All language subtitles for Kubra.S02E08.NF.WEBRip-TR

af Afrikaans Download
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian Download
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish Download
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

Atarsa 98!

Her yere bakın. Canlı bırakmayın.

Şimdi... Başladığı işi bitirin.

Geçin şu bilgisayarların başına.

- Hadi! - Hayır!

Ne diyorsun Semavi? Polis mahalleye girdi girecek.

Ben söylemeden kimse bir şey yapmayacak.

Semavi! Semavi! Semavi! Semavi! Semavi!

Semavi! Semavi! Semavi! Semavi! Semavi!

Durun!

Durun! Dur! Durun! Dur!

Dur! Dur!

Durun! Durun!

Dur! Dur!

Durun, dur!

Dur! Dur!

Durun!

Durun.

Amir!

Amir!

Şşt.

Söyle.

Çok can yandı.

Çok insan öldü amir.

Daha fazla kimsenin canı yanmasın.

Yani? Teslim mi oluyorsun?

Semavi.

Semavi. Semavi.

Teslim mi olacağız gerçekten?

Artık yeter. Tek bir kişinin bile burnu kanamayacak.

Nasıl yani?

Yaptıklarımız, bize inanan bu kadar insan, ödediğimiz bedeller...

- Hepsi hiç uğruna mıydı? - Evet, hiç!

Hiç.

O artık benimle değil!

Hiçbir zaman da olmadı.

Allah bizimle değil!

Gökhan!

Gökhan!

Bitti.

Artık gidebilirsiniz.

Hatta gidin.

Hiçbir yere gitmiyorlar.

Ben de gitmiyorum.

Ben senin gibi kaçmayacağım Gökhan.

Komutan... Bitti dedim.

Kurtuluş yok.

Her zaman bir yolu vardır.

Ya o yolu bulursun ya da kendin açarsın.

Kurtuluş olmasa da, ucunda ölüm de olsa ben buradan dönmem.

Ben bir savaşçıya yakışır şekilde bitireceğim bu işi.

Savaşarak öleceğim Semavi!

Ali Cemal...

Bu bir savaş değil. Biz de savaşçı değiliz.

Her şey yalandı diyorum. Bitti.

Daha fazla insan ölmesin. Bırak.

Senin için savaş olmayabilir Gökhan.

Ama Semavi için öyle.

İnandığım Semavi için son nefesime kadar direneceğim.

Şimdi...

Şu Kübra'yı hemen devreye sokuyorsunuz!

Geçin lan bilgisayarın başına!

Gökhan!

Semavi.

Semavi!

Gerçekten bırakıyor musun bizi?

- Bir katakulli olmasın bu işin içinde? - Yok.

Ne yapacak? Adamlarıyla beraber tıpış tıpış teslim mi olacak?

Nereden biliyoruz şu an sıvışmadığını? Bence girelim abi.

"Başka kimse ölmeyecek" dedi. Bekleyeceğiz.

Kara, bu adam bütün memleketi kandırdı. Bizi mi kandırmayacak?

Oğlum, bu insanları bırakıp kaçmaz o.

Bu düzen, bu sistem bir tek kime acımaz, biliyor musunuz?

Kendisine isyan edene, başkaldırana, tekerine çomak sokana acımaz!

Katili, hırsızı, sapığı, hepsini affeder de

bir tek asiyi, isyancıyı affetmez.

Yani bizi!

Hapse atmakla kalsalar ya da hemen öldürecek olsalar

tamam, gidelim.

Bitti diyelim. Teslim olalım.

Ama öyle yapmayacaklar.

İbret olsun diye, halk korkup sinsin diye ezecekler bizi.

Kişiliğimizi yok edecekler.

Onurumuzu çiğneyecekler.

Döve döve itirafçıya, haine, soytarıya çevirecekler.

Sonra cümle âleme ifşa edecekler.

Yok etmeden önce hiç edecekler.

Artık Semavi yok!

O hiç olmayı seçti.

Bize inandıklarımızı bırakıp gitti.

Artık biz varız!

Onun peşinden gitmek isteyenler,

hayatının bundan sonrasını korkak köleler gibi yaşamak isteyenler

hemen şimdi anasının, manitasının kollarına koşsun!

Birer özgürlük savaşçısı olarak hatırlanmak isteyenler

benimle burada kalsın!

Haydi aslanlarım!

Semavici olmak neymiş, dosta düşmana gösterin!

Bilgisayar bulmamız lazım.

- Nasıl? O manyağın dediğini mi yapacağız? - Deniz, buradan başka türlü çıkış yok.

Ufak da olsa tek kurtuluş şansımız Kübra.

Evlere bakalım.

- Dur Selim. - Adem, evlere bakalım.

- Selim, dur. - Deniz, lütfen. Bak.

Öyle ya da böyle yaşanan her şeyin bir sorumlusu da biziz.

Yani, Berk'in ölümünün de, her... Her şeyin.

O yüzden başladığımız işi bitirmek zorundayız. Lütfen. Tamam?

Adem, hadi.

Bizim biraz zamana ihtiyacımız var. Oyalaman lazım adamları.

Gazamız mübarek olsun.

Haydi!

Kara. Elektrik, internet, hepsini keselim.

Kesemeyiz.

Yaşlısı, hastası, çoluk çocuğu, bir sürü masum var mahallede.

Oyalıyorlar. Yazılımı aktive edecekler. Görmüyor musun?

İyi, kesin.

Amir!

Amir!

- Gökhan nerede, Gökhan? - Bundan sonraki muhatabın benim.

Semavi'yle nasıl konuşuyorsan benimle de öyle konuşacaksın.

- Yapma ya? - Getirin!

Siktir.

Bundan sonra mahalleye ateş açarsanız,

mahallenin elektriğini, internetini kesmeye kalkarsanız,

yani en ufak bir yamuğunuzda

bu arkadaşların hepsi teker teker ölür.

Hem de canlı yayında, bütün memleketin gözü önünde!

Muhtemelen diğer kapılarda da rehineler var. Toplam 13 kişi abi.

E, amir? Arkadaşlarına kıyacak mısın?

Bir tekinin kılına zarar gelirse bu mahalleyi gömerim.

Biz zaten en alttayız be amir. Sen kimi gömüyorsun?

Çıkıyoruz. Hadi.

Beni seçtiğine inandım Allah'ım.

Bir görevim olduğuna...

Madem bir amacım yoktu...

...niye öldürmedin beni?

Neden o gece canımı almadın?

Niye beni terk ettin Allah'ım?

Niye?

Hazırız amirim. Emir bekliyoruz.

Amir.

Sizden son bir şey isteyeceğim.

E? Biz hep böyle bekleyecek miyiz?

- Amir nereye kayboldu? - Bilmiyorum.

Bir şeyler dönüyor.

- Ali Cemal abi. - Hı?

- Bilgisayarcılar gitmiş. - Ne diyorsun oğlum?

- Yoklar komutan. Kaçmışlar. - Arayın her tarafı. Bulun onları. Hadi!

Ne oluyor lan?

A, Gökhan.

Ben Gökhan Şahinoğlu.

Siz beni Semavi adıyla,

Allah tarafından seçilmiş kişi olarak bildiniz, tanıdınız.

Hiç uzatmadan söylüyorum.

Allah benimle konuşmadı.

Beni seçmedi.

Şu an

sadece Gökhan olarak,

yani sizler gibi etten kemikten bir insan olarak

size sesleniyorum.

Son kez.

Hiçbir kutsal görevim yok.

Allah tarafından bana gönderilen değil bir buyruk, bir harf bile yok.

Yani ben koca bir yalandan ibaretim.

Bana inandınız.

Benim isteklerimi, dediklerimi yaptınız.

Bunu yaparken birçoğunuz bedeller ödedi.

Biliyorum, bunu söylediğim için bana kızıyorsunuz.

Haklısınız.

Ben çok büyük hatalar yaptım.

Benim yüzümden çok can yandı. Çok insan öldü.

Niye, biliyor musunuz?

Çünkü ben günahların en büyüğünü işledim.

Yalan söylemek, aldatmak değil.

Asıl mesele, ben kibre kapıldım.

Günahların en büyüğüne.

Size söylediklerimin anlamını unuttum.

Ne dediğimi, neye inandığımı unuttum.

İyilik vaaz ederken kötüleştim.

Dayanışmadan bahsederken bencilleştim.

Gücün cazibesine kapıldım.

Güçlendikçe yoldan çıktım.

"Mülkiyet zincirdir, dünya malı boştur, kanmayın!" derken

kendimi hırsın, ihtirasın, iktidarın zindanına kapattım!

Zalimleştim.

Zalimleştikçe yalnızlaştım.

Körleştim, sağırlaştım.

Şiddete karşı şiddeti büyüttüm.

Hayatı değil, ölümü güzelledim.

Bu yüzden, bana inananların, beni sevenlerin felaketi oldum.

Onların sonunu ben getirdim.

Şimdi...

Benim için, benim yüzümden sokağa dökülmüş her kim varsa,

Ormancılar Mahallesi'nden ülkenin geneline kadar,

her nerede direniş ve isyan varsa

durmanızı rica ediyorum.

Silahlarınızı bırakın.

Artık kimsenin canı yanmasın.

Emin olun, bu bir yenilgi değil.

Bilin ki bu dünyadaki en büyük zafer barıştır.

Sizlere "Şeytan korkudan beslenir" demiştim.

Yanılmışım.

Şeytan kazanma hırsından,

güç arzusundan, doymak bilmeyen nefisten,

en çok da kibirden beslenir.

Abi?

Allah'ım...

Allah'ım, çok şükür onu bağışladın. Çok şükür.

Seni kaybedersem yaşayamam ben.

Korkuyorum işte Gökhan'ım. Ben çok korkuyorum oğlum.

Şeytanı mağlup etmenin tek bir yolu var kardeşlerim.

Sevgi.

Eğer bu yalan dünyanın ötesinde bir cennet varsa

hiç şüphesiz, hesapsız kitapsız sevenlere aittir.

Ölüme karşılık hayat.

Nefrete karşılık sevgi.

Savaşa karşı barış.

Kurtuluşun yolu budur!

Ancak bu şekilde, kaybettiklerimiz boşuna ölmemiş olurlar.

Sevin.

Sadece... Sevin.

Hakan, burada bekleyin. Önce ben konuşacağım.

Semavi.

Amirim!

Farkında mısın?

İlk defa bana alaysız, kinayesiz "Semavi" dedin.

Sen farkında mısın?

Bana ilk defa "amir" değil, "amirim" dedin.

Normal.

Bunca zaman oldu amirim.

Söyleyeceklerini söyledin.

Duymayan kalmadı.

Kardeşini de gömdün.

Ben sözümü tuttum. Sıra sende.

Eyvallah amirim.

Ne düşünüyorsun? Söylediklerimle ilgili.

Hâlâ bir sahtekâr olduğumu mu düşünüyorsun?

Hayır.

Söylediğin sözler bir sürü genç insanı yok yere ölmekten kurtardı.

Doğru.

Onlar kurtuldu.

Ama niceleri öldü.

Evet, içinde bazı yalanlar vardı.

Ama adalet, eşitlik... O konuda söylediklerin... Hiçbiri boş değil.

Madem adalet, eşitlik boş şeyler değil,

neden onları savunanların canına okudun?

Neden barikatın o tarafındasın da bu tarafında değilsin?

Niye?

Ben seni çok iyi anlıyorum amirim.

Çektiğin acıyı, yaşadıklarını.

Çünkü sevdiğin birinin felaketine yol açmak,

onu korumaya çalışırken sonunu getirmek

bu dünyadaki en büyük acı.

- Anlıyorum. - Öyle.

- Ama... - Aması maması yok amirim.

Ben korkağın tekiyim!

Ben eğer o gece o silahı alıp sıksaydım şerefimle ölecektim!

Yapamadım. Korktum.

Korktuğum için saklandım.

Öyle hayatta kaldım ben.

Korktuğumu kendime söyleyemediğim için

ne dedim, biliyor musun?

"O."

"Beni o korudu" dedim.

"O beni seçti" dedim.

Korktuğum için kendime sahte bir Allah yarattım.

Ona inandım. Amirim...

Ben hiçmişim.

Ben hiçmişim amirim, hiç!

Her insan biriciktir Gökhan.

Allah hepimizi özel yaratır.

Yapma amirim.

Sen bile inanmıyorsun söylediklerine.

Biz neysek oyuz

ve cenneti de cehennemi de bu dünyada kendimiz yaratıyoruz biz.

Burada.

Burada öldürdüm onu.

Karımı...

Sevdiğimi, Merve'mi burada öldürdüm amirim ben.

Gözümü bile kırpmadım amirim.

Kendi ellerimle öldürdüm onu.

- Yapma Gökhan. - Yaptım amirim.

Yaptım.

Ben çok şey yaptım amirim.

Tek doğru yok içinde.

Bak...

Ellerimde arkadaşlarımın,

kardeşimin, sevdiğimin,

annemin kanı var amirim benim.

Yapma.

Hayır!

Ne yaptın oğlum sen? Ne yaptın?

Sen... Sen... Sen kazandın amirim.

O... Oğlun bana emanet.

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.