All language subtitles for Coup.2023.WEB-DL.1080p.WEBRip.x264.AAC-[YTS.MX].tur

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian Download
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional) Download
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish Download
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal) Download
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish Download
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

Downloaded from YTS.MX

Official YIFY movies site: YTS.MX

Bu bıyık klas bir hava katacak.

Bakalım nasıl olmuşuz.

Fena değil.

Çok yazık oldu, Floyd.

Ne zaman bir şeyler elde etsen...

...gelip hepsini alıyorlar.

Savaş eve geri döndü sevgili okuyucular.

Dün, şehrimizde sınırlarımızın dışındaki askerlerden...

...daha fazla Amerikalıyı kaybettik.

Bu salgın ulusumuzu yok ediyor.

Avrupa'daki savaşa odaklanan Başkan...

...şimdi gerçek katil olan İspanyol gribi hakkında...

...haber yapan gazetecileri hapse atmakla tehdit ediyor.

Sonraki durak, Yumurta Adası.

Her zaman olduğu gibi, gerçek kurbanlar işçiler.

Başkan'ın kapitalist yandaşları konaklarında saklanırken...

...gettolardaki köpekler gibi ölüme terk edildiler.

Şehir içindeki kapanmalar sadece belli sayıda kişiyi kurtarabilir.

Sayın Başkan, biz, unutulmuş Birleşik Devletler halkı olarak...

...aksiyon talep ediyoruz.

Biz, yoksullar ve mülksüzler. Biz göçmenler ve yabancılar.

Biz, renkliler ve sessizler, ülke çapında kapanma talep ediyoruz.

Sayın Başkan! İşçileri evlerine gönderin.

Her şeyi kapatın!

Şu yer var ya, uyku ve uyanıklık arasında.

Rüya gördüğünü hatırladığın yeri biliyor musun?

Her daim seni seveceğim yer orası Peter Pan.

Bana pek okul ödevi gibi gelmedi.

Öyle ama baba. Molly, oyunda Tinker Bell.

Peki, gerçek çalışmaya odaklanalım.

Tinker Bell için bölme ve Bay Pan için dilbilgisi.

-Öyleydi, değil mi? -Evet efendim.

-Teşekkür ederim. -İlk gelene Latince yok.

Hadi.

ABD hükümeti hakkında sadakatsiz, saygısız ve aşağılayıcı dil.

-İğrenç. Bu ilk kez oldu. -Bir ihtarname daha mı?

Başkan'ın adamları şimdi de...

...kapanma desteğini isyanla eşdeğer tutuyorlar.

Beni susturmak için saçmalıyorlar.

Seni kurallara uyarken görünce çok şaşıracaklar.

Onlara geçene kadar burada kalacağını söyledin değil mi?

Evet. Tabii ki. Evet.

Catherine yeni bir aşçı tuttuğunu söyledi.

Bir yabancı. Rahatlık için risk almaya değmez.

Jules, ajans akla gelebilecek her türlü önlemi aldı.

Hatta karantina şartı bile koydu.

Catherine bakkalda paraları kovaya atması gerektiğini söyledi.

Çünkü kimse paraya dokunmuyormuş.

Bir sandık eşya taşıyan aileler gördüğünü söyledi.

Jules, Yumurta Adası'nda hastalık falan yok.

Uygarlık çökmüyor.

Onu saklayacaktım.

Mülke izinsiz girmişsiniz.

Hayır hanımefendi.

Ben Floyd. Floyd Monk.

Yeni aşçıyım.

Belgeler.

Dün gelmeniz gerekiyordu.

Özür dilerim hanımefendi. İzin zamanında çıkmadı.

Belediyede işler oldukça yoğun, tahmin edersiniz.

Belki de bunu düşünüp erken başvurmalıydınız.

İşi duyduğum anda başvurdum ama geç kaldım.

Cehennemde uyandım ama işte cennetteyim.

-Sana yardım edeyim mi? -Çok naziksiniz.

İdare etmek zorundasınız Kaan Bey. Dezenfekte edilmesi gerekiyor.

Tüm personelin uymak zorunda olduğu kurallar var Bay Monk.

Ev kuralları.

Hortonlar mutlak izolasyon talep ediyor.

Kimse ihtiyaçlar dışında mülkten ayrılamaz.

Bakkaliye, erzak gibi şeyler.

İzolasyon sizin için bir sorun olur mu?

Hayır, hanımefendi. Evimde gibi hissediyorum.

-O odalardan hangisi benim? -Hiçbiri.

Bizim odalar burada.

Bu tarafta.

Hortonlar akşam yemeğini tam 19.00'da yiyor.

Patlıcan güveci iyi bir ilk izlenim olur.

Bahse girerim bazı insanlar bir araştırmacı gazetecinin...

...sadece yazarak böyle yaşamasına şaşırıyordur.

Bay Horton bu mülkü halka bağışlamayı planlıyor.

O hayatını biz işçiler için mücadele etmeye adadı.

Bu harika.

Babasının et paketleme işini bile ifşa ettiğini duydum.

Öz babası sonuçta.

Buna rağmen nasıl aileden atılmazsın ki?

Bay Horton hakkında nasıl bu kadar çok şey biliyorsunuz?

Hayranıyım.

Sizi yeni aşçımızla tanıştırayım. Bay Monk.

-Evimize hoş geldiniz. -Ne kadar güzel bir ev.

Diğer odada su dolu bir havuz gördüm.

Yüzmek için mi?

-Tabii ki. -Willie Hörst'te benzerini gördüm.

Bayan McMurray sanırım personele sunduğumuz imkanları anlatmıştır.

Kütüphanemi istediğiniz gibi kullanabilirsiniz.

Burada, personelin bu sektörden başka sektörlere...

...geçmesini umuyoruz, tabii ki isterlerse.

Bir daha asla yaşlı McMurray'in yemeklerini yemek istemiyorum.

-Molly. -Parmağına ne oldu?

Tam ucundan parçalandı, şurada görebilirsiniz.

1898'de San Juan Tepesi'ni alıyorduk.

-Tam buradan koptu. -Dokunabilir miyim?

-Hayır. -Hayır.

Hâlâ kemiği görüyorum.

Biz bu evde mekanize toplu cinayete karşıyız.

Bizler vicdani retçileriz.

Bu evde, biz hiçbir canı almaya inanmıyoruz.

Savaşta da, yardım için bile olsa.

Tamam.

Merak ediyorum, Bay Monk.

Bize katılmadan önce hangi restoranda çalışmıştınız?

Sadece küçük bir tavernaydı. Bilemezsiniz.

-Belli olmaz. -Hayır.

Ancak şu var. Çok iyi kokteyl yapardık.

Karantinada kapatmak zorunda kaldık.

Kaybınız için çok üzgünüm.

En azından sağlığım yerinde.

Pekala. Yemeğin tadını çıkarın.

Bay Monk ilginç bir adam.

Belki iyi bir aşçıdır.

Patron yaprak yemek istiyor.

Bu onun hakkı. Ben bizim neden et yiyemediğimizi anlamıyorum.

Bir mülkünüz olduğunda istediğiniz kadar et yiyebilirsiniz.

-Epeydir burada çalışıyorsun demek? -Bay Horton'ı ben doğurttum.

Tanrı seni korusun.

Peki ya sen şeyh?

Senin gibi bir adam bu ülkede böyle bir zamanda ne yapıyor?

İstanbul'da müzikle uğraşırdım.

Amerika'ya Tin Pan Alley için geldim.

Sokakların altınla kaplı olduğunu duydum.

Buraya geldiğimde iki şey öğrendim.

Bir, sokaklar altınla kaplı değildi...

...ve iki, benden onları kaplamam bekleniyordu.

Jerome'um seni savaşta öldürmeyeceği için şanslısın.

Jerome'um 369. Harlem Hellfighter taburunda.

Cepheden döndüğünde beni tıp fakültesine yazdıracak.

Bay Horton tavsiye mektubu yazacak.

Gerçi herhangi bir okul onu kabul eder mi şüpheli.

O bir hayalperest. Ülkenin tek kanununu öğrenmemiş.

Ya hizmetçilerin vardır ya da sen onlardan birisindir.

Tamam. İçkileri nerede saklıyorsunuz?

Personelin alkol tüketmeye hakkı yoktur, ev kuralları.

Bay Horton'ı akşam yemeğinde bir bardak içkiyle gördüm.

Kurallarımıza uyacaksın...

...yoksa şehre giden ilk vapura binersin.

Anladın mı?

Evet, hanımefendi.

Ulusal Kadın Partisi yürüyüşü iptal etti.

Kendimi şimdiden boşta hissediyorum.

Ne diyeceğini biliyorum.

Diyeceksin ki biyografi üzerinde çalışmalıyım.

Ancak sanırım çok karıştı.

-Düşünüyordum da... -Lanet olsun.

...neden yine kurguyu denemiyorum?

Jay?

Özür dilerim.

Bugün, hikayem yayınlandıktan sonra...

...başkanın magandaları ofisi yağmaladı.

-Yaralanan var mı? -Hayır.

Hayır ama Harry, APL'nin onu takip ettiğine emin.

Peki ya biz, güvende miyiz?

Elbette. Burada olduğumuzu kimse bilmiyor.

Ancak Harry, gribi basmayı diğer herkes gibi reddediyor.

Elinden geleni yaptın.

Ülkenin dört bir yanındaki şehirlerde...

...Başkan'ın grip politikası yüzünden şiddetli isyanlar çıktı.

Bu sabah, belediye binasındaki protestoculara katıldım.

Kana susamış askerler olay yerine gelene kadar barışçıldı.

Haydi bakalım kraliçe ortada.

Beşe 10 kazandırır, 10'a 20.

Hanımefendiyi gördün mü?

-Kartı bana ver. -Seni pis hilekâr.

Bay Monk, bu nedir?

Sadece öğle yemeği için topladığım şeyler.

Bunların hepsi seni kuş gibi hasta eder...

...ama bu içine şeytanı sokar.

-Öyle mi? -Kaan Bey.

Bunu hemen yok edin.

Ayrıca burası bir gemi kumarhanesi değil.

Evdeyken mutfaktan dışarı çıkmayın.

Hadi, Kaan Bey. Sabah yoğunluğu birazdan başlayacak.

Patron kesinlikle iyi savaş veriyor.

Hadi bakalım. Ders çalışmaya.

Eğer okullar kapalı kalırsa...

...birilerinin çocuklara özel ders vermesi gerekecek.

Bayan Tidwell bunu rahatlıkla yapabilir.

-Yani... -Belki de ben yapabilirim.

Hayır, Jules. Jules, sen...

Sen bir yazarsın.

Senin bir tırnağında...

...benim hayal edemeyeceğim kadar saf yetenek var.

İnsanların nasıl düşündüğünü değiştirmek için gücün var.

Teşekkür ederim.

Bravo.

Bravo.

Ön sayfaya çıkan birisiyle her gün tanışmazsın.

İzin verirseniz. Eğer beni hoşgörürseniz.

"Başkanın adamları sopalarını, kanları sıçrayan göçmenlerin...

...ve siyahilerin üstüne indirirken yoldaşlarımın gözünde...

...dehşeti gördüm, bunu yazarken bile."

"Bunu yazarken bile."

Gerçekten politikacılara ağzının payını vermişsiniz.

İşte bu yazının gücü. Size çok saygı duyuyorum.

Teşekkür ederim.

Sanki gerçekten oradaymışsın gibi.

-Protesto var mıydı bari? -Tabii ki.

Gazetenin genç bir muhabiri sahadan bilgi veriyor.

Ben de buradan yazılarıma ekliyorum.

Bu okuyucuları aldatmak değil mi?

Vudrov Wilson Amerikan halkını her gün aldatıyor...

...ve onun aldatmacaları hayatlara mâl oluyor.

Bense kurtarıyorum.

-Sana yardım edeyim. -Hayır. İyiyim ben.

-Ne oldu? Tanrım. -Abartmaya gerek yok.

Hayatta kalacağım.

Pazarda panik vardı.

Ne varsa alıp kuduz köpekler gibi kavga ediyorlardı.

Bayan McMurray saldırıya mı uğradı?

Elvey'in hizmetçisi. Patateslerimizi çaldı.

Sürtük.

Elvey'in hizmetçisi mi? Neden böyle bir şey yapsın ki?

Veba Yumurta Adası'na geldi.

Sadece bugün, bir düzine vaka olduğunu söylüyorlar.

Halk yazlıkçıları suçluyor.

Bir çiftçinin araba yaktığını gördüm.

Bay Monk, bundan sonra Kaan Bey şehre giderken ona siz eşlik edin.

İlk yardım kitini getirin şimdi. Çabuk.

Hadi oradan hanım evladı.

Özür dilerim.

Ne dedin sen?

Neden biraz taflan almıyoruz? Çocuk için.

Kaan ve ben, bir dahaki sefer şehre geldiğimizde yani.

Kiti getir.

Sence orada kaç oda vardır? Sekiz mi? Dokuz mu?

Sanırım bir düzine.

Hepimiz için oda var.

O zaman hadi toplanıp oraya taşınalım.

Bizi durduran hiçbir şey yok. Hiçbir şey.

Bu Bay Horton'un içkisi.

Onu bulduğun yere geri koy yoksa hepimizi kovdurursun.

Bahse girerim ki biraz içip ısınmak istiyorsunuzdur.

Bu işe ihtiyacımız var Floyd.

Hortonlar yerimize birini alamaz.

İnsanlar böyle sinek gibi ölüp dururken.

Tek yapmamız gereken sormak.

Her şeyi isteyebiliriz. Bizim dileğimiz onların emridir.

-Onlara baskı yapmak mı istiyorsun? -Bak burada rahatımız yerinde.

Bay Horton bize iyi davranıyor.

-Çoğu kişiden daha iyi. -Her alışverişe gittiğimizde...

...bu aile için hayatlarımızı riske atıyoruz.

Fazlasını hak ediyoruz.

-Maaş daha iyi olabilirdi. -Birçok şey de dahil Kaan.

Yeni kurallar. Adil ve eşit.

Sadece adil ve eşit.

Aynen böyle. İşte bu.

McMurray'ı ikna edebileceğini düşünüyorsan hayal görüyorsun.

Sevgili Bay Horton. En büyük hayranlıkla...

...Başkanın sansür rejimine karşı meydan okuyuşunuzu takip ediyorum.

McClure dergisi siz ve özgür gazetecilik savaşımız hakkında...

...bir yazı yayınlamak istiyor.

Naçizane tarafımca yazıldı, Upton Sinclair.

Upton Sinclair kim?

Zamanımızın en büyük ikinci araştırmacı gazetecisi.

McClure'un ülkedeki diğerlerinden daha fazla okuyucusu var.

Charlie Chaplin gibi ünlü mü olacaksın?

Bir gazetecinin bu kadar göz önünde yayınlanması...

...alışılmadık bir şey değil mi?

McClure beni insani olarak tanımak istiyor diye düşünüyorum.

Upton tabii ki bir şekilde İlerici Parti liderini seçecek biri.

Yani aday olmaya mı karar verdin?

Ben seçildim, Jules.

Ne kadar yaratıcı. Bay Monk. Tatlım, bak.

Beklediğimiz an bu Jules.

Eğer Upton beni desteklerse, rahatlıkla kazanırım.

Eğer onun desteğini alabilirsem...

...buradaki işçiler onları umursayan bir valiye sahip olur.

Mesih'in gücü sizi kovsun.

Mesih'in gücü sizi kovsun.

İspanyol gribini kapmış.

-Marketten kapmış olmalı. -Büyük ihtimalle.

Bir kalınlık var.

Tavernamdaki bir adam da aynı bu şekilde olmuştu.

Çarşaflarını yak ve evi derinlemesine temizle.

Catherine, beni duyabiliyor musun?

Sana en iyi doktora götürmesi için bir tekne kiraladım.

Bu grip değil. Bu...

-Ne diyor? -Hiçbir fikrim yok.

-Saçmalıyor gibi. -İyi olacağım. Çıkarın beni.

Yapamam. Ev kuralları.

Sen.

-Sen. -O. Evet. Evet, bu o.

-Sanırım beynine gitmiş. -Kesinlikle. Evet.

Yolun açık olsun, Catherine. Evet. Teşekkür ederim.

Baksana...

Bayan McMurray ölecek mi?

Hayır. Tabii ki hayır, tatlım.

Bayan McMurray hızlıca iyileşip hemen buraya dönecek.

İkinizi de banyoya sokalım.

Bayan Tidwell'in yapmasını istiyorum.

Tabii ki.

Hadi o zaman.

Kestirdikten sonra asla keyifli olmaz.

-Öyle mi? -Beklemeliyiz.

-Hayır. Şimdi yapacağız. -Floyd Floyd Floyd, hayır!

Uyanık mısın patron?

Patron! Uyanık mısın?

Temizliği bitirdik.

Teşekkür ederim, evet.

Yemeğe başlayabilirsin. Bu çok iyi. Evet. Teşekkür ederim.

Dikkatli ol Kaan.

Efendim, biz kendi aramızda konuşuyorduk da...

...ve bir süredir hayatlarımız risk altında, görüyorsunuz.

Diyoruz ki bu noktada...

...tazminat almamız adil olurdu.

Benden önce davrandın. Evet, Kaan Bey.

Bayan McMurray'ın trajik ayrılışı sonrası, evet...

...hepiniz ek işler üstleneceksiniz. Zam çok uygun olur.

Çift maaş mı?

Çifte mi? Benden maaşları ikiye katlamamı mı istiyorsun?

Kaan Bey, reddedersem, ailemi salgının ortasında mahsur bırakıp...

...gideceğini mi söylüyorsun?

Maaşınızı iki katına çıkaracağım.

-Teşekkür ederim efendim. -Bu çok cömertçe efendim.

Tartışmamız gereken küçük bir konu daha var.

-Hizmetçilerin odası konusu. -Personel.

Burada, biz onlara personel odaları diyoruz.

Artık tatmin edici değil.

Hepsini kendiniz dezenfekte etmediniz mi?

Güvenli değil.

Peki ne öneriyorsunuz Bay Monk?

Bu adamda bir gariplik var.

Ben de kendimi personel odasında güvende hissetmezdim.

Aynen öyle.

Aynen öyle.

Bunun güvenlikle ilgili olduğunu sanmıyorum.

Ne o zaman?

Fransız Büyükelçisi bir kere burada kalmıştı.

Umarım benim için sıcak tutmuştur. Pekala, izin verin.

Yapılacak bir iş daha azaldı sanırım Cengiz?

Sen deli bir fırlamasın Floyd Monk.

Kaan Bey.

Havuzda yıkanmak zorundayım.

Çünkü siz banyo yaparken tüm depo boşalmış.

Personel öğleden sonra yıkanacak. Anlaşıldı mı?

Evet, efendim.

Cengiz! Şimdi tek ihtiyacımız olan birkaç Hun kadını.

Bay Monk, havuz personel tarafından asla kullanılmamalıdır.

Hep birlikte yaşadığımızı sanıyordum.

-Ama havuz farklı. -Neden?

-Çünkü öyle. -Neden?

Odalarınız değişmiş olabilir ama bu evin kuralları hâlâ aynı.

-Bay Horton. -Ne?

Telefonunuz var efendim. Bay Sinclair.

Havuzdan çık, hemen. Dışarı.

Ne yapmaya çalışıyorsun Floyd?

Her şeyimiz tamam. Daha ne isteyebilirsin?

-Tamam. Say. -Saymıyorum. Saymıyorum.

-Upton, eski dostum. Nasılsın? -Horton, sevgili veliahtım.

-Abartıyorsun. -Bence kendini küçük görüyorsun.

Yazıların, Başkan'a meydan okuyuşun yüzünden...

...insanlar sana bu neslin araştırmacı gazetecisi diyor.

Hatta bazıları ilerici partinin veliahtı olduğuna ikna olmuş.

Beni yağlıyorsunuz.

Bazıları da sizin çalışmalarınızı fırsatçılık olarak nitelendiriyor.

Bu yüzden doğrudan senden duymak istedim.

Bu kararını neye göre verdin?

Upton, tek kelimeyle söyleyeyim.

Öfke.

Başkan'ın sansürüne karşı ahlaki öfke.

Horton, ben senin şehirde kalma kararından bahsediyordum.

Yani, bu bir sır değil.

Senin durumundaki diğer adamlar gibi rahatça yaşayabilirdin.

Ancak yine de sen fırtınanın ortasında kaldın.

Neden hayatını tehlikeye atmayı seçtin?

Buna bir seçim diyemem. Burada bir savaş veriyorum.

Silah olarak kelimelerimden başka bir şeyim yok.

Senin de söylediğin gibi.

Bu salgın şehrimizi yok ediyor.

Eğer böyle zamanlarda gazeteciler olmasaydı...

...güç sahiplerini terletecek kim kalırdı?

Şehirden kaçmak asla bir seçenek olmadı.

Her zamanki gibi iyi konuştun Horton.

Upton, sana bir sorabilir miyim? Açık sözlü olduğum için beni affet.

Benimle dalga geçme.

Adaylık için can atıyorsun.

Kazanmak için McCluer'a ihtiyacın var.

Ancak destek için tabii ki yönetimle konuşmam gerekiyor.

-Tabii ki. -Ne yapabileceğime bakacağım.

Teşekkür ederim.

Affedersiniz. Merhaba.

Selam, tatlı şey. Geç kaldığım için özür dilerim.

Lütfen Leo'ya bir şey söyleme. Çok asabi olabiliyor.

Leo mu? Özür dilerim. Leo kim ve sen kimsin?

Kimse önceden aramadı mı?

Sahibi bu güzelliği veriyor. Kafayı yemiş olmalı.

Sahibi benim.

Nasılsınız? İlçe yazı işleri beni gönderdi.

Yeni parklarına yer arıyorlar.

-Biraz hadlerini aşmışlar. -Sakın vazgeçtiğinizi söylemeyin.

Malikaneyi bağışlamayı planlıyorsunuz değil mi?

Evet. Evet. Tabii ki. Sadece ilk aşamalardayız.

Ve açıkçası bu iyi bir zaman değil.

Görüyorsunuz, ailem ve ben izole olaya çalışıyoruz.

Bu kadar endişe etme.

Merak etme. Vazgeçtiğini Leo'ya söylemeyeceğim.

Tatlım.

Eğer oynamak istiyorsan para koymalısın.

-Cengiz. Hadi ama. -Kaybedecek bir şeyim kalmadı.

Sadece kirli bir kağıt. Sana borç vereceğim.

-Sonraki maaşınla ödersin. -Anlaştık.

Çünkü seni seviyorum.

Bu odayı kullanabileceğimizi söyledi mi gerçekten?

Ne zaman istersek.

-Pekâlâ, kartları karıştır. -Evet. Kartları bana ver.

Yapsın.

Tek bir şartla, hiçbir şey görmemiş gibi davranacağım.

Beni de dahil edin.

-Ona biraz kart ver. Hadi. -Ne oynuyoruz? Poker mi?

-Beş kart. -Bu hayal kırıklığı yarattı.

Çünkü beş kart ve poker, satrançla dama gibidir.

Vay canına. Bu işi biliyorsunuz.

Bir hayatın birçok bölümü vardır Bay Monk.

Benimki her zaman hanımefendi gibi değildi.

Şuna bakın, Bayan H!

Evet.

Catherine.

Çok rahatladım. Jules, Catherine arı...

Haftada bir oyun yazıyordum ve her gece sarhoş oluyordum.

Orayı sevmişsin, seni gidi Parisli.

Evet, sevdim ama Jay evlenme teklif edince eve dönmek zorundaydım.

Bir dahaki oyununda müziğini ben yapacağım.

Çocukları bırakıp, dördümüz toplanıp Paris'e gitsek nasıl olur?

-Tamam. -Ben sürerim.

Jay.

Onlara ben izin verdim.

Tatlım, hepimizin gevşemeye ihtiyacı var.

Bayan McMurray telefon etti.

Yarın burada olacak. Tamamen iyileşmiş.

-Harika. -Grip değilmiş.

Hastalığı yediği bir şey yüzünden olmuş.

-Onun gitmesini istiyorum. -Kimin?

Kim olduğunu biliyorsun.

Catherine, yemeğine bir şey kattığına emin.

-Kasıtlı olarak mı? -Evet, kasıtlı olarak.

Bu çok saçma.

Catherine hep personelden şüphe eder ve her şeye alerjisi var.

Londra'daki kurdeşenleri hatırlıyor musun?

Bununla hiçbir ilgisi yok.

Bay Monk'u sevmiyorsun anlıyorum, tamam kov onu.

Yalnızca başka bir sebep varmış gibi davranma.

-Öyle yapmıyorum. Dönme. -İyi geceler.

Kötü atış.

Günaydın hanımlar. Gazeteyi gördünüz mü?

Bugün teslim edilmedi. Posta da gelmedi.

Bu çok garip.

Bay Monk nerede? Onunla konuşmak istiyorum.

Kaan Bey'le markete gitti.

Gitmişken Catherine'ni de vapurdan alacaklar.

Açıkçası o asık suratlı İrlandalıyı görmek için...

...hiç bu kadar heyecanlanmamıştım.

İkimiz de.

-Döndüklerinde beni görmeye gelsin. -Evet, efendim.

Boynunu kırbaçla yararsın ve iki gün boyunca kanatırsın.

Catherine nerede?

Vapur kapandı.

Limanı kapattılar, marketi, postaneyi de.

Her şeyi kapattılar.

Cennette mahsur kaldık.

Her şey yolunda. Hadi gidelim.

Kimse aç kalmasın diye av yasağını kaldırdılar.

Bizden kendi yemeğimizi öldürmemizi bekleyemezler.

Komşu az önce bir geyiği yolda sürüklüyordu.

100-120 kilo vardır. Oldukça büyüktü.

-Saçmalık. -Nereye gidiyorsun?

Belediye başkanını arayacağım.

Adada 52 vaka ve 11 ölüm var.

Hastaları taşımak için özel tekneleri kullanıyorlar.

Jay, lütfen.

Onlardan saklamaya gerek yok Jules.

Endişelenmeyin çocuklar. Belediye başkanı erken davrandı.

En kısa sürede bunu çözeceklerdir.

-Onu şimdi kovamazsın. -Kimi kovacak?

-Hiç kimseyi. -Monk.

Adadan ayrılma imkanı yok.

Otel kapandı. Nereye gidecek?

Nerede olduğu artık bizi ilgilendirmeyecek.

Bu çok zalimce.

İyi.

İlk vapurla gider.

Kahvaltıdayız. Yulaf ezmesi istiyorum.

Bunun için üzgünüm Majesteleri. Market kapalı.

Elimde ne varsa onu yapıyorum.

Bahçede birkaç günlük sebze kaldı malum.

Bence komşunun yaptığını yapmamız gerekiyor.

-Cevabım hayır. -Elinizi kirletmenize gerek yok.

Öldürüp parçalamayı bana bırakın.

Öldürme olmayacak, parçalama olmayacak...

...ve bu evde hiç silah olmayacak.

Balık tutmaya ne dersiniz?

Hep balık tutmayı öğrenmek istemişimdir.

-Sana öğretebilirim. -Özür dilerim. Anlaşılmıyor muydum?

-Bu evde hiçbir şey öldürülmeyecek. -Sadece yardım etmeye çalışıyor.

Teşekkür ederim. Bu kadar yeter, Bay Monk.

Ye.

Jay.

Jay, arazide biri var!

Ne?

Bunlar güzel ve olgun.

-Şerifi arayacağım. -Zaman yok.

Elimizdeki tüm yiyecek bu.

-Personeli çağırayım. -Hayır. Hayır.

Ben hallederim.

Bütün lahanaları aldığından emin ol. Arkandaki morları da.

Bütün sebzelerin hepsini. Şunlara baksana.

Hep Bayan Horton'ın şalgamlarını sıkmak istemişimdir.

Mülkümden defolun. Polisi aradım.

Defol git, yaz adamı.

Hepiniz sezon dışında geliyorsunuz, vebayı getirip bizi sömürüyorsunuz.

Durumunuzu anlıyorum. İçtenlikle söylüyorum.

Ama nezaketinize sığınıyorum. Lütfen.

Nezaket için buna ne dersin, yaz adamı?

Ailem ve ben, biz vejetaryeniz.

Siz ihtiyacınız olan tüm yiyecekler için avlanabilirsiniz.

Peki ya ordövrlerimiz?

Sen. Sen.

Lütfen. Hayır! Hayır! Hayır. Bana ver.

Görüşürüz, tatlı şey.

Sizi fena benzetmişler, öyle mi Bay Horton?

Thomas!

Hepimiz buradayız Şerif.

Hırsızları net gören bir tek ben varım.

Biri geçen hafta buradaydı.

Plan yapıyordu muhtemelen.

İfadenizi aldık Bay Horton. Elimizden geleni yapacağız.

Aslında, ben başka bir konu için geldim.

Adadaki tüm evlere bu çirkin olayı soruyorum ne yazık ki.

Oturun.

Şimdi, lütfen kendinizi hazırlayın.

Kimliğini tespit edemedik.

Ama katilin Yumurta Adası'na kaçtığına dair şüphelerimiz var.

Bir evsiz, bir adamın cesedi attığını görmüş...

...sonra da iskele deposuna doğru takip etmiş.

Makosen ayakkabıları ve çakal şapkası olan bir adam.

Siz etrafta buna benzer bir serseriyi gördünüz mü?

-Hayır efendim. -Şüpheli birisi?

Şüpheli kimse görmedik. Hayır.

Bu berduş bize katilin eşgalini vapurlar çalışınca verecektir.

Bir torba pirinç mi? Bu kadar mı?

Ellerinde kalan tek şey buydu hanımefendi.

Bu Dudson'lardan. Kimse başka bir şey vermiyor.

Kaç evi dolaştınız Kaan Bey?

-Hepsini efendim. -Hepsini.

Çok iyi. Çok iyi.

Bununla idare ederken aramaya devam ederiz.

-Anne, Molly benim hakkımı çaldı. -Al.

Daha fazla yiyecek bulacağım. Söz veriyorum.

Bunu geçen sefer de söylemiştin.

Güzel, sulu bir bifteğe ne dersiniz bayanlar baylar?

Aman tanrım! O silahları evden çıkar.

-Onları içeride kullanmayacağım. -Çıkar onları buradan!

Bayan Horton.

Bu senin fikrin miydi?

Çocuklarımızın yemek yemesi gerekiyor, hepimizin.

Efendim, kimse sizden avlanmanızı beklemiyor.

Siz fikir adamısınız.

Masaya yemek koyma işini bana bırakın.

-Ailemi kendim beslerim. -Jay, saçmalama.

Baban nerede saklandığını buldu, rüzgarın tersine doğru yürüdü.

Peki neden tersine doğru?

Kokusunu almasınlar diye.

Geyik geldiğinde, bir an yaşadılar.

Babanın ve geyiğin gözleri kitlendi.

Baban da onu vurdu.

-Başardın! -Bizi kurtardın!

-Ekmek kapımız. -Baba.

Bize geyiği nasıl aşağı kovaladığını anlat.

-Geyiği aşağı mı koşturdum? -Geyiği vurdun.

-Ben yapmadım. -Evet, yaptın.

Ben sadece yapılması gerekeni yaptım.

Bu doğru.

Eminim ki bu akşam beraber yiyebiliriz.

Yüce Tanrım.

Tadı büyük bir mantar gibi.

Ancak daha sulu.

Efendim, Tanrı size baktığında...

...bu zor zamanlarda ihtiyacınızı giderdiğiniz için sizi affedecektir.

O haklı.

Denemelisiniz. Yakında pirinciniz bitecek.

Sadece şunu da söylemek istiyorum.

Bize bu adamın bakabileceğini bilmek iyi hissettiriyor.

Bu yemeği bana getirdiğiniz için size teşekkür etmek istiyorum.

Hepimiz. Hepimiz minnettarız.

Senin için büyük bir fedakârlık olduğunu biliyorum.

Çok minnettarım.

Liderimize...

...ve direğimize.

Jay.

Şunu duydun mu?

-Neyi? -Duymuyor musun?

Dur. Havuzumda biri var.

Havuzumdan defol git.

Yoksa ne olur?

Beni kovacak mısınız?

Eğer ben gidersem personelinizin geri kalanı da gider.

Sonra ne olacak, çamaşırını yıkayıp, bulaşıklarını yıkayıp...

...kendi çocuklarına bakıp, kendi yemeğini mi yapacaksın?

Beni kovmak mı?

Bana öyle geliyor ki kovulan sensin.

Kovuldun Jay.

Kovuldun.

Benimle böyle konuşmaya nasıl cüret edersin?

Bu evde sadece bir kural var, sadece benim yoluma çıkma.

Tamam mı hanım evladı?

Personel bulma ajansınız eve bir isyancı yerleştirdi...

...ailemin uyuduğu eve.

Evet. Tüm personelimi yozlaştırıyor.

Evet. Evet. Bir bakıcı, bir şoför, bir aşçı...

...ve lanet olası telefonda bir Bay Mahler.

O zaman vapur başladığında yeni birini göndereceksin...

...ve Bay Mahler'i bulacaksın.

Onun aşçısı bir tür darbeye kalkışıyor.

Peki, çok iyi, bekliyor olacağım.

Nereye gidiyorsunuz?

Tatlım, çocuklar ve ben avınıza eşlik etmeyi umuyorduk.

-Seni iş başında görmek istiyoruz. -Lütfen baba.

-Kesinlikle olmaz. Hayır. -Lütfen baba.

Herhangi bir şekilde can almak asla gurur duyulacak bir şey değil.

-Daha önce hiç havuzda yüzmemiştim. -Üniformalarınız nerede?

Yine mi ava gidiyorsun patron?

Hayır, siz benimle gelmeyeceksiniz. Affedersin.

Alo?

Upton mı? Evet. Bağla onu. Upton Sinclair.

-Upton Sinclair mi? -Upton Sinclair.

Evet. Yarının kapağı mı?

Hepinizi balığa götürmeme ne dersiniz?

Bu oldukça büyük bir mülk aslında.

Çok memnun oluruz Bay Monk.

-Balığa gidelim mi? -Evet. İyi bir balıkçı mısın?

Gündüz içmek için iyi bir bahane.

Dört gözle bekliyorum. Teşekkür ederim. Hoşça kalın.

Harika haberler var.

Dizlerini bükmelisin. Hiç top attın mı?

İşte öyle. Geriye doğru esneyip vücudunu kırbaç gibi savuracaksın.

Sanırım balıkların acıkması için fazla soğuk Floyd.

Ondan değil. Dizlerini bükmelisin ve kırbaçla.

"Bir zil var."

Hepsi ters bunların. Kimse bana inanmıyor.

-Thomas. -Ayak parmaklarımı hissetmiyorum...

-...ve hikâye aptalca. -O zaman başka bir tane seç.

Senin için bir hikayem var.

Bir şövalye ve bir büyücü hakkında.

Birkaç Elf ıssız bir adada mahsur kalmış.

Oraya nasıl gitmişler? Öylece ortaya çıkamazlar.

Büyük bir fırtına ve korkunç bir gemi kazasıyla.

Bakın, büyücü büyülü kelimeyi söyleyerek fırtınayı başlatmış.

-Fırtına mı? -Evet.

Elfler mahsur kalmışlardı ve başlarının çaresine...

...nasıl bakacaklarını bilmiyorlardı.

Ateş bile yakamadılar. Elf kralı bile.

O zaman nasıl kral olmuş?

Oy verdiler.

Evet. Adaylığınızı kabul etmek benim için bir onurdur.

Sonra ne olmuş bilmek ister misiniz?

Elf kralı tebaasını, dehşete düşmüş prensesi...

...hapseden canavara yem etmiş.

O, aynı zamanda tüm dünyadaki en güzel prensesmiş.

Evet! Onu korumak için...

...büyücü kendini tüm atların en hızlısına dönüştürmüş.

-Peki ona kim binecek? -Sadece şövalyelerin en cesuru.

Bak, balık! Bir tane yakaladım!

Floyd, ne yapacağımı bilmiyorum!

Panik yapma.

Ne kadar düşüncelisiniz Bay Monk.

Ne?

Bu paket bu sabah geldi. Posta damgası ya da adres falan yok.

Bunun bir dergi olduğuna eminim. Sanırım McClures yazıyordu.

-Efendim, editörünüz hatta. -Ne?

Eminim seni tebrik etmek istiyordur.

Haydi bakalım. Kraliçe ortada.

Beşe 10 kazandırır, 10'a 20.

Tek yapman gereken gözünü kadında tutmak.

İşte.

-Öde bakalım. -Bize bir çift kokteyl yapayım.

Akşam oluyor.

Kartlarıma bakma.

Herkese günaydın.

Jay?

Korkmayın. Zarar görmedim.

Aman Tanrım.

-Bay Horton. -İyi misin?

Buraya basmayın.

Evet, bu biraz kötü.

Tatlım, havuzdan çık.

Tanrım.

Yönetim kurulu istifamı talep etti.

Söz veriyorum bir yolunu bulacaksın.

Bir daha asla yazmayacağım.

Wilson. Beni oyuna getirdi.

Vudrov Wilson mı?

APL muhtemelen başından beri beni izliyordu.

McClures'e benim burada olduğumu söylediler.

Bu evdeki insanlardan başka kimse burada olduğunu bilmiyor.

Hiçbirimiz işini kaybetmeni istemeyiz.

Buraya gel. Sana söylemem gereken bir şey var. Gel.

Kovuldun.

Jay? Jay.

-Ne oldu? -Hiçbir şey. Hiçbir şey.

Sadece bir şeyleri halletmem gerek.

-Bay Monk, yaralanmışsınız. -Evet.

İşte. Lütfen. Yardım edeyim.

-Edebilir miyim? -Evet.

Dokunma, dokunma.

Aman Tanrım.

Bunu temizlemek zorundayız. -Bırak kalsın.

Vücudumda porselen olması fikri beni rahatsız etmiyor...

...zengin hissettiriyor.

Bir yudum alsan iyi olur. Bu acıtacak.

Önce sen.

-Ne yaptığını biliyor musun? -Evet.

Paris'e bu şekilde gittim. Kızıl haç eğitimi ile.

-Oyun yazdığını sanıyordum. -Yazıyordum.

Ailemi bunu yapmaya nasıl ikna ettiğimi sanıyorsun?

-Hazır mısın? -Sanırım evet.

O zamanları gerçekten özlüyorum.

Sadece içki ve sigara içiyorduk. Saçma sapan konuşurduk.

İşte yaşamak bu.

Biliyor musun, boş cüzdan ve büyük bir akşamdan kalmalıkla...

...yabancı bir yerde uyanıp bir yabancıya bakmaktan...

...daha çok istediğim bir şey yok.

Siz bir hedonistsiniz Bay Monk.

Bir hedonist. -Hedonist mi?

Bilmiyorum. Olabilir.

Böyle yaşarken hiç yalnız hissetmediniz mi?

-Ben kendi kalemin kralıyım. -Ben bunu sormadım.

Evet. Bazen yalnız hissediyorum.

Tüm bunlar hakkında berbat hissediyorum.

Kocam kendini çok iyi idare edemiyor.

Evet. Sanırım böyle zamanlarda...

...doğa, modern dünyaya girmenin bir yolunu buluyor...

...ve kiminde canavarı kiminde güzelliği ortaya çıkarıyor.

-Baba? -Hey.

Başım belada mı?

-Tanrım, Jay! -O bir aşçı değil. Bana tuzak kurdu.

-Bay Monk mu? -Onun adı Floyd Monk değil.

Sadece dinle. Şuna bir bak. Bak odasında ne buldum.

-Eşyalarını mı karıştırdın? -Evet, evet, evet, yaptım!

Aç şunu ve içine bak.

Gördüğüm tek şey bizim aşçıya çok benzeyen birinin...

...eski, bozulmuş bir fotoğrafı.

Bu o değil. Bu o değil.

Onu buraya gönderdiler.

Hakkımda rapor tutup hareketlerimi inceliyor.

Adaylığımı açıkladıktan sonra harekete geçtiler.

-Onlar kim? -APL.

Yani sence Bay Monk bir ajan olarak Başkan tarafından mı gönderildi?

Evet. Buraya beni mahvetmek için gönderildi.

-Bir düşün. -Hayır. Sen bir düşün.

Eğer başkan tarafından seni mahvetmek için gönderildiyse...

...neden hâlâ burada? İşi bitti sonuçta.

Bunu yerine koyar mısın? -Sen kimin tarafındasın?

Bahçemize tecavüz edenler de McCalures'un hippileriydi.

Neden bu kadar körsün Jules? -Tek kör olan sensin.

O senin yazdığın popüler yazıda hep gerçeği vadediyorsun...

...ama yalan söyledin çünkü kahraman olmak istiyorsun.

Herkesi suçluyorsun ama sadece kendini suçlamalısın.

Bunu odasına geri koy.

Bay Monk!

Bay Monk!

Bay Monk!

Evet.

Seni geyik sandım.

Tüfeğin nerede? Onlara "Çıplak elle öldürdüm." mü diyeceksin?

-Neyin peşindesin? -Geyik.

Maskaralığı bırak.

Sen olduğunu biliyorum.

Bahçe. McClures. Biliyorum. Biliyorum.

Sen olduğunu biliyorum.

Aklın başında değil.

Eğer bana sorarsan bunu yapan kızgın kasabalılardan biriydi.

Bu işi bitirelim.

Bu işi bitirelim.

Sesini çıkarma, eşyalarını topla ve hemen evimden defol.

Evin erkeği sensin.

Elf kralı ve canavarı çaresiz Elflerle ziyafet çektiler.

Fakat büyücünün kendini bir ata dönüştürdüğünden bihaberdi.

Kendisine binebilecek cesarette bir şövalye bulmuştu.

Babam Tom ve benim yaptığımız bir şey yüzünden mi kızgın?

Hayır.

Hayır. Tabii ki hayır, hayatım.

Sonu nasıl bitiyor?

Yarına kadar beklemen gerekecek.

Her şeyi kostümlerle oynadığımızda.

-Çift kız mı? -Şuna bak.

Jay.

Hepinizin burada olmasına sevindim.

Son zamanlardaki davranışlarım için hepinizden özür dilemek istiyorum.

Ancak o karanlık günler artık geçti.

Şeytan çıkarma ayinine...

...ve yeni, parlak ışığa. -Aman Tanrım.

Bay Horton, izin verirseniz...

Size gideceğimi söylediğimi biliyorum...

...ve normalde işverenimin istekleri benim için en önemli şeydir...

...ama şu anda bu ailenin refahını düşünüyorum.

Bence gerçeği bilmeleri gerekiyor.

Gerçek şu ki, sen ve ben bir tür anlaşma yaptık değil mi?

Ben avlanıyordum ve sen avlamış gibi yapıyordun.

-Değil mi? -Bu doğru mu?

-Yalan söylüyor! -Gitmemi istedi.

Bu aile benim için çok şey ifade etmeye başladı.

Ortadan kaybolmam için bana 20 dolar teklif etti.

-Sadece 20 dolar mı? -Defol evimden!

Oylama yapalım. Gitmemi istiyorsanız oy verin.

-Evimden defol! -Oylama yapalım.

Bu bir demokrasi değil! Burası benim evim!

-Jay, burası benim de evim. -Çık dışarı!

Bay Monk kalıyor.

Peki.

Darılmaca gücenmece yok, değil mi?

-Bay Horton! -Dur dur!

Ayılman gerek. Ayrıca bir şeyler ye!

Biraz uyu!

Bay Mahler.

Hayır. Hayır, Bay Mahler, bir hata yoktu.

Sözde şefiniz kesinlikle evime geldi...

...ve o günden beri bana eziyet ediyor.

Floyd Monk öldü mü?

O zaman evimdeki bu adam kim?

O öldürdü.

Şimdi şerifi çağırıyorum.

Yoldan çekil.

Jay, dinlenmen gerek.

O Floyd Monk değil.

Onu öldürdü.

Ben olsam çok yaklaşmazdım, hanımefendi.

Jay, hastalık kapmış olabilirsin.

Hiç pirinç kalmadı.

Sadece et var...

...ama yemek yemelisin yoksa seni kaybedebiliriz.

-Et yok. -Aman Tanrım. Jay.

-Aklını kaçırmış. -Sen kendi aklını korumaya çalış.

-Onu yatağa götürmeliyiz. -Götürürüm, merak etme, tamam mı?

Hayır. Julie.

Duyduğuma göre beni soruşturuyormuşsun.

-Ne bilmek istiyorsun evlat? -Monk.

Floyd Monk'u öldürdün.

Hayır. Hayır. Hayır. Sana yalvarıyorum. Lütfen.

Tamam. Sadece şaka yapıyordum.

Sadece şaka yapıyorum.

Sadece şaka yapıyorum.

Neyi? Neden?

Bana bak. Dalga geçiyorum seninle.

Ben kimseyi öldürmedim.

Ancak Monk öldü.

Tanrı onu korusun ama onu ben öldürmedim, sen öldürdün.

Sana söyleyeyim.

O da buraya Dublin'den bir gemiyle beş parasız geldi.

10 yıl Bovri'de bir barda, barın bir parçasını almaya çalıştı.

Kapanmalar geldiğinde, yani kapanmalarınız...

...her şeyi alıp götürdü.

Onun hevesini kırdı.

Onun ortağı mıydın?

Evet. Bu iş çıktığında, onun yerini alabileceğimi düşündüm.

Ancak ben öcü değilim.

Ben sadece işsiz bıraktığın adamlardan biriyim.

Sen de gelip...

...her şeyimi elimden almaya çalışıyorsun.

Ailemi, evimi, geçim kaynağımı.

Buraya sadece iş için geldim.

Birkaç hafta önce berduşun tekiydim...

...ama işte burada kimse yokmuş gibi senin için çalışıyorum.

Bazen düşünüyorum da bu veba...

...sanırım tanrı tarafından herkesi eşitlemek için gönderildi.

Çünkü bunların hiçbiri sana ait değil.

Şu yüzme havuzu.

Yüzme havuzunun altında ne var biliyor musun?

Bütün bir uygarlık.

Onun altında ne var peki? Bir başkası.

Onun altında ne var peki? Kılıç dişli kaplan.

Yani bunların hiçbiri kimseye ait değil.

Bunların hiçbiri uzun sürmeyecek.

Bunu anlıyorsun, değil mi?

Işıklar tekrar yanacak. Vapurlar tekrar çalışacak.

Mağazalar yeniden açılacak. Medeniyet geri dönecek.

Bu fantezi sona erecek.

Sonra nerede olacaksın?

Tamam.

İzin verin size yeni odanızı göstereyim patron.

Umarım uygarlık yakında geri gelir.

Sen bu dünyaya uygun değilsin.

Yemeğinin tadını çıkar.

Şövalye ve atı canavarın inine geldi.

Kötü Elf kralı prensesi burada esir tutuyordu.

Yardım edin! Parmaklıklar arkasındayım!

Canavar şövalyenin korkusu olmadığını görünce kaçtı.

Canavarın öldürülmesiyle...

...kötü Elf kralının şeytani saltanatı sona erdi.

Asil at da gerçek hali olan büyük büyücüye dönüştü.

Floyd amca, biz kazandık!

-Özgürüz! -Özgürüz!

Özgürüz!

-Floyd Amca! -Başardık!

Floyd Amca!

Kim var orada?

Sizi korkutmak istememiştim Bayan Horton.

-Şerif? -Telefon hatları kesikken...

...adada tellallık yapıyorum.

Yarın sabahtan itibaren...

...kasabadaki bazı dükkanların açılmasına izin verilecek.

Ana rıhtım ve vapur da.

-Güvenli mi? -Adada günlerdir...

...yeni bir vaka görülmedi.

Şehirde de durum iyileşiyor.

Bence bu hastalığın en kötü dönemini arkamızda bıraktık.

Bu, harika bir haber.

Şerif, kocam yetersiz beslendi. Bir doktora görünmesi gerek.

Onu memnuniyetle bırakırım.

Orada bekleyin hemen geliyorum.

Sanırım eşyalarımı toplayacağım.

O bir süredir hizmetçilerin odasında.

Bahçe hırsızlarını yakaladığımızı öğrenince çok mutlu olacaktır.

Yazlıkçılara karşı kan davası güden birkaç kasabalı.

Çocukları al ve git!

Bay Horton, silahı bırakın ve teslim olun.

Bay Horton.

Bay Horton dışarı çıkmalısınız yoksa içeri gelmem gerekecek.

Bilin ki silahlıyım.

İyi akşamlar Şerif.

Sizi gördüğüme çok sevindim.

Peşinde olduğun adam bu.

Adı Floyd Monk olan bir aşçıyı öldürdü...

...kimliğini çaldı, evimi işgal etti...

...ve beni öldürmeye çalıştı.

Bunlar çok zor zamanlar oldu.

Sadece bu ulusun insanları için değil...

...aynı zamanda ailem için.

Hâlâ burada çalışırmışız gibi. Yüzümüze tükürseler daha iyiydi.

Bir de eski ücretlerle, yaşadığımız onca şeyden sonra.

Onun için o kadar şey yaptık.

Domuz!

Sanırım haklıydın Cengiz.

Ya hizmetçin vardır ya da sen hizmetçisindir.

Biz insanlar, İspanya'dan gelen belaya karşı savaşırken...

...ben bizim sınırlarımız içindeki başka bir vebayla uğraşıyordum.

Bu yönetim ve partisinin kandırmacalarıyla.

Bu elitist politikacılar kendi kârlarını kovalayıp...

...kadın ve göçmenlerin haklarını bastırabilmek için...

...her türlü aşağılıklığı yaparlar.

Hatta beni yok etmek için evime haydutlarından birini gönderdiler.

Ancak ben toprağımı korudum. Tıpkı sizinkini koruduğunuz gibi.

Hep beraber sesiniz duyulacak.

Çalışanların korosu bizi zafere taşıyacak.

Ben, J.C. Horton...

...bu büyük şehrin yönetimi için adaylığımı koyuyorum.

Ne saklıyorsun?

Verdiğin hizmetler için sınıf arkadaşlarımla yaptığımız...

...teşekkür kartı, senin için.

Çok teşekkür ederim canım. Teşekkür ederim.

Sen Charlie Chaplin'den daha ünlüsün.

Cesaretiniz olmasaydı o terörist kaç kişinin daha...

...hayatını söndürürdü kim bilir efendim.

Bazı türler kurtarılamazlar.

Önemli olan şu ki hepimiz burada birlikte güvendeyiz.

Hanımefendi.

Rahatsız ettiğim için üzgünüm ama eski odasında bir şey buldum.

Teşekkür ederim.

Sakın bana Ulusal Kadınlar Partisi yine iptal edildi deme.

O masumdu.

O adamın masum bir yanı yoktu.

Suçu neydi?

Eskiye döndük.

Her şey, eskisi gibi.

-Burada ne yazıyor? -Minnettarım.

En sevdiğim.

Eskiye döndük.

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.