzmeye gerek yok, aramızda kalabilir.

Sizi dinliyorum.

Asıfe Hanım...

...ben buraya yüreğimdeki yangının rehberliğinde geldim.

Hissediyorum ki benzer bir ateş sizi de yakmakta.

Doğru söylüyorsunuz.

Madem doğrudur, o hâlde artık bu bir rica değil.

Hâce o zindanda esir olmamalı.

Onu kurtarmamız için bir şeyler yapmamız lazım.

Bedeli her ne olursa olsun buna hazır mısınız?

Hazırım.

Tamam, o zaman bir an önce Hâce'yle temasa geçmenin bir yolunu bulalım.

Sonra da gerekli hazırlıkları tedarik ederiz, olur mu?

Adam başı birer ekmek.

(Duygusal müzik)

Eyvallah kardeşlik.

Eyvallah.

Ona ekmek verme! Sen o ekmeği hak etmiyorsun.

Konuşma dediğim adamla konuştun sen!

Sadece selam vermiştim.

Bu zindanda kime selam verip kimden selam alacağınıza...

...hatta ne zaman nefes verip alacağınıza bile ben karar veririm.

Herkes bunu böyle bilsin.

(Duygusal müzik)

Al kardeşlik.

(Hâce Ahmed) Afiyet, şifa olsun.

Hâce'm!

(Bağırıyor)

(Bıçak düştü)

(Aksiyon müziği)

Yeter artık Hüsrev, yeter.

Kendine eziyet çektirme artık.

(Aksiyon müziği)

(Gerilim müziği)

Nasıl hâlâ bulamazsınız Üzeyir?

Nasıl bulamazsınız?

Efendim, her yeri soruşturduk lakin bir iz yok.

Hâlâ daha aramaktayız.

Çabuk git bul şu karargâhı.

Her şey buna bağlı, anlamıyor musunuz?

Efendim, bedevi bir çoban geldi.

(Sedat dış ses) Keçilerini otlattığı civarda silahlı adamlar görmüş.

Git buradan demişler.

Üzerlerinde zırhlar da varmış. Kalkanlarında da bu işliymiş.

Çift başlı kartal.

Selçuklu kartalı.

Hemen harekete geçiyoruz.

(Hişam) Sen Hâce'nin arkadaşıymışsın.

Belli ki bu cüret üzüntünden.

Ama bunu anlayışla karşılayacak değilim ben.

Beni çok ciddi zarara uğrattınız. Bütün müşterilerimi kaçırdınız.

Tabii telafi edeceksiniz.

Akşam buraya insanlar gelecek. Tam burada güreş müsabakası olacak.

Kimileri diyecek ki bunlar bozkırlı, bunlar galip gelir.

Kimi diyecek Hişam'ın anlı şanlı güreşçisi Rüstem'i...

...kimse yenemez.

Orada insanlara düzgün bir şenlik çıkartırsanız...

...zararımı telafi edebilirsiniz.

Belki canınızı da bağışlayabilirim.

(Hişam) Rüstem gelsin!

(Gerilim müziği)

Zaloğlu Rüstem'in hikâyesindeki gibi.

Bunu doğururken anası, canını teslim etmiş çok iri olduğu için.

Babası, ondan Rüstem koymuş adını.

İkinizden biri Rüstem'le kapışacak meydanda.

Şimdi söyleyin bana, hanginiz gönüllüsünüz?

(Gerilim müziği)

Sen sakın çıkma.

Bu adam seni sinek gibi ezer.

Nereye ezer ya!

Ben güreşirim.

Güzel.

Akılsız. Sürekli kendini öldürtme peşinde.

(Hişam) Senin hayıflanmana gerek yok.

Sen de bu meselede yardım edeceksin arkadaşına.

Yok! Ben yardım istemem.

(Hişam) Yok, korkmana gerek yok. Yiğitliğine halel gelmeyecek.

Birazdan hava kararınca güreş başlayacak.

Rüstem seni meydandan her dışarı çıkardığında...

...arkadaşının vücuduna bir kesik atılacak.

(Hişam) Böyle güzel bir cümbüş olacak ahaliye.

(Müzik)

(Gerilim müziği)

Hüsrev.

(Gerilim müziği)

-Yaran var kardeşlik, temizleyelim. -Çek elini!

Ver Mansur can.

-Hâce. -Ver dedim.

(Müzik)

Ölümden çekindiğimi mi sanırsın?

(Müzik)

Ölümden yana bu kadar pervasızsan...

...hayattan yana da pervan olmasın.

Başkasının hakkına girme.

Uzat yüzünü, şu yaranı temizleyeyim.

(Müzik)

Ne biçim bir adamsın sen!

Senin düşeceğin yer mi burası?

Nasipte bu ekmeği sizinle bölüşmek varmış.

Demek ki Allah bunun için göndermiş beni buraya.

O'nun gönderdiği yer için de...

...düştük demeyiz, şükrederiz.

Tamam, yeter bu kadar!

Seninle dost olduğumuzu zannetme!

(Muhafız) Hadi bakalım, nöbet değişimi.

Sen yine bana düşman ol.

Ama Hakk'a düşman olma.

Bizi tekkede diz kıran dervişlerden belledin galiba.

Senden akıl alacak değilim!

Diz kıran tekrar kalkar ayağa.

Ama kalp kıran...

...o yükün altından kalkamaz.

Sen alacaksan yine akıl al.

Can alma.

Ah alma Hüsrev.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Sofrada gördüm seni.

Doğru dürüst bir şey yemedin.

Kuvvetten düşeceksin.

Allah affetsin, boğazımdan geçmedi.

Hâce ne yapar...

...ne yer, ne eder diye düşünmekten...

...yutamadım.

Emanete sahip çıkamadım.

Birinci suçlu benim bu hususta.

Seni çok iyi anlıyorum Pehlivan.

Elbette Meryem gibi sabi değil, koskoca Hâce.

Ama insan sevince koruyup kollamak istiyor.

Ta Türkistan’dan...

...buraya bir ülkü uğruna gelmişken...

...çekmediğimiz çile...

...savaşmadığımız düşman kalmamışken...

...bu hikâye zindanda bitmez Leyla.

(Duygusal müzik)

Haklısın Hamza.

Sen dedin, yeis imansızın işi.

Çok üzülüyorsun, biliyorum.

Ama ruhen ve bedenen güçlü olman lazım.

En azından bunu ye.

(Duygusal müzik)

Çok teşekkürler Leyla...

...Hanım.

(Pehlivan) Leyla Hanım.

(Duygusal müzik)

(Hep bir ağızdan) Rüstem, Rüstem, Rüstem!

(Hep bir ağızdan) Rüstem, Rüstem, Rüstem!

(Hep bir ağızdan) Rüstem, Rüstem, Rüstem, Rüstem!

(Hep bir ağızdan) Rüstem, Rüstem, Rüstem!

Durun! Durun, dinleyin!

Bu alışıldık dışında farklı bir güreş olacak.

Sert bir güreş.

Rüstem, rakibi Mahmud'u...

...meydandan her dışarı attığında...

...Saltuk'un vücuduna bir kesik atılacak.

Mahmud...

...arkadaşı ölmeden Rüstem'i devirirse...

...ikisini de azat edeceğim.

Rüstem'i bilirsiniz. Doğarken anasını öldüren...

...beş yaşında kara koçu kaldıran...

...40 yaşında 40 yiğidi yıldıran Rüstem!

Ben bir garip dervişimdir, adım Mahmud.

Teşrifata lüzum yoktur.

Hadi, başlayın o zaman!

Mahmud kardeş, aramızdaki husumeti unut.

Yeter ki kendini dışarı savurtma.

Eyvallah kardeş.

(Hep bir ağızdan) Rüstem, Rüstem, Rüstem, Rüstem!

(Hep bir ağızdan) Rüstem, Rüstem, Rüstem, Rüstem!

Dikkat et Mahmud!

(Hep bir ağızdan) Rüstem, Rüstem, Rüstem, Rüstem!

(Hep bir ağızdan) Rüstem, Rüstem, Rüstem, Rüstem!

(Hep bir ağızdan) Rüstem, Rüstem, Rüstem, Rüstem!

(Hep bir ağızdan) Hadi Rüstem, hadi Rüstem!

(Hep bir ağızdan) Hadi Rüstem, hadi Rüstem!

(Hep bir ağızdan) Rüstem, Rüstem!

Ya herif, insan değildir ki. Ayıdır ya!

(Hep bir ağızdan) Hadi Rüstem, hadi!

(Mahmud) Dayan Saltuk kardeş.

(Hekimbaşı) Getirin evladım.

Bu kardeşlerimiz...

...Halife Hazretleri’nin sadıklarındandır.

Gam çekmeyiniz, bize yardımcı olacaklar.

(Kapı kapandı)

(Duygusal müzik)

Geçmiş olsun Hâce.

Sağ olun, Asıfe Sultan. Buralara kadar zahmet etmişsiniz.

Ben...

...buraya hiç gelmemenizi, burayı hiç görmemenizi dilerdim.

Rica ederim.

Sizin gibi biri buralara şeref bahşettiyse...

...ben kimim ki yüksüneceğim?

Bizim oralarda bir söz vardır.

Yiğit, yüzüne karşı övülmez. Siz de yapmayın, rica ederim.

Dediğiniz gibi olsun Hâce.

Fakat...

...şimdi söyleyeceklerimi dinleyin lütfen.

(Asıfe) Fazla vaktimiz yok.

Ben sizin hürriyetinize kavuşabilmeniz için...

...her şeyi göze aldım.

(Asıfe) Aytolu da öyle.

Herkes, herkes öyle.

Babam hasta, biliyorsunuz. Kendinde değil.

Ama hâlâ babama sadık adamlar var sarayda.

Onlar benim sözümü babamın sözü bilecekler.

Eğer siz evet derseniz...

...biz ne gerekiyorsa yapıp, sizi buradan kurtarmak istiyoruz.

Ben kimseyi tehlikeye atmam.

(Hâce Ahmed) Biliyorum, gözler sizin üzerinizde.

Benim için üzülmeyin.

Allah’a şükür, ben bu imtihandan da memnunum.

Adalet er ya da geç yerini bulacaktır.

Ya bu âlemin mahkemelerinde...

...ya mahkeme-i kübrâda.

İkisinden biri karar verene kadar...

...benim için zindan uzlet...

...sürgün hicret, ölüm de şehadettir.

Görüyorum...

...hüzünleniyorsunuz.

Amacım sizi mahzunlaştırmak değildi.

Ama beni dert etmeyin lütfen.

Aytolu’ya da beni soranların cümlesine de selâm edin.

Onlar da merak etmesinler.

Dua etsinler yeter.

(Duygusal müzik)

Sakin ol kızım.

Birazdan hayırlı haberler alırız inşallah.

Her şey Asıfe’nin getireceği cevaba bağlı.

Hâce’nin hayatı da bizim hayatlarımız da...

...her şey Asıfe’nin getireceği cevaba bağlı.

Kızım, niyetin halis.

Bundan şüphem yok. Lakin sen...

...göçer obasında ömür sürmüş bir kızsın.

Harp gördün, darp gördün.

Nice felaketler atlattın. Ama Asıfe nazenin bir çiçektir.

Babasının sarayından gayrısını bilmez.

(Dadı) Bir bu saraydakileri bilir...

...bir de ekmek götürdüğü fukaraları.

Onu tehlikeye atma.

Kendin de belaya bulaşma.

(Gerilim müziği)

Hâce kabul etmedi.

(Asıfe) "Beni merak etmeyin.

Burada ölüm gelirse de...

...benim için şehadettir." dedi.

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

Geçecek, hepsi geçecek.

Hepsi geçecek.

(Duygusal müzik)

Bizim vaktimiz bol Papaz Efendi.

Bak...

...şu uçsuz bucaksız bozkırı görüyor musun?

Yıldızlardan başka ışık göremezsin buralarda.

Yani senin anlayacağın...

...bir sen varsın, bir biz varız.

Nasılsa konuşursun.

(Papaz) Tanrı’m bana yardım et.

Beni bu gaddar adamların elinden kurtar Tanrı’m.

Ben her zaman sana layık işler yaptım.

Sen Tanrı’ya layık işler yapmış olsan, biz seni almazdık.

O yüzden daha fazla direnme de anlat.

Kimden emir alırsın, Bağdat’ta kimlerle temastasın?

Anlat, seni buradan kurtaracak kimse yok.

Sizin gibi kâfirlere cevap vermeyi reddediyorum.

Mukavemetin er geç kırılacak Papaz Efendi.

O zaman güzel güzel konuşacaksın.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Hep bir ağızdan) Vur, vur!

(Gerilim müziği)

Mahmud!

Affedin kardeşler. Böyle olsun istemezdim lakin...

...Hişam'ın adamları buradayken yapamazdık.

(Gerilim müziği)

(Şahsuvar) Ee, bunun kilidi yok. Deliği de yok.

Sanki kapıyı değil, tekmil bütün Bağdat’ı korur mübarek.

Ben mi yaşlandım, bu kilitçiler mi akıllandı?

Üf!

(Erkek) Dur, ne arıyorsun orada?

(Gerilim müziği)

Hadi ya, hadi!

Aha!

(Mahmud) Yettim be Saltuk kardeş!

Kardeş, yıldım ben dayak yemekten. Ne hâldesin?

Yeter, yeter!

Yeter, yeter!

Kurtulduk kardeş!

-Yakalayın, yakalayın! Koşun! -(Mahmud) Gel hadi, gel!

(Gerilim müziği)

Bayılanları da hiç sevmem.

(Hişam) Nöbetçi, nöbetçi, nöbetçi!

-Gel buraya, gel! -Dur, yapma, dur!

Çekilin!

(Hişam) Yapma, ne istersen veririm!

Diz çök!

İndirin şimdi kılıçları!

-(Hişam) Kılıçları indirin! -İndirin!

İndirin, indirin!

(Gerilim müziği)

Neredesin ulan, neredesin?

(Gerilim müziği)

İşte buldum.

(Gerilim müziği)

(Sessizlik)

Dübeys’ten haber geldi Dâî.

Karguyların karargâhı dağıtılmış.

Geride kimse sağ bırakılmamış.

Bu hesabı kapattığımıza göre...

...esas büyük hesaplaşmamıza başlayabiliriz.

(Sessizlik)

Hâce!

Hâce!

O adam geliyor!

Hançerli adam!

-Siz ikiniz! -Emredersiniz.

(Muhafızbaşı) Hâce ve yanındaki hariç hepsini toplayın.

Odunluğa götürüyorsunuz. Kırılacak odunlar varmış.

Efendim, bu vakitte mi?

Sen benim emrimi mi sorgularsın?

(Muhafız) Haşa! Ne haddime efendim?

Daha önce bu vakitte mahkûmları çalışmaya götürmezdik de.

Şaştım biraz, affedin.

(Muhafızbaşı) Hadi kalkın ayağa, çalışmaya gidiyorsunuz!

Aç kapıyı!

(Hâce Ahmed) Hayırdır kardeşlik, niye böyle yaparsınız?

(Muhafızbaşı) Hadi, sallanmayın hadi!

Vekili mutlak vezirimiz Atıf Efendi'nin emridir.

Sen bunları götür, benim bir işim var.

Halledip hemen geliyorum.

(Gerilim müziği)

Tamam, otur Mansur can, otur.

Hâce, Hâce, hayır!

Meryem, yavrum! Geçti yavrum.

Geçti nurum, sadece kâbustu.

Meryem, korkma yavrum.

Bak, herkes burada. Ben buradayım.

Hâce’yi gördüm rüyamda.

O hançerli adam takip ediyordu onu.

Hangi hançerli adam? Nerede gördün?

Sokaktaydım ben.

Sizin yanınızdaki adama ok atıp, öldürmüştü hani.

Kâbus gördün yavrum. Geçti ama hepsi.

(Leyla) Hadi sen düşünme bunları.

Sen de gördün teyzeciğim.

Obadan gelirken çeşmenin orada durdurmuştu.

O zaman da çok korkmuştum ben, hançerli adam!

Demek hançerli adam?

(Gerilim müziği)

Hâce'm...

...bunlar bizi bir başına koyduklarına göre...

...başka şeyler döner burada.

(Mansur) Yanımızdaki mahkûmlarla yapamadıklarını...

...bize başka şekilde yapacaklar herhâlde.

Burası zindan değildir Hâce'm.

Burası mezar olacaktır bize.

Burası zindan değildir ama...

...ana rahmi olacak inşallah bizim için.

Bütün bu katlandığımız acılar...

...yeni bir doğumun sancısı.

(Hâce Ahmed) Bir bebeğin gözlerini açışı gibi...

...yeni bir devir başlayacak.

Allah bunun için bizi vesile kıldıysa da...

...bizim ellerimizle olacak.

Zindandayız Hâce'm, zindandayız.

-Canımız pamuk ipliğine bağlıdır. -Mansurcuğum...

...kırk kat demir kapının ardında olsan da...

...Allah'ın her canı pamuk ipliğine bağlı.

Bir nefes var, bir nefes yok.

Amenna, amenna Hâce'm.

Lakin haksız yere buraya düşmek...

...bir hainin elinde can verecek olmak...

...bunlar koyar bana.

Farklı yere mi düşseydik Mansurcuğum?

Gel otur hele.

İnancımıza ihanet mi etseydik?

Cana kıyıp, masumları mı incitseydik?

Ondan sonra da başımıza sarık bağlayıp...

...elimize tespih alıp, kendimize hoca mı dedirtseydik?

(Hâce Ahmed) Allah bizi o sahtekârlardan uzak tutsun.

Allah bizi hile ehli yapmasın da...

...varsın çile ehli yapsın.

Yine de göğsüm daralır be Hâce'm.

Ah bir kuvvet gelse şimdi kollarıma.

Yıksam şu bütün duvarları.

Seninle çıksak, geldiğimiz bozkırlara dönsek.

(Mansur) Yerle göğün arasında...

...uçsuz bucaksız topraklarda hürriyetimize koşsak.

Biz zaten hür değil miyiz Mansurcuğum?

Bizim gönlümüz bir güvercin kuşudur.

Bunaldığımız vakit, onların hu hu dediği gibi inleriz.

Rabb'in rahmeti bizim kalbimize dokunur.

(Hâce Ahmed) Yüreğimizi bir kuş gibi azat ederiz.

Bedenin zindanda dahi olsa...

...yüreğin gökleri seyran eder.

"Yol üstünde oturup, yolu soran dervişler"

"Ahiretten haber duyup, yola giren dervişler"

"Asaları elinde, himmet kuşakları belinde"

"Rabb'in yâdı dilinde Allah diyen dervişler"

"Hâce Ahmed, miskin ol"

"Miskinlerden mana sor"

"Dervişliği bil huzur"

"Hu kuşudur dervişler"

(Hâce Ahmed) Gel, kalbimizi azat edelim.

Hu kuşu olalım bu gece.

Benden, senden geçelim.

Yalnız O'nun adını zikredip, hu diyelim.

(Sessizlik)

(Zikir çekiyorlar)

(Zikir çekiyorlar)

(Zikir çekiyorlar)

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Bu dizinin sesli betimleme, ayrıntılı altyazı ve...

...işaret dilini kapsayan eşerişimi Es Film tarafından...

...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.

www.sebeder.org

Sesli Betimleme Metin Yazarı: Nezahat Şalkamcı

Seslendiren: Ünsal Coşar

Ayrıntılı Altyazı Çevirmenleri: Hatice Başpınar - Büşra M. Koçak...

...Gülay Yılmaz

İşaret Dili Çevirmeni: Volkan Kurt

Editörler: Beliz Coşar - Olgun Yılmaz - Samet Demirtaş

Teknik Yapım: Dağ Prodüksiyon ve Yeni Gökdelen Tercüme

(Jenerik müziği)

(Jenerik müziği devam ediyor)

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.