All language subtitles for Gülcemal Dizisi 6 Bölüm - NOW

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian Download
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam Download
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish Download
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal) Download
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

(Jenerik müziği)

(Jenerik müziği devam ediyor)

(Jenerik müziği devam ediyor)

Gidiyoruz Armağan.

Ben hiçbir yere gelmiyorum anne.

Armağan duymuyor musun?

Beni bitirmeye çalışıyor, beni yok etmeye çalışıyor.

Buna rağmen mi, gerçekten mi?

Evet, gerçekten.

Sen burada kim olarak kalıyorsun?

-Kimin yanında kalıyorsun? -Abim.

Öz abimin evinde kalmayacağım da kimin evinde kalacağım anne?

Bu sırrı sonsuza kadar saklayabileceğini mi sanıyordun anne?

Çok saçma.

Hâlâ gizlemeye çalışıyorsun. Gerçeği öğrendim artık.

Babamın tek çocuğu olmadığını...

...Pehlivan soyadını taşıyan iki kardeşim daha olduğunu biliyorum.

Bir dakika.

Armağan sen her şeyi yanlış anlamışsın.

Benim soyadım Pehlivan değil.

Babanla da hiçbir kan bağım yok, çok şükür.

Nasıl? Ben eminim bundan.

Anne, bir şey desene.

Hayır, hayır.

Hiçbir şey düşündüğün gibi değil.

Ben sana hakikati anlatayım.

Senin babanla benim babam arasında bir husumet vardı.

Ne husumeti?

Kan davası gibi bir şey.

Kozlarını paylaşamamışlar.

Çünkü şartları eşit değilmiş.

Neyi paylaşamamışlar ya neyin düşmanlığı?

Bilmiyorum.

Neyi paylaşamadılarsa paylaşamadılar.

Ama bu husumet ikisini de canından etti.

Canlarından olmalarına rağmen hiçbir şey bitmedi.

Çünkü annem bize düşmanlığına devam etti.

Çocukluğumuza yazık etti.

Yani biz kardeş değil miyiz?

Sen benden yardım istedin.

Ben de sana abilik yaptım, hepsi bu.

Ama burada kalmak istersen...

...seni hiçbir kuvvet buradan çıkaramaz.

Burada kalmak istemiyorsan da sen bilirsin, buna bir şey diyemem.

Onun kendi evi var. Düşmanının evinde kalacak değil herhâlde.

-Hadi Armağan. -Ben hiçbir yere gelmiyorum anne.

Armağan, burada kalmana müsaade etmem.

Ben senden müsaade istemiyorum.

Kararımı söylüyorum, gelmeyeceğim.

Düşmanın evinde mi kalacaksın?

-Babanın düşmanının. -Babamın düşmanı, benim değil.

Belki de artık aranızdaki düşmanlığı bitirmenin vakti gelmiştir anne?

Saçmalama.

Aranızda her ne geçtiyse şimdi helalleşin.

Bu düşmanlığı da artık bitirin.

Bunu yaparsan eğer seninle eve gelirim.

Bize yaptıkları için çaldığı çocukluğumuz için helallik isterse...

...özür dilerse...

...belki bu düşmanlığı bitirebilirim.

(Duygusal müzik)

Biraz da olsa pişman oldun mu bize yaptıklarına?

Söyle hadi.

Hakkını helal et de.

Gençtim, cahildim yaptım de.

Bilemedim de.

Yalan da olsa söyle, inanacağım çünkü. Hadi.

Öyle yaşanması gerekiyordu...

...öyle yaşandı.

Bir daha benim oğluma dokunursan, yaklaşırsan...

...çocukluk günlerini mumla aratırım sana.

Armağan gidiyoruz. Bu canavarın evinde kalamazsın.

Bu odada tek bir canavar var, o da sensin anne.

Armağan.

Bir düşmanlık yüzünden iki çocuğun hayatını çalacak...

...kinini devam ettirip adamın işine taş koyacak...

...Deva'nın hayatına kastedecek kadar canavarsın sen.

Şimdi gidiyorum.

Ama seni almak için geri geleceğim.

Seni burada bırakmayacağım.

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

Efendim, iyi misiniz?

Beni eve götür.

-Zafer Pehlivan değil mi o? -O.

-Ne arıyormuş burada? -Bilmiyorum.

Bilmek de istemiyorum.

Bu nasıl bir rahatlık Gülendam?

Ben vallahi anlamıyorum, hiç mi merak etmiyorsun neler olduğunu?

Etmiyorum, sen de etme.

Ne film dönüyor burada ya?

Ne yaşadık biz böyle?

Ne oldu yani?

Abi sen bana söz vermiştin ama ne yaptın?

Annemi buraya çağırıp beni onunla yüzleşmek zorunda bıraktın.

Ben sana verdiğim sözü tuttum Armağan, senin sırrını sakladım.

Sen burada olmayacaktın, annen de seni görmeyecekti.

Ama gördü, değil mi?

Bunun hesabını bana değil ona soracaksın.

Bana mı?

Deva'ya niye soruyorum, onunla ne alakası var?

Çünkü bu evde olup biteni annene yetiştiren o.

Ne?

Sen şaka mı yapıyorsun?

Nasıl böyle bir şey düşünebilirsin?

Bence burada büyük bir yanlış anlaşılma var.

Armağan, sen eve git. Bundan sonrası Deva'yla benim aramda.

Ben eve gidemem. Kız kardeşin rahatsız oluyor biliyorsun.

Hayır Armağan, yok öyle bir şey.

Vefa, Armağan'ı eve götür. Bundan sonra evde misafir edeceğiz.

-Gülcemal abi lütfen... -Armağan lütfen.

(Gerilim müziği)

Ben Zafer Hanım'a hiçbir şey söylemedim.

Armağan, benim en yakın arkadaşım.

Ben niye böyle bir şey yapayım?

İhaleyi sana bilerek duyurdum.

Sen de duyar duymaz Zafer Hanım'a koştun.

Saçmalık bu, ben oraya...

İtalyanların da onun adamı olduğunu biliyordun.

Hayır, bilmiyordum.

Sen bilerek benim güvenimi kazandın, bunu başardın da.

Seni bu evde baş tacı yaptım.

Ama sonra ne olduysa Zafer Hanım'ın isteklerini yapamaz hâle geldin.

Belki de vicdan azabı çekmişsindir.

Sana en güvendiğim anda kaçtın gittin.

Sen bir hainsin.

Bunlar senin.

(Müzik)

Madem ben hainim...

...ne diye bana para veriyorsun?

Yıpranma payı diyelim.

Seninle yaptığım anlaşmaların hepsini iptal edeceğim.

Seninle çalışmak istemiyorum. Bu evde kalmanı da istemiyorum.

Çünkü bu evde hainlere yer yok.

Ne kadar da erdemli bir davranış.

Evinde kalan haine...

...yıpranma tazminatı ödeyip öyle gönderiyorsun.

Öyle mi Gülcemal Bey?

Öyle. Para için yapmadın mı zaten?

Ama çok akıllı olduğunu itiraf etmem lazım.

Kaç para var burada?

Çok para. Zafer Hanım'ın sana veremeyeceği kadar çok.

(Müzik)

Çok teşekkür ederim.

Hani bana atölyede söylemiştin ya ben paha biçilmezim diye.

Senin de bir fiyatın varmış demek ki.

Hayatımda kimse beni bu kadar aşağılamamıştı.

Deva.

Senin paranı da evini de istemiyorum, anladın mı?

Hiçbir şeyini istemiyorum!

Senin bu öve öve bitiremediğin adaletin bu mu?

Yargısız infaz mı?

Açıkla o zaman, ispatla suçsuzluğunu.

Neyi açıklayacağım ya ben?

Ben sana hiçbir şey açıklamak zorunda değilim.

Sen kendi kendine zaten yazmışsın, oynamışsın, inanmışsın.

İnan ya neye inanmak istiyorsan ona inan tamam mı?

Ben gidiyorum.

Suçun ortaya çıktı ya böyle kaçar gidersin işte!

Hadi koş patronunun arkasından, yetişirsin belki.

Gitmiyorum Cemal Bey.

Hiçbir yere gitmiyorum.

Sen benim suçluluğumu ispatlayana kadar...

Üç gün.

Üç gün veriyorum sana.

Üç gün sonra benim hain olduğumu ispatlayacaksın.

Ancak o zaman giderim bu evden.

-Senin hain olduğun ortada. -Kanıtla.

Üç gün içinde...

...bana benim hain olduğumun kanıtını getiremezsen...

...tam burada benden özür dileyip...

...yanında kalmam için yalvaracaksın.

(Müzik)

Sen ne yaptığını sanıyorsun?

Gelme, çık dışarı! Yalnız kalmak istiyorum, tamam mı?

Ben de senin evinde kalmaya meraklı değilim zaten.

Üç gün sonra bul o kanıtı, çeker giderim.

Çık şimdi.

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

İyi misin canım?

Yaşlanmış.

Ama hâlâ güzel.

Gördün demek.

Görmez olsaydım.

Ya, şey, bir şeyler oluyor ama...

Ne gibi, ne oluyor?

Ya bu Deva...

...Deva'yla abin yükseldiler birbirlerine de.

Deva, abine "Üç gün sonra özür dileyeceksin benden." falan gibi...

...şeyler söyledi.

Allah Allah! Ne üç günüymüş o? Anlamadım ki.

Anlamadım ben de ama gerginler bayağı. Acaba gitsen mi sen?

-Çünkü ben bayağı merak ettim. -Etme!

Sen merak etme birader, onlar kendi mevzularını çözerler.

Vefa ne oluyor?

Niye geldi o kadın buraya?

Uzun mesele Gülendam.

Hayır, benimki de soru işte niye gelmiş olabilir ki?

Bizi görmeye gelecek değil ya sonuçta! Kıymetli oğlunu görmeye gelmiştir.

Hayır, anlamıyorum ki niye kalıyor onun oğlu burada acaba?

Armağan Bey buyurun.

Yok artık ya.

Yok artık!

Eve de mi girmeye başladın sen?

Ben rahatsız etmek istemedim. Gülcemal abi gel deyince ben...

Gülcemal söyledi.

Anlamadım ne, abi mi dedi?

Abi de mi demeye başladın? Yüzsüz! Çıkarın şunu buradan.

Ben söyledim rahatsız olacağınızı ama kendi ısrar etti, o yüzden yoksa...

Defol git diyorum bak sana defol git, istemiyorum seni bu evde.

Anlamıyor musun ya sen? Çık git şuradan, defol!

Tamam gidiyorum, tamam.

-(Vefa) Gülendam. -Ne?

Abin böyle emretti.

Armağan Bey'i bundan sonra evde misafir edeceğiz.

Üstüne söyleyecek bir sözün varsa buyur söyle.

Gel Gülendam.

Bırak beni bırak, çekil şuradan. Bırakın beni!

Ne baktın küçük enişte?

Karın ağlıyor lan gitsene peşinden.

Armağan Bey'i odasına alın.

(Müzik)

Oğlumu yanına almış.

Oğlumuzu.

Düşünebiliyor musun? Bizim oğlumuzu.

Sadece servetimi almakla yetinmeyecek.

Oğlumu da alacak yanına.

Üstelik daha kötüsü var.

Armağan, senin oğlun olduğunu sanıyor.

Öylesine inanmak istedi demek.

Annesinin iki çocuğunu bırakıp giden biri olduğunu tahmin edemedi.

Sana söyledim, onları alalım dedim.

Gülcemal'le Gülendam bizimle yaşasın dedim.

Hiçbir şey yapmazlardı ki. Onlar çok uslulardı.

Koskoca evinde bir oda veremedin onlara Mustafa.

Bu yüzden hem Saim hem sen canınızdan oldunuz.

Bana da yılan gibi iki tane düşman bıraktınız.

Yakama yapıştılar, kurtulamıyorum onlardan.

Mustafa kalk.

Ne olur kalk.

Ne olur kalk Mustafa.

Ne olur oğlumu getir Mustafa, ne olur!

Armağan'ı getir, Mustafa.

-Ne olur. -Hadi gidelim.

(Duygusal müzik)

Üç gün mü verdin?

O herkese üç gün, üç saat, üç hak veriyor ya ben de üç gün verdim.

Hadi bakalım, hadi bulsun, hadi benim ajan olduğuna dair kanıtı bulsun!

Bulsun, getirsin!

Canım, Devacığım bak, beni dinle.

Ben şimdi çok güzel bir sofra kuracağım, bir güzel karnını doyuracaksın.

Sakinleşeceksin, tamam mı?

Ben onun ekmeğini kursağımdan geçirmem.

Söyle ona, tek lokma bile sürmeyeceğim ağzıma.

Açlık grevi mi yapacaksın yani?

Ah be kızım.

Şu paralarını da alsın şuradan.

(Müzik)

Ah be kızım.

(Armağan) Deva sen manyak mısın?

Gülcemal gibi bir adama kafa tutup üç gün süre vermek ne?

İyice psikopata bağladın.

Ne yapmamı bekliyorsun? Farkında mısın, beni hainlikle suçluyor.

Ne yapsaydım, işlemediğim suçu mu üstleneyim?

Mesela anneme seni kaçırdığı için hesap sormaya gittiğini söyleyebilirdin.

Ya da baban istedi diye burada kalmayı seçtiğini.

Hiçbir şey söylemeyeceğim ona, hiçbir şey.

Gidecek, kendisi öğrenecek gerçeği.

Hani her istediğinde her şeyi öğrenebiliyormuş ya.

Ben her şeyi bilirim diyor ya bana.

Gidecek, bunu da öğrenecek.

Sonra da gelecek, benden özür dileyecek.

Tabii utanmadan yüzüme bakabilirse.

Sen ne yapıyorsun? Böyle küçük aksiyonlar yaratarak...

...kendine romantik bir dünya mı kuruyorsun?

Armağan bak, gerçekten sinirliyim zaten.

Şu an hiç şaka kaldıracak konumda değilim.

Tamam, gerçeği zor yoldan öğrenmesini sağlayıp...

...sonra da affedeceksin. Yani bu mudur olay?

O kadar kolay değil.

Sen boş ver beni. Sen ne yapacaksın?

Gülcemal abin değilmiş.

Onlar öyle dedi diye öyle mi oldu?

-İnanmadın mı? -İnanmadım tabii.

Abim olmasa eğer niye beni burada tutsun?

-O da burada, yanında kalmamı istiyor. -Biz mi yanlış anladık acaba?

Parçaları mı yanlış birleştirdik?

Hayır, bak bir düşün, önce fotoğraf, sonra mektup.

Peki Gülendam, ya bu kadın niye beni her gördüğünde sinir krizi geçiriyor?

Tamam da yani inkâr etti. Gerçekse Gülcemal niye inkâr etsin?

Çünkü yaralı, çünkü babama çok kızgın.

Ve belli ki annemin de bu yaralarda büyük payı var, o yüzden inkâr ediyor.

Deva, Gülcemal benim abim bundan en ufak bir şüphem yok.

Öyle bile olsa kabul etmiyor.

Ne yapacaksın?

Er geç gerçekler ortaya çıkacak ve o gün gelene kadar da...

...buradan ayrılmaya hiç niyetim yok.

Neye gülüyorsun?

Şu geldiğimiz hâle bak.

Daha on gün öncesine kadar sen buradan kaçmak için kendini parçalıyordun.

Ben buradan seni kaçırmaya çalışıyordum falan.

Şimdi kovuyorlar, gitmiyoruz.

Hâle bak.

Yani sen kesin Deva'nın suçu diyorsun Vefa.

Ben demiyorum, olaylar onu gösteriyor.

-Deva yapmaz. -Bence de.

Öyle mi şekerim? Nedenmiş?

Çünkü güzel. Güzeller kötülük yapmaz.

O kız böyle bir şey yapmaz.

Deva'yı suçlarken asıl haini gözden kaçırıyor olabiliriz.

Gözümle gördüm diyorum.

İhaleyi duyar duymaz Zafer'in evine gitti yetiştirmeye.

Gülcemal'e hastaneye gideceğini söyledi.

Adamın güvenini kullanmış oldu.

Deva, Gülcemal'e üç gün verdi.

Hadi bulsun o zaman Gülcemal kanıtını üç günde.

Harbiden bu evde öyle bir şey yaşandı değil mi?

Ben hâlâ şoktayım ya.

40 yıl düşünsem birinin Gülcemal abiye bunu yapacağı aklıma gelmezdi.

Kız çatır çatır üç gün dedi, öyle mi?

Gülcemal sert kayaya çarptı bu sefer.

Bunu da koydunuz önümüze, yemek yok mu?

Ne bileyim ben? Gülcemal bir tarafta...

...Deva odasında, yemeyeceğim diye tutturdu.

Armağan, Deva'nın yanında.

Biz varız, açız. Gülendam nerede?

Gülendam odasına kapattı kendini.

Armağan'ın eve gelmesi onu çok etkiledi.

-O (***) kocası? -O da onun peşinden gitti.

Vallahi anlamıyorum Gülendam, bu kadar ağlayacak...

...bu kadar sinirini bozacak ne var? Anlamıyorum ben.

Kaldıramıyorum diyorum. Anlamıyor musun Mert?

O çocuğun evimizde kalmasını, soframızda oturup...

...bizim ekmeğimizi yiyor olmasını kaldıramıyorum!

Vallahi anlayamıyorum ya.

Hem Gülendamcığım, bebeğimize de zarar bu hâlin.

Gördük de çocuğu, zararsız da bir çocuk, vallahi anlamıyorum ya.

Anlamadım. Ne, zararsız mı?

Zararsız, öyle mi?

Sen o zararsız dediğin çocuğun benden...

...bizden ne çaldığını biliyor musun sen?

Ne çalmış olabilir ya o çocuk? Bilmiyorum.

Annemizi çaldı.

Annemizin bize verebileceği ne kadar sevgi varsa hepsini o çaldı.

(Duygusal müzik)

Annesi, Zafer Pehlivan değil mi bunun?

Duydun işte, söyledim.

Zafer Pehlivan...

...bizim annemiz.

O çocuk da her ne kadar kabul etmek istemesem de...

...benim kardeşim.

Anladın mı?

(Duygusal müzik)

O kadın bizi...

...hayatından da kalbinden de söküp attı ama onu koynunda büyüttü.

Bana gelince Gülendam...

...abime gelince Gülcemal...

...ona gelince Armağan.

Öyle dedi.

Allah'ın kendisine hediyesi kabul etti.

Pamuklara sarıp sarmaladı.

Bütün derdim bu işte.

(Duygusal müzik)

Tik oldu artık, her ağladığında silesim geliyor.

Allah'tan abin yok, bayağı bir ağladın çünkü.

(Gülcemal ses) Deva'nın eve geldiği gün orada mıydın?

Yok abi, burada olsam haber vermez miydim? Yoktum.

(Gülcemal ses) Evde kamera var mı?

Var ama bir tek salonu ve girişi görüyor. Bir de bahçede var.

(Gülcemal ses) Bana Deva'nın eve geldiği anın kayıtları lazım Yelda.

O kaydı ne yap et, bana getir.

Tamam abi, bulurum.

Of...

Nereden bulacağım şimdi ben bu kamera kayıtlarını?

Hiç anlamadığım işler.

(Gerilim müziği)

(Kapı açıldı)

Sen kafayı mı yedin?

Sakin. Kimse görmedi buraya geldiğimi, merak etme.

Salak mısın?

Her yerde kamera var.

Buranın her yeri cam, Mert.

Bir şey almaya geldim derim, Deva. Konu bu değil ayrıca.

-Hızlı bir şey söylemem lazım. -Hemen çıkıp gider misin buradan.

-Çık. -Bu kadar korkmak ne? Bu neymiş ya!

Hem adam sana git dedi Deva, gitsene.

Bitsin, kapansın bu mesele.

Ama sen illa şovunu yapacaksın değil mi? Sana üç gün verdimler falan!

Tabii, hemen gideyim, değil mi?

Hemen gideyim, konu kapansın. Sen de rahat rahat burada at koştur, değil mi?

-Ne diyorsun sen? -Senin suçun bana kaldı diyorum Mert.

Üç günün var ama. Üç günün sonunda Gülcemal benim suçsuz olduğumu anlayacak.

Bakalım o zaman ne yapacaksın? Bütün oklar sana döndüğünde...

...o zaman ne yapacaksın?

(Kapı açıldı)

Merhaba. Ben de...

...belki bir ihtiyacı vardır diye aynı sizin gibi sormak için gelmiştim.

Ama yokmuş zaten.

Olursa lütfen, Deva Hanım. Allah aşkına biliyorsunuz ben buradayım.

Yani ben de yardımcı olabilirim ihtiyaç için.

Deva Hanım sipariş vermişsiniz.

Evet, şöyle koyabilir miyiz onları?

Gülcemal abi benden öyle bir şey istedin ki!

Hah! Buldum.

Tamam.

Ee?

Ben bunu nasıl kaydedeceğim şimdi?

(Gerilim müziği)

Ne yapıyorsun sen bu saatte burada?

Hiç.

Temizlik yapıyordum.

Temizlik? Gecenin bu saatinde?

Sabahları her yere yetişemiyorum. En azından şöyle bir tozunu alayım dedim.

-Neyse, sabah hallederim artık. -Sen gel bakayım böyle.

Şimdi sana bir kere soracağım...

...sen de bana gerçeği söyleyeceksin.

Ne yapıyordun burada?

Bu bilgisayarı niye açtın?

Benim bir oğlum var. Onunla konuşuyordum.

Ne alaka? Cep telefonun yok mu?

Niye onunla görüşmüyorsun?

Benim telefonum eski. Bazı uygulamaları kuramıyorum.

Dedim...

...en azından beş dakika olsun göreyim onu.

Çok özledim çünkü.

-O yüzden açtım bilgisayarı. -Uzakta mı o?

Eski eşim bana göstermiyor.

Gizli aradım. Her zaman da arayamıyorum.

Ne olur Zafer Hanım'a söyleme.

İlk kez açtım bilgisayarı. Bunu söylersen beni kapının önüne koyar.

Git.

Ama bir daha sakın buraya izinsiz girme.

(Gerilim müziği)

(Sessizlik)

Ay, Deva! Başka bir şey söyleyecektin.

(Gara iç çekti)

Afiyet olsun.

Teşekkürler.

Giy şunu üstüne, donacaksın.

Ne olacak ki sanki? Kime ne! Donarsam donarım.

Giy şunu. Ver kolunu bakayım.

-Oldu mu? -Oldu, oldu.

Mutlu musun?

Sen şimdiden sarhoş mu oldun bakayım?

İçeride otursaydın ya serada. Sıcacık orası.

Yok, burası güzel.

Burası ruhuma uygun.

(Müzik)

Ne yapıyorsun sen burada?

Kör müsün?

Hişt, hop hop! Böyle içilmez o.

(Deva öksürdü)

Şuna bak, daha şimdiden dağılmışsın.

-Nereden buldun bunları? -Param var.

Telefonumda da her şey var.

Senin o pis parana kalmadım yani, anladın mı?

Hişt! Bir dakika! Bu masa benim. Kim sana otur dedi?

Hayırdır, onu da mı sahiplendin?

Nereden çıktı şimdi bu?

Nereden çıktı!

Sen bana yaptığın şeylerin farkında değil misin?

Başıma getirmediğin hiçbir şey kalmadı, farkında mısın?

Hayır, en sonunda hain dedin bana. Beni evden kovdun.

Canım istedi.

Bak.

Senin canın ne isterse sen onu yapıyorsun ya...

...benim de canım istedi.

Olamaz mı?

Olabilir.

Olabilir. Tabii olabilir de...

...keşke becerdiğin bir şey yapsaydın. -Kim demiş beceremiyorum diye?

Gayet de beceriyorum.

Hop hop! Öyle konulmaz o.

Bugünü geçti say.

Kaldı iki.

İki gün sonra...

...gidiyorum.

Merak etme, iki güne kalmaz o iş.

Yarın getirir koyarım delili önüne.

İki gün sonra...

...hiçbir şey bulamadığında...

...o suratının hâlini görmek için yaşıyorum, biliyor musun?

Vallahi.

Suratına bakacağım.

(Müzik)

İç.

Böyle olmaz.

Peynir ye o zaman.

Yemeyeceğim.

Yemeğe de gram saygın yok!

-Sen hayırdır, beni mi taklit ediyorsun? -Evet, ediyorum.

Ediyorum, ne yapacaksın? Evden mi kovacaksın?

Kızacak mısın?

Yoksa beni zindana mı kapatacaksın?

Olmaz.

Cemal Bey tekrar düşersin, olmaz.

Allah Allah!

Cahil cesaretine bak.

(Kapı vuruluyor)

Gel.

Zafer anne...

...beni çağırmışsın. -Gel, İpekçiğim.

Bir şey mi oldu?

Gel, konuşalım biraz.

İyi misin sen?

Armağan, Gülcemal'de kalıyor, biliyor musun?

Aa!

Nasıl Gülcemal'de kalıyormuş?

Gerçekten inanamıyorum artık. Herkes o adamın evine toplandı.

Ama Armağan da değil yani, o kadar da değil.

Artık kafasına nasıl girdiyse!

Almak için gittim, benimle gelmedi.

İpek senden yardım istiyorum.

Tabii. Elimden ne gelirse.

Ne olur Armağan'ı buraya gelmeye ikna et.

Armağan'ı biliyorsun, inatçıdır o. Ben nasıl ikna edeyim ki onu?

Annen çok hasta, de. Onu hiç böyle görmemiştim, de.

Anneler günü, senin için dolma yapıyor, de.

Tamam. Ben elimden ne gelirse yapacağım.

Ama senin ikna edemediğin Armağan'ı ben nasıl ikna edeceğim?

Sana olan ilgisini kullan.

O ne demek?

Bizim Armağan'la aramızda öyle bir şey yok. Biz arkadaşız.

İpek...

...Armağan kendini bildi bileli sana âşık. İkimiz de biliyoruz.

Görmezden gelmek gerçek olmadığını göstermez, değil mi?

Başta senden korkuyordum, biliyor musun?

Böyle yüzüme yüzüme geliyordun ya burama kadar.

Bana bağırıyordun.

Şimdi korkmuyor musun?

-Korkmuyorum. -Belli.

-Arkamdan iş çevirmezdin yoksa. -Çevirmedim.

Çevirmedim, yapmadım.

Hiçbir şey. Ne o İtalyanlar ne o ihale.

Hiçbir şey söylemedim.

O yaptı.

-O söyledi. -Kim söyledi?

Neyi kim söyledi?

Sen söylemediysen kim söyledi?

Hain kim o zaman?

Söyle.

(Gerilim müziği)

Ne bileyim ben hain kim!

Yeter artık, tamam.

İnsan sarhoşken hep doğruyu söyler derler ama...

...sen sarhoşken bile hâlâ yalan söylüyorsun.

Söylemiyorum.

Niye kaçtın o zaman?

Benim nişanlım...

Ne olmuş nişanlına?

O öldü, değil mi?

(İç çekti)

-Sen nişanlını mı özledin? -Alçak herif!

-Şerefsiz! -Bu bana değildi herhâlde!

Nerede bu?

Deva özür dilerim. Bak.

Bak, bu düğün gecemizde attığı mesaj bana.

Biliyorum.

Affet.

Sen niye kaçtığını anlatıyordun.

Neden kaçtın, anlat.

Kaçmak zorundaydım.

-Deva. -Ne?

Deva.

Deva.

(Duygusal müzik)

Niye hep ben seni taşımak zorunda kalıyorum acaba?

(Duygusal müzik)

Keşke ben değil de sen bana suçsuz olduğunu kanıtlasaydın.

Uzun kirpik.

Sabahın köründe uyandırıp beni buraya gönderdi.

Ne yap, et oğlumu al diyor. Sana sarma falan yapıyormuş.

Aklınca duygu sömürüsü yapıyor. Yemezler.

Ne yapacaksın? Yani eve dönmüyorsun.

Gülcemal, abin olmadığına göre burada da kalamazsın.

-Gülcemal benim abim, İpek. -Armağan değilmiş ya.

Öyle söylemişler. Sen anlattın az önce.

Onlar ne derse desin, ben gerçeği biliyorum.

Ve onlar gerçeği itiraf edene kadar da buradan hiçbir yere gitmeyeceğim.

Of...

Yani sana da haksızsın diyemiyorum ki.

Gerçekten şu hâlimize bak! Resmen entrikanın göbeğine düştük.

Ve bizim ne sıkıcı hayatlarımız varmış da biz farkında değilmişiz.

Yalanlar üzerine kurulu bir hayat.

Deva nerede? O niye gelmedi yanımıza?

-O görmemiştir geldiğini. -Tamam, biz gidelim odasına.

Şöyle bir şey var... Kendisinin şu an bir odası yok.

Serada kalıyor. Ayrıca açlık grevine girdi.

Ne diyorsun ya?

Gülcemal onun, annemin bu evdeki ajanı olduğuna inanıyor.

Armağan ne saçmalıyorsun?

İç şunu.

Niye girdin sen buraya?

-Akşam da burada mı kaldın? -Bu ev benim, hatırlatayım sana.

Sana mı soracağım nereye gireceğimi?

Ah... Her yerim ağrıyor zaten.

-Niye ağrıyor her yerin? -Dün geceyi unuttun herhâlde.

Yine kollarımdaydın maalesef.

Ne diyorsun sen be?

-Ben niye senin kollarında olayım? -Ben de bunu merak ediyorum.

Bayılıyorsun, seni ben taşımak zorunda kalıyorum.

Beni vurdun, keza yine öyle.

İçip bayılıyorsun, gene ben seni taşıyorum.

Anlamadım gitti.

Vallahi ben şu an hiçbir şey hatırlamıyorum.

Gece yanına geldim. İçip içip bana anlattın, hatırlamıyor musun?

-Neyi anlattım? -Her şeyi.

-Ne oldu, korktun? -Ne korkacağım be!

Ben korkacak bir şey yapmadım ki, neyden korkacağım?

Sen şu an benim ağzımdan laf almaya çalışıyorsun.

-Günaydın. -Aa!

İpek? Ay... Uf...

Ay, çok fena! Başım...

-Ne oldu sana? İyi misin sen? -Çok ağrıyor zonk zonk.

Ne oldu, vurdu mu sana?

Yok be ne vurması! Burada biri birine vuracaksa ben vururum.

O bana elini kaldırmaz. Hayatta kaldırmaz.

-Başına ne oldu o zaman? -Biraz fazla içmişim akşam.

İçtin mi?

Çok mu içmişsin? Deva sen hani içmiyordun?

İşte neden içmemem gerektiğini bir kez daha anlamış oldum bu sabah.

Of, Deva!

Senin ne işin var burada? Ne yapıyorsun sabah sabah?

Zafer anne yolladı. Oğluyla konuşmamı istiyor.

Neyse, boş ver. Hadi kalk. Sen bir elini yüzünü yıka...

...ben de sana kahve yapayım, hadi.

Allah'ım ya Rabb'im!

(Kapı vuruldu)

(Kapı vuruldu) Gelme.

(Zafer) Gelme!

-Duydum hanımım ama Mert geldi. -Ne Mert'i ya!

-Konuşmamız lazım. -Ne konuşması! Senin burada ne işin var?

-Telefon diye bir şey var. -Yok, belli ki telefonu bekleyemiyor!

Çok acildi, geldim. Sen beni neyin içine soktun?

Neyin içine sokmuşum seni, ne? Öf... Öf!

Bana bunu nasıl yaparsın? Kafayı yiyeceğim ben.

Beni oğlunun önüne yem diye mi attın sen?

O benim oğlum falan değil. Hayattaki en büyük düşmanım.

Şahsi meselen için beni kurban ettin yani!

Seni kurban falan etmedim. Sen kendin kurban oldun.

Onun ne kadar tehlikeli bir adam olduğunu biliyordun zaten.

Anlaşmamız bu değildi.

Eğer bana gerçeği söylemiş olsaydın ben kabul etmezdim.

Ama ettin, değil mi?

Ettin.

Sen nasıl öğrendin, onu söyle.

Sevgili hanımefendiciğim, ben kızınızla evliyim ya!

Sevgili kayınvalideciğim...

...nereden öğreneceğim! Gülendam söyledi, nereden öğreneceğim!

Onlar benim çocuklarım değil. Ben onları silip attım.

Sen nasıl bir insansın!

Geç, sen nasıl bir annesin! Ve buna rağmen...

...kızın sana hiç benzemiyor, biliyor musun?

Onda açtığın o kadar yaraya rağmen kadın hâlâ gülmeye çalışıyor.

O kadın kaç yaşına gelmiş...

...annem derken hâlâ içi eziliyor onun, biliyor musun?

Her şeye rağmen bu kadar saf, bu kadar temiz kalabilmiş...

...nadir insanlardan bir tanesi senin kızın.

Bu kadar sıkıntımın arasında...

...ben senin Gülendam methiyesi düzmeni mi dinleyeceğim?

Sen o küçücük aklınla bana hayat dersi mi veriyorsun?

-Zafer Hanım bunu Armağan biliyor mu? -Armağan'a hiçbir şey söylemeyeceksin!

O iş de size bağlı.

Ne istiyorsun?

Bana bir çıkış yolu bulmanızı istiyorum.

Deva, Gülcemal'e üç gün süre verdi.

Ve senin o oğlun var ya, o üç gün içinde...

...Deva'nın suçsuz olduğunu kanıtlayacak. -Nasıl yapacakmış?

Yapıyor bir şekilde. Bilmiyorum, ne istiyorsa yapıyor ya bir şekilde.

Ya Deva gidip Gülcemal'e beni söylerse?

Yok canım, söylemez. Bunca zamandır söylememiş, şimdi mi söyleyecek?

Belli ki sana karşı duyguları var hâlâ.

Yine de benden şüphelenecekler. Tek yabancı benim o evde.

Zafer Hanım, beni o ipin ucuna sen koydun.

Bana bir çıkış yolu vermek zorundasın, anlıyor musun beni?

Çıkış yolu senin elinde.

Gülendam.

Nasıl yani Gülendam?

Gülendam'la karnındaki bebek senin o evde kalış biletin.

Sen, Gülendam'ı el üstünde tutacaksın.

Gülcemal'in gözüne gireceksin. Gözüne batmayacaksın.

O aileden biri olacaksın, yabancı değil.

Vallahi rahatladım şimdi, biliyor musun? Mükemmel bir fikir.

Bu benim nasıl gelmedi aklıma! Öyle normal bir insanmış gibi...

...Gülcemal değil mi? Yahu senin oğlun psikopat!

O gözünü söker, çıkarır da beni oraya sokmaz. Nasıl gireceğim gözüne?

Onu en zayıf yerinden vuracaksın. Gülendam'dan.

Gülendam'ın bir gözyaşına o dünyayı yakar. Anladın mı?

Sen, Gülendam'a yanaş. Onu el üstünde tut. Aileden biri ol.

Gülcemal'i en iyi ben tanıyorum, sen merak etme.

Sen çıksana buradan!

(Zafer) Öf!

(Gerilim müziği)

(Kuşlar ötüyor)

İbrahim baba.

Ulan haysiyetsiz!

-Ne yüzle geldin buraya? -Ne desen haklısın baba.

Bana baba deme!

Her şeyi düzelteceğim. Söz veriyorum, sana yemin ediyorum düzelteceğim.

Neyi düzelteceksin ulan? Gidip evlenmişsin!

Mecbur kaldım baba. Evlenmeseydim Gülcemal beni öldürecekti.

Senin evlenmenin ne ilgisi var Gülcemal'le?

-Sen bilmiyor musun? -Neyi bilmiyorum (***)?

Bunu öğreneceksin nasıl olsa, benden duy.

Ben, Gülcemal'in kardeşi Gülendam'la evliyim baba.

Ne... Sen, Deva'yla o evde mi kalıyorsun?

Başka birinin kocası olarak!

Evet ama Deva'yı kurtarmak için girdim o eve.

Yemin ediyorum ben kendimi düşünmedim bile.

Delirdiniz mi ulan siz?

-Baba olmuyor ama ikide bir tokatla! -Öldürürüm ulan seni!

Ölümün elimden olur, yürü git! Ya da dur!

Gülcemal'e her şeyi anlatacağım. Senin cezanı o versin.

-Baba, Allah aşkına yapma. -Kızımı alıp gideceğim.

Sonra ne hâliniz varsa görün!

-Yiyin birbirinizi. -Gülcemal'e söyleme.

Nerede lan?

Ulan yiyin birbirinizi! Ulan... Ulan...

Allah Allah!

Peygamber gibi adamın içinden canavar çıktı. Ne oluyoruz?

Utanmaz, ahlaksız konuşuyor hâlâ!

Mert bittin oğlum sen!

Of...

Neyin içine düştüm ben!

Harbiden Gülcemal'e söyler mi? Yok ya.

Hay senin kafana ben Mert!

Aman!

(İç çekti)

(Telefon çalıyor)

Ne var İbrahim, ne oldu?

Mert o evde kalıyormuş. Hemen buluşmamız lazım.

Şu anda çıkamam.

Deva'nın eski nişanlısı sizin evde kalıyor diyorum, nesini anlamıyorsun be kadın?

Deva'nın eski nişanlısı olduğunu biliyorum. Haberim var, Deva söyledi.

Sen beni delirtecek misin Firuze?

Bildiğin hâlde nasıl böyle bir şey saklarsın?

-Sen aklını mı kaçırdın? -Nasıl saklamayayım?

Gülendam hamile.

Gülcemal bunu bilseydi yer yerinden oynardı.

Şimdi hayatta değillerdi, yaşatır mıydı sanıyorsun?

Bana bak, ne yap et çık o evden.

Bana o evde ne olup bittiğini anlatacaksın.

Ya gelirsin... Gelmezsen ben ne yapacağımı biliyorum.

Allah aşkına İbrahim bir sakin ol. Şimdi hiç sırası değil.

Ben sana her şeyi anlatacağım ama şimdi zamanı değil.

Yemin ederim çıkacak durumda değilim.

Bana bak Firuze, ya gelirsin ya da... (Kapı kapandı)

Gara ana.

Yelda ne işin var senin burada kızım?

(İpek) Adam seni kovuyor, sen gitmiyorsun bir de adama süre veriyorsun.

Sonra yetmiyor gibi kendini buraya kapatıyorsun.

Çilingir sofrası kuruyorsun ve Gülcemal'in kollarına düşünüyorsun.

Bir dakika şimdi oradan emin değiliz. Çünkü bence orayı kendi uydurdu.

Bak şeyi unuttum.

-Bir de açlık grevindesin değil mi? -Yoo.

Aç değilim ki ben. Sipariş veriyorum, geliyor, yiyorum.

Ben yemin ettim onun tek lokmasını bile ağzıma sürmeyeceğim.

Devacığım...

...güzel kardeşim. Siz ne yaşıyorsunuz burada?

Allah aşkına mantıklı mı senin bu yaptıkların?

Allah aşkına benim yaşadıklarım mantıklı mı İpek?

Bilmem farkında mısın nişanlım, nişanlımın yeni karısı...

...nişanlımın yeni karısının garip abisi...

...biz hepimiz toplanmış aynı evde yaşıyoruz.

Hayır bir de burada suçlanan ben oluyorum.

Ajan yerine konuluyorum, ben suçlanıyorum, ben kovuluyorum.

Tamam, ne güzel işte. Sen zaten bu evden çıkıp gitmek istemiyor musun?

Bırak gidelim kızım, biz bakarız başımızın çaresine.

Yok, o kadar kolay değil.

Bir kere ben suçsuz olarak...

...bu evden çıkarken başım dik, alnım ak olacak..

...bir de onun o rezil suratına bakacağım. Suçlasın beni tabii ya!

Tabii! Beni suçlamak kolay.

Suçla! Suçla beni!

Hani ispatın nerede? Kanıtını göster bana.

Bir günü geçti bile. Getirsin o kanıtı.

Deva tamam, bırak.

Bırak ne diyorsa desin. Hain desin, yalancı desin, ajan desin.

Bunların hepsini yapan zaten Mert. Gidip onu da söylemiyorsun Gülcemal'e.

Bak Deva, bu evden çıkma şansın var şu anda.

Fark eder mi Gülcemal'in senin hakkında ne düşündüğü?

Eder.

O benim hayatımı kurtardı.

Senin hayatını da o kararttı ama Deva.

Sandığın kadar kötü biri değil o.

Ayrıca ben yapmadığım, işlemediğim bir suçu sırtlanıp gitmek istemiyorum.

Niye sırtlanayım yani?

Emin misin buradan çıkmak istediğine?

Ne demek bu şimdi anlamadım.

Bilmiyorum, kalmak istiyor gibisin burada.

Saçmalama İpek. Artık iyice saçmalamaya başladın.

(Müzik)

Hayırdır Karadeniz'de gemilerin mi battı kardeşim?

Annenin sandığından çok başka biri çıkması...

...ne demekmiş bilemezsin.

O kadar yalan söyledi bana...

...beni zorla buradan göndermeye çalıştı, Deva'ya yaptıkları...

O kadar öfkeliyim ki ona!

-Ama işte yine de... -Yine de ne?

Şuramda bir huzursuzluk var. Üzülüyorum.

Hâlâ ona mı üzülüyorsun diyeceksin şimdi?

Yoo.

Annen ne yaparsa yapsın onu sevmen ve özlemen kötü bir şey değil ki.

Anne sevgisi koşulsuzdur.

Herkes annesini sever. Unutmak istesen bile.

Sen...

...unutmak mı istedin anneni?

İstedim.

Ama unutamadım.

Onun için kaç gece dua ettim bir bilsen.

Ama unutamadın.

Unutamadım.

Ona dair en küçük ayrıntıyı bile hatırlıyorum.

En çok da kokusunu.

Bazı akşamlar annem uyurken...

...yatardım yanına usulca.

Annem mis gibi kokardı.

Gül gibi.

Onun kokusunu içime çekip uyurdum.

En huzurlu uykularım bunlardı.

Anlatmak istersen ben dinlerim.

Belki daha sonra. Şimdi konu senin annen.

İpek'le haber yollamış. Sarma yapıyormuş bana.

Annem yıllardır her anneler gününde bana sarma yapar.

Sarma?

Hem de zeytinyağlı.

Güzel yapıyor mu bari?

Uff! Efsane yapar.

Oturur bir tencere yersin.

Ben de çok severim sarmayı.

Neyse işte.

O sarmasını yapar, ben ona çiçeklerimi alırım...

...nerede olursam olayım mutlaka giderim yanına.

Londra'dayken bile...

...arardım anne ben bu kez gelemiyorum, yoğunum derdim.

Sonra bir sürpriz yapar çalardım kapısını.

Ama bu sene...

...anneler gününde yalnız kalacak.

Gülcemal, bir misafirin geldi. Aşağıda seni bekliyor.

-Kim? -Sen gel, görürsün.

(Duygusal müzik)

Hayırdır?

Emrullah sabah yeni bir telefon getirdi bana.

İstemem, alamam dedim ama zorla tutuşturdu elime.

Benim telefonumu da aldı. Kesin şüpheleniyor benden.

İçinde ne var ne yok karıştırmıştır şimdiye.

-Bir şey mi vardı mesaj falan? -Gülcemal abi bırakır mıyım hiç?

-Senin numaran bile kayıtlı değildi. -O zaman telaş edilecek bir şey yok ki.

Ne bileyim tedirgin etti işte.

Emrullah çok zekidir.

Verdiği telefon dinleniyordur diye arayamadım bile...

...buraya gelmek durumunda kaldım. -Neyse telaş etme, bir şey çıkmaz oradan.

Ben bu akşam bir daha gireceğim o odaya.

Hayır, girmeyeceksin Yelda.

-Söz, bu defa halledeceğim. -Girmeyeceksin.

Sen sadece akşam kapıları aç, yeter.

Tamam da kimi yollayacaksın? Vefa mı gelecek?

Efendim?

Kimsin?

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Vay!

Buyurun cenaze namazıma.

Harbiden Gülcemal'i aramış lan!

Amel defterin kapandı oğlum Mert!

Sen soktun sen çıkaracaksın Zafer Hanım, hadi bakalım.

Açar mı! Lazım olunca açar mı Zafer Hanım! Açar mı!

(Gerilim müziği)

Her şeyi söyleyecek Gülcemal'e.

Selamünaleyküm.

Aleykümselam.

Demek Allah'ın selamını da almıyorsun. Eyvallah.

Ben seninle sohbet etmeye gelmedim buraya.

Haklısın Halil İbrahim Bey.

-(Garson) Afiyet olsun. -Sağ ol.

Bu tartaklama olayı biraz fazla oldu, biliyorum.

Benim isteğim dışında gelişti.

Ama yine de hata benim, kusura bakma.

Sanki tek kusurun oydu da.

Neyse, kusurun sende kalsın.

-Ben bunları konuşmayacağım seninle. -Derdin nedir söyle?

(Gara dış ses) Biliyorum Deva'nın eski nişanlısı olduğunu, haberim var.

Gülcemal bunu bilseydi yer yerinden oynardı.

Şimdi hayatta değillerdi, yaşatır mıydı sanıyorsun.

Bana kızımı geri vereceksin.

Daha fazla tutmayacaksın orada.

Kızımı alıp gideceğim, sonra ne hâliniz varsa görün.

-Kızını ben tutmuyorum ki. -Nasıl tutmuyorsun?

Zorla alıkoymadın mı o evde? Sabaha kadar beni...

...yalvartmadın mı kapında? -O gün başkaydı şimdi başka.

-Ben kızına git dedim ama gitmedi. -Gitmedi mi?

-Evet. -Niye?

Çünkü senin kızın bir ajan.

Benim evimden aldığı haberleri Zafer Hanım'a yetiştiriyor.

-Yapmaz. -Yapar, yapar.

Onu hastaneye yanına getirdiğim gecenin ertesi günü Zafer Hanım bana geldi.

Deva'yı almak istedi ama onunla gitmedi.

Benimle kaldı, benimle çalışmak istedi. Neden biliyor musun?

Çünkü benim anlaşma yaptığım adamların Zafer Hanım'ın adamı olduğunu biliyordu.

Deva bir şey bilmiyordu.

O zaman neden kalsın? Neden yapsın böyle bir şeyi?

Deva'ya senin evinde kalmasını ben söyledim.

Sen mi söyledin?

Hastaneye geldiğiniz o gece.

Neden peki?

Çünkü bir seçim yapmam lazımdı.

Ben senin çocukluğunu bilirim Gülcemal.

Daha şu kadardan bilirim ben seni.

Anneni senden daha uzun süredir tanırım.

Sözün özü...

...ölümü görüp sıtmaya razı oldum.

Senin evin daha güvenliydi.

Deva'm hain falan değil. Benim lafımı dinledi.

Ben iyileşinceye kadar sana sığındı sadece.

Lakin ben artık ayaktayım, çocuklarımın başındayım.

Kızımı geri alacağım.

Deva seninle gelmez ki.

Gelecek.

Gelmez.

Çünkü ben onun hain olduğunu ispatlamadım henüz.

Anlattım ya, anlamıyor musun? Ben dedim diye kaldı orada.

Senin kızının yaptıkları sıradan şeyler değil.

İki gün sonra gel, kızını al.

Anladın mı?

Açmıyor Zafer Hanım açmıyor.

Senin oğlum önünde arkanda hiç kimse yok, tamam mı?

Sen tek tabancasın.

Bunu bil, bunu kabullen artık. Sen tek tabancasın.

Ama sen tabancasın Mert.

Sen tabancasın oğlum.9

Gideceğiz yurt dışına artık. Ne yapalım bir yere kaçacağız.

Ne işi var bu herifin burada?

(Korna çalıyor) Ne! Ne! Kaldırımda git...

Eşhedü enla ilahe illallah... İnsan bildiğini de unutuyor.

Ne işin var lan senin burada?

Gülcemal Bey siz gerek görürseniz zaten öldürürsünüz beni ama bence bir iki...

Oğlum kafan mı iyi senin? Ne öldürmesi, ne diyorsun?

Öldürmeyecek misiniz? -Oğlum sen manyak mısın?

Dışarı çıktı diye adam mı öldürülür?

Yok, ben zaten hiçbir koşulda öldürülmemesine...

-Avukatım ben zaten biliyorsunuz... -Tamam, uzatma!

Ne işin var senin burada?

Müvekkilimle görüşmek için gelmiştim buraya da...

Tamam, eve mi gidiyorsun şimdi?

Tabii ki eve gidiyorum. Siz nereye gidiyorsunuz?

-Ben de eve gidiyorum. -Tamam.

Git be.

Git be oh!

Canım üstümde benim. Ben yürürüm, ben koşarım!

Abi iyi de...

...kıza babası kal dediyse İtalyanları bilme konusunda eleniyor.

Evet de daha önemli mevzu var. Bu kız madem ajan değil...

...ihaleyi duyar duymaz niye annemin evine gitti?

Gitti tamam da kamera kayıtları yok ki ispatlayamıyoruz.

Akşam alacağım onu.

Nasıl olacak abi o iş. Kusura bakma da ben Yelda'ya bu konuda hiç güvenmiyorum.

-Yakında kendini ele verir o. -Yelda almayacak.

Bugünün talihlisi sensin diyorsun.

Git annemin evine kamera kayıtlarını al, gel.

Ben gireceğim oğlum, yalnız başıma. Sen merak etme.

-Siparişine mi bakıyorsun? -Sana ne.

Bakıyorsan bakma, çünkü ben onu yedim.

Ne demek yedim?

Nasıl yedin?

Basbayağı yedim işte.

Pizza söylemiştin margarita.

Biraz klasik olmuş. Üzerine sucuk falan bir şey istiyor çünkü.

Dağ ayısına bak!

Evde çünkü başka yemek yok ya gidiyor benim siparişimi yiyor.

Bak yeni sipariş vereceksen verme çünkü girişini yasakladım.

Haberin olsun.

Ne bu şimdi?

Gülcemal Bey'in zulüm kategorisinde yeni bir etap falan mı?

Ne yapıyorsun?

Saçma sapan şeyler sipariş edip kendini dağıtıyorsun, ne yapacaktım?

Peki.

Madem illa aç kalmamı istiyorsun. Ben de aç kalırım.

Çok alışığım bu evde aç kalmaya zaten.

Estağfurullah. Niye aç bırakayım?

Bir sürü yemeğimiz var. Bak, etimiz var, köftemiz var, salatamız var.

-Mis gibi kokmuştur. Buyur afiyet olsun. -Sağ ol, istemez.

Vallahi sen bilirsin.

İbrahim baba burada olduğumu öğrendi benim.

Öğrenir öğrenmez de soluğu Gülcemal'in yanında aldı.

Gülcemal'e bir şey söylemiş mi?

Söylemiş olsa şimdi kafamda mermi, yerde yatıyordum ben.

Üstümü de gazeteyle örtmüşlerdi.

Bir şey yap.

Durdur onu.

-Başımı derde sokacak. -Hemen paniğe kapılıyorsun.

Merak etme, ben icabına bakacağım.

Bana bak, bu gidişle sen ifşa olmaktan değil, korkudan öleceksin.

Hem aptal...

...hem korkak. Korkunç bir kombinasyon!

Atoş, gözün İbrahim'in üstünde olsun.

Hayırdır, ne oldu ki?

Gülcemal'le görüşmüş. Bir şeyler karıştırıyor.

Bak sen şu ihtiyarın çevirdiği dolaplara.

Belli ki rahat durmayacak, dikkat etmek lazım.

Merak etme hanımım. Atoş takipte.

Atoş...

...şu uyutan haptan versene bana bir tane başım çatlıyor.

Tamam.

Oğlum dönecek değil mi Atoş?

-İpek dedi ya bir şey söylememiş. -Ama hayır da dememiş.

Dememiş, dememiş.

Al bunu da.

Sen bu yaprakları nereden buldun Allah aşkına koca koca böyle?

-Pazardan aldım her zamanki gibi. -İnşallah pişer.

Pişer pişer, senin elin değdi.

Oğluma afiyet olsun. Ah canım benim.

Çok acıktım.

Ben sana buraya girmeyeceksin demedim mi?

Benim ben.

Uff!

Sana tostla portakal suyu getirdim.

İnat etme, bunlar benden.

Yok yemem, istemiyorum.

-Onun yemeğini asla istemiyorum. -Onun yemeği değil ki bu.

-Benim yemeğim. -Yok şimdi görür falan.

Hiç ona malzeme veremeyeceğim.

Görmez.

Gülcemal yok ki. Gitti. -Nereye gitti bu saatte?

Vallahi onun işine akıl sır ermez ama...

...gidebileceği bir yer aklıma geliyor bu saatte.

Nereye gitti?

-Gülcemal çok çapkındır. -Gülcemal?

Çapkın?

Kim ne yapsın onun gibi odunu?

Deli misin? İstanbul'da âşığı çoktu.

Gülcemal tam bir salon adamıdır.

Bir kadını nasıl mutlu edeceğini, ona nasıl davranacağını çok iyi bilir.

Ayaklarını yerden keser, başını döndürür.

Bazen onu yıldızların üzerine çıkarır...

...bazen de yıldızları saçlarına indirir.

Bana ne!

Allah sahibine bağışlasın. Benden uzak olsun yeter ki.

Senin diye yiyorum.

-Onun olsa hayatta yemem. -Afiyet olsun.

Siparişlerimi de yasakladı. Gidiyor benim pizzamı da yiyor.

Bak sen şu Gülcemal'in yaptığına!

Bu çok güzel.

Bu tam anne tostu.

Yarın da anneler günü.

Benim göle gitmem lazım. Ama nasıl gideceğim acaba.

Hiç bilmiyorum.

Neden göle gitmen lazım?

Annem orada.

Annemle konuşuyorum.

Her anneler gününde giderim.

Benim okum ve yayım var.

O okun ucunda notlar yazıyorum, onları takıyorum.

Sonra anneme gönderiyorum.

Benim annem o gölde boğulmuş da.

Okların ucuna notlar mı yazıyorsun?

Okusun diye.

Annem okuyor onları.

Saçma gelebilir bu tabii, bu küçüklükten kalma bir şey.

Ben küçükken hep anne, anne diye tutturup duruyordum.

Babam da bir gün elinde ok ve yayla geldi, oyuncak.

Tuttu benim elimi. Aldı beni göle götürdü.

Bak, annen burada.

Annen suyun içinde.

Seni bekliyor.

İçinden ne geliyorsa ona ne söylemek istiyorsan...

...yaz dedi. Ben de yazdım.

İçimden ne geliyorsa ona ne söylemek istiyorsam her şeyi...

...yazdım.

Okun ucuna taktım, anneme gönderdim.

Bir daha da hiç gidemedim oradan.

Hep orada kaldım.

Ama bir işi geliştirdim. Artık oyuncak değil, okum yayım.

Annem şimdi beni bekliyordur. Yarın gitmem lazım.

Annene gitmene yardım ederim.

Ama sen kendin niye gitmiyorsun ki?

-Dışarı çıkman yasak değil. -Okum, yayım yok.

Senin salon adamı kırdı yayımı.

-Alırsın. -Alırım da...

Şimdi öyle bir zamandayız ki...

...babam zaten her şeyini düğün için harcadı.

Daha evimiz yeni yandı. Ben de işsiz kaldığım için şu an...

...bencillik gibi geliyor biraz. -Ben sana veririm.

Yok, ben onun için söylemedim. Hayır, olmaz.

Borç olarak vereceğim. Sonra sen bana geri ödersin.

-Yok. -Sen yarın...

...okunu yayını al, tamam mı?

Çünkü anneler gününde...

...bütün anneler çocuklarını bekler.

Hadi. Ye şu tostunu. Şimdi Gülcemal gelir, yemezsin inadından.

(Aksiyon müziği)

(Aksiyon müziği devam ediyor)

(Aksiyon müziği devam ediyor)

(Aksiyon müziği devam ediyor)

(Aksiyon müziği devam ediyor)

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

İşte burada.

(Müzik devam ediyor)

Tabii ya!

Tahmin edip haber verdi. Onlar da sildiler.

(Müzik devam ediyor)

Kayıt yok.

Deva eve giriyor, sonra kayıt kesiliyor.

(Yelda ses) Nasıl kesiliyor?

Yoo, ben gördüm. Deva salona kadar giriyordu.

-Silmişler demek ki. -(Yelda ses) Onlar hiçbir şey silmez.

-Bulabilir misin peki? -(Yelda ses) Tamam, bulmaya çalışacağım.

Tamam.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Armağan dış ses) Annem yıllardır her anneler gününde bana sarma yapar.

-(Gülcemal dış ses) Sarma, öyle mi? -(Armağan dış ses) Hem de zeytinyağlı.

(Gülcemal dış ses) Güzel yapıyor mu?

(Armağan dış ses) Efsane yapar. Oturur, bir tencere yersin.

(Gülcemal dış ses) Ben de çok severim sarmayı.

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Gülcemal) Hayırdır?

Ödümü kopardın.

-Allah Allah. -Burada bu saatte ne yapıyorsun?

-Hava alıyorum. -Bu saatte?

-Saat 04.30 olmuş. -Oo.

Saatin de farkındasın.

Maşallah, evin yolunu bulmuşsun.

Sen hayırdır?

Ters tarafından mı kalktın? Kötü bir rüya mı gördün?

Evet, rüyamda seni gördüm.

Aksisin.

Vallahi çekilecek dert değilsin de neyse.

-Çekme o zaman. -Çekmeyeceğim zaten.

-Kovuyorum, gitmiyorsun. Ne yapayım? -Yarın son günüm. Kanıtı bul bana.

Sanki ben meraklıyım, bayılıyorum senin o çapkın suratını görmeye.

Ne suratı?

Gece gece bir de sana açıklama mı yapacağım?

Bir dakika.

Sen beni mi merak ettin?

Beni mi bekledin yoksa?

Sen kimsin ki ben seni merak edeceğim...

...seni bekleyeceğim, senin geçtiğin yollara çıkacağım?

Sen kendini o kadar önemli mi sanıyorsun?

Değilsin.

Kızım git yat Allah aşkına.

Zaten yorgunum, her yerim ağrıyor. Bir de seninle uğraşmayayım.

Ağrır tabii, her yerin ağrır. Daha çok ağrır.

Hayret bir şey.

Hayret bir şey. Gecenin bu vakti maruz kaldığım saygısızlığa bak.

Saygısızlık mı?

(Kuşlar ötüyor)

(Kuşlar ötüyor)

Armağan.

Oğlum gelmiş.

Kim yırttı bunu? Tövbe bismillah.

Ne bileyim ben? Dün gece olduğu yerde duruyordu.

(Zafer) Armağan.

Armağan nerede?

(Zafer) Oğlum gelmiş.

Armağan gelmedi hanımım.

-Gelmedi mi? -Evet.

-Ama... -Ne?

Biri bunu yırtmış.

Atiye Hanım, mutfaktaki sarmaları siz mi kaldırdınız?

Ocakta duruyordu. Hatta geceden yaptık soğusun diye.

Yok.

(Gülcemal dış ses) Sen benim evime sinsice ajan sokarsın...

...ama ben senin evine kendim gelirim.

Çünkü ben sana ayrıyken bile bir nefes kadar yakınım.

Anneler günün kutlu olsun.

Allah kahretsin!

(Gerilim müziği)

Gülcemal'le Vefa konuşurken duydum. Gülcemal'le görüşmüşsün.

Beni bekle demedim mi İbrahim?

Gülcemal'le neden görüştün? Beni niye dinlemedin?

Bu saatten sonra kimseyi ne dinlemeye ne de beklemeye sabrım kaldı Firuze.

Bugün mutlaka buluşmalıyız İbrahim.

Ah. Bu ne şeref Firuze Hanım.

Sizin benimle buluşmaya vaktiniz var mı?

Allah aşkına aksilik etme İbrahim.

Yalvarırım kırma beni. Lütfen.

İçeri nasıl bu kadar rahatlıkla girebiliyor?

Ben de anlamadım efendim.

Kapıdaki korumalar bile hiçbir şey görmemiş.

Hepsini kov. Her tarafa kameralar döşe.

Emredersiniz.

Bak, bak. Bir de nispet yapıyor.

Madem öyle...

...ben de bel altı vururum.

Telefonum yukarıda kaldı. Getir.

Getireyim.

(Gerilim müziği)

Yine kırdı ya.

Neredeler Gülendam?

Anlamadım ki. Ben acıktım, başlasak mı?

Ben de acıktım, sabahtan beri ekmek kemiriyorum.

Hadi o zaman.

Günaydınlar!

Kocasının güzeli kimdir ya?

Mert, bu...

Bu ne?

Sana aldık.

İlk anneler günün kutlu olsun.

(Gerilim müziği)

-Teşekkür ederim. -Gülendam.

Onları vazoya koyayım mı?

Hayır, hayır.

Burada dursun biraz. Odaya çıkınca vazoya koyarım, olur mu?

Bana bak, bir dakika. Ağlama konusuna ekstra dikkat etmemiz gerekiyor.

Biliyorsun yoksa gözünden akan her damla yaş için...

...benimkinden kan akacak, tamam mı?

Günaydın.

-Günaydın. -Günaydın.

Günaydın Armağan, buyur.

Yok, ben gelmeyeyim.

Zaten karnım tok. Size afiyet olsun.

(Duygusal müzik)

(Telefon çalıyor)

(Telefon çalıyor)

Efendim?

(Zafer ses) Yavrum.

Alo? Kimsiniz?

Ben annen.

Yanındakilere kim olduğumu söylemezsen sevinirim.

Ne oluyor Gülendam?

(Gerilim müziği)

Dinliyorum.

Seni zor durumda bırakmak istemiyorum.

Hemen söyleyip kapatacağım.

Seni görmek istiyorum.

Umarım beni kırmazsın kızım.

Bugün anneler günü ya.

Sana konum atacağım. Bir saat sonra.

Umarım gelirsin.

(Gerilim müziği)

Gelecek mi?

Gelecek.

Evet.

Sen imzalanacak evrakları eve gönder.

Birkaç gün gelmeyeceğim.

Tamam.

-Sarı. -Buyur abi.

Bu taksi kime geldi?

Deva Hanım'a gelmiş abi.

Bugün son günün.

Hatta son saatlerin.

-Birkaç saatte neler değişir bir bilsen. -Bilmem mi?

(Hareketli müzik)

(Hareketli müzik devam ediyor)

Tutuştun tabii Firuze.

Konuşacakmış. Konuşalım. Bakalım yaptıklarını nasıl açıklayacaksın?

-İbrahim. -Oo, Seyfi. Merhaba.

-Nasılsın? -İyiyim.

Kalp krizi geçirdin diye duyduk. Çok şükür, iyi gördüm seni.

Kefeni yırttık çok şükür.

İbrahim bir şey duydum ama.

Senin kız ne yapmış böyle?

Ne yapmış benim kızım?

Düğün günü zengin adama kaçmış diyorlar kahvede.

Vallahi herkes konuşuyor. Kapatması olmuş diyorlar.

Sen ne diyorsun be edepsiz herif?

Kahvede oturup torununuz yaşındaki kızın dedikodusunu mu yapıyorsunuz?

Bana ne kızıyorsun kardeşim? Sen önce kızına sahip çık.

Hadi yürü git! Şimdi elimden bir kaza çıkacak.

Edepsiz herif.

Söylediği lafa bak.

Terbiyesiz.

(Sessizlik)

(Kapı açıldı)

(Kapı kapandı)

(Sessizlik)

(Kapı açıldı)

(Sessizlik)

Kocaman bir kadın olmuşsun.

Ya. Kendi kendine de olsa...

...doğan bir şekilde büyüyor Zafer Hanım.

(Sessizlik)

Gel. Otur.

(Sessizlik)

Evet. Beni neden çağırdın?

(Sessizlik)

Bana ne yapıyorsun?

Oyuncakçı Veysel'i hatırlıyor musun?

Onun vitrininde buna çok benzeyen bir bebek vardı.

Sen istemiştin ama ben alamamıştım.

Günlerce ağlamıştın.

Evet ama bana bunu almak için...

...25 sene kadar geç kaldın.

İçimde ukde kaldı.

Biliyorum, telafisi yok ama bu senin için değil.

Hamile olduğunu öğrendim.

Torunum için.

(Duygusal müzik)

Telafi etmen gereken tek şey bu mu sence?

Sıcak yatağında yatarken...

...yiyip içip karnını doyururken...

...gülerken, eğlenirken hiç aklına geldik mi?

Sen o yastığına başını koyup da yıllarca nasıl uyudun?

Çocuklarım aç mı, açıkta mı?

Üşüyor mu, ağlıyor mu? Hiç düşündün mü bunları?

Tabii ki düşündüm.

Ben sizinle olmak istedim. Mustafa'ya da çok yalvardım.

Sonunda da ikna ettim.

Ee? O zaman?

Madem bu kadar vicdanın sızladı, kocan da kabul etmişti...

...niye yanına almadın?

Çünkü o canavar abin benim kocamı öldürdü.

Benim hayatımı altüst etti.

Senin annesiz kalman benim değil, onun suçu.

(Gerilim müziği)

Nasıl rahat yalan söylüyorsun.

Koca öldüğünde de beni yanına almadın.

Halamın evine kaldım abim ıslahevindeyken.

Ben o evde neler çektim sen biliyor musun?

Ben acılıydım. Kendimde değildim.

Kendime gelmeye başladığımda da...

...Armağan'ın o kazası...

Hastanede fizik tedavilerde neler yaşadım.

Umurumda değil.

Senin ne yaşadığın umurumda değil. Beni anlıyor musun?

Sen gittin, biz kör olduk.

Yemez, içmez, gülmez olduk.

Abim masum bir çocuktu. Onun içindeki masumiyeti öldürüp...

...ondan bir canavar yarattın.

Sen bizi hiçbir zaman sevmedin anne.

O zaten bir canavardı.

Sen niye canavara dönüşmedin?

Beni de annem sevmedi. Ben de sevgisiz büyüdüm.

Ben kötü oldum mu?

Ama abinin içinde vardı. Canavar oldu.

Bir dakika. Sen gerçekten kötü olmadığına mı inanıyorsun?

Sen şeytana parmak ısırtırsın.

Şeytan sana bakıp şeytanlık öğrenir.

Abim kötülüğü yalnızca senden öğrendi. Senden!

Ben kötülük yapmadım.

Çok büyük hata yaptım, kabul ediyorum ama ben kötülük yapmadım.

Çocuklarını yaşarken öldürmek...

...en büyük kötülük değil mi?

Ne desen, söylesen haklısın.

Boynum size karşı eğik.

Size annelik edemedim.

Ama...

...bizi sevmedin dedin ya.

Ben seni seviyorum Gülendam.

Ben seni Armağan kadar seviyorum.

Bu hikâyenin masumu sensin.

Sen ziyan olansın.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

İskeleyi buradan kaldırtmışsın kimse gelmesin diye.

İskeleyi istediğin kadar kaldır. Ben buraya geleceğim.

Anladın mı?

Orada daha ne kadar saklanmayı düşünüyorsun acaba?

(Kuşlar ötüyor)

Beklediğin gelmedi herhâlde.

(Kuşlar ötüyor)

Beklediğim burada. Hep buradaydı zaten.

Son saatlerin.

Belki bir şey bulurum diye peşime takıldın.

Babama diye çıkıp malum yere gittiğin içindir belki de.

Peşime takılacağını biliyordum.

Ne yani? Bana tuzak mı kurdun?

Peşime takılan sensin.

Sen av, silah malzemeleri satan bir yere girdin.

-Ne aldın oradan? -Görmüşsün işte.

Silah.

Hatta savaş silahı.

Hiç dönem filmi falan izlemiyorsun herhâlde.

Seni ilk gördüğüm gün.

Burada.

Vurmuş olsaydım her şey ne kadar farklı olurdu, değil mi?

Beni öldürmek öyle kolay değil.

Seni öldüreceğim.

(Gerilim müziği)

Ne bu şimdi?

Şov yapmak için mi getirdin beni peşinden?

Bu göl benim annemin mezarı.

Bu beni attığın göl.

Annem burada öldü.

Kayboldu. Bir daha da kimse bulamadı.

Suyun içinde.

Orada bir yerde uyuyor.

Her anneler gününde buraya geliyorum.

Anneme mektuplarımı yazıyorum.

Okumun ucuna takıp ona gönderiyorum.

Okusun diye.

Bugün de anneler günü.

Bugün ona ne yazacağım, biliyor musun?

Seni.

Seni şikâyet edeceğim ona.

Beni nasıl üzdüğünü anlatacağım.

Beni nasıl kırdığını anlatacağım.

Hakkımı nasıl yediğini anlatacağım.

Şimdi iznin olursa annemle konuşmak istiyorum.

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

Afiyet olsun.

Abin et severdi.

Sen mantı severdin.

Sen de ne zaman canım istese hemen yapardın...

...demek isterdim.

Ama maalesef.

Size hakkıyla annelik yapamadım.

Hadi ye.

İstemem.

Torunum için Gülendam.

Hadi yavrum. Ye.

(Duygusal müzik)

Armağan da senin kadar suçsuz, biliyorsun.

Senin yaşadığın haksızlığı onun yaşamasına izin verme Gülendam.

O özel bir çocuk. Özel ihtiyaçları olan bir çocuk.

O evde kalamaz.

Sen bunca yıl sonra beni...

...oğlunu geri almak için çağırdın, değil mi?

Hayır, hayır, hayır.

Sadece küçük bir ricada bulundum, o kadar.

Pes sana. Pes!

Sana pes!

Bunca yıl sonra beni ayağına oğlunu geri almak için çağırdın.

Hayır. Bak, Armağan'ı da oradan çıkaralım.

Sen de gel, benimle yaşa, tamam mı?

Ben ne yapayım senin evini? Ben gelmişim bu yaşıma.

Bu yaştan sonra senin evini ne yapacağım acaba?

Gülendam, istediğini önüne sererim.

Torunum en iyi dadılarla büyür.

Kim bilir o canavar sana da kocana da neler çektiriyordur?

Sen benim abimin adını o ağzına...

...besmeleyle alacaksın! Duydun mu beni?

Bir an olsun inanmıştım sevgine!

Gülendam, seni çok seviyorum yavrum.

Sus.

Sus! Daha fazla küçülme, sus! Sus!

Allah, hiçbir evladın başına senin gibi bir anne vermesin.

Sen nasıl bir kadınsın?

Yeter be! Yeter!

Yıllar neler çektim, sen biliyor musun?

Senin babana zorla verdiler beni!

O evde hayatım geçti! Sizi büyüttüm, besledim!

Yalan söyleme.

Sen bizi büyütmedin!

Biz kendi kendimize büyüdük!

Senin büyüttüğün tek bir çocuk var, o da kıymetli oğlun.

Duydun mu beni? Bir de çağırmışsın buraya, yardım...

Şimdi ne yapacağım, biliyor musun?

Doğruca eve gideceğim.

Ve senin o oğlunla konuşacağım.

Bana bak, bana bak.

Eğer oğluma bir şey söyleyecek olursan dünyanı başına yıkarım.

Senin o parmağınla da...

...o bakışlarınla da korkuttuğun küçük çocuk yok artık karşında.

Kendine gel.

Zafer Hanım, sen bana hiçbir şey yapamazsın.

Benim arkamda dağ gibi abim var.

Ama...

...ben sana yapacağım.

Oğlun bizim evimizde kalacak.

Senden nefret etmesi için elimden gelen her şeyi yapacağım.

Önce gözünden düşeceksin.

Sonra da senin çocuklarını terk edip giden...

...bir şeytan olduğunu öğrenecek!

Oğlunu kaybedeceksin. Niye, biliyor musun?

Çünkü sen hiçbir evladın sevgisini hak etmiyorsun.

(Gerilim müziği)

Bunu siz istediniz.

Bugün alacağım oğlumu oradan.

(Gerilim müziği)

(Kuşlar ötüyor)

Anca gelebildim.

Kimseye görünmemek için yolu uzattım.

(Garson) Buyurun efendim.

Afiyet olsun.

-Neyin var senin, gergin gibisin? -Evet, gerginim.

Mert’i sana söylemedim diye kızdın ban biliyorum ama...

...önce şunu söylesene bana.

Gülcemal’le ne konuştun tam olarak? Bilmem lazım.

Kes! Boşa geldin buraya.

-Ben gidiyorum! -Dur. Nereye?

Gidip kızımı alacağım, yeter!

Fır fır parmağınızda döndürüyorsunuz beni yalanlarınızla!

Orada kızım tutuluyor, eziyet görüyor!

Yetmiyor üzerine ajanlıkla suçlanıyor!

Peki, sen ne yapıyorsun Firuze? Anne olarak ne yaptın?

Ben bunun için mi gönderdim Deva’yı senin yanına?

Lütfen oturur musun İbrahim, lütfen?

Gülcemal bugün anlayacak Deva'nın ajan olmadığını.

-Bu konu kapanacak. -Öyle mi?

Deva; Mert, yeni karısı, bir de Gülcemal o evde kalacaklar.

Ben de Zafer Hanım'ın yanında sana muhbirlik yapacağım.

-Öyle mi? -Öyle değil.

Ee, nasıl?

Deva kim olarak kalacak orada?

İbrahim; Gülcemal, Deva’ya âşık.

Sen ne diyorsun be kadın?

Sen bu kızı neyin içine sürüklüyorsun?

Ne biçim laflar bunlar canım?

Neyin içine sürükleyecekmişim? Çocuğum o benim.

Gülcemal, Deva’yı el üstünde tutuyor.

Deva da onun yanında mutlu.

Deva’yı babasının katiliyle evlendirmek isteyen...

...bir tek Zafer Hanım değilmiş anlaşılan.

Gülcemal dünyanın en iyi insanı.

Onu ben yetiştirdim.

Kızımı ona emanet etmeyeceğim de kime edeceğim?

Sen ne diyorsun be kadın? Sen kimsin yahu?

Gülcemal’i yetiştirmişmiş!

Madem bunca yıldır hayattaydın çıkıp geleydin.

Evladını yetiştireydin. Sen ne anlatıyorsun bana?

Geldim.

Geldim ama Zafer o zamanlar çok güçlüydü.

Ben çok gençtim. Çıkamadım karşınıza korktum.

Ama uzaktan izledim ben hep sizi.

Bana ulaşsaydın.

Bir yolunu bulurduk. Çeker giderdik buradan.

O Deva, o küçücük kız...

...kaç gece anne diye ağladı, biliyor musun?

Sen neredeydin be kadın?

Aa, dur!

Sen, Zafer Hanım'ın oğluyla kızını büyütüyordun o sıra.

İbrahim, lütfen.

Zafer, benim çocuğumu aldı elimden.

Ben de onun çocuklarını büyüttüm.

Bursa’ya gelmek için bekledim hep. Hep bunun hayaliyle yaşadım.

Gülcemal’in intikam planına alet olayım daha iyi dedin yani?

Gülcemal, benim kim olduğumu bilmiyordu ki.

Ona söylemedim. Ayrıca o planı da ben yaptım.

Gülcemal’i buraya dönmesi, annesinden intikam alması için...

...yıllarca işledim ben. Başardım da.

Şimdi Bursa'ya geri döndük. Hem de çok güçlü olarak.

Artık o kadından intikamımı alabilirim.

Yeter! Bana daha fazla masal anlatma!

-Efendim, bir sorun mu vardı? -Her şey yolunda.

Senin Zafer Hanım'dan hiçbir farkın yok.

Senin derdin Deva'yla değil.

Gelmek isteseydin, evladını yetiştirmek isteseydin...

...bir sürü yolu vardı. Ama sen bunu istemedin.

Senin tek derdin o kadındı.

Kocanı elinden alan kadından intikam almak istedin.

Ona gününü göstermek istedin.

Şimdi gidip kızımı alacağım o evden.

Çocuklarımı alıp, defolup gideceğim bu şehirden.

O benim kızım. Yıllar sonra bulmuşum, bırakmam!

Öyle bir bırakacaksın ki!

(Gerilim müziği)

Kesin buraya bir yere saklamış olman lazım.

(Gerilim müziği)

Bu mu acaba?

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Allah’ım lütfen bu olsun, lütfen.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Hah, buldum! Tamam.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Kuşlar ötüyor) (Köpek havlıyor)

(Gerilim müziği)

(Deva dış ses) Burada öldü benim annem, kayboldu.

Nasıl hakkımı yediğini anlatacağım.

Buralara kadar geldin peşimden.

Hâlâ hiçbir şey bulamadın.

Son bir saat.

Hâlâ elinde hiçbir kanıt yok. Ellerin bomboş.

Özür dileyeceksin.

Bin pişman olacaksın.

Yalvaracaksın.

(Telefon çalıyor)

-Efendim? -(Yelda ses) Buldum Gülcemal abi.

Hemen eve getir, hemen.

(Gerilim müziği)

Bakalım, belki elimiz o kadar da boş değildir.

Eve gidiyoruz.

Zaten zamanımız daraldı.

(Gerilim müziği)

Geldin mi Sarı?

Bir sen eksiktin ihtiyar.

-Kızım nerede? -Deva yok, dışarıda.

Beklerim.

Belki geç gelebilir. İstersen yarın gel.

Kızımı bekleyeceğim!

Tamam beyamca, relaks.

İstersen içeri alalım seni, gel ayakta kalma.

Nereye gidiyoruz efendim?

Gülcemal'e, oğlumu almaya.

Efendim, haddimi aşmak istemem ama...

...Armağan Bey’in bizimle geleceğini zannetmiyorum.

(Emrullah) Sonuçta daha önce de gelmedi.

Bu defa gelecek.

Çünkü ona kimin evinde kaldığını göstereceğim.

(Gerilim müziği)

Buraya niye geldi bu şimdi ya?

(Gerilim müziği)

Ne işi var ya şimdi burada bu adamın?

(Gerilim müziği)

-(İpek ses) Babacığım. -İpek, hemen eşyalarını topla.

Deva’yı almaya geldim ben şimdi.

Seni de alacağım, buradan gidiyoruz.

Bir saniye, ne oluyor baba? Ne demek gidiyoruz?

Kızım, soru sorma! Ne diyorsam onu yap!

Eşyalarını topla, benden haber bekle.

Kapatıyorum şimdi hadi.

İbrahim, lütfen!

Yalvarırım İbrahim, şu an bir şey söyleme.

Lütfen İbrahim!

(Kuşlar ötüyor)

(Kuşlar ötüyor)

Baba!

Bunlar da geldi, bittim ben.

Baba!

Kızım, kızım!

(Duygusal müzik)

Gelmişsin, bakayım sana.

-(Deva) Nasılsın? -İyiyim, iyiyim, iyiyim.

Hadi kızım hadi, hadi gidiyoruz buradan.

Deva, bir konuşalım istersen.

Ne konuşacaksınız hanımefendi?

Kızımı o alçakla bu evde bırakıp gitmem ben!

İbrahim Bey, lütfen. Gülcemal’e bir şey söylemeyin.

Önce biz bir kendi aramızda konuşalım.

Söylemeyeceğim ama hiçbiriniz için değil.

O kızcağızın karnındaki masum için.

Tek istediğim kızımı alıp bu evden gitmek.

-Hadi kızım, hadi. -Beş dakika.

Bir beş dakika bana izin ver babacığım.

Ondan sonra buradan birlikte gideceğiz.

(Gerilim müziği)

-Ne oldu, niye geldin? -Bir şey getirdim.

Bunu Gülcemal abiye vermen lazım.

-Tamam, haber bekle. -Tamam.

(Gerilim müziği)

Abi, ne oluyor?

-İbrahim amca gelmiş. -Evet.

Deva’nın bana verdiği süre dolmak üzere.

Ve sen bir kanıt bulamadın?

Ne yazık ki buldum.

Abi, geldi.

(Gerilim müziği)

Off!

Oğlum Mert, bu senin son şansın. Kaçtın, kaçtın.

-Ben gidiyorum. -Dikkat et.

Tamam.

(Gerilim müziği)

Zafer Hanım!

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

-Gülcemal’i göreceğim. -Buyurun.

(Gerilim müziği)

(Duygusal müzik)

Süren doldu.

Biliyorum.

Suçumu kanıtlayamadın.

(Duygusal müzik)

Boşuna ağzını yorma kızım. Hadi gidiyoruz.

Ama çok erken konuşuyorsunuz.

Daha görmeniz gereken şeyler var.

(Gülcemal) Getir oğlum.

(Gerilim müziği)

(Zafer) Ay, ne oluyor? Evi yıkıyor biri.

(Deva) Zafer Hanım!

(Zafer) Bizi yalnız bırak.

Zafer Hanım mı? Zafer anneye ne oldu bir tanem?

Hak etmiyorsun.

Herhâlde bu saygısızlığının bir açıklaması vardır Deva?

(Deva ses) Bana bunu nasıl yapabildin?

Bu kadar mı kör oldun?

Gülcemal'e olan nefretin seni bu kadar mı vicdansız yaptı?

(Zafer ses) Açık konuşsana, sen ne saçmalıyorsun?

(Deva ses) Kaçırtmadın mı beni?

Adamlarına kaçırtmadın mı beni?

Öldürtmeye çalışmadın mı beni?

Gülcemal gelip beni kurtarmasa ben ölüyordum!

(Zafer ses) Sana benim yaptığımı söylediler...

...ve sen inandın, öyle mi?

Sen babana yaptıklarını, size yaptıklarını ne çabuk unuttun?

Şimdi o canavara mı inanacaksın...

...yoksa anne demeye tenezzül etmediğin bana mı?

(Deva ses) Sana senin kendi oğlun bile inanmıyor.

-Ben mi inanacağım? -(Zafer ses) Armağan'la ne alakası var?

Sen Armağan'ı nerede gördün?

Artık sen her ne saklıyorsan...

...apar topar Armağan'ı Londra'ya göndermeye çalışmadın mı?

O canavar dediğin kişi, canavar falan değil!

Asıl canavar sensin!

Deva, anneme hiçbir şey söylemez demiştim sana.

-Devam et. -Kâfi.

Aç şunu, devam et!

(Duygusal müzik)

-Çık dışarı! -Çıkmıyorum, çıkmayacağım!

Bana hesap vereceksin.

Beni öldürtecek kadar benimle ne derdin var?

Bu söylediklerine çok pişman olacaksın ama...

...seni asla affetmeyeceğim. -Sen kimi affetmiyorsun?

-Asıl ben seni affetmeyeceğim. -Çık dışarı. Emrullah!

Onun için silah getirdin bana Gülcemal'i öldürmem için.

Katil yapacaktın beni. Yardım ediyormuş gibi yapıp...

...bilerek beni orada bıraktın. Sonra senin istediğin olmayınca...

...canıma kastettin benim. Bırak! Bırak, dokunma bana!

-Bana bak, haddini bil yoksa... -(Deva ses) Yoksa ne?

Kaçırtır mısın, öldürtür müsün?

O devir kapandı Zafer Hanım.

Artık benim arkamda dağ gibi Gülcemal var.

Hadi dene! Bakalım, bana yaklaşabiliyor musun?

Çekil şuradan!

(Gerilim müziği)

(Duygusal müzik)

Bana yaptığın onca şeye rağmen sana güvendim.

(Duygusal müzik)

Bak...

...kendi ayaklarımla geldim ben buraya.

Ama ben sana hiçbir şey yapmadığım hâlde sen bana güvenemedin.

Yargısızca infaz ettin beni.

Madem bu kadar çok güvendin, neden çekip gittin o zaman?

Neden?

Ben söyleyeyim nedenini.

(Duygusal müzik)

Herkes benim kızımın hakkında konuşuyor.

Düğün günü zengin bir adamla kaçmış...

...kapatması olmuş diyorlar.

(Duygusal müzik)

Sen sadece bizim onurumuzla oynamadın.

Kızımı bu eve kapatarak...

...namusumuzu da dile düşürdün.

Benim böyle bir niyetim yoktu.

(Duygusal müzik)

Neden daha önce söylemedin bana?

Çünkü birazdan seni arkamda bırakıp gideceğim.

Hak etmeni istedim.

(Duygusal müzik)

Tamam. Bitti artık bu müsamere, gidelim kızım.

Bir dakika babacığım. Son bir şey var.

Kanıtını bulamadın.

Süren doldu.

Özür dile.

(Gerilim müziği)

Bana yaşattığın her şey için benden özür dile şimdi.

(Deva) Gözlerime bak.

Gözümün içine bak ve ben çok pişmanım de.

Sana yaşattığım her şey için çok pişmanım.

Senden özür diliyorum de.

(Gerilim müziği)

Şimdi yalvar bana yanında kalmam için.

(Gerilim müziği)

Zormuş, değil mi?

Öyle birinin karşısında diz çöküp, yalvarmak.

Özür dilemek.

Sana seni öldüreceğim dedim, hatırlıyorsun değil mi?

Seni nasıl öldüreceğim, biliyor musun?

Buradan çıkıp giderek.

Sana dair her şeyi unutacağım.

Bu evi...

...yaşadığımız her şeyi...

...hepsini unutacağım.

Arkamda kalacaksın.

(Gerilim müziği)

Ki sen de bilirsin ya Cemal Bey.

...insan birini sevmeyi bıraktığında içinde ölmeye başlar.

(Gerilim müziği)

Şimdi gidebiliriz babacığım.

(Gerilim müziği)

Abi, gidiyor. Bir şey desene.

(Gerilim müziği)

(Zafer gülüyor) (Zafer) Harika bir gösteriydi, harika!

Bu acıklı hikâyeyi böldüğüm için çok üzgünüm ama...

...herkes çocuğunu alıp gittiğine göre...

...ben de çocuğumu alıp gidebilirim, değil mi?

Ne işin var burada?

(Gerilim müziği)

Gelmeyeceğimi söylemiştim.

Sana babanın neden öldüğünü anlatmamıştım Armağan.

-Artık zamanı geldi. -Saçmalama.

(Gerilim müziği)

Baban, evinin önünde bıçaklanarak öldürüldü.

Bak şimdi sırası değil.

Nasıl?

Sen bana hastalandı demiştin.

Yalan söyledim.

(Gerilim müziği)

Baban bir yılan, bir canavar tarafından öldürüldü.

Hani şu evinde kalmak için...

...annenden ayrıldığın...

...Gülcemal tarafından.

(Gerilim müziği)

Babanın katilinin evinde kalamazsın.

(Gerilim müziği)

Bu dizinin ayrıntılı altyazısı NOW tarafından...

...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.

www.sebeder.org

Ayrıntılı Altyazı Çevirmenleri: Büşra Taşcıoğlu - Ece Naz Batmaz...

...Eylül Yılmaz - Gülay Yılmaz

Editör: Dolunay Ünal

(Jenerik müziği)

(Jenerik müziği devam ediyor)

(Jenerik müziği devam ediyor)

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.