All language subtitles for Gülcemal Dizisi 5 Bölüm - NOW

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian Download
ia Interlingua
ga Irish
it Italian Download
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam Download
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish Download
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal) Download
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish Download
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish Download
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

(Jenerik müziği)

(Jenerik müziği devam ediyor)

(Jenerik müziği devam ediyor)

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

(Müzik devam ediyor)

Beni eve götür.

-Paketledin mi şerefsizleri? -Paketler, evdeler.

Sen burada kal, onları bana bırak.

Gitme.

Dur, nereye gidiyorsun?

Sana bunları yapanlara bedelini ödeteceğim.

Yapma, lütfen.

O adamlara bir şey yapma, lütfen.

Gitme.

Seni mezara gömdüler, neredeyse ölecektin.

Ölmedim ama yaşıyorum.

Benim için duramaz mısın?

Duramam.

(Deva) Gülcemal.

(Müzik)

Ben onları affettim, lütfen.

Sen de benim için affedemez misin?

Lütfen.

(Müzik)

Eve gitmek istiyorum.

Beni evi götür.

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

Eve gidiyoruz.

(Müzik)

(Operatör ses) Aradığınız kişiye şu anda ulaşılamıyor.

-Lütfen daha sonra tekrar deneyin. -Of!

Allah'ım Deva yok, Armağan yok. Ben bunları nasıl bulacağım?

-Hah, ben onu alayım. -Tabii.

Teşekkür ederim.

Babacan.

Ağa.

Kızım, sen nereye kayboldun?

Hiç, buradayım babacığım.

-Sana yemek getirdim. -(İbrahim) Oh!

Kurt gibi acıktım vallahi.

Az daha dişimi sıkacağım artık.

Zaten doktor birkaç güne seni taburcu ederiz dedi.

Hele eve bir çıkayım.

Şöyle dört başı mamur, mükellef bir sofra kuracağım.

Evim gözümde tütüyor vallahi.

Deva'yı da kolumun kanadımın altına aldım mı...

...Halil İbrahim'den zengini yok bu dünyada.

Baba, benim sana bir şey söylemem gerekiyor.

Söyle.

Bizim evimiz artık yok.

Nasıl?

Ne diyorsun?

Yandı.

-Bayağı kül oldu her şeyimiz yani. -Yandı mı?

Nasıl yandı, neden?

O çok güvendiğin adam var ya.

Gülcemal. Hani yanına kızını yolladığın.

O yaktı evimizi.

Nereye gidecektin?

İstanbul'a.

Beni niye kaçırmışlar?

Benden ne istiyorlar?

Benim kardeşimi aramam lazım. Beni çok merak etmiştir.

(Müzik)

Ağlama babacığım, ağlama.

Evimiz de olacak aşımız da.

Ben daha ölmedim.

Deva'yı da yanıma aldıktan sonra eskisi gibi birlikte yaşayacağız.

Ben her şeyi yoluna koyacağım.

Merak etme.

Baba benim sana bir şey daha söylemem lazım.

Ne?

(Telefon çalıyor)

(Telefon çalıyor)

Baba, ben bunu açayım, geleceğim hemen, tamam mı?

-Alo? -İpek, Deva ben.

(İpek ses) Deva.

Kızım sen neredesin, meraktan öleceğim, beni niye aramadın?

Ne yaptın, vardın mı?

İpek, ben gidemedim.

Yolda önümü kesip beni kaçırdılar ama şu an iyiyim, tamam mı?

Merak etme, Gülcemal benim yanımda.

Al işte bak, ben biliyordum o manyağın seni bulacağını!

Kim bilir nasıl psikopata bağladı şimdi? Deva, iyi misin?

Bak polisi arıyorum hemen, tamam mı?

İpek, beni kaçıran Gülcemal değil.

Ne demek değil?

Kızım saçmalama. Kaç tane manyak var onu gibi?

(İpek ses) Kim kaçıracak seni?

Yine korkuttu seni değil mi? Sen bana şu an yalan söylüyorsun.

Hayır, yemin ederim.

Yardım etmesi için Gülcemal'i ben aradım.

-İpek, beni öldüreceklerdi. -Ne?

Gülcemal yetişemeseydin ben şu an...

...ölmüştüm, şu an yaşamıyordum.

Deva, sen ne anlatıyorsun?

Saçmalama. Kafayı yiyeceğim ben şu an.

Ama şu an iyiyim, tamam mı? Merak etme.

Sadece babama sakın bir şey söyleme, babamın haberi olmasın.

Deva, nasıl söylemeyeyim?

Korkuyorum yani şu an. O insanları tanımıyoruz.

Ya sana tekrar bir şey yapmaya çalışırlarsa?

Korkma.

Gülcemal yanımda, bana kimse dokunamaz.

İçin rahat olsun.

İçim rahat değil ama seni görmek istiyorum. Neredesin?

Gelmene gerek yok. Biz şimdi eve gidiyoruz.

Ben sana haber veririm, tamam mı?

Of!

(Telefon çalıyor)

Alo?

-(Armağan ses) İpek. -Armağan!

Kızım şu abini arasana. Neredeler, ne yapıyorlar? Bir haber alalım.

Yazdım ben Vefa'ya. Aramayın sakın, bir şey bulursak bir sizi ararız yazmış.

Nereye gitti bu kız ya? Devam mıydı adı, neydi?

Hım.

Şeyi de ben anlamıyorum.

Bu kız kendi isteğiyle gittiyse...

...Gülcemal Bey neden bu kızın peşinden gidiyor?

(Gülendam) Yolda başına bir şey gelmiş galiba.

Abimi arayıp yardım istemiş.

Allah'ım sen koru ya Rabb'im.

Ben size bir şey diyeyim mi? Hiç merak etmeyin.

Deva Gülcemal abiyi arayıp medet diledi ya.

Gülcemal abi ölse onu bulmadan gelmez.

-Şuraya yazıyorum. -İnşallah Canan, inşallah.

(Mesaj geldi)

-Aa Vefa! -Ne yazmışlar, kim, ne diyor?

Oh.

Bulmuşlar Deva'yı, eve gidiyorlarmış.

(Canan) Çok şükür.

Ben demiştim ama. Gara ana, ben demin şuraya yazmıştım.

Çok şükür.

Açmıyorlar mı hâlâ?

Hayır efendim, adamlara ulaşamıyorum.

-Sen bu adamları nereden buldun? -Daha önce bir işimizi halletmişlerdi.

Ara bir daha bakayım.

(Gerilim müziği)

(Mesaj geldi)

(Mert dış ses) Deva, Gülcemal'le eve dönüyormuş.

Nasıl bu kadar emindin, ne yaptın da Deva bu eve dönüyor?

(Zafer iç ses) Sorgulama.

Ben sana verdiğim sözü tuttum.

Sen de yaptığımız anlaşmaya uyup, iş birliğine devam et.

Armağan'ın öğrenmesiyle planlarımızda sapma oldu ama...

...Deva'yı döndürmeyi başardık.

Gülcemal'in ipleri hâlâ elimizde.

Evet, tabii ki.

İtalyanlarla kurduğumuz oyuna da düştü.

(Emrullah) Elimiz hâlâ güçlü.

Yetmez Emrullah.

Beni oğlumdan ayırdı.

Oğlumu göndermek zorunda kaldım.

(Zafer) Yetmez.

-Onun burnundan fitil fitil getireceğim. -Ne yapmayı düşünüyorsunuz?

O beni kolay lokma sanıyor, biliyor musun?

Öyle olmadığımı göstereceğim ona.

Agresif olacağız.

(Gerilim müziği)

Hah!

Geliyorlar, geliyorlar!

Gel, gel yavrum.

(Gara) Gel buraya bakayım.

Gel bakayım.

Hoş geldin. Geçmiş olsun canım benim.

(Canan) Gel.

Yavaş.

Devacığım, canım benim ne oldu sana böyle?

(Gara) Ayakta fazla tutmayalım.

Odanı hazırladım. (Mesaj geldi)

(Gara) Ayı postunun da gözleri örttüm, korkuyorsun ya sen.

Canım.

(Gerilim müziği)

Deva Hanım bundan sonra aşağıdaki katta kalacak.

(Gerilim müziği)

Benim odamda değil.

(Canan) Ee...

Hadi gidelim. Daha fazla ayakta tutmayalım biz.

-Gel canım. -Gel canım.

Abi, ne oluyor?

Vefa, yalnızca sen gel.

(Gerilim müziği)

(İpek) Ya Zafer anneden bahsediyoruz.

Senin, benim, Deva'nın...

...hepimizin annesi bu kadın.

Gerçekten Deva'yı öldürtmeye mi çalıştı?

Bence delirdi.

Hakikaten yani bayağı düpedüz aklını kaybetti.

Ben başka bir açıklama getiremiyorum.

İpek, benim annem böyle psikopatın biri olabilir mi?

Olamaz, değil mi?

Bilmiyorum.

Ne yapacağız?

Kadın beni kaçırmaya çalıştı.

Annemin burada olduğumu kesinlikle bilmemesi gerekiyor.

Armağan, yani Zafer anneden bahsediyoruz. Zafer Pehlivan bu kadın.

Sen istersen yılan deliğine gir, bu kadın seni bulacak yine.

Ne yapacaksın, nerede kalacaksın böyle bir durumda?

-Bulamayacak. -Nasıl?

Bir yer biliyorum. Öyle biri var ki aklımda...

...emin ol annem beni orada kesinlikle bulamayacak.

(Vefa) İtalyanlarla anlaşmanı Zafer Hanım ayarlamış.

Nasıl yani?

Nasıl ya, bu nasıl olabiliyor?

İtalyanlar Zafer Hanım'ı adamı demek oluyor.

-Emin misin? -Eminim.

Zafer Hanım'ın Deva'yı neden kaçırttığı çıktı ortaya.

(Gülcemal dış ses) O, o gün buraya Deva'yı almaya gelmedi.

Aksine, burada kalmasını istemeye geldi.

(Geçiş sesi)

Gülcemal Bey'in yanında kendi isteğimle kalıyorum.

Onunla çalışıyorum.

Tasarımlarımı onun için yapacağım.

(Gülcemal dış ses) O da kendisini büyüten Zafer annesinin sözünü dinledi.

İtalyanlarla anlaşmamızı sağladı, iş birliği yapmamızı.

Çünkü zaten İtalyanlar Zafer Hanım demekti.

(Geçiş sesi)

Deva benimle ilk tanıştığında söylemişti zaten.

(Deva dış ses) Sen kimsin ya? (Geçiş sesi)

Sen kimsin, sen kime emir veriyorsun?

Biz sadece Zafer Hanım için çalışıyoruz, anladın mı?

(Geçiş sesi)

Meğer doğru söylemiş uzun kirpik.

Benim teklifimi kabul ederken de Zafer Hanım'la çalışacağını biliyordu.

(Geçiş sesi)

(Gülcemal dış ses) Önce ona güvenmemi sağladı.

Ama sonra bir şey oldu, bilmiyorum.

Ona en güvendiğim anda kaçtı gitti.

(Geçiş sesi)

Zafer Hanım da bunu öğrendi.

Kendi adamına ihanetinin cezasını kesti. Onu kaçırttı.

Abi, sen ne diyorsun ya, bu kadar mı gerçekten?

Ajan mı yani şimdi bu kız?

Her şey ortada Vefa.

Ne yapacağız peki?

(Müzik)

Kimse Gülcemal'i aptal yerine koyamaz.

Onlara öyle bir oyun kuracağım ki...

...Zafer Hanım yaptıklarının bedelini tüm servetini kaybederek ödeyecek.

O gözümde yücelttikleri kız var ya.

Ona da yaptıklarının bedelini ödeteceğim.

Hepsine bedelini ödeteceğim.

Ah güzelim benim ya, ne oldu böyle sana?

Elleri kırılsın inşallah.

(Gara) Ne istediler senden?

Abim çok öfkeli, çok fena.

Devacığım, ne oldu sana böyle, ne yaptılar sana?

Ben İstanbul'a gidiyordum.

Sonra bir araba durdu önümüzde.

Önümüzü kestiler.

Adamlar...

...beni kaçırdılar. Ben de bir şekilde...

...bir fırsat yaratıp Gülcemal'i aradım, yardım istedim.

Bir kötülük yapmadılar değil mi sana?

Beni öldürmeye çalıştılar.

Beni toprağın altına gömdüler.

Tövbe ya Rabb'im! Canilere bak!

Hiçbir şey yapamadım.

Hiçbir şey. Dedikleri her şeyi duydum.

Her şeyi duydum. Hiçbir tepki veremedim.

Kim bu adamlar?

Bilmiyorum. Kim olabilir ki?

Benden bu kadar nefret eden, beni öldürmek isteyecek kadar...

...bu kadar kötü kim olabilir ki?

Düşünme şimdi bunları, bak buradasın.

İster misin hamamı yakalım sana?

Yıkanırsın, paklanırsın. Yaralarına bakarız, olur mu?

Olur.

Hadi o zaman biz şimdi seni Gara anaya emanet edelim.

Tamam mı canım?

Biz çıkalım, gel.

Gülendam, hayırdır ya, bir gittin gelmedin, ne olmuş kıza?

Ay! Mert, o kadar kötü şeyler yaşamış ki ben bile dinlerken çok kötü oldum.

Anlatacak mısın Gülendam?

Evden kaçmış. İşte İstanbul'a mı ne bir yere gidiyormuş.

-Yolda durdurmuşlar, kaçırmışlar kızı. -Ee?

Ellerinden işte adamların kurtulmaya çalışırken yaralanmış.

Ve kendine gelmeyince adamlar da...

...gömelim yok olsun gitsin demişler. İnanabiliyor musun?

Abim yetişmese diri diri gömeceklermiş kızı.

Ne saçmalıyorsun sen ya Gülendam, ne anlatıyorsun sen?

Kız ne anlattıysa onu söylüyorum.

Da sana ne oluyor?

Niye gerildin ki bu kadar, anlamadım?

Ben gerilmedim. Sen öyle gömmek falan deyince bir anda...

Ama tabii bize ne yani? Kurtulmuş sonuçta kız.

-Şimdi iyi mi? -(Gülendam) İyi.

Abim tam zamanında yetişmiş. Yapmış yine şovunu.

Ah be canım ya hiç şaşırdık mı?

Sonuçta kızı kurtardı mı?

Kurtardı.

(Gülendam) Değil mi?

Bir şey soracağım.

Mesela şimdi aynı şey benim başıma gelse...

...sen beni kurtarır mıydın?

Tabii ki.

Çok yorgunum.

Odaya çıkayım diyorum.

Tamam, sen git. Benim iki dosya var. Onlara bakmam lazım.

Burada biraz çalışacağım ama sen dinlen.

İki canlısın sonuçta, dinlemen lazım.

Peki.

Yemek hazır olunca seslenirsiniz o zaman.

Tamam, tamam.

(Hüzünlü müzik)

(Gara ve Deva ağlıyor)

Abi, belki yanlış düşünüyorsundur.

Belki düşündüğün şeyleri yapmamıştır bu kız.

-Yaptı. -Ama böyle de üzülüyorsun.

Üzülmüyorum.

Benim kitabımda ne yazar bilirsin Vefa.

İhanet edene bedelini ödetirim.

Kendi anama ödeteceğim bedeli Deva'ya mı ödetmeyeceğim?

(Telefon çalıyor)

(Telefon çalıyor)

Söyle.

Abi, misafirim varmış.

(Müzik)

Deva iyi, merak etme.

Biliyorum, haberim var.

Niye geldin o zaman?

Gidecek başka yerim olmadığı için.

Annemin beni bulmaması gerekiyor.

Şu anda Londra'ya uçtuğumu zannediyor ama gördüğün gibi buradayım.

(Armağan) Ve beni arayamayacağı tek yer de burası.

Sorun olmazsa...

...beni bir süre burada saklayabilir misin?

(Müzik)

Boşuna bekleme Deva gelmeyecek.

(Müzik)

Kızım sen neyin kafasını yaşıyorsun?

Sanki sen yerinde olsan gelir miydin?

(Müzik)

Gelmez.

Bekleme o yüzden gelmeyecek.

(Müzik)

Gülcemal!

Ne yapıyorsun sen?

Ne yaptığını sanıyorsun sen?

Ben sana bana bir daha sakın dokunma demedim mi?

Çık dışarı!

(Gerilim müziği)

Dokunmayacağım, söz.

Deva.

Kafayı yiyordum sana bir şey olacak diye.

(Mert) Ama sana söz veriyorum.

Seni bu cehennemden çıkaracağım.

Sen kendini ne sanıyorsun?

(Deva) Burası mı cehennem?

Asıl cehennem sensin!

Senin gibi bir pisliğin benim yanımda olması cehennem zaten!

Senin yüzünden kaçtım ben!

Deva.

Yaklaşma bana, yaklaşma! Yemin ederim bağırırım!

Bu ne ya?

Başka bir şey bilmiyor musun sen? Bağırırım, bağırırım, bağırırım!

Bağır be, bağır!

Bağır ve ne olacaksa olsun artık!

Deva anlamıyor musun?

Seni seviyorum, Deva.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Geçiş sesi)

(Geçiş sesi)

Eve götür beni.

(Geçiş sesi)

(Gerilim müziği)

Biz sadece Zafer Hanım için çalışıyoruz, anladın mı?

(Gerilim müziği)

(Kapı yavaş yavaş gıcırdayarak açılıyor)

(Gerilim müziği)

Çık.

Tamam.

Ama şunu aklına sok Deva.

Senden vazgeçmedim.

O kadar aşağılık, o kadar zavallı bir adamsın ki...

...sana acıyorum, biliyor musun?

Diğer odada karın yatıyor.

Bir de o kadın seni seviyor, biliyor musun?

Keşke senin gerçek yüzünü görebilse. Sen sevilmeyi bırak...

...insan yerine konmayı bile hak etmiyorsun. Şimdi çık git! Çık!

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Mert...

Konuşma.

-Mert... -Lütfen.

-Ne yapıyorsun? -Lütfen.

-İstemiyor musun beni? -Hayır, hayır. Ben...

-Ben senin için aşağılık biri miyim? -Hayır.

Tam tersi...

...senin harika biri olduğunu düşünüyorum.

Benim mi?

(Geçiş sesi)

(Geçiş sesi)

(Gerilim müziği)

(Kapı vuruldu) (Kapı açıldı)

(Kapı kapandı) Hanımım...

...fırından yeni çıktı. -İstemem, sadece çay var.

Armağan açmıyor telefonu. İneli ne kadar oldu!

Kabul edelim, çok da haksız değil. (Kapı kapandı)

Efendim hiçbir şekilde adamlara ulaşamıyorum.

Gülcemal onları öldürmüştür, sağ bırakmaz ki.

Gülcemal'i çok iyi tanıyorsun hanımım. (Kapı kapandı)

Onu ben doğurdum.

Bana "Ben sana benzemiyorum" dedi ama...

...çocuklarımın arasında bana en çok benzeyen o.

Haddimiz aşarsam kusura kalma hanımım.

Tamam, sevdiğine kıymış. Öfken var, kinin var...

...ama o da senin bir parçan değil mi?

Öyle.

Aklın almıyor değil mi? Bir anne çocuklarını nasıl bırakır diyorsun.

Saim'le beni evlendirdiklerinde 19 yaşındaydım.

Babam döve döve evlendirdi.

Evlendiğimde her tarafımda yaralar...

...kalbimde de Mustafa vardı.

Saim kötü bir adam değildi.

Yani...

...onu düşündükçe içim sızlıyor aslında.

Ama ben onu sevemedim. Tiksiniyordum.

Bütün gün uyuyordum.

Hiçbir şey yapmadan uyuyordum.

Çok mutsuzdum.

Hani mutsuzluktan ölen biri olsa...

...o ben olurdum, inan.

Sonra Gülcemal doğdu.

Böyle fıldır fıldır kara gözleri vardı.

Böyle bakıyor bana. Sen daha yeni doğdun, nasıl böyle bakıyorsun?

Bu kadar mutsuzluğun içine niye doğdun çocuk, dedim.

O hep gülsün diye adını Gülcemal koydum.

Adını söyledim...

...gülümsedi.

Ben de gülümsedim.

Kokladım.

Gül kokuyordu.

Ben gülümseyince...

...o da gülümsedi.

Galiba ona ilk ve son kez o zaman gülümsedim.

Sonra birden...

...kucağıma ağır gelmeye başladı.

Onu istemedim.

Onunla ne yapacaktım yani?

O, Saim'in bir parçasıydı. Ben bütün ömrümü onunla mı geçirecektim?

Ona mı bakacaktım?

Yok olsun istedim.

Evet...

...gerçekten.

Sonra Gülendam doğdu.

Çok çabaladım Fatoş.

İnan bana çok çabaladım.

Ama sevemedim onları.

(Zafer) Allah affetsin.

Armağan öğrenmemeli. Nasıl bir anne olduğumu öğrenirse...

...onu kaybederim. Hiçbir şey öğrenmemeli.

Ne o, senin gözler doldu öyle.

Ne olur ağlama, Allah aşkına Fatoş. Kurabiye yiyeceğim.

Vallahi yiyeceğim. Ben sabahtan beri bir şey yemedim.

-Çok güzel, vallahi çok güzel olmuş. -Afiyet olsun.

(Gerilim müziği)

Hayırdır?

Neye bakıyorsun öyle ters ters birader?

Ne yapacaktım?

Alıp buraya mı getirecektim?

Sen de ona güvenmiştin, değil mi? Alışmıştın.

Hiç kimseye alışmayacaksın.

Bu hayatta hiç kimseye güvenmeyeceksin.

Hiç kimseyi sevmeyeceksin.

Hiç kimse için kendinden taviz vermeyeceksin.

Sonra ilk fırsatta ayağına çelmeyi takarlar işte.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Gara) "Güzel.

Babasının serbest kalmasının karşılığının kendisi olduğunu biliyormuş.

Canavara babasını bırakması için yalvarmış.

Yani kendisini feda etmiş."

Aa! Gel, gel.

Burada ne yapıyorsunuz böyle?

Ne yapalım, Narin Hanım'a söz verdik. Çadır kurduk...

...mabadımız dona dona oturuyoruz.

Ama masalımız bitsin, evimize gideceğiz, değil mi kızım?

(Gara) Ama yarın akşam yeniden geleceğiz, masalımıza devam edeceğiz. Tamam mı?

-(Deva) Ben de yanınıza geleyim. -Gel, gel.

Senin uyuyup dinlenmen gerekiyordu güzelim. Neden kalktın?

Ne bileyim.

Uyuyamadım. Uyuyamayınca da dışarı çıkayım...

...biraz nefes alayım dedim. -İyi yaptın. Hoş geldin.

Ee, Narin Hanım hangi masalı okuyorsunuz?

-Güzel ve Çirkin. -Aa!

-Benim masalım. -Hayır, o benim masalım.

Yani en sevdiğim masal demek istedim.

Güzel ve Çirkin'i her gece babama okuturdum, biliyor musun?

-Ezbere biliyorum. -Benim de en sevdiğim masal.

O zaman sen oku.

Olur.

Al, bak burada kaldı.

"O günden sonra Güzel, canavarın evinde kalmaya başlamış.

(Geçiş sesi) (Deva dış ses) Ama bu ev de canavar da...

...ona çok korkunç geliyormuş. (Geçiş sesi)

(Deva dış ses) Önceleri canavar onu hep yemeğe davet ediyormuş.

Harika sofralar kuruyormuş ama Güzel ağzına tek lokma bile sürmüyormuş.

Günler geçtikçe alışmaya başlamış.

Bir gün odasından çıkıp evi dolaşmış. (Geçiş sesi)

(Deva dış ses) Ona o kapkaranlık, korkunç gelen ev...

...aslında çok güzel döşenmiş apaydınlık bir evmiş.

Güzel şaşırmış.

Bahçede de muhteşem güller varmış.

Sonra Çirkin'in kitaplarını görmüş.

Güzel kitap okumayı çok severmiş." (Geçiş sesi)

-Çünkü... -Çünkü birini sevmeyi bıraktığında...

...içinde ölmeye başlar.

"Çirkin kitaplarının hepsini okuması için Güzel'e vermiş.

Hatta bazılarını ona kendisi okumuş.

Güzel...

Güzel, bu evi ve canavarı sevmeye başladığını fark etmiş.

Sadece babasını özlüyormuş.

Ama onu da Çirkin'in odasına koyduğu sihirli bir aynadan...

...istediği zaman görebil..."

(Müzik)

Bir gün...

...Güzel'in babası hastalanmış.

Güzel, babasını görebilmek için canavara yalvarmış.

Ama canavar izin vermemiş.

Çünkü biliyormuş.

Güzel gittiği zaman bir daha geri dönmeyecekmiş.

(Deva) O da kaçmış.

Kaçarken de canavarın evini yakmış. (Geçiş sesi)

Bizim de evimiz yandı.

Canavar, Güzel'in peşini bırakmamış, onu takip etmiş.

Sonra canavar yaralanmış.

(Deva dış ses) Güzel gidebilirmiş aslında. (Geçiş sesi)

Hiç arkasına bakmadan.

(Geçiş sesi) Dönüp gidebilirmiş.

Ama gidememiş. Yapamamış.

Çünkü içinden bir ses şu hayatta...

...onu bir tek koruyacak kişi canavar diyormuş.

Güzel, sesi dinlemeyi tercih etmiş. Canavarın yanında kalmayı seçmiş.

O günden sonra her şey değişmiş.

Güzel kendi isteğiyle canavarı iyileştirmek için...

...onun yanında kalmış. (Geçiş sesi)

(Geçiş sesi)

Sonra canavarı tanımaya başlamış.

Canavarın kocaman bir kalbi varmış. Kocaman.

Deliymiş biraz.

Tuhafmış da.

Ama Güzel'e öyle iyi geliyormuş ki...

...sanki bu dünyadaki...

...tek güvenebileceği insan oymuş. (Geçiş sesi)

(Geçiş sesi)

Ona kendini korumayı öğretmiş.

Savunmayı öğretmiş.

Birlikte çok güzel vakit geçiriyorlarmış. (Geçiş sesi)

Uzun uzun sohbet ediyorlarmış, gülüyorlarmış.

(Geçiş sesi)

Hatta dans bile ediyorlarmış. (Geçiş sesi)

Canavarla Güzel’in o kadar çok ortak noktası varmış ki...

...en sevdikleri kitap bile aynıymış.

Demek sen de biliyorsun Şeker Portakalı'nı.

(Geçiş sesi)

Meğer...

...şu gökteki yıldızlar...

...insanın saçlarına inebiliyormuş. (Geçiş sesi)

(Geçiş sesi)

Tam birbirlerine alışmaya başlamışlar...

...birbirlerine güvenmeye başlamışlar...

...canavar, Güzel'e babasına bakması için izin vermiş.

Çünkü ona çok güveniyormuş.

Onu bırakmayacağını biliyormuş. Bu evden gitmeyeceğini biliyormuş.

Güzel bu evden giderken çok üzülmüş.

Veda bile edememiş. Çünkü bir daha canavarı görmeyeceğini biliyormuş.

Neden ama? Hani alışmışlardı? Hani sevmişlerdi?

Mecburmuş. Canavara söyleyemeyeceği bir sebebi varmış.

Söyleyemiyormuş.

Çünkü canavarın evine sırf kötü cadıya yardım etmek için girmiş.

Sonra da canavarı sevmeye başlayınca...

...daha fazla dayanamayıp kaçmak istemiş.

Bu masal böyle değildi ama. Böyle olmuyordu.

Bu benim masalım.

Benimki böyle.

Sonra ne oluyor o zaman? Güzel hiç dönmüyor mu?

Dönüyor.

Gitti diye Çirkin ona küsmüyor mu?

Küsüyor.

Sonra barışıyor mu?

Henüz bilmiyorum.

(Gerilim müziği)

Dönüp bakarsa affedecek.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Kapı vuruldu)

Kim o? Gel.

-Günaydın, Deva Hanım. -Günaydın.

Bunlar ne?

Gülcemal Bey elbiselerinizi aşağıya indirmemizi söyledi.

Sizi kahvaltıya bekliyorlar.

Kısasa kısas.

Vallahi ben anlamadım.

Yani Gülcemal abi kendini mi cezalandırıyor, kızı mı cezalandırıyor?

-Ateş gibi, yanına yaklaşılmıyor. -Her şey yoluna girer.

Deva döndü ya...

Kız resmen dün kendi hikâyelerini anlattı. O kadar uygun ki.

-Güzel ve Çirkin. -Aa!

Ne oldu?

Senin bu ziyankâr kızın yumurtalığa haşlanmış yumurta koymuş.

Narin!

Of annem, şaka yaptık! Hemen de kızma!

Nimetle şaka mı olur cimcime!

Sen şimdi anne terliğini bir ye de! Al sana!

Bana bir tepsi kahvaltı hazırla.

Deva'yla konuştuk, inecek şimdi kahvaltıya.

Kahvaltı ona değil.

Sen de şu ayağındaki terliğe mukayyet ol.

İstemem.

Üzülüyorsun hanımım ama üzülme. Armağan orada daha rahat edecek.

Tam her şey yoluna girmişti...

...oğlumu kanadımın altına almıştım...

...o yılan gelip her şeyi bozdu.

Görüyor musun, Armağan telefonuma cevap vermiyor.

Acaba diyorum sen de mi onun yanına gitsen?

Hem bu Gülcemal belasından da kurtulmuş olursun.

-Ne yani, kaçacak mıyım? -Onun derdi seninle.

-Yani sen yoksan kime ne yapacak! -Hayatta olmaz!

Yemin ettim.

(Zafer) Onu geldiğine pişman edeceğim.

Bana ne yaşattıysa bin katını yaşatacağım ona.

Ne yapıyorsun burada?

Emrullah Bey korkuttunuz beni. Ben de mutfağa giriyordum şimdi.

Gir gitsin.

Ben bunu anlamıyorum hanımım.

Bu durumda olan Deva'ya olmayacak mı?

-Haber var mı? -Aradılar efendim.

Hayattalar ama yaralılar.

Gülcemal değişiyor.

O kız, değiştiriyor onu.

Yapmayacaklarını yaptırıyor.

Yapacaklarını yaptırmıyor.

Bu arada efendim...

...Armağan Bey vardığından beri uyuyormuş.

Moralim bozuk demiş.

Yani bana tavırlı ya ondan bakmıyor telefonuma işte.

Evet. Bu arada sizinle iletişime geçmek istemediğini söylemiş.

Aman! Üzülme be hanımım.

Beş karış yat, on karış kalk.

Evladın da sağ salim varmış yerine.

Ölümden başka her şey hallolur.

Senin burada işin yok.

-Salonda toz falan bir şey al. -Almıştım ama tekrar alırım.

Çok biliyorsun. Çık dışarı.

(Telefon çalıyor)

-Söyle. -Sonunda telefonu açabildin.

Nasıl yaparsın bunu?

Adamların Deva'yı öldürüyormuş neredeyse. Gömmüşler kızı.

Ee? Ama ölmemiş değil mi?

Sen neticeye bak. Deva döndü mü dönmedi mi?

Kızı öldürüyormuş bu mu savunman?

Beni çok iyi dinle.

Eğer Deva'nın kılına zarar gelecekse ben yokum bu işte, anladın mı?

Sen kimsin ki ben sana açıklama yapacağım.

Sen olayın ciddiyetini anlamadın galiba.

Öyle ben istemiyorum, ben vazgeçtim falan diyecek durumda değilsin sen.

O eve neden girdiysen o işi bitirip öyle çıkacaksın o evden.

Yapma ya!

-Ya yapmazsam ne yaparsın? -Gülcemal'e her şeyi anlatırım.

Kimsin, ne yapıyorsun orada her şeyi anlatırım.

Bak bakalım o zaman sana neler yapıyor.

Boş mu dururum ben peki?

Söylemez miyim ben Gülcemal'e beni bu eve senin soktuğunu?

Beni Gülcemal'le mi korkutacaksın?

Ben zaten Gülcemal'in düşmanıyım. Bana neler yapabileceği belli.

Asıl benim korumam olmazsa sana neler yapar onu bir düşün bakalım.

(Gerilim müziği)

(Kapı açıldı)

Bu kapı neden çalınmadan giriliyor bu odaya?

Seni...

...ilk ve son kez uyarıyorum.

-Hangi konuda? -Deva'dan uzak duracaksın!

Bu evde o kıza gözün bile değerse...

...gider her şeyi Gülcemal'e anlatırım.

Ne diyorsunuz siz?

Neyi anlatacakmışsınız acaba?

Deva'nın daha önce nişanlısı olduğunu.

Deva bana her şeyi anlattı.

Bu evden de senin yüzünden gitti. Bütün olanlar senin suçun.

Bir daha senin yüzünden o kızın canının yandığını veya üzüldüğünü görürsem...

...bir an bile durmam haberin olsun.

(Gerilim müziği)

Hay Allah!

-Zahmet oldu. -Zahmet olmaz bana.

O kadar da burjuva değilim.

Ben yolcu gemilerinde çok garsonluk yaptım.

-'Cruise' gemilerinde mi? -Aynen.

Çok memleket gördüm, çok insan tanıdım.

Güzel günlerdi.

Ye hadi.

Neden yardım ediyorsun bana?

Sen istedin.

Benim kitabımda kapıma geleni geri çevirmek yazmaz.

-Kendi kanunların da var yani? -Bir nevi.

Sen neden benden yardım istedin?

Yıllardır burada yaşıyorsun.

Hiç tanıdığın, güvendiğim kimse yok mu?

Şimdi sana garip gelecek ama...

...yok.

Kimseyi tanımıyorum ki.

İşte İbrahim amca, Deva...

...evde çalışanlar, bir de İpek.

O kadar.

Buralarda büyümedim ben.

Yıllarca hep yatılı okullarda okudum.

Anlayacağın senden başka kimsem yok.

Sen bana sormuştun ya...

...anneni gerçekten tanıyor musun diye. Haklıymışsın.

Tanımıyormuşum ama sen tanıyorsun.

Hem de çok eskiden beri.

Sana bir şey göstereceğim.

Bu fotoğraftakileri tanıyor musun?

(Müzik)

Tanımıyorum.

-Sen tanıyor musun? -Hayır tabii ki tanısam sormazdım.

Nereden buldun bu fotoğrafı?

Annemin bodrumunda. Eski albümlerin arasında.

Bir fotoğrafın arkasına saklamış, oradan çıktı.

Bu şekilde sakladığına göre...

...bu çocuklar annem için önemli birileri olmalı.

Abi?

İyi misin?

İstersen senin için kim olduklarını araştırabilirim.

-Ciddi misin? -Evet.

Fotoğrafı gönder bana.

Tamam.

Atıyorum.

-Gülendam. -Efendim?

Hayırdır?

Dalmışsın da bir şey mi oldu?

Bir şey varsa söyle bana. Senin için her şeyi yaparım, biliyorsun.

-Neden? -Ne, neden?

Neden benim için her şeyi yapıyorsun?

Kim olarak? Benim kocam var.

Abim var.

Bir sıkıntım olsa ilk onlara giderim.

(Öksürüyor)

Eyvallah, tamam. Bozuyorsun da...

...sen bu herifin kim olduğunu bilmiyorsun ya...

...bir gece de evlendirdik ya seni...

...o yüzden diyorum. Seni korumaya çalışıyorum kızım.

Vefa ben Mert'i seviyorum.

Tamam, evliliğimiz...

...hayal ettiğim gibi başlamamış olabilir ama...

...her şey yoluna girdi.

Yani normal karı kocalardan farkımız yok, anlayabiliyor musun?

Sen de artık kendi yolunu çiz. Üzülüyorum senin için.

-Canım günaydın. -Günaydın.

Hadi gel.

-(Gara) Afiyet olsun. -(Gülendam) Afiyet olsun.

(Gara) Gülcemal de gelir şimdi.

Yumurta tokuşturmaca oynayalım.

-Annenle oyna. Günaydın canım. -Günaydın.

-Çay istemiyorum ben. -Kuru kuru yenmez kızım.

Sıkılmış portakal suyu var, ister misin biraz?

Çok az olsun o zaman, olur mu?

(Gerilim müziği)

Günaydın canım.

Abi hadi gel otur, başlayalım yemeğe.

Ben yemeyeceğim, kahvaltımı yaptım. Afiyet olsun.

Vefa, şu belediyenin ihale işine baktırdın değil mi?

(Gülcemal) O iş benim için hayat meselesi.

Her şey yolunda, hiçbir sorun yok.

Bu kadar önemli, ne ihalesi abi bu?

Belediyenin sosyal yardım tesisi projesi var da.

İnşaat için kapalı ihale yapılacak.

Biz de uzun zamandır hazırlanıyoruz.

(Vefa) Merak etme abi, ihaleye katılma ihtimali olan kim varsa...

...düşmanların başta, katılmaması için her şeyi yaptık.

(Vefa) Sadece biz katılacağız.

-Sen yine de tetikte ol. -(Vefa) Bitti abi bu iş.

Zaten başvuru için yarın son gün. Kimse bir günde bu ihaleye hazırlanamaz.

O iş bizde evelallah.

Gülendam siz de kahvaltınızı yapın...

... kontrole gideceğiz, doktordan randevu aldım.

Ne doktoru abi şimdi?

Kızım motor çarptı, başına gelmeyen kalmadı.

Zaten kafam meşgul, bir de sana takılmayayım.

Abi şimdi ortalık yerde.

Ayrıca iyiyim, bir şeyim yok ki. Niye gidiyoruz doktora?

Bir saatiniz var.

Gülcemal.

Ee, şey...

...biliyorum, kızgınsın bana.

Ama ben bugün babamı görmeye hastaneye gidebilir miyim?

Vefa, Deva Hanım'a taksi çağırın.

Nereye istiyorsa gitsin.

(Gerilim müziği)

(Kapı vuruluyor) Gel.

-Gel Emrullah. -Beni çağırtmışsınız.

Şöyle Koza Han'da güzel bir hayır yapalım.

Bursa'nın eşrafı da halkı da bizim itibarımızı, bizi...

...bir daha hatırlasın.

Şöyle şanımıza yaraşır bir şey olsun. Sen hemen hazırlıklara başla.

Emredersiniz. Hemen ilgilenirim ama...

-Ama ne Emrullah? -Gülcemal...

...bugün Koza Han'da etli pilav döktürmüş.

Akşama da babası için Ulu Cami’de dua okutacakmış.

Hemen onun arkasından yapmamız nasıl karşılanır, bilemedim.

Allah kahretsin!

Yahu, ne düşünsem ne yapsam bir adım önde hep.

Hiçbir fırsatı kaçırmıyor efendim.

Peki, sen Emrullah?

Sen ne yapıyorsun bu arada acaba? Peki, o evde...

...kuş uçsa duyacağım, dediğim, aptal Mert ne yapıyor?

-Haklısınız efendim. -Haklı olmak değil...

...güçlü olmak istiyorum ben.

Bu şehirde olup bitene benim sağ kolum bile kulaklarını tıkarsa...

...benim yerlere serilen itibarımı ben nasıl toparlayacağım?

Çık dışarı!

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Belim ağrıdı beklemekten.

Ben gayet iyiyim, biz niye geldik ki buraya?

Ben yeğenimi göreceğim.

İlahi abi ya, fasulye kadar bir şey. Neyini göreceksin?

Olsun.

Onun için mi geldik biz? Öyleyse gidelim.

O kadar bekledik şimdi, gidemeyiz.

İçeridekinin çıkacağı yok, işi uzun sürecek belli.

Hiç sabrım yok beklemeye, çok fena oluyorum. Hadi gidelim buradan.

Gülendam otur oturduğun yerde.

Zaten canım sıkkın.

Hayatım.

(Gerilim müziği)

Sen iyi misin, bir şeyin yok, değil mi?

İyiyim, bir şeyim yok da şuramda iz kaldı...

...babam görecek diye ödüm kopuyor.

-Deva canın acıyor mu? Çok kötü olmuş. -Acımıyor, acımıyor, merak etme.

Geçti, bir şeyim kalmadı. Görecek diye korktum.

Ben sana bir şey söyleyeceğim ama sakin olacaksın.

Ne? Kötü bir şey mi oldu?

Ben sana bunu yapanın kim olduğunu biliyorum.

Kim?

İpek söylesene, kim?

Zafer anne.

Zafer anne kaçırtmış seni Deva.

Saçmalama.

Yemin ederim, bana da Armağan söyledi.

Ölüyordum ben.

Ölüyordum ben. Beni gömdüler.

Saçmalama! O kadar kötü olamaz.

Büyüttü o bizi! O kadar kötü olamaz. Yapmaz bunu, yapmaz bana!

-Ben biliyorum. -Ben de duyduğumda...

...çok şaşırdım ama Armağan söyledi, bilmiyorum.

Bir insan annesi hakkında böyle bir şeyi yalan olsa söylemez ki.

-Emin ki söylüyor. -İpek!

Armağan nerede, Armağan nerede şu an?

-Gülcemal'in evinde kalıyor. -Ne? Gülcemal'in evinde mi kalıyor?

Niye Gülcemal'in evinde kalıyor Armağan?

Çünkü Zafer Hanım kendi oğlunu da...

...zorla Londra'ya göndertmeye çalıştığı için ne yapsın çocuk?

Başka bir yere saklansa kadın bulacak. Neresi aklına gelmiyor? Gülcemal'in evi.

Yok. Armağan bir kere o evde kalsa ben görürüm İpek.

-Armağan orada kalmıyor. -Kalıyor.

Gülcemal onu av köşkünde saklıyor.

Sen istersen onunla konuş. Sana her şeyi anlatsın, tamam mı?

Yok, Armağan'la değil, Zafer Hanım'la konuşacağım ben.

Zafer Hanım beni neden öldürmek istediğini...

...yüzüme söyleyecek, yaptıklarının hesabını verecek.

Saçmalama Deva.

(Gerilim müziği)

(Hastane ortam sesi)

Abi...

Gülendam Hanım buyurun, sizi içeri alabiliriz.

İşte, senin sıran geldi. Hadi toparlan hadi.

Hadi.

(Gerilim müziği)

(Sokak ortam sesi)

(Müzik)

(Derin nefes verdi)

(Sessizlik)

Bir şey görünmüyor mu, biz mi şey yapamadık?

Hayırdır Doktor?

-Bir sorun mu var yoksa? -(Kekeleyerek) Abi benim sana söylemem...

Sorun yok, kese yerinde.

Her şey yolunda görünüyor.

Biz göremedik ya, o yüzden.

Gaz gölge yapıyor biraz, şansız gününüzdesiniz.

Ama bir dahaki geldiğinizde her şeyi daha net görürüz.

(Mert) İnşallah.

-Şimdilik her şey yolunda görünüyor. -Çok şükür.

(Müzik)

Yapma be Deva.

Yapma.

(Telefon çalıyor)

-Söyle? -Patron...

...Deva, Zafer Hanım'ın evine geldi.

-Abi duydun mu? -Duydum.

Dayanamadı, ihaleyi yetiştirmeye gitti tabii.

Onca olandan sonra hâlâ ona yardım ediyor.

(Müzik)

(Kapı aralıksız vuruluyor) Ay, ne oluyor? Evi yıkıyor biri.

Zafer Hanım!

Bizi yalnız bırak.

Zafer Hanım mı, Zafer anneye ne oldu bir tanem?

Hak etmiyorsun.

Herhâlde bu saygısızlığının bir açıklaması vardır Deva?

Bana bunu nasıl yapabildin?

Bana bunu nasıl yapabildin?

Bu kadar mı kör oldun? Gülcemal'e olan nefretin...

...seni bu kadar mı vicdansız yaptı?

-Açık konuşsana, sen ne saçmalıyorsun? -Kaçırtmadın mı beni?

Adamlarına kaçırtmadın mı beni? Öldürtmeye çalışmadın mı beni?

Ölüyordum ben, Gülcemal gelip beni kurtarmasa ölüyordum ben.

Sana benim yaptığımı söylediler ve sen inandın, öyle mi?

Sen babana yaptıklarını, size yaptıklarını ne çabuk unuttun?

Şimdi o canavara mı inanacaksın yoksa anne demeye tenezzül etmediğin...

...bana mı? -Sana senin kendi oğlun bile inanmıyor.

-Ben mi inanacağım? -Armağan'ın ne alakası var?

Sen Armağan'ı nerede gördün?

Artık sen her ne saklıyorsan...

...apar topar Armağan'ı Londra'ya göndermeye çalışmadın mı?

O canavar dediğin kişi, canavar falan değil.

Asıl canavar sensin.

-Gülcemal canavar falan değil, sensin. -Çık dışarı.

Çıkmıyorum, çıkmayacağım. Bana hesap vereceksin.

Beni öldürtecek kadar benimle ne derdin var?

-Emrullah! -Ne istiyorsun sen benden?

Ne istiyorsun sen benden? Ne derdin var benimle?

-Anlatacaksın bana. -Çık dışarı.

-Çık dışarı Deva. -Çıkmayacağım.

Bana bak, kendine gel. Bu söylediklerine çok pişman olacaksın ama...

...seni asla affetmeyeceğim. -Sen kimi affetmiyorsun?

-Asıl ben seni affetmeyeceğim. -Çık dışarı. Emrullah!

(***) silah getirdin bana, Gülcemal'i öldürmem için.

Katil yapacaktın beni. Yardım ediyormuş gibi yapıp...

...bilerek beni orada bıraktın. Sonra senin istediğin olmayınca...

...canıma kastettin benim. Bırak! Bırak, dokunma bana!

-Bana bak, haddini bil yoksa... -Yoksa ne? Ne?

Kaçırtır mısın, öldürtür müsün? Bitti, o devir kapandı Zafer Hanım.

Artık benim arkamda dağ gibi Gülcemal var. Hadi dene...

...bakalım, bana yaklaşabiliyor musun?

Çekil şuradan!

(Gerilim müziği)

(Deva'nın konuşmasını taklit ederek) Benim arkamda Gülcemal var.

Bana yaklaşamaz. (Sinirle kahkaha atıyor)

-Kahve yap kahve. -Ne kahvesi?

Deva'yla Gülcemal'in nişan kahvesi.

Ateş bacayı sarmış, yakında duyarsın.

(Gerilim müziği)

Telefonumu unuttum arabada.

-Sen git canım, geliyorum ben. Olur mu? -Tamam.

(Sessizlik)

Sen ayarladın, değil mi her şeyi?

Sen konuştun doktorla?

Nasıl anladın?

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

Vefa bir şey söylesene.

Önümüzdeki ay gittiğinizde doktor size, kalp atışını duyamıyorum...

...sıkıntı var falan diyecek.

Gerisini sen halledersin artık.

Vefa ben...

...sana nasıl teşekkür edeceğimi bilmiyorum.

Söylediğim o kadar şeyden sonra...

...beni affeder misin? -Gerek yok.

Senin de söylediğin gibi...

...bundan sonra herkes kendi yoluna baksın.

En iyisi bu.

(Duygusal müzik)

Deva'yı bırakmasaydın keşke. Annemle yüzleşse ne olacak.

-İnkâr edecektir. -Tutamadım Armağan, ne yapayım?

Duyunca kızın devreleri yandı resmen.

Biz ne yapacağız şimdi, var mı senin planın?

Var.

Ama bun için senin o eve girmen gerekiyor.

Ben ne alaka? Annemden uzak dur, diyordun hani?

İpek biliyorum ama ne yapayım? Çok çaresizim. O eve gir...

...Deva'yı senin kaçırttığına inanmıyorum, de anneme.

Gülcemal aklına girmiş, de. Güvenini kazan.

Sonra da annemin yatak odasına gireceksin.

(Öksürüyor)

-(Armağan ses) İpek iyi misin? -Armağan, Armağan saçmalama!

Ben nasıl gireyim kadının odasına? Zafer annen neler yapar...

...beni orada görse? -Biliyorum, çok zor ama ne yapayım?

Senden başka yardım isteyecek kimsem yok İpek. Lütfen.

(Armağan ses) Annem o odada babamla ilgili bir şeyler saklıyor.

Bir kasa var, onu bulman lazım.

Benim artık bu gerçeği öğrenmem lazım İpek.

Armağan var ya, vicdan yarası gibisin. Of!

Annemin seninle bir derdi yok, sana zarar vermez.

Biliyorum, çok tehlikeli.

Ama bunu benim için yapar mısın?

Tamam, yapacağım.

Sağ ol.

(Kapı vuruluyor)

Kim o?

Deva!

Armağan!

Sana bir şey olacak diye çok korktum.

Her şeyi biliyorum. Konuştum İpek'le.

Bana bunu yapanın annen olduğunu biliyorum.

Ben de inanamıyorum, annemin böyle bir şey yaptığına.

Ama gerçek bu.

Gittim, hesap sordum ona.

Bana bunu nasıl yapabildiğini sordum.

İnkâr etti, değil mi?

Gülcemal kandırmış seni, dedi.

Deva...

...beni iyi dinle. Annem çok tehlikeli biri.

Artık öyle bir hâle gelmiş ki her şeyi yapabilir o.

Senin için de benim için de en güvenli yer burası.

Gülcemal'in yanı.

-Bizi bir tek o koruyabilir. -Biliyorum.

Biliyorum da...

...bunu öğrenmem için ölümden dönmem gerekti.

Gücemal biliyor mu bunu Zafer annenin yaptığını?

Biliyor tabii. Seni aramadan önce ben buraya geldim...

...yardım istedim ondan. -Bana hiçbir şey söylemedi.

Bana güvenmiyor.

Yüzüme bile bakmıyor.

Gülcemal'in umurunda bile değilim.

Sizin aranızda bir şey mi var?

-Ne oluyor? -Ne saçmalıyorsun Armağan?

Ne olabilir aramızda? Yok tabii ki öyle bir şey.

Bayağı üzülmüşsün de.

-Üzülmedim. -Üzülmüşsün.

Ama bunu sonra konuşacağız.

Şimdi sana anlatmam gereken çok önemli bir konu var.

Ne oldu?

Gülcemal'le annemin arasındaki olayları çözdüm.

(Müzik)

Armağan'ın burada olduğunu niye bana söylemedin?

Onun burada olduğunu bir kişiden duyarsam senden bilirim.

Armağan benim arkadaşım. Ben niye böyle bir şey yapayım?

-Sana güvenmiyorum. -Madem bana bu kadar güvenmiyorsun...

...ne diye beni alıp buraya getirdin? -Sen geldin, ben getirmedim.

Armağan ben sonra gelirim.

Bana yeniden güveneceksin.

İpi kopmuş bir uçurtmayı geri döndüremezsin.

(Gerilim müziği)

Ee, ne yapsak, balığa mı gitsek?

Çok isterdim ama çıkacağım.

Babamın kabrine gideceğim. Bugün duası var.

Ben bir ihtiyacın vardır diye sormaya geldim. Bir de...

...bunu getirdim, oyalanırsın biraz. Gece evde olmayacağım.

Çok sağ ol her şey için.

Fotoğraflarla ilgili bir şey bulabildin mi?

Henüz değil.

(Gerilim müziği)

Mert kedi olalı fare tuttu.

Beklediğimiz fırsat ayağımıza geldi.

Gülcemal belediyenin açtığı bir ihaleye gidecekmiş.

Mutlaka o ihaleye katılmamız lazım.

Onun kazanmasına izin verirsek bir daha yıkamayız. Anladın mı?

İhale kapalı olacak, son başvuru günü de yarın.

Mutlaka o ihaleye adımı yazdırman lazım.

Bu çok zor olacak ama elimden geleni yaparım tabii.

Elinden geleni yapmanı değil...

...ihaleye adımı yazdırmanı istiyorum Emrullah. Bu

Gülcemal'in kazanmasına izin veremeyiz.

O masada ihalede ben olacağım. Anladın mı?

Emredersiniz efendim.

(Gerilim müziği)

Karadeniz'de birilerinin gemileri batmış.

(Sessizlik)

-Olanları atlatamıyorsun tabii, değil mi? -Çok korkunçtu.

Ama...

...Gülcemal'i aradığım andan itibaren sanki bana...

...hiçbir şey olmayacağını biliyor gibiydim.

Abime güveniyorsun.

Ama o bana güvenmiyor.

Madem abime bu kadar güveniyorsun, neden kaçtın?

Bu evden gitme sebebin neydi?

Böylesinin daha doğru olacağını düşündüm.

Ama canımdan oluyordum neredeyse.

Başıma gelmeyen şey kalmadı.

Bak, benim abim bir insana gerçekten çok zor güvenir ama...

...bence sen onun güvenini yeniden kazanabilirsin.

-Ona biraz zaman tanı, olur mu? -Kazanamam.

Bana ipi kopuk bir uçurtmayı bir daha geri döndüremezsin, dedi.

Ben seni üzecek bir şey mi söyledim?

Biz korkunç derecede mutsuz çocukluk geçirdik Deva.

Yani mutlu olduğum anlar o kadar az ki.

Bir gün okuldan eve geldik abimle.

Baktık, babam yerde oturuyor salonda. Renkli renkli kâğıtlar yerde.

Bir şey yapıyor, anlamadık ne olduğunu. Ne yapıyorsun baba, dedik.

Yarın okulla pikniğe gideceksiniz ya, size uçurtma yapıyorum, dedi.

-Öyle mi? -Öyle.

Biz de yardım etmeye başladık babama. Birlikte yaptık uçurtmayı.

Bir de güzel oldu. Koyduk başucumuza gece, öyle uyuduk.

Sabah kalkıp aldık uçurtmayı, doğru pikniğe.

Uçurduk uçurtmayı...

...bir süre sonra bir baktık...

...ipi koptu uçurtmanın. Yok, arıyoruz deli gibi.

Her yere baktık, bulamadık.

Öylece elimiz boş, döndük eve.

Baktık, evimizin önü kalabalık.

Babam...

...babam ölmüş meğer.

Gökyüzünde kaybolup giden o uçurtma gibi...

...öylece süzülüp gitmiş hayatımızdan.

Yani o uçurtma...

...babamızın bize vedasıydı. Bize son hediyesi.

Biz o günden sonra...

...ne zaman uçurtma görsek...

...babamı hatırladık.

İpi kopan uçurtmalar bir daha dönülmeyen yere gidiyordu.

Babamız gibi.

Sen öldün mü dedin?

Kabul etmiyorum.

Hayır, kabul etmiyorum.

Ben kötü bir şey yapmadım.

Görmesi lazım, bunu görmesi lazım.

Bana yardım eder misin?

(Duygusal müzik)

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

(Geçiş sesi)

(Gök gürledi)

(Geçiş sesi)

(Müzik devam ediyor)

Çok uzun zaman oldu değil mi Pehlivan?

(Müzik)

Beni duyduğuna eminim.

Ya da bir gün duyacağına.

Geldiğimi haber verdiler mi?

Ha?

Bak buradayım işte.

Geri döndüm.

Kalk hadi.

Babama attığın gibi iki tokat da bana at.

(Müzik)

Buraya sadece annem için geldiğimi sanıyorsun, değil mi?

Ölerek benden kurtulacağını sanıyorsun.

Sanma.

Çünkü en az annem kadar düşmanımsın benim.

Bu kötülüğü birlikte yaptınız bize.

Ama bak sana ne diyeceğim.

Bu şehirdeki itibarını aldım.

Paranı da aldım.

Oğlun.

O yüzünü bir kere bile göremediğin oğlun var ya.

O da benim evimde şu anda.

Gelip bana sığındı.

(Müzik)

Bak.

İyi bak.

Bunu Zafer Hanım yıllarca evinde saklamış.

Niye acaba?

Niye biliyor musun?

Çünkü vicdan azabından ölüyor.

Çünkü inkâr etse de yaptığı kötülüğü biliyor.

Bu mezarındaki çiçeklerin aynısından babamın mezarında da var.

Ölümüne sebep olduğun gariban kunduracı.

Tahmin et bakalım.

Babamın mezarına o çiçekleri kim dikti?

Ya.

İşte böyle.

Sen öldüğünle kaldın.

Zafer Pehlivan'la içindeki vicdan yarasıyla.

Allah'ın işini gördün mü bak?

(Müzik)

Annemi senden alacağım.

Bir gün hiç yapmadığı anneliği için gelip boyun bükecek, özür dileyecek.

İyi ki sizi doğurmuşum diyecek.

Affedin diyecek.

Biliyor musun ben de onu affedeceğim.

Çünkü o benim annem.

Ben ona göbeğimden bağlıyım.

Ama seni hiç affetmeyeceğim.

Mahşerde yüz yüze geldiğimizde eşit olacağız.

O zaman ben değil...

...küçük Gülcemal konuşacak Allah’a.

Kısasa kısas diyecek.

Seni Allah'a şikâyet edecek.

Çünkü o gördü benim yüreğime düşürdüğün ateşi.

O şahit.

Evet ben seni canından ettim.

Bunun için de her gün af diliyorum.

Ama sen bizi yaşarken öldürdün.

Sen de af diliyor musun?

Cenabı Hak söyleyecek son sözü.

Cezama razıyım.

Cehennemse yanarım.

Helalleşmekse helalleşirim.

Boynum kıldan ince.

Ama o gün gelene kadar durmayacağım.

Senin olan ne varsa bir bir alacağım.

(Müzik)

Gülcemal sözü.

(Müzik)

(Kapı zili çaldı) Fatoş.

Mantomu verir misin?

Geldim hanımım.

-İyi akşamlar. -Sen de mi hesap sormaya geldin?

Hayır.

Ben dinlemeye geldim. Babam bugün daha iyi.

Çok şaşırdım yani.

Ben Deva'yı kaçırmaya kalkmışım, yok öldürmeye kalkmışım, duymadın mı?

Duydum tabii ki ama ben senin öyle bir şey yapmayacağından eminim.

(İpek) Zaten Deva'yı da tanıyamıyorum artık Zafer anne.

Bu Gülcemal ona büyü mü yaptı, ne yaptıysa her söylediğine inanıyor.

Bugün gelip çok canımı sıktı.

Ama o söylediklerinin hesabını verecek.

Tabii ki pişman olacak.

Zafer anneciğim, o şimdi sağlıklı düşünemiyor, kızma ona, olur mu?

Hem çok pişman olacak, senden özür dileyecek, ben biliyorum.

Sen çok hakikatli bir kızsın.

Armağan nerede, evde mi? Ona ulaşamadım.

-Londra'ya gitti. -Aa!

Neden Londra'ya gitti ki, ne alaka?

Öyle icap etti. Neyse, sonra konuşuruz.

Ben şimdi babana gidiyorum.

Çok sevinecek.

Götürmemi istediğin bir şey var mı?

-Yok Zafer anneciğim. Teşekkür ederim. -İyi dinlenmeler.

Gülcemal gelmez değil mi?

Vallahi bütün planım suya düşer.

Yok yok gelmez daha, merak etme sen, rahat ol.

(Gülendam) Yalnız şimdiden böyle çıktı gibi ortaya Deva.

-Oldu, değil mi? -Kızlar.

Hadi biraz ara verin. Bak çay demledim size.

-Oh! -Ben de kurabiyeleri getirdim.

Hem de hiç dökmeden.

-Öyle mi? -Bak şuna sen.

-Getir bakayım. -(Canan) Hadi alın.

Tamam.

-Ver Canancığım. -Yalnız bayağı becermişsiniz.

İskelet tamam.

Ya baksana, bak çıtalar eşit.

-Hop. -Yani baksana şuna.

(Gülendam) Bak hiç yamukluk falan da yok.

-Fıstık gibi uçurtma olacak vallahi. -Renkler doğru, değil mi?

Doğru canım.

Bir tek kuyruğu beyazdı.

Ne kuyruğu ya?

Gelsene canım.

Ne yapıyorsunuz?

Deva, abime uçurtma yapıyor.

(Mert) Abine?

Ne anlar abin ya?

Yani şey beyefendi koskocaman bir adam hani.

(Mert) Çocuk gibi ne manası var manasında söylemedim ben onu.

Sen o fikirlerini kendine sakla, kendine.

Gülcemal abimin aşklı uçurtması bu.

Ne?

Nasıl oluyormuş acaba o aşklı uçurtma?

I ıh.

Anne, ne öyle kaşlar gözler yapıyorsun?

Gara anayla sen söylemedin mi Gülcemal abi tutulmuş diye?

Narin!

Çirkin Güzel'le barışsın diye yapıyor, değil mi?

Yok Narinciğim, öyle bir şey yok.

Yani Gara ana da gidecek akşamı buldu. Ne olurdu şunu zapt etseydi.

Sahiden o nereye gitti akşam akşam?

İstanbul'dan arkadaşı mı gelmiş neymiş. Onunla buluşmaya gitti.

(Canan) Hadi annem, hadi. Yatma vakti, biz gidelim.

Çayım da kaldı.

-Bir şey isterseniz söyleyin bana. -Tamam.

-Tamam mı? İçerideyim, seslenin. -Tamam canım sesleriniz.

(Müzik)

Deva, Gülcemal'in yanında güvende.

Sen onu Zafer’den Gülcemal gibi koruyamazsın.

Ne olur bırak Deva bizimle kalsın.

Adam evimi barkımı yakmış, Deva bizimle kalsın diyorsun.

Ben nasıl güvenip de o adamın yanında bırakayım kızımı?

Mümkün değil, Gülcemal böyle bir şey yapmaz.

Durduk yere kimsenin canını yakmaz.

Yapmış. İpek söyledi.

Evi yakabilecek tek kişi var o da Zafer.

Bu kötülüğü ondan başka bir şeytan yapmaz.

İyi de benim evimi yakmak Zafer Hanım'ın ne işine yaracak?

Niye yapsın böyle bir şeyi?

Deva’nın Gülcemal’in yanında kalmasını sağlamak için.

Yoksa neden kız kaçarken geri dönmesine neden olsun?

Neden ölecek raddeye getirsin?

Sen ne diyorsun?

Deva'yı, benim kızımı öldürecekti, öyle mi?

Deli mi bu kadın, niye öldürmek istesin kızımı?

Bilmiyor muydun? Sadece korkutmak için yaptı.

Korkutup, Gülcemal'in evine geri dönmesini sağlamak için.

Evi de bu yüzden yaktı. Gidecek yeri kalmasın diye.

Bu işte bir yanlışlık var. Bu kadarını yapmaz.

Bu kadın beni bir kere öldürdü İbrahim.

Gözünü bile kırpmadan göle attı.

O balıkçı olmasaydı şimdi o gölün dibinde yatıyor olacaktım.

Bana bunu yapan kızıma neden yapmasın?

İnanamıyorum.

Bu kadın sandığımızdan çok daha tehlikeli.

Bir şeytan.

O yüzden bırak Deva Gülcemal'in yanında kalsın.

Benim gözümün önünde, annesinin yanında.

Bu iş Gülcemal'in yanında kalmakla olacak gibi bir iş değil.

En iyisi benim kızları alıp bir yere gitmem lazım.

Uzaklaşmam lazım.

Sen de istersen bizi gelir bulursun.

Kaçarak kurtulamazsın.

Nereye gidersen git Zafer seni bulur, alacağını da alır.

Ne yapacağım ben, nasıl koruyacağım kızlarımı?

-Onun evine girerek. -Ne diyorsun sen? Olmaz! Asla!

Düşmanın gözünün önünde olacak.

Onun evine girip, olan bitenden beni haberdar edeceksin.

Zafer'i ancak böyle bitirebiliriz.

Ne olur bana yardım et İbrahim.

Zafer'le baş edebilecek tek kişi Gülcemal.

Bunca yıl sonra annesinden intikam almak için geri döndü, ona yardım et.

Sen de Gülcemal'le beraber...

...intikam almak için bu şehre geri döndün, değil mi?

Benden çaldığı her şeyi geri alacağım ondan.

Yemin ederim ömrümden çaldığı her dakikanın bedelini ödeteceğim.

(Gerilim müziği)

Şimdi bana bir cevap vermeni istiyorum İbrahim.

Kalıp Zafer'e karşı savaşacak mısın?

Yoksa kaçacak mısın?

Sen önce bana şunun cevabını ver.

Zafer Hanım, Deva'nın o evde kalmasını neden bu kadar çok istiyor?

Hani bana hep soruyordun ya kızının babası kim diye.

Ben Mustafa Pehlivan'ın karısıydım İbrahim.

Deva da bizim kızımız. Mustafa Pehlivan'ın kızı.

(Gerilim müziği)

Lütfen sakin olur musun?

Bunu sana o zaman söyleyemezdim ama artık söylemek zorundayım.

Zafer...

...Gülcemal'i en büyük düşmanının...

...Mustafa Pehlivan'ın kızına âşık etmek istiyor.

Kendi yaşadığını Gülcemal de yaşasın istiyor.

Ah!

-İyi akşamlar İbrahim usta. -Ah!

-İyi misin? -İyiyim.

-Hoş geldin -Hoş bulduk.

Ziyaretçiniz de varmış böyle girdim ama.

Yok, yok, sorun değil.

Uzaktan akrabam.

-Hoş geldiniz, geçmiş olsun. -Teşekkürler.

Hayırdır Emrullah, ters bir şey yok ya?

Hayır canım. Zaten Zafer Hanım'la birlikte geldik.

-Öyle mi, geliyor mu o da? -Yok, onu acile bıraktım.

Yolda gelirken biraz tansiyonu yükseldi, dilaltı verdiler. Dinleniyor şimdi.

Sizi taburcu edecekler.

(Emrullah) Ben bütün çıkış işlemlerinizi hallettim.

Yarın gelir alırım. Hem oyalanmamış oluruz.

Öyle mi? Bilemedim şimdi.

Zafer Hanım'ın evine gideceğiz yani.

Vallahi usta, hanımefendi böyle talimat verdi.

Hem evde odanızı bile hazırlattı.

Zafer Hanım'ı kırmazsın herhâlde.

(İbrahim) Peki, tamam.

Oo!

Hazırlıklar da yapılmış.

Deva, sen ne bu hâller?

(Mert) Alo!

Sana diyorum.

Böyle uçurtma yapmalar.

Kestane.

Sen laftan anlamıyor musun?

(Deva) Defol git!

Gülcemal gelecek zaten şimdi.

O kadar çok mu korkuyorsun ondan?

-Mert? -Efendim?

Sen korksan iyi edersin.

Bırak artık peşimi.

Bana bak!

-Âşık mısın yoksa ona? -Sana ne?

Deva bak, benim sinirimi bozma, aklını başına topla!

Bak sana yemin ediyorum seni de yakarım, kendimi de yakarım...

...yine de seni o Gülcemal'e bırakmam, anladın mı beni?

Yaksana!

Hadi yak Mert!

İkimiz de senin o kadar cesur olmadığını biliyoruz.

Ama bak, artık ona âşıksan...

Gülcemal Bey, kestane yapmış size Deva Hanım.

Elini yakmış. Ben de zaten...

...şey diye soracaktım, yanık kremi sizde var mıdır diye.

Var mı yanık kremi sizde?

Ben kendim de bakabilir bu arada, aşağıdan mı bakayım?

(Mert) Aşağıdan bakayım ben.

(Gerilim müziği)

Beni mi bekledin?

Yok.

Ben oturuyordum öyle, niye seni bekleyeyim?

Bunlar ne?

Bana kestane yapmışsın ya.

Sana mı?

Hayır canım, ne münasebet?

Ben kendime yaptım.

(Deva) Sen de ister misin?

Yani istiyorsan alabilirsin.

Şimdi nimete günah olacak ama...

...istemem.

(Müzik)

Uyumuşum.

(Müzik)

Bu benim telefonum.

(Mesajlar geliyor)

Aşağılık herif!

Sen gerçekten ölmüşsün o akşam.

(Müzik)

Birileri yara açıyor.

Birileri yaraları sarmaya çalışıyor.

Hem de kendi yarısına aldırmadan.

Gülcemal Bey günaydın.

Dün niye dönmedim diye merak ettiyseniz...

...kremi bulamadığım için dönmedim. Onu haber vereyim size.

Bir daha karından başkasının yarasıyla beresiyle ilgilenmeyeceksin.

Yoksa senin için gün aymaz.

Anladın mı?

Sabah sabah ilk gördüğüm şeye bak!

(Gerilim müziği)

Zafer Hanım, haddime değil ama bu çok büyük, bizi aşacak bir iş.

Bu ihale bir sosyal yardım tesisi yapım projesi.

Hem sadece inşaatı da değil.

Sosyal alanlar, kadın sığınma evi, çocuklar için kreş, kütüphane...

...halk eğitim merkezi.

Yani içinde birçok kalemi barındıran bir ihaleden söz ediyoruz.

Sizi batırabilecek bir iş bu.

Sanki bu ihaleye girmememiz bizim için daha iyi gibi görünüyor.

Ne saçmalıyorsun sen?

Gülcemal'in bunu kazanmasına izin verirsek ne olur sen biliyor musun?

Bütün şehre hükmeder.

Anlıyorum hanımefendi ama içinde kaç tane ayrı kalem var.

(Emrullah) En önemlisi inşaat işi olması.

Bilmediğimiz bir alan. Biz tekstilciyiz. Çok büyük risk.

Bu ihaleyi ne olursa olsun ben alacağım.

Anladın mı?

Peki.

(Gerilim müziği)

Armağan.

Kitaba dalmışım.

Seni buraya getirdik ama ilgilenemedik, yalnız bıraktık.

-Sıkıldın mı? -Yok.

Ben yalnızlığa alışkınım. Evde de durum pek farklı değil yani.

Nasıl ya?

Bravo ya!

Bravo!

Nasıl alır getirsin abi sen bunu buraya?

Hişt! Sus! Dışarı çık, ben sana anlatacağım.

Sen nasıl gelirsin bu eve? Hiç mi yüzün kızarmadı gelirken?

-Hangi yüzü kalıyorsun sen burada? -Gülendam!

-Yeter, sus artık! -Susmayacağım!

O bu evden defolup gidene kadar susmayacağım!

-Gülendam, saçmalama! -Sen de bana bak!

Hiç yüzün kızarıp, vicdanın sızlamadı mı gelirken?

Sende hiç utanma arlanma yok mu?

(Gülendam) Bizim evimizde ne arıyorsun? Defol git buradan!

-Yeter! -İstemiyorum seni evimizde, defol!

-Kızım sakin ol! -Defol!

Gidiyorum, özür dilerim. Gidiyorum.

Hayır, burada kalıyorsun.

-Gidecek diyorum! Gidecek! -Yeter artık!

Onun annesi bizden hem annemizi, hem babamızı çaldı!

Yetmezmiş gibi çocukluğumuzu da aldı elimizden!

-Yeter! -Defol git!

Defol diyorum! Bak bir daha gelme buraya!

-Yeter, saçmalama! Çık artık! Çık dışarı! -Defol!

-(Gülendam) Defolsun! -(Gülcemal) Yeter!

-Defol! Seni burada istemiyorum! -Hayır Gülendam!

-Hişt! -Ne işi var burada?

Kızım gel şuraya!

-Defol! -Yapma Gülendam.

-Sen ne yaptığını sanıyorsun? -Senin yapamadığını yapıyorum abi!

-Kovuyorum onu bu evden! -Gülendam, kendine gel!

Abi.

Anlamıyorum.

Anlamıyorum abi, anlamıyorum. Nasıl?

Sen nasıl getirsin onu bu eve?

Kızım bizim kim olduğumuzu bilmiyor.

Bizim annemizin Zafer Pehlivan olduğunu bilmiyor ki.

Ama biz onun kim olduğunu biliyoruz!

(Gülendam) Annemizin kıymetli oğlu.

Biriciği.

O rahat içinde yaşarken...

...bizim (***) gibi sokaklarda yaşadığımızı ne çabuk unuttun sen abi?

-İyi de onun bir suçu yok ki. -Var.

Var, onun yüzünden, var. Onu daha çok sevdiği için vazgeçti bizden.

Hayatından da kalbinden de çöp gibi söküp attı bizi.

O olmasaydı belki isteyecekti bizi, belki de özleyecekti bizi.

Bak.

Hatırlıyor musun bu fotoğrafı?

Bak, bak.

(Geçiş sesi)

(Gülcemal dış ses) O gün bayram değil, seyran değil.

Bize kıyafetler aldı giydirdi.

Senin saçını süslemişti.

Biz gezmeye çıkardı. Herkesin annesi gibi.

(Geçiş sesi)

İlk kez annelik yaptı bize o gün.

(Geçiş sesi)

(Gülcemal dış ses) Ben de ilk kez çocukluğumu yaşadım.

Tasasızca yiyip içtim.

(Geçiş sesi)

O fotoğrafçıdan sonra başımıza ne geleceğini bilmeden.

(Geçiş sesi)

(Gülcemal dış ses) Terk etti bizi.

(Hüzünlü müzik)

Bu fotoğraf da hatırası kaldı bak.

(Geçiş sesi)

Gülendam.

Bizim annemiz vicdansız kadının tekiydi.

Bak abiciğim bu fotoğrafa.

İçeride nefretini kustuğun çocuk bu fotoğrafta yok.

O gün hayatta bile değildi.

Bak, annemizin bizi bırakmasının sebebi Armağan değil.

Bizim annemiz kötü bir kadın Gülendam.

Bunu kabul et.

Abiciğim.

Bak, nefretinin vicdanının, adaletinin önünü geçmesine izin verme Gülendam.

Ne olur.

Ona bir şans ver.

Biz annemizin kalbinin karanlığını biliyoruz. O daha yeni yüzleşiyor.

Yapma böyle, hadi.

Sana yakışmaz, yapma.

Çocuğun burada olduğunu kimseye söyleme.

Annesinden saklanıyor burada Gülendam.

Yapma abiciğim.

Hadi topla kendini, yapma böyle.

(Müzik)

Kim uçuruyor bu uçurtmayı?

Kim uçuruyor onu?

Uçurtmalar hala uçuyor. Görmeni istedim.

(Gülcemal) Ne yaptığını sanıyorsun sen?

-İndir onu. -Bak...

...bak, nasıl güzel uçuyor.

-Bak. -İndir onu.

Bu hayatta her şeyin çaresi var.

Her şeyin telafisi var. Biz nefes aldığımız sürece...

...her şeyi onarabiliriz.

Öyle olmasa bana o merhemi bırakmazdın, değil mi?

Senin için ölmüş birinin yarasını iyileştirmeye çalışmazsın.

Sen de biliyorsun, ben buradayım.

Ben varım, ben yaşıyorum.

(Müzik)

Bazı şeylerin telafisi olmaz uzun kirpik.

Hadi, bu ipi hiç kesilmemiş yap. Hadi, o uçurtmayı geri döndür. Hadi.

-Bir şeyler yapmaya çalışıyorum. -Yapma.

Sen bana hep böyle mi davranacaksın?

-Sana normal davranıyorum. -Davranmıyorsun.

Sen kendini ne sanıyorsun bu evde?

Beni odana aldın.

Hastaydım, yaralamıştın çünkü.

Saçlarıma yıldızlar indirdin.

O davete seninle katılmak zorundaydım. O bir güç gösterisiydi.

Sen kendini çok mu önemli sanıyorsun?

Sen benim dünyamda bir yerin olabileceğini mi düşünüyorsun?

-Giderim o zaman. -İşte, kapı orada.

(Müzik)

Ah be abi.

Ama senin de ne yaptığın belli değil ki.

Hem kızın yüzüne bakmıyorsun hem yarasına merhem bırakıyorsun.

Onun da kafası karışıyor tabii, emin olamıyor, gideyim mi kalayım mı.

Abi bu kız sana ihanet etti, ajanlık yaptı.

(Vefa) Gönder o zaman, ne tutuyorsun?

Koysana kapının önüne, zorla mı duracak?

(Müzik)

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

-Selam. -(Armağan) Selam da...

...ne oldu sana böyle? -Ne olmuş?

-Bir şey mi var üstümde? -Yok, onu demiyorum.

-Yüzünden düşen bin parça da. -Yok ya bir şeyim.

Sadece durgunum biraz.

Neredeyse bir hafta oldu, ne yüzüme bakıyor ne benimle konuşuyor.

Sen de burada durma o zaman.

(Müzik)

Sana ne oldu?

Gerginsin, telefonunu da açmışsın.

İpek’ten haber bekliyorum.

-Ne haberi? -İpek annemin odasındaki kasayı açacak.

Ne? Armağan ne diyorsun ya?

Tamam Deva, bakma öyle. Mecburdum.

-Annem o odada bir şeyler saklıyor. -Ne saklıyor?

Deva sen kiminle konuşuyorsun?

Sana bir şey söyleyeceğim ama bu kesinlikle aramızda kalacak.

-Söz mü? -Herhâlde.

Gülcemal...

...o benim abim.

Ne?

Armağan ne diyorsun?

-Ne abisi ne saçmalıyorsun? -Saçmalamıyorum, eminim.

Ne alakası var?

Bir dakika, sen nasıl emin olabiliyorsun ki böyle bir şeyden?

Annemin onlara duyduğu düşmanlık sayesinde.

Ve emin ol, Gülcemal'le kardeşi bir o kadar nefret ediyor annemden.

Nasıl yani?

Annem onların yuvasını yıkmış.

Babalarını ellerinden almış, hayatlarını mahvetmiş.

Ne diyorsun ya?

Kardeşi geldi buraya.

Beni gördü, bütün nefretini kustu.

Bayağı sinir krizi geçirdi.

Nasıl acı çektiklerini gördüm.

Bir dakika...

...yine de bu kadar emin olamayız ama değil mi?

İpek o kasayı açınca daha da emin olacağım.

Sen İpek'i nasıl böyle bir tehlikeye atıyorsun?

-Zafer anne yakalarsa ne olacak? -Hiçbir şey olmayacak.

Bir haftadır bugünü bekliyorum ben. Annem evde yok.

Bir ihale varmış, ona katılmaya gitti. Atiye de evde değil.

(Geçiş sesi) Şu belediyenin ihale işine...

...baktırdın değil mi?

O iş benim için hayat meselesi.

Merak etme abi, ihaleye katılma ihtimali olan kim varsa...

...düşmanların başta, katılmaması için her şeyi yaptık.

(Vefa) Sadece biz katılacağız.

İhale mi dedin sen?

Gülcemal'in dediği ihale bu. Kimse duymasın, demişti.

-Ne yapıyorsun? -Gülcemal'i arıyorum.

(Arama tonu) Annenin ihaleye katılacağından...

...haberi falan yok, haber vereceğim. Kimse duymasın, dedi.

(Telefon çalıyor)

(Gerilim müziği)

(Meşgul tonu) Bir de meşgule atıyor.

Sanki seni keyfimizden arıyoruz biz, değil mi canavar?

(Gerilim müziği)

(Telefon çalıyor) İpek arıyor.

Aç, aç, aç!

-Alo? İpek. -Armağan. Alo?

-Ben girdim odaya ama çok korkuyorum. -Dur, tamam, panik yapma.

Ne yapacağım? Nereden başlayayım?

Şifonyere bak, takılarını orada saklıyor.

(Gerilim müziği)

-Oha! -Ne, ne buldun?

Armağan kafam kadar bir elmas.

İpek bırak şimdi elması falan. Kasa yok mu?

Tamam, pardon. Hayır, yok burada bir şey şu an.

(Armağan ses) İpek giyinme odasındaki dolabı aç.

Yok.

Armağan buldum.

-Kasa şifreli, ne yapacağım? -Söyleyeceğimi gir.

05 07 1962 (Kasa tuş sesi)

Of, yanlış.

Tersten gir, başka şifresi olamaz onun.

1962 07 05

(Kasa tuş sesi)

Tamam, doğru. Açıldı.

Burada içinde para var.

Kol saati.

Bu ne? Kol düğmesi.

-Evlilik cüzdanı var. -Ee, fotoğraf, belge?

-Mektuplar. -Aç.

"Mustafa'm bizi hiç mi düşünmüyorsun sen?

(İpek ses) Çoluğunu çocuğunu ortada bırakacak bir adam değildin.

Bu mektubuma da cevap vermezsen oraya geleceğiz.

-Bana başka şans bırakmıyorsun." -İşte bu.

-Okuyayım mı? -Hayır, yakalanacaksın.

Sen fotoğrafını çek onun, kasaya koy, hemen çık o odadan.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

İnanmıyorum!

Yok, yok, inanamıyorum!

Başında çok saçma gelmişti de...

...nasıl ya?

Şimdi bu mektubu yazan Gülcemal'le Gülendam'ın annesi mi?

Aynen öyle.

Gülcemal benim abim. Babamın çocukları onlar.

Armağan!

Ne işi var ya bu herifin burada?

(Gerilim müziği)

Nasıl acı çektiklerini düşünsene.

(Gerilim müziği)

Gülcemal bu yüzden bu kadar sert. O kadar kabuklu.

İhaneti de bu yüzden affetmiyor.

Çünkü ilk ihaneti, babası yapmış ona.

Düşündükçe hayret ediyorum.

Ne? Deva ne yapıyorsun?

Mesaj atıyorum Gülcemal'e.

-Neden? -Dedim ya, ihale diye.

Annenin katılacağını bilmiyor.

Allah'ım senin derdin de bu mu şimdi Deva?

(Kapı vuruluyor)

Burada olduğunu bilen biri var mı?

Patron sizi bir saat sonra seraya getirmemizi istedi.

Sizi de.

Gerçekten çok iyi proje dosyası hazırlanmış.

Sizlere teşekkür ediyoruz.

Ama elimizde daha makul teklifler var.

Ali Bey sizinle daha sonra Halk Eğitim binalarının...

...dönüşümü için yeniden bir araya geliriz.

-Olur başkanım. Müsaadenizle. -Buyurun.

Sanırım benden başka kimse kalmadı başkanım?

Aslında bir kişi daha vardı. (Mesaj geldi)

Ama henüz gelmedi, yetişemedi sanırım.

(Başkan) Bütçeleri neredeyse sizinkiyle aynı olan bir proje vardı.

Sizden ekstra olarak projede kadınlar için de katkı yapmışlar.

-Rakibimin bir kadın olduğunu anlıyorum. -(Başkan) Öyle.

(Gerilim müziği)

(Telefon çalıyor)

(Gerilim müziği)

Sen burada bekle.

Aslında bunun için tahminim var ama neyse.

Tahmininiz doğru, diğer proje dosyası...

Geç kalmadım inşallah?

Biz de tam sizden söz ediyorduk Zafer Hanım.

(Zafer) Umarım dosyamızı inceleme fırsatı bulmuşsunuzdur.

Vallahi, son anda yetiştik. Eğer daha önce haberimiz olsaydı...

...daha iyi projelendirme yapardık. Ama endişelenmeyin...

...biz ihaleyi alalım, sizlerle birlikte geliştireceğiz.

Zafer Hanım doğrusunu isterseniz elimizde sizinkiyle beraber...

...iki tane çok iyi teklif var.

Bizi biraz yalnız bırakır mısınız?

Aslında Zafer Hanım'ın teklifi elimize çok geç ulaştı.

İhaleye katılmak için de geç kalmıştı.

Ama ben burada bir aile meselesinin ortasında kaldığımızı düşünüyorum.

Haddim olmayarak size bir teklifte bulunmak istiyorum.

İki dosyayı birleştirelim, projeyi ortak gerçekleştirin.

Neticede ne yaşanmış olursa olsun, siz ana oğulsunuz.

-Hayatta olmaz. -Başkanım niyetinizi anlıyorum.

Takdir de ediyorum ama böyle bir şey mümkün değil.

Bakın, ben bu şehrin insanıyım.

Hayatım boyunca burada yaşadım.

Bursa'nın insanlarına hizmet ettim.

Varımı yoğumu onların hayrına harcadım.

Siz çok eski dostumuzsunuz.

Rahmetli eşim de arkadaşınızdı. Yanlış anlaşılmasın...

...ben bir kayırma istemiyorum. Projeme güveniyorum.

Bu kadar güzel bir tesisi yapmak, benim hakkımdır diye düşünüyorum.

Gülcemal Bey'in teklifi sizden düşük ama Zafer Hanım.

(Telefon çalıyor) Çok özür dilerim.

-Buna bakmam lazım, Bakan Bey arıyor. -Estağfurullah, buyurun başkanım.

(Başkan) Buyurun Sayın Bakan'ım?

-Benim olan her şeyi alacaksın, değil mi? -Evet.

Alamazsın.

Bu hayat benim.

Çalmaya çalıştığın itibar benim.

Bu şehir benim.

Ben bu şehri almaya değil...

...yakmaya geldim.

Seni de içinde bırakmaya.

Yıllar önce bize yaptığın gibi.

Dün bunu sevgili kocana da söyledim.

Senin olan ne varsa alacağım, merak etme.

Sen utanmadan bir de Mustafa'nın mezarına mı gittin?

Evet. (Mesaj geldi)

(Gerilim müziği)

(Mert dış ses) Oğlun burada. Armağan, Gülcemal'in yanında saklanıyor.

Onu gördüm.

Sen ne cüretle benim oğlumu evine alırsın?

Çok özür dilerim böldüğüm için ama bakmam gereken bir telefondu.

-(Başkan) Evet, devam edelim mi? -Buyurun.

-Gülcemal Bey'in teklifi... -Yarısı!

(Gerilim müziği)

Bu projeyi Gülcemal Bey'in teklifinin yarısına yapacağım.

(Gerilim müziği)

(Sessizlik)

İhaleyi Zafer Hanım aldı.

-Hem de bizim teklifin yarı fiyatına. -Yarı fiyatına?

Delirmiş ya da hırsından gözü kör oldu. Büyük batacak.

Son anda Armağan'ın da yanımda kaldığını öğrendi.

-Nasıl? -İhaleyi kimden öğrendiyse ondan.

Deva'ya telefonunu bu yüzden vermiştim zaten.

Bir umudum vardı, yapmaz diye.

En azından Armağan'a yapmaz, diyordum ama yaptı.

-Sen evdeki hazırlığı yaptın mı? -Yaptım.

(Gerilim müziği)

(Sessizlik)

Ne yapıyorsun burada Mert?

Şey... Bir şeyler oluyor, anlamadım ki.

Bu seraya bir sürü insan girip çıkıyor.

Bir tane tekerlekli sandalyede çocuk var.

-Tanıyor musun sen bunları? -Yok, bilmiyorum.

Abimin toplantısı vardı, onlar herhâlde.

Çocuğu da mı tanımıyorsun?

Tanımıyorum, dedim ya Mert. Ne sorup duruyorsun?

Allah Allah, bu ne herkes tuhaf?

Ne oluyor arkadaş? Armağan niye burada?

Bir şey dönüyor ama.

Mavi 'tik' de olmuyor.

Ama artık görmüştür herhâlde, değil mi? Annen de gitmiştir ihaleye.

Karşılaşmışlardır orada.

Deva senin merak ettiğin şey bu mu şu an?

Mesela, bu paralar ne?

Bu adam kim? Biz burada ne yapıyoruz?

Hani bu sorulara yoğunlaşsak.

Gülcemal anlaşma yapacaktı, bu adamlarla. Onu bozacak herhâlde.

İyi de benim ne alakam var bununla?

Bilmiyorum Armağan, bir anlasam.

(Derin nefes verdi)

(Gerilim müziği)

Gülcemal ne oluyor?

Gülcemal.

-Abi acaba biz şu an neyi bekliyoruz? -Birini bekliyoruz.

Birazdan her şeyi öğreneceksin.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Sen burada kal. Bekle.

Hoş geldiniz. Gülcemal Bey sizi bekliyor.

(Gerilim müziği)

Seni arıyorum, telefonunu açmıyorsun.

Seninle konuşmayı canım istemiyor çünkü.

Ben seni, seninle muhabbet etmek için mi arıyorum?

Arıyorum, demek ki önemli bir şey var, değil mi?

Hayır, mesaj atıyorum...

...onu da açmıyorsun.

O telefonu niye taşıyorsun ki o zaman?

Ben bölüyorum ama biz şu an tam olarak ne yapıyoruz?

Neyi bekliyoruz, artık öğrenebilir miyiz?

Armağan...

...birazdan olacaklar için kusura bakma.

Ama şunu bil ki ben senin sırrını sakladım.

Tamam mı?

Nasıl yani, ne olacak, ben anlamadım?

Bekle, öğreneceksin.

(Gerilim müziği)

Sinyora Zafer!

Anne!

Yazıklar olsun!

Burada kalıyordun, öyle mi?

Bana yalan söyledin.

Buna sen mecbur ettin beni.

-Bunun burada ne işi var? -Zafer Hanım...

...buyurun, geçip oturun. Her şeyi anlatacağım.

Oturmayacağım, gidiyoruz biz. Hadi Armağan.

Bu masaya oturmadan kimse buradan gitmeyecek.

Anladınız mı?

Oturun!

Senin güç gösterinle uğraşamayacağım ben.

Gidiyoruz. Hadi.

Anne masaya oturmadan kimse çıkamaz, dedi. Duymadın mı?

(Gerilim müziği)

-Bu paralar senin. -Ne bu?

İtalyanlarla yaptığım anlaşmayı iptal ettim.

-Bu da tazminatı. -Niye bana veriyorsun?

Senin adamın çünkü.

Ayrıca, bu paraya da ihtiyacın var.

Benden aldığın bu ihale senin sonunu getirecek.

(Gülcemal) Her şeyini kaybedeceksin.

Hırslarının kurbanı olacaksın, bir gün bu paraya da muhtaç olacaksın...

...merak etme. -Ne zırvalıyorsun sen?

O ihaleyi sana bırakır mıydım sanıyorsun?

Sen benden öyle nefret ediyorsun ki gözlerin kör olmuş.

O ihaleyi sana duyuran benim.

Belediye Başkanı'yla anlaşan da benim.

Fiyat kırmak için senin kibrine oynadım.

Sen de bu tuzağa düştün Zafer Hanım.

(Gerilim müziği)

Bu oyunları kimden öğrendim acaba?

Gerçekten çok merak ediyorum.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği)

Bunlarla beni bitirebileceğini mi sanıyorsun?

(Zafer) Söyle?

Gidiyoruz Armağan.

Ben hiçbir yere gelmiyorum anne.

Armağan duymuyor musun?

Beni bitirmeye çalışıyor, beni yok etmeye çalışıyor.

-Buna rağmen mi? Gerçekten mi? -Evet, gerçekten.

Burada, burada sen kim olarak kalıyorsun?

-Kimin yanında kalıyorsun? -Abim.

Öz abimin evinde kalmayacağım da kimin evinde kalacağım anne?

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Bu dizinin ayrıntılı altyazısı NOW tarafından...

...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.

www.sebeder.org

Ayrıntılı Altyazı Çevirmenleri: Ayhan Özgören - Belgin Yılmaz...

...Bülent Temür - Çağıl Doğan - Hatice Başpınar

Editör: Dolunay Ünal

(Jenerik müziği)

(Jenerik müziği devam ediyor)

(Jenerik müziği devam ediyor)

(Jenerik müziği)

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.