Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Portuguese (Brazil)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
(Jenerik müziği)
(Jenerik müziği devam ediyor)
(Jenerik müziği devam ediyor)
Şimdi yalvar bana yanında kalmam için.
(Gerilim müziği)
Zormuş, değil mi?
Öyle birinin karşısında diz çöküp, yalvarmak.
Özür dilemek.
Sana seni öldüreceğim dedim, hatırlıyorsun değil mi?
Seni nasıl öldüreceğim, biliyor musun?
Buradan çıkıp giderek.
Sana dair her şeyi unutacağım.
Bu evi...
...yaşadığımız her şeyi...
...hepsini unutacağım.
Arkamda kalacaksın.
(Duygusal müzik)
Ki sen de bilirsin ya Cemal Bey.
...insan birini sevmeyi bıraktığında içinde ölmeye başlar.
(Duygusal müzik)
Şimdi gidebiliriz babacığım.
(Duygusal müzik)
(Zafer gülüyor) (Zafer) Harika bir gösteriydi, harika!
Bu acıklı hikâyeyi böldüğüm için çok üzgünüm ama...
...herkes çocuğunu alıp gittiğine göre...
...ben de çocuğumu alıp gidebilirim, değil mi?
Gelmeyeceğimi söylemiştim.
Sana babanın neden öldüğünü anlatmamıştım Armağan.
-Artık zamanı geldi. -Saçmalama.
(Gerilim müziği)
Baban, evinin önünde bıçaklanarak öldürüldü.
Nasıl?
Sen bana hastalandı demiştin.
Yalan söyledim.
Baban bir yılan, bir canavar tarafından öldürüldü.
Hani şu evinde kalmak için...
...annenden ayrıldığın...
...Gülcemal tarafından.
(Gerilim müziği)
Babanın katilinin evinde kalamazsın.
(Gerilim müziği)
Bu doğru mu?
Sen...
...sen benim babamı öldürdün.
(Armağan) Öyle mi?
(Gerilim müziği)
Doğru.
(Duygusal müzik)
-Peki bana sebebini sormayacak mısın? -İntikam yüzünden.
Babasının intikamını almak için öldürdü.
(Duygusal müzik)
Sen, helalleşin, demiştin.
Affedin, demiştin.
Onunla helalleşecek misin?
Bak Armağan, burada kalmaya karar verirsen...
...bir daha seni almaya gelmeyeceğim.
Bir sana sana gel demeyeceğim.
Gitmek istiyorum.
Buradan gidelim.
(Gerilim müziği)
Emrullah.
(Gerilim müziği)
Hemen arabaya.
Neden konuşmadın Gülcemal? Neden gerçeği söylemedin?
Çocuğun hâlini görmedin mi?
Gözüme nasıl baktığını görmedin mi?
(Emrullah dış ses) İyi akşamlar İbrahim Usta.
(Öksürüyor)
Yanlış yaptın Gülcemal, her şeyi söyleyecektin.
O çocuk bir günde bu kadar ağır şeyi kaldıramaz.
Abi, Deva gitti. Bir şey yapmayacak mısın, alıp geleyim mi?
İpi kopan bir uçurtmayı geri döndüremezsin Vefa.
Ben özür dilemeyerek o ipleri kopardım.
Deva'yı kaybettim.
Her şeyi kaybettim.
Of...
-Baba. -Efendim?
Bir daha ne kadar meçhule doğru yol alacağız, nereye gidiyoruz?
Saçma saçma konuşma İpek, ne meçhulü? Senin baban hiç düşünmeden iş yapar mı?
Rahmetli babamın köydeki evine gidiyoruz.
Deva.
Sen hiç konuşmuyorsun kızım, yoksa gitmek istemiyor musun?
Deva?
Sana diyorum kızım, yoksa gitmek istemiyor musun?
Nereye?
Dedenin evine diyorum ya işte.
Gidelim babacığım, benim için olur, fark etmez.
Oho! Vallahi biz burada konuşurken Deva paralel evrene gitmiş gelmiş babacığım.
Bana bak, yoksa sen o evden ayrıldın diye üzülüyor musun?
Yok babacığım, niye üzülecekmişim ben?
Bitti gitti işte, her şey geride kaldı.
Çok şükür, bu belayı da başımızdan defettik.
Bu arada telefonlarınızı kapattınız, değil mi?
-Kapattık babacığım. -Tamam.
Hatlarınızı da kırıp atın.
Yenisini alırız. Bundan sonra ne izimizi ne tozumuzu bulabilecekler.
-Yepyeni bir hayata başlayacağız. -Oh!
Vallahi sonunda üçümüz bir aradayız ve her şeyi eskisi gibi olacak.
Çok mutluyum.
(Müzik)
(Gerilim müziği)
(Zafer dış ses) Ben seni seviyorum Gülendam.
Ben seni Armağan kadar seviyorum.
Bu hikâyenin masumu sensin. Sen ziyan olansın.
(Gerilim müziği)
(Zafer dış ses) Oyuncakçı Veysel'i hatırlıyor musun?
Onun vitrininde buna çok benzeyen bir bebek vardı.
Sen istemiştin ama ben alamamıştım. Günlerce ağlamıştın.
Evet ama bana bunu almak için...
...25 sene kadar geç kaldın.
Sen bunca yıl sonra beni buraya oğlunu geri almak için çağırdın, değil mi?
Hayır, ben... Hayır, hayır. Ben sadece küçük bir ricada bulundum o kadar.
(Gülendam dış ses) Pes! Bunca yıl sonra beni ayağına...
...oğlunu geri almak için çağırdın sen.
Armağan'ı da oradan çıkaralım sen de gel benimle yaşa, tamam mı?
-Bir an olsun sevgine inanmıştım. -Gülendam!
-Ben seni çok seviyorum yavrum. -Sus!
Sus! Daha fazla küçülme, sus!
Allah, hiçbir evladın başına senin gibi bir anne vermesin.
Sen nasıl bir kadınsın.
Yeter be! Yeter!
(Bağırıyor)
(Gerilim müziği)
(Kadın) Düştü! Kadın bayıldı! Bir saniye (Bip).
Bir dakika, dokunmayın. Dokunmayın, epilepsi geçiriyor.
Dokunmayın!
(Üst üste konuşmalar)
(Üst üste konuşmalar)
(Kadın) Dokunmayın.
(Yelda) Hoş geldiniz.
Armağancığım istersen salona geçip biraz orada konuşalım, olur mu?
Şimdi değil. Biraz yalnız kalmaya ihtiyacım var.
(Müzik)
Arabada da tek kelime konuşmadı.
Sarsıldı tabii çocuk. Neyse biraz toparlansın da sonra konuşuruz.
-Size söylemem gereken bir şey var. -Nedir?
Bugün Gülcemal'in evinde bir kadın gördüm.
Sizin oturduğunuz cam salondaydı.
Ben de fark ettim ama yüzünü görmedim. Tanıdığın biri mi?
Geçen gece sizin tansiyonunuz çıktığında...
...İbrahim Usta'nın yanında, hastanede gördüm onu.
Kim olduğunu sorunca da uzaktan bir akrabam demişti.
Ama bugün Gülcemal'in evinde de görünce şaşırdım.
Hem Gülcemal'in evinde hem İbrahim Usta'nın yanında.
İlginç. Kim acaba?
İsterseniz hemen araştırmaya başlayabilirim.
Evet.
O evde aptal da olsa bir adamımız var, ona sorarım.
-Sen Deva'yı bul asıl. -Deva'yla işimiz bitti zannediyordum.
Gülcemal'le işimiz bitti mi ki Deva'yla işimiz bitsin?
Daha onun aşkından ölüp bitmedi.
Deva için nefesi kesilmedi.
Deva'yı Gülcemal'den aldığım gün işimiz bitecek.
Daha başındayız.
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
Ah Yelda, ah!
(Gerilim müziği)
(Taksici) Beyim hâlâ gideceğimiz yeri söylemedin.
Uzağa, sen bas.
Böyle boş boş mu gezeceğiz?
O sana boş, ne kadar uzak o kadar iyi bana.
Beyim böyle olmaz, sen istersen başka bir araca bin.
İyi, tamam, şeye, havaalanına sür o zaman.
Ben artık en uzağa giden ilk uçak neyse atlayayım, buralardan gideyim.
Yok, yok, havaalanı olmaz. Şimdi oradan kaydımı falan bulurlar, ben kaçamam.
Kim bulacak seni, ne diyorsun?
Deva'nın bana verdiği süre dolmak üzere.
-Ve sen bir kanıt bulamadın. -Ne yazık ki buldum.
Abi, geldi.
(Gerilim müziği)
Eyvah...
Oğlum Mert bu senin son şansın, kaçtın, kaçtın.
Otogar. Sen otogara sür. Bin tane otobüs firması var...
...oradan hayatta bulamazlar, ben kaçar giderim.
Dayı be.
Bir de senin insan kaçakçısı falan bir tanıdığın var mıdır?
Beni Mudanya'dan tekneyle alıp götürseler direkt.
Beyim başımı belaya sokma gözünü seveyim.
Tamam be, aman sen de ne korktun hemen, tamam. Otogara sür, tamam, ben...
...başımın çaresine bir şekilde bakacağım artık.
(Telefon çalıyor)
Ne diyeceğim ben şimdi?
Hadi. (Telefon çalıyor)
Gülendam biliyorum, çok sinirlisin ama sana sadece bir tane soru soracağım.
İnsan çocuğunun babasını öldürtür mü?
Bak, aramızda geçen o güzel zamanlar çok kısa sürdü ama...
...onların hatırı için sana yalvarıyorum, ne olursun...
...bari bana kaçayım diye birazcık süre ver.
(Erkek ses) Beyefendi benim adım Buğra.
Eşiniz sokakta fenalaştı, kriz gibi bir şey geçirdi.
-Hemen hastaneye getirdim. -Ne?
Dayı dur, dur.
(Mert) Şimdi iyi mi peki?
Devam edeyim mi?
(Gerilim müziği)
Oo! Ne olmuş böyle?
Baba bu ne, bu eve hırsız mı girmiş?
Dur bakalım kızım, şimdi anlarız.
Açılmıyor mu?
Uzun zamandır kimse gelip gitmeyince paslanmış herhâlde.
Ben şimdi halledeceğim.
Baba.
Bayağı hallettin babacığım.
-(İbrahim) Oo! -Baba iyi misin?
-Hadi girin bakalım. -Gel.
Girin. Hadi gelin bakalım.
Of...
(Bağırıyorlar)
-Hadi kışt, kışt, kışt! -Sen nereden geldin?
(Müzik)
Neyse.
En azından yumurta problemimiz olmayacak.
Babam rahmetli olduktan sonra hiç gelmemiştim.
İyice çürümüş gitmiş.
Toparlanana kadar bir süre burada idare ederiz diyordum ama...
...burası olmaz. Başka bir yol bulmamız lazım.
Baba, bizim hırsız horozmuş.
Bir dakika, siz niye hemen böyle ümitsizliğe kapılıyorsunuz ki?
Ne olacak canım, biz burayı toparlarız, çiçek gibi yaparız.
Ayrıca bence burası çok da tatlı olur.
Hem sen benim düğünüm için neyimiz var neyimiz yoksa harcamadın mı?
Şu an kenarda bir paramız yok ki.
Ayrıca kiralar desen almış başını gitmiş.
En azından şükürler olsun başımızın üstünde bir çatımız var, değil mi?
Biraz örümcek ağlı bir çatımız var tabii.
-Sen buraya gel bakayım. -Ne?
Biz üçümüz beraber değil miyiz?
Yaşıyoruz, nefes alıyoruz, sağlıklıyız.
Yeniden başlarız, olur mu?
Her şeyi yeniden yaparız, olmaz mı?
Vallahi doğru söylüyor baba.
Sen bana bakma, ben hep huysuzum zaten.
Siz benim yanımda olduktan sonra ben her yerde yaşarım.
-Canım babam benim. -Hadi o zaman!
-Hadi yeniden başlayalım. -Yeniden başlayalım.
Hadi bakalım.
(Deva dış ses) Özür dile. Bana yaşattığın her şey için benden özür dile.
Gözümün içine bak ve ben çok pişmanım, de.
Yanında kalmam için şimdi bana yalvar.
(Deva dış ses) Sana dair her şeyi unutacağım.
Arkamda kalacaksın.
(Deva dış ses) Ki sen de bilirsin ya Cemal Bey...
...insan birini sevmeyi bıraktığında içinde ölmeye başlar.
(Gerilim müziği)
(Zafer dış ses) Yalan söyledim.
Baban bir yılan, bir canavar tarafından öldürüldü.
(Gerilim müziği)
(Zafer dış ses) Hani şu evinde kalmak için...
...annenden ayrıldığın Gülcemal tarafından.
Abi?
Her şey nasıl bu kadar kontrolümden çıktı Vefa?
Her şeyi kaybettim.
Deva'yı kaybettim...
...Armağan'ı da.
Yine annem kazandı.
Onca şey yapmışken yine başa döndük.
(Duygusal müzik)
(Gerilim müziği)
Sen şimdi hiç acele etme, tamam? Bana elini ver. Yavaş yavaş.
(Mert) Tamam, dur. Gel, gel.
Ben seni tuttum. Bir dakika.
Hadi gel bakalım şimdi.
Son abi.
(Duygusal müzik)
Abi.
(Gerilim müziği)
-(Gülendam) Nereden? -(Mert) Buradan, gel.
-(Gülcemal) Gülendam! -Abi.
-Abi, abi, abi... -Ne oldu, bu hâlin ne?
Çok kötüyüm.
Biz de şimdi hastaneden geliyoruz.
Doktorun dediğine göre epilepsi nöbeti geçirmiş.
Abiciğim sana ne oldu?
Tamam. Gel.
Tamam abiciğim. Tamam.
Gel. Gel, seni biraz yatıralım.
-Abi. -(Gülcemal) Tamam. Gel.
(Gülcemal) Yavaş abiciğim, gel.
(Gülcemal) Gel abiciğim, yavaş. Geçecek, merak etme. Gel.
(Gerilim müziği)
(Kapı açıldı)
(Kapı kapandı)
(Zafer) Armağan.
Armağan iyi misin yavrum?
Toparlanabildin mi?
Olanları sindirmeye çalışıyorum.
İşte bu yüzden o evde kalmanı istemedim.
Eğer sen bana gerçekleri söyleseydin ben orada beş dakika bile durmazdım.
Bana, baban hastalandı, dedin. Adam cinayete kurban gitmiş.
Sen böyle bir şeyi benden nasıl saklarsın anne?
Korktum Armağan, söyleyemedim.
Seni o kan davasının, öfkenin içine sokmak istemedim.
Ama o yılan ne yaptı etti bizi buldu.
Merak etme, bundan sonra sana elini uzatamayacak.
Bana verilecek daha çok cevabın var anne.
Ne sormak istersen sor, hepsini cevaplayacağım.
Peki.
(Gerilim müziği)
Bununla başla.
-Bu mektubu nereden buldun? -Kasandan.
Daha bitmedi. Fotoğrafı kaydır.
(Gerilim müziği)
Sen neler karıştırıyorsun böyle?
Bu çocuklar kim anne?
Akrabalarım.
Eskiden hatıra olsun diye böyle fotoğraf çektirirdik.
O zaman cep telefonları falan yok tabii.
Sen ne sandın?
Kim bilir ne senaryolar kurdun kafanda.
Mektup peki?
Kadın belli ki babamın eski eşiymiş, çocuğu varmış.
Açık açık yazmış işte.
Babanın benimle evlenmeden önce bir kızı olmuş.
Nasıl?
Yani benim bir ablam mı var?
Üzgünüm.
Belki de sana daha önce söylemeliydim.
Belki o zaman o Gülcemal'le o yanındaki kızı kardeşlerin sanmazdın.
Peki şimdi ne yapıyor, nerede? Hiç mi bir şey bilmiyorsun?
Mustafa onları bulmak için çok uğraştı.
Ama bıraktığı yerde bulamadı.
Yemin ediyorum ölünceye kadar kızını aradı.
Yani benim kanımdan, canımdan bir ablam var bu hayatta...
...ve hakkında hiçbir şey bilmiyoruz, öyle mi?
Maalesef.
Hadi gelin bakayım artık, çok yoruldunuz. Gelin birer yorgunluk çayı içelim.
Of...
Ellerine sağlık babacığım.
Bir günde koskoca bir salonu hallettik işte, daha ne olsun.
Yarın da marangoza gideriz. Size yatak başucu falan lazım.
Bu gece artık burada kıvrılır yatarız.
Of, daha çok iş var.
Eline sağlık baba.
Kızım ne oldu, sen yine daldın gittin?
Sen yine o adamı mı hatırladın?
Yoksa sen ona üzülüyor musun?
Yok, yani öyle değil tabii ki.
Gülcemal aslında o kadar kötü biri değil.
Allah Allah, şimdi de şeytanın avukatı kesildi başımıza.
Hayır, tabii ki onu savunmuyorum ama...
...baba şimdi düşünsene, baban başka bir kadın için seni terk ediyor.
Yani ne kadar sağlıklı olabilirsin ki zaten?
Ne? Babası terk mi etmiş?
Armağan her şeyi çözdü baba.
Gülcemal'le Gülendam, Mustafa Pehlivan'ın çocuklarıymış.
Kızım sen bunları nereden uyduruyorsun Allah aşkına?
Yok baba, uydurmuyor, vallahi bu sefer ben de biliyorum.
Sizin hiçbir şey bildiğiniz yok, onlar Mustafa Pehlivan'ın çocukları değil.
Onlar Zafer Pehlivan'ın öz evlatları.
-Zafer Pehlivan, Gülcemal'in annesi. -Ne?
Baba sen ne dediğinin farkında mısın?
Ben bu insanları 40 yıldır tanıyorum, size yalan borcum mu var?
Bakın, Mustafa Pehlivan, Zafer Hanım'ın gençlik aşkıymış. Evlenmek istemişler.
Ama babası izin vermemiş.
Mustafa Pehlivan belalı adamdı rahmetli.
(İbrahim) Zafer Hanım'ın babası...
...adı çıkacak diye bir an önce baş göz etmek istemiş.
Kunduracı Saim vardı, tamir işleri falan yapardı.
Apar topar onunla evlendirmişler.
İşte o evlilikten Gülcemal'le kız kardeşi doğmuş.
Yıllar sonra, nasıl oldu bilmem...
...Mustafa Pehlivan tekrar Zafer Hanım'ın karşısına çıkmış.
(İbrahim) Seni kabul ederim ama tek geleceksin, deyince...
...Zafer Hanım çocuklarını arkada bırakıp adama kaçmış.
(İbrahim) Saim mülayim, kendi hâlinde bir adamdı.
...bir yıl geçti, geçmedi...
...kendini asmış diye duyduk. -Ne?
Gülcemal bana, ıslahevine girdim, demişti.
Anneleri gidince kim bilir neler oldu.
Girmiştir. Bahtsız, köksüz bir çocuk, ne olacak.
Sonra savrulup gittiler buradan.
-Bildiğim bu. -Çok ağır.
Bu yaşadıkları şey çok ağır.
Bu kadın nasıl bu kadar kalpsiz oluyor?
Resmen içinden şeytan çıktı.
Deva bir de bizim bunları Armağan'a anlatmamız lazım, biliyorsun değil mi?
Aman kızım, sakın. Uzak duracaksınız.
Görüyorsunuz, ne kadar acımasız bir kadın.
Bundan sonra Allah'a yakın, bize uzak. İstemez.
Peki mektup?
Mektupta yazan çocuk kim o zaman?
-Ne mektubu? -Biz bir tane mektup bulduk...
...Zafer Hanım'ın kasasının içinde.
Bir kadın, Mustafa Pehlivan'a yazmış.
Ne diyordu? Şey diyordu...
...sen çocuğunu bırakıp gittin, çocuğuna sahip çık...
...gibi bir şey diyordu, demek ki Mustafa Pehlivan'ın çocuğu var...
...ya da çocukları. -Sen o hikâyeyi biliyor musun?
O çocuk kim?
(Gerilim müziği)
Bilmiyorum.
Belki de bir yerde bir çocuğu vardır.
(Müzik)
(Derin nefes verdi)
Uyuyor hâlâ.
Yani hastanede ilaç da verdiler bir sürü ama bilmiyorum ki normal mi?
Onca tedaviden, onca şeyden sonra...
...yine geldi bizi buldu illet hastalık.
Kaç senedir hiçbir şey olmuyordu ki abi.
Biz unutmuştuk neredeyse Gülendam’ın epilepsisi olduğunu.
Bu epilepsi tanısı daha önce konulmuş bir şey miydi?
Bir şey tetikledi demek ki.
Ne oldu da bu kız hastanelik oldu böyle?
Yemin ediyorum benimle bir alakası yok.
Sabah sıra dışı bir şey yaşadınız mı?
-Ya da bir şey söyledi mi sana? -Söylemedi.
(Geçiş sesi)
Efendim? Kimsiniz?
(Geçiş sesi)
Ha, telefonu çaldı ya bunun.
Böyle bir yüzü düştü, çıktı gitti sonra.
Yüzü mü düştü?
Kim aradı ki?
-Sormadın mı? -Sormadım.
O da bir şey demedi, çıktı gitti işte dediğim gibi.
Ulan sen böyle mi sahip çıkıyorsun bu kıza?
Karına kimin aradığını sormadın mı?
Yüzünün niye düştüğünü bilmiyor musun?
Ulan sen böyle mi kocalık yapacaksın bu kıza?
Sen bu kızın kocası değil misin oğlum?
Kocası mıyım?
Bilmiyorum ki kocası mıyım ben bu kızın?
Ne diyorsun lan sen?
Neyim ki ben bu evde onu da bilmiyorum.
Bir hakkım da yok ya.
Adam olsaydın hakkın da olurdu her şeyin de.
Sen bu kıza dua et, onun karnındaki bebeğe dua et.
Onların sayesinde yaşıyorsun.
Ulan adının hakkını ver bari. O da yok.
Beş para etmez çöp adamın tekisin.
Çöp?
Çöp müyüm ben?
Beni böyle incitebileceğini mi zannediyorsun peki?
Çok haklısınız çünkü.
Çok haklısın.
Çöpüm ben ya.
Anam olacak kadın ne yapmış biliyor musun?
Beni doğurup çöpe bırakmış. Bak yetimhane değil ha.
Cami avlusu değil, beni çöpe bırakmış.
Sen de artık gözümden kan mı akıtıyorsun...
...gözümü oyup çıkartıyor musun? Ne yapıyorsan yap!
Bıktırdınız lan artık yeter!
Lan! (Bip)!
Yeter be!
Hayır, Vefa hayır!
Sen de bırak, yeter artık!
Sakin ol.
Sakin ol tamam.
Tamam, bilmiyorduk tamam.
Biliyorsun artık.
Seninki kadar değerli mi bilmiyorum ama...
...benim hikâyem de acı bir hikâye.
-Hişt! Tamam. -Tamam abi.
(Müzik)
Hiç huzur yok mu ulan bize?
(Kapı kapandı)
Niye yaptın?
Neyi? Ben bir şey yapmadım?
Yalan söyleme.
Neden bahsettiğini anlamıyorum. Bilmeden bir hatam mı oldu?
Odamdaki flash belleği senin aldığını biliyorum.
Bellek falan bilmiyorum ben.
Bana yalan söyleme.
Bugün Gülcemal'in evinin orada gördüm seni.
Benden çaldığın görüntüleri oraya götürdün değil mi?
Bak!
Şimdi bana daha fazla yalan söylemeden her şeyi anlatacaksın.
Kimsin kızım sen?
Ha?
Kimin için çalışıyorsun?
Tamam, tamam her şeyi anlatacağım.
Evet, odana ben girdim flash belleği almak için.
Gülcemal'in evine de ben götürdüm.
-Gülcemal'e mi çalışıyorsun? -Allah korusun.
-Ben Armağan Bey ne dediyse onu yaptım. -Armağan Bey mi?
Deva'nın suçsuzluğunu ispatlamak için...
...Armağan Bey istedi o görüntüleri benden.
Kimseye de bir şey söyleme dedi.
İnanmıyorsan git kendine sor.
Hatta gel, gel beraber soralım.
O sana doğruyu söyler. Hadi.
Ben Armağan Bey ne dediyse onu yaptım.
Hiçbir suçum günahım yok.
Yalvarırım Zafer Hanım'a bir şey söyleme.
Bak söz bundan sonra senden habersiz hiçbir şey yapmam.
Kimseye yardım etmem, elimi bile uzatmam.
Zaten oğlum için buradayım biliyorsun.
Kimsem de yok benim arkamda duracak, beni koruyup kollayacak.
Bak...
...sadece bu defa...
...bir kereliğine kimseye bir şey söylemeyeceğim ama bir daha yaparsan...
Allah razı olsun.
(Müzik)
Tamam, git.
(Kapı açıldı)
Nasıl, iyi mi?
İyi, iyi.
Seni soruyor.
Bak, topla kendini.
Hepimiz çok gerginiz.
Kusura bakma sen de.
(Kapı kapandı)
Sen gel benimle.
(Müzik)
Abi nasıl olduğunu anlattı mı?
Hatırlamıyorum diyor. Yalan söylüyor.
Gülendam'ın telefonunu aldım.
Ara şu numarayı.
(Gülcemal derin nefes verdi)
Yavrum benim, yediremedim içimde kaldı.
(Telefon çalıyor)
Bu kim şimdi ya?
(Telefon çalıyor)
Alo.
Alo!
(Zafer ses) Kimsiniz?
(Zafer ses) Alo!
-Ulan. -Abi...
Abi sakin, sakin abi sakin. (***)
-Önce bir dur konuşalım. -Sakın gelme Vefa sakın gelme!
Önce altını aç kaynasın...
...sonra iyice kıs böyle.
(Telefon çalıyor)
(Telefon çalıyor)
Buyurun.
-Kim? -Bir dakika.
Gülcemal Bey gelmiş, eve girmek istiyor.
Sakın! Sakın almasınlar. Emrullah!
Sakın almayın içeri, tamam mı?
-Emrullah! -Buyurun efendim?
Gülcemal gelmiş, sakın içeri sokmayın.
Armağan'ın da haberi olmasın, anladın mı?
-Bana laptopumu getir. -Tamam.
(Gülcemal) Bırak!
Dur dedim sana, dur! Dur dedim sana, dur!
Ulan...
-Dur sana diyorum! -Yaklaşma ulan!
Yaklaşma mıhlarım.
(Emrullah) Gülcemal!
Dur, bir adım daha atma!
Vururum.
Yapma ya?
Vur bakalım, hadi.
Hadi vur.
Hadi vur!
Vur, öldürebiliyor musun bakalım beni? Hadi.
Hadi.
Sıkıyorsa vur bakalım, hadi.
Durmayacak bu manyak.
(Gerilim müziği)
Buraya kadar, dur artık.
Bizi yalnız bırakın.
-Efendim yalnız... -Bizi yalnız bırak dedim.
Bak bana ne yaptığın umurumda bile değil.
-Ama kardeşime dokunmayacaktın. -Ben senin kardeşine bir şey yapmadım.
Kız senin yüzünden atak geçirdi be.
Öyle mi? Büyük geçmiş olsun.
Yani?
Neden aradın? Ne istedin ondan?
Oğlumu geri almak için yardım istedim.
Sen Armağan'ı göndermiş olsaydın bütün bunlar yaşanmayacaktı.
Gülendam'ın başına gelenler için bir suçlu arıyorsan, o suçlu sensin.
Sen ne vicdansız insansın be.
Senin hiç Allah'ın yok mu?
Sen Gülendam'ın epilepsi hastası olduğunu biliyorsun.
Kötü haber aldığında kriz geçirdiğini biliyorsun.
Hâlâ ne istiyorsun bu kızdan?
Bitti mi? Çık git evimden.
Ben Allah'a bir tek şey için isyan ettim.
Senin gibi bir annem olduğu için.
Anamızı seçme hakkımız yok.
Eğer olsaydı bin hayatım olsaydı, senin gibi bir anne seçmezdim.
Benim de seçme şansım yoktu.
Eğer olsaydı senin hayata hiç gelmemiş olmanı dilerdim.
25 yıl, 25 yıl bekledin.
25 yıl plan kurdun.
Onca öfke biriktirdin içinde.
Ama ben bir günde...
...tek bir sözümle senin yaptığın her şeyi yerle bir ettim.
Ne Deva kaldı ne Armağan.
Az daha Gülendam'dan da olacaktın.
Sen benimle savaşamazsın.
Gücün yetmez.
Sana yapabileceklerimi aklın hayalin almaz.
Beni Armağan'la mı tehdit ediyorsun?
Buyur gir anlat her şeyi, anlat.
Anlat her şeyi bitsin.
Ama anlatamazsın.
Çünkü onun babasını öldürdün, hem de gözünü bile kırpmadan.
Gülcemal...
...vazgeç. Ne yaparsan yap...
...ben seni sevmeyeceğim.
Yüzüne bakmak istemiyorum.
Senin gözlerine bakmak istemiyorum.
Seni istemiyorum!
Gülendam'ı delirtmek...
...kendini de kahırdan öldürmek istemiyorsan...
...çık git hayatımdan.
Sen kovuldun.
Kalbimden de bu şehirden de kovdum seni.
Şeytan nasıl bir daha cennete dönmeyecekse...
...sen de benim hayatıma dönemeyeceksin.
Öyle mi?
Hani cennet anaların ayağının altında derler ya...
...sen hariç.
Şeytanın hesabı Allah'a.
Senin hesabın bizimle.
Sen asla cennete giremeyeceksin.
Gülendam'la beni geçmeden cennetin kapısına ulaşamayacaksın.
Çünkü ben hakkımı helal etmeyeceğim sana.
(Müzik)
(Müzik devam ediyor)
(Müzik devam ediyor)
(Müzik devam ediyor)
(Müzik devam ediyor)
(Müzik devam ediyor)
Uyurken ne kadar da masumsun uzun kirpik.
(Müzik)
Ne yapıyorsun sen burada? Çık dışarı.
Çık, nasıl girdin içeri?
Dışarı çık, yoksa bağıracağım.
Senin için geldim.
Ne istiyorsun benden?
Evdekiler seni çok özledi.
Kimmiş o evdekiler?
Ayı. Koca ayı.
Hep seni düşünüyor.
Ne yiyor ne içiyor.
Sen gittiğinden beri bir kere bile gülmedi.
O ayının bana bir özür borcu var ama.
Ben de onun için geldim zaten.
Senden çok özür diliyor.
Beni vekil tayin etti. Ayının özrünü kabul ettin mi?
Etsem ne olacak ki?
Ne istiyormuş benden daha?
Seni.
(Müzik)
Aa!
Aman Allah'ım bu ne?
Bu ne?
(İpek) Babam almış sen keçileri seversin diye.
Nereden çıktı bu? Bakayım şunun güzelliğine!
(Keçi meliyor)
Sen miydin o?
Ne diyorsun Deva? Kim miydi?
Ay rüya görüyordum da.
Kâbus olmasın o?
Yine söyleniyordun çünkü Cemal Bey, Cemal Bey diye.
Kâbus görmüşümdür. Yani hatırlamıyorum ne gördüğümü.
Ama şuna bak.
İpek ablası şunun tatlılığına bak.
(İpek) Deva sevdin mi ailemizin yeni üyesini?
Ay çok sevdim.
Bence bayağı tamamlandık.
Çünkü zaten topluca biz bir keçileri kaçırmıştık, keçimiz de geldi tam olduk.
Ay şunun suratına bak İpek ablası.
Haklı vallahi ya! Ne koysak adını?
Gel bakayım, bakayım.
Hah.
Gözlerin de aynı onun gibi bakıyor vallahi.
Gülcemal olsun senin adın.
Pes Deva ya!
Vallahi helal olsun sana, hâlâ Gülcemal diyorsun.
Hâlâ aklın fikrin orada.
Hayır, aklım fikrim orada değil.
Sadece sinirleniyorum hatırlayınca.
Niyeymiş o?
Bir ay oldu...
...bana yaptığı haksızlığı ortaya çıkardım...
...bırak özür dilemeyi, beni aramayı bile denemedi.
Devacığım babam yasakladı ya.
Zaten telefon numaralarımızı değiştirdik.
Adam arayamaz. Arasa da ulaşamaz.
Gülcemal'den bahsediyoruz. O beni nerede olsam bulur…
…du yani. Öyle demişti bana da.
Ama inat işte değil mi?
Sırf inadından yapıyor.
Keçi ya keçi inadı değil mi?
Bakayım, Gülcemal.
Gülcemal.
Ay tam oldu. Vallahi cuk oldu.
(Şarkı mırıldanıyor)
(Deva) Hoppa!
Evet!
Günaydın!
Günaydın. Hah tanıştınız mı?
Evet, tanıştık. Tanışmaz olur muyuz?
Çok da sevdik birbirimizi. Ohh!
Gel birazcık süt içelim.
Arkadaşımdan aldım bunu. Daha da alacağım.
-Nasıl, kesmeyeceğiz değil mi? -Yok canım olur mu öyle şey?
Ay baba.
Gel birazcık süt içelim.
(İbrahim) Bırak elinden biberonu, gitsin hayvan rahat rahat otlasın.
Sana bir sabah kahvesi yapayım mı?
Yap kızım yap.
Hadi yapayım bakayım. Bırakıyorum biberonu o zaman?
(İbrahim) Bırak artık bırak.
Abim ne zaman dönecek sofraya?
(Gülendam) Kapattı kendisini odaya öyle.
Çıkıp çağırsam mı acaba? Kırmaz beni sonuçta.
(Vefa) Sabah çıktı o.
Nereye gittiğini söylemedi.
Tanıyamıyorum artık abimi. Hiç yapmazdı böyle.
Yani güçlüdür, öyle kolay kolay yıkılmaz.
(Gara) Bilmiyorum vallahi.
Gülcemal’in ağzını bıçak açmıyor.
Günlerce odasından çıkmadı.
Allah sonumuzu hayır etsin.
Her şey bir yana, Deva’nın gidişi çok yıktı abimi.
Ana sen o kızı aradın mı hiç?
Aradım.
Numara kullanılmamaktadır diyor.
Bence hepimiz biliyoruz gerçeği.
Ama söyleyemiyoruz.
Bence Gülcemal vazgeçti.
-Abim yolundan dönmez Vefa. -Dönmezdi.
Taki o güne kadar.
Ne olduysa o gün oldu zaten.
Önce Deva gitti, peşine Armağan gitti.
Yani sonra senin hastalığın da tekrarlanınca...
...yıprandı tabii adam.
O son damlaydı Gülendam.
Buradan sonrasının da size zarar vereceğinin farkında.
O yüzden durdu.
(Müzik)
(Karga ötüyor)
O benim her şeyi kaybettiğimi düşünüyor.
Ama öyle değil.
Sana verdiğim sözü tutacağım baba.
Yaşattığını yaşamadan ölmeyecek.
Merak etme.
Keşke bizim yanımızda olsaydın.
(Duygusal müzik)
(Duygusal müzik devam ediyor)
Armağan gidelim yavrum, hadi.
Ben sana güvenmiştim biliyor musun? Hatta seni abim sanmıştım.
Sen ellerinde babamın kanı varken...
...nasıl benimle konuşabildin?
Sofrana oturdum ekmeğini yedim. Kim bilir nasıl alay ettin içinden.
İçindeki o öfken, nefret biraz soğudu mu bari?
Soğumadı.
Soğumadı.
Hayatım boyunca hiçbir zaman...
...şu iki ayağımın üstünde durmayı bu kadar istemedim.
Yüzünü gözünü dağıtacak kadar güçlü olmayı…
...hiç bu kadar aciz hissetmedim ben.
Yapma Armağan yapma.
Öyle mi?
Ne yapıyorsun?
Ne yapıyorsun?
Al hadi.
Al, al.
Armağan sakın.
Karışma.
Kısasa kısas.
-Benim kitabımda öyle yazıyor. -Armağan sakın.
Bugün burada hesabını gör benimle.
Çünkü durmayacağım.
(Zafer) Armağan bırak o silahı.
Bırak Armağan hadi yavrum.
(Gerilim müziği)
Armağan sakın Armağan!
O kurşunu sadece senin sıkma hakkın var.
Hayır lütfen. Öldürme Armağan sakın.
Yap hadi.
İçin soğur belki.
Sakın Armağan sakın.
Lütfen.
Bu kurşunu sıkarsam...
...senden hiçbir farkım kalmaz.
O sırtındaki nefretin, öfken yeter sana.
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
Rüyada birinin sizi alnınızdan öpmesi...
...o kişinin sizin kaderiniz olduğuna delalet eder.
Yok artık, daha neler.
Bir nevi alın yazısı.
(Müzik)
(Telefon çalıyor)
Aleynacığım sen onları av köşküne as, sonra git diğerlerini al.
Tamam ana.
-Efendim? -Gara ana?
Deva sen misin kızım?
Evet benim. Nasılsın? İyi misin?
İyiyim yavrum iyiyim. Çok merak ettik seni.
Ben de iyiyim. Şey...
...ben çıkarken sana ne teşekkür edebildim ne veda edebildim.
(Deva ses) Hele ki sen bana o kadar yardım etmişken.
Hiç içime sinmedi öyle çıkmak, o yüzden aradım seni.
Ah be yavrum ne teşekkürü, ne vedası?
Ben ne yaptım ki?
(Gara ses) Ama çok sevindim aradığına.
Bu ev sensiz bomboş.
Yokluğunu o kadar hissediyoruz ki.
Ama bir tek sen hissediyorsundur herhâlde?
Senden başka kimsenin umursadığını sanmıyorum.
Hele onun hiç.
-Gülcemal'in mi? -Onun işte.
Sordu mu beni Cemal Bey'iniz?
Sormadı. Burada her şey çok değişti Deva.
Gülcemal hiç iyi değil, günlerdir odasından bile çıkmadı.
(Gara ses) İlk defa bugün çıktı odasından.
Neden?
Çünkü Gülcemal çok hasta.
Ne oldu, neyi var? İyi mi?
Kötü şeyler yaşıyor.
Ama bunları benim anlatmam doğru olmaz.
Gülcemal kızar sonra bana.
Yok, zaten söyleme.
Çünkü seni de ajan falan sanır, ajanlıkla suçlar.
Hiç gerek yok yani. Ayrıca ben onu merak etmiyorum ki.
Onun için de aramadım. Ben seni özlediğim için aradım.
Biz de seni çok özledik. Hem de çok.
Deva sen neredesin kızım?
Ben seni ararım yine. Görüşürüz.
Şuna bak ya.
Kibrinden beni sormamış bile.
Hayır, ben sana çok mu meraklıyım sanki?
Kiminle konuşuyorsun Deva?
Gara anayla.
Şey... Çıkarken ben ona veda edememiştim de...
...çok ayıp oldu. O kadar yardım etti bana.
O yüzden en azından bir teşekkür edeyim dedim.
Ne olsun istiyorsun? O manyak yine gelsin, bulsun mu bizi?
Ne alakası var İpek? Ayrıca nerede olduğumuzu söylemedim ki.
-Yemin ederim söylemedim. -Tamam, arama bir daha.
Al, kahve yaptım.
-Hişt! -Ne?
Babama söyleme ama tamam mı?
Tamam, söylemeyeceğim. Çekme kolumdan, dökülecek.
Kızıyor sonra.
Tamam, söylemeyeceğim Deva.
Gel, gel.
Abim...
...beni çağırtmışsın. Bir durum mu var?
Önemli bir mevzu konuşacağım seninle. Gel, otur.
Ben tahmin edeyim.
Pılımızı pırtımızı topluyoruz, gidiyoruz bu şehirden.
Ne gitmesi oğlum?
Saçmalama.
Ne bileyim abi. Günlerdir kendini kapattın, hiçbir şey yapmıyorsun.
Vazgeçti dedim herhâlde.
Sen beni hiç tanımamışsın.
Hani bana yılan diyor ya...
...yılan neden deri değiştiriyor, biliyor musun?
Doğa şartları acımasız.
Deriyi değiştirene kadar sancılı oluyor.
Köşene çekiliyorsun, saklanıyorsun. Ben de öyle yaptım.
Köşeme çekildim. Üstümdeki deriyi de sıyırdım, attım.
Şimdi iyiyim, kendimi iyi hissediyorum şükür.
Oh... Çok şükür be! Aramızda döndün patron!
Bizim kitabımızda pes etmek yazmıyor. Yapacak bir şey yok.
Yazmaz tabii, patron. Yazmaz.
Nereden başlıyoruz?
-Kaldığımız yerden. -Evdeki köstebeği bulacağız.
Evet.
Deva olmadığına göre geriye bir kişi kalıyor.
(Bip) Mert!
Bir gecede girdi hayatımıza. Kardeşimle evlendi (Bip)!
(Bip) Mert!
Bu sefer hakikaten (Bip)!
Onu çok az tanıyoruz.
Kurcalayacak zamanımız da olmadı. Sen şunu iyi bir araştır.
Nerede doğdu, ne yaptı? Ailesi, arkadaşları, müvekkilleri kim?
Daha önce kiminle evleniyordu? Ona kadar.
(Gülcemal) Şeceresini çıkar bana (Bip)!
Sen hiç merak etme. Her şeyini öğrenirim ben onun.
Allah belasını versin! Döndük yine başa.
(Bip) ne yapacağım ben?
(Arama tonu)
Aç şu telefonu!
(Gerilim müziği) (Telefon titriyor)
Bu ihale sadece sizin için değil, benim için de hayati önem taşıyor.
İhaledeki herhangi bir aksilik ya da olumsuzluk...
...takdir edersiniz ki benim de siyasi kariyerimi olumsuz etkileyecektir.
Endişenizi anlıyorum Sayın Başkan'ım.
Bu sebeple size de yardımcı olmak adına birkaç girişimim oldu.
PAKA Vakfını sanıyorum duydunuz.
Zor durumdaki kadınlara, çocuklara yardım eden vakıf. Biliyorum.
Aynen öyle.
Tam da bu sebepten dolayı onlarla görüştüm.
Projeye iki milyon dolarlık bir yatırımla dâhil olmak istediklerini bildirdiler.
Ne!
Yalan söyleyemeyeceğim, gerçekten çok sevindim!
Müteşekkirim, Sayın Başkan.
Ne demek Zafer Hanım! Rica ederim. Bu arada...
...sizinle görüşmek için de iki gün sonra Bursa'ya gelecekler.
En iyi şekilde ağırlayacağımdan emin olun.
Ona ne şüphe!
-Ben müsaadenizi isteyeyim artık. -Müsaade sizin, tabii.
-İyi günler, Sayın Başkan'ım. -İyi günler.
-Emrullah gel. -Buyurun, efendim.
(Kapı kapandı) Biliyor musun, şu vakıf var ya...
-Evet. -Başkan bize yatırımcı bulmuş.
İki milyon dolar verecekler, biliyor musun? İki milyon dolar!
-Kurtulduk. -Muhteşem bir haber bu hanımefendi.
Evet, evet. Her şey yolunda gidiyor maşallah.
Gerçekten ben sizin adınıza çok sevindim.
O zaman ben de size güzel bir haber vereyim.
-Nedir? -Deva'nın yerini buldum.
Ay, bugün harika bir gün! Her şey yolunda gidiyor.
Üstelik ben hiç çabalamadan. (Telefon titriyor)
Ne istiyor bu yine!
Üf...
(Mert ses) Acil görüşmemiz lazım. Oraya geliyorum.
Buraya gelme. Ben sana adres göndereceğim, oraya gelirsin.
Şimdi çıktım, Zafer Hanım'ın yanından. Teklifinizi sundum.
Tabii ki kabul etti. Çok da memnun oldu.
Tamam, teşekkürler.
Yardımın benden geldiğini bilmiyor değil mi?
Asla sizden bahsetmedim.
Öyle de kalmasını isterim. Duysaydı da kabul etmezdi zaten.
-Teşekkürler. Görüşmek üzere. -Gülcemal Bey...
...telefonu kapatmadan bir şey sormak istiyorum.
-Buyurun. -Neden bunu yapıyorsunuz?
Neden Zafer Hanım'a yardım ediyorsunuz?
Çünkü o benim annem.
-Bu şekilde batmasına izin veremem. -Siz çok iyi bir evlatsınız.
-Hoşça kalın. -Hoşça kalın, Gülcemal Bey.
Şimdi Zafer Hanım nasıl bir evlat olduğumu anlayacak.
O bana taktığın yılan lakabının hakkını vereceğim.
-Selamünaleyküm. -Aleykümselam.
-Şu telefonun şifresini kırabilir misin? -Kullanacak mısın?
Yok, içindekiler lazım bana.
Abi zor bunların güvenliği falan çok iyi oluyor.
Senin için en iyisi dediler bana.
Tamam abiciğim, sen bana bunu bırak...
...ben yarın sabaha kadar halletmeye çalışacağım.
Halletmeye çalışma, hallet.
Tamamdır abiciğim. Bende, merak etme.
-Aldırırım ben senden. Kolay gelsin. -Sağ olasın.
Maşallah. Gülendam senin için kesenin ağzını açmış.
Rezidanslı ofisler, arabalar falan.
Hayırlı olsun, güle güle kullan.
Olacak mı güle güle kullanabileceğim günler?
Bu mu şu anda konumuz? Sen görmüyor musun benim hâlimi?
Görüyorum. Korkudan ölmek üzeresin.
Korkuyorum tabii, nasıl korkmayayım?
Senin ruh hastası oğlun şeceresine kadar bulun, çıkarın dedi kızın nişanlısını.
Sen nişanlı meselesini merak etme, ben onu halledeceğim.
-Hiçbir şey öğrenmeyecek. -Öğrenecek efendim.
Bir şekilde görüyor, duyuyor, biliyor, öğreniyor. Allah aşkına ya!
Yalvarıyorum ne olursun doğru düzgün plan kur, yardım et bana. Lütfen.
Ay edeceğim! Sakin ol biraz.
Uff!
Ne bu?
-Bu mu plan? Ne adresi bu? -Deva'nın adresi.
-Gülcemal'e vereceksin. -İyice saçmaladın artık.
Ne yapacağım Deva'yı alıp kendi ellerimle Gülcemal'e mi vereceğim?
-Öleyim ben daha iyi. -Hadi be.
Bir aydır sen Deva'yı bulmak için ne yaptın? Hiçbir şey!
İç güvey olarak, Gülcemal'in evine serdin postu oh, rahat!
Deva senin umurunda bile değil.
Değil de niye girdim ben o eve acaba?
Hem senin bir ay sürmüş bunu bulman. Ben nasıl bulmuşum bunu?
Bir ay falan sürmedi. Ben onu çoktan buldum da vermenin zamanı şimdi geldi.
Sen bunu Gülcemal'e vermesen Deva'yı bulup getirmeyecek sanıyorsun öyle mi?
Hayır efendim, bunu sen Gülcemal'e vereceksin...
...hem onun gözüne gireceksin hem üstündeki şüpheleri kaldıracaksın.
Bir taşla çok kuş vuracaksın? Anladın mı?
Anlamadın.
Anladık. Düşünüyorum.
(Sessizlik)
Söyle ana ne söyleyeceksen.
Beni Deva aradı.
Ne dedi?
Hiç.
Hâl hatır sordu. Nasılsınız, iyi misiniz falan diye.
Kaldığı yeri söylemedi ama istersen veririm numarasını ararsın belki.
İstemem.
(Müzik)
Gülendam.
Bir şey diyeceğim ben sana.
-Kötü bir şey mi oldu, ne oldu? -Yok, yok.
Henüz olmadı belki de ben bir şey yaptım.
Ne yaptın Mert?
Böyle üstüme vazife olmayan bir şeyi araştırdım gibi oldu...
...bir de buldum da araştırdığım şeyi.
Mert ne yaptın söyler misin?
Abin de kızacak diye çok korkuyorum açıkçası ama...
...ben Deva'nın yerini buldum.
Neden yaptın böyle bir şeyi?
Abinin çok iyiliği dokundu bana.
Evet, sert bir adam durmadan da tersliyor beni ama...
...günün sonunda çok iyiliği dokundu bana.
Ailesine aldı beni baksana.
En çok da senin için yaptım tabii Gülendam.
Artık üzülme diye.
Artık üzülme olur mu?
Şimdi abin üzülecek, abin üzülünce sen üzüleceksin.
Benim zaten ödüm kopuyor bir daha hastalanacaksın diye üzüntüden.
Abin ister diye düşündüm. Ben de buldum Deva'nın adresini işte.
(Müzik)
Nasıl bir adamsın sen?
Her gün şükrediyorum seninle evlendiğim için.
Ben de. Ben de her gün şükrediyorum seninle evli olduğuma.
Hadi abime ver adresi.
Onu ben şey yap... Sanki kendin bulmuşsun gibi yapalım mı onu? Çünkü...
...ters bir şey söyleyecek vallahi korkuyorum Gülendam.
Söylemez hiçbir şey.
-Birlikte gidelim o zaman, hadi. -Öyle mi diyorsun?
Hadi dinle beni, gel.
Abi hayırdır? Çanta ve arabayı hazırlatmışsın.
Birkaç gün burada olmayacağım Vefa.
-Ben yokken ev sana emanet. -Nereye gidiyorsun?
-İşim var. -Ne işi?
Anladım. Tamam abi, sen buraları merak etme.
Abi!
Söyle abim.
Mert'in sana söylemek istediği bir şey var.
Evet?
Ben haddim olmayarak... Gülendam'a da aynı şekilde söyledim zaten.
-Haddim olmayarak bir şey yaptım da. -Ne yaptın?
Üzüldüğünüzü gözlemleyince ben sizin...
Avukatım ya ben.
Dava dosyalarına baktım. Deva'nın...
Deva Hanım'ın babasının bir dava dosyası varmış.
Oradan hareketle.
Kısacası Deva'nın yerini buldum.
Yenice köyü no: 6
Evet.
Bir dakika. Nasıl abi anlamadım ben şimdi.
Sen biliyor muydun bunca zamandır Deva'nın yerini?
Yine de çaban için sağ ol.
Gel.
Abi ben soracağım.
Sen madem adresini biliyordun niye gitmedin?
Ben bugüne kadar açılmayacağını bildiğim tek kapıya gittim.
O da annemin kapısı.
Daha da bana açılmayacak kapıya gitmem artık. Hadi eyvallah.
Tamam, çok teşekkür ederim.
O zaman ben mülakat tarihi için haber bekliyorum sizden.
Tamam, görüşmek üzere.
Kimdi o?
Şey... Başvuru yaptım demiştim ya firmalara. Onlardan dönüş geliyor işte.
Mülakat için çağırıyorlar.
Sonunda köy hayatından şehir hayatına geçiş.
Yemin ederim beynimin içinde fonda sürekli saz çalıyor.
Böyle tezek kokuları, çan sesleri. Iyy!
Vallahi ben sevdim. Çok sevdim. Doğal yaşam.
-Organik tarım da yapalım istersen. -Hadi artık başlayın, soğutmayın.
Bu işten sıyrılamayız diye düşünüyordum ama bakın...
...Zafer Hanım da Gülcemal de ne kadar uzakta kaldı.
Çok şükür.
(Müzik)
-Nereye kızım? -Deva ne oldu?
(Müzik devam ediyor)
Ne arıyorsun sen burada? Nasıl buldun bizi?
Konuşmak istiyorum.
Benim kızımın seninle konuşacağı hiçbir şey yok. Hadi git buradan.
-Rahat bırak bizi. -Konuşacağım.
Fesuphanallah adam laftan da anlamıyor.
Bana bak!
-Babacığım biraz izin verir misin? -Ne? Deva sen hâlâ konuşacaksın bununla?
Sen içeri geç, ben geleceğim.
(Duygusal müzik)
Konuşmak mı istiyorsun?
-Evet, eğer konuşabilirsek... -Konuşamayız.
Sen o hakkı kaybettin.
Süren doldu.
Benden özür dilemediğin o gün...
...sen o hakkı kaybettin.
Şimdi gidebilirsin.
Konuşmadan gitmem.
-O zaman çok beklersin. -Beklerim.
Benim zamanım çok.
(Duygusal müzik)
-Jandarmayı arıyorum ben. -Gerek yok, gidecek.
-Gitmez o. -Gidecek.
Sabaha kadar burada bekleyecek değil ya.
Vallahi ben de o kadar emin olamıyorum.
-Arıyorum. -Aramasan mı baba?
Bu manyak, deli ya. Bir şeye kurulur, hırs yapar bizim başımıza bela olur.
O yokmuş gibi davranın, lütfen. Yemeğimizi yiyelim biz.
Babacığım.
-Yiyecek hâl mi bıraktı adamda! -Soğutma çorbanı.
-Çok güzel olmuş, içsene. -İçiyorum ben.
Abim nerede acaba?
Deva'ya mı gitti ki?
-Bilmiyorum. -Ben abimi tanıyorum.
Oraya gittiyse eğer...
...Deva'yla gelecek. -İnşallah.
Ama bu defa önceki gibi olmayacak.
Bu defa Deva bambaşka gelecek bu eve.
Abimin başının tacı olarak. Hatta belki ona orada evlenme teklifi bile eder.
Abim için bu yaptıklarına...
...teşekkür ederim sana. -Abin için yapmadım.
Senin için yaptım.
-Üzülüp de yine hastalanma diye. -Annem yüzünden oldu.
-Bir daha asla görmeyeceğim onu. -Lütfen.
Bebeğe zarar verebilirdin, kendine zarar verebilirdin.
(Duygusal müzik)
Sen bana hiçbir zaman yalan söylemedin.
Nereden çıktı şimdi bu?
En başından beri hep dürüst oldun bana karşı.
Böyle biriyim ben.
Hiç beceremem yalan söylemeyi biliyor musun?
Sen de bana karşı hep öyleydin.
Senin bu tavrın da beni bu kadar dürüst bir adam yaptı sana karşı.
Ben uyumak istiyorum.
Işığı kapatabilir misin?
(Müzik)
Deva bu adam neden duvara vuruyor, kafayı yiyeceğim!
Ben buradayım diyor. Seni bırakmadım.
Babam da sabaha kadar bir taşla demire vurmuştu.
Ben onun evinde ilk kaldığım gece.
Ayy! Ne kadar romantik!
-Sen de eridin buradan. -Erimedim tabii ki İpek.
Evet, erimedin. Çık dışarı konuş da şununla gönder.
Konuşmayacağım.
Deva sabah olacak neredeyse dışarısı buz gibi.
Adam donarak ölecek kapıda. Hayır sonra başımıza kalacak.
Koca ayıya hiçbir şey olmaz, yat.
Off! Off!
(Duvara vuruyor)
Bana bak, hemen çekip gitmezsen jandarmayı arıyorum!
Arayıp ne diyeceksin?
Yaptığın haneye tecavüze girer, bahçemdesin.
(Müzik)
Orası da bana ait.
Bin arabana ve dışarı çık.
Babası bir dert, kızı bir dert.
Ne inat bir aile bunlar.
Hey Allah'ım sen benim aklımı koru.
Alo. Bunlar çok fena araştırıyorlar beni.
Bebekliğime kadar iner bunlar. Benim bulamadığımı anamı bile bulurlar.
Paçaların tutuştu yine sakin ol, halledeceğim dedim.
Verdim adresi dün akşam Gülcemal'e.
İyi. Hemen Deva'yı getirir.
İyi, ne yapmış peki?
Deva affetmiş mi onu, orada mı kalmış akşam? Dönüyor mu eve?
Sen bana soru sor mu diye aradım?
Ben başka bir şey soracaktım sana dün onu unuttum. Onun için arıyorum.
Ne soracaksın?
Ben Gülcemal'e gittiğimde orada bir kadın vardı.
Orta yaşlı güzel bir kadın.
-Kim o? -Var, evet.
Gülcemal'le Gülendam ana diyorlar hatta. Gara adı.
Gara mı? Ne biçim isim o öyle.
Ne bileyim, Boşnak'mış herhâlde.
Nasıl bir kadın?
Normal bir kadın işte. Güzel, renkli gözleri var falan.
Bayağı yer edinmiş kendine. Böyle aileden biri gibi takılıyor.
Neden soruyorsun ki?
Emrullah onu İbrahim'le görmüş hastanede de.
-Onun için. -Allah Allah!
-Ne işi olur İbrahim babayla onun? -Bilmiyorum, onu da sen öğreneceksin.
Öğrenince ararsın.
Size de iyi günler hanımefendiciğim.
Umarım harika bir gün geçirirsiniz.
(Müzik)
Gitmiş.
Tabii ki gidecekti.
Sana mı yalvaracaktı? Canavar o..
Koskoca canavar yalvarmaz, değil mi?
Uyandın mı? Sen niye bunu kemiriyorsun? Acıktın mı?
Kahvaltını getireyim ben sana, dur.
(Deva) Gülcemal acıktın mı sen?
Acıktın mı? Gel bakayım buraya. Gel bakalım.
Yemeğimizi yiyelim.
Niye yemiyorsun, neyin inadı bu?
Yemin ederim nimete gram saygın yok.
Gel bakayım.
Yok artık.
Aç kalırsın o zaman. Aferin Gülcemal.
Sen keçiye benim adımı mı koydun?
Gitmemiş.
Biliyordum gitmeyeceğini.
Sen niye hâlâ buradasın?
Ayıp senin yaptığın. Vallahi ayıp.
Kirpiğin düşmüş, uzun ya.
Git artık.
Sana bin defa söyledim, yine söylüyorum.
Deva Nakkaşoğlu Hanım, biraz konuşabilir miyiz?
Konuşamayız.
Ben de sana bin kere söyledim, istemiyorum.
Şu anda da boşuna bekliyorsun bence daha fazla sabrımı zorlama.
Ee yeter!
-Yeter artık! -Ne yapıyorsun?
-Sen benim sabrımı zorlama. -Gülcemal indirir misin?
-Kaçırıyorum seni. -Ne yapıyorsun?
Ne oluyor?
Deva!
Geç. Geç.
Deva!
Gülcemal açar mısın kapıyı.
-Açar mısın şu kapıyı lütfen. -Ulan!
Yarın getireceğim kızını merak etme.
-Şaka mı bu? -Yaptığı şeye bak!
Delireceğim! Delireceğim!
Tamam babacığım içeri girelim bak bir şey olacak.
Sakin ol sen.
Abi sabah belediyeye git demiştin ya Mert Çakır'ın nikâh kayıtları için.
Hallettim o işi.
Sen ne yapıyorsun?
Sen ne hakla benim kocamı araştırıyorsun?
Abin emretti.
Sen rahatsız olmuyorsun ama evde bir köstebek var.
Ee? Mert mi oldu şimdi de o köstebek?
Ondan sonra sıra kimde? Bana mı geliyor? Kim?
-Bilmiyorum Gülendam, abin öyle istedi. -Ne yapacaksınız peki?
Şeceresini mi çıkaracaksınız?
İyi, güzel. Kayıp anasına kadar bulursunuz artık.
Senin o çok güvendiğin adamın seninle evlendiği gün düğünü vardı, düğünü.
Ver bakayım kiminle evleniyormuş.
Güzel kızmış.
-Tanıyor musun? -Yok, tanımıyorum.
Vefa, artık bir son verin bu saçmalıklara, lütfen.
Mert'e güvenmeyi öğrenin artık. Bizim için neler yapıyor.
-Farkında mısın? -Ne yapıyor Allah aşkına?
Deva'nın yerini bile buldu abim için.
Allah Allah! Abin biliyordu zaten o adresi.
Arkadan iş çeviren, yalan söyleyen birileri varsa burada. O biziz.
Beni hâlâ hamile zannediyor.
Gülendam, siz bugün doktora gideceksiniz.
Doktor hamile olmadığını söyleyecek kapanacak o konu.
Sen hâlâ ne kurcalıyorsun?
Ben bugün Mert'e her şeyi anlatacağım.
Başından beri yalan söylediğimi, her şeyi söyleyeceğim.
Çünkü Mert bu kötülüğü hak etmiyor.
Bunu da.
(Duygusal müzik)
-Gerçekten çok güzelmiş. -Afiyet olsun.
-Günaydın. -Günaydın.
Günaydın Armağan Bey.
-Yelda bizi biraz yalnız bırakır mısın? -Tabii.
Seninle bir şey konuşmak istiyorum Emrullah.
-Tabii Armağan Bey, buyurun. -Deva'yla İpek bir aydır ortada yoklar.
Ulaşamıyorum onlara.
Böyle yapmazlardı hiç. Artık endişelenmeye başladım.
Endişe etmenize gerek yok. Durumları gayet iyidir diye düşünüyorum.
Benim için onların nerede olduğunu bulabilir misin?
Tabii ama önce annenize bir sorayım o da onaylarsa...
Emrullah anneme sormak isteseydim eğer kendim sorardım zaten.
Ben senden rica ediyorum. Annemin haberi olmasın.
Peki Armağan Bey. Sizin için adreslerini bulurum.
Adamsın.
-Bu salondaki kadın kim? -İstanbul'dan.
PAKA Vakfının avukatı kendisi.
Sosyal tesis projesinde annenize fon sağlayacaklar.
Bu Gülcemal'in annemi batırmak için uğraştığı proje değil mi?
Öyleydi ama görülen o ki...
...Gülcemal'in birçok planı gibi sanırım bu da suya düştü.
Vakıf avukatının bir kadın olduğunu duyunca vallahi çok etkilendim...
...kendim ağırlayayım dedim. -Ne kadar zarifsiniz.
Asıl siz çok zarifsiniz.
Böyle harika projeye katkıda bulunarak çok büyük hayra vesile oluyorsunuz.
Bizim bu proje gibi fon sağladığımız ona yakın projemiz daha var.
Vakfın güvenirliği ve sermaye gücü göz önüne alınınca...
...destekçilerimiz çoğalıyor. -Destekçi derken?
Biz vakıf olarak sadece size iki milyon dolar getirmiyoruz.
Yeni yatırımcıların ve yerli firmaların da desteklerini almak bizim için mümkün.
Mesela sizi çok zorlayan inşaat kalemleri.
O konularda da size yatırımcılar getireceğiz.
Galiba siz gökten inmiş bir meleksiniz.
Ben sadece aracıyım ama vakıf başkanımız gerçekten kanatsız bir melek gibi.
Onun için, içinde kadınların ve çocukların olduğu her proje...
...desteklenmeye değer. Sizin projenizi de inceleyince çok beğendi.
-Umarım kendisiyle tanışırız. -Neden olmasın.
Ben size şundan ikram edeyim.
-Özellikle şunlar çok güzeldir. -Teşekkür ederim.
(Gülcemal) Hadi gel.
(At kişniyor)
-(Deva) Şimdi buraya niye geldik? -(Gülcemal) Biraz bekle.
(At kişniyor)
(At kişniyor)
İyi, peki. Ne konuşacaksan şimdi konuşabilirsin.
Sen çok sabırsızsın, biliyor musun?
Tespitin için teşekkürler.
Anladığım kadarıyla konuşmayacaksın, ben gidiyorum.
Hayır, gidemezsin.
Cemal Bey, burası sizin eviniz değil.
Karşınızdaki de eski Deva değil.
İstediğim yere giderim, beni kim durdurabilir?
Ben.
Bak burası da benim, benim çiftliğim.
Bana ait olan yerlerden, benim iznim olmadan çıkamazsın.
Bunu artık öğrenmen lazım.
Gökyüzüne bak.
Uçurtmalar hâlâ havada, görmeni istedim.
(Müzik)
(Gülcemal) Burası dünyanın en güzel yeri.
Mis gibi baharın kokusu, sessizlik...
...dünyanın en hisli, en güzel hayvanları da var burada.
Dur Deva.
Derin bir nefes al.
Baharın kokusunu çek. Farz et ki buraya bir gün kafa dinlemeye geldin.
-Farz et ki beni hiç tanımıyorsun. -Ama seni tanıyorum.
Tanımıyorsun.
Eğer fırsat verirsen tanıyacaksın.
Beni tanımak için bir gün fırsat veremez misin?
Sen o hakkı kaybettin.
Bak...
...bana ok attın.
O gölün kenarına gelirken aklında hiç öyle bir şey yoktu.
Üstüne tokat attın, yetmedi, evimi yaktın. Beni vurdun.
Ama ben yalnızca seni tanımaya uğraştım.
Sen beni tanımış olsaydın beni ajanlıkla suçlamazdın.
Çektin gittin Deva.
Üstelik sana tam güvendiğim anda.
Ama ben bir telefonla çıkıp geldim, bak.
-Sen iyiliğini başıma mı kakıyorsun? -Hayır.
Benim yaptıklarımı söylemek gibi bir huyum yok.
Sadece kendimi doğru ifade etmeye çalışıyorum.
(Gülcemal) Bak, benim hatırım yoksa bile...
...o toprağın altından çıkıp güneşi gördüğün ilk an var ya...
...onun hatırı için benimle bir gün geçiremez misin?
Bu kadar zor mu?
(Duygusal müzik)
Bir gün.
Ama hemen şimdi babamı arıyoruz, beni merak etmemesini söylüyoruz.
Anlaştık.
(Duygusal müzik)
-Görüşmek üzere. -Çok memnun oldum Zafer Hanım. Görüşürüz.
-İyi günler. -İyi günler.
Efendim, köydeki adamımız aradı, Gülcemal, Deva'yı kaçırmış.
Yemin ediyorum astroloji haritama baktıracağım.
Herhâlde benden bir gezegen falan eksildi.
Çünkü her şey bu kadar yolunda gidemez. Gel, gel.
Emrullah diyorum ki bu ihalede Armağan da bizimle çalışsın.
Çok iyi olur. Hem zaten Armağan iyi bir eğitim aldı.
Yani.
Bir de zaten iş teslim edebilecek kadar zeki.
Bununla başlar, ileride her şeyi devralacak ya...
...hazırlıklı olmuş olur. -Yani.
Yelda'ya söylesene, bana bir kahve yapsın.
Tabii.
Al bakalım. Senin çok su içmen lazımmış.
Şunu bana versene.
Mert...
...benim sana söylemem gereken bir şey var.
Gülendam söyle.
Sen bugüne kadar bana hep dürüst oldun.
Bana hiç yalan söylemedin.
Ne oluyor, söylesene.
Ben...
Gülendam Hanım, sizin sıranız, Doktor Hanım bekliyor, buyurun lütfen.
Sonra, hadi (Bip), hadi gel. Şunu alayım mı? Gel.
(Mert) Hadi.
(Müzik)
-Çok güzel. -O bir şampiyon.
Sekiz şampiyonluğu var.
Bu çiftlikteki en özel atlardan biri. Bir yaşından beri de benimle.
-Senin atın yani. -Evet.
Bu çiftlikteki diğerleri gibi.
Binmek ister misin?
Bilmem. Hiç binmedim, şimdi bilmiyorum, ben korkarım.
Yo, hiç korkacak bir şey yok. Ben sana yardım ederim.
Hadi gel.
Böyle gel.
-Nasıl bineceğim? -Benim elime basacaksın...
...buradan tutup kavrayacaksın, kendini üstüne atacaksın, tamam?
Hadi.
Evet.
İşte bu kadar.
(Gülcemal) Bas. Topuklar aşağıda.
(Gülcemal) Yuları tut.
Ne çok sıkı tutacaksın ne boşta bırakacaksın.
Böyle.
(Gülcemal) Ver Muzaffer. Atla bütünleş. Sanki onun parçasıymışsın gibi.
Gel kızım.
(Gülcemal) Atı hisset, adımlarını hisset.
Onunla bir bütün ol.
Çok güzel.
-İşte bu kadar. -Bu çok güzel.
(Gülcemal) Çok kolaymış, gördün mü?
Sen de biraz hızlanıyor musun?
Korktun mu?
-Korkmuyorum. -Bence gayet iyisin.
-Nasılmış? -Çok, çok güzel. Bu başka bir şeymiş.
(Gülcemal) Çok güzel.
Biz tam bilemiyoruz da şimdi, bebek görmeyeceğiz, değil mi?
Böyle kese, o kese bu mu?
Babamız biraz heyecanlı galiba.
Heyecanlıyım tabii, geçen sefer de göremeyince...
...ben bu sefer iyice heves ettim.
Doktor Hanım, lütfen müsaade eder misiniz, ben Mert'e gerçeği söyle...
-Şu anda keseyi görüyorum. -Nerede?
(Derin nefes verdi)
Müsaade eder misiniz lütfen, ben gerçeği...
Gülendam Hanım şu anda keseyi görüyorum, isterseniz siz de bakabilirsiniz.
Mert Bey siz de bakabilirsiniz, bakın tam burada.
(Mert) Çok küçük be.
Bu aletten kalbinin attığını şey yapacak mıyız...
...duyacak mıyız, duyabiliyor muyuz? -Onun için biraz daha vakit var.
-Mert Bey ben sizi biraz dışarı alsam? -Niye?
(Doktor) Gülendam'ı muayene etmek istiyorum.
Çok affedersiniz, pardon.
(Müzik)
Neden böyle söylediniz?
-Bebeğin olmadığını söyleyecektiniz. -Evet, öyle söyleyecektim...
...ama var. -Nasıl yani?
Düşüklerden sonra tekrar hamile kalma durumu olabilir.
Siz de tekrar hamile kalmışsınız.
Tebrik ederim, altı haftalık hamilesiniz.
Nasıl? Anlayamadım.
-Bu gerçek mi? -Gerçek.
Üstelik çok da sağlıklı.
(Duygusal müzik)
Allah dualarımı kabul etti.
Bu mucize.
-Bu gerçek mi? -Gerçek.
(Duygusal müzik)
Gel, tamam. Bir şey mi...
-Kötü bir şey mi oldu? -Yo, hayır.
Bebek gayet iyi.
-Neden ağlıyorsun? -Mutluluktan.
-Gidelim mi? -Gidelim de bir şey diyecektin ya.
Sana ilk kez...
...seni ne kadar çok sevdiğimi söyleyecektim.
Ben de seni.
(Duygusal müzik)
Gel.
(Yüksek sesli müzik çalıyor) Abi. Vefa.
Sana bunu getirdiler telefoncudan.
Açabilmişler mi?
Yani açtık dediler ama bazı şeyler geri gelmemiş.
Kurtarabildiklerini kurtarmışlar.
-Tamam Sarı, sen kapıya dön. -Tamam.
Bu ne, bomboş. Bunlar neyi kurtarmışlar ki?
Tipini (Bip), sevdiğim.
(Gerilim müziği)
Bu Deva.
(Gerilim müziği)
(Bip).
(Gerilim müziği)
(Deva gülüyor)
Bir gün kendime kesin bir at alacağım.
-Öyle mi? -Evet.
Biz biraz daha hızlansak mı acaba? Ya da siz bana mı bıraksanız?
-Beyim? -Olmaz.
Çok acemisin, bugünlük bu kadar yeter.
-(Gülcemal) Tamam Muzaffer. -Tamam.
Ayaklarını üzengiden çıkar. Diğerini de çıkar.
Bacağını bu tarafa doğru atıp kaykılacaksın. Hadi.
Evet.
İşte bu kadar.
-Gayet binebiliyorum. -İlk binen birine göre gayet iyisin.
Ama bugün yattığın yeri seveceksin, söyleyeyim.
Erdem, Deva Hanım'a odasını göster.
-Ne odası? -Bir saat sonra yemek yiyeceğiz.
Sana oda hazırlattım. İhtiyacın olan her şey orada.
Yine başa döndük yani.
Emir vermeler, odaları hazırlatmalar falan.
Başka?
Akşam yemeğinde görüşürüz.
Buyurun, odanızı göstereyim.
Tabii lütfen, gösterin.
Böyle bir şey nasıl olabilir?
Nasıl olur?
Düşün abi, düşün, düşün, düşün. Düşün, sar başa.
Sar başa, düşün.
Mert.
(Vefa dış ses) Patron ben o kızın geleceğini sanmıyorum.
Düğünü varmış, bu akşam evleniyormuş.
Kiminle evleniyormuş?
Bilmiyorum da istiyorsan hemen öğrenirim.
Lüzum yok.
Öğrenme.
Nasıl olur?
Buyurun.
Yok artık.
Gülendam.
Mert.
(Gerilim müziği)
Her şey gözümüzün önündeydi.
Nasıl göremedik?
Of...
Allah kahretsin!
Allah kahretsin!
Gülendam.
(Duygusal müzik)
İyisin, değil mi?
Gel, şöyle otur.
Gel, şöyle otur.
Otur.
Sen her şeyi anlattın o da gitti, değil mi?
Gider tabii.
Gülendam ben sana bir şey anlatacağım.
Ama sakin ol, tamam mı?
Bak bu Mert var ya...
Hamileyim Vefa.
Hamileyim.
Hayatımda ilk kez, Vefa o kadar...
...çok, çok mutluyum ben.
(Gülendam) Âşığım, seviyorum...
...ve bir bebeğimiz olacak.
Bir ailem olacak Vefa, gerçek bir aile.
Ben ne annem gibi olacağım ne de babam gibi.
Çocuğum mutlu bir ailede büyüyecek.
Düşünebiliyor musun Vefa?
Çok sevindim.
(Duygusal müzik)
Sana çok teşekkür ederim.
Hep yanımda oldun.
(Duygusal müzik)
Sen bana bir şey mi söyleyecektin bu arada?
Sen içeri öyle bir girdin ki ben konuştunuz...
Yok, hayır, hiçbir şey anlatmadım.
O nerede?
Doktordan sonra bir müvekkiliyle görüşmesi vardı.
(Duygusal müzik)
(Müzik)
Deva Hanım.
Buyurun.
Şu zevkine her seferinde hayret ediyorum, biliyor musun?
Öyle mi?
Öyle.
Bilmiyordum.
(Müzik)
Teşekkür ederim.
Hadi bakalım.
Artık...
...özür safhasına gelmiş bulunmaktayız herhâlde, değil mi?
Yo, özür dileyeceğim demedim.
Konuşmak istiyorum dedim. (Öksürüyor)
(Deva) Tebrik ederim Cemal Bey.
Hem suçlu hem güçlünün kelime anlamısın.
Evet, aynen.
Hadi yemeklerimizi getirin bakalım.
Sağ ol.
Afiyet olsun.
(Gülcemal) Aman, dikkatli iç.
Sonra abartınca ne yapacağın belli olmuyor.
Sanki beni çok tanıyorsun da.
Evet.
-Seni çok iyi tanıyorum. -Öyle mi?
Evet, hem de çok iyi.
Anlat o zaman.
-Ben nasıl biriymişim. -Tamam.
Yemeklerden eti seviyorsun.
(Gülcemal) Bir de patlıcan salatasını.
Çiçeklerden gül...
...günlerden perşembe.
Biraz hayalperestsin.
Allah'a inanıyorsun.
Bir de isterse sana her şeyi verebileceğine.
Sudan korkuyorsun.
Yüzmeyi bilmiyorsun. Sinirlendiğinde kaşlarını kaldırıyorsun.
Bir de böyle dudağının kenarı seğiriyor.
Sonra heyecanlandığında ve üşüdüğünde ellerin kızarıyor.
Bir de uyurken bıdı bıdı konuşuyorsun.
(Duygusal müzik)
Sen beni bayağı incelemişsin.
Dedim ya...
...ben seni çok iyi tanıyorum.
Ama sen beni tanımıyorsun.
Annenin Zafer Hanım olduğunu biliyorum.
Sizi bir adam için terk ettiğini de biliyorum.
Ve ne kadar çok acı çektiğini de biliyorum.
(Gerilim müziği)
Öğrendin demek.
Ama benim hikâyem ondan sonra başlıyor.
İstersen anlatabilirim.
(Telefon çalıyor)
Pardon, önemli olabilir, bunu açmam lazım.
-Evet, söyle Vefa. -Abi benim seninle konuşmam lazım.
Çok önemli değilse daha sonra konuşalım mı?
Çünkü şu anda müsait değilim.
Tamam, ben seni sonra arayayım.
(Gerilim müziği)
-Ne yapıyorsun lan? -Gel!
-(Bip)! -Ne yapıyorsun lan?
Buraya yürü sen, yürü. Sen nasıl bir adamsın lan?
Sen bunca zaman bizden nasıl saklarsın lan?
Deva'nın nişanlın olduğunu nasıl söylemezsin lan?
Korktum!
Korktum.
Buranın nasıl bir yer olduğunu bilmiyor musunuz?
Korktum.
Kendisiyle zaten benim artık hiçbir alakam kalmadı.
Hâlâ yalan söylüyor. Seni buraya Zafer gönderdi, değil mi lan?
Sen onun (Bip), değil mi lan?
Seni mi seçti lan buraya? Sana ne dedi? Sana ne dedi lan?
Sana ne dedi lan? Ne dedi?
Deva senin olacak mı dedi lan?
Söyleyeceksin. Bana bak, Gülcemal gelmeden...
...buradan (Bip) gideceksin. Beni anladın mı lan?
Yoksa bunları tek tek Gülendam'a anlatırım.
(Bip)!
(Tükürdü)
Kıyamazsın.
(Mert öksürüyor)
Sen ne diyorsun lan?
(Bip) söylersin.
Söyleyemezsin.
(Gerilim müziği)
Ona köpek gibi âşıksın.
-Ben aptal mıyım lan? -Sen ne diyorsun lan?
Karıma nasıl baktığını görmedim mi zannediyorsun?
Gülendam benim karım.
Bana âşık.
Karnında benim çocuğumu taşıyor lan.
Sen o çocuğa güveniyorsun, değil mi?
Sen o çocuğa güvenme.
Ben Gülcemal'e anlatınca sen zaten ölmüş olacaksın.
O var.
Ben ölürüm.
Ama sen de şunu bil ki...
...o gün tek ölen ben olmam.
Sen beni tehdit mi ediyorsun lan?
Ben seni nasıl tehdit edeyim?
Ben sana gerçeklerden bahsediyorum.
Kadın hasta, tamam mı?
Üstelik gebe.
Sevgiye ne kadar aç ve muhtaç olduğunu çok iyi biliyorsun.
Sence Gülendam bir daha sevilmemeye, yine terk edilmeye...
...katlanabilir mi?
Eğer beni öldürürsen...
...Gülendam da ölür, haberin olsun.
Ama sen yine de bunları göze alıyorsan...
...(Bip) git...
...Gülcemal'e anlat.
(Gerilim müziği)
Annem...
...Mustafa Pehlivan'la çoktan evlenip bizi geride bırakmıştı.
Ama ben nedense annemin bir gün geri döneceğine inanıyordum.
Dönmedi tabii.
Onu günlerce, gecelerce bekledim.
Aradan bir yıl falan geçmişti...
...bir gün hep beraber pikniğe gittik... -Uçurtmanın kaybolduğu gün.
Bunu sen nereden biliyorsun?
Gülendam anlattı.
Evet, o gün.
Annemin kocası olacak...
...o Mustafa Pehlivan denen herif...
...babama bir fotoğraf getirmiş.
Fotoğrafta annemle kendi var. Annem Armağan'a hamile.
Mutlu bir aile fotoğrafı.
(Gülcemal) Annem de fotoğrafta öyle güzel gülmüş ki...
...ben babamın ölümünden hep o gülüşü suçladım, biliyor musun?
O gülüşü sorumlu tuttum. Hep, annemin gülüşü babamın eceli oldu, dedim.
Babam kendini astığında avcunda o fotoğraf vardı.
Başın sağ olsun.
Sağ ol.
Armağan'a niye söylemedin peki?
Hâlâ sizi babasının çocukları sanıyor.
Söyleyemedim ki.
Babam öldüğü akşam...
...deli gibi koştum.
(Gülcemal) Aklımda hep o fotoğraf vardı.
Annemin evine vardım.
Kapıyı Mustafa Pehlivan açtı.
Ben de onu kalbinden bıçakladım.
Armağan'a işte bu yüzden söyleyemedim.
Düşünsene bir gün, yüzünü bir kerecik bile görmediğin babanı...
...benim öldürdüğümü bilsen...
...beni affeder misin?
Söyle.
Babanın katili olduğumu bilsen...
...beni sever miydin? Yüzüme bakar mıydın?
(Gerilim müziği)
Bakmam.
İşte öyle.
Gerçi ben söylemesem bile annem söyledi babasının katilinin ben olduğumu.
O gün siz gittikten sonra oldu bütün bunlar.
Şimdi yüzüme bile bakmıyor.
Benden nefret ediyor.
Sonra...
...cezaevi süreci başladı.
Dört yıl ıslahevinde kaldım.
"Şeker Portakalı"'nı bulduğun yer.
Aynen.
Cezaevinden çıktıktan sonra annemi görmek için tekrar Bursa'ya döndüm.
Ama çok daha kötü olmuştu.
Benden nefret ediyordu.
Bana defol git, dedi.
Defol git dünyanın öbür ucuna, seni gözüm görmesin.
Ben de öyle yaptım.
Gülendam'ı alıp İstanbul'a gittim.
Bizim Vefa'yı da orada tanıdık.
Öyle mi?
Sokakta kalıyorduk birlikte.
Sokakta mı?
O kadar yani?
Sonra yedi, sekiz ay o şekilde idare ettik.
Sağda solda.
(Gülcemal) Bir gece bir kadın çıktı geldi.
Bize battaniye getirmiş.
Ekmek de getirmişti. Hatta arasına peynir bile koymuştu.
Kim o koca yürekli kadın?
Ben de öyle dedim, biliyor musun?
Kim bu koca yürekli kadın?
Ben dedi sokakta kalan çocukların anasıyım.
Adım Gara.
-Gara ana. -Gara ana.
Biliyordum, biliyor musun?
İlk günden beri o kadının çok iyi bir insan olduğunu biliyordum.
O benim canım.
Sonra...
...birkaç defa geldi gitti yanımıza.
(Gülcemal) Bir gün hava öyle soğuk ki...
...Gülendam da hastaydı.
Gara ana ilk defa bize evini açtı.
Öyle mi?
Zaten fakir fukara yaşayan bir kadındı.
Balat'ın eski sokaklarından birinde bir bodrum katta yaşıyordu.
Ama biz o günden sonra sokakta kalmadık artık.
Sağ olsun.
Tabii ben yeni yetişiyorum, delikanlıyım o zaman.
-Bizim mahallede Cevher abi var. -Hım.
-Gemilerde çalışıyordu. -Gemide?
Evet.
Bana da cruise gemilerinde bir iş ayarladı, işe başladım.
-Dünyanın öbür ucuna mı gittin yani? -Evet.
Her yerini gezdim.
(Gülcemal) Önce mutfakta başladım.
Tabii güzel çocuğum beni komi yaptılar. Sonra garson.
Dört yıl çalıştım. Birçok dil öğrendim, bir sürü insan tanıdım.
Yeni hayatlar, yeni görgüler, yeni hikâyeler.
Dedim böyle bir hayat da varmış.
Bana sorsalar hayatının en güzel günleri ne zamandı diye...
...kesin o günlerdi derdim.
Öyle işte.
(Deva) Şey...
Şimdi çok zengin bir adamsın.
Tabii bu değirmenin suyu nereden geliyor, değil mi?
Bir seyahat esnasında bir adam tanıdım.
Çok zengin bir adamdı.
Onun hayatını kurtardım.
O da sana para mı verdi?
Hayır hayır, para vermedi.
Bana imkân sağladı, iş imkânı.
(Gülcemal) Adamın çoluğu çocuğu yoktu, kimsesi yoktu.
Bana babalık yaptı, yol gösterdi. Hayatı öğretti.
Bütün imkânlarını seferber etti.
Ne güzel adammış.
Pek öyle biri değildi.
Nerede peki şimdi?
(Müzik)
Sen bana bunları niye anlattın şimdi?
Zamanla öğreneceksin.
(Müzik)
Evet Deva Hanım, hadi gel bakalım.
(Duygusal müzik)
(Bip), haysiyetsiz!
Bir de karşıma geçmiş konuşuyor ya!
Allah'ım bana sabır ver!
Allah'ım ne olur bana sabır ver, yoksa ben dayanamayacağım!
Nereye gidiyoruz böyle?
Ne o, merak mı ettin?
(Gülcemal) Sana bir şey göstermek istiyorum.
Aa, benimki.
Gündüz bindiğim at. Gel.
Adın ne senin? Adını söylemedin bana, adı ne?
-Adı Kanat. -Kanat.
-Kanat. -Neden kanat, biliyor musun?
Neden?
Çünkü bu güzel kız uçuyor.
O uçan bir at.
Uçan at.
Ve artık senin.
(Kanat kişnedi)
Sen benim dileklerimi mi çaldın?
Evet.
(Geçiş sesi)
(Deva dış ses) Uçan bir atım olsun istiyorum.
(Geçiş sesi)
(Duygusal müzik)
İbrahim babanın öz babam olmadığını da oradan biliyorsun.
Deva.
Sana bütün hikâyemi anlattım. Biliyorum çok kötü şeyler yaşadık.
Ama başa saralım.
Yeniden tanışalım.
Kanat'ı da yeniden tanışmamızın bir hediyesi olarak kabul et benden, olur mu?
Yeniden tanışınca ne olacak?
Benim yanımda ol Deva.
Zafer Hanım'a karşı birlikte çalışalım.
(Gülcemal) Yeni bir marka kuralım.
Birlikte güzel işler yapalım istiyorum.
Zafer Hanım'a karşı elini güçlendirmek istiyorsun.
Annenin son yaptığının da acısını çıkaracaksın.
O kendi aklınca her şeyi kaybettiğimi düşünüyor.
Seni, Armağan'ı.
Ben de bunun böyle olmadığını göstermek istiyorum.
Benim için değil yani.
Bir baksana bana.
Bir bak bana.
Ben Deva.
Benim bir kalbim var.
Bir gururum var.
Benim de bir hikâyem var, biliyor musun?
Sen beni incittin, bana eziyet ettin.
Beni haksız yere suçladın.
Suçsuz olduğum ortaya çıktığı hâlde geçtin karşıma...
...bana kendi hikâyeni anlattın.
Gülcemal bak, gerçekten başına gelen her şey için çok üzgünüm.
Ama senin bana bir özür borcun vardı.
Ben böyle uçan atlar, yemekler, elbiseler falan istemiyorum.
Ben sadece özür istiyorum.
Gözlerimin içine baktığın ama öyle hesapsızca, kitapsızca, menfaatsizce...
...özür dilemeni.
Ama ben bugün anladım zaten.
Deva; senin için annenle olan savaşında kullanacağın...
...tasarımcı bir kızdan başka bir şey değil.
Ama bu benim savaşım değil.
(Deva) Anladın mı?
Ben senin intikam planının bir parçası değilim.
Yok, ben dayanamayacağım.
(Vefa iç ses) Abi, bir şey öğrendim.
Bu Mert denilen herifin eski nişanlısı Deva'ymış.
Şimdi köye gitmek istiyorum.
Geri götür beni.
Sabah erkenden döneriz.
(Mesaj geldi)
Deva.
Özür dilerim.
(Duygusal müzik)
Sana çok büyük bir haksızlık yaptım.
(Gülcemal) Zorla seni evimde alıkoydum.
O büyük bir hataydı.
Babana istemeden zarar verdim.
Bu da büyük bir yanlıştı.
(Gülcemal) Adaletsizlik ettim, biliyorum.
Sonra da...
...hiç suçun yokken sana inanmadım.
Ve seni kaybettim.
Bütün bu olanlar için senden özür dilerim.
Tüm içtenliğimle söylüyorum, gerçekten özür dilerim.
Bak.
Tabii ki benimle çalışmak zorunda değilsin.
Bencilce davrandım, haklısın.
Bu senin savaşın değildi.
Ama bir yandan da düşünüyorum.
Hani böyle olmasaydı nasıl olacaktı ki?
Neyse.
Ama...
...ev sensiz çok boş.
Böyle işte.
Yok benim (Bip) gitmem gerek.
Ah (Bip)! Ne kurcalıyorsun Vefa? Söyleme be adam, söyleme!
Ama söylerse de çok kötü (Bip) yerim.
Bana bir B planı gerek.
Bu JFK neydi?
Aa, Amerika.
Ben...
(Gerilim müziği)
(Geçiş sesi)
(Gerilim müziği)
Ne oluyor ya?
Ne oluyor ya?
-Gülendam, bir beş dakika. -Yok ya?
(Gerilim müziği)
Dalga mı geçiyorsunuz lan?
Ne oluyor?
İnsanın kaderinde üç şey belliymiş Gülendam.
Doğduğu gün.
Öleceği gün.
Bir de kiminle evleneceği.
(Vefa) Alın yazısı bu.
Mevla'm sana böyle yazmış.
İsyan edemem.
Senin şu bir damla gözyaşına dünyayı yakacak iki kişi var, biliyorsun değil mi?
Biri Gülcemal, biri ben.
(Duygusal müzik)
Al bunu.
Olmaz, almam.
Annenden sana kalan tek şey bu.
Doğru diyorsun.
Biliyor musun bunu benim boynuma taktığımda ben yedi yaşında falandım.
Dedi ki oğul...
...bu dünyada hiç kaybolmayan, gök kapısından dönmeyen bir dua vardır.
O da ana duası.
Bir gün ben olmam, bu üzerinde olsun.
O seni korur, kollar.
O benim annemi son görüşümmüş meğer.
O gitti.
O gitti.
Duası kaldı.
Benim sana verebilecek bir şeyim yok Gülendam.
Neyim varsa abin verdi zaten.
Ben sana bana ait olan tek şeyi vermek istiyorum.
Anamın duasını.
Al.
(Duygusal müzik)
Düğün hediyesi olarak kabul et.
Hep üstünde kalsın. Korusun, kollasın seni.
Benim gibi.
Abim sana boşuna Vefa ismini takmamış.
(Geçiş sesi)
(Mert dış ses) Sevgiye ne kadar aç ve muhtaç olduğunu biliyorsun.
Sence Gülendam... (Geçiş sesi)
...bir daha sevilmemeye, yine terk edilmeye katlanabilir mi?
(Geçiş sesi)
(Mert dış ses) Eğer beni öldürürsen Gülendam da ölür haberin olsun.
Ah be Gülendam!
Ah be!
Kızım, gel. Bu ne peynirler böyle, bunlar böyle gözüme gözüme? Kaldır şunu!
Ben her şey mükemmel olacak demedim mi?
-Evet efendim. -Bu örtünün hâli ne?
Özür dilerim, hemen düzeltiyorum.
(Telefon çalıyor)
-Alo? -Bittim ben, mahvoldum!
Kim olduğumu buldular.
-Ne diyorsun sen be? -(Mert ses) Öğrendiler diyorum.
Kim olduğumu öğrendiler diyorum.
O Vefa var ya Gülcemal'in adamı.
Biliyor, her şeyi biliyor. Deva'nın nişanlısı olduğumu da biliyor.
Allah kahretsin!
O durmaz şimdi Gülcemal'e söyler.
Kim olduğun ortaya çıkarsa evdeki adamımı kaybederim ben.
Sen benimle dalga mı geçiyorsun?
Evdeki adamımı kaybederim diyor. Dalga mı geçiyorsun?
Nasıl bir rahatlık bu? Canımdan olacağım diyorum ben sana!
Nasıl öğrenmiş peki?
(Zafer ses) Kayıtları değiştirttim.
Bilmiyorum. Bu benim eski telefonum onlardaydı.
Onun şifresini mi kırdılar ne yaptılar, bilmiyorum.
Gerçek bir aptalsın!
Gülcemal'e söylemiş bile olabilir.
Bütün gece uyumadım. Gelip beni alırlar diye bekledim ama...
...gelip alan da olmadı. Şu an yaşıyorsan bence daha söylememiştir yani.
Bir de acaba söylediklerim mi işe yaradı diyorum.
Sen ne söyledin ki?
İşte beni öldürürseniz Gülendam dedim mahvolur, biter Gülendam dedim.
Biliyorum kıyamaz bu Vefa da Gülendam'a.
Âşık çünkü, Vefa Gülendam'a âşık. O yüzden onu söyledim işte.
(Mert ses) Ama bak, ben her ihtimale karşı...
...biletimi aldım.
Söyleyecek gibi olursa, akşamı beklemem toz olurum giderim...
...topuklarım buradan, tamam mı? El el üstünde kalırsınız öyle.
Hayır! Hiçbir yere gitmiyorsun, hiçbir yere gitmiyorsun!
Gülcemal o eve Deva'yla dönecek, anladın mı?
Ne yap et Vefa'yı susturmanın yolunu bul.
(Gerilim müziği)
Ben de birazdan çıkarım. Orada görüşürüz.
(Telefon çalıyor)
Söyle Vefa.
Abi, benim seninle bir şey konuşmam lazım.
Sesin kötü geliyor. Hayırdır, bir şey mi oldu?
Gece uyumadım abi, ondandır.
Sen gece mesaj yazıp sildin bana ne oluyor?
Mesajla söylenilecek bir şey değildi o yüzden.
Konuş.
-Günaydın. -(Vefa ses) Abi, biri mi var yanında?
Deva'yla birlikteyim.
Ha, buluştunuz mu? Beraber mi geleceksiniz?
Yok, sanmam. Konuşmak pek bir işe yaramadı.
(Gülcemal ses) Sen ne diyecektin, söyle?
Ben yüz yüze konuşuruz diye abi.
Abi, gelince söylerim.
Tamam. Öğleden sonra evde olacağım, konuşuruz.
(Gerilim müziği)
Ben ne yapacağım?
Lan söylesem bir türlü söyleme...
Of!
Bir saate babanın yanında olursun.
Köye gitmiyorum.
Deva Nakkaşoğlu ben.
(Müzik)
Gülcemal Şahin.
Cemal mi?
-Gülcemal. -Ha.
Ne değişik isimmiş, daha önce hiç duymamıştım.
Yakında duyarsın, merak etme.
Bakalım adın gibi dertlere deva olabiliyor musun?
Hım.
Gerçi buradan bakılınca derdin ta kendisi gibi duruyorsun da neyse.
Açın yanlıştır.
Ee, nereden başlıyoruz?
Benim bir saat içinde yetişmem gereken toplantı var.
Gidelim o zaman.
(Müzik)
(Müzik devam ediyor)
Açıkçası sizi burada görmeyi hiç beklemiyordum.
Aslında Zafer Hanım, biz bu projeye girme konusunda çok çekimserdik.
Ama PAKA Vakfı da bu işin içinde olunca...
Armağancığım, okul bitti mi?
Bitti başkanım.
Artık işlerin başına geçersin. Annene de böylece zaman kalır, değil mi?
Onun için aramızda bulunmasını istedim zaten.
Keşke bana da haber verseydin anne.
Hah, Beril Hanımlar geldi.
(Zafer) Hoş geldiniz.
Hoş bulduk.
-Zafer Pehlivan. -İzzet Peker.
-Memnun oldum, Kenan Oytun ben. -Ben de.
İnşaat işiyle ilgili size bahsettiğim yatırımcılarımız.
Buyurun.
Oğlum Armağan.
Memnun oldum.
-Hoş geldiniz. -(Beril) Hoş bulduk.
Evime geldiğimiz için tekrar teşekkür ediyorum.
(Zafer) Bu projenin hem şehrimize...
...hem zarar görmüş kadınlara yararlı olmasını umuyorum.
Sözü daha fazla uzatmadan bizi bu güzel projede bir araya getiren...
...PAKA Vakfı avukatı Beril Hanım'a bırakmak istiyorum.
Biliyorsunuz ki vakfımızın kurucusu beyefendi için kadınlar ve çocuklar...
...çok kıymetli. Bu proje bize geldiğinde...
...amacımızla çok örtüştüğünü gördük.
(Beril) Kadın sığınma evleri yaygınlaşmalı.
Hiçbir kadın içinde bulunduğu olumsuz koşullar sebebiyle...
...çocuklarından ayrı kalmak, onları terk etmek zorunda kalmamalı.
Ancak vakıf başkanımızın dün yaptığı bir görüşme...
...bizi bu projeyle ilgili bazı şüphelere itti açıkçası.
Zafer Hanım'ın proje hakkındaki ulvi amacıyla alakalı olarak...
...kafamızda bazı soru işaretleri oluştu.
Anlayamadım?
Geçmişinizle ilgili aldığımız bazı duyumlar Zafer Hanım.
Benim geçmişim neden PAKA Vakfını ilgilendiriyor acaba?
(Beril) Yapacağımız proje mağduriyet yaşayan...
...ve çocuklarıyla birlikte barınacak yer bulamayan kadınlar için.
Yani her ne olursa olsun, hangi koşulda olursa olsun...
...çocuklarını terk etmeyen, bırakmayan kadınlar için.
(Konuşmalar duyulmuyor)
Beril Hanım.
Biz bu konuyu sizinle içeride konuşalım mı?
(Beril) Hayır, burada konuşacağız.
Yatırımcılarımız da duymak zorunda.
Ne demek istiyorsunuz?
Şunu söylemek istiyorum.
Geçmişte çocuklarını arkasına bir an bile bakmadan...
...bırakmış, terk etmiş bir anneye böylesine önemli bir projeyi vermek...
...ne kadar doğru olur bilemiyorum.
(Beril) Zafer Hanım, ben size bir şey sormak istiyorum.
Siz bu çocuklara karşı ne kadar samimisiniz?
Anne, ne demek bu?
Ne siz ne başkanınız...
...benim geçmişim hakkında hiçbir şey bilmiyorsunuz.
Bu kadar saçma bir şeyi nereden duydunuz onu da bilmiyorum.
Oğlunuzdan.
(Gerilim müziği)
Ben size bir şey söylemedim.
(Beril) Siz değil.
Annenizin yıllar önce ardına bile bakmadan bırakıp gittiği oğlundan.
Aynı zamanda yönetim kurulu başkan yardımcımız.
Kendisi de geldi, işte burada.
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Gerilim müziği devam ediyor)
Bu dizinin ayrıntılı altyazısı NOW tarafından...
...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.
www.sebeder.org
Ayrıntılı Altyazı Çevirmenleri: Ayhan Özgören - Belgin Yılmaz...
...Bülent Temür - Çağıl Doğan - Hatice Başpınar
Editör: Dolunay Ünal
(Jenerik müziği)
(Jenerik müziği devam ediyor)
(Jenerik müziği devam ediyor)
(Jenerik müziği devam ediyor)
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.