All language subtitles for Gülcemal Dizisi 8 Bölüm - NOW

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian Download
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam Download
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish Download
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal) Download
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

(Jenerik müziği)

(Jenerik müziği devam ediyor)

(Jenerik müziği devam ediyor)

Armağan, Armağan!

Hâlâ gözümün içine baka baka yalan söylüyorsun.

Sordum sana, bana her şeyi anlat dedim.

-Aramızda sır kalmasın dedim. -Mecburdum!

Değildin! Hâlâ beni aptal yerine koyuyorsun!

Armağan, söyleyemedim anlıyor musun?

-Benden nefret etmenden korktum. -Ediyorum!

-Başardın, senden nefret ediyorum! -Niye?

İnsan çocuklarını nasıl ortada bırakır?

Senin hiç mi vicdanın sızlamadı?

Armağan, ben onları istemiyordum.

Ben o adamla zorla evlendirildim.

Ben senin babana âşıktım, anlıyor musun?

Ya çocuktu onlar çocuk, çocuk. Küçük, masum çocuklardı ya!

Senin yüzünden babam ölmüş.

Gülcemal kadar senin de payın var babamın ölümünde.

Armağan yapma, ne olur benden vazgeçme.

-Bak, ben sensiz yaşayamam. -Ya?

Sen gayet iyi yaşayabiliyormuşsun çocuklarından uzakta.

Onu gördük.

Nereye gideceksin? O adamın evine mi döneceksin yoksa?

Hayır! Beni affetmiyorsun, onu mu affedeceksin?

Sen hâlâ Gülcemal'le olan savaşını kazanma derdinde misin?

Gitmeyeceğim Gülcemal'in evine falan.

Niye biliyor musun? Sizin birbirinizden hiçbir farkınız yok.

İkinizin de gözünü nefret bürümüş.

Hepinizden uzak bir yere gideceğim.

-Armağan. -Adınızı bile duymayacağım bir yere.

Ve sakın, sakın beni bir daha arama!

Beni bu eve tıksan da hapsetsen de...

...Londralara göndersen de bitti, bitti!

Benim senin gibi bir annem yok!

Hayır, hayır!

Armağan, Armağan, Armağan!

(Duygusal müzik)

Armağan!

(Duygusal müzik)

Nasıl bu kadar emin olabiliyorsun?

Hayır, belki Armağan evde kalmayı seçecek.

Annesini dinlemeyi seçecek. (Köpek havlıyor)

Ben Armağan'ı azıcık tanıyorsam o evde beş dakika bile durmaz.

Kardeşimi alacağım ondan mutlaka.

Neden? Çok mu seviyorsun kardeşini?

Evet seviyorum, kardeşim o benim.

Gülcemal biz böyle konuşmamıştık ama.

Kardeşin az önce içeride paramparça oldu.

Dünyası başına yıkıldı.

Eğer gerçekten kardeşini seviyor olsaydın...

...ona asla böyle bir şey yaşatmazdın.

Ne diyorsun sen ya?

Ben sana annemle ilgili her şeyi anlatmadım mı?

Tek düşündüğün şey annen.

Annenden başka hiçbir şey düşünmüyorsun.

Annenden intikam almak, annenin canını acıtmak...

...annene bedel ödetmek.

Ama bunları yaparken sen Armağan'ı bir an bile düşünmedin.

Nefret bürümüş gözünü. Farkında değil misin?

(Gerilim müziği)

Bugün bir kez daha anladım Zafer Hanım'ın oğlu olduğunu.

Çünkü ona benziyorsun.

Çünkü bir farkın yok.

(Gerilim müziği)

Dur, dur!

Aç kapıyı!

Armağan, abiciğim çok üzgünüm.

Ama telefi edeceğim.

Evim, kapım sonuna kadar açık. Başımın üstünde yerin var.

Babamın katilinin evinde işim yok benim.

Gidebiliriz.

Armağan bak, izin ver bana. Derdimi anlatayım...

...sonra ne yapmak istiyorsan onu yap. -Ben senin neyini dinleyeceğim?

Bu sabah bana yaşattığın şeyi asla unutmayacağım.

Babamı öldürmüştün ya...

...sen bu sabah benim içimdeki anneyi de öldürdün.

Bir daha sakın yoluma çıkma.

-Gidelim. -Armağan dur, ben de geleyim.

(Duygusal müzik)

-Ara şu Gülcemal'i. -Babacığım, Deva'yı aradık ya.

Sabah geliyorum dedi.

Şimdi tekrar arayıp, germeyelim kızı.

Tamam o zaman, hanımefendi gerilmesinler!

Ben burada kalpten öleyim ama Deva Hanım gerilmesin, güzel!

Baba hayır, ben öyle bir şey demek istemedim.

Hele bir gelsin ben ona soracağım. Bir çift lafım var ona.

Kızın ne suçu var? Kız kendisi mi kaçtı?

-Gülcemal geldi kaçırdı. -Ben kızımı tanımıyorum çünkü.

Ben onun gözünde gördüm.

O eşkıyaya nasıl baktığını gördüm.

Adam gelip evden kızımı kaçırıyor.

Kızım da bir şey yapmayın, ben iyiyim geliyorum diyor.

Babacığım tamam, otur sen. Hadi sakin ol biraz, gelir yani.

(Kapı açıldı) (Kapı kapandı)

Hah!

-(Deva) Babacığım. -Kızım, neredesin sen?

Aa, Armağan?

Bu nereden çıktı şimdi?

Biriyle gittin, diğeriyle mi döndün?

-Ben kafayı yiyeceğim artık ya! -Babacığım...

...Armağan, annesiyle olan bütün gerçekleri öğrendi.

Gidecek başka bir yeri de yok.

O yüzden bizimle kalabileceğini söyledim.

(Armağan) İbrahim amca, kusura bakmayın.

Ben kendime kalacak başka bir yer bulurum.

Allah'ım sen bana sabır ver!

Zafer Hanım'ın oğlullarını kapıdan koparamıyoruz bir türlü!

Tamam, tatsızlık çıkmasın.

-Ben gidiyorum. -Hayır Armağan, hayır.

Babam sabahtan beri sinirli. Şu an o yüzden böyle yapıyor.

Yoksa seni çok seviyor, biliyorsun. Değil mi babacığım?

Yani anlıyorum. Evet ama...

...annemin yaptıklarından sonra beni burada istememekte haklı.

Onları yapan kişi annen, sen değilsin.

O yüzden sen şimdi burada bizimle birlikte kalıyorsun.

-(Deva) Tamam mı? -(İpek) Bence de.

Siz açsınızdır, ben size bir şeyler hazırlayayım.

(Duygusal müzik)

Gel.

(Emrullah) Nasıl durumu peki şu an?

Durumu iyi. Dilaltı verdikten sonra tansiyon normale döndü.

İyi de uzun zamandır böyle hareketsiz yatıyor.

Bir hastaneye falan mı götürseydik?

Endişe etmeyin. Geldiğimiz zaman hasta sinir krizi geçiriyordu.

(Paramedik) Birtakım ağrı kesiciler yapmak zorunda kaldık.

Muhtemelen uzun saattler bu şekilde uyur.

-Anladım, teşekkürler. -Rica ederim, tamam.

(Gerilim müziği)

-Armağan, Armağan! -Zafer Hanım!

Armağan nerede?

(Emrullah) İyi misiniz?

-(Zafer) Armağan! -Sakin, sakin.

-Armağan nerede? -Zafer Hanım, sakin.

(Zafer ağlıyor)

Tamam sakin, sakin, sakin.

Armağan gitti Emrullah.

Emrullah.

Onun yüzünden gitti Emrullah.

İçim yanıyor.

(Gerilim müziği)

Onun yüzünden gitti.

(Gerilim müziği)

Ödeteceğim ona.

Bunu ödeteceğim ona, öde...

-Emrullah. -Buyurun Zafer Hanım.

Gülcemal’in sağ bıraktığı adamlar var ya...

-Evet., -Onları bul getir bana.

Emredersiniz.

(Gerilim müziği)

Armağan, biz de yeni öğrendik ama söyleyemedik sana.

Evet, kızma bize ne olur.

-Özür dileriz. -Özür dilenecek bir şey yok.

Ne diyecektiniz ki?

Annenin yaptığı kötülükler bize yaptıklarıyla sınırlı değilmiş...

...aynı zamanda iki çocuğunu sokaklarda bırakmış mı diyecektiniz?

Melek sandığın annen aslında şeytanmış mı diyecektiniz?

Armağan, bunu kendine yapmayı bırakır mısın lütfen?

Ben bir şey yapmıyorum. Ben olanı söylüyorum sadece.

Ya benim annem, o sevgi dolu sıcacık kadın...

...iki çocuğunu arkasında bırakmış...

...ne yaparlar, ne ederler diye düşünmeden...

...sevdiği adama koşmuş.

Çok acı çekmişler sonra.

(Duygusal müzik)

Gülcemal anlattı bana, sokaklarda kalmışlar.

O da gitmiş, babamı öldürmüş. Öyle mi?

Hak görmüş yani kendine?

Armağan, ben öyle bir şey demedim.

Deme zaten! O adam yüzünden ben babasız büyüdüm.

Sen de bana onu savunma. İkisinden de nefret ediyorum.

O bencil, o pis dünyalarında ne yapıyorlarsa yapsınlar!

Hadi içeri gelin artık.

İki lokma bir şey yiyelim. Söndürün o ateşi de.

(Gerilim müziği)

Çok güzeller baksana.

Çok güzel. Ay, buna bayıldım.

Bundan yaptıralım bebeğimize.

Ne dersin?

Sen istersin de...

...yaptırmaz mıyız? Ama bir dakika.

(Mert) Sen mi istiyorsun yoksa bu küçük fasulye mi istiyor?

Ne? Fasulye mi?

(Mert) Babasının küçük fasulyesi bu.

-Tipini (***)! -Nereden buluyorsun bunları?

(Mert gülüyor)

Gülendam.

Vefa ne bu tavır böyle?

Öyle dövecekmiş gibi oradan Gülendam!

Düzgün seslenemiyor musun?

Sen bugün abinle konuştun mu? Ben aradım ulaşılamıyor da.

-Gelecek miymiş? -Bilmiyorum.

Bilmiyorum diyorum, haberim yok.

Ne oldu, acil bir şey mi var?

Acil ya.

Benim yetki alanımın dışında kalan bir konu var da.

O gelip kökünden halledecek.

(Gerilim müziği)

'Fasi fasi', baba biraz odaya gidiyor. Tamam mı?

(Mert inledi)

Ne oluyor? Aa, ne oldu?

Bir yerin mi acıyor? Ne oldu?

Ne oluyor söyler misin?

-Nefes alamıyorum! -(Gülendam) Buran mı acıyor? Bakayım.

Ne demek o ya? Bir saniye bakayım. Ne oluyor bakayım dur.

-Ne oluyor? -Bak, tamam.

Aa, Mert!

Söylemeyecektim sana korkma diye.

(Gülendam) Neyin var, ne oldu?

(Geçiş sesi)

Anlatacağım ne olduğunu, neler olduğunu.

(Gülendam) Ne demek neler olduğu? Sakladın mı sen benden?

Korkma diye söylemedim aşkım.

-Ufak bir kaza geçirdim de ben. -Ne?

Gittim hastaneye, iyiyim.

Bir avukat arkadaşımla müvekkil görmeye gittik.

Dönerken (Bip) biri kırdı önümüze.

Özür dilerim bende de kabahat var.

Senden de özür dilerim 'fasi'.

Takmamışım emniyet kemerini...

...o anda ön panele yapıştım gördün işte durumu.

(Mert) İyiyim, iyiyim bir tanem.

Bana bir şey olsa çok mu üzülürsün?

Sen ne dediğinin farkında mısın?

Sana bir şey olsa, ben bebeğimle...

...yaşayamam ki. Ölürüm herhâlde.

Aa, saçmalama. Sakın öyle bir şey söylemiyorsun, sakın.

Ben sizi bırakıp bir yere gider miyim?

Plakasını aldın mı? Vefa, bir şey yapalım.

Niye bakıyorsun? Durdun orada, bir şey yapalım.

Dava edelim. Ne yapalım?

Hayatım, Vefa ne yapsın anlamadım ki?

Plakasını, yapıştım direkt ön panele diyorum sana.

Plaka görecek göz mü var bende? Vefa ne yapsın?

-Ah! -Zaten yapabilecek bir şey olsa...

...ben söylemem mi Vefa'ya?

(Gülendam) Allah kahretsin ya!

Böyle canını yakmış, defolmuş gitmiş resmen.

Bunu yapan her kimse...

...Allah misli misli ona da yaşatsın aynısını inşallah.

Yok ya, sakin ol.

Sen yine de beddua etme Gülendam.

Ne olur ne olmaz, döner dolaşır bulur bir yerden.

(Gerilim müziği)

İyiyim, iyiyim.

Aşkım, bu Vefa fazla mı gergin son zamanlarda?

Yo.

Canım, Vefa işte bilmiyor musun?

Her zamanki hâlleri.

Yani hep öyle de bir ekstra gergin gibi geldi.

Ne yapsan, bir şey mi yapsan böyle...

...hani baş başa dertleşme gibi bir şey mi?

Yok canım, ne gerek var.

Diyorum ya sana bizim Vefa işte.

İyi madem, tamam.

(Sessizlik)

Hadi yiyin, hadi yiyin.

(Kapı vuruldu)

-Kim o? -Gülcemal.

Armağan'la konuşacağım, açın.

Kimse açmasın.

Bak açın, kırarım kapıyı.

Başlayacağım ulan böyle işe!

İbrahim amca açma, lütfen açma.

Konuşmadan gitmez o.

(Köpek havlıyor)

(Köpek havlıyor)

Armağan...

...bak, söylediklerin çok içime dokundu abiciğim.

Konuşalım biraz, lütfen.

(Gerilim müziği)

Sen benim abim falan değilsin.

Sen sadece adi bir katilsin.

Bak, on dakika.

On dakika dinle beni.

Bir de benden dinle.

O gün çok kötü bir gündü.

Babam ölmüştü, aklım başımda değildi, çocuktum.

Yeter, anlatma bana bir şey!

Ben hayatım boyunca hep bir abim olsun istedim.

Ama şu an seni tanıdığım güne lanet ediyorum.

Sana abi dediğim güne var ya lanet ediyorum!

Armağan, bak ne olur dinle beni.

(Gerilim müziği)

Armağan.

Duymadın mı yeterince?

(Gerilim müziği)

Gülcemal.

Gülcemal, dur.

(Sessizlik)

Sen de Armağan gibi mi düşünüyorsun?

Adi bir katil olduğumu mu düşünüyorsun söyle?

Hayır.

Ben senin sadece yaralı bir çocuk olduğunu düşünüyorum.

Sen hep, babanın öldüğü günde kalmışsın.

Bir daha hiç büyüyememişsin.

O kadar çok yara almışsın ki...

...en iyi bildiğin şey yara açmak olmuş.

Bir maske takmışsın yüzüne. Canavar maskesi.

Ama sen kötü biri değilsin.

Sen kötü olamayacak kadar merhametlisin.

(Duygusal müzik)

Madem öyle, niye gittin o zaman?

Söz verdin benimle çalışmaya. Niye gittin?

Kötü biri değilsin ama bugün yaptığın şey kötüydü.

Benim Armağan'ın yanında olmam gerekiyordu.

Ayrıca evet, ben sana söz verdim.

(Deva) Ben seninle çalışırım, ben senin yanında olurum.

Ancak şu gerçek Gülcemal olursan.

Benim sende gördüğüm şu gerçek var ya...

...onu herkesin görmesini sağlarsan.

-Ne demek şimdi bu? -Çıkaracaksın o maskeni.

Bırakacaksın o silahları, bitecek bu mafyacılık oyunu.

Emeğimizle, dürüstçe bir iş kuracağız...

...markamızı kuracağız ve çok başarılı olacağız.

Unutma ki en büyük intikam başarıdır.

Eğer sen kardeşini geri kazanmak istiyorsan...

...beni ve bu savaşı kazanmak istiyorsan...

...tek yol bu.

Ben hazırım diyorsan...

...ben senin yanında durmaya hazırım.

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

Aklım havsalam almıyor. Kızım, ne yapıyorsun sen?

Baba bak, o kötü biri değil. Tamam mı?

Kötü! İnsanlar değişmez Deva.

Bu dünyada iki tür insan vardır.

İyiler ve kötüler. Bunun arası yoktur.

-Kötü kötüdür. -Hayır.

Sen, âşıksın ona.

Aklını başına topla Deva.

Bu adam olmaz, bu adamla olmaz.

O eve gidemezsin.

Sen beni sokağa çıkamaz hâle mi getirmek istiyorsun?

Herkes arkandan konuşuyor.

Bir tanıdığa rastlayacağım diye ödüm kopuyor.

Her şeyimizi toparlayıp buraya kaçtık.

Senin için her şeyi arkamda bıraktım ama...

...namusumu dile düşürürsen, seni asla affetmem!

Bunları bil, ona göre ver kararını.

(Duygusal müzik)

Hadi abi.

(Operatör ses) Aradığınız kişiye şu anda ulaşılamıyor.

Allah kahretsin ya!

Allah kahretsin!

Vefa, ne oluyor oğlum? Ne oluyor?

Ana, ben kafayı yiyeceğim.

Ben aklımı oynatacağım. Ben mukayyet olamıyorum artık.

-Bir çıkış yolu bulamıyorum. -Sen gel, otur şöyle bir bakayım.

Ne oturması ya, ne oturması? Ne sakin olması?

Bu içerideki (Bip) var ya bu Mert (Bip)!

Ne olmuş Mert'e?

Bu Deva'nın eski nişanlısıymış.

Düşünebiliyor musun?

Bizimle dalga geçti ya resmen, alay etti bizimle!

Ama ben Gülendam yüzünden hiçbir şey yapamadım bu herife.

Ama Gülcemal gelsin...

...Gülcemal gelsin ona her şeyi anlatacağım.

Ondan sonra onun burnundan fitil fitil getireceğim!

Sakın.

Sakın, hiçbir şey söylemeyeceksin hiç kimseye.

Ne demek söylemeyeceksin? Sen benim söylediklerimi duymuyor musun?

Mert, Deva'nın nişanlısıymış diyorum.

Bu kız, Gülcemal'i parmağında oynatıyor.

-Deva'nın hiçbir suçu yok. -Nasıl yok, nasıl yok?

Yok, ben her şeyi başından beri biliyordum.

Deva, Gülcemal'e söyleyecekti. Ben mâni oldum.

Bu evi neden yakmaya kalktı sanıyorsun?

Neden kaçmaya kalktı?

Bu evde bizim arkamızdan neler dönüyor ya?

Niye bırakmadın söylesin o zaman? Sen niye gelip bize söylemedin?

Çünkü o zaman Deva'nın bu evde bir yeri yoktu, gidecekti.

Gülcemal, kıza vurulunca da söyleyemedim.

Olan oldu işte. Şimdi söyle bana.

Sen duyduklarına katlanamazken...

...Gülcemal nasıl katlansın?

Tutacak Mert'i vuracak, öldürecek.

Öldürsün zaten. Sıksın kafasına, gebertsin!

Niye bunun canı bu kadar kıymetli ki?

Kıymetli olan onun canı değil, Gülcemal ve Gülendam.

(Gara) Sen bunu söyleyince Gülcemal duracak mı sanıyorsun?

Mert'i öldürecek.

Gülendam da kocasının katili diye abisini affetmeyecek.

Annesiyle Gülcemal'in kaderini mi yaşatacaksın onlara?

Yapma oğlum.

(Duygusal müzik)

Biz bunları bile bile nasıl susacağız?

Onların iyiliği için mecburuz.

Susacaksın değil mi oğlum? Değil mi canım?

Ben bu yükü taşıyamam.

Ben böyle bir şeyi Gülcemal'den saklayıp...

...ona ihanet edemem.

(Gerilim müziği)

Vefa!

Abi.

Çok merak ettim, telefonun kapalıydı.

Neredeydin?

Oğlum, sen hayırdır yana yakıla beni arayıp duruyorsun?

Gece mesaj yazıyorsun siliyorsun falan.

Ne oluyor, derdin ne senin?

Konu Mert'le ilgili.

Mert mi?

Vefa, ağzından kerpetenle mi laf alacağım?

Ne söyleyeceksen söyle?

Sıkıntı mı var?

Sicili temizmiş.

-Peki, diğer sordurduklarımız? -Henüz bir şey çıkmadı.

Neyse, ben yorgunum zaten.

Ayrıntıları daha sonra konuşuruz. Dinleneceğim biraz.

(Duygusal müzik)

Sabah sabah buraya niye toplandığımızı merak ediyorsunuz, değil mi?

Bunlar ne diye soruyorsunuz.

Hepiniz yıllardır yanımdasınız.

Ölümüne yanımdaydınız, şahit oldum.

Bugüne kadar yaptıklarınız için, emekleriniz için sağ olun.

-Hakkınızı helal edin. -(Hep bir ağızdan) Helal olsun.

Ne oluyor ya? Tövbe tövbe.

-İşlerine mi son veriyoruz, hayırdır? -Yok öyle bir şey.

Buraya beraber geldik, beraber gideceğiz, o ayrı.

Ama bundan sonra işlerimizi biraz farklı yapacağız.

Hepiniz en az 10-15 yıldır yanımdasınız, değil mi?

İstanbul'un en karanlık çukurlarına girdik birlikte.

Yenemezsiniz dedikleri bir sürü adamı yendik.

Vurduk, vurulduk.

Birlikte kurşun yedik ama ölmedik.

Bir avuç garibandık, büyüdük, para kazandık.

Aklımıza hayalimize gelmeyecek bir hayat yaşadık birlikte.

Sayende abi.

Tabii Allah'ın yardımıyla.

Ben Allah'ın bize bahşettiği hayatı güzelce...

...insanca yaşamak istiyorum.

İnsan gibi.

Analdınız mı?

Her şeyimiz kayıtlı ve yasal olacak.

Şaibeli hiçbir işe karışmayacağız.

Herkesin borcunu sildim. Bundan sonra bize kimsenin borcu yok.

Gider söylersiniz sahiplerine.

Bizim zaten bugüne kadar mazlumla işimiz olmadı.

Sadece iş adamı olacağız bundan sonra. Tamam mı?

Hepinizi şirkette uygun pozisyonlara getireceğim, prosedürleri konuşuruz.

Abi, biz şirketten falan anlamayız. Biz sert adamlarız.

Biz dövüşmekten anlarız, şirket falan bizi bozar.

Hem biz şirkette ne yapacağız?

Hangisini hangi pozisyona getireceğiz abi?

Ortalamamızı al, ilkokul mezunu.

Biz ne anlarız şirket işinden?

Bak anlatıyorum işte.

Tertemiz bir sayfa, ana sütü gibi tertemiz.

Böyle bir hayat yaşamak istiyorum Vefa.

Silahla falan işimiz olmayacak.

Ben bundan sonra kimse bizden korksun çekinsin istemiyorum. Tamam mı?

-Silahı mı bırakıyoruz? -Evet.

(Müzik)

İlk ben başlıyorum.

Ön teker nereye giderse arka da oraya gelir.

Abi ben haddimi aşmak istemiyorum...

...ama bizim silahı bıraktığımız hemen duyulur.

Düşmanlarımız palazlanır, önüne geçemeyiz, açık veririz.

Oğlum, bizim paramız var.

Hem bizim burada düşmanımız yok ki.

Bir anam var...

...ona da bakacağız.

Abi, sana canımız feda ama bir daha düşünsen?

Burası yol ayrımı. Bugün benim sözümün üstüne söz konuşanla...

...yollarımız ayrılıyor.

Gidene saygı duyarım, o ayrı.

Şimdi, benimle misiniz değil misiniz karar verin.

Ama bu şartlarda.

(Müzik)

Anca beraber kanca beraber.

Anca beraber kanca beraber.

Anca beraber kanca beraber.

Anca beraber kanca beraber.

(Erkek) Anca beraber kanca beraber.

Eyvallah.

-Daha yeni başlıyoruz. -Hadi bakayım beyaz yakalılar.

Alın kahvelerinizi de bir toplantı yapalım.

(Deva dış ses) Eğer sen kardeşini geri kazanmak istiyorsan...

...beni ve bu savaşı kazanmak istiyorsan, tek yol bu.

(Gülcemal dış ses) "Bütün gece düşündüm, sen haklıydın.

Bazı kapılar kapanmak zorundadır...

...ve o kapıları bir kişi kilitleyebilir."

(Duygusal müzik)

(İpek) Deva, gel, kahvaltı hazır.

Geliyorum.

(Mesaj geldi)

Allah'ım inanamıyorum.

Şükürler olsun sana.

-(İpek) Deva! -Geldim.

Geldim.

Kızım sen neye hazırlandın, nereye gidiyorsun?

Şirketler görüşmeye çağırdı dedim ya baba.

Onlardan birine gideceğim şimdi.

Bana yalan söylemiyorsun değil mi?

(Kapı vuruluyor)

Açın kapıyı!

(Kapı vuruluyor)

Zafer Hanım da geldi, tam oldu!

Bir rahat huzur vermediniz be!

(Kapı vuruluyor) (Zafer) Armağan!

Açın kapıyı!

Sakın, sakın gitme.

Zafer Hanım gidin buradan, rahat bırakın artık bizi.

İbrahim kapıyı aç, oğlumu göreceğim.

Allah'ım sen bana sabır ver.

İbrahim!

(Zafer) Armağan ne olur kapıyı açın!

Kapıyı açın!

Oğlunuz sizinle görüşmek istemiyor, gidin artık!

Armağan! (Kapıya vuruyor)

Beni duyduğunu, orada olduğunu biliyorum.

(Zafer) Ne olur evimize gidelim, ne olur.

Ben sana her şeyi anlatacağım.

Armağan...

...ben mecburdum.

(Zafer) Benim için kolay mıydı sanıyorsun?

Ne olur beni dinle.

Armağan.

Bak seni gözümden sakınarak büyüttüm.

(Zafer) Senin eline çöp batsa benim canım yandı.

Ne olur dinle, ben kötü bir anne değilim.

Ben merhametsiz biri değilim.

Ben kötü bir insan değilim.

Armağan ne olur. Ne olur beni dinle.

Deva!

Yeter Zafer Hanım.

Şu çocuğa yaşattığın eziyet yetmedi mi?

-Çekil, oğlumu göreceğim. -Göremezsin.

Armağan'ı daha fazla üzmene izin vermeyeceğim.

Sen ne karışıyorsun? Kime güveniyorsun sen?

Sen Gülcemal'e mi güveniyorsun?

Âşık mısın ona? O da sana âşık mı?

Bakayım gözlerine.

Âşıksın.

Gülcemal seni kurtaracak, koruyacak öyle mi?

Haddini bil. Şu an benim evimin kapısındasın.

Armağan da benim misafirim. Şimdi çık git buradan.

Bugün ya da yarın mutlaka oğlumu alacağım.

Çünkü ben her istediğimi aldım. Anladın mı?

Ama bu hikâyenin sonunda Armağan benim yanımdayken...

...siz nerelerde olacaksınız, onu bir düşün bakalım.

(Gerilim müziği)

Kızım dur.

-Kızım nereye gidiyorsun? -Ben çıkıyorum.

Deva nereye gidiyorsun?

Deva, buraya gel dedim!

Baba, yetişmem lazım, geç kaldım.

Nereye gittiğini, kiminle görüşeceğini söylemezsen...

...hiçbir yere gidemezsin. -Babacığım söz verdim diyorum.

-Gelince anlatacağım. -Deva!

(Hızlı nefesler alıyor)

Ahh!

Biz ne yapacağız şimdi?

Bilmiyorum.

Bu kız Gülcemal'i bozuyor.

Silahları onun yüzünden bıraktırdı.

Gülcemal'in Deva için bir şey yapmak istemesi güzel tabii.

Ama Gülcemal gibi biri gardını düşüremez.

Ne kızmış ya!

Hey maşallah!

Abimi şimdiden parmağında oynatmayı başardı.

Deva da kötü biri değil sonuçta. O da doğru bildiğini yapıyor.

Canancığım, Deva'yı ben de çok seviyorum ama...

...eğer abim, kendisi olmaktan vazgeçerse...

...bunun bedelini hepimiz öderiz.

Ben geldim!

-Hoş geldin. -Allah'ım!

(Deva) Fıstık.

Ben seni çok özlemişim.

(Deva) Allah'ım! Çok özlemişim.

Hoş geldin canım.

Seni yeniden burada görmek ne kadar güzel.

Teşekkür ederim.

-Hoş geldin canım. -Hoş bulduk.

Sizi çok özlemişim.

Gel.

-Hoş geldin Devacığım. -Gülendam, hoş bulduk.

Geç otur.

Çay taze.

-Olur vallahi. -İstersen getireyim.

(Deva) Teşekkür ederim.

-Bunca zaman köydeymişsin. -Evet, köydeyiz.

Oh! Temiz hava mis gibi yaramış sana.

Yüzüne gözüne kan can gelmiş.

-Yaramış mı? -Yaramış tabii.

Sevindim.

Biz de başta nasıl olacak, ne yapacağız dedik.

Ama evi düzenledik, topladık o kadar tatlı oldu ki...

...o kadar şirin oldu ki şimdi hepimiz alıştık.

Armağan da bizimle birlikte, bizimle kalıyor.

Ne?

Armağan mı?

Armağan sizinle mi kalıyor?

Şey, evet.

Gülcemal söylemedi mi size?

Armağan her şeyi öğrendi.

Sizin kardeş olduğunuzu falan biliyor.

Tabii öğrenince, annesinin yanında kalmak istemedi, doğal olarak.

O da bizim yanımıza geldi tabii ki.

(Gara) Sen anlat bakalım biraz, nasılsın, ne yapıyorsun?

Gülcemal'i nasıl affettin?

Özür mü diledi yoksa?

(Boğazını temizledi)

Ben buralardayım.

Tamam.

Diledi.

Diledi tabii, dilemese ben burada olmam zaten.

Ama asıl benim bir dileğim vardı, onu gerçek yaptı.

Ne dileği?

Aslında çocukça bir şey de.

Ben kanatlı, uçan bir atım olsun istiyordum.

O da bana atını hediye etti.

Kanat.

Abim sana...

...atını mı verdi? -Evet.

(Canan) Gülcemal abime bak sen ya! Çok tatlı.

Lambadan çıkan cine dönmüş, canım benim.

Gülcemal, o atı o kadar çok sever ki...

...Gülendam'ın binmesine bile izin vermezdi.

Gülcemal'i yıllardır tanırım, o at kardeşinden sakındığı tek şeydi.

Değil mi Gülendam?

Ne alakası var şimdi Gara ana? Sanki bilmiyorsun!

Ben zaten at binmeyi sevmiyorum ki. Bunu bilmiyor musun?

-Orası öyle. -(Deva) Şey, aslında...

...ben çok sevdim, hissi çok güzelmiş, uçuyor gibi.

Abime bak ya, gereksiz şovlar!

Ne yapmaya çalışıyorsa, hiç anlamadım.

Gülcemal, en kıymet verdiği şeyi Deva'ya hediye ederek...

...benim için kıymetlisin demek istiyor.

Öyle mi?

Ben bir Mert'e bakayım.

(Müzik)

Nasıl yani, şimdi senin masallardaki gibi kanatlı atın mı var?

Evet, aynı masallardaki gibi.

Hatta, biz seninle kanatlı atla birlikte uçalım mı?

-Yaşasın! -Yaşasın!

Aç kollarını böyle.

(At sesi çıkarıyor)

Minik Narin.

(Yaklaşan ayak sesi)

Hayırdır abiciğim? Suratın asık.

-Abi sen ne yapıyorsun? -Ne yapıyormuşum?

Az önce Deva geldi.

Geldi mi?

Ona söyle, hemen gölün kenarına gelsin. Hemen, çabuk, acele et.

Kanat'ı Deva'ya hediye etmişsin.

-Evet. Sakıncası mı var? -Yok.

Ne sakınca olacak?

Zaten marka kuruyormuşsun adına.

Hepsini geç, en önemlisi silah bırakılmış, iş insanı oluyormuşsun.

Abi sen delirdin mi?

Sen ne diyorsun kızım? Haber ağınız iyi çalışıyor evde.

Merakını giderdin mi?

Hayır, gideremedim. Bir de Armağan olayı var.

Armağan'a her şeyi anlatmışsın.

Ne yapacaktım?

Annemin yaptığını karşılıksız mı bırakacaktım?

Hem onun da hakkı. Öğrensin anasının kim olduğunu.

Abi sen ne ara bu kadar vicdanlı biri oldun?

Sen ne diyorsun Gülendam? Ben vicdansız mıyım kızım?

Abi...

...bak, ben farkındaydım...

...Deva'ya bir şeyler hissettiğini hatta çok da sevinmiştim...

...nihayet abimin de hayatında biri olacak diye ama...

...sen şu an kendin olmaktan çıkıyorsun, farkında mısın?

Bize hayatı zehrettiğin, her hareketimizi ona göre ayarladığın...

...intikam planından şimdi Armağan için Deva için vaz mı geçiyorsun?

Gülendam, kafanın basmadığı işlere karışma.

Doğru abi, haklısın.

Benim kafam neye basar ki?

Ana sütü gibi tertemiz hayatında görüyorum ki...

...bana pek yer yok. -Allah Allah!

Yeni kardeşin Armağan'la Deva bütün zamanını alıyor belli ki.

Gülendam saçmalama.

-Ayrıca Armağan senin de kardeşin. -Değil!

Armağan benim kardeşim değil ve hiçbir zaman da olmayacak.

Hatta şurada ölsün, kılımı bile kıpırdatmam.

Hatta ölsün de kurtulalım bu saçma sapan dramından!

(Müzik)

Deva.

-Mert dokunma! -Bir gel.

Sen ne kadar (Bip) adi bir şeysin ya! Yapışık mısın sen?

-İstemiyorum diyorum bana yaklaşma. -Dur, başımız belada.

-Yeter! Yeter gerçekten! -(Mert) Vefa biliyor, öğrenmiş.

Vefa seni biliyor, beni biliyor. Bizim nişanlı olduğumuzu biliyor.

-Ne diyorsun ya? -Ya.

Nasıl biliyormuş?

Gülcemal'e niye söylememiş o zaman?

Gülcemal biliyor olsa beni buraya getirmezdi.

Aynen öyle. Çünkü ben Vefa'ya Gülendam kartımı oynadım.

-O ne demek? -Yani bana bir şey olursa...

...o zaman tek ölen ben olmam, arkamdan Gülendam...

-Ne diyorsun ya? -Kız bana çok âşık biliyorsun.

Sen gerçekten iğrenç bir insansın. Nasıl yapabiliyorsun?

Sen şu kıza bu kadar vicdansızlığı nasıl yapabiliyorsun?

Ben şu an canımı bedenimin içinde tutmaya çalışıyorum.

-Dokunma bana! -Sen de bu eve geri döndüysen...

...sen de çeneni kapalı tutacaksın anladın mı?

Sen kime ne konuşuyorsun? Niye susacakmışım?

Benim kimseden korkum yok tamam mı?

Ayrıca ben Gülcemal'den hiçbir şey saklamam. Ne olacaksa olsun.

Tabii ya, nasıl olsa Gülcemal sana hiçbir şey yapmaz değil mi?

Bir enayi benim değil mi, bir mal benim?

Ben enayi miyim? Ben bu hikâyede niye kurban oluyorum?

Bir tane Allah'ın kulu, Allah rızası için...

...ümmedi Muhammed aşkına, biri de bana üzülsün.

Bu Mert ne güzel gül gibi yaşayıp gidiyordu...

...bu çocuk gitti öldü bitti, mahvoldu diye niye bir tane insan üzülmüyor?

Ben enayi miyim ya?

Aa, tamam. Yok, sen enayi falan değilsin.

Sen gerçekten pislik bir insansın.

Sen bu yüzden bu kadar tutuştun değil mi?

Bu lüks arabalar, evler, görkemli villalar falan...

...kolay kazanılan para, sana bu imkânlar sunuldu...

...o kıza da sırf bu yüzden âşık oldun değil mi?

Sen açık açık konuşsana ben bu hayatı bırakmak istemiyorum...

...bu hayatı kaybetmek istemiyorum desene.

Sen biraz beni kıskanmış olabilir misin?

Bak beni gerçekten çok sinirlendiriyorsun!

Dokunma bana artık!

-Anlamıyorsun, gerçekten yapma. -Bana bak.

-Yapma. -Beni dinle.

Benim ne ondan ne de senden vazgeçmeye hiç niyetim yok.

Anladın mı beni?

İnsan böyle bir güzellikten nasıl vazgeçe...

(Gerilim müziği)

Sen var ya çok adi bir insansın, sen (Bip)!

Psikopat, adi!

Sen ne yaptığını sanıyorsun?

Ben sana bu kıza yaklaşmayacaksın demedim mi?

Çok hayat memat meselesi bir durum var.

-Sen ne saçmalıyorsun? -Seni bir daha uyarmayacağım.

Bu sondu. Eğer bir daha bu kıza yaklaştığını görürsem...

(Gerilim müziği)

Ne oluyor?

Ne yapıyorsunuz burada?

Deva Hanım'ın tansiyonu düşmüş de biraz.

Ben de bir ayran çalkalayayım, bir şey yapayım falan...

Gara Hanım'a da tuz, yoğurt nerede diye, öyle.

Evet.

Ayakta durabildiğine göre iyisin değil mi?

İyiyim, bir şeyim yok. Geçer şimdi.

İyisin madem, abim Köprülü Göl'ün orada seni bekliyormuş.

Tamam, ben gideyim o zaman.

Gel.

Ben yalnız bayağı gıcık oluyorum bu kıza.

-Seviyordun hani. -Evet, seviyordum.

Gerçek yüzünü görmeden önce seviyordum.

Abim ona atını hediye etmiş.

Onun için silahını bırakmış, sen bunu düşünebiliyor musun?

Yarın da evde parti varmış.

-O kız için? -Aynen.

Ben sana dedim.

Ben hiç hoşlanmıyorum, hazzetmiyorum bu kızdan diye söyledim.

Senin de acaba artık birazcık koca sözü dinleme vaktin gelmedi mi?

Üzülme diye.

(Gerilim müziği)

-Hoş geldiniz Deva Hanım. -Hoş bulduk.

Aç.

Ne bu?

Aç bakalım sen.

(Müzik)

İşte...

Bak, ben 17 yaşımdan beri silah taşıyorum.

Gerektiğinde de kullanmaktan çekinmedim.

Yani at, avrat, silah düsturu yerleşmiş bir defa.

Öyle yetiştik, ne yapalım?

Bu evdeki bütün silahlar şu an burada.

Adamlarımınki de dâhil.

Bir daha bunlara el sürmeyeceğiz.

İşlerimi zekâyla, bileğimin gücüyle halletmeye çalışacağım.

Canavarlık da yapmayacağım. Yani inşallah.

Tamam mı?

Ben bize inanıyorum.

Güzel.

(Müzik)

Her şey inanmakla başlar, biliyorsun.

Evet.

(Müzik)

(Duygusal müzik)

Evet...

Burada yeni kuracağımız markanın prosedürleri var.

-Marka kendi adıma mı olacak? -Evet.

Ben öyle uygun gördüm.

Gayet güzel, neden olmasın?

Hem sen de bir markasın.

İmzalamayacak mısın?

Bu imza için bir seremoni falan yaparsın diye düşünüyordum.

Sen öyle şeyleri seversin ya.

Yapmadığımı nereden biliyorsun?

Lansmanımız yarın 14.00'te.

-Kimseye söz verme. -Bakayım.

Kalabalık değil, küçük bir grup davet ettim.

Kaliteli insanlar ama tüm tekstilciler duyacak, merak etme.

Bu kadar emindin yani geleceğimden.

Söz verdiğin için evet.

Sen de benim gibisin, sözünden dönmezsin.

(Duygusal müzik)

-Hayırlı olsun. -Hayırlı, uğurlu olsun.

Şimdi iki ortak, güzel bir yemek yemeyelim mi?

Vallahi çok isterdim ama ben o hakkımı yarına saklayayım.

Babam burada olduğumu bilmiyor.

Benimle çalışacaksan babana söylemen lazım.

İmzayı attığıma göre...

...bence de söylemem lazım.

Eve gidince konuşacağım.

Tamam o zaman.

Seni köye göndereyim öyleyse.

Vefa!

-Deva Hanım'ı köye bıraksınlar. -Ben kendim giderim.

Hayırlı olsun tekrar.

Hayırlı uğurlu olsun.

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

(yaklaşan araba sesi)

-Gel buraya. -Ne oluyor ya?

-Geç şu arabaya! -Bırak! Bırak beni!

-Ne oluyor? -Bin şu arabaya!

-Kimse yok mu! -Bin şu arabaya.

-Bırak! Kimsiniz siz? -Bin şu arabaya.

-Ne istiyorsunuz? Bırak! -Bin arabaya!

-Bırak! Çekilin! Ne yapıyorsunuz! -Geç şu arabaya.

(Deva) Kimsin sen? Bırak! İndir beni!

İndir beni, indir!

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Bırak, dokunma!

Ben kendim gideceğim, bırak!

Sen ne yaptığını sanıyorsun? Mafyacılık mı oynuyorsun?

Sen beni buraya zorla getiremezsin.

Senin bu yaptığın, adam kaçırmak.

Onu beni kapından kovmadan düşünecektin.

Bak, seni ayağımın dibine getirmek iki dudağımın arasında.

Anlaşılan sen beni tanıyamamışsın.

Zafer Pehlivan'ı iyi tanı.

Hayır, aslında ben seni çok iyi tanıdım.

Senin beni toprağa diri diri gömdürdüğün o gün...

...senin nasıl bir şeytan olduğunu ben çok iyi anladım.

Yani bu kadar şov, tantana bunun içinse...

...boşuna uğraşmışsın.

Sen kimsin ki ben seninle uğraşayım?

Neyse.

Oğlumu bir gün içerisinde bana getireceksin.

Anlamadım. Hangi oğlunu? Terk edip gittiğin oğlunu mu...

...yoksa seni terk edip giden oğlunu mu?

Sabrımı zorlama.

Benim bir tek oğlum var, o da Armağan.

Sen onları yok saydığında onlar yok olmuyor, biliyor musun?

Arkanda bıraktığında silinip gitmediler, hâlâ oradalar.

Nefes alıyorlar, yaşıyorlar.

Gülcemal de Gülendam da.

Sen hakikaten nasıl bırakıp gittin onları?

Nasıl hayatına devam edebildin, nasıl yemek yedin...

...nasıl boğazından geçti?

Sen nasıl yaşayabildin ya?

Sen kimsin ki bana ahkam kesiyorsun? Sen ne yaşadın ki?

Aşk nedir biliyor musun sen?

Yüreğin başkasındayken bedeninin başka bir yerde olmasını biliyor musun?

O nasıl bir acı nasıl bir karanlık senin haberin var mı?

Bir gün hayat seni bunlardan biriyle sınarsa...

...karar verirken beni hatırla.

Neyse, çok konuştuk.

Yarın 18.00'e kadar vaktin var, oğlumu bana getireceksin.

Getirmeyeceğim.

Ne yapacaksın, beni yine diri diri toprağa mı gömeceksin?

Gülcemal'e Mert'le nişanlı olduğunu söyleyeceğim.

Bunu ona o kadar acı çektirerek anlatacağım ki...

...yüreği paramparça olacak.

Bu dünyada en nefret ettiği ikinci kadın olacaksın.

Yarın 18.00'e kadar vaktin var.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Kaç saat oldu hanımefendi ortada yok.

Ben boşa konuşuyorum, beni dinleyen yok ki.

Babacığım gel hadi, ıhlamur yaptım. Ihlamur iç.

Biraz sakinleş. Gelir şimdi.

Bak geldi.

Eh be kızım, neredesin sen?

Geldim babacığım. Dedim ya iş görüşmesine gittim diye.

Ama kaç saat oldu kızım, insan bir haber vermez mi?

Anlaştık, tabii anlaştık. Şartları konuşuyorduk.

O yüzden geç kaldım.

-Oh, oldu yani? -Oldu vallahi. Çok şükür.

Kızım anlat bakalım, ne oldu?

Tam istediğim gibi, çok içime sindi.

Nerede başlıyorsun? Bildiğimiz bir yer mi?

Aslında bir yerde başlamak gibi bir şey değil.

Kendi markamı kuruyorum.

-Nasıl yani? -Bayağı kendi markamı kuruyorum.

Hadi kızım, anlatsana. Çatlatma insanı.

Şimdi...

...biraz kızabilirsiniz.

Tepki de gösterebilirsiniz, biliyorum.

Gülcemal'le birlikte kuracağım markayı.

Of!

Babacığım beni dinler misin?

Kızım senin neyini dinleyeceğim? Ne dersem tam tersini yapıyorsun.

Bugüne kadar gönlünü kırmadım.

Bağırmadım çağırmadım, sesimi yükseltmedim.

Ama böyle devam edeceksen beni unut.

-Ne? -Eğer Gülcemal'e gidersen...

...onunla iş birliği yaparsan İbrahim diye bir baban yok artık.

-Baba! -Dur, gitme.

Sakinleşsin, konuşursun. Gel otur.

Ne yapacağım, nasıl ikna edeceğim?

(Müzik)

(Duygusal müzik)

(Gerilim müziği)

(Telefon çalıyor)

Söyle.

Haklıymışsın, Gülcemal, Deva'yla geldi eve.

Biliyorum.

Peki Deva için bir marka kurduğunu biliyor muydun?

(Mert ses) Yarın burada lansmanı olacak.

Gülcemal seni seviyorum demenin başka yolunu buldu demek.

Bu seni seviyorum demekse, silahı bırakması sana tapıyorum demek.

Ne?

Ya! Gülcemal silahı bırakmış.

(Mert ses) Bir tek o değil.

Evde kimsenin silahı yok artık.

Bundan sonra beyefendi işlerini akılla çözecekmiş.

Ve bunu Deva istediği için yapmış.

Çok duygulandım, aşkından çok duygulandım.

Ya!

(Gerilim müziği)

(Deva) Konuşmaya çalışıyorum, yüzüme bile bakmıyor.

Bence çok aşırı tepki veriyor.

Ben haksız diyemem.

O ne demek?

Ben söyleyeyim.

Çünkü kendisi bir katil, Deva.

Katil.

(Müzik)

Armağan.

Armağan, ben senin acını çok iyi anlıyorum.

Hissettiklerinde çok da haklısın.

Ama ben Gülcemal'i sizin gördüğünüz gibi görmüyorum.

O ne demek Deva?

Ne bileyim, benim tanıdığım, bildiğim adam, böyle bir adam değil.

(Deva) Bir kere çok acı çekmiş.

O kadar çok üzülmüş ki hayatın en dibine kadar girmiş.

O aslında iyileşmeye ihtiyacı olan yaralı bir çocuk.

Yani sen de onu sevgisiyle iyileştirecek olan kızsın. Öyle mi Devacığım?

Ben böyle bir iddiada bulunmadım İpek.

-Emin misin? -Eminim.

Deva sen benim kardeşimsin.

Ben seninle birlikte büyüdüm, tanıyorum seni.

Sen babam üzülmesin, ona bir şey olmasın diye...

...gözünün içine bakan insansın. Ben bir şey yaptığımda bana kızan insansın.

Şimdi babama rağmen, bize rağmen Gülcemal'le çalışacağını söylüyorsun.

Ben bir şansı hak ettiğini düşünüyorum sadece.

Yanlış düşünüyorsun.

-Armağan lütfen bana kızma. -Ben sana kızmıyorum.

Sen artık mantıklı düşünemiyorsun.

Gülcemal, senin sandığın gibi bir adam değil.

Umarım sen de yakında anlayacaksın bunu.

Çok geç olmadan.

Ben yatıyorum. İyi geceler.

Ben de Armağan'a yardım ediyorum. İyi geceler.

(Müzik)

(Zafer dış ses) Yarın 18.00'e kadar vaktin var. Oğlumu bana getireceksin.

Ben bunu Armağan'a teklif bile edemem.

(Müzik)

Zafer Hanım, bittik biz!

-Ne oldu ne bu hâlin? -İhaleyi bizden aldılar.

Alsınlar.

İyi de çok yüklü miktarda tazminat çıkardılar.

Biz bu tazminatı ödeyemeyiz.

İkisi gelmiş buraya, yan yana havalı havalı.

Önce ihaleyi aldılar benden...

...sonra da oğlumu bana düşman ettiler.

Zafer Hanım, bir servet ödeyeceğiz, farkındasınız değil mi?

Ve bu ihaleyi de alıp Gülcemal'e verecekler.

Veremezler. Hem mesele bu değil zaten.

Sen Deva'yı gömen adamlara ulaşabildin mi?

Ulaştım. Ulaştım ama adamlar Gülcemal'den korkuyorlar.

Daha önce canımızı zor kurtardık diyorlar.

Artık Gülcemal'e de Deva'ya da bulaşmak istemiyorlar.

Onlara söyle, Gülcemal silahını indirdi.

Gardını indirdi.

Çünkü âşık oldu.

Yarım kaldıkları işi tamamlasınlar da bu aşkın sonu gelsin.

Deva'yı...

Deva'yı öldürecek misiniz?

Önce kocamı aldı benden...

...sonra hayattaki en değerli varlığım, oğlumu.

Ben de onun en değerlisini almadan...

...Gülcemal ölmeyecek.

(Gerilim müziği)

(Kapı vuruluyor)

-(İbrahim) Kızım müsait misin? -Müsaitim baba.

Ne oldu?

Deva yok. Kesin o adamın yanına gitti yine.

Babacığım, gitmemiştir, burada bir yerdedir.

Kızım dalga mı geçiyorsun? Dışarıdan geliyorum. Her yere baktım, yok.

-Babacığım sakin olur musun biraz? -Eğer beni çiğneyip...

...o adamın yanına gittiyse bu sefer hakkımı helal etmeyeceğim.

Gitmez babacığım. Sen dün ona çok ağır konuştun.

Senin üstüne biz de konuştuk. Deva o kadar lafın üstüne gitmez.

Bak günlerdir çok sinirlisin ve çok kırıcı konuşuyorsun.

Lütfen oturup sakinleşir misin?

-Otur sakinleş lütfen. -Nasıl sakin olayım kızım?

Deva yok. Eminim Gülcemal denen adamın yanındadır.

Pehlivan ailesinin öbür oğlu da içeride.

Ne zaman gidecek bu? Burada mı kalacak?

Baba ne yapalım? Armağan bizim arkadaşımız.

Annesi kötü biri diye Armağan'ı da mı çıkaralım hayatımızdan?

Gerekiyorsa ki gerekiyor. Evet, çıkaracaksınız.

Bu aileyle hiçbir bağınızın olmasını istemiyorum artık yeter.

İstemiyorum, bizden uzak kalsınlar canım.

(İpek) Saçmalıyorsun şu an. Sen Armağan'ın çocukluğunu biliyorsun.

(İbrahim) Ne yapayım? Ben hepsini evime mi toplayayım?

Bırak gitsinler canım, istemiyorum. Yeter!

Yok, biz konuşmayalım, duyacak çünkü. Konuşmayalım şu an.

(İbrahim) Of!

Bu tarafa.

Narin.

Yavaş, yavaş.

-Gel buraya. -Kız.

Gülcemal Bey hangisini tercih edersiniz?

Onların ikisi de olmaz. Ben aldım. Bunların hepsine onlar konulacak.

-Tamam. -Hadi benim aldıklarımı koysunlar.

(Zafer dış ses) Bu dünyada en nefret ettiği ikinci kadın olacaksın.

Gülcemal'le konuşmam lazım.

Ondan önce söylemem lazım.

(Müzik)

Ne oldu? Dışarıda yapacaktık ya.

Öyle yapacaktık da yağmur geliyor dediler, riske atmak istemedik.

Anladım. Burası da çok güzel olmuş.

-Evet. -Her şey harika görünüyor.

Tam bitmedi. Şunları bir yerleştirsinler, daha güzel olacak.

Vallahi bence yarım hâliyle de çok güzel.

Beğenmene sevindim.

-Konuşabilir miyiz? -Konuşalım.

-Şöyle geç. -Tamam.

Abi.

-Nereden böyle? -Bunlar ne?

Bebeğimize bir şeyler aldık da.

(Gülcemal) Daha erken değil mi kızım?

Cinsiyeti belli oldu da bana mı haber vermiyorsunuz?

Yok öyle bir şey.

Mert'e söyledim de laftan anlamıyor ki.

Heyecanlı da biraz babası.

Tabii ya.

Göstersenize bir şeyler. Neler aldınız?

Bir sürü şey aldık. Açayım hepsini göstereyim mi tek tek?

Yok, dur şeyi gösterelim. Nerede o?

Şunlara bayıldın ya, onları gösterelim.

Şunu sen tut.

O annelisi, burada babalısı var.

Gülcemal Bey sizi de unutmuş değiliz.

Şöyle göstereyim. "Dayısının minik aşkı".

Yok artık!

-Kızım nereden buluyorsunuz bunları? -(Gülendam) Abi var ya...

...görmen lazım, neler var.

İnsan deliriyor, hangisini alacağını şaşırıyorsun.

İnanılmaz.

Yeğenim sağlıkla bir doğsun, dayısı ona daha neler alacak neler.

İnşallah.

Gerçi bir çocuk için en güzel hediye annesiyle babasıyla beraber büyümek.

Daha güzel bir hediye mi var?

Neyse, hadi zamanımız az. Hemen toparlanın, giyinin.

Tamam. Torbalar sende değil mi?

-(Mert) Onları da bana ver. Hadi. -(Gülendam) Hadi. Al.

Toparlanıp dinlenelim. Hemen hazırlanıp iniyoruz abi.

İstersen sen de giyin, ondan sonra konuşalım. Az zaman kaldı.

Olur. Öyle yapalım.

İhtiyacın olan her şeyi benim odaya bırakmışlar.

Tamam. Ben hazırlanayım o zaman. Sonra görüşürüz.

Hişt! Onu oraya koyma.

Onlar başka yere konulacak. Hadi.

Güzel.

(Müzik)

(Müzik)

Gülcemal senin için bu kadar şey yaparken...

...sen ne yaptın Deva?

Gerçeği sakladın.

Aferin. Ne olacak şimdi?

Ben bunu Gülcemal'e nasıl söyleyeceğim?

Allah'ım yardım et.

Ben söylemezsem Zafer Hanım söyleyecek.

O zaman iyice yıkılacak.

Belki son günüm bu odada.

Keşke ondan nefret ederken söyleseydim.

Belki o zaman bu kadar umursamazdı.

(Klasik müzik çalıyor)

PAKA Vakfı, Zafer Hanım'la kesinlikle çalışmak istemiyor.

Benim kariyerim tehlikede.

Çünkü Zafer Hanım'ın o projeyi tamamlayabileceğine inanmıyorum.

Riske edemem, ihaleyi ondan almak zorundayım.

Yarın belediyeye gelirseniz detayları görüşelim.

Hayhay.

Gider konuşur hallederiz, merak etmeyin siz.

Çok güzel olmuşsun.

Konuşturmuş yine zevkini.

Siz de çok güzel olmuşsunuz.

Kız da güzel ama taşıyor yani.

Bir tabak yapayım ben sana.

(Müzik)

Nefes kesiyorsun.

Ben keseceğim nefes ama seninkini.

Birazdan Gülcemal'e eski nişanlın olduğumu anlatıyorum.

Emrullah!

(Gerilim müziği)

-Buyurun efendim. -Deva'nın bir saati kaldı.

Oğlum hâlâ ortada yok.

Aradım efendim, gelmek üzeredirler. Yoldalar.

(Klasik müzik çalıyor)

Canım sen niye duruldun öyle? İyi misin?

İyiyim.

Heyecanlandım herhâlde biraz.

-Ben bir Gülcemal'e bakayım. -Tamam.

Devacığım beni hatırladın mı?

Kusura bakmayın, hatırlayamadım.

Daha önce bir projede, kısa süre birlikte çalışmıştık. Ben Duygu.

Çok memnun oldum. Kusura bakmayın. Hoş geldiniz.

Hoş bulduk. Vallahi Devacığım maşallahın var, kariyerin de büyüyor.

Teşekkür ederim, inşallah.

Sana bir şey soracağım. Şuradaki beyaz ceketli beyefendi...

...ben mi yanlış hatırlıyorum, senin nişanlın değil miydi o?

Hayır. O nereden çıktı canım? Hayır.

Ben ayrıldım, bizim nişanımız bozuldu yani.

Niye burada olsun?

Karıştırdın herhâlde.

Ben diğerlerine de bakayım. Tekrar uğrarım.

Tamam canım, görüşürüz.

Nasıl, parti fena olmuyor değil mi?

Güzel, her şey çok güzel.

En azından amacına uygun.

(Gerilim müziği)

Lansmandan önce biraz konuşabilir miyiz?

Aslında ben de konuşmak istiyorum seninle.

Ama gidip bir şey almam lazım.

On dakika sonra buluşalım mı serada?

Olur.

(Müzik)

Oğlumu getirmeyeceğini biliyordum.

Gidelim.

İçimden bir ses, o lansmanın çok sıkıcı geçeceğini söylüyor.

Gidip biraz partiye hareket katalım.

(Müzik)

(Müzik)

Ee uzun kirpik...

...ne konuşacaktın?

Sakın Deva.

Sen de bir şey anlatacaktın. Önce sen anlat.

Peki.

Hani seni ilk gördüğüm gün var ya o gölün kenarında...

Beni göle attığın gün?

-O gün garip bir şey oldu. -Ne oldu?

Hani ilk kez tanıdığın bir insana...

...kırk yıldır tanıyormuş gibi hissedersin ya.

Öyle bir şey.

O gün seni daha önce tanıdığıma yemin edebilirdim.

Ama daha önce biz hiç tanışmadık.

Öyle mi?

Öyle.

Hani ilk buraya geldiğinde...

...hamamda bayılmıştın ya.

Başında beklemiştim seni.

Sonra çanlar çalmıştı benim için.

Daha önce başka bir şey oldu.

Ne oldu?

Sen uyurken hatırladım.

Ben uyurken neyi hatırladın?

Islahevinden yeni çıkmıştım.

Kurban bayramıydı.

Gülendam'ı anneme götürdüm. Belki bizi kabul eder diye.

Kenara bir yere saklandım. İçeride dişsiz küçük bir kız vardı.

(Gülcemal dış ses) Eline bir tabak pirzola almış yiyor.

Kimse beni kenarda görmedi.

Zaten annesinin bile görmezden geldiği bir çocuktum.

Kim beni görecekti ki!

Sonra bir el uzandı.

Mis gibi koktu. Canın çekmiştir, sen de ye.

Sonra sen o pirzolayı aldın...

...ama yemedin.

Ağlayarak gelen kardeşine verdin.

(Müzik)

Sen hatırlıyor musun o anı?

Hatırlıyorum.

-Şaşırdım hatırlamana. -O sendin.

İşte ben o kızı hiç unutmadım.

Bu ne ya?

Çocukluk aşkı çıkın bir de gözümün önünde birbirinizi sevin.

Başlarda seninle çalışmayı sadece annem için istiyordum.

Ama sonra anladım ki sen bu dünyada benim gerçeğimi...

...hakikatimi gören nadir insanlardan birisin.

Sana çok büyük bir borcum vardı.

(Müzik)

Pirzola.

Pirzola.

Pirzoladan da romantizm çıkardılar.

Sen bir şey anlatacaktın.

Deva ne olur söyleme.

Gerçi söylemezse de âşık demektir.

Ben ne yapacağım iki ucu (Bip) değnek. Ben böyle işin!

(Gerilim müziği)

Ne oluyor, ne yapıyorsun sen burada?

Telefonla konuşayım diye çıktım dışarıya. Her yer sinek vallahi delireceğim!

Bu gölden mi geliyor bu kadar, sarmaşıklardan mı?

Bir ilaçlatalım bir şey yapalım.

Abinle mi konuşacağım, ne yapacağım ben bu konuyu?

Sen niye geldin?

Markayı açıklamamız gerekiyor da...

...ben abimle Deva nerede acaba diye...

...bakmak istedim.

Ama sen benden önce bulmuşsun...

...nerede olduklarını.

Uzun kirpik...

...ne oluyor?

Böyle ne kadar bakacağız birbirimize?

Şimdi...

...bunu şu an söylemem...

...ne kadar doğru gerçekten bilmiyorum.

Ama...

Abi.

-Söyle abim. -Misafirler bekliyor.

Markayı açıklamamız lazım.

Tamam, geliyorum.

Tamam.

Sonra konuşuruz.

Geç kalmayalım. Sonra konuşuruz.

(Klasik müzik)

Arkadaşlar şimdilik yeterli bu kadar.

(Gülcemal) Evet.

Evet, tekrar herkese iyi eğlenceler diliyorum.

Sizleri burada görmek bizi çok mutlu etti.

Bursa'nın en seçkin tekstilcilerini evimde ağırlamak benim için bir şeref.

Aslında hepimiz buraya yeni bir markanın tanıtımı için toplanmış bulunuyoruz.

(Telefon çalıyor)

Alo. Merhabalar Deva Hanım'ın telefonu.

Deva'yı aramıştım ben, siz kimsiniz?

-Canan ben, amcacığım. -Deva yanınızda mı?

Yok, yanımda değil, partide o.

Ne partisi bu?

Yeni kurduğu markası var ya onun lansmanı var.

Yani onun partisi.

-Nerede bu parti? -Evde. Gülcemal Bey'in evinde.

Ben götüreyim mi telefonu Deva Hanım'a?

Alo. Alo.

(Canan ses) Alo.

Sözü daha fazla uzatmadan markamızın sahibi, baş tasarımcımız...

...Deva Nakkaşoğlu'na sözü bırakmak istiyorum.

(Alkışlıyorlar)

(Müzik)

Çok heyecanlandım, kusura bakmayın lütfen.

(Deva) Hmm!

Benim en büyük teşekkürüm bu markayı kurmamıza ve...

...benim tasarımlarımı sunmama fırsat tanıyan...

...Gülcemal Bey'e.

Bravo! Bravo!

Vallahi bravo!

(Gerilim müziği)

Çoğunuz yıllardır tanıdığım insanlarsınız.

Ne işi var bu kadının burada?

Bazılarınız dostum...

Sizi burada görmek beni biraz hayal kırıklığına uğrattı ama...

...şaşırmadım doğrusu.

Hakkımda konuştuklarınız kulağıma geliyor.

Sanki hepinizin kusursuz geçmişi varmış gibi...

...Zafer Pehlivan'ı konuşuyorsunuz.

(Gerilim müziği)

Evet!

Ben...

...aşkım için çocuklarımı terk ettim.

Sizin ahlak anlayışınıza göre ahlaksızdım belki de.

Ama çoğunuzla yıllar içinde iş yaptık o zaman gördüm ki...

...para, geçmişi unutturuyormuş!

Şimdi aynı şeyi görüyorum.

Ben çocuklarımla aşkım arasında seçim yapmak zorunda kalmış bir kadınım!

Ama o!

O bir katil!

-Ne? -Aa!

(Müzik)

Anlaşılan para onu da unutturuyormuş.

Benim itibarımı...

...benim ihalemi ona verdiniz.

Benim kocamın katiline.

Şimdi onun parasıyla eğlenin bakalım!

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

Partimiz sona ermiştir. Herkese teşekkür ederiz.

(Müzik devam ediyor)

(Müzik devam ediyor)

Sana beni yenemezsin demedim mi?

(Müzik devam ediyor)

Sen?

Küçük...

...ne oldu, korktun mu?

Sen kiminle uğraştığını gördün mü şimdi?

Kime kafa tuttuğunu gördün mü?

Benim oğlumu eve getirebilmek için sana ihtiyacım yok.

Benim oğlum bu gece eve gelecek.

(Müzik)

Deva iyi misin?

Ne olur sakin ol, böyle bir zamanda bu da söylenmez ama...

...telefonun çaldı. Israrla çaldığı için açtım ben de. Ne olur kızma.

-Baban aradı. -Ne?

Burada olduğunu söyledim, çok sinirlendi.

(İbrahim dış ses) Derhâl eve gel.

Yarım saate gelmezsen ben gelip alırım seni.

Beni delirtme Deva!

Benim gitmem lazım.

Gülcemal'e söyler misin çıkması gerekti de.

Deva!

Dur, ben sana bir araba ayarlayayım, ne olur.

-Abi? -Gel Vefa.

Seni merak ettim. Biliyorum, kötüsün ama...

Yoo, kötü değilim.

Kötü olmam lazım ama değilim.

Nasıl yani?

(İç çekti)

Yıllarca annem canavarsın, canavarsın diye diye...

...bana da kendimi öyle hissettirdi, biliyor musun?

Ama öyle değil.

Bugün nasıl hissettin peki abi?

İnsan olduğumu.

Ben canavar değilim Vefa.

Benim de duygularım var.

Ve artık bunu göstermekten çekinmeyeceğim.

Deva bana öğretti bunu.

Düşün anneme rağmen kendimi iyi hissediyorum.

Abla bu kız senin için bu kadar mı değerli peki?

Senin kadar güveniyorum ona.

Şimdilik bunu bil yeter.

Nerede, aşağıda mı?

Yok, telefon gelmiş acil çıkmam gerekiyor demiş. Babası aramış, Canan söyledi.

(Gerilim müziği)

Ben ne yapacağımı gayet iyi biliyorum!

Baba?

-Baba nereye gidiyorsun? -Gidip kızımı alacağım oradan.

-Saçmalama, dur lütfen. -Ne duracağım kızım!

Ben bu kızı başka türlü dizginlemeyeceğim!

Babacığım, Gülcemal'in evine mi gideceksin? Gitsen almayacaklar.

-Alsalar rezillik mi çıkaracaksın? -Rezil olacağımız kadar olduk zaten.

Herkes bizim arkamızdan konuşuyor.

Senin kardeşin nerede peki? O adamın kuyruğundan kopamıyor!

İbrahim amca tamam.

-Tamam, sakin ol. -Sen karışma, bu aile meselesi!

Baba tamam. Deva gelsin, alırız karşımıza konuşuruz.

Ne gerekiyorsa da yaparız ama oraya gitmek olmaz. Saçmalama.

-Yok, ben gideceğim. -Baba...

(Müzik)

Baba her şeyi anlatacağım şimdi sana.

Sen ne yaptığını zannediyorsun? Utanmadan arkamdan iş çeviriyorsun.

Sana yüzümü eğme dedim. Sana hakkımı helal etmem dedim!

-Ben burada yanlış bir şey yapmadım. -Nedir öyleyse burada yaptıkların?

Hiçbiriniz sağlıklı düşünemiyorsunuz.

Sen çok mu sağlıklı düşünüyorsun.

Sana o adamdan uzak duracaksın dedim, aradın buraya kadar getirdin.

Onunla çalışmayacaksın dedim, gittin adamla marka kurdun.

O adamla olmaz dedim...

...şu evi düzene sokana kadar neler çektiğimizi sen biliyorsun.

-Ben, evet... -Ne için?

Zafer Hanım ve oğullarından uzak durmak için.

Sonuç? Biri burada, benim kızım da diğerinin evinde.

Tamam İbrahim amca, sorun bensem eğer ben giderim.

-Hayır Armağan. -Defol git o zaman!

Buraya gelmen hataydı zaten.

Bıktım artık Zafer Hanım'dan da oğullarının dertlerinden de!

Yeter!

Yeter! Bana ne söylemek istiyorsan söyle, konuş!

Ama Armağan'a böyle konuşamazsın.

Sen böyle bir adam değilsin. Armağan buraya gelmek zorunda kaldı.

-Neden? Yok mu başka gidecek yeri? -Yok!

-Yok, kimsesi yok! -Burası kimsesizler yurdu değil!

(Müzik)

Deva...

-Kızım... -Yok, yok.

Hiçbir şey açıklamak zorunda değilsin İbrahim Usta. Ben gayet iyi anladım.

Çok haklısın. Burası kimsesizler yurdu değil.

Burada sen kimseye bakmak zorunda da değilsin, hiçbir mecburiyetin yok.

Armağan yürü gidiyoruz.

Deva!

-Kızım ben öyle demek istemedim. -(İpek) Deva saçmalama.

Deva tamam. Tamam, dur.

Bırak şunu.

-Kızım yapma. -İpek bırak!

Bırak diyorum! Bak bırak!

Şu an burada kalmam, tamam mı!

Kızım bir anda ağzımdan çıktı öyle demek istemedim ben.

Seni hiç kimseden ayırmadım.

-Öyle demek istemedim. -Keşke deseydin.

Deseydin bu kadar canım acımazdı.

-Deva sakin ol. -Yapma kızım, yapma.

(İpek) Deva durur musun? Deva!

Deva saçmalıyorsun. Lütfen. Sinirle söyledi Deva lütfen.

Bırak!

Bilerek yapmadı tamam mı? Sakinleşin, öyle konuşun.

-Ben rica ediyorum. -Kızım dur, gitme.

Gitme. Gidiyor.

(İpek) Deva!

Deva dursan... Devacığım iner misin bak konuşalım. Nereye gidiyorsun?

(İbrahim) Deva!

-Deva! Deva! -Babacığım, tamam.

-Tamam. -Gidiyor.

Gidiyor.

Sakin ol yine hasta olacaksın babacığım.

Ben konuşacağım onunla. Sakinleştireceğim onu.

Sakinleştireceğim.

Deva, İbrahim amca benim gerilmişti. Hepsi benim yüzümden oldu.

Seninle hiçbir alakası yok Armağan.

Yapma böyle.

İbrahim amca bilerek, isteyerek sana böyle bir şeyi asla söylemez.

Onun derdi benimle. Lütfen geri dönelim artık.

Armağan kendini suçlamayı keser misin?

Sen benim kardeşim değil misin? Bırakmayacağım seni.

Üzme artık kendini.

Ağlama artık.

Sadece gücüme gitti söyledikleri.

Kimsesizliğimi hiç bu kadar hissetmemiştim.

Ben de Deva.

Ben de.

Hâlâ inanamıyorum yaşadıklarımıza.

Asla bırakmıyor kadın peşimizi, asla!

Duydun değil mi söylediklerini?

Neredeyse gurur duyuyor bizi bırakıp gittiği için.

Duydum da vallahi inanamıyorum.

Âşık olmuş. Yok efendim sevmiş!

Sevgi kesinlikle böyle bir şey değil.

Abinin bunun kocasını öldürme hikâyesi doğru mu?

Maalesef doğru.

Entrika dolu bir hayat bu. Ne acayip bir şey.

Mert hayırdır, eğleniyor gibisin tüm bu yaşananlardan?

Aşk olsun Gülendam, olur mu öyle saçma şey! Ben bilmiyor muyum bu...

Bu kadar travmatik şeyler olduğunu.

Bunları yaşamanın ne kadar zor olduğunu bilmiyor muyum?

Evet, öyle.

Bu arada sen şeyi fark ettin mi? Zafer Hanım gelince böyle bir gerildi...

...Gara Hanım soldan sıvış yaptı, fark ettin mi onu sen?

Yoo. Niye böyle bir şey olsun ki zaten.

Gara ana böyle bir şey yapsın annemi görünce?

Geçmişe dayanan bir tanışıklıkları mı var bir yerden sordum öyle.

Yok, hiç alakası olmayan iki insan. Sana ne oluyor onu anlamıyorum ben.

Dedikodu yapmalar, senaryo yazmalar falan kendi kafanda.

Canın mı sıkılıyor?

İnsan bu evde sıkılabilir mi hiç? Her gün bir atraksiyon, bir olay.

Peki.

(Gerilim müziği)

-Kız görünürde yok. Hadi. -Tamam.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Ne oldu? Hallettin mi?

(Bip) hallettim, hallettim de az kalsın kıza yakalanıyordum lan.

Ne dedi arkadaşın? Anahtarı alabildin mi?

Aldım anahtarı.

Ama arkadaşın harbi kızmış. Çıkarmış vermiş. Helal olsun.

Öyledir.

Zaten onlar da o evi çok kullanmıyorlar. Yazdan yaza gidip geliyorlar.

Her neyse. Hadi biz gidelim de şu eve başımızı bir sokalım.

Hadi bakalım.

(Telefon çalıyor)

(Telefon çalıyor) Hâlâ arıyorlar. Bir susmadılar.

Kapat.

Bak, ben kapattım, beni kimse arayamıyor. Kapat.

Doğru diyorsun.

(Gerilim müziği)

(Operatör kadın ses) Aradığınız kişiye şu anda ulaşılamıyor.

-Lütfen daha sonra tekrar deneyin. -Yok.

Önce meşgul çaldı, şu an kapalı. Ne oluyor?

Allah'ım, inşallah başlarına bir şey gelmez.

Hay dilin tutulsaydı da konuşamasaydın İbrahim.

Tamam babacığım, sakin ol. Bak, tansiyonun düşmüyor. Lütfen.

Bırak beni de bir daha ara.

Bu saat oldu, hâlâ yoklar.

Deva kız başına, Armağan desen hâli belli yavrucağın.

Tamam, arıyorum.

(İbrahim) Nereye giderler? Nerede kalırlar?

-(Operatör kadın ses) Aradığınız kişiye... -Of, yok. Yok, kapalı.

-Tamam, hadi gidiyoruz. -Nereye gidiyoruz?

-Hadi gidiyoruz. -Nerede bulacağız bu saatte?

Ben biliyorum onları nerede bulacağımı. Hadi. Topla çantanı, gidiyoruz.

(İpek) Tamam, beni bekle baba.

Beni bekle baba.

(Gerilim müziği)

Oğlum orman yoluna girdi bunlar.

Daha iyi abi. Farları kapat.

Bizi fark etmesin keklikler.

(Gerilim müziği)

Nasıl yol ya? Kapkaranlık. Bir tane ışık kokmamışlar.

Armağan gidiyoruz işte yavaş yavaş. Ne diye korkutuyorsun şimdi?

Gidiyoruz da umarım doğru gidiyoruzdur.

Doğru gidiyoruz.

Tarif ettiği yerden saptım. Şimdi dümdüz devam edeceğiz.

Sonra ev karşımıza çıkacak.

Telefonlar kapalı, konum desen yok.

Armağan doğru gidiyoruz diyorum.

Ayrıca ben gittim buraya bir kere. Gündüz geçtim buradan.

Aslında bu yol çok güzel, biliyor musun? Burası 'full' ağaçlık böyle.

Ama şu an karanlık olduğu için görünmüyor.

(Gerilim müziği)

Cık.

(Operatör kadın ses) Aradığınız kişiye şu anda ulaşılamıyor.

Lütfen daha sonra tekrar deneyin.

(Gerilim müziği)

Neredesin Deva?

(Gerilim müziği)

Kadın resmen kötülükte sınır tanımıyor.

Şimdi ne yapacak acaba? Sonraki hamlesini çok merak ediyorum.

Yıldırım gibi düştü partinin ortasına. Şok oldum vallahi.

Deva'yla konuşan oldu mu?

Abi, babası arayınca çıktı gitti. Ben Vefa'ya söylemiştim.

Sonra aranızdan kimse konuşmadı mı?

-Bir şey mi oldu oğlum? -Arıyorum, açmıyor. Telefonu kapalı.

Şey yapmayın hemen, belki...

...sadece şarjı bitmiştir.

Hayır, başka bir şey oldu.

Abi, Deva'nın babası gelmiş. Serada seni bekliyor.

(Gerilim müziği)

-Sen gelmiyor musun? -Geliyorum aşkım. Sen git, ben...

Oh. Geleceğim arkandan.

(Gerilim müziği)

Of.

Çabuk Deva'ya söyle, buraya gelsin!

Deva burada değil.

-Yalan söyleme. Burada. -Yalan söylemiyorum.

Babama diye çıkmış evden. Saatlerdir arıyorum, telefonu kapalı.

-Babacığım tamam, sakin ol. -Hemen su, bir şey getir.

Deva buradan çıktıktan sonra eve geldi ama babamla tartıştılar.

(İpek) Şu an arıyoruz, hiçbir yerde yok.

Allah'ım, sen yardım et. Çok kötü şeyler söyledim.

Kalbini kırdım. Benim yüzümden gitti.

Bana kızımı bul.

Onu bulsan bir tek sen bulursun.

Tamam, merak etmeyin.

Hemen herkese haber ver.

Gelin, sizi içeri oturtalım.

(Gerilim müziği)

Yalnız bayağı ıssız, sapa bir yolmuş burası.

Yani tırsmadım desem yalan olur.

Sus. Ben de biraz tırstım da çaktırmamaya çalışıyordum.

Neyse, bizim için daha iyi zaten, değil mi?

Kimse bulamasın istiyoruz ya, bulamazlar işte.

O açıdan bakınca mantığa yatıyor da...

Nerede bu ev? Bayağı bir bilinmeyene doğru gidiyoruz.

Sen bana güvenmiyor musun?

Şu araç kullanma şekline tam bir teslimiyet sağlayamıyorum.

Allah Allah!

Nankör.

(Araba uyarı sesi)

-Ne oluyor? Bu ne? -Ne diyor?

Ne bileyim? Anlamadım. Lastik işareti var.

Arabayı durdurun yazıyor.

Durabileceğin yerde sağa çek, bakalım.

(Gerilim müziği)

Beyler, çivi işe yaradı. Dörtlüyü yaktılar, duracaklar.

(Gerilim müziği)

Allah'ım nereye kayboldu yine bu kız?

Allah'ım, ben rahat bir nefes alamayacak mıyım?

(Mert) Of.

Sen ne yapıyorsun? Burada oturmuşsun boş boş.

Deva ortalıkta yok, Armağan yok.

Patronunu aradın mı?

Ben senden çok sıkıldım.

Ama sıra sana da geliyor.

Kaydıracağım ayağını oğlum.

Sen eceline susamışsın.

Sen gebermek istiyorsun.

Ben geberteyim istiyorsun, değil mi?

(Mert havlıyor)

Anca havlıyorsun.

Gel, gebert.

Açık konuşalım mı?

(Bip) yemez.

Sen bu evde bana seve seve katlanacaksın.

Allah belanı versin senin. Senin Allah...

Oğlum ben çok (Bip) yapıyordum, biliyor musun? Meslek icabı.

Ama senin gibisini görmedim lan. Şeytan diyor ki git, Gülendam'a anlat.

Git, senin bu kocan Deva'nın eski nişanlısıymış de.

(Gerilim müziği)

(Mert) Sen kurusıkı tabancasın oğlum.

Ateş ediyorsun da hiçbir şey vurduğun yok.

(Gerilim müziği)

Evet.

Size gönderdiğim numaranın sabahtan beri kimlerle görüştüğünü öğrenmemiz lazım.

Tamamdır.

Sizden haber bekliyorum müdürüm.

İlginize teşekkürler, sağ olun.

Ne oluyor? Bulabilecekler mi?

Sinyallere bakıp haber verecekler.

(Gerilim müziği)

Her yere haber verdik.

(Deva) Baksana, bir şey girmiş buna.

Al işte. Demek lastiği bu patlatmış.

Ne yapacağız şimdi?

Ne yapacağız? Yol yardımı çağıracağız, gelip değiştirecekler.

Tamam, ara hadi.

Telefonu açtık da çekmiyor ki.

-Seninki? -Yok, benimki de çekmiyor.

Yapacak bir şey yok. Birilerinin gelmesini bekleyeceğiz.

Şaka gibi.

(Gerilim müziği)

(Sessizlik)

Kapıyı çal.

(Gerilim müziği)

-Evde yoklar galiba. -Evdeler, biliyorum.

Beni gördüler tabii, ondan açmıyorlar kapıyı. Bir daha çal.

Oğlumu almadan gitmeyeceğim buradan.

Armağan!

Armağan!

İbrahim, içeride olduğunuzu biliyorum. Kapıyı açın.

(Telefon çalıyor)

Ne arıyor bu?

Ne var? Söyle.

Bak, ortalık çok çalkalanıyor, karıştı. Acayip acayip şeyler oluyor burada.

-Ne oluyor? -İbrahim'le İpek geldiler, buradalar.

Armağan nerede?

Yok işte. Armağan yok, Deva yok. Sırra kadem basmışlar, yoklar.

Ne demek sırra kadem basmış?

Neden Deva'yla Armağan beraber gitmişler?

Ne bileyim ben? İbrahim'le İpek, Deva'yı bulsunlar diye...

...koştur koştur buraya gelmişler. Gülcemal'e koşmuşlar.

Senin anlayacağın ikisi de yoklar.

Adamlar nerede?

En son bir saat kadar önce konuştuğumda Deva'nın arkasındaydılar.

-Hayırdır efendim? Bir şey mi oldu? -Armağan, Deva'yla gitmiş.

Adamları ara çabuk. Adamlar oğlumu tanıyorlar mı?

Tanıyorlar mı, tanımıyorlar mı? Onu söyle bana.

-Bilmiyorum ama arayayım hemen. -Çabuk ara.

Allah'ım aklımı koru. Allah'ım.

-(Operatör kadın ses) Aradığınız kişiye... -Allah'ım aklımı koru.

Kapalı.

Öbürlerini ara, herkesi ara! Diğerlerini ara, bir şey yap!

Ya oğlumu tanımıyorlarsa? Ya başına bir şey gelirse?

Ona bir şey yaparlarsa? Allah'ım ya Rabb'im.

(Operatör kadın ses) Aradığınız kişiye şu anda...

-(Zafer) Neredeler? -Bu da kapalı.

Nerede bu adamlar?

Efendim sakin olun. Ulaşmaya çalışıyorum.

Gel, yürü.

(Gerilim müziği)

Deva, ben ürküyorum artık. İçimde kötü bir his var.

(Baykuş ötüyor)

Armağan, daha fazla dayanamayacağım. Ben çok korkuyorum.

Korkarsın tabii. Şu mekâna bak. Kuş uçmaz kervan geçmez bir yer.

-Baksana, hayat belirtisi yok. -Ne diyorsun Armağan?

Sağ ol, çok güzel su serptin içime.

Ne yapalım kızım? Burası ürkünç bir yer.

Düşünüyorum, bir çözüm de bulamıyorum.

Ne yapacağız bu karanlıkta? Yol yordam bilmeyiz. Nasıl bulacağız evi?

Bilmiyorum.

Ne yapacağız?

Arabaya bineceğiz, kapıları kilitleyeceğiz...

...gün doğana kadar bekleyeceğiz.

Baksana, gelen giden kimse yok. Bekliyoruz işte, yok.

Daha iyi bir fikrin var mı?

Biri geldi. Buradayız!

(Armağan ıslık çaldı)

-(Armağan) Buradayız! -Armağan.

-Farlar bir anda yandı Armağan. -Tamam, yardıma gelmişlerdir belki.

-Sakin ol. -Dur, yapma Armağan.

(Gerilim müziği)

(Deva) Armağan, bunlar o adamlar.

(Deva bağırdı)

(Deva bağırdı) Gel buraya!

Armağan, beni gömen adam bu.

(Armağan) Ne?

Beni gömen adamlar.

Armağan! Armağan yürü!

Tamam, dur. Nereye kaçacağız? Deva, nereye kaçacağız? Kaçamayız.

Annemin adamları onlar. Ben konuşacağım. Sakin.

Ne istiyorsunuz?

Niye peşimizdesiniz? Söyleyin ona, hiçbir yere gelmiyorum.

Ne diyorsun lan sen?

Ne anlatıyorsun?

Armağan.

Alın lan kızı.

Deva kaç!

(Deva bağırdı) Deva kaç!

(Deva bağırdı) Hayır!

Deva, ben buradayım! Kaç! Deva!

-Gel buraya! -Yakala onu.

-(Armağan) Deva kaç! -(Deva) Armağan!

-Deva kaç! -Oyun oynamak istiyorsun, öyle mi?

Deva!

(Gerilim müziği)

(Deva) İmdat! (Deva ağlıyor)

Kimse yok mu?

Kimse yok mu?

(Gerilim müziği)

(Erkek) Gel buraya!

Tavşan kaç! Tazı tut!

Oyun mu oynamak istiyorsun? Gel buraya!

(Erkek 2) Nereye kaçacaksın bakalım.

Buralarda.

Ortaya çık!

Ne oldu? Bulamadınız mı hâlâ?

Buralarda. Nereye gidecek ki?

-Nereye gitti bu kız? -(Erkek 2) Kaçamaz ki.

Ben oradan. Sen benimle gel.

Burada olduğunu biliyorum.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Deva!

Deva!

(Gerilim müziği)

Deva!

Deva!

Deva!

(Gerilim müziği)

(Deva bağırdı) Hayır!

(Bip)!

(Erkek 3 bağırdı) (Deva ağlıyor)

Yakaladım!

(Deva ağlıyor)

Deva! Deva!

Bırakın lan! Bırakın! Deva!

Deva!

Deva!

(Gerilim müziği)

Deva!

(Deva ağlıyor)

(Erkek 3) Kuşu yakaladım. (Erkek 3 güldü)

Keşke Gülcemal'i durdurmasaydım, öldürseydi.

Bana bak, geçen sıktığın kurşun yüzünden neredeyse sakat kalıyordum.

Bu sefer yemin ediyorum gebertirim seni.

-Unuttum zannetme. Kalk, kalk. -Yaklaşma bana. Yaklaşma.

-Kalk, kalk. -(Deva) Yaklaşma bana.

(Erkek 3) Lan dur!

Lan ne yapıyorsun?

Böyle gel! (Deva bağırıyor)

Kalk! (Deva bağırıyor)

Hadi gelsin Gülcemal.

Gelsin de üzerimize kurşunları yağdırsın.

Gerçi gelemez.

Silahını bırakmış diye duyduk.

Hadi gelsin, seni elimden kurtarsın.

-Kim kurtaracak şimdi seni? -Sıkayım mı?

(Gerilim müziği)

(Erkek) Yapma!

Yapma, öyle mi?

(Gerilim müziği)

Gülcemal.

(Bip)!

(Silah sesi) Gülcemal!

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Bu dizinin ayrıntılı altyazısı NOW tarafından...

...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.

www.sebeder.org

Ayrıntılı Altyazı Çevirmenleri: Büşra Taşcıoğlu - Ece Naz Batmaz...

...Eylül Yılmaz - Gülay Yılmaz

Editör: Dolunay Ünal

(Jenerik müziği)

(Jenerik müziği devam ediyor)

(Jenerik müziği devam ediyor)

(Jenerik müziği devam ediyor)

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.