All language subtitles for Mavio.S01.E04 (04. Bolum)

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian Download
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

(Jenerik müziği)

(Jenerik müziği devam ediyor)

(Jenerik müziği devam ediyor)

(Jenerik müziği devam ediyor)

(Hâce Ahmed) Allahu ekber.

Allahu ekber.

Allahu ekber.

Allahu ekber.

(Sessizlik)

(Hâce Ahmed) Esselamü aleyküm ve rahmetullah.

Esselamü aleyküm ve rahmetullah

Âmin.

Allah'ım...

...sen bir kutsi hadisinde...

...peygamberimizin ağzından bizlere şöyle sesleniyordun.

"Benim yerim mümin kulumun yüreğindedir."

Biz de şimdi sana inanan kulların yaralı yürekleriyle...

...ellerimizi açtık.

Avuçlarımıza rahmetinden...

...merhametinden damlalar düşür Allah'ım.

Sen ki Yunus'u balığın karnında, Yusuf'u kuyuda bırakmadın.

Sen ki peygamberimize yeri geldi bir güvercinin garip yuvasını...

...yeri geldi bir örümceğin incecik ağını muhafız kıldın.

Bizi de görünür ve görünmez şerlerden muhafaza eyle.

Biz sana ellerimizi açtık. Elimiz boştur.

Sana adamak için...

...gurbetlik yükü altında ezilen kalbimizden...

...ve kuşça canımızdan gayrı nesnemiz yoktur.

Allah'ım, bizim senden özge kapısına varacağımız makam...

...derdimizi arz edeceğimiz sultan yoktur.

Sen gizli ve aşikâr dertlerimize derman buyur.

Sen bizi feraha erdirmek için bir ferman buyur.

(Hâce Ahmed) Sana diz çöktük, boyun büktük.

Başkasına diz çöktürme, boyun eğdirme.

Türkistan'ın içinden yaban ellere yürüye yürüye gelen kervanları...

...sen kendine asker eyle.

Onlar yürüdükçe senin de adın yürüsün.

Bu garip kıl çadırlar büyüdükçe...

...senin adına âlemi tutacak hak nizamı da büyüsün.

(Hâce Ahmed) Âmin.

(Tasavvuf müziği)

Bu tekke; Bağdat'ın her yeri çamur, pislik içindeyken tertemizdi.

Bu tekke; her yer perişanken abat edilmişti.

Ne zamana kadar?

Pirimiz Yusuf Hemedânî'nin selamıyla kapımızı çalan...

...o Ahmed ve eşkıyadan bozma arkadaşları buraya varana kadar.

Sonra ne oldu?

Söyleyin güzel kardeşlerim, ne oldu?

Dirlik düzen mi kaldı?

Ağzımızda tat, içimizde huzur mu kaldı?

Bir gün hırsızlar gelir, bir gün katiller.

Pis keçileriyle gelmedi mi...

...o keçilerinden bile pis kokan Yörükler?

Siz söyleyin güzel kardeşlerim.

Bizim kapımız...

...bundan daha kötü günler görmüş müydü ha?

Siz söyleyin!

(Hep bir ağızdan) Doğru söylersin! Doğru söylüyorsun!

İstemiyoruz bunları bu dergâhta. Zorla mı?

Ne yapalım peki Mervan Efendi? Sen bu dergâhın gediklisisin.

(Erkek) Aramızdaki en eski mürit sensin. Anlat.

Yani gelen adamı, zorla içeriye koymamak olur mu?

Bilmiyorum ki? Doğru olur mu böyle bir şey?

Ey güzel kardeşlerim, siz bana güvenin.

İçimizi saran bu şer şebekesinden...

...Allah'ın izniyle kurtulacağız!

Kapımıza geleni çevirmemek âdettendir amma...

...o kapıya zararı dokunanları içeri almak da akıl kârı değildir.

Her şeyin bir şekli, bir usulü bulunur hem.

Onları içeri almamak bizim gibi dervişlere yakışmazsa...

...kendine bu işleri de yakıştıranlar çıkar elbet.

Orada ne olursa olsun geri adım atmak yok.

Orası sizin için de benim için de bir tekke değil...

...bir vazife yeridir. Vazifemiz de...

...vezirimizin emrini bir tamam yerine getirmektir.

(Hâce Ahmed) De hadi, kalın sağlıcakla.

Almas Ana hakkını helal et.

Yedirdiniz, içirdiniz, hürmetle ağırladınız.

-Allah razı olsun. -Ne hakkı oğul?

Asıl sizler bizlere can şenliği oldunuz.

-Allah yolunuzu açık etsin. -Eyvallah.

(Tasavvuf müziği)

(Ayak sesleri)

(Gerilim müziği)

Bu tekkeden içeri...

...bir adım dahi atmanıza gönlümüz razı değildir.

Senin ağzından çıkanı kulağın duyuyor mu Mervan?

Hakk'ın kapısını yüzümüze kapatma hakkını...

...kendinde nasıl bulursun? Haddini bil!

Ben haddimi de...

...hududumu da iyi bilirim.

Bir de neyi bilirim, bilir misin?

Geldiğinden beri kimlerle münasebet kurduğunu bilirim.

(Mervan) Bu şehrin katilleri, kötü kadınları...

...dini belirsiz yabanileri...

...hepsi bir şekilde seninle irtibatlı.

Herkesin fellik fellik kaçtığı hırsızlar, senin can yoldaşın!

Bunu senin miden kabul eder belki amma...

...bu tekkeyi...

...ve Pirimiz Yusuf Hemedânî'nin ismini kirletir böyle bir rezalet.

Pirimizin adı kirlenmez, tasalanma sen.

Ama insanları aşağı, kendi nefsini yüksek gören birinin...

...onun adını anması...

...onun kalbine ağır gelir.

Pirimiz hep demez mi bize...

..."Hayat bir tesellidir. Herkes şu âlemde tesellisini arar."

Biz de bu dünyanın sillesini yemiş olanlara...

...bir teselli olmak istiyoruz ahir ömrümüzde.

Bunu hangi çatı altında yaptığımızın bir ehemmiyeti yoktur.

Lafların güzel, lafların güzel de...

...bizim bu laflara karnımız tok.

(Mervan) Hadi şimdi gidin buradan.

Kiminle istiyorsanız düşüp, kalkın.

Gidip, onun yanında şeyh oluyorsa şeyh...

...derviş oluyorsa derviş olsun.

Müslümanlığı bilinmez göçerlerle mi yaşarsın...

...hırsızların yatağında mı yatarsın bilemem amma...

...bu tekke sana göre değil.

Laf uzarsa, iş tatsızlaşır.

(Gerilim müziği)

(Mervan) Siz istediniz!

Destur! (Bağırıyorlar)

(Gerilim müziği)

Bu Mervan'ın aklına uyup...

...tekke bahçesinde, Müslüman kanı mı akıtacaksınız?

(Fehd) Vezirimiz Atıf'ın emri aşikârdır.

Nerede gerekiyorsa orada kan da dökeriz...

...can da alırız, canımızı da veririz.

(Mahmud) Bunun kulakları sağır olmuştur.

Senin yumuşak laflarını işitmez.

Ama benim öz kılıcımın, kara sert çeliğini...

...bir hissetsin, bir yesin!

O kulakları bir ömür boyu, ellerinde hatıra diye taşır.

Bağdat yangın yeridir.

Biz o yangına ateş taşıyanlardan olmayız.

Bir damla da olsa...

...bir umman da olsa o yangına su serpenlerdeniz.

Ne kardeşlik dediğimiz dervişlere...

...ne de Halife'nin askerlerine kılıç savurmayız.

(Duygusal müzik)

Gidiyoruz.

(Hâce Ahmed) Gidiyoruz.

(Duygusal müzik)

(Erkek) Evet kardeşlerim, çok yakında hepimiz ayağa kalkacağız.

Beytül Makdis bile Rab Mesih'in inayetiyle...

...inayetiyle inananların eline geçmiştir.

Kudüs bile...

...İsa'nın şövalyeleri tarafından idare edilmektedir.

Peki, Bağdat daha ne kadar suskun kalacaktır?

(Papaz) Kutsal kitapta İsa bizden kuzularım diye bahsediyor.

Peki, biz kuzular...

...bizleri boğmak için bekleyen kasaplar...

...bıçaklarını bilerken sessiz mi kalacağız?

(Papaz) Öylece duracak mıyız?

Ne diyor bu? Ne kasabı?

Kim bizi boğazlayacakmış?

(Papaz) Hayır kardeşlerim hepimiz ayağa kalkacağız.

Buna mecburuz. Bize zulmedenlere karşı...

...hepimiz ayağa kalkacağız.

Peki, kutsal kitapta bir tokat atıldığında...

...diğer yanağınızı çevirin, demiyor mu Peder?

Sizin savaş çağrınız bununla çelişmiyor mu?

Aynı kutsal kitapta...

..."Ben size barış getirmek için değil...

...kılıç getirmek için geldim." de diyor Mesih.

(Papaz) İşte biz de Mesih'in kılıcını kınından çıkaracağız.

Bu kutsal bir savaştır.

Biz sustukça inananların payına düşen...

...sadece zulme uğramak olacaktır.

(Papaz) Biz sessiz kaldıkça...

...Bağdat'ta inanan kardeşlerimizin kanları dökülecektir.

Peki, siz buna razı mısınız?

(Hep bir ağızdan) Hayır, asla! Hayır, asla!

(Saltuk iç ses) İçin, dışın ayrı yanıyor Bağdat.

Düşmanların hem sırların içinde...

...hem surların içinde.

(Gerilim müziği)

Efendim, aynen buyurduğunuz gibi.

Arkalarına bile bakmadan kaçtılar.

(Mervan) Allah razı olsun sizden.

Sizin sayenizde kazasız belasız kurtulduk bu meseleden.

Mühim değil, mühim değil.

Mühim olan bundan sonra yapacaklarınız.

Ben de tekkem de sonuna dek emrinizdeyiz muhterem vezirim.

Hep beraber birlik olacağız...

...ve bu şehri yeniden ayağa kaldıracağız.

Bak, Bağdat'a bak.

Halife Hazretleri'nin saltanatına yakışıyor mu bu şehir?

Sur diplerine mantar gibi yapışmış...

...dini belirsiz göçerler...

...şehrin içinde hırsızlıkla geçinen Sazlık fareleri...

...burnumuzun dibinde Dübeys eşkıyaları.

(Atıf) Bu mu Bağdat?

Haklısınız efendim.

Haklıyım tabii.

O, Hâce denilen Asyalı yabani de...

...bu sorunlardan biriydi.

Çözüldü, gitti.

Şimdi sıra teker teker...

...diğerlerini çözmekte.

Eh, bu hususta...

...sen de elini taşın altına koyacaksın.

Efendim, siz işaret buyurun.

Değil elimi, kellemi koyarım taşın altına.

Eyvallah.

Tekkedeki müritleri...

...ve dahi o sayede bütün şehri...

...ayakta tutacaksın.

Bu haşerelere karşı öfke duymalılar.

(Atıf) Öfke duymalılar ki harekete geçsinler.

Bu rezillikten kurtaralım şehrimizi.

İşte sen vaazlarınla...

...sohbetlerinle bunu sağlayacaksın.

Kalemim de kelamım da emrinizdedir efendim.

Bütün sözlerim bir ateş olup...

...o Sazlık denen çöplüğe...

...ve göçerlerin keçi kokulu kıl çadırlarına düşecek.

(Atıf) Ben diyeceğimi dedim Mervan.

Mesele sadece Bağdat'ın meselesi değil...

...senin de kaderin.

Bu Hâce, göçerlerle...

...Sazlık fareleriyle birlik olacaktır.

Sen onları vurmazsan...

...onlar güçlenip seni vuracaklar.

(Tarık) İş değil Behram, iş değil. Bu papazın yaptığı iş değil.

Ya biz ne zaman Müslümanlardan zulüm gördük de...

...bu adam böyle herkesi galeyana getirdi?

Tanrı aşkına, Hristiyan’ız diye bizi bugüne kadar...

...öldüren, kesen, kandıran oldu mu hiç?

Herkes işine gücüne gidiyor huzur içinde.

Ya bugüne kadar birisi kalkıp, birinin tavuğuna kış dedi mi?

Haklısın Tarık Usta. Bugüne kadar ne bir zulüm gören oldu...

...ne de bizim malımıza mülkümüze göz diken oldu.

Müslüman’ı Hristiyan’ı yok ki.

Herkes kendi emeğiyle bir şeyler yapmaya çalışıyor.

Hah, ben de onu diyorum işte.

Bugün birinin bir derdi olsa...

...Müslüman’ı, Hristiyan’ı seferber olur.

Ya komşuluk hukuku diye bir şey var.

Herkes birbirinin eksiğini tamamlar.

Biz bu huzuru niye bozalım ki?

Papaz aklını kaçırmış.

Hişt! Öyle ulu orta söz etme Tarık Usta.

Bağdat'ta yerin kulağı vardır. Duyarlarsa bizi tefe koyarlar.

Tamam, ben de papazın vaazından rahatsızım.

Çok yanlış şeyler söyledi.

Ancak daha rahatsız olduğum şeyler var.

Bunca yıllık arkadaşlarımız, dostlarımız, dindaşlarımız...

...neden bu kadar gözleri dönmüş. Hâlâ aklım almıyor.

Doğru diyorsun Behram, doğru diyorsun.

Sanki sıradan esnaf değiller.

Gözlerini kin bürümüş, öfkelerini kusuyorlardı.

Bak işte usta, görmüyor musun?

Gözlerini kin bürümüş bunların.

Şimdilik susmamız lazım.

Ne de olsa kutsal kilisenin kararları.

Bir şey söyleyecek olsak bile, bizi lime lime ederler.

Çoluğumuzun, çocuğumuzun selameti için Tarık Usta...

...bunu dillendirmemelisin.

Hadi gel, kafana takma.

Mahmud, Mahmud'um!

Mahmud'um!

Anamdan, babamdan ayrı kardeşim.

Sıkma yumruğunu.

Böyle parça parça iken insanlar...

...nasıl bir yumruk gibi hepsini birleştireceğiz?

Bunu düşün.

Yoksa Mervan'ın bize reva gördüğü nedir ki?

Peygamberimiz neler çekmiş?

Bütün âlemler onun aşkıyla yaratılmışken...

...bir şehre koymadılar onu da.

Sürüp çıkardılar.

O ne yaptı peki?

Gurbeti vatan yaptı.

Hakiki vatana ulaşmadan önce bir kutlu menzil yaptı.

Koca bir hurmalıktan ibaret Yesrib'i...

...medeniyetin kalbi Medine şehri yaptı.

Biz de onun yolundan yürüyeceğiz.

Nasıl olacak?

O dediklerin nasıl olacak Hâce?

Kendi yuvamızdan kovulmuşuz.

Her adımda yeniliyoruz.

Nasıl, nasıl olacak ki dediklerin? Nasıl olacak?

Rabb'imiz eğer mağlup olmamızı isterse...

...mağlup oluruz. Eğer galip gelmemizi isterse...

...galip geliriz. Bunu ancak Rabb'imiz bilir.

Söyle Mansur can, mümin neyle sorumludur?

Seferle mi, yoksa zaferle mi?

Seferledir Hâce.

Biz de gerekirse yeniliriz Mahmud'um.

Kazananlar, hep şerefli oldukları için mi kazandılar?

Usta, harp gördün...

...darp gördün. Sen söyle...

...ama askerce söyle.

Kerbela'da Hazreti Hüseyin...

...yendi mi, yenildi mi?

Askerce bakarsan...

...Hüseyin'im yenildi, Yezit'in gönderdiği ordu karşısında.

Söyle Pehlivan Usta...

...söyle Arslan Baba'nın bergüzarı.

Şehitlerin serdarı Hazreti Hüseyin Efendimiz...

...yenildi diye haksız mı? -(Pehlivan) Haşa!

Sümme haşa!

Yani demem o ki benim can kardeşim Mahmud...

...yeniliriz gerekirse.

Ama hak yolunda gözyaşımızı...

...alın terimizi, gerekirse kendi kanımızı...

...döke döke yeniliriz.

Ne diyor yolumuzun kılavuzu pirimiz?

"Eğer Hak Teâlâ katında makbulse bir kişi...

...başkasının reddetmesiyle reddolunmaz.

Ve eğer Hak katında reddedilmişse o kişi...

...başkasının kabulüyle kabul olunmaz."

Biz doğru yolda gidelim.

Eğrinin hükmü, gün ışıyınca kadar.

Tamam mı ahretlik?

(Duygusal müzik)

(Tarık) Ne diyorsun Efgan kardeş?

(Efgan) Maalesef öyle olmuş Tarık Usta.

Sanki katil gibi, cani gibi, kılıçla dikilmişler karşılarına.

(Behram) Bu işte bir iş var.

Bir köşe başında boğazımıza bıçak dayasalar...

...Halife'nin muhafızlarını ara ki bulasın.

Ancak böyle zamanlarda kaplan kesilirler nedense.

(Tarık) Doğru söylüyorsun kardeşim, doğru söylüyorsun.

Bak Şahsuvar'a.

Bir gecede Bağdat çarşıyı yüklendi de...

...gelin bohçası gibi sırtlayıp, mahallesine gitti bile.

Ya bir kişi de dur, ne oluyor dedi mi?

Bizim tekkeden Mervan Efendi...

...Vezir Atıf'la pek sık görüşür derlerdi eskiden.

(Efgan) Herhâlde onların marifeti.

Ben öyle büyük yerlerde konuşulanları bilmem.

Lakin Hâce'ye üzüldüm.

(Efgan) Ben perişan oldum işittiğimden beri.

Bir şey yapamamak yok mu hele?

İnsanın etinden et koparan o!

Hâce'yi çıkarıp atarlarken, göğsünü siper etmek vardı.

Kardeşler...

...lafınızı balla kestim.

Hâce dediniz, bir şey mi oldu kendisine?

Tanır mısın sen Hâce'yi?

Tanırız elbet. Bizim obaya gelir hep.

Kolunu kanadını gerer üzerimize.

Eksikliğini Allah göstermesin.

(Efgan) Tanıdım, sen göçerlerdensin.

Tekkenin eskilerinden Mervan Efendi...

...yanına Halife'nin muhafızlarını da alarak...

...Hâce'yi dergâhtan kovdu.

Ne dersin sen?

Bu muhafızlar, kimden emir alırlar da böyle bir iş yaparlar?

Yüksek makamların yüksek işleri. Akıl sır ermez.

Makam yüksek ama iş alçakça!

Böyle bir makama yakışmaz böyle bir iş!

-Neyse. Nasıl Hâce, iyi mi? -(Efgan) İyi çok şükür.

Biz de şimdi onun yanına gidiyoruz.

Gel istersen, geçmiş olsun dersin sen de.

Yok yok, benim yapacak başka işlerim var.

Madem Hâce'ye bunu reva görmüşler...

...bizim de diyecek bir lafımız olur elbet!

Öylece susup oturmak, Yörük âdeti değildir.

Selametle.

(Efgan) Bir yanda Hâce'ye düşmanlık edenlere bak.

Kuvvetleri var, kılıçları var, makamları var.

Bir de dostluk edenlere bak.

Bir keçelerinden, bir keçilerinden gayrı...

...dünya malından nasipleri yok.

İbrahim'in yandığı ateşe su taşıyan karınca misali.

Efgan kardeş...

...o meseleyi sen benden iyi bilirsin.

Abraham'ı attıkları ateş onu yakmadı.

O ateşe odun taşıyanlar kaybetti...

...su taşıyanlar kazandı.

Varsın karınca olsun.

Selamünaleyküm.

-Ve aleykümselam. -Aleykümselam.

Tanrı'nın selamı hepimizin üzerine olsun.

-Hoş geldiniz. -Buyurun.

Eyvallah.

Mansur, hadi misafirlerimize...

...göçerlerin ayranından ikram et. -Tabii ustam.

Almas Ana, hiçbir şeyimizi eksik etmez sağ olsun.

Yoğurdumuz, ayranımız hep tamdır.

Sabah ben tekkede yokken bir hadise olmuş Mervan'la aranızda.

Çıkıp bir ziyaretinize gelelim dedik.

Eyvallah.

(Mahmud) Ya bunlar almışlar yanlarına saray soytarılarını...

...bıçakları kesmeye başlamıştır.

Ama bizim kılıçlarımız da bileylidir. Onlar Hâce’ye dua etsinler.

Tekkede vuruşmamıza izin vermemiştir.

Yoksa omuz üstünde baş koymazdık.

Doğru yapmışsınız kardeşlik.

Hemedânî Tekkesinde birbirinize girmek olmazdı.

Hoş Mervan’ın yaptıklarını da hiç tasvip etmeyiz.

Bu Atıf nasıl cüret etmiş de tekkeye askerleri yollamış?

Şeyh Hemedânî’den çekinmez miydi?

Çekinir çekinmesine.

Ama Mervan yardım istediyse...

...onun da işine gelmiştir.

(Hâce Ahmed) Şimdi tekkedekiler bizi kötü bilirler.

Yanlış iş yaptığımızı düşünürler.

Yukarıda Tanrı şahit, iyi insanlar olduğunuzu biliriz.

Yanlış işiniz ne ola ki?

(Pehlivan) Bu Göçerlerle...

...Sazlık Mahallesindekilerle ahbaplık ediyoruz diye...

...suçluyorlar bizi.

Ya Allah'ını severseniz söyleyin, böyle suç olur mu?

Hepsi garip gureba insanlar.

Mervan'la bir de ben konuşayım.

Yaptığı hem size ayıp, hem de Pirimiz Yusuf Hemedânî’ye.

Hiç konuşma kardeşlik.

Maazallah sana da zarar verirler.

Onların gözünü hırs bürümüş.

Hem Pehlivan Usta'm doğru söyledi.

Siz Sazlık'ın ahvalini bilir misiniz?

(Tarık) Bizim Sazlık'a hiç gitmişliğimiz yoktur.

Zaten gitsek de bizi un ufak ederler.

Yanılıyorsun Tarık Usta.

Ben gittim, oradaki insanları gördüm.

O insanlar garipler.

Açlar.

O insanların karnını doyurmak dışında...

...başka bir şey bekledikleri yok.

(Hâce Ahmed) Bin gömlek, bir şalvarı olan...

...bugün karınları doysun, yarına Allah Kerim diyen insanlar.

Öyle düşündüğünüz gibi fena adamlar da değiller.

Onlara bir yardım eli uzatmak gerekir.

(Tarık) Hâce, sen ne dersen biz sana inanırız.

Size güvendik bir kere. Lakin...

...senin kötü değil dediğin adamlar...

...bizim çarşıyı tarumar ettiler.

Sen hele şu fikrini bir söyle.

Bunlara nasıl yardım eli uzatmayı düşünüyorsun?

Ahretlikler...

...ben derim ki...

...Sazlık'a bir aşhane kuralım.

Sazlık'ın bütün garibi...

...bütün fukarası orada doysun.

Hatta Bağdat'ın bütün fukarası orada doysun.

Gerçi bütün Bağdat'ın fukarası orada toplanmış.

Ben derim ki Bağdat'ın esnafından...

...zengininden yardım toplasak?

Bize el verirler mi?

Sen iyi düşünürsün Hâce de bu dediğine gelmezler.

Kimse kendi malını çalan hırsızlara yardım etmek istemez ki.

(Behram) Dostlar zaten bu işin bizim esnafla oluru yok.

Hadi biz kendi zararımızı sizin hatırınıza yuttuk diyelim.

Bunu diğerlerine söylediğinizde...

...sizi düşman bellerler haberiniz ola.

Ya bir çarşıda düşmanımız yoktu...

...o da olsun, tam olsun.

Bunların biri de birdir, bini de birdir.

(Tarık) Hâce olmaz işe âmin demişsin.

Bu adamlar benim mücevherlerimi aldılar.

Birinin torba torba pirinçlerini, halıcının halılarını, kilimlerini...

...çanak, çömlekleri alıp götürdüler.

Şimdi biz bu adamlara bir de yardım mı edeceğiz?

Ahretlikler...

...dedikleriniz doğrudur.

Beni az çok bildiniz.

Ben insanların değişeceklerine inanırım.

Eğer biz yardım eli uzatırsak...

...oradaki hırsız, hırsızlığından vazgeçer.

Oradaki arsız, arsızlığından vazgeçer.

Bugüne kadar kimse...

...oradakiler ne yapıyor diye dert edinmemiş.

Zekâtımızın bir kısmını da bunlara verelim dememiş.

Oradakiler aç mı tok mu düşünmemiş.

Bize düşen vazife...

...bundan herkesi haberdar edip...

...oradaki günahkârları günahından vazgeçirecek...

...bir yol göstermemizdir.

(Hâce Ahmed) Ben size dedim diyeceğimi.

Eğer benimle birlikteyseniz başım üstüne.

Değilse, anlarım.

İncinmem, gönül koymam.

Ama biz bu yola çıkmaya karar verdik. Bu işi yapacağız.

Hâce...

...seni kırmak istemeyiz ama bu dediğin iş zor.

Ama ben senin hatırın için bu işi bir tekkedekilere danışmak isterim.

Eyvallah.

Benim gönlüm bu işe razı değil Hâce.

Eyvallah.

Dostlar, biz Behram'la bir kiliseye gidelim.

Sizin gül yüzünüz hürmetine.

Sonra esnafla bir konuşalım, ne düşündüklerini öğrenelim...

...biz de kararımızı ona göre veririz.

(Hâce Ahmed) Eyvallah Tarık Usta eyvallah.

Bize müsaade.

(Duygusal müzik)

(Tarık) Efendim bizim bir maruzatımız vardır.

Dinlemekteyim Tarık Usta.

Burası dertlere derman olunan yerdir.

(Tarık) Efendim bizim orada bir esnaf var.

Kaşık yontar. Adı Hâce’dir.

Duyduk. Kendi tekkesinden kovulan Âdem.

Efendim, o işte de vardır bir iş.

Lakin bizim derdimiz başka.

Hâce, Sazlık Mahallesi’ne bir aşhane yapmak ister.

Bunun için de bizden yardım ister.

Bunun için mi geldiniz buraya?

Efendim, hem Yüce İsa’nın Bağdat’taki gölgesi olan sizi görelim...

...dua alalım.

Hem de bu işi için bir istişare edelim dedik sizlerle.

Bu sorunun sorulması bile abestir aslında.

Madem iltifat ettin, gönlümüze dokundun...

...kendi düşüncelerimizi söyleyeyim Behram.

Biz burada, Halife'nin şehrinde yalnızız.

Müslümanlara göre sığıntıyız.

Biz kendi başımızın çaresine bakarız.

Ve Müslümanlar da kendi başlarının çaresine bakar.

Yardımlarınıza gelince...

...bizim garibanlarımıza yardım edebilirsiniz.

Sazlık Mahallesi'nin hırsızlarına yardım ederseniz...

...siz de onların günahlarına ortak olmuş olursunuz.

-Efendim ama Hâce... -Bana Hâce öyle dedi...

...Halife böyle dedi diye gelmeyin.

Bu kilisenin duvarları bizleri korur.

Açlarımızı da doyurur.

Tabii ki bizim açlarımızı doyurur.

Yardımlarınızı kiliseye bırakabilirsiniz.

Biz muhtaç olanlara dağıtırız.

Son sözüm budur.

Bir daha buraya böyle bir mesele için gelmeyin.

(Gerilim müziği)

(Mervan) Bugün bütün haşerattan temizledik tekkemizi.

Öyle hırsızlarla iş tutacak...

...keçi güdenlerle bir olup huzurumuzu kaçıracak...

...kişilere kapımızı kapattık.

(Mervan) Söyleyin güzel din kardeşlerim...

...ahlaklı adam hırsızlık, arsızlık yapar mı?

(Hep bir ağızdan) Yapmaz!

Allah’ın bu temiz tekkesine...

...ayakları keçi pisliği kokan insanları sokar mı?

(Hep bir ağızdan) Sokmaz!

(Mervan) Pirimiz Yusuf Hemedânî bilseydi...

...bu adamın böyle biri olduğunu...

...buraya gönderir miydi hiç?

Belki de onun yanından da kovulmuşlardır.

-Kim bilir? -El Hakk, doğrudur.

(Hep bir ağızdan) Merva haklı! Hâce bu tekkeye giremez artık!

Bu adam bizimkilere bilenmiş baksana.

Tekke ahalisi de arkasında.

Bu adamlara hiçbir şey denmez.

(Pehlivan) İhtiyarlar...

...böyle ince çaputun üstünde yatıp belinizi incitmeyesiniz ha!

Biz yatacak yerimiz var diye şükrederiz Pehlivan Usta.

Ama sen söyle bakalım...

...sırtım yere gelmesin diye...

...böyle yanlamasına mı yoksa, yüz üstü mü yatıyorsun?

Evelallah bir tek er meydanında sırtım yere gelmez.

Yoksa keyfim ister yan yatarım...

...keyfim ister sırt üstü yatarım. Öyle uyurum.

(Pehlivan gülüyor)

Ha, ben sizi çaputun üstünde yatırır mıyım hiç?

(Almas) Duyduk ki bizi kendinizden, obamızı da evden saymazsınız.

Biz size gücendik biraz haberiniz olsun.

Almas Ana...

...biz sizi rahatsız etmeyelim diye buraya kurduk yatağımızı.

Bağdat sizi değiştirmiş belli ki.

Şehre geldiniz konak baş altındadır bellediniz.

Biz Yörük'üz. Hâlâ Bağdatlı olamadık.

Konak bizde baş tacıdır.

Daimi misafirimizsiniz.

Neden böyle düşünür de ananızı üzersiniz oğul?

Anam hakkını helal et.

Düşünemedik. Affet bizi.

Affettim gitti.

Hadi toparlanın gidiyoruz. Vakit epey oldu.

Hadi.

(Müzik)

Başlarına gelmedik hâl kalmamış anlayacağın.

Bunlar nasıl insanlar Dadı?

Hâce gibi birini neden tekkesinden çıkarırlar anlamıyorum.

Belki de senin düşündüğün gibi biri değildir Hâce.

Öyle deme Dadı. Ben hissediyorum.

Ayrıca çarşıda görmedik mi?

El kadar sabiyi kovalarken esnaf...

...Hâce’nin ona nasıl kol kanat gerdiğini?

Ben burada duramam Göçer Obası’na gidiyorum.

Ne işin var kızım orada?

Sen Göçer Obası’nın yolunu bile bilmezsin.

Dadı biz tüm Bağdat’ın fukarasına yardım etmiyor muyuz?

-Ediyoruz da... -Ee, onlar fukara değil mi?

Oraya hiç gitmedik. Bizim ayıbımız.

Bir şeyler toparlayıp götüreceğim oraya.

Senin derdin fukaralar değil de hadi bakalım.

(Müzik)

(Horoz ötüyor)

(Koyunlar meliyor)

Hadi kara kızım.

Ha gayret hadi.

Bu kadarcık mı süt vereceksin bize?

Ha gayret hadi.

(Koyunlar meliyor)

Olsun. Bugün de bu kadarcık olsun.

Ne olacak ki sanki.

Hem sen dağ tepe gezdin...

...türlü türlü ot geveledin...

...bize her zaman apak süt verdin.

Az verdin diye şimdi surat asmak olur mu hiç?

(Aytolu) Şükretmek olur ancak.

Hem belki senin de bir derdin vardır.

Kimselere söyleyemediğin bir derdin vardır belki kara kızım.

Babam derdi. Hayvanlar da insanlar gibi gam çekermiş.

Gam çektiklerinde de sütten kesilirlermiş.

Söyle senin de mi içinde bir derdin var?

Senin de mi yüreğini ezen bir taş var.

Ben den sır çıkmaz bilirsin.

Benim de kalbim sıkışıyor bazen.

İçimde öyle bir yangın yanıyor ki sorma.

Ama hemen yüce Yaradan'a sığınıyorum.

Öyle yapmak lazımmış.

Her dertte, tasada hak kapısını çalmalıymış insan.

Siz de kendi dilinizde çağrışırsınız artık ona.

Rabb’im verir her derdin çaresini.

Gamlanma sen, benim kara kızım.

Güzel kızım benim. Oy kurban olurum.

"Kâinatta hiçbir şey yoktur ki...

...hamd ile Allah'ı tesbih etmesin."

"Onu anmasın, ona dua etmesin."

"Fakat siz...

...onların tesbihlerini, zikirlerini...

...dualarını fark edemiyorsunuz."

Öyle der İsra Suresi’nde Cenabı Allah.

Siz...

...kara kızla konuşurken aklıma bu geldi.

Ürkütmedim umarım?

Ürkmedim aslında.

Beni deli zannedersiniz diye korktum.

(Hâce Ahmed) Niçin?

Keçilerle konuştuğum için.

Olur mu hiç öyle şey?

Peygamber Efendimiz hayvanlara her zaman...

...merhametli olmamızı öğütlemiştir.

Onlara zulüm edenlere lanet etmiştir.

Haksız yere bir serçeyi bile öldürenin...

...azaba uğrayacağını söylemiştir.

Onun sevdiklerine...

...böyle muhabbet duyana...

...olsa olsa imrenirdi.

Karakız...

...nasılsın bu sabah?

(Karakız meliyor)

Sana da teşekkür ederim.

Allah'ım seni bize verdiği için...

...Allah'ıma da şükrederim.

(Duygusal müzik)

Efendim...

...önemli bir malumat vermek için geldim.

Asıfe Hanım Sultan saraydan çıkıp...

...Yörüklerin obasına doğru yol almaktadır.

Hâceler de orada.

-Durdurup alıp, getirelim mi? -Hayır Fehd. Sakın.

Uzaktan takip edin. Gözün üzerinde olsun.

-Ama efendim demiştiniz ki... -Daha önce demiştim ki...

...Asıfe Sultan'ı Hâce’den uzak tutmak gerektir.

Şimdi de diyorum ki Asıfe Sultan'ın...

...Hâce'den uzak durmasında da fayda var...

...yakın durmasında da fayda var.

İkisinin de zamanı var.

Şimdi yakın olsunlar.

Gözün üzerlerinde olsun.

Ne olup bittiğini bana derhâl haber verin.

Emriniz başüstüne.

(Gerilim müziği)

Urungu gel aslanım.

Almas Ana’ya haber et. Gelenler var.

(Kutluk) Buyurun bacılar. Kime baktınız?

-(Asıfe) Hâce burada mıdır? -(Kutluk) Tabii Hâce buradadır.

-Hoş geldiniz. Sefalar getirdiniz. -(Dadı) Hoş bulduk.

Ben sizi Hâce'ye götüreyim. Buyurun.

(Asıfe) Dadı hediyelerimizi sen takdim edersin.

Tabii. Çoluk çocuk için birkaç eşya getirmiştik. Buyurun.

-(Almas) Zahmet ettiniz. -(Asıfe) Olur mu efendim ne zahmeti?

Hâce'yi görmeye gelirken...

...onu misafir eden insanlara eli boş gelinmez dedik.

Sağ olun.

Hâce! Hâce!

Seni görmek isteyenler var.

(Kutluk) Hâce seni görmek isteyenler var.

-Hoş gelmişsiniz. -(Asıfe) Hoş bulduk.

(Asıfe) Belki beni hatırlarsınız.

Çarşıda şu çocuğu kurtardığınızda, ben de oradaydım.

Evet, hatırlıyorum.

Ben o gün sizi gördüm.

Sizin nasıl iyi bir insan olduğunuzu gördüm.

Sonra haddim olmayarak araştırdım kim olduğunuzu.

Yapmak istediklerinizi anladım.

Elimden geldiğince destek olmak istedim.

Allah razı olsun. Sağ olun.

Buralara kadar yorulmasaydınız.

Bizim yaptığımız bir şey yok ki.

Sadece garibe teselli olmaya çalışıyoruz.

Hoş onu da beceremiyoruz ya.

İşte ben de başınıza gelen o elim hadiseleri duydum.

Tekkede size gösterilen o kötü muamele.

Korkunç bir şey bu. Yanınızda olmak istedim.

Biz zaten Hâce’nin yanındayız.

Oba olarak.

Hepimiz.

(Asıfe) Allah razı olsun.

Ama sizin de gücünüzün yetmediği şeyler olabilir.

Belki o noktada benim faydam dokunabilir.

Ben sizi pek anlayamadım.

Tekkedeki vaziyetle alakalı babamı bilgilendireceğim.

Emin olun hemen meseleye müdahil olup, haksızlığı çözecektir.

Babanızla tanışıyor muyuz?

Söylemeye fırsatım olmadı tabii.

Ben Halife Müsterşid’in kızıyım.

(Gerilim müziği)

Efendim, Halife'mizin tahtı buradadır.

Muhafızlar da burada.

Müsterşid’i kaç kişi koruyor gün içerisinde?

Efendim, Halife'mize gün içinde ulaşmak neredeyse imkânsızdır.

Sarayın içindeki muhafızların yarısı...

...burada bulunur. Hâl böyle olunca...

...Halife'mizin tahtı...

...ve yattığı oda çok iyi korunur efendim.

Burası neresi?

Efendim orası Halife'mizin...

...kızı Asıfe Hanım'ın yatak odasıdır.

Kapısında her daim dört muhafız bulunur.

Bu sarayın bilinmeyen bir giriş çıkışı var mı?

Burasıdır efendim.

Erzak odasının hemen yanındaki oda.

Altında geniş bir lağım açılır.

Sarayın altından geçip, dışarı çıkar.

Ayrıca bu geniş lağımın içerisinde...

...sarayı tutan sütunlar...

...ve duvarlar bulunur efendim.

İnşaatın yükünü taşıyan...

...sütunlar bunlar mı?

Buradakiler.

Ve bu geniş lağımın içindekiler efendim.

Sarayın bütün taşıyıcı duvarları ve sütunları onlardır.

Maazallah...

...o duvarlara ve sütunlara bir şey olacak olursa...

...saray diye bir şey kalmaz. Her şey yerle bir olur.

Demek, sarayın en zayıf yeri burası ha?

Evet.

Anladım.

Buranın çıkışında muhafız var mı?

Efendim bu odayı kimse bilmez.

Bilinmesi de istenmez. Bundan sebep...

...kapısı her daim kilitli tutulur.

Ve çıkışında muhafız bulundurulmaz.

Yani siz bu malumatı neden öğrenmek istediniz?

Yoksa bir hamleniz mi var?

(Gerilim müziği)

Fazla merak iyi değildir Atıf.

İnsanın başına bela açar.

Sen kendi işini yap.

Bu benim mevzuum.

(Gerilim müziği)

Bu silahı Bağdat’taki Hıristiyan kardeşlerimize sen ulaştırmalısın.

Eğer biz girecek olursak dikkat çekeriz.

Kurduğumuz oyun boşa çıkar.

Hayhay. Hallederiz.

(Gerilim müziği)

Senin silah dediğin bu mu?

Bağdat’taki kardeşlerine kara kum mu getirdin?

Bu fıçıların içinde sizlerin bugüne kadar hiç görmediği bir şey var.

Çin tozu.

Yahu bundan ne olacak?

Bari adamlara kılıç, gürz...

...hançer falan getirseydin.

Hiç olmazsa ölmeden önce bir iki adam devirirlerdi.

Bunu senin anlamanı beklemiyordum zaten Dübeys.

Siz burada mağara içlerinde keçi kemirip...

...çölde yalın ayak gezerken...

...Çinliler dünyanın başına nasıl bir bela açarız diye düşünüyor her gün.

Bu dünyanın gördüğü en büyük icat.

Ne işe yarıyor bu Çin tozu?

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Gördün mü Dübeys? İşte bu işe yarar.

(Gerilim müziği)

Allah Allah!

Azıcık tozdan bu kadar ateş çıkar mı?

Hadise de bu zaten. Bununla evleri, binaları yıkıp...

...koca ormanları kül edersin.

Bununla yenilmez denilen orduları toprağın dibine gömersin.

Bunu Bağdat'a bizzat ben ulaştıracağım.

(Tarık) İşte böyle Hâce, ne bizimkilerden hayır vardır...

...ne de sizinkilerden.

Aslında pek çok kişinin gönlü vardı.

Lakin Mervan öyle çok sert konuşunca...

...tekkeye bağlı olanlar hemen geri adım attı.

Birlik sağlanamayınca başkaları da gönüllü olarak giremedi işe.

Sana karşı boynumuz bükük.

Biz papazı yenemedik, onlar da Mervan'ı.

-Olan fukaralara oldu. -Estağfurullah.

Şimdi ne yapacağız Hâce?

Kaşık satarız. Tahtadan kap kacak oyarız, zanaatımız var.

(Mahmud) Gün boyu kaşık yontsak kaç para eder?

Onların işi bizim kaşıklara kaldıysa, oho!

Sazlık'ta kaşığın aşa değmesi hepten hayaldir.

(Hâce Ahmed) Mahmud haklı kardeşlik.

Kaşık yontarak Sazlık'ta aşhane açamayız.

(Hâce Ahmed) Bize para kazandıracak başka bir şey yapmamız lazım.

Ne yapacağız peki?

Gece kaşık yontacağız...

...gündüz bize para kazandıracak başka bir şey yapacağız.

(Mahmud) Bizim elimizden ne gelir?

Bizim zanaatımız bellidir.

Zanaat gerektirmeyen bir iş.

Vardır kafamda bir şey.

Nedir aziz dostum? Ben de merak ettim.

Tarık Usta, biz buraya Bağdat'ın yükünü sırtlamaya geldik.

Bağdat'ın yükünü sırtlayacağız kardeşler.

(Müzik)

Taşıyabilecek misin?

Taşırım kardeşlik.

Taşırım evelallah.

(Müzik)

(Duygusal müzik)

(Mansur) Hâce, dur hele yardım edeyim.

Yok Mansur, bırak.

Sen dükkâna git. Kaşıkların da satılması gerek.

Bize para lazım.

Sazlık'taki bebeler bizden ekmek bekler, bırak.

Bırak hadi.

(Duygusal müzik)

(Hâce Ahmed dış ses) Allah'ım, sen kulunun sırtına...

...taşıyamayacağı yük yüklemezsin.

Benim de omzuma büyük bir yük kondu.

Beni bu yükün altında ezdirme.

Bu yükü taşıyacak takati ver bana ya Rabb'im.

Ümmet parça parça...

...ciğerim pare pare.

Bağdat, kanayan bir yaraya dönmüş.

Eğer o yarayı aciz ellerimizle sarmaksa muradın...

...bizim ellerimize Lokman Hekim şifası ver ya Rabb'im.

Bizim gibi garip olanları bize yoldaş eyle ya Rabbi'm.

Gurbette olanlarla birlik et bizi ya Rabb'im.

Garipliğimizi bölüşelim ya Rabb'im.

Şu senin Hâce yaman adammış Necip.

Öyledir dedim sana. Tanısan sen de seversin.

Sevmeyi boş ver de biraz kendimi bıraksam...

...dünyada iyilik diye bir şeyin olduğuna inanacağım şu Hâce yüzünden.

Bana bak, dünyada iyilik diye bir şey yok Necip, unutma.

İyilik diye bir şey olsa kendine yedi kat yabancılar için...

...sırtında taş taşır mıydı?

(Şahsuvar) O taşırken böyle etrafındakiler ona bakar mıydı?

(Müzik)

Biz böyle kenarda oturup kendimize adam der miydik?

Hadi.

(Duygusal müzik)

Hâce'nin hâlini gördün mü?

(Mervan) Vah, vah, vah. Yazık, çok yazık.

Aslolan çatının neresi olduğu değildir diye büyük laflar ediyordu.

Bak, iki günde sokaklara düştü işte.

(Mervan) Aslolan bizim çatımızın altıdır...

...bizim kapımızın ardında durmaktır kardeşlik.

Sen de yanlış yapma, yanlış kişileri savunma.

Sonra kendini nerede bulacağını bilemezsin.

(Mervan) Hadi eyvallah.

(Müzik)

Gidiyor musun ablam?

Bugün onu göreceğim.

Pek neşelisin, maşallah.

Nasıl olmam Mahbube?

O benim şu hayattaki tek varlık sebebim.

Bir o kadar da tedirginim.

Ona kem gözler erişir diye ödüm kopuyor.

Bunca zaman kimselere sezdirmedik.

Bundan sonra da kimsecikler erişemez ablam.

Uykusuz kalmak, korkulu rüya görmekten evladır.

Ben tedbirimi alayım da...

(Müzik)

(Kapıya vuruyor)

-Hanımım. -(Leyla) Al bunu.

Hanımım lüzum yok, paramız var zaten.

(Leyla) Olsun, al elinin altında bulunsun.

Gözün karnı yok ki doysun. Keşke biraz kalıp görebilseydim.

Keşke hanımım. Ne güzel olurdu halbuki.

Vaktim yok, kader işte.

Hayal ettiğimiz şeyleri yapamadığımız ömürler yaşıyoruz...

...hayal ettiklerimiz bir an önce gerçekleşsin diye.

Eğer şüpheli bir vaziyetle karşılaşırsan...

...iki elin kanda da olsa beni haberdar et.

Evin etrafında biri dolaşır falan...

...muhakkak ulaştır bana haberi tamam mı?

-Kötü bir şey mi var hanımım? -Yok, çok şükür.

Hadi.

(Gerilim müziği)

Yüzündeki peçeyi çıkar!

Efendim tanınacaksınız.

Sizi buradan sağ çıkarmazlar.

(Dübeys) Sedat, sakin dur. Sakın bir şey yapma.

Duymadın mı? Çıkar dedim, oyalanma!

(Gerilim müziği)

Sen!

Vezir Efendimiz Atıf'ın istediği malzemeleri getirenler siz misiniz?

Biziz. Malzemelere bakabilirsiniz.

Bakmamıza lüzum yok. Vezirimiz acilen bekliyor.

Başüstüne.

Deh!

(Gerilim müziği)

(Fehd) Bundan sonrası sizin. Bizim vazifemiz buraya kadar.

Benim yanımda görünürseniz merak edenler olacaktır.

(Fehd ata komut veriyor)

Üzeyir, işinizi eksiksiz yapın.

Yaparken de milletin dikkatini celbetmeyin.

Bağdat'ta yerdeki toprağın kulağı, taşların gözü vardır.

Emirlerinizi harfiyen yerine getireceğimize şüpheniz olmasın.

Selamünaleyküm, hayırlı akşamlar.

Aleykümselam.

İhtiyarlar, ne oldu? İyi yoruldunuz!

(Mansur) Vallahi ben hiç yorulmamışımdır ustam.

Bu vakte kadar burada oturup kaşık satmışımdır.

(Mahmud) Elhamdülillah ustam.

Allah sıhhat versin, biz hep böyle yorulalım. Biz bir şey değil de...

...Hâce epey çalışmıştır ama bak hâlâ ortalıkta yok.

Çalışmak iyidir. Hem bedeni hem zihni diri tutar.

Hâce'yi de merak etme o birazdan gelir.

Mansur, Mahmud'a bizim Yörüklerin yoğurdundan getir de yesin.

Baksana omzunu ovar durur.

(Pehlivan) Yoğurt iyidir. Bin derde devadır.

İnsanı diri tutar. Yorgunluğunu alır.

Ama iyi yorulduk.

İyi yorulduk.

İyi yorulduk ama iyi talim olduk.

Tabii, iyi talim yaptık ama iyi yorulduk.

-İyi yorulduk. -İyi yorulduk vallahi.

(Gerilim müziği)

(Papaz) Bu birliktelik, iki tarafın da işine yarayacak.

Sonunda siz de biz de istediklerimizi alacağız.

Şimdilik sizin istediğinizle bizim istediğimiz aynı şey.

Bağdat'ta yeni bir devrin başlaması.

Bağdat'ı baştan mamur edeceğiz.

Bize düşeni yaptık, şimdi sıra sizde.

Teşekkür ederim.

Bu fıçıları gitmeleri gereken yerlere teslim edin.

Herkesten azami dikkat istiyorum.

Kimseye görünmeyin.

Anladım efendim.

Ben üzerime düşeni yaptım, emanetleri kiliseye teslim ettim.

Bundan sonra bütün iş Bağdat Dâî'sinde.

Yani sizdedir efendim.

Biz de Bağdat bizi sıkıntıya sokmadan geri dönelim.

Bağdat'ı teslim almaya ahdetmiş bir komutana göre...

...fazla korkmuş gibisin.

Hayır, korkmadım.

Lakin ben Bağdat'a kaçak göçek giren bir casus gibi değil...

...muzaffer bir komutan gibi girmek isterim.

Bağdat'a girebilmen için şimdi bir adım daha atman gerekiyor.

(Necat) Basra'ya önemli bir misafir gidecek.

(Necat) O misafiri kaçırabilirsen Halife'ye...

...öyle bir darbe vuracaksın ki...

...Halife savaşmadan devrilecek.

(Dübeys) Benim için güzel bir havadis.

-Güveninizi boşa çıkarmayacağım. -Elbette çıkarmayacaksın.

Sen benden haber bekle. Ben şimdi çıkıyorum.

Sen benden bir müddet sonra çık.

Birlikte görülmeyelim.

Koskoca Kara Leyla'nın evine gelmişiz kırk yılda bir.

Öyle hemen gider miyim?

Yerini bil Dübeys.

Kellen omzunun üstünde kalsın istiyorsan...

...böyle laubalilik etme.

(Gerilim müziği)

(Hâce Ahmed) Hepsi bu kadar Mansur akay.

Say cümlesini kara kaplı deftere yaz.

Aman ha, sonra paraları hazine sandığına kaldır.

Maazallah Bağdat'ta dışarıda para bırakılmaz.

(Mansur) Hemen sayıyorum Hâce.

Gerçi bu vakitten sonra Şahsuvar sana ilişmez ama...

Bir tek kusur o kalsın. Bağdat'a geldik...

...her türlü bela bizim başımıza geldi ya.

Bari o belalardan bir Şahsuvar eksin kalsın.

Mahmud can sence pirimiz bizi niye buraya yolladı?

Usta, hatırlar mısın biz küçük balayken...

...bizi nasıl nehre atardın yüzme öğrenelim diye.

Bağırırdınız, usta gel bizi kurtar diye.

Sonra bir bakmışsınız, yüzmeyi öğrenmişsiniz.

Ya işte aynı misal.

Pirimiz de bizi öyle yolladı.

Biz buraya geldik, bir deryaya girdik.

Deryaya girdin mi payına tufan da düşer boran da.

Meydana çıktın mı pusat da kısmetinde var, kalkan da.

Bize âlem-i manada Bağdat'ın anahtarı verilmiş.

Bu şehrin cefası da benim belası da benim.

Şehrin hâkimi değil, hadimi olacağız.

Başkaları kirlettikçe biz temizleyeceğiz.

Yahu Bağdat'ı temizleriz diye...

...biz bulaşık paçavrasına dönmüşüz.

(Mahmud) Hâce bak, gömleğin yırtılmış.

Sen Bağdat'tan bir anahtar alacaksındır ama...

...Bağdat senden bir gömlek almıştır.

Varsın dünyanın cazibesi bizden uzak kalsın.

Yusuf Nebî gibi gömleğimiz yırtık gezelim, olsun.

Yalnız usta, Mahmud can böyle eskiden giyime kuşama...

...pek kulak asmazdı.

Şimdi libası kirlendi diye pek bir dertlenir oldu.

Hayırdır Mahmud can?

Bağdat'ta gezerken gözünden gönlüne bir sevda mı düştü?

Benim mi?

Aman, aman, aman! İstemem, eksik olsun.

Bağdat'ın yaldızı da yıldızı da kızı da hepsi eksik olsun!

Mansur akay, saydın mı ne kadar çıktı keseden?

Saydım Hâce saydım. Tam dört dinar on dirhemdir.

Maşallah!

Böyle çalışmaya devam edersek birkaç aya Sazlık'ta...

...kazanlar kaynamaya başlar. -(Mansur) İnşallah Hâce.

Topluyorum o zaman ben.

Kaldırmadan önce iki dinar ayır.

Leyla Hanım'a kira için vermemiz lazım.

Birinin ekmeğini verirken öbürünün hakkına girmeyelim.

Mansur, sen otur, ben hallederim.

Sen zahmet etmeseydin ustam. Ben gidip gelirdim hemen.

Allah Allah!

Ben sizin gibi yaşlı mıyım?

İhtiyarlar! Hadi ver.

Selametle.

Yolun açık olsun.

Akay, hadi getir ağaçları da kaşık yapmaya devam edelim.

Kara Leyla'nın meşhur şenlikli evi...

...böyle cenaze çıkmış gibi sessiz olur muydu?

Siz mahrem konuşmalar yaparsınız diye çalgı çengi çağırmadık. Ondan.

Saz heyeti yoksa gönüllere ferahlık verecek bir şey de mi yok?

Olmaz mı? Kusurumuza bakmayın, dalgınlığımıza gelmiş.

Mahbube, kızım!

Buyurun.

Beye sorsana ne içmek ister?

Gerekmez. Sen çık.

(Kapı kapandı)

Başkasına ne hacet?

Ne oluyor?

Bir tuhaf adam. Sanırım Leyla'ya yanaşmaya çalışıyor.

(Dübeys) Benim isteğim başka.

Benim ne istediğimi sen sormalısın.

Bana bir emriniz var mı hanımım?

Yok Adnan, sağ ol.

(Müzik)

Daha Halife'nin yanında emir subayıyken...

...gelirdi dedikoduları kulağıma.

O Adnan sana sırılsıklam âşık demek.

Bir işaretinle beni parçalayacak zanneder.

Ben...

...âşık maşuk hikâyelerinden anlamam.

Ben günü geldiğinde...

...Bağdat'ı parçalayacak adamım.

(Gerilim müziği)

Bu şehrin surları önümde eğilip...

...teslim olacak Leyla.

Sen mi bana teslim olmayacaksın?

(Gerilim müziği)

Adnan, âşık mıdır bilemem...

...ama sadık olduğu kesindir.

Sadakat, bu hayattaki en mühim şeydir.

Necat'ın bir müddet bekle, sonra usulca ayrıl dediği evde...

...senin kadınlara tasallut etmen Necat'ın hoşuna gider mi?

Üstelik o evdeki kadınlar...

...bağıra çağıra yedi mahalleyi başına toplasa...

...Necat bu yapacağını korkunç bir sadakatsizlik olarak görmez mi?

Ne dersin?

O zaman kim kimi parçalar?

(Gerilim müziği)

(Kapı kapandı)

(Gerilim müziği)

(Pehlivan) Dübeys!

Dübeys!

(Gerilim müziği)

(Jenerik müziği)

Bu dizinin sesli betimleme, ayrıntılı altyazı ve...

...işaret dilini kapsayan eşerişimi Es Film tarafından...

...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.

www.sebeder.org

Sesli Betimleme Metin Yazarı: Nezahat Şalkamcı

Seslendiren: Ünsal Coşar

Ayrıntılı Altyazı Çevirmenleri: Gülay Yılmaz - Hatice Başpınar...

...Büşra M. Koçak

İşaret Dili Çevirmeni: Volkan Kurt

Editörler: Dolunay Ünal - Zerrin Çınar - Samet Demirtaş

Teknik Yapım: Dağ Prodüksiyon ve Yeni Gökdelen Tercüme

(Jenerik müziği)

(Jenerik müziği devam ediyor)

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.