Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
English
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
Frisian
Ga
Galician
Georgian
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
New York'taki ortalama gürültü seviyesi 90 desibeldir.
Durmak bilmeyen bir çığlık misali.
Sam.
Sam?
Hadi seni dinleyelim.
Üstünde çalıştığım bir şiiri okuyacağım.
Okumak istemiyorum ama Reuben bana okumak zorundasın dedi.
Zorundasın demedim.
Şiirin adı burası çok boktan.
Peki.
"Burası çok boktan."
Boktan bir kokusu var.
Betsy'nin sesi boktan.
Kanser de boktan.
Oscar, altına sıçtığını gizlemek için aptalca yürüyor.
Milton'ın müzik zevki de boktan.
Henüz tamamlamadım.
Harikaydı.
Harikaydı. Ben bunu alkışlarım.
- Alkışa gerek yok. - Ama alkışlayacağım.
Hadi alkışlayalım.
Ölümcül hastalık ve aile.
Duman kokusu var!
Sakin, her şey yolunda.
- Ağrı durumun nasıl? - Harika.
Paylaşım için teşekkürler.
Epey sert bir şiirdi ama...
Oscar'ın kaka yürüyüşü kısmı pek de hoş olmadı.
Ama Oscar'ı güldürdü.
- Komikti ama ayıp ettin. - Nezaketten hiç anlamam.
- Net bir farkındalık beyanı. - Ne zamandır farkındayım.
Baksana, yarım saate gidiyoruz. Gösteriye.
Yarım saate ölmüş olabilirim.
Evet ama hayatta olursan şehirde ve kısa bir gösteri.
Şehre en son ne zaman indin?
Son indiğimde bu son gelişimdir dedim.
Demek ki son değilmiş.
Pizza yiyeceksek gelirim.
Daha dün pizza yemedik mi?
- Sen yedin mi? - Hayır.
Pizzaya benzemiyordu.
Oldu o zaman, dönüş yolunda pizza yeriz.
Şehirde yeriz.
Şehirde yeriz.
- Ben üstümü değişeyim. - Tamamdır.
- Yardım için Katie'ye seslen! - Tamam.
Sakin ol.
Tombalak oldun.
FENTANİL TRANSDERMAL SİSTEM
Çocuklar, dikkat edin. Basamaklar biraz yüksek.
Tırabzandan destek alabilirsiniz.
Unutmayın önce güçsüz ayağı atıyoruz.
KUKLALARIN RAKSI
Bir kukla gösterisiymiş.
"Tahta kukla gösterisi". Tahta kukla kulübüyüz ya.
Yalan söyledin.
Sanmıyorum. Etkinlik programına baksaydın.
- Beni kandırdın. - Evet, seni fena kandırdım.
Tahta kuklaların tarihi büyüleyicidir.
Adını Meryem Ana'dan aldığı söylenir.
Osa.
- Afedersiniz. - Hiç önemli değil.
Kedim Frodo.
Merhaba, Frodo.
Osa, düzgün otur.
Merhaba!
- Hepsi bu mu? - Hepsi bu.
Borcum ne kadar?
Baksana. Kaç para?
Dört dolar. Ve içeri kedi sokamazsın.
O bir rehber kedi.
Hayır, anladım.
Herkesi toparlayıp bir an önce otobüse bindiriyorum.
Alo?
Alo? Aman ya.
Sen iyi misin?
Evet.
Evet, ağrı şiddetin ne?
- Üç. - Tamam.
Durum şu ki, hemen dönmemiz gerek.
Neden?
Şehirde bir şeyler oluyormuş. Hastaneye dönmemizi istediler.
Ama önce pizza yiyeceğiz.
- Maalesef onu ertelemeliyiz. - Beklesinler. Bir pizza yiyeceğiz.
Sam, pizzayı başka gün yeriz.
Ama zaten şehirdeyiz.
Akşama sipariş veririz.
- Gelmişken burda yiyelim işte. - Ne?
Gelmişken bir pizza yiyelim. Sonra da döneriz.
- Hayır, pizza yemeyeceğiz. - Evet, yiyeceğiz.
- Tamam, sakin ol. - Bana sakin ol deme.
Seninle tartışmak istemiyorum. Biz arkadaşız, tamam mı? Ve...
Biz arkadaş değiliz. Sen hemşiresin.
- Ben otobüse biniyorum. - Evet, otobüse bin.
Ben sadece...
Tamamdır. Devam ediyoruz.
Yürüyebilir misin?
Bana yaslan.
Bilmiyorum. Bir patlama oldu ve...
Hanımefendi! Hemen saklanın!
Her yerdeler!
Kaçın! Kaçın!
SESSİZ BİR YER: İLK GÜN ÇEVİRİ: JAVAJAVA2002
Sığınacak bir yer bulun.
Saldırganlar ölümcül.
Hiç ses çıkarmayın.
Yeni talimatları bekleyin.
Saldırganlar ölümcül.
Hiç ses çıkarmayın.
-73.949708 batı yönünde.
Tekrarlıyorum, - 73.949708 batı yönünde.
Alanı tahliye edin.
- Afedersin. - Tekrarlıyorum.
Sessiz kalın ve alanı tahliye edin.
KÖPRÜLERİ KULLANMA
Alanı tahliye edin. Bu bir tatbikat değildir.
Akşam saat 9'da...
...Manhattan köprülerindeki tüm siviller yeni bir lokasyona taşınacak.
Neler oluyor?
Kapana kısıldık.
Hepimiz öleceğiz!
Geliyorlar!
Ses çıkarma.
Geliyorlar!
Hepimiz öleceğiz!
Affet beni.
HARLEM'E GİDECEĞİM.
PİZZA YEMEK İÇİN.
Hayır.
Gideceğim.
Orada kal.
NEW YORK'U SEVİYORUM.
Tahliye işlemleri South Street Limanı'nda başlatılmıştır.
Çok dikkatli şekilde güneye doğru ilerleyin.
Benimle gelin. Ama sessiz olun, tamam mı? Gidelim hadi.
Bu zorunlu bir tahliye emridir.
Hâlâ saldırı altındayız.
Korunmak için suya girin. Saldırgan yaratıklar yüzemiyor.
Tahliye işlemleri South Street Limanı'nda başlatılmıştır.
Onlarla gidin.
Lütfen!
Yardım et! Lütfen!
Yardım et!
Jonathan?
Jonathan!
METRO.
POLİS.
Hey.
Hey.
Adın ne senin?
Yağmurdan bizi duyamazlar. Senin adın ne?
Eric.
Eric? Pekala, Eric.
South Street limanına gitmelisin. Orada gemiler var, tamam mı?
Tamam.
Tamam.
Eric?
Beni takip etmekten vazgeç, tamam mı?
Tamam.
- Bu taraftan mı? - Evet.
Tamam.
Tamam.
Tamam.
Ama çok korkuyorum.
Ve ölmek istemiyorum.
Tamam.
Dinle.
Ama yağmur altında kalmayalım, tamam mı?
Tamam.
Tamam.
Gel hadi.
- Burası senin evin mi? - Evet.
Kapıyı tekmele.
Kilidi tekmeyle kır.
Bekle.
- Ne yapıyorsun? - İlaçlarımı arıyorum.
- İlaçlarını neden arıyorsun? - Çünkü tüm kaslarım yanıyor.
Eric...
...burada akraban var mı?
Neden?
Gidebileceğin başka bir yer yok mu?
Yok.
Bütün ailem Kent'te yaşıyor.
İngiltere'de yani.
Buraya hukuk okumaya geldim.
Yapmam gereken tek şey buydu.
Denize ulaşman gerek. Şehri terketmen lazım.
- Nereye gidiyorsun? - Gidip pizza yiyeceğim.
Ne?
Patsys'de, Harlem'de.
Bence dünyanın sonu geldi.
Bence de Patsys'de bir kenarda...
...kalan son dilim pizza beni bekliyor. Gidip onu yiyeceğim.
Olur.
Ne olur?
Olur. Gidip pizza yiyelim.
Olmaz. Pizzayı ben yiyeceğim.
- Bunu sen mi yazdın? - Evet.
Sen şair misin?
Artık değilim.
Kim bu adam?
O benim babam.
Piyano mu çalardı?
Çok güzel piyano çalardı.
Bunlar hiç planımda yoktu.
Lütfen pizza yemeye ben de geleyim.
Şunu oku.
Hesap hatası.
1 ila 2 yıl ömrün var denildi.
Çoktan 2 yıl oldu.
4-6 ayın kaldı denildi. Çoktan 6 ay oldu.
Ben çıkarmayı bayan Friedlander'dan öğrendim.
Toplamayı bana köşedeki market öğretti.
Ömrüm boyunca sadece basit matematik işlemleri yaptım.
Ne bundan fazlasına gerek oldu...
...ne de azına.
Dört kalana, üç kalana.
Daha azına, daha da azına.
Aylardan geriye...
...birkaç gün...
...birkaç saat...
...saniyeler...
..."şimdi olmaz" kaldı.
OCTAVIA BUTLER - GÜN DOĞUMU:
İyi gidiyorsun. İyisin.
Sakin ol. Sorun yok.
- Tamam mı? - Tamam.
Sorun yok.
Sorun yok.
Her şey yolunda.
Sorun yok. Her şey yolunda.
HANGİ İLAÇLARA İHTİYACIN VAR?
Hayır, hayır, hayır.
FENTANİL TRANSDERMAL SİSTEM
Ben yanındayım.
"Benim babam çok güzel piyano çalardı".
Onu dinleyeyim diye...
...beni kulübe götürmesine bayılırdım.
Caz kulübüne.
Patsys'in oraya.
Çıkışta da pizza yerdik.
Pizza.
Babana ne oldu?
O öldü.
Şimdi de ben ölüyorum.
Pizza yemeden ölemezsin.
Pizza yemeden ölmeyeceğim.
BENİM BABAM ÇOK GÜZEL PİYANO ÇALARDI.
Baban nerede piyano çalıyordu?
Korkma.
Koş.
Gemiyi durdurun!
Yapabilirsin! Devam et!
Kurtuldun.
Kurtuldum.
Eric.
Kedime iyi bakmak zorundasın.
Karnını kaşıma. Bundan hiç hoşlanmaz.
Sürekli yedirip durma. Şişmanlamasın.
Ve sağ ol.
Beni evime getirdiğin için.
Hayatta olduğumu tekrar hissettirdiğin için.
Şehrin nasıl şarkı söylediğini unutmuşum.
Sessizlikte duyulabiliyor.
Geri dönmek çok iyi geldi.
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.