All language subtitles for En liberté! The Trouble With You - 2018

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
en English
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

Downloaded from YTS.MX

Official YIFY movies site: YTS.MX

Tamamdır. Bitti.

Hayır, beş dakika daha lütfen.

Lütfen anne, beş.

Pekala, beş.

Aynasızlar!

Pislik!

Defol p.zevenk!

Seni bitiririm!

Seni elime geçireceğim!

Silahını at! At dedim!

At onu!

Kıpırdama.

Her şey yolunda mı patron?

Sanırım bileğimi burktum.

Haydi canım?

Dalga geçiyorum salak.

Böyle mi olmuş?

Araba kısmından emin değilim ama...

kalanı öyle oldu.

Pekala...

Uyuman gerek Théo.

Babam güçlüydü.

Aslan gibi.

Bizi hiç hayal kırıklığına uğratmadı, hiç tökezlemedi.

Ve de bu sebeplerden dolayı, bugünden itibaren,

kasaba konseyinin oy birliğiyle verdiği kararla,

sevgili Eski Balıkçı Meydanı'mız

14 sene boyunca kasabamızı,

dürüstlükle,

cesaret ve liyakatle korumuş,

uğruna hayatını feda etmiş,

yani muhteşem, korkusuz ve

sonsuza kadar genç kalacak, Jean Santi'nin,

şanlı adını taşıyacak.

Ve...

bugün aramızda,

onun nişanlısı olmadan önce,

meslektaşı ve arkadaşı olan,

sonrasında da karısı,

ve oğlunun annesi,

ve son olarak da,

onun geride bıraktığı eşi,

olan kadın bulunuyor.

Bugün Valrose polis karakolunda,

onun yerini almış olan,

Teğmen Yvonne Santi.

Jean'la buraya sık sık gelirdik.

Mathieu'nün Yeri'nde bir içki içip midye yemek için.

Jean hayata ve işine aşıktı.

Mutluluğu ve barışı,

mümkün kılma ihtimalini, garantiye alabilmeyi severdi.

On sene boyunca onunla mutlu ve huzurluydum.

Çok etkileyiciydi.

Gülünç bir heykel.

Ne onun çehresi, ne burnu ne de omuzları olmuş...

Ona hiç benzemiyor.

Onun silahının aynısı ama.

Théo sarhoş olduğumu gördü.

Herkes sarhoş olduğunu gördü.

S.ktir, çok mu barizdi?

Hiç de bile.

Sen iyi bir insansın Louis.

Niye böyle diyorsun?

Çok kötü bir yalancısın. Nefesini tutuyorsun.

Haydi oradan.

Doğru ama.

Bu etkileyici, sanki ortadan yok olmak istiyorsun.

Tamam pekala, herkes gördü, en arka sıradakiler bile.

Artık bunu istemiyorum.

Tek başıma kaybolmuş gibiyim.

Ne söyleyip yapacağıma karar veremiyorum.

Sanki ağır çekimde yaşıyorum.

Marketteyken bile,

bir saat boyunca yoğurtlara bakıyorum.

Probiyotik mi olsa, olmasa mı...

Sansar'dan Maymun'a. Neredesin?

- Anlaşıldı. - Erkenciler.

- Hepsi orada mı? - Evet.

Yuvadayız.

Sen geldiğinde harekete geçeceğiz.

Beş dakika.

- Otobüse binebilirsin. - Nereye?

Sado-mazo genelevi. Yaşı tutmayanlar, uyuşturucu...

- Louis, götür beni. - Hayatta olmaz.

Harekete ihtiyacım var, ataç siparişlerine değil!

Götüremem, tamam mı?

İki senedir ofiste kapalı kaldım.

Seni götüremem. İznim yok.

S.ktir, hem kocamı hem de işimi kaybettim!

Zor durum.

Dikkat et!

Tabii ki yaparsın. Götür beni!

Bitti.

Sana bir şey olursa, beni gebertirler.

Üzgünüm. Otobüse bin.

Lütfen, Louis, beni naftalinlerin arasından çıkar.

Git buradan! Onları kaçıracağım.

Maymun, neler oluyor?

Sadece bir saatliğine.

Haydi Louis, lütfen.

Başımın belası.

Neredeyse oradayım. Durum nasıl gözüküyor?

Dördüncü kat.

Jules koridorda, Simon merdivenlerde,

Fanfan pembe zakkumun yanında.

Kanal 5. Hazır mısınız?

Tamamen.

Vurmak ve vurulmak istiyorum.

Şans işi.

Yvonne, dikkat et.

Bu da nedir?

S.ktir!

Louis!

Polis! Herkes dışarı çıksın!

Kıpırdamayın!

Haydi bakalım.

Ben reşitim.

22 yaşındayım.

"Anneme gidiyordum ve yanlış kata çıktım.

Kapıyı açınca, ev sahipleri ağzımı bağladı.

Numara yaptığımı sanıp itiraz edince dinlemediler,

ve bana bu kıyafeti giydirdiler."

Otur lütfen.

- Daha sıkı! - En sıkı bu kadar oluyor.

Lütfen.

Yapamam.

"Üstümde ve içimde bulunanlar bana ait değildir.

Bu basit bir yanlış anlama." Bu mudur?

Kesinlikle.

Kamu alanında suratınızın açık olması gerek.

Bunu çıkaracağım.

Hayır!

Sakin olun. Fantoma'yı bana getirin.

Oturun lütfen.

Maskeyi çıkarmanız gerek.

Hayır.

Avukatınızı aramak ister misiniz?

Arayamam. O da tutuklandı.

Yaşı tutmayan bir kadınla yanınızda 4 gram kokainle yakalandınız.

Tanrım, inanamıyorum...

Şu aleti kapatır mısınız?

Yaşının tutmadığını bilmiyordum.

Ben kokain kullanmıyorum, o bana ait değildi.

Bende mide yanması yapıyor.

Ayrıca, kızın canını yakmadım.

O bana vuruyordu.

Bunu hakime anlatırsınız.

Lütfen...

Ben evli bir adamım. Çocuklarım var.

Üzgünüm.

Bunu okuyup imzalayın.

Yüzüğünüz...

Jean'ı tanıyor muydunuz?

Efendim?

Jean Santi. Onu tanır mıydınız?

Jeannot.

Onu tanıyor muydunuz?

Siz Yvonne'sunuz.

Siz Yvonne'sunuz.

Tanrım sana şükürler olsun. Şükürler olsun.

Siz kimsiniz?

Ben Guérin.

Masséna kuyumcusunun muhasebecesi.

2009'daki sahte rehin alma olayı.

Ne?

Elmasınız... Onu Jean'a ben verdim.

Küpeleriniz de hala duruyor mu?

Mavi ve beyaz safirleri olanlar.

"Daha önce hiç burada bulunmadım...

ve buradaki insanların hiçbirini tanımıyorum."

- Bu doğru mu? - Evet.

Pekala Peder, burayı imzalayın.

Haleluya!

S.ktir, Yvonne!

Bana bak.

Bana bak dedim.

Louis?

Sorun nedir Yvonne?

Bu bir kabus.

- O adam korkunç şeyler anlattı. - Ne?

Jean'ın...

Ne?

Doğru olamaz...

Ne dedi?

- Dedi ki... - Ne?

Dedi ki Jean başka biriymiş.

Nasıl yani?

Dedi ki...

S.ktir...

Onun rüşvetçi olduğunu söyledi.

Bildiğimi sanıyormuş.

Bana detaylarıyla anlattı.

Bu doğru değil.

Değil, değil mi?

Bana doğru olmadığını söyle.

Bu doğru değil.

Onunla yedi sene çalıştım. Rüşvetçi olsa bilirdim.

Hayır...

- Ne? - S.ktir, olamaz...

Ne?

Yalan söylerkenki suratını yaptın.

Yvonne, yemin ederim.

Nefes al, boğulacaksın.

Canın acıyacak.

Anlamıyorsun.

Sekiz sene boyunca pisliğin tekiyle, rüşvetçi bir polisle yaşamışım.

Bir yabancıyla yemek yiyip, uyuyup, s.kişmişim.

S.ktir, bir de ondan çocuğum var!

En kötüsü ne biliyor musun?

Masum birini hapse attırmış.

2009'daki kuyumcunun rehin alınması olayını hatırlıyor musun?

Hatırladın mı?

Jean'ın davasıydı.

Hepsi sahteymiş.

Sigorta düzenbazlığı.

Kendilerini rehin almışlar.

Jean'la yaptıkları bir anlaşmaymış.

İdeal bir suçluya ihtiyaçları varmış,

ve tek masum insanı seçmişler.

Atölyedeki adam. Kaç yaşındaymış biliyor musun?

26 yaşındaymış.

26...

S.ktir, Louis.

Onu Jean tutuklamış.

Taşları da arabasına saklamış.

Karşılığında 70.000 avro ve...

benim lanet nişan yüzüğümü almış. Çok sağol.

Atmam gereken başka bir şey var mı?

Ne?

Bilmiyorum Louis.

Sen her şeyi biliyorsun.

Bana ait olmayan ne var söyle.

Ne demek istiyorsun?

Çalınmış, kaçırılmış bir şey var mı?

S.ktir bana doğruyu söyle!

Şey...

S.ktir...

S.ktir...

S.ktir!

Hay s.keyim!

Hay s.keyim!

Anne.

Anne!

Anne!

Babam niye karşı koymuyor?

Çünkü yoruldum tatlım.

Üzgünüm.

Aslanın dişlerini geri tak.

Hayır, bu akşam olmaz.

Ama yarın olur.

Altın olanları da. Eminim hoşuna gidiyordur.

Pekala.

İyi uykular anne.

Teşekkürler.

Babam yarın canlarına okuyacak.

Örnek elemandan içerinden iş çevirme.

S.ktir...

P.zevenge bak.

S.ktir!

Yvonne!

Nereye gidiyorsun?

Hakime mi?

Hayır.

Estelle gideceğini söyledi.

Konuşabilir miyiz?

Louis, rahat bırak beni.

Yvonne...

Rahat bırak dedim.

Adam ölmedi.

Vücut çalışıyor, Korsika şarkıları öğreniyor...

S.ktir!

Sence bu komik mi?

Beynin mi eridi nedir?

Jean'ı çok fazla görüyordun.

Bunu yapamazsın.

Ne yapacağım peki? Adamın hapiste çürümesine izin mi vereceğim?

Çürümek...

İki haftaya cezası bitiyor.

Bitiyor mu?

Sen aptal mısın?

Dışarı masum ya da suçlu olarak çıkmak aynı şey mi?

Bu hafta çıkacak!

Hakime her şeyi anlatacağım.

Bu Jean'ın tek pisliği değildi, anlamıyor musun?

Bütün foyası ortaya çıkacak. Hiç hoş bir durum değil.

Salak gibi p.zevengin tekiyle sekiz sene geçirdim.

Bunu kabullenmeye çalışacağım.

Ama bu zavallı adamın yok yere acı çekmesine izin veremem.

S.keyim Yvonne!

Neden korkuyorsun?

Hiçbir şeyden. Ben hiçbir şey yapmadım.

Tabii.

Salak taklidi mi yapıyorsun, yoksa anlamıyor musun?

Théo için endişeleniyorum.

Babasının p.zevengin teki olduğu ortaya çıkınca...

ona ne masallar anlatacaksın?

Bir şeyler bulurum.

İyi bir kitap alırım.

Babası iki sene önce öldü.

Bunu daha yeni atlatıyor.

Onu gerçekten tekrar mı öldürmek istiyorsun?

Çabucak bir çiş.

Çay böyle yapıyor.

Kahve farklı da.

Bir bardak çay içsem, beş dakika sonra pantolonuma işerim.

Sonra pantolonlarım gidiyor.

Kimin umurunda?

Zaten çirkinler.

S.ktir. Bu tişört kaşındırıyor.

Arkaya oturacağım.

Biletler lütfen!

S.ktir, şimdi de kemerim açılmış.

Bu benim ağabeyim. Kendisi pek iyi değil. Biraz rahatsız.

Güzel kokuyor.

Onun yerine öderim.

Bu koku da ne? Şampuan mı?

S.ktir, bu köpek şampuanı.

Ne kadar güzel kokuyor!

Leziz!

Muhteşemmiş.

Hayır, leş gibi kokuyor.

Kokusu dünyayı deliyor. O köpeği atsana...

Leş köpek.

Minik köpek, minik dil. Leş seni.

O süpermarket orada mıydı?

Değildi.

Orada bir futbol sahası vardı.

Hayır, eskiden şeyin önünden geçiyorduk...

Orada saha vardı.

İki sene önce, yeni belediye başkanı...

Hanımefendi!

Ben konuşuyorum.

Bu ne böyle?

Gelip insanların sözünü kesemezsiniz.

Artık yaşlılar bile kaba olmuş.

Orası araba camı mekanıydı.

Yaşlı cadı haklıymış, leş gibi koksa da.

Haklısınız hanımefendi, oradaydı.

Tam orada.

S.ktir...

Antoine?

Antoine...

Bu akşam demişlerdi... Saat 6 demişlerdi.

Bu olamaz.

Neden aramadın?

Şarjım bitti...

Seni neden erken bıraktılar?

Bilmiyorum.

Belki vicdan azabından.

Bu iyi değil mi?

Neden bana söylemediler. Orada olmak istiyordum.

Üzgünüm.

Hayır.

Hayır, hayır, hayır.

Böyle deme. Saçmalıyorum.

Sadece her şeyin mükemmel olmasını istemiştim.

Bunun için o kadar uzun zaman bekledim ki.

Seni dışarıda beklemek istemiştim, çıktığını görmek...

O kadar şaşırdım ki...

bütün neşem kaçtı.

S.ktir.

Felakete bak.

Güzel kokuyorsun.

Hayır, ter kokuyorum!

Tekrar yapabilir misin?

Efendim?

Bahçeden çıksana.

Otuza kadar say.

Kapıyı gıcırdatıp aç.

Çakılların üzerinden yavaşça yürü.

Buraya doğru yürüyüp kapıyı çal.

Bunu yapar mısın?

Evet.

Antoine...

Burada olman muhteşem.

Seni seviyorum Antoine. Seni seviyorum.

Seni özledim.

Tekrar.

Ne?

Dışarı çıkıp tekrar gel.

Tamam.

Yolda ilerlerken durabilir misin?

Sanki tereddüt edermişsin gibi.

Sanki korkuyormuşsun,

karşına ne çıkacak, bilmiyormuşsun gibi.

Evet.

Burada olman muhteşem.

Seni seviyorum Antoine.

Seni o kadar çok özledim ki!

O kadar çok!

Ne istersin?

Para durumumuz nedir?

Ne istersen onu seç.

Başlangıçlar: karamelize arpacık soğanlı, sıcak mercimek,

balzamikli krema, maydonoz ile, yeni satır, 13 avro.

Çin mantar suyunda, poşe yumurta.

Siyah manta, r'si eksik kalmış, yeni satır 16 avro.

Sardalya ve frenk maydonozuyla,

fırında pişmiş kök sebzeler, çatalla ezilmiş italik olacak...

Hepsini istiyorum.

Ben kuşkonmaz...

ve tavuk alacağım.

Muhteşem.

Gidip sigara alacağım. Bana beş dakika ver.

- Sipariş vereyim mi? - Ver tabii.

Anlamıyorum.

İki Marlboro Light ve kibrit.

Bende sadece Camel Light var.

Ver onları bana.

Haydi yoksa gününü görürsün.

- Ver dedim! - Light kalmadı...

S.ktir et! Onları ver!

Jean?

François Villon Orta Okulu, birinci sınıf.

Mariton?

Sen misin Santi?

Neler oluyor?

S.ktiminin Santi'si. P.zevenk!

Sınıf birincisiydin,

hocanın gözdesiydin.

Beni attırtana kadar!

Laboratuvarı yaktığımı söyledin, halbuki bunu Verrier yapmıştı.

Neden? Ben değildim!

Neden?

Altı tane hindistan cevizli şekerleme için.

Evet, Verrier bana altı tane şekerleme vermişti...

senin yaptığını söylemem için.

6 tane hindistan cevizli şekerleme mi?

Üzgünüm Mariton.

Cerrah olabilirdim.

Çok geç sayılmaz.

Kimyadan anlıyormuş gibi gözüküyorsun.

Sanofi İlaç'ta tanıdıklarım var.

- Öyle mi? - Evet.

Herkes ikinci bir şans yakalar.

Gerçekten mi?

Yemin ederim.

Beni bir canavara dönüştürdün, Santi!

Biraz yanık kremi kullan.

Masumdum. Hayatımı mahvettin, Santi.

Babam çok yetenekli.

Çok mu yetenekli?

Anlamıyor musun?

Vaftiz babana kapıyı açacağım.

Yine mi dışarı çıkıyorsun?

Üzgünüm tatlım, iş için.

Tamam, haydi şimdi git yat.

İyi geceler.

Selam.

Bunun için teşekkür ederim. Onu görmeme izin verdiğin için mutluyum.

Bir şey değil.

Başka kimse müsait değildi, değil mi?

Tam olarak öyle.

Yattı mı?

Evet.

Bir hikaye dinlemek ister mi?

Dinledi bile.

Neden işe pek gelmiyorsun?

Théo'yla olabilmek için.

Öyle gözüküyor.

Ve de hırsızlığa uğramak istemiyorum.

Benden mi kaçıyorsun?

Seni görmeyi pek istemiyorum sadece.

Bekle, Yvonne. Bana niye kızgınsın?

Ben hiçbir şey yapmadım, tamam mı!

- Biliyordun! - Onu gammazlasa mıydım yani?

Peki ya ben?

S.ktir, Louis.

Neden bana hiç söylemedin?

Neden beni uyarmadın?

Ona aşıktın. Birbirinize aşıktınız.

Bunu mahvedemezdim.

Şu yaşadığın yere baksana!

Biliyorsun sanıyordum.

Bir içki alacağım.

Votka lütfen. Üç ölçek.

Çekil!

Cüzdanımı aldı.

Nerede o?

Şu tarafa gitti.

Hoşuna gitti mi?

Evet, muhteşemdi.

Müzikler şahane.

Ne?

Sıkılacağından korkuyorum.

Beklentilerin çok yüksek olmalı.

Kutlamalar, büyük bir keyif...

Upuzun bir parti.

Ama sadece ben varım.

Ben ve sıradan hayatım.

Senin kadar güzel hiçbir şey beklemiyordum.

Seni, şu anki halinle.

- Kızgın değil misin? - Hayır.

Hiçbir kızgınlığım,

hiçbir garezim yok.

Huzurluyum, Agnès.

Mutluyum.

Bu o.

O p.zevenk!

Burada kal.

Seni geberteceğiz s.kik!

Gösteririm sana bilmiş herif!

Kes şunu, deli misin!

Saçımı kopardı!

İyi misin?

Jimmy!

Yeşilli herifi tut!

Polis! Dur!

Polis! Dur!

Polis, kahretmesin!

Polis, s.ktir!

- Ne oldu? - Onları soydu.

Sonra da bize arkadan saldırdı.

Onu tarif edin.

Tarif mi edeyim? Herifi size gösteriyorum ya!

Kendinize hakim olun.

Şuradaki adam, yeşilli...

yanındaki kadın da grili... kırmızılı.

Ceketi gri ve?

Yeşil ceket, kız kırmızılı.

Kırmızı ceket mi?

Yeşil diyorum! Kırmızılı olan kadın.

Sakin olun.

Taksiye biniyorlar!

Sakin olun beyefendi!

Ne?

Şüpheliyi en son ne zaman gördünüz?

Neler oldu?

Bilmiyorum, soyulduk işte.

Dalga mı geçiyorsun? Bu haldeki insanlar tarafından mı?

Artık sakin sakin insan mı dövüyorsun?

Ne?

Sanki ofisini düzenliyordun.

Psikopat gibiydin.

Baksana hala ağzın kanıyor.

Her şey yolunda mı beyefendi?

Pardon, evet.

İçeride sekiz seneden sonra...

beni birkaç tokat ya da bir cüzdan için rahatsız etme.

Yani artık sekiz sene boyunca b.kunu çıkarmana izin var öyle mi?

Sokakta adamların gözünü oyup...

dişlerini kırıp, kızlara biber spreyi sıkıp...

güvenlik görevlilerinin kafatasını yüzebiliyorsun?

Adamın kulağını ısırıp kopardın!

Üzgünüm. Beni affedin.

Üzgünüm.

Sen de mi hapiste mistik şeylere bağladın?

Çalıp kavga etmek hayatına anlam katabilir mi?

Sadece hapisteki hayatına.

Bu da bir şeydir.

Kim olduğunu bilmiyorum.

İçimi rahatlatacak bir şey söyle lütfen.

Her akşam kuyumcuyu gerçekten rehin aldığımı düşlüyorum.

İçeri girip hepsini gebertiyorum.

Elimde bir AK-47, ya da bir balta, ya da bir alev makinesiyle.

Bu pek iç rahatlatıcı değil.

Pek değil, hayır.

Çıktığından beri böyle mi?

Fark etmemiş miydin?

Mutluydum, anlamamış mıydın?

Benim gibisin sanıyordum,

öyleymiş gibi davrandığını.

Çarşamba çin yemeği yiyip, cumartesi kulübe gitmek bunları siler mi?

S.ktir.

Kulağım!

Şişe!

Bana ver onu!

Ona niye bunu söyledim?

Neden böyle konuştum?

Çeneni kapatamaz mısın?

Beş dakikalığına da olsa.

Ama düşününce...

Bana söylediklerine bak.

"Kim olduğunu bilmiyorum."

Bana neden böyle dedi?

Bütün gece kendisiyle tartışacak.

Ben kimim?

Ben neyim?

Esas soru bu. Ben neyim? Ben neredeyim?

Ben neredeyim?

Dışarıdayım.

Küçük meydanın dışında.

Büyük çemberin dışında.

Dışındayım.

Ve tek başımayım.

Köpek gibi yalnızım.

S.ktir.

Bir dakika rahat yok.

S.ktir.

Belki haklıdır.

Belki delirmişimdir.

O p.ezevenkler beni delirtti.

Ne s.kime buradayım?

Yapacak daha iyi şeylerim var.

Bir hayatım var.

B.ktan bir hayat.

Lütfen, hayır. Deli değil.

Ama evet deli.

Deli, manyak.

Zır deli.

Bu dünyadan tamamen kopuk.

Kayıp.

Acımasız ve yalnız.

Ne yapacağım?

Ne yapabilirim?

Saat kaç?

Nasıl yapacağım?

- Şimdi nereye? - Nasıl?

- S.çtımının topukluları. - Gitmek zorunda mıyım?

Neden o pislikle evlendim?

S.ktir.

Vay...

ne güzelmiş.

O da nedir?

İyi misiniz bayım?

İyi misiniz?

Hay s.keyim...

Bayım...

İyi misiniz?

İyi misiniz? Üzgünüm bayım. Lütfen...

Hayır, iyi değilim.

Omzum.

İnanamıyorum.

S.ktir, siz nereden çıktınız?

Atladığınızı gördüm. Ben sandım ki...

Ne?

Senin...

Sadece dalmak istedim.

11 yaşımdan beri yapıyorum. Burası benim koyum.

Tanrım, çok acıyor!

Pardon, bir yanlış anlaşılma oldu.

O kadar salağım ki!

Hanımefendi, omzumu çıkardınız.

Kolumu çekin.

Çok sıkı çekin.

Efendim?

S.ktir, yapmanız lazım.

Ne kadar nazikçe.

Haydi.

Çekin.

Pekala.

Daha sıkı!

- Çekiyorum. - Hayır.

Aniden asılın.

- Çekiyorum. - Asılın!

Kapa çeneni, yapamıyorum!

Asılın sadece!

Yapamıyorum işte!

- Başka birine sorun. - Burada kimse yok.

Deliriyorum, gerçekten deliriyorum.

Ne oluyor be?

Hanımefendi?

Ne yapıyorsunuz?

Nereye gidiyorsunuz?

Hiçbir fikrim yok.

İtalya'ya.

Geri dönün, sorun yok.

Mahvettim.

Hayır mahvetmediniz.

Ettim işte.

Atlamakta haklıydınız.

Ölmek istiyordum.

Bunu beni mutlu etmek için mi söylüyorsunuz?

Hayır.

Neden atladınız?

Hayatımın sekiz senesini kaybettim.

Hapiste sekiz sene.

Aşağılandım,

dövüldüm,

hakarete uğradım,

taviz verdim.

Benim gençliğimi çaldılar.

Bir hiç uğruna.

Ben masumdum.

Herkes böyle söyler, ama ben masumdum.

Çıktığımdan beri, her şeyi mahvediyorum.

Çoğunlukla insanların canını yakıyorum.

Bayağı.

Sanırım bir canavara dönüştüm.

Hayır, hiç de bile.

Buna inanmayın. Siz bir canavar değilsiniz.

Size yanlış yapıldı. Büyük bir yanlış.

S.ktir, öfkeli olmak hakkınız.

Ve de hiddetli.

Hakkınız diyorum.

Sizin yerinizde olsam dişlerimi birine geçirmek isterdim.

Daha bu akşam birinin kulağını kopadım.

- Bu normal. - Öyle mi?

Kesinlikle. Kendinize bu kadar sert davranmayın.

Bu yüzden kendinize kızamazsınız, ya da ölmek isteyemezsiniz.

Buna değmez.

Kurban olmaktansa pislik olmak daha iyidir.

Yardımsever ama düzenli bir şekilde.

Ne yapıyorsunuz?

Araba çalıyorum.

- Niye? - Geri dönebilmek için.

Size bir taksi çağırayım.

Hayır.

Neden hayır?

Bu benim hakkım değil miydi?

İlk seferim.

Bir dilek tutun.

Haklısınız.

Ne konuda?

Kurban olmaktansa pislik olmak daha iyi.

Bu sizin mi?

Evet.

Öyleyse...

Sizi tekrar görebilir miyim?

Hayır diyemezsiniz.

Bu da hakkınız diye mi?

Evet,

biraz anlayış gösterilmesi benim hakkım.

Biraz nezaket.

Biraz güzellik.

Biraz siz.

Yapamam.

Sizi gündüz görmeyi isterim.

Hayal kırıklığına uğrarsınız.

Bu haksızlık.

Haklı şeyler nadirdir.

Peki ya düşkünlükler?

Hayatın buna ihtiyacı var.

Söyledikleriniz beni gerçekten etkiledi.

Yanlış yaptığımı biliyorum ama, yanlış yapmaya hakkım olması...

oldukça hoş.

Elinizi sırtımda hissetmek de çok hoş.

Sizi öpmeyi çok isterim.

Bu hakkınız.

İşe dönmem gerek.

Ne? Bekleyin biraz.

Sadece bir dakika.

- Bırakın şansımız karar versin. - Çok kısa!

Bu çok kısa. Sadece iki dakika!

Tanrım...

S.ktir, sıcak bastı.

Her şey yolunda gitti mi?

Evet...

Uyandı, biz de oyun oynadık.

Bu çok iyi.

Bu normal.

Louis...

Son zamanlarda söylediklerim için özür dilemek istedim.

Bu haksız ve saldırgancaydı.

Böyle konuşmaya hakkım yoktu.

Seni bu kadar hor gördüğüm için üzgünüm.

Sonuçta, elimizden ne geliyorsa onu yapıyoruz.

İstersen beni şu anda hor görebilirsin.

Hayır problem değil.

Bana saygı duymana gerek yok.

Yani çok duymana.

Fark etmez...

Hayır Louis. Ben de güçsüzüm.

Hayır.

Evet öyleyim Louis.

Öyle misin?

Ve, biliyor musun, bu güçsüzlük...

O kadar da keyifsiz değil.

Evet.

İki senedir, kendimi tutuyordum.

- Beni anlıyor musun? - Evet.

Artık bunu bırakmak istiyorum.

Biraz keyif çatmaya hakkım var.

Tabii ki.

Biraz şefkate.

Senin kafan mı güzel?

Hayır.

İyi misin?

Neredeyse.

- Louis? - Efendim...

Öpülmek istiyorum.

Pekala.

Yoruldum efendim.

Sırlar çok yorucu.

Teyzemi mutfakta öldürdüm.

Makasla.

Sonrasında,

onu bıçakladım çünkü gülüyor sandım.

Önce onu göğsünden bıçakladım.

Tıpkı diğer ikisi gibi.

Sonra boynundan, sonra da gözlerini yedim.

Böylece dik dik bakmayı kesecekti.

Pekala.

Anlıyor musunuz?

Anlıyorum.

Onu ikiye ayırıp...

iki hafta önce, garajdaki bir...

torbaya koydum.

Ama geceleri korkuyorum.

O yüzden onun elini tutuyorum.

Yanımda getirdim.

Tabii, açtığınızda biraz kokuyor...

Tabii ki.

Peki sonra?

Bu kadar.

Pardon, kusura bakmayın, takip edemedim.

Baştan başlayabilir misiniz?

- En başından mı? - Evet.

Tam şu esnada,

yapabileceğimi sanmıyorum.

Anlıyorum.

Ya tekrar başlarsam...

- Tekrar geleceğim. - Evet öyle yapın.

Yakınlarda oturuyorum.

Kapıya kadar eşlik edeyim.

Biraz konuşabilir miyiz?

Tabii ki.

Demek istiyordum ki...

Evet?

Kolay olmamalı.

Pekala, demek istediğim...

Artık bu işe katlanamıyorum, hele buraya hiç katlanamıyorum.

Durum şu ki,

bu karakolda yeterince uzun süre kaldım...

senin için.

Seni önce Jean'dan sonra diğerlerinden koruyabilmek için.

Ve seni görebilmek için.

Uzun zaman önce ayrılmamam...

seni her gün görebilmemdendi.

Bakışlarının üzerimde gezindiği...

konuşmak için kolumu tuttuğun günler...

bunlar güzel günlerdi.

Diğerleriyse anlamsızdı.

Pekala...

Dün akşam olanlar için yıllardır bekliyordum.

Hayallerimdekinden de iyiydi.

İşte.

- S.ktir Louis. - Öyle mi?

Kafam feci uzaktaydı.

Ne diyordun?

Hiçbir şey.

- Şeyle alakalıydı... - Çok uzun sürecek mi?

Bir şeye bakmam gerek.

Park yeriyle alakalıydı.

Pekala pardon...

Yok yok tabii...

O dışarıdaki Ferrari de ne öyle?

Joël'in tutukladığı birinden.

Tutuklamak mı?

Merhaba Michel.

Seni ısıracağım!

Hemen sakinleş!

Kaldır onu.

Delisin sen.

Kapı!

Kulağımı ısırdı!

Bir parça kopardı!

Manyak.

Karın nasıl.

İyi.

Bana bunu mu soracaksın?

Çaktırmadan yap.

Kocanın lafı.

Adam masum.

Artık değil.

Bir spor arabayı parçalayıp, üstüne de polisin tekinin kulağını yedi.

Ben olsam lince uğramıştım.

Bu bizim suçumuz.

Adam perişan halde.

Bir daha hapse girmeyi kaldıramaz.

Sen nereden biliyorsun?

Onunla tanıştın mı?

- Biraz. - Delisin sen.

Kim olduğunu biliyor mu?

Ondan uzak dur.

Yoksa kafanı kopartır.

Deli kadın.

Merhaba bayım...

Tekrar başlarsa, geri gelmemi söylemiştiniz.

Üzgünüm, şu anda çok meşgulüm.

Biraz geri gelmeye başladı da.

Şimdi olmaz.

Dün gece mi oldu?

Onun muhbir olduğunu söyle.

Eğer yaklanırsam benim için bitmiştir.

Beni birazcık düşünüyor musun?

Sen fazla gururlusun. Birinin ilgini çekebilmesi için...

ya kahraman olması lazım ya da kurban.

Neden böyle diyorsun?

Onunla aranda ne oldu?

Aramızda bir şey olmadı.

Seninle bir şeyler oldu!

Unuttun mu yoksa?

- Merhaba detektif. - Merhaba şef.

- Bu pizzamızdan mı? - Lütfen. Soğansız olsun.

Merhaba.

Açıklayabilirim...

Bu yüzden mi benimle buluşmuyorsunuz?

Evet.

Neden?

Utanıyorum.

Neyden?

Kim olduğumdan. Ne olduğumdan.

Size bunu yasaklıyorum.

Siz düşkünlüksünüz, nezaketsiniz, şefkatsiniz.

- Siz bir merhemsiniz. - Öyle miyim?

Geçen gece sahilde, düşünüyordum da...

"Kim bu kadar kolayca ve yargılamadan kabul edebilir? Kim?"

Sizi burada gördüğümde...

her şey çok açık hale geldi.

Yalnızlık, kaos, kırılganlık, siz her gün bunları görüyorsunuz.

Ne olduğunuzdan utanmayın.

Siz bir meleksiniz. Fahişe olmanız umrumda değil.

Ben Antoine.

Yvonne.

İş adınız mı?

Yvonne kulağa or. Spu adı gibi mi geliyor?

Hayır, sadece...

seçilmiş ad gibi.

Benim adım Louise.

Louise.

Bu akşam müsait misiniz?

Hiç değilim.

Louise...

Efendim?

Dün gece dediniz ki...

"Kaderimize bırakalım."

Kaderimiz belli.

Fark etmediniz mi?

Bir mucizeye hakkım var.

Hayat bana borcunu ödüyor.

Reddedemezsiniz.

Akşam yemeği...

Sadece bir kereliğine.

Bu benim hakkım.

Ama benim değil.

Bak Antoine, yapamam. İstemiyorum.

Hayatım karmakarışık.

Louise, dün gece...

uzun zaman sonra ilk defa...

huzurlu hissettim.

Öyle mi?

Özgür hissettim.

Bu beni gerçekten etkiledi.

Louise...

Dün gece, sizin sayenizde...

en sonunda hapisten çıktım.

Rıhtımdaki La Marée restoranda, bu akşam 9:30'da?

Ödeştik mi?

Şimdi ödeştik.

Makul duruyor.

200'ler mi fereyim yokfa 500'ler mi?

Karıftırıp fer.

Bir kuyumcuyu halledecekmiffin diye duydum...

sahibiyle de anlafmıffın.

Tanıftır beni.

Fansını zorlama.

Kenara bir yüzük faklayıver.

Nifanlım için.

Böyleyce kesemezsin!

Çok uzun.

Ayrıca, babam rol yapıyor.

Hayır rol yapmıyor.

Théo, dinle...

En zeki insanlar bile işleri batırabilir.

Çünkü korkarlar...

ya da sevdiklerini şımartmak isterler.

İşleri batırırlar.

O batırmaz.

Babam yapmaz.

Belki yapmıştır.

Antoine?

Efendim?

Antoine...

Efendim.

Üzgünüm.

Niye?

Dün gece için.

Üzgünüm.

Üzgün olmana gerek yok.

Ama böyle hissediyorum.

Pislik gibi davrandım.

Çok endişeleniyorum, bu dayanılmaz olmalı.

Endişeleniyordun çünkü...

çünkü gerginim.

Sert davrandığım için gergindin.

Sert davrandın çünkü...

ne olduğumu saklıyorum çünkü...

çünkü sana yalan söylüyorum.

Yalan söylüyorsun çünkü sana güvenmiyorum.

Sana bakmaktansa seni izliyorum.

Beni izliyorsun çünkü...

beni seviyorsun.

Seni seviyorum çünkü kim olduğunu biliyorum.

Çünkü tekrar kim olacağını biliyorum.

Ben kimdim?

Adın Antoine.

Yakışıklısın,

düşünceli, meraklı,

ince.

Masumsun.

Sen bir kuyumcusun.

Zanaatin gibi bir insansın.

Güzelliği kimsenin görmediği yerlerde buluyorsun.

Kömürün içindeki elması görebiliyorsun.

Ben de hızlıca...

bir duş alacaktım da.

Ne oldu?

Neden uyumadın?

Haydi, daha erken.

Kötü gözüküyorsun.

Dün akşam eve gelmeyince, o kadar korktum ki.

Uyuyamadım.

Haydi dinlen, gözlerini kapat.

Gözlerimi ne zaman kapasam...

açtığımda gitmiş oluyorsun.

İyi geceler Agnès.

İyi geceler Antoine.

Ne oldu?

- Bir işle ilgilenmen gerek. - Ne?

Korsikalı kasabaya dönmüş.

- Lanet Korsikalı'dan bahsediyorum. - Kim?

S.ktir, hemen işte olduğunu söyle, sonra da...

Yelken Çetesi'nin tetikçisi.

Parası için döndü. Tutuklanırsa büyük olay.

Sahte bir eşe ihtiyacım var, Elise de izinde.

S.ktir.

- Yapamam. - Ne?

İptal edemeyeceğim bir şey var.

Ciddi misin?

Yemin ederim.

Yine mi o manyak?

Bak bu karmaşık bir durum.

Adam berbat halde.

Aksiyon istemiyor muydun sen?

Ama yok, onun yerine Jean'ın b.kunun hesabını ver.

Ben yola çıkıyorum.

Gidiyorum. İyi eğlenceler.

Sig Sauer'in.

Manurhin'imi tercih ederim.

İzleyecek misin, gelecek misin?

- S.kerler. - İşte bu!

Eşkal var mı?

40 yaşında, siyahi, rastalı, sarı sırt çantası var.

Korsikalı siyahi miymiş?

Evet, bayraklarını görmedin mi?

Yanımızda kimler var?

Tanımadığın SWAT ekibinden adamlar.

Ayrılmamız gerek.

- Ne? - Ana yolda buluşuruz.

Pekala, bekliyorum.

S.ktir, kendi kendine konuşmayı bırak.

Konuşmayı keseceğim.

Konuşmayı keseceğim. Kapa çeneni.

Bardağıma biraz şarap koyayım.

Ben bir şişe konyak alacağım lütfen.

- Konyak mı? - Konyak, yanına da ekmek.

Sipariş vermek ister misiniz?

Hayır bekleyeceğim.

Pekala.

Sakin sakin.

Söz verdim.

Güzel.

Antoine?

Evet...

Üzgünüm, hala işteyim.

Hayır, çıkamıyorum.

Evet size borçluyum ama şu anda elim kolum bağlı.

Ne mi demek istiyorum?

Yani...

Üç mü? Vay be.

Vay mı?

Küçümsemenizi kırıcı buluyorum.

Küçümsemiyorum. İşine çok saygı duyuyorum.

O ses de ne?

Detaylarına girmesek daha iyi.

Sinirlenmeye başlıyorlar.

Yani bu haldeyken telefonda olmamam gerekir...

Anlıyorum ama çok uzun sürecek mi?

Bence onlar...

Bilemiyorum. Durumlar karışık.

Sabırlı olun.

Gerçekten gitmem gerek.

Evet, seslerini duyabiliyorum.

Ben kaçtım.

Sonra görüşürüz.

S.ktir.

Merhaba çocuklar.

Hay s.çayım.

Louis, aç şu telefonu.

Haydi be!

Haydi. Evet!

- Korsikalı arkanda. - Duyamıyorum.

- Arkanda diyorum! - Çok gürültü var.

S.çayım...

Bir saniye.

Ateşiniz var mı?

- Tabii. - Teşekkürler.

Ne diyordun?

Onu gördün mü?

Hala bir şey çıkmadı. Rasta falan yok.

Feciymiş.

Bir saniye bekle.

Tanrım, pis herife bak ya...

Ne oldu?

SWAT ekibi onu boş trende tespit etti.

Benimle orada buluş olur mu?

Yarım saate.

Hayır efendim, üzgünüm.

Lütfen ödeyin ve buradan kalkın.

Ne kadar sertsiniz.

Çok geç oldu, üzgünüm.

Sizin için seneler boyunca çalıştım.

- Efendim? - Peçeteleri yapıyordum.

Saati 3 avroya ıstakoz işliyordum.

Buradakini benim bir arkadaşım yaptı.

Gerçekten mi?

En son bunu yapıyordu.

Serbest mi bırakıldı?

Öyle de diyebilirsiniz.

Fırında balık yanına sebze türlüsü rica edeceğim. Muskat olmasın.

Polisi çağırmak zorundayım.

O zaman muskatlı olsun?

Rehineler var.

Tekrar ediyorum.

3. Bölmede olası rehineler var.

La Marée'de olası rehineler var.

Manyağın teki çalışanları rehin almış.

S.ktir.

Mutfağı akşam 11:30'da kapamak normal.

Beni midye bıçağıyla bıçakladı.

Kulağımı kesti.

Her gün kendini daha da geliştiriyor.

S.ktir, o pislik nerede?

Şurada.

Şurada aşağıda.

Burada!

İnanamıyorum.

Siz kontrolden çıktınız.

Restoranı kapamak istediler.

Kasaba hayatı.

Antoine söz vermiştiniz.

Üzgünüm.

Sabrımı kaybettim.

Sabrınızı kaybettiniz öyle mi?

Burası Beyrut'a dönmüş.

Şehir alevler içerisinde.

S.ktir, araba benzin sızdırıyor.

Yaralandınız mı?

Biraz.

S.ktir, buna baktırmanız lazım.

Evinize gidebilir miyiz?

Hay s.keyim...

Benden bıkmadınız mı?

Kapayın çenenizi. Tabii ki hayır.

Nasıl becerebiliyorsunuz?

Sizi niye bıraktım ki?

Ben bile kendimden sıkıldım.

Bırakın beni.

Polis! Bayım! Lütfen...

Biliyorum, biliyorum!

Neredeyiz biz?

Çalıştığım yerde.

Bayağı ihtisas yapmışsınız.

Bir nevi.

Sırlarla dolusunuz.

Tahmin bile edemezsiniz.

Ne kadar sıcak.

Çok sıcak.

Belki biraz fazla geldi.

Evet.

Çok incesiniz.

İyi misiniz?

Muhteşemim.

Bana huzur veriyorsunuz.

Her seferinde.

Huzur veren morfin.

Ne kadar anlayışlısınız...

Her zaman.

Evet.

Sizi her gördüğümde...

yaşamaya hakkım varmış gibi hissediyorum.

Yaşamaya hakkınız var.

Sadece siz söylediğinizde buna inanıyorum.

Benim öyle iyi bir insan olduğumu falan zannetmeyin.

Öylesiniz. Yine beni kurtarıyorsunuz.

Sizi onarıyorum.

Beni arabanın altında bırakabilirdiniz.

Bunu asla yapamam.

Nedenmiş?

Bilmiyorum.

Ben biliyorum.

Çünkü biz aynıyız.

Ne?

Etrafınıza bir bakın.

Sadece bir bakın.

Biz insanların acı vermeyi sevdiği türden kişileriz.

Üzgünüm, bu gece olmaz.

Biliyor musun...

hikayelerin biraz duyguya, biraz kararlılığa ihtiyacı olur.

Ama bu gece bunu yapamam. Anlıyor musun?

Evet, anlıyorum.

Haydi uyu şimdi.

Öyleyse...

Bu adam 72 saat önce mi kayboldu?

- Evet. - Adını kodlayın lütfen.

P-A-R-E-N...

T, Antoine.

İnsanlar bundan çok daha sonra bile dönebiliyorlar.

Belki alkol dolu bir geceydi...

Ya da bir kaçamak yaptı.

Üç gün önce rıhtımda bir şeyler oldu.

Bir adamın orayı delip deştiğini duydum.

O olmayabilir.

Serbest bırakıldığından beri öfkeden köpürüyor.

Her şeye hakkı olduğunu sanıyor.

Hapse girmesi ölüm demek.

Biliyorum.

Biliyor musunuz?

Anlayabiliyorum yani.

Eskiden bunun...

tam tersiydi.

O...

sevgi doluydu...

anlayışlıydı.

İyi misiniz?

Evet, iyiyim.

Alerjim var da.

Üzgünüm.

Benim hatam.

Kendinizi suçlamayın.

- İyi olduğunuza emin misiniz? - İyiyim, iyiyim.

O değişti ve ben bunu göremedim.

İnanın bana böyle şeyler oluyor.

Ona yeteceğimi sanmıştım...

eski hayatımızın ona yeteceğini sanıyordum.

Buna inanmanız normal.

Eski hayatımız öldü.

Onu sizler öldürdünüz.

O kızgın. Kaybettiği zamana takıntılı...

ve de o lanet kuyumcudan intikam almaya.

Bu işin sonu kötü bitecek.

Bulunması gerek.

Merak etmeyin, kocanızı bulmak için elimizden geleni yapacağız.

Neden buraya geldiğimi bilmiyorum.

Burası her şeyin başladığı yer.

Bana işkence edenlerin kucağına düştüysem, çaresiz kaldım demek.

S.çayım.

Sana ne oldu?

Hiçbir şey.

Artık dayanamıyorum.

Böyle devam edemem.

- Mümkünatı yok. - Biliyorum.

Biliyorum.

Agnès, eskiden olduğum şey olmaya...

çalışırken, kendimi yiyip bitiriyorum.

Ama yapamıyorum.

Üzgünüm Agnès.

Üzgünüm aşkım.

Sorun biz değiliz.

Sanırım yeni bir başlangıca ihtiyacım var...

beni tanımayan...

biriyle.

Dönüştüğüm şey yüzünden...

hayal kırıklığına...

uğramayacak biriyle.

Kusura bakmayın, yine ben geldim.

Pekala, ama şimdi olmaz.

Peki ne zaman olur?

Bilmem... Pazartesi?

Pazartesi.

Hafta sonu boyunca burada kalsam olur mu?

Haydi ama bayım.

Bir dakikan var mı?

Şimdi olmaz, feci vaziyetteyim.

İnanır mısın bilmiyorum ama ben de.

Kendimden nefret ediyorum.

Ne kadar komik, ben de senden nefret ediyorum.

Öyle mi?

Çok saçmaymış, çünkü ben seni seviyorum.

Beni seviyor musun?

Evet, Louis, seni seviyorum.

Seni düşünmeyi seviyorum.

Seni beklemeyi seviyorum.

Ve varlığını seviyorum.

Beni hem sakinleştiriyor hem de rahatsız ediyor.

Sesini de seviyorum.

Sanki sen konuşunca başıma hiçbir kötülük gelmeyecek gibi.

Ve bana attığın kaçamak bakışlara bayılıyorum.

Çünkü böyle yaptığın zaman,

güzel olmak istiyorum.

Ve gülüşünü seviyorum.

Seni seviyorum.

Kendimden ne kadar çok nefret ediyorsam.

Bu bayağı büyük bir sevgi demek.

Bir içkiye ne dersin?

Neden buradasınız bayım?

Cinayet efendim.

Muhteşem.

İşe koyulalım.

Benimle gelin.

- Kasıtlı değil. - Boş verin.

Biliyor musun...

hapisteyken uyumak...

bazen zor oluyordu.

O yüzden ayda bir, kendime, bir hikaye izni veriyordum...

uyuyabilmek için, hep aynı hikaye.

Gerçekten suçlu olduğunu...

hayal ediyordum.

Dolunaylı bir gecede firar etmişsin.

Odamıza geliyorsun...

ve beni yavaşça uyandırıyorsun.

Elimden tutup beni...

bahçeye çıkartıyorsun.

Bahçede bir çukur var.

Ve, o çukurun içinde de, bir hazine, öyle bir..

Parlıyor ki. Mücevherler, elmaslar,

yakutlar ve...

sıcak bir ülkeye iki uçak bileti.

Sonrasında da...

Sonrası yok...

Masum olarak geri geldin...

kurbanlara has bir acımasızlıkla.

Böylesi daha iyi.

Bana katlanmak zorunda değilsin.

Artık özgürsün.

Evet...

Ama ben de senin gibiyim.

Bu bana çok yaramıyor.

S.ktir!

S.ktir, bu çocuk boyu.

Ciddi ciddi konuşmamız lazım.

Ne hakkında?

- Gelecek. - Gelecek burada.

- Neler oluyor? - Kuyumcuyu halledeceğim.

- Buna izin veremem. - Biliyorum.

Sen deli misin?

- S.keyim, Antoine! - Bir saat sürer.

Çöz beni!

Niye bunu yapıyorsun?

Masum olmaktan bıktım.

Başımın belası!

Pekala.

S.çayım!

Hay s.keyim!

86, Masséna Bulvarı.

Efendim?

86, Masséna Bulvarı.

Gidelim haydi!

Carnot Sokağı'na gir, daha çabuk olur.

Pekala.

Tabii ki... Carnot.

Biz tanışmamış mıydık?

Sanmıyorum.

Emin misiniz?

Belki.

Bir sürü insan görüyorum.

Kuyumcunun önünde durun.

Hey Baptiste!

Hala sigara içiyor musun?

Kimse kımıldamasın!

Yere yatın!

Ne dedi?

Yere yatın, tamam mı?!

Hiçbir fikrim yok.

Tanrıya dua etmeye başlayın.

S.ktir, IŞİD!

O da ne?

Yere yatın dedim, tamam mı!

Ne diyor?

Ne?

Salak mı bunlar?

Yere yatın!

Yatın!

Ne yapıyorsunuz? Yere yatın!

Bekle...

O şey de ne?

Bilmiyorum.

Kocaman bir şeye benziyor...

Yok bu IŞİD değil.

Kıpırdamayın!

İyi misiniz?

Louise?

Çabuk, gelmek üzereler.

Bekle, yeterince almadım.

Çabuk! Polisler geliyor!

Bekle.

Şimdi ne oldu.

Kasayı istiyorum.

Aptal mısın?

Kasayı istiyorum dedim!

İnanamıyorum!

Kusura bakmayın.

Bayım...

Haydi gidelim. Elimizdeki tüm bu şeylere baksana.

Kasayı istiyorum!

Git yoksa ateş ederim.

Git!

Ne?

Sensiz gitmem. Bu ikimiz için.

"İkimiz" diye bir şey yok.

Yalan söyledim.

Polisler dört dakikaya burada olacak.

Bunu nereden biliyorsun?

Biliyorum.

Kulaklık takıyorum.

Ben senin aşkın değilim.

Ben senin en büyük düşmanınım.

Ben bir polisim.

Bir polis.

Ve Santi'nin dul eşiyim.

Sana yardım edebileceğimi sandım...

Kapa çeneni!

Seni gebertirim!

Tanrı aşkına! Sana yardım etmeye çalışıyorum.

Bunu göremiyor musun?

Ben de hayatımın sekiz senesini kaybettim.

Belki, ama bu senin seçimindi.

Git.

Yoksa bütün bunların hiçbir anlamı olmayacak.

Seni bekleyen biri var.

Kimse beni beklemiyor.

Artık elimde hiçbir şey kalmadı.

Hiçbir şey.

Şu krakerleri yemeyi bir bıraksana!

S.ktir, gelmek üzereler.

- Üzgünüm. - Bu da nedir?

Ne halt ettiğini sanıyorsun sen?

Belki bir tür performans sanatıdır?

Yeni belediye başkanı solcu.

Bunu neden yaptın?

Suçlu hissetmekten sıkıldım.

Adın nedir?

Yvonne.

Sana doğruyu söylediğim tek seferde bana inanmadın.

Elveda Yvonne.

Elveda.

Sahte olsa da güzeldi.

Öpüşmeyecekler mi?

Pekala.

Evet.

Kilo verdim.

Hapishane iyi geldi, zayıfladım.

Bekle.

- Yarın değil mi? - Bir sonraki gün.

Üzgünüm, daha hazır değil, ben istemiştim ki...

Merak etme, ne yapacağımı biliyorum.

Bekle, merak etme.

Burada bekle!

Hayatım.

Kıpırdama!

Hareket etme.

Üzgünüm komiserim, bu bizim için kolay değil.

Belimde on bin kağıt var. Al onu.

Hayır.

Çocukların için al.

Teşekkürler komiserim.

Arka cebimde de altı bin.

Alamam.

Yoksa boşa gidecek.

Diğer cebim.

Teşekkürler komiserim.

Şeyimin de içerisinde elmaslar...

Onları da al, sorun yok.

Pas geçeyim komiserim.

- Emin misin? - Evet.

İyi olacak mısınız?

Dert etme. Kumar oynadım ve kaybettim.

Sonrasında ne olacak?

Hiçbir şey hayatım.

Artık bitti.

Anlıyor musun?

Anlıyorum.

Büyüdün.

Pek sayılmaz.

Pekala.

İyi geceler tatlım.

İyi geceler anne.

Dikkat et!

Kaçıyor!

Kaçıyor! Tut onu!

Pislik herif beni vurdu!

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.