All language subtitles for Mavio.S01.E01 (01. Bolum)

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian Download
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

(Rüzgâr esiyor)

(Müzik)

(Erkek dış ses) Bir hikâye anlatacağım sizlere.

Kulakların işitmediği, gözlerin görmediği...

...zamanında külleri arasında kaybolmaya yüz tutan bir hikâye.

Meçhule doğru, doludizgin at süren dört adamın hikâyesi.

Dört yalnız, dört kimsesiz, dört yetim.

Yolun ilk yolcusu, dörtlerin birincisi...

...hikmet deryasının incisi Hâce Ahmed.

Sonra onun can yoldaşı Mahmud.

Sadık bir dost karşılığında ömrünü takas eden Mahmud.

İkisini çocukluktan alıp yetiştiren, eskinin namlı bitirimi...

...sonrasının gayretli dervişi Pehlivan Hamza.

Bir de ben.

Arslan Bab’ın oğlu Mansur.

Mansur can hadi gel. Takip et bizi. Yoksa buralarda kaybolursun.

Geldim akay, geldim.

(Mansur dış ses) Merhum babam, Arslan Bab...

...Hâce'nin ve hepimizin kılavuzuydu.

O öte âleme gidince ben de Hâce Ahmed'in ardınca yollara düştüm.

Doğduğum toprakları arkamda bırakırken...

...Pir Yusuf Hemedânî’nin manevi iklimine sığınırken...

...yine Hazreti Pir'in emriyle uzak diyarlara giderken...

...hiç tereddüt etmedim.

(Mansur dış ses) At koşuyor, yol gidiyor.

Yolun en başında da Hâce Ahmed vardı.

Önünüzde Hâce oldu mu gönlünüzde korku olmazdı.

İşte bizim hikâyemiz o yolda başladı.

Sonrasında da hiç bitmedi çok şükür.

Dört yalın kılıç süvari...

...tarihin kadim çarkını tersine çevirdi.

Ama bunu kimsecikler bilmedi.

Şimdi siz bileceksiniz.

Öğrenecekleriniz geçimini tahta kaşıklar yontarak temin eden...

...bir dervişin âlemi cihanda silinmez izler bırakan...

...tahta kılıçları yontma hikâyesidir.

Çelik kılıçla açılmayan muhkem kapıları...

...zor ile ele geçmeyen şehirleri...

...tahta kılıçla fetheden Alperenlerin destanıdır bu.

Velhasıl kelam ak kâğıt ve kara mürekkebin vakti erişmiştir.

Bağdat denen acayip şehri...

...ve orada rastladığımız garaip işleri...

...sözlerim aşikâr edecektir.

Hikmet ile sırlanmıştır bizim hikâyemiz.

İnşallah yine hikmet ile dile gelecektir.

Bizim hikâyemiz...

...yani Türkistanlı dört garip dervişin...

...tarihe kayıt düşülmemiş efsanesi.

Ben Arslan Bab'ın oğlu Mansur.

Pehlivan Hamza, sadık dost Mahmud...

...bir de Hâce Ahmed.

Allah kalemime ve kelamıma doğruluk baş eylesin.

Bismillah.

-(Erkek) Hadi balam. -Hadi bismillah.

(Erkek) İtin, itin, itin. Hadi yiğidim.

(Erkek) Hadi, hadi.

Olacak, olacak.

(Kız) Baba, birileri geliyor.

Sen Urungu'yu al, şöyle geçin.

-(Hâce Ahmed) Selamünaleyküm. -Aleykümselam.

(Hâce Ahmed) Ho!

Mansur can...

-(Hâce Ahmed) Geçmiş olsun. -(Erkek) Sağ olasın.

(Hâce Ahmed) Hayırdır?

At ürktü, arabayı yoldan dışarı çıkarttı.

Bir parça var o da kırıldı, onu düzeltmeye çalışırız.

Sonra arabayı kurtarınca biz çekeceğiz artık.

-Siz iyi misiniz? -(Erkek) Şükür iyiyiz.

Usta bir el atalım mı? Destur var mıdır?

(Müzik)

Hey gidi küheylan.

Biz şu kadarcık hırkayı taşırken zorlanırız...

...senin sırtında dünyanın yükü.

Bu da geçer, bu da geçer küheylan.

Gamlanma.

Mahmud can...

...atı arabadan bir ayırın. -Eyvallah Hâce.

(Müzik)

Usta, bunu onarmak için parça gerekecek.

Hallederiz.

(Hâce Ahmed) Tekerde çok mühim bir şey yok gibi.

Mansur can icap ederse senin ata bağlarız.

Küheylanı da yedeğe alırız.

Aferin sana.

Hadi davranın yiğitler, çıkartalım şu arabayı.

Ya Hak!

(Müzik)

Ya Hak!

-Sal öyle. -(Mahmud) Gel.

Tamam, dur, dur. Dur.

-Sağ olasınız. -Tamam, sağ olun.

Hakkınızı ödeyemeyiz.

Bundan sonrasını biz babamla kardeşimle hallederiz.

Elin yaralanmış.

Kızım, merhem getir.

Mühim bir şey değildir.

(Erkek) Hele bir bakalım da.

Ya Hak!

Bu nedir?

-Yaramaz bir şey olmasın? -Hayır.

Babamla dağdan topladığımız otlardan kardığımız bir merhemdir.

İyidir, yaraya iyi gelir.

Ee...

Tamamdır bacı kardeş. Kötü bir şey midir diye...

Pehlivan Usta, ne yaptın?

(Mahmud) Bu olmaz mı? Mansur can çıkart onu.

Olur mu bunla? Olur ya.

Yarayı sarmak lazım.

(Müzik)

Eyvallah.

Nasibimizmiş. Yol arkadaşlığımız oldu bizim de.

Esas biz bunu nasıl ödeyeceğiz? Hem bu da var.

Allah razı olsun.

Hâce, hele siz oturun.

-Az biraz iş var burada. -Eyvallah ustam.

-Hadi. Gidip bir bakalım biz de. -Mühim bir şey değildir, sağ olasın.

(Kız) Baba...

(Erkek) Kızım, geçin şöyle oturun.

(Müzik)

(Hâce Ahmed) Eyvallah.

Nereye gidersiniz?

Bağdat'a.

Bağdat'a mı? Ne işiniz var Bağdat'ta?

Hem de böyle yalnız başınıza. Bu yollar tekin değildir.

Geldiğimiz yerden daha tehlikeli değildir herhâlde.

Hıtaylar denen bir taife ortaya çıktı.

Üzerimize hücum ettiler.

Onlarla cedelleşemeyen kardeş, eş, dost, akraba...

...hepsi batıya göçtü. Bizimle beraber üç beş aile kalmıştı.

Sonra...

...onlar da yoklar şimdi.

Kör olasıcılar. Kimsenin gözünün yaşına bakmadılar.

Direndik.

Ama bir şey yapamadık.

Vardır bunda da bir hayır.

Ben kalır, doğduğum topraklarda ölürdüm de...

...Aytolu’m ve Urungu’m çok acı çektiler.

Anaları onlar çok küçükken ölmüştü.

Bağdat herkes için bir umut kapısıdır derler. Biz de...

...nasibimizi aramak için çıktık bu yola.

Orada bir Göçer Obası varmış, bizim gibi Türkmenlerin gittiği.

Tek dileğim, ölmeden oraya varmak.

-Allah yardımcınız olsun. -Âmin, cümlemize.

-Allah razı olsun. -(Erkek) Sizden de.

-Şifacı mısın? -Otacılık ve çobanlık yaparım.

Sağ olsun Aytolu'm elim ayağım oldu.

Şifalı otları o toplar benim için.

Bağdat'ta çaresiz kalmazlar, elleri iş tutar dedik...

...düştük bir yola.

-Allah yardımcınız olsun. -Âmin, hepimizin.

Biz de çıktık bir yola. İzi'den gelir, Bağdat'a gideriz.

Bizim de Allah yardımcımız olsun.

(At kişniyor)

(Gerilim müziği)

Hâce'm... Hâce'm gelenler vardır.

Eşkıya gibi tiplerdir.

Yüzleri gözleri kapalı, yalın kılıç gelirler.

-Davranın yiğitler. -(Mahmud) Tedbir alalım ya!

-Mahmud can, atı arabaya bağla. -Eyvallah.

-Mansur sen git. -Benim de vaktim geldi Hâce'm.

Ben de sizinle cenk edeceğim.

Hayır, senin daha önemli bir vazifen var.

-Ama Hâce'm sizi yalnız başınıza... -Mansur!

Bağdat'a kadar arkana bile bakmadan süreceksin arabayı.

Yıldırım gibi ol. De hadi çabuk.

Aferin, aferin.

Şu geçidi aştıktan sonra...

...düzlük var, orada sizi yakalayamazlar.

Burada sizi yalnız koymak olmaz. Beraber çarpışacağız.

Sen ailenin başında kal, biz onları tutarız.

-De hadi çabuk olun. -(Erkek) Gel oğlum, gel.

Bin.

Ya!

Deh!

Ya Hak!

(Erkek) Öldürün hepsini. Kimseyi sağ bırakmayın!

(Aksiyon müziği)

(At kişniyor)

(Aksiyon müziği)

(Bağırıyorlar)

(Aksiyon müziği)

(Hırsla bağırıyor)

(Aksiyon müziği)

Durun! Teslim olun!

(Pehlivan) Bu şaki bozuntuları da kim ola ki?

(Mahmud) Kim olacak! Dağlarda leş arayan çakal sürüsüdür.

Bu mülkün sultanı...

...Irak-ı Arab'ın hakiki sahibi Dübeys bin Sadaka...

...kılıçlarınızı teslim etmenizi emreder.

Biz eşkıyaya kılıç teslim etmeyiz!

Bizim kılıcımız...

...mazlumun ahı için kalkar...

...zalimin boynuna vurur.

Anladık. Kendi namınıza can kaygınız yoktur.

O vakit teklifimi şöyle sunayım.

Ya bizimle gelirsiniz...

...ya da en kana susamış adamlarımı az evvel yolladığınız çocuğun...

...ihtiyarın, kızın peşine yollarım.

Tercih sizin.

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

(Pehlivan) Höst! Deve mi çökertirsin lan!

Siz kimsiniz?

Yusuf El Hemedânî'nin talebeleriyiz.

Bana anlattılar.

Kılıç çalışınız tekkeli birine değil de...

...tecrübeli savaşçılara benziyormuş.

Nereden bileyim sizin benim topraklarımda...

...gezinme cüretine kapılan eşkıyalar olmadığınızı?

Bu, Yusuf El Hemedânî'nin...

...adımıza yazdığı namedir.

(Hâce Ahmed) Bizim delilimiz budur.

Bu toprakların senin olduğuna dair delil var mıdır?

Herkes dışarı çıksın.

Siz de çıkın.

(Dübeys) Sedat sen burada kal.

(Gerilim müziği)

Anlat bakalım...

...Hâce Ahmed.

İsmin bu, değil mi?

Bağdat'a varınca neler yapacaksın?

Hakikati anlatacağım.

Al.

(Dübeys) Hemedânî'ye saygım sonsuzdur.

Bilirim...

...Selçuklu Hükümdarı da dâhil olmak üzere...

...pek çok insan onu sever.

Fakat artık Bağdat...

...onun gibi ilim ehli insanların düzeltebileceği vaziyette değildir.

Halifelik makamını işgal eden...

...Müsterşid isimli zalimi devirmek...

...ve Bağdat'ı halas etmek gerekmekte.

Bunu da ben yapacağım.

Zulme karşı gelmek için mi dağ başında çadır kurup...

...emrindeki bedevilerle fukaralara saldırıyorsun?

Tarih boyunca hiçbir emre boyun eğmeyen bedevi kabileleri...

...benim sancağım altında birleşiyor.

Dün çölde ne yaptılarsa...

...bugün de burada aynı şekilde...

...davranacağını düşünen zalimler elbette aralarında vardır.

Hepsinin cezasını ben vereceğim.

Fakat Hâce...

...sen söyle.

Bu bedeviler bir iki yolcunun malına göz diktiyse...

...sözde Halife Müsterşid...

...bütün İslam âleminin huzuruna göz dikmiştir.

Selçuklu Hükümdarı...

...Sencer'e baş kaldırmıştır.

Abbâsî Halifeleri...

...düşmanlarının elinde esirken...

...gelip, onları halas eden Tuğrul Bey'in hatırasına...

...ve Çağrı Bey'in evlatlarına ihanet etmektedir.

Müsterşid...

...bütün ümmetin içine nifak tohumu serpmektedir.

Bedevininki suçtur da...

...Müsterşid'inki az suç mudur?

Nifakçının ortadan kaldırılması için yapılması gereken şey...

...Müslümanların aç kalacağı, susuz kalacağı...

...masum insanların öleceği bir kuşatma mıdır?

Şehir hemen teslim olacaktır, merak etme.

Bu kanaate nereden vardın?

Hâce, insanlar aç.

İnsanlar adaletsizlik, yoksulluk ve hastalık yüzünden...

...biçareler.

Canlarından bezmişler.

Hiç kimse...

...kendisini bu vaziyete sokan...

...Halife için...

...kılıç kuşanıp canını feda etmez.

Tekkenin Bağdat'taki kuvvetini bilirim.

Ahali üzerinde tesiri büyüktür.

Dilerim ki bu yolda benimle birlikte yürüyesiniz.

Bir Müslüman'ın başka bir Müslüman'a kılıç çektiği yerde...

...ben güçlünün gücüne...

...taçlının tacına göre tarafımı belirlemem.

Cengâverlerin silahına göre değil...

...adaletin terazisine göre istikametimi çizerim.

Benim cephem...

...Hakk'ın tarafıdır.

Can pazarı kurulduğunda laf oyunlarının hükmü kalmaz Hâce.

Bir an önce tarafını seçmen icap edecek.

Adı güzel, kendi güzel Peygamberimiz "Ayrılıkta azap...

...birlikte rahmet vardır." diyerek asırlar önce tarafımızı seçmiştir.

O hâlde şimdi şuracıkta seni öldürmemek için bana bir sebep söyle.

Senden...

...ya da ölümden korkmam için sen bir sebep söyle.

Güçsüzken güçlüye haksızsın demek...

...bize Peygamberimizden mirastır.

Kanımız akacaksa bu uğurda aksın.

Kendin için korkmuyorsan bile...

...ben Bağdat'ın önüne geldiğimde...

...tekkedeki kardeşlerin için korkmalısın.

O şehrin kapısına dayandığımda...

...yanımda değilsen bile...

...karşımda olmamalısın.

Çık, Hâce. O vakte kadar sana mühlet.

Bakalım, Bağdat'ı sohbetle, zikirle adam edebiliyor musun?

(Gerilim müziği)

(Dübeys) Git, bana Süleyman'ı çağır.

Emriniz olur.

(Müzik)

Süleyman...

...hemen Bağdat'a gidip Hâce Ahmed ve yanındakileri takibe alıyorsun.

Attıkları her adımdan beni haberdar ediyorsun.

Emredersiniz Kumandan Dübeys.

(Müzik)

Mervan Hoca'm...

...rahatsız etmiyorum ya?

Zikir hâlindesiniz sandım.

Ne zikri yahu!

Ağzımızda tat yok ki dilimizde zikir olsun.

Bilmiyor gibi konuşuyorsun!

Yusuf Hemedânî'nin göndereceği Hâce'yi mi diyorsunuz?

Siz ki bunca vakittir Bağdat'taki tekkenin...

...dirliğini düzenini tesis edersiniz.

Kendisi bizzat bu tekkeyi size emanet etmemiş midir?

Şimdi siz buradayken...

...bir başkasını sohbet için göndermesi hiç yakışık alır değildir.

Niye böyle bir şey yaptı acaba Pir Yusuf Hemedânî?

Bilmiyorum kardeşlik.

Varıp, seninle soralım istersen?

Koskoca şeyhe, sen neden bizi defterden sildin, deriz.

Silindik mi dersiniz?

Silinmediysek de...

...susup beklersek silinip gideceğimiz aşikâr.

Ne yapacağız öyleyse?

Susup oturmayacağız.

(Mervan) Adımızı silen oldu mu...

...kalemi alıp...

...tekrar yazacağız.

Burası Hemedânî'nin Tekkesi...

...amma...

...bu şehir, benim şehrim.

Dışarıdan gelen bozkırlı yabanların değil.

O gelen Hâce de gelsin...

...sohbetini yapsın, oyalansın...

...sonra çeksin gitsin.

Yok...

...benimle zıtlaşmaya kalkarsa...

...neler olacağını kendi görür.

(Müzik)

(Üst üste konuşmalar)

(Müzik)

Dur! Gel buraya, gel!

(Müzik)

Yürü!

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

(Müzik devam ediyor)

İki soğan bir okka eder mi be!

(Erkek) Bizim tezgâhta eder. İşine gelmiyor, hadi başka kapıya!

-Soğan bu! -(Erkek) Tezgâhın önünü kapatma.

Burası nasıl bir yerdir Hâce?

Her köşebaşında ayrı bir yılan oynaşır.

Hekim dediğin hastaya lazım Mahmud'um.

Hemedânî Pir Yusuf bize gidin oraya, gönül hekimi olun dediyse...

...biz de buranın hastasıyla uğraşacağız demek ki.

Allah!

Can iyi misin?

(Hâce Ahmed) Maşallah sana, maşallah. Hadi git.

Her şey düzgün olduktan sonra mürşit neye yarar, mürit neyi arar?

Bağdat'ın yolları eğri büğrü olsa da...

...biz Bağdatlıya dosdoğru yürümesini öğreteceğiz inşallah.

İnşallah Hâce'm inşallah da...

...yahu, bizim Mansurcuk ne yaptı acaba?

(Mahmud) O Göçerlerin obasına sağ salim varmış mıdır?

Yahu sen de yanındayken, etmediğini bırakmazsın...

...azıcık uzağa gitti mi de ak doğan gibi pençelerini çıkartır...

...kanatlarını açarsın.

Senden öğrenmişiz Pehlivan Usta'm.

Sen de ellerimiz kanayana kadar, kılıç talim ettirirdin bize...

...sonra şikâyet edince de basardın azarı.

Ama gece uyurken de başucumuza merhemi koyardın.

İşin sırrı orada Hâce.

Demire su vermezsen çelik olmaz.

(Pehlivan) Çeliği dövmezsen kılıç olmaz.

(Mahmud) Yahu, muhabbet güzeldir, hoştur da...

...Mansurcuğa bakmayacak mıyız?

Bakacağız, bakacağız elbet ama önce daha önemli bir işimiz var.

(Hâce Ahmed) Dübeys'in kuşatma planını...

...Müsterşid'e söylememiz gerek.

(Hâce Ahmed) Halife nasıl biridir, bilmiyorum ama...

...iyisiyle kötüsüyle koca bir şehrin, tüm insanlarının...

...körleme yürüyüşle kapana kısılmasına gönlüm razı değildir.

(Hâce Ahmed) Tedbir makamını uyarmak gerek.

(Pehlivan) Doğru dersin Hâce.

(Pehlivan) Bir an evvel, Halife'nin makamına gitmek lazım.

Sen de darlanma Mahmud.

Mansur gidip varmıştır. Arslan Bab’ın oğlu o.

Hem sizin de can yoldaşınız.

Biraz huyunuzdan, suyunuzdan kaptıysa...

...aslanlar gibi gidip yerleşmiştir Göçer Obası'na.

(Müzik)

Allah'ım sen Hâce'ye...

...Pehlivan Usta'ma, Mahmud akaya yardım eyle ya Rabb'im.

Sağ salim buraya ulaşsınlar.

Beni yalnız koymayın ne olur.

(Müzik)

(Keçiler meliyor)

Burası yemlik değil, gidin orada otlayın. Hadi.

(Keçi meliyor) Bir bu eksikti şimdi.

(Mansur) Kardeşlik.

-Sizde mürekkep bulunur mu? -'Mükerrep' nedir? Bilmem ki ben.

'Mükerrep' değil, mürekkep, mürekkep.

-Ben bir babama sorayım. -(Mansur) Sağ olasın.

(İç çekiyor)

(Hâce Ahmed) İşte hadise böyle cereyan etti.

Bu Dübeys isimli isyancı kumandan...

...çevresine topladığı kabilelerle...

...Bağdat'ı muhasara altına almaya hazırlanmaktadır.

Efendimiz...

...müsaadeniz olursa ben malumat vereyim.

Sizin yolda karşılaşmış olduğunuz eşkıya...

...Dübeys, kendisi emrimizdeki...

...küçük rütbeli kumandanlardan biriydi.

(Vezir) Sonra yanına...

...üç beş tane çapulcuyu alıp dağa kaçtı...

...dağ hükümdarlığı etmeye kalkar.

(Vezir) Meselenin taraflarından...

...etraflıca haberimiz var.

Kendisinin ne yapıp ne yapamayacağını biliriz.

Gözünü hırs bürümüş birinin, yapabileceklerinin sınırı yoktur.

-Bunu da bilir misiniz Vezir Atıf? -Biliriz.

Herkesin, boyunun ölçüsünü de biliriz.

Kimsenin boyu, Bağdat'ın surlarını aşmaya yetmez ama...

...Bağdat'ın surları, herkesi asmaya yeter.

(Atıf) Mademki Yusuf Hemedânî Hazretleri...

...sizi güzel şehrimize ilim irfan için gönderdi...

...o vakit, âlimlerle vakit geçiriniz.

Dübeys gibi zalimlerle değil.

(Halife) Vaziyet aydınlandığına göre...

...siz de dergâhınıza gönül rahatlığıyla geçebilirsiniz.

Biz ihtiyaç hasıl olduğunda...

...bana ulaşmaktan çekinmeyin.

(Müzik)

Senin bu meseleden, haberin var mıydı Atıf?

Niye beni de haberdar etmedin?

Dübeys'in çevirdiği alçaklıkları...

...ben niye bilmiyorum?

Asabiyet göstermeyin efendimiz.

(Atıf) Sakin olunuz.

(Gerilim müziği)

Siz buyurun, bu şerbetten için, ferahlatır.

(Atıf) Sizin kıymetli vaktinizi almak istemedim.

Bunlar niye korkmuşlar da...

...Bağdat'a gelir gelmez, buraya koştular?

Hemedânî'nin, Selçuklu Hükümdarı Sencer’e yakınlığı malum.

Sizin de Abbâsî Halifeliğini...

...al-i Selçuk'un, baldırı çıplak...

...keçi güdücü vahşilerinden...

...korumak istediğiniz de malum.

Ve böyle olunca onlar da...

...olmayan bir tehlikeyi, varmış gibi size göstermeye çalışıp...

...bizi Selçuklu’nun kucağına iterler efendim.

Siz bu numarayı, yutmayacaksınız elbet.

Ve...

...sizden ehemmiyetle şahsi ricam...

...bu adamlara, gerekmeyen ilgiyi alakayı vermeyiniz.

Sen yine de bir soruştur bakalım.

Şu Dübeys'in yediği herzeleri bir öğrenelim.

(Gerilim müziği)

-(Hâce Ahmed) Selamünaleyküm. -(Hep bir ağızdan) Aleykümselam.

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

Selamünaleyküm.

(Hep bir ağızdan) Aleykümselam.

Ve aleykümselam.

(Gerilim müziği)

Hoş geldiniz. Epeydir seni bekliyorduk, geciktin.

(Mervan) Yolda belde başınıza bir hâl mi geldi diye korktuk.

Buralar tehlikelidir.

Sağ ol Mervan Efendi, eksik olma.

Bismillah!

(Gerilim müziği)

Yerinizi hazırlattım.

(Mervan) İstediğiniz kadar kalabilirsiniz.

Günlük iaşeniz de buradan karşılanacaktır.

Bizim isteğimiz önemli değildir.

Vazifemiz ne kadar sürerse o kadar kalırız Bağdat'ta.

(Hâce Ahmed) Yalnız anlamadığım bir husus var.

Burada ihvanın cümlesi, tekkeden mi ekmek yer?

Yok yahu, olur mu? Sadece ben...

...bizim tekkenin meydancısı Faris Efendi...

...bir iki daimî hizmette bulunan derviş.

(Mahmud) Yani sizin iş, ekmek gibi bir kaygınız yoktur?

Hepsi tekkeden karşılanır, öyle midir?

Neden şaşırdınız?

Eliniz ayağınız tutmaktadır maşallah, ondan şaşırdım.

Ayıptır yahu ve dahi günahtır, ondan şaşırdım.

Ben dülgerim Mervan Efendi.

Marangozluk yapar, kaşık oyarım.

(Hâce Ahmed) Yarın ilk iş, bir dükkân bulup...

...orayı dülgerhaneye çevirmek.

Buraya gelen yardımlar muhtaçlar içindir. Gözümüz yoktur.

Tamam işte kardeşlik...

...kur dülgerhaneni de burada bir hücreye.

Bir sürü yerimiz var, çok şükür.

Yeni dükkân bulmaya ne hacet.

Tekke ticaret yeri değildir Mervan Efendi.

Talebe yetiştirme ve tebliğ yeridir.

Böyle bir şey kabul etmemiz mümkün değildir.

Nereye gidiyorsunuz yahu?

(Mervan) Siz geleceksiniz diye o kadar sofra hazırlattık.

Oturun da ihvanla bir yemek yiyin hele.

Gidecek yerimiz vardır.

Kardeşimiz Mansur, Göçer Obası'ndadır.

Yemeğimizi de orada yeriz.

Tövbe tövbe!

(Mervan) Nereden buldunuz gelir gelmez...

...medeniyetten bihaber Göçerleri?

Adamlar Müslüman mı, değil mi o bile belli değil ki.

Kimin imanı sahih...

...kimin değil, onu ancak Allah bilir.

Biz üzerimize düşeni yapar, bilmeyeni de Allah'ı anlatırız.

Onun için burada değil miyiz?

(Gerilim müziği)

Pirimiz Hemedânî bizlere kimleri göndermiş kardeşler?

Adam geldi, selam verdi, gitti.

İhvan dururken, medeniyet görmemiş...

...bozkırlılarla sofraya oturacak.

(Hep bir ağızdan homurdanıyorlar)

(Develerin çan sesleri)

(Müzik)

(Hâce Ahmed) Geceniz hayır olsun.

Akay! Akay!

Akay hoş gelmişsiniz akay.

(Mansur) Usta'm.

Dur yahu, ne öyle yavru tay gibi zıplıyorsun?

Geldik işte, geldik. Ne oldu? Biz yokken keçiler mi...

...kovaladı seni? Korktun mu?

Yok ustam, korkmadım.

Mürekkebim bitti de ona canım sıkkın benim.

Bak Mansur, Kâinat Kitabı'nı tam orta yerinden okur...

...sırrını, yere göğe yazar Göçer Yörükler.

(Pehlivan) Mürekkebe ne hacet.

Almas Ana, Almas Ana gel hele, gel.

-Bizi kurtaran yiğitler gelmiş. -Estağfurullah.

Hoş gelmişsiniz, hoş gelmişsiniz.

-Hoş geldin Hâce'm. -(Hâce Ahmed) Hoş bulduk.

(Erkek) Hoş geldin yiğidim.

Hoş geldiniz, şeref verdiniz yiğitler.

Hoş bulduk. Mansur kardeşimizi, biz yokken ağırladınız...

...teşekkür ederiz.

Sizin yaptığınızın yanında, bizimkinin lafı mı olur.

Hele buyurun, soluklanın.

Rahatsızlık vermeyelim gece vakti.

Obamız fakirdir ama ekmeğimiz helaldir.

Sofra kuralım, size layık olmasa da...

...büyüklük gösterin. -(Hâce Ahmed) Estağfurullah.

Öyle şey olur mu hiç.

'Şerefü'l mekân bi'l mekîn' derler.

Bir yerin şerefi, orada ikamet edenlerden gelir.

Sizin temiz yüreğiniz, her yeri temizleyecek kadar kuvvetlidir.

Sofra kurun, aş getirin. Konuğumuz var.

(Erkek) İşte böyle. Aytolu, Aytolu gel kızım.

-(Aytolu) Buyur baba. -(Erkek) Oba ahalisine yardım et.

(Erkek) Akşam sofrası hazırlayın.

(Erkek) Hâce'miz bizi şereflendirecek. Hadi, hadi.

Urungu git, kuyudan su çek. Soğuk ayran getir aslanım, yürü.

(Müzik)

Bu yiğit kimdir Almas Ana?

Sofra telaşına düştük, sormayı unuttuk.

Onun adı Yalgız. Esas adını bilmediğimiz için...

...biz Yalgız dedik, öyle kaldı. Bizim oralarda...

...bir başına kalana Yalgız derler.

Bu garibin de bütün oymağını...

...bir gecede Karahıtay’ın katilleri yok etmiş.

Moğol'un canisi, hayvanın canisinden kıyıcı olur.

(Almas) Hayvan karnı doyunca bırakır da...

...bunlar, ölmeden bırakmazlar.

(Almas) Bu bebeden gayrısı kalmamıştır oymakta.

(Almas) O da bir yerlere gizlenmiş de...

...öyle hayatta kalmış. Biz oraya vardığımızda...

...bütün çadırlar yanıp kül olmuştu.

(Almas) Bu garibim de köşeye sinmiş, öylece hıçkırıyordu.

Onu bulduk, bizim öz evladımızdan farksız oldu.

(Almas) Biz nereye gittiysek, bizimle geldi. Onun ailesi olduk.

Ama bir yandan da o katillerin, yüreğine düşürdüğü acı...

...iliklerine kadar sinmiş.

(Almas) Hiç konuşmadı bizimle. Tek kelime dahi etmedi.

(Almas) Hem obanın bir parçası oldu...

...hem de bir başına kalıp Yalgız oldu yani.

Ee, bir sual edersin, bin laf duyarsın.

İhtiyarlık işte Hâce. Hakkını helal edesin.

Estağfurullah Almas Ana. Öyle şey olur mu.

Senin şu ömründe gördüğün tufanı, boranı, tipiyi...

...kim görmüştür?

Tek başına, şu koca obayı çeviriyorsun.

Senin sözün dinlenmez de kimin sözü dinlenir?

Tabii ki senin.

Bize bahis aç.

(Almas) Biz çok geç tanıştık, çöller ülkesinden doğan güneşle.

(Almas) Biraz bize o güzel Nebi'nin...

...yolundan, yordamından, töresinden, yöresinden...

...bir şeyler bahset. -Mansur...

...hadi kap, gel emaneti. -Hemen Hâce'm.

Bir yetim Ahmed idi.

(Hâce Ahmed) Âleme rahmet idi.

Ben bunu nasıl tasvir edeyim?

Sazımız da sözümüz de yetmez ama biz söyleyelim.

Eksiğimizi adı görklü Muhammed Mustafa...

...Sallallahu Aleyhi ve Sellem, bağışlasın.

Hay sağ olasın kardeşlik.

(Kopuz çalıyor)

"Seher vakti uyumaz tilavetli Muhammed"

"Garip ile yetime mürüvvetti Muhammed"

"Yoldan çıkmışlara hidayetli Muhammed"

(Hâce Ahmed) "Darda kalan ruhlara...

...kifayetli Muhammed"

(Kopuz çalıyor)

"18 bin âleme server olan Muhammed"

"33 bin ashaba serdar olan Muhammed"

"33 bin ashaba serdar olan Muhammed"

"Yokluğa, yoksulluğa kanaatli Muhammed"

"Asi olan ümmete şefaatli Muhammed"

"Asi olan ümmete şefaatli Muhammed"

"Şeytana, şeytanlara siyasetli Muhammed"

"Yüce Hakk'ın yolunda hakikatli Muhammed"

"Yüce Hakk'ın yolunda hakikatli Muhammed"

"Arş ve kürsü pazarı inayetli Muhammed"

"Sekiz cennet sahibi velayetli Muhammed"

"Sekiz cennet sahibi velayetli Muhammed"

"Miskin Ahmet kuluna kitabetli Muhammed"

"Yetim, garip, fakire sahavetli Muhammed"

"Yetim, garip, fakire sahavetli Muhammed"

(Duygusal müzik)

Tekkeyi beklemişsin...

...ama çorbayı içememişsin Mervan.

(Atıf) Hemedânî yapmış yine yapacağını.

Hâce diye bir adam göndermiş.

Bunca yılın Mervan'ını...

...bir kalemde silmiş atmış.

Cin bu adam Mervan, Cin.

Bu adam bizim ayağımıza dolanmasın Mervan!

Efendim, Hemedânî bütün vekâleti ona vermiş.

-(Atıf) Ee? -Hâce garip biri.

Bizi uğraştıracak gibi.

Lafımızı sözümüzü dinlemez bu adam.

Sen ne güne duruyorsun Mervan?

Bunca yılın tekkesini...

...yeni gelmiş bir adama mı emanet edeceksin Mervan?

Efendim sözümüzü dinlerse ne âlâ...

...yok, laftan sözden anlamazsa...

...sizin gibi büyüklerimiz, Allah razı olsun, bize yardım eder.

Biz yine o tekkede kalırız. Herkes gider, biz kalırız.

Aferin Mervan, aferin.

Sen böyle dik duracaksın ki...

...üstümüze düşen bir şey varsa...

...biz de yapalım, tamam mı?

(Atıf) Var sen, şimdi git...

...işlerini bir tamam et.

Sağ olun efendim.

Sizin gibi büyüklerimiz, arkamızda olduktan sonra...

...bizim karşımızda kimse duramaz, evelallah.

Bir şeye ihtiyacın olursa da...

...bizden istemekten çekinme.

Allah razı olsun efendim.

(Mervan) Tekkemizde bazı tadilatlar gerekmektedir.

Malumunuz, bu şehirde...

...sizin cömertlik hazinenizden başkası...

...sığınacağımız liman da yoktur.

Anlaşıldı, Fehd'e söyle...

...o gerekeni yapar.

(Deve çan sesi)

(Gerilim müziği)

-Selamünaleyküm. -Aleykümselam Süleyman.

(Erkek) Nasılsın kardeşim?

(Süleyman) Çift başlı kartalın kanatları dünyayı sarsın diye...

...bizler yılanların ininde nöbetteyiz her daim.

Az daha sabır Süleyman, az daha sabır.

Sultanımız büyük Sencer'in hamlesi yaklaşıyor.

O vakte kadar dişimizi sıkacağız.

(Erkek) İstihbarat nedir?

Efendim garip bir vaziyet var.

Üzeyir'le birlikte geldik Bağdat'a.

Dübeys haydudu ikimizi vazifelendirdi.

Vazifeniz nedir?

(Süleyman) Hâce Ahmed diye birisini takip etmemizi istedi.

Yusuf Hemedânî Hazretleri'nin talebesiymiş.

Yolda, Dübeys'in beş altı çapulcusunu...

...adamlarıyla birlikte tepelediler.

Ama daha sonra Dübeys'in daha kalabalık bir birliği...

...bunları yakaladı. Yakaladı yakalamasına da...

...sonrasında hepimizi dışarı çıkarttı...

...Hâce Ahmed'le yalnız görüştü.

Sonrasında da hiçbir şey olmamış gibi serbest bıraktı.

-Peşinden de bizi gönderdi. -Dübeys neden serbest bıraktı?

Öğrenemedim efendim. Yanında sadece Sedat vardı.

Sedat'tan bir şey duydun mu?

Bağdat'a niye gelmiş, öğrenebildin mi?

Efendim Sedat çetin adamdır. Ona böyle sualler sorulmaz.

Kendimizi açık ederiz.

Hâce Ahmed'in neden geldiğini ben de bilmiyorum.

(Süleyman) Ama gelir gelmez, Halife'ye gitti.

Halife'yle ne konuştukları bize sır.

(Süleyman) Sonrasında tekkeye uğradı.

Gece olunca da Göçer Obası'na geçti.

Tekkede derviş mi olacaksın...

...obada Yörük mü olacaksın? Süleyman...

...ben bu vakte kadar, böyle Hâce görmedim.

(Erkek) Ne olduğunu anlamadığımız bir tezgâh dönüyor.

Sen gözlerini dört aç. Hiçbir şey kaçırma.

Ben Hâce'yi çözeceğim.

Hadi, sen de Üzeyir şüphelenmeden onun yanına git.

(Erkek) Allah yardımcın olsun.

(Müzik)

Kardeşim benim.

Seni de sırtlanın yuvasına kendi ellerimizle koyduk.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Bir, iki, üç, dört, beş...

...altı.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Sokak ortam sesi) (Müzik)

(Hâce Ahmed) Hadi bismillah.

(Müzik)

-(Erkek 1) Hoş geldiniz Hâce. -(Erkek 2) Hoş gelmişsiniz.

Eyvallah, eyvallah.

Dükkân bakacağınızı duymuştum dergâhtaki arkadaşlardan.

-Bunun için mi buradasınız? -Doğrudur ahretlik.

Kendimize göre bir dükkân bakıyoruz.

Var mı boş dükkân buralarda? Ne kadardır kiraları?

Var bir iki yer. Kiralar da 15 - 20 dinar civarındadır.

(Erkek 1) Çok değişmez buralarda.

Ahretlikler bu bize çok. Daha uygun bir yer yok mudur?

Efendim siz kirayı dert edinmeyin. Biz hallederiz.

Olmaz, katiyen olmaz.

İhvanın cebindeki, kesesindeki altınla...

...kendi ekmek teknemi döndürecek kadar haramzade değilim.

(Hâce Ahmed) Siz bize yardımcı olmak istiyorsanız...

...bize daha uygun bir yer bulun.

-Usta? -Efendim?

-Acaba şu şeyin dükkânı olmaz mı? -Neyin dükkânı?

Sen ne dediğini bilir misin? Orası olmaz, katiyen, mümkün değil!

Orası niye olmaz?

Biraz eski püskü duruyor ama biz el birliğiyle hallederiz.

(Mahmud) Bizim için de talim olur.

Sonra da bir besmele çeker, emeğimizin hakkıyla...

...yontarız kaşıkları.

Ahretlikler, biz orayı tutuyoruz. Ne kadardır kirası?

Hâce, senin kesedeki dinarlar oraya yeter de...

...o dükkân sana olmaz.

Niyeymiş o?

Nasıl diyeyim?

Orası Kara Leyla’nın mülküdür.

(Erkek) İşret ehli, namussuz bir kadındır.

Evinde çengi oynatır.

Bağdat’ın kopuklarına âlem yaptırır.

(Erkek) Yaramaz bir hatundur velhasıl.

Sizin gibi bir Hâce'ye uymaz.

Allah Allah!

Şimdi bu dükkân Leyla Hatun böyle işlerle uğraşıyor diye mi boş durur?

(Erkek 1) Elbette Hâce.

Bağdat esnafı o kadar hamiyetsiz midir ki...

...o namussuz karının dükkânını tutsun?

Peki, bu Leyla Hatun'un batakhanesine...

...çok giden gelen olur mu?

Sormayın efendim, çok ki ne çok. Bir ayak binbir ayak üzerinde.

Kimi ararsanız orada.

Peki Bağdatlılar dükkân kiralamaya gelince hamiyetli de...

...o batakhanede felekten bir gün geçirirken niye bu kadar hamiyetsiz?

Yapmayın böyle.

Şimdi söyleyin bana ticaret helal midir?

Helaldir.

Peki, benim helal paramla bu hatunun dükkânını kiralamam...

...onun kira parasını vermem helal midir?

Helaldir.

O zaman siz niye helal parayı bu hatuna layık görmeyip de...

...onu daha fazla harama itiyorsunuz?

Bak Hâce, siz buraların yabancısısınız.

Bu rezil takımını bilmezsin.

Bu kadına bugün helal para verirsin.

Yarın gider yine boyuna kadar harama batırır.

O yolun yolcusudur Kara Leyla.

Âdemoğlunun yolu birdir.

Herkes aynı yoldan yürür.

(Hâce Ahmed) Başı doğum, sonu ölümdür.

Diyelim ki Firavun'la Hazreti Musa da aynı yolu yürüdüler...

...Mısır'dan Kudüs'e kadar.

Kızıldeniz’i geçtiler.

Kimi denizi yardı.

Kimi denizde boğuldu.

(Hâce Ahmed) Orasını kimse bilmez.

Ama tövbe kapısı her zaman açıktır.

Siz şimdi Leyla Hatun'un bu işlerle uğraşan aracısına haber edin.

Biz burayı tutuyoruz.

Hadi hayırlı işler.

Allah razı olsun.

(Müzik)

Gel içeri.

Hayırdır?

Pek neşelisin.

Hayır mıdır, şer midir ben bilmem ama müjdemi isterim.

Çatlatma da söyle, ne oldu ağzın kulaklarında?

-Senin şu çarşıdaki dükkân var ya. -Ne olmuş oraya?

-Yıkık dökük duruyor işte. -Oraya müşteri çıktı.

Üf!

Bizim dükkânı kim istesin ki eğlenme benimle?

Doğru söylüyorum bak, Hâce Ahmed diye biri, kaşık yontacakmış.

Hemedânî’nin talebesiymiş. Buradaki tekkeye gönderilmiş.

(Leyla) Allah Allah!

Hacı hoca takımının bizimle ne işi olur ki?

Bir deli âdem işte, ne diyorsun?

Kiraya vereyim mi dükkânı?

(Leyla) Al o zaman müjdeni.

Kiraya verelim. Öyle çok para falan da isteme.

Madem bizim dükkânı kiralamaya değer buldular.

Allah’ım sen emeklerimizi boşa çıkartma.

El bizden, sebep Allah’tan.

Hadi bismillah.

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

(Hareketli müzik)

(Hareketli müzik devam ediyor)

Gel Saltuk, buyur otur.

Anlat bakalım.

Bağdat'tan bize ne haber getirdin?

Yusuf Hemedânî bir talebesini Bağdat’a göndermiş.

Hâce Ahmed adı.

(Saltuk) Bağdat’a girmeden Dübeys’le görüşmüş.

Dübeys öyle kolay kolay bırakmaz.

Dübeys, Hemedânî’nin talebesini öldürmemesi gerektiğini bilir.

Takip ettirmiş zaten.

Takip edenlerden biri de bizim adamımız.

Süleyman.

Hâce Ahmed Bağdat’a girer girmez ilk iş olarak Halife’ye varmış.

Fakat ne konuştuklarını bilmiyoruz. Tehlikeli biri olabilir.

(Gerilim müziği)

Halife, devletimiz Selçuklu’ya sırtını dönen birisidir.

Sen etraflıca bir araştır bu Hâce’yi.

Fitne arz ediyorsa ne yapmamı emredersiniz?

Fitne arz eden birine ne yapılır...

...sen benden daha iyi bilirsin Sarı Saltuk.

(Müzik)

Sağ ol Mansur.

Ah!

Şakadır.

Ustam sen ister misin su?

Selamünaleyküm.

-Aleykümselam. Hoş geldiniz. -Hayırlı olsun.

(Hâce Ahmed) Eyvallah.

Kazancınız bol olsun.

-Allah razı olsun. -Hadi afiyet olsun.

(Müzik)

Yağımız bitmiş ama siz tasa etmeyin, hemen bulur getiririz.

(Kadın) Allah razı olsun hepinizden.

-Allah hepimizden razı olsun. -Âmin.

Hemen nereden bulacağız şimdi?

Bak, saraydan çıkalı saatler oldu.

Halife Hazretleri sarayda olmadığımızı öğrenirse...

...kıyameti koparır.

Yağ için çarşıya inmeyelim şimdi.

Aman dadı, yürü hadi.

Asıl böyle laklak edersek geç kalacağız.

(Müzik)

(Kapı vuruluyor)

Kız Mahbube, kapıyı kırıyorlar, duymuyor musun?

(Kapı vuruluyor)

Aç be kadın, aç!

(Leyla) Oo!

Halife Hazretleri'nin biricik veziri Atıf Efendi'miz...

...Kara Leyla’nın evine gelir miydi?

Hangi rüzgâr attı sizi buraya?

O burada mı?

Burada, sizi bekliyor.

Bu şamata nedir o zaman?

Her zamanki gibi. Dikkat çekmeyin diye.

Hadi.

(Müzik)

Gel bakalım Atıf.

(Erkek 2) Anlat. Neymiş bu kadar mühim ve acil olan?

Muhterem Dâi'm, sizi rahatsız etmek istemezdim.

(Atıf) Ama bilmek isteyeceğinizi düşündüm.

Bağdat'ta çok tehlikeli hadiseler oluyor.

(Erkek 2) Bana bilmediğim şeyler anlat Atıf.

Dağların şeyhi, yüce kılavuz, bu zavallı Necat'ı Bağdat'a yollarken...

...burada tehlikeli şeyler yapmak için yollamadı mı?

Ne zamandan beri tehlike bizi burada rahatsız ediyor?

Efendimiz, inanmışların içinden...

...sizin gibi önemli bir ismin...

...Bağdat'a Dâî olarak gönderilmesi...

...Alamut'un bilgeliğinin ispatıdır.

(Necat) Söyle Atıf...

...telaşın beni rahatsız etmene sebep olacak kadar...

...büyük bir mevzuya dayanıyorsa...

...senin için iyi olur.

Efendimiz, Yusuf El Hemedânî...

...Bağdat'a bir talebesini göndermiş.

Adı Ahmed.

Bozkırlı, yarı vahşi bir Türk.

Hâce olarak Bağdat’taki tekkeye göndermiş efendim.

Ben de ciddi bir şeyden bahis açacaksın sandım.

Bunak ihtiyarların keramet hikâyelerini mi anlatacaksın yoksa?

(Necat) Ne yapıyormuş?

Gökten çekirge mi yağdırıyormuş bu seferki?

Efendimiz, Ahmed Hâce denilen bu adam...

...daha gelir gelmez Halife Hazretleri'ne...

...Dübeys’in Bağdat’ı kuşatmak üzere olduğunu söyledi.

Eğer Halife Hazretleri'nin yanında...

...güvendiği bir vezir ben olmasaydım, başkası olsaydı...

...maazallah bütün planlarımız boşa gidecekti efendimiz.

Koskoca Abbâsî Halifesi’ni...

...anlı şanlı Selçuklu’ya başkaldırması için...

...ikna etmiş adamsın sen.

Bu adam daha gelir gelmez bir dükkân tuttu.

(Necat) Boş versene sen onları.

Herkes adım attığında, bu şehri değiştireceğini zanneder...

...ama yavaş yavaş bu şehir değiştirir adamı.

(Necat) O da değişecektir.

Yumuşar zamanla.

Baktık olmuyor, tekkenin başındaki neydi şu adamın ismi?

Mervan, efendimiz.

Evet, Mervan.

O senin adamın değil mi?

(Necat) Vursun tekmeyi, burası benim desin.

Efendimiz, ben bu adamın gözünün içini gördüm.

Mervan bu adamla başa çıkamaz.

Bağdat’ın düşmesi Alamut için mühim.

(Necat) Sen de Bağdat’ın imamesi kopan bir tespih gibi...

...dağılmasını sağlayacaksın.

Bu yüzden kıymetin, hak ettiğinden daha fazla.

Şimdi bir adamını yolla.

Bu Hâce olacak Asyalı çobana...

...Bağdat’ın nasıl bir yer olduğunu öğretsin.

(Necat) Ama adamın önce bana gelsin.

Bir taşla iki kuş vurmuş olacağız.

Yakalayın şu hırsızı!

Yakalayın şunu!

Dur!

(Üst üste konuşmalar)

Ne koşturup duruyorsunuz el kadar çocuğun ardından?

Sen de kimsin be kadın?

Ekmeğimizi çaldı!

Her gün bunlarla uğraşıyoruz, yeter artık!

-Bugün bize yarın size! -Açıl!

İşte hırsız bu! Bu kadın da bunu kolluyor!

Dur!

Sok onu kınına efendi.

İcap etmez.

(Gerilim müziği)

Efendiler.

Neyse zararınız bi’t-tamam Mahmud'dan alın.

Sizler büyüksünüz.

El kadar sabi bilememiştir.

Bu seferlik affedin, hadi.

Hâce, sen karışma.

(Erkek) Çocuğa iş öğretme.

Sonra her gün Sazlık Mahallesi'nin veletlerini getirir...

...sana da bize de musallat olurlar.

Bu memlekette aç çocuk geziyorsa vebali benim de boynumadır...

...sizin de boynunuzadır.

De hadi alın kaç dirhemse.

El kadar bebeleri de düşman bellemeyin.

Hâce, sen de bizim gibi esnafsın.

Bu seferlik senin hatırına affedelim.

Eyvallah.

Hadi.

Allah işinizi, gücünüzü rast getirsin.

-(Hep bir ağızdan) Âmin. -(Hâce Ahmed) Eyvallah.

(Anlaşılmayan konuşma)

Allah sizden razı olsun.

(Hâce Ahmed) Ne güzel gönlünüz varmış.

Sahip çıktınız çocuğa.

Gel bakalım yiğit.

(Hâce Ahmed) Gel.

Gel, korkma.

(Müzik)

Bundan sonra bu yiğit bize emanet.

Gözünüz arkada kalmasın.

Gününüz hayrolsun.

Gel bakalım, gel yiğidim.

Gel aslanım, gel.

(Hâce Ahmed) Gel.

Senin adın ne yiğit?

Adım?

Korkma kardeşlik, biz artık arkadaşız.

Necip derler bana.

Necip mi?

Maşallah.

(Hâce Ahmed) Ne güzel ismin varmış Necip.

Biliyor musun ne anlama geliyor Necip?

Necip; soyu da kendi de temiz olan demek.

Aynı senin gibi yani.

Al bakalım.

(Müzik)

Çok mu açtın?

O yüzden mi aldın ekmeği?

Bundan sonra ne istersen buraya gel, biz sana veririz, tamam mı?

Senin adın Hâce mi?

Biz ona Hâce deriz.

İlim ehli, yiğit bir kişi olduğu için.

Saygımızdan yani.

Asıl adı Ahmed'dir.

Senin evin, yurdun nerededir Necip?

-Sazlık Mahallesi'nde. -(Hâce Ahmed) Sazlık Mahallesi'nde.

Peki, bundan sonra arkadaş olduğumuza göre...

...biz de seni ziyarete geliriz Sazlık Mahallesi'ne.

Aman ne olur gelmeyin.

Bizim mahalle senin bildiğin mahalleler gibi değil.

(Müzik)

Evvel emirde pirimiz, hocamız, rehberimiz...

...Yusuf El Hemedânî’nin selamını getirdim.

(Hep bir ağızdan) Aleykümselam.

Pirimizin selamı, can baş üzeredir.

İnşallah Bağdat’taki konaklığınızda...

...onun şanına yaraşır bir şekilde ağırlarız sizleri.

Ben de Bağdat’taki kardeşlerim adına hoş geldiniz diyeyim tekrardan.

Bizde âdettir.

Hoş geldiniz diyene hoş bulduk denir.

Ama ben bu lafı söylersem, benim sırtıma yük olur.

Ben Bağdat’ı pek de hoş bulmadım.

Neyi hoş bulmamışsınız Hâce Ahmed?

Söyleyin de biz dahi bilelim kusurlarımızı.

Biz kusur açmaya, teşhir etmeye değil.

Kusur örtmeye talibiz.

Ama Bağdat'a bir maraz ilişmiş.

Bağdat’ın ruhu hasta.

Hastalığı teşhis etmeden, tedavi de olmaz.

Yoksa ne sohbetin tadı olur, ne zikrullahın adı.

Anca postun üzerinde rakkaslık eder, çene çalar...

...gerisin geriye döneriz.

Pir Yusuf’tan istikamet Bağdat emrini aldıktan sonra...

...şehirler geçtik, diyarlar gördük.

İyiliği de gördük, kötülüğü de gördük.

Kokmuş köpek cesedine yaklaşıp...

..."Ama ne güzel dişleri var, inci gibi." diyen...

...adı güzel, kendi güzel Peygamberimizin ümmetiyiz biz.

(Hep bir ağızdan) Sallallahu Aleyhi ve Sellem.

İyiliği gözümüzde ve gönlümüzde büyüttük.

Kötülere gücümüz yettiğince elimizle...

...icap ettiği zaman dilimizle düzeltmeye çalıştık.

(Hâce Ahmed) Vara vara bu koca şehre vasıl olduk.

Ama Bağdat bir başka.

Bağdat’ta çile gördük.

Bağdat’ta hile gördük.

Terazide sahtekârlık gördük.

Ticarette düzenbazlık gördük.

Burada, çöken bir memleket var kardeşlerim.

Bağdat çökmektedir.

Kiminin malına, kiminin canına çökmüşler.

Makamı kendi mülkü bilenler, adaletin gırtlağına çökmüşler.

Dediğiniz El Hak doğrudur Hâce Ahmed.

Amma dergâhımız Bağdat’ın çamurundan ve çirkefinden uzaktır.!

Bu kapının berisinde yalnız ve yalnız temiz müminler vardır.

Ahirette, kapının berisinde misin, gerisinde misin diye sormaz Allah.

Sen tok yatarken...

...aç olan komşunun kapının neresinde olduğunu sormaz.

Sen ahaliye sırtını çevirirsen, yüzün doğruya bakmaz.

Sen milletin feryadına kulağını tıkarsan...

...duyduğun hakikat değil...

...seni uyutan masallardır.

Müminin vazifesi tek başına tekkede beklemek değildir.

Allah’ın cümle yarattığıyla tek bir vücut olmaktır.

Yoksa gemi su alıp batarken...

...övünür durursun benim altımdaki hasır kupkuru diye.

Bağdat sokaklarında yalın ayak, başı kabak gezen çocuğun...

...karnındaki gurultu içini acıtmıyorsa, içini temizle.

Ayağına diken batan garibin acısını yüreğinde hissetmiyorsan...

...yüreğini yokla.

Yoksa asra, çağa, zamana yemin eden Allah...

...ne diyor Asr Suresi’nde?

"Asra yemin ederim ki insan gerçekten ziyan içindedir."

Sen de ziyandasın, ziyanda.

Ziyanda olmamak için ziya olmak gerekir.

Işığınızla karanlığı yarmanız gerekir.

Ama ilk önce Hakk’ın kapısını çalmak gerekir.

Onun adına içini, dışını, yolunuzu ve çevrenizi...

...aydınlatmanız gerekir.

(Gerilim müziği)

Selam ettik, kelam ettik.

Şimdi zikretme vaktidir.

Hay esmasının azametine sığınalım.

Her şeye hayat veren Rabb'imiz, üzerimizdeki miskinliği savursun.

Destur bismillah.

Estağfurullah.

Estağfurullah.

Estağfurullah.

(İstiğfar Duası okuyor)

(İstiğfar Duası okuyor)

Ya Hay!

Ya Hay!

Ya Hayy!

(Hep bir ağızdan) Ya Hay!

(Hep bir ağızdan) Ya Hay!

(Hep bir ağızdan) Ya Hay!

(Hep bir ağızdan) Ya Hay!

(Hâce Ahmed dış ses) Allah’ım...

...sen kuluna taşıyamayacağı yük vermezsin.

Benim de omzuma ağır bir yük yüklendi.

Beni bu yükün altında ezdirme.

Bu yükü taşıyacak takati benden esirgeme ya Rabb'im.

Ümmeti parça parça...

...ciğerim pare pare.

Görmeyenler Bağdat'ı uzaktan gül bahçesi zannederler.

Ama Bağdat, kanayan bir yara.

Eğer o yarayı, bizim aciz ellerimizle...

...sarmaksa senin muradın...

...ellerimize Lokman Hekim şifası ver ya Rabb'im.

Yedi düvel, 72 milletin kaynaştığı, eyleştiği, dövüştüğü...

...bu şehirde...

...biz bir başımıza kaldık.

Bizim gibi bir başına kalan gariplerle...

...bizi yoldaş kıl ya Rabb’im.

Gurbeti onlarla paylaşalım.

Garipliğimizi onlarla bölüşelim.

Allah’ım, hatalarımızı ört.

Eksiğimizi tamamla.

Eğriye saptık mı doğruya yönelt.

Büyük cihatta benliğimize, küçük cihatta düşmanlarımızı...

...galebe çalmayı nasip eyle ya Rabb'im.

(Hâce Ahmed)Sana yakın olanı bize yakın kıl.

Sana hasım olanı bize hasım kıl.

Hatanın silinmezinden, cefanın tükenmezinden...

...belanın görünmezinden bizi esirge ya Rabb'im.

(Gerilim müziği)

Âmin.

Bu dizinin sesli betimleme, ayrıntılı altyazı ve...

...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.

www.sebeder.org

Sesli Betimleme Metin Yazarı: Nezahat Şalkamcı

Seslendiren: Ünsal Coşar

Ayrıntılı Altyazı Çevirmenleri: Ayhan Özgören - Belgin Yılmaz...

...Bülent Temür

İşaret Dili Çevirmeni: Volkan Kurt

Editörler: Dolunay Ünal - Zerrin Çınar - Samet Demirtaş

Teknik Yapım: Dağ Prodüksiyon ve Yeni Gökdelen Tercüme

(Jenerik müziği)

(Jenerik müziği devam ediyor)

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.