Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Portuguese (Brazil)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
(Jenerik müziği)
(Jenerik müziği devam ediyor)
(Jenerik müziği devam ediyor)
Gülcemal.
Ne oluyor?
Neden çağırdın beni buraya?
(Duygusal müzik)
Bir kere olsun gerçek ol.
Ne gerçeği?
Gözlerime bak, bana gerçeği söyle.
Beni hiç mi sevmedin?
Cevabını bildiğin bir soruyu yine mi soruyorsun bana?
Cevabını bilmiyorum.
Eğer cevabını verirsen bir daha beni görmeyeceksin.
Asla geri dönmeyeceğim.
Gerçekten gidecek misin?
Hani insanın ana vatanı annesidir demiştin ya bana.
Benim vatanım var mı, yok mu söyle?
Yok.
Senin bir vatanın yok.
İnsan bu hayatta her şeyle mücadele edebilir.
Ama sevgisizlikle asla.
Ben bu savaşı kaybettim.
Çünkü annenle girdiğin savaşı kazanamazsın.
Çok kenarda duruyorsun, bu tarafa gel.
Bu tarafa gel Gülcemal.
(Gerilim müziği)
Yok olayım istemiştin ya…
…yok olacağım.
Ama her şeye rağmen ben seni çok sevdim.
(Gerilim müziği)
(Bağırıyor)
(Gerilim müziği)
Oğlum!
Oğlum!
Oğlum!
Oğlum!
Oğlum!
(Hüzünlü müzik)
(Müzik)
Gülcemal.
Gelmeyecek misin?
(Müzik)
(Müzik devam ediyor)
Oğlum.
Anne!
(Duygusal müzik)
Çok özledim seni, çok özledim. Geldin.
Anne, sen beni seviyor musun?
Çok, çok seviyorum.
Sana söyleyemedim ama çok seviyorum.
Çok.
(Duygusal müzik)
(Duygusal müzik devam ediyor)
(Gerilim müziği)
Oğlum!
Oğlum!
Neredesin?
Oğlum!
(Zafer dış ses) Oğlum!
Oğlum!
Oğlum geldi.
Teşekkürler.
Gel güzel kızım benim. Şimdi önce kahvaltı edeceğiz.
Tamam mı anneciğim?
Sonra da dondurma zamanı.
Kim uyanmış da gelmiş? Benim Müjü'm mü uyanmış?
Babasının yüzük parmağı mı uyanmış?
Oh!
Babası, bugün biraz huysuz Müjü'müz, değil mi kızım?
Kim, benim Müjü'm? İftira.
Asla olmaz öyle bir şey. Bak bakayım bana, ben şimdi anlarım.
Benim güzel kızım, benim Müjü'm, benim kirpiğim.
-Ne oldu sana, söyle bakayım? -Annem bana dondurma vermedi.
-Hih! -Bak şimdi, bak!
(Mert) Hain anne!
Nasıl yaparsın böyle bir şey? Bu asla kabul edilemez.
Dur bakayım, nasıl yapabiliriz?
Kızım, güzelim, bak, ben o dondurmayı sana almaz olur muyum?
Aç karnına istiyorsun kalkar kalkmaz.
Det, det!
Bak, benim bir fikrim var söyleyeyim mi sana?
Baba kız arasında.
Bak şimdi, şöyle yapacağız. Kahvaltı edeceğiz böyle ama böyle mokur mokur...
...kocaman kocaman yiyelim, sonra dondurma.
Yaşasın!
Seni yerim kız, yerim. Bakayım, o eli koklayım bakayım.
Pes! Bu eller yıkanmamış!
Önce eller yıkanacak sonra sofraya oturacağız demedim mi ben sana?
-Yıka bakalım ellerini. -Gel.
Şimdi abla ellerini yıkasın, tamam mı? Ellerini hemen yıkayalım.
Sonra kahvaltı, hadi bakayım.
İyi ki varım ben ya.
Yine Mert Çakır ailenizin avukatı...
...bu uzlaşmacı tavrıyla yine bir problemi daha...
Hain anne mi dedin bakayım sen?
Hain mi dedin sen?
Yalnız sana bunun hesabını çok fena sorarım.
-Sorsana. -(Zafer) Oğlum nerede?
Oğlum!
-Ay anne, aklım çıktı. -(Zafer) Oğlum!
Oğlum!
Oğlum nerede?
Oğlum nerede? Oğlum geldi.
Anneciğim.
-Anneciğim. -Hah.
Bak konuştuk ya canım benim, hatırlamıyor musun?
-Neyi? -Akşam gelecek Armağan.
-Uçağı akşam inecek. -Armağan değil, Gülcemal.
Gülcemal geliyor, o geldi.
-Ben onu çok bekledim, o geldi. -Yine senin aklın karışmış.
Aklım falan karışmadı, geldi o, geldi.
Ben biliyorum, biliyorum geldi. Burada mı?
Hayatım, bir doktora yine götürsek mi? Bu ilerliyor belli ki yani.
Randevu aldım, bu hafta zaten götüreceğim.
Bana bak, benim aklım başımda, ben aklımı kaybetmedim daha.
Geldi diyorum sana, geldi o. Nerede?
Anneciğim, rüya mı gördün bakayım sen yine?
Hayır, ben rüya görmedim.
Gülcemal geldi diyorum, o geldi, biliyorum, gördüm.
Canım benim abim gelemez.
-Neden? -Gelemez anne.
Ben de çok isterim geri dönsün ama dönemez anneciğim.
-Neden? -Çünkü abim öldü.
Olur mu hiç?
Hayır, ben gördüm, ben onu çok bekledim. Ben biliyorum ölmedi, öyle bir şey yok.
Ben biliyorum.
Anneciğim.
Bak, yıllar oldu.
Bak, beş yıl geçti neredeyse üstünden, ne olursun.
(Hüzünlü müzik)
Anneannem üzülmesin, ağlamasın.
Sen niye ağlıyorsun?
Sana da mı dondurma vermediler?
(Hüzünlü müzik)
(Deva) Anladın değil mi anneciğim?
Bir kere önemli olan titremeyeceğiz, tamam mı?
Kollarımız güçlü olacak. Onun için de ne yapacağız?
Yemek yiyeceğiz.
Hadi. Hazır mısınız Cemal Bey?
Gönderiyoruz.
Üç!
İki, bir!
Vov!
Uçtu.
Bak.
Gitti, babaya gitti.
Aa!
Aa!
Baba da aynı böyle bir gemiye binmiş, biliyor musun?
En mutlu günlerini böyle bir gemide geçirmiş.
Hatta sen büyü biz de böyle bir gemiye bineceğiz, sonra hop uzaklara gideceğiz.
Değil mi? Evet.
Bu yazdıklarını da baban okuyacak. Deniz fısıldayacak ona.
Şimdi sen okuma yazma bilmiyorsun diye ben yazıyorum ama...
...okuma yazma öğrenince sen yazarsın.
Hem bilmiyorum artık belki anneden gizli baba oğul konuşacaklarınız vardır, ha?
Nasıl yani, benden gizlin mi var senin?
Nasıl?
Babanla benden gizli konuşacakların mı var?
Allah Allah! Neymiş onlar acaba? Aa!
Simit mi istiyorsun?
Alalım anneciğim, alalım.
Buraya da hop.
Dön bakayım buradan, dön, dön, dön, evet.
Bekle, bekle beni.
-Merhabalar, kolay gelsin. -Merhaba.
Biz dört tane simit alalım mı?
-Hemen, tabii abla. -Sağ olasın.
Simit canavarı.
-Şöyle vereyim. -Tabii. Allah bereket versin.
Teşekkürler. Gel bakalım buraya, şunları alalım.
Ha bu arada, benden gizlin saklın olduğunu unuttum sanma.
Öyle simit dedin konuyu değiştirdin ama...
...anneannenle dededen kahvaltıya beklemiyor olsa alırdım ifadeni, değil mi?
Annem benim ya. İyi, hadi gel, gel.
İbrahim, hadi gel.
Gelirken gözlemeyle yumurtayı da alır mısın? Ellerim dolu.
Geldim, geldim.
(İbrahim) Oh!
-Gözleme de mis gibi kokuyor vallahi. -Yani.
-Nerede kaldı bu kız ya? -Merak etme, gelir şimdi.
Tamam o zaman, ben bir çay alayım o gelene kadar. Sen de ister misin?
İstemez miyim? Koy tabii, içelim.
Ah.
Ah be Firuze.
İpek'i öyle özledim ki.
Gözümde tütüyor vallahi.
Keşke bir an önce akşam olsa da gelseler.
Ah, bilmez miyim o hasreti, bilmez miyim? Yıllarca çektim ben.
Bana bak, biz giyinelim kuşanalım geze geze gideriz, vakit geçer.
Yoksa bana akşam olmayacak.
İbrahim, kırılmazsan sana bir şey söyleyeceğim.
Ben gelmesem olmaz mı?
O kadını görmeyi hiç istemiyorum, hiç.
Oho! O köprünün altından çok sular aktı Firuze.
(İbrahim) Hem Zafer eskisi gibi değil artık.
Kadının aklı gitti yahu. Kim bilir seni görse belki de hatırlamayacak.
Ya hatırlar veya hatırlamaz, beni ilgilendirmiyor.
Ben ne onu, ne de bana yaşattıklarını unutmuyorum.
Sen nasıl istersen. Ne dersen başım üstüne.
Sağ ol.
-Hah. Deva, gel kızım. -Vallahi geldik yetiştik.
-(Gara) Kim gelmiş? -(İbrahim) Gel, gel, gel.
-Oh! Aslan oğlum benim. -Gel kızım, hoş geldin.
-Sana hemen ben bir çay koyayım kızım. -(İbrahim) Geç bakalım, otur.
Evet, koysana anne.
-Gel anneciğim. -Geç, otur, otur, otur.
Ver bakayım, çantanı ver.
Hıh.
Aa! Sen simit mi aldın, ne gerek vardı? Ben gözleme yapmıştım kızım.
Cemal'in canı çekti de.
İnşallah soğumamıştır, sıcacıktı onlar.
Gel anneciğim.
Bunları yiyeceğine önce bir soluklan, bir lokma su iç.
Ne oluyor, ardından atlı mı kovalıyor?
Baba, sergiyi açacağım ya, bir ton işim var.
Yetiştirmem lazım. Bunu vereyim sana.
Ha, iyi.
Afiyet olsun sana. Nasıl da yedin kocaman lokmayı, aslanım benim.
Oho! Acıkmış, acıkmış. Yiyecek tabii. Oho!
Bak şimdi nasıl silip süpürecek ortalığı aslanım benim.
Kızım, senin madem bu kadar çok işin var, Cemal'i bize bırak...
...biz gelirken getiririz. -Doktora gideceksiniz ya.
Kızım, atla deve bir şey değil. Alt tarafı sağlık ocağına gidip...
...ilaç yazdıracağız. -O kadar.
Hem sonra aslanımla parka da gideriz biz, değil mi?
Öyle mi, parka gider misiniz?
-Tamam o zaman. -Evet.
O zaman madem alan memnun satan memnun, bu kız kaçar.
Oh! Anneanneyle dedeyi üzme, tamam mı?
(Deva) Minik kurabiyem, bıdık.
-Hadi öptüm. -Hadi bakalım, dikkatli ol.
-Şunu al, yolda yersin. -Hadi ben kaçtım.
Ben sizi alırım akşam, birlikte geçeriz, tamam mı?
Tamam canım.
-Hadi öptüm. -Varınca haber ver.
Ya sen bir şey yapma, sen sofrayı kur yeter kızım ya.
Sarı.
Sarı Bey, ne yapıyorsunuz ya elinizde telefon?
Pardon Vefa Bey, pardon.
Pardon diyor ya. Alo, ne diyordum?
(Vefa ses) Sen sofrayı kur yeter, tamam mı?
Gülendam, ben gerisini halledeceğim diyorum.
Akşam 20.00 gibi damlarım ben.
Getireceğim kebap, şiş ne varsa.
Bence hiç uğraşma, ben söylerim aşçıya hazırlar bir şeyler.
Yaptırma sen hiç.
Ya ne zahmeti? Armağan benim kardeşim sayılır ya.
Adam yıllardır yurt dışında, yeni gelmiş. Bir 'Turkish' kebap gecesi yapmayalım mı?
Tamam tamam, iyi, hadi. Koymuşsun sen onu kafaya zaten şimdi, ne desem boş.
(Gülendam ses) Yaptır madem.
-Ama bak, geç kalma akşam, tamam mı? -Tamam tamam, o iş bende.
Hadi görüşürüz.
Minik ne yapıyorsun ya?
Abi, suluyorum.
-Böyle mi suluyorsun? -Nasıl yapayım?
Çiçek suluyorsun ya.
Ya!
(Müzik)
Cemal'im.
Hadi oğlum, hadi.
Bebeğim gene mi hazırladın o çantayı?
Bu sefer onu alma, çok ağır o, yorulacaksın.
Tamam mı?
Çatma kaşlarını, babası kılıklı.
İlle de almak mı istiyorsun?
Oho!
Firuze, hadi. Kalabalığa kalmadan çıkalım, sonra çok sıra bekleyeceğiz.
İyi diyorsun da bak, yine doldurmuş çantayı...
...bırakmak da istemiyor küçük keçi. -Ya bırak, ne istiyorsa alsın.
Oy!
-Hadi gidelim. -Aa, yorulacak.
Kendi taşıyacak nasıl olsa. Bırak, hadi çıkalım.
Dur dur, bari kapatalım ağzını da öyle taşısın.
-Kıyamam ben ona ya. -Hadi, hadi.
(İbrahim) Gel.
(Müzik)
(Müzik devam ediyor)
(Müzik devam ediyor)
(Geçiş sesi)
"O günden sonra Güzel, canavarın evinde kalmaya başlamış."
(Geçiş sesi)
(Müzik)
(Geçiş sesi)
Çok güzel.
(Geçiş sesi)
(Geçiş sesi)
İşte istediğin oldu.
Yıldızları saçlarına indirdim.
Hadi giyin şimdi.
(Müzik)
(Geçiş sesi)
Bizim hikâyemiz bu tablolarda yaşayacak.
Söz veriyorum.
(Müzik)
(Müzik devam ediyor)
İnanamıyorum ben bu çocuğa ya.
Sırtında o koca çantayla parkta oyun oynuyor.
Çocuk işte, ona yük olmuyor demek ki.
-Ağır ama o kadar hafif değil yani. -Evet.
Sen ona göz kulak ol, ben şu eczaneden ilaçları alıp geleyim.
Tamam.
Cemal, yavaş.
(Telefon çalıyor)
Hah.
Alo, Narin?
Ah benim canım, ne kadar özlemişim ben seni.
(Vapur düdüğü çalıyor)
(Müzik)
(Gara) Gerçekten mi?
Ya? (Gara gülüyor)
Bak buna çok sevindim.
Tamam.
Zafer Hanım.
Eczaneden eksik ilaçlarınızı da aldım. Su getireyim de için.
-İçmeyeceğim! -Yalnız efendim, böyle yaparsınız...
İçmeyeceğim dedim Emrullah!
Aslında duymak istemiyorum demiştiniz ama Bursa'daki evle ilgili...
Oğlum geldi, biliyor musun?
-Armağan Bey mi geldi? -Hayır, Gülcemal.
Kimse bana inanmıyor. Sen de inanmıyorsun.
Ama geldi, biliyorum.
(Müzik)
Evet, burada bir saatlik işim var.
Tamam kalkacağız, biliyorum. Geleceğim, merak etme.
Görüşürüz.
(Müzik)
Özlemişim be.
Çok özlemişim.
Özlediğim birçok şeyin yanında seni de özlemişim güzel İstanbul.
(Müzik)
Tamam, görüşürüz, hadi baybay.
Aldın mı ilaçları?
Bırak şimdi Firuze ilaçları, Cemal'i göremedim. Nerede o?
Oynuyor.
Cemal!
-Cemal! -Hey Allah'ım! Nerede bu çocuk?
Kaybolsa derdini de anlatamaz ki.
Adım şu, anam şu diyemez. Hey Allah'ım yardım et.
Kızım şöyle kocaman çantalı bir çocuk gördün mü?
-(Gara) Cemal -Allah'ım!
Hanımefendi, dört yaşlarında bir çocuk sırt çantasıyla oynuyordu burada...
...gördünüz mü? -Yok hanımefendi, görmedim.
Evladım şöyle sırtında kocaman çanta olan bir çocuk vardı, sen gördün mü onu?
Gördüm. Az önce onunla birlikte oyun oynuyorduk.
Nereye gitti o, söyle bana?
-Bilmiyorum. -Nereye gitti?
Hanımefendi, sırt çantasıyla oynayan küçük bir çocuk gördünüz mü şu boyda?
Hiç görmedim.
-Cemal! -Cemal! Cemal!
-Cemal! -Yavrum gördün mü sırt çantası vardı?
(Müzik)
(Müzik devam ediyor)
(Deva dış ses) Güzel, canavarın içinde kimsenin göremediğini görmüş...
...biliyor musun?
(Geçiş sesi)
Kimsenin yanına yaklaşamadığı herkesin çok korktuğu canavar...
...aslında çok sevgisizmiş.
Sonra kimse onu sevmediği için o kadar hoyratmış.
O yüzden kimsenin hayatında yeri olmamış.
Sana Güzel, görmüş bunu ve ona sevmeyi öğretmiş.
Nasıl biliyor musun?
Bak; buradan, buradan...
...kalbinden en derinlerinden, yüreğinin en derinlerinden...
...onu çok, çok, çok severek.
Sonra canavarla Güzel evlenmişler.
Ve sonsuza kadar çok mutlu olmuşlar.
(Müzik)
Ne oldu anneciğim?
Hayır, yok anneciğim üzülmedim ben, üzülmedim.
Benim prensim burada. Oh! Ben niye üzüleyim ki?
Hatta sevindim yani canavarla Güzel evlendiler ya.
Mutlu oldular.
O yüzden sevindim.
Uyuyalım mı artık?
Aa! Uyumayalım mı?
Aa!
İyi, peki, aç bakalım. Hah.
Aa! Bak, baba nasıl güzel gülüyor, değil mi?
Baban güldü mü anlardın ki gerçekten gülüyor. Neden biliyor musun?
Çünkü çok az gülerdi.
Ama güldü mü de çok hoşuna giderdi...
...belli ki yani bir şey hoşuna gitmiş burada.
(Geçiş sesi)
(Müzik)
Taksi.
(Müzik)
Hop!
Sen de kimsin yakışıklı?
Ha?
Ee, böyle kalacak mıyız, bırakmayacak mısın bacağımı?
Allah Allah!
Gel bakalım.
Çok da güzel bir şeysin, maşallah sana.
Annen baban yok mu, nerede annen baban?
Neredeler?
Yok mu annen baban?
Kayıp mı oldun yoksa?
Ne tatlı bir şeysin, maşallah.
(Müzik)
Karaya çıkar çıkmaz bulduk belamızı ama tatlı bela.
Anneyi, babayı bulalım mı? Çok da tatlısın, çok.
Hadi, gel bakalım.
(Müzik)
Allah'ım sen yardım et.
-İbrahim! -Yok, yok!
Çocuk hiçbir yerde yok! Sanki yer yarıldı yerin dibine girdi!
Nerede bu el kadar çocuk, nerede? Sen yardım et ya Rabb'im!
Bilmiyorum. Ama bir an önce Deva'yı aramamız lazım.
-Sakın arama! -Arama mı?
Ya sen aklını mı yitirdin?
Kızın çocuğu kayıp, nasıl aramayayım?
Ben Deva'ya söyleyemem.
Senin emanetine sahip çıkamadım diyemem.
Bazı şeyler sende hiç değişmiyor Firuze.
Bu saklanacak şey mi? Kızın çocuğu kayıp, çocuğu!
Gördüm, gördüm. Çok güzel olmuş, tam istediğim gibi.
Ben de şimdi böyle küçük düzenlemeler yapıyorum kendime göre.
Yok yok, harika, harika her şey, tamam.
Çok teşekkür ederim, görüşürüz.
Baybay.
Oh.
(Telefon çalıyor)
Babacığım.
Alo, Deva?
Ne oluyor, niye sesin böyle senin?
Deva, kızım, biz parka gelmiştik.
-Cemal oynuyordu. -Ee?
Ne oldu, düştü mü?
Hayır hayır! Aa...
(İbrahim ses) Cemal yok.
Biz aradık, bulamadık.
Ne demek yok?
Ne demek yok?
Konuşsana baba! Nerede Cemal, oğlum nerede?
Bilmiyorum. Bir an önce gelsen iyi olur.
Ya ne demek bilmiyorum ya? Nerede, nereye gitti bu çocuk?
Nasıl bilmiyorsun?
Hangi parktasınız?
Sahildeki, limana yakın.
(Deva) Allah'ım ya Rabb'im! Geliyorum.
Tamam, tamam, tamam.
Perişan oldu kız.
Hadi İbrahim, hadi durma, arayalım, hadi.
Yahu nereyi arayalım? Her tarafa baktık, yok işte.
Ben böyle bekleyemem. Ya bu çocuk. Ya bir yere saklanmıştır.
Belki bir yerde oyuna dalmıştır, bulabiliriz. Hadi arayalım.
Tamam. Belki Deva gelmeden buluruz.
Cemal!
Affedersiniz.
Çocuk kaybolmuş. Tanıyor musunuz ailesini?
-Yok, tanımıyoruz. Görmedik. -Yok, hiç görmedik.
Peki.
-Affedersin kardeş. -Buyur abi.
Çocuk kaybolmuş da.
Annesi, babası buralarda bir yerde olmalı, gördün mü hiç?
Yok abi, hiç görmedim.
Peki, sağ ol.
Gel bakalım.
Kardeşim, çocuğu tanıyor musun, daha önce gördün mü?
Yok abi, tanımıyorum.
-Merhaba. -Buyurun.
Çocuk kaybolmuş da annesini, babasını gördünüz mü hiç?
-Yok, hiç görmedim. -Anladım.
Peki, gel şuraya oturalım birazcık, gel bakalım.
Gel.
Bakıyorum çok pozitifsin.
Hani başımız biraz belada ya.
Sen hep böyle güler yüzlü müsün? Gülen surat.
Şu çantana bakabilir miyim?
Ver bakalım.
Belki annen işimize yarayan bir şeyler koymuştur.
Bir telefon numarası, kimlik.
Oyuncak araba öyle mi?
Bu kesin bize yardımcı olur.
(Müzik)
(Geçiş sesi)
"Portuga dedi Zeze.
Ben senin yanından bir daha hiç ayrılmak istemiyorum, biliyor musun?
Niye dedi Portuga.
Çünkü dünyanın en iyi insanı sensin.
Senin yanındayken kimse bana zarar vermiyor.
Ve kalbimde mutluluk güneş gibi parlıyor."
(Geçiş sesi) "Şeker Portakalı", öyle mi?
Bu benim de en sevdiğim kitap, biliyor musun?
Okuma yazma bilmiyorsun herhâlde, annen mi okuyor sana?
Öf!
Burada da bir şey yok.
Ne yapacağız şimdi?
Peki, öyle sora sora olmaz.
Karakolda bize yardımcı olurlar. Polis abilere gidelim mi?
Gitmeyelim mi?
Ne var orada?
Köfteci?
Acıktın mı sen?
Yavrum benim.
Hadi karnımızı doyuralım o zaman, gel.
Gel bakalım.
-Hoş geldiniz. -Hoş bulduk.
Ne vereyim abime?
Bize iki yarım yap ustam.
Fevzi, iki yarım hazırla hemen.
İki de ayran.
Çocuğun ki soğuk olmasın yalnız.
Olur.
Al bakayım, sıcak ayran.
Keşke konuşabilseydin.
Annenin, babanın nerede olduğunu söylerdin, ben de seni hemen götürürdüm.
Çok da tatlısın, maşallah.
Böyle senin gibi güzel gülen bir çocuğa benim ismim çok yakışırdı, biliyor musun?
Aslında bu ismi sen hak ediyormuşsun.
Buyurun.
-Evet. Köftelerimiz de geldi. -Al bakalım ufaklık, bu da senin.
Afiyet olsun.
Bir arzun var mı ufaklık?
Ayran istemiyor musun?
Gazoz?
-Meyve suyu var. -Fevzi, var mı gazozun?
-Hemen abi. -Gazoz?
Gazoz da mı istemiyorsun?
Çay, öyle mi?
Recai, iki çay getir abimlere bakayım.
Buyurun.
-Çay da mı istemiyorsun? -(Fevzi) Porti mi istiyorsun sen?
Porti. Tamam. İki porti getiriyorum hemen.
(Müzik)
Afiyet olsun paşam.
Sen gerçekten zevk sahibi bir beyefendisin.
Çok uzun zaman olmuş, çok özlemişim.
Yok! Yok!
Ne yapacağız biz, Deva'ya ne diyeceğiz? Yer yarıldı içine girdi sanki!
Baba! Baba, nerede Cemal, nerede?
-Bilmiyorum, her yere baktık, yok. -Ne demek bilmiyorum, ne demek yok?
Tamam sakin ol, sakin ol, onu bulacağız.
Ya denize düştüyse, ya biri kaçırdıysa?
Aklına kötü şeyler getirme. Merak etme, mutlaka bulacağız.
Hayır konuşamıyor bu çocuk, yardım da isteyemiyor. Ne yapacağız Allah'ım?
Polislere haber verdik, polisler gelecek.
-Şimdi bulurlar onu, hiç merak etme sen. -Ben duramayacağım, ben sahile bakıyorum.
-Dur, ben de geleyim. -Yok. Polis gelince haber verin.
Cemal!
Cemal!
Cemal!
Doydun mu?
Artık karakola gidelim, anneni bulalım. Hem annen de seni çok özlemiştir.
Sen de mi özledin anneni?
Tamam. Anneni bulacağız, tamam mı?
Cemal!
Pardon bakar mısınız?
Benim dört yaşında oğlum var. Böyle çizgili, mavi tişörtlü.
Bir dakika, bir dakika. Lütfen resmi göstereyim.
-Gördünüz mü? -Maalesef.
Neredesin?
Pardon çok özür dilerim bakar mısınız?
Benim oğlum bu, burada gördünüz mü?
-Ustacığım ne kadar bizim borcumuz? -200 versen yeter.
Çok özür dilerim. Benim oğlumu gördünüz mü buralarda?
-Yok, görmedim. -Allah yardımcın olsun.
-Allah'ım ya Rabb'im!
Paramızı da çıkaralım.
Biraz fazla verelim, olur mu? Al bakalım usta.
-Bereket versin. -Bereketini gör.
Recai, boşları al oğlum.
İnşallah bulursun annem, bir tanem benim.
-Sağ ol. -Geçmiş olsun.
Annem neredesin?
(Müzik)
Çok pardon, sizin kız mıydı? Ben bir kız gördüm, fotoğrafını çektim ama.
Pardon, bakar mısınız ya? Benim evladımı gördünüz mü?
Yani çok yardımcı olmak isterdim ama görmedim.
Şurada esnaf var, bir de ona sorarsanız çok sevinirim.
(Müzik)
Allah'ım!
Allah'ım ne olur yardım et.
-Pardon, pardon. -Abla buyur.
Benim evladım. Evladımı gördünüz mü?
Abla demin bu çocuk buradaydı. Sırt çantası da vardı.
Evet.
Kerli ferli bir adam vardı yanında.
-Ne? -Çocuğun karnını doyurdu.
Hatta porti falan içtiler. Taksiye binip gittiler.
Su vereyim mi kızım, iyi misin?
Allah'ım! Kaçırdılar!
-İyisin değil mi kızım? -Oğlumu kaçırdılar!
Allah'ım! Anne! Oğlumu kaçırdılar!
Vallahi bütün bildiğimiz bu, ne olduğunu biz de anlayamadık.
Torunu bulursunuz değil mi?
Bulacağız inşallah ama önce siz bir sakin olun.
Bize vermiş olduğunuz bütün bilgileri ekiplere anons geçeceğiz.
Allah razı olsun evladım. (Telefon çalıyor)
Teşekkür ederim, sağ olun.
-Deva arıyor. -Aç, aç hemen.
Alo kızım, Deva?
-Ne oldu, buldun mu Cemal'i? -Bulmuş mu?
Kızım dur, niye ağlıyorsun, ne oldu?
-Ne olmuş Cemal'e? -(Deva ses) Baba!
Ne olmuş?
-Kızım konuşsana, ne oldu? -Ne oldu?
(Deva ses) Cemal'i kaçırmışlar.
-Ne? -Ne olmuş İbrahim?
-Cemal'i kaçırmışlar. -Ne?
Çabuk, bütün ekiplere anons geçin, çabuk! Bütün ekiplere!
Tamam.
(Polis) Lütfen sakin olun. Sizi anlıyorum ama gereken yapılacak, lütfen sakin olun.
(Gülendam) Anne.
Gel bakalım, ana kız bir kahve içelim seninle.
-Al bakalım. -Teşekkür ederim.
Anneciğim.
Bak, Emrullah Bey sabah ilaçlarını getirmiş içmemişsin.
İçmeyeceğim evladım, sersem gibi yapıyor bunlar beni.
Anneciğim bak, doktor muhakkak içmen gerektiğini söyledi.
Doktor nereden bilecek acaba?
Ben aklımı kaybetmedim, kaybedince söylerim.
Anne, sabah yataktan nasıl kalktığını hatırlıyor musun sen?
-Abim geldi sandın. -Geldi çünkü.
Peki anne, tamam. Sen öyle diyorsan, peki.
Ya kimleri buldum kapının önünde inanamayacaksınız.
-Hih! -Aa!
Armağan!
(Armağan) Burada beni özleyen birileri var mı?
Aa, canım benim!
(Gülendam) Ay canım benim.
-Sen... -(Gülendam) Hoş geldiniz.
Seni bu hâlde gördüm ya, ölsem de gam yemem.
-Hiç olmayacak sanıyorduk değil mi? -Çok mutlu ettin beni.
Ay, çok özledim.
Ben de seni çok özledim canım annem.
-İyi misin? -İyiyim, iyiyim.
-Geçmiş olsun. -Sağ ol.
Biz sizi akşam bekliyorduk. Bu ne kadar güzel bir sürpriz oldu böyle.
Biz size saati geç söyledik.
İyi ettiniz, iyi ettiniz. Ne güzel oldu, ev şenlendi. Vallahi hoş geldiniz.
Ay! Hâlâ inanamıyorum, biliyor musun?
Gülcemal abim sayesinde.
O bu tedaviyi bulmasaydı, ben şu an hâlâ sandalyede olacaktım.
Ve tabii ki güzeller güzeli eşimin desteği sayesinde.
Anneciğim.
Anneciğim.
İpek.
Evine hoş geldin kızım.
Hoş bulduk Zafer anne.
(Müzik)
Hadi gelin, gelin oturalım, hadi. Hadi gel.
Yavaş yavaş, yavaş yavaş.
-Anne, gel. -Tamam geliyorum.
Anne, sen böyle gel.
-Maşallah oğluma ya. -Gel.
Gel aşkım.
Allah'ım.
Kızım al bir yudum su iç.
Hayır, kim benim oğlumu kaçırır?
Neden benim oğlumu kaçırır, kim, ne istiyor? Ben anlamıyorum, gerçekten.
-(Gara) Benim yüzümden oldu. -Ne olur yardım et Allah'ım.
Benim yüzümden oldu.
(Gara) Elim kırılsaydı da o telefonu açmasaydım.
Ah gözümün önünden nasıl ayırdım ben onu?
Allah'ım ne olur yardım et, ne olursun. Başına bir şey gelmesin, lütfen Allah'ım.
Tamam hadi, kalkın karakola gidiyoruz.
Memur beyler kayıp çocuk bildirimi yapmışlar. Biz de ifade verecekmişiz.
Hayır baba, ben anlamıyorum benim oğlumu niye kaçırır bir insan?
Ne istiyorlar benim oğlumdan? Kim, ne isteyebilir ki?
Dur bakalım kızım, daha bir şey bilmiyoruz.
Bak götürüp yemek yedirmiş. Belki de iyi bir insandır, kaçırmamıştır.
Belki de bir karakola götürüyordur şimdi.
Bir karakola girdiği andan itibaren bize haber gelecek.
İnşallah. İnşallah.
Allah'ım ne olur yardım et. (Telefon çalıyor)
İpek arıyor.
-Alo. -Alo.
Babacığım sürpriz. Biz erken geldik.
Hoş geldiniz yavrum.
Babacığım orada mısın? Sesim geliyor mu, iyi misin?
-Yok. Kötü bir şey oldu. -Ne oldu baba, söylesene?
Cemal kayıp.
Ne?
-Ne demek Cemal kayıp. -Cemal mi kayıp? Nasıl yani?
Biz Firuze'yle parka getirmiştik Cemal'i. Sonra birden gözümüzün önünden kayboldu.
Polisler arıyor şimdi.
Tamam, neredesiniz? Biz de gelelim hemen.
Yok, biz birazdan karakola gideceğiz. Ben size haber veririm.
Tamam baba ama haber ver bize olur mu?
Tamam, hadi güle güle.
Ne olmuş Cemal'e? Cemal mi kaybolmuş? Nasıl kaybolmuş?
Parka gitmişler, oynarken kaybolmuş bir anda.
-Karakola gidiyorlar şimdi. -Biz de gidelim, burada böyle duramayız.
Dur, tamam. Sakin olun, bir dakika.
Yok, zaten babam da gelmeyin diyor.
Şimdi gideceğiz, kalabalık edeceğiz orada boşuna.
-Olur mu şimdi? Böyle duramayız burada. -Anne bak bir bekleyelim...
...haber gelsin, gerekiyorsa hemen gideriz.
Komiser tanıdığım var benim. Onu ararım şimdi.
-Çocuk bu ya, sakin olun. -Tamam, çabuk, çabuk.
Allah'ım sen sabır ver ya Rabb'im. İnşallah bir şey olmaz.
Nasıl kaybolur çocuk?
Sakin.
Evet, sahilde buldum.
Sanırım çocuk konuşamıyor.
Evet, maalesef. Derdini anlatamıyor.
Kim olduğunu da bilmiyorum.
Belki ailesi karakola başvurmuştur diye geldim.
(Telefon çalıyor)
-Pardon, bunu açmam lazım. -Tabii, lütfen.
Efendim Deniz.
(Deniz ses) Abi seni bekliyorum, hâlâ gelmedin.
Geliyorum birazdan.
Geminin saati geliyor, geç kalma. Hem sen neredesin?
Ben karakoldayım ama mühim bir şey değil. Gelince anlatırım.
Gemimim saati yaklaştı da gitmem lazım.
Tamam, siz yan odaya geçin. Resmî ifadeniz alındıktan sonra gidebilirsiniz.
-Peki. Teşekkürler. -Rica ederim.
Recep!
-Efe Bey'e bir yardımcı olur musunuz? -Tamam.
(Telefon çalıyor)
Efendim amirim. Anlaşıldı. Hemen getiriyorum.
Sen akıllı akıllı otur, ben şimdi geleceğim.
(Müzik)
(Müzik devam ediyor)
Anlaşıldı.
Buldunuz mu? Nerede?
Şimdi anons geçildi.
Karataş Karakoluna kayıp bir çocuk götürülmüş.
-Cemal mi? -Henüz oğlunuz mu, değil mi bilmiyoruz.
Ama tarife uyuyor. Çocuk konuşamıyormuş.
-Tamam. -O, o!
Cemal. Cemal o, Cemal. Biliyorum, hadi gidelim.
-Hadi buyurun gidelim. -Hadi gidelim.
Dur kızım, dur. Yavaş.
Ver torbamı, ver.
Böyle oturmakla olmaz ki canım. Bir şey yapmak lazım.
Anneciğim sakin ol lütfen. Konuştuk bunları.
Ne yapacağız orada, bir işe yaramayacağız.
Tam tersi ayak bağı olacağız insanlara. İbrahim amca haber verecek bize.
-Haberi aldığımızda gideceğiz, tamam? -Evet ama Gülcemal geldi.
Ona ne diyeceğiz? Çocuğun kayıp mı diyeceğiz?
(Müzik)
İyice kötüleşti mi?
Öyle. İlerledi demansı son zamanlarda.
Bilmiyorum, götürüyoruz en iyi doktorlara ama...
...elimizden geleni yapıyoruz ama ilerliyor, durduramadık.
-Bir çocuk bulunmuş. -İnşallah Cemal'dir.
İnşallah. Devalar bakmaya gidiyor şimdi. Öyle olduğunu düşünüyorlar.
-Hadi inşallah. -Off Allah'ım hadi ya.
Evet...
...ifademi verdiğime göre gidebilirim herhâlde?
Tabii, bu arada çocuğun annesi bulundu.
Öyle mi? Çok sevindim.
-Sizin duyarlı davranışınız sayesinde. -Estağfurullah, ben görevimi yaptım.
Hadi bakalım ufaklık, kavuşuyorsun annene.
Buyurun. Ailesi gelene kadar size bir çay ikram edelim.
Delikanlının ailesi size teşekkür etmeyi çok istiyordu.
Sağ olun. Çok isterdim ama gemimin saati yaklaşıyor, gitmem lazım.
-Bir taksi çağırabilir miyiz buraya? -Tabii hemen.
Aylin Hanım, arkadaşlara söyleyin. Efe Bey'e bir taksi çağırsınlar.
Ne oldu, hayırdır?
Pozitiflikte yakıt tükenmiş gibi gözüküyor.
Gel bakalım buraya.
Seninle tanıştığıma çok memnun oldum.
Sevgi dolu bir çocuk olsan da yabancılardan uzak dur tamam mı?
Hadi geç yerine.
Teşekkür ederim her şey için.
-Kolay gelsin. -Sağ olun.
Dikkat et kendine ufaklık.
Sen çok mu bağlandın bana?
Sizi bırakmak istemiyor.
Aslında ben de onu bırakmak istemiyorum ama gitmem lazım.
Yavrum benim. Dikkat et kendine tamam mı?
Aslan parçası.
Taksiyi çağırdık, birazdan gelir.
Teşekkürler.
Hadi polis abinin yanına.
Hey Allah'ım sana şükürler olsun.
Yemin ederim aklımı kaçırırdım, vallahi bulunamasaydı.
Sorma kızım, perişan olduk.
Şöyle bir kucağıma alayım sarılayım başka bir şey istemem.
Başka çocuk değildir değil mi? Cemal'dir değil mi?
Kızım içini ferah tut. Üstü başı aynı, çocuk konuşamıyor dediler ya hem.
Evet, doğru. Cemal o.
Cemal o, tamam. (Mesaj geldi)
Karakoldan mesaj geldi.
Oh! Oh!
Allah'ım o benim oğlum, o benim Cemal'im. Şükürler olsun annem.
-Oh! -Allah'ım şükürler olsun.
Allah'ım!
Ne zaman varacağız biz, nerede bu karakol?
Yakın, hemen şurası.
-Korkmamıştır inşallah. -Yok, yok korkmamıştır.
Baba... Allah'ım.
Nihayet!
(Müzik)
Annem!
Anneciğim. Oh annem benim!
Çok şükür ya Rabb'im.
Ah yavrum.
Şükürler olsun.
Annem, gel bakayım. Bakayım sana.
İyisin değil mi bakayım.
Bak bana.
Şükürler olsun.
Ben annesiyim.
-Deva Şahin adım. -Siz çok şanslıymışsınız.
İyi birine rastlamış.
Annem! Allah razı olsun ondan. Nerede? Ben bir...
...teşekkür edeyim kim getirdiyse.
Efe Pamir diye bir beyefendi. Maalesef burada yok, biraz önce çıktı.
-Belki kapıda karşılaşmış olabilirsiniz. -Yok, görmedik biz kimseyi.
Ama sağ olsun, Allah razı olsun. Annem!
Beyefendi bir gemide çalışıyormuş.
Gemiye yetişmesi gerekiyordu, bu yüzden bekleyemedi.
Gemisi bugün kalkacakmış. Cemal'i de orada bulmuş.
İşte bak, gemilere takıldı kaldı kesin.
Ah ah!
-Limana mı gittin? -Ömrümüzden ömür gitti be yavrum.
Gel buraya gel.
Gel kocaman sarılacaksın bana, gel.
Gel!
Nereye kaçtın sen? Bir daha gitmek yok, duydun mu Cemal Bey?
Duydun mu? Öp şimdi anneyi, öp.
Oh!
Oh! Gel buraya.
Allah'ım! Çok korkuttun beni. Biliyorsun değil mi?
Baba hadi ara artık.
Kesin bir şey oldu! Kesin bir şey oldu!
Gitmemiz lazım.
Anneciğim gidip ne yapacaktık? Biz ne işe yarayacağız ki orada?
Olsun canım.
(Kapı zili çaldı) Geldiler.
Kebabın kralı geldi, kralı. Sıcak sıcak.
Sen mi geldin?
Ne oldu, beğenemedin mi?
Ayy! Aman Vefa ya.
Böyle üzüleceğinizi bilsem gelmezdim.
-Armağan. -Abi.
Armağan, inanamıyorum.
Ne oldu?
-Abi seninle ilgisi yok. -Cemal kayıp.
Devalar şu an karakola gidiyorlar.
Cemal'se alıp getirecekler, arayacaklar bizi. Haber bekliyoruz hâlâ.
Ne diyorsunuz siz? Nasıl kayıp?
Niye duruyoruz burada? Gidelim hep beraber.
-Ben de onu söylüyorum. -Gelmeyin diyorlar.
Bakıyorlar, Cemal'se alıp gelecekler zaten.
Gel abi, sen şöyle geç otur.
(Telefon çalıyor) Babam arıyor.
Efendim baba?
Oh!
Bul... Bulmuş? O muymuş?
Çok şükür. Tamam babacığım, bekliyoruz biz, gelin hadi.
-Ay Gülendam. -Buraya geliyorlarmış.
Çok şükür Allah'ım.
Annem!
Hiç korkmadığı için oğluma ben koca bir külah dondurma alacağım.
Koca bir külah dondurma!
Oh, gel bakalım.
Ee, ne yapacağız şimdi?
Eve gitsek eve girmemizle çıkmamız bir olacak.
Direkt geçelim Gülendamlara, merak etti onlar da.
-Daha iyi olur. -İyi, gidelim o zaman.
Ben hiç gelmeyeyim.
Eve gidip dinleneyim. Elim ayağım titriyor.
-Anne ya. -Nasıl gideceksin?
Şuradan bineceğim bir taksiye gideceğim, ne var?
Peki o zaman seni önce bindirelim sonra gideriz.
-Tamam. -Hadi bakalım.
Dur baba, bir şey istiyor. Ne istiyorsun?
Maymun mu? Al bakalım.
Ne annem?
Koy, onları içine. Bitmez onun o çantayla derdi.
Orada bakarsınız, hadi.
Tamam, hadi gidelim artık başımıza güneş geçecek.
Tamam, dur.
Hadi sıcaktan başıma güneş geçti zaten.
-Tansiyon haplarımı almam lazım. -Dur, baba.
Tut bakayım annenin elini. Tut, tut, tut.
Al çantanı. Suyu da al içirirsin yolda.
O soğuyunca manası kalmayacak ki.
-Biraz benziyor yalnız. -Andırıyor bayağı. Dayısına çekmiş.
Güzellik.
Oha!
Vefa bu çok iyi.
-Döşten mi çektiriyorsunuz bunu? -Evet, döşünden yaptırıyorum.
Vereyim mi tarifi? Evde yaparsın.
Yok, kiloyla satıyorsanız bol bol alayım diye dedim.
Armağan.
Ben hâlâ inanamıyorum biliyor musun seni böyle ayakta görünce.
Abi işte alışacak gözlerin, yapacak bir şey yok.
Artık böyle.
Maşallah ne kadar uzunmuş.
Yavrum geldi.
Biz geldik!
-Gel, gel. -Yavrum, yavrum!
Sana bir şey olacak diye aklım çıktı. Canım benim.
Canım Devacığım nasılsın?
-Vay canım. -Babacığım.
Nasılsın iyi misin?
Özledim seni vallahi.
Babacığım.
Kızım.
Allah'ım.
İnanamıyorum Armağan.
(Müzik)
Tanıyamadın galiba sandalyede olmadığım için.
Sana yemin ederim hayat seni ayağa kaldırmış ama...
...şu espri yeteneğine hiçbir katkıda bulunamamış.
-Hâlâ çok kötü. -Değişmedi hâlâ.
Allah'ım şükürler olsun. Çok sevindim.
Pardon ben de senin kardeşin değil miyim? Benim niye yanıma gelmedin?
Sen de bir gelişme yok, bir dakika.
O çok güzelleşti ama.
Bakayım.
Aa, bu ne saçlar ne bu saçlar? Bu saçlar ne?
Allah'ım, çok sevindim.
Ay çok sevindim, şükürler olsun.
Hadi bakalım geçelim sofraya. Çocuklar çok acıktı.
-Buyurun Zafer Hanım. -Sen böyle gel İbrahim amca.
Hadi yemeğe.
Amcacığım gel.
-Biz böyle geçelim Gülendam. -Ben babamın yanına geçeyim.
Annem neredesin?
Burada annesi, gel.
Gel, kucağıma gel annem.
Gel bebeğim.
Teyzem!
Bana bak, bana.
Sizden nasıl çıktı böyle bir çocuk ben anlamadım.
Et yedirdim çocuklara, et.
Hata yaptıkları için kompozisyon sıkışıyor orada.
Vefa...
...abi kebapçılar kralı olmuşsun diyorlar.
Öyle demeyelim de duyulduk tabii biraz.
Öyle diyelim.
Diyelim çünkü kiminle konuşsak...
....herkes Vefa'yı anlatıyor, kebaplarını.
Aynen. Vefa'nın kebapları, Vefa'nın kebapları.
Vallahi geçen benim bir müvekkil vardı o da Vefa'nın kebapları işte.
Senin de işler çok iyiymiş.
Patron olmuşsun bayağı. Altında bir sürü avukat çalışıyormuş.
Armağancığım işleyen demir...
...ışıldıyor yani. Biz de kendi çapımızda yapıyoruz bir şeyler.
İyi, burada işler yolunda. Sevindim.
Abi sayesinde.
Öyle.
Abim...
...kendi sonunda bile bizi düşünmekten vazgeçmedi.
Burada, hepimiz bu şekilde oturabiliyorsak eğer...
...hepsi abimin sayesinde.
Ee öyle susmuşsunuz.
Hayırdır? Ne konuşuyordunuz öyle ben gelince suspus oldunuz?
Normal, günlük sohbet muhabbet işte.
Söylemeyin, söylemeyin.
-Geyik yapıyorduk. -Yok bir şey, yok.
Hadi bakayım kahveni iç sen.
Uyudun mu Cemal?
Yok, uyur mu!
Uyur mu!
Bizimki de uyumazdı normalde de ben anlamadım ki.
Çok korkmuş değil mi Deva?
Korkmak mı?
İpek benim ömrümden ömür gitti.
Ama beyefendi gayet rahattı canım. Keyfi yerindeydi, bir şey olmamış.
Tamam, yok bir şey. Salın artık, çocuk bu.
Tamam da ben ne yaşadığımı biliyorum. Annem, babam, ben var ya...
...aklımızı kaybedecektik.
Şükürler olsun iyi birine denk gelmiş de.
-Yemin ederim Allah korudu. -Devacığım, geçti gitti. Sen de unut.
Geçti hepsi. Bak iyisin. Cemal de iyi, lütfen.
-Tamam artık. -İyi, çok şükür.
Gara Ana'yı soracağım sabahtan beri unutuyorum. Niye gelmedi?
Zafer Hanım'dan korkuyor.
Karşılaşmak istemiyor.
Haksız da sayılmaz aslında.
Ama işte annem de artık eski annem değil ki.
Sevineyim mi, üzüleyim mi ama o eski Zafer'den hiç...
...eser yok.
Atlatamadı abimin ölümünü bir türlü.
Sabah da uyandı burada. Gülcemal geldi diye tutturdu.
Gözlerinin önünde atladı abim uçurumdan ama yok.
Annem bir türlü kabul edemiyor abimin öldüğünü.
Tamam işte hayatım çok zor bir şey yaşadı kadın. Normal değil mi?
Bir de uyuyor falan ama çok da önünde şey yapmayalım çocuğun.
-Ben aynı fikirdeyim onunla. -O ne demek Deva?
Gülcemal'in öldüğüne inanmıyorum. Gülcemal yaşıyor.
Bir tanem, saçmalama artık. Bunu düşünmek sadece sana zarar veriyor.
İpek, eğer Gülcemal'e bir şey olmuş olsaydı ben onu hissederdim.
Gülcemal yaşıyor, ben biliyorum.
Deva, lütfen.
Lütfen canım, lütfen kabullen artık. Abim öldü.
Gülendam sen bana demedin mi?
Abim çocukken sürekli o kayalıklardan atlardı diye.
-Dedim. -Tamam o zaman.
Dedim ama olabilecek bir şey mi bu Deva?
Abim yaşıyor olsa gelip bulmaz mı bizi bunca yıldır?
Oğlunu görmez miydi?
Görmez miydi bizi, bulmaz mıydı? Aklın alıyor mu senin?
Olabilir mi böyle bir şey, inanıyor musun?
İnanıyorum.
(Müzik)
Bak, buradan böyle gemiler geçiyor, görüyor musun?
Böyle...
Aslında boşuna bekliyoruz.
Kimse bana inanmıyor ama baban geldi biliyor musun?
Sen bana inanıyor musun?
Nereye?
Nereye gidiyoruz? Gidelim bakalım.
Abi şu çocuğu bütün gün uyutamadılar...
...kucağına bir aldın, gitti.
-Eline de yakıştı. -Vallahi yakıştı ha.
Vefa...
...senden çok güzel baba olur.
Öyle alıştırdık biz onu. Nereye koysan uyuyor.
Ona ait bir şey değil.
Aşkım, şey yapayım mı azıcık?
Yerine mi yatırsam? Telef oldu çocuk böyle.
Hayatım, uyuyor çocuk bırak kalsın. Ne olacak?
Rahat edemez ki böyle.
Her gün görmüyoruz ki. Bırak biraz uyusun çocuk.
-Dursun yanımızda. -Ben karar vereyim mi ona Vefa?
Bir gün sen de yaparsan kendi çocuğunu...
...o zaman bakarsın işte nerede, ne zaman uyuyor, ne kadar uyuyor.
Gel babasının güzeli.
Babasının bir tanecik kızı.
Önce bir tuvalete gideceğiz seninle sonra oradan yatağa gideceğiz tamam mı aşkım?
Uyumayacağım.
Uyumazsan geliriz tekrardan, tamam.
Aslında benim de bir haberim var size.
Aa!
Ne?
-Evleniyorum. -Hadi be.
Ne?
(Sevinç çığlıkları)
Çok sevindim!
Bir dakika dur. Sen kiminle, nerede, nasıl evleniyorsun?
Daha biriyle birlikte olduğunu bile bilmiyoruz.
-Nasıl olabilir? -Nasıl, hiç belli etmiyorsun!
Kim, ne söyle çabuk!
Dükkânda çalışan bir kız var.
-Oo! -Mezeleri falan yapıyor.
-Ee? -Evlenelim dedik.
Bakar mısın sinsi bir yılan!
(Gülendam) Harika bir haber, çok sevindim.
-Ne oluyor, neye sevindiniz bu kadar? -Babacığım...
...Vefa'yı evlendiriyoruz. -Oo!
Tebrik ederim.
Allah tamamına erdirsin evladım.
-Âmin. Sağ ol İbrahim baba. -Hep mutlu olun inşallah Vefa.
Çok güzel oldu vallahi.
Ne güzel haber.
Güzel haberlerimiz olsun böyle.
Ee o zaman...
...bizim de bir haberimiz var size.
-Sen söyle. -Ben mi söyleyeyim?
Ee...
Tamam, söylüyorum.
Babacığım...
...hazır mısın? -Hadi kızım, delirtme adamı.
İkinci kez dede oluyorsun.
Deme!
Hamile misin?
(Sevinç çığlıkları)
(Müzik)
Evet, o senin baban canım.
Keşke konuşabilsen, keşke anlatabilsen yavrum.
Sen babanı mı gördün?
Fotoğrafta mı gördün?
Burada mı gördün, bugün mü gördün?
Biliyordum! Biliyordum!
(Müzik)
Ses gelmiyor.
Aşkım benim...
...çok küçük çünkü bir tanem o yüzden duyamıyorsun.
Sen de o kadar küçüktün. Böyle fasulye kadardın annenin karnındayken.
'Fasi, fasi' diye seviyorduk seni.
-Bebek içeride mi yani? -Evet, içeride.
Adı ne peki?
Biz adını henüz düşünmedik ama...
...istersen birlikte düşünürüz. Senin de kuzenin sonuçta.
-Sen bize yardımcı olursun, olur mu? -Olur.
Ah, teşekkür ederim.
Eyvah, eyvah! Bittik artık, sabah akşam...
...isim aramaca bundan sonra. -Hadi bakalım.
Kesin.
Allah'ım bana bugünleri gösterdi ya, daha ne isteyeyim.
Gurbette büyüse de ailemiz genişliyor.
Bu gece herkes sürpriz yaptı...
...o zaman ben de bir tane patlatıyorum. -Patlat be.
Ay, bakalım ne geliyor acaba?
Ee, biz bir karar aldık.
(Armağan) Yakınlarda çok güzel bir ev beğendik.
Emlakçıyla da konuştuk, her şey yolunda giderse...
...evi tutuyoruz ve oraya yerleşiyoruz.
Ne diyorsun yahu?
Oo, harika. Deva duydun mu?
-Duydum. İnanmıyorum! -Ben de sevindim ama İbrahim amca...
...sen böyle ailemiz genişliyor deyince bombayı sen patlatacaksın sandım.
(Deva kahkahayla gülüyor)
Baba ya. Ay, çok sevindim, harika.
Tamam o zaman, yarın hemen gidip bakın da şu evi tutun.
-(Deva) Bir aksilik olmasın. -Biz aslında internetteki...
...fotoğraflarını bayağı beğendik. Gittiğimizde gerçekte de öyle çıkarsa...
...yarın tutarız bence. -Aa, yarın ben gelemem ama sizinle...
...ev bakmaya. Serginin açılışı var ya.
Tamam canım, biz her şeyi planladık. Yarın hepimiz senin yanındayız.
Sergi çıkışı gidip hep birlikte gezeriz.
-Tamam, o zaman harika. -Cemal babasını görmüş.
Ben size söylemiştim. Söylemiştim, Gülcemal gelmiş işte.
Anneciğim, anne ne olursun çocuğun da kafası karışıyor
Ben bir şey karıştırmıyorum evladım, kendisi söyledi.
-Gel anneciğim sen böyle gel. -Ne oldu anneciğim?
Ne oldu annem, söyle?
Babayı mı gördün?
Oğlum sen nereden göreceksin babanı?
Babanı mı gördün?
(Geçiş sesi) Pardon, pardon!
-Abla buyur? -Bu benim evladım...
...evladımı gördünüz mü? Ne olur! -Abla...
...demin bu çocuk buradaydı. Sırt çantası da vardı.
-Evet, evet! -Kerli ferli, bir adam vardı yanında.
-Ne? -Çocuğun karnını doyurdu.
Hatta 'porti' içtiler. Taksiye binip gittiler.
(Geçiş sesi)
Anneciğim...
...senin köfte yediğin adam baban mıydı?
Ne?
-Yok artık ya. -'Porti' içtiniz hani...
...babanla mı? Babanla içtin, değil mi?
Sonra polis amcalara baban mı götürdü seni?
Baban, gerçekten baban mı anneciğim? Karıştırmıyorsun, değil mi?
Yahu, onu bulan adamın adı Efe, değil miydi?
Abim bu, onun sağı solu belli olmaz. Belki de adını değiştirdi.
-Ben size söyledim, geldi, dedim. -Hemen gidelim, limana gidelim.
Yahu, delirmeyin. El kadar çocuk, benzetmiştir.
-Tamam, hemen gidelim. -Bir dakika, adamın acelesi var...
...demediniz mi siz? Zaten o gemi çoktan kalkmıştır.
-(Mert) Sakin olalım. -Hayır, Gülcemal o.
(Vefa) Gidip soralım. Gören olmuştur.
-(Zafer) Evet. -Fotoğrafını gösteririz ya.
Lütfen, gidip bakabilir miyiz? Kaçırmak istemiyorum, diyorum.
Allah aşkına, bir durun. Tamam.
Bir müvekkilim var limandan benim, arayıp ona sorayım.
Mert arar mısın o zaman, ne duruyorsun? Hadi!
Deva şu an ne yapıyorum?
Yok yok, Canan seninle konuşuyordum öyle, dalmışım.
Bir anda, inanamadım, bir anda yok!
Ne yapacağımı şaşırdım?
Allah kimsenin başına vermesin. O kadar korkunç bir duygu ki.
Aklımı kaçıracağım zannettim.
Eğer o çocuk bulunmasaydı ben bu şoku hayatta atlatamazdım.
(Gerilim müziği)
Gülcemal!
Canan ben seni yine ararım sonra. Tamam, hadi görüşürüz.
(Gerilim müziği)
Yok, uçtu benim aklım, uçtu gitti.
Uçtu gitti.
(Gerilim müziği)
(Mert) Oraya işte kan akışı daralıyor.
Mert. Mert haber var mı?
Yok Deva, soruşturuyorlar herhâlde. Bilmiyorum ki.
(Telefon çalıyor) (Mert) Deva...
-Ah! -Alo?
(Mert) Evet.
Evet. Yok yok, aşkolsun. Olur mu öyle şey.
Asıl sen kusura bakma, böyle yok yere araştırdık gibi oldu ama.
Eyvallah, cansın. Sağ ol, görüşürüz.
-Ne oldu? -Ne oldu Deva?
Ayrılmış gemi limandan. Dört saat olmuş ayrılalı.
Tamam. Yok mu gemide tanıdık biri? Sorduralım, adı var elimizde.
Efe Pamir.
Deva sordurayım da zorluyormuşuz gibi geliyor bana.
Ne demek zorluyormuşuz gibi ya?
Kızım, Mert haklı. Ümitleniyorsun ama sen de biliyorsun ki...
...o Gülcemal olamaz. -Hayır, o Gülcemal.
Ben daha kaç kere söyleyeceğim? Gülcemal, diyorum.
Şu anda kıl payı kaçırıyoruz Gülcemal'i.
Evet o, tabii ki o.
Gülcemal burada, bu şehirde. O gitmedi, ben biliyorum.
Evet.
Gerçekten olabilir mi?
-Abim yaşıyorsa? -Aşkım gözünü seveyim, sen yapma bari.
Mert lütfen, çok rica ediyorum. Lütfen, bir kere daha sorar mısın?
Tanıdık birine sordurur musun? Lütfen!
Devacığım, hepiniz...
...niye buraya getirdik bu işi, ben anlamıyorum ki?
Kusura bakma ama konuşmuyor ya senin çocuk...
...elinde bir fotoğrafla çıkıp geldi. Çocuk zaten.
Benzetmiş olabilir. Tanımıyor da benzettiği babasını.
-(Mert) Niye bu kadar ciddiye aldık? -İlla konuşmasına gerek yok zaten.
Almış, gösteriyor. Babamı gördüm, diyor. Değil mi?
-(Deva) Mert lütfen ya. -Ama ya yaşıyorsa abim?
Bana inanmıyorsunuz ki. Çocuk görmüş, diyorum.
Tamam, sordurayım. Tamam mı?
-İyi ama yarın. -(Deva) Ne?
Soracağım ama yarın artık ya.
(Deva) Yarın ama.
Tamam, yarın Mert tekrar sorduracak. Hadi, biz de gidelim artık evimize.
Çocuk yukarıda uyuyup kaldı. Hadi.
-Tamam, merak etme. -Bize haber ver, tamam mı?
-Vereceğim Deva, tamam. -Lütfen bak lütfen.
Merak etme.
Anne Cemal'in böyle huyu yok. Yani, abartma huyu yok.
Hayır, daha önce de böyle bir şey söylemedi.
Gördüyse görmüştür yani.
(Deva) Al.
Sen de demeyecek misin, Deva kızım, Gülcemal öldü...
...boşu boşuna ümit ediyorsun?
Demeyeceğim.
Anne?
Sen bir şey mi biliyorsun?
-Aslında emin değilim. -Nasıl? Ne oldu? Ne?
Sanki hayal görür gibi oldum.
-Hayal mi? -Bu akşam...
...balkonda telefonla konuşuyordum.
Sanki biri beni izliyormuş gibi bir hisse kapıldım. Hani olur ya öyle.
Evet?
Sonra iyice bakayım, dedim...
...evet, gerçekten karanlığın içinde biri beni izliyordu sanki ve...
...Gülcemal'e benziyordu.
Heyecanlandım tabii, anlayamadım.
Hayal miydi, gerçek miydi bir türlü anlayamadım.
Anlayamadım.
Gerçek.
Gerçek. Gülcemal buldu bizi.
-Ben biliyorum. -Ama bizi bulmuş olsa...
...gelip kapıyı çalmaz mı?
Gelip bizimle konuşmaz mı, oğlunu bağrına basmaz mı?
Nereden bilsin oğlu olduğunu? Bilmiyor ki.
Ya, Gülcemal'se?
Allah'ım, sen bize bir yol göster.
Yardım et.
(Müzik)
Kızım sen ne yapıyorsun burada, sabahın köründe?
Hiç uyumadın mı yoksa?
Baba ben ne düşünüyorum, biliyor musun?
Bence Gülcemal geldi, buldu bizi.
Kızım biliyorum, sen hiç inanmıyorsun ama...
...Gülcemal öldü. Mezarı nerede o zaman?
Annem de suda ölmüştü...
...ama geldi, değil mi?
O zaman Gülcemal de gelebilir.
Hadi diyelim, Cemal'i bulan o adam, Gülcemal.
Hadi diyelim ki; o gemiye de binmedi, evimizi de buldu.
Peki, niye kapımızı çalmadı?
Niye gelmedi sabaha kadar?
Bir tanem yapma böyle.
Cemal'i de ümitlendiriyorsun.
Bütün gece babasının resmine sarılıp uyumuş.
-Öyle mi? -Yapma böyle.
Bugün açılış var. Ne kadar zamandır hazırlanıyorsun bu açılışa.
Hadi topla kendini, hadi.
(Telefon çalıyor)
-Gülendam. Alo? Alo? Efendim? -(Gülendam ses) Deva...
...canım bak şimdi, Mert dün çok üzüldü hâlimize.
Limandaki birkaç tanıdıktan rica etti...
...bu limana girerken kimlik basıyorlarmış.
Onlar da görüntü alıyorlarmış.
-Cemal'i bulan adamı bulduk. -Ne? Buldunuz mu? O mu?
-Gülendam? -Şimdi bak...
...Mert sana görüntü atıyor. Oradan açıp bak.
(Gerilim müziği)
Benziyormuş.
Deva inan bak...
...ben belki senden daha çok isterdim, o adamın abim olmasını ama...
...sadece ona benzeyen biri. Cemal de çocuk, belli ki...
...babasına benzetmiş. -Anladım.
-Üzgünüm. -Ben de.
Tamam, hadi bakalım. Şimdi toparlıyorsun kendini, üzülmek yok. Tamam mı?
-Bugün senin için önemli bir gün. -Tamam, toparlayacağım.
Tamam canım, öptüm. Görüşürüz açılışta.
Görüşürüz.
(Duygusal müzik)
Gülcemal değilmiş.
Hadi, ben kahvaltıyı hazırlıyorum.
(Duygusal müzik)
(Armağan) Bak anneciğim, abime benzeyen biri sadece.
Ne olur sen de daha fazla bekleme artık.
Ama rüyamda gördüm.
Gelecek.
-Gelecek. -Anne sadece bir rüyaydı.
(Müzik)
Herkes beni ya deli ya da bunak zannediyor.
Ama değilim.
Sadece yastayım.
Onu son kez gördüğümde...
..."bana gerçeği söyle", dedi.
"Gerçeği söyle, gideceğim".
"Beni hiç mi sevmedin"?
Aklımın köşesinden geçmedi.
O canından vazgeçecek biri değildi.
Ben gidecek zannettim gerçekten.
Ondan kurtulmak istiyordum.
Çünkü her işime burnunu sokuyordu.
Seni sevmedim, dedim.
Anne nasıl bu kadar acımasız olabildin?
O adam, bu kadar şeye nasıl dayansaydı?
O da onu söyledi.
"Her şeyle başa çıkabilirsin, mücadele edebilirsin...
...ama sevgisizlikle asla" dedi.
Yüzüme öyle bir baktı ki...
...o an gözlerinde çaresizliği gördüm.
Onun uçurumdan düştüğü an var ya...
...ben şimdi daha çaresizim.
Hep denize bakıyorum.
Gemilere bakıyorum.
O gelecek.
Gelecek.
Anne...
...anneciğim...
...abim gitti.
Benimle onun arasında bir bağ var.
Babanı öldürdüğünde anlamıştım.
Hapisten çıktığında ona bir silah yolladım.
O silahı bana geri getirdi.
Babanın öldüğü yerde ona doğrulttum.
Güya öldürecektim.
Yapamadım.
Vuramadım.
(Müzik)
Sen benim için öldün, git, dedim.
Gitti ama hayatımdan gitti.
Rüyalarımdan gitmedi.
Rüyalarımda onu çok seviyordum.
Onu gördüğüm zaman çok mutlu oluyordum.
Uyanınca da kendime öfkeleniyordum.
Eğer gitmiş olsaydı...
...rüyalarımdan da giderdi.
Gelecek.
Ona söyleyeceğim.
Neyi?
Evlat acısının her şeyden daha kötü olduğunu.
Daha ağır olduğunu.
Ne anne babamın...
...ne Mustafa'nın acısının bu kadar zor geldiğini...
...onu çok sevdiğimi.
Keşke bunları onun yüzüne söyleseydin anne.
Sen abimi sevseydin...
...o var ya, dünyanın en güzel adamı olurdu.
Mutlaka.
Bizim için yaptıklarına baksana.
Bugün bu hayatı yaşıyorsam eğer, onun sayesinde.
Benim sokağa attığım çocuklar, beni sokakta bırakmadılar.
Ama gelince ona söyleyeceğim.
Daha ona söyleyeceğim bir iki lafım daha var.
Hepsini söyleyeceğim.
Tamam.
Gelince söylersin.
(Armağan) Gelsin...
...söylersin.
(Duygusal müzik)
(Müzik)
-Merhaba. -Merhaba. İyi günler.
Henüz ziyarete açmadık. Açılış öğlen 13:00'de.
-Biliyorum. Kolay gelsin. -Teşekkürler.
(Duygusal müzik)
Biliyorum, beş dakikaya ordayım.
Biliyorum, geciktim ama bir aksilik çıktı.
Ufaklığın biri kaybolmuş, onu karakola götürdüm.
Abi karnım aç, bebeğim de var...
...açlıktan sütüm gelmiyor.
Tamam, geleceğim birazdan. Gemide görüşürüz.
Çocuğuna bakamıyorsan...
...onu bırakmayı düşünür müsün?
O ne biçim laf abi, bırakır mıyım çocuğumu? Delirdin mi sen?
Yardım istedim, dediğin lafa bak. Kalsın yardımın, istemem.
Hayır hayır, yanlış anladın beni. Öyle demek istemedim.
Ne şartta olursa olsun çocuğunu bırakmaman...
...onurlu bir davranış. Ben merak ettim sadece.
Aç kalsan, açıkta kalsan çocuğunu bırakır mısın diye.
Anasız büyüyeceğine aç açıkta büyüsün.
Hepimiz bir şekil büyümedik mi?
Doğru söylüyorsun.
(Derin nefes verdi)
Hiçbir çocuk annesinden uzakta büyümemeli.
Al bunu.
-Yok abi, bu çok. -Al bunu, hepsi senin.
En azından çocuğun için al.
Abi Allah seni de çoluğuna çocuğuna bağışlasın.
-Dilerim, hiç darlık yüzü görmezsin. -Eyvallah.
(Müzik)
Allah Allah!
(Dalga sesi)
Gül yüzlü seni...
...kitabını bana mı bıraktın sen?
(Dalga sesi)
(Müzik)
(Geçiş sesi)
(Müzik)
(Geçiş sesi)
Annesinin adı Deva Şahin'miş.
Nenesiyle dedesiyle parka gitmiş, kaybolmuş çocuk.
Efe Bey iyi misiniz?
İyiyim. Adreslerini alabilir miyim?
Çocuğun kitabı bende kalmış, bir de arasında mektup var.
Belki ailesi için değerlidir.
Aslında böyle adres verilmiyor ama...
...çocuğun annesi size teşekkür etmeyi çok istemişti.
Geminizin kalkacağını söylediğimizde de çok üzüldü.
(Müzik)
Buyurun.
-Teşekkür ederim. Kolay gelsin. -Teşekkürler.
-Çocuğun adı neymiş? -Cemal, adı Cemal'miş.
(Müzik)
(Duygusal müzik)
Firuze, Firuze ütülememişsin bunu.
Tamam, ben yetiştiririm onu. Sen merak etme. Ver.
-Bu da hazırlanmamış. -Anneciğim ne yapıyorsun sen öyle?
Aa, yine doldurdun mu çantanı? Ne yapacaksın bunları?
Ah ah, inadım inat. İlla dolduracak o çantayı.
Dün de öyle doldurmuştu tıka basa.
Kitabı da koymuş, sanki okuma biliyor.
Sen kitap mı koydun? Hangi kitabı koydun bakayım?
Şeker Portakalı.
Şeker Portakalı mı?
Nerede kitap anneciğim? Şeker Portakalı'nı mı koydun? Nerede?
-Nerede kitap dedem? -Anne yok burada kitap.
-İyice bak bakayım. -Yok burada.
Anneciğim nerede bu kitap? Hani dün yanına aldığın kitap nerede?
Söyle?
Burada değil miydi anneciğim?
Anne sen kaldırdın mı kitabı? Yok şu an burada.
Nasıl yok ya? Dün...
Dedem ne yaptın kitabı? Nerede kitap?
Yok. Yok, baktım. Nerede?
Ben dün akşam çantasını boşalttım onun, çıkmadı içinden kitap.
Nasıl çıkmadı?
-Yoktu. -Anne nasıl yok?
-Gülcemal'in kitabı o. -Biliyorum.
Islahevindeki kitap o. Olmaz.
Bizim kitabımız o, nasıl olmaz?
Annem.
Annem, nerede kitap söyle bakayım bana?
(Deva) Nereye koydun?
-Anneciğim. -Kızım, yapma böyle.
(İbrahim) Bak çocuğun gidiyordu.
Giden kitap olsun, boş ver.
Güzel kızım boş ver. Hadi sağlık olsun.
Hadi bakalım, hadi. Hadi hazırlanalım artık, geç kalıyoruz, hadi.
Hadi kızım topla kendini.
(Müzik)
Aslanım benim.
Aslanım.
(Müzik)
(Mert) Aşkım gel.
Vıcı vıcı, vıcı vıcı.
(Müzik)
(Müzik devam ediyor)
Ulan bir insan hiç değişmez mi arkadaş?
Ceketini giymiş çıkmış yine piyasaya.
(Müzik)
Hadi bakalım. Hadi, hadi.
En sona biz kaldık, hadi.
(Müzik)
(Müzik devam ediyor)
(Geçiş sesi)
Hih!
Bırakma!
(Geçiş sesi)
(Müzik)
(Geçiş sesi)
(Geçiş sesi)
(Geçiş sesi)
(Müzik)
(Müzik devam ediyor)
(Geçiş sesi)
(Geçiş sesi)
(Müzik devam ediyor)
(Gara) Çok uğraştı o resimlerle.
(Müzik) (Konuşmalar anlaşılmıyor)
Ben dışarıdaki hazırlıklarla ilgileneyim o zaman.
Konuklar gelmeye başlar.
Daha erken değil mi?
Evet erken ama sizden önce bir bey geldi. Açılışa kadar beklerim dedi.
İyi misiniz?
Ha?
İyiyim. Tamam, siz ilgilenin o zaman.
Bir tek sen eksiksin.
Herkes burada bir tek sen yoksun.
Deva.
-Gelsene yanımıza. -Hah.
Bir tanem ne oldu sana, sen niye böyle üzgünsün?
Gülcemal şimdi burada olsa, hepimizi böyle bir arada görse...
...çok mutlu olmaz mıydı? -Olurdu.
Olurdu ama o gittiği için zaten böyle herkesi bir araya toplayabildi ya.
Resmen sihirli bir değnekle bütün hayatımıza dokundu.
(Armağan) Bazen düşünüyorum böyle...
...yaşasaydı şu an, hayatta olsaydı...
...ve hayatlarımız eskisi gibi öyle sıkıntılı bir şekilde geçecek olsaydı...
...bunu kaçımız dilerdik? -Hepimiz.
Annen de.
-Evet. -Annen nerede?
Zafer Hanım'ı niye getirmediniz?
-Emrullah'la bıraktık. -Niye?
Deva, annem çok kötü durumda.
(Armağan) Dünden beri kendine gelemedi, sürekli ağlıyor.
İşte Deva'nın da canı çok sıkkın.
Evet güzelim üzme artık kendini.
"Şeker Portakalı"'nı kaybettik.
Abiminkini mi?
Cemal'in çantasındaydı. Cemal kaybolduğunda kaybolmuş.
Bulamadık çantada.
Tamam ya, üzülmek yok. Bugün kutlama günümüz.
Evet, tamam.
Onun için.
Onun için.
Çok güzel bence.
Soyut.
Şu, şey ateş gibi arkadaki.
Böyle...
...darlıyor gibi böyle değil mi? -Abime benziyor gerçekten.
Malum zaten her şey abini hatırlatıyor Gülendamcığım.
Ama haklı olabilirsin. Ondan belki böyle nefes darlanıyor.
Sanki çok tanıyor da abiyi.
Geldin mi?
Herkes bir buraya bakabilir mi?
(Deva) Kimse gelmeden küçük bir konuşma yapmak istiyorum da size.
Sevgili ailem.
Bütün ailem burada.
Ama aslında...
...Gülcemal'in ailesi burada. Çünkü hepimizin ortak noktası o.
Hepimizin hayatından bir Gülcemal geçti.
Kimimizin abisi.
Kimimizin dostu.
Benim minik Müjgân'ımın dayısı.
Cemal'im babası.
Benim de hayatımın aşkı.
Âşık olduğum adam.
Bilerek ya da bilmeyerek hepimiz ona yalan söyledik.
Ama o bize hiçbir zaman yalan söylemedi. Çünkü fıtratında yok.
(Deva) Hep gerçekten yana oldu. Yani ne kadar gizemli bir adam da olsa...
...duygusunu hep açık ve net bir şekilde yaşadı.
Ve tek istediği şey gerçek bir aile kurmaktı.
O yüzden hayatında ona kim dokunduysa...
...teker teker onları hayatının içine alıp...
...kendine bir aile kurdu. Bizi bir araya getirdi.
Yine de o içindeki boşluk var ya...
...annesinden kalan, hiçbir zaman dolduramadığı...
...o kapanmadı.
En çok istediğim şey aslında...
...burada olup...
...yanımızda olup...
...bizim ne kadar kocaman bir aile olduğumuzu görmesi.
İnanıyorum da aslında burada olduğuna.
Belki de burada bir yerlerden izlediğine inanıyorum.
Hatta biliyorum.
(Deva) O yüzden...
...küçük Cemal'im...
...oğlumun ezbere bildiği bu hikâyeyi ben de resimleştirmek istedim.
(Deva) Ona böyle bir hatıra, bir hediye bırakmak istedim.
Size de çok teşekkür etmek istedim çünkü her şartta, her anda...
...siz benim yanımdaydınız ve bana inanmaktan hiçbir zaman vazgeçmediniz.
(Deva) Teşekkür ederim.
İyi ki varsınız. Sizi çok seviyorum.
(Müzik) (Alkışlıyorlar)
Böyle gelenleri listeden işaretlersen, çok şey değil zaten, tamam mı?
Yarım saat daha var ama Deva Hanım geldi.
Böyle dışarıda beklemeyin, sizi de alalım. İsminiz neydi?
-Benim ismim o listede yok. -Davetli değil misiniz?
Ben Deva Hanım'ın kitabını getirmiştim.
Aa, öyle mi? Lütfen buyurun, geçebilirsiniz.
Rica etsem benim yerime siz verir misiniz?
-Tabii. Kim getirdi diyeyim? -O kimin getirdiğini biliyor.
Deva Hanım, bunu size iletmemi istediler.
(Müzik)
Kim gönderdi bunu?
Bir bey. Siz kim olduğunu biliyormuşsunuz.
(Müzik)
(Müzik devam ediyor)
(Müzik devam ediyor)
-Gülendam! Aşkım! -Aa!
-(Mert) Aşkım! -(Gara) Kızım ne oldu?
Hayatım!
(Müzik)
Ne oldu?
Gülcemal!
(Müzik)
(Müzik devam ediyor)
Gülcemal abi, hoş geldin.
Bak, Gülendam da orada.
Çok heyecanlandı herhâlde seni görünce bir.
Yatırdım ben de onu oraya, bayılmış.
Abi, hoş geldin.
(Müzik)
Yeğeninle tanıştırayım mı abi seni?
(İpek) Hoş geldin.
(Gülcemal) Hoş bulduk İpek.
Oy, oy, oy!
Müjü'm, Müjgân'ım bak, dayın.
Gel dayıya, gel.
Oh.
Müjgân koyduk abi adını.
Müjgân.
Oh.
(Müzik)
(Emrullah) Tamam, tamam Armağan Bey, hemen getiriyorum.
-Efendim, hemen çıkmamız lazım. -Nereye?
Cemal sizi bekliyormuş, bir sürprizi varmış.
(Emrullah) Hazırlanın, hemen çıkalım.
Abiciğim, abim, abi.
Hayatta olup da bunca yıl nasıl haber vermezsin bize?
Bizim içimiz nasıl yandı sen biliyor musun?
Tamam, tamam.
Gitmem lazımdı Gülendam.
Evet ama bu şekilde değil.
Gitmem lazımdı.
Sizin iyiliğiniz için hayatlarınızdan çıkmam lazımdı.
İyi ki de gitmişim. Bakın, ne güzel hayatlarınız var işte.
Niye bekledin o zaman bunca yıl bizi bulmak için?
Dönmeyi hiç düşünmedim ki.
Bu çıktı karşıma.
Gitmem de oğlumun karşıma çıkması da kader.
İşte buradayım.
-Ama artık buradasın. -Buradayım.
Öldüğüne hiçbir zaman inanmadım zaten.
Öldüğüne hiçbir zaman inanmayan iki kişi vardı abi.
Biri Deva, biri de annem.
Abi, annem hiç iyi değil.
Niye, nesi var?
-Hasta mı? -Hasta değil, yasta.
Sen gittiğinden beri kendini hiç toparlayamadı abi.
Gerçekten aklını yitirdi artık, kaldıramadı.
Cemal’in yanında olduğu anlar hariç. En sevdiği torunu o.
Sanırım onu senin yerine koydu.
-Gerçekten mi? -Evet.
(Armağan) Denizin kenarına bir sandalye çekiyor.
Oturuyor. Böyle bütün gün gemileri seyredip...
...senin gelme hayalini kuruyor.
Benim annem, Zafer Pehlivan?
Evet.
Emrullah, niye getirdin beni buraya?
Birazcık daha sabır efendim.
İnanmıyorsan kendin sorabilirsin.
(Duygusal müzik)
Oğlum!
(Duygusal müzik)
Oğlum!
(Duygusal müzik)
Oğlum!
Ah çok özledim.
Çok özledim seni, çok bekledim, çok.
(Zafer) Çok özledim. Hep rüyalarımda gördüm seni.
Çok özledim.
Oğlum!
Oğlum!
(Duygusal müzik)
Sen bana uçurumun kenarındayken bir soru sormuştun.
Onu bir daha sorar mısın?
Ben hiç sevmedin mi?
Çok sevdim.
Çok sevdim seni, çok sevdim, çok bekledim, çok özledim.
Rüyalarımda gördüm ben, çok özledim, çok.
Sen benim oğlumsun.
Canımsın, sen benim ilk göz ağrımsın.
Oğlum, canım!
(Zafer) Oğlum!
Çok seviyorum seni, çok. Çok seviyorum.
Hişt!
Sakın.
Sakın ağlama olur mu?
Ben senin adını Gülcemal koydum.
Cemalin hep gülsün diye, sen gül olur mu?
Hep gül oğlum.
(Duygusal müzik)
Canım.
(Kekeleyerek) Baba.
-Aa! -Ne?
(Duygusal müzik)
(Gülendam) Nasıl?
Allah'ım.
Allah'ım!
(Konuşma anlaşılmıyor)
Sen baba mı dedin?
Baba dedin!
(Duygusal müzik)
Sen baba mı dedin?
(Duygusal müzik)
Bu dizinin ayrıntılı altyazısı NOW tarafından...
...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.
www.sebeder.org
Ayrıntılı Altyazı Çevirmenleri: Ayhan Özgören - Belgin Yılmaz...
- Bülent Temür - Hatice Başpınar
Editör: Dolunay Ünal
(Jenerik müziği)
(Jenerik müziği devam ediyor)
(Jenerik müziği devam ediyor)
(Jenerik müziği devam ediyor)
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.