Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
English
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
(Jenerik müziği)
(Jenerik müziği devam ediyor)
(Jenerik müziği devam ediyor)
Asıl sen kimsin?
Kimine göre Hâce Ahmed...
...kimine göre Yesevi...
...kimine göre Alp Ahmed...
...kimine göre Eren Ahmed.
Ve nihayetinde Âdemoğlu Ahmed’im.
Anlaşıldı.
Sen osun.
Yarım bıraktığınız işi bitirmeye mi geldin?
Yok.
Yarım bıraktığım ve çalıştığım işin ne olduğunu anlatacağım sana.
Onun için geldim.
(Kapı vuruluyor)
Hâce nerede Mahmud? Bir şey söyledi mi sana?
Görmemişimdir Pehlivan Usta.
(Gerilim müziği)
(Mahmud) Suyunu bile içmemiştir.
Herhâlde nereye gittiyse aceleyle gitmiştir.
Allah Allah!
Kimseye bir şey söylemeden nereye gider bu adam?
Mahmud, ya başına bir kötülük geldiyse?
Ağzından yel alsın Pehlivan Usta. Allah korusundur.
Hele bir dükkâna varalım. Herhâlde oradadır.
Ya orada da yoksa? Sakın başına bir hâl...
-Eh! ...olmamıştır değil mi?
Olmamıştır de Mahmud Ağa.
İyi düşün iyi olsun yiğit. Olmamıştır.
Hele bir dükkâna varalım da. Hadi.
(Horoz ötüyor)
Bizim Necip, babası arkadaşımdı...
...kendi de yetim.
Hoş bizim buralarda yetim olmayan çocuk bulmak zor.
Bu yokluğun ortasında bir şeyler bulup buluşturayım...
...evime ekmek götüreyim diye düşünmekten...
...gözünün feri erken solar burada erkeklerin.
O yüzden babalar erken gider...
...çocuklarına da yokluğu miras olarak bırakırlar.
Anladın mı?
Sen iyi adamsın anladım.
İyi bir adam olmasan...
...gözü dönmüş o kadar adamın karşısına dikilip...
...küçük bir çocuğu müdafaa etmezsin.
Ama burada işler böyle yürümez. Bir çocuğa bir kere...
...on kere, 100 kere, bin kere ekmek vermekle o çocuğu doyuramazsın.
Onu doyursan kardeşini doyuramazsın.
Kardeşini doyursan konu komşusunu doyuramazsın.
Burada doymayı bekleyen bir mahalle var.
Doymak için de elinde tek bir imkânı olan.
Kendi elinde olmayıp başkasının elinde olanı çalmak.
Anladın mı?
Ben seni anlıyorum.
Ama her zaman başka bir yol vardır.
Helal ve doğru bir yol.
Kimse sadece harama mecbur olamaz.
Peygamber Efendimiz Sallallahü Aleyhi ve Sellem...
...Allah’a tevekkülde kuşlar gibi olun buyurmuş.
Onlar nasıl aç çıktıkları yuvaya kursakları dolu dönüyorlarsa...
...yaradan da işte bizi öyle rızıklandırır.
Elbet vardır bir yolu. El birliğiyle o yolu bulabiliriz.
Burada öyle bir umut yok.
Burada pislik var, çamur var. Başka da hiçbir şey yok.
O çamurun, pisliğin içinde doğan büyüyen...
...yaşlanan ölen adamlar var. Başka da bir şey yok.
Böyle arada senin gibi gönüllü ya da gönülsüz yolu düşenler var.
Onların da akıbetini tahmin edersin.
Sen sahi korkmuyor musun başına geleceklerden?
Korkmuyorum.
Ölümden de mi korkmuyorsun?
Çocukların karınlarını doyurmak için...
...hırsızlık yapmak zorunda olmadıkları bir âlem lazım bize.
Eğer bu uğurda gayret sarf etmeden ölürsem...
...işte o zaman ölümden korkarım.
Ben karşına geçip, hak bildiğimi söyledim...
...tohum yapıp sözümü vicdanına serptim.
O, boy verecektir. Sen istesen de istemesen de.
Vicdanın taştan değil. Bunu gözlerinde görüyorum.
O yüzden artık ölebilirim vadem geldiyse.
Korkmuyorum.
Bağdat’ın her şeyi tuhaftı.
Anladık ki dervişleri de bir tuhaf.
(Gerilim müziği)
(Müzik)
Dükkân açıktır!
Ama gece çalışmıştır burada?
Şimdi nerede ola ki?
Allah Allah!
Gece vakti buraya gelip neye çalışmış ola ki Pehlivan Usta?
Baksana ortalıkta kimsecikler de yok.
(Gerilim müziği)
Ne?
İşte gece gelmiş bir şeyler yontmuş burada.
Siz Hâce’yi bilmez misiniz...
...yüreği darlandı mı ya gelir bir tahtadan çıkarır hırsını...
...ya kendinden çıkarır. Bulaşmaz kimseye.
Yahu iyi de Hâce’nin başına daha yeni türlü türlü işler gelmiştir.
Şimdi kimseye haber vermeden ortadan kaybolmak nedir?
Yapılacak iş değil bu.
Tahta yerine beni yontsa daha iyidir yahu!
Doğru dersin de...
...bak bu suali sorabilmen için önce Hâce’yi bulabilmemiz gerek.
Burada bizi Hâce’ye götürecek bir delil yok.
Hadi yürüyün gidiyoruz. Hadi.
Tamam, gideriz de bir bakalım belki bir işaret vardır gözden kaçan.
Allah Allah! Ben delil bulamadım...
...siz dünkü balalar bulacaksınız öyle mi?
Bak hırkası, sarığı burada. Başına bir iş gelmemiş işte.
Allah Allah! Hadi yürüyün gidiyoruz. Hadi.
Eyvallah Pehlivan Usta’m gidelim de...
...sana da bir hâller oldu. Hayrola inşallah.
Hayrolsun Mansurcuk.
Gayrı bundan sonra her şey hayrolsun.
(Bağrışmalar)
(Esnaf) Her şeyimi almışlar!
(Erkek) Eyvah!
(Üst üste konuşmalar)
(Esnaf 2) Allah belanızı versin! Yağmalamışlar!
Bismillah!
(Bağrışmalar)
Çarşıyı hepten yağmalamış Sazlık'ın uğursuzları.
Sorma! Benim de halı, kilim ne var ne yok götürmüşler.
Oturacak tabure bile kalmamış.
Allah bunları nasıl biliyorsa öyle yapsın.
Âmin.
(Esnaf) Bunlar önceden bu kadar büyük hırsızlık yapmazdı...
...ne oldu bunlara?
(Esnaf 2) Ne olacak, azmış bunlar. İyice gözleri dönmüş.
(Bağrışmalar)
Her şeyimi almışlar.
Her şeyimi almışlar!
-Geçmiş olsun ağalar. -Geçmiş olsun.
Selamünaleyküm usta.
Gelirken işittik çarşıya hırsız dadandı diye ama...
...vallahi işittiğimizden daha fazlası var.
Hele bir anlat bakalım ne oldu, nasıl oldu öğrenelim.
Sağ olun dostlar.
Doğru duymuşsunuz. Gece her yere hırsızlar girmiş.
Benim gibi altın, gümüş işiyle uğraşan...
...mücevherat işleyen bütün dükkânları yağmalamışlar.
Şu halıcının halılarını, kilimlerini almışlar.
Şu gariban testicinin üç kuruşluk testilerini bile almışlar.
Bu, basit bir hırsızlık olayı değil.
Şahsuvar’ın gözü fena dönmüş.
Şahsuvar mı? Onun yaptığını nereden biliyorsun?
Başka kim yapacak?
Şahsuvar’dan başka Bağdat’ta kimse bunlara cesaret edemez.
Buraların en namlı hırsızı Şahsuvar’dır.
Dert etmeyesin usta, dert etmeyesin.
Allah’ın izniyle her şey hallolur. Halifeye malumat verdiniz mi?
(Mahmud) O böyle şeylere müsaade etmez. Cezası neyse verir.
Vezir Atıf'ın her şeyden çoktan haberi olmuştur...
...olmuştur da böyle çetrefilli mevzuları...
...kulak arkası eder. Bağdat’ta idare Atıf’tadır.
(Esnaf) Halife, Atıf’ın önemsemediğini umursamaz.
Anlayacağınız dostlar, el elde, baş başta kaldık.
(Esnaf) Yapacak bir şey yok.
Kesin Şahsuvar’dır yani.
O vakit başka bir çare bulmamız gerekir.
Buluruz, buluruz elbet. Buluruz Allah’ın izniyle de...
...önce Hâce’yi bir bulmamız icap eder.
Kendi derdimden sormadım, Hâce nerede?
Biz de dükkândadır diye geldik de usta, kimsecikler yok.
(Esnaf) Namaz kılmaya gitmiş olmasın?
Kesin bir yere gitmiştir de...
...öyle malzemeleri falan dükkânda bırakmıştır.
Sen de görmemişsindir Hâce’yi.
Neyse. Elbet bir derdi vardır, döner gelir. Değil mi?
Hadi o zaman. Hadi geçmiş olsun.
-Geçmiş olsun. -Sağ olsun.
(Şahsuvar) Gel bakalım Hâce.
Sana adıyla sanıyla Sazlık Mahallesi’ni dolaştırayım da...
...gerisine sen karar ver.
(Çocuk cıvıltıları)
Dolaşalım hele.
Ama ayaklarına çamur bulaşır söyleyeyim.
Burası bildiğin yerlere benzemez.
Varsın kirlensin ayağımız.
Kalbimiz kire pise bulanmasın bize yeter.
Sen şimdi küçük Necip’e iyilik yaptın, öyle mi Hâce?
Estağfurullah. Ben üzerime düşeni yaptım.
Vazifesini yapan kişi, sadece vazifesini yapar.
İyilik değildir bu, borçtur ödersin.
Sözlerin güzel.
Ama içlerinde en doğru olanı, ona yaptığın şeyin iyilik olmaması.
Sen Necip’e içinde iyi insanların olduğu bir masal anlattın.
(Şahsuvar) Onun bir rüya görmesine sebep oldun.
Necip er geç uyandığında daha mutsuz olacak.
(Şahsuvar) Herkes iyi olacak...
...her yer iyi insanlarla dolacak diye bir kaide yok Hâce.
(Şahsuvar) Emin ol Sazlık da iyi insanların uğramadığı bir yer.
(Şahsuvar) İyi insanlar dışarıda olurlar.
İyi insanlar uykularına rahat dalarlar.
Kafalarını yastığa koydukları gibi horul horul uyumaya başlarlar.
(Şahsuvar) Neden? Çünkü aç değillerdir.
(Şahsuvar) Çünkü çocukları aç değildir.
İşte bu yüzden düşünmezler. Kendilerine de iyi insan derler.
Biz? Biz kötü adamlar olarak onların eşyalarını çalarız.
Sonra bir ömür boyu kullanmayacakları şeyleri çaldık diye...
...bize kötü adam derler, arkamızdan beddua ederler.
Doğru, çaldık.
Doğru, hırsızlık günah. Ama iyi bir insan olup...
...derin bir uykuya dalamayacak kadar açız, Hâce.
Anladın mı?
Ben seni anlıyorum Şahsuvar.
Fakat sen de şunu anlamalısın.
Âlemlerin Efendisi de yetimdi, Sallallahü Aleyi ve Sellem.
-Merhaba can. Adın ne senin? -Ela.
Âlemlerin Efendisi de garipti.
Kimi zaman o kadar aç olurdu ki...
...açlığını bastırmak için karnına taş bağlardı bazı geceler.
Ama o, hiç kimsenin aç kalmadığı bir nizama ilham verdi.
Komşunuz açken tok yatmayın dedi.
Kendisinde yokken başkasının malını almayı değil...
...kendisinde varken, başkasına malını vermeyi işaret etti...
...işte doğru yol budur dedi.
Hadi git oyna bakalım.
Doğru yol budur Şahsuvar.
Eğer bu yolda yürüyeceksen ben her zaman yanında dururum.
Ben aciz kul Ahmed’i boş ver...
...Allah da senin yanında durur.
(Melodiye eşlik ediyor)
Aferin kızlar.
Ama sen çalamıyorsun. Bak şöyle olacak.
(Melodiye eşlik ediyor)
Söyle Adnan.
-Bölmek istemedim. -Böldün böleceğin kadar.
Neyse. Kızlar siz odaya geçin. Sonra sizi çağırırım.
Söyle bakalım.
Sana verecek bir haberim var.
Ama bu sefer gerçekten öfkelenmene mahal yok.
Çünkü laf almak için sorup soruşturmam gerekmedi.
Mesele herkesin dilinde.
Herkesin dilindeki mevzu neymiş?
Bütün Bağdat’ın dilindeyse...
...zaten kesin bizimle alakalı bir dedikodudur.
Yok. Bu sefer Şahsuvar’la ilgili.
Şahsuvar gece sokaklara inmiş.
Ne var bunda?
Her zamanki hadise.
-Bu kez kimin dükkânına girmişler? -Herkesin.
Nasıl herkesin? Anlamadım.
Herkesin dükkânına girmişler. Ne varsa çalmışlar.
Geçen, Fehd ve bir muhafız müfrezesi Sazlık’a girmeye çalışmış.
Şahsuvar da o öyle olmaz böyle olur deyip...
...ortalığı yangın yerine çevirmiş.
Çok iyi olmuş. Hepsine müstahak bu.
Bakmayınca kanayan yaraları görmeyiz diyorlar.
Susunca, kimse bizi mesul tutmaz diyorlar.
İster bakma ister sus, bağırma; faydası yok.
Ateş bu, yaktı mı yakar.
Haklısın. Hem bizim derdimiz değil. Ben korurum seni.
Hanemizde. Buraya kimse ilişemez.
-Adnan. -Leyla.
Çekilebilirsin.
(Pehlivan) Yavaş.
Sen de suratını öyle asma. Kendinize gelin. Hadi.
Gece uğrular dadanmıştır çarşıya, gündüz Hâce’yi gören yoktur...
...adam haber vermeden ortadan kaybolmuştur.
Sakın o buradayken gelmiş olmasınlar?
Şayet öyle olduysa Hâce onlara muhakkak karşı koymuştur.
Başına bir hâl gelmiş olmasın?
Hayır konuş, hayır olsun yiğit. Hâce’nin başına bir hâl gelmiş olsa...
...zaten o baş burada olurdu. Değil mi?
Baş da yok işaret de.
Demek ki bir şey olmadı.
Gidelim, Göçer Obası'na bir bakalım. Belki oradadır.
Yok. Göçer Obası'na gidecek olsa hep beraber giderdik.
Hem baksana hırkasıyla sarığı buradadır.
Pehlivan Usta, böyle duruyor olmak benim kanıma dokunuyor.
Hadi gidelim o Sazlık’a, Hâce oradaysa alalım gelelim.
Hadi gidelim, hadi.
Selamünaleyküm.
Aleykümselam. Kusura bakma ortalık biraz dağınık.
-Buyur. -Vakit yok baba.
Hâce’yi Şahsuvar’ın elinden almamız lazım.
(Haykırıyor)
Sen in misin, cin misin?
Seni tepelemeden hemen söyleyesin, niye bizim peşimizdesin ulan?
Mahmud.
(Gerilim müziği)
Sohbet edecek dem değil. Harekete geçmek gerek.
Hâce, Sazlık’ta. Hele onu bir alalım...
...sonra birbirimize mi giriyoruz, sohbet mi ediyoruz bakarız.
Niye sana inanalım? Yalan söylemediğin ne malumdur?
Niye senin peşine düşelim?
Diyeceğimi dedim. İster inanın ister inanmayın.
Siz gelmeseniz de ben o Sazlık’a gidiyorum.
(Homurdanıyor)
Kusura bakma şu kaçırma etme işlerinden sebep.
Sazlık Mahallesi’nden bir dileğin var mı?
Yoksa seni bırakacağım. Ne de olsa misafirsin artık.
Evet, senden bir dileğim var.
Bağdat esnafından çaldığın altınları, gümüşleri ve mücevheratı...
...geri vermeni istiyorum.
Tamam, Necip’i kurtardın diye sana gönül borcumuz var eyvallah da...
...bu borç o kadar büyük değil Hâce.
Dün indirilen malların hepsi burada.
Eğer içinde senin bir şeyin varsa...
...ne bileyim bizim çocukların yanlışlıkla uçurduğu...
...öteberi bilmem ne...
...alabilirsin. Ama o diğer dediğin mevzu yalan olur.
İçlerinde benim bir tek bile toplu iğnem yok.
Sadece insanları daha fazla mağdur etmenin...
...sana yakışmayacağını söylüyorum.
Yahu adam sen hiçbir şeyden korkmaz mısın?
Şurada bir ıslık çalsam her sokaktan on tane adam çıkar.
Paramparça ederler seni, parçanı bulamazlar.
Az evvel bana bir sürü şey anlattın.
Doğru bulduğuma doğru, yanlış bulduğuma yanlış dedim.
Bin bir adam olsan...
...yahut tek bir adam olsan değişmez bu.
Ben haksıza haksız demeyi en büyük cihat bildim.
Bu uğurda kafamı koparacak olan varsa...
...adım şehitler defterine yazılır, ne mutlu.
Hem peygamberimize, bu yoldan vazgeç...
...ne dilersen dile benden dediklerinde...
...bir elime güneşi, bir elime ayı verseniz...
...yine de dönmem bu yoldan diye demedi mi?
Kerbela yolunda Hüseyin Efendi’mizi yolundan çevirmeye çalıştılar.
Onlar kalabalık, gitme ölürsün dediler.
O ne dedi biliyor musun Şahsuvar?
Ben bugün haksızlığa karşı çıkmazsam...
...kıyamete dek zulüm âleme payidar olacak.
O Fatma Ana’mızın sütü kendisine helal olsun diye...
...hep dik durdu, doğruyu söyledi.
Biz de Fatma Ana’mızın helalliği için aynını yaparız.
Dik dururuz, doğru gideriz.
Doğru, gidersin.
Ama ben hep buradayım Hâce.
Benim bir vazifem var.
Neymiş vazifen ahretlik? Söyle de yükünü bölüşelim.
(Şahsuvar) Bebeğini emziren bir ananın kursağından...
...bir lokma nasıl geçer sanırsın?
Bağdat’tan Sazlık’a doğru uçurulan her mal...
...şehir dışında elden çıkarılır.
O mallardan gelen parayla fakir fukara doyar.
Buranın çocukları böyle ekmek yer.
Yani senin anlayacağın, burada işler pek de parlak değil.
Sen esnaftan çaldıklarını geri ver, Sazlık’ın...
...hatta bütün Bağdat’ın garip gurebasını doyurma işi...
...bundan gayrı benden sorulur. Tamam mı?
Nasıl olacak o iş, Hâce?
Bağdat’ın bu kadar esnafı var, bu kadar zengini var.
Hep birlikte el birliğiyle uğraşıp buraya bir aşhane kuralım.
Bu şehirde kursağından lokma geçmemiş hiç kimse kalmasın.
Bu Sazlık bir günde var olmadı.
Bağdat'ın üzerinde güneş doğup batmaya başladığından beri...
...Sazlık burada. Kimse bir gün gelip hâlimizi sormadı.
Ekmeğini bölüp yarısını bizimle paylaşmadı.
Biz komşumuz açken, tok yatanlardan değiliz.
Buna razı gelecek de değiliz.
Bundan sonra kimseyi aç, açıkta bırakmayacağım.
Ahtım olsun. Güven bana, Şahsuvar.
Bildim.
Yiğit adamsın. Mert adamsın.
Ama sen bir düş görürsün Hâce.
Ben o düşü görmüyorum.
(Duygusal müzik)
-Dadı, neden kimse yok bu saatte? -Ben nereden bileyim kızım.
Her gün kaşık almaya gelmiyoruz ya.
Aman dadı! Sana da hiçbir şey söylenmiyor.
Şuradaki esnaflara soralım, onlar biliyordur.
Hayırlı işler.
Sağ ol bacım. Allah razı olsun.
Şey... Biz...
...şeye gelmiştik de...
Akşam kalabalık misafirlerimiz var. Acilen kaşık almamız lazım...
...ama dükkânda kimse yok.
Nereye gittiklerini biliyor musunuz?
(Asıfe) Hâce Ahmed Usta ne zaman gelir?
Hâce dün geceden beri kayıp.
(Erkek) Arkadaşları da onu arıyor.
Gece bir ara dükkâna gelip çalışmış...
...sonra ortalığı toplamadan kaybolmuş.
Bizden gören de yok, kendisinden bir iz de.
Gece çarşıya dadanan hırsızlarla dalaştı da...
...kendisini onlar mı kaçırdı...
...bilmiyoruz.
(Erkek) Biz de endişeliyiz ama elimizden bir şey gelmiyor.
İyi misiniz? Aklınıza kötü bir şey getirmeyin.
Teşekkür ederiz.
Biz artık gidelim. Malum, yolumuz uzun.
Misafir gelecek. Kaşık da alamadık. Evdekilerle idare ederiz artık.
Yolunuz buralara düşerse ben buradayım.
Bir malumat olursa size söylerim.
Sağ olun.
(Duygusal müzik)
Dadı ne yapacağız?
Kızım...
...Atıf, babanı doldurduğundan beri babanın gözü üzerimizde.
Buralarda çok oyalandık.
Bir an evvel saraya dönmemiz lazım.
Hâce denilen adam sürekli belanın içinde.
Seni de belaya bulaştırdı bile.
Babandan kaçak göçek çarşıya geliyorsun.
Bu adamı sık sık görmen iyi bir şey değil zaten.
Hadi kızım.
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
Neyi bekliyoruz ya?
Lan! Hadi! Gidip basıp Hâce'yi alalım!
Hayır, bekleyelim.
Ben içeriyi biliyorum.
Dört kişiyle Hâce Ahmet'i alamayız. Çok kalabalıklar.
Doğru dersin.
Bilmediğimiz mekân. Tedbirli olmak lazım.
Yoksa ne Hâce'yi ne de kendimizi kurtarabiliriz.
Biz içeri girer, çarpışmasına çarpışırız ama...
Ya biz içeri girdik diye Hâce'ye bir şey yaparlarsa?
Akay bir hareketlilik oluyor.
İşaretimle çıkacağız.
(Müzik)
Durun! İndir!
Hayırdır kardeşlikler...
...mahalle mi basar oldunuz?
Hâce'm niye haber vermeden gittin?
Aklımızı yitirdik.
(Şahsuvar) Hayırdır?
Pusu işlerini siz yapacaksanız bize de hocalık etmek mi düşecek?
Sen de bizim mahalleyi iyice yol ettin.
-Tatlı canından endişe etmez misin? -Asıl senin kaygı duyman lazım.
Bu adam sokağımıza girdi. Mahallemize girdi.
-Evimize girdi diye. -Ben anlamam.
Bana bir dövüş borcun var.
Biz mahallemize gireni de, evimize gireni de unutmayız.
Bir ara gel de hesabımızı görelim.
Yok öyle yağma!
Senin mahallende olmaz.
Başka bir zaman bir yerde karşılaşırız.
Karşılaşırız!
Hadi kardeşlikler...
...gidiyoruz.
Allah'a emanet olun.
(Müzik)
Hoş geldiniz.
Sizleri burada ağırlamaktan dolayı çok mesudum.
Güzel ortaklığımızın her iki taraf için de...
...kârlı olacağına inanıyorum.
(Müzik)
Ne ortaklığı Dübeys?
Biz kimseyle ortak olmayız.
Sen sadece maceraperest bir isyancıydın.
Biz sana hayatının fırsatını veren efendileriz.
Bir daha Yüce Dağ'ın yüce şeyhiyle...
...ona inananlarla...
...kendin denk görürsen...
...yattığın döşeği senin kanında yıkarım.
Son nefesini verdiğini bile anlamazsın.
Sen bir ömür uğraşsan...
...bütün bu isyancı kabileleri...
...bir sancak altında toplayamazdın.
Bizse onları bir araya getirdik ve sana...
...o yırtıcılar sürüsünden bir ordu kurduk.
Senin yapman gereken tek şey...
...artık biraz acele etmek.
Senden tek istediğimiz...
...Gergef gibi ince ince işlediğimiz tezgâhı...
...batırmaman.
Bunu başarabilirsin değil mi Dübeys?
Haklısınız.
Daha hızlı hareket etmeliyim.
Siz de takdir edersiniz ki...
...Bağdat muhasaraya şu an tam manasıyla hazır değil.
Ah, Dübeys! Ah, Dübeys!
Senin aklına gelip de...
...benim aklıma gelmeyecek bir şey var mıdır acaba bu dünya üzerinde?
Biz de Bağdat'ın içi iyice kaynasın...
...istikrar yok olsun...
...kuşatma başladığında direnen çıkmasın diye uğraşıyoruz.
Bir vücudu zayıflatan, onun bünyesindeki...
...cerahatin, iltihabın yayılmasıdır.
Yeterince yayıldı mı sen elinde neşterle çıkageleceksin.
Öncesinde gitsen, elinde bıçakla infaza gelen...
...cellat sanırlar seni.
Sonrasında gitsen geç kalırsın.
Karşındaki cesede bakarsın.
Boş boş!
Tam vaktinde gitmelisin ki ahali canını sana borçlu olsun.
Ellerini öpsünler, adına destanlar yazsınlar.
Ben elime neşteri aldım mı...
...neyi, ne kadar keseceğimi...
...gayet iyi bilirim...
...Dâî Necat.
Merak buyurmayınız.
(Necat) Neyse, başka bir mevzu var.
Şimdi gelecek dostumuz...
...Bağdat'ı tarumar etmek için önemli bir isim.
Onun sayesinde Bağdat'a bir yara açabileceksin.
Peki bunu neyin karşılığında yapacak şu meçhul dostumuz?
-Bizden ne istiyor? -Kimse bizden bir şey isteyemez.
Senden isteyecek.
Sen de istediklerini yerine getireceksin.
İşte bak...
...kendisi de geldi.
Bizzat ona sorarsın.
-Geç kaldım, özür dilerim. -Ehemmiyeti yok Papaz Efendi.
Dübeys de ondan ne istediğinizi soruyordu.
Beyt’ül Makdis'teki krallığımız başta olmak üzere...
...Fırat'la Dicle arasında birçok yerde...
...Haçlı kuvvetleri, kontluklar, prenslikler meydana getiriyorlar.
Sizden istediğimiz şey, onlarla barış içinde olmanız.
Üstelik bu sizin selametiniz için de iyi olacaktır.
(Gerilim müziği)
Süleyman...
...en yiğit askerlerimdendir.
Tamam, Süleyman. Testiyi bırakabilirsin.
(Gerilim müziği)
Süleyman...
...gerisini biz hallederiz.
(Gerilim müziği)
Size saldıran kişinin peşine düştüm.
Bir yere kadar da ilerledim.
Canınıza kastedenler hırsız falan değil.
Artık bu sizin de malumunuz.
Bilmediğimiz bir şey söylesin.
Bilmediğimiz bir şey söyle ki, senin de lafının bir kıymeti olsun.
(Mahmud) Ama sana kalsa biz Sazlık’ta hâlâ...
...kılıç tokuşturuyorduk.
Ne oldu? Korktun mu?
Gidelim derken pek çalımlıydın. Gidelim, Hâce'yi alalım diyordun.
Ben sazlığa onlar suikastçı olduğu için gidelim demedim.
Hâce'yi onlar kaçırdığı için gidelim dedim.
Söylediğim de doğru çıktı zaten.
Devam et Saltuk.
Diyeceğim o ki...
...o adamlar oldukça canım pahasına sizi koruyacağım.
Sen kimsindir? Sen kimsindir ki Hâce'yi koruyacaksındır?
İn misindir, cin misindir, dost musundur, düşman mısındır?
Belli değildir.
Benim ömrüm de, canım da Hâce'nin yoluna fedadır.
O benim hayatımı kur...
Ne kurtarmasıdır!
Ben kendimden bihaber yaban otuydum.
Kuruyup gidecektim. O, bana can suyu vermiştir.
Beni nebattan, hayvandan ayırmıştır.
Âdemoğlu nasıldır, nedir, nasıl olunurdur...
...bana onun sırrını vermiştir.
Sana ne vermiştir ki sen, Hâce'nin canını...
Sen ne hadsizsindir! Sen kimsindir?
(Saltuk) Beni dinle Mahmud.
Benden hazzetmedin, anladık.
Hâce'ye kardeşlikle bağlısın, bildik.
Ama belli ki Hâce sadece senin için mühim bir adam değil.
Bağdat üzerinde emelleri olanların da mühim gördükleri bir düşman.
Sebebi ve sırrı nedir, henüz bilmiyorum.
Ben, Bağdat üzerinde kirli tezgâh kuranların...
...Müslümanların canına, ırzına, malına göz dikenlerin karşısındayım.
Siz de karşısındasınız.
Bunu belledim.
Demem o ki; bir adam, beş adam yahut tüm Bağdat...
...iyi olanlar, kötü olanlara karşı birlikte yürümeliyiz.
Şimdilik biz bizeyiz.
Ahretlik...
...Saltuk haklı.
Bir olup hep birlikte hareket etmeliyiz.
Benim bir işim var. Yolumuz burada ayrılıyor.
Ahretlikler...
...bugün malum Sazlık’taydım.
Orada öksüz çocuklar gördüm.
Yetim çocuklar gördüm.
Yavrusuna bir lokma süt verebilmek için...
...aç biilaç dolaşan analar gördüm.
Açlıktan harap ve bitap durumdaydılar.
Hırsızlık yapmaktan başka çaresi olmayan delikanlılar gördüm.
Onlara doğru yolu anlattım.
O toprağa bir tohum koydum.
Şimdi filizlenmesi için o toprağı sulamamız gerek.
Hep birlikte bir şeyler yapmalıyız.
Ne yapacağız Hâce?
Ben diyorum ki, sazlığa bir aşhane kuralım.
Sadece sazlığın değil...
...bütün Bağdat'ın garip gurebasını doyuralım.
Hâce iyi düşünmüşsündür de biz bir başımıza...
...ne yapabilirizdir? Elimizden ne gelirdir?
Biz bir başımıza değiliz kardeşim
Bağdat'ın bunca eşrafı var. Bunca zengini var.
Hepsinden yardım alacağız. Bu işi hep birlikte yapacağız.
Tekkeye de haber edeceğiz. Onlar da helalliklerini versinler.
Hâce'm iyi dersin, hoş dersin de...
...Şahsuvar çarşıya dadanmıştır.
Milletin malını, mülkünü götürmüştür.
Esnaf bu işe asla razı gelmezdir.
Onların da gönlüne bir tohum ekeceğiz.
Filizlenir mi, filizlenmez mi; onu ancak Yaradan bilir.
Yarın ilk iş bununla uğraşacağız.
(Hâce Ahmed) Akay, benim sarıkla cübbeyi getirir misin?
Şimdi, Göçer Obası'na gideceğiz.
Usta?
Hayırdır, sende bir hâl var. Bir derdin mi var?
Dert değildir Hâce. Dert değildir inşallah.
Hadi yola koyulalım.
(Ortam sesi)
Son bir şey daha var.
En güvendiğin adamlar kimler?
Sedat'tır.
Canımı ona emanet ederim.
Her zaman yanımda tutarım.
Sedat...
...Dübeys için canını verir misin?
Düşünmeden...
...canımı da kanımı da veririm.
Adamın söyle, kılıcını indirsin.
Beni duymadın herhâlde.
Adamın kılıcını indirsin.
Sedat kılıcını yerine sok.
Demek öyle!
İndirmiyorsun, öyle mi?
Aferin, Sedat.
Anladık ki canını sağlam adama emanet etmişsin.
Peki, Bağdat'taki mühim vazifeleri verdiğin adamlar...
...Sedat kadar sağlam mı?
Dışarıdaki işleri...
...Üzeyir'le Süleyman üstlenmiştir.
Sedat kadar sağlamdırlar.
Kim bu Üzeyir'le Süleyman?
Bana Üzeyir'le Süleyman'ı çağır.
(Gerilim müziği)
Emrettiğiniz gibi gözümü Hâce'den mümkün mertebe ayırmıyorum.
Kendisi Bağdat’a girer girmez, dost kadar düşman edindi.
Hatta hasımları daha fazla diyebilirim.
Gözünü üzerlerinden ayırma.
Bir adamın hasım sahibi olması, onun iyi olduğunu göstermez.
Tedbiri o sebeple elden bırakmayasın.
Dübeys’in vaziyetinde farklılık var mı?
Süleyman onun en yakınında.
Bu sayede aldığı nefesten dahi haberdarız.
Süleyman’ın yaman bir alp olacağı belliydi.
Onu iyi yetiştirdin.
Bize ne öğrettiyseniz, biz de onu aktardık.
Ateş yanıyorsa; odunun değil, ocağın kerametindendir.
Bir şey mi söyleyeceksin?
Dübeys'in üzerine hücumun vakti ne zamandır?
Bağdat’ın burnunun dibindeyiz.
Dübeys de burnumuzun dibinde.
Ne beklemekteyiz dersin, değil mi?
Selçuklu’nun çift başlı kartalına karşı...
...o Dübeys denen sinek nedir ki?
Eziverelim kafasını.
Zamanı gelmedi.
Süleyman...
Söylemene lüzum yok.
Onun için endişelenirsin bilirim.
Süleyman’ın başına daha fazla bela sarmadan çıkaralım onu dersin.
Hani iş işten geçmeden.
Evet. Dübeys, eğer onun bizden olduğunu anlarsa...
...Süleyman’ın yeryüzünde külünü bile bırakmaz.
Aynayı cila, yiğidi cefa parlatırmış.
Gam çekme.
Her şeyin vakti var.
Bağdat’ı kurtarmanın da...
...Süleyman’ı kurtarmanın da.
Bizi emretmişsiniz.
Tam tahmin ettiğim gibi.
(Gerilim müziği)
Sen desen ki, Süleyman’a Üzeyir’i öldür...
...yapar mı?
Kader arkadaşını senin emrinle katleder mi?
Böyle bir şeye lüzum duymam.
Ama emirlerime karşı gelmezler.
Onlar benim Bağdat’taki elim ayağım.
Peki, ben desem ki; Üzeyir’e, Süleyman’ı öldür.
Yapar mı?
Senin sözün, benim sözümdür.
(Dübeys) Sana asla karşı gelmezler.
O vakit öldür onu.
(Necat) Öldür Süleyman'ı!
Yoksa ben seni öldürürüm.
(Gerilim müziği)
Korkma asker; bizim hançerimiz öldürmesi gerekeni öldürür...
...yaşaması gerekeni yaşatır.
Allah!
(Müzik)
(Müzik devam ediyor)
Adamlarını emir dinleyenlerden seç, laf dinleyenlerden değil.
(Müzik)
Süleyman...
...benim kardeşim gibi. O sebeple...
Ayağa kalk!
Bize kim derler?
-Söyle, bize kim derler? -Karguy!
-Bize karguy derler! -Karguy ne demektir?
Dağ başlarına kurulan...
...düşmanın gelişini haber veren nöbetçi kuleleridir.
Bize niye karguy derler?
-Çünkü biz her daim nöbetteyiz! -Ne zamandan beri?
Oğuz Kağan’dan beri!
Oğuz Kağan’dan beri...
...kaç Saltuk geçti bilir misin?
Süleyman gibi kaç nefer kendisini feda etti.
Ya nöbete layık ol...
...ya da çek git.
Karguy’a sadık, nöbete layık olacağım!
Tamam.
Çekilebilirsin öyleyse.
(Hareketli müzik)
(Hareketli müzik devam ediyor)
Buradakileri alsana kardeşlik.
Aa! Mansur akay!
Geceniz hayrolsun.
(Çocuklar bağırıyor)
Geceniz hayrolsun balalar.
Almas Ana nerede?
Şu çadırda.
(Müzik)
Geceniz hayrolsun.
Almas Ana.
-Hoş gelmişsin oğul. -Hoş gördük Almas Ana.
Hoş gelmişsin.
Hoş bulduk.
(Duygusal müzik)
(Kapı açıldı)
Vezirimiz Atıf, seni bekliyor Mervan.
Vezirimizi bekletmeyelim o zaman.
(Müzik)
Ne oldu oğlum?
Gözün yine çok mu ağrıyor?
Tamam oğlum, tamam.
Birazdan mabedimizin şifa suyundan alacağız.
Ağrıların azalacak.
Hoş geldin Tarık Usta.
Vaftiz şişesini biz de yeni hazırlamıştık.
Değil mi?
Efendim, afyonunu ancak görünmeyecek kadar karıştırabildim. Affedin.
Saygılarımı sunuyorum yüce efendim.
(Müzik)
Tarık Usta, kiliseye yardımlarınız çok büyük.
Cemaatimiz de tanrının evi de sana minnettardır.
Fakat çok yakında daha büyük ihtiyaçlarımız olacak.
Efendim ne gerekirse. Bir şekilde kendi aramızda toplayarak...
Bu ihtiyaçlarımız için gerekli olan, altın, gümüş değil.
Senin gibi saf ve temiz inananların yardımı gerekli.
Merak etme.
Çok yakında bütün kardeşlerimize anlatacağım.
O zaman sen de anlayacaksın.
Peki efendim. Gel oğlum.
Kudüs bile, İsa'nın askerleri tarafından...
...hürriyetine kavuşturulmuşken...
...Bağdat, esir olmamalı.
Bunu sen de biliyorsun. Değil mi evladım?
(Gerilim müziği)
Olmuyor Mervan, olmuyor.
Vallahi olmuyor, billahi olmuyor, tillahi olmuyor.
Olmayan nedir efendim?
Bu, ne sana ne de koskoca...
...Hemedânî Tekkesine yakışıyor.
Yetmedi mi bu Hâce'nin yaptıkları yahu?
Çok doğru buyurdunuz efendim.
Ben de çok rahatsızım ama...
Aması yok Mervan.
Aması yok.
Zaten senin hakkını gasp eder gibi çıktı geldi bu adam yaban ellerden.
Yahu elin Asyalı Türk'ü...
...ne anlar Bağdat insanının huyundan, suyundan?
İki günde adamın başına gelenlere bak.
Hasbinallah!
Bizim, halife efendimizin muhafızlarıyla aradığımız...
...hırsızların başı Şahsuvar...
...bu adamı alıyor...
...iyi, güle oynaya bırakıyor.
Olacak şey mi?
Bu Hâce'nin bir planı var, Mervan.
Efendim, sadece kendini böyle sefil bu hâllere düşürse iyi.
Bizi de ele güne rezil etti.
Üstelik bu işin içinde cinayet de var Mervan.
Bir dolap dönüyor Mervan.
Bir dolap dönüyor.
Maazallah, senin de tekkenin de başında...
...kara bulutlar esiyor Mervan.
Durum hiç iyi değil.
Hiç iyi değil.
Benim de başım tehlikede mi efendim?
Herkesin başı tehlikede.
Bir senin başın tehlikede değil.
Sen kaygısız ol.
Ama...
...sizin tekkede bir olay daha olursa...
...buna en çok kim üzülür?
Buna en çok kimin canı sıkılır?
Bıçak kemiğe dayanmadı mı Mervan?
Efendim, bıçak eti kesti.
Kemiğe dayandı.
Onu dâhi aşındırmakta.
(Gerilim müziği)
(Müzik)
(Müzik devam ediyor)
"Hak kulları dervişler"
"Hakikati bilmişler"
"Hakk'a âşık olanlar, Hak yolunda gitmişler"
"Gönül vermeyip dünyaya"
"El uzatmayıp harama"
"Hakkı seven âşıklar"
"Ahaliden geçmişler"
"Dünya benim diyenler"
"Cihan malı alanlar"
"Kerkerez kuşu gibi o harama batarlar"
"Hâce Ahmed bilmişsin"
"Hak yoluna girmişsin"
"Hak yoluna girenler"
"Hak cemalini görmüşler"
İyice ozan ettiniz beni.
Bu kadar yeter.
-Bir daha söyle. Bir daha söyle. -Bir daha söyle. Bir daha söyle.
Hayır, yok. Bu kadar yeter. Her şey tadında güzel.
Balı bile fazla yedi mi adamın karnı ağrır. Öyle değil mi?
Hâce, Yamtar bir kovan balı yiyor ama bir yeri ağrımıyor.
Yarasın Yamtar.
Türkü yoksa âşık da mı yok Hâce?
Bize söz vermiştin ama.
Bakalım, göreceğiz yediğin ballar âşıkta...
...bileğine nefesine kuvvet verecek mi?
Ama dur, dur.
Âşıktan önce size bir hikâye anlatacağım.
Bilin bakalım kimin hikâyesi?
Çocukları çok seven birinin hikâyesi.
Peygamber Efendimizin hikâyesi. Sallallahu Aleyhi Vesellem.
-Hadi anlat! Hadi anlat! -Anlat hadi!
Bir gün, peygamberimiz namaz kılarken...
...secdeye eğilmiş.
Sizin gibi, sizin yaşlarda çocuk olan...
...Hazreti Hasan'la Hüseyin, koştukları gibi...
...sırtına çıkmışlar peygamberimizin.
Kendi canından çok sevdiği bu iki çocuğun...
...onunla oyun oynamak istediğini anlamış.
Sesini çıkartmamış.
Beklemiş secdede.
Beklemiş, beklemiş, beklemiş Allah beklemiş.
Ondan sonra çocuklar, oyundan sıkılmışlar gitmişler.
Peygamberimiz de secdeden kalkmış.
Peygamberimizin arkadaşlarından biri...
Ne diyorduk biz onlara?
-Sahabe! -Sahabe!
Aferin size. Sahabelerden biri çıkmış, gelmiş.
"Bu ne uzun secdeydi, ya Allah'ın Resulü?" demiş.
Peygamberimiz gülümsemiş.
O gülünce dünya aydınlanmış.
Demiş ki: "Ben onları çok seviyorum.
Siz de sevin."
Yine bir gün, namaz kılarken mescitte...
...hiç âdeti olmadığı üzere namazı çok erken bitirmiş.
Sahabelerden biri merak etmiş, nedenini sormuş.
Peygamber Efendimiz demiş ki: "Arka saflardan...
...bir çocuğun ağlama sesi geliyordu.
Anasına söyleyeyim de yavrucakla ilgilensin diye." demiş.
Peygamber Efendimiz namaza çok önem verirdi.
"Namaz, iki gözümün nuru." derdi.
"Dinin direği." derdi.
Ama bir çocuk gülsün diye namazını uzatır...
...bir çocuk ağlamasın diye namazını erken bitirirdi.
İşte böyle çok severdi o çocukları.
Üstelik sadece kendi inananlarının çocuklarını değil...
...bütün ana kuzularını çok severdi.
Çünkü o inanıyordu ki...
...bütün çocuklar masumdur.
Ve bütün çocuklar tertemizdir.
Peki biz ne yapacağız?
Biz de büyüyünce yine temiz olmaya devam edeceğiz.
Yalan söylemeyeceğiz.
Hak yemeyeceğiz.
İyi birer insan olmak için gayret sarf edeceğiz.
İşte o zaman...
...Peygamber Efendimiz bizi çok sever.
Peygamber Efendimiz bizi çok severse...
...onun sevdiği birinden...
...Yüce Yaradan da razı olur.
Anladınız mı?
(Hep bir ağızdan) Evet!
Peki, büyüyünce de iyi birer insan olmak için...
...tertemiz olmak için...
...gayret sarf edeceğinize söz veriyor musunuz bana?
(Hep bir ağızdan) Evet!
O zaman ben de sizi çok seveceğime...
...ne zaman isterseniz isteyin...
...gelip sizinle âşık oynayacağıma söz veriyorum. Tamam mı?
Hadi âşığa!
(Müzik)
Çocuklar, benim üzerimde bir emanet var.
Ben onu verip geliyorum.
Hadi bakalım yiğitler.
Kalkın, şöyle bir güreş tutun da bakalım kim daha yağızmış?
Hadi, yiğit olan kalktı.
Hadi, hadi!
Mahmud akay?
Davran. Çıkacaksın er meydanına.
Öyle kalemle olmaz o işler. Mademki alpliğe...
Hem alpliğe hem erenliğe talibiz...
...o hâlde çıkacaksın meydana.
Âlim olduğun kadar pehlivan da olacaksın.
-Mahmud akay... -Konuşma, sus!
Hadi.
Kuzum.
(Duygusal müzik)
Geceniz hayrolsun.
Sağ olun.
O telaşla bunu vermeyi unutmuşum.
Hakkınızı helal edin.
Sizde kalsın.
(Yamtar) Hâce, gel âşık oynayalım.
(Duygusal müzik)
Geceniz hayrolsun.
Sağ olun.
Geldim.
-Geldim. Dizdiniz mi? -(Yamtar) Evet!
(Hâce Ahmed) Ver bakalım.
Geçin çizgiye. Yamtar, sen başla.
Ne yapılması gerektiği açık Mervan.
Düşünüyorum, düşünüyorum, düşünüyorum.
Yok, başka yol yok.
Nedir efendim?
Allah rızası için bir yol gösterin.
Bu adam, böyle devam ederse...
...daha büyük tehlikelere yol açacak.
Maazallah!
Hem sen hem tekke...
...bu olayların altında kalırsınız Mervan.
Bu yüzden...
...bir an önce...
...senin tekkenin gediklisi olarak...
...olaylara el koyman lazım.
Bence orada tek söz sahibi sensin.
Bu adam senin hakkını gasp ediyor.
Allah razı olsun efendim.
Eyvallah.
Hâce'yi bir daha tekkeye almamalı...
...onun oradaki dervişlerle sohbetini kesmelisin.
Efendim, bunu nasıl yapabilirim?
Ben git derim.
Elin vahşi bozkırlısı beni dinlemezse ne olur?
Gündüz külahlı, gece silahlı adamlar bunlar.
Katil gibiler.
Bana kılıç çektiler mi ben nasıl dururum karşılarında?
Yahu bırak da onu ben düşüneyim be adam!
Onlar bir kılıç çekerse biz bin kılıç çekeriz!
Halife hazretlerinin askerleri püri silah...
O gün geldiğinde senin yanında olacaklar...
...Mervan.
Ben senin arkandayım.
Anladın mı?
(Gülüyorlar)
Bu, Hâce denilen adamı...
...bir daha tekkeden içeri...
...almayacaksın.
Asya'daki bozkıra...
...Hemedânî'nin yanına...
...kendi tekkesine geri dönsün.
Anladın mı Mervan?
Anladın.
(Gerilim müziği)
Çok içerledi bugün.
Sana bir şey olacak da bedenini siper edemeyecek diye öldü öldü dirildi.
Çok şükür başımıza bir şey gelmedi ustam, çok şükür.
Ama Mahmud'un içindeki derya, durulmuşa benzemiyor.
Mahmud, hazır olmak ister.
Her manada.
Kim bilir belki onun da içine doğmuştur...
...yakında büyük hadiselerin olacağı.
Senin ağzında başka bir bakla var usta.
Hadi, söyle bana.
Ağzımdaki bakla tanesi...
...göğsümdeki dağ yavrusu.
Göğsündeki kayayı ne kaldırır?
O tahta kılıcı ne manaya yonttuğunu söylersen...
...beni azat edersin.
Usta.
Ben dün gece bir rüya gördüm.
Pirimiz Yusuf Hemedânî.
O tahta kılıcı yontmamı işaret etti.
Tek bildiğim bu.
Çok şükür!
Çok şükür!
Vakit geldi desene!
Ne vakti usta?
Ashaptan bir Ukkaşe var.
Ukkaşe bin Mihsan.
Böyle yüreğine, bileğine kuvvetli. Bahadır bir delikanlı.
Mekke'nin önde gelen gençlerinden.
Şimdi bu Ukkaşe, Müslüman olduğu vakit...
...kalbini karanlığa teslim etmiş Mekkeli müşriklerin...
...kalbinin karası katmerlenmiş.
Hayıflanmışlar.
Demişler ki: "Yahu bu Ukkaşe Müslüman olmasaydı bari."
Hicretten sonra peygamber efendimizin emriyle...
...yanına üç arkadaşını almış.
Müşriklerin kervanını bozguna uğratmış Ukkaşe.
Yani İslâmiyet adına kılıcını çeken ilk insan.
Hak yolunda pusatını sallayan ilk cengâver.
Uhud Cengi'nin en amansız yerinde.
Düşmanla göğüs göğse savaşırken...
...bir bakmış, elindeki kılıç kırılmış.
Alevleri yara yara peygamber efendimizin çadırına koşmuş.
Çadırdan girmiş içeri.
Demiş ki: "Ey Allah'ın resulü, bak kılıcım kırıldı."
Peygamber Efendimiz, yerden bir hurma dalı alıp uzatmış Ukkaşe'ye.
Ukkaşe, kaptığı gibi dalı, fırlamış çadırdan dışarıya.
Dalmış karanlıkların, askerlerin arasına.
O elindeki hurma dalı, büyük...
...bembeyaz bir kılıç olmuş.
Döne döne vuruşmuş Ukkaşe.
Döne döne vuruşmuş.
Sonra? Sonra ne olmuş bilir misin?
Türbesi Türkistan'dadır. Onu bilirim.
Peygamber Efendimizden sonraki hadiselerde...
...adı bile geçmez.
Bilinen tek şey, kabrinin bizim oralarda olduğudur.
Bu çöllerin adamı, adı güzel peygamberimizin...
...süvarilerin en hayırlısıydı dediği...
...Ukkaşe bin Mihsan, çöllerden çıkıp...
...bizim oralara, bozkırlara gelmiş.
Gelirken yanında, hurma dalını da getirmiş.
Hurma dalının sırrını da.
Karşısına çıkan ilk insana ne demiş, bilir misin?
Eğer bu elimdeki hurma dalının, kılıç olacağına inanırsan...
...o dal, kılıç olur.
Keramet, hurma dalının kılıç olmasında değil.
Keramet, senin ona inanmandır.
Bu sır ve başka sırlarla beraber...
...nice talebeler yetiştirmiş, Ukkaşe bin Mihsan.
Biz...
...daha küçücük balayken anlattıkların...
Hepsi o sırlardan devşirildi.
Bu fakir, Pehlivan Hamza'nın söyledikleri...
...Arslan Bab'ın söyledikleridir.
Arslan Bab'a söyleyenler de...
...ondan evvel gelenlerdir.
Asırlar boyu...
...bu emanet böyle saklanmış.
Harekete geçecekleri günü beklemiş sırrın sahipleri.
Kılıç olacakları günü beklemiş.
O gün geldi mi dersin usta?
İşaret gelmiş.
Sırrın aşikâr olacağı vakit yakındır.
Yetim peygamberin yetim ümmeti için...
...bir başka yetime...
...Ahmed'e işaret vermiş erenler.
Gayrısına benim aklım ermez.
Ustam.
Bu sır, şimdilik ikimizin gönlünde gömülü kalsın.
Sırrın gönlümdedir Hâce.
(Müzik)
(Jenerik müziği)
Bu dizinin sesli betimleme, ayrıntılı altyazı ve...
...işaret dilini kapsayan eşerişimi Es Film tarafından...
...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.
www.sebeder.org
Sesli Betimleme Metin Yazarı: Aynur Kolivar
Seslendiren: Ünsal Coşar
Ayrıntılı Altyazı Çevirmenleri: Fatih Kolivar - Feride Tezcan...
...Gökberk Yılmaz
İşaret Dili Çevirmeni: Volkan Kurt
Editörler: Dolunay Ünal - Zerrin Çınar - Samet Demirtaş
Teknik Yapım: Dağ Prodüksiyon ve Yeni Gökdelen Tercüme
(Jenerik müziği)
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.