Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
English
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
(Jenerik müziği)
(Jenerik müziği devam ediyor)
(Jenerik müziği devam ediyor)
(Jenerik müziği devam ediyor)
Hatanın silinmezinden...
...cefanın tükenmezinden...
...belanın görünmezinden...
...bizi esirge ya Rabb'im.
Âmin.
Dur!
(Gerilim müziği)
Kimsin?
Bağdat’ta hiçbir yer, hiç kimse için emniyetli değildir.
Senin için bu tekke bile.
Kimsin?
(Gerilim müziği)
Hâce!
Ne olmuştur burada?
Yaralanmadın değil mi akay?
Yok, çok şükür yaralanmadım.
(Mahmud) Sen mi tepeledin bunu?
Öldü mü bu?
(Hâce Ahmed) Biri elini benden daha çabuk tuttu.
Bu hançeri saplanmadan biri bana kendini siper etti.
Peki kimdir, gördün mü?
Gördüm ama tanımam.
Hâce’m, kardeşim nasıl böyle gafil avlandık?
(Hâce Ahmed) Dert etme Mahmud, dert etme.
Allah’ın biçtiği müddet ne kadarsa bu can bu bedene o kadar emanet.
O istemezse, yedi düvel bir olsa, bir damla kanımız akmaz.
O isterse, kendini haşa ilah sanan Nemrud olsan...
...orduların olsa, göklere uzanan kulelere saklansan...
...küçücük bir sivrisineği vesile kılar...
...ruhunu Azrail Aleyhisselam'a...
...bedenini de kara toprağa teslim edersin.
(Pehlivan) Amenna Hâce, amenna.
Vadenin dolacağı günü kimse hesap edemez.
Ecel vaktini kestiremez.
Ama şimdi bu alçaktan hesap sorma vaktidir.
Dur usta!
Bırak onu.
Hele bir uyansın.
(Hâce Ahmed) Anlatacaklarını bir dinleyelim.
Ondan sonra hesap vaktidir.
Bu ellerde belli ki bizi kollayanlar da var.
Sırtımızdan hançerlemek isteyenler de.
(Gerilim müziği)
Vaziyet nedir, öldü mü?
Yaralıdır efendim.
(Erkek) Bacağından bıçak darbesi almış.
Konuşturabildiniz mi peki?
Kim olduğunu söyledi mi?
Konuşturamadık.
Derdest edip zindana attık.
(Erkek) Kim olduğuna dair bir emare de bulamadık.
Yanında bir hançer vardı sadece.
Yorgunluktan ve kan kaybından dolayı bitap düşmüş.
Kendine geldiğinde bir daha zorlayacağız konuşturmak için.
Hayır!
Sadece ben gireceğim yanına.
Bizzat onunla ben ilgileneceğim.
Emredersiniz efendim.
(Kapı vuruluyor)
(Muhafız) Efendim, sizi görmek isteyen biri var.
Kimmiş?
Kim olduğunu sorduk, söylemedi.
Ama mutlaka görüşmeniz gerekliymiş. Sizin anlayacağınızı söyledi.
İyi, gelsin.
Buyurun.
Siz çıkın.
Sefalar getirdiniz muhterem Dâî.
Sizi buralara kadar getirecek büyüklükte ne olmuş olabilir acaba?
Yollanan zelil adam, Hâce denen adamı öldürmeyi becerememiş.
-(Necat) Öyle mi? -Evet.
Ama ben halledeceğim.
Kendisi elimizde, zindanda.
Peki, boynundaki kolyeyi buldunuz mu?
Ne kolyesi efendimiz?
Adamın üstünde sadece bir hançer vardı.
Güya bir taşla iki kuş vuracaktık.
Senin ve fedailiğe talip olmuş ama hiçbir halt olamamış...
...bir beceriksiz yüzünden...
...ilmek ilmek ördüğüm hamleler boşa gitti.
(Necat) Ne Hâce denen adamı öldürebildiniz.
Ne de Hemedânî Tekkesindeki bu elim hadiseyi...
...Sazlık Mahallesi'ndeki hırsızlara yıkabildiniz.
O uğursuzlar çetesinin reisi Şahsuvar’ı ortadan kaldırmak...
...senin için mühim bir hamle olacaktı.
Anlamadım muhterem Dâî'm?
Şahsuvar’la meselenin ne alakası var?
Büyük hamlemiz için Sazlık’ın ortadan kalkması gerekiyor, değil mi?
Evet muhterem Dâî'm.
Peki neden?
Hisar nedeniyle muhterem Dâî'm.
Bağdat'ın hisarının en zayıf noktası...
...Sazlık Mahallesi'dir.
Kimsenin dönüp bakmadığı yer.
(Necat) Yıllarca oradaki fakirlikle...
...göz göze bile gelmek istemedi insanlar.
Böylece orası içten içe çürüdü.
Sadece insanlar değil.
Duvarlar da çürüdü.
Bağdat'ın büyük kuşatmasında ilk saldırılacak yer...
...Sazlık Mahallesi olacak.
(Atıf) Yani hisarın en zayıf noktası.
Böylece Bağdat’ın hisarları daha ilk vuruşta...
...yıkılmış olacak efendimiz.
Ama her güzel cümle gibi bu anlattıklarının da...
...bir ama kısmı var.
(Necat) O mahalledeki adamların sağı solu belli değil.
Şahsuvar dizginlenemeyecek bir deli.
Evet muhterem Dâî'm.
Onu dizginlemek, boynuna tasmayı takmak lazımdı.
Fakat sen bunu beceremediğin için, zindandaki rezilin boynuna...
...Şahsuvar’ın adamlarına taktığı kral anahtarından taktım.
Böylece hem Hâce’den kurtulacaktık.
Hem de Sazlık’a girecektik.
Bağdatlı Müslümanların kalbinde taht kuracaktım.
(Necat) Tekkeye saldıran pis hırsızları tepeleyerek.
Ama fırsatların hepsini elimizden kaçırdık.
Peki, kolyeyi kim almış olabilir?
Hâce'yi bizim elimizden kim kurtardıysa o almıştır.
(Necat) O adamı bulacaksın Atıf.
Kimdir, necidir öğreneceksin.
Merak etmeyin, ben halledeceğim.
(Müzik)
(Müzik devam ediyor)
(Müzik devam ediyor)
Yahu bu Hâce denen adam nasıl bir adamdır anlamadım gitti.
Pir Yusuf Hemedânî böyle bir adamı buraya neden gönderdi acaba?
Biz yıllardır uhuletle yaşar giderdik.
Bunlar adamlar geldiklerinden beri başı beladan eksik olmadı.
(Erkek) Tekkeye bile sıçrattılar uğursuzluklarını.
Tekkede kan aktı kan, olur şey değil vallahi.
Katil gibi adamlar.
Derviş adamın elinde kılıcın ne işi var?
Olur şey değil vallahi.
Kendine saldıranları nasıl deştiklerini gördünüz, değil mi?
Sen merak etme kardeşlik.
Biz bir olduğumuz müddetçe kimse bizim huzurumuzu bozamaz.
Huzurumuzu bozanı aramızda barındıracak değiliz elbet.
Halledeceğiz bunları bir bir.
Sen merak etme.
Hem biz bu işte yalnız da değiliz.
Sağ olsunlar.
Bize sahip çıkan büyüklerimiz de var.
(Müzik)
Sen dışarıda bekle.
(Necat) Çık dedim!
Bir daha emrimi tekrar ettirme bana.
(Necat) Yoksa oturduğun vezirlik tahtı için değil...
...kendi canın için endişelenmen gerekecek.
Anlaşıldı muhterem Dâî'm.
Nasıl emrederseniz.
Dâî'm sizin buraya gelmenize sebep olduğum için...
...dünyanın en büyük utancını yaşıyorum.
Benim gönlüm sana kırgın değil evladım.
Hâce’yi niye öldürmediğini de sormayacağım sana.
Fakat hakiki bir utançla gideceksin...
...sonsuz karanlığa.
Çünkü bir fedainin esas vazifesi öldürmek değildir.
Saldırırsın.
Öldüremezsin.
Olur.
Ok sapar, bıçak kesmez.
Olur böyle şeyler.
Bir fedainin esas vazifesi ölmektir.
Sen ölemedin.
Yazık.
Bu lekeyi taşıyarak son nefesini vereceksin.
Sen bir fedai değilsin.
Ve bunu yüce dağın yüce şeyhi bilsin ister misin?
Şu dünyadaki tek dileğim...
...vazifemi yerine getirmem için bana bir imkân daha vermenizdir.
Bu defa becerebilecek misin?
O tatlı canına kıyabilecek misin?
Beni bundan mahrum bırakmayın efendim, ne olur.
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
Dağların şeyhi bizi saklı cennetinde bekliyor.
(Erkek) Oraya gideceğiz.
Sırların çözüldüğü diyara. Sonsuz karanlığın...
...mutlak aydınlığın kalbine.
Alamut için ölen evladım sen misin diye soracak bana.
Benim diyeceğim.
(Erkek) Sonra kapılar açılacak.
Kapının ardında saklı cennet.
O kapıdan içeriye gireceğim.
Orada sırların sırrına, sırların sahibine kavuşacağım.
(Gerilim müziği)
Efendimiz, ne oldu burada?
Tahkikatını yürüttüğün davada neticeye vardın Atıf.
Tebrik ederim.
Dün Hâce Ahmed'e saldıran suikastçı, kan kaybından öldü.
Ölmeden önce de sana itiraflarda bulundu.
Sazlık Mahallesi'ndeki hırsızlardan biri olduğunu...
...ve Hâce’ye Sazlık Mahallesi reisi Şahsuvar’ın emriyle...
...saldırdığını söyledi.
Anladım efendimiz, anladım.
(Necat) Hadi şimdi git.
Bağdat’ın dürüst ve kahraman veziri Atıf’a yakışanı yap.
O Sazlık Mahallesi’ni yık.
Şahsuvar’ı da yok et.
Karşıya bakıyoruz.
Gözlerinizi kapatmayın, direkt ileri bakın.
Geldim.
(Gerilim müziği)
Ver elini.
Yavaş yavaş.
Atla bakayım.
Hoppa.
Ver elini.
Bıraktım, bıraktım.
Gel bakalım, gel.
Atla bakayım.
Bizim o adamı bulmamız gerek Mahmud'um.
O adamın boynundaki şeyin ne olduğunu anlamamız gerek.
Ne oldu, niye durduk?
Sende bir hâl vardır.
(Hâce Ahmed) Nedir, söyle?
Ben seni canım pahasına korumaya yemin ettim.
Canım canına feda olsun dedim.
Ama o hançer senin sırtına saplanacakken...
...ben senin yanında değildim.
O hançerin önüne ilk atlayan ben olmalıydım.
Senin yanında olmalıydım.
Mahmud'um, can kardeşim.
Biz seninle her şey olduk şu ahir ömrümüzde.
Ama her şeyden önce biz seninle dostuz.
Dostun gam çekmesi, düşmanın hançer çekmesinden...
...daha çok yaralar beni.
Geldi geçti. Dert etme kendine.
Yapacak bir sürü işimiz var.
Bağdat...
Bağdat yılan yuvası.
Hem ne diyor efendimiz.
"Kendini iki kere aynı delikten zehirletmez mümin." diyor.
Aynı hatayı bir daha yapmayacağız, işte o kadar.
Eyvallah Hâce'm.
Eyvallah. Şimdi şu seni kurtaran adamı bulmalıyız da nasıl yapacağız?
Ne bir yol vardır ne bir iz.
Elimizdeki tek şey kolyenin tarifi.
İnşallah Pehlivan'la Mansur’dan bir haber çıkar.
Eyvallah ustam.
Hadi selametle.
Selamünaleyküm.
Usta.
Aleykümselam.
Tanrı’nın selâmı hepimizin üzerine olsun.
Buyurun.
Usta, şimdi bizim başımıza geleni işitmişsindir.
Duydum.
Üzüldük biz de.
Tanrı'ya çok şükür Hâce'ye bir şey olmadı.
Şükür.
Şimdi biz bir mücevherat ararız.
Çarşıdaki ustalara sorarız yapmayı bilen var mıdır diye.
Nasıl bir mücevherattır bu?
Şimdi böyle beş, altı tane parça iç içe geçmiş.
Ama tek, yekpare böyle.
Gümüş.
Şimdi ustam, anlattın anlattın da vallahi ben anlamadım.
Şimdi içi içe geçen gümüş yekpare...
Dur ustam, dur. Ben anlatayım.
(Müzik)
Evet, evet, yaşa.
Buyur ustam.
İşte böyle bir şey ola ki.
(Pehlivan) Usta, böyle bir mücevherat var mıdır?
Varsa kimin elinden çıkmıştır?
Erenler, bu mücevherat türü bir şey değil.
Bu; hırsızların kapıları, sandıkları açmak için kullandığı kral anahtarı.
Bununla her kapıyı açarlar.
Bunun gümüş olanları Sazlık'taki Şahsuvar’ın adamlarında vardır.
Şahsuvar’ın kendisindeki kral anahtarı da altındandır.
Böyle kolye gibi sürekli boyunlarında taşırlar.
Yahu sizin ne işiniz olur böyle ipsiz sapsız adamlarla?
Hiç canınızdan korkmaz mısınız?
Canımızdan korkmayız evelallah.
Da hırsız adamın bizimle ne işi olur?
(Pehlivan) Erene varan hırsız, para yerine bir lokma bulur, bir hırka.
Giderken de acır para bırakır.
Doğru dersin.
Allah'ın selameti üstüne olsun.
Bereketli olsun inşallah.
-Kalın sağlıcakla. -Selametle ustam.
(Hâce Ahmed) Dün bana saldıran eşkıyayla görüşmek istemiştim.
Benimle, dergâhımızla alıp veremediğini öğrenmek istemiştim.
Benim amacım adaletin tesisine engel olmak değil.
Sadece tekkemiz üzerinde dolaşan kara bulutların...
...kaynağını anlamak istemiştim.
Elbette.
Bu sizin en tabii hakkınız.
Yusuf El Hemedânî gibi bir âlimin tekkesine...
...Bağdat’ın orta yerinde yapılan saldırı...
...hepimizi fazlasıyla müteessir etmiştir.
Görüşmekte beis yoktur.
Halife Hazretleri...
...adamlarınız herhâlde beis görmüştür.
Öyledir ki izin vermemişlerdir görüşmemize.
Sebep?
(Hâce Ahmed) Çünkü dün bacağından küçük bir yara alan suikastçı...
...her ne hikmetse kan kaybından ölmüş.
Bizim kanaatimizce bu mümkün değildir.
Tahkikatı vezirim Atıf yürütüyordu.
Ona şüphelerinizi beyan ettiniz mi peki?
Atıf Efendi’yle görüşme istediğimizi ilettim.
Eğer mümkün olsaydı, aklımdaki bütün şüpheleri ona aktaracaktım.
Lakin Atıf Efendi'yle görüşmemize müsaade edilmedi.
Hâce Ahmed, siz biraz soluklanın iyisi mi.
Bu meselenin önünde ardında ne vardır, iyice bir öğrenelim.
Asıfe kızım.
Gel dadı, gel.
(Asıfe) Dadı, bir şeyler öğrenebildin mi?
Dur kızım, dur hele, bir soluklanayım.
(Dadı) Senin kaşıkçıyla ilgili bir şeyler öğrendim.
Ne öğrendin Dadı?
Kimmiş? Neciymiş?
Hani şu Hemedânî Tekkesi var ya oradan bir derviş âdemmiş.
Buraya yeni gelmişler. Bağdat'tan değiller anlayacağın.
Buradaki müritlere sohbet etmesi için...
...bizzat Hemedânî yollamış onu buraya.
O yüzden Hâce diyorlarmış kendisine.
Başka? Bu kadar mı?
Nereliymiş? Evli mi, bekâr mı?
Başka bir haber daha var maalesef.
Ne oldu Dadı? Niye öyle söyledin?
Kötü bir şey mi?
Hâce'ye biri saldırmış hançerle.
Merak etme. Hayattaymış, yaşıyor.
(Dadı) O hançeriyle vuramadan, biri onu hançerlemiş.
Kim?
Kimse bilmiyor. Soruşturuyorlar.
Tahkikatı da bizzat Vezir Atıf yürütüyormuş.
Atıf mı?
Asıfe!
Yakacaksınız! Yıkacaksınız!
Gerekirse taş taş üstünde bırakmayacaksınız...
...o Sazlık denilen melun yerde!
Ve, o Şahsuvar denilen çapulcuyu...
...alıp, geleceksiniz!
Emredersiniz efendim!
(Kapı açıldı)
(Atıf) Asıfe Hanım Sultan!
Buyursunlar sultanım.
Sizi burada görmek ne güzel.
Buyurunuz, oturunuz lütfen.
(Asıfe) Oturmayacağım. Merak ettiğim bir şey var.
Onu öğrenip, gideceğim.
İşinizden, gücünüzden alıkoymak istemem sizi.
Estağfurullah sultanım.
Neyi arzu ederseniz sorabilirsiniz.
Hâce Ahmed adında bir esnaf var.
Kaşık yontar.
(Asıfe) Ona bir saldırı olmuş.
Bu mevzuyla alakalı bana da malumat verebilir misiniz?
Sultanım, sizin ne işiniz olur böyle adamlarla?
(Atıf) Netameli adamlar bunlar.
Benim tavsiyem, sizin bu adamlardan uzak durmanız.
Ben tanırım kendisini. Çok iyi bir insan o.
(Asıfe) Çarşıda gariban bir çocuk bir şeyler çalmıştı.
Esnaftan koca koca adamlar, küçücük çocuğun peşine düşmüşlerdi.
Hâce, o zavallı çocuğa sahip çıktı.
Ama sultanım, bakın...
...siz kendi ağzınızla söylediniz.
Bir hırsıza sahip çıkmış.
O hırsız dediğin ufacık bir çocuk.
Sanki tezgâhın hepsini mi almış?
Acıkmış, birkaç parça yiyecek almış. Ne var bunda?
Aç mı kalsaydı?
(Kapı vuruluyor)
(Kapı açıldı)
-Efendim... -Ne? Ne var?
Ben size misafirim varken rahatsız edilmek istemediğimi...
...söylemedim mi?
Efendim bölmek istemezdim lakin Halife Hazretleri sizi emrediyor.
Müsaadenizle sultanım.
(Gerilim müziği)
(Kapı kapandı)
Veziriniz Atıf Efendi, huzurunuza kabulünüzü bekler Halife Hazretleri.
Gelsin.
(Atıf) Beni emretmişsiniz efendim.
Bak Atıf, bazı hadiselerin hakkında çıkan şayialar...
...o hadiselerin gerçekleşmesinden daha tehlikelidir.
Hâce Ahmed'in kendisine saldıran şahsın...
...ölümüyle ilgili şüphe duyduğu taraflar var.
(Halife) Sen de bilirsin ki bu can sıkıcı bir vaziyet.
Yarın öbür gün bu kaygıların önü alınmazsa...
...Bağdat fitne kazanına döner, içten içe kaynar!
Siz canınızı sıkmayınız efendimiz.
Elbette daha iyi bilirsiniz lakin biz...
...İslam'ın kalbi olan Şehri Bağdat'ı...
...başkalarının rivayetine göre değil...
...hakikate göre yönetmekle mükellefiz.
(Atıf) Hem sokaktaki aylak heriflerin ağzına yakışacak lakırdıları...
...buraya, sizin yüksek huzurunuza taşımak...
...son derece gereksiz bir iştir.
Öyle olmasa Bağdat sokaklarında neler konuşulmaz ki?
Derler ki bir hoca, koskoca Bağdat'ta...
...başka yer yokmuş gibi kötü namıyla yıllardır bilinen...
...Kara Leyla'nın dükkânını tutmuş.
Biz buna bir şey der miyiz? Zinhar!
İsteyen, istediğinin dükkânını tutar.
Helal olan ticaret, herkese serbesttir.
Biz bir gün laf taşıyacağımıza, ömür boyu taş taşımaya razı geliriz.
Sizin de gıybetten ve iftiradan...
...hazzetmemeniz pek hoş Atıf Efendi.
Lakin sözlerim dedikodu değildir. Bizzat şahidi benim!
Sözlerime kulak vermek zorundasınız.
(Halife) Sahiden geç bu lafları Atıf!
Hâce Ahmed'e saldıran kişi, tahkikat sırasında ölmüş.
Yarası da hiç o kadar ağır değildi diyor Hâce Ahmed.
Sen bu konuda ne diyeceksin?
Efendimiz müsaade buyururlarsa, bu sualin cevabını...
...iddia sahibine vereyim.
Siz muhtemel ki derviş olduğunuzdan...
...bu tip kanlı meselelerden etkileniyorsunuz.
(Atıf) Hadisenin verdiği şaşkınlıkla fark edememiş olabilirsiniz...
...o adamın ne kadar yara aldığını.
Lakin yine de değme silahşorların...
...kurtulamayacağı bir badireyi atlatmışsınız. Takdir ettim.
Bizim dervişliğimiz, bıçağa teslim olan...
...koyun sükûneti değildir.
Biz ancak İbrahim'e İsmail’ce teslim olur, boynumuzu uzatırız.
Bunun dışında kalanlar ancak hakkını alır bizden.
Lakin ben o adamın yarasından eminim.
İşte ben de diyorum ki sıcağı sıcağına...
...herhâlde olayı fark edemediniz.
Siz de bilirsiniz ki hiçbir şey göründüğü gibi değildir Hâce.
Siz Bağdat çarşıda, Sazlık Mahallesi'nden...
...hırsız bir çocuğu koruyorsunuz.
(Atıf) Esnafın önüne dikiliyorsunuz.
Ama aynı mahalleden bir başka hırsız...
...sizi, kendi odanızın içinde...
...öldürmeye kalkıyor.
Kim bilir insanlar bununla ilgili neler neler söylerler?
Ben yalnızca aç olan bir çocuğun...
...bir parça ekmek için linç edilmesine engel oldum.
O masuma doğru yolu gösterdim.
(Hâce Ahmed) Bundan sonra bir ihtiyacı olduğunda...
...bize gelmesini söyledim.
İyiliği tavsiye etmek...
...kötülükle nasıl başa çıkacağını öğretmekte bizim vazifemizdir.
Bunda ne kötülük vardır Atıf Efendi?
Ne münasebet? Olur mu efendim? Bunun neresi kötü?
Ama işte insanlar konuşur.
(Atıf) Kimisi der ki...
...koskoca Yusuf Hemedânî Hazretleri'nin adamı...
...sohbet halkası yerine Yörüklerle, hırsızlarla...
...isyankâr Dübeys'le oturur.
Bu nasıl adamdır?
(Atıf) Ama kimisi de der ki zinhar o işin aslı öyle değil.
Hâce çok iyi bir insan.
Öyle diyen de var elbet.
Asıfe Hanım Sultan gibi.
Ne?
Ne dersin sen Atıf?
Atife Hanım Sultan'ımız, Bağdat çarşıda o çocuğun...
...nasıl önüne atıldığına şahit olmuş.
(Atıf) Bizzat kendisi bana gelip dedi ki...
...Hâce iyi bir insandır.
Halife Hazretleri'mizin kıymetli kızları tarafından...
...bu kadar takdir görüyor olması...
...onun insanları etkilemek konusundaki maharetini gösterir.
Çıkabilirsiniz Hâce Ahmed!
Bundan sonra tahkikatı bizzat Vezirim...
...Atıf'ın üzerinden yürüteceğiz.
(Halife) Bu siz ve Bağdat ahalisi için...
...yeterince açık bir teminat olarak kabul görmelidir.
(Gerilim müziği)
(Atıf) Merak buyurmayınız efendimiz.
Ben olayın tahkikatıyla bizzat ilgileneceğim.
Her ne kadar Hâce bize düşmanlık etse de...
...biz Bağdat'ta hırsızlığa, cinayete...
...müsaade etmeyiz efendimiz.
Ne gerekiyorsa onu yap Atıf.
Ne gerekiyorsa!
Bundan şek ve şüphe duymayınız Halife Hazretleri.
O Sazlık'takiler cezasını çekecekler.
İhtimal ki muhafızlarınız şu an...
...Sazlık Mahallesi denilen o melanet yuvasının içindeler efendimiz.
-Sen hırsız değil misin? -Orada dur!
Yardımseverim ben. Zenginleri fazla mallarından kurtarıp...
...hafiflemelerini sağlarım.
Bak ne güzel dedin işte!
Zenginlere dadanıp, inci mercan götürsene!
Senin tekkeyle, dervişle ne işin var?
Bir dervişin canını alınca ne menfaat temin edeceksin?
(Gerilim müziği)
Tek kelime anlamadım. Ne diyorsun sen?
(Saltuk) Bu ne o zaman?
Hemedânî Tekkesinde, Hâce Ahmed'e saldıran adamın üzerinden çıktı!
Bana bak, Hemedânî, tekke falan anlamam ben.
Ama belli ki seni benim üzerime saldırtmak isteyenler var.
Kim ne istiyor bilmiyorum ama...
...sana saldıracağım doğru!
(Gerilim müziği)
İstesem bir ıslığımla 20 tane adam yığarım buraya.
Ama ben seni sevdim.
O yüzden kendi ellerimle geberteceğim.
Islık çalmaman iyi olmuş. Ölmeden önce son nefesini...
...çalmak yerine tövbe etmeye ayırırsın.
İşte insanoğlu böyle, iki dakika sevilince hemen şımarıyor.
İşte o yüzden, ahir ömrümüzde bir gün yüzü görmedik.
Bak, eğer derdin...
...ölmeden önce, dünya gözüyle bir murat alayım...
...evlenip barklanayım diyerek yırtmaksa...
...beni kandıramazsın. O sıfatla bu iş zor.
Senin son isteğini yerine getireceğim diye...
...yakalamışken, elimden bırakmam.
Seni Sazlık'ın itlerine yem edecektim ama vazgeçtim.
Sırf benden izinsiz bu mahalleye girenlerin sonunu görsünler diye...
...ibretiâlem için asacağım ulan seni Sazlık'ın girişine!
Yürü!
Bırak! Çek elini!
Şahsuvar!
(Erkek) Şahsuvar!
Şahsuvar kimse ortaya çıksın!
Şahsuvar, hadi çıkman lazım bir an önce! Kapıdalar!
Ulan kimsin bilmiyorum ama...
...baht yıldızın parlakmış, belli.
Bizim mahalleye girip, sağ çıkmak olmazdı ya...
...neyse, bir dahaki sefere artık.
(Erkek) Şahsuvar!
Şahsuvar ortaya çıkmazsa daha çekeceğiniz var.
Neredeyse söyleyin!
-Bilmiyoruz. -Nerede olduğunu bilmiyoruz!
(Gerilim müziği)
Bırakın bizi!
(Erkek) Şahsuvar kimse ortaya çıksın!
(Islık çalıyor)
(Erkek) Şahsuvar!
Ah! Canım yanıyor!
(Erkek 2) Büyü yaptılar, büyü!
(Erkek 3) Bize büyü yaptı, pis hırsızlar!
(Mansur) Hâce, bu mücevherat değilmiş.
Bir çeşit anahtarmış.
Kral anahtarı diyorlar hatta.
Bak aga, buradaki parçaları kullanarak da kapıları açıyorlarmış.
Bizim bu ufaklığın mahallesi var ya, Sazlık Mahallesi...
(Hâce Ahmed) Evet.
İşte o mahalle, hırsız mahallesiymiş.
(Pehlivan) Başlarında da Şahsuvar diye bir reisleri varmış.
Kendi boynuna altından...
...adamlarının boynuna da gümüşten bu kral anahtarından yaptırmış.
Tövbe haşa! Muska gibi taşırlarmış boyunlarında.
-Bizim Necip'in yaşadığı mahalle. -Evet.
O adamların bizimle ne işi olur?
Yani bizim gibi çulsuz çaputsuz dervişlerle...
...ne alıp veremedikleri vardır bu adamların?
Garip olan da bu ya Mahmud'um.
Dünya yansa içinde tutuşacak bir tane kelimemiz yok.
Şimdi bu adamlar bunu bilmiyor olsa...
...gelirken zaten öğrenecekler.
Yani manasız, acayip bir iş var.
Vardır elbet bir hesapları.
Ama Rabb'imizin de bizim için bir hesabı var.
Allah büyüktür.
(Müzik)
Kızlar, önce böyle...
...sonra böyle, evet. Şimdi de şu.
Sonra ortadan şöyle bir dönersiniz.
Ne oldu Adnan?
Kız Leyla, ne duydum biliyor musun?
Ne duydun yine Bağdat'ın davulsuz tellalı?
Sokak sokak dolaşıp, ne haberler getirdin?
Aman ne duyacak abla? Çarşıda el âlemin...
...çok mühim dedikodularına kulak misafiri olmuştur.
Yok, önemli bu defa.
Bir dakika o zaman. Kızlar, siz şöyle geçin bakayım.
Adnan, sen de gel şöyle.
-Ne duydun anlat bakalım? -Dur hele, bir soluklanayım.
Adnan, hadi anlat!
Senin şu kiracı var ya Hâce mi Hoca mı ne diyorlar.
Ee, ne olmuş Hâce'ye?
Gece tekkede birisi canına kastetmiş.
Ölmüş mü, kurtulmuş mu?
Adnan, bir şeyi de doğru düzgün anlat!
Her şeyi yarım yamalak anlatıyorsun!
Tamam, kızma. Yok, Hâce'de bir şey yok.
(Adnan) Sazlık Mahallesi'ndeki hırsızlar çetesi var ya, bildin mi?
Onlardan biri saldırmış.
Ama adam daha işini bitiremeden senin kiracı daha hızlı davranmış.
Herif ava giderken, av olmuş.
Şahsuvar'ın adamı mı Hâce'yi öldürmek istemiş?
Allah Allah!
Bu işte bir bit yeniği var.
Velhasılıkelam senin dükkân yine az daha boş kalıyordu.
Hayır, benim anlamadığım...
...Şahsuvar'ın Hâce'yle, tekkeyle ne işi olur ki?
Adam zengin desem, zengin değil.
Ee, zaten altını, gümüşü olsa bizim dükkânı tutmazdı.
Neyse, suikastçının akıbeti ne olmuş? Konuşmuş mu bir şeyler?
Zindanda ölmüş. Yaraları ağırmış, çok kan kaybetmiş.
(Adnan) Kurtaramamışlar. Hiçbir şey de öğrenememişler.
Tahkikatı da bizzat Vezir Atıf'ın kendisi yürütüyormuş.
O burada mı?
Ne oldu abla? Bir tuhaf oldun. Rengin sarardı.
Leyla, kötü bir şey mi söyledim ben?
Bana bak Adnan...
...her şeyi merak edip, kurcalamayın!
Biz neden bunca senedir Bağdat gibi keşmekeşte...
...ayakta durabiliyoruz, yaşayabiliyoruz, biliyor musunuz?
Neden?
Çünkü kimsenin ötesine, berisine karışmayız!
Kimseye çok soru sormayız, çok şey de bilmeyiz!
Özellikle sen Adnan, bundan sonra...
...sürekli bir şeyleri merak etmeyeceksin.
Sağa sola soru sorup, bir şeyleri deşmeyeceksin. Anladın mı beni?
Anladın mı Adnan?
Gördüğünü, duyduğunu unut!
Unut ki huzurumuz bozulmasın.
(Müzik)
(Hâce Ahmed) Hoş geldiniz.
Safalar getirdiniz Almas Ana.
Seni böyle sağ salim görünce...
...safa bulduk Hâce Ahmed.
Sana bıçak çeken zalimleri duyunca...
...aklımız başımızdan gitti.
(Almas) Hepimiz çok üzüldük.
Yüreğimiz ağzımıza geldi.
Merak etme Almas Ana.
Bize bıçak da çekseler, kılıç da savursalar...
...dert değil bizim için.
Göğsümüzün içindeki kalbi imanla doldurduk mu...
...bizim için en kavi zırh, o olur işte.
Ondan sonra zulmün pusatı bize işlemez olur.
(Almas) Biz seni öz evladımız bildik.
Sen de beni öz anan bil, ananı üzme.
-Kendine mukayyet ol. -Merak etme.
Sözüm bir ona değil, hepinizedir yiğitler!
(Almas) Baş ucunuz pınar, ayak ucunuz göl olsun.
Yolunuz, uğurunuz açık olsun.
Benim ömrüm de sizin olsun.
Sağ olasın anam.
Kutluk, heybeleri yiğitlere teslim edip de varalım obamıza.
Anam, akşam aşını bölüşelim.
En azından bir şerbet ikram edelim size.
Bizim için en tatlı şerbet, sizin sıhhatinizdir.
Bu keçiler de bizden size hediyedir.
(Almas) Çam sakızı çoban armağanı.
Yörük kısmının getireceği de anca bu kadar olur.
Keçiyle, keçi derisinden çarık.
Azımızı çoğa sayın.
Bu hayvancıkları da kurban eder...
...tekkedeki kardeşlerimize taksim edersiniz.
Bir Müslüman’ın kursağından geçmiş olur.
Allah razı olsun.
(Almas) Bizim Yalgız.
Bu feleğin sillesini yemiş, bu garibi bulduğumuzda...
...günlerce yakılıp yıkılan obasında...
...birilerinin gelmesini beklemişti.
Karşısına çıkacak kişilerin...
...iyiliğini ya da kötülüğünü kestiremediğinden...
...babasının bıçağını eline alıp...
...öylece durmuştu orada.
Biz oraya vardığımızda, bu bıçak elindeydi.
O günden sonra bir daha hiç yanından ayırmadı.
Ana, babasının ona yadigârı bildi.
Ama şimdi sana veriyor.
Bu dünyadaki en kıymetli eşyasını...
...sen kendini koruyasın diye veriyor.
Öyle değil mi Yalgız?
(Müzik)
Bunu, bir ömür hatırlayacağım Yalgız.
Bir ömür.
(Almas) Hadi bize müsaade.
(Hâce Ahmed) Anam, bilirim...
...bir yerde fazla durmayı Yörüklüğün şanına yaraştırmazsınız.
En azından yolcu edeyim sizi.
(Pehlivan) Hadi ihvanlar! Gelin, buyurun!
Siz bilmezsiniz, bu Yörük işi çarıklar pek yamandır.
Kışın sımsıcak eder adamın ayağını...
...yazın bir damla ter akıtmaz.
Hadi! Hediyeyi geri çevirmek ayıptır. Buyurun, hadi.
Bunlar keçi kokuyor Pehlivan Usta.
Allah Allah!
Hakiki deriden mamuldür bunlar. Ya ne kokacaktı beyzadem?
(Pehlivan) Garibanlar miski amber kokusunu daha bulamamışlar.
Keçiyle idare edeceksin artık. Tövbe ya Rabb'i tövbe!
Tamam Pehlivan Usta.
(Hâce Ahmed) Daha sonra Bağdat'ta ihtiyaç sahiplerine veririz.
En azından Bağdat'ta çıplak ayakla gezen çocuk kalmaz.
Kıymet bilmeyenin altına halis ipek sersen...
...topuğuna batar.
Demeyim, demeyim diyorum ama susmakla da olmuyor ki.
Yahu siz geldikten sonra buraya hırsızlar mı gelmedi...
...katiller mi gelmedi?
Bir dini belirsiz Yörükler vardı, o da oldu işte.
(Mervan) Bu nedir be mübarek?
Burası panayır yeri midir tekke midir?
Mervan Efendi, bu kapı Hakk'ın kapısıdır.
(Hâce Ahmed) Hakk'ın her kulu bu kapıdan girebilir.
Kapının sahibi ben değilim, adam seçemem.
Eğer kapının sahibi sen isen, bir dahaki sefere kapıda dur...
...sen geç, sen geçme diye taksim et insanları.
İhvanlar, sohbet divanına geçelim.
Peygamber Efendi'miz Sallallahu Aleyhi Ve Sellem...
...Mekke'deki müşriklerin zulmü dayanılmaz olunca...
...yola çıkmaya karar verdi.
Yanına Hazreti Ebu Bekir'i aldı.
Allah ondan razı olsun.
Fakat peşlerinde...
...karanlık yürekli adamlar vardı.
Medine'ye doğru o kutlu göç böylelikle başlamış oldu.
Fakat gecenin karanlığında...
...peşlerine düşen kara yürekli insanlar vardı.
(Hâce Ahmed) Peygamber Efendi'miz çölü geçip, Medine'ye varmadan...
...onu pusuya çekmek istiyorlardı.
Onların kem gözüne ilişmemek için...
...adı güzel, kendi güzel peygamberimiz...
...ve Hazreti Ebu Bekir bir mağaraya sığındılar.
İkisi bir mağaradaydılar.
O ve ikinin ikincisi.
Kâinatın en güzeli ve onun sadık dostu.
(Hâce Ahmed) Mağaraya önce Hazreti Ebu Bekir girdi.
Mağaradır bu. Çıyanı, yılanı, akrebi eksik olmaz.
Mintanını yırttı, bütün haşere deliklerini doldurdu.
Yalnızca bir tane kalmıştı. Onu da ayağıyla kapattı.
Dışarıda yılan yürekli, insan gömlekli katiller...
...içeride hakiki yılanlar.
Bütün gün ayakta, yılanın zehrini...
...yuta yuta bekledi Hazreti Ebu Bekir.
Peygamber Efendi'miz uyandı...
...sadık dostunun acı içindeki yüzünü gördü.
Gülümsedi. Onun gülümsemesiyle...
...Hazreti Ebu Bekir'in bütün acıları silindi gitti.
Fakat mağaranın önünde bekleyenler vardı.
İçeriye girelim dediler.
Fakat mağaranın girişine...
...bir örümcek incecik bir ağ yapmış...
...bir güvercin yuva kurmuştu.
Aralarında konuştular.
Kim bilir ne zamandır bu örümcek ağı burada.
İçeride olamazlar, hadi gidelim dediler.
Ve çekip gittiler.
Her şeye gücü yeten Allah...
...sevgilisini incecik bir örümcek ağının...
...arkasında gizleyivermişti.
Hakkı görmeyen gözlere...
...perde oluvermişti güvercinin iki çalı çırpısı.
Böylelikle yola revan oldular.
Vara vara Medine şehrine vardılar.
O ve ikinin ikincisi.
Çok şükür.
Medine'ye hicret edenlere muhacir...
...onları karşılayanlara ensar denildi.
Muhacir ile ensar arasında kardeşlik kurdu peygamberimiz.
Hakkı, hakikati tercih etti diye kendi babasının kılıç çektiği...
...kardeşlerinin savaş ilan ettiği, yalnız ve mazlum Müslümanlar...
...Medine şehrinde hiç tanımadıkları kimselerle kardeş oldular böylece.
(Hâce Ahmed) Mallarını bölüştüler, evlerini paylaştılar.
Kaderlerini, kederlerini...
...dertlerini, sevinçlerini ortak kıldılar.
Bir gün ensardan Müslümanlar, Peygamber Efendi’mize geldiler...
...ve dediler ki biz hurmalıklarımızı da...
...muhacir kardeşlerimizle paylaşmak isteriz dediler.
Mekke'den gelenler ziraatı bilmezlerdi.
Peygamber Efendi'miz söyledi.
Ensar kardeşler bunun da çözümünü buldular.
Dediler ki muhacir kardeşlerimiz tarlaları sulasınlar...
...geri kalan işi biz hallederiz.
Çıkan mahsulü de aramızda pay ederiz.
Hurması güzel, toprağı güzel...
...insanı güzel Yesrib'in sonraki adıyla...
...medeniyetin kaynağı Medine şehrinin güzel evlatları.
Böylelikle evlerini, topraklarını...
...varını, yoğunu paylaştılar kardeşleriyle.
(Hâce Ahmed) Hurmalar toplanınca da bir yol yordam bulmak istediler.
Mahsulün çoğunu Mekke'den gelen muhacir kardeşler alsın istiyorlardı.
Bunun için iki yığın oluşturdular.
Birinci yığın az gibi görünen ama içi tamamen hurmayla dolu
İkinci yığın çok gibi görünen ama altında bolca hurma dalı...
...üzerinde azıcık meyve olan yığındı.
(Hâce Ahmed) Böylece çok gibi görünen yığında az meyve olmasını sağladılar.
Çünkü istiyorlardı ki muhacir kardeşleri mahsulün çoğunu alsın.
(Hâce Ahmed) Sonrasında gelen Mekkelilere sordular.
"Ey muhacir kardeşim, iki paydan hangisini istersin? Dilediğini seç."
Muhacirler de kendi nefisleri için istediklerinin çoğunu...
...ensar kardeşleri için istemeye hazırdılar.
O yüzden az olan yığını seçtiler.
Ensar kardeşler için için mutlu oldular.
Çünkü mahsulün çoğu muhacir kardeşlerinin olmuştu.
Kendilerine bolca hurma dalı ve azıcık hurma kalmıştı.
Fakat gönüllerinde kardeşlerine yardımcı olmanın saadeti vardı.
(Hâce Ahmed) Çünkü onlar kardeştiler.
İşte o kardeşlik var ya o kardeşlik...
...o kardeşlik Bedir'de zaferi getirdi.
O kardeşlik Hendek'te karanlığı gömdü.
O kardeşlik Mekke'yi fethetti.
O gün o hurmayı bölüşenler...
...ışığı diyarlardan diyarlara taşıdılar.
Şimdi de kardeşlerim...
...kapımıza bir avuç gariban gelmiştir.
Göçerdir onlar.
Göçebedir.
Bir insanın derdi olmasa...
...yerinden yurdundan göçer mi?
Yuvasını bırakıp başka memlekete gider mi?
Belli ki derdi, ıstırabı vardır.
Eğer onlar bir sebepten muhacir oldularsa...
...bizlere de ensar olmak yaraşır.
(Hâce Ahmed) Şunu unutmayın kardeşlerim.
Ya muhacir olun, ya ensar.
Gerekirse yola düşmüşün, dara düşmüşün kapısına...
...ağ kuran örümcek, yuva kuran güvercin olun.
Ama ne olursanız olun...
...muhaciri sokan yılan olmayın.
Yoksa bir gün gelir, fark etmezsiniz bile...
...içinizdeki zehir sizi zehirler.
(Gerilim müziği)
Onlar bizim mahallemize girdiler...
...mahremimizi gördüler, huzurumuzu bozdular!
Bizim huzurumuzun olmadığı yerde kimse huzurlu olamaz!
Benim mahalleme girilirse ben de bütün Bağdat'ın uykusuna girer...
...kâbusu olurum. Kimseye de tatlı bir uyku uyutmam!
Bu gece herkesi sokakta göreceğim. Her yere girilecek!
Bütün kuyumcular, bütün zengin konaklar...
...mücevherat satan bütün bezirgânlar!
-Anlaşıldı mı? -(Hep bir ağızdan) Anlaşıldı!
Bağdat bu yaptığının bedelini takır takır ödeyecek.
Sazlık'a ilişmek neymiş herkes anlayacak!
Hadi herkes işinin başına!
Necip hazırlan. Sen de geliyorsun benimle icraata.
Ben gelmeyeceğim.
Ulan hergele, sen gelme küçüksün dediğimizde paçamıza yapışıyordun.
Ne oldu şimdi? Ne bu laflar?
Hırsızlığa çıkmayacağım söz verdim Hâce'ye.
Ne yaptın? Ne verdin kime?
Hâce Ahmed'e söz verdim. O beni esnafın elinden kurtardı..
Beni döveceklerdi. İşte ona söz verdim.
Hâce bana her gün gel ekmek, peynir, ne istersen biz verelim...
...ama başkasının malına el uzatma dedi.
Ne iyi adammış senin şu Hâce.
Hergele!
(Tasavvuf müziği)
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
Gel Ahmed can. Bu yana gel.
Gelemem pirim.
Muhterem Yusuf Hemedânî'nin huzuruna varamayacak kadar kirliyim.
(Yusuf) Gelesin Ahmed can.
Gelesin.
(Tasavvuf müziği)
Biz seni Bağdat'a yollarken üzerine çamur sıçrayacağını...
...belki de çamura saplanacağını bilerek yolladık.
Peygamber Sallallahu Aleyhi Ve Sellem Efendi'miz...
...Medine'ye hicret ederken...
...yatağına Hazreti Ali Kerremallahu Vecheh Efendimizi yatırmıştı.
Müşrikler gelip ona zarar verebilirlerdi.
(Yusuf) Belki başına binbir türlü hâl gelebilirdi.
Ama o kabul etti.
Ölümün ve belanın kol gezdiği bir gecede...
...gül kokulu yatağa uzanıverdi boylu boyunca.
(Yusuf) İşte o yüzden Allah'ın aslanı oldu Hazreti Ali.
Ahmed can...
...biz de sana Bağdat'ta böyle bir vazife verdik.
Bağdat, öylesine rahatça kurulabileceğin bir post değildir.
Bağdat, içinden ateş püsküren kızgın bir ocak gibidir.
Sen de bir demir parçası iken...
...keskin bir kılıç olmak istiyorsan o ateşe gireceksin.
Darbeler altında defalarca dövüleceksin.
Bağdat'ın keşmekeşinden kurtulduğunda...
...yalın kılıç meydan okuyacaksın bütün cihana.
Ama Bağdat'ta çok fazla sır var pirim.
Ben çözmeye çalıştıkça büyüyorlar.
Ben Bağdat'ı temizlemeye çalıştıkça sanki Bağdat beni kirletir.
(Tasavvuf müziği)
(Yusuf) Ahmed can...
...sen, sen Bağdat'ı temizle.
Biz seni temizleyelim.
Asla yüksünmeyiz.
Ama yeter ki sen yorgunluğa ve bezginliğe düşmeyesin.
(Tasavvuf müziği)
Ama karşımdakilerin...
...orduları, makamları, altınları, her şeyleri var pirim.
Benim hiçbir şeyim yok ki.
(Tasavvuf müziği)
(Yusuf) Al. Al.
(Tasavvuf müziği)
(Yusuf) Onların ellerinde çeliğin ve altının gücü var.
Senin ellerinde ise sadece bu tahta kılıç.
Eğer sen bu tahta kılıcın sırrına erersen...
...bütün sırlar çözülecek.
Bu tahta kılıcın dünyada icat edilmiş bütün silahlardan...
...daha kuvvetli olduğunu bilirsen ve inanırsan...
...işte bu kılıç hakikaten dünyanın en kuvvetli silahı hâline dönüşecek.
Sık kılıcı.
(Yusuf) Sık kılıcı. İnanarak sık.
İnanmalısın Ahmed can. İnanmalısın.
(Tasavvuf müziği)
Keramet elinin kesilmesi değildir.
İnanabilmendir Ahmed can.
Eğer sen inanırsan işte o vakit bu tahta kılıç ve senin adın...
...bütün kâinata nam salacak.
Bu kılıç nerededir pirim?
Gök gürlüyorsa yağmur yağar.
Kıvılcım düştüyse ateş yanar.
Eğer yüreğine düştüyse sualin tohumu...
...filiz olur, ağaç olur.
İşte o ağacın meyveleri
...senin sualinin cevapları olur.
Hurma ağacı mıdır benim nasibim?
(Yusuf) Köklerin sardığı yeryüzünde...
...yağmurları boşaltan gökyüzünde gizlidir senin nasibin.
Ağacın hangi ağaç olduğu mühim değildir Ahmed can.
Hurma da birdir, çınar da.
Ahlat da birdir, söğüt de.
Vakti geldiğinde hepsi işte bu topraktan fışkıracak.
(Sessizlik)
(Tasavvuf müziği)
(Tasavvuf müziği devam ediyor)
(Tasavvuf müziği devam ediyor)
Senin de dışın sapasağlam.
Ama için alev alev yanar benim gibi.
Destur ya koca ağaç.
El benim değil, Zekeriya Aleyhisselam'ındır.
El benim değil, İsa Aleyhisselam'ındır.
Bismillah.
(Tasavvuf müziği)
(Tasavvuf müziği devam ediyor)
(Tasavvuf müziği devam ediyor)
(Tasavvuf müziği devam ediyor)
(Zikir müziği)
(Zikir müziği devam ediyor)
(Zikir müziği devam ediyor)
(Zikir müziği devam ediyor)
(Tasavvuf müziği)
(Tasavvuf müziği devam ediyor)
Hayırdır inşallah.
(Hareketli müzik)
Ne oluyor orada? Kimsin?
(Hâce Ahmed) Kimsin? Ne o elindeki?
Kimsin?
Asıl sen kimsin?
Bu dizinin sesli betimleme, ayrıntılı altyazı ve...
...işaret dilini kapsayan eşerişimi Es Film tarafından...
...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.
www.sebeder.org
Sesli Betimleme Metin Yazarı: Reyhan Üzülmez
Seslendiren: Ünsal Coşar
Ayrıntılı Altyazı Çevirmenleri: Çağıl Doğan - Çağrı Doğan...
...Eylül Yılmaz
İşaret Dili Çevirmeni: Volkan Kurt
Editörler: Dolunay Ünal - Zerrin Çınar - Samet Demirtaş
Teknik Yapım: Dağ Prodüksiyon ve Yeni Gökdelen Tercüme
(Jenerik müziği)
(Jenerik müziği devam ediyor)
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.