Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
English
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
(Jenerik müziği)
(Jenerik müziği devam ediyor)
(Jenerik müziği devam ediyor)
(Jenerik müziği devam ediyor)
(Gerilim müziği)
(Fehd inliyor)
(Gerilim müziği)
Bu taraftan.
Pehlivan Usta sendedir, sende Pehlivan Usta. Sendedir!
(Gerilim müziği)
(Mahmud) Bu benimdir Saltuk. Dur ulan!
-(Mahmud) Ah! -Mahmud!
(Mahmud zorla nefes alıyor)
Kardeşim!
Ah ki ahtır, vah ki vahtır!
Şu Bağdat'ta mert dövüşen bir adam yoktur.
Kardeş, sakın bırakma kendini.
Sakın bırakma kendini Mahmud.
Dayan, dayan Mahmud.
(Gerilim müziği)
(Leyla dış ses) Susadın mı kuzum sen?
(Meryem bağırıyor) (Leyla) Meryem! Meryem! Meryem!
(Geçiş sesi)
(Gerilim müziği)
(Mahmud inliyor)
(Saltuk) Çok şükür.
Çok mu canın yandı kardeş?
Temren göğse girdiğinde...
...adamın canı yanar da mühim değildir.
-Biz el miyiz Mahmud? -Ne?
Bu obadakiler de el değil. Kutluk baba, Hâce...
...Mansur, Pehlivan Usta, hiçbirimiz el değiliz.
Ne diyorsun? Laflarından bir şey anlamıyorum.
(Saltuk) Demem o ki bize yiğitlik göstermene gerek yok.
Hiçbirimiz yabancı değiliz. İnsanın canı yanarsa...
...bağırır, sızlanır.
Sen de bağır, sızlan Mahmud. Utanma.
(Mahmud zorla gülüyor)
Yahu, ben oku yediğimde...
...sen benim yavuklum gibi feryat ettin.
(Mahmud) Adamın peşine düşseydin...
...şimdi adam elimizdeydi.
Ama senin yüzünden adamı kaçırdık.
Sen utanmazsın, sen utanmazsın, hâlâ benim karşıma geçip...
...benimle alay ediyorsun.
Sen ne bakıyorsun?
Ben hiç olmazsa hasımlarımızla cebelleşirken ok yedim.
Sen? Boğanın karşına geçip boynuz yemişsindir.
Boğaç Han!
Herkes acemilik yapar Mahmud akay.
Sen yenilmeyecek oku yemişsindir...
...ben de yenilmeyecek boynuzu.
Estağfurullah.
(Mansur) Ama ikimiz de dersimizi çıkarttık.
Öyle değil mi Pehlivan Usta?
(Pehlivan) Kılıcının keskin olmasında...
...seni geçmesine çok var da...
...dil keskinliğinde maşallah senden önde gider Mahmud.
Öyledir, öyledir.
Sağ olasın Kutluk.
Biraz istirahat etmesi lazım.
Müsaadenizle.
(Sessizlik)
Fehd'in katledilmesi hiç iyi olmadı.
(Hâce Ahmed) Tam da haini bulmaya yaklaşmışken.
Öldüren de kaçtı. Allah yardımcımız olsun.
Âmin.
(Müzik)
Baba, ne olmuş? Ok yarasıydı o Mahmud'un bedenindeki.
Uzaktan görsem de anladım ben.
Yine ne menem belalar geldi başlarına.
Hâllerine baksan, gülüşlerini görsen...
...ava çıkmışlar da o sırada bir kaza olmuştur dersin.
Bir hainden bahsederler. Bana bir şey demediler.
Ben de durup laf dinlemek töremize aykırı diye...
...ötesini kurcalamadım.
Hep mi böyle felaketlerle boğuşacaklar?
Ee, yüksek dağın başı...
...her daim dumanlı olur derler kızım.
Yiğitliğin şanındandır, cefaya talip olmak.
(Sedat) Şehrin kapılarındaki tedbirleri arttırmışlardır.
Giriş çıkış yapmak çok zor.
(Üzeyir) Artık dönelim geriye. Bu Çin tozu mudur...
...barut mudur nedir, patlayacağı falan yok.
-(Üzeyir) Yem olacağız burada. -Olmaz, artık çok geç.
Sabaha kadar bitmediğine göre bu iş...
...mutlaka aksilikler oldu.
Ee, ne yapacağız peki o vakit Sedat?
Böyle elimiz kolumuz bağlı bekleyecek miyiz?
Bekleyeceğiz.
Gecenin karanlığından faydalanıp...
...bir şekilde çıkacağız buradan.
Bağdat'ın başına gelecek faciaya engel olmayı...
...Allah bize nasip etti.
Buna şükretmeliyiz elbette.
Fakat ihanet hâlâ kol gezmektedir.
(Hâce Ahmed) Ne yapacaklarını önden kestirmeli...
...ve dahi onlar harekete geçmeden...
...biz davranmalıyız.
Ne yapacakları esasen belli sayılır.
(Mahmud) Ne oldu ya?
Gece yatağında uyurken malum mu oldu?
Gece uyuttun mu ki rüya görelim Mahmud?
(Saltuk) İnlemelerin yüzünden dalamadım uykuya.
Hâce...
...Fehd'in cesedini çok geçmeden bulmuştur muhafızlar.
Atıf da barutun patlamadığını anlamıştır zaten.
(Saltuk) Malum...
...suçu atacağı insanlar...
...belli. -(Pehlivan) Birisi Fehd.
Öküz öldü, ortaklık bitti misali.
Olan biteni onun üstüne yığmak ister.
(Muhafız) Kumandan Fehd'in naaşını bulduktan sonra...
...hemen hızlı bir tahkikata giriştik.
Sarayda devriye gezen muhafızlar rastladı bu duvara.
Yakın zamanda inşa edilmiş.
İçeride yanmış fitiller...
...az bir miktarda da Çin tozu bulduk.
Fıçıların içi kum doldurulmuş.
Üzerine de barut denilen Çin tozu maddesinden serpilmiş.
Bir de bu demir parçalarını buldum.
Nasıl olur da burnunuzun dibinde...
...böyle şeyler olurken fark etmezsiniz?
Efendim, Kumandan Fehd mahzene inmemizi...
...bir süre önce yasaklamıştı.
Buralara adım atamadığımız için görememişiz.
(Muhafız) Ne yapmamızı emredersiniz?
Bu ne demek biliyor musun?
Bu...
...Abbâsî saltanatının sarayında...
...ve dahi İslam Halifeliği'nin...
...burnunun dibine kadar sızabilen...
...bir ihanet şebekesi var demek!
Ve and olsun ki ben onları bulacağım.
Bulacağım ve hepsini...
...teker teker...
...sarayın önündeki iğde ağaçlarında sallandıracağım.
Biz nasıl inanmıyorsak bir muhafız komutanının...
...bunları tek başına yapabileceğine...
...hiç kimse inanmayacaktır. Atıf da bunun farkındadır.
O sebepten başkalarına çamur atması gerekir.
O başkaları da kimdir?
Benimdir, Saltuk'tur ve benden sebeptir ki sensindir Hâce'm.
Allah Allah! Şimdi...
...bu melanet dönüp dolaşıp bizim boynumuza mı dolanır dersin?
-(Pehlivan) Hâce, sen ne dersin? -Mahmud haklıdır.
Sarayda muhafız olarak başlar başlamaz...
...bu hadise vuku buldu.
Hemen akabinde de ortadan kayboldular. İlk akla gelen...
...onları işaret etmek olur.
Ah!
Sizi gördüğüm iyi oldu Asıfe Sultan.
Hayırdır? Yine neyle geldiniz Atıf Efendi?
Dün olanlardan haberiniz var mı?
Hayır. Ne oldu ki?
Dün Bağdat...
...büyük bir felaket atlattı.
Eğer bu hadise...
...vuku bulsaydı...
...saray ve dahi İslam Hilafeti...
...başımıza yıkılacaktı.
(Atıf) Ve bu olayda...
...tek şüpheliler, sizin...
...bizzat şahsi muhafızım diyerek...
...burnumuzun dibine kadar soktuğunuz adamlar.
Bir saldırı girişimiyle karşı karşıyaydık.
(Atıf) Büyük bir taarruz atlattık.
Ve failleri ortada yok.
Size yarına kadar mühlet veriyorum Asıfe Sultan.
Bu adamları bulun ve buraya gelmelerini sağlayın.
Yoksa bu ihanetten...
...bizzat sizi sorumlu tutacağım.
Ve hesap vereceksiniz.
Ne diyorsun sen?
Beni babamın odasında...
...yanı başında tehdit mi ediyorsun?
(Atıf) Ben şüphesiz ki...
...Halife Hazretleri babanızı çok severim.
Ama adaleti daha çok severim.
Ve adaletin karşısında sizin de benim de...
...bir üstünlüğümüz yok. Darağaçları...
...kimin için kurulur, belli olmaz! Ama size son sözüm şu olsun.
Adaleti sağlayacağım ve adaletin vuku bulması için...
...elimden geleni yapacağım...
...sultanım!
(Gerilim müziği)
Bir vakit ortalıkta görünmemek lazım.
En azından bu sis pus dağılana kadar.
Sonra ne yapacağımıza bakarız.
Bak şimdi...
...sen Selçuklu kartalısındır ya...
...böyle gökten baktığında her şeyi görmek istersin.
O yüzden sis pus sana iyi gelmez.
Ama biz bozkır kurduyuz.
Sis pus tam bize göredir.
Senin de dinlenip yaranı sağaltman lazım yaralı kurt.
(Hâce Ahmed) Benim kardeşim dimdik ayakta olacak ki...
...yürüdüğünde kurdun heybetinden sırtlanlar korksun.
Danyal Peygamber...
...putperest hükümdarın sahte tanrılarına değil...
...tek yaradana inandığı için...
...hayvanlarla dolu bir çukura atılmıştı.
İşte biz de Bağdat şehrinde böyle bir çukura düştük.
Allah sonumuzu hayır eğlesin.
Kaderimizi Danyal Peygamber gibi...
...çukurdan kurtulabilenlere benzetsin.
Yoksa bir sırtlan sürüsünün boğduğu...
...ilk kurt da sen olmazsın Mahmud, son kurt da.
(Gerilim müziği)
-(Erkek) Konuş Necat. -Efendim...
...Çin tozu hamlemiz...
...Atıf'ın beceriksizliği yüzünden boşa çıktı.
(Erkek) Bana bak Necat, Atıf gibi adamları seçmen...
...senin beceriksizliğin.
(Erkek) Burada kendinden başka beceriksizlerin isimlerini...
...telaffuz etme.
(Erkek 2) Sen bize geldin...
...Bağdat'ı, Selçuklu ve Abbâsî iş birliğinin...
...İslam ümmeti kardeşliğinin...
...mezarlığı hâline getireceğim, dedin.
Lakin hamlelerin ardı ardına boş çıktı.
Şayet tekrar bir hezimetle bize gelirsen...
...Bağdat sadece senin mezarlığın olacak...
...ona göre. Attığın her adıma dikkat et.
Tamam efendim. Bundan sonra başka bir usulle...
...yaklaşacağım vaziyete.
Mahbube, her yere baktığına emin misin?
Ben bakabileceğim her yere baktım ablam.
Adnan da arıyor hâlâ.
Nereye gider bu çocuk? Nereye gider bu çocuk?
-Adnan, Meryem'i buldun mu? -Yok, gören eden de yok.
Bütün çarşıyı dolaştım. Kimse görmemiş Meryem'i.
Nasıl kaybolur bu kız? Niye çekip gider?
Bağdat'ta bunca melanet kol gezerken hem de.
(Müzik)
(Geçiş sesi)
(Meryem bağırıyor) (Leyla) Meryem! Meryem!
(Geçiş sesi)
(Müzik)
Meryem!
(Pehlivan) Yavrum! Sen tek başına mı geldin buraya?
Gel.
Ah yavrum ah! Leyla'nın haberi var mı?
(Pehlivan) Ah benim yavrum!
Ah benim yavrum!
Abla, niye kaçar ki bu çocuk?
Senin yanında gayet huzurluydu, keyfi yerindeydi.
(Mahbube) Allah Allah, nereye gider ki?
(Geçiş sesi) Obaya gidelim.
Orada sen de çok mutluydun, ben de mutluydum.
(Meryem dış ses) Ne olur teyze.
Hadi inşallah.
Eğer tahminim doğruysa ben nerede olduğunu biliyorum.
-Nerede ablam? -Kötü insanların yanında değil...
...düşündüğüm gibiyse.
Ben çıkıyorum. Siz gelen gidenle ilgilenirsiniz.
(Adnan) Nereye gidiyorsun? Biz de gelelim.
Lüzum yok Adnan. Ben kendim giderim.
(Müzik)
Dübeys'in askerlerinden Üzeyir ve Sedat...
...adamlarıyla gece Bağdat'a girmişler.
Bu Dübeys'in oyunlarından bıktım artık.
(Necat) Dübeys'den vazgeçmek için henüz erken.
Ama Dübeys'e bir ders verme vakti geçti çoktan.
(Necat) Hazırlanın, gidiyoruz.
Sıkıldın değil mi bizimle böyle dağ tepe dolaşmaktan?
İsa’nın savaşçılarıyla beraber olmak...
...bana gurur ve mutluluk verir.
Yine de kilisemizin beni tayin edeceği yeni yerime...
...geçmek isterim. -Haber geldi zaten.
-Öyle mi? -Evet.
Peki, nereye gitmemi emrediyorlar?
Bağdat'a geri döneceksin.
Anlamadım?
Komutan, beni orada öldürürler.
Bütün Bağdat'ı patlatacak kadar barut soktuk biz o şehre.
(Papaz) Hepsini kendi ellerimle dağıttım.
O iş er geç üzerimize kalacaktır.
Millet de beni parçalayıp sokaklarda sürükler.
Haberin yok tabii.
Barutu patlatamadılar.
Hamlemiz bir şekilde zafere ulaşamadı.
Senden şüphelenecek kimse yok...
...çünkü ortada bir suç yok. -(Papaz) Yine de tehlikeli.
Kendimi geçtim, kutsal davamız için.
Ben Bağdat'a gitmesem diyorum.
Kutsal Babamızın makamından gelen emirleri sorgulayamazsın...
...Papaz Efendi.
Derhâl Bağdat'a döneceksin.
Merak etme...
...Bağdat Dâî'si Necat seni koruyacaktır.
(Müzik)
Bana kalsa geceyi hiç beklemem.
Bağdat'ta akşamları serin olur, üşürsünüz.
(Necat) Gerçi siz bunu biliyor olmalısınız.
Nasıl...
...dün gece soğuk muydu Sedat?
Beklediğiniz ateş de yanmayınca tir tir titremişsinizdir, değil mi?
(Necat) İkinizi öldürmeyeceğim. Gidip Dübeys'e söyleyin.
Bunun hesabını verecek.
Kendini bana affettirmek için çok...
...ama çok çalışması lazım.
(Necat) Anladın mı Üzeyir?
Çıkmanız hususunda fedailer sizlere yardımcı olacak.
(Necat) Bu iyiliğimi de sakın unutmayın.
Kumandanınız Dübeys gibi nankör olmayın.
(Necat) Hadi gidin şimdi!
-(Çocuk) Bu nedir? -(Pehlivan) Bu mu?
(Pehlivan) Bu koskocaman devasa ejderlere karşı...
...dişleri buraya geçmesin diye bizi koruyan şeylerdir.
Meryem!
Hamza, Meryem burada mı?
Burada. Burada.
Hadi bakalım çocuklar.
Kuzulara doğru koşun bakalım, kim önden gidecek!
-Koş, koş, koş. -Kim getirdi? Siz mi buldunuz?
Allah'ım bir çocuk buralara kadar nasıl tek başına gelir?
Kendi geldi, çok şükür.
Ufacık çocuğa sahip çıkamadıktan sonra burada dövünsen kaç yazar.
Allah'tan başına bir şey gelmedi.
Ağzından çıkanı kulağın duyar mı senin?
(Leyla) O benim canımın bir parçası.
Kız kardeşimin emaneti. Ben mi sahip çıkamamışım ona?
Kaçıp gelmiş işte çocuk. Yaramazlığı tutmuş belli ki.
Ne yaramazlığı kadın! Çocuk lal olmuş, lal.
Seslensen taşlardan, kayalardan ses gelir, çocuktan seda gelmez.
Korkudan aklı çıkayazmış garibimin.
Artık senin o pis hanende ne melanetlere şahit olduysa.
(Leyla) Bana bak, o benim yeğenim diyorum sana.
Evde öylece oturmaktaydı.
Gece de yatırdım, hiçbir şeyi yoktu.
(Hâce Ahmed) Üzülme Meryem.
(Pehlivan) Uykusunda karabasan görmüş de...
Üzülme sen. Ben şimdi onlarla sohbet edeceğim.
(Pehlivan) Ecinniler musallat olmuş da korkudan...
...dili tutulmuş, öyle mi?
Ama Mahmud çok hasta.
(Leyla) Seni susup oturan bir adam zannederdim.
Çok hastayım yahu. Ah!
Mahmud'a birinin bakması gerekiyor. Sen bakar mısın?
(Pehlivan) Yine ne şerlerin içinden çıktın!
-Sağ olasın. -Teşekkür ederim.
(Pehlivan) İnsaf et. Bizim oralarda...
...pehlivanları er meydanına bağıra çağıra çağıranlara...
...cazgır derlerdi.
(Pehlivan) Bana Pehlivan adını koyanlar sana cazgır deselermiş...
...isabet olurmuş. -Bir sus artık!
Anlayıp dinlemeden konuşmaktasın deli gibi.
Yeter!
Oturun.
-Hâce... -Oturun.
(Çocuk) Onları almayacağız, şunları alacağız.
(Hâce Ahmed) Peygamber Efendimizin öğüdüdür...
...Sallallahu Aleyhi ve Sellem.
"Öfken kabardıysa, otur.
Oturanın öfkesi dinmediyse...
...yatsın." der.
Şimdi sükûnetle konuşalım.
(Pehlivan) Hâce, benim bu kadına edecek tek lafım yoktur.
Küçük Meryem'in hatırına söyledim, söz dinler sandım ama...
Hâce...
...size şükran borçluyum.
Ben Meryem'i alıp gideyim.
Size de daha fazla zahmet olmasın.
Estağfurullah Leyla Hatun.
Bize bir zahmeti yoktur.
Meryem obanın neşesi olmuştur.
Lakin Pehlivan Usta haklı.
(Hâce Ahmed) Çocuğun dili tutulmuş.
Belli ki bir şeyden çok korkmuş.
Hem kalkıp kendi başına buraya geldiyse...
...burada kendini huzurlu hissediyor demektir.
Müsaade edin, burada kalsın.
-Ama Hâce... -(Hâce Ahmed) Leyla Hatun...
...bu dem...
...Bağdat'ta bir acayip velvelenin düştüğü demdir.
(Hâce Ahmed) Her gelen gün...
...şehre ayrı bir gam ve kasavet getirmektedir.
(Hâce Ahmed) Belki siz de bunun farkındasınızdır.
(Atıf dış ses) Sen bu gece...
...kafanı kapıdan çıkarma.
Bu gece çok fena hadiseler vuku bulabilir.
Pek haberdar değilim.
Uzun zamandır insanlarla hemhâl olmuyorum.
(Hâce Ahmed) Doğrudur.
Ama söylediğim gibi Bağdat'ın üzerinde...
...kara bulutlar gezinmektedir.
Müsaade edin. Meryem burada biraz bizimle kalsın.
Ama Hâce, o benim yeğenim. Ondan ayrı nasıl kalırım?
Sanki evvelde de kendin bakardın çocuğa.
Laf!
(Hâce Ahmed) Leyla Hatun...
...burada kimse Meryem'i kendi evladından ayırmaz.
Gözünüz arkada kalmasın.
Öyle olsun Hâce.
Gitmeden görebilir miyim kendisini?
Elbette. Buyurun.
(Müzik)
(Mahmud inliyor)
Allah razı olsun Meryemcik.
(Mahmud) Şimdi sen bu bezi kafama koydun ya...
...ben artık daha iyiyim. Sağ olasın.
Meryem.
Yavrum, nurum.
(Duygusal müzik)
Sen benimle gelmek istiyor musun?
Burada mı kalmak istiyorsun?
Peki öyleyse.
Zaten burada dostlarımızın yanındasın.
O zaman ben her gün seni görmeye gelirim. Anlaştık mı?
(Duygusal müzik)
Atıf beni babamın yanındayken tehdit etti.
Eğer Saltuk ve Mahmud'u teslim olmaya ikna etmezsem...
...beni suçlu ilan edecekmiş.
Dünkü mevzunun failleri olarak onları görür.
Kendi yaptıkları ortaya çıkmasın diye...
...çamuru etrafa atıp, nazarları başka tarafa çevirmek ister.
İyi bari kızım.
Hâce gelip konuşursa, derdini anlatır...
...mesele de çözülmüş olur böylece.
Hayır dadı.
(Asıfe) Onlar buraya gelmemeli.
Ben de oraya gidip kaçmalarını söyleyeceğim.
(Dadı) Ne diyorsun kızım sen?
Onlar kaçarsa, Atıf seni zindana atar.
Ben burada zindanda yaşarım da...
...onlar kaçmazsa canlarına tasallut eder Atıf.
Babamdan çekinir, beni öldürmeye cesaret edemez.
Zindanda da olsa yaşarım bir sebeple.
(Dadı) Ah Asıfe, yapma kızım, gitme.
Dadıcığım...
...onlar beni kurtarmak için hiç çekinmeden...
...canlarını feda edeceklerdi.
Ben de onlar için hürriyetimi feda etsem çok mu?
(Gerilim müziği)
Diğerleri nerede?
(Dübeys) Siz niye buradasınız?
Necat sizin sadık askerlerinize...
...merhamet göstermedi Efendi Dübeys.
Hepsine kıydı.
Hayırdır Asıfe Hanım Sultan?
Niye geldin yine buraya?
(Aytolu) Hâce’nin başına türlü bela açtığın yetmedi...
...daha fazla bela açmak için mi uğraşırsın?
Ben sadece Hâce’ye yardım etmek için buradayım.
Çok meraklı değilim ben de bela içinde olmaya.
Yardım etmek?
Ben bilirim senin yardım etmelerini.
Sazlık Mahallesi'ne de yardım etmek için geldiğini söyledin.
(Aytolu) Babanın askerleri gelip bastı orayı.
Nedir şimdi niyetin?
Obamızı da mı bastıracaksın?
Buraya da yardım etmek için geldiğini söylüyorsun.
Babam yatağa düştü.
Gözlerini bile açamaz hâlde.
(Asıfe) Bir daha ayağa kalkar mı...
...o da bilinmez.
Bu dünyadaki tek dayanağım, yegâne sığınağım hasta şimdi.
Beni koruyabileceğini bildiğim tek kişi babamdı.
Beni koruyup, kollayacaklarına inandığım diğer insanlar için...
...geldim buraya.
Beni eğleme şimdi, Hâce’yi görmem lazım.
(Müzik)
(Hâce Ahmed) Hoş geldiniz Asıfe Sultan.
Hoş bulduk ama hoş mu geldik, bilemem Hâce.
Yüzünüzden düşen bin parça Asıfe Hanım Sultan...
...derdiniz ne ola ki?
Atıf.
Fena hâlde canımı sıkmakta Pehlivan Hamza Usta.
Beni sizinle tehdit etti.
Ne dedi ki?
Sizi nasıl bizimle tehdit etti?
Size bilenmiş vaziyette.
Saraydaki melanet ve Fehd’in katlinden...
...Saltuk ve Mahmud’u sorumlu tutuyor.
Onlar saraya gelmezse...
...beni suçlu olarak çıkaracak ahalinin karşısına.
Atıf ne yapmak ister Hâce?
Fehd’i okla vuranı yakalayamadık ya...
...Atıf suçu bizim üzerimize atmak ister.
Ne yapacağız peki?
(Asıfe) Hiçbir şey yapmayacaksınız usta.
Sizden ricamdır.
Ne olur, kaçın gidin buralardan.
Yoksa sizin başınıza bir iş gelecek.
(Asıfe) Sadece sizin de değil.
Temas ettiğiniz herkes zan altında kalacak.
Biz anlayacağımızı anladık Asıfe Sultan.
Siz merak buyurmayın.
(Asıfe) Ne olur, dediğimi yapın.
Beni üzmeyin Hâce, ne olur.
(Hâce Ahmed) Endişelenmeyin.
Şimdi saraya, babanızın yanına dönün.
(Gerilim müziği)
Asıfe Hanım Sultan.
Al bu otları, al.
Bunları kaynatıp Halife Hazretlerine içir.
(Aytolu) Senin de anan yokmuş.
Ben de anasız büyüdüm.
Bir tek babamı bildim.
Sarayda halife olması ya da obada otacı olması fark etmez.
(Aytolu) Baba demek dağ demektir.
Onlar dimdik ayakta duracak ki...
...biz de kızları olarak onlara sırtımızı yaslayabilelim.
Babanın marazı nedir bilmiyorum.
Ama inşallah bu otlar ona şifa olur.
Bir de sen benim kusuruma bakma.
(Asıfe) Allah razı olsun senden.
(Hüzünlü müzik)
(Saltuk) Hâce...
...Atıf sizi öldürmek üzere tuzak kuruyor.
Bu zavallı kızı tehdit etmesi de hep bu yüzden.
Sizin buna müsaade etmeyeceğinizi biliyor.
Onun oyununa gelip Atıf’ın yanına gitmek...
...çok feci bir hata.
Bu ölümün üzerine yürümek demek. Anlamıyor musunuz?
Biliriz.
(Pehlivan) Biliriz Saltuk.
İşte o sebepten bu istikamete doğru yürürüz.
Yanlış fikirdesiniz.
Adaletsizliğe teslim olmak yerine, mücadele etmekse niyetiniz...
...yeri geldiğinde çekilmek gerek.
Sonra kuvvet toplayıp hücum etmek gerek.
O dediğin...
...askerlerin cenk meydanında sevk ve idaresi için lüzumludur.
Biz dervişlerin er meydanına çıkacağız.
Biz canımızı pazara koyacağız.
Almak isteyen varsa buyursun alsın.
Saltuk kardeş...
...eğer ki sen can kaygısına düştün...
...bak, yollar hep açıktır.
Yolun açık olsun.
Ama Hâce'm bize...
...ateşe yürü diyorsa, ateşe yürürüz.
Ateşte yanar, ölürüz.
Neden mi?
Çünkü Hâce'm bir şey derse bildiği için der.
Hallâc-ı Mansûr’u bilir misin?
Hak yolun büyüklerindendir.
Allah’ın cemaline âşık olup...
...herkese bunu anlatabilmek için cihanı dolaşmıştır.
(Hâce Ahmed) Türkistan illerine de gelmiştir.
Mansur ata gibi kardeşlerimizin birçoğunun adı ondan mülhemdir.
O kürre-i arzı adım adım dolandıktan sonra...
...tekrar Bağdat'a gelmiştir.
Bağdat’a geldiği gün...
...onun başına ne belalar açılacağını herkes biliyordu.
(Hâce Ahmed) En çok da kendi biliyordu.
Ama gönlü ilahi aşkla öyle bir doludur ki...
...dünya korkularına yer yoktu gönlünde.
Ölene dek En-el Hak dedi.
Ölene dek Hakk'ı söylemeye devam etti.
(Hâce Ahmed) Suçlandı, iftira atıldı.
Adil kadılar engel olmaya çalışsa da zalimler galip geldi...
...ve bu şehirde asıldı.
Bağdat onun da canını aldı.
Kanına girdi.
Kardeşlik.
Aramızda tuz, ekmek.
Bizim için girdiğin uğraşların hakkı var.
Hakkını helal et.
Gayrı bizim yolumuz ayrı, senin yolun ayrı.
Biz Bağdat’a Hallâc-ı Mansûr gibi âşık olarak geldik.
Gördük ki burada asırlardan beri değişmeyen bir tek şey var.
Bağdat, âşıkların darağacıdır.
Ha Hallâc-ı Mansûr...
...ha Dülger Ahmed.
Kardeşlik, bizim yüzümüzden biri zindana düşecekse...
...biz boynumuzu cellada uzatırız.
Gam çekmeyiz.
Sen de gam çekme kardeşlik.
Siz delirmişsiniz.
(Müzik)
Size hakkım helaldir Hâce.
Bizden yana da helal olsun.
(Müzik)
Yavaş, yavaş.
Ölüme gidersin, dokununca da yaram acır dersin.
Saltuk kardeş...
...bırak yaraları kapansın.
Kapansın ki yarın darağacına giderken...
...yüzümüz buruşmasın.
Yarın darağacına giderken yüzümüz gülsün.
Eyvallah.
Allah'a emanet ol kardeşlik.
Pehlivan Usta...
...son bir kez ahaliyle sohbet etmek icap eder mi?
En iyisini sen bilirsin Hâce.
Lakin izin varsa ben Sazlık Mahallesi’ne gideyim.
Şahsuvar’la helalleşeyim.
Bunca vakittir oturduk, kalktık, ahbap olduk.
Gönül koyar.
Hakkın var ustam.
Ben de seninle geleyim usta.
Sakın, sen burada kal.
Orası tehlikeli, bilirsin.
Tehlike dediğin nedir ki ustam?
(Mansur) Ben de yarın sizinle gelip teslim olacağım Atıf'ın ellerine.
Boynunu kasaba uzatan kuzuya dur mu dersiniz siz?
Sen burada, obada kalacaksın Mansur can.
-Ama Hâce'm, ben... -(Hâce Ahmed) Kararım katidir.
Münakaşa edilecek mevzu değildir.
Hadi can.
Ahaliyi topla ateşin başına.
Önce halleşelim.
Sonra da helalleşelim.
Hadi selametle.
(Hareketli müzik)
Hadi içirelim şu otların suyunu.
İnşallah şifa olur.
Allah’ım şu koca sarayda bulamadığımız şifayı...
...Yörüklerin topladığı otlardan umar olduk.
(Dadı) Sen yardım et ya Rabb'i.
İnşallah dadı.
Ümit bir beyaz güvercinmiş.
Nerede kalkacağı, nereye konacağı belli olmuyor işte.
Çoktandır bizim hanemize de konmuyordu.
Belki bu kez geliverir kanatlarını açarak.
Yuttu biraz.
Bunları bana Aytolu verdi baba.
Biliyor musun?
İlk kez iyi davrandı bana.
O da kendi babasını düşündü herhâlde.
Babasına bir şey olursa...
...nasıl bir başına kalacağını tahayyül etti.
Üzüldü hâlime.
Acıdı bana.
(Asıfe) Hakikaten acınacak hâldeyim baba.
Bu saray, bu dünya benim için pek ıssız.
(Asıfe) Bir başıma bırakma beni.
Gitme baba.
Buradaki kana susamış canilere yem etme kuzunu.
(Atıf) Sizinle dün geceden beri görüşemedik efendimiz.
Fehd’in hezimeti karşısında boynum büküktür.
Yüce gönlünüzden affımı istirham ederim.
Senin de benim de boynum büküldü.
Olan oldu.
Ben yokken neler yaptın...
...onları anlat.
Hâcelerin Asıfe aracılığıyla sarayın içine sokmak istediği...
...muhafızlardan bahsetmiştim size.
Evet.
Onları gördüm zaten dün gece.
Birini yaraladım.
Hâce’nin yanındaki Mahmud.
(Necat) Diğerini tanımıyorum.
Aşina olmadığım simalar Bağdat’ta dolaştıkça...
...öfkem kabarıyor Atıf.
Tez vakitte ne suratlarını göreceksiniz...
...ne de bundan sonra size kötülük edebilecekler muhterem Dâî.
Nasıl?
Asıfe’ye Hâce ve yanındakiler teslim olmazsa...
...seni zindana atarım dedim.
Bu tehdidim Hâce'nin kulağına gidecek elbet.
Hâl böyle olunca küçük kız hapse düşmesin diye...
...Hâce ve yanındakiler tıpış tıpış kendi ayaklarıyla...
...bana gelecekler, eminim.
(Atıf) O iki muhafız sayesinde bütün suç...
...Hâcelerin üstüne kalacak efendimiz.
Derviş kisvesine bürünmüş...
...halifelik sarayını yıkmak isteyen caniler...
...halkın önünde sorgusuz sualsiz ipe çekilecekler.
Böylesine büyük bir suçla itham edilince...
...kimse onların arkalarında durmayacak.
Seslerini bile çıkaramadan asılacaklar.
(Atıf) Tertibimi nasıl buldunuz efendimiz?
Yarın...
...güneş daha tepeye varmadan...
...darağacında sallanacaklar.
Tertibin güzel.
(Necat) Ama daha güzel olabilir.
Hâce’nin arkasında kim var, sen biliyor musun?
Bunlar baldırı çıplak dervişler.
Arkalarında bir güç olduğunu sanmam efendimiz.
Herkesin ardında bir güç vardır.
Sen de bunu çözmelisin.
(Necat) Ama sen elini ateşe uzatıp...
...yanmak üzere olan bir adamı ikaz ediyorsun.
Adam elini çekip kurtaracak kendini.
Hâlbuki sen elini tutup...
...bedenini ateş çemberinin içine savurmalısın.
Ben söylediklerinizden bir şey anlamıyorum efendimiz.
Anlatacağım, merak etme.
Şahsuvar.
Pehlivan Usta, hayrolsun gece gece?
Hasretlik bastı, beni görmeye mi geldin?
Hayırdır, hayır. Gel, şöyle oturalım.
Bak Şahsuvar...
...biz bir yola çıkarız.
Ola ki döndüğümüz vakit seni bıraktığımız gibi bulamayız...
...sen bizi bıraktığın gibi bulamazsın.
O sebepten bir iki kelam edeyim dedim sana.
Usta, beni bulduğunuzdan daha beter hâle düşmem herhâlde.
Biz zaten bir gayretteyiz.
Necip desen boyuna bakmadan her dakika tepemde.
Allah eksikliğini göstermesin.
Maşallah, maşallah.
Şahsuvar...
...benim adım Hamza.
Rahmeti babam, nur içinde yatsın...
...rahmete ermeden evvel Hamza olsun istemiş ismim.
Ama Şehitler Serdarı Hazreti Hamza’dan sebep.
Demiş benim evladım da öyle arslanlarla güreşen...
...koç yiğit bir delikanlı olsun.
Ben de olmaya çalıştım. pehlivan oldum.
Çayıra çıktığım vakit...
...karşımdaki hasmım mıydı, rakibim miydi hiç bilmezdim.
Herkesin sırtını yere vururdum.
Yerden yere vururdum. Hiç affım yoktu.
Allah affetsin.
O vakit ben biraz vurduya kırdıya dalmıştım.
Alnımın teriyle eve ekmek götürmek zül olurdu bana.
O vakit Arslan Bab çıktı karşıma.
Bizim orada Arslan Baba da derler.
Şöyle sağlam bir el ense çekti bana.
İstikametimi, yolumu hizaya getirmeye çalıştı ama...
...yok, bende niyet yok.
(Pehlivan) Bana bir nasihat, iki nasihat, üç, beş.
Ve ben yarım aklımla pehlivanlık yapmaktayım.
Ben diyorum kendi kendime...
...nice arslanları devirdim Arslan Baba kim ola?
Tövbe ya Rabb'im.
Ama eninde sonunda kündeye getirmişler seni.
Arslan Baba belli ki sırtını yere değdirmiş.
(Pehlivan) Ya, değdi.
O vakitler ateşte yanmam, suda batmam derdim.
Önce ayağım suya değdi, sonra sırtım yere değdi.
Bir gün bu benim canını yaktıklarımdan beş altı tanesi...
...beni bir köşede kıstırdılar Şahsuvar.
Ejder olsan kaç yazar?
Beni bir dövdüler, bir kötek, bir kötek.
Ben o vakit vücudumda kaç tane kemik olduğunu bilmezdim.
Ta ki kırılana dek.
Sonra beni öldü diye bıraktılar öyle.
Ben yatıyorum böyle, yukarıya bakıyorum. Dedim bitti.
Artık bu kadarmış.
Sonra bir tane aksakallı bir dede geldi.
Ah demim Hamza, ah Hamza, ah!
Şimdi yolun sonuna geldin.
Bu gelen de aksakallı dede suretinde Azrail Aleyhisselâm.
Bitti dedim hayatım, bu kadarmış.
Sonra o aksakallı dede benim canımı almak yerine...
...beni sırtına aldı.
Götürdü dergâha, yaralarımı sardı.
(Pehlivan) Kemiklerimi kaynattı.
Ben kimim ki? Yarım akıl bir pehlivan işte.
Arslan Baba ölümden çekip aldı beni.
İşte o vakit öğrendim...
...en hakiki pehlivan Arslan Baba'ymış.
Nefsini deviren pehlivan...
...Pehlivan Hamza'yı da yener...
...kâinatın kalanını da.
Usta, sen de benim sırtımı yere değdirmeye mi geldin giderayak?
(Pehlivan) Şahsuvar, nasip bu işler, nasip.
Şahsuvar...
...biz gideriz.
Belki dönüş olur, belki olmaz.
Ama önemli olan...
...sen bu çamurdan çıkmaya yeltendin ya...
...bir daha sakın dönme.
(Pehlivan) Biz oluruz, başkası olur...
...sana yardım için uzatılan eli tut.
Sakın bırakma.
Ömrün boyunca, tamam mı?
Tamam mı aslanım?
Usta, siz dönüşü olan bir yola gidin de...
...elbet buluşuruz.
O vakit de siz o eli uzatır mısınız, ben o eli tutar mıyım...
...orasını da Allah bilir.
Hayırla gidin, hayırla gelin.
Eyvallah Şahsuvar.
Eyvallah.
Eyvallahın var olsun ustam.
Nasıl, çözdüm değil mi sizi lügati?
Maşallah.
(Pehlivan) Şahsuvar hadi, bana yol gerek.
(Müzik)
Uğurlar olsun ustam.
Selametle.
(Müzik)
Saltuk.
Sen bu Hâce ve adamlarından emin misin peki?
Efendim, yıllardır yaşadığım hayat...
...gördüğüm her şey...
...bana kimseden emin olmamayı öğretti.
Lakin Atıf’ın Abbâsî sarayında halifeliğe nezaret eden...
...güvenilmez biri olduğundan adımın Saltuk olduğu kadar eminim.
Müdahale etmezsek...
...Bağdat’ta Atıf’ın karşısında duracak kimse kalmayacak.
Tamam Saltuk.
Lazım gelen tedbiri bilirsin sen.
(Hareketli müzik)
Ne iyi ettin de geldin Hâce.
Epeyden beri sohbetinden mahrum kalmıştık.
Selvi ağacı misali.
Başından rüzgâr eksik olur mu Hâce’nin?
Vakit olmadı.
Haklısın Kutluk.
Lakin sizi de çok ihmal ettim. Hakkınızı helal edin.
Ne hakkı Hâce?
(Hâce Ahmed) Öyle deme anam.
Bize kimseler kucak açmazken siz kucak açtınız.
(Hâce Ahmed) Bağrınıza bastınız.
Ekmeğinizi böldünüz.
Bunlar az şey mi?
Böyle söyleyip kırma beni.
Gelimli gidimli dünya.
(Hâce Ahmed) Sonu ucu ölümlü dünya.
İnsanın akıbeti meçhul.
Hakkınızı helal edin.
Sen öyle diyorsan öyle olsun.
(Almas) Cümleten hakkımız sana helal olsun.
Öyle değil mi oba ahalisi?
(Hep bir ağızdan) Helal olsun.
Allah razı olsun.
(Hâce Ahmed) Bu gece...
...size üç şeyin sırrını anlatacağım.
Gül kokusu...
...ana sütü...
...ve hurma dalı.
O sır ne ola ki?
Vallahi çok merak ettik Hâce.
Bunları yıllar evvel Peygamber Efendimiz...
...Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in...
...Türkistan’a yolladığı Sahâbe-i Kirâm olan...
...Ukkaş Ata öğretmiştir.
(Hâce Ahmed) Allah ondan razı olsun.
İsmi Ukkaşe bin Mihsan’dır.
Bizim oralarda Ukkaş Ata namıyla meşhur olmuştur.
Sonra Ukkaş Ata’dan emaneti Şah-ı Zinde almıştır.
Şah-ı Zinde’nin esas adı da Kusem bin Abbas’tır.
Peygamberimizin muhterem amcası Abbas’ın küçük oğludur.
Ayrıca cennet gençlerinin sultanı Hazreti Hüseyin Efendimizin de...
...süt kardeşidir.
Üç şeyi hayatına düstur edinmelidir kendine Müslümanım diyen kişi.
(Hâce Ahmed) Anlatacağımız üç sır işte buna işarettir.
Sen de al kalemini, bunları yaz Mansur atam.
Yazarım Hâce'm, yazarım.
Müslüman az kişiyken...
...çok kişiye gidip haksızsın demeye korkmayacaktır.
Bu cesaretin sırrı...
...ana sütüdür.
Eğer az kişi olmaktan korkup...
...çok kişiye haksızsın diyemezsen, susup durursan...
...Fatıma Ana'mızın hakkı haram olacaktır.
Kerbelâ'da bu yüzden Hüseyin Efendi'miz ölmüş ama...
...Hak yolundan dönmemiştir.
Fatıma Ana'nın ak sütünü kendine helal ettirmiştir.
Kendi susuzluktan kavrulmuş...
...ama zalimlerin suyundan bir yudum içmemiştir.
Allah bizi o zalimlerden eylemesin.
Zalimin zulmüne düşeceğimize, hepimizi yakıp kavursun.
-Âmin. -Âmin ana.
(Hâce Ahmed) Yaz bakalım Mansur ata. İkinci sırrımız.
Müslüman, ölmeden önce ölecektir.
Bu bahis, peygamberimizce apaçık emrolunmuştur.
Adı görklü Muhammed Mustafa'nın...
..."Ölmeden evvel ölünüz." buyruğu vardır.
Mezara girmekten korkmamanın sırrıysa...
...gül kokusudur.
Şah-ı Zinde efendimiz Türkistan'a geldiğinde...
...bedeninden kuvvetli bir gül kokusu gelmektedir.
Yanında üç vakit oturan kendini gül bahçesinde sanırmış.
Teni öyle gül kokarmış.
Neden öyle kokarmış Hâce? Gül alıp gül mü satarmış?
(Hâce Ahmed) O vakitler herkes senin gibi merak etmiş Urungu can.
Sebebini mübarek sonradan anlatmış.
Âlemlerin Sultanı Muhammed Mustafa'yı...
...kabre yerleştiren oymuş.
Dünyada ona en son dokunan kişi...
...Şah-ı Zinde'ymiş yani. Gül kokusu da ondan sebep.
O kabirden çıktığında anlamış ki...
...bazı insan hakikate vasıl olup...
...ölmeden önce ölür.
İşte o kişiler mezardayken dahi...
...yeryüzünde dolaşan seyyar cesetlerden daha canlıdırlar.
Nebi'nin kendisi Medineli ama ışığı...
...buralarda dahi yolumuzu ışıtmaktadır.
Bize bunu anlatmış Abbas'ın oğlu Kusem.
O, sırrın sahibi olduğu için...
...türbesine dahi Şah-ı Zinde deriz biz de.
Şah-ı zinde. Yani "Yaşayan Sultan".
Yaz, Mansur ata. Üçüncü sır da şudur.
Kınayanın kınamasından...
...düşmanın düşmanlığından korkmayacaksın.
Bunun sırrı da...
...hurma dalıdır. Kılıcı kırıldığında...
...peygamberimizin Ukkaş Ata'ya dövüşsün diye verdiği...
...bir hurma dalı.
Uhud Dağı'ndan düşmanın üzerine o incecik dal parçasıyla...
...hücum ettiğinde kalbinde zerre kadar şüphe yoktu Ukkaş Ata'nın.
Eğer bir an tereddüt etseydi...
...o hurma dalı elinde kılıç olmazdı.
Öyle dal olarak kalırdı.
Ukkaş Ata'yı da kâfirler orada biçerdi.
Bilin ki esas mucize...
...hurma dalının kılıç olması değildir.
Ukkaş Ata'nın bir an bile tereddüt etmemesi...
...ve cesaretinin kırılmamasıdır.
Ben...
...bu üç sırrı...
...sizlere emanet ettim.
Siz de sizden sonrakilere emanet edin.
Dünya durdukça sırrımız yürüsün.
Büyüyen balalar, bebeler...
...sırrı kalplerine koyup büyüsünler.
Mansur can...
...ver bakalım emanetimizi.
Allah razı olsun.
("Divan-ı Hikmet - 144. Hikmet" söylüyor)
"Şüphesiz bilin bu dünya"
"Bütün halktan geçer"
"İnanma hiç malına"
"Bir gün elden gider"
"Ata, ana, karındaş"
"Nereye gitti fikir"
"Dört ayaklı tahta at"
"Bir gün sana yeter ha"
"Dört ayaklı tahta at"
"Bir gün sana yeter ha"
("Divan-ı Hikmet - 144. Hikmet" söylüyor)
"İyâl karında"
"Hiç kimse olmaz yoldaş"
"Merdane ol garip baş"
"Yıl yel gibi geçer ha"
"Hâce Ahmed itaat kıl"
"Ömrüm bilmem nice yıl"
"Aslını bilsen su, toprak"
"Toprak olup gider ha"
"Aslını bilsen su, toprak"
"Toprak olup gider ha"
(Müzik)
(Müzik devam ediyor)
(Davul çalınıyor)
Halife Hazretleri'nin...
...vekili mutlakı Vezir Atıf'ın ilanıdır.
(Erkek) Bağdat ahalisi saray avlusuna beklenmektedir.
Bu ne demek biliyorsun değil mi Adnan?
Belli ki bazı hadiseler olmuş.
Bunun tek bir anlamı var. Atıf gene kana susamış.
Birilerini darağacında sallandıracak.
Halife Hazretleri'nin vekili mutlakı...
...Vezir Atıf'ın ilanıdır.
Bağdat ahalisi...
...saray avlusuna beklenmektedir.
Ey ahali! Duyduk duymadık demeyin!
Halife Hazretleri'nin vekili mutlakı...
...Vezir Atıf'ın ilanıdır.
Belli ki Atıf bize edeceği zulmü...
...Bağdat'ta seyirlik temaşa yapmak ister.
Hallacı Mansur'un akıbeti gibi.
Gerekirse bizi ahaliye parçalatsın.
Gerekirse taşlatsın.
Hem Taif'te Peygamber Efendimizin dişlerini kırmadılar mı?
Ona benzemek bizim için şereftir.
Bir kızcağızı tehdit etti. Bizi de yılanın yuvasına soktu.
Bu Atıf yahu, bu Atıf'a şerefin zerresi ilişmemiştir.
Atıf bizi istiyorsa söyleyecek sözümüz vardır.
Gidelim.
Sözümüzü söyleyelim, duyacağımızı duyalım.
Baba.
Baba, ne oldu?
Mahmud'u, Hâce'yi ya da Pehlivan'ı gördün mü kızım?
Görmedim baba. Neredeler ki?
Bilmem.
Yarasına merhem çalayım diye gittim, çadırında yoktu.
Diğerleri de yok. Belli ki gittiler.
Hâce'nin dünkü konuşmasından belliydi.
Vedalaşır gibi konuştu.
Mahmud, Hâce, Pehlivan, belli ki hepsi gittiler.
Pehlivan, Hâce gitti mi Aytolu abla?
Beni burada bırakıp gittiler mi? Beni yalnız mı bıraktılar?
Olur mu öyle şey ablam?
Yalnız olur musun hiç? Biz varız burada.
(Duygusal müzik)
Hadi babacığım. Bir tane daha.
(Duygusal müzik)
Baba, ben Hâce'ye kaçın, gidin dedim.
Onlar giderse...
...beni senden başka koruyacak kimse kalmayacak.
İyileşmen lazım.
Ama biliyorum.
Onlar gitmeyecek.
(Asıfe) Benim lafımla kaçacak insanlar değiller.
Bugün gelip Atıf'a teslim olacaklar.
Atıf da hak gözetmeksizin...
...onlar için sualsizce darağacını kuracak.
Çünkü onlar bir masumun, bir mazlumun canı için...
...hürriyeti için...
...kendi kanlarını akıtmaya...
...nefeslerini tüketmeye hazırlar.
Bizi buraya niye topladılar acep?
Bilmem ki Tarık Usta. Bu tertibat kimin için kurulmuş, bilinmez.
(Müzik)
(Müzik devam ediyor)
(Gerilim müziği)
(Duygusal müzik)
(Duygusal müzik devam ediyor)
Vara vara...
...geldik bu meselin de ahirine.
Belki de ömrümüzde yürüyeceğimiz son yoldur bu.
Bizim sonumuz da biraz çabuk olmadı mı?
Öyle değil mi?
Olsun be Mahmud'um!
Benim hayat tarihçem sizden evvel başladı da ne oldu?
Şu hayatta övüneceğim tek şey...
...sizinle çıktığım yoldur.
Zerrece dert ediyorsam namerdim.
Ne derler Pehlivan Usta'm?
"At ayağı çeviktir, ozan dili çabuktur."
Hâce'm de hem şiir hem hikmet sahibidir. Ozandır.
O yüzden de bizim sonumuz böyle çabuk olmuştur.
Madem öyle dersin Mahmud...
...de hadi!
Hallacı Mansur gibi aşk için çıktığımız yolda...
...onun can verdiği diyarda...
...onun kendi yolunda yürüdüğü gibi...
...biz de kendi yolumuzu yürüyelim.
(Duygusal müzik)
(Hâce Ahmed dış ses) "Ey dostlar!
Hak aşkını elime aldım.
Dünyayı düşman bilip yürüdüm işte.
Yakan tutup, hazrete yürüyüp geldim.
Aşk kapısında Mansur gibiyim işte.
(Hâce Ahmed dış ses) Aşkın yolunda bir âşık Mansur geçti.
Bel bağlayıp, Hak işini sıkı tuttu.
Melamiler çok ihanetler işitti.
Ey müminler, ben hem Mansur oldum işte.
Nadanlara söz kalmadı. İşte hikmet.
İnsan diye belin bağlar. Hani himmet?
Dünya için birbirine etmez şefkat.
Zalimlere esir olup öldüm işte."
(Duygusal müzik)
(Duygusal müzik devam ediyor)
(Muhafız) Halife Hazretleri'nin vekili mutlakı...
...Vezir Atıf Efendi Hazretleri.
(Su akıyor)
Muhterem Bağdatlılar...
...bugün sizleri...
...şehrimizin uğradığı...
...büyük bir ihaneti anlatmak için topladım.
Halife Hazretleri'mizin...
...en yakınına kadar sokulan melunlar...
...onun canına kastettiler.
Hatta yüzyıllardır süren...
...İslam hâkimiyetine adaletle hükmetmiş...
...Abbâsî sarayını yıkmaya yeltendiler.
Ama bu ihanete dur denildi.
Tehlike geçti mi? Maalesef.
Keşke bugün size...
...bunun muştusunu verebiliyor olsaydım.
Lakin tehlike...
...hâlâ dipdiri.
İhanet hâlâ içimizde.
Ama ben, Abbâsî Halifesi'nin vekili mutlakı...
...ve sadık veziri olarak...
...bu hainlerin bilcümlesini...
...ölümle cezalandıracağıma söz veriyorum!
Onları bekleyen şey...
...bilhassa ve yalnızca darağaçlarıdır.
Sizlere sorarım ey Bağdat ahalisi!
Halife’ye, ümmetin kardeşlerine...
...ve güzel şehrimize el uzatan bu melunların...
...ölümden başka cezası var mıdır?
(Üst üste bağrışmalar)
(Aksiyon müziği)
(Üst üste bağrışmalar)
Dadı, bir şey mi var?
Vallahi ben de anlamadım kızım.
Atıf avluya toplamış milleti.
Canlarına kıyacak, göreceksin dadı.
İnsafsız Atıf asacak onları.
Muhakeme olmadan adam mı asılırmış kızım?
Atıf bile olsa böyle bir şey yapamaz.
Atıf burada adalet mi bıraktı dadı?
Adaleti kendi terazisinde tartar.
Biz ne hâllere düştük, görmüyor musun?
Çıkıp engel olmaya gücüm yok. Nasıl engel olabilirim ki zaten?
Asıfe, Halife Hazretleri elini oynattı.
Babacığım...
Uyandın mı sen babacığım? Kızın Asıfe için uyandın mı?
Atıf’a haddini bildirmek için iyileştin mi baba?
-Allah’ım... -Kızım.
Bugün canımıza kasteden melunların, alçakların...
...hepsi elimizde değildir.
Ama...
...elimizde olanlar...
...kati suretle cezalandırılacaktır.
Onların itimat ettiği, sırtını dayadığı yer...
...neresi olursa olsun...
...akıbetleri malumdur.
Bugün o canilere...
...büyük bir darbe vuracağız.
Siz Bağdat ahalisinin...
...bugüne şahitlik etmesini istedim.
Bütün şehir bu ana şahitlik edelim ki...
...vesileyle iyi olanların kalbine ümit...
...kötülerin kalbine korku salalım.
Getirin!
İşte bir darağacı gerilir.
Tahtaları getirirler.
Hakkını helal et Pehlivan Usta'm. Hakkını helal et Hâce'm.
Helal olsun Mahmud'um.
(Hâce Ahmed) Helal olsun.
Ölüm, hakkı söylerken gelsin.
Ha urganda, ha yorganda.
(Gerilim müziği)
Biz darağacını bekleriz, define sandığı geldi.
Bizi bu tehlikeden kurtaran yiğitler...
...bugün aramızda.
Lakin onlar yüce gönüllü...
...derviş meşrepli insanlar oldukları için...
...kahramanlıklarını gizlediler.
Ama biz olayın tahkikatı sırasında...
...onların kahramanlıklarını fark ettik.
Abbâsî Hilafeti'nin ananelerine göre...
...büyük hizmet gösteren makam sahiplerine...
...hilat giydirilir.
(Müzik)
Bismillah.
(Müzik)
Bu manevi kıymetine...
...paha biçilemeyecek olan hilatın rengi...
...şerefli sancağımız gibi kara olmalıdır.
(Müzik)
Müsaadenle Hâce.
Bismillah.
Esteizü Billah.
(Müzik)
Şehre olan hizmetlerinden dolayı...
...sana bu hilatı giydirirken...
...Halife Hazretleri’nin vekili mutlakı olarak...
...seni Şehri Bağdat'ın...
...emniyetinden sorumlu makama getiriyorum.
(Müzik)
(Müzik devam ediyor)
Bağdat’ın şahne makamı...
...artık...
...Türkistanlı Hâce Ahmed’indir!
(Müzik)
(Müzik devam ediyor)
(Müzik devam ediyor)
Bu dizinin sesli betimleme, ayrıntılı altyazı ve...
...işaret dilini kapsayan eşerişimi Es Film tarafından...
...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.
www.sebeder.org
Sesli Betimleme Metin Yazarı: Nezahat Şalkamcı
Seslendiren: Ünsal Coşar
Ayrıntılı Altyazı Çevirmenleri: Belgin Yılmaz - Bülent Temür...
...Ayhan Özgören
İşaret Dili Çevirmeni: Volkan Kurt
Editörler: Beliz Coşar - Fulya Akbaba - Samet Demirtaş
Teknik Yapım: Dağ Prodüksiyon ve Yeni Gökdelen Tercüme
(Jenerik müziği)
(Jenerik müziği devam ediyor)
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.