All language subtitles for Gülcemal Dizisi 11 Bölüm - NOW

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian Download
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam Download
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish Download
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal) Download
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

(Jenerik müziği)

(Jenerik müziği devam ediyor)

(Jenerik müziği devam ediyor)

(Gerilim müziği)

(Bağırıyor)

Kimse yok mu?

-Ne oluyor? Bu hâlin ne? -Beni çözsene.

-Ben... Seni Gülcemal mi bağladı? -Evet. Beni çözsene lütfen, ne olursun.

Gülcemal bağladıysa ben çözemem, elim kolum bağlı.

Kimin eli kolu bağlı be? Sen ne diyorsun?

Bu beni öldürecek, ne olursun, lütfen, sana yalvarırım, beni çözsene.

-Çözemem. -Niye?

Çözemem, Gülcemal'in yapacaklarına aklın sırrın ermez, nasıl çözeyim?

İşte o yüzden beni çöz, çok korkuyorum, lütfen.

Yapamam. İnan bana yapamam.

Yapamam.

Sen beni kurtarmıyor musun?

O zaman ben de senin Deva'nın annesi olduğunu söylerim kadın.

Bak, Allah belamı versin söylerim.

(İbrahim dış ses) Bu adamı seçersen beni yok bil, dedim mi?

-Dedin. -Bundan sonra bir baban yok.

Bir ailen, bir evin yok. Artık tek başınasın.

(Gülcemal dış ses) Burası artık senin cehennemin.

Bu oda senin zindanın. Ben de kapıdaki zebaniyim.

Senin tanıdığın Gülcemal öldü. Sen artık bir canavarın yanındasın.

Senden nefret ediyorum. En az annem kadar.

-Beni tehdit etme! -Kadın, Allah belamı versin...

-Sakın beni tehdit etme! -Allah belamı versin söylerim.

Söylesen de hiçbir şey değişmez.

Gülcemal seni bağlamış, ben çözemem, anlamıyor musun?

(Gerilim müziği)

Gülcemal bu nedir?

Gara Hanım sen içeri.

-Gara Hanım mı? -İçeri!

(Gerilim müziği)

Ben ne dediyseniz yapmadım mı?

Bak, dedin ki nikâh şahidi ol, ben hemen...

...hem-hemen olur demedim mi ben ona?

Ee?

Şimdi mesela sen benim yok olmamı istiyorsan...

...mesela ben başka türlü de yok olabilirim yani.

Mesela beni öldürmezsen, git dersen, ben öyle bir...

-Nereye gideceksin lan? -Nereye gideyim?

Sen hiçbir yere gitmeyeceksin.

Bu yaptıklarının bedelini sana ödeteceğim.

Öldüreceksin.

Öldür be o zaman, yeter artık!

Sürekli aynı şeyi yaşıyoruz, ben korkmaktan...

Ölmeyeceksin lan!

Gülendam'a söz verdiğim için.

Ama kısas hakkımı alacağım tabii.

Kısas mı?

Ne oluyor yani, kısas hakkınız tam neye denk geliyor? Ben bilmiyorum ki.

(Gerilim müziği)

-Deva'ya hangi elinle dokundun? -Ne?

Hangi elinle?

Kıracak mısınız?

Elimi mi?

(Gerilim müziği)

Kesecek misiniz? Abi lütfen...

Bugün bir parçan kopacak.

Ve sen bu anı hep hatırlayacaksın.

Lütfen, Allah belamı versin...

(Mert bağırıyor) (Mert) İmdat!

Mert. Mert?

(Mert bağırıyor)

Allah kahretsin! Kapıyı kilitlemiş, Gülcemal!

Gülcemal aç şu kapıyı!

(Mert bağırıyor)

Mert!

(Mert bağırıyor)

Mert...

Mert ne olur...

Ne yapıyorsun, öldürüyor musun? Allah'ım...

(Mert bağırıyor)

Allah'ım yardım et.

(Mert bağırıyor)

(Mert bağırıyor)

Bağır!

(Bağırıyor) (Mert) Parmağımı kesti!

Gülendam!

(Mert) Sen psikopatsın oğlum, manyaksın, parmağımı kopardın!

Lan sana, kardeşimin gözünden yaş akarsa kan akıtırım, demedim mi?

Sen dua et, sadece parmağın gitti.

Daha ne yapacaksın lan? Parmağımı kopardın (Bip)!

O parmağın, Deva'ya dokunduğun için gitti.

Kanın da Gülendam'ın kanı yerine aktı.

Bak, bundan sonra bizimle aynı evde yaşayacaksın.

Eğer karıma baktığını görürsem senin gözlerini oyarım.

Benim olana dokunursan kolunu kökünden koparırım, anladın mı?

Hele o Zafer Hanım'a bizden, bu evden tek bir bilgi ulaştır...

...senin dilini koparırım lan! Seni parça parça ederim!

Ölmek istersin ama ölemezsin (Bip)!

Ali.

Ali mi?

Abi benim adım Vefa.

Bunu götürüp temizleyin.

Ama kayıtlara geçmeyecek.

Allah aşkına beni doğru düzgün bir yere götürün.

Belki dikerler, bir şey yaparlar, ne olursunuz, yalvarıyorum.

-Abi ben burada kan kaybından ölüyorum... -Ölmeyeceksin lan (Bip)!

Seninle daha geçirecek çok günümüz var, merak etme.

(Bağırıyor)

Çok acıyor!

Oğlum adamı insanlıktan çıkarttınız lan. Eski günlerine döndürdünüz.

Çok acıyor... Of!

(Arama tonu)

Şu telefonu aç Mert, ne olur.

-Yok. -Adam uyuyakalmıştır, merak etme.

Hayır ama bu normal değil Armağan.

Duş alacağım, hemen geleceğim, dedi. Saatlerdir arıyorum, açmıyor.

Bir şey mi oldu acaba, anlamadım ki.

Abim bir şey yaptıysa diye korkuyorum.

Bak yine en kötü şeyi düşünüyorsun.

-Sen, bana söz verdi, demedin mi? -Dedim ama...

...Armağan, içimde bir...

Anlayamadım, bir huzursuzluk var.

Allah aşkına rahat ol artık. Sakin, şimdi hallediyorum.

-Kimi arıyorsun? -Gülcemal abiyi.

(Arama tonu)

Yok, değil mi? Açmıyor?

(Arama tonu)

-Vefa'yı arayalım. -Hiç boşuna Vefa'yı arama.

Abim açmıyorken o telefona çıkmaz.

Ben Gara anayı arayacağım, dur bir saniye.

-O bana ne olup bittiğini söyler. -Allah aşkına panik yapma.

Şu elini kolunu hareket ettirme, sen dur, bırak, ben arıyorum, dur.

(Telefon çalıyor)

Armağan...

Kesin Gülendam aratıyor.

Ben şimdi ne diyeceğim?

(Telefon ısrarla çalıyor)

-Alo Armağan. -Merhaba.

Biz Mert'e ulaşamadık da Gülendam, Mert'i çok merak etti.

-Onun için aramıştık. -Geldi oğlum, Mert eve geldi.

Oh! Bak, evdeymiş işte, boşuna panik yaptın.

Tamam, o zaman niye telefonunu açmıyor, sorsun. Ne oluyor?

Rica etsem Mert'e söyler misiniz, Gülendam'a ulaşsın.

Kendisi çok merak etti de.

Armağan, sen Gülendam'a bir şey belli etme...

...ama Mert telefona falan bakamaz.

Gülcemal ona kötü bir şey yaptı.

-Anladım, uyuyor. -Ne, ne oluyor?

Uyuyor. Tamam, eğer uyuyorsa hiç sorun yok, bak.

Boşuna panik olmuşuz.

(Gara ses) Sen Gülendam'a hiçbir şey deme, tamam mı?

Ama burada hiç iyi şeyler olmuyor.

-Anladım. -Uyandırmasın, uyusun.

Biraz dinlensin, gerek yok, bir şey yok zaten.

Hiç gerek yok, kendisine söylersiniz, uyanınca Gülendam'a ulaşsın.

O kadar.

-Teşekkürler, sağ olun. -Tamam.

Uyuyakalmış canım benim, tabii bütün gece burada yoruldu.

Sana dedim işte, boşuna panik yaptın, adam normal uyumuş.

-Boş yere kendini yoruyorsun. -Ne bileyim Armağan, panikledim işte.

Tamam, sen rahat ol artık, dinlenmene bak, tamam mı?

-Ben lavaboya gideyim. -Tamam.

(Gerilim müziği)

Yol boyunca bozuk attığın yetmedi mi?

-Bütün gece böyle surat mı asacaksın? -Evet, asacağım.

Asacağım baba, ne yapacaksın? Beni de mi reddedeceksin?

Durduk yerde söylemişim gibi davranma İpek, ne yaptığını görmedin mi?

Yapma kızım, etme kızım, kendini yakma kızım, dedikçe...

...gitti, Gülcemal'e sarıldı.

Seviyor işte. Ne yapalım baba, kız, Gülcemal'i seviyor.

Sen de bunun için kendi kızını reddedip siliyorsun.

Böyle bir şey yapılır mı?

Onca yıl emek veren babasını silip atarsa reddedilir.

Asıl derdin bu, değil mi? Gülcemal'le Deva'nın evlenmesi falan değil.

O Firuze'nin istediği şeyin gerçek olması.

-Yapma kızım, ben böyle bir adam mıyım? -Ne o zaman baba?

Ne, neden bu kadar karşı çıkıyorsun?

En azından bana söyle. Ne zaman sorsam...

...sürekli susuyorsun, cevap vermiyorsun.

Şu anda da cevap veremiyorsun. Bence sen de biraz düşün.

Biraz düşün, acaba bencillik eden, haksızlık eden sen misin...

...Deva mı, bunu düşünür müsün?

Sonradan pişman olacağın laflar söyleme İpek.

Sen de sonradan pişman olacağın lafları Deva'ya etmeyecektin o zaman baba.

Sen bugün kızını orada yalnız bıraktın.

Sen bugün kızını kimsesiz bıraktın, biliyorsun değil mi?

(Duygusal müzik)

Gülcemal! Aç şu kapıyı, aç! Ne yaptın?

Ne yaptın, aç şu kapıyı!

(Kilit açıldı)

Ne yaptın? Bas bas bağırıyordu, ne yaptın?

-Ne oldu? -Konuşsa...

Nişanlına bir şey olacak diye korktun mu?

Ne yaptın, ona ne yaptın?

Sana dokunduğu elin bir parmağını kestim.

Ne?

Ne saçmalıyorsun?

Saçmalama, ne diyorsun, ne parmak kesmesi, ne saçmalıyorsun?

Allah şahidim olsun, içimdeki bu canavarı gömmek için çok uğraştım.

Ama siz onu uyandırdınız.

Hayır...

Hayır, inanmıyorum. Bunu yapmış olamazsın, hayır.

Neler yapabileceğimi bir bilsen.

Sen psikopatsın.

Yok, ben...

...ben seninle evli kalamam, ben...

Sen gerçekten psikopatsın, ben gidiyorum, ben bu evde kalamam.

-Seninle evli kalmayacağım. -Gitmeyeceksin.

Bu kapıdan çıkınca yüzün gülecek.

Herkese benimle mutlu olduğunu söyleyeceksin.

Hayır, yapamam, ben öyle bir şey yapamam.

Mecbursun, bu evlilikte ne olduğunu kimse bilmeyecek.

-Yapamam. -Deva!

Ben yapamam.

Benim artık sana acımam yok.

Acısını tüm sevdiklerinden çıkarırım.

(Gerilim müziği)

-Şimdi benden uzak dur. -Ama...

(Deva ağlıyor)

(Gerilim müziği)

Of!

(Telefon çalıyor)

-Efendim Armağan? -(Armağan ses) İpek nasılsın?

Deva'dan bir haber var mı?

Vallahi Deva evli ve mutsuz. Durum bayağı kötü anlayacağın.

Zaten bizde başka ne olabilir ki?

Nasıl? Evli mi?

Bayağı gitmişler, evlenmişler. İkisi de birbirinden deli zaten.

Ama Armağan, Deva çok mutsuz görünüyordu. Bir de babam da...

...evlendi diye Deva'yı evlatlıktan reddetti.

Peki Mert? Gülcemal abi ona bir şey yapmış mı?

Yok. Mert iyi, o (Bip) yine yırtmış.

(İpek ses) Olan Deva'ya oldu. Kızın gözünün içindeki ışık sönmüştü Armağan.

Anlamadım, zorla mı evlendi, ne oldu, bilmiyorum ki.

Ben anlamıyorum. Dünden bugüne Gülcemal için ne değişti?

Yani bu adam ne oldu da evlenmeye karar verdi?

Bilmiyorum.

Ben bizim kendi derdimize dalıp seni unuttum, sen...

...neredesin, nasılsın, nerede kalıyorsun?

Ablamın yanındayım, hastanedeyim.

-Benim sana bir şey söylemem lazım. -Ne oldu?

Neyse.

Yarın yüz yüze konuşuruz.

İyi, tamam, iyi geceler o zaman.

İyi geceler.

(Müzik)

(Kapı kapandı)

Efendim günaydın. Nasılsınız, iyi misiniz?

Daha iyi günlerim olmuştu.

Ee, neler oluyor, bir haber var mı?

Henüz bir haber alamadım ama karışık gibiler.

-Gülcemal delirmiş diyorlar. -Bakalım bizim köstebek yaşıyor mu?

(Gerilim müziği)

(Telefon çalıyor)

Telefonuna baksana lan.

(Telefon ısrarla çalıyor)

Patronun arıyor.

-Ben istemiyorum, konuşmayacağım. -Konuşacaksın.

Açalım bakalım, ne istiyormuş.

-Ne? -Yaşıyorsun.

Madem yaşıyorsun, niye telefonlarıma bakmıyorsun?

Ben yaşıyor muyum?

Bu benimki yaşamak mı?

Hemen abartma.

Abartmayayım mı?

Senin o psikopat oğlun var ya...

...benim parmağımı kesti. -Ne?

Ya. Tuttu elleriyle kıtır kıtır canlı canlı, beni bağırta bağırta...

...benim parmağımı kesti senin oğlun.

(Mert) Niye biliyor musun?

Senin yüzünden.

Sana bunu yaptıysa Deva'ya ne yaptı?

Deva'yı karısı yaptı.

Ona hiçbir şey yapmadı. Olan yine gariban Mert'e oldu.

Bitti, beni anlıyor musun?

Bitti. Beni bir daha arama Zafer Pehlivan çünkü beni ararsan...

...benim dilimi de kesecekler, ciddiyim.

Gülcemal, Deva'yla evlenmiş. O zaman bir planı olmalı.

Ve ben o planı öğrenmek zorundayım.

Miyav... Ne oldu gariban kedi, zoruna mı gitti?

(Vefa) Aslan gibi kükrüyordun.

Tamam, kes şovunu.

Lan kessene! (Bağırıyor)

Senin elini ayağını, yerini yurdunu (Bip)!

Ne şovu lan?

Ne şovu (Bip), ne şovu?

Yat lan şuraya, yat!

Bunları, herkesin arkasından iş çevirmeden önce düşünecektin Mert Efendi.

Yediğin hurmalar ne oldu? Dönüp tırmaladı, değil mi?

Bundan sonra her günün öbüründen beter olacak.

Keşke ölseydim diyeceksin oğlum.

Çok acıyor.

Çok acıyor.

-Vefa doktoru çağırsana. -Ağlamayı kes.

(Mert) Lütfen.

(Duygusal müzik)

(Silah sesi)

(Duygusal müzik)

Benimle evlenir misin?

(Duygusal müzik)

Bir kadın ilk aşkını hiç unutmaz.

(Zafer dış ses) Şimdi sen de babanın kaderini yaşıyorsun.

(Duygusal müzik)

Bana babamın kaderini yaşatanlara lanet olsun.

(Duygusal müzik)

(Kapıyı çarptı)

(Duygusal müzik)

Bu hayatımdaki en kötü sabah.

Canancığım sen buraları hiç düşünme. Burada her şey yolunda.

Sen babanla ilgilen.

Narin iyi, hiç merak etme.

Tamam, öperim. Hadi görüşürüz.

Gel bakayım buraya.

-Bu öpücükler annenden. -Annem gelmeyecek mi?

Biraz daha zamanı var.

Deden hastalandı ya, annen ona bakıyor.

-Gara ana. -Efendim kuzucuğum?

-Neden böyle oluyor? -Ne neden böyle oluyor?

Dedem hasta oluyor. Evde kimse gülmüyor artık.

Herkes bağırıyor. Gülcemal abi mutlu değil.

Deva da artık hiç yanımıza gelmiyor.

Eskiden gelip masal anlatıyordu ya hani.

Bazen böyle olur. Bazen her şey üst üste gelir...

...sonra bir bakarsın, hop, geçmiş gitmiş.

Ya.

Sen bunları hiç kafana takma. Her şey düzelecek.

Yine çok mutlu olacağız.

Efendim çaylar.

Mis gibi hastane çayı, başka yerde bulamazsın bak.

Teşekkür ederim.

-Ee, nasılsın? -İyiyim.

-Yine erkenden gelmişsin. -Yani aslında...

...hiç gitmedim gibi bir şey oldu. Seni yalnız bırakmak istemedim.

-Bir isteğin var mı? -Mert'e ulaşamadım.

-Daha gelmedi, değil mi? -Uyuyordur herhâlde.

-Evdekilere soralım. -Hayır, evdekileri de aradım.

Kimse cevap vermiyor ki, anlamadım.

Bak, bir şey var da bana söylemiyorsan eğer...

Aslında bir şey var.

-Deva'yla Gülcemal... -Ne?

-Evlenmişler. -Ne?

Abim o kızla evlendi mi?

Nasıl olabilir?

Hiçbir şey olmamış gibi böyle bir şeyi nasıl yapabilir?

Yani Mert'le sen nasıl evleniyorsan onlar da öyle evlenmiş işte.

-Bizimki farklı bir durum. -Kusura bakma da hiçbir farkınız yok.

Abim eğer o kızla evlenip benim kocama bir şey yaptıysa...

...ben onu hiçbir zaman affedemem.

-(Armağan) Sakin... -Eve gitmem lazım, Mert'i görmem lazım.

Doktordan izin almadan hiçbir yere gidemeyiz şu an.

Lütfen, gitmem gerekiyor diyorum, Allah kahretsin!

Gidip konuşacağım, izinleri alıp geleceğim, tamam mı?

Armağan, Mert'in yanına gitmem lazım. Lütfen çabuk olur musun?

Tamam.

Günaydın.

Baba!

(Kapı vuruluyor) Baba tuvalette misin?

Allah Allah...

Doktor Bey tüm ilaçlarını ve nasıl kullanılması gerektiğiniz yazdı, buyurun.

-Çok teşekkür ederim, çok sağ olun. -Rica ederim.

(Telefon çalıyor)

-(Armağan ses) Efendim İpek? -Armağan hâlâ hastanede misin?

Evet ama şimdi çıkacağız.

Gülendam evlendiklerini öğrendi.

Abisinin Mert'e bir şey yapmasından korktuğu için...

...bir an önce eve gitmek istiyor.

Vallahi dün yaşıyordu da bugün hayatta mıdır, bilmiyorum.

Biz ne yaşıyoruz?

Vallahi bilmiyorum Armağan. Babam yok, Deva'yı arıyorum açmıyor. Babam açmıyor.

Dün biraz tartıştık da ona mı bozuldu acaba?

Sence Deva'nın yanına mı gitti?

Tamam, biz şimdi geçeceğiz zaten, ben sana haber veririm.

Yok canım, geçiyorsanız ben de geleyim, niye evde bekliyorum?

-Tamam, orada görüşürüz. -Tamam.

(Gerilim müziği)

Vefa ne oluyor oğlum?

Mert'in sesi yeri göğü inletiyordu, Gülcemal ona ne yaptı?

Deva'ya hangi elinle dokundun, dedi.

-O elinden bir parmağını kesti. -Aa! Ne?

Parmağını...

Hem de gözünü kırpmadan.

Ben Gülcemal'e alışkınım ama böyle canavar hâlde görmeyeli yıllar oldu.

Haksız da diyemiyorum. Adam durduk yere zıvanadan çıkmadı ki.

Nasuh tövbesini bozdurdular adama.

Bize de çok kızgındır, değil mi?

Bize kızgın değil, kırgın. Ona ihanet ettiğimizi düşünüyor.

Güveni sarsıldı ana, güveni.

Geldin mi oğlum?

Gel, ben Deva'ya haber vereyim, hep birlikte sofraya oturalım.

Bekle.

(Gerilim müziği)

Bugünden sonra bu evde hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.

Abi...

...bizi bir kere dinlesen, yargısız infaz yapmasan, kurban olayım.

Yo.

Bunun affı yok.

Gülcemal bak, ben seninle konuşacaktım, anlatacaklarım vardı fakat...

...saklamak zorundaydım... -Nedeni, nasılı beni ilgilendirmiyor!

Siz benim bu hayatta en güvendiğim iki insandınız.

İlk siz arkamdan vurdunuz.

Beni resmen aptal yerine koydunuz!

Bundan sonra kahvaltıyı sizinle değil...

...karımla yapacağım.

(Müzik)

(Duygusal müzik)

(Kapı vuruldu)

Gel.

Günaydın.

Gülcemal aşağıda kahvaltıya bekliyor seni.

Güzel. Bu sabah tansiyonunuz da normal, her şey yolunda.

-Teşekkürler. -Siz biraz dinlenin.

Öğleden sonra ilaçlarınız için tekrar uğrayacağım.

Hayırdır İbrahim?

Beni ziyarete mi geldin?

Senin bulunduğun yerde hayır var mı Zafer?

Ne oluyor, ne bu hadsizlik?

Asıl sen haddini aştın.

Sana ta en başından o adamı bizden uzak tut dedim.

Bana söz verdin, sizi koruyacağım dedin.

Böyle mi korudun kızımı Gülcemal'in eline vererek?

Deva, Gülcemal'e âşık oldu.

-Babası olsaydın da söz geçirseydin. -Benim sabrımı taşırma Zafer.

Onları evlendirebilmek için elinden ne geliyorsa yaptın.

Bu düğünü nasıl yaptıysan aynı şekilde bozacaksın.

-Kızımı bana geri vereceksin. -Sen beni tehdit mi ediyorsun?

Sen kimsin ki beni tehdit ediyorsun?

-Kendine gel! -Gelmezsem ne olur?

Gelmezsem ne olur?

Beni de mi öldürmeye çalışırsın?

Bak seni uyarıyorum!

Eğer o evliliği bozup kızımı getirmezsen...

...Deva'ya babasının Mustafa Pehlivan olduğunu söylerim.

Ayrıca o üstüne çöktüğün servetin yarısı kızımın hakkı.

Emin ol o yarıyı söke söke alırım senden.

Sen bunu nereden biliyorsun?

Ha, parayı duydun tabii.

Mesele Deva değil, para.

Benim derdim para pul değil.

Ben bunu ta başından beri biliyordum.

Firuze ölmeden önce söylemişti bana.

Benim tek derdim Deva'nın mutluluğu.

Şimdi onun mutsuz olmasını istemezsin öyle değil mi?

Yıllardır güvendiği babasının ona yalan söylediğini bilmesini istemezsin.

Bana blöf yapma.

Beni zorlama.

Bildiğim tek sır bu değil.

Öyle mi?

Bakalım daha neler varmış dökül.

Eğer dediklerimi yapmazsan senin bir katil olduğunu önce Armağan...

...ondan sonra da bütün Bursa öğrenecek.

Ne zırvalıyorsun sen?

Firuze'yi nasıl öldürüp göle attığını çok iyi biliyorum.

Ayrıca bunu bir tek bilen ben de değilim.

O gün, o gölde olan bir balıkçı da şahit.

Hani?

Nerede o balıkçı İbrahim?

Senin bunak kafanın uydurduğu saçmalıklar olmasın?

Eğer kızımı getirmezsen bütün günahlarını ortalığa dökerim.

O zaman görürsün o balıkçı kim.

Hodri meydan.

Benim kimseden korkum yok.

İbrahim!

Boşu boşuna bir düşman kazandın, biliyor musun?

Ben o evliliği zaten bozacaktım.

Onların mutlu olmasına izin verir miyim sanıyorsun?

Sen başından beri yanımdaki tek düşmandın.

Seni uyarıyorum.

Bir oyun oynamaya kalkarsan ya da bana bir şey yapmaya kalkarsan o zaman...

...bildiklerini herkese anlatacak bir balıkçı var.

Unutma tek şahit ben değilim.

(Müzik)

Böyle mi tutacaksın beni bu evde?

Menemen yedirerek mi?

Böyle mi acıtacaksın canımı?

(Müzik)

Acımıyor. Böyle iyi mi?

Acımıyor bak.

Acımıyor.

(Müzik)

Allah seni kahretsin!

Hayatımı karartın!

Hih!

-Beni nereye götürüyorsunuz? Bırakın! -Hişt!

-Vefa, odama gideyim, ben iyi değilim. -Tamam, kapat çeneni artık.

(Mert) Otururum ben tamam.

Otur!

Ne yapıyorsun sen?

Ne yapıyorsun Gülcemal, bu ne?

Bu yaptığın canilik, barbarlık, farkında mısın?

Aynı masaya mı oturacağız böyle?

Yalanınız ortaya çıkmasaydı zaten aynı masaya oturacaktınız, değil mi?

Bundan sonra böyle yaşayacaksınız.

Aynı evde, aynı odada, aynı sofraya oturarak.

Ama birbirinize bir kez bile bakmadan.

Hadi bak.

Hadi bak, son kez bak, hadi!

Bak, gördün mü? Tabağının desenlerini ezberliyor.

Çünkü biliyor ki sana bir kez bakarsa gözünü çıkaracağım onun.

Yiyin.

(Gerilim müziği)

İki lokma bir şey yeseydin.

Sanki sen yedin de.

Geçmiyor ki insanın boğazından.

Nasıl geçsin?

(Gara) Gülcemal bize sofrasını kapattı.

Gara Hanım dedi bana duydun değil mi? Şurama bir taş oturdu Vefa.

Bana da Ali dedi.

Vefa demiyor artık, hak etmediğimi düşünüyor.

Vefasızlık ettiğimi düşünüyor.

Adımı duymayalı yıllar olmuş.

Sormadı bile.

Hiçbir şey sormadı.

Mecbur kaldık saklamaya diye söyleyemedik.

Ah kafam, aptal kafam, salak kafam!

Öğrenir öğrenmez git söyle değil mi?

Bak ne oldu?

Mert'le Deva sofrasında.

-Böyleymiş bundan sonra. -Olan bize oldu desene.

Öyle anacığım, öyle.

Bu hikâyede yanan ikimiz olduk.

Şükürler olsun.

Abi.

Aşk olsun sana ya.

Sanki bilmiyorsun hâlimi.

Mert, ne oldu eline?

Korkma tamam mı? Ben iyiyim.

-Ne? -İyiyim ben.

Ne oldu ya?

Karıma dokunduğu elin bir parmağını kestim.

-Ben yaptım. -Ne?

Ne?

-Anlamadım, ne yaptın? -Duydun işte.

Ne diyorsun sen?

Ne yaptın? Anlamadım, ne?

Gerçek mi bu? Mert...

Abi, böyle bir şeyi nasıl yaparsın, söz vermedin mi bana sen?

-Gülendam, kendine gel! -Nasıl böyle bir şey yaparsın?

-Bana söz vermedin mi? -Ben sana sözümü tuttum!

-Kocan hayatta işte! -Parmak kesmek nedir ya?

Başında söyledim, bunların hepsini başında söyledim.

Benim kardeşimin gözünden yaş akarsa seninkinden kan getiririm dedim.

Kana kan, kısasa kısas işte.

-Kısasa kısas öyle mi? -Evet, öyle.

Benim kocam senin karının eski nişanlısı diye ona bu cezayı veriyorsun...

...senin karın ne olacak peki? Onun cezası ne olacak?

Sakin ol Gülendam.

Kısasa kısassa onun cezası ne?

-Herkes cezasını çekecek! -Öyle mi?

Ne onun cezası o zaman? Söylesene bana!

Gel benimle. Uzak dur, uzak dur! Uzak dur bizden! Affetmiyorum seni!

(Gülendam) Affetmeyeceğim seni, duydun mu?

Yok senin kardeşin artık! Affetmiyorum seni, affetmiyorum!

(Gerilim müziği)

(Müzik)

Tamam, sakinleş artık.

-Of! -Sakin.

Allah'ım sen büyüksün, ne olur yardım et.

Ne olur bir yol göster.

(Armağan) Deva, yol göründü zaten, buradan hemen çıkmamız lazım.

-Olmaz. -Ne demek olmaz?

Olmaz. Ben burada kalacağım.

Deva, saçmalamayı kes ya! Şoka mı girdin sen?

Hayır, şoka falan girmedim ben. Gülendam'ın tepkisiyle biraz sarsıldım.

Ama iyiyim şimdi yani, bir şeyim yok benim, iyiyim.

Deva, sen kafayı mı yedin, aklını mı kaybettin?

Hemen kalk, eşyalarını topla! Bak, hatta...

Ne eşyası ya? Bende de kafa kalmadı ki! Hemen buradan çıkmamız lazım!

Hemen buradan gitmemiz lazım! Hemen, hemen!

Sen bir sakin olur musun? Sakin ol lütfen.

Armağan bak, burası benim evim. Gülcemal de benim kocam.

Ben bu evde kalmak istiyorum. Ben onun eşiyim.

Burada kalacağım, tamam mı?

Deva, Gülcemal senin kocansa benim de abim.

Ama bu iş iyice çığırından çıktı artık, farkında mısın ya?

Baban perişan hâlde. Mert'in durumuna bak. Ya adama ne yapmış?

Bu normal mi sence, bu kadarı da fazla değil mi?

Ya bu adam sana bir şey yaparsa ne olacak?

Olmaz, yapmaz. O beni seviyor.

Anladın mı?

Ben de onu seviyorum. Bana hiçbir şey yapmaz o.

Burada kalacağım ben, tamam mı?

Pes diyorum!

Pes!

Benden bu kadar Deva.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Gerçekten kafayı yiyeceğim!

İnanamıyorum ya!

İnanamıyorum bunu yaptığına, inanamıyorum!

Ne demek bu ya, parmak kesmek nedir ya?

Nasıl bir şey bu?

Dokuz tane daha var.

Aşkım.

Tamam artık kendini yıpratma, tamam.

Yani buysa bedeli senin yanında kalabilmemin...

...olsun be Gülendam, ne yapalım?

Nasıl yapabildi bunu, nasıl? Hiç beni de mi düşünmedi bilmiyorum ki.

Yok.

Düşünebilen bir insanın yapabileceği bir şey değil Gülendam.

Yani o kadar çok canım acıdı ki.

Bağırdım çağırdım ama durmadı o.

Seni düşündüm ben de.

Öyle hayatta kalabildim, ne yapayım?

Canım benim, canım.

(Gülendam) Canım.

Bu durumda bile beni düşünüyorsun.

Bu böyle olmaz.

Ne demek o?

Gideceğiz buradan.

Sana bunu yapmasına asla izin vermeyeceğim.

Görmüyor musun resmen işkence ediyor sana.

Lime lime doğrayacak seni.

-Ne yapabiliriz ki? -Gideceğiz.

Ondan uzak olacağımız, bizi asla bulamayacağı...

...mutlu olacağımız bir yere gideceğiz.

Hem de hemen.

(Müzik)

-İpek. -Hah.

Buradan hemen gitmemiz lazım.

Senin bu hâlin ne, Deva'ya bir şey mi oldu?

Deva içeride, şimdilik iyi.

Ne demek şimdilik iyi?

Gülcemal çığırından çıktı, Mert'in parmağını kesmiş.

Ne diyorsun Armağan?

Adam resmen kafayı yemiş.

Bu evde kalabilirsiniz ama birbirinize gözünüz bile değmeyecek diyor.

Çıldırmış herif. Buradan gitmemiz lazım İpek. Hadi, oyalanmayalım artık.

Ne demek gitmemiz lazım?

Mert'in parmağını kesen benim kardeşime ne yapar...

...ben onu bırakır mıyım burada? -Ben bırakır mıyım sanıyorsun?

Kaç kere konuştum, gelmek istemiyor.

Biz ne söylersek söyleyelim Deva gelmek istemiyor.

Gülcemal korkutmuştur onu, bir şey yapmıştır, bir şey demiştir.

Ben Deva'yı almaya gidiyorum.

-İpek, saçmalama! -(İpek) Deva!

İpek!

(Deva) Yalan söyledim, biliyorsun değil mi?

Sırf bizi izlediğin için orada Armağan'a yalan söyledim.

(Deva) Şu an gitmek istiyorum bu evden, tamam mı?

Öyle bir gitmek istiyorum ki bir daha asla arkama bakmadan...

...kaçıp gitmek istiyorum, anladın mı?

Allah'ım!

Daha dün ben sana deli gibi âşıktım.

Bak, ben hayatımda kimseyi böyle sevmedim, tamam mı?

Seni sevdiğim gibi, sana güvendiğim gibi ben kimseye güvenmedim.

Şu an hayatımdaki en korktuğum kişi sensin.

Mutsuzum.

Duyuyor musun beni?

Bak, çok mutsuzum, mutsuzluktan öleceğim diyorum.

Bak, mutsuzum anlıyor musun? Duramıyorum, dayanamıyorum, çok mutsuzum!

Tam da istediğim gibi.

Bunun için elimden gelen her şeyi yapacağım.

Gülcemal, bu sen değilsin ya.

Yalvarıyorum bir bakar mısın bana ya?

Lütfen Gülcemal, bu sen değilsin, bir bak bana.

Ya neden biz bunu yaşıyoruz?

Bak, ben senin için herkesi karşıma aldım.

Biliyorum sen de beni seviyorsun, yapma. Lütfen ne olur yapma ya.

Niye biz bununla aynı evdeyiz?

Niye sen bunu bize yaşatıyorsun?

Acı çekmekten başka hiçbir şey yaşatmıyorsun.

-Niye yapıyorsun bunu? -Neden?

-Sevgilini görmeye dayanamıyor musun? -Saçmalama! O benim sevgilim falan değil!

Yok öyle bir şey diyorum ya, bitti diyorum, anlamıyor musun?

Nefret ediyorum ondan!

-Öyle mi? -Öyle.

Ama senden de nefret ediyorum.

Deva!

İpek!

(Gülcemal) Hiç sevinme.

Buradan kurtuluşun yok.

Armağan'a ne söylediysen aynısını söyleyeceksin.

-Deva! -İpek.

-Gel. -Ne olur kızım, neden geldin sen?

Bir de soruyor musun utanmadan?

-Hişt! -Siz var ya beni delirteceksiniz!

Siz hepiniz topluca kafayı yemişsiniz! Sen ne biçim bir insansın ya?

Senin kızın bu evde bu kadar şey yaşarken, sen ne biçim bir annesin...

...bunlara göz yumuyorsun ya?

Ne olursun sus, yavaş, bağırma.

Ben susmayacağım! Sen gözünün önündeki kızını korumuyorsan eğer...

...ben susmayacağım! Sen hiç mi düşünmüyorsun?

Mert'in parmağını kesen benim kızıma ne yapar diye sen hiç mi düşünüyorsun?

-Ne biçim bir insansın ya? -Bir şey yapmaz.

Gülcemal Deva'ya dokunmaz. Lütfen sus, ne olur ya.

Yaptı bile! Siz el birliğiyle benim kardeşimin hayatını cehenneme çevirdiniz!

-Kardeşim nerede? -Hişt!

-(Deva) İpek! -Deva!

İpek.

Ne oldu, sen niye geldin?

Seni almaya geldim. Şimdi buradan gideceğiz, tamam mı?

-Beni almaya mı geldin? -Evet.

Bak, babam o an sinirle sana reddettim demiş olabilir.

Öyle bir şey yok, ben buradayım, ben senin yanındayım, yürü gidiyoruz.

İpek, saçmalama dur. Nereye gidiyoruz?

Burası benim evim. Ben evlendim ya, ben buradayım.

Ne diyorsun ya? Sen ne yaptın benim kardeşime?

Ne yaptın da korkuttun kardeşimi? Şu kızın yüzüne bak, yüzüne bak kardeşimin!

-Zorla tutuyorsun değil mi yine? -Kardeşini duydun işte!

Kimse burada zorla kalmıyor. Burası onun evi.

Öyle mi?

-Yürü Deva, gidiyoruz -Yeter!

-Ne yeter ya? -Yeter İpek!

Sürekli üstüme geliyorsunuz! Bir babam, bir sen sürekli üstüme geliyorsunuz!

Ben çok sıkıldım! Mutluyum diyorum, nesini anlamıyorsunuz?

-İnanmıyorum Deva! -Nesine inanmıyorsun?

-İnanmıyorum! Bu adam seni korkutuyor! -Bak, ben kimseden korkmuyorum, tamam mı?

Ben daha seninle dün konuşmadım mı?

Gülcemal benim kaderim demedim mi, anlatmadın mı bunları?

Mutluyum diyorum, nesini anlamıyorsunuz?

Ayrıca babama da söyler misin şu evliliği kabullensin artık.

Hani ben çocuk değilim, tamam mı? Benim kendi aklım var.

Hayır gitmek istiyorsam giderim, kaçmak istiyorsam kaçarım, değil mi?

Kim beni burada zorla tutabilir ki? Seviyorum, anladın mı?

-Seviyorsun? -Evet, seviyorum.

-Öyle mi? -Seviyorum.

Sen var ya, sen bu kafayla yaşadığın her şeyi hak ediyorsun, anladın mı beni?

Her şeyi hak ediyorsun zaten! Kal burada!

Burada kal, kaderini yaşamaya devam et! Ne hâlin varsa gör!

(Hüzünlü müzik)

(Hüzünlü müzik devam ediyor)

Düşünüyorum, düşünüyorum bir türlü kabul edemiyorum.

Sen de bırak deyip duruyorsun. Ya nasıl bırakayım, benim evladım bu.

Neyi kabul edemiyorsun baba? Yok.

Yok işte, kıza yapmadığım, söylemediğim, demediğim şey kalmadı.

Kız Nuh diyor peygamber demiyor. Armağan gördü ya.

İpek haklı İbrahim amca, maalesef yani. Sen boşuna kendini üzme artık.

Kız kararını vermiş, kimseyi dinlemiyor. Kendi seçimi, kendi yolu, keyfi bilir.

Hay Allah'ım ya Rabb'im, bir yol göster yahu.

Yok, yok babacığım. Senin kızın aptal.

Ya adam gitmiş Mert'in parmağını kesmiş, Deva'ya ne yapacağı belli değil.

Ruh hastası için diyor ki Gülcemal benim kaderim.

Bırak, bırak yaşasın kaderini, bırak gerçekten ne hâli varsa görsün, yeter!

(Müzik)

(Kapı vuruldu)

Deva.

Gülcemal yemeğe bekliyordu da.

Sen niye böyle karanlıkta oturuyorsun güzel kızım?

Ne fark eder ki?

(Deva) İçim gibi işte.

Kapkaranlık.

Ah benim canım.

Ah benim güzelim.

(Gara) Üzülme artık, çok iyi anlıyorum ben seni.

Çok da haklısın yavrum. Ama bak ne diyeceğim.

Her şey düzelecek.

Azıcık zaman. Öfkesi geçecek, içi soğuyacak.

(Gara) Azıcık huyuna git.

Siniri geçince affedecek.

Affedecek mi?

Tabii.

Ben affedilecek bir şey yapmadım ki.

Ben daha Mert'i şurada, kapıda gördüğüm gün...

...Gülcemal'e gidip her şeyi anlatmayı söyledim, değil mi?

Kim engel oldu bana? Sen engel oldun.

Sen durdurdun beni, senin sözüne güvendim, senin sözüne inandım.

Sonuç?

Kocaman bir mutsuzluk.

O kim ki yani o kim ki beni affedecekmiş?

O beni affetse ne olur, affetmese ne olur?

Ben onu affetmiyorum!

Anladın mı? Bitti!

Anlıyorum tabii yavrum, anlamaz mıyım? Sen çok haklısın.

Ben sadece diyorum ki zaman her şeyin ilacı.

Zamanla her şey iyi olacak, bunu diyorum.

Sen şaka mı yapıyorsun ya?

Ne anlatıyorsun sen?

Ne geçecek, neyin ilacı, babam mı geri gelecek?

Kardeşim mi geri gelecek? Neyi geri getirecek?

Ha bire aynı şeyi söyleyip duruyorsun. Huyuna git, suyuna git.

Karşıma geçmesin hâlâ diyorsun ki kızım...

Sen nasıl bir kadınsın ya? Hasta mısın sen?

Sen nasıl bir kadınsın? Çık dışarı!

Çık, dışarı çık, çık dışarı!

Çık!

(Müzik)

(Gerilim müziği)

Affet beni kızım.

Biliyorum kızgınsın bana ama her şey düzeldiğinde...

...affedeceksin beni biliyorum.

Affet.

(Telefon çalıyor)

(Gerilim müziği)

-Efendim İbrahim? -Firuze, yarın hemen görüşmemiz lazım.

-Yarın olmaz, gelemem. -Ne demek yarın olmaz?

Benim kızım eriyip bitiyor senin hiç mi vicdanın yok?

Bunca zamandır analık yapmadın bari bu sefer kızının arkasında dur.

Ben kötü bir şey yapmadım.

Deva da kötü bir yerde değil, sevdiği adamın yanında.

Onlar birbirlerini seviyorlar, onlar mutlu.

Benim bu yalanlara karnım tok.

Kızımın gözünün feri gitti.

Sana da Gülcemal'e de kızımı kurban etmem.

İbrahim, bana bir müsaade eder misin lütfen?

Sana müsaade falan yok.

(İbrahim ses) Ya yarın gelir bu işi benimle beraber çözersin.

Ya da ben o eve gelir bu sefer başınıza yıkarım.

Sizi de kendimi de altında bırakırım. O kadar.

İbrahim.

(Gerilim müziği)

Bence İtalya'yı.

Bak uçuş saati de bize uyuyor.

Olur aşkım. Vallahi ben İtalya'yı bilmediğim için...

...sen İtalya diyorsan İtalya.

Bak, ne yaparız biliyor musun? İtalya'ya gidelim.

Bir süre kalırız orada.

Sonra belki Almanya'ya geçeriz, daha kolay olabilir öyle.

Aşkım.

Emin misin?

Yani tamamen emin misin?

Dönmemek üzere gidiyoruz ya, bu çok büyük bir karar yani.

Bu hayatını bırakabilecek misin arkanda, abini bırakabilecek misin?

Kendimle alakalı hiçbir şey demiyorum bu arada yani.

Ya şimdi bu verdiğin karardan...

...ileride bu seni pişman eder mi falan gibi böyle bir endişe içindeyim.

Anladım. Şöyle söyleyeyim o zaman.

Hayatımda verdiğim hiçbir karardan bu kadar emin olmamıştım.

Çünkü ben bir aileyi hak ediyorum.

Ben mutlu olmayı hak ediyorum.

Sen de öyle.

Bu saatten sonra...

...buna engel olmaya kalkışacak olan her kim olursa...

...ancak düşmanım olabilir benim.

Abim bile olsa.

Gidiyoruz yarın buradan, anladın mı?

(Müzik)

Alıyorum biletlerimizi.

-Allah Allah! -Ne oldu?

-Anlamadım ki geçersiz kart diyor. -Versene bana, ben okuyayım istersen sana.

-Yanlış girdin herhâlde. -Başka kartla deneyeceğim.

Doğru, bazen bankalarda da böyle bir problem olabiliyor.

(Gerilim müziği)

-Verdi mi? -Buna da geçersiz kart dedi, anlamadım.

-Limitsel bir şey olabilir mi? -Hayır, olamaz.

Bunlar hep abimin ek kartları.

Limit diye bir şey...

İptal ettirdi.

-Sakin ol. -Bunu nasıl yapar?

-Sakin ol, tamam hayatım, sakin. -Mert karışma!

Sakın karışma, bu abimle benim aramda!

Kartlarımı mı iptal ettin?

-Ek kartlarını. -Böyle bir şeyi nasıl yapabiliyorsun?

O kartları sana ben verdim.

Benim sana sağladığım şartlar. Benim param. Benim sana kurduğum dünya.

Öyle mi? Senin paranı istemiyorum, buradan gidiyoruz.

-Hiçbir yere gidemezsiniz. -Sen burada kalacağımı mı zannediyorsun?

-Böyle bir şey olabilir mi? -Bu saatten sonra seçme hakkınız yok.

-(Gülcemal) Mecbursunuz, kalacaksınız. -Abi sen bizi nasıl bir...

...deliliğin içine soktuğunun farkında mısın?

(Gülendam) Nasıl yaşayacağız? Senin karın...

...benim kocamın eski nişanlısı. Sen, ben böyle oturup...

...hep birlikte yiyip içecek miyiz?

-Aklın alıyor mu? -Daha önce oluyordu ama.

Yoksa sen kocana güvenmiyor musun?

Abi olmaz!

Olmaz! Olacak iş değil, bu şekilde yaşayamayız!

Ben kocana güveniyorum.

Mesela senin kocan artık benim karıma bir an bile göz değdiremez.

Çünkü onun dünyasını karartırım, bunu biliyor.

Çünkü gözünü de çıkarırsın, değil mi?

Evet, çıkarırım.

-Gerekirse. -Abi ben bile artık...

...senden çok korkuyorum. -Yeter!

Kocan yaşasın istedin, sözümü tuttum. Kocanın canı üstünde işte!

Madem bu herifle evli kalacaksın, bak ben sana söyleyeyim...

...ben seni bu herifin yanına verip yarım metre uzağa göndermem.

Evli kalacaksan bu hayata razı olacaksın.

Abi böyle yaşayamayız.

Peki niye Deva gitmiyor o zaman? Karını gönder, niye göndermiyorsun?

-Ona ne yapmayı düşünüyorsun peki? -Onun hesabı ayrı, sizinki ayrı.

Herkesin meşrebine göre.

Sen kocanla bedel ödemeyi seçtiysen...

...çekeceksin. Şimdi sofraya otur.

(Kapı açıldı)

Çüş ama!

Kapı çalmak, bir şey yok mu?

Gülendam'ın odada olmadığını biliyorum oğlum.

Belki ben müsait değilim.

Sen kimsin lan ben senin müsait olup olmadığını soracağım?

Hayırdır, ne iş?

-Gidiyor musunuz? -Biz buradan gidiyoruz, evet.

-(Bip) gidersiniz. -Bu nasıl bir tavır.

Ne, zorla mı tutacaksınız, ne yapacaksınız?

O biçim bir tavır.

Ne oldu, zoruna mı gitti? Zorla tutacağız, evet.

-Bak, arkadaşım... -Hişt, hop, tövbe de.

Bana arkadaşım falan deme, ben senin arkadaşın değilim.

Neyse ne işte, neyse ne.

Sen bana baksana, sence benim bu evde seçme ve seçilme hakkım var mı?

Ben burada kendi kararlarımı kendim veriyormuşum gibi görünüyor muyum...

...dışarıdan bakınca?

Bunu git, Gülendam'a söyle, bana niye anlatıyorsun?

Ben sana bir şey söyleyeyim...

...siz şu kapıdan yüz metre öteye bile gidemezsiniz. Niye biliyor musun?

Gülcemal, Gülendam'ın bütün hesaplarını kapattı.

Kartlarını iptal etti.

Gülcemal yoksa siz bir hiçsiniz.

(Bip), kardeşini ortada bırakacak sanki, öyle bir...

...illa bir hakkı falan, bir şeyi vardır. -Hakkı falan yok oğlum işte.

-Kendi hesabı, bir gayrimenkul, bir şey? -Yok ulan, yok işte, hiçbir şeyi yok.

Altındaki arabasından cebindeki karta, taktığı çantaya kadar her şey onun.

Sadece bir şey var.

İstanbul'da bu yalı...

Gülcemal, Gülendam'a maaş bağladı, maaş veriyor.

Ufak bir şey, idare edersiniz artık.

Ne oldu Mert Efendi?

Musluklar kesildi.

Ne yapacaksınız? Nasıl sevdiğini Gülendam'a göster lan.

Tak koluna, al götür onurluca, gariban ama onurluca bir hayat yaşa.

-Ya da bir alternatifin daha var. -Ne?

Gülcemal seni sofrada bekliyor.

Git karşısına otur, önüne ne koyuyorsa ondan ye.

Adamlığını göster bakayım, hadi şaşırt bizi.

Bak, bak, bak, bir de utanmadan karşıma çıkıyor.

İlla beni o psikopata parçalatacaksın, değil mi?

Hepsi senin yüzünden oldu.

Seni tanıdığım güne lanet olsun.

Hayatımı mahvettin.

Ne?

Ben mi senin hayatını mahvetmişim? Sen benim şu hâlime baksana.

Baksana, beni parça pinçik ettiler, lime lime edecekler diye...

...ben kafamı dışarı uzatamıyorum.

Ben senin hayatını nasıl mahvetmiş olabilirim?

Sen var ya, hayatımda gördüğüm en onursuz, en haysiyetsiz adamsın.

Ölecektik. O uçurumda en azından onurumuzla ölecektik.

Senin yüzünden bu hâle düşmeyecektik.

Deva sen ölmek istiyorsan lütfen buyur, ben seni tutmayayım.

Canım üstümde diye şükredeceğine hâlâ artistlik yapıyor, şuna baksana.

Kusura bakma ama benim, 80'li yaşlarımı görürüm gibi...

...insani, düz insan hayallerim vardı.

Bak hâlâ canım üstümde diyorsun...

...seni geberteceğim, gerçekten elimde kalacaksın.

Onursuz.

Bu gidişle benim gebermem için senin bir şey yapmana gerek kalmayacak ki.

(Gerilim müziği)

Otur.

Kocanın komutlarına da...

...bakıyorum hiç ikiletmeden hemen uyuyorsun.

-Sen de uyacaksın. -Uymayacağım.

-Ben bu sofraya oturmam. -Oturacaksın.

-Oturmayacağım. -Kocan gelince mecbur oturacaksın.

Benim kocam bu sofraya oturmaz.

(Gerilim müziği)

Otur.

(Gerilim müziği)

Bak, sana üç seçenek sunuyorum.

Birincisi, şimdi burada canın üstündeyken bu evden (Bip) gidersin.

Gülendam seni boşar, bir daha yüzünü bile görmeyiz.

Öyle mi? Sen bu şıkkı sorarken benim fikrimi sordun mu peki abi?

Ben Mert'ten boşanmayacağım, öyle bir şey yok.

Benim çocuğum babasız büyümeyecek.

Mert hiçbir yere gitmiyor.

Peki.

O zaman ikinci seçenek.

İkiniz şimdi bu evden gitmeye kalkarsınız.

(Duygusal müzik)

-Biz zaten gideceğiz. -Öyle mi?

Bunu yaparsanız bilin ki bundan sonra teksiniz.

Size zırnık koklatmayacağım.

Benim bugüne kadar kardeşime sağladığım şartların tamamını...

...ona da çocuğuna da sağlayacaksın.

Hiçbir şeyden mahrum kalmayacaklar.

Nereye giderseniz izinizi bulurum, gözüm üstünüzde olur.

Senin o kalan parçalarını da tek tek koparırım lan.

Sürünürsün, elden ayaktan düşersin, gebermek istersin, geberemezsin!

Üç?

Şimdi bu sofraya oturursun, benim size biçtiğim hayata razı olursunuz.

Senden hiçbir şey istemiyorum. Tek bir kuruş bile.

Biz gidiyoruz.

(Gerilim müziği)

Hiçbir şey istemiyorum.

Bir köye gideriz, kasaba, köy, neyse kendimize bir ev buluruz.

Başımızı sokacak bir yer olsun yeter, kuru ekmek yeriz...

...gerekirse fukara hayatı yaşarız ama olmaz!

Burada kalmayacağız.

Kalamayız.

Bir şey söylesene.

(Gerilim müziği)

Gözüm, diyor.

Üstünüzde, diyor.

Hem sen öyle bir hayatta yaşayabilecek misin Gülendam?

Bu eski nişanlın...

...abim, onun karısı...

...sen, ben, bu sofrada böyle...

...sen böyle bir hayatı yaşayabilecek misin peki?

Gülendam özür dilerim.

(Gerilim müziği)

Bu evde...

...böyle başın yere eğik...

...böyle yaşayacaksın yani.

Öyle mi?

Uğruna canını feda ettiğin kocanı gördün mü?

Kimin için bu mutsuzluğa razı oldun, gördün mü?

Kimin için bedel ödedin?

Bak.

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Gülendam ağlıyor)

Gülendam.

Sen bu hayata razı oldun ya...

...sana da artık merhamet göstermeyeceğim.

(Gülendam ağlıyor)

Afiyet olsun.

(Gülendam ağlıyor) (Duygusal müzik)

Sana sıcak çikolata yaptım.

-Ciddi misin? -Biraz nostalji yapalım dedim.

Malum, bu ara mutlu olduğum zamanları hatırlamaya bayağı ihtiyacım var.

Ama var ya...

...şunu kimse senin gibi yapamıyor, biliyorsun değil mi?

Armağan, üniversitede bunu ne kadar içiyorduk, hatırlıyor musun?

Her gece.

Of, bilmez miyim?

Artık dana gibi olmuştum.

Malum, sporla da aram yok, oturduğum yerden şişmiştim.

Sus.

Gerçekten biz bunu içmeyi niye bıraktık? Kilo aldık diye değil herhâlde.

Yok be, şu senin eski sevgilin...

...dişinde tel olan... -Ozan.

Evet, Ozan. Bize takmıştı ya.

Yok, siz niye aynı evde yaşıyorsunuz, hep onunla ilgileniyorsun...

...ona sıcak çikolata yapıyorsun, ona yemek yapıyorsun.

Beni kıskanıyordu manyak.

-Salak bir çocuktu. -Bayağı salaktı.

Ama senin de beni kıskanan bir kız arkadaşın vardı.

Bu İngiliz kız, güzel olan.

Evet.

Vay be.

-Ne çok şey geldi geçti, değil mi? -(İpek) Evet.

Ne zaman dönüp baksam hep geçmişimde sen varsın.

(Duygusal müzik)

(Armağan) Ama...

...bundan sonra olamayacağım. -Nasıl yani?

Ben yarın...

...Londra'ya gidiyorum.

Nasıl yani Armağan, bu...

...böyle bir anda pat diye alınacak bir karar mı?

Benim burada kalacak bir yerim yok İpek.

Abimde kalamam, annemde kalamam, burada yaşayamam.

Benim kendime ait bir hayatım yok. Farkında mısın?

Nasıl yaşayamazsın? Biz sana burada oda hazırlarız.

Benim artık kendime ait bir hayat kurmam lazım.

Ve bütün bu olaylardan, her şeyden uzak bir hayat istiyorum.

Ha-hayır, böyle olaylar üst üste geldi diye...

...sen o yüzden böyle ani bir karar aldın.

Hayır.

Ani bir karar değil, ben bunu uzun bir süredir düşünüyorum.

Bu annemin olayları ortaya çıktığından beri de...

...kararım kesinleşti.

(Armağan) Bu staj yaptığım şirket...

...benimle bir iş için ilgileniyor.

(Armağan) Finans alanında çok iyi bir noktaya geldiler.

Bayağı temelli gidiyorsun yani?

Orada çalışacaksın falan. Orada yaşayacaksın.

Evet. Çalışacağım, kendi paramı kazanacağım.

Annemden tek kuruş almadan kendime ait yeni bir hayat kuracağım.

Nerede kalacaksın?

(Duygusal müzik)

En çok seni özleyeceğim.

Ben de seni özleyeceğim.

(Duygusal müzik)

(Gerilim müziği)

(Gülcemal dış ses) Gülendam.

Sen bu hayata razı oldun ya...

...artık sana da merhamet göstermeyeceğim.

(Gülendam ağlıyor)

Biz böyle nasıl yaşayacağız?

Allah'ım yardım et, ne olur.

Of...

Bu ne soğuk.

Bu ne soğuk.

(Müzik)

İçim üşüdü.

(Müzik)

Ay...

Sana inanamıyorum. Sen nasıl bir adamsın?

Ne biçim bir adamsın, sen nasıl onursuz bir şeysin.

-O sofraya nasıl oturdun? -Ne yapsaydım?

Sanki kendim için yapıyorum. Ben seni bu hayattan, bu zenginlikten...

...bu gördüklerinden tutup çıkarıp nasıl fakirliğe atayım?

Sen ne anlatıyorsun? Sen bana fakirlik mi anlatıyorsun?

Ben sokaklarda yaşadım!

Ben seninle fukara bir hayata da razıydım. Ama...

Senin gibi onursuz bir adamla yaşamaya razı değilim.

Ağır konuşuyorsun Gülendam.

-Biz bu değiliz. -Biz mi?

Biz diye bir şey yok artık.

Evet, çocuğum için bu evde kalmana müsaade edeceğim...

...seni kocam olarak yanımda tutacağım...

...ama artık senin gibi bir adamı sevemem.

Beni duydun mu?

(Duygusal müzik)

Gülendam saçma... Gülendam saçmalama.

Ne yapıyorsun, saçmalama, buraya gel.

Konuşmak istemiyorum.

Gözümde yeterince küçüldün, daha fazla küçülme, sus.

Şunu da al, bundan sonra koltukta yatarsın. Hadi.

(Deva inliyor)

(Deva inliyor)

(Deva inliyor)

Yeter, sus artık. (Deva inliyor)

Sus artık, sinirimi bozma.

(Deva inliyor)

(Deva inliyor)

(Gerilim müziği) (Deva inliyor)

(Gerilim müziği devam ediyor) (Deva inliyor)

(Ateş ölçer uyarı verdi)

(Gerilim müziği) (Deva inliyor)

Biri yukarı baksın, çabuk!

Yukarı biri gelsin, Vefa!

(Gerilim müziği)

(Duygusal müzik)

Allah'ım ne oluyor?

En çok seni özleyeceğim.

Nasıl gider?

Of!

Ateşi düşmüyor.

Gelinlikle bahçede bekledi ya, soğuğu yedi tabii.

Üşüttü.

Ah canım.

(Ateş ölçer uyarı veriyor) Dur bakayım.

Dur bakayım yavrum.

-41 -Ne?

(Gara) 41

Kalk, kalk, kalk. Kalk, bu böyle olmaz.

(Gara) Ne yapıyorsun?

-Ne yapacaksın? -Duşa sokacağım.

Ateşi çok yüksek. Sen hemen doktoru ara, hemen, çabuk.

Tamam, geçti.

Şuraya bas. Bas, gel. (Deva inliyor)

Tamam.

Tamam.

(Duygusal müzik) (Deva inliyor)

Tamam, geçecek, tamam.

(Duygusal müzik) (Deva inliyor)

(Duygusal müzik devam ediyor) (Deva inliyor)

Tamam.

(Duygusal müzik)

(Müzik)

Başkasını seven bir kadını karın yapıyorsun.

Onu karım diye sar, soyadını ver ama unutma...

...o da bir gün benim gibi seni terk edip gidecek.

Deva, Mert'in...

...eski nişanlısı.

(Gerilim müziği)

(Gülcemal dış ses) Masal perisi gibi olmuşsun.

Masal perisi.

(Duygusal müzik)

Artık evleniyoruz.

(Duygusal müzik)

(Kapı vuruluyor)

Ateşi düştü mü?

(Duygusal müzik)

Bu kız yanıyor, ateşi hiç düşmemiş.

Doktor, iğne yaptım, ateşi düşecek, demişti.

Ben şu adamı bir daha arayayım.

(Kapı açıldı)

(Kapı kapandı)

-Hayırdır? -Pek hayır değil aslında efendim.

-Ne oldu? -Armağan Bey...

Oğlunuz Londra'ya yerleşmeye karar vermiş.

Ne?

-Neden? -Bilmiyorum.

Yani bundan sonra oraya yerleşecekmiş, orada yaşayacakmış.

Bundan sonra bu staj yaptığı yerde, o şirkette çalışacakmış.

Yani bundan sonra geri dönmeyi düşünmüyormuş.

Ne?

-Neden, ne zaman gidiyormuş? -Uçağı bu akşam.

(Müzik)

Toparlanmışsın.

Yolcu yolunda gerek.

Gidiyorsun yani, bu kadar çabuk.

-Söyledim ya İpek. -Nerede kalacağını da öğrenmiş olduk.

-Sen beni mi dinledin? -Yo.

Öyle odaya yanına geliyordum, istemeden kulak misafiri oldum da...

...bu, bu kız beni kıskanan eski sevgilin değil mi?

Evet, o.

Şirketi de o ayarladı.

Ne yapacaksın, oraya gidip onunla evlenecek misin?

-Evlenmek mi? -Evet.

Şu son yaşadıklarımdan ve annemin olaylarından bir şey öğrendim bu hayatta.

Ne?

Eğer kalbinde biri varsa...

...gidip başka biriyle evlenmemelisin.

Nasıl yani?

Başkasını mı seviyorsun?

Evet.

Hem de kendimi bildim bileli.

Bütün çocukluğum, gençliğim...

...bütün güzel anılarım olan bir kız var.

Ve ben o kızı çok seviyorum.

Ve sanırım hep de onu seveceğim.

İpek, bilmiyormuş gibi yapma.

Biliyordun zaten.

Bir gün ikimiz de sarhoştuk ve ben sana söylemiştim.

Sonra ertesi gün bilmiyormuş numarası yapmıştık.

Hiç hatırlamıyormuş gibi o geceyi.

Niye şimdi söyledin diyeceksin, değil mi?

Böyle giderayak.

İçimde kalsın istemedim.

İpek, bil ki...

...dünyanın neresine gidersem gideyim hep seni seven bir Armağan olacak.

Bunu bil istedim.

-Armağan... -Yok.

Kendini bir şey söylemek için mecbur hissetme, ben bir cevap beklemiyorum.

Zaten...

...bana âşık olmadığını biliyorum.

(Telefon çalıyor)

(Telefon çalıyor)

Alo?

(Emrullah ses) Armağan Bey, acilen hastaneye gelmeniz lazım.

Zafer Hanım'ın durumu çok kötü.

Ne?

(Müzik)

Günaydın.

İyi uyuyabildin mi bari?

Gülendam.

Biraz konuşabilir miyiz?

Öyle mi?

Günah benden gitti o zaman.

Abi.

(Vefa) Bizim için yaptım.

Doktor Deva'nın yanında mı hâlâ?

(Müzik)

Abi, sen benimle konuşmayacak mısın?

Nereden öğrendin...

...nişanlı oldukları?

Mert'in telefonun şifresini kırdırdım.

Fotoğrafları gördüm.

Göster.

-Abi, ne olur yapma. Bak, zaten ol... -Göster!

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Gara) Gülcemal.

Doktor Bey geldi.

Gülcemal Bey, bir ateş düşürücü daha yaptım ama ateşi hâlen düşmüyor.

Üşütme zannettim ama değil bence.

(Doktor) Bir an evvel bir hastaneye götürüp, tetkik yapılması gerekiyor.

-Hastaneye gitmeyecek. -Ama oğlum doktor...

Hastaneye gitmeyecek dedim!

Gülcemal Bey bakın, tetkik yapılmadan bir şey anlamıyorum ben.

Kanını alıp hastaneye götür o zaman.

(Gerilim müziği)

-Peki. -Buyurun.

Abi, belki ciddi bir şey vardır. Hastaneye götürelim.

(Zafer) Gelecek değil mi?

-Bu kadar zaman oldu, nerede? -Evet efendim.

Geliyorum deyip alelacele telefonu kapattı.

Şu ana kadar gelmiş olması gerekirdi.

Üf! Nerede bu çocuk?

Anne!

Nasıl ya?

Sen gayet iyisin.

İyiyim. Seninle konuşmak istedim sadece.

Sen bu hasta yatağında bile nasıl bu kadar hile hurdaya başvurabiliyorsun anne?

Seni buraya getirmenin başka yolu yoktu Armağan.

Ama aptallık bende ya, aptallık bende!

Ben hâlâ senin tuzaklarına düşebiliyorum ya, hâlâ!

Armağan, ne olur Londra'ya gitme.

Bak, burada yeni bir hayat kurarız. Ayrı ev açarım sana olur mu?

Yanında olmam.

Yani yanımda olmasan bile yakınımda olursun.

Ne olur gitme Londra'ya.

Anne, hiç boşuna nefesini tüketime artık.

Ben kararımı verdim. Bu akşam Londra'ya gidiyorum.

Sen böyle ağlasan da yalvarsan da beni asla durduramayacaksın.

Biliyor musun İpek'e onu sevdiğimi söyledim.

(Armağan) Evet.

Çünkü bitti, anlıyor musun?

Bitti. Bütün köprüleri yaktım.

(Armağan) Bu işin artık dönüşü yok.

Beni asla durduramazsın anne.

Bir daha sakın beni arama.

Eğer seni affedebilirsem, öfkemi dizginleyebilirsem...

...bunu başarabilirsem bir gün seni arayacağım.

Ama o zamana kadar hoşça kal anne.

(Müzik)

Gidiyor.

İpek'e onu sevdiğini söylemiş.

Yoksa söylemezdi.

Oğlum bu kez gerçekten gidiyor.

Yahu kız senin kanından, canından be kadın.

Allah aşkına yardım et de alalım evladımızı şu eşkıyanın elinden.

Yapamam anlamıyor musun?

Deva o evde, benim yanımda kalacak.

Sen nasıl bir annesin?

O adamın kızına eziyet etmesine nasıl göz yumuyorsun?

Eziyet etmiyor.

-Deva o evde mutlu. -Yapma, yalan söyleme.

Kızım hiç iyi değil.

Sen beni aynı şeyleri tekrar etmek için mi çağırdın buraya?

Evden ne kadar zor çıktığımdan hiç haberin yok senin, hiç.

Zafer bu nikâhı bozacak.

Eğer bozmazsa bir katil olduğunu herkes öğrenecek.

İbrahim.

Ne yaptın sen?

Görüyorum ki Deva'yı benden başka düşünen hiç kimse yok.

(İbrahim) Bütün bunları senin yapman lazımdı.

Ona Firuze'nin katili olduğunu bildiğimi söyledim.

Bir şahit var, bir balıkçı. Onu getiririm dedim.

O balıkçı öldü.

O balıkçı sensin Firuze.

Eğer kızımızı o bataklıktan çıkarmazsan seni Zafer'in önüne koyarım.

O zaman gerçekleri herkese anlatırsın.

Neden bana eziyet ediyorsun sen?

Kızımı da Gülcemal'i de benden koparıp alacaksın da ne olacak?

(Gara) Beni de Zafer'in önüne atacaksın.

Deva, Deva, Deva! Tutturdun Deva diye!

O benim kızım İbrahim.

Acı da çekse, çile de çekse benim yanımda kalacak.

Sen de susacaksın.

-Git kendi kızınla alakadar ol. -Ya, öyle mi?

O benim kızım, benim!

Bütün bunları el kadar çocuğu kucağıma verirken düşünecektin!

Ben emek verdim ona, ben büyüttüm!

Bir çocuk emek verenindir, doğurup gidenin değil!

Ben seni çok yanlış tanımışım Firuze.

Sen benim anılarımda saf, tertemiz bir kadındın.

Oysa evladının celladı olmaya gelmişsin.

Keşke gerçekten ölseydin de o tertemiz hatıranı kirletmeseydin.

Yazıklar olsun.

Allah'ım ne yapacağım?

Allah'ım ne yapacağım ben?

(Müzik)

(Geçiş sesi) (Deva) Gülcemal!

Gülcemal bak, ben sana kaç kere anlatmaya çalıştım...

...söylemeye çalıştım ama yapamadım, anladın mı?

Lansmanda da söyleme çalıştım, evlenme teklif ettiğinde de...

...ama bitti benim için, öldü o. Hani sen dedin ya bana nişanlın öldü diye.

(Geçiş sesi) Yemin ederim öldü o benim için.

(Geçiş sesi) Niye yaşatıyorsun sen bunu bize?

Acı çekmekten başka hiçbir şey yaşatmıyorsun!

Niye yapıyorsun bunu?

Neden? Sevgilini görmeye dayanamıyor musun?

Saçmalama! O benim sevgilim falan değil!

Yok öyle bir şey diyorum ya, bitti diyorum, anlamıyor musun?

(Geçiş sesi)

İnsan böyle bir şeyi nasıl bu kadar çabuk unutabilir?

Gülcemal Bey.

Ne var?

Müsaitseniz sizinle görüşmem gereken bir konu var.

Kusura bakma doktor, gel söyle ne söyleyeceksen.

-Eşinizin tahlil sonuçları çıktı. -Sonuç?

Hepsi gayet iyi, herhangi bir enfeksiyon görünmüyor.

-Numara mı yapmış yani? -Yok, hayır.

Kendisiyle yukarıda biraz konuşma fırsatı bulduk.

Çocukluktan gelen bir hastalığı varmış.

Çok üzüldüğü zaman...

...veya travmatik bir durum geçirdiği zaman böyle hastalanıyormuş.

(Geçiş sesi) Bak, geldiğinden beri bir şey yemedin.

Hasta oldun açlıktan.

Ben açlıktan hasta olmadım, kötülükten hasta oldum.

Başıma getirmediği şey kalmadı çünkü. (Geçiş sesi)

Ne yani, benim yüzümden mi hasta oldu şimdi?

Açıkçası öyle bir şey demedi.

Eşinizin durumu tamamen psikolojik.

Kendisinin yanında olmalı ve ona moral vermelisiniz Gülcemal Bey.

-İşte o biraz zor. -Ben bir serum taktım.

Bitince nasıl çıkarılması gerektiğini yukarıdaki hanımefendiye gösterdim.

-Eyvallah, sağ ol doktor. -Geçmiş olsun.

(Müzik)

İpek.

Ne oluyor İpek?

Neyin var böyle?

Bir de soruyorum değil mi?

Deva'yı düşünüyorsun tabii, başka ne olabilir?

Bazen Deva'yı benden fazla sevdiğini düşünüyorum biliyor musun?

Ne diyorsun kızım sen, o ne biçim laf öyle?

Siz benim evlatlarımsınız, sizi ayırabilir miyim ben hiç?

Ayıramıyorsan biraz beni de gör baba, olur mu?

Biraz beni de gör. Çünkü ben çok yoruldum artık.

Deva'nın peşinde oradan oraya paralanıyorsun ya.

Oradan oraya paralanıyorsun, peşinde beni de götürüyorsun...

...beni de sürüklüyorsun her yere.

Ya yoruldum artık, hayatımı yaşatmıyorsunuz bana.

Ben çok iyi bir okulda okudum bunun farkında mısın?

Çok iyi bir eğitimimim var benim farkında mısın?

Ama ben ne yapıyorum?

Her gün yemek pişiriyorum, her gün keçi bakıyorum, neden?

Hâlâ bir aile olabildiğimiz için yapıyorum.

Senin yanında kalabilmek için yapıyorum.

Sen hastalanma diye, senin gözünün içine bakabilmek için yapıyorum ben ama yok.

Ama yok. Varsa yoksa Deva var benim babam için ya.

Yeter artık. Bak benim de problemlerim olabilir.

Benim de dertlerim olabilir.

Neden anlamıyorsun, neden görmüyorsun beni?

Haklısın kızım, haklısın, affedersin.

Affedersin.

Bunca hengâme içinde ben de savrulup gittim işte.

Kusura bakma, ne olur kusura bakma.

Tamam sorun yok, sorun yok.

Benim moralim bozuk diye ben sana patladım, bir şey yok.

Tamam. Hadi anlat bakalım, seni dinliyorum bir tanem, hadi anlat.

Baba, Armağan gidiyor.

Ee yani, buna mı dertleniyorsun?

Dönmeyecek ama bir daha.

Dönmeyecek mi?

-Nereye gidiyormuş peki? -Londra'ya.

Aa! Çok akıllıca.

Aferin. Bıraksın gitsin.

Gitsin kendine yepyeni bir hayat kursun oralarda aferin, çok akıllıca.

Beni sevdiğini söyledi bana dün.

Ha?

Nasıl yani?

Yok, hayır. Öyle düşündüğün gibi bir şey değil.

Gidiyor ya işte içinde kalmasın diye söyledi.

Baba, Armağan bana benimle gel bile demedi biliyor musun?

Sadece içinde kalmasın diye söyledi.

Benim onu sevme ihtimalimi bile düşünmemiş.

Bunca zaman kendini bana şu kadar layık görmemiş.

Hay Allah!

Ne diyeceğimi bilemedim ben şimdi.

Baba, ben onun gitmesini istemiyorum.

Benim hayatımın her anında o vardı yanımda.

Şimdi o giderse benim hayatım bomboş kalacak.

Ne yapacağım ki ben o olmadan?

Hayatın bomboş mu kalacak?

Peki, sen ona karşı ne hissediyorsun?

(Müzik)

-Selam. -Selam.

-Nasılsın? -İyiyim, sen?

İyiyim.

Beni çağırmışsın, şaşırdım. Ne oldu?

-Geldiğin için sağ ol. -Ne demek de...

...ne oluyor?

Kusura bakma eve gelmek istemedim.

Malum Gülcemal şu sıralar hiç sağlıklı düşünmüyor.

Ve bana engel olmasını da istemedim.

Ben anlamadım.

Engel olmasını gerektirecek bir şey mi yapacaksın?

Ben bu akşam gidiyorum.

Her şeyi ve herkesi arkamda bırakıp Londra'ya dönüyorum.

Çok sevindim.

Gerçekten çok sevindim.

(Gülendam) Çok güzel bir şey yapıyorsun.

Aslında aramızda en şanslı sensin biliyor musun?

En azından bir kaçış planın var.

Sana veda etmek istedim.

Teşekkür ederim.

Biliyorum aramız daha yeni düzeldi.

Ama biz kardeşiz. Sen benim ablamsın.

Bence bu bağ tüm tanışıklıklardan daha güçlü.

Öyle.

Ben de hastanede anladım bunu.

Bu kadar üzüleceğim hiç gelmezdi aklıma gidiyorsun diye.

-Bir şeyi bilmeni istiyorum. -Evet.

Ne zaman istersen gel, orada senin de bir evin var.

Yani Gülcemal gibi yeni bir hayat veremeyebilirim belki sana ama...

...yeni bir oda verebilirim ve bil ki kendini ne zaman yalnız hissetsen...

...yanımda bir kardeşin var artık.

Armağan, sen gerçekten çok başka bir çocuksun.

Keşke seni daha önceden tanımış olabilseydim.

Bunların hiçbiri yaşanmamış olsaydı keşke.

Keşke.

Armağan, şunu söylemen bile bana o kadar güçlü hissettirdi ki kendimi...

...gerçekten güç verdin.

Hem de kendimi bu kadar böyle sıkışmış...

...çaresiz hissettiğim bir zamanda.

Bilmediğim bir şey mi oldu?

Boş ver.

Tamam düşünme bunları, önüne bak, hayatına bak, tamam mı?

Ve bizi asla düşünmeyeceksin bundan sonra.

Bir de senden bir şey isteyeceğim. Hakkım varsa tabii.

Tabi ki yani, elimden gelirse.

Benim için de mutlu kardeşim.

Söz.

(Duygusal müzik)

-Merhaba. -Hoş geldiniz. Nasıl yardımcı olabilirim?

Merhaba. Bir vadeli hesabım vardı da benim.

Ondaki parayı çekmek istiyorum.

Tabii, biraz bekleteceğim.

Tabii.

Vadenize daha var görünüyor, bozacak mısınız?

-Bana acil lazım da para bozalım. -Peki.

(Müzik)

Of!

(Telefon çalıyor)

(Telefon çalıyor)

-Efendim Zafer Hanım? -İpek.

İpek, yardım et ne olur, oğlum gidiyor.

Biliyorum.

Ben ne yapabilirim ki? Armağan'ın kararı kesin.

(Zafer) İpek, ne olur, yapabilirsin.

Ne olur oğlum gidiyor, sen engel olabilirsin ona.

-Yapamam. -(Zafer ses) Yapabilirsin.

Bak, seni sevdiğini söylemiş.

(Zafer ses) Sen de ona sevdiğini söylersen eğer...

...gitmez, kalır burada, ne olur.

İpek, beni duyuyor musun?

-Duyuyorum. -(Zafer ses) İpek bak.

Ben Gülcemal'in elinden Deva'yı alırım.

Ben yanınızda olmam, size yepyeni bir hayat kurarım.

(Zafer ses) Armağan, sen...

...İbrahim, Deva hepiniz bir arada olursunuz.

Size zarar gelmesine engel olurum, kimse zarar veremez.

(Zafer ses) İpek, duyuyor musun, yapacak mısın?

İpek!

Yapacak mısın İpek?

İpek!

Kabul etti mi efendim, ne oldu?

Bir şey demedi.

Ama yapacak.

Deva için yapacak.

Peki siz gerçekten dediklerinizi yapacak mısınız?

Elbette bu evliliği bozacağım.

Deva'yı Gülcemal'den alacağım.

İpek onun için yaptığımı sanacak.

İbrahim de öyle zannedecek.

Nakkaşoğulları'nı yakamdan söküp atacağım.

İnşallah İpek'e söylediklerim etkili olmuştur.

Armağan gitmekten vazgeçer.

-Acımadı değil mi? -Acımıyor.

Yarın sabaha bir şeyin kalmaz.

Tahlillerin çok iyi çıktı.

Üşütmüş herhâlde.

Ne zaman çok üzülsem böyle olur.

Öyle mi?

Annem ölünce de böyle olmuştu.

Günlerce kalkamadım yataktan.

Babam çok korktu, İstanbul'a götürecekti beni de.

Sonradan anlamış üzüntüden olduğunu.

Çorba yapmıştı bana bir tane, çiçek çorbası.

-Hani şehriyeler var ya çiçek şeklinde. -Evet.

Ondan koydu.

Sihirli bu çorba dedi iç bunu, iyileşeceksin hiçbir şeyin kalmayacak.

Hiçbir şeyim de kalmadı biliyor musun?

Ben ne zaman o çorbayı içsem iyileştim.

Hiçbir şeyim kalmadı.

Ben yaparım sana çorba.

Marifet çorba değil ki.

Babam.

(Deva) Onun benim yanımda olduğunu bilmek...

...benim üzülmeme izin vermeyeceğini bilmek...

...çorbanın sihri orada, sevgi.

Babamsız işe yaramaz ki.

Çünkü artık babam yok.

Öyle deme güzel kızım.

Baban seni bırakmaz, kızgınlıkla söyledi onları.

Hiç öyle şey olur mu? Baban seni bırakmaz.

Vazgeçti benden.

Vazgeçti.

Gülcemal dediğini yaptı işte.

Sonunda kimsesiz bıraktı beni.

(Müzik)

(İbrahim dış ses) Bütün bunları el kadar çocuğu...

(Geçiş sesi) ...kucağıma verirken düşünecektin.

O kızı ben büyüttüm, ben emek verdim ona.

Bir çocuk emek verenindir, doğurup gidenin değil.

(Geçiş sesi)

(İbrahim dış ses) Ben seni çok yanlış tanımışım Firuze.

Sen benim anılarımda... (Geçiş sesi)

...saf, tertemiz bir kadındın.

Oysa evladının celladı olmaya gelmişsin.

(Geçiş sesi)

Keşke gerçekten ölseydin de o tertemiz hatıranı kirletmeseydin.

Yazıklar olsun.

(Hüzünlü müzik)

Gülcemal.

(Müzik)

Biliyorum bana da kırgınsın.

(Gara) Ama Deva bu kadarını hak etmedi.

Üzüntüden hasta, biliyorsun değil mi?

Çocukken de böyle oluyormuş.

Biliyorum.

-Bir şey yokmuş, yakında iyileşir. -İyileşmez.

Giderek daha da kötü olacak.

Bir gecede babasını, kardeşini kaybetti, kimsesiz kaldı.

Sevdiği adamla evlendi, adam yüzüne bile bakmıyor.

Mert'le aynı sofrada oturtup, aynı çatı altında yaşatıyorsun.

Sen bu kıza eziyet ediyorsun.

Hak etti.

-Hepsi hak etti. -Hak etmedi.

Deva, Gülendam'la Mert daha bu eve geldikleri ilk gece...

...sana her şeyi söyleyecekti ben mani oldum.

(Gara) Bir suçlu varsa o benim.

Birine kızman gerekiyorsa bana kız. Ona zulmetme.

O da anneme benziyor.

(Gara) Hayır, değil.

Hayır.

O annen gibi değil.

Senin annen kötü biri, kötü.

Deva kötü biri değil, bunu biliyorsun.

Ama başkasını sevdi.

Mutluydu.

Evlenecekti onunla.

(Müzik)

Oğullar da babalarının kaderini yaşıyormuş demek ki.

Kimse kimsenin kaderini yaşamaz, yok öyle bir şey.

Gülcemal, yaralısın, öfkelisin. Haklısın da anlıyorum ben seni.

Ama öfkenle haksızlık etme.

Ben herkese hak ettiğini veriyorum.

Gülcemal, sen bu kızı seviyorsun.

Deva o yarasından tanıdığın kız.

Bana onu nasıl anlatmıştın hatırlasana.

Deva ruhu hiç büyümeyen bir çocuk.

Tıpkı senin gibi.

Yaranı gördü, seni sevdi.

Onca şeye rağmen bütün ailesini karşısına aldı.

Seni seçti.

Sen yıllarca annenden nefret ettin. Nefret kuvvetli bir duygu.

Şimdi bu tanıdığın duyguya tutunmak kolay geliyor sana.

Ama bak, Deva'yı kaybediyorsun.

Allah'ın tamamlanman için gönderdiği şansı...

...böyle hoyratça harcama be Gülcemal.

(Gara) Sonra çok pişman olursun.

Bu kez bildiğin duyguyu seçme. Nefreti değil, sevgiyi seç.

(Duygusal müzik)

Deva hastalandığında babası ona çiçek çorbası yaparmış, sihirli çorba.

(Gara) Hemencecik iyileşirmiş.

Aklında bulunsun.

(Duygusal müzik)

Ben hazırım, çıkabiliriz.

Sen nereye?

-Ben de geliyorum, seni yolcu edeceğim. -Canım gerek yok.

-Ben kendim giderim. -Geleceğim Armağan.

Hiç çeneni yorma evladım.

Damarı tuttu bir kere, geleceğim diyorsa gelecek.

İbrahim amca, çocukluğumdan beri yanımdasın.

Elinde büyüdüm yani.

Çok hakkın, çok emeğin var üzerimde.

Annemin yüzünden boynum sana hep eğik.

Hakkını helal et. Helal olsun evladım.

Bu olanlarda senin hiçbir dahlin yok.

Yolun açık olsun.

Hadi bakalım, geç kalmayın havaalanına.

Şey... Şey diyeceğim ben...

Bana burada kalacak bir yer ayarlayabiliyor musunuz peki siz?

Oh, çok şükür! Tamam, harika.

Ne zamana yetişir bu kimlik, pasaportlar falan?

Ne diyorsun abiciğim?

Öyle birkaç haftam falan yok benim. Delirtmeyin abi adamı! İş acil diyorum.

Ben anlıyorum da işim acil. Bunu hızlandırabilmenin...

...yolu yordamı yok mu?

Tamam, hızlandırmak için bunu yaparsak o zaman ne oluyor?

Bu ne kadara oluyor?

Tamam.

Tamam, öyle yapalım. Çok acil ama tamam?

(Müzik)

(Geçiş sesi) Bu adamı seçersen beni yok bil dedim mi?

Bundan sonra bir baban yok. Bir ailen, bir evin yok.

Artık tek başınasın. (Geçiş sesi)

(İç çekti)

(Müzik)

Selamünaleyküm.

Ne geldin gene?

Aradım açmadın.

Kızın için aramıştım. Deva için.

Senin yanında kalmayı seçtiği müddetçe benim öyle bir kızım yok.

Ne zaman o evden ayrılır, yanıma gelir...

...yeniden kızım olur.

(Müzik)

Sana çok saygı duyuyorum, biliyor musun?

Çocuklarının arkasında dağ gibi duruyorsun ya.

Onlar için canını bile verirsin, değil mi?

Elbette.

Öz kızın bile olmamasına rağmen. Öz kızım o benim.

Biliyorum.

Öz babası olsa senin kadar sevmezdi.

Ona bakmazdı.

Onu bizim kapının önünden sabaha kadar ayrılmadığında anlamıştım zaten.

(Duygusal müzik)

Kızın hasta.

Çorbana ihtiyacı var.

Daha doğrusu babasına.

(Duygusal müzik)

(İç çekti)

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

(Zafer dış ses) Seni sevdiğini söylemiş.

Sen de ona sevdiğini söylersen eğer gitmez, kalır burada. Ne olur.

İpek...

Bir tık geç kaldık. Kontuar kapanmadan yetişirim inşallah.

İyi misin?

-Arabayı durdurur musunuz? -Ne yapıyorsun, İpek?

Durdurur musunuz?

-İpek? -Bize müsaade eder misiniz?

(El frenini çekti)

-İpek ben şu an geç kalıyorum. -Dün bana beni sevdiğini söyledin.

-Utandırmasan. -Niye?

-Sevgi utanılacak bir şey mi? -Karşılığı olmadığında...

...evet. -Bana sormadın ki.

İpek sana niye sorayım?

-Bana âşık olmadığını biliyorum zaten. -Nereden biliyorsun?

Çünkü hayatında hep benden çok daha iyileri oldu.

Çoğunu da tanıdım. Biri futbolcuydu.

Biri spor akademisindendi.

Bir çocuk vardı mesela, Ali.

O çocuk model oldu sonra, değil mi?

Bir de bana bak.

Ben hayatı şu sandalyeye bağlı biriyim.

O adamlar Deva'yla beni kaçırdığında ben...

Ben hiçbir şey yapamadım.

Deva'nın çığlıklarını duydum.

Ben orada yerlerde süründüm. Hiçbir şey gelmedi elimden.

Hayatımın en aciz anıydı.

İşte o an...

O an fark ettim kendi gerçekliğimi.

İşte dedim sen busun.

Gitme kararım da o anda etkili oldu İpek.

Yani...

...evet.

Evet, sana hiç sormadım beni seviyor musun diye.

Çünkü bir kadın beni niye sevsin ki?

Çünkü sen... Senin o imrendiğin adamlar var ya...

...sen o adamlardan çok daha üstün bir insansın.

O saydığın insanların ilk ikisiyle neden ayrıldım?

Neden ayrıldım Armağan? Beni aldattılar diye ayrıldım.

O model dediğin Ali. Neden ayrıldım, biliyor musun?

Bana vurduğu için. Şiddet uyguladığı için ayrıldım ben ondan.

Ama bir şekilde ben ne zaman önüme, arkama...

...geleceğime, geçmişime baksam...

...bir şekilde hep en kötü anımda senin yanındaydım.

Başımı hep senin omzuna yaslıyordum. Hep senin omzuna sığınıyordum.

Güvendiğim liman hep sendin. Sen karakterinle...

...o güzel kalbinle, kimseyi incitmeyişinle sen...

...o imrendiğin, o ayaktaki adamların hepsinden daha harika bir adamsın.

Evet, haklısın. Ben sana hiç âşık olmadım.

Armağan nasıl olayım? Ben sana âşık olursam seni kaybederim.

Armağan ben seni nasıl kaybedeyim? Ben seninle birlikte büyüdüm.

Seni nasıl kaybedeyim?

Ama seni çok seviyorum.

Armağan ben seni seviyorum.

Ve hayatımda olmanı istiyorum. Ben senin yanında olmak istiyorum.

Eğer sen de istersen tabii.

Armağan ben senin gitmeni istemiyorum.

Gitme, lütfen. Ben gitmeni istemiyorum.

(Duygusal müzik)

(Mesaj geldi)

(İpek dış ses) Armağan gitmeyecek.

Emrullah gidiyoruz.

Nereye efendim? Daha tam olarak iyileşmediniz ki.

-Eşyaları topla, gidiyoruz. -Tamam da bu şekilde çıkmamız iyi değil.

-Emrullah gidiyoruz dedim! -Emredersiniz.

Ah, benim güzelim ne çok üzüldün, ne çok ağladın.

Perişan oldun be yavrum. Ah...

-Sabah oldu mu? -Hayır, olmadı.

Gülcemal nerede?

Ne bileyim ben! Gitti.

O şimdi çok kızmıştır bana hasta oldum diye.

Ya babamla İpek'e bir şey yaparsa?

Yok, yapmaz.

(Kapı açıldı)

-Nasıl? -(Gara) Ateşi düşmedi hâlâ.

(Müzik)

Babam geldi.

(Duygusal müzik)

Geldim kızım, geldim.

(Kapı kapandı) Baba gerçekten mi?

Sana çiçek çorbası yaptım hem de.

Baba...

Baba gerçekten gelmişsin.

Bu çorba sihirli, biliyorsun? Sana çok iyi gelecek.

Biliyorum.

Hadi bakalım.

(Müzik)

Çok güzel.

(Müzik)

Efendim keşke hiç böyle çıkmasaydık.

-Hâlen daha iyi değilsiniz. -İyi olacağım.

Efendim o eve gitmek, Gülcemal'le Deva'yı görmek size iyi gelmeyecek.

Emrullah...

...ben Deva'yı ondan alacağım dedim mi, demedim mi?

İyi de söylediğiniz hâlde evlendiler işte. Daha ne yapacaksınız?

Deva'yı o çok merak ettiği babasıyla tanıştıracağım.

Deva'yı babasıyla mı?

Deva'nın babası kim ki?

Sabaha hiçbir şeyciğin kalmayacak inşallah.

Biliyorum.

Şimdiden bile çok iyi geldi.

-Ben artık gideyim. -Baba...

...beni affettin, değil mi?

-Hasta olduğun için geldim. -Ama...

...dedin ya...

...ben artık senin baban değilim diye.

Affettin beni değil mi?

Kızım her ne kadar öz baban olmasam da...

...hiçbir koşulda senin baban olmaktan vazgeçmedim.

Biliyorum.

Sense...

...evlenerek benim kızım olmaktan vazgeçtin.

Bu durum devam ettikçe kırgınlığım hiç bitmeyecek.

(Müzik)

Ben sizi eve bırakayım.

Sen benim öz babamsın.

Hani ben küçüklüğümden beri öz babam kim diye bulmaya çalışıyorum ya...

...o sensin.

Beni büyüten, hasta olduğumda benim yanımda olsan...

...beni hiç yalnız bırakmayan...

...varlığı bile yeten adam İbrahim Nakkaşoğlu.

Sen benim öz babamsın.

Ben hiçbir zaman gerçekten vazgeçmedim senin kızın olmaktan...

...ve vazgeçmeyeceğim de.

Sen de beni bir gün affedeceksin, biliyorum.

(Müzik)

-Aç kapıyı. -Gülcemal abi yok. Şimdi çıktı.

Gülcemal'i görmeye gelmedim. Aç kapıyı.

Aç kapıyı.

(Müzik)

Aşağılık herif!

Ben onun için canıma kıyıyordum...

...ama o şimdi kaçacak.

Gülendam...

Ne var?

-Biz seninle bir konuşalım mı? -Konuşmak istemiyorum.

Deva!

-Deva! -Zafer Hanım böyle giremezsiniz.

-Senin ne işin var burada? -Sakin ol.

-Deva'yla konuşmaya geldim. -(Gülendam) Öyle mi?

Bu eve soktuğun ajanınla artık ortalıkta konuşuyorsun yani.

Abim nasıl olsa ona bir şey yapmıyor değil mi?

Öyle mi?

Sen nasıl bir şeytansın!

O kızı bu eve özellikle soktun. Abimi ona özellikle âşık ettin.

Benim hayatımı kaydırdın biliyorsun değil mi?

Bu evlilik benim hayatımı kaydırdı!

Üzülme. Sakin ol yavrum.

Annen bu evliliği bozmaya geldi.

Deva!

Biraz daha iyisin değil mi canım?

-Babam affedecek mi beni? -Tabii ki affedecek.

Babalar kızlarını öyle silip atamazlar.

(Zafer) Deva buradayım, bekliyorum!

Ne oluyor?

Zafer Hanım'ın sesi bu.

(Zafer) Deva!

Ah İbrahim!

İbrahim bir şey yapmadın inşallah, İbrahim.

(Müzik)

İbrahim Usta!

İbrahim Usta iyi misin?

Gel.

Gel, gel.

Otur biraz şöyle.

(Ağlıyor)

Ne oldu İbrahim Usta?

(İbrahim derin nefes aldı)

Ne işin var senin burada?

Nasıl girdin içeri?

Bakıyorum şimdiden evin hanımı olmuşsun, gelinim.

Unutma burası benim oğlumun evi.

Ben de senin kayınvaliden oluyorum.

(Müzik)

Ne istiyorsun?

Uzun süre ayakta kalamıyorum, kusura bakmayın.

Ben müsaadenizle biraz oturacağım.

(Müzik)

Kızım soluyor.

İki günde eriyip bitmiş.

Belli ki kızıma eziyet ediyorsun.

Oysaki o seni çok sevdi.

Bize rağmen evlendi seninle.

Ama annene ödetemediğin bedeli benim kızım ödememeli.

Böyle evlilik olmaz.

Böyle aşk olmaz.

Sana yalvarıyorum. Kızımı bırak.

Bırakmak istemedim mi sanıyorsun?

Neden evlendin öyleyse?

Vazgeçemedim.

Ona baktıkça kahroluyorum.

Ama onsuz olmayı düşünemem.

Düşünemem.

(Zafer dış ses) Haberin vardır belki.

Ben yakın zamanda ölümden döndüm.

Bu da bana hiçbir şeyi ertelememem gerektiğini öğretti.

Yıllardır ertelediğim bir şeyi söylemeye karar verdim.

Tamam hadi söyle de artık...

...git.

-Biliyorsun seni ben büyüttüm. -Sen büyütmedin beni.

Babam büyüttü.

Eğitim masrafların, kıyafetlerin...

...hatta bununla kınanı bile evimde yaptın.

(Deva) Sen para hesabı mı yapıyorsun?

Verdiğin paraları geri istemeye mi geldin?

Ben öyle küçük hesaplar yapacak biri değilim.

Kaldı ki hepsi babanın parasıydı helali hoş olsun.

(Deva) Babamın parası?

Sen ne anlatıyorsun yine? Benim babam usta ya.

İkimiz de biliyoruz ya parasının olmadığını.

Ne diyorsun?

İbrahim Usta'ya bağlılığın çok dokunaklı...

...ama ben gerçek babandan bahsediyorum.

(Gerilim müziği)

Bu imkansız bir aşk.

Ne yapacağım bilmiyorum.

Deva'yı bırakacaksın.

Deva gerçeği öğrendiğinde...

...zaten senin yanında kalmayacak.

Ne gerçeği?

(Zafer dış ses) Hatırlıyor musun sen küçükken...

...Hıdırellez’de küçük kâğıtlar yazdırırdın bana.

Sonra onları güllerin dibine gömerdik.

"Zafer anne, ben bir kere gerçek babamın yüzünü görmek istiyorum.

Onu diliyorum." derdin.

Dileğin gerçek oldu.

Sana gerçek babanı göstereceğim.

Al.

Al bak.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Kocan bu senin.

Mustafa Pehlivan.

Kocam.

Senin de baban.

Oha!

(Müzik)

Evimde defalarca fotoğraflarını gördüğün adam...

...senin baban.

(Müzik devam ediyor)

Bak evlat...

...sevgine inanıyorum.

Acın gerçek görüyorum.

Ama seninle Deva olmaz.

-Deva senin yanında kalamaz. -Neden ama?

Çünkü sen...

...en büyük düşmanının kızını sevdin.

Yalan söylüyorsun.

Bu benim babam değil.

Benim babam kendi köyünde öldü. Yılan soktu babamı...

...kendi köyünde öldü. -Doğru.

-Bir yılan öldürdü onu. -Evet.

Gülcemal adında bir yılan.

Benim en büyük düşmanım Mustafa Pehlivan'dı.

Mustafa Pehlivan...

...Deva'nın özbeöz babası.

(Müzik)

(Zafer dış ses) Tek bıçak darbesiyle öldürdü.

Ve şimdi sen o yılanla evlisin.

(Müzik)

Bu dizinin ayrıntılı altyazısı NOW tarafından...

...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.

www.sebeder.org

Ayrıntılı Altyazı Çevirmenleri: Belgin Yılmaz - Bülent Temür...

...Çağıl Doğan - Hatice Başpınar - Ayhan Özgören

Editör: Dolunay Ünal

(Jenerik müziği)

(Jenerik müziği devam ediyor)

(Jenerik müziği devam ediyor)

(Jenerik müziği devam ediyor)

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.